Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ağ r. . soy. düzensizlik. ahenktar aheste * Ahenkli. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. değ verilecek bir ş değ er ey il. düzenli.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. * Eğ lencesiz. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. uyumu sağ lamak. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. ahenk vermek * düzeni. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahfat * Torunlar. * Yavaş ı . ahenkli * Uyumlu. uyumluluk. düzensiz. birliğsağ i lamak. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. ı ı r r. . ahenksiz * Uyumsuz. ı ı r r. * Eğ lenceli.

* Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. i * Antlaş ma. sonraki. ahretlik. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. ndan ahi Ahilik * Cömert. k * Son. * Sonra. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. bakı z. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Devir. ant. zaman. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. eli açı k. en sonra. sonunda. . bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. son günlerde. . değ verilecek bir ş değ er ey il. * Son zamanlarda. dağ k. yakı nlarda. zanaatçı im . cömertlik. * Bkz. ahı r.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. * İ ömrünün son yı . ahret. Muhammed. harap duruma getirmek. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. son olarak. * Bkz. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ancak 2.

ahlâf ahlâk bilim. kötü gibi sorunları inceleyen. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. * Antlaş belgesi. ahitleş mek * Antlaş mak. antlaş anlaş ma ma. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. eslâf karş . ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. alı. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. ahlâk dı ş ı * Töre dı. rdı. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. bilir bilmez konuş larda mak. ma. kuş aklar. güzel huylar. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. halefler. lar. iyi. ahitname ahiz * Alma. reseptör. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. etik. * Kabul etme. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. * Birinin yerine geçenler. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . yi ahlâk bilimi * Yarar. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. .

k k raşrı ahmak . ögeler. kötü huylu. ahmağ yüz. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . * Bu ağ n. reti. ah etmek. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. aç. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. yasaları uyum içinde olma. z * Ahlâk kuralları uymama. * Bir karım içindeki parçalar. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. yol iz bilmez kimse. moralizm. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ahlâkla ilgili. ah çeker gibi ses çı ç karmak. * Gülgillerden. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. * Kaba adam.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. * Ahlâk bilimi. na * Dürüst davranmayan. bunlara uygun davranan (kimse). ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. na lı * Ahlâka uygunlukla. * İ çekmek. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. ahlâksı davranı na zca ş . terbiyesiz. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. bir il. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda.

sağ ve dilsiz. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. r iş ahretlik * Besleme kı z. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. ş k. ahret yolculuğ u * Ölüm. ve an mur.* Aklı gereğgibi kullanamayan. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ş . nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. sı ahraz ahret dünya. budala. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. * Dilsiz. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. ahş a . insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. aptallaşrmak. aptal. lsı k. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ş ahmakça * Biraz ahmak. ı r * Dinî inanı göre. bön. aptallaş mak. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. * Bir an için ş alayıbocalamak. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. aptalca.

kabul etmek.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. sı nları * Eşkarı . aidat * Ödenti. * çok güzel. tahtadan yapı ş lmı . * Olaylar. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. karı ı na . çocuklar. çekici. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. kı zı rmı renkli. er eyler. * Karı . karaca. vaziyetler. ahududu * Gülgillerden. * Bu bitkinin duta benzeyen. yayı yla e. koca. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). * Davranı ş lar. rnaş k. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. çekici. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. zarif kadı n. . * Kesenek. ince. * Güzel. bağ ı ciğ gibi ş rsak. polip. hâller. lan. ahu * Ceylan. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. m m. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. ahş ap * Ağ açtan. iliş kinlik. ş . kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. ahval * Durumlar. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. * Ait olma durumu. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ahzükabz * Kendine mal etme. ahzetme * Ahzetmek iş i. ahu parçası * Çok güzel. ahzetmek * Almak. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. aç i. koca ve çocuklardan oluş topluluk. .

* Ailece. hayvan veya bitki topluluğ i u. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. en. kla i. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. ajan * Ailesi olmayan. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. ik. doğ kontrolu. *İ lgilendiren. * Bütün aile birlikte. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . iliş iliş ilgili. u. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. aile adı * Soyadı . geliş i ev. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. yakı ş ı n. birine düş mek. .* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . * Aile ile ilgili. anlaş sevgi ve hoş ma. birinin olmak. için. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. görü. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. -e düş kin. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu.

ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ak demir * Dövme demir. * Bu iş kolların çalı ğbüro. temsilci. ak basma * Ak su. gözenekli. yat-ak vb. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . bı tara-k. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. ç-ak. * Bazıeylerde beyaz bölüm. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. perde. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . katarakt. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. küre-k vb. * Kar. beyaz. andaç. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . casus. iş ğ ı iş görevlisi. -ak. * Temiz namuslu. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. süt gibi ş eylerin rengi. ak benek benek. * Ajanıgörevi. kı sı * Beyaz leke.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. ı tı * Bu renkte olan. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . un için ş an * Bir kimsenin. * Sınt ız. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. gözenek. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. ele-k. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. rahat. kara ve siyah karş . ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. layan iş kolu.

ş algam. parlak. sülümen. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. *İ zmarit. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. istavrit. akı karası geçitte belli olur. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. .* Bkz. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). çok zehirli. akabe * Güneyden esen rüzgâr. lodos. abey. k nı diğ lan ak gün ağ r. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ayıise pratı ak kan * Lenf. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ak pak * tertemiz. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . temiz. beyaz bir toz. omuriliğ dıtabakası an in ş . ak kan yangı sı * Adenit. ayıkiş lar. süblime. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . * saçı sakalı armı ağ ş . turp. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç.ş . * Bembeyaz. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). kları lan lan * Çoban yı zı ldı. ak pak ak pas * Lâhana.

hemen ardı ndan. imi. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. küçük akarsu. * (su için) İ yeri. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . sarp ve zor geçit. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . akabinde * Arkası ndan. ardı ndan. * Maun. ark.* Tehlikeli. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. çay. i akademisyen * Akademi üyesi. ı . akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . akağ aç * Gürgengillerin. * Akarsu yatağ yatak. akademik * Akademi ile ilgili. lar * Yüksek okul. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Yer altı oluğ su u. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. dere. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. * Maundan yapı ş lmı . i akak . mecra. su yolu. drenaj. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). hemen arkadan. vinti * Eğ inişfazla olan yer. * Yer altı suları toplayan tesisat. * Bilimsel niteliğolan. oluk veya baş araç. sanatçı kurulu. * Irmak. i. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. lan ka * Kanal. akademi * Bilginler. yazarlar. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. akaçlama * Akaçlamak iştefcir.

sokucu veya emici knaz lı . ağ ş en ma. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). Meryem ana asması (Clematis vitalba). * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. en acı m acı . sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. * Sürekli iş leyen çı fistül. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. dükkân gibi mülk. motorin gibi yakı n satı ğyer. söyleyeceğsöze yer kalmamak. * Baş sı k. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. ban. kül renginde. * Kesintisi olmayan. tarla. akan sular durmak * itiraza. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akamet * Kırlı verimsizlik. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. sonuçsuzluk. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. aralı z. olan bir taş . acınkine benzeyen. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. beyaz çiçek veren. sık. yaban lı cı asması . ahap. ksı akaryakı t * Benzin. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. ları üsle ik. güzel kokulu reçine. lan aç * Baklagillerden. * Kaplı ca. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. z. gaz. bağ mülk. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). dükkân.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. arız. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. zamk. akasya * Baklagillerden. akarca * Kemik veremi. ı . meteor. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. * Küçük akarsu.

iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . * Sazangillerden. sarı ve sulu bir tür armut. * İ htiyar. etli akça pakça . ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden.akbaba * Akbabagillerden. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. akça armudu * İ kabuklu. (Bemicla). iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). oldukça büyük. bronş çuklarıson bölümü. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. bataklı ı ve göl kıları yaş k. akçe. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. ile lan k * Akya balı. ekmeklik buğ klı day. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). eti kı klı lçı . akburçak akciğ er organ. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . başve boynu çı olan. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. kın ı kılara göçen. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. plevra. nce . u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. beyazca. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). erin. * Bkz. nda . n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. beyaz kabuklu. leş beslenen. geniş büyük olan. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. rmak yı nda ayan. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı .

. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akçakavak * Akkavak. akçalı * Paraya bağ. malî. Akdeniz humması * Malta humması . iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). güzel (kadı n). ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. akdarı * Buğ daygillerden. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akdetmek . akça yel * Güneydoğ udan esen yel. lı akçe * Küçük gümüş para. akdedilme * Akdedilmek durumu. rengini atmak veya atmıgibi olmak.* Beyaz tenli. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. n akçöpleme * Zambakgillerden. geniş nı olması . yaprakların uzun. parayla ilgili. akdetme * Akdetmek iş i. . lam aç. * Her tür madenî para. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. keşleme. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden.

ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. muahede. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. . k * Düş ünce. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. akı l. üt. cı * Söz. anlama ve kavrama gücü. cathartica). akılı cı k * Akı olma durumu.* (mukavele. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. i * Kolay söylenebilen. * Hafı bellek. bir yla an ğy). kanı . akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. kara saçlı . yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. . * Sonunda. okunabilen. ğ lan akı l * Düş ünme. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. eninde sonunda. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. nda. aksungur. ve mı cı i. us. k m). * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. l. anlamca açı(anlatı selis. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). kara gözlü. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. akı karası ak kara * beyaz tenli. * Öğ salıverilen yol. lan akı seyelân. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. sonuç. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. za. akı cı * Akma özelliğolan. i lan * Beyaz renkte olan dut.

ajanda. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. sı nı rrı çözmek. inanı lacak lmaz. . irrasyonel. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. gerçeğ uygun olmayan. vaktinde hatı rlamak. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. deli. herhangi birinin aklı gelebilir. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. not defteri. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. l dı ı sı . görüş almak. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. ru il. gayriaklî. yirmi yaş i. akı l erdirmek * anlamak. insanıaş rtı şı rtmak. ş lı ı k. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. en içeride çı azı i. * Us dı. akı l almamak * inanı gibi olmamak. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. na na akı l almak * danı ş mak. e. akla uygun gelmemek. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. muhtı defteri. sı nı unu rrı çözememek.

rasyonalizm. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akliye. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. rasyonalist. akı retmek. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. yol göstermek. in ini. akı l kutusu * Çok akı. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akı çı ldan kmak * unutulmak. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. usçuluk. akı lcı * Akı lı ilgili. mak. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. kartı ini reti. rasyonalizm. usçu. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akı kalmak lda * akı yer etmek. umudunu kesmek. davranıbeklenmeyen (kimse). akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. zeki kimse. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. . unutulmamak. unutmak. n l var. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akliye. lda akı tutmak lda * unutmamak. * kafa yormaya gerek yok. ünce. akı ı nı l vermek.

akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. n. dengeli. uyanı k. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. lı nı ş llar . i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. * Akı olma durumu. n. . akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. aklı baş getirmek. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. akı uslu llı * Akı olarak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i.akı çı ldan kmak * unutmak. akı çı ldan kmamak * unutamamak. ı lan laş n ndan * Uslanmak. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. llandı i. yaramazlıetmeyerek. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. ru. ru * Akla yakı doğ makul. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. aptal. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. tasarlamak.

yöntem. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. ncı akı n akı lı ncı k .akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. cereyan tarz. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. * Akı olma durumu. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . anlayıkı i li ş t. * Düş toprakları tedirgin etme. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. siyasette. * Hava. düzensiz ş söylemek. ş kan ş ı iş * Sanatta. akı m * Akmak iş i. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. yı rma. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. akümülâtör. baskı yapmak. forvet. akı mtoplar * Akü. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . * Debi. üş * düş ülkesine saldı man rmak. üş mek. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. hareket. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. yer değ tirmesi. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. hücum. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. cereyan. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. eyi lsa akı z lsı * Aklı . amperölçer. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan.

man ı ldı akı rı ndık * Reçine. sürüp gitme. im. akma. akı ş * Akmak işveya biçimi. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. tedirgin etmek. seyyal. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). uzun bir balıtürü. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. iklik. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . akı ile birlikte sürüklenmek. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. * Eğ eğ meyil. * Akı n. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. akı cereyan. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. n ru iş m. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. ik. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. i * Geçip gitme.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. eğ meyilli. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . ş kan i . çam sakı. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek.

dökmek. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. akil baliğ olmak . akide ş ekeri * Bkz. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). n nları na ru * Un. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. nı akil * Akı. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. * Enli bilezik. kalseduan kuvarsın bir türüdür. yarı ı . durağ mazlı ı iş an. erin. . eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . din inancı eye lanı . eyler lan. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. akide. akı ş malı * Akı özelliğolan.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. akı tmak * Akması sağ nı lamak. parlak ve değ bir taş erli . * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. n. yağyumurta. akması yol açmak. ağ güç eriyen ş ı zda eker. saydam. süt. ş veya pekmezle yoğ .

tartılması yol açmak. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. me. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. evirtim. * Akkor olma durumu. . akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. yansı yankı ı k nı tı cı ma. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . baş sı arız. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. akilâne akim * Kır. ağ burun. ile en lem. * Bir cismin. verimsiz. sı * Sonuçsuz. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. . göz etrafı ı z. fakat kirli. iri baş. baş sağ arı layamamak. kaba karık yapağ . eyin ka ey ğ ı * Evirme. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. akçakavak. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). döl veremeyen. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). akkaraman * Vücudu beyaz. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. . * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. sözleş veya mukavele yapan. ı z iyi miş lısıcı u. kontrat. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. ırı böcekler topluluğ termitler. termit (Termes). akkirpani * Ak. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. ilgi veya tepki yaratmak. Hollanda kavağ(Populus alba). iri ak kanatları n. parlak bir yüzeyde görünmesi. * Nikâh. * Akıca. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi.

tebriye etmek. aklama * Aklamak iş ibra. . erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü.akkuş akkuyruk * Atmaca. ibra etmek. temizlenmek. yı cı kuş rtı bir . zı ldı vanadan çı kmak. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. it-ekle. makul.vb. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. i. ibraname. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. akla hayale gelmez * inanı lmaz. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. akla gelmedik * düş ünülemeyen. n i. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. maile. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. akıca. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. değ olarak nitelendirilmek. çı racak gibi olmak. düş ünülemez.. * Baş lı arıgösterilmek. güçlüklerle karş mak. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. sı nı ndan * Aklanmak iş i. makul. akla yatkı n * uygun. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i.

kavrayamamak. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. kusursuz. ak renkli. ağ armak.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. çok korku geçirmek. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. sorun üzerinde toplayamamak. kendine gelmek. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . beyazlaş mak. akı ince. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. aklı almamak * anlayamamak. çok korkmak. . ş ı aş rmak. llı * doğ dürüst. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. * Akı bulunan. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. eyin ine * uygun bulmamak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. beraat etmek. beyazlaşrmak. * bir ş olabileceğ inanmamak. temize çı kmak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek.

düş üne göre. aklı karalı * Akı karası ve olan. aklı ra sı * aklı sandına göre. bocalamak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. münasebetsiz. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. aklı oynatmak. ilerisini görememek. nı aklı evvel * Densiz. bayı lmak. umduğ göre. tatmin olmak. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. ş ı ı nı aş rmak. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. korkmak. ndan um ey . llı * Ak olma durumu. * çok beğ enmek. düzgün. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. beyazlı siyahlı . aklı evvel * Akı geçinen. * Kendisini en akı sanan.aklı ermek * anlayabilmek. sağ duyu sahibi olmayan. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. nca. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. * akı olgunlaş lca mak. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. olacağ inanmak.

tasarlamak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. * bir ş yapmayı ünmek. davranmak. çok istemek. bir ş telkin etmek. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. anı msamak. * düş ünmek.aklı mda! söz. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. aklı düş na mek * hatı rlamak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. aklı eyin ine almak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı gelmek na * hatı rlamak. na . aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. kı namak. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. bir düş ünceye saplanı kalmak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. * olabileceğ inanmamak. ey * kararlaşrmak. kavrayamamak.

ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. baş çı tan karmak. hiç unutmamak. * gereksiz. ldı * akı şiş yapmak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. bellemek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. * unutmamak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aş nca lsı ler . yersiz iş yapmak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. * hatı rlamak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı oynatmak nı * çı rmak. * ayartmak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. çok ş ı aş rtmak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. sı aklı kalmak nda * unutmamak. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. tasarlamak. aklı olsun! nda * unutma!. aklı tutmak nda * öğ renmek. aklı ra. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı kaçı nı rmak * delirmek. kararı caydı ndan rmak.

akı rı zı ndık. * (zaman için) Çabuk geçmek. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * Sağ duyu. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. * Akı ilgili. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. kları * Akı lı usçuluk. mek. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. * (boya için) Birbirine karı ş mak. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. keçi mantarı (Agaricus campestris). * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. rasyonalizm. lcı k. katı lmak. akla dayanan. . * Art arda ve toplu olarak gitmek. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Karı ş mak. çam sakı. yersiz düş ünmek. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. akma * Akmak iş i. * Reçine. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * Sürüp gitmek. * Akı l hastalı uzmanı kları . akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. mak.

an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akordeoncu. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akortlu * Akordu olan. akordiyoncu * Bkz. akordiyon * Bkz. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. akortsuz. eş eden. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. gölet. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı .akmaz * Durgun su. akortlatma * Akortlatmak iş i. akortlanma * Akortlanmak iş i. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akortsuz . akort edilmiş . akordeon. düzenlemek. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. ses veren araçları ayarlamak. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. uyumsuz. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse.

nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. k. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. uyumsuz. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. akromatik . akrobatlı k * Cambazlı k. * Birbirini tutmayan. * Yaş denk. arası akrep * Akreplerden.* Akordu olmayan. ür. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. * Biri. yaş boydaşöğ ça ı t. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. * Cambaz. hım. yaş k. Zodyak. i mı * Cambazlı akrobatlı k. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. . akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. akort edilmemiş . ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. diğ erinin sonucu olan ş eyler. örneğakrep olan takı . akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. sı rı * Kredi mektubu. akran akranlı k * Akran olma durumu.

* Aksak olma durumu. renk körlüğ ü. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. * Hafif topallamak. geri kalmak. muvaş tevş ş ah. * İ gitmeyen. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. kelime vurgusu. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. grup vurgusu. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * Aksayan. hafifçe topallayan. ş oluş turan bölüm. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. * Ermişevliya. renksemez. * Vurgu. * Kımlar. sı * Aksamak iş i. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . iyi iş yi lemeyen. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. aks aksak * Dingil. büyümesi veya uzaması . ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. * (bir işGereğgibi yürümemek.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. ih. . çene. akromatopsi * Bkz. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale.

aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). akselerograf *İ vmeyazar. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. * Ulaş yayı mak. yankı p lanmak. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. akselerometre *İ vmeölçer. durumu. lı kta lan. rma. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. mücevher gibi eş ya. i ğ ı çeş eş itli ya. kriz. çanta. aksettirme * Aksettirme iş i. aksesuar nesne. * (ık) Bir yere vurmak. gürültülü soluk boş zlı alması . * Evirmek. bir makinenin iş levine katı lmayan. yaymak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . ı rı . eldiven. * (ığ Yansı şı ı) tmak. bir işgereğgibi yürütmemek. ı hapş k. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. ulaşrmak. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. k aç * Aksatmak iş i. tersine çevirmek. yansı ş ı ekil) p lanmak. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. lmak. ş apka.* "alma ve verme" Alıveriş ş . duyulmak. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . yankı vermek. duyurmak. * Haberi. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. * Aksaması yol açmak. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. hazı * Aksesuar kullanması seven. * Bir aletin. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. kemer. aksı hapş olayı rma.

lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. hastalı . * İ . huysuzlanmak. aksileş mek * Huysuzlanmak. ı . * Uygun olmayan. t. inadı direnmek. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. öyle olmazsa. huysuzluk etmek. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. hı n. inatçı etmek. aksi hâlde. aksilik olarak. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. ters ve kı n olarak. hapş ı rmak. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. ı t. nda aksiliğüstünde i . menfi. aksileş me * Aksileş iş mek i. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. aksi * Ters. aksilenmek * Aksileş mek. rma.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. sısıaksı hapş klı rı a . * Aksı aksı biçimi. hapş rması ı rtmak. ağ ve burundan hı . zıkarş olumsuz. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. huysuz. ters davranmak. rı ı k k ran. aksilenme * Aksilenmek iş i. zgı * istenmediğhâlde. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. aksi takdirde * yoksa. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak.

hikâye. aksiyon * Bir kuvvetin. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . * Gece. ters davranmak. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ka sı akş akş am am . huysuzluk etmek. lı k. * Yankı . uygunsuzluk. aksülâmel * Tepki. perde. inatçı etmek. * Akş vakti kı namaz. pay senedi. belit. * Sermayenin belirli bir bölümü. * Oyunun teması geliş başca olay. * Hareket. anı * Tersine. uyuş maya yanaş mamak.* olumsuz davranı. geliş nı tiren lı im. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. * Hisse senedi. ak basma. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. ndan * Akdoğ an. ş lı aksilik * Terslik. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). inatçı huysuzluk. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . maddî bir etkenin. k u ı mütearife. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. elveriş in sizlik. iş . * Ada soğ . aksilik etmek * güçlük çı karmak. reaksiyon. bir düş üncenin ortaya çı kması . katarakt.

esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. akş am amleyin. ara vermeden. güneş battı sı in ğ ralar. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. Çulpan. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş kalmak ama * (işgecikmek. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. amcı yla . amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek.* Akş n olduğ ş dar zamanda. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. am lan akş saati am * Akş vakti. simit. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. özellikle akş doğ yapı gazete. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. pek yakı kı bir zaman içinde. bitmemek. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. ) akş sabaha ama * Neredeyse. nda. kı. * Yaşlıdönemi. akş kadar ama * bütün gün. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz.

am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. . am ı rken. akş yapı am am lan. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. iş i.akş amdan * akş olmak üzere iken. akş amları * Akş vakti. akş amki * Akş olan. te ama mek. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş için. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş doğ am ama ru. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. iyi akş am lan amlar!. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. günü bitirmek. amı * Akş bir yerde geçirmek. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. am * Her akş am. akş olduğ am am unda. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş amdan kavur. akş vakti. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş buldurmak veya ettirmek. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş amlama * Akş amlamak durumu. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş amsefası * Gecesefası .

aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. baharat. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. albino. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ı . ı t. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. kâğ tütün vb. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. ne. satan kimse veya dükkân. ka * Aktarmak işveya biçimi. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ka aktarma etmek * aktarmak. gereçleri satan kimse veya dükkân. i. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. * Anadolu'da iğ iplik. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. iyle raş aktarmak * Bir yerden. zarf.akş amüzeri * Bkz. ilk * Alı . ı n * Baharat. ağ üzerine yükselten oyuncu. ev ilâçları . * Bir taş baş bir taş geçme. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. i. ine aktarı m * Aktarma işnakil. virman. akş amüstü. iktibas.

plûtonyum. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek.* Bir ş yolunu. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. etkili olmak. etken. nı * Etken. çalı ş kan. ilk *İ letmek. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. aktifleş me * Aktif duruma gelme. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. protaktinyum. tercüme etmek. canlı . kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktif duruma getirmek. aktif rol oynamak * etkili olmak. uyarlamak. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktinoloji aktif fiil . iktibas etmek. aktiflik * Etkinlik. e * Bir kitabı . hareketli. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktinit * Aktinyum. aktifleş mek * Canlı hareketli. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . aktif duruma gelmek. * Etkili. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. bildirmek. * Bir ticarethanenin. çanı * Etkin. tulyum. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). yönünü değtirmek. aktif metot * Öğ rencilerin. * Etken fiil. amerikyum. toryum.

* Azgı kı n (hayvan). aktörlük * Aktörün görevi. . * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . n * Güncellik. aktörün yaptı iş ğ . akuzatif akü * Yükleme durumu.Kı 89. ı * Olduğ undan baş türlü görünme. kendini baş türlü gösterme. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. ka ka * Kadıoyuncu. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). n. aktüel * Güncel. * Günün olayı konusu. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. ka aktöre * Ahlâk. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. yankı m. * Edimsel. inde akı mtoplar. iddetli. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. ı ı rlı saltması Ac. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. yankı bilimi. veya * Etkinlik. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. ini reti. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. * Etkincilik. acil (hastalı k). lı lanı akut *İ lerlemişş .* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . ses dağ mı bir ı lı ı . radyoaktif bir element. ş imdiki.

* Sulu boya resim. ufak pullu. Al * Alüminyum'un kı saltması . al al * Aldatma. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. kıl. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). akva * Kuvvetli. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. doğ öz-el vb. gövel (< gök-el). iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. lökosit. kıla çalan. * Kavimler. * Bu renkte olan. elde eyler -al. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. düzen. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. k. güz-el (<gözel). ğ ı al bayrak (veya sancak) . * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. sağ lam. yuvarlak hücre. hile. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. kı zı n zı rmı. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. al (veya alı n) * iş te. vı nda akzambak * Zambakgillerden. * Kanırengi. allı k. tuzak. * (at donu için) Dorunun açı. fat -al./ -el*İ simden fiil türeten ek. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum).

hepsi bir ayarda. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). çok renkli. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. kov-ala. kak-ala-. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. nda ğ ı an . alaca. ş ı * Açıkestane renginde olan. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. silk-ele-.vb. ./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. çekiş çekiş e e. yi.* Türk bayrağ ı . e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. al kanlara boyanmak * yaralanmak. * İ piş yi memişsuluca (yemek). m düş al birini. âlâ -ala. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. parajin. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. ş -ala-. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. kiyi ala * Karık renkli. ı * İ pek iyi. ş olmak. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . it-ele-. vurularak ölmek. elâ (göz).

paylamak. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . ş * İ piş yice memiş (yemek). su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. ru. . ı * Ara bozucu. uz alabacak * Ayağsekili (at). . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). z. llı alabaş * Turpgillerden. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. haş lamak. kemikli balı n bir familyası kları . alabalı k * Ala balı kgillerden. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. gereğ ı rı inden çok. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. eti turuncu ve lezzetli. alabanda vermek * azarlamak. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı .ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). sonuna kadar çevirmek. sandal vb. alabora olmak * tekne. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. ş algama benzeyen bir bitki. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. * Olanca hı ile. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). borda karş . zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . deniz araçları devrilip ters dönmek. dönek. * Aş derecede. * iş alt üst olmak. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). uğ ursuz (kimse).

sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. uzunluğ 50 cm. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. alacak verecek * alıveriş kisi. alacaklı * Birinden alacağolan. en * Kötü huy. daha çok üzüme düş ben. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. kül rengi. ş iliş alacakarga * Saksağ an. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. ı ey . rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. mal veya baş ş matlûp. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. * Ağ ilk olgunlaş meyve. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. açta an * Keklik. alacağ ş ı ahin. * Para verilerek alı nacak ş ey. ş ka ey. yarı doğ ktan nlı karanlı k. * Aş ure. ldı n ları lan * Meyvelere. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. akla kara karık. borçlu karş . bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez.

ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. âdet ve hayatı uygun. alacalanma * Alacalanmak iş i. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. * Frenklerin töre. alaca bulaca. itimiyle yetiş (kimse). benek benek boyamak. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. * Keçeden yapı çadı lan r. alafrangacı lı k . alacalamak * Renk renk. miş * Alafranga saat. alacamenekş e * Hercaî menekş e. renkten renge girmek. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. rengârenk. alacasansar * Benekli sansar türü. alacalı k * Alacalı olma durumu. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. Frenklerle ilgili. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı .alacalama * Alacalamak iş i. çardak. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alaturka karş . alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . sı zarı alacalı * Alaca.

ilgi çeken. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alageyik * Geyikgillerden. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. postu benekli. alâka duymak * ilgi duymak. . ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. * Gönül bağ ı . * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). lgili. alâkadar * İ ilgili bulunulan. alafranga davranmak. alâkadar olmak * ilgilenmek. çök-elek vb. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. ilginç.* Alafrangacı olma durumu. as-alak. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. alafranga olma. fat alâka *İ lgi. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. sın (Dama dama). alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alâkabahş *İ lgilendirici.

alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. yakı k duymak. *İ lgisiz. niş aret. düzlük. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). o eş üreten veya satanı tan resim. * Yemek listesinden seçilen. ş ak. zevk almak. * Ayıcı rı nitelik. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. * Büyüklük. iri gövdeli. kayran. * Beneklerle. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. ayrı kisi lmak. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. yası yayı tanı aret. an. rlanı alan * Düz. iliş kalmamak. * Alalamak iş kamuflâj. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. ayıcı rı özellik. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. * Kargagillerden. alâkok alalama alalamak etmek. * Saksağ an. anı hemen. açsı . tüyleri alacalı kuş bir türü.alâkalanmak *İ lgilenmek. * Gönül bağ lamak. * Orman içinde düz ve ağ z yer. maskelemek. harf gibi özel iş marka. i. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . ötücü. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. iş iz. ilgisi olmayan. alâmet * Belirti. alamana * Rafadan. nlı * Bir ş çekici gelmek. alâminüt * Çarçabuk. tabldot karş . ilgisini kesmek. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. saha. nda. kestane kargası (Garrulus glandarius). yı ğ ı ndan lan. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. açıve geniş meydan. k yer. ey alâkalı alakarga *İ lgili.

alarga * Açı geç. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. kovmak. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. saha. ş ma * Yüz ölçümü. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. alarga durmak * uzak durmak. bazı ki durumlarda metallerle. C. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. ilgisiz davranmak. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . ğ ı alan talan * Karmakarık. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. allak bullak. engin. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. alargada durmak * uzakta durmak. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. park. alaş ı m * İ veya daha çok metalden.* Bir konu veya çalı çevresi. * geri çekilmek. yaklaş ktan ma. dayanabilecek duruma gelmek. açı ktan. atmak. uzaklaş mak. p tı * kapı yere vurmak. darmadağ k. P. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. alt üst etmek. dağ ı tmak. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. n. agorafobi. karı ş istememek. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. alan topu * Tenis. ı alaş ı ağetmek * birini. * Açıdeniz. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. k * Uzaktan. engine açı lmak. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. yağ etmek. .

alavandalı * Bkz. ezanî saat. alavereci . görenek. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . töre ve hayatı uygun. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. alaş elementlerini eriterek katmak. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alaturka eser veren kimse. * Düzensiz. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. * Alaturka saat. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. söyleyen. * Türk müziğ inden yana olan. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. * Kargaş k. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i.alaş ı mlamak * Çözen metale. yöntemsiz. düzenli bir iş yapmak. * Eski Türk gelenek. yalanla dolanla iş görmek. andavallı . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. alaturka müzik * Türk müziğ i. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. abraş . alafranga karş .

it alaycı * Alay etme huyu olan. spekülâtör. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. söz. vurguncu. bir ş bir durumun. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. onu küçümseme. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. . * Çok miktarda. * Alay eden. alay etmek * bir kimsenin. hepsi. lence konusu yapmak. birlikte. * Çok kalabalı k. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. bir ş eğ ş eyle lenme. fazla sayı da. yönlerini küçümseyerek eğ eyin.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . gülünç. alaya almak * alay etmek. küçümseyerek eğ lenen. * Bütünü. pek çok. işş konusu yapmak. alay geçmek * alay etmek. eksik vb. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. göz tı alâyiş li . eğ lenmek. müstehzi. alaya bozmak * alay niteliğvermek. alay alay alay * Kalabalıolarak. küçümseyen. kusurlu. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. lacak alay malay * hep birden. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. davranıgibi yollarla biriyle. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . * Ses tonu.

Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. müstehzi. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. alazlanma * Alazlanmak iş i. ı . alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. li. * Fı na kuş rtı ugillerden. küçümseyici. debdebeli. cazibe. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). albatr albatros exulans). * Alev alev. * Alev. aleve tutmak. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. acı vermek. albasma. eyin * Sı zlatmak. yakmak. ve . 1 m uzunluğ unda. m. ciddî olmayan. an * Alay edici. ı tı * Gösteriş görkemli. * Kaymak taş su mermeri. hoş güzel göstermek. mektepli karş . alaylı alaysı * Alaya benzer. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. n albeni * Alı çekicilik. alaylı * Erlikten yetiş subay. usa humması . ine * İ derisi için. ilgi toplamak. miralay. yalaz. kan l.* Gösteriş li. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi.

mütevazı .albenili * Alı . en ahlâksı davranı zca ş bulunan. uzunçalar. kendini çok beğ enmek. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. i albinos albüm * Resim. suda eriyen. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. kötü havaya iş olan hava durumu. n alçak yaylak . alçak * Yerden uzaklı az olan. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. albüminli *İ çinde albümin bulunan. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). nda. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. cazibeli. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. beyaza yakırenkte. yapı madde. yüksek karş . larda ağ k. tekerçalar. eri alçak gönüllü * (makam. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. fotoğ pul gibi ş raf. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. birleş karbon. rezil hain. azot. ak tutma. . alçacı k * Çok alçak. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. para vb. aş ı soysuz. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. hayvanları doku ve sıları bulunan. namert. * (boy için) Kı sa. çekici. * Kalı ses. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. oksijen. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. * Akş ı n. alçak ses * Hafif ses. * Bile bile en kötü. nı ğ ı albümin * Bitkilerin.

alçı ı taş . ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. cezir. alçalmak * Alçak duruma gelmek. i. alçakça * Oldukça alçak. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. i alçaltma * Alçaltmak iş i. mezellet. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. * Aş ı ma. bayağ ma.* Devamlı oturma bölgesinde. * Alçakça davranı ş ş enaat. eri * Küçük düş ürme. aş ı kimselere yaraş na. * Toprağ çöküp oturması ı n . * Değ azaltmak. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. zillet. yüksekten aş ı ru inmek. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. . ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. erini alçarak alçı * Az alçak. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. * Alçak. hor görme. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. zül. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. nda n i * Düş künlük.

kandıcı rı. i aldanma * Aldanmak iş i. sı vatmak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. bir yalana kanmak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. . aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. * Alçı sı ile vamak. soğ sebebiyle donmak. oyalanmak. * Alçı şrmak. jips. * Alçı sarı ş ile lmıolan. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. ı * Avunmak. yanıcı i ltı. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. * Bir hileye. tuzak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. kanma. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. yanı e larak ş ya lmak. an * Alçı lamak iş i. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak.

soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). umursamamak. * Getirtmek. zlı tsı k. tasası k. i aldatma * Aldatmak iş i. aldı rmamak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. i aldış rıetmemek * önem vermemek. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. umursamayan. aldışz rı sı * Aldı rmaz. veya ine * Oyalamak. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. * Aldı rmak iş i. ş . kayı zlı lâkaydî. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. kötü yola sürüklemek. lâkayt. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. * Bir ş görünürdeki durumu. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. değ vermek (bu fiil. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. ilgisiz kalmak. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. * Ayartmak. ilgisizliğ inden. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. ilgi göstermemek. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. ilgilenmemek. bu anlamı ancak olumsuz. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. umursamayan. baş çı tan karmak. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. . * Elindekini baş na kaptı kası rmak. * Önem vermek.* Aldatmak iş konu olmak. avutmak. kayı z. * Birine verilen sözü tutmamak. iğ etmek. ihanet etmek. * Sı rmak. yalan söylemek.

alelusul alem * Bayrak. cihan. özellikle. düş ünce. * Hesaba sayarak. u * Dünya. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. tuhaf. alemci . en çok. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. * Alelâde olma durumu. çarçabuk. kurala uygun bir biçimde. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. * Bayağ sı ı radan. alem olmak * sembol olmak. genellikle. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. * Durum ve ş artlar. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. bambaş ka. * Eğ lence. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. düş gücü. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. ince. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip.alegori * Bir görüntü. olağ an. ş * Duygu. alelı tlak * Genel olarak. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. * Hele. * Herkes. kaları * Ortam. baş . alelâcele alelâde * Çok acele ederek. * Okuma yitimi. evren. * Minare. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. ivedilikle. garip. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. . çevre. kubbe. * Her zaman görülen.

gizlemeden. açı k. üniversel. aleniyet * Açıolma durumu.* Camilerin kubbelerine. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alesta * Harekete hazı tetikte. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. zevkusefaya kapı lmak. alesta durmak * tetikte beklemek. âlemi var mı ? * yakık alı . alerjisi bulunan. alessabah * Sabah erkenden. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. * Açı açı herkesin gözü önünde. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. * Önder. herkesin içinde. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. r. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. ş . alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. açı ktan ğ a. kça. elin ağ torba değ ki büzesin. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. uygun olur mu?. ı ı ı yan. ilâçlara. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. na * eğ lenceye. toz. lan. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. alet . ı alenî * Açı ortada. meydanda. alerjik * Alerji ile ilgili olan. herkesin içinde yapı k. sancaktar. evrensel. minarelerine alem yapan veya takan kimse.

* Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. ateş bacayı sarmak.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. * Bir sanatı yapmaya. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. alev almak * tutuş mak. aygı t. zrak na lan * Alevli olarak. * Ateşsı k. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. maş a. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. heyecana gelmek. lanmak. flâma. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). öfkelenmek. alaz. . te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. kılcı . önüne geçilemez. telâş mak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. * Aş ateş k i. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. * coş heyecanlanmak. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. alevlendirmek . uygulamaya yarayan özel araç. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. caklı vı m. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. un lerinde kullanı bir araç. tehlikeli bir duruma gelmek. ı m. alev saçağsarmak ı * bir olay. n ş dili. yanmaya baş lamak. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. vası olmak. * Mı uçları takı küçük bayrak.

alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. alevlenme * Alevlenmek iş i. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. * Etkisini. t. öfkeli veya heyecanlı durum almak. karş . aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. * Bir iş baş cı in langı. . * Karş karş zı ı ı t. alevlenmiş . alevli * Alevi olan. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. yermek. q harfleri gibi. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. . nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. Türk alfabesinde bulunmayan x. *Ş iddetli. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. en ı t. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. halı mı kullanı bir bitki. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. çoğ altmak. tutuş turmak. hararetli. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. karş lı ı ı k. w. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. ünceye karşolma. . onun için iyi olmamak. bir * Parlamak. karşduruma geçmek. na aleyhtar * Karşolan.* Alevlenmesini sağ lamak. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. * Zorlu. ş iddetini artı rmak.

idrak ettirmek. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . alfabe sı . i. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. idrak. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. * Rüş vet. o ş bilincine varma. idrak etmek. algı cı layı * Algı yetkisi olan. idrak edilmek. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. çak mı lan lü ı m. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. . * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. * Su yosunu. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. * Vergi. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. algı n . algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. alacak. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. kı n algı * Kazanç. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz.

* Cı zayıhastalı . ebleh. lı z.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . almaç. kameraman. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. klı * Birine gönül vermiş . alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. talip olmak. budala. alı k * Akız. ş tı alı ç * Gülgillerden. -alı -eli / * ". * Kendisine bir ş gönderilen kimse. * sağklı lı . algler * Su yosunları . sersem. lsı alı k * Hayvan çulu. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). * Eskimiş giyecek. alı verici cı * Bağladını alan. Harezmli yolu. * Azrail. kameraman. f. alı bulmak cı * müş bulmak. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. * Görüntüleri alan cihaz. teri * istemek. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. canlı . müş n teri. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. alıalı k k . gid-eli. vurgun. algoritma * IX. tutkun. kamera.. görme-y-eli vb. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. mı alı ka * Ahize. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). alı moru mor al.. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. teri alı kuş cı * Atmaca.

bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. * Gözü. alıalıbakmak k k * aptalca. alısalı k k * Aptal. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . gönlü çeken durum. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. baş stek i m. ş . alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. ş kış kı aş n aş n. çekici hareket. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. çalı gurur. ş kış kı aş n aş n. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. rı * Mahrum etmek. engel olmak. * Mani olmak. kişeki: al-alı gid-elim. la-y-alı bekle-y-elim vb. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. kasın na . alı m * Almak iş i. m. * Alı mak iş klaş i. menedilmek. * Aptalca. u i ten * Ayıp saklamak.* Aptalca. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. ş kı mak. m. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. alı çalı m m * Gösteriş . * Birini. * Kurum. ine alı koyma * Alı koymak iş i. tatil edilmek. cazibe. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. ş iş ldı ı i ube. alı konulma * Alı konulmak iş i. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. aptallaş aş nlaş mak.

çekici. mlı * Alı olmayan. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . alıdamarı n çatlamak * Bkz. çalı ş emek vererek kazanmak. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . baca. makbuz. arak. larda alı nma * Alı nmak iş i. mı * Kurumlu. kader. alı nmak . * Bir ocakta her türlü ayak. paket vb. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. alıteri dökmek n * çok emek vermek. * (bazıeylerde) Ön. cazibesiz. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup.alı mlı * Alı olan. alı ngan * Aş duygulu. alıyazı n sı * Yazgı . kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. kı ı rı rı lan. mukadderat. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. galeri. çalı . ş * Karş ı . çabuk gücenen. talih. alnı . alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. alıteri n * Emek. zahmetli bir iş görmek. alı nganlı k * Alı olma durumu. cazibeli. li. gururlu. ar damarı çatlamı ş . ön yüz.). msı alı n * Yüzün. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü.

mları i. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. * Uyarlanmak. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. geçinememek. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. artmak. aktarmak.* Almak iş lmak. aktarma. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. çoğ almak. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alı r almaz * hemen. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. iktibas etmek. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. derhal. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. i yapı * Bir sözün. alı yapmak. * İ ki. yayı lmak. çekememek. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. münasebet. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. kılmak veya öfkelenmek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. * Almak iş i veya biçimi. iktibas. alıverememek p * anlaş amamak. adapte olunmak. mı alık olmak ş ı . ş ı ı unu rı * Elde edilmek.

ehlîleş mek. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek.* alı k durumuna gelmek. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. itiyat. alılmı ş ş ı * Her zamanki. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. * Uyar duruma gelmek. bilinmeyen. yanmaya baş lamak. mı * Yakı k. uygun gelmek. arkadaşk. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. az rastlanan. * Alı ş iş mak i. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . alıklı bı ş ğ rakamamak. * Sürekli ister olmak. * Bağ lanmak. ş mesi artlanmı ş davranı ş . ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. huy hâline getirmek. sı * Etkisini yitirmek. alı ş kan * Alı n. * Tutuş mak. ınmak. . * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. intibak etmek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. mak. mutat. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. alı k. itiyat edinmek. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. huy. * Evcilleş mek. ünsiyet.

Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. sakat. alifatik alil alim * Bilen. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. Ali kı baş ran kesen * zorba. * Bir beceriyi. alinazik * Közlenmiş can. yüksek. ğ ı * Açızincirli (organik madde). ağ daki âli * Yüce. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. ş ması * Uyar duruma getirmek. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. yoğ yma lan it * Bilgin. egzersiz. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. ş erefli.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. âlicenap * Cömert. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. temrin. bilici. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. ı kası ğ da ı ini . ş ma. ş an. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. * Onurlu. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. k * Hastalı .

tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. antiasit. uz * En güzel. alivre satı ş * Vadeli satı ş . ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. dağ ı tı ı tma. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. alkı ş lama. alivre * Ürün daha tarladayken. * Dağ m. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. alkı m * Gök kuş ı ağ . alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. lityum. rubidyum. ı smı z demirden bir ağ . mükemmel. rpı alkıtoplamak ş . alkalimetre * Bkz. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkalimetre. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. k alkarna *İ stiridye. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. asitlerin kı zı . * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . ğ anlatmak için el çı ı rpma. midye. en iyi. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. . alkalölçer. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. kalevî. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. potasyum.

*İ çkili. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. ispirto. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. * Her türlü alkollü içki. Tanrı . * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. takdir etmek. * Ş akçı akş . renksiz sı. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). en usta. C2H5OH. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. etil alkol. yağ . ine alkil alkol * Alkol kökü. * Bira. lması cı vı etanol. dalkavuk. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". * Beğ enmek. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. cı * Alkı olma durumu. yüze gülücü. Rab. ş çı * Alkı ş lamak iş i. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. ş gibi sılarıveya pancar. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). ş lamak. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. bazı nda * En büyük. Mevlâ. Allah (bin bir) bereket versin . kokulu. yanı.* çok alkı ş lanmak. Yaradan. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. uçucu. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak.

ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah bilir * belli değ il. usanç bildirir. belâdan korusun. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. z ini Allah bana. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. ş ma. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. * bana öyle geliyor ki. esirgesin. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. kazanı öderim. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. ini) kazadan. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. ş ş ma . yarıaş yollu.

ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. i ğ ı Allah için * gerçekten. doğ rusu. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. . kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. bereket versin. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin.

ya iyi olsun. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. Tanrı güvenmeli. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. * ne olursun. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. kötü duruma düş ürmesin!.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. * karşk beklemeksizin. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. nları . en yakı na bile muhtaç etmesin. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir.

* uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. Tanrı ktı ru tanı r. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . kul taksimi karş . ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. çok hı yası rpalamak. Allah yazdı bozsun ise . bazen de takı ve ş için söylenir. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. yaradı tan olan yetenek veya özellik. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. * "keyfin bilir. Allah vergisi * Tanrı vergisi. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. yaşlı kı göstermesin. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi.

lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". yerine göre ant verme. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. zavallı (kimse). benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. saf. * insan gönlü. ş irret. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. kkı k Allah'ıadamı n * garip. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. az * pek ı z ve kuytu bir yer. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. Allah'ıemri n * kader. . Allah'ıevi n * cami. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. mescit. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. Allah'ı insanı bir yer çok. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r.

kiş i. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. karı l. Tanrız. te k z Allah'tan kork! * "yapma. aşna ş mak. utan. karmakarık. Allah'ıkulu n * insan. düzeni bozmak. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. Allah'ı seversen nı * istek. . Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. dönek. yazı r!". ulu allak * Sözünde durmaz. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. ş ı * (aklı. insafsı vicdansı ması z. 'nı ğ ı sı * Acı z. kimse. düzeni bozulmak. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. aldatı. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. * yaradı tan. allama * Allamak iş i. Allah'tan * iyi ki. altı ş ı üstüne gelmek. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. ş ı aş rmak. n) aş lacak nda lı r. ş ı bir durum alması kullanı in. Tanrı n varlına inanmayan. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). ğ ı ün nı versin. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. z. ru allak bullak * Alt üst. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. cı z. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. karmakarık olmak. insafsı acı z. .

allamak allâme * "Süslemek. * Allaş iş mak i veya durumu. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. çok bilgili. kaldı rmak. * Satıalmak. * Alı . allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. * Al duruma gelmek. na * Derin ve çok bilgisi olan. reseptör. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . neş zlı nacağ nı r. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. alma almaç almak . nları na * Almak iş i. fethetmek. * Al olma durumu. alı. ahize. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. * Allanmak iş i. n * Ele geçirmek. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. nda * Birlikte götürmek. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . * İ sı çine ğ mak. iktibas. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. * Yanı bulundurmak.

* Davranıveya makam değ tirmek. çekmek.. ten * Kazanç sağ lamak. * Örtmek. (mesafe) katetmek. Alman gümüş ü * Çinko. yı lı n ka. * Bir yeri savaş ele geçirmek. eksiltmek. * Baş lamak. Almanca dil. * (içeri) Götürmek. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. içine çekmek. kadıiçin) . yok etmek. koparmak. kanmak. * (yol için) Gitmek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan... * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek.. iş * . bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. sarmak. * Soldurmak. kaplamak. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Görevden. almanak * Yı gün. * (duşbanyo için) Yapmak. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. iş çekmek. hafta. * Gidermek. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. * Kı saltmak. * Yolmak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. Almanya. * Bürümek. ile evlenmek. iletilmek. * Göreve. koymak. işbaş e latmak. kullanmak. * (süre için) Değtirmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. ü rı ı m. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. gibi anlamak. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. elde etmek. * Kazanmak. * Çalmak. tı * İ sı çeri zmak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). ey. * Kendine ulaşrmak. n * Sürükleyip götürmek. or. sı . * Yerini değtirmek.* Kabul etmek. la * (tat veya koku için) Duymak. yı . tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * Yutmak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. m meteoroloji. ay gibi bölümlerinden baş bayram. iş * Temizlemek. * (erkek. * Zararlı .

Almancı lı k * Almancı davranma. tertemiz. eyin . almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . baş göstermiş arı olarak. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. ması lan . keş iş ş ması ikleme. takdir etmek. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. yapraklar. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. mütenavip. inin ı na n olduğ inanmak. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. i * Bir ş ön tarafı yüzü. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. münavebe. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. kötü talihi. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. ş erefiyle. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. alternatif. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden.

uzun tüylü. * Bir ş yere yakıbölümü. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş .. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . * Karbon. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. fosfor gibi maddelerin. . yiğ kahramanlı itlik. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. ocak alevi. cı * Dağ lı cı k. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. lan . * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . it. eyin . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). * Mücahit. k. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. alt alta * Birbirinin altı olarak. ı * Dağ .. ayrı larda ldı ı m. Alp eren * Derviş . * Yiğ kahraman. Güney Amerika'da yaş ayan. n * Alt kelimesi ". * Bir ş yere bakan yanı karş . simyacı imi raş . na alanı * Alş ile uğ an kimse. simya.

n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . sı nı getirmek. yenmek. * yenilmek.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. öbürü tikel olumsuz. alt damak * Damaklardan altta olanı . ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. . ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. n nda u kalı mıözel hipoderm. oynayabilen çene. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . hipoderm. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. alt çene oynamak * yemek. içmek. biri tikel olumlu.

ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. rahatsı k vermek. Moğ Mançu-Tunguz. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. ol. ı . * Türk. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. * huzursuz etmek. üst yapı ı karş . alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. yı kmak. lan * Çok karık ve dağ k. üzülmek. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı .alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). * değ olup olacağ eri. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . yılmak. * çok karık duruma getirmek. tı alt yazı * Gazete. raş Altayist Altayistik . * iş daha sonrası in . ş ı * heyecanlanmak. sonuç alı namayan iş için söylenir. görüntü). tedirgin olmak. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. su. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. sı Altayca * Altay Türkçesi. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. ş ı * zarar vermek. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. kanalizasyon. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. kı * rahatsı zlanmak. düzenini bozmak.

ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. edebiyat. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. Vl. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. Moğ Mançu-Tunguz. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. iş altı kaval. altı sı taneden oluş . uğ an bilim dalı raş . kültür ve tarihleriyle ol. üstüne uymaz. * Bu unvanı ı kimse. müseddes. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. altı kaval üstü şhane. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. yöntem. altı alabilen. Japon ve Korelilerin dil. seçenek. üstü şhane iş * (giyim için) altı . biri tümel olumsuz. altı gen * Altı kenarlı çokgen. eyden altı bulunan. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek.* Altay grubuna giren Türk. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. biri tikel olumlu. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. 6. biri tümel olumlu. * Dalgalı m). muş tane . ka * Almaş ı k. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . tane *İ skambil. altı yol * Altı yolun birleş i yer. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an.

altı n * Atom sayı 79. atom ağ ğ196. kı saltması Au. altısuyu n . kolay iş sı ı ı rlı lenen. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . element. i altıküpü n * Altı para biriktiren. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. en. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin.9 olan. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. * Altı yapı ş ndan lmısikke. * Altı yapı ş ndan lmı . altıgibi n * altı benzeyen. sarı na . üstün nitelikte olan. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. yüksek değ paslanmaz erli. altıbabası n * Çok zengin. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . parası olan. 10640 C de eriyen. * Niteliğiyi olan. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. değ i erli. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. parası olan kimse. prime time. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. altıadı oldu.

becerememek. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. mur u. altıtutsa. bir sorunla karş mak. altı duygu.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. . toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. altı kalmamak nda * karşğ vermek. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. lı . te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . gelirli kimse. * turist. parayı üncesizce harcayıtüketmek. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. ncı altı kalmak nda * ezilmek. nca * Altı sın sı sı . yumuş huylu görünmek. vurgulamak. altı duygu ncı * Ön sezi. üzerine dikkati çekmek. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. . * kendini savunamamak. baş ü armak. en. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. altı his ncı * Bkz. parası olan. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. üstesinden gelememek. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen.

dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). * Altlamak iş i. z * İ çeneklilerden. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. * Yükseklikölçer. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). * Tabak veya bardak altı . ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. greyfrut (Citrus decumana). altı ntop * Turunçgillerden. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. tadı msı acı sı acı meyvesi. karmakarık etmek. nan eye. revolver. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. uzun. kımemesi. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . n altı noluk * İlemeli kadış . ve * Alt ve üst katta olmak üzere. her sı altlı k .altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. . greyfrut. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. birlikte. her birine altı seferinde altı bir arada olan.

altta yok üstte yok * yoksul. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). sı elli dokuzuncudan sonra gelen. fakir. ş * Altmıyaş olan veya görünen. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. viyola. 60. alüminyum . cilveli (kadı n).altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. * Altı renginde olan. alümin. ş . nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. elli dokuzdan bir artı kere k. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. * Kontralto. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. * Alüfte olma durumu. nda lı r. el altı ndan. n *İ ffetsiz. nı ve yı * Altı on. an ı ak. alttan alta * gizlice. oynak. LX. 20500 C de eriyen. çekiş mede yenilmek. alümina * Bkz.

hedeflenen amacıdında. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. ama ne * ne hoş . * Eriş ilmek istenilen sonuç. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. dön-em vb. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. * Gaye. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım.* Atom numarası atom ağ ğ26. maksat. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. ma inde . ferç.98 olan. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. * Niş yüzüğ an ü. * Hedef. kör. alüminyum taş ı * Boksit. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . yuvarlak. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. am * Diş organı ilik . Kı saltması Al. * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Kana al rengini veren. * ş ı niteliğolan. * Para babası . kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. amma. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. alüvyon lı ğ . * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. gümüş 13. * Görmez. eritrosit. ı ı rlı parlaklında. beyaz. küçük hücre. çekirdeksiz.

korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. * (bir iş Yapmaya hazı i) r.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. beğ aş enme veya beğ enmeme. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. * Usanç ve öfke anlatı r. kaç-amak vb. ine amaçlı * Amacı olan. * Bir amaca yönelik. gayesiz. aman Allah (Allahı m) * ş ma. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. * İler. istihdaf etmek. istihdaf. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. zor durumda bı rakmak. gayeli. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. . amaçsı z * Amacı olmayan. * Rica anlatı r. i. tutamak. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. iş ş lemler. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. aman bulmak * kurtulmak. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek.

ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. yayı ı t. * Ata binen kadı n. acı z olarak. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. i il. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. kâğ tahta. hevesli. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. amansı zca * Öldürücü bir durumda. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. ması * Hoş görüsüz olarak. profesyonel karş . aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. sandı eyi) klamak. * acı p öldürmek. plâstik madde gibi malzeme. hiç acı mayan. unu amansı z * Aman vermez. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. öldürmemek. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. böyle bir iş n yapayı deme. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. lanabilir. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. göz açtı rmamak. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. amansıhastalı z k * Kanser. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. cana kıcı yı. amanı n * Korkma ve ş ma sözü.aman derim! * sakıha. .

ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. düş ünemez duruma gelmek. kül renginde bir madde. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. n * bir mala el koymak. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. müsadere etmek. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. ekonomik. ambar memuru. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. ambarlamak * Ambar işyapmak. * siyasî. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. ambarda kurutma * Kapalı yerde. * Kum. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . ambargo * Bir devletin. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. amber balı ğ ı . kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. çok yormak.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. bölge. * bir malıserbest sürümünü engellemek.

m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. eyin. ı li. en. amberbaris * Sarı . ambülâns * Hasta arabası . amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. nı kları * Sürgün. an amelelik amelî * Amele olma durumu. tatbikî. ğ ı macrocephalus). emekçi. lı için lan * Amca olma durumu. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. rtı bir k. li. ötürük.* Balinagillerden. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. ishal. amelimanda * İyapamaz durumda olan. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. cankurtaran (arabasıcankurtaran. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. * İbakı ndan. iş ş üstünde. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. tatbikî. * İe dayanan. n k ya. ). * Elveriş kolay. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . amele * İçi. fiil. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. pratik. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. * Hareketle ilgili olan. ş ameliyat . amca * Babanıerkek kardeş n i. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. n lu zı amel * Yapı iş lan . kestirme. iş ş mı çe. uygun. edim.

İ faaliyetler.* Operatörün. Amerikan bar . Amerika armudu * Defnegillerden. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. lan . hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. operasyon. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. amerikan * Pamuktan düz dokuma. kaput bezi. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". armuda benzer yemiş acı i. Amerika ile ilgili olan. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . ş ler. ı en aç. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. ğ ı * ç. ik ndan * Amerika'ya özgü. arka ayakları uzun. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. r. ameliye * Yapı iş lem.

saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. amfizem amfor * İ kulplu. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. * Amigonun yaptı iş ğ . raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. amfor. saltması Am. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. esmer. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. * Metal olmayan elementler. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. karnı ki geniş testi. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. Amerikalı ya ş an gibi. ndan iş .* Lokanta. yeşrenkli bir silikat grubu. dar boyunlu. k * Toprak parçası . dibi sivri. ı t). raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. Amerikan salatası * Rus salatası . amfora amigo amigoluk * Bkz. amerikan. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. Kı 95. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer.

* Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. etken. etmen. * Amiplerin yol açtı. ita amiri. * Amiralin makamı . * Amir olma durumu. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. emreden. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. amir gibi. * Amonyaktaki hidrojen yerine. ş an * Amire yakır biçimde. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. . * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . * Kibarca olmayan. ş ı * Bkz. * Amip. * Sı radan. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. amire yakı biçimde. n nda lı r. ğ ı amir * Buyuran. halk deyiş zı iyle. bayağ ı . sebep. ı ik. amip * Amipler takı ndan. faktör. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. it amirallik * Amiral olma durumu. üst.amil amilâz amin * Yapan. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. * Amir gibi. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda.

ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. kamu. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su.amma * Bkz. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. amme efkârı * Kamuoyu. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. n amme davası * Kamu davası . nı r kaymağ lan ş adı ı . amme idaresi * Kamu yönetimi. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. çağ vı nak. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amor * Bir çeş kumaş it . amnezi amnios * Hafı kaybı za . im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. nı r ruhu. ş lı ı k. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. amme menfaati * Kamu yararı . Ama. keskin kokulu bir gaz (NH3). u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. amme * Halkıbütünü. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amme hukuku * Kamu hukuku. amma velâkin * Ancak. bellek yitimi. bununla beraber. * Döl kesesi. .

u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. amudufı karî . yumuş atmalı k. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. cihaz. Kı saltması A. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. dikine. il zca ampirist * Deneyci. ampermetre * Amperölçer. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. sallantı hareketleri en aza indiren. * Bu düzeni kuran öge. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. mölçer. yık kârdan ayrı belirli pay. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. gözleme dayanan. dik. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. mobilya. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. giyim vb. ampul şe. ampirizm * Deneycilik. iş *İ çinde.amorf amorti * Biçimsiz. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. yükselteç. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. nı amudî * Dikey. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. üslûbu.

ı n ş ı * Temel. * Yavrusu olan dişhayvan. i. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. tehlikeli zaman. faizin dında olan bölümü. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. nı * Çocuğ olan kadı anne. ana bir. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. * Velinimet. lan. bir tür ak asbest. * İ tarla arası ki ndaki sır. * Fiilden sı türeten ek. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . . ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. * Sınt ıkalabalı telâş. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. l. asıesas. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. amyant an an an * Zihin. ayrı ler). kı lı k. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . u n. dik durumda. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . * Alacağ veya borcun. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. z-an. o çizginin. amut * Dikme. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . ana arı * Arı beyi. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). küfretmek.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. lâhza. yer veya durum.

ana kına taht kurar. i * Gemilerde. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. ana gibi yâr olmaz.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. kı ndan ta. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . metropol. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana duvar * Bir yapın. büyük defter. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. ana kapı * Bir yapın süslü. okyanus. mutlu olamaz. umman. aç. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. . iyi n. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . un. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. büyük ş landı ı ehir. metropol. defterikebir. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. ekleme direklerde dipteki temel parça. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. büyük ön kapı. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. büyük ş ehir. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir.

ana saat saat. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana ş ehir * Ana kent. n * Arı beyi. * Bir gözlem evi veya kurumda. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. büyütülmüş çocuk veya genç. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. laytmotif. ğ ı altan . k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. anaokulu. lere ş mamı nazlı ş . lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. holding.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana mektebi * Bkz.

anacı l * Anası düş (çocuk). deneyli. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. baş buyruk. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. bilgili. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ı na * Ana olarak. n ldı ı * Cadde. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * Kuzey. tasası sağklı duruma gelmek. z. * Sevimli. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. * İ kart. * Kurnaz. ana vatan. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. anaca anacı k * Küçük anne. ana sevecenliğ i. önemli bölüm. . ü * geleneksel. sempatik anne. anabolizma * Özümleme. mı ana yarı sı * Teyze. güney.ana vatan * Ana yurt. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. doğ ve batı u yönlerinden her biri. eyin tigi. ri. anaçlı k * Anaç olma durumu. * İ yurt edinilen yer. * doğ tan olan.

anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. * Akı lı ntı cereyanlı . araç. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. yaba. u rim. lan komütatör. alan ana na maderş ahîlik. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. güç durum. anaforlama * Anaforlamak iş i. burgaç.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. e mın lamak için kullanı düzen. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. eğ çevri. sinirli. ahî. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). açkı p lan . yetiş ebilen. açar. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. kurgu. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. * Karmakarık. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. anafora kaptı rmak * emeksiz. . tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. uzun saplı dirgen. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. . girdap. maderş matriarkal.

anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. analı . anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. analı * Anası olan. eskimiş ı . a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. açacak. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. delikli metal ve plâstik gereç. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. vası ta. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. * Kapı . deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. ı . nı ı nı * Vesile. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. araç. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. a . anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. * Çağ uymama. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. satan veya onaran kimse. . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz.

rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. beğ aş enme. * Analiz yapan cihaz. üzüntü gibi duygular anlatı r. anamal . kapital. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. analiz yapan kimse. analı k * Ana olanı durumu. * Üvey ana. analiz etmek * Çözümlemek. anam! * Kadıerkek. ağkesen. k nlı analızlı kı * Salça. acı duyumunu yok etme. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. analist * Tahlil. * Sermaye. tahlil etmek. aygı t veya organ. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. tuz. analitik analiz * Çözümlemeli. * Ağyı rı dindirme. * Örnekseme. benzeş meye dayanan. * Andışandış rı . çözümleyici. acı yitimi. * Bkz. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Anaca davranı ş . rı ma. su. analojik * Analoji ile ilgili. me.analı kuzu. n * Ana duygusu. tahlil. acı . * Çözümleme.

ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. kokusu çok beğ enilen meyvesi. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. ananasgiller * Bir çeneklilerden. geleneksel. puluçluk. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. i * birini. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. bu da sana öyle helâl olsun. ananas * Ananasgillerden. başzlı sı k. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. * Bir ticaret iş kurulması inin . anamal sahibi. anan yahş baban yahş i. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. * Kargaş baş luk. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. a. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. ı boş * Anarş i niteliğ olan. kapitalizm. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. sermayedar. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). kapitalist. lı an'anecilik * Gelenekçilik. inde anarş ik .sermaye. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. * Ananeye bağ olan. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . an'ane an'aneci * Gelenek. * Geleneğ dayanan. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . gelenekçi. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k .

anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anası danası * soyu sopu. bezini al na zı al. bakı ndan anası benzeyen. . anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anartri * Dil tutukluğ u.anarş ist * Anarş ilgili olan. iş ist i. bitkin duruma gelmek. ş . anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. ası l olarak. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. esaslı biçimde. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). çok sıntı kı çektirmek. anası l * Kökten. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. bezdirmek. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. bütün aile. * canı bezmiş ndan . i ile * Anarş yanlıolan kimse. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. kını kenarı bak. eziyet çekmek. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. çok üzmek. anarş istlik * Anarş olma durumu. ü . üş engeç. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. mı na anası (veya sarı turp msak). anası bak.

yürütme. anatomici * Anatomi uzmanı . yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. * Anayasa konusunda yetkili olan. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. anasın gözü nı * çok kurnaz. katavaş ya. anayasal . yasama. nsan * Unsurlar. kanunuesasî. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . * Anası olmayan. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. gövde yapı. rma. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. ögeler. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. anayasadan yana olan. anayasa okutan (kimse). dalavereci. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. r. bunun için gam yeme (yemem)!. lan anatomi *İ nsan. çok açıgöz. * Anasıolma durumu. anatomik * Anatomi ile ilgili. yapı bitki (Pimpinella anisum). * Beden yapı. aldı umursama. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. hinoğ k luhin. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. teş sı ve nı rih. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . teş esasiye kanunu.

bir ş daha çoğ eyin unun. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. "daha çok". kları lan lı * Ajanda. "en çok". . sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. * "Olsa olsa". birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. beceriksiz (kimse). * Genellikle hamsi. anca * Ancak. benzerlik durumu. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. aptal. o iş te kötü de gitse. andı rma * Andı rmak iş i. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. temsil. andış rı ma * Andış iş analoji. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . anbean * Dakikadan dakikaya. daha hı .* Anayasa ile ilgili. gittikçe. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. rat. yadigâr. bazen de çaça. saş n. * Belli bir bölgede sısıgörülen. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. nı r. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . analoji. "ama". ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. *İ ltibas. ı * "Lâkin". "güçlükle" gibi. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. anca beraber. her an. rı mak i. zlı andaval * Ahmak. * En erken. bön. beceriksiz. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. * Anı . . ilerisinin olmadını ğ gösterir.

angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. çağşrmak. nemli yerlerde yetiş sarı en. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. lan * Kansı k. acı kokulu bir ot (İ ve nula). * Servi ağ . endoskopi. * Benzer yanları bulunmak. zlı * Kansı z. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. en andıotu z * Birleş ikgillerden. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. duyum yitimi. angaje olmak . endoskop. anestezist * Anestezi uzmanı . acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. anemometre * Yelölçer. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. taahhüt etmek. fı sa mı kra. andoskopi * Bkz. andoskop * Bkz. çiçekli.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak.

u Anglofil *İ ngiliz yanlı. angajmansı z * Bağ sı lantı. tüyleri kiremit renginde. *İ ngilizlere has olan. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). angı ç angı n * Ünlü. * Ördekgillerden. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). zorla yapı iş lan . hur. * Usandıcı ktıcı rı. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. taahhüt. taahhüdü olan. sı Anglosakson * V. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. anı şmeş lmı . ücret vermeden yaptılan iş a rı . angudî angut * Angut kuş unun renginde. ve VI. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. taahhüdü olmayan. Kı it ş ı nı saltması A. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . bağ . * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . angajman * Yüklenme. u . Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). üstlenme. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. angarya çekmek * bir işisteksizce. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. bı rı. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin.

r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı msatmak * Hatı rlatmak. hatı ra. * Hazık. . anı msamak * Hatı rlamak. * Hazı r. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. durumuna girme.* Ahmak. * Hatı ra. anı msanmak * Hatı rlanmak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. taş yla al. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anı msanma * Hatı rlanma. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. anha minha * Aş ı ağyukarı . anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. * Anmak iş konu olmak. kaba saba. hatı ine rlamak. * Anı klamak iş i. anı msatma * Hatı rlatma. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. rlı anı msama * Hatı rlama. anı mak klaş * Hazıolma durumu. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat.

abide. bir rı tı . anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. telmih. görkemli. ima etmek ihsas etmek. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı eri kazanmak. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. eri anımezar t * Görkemli. abideleş ve lı r mek. * (eş Bağ ek) ı rmak. * Önemi ve değ çok olan eser. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. sembol niteliğ yapı inde . rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . abidevî. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. dolaylı anlatmak. anı tsal * Anıniteliğ olan. ta anı z . ü iyle anı tsı * Anı benzer. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. anı benzeyen. ü. anı mezar. * Eş in anırken çı ğses. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. abideleş t tirmek. çarpacak büyüklükte.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i.

anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. fotoğ lı bası iş rafçı kta. m lerinde. * Bir anda oluveren.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. apansı z. anîden anif anilin * Ansın. hunnak. kaba. * Boğ mukozasın şmesi. zı * Sert. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Ansın. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. . * Canlılı cı k. * Hemencecik. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. . anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . * Bir andaki hı z. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. birden. bir anda. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. farenjit. birdenbire. * Benzenden türeyen bir amin. birdenbire. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. animasyon * Canlandı rma. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r.

* Anket yapan uzman. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . ş ı ey. semantik. sözlerin bir araya gelmesi. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. * Zeki. tiftik keçisi. bir sözden. Ankara keçisi * Uzun. tirilmiş (tesisat). anket yapmak * bir konuda soruş turma. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. eklem kaynaş . ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. araşrma yapmak. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. . lan n rlattı ı ünce mana. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. sormaca. * Bir önermenin. anket * Soruş turma. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. semantik. fehva. tı anketçi * Soruş turmacı . en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. bir tasarın.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. * Zekâ. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . anketçilik * Soruş turmacı lı k. . anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi.

unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. yararlanmak. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. eyi ş . inde ka * Sorup öğ renmek. müteradif. isteklerini. bir söze. ilgilenmemek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. kayması bayağ ması veya ı laş . yanlıdeğ ya ş erlendirmek. müradif. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . anlamlandı rma . bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . geniş lemesi. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. i. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . inin anlamamak * hoş lanmamak. isimden türeme fiil. düş nı üncelerini sezebilmek. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. dileğ yerine getirilmesini istemek. yilik * Sahip olmayı istemek. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . * Doğ ve yerinde bulmak. ru * Birinin duyguları. ya anlama * Anlamak iş vukuf. anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. * Bkz. yorumlamak. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. sinonim. eyi ğ ı ş .

bir anlam verilemeyen. bir ş demek isteyen. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. anlam kazandı rmak. manası k. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlamsı z * Anlamı olmayan. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. semantik. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlamlı * Anlamı olan. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. önemli bir ş anlatmayan. gerçeğöğ in i renildi. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. anlamsal * Anlamla ilgili. anlam vermek. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. manidar. ma. belli olmak. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. manalı . zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek.* Anlamlandı iş rmak i. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. kimselerden biri. manası ey z. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. galiba. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. karık. ortaya çı ine kmak. düş ey ündürücü. mak i. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. . z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. muğ güç ş ı lâk.

anlatı cı anlatı lma * Hikâye. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. ekonomik. tahkiyeye ağ k veren (yazar). anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. inceleme. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. ünce bir . anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. * Bir duyguyu. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). bir düş ünceyi. duygu. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. antant. uyuş mayı mayı mayı lamak. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. ine anlatı m * Anlatmak iş i. ekspresyonizm. tahkiye. ma anlaş mak * Düş ünce. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. * Anlatı iş lmak i. övmek. uzlaş . amaç bakı ndan birleş mı mek.* Devletler arası siyasî. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ifade. kültürel vb. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. stilistik. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. anlatı * Hikâye etme. ki n ı laş ünce arası lı k. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. ma. uyuş itilâf. bir konuyu söz veya yazı bildirme. anlaşrmak tı * Anlaş . ihtilâf.

bilgi vermek. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. zihniyet. * Hoş görüsüz. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . anlattı rma * Anlattı rmak iş i. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. entelektüalizm. gösteriş ünlü. izansı ferasetsiz. yargı müdrike. kafası kavrayı z. izanlı ş ı . * Hoş görme. *İ nandı rmak. takrir. bir an içinde olan. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. anlayana sivri sinek saz. * Kı süren. * Söylemek. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. ihtifal. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. izan. kalı kafalı ş t ı z. açı klama yaptı rmak. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. anlıanlı ş * Güzel. anlı k entelekt. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. anlama gücü. bir hatı lan . * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. vurdumduymaz. i. lama. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. usa vurma. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. zlı * Hoş görüsüzlük. zeki. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. nakletmek. izah etmek. telâkki. k. i * Anlama yeteneğ feraset. * Anlatmak iş i. zihniye. ı zlı n lı k. gabi. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. * Hoş görülü. anlayı ş lı * Anlayı olan. gabavet. ş tlı. ferasetli. belirtmek. ş sı n . li. hâlden anlama. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. zekâ.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. z. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. zihniyet.

annelik * Anne olma niteliğveya durumu. bergüzar. duyurma. lı . anonim ş irket. bir haberi halka bildirmek. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. zikretmek. su anorganik *İ norganik. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. ş ş ı a rı * Bkz. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. e. * Bir sözü ağ na almak. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. rı k. zı * Bir armağ gönlünü almak. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). gayritabiî. anla * Adlandı rmak. lmak ey. anons * Duyuru. düzgün olmayan. n) anneanne * Annenin annesi. anonim * Adı bilinmeyen. hatı rlamak. k. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. . sunucu. ra. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek.

eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ğ ı * Bkz. ş sı lsı * Birdenbire. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). yemin etmek. bilgilik. yemin. . ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. anîden. artı mın landı ı i uç. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. anormallik * Anormal olma durumu. anı msamak. ansiklopedi * Bütün bilim. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. kan kardeş i. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. eyi ant kardeş i * Bkz. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. anî olarak. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. özel adları içine alan sözlük türü. akı z. anı msama. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. ra rada. 'yı iyi.* Dengesi bozuk. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. habersiz. * Bkz. deli.

rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. ma. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. itilâf. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . antarktik * Güney kutupla ilgili. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. antet . ince ve sert kabuklu. antant * Anlaş uyuş mutabakat. lması sağ * Duyarga. yağ yemiş acı lı i. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ma. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. iskeleti kemikleş . stı ı aç * Bu ağ n. güney kutup yakında olan. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. uzlaş mak. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. cı nda n ini antenli * Anteni olan. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera).ant vermek * "Allah aşna. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. antant kalmak * anlaş mak. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak.

özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. tuhaf. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. örtü. virüs. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. antetsiz * Başksı lı z. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. larak lan diş çan i. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. e rı * Mendil. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. parazit gibi protein yapında madde. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. antibiyotik * Bitkilerde. penisilin. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. ana. rı antidot * Bkz.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. * Bu çağ özgü olan. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. panzehir. * Genele. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. kalevî. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. sı diş ajur. antiasit * Alkalik. davranıveya öğ ı ş reti. olağ geleneğ aykı. * Antik. antikacı . streptomisin gibi maddelerin ortak adı . başk. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. acayip. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . ı t lmıad lı antetli * Başklı lı .

antikatot yaprak. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. Kı m ı mı lan. ş kı * Sevimsizlik. uk. * Tuhaflı k. antikomünist * Komünizme karş ı . antikalı k * Antika olma durumu. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . haddede veya çekiç altı iş 51. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. 6300 C de eriyen.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. rak saltması Sb. soğ ran. zlı an. ı antisemit . antipropaganda * Karşpropaganda. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. soğ ukluk. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. kanı kaynamamak. antinomi antipati * Çatı . * Karş duygu.76 olan. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. lk . ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. ı ı rlı nda lenemeyen. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). sı ülkelerde yaş cak ayan.

da * Baş ç yemeğ langı i. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. pakt. egzersiz. duman çı an. seçki. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. an antrakt antrasit antre * Ara. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. muahede. idman. idmansı z. ı antitoksik * Antitoksin. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . ta belgede belirtilen durum. . çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. * Güçlükle tutuş koku. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse).* Yahudilik aleyhtarlı. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. * Bir yapı girip geçilen yer. alı rma yapmak. methal. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . güldeste. antlaş mak * Antlaş yapmak. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. nmıseçme parçalardan oluş kitap. ahitleş ma mek. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. karmadan. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. antitez * Karşsav. antlı antoloji *Ş airlerin.

ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . biyolojik özelliklerini. antropoloji * İ n kökenini. rası ken. insan nsanı bilimi. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. ardiye. reti. ş cı tı k. imli antropoit * Bkz. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. evrimini. antropozoik devir * Antropozoik.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. tiren ş tı i. insansı . antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. insansı lar. derisi dikenlilerden. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. nda iten. u antrepocu * Antrepo iş kimse. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. natçı . yanı u. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. leten * Antrepoya bakan kimse. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. nda. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . ayak direyici. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. antropoitler * Bkz. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. anut * İ . deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. insan bilimsel.

itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. çok anî olarak. eksin. ş rsak kıdeliğ erç. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. * Çok açı çok belirgin. k. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. kuya rakmaksın aydı k. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. apar topar * Telâş acele ile. rada. iri. gürbüz. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. açıbir biçimde görünmesi. cihaz. makat. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . . anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. acı lan * Rakı . anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. zı nlı k apak * Çok ak.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. yaka paça. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . zı * Abla. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i.

p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. alıgötürmek. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . apazlamak * Avuçlamak. * Avuç. * Doğ kemik dokusunda bulunan. * Külhan beyi. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). * Yelken rüzgârla dolup şmek. hayta. * Bacakları aça yürüme. çalmak. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. * Bir avuç dolusu. açar. güçsüz. * Apazlamak iş i. p * Gizlice almak. kabadayı . ada. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. bambaş ka. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. * Çok az. iki . nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. al apaz apazlama apık ş ı . alıkaçmak. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. ş kı aş n. aça * Yorgun.aparmak * Almak. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. ayrıbacaklı nı k . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer.

* Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. büyük gözlü ağ lma. * Derli toplu. * Apı ş iş mak i. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. bacakları rarak çömelmek. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apiko * Geminin. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. . * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. sonsal. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. aplik aplikasyon * Uygulama. omuzluk. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . telden yapı torbaya benzer. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. duvar lâmbası . nı rarak * Oturmak. karanlı(söz veya yazı k ). apokaliptik * Anlaş ı lmaz. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. ş ı k. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. apotr . * Duvar ş amdanı . * Hazı tetik. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). ş ı ı nı aş rmak. ayı * Ne yapacağ kestirememek. süslü. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. r. * Apı rmak iş ş tı i. kan apoş i * Çember biçiminde. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). kapalı .

* Apresi olan. azarlama. * Nisan ayı . lı kta. havari. k. perdahlamak. apseleş me * Apseleş durumu. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. koordinat. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. . abril. önsel. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . çı rin ban. iş yitimi. apse yapmak. langı na ğ n ı eri. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. yla apse * İ birikimi. aval aval. * Küçümseme belirten seslenme. koruyucu. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. * Aprelemek iş i. * Zekâsı geliş pek memiş . perdahlanması . * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki.* Yardı . ş ş . apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. apraksi apre * Bkz. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . aptalca. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. aptal aptal aptal * Aptal gibi. lı kta lan * Apre yapan kimse. zekâ yoksunu. alı ahmak.

* Bkz. apteshane * Bkz. aptesli * Bkz. abdest. ahmaklaş klaş mak. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. aptal gibi. Ar * Bkz. kivi. abdesthane. bilmez sanmak (sanı lmak). aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. * Et kesimi yortusu. abdestsiz. abdestbozan otu. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. abdestlik. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. abdestbozan. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. aptal gibi. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. ahmakça. * Bkz.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. anlamaz gibi görünmek. aptesbozan * Bkz. alı mak. ahmaklaşrmak. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. . aptesbozan otu * Bkz. aptal duruma getirmek. abdestli. apteriks aptes * Bkz. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. aptalca * Biraz aptal.

* Toplu jimnastik dizilmelerinde. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. çı "menfaat" vb. * İ olguyu. klı k. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. ki eyi ran k./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. Bu ekle k-ar. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. siz -ar. kı ar etmek * utanmak. utanç duyma. anlaş u mazlı yol açmak. antrakt. bat-ar. haftayı m. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. çı yat-ar. yüzsüzlük etmek.* Argon'un kı saltması . mola. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. luk. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. fası ran la. ölç-er vb. -ar. aralı boş mesafe. -ar. bir filmde dinlenme süresi. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. biç-er. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. utanmaz. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . ar namus tertemiz * utanması olmayan. ar * Utanma. açar "anahtar"./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. an ş ı ara bozucu . suv-ar-mak vb. kalk-ar. ar yıdeğ kâr yı lı il. na kları * Aralı k. gid-er-mek vb. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. geç-er. ara açmak * dostluğ bozmak. utanç duymamak. * Bir oyunda. r: kar -ar.

münafı k. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ı na. k. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. uzlaşrı. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. sözsüz çalı parça. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. fesatçı . fitçi. ara nağ me * Ş . klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. . k k lan ara nağ mesi * Bkz. yüzeylerin. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. ara kesit * Çizgilerin. türkü. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. lan . me rası ndı ı lardan her biri. fesat. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. n na deniz. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. münafı müfsit. ara nağ me. arada önlem niteliğ verilen karar. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ara bulucu * Uzlaşran kimse.* Ara bozan (kimse). arkı tası na. fitçilik.

aç araba kullanmak * araba sürmek. zaman zaman. * Araba dolduracak miktar. ara tümce * Bkz. araba araba * Arabalar dolusu. * Araba yapma veya satma iş i. vapur. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. ruya ulan lan söz. garaj. durmak. ara cümle. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. nda araba * Tekerlekli. * Araba vapuru.ara sı ra * Seyrek olarak. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. arabalı * Arabası olan. birçok arabalarla. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. arabacı lı k * Araba sürme iş i. nda. arabacı * Arabayı süren kimse. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. ara vermek * yeniden baş lamak için. . araba vapuru. * Araba yapan veya satan kimse. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. bir işbir süre bı i rakmak. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. * arası arada. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol.

tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). k. büyüklerin yaş ş uyarlar. i Arabî * Araplarla ilgili. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. fesatçı u . uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. Araplara özgü olan. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. * Arapça. aracı koymak * bir kimseyi. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). arabizasyon * Araplaşrma. i. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. müzevirlik. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. . ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. klı aracı * Uzlaşran. mutavassı t. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. * Giriş bezeme.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. münafı müzevir. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. anlaş sağ tı ma layan kimse.

unu ü. vası .aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. * Taş ı t. vası z. ta. doğ rudan doğ yapı veya olan. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. bilâvası ruya lan tası ta. gücünden yararlanı nesne. z arada bir * seyrek olarak. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. yoluyla. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. bilvası lan talı ta. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. ta. tavassut etmek. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. vası nı ü . ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. nda * Mekke'nin doğ usunda. hacı n. araçsı z * Araç kullanı lmadan. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. ları nı kları . k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. araçlı * Araçla yapı veya olan. araçlı jimnastik * Bkz. bağ kurarak. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. eyi lan ey. aletli jimnastik. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. vası yla.

ı rma. rsı * Hı zlı rsı k. uzaklaş yanı ayrı mak. tiftikten yapı ş külâh. aş ı rmak. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. * Seyrelmek. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. araklamak * Çalmak. * İ taneli bezelye. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. k * Gitmek. ndan lmak. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. benzer nitelikler çok az olmak. kiyi .Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. seyrekleş klı tirmek. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. ri * Araklayan. aş i. * Beyaz. n. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. çaresiz kalmak. araları iyi * dostlukları düzenli. u. aralama aralamak * Aralamak iş i. hı z. eyini rı plak aragonit arak * Ter. * Aralanmak iş i. * Aralı duruma getirmek. çalan. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. il. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. seyrekleş nı tirmek. aralıolmak. yarı açmak. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . araklama * Araklamak işçalma.

* Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. eyler . elverişdurum. i. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. tam kapanmamı açı ş . ra.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. ik nda klı * Dizgide kelimeler. araları açı k bulunmayan. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. ik nda klı * Sürekli. * Uygun. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. yarı açmak. mesafe. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. fı li rsat. bale. espas. espaslı rlar nda klı ı . harfler veya satı arası açı ğolan. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. * Bir sesi bir baş sesten. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. aralı z ksı . lı n . arama * Aramak iştaharri. barı rmak. geçenek. iş gibi yerlerde. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * Yarı k. m m i aralıetmek k * aralamak. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. klı * Sı vakit. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. araları açı k bulunan. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. * Kesik kesik. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. koridor. aralıvermeden. * Birbirine bitiş olan. biraz açtı k rmak. ilk * Ayakyolu.

mak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. * Ş koş art ulmak. hatısormaya gitmek. * Düzenleme. ine *İ steklisi bulunmak.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. * (küçük a ile) Zenci. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * Bkz. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. çok aramak. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. tı * Ziyarete. ine * Söz konusu olmak. * Araşrmak. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. eyin unu * Önem verip istemek. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * Aranı çözüm. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. fellâh. özlemek. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. arantı Arap . erli. Aramîce. yoklamak. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. * Koyu esmer veya kara. aranmak * Aramak iş konu olmak. kta eyler * Ş koş art ulmak. * Olumsuz. * Düzenleyici. * Eksikliğduyulmak. aranı lmak * Aramak iş konu olmak.

lan * Bu dile özgü olan. mak Araplaş mak * Arap olmak. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. kararmak. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Arap gibi olmak * simsiyah olmak. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. zamkı arabî. lan.arap * Negatif fotoğ raf. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. ş ı Arapsaçı * Küçük. ak. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Araplı benimsemek. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Araplı k * Arap olma durumu. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. arap saçı gibi * karmakarık. Araplaş ma * Araplaş durumu. k il olan kça ağdoğ . Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun.

birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. tı * Sürekli olarak. mütecessis. ara vermeden. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. geçirilmek. Arasat * Müslüman inanına göre. araşrman.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. arası geçmeden * vakit geçmeden. gözden. * Meraklı . tı i. ı araşrı tı * Araşrma. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. ararot kamı ş ı * Maranta. araları gerginlik. lması araşrma görevlisi tı . müstemirren. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. araşrmacı tı tı tı (kimse). arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. vira. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. arkası kesilmeden. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. geçimsizlik olmak. arkadaşk bağ kopmak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. nda arası olmamak * geçinememek. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. sı ı cağ cağsı ı na. inceleyen. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer.

istetmek. * Arzu ettirmek. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. aratmamak * yenisi. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. yokluğ duyurmamak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. eski yakı k. asistan. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. karıklı kurban olmak. araşrman tı * Araşrı. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. sormak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. * Aratmak iş i. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. araşrman. soruş turmak. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. eyi iş . * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. eskisinin yerini doldurabilmek. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. dostluk kalmamak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. kaybolmak. araya gitmek * harcanmak.

k *İ linek. * Belirtiler. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. arazi açma * fundalı koruluk. * Kundaklı . . sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. * Türk müziğ bir birleş makam. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. toprak. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . lan * Ardı l. k ma li araziye uymak * ortama. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. arbalet arbede * Gürültülü kavga. tahvil. k. görünmemeye çalı ş mak. rtı arbitraj * Hisse senedi. patı . nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. i. çevreye uymak. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. * Hastalıbelirtileri. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. tetikli yay. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. yer. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. semptom. yerey.

ardıardı n n * Geri geri. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. u türü (Turdus pilaris).ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. peş bı ndan ini rakmamak. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. * Servigillerden. ardı ra. * Sataş mak. i la . güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. arkası ra. halef. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. takı lmak. ardı kadar açı na k * (kapı . arkası ndan. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ardı nca * Hemen arkası ndan. ası lmak. ardıra sı ardı ç * Peş inden. çatmak. pencere için) sonuna kadar açı k. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. * Musallat olmak. aralı z. hemen ardı ndan. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. öncel karş . ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. tükenmek. sı kahverengi. ç acın ardırakı ç sı * Cin. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ardı ra. ara vermeden. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak.

* Bkz. önlemek. atkı nda lan . * Kayağ taşkayrak. argali * Boynuzlugillerden. argaçlama * Argaçlamak iş i. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. olan . vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). iki. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. arife. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. ş . lan ya * Ardiye iş leten kimse. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. n nda. ardı bı nı rakmamak * Bkz. a i. mütevali. * Ardiyeye bakan kimse. depo. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. an . tamamlamak. peş bı ini rakmamak. son vermek. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. arife günü. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. antrepo. arefe günü * Bkz. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. durdurmak.

bal ve bal mumu yapan. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. boğ dağ azı az. halis. * Argıolma durumu. Kı saltması Ar. * Söz argo durumuna gelmek. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. n * Geçit. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. iş * Temiz. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). söz arı kil . * Zar kanatlı lardan. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. saf. n na lanan ağ parça. boğ . zayıbitkin. münezzeh. ı * Serserilerin. * Yabancıeylerden arı ş ş z. kokusu ve tadı 18. havada %1 oranı bulunan. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. z. arı sokmak gibi * iğ nelemek. rengi. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca).argı n * Yorgun. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. arı gibi * çok çalı ş kan. arı biti * Kör. ı ı rlı nda olmayan bir element. ş nmı katıksı . zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. derbent. acı söylemek.9 olan. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . * Beceriksiz. ı * Günahsı z. f. argonot * Kafadan bacaklı lardan.

arı mak klaş * Arı(II) olmak. * Fide veya fidan dikilen yer. . k arı klatma * Arı klatmak durumu. arı k * Eti. karşğödenmeyen emek. sı sarı kuş rtı . ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. kaolin. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. Orta Asya'da az ağ klı il. ska. yağerimiş f. açlı . karnı mavimsi yeş Güney Avrupa.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. arıemek k * İçinin. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. bozulan arkları temizleyip açmak. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. sı ı zayı lı z. Kuzey Afrika. cı kuru. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). arıçekmek k * tı kanan. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. lar nına arı sili * Tertemiz.

özleş mek. özleş tirmek. * Katıksı k. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. i * Temizlenme. ı * Arı lanmak durumu. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. özleş me. arı ma. ş zlı ı * Günahsı k. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . tirme. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. saflaş mak. kovanlı n u k.* Arı(II) duruma getirmek. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı ma laş * Arı mak durumu. arı lı k * Temizlik. vücutları . flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. zlı * Kovanları konulduğ yer. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. sı k. tenzih etmek. arı mak laş * Arı duruma gelmek. arı lı k arı nmak . * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. k arı k klı * Zayık. arı dokunmak na * utanç duymak. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. i. arı laş duruma gelme. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . laş arı lanmak * Arı mak.

arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. arı ş arı ş arı ş * Araba oku.* Temizlenmek. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. . karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. tasfiyehane. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. iş lemez duruma gelmek. * Çözgü. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. rafineri. * Arı iş tma i. * Bulaş ş mı musallat olmuş . arı zalanma * Arı zalanmak iş i. * Aksama. za. tma i. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. * Katıksı arı ş z. * (petrol. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. arı yapmak za * Bozulmak. ı * Rahatlamak. vb. tasfiye etmek. mak. yağ için) Arı iş rafinaj. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. duruma gelmek. arı za * Engebe. tma i * Deterjan. arı tı cı * Arı özelliğolan. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . k . * sonradan ortaya çı kmak. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. aksaklı k. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. petrol gibi maddelerin arı ğyer. * Katıksıduruma getirmek. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim.

n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. ön gün. aristokrat . * Yarı yamalak. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). varı . dı gelen. * Huzurlu. Aristoculuk * Aristotelesçilik. aristokrasi * Ekonomik. bozulmuş . m * Engebesiz. düz. nını u * Soylular sıfı nı.arı zalı * Engebeli. arife * Belirli bir günün. mutlu. iş lemeyen. en * Bu halkla ilgili. arı z zası arı zî * Sonradan olan. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. * Aksamayan. arifane * Arif olana yakı yolda. * Özgür. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . eğ reti. * (Araç vb. ş tan * Geçici. hür. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. * Çı plak. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). bozulmadan iş leyen. biçimde. m ı lı r * Aristotelesçi. için) Aksayan. rahat. arifane ile * ortaklaş a. bu halka özgü. idare edecek biçimde. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. arya.

ndan ark . aristokratik * Aristokratlı ilgili.. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. ağalma.3. gezimcilik. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . n lemler olan kolu. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.5. lar. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. * Bu bilimle ilgili. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. her yönü ile. düzensiz.. * Ritimli olmayan. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. reti. * Büyük bira bardağ ı . ariyeten * Eğ olarak. sı * Soylu. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna.* Aristokrasi yanlı. ödünç olarak.9. Arjantinli * Arjantin halkı olan. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.7. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı .

n arka vermek * desteklemek. art arda. sı nda n rı ğ ı . * Geçmişgeride kalmızaman. sı rmak nan arka olmak * maddî. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. piston. arka bulmak * bir koruyucu. tmak ı lan k k. kayıcı rı. dayanı mek. * Önemsiz. peş . . dayamak. beden. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. cetvel. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. gibi arka arka * Geriye doğ ru. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. ş mak. iltimasçı . arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. manevî yönden destek olmak. arı hark. arka plânda * Geride. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . kanal. kayı bulmak. kayı na ı rmak. * Otururken sı n dayandı yer. arkada bulunan. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. * Koruyucu. * Arkada olan. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. eyin * Ağ ı l.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. rüzgâr almayan kuytu yer. * Art. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. yabancı davranmak. eyin rt * Geri kalan bölüm.

el altı ndan. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. arkadaş na çok düş olan kimse. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. içten olmak. * bir süre beraber bulunmak. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. refakat etmek. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. içtenlikle. i. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. gizlice. ünsiyet. belli etmeden. müzaheret etmek. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. arkadaş ça * Arkadaş olarak. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. m. yüklenmek. lı a er ları kün arkadaş il. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. hempa. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. * Konuş ve yazı dilde. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. refik. ileri gidememek. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . lik arkaik * Arkaizmle ilgili. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. a ş ı ş . korumak. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. eş etmek. dostça. geride kalmak. dedikodusunu yapmak. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. geride kalmak. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. eskimiş veya eser). * Arkalamak işyardı müzaheret. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. m . destek olmak. birlikte gitmek. yâren. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak.

sı dayayacak yeri olmayan. taş rtı ı mak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. arkası ra sı * Ardı ndan. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. sürekli olmak. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. ı arkalı klı * Arkalı. güçlü olmak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. kalı bir tür kı hı nca sa rka. dayanağolan. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak.arkalanma * Arkalanmak iş i. yerinden düş ürülememek. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. bitirilmek. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. arkası kesilmek * tükenmek. destek olunmak. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. arkalı rken kları ğ ı k. peş inden. sı dayayacak yeri olan. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. arkası nmak alı * sona erdirilmek. ndan . ı kullandı arka yastı. * Koruyanı . arkası almak na * sı na yüklemek. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. * desteğ sağ ini lamak. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. bir yerde durdurulmak. son bulmak. koruyucusu. arkası gelmek * devamlı olmak. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. semer. * Sı dayamaya yarar yer.

arkası almak nı * bir iştamamlamak.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. arkası z * Arkalı olmayan. lk . görüş fı aramak. övmek. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. iltifat etmek. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. dayanağolmayan. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arke arkebüz * XV. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. * İ ana madde. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası sı nı vamak * okş amak. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. geriden gelmek. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. ğ ı * Koruyanı olmayan. ertelemek. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. taş ı nabilir ateş silâh. koruyucusu. arkaya kalmak * geride kalmak. sonraya kalmak.

ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. arkeoloji uzmanı bilgini. ip. halat ve yelken takı . kuzey kutup yakında olan. kazı mı bilimi. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. limanda kı ş lamak. utangaç. nda açı ilik * Kazı bilimci. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. seren. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. sılmaz. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. ş ta arma * Bir devletin. * Geminin direk. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. kı arlı * Namuslu. nda armağ an . arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. kı * Kuzey kutupla ilgili. harf veya ş ongun. kum taştüründen bir tortul kayaç. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.organı . sılgan. seren. ekil. nı * Arlanmak iş i. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. su nda. armada armador * Donanma. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. arlı ndan.

hediye etmek. armatörlük * Armatör olma durumu. n da) lar armut * Gülgillerden. * Armut biçiminde olan. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. letmeciliğ i. sulu. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. * Gemi iş letme işgemi iş i. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. * Bağ. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. * Ödül. ı z sı zı * Akordeon. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. ihsan. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . ak. en. mıka. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). ey.* Birini sevindirmek. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. an armonik * Armoni ile ilgili olan. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. mutlu etmek için verilen ş hediye. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. * Armonika. * Fazla bön. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. armut gibi . . armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. * Ticaret gemisi sahibi. çiçekleri beyaz.

n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . Arnavut biberi * Acı rmı biber. aromatik * Öküz gözü. . mastı ğ ı çiçeğ i. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. bön. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. sır gözü. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavut bacası * Çatı penceresi. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu.* çok anlayı z. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. Arnavutlarıkullandı dil. armut biçiminde top. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. * Arnavut halkın bütünü. n) * her ş kusur bulmak. nda ğ ı . kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er .

yiyecek gibi ş veya para. i. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. * Tüfek. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. . yurdumuzda mı lan. sulamaya yarar araç. * Yabanî arpa. arpa * Buğ daygillerden. arpa ektim. aromalı . ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. k eyler * Baş k. altma düzeni olan. arpa tarlası . arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. arozöz * Kamyon.* Hoş kokulu. llara arpa suyu * Bira. * Arpa konulan yer. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. arp * Bkz. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Bu bitkinin taneleri. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. harp (II).

arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arsı ulusal * Uluslar arası . z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. sı ı k.arpalıetmek k * arpalıyapmak. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. ş * Aç gözlü davranan (kimse).7 olan. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde.91. yıarak. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. sılmadan. yıı yüzsüz (kimse). . * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . metal görünümünde basit element. kı arslan * Aslan. ş klı * Arp çalan kimse. aç gözlü davranmak. sı otu. yoğ 33. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. mak. arsı z * Utanması kı olmayan. ı ı rlı unluğ 5. arsı yakı biçimde. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . arpası gelmek çok * coş azmak. Kı en. acak ş lıklı rnaş . yüzsüzce davranmak. kudurmak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. arslanlı . sı arak. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. sılması lık. arsı zlanmak * Arsı k etmek. n çan rnı saltması As. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. * Kolayca üreyebilen (bitki). zı k. arsı k etmek zlı * utanmadan. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer.

arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . * Keman yayı . ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. * Tren. troleybüs. ivde art * Arka. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. arş kadar. * Bir ş öbür yüzü. lk * Dokuzuncu kat gök. art avurt .* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. geri. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. nda * Belgelik. arş ı nlamak * Arş ölçmek. * Arş idükün karıveya kı. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. arş saklamak. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. adı mak. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay.

artçı lı k * Artçın görevi. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. p. geriye kalmak. bereket. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. hareket). a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. bereketli. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. . yında art damak * Damağ arka bölümü. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. g. alan. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. diyakronik. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı .* Avurdun arka bölümü. artakalmak * Artmak. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. fazla bulunmak. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. iş sı nı i. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. ğ u . artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. ta. hinterland. an. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. nı * Art düş ünce.

karşğödenmeyen emek. daha. i un * Atardamar bozukluğ u. * Artılmak iş rı i. artı çoğ ş alma. *İ çildikten. * Katyon. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. iş ş gücünün karşğolarak. fı iş ). * Trafiğyoğ olan ana yol. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. . * Bundan böyle. pozitif. lda l. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. gün. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. artağ ş an. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. * Sırdan büyük. metal uçlardan artı yüklü olanı . ey ktan * Daha çok.arter * Atardamar. artıdeğ k er * İçinin. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. yeter. pozitif sayı . zait. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. artı m * Artma. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . * Artı klamak iş i. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. artıemek k * İçinin. anot. daha fazla. ldı * Kalan veya artan bölüm. sırdan büyük sayı areti fı . sonra. dört yı bir gelen 29. .

* Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. * Artı rmak işyapı i lmak. artı çoğ ş m. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Yükseltmek. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. sanatkâr. alı . * Eskisinden daha çok çoğ almak. ince ktan * Değ yükselmek. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. güzel ve alı (kimse). * Eklem romatizması . artma * Artmak iş i. sanatlı n i e . * Genellikle ş bozucu. artmak artmak * Büyük heybe. artı rmak * Artması sağ nı lamak. sanatçı . ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Müzayedede artı rma. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. artı rma * Artı rmak iş i. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. artist gibi. * Artistin görevi. mlı * Artiste benzer biçimde. tezyit edilmek. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. fazlalaş eri mak. n müzayede. çoğ lmak.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. * boylu poslu. * Artist olma durumu. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. tasarruf etmek. artma. iltihapsı süreğ eklem hastalı. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . en ğ ı * Arttı rmak iş i. çoğ altmak. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. eyi rma i. ekil z.

eye ı arzu etmek * yürekten istemek. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . arz dairesi * Bkz. arzuhâl * Dilekçe. * Yer. sunu ve istem. arzanî arziyat arzu * İ dilek. geniş lik. liğ i. arz etmek * sunmak. ü Aryanizm * IV. * Heves. unu . tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. * Yer bilimi. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. bildirme. * saygı bildirmek. arz * Sunma. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. * En. yeryüzü. stek. * Enine olan. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. istida. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. arz derecesi * Bkz. n. * (büyük bir makama) Anlatma. enlem dairesi. enlem. jeoloji.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir.

asa * Bazı ülkelerde. * Ast sı nıkı lmı. hevesini alamamak. sinirlilik belirtileri göstermek. özlemek. arzulama * Arzulamak iş i. asas kat as yön asabiyeci . sinirlenmek. as as * Kakı m. ü it * Ara yön. öfkelenmek. sinirsel. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. * Sinirle ilgili. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. stek arzulu *İ stekli. hevesli. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. yazan kimse. n kları asabî * Sinirli. i As * Arsenik'in kı saltması . hükümdarları mareş n. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar.arzuhâlci * Para ile dilekçe. din adamların güç sembolü olarak. asabîleş mek * Kı zmak. arzulamak * İ duymak. allerin. mektup vb. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. *İ skambil kâğ nda birli. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. istemek.

. o görevin sahibi olan kimse. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. ksenon). asabî yapıolma. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). kripton. ş ması sağ asap asar * Sinirler. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). * Bir görevi yüklenmiş olan. soy gazlar. esasî. asamble asansör araç. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. parazitoloji. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . * Bir görevde temelli olarak. asillik. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. lar. vekillik karş . yaş ş . asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. temel niteliğ olan. ası l olarak. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . asalak parazit.asabiyet asal * Sinirlilik. n * Soyluluk. ekti. neon. lı * Başca. vekâleten karş . argon. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. ı tı * Kendi adı hareket ederek. tufeyli. * Yapı eserler. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse.

kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. yadıkurun. * Sirkeyle ilgili. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . i aç * Eş zamanlı olmayan. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. lan r. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. eş lama baş zaman karş . ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). sarı kokulu. ases * Gece bekçisi.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. lar. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. ortanı n çorbacı ına verilen ad. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. ı tı n * İ kullanmadan. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. saydam. düzenlilik. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. n nda lan ş ı . u. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. acın çizilerek elde edilen bir reçine. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. güvenlik. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. senkron. asbaş kan *İ kinci baş kan.

l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. * Gerçek. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. örnek. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. eyin ı tı * Kök. * Bir ş temelini oluş eyin turan. ashap * Sahipler.* Asfaltlanmı ş . nda * Asmak iş i. * Gerçeklik. sağk. ulaş ve kültür gibi da. * Hz. * Minimum. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. * Ası lı . üzerinde anlaş ndan maya varı husus. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. ana. lan ş * (a'sıBaşca. ortak payda. kopya karş . asfaltla kaplanmak. uyuş konu. baş gelen. e rakı ş ası k * Somurtkan. lan ulan asgarî * En az. en düş . en aş ı azı ağ en ndan. hakikat. köken. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. gerçek olarak. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. sahabeler. kaynak. * Soy. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. ük. nı ğ ı ası lar l sayı . asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. esas. ı lü ası l * Bir ş kendisi. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. nesep. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak.

çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. tebelleş rnaş olan kimse. sı mak. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. süspansiyon. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. * Tutup çekmek. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. * Sı an. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. ası ş lmı adam * Salepgillerden. ru z. temelsiz. tehir. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. dayanaksı köksüz (haber). * Ası ş lmıolan. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. intifa etmek. ı * Asma iş i. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. sonuna kadar mücadele etmek. * Ası iş lmak i. tavik. ı etmek. * Israrla üzerine gitmek.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. ası lanma * Ası lanmak işintifa. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. ey ı sı srar * Hı eline almak. . ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. i. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. idam edilmek. ası olmak ntı * tebelleş olmak. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. süspansiyon. kökenli.

isyan eden. asil * Soylu. lsa tı ı riyi ru. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. asilik etmek * karşgelmek. özümleme. aside asidimetre * Asitölçer. * Soylu. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. asillik * Asil olma durumu. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. kendine uydurma. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. * Bu söz "benzeş mek". * Benzeş me. kaldı * Hayı z. * Soylu olma durumu. llı * Baş ran. dik baş. * Yüksek duygu ile yapı lan. vekil karş . ası rlarca * Yüzlerce yı l. baş ı kaldı rmak. ş zlı ı * Simetrik olmayan. rsı lı * Un. . isyan etme. asalet. isyankârlı k. asilzade asilzadelik * Soyluluk. asık rlı asi * Yüzyık. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. bakımsı ş z. bakımsı k. asileş mek * Karşgelmek. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan.* Çağ . baş rmak. soyluluk. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. * Bir görevde temelli olan. isyan etmek. kendine benzetme. sonuş maz.

z. tı asistanlı k * Asistan. ini. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. asit alkol asit borik * Bkz.asistan * Yardı . * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. * Bkz. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. yı man yı na asker gibi * disiplinli. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . düzgün. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. z * Topluluk düzenine saygı olan. ş ı . ale * Askerlik görevi veya ödevi. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. asidimetre. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. * Bkz. ldı ş ı la. sı askercilik * Askere yakır biçimde. disiplinli. mcı * Araşrma görevlisi. gemi. fenol. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. asklı . lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. borik asit. askerce askerci * Asker yanlı. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. tahkimli bölge.

askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerlik ödevi ordu hizmeti. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. . askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. * Bir tür çocuk oyunu. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi.* Askerci olma durumu. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerî * Askerlikle ilgili. askere özgü. askerlik niteliğkazanmak. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerlik * Asker olma durumu. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askeriye * Askerlik. disiplini. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni.

boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . rı n larak u * Çay. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . . askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. tabanca gibi ödül. Zodyak. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. savsaklamak. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . fener. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. erkekleri yeleli. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . n * Hiçbir zaman. * Ası saklanacak sebze. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. * Gürbüz ve yiğ adam.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. ı z * Askı olan. uzunluğ 160 cm. arslan. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. yı cı rtı. Afrika'da yaş ayan. hiçbir biçimde. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . lı p * Vestiyer. meyve. * Zodyak üzerinde. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar).

ı * sağğyerinde. i. aslan gibi * boylu boslu. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. güzel. aslanpençesi * Gülgillerden. ası z olmak. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. nan aslan sütü * Rakı . aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. raca aslanca * Aslana yakır yolda. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . sarı . itlik. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslanağ zı * Sı otugillerden. yer pı lan rasası (Leonurus). aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . doğ u. aslanı m! * gençler. türlü renkte. yiğ ş ı itçe. güçlü ve yakıklı ş . aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. *Ş irpençe. aslan gibi. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. gerçek ş ekli. eyden korkmayan. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. mı aslı astarı * iç yüzü. onun kiş ini belli eder. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). lsı . aslen * Kök veya soy bakı ndan.

. aslî düş ünce * Ana fikir. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. asmalara zarar veren. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. * Bu türün ince uzun. larak lan asma yaprağ ı . asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. asma biti * Eş kanatlı lardan. aslî * Temel olarak alı esas olan. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. nı na il lar. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). uydurma. sarı renkte bir böcek. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). nan. * Soyu sopu. sebze olarak kullanı ürünü. * Ası şası lmı lı . asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. aslı yok faslı * yalan. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. altı kat. * Asmagillerden. esas. nı altı na asliye asma * Temel. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. * Asmak iş i. filoksera (Phylloxera vestatrix). k . lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). lgan. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü.

rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. gerçekmiş gösteren haber. birbirini tutar renk ve yapı olan. çağ laş daş mak. asrîlik * Çağ llı cık. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. gerçek olmayan. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . birbirini tutar renk ve yapı olan. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. asparagas * Uydurma. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. da asrı saadet * Hz.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . kuş anmak. daş ma. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. * Modern. * Asması olan. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. genellikle saksı yetiş da tirilen. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. Muhammed'in yaş ğzaman. çağ l. gibi aspidistra * Zambakgillerden. * Havadaki duman. emmeç. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . * Asma için ayrı ş veya toprak. * Üzerine takı nmak. idam etmek. her dizenin sonunda gelen. toz vb. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. asmagiller * İ çeneklilerden. cı . ekş rak ilâç. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek.

astar sürmek. ayakkabı ş gibi eylerde. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. lı kta.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. * Alt. * Boyacı astar vurmak. madun. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. resim yapı lmadan önce sürülen boya. olmak. astarlatma * Astarlatmak iş i. nan . astarlama * Astarlamak iş i. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. çekmek) * astar boyası boyamak. * Giyecek. * Birinin buyruğ altı olan görevli. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. perde. astarlanma * Astarlanmak iş i. çanta. halat.). astarlanmak * Astar geçirilmek. astarlamak * Astar geçirmek. astar sürmek (veya vurmak. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. ağ vb. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. ı r. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. astarlanmı ş . nda nmıve . astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı .

müneccimlik. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. * Atom numarası olan. felekiyat. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. . ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. müneccim. * Net görmeyen. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. * Asmak iş yaptı ini rmak.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. * Aş çok yüksek. * Gök fiziğ i. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. gök bilimci. astı m astı mlı * Astı olan. astigmatizme tutulmuş (göz). astatin * Astat. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. astı astı kestiğkestik ğ k. ı i * acı z. * Yı z falı uğ an kimse. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astronomi * Gök bilimi. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu.

a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . Asya ile ilgili (olan). * Gök. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. . aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . gökyüzü. mutfak. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . aş nlı astronot * Uzay adamı . astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. sakin.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. n asude * Sessiz. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. mutluluk. * Huzur içinde olma. ayan * Asya'ya özgü olan. rahat. n.

yı kmak. denk olan. aş. im im * Genel ev. * Daha küçük. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. aş ı ağalmak * devirmek. unu r. değ yönünden daha az. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. miktarı . tiksinmek. niteliğalçalmak. * Bayağ adî. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. imli * Niteliğdüş kötü. aş ermek. rı * Para ile yemek yenilen yer. i ük. adî. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. nma lı r. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. lokanta. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. çok arzulamak veya nefret etmek. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. aş z ı tı hane. ı . eri aş yermek * Bkz. . verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. daha az. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. yerleş bölgesi. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. yer. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. beğ enmemek. ru. er * Aş ı yere doğ ağ ya. hor görmek.

aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. hor görmek. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. i ük. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. mertebe. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. lması ru . aş ı yukarı birlikte. paye. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. evre. tenzil etmek. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. tezyif etmek. me. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. adilik. * Niteliğdüş adî. merhale. hafife almak. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. basamak. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. rütbe. n. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. hafifsemek. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. alttan almak. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek).

* Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. aş amalı * Aş aması olan. hiyerarş er mı i. irip * Yemek yenilen dükkân. * Aş evi. aşbaş n görevi. aş ar * Ondalı k. * Mutfak. göz. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. irme veya * Onluklar. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. m nan * Ondalı k. aş lokanta. evi. kademeli. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. ahçı iren . ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. kiremit rengi. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. * Yemek piş kimse. * Aş (kimse veya bitki). * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. hiyerarş ş i. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . * Yemek piş satan kimse. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. aş erat aş hane . aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı .

ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. yarı ş ş mak. lerini sazla söyleyen. tutulmak.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . en na e * Dalgı kalender (kimse). * Yapı ları uzun mertek. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. ı rma. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. gibi * Aşyapan kimse. aşyapmak. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. tutkun (kimse). âş olmak ı k * sevmek. en ndan . aş çatı nda. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. ı k n * çok seveni. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. vurgun. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. * Ahbap. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. n. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. ı aş atmak ı k * yarıetmek. arkadaş bir seslenme. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. düş künü.

etkilemek. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. aş ı nma .âş lı ı k ktaş * Karş klı me. muaş ı seviş lı aka. uğ cak. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . uğ cak. aşyapmak. aş ı lma * Aş ı durumu. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. ı * Aş ı ş aç). cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). telkin etmek. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. * Aş ı latmak iş i. * Erozyon. ilkah. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. * Aş ı nmak iş i. * Yeni aş ı ş aç. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak.

taş n. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. koparı lmaları eritilmeleri. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. ötesinde. önem veren. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. ı rı . * Eskimek. itikal. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Aş ş ı yer. ta ş pratı p. nmı * On sayı. * Aş olma durumu. * Gereğ inden fazla. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. yı pranmak. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. * Çıntı silinmek. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. erozyon. * Ötede. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. düzleş kı ları mek. müfrit. çok. fazla miktarda. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. aş ı rma. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı .* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. usandı rmak. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla.

kça. saklamadan. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. * Yapı ları uzun mertek. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. k. bakraç. meydanda olan. * Aş ı rtmak iş i. dı . ortaya çı kmak. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. belirginleş mek.* Aş ı iş konu olmak. na * Çalıgötürmek. . aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. * Aş ı rmak. lacak * Dağ geçidi. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. * Bildik. aş olmak ikâr * belli olmak. * Küçük kazan. * Aş ı yer. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. aş çatı nda ı k. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). kova. * Açı apaçı belli. aş ı rma. iş * Aş lmı ı ş rı . p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. belli etmek. dost. kuytu yer. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. ş * Siper. intihal. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). * Baş nıyazı ndan bölümler. arkadaştanık. k. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak.

* Bilinen. aş mak * Bkz. Aş ı lamak. * Ev. fazla. ş an aş lama aş lamak * Bkz. dı aş k inalı * Birbirini bilme. tanı tanıklı ma. coş eyi mak. aş düş ka mek * âş olmak. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. * Çok. ı sı nama. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. seviş kide mek. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . * Aş sevgi ve bağlıduygusu. aş ma . * Aş iş mak i. tanık olan. sitem bildirir. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. tanığ belli etmek. sevi. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. * Kuş yuvası . * Benzerlerinden üstün. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . aş k göstermek inalı * ilgilenmek. Aş ı lama. coş kunluk göstermek. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. mesken. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. zahire. oturulan yer. ş k. .

na * (süre) Geçmek. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. it at binenin (veya iş bilenin). * Aş iş yaptı mak ini rmak. -at. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . * Aşrmak iş tı i. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. aş na * Aş ina. ları inin nda kları anlatı r. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. sivri köş yuva. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. ı ma lan * Satrançta. binme. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. onun tutumuna göre davrandı nı n. * Aş olma durumu. * Atgillerden. sona ermek. * Görünmeden kaçmak. kuru yemiş ş day. ey. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. k k n. aş ayı ure * Muharrem ayı . bitmek. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . . aş fiş na ne * Gizli dost. * Gizli dostluk. atlar anası .* Yüksek. * Oynak. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. açısaçıkadı kokot. üfte At at * Astatin'in kı saltması . * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek.

veya bulmak. değ erlendirememe. 15 ile 30 m yükseklikte. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. n . at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . at üstünde hünerlerini gösteren kimse. meydan olmaz (bulunmaz). at çevirmek * geri döndürmek. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. * yarı ş mak. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. . plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at kestanesi * At kestanesigillerden. elmas. geniş yapraklı . at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). at oynatmak * atla hüner göstermek. meydan olur (bulunur). an.at cambazı * At alısatan kimse. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). at koş turacak kadar * pek geniş . at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. sabit fikirlilik. * bildiğve istediğgibi davranmak. se lan eyler at olur.

atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . uzunluğ 8 mm kadar olan. tayin etmek. hamle. ahî. rı rı . pederş patriarkal. ş . ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. * Atı akı lı m. saldışhücum. e lan. ama kullanma imkânı yok. * Geveze. at. yapmak. atak atak yapmak * akıyapmak. yalancı . * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. ata et. davranı cür'et. atı yapmak. ata * Baba. ite ot vermek * bir işters yapmak. k. pederş ahîlik. * İsizlik. atavizm. iş ş siz lemezlik. * Saldı. kanatları u büyük ve küt. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. i. * Tembellik. i atabek atabey * Bkz. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. uygulamak. bir at var. iş kalma. n. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . * Atamak iş tayin. ataya çekme. meydan yok * yapacak güç var. n buğ atalı k atama . * Eski Türk devletlerinde. atabey.* Çift kanatlı lardan. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n .

atanma * Bir göreve getirilme. uygulamalar ve ilkeler bütünü. satsan satı vb. tayin edilme. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. enin ğ ı * Tutacak. tayin edilmek. birbiri ile uyumlu amaçlar. ı er ı yan ş iryan. bilime ve gerçeğ dayanan. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. ate * Atacı lı k. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. geleceğ rlı e yönelik. atavik * Atacı ilgili. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . rı * Soy at yetiş tiricisi. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. Kemalist. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. atanma yapmak * tayin etmek. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. Atsan atı lmaz. * Su aygı. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. elçilik uzmanı e lı . atanmak * Bir göreve getirilmek. daş amaçlayan. * Ataş görev yaptı yer. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . i ünü. evrensel ağ klı e ı . sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). . ya u vanca karşda ilgisizlik. akla. * Bu ilkeye bağlı lı k.

tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . önüne geçilemez. * Kı zı renginde olan. acı . i mı ateş kmak çı . bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. od. atölye. öfkelenmek. heyecanlanmak. rmı. k k ateh getirmek * bunamak. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. coş acele davranmak. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. alev * Öfke. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. ateş ğ balı ı * Sardalye. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. * Gümüş ğ balı. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. ateş basmak * kı zarmak. felâket. * Tanrı maz. li * telâş lanmak. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. atelye aterina ateş * Bkz. tehlikeli bir durum almak. nç.* Ateist. ateh * Bunama. örneğateş i böceğolan böcekler takı . ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. * Büyük üzüntü. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . cı n lması * Vücut ısı sı. tutuş mak. * Tehlike. k. * Coş kunluk. sılı baş kan yürümek. mak. * (ateş silâh) patlamak. hı hı rs. acele etmek. ateş almak * yanmak. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık.

öfkeli konuş mak. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. man lmı içi . hareketli. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. meydanlarda ateş yakmak. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. cı ateş gibi * çok sı cak. * Çok yaramaz (çocuk). ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. in * Çok canlı . in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. ateş püskürmek *ş iddetli. ateş saçmak . ateş parçası * Ateş bir bölümü. becerikli. ateş püskürmek. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek.* Bkz. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. çalı ve becerikli. çalı ş kan. yangıçı n kmak. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ş kan. * zeki. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş pahası * Çok pahalı . ş kan * kı rmı. * çok öfkeli olmak.

* çok kı zmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. çok öfkelenmek. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. le * Fabrika. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. coş mak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. sinirlenmek. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. e klı la. ateş in * Ateş coş li. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. . * bir yeri kasten yakmak. ateş lası tuğ * Ocak. vapur. kun. ateş vermek * tutuş turmak. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. ateş çilik * Ateş çinin iş i. kundak sokmak.

bı ş ma. li ateş letme * Ateş letmek iş i. yanmayı yı azaltmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş lendirmek * Coş turmak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. hararetli hararetli. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. i * Coş coş kun. ş ş kı iddetlendirmek. lan ateş li * Ateşolan. kış zı mak. heveslendirmek. turucu. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. lı ı . * derece ile ateşölçmek.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. kı rtmak. i * acı. coş kulu. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. ş iddetlenmek. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. yakmak. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. * Top. * Coş mak. * Cinsel istekleri güçlü olan. un bir . ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. cı * Kı rtmak.

lmı atı . kayra. lı k. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. ası z eyler * Atı olma durumu. ş ı atı l . üzüntü veren. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. * Atı ş lan. sıntıdurum. inayet. tüfek gibi silâh. eş içine alan. e ateş gömlek ten * acı . ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. . yilik. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. isnat etmek. i * Yöneltmek. attını yi an ğ vuran kimse. * Ateş lan veya konulan yer. li ateş perest * Ateş tapan. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. yükleyerek. çevirmek. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. liş * İ bağ. * Atları ekleri ve zebraları . i. dayanı lmaz. lütuf. atısu k * Evlerde. yüklemek. * İ kili bulma. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. tek parmaklı memeliler familyası . iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. atı cı * İ niş alan. * Mal ederek. ihsan. çevirme. * Yöneltme.

* Tembel. lamak. * Giriş ken. e * Bkz. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. atı k lganlı * Atı olma durumu. çarpı ş . * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. hücum etmek. * Patlamak. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . * Atı iş lmak i. ş * Etkisiz. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. hallaç. atı lmak i lma. u. . süreduran. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. savlet. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. hamleci. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. * Atmak iş konu olmak. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . * İsiz. hücum. atı yapan. nabıiçin) Vuruş z . birden bir davranı bulunmak. * Hı ilerleme. * Konuş yazacak söz veya bilgi. k. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. hamle. ine * Saldı rmak. atı ş * Atmak işveya biçimi. acak. lma i. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. n tı ve * (kalp. * Atmak iş i. * abartmalı konuş mak. aylak. iş yaramaz. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. * Bir ş doğ birden gitmek. ditme iş yapan kimse. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. hamle.

rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Çabuk hareket edebilen. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. kadı ları ı n * Büyük yaba. * Ağ kavgası ı z etmek. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. çeviklik. atkı lı * Atkı olan. ş tı ati * Gelecek. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Atkı lamak iş i. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. yandan iliklenen ince uzun parça. çevik. * Çabuk davranan. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. uğ ı a. * Atı rmak iş ş tı i. sı atkuyruğ u . üst eş ik.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. argaç. n ş ş ı * Saz ş airleri. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. baş sı veya boyna alı örtü. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. argaçlamak. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . atkı * Soğ a karşomuzlara. * Eski. poligon. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. çevik. veya beton destek. eski zamanla ilgili.

örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u .* Atkuyruğ ugillerden. inmek. ara bozanlıetmek. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . atlanı lma * Atlanı iş lmak i. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. * Çocukları atlama oyunu. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. yazı yazma. atlanma * Atlanmak iş i. * Binmek. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . atlama * Atlamak iş i. * Yanı lmak. aldanmak. * Çı kmak. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. . lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. atlanı lmak * Atlanmak. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. ı . ç. kök sapı ömürlü olan. atlama beygiri * Yüksekliğ1. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. * Okuma. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p .

* Savsaklamak. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. * Savmak. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. isteyerek. erkeksi kadı n. miş . atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. * Aldatmak. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. rafyası ekonomi. i yapı atlar anası * İ yarı ri . atlet gibi. atletik * Atletleri ilgilendiren. * Vücudu geliş .atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. * Atlamak iş lmak. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. * istekle. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. nda atlar tepiş arada eş ir. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Yüzü parlak. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. biçimli. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. atlaya zı playa * atlayarak.

göndermek. eyleri) Hedefe iletmek. atma Recep. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. dı ya vermek. * Uzatmak. atlı * Atı olan. i * Sözle sataş mak. kabartmak. ok gibi ş un. tı * Koymak. ilgisini kesmek. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . süvari. dı ya çı ş arı karmak. * İ içmek. kestirerek söylemek. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. erini atmak . * (sille. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * Kovmak. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). çevikliğ yetenekleri geliş i. * Örtmek.atletizm * Beden gücünü. * Yerleş tirmek. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. tek u. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. söz * Çatlamak. farkı z. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. * (kalp. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. bir eyi * Çı karmak. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). çki * Bilmeden. ilgisini kesip uzaklaşrmak. * Yay ve tokmakla ditmek. * Değ eksiltmek. * Yalan veya abartmalı söylemek. çarpmak. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. uçaklar vb. kı Vurmak. bir kenara koymak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. ndayı atmaca * Kartalgillerden. tokat. tı rtı kuş * Sapan. * (kurş gülle. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. ağ k kaldı ve atma gibi. * Ata binmiş kimse.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. lı ç) * (top. atma * Atmak iş i. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). tirmeye yarayan koş atlama.

bağ ı rmak. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. * Söylemek.* (renk için) Solmak. bı rakmak. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. gaz . cevvî. an elektron yüklü merkez bölümü. * Göndermek. hava. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. * Haykı rmak. atmasyoncu * Uydurmacı . 76 cm uzunluğ nç lan. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). halka biçiminde adacı mercan ada. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. meni. bel. alı ş mak. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. atmasyon * Uydurma. artıbölünemez. * Etkisi kaybolmak. palavra. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. sahiplenmek. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. palavracı (kimse). er suyu. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. * Götürmek. yollamak. * Mercanları bir araya toplanması oluş . atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. n ile muş k. sperma. an lan . * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . * Hava yuvarı . atol atom parçacı k.

iş ları yla raş n şı tı lik. attı rma * Attı iş rmak i. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. atsan atı lmaz. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. sı * Atomla ilgili. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. karı p lan * Atomla ilgili olan. . atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. * Altı n kı n'ı saltması . ilgi çekici gösteri. denizde. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . * Yeni bir bestecilik çırı göre. attı rmak Au aut geçmesi. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. av * Atmak iş yaptı ini rmak. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). atomculuk * Evrenin. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. aktar.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. attar * Bkz. terileri oyalayı. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. eğ cı lendirici. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan.

lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. . * Halkıaş ı n ağtabakası . lan mı aval * Ticarî senetlerde. av mevsimi * Av dönemi.* Bu yollarla yakalanan hayvan. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. av köpeğ i * Tazı . kendisinden yararlanı kimse. na-v. öd-ev. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . av avlanmı tav tavlanmı ş . zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. * Tuzağ düş a ürülen. avanağ uygun düş biçimde. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. kopoy. * Halk. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. aptal aptal. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. avanak gibi davranmak. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. iş . bön. . ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). tı av kuş u * Avlanı kuş lan . nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. avanaklıetmek k * aptallıetmek. le-v. avanakça davranı ş . k avangart * Öncü. * Avanak gibi. iş türe-v vb. aptal.

IX. avans vermek * öndelik vermek. öndelik. stan ayan * III. kötü. avantadan * bedavadan. ey. .VI. . avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. . çilik. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. avantajlı * Yarar sağ layan.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. avantür * Serüven. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. kâr. emek vermeden sağ ğkazanç. beleş ten. avans almak * öndelik almak. lı k. yararlı (durum veya ş ey). Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. avans çekmek * öndelik çekmek. Avarca * Avarlarıkullandı dil. beleş bedavacı karcı çi. . macera. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. ladı ı avantacı * Çı . için * İe yaramaz. yararsı z. avanta * Bir kimsenin. n ğ ı avare . avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. peş ı na lmak lan inat. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI.

aylak dolaş siz. * Kazalar. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. kokusuz. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. baş . engeller.* İsiz. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. siz ı boş mak. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. * Avcı özgü olan. baş luk. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. belâlar. tanı kimse. aylaklı ş ı boş k. baş luk. ı * Yüksek ses. baş . ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. k avarelik avarı z * İsizlik. aylak. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. tümsekler. nara. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. yüzey biçimleri. raş . lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. parlak zehirli bir bitki (Adonis). avareleş me * Avareleş durumu. * Engebeler. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. iş güçsüz.

. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. avdet etmek * dönmek. kurnazlı kandı kla rmak. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. geri gelmek. * Yardakçı lar. avize ağ acı * Zambakgillerden. avlanma * Avlanmak iş i. avdetî avene averaj * Ortalama. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. billûr. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. lâmbalı . amdanlı . na * Tavana ası ş lan. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. avcuna saymak * peş olarak ödemek. çok . diri * Tuzağ düş a ürmek. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. avlanmak * Avı olan yer. av yeri. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. * Sayı . acı avlak avlama * Avlamak iş i.

davranıve yaş ları benimsemek. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. Avrupa ile ilgili (olan). elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. pek çok. Afş ar. yardı istemek. m avuç avuç * Her defası bir avuç. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. avuç dolusu . * Yarı yumulmuş alacağmiktar. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. * Amerikan armudu (Persea americana). Avş ar avuç * Bkz. Avrupa halkı olan kimse. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. * Elin yarı yumulmuş durumu. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. ndan * Avrupa'ya özgü olan. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. * Avuçlayarak. ine * Ava gitmek. Avrupalı benzer. nda k. * Elin iç tarafı . lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. * Karı . Avrupalı gibi. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. nları kları avret * Ut yeri. nda * (para için) Bol bol. av için dolaş mak. * Kadı n. ava çı kmak. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. para istemek. . en n Avrupaî * Avrupalı vergi.* Avlamak iş konu olmak.

avundurma * Avundurmak iş i. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. dar (yer). * Avukatı yaptı iş n ğ . avukatlı k * Avukat mesleğ i. * Oyalanmak.* (para için) Pek çok. teselli etmek. boş savunma. acını sı unutturmak. i. avuçla almak. ey. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. mahkemelerde. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . teselli bulmak. teselli. avuçlamak * Avuçla kavramak. * korkutucu büyük sözler söylemek. ı * Gereksiz. * Acını sı hafifletmek. luğ iş avurt ünsüzü . korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. * (hayvan) Gebe kalmak. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. müteselli olmak. yetinmek. avuç içi kadar * pek küçük. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. avuçlama * Avuçlamak iş i. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. *İ nsanı avutan ş teselli. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avuntu.

* anlaş ı lmayacak bir ş yok. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. teselli etmek. fladı ı avurtlu * Çalı satan. gün-ey. hesap ortada. * Çalı satmak. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. * Avutulmak iş i. -ay / -ey. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. dene-y. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. yapa-y vb. bel. avurtlama * Avurtlamak iş i. yüksekten atan. * Avutan. yüz-ey vb. . m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. açı ey k. i. r. a a ndan an ndan bal. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. ağ veya aş rma. hale.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. avurtlamak * Büyülenmek. düz-ey. ay aydı hesap belli n. teselli eden. yüksekten atmak. el. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. kamer. dal. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı .

çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ay parçası . nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. ınlı ldı ı muş . ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . husuf. geceyi açı geçirmek. 3 m boyunda. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. pervane balı. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. * Bkz. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ay örümceğ i * Ay modülü. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. tı için lan ak yapan araç. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. kamer takvimi. mehtap. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay evi ay gibi * Ayla. teber. kemer balı (Mola mola). kta kta ay dönümü * Aybaş ı . görünüş balıbaş benzeyen.

ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayak tabanı . dikilmek. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. * (hasta) iyi olmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. heyecanlanmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i).* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). * telâş lanmak. iyileş mek. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. avuç içi. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. telâşkapı a lmak. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. . yolu düş mek. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. ayağdüş ı mek * Bkz.

ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ayak iş lerini bı kmadan. ı k * dikkat. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. . ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. yürümesine engel olmak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ donu yok. ilgiyi kesmek. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ayağ sı su mu. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. na * emek çekilmeden elde edilmek. gitmeye üş enmek. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. yorulmadan yapmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. yarı sevinçle söylenen söz.

uğ radı ı ursuzluk getirir. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. uğ ramamak. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. henüz dinlenmeden. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ka lanı . tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek.

n ağ da * Bacak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan .4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . * Ayakta yapı sohbet. * ilk kez gitmek. gelmek. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. kendi tutumundan ş mamak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * girmek. ı raktı n ı . ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. uğ ramak. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * 30. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. bayağ ı . sa * Yarı arş veya 30. ayakta toplanan meclis. uğ ramamak. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. avutmak. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. kadem. * Halk edebiyatı uyak. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ulaş mak. bağ e) lanmak. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. fut. destek veya bunlardan her biri. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. ayak atmak * girmek. ün ı rlı * Basamak. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * (bir yere veya mesleğ girmek. ayak basmak * bir yere varmak. sı radan. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. i * Aş ı ağdüzeyde.

ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. ayak teri. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. tarak. karı . ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. kandı için dalavere çevirmek. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. n ayak yapmak * birini aldatmak. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ayak satısı cı * Gezgin satı. ayak oyunu * Hile. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ayak tarağ ı * Bkz. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak topu * Futbol. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. yeri. gözden çı lmak. ayak kirası . rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler.

ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. kı ı kaldı yam. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. * Dokuma tezgâhı ayaklı. baş rma. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. kösele gibi ş li eyler). ayaklamak * Ayakla ölçmek. i. * Gezici satı.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. çerçi. ayakkabı dolabı . lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. cın i. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. isyan. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. merdiven basamağ ı . ayağrahatsıetmek. . cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. * Ayakkabı lan yer. yok olması göz yummak. toprakbastı nan . n. korumamak. pabuççu. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. ayakçak * Merdiven. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. ayaklama * Ayaklamak iş i.

ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. isyan etmek. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. çiğ nemek.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. . ı * Bir destekle yere dayanan. * Uyanmak. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. cin gibi çocuk. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. baş ı kaldı rmak. ayaklı * Ayağolan. yaramaz. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. * Ayakçak. * Ayağolmayan. ayaklı canavar * Çok hareketli. ayağ sürümek. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. değ kimseler ise en geride bı lmak. pedal. istemeye istemeye gitmek. * Taban. * Ayakla iş letilen. ayaklar baş lar ayak olmak . baş * değ kimseler baş geçip. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. uyanıkalkmak. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . ayakta .

kı * değ yitirmemek. k ayan olmak * belli olmak. abdesthane. ayakta durarak. kı na. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. na. ayan beyan * Besbelli. . * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. açı k. . * Oturmadan. kı sürede. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. kademhane. r ayaküzeri * Ayaküstü. * Hazıyemek. helâ. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. heyecanlı lı . önemini korumak. a ş * Telâş. rtı ayar . aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. eş ayan âyan * Belli. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. sa * Acele olarak. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. festfut. bilinir olmak. k.* Ayağ kalkmıdurumda. ı rı n. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. apaçı açıseçik. çökmemek. * yılmamak. * İ gelenler. kenef. ayakyolu ayal * Karı . leri * Senato üyeleri. tuvalet. .

. doğ ru. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. * Davranı ölçüsüz. birbirine uygun duruma getirilmek. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. nda * Kandı rmak. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. düzenli iş duruma getirmek. ı . * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. n. ş ta * Değ derecesi. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. ru ran. ayarlama * Ayarlamak iş i. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. karakter veya aklı yerinde olmayan. doğ yoldan saptı ayartan. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . z * Ölçüsüzlük. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. düzensizlik. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. * Ahlâk. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. * Baş çı tan karan. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. doğ ruluğ e rulamak. ayarlı pense * Vida. bozuk. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . ayarlanmak * Ayar edilmek. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . düzensiz.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. vata nıkı tı yla lan. düzenli.

sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. * Birini. ukta * boş beklemek. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. * Kandı rmak. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. eline bir ş geçmemek. * Boş beklemek. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. * (hava ve gece için) Soğ uk. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayartmak * Baş çı tan karmak. sakin havada çı kuru soğ kan uk.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. doğ yoldan saptı ru rmak. * Ayazda kalı üş p ümek. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ayazlanmak ayaz . ine ayartma * Ayartmak iş i. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. eline bir ş geçmemek. * Duru. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak.

tahtaboşbalkon. lmıay ldı süs. n * Ayı ilk günü. ileri düş . sarı renkli çiçeğçok iri olan. i . hilâl. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. tenevvür. lan k . ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. ünceli (kimse). * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. ıkl ı nlı ı k ş . ay dönümü. saydam. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. gündöndü (Helianthus annuus). ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. ay ay olarak. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. tenevvür etmek. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. okumuşgörgülü. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . taraça. aydı k. ı * Kültürlü. i * Bir yüzeyin. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. münevver. h. aydı nger * Parlak yüzeyli. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. ayazlatmak * Soğ bekletmek. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). i. gün çiçeğ günebakan. ndan aybeay * Aydan aya. aydemir aydı n * Iş alan. * Ayı ilk günü.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. ukta * Ayazda soğ utmak. âdet görmek. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. lmıçörek.

ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. temiz. ı k. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. * Kötülükten uzak. n ndan lan boş luk. ık. t. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. aygı r * Damı k erkek at. güçlü (kimse). * Kendinden geçercesine âş vurgun. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. . cihaz. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. bitkin. * Sahnelerin ıklandılması i. çok yorgun. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. saf. vazı lacak k h. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . * iri yarı cüsseli. ş ı * Iş alan. aygı n * Bitkin.aydı cı nlatı * Aydı k verici. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. lmıalet. aygıbaygı n n * Güçsüz.

ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). * Ayını iş mesleğ cın i. kaba ve anlayı z (kimse). ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ayı içine alan bir familya. beş mı parmaklı . ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. * kaba. ş sı ayı gördüm. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). tabanları basarak yürüyen. iş * Sert. dan. uyanı ş lı k. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). i. * Kaba saba. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. anlayı z (kimse).ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ayı gibi * iri yarı . ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. ayı klama * Ayı klamak iş i. * Sarhoş u geçmiş biçimde. * Memeli et oburlardan. kaba ve hoyrat (kimse). küçük taneli yemiş veren. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. luğ bir * Anlayı. ayı ğ balı ı * Fok. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. yurdumuzda boz türü na bulunan.

* Bir ş içinden. luk. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. işyaramayan. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . ayı etmek lı k * kaba davranmak. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. uyamayanları n yok olmasıı fa. . . temizlemek. stek i m. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. mahmurluk. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. ş . baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. uyanmak. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. ayı k klı * Ayıolma durumu. kendine gelmek. * Ayı nı lamak. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. aklı ı gelmek. m. k ayı kmak * Ayı lmak. kendine gelmek. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak.

birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. * Utanç veren. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. * Kusur. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. ayı planma * Ayı planmak iş i. miyar. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. i. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . eksiklik. ayı nga * Kaçak tütün. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. ayı plamak * Kı namak.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. bı * Ayı. * övünmek gibi olmasıama. rma i ayım rı * Cisimleri. ı yalı ğ rma i . kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. kusuru olan. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. kusuru olmayan. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. takbih etmek. ğ ayın kı türküsü var. tütün. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ine ayı plı ayı z psı * Ayı.

* Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. * Ayı rtmak iş i. nüans. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. e boyunda bir ağ k. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. 1-2 m en. fark gözetmek. ayımlamak rı * Ayım yapmak. * Bir yeri bir engelle bölmek. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. eyi rt * Bölmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tahsis etmek. mümeyyiz. tefrik etmek. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. saklamak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . . aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. farika. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. ikilik ortaya atmak. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. iş ini * Seçmek. uzlaş bozmak. hayı(Vitex agnus-castus). tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. temyiz etmek. Akdeniz çevresinde yetiş mavi.* Ayı rmak iş i. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. mayı mayı * Farklı davranmak. mümeyyizlik. fark gözetmek.

* Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. kestirmeden gitmek. aykı olmak rı * ters olmak. mugayir. boş ş gezen. ters düş mek. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. hale. zı t olmak. avarelik. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi.ayin * Dinî tören. karş ters. düz yoldan ayrı lmak. ibadet. î n in ldı. ay ağ . aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. ters gelmek. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. mugayeret. bir ş yapmayarak. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. yapacak bir iş ta i olmamak. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. * İsiz. ru e ı t. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. * İsizlik. muhalefet. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. * Çapraz. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. avarelik. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. boş oturmak. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. ters. . aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. avare. ş ş ı a. iş sizlik. ı nda ş ı * İsiz.

aylandı z * Sedef otugillerden.. aylı k * Birine. maaş. sa ip ğ ı acı dikilen. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. boş oturmak. iş güçsüz dolaş siz mak.aylaklıetmek k * boş durmak. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. bir ay için. * Ay ığolan. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. aydan beri var olan. çalı ş mamak. na aylı klı ayma aymak aymaz . * Aylamak iş i. devam etmek. ı ı kla lı * Aymak iş i. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. maaş ıı lı . aklı ı gelmek. gafil. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. aylarca kalmak. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). * Ayı dolduran bir süre geçirmek. mehtaplı şı ı . aç. aç aylanma * Aylanmak iş i. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. * . ayı baş na lmak. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. k lı * Karş ğaylı ödenen. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). aylama aylamak * Beklemek. * Ay olarak. aylı kçı * Aylı çalı kimse. * Kendine gelmek.. * Sürmek. * Gerçeğanlamak.

. na aynası z * Aynası olmayan. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. * Aynası olan. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. ters. cilâlı sı cam. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. ran ey. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . * Hoş gitmeyen. düz veya az yuvarlak kıbölüm. ı * Polis. z aynaz * Bataklı k. aynabakar * Büyük. * (deniz için) kı ltız. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. bir tan. ş . yi * (Karagöz oyununda) Perde. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. * dümdüz ve parlak. * Işı tan. varlı n görüntüsünü veren. yakıksı çirkin. güzel. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. aymaza yakı na ş durum. * Küreğ yassı bölümü. anı me lı sı levha. iş hile karı ran. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . acak ayn ayna * Göz. gaflet. * İ bir durumda. yolunda. * Hileci. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. a ş z. kötü. biçimsiz. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . yakıklı ş . durum. kı zı mavi renkli bir erik türü. durgun. * Parlak yüzlü. yumurtamsı rmımsı .aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu.

ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. aynı u iş yla. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. olduğ gibi. nları ğ ı * Yay ayraç. kası il. aynı ünceyi ileri sürmek. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). değ tirmeden. il. aynî aynî hak haklar.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. * Birleş ikgillerden. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. bununla birlikte. lik. nı * Olduğ gibi. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. * Aynı özdeş lı k. . * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. lik. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. araları ayrı olmayan. r * Hiçbir değiklik olmadan. * Baş değ yine o. * Değ meyen. aynı mı sonuca varmak. aynş tayniyum * Bkz. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. özdeş ayniyet. ı nması kolay eş ya. aynı zamanda * Hem de. einsteiniyum. pkı.

ayran delisi * Bön. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ka. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. iş * Her biri için. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. budala. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayrı * Yerleri bir olmayan. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. safdil. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. z. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ı rı ayranı içmeye. değik. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek.ayraç açmak * söz veya yazı içine. yapı ayrı çanak yapraklı lar . sersem. ka * Yalnı tek baş olan. heterojen. * aş bir cinsel arzu duymak. ayran budalası * Aptal. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayranı kabarmak * öfkelenmek. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. sersem. ayranı budur. * (her biri) Ayrı olarak. coş mak. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. * Baş baş türlü.

ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. kural dı olan. * uyuş mamak. k * Düzgün ve uygun olmayan. * Baş na benzemeyen. * Ayrı tutulan. ayrıotu k * Buğ daygillerden. baş kaları benzemeyen. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). istisna. istisnası z. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. müstesna. * Ayrı önem verilerek. müstesna. ş ı * Ayrıotu. ş ı * Ayrı olma durumu. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. imtiyazsı z. imtiyaz. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. ağ iki . ayrı tutulma. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ayrı . kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. na calı * Kur'a dı. . ayrı klı tutma. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. çarpı k. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. bir * Bundan baş ka. istisnaî. . miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ldı ı * Ayrı ş lmı . müstesna. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı kaları tutulan. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. . ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak.

daire. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. bir kimseden. kendilerini taş nesnelerle. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. munfası l. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. parabol.* Bir konik (elips. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. ayrı duran. ğ ı k zı z. k. * Birinden uzak düş me. eksantrik. istisnası bilâistisna. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ayrı lma * Ayrı iş lmak i. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . laş i. * Ayrı olma durumu. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . kalılı k ı tı . görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. teferrüt etmek. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. bir ş eyden uzaklaş mak. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi.. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. ine * Bir yerden.. ı yan lantı. * Düş ünce. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak.

cümle veya eş mcı ya. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. bir ş görmek. farksı z. çeş çeş muhtelif. lı ntı yla i. fark. mı * Ayrı türden. aynı mlı . fark etmek. teferruat. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. farklı mlı lı k. fark. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . mufassal. tafsilât. i. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. it it. baş k. teferruatlı . detay. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. araları ayrı bulunan. farklı ma. ran * Ayrı noktası lma . ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. . eyleri birbirinden ayı ran özellik. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. mlaş i.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. farklı mak. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. tafsilâtlı . ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. ayrı msamak * Bir ş anlamak. detaylı . farksı k. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. değik. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. farklı ma. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. farklı mı nda m iş . kalı * Alt bölüm. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k.

aysfild aysı z * Buzla. * Ay ığolmayan (gökyüzü. tahallül. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. birliğbozmak. sarı acı renkte. tüylü. bankiz. mak. n * Birbirinden ayrı lmak. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. na * Ayrı nı lamak. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. ufak çekirdekli meyvesi. iş z aysberg * Buz dağ ı . lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. n iş i lan * Değ ken huylu. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. gece). ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. tartı ş münakaş etmek. aytı ş mak * Atı ş mak. . lçı z. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. * Gülgillerden. i * Moleküller. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. aç * Bu ağ n büyük. yaprakların altı nı tüylü. çiçekleri iri ve pembe. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). kararsı(kimse). sarı tüyler. * Moleküllerin. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. . mayhoşdokusu sertçe. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel.

az buz olmamak . güç. * Bir parça. soluk sarı i k çiçekli. süre bakı ndan eksiklik bildirir. az saymak. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. umulandan veya gerekenden eksik. erkek. * Dolandıcı rılı k. nitelik. yavaş yavaş . n * Dolandıcı rı. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . kün. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. * Göğ en yüksek yeri. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. ş ş ı ı tı * Nicelik. tı * Koca. sıtüylü. azı msamak. ile * Alılmıolandan. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. çok karş . ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. ikisi de bir. Bu saltması de gösterilir. eş . ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . bekri. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. mı * Uzun süreli. * Ayvazı görevi. biraz. işbozulmak. sundurma. yayı lmak. içken. hilekâr. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. * Küçük ölçülerle. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. açların u * Teras. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak.

serbestlik. i. n klı tüğ nı azade * Baş . erkin. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. * Üye.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. . * azı msamak. oldukça. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. tenakus. azaltma . erkin. az gelmek * yetmemek. hafiflemek. rslı çı aza * Organlar. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. gerçekleş mesi. organ. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. * Vücut parçası . * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . daha çok istemek. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . n. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. * Etkisini yitirmek. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). serbest. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. azadelik * Azade olma durumu. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. az çok * Bir parça. vücut parçaları . aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. ı boş * Baş . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. * Azaltmak iş i. bulunmak.

azarlamak * Paylamak. azar iş itmek * azarlanmak. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. paylanmak. * Gururlu. * Ululuk. en çok. çok büyük. çalı satmak.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. mlı * En büyük. ezinç. azar azar azar * Paylama. kötü sözle karş mak. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. kı rmak. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. böbürlenmek. hafifletmek. i. . * Görkem. en yüksek. tekdir etmek. üzmek. az * Küçük ölçülerle. * Çalı . i. * Debdebeli. m azametli * Ulu. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. tekebbür. * Süreyi uzatarak. azap vermek * acı çektirmek. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. kurumlu. m. * Gurur. heybet. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . ine ı laş . * Debdebe. heybetli. yavaş yavaş az. büyüklük. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. * Çalı kurum. * Görkemli. azarlama * Azarlamak işpaylama. maksimum.

ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Azmıolan. n * Şmartmak. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. * Açalya. yoldan çı ş ş kanlı karmak. * Azması sebep olmak. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. ş azelya .azarlatma * Azarlatmak iş i. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. * Azerî halkı özgü olan. * Oldukça az. azdılmak rı * Azması yol açmak. * Azat edilemez. ünü azat eylemek * azat etmek. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. * Serbest bı lmıolan. azatlı k * Azat olma durumu. * Okullarda paydos. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). Azerî halkı ilgili (olan). na * Azgıduruma getirmek. köle). rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. serbestlik. salı vermek.

ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. az bulmak. anı erli azı i diş * Azı . * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. u sı nı azı k nlı karş . biraz. az görmek. besin. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. biraz. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. ekalliyet. ğ ı * Yoksulları doyuran. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. yarası hemen kapanmayan. * (süre ve miktar için) Az olarak. * Azı olan. azgı n. * (çocuk için) Çok yaramaz. * Cinsel istekleri aş olan. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. ütücü diş . daha fazlası istemek. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. *Ş iddetli.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. u u . * Azgıolma durumu. azık cı * Çok az. gı da. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. korkunç. ekalliyet. k * Hemen yemek üzere. çok etkili. azı i.

azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. ı azil * Görevden alma. * Kararlı kararlı lı kla. n * Çırı çı ğ ndan karmak. * Azı iş tmak i. azizlik etmek * muziplik etmek. muazzez. azimli * Kararı tutumunda direnen. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. nı i * Aziz olma durumu. yola çı kmak. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. . azledilme azize aziziye azizlik . azimkârane * Kararlı . * Azı ş iş mak i. kararlı nda. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. * Gidiş . azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Ermişeren. iddetlenmek. azimet etmek * gitmek. * Ermiş n. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Sevgide üstün tutulan. * Muziplik. . olarak.

* Bataklı k. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. karı azma * Azmak iş i. metis. için) Kabarmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. ı vb. azlolunmak * Görevinden alı nmak. görevinden çı lmak. rileş azmetme * Azmetmek iş i. * (deniz. görevden almak. k * Cinsel duyguları artmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. * Çok geliş . * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. azmanlaş mak * İ mek.* Azledilmek iş i. * Kerestelik tomruk. * Küçük su birikintisi. için) Etkili. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. çı karmak. azledilmek * Görevden alı nmak. rma. taş rmak mak. kocaman duruma gelmek. gölcük. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * Taşnlı ileri gitmek. i na . * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * Azı k. ki ı rkı ş ması an. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. * (yara. * Az olma durumu. miş * Azma. tehlikeli duruma gelmek. hastalıvb. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak.

asıyüzlü. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. ı ı rlı te nda olmayan element. iri "yarı"kıcısinirli. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. kokusu. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotlama * Azotlamak iş i. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. tadı 7. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. havada beş dört oranı bulunan. Kı saltması N. aznif * Bir tür domino oyunu. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. bütün borçları kurtulmak. rengi. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. sert kimse. azotlu *İ çinde azot bulunan. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. ı ı ya azvay * Sarı r. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14.008 olan. . aznavur * Gürcüce. * En eski jeolojik (sistem). sabı * Azotometre. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek.

oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. kurucu kimse. Be adı verilen bu harf. iri demir. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. dededen kalma ev. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. çift dudak patlayısı mı cını b. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. toprak. B gösterir. toprak ya da yurt. olgun adam. * Yaratı. * Koruyucu.B * Bor'un kı saltması . yurt. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. up ü. ses bilimi bakı ndan ötümlü. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. ı . baba koruk (veya erik) yer. Ba * Baryum'un kı saltması . baba değ tı il. baba ocağ ı * Babadan.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. * Basso kı saltması . k baba evi * Babadan. lı ı . . baba baba adam * Yaş. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. * Türk alfabesinin ikinci harfi. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. ağ veya beton dikme. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. un * Çocuğ olmuş u erkek. baba bucağ baba yurdu. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. için klara rlar. * Bu gibi kimselere verilen unvan. ağ lı yürekli. babalıduyguları dolu kimse. adı ı baba evi. * Ata. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı .

babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. güvenilir (erkek). nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. babacı l * Babası çok seven. nlı babacı k * Küçük baba. . görülü. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. cana yakıolarak. paternalizm. cana yakı k. baba ocağ ı . ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. * Cana yakı olgun. n rası taş yan. a n babaca babacan * Baba gibi. baba yurdu * Baba evi. sempatik baba. babacanlı k * Babacan olma durumu. babası çok düş olan. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. * Sevimli. ş it sı ambaba.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. ru * ataları beri. n u . n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. * XIII. hoş . ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. baba yadigârı * Babadan kalan. babaya yakı n. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . iyi kalpli. hoş n. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek.

babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. kayıpeder. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. yetim. * Kayıbaba. * Üvey baba. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. * Diklenmek." anlamı kullanı bir söz.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). z u lan lan. kabadayı davranmak. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. . nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. bir ş ı sı olsun. öfkelenmek. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. babalanma * Babalanmak iş i. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. * Baba olma durumu. babalanmak * Babaları tutmak. bizim kuş aktan öncekiler. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. babalıetmek k * baba gibi davranmak. babalı * Babası olan. na babası z * Babası ölmüş çocuk. ca babaları z mı * bizden. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek.

destek veya bunlardan her biri. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . i ve babayanilik * Babayani olma durumu. ama değik. korkusuz adam. * Osmanlı hükûmeti. bacak kalemi . * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. ı tları lan. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. babı ndan * Bkz. * Mert. * Su yolu. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. ayak. babı nda. herkesten farklı ş klar. babı nda * Konusunda. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. * Oyun kâğ nda. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. ı yapı nı i. kabadayı . yüzyı İ lda. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. bacak kadar boyu var. lı k. ı nı bacak kadar * ufacı k. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. oğ vale. Babî Babîlik * XIX. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. huylar edinmiş iş alı kanlı . türlü türlü huyu var * daha küçük.babayani * Gösteriş özentisi olmayan.

* Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. uzun boylu. arkadaş . bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. bacakları kopmak * çok yorulmak. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. i * Yel. nı p bacaklı * Bacağolan. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. * Baç alma işveya görevi. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. * Tarikat ş eyhlerinin karı. rüzgâr. * Dost. abla. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı .* Kaval kemiğ i. * Kıkardeş z . ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. haraç. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Zorla alı para. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. * Felemenk altına verilen ad. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. ı * Bacakları sa olan. baç . kı boylu. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. ı * Bacakları uzun olan. bodur.

badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. badanası z * Badana edilmemiş . harman döküntüsü. içki. badem ağ acı . badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. * Ondan sonra. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). badana yapmak. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badem * Gülgillerden. ş ekeri çok. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. *Ş arap. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanalı * Badana edilmiş olan. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . * Birleş ikgillerden. badanalanmak * Badana yapı lmak. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. * Badanası bozulmuş . bir tür yer elması . badanalatma * Badanalatmak iş i. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. ı badanalama * Badanalamak iş i.

badem biçimindeki organ. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. badem bahçesi. çok * Badem biçiminde olan. * Badem ağ açları olan yer. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. halat sargı. k * Ördek. bundan böyle. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. badema bademci * Bundan sonra. bezelye gibi taze sebzelerde. lan sı . ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). * Badem satan kimse. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. z lan badem parmak * Baş parmak. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. fasulye. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla.

ki. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. * Yolcu yükü. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. badya bagaj * Ağ geniş zı . iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. kan * Çöl. palaz. genellikle arkada olan bölümleri. düğ ümlenebilir nesne. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. büyükçe su kabı . yayvan. * Sargı . a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. sa nek. badikleş me * Badikleş durumu. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. sa badikleme * Badiklemek iş i. ta. lam. demet. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. * Kı boylu. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. sicim.badi badi yürümek (veya gitmek. * Bağ deste. badik * Ördek. * Tren. * Bageti olan. n u * Otomobillerin yük konulabilen. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. * İ iliş rabı lgi. baget * İ kı değ nce. . erli .

u rı * Ur. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . bağ doku * Hücre sayı az. * Bu iş yapı ğmevsim. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. * Kaplumbağ a. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. an bağ an boğ * Küsküt. bulunan. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. otur-up vb. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. ı sı bağ lı cı k . dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ bak. ulaç. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. üzüm olsun. ı lı i ten ini yapmalır. * Meyve bahçesi. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. düş an ük. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. zarf fiil: gül-e gül-e. * Kaplumbağ kabuğ a u. sonbahar. koş -arak. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. ş eytansaçı . güz. * Ölü doğ kuzunun derisi. bağ z. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit .

bağ dalama * Bağ dalamak iş i. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. homojenleş daş k tirmek. mak. * Bağ kurup oturmak. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. uymak. lı k. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. imtizaç etmek.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. homojenlik. mütecanis. çelme atmak. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. homojen. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. kör düğ etmek. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. daş . homojen duruma gelmek. k. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. daş i. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi.

sihir. bağ k ı llı bağ ı m . tâbiiyet. etkisi altı tutmak. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. mla * Büyü. rölâtivite. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. bağ ı l * Görece. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. mı ş n ı i. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. ı er. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. geçimsizlik. bağ mazlı daş k * Uyuş k. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. * Baş çı cı tan karı. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. * Görece olma durumu. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan.iş sın. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. izafî. z. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . izafiyet. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına .

* Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. bağ z. ka eyin mı lı ü. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . özgür. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. izafî. göreli. rölâtivite. rölâtivist. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. tümleçleri. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. izafet. nispî. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. rölâtivizm. mutlak olmayan. veya nitelik. a. göreci. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. görecilik. görelik. tâbiiyet. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. ı msı i. müstakil. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. tutumunu. hür. bağ k. kavramları tasarı birlik. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. tâbi. yüklemleri ayrı cümle. rölâtif. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. * Eş . izafiye. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. gücüne veya yardı na bağ olan. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. özgürlüğ özerkliğolmayan. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i.

rölâtivite. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. * Ciğ bağ er. ekilde dı vuran kimse. nda n . bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. bağ ş ı ma rı * Bkz. çok acı duymak. * Yüksek sesle azarlamak. görelilik. bağş rı ma. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . bağ ş ı mak rı * Bkz. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağş rı mak. ş amata. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. * Kendini belli etmek. * çok susamıolmak. rmak i * Bağ ı ldak. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. * Gürültüyle. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. ı ntı ka eye lı izafiyet. ş amata ederek. bağ ı r * Göğ üs. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. ları n ı nda ayan rsağ . rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan.

bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. almak. af. ı ş i. insanları özellikle çocukları bağ n. rması * Bir haberi. öldürürüm" anlamı korkutmak. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. * Bağ ı rtmak iş i. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. teberru. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. * Hibe etme. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. askarit. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. ş * Görevden çekmek.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . bağ çı ı ş bağ ı ık ş . bağ ı rtı * Bağ sesi. i. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. * Bağ yapan kimse. immünoloji. geliş nı imini. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. * Bağlanan ş hibe. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. muafiyet. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. affetmek. acı kaçı madan değ erlendirmek. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. muaf. teberru etmek. ı ş i. ı ş ey. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu.

âkit. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). durumlar. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . me. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. an bağ laçlı * Bağ olan. affa uğ ı ş ine ramak. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. affolunmak. ya. me lanmıolan. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. bağ layı ı cı ş * Bağlayan.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. mukavele. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. * Bağ yapanlardan her biri. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. kontrat. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. demet. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. ya da birer t: bağ r. affedilmek. . * (herhangi bir olguda) Olaylar. kontekst. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. deste. bent. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. veya. rabıVe. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan.

ondan önce veya sonra gelen. tahsis etmek.* Bir dil birimini çevreleyen. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. * Gönlünü kazanmak. . tutmak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. lanı ey. paket yapmak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. ine * Sevmek. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. meydana gelmek. zca le raş . içten bağ olmak. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. onun anlamı. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bitirmek. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. kontekst. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. irtibat. * Oluş mak. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . ka * Düğ ümlemek. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. ka le raş * Sona erdirmek. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . * Bağ çalan kimse. ma * Birinde bir ş karşilgi. tamamlamak. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. lâç * Denk yapmak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. * Geçiş i engellemek. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. * Uyulması zorunlu olmak.

laş k bağ ı laş m * Eş leme. müttefik. bağ cı layı ünlü. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. ittifak etmek. bağ ünlüsü lantı * Bkz. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. rabı . terim). bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. bağ cı layı ünsüz. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . bağ latma . lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. ş * Sonuç. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. nda lantı * Askerî. bağ ünsüzü lantı * Bkz. anlaş sözleş yapmak. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. irtibatlı talı nda lantı . bloksuz. * haberleş sağ me lamak. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. ki ma. irtibat. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. laş i. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. kolona ileten boru. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . bloksuz ülkeler. tahsis edilmek. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti.

merbutiyet. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. tâbi olmak. vabeste. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. ı . * Gerçekleş bir ş gerektiren. * Uyulması zorunlu. bir düş ünceye. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. ı . ile nlı . bağ olmak lı * tâbi bulunmak. lı * Birine karş sevgi. eyin. * Kapatı ş lmıolan. nda ı ilgi. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. mesi artı * Bir kimseye. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . saygı yakı k duyma ve gösterme. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. kapalı . tâbi. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. m. gec-i-k-mek vb. . ları bağk bahçelik.* Bağ latmak iş i. un nda * Bir halk inanına göre. üzüm bağ çok olan (yer). sadakat. -l-mak. * Sadı k. bağ kalmak lı * uymak. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. tutkun.

içine iş lemek. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ naz nazca davranı taassup. bağ naz * Bir düş ünceye. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. Bağlaş lı ı m. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). sıntı . bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. dertlenmek. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. ş . yetiş tirmek. ı rma. bağ nı rı ezmek * üzülmek. merhametli. * Gürültüyle. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. ş amata.* Bkz. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. * Bir düş ünceye. bağ na basmak rı * kucaklamak. acı kı çekmiş . zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. taassup. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. ş amata ederek. ı . ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. hep birden bağ rması ı rtmak. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ z sı * Bağbulunmayan. bağ yufka rı * Yufka yürekli. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. bağ ı çağ rarak ı rarak.

erini bahadı r * Savaş larda. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. ilkbahar.baha * Paha. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. bahar nezlesi * Bkz. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). karabiber gibi maddelerin toplu adı n. maddeler. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. * Gençlik çağ ı . itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. i. bahar * Kuzey yarı küre için. yüzyı Babîlikten doğ olan. ilkyaz. saman nezlesi. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. . sı * XIX. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. bahanesiz * Bahanesi olmayan. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. . ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. zencefil. eyi bahaneli * Bahanesi olan. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . kıve yaz arası ş ndaki mevsim. baha biçmek * değ belirlemek. zencefil. karabiber gibi lan n.

layan kaside. tarçı gibi bahar bulunan. bahçeli * Bahçesi olan.baharatçı * Baharat satan kimse. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bostan. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). karanfil. * Bahçe yapma iş i. bahçeleri olan (yer). baharatsı z * Baharatı olmayan. bahçelik * Bağ . iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bahçe gibi düzenlenmiş yer. bahçesiz * Bahçesi olmayan. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. baharatlı * Baharatı olan. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. n * Sebze yetiş tirilen yer. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. *İ çinde karabiber. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. bahçeci * Çiçek. .

vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. ulan ey. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. söz konusu olmak. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. k k ları u * Denizle ilgili. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. * Söz. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. ı bahir * Deniz. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. . * Bir kitabıbölümlerinden her biri. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. bahis * Konuş ş konu. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). lanı bahis konusu * Söz konusu.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. * Yalı nı çapkı. resimlerin bulunduğ eser.

bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. . ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. nı unu i . bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. kader. mutsuz olmak. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. lı. ans. mak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. bahş etmek * Bağlamak. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. istenen sonuca ulaş mamak. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı k açı * Talihli. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. * Ş mutluluk. sunmak.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. talihsiz. bahtı kara * Mutsuz. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. konuş sözünü etmek. bahsi kazanmak * ileri sürülen. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. talih yüzüne gülmek. talih.

bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. bakaç * Dürbün. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). karı aç. özellikle. * ş ma anlatı aş r. navı bakam bakan * Baklagillerden. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. * Bakmak iş yapan (kimse). bahtlı . talihli. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. hükûmet. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. üstelik. mutlu. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . mutsuz. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. mutlu. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. nı tirir. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak.bahtiyar * Bahtı olan. mutluluk. * ş ma bildirir. mutsuzluk. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. talihli. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. talihsiz. bakalit kaplamalı . nazı kanı ktan baş na r. kemik çıntı. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. kuş merak. vekil. z bahusus bak bak! bak! * iş te. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. genellikle milletvekilleri arası ndan. an . * Hele. * küçümseme bildirir. aş * Bahtı olan.

. * Kademe. nezaret. * olur ki. bakılı cı k * Bakmak iş i. vekâlet. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. * Bakı iş lmak i. * Kalı lar. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. vekillik. sır. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. darülâceze. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. nı * Fal. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. eyi n düş zca * Falcı . bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. * Falcı lı k. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. ları ları u * Öküz. barı kları . ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer.

* Bakı yapı ş rdan lmı . yüzüstü bı lma durumu. * Yeş çalar mavi renk. * Bakı nmak iş i. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. bakı zlı msı k * Bakı z olma. araşrmak. bakı ndı bakı nma * Bak hele. -e göre. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. terk edilme. bakı r rengi . bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . Kı saltması Cu. çevreye göz gezdirmek. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. unluğ 8. ş ş ı . doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . değ erlendirme açı. i yapı tı * Muayene olmak. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. yönü. bakı nmak * Bakmak iş lmak. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı .95 olan. bakı r * Atom numarası yoğ 29. 10840 C ye doğ eriyen. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı .bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. lmamı ş . * Bakı yapı ş rdan lmıkap. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. zı renkli element. ı ve elektriğiyi ileten. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat.

* Kıla yakı kahverengi. bakımlı ş . asimetri. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. simetri. bakı r sülfat * Göz taş ı . sa p bakık ş ı * Bkz. bakı ı r taş * Malakit. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. . ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. bakı r tuzu * Bakısülfat. zı n * Bu renkte olan. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. (rengi) bakın rengine benzemek. bakımsı ş z. nda ş ı ey) arası ş ı ey). bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. r * Bakmak iş i veya biçimi. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. göz taş r ı . r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. simetrik. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. konuyu. bakıaçı ş sı * Bir olayda. ı bakıksı ş z ı * Bkz. tenazur. görüş sı açı. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. mütenazı ı r. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i.

ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. * artakalan. bakkallı k * Bakkalı iş n i. mlı * bir ş eyden artmak. bakam. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. z. kalı. ntı * Yiyecek. öteki. * Kalı . erdenlik. lerle raş bakkal defteri * Karık. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. geride kalan. lmamı ş . ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. daimî. ş . z lan z. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. * (toprak için) İ ş lenmemiş . * Eskimemişyı . k. cı * Bir ş eyden artan (miktar). kalı olmak. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. * Baklagillerden. ş lı bakiye * Artı artan. el değ memiş bozulmamık. bakkam bakla * Bkz.baki * Sürekli. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. düzensiz yazı dolu defter. baki kalmak * sürekli. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. pranmamı yeni. mtı . kalan. kide ş * El değ memişkullanı . * Büyük bakkal dükkânı . lik. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. geri kalan. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). * Bakire olma durumu.

baklagiller * Bakla. bakla kadar * (bit. . renk. baklavalı *İ çinde baklava bulunan.* Bu renkte olan. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . fasulye. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. bakliye. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. lan bakla ı slanmamak * Bkz. baklalı baklalı k * Baklası olan. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. nohut oda. bakla oda nohut sofa * Bkz. ceviz. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . akasya. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklamsı * Bakla biçiminde olan. baklamsı meyve * Bkz. badı ç. * Bakla tarlası . keçiboynuzu gibi. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. fı k. ağ nda bakla ı zı slanmamak.

i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. larda klara kı k biçimde olan. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. çürüme. * Önem vermek. bakterileri içine alan canlı lar. baklagiller. eyin mesi için * Beslemek. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. * dikkat çekmek sözü. tek hücre canlı vrı alan. nda ş an . kimyasal etkiyle öldüren (etken). küresel. ilgilenmek. * Bir işyapmak. andı rmak. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. geçindirmek. önem vererek üzerinde durmak. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. suda. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. incelemek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. Benzemek. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. * (bir işBirinden beklenmek. * Bkz. denemek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. tedavi etmek. eye lı * Gözetmek. bir işyapmakla görevli olmak. ş ı ey * Aramak. ) * (hasta için) Muayene etmek. bölünerek çoğ klorofilsiz.*İ çinde baklava desenleri olan. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. . ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. * Renklerde. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. mayalanma veya hastalı yol açan. * Anlamak. canlı bulunan. silindirimsi. * Bakmak iş i. bakteri * Toprakta. * Yoklamak. farkı varmak.

çok iyi. bal dudak * Bkz. niteliklerini inceleyen bilim. bal dudaklı * Tatlı dilli. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. llı bal kabağ ı * İ turuncu. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. baktı rmak * Bakması yol açmak. bal baş ı * En temiz bal.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. ndaki petek gözlerine doldurdukları . koyu. çi bir idi * Aptal. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. sı madde. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. bal dudaklı . ş ı . aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). bal gibi * pek tatlı . beyinsiz kimse. adamakı. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . i baktı rma * Baktı iş rmak i. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. *ş üpheye yer bı rakmadan. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. bakması sağ na nı lamak. dına sı tatlı. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. vı * Olgunlaş ş mıincirin. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica).

bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. malak. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. balabanlı k * Balaban olma durumu. balı la benzer. . eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. . * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. * Ş man. gürbüz (kimse. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. nektar. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. çocuk. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. bala balaban * İ büyük. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. (Botaurus). çocuk). irileş mek. * Bu renkte olan. balak balalayka * Bkz. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. n mı lan. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. * Yavru. ri.

da. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i.balama * Orta oyununda Rum tipi. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . * Kabzanı demir siperi. romantik. pedavra. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. kıkları * Safra. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. su geçirmez. balata . oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . *İ çindeki kil oranı yüksek. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. yavaş ı madde. koyu. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. koyu toprak. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. muvazene. mil. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. daha çok killi. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. da. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. * Karagöz. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. lan * Denge. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. yağ. lik arkı * Serbest biçimli. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. yapı çamur. itli ş kan * Güçlük çı kartan.

adı atı çoğ m ş lara. kan emen. pilâvlıpirinç. iş serseri. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. ri k bale * Belli hafif figürlere. balçıhurması k . * Maydanozgillerden. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. ran en baldı rgan * Baldı ran. incik. (Conium maculatum). baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . en . balerin . baldıçı rı plak * Ayak takı ndan.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. karı * Balçı olan. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . hastalıbulaşran. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). karasineğ çok benzeyen. karabaldı r. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . sinekgiller familyası ları ndan. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. *Ş eytan otu. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. mı siz. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı .

tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. Zodyak.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . ne zayıolan. k balı k balı k * Omurgalı lardan. bektaş ı taş mühresenk. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. biçimli tombul. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. balgamlı * Balgamı olan. suda yaş ayan. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. balıkartalı k . yı ş k an. * Zodyak üzerinde. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. balıeti k * Omurgalı lardan. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). . Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . ç. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. ı dı atı sümüksü madde. hazı rlanan bir çorba türü. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. dalgı kurbağ adam.

balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. havyar. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. kla k * Uzun bacaklı lardan.* Kartallardan. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. k * Balı lara özgü. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. su kıları yaş yı nda ayan. kahverengi çizgili. vitaminli yağ karı flı a ı lan . boynu ve gagası uzun. beyaz. balı beslenen. üremelerini sağ layan yumurta. ı bal rı rlanan yumurtası . kları (Anamirta). balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . su kıları yaş yı nda ayan. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. ticarî merkez. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. k * Yayvan servis tabağ ı . yavaş k kları kuruyan. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . boğ k. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. azlı balı l kçı * Balı beslenen. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. mın kçı mı balı lı kçı k . lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). balıyiyen. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en.

balı n kçı * Perde ayaklı lardan. ağ ğ200 ton olan. balina * Balinalardan. k aş ı * Bir iş bir duruma. düz ve baş ağbir biçimde. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. esnek. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. falyanos (Balaena mistycetus). balı yararlanma ve satma iş k ktan i. k ı balı klı * Balı olan. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. avlama iş k i. eriş mek. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . * Balıüretme. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . * Balı olmayan. yassı na . uzunca gagalı . uzun ve çatal kuyruklu. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. a l baliğ olmak. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. erinleş buluğ ermek. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. dar. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. süslemek. uzunluğ 20 m. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. akı ı na mek. ı nı ünmeden giriş erek. ğ ı .* Balıtutma. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. soğ hava deposu olan yer. atlamada) Balıgibi gergin. * erinlik çağ ermek. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. baliğ olmak * bulmak. k balı klava * Deniz. uzun çubuk.

Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. Slovenya. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. ltı * Ş ek. Malkar. . KaradağKosova. * Balkı iş mak i. Romanya. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. balina geçirilmiş olan (giysi). Makedonya. Balkanlar * Hı rvatistan. Balkar Balkarca balkı * Bkz. . Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. dalgalanmak. sancı rı mak. * Balina takı ş lmıolan. Bosna-Hersek. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . * Ağ. parı ldamak. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . parlak. * Bkz. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. balkı ma balkı mak balkon . esnek kemiksi bölümlerin adı ş . nı nda ş arı ru kmı . * Kesik kesik ağmak. kla * Örnek hayvanı balina olan.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. * Ş ek çakmak. balkı r * Parı. sancı rı . imş * Su halkalanmak. Malkarca. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . Arnavutluk. Bulgaristan. * Parlamak. Sı rbistan. Balkanlarla ilgili. * Güzel süslü.

balkonumsu * Balkona benzer. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ballı *İ çinde bal bulunan.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. olgunlaş laş mak. mak. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. * Bağ larda görülen külleme hastalı. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. düzenlemek. ğ ı * Ballı baba. küre biçiminde araç. ballı baba * Ballı babagillerden. lmı * Ballıhastalı olan. ballanma * Ballanmak iş i. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ik lardan oluş bir an familya. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballı k * Bal konulan kap. atmosferde uçabilen. * Tatlı mak. tatlanmak. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. llı ballı babagiller * Nane. k ğ ı . ballı darı *İ ncir. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı börek * Çok lezzetli.

demir araç. ası ey lmak. yol açmak. yükleri bindirip indirmekle. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. boynu dar cam kap. lan ı . * Kesmek. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. yarmak. koru). baloncu baloncuk * Balon satan kimse. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). danslı yer. musallat olmak. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. balon gibi. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. balonvari * Balona benzer. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. belsem. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . * Odun kıcı rı. * Gemici. parçalamak. * Küçük balon. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. balta vurmak * balta ile kesmek.). sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. n an * Bir tür kudret helvası . * Bazı açlardan elde edilen. baltacı * Balta yapan veya satan kimse.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . * Karnı yuvarlak ve şkin. . aç . ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. baltacı k * Küçük el baltası . balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. merhem vb. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin.

baltalamak * Balta ile kesmek. * Sısıkesimi yapı orman. sabote etme. * Bilinçli ve kası olarak. bir sıntı kurtulmak. . balyalama * Balyalamak iş i. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. pot kı nda rmak.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. denk yapmak. i. iş m ini balya yapmak * balyalamak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. ini baltalı * Baltası olan. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. balyalamak * Balya yapmak. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. balyalanma * Balyalanmak iş i. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. sabote etmek. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. tlı kacak davranı bulunmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i.

eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. merdiven. ergin evrede baş akları kemiren. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. balyozla dövmek. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). . bamya tarlası * Mezarlı k. ı n ndaki bölümü. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. değik. ka bambu * Buğ daygillerden. hem kurutularak yenilen ürünü. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). baston gibi birçok cak en.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. kahverengi. ı r. k lerde lan. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. balyozlama * Balyozlamak iş i. ları lan. ban ağ acı . balyozlamak * Balyozla vurmak. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). varyos. İ u * Taş kı ları rmak. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). mobilya. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. * Bu bitkinin hem taze. . uzun menzilli tunçtan top. hezaren (Bambusa vulgaris). yanı mı lan ş .

lokma. bandajlamak * Sargı sarmak. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. bandajlatmak . ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . * Herkesin kullandı. üdü. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). ile bandaj * Sargı sarma. . . bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. çiçekleri salkı m durumunda. ile * Bağsargı .* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). * Banal olma durumu. banda almak * bir sesi. ban otu * Asya. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. herkesin anladı. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. aldı etmemek. bandajlama * Bandajlamak iş i. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir.. bançolaş ma * Bançolaş durumu. aç * Sepetçi söğ sorgun. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti.. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. nda ı bana da . telek damarlı .

Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. kuran. mıka. bank . i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. kumaşerit. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. bangı r bangı r * Yüksek sesle. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . u bandı rmak * Banmak. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. bandaj yaptı rmak. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. bangıbangıbağ r r ı rmak. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. badem ve benzerlerinin. mıkacı zı . iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket.* Sargı sardı ile rmak. bandı ralı * Bandı olan. halkı bani * Kurucu. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. * İ dizilmiş pe ceviz. gürültüyle. * Etibank. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. * Yapan. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. hı karak ağ çrı lamak.

iskonto. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. . * Faizle para alıveren. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. * Banker olma durumu. banka defteri * Bkz. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . * Bankacın mesleğ nı i. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. banka cüzdanı . lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. değ belge. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. banka gibi * çok zengin (kimse). biriktirmek. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. na banker * Banka sahibi. bankiz * Buzla. kambiyo iş p lemleri yapan. kasaları para. parklarda oturulacak sı ra. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. banka cüzdanı . * Bankacı . * Para. * Bankerin yaptı iş ğ .bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. kredi. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. raş * Çok zengin (kimse). ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart.

ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. * Bantlama makinesi. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . * Su altı tepeliğ i. çevre. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . dolay. deş etmek. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. ensiz. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. banlamak * Horoz ötmek. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. banlama * Banlamak iş i. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. ş bağ erit. * Bağ ı rmak. banma banmak bant * Düz. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. loto gibi oyunlarda. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. banko geçmek * Yarı ş veya toto. * Katı ş sulu veya tuz. banko sayı * Sayı loto oyununda. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . nda. yassı . * Banmak iş i. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. bant yapı rmak. .

* Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. baobap * Ebegümecigillerden. husus. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). banyo yapmak * yı kanmak. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. içinde yı lan bölüm. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. lan lan banyo kabini * Duş kabini. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. aç bap * Kapı . * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. başk. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. * (kitaplarda) Bölüm. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. lı * Konu. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. hamam. bar . vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. banyo * Yapı larda. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak.

* Tahta. duvar yapmak. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. ncı * Cam kaplarda oluş pas. ortada olmak. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. baraj * Suyu toplamak. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. ağ ritmli bir halk oyunu. paslanmak. * Ayaküstü içki içilen meyhane. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. ı r bar * Danslı . bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Hava bası birimi.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. baraka barakacı k * Küçük baraka. büğ yla lan et. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. barak * Tüylü. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. reti . barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. kebe. içkili eğ lence yeri. * Apaçıgörünmek. kı çuha. . çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı .

n. ucu kı k. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. rı cı * Kaba saba. vücutları pullarla kaplı mı iri . ilkel. bir tür fasulye. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. barbarlı k * Barbar olma durumu. beyaz etli. * Uygarlaş mamıkavim. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. uzunca başk. oval veya yassı rmı benekli.baran barata * Yağ mur. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. kale u kı lı ş n korkuluğ u. kı zı rmı pullu. topluluk. ş * Kaba ve kı . baltacı kapılarıgiydikleri. n. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. . barbarca * Barbara yakı bir biçimde. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . . * Taneleri yuvarlak. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar.

nı ların nı * Çok beyaz. * Fıcı çı keseri. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. * Bir tür küçük ve tatlı incir. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. lan. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge.* Bar iş kimse. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. . barçak * Kı kabzasın siperi. ri. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. ı n u lan. kâğ veya plâstik örtü. lan * Bir bardağ alacağmiktar.

barı nma * Barı nmak iş i. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. * Kafile. otağyüksek divan. barı ş ı ş sever. metal veya plâstikten yapı şapka. barıöngören. * Bir tür süs iğ nesi. * Çevresiyle uyumlu. sulhperver. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. sulhsever. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. sulh. . papaz takkesi. * Barı amaçlayan. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. k * Uyum. çine . geliş ortamı ecek bulmak. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. barı ş çı * Barı seven. a bir ğ ı * Yerleş mek. barı . ev eş . barı ş * Barı ş iş mak i. * İ izinle girilen yer. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . göç.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * Göç eş . ş ı ş ı * Bkz. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. * Barılacak yer. küçük kervan. sulhçu. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. çit. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. yası yası * Bahçe duvarı . dirlik içinde yaş amak. ş ları lmış * Küçük takke. melce.

barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. ilse. barikat yapmak. . ara bulmak. anlaş mak. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. barı ş sever * Barı . sulhçu. sulhsever. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. * Sevmek. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. dargıveya düş olmayan. hoş kası ş n man görülü. hiç değ o hâlde. sevecen. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. ma. * Bkz. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. sulhperver. öyle ise. * Keş ke. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). barı ş mak * İ taraf. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. uzlaş anlaş mak ma. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. barı l. zevk almak. ağ küre. bari * Hiç olmazsa. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. al baritli *İ çinde barit bulunduran. barikatlama * Barikatlamak iş i. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . uzlaş mak.

engel. barizleş mek * Bariz duruma gelmek.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. evlenmek. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. belirgin. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. * Büyük sandal. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. k.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. i barklanmak * Ev sahibi olmak. barklanma * Barklanmak işveya durumu. ev bark. * Çizgi im. barlam. * Bkz. * Basso ile alto arası ses veren. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . k . pistonlu bir tür ağ çalgı. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. * Bkz. yükseklikölçer. barok * M. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. * Açı göze çarpan. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. mimarlıüslûbu. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk.

fı. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. patlayı. barometre * Bası nçölçer. barut fısı çı * Barut koymaya. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). * pek ekş i veya acı . * Koyu gri renkte olan. aksi (kimse). barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . barut gibi * öfkeli. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . sert. düş nda ünceden çok duyuma. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. katı li lması n rlatı na cı madde. etkileyici. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. sinirli ve kinle dolu kimse. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. . sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. abartmalı lması kuya . biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. huysuz. * Baron olma durumu veya baronun görevi.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. * Gösterge. barsak * Bağ ı rsak. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan.

lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. Kı ve saltması Ba.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. baryum sülfat * Baritin. * En kalısesli orkestra çalgı. git. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. yürü. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. defol!. barutçu * Barut yapan kimse.78 olan. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . n sı bas (veya bas git) * çekil. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. n * Sesi böyle olan sanatçı . bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. yoğ sı unluğ 3. gümüş renginde. basamak * Merdiven. bas * En kalıerkek sesi. katı basit bir element. * Merdiveni olan. . buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. * Atom sayı 56. u ada havada çabuk oksitlenen. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. barut rengi * Koyu giri. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. baryum karbonat * Karbondioksidin.

* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. . algı yetisi. her rakamın bulunduğ sı hane. ine mek basamaklı * Basamağolan. * Çok yüksek olmayan. tâbi. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. *İ leriyi görme. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. ı basar * Göz. lan * Görme ile ilgili. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. * Kık. * Derece. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. k bası k klı * Basıolma durumu. ama. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. kalı mı ı da eylere yazı . . aş kerte. bası cı * Kitap. mak lan i. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. resim çı karmak iş tabı i. basamak basamak olan. dergi gibi ş eyleri basan kimse. na lmıbir nı nı u ra. alçak. laş ş . * Dalyanıkapak yeri. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. * Derece derece. * Bası ş lmı yassı mı .

dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. tipografya. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . tabaat. * Bası i. bası n * Gazete. n n nı nda n nı sı p . i. matbaacı m leten . basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü.bası la * Bası lı provalarda "basız. lı k. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. mcı kta. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. lmak i * Bası iş lmak i. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. matbaa. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. * Bası evinde bası şmatbu. * Bası sanatı . n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. matbuat. m lmı . bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. tabı iş . * Bası işveya durumu. bası n" anlamları kullanı terim.

ı . aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. basiretli * Gerçeğgörebilen. uzağgörebilen. basireti olan. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. bası rgama * Bası rgamak iş i. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. basıgitmek p * birdenbire gitmek. basiretsiz . tazyik. ş . görü. sağ i ı görülü. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . ı rlı bası ş * Basmak iş i. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. uyanı k. kâbus çökmek. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. seziş . bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. barometre. nç ş lma kı su. * Doğ görüşuzağgörüş ru . bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. sağ klı ş . basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. için nç lamak veya ayarlamak. * önem vermeyerek uğ ramamak. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. ı rlı * Kâbus çökmek. bası rganma * Bası rganmak durumu. anlayı kavrayıdikkat. na u eyi u mak.

basiretsizlik * Gerçekleri. ileri ve uzak görüş olmayan. özelliğolmayan. gösteriş siz. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. ı . sağ ı görüden yoksun olma. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. kolay tarafı ndan. sade bir biçime döndürmek. bayağ lması ş ı ı . ileriyi ve uzağgörememe. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir.basite irca etmek. * Süssüz. * Kolay. yalıkelime.* Gerçekleri görebilmekten uzak. basitleş me * Basitleş iş mek i. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. basite indirgemek * basitleş tirmek. bayağ görgüsüz. basketbol * Basit olma durumu. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. sağ lü görüsüz. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. basitleş mek * Basit duruma gelmek. kök durumundaki kelime. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. n lan . basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. * Her zaman rastlanan. olağ i an. karık olmayan. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri.

basketbolcu. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . lediğ n u lan zı * Kı süreli. kıtlamak. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. mı baskıbasanı r n ndı . nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. pres. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. zorluk bakı ndan) Üstün. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. kazı resim. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. tazyik. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. zor kullanmak. sa rı * (sertlik. baskı lı * Baskı olan.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. lı ş * Bası sı sayı. lı kta iş * Kıtlayı. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. beklenmedik saldı.

m mı * Pamuklu. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * Terbiyesiz. * ansın konuk gelmek. saldıda bulunmak. matbua. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. * Disiplinsiz. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. tezek. . * Pamuklu. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . dergi. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. tülbent vb. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. baskı ncı * Baskıyapan kimse. * Bası ş lmı matbu. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. . * Matbaacı lı k. basmacı lı k * Basma alı satı . pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. * Gazete. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. üzerine kalı desen basan kimse. ı dı * Gübre. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. üstünlüğ göstermek. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . ahlâksı z.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. üzerine kalı desen basma iş pla i. . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. basma * Basmak iş i. tülbent vb. basklârnet * Kalı sesli klârnet. basma kalı bı * Kitap.

n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. tabetmek. * Bkz. üzüntü ve ağ k duymak. . bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. * Bası i yapmak. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. a * Çevreyi kaplamak. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. ey p. basso * En kalıerkek sesi. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. kliş e. * Bir kimse bir yaş girmek. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). baş tarda. * Bastı rma. yı rmak lan aç * Ağ k. maydanoz. kı k * (çocuk için) Yaramaz. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. eyi. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. bürümek. baskı ı rlı . * Baskıyapmak. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. harcı ü iş âlem. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. p basmalı * Basma özelliğolan. çökmek. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. kaplamak. gittiğyerin bereketini kurutur. yük. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. ilbiber. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. değ iklik göstermeyen. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. n sı bastana salatası * Domates. iş * Örtmek. bilineni tekrarlayan. taze soğ yeş an. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. mı l. * Yol yapı nda çakıkum. durumunu kontrol edememek. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. n * En kalısesli orkestra çalgı.

* Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. * Zararlı olayı bir önlemek. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). hemoroit. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. basurlu . bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Üstünlüğ göstermek. * Baskı yapmak. * Bastı . bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. nce. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. * Ansın birinin yanı gitmek. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . ı n nı vıp * Gidermek. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. üzerine iyice düş mek. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. bastonlu * Bastonu olan. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . bastonsuz * Bastonu olmayan. nemli ormanlarda biten. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse.

rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. nı ı yan indedir. * Deniz teknelerinde ön taraf. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. sarrafiye. bı nlıvermek. basya baş * Sapotgillerden. * Bir topluluğ yöneten kimse. * ". r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. hemoroitli. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. uğ tı raşrmak. yüksek nokta veya en ön. esas. langı * Temel. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). burun. ı rı . can sı kkı k kmak. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik.. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. göz. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. * Arazide en yüksek nokta. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. ser. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. en önemli. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. baş * Çı ban. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. eyin * Bir ş uçları biri. raşran rsat baş almak * fı bulmak. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. u * Baş ç. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. * En uç. baş ağgitmek aş ı .* Basuru olan. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. kulak.. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. kafa.

ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş a baş * Birlikte. baş biti * Bkz. beraberce. ı rı * baygı k verici. * dayanı ş mak. gururdan. nlı baş döndürücü . ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. bit. ndan kla baş döndürmek * baş dan. sürekli zarar etmek. aş . ı na * baş vermek.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş çağ bı ı * Ustura. baş belâsı * Sınt ı kı . baş çekmek * ön ayak olmak. üzüntü veren. intisap etmek. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş a bı baş rakmak * birinin. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş çanağ ı * Kafa tası . baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. beraber yaş amak. baş bezi * Mendil. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek.

mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. tan ı çı baş rı fes içinde. zuhur etmek. baş kesmek * selâm için baş mek. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. başve kı üzerinde inip kalkmak. kaldı i.* Ş kı serseme çevirici. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. te ta baş olan boş olmaz . arı baş gelmek * yenmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. her iş onları te örnek tutarlar. yaş arken sağ iken. baş da. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş olmak göz * evlenmek. aş na. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. baş kazanmak (kazanmamak). arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. isyan etmek. kabarmak. ortaya çı kmak. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). baş kaldı rmamak * Bkz. inkı etmek. na yat baş elde iken * ölmeden. baş etmek göz * evlendirmek. baş göstermek * belirmek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. yönetime karşgelmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. gücü yetmek. baş nereye giderse. vuku bulmak. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. ı * iyice coş mak. baş kaldı ı nı rmamak. baş olmak önemlidir. baş kaldı rmak * ayaklanmak.

nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. el üstünde tutmak. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. baş örtü. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. . baş tutmak * elebaşolmak. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. rotadan çı kmak. baş oluş ak mak. çevirmek. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. * (gemi. fı na yüzünden. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. ı sı baş tacı * Çok sevilen. kayı döndürmek. k k lan. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. * (buğ vb. m baş lı rı börk (fes) içinde. değ hiç yitirmeyen eser. baş tutamamak * rüzgâr. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. baş örtüsü * Bkz.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak.

pehlivanlıiçin yarı k ş mak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. ak mak. arası . * Tarlalarda. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. * Arpa. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş baş a * birinden üstün olmadan. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. baş baş a * Eş durumda. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. dengeli olarak. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. i rabilmek. ı yan lçı baş . baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. denk olmak. baş k akçı . baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te.

baş aklamak * Tarlalarda. muvaffakı arı yetli. * Baş lı biçimde. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. * Baş lamayan. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş .* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. muvaffakı arı yetsiz. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş lmak arı * Baş ile sona ermek. performans. takat sırı i nı. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş göstererek. baş aklı * Baş ı (ekin). arı . baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. tutmak. baş lı arı * Baş gösteren. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. muvaffakı arı yetsiz. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . baş gösterememek. * Baş göstermeyen. * Baş göstermeyerek. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. muvaffakı yet. . ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. baş aklama * Baş aklamak iş i.

baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. baş bakan * Hükûmet baş . sır başsatan kimse. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. muvaffakı arız yetsizlik. muvaffak olmak. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. baş k çı . kan baş k atlı * Baş olma durumu. baş çı * İçi baş ş ı . baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. hâkimiyet. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. efe. * Çiğ veya piş koyun. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. kan.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. n * Baş bakanı makamı n . dominant. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. hâkim. . baş çavuş * Astsubay baş çavuş . n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. * Baş asistanıgörevi. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . baş arma * Baş armak iş i. . ı vekil. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. kuzu.

i. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . ş yapı aheser. * Baş hekimin makamı . . . rlamada en üst sorumlu. baş kâtip. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . n ı . baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. sermürettip. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş eski * En kı demli kimse. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. baş tabip. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . sertabip. baş t. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. * Baş garsonun işmetrdotellik. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser.

a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. * birini yandaş olarak kazanmak. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. * Evli. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. başbelâda ı * çözülmesi güç. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. açı başdimdik ı * Onurlu. kendi yanı tutmak. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. sıntıdurumda. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. kı lı başdevletli ı * Talihli. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. başdara düş ı mek * sıntı girmek. ğ mek. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . ön ayak olmak. bahtı k. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. gururlu. başdertte ı * çözülmesi güç. . üzücü bir durumla karş mak. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. sıntıbir durumda.

başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. başönünde ı * uslu. * bir düş veya davranı uygun bulmak. zor durumda kalmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. a başhavada ı * sevinçli. rgı kla. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. a p ş başyerde ı * utançla. eş n dönmesi. çevrede gözü olmayan. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". ağ ı rlanmak. bunalmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. başyerine gelmek ı . kı nlı üzüntüyle. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak.başdönmek ı * insana. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var.

disiplinsizlik. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . kendi havası bı veya na rakmak. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . seve seve. * Yönetimsiz. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. baş beraber ı mla * memnunlukla. ş .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. ı etmek. musallat olmak. * Düzensiz davranı düzensizlik. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. inat etmek. söz dinler (kimse). nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. içinden çılamayan. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. baskız. kibirli. başyukarda ı * onurlu. kötü bir duruma düş ı laş mek. karık. denetimsiz. kendini beğ enmiş . baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. * Kargaş . sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. rakı ş . başyumuş ı ak * Uysal. karı . * Baş örtmeden. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. tedirgin etmek. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. görüş olmamak. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. .

ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. ı na * kötü bir durumla karş mak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. ı r * üstüne kalmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. raşrı bir e . ş ı cı olay veya durumla karş mak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. baş geçirmek ı na * baş giymek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. çok yüz vermek. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. ı laş * beklenmedik. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. in * bir işyapmaya baş i lamak. nefretle geri vermek. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. nda * bir iş yönetimini ele almak.

lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. eğ lence peş koş inde mak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. zor durumda bı rakmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. kontrolünü yitirmek. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. baş vur. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. zevk. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. önde geleni. lan inde in k ini . hiddete kapı lmak. ilgi göstermek. işkoyulmak. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz.

iş sizlikten. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. . rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. savuş i mak. uğ tı için raşrmak. cezalandılmaktan korkmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. baş luktan kurtarmak. baş belâya sokmak ı nı * birini. baş beklemek ı nı * gözetlemek. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. lı a. * bir iş birini tedirgin etmek. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. sorumluluğ atmak.

sakin kalmak. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. * kendine hayran bı rakmak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş dinlemek ı nı * sessiz. i ksı * iyileş ememek. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. . baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. sis bürümek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. yataktan çı kamamak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. kellesini uçurmak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak.

ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. özveri. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. rolü i. metamorfizm. değik görünmek. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. iş . baş kası kaları biçiminde kullanı lı r.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. iş baş kaca * Ayrı ca. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. baş biri ka * diğ bir kimse. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. değ ik. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. istihale. uyarını sı dinlememek. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. özge. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . . er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak.

kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. riyaset. . baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. reis. baş kentlik . baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. değmek. baş kent * Baş ş ehir. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. metamorfoz. bozulmak. herhangi bir kimse. aslî tipi. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. farklı kazanmak. veya u. diğ ötekisi. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . * Alılana benzememe. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. un. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. iş * Kötüleş mek. reislik. değ ik olma durumu. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. isyan. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . istihale etmek. e mek. . iş lı k * Biçim değtirmek. istihale. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. değ iklik. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. er ahı eri. ka baş rı kaldı * Ayaklanma.

lı baş lama * Baş lamak iş i. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. * Baş konsolosun makamı . dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . ta baş kumandan. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. ayan veya n * Bu halka özgü olan. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. serdar. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. bu halkla ilgili. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. ş la nda . n * Baş komutanımakamı n . katedral. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. Baş kurtça * Baş Türkçesi. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı.* Baş olma durumu. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. kahraman.

nin ilk bölümü. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. müptedi. e mek. belirtmek. ı na. ortaya çı kmak. . baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. * Çalır. başca lı * En önemli. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. baş lı * Başolan. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. baş gelen. oluş mak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. baş lmak lanı * Baş lanmak. ta .baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. fı sın. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. ş ler. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). iş yürür duruma girmek. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. n * Ön söz veya girişmukaddime. baş latmak * Baş laması yol açmak. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. in. ı * Olmak. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. * Etkisini gösterme. ine * Baş mak. i. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. doğ mak. bir hayatıvb. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. baş lanma * Baş lanmak iş i. * Görünmek.

giriş bölümünde. erli baş muallim * Baş retmen. satan kimse. a * Bir sütunun. baş mak * Ayakkabı mak. has. * (camide) Ayakkabı konulan yer. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . * Bazı bölgelerde. . karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. bir direğ tepeliğ in i. z lanan ödenek. paş * Başk yapan veya satan (kimse). öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. kapital. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. arpalı k. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. . antet. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. baş misafir * En değ konuk. sermuharrir. baş mal * Anamal. serpuş ı . bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . * Bir yazın. ı baş muharrir * Baş yazar. külâh. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. lı ı * Antetli. * Camilerde. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. başksı lı z * Başğolmayan. evlenirken. anteti olan. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. top. sermaye. baş maklı k * Padiş n anne. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. serlevha. paş makçı . lı baş makale * Baş .başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. takke.

rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . müdür. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. eş nları nı kları arp. . ı baş mürettip * Baş dizgici. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. sermürettip.

baş savcı * En üst düzeydeki savcı . başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. başz sı * Başolmayan. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. üstün durumda olmak. . * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. in baş gelmek ta * önde olmak. baş rejisör * Baş yönetmen. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. anarş ve i. na. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. * Baş nı görevi veya makamı savcın .baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. kent. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. ı * Yöneticisi. baş rol * Baş oyuncunun rolü. baş ehir. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş olmayan. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . erksizlik. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı .

baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. hepsi bir arada. baş baş tan a * Tamamen. pek çoğ almak. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. özen göstermeden. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. her zaman. kötü yola sürüklemek. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. yeniden. isyancı . ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. . bütünüyle. baş sona tan * Daima. gemi baş karaya vurup oturmak. baş mazlı tanı k * Anarş izm. baş maz tanı * Asi. * Baş ı sonuna kadar. baş savma tan * üstünkörü. düzen bozucu. baş tabiplik * Baş hekimlik. doğ yoldan saptı ru rmak. baş tan * baş ı alarak. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. baş aş tan mak * pek çok olmak. bütünü. bir uçtan öbür uca kadar. baş i ı savma veya atma. bir kez daha. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. na amak. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . u baş tabip * Baş hekim.

tankaragiller familyası ndan. müracaat etmesini sağ lamak. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. ufkun i üstünde olanı . baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. müracaat ettirmek. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. semtürreis. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. baş vekillik * Baş olma durumu. ı . baş vekil * Baş bakan. Avrupa ve Asya'da yaş ayan.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. müracaat etmek. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. i. Kuzey Afrika. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. * Baş uzmanı görevi. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. lar mı türünü içine alan geniş familya. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan.

ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. sermuharrir. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. . baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. . baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. * Baş yaverin görevi veya makamı . * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan .baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. cı mazlı ü . n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş t yapı *Ş aheser. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. * Baş yazarıgörevi. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. baş yazı nı muharrir. i. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş kâtiplik. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. anlaş k durumunda. bat . ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. baş rejisör. müracaatçı . müracaat edilmek. ı ma. bilgiye ulaş referans. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip.

bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. batak çulluğ u * Çullukgillerden. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). rengi kahverengiye çalan siyah. içinden çılmaz iş kı . * Hayıgelmez. bataklı klarda yaş ayan. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. bataklı kları klarda yaş (bitki. ğ ı . bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. bataklı klarda yetiş bir bitki. yarar sağ r lamaz. uzun kanatlı . hayvan). ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). * Bataklı olan (yer). * Uygunsuz ve kötü.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. * Eline geçen parayı ran. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. * Kötü durum. ishak kuş (Asio u flammeus). sı tüyleri pas rengi olan. ahlâk dı durum. lan. batmı ş . batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. imş lmı ucu . pamuk otu (Eriophorum). bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. batı * Bataklı seven. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. bataklıgazı k * Metan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . li yı nda en llı batar * Zatürree.

* Çürük. batı l itikat. * Batı sı yanlı olma durumu.). in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. lar mı * Bateri çalan kimse. garbî. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. gün indi. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. * Orkestrada vurma çalgı takı . gizli ve akı şgüçlere. davul. garp. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. lı in ğ ı * Bu yönde olan. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. lı laş i. laş . * Batarya ile çalı (radyo. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . garpçı yanlı olan . garp. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batı l itikat * Boş inanç. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. telefon vb. davulcu. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). batı l inanç * Doğ üstü olaylara. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k.batarya * En küçük topçu birliğ i. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . bu yönle ilgili. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. temelsiz. garplı ndan . yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. garpçı lı k. * Batı sı kimse.

tahin ve limon suyu kullanı an. bati batik * Yavaş ı . larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. tirip * Kirletmek. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. niye *İ çrek. kuş ak. nane. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. lan. * Göbek. batı n * Karı n. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. laşrma. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. * Batmak iş i veya biçimi. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. batı k lı lı * Batıolma durumu. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. garplı tı laşrmak. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. rmak ine * Yok edilmek. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. çalı ş mada. batması sağ vın ak nı lamak. . * Bir iş sermayeyi yitirmek. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. * Mahvetmek. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. batılmak rı * Batı iş konu olmak. garplı mak. dövülmemiş ceviz içi. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). ş . maydanoz.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. ağ r. soğ domates. garplı ı lı k. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . lan batı ş batisfer batiskaf .

kullanı ş lmaz. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan.batkı batkı n * Batkı k. lan. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. ş ş ı * Harman makinesi. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. müflis. * Yılmak egemenliğsona ermek. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. bozulmak. iş yaramaz duruma gelmek. inkı kı raz. tuzlu çubuk.) ufkun altı inmesi. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. GüneşYı z vb. yok olma. iflâs. harman dövme makinesi. ra. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. incitmek. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. * Bir gök cisminin (Ay. * Saplanmak. * Dokunmak. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. . (kimse). battal * İe yaramaz. flâs * Kirlenmek. . iflâs. ldı n ü sı na * İ etmek. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. * Yok olmak. nı i ile n batma * Batmak iş i. vın * (GüneşAy. * Çökmek. . battal olmak * kullanı lamaz. * Alılmıolandan büyük. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. * Yılma. çökme.

içine eş konulan büyük çanta. ı laş * Parası . lı * Kibar olmayan. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. i * Hemen hemen. sı radan. tı * Avcı n. * Çok iyi. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. çok. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. epey. banal. ağ k. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). ahin i ş tı * Yolculukta. hiçbir özelliğbulunmayan. * Ş ve köpeğava alı rmak. pekâlâ. basit adî.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. bavullu * Bavulu olan. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. için) yakı ş mamak. uygunsuz olmak. amiyane. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. * Her zamanki gibi olan. bayağkaçmak ı * (söz. zengin (kimse). beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. * Bavlı iş mak i. davranı giyiniş ş . malı olan. çok . âdeta. oldukça. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. bayağ ı * Aş ı pespaye. * Gerçekten.

ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . bayağbir duruma girmek. çok . bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. . nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. tazeliğ yitirmek. * Gönül vermiş . * Süzgün.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. * Eşkarı . ini . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. * Taze olmayan. . m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. * Bayatlamaya baş ş lamı . uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Güncelliğ önemini.

hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. çok sevmek. çevreye göz gezdirmek. nı ş ş ı . * hayranlı seyretmek. severek. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. . baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. lması lması sağ bayı r ndı mamur. kendini kaybetmek. n * Çok hoş lanmak. telâş lanmak. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . kan ı n mı . * Vermek. * çok heyecanlanmak. bayı lma * Baygı duruma girme. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. bayı bayı la la *İ steyerek. bayı na yol açmak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. bayıcı ltı * Bayı ltan. koza yapamama durumu. cak. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. * Sı açlı susuzluk. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . çok isteyerek. istekle. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. bayı ltmak * Bayı nı lamak. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. uyur gibi olmak. baygı k nlı * Baygı olma durumu. baygı ntı * Baygı k. ödemek. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. bayı nı lamak. k. kendinden geçmek. n * (göz için) Süzülmek.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. kendinden geçme. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu.

ndı tı i. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ru. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. ri * Kaba. imar etmek. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ndı i. rtı gece ların . ümran. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . dükkân veya kuruluş . uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. ine lan baykuş giller . bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. * Bu iş yapı ğyer.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. terbiyesiz erkek. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek.

etki altı bı nda rakmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. * Devre dı bı ş rakma. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . . bayrak töreni. kandı rmak. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. * Öncü. bayrak merasimi * Bkz. * Şmarı k. naz. * Simge. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. mideyi bulandı nlı rmak. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . * Gerektiğ indirilip kaldılan. * Aldatmak. ı in sı bayrak * Bir milletin. baypas * Damar aktarma. ş ı marmak. baylan * Nazlıı k (biçimde). baylanmak * Nazlanmak. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk.ş marı baylanlı k * Zenginlik. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. midede ezinti yapmak. . baylanma * Baylanmak iş i. iş ı klı ve. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. . * Baymak iş i. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. açı kapatı kol. sembol.

nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. bayraktar * Bayrağtaş kimse. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . askerlik. bu yakı ğ bir sebebi olacak. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. * Bkz. eri bayraklı * Bayrağolan. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. * Özel olarak kutlanan gün.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. * Bayrak yapan. hı nlıetmek. neş e. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. il. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. * Bayram günü doğ çocuk. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . sı . üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). * Bayrak asmaya uygun direk. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bayrakaltı * Ordu hizmeti. lmı . muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. yol göstermek. diken veya satan kimse. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. tem * gösterilen bu ilginin. eli bayraklı . * Sevinç. ş evval. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak.

bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. arada sı rada. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. nadiren. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. bayramıkutlandı gün. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayramlıağ k ı z . bayram günü * Bayrama rastlayan. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. eli. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. * Bayramlarda verilen armağ an. lan. nadir olarak.* çok sevinmek. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. * Bayramî tarikatı olma durumu.

veteriner. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. baysungur * Ş cinsinden. m. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Taban.* küfür. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). ş . ra. baytar * Hayvan hastalı hekimi. * Ara sı arada bir. kadim. kimi vakit. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. * Ara sı arada bir. yı cı kuş ahin rtı bir . Bayramüstü. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. esas. ı . baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. * Çarş pazar. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. çok n ı yan * Koyu renkli. * Temel. kı dem. ra. bazal bazalt bazar bazen bazı . mak. bayramüstü * Bayrama yakı n. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. sert. bayramüzeri * Bkz. * Pazarlı alıveriş k. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. bir çeş yanardağ it kültesi. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. kimi vakit. esasî. esas. * Birtakı kimi.

i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. biçiminde kilise. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. küçük çocuk. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . * Tatlı bol. iki sı sütunla. kalıgözleme. bazilika * Kral sarayı . n na bazik (tuz). sı n * Bazlama.bazı bazı * Ara sı arada bir. * Dikdörtgen biçiminde. * (teklifsiz konuş mada) Ey. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. * Baz niteliğgösteren. su ile birleş baz etkisi gösteren. Be be be bebe * Bebek. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. hey. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . smı m kı sı * Ortadaki yüksek. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . ra. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . * Roketatar. bazlamaç bazlaş ma bazuka . kimisi. mı baziçe * Oyun. yahu.

k. * Yer değ me. bebeklik * Bebek olma durumu. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. * Göz bebeğ i. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. becerikli . mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * bebeğ yakır biçimde. becelleş mek * Cebelleş mek. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. * (küçük b ile) Sevimsiz. beceri * Elinden iş gelme durumu. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r.den yapı insan biçiminde oyuncak. karş klı değtirme. karşklı değtirmek. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. ustalı maharet. tahta. n bebekçe * Bebek gibi. bücür erkek.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. budala. bebeğ yakır biçimde. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . bez vb. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. * Plâstik. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * Vücudun. i.

mak . elinden iş gelen. tavuk büyüklüğ ı plak. beceriksiz * Becerisi olmayan. beceriklilik * Becerikli olma durumu. ustalı maharet. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. lı z. bedavadan ucuz * çok ucuz. düş zı ünmeksizin. eyi lmaz * Irzı geçmek. lüzumlu. bedavadan * Bedava olarak. apaçıolma durumu. mahir. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. vedi.* Becerisi olan. * Bir ş kullanı duruma getirmek. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. üstesinden gelmek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. küçük bir kuş (Passer). bedava * Karş ksı parası emeksiz. becerme * Becermek iş i. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. evcil bir hayvan (Numida meleagris). bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. kirletmek. ansın. becet becit * Serçegillerden. maharetli. bozmak. bedaheten * Birdenbire. usta. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. k. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). Beçene bedahet * Besbelli. kirletmek. na * Birini öldürmek. rak ünde. ı z. * İ acele. usta olmayan. * Gerekli.

kötümserliğ kapı e lmak. ı r * Mutsuz. karamsarlı pesimizm. bedavaya * Çok ucuza. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bedavadan. birinin işsürekli ters gitmek. pesimist. i bedduası tutmak . zlı bedbin * Kötümser. * Asısuratlı k . * Kötü yüzlü. bedbahtlı k * Mutsuzluk. z. kötümser olmak.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. bahtsı talihsiz. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. karamsarlı sokmak. bedbin etmek * üzmek. karamsar olmak. bahtsı k. beddua beddua etmek * ilenmek. suratsı z. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. bedbaht etmek * üzmek. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bedbaht olmak * üzülmek. bedbinleş tirmek * Kötümser. karamsar. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. lânetlenmiş . beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. intizar etmek. ilenç. *İ lenme. bedavası na * Bkz. karamsar duruma getirmek. k.

nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. eyin ı lı * Eş denk. erli. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. . ak. bedel ödenilen. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. fiilen. bedel ödenilmeyen. beden eğ itimi. it. gövde. kı er. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. vücut. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. * Bkz. . mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. * Bir ş yerini tutabilen karşk. * Bedelci.* ilenci yerine gelmek. vücuduyla. varlı n * Vücudun. çoban. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. ymet. başkol ve bacak dında kalan bölümü. ndan bedel * Değ fiyat. kasın na ile * Uş hizmetçi. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. ş ı * Kale duvarı . bedenî * Beden bakı ndan.

* Estetik bilimi. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. bedirleş me * Bedirleş durumu. * Çölde. bedirlenmek. bediiyat bedik bedir * Dolunay. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. bedenli * Bedeni olan. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . çadı yaş göçebe. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. apaçı k. * Bedevî olma durumu. ı . bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. bednam . * Besbelli. kötü yürekli. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . * Parlak ve sağklı lı görünmek. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * (büyük b ile) XIII. bedenî. güzel sanatlar. * Estetik. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . bedensel. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. beğ enilen. ayıon dördü. gözü gönlü okş ayan. * Güzellik ölçülerine uyan. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. * Kötülük isteyen.* Bedenle ilgili.

zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. hoş görünmesini sağ lamak. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). aş . pek çok. reçine. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. begonyagiller * İ çeneklilerden. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. . gusto. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. beğ enilen. beğ enilir olma durumu. tma sı * Son derece. kötülüğ ile dillere düş ü en. bedük * Çam sakı. rma * Beğ enme duygusu veren. hünkârbeğ endi. zevk. * Hint prenseslerine verilen unvan.* Kötü ün kazanan. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. takriz. zevk. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. yi * Sevilmek. * Övücü tanı yazı. * Beğ enmek iş i. beğ endirmek * Beğ enilmesini. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . * Bey. hoş gitmek. * Güzeli çirkinden ayı yetisi.

ne olursa olsun. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. * Onaylamamak. nca. tasvip etmek. * Pay. ş ı . beis yok bej * zararı önemi yok. hayvana yakır biçimde olan. * (duygular için) Hayvanca. bîbehre. hisse. beis görmemek * sakı zarar görmemek. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. ne yapıyapı mutlaka. uymazlı k. uçmak. çı behemehal * Her hâlde. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. nasibi. iyi veya güzel bulmama. hor görmek. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. behiş t behre behresiz beis * Engel. * Küçümsemek. beğ enmezlik * Beğ enmeme. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. hissesi olmayan. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. beher * Her bir. * Onaylamak. nasip. behavyorizm * Davranı lı ş k. yok. * Payı . ya k * Cennet. * Sarı çalan açıkahverengi. kuş ile karş ku ku ı lamak. kabul etmek. * Kötülük. yi * Kuş duymak. p p. zarar. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. beğ lik * Beylik.

* Hava gazı lâmbasın ucu. evlenmemiş olmak. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. ı * Çulluk. radan gelmiş çilerin kalacağoda. mek. yalnıyaş kimse. gözcü. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. denetleyici olarak beklemek. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. z lan z zlı * Saflı temizlik. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . tazelik. sağ bek bek beka * Savunucu. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . cı k. nı * Kalılı ölmezlik. katı lam. . * Evlenmemiş kimse. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. * Sanat ve düş üncede özgünlük. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. eyi bekçi kalmak * koruyucu. yenilik. önemsememesi. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek.* Bu renkte olan. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. masumluk. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. * Doğ k. bek * Sert. . erdenlik. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. kı k. k.

* Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. beklemek * Bir iş oluncaya. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. eyi. tı kamak. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. muhafaza etmek. tı kanmak. bekitme bekitmek * Kapamak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. mak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. avukat vb. beklenilmek * Beklenmek. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). * Ummak. durmak. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. bekleme salonu. nat * Kapanmak. in * Süre tanı acele etmemek. istemek. bekleme salonu * Doktor. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. beklenme * Beklenmek durumu. bekleme odası ı tı lan . bekinmek * İ etmek. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. * Bekitmek iş i. * Vakit öldürme. korumak. direnmek. ansın. .bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. * Aramak. beklenmedik * Birdenbire. ile görüş öncesinde oturulan yer. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. ı sı bekleme * Beklemek iş i.

*İ çkiye düş künlük. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. ünde. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . ayyaşk. ayyaş kün. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. ak veya kara yemiş i. * Bektaştarikatı olma durumu. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î .beklenmezlik * Beklenmeme durumu. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. . bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . lı . Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. * Bekleş iş mek i veya durumu.

bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. k. belden sağ sola bükmek. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. sperm.* İaret. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. güvenmek. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . bel bellemek * toprağbelle kazmak. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . deri. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. uzun saplı ı . temel. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. esas. ı bel etmek * iş koymak. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. sı n altı rastlayan bölgesi. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. sı nda * Geminin orta bölümü. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. iş vermek. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. bel kı rmak * gövdeyi. bel bel * Atmı meni. te) n i . bel kemiğ i * Omurga. mcı ı na bel bel * Durgun. ayakla bası yeri tahta. salı salı rı rı na na.

* (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. . hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. belâ *İ çinden çılması sakı durum. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. retorik.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. musallat olmak. * Kavgacı irret. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. nları * -den dolayı . nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. kı ya * Hak edilen ceza. belâgatsiz * Belâgati olmayan. eyde belâgatli * Belâgati olan. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. yorum gerektirmeyen. * Bir ş gizli olan derin anlam. yapmacı uzak. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. nı tiğ belâlı * Yorucu. üzücü. kı güç. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. belâhat * Alı k. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . ı laş belâya uğ ramak . klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. -den sebebiyle. * destek olmak.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. rma i. düzgün anlatma sanatı ktan . can sıcı kı.

belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . üyeleri halk tarafı seçilen. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. leri . iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye * İ ilçe. * Bu teş n bulunduğ bina. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. belediye baş .* çok kötü bir durumla karş mak. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. * Mekân. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. belediyeci * Belediye iş görevlisi. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). kalıkumaş n . tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. ta belediye reisi * Belediye baş . aydı l. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. im nlatma. beldeitayyibe * Medine ş ehri. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. * Yerleş ik. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. çevre. * Bir tür pamuklu. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. ndan belde *Ş ehir. belce * İ kaş . belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. yer. belediye im yla kanı meclisi. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ.

lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. belerme * Belermek iş i. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. çocuk bezi. dik dağ yolu. * Beşe konulan yatak. iğ beleme * Belemek iş i. belemek * (çocuğ Kundaklamak. belediyelik * Belediyeyle ilgili. lüpçü. peygamber çiçeğ mavi en. belertmek * Gözlerini. llı i. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. * Tepe. çok beleş * Karş ksı emeksiz. kantaron (Cephalaria syriaca). belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. bedavacı z . bulaş mak. bayı r.belediyecilik * Belediye iş leri. belen * Bel. belek * Kundak. yüksek yer. ı z. çi . * Belertmek iş i. bulaşrmak. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. örtülmek. belenme * Belenmek iş i. parasıelde edilen. * Bulamak. akı görünecek biçimde açmak. belenmek * Kundaklanmak. * Bulanmak. * Beleş olma durumu.

film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. para vermeden elde etmek. doküman. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). belirli bir amacı tan film. tevsik etmek. * Emek vermeden. vesika. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. i. belgeleme * Belgelemek iştevsik. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . beletmek belge * Kundaklatmak. karş ksı ı z. karı belgeli * Belgesi olan. ortaya çı ru unu karmak. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . tası nda layan araç. faks. belgelenme * Belgelenmek iş i. fotoğ resim. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. yansı belgeselci * Belgesel. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak.beleş konmak e * emek. raf. . belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. film vb. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. yöneten sinemacı . belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. okuldan çı lmak. i ey). beleş ten beletme * Beletmek iş i. arş ları ğ ı iv. belgelendirme * Belgelendirmek iş i.

belâgatli. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. . gayrimuayyen. belgili * Belgiye dayanan. niş eyi ran iar. * Belirli olmayan. belirsizlik sı . belgit burhan. zavallı . hüccet. me rası boş beliğ * Belâgati olan. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. sarahat.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belirsizlik zamiri. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. belgilemek * Belgi ile göstermek. ru ka * Evet. ş iar. * Duyuşdüş . * Belgin olma durumu. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. belirli olan. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. beli * Senet. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. sarih. belik . fatı belgisiz zamir * Bkz. an. aret belgisiz sı fat * Bkz. iş edilemeyen. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. ş alâmet. beli çökmek * kamburlaş mak. belgileme * Belgilemek iş i.

aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belirli kı lmak. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. n nı inin. belikleme * Beliklemek iş i. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. determinasyon. * Yeni bir kavramı . belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. tayin etmek. belinden gelmek * birinin dölü olmak.* Saç örgüsü. genellemek karş . belirginlik * Belirgin olma durumu. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. sırlamak. sın nı nı i. sarih. irkilmek.yaslanmak. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belirleme * Belirlemek iştayin. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. örgü hâlinde. i. eyi belini vermek * dayamak. belik belik * Örgü örgü. * Bir kavramı anlamın. k. besbelli. belinleme * Belinlemek iş i. . belirlemek * Belirli duruma getirmek. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. açı bariz. beliklemek * Saçları örmek. kapsam bakı ndan daraltmak. .

muayyen. yice ı lı * Belirli olmayan. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. tebellür etmek. -miş geçmiş 'li . ş . (-di) (-ti) ı lanı . i. * Bir düş veya durum için. n ka n nı unu reti. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. uçtu vb.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . müphem. indeterminizm. meçhul. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. gayrimuayyen.Aldı . ağ ş . gülmüş lamıgibi. tezahür etmek. biçti. i nda * Bilinmeyen. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . az çok belli olan. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. kesin bir biçim almak. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). belirleş me * Belirleş işveya durumu. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. li belirlilik * Belirli olma durumu. -di'li geçmiş i n. görülmeyen geçmiş . Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. . belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. tebarüz etmek. ini . determinizm. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. indeterminist. ini kası olarak bildiren kip. determinist. indeterminizm. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. belirlenme * Belirlenmek iş i. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. gerekirci.

birtakı filan vb. * Belirtilmemiş olan. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. . tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. tasrih. birkaçı sı . birkaç. niş niş lması m ey. belirli kı lı nan. çiçeğ kokusu gibi. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. belirteç * Zarf. sarih meful. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. * Açı belli. bildirme. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. belirtme durumu belirtme . her. Tuz Gölü gibi. * Belirli kı görüş lma. birçoğ azıherkes. u. belirtili * Belirtisi olan. müphemiyet. an. * Tamlayan. sarih. n k ya. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. fat: . ane. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. k.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. m. * Gösterge. biri vb. kabataslak tutan zamir: bazı. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. eyin. * Belirtilmiş olan. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak.

akuzatif. mütearife. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. hafı dağ k. yanlıda olabilen. * Belitlemek iş i. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. arcı * Bir bilgisayarda. . belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. za. olabilir ki.. ru i ş lı . n belitken belitleme * Belitler sistemi. keder. * Belitleme kuramı ortaya koymak. belladonna * Güzelavrat otu. Yazı okudum. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: .. Evi gördüm. -u.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. belirtmek * Açı klamak. * Olsa olsa. u belkili * Olası muhtemel. beliye belki * Muhtemel olarak. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. lı . nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. olası ihtimalî. * Felâket. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. bellek * Yaş ananları renilen konuları . ı lan aksiyom: "Tüm. akı l. ya . * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. belki de * ş da olabilir. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. yükleme i . programı iş değ meyen verileri. soru. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. ihtimal. * Doğ olabileceğgibi. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. belli ve kesin olmayan. ş durumu. tasa. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. tebarüz ettirmek. i hâli. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. ya. öğ . Birinci dönem.

tı belletme * Belletmek iş i. yarı belli. ğ ı * Bellemek yetisi. öğ retmek. muayyen. öğ ş cı retici. belli * Beli olan. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. zahir. ı lı * sezdirmek. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. ikâr. öğ ine renilmek. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. müzakereci. duyulabilen. belletici. anlaş bedihî. * Önemli. belli baş lı * Belirli. ine belleten belletici * Çalı rı. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. * Gizli olmayan. belli etmek * açı klamak. haş . yarı bellisiz. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. belli olmak . hissettirmek. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. malûm. aş ı lan. ortada olan. lda * Sanmak. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. muayyen. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. * Bellemek iş i. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. yapı a. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. belletmek * Bellemesini sağ lamak. çok az belli olan. * Belirli.

ben hancı yolcu oldukça . ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. megaloman. hep kendinden söz eden. bilinemeyen. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. tende bulunan ufak. muayyeniyet. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. koyu renkli leke veya kabartı u uş . düş ündüğ gibi. açı klanmak. * Pıl pıl. * Bkz. hodpesent. sakalda beliren beyazlı k. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. üm bencil olmak .* anlaş ı lmak. bedahet. kendini her konuda üstün gören. hodbin. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. gururlu. hodkâm. * Bana göre. benbenci * Kendini çok öven. kibirli. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. bence benci * Kendini beğ enen. marka. * Böylece kalı tılmı(ses). ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. benbencilik * Benbenci olma durumu. apaçı rı rı k. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. ego. apak. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. balsam. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. nı * Bencillik öğ retisine inanan. ma * Saçta. * Belli olmayan. bellik * İaret. egoist.

bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. . bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. bencillik etmek * bencil davranmak. * Menekş e. kölelik. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. ş ı bencileyin * Benim gibi. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. egoistlik. bencillik * Bencil olma durumu. bencilik * Benci olma durumu. kendimi suçlu saymam.* bencilce davranı bulunmak. egoizm. köleler. hodbinlik. egoizm. kölenin evi. köle. bende * Kul. bendegân * Kullar. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. * Köle ile ilgili. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. hodpesentlik. bendegî * Kulluk. köleye ait. al benden de o kadar. bendehane * Bendenin. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. benden günah gitti * Bkz. benden de al o kadar * Bkz. benden söylemesi. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş .

ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. bengilik * Zamanla ilgisi. * Ölmezlik. ebedîleş tirmek. benekleş me * Benekleş işveya durumu. beniçincilik . * Sonu olmayan. insanlar. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. bengileme * Bengilemek iş i. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. ölümsüzleş ama i mek. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. bengilemek * Bengi kı lmak. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. puan. ulları benibeş er *İ nsan.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ebedî. bengileş me * Bengileş iş mek i. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. inin ini ü. ölümsüz. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . ebedîleş mek. nokta. beneklenmek * Benek oluş mak. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ebedîlik. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. ölümsüzleş tirmek. hep kalacak olan. benekli * Ufak lekeleri bulunan. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. abı çene ine lan hayat. fekül. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su.

benli benli * Teninde ben bulunan. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benlenme * Benlenmek iş i. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. i beniz * Yüz rengi. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benildeme * Benildemek iş i. inin ini ü. * Bkz. benildemek * Belinlemek. benliğ inden çı kmak . benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. kma. güçlü olduğ inanan. egosantrizm. tesahup etmek. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benim diyen * kendine güvenen.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. sahip çı eyi kmak. beniz geçmek * benzi solmak. i. lanmak. benizli * Benzi bulunan. una benim oğ bina okur. kabullenmek. benze sahip olan. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. * Bir ş birine bağ eye. benlenmek * Ben oluş mak. ınmak. senli benli.

ş n ları inin i. benzemeklik * Benzer olma durumu. kiş ini üstün görme. * Kendi kiş ine önem verme. kibir. hep kendinden söz eden (kimse). büğ lan et. sı * Bağ lam. sı benmerkezci * Beniçinci. onu kendisi yapan ş kendilik. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. * Kanun maddesi. hep kendinden söz etme durumu. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. * Kendi benliğ geliş inin imini. bent olmak * bağ lanmak. t. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . * Sanını sı uyandı rmak. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. andı rmak. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. bent * Bağrabı . benlik * Bir kimsenin öz varlı. ş ğ iliğ ı ey. gurur.* kendine benzemez olmak. benzeme * Benzemek iş i. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. kiş i. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. ahsiyet. tutulmak. gibi görünmek. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). * Gazete yazı. benmerkezcilik * Beniçincilik. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . kâğ tları ları . bent etmek * kendine bağ lamak. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak.

benzeş im.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . benzeri benzerlik durum. bih. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. ve mı andı kimse. rnap. eş siz. benzer. aslı kopya edilmişteş ndan . me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. dublör. benzeş mek * Birbirine benzemek. * Benzerlik gösteren. benzeti * Benzetme. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . abih. çarş amba. müş abehet. benzeş * Birbirine benzeyen. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. . * Nitelik. * Bkz. kehribar > kehlibar gibi. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). -ten. ekmekten (ekmeknda ten). araları benzerlik bulunan. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. * Benzer olma durumu. benzeş lik * Benzeş olma durumu. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. müş nazir. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. nda abih. o + bir < öbür gibi. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. müş olmak. benzeş me * Benzeş iş mek i. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. ey).

benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. vı * Benzen. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. unu benzetici * Benzeterek yapan. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. . * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. uçucu. renksiz. benzetme * Benzetmek iş i. benzi uçmak * yüzü sararmak. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. solmak. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları.65 olan. benzetmek * Benzer duruma getirmek. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. yüzü sararmak. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. kopyacı . bih. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. arak. benzinlik. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. sahteci. * Dövmek. benzin * Petrolün damılması elde edilen. bozmak. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. özgül ağ ğyaklaş 0. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. * Bir ş neteliğ anlatmak için. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i.

benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. makine vb. baş beraberlik müziğ i . * Benzinle çalı (motor. * Bir nesneyi benzine bulamak. borçsuzluk. ş an beraat etmek * aklanmak. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. -e karş ı n.). beraberlik * Birlikte olma durumu. beraberce * Birlikte. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. beraber olarak. berabere bitmek * (oyun. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. beraber * Birlikte. * -e rağ men. yla berabere kalmak * (oyun. * Aklanma. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. benzin istasyonu. beraatı zimmet * Borcu. * Baş a kalma durumu. baş baş a gelmek. bir arada. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. vereceğolmama durumu. canlanmak. * Aynı düzeyde. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. baş baş a kalmak. temize çı kmak. beraberinde * yanı nda.

Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. Akdeniz'de yaş çok ayan. ndan n . aylıbağ k lanan. Berat Kandili * Bkz. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. ş an berber dükkânı * Berber. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . patent. lam * Seçilmişseçme. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. beğ enilmeyen. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. berbat * Kötü. * Darmadağ bakı z. berbat olmak * kötü duruma gelmek. oynar başklı koltuk. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. berber * Saç ve sakalıkesilmesi.* Orkestra. periş viran. ı berceste * Sağ ve lâtif. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. * bozmak. . * Çirkin. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . ı n. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. * Bozuk. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. msı an. san. kuyruğ unun çatalı uzun olan. Berat Gecesi * Hz. kirlenmek. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. * bozulmak. tan. Berat Gecesi.

* İ ki. eyde bere * Yuvarlak. ezik. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. berelenme * Berelenmek işveya durumu. Tanrı ş ki.berdelacuz * Halk tahminine göre. ve lı bereket * Bolluk. serseri. bakı z. berdevam * Sürmekte olan. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. sürüp giden. gürlük. berduş * Baş . bereleme * Berelemek iş i. yassı sipersiz başk. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. feyz. feyezan. bozuk. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . neyse ki. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. iyi bir rastlantı yi olarak. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. verimli. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. bereketli * Bol. ongunluk. ı boş * Pis. bereketlilik * Bereketli olma durumu. artmak. teselli bulması . i bereketlenmek * Çoğ almak. berelemek * Bereli duruma getirmek. * Yağ mur. . bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. an * Herhangi bir ş görülen çizik.

öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. oldukça. . ı . * bitirmek. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). yaş * Mutlu. aç * Bu ağ n. canlı ayan. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . berhava etmek * havaya uçurmak. biraz. kullanı z ev. . ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). ey beril . kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir.bereli bereli * Beresi olan. . * Bu uzaklı bulunan. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. berenarı * Ş böyle. * Yararsı boş z. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. harap. an. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. beriki * Beride olan. ra. a berhayat berhudar * Hayatta olan. az çok. * boşgitmek. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * Büyük. * Beride olan ş veya kimse. * Beresi olan. yok etmek.

tı berklik * Sağ k. durulaş mak. * Pekiş tirilmek. açı nlı k. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. takviye etmek. katı lı k. pekiş mek. katı . temiz. pek iyi. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. her zaman olduğ gibi. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. berlam * İ pullu. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. lamlı * Sertlik. takviye. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. 29700C de eriyen. * Sağ lam. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. ı ı rlı Kı saltması Bk. . 97. aydı k. tahkim. ş ı u berrak * Duru. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. sı açıkahverengi. yanları karnı nce rtı k ve beyaz.84. unluğ 1. i berkinmek * Berkimek. Kı saltması Be. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. berkemal berkime * Mükemmel. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. ortalama 30-40 cm boyunda. berkinme * Berkinmek işveya durumu. tahkim etmek. saydam.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. berk * Sert. güç kazanmak. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. berkimek * Sağ lamlaş mak. atom ağ ğ9. * Berkimek iş i.013 olan. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). berkitme * Sağ lamlaşrma. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat.

karasal. uzun uzadı açıolarak. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. bere. * Morarmak. burkulmuş . berri * Kara ile (toprakla) ilgili. besbeter beselemek * Bkz. durulaşrmak. yok edilmek. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. çürük. i bertilmek *İ ncinmek.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. lı k. bertik * Yara. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. duruluk. ya. anlaşyor ki. bertilme besbedava * Pek ucuz. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . k * Bir yana. * Anlaş ğ göre. * Yiğ yararlı itlik. * Kı dar dil. k. burkulmak. ş dursun. bertmek berzah besalet * Bertilmek. eselemek beselemek. k. . * Bertilmek işveya durumu. * Deride mor leke. çürümek. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. stak. *İ ncinmiş . bertme * Bertmek iş i. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. gidermek. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. besbelli * Açı apaçı çok belli. * Berelenmek yaralanmak. k.

besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. besinli besinsiz . besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. gı . besi dokulu * Besi dokusu olan. da. lan * Semiz. yeterli besin almayan. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . zlı besermek * Bkz. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. * Yenilebilir. beslenmeye elveriş her tür madde. besi dokusu * Besi doku.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. semirtilmiş . * Yaş amak. n * Yumurta akı maddesi. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. dalı * Besini olmayan. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. * Besini olan. satan kimse. gı z. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. nda an * Sır. esermek besermek. azı gı li k.

beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. çevresini veya altı desteklemek. * Yetiş tirmek. hizmetçi. lerinde çalı rı kı ş lan z. * Besleme olarak. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. * Maddî yardı yapmak. u. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. besleme kı z * Besleme. beslenen beslengi * Sönümsüz. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . k. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. m beslemelik * Besleme. * Beslemek iş i. çoğ altmak. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. beslek besleme * Besleme. * Semirtmek. . herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. evlâtlı besleme. ş tı besle kargayı . desteklemek. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. * Eklenmek. nı pekiş tirmek.* Besinsiz olma durumu. gı zlı dası k. ine beslenme * Beslenmek iş i. ahretlik. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). * Hizmetçi. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. * Yedirmek. doldurmak. katı lmak. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak.

bestekâr. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. nda lan * Besmele çekmeden. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. kompozitör. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . besin değ yüksek. besili. . yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. beslenme odası * Anaokulu. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. * Beslemek iş konu olmak. mugaddi. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. p * Bkz. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. ine besletme * Besletmek işveya durumu. beste bağ lamak * bestelemek. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. besleyici * Besleyen. inceleyen yetkili. beslemeye yarayan. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. itim nda beslenme saati * Anaokulu. nda beslenmek * Kendini beslemek. * Besteci. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi.

bestesi yapı ine lmak.besteleme * Bestelemek iş i. bir parça. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. koklama. bestelenme * Bestelemek iş i. * Beş nı ilkokul. beş kardeş *Ş amar. görme. besteli bestelik * Bestesi olan. * Çoksatar. V. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. * Oyunda. pencüdü. bestelemek * Beste yapmak. 5. nı ve yı * Dörtten bir fazla. * Beste olma durumu. beş iki * Bkz. * Bkz. birkaç. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. sıflı * Biraz. iş itme. pencüyek. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. bestelenmiş . atı zarlardan birinin beş lan . üç aş ı yukarı ağ beş . tat alma duyuları . tokat. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş beter * Besbeter. k ı t . beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. .

lu * Bedensel. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. on paralıetmek. da. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. her birine beş defası beşbir arada. eri e beş paralı k * Değ ersiz. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. beş para almamak * hiç para almamak.beş on * Az sayı biraz. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. beş eriyet . beş para etmez * hiçbir değ yok. kusurları ğ çı açı kmak. müjde. lu. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. k beş paralıolmak k * alçalmak. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. a beş parası z * parası yoksul. muş erim. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. . *İ nsanoğ insan. yi tu. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. bedenle ilgili. pencüse. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. aş ı bayağ ağ k. lı ı . iş yaramaz. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. beş paralıetmek k * Bkz. yüz beş aret * İ haber. z.

hümanizm. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş .*İ nsanlı insanoğ . sı dördüncüden sonra gelen. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. beş ibiryerde * Bkz. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. n ve sallanma. düş için çalı örgüt. hümanist. man ş an beş iz . eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. beş inci * Beş sın sı sı . ölünceye kadar. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. mak. fonksiyonunu yapmak. ik * Beş olmaya uygun. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. beş ibirlik. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş n erinde olan altı n. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . * Bir ş doğ geliş i yer. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. * Beş kenarlı çokgen. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . insancık. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. k. beş etmek iklik * beş vazifesini. insancı sı l.

beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). beti bereketi gelmek. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. kentet. beş parmak otu * Gülgillerden. tuhaf. taş . konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. beş leme * Beş lemek iş i. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. bet * Kötü. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. * Beş arada olan. * Bet bereket kalmamak. ı lan reptans). beti benzi uçmak. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. kurt pençesi (Potentilla en. bet * Beti benzi atmak. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. beş parmak. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. * Tahmis.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). muhammes. eyden beş tane bulunan. * Tabaklanmamıham deri. *İ skambil. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. beş lik * Beş para. * Bkz. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. yollu bir çeş kumaş it . ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. güleç. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. ınlı ldı ı . beş izli * Beş tanesi bir arada olan. gülümser. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. çirkin. beş lemek * Bir işbeş yapmak. beş alabilen. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş .

kı mak. çabuk tükenmek. * Bir ş bir kimseyi. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. figüratif. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. betim * Betimlemek iş betimleme. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. hı ran betelemek * Bkz. figüratif sanat. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. etelemek betelemek. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. mektup. korkmak. tezkere. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). betelenmek * Karşgelmek. *İ çinde insan. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. tasvir. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. i. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. beter * İ kötü. dikleş ı mek. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. . pusula. . lı ey. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. kafa tutmak.

demirli beton. sı betimsel * Betimle ilgili. kendine yedirememek. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. betimleyici * Betimleme yanlı. betonarme * Yapı gücü. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. bağ cı yapay yış ğı ım. klı * güçlü. tasvir etmek. beton gibi * çok sağ dayanı . betimlemeli dil bilgisi. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. betonkarar * Beton karma makinesi. tasvirci. tasvirî. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. dayanıı layı ması an kl . lam.betimleme * Betimlemek iş tasvir. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. bevliye * İ yolları drar hastalı . tasvirî dil bilgisi. i. sert. betisiz *İ çinde insan. betonlaş ma * Betonlaş durumu. nonfigüratif. beton * Çimentonun su yardı yla kum. kları . üroloji. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. betoniyer * Beton karma makinesi. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak.

beyaz * Ak. düş üncelerin. beyanat * Demeç. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. bildiri. * Beyaz ı olan kimse. . cı * Mahalle okulları hademe. bir bey erki * Zengin erki. anlatmak. beyan etmek * bildirmek. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş .bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. * Çöl. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. ürolog. duyguları hayallerin doğ ve değ n. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. bildirme. bay. uş erlerini. ileri gelen kimse. el mi yaman * Bkz. el mi yaman. kanı * Komutan. bey mi yaman. bey mi yaman. beyanname * Bildirge. ri. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. kara karş . * Bir eserde. plutokrasi. as. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. *İ skambil kâğ nda birli. beyaban beyan * Söyleme. ileri sürmek. söylemek. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. * Zengin. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. bevvap * Kapı. * Eşkoca. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. ı tı * Bu renkte olan. beyaz adam .

. kan dı. Kuzey Amerika. beyaz oy * Onaylayı oy. ı ldı ı * Sinema. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. balıvb. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. an beyaz eş ya * Buzdolabı . beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . kları beyaz cam * Televizyon ekranı . beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. * Avrupalı . beyaz zehir * Eroin.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. etlere verilen genel ad. ı r ı k beyaz et * Tavuk. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. çamaş makinesi. yı beyaz ı rk * Avrupa. beyazı msı * Beyaza çalan. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk.

beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. ağ artmak. üstüne binilen at. beyazlı * Beyazı bulunan. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. beyazlı k * Beyaz olma durumu. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. ağ lmak. artma. ağ arma.beyazıadı n . beygirli . beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. * Yük taş araba çeken. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. * Atlama beygiri. ağ armak. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. ı yan. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. * Ağ . nı n lan beygir * At. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi.

k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. beyhude * Boş una. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . beygirlik * Beygire ait. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. beygir için. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. dimağ u . * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. z. beyhude yere * boş yere. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. zihin jimnastiğ i. * Yararsı anlamsı z. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . eğ itimi.* Beygiri olan. boş boş gereğyokken. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. beyin yı kamak . miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. kafa içinin. dört boş undan her biri. eyi * Bilgisi. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. u una. usa vurma. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. beygirsiz * Beygiri olmayan. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. * Beygir gücünde. * Muhakeme.

* Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. pis (kimse). içinde beyit olan. beynelmilel * Milletler arası . * Beyinle ilgili. devlet malı olan. çok bilinen. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i.* insanı . ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Beyne benzeyen. * Akı. satı k. düş lsı üncesiz. * Beyni olan. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. düş llı ünceli. * Hükûmet. enternasyonal. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. devlete özgü olan. dimağ nı nda. korteks. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. uluslar arası . * Rahat yaş ama. * Akız. beyitli * Beyti bulunan. emaret. . it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. * Herkesin kullandı. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. beyit * Ev. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. lmayan. * Devletle ilgili. beyiye * Bkz. beylik * Bey olma durumu. * Beyni olmayan. etkisi kalmamısöz. p. beynamaz * Namazsı namaz kı z. emirlik. mirî. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. çe.

bunalmak. beyzade . ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak.beynelmilelci * Bkz. delil. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. huzurunu kaçı zlı rmak. beyni bulanmak * sersemlemek. * kötü bir ş sezinlemek. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. t. sarsı lmak. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. * Bey oğ lu. beyni atmak * Bkz. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. tepesi atmak. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. düş ünemez olmak. bunamak. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. kanı tutamak. ikna etmek. uluslar arası. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. beyninde * Arası nda. beytülmal * Devlet hazinesi. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. cı k. cı k. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek.

* Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. * Bezden yapı ş lmı . p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. bezmesine yol açmak. bezdirme * Bezdirmek iş i. lan * Pamuktan. nazlı kimse. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. beze beze bezekçi . kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. gudde. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. bı nlıvermek. bezdirmek * Bı rmak. beyzî * Yumurta biçiminde. * Hamur topağ pazı ı . beyzadelik * Soyluluk. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. ziynet. * Usanç veren.* Soylu kimse. * Herhangi bir cins kumaş . oval. ban an iş * Bez (I). usandı ktı rmak. çaput. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. . düz dokuma. söbe. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). * Özenle büyütülmüş . bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. lan it bezek * Süs.

dekoratif. süslü. bezekli. süsletmek. ı bezeli * Bezeğolan. süslenmiş i . bezetmek * Bezeme yaptı rmak. dekoratör. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. bezekli bezeleme * Bezeğolan. ı bezemek bezemeli * Süslü. bezen bezeniş bezenme * Bezek. süslenmek.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. bezetme * Bezetmek iş i. tı cı bitki (Pisum sativum). bezekleme * Bezeklemek iş i. ine * Kendini bezemek. i * Bezenmek iş i veya durumu. * Gelinleri süsleyen kadı n. * Süslemek. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . i bezelye * Baklagillerden. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezemek. tezyin etmek. tezyin. * Bezenme işveya biçimi. nakkaş . bezelemek * Hamur topağyapmak. * Bezelemek iş i. * Süsleme. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. süslenmek. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . süs. . bezeklemek * Süslemek. * Süs. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. donatmak. süsleyen ş ey.

bezek. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. * Bkz. bezir yağ ı . nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezir yağsürmek. ini * Yahudilere verilen ad. bezginlik * Bezgin olma durumu.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. ine * Keten tohumu. bezirgân * Tüccar. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezmek durumuna gelinmek. * Süs. * Bir çocuk oyunu. * Bezmek iş konu olmak. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . ile . bezirleme * Bezirlemek iş i. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. usanç. bez. ı bezleme * Bezlemek iş i. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. . tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. yorgunluk.

manifaturacı alı . * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bıp usanmak. çocuğ belemek. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. kı * Bez dokusunda olan. bezi andı ran. bılgan. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. dost toplantı. un na u bezm * İ meclisi. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bı gibi çak * ince. * ameliyat etmek. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bezginlik getirmek. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. lan ı zlı * Jilet. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma.* Çocuğ altı bez koymak. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. * bı çaklamak. keskin. * Bkz. lı k. çı * Bezmek iş i. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. . bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. * Bezgin duruma gelmek.

bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek.bı gibi kesilmek çak * (söz. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . konuş sohbet) birden bitmek. bı k çaklı . * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı çaklamak * Bı kesmek. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı çaklı * Bı ı çağolan. * Çok az (fark). çakla * bı çaklamak. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı yarası çak onulur. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. çakla * Bı yaralamak. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. çok yakı(aralı n k). bı çaklama * Bı çaklamak iş i. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . bı yemek çak * bı çaklanmak. i bı vurmak çak * bı kesmek. ma. duruvermek. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. dil yarası onulmaz * hakaret. bı silmek çak * bir işbitirmek.

çak * Bı yapmaya elveriş (maden). bılmak kı * Usanı lmak. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. yürekli. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). kalaslardan daha ince tahtalar kesen. bıp usanmak kı * çok bezmek. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . çkı p * Sel veya dere yatağ ı .* Bı koyacak yer. ş an it * Saraç bı ı çağ . * Bı n olma durumu. bı hane çkı * Bı evi. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. . * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. çkı * Kı ve tı sa knaz. çkı aç * Bı yapısatan kimse. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. bış kı mak * Bı işveya biçimi. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. cesur. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. kabadayı . * Korkusuz. kma i . gözü pek.

eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). zedelenmek. boz renkli. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. * Tekrarlanması . kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. etli butlu. bı ntı kkı * Bı duygusu. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. dolgunca. * Dayanamaz duruma gelmek. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. bık bık llı llı * Çok tombul. erimek. bı nlıvermek. yumuş amak. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. yurdumuzda en çok güzün. ş . usanmak. usanmak. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. alı (kadı sa mlı n). bı rcı ldı n * Tavukgillerden. benekli. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı rı ktıcı * Bı nlıverici. me kı bı ldama ngı . . sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. usandı kması kkı k rmak. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. bunalmak. l önce.

lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. * (ölen. bı ki rak * saymasak. meydana getirmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. terk. * Kötü bir durumda terk etmek. titremek. * Bı rakmak iş i. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. mütareke yapmak. * Salı verme. görevlendirmek. in unu. ayrı birinden iş i. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. * Ayrı lmak. ş ma karş klı rakmak. hesaba katmasak da. ateş yapmak. ı bı lı i. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. hürriyetine kavuş nı lamak. ünü kası * Engel olmamak. nesne vb. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. lan . artıuğ mamak. kta. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. eyi * Koymak. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. döndürmek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. korunmak için vermek. * Bakı lmak. * Sarkı tmak. * Yanı almamak.) Kalmak. yanı götürmemek. i ka * Unutmak. terk edilmek. u iş * Saklamak. yı * Özgürlük vermek. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. kes. artı rmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. * Sıf geçirmemek. . ması sağ * Boş amak.* Bı ldamak iş ngı i. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. terk etmek. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. * Bı rakma iş i veya biçimi. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek.

m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bıklı ı yı duruma gelmek. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun).bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bı rakması yol açmak. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bıklı k yı balı * Sazangillerden. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. nlı nı nda olan . k bıksı yı z * Bığolmayan. klitoris. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. * Balı klarda deri uzantı. sı * Asma gibi bitkilerde. sarı tutunmaya yarayan sürgün. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. * Ufak çocuk. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar.

* Biber yetiş tirilen yer. * Payı olmayan. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. biber gibi * çok acı . pay almamı ş . z. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . * Patlı cangillerden. na lan iş biberlik biberon . * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. ini mak. zalim. lan biber atmak * içine biber koymak. biber katmak. llı biberleme * Biberlemek iş i. amansı gaddar. nı mavi renkli.) çok acı mak. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. biberli * İ biber katı ş çine lmı . bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). en * Bu bitkinin. göz vb. * Acı . * Biber konulan küçük kap. biber gibi yanmak * (deri. z. * Hoş görüsüz. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. çiçekleri soluk en. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biberlemek * Biber serpmek. kötü talihli.

biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bibliyografya * Kaynaklar. n z i. cici bici. bibliyografi * Bibliyografya. sı * Babanıkıkardeş hala. kaynakları bilen uzman. bibliyografik * Kaynakla ilgili. kaynakça. * Kitapsever.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. zarif (kı z). bîçare olmak * çaresiz kalmak. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . bibliyotek * Kitaplı kütüphane. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. * Bkz. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. * Bkz. * Meme. lı k. * Üslûp. bibliyotekçi * Kütüphaneci. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). cicili bicili. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. vazo gibi zarif küçük süs eş . * Acız. k. zavallı çaresizlik. meme baş ı . zavallı (kimse). . kitap düş k künlüğ ü.

eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . * Biçmek iş yapan (kimse). çoğ ek durumunda olan öge. ran.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. en uygun durumunu yakalamak. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. belli bir biçime girmek. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). ş . ş ı ekilci. formaliteci. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. hem de bağ durumuna getiren makine. biçim biçim almak * biçimlenmek. içeriğyeterince önemsemeden. biçerdöver * Ekin biçen. ekil. formalist. punduna getirmek. döven. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. * Herhangi bir ş benzeri. sı * Alılmıkural. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. morfem. * Biçmek iş i. * Özü. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. ş ekillenmek. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). elveriş (iş li ). biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. biçim bilimi * Yapı bilimi. biçim * Dıgörünüşş ş . * Biçilmek iş i. morfoloji. ekil. * Tarz. biçimlendirilme . taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. rası. yalnıbiçim üzerinde duran. ekil. tutum.

mevzun. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçki yapmak . hoş olmayan. na en. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. ş ey ekillenmek. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. amorf. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. * Kötü. yakıksı ş z. ş formel. ş ait. biçimle ilgili. ş eye ekillendirmek. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. * Çirkinlik.* Biçimlendirilmek iş i. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimi bozulmak. ekle eklî. biçimi bozuk. biçimli * Biçimi güzel olan. ekillenme. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. yakıksı k. ş ekilsiz. ekillendirme. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. ş ı * Biçime dayanan. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek.

* Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. * Bîgâne olma durumu. * Uyanı uyumayan. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. makine ile kesmek. * Yaylı ateş öldürmek. an ur. baş ç. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. tı rpanla. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). bîgânelik bigudi . * Yabancı . * Yontulmuş taş yapı ı . ı * Ekini. metal veya plâstikten. otu orakla. sac. *İ lgisiz. * Bidon satan kimse. boru biçiminde küçük araç. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . er. iki yı bir olan. fiyat) Koymak. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . m iyle * (değ paha. bîdar bid'at * İ dininde Hz. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. menş prizma. * İ sı maddeler konulan. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. biçtirme * Biçtirmek iş i. bidayet * Baş lama. ı * Biçmek iş i. k.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. .

ksı m lmadan. günahsı z. aksine. sonraları . aş n. z. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. erdenlik. çaresiz. aklı ı olmayan. süs eş . bilâistisna *İ stisnası ayrı z. zlı * Kimsesiz. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. bilâhare * Sonra. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. lan . bilgisiz. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. daha sonra. herhangi bir kıtlama olmaksın. tam tersine. * Habersiz. * Bîkes olma durumu. olarak. ayrı yapı z. n ı durumu. ki kadı bikir * Kı k. umutsuz.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. bilâder ağ acı * Amerika elması . tersine. baş nda * İ z. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. deli. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. gerçekten. * Hakkı hakkı ile. sonradan.

dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. sı z. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. duyurulmak. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. araçsı aracız. beyanname. bildik * Tanık. ihbar tazminatı ı . beyanname. tebliğ . bilcümle * Bütün. tebliğ .. haber verilmek.-in hepsi. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. . rudan doğ ruya. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. bildiri * Resmî bir makam. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. eskiden beri. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. tebliğtebligat. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. n ldı ı ı t. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. dolaysı doğ tası z.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. bildiriş . bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. bilâvası ta * Vası z. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama.. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. hep . ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. i.

lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. her ş eyi eyden anlayan. kolunda altıbileziğolmak. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. * Aynı zamanda. gel-ir. * Üstelik. bilecenlik * Bilecen olma durumu. ifade etmek. belirsiz geçmişş . dahi. düş ünülerek. gelmişgel-iyor. bildirme * Bildirmek iş beyan. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. gelecek zaman kipleri: Gel-di. de. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun).* Bildirmek işveya biçimi. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. i bildiriş im * İ im. letiş me. * Bilgiçlik taslayan. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. gel-ecek gibi. kasten. önceden tasarlayarak. bile * Birlikte. * Anlatmak. bile bile * Bilerek. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. geniş zaman. belirli geçmiş . i. bilerek aldanmıgörünme. ukalâ. isteyerek. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. . i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. haberleş komünikasyon. imdiki zaman. da. ması . bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. . ş bilecen * Her ş bilen. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek.

ayakla bacağ birleş i bölüm. aş derecede istemek. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. basit olmayan. * Güçlendirmek. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. kol kuvveti. bilek damarı * Nabı z. mürekkep faiz. mürekkep. * Bilemek iş konu olmak. kalı n. * Bilenmek iş i. etkisini artı rmak. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. en fazla. keskinleş tirmek. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. kasten. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . bileş kap ik * Birleş kap. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . ı rı * isteyerek. keskin duruma getirilmek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. ik . * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . keskin duruma getirmek. * Hı rslanmak. bilek gücü * Kol kuvveti. konsantre olmak. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. ı n tiğ * Güç. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. kuvvet. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel.bilek * Elle kolun.

mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. muhassala. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. * Bileş sonucu oluş cisim. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. bilet satmak. . biletli biletme biletmek * Bileti olan. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. it * Bileş iş terekküp. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. sinema. me an * Bileş işveya durumu. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. mek i. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. terekküp etmek. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. * Biletmek iş i. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . geometrik ki na nı toplam. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * İ veya daha çok vektörün. tiyatro gibi eğ nan.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. bilet * Para ile alı konser. lence yerlerine girme. * Bilet satan görevli. terkip. * Bilemek iş yaptı ini rmak. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya.

malûmat. bilezik * Bileğ süs için takı halka. cı ı k. nsan nı i * Öğ renme. hâkimane. dikdörtgen. malûmat. * Mobilyaları ayak altları takı kare. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . soğ utma. m m i. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . iyi ahlâklı . * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. ş bilfarz * Tutalı ki. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. vukuf. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. olgun ve örnek (kimse). iş ş edinerek. . sempozyum. vukuf. lmı . ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. lama. malûmat. bilim alanı uygulanan yöntemleri. vukuf. inin i * İolarak. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. bilgi kuramı * Bilginin temelini. bilgi almak. * Bilim. hikmet. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. silindir. * Bilgeye yaraş (biçimde). epistemoloji. sayalı ki. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . * Bilgili. * Bir durumu öğ renmek. * Bilgi. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. açı * Kelepçe. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. * Motor pistonları yağ na. zağ . söz geliş diyelim ki. bilezikli * Bileziğolan. hakim. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. bilgi toplamak . e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. gerçekten. malûmat. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. i * Bilezik takmıolan.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan.

bilgin geçinmek. bilgici * Sofist. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgilik * Ansiklopedi. bilgili geçinen kimse. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. * Bilgin olma durumu. yapı sı mühendisi. malûmatlı . sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. âlim. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. * Bilgili kimse. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. safsatacı lı k. elektronik beyin. bir yapısonuçlandı elektronik araç. * Bilgisayar programcı. bilgili * Bilgi sahibi olan. * Bilgine yakır. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. . öğ renmek. bilgin tavrı bilgin gibi. haberdar etmek. * Bilerek. haberli. kompüter. sofizm. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). ş ı nda. bildirerek.

bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. bilhassa * Hele. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. ilimcilik. malûmatsı cahil. z. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. ilim. bilimci bilimcilik * Bilginin.* Bilgisayara geçirmek. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. malûmat. her ş eyden önce. cehalet. * Bilgi. baş özellikle. rmak karı * Bilen. en çok. . ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. ta. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. gayriilmî. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. z bilimsel * Bilgin. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. ilkelerini. âlim. mahsus. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. biyonik. roman vb. rı bilim kadı nı * Bkz. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilim adamı . bilime uymaz. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. bilgin. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilerek ve isteyerek. tı süreci.

* İ ruhunun. uur. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. Marxçı lı k. ş rı i uuraltı tahteşuur. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. kavramak. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. ş ve nlı uur. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilincine varmak * anlamak. * Temel bilgi. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilinç kaybı * Hafı yitimi. ilmî. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici.* Bilimle ilgili. temel görüş . dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilime dayanan. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. nanabileceğ savunan felsefe akı . bilimsiz * Bilime. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . bilinçlendirmek . bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. n * Dimağ .

bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. * Bilinci olmayan.* Bilinçli duruma getirmek. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). bilinçle yapı lmayan. bilinmeyen (nicelik). ş inin nda uurlu. ş uursuzluk. öğ renilmek. * Nesne. bilindik * Bilinen. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. meçhul. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. ş uurlanmak. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. ş k uurluluk. 'nı inin ini ini reti. malûm. ş uursuz. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. . bilinmedik. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. bilinmeyen * Değ belli olmayan. ş lere ı k uursuzluk. uurlu. bilinmedik * Bilinmeyen. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilinmek * Bilmek iş konu olmak. bilindik. kendi etkinliğ farkı olan. * Nesne. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. bilinçli * Bilinci olan. muğ güç lâk. bilinçle yapı ş lan. * Belli olmaz. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. kuş meçhul. lâedri. agnostik. anlaş ine ı lmak. agnostisizm. eri * Bilinmek iş i. ş uursuz. * Eleş tirmeli bir biçimde. kulu.

billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. lı mak. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. tanık. uzman. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. informatik. nı n ğ ı kin * Bildik. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. ehlivukuf. . biliş ağ im ı * Teknik. sibernitik. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. kristal. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. vukuf. mak. kları * Duru ve temiz kesme cam. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. biliş * Canlın. cahil. bilistifade * Yararlanarak. ehlivukuf.bilir * "Anlar". im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. dost. ehlihibre. "sayar". ş biliş im * Teknik. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. cahillik. * Öğ renmek. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. eksper. * Biliş iş mek i. ehlihibre. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. * Billûrdan yapı ş lmı . m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. bilip bilmediğ göz önüne almadan.

mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * (ses için) pürüzsüz. ı lı mamak. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. anlamı bir söz. eyi nda . * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. bilmeden * bilmeyerek. kristalleş mek. muamma. billûr durumunda yoğ unlaş mak. koloit karş . * sonucun ne olacağ kestiremeden. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. billûrî * Billûra benzer. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. ündeki saydam cisim. kristalleş me. ı l * Billûra benzeyen. pıl pı parlayan (yer).* Koç yumurtası . gerdan. * Bilinmeyen ş muamma. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. netlik kazanmak. billûr gibi * çok duru. * Bol ıklı rı rı ş . billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. ran. göğ üs). * Belirgin duruma gelmek. çok temiz (su). ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. ı tı * Bilmek iş i. billûr cisim * Gözde. ey. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. irisin arkası mercek görevini yapan. billûru andı kristaloit. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. billûr gibi. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k.

i. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. hatı rbilmez. nasıne) l. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. farz etmek. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. kavramaz. ş bilmünasebe * Sı gelince. * Sorumlu tutmak. bilgileş bencmarking. tecahül etmek. var saymak. i eyi ka ş . bilmezlik * Bilmez olma durumu. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. size de. *İ nanmak. bilmezlikten gelmek. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". * Anlamak. irketler arası bilgi satma. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. çok bilmiş . elinden gelmek. sizlere de. sı düş rası rası ünce. * Sanmak. teçhil etmek. bir ş bilmez göstermek. bilsat * Kuruluş ş lar. kim. bilmezlemek * Bir kimseyi. bilmemezlik * Bilememe durumu. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. bilmezlik.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. cehalet. bilmiş * Her ş bilir geçinen. eyi * Bkz. tecahülüarifane. nda im. rlamak. . bilgiçlik taslayan. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. * Bazen "iş gelmek". nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. ş ma. * Saymak. karşk olarak. mı * Tanı hatı mak. bilmez * Anlamaz. bilmukabele * Karş klı ı olarak.

eyi bin bir * Pek çok. bin derde deva * pek çok işyarayan. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. çok sayı da. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. ünce iş bin kat * Pek çok. her sıntı gideren. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. man * Milyar. sürekli olarak düş değ tirmek. bilyeli * Bilyesi olan. bin can ile * çok isteyerek. bin piş olmak man * çok piş olmak. .. -in hepsi. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. olacak bir kimse gerekir. hep. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. * Taş . toprak. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. M. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. bilyon bin * On kere yüz. rmak bin iş bir baş çi. dil dökmek. öğ ütlerden çok daha etkilidir. * (birinin) Aracı ı araçla. . misket. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. kamu. maden.. gönülden. dolaylı ruya . ğ rudan doğ olmayarak. çoğ unlukla çelikten. çı * her iş baş e. bilyeli yatak * Bisiklet. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. kı yaslanmayacak ölçüde. küçük yuvarlak. doğ lı ile. 1000.

kendi eliyle yok etmek. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. . bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. * Çatı . ünce binaen * -den dolayı . bina etmek * yapmak. yapmak. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. beynamaz. kurmak. bindirim * Fiyat artı zam. rma. hamil. bînamaz binbaş ı * Bkz. inş etmek. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. bunun için. -diğiçin. -den ötürü. binaenaleyh * Bundan dolayı . dayamak. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. bin zahmetle * çok zor. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. büyük zorlukla. i * Dayanarak. . bindi * Destek. . * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. bina * Yapı . bundan ötürü. bunun üzerine. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı .

binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. ndan ka ı ta * Eklemek. lmış * Üzerine binilen.bindirme * Bindirmek iş i. * pek çok yapı pek çok olan. bini çı ta. basit mekanizmalı kilit. ahş parçaların durumu. lan * Binilmek iş i. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. * Kapı . çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. lan. kiremit. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. nda bininci * Bin sayınısı sı . ğ ı * Ata binilerek yapı spor. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. binmesini sağ lamak. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . her birine bin. binici * Binen. * Ata binme ustalı. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. * Ata iyi binen kimse. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. her defası bini bir arada olarak. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. oturtmak veya içine yerleş tirmek. * Binmek işyapı i lmak. dolap gibi ş eylerin. binmeye yarayan. binek atı * Sadece binmek. katmak. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. biner bingi her biri.

pek çok. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. * Biniş durumu. nihayet. * Binmek iş i. pla biomekanik * Biyoloji. * Atlı alayda giyilen giysi. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. öbürünün üstünde olmak. mek * İ parçadan biri. * Hamur durumundaki ekmeklerin. * Eklenmek. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. fına atı rı lmadan önce. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe.biniş * Binmek işveya biçimi. uçak. . ı tta * (bisiklet motosiklet. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. gözü pek. sakı nmaz. vapur. ş ı lan bîperva * Çekinmez. * Üstüne binilen hayvan. katı lmak. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. * Fiyat artmak. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. otomobil gibi bir taş yer almak. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. i * Atlı alay. korkusuz. * Sonuç olarak. binek atı . binek hayvanı Kullanmak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. u * Birçok bin. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe.

* Toplu bir durumda. te * Odun. bir (veya bir de) * hem . bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. bir sürü. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. müş a terek. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. . hem.. mları z. bir araba bir arada . bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. ka mı zı bir . * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir.. * Eşaynı boyda. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. er. ş * Pek çok.. it. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. yanı kimse bulunmadan. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. bir an önce * Bir ara. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. sa * Geçmiş bir zaman. beraberce. I. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. ğ ı * Tek. onunla övünülmemelidir. bir fincan kahvenin kı yı rı r. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. * Birleş ik. toplu olarak.* Çekinmeden. i bir ara * Kı bir süre. pek çok. fazla. bir * Sayı n ilki. * Birçok. bir * Ortaklaşolan.. yı * Bu sayı kadar olan. z nda * baş birinin yardı olmaksın.. yalnı z. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. korkmadan. birlikte. . olabildiğkadar tez. * Ancak. * Sadece. istek veya kesin olmayan anlamlar katar.. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. hep birden.

dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. çok az. bir bir bir bir * Birer birer. . u na. çok yaş ş lanmıolmak. ayrı . bir baş ı na * Tek baş ı na. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. * Az. bir araya getirmek * toplamak. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. ka le. tam tamı eksiksiz. ayrı * Olduğ gibi. sa bir baba dokuz evlâdı besler. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. hepyek. buluş mak. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. nı nına bir ben. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. küçük bir sorunu büyütmek.bir aralı k * Bir ara. * Bkz.

kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. * Hele. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. ünce iş bir damla . bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. çabucak. baş baş tan a. ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz.bir boy * Bir kez. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir iki. * hiçbir zaman. bir boyda * Boyları it. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. yanlıdavranı bozmak. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. ş ta. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. bir çift söz * Bir iki söz. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. * Biraz. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . bir çift * Bir takı m.

* (çocuk için) Çok küçük. bir deli kuyuya bir taş atar. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. bir kereye özgü olarak. bir de * ve olana katarak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. mek bir dolu * Birçok. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. * Bir kereye özgü olan. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir don bir gömlek * yarı plak.* Çok az. ğ ı . nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. birazcı k. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. . bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir defada * ara vermeksizin. * "ilk önce". tutarsıkonuş z mak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir dirhem * Çok az. fazladan. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak.

sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. bir gece içinde olup biten. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. ladı ı karla bir elmanıyarı o. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. ü i. i . fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar.bir düziye * Sürekli olarak. bir gecelik * Bir gece için. bir evcikli * Mır. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). ceviz. * bir merkezden. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. tek hücreli. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir geceye ait. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). akrabalar eğ lenmemelidir. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki).

duraksamadan. bir hoş olmak *şı aş rmak. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. çok. lı ş bir hayli * Epey. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. a sa bir güzel * Çok iyi. benzer. iyice. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. i bir hücreli * Bkz. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. bir atıta. bir da. k * huyu değ mek. * hüzünlenmek. düş bir kalem * Bir an için. hiçbir zaman. ı esizliğolmak. bir hamlede * Çabucak. tek tür. usanmak. ı sı bir kafada * aynı üncede. . ölmek. iş * kazaya uğ ramak. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek.bir günden bir güne * hiç. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. bezmek. biraz. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. m. garip. kı da sürse çekici ve güzeldir. kötü bir durum karş nda söylenir. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. çok az sayı birkaç kez. . bir gözeli. fenalıgelmek. * Aynı . iğ ipliğ dönmek.

uyuş bağ mak. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir karı ş * Çok kı sa. mak. bir kı bin kişister. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. belli durumunu değtirmeden. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. telâş rtı olmak. * Çok az. i rda bir kere * Aslı nda. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. * Bir kez. arak. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. z ur. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. ancak bir kiş kı olur. bir an için göz ardı etmek. a a. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. ama o. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir defa. bir kalemde * birden ve toptan. bir koş u * Koş koş koş çabucak. patı . bir karar * Aynı durumunu koruyarak. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü.bir kalem geçmek * boş vermek. sa bir karı bir koca. * bir karı kocanıçocukların. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. .

bir katı misli. baş gelen. bir parça.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. iş birliğyapmak. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. biriktirmek. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. birçok. derviş geçinmeyi anlatı çe r. bir numaralı * Birinci. birçok yerlere. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. itli bir olmak * bir araya gelmek. çok az. . değ olmamak. bir numara * Tek. bir örnek * Aynı biçimde olan. m . bir bu yana * rastgele. bir nebze * Çok az. belli oranda. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. çeş yönlere. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. nan * Çok küçük (çocuk). bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir nice * Bir hayli. i bir ölçüde * Biraz. yeknesak. bir parça * Biraz. birinci. bir bir o yana. azık.

bir tahtası eksik * akı eksik. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. iki sı n çekirge. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. * belirtmek. ardı bir solukta * Çabucak. ifade etmek. lı r k * ölmek. tutumu değmek. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. istediğ biçimde davranım. iş * bayı gibi olmak. inden.* istediğ yere gider. durumu. bir ş eyler. anlatmak. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. sa inde bir tahtada * bir defada. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. değ erlendirmede yanı lmak. lı z bir sı ra * Üst üste. çok kı bir sürede. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir sı n çekirge. lca m llı bir tane . hemen. z kalmaz. da. kı kesmek gerektiğ söylenir. yarı akı. gereğgibi söyledi. çarçabuk. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. ardı na. yeni huylar edinmek. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. yekten. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. birden fenalıgelmek. bir ş söylemek ey * konuş mak. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu.

bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. kuvvete yükseltme. artı .* Biricik. bölme. bir temiz * Adamakı. bir tanem * Sevgi sözü. yegâne. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. hariç tutulursa. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. bir torba kemik * çok zayı f. bir yana * -den baş sayı ka. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). eyle ı laş . bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. benimsememek. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. eskiden. ertelemek. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. hem. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir vakitler * Geçmiş zamanda.. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. hem . hiçbir yolla. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. lmazsa. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. unu * hiçbir biçimde. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. vaktiyle.. eş görmek.

* Az miktarda. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. vaktiyle. * Bira yapma ve satma iş i. ş . bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. erini bir yol * Bir kez. eskiden. biraz * Kı bir süre için. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. çok az. il. arpa suyu. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. biraz. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. pek çok. p * Çok bira içen (kimse). dost. birazdan biracı lı k birader birazcı k . çok değ il. * "Yahu. nda. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. * Pek az. * Belirli bir süre.bir yın ğ ı * birçok. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. bir sürü. * Erkek kardeş . i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. eskiden. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse.

* (iplik vb. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birdenbire . bir hayli. * karı ş mak. birçok birden * Oldukça çok. olay çı nı nı karmak. birbirine düş mek * araları lmak. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. bir olayda sözleş gibi. hemencecik. na. dövüş mek. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. müteaddit. * Tekçi. birazı * Bir parça. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. tutarsı z. beraberce. birbirine kötülük etmek. araları bozmak. monist. hepsi bir arada. sayı belirsiz. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. mak. birbirine katmak * araları açmak. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. monizm. * Ansın. * Tekçilik. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. öteki de onu. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. sı * Bir defada.* Az sonra. birbirine girmek * kavga etmek. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. zı * Birlikte. ağ birliğyapmak. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. lı * Biri diğ erinin yanı ra.

insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte.* Ansın. abartmak. nohut. *İ stenildiğgibi. her birer birer * Her biri ayrı olarak. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. bire bin katmak * çok abartmak. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. bireysel duruma. küllîden cüz'îye. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. nedenden etkiye. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. fert. hemencecik.. bire bin katmak. sı . birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. n i im ontogenez. an. n kları bire . uygun. soy oluş ı karş . kullanı tohumun belli bir katı day. vermek * (buğ arpa. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. sentetik. na. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. duygusal. fasulye gibi ürünler için) toprak. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. k. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. birebir * Etkisi kesin olan. fert.. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. * Bu biçimde oluş bütün. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. terkip. * Yalı karmaş olana. miktar. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. sentez. narak yapı eş lan leme. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . beklenmedik bir sı zı rada. lan kadar ürün vermek. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. bire beş katmak * eklemek. sentez. im . * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan.

individüalizm. * Bütüne. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. baş kaları ayı ndan rmak. tek. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. politikalarıgenel adı n . ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. il yan . ferdiyetçilik. ferdiyet. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. bireysel olarak göz önüne almak. ferdiyet. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . birice biricik * En fazla. * Bilinmeyen bir kimse. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. genele değ de. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. kendine özgü olan ş eylerin. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. özelliklerin. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. tek. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. ferdî. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. bireye özgü olan. mesinden. * Eş benzeri. u biri yer biri bakar. i. . bireysellik * Birey olma olgusu. ran * Bireyle ilgili olan. ikincisi olmayan ve çok sevilen. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. ferdiyetçi. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik.bireyci * Kişhakları savunan. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. ünü r. yegâne. i nı * Bireycilikten yana olan. iyi ran biri * Bir tanesi. bireye. individüalizm. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al.

oluş turduğ yapı u içinde. bir araya gelmek. koleksiyon yapmak. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. * Bir ş parayı eyi. vahit. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. birikiş mek * Bir yere toplanmak. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. birikme * Toplanı yılma. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. i. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. birincası f . ünite. p ğ ı * Gözlemler. tasarruf etmek. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. * Öğ renme.birikim * Birikme. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. birileri birim * Bazı kimseler. taki * Dilin. biriktirim * Biriktirme. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. ölçülü kullanarak artı rmak. bir yerde toplanıyılma. ünite. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci.

önde gelmek. yer. 'nı ini . lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. * Bir etme. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek).) Birinci mevki. tek duruma getirme. onu denetim altı bulundurmak. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. rada.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. birincivası f * Birleş ikgillerden. arası birinci olmak * baş gelmek. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. tevhit. birincil grup *İ çten. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. * Tanrı n birliğ dile getirme. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. birincilik * Birinci olma durumu. dıkabuk. birisi * Bilinmeyen bir kimse. rası * (ulaş araçları Mevki. sıf. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. ta birinci orun * (tren. sın ra fatı * Zaman. rada. samimî. esas. vapur. susturmak. hekimlikte kullanı bir bitki. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. temel. birinci zar * Yemiş derisi. orun. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. ana. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. birkaç kiş herhangi biri. az sayı az. da. lan birinci * Bir sayınısı sı . uçak vb. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. ı k llı ı . birisinden biri * içlerinden biri. meyve dı.

bir araya gelinmek. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. bir noktada kesiş (doğ yay). buluş mek i yapı ulmak. * Tanrı n birliğ dile getirmek. hissetmek (< hiss etmek). ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. müttehit. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). * Bir araya gelmişbirleş olan. tedavi etmek gibi. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. en ru. kelime türünün değmesi. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). ses türemesi.birlemek * Bir etmek. kaybolmak. birleş im * Birleş iş mek i. sim mı ı p en hissetmek. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem.). lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). i n * Birleş iş mek i. zikretmek. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . kaçtı kaçtı gibi. inikat. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. hasta olmak. bakakalmak. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). kaptı . birleş kelime ik * Ses düş mesi. tek duruma getirmek. başehir. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . birleş değ me eri birleş me . . -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle.

birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). halüsinasyon. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. birlikte * Bir arada. bir olma durumu. . vahdet. mak. görüş olmak. * Sanrı . te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. bazı u r i . tabur. ı yan ı t * Tek. alay gibi bir bütün sayı topluluk. * Kaynaş mak. as. miş * Bağlı benzerlik. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. * Uyuş aynı mak. * Yanı beraberinde. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. muş * Birleş . bağ . bir tane alabilen. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. * Uzlaş mayı layan. birli birlik *İ skambil. bir arada olma durumu. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. beraberce. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. lı k. * Askerlikte bölük. dört dörtlük. nda. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. * Bir taneden oluş . iken * Buluş bir araya gelmek. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. i n * En büyük değ erdeki nota.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . birliktelik * Birlikte olma durumu. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. * Cinsel iliş bulunmak. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . vahdaniyet. kimi. vahdet.

biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. en ufak. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. tatlı ekmek türü. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). süt. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. çkili . bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. gevrek kuru pasta türü. bit kadar bit otu * en küçük. çifttekercilik. bistro bisturi * Neş ter. ş veya tuzla yapı ince. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. çifttekerci. * Sı racagillerden. küçük lokanta. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. onarma iş i. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. in ı t. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. k lan * İ kahve. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. belirten söz. bisküvi * Un. lan * Bisiklet satma. çok küçük. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. * Yayıdövmede kullanı araç. bisikletli * Bisikleti olan. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek.

bîtap düş mek * çok yorulmak. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. verimli (toprak). bîtaraflı k * Yansıolma durumu. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. * Son. yansı davranı z zca ş . bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. sonlu. ine . bitiklik bitim * Bitmek iş i. sırlandılı belirlenmeyen.* Bitlere karşkullanı bir madde. bîtaraf * Yansı tarafsı z. z. namütenahi. bitey * Bitki örtüsü. nı rı p * Bitirilmek durumu. dolaş ş ı ı k. * Bitik olma durumu. * Yapık. biteviye. bitimli * Sonu olan. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . flora. yorgun düş mek. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. nihayet. * Durumu kötü.ekli. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. kuş bîtap * Bitkin. mümbit. yorgun. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. * Bkz. in ş . sürekli olarak. münteha. fena.

bitkin duruma getirmek. bitirim yeri * Kumarhane.bitirim * Çok hoş giden (kimse. mahvetmek. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). nlaş ş * Yandaki ev. * Onulmaz duruma getirmek. i. tamamlamak. kahve. sonuçlandı rmak. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). barbut oynatan kimse.sona erdirmek. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. yer). bitirimhane * Kumar oynanan yer. bitiş * Bitmek işveya biçimi. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. kumarhane. yormak. yandaki. ik * Bitiş ken. tüketmek. . lan * Yaman. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitirme * Bitirmek işitmam. eklerle türetilen dil. a * Barbut oynatı yer. ken * Bitiş olma durumu. * Bilgili. sona erme. mezuniyet. komş u. zeki. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. * Güçsüz düş ürmek. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. * Yan. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitme. iltisakî. çok beğ enilen. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. açı kgöz. kumarhane. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak.

bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitki bilimi uzmanı raş . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. nı ktan ğ ı sona eren. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitkin . bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. nebat. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. aç . bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitkimsi * Bitkiye benzer. bitkiyi andır. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. mek i. botanikçi. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitey. botanik. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. flora. ot. kı z böceğ ağ biti. rı * Bitki yetiş kimse. yosun.

* Çok sevmek. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . ayan böcek takı . vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). tüy. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. * Birinin bitlerini ayı klamak. . * Bitlenmek iş i. * Kendi bitlerini ayı klamak. * Tükenmek. bitkisel * Bitki ile ilgili. çıp yetiş eyler kı mek. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. beğ enmek. saç gibi ş için. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. * Sona ermek. bitkiden elde edilen. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . çok zayı flamak. * Bitki. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. * Cimri. bitkinlik * Bitkin olma durumu. nebatî. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. mı bitli * Üstünde bit bulunan.* Gücü tükenmiş olan. bitli kokuş * üstü başkirli. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. yağnar. çok yorgun. bitki cinsinden olan. güçsüz kalmak. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. bayı lmak. pirinç. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. * Çok yorulmak. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek.

al ile. uçsuz bucaksı z. küçük hareketli çubuk. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. bitüm * Keskin bir koku. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. bitümleme * Bitümlemek iş i. li. varlı n i . bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. lan. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. it ç sı * Acı çikolata. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. * Bir çeş ardırakı. kömür tozundan briket yapı nda nda. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . * Genellikle giysinin yaka. t . *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. elbette. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. sı . biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. * Makinelerde. yoğ u n. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş .* bir türlü sonu gelmemek. alev ve koyu duman çı kararak yanan. ı t ları mı vb. eksilmemek. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. * Biyesi olmayan. kol. * Doğ olarak. sonu gelmeyen. vefası lı z. tabiatı tabiî. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. biyesi olan. biye geçirilmemiş olan. bir ucu pistona. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek.

* Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . me. * Hayat hikâyesi. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyoloji uzmanı raş . biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. biyolojik fizik. dirim bilimsel. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. * Dirim kurgu. * Biyoloji ile ilgili. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. n biyografik * Biyografi ile ilgili.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. hâl tercümesi. ayıevrelerini inceleyen bilim. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. dirim bilimi. gübre gazı cı . dirimsel. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . tercüme-i hâl. . * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma.

bizar olmak * usanmak. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. değ biz bize * Yalnıbiz. bizim gelin bizden kaçar. biz araç. bizcileyin * Bizim gibi. * Bir çeş kara renkli mika. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. usanmı bezginlik getirmiş ş . biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. tı ğ . * Bize göre. . bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. na m . * birbirimizi çok yakı tanız. bizar etmek * tedirgin etmek. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. kendisi. lmı . ş (Acipenser nudiventris). bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. bezmiş .biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. yardı eder. it * Çoğ birinci kişzamiri. aramı yabancı kimse olmaksın. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. usandı rmak. kendinden. akrabamıbaş nı z. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. bı kmak. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. özünden. z kaları rahatça içtenlikle. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. ı bîzar * Tedirgin. ul i * Resmî konuş mada. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok.

bizimle ilgili olan. ş ahsen. * Hareketine engel olma. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. ayan * Kocaman ve ağ kitle. kılı beyaz renkli. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. hareketini durdurma. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü.8 olan. ş ı bizon bizzat * Kendi. morulâ. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. blokaj * Bloke etmek iş i. * kapatmak. durdurmak. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. . * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. * Kadı n kocaları nları ndan. * Voleybolda. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. kendisi. atom ağ ğ209 olan. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. 271. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. Kı rı bir saltması Bi. bir bütün oluş turan. bloklaş ma . * Ucu çivili değ nek. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak.bizimki * Bizim olan. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar.3° C de eriyen. u zı msı kılgan ve katı element. * Bizlemek iş i. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu.

çok iri. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. bloksuzluk * Bloksuz davranma. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). * Bu kumaş yapı (giysi). knatı kuş ı ka boca . ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. bağ sı lantız. boyun kürkü. zehirsiz. r. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). tan lan n * Boagillerden. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. * Fotoğ filmi rulosu. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. kaba pamuklu kumaş lan . lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. mın * Makara.* Bloklaş iş mak i. bağ sı k. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. güçlü bir yı (Boa constrictor). boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak.

. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. ne yapacağ bilememek. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . sa'nı um * Domuz. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. genellikle güneş görmeyen (oda).* Geminin rüzgâr almayan yanı . * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . baş taraftan. kararsıolmak. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. bocalama * Bocalamak iş i. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . orsa veya rüzgâr üstü karş . bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. bodoslamadan * Ön taraftan. poca. ileri sürmek. rüzgâr üstü. bodoslamak * Açı klamak. belirtmek. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. dökmek. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. bocalatmak * Bocalaması yol açmak.

boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. nce * Sağ anak. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. astar. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. * geliş memek. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. a aya boğ ası * İ bez. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. \343 Zodyak. * Damı k erkek sır. * Anjin. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . bora. .bodur kalmak * boyu uzamamak. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). bodurluk * Bodur olma durumu. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ).

lan boğ meselesi az * Geçim derdi. raş * yemek piş irme. * Yedirip içirme yükümü. . eyler boğ kurumak azı * çok susamak. derbent. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. n. boğ ola az * "afiyet olsun. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. hazı rlama sıntı . boğ olmak az * boğ ağmak. azı rı * imrenmekten boğ şmek. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. keleye çekmek. * Ş e. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. * Yeme içme. na. imik. boğ derdi az * geçim için uğ ma. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. iaş e. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. iltihaplanmak.

kan dökerek öldürmek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ ndan * Gaddarca. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. aş ölçüde. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. ine. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. lüzumundan fazla. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. sıntı kı vermek. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. iş kesilmek. . nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. sesi çı kmamak. boğ na kadar azı * pek çok. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak.

boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. * Silik bir duruma getirmek. * Tamamı kaplamak. t. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. bastı rmak. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. yemek isteğçok olan. yı na * El. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. azı * Çok yemek yiyen. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. yla * Peş e yapmak. ktan tı yla elde edilen. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ mak * Bir canlı. boğ durulma * Boğ durulmak iş i.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. sarmak. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). iş . boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. azı * Çok az yemek yiyen. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. iş z. boğ azlı * Boğ olan. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. ş maz . * İ dut. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan.

mak ine * Havası ktan ölmek. boğ mak * Boğ yeri. boğ ucu * Boğ özelliğolan. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. * Çok sı sıntı cak. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. zlı * Bunalmak. boğ bir biçimde. * Geliş mesine engel olmak. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. kık kık. * Kılmı(ses). iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. boğ maklı * Boğ makları olan. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. * Bunaltmak. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. kı veren. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. * (renkler için) Uygun düş memek. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. ma i * Solunumu güçleş tiren.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. kıklaş uk sı mak. . . boğ umlama * Boğ ulmak iş i. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. ş . sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde.

* Boğ mak iş uş i. ı luğ z tuğ n kak. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. ihtikar. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. telâffuz. um mak. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. eyler e . * İ ip kakı tiş ş mak. boğ sı uk. * Sınt ı kapalı kı lı . bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. dövüş mek. umu * Zor soluk alma. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. e i. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. bohçalama * Bohçalamak iş i. ıı lı boğ unuk * Kık. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. . ı z itli rayarak ses olarak çı . te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . donuk. * Sınt ı kı . * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. çı mahreç. * Ufak ve seçme tütün dengi. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i.

a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. iş son vermek. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. güzel görünür. çok berbat. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . boklama * Boklamak iş i. bok atmak * (birine) leke sürmek. i. ayı ı veya topluluk). i bok püsür * hoşgitmeyen. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). kara çalmak. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok * Dı . bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. berbat etmek. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. * Güç durum. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. burnunu sokmaması gerekir. bok canı olsun na * bılan. her işkarı e e ş an. . can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. z. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. tiksinilen. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak.

her ş öfkelenir olmak. pislenmek. pis. * Kötü durum. kı ı. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. * Pislik. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. boksör * Boks oynayan kimse. lan ü. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. boklaş ma * Boklaş durumu. derme çatma. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. yararsı z. yumruk oyuncusu. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. i) boklanma * Boklanmak durumu. u una. boku bokuna * boş boş yok yere. dar karş . i er bokunu çı karmak * bok etmek. bol . ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. ş arap. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. boktan * temelsiz. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. * Korindon. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. boklu bokluk * Boku olan.

* Cömert. bol bolamat * Refah. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. geniş lemek. eli açı zengin gönüllü. * Bolalmak iş i veya durumu. bolluk. bol bulamaç * Bol bol. * Bolarmak iş i veya durumu. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bol keseden * bol bol. . * Kı ve kolsuz kadıceketi. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. ölçüsüz. * Bu dansımüziğ n i. saçı apş .bol bol * Fazla. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. * Yahudi kadı. zenginlik. * Dökük. k. çokça. pek çok. sıntı düş kı ya meden. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . bollanmak * Bol duruma gelmek. çok. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. bolca * Oldukça çok. bol paça * Geniş paçalı . büyük miktarda. ndan bollanma * Bol duruma gelme. * Oldukça geniş . bolarmak * Bol duruma gelmek. ş al. * Bollaş mak.

bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. bolometre * Iş mölçer. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. bom bomba * Bir çeş kumar. bombalama * Bombalamak iş i. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). çı * Bomba biçiminde. kalıdemirden kap. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). Bolş evizm * Bolş eviklik. nı lan bomba gibi * iyi. ş . ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. sağ göz alı. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. li * Büyük fı veya varil. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. cı li. geniş letmek. bolluk * Bol olma durumu. * Her ş bol olduğ zaman. cı ateş silâh. türlü büyüklükte patlayı. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. cı kı maddelerle doldurulmuş . bollatma * Bol duruma getirme. bombalamak . n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. bollatmak * Bol duruma getirmek. eyin u * Fazlalı k. Bolş eviklik * Rusya'da XX.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. komünistlik. gösteriş lam.

çoğ unlukla havadan. bonbon. * Ş kinlik. turucu ve zehirli. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. bomboş * Büsbütün. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. kabarı tümsekli. iş k. tamamen boş . bombe * Ş kin. * Patlı cangillerden. kabarı k. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. bombok * Çok kötü. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. hekimlikte kullanı uyuş lan. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. . bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak.* Belli bir hedefe. bomba atmak. ş bonbon ş ekeri * Bkz. bombalanma * Bombalanmak iş i. iş i. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bombardı man * Topa tutma. bomboz bon otu niger). bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. * Bombalama. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. çok berbat. nefesli çalgı n . * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. pistonlu.

boncuk gibi * küçücük (göz). boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncukla süslenmiş u . tahta. mak. delik. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . li . boncuk * Cam. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. vrı her it ak vb. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). li boncuksuz * Boncuğ olmayan. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. boncuklanmak * Gözyaş çiy. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. lan. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. taşsedef. boncuklu * Boncuğ olan. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi.

bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. * Uzun siyah ceketle. lı (toprak). yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. cömertlik. süresi dolmadan. Kı saltması B. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. ekilmemiş ş . nda * Züppece giyiniş biçimi. eli açı k. k. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. satı büyük mağ yası lan aza. yi * Eli açı cömert.45 u olan basit element. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. mıbir * Yağ murlu. temiz iş ı. süs eş oyuncak vb. sert. öfkeli. atom ağ ğ10. ndan mur . sert rüzgârlı soğ havalı ve uk .bonjur * Günaydı n. * Bu biçimde giyinen kimse. an * İ yürekli. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. borani * Bor (I). bora bora gibi * çok sert. bor bor * Atom sayı 5. * İlenmemiştaşk. eksiğ paraya çevirmek. n.8 olan. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. bono * Belirli bir sürenin sonunda. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. ş iddetli.

boru. borç harç . nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. ı eyi i. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borç etmek * borçlandı rmak. ey borç altı girmek na * borç para almak. borca almak * veresiye almak. borca batmak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borca batmak * çok borçlu olmak. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. * Birine karşbir ş yerine getirme. borca girmek * borçlanmak. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borazancı * Borazan çalan kimse. gerekliğ yükümlülük. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz.* Pirinçli. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. * Pancar. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. . borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borç para almak. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . vecibe. * Bu boruyu çalan kimse. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz.

aldı nıparası hemen vermez. borç almıolan. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. i borçlu ölmez. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. borç yemek * borçla geçinmek. borç edilmek. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. i.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. medyun. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. ancak hasta edecek kadar üzer. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. nı . yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. na borçlu * Borcu olan. borç ödemekle (veya vermekle). nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. verecekli. ş * Bir yüküm altı bulunan. borçlu duruma getirmek. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. borç yapmak * borç olarak almak.

borçsuz * Borcu olmayan. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. asit borik. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. ru lanan halat. * Etkisi az. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. geniş sa kollu bir üstlük. sedef görünümde bir madde. borda bordaya * yan yana. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. beyaz. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. k. arap * Bu renkte olan. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. borda etmek * yandan yanaş mak. lmıgiyecek. ş tortusu rengi. kı . * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. . rmı. n * Banyo.

borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. erli ı t. uzun ve dar silindir. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. içi boş ka vı . boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. önem verilmeyecek ş değ ey il. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. uçları k. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. borazan. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. . boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. alıp satı hisse senedi. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru hattı * Borç (II). nı boru çalmak * borazan öttürmek. küçümsenecek. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. lan . * Tatula.

p * Boru montajı çalı kimse. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. borucu * Boru yapısatan kimse.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. payplayn. lan boru mengenesi * Kesme. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . işyaramaz adam. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. * Bkz. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. boy bos. boru kabağ ı * Boğ umsuz. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. * Kavun. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. lan bostan korkuluğ u . boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. borumsu * Boru biçiminde olan. lan * Borusu olan. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. yetkisi olmak. kı landı ı boru yolu * Petrolü. boru gibi uzun su kabağ ı . karpuz tarlası . bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. boylu boslu. yüreksiz. en. * Sebze bahçesi. bostan bozuntusu * Korkak. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad.

ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. iri ve yuvarlak bir patlı türü. sonuç vermemek. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. z. e * Bilgisiz. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. * Yapı iş lacak i olmayan. boş kalmak. raş * Bostancın görevi. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. li boş *İ çinde. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. * Verimsiz. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. ilen . yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. . * Anlamsı z. münhal. bir kazançla çı ten kmak. bostan patlı canı * Az çekirdekli. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. boş rakmamak bı * (para. ey * İsiz. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. z boş ür böğ * Bkz. m * iş bı siz rakmamak. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. * Görevlisi olmayan (iş . bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. ş * Bir iş yaramayan. böğ ür. görev).

z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. boş i anmak. dar. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. verimsiz. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. sı i anma kâğ . raşolmamak. boş söz * Bir düş anlatmayan. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. . batı l itikat. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. mahrum etmek. bilgisine dayanarak anlatmak. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. * iş kalmak. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. ey boş durmak * iş kalmak. boş lâf * Gereksiz. çalı siz ş mamak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. biçimci inanma. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. dipsiz kile boş ambar. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek.

ş arı * Gevş emek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. içinde bir ş kalmamak. para) hiçbir iş yaramamak. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. boş koysan dolmaz. gerçekleş memek. boş almak * Boş duruma gelmek. i. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. * Derdini. boş vermek * aldı rmamak. boş yere * Boş una. boş m alı * Boş almak iş deş i. boş alma * Boş almak iş inhilâl.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. deş olmak. inhilâl etmek. dökülmek. * Derdini birine açarak ferahlama. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. nı boş çı a kmak * (umut. rahatlama. boş gitmek a * (harcanan emek. hava boş n boş altma makinesi. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. * Boş m. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. ey * Dı ya akmak. açı lmak. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. arj. rölântiye almak. ine boş m altı .

nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. * Gevş etmek. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. * Derdini dökmek. ifrağ ları ş arı lması . boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. boş anma * Boş anmak iş i. boş altma * Boş altmak iş i. nı * Çok ağ lamak. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . yakı nmaları anlatmak. . ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. aile kisini kesmek. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. boca etmek. açmak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. yrı boş atma * Boş atmak iş i. boş ama * Boş amak iş i. * (hayvan) Başğ lından. tükürük. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. ndaki idrarı ve ter. arı * Dertlerini. * Kusmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . * Dökmek. * Sı lmak kurtulmak. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü.* Boş altmak iş i.

* Yerli yersiz konuş (kimse). boş lama * Boş lamak iş ihmal.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. i. boş lamak * Bı rakmak. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. düş üncesiz konuş mak. boş altaç. boş z yere. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. çukur. . Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. nafile. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. ş * Kesinti. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. * Eksiklik. nak boş gezmek ta * iş olmak. yararsıyere. ablak yüzlü güzel. Boş naklarla ilgili olan. yoksunluk duygusu. siz boş boş u una * Gereksiz yere. beyhude. * Boş geçen süre. boş tulumbası luk * Bkz. yersiz. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. al yanaklı saçlı . boş una * gereksiz. kapanmamıyer. Boş güzeli nak * Sarı . sı r saklayamayan. ihmal etmek. * Yetersizlik. ndan n * Boş naklara özgü olan. siz boş kalmak ta * iş kalmak. lgi boş luk * Oyuk. vakum. boş una. geveze. * İ göstermemek. kopukluk.

ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. boylanmak. ı rmak. için * Süre. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. * Kumaş ölçü. botanikçi boy * Bitki bilimci. boy * Ortak bir atadan türediklerine. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. gereksiz. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi.boş una bot * Boş yere. değ er. * Yol. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. z * Küçük gemi. * Bitki bilimi. k. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. boylanmak. * Destan. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. sı mı * Geçerlilik. kabile. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. boy atmak * boyu uzamak. nebatat. kapalı ayakkabı . ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. yararsıyere. geliş mek. * Uzun konçlu. ı tı * Uzunluk. tevekkeli. klân. deniz kısı yı. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . * Uzaklı k. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. beyhude. lmıküçük sandal. nafile. gusül. * Bir yüzeyde. itli .

ğ boya * Renk vermek. boy vermemek * sıolmak. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . (su) insan boyunu geçmemek. ini * büyümek. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. ş yanı lan * Renk. boy bos. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. boy ölçüş mek * yarı ş mak. sürmek) * boyamak. * gösteriş yapmak. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek.50 cm uzunluğ e unda menteş e. çiçekleri mavi. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya.75-3. boya çekmek * boyuna büyümek. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boy otu * Baklagillerden. boya kullanmak * boyanmak. boyacı .boy göstermek * görünmek. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. uzamak. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boy pos * Bkz. sarı beyaz renkli. makyaj yapmak. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boya vurmak (veya çekmek. lan * Aldatı görünüş cı . * Yazmak için kullanı mürekkep. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak.

rarak * Ağ söz söylemek. boyama * Boyamak iş i. * Renkli. makyajlı n ş . ı boyahane * Boya iş yapı yer. * Boyama iş boyacı ı ini. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. ğ * Boya satı dükkân. ş rı ş . boyana * Boyna. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. * Boyacın yaptı iş nı ğ . boyalanma * Boyalanmak durumu. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. boyalanmak * Boya sürülmek.* Boya satan kimse. aş ı ı r ağ lamak. * Renkli yazma veya mendil. boyanma . fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. lı meslek edinen kimse.

boyası atmak * boyası solmak. z. . * Tuna bölgesinde. boya sürdürülmek. z boyatı lma * Boyatı iş lma i.* Boyanmak iş i. makyaj yapmak. boyası z * Boya sürülmemiş . boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. * Boy bakı ndan. makyajsı n ş z. boydaş * Aynı boyda olan. yalnı serbest. yüzüne boya sürmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. boya sürdürmek. Transilvanya'da. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. Rusya'da soylulara verilen unvan. * Renksiz. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. * Bekâr. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. boyayı cı * Boyama özelliğolan. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. boyar madde. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. ş ı alma. i rı boyatma * Boyatmak iş i. * Kendi kendini boyamak. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. * Akran. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. * Boya veya renkli bir ş sürülmek.

tul. çı kmak. * Batmak. * Boyu benzerlerinden uzun olan. değ boylama * Boylamak iş i. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. boylanmak * Boyu uzamak. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. anlatmak. gösteriş ı li. * Düş mek. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. * Destan söylemek. boylu poslu * Bkz. boylu boslu * Uzun boylu. yakıklı ş . boyu uzunluğ i unca. * Yükselmek. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boykotaj * Boykot etmek iş i. kı sa . sağ * Boyu olan.* Bir kimse. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylu boslu. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. ş ı almak. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boylanma * Boylanmak iş i. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i.

ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. karştarafıgücünü kabul etmek. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. uzun. hacamat etmek.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. nacak ve yardı bekler durumda. boynu bükük * Üzgün. acı rı ş . zavallı m . boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. * (bitki için) canlı ı yitirmek. çaresiz bir durumda kalmak. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. olmak. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. bir iş i ister istemez kabul etmek. gebersin. * Bu organdan yapı ş lmı . zimmetine geçirmek. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. boynuna * üstüne. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. i boynunu bükmek * acı rı. kılmı kimsesiz. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . tı n ı nda rnaksı maddeden. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. ndıcı * bir durumu.

mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. boynuzlugiller * Keçi. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuzlatmak * Erkek. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. sın n nları ine * Troleybüs. * Boynuz batılmak. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. boyunca. süsmek. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince.olmak. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boynuz gibi. mı boynuz takmak (veya takı nmak. * daha iyisini. koyun. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. boynuz yarası rı almak. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. nda .

boyu (veya boyuna. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. boyun bükmek * Bkz. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. kravat. boynunu bükmek. na. ayakta iken başöne bükmek. katlanmak. vecibe. durmaksın. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. güğ gibi kapları veya vida. boyu boyuna. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. u * Sürdüğ zaman kadar. altı . cı gibi araçları dar olan üst bölümü. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyunca. uzunlaması tulânî. la nda * Ş e. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. iş üm n vata n * Sorumluluk. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. boyun vermek * buyruk altı girmek. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. süresince. enlice kumaş parçası . na boyuna * Ene dik olarak. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. * (bo'yuna) Ara vermeden. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi.

esaret. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. lik. rmak. k * Bu renkte olan. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. beklediğyakı ğgörememek. veya beton kirişlento. ldı ı ları verdiğbahş. geniş kapsam kazanmak. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. boyunlu * Boynu olan. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. ini. ş . lan ey. buut. an. lik. mı * Nitelik. nan rultudan uzunluk. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. . ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . . boz bulanı k * Çok bulanı k. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. * Boyutu olamayan. * Durum. geniş kapsam. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. içerik. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. * Açı lmamı sürülmemiş ş . (toprak). sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. boz yel * Boyutu olan. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boyut kazanmak * yeni bir durum. geniş ve lik derinlikten her biri.

bozdurma * Bozdurmak iş i. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. bozahane * Boza yapı yer. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. mır. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . ş * Bozarmak iş i veya durumu. ham tarla. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). bozum olmak. renk değtirmek. boza olmak * utanmak. bozdurulmak . ş . boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). bozbakkal * Karatavukgillerden. day lları itilmesiyle yapı koyuca. tatlı mayhoş lan veya içecek.* Lodos. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. i bozdurtmak * Bozdurmak. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. ç u bozca * Rengi boza çalan. bozarmak * Rengi boz olmak. boza * Arpa. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . * İlenmemişçalı toprak. rengini atmak. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu.

ğ lı bozma * Bozmak iş i. * Bozgun olanı durumu. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. klı * Bozlamak eylemi. güç vb. bozgunluk * Bozgun. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. hezimete uğ ramak. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Bu ezgiyle söylenen. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). çökmüş lgı . dağ an ı lmak. * Morali bozulmuş . ı * Yenilen bir ordunun. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. p . step. * Bu durumda bulunan.* Bozmak işyaptılmak. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . hezimet. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. yı n. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . lan.). i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. konusu acı türküler. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. * Çı k koparmak.

ş ı * Türk halk müziğ inde. yenilemeyecek duruma gelmek. küçük değ para. bozuk düzen * Düzensiz. bozuk. karık. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. * Dağ ı lmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . * Kı n. gergin. sıntı zgı kı lı . içerlemek. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . erli * Kötümser. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * Kötü duruma getirmek. * Bozuk olma durumu.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. lını iş ş * Bı rakmak. bozukça bozukluk * Biraz. lûp * Altı paraya çevirmek. lmıolmak. k. . n * Kı ğ zarar vermek. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. * Geçersiz bir duruma getirmek. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. * Bir yerin. * Bozulmuş olan. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. bozguna uğ ramak. ekş imek. huzursuz. * İ ve değ niteliğ yitirmek. ufaklı bozuk. * Bozulmak iş i. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. dağ ı tmak. eyin ş tı * Dokunmak. mağ etmek. ine * (yiyecek için) Kokmak. bozuk gibi. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. * Madenî. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. düzeni bozuk olan. k. ufaklı bozuk para. bozdurmak. zarar vermek. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. * Bozguna uğ ratmak. yenmek. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. bir ş düzenini karı rmak.

bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. lik. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. başküçük. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . lı bozyürük * Üstü hafif benekli. döküntü. utanacak duruma düş mek. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . * Ş kı ğ düş aş nlı a me. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. olan. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). mahcup olmak. bozuş mak * Araları lmak. hormon niteliğ salgı olan bez (II). k. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . ı u n sa. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. bozuş ukluk * Bozuk durumda. karşklı ı bozulma içinde. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. bozum etmek * utandı rmak. bozum olmak * utanmak. mahcup etmek. z lan böbrek biri. yenilmiş k. i. idrar salan.

böbürlenmek * Övünerek kabarmak. kı kı . derisi benekli. n muş hayvan sıfı ere. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya.* Memelilerden. göğ karıolarak eklemlerden oluş . böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. böcek yiyen. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. sı ülkelerde yaş cak ayan. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. entomolojist. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. kibir. * Böcü. nı. çoğ ve baş üs. böceklenme * Böceklenmek iş i. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. sarı u renkli. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. il nda ğ ı * Bu renkte olan. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). karada yaş hayvanlar takı . böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. ta böcekçil * Böcek yiyen. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . . böbürlenmek * çok böbürlenmek. yaş ş ve ı k cı . * Böbürlenme. * Böbürlenme. kurulmak. haş * Kelebek. entomoloji. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . nına ayan mı böcekhane * Böceklik. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk).

yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . birer. kanatları er. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. l) böcü * Kurt. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. deve) Bağ ı rmak. gibi hayalî bir varlı verilen ad. soluk sarı renkli. böğ * Yan taraf. böceklenmiş . göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. boş ür. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. diken dutu (Rubus caesus). böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böğ ürtü . bahçe çitlerinde.böcekler * Vücutları . böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. böğ ürtlen * Gülgillerden. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. böğ * Eklem bacaklı lardan. zehirli bir örümcek türü. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ ürmek * (öküz. * Böcek. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. manda. hortlak vb. böcekhane. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan.

için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. sı ran * Bölmek iş lemi. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Gemilerin içinde. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. ş ampiyon. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e.* Böğ ürme sesi. taksim. parçalamak. * Bölmek iş ayı parçalama. nahiye. i. yangı gibi durumlarda. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . böke * Kahraman. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. taksim. güçlü kimse. * Büyük bir yeri. * Salon. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. su baskı. "a/b" anlatı . alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. taksim etmek. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. mı ka. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. mı bölmeli bölü . rma. ş ampiyona. * Cins kavramları tür. u. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. * Birliğ bozulması yol açmak. birinci olan (kimse). "a bölü b" diye okunur. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. ş ampiyonluk. * Böke olma durumu.

bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. bölen. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. sı * Saç örgüsü. . ğ . bölme amacı olan. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. tasnif etmek. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. bozmayı amaç edinen kimse. it kümelere ayı rmak. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . sıflamak.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. tasnif. kım. sıflandı nı rmak. münafı k. kım. * Çağdevir. sıflanmak. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. * Hizip. i. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. parça parça. b" diye okunur. nı rma. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. departman. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. i nda . seksiyon. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. fesatçı u. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. lmı sı sı . i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. kı smî. bölünebilme . departman. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. bölücü * Bölme iş yapan. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an.

i * Bölüş iş mek i. bölüntü * Bölünmüş parça. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. . bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. taksim etmek. saf. bölünmez * Parçalanamaz. payı almak. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. belirli bölümlere. * Bölünmek iş i. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. parçalara ayrı lmak. taksimat. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. * Bölüş paylaş me. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. ayrı lamaz. bölüngü bölünme * Fraksiyon. ma. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . halka. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. * Hücrelerin. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. * Fraksiyon. bölünmek * Bir bütün. halkalara ayrı ş lmıolan. eş lması gereken miktar veya sayı . üleş mek. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler.* Kalansıbölünür olma durumu. * Budala. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı .

bönleş mek * Bön duruma gelmek. safça. k. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. kı ı n na.bön bön * Budala ve safca bakarak. . börttürmek * Börtmek işyaptılmak. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. bönlük börek * Bön olma durumu. k. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. börek için ayrı ş li lmıolan. luk. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. haş lamak. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). saf (bir biçimde). * Börtülmek iş i. budalalı aptallı sersemlik. börttürme * Börttürme iş i. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. aptallaş mak. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. bönleş me * Bönleş iş mek i. aş n aş n bönce * Budala. börtme * Börtmek iş i. bön bön bakmak * anlamayarak. saflı k. ş kış kıbakmak. börtmek * Az piş irmek. yma. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü.

* Bunun gibisi.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. böyle böyle * Böylelikle. lan il * Bösmek iş i. bu biçimde olanı . böylecene * Böylece. bu biçimde. buna benzer. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . böylece * Tam böyle. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. . bu biçimde. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. * Sonunda. * İ yapı bacakları ri lı . tüylü. bir rkı * Hint kastları ilk kast. Brahmanizm * Brahmanlı k. nda * Bu kasttan olan kimse. * Bu derece. *İ çinde "ne". paçalı tavuk ı . böylemesine * Bu biçimde. böylelikle. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. * Bu yolda. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . sonunda. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. böylelikle. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). böyle baş böyle tı a. gene de böyle olacak. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. bu yolda. infilâk etmek.

kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. * "Be" yerine kullanı lı r. yaylı araba. Brahman. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. Brehmen breş * Bkz. * İ direkli. lı . kol. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. Brahmanizm. yaş a!. kavkı kabuklu. * Ş kı k. * Linyit. * Briket yapan veya satan kimse. branş bravo bre * "Ey. tutturulan asıyatak. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * Doğ çimento ile lâvlı al . seren yelkenli. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. coş anlatı aş nlı ku r. kın zak ı lan . briketçi . kı kafalı nı sa sa . branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. yaylı arabası at . rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. * Aferin. birkaç top taş gemi. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. ki ı yan * (bilim için) Dal. hey" anlamı kullanı nda lı r. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle.

brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . yeşyumrular hâlinde olan. yoğ unluğ 2. bronz gibi * tunca benzeyen. brokkoli brom * Küçük. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. tunç renginde olan. bazı 35. Kı vı saltması Br. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. briyantin sürünmüş . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. * Atom numarası atom ağ ğ79. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . bronz * Tunç. pis kokulu. briketlemek * Briket hâline getirmek.909 olan. briketleme * Briketlemek iş i. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . broş . bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. deniz suları az. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. bromürlü * Yapında bromür bulunan. * Pencerelerin çerçevesine. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. zehirli sı bir element. içeriden tutturulan ince perde.97 olan kı zı u rmı renkli.

bunda. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. çeş idinden. . bu kabil * bu gibi. bu birkaç gün içinde. bu tarzda. bu kadar * bu denli. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. * Birlikte. risale. lan ı rlı bu * Yerde. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. bu gidiş le * bu biçimde.65 mm lik otomatik tabanca. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). ş . sı brovning bröve * 7. bundan. beraber. Brüksel lâhanası . broş ür * Sayfa sayı az. nda. bu gözle * bu anlayı ş la. yakmaç. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. Çokluk biçimi bunlar). biçimlerine girer. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). bu kabilden * gibi. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. buna. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. bu türlü. ş ahadetname. küçük kitap. bu arada * Bu süre içinde. bu haysiyetle * bu bakı mdan. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. * Diploma. Bruxelles lâhanası * Bkz.

n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk.. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. an ı * Kenar. bu biçimde. bunun için. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. bu kez. bucak bucak aramak * her yerde aramak. *İ lçelerin. kutu. köş yer. her tarafta. bu meyanda * Bu arada. acı * Dal. * Kesirli. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bucak bucak kaçmak * bir olay.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. budak özü * Taze sürgün. her yanda. ve yarı m. bu türlü * böyle. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bu arada. bu sefer * Bu defa. e. bucak bucak * Her yerde. * Ağ n dal olacak sürgünü. çeliş ş ları iyor. bu yüzden * bundan dolayı .. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. . bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bu meyanda * Bkz. nahiye.

budaklanmak * Budak sürmek. ı budala * Zekâca geri. * Budalaca yapı iş lan . budalalıetmek k * akı zca davranmak. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. * Zekâca geri olan kimse. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek.budaklanma * Budaklanmak iş i. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. budala budala * budala gibi. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). * Budamak iş i. ine budatma * Budatmak iş i. budalalı k * Budala olma durumu. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budanmak * Budamak iş konu olmak. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. . lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. budanma * Budanmak iş i. yla aç. nı dalları kı nı saltmak. te) nı u * Bir ş eksiltmek. dallanmak. budaklı * Budağolan. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budala gibi davranmak. azaltmak. budalaca.

ı rkiyat. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. bugünden yarı na * az zaman sonra. ş imdiki ş artlarda. kavmiyat. * Ulus. bugün yapı lan. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. millet. ini. * bugüne değ in. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. * Araları töre. budunsal bugün * Kavmî. Buddhist. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. derhal. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . etnolog. dil ve kültür ortaklı bulunan. *İ çinde bulunduğ umuz gün. nda. bugünkü günde *ş imdi. . budun kavim. budun betimci * Etnograf. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. *İ çinde bulunduğ umuz günde. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . etnik. bugünkü * Bugüne özgü. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. bugün olan.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. budun betimi * Etnografya. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. bugüne bugün * "unutma ki". içinde bulunduğ umuz zamanda. budun bilimi * Etnoloji. budun bilimsel * Etnolojik. n n ü ü Budist * Bkz.

mır. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. vücudu yeş başsiyah. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. çavdar. buğ ra * Erkek deve. buğ benizli day * Açıesmer. pirinç. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. ekinlere zararlı böcek. kamı bambu olan. il.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. arpa. buğ daysı tane * Bkz. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. bugünlük * Bugün için. ayrıve çayı i day. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. örneğbuğ yulaf. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. buğ daysı meyve. ekin biti (Sitophilus granarius). patates. ş . buğ daysı meyve. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. iki hörgüçlü deve. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). sı k r otları . . pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). buğ daysı tohum * Bkz.

buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. yaş. buharlaş u mak. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. * Süzgün. domates. dalgı bakı olan (göz). buğ ulama * Buğ ulamak iş i. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. lı buğ ur * Buğ ra. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. * Buğ piş (yemek). tephirhane. arpacısoğ . buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. sarı k anı msak. ma. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. buğ u ulanmı ş . buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. dolu dolu. buğ tutmak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. . cak cak. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. u mak. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu.

kaybolmak. * Buhar gücü ile çalı ş an. tebahhur. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. mak i. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buğ mak. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. m. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. tebahhur etmek. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. hayaller içinde kalmak. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. kriz. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. buharlı * Buharı olan.). m . ulaş * Dalgı mak. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. buhar olmak * yok olmak.

lan aç buhurdan * Buhurluk. bukalemun türlerini içine alan bir familyası .buhrana tutulmak * buhran geçirmek. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. demir köstek. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. ı . bilek. . renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. * Güzel koku. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. maddeler. * Çı na göre davranını karı ş . bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. tütsü. görüş değ tiren kimse. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). rayiha. 20-30 cm boyunda. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. buhranlı * Bunalı . n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. bukanak buke * Ayak. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. hareketleri yavaş .

bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. nefret uyandı ran. * var olanları en değ n ersizini seçmek. * Bulamak iş i. ı n rası lması lan * Sulu. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Küçük lüle durumunda. pı nar. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. * Bükülmüş iplik. bulanması sağ na nı lamak. lan itli * Karık. bukle bukle * Kı m kı m. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. oradan buradan toplanmı ş ı ş . * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. cık hamur. kı mlı vrı saç. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. * Kaynak. amca veya dayı sı karı. bula bula bunu (onu. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * Kirletmek. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Yenge. bulandıcı rı * Bulantı veren. * Tiksindirici. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. bukleli (saç). bulada bulak bulama * Büyük piliç. .buket bukle * Çiçek demeti. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). bir ş bir kimseyi) bulmak eyi.

bulanmak * Bulamak iş konu olmak. ş ) z. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. ğ ve klını ı ı * (iç. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. kalı . k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. bulantı vermek * (içini. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. * Açıseçik görünmeyen. Donuk. çok duru olmayan. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. * İ etki. kapalı . ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. uygunsuz iş yapan. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ş kan. lan bulaş deniz ı k . ş yası * Bulaş ş mıolan. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. duru olmayan. sı * Karı ş mak. kası an. * Yapı sulu. i * Bulanmak iş i. k * (bakı için. sataş alı ğolan kimse. mide içi) Bulantıolmak. midesini) bulandı rmak. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. z. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. anlamsı fersiz. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. ş * Bulutlu. bulanı kça * Biraz bulanıolan. her yanı ş kaplanmak. net olmayan. bulaş sri.

bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. * Sataş kavga etme alı ğolan. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. k) . lan. eye * (hastalı Geçmek. ma. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. bulaş mak * Bir nesne. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz.* Mayıtehlikesi olan deniz. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. ı kamaya ayrı özel bölüm. uygunsuz. sirayet etmek. yapı tı ı ş kan. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. kçı bulaş ı khane * Kı okul. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. kirli iş . k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ş .

Bulgarca * Bulgar dili. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. Bulgaristanla ilgili olan. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. bulgari * Dört telli bağ lama. mak. tı karı . n n * Bulgaristan'a özgü olan. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. bı ı yıp ran. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. buldurtma * Buldurtmak iş i. buldurma * Buldurmak iş i. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. * Bulaşrmak. netice. molosus hibernicus). sataş tedirgin etmek. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse.* Çatmak. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse).

ebe bulguru. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. allak bullak. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulguya ait. * Bulmak iş i. araz. bulgur çorbası * Domates. taze biber. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. ı larak rlanan bir çorba türü. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bullak bulma * Bkz. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. bulgur. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. . ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. i . un. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. semptom.

radyoaktif mineralleri. detektör. kusur için) Yüklemek. * Bir ş bulan. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. bir noktaya eriş ulaş mek. nı yrı n leniş . bir ş bir kimse ile karş mak. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. eyle. * Sağ lamak. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . keş fetmek. * Eksik etmemek. * Konu. bulucu bulûğ * Erin olma. icat. siz. mak. * (bir yerde) Olmak. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. bulûğ ermek a * erinleş mek. bulundurma * Bulundurmak iş i. güç bulunan. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. yaratmak. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. * Gazları . * Arayarak veya aramadan. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. buluş * Bulmak işveya biçimi. bir buluş eyi yapan kimse. temin etmek. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. uygun saymak. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. e. * İ kez yeni bir ş yaratmak. mayı . * Cezaya uğ ramak. duygu. kâş if. icat etmek. suç. ya * Seçmek. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * Bir yer. * Bulunmaz. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. * Hatı rlamak. icat. erinlik. i * İ defa yeni bir ş yaratma. eş benzersiz. * Sokakta bulunup alı çocuk. ine * Herhangi bir durumda olmak. bir ş elde etmek. bulundurmak * Var olması. bulunma * Bulunmak iş i.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. baliğ olma. nail olmak. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. * (kabahat. * Eriş mek.

bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. buluş turma * Buluş turmak iş i. bulut gibi * çok sarhoş . bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. açı berrak. hüzünlenmek.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bir araya getirmek. buluş ulmak * Buluş iş lmak. yla an. ş k * (bellek için) Karık. karş mak. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. çok alı olmak. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. endiş e. nebülöz. bir * Kavuş mak. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. an un ğ ı * Keder. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. k. ş . * Kederlenmek. net olmayan. bulutçuk * Küçük bulut. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. ngan bulvar . * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. buluş mak * Bir araya gelmek. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen.

gerginliğolan. buhran. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . bunak gibi. lı f. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . muş bumbuz * Çok soğ uk. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. satıdeğ mesi. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. ateh getirmiş ş olan (kimse). bun * Sınt ı kı . ı rsağ er. yeniden raktı nı seçip alarak. kriz. a ş ı * Bunak olma durumu. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. birdenbire olan fizyolojik değiklik. geniş ehir açlı cadde. * Bunağ benzer. sıntı kı veren. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). a * Bunağ yakır (bir biçimde). bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. bunalı mlı * Gerginlik.* Ş içinde ağ . bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. i . kriz. uzun bez kı uğ ve kları lan. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . buhran. matuh. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. iyice buruş olan. bumburuş uk * Çok. kriz. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bumlama * Bumlamak iş i. yma. al an rı k. biraz bunak.

zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı .bunalma * Bunalmak iş i. bu denli. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. durumun gizli bir yönü var. daha iyisi olamaz. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. * Bu kadar. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. buncağ ı z * Bunun gibi. çok. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. bungalov * Hindistan'da tek katlı . lmı . ateh. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. çok tedirgin olmak. kı. ev. gibi ı ntı ateh getirmek. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. na bunama * Frengi. bunaltma * Bunaltmak iş i. kı . ucu. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. kma ş bundan böyle * bundan sonra. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. kanması iç sebeplerden ileri gelen. * Çok sılmak. bunamak * Frengi. * Epey. bunaltmak * Bunalması yol açmak. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. .

burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. * Beğ enmemek. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. kı . koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda.bungun * Sınt ı kı lı . azı msamak. buram buram * (duman. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. küçümsemek. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. * Sınt ı kı lı . ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. n * Bu yerde. burağ an buralar * bu yerler. buralı * Bu memleketli. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. bununla birlikte * Buna ek olarak. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. buradan * Buradan. * Bunalı sıntı m. bu yerin halkı ndan. lan eyler burası * Bu yer. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. . * Güçlü esen rüzgâr. bura.

Boğ İ i a. çelik alet. dört köşveya çok köş kale çıntı. burgacı k * Bkz. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. keskin. Oğ Kova. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. kizler. lı * Tı çekmeye yarayan. yivli. burgulanma * Burgulanmak iş i. Yengeç. burç * Kale duvarları daha yüksek. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. ı ğ ak. * Baklagillerden. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. Baş Terazi. burgu ile delinmek. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. Akrep. pek güzel. burgaç burgata burgu * Anafor. Yay. telleri germeye yarayan mandal.burcu * Güzel koku. girdap. ır. yuvarlak. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. lak. Balı eş aralı ak. burcumak * Güzel koku yaymak. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. tirbuş pa on. Aslan.54 cm) olarak çevresini belirten birim. ine burgulu * Burgusu olan. burgulamak * Burgu ile delmek. m ldı * Ökse otu. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. . tı ı burdurma * Burdurmak iş i. delik açmak. * Telli sazlarda. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. kargacıburgacı k k.

iğ etme. * Burkma iş yapan. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. burjuvaya yakı biçimde. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. komikliğ dayanan bir tür. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. * Belgit. * Üzüntü duymak. * Yaş burularak kurutulan ot. ş burhan * Kanı t. burkulma * Burkulmak iş i.* Burgulanmıolan. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Orta sıftan olan kimse. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. ini * Üzücü. m diş * Musluk. * Burularak yapı ş lmıbilezik. * Burulmuş . ş burgusuz * Burgusu olmayan. eyi * Burjuva sıfı nı. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Hadı etme. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. nda e burma * Burmak iş i. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. nı burjuvaca * Burjuva gibi. * Burgulanmamıolan. kent soylu. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . üzmek. * Acı vermek. iken * Kuru incir. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. burkucu burmak . kent soyluluk. burkmak * Burarak çevirmek. . burjuvazi burkma * Burkmak iş i. * Burkulmak.

sıntı kı vermek. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . kibirli. büyüklenmek. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. çok huysuz olmak. gururundan vazgeçmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. bağ ı Sancı rsak) mak.* Hadı etmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnu büyümek * kibirlenmek. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. i ey. ünü * umduğ bulamamak. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). burnaz * İ ve uzun burunlu. uzaklaş ndan mamak. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. za * (mide. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. burnu büyük * kibirli. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). iğ etmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. amacı ulaş unu na amamak. ini . * Üzmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek.

* Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. burukça * Tadı biraz buruk olan. çalı yer. buruklaş ma . n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . çok üzülmek. iyice yaklaş mak. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. * Alı narak küskünlük gösteren. * çok öfkelenmek. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. kibirlenmek.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. ödenen aylıpara. acı * Burs alan. * Tadı kekre olan. * Taşk. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. * Burs almayan. buruntu. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. bursu olan. gücenmiş (kimse). bursu olmayan. buruk * Burulmuş olan. burnunun dibi * çok yakı. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak.

küçümsemek. n. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. k burun kırmak vı * önem vermemek. gücenmek. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. burun * Alı üst dudak arası bulunan. * Buruğ benzer. gücenmiş lik. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. * Küskünlük. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. burukluk * Buruk olma durumu. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. buruklaş mak * Buruk durum almak. kekrelik. enfiye. büyüklenme. burun otu * Burna çekilen tütün. rı * Alı narak küskünlük göstermek. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. . . beğ enmemek. * Sancı ağmak. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak.* Buruklaş iş mak i veya durumu. * karş nda hissetmek. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. a * Burulmak iş i. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. lı yı ş * Kibir. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. önem vermemek. buruk gibi. mak. doğ lan. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak.

* Burunsak. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. buruş buruş * Çok buruş . sancı ı bozukluğ . aş ı ağ lamak. uğ busbulanı k . ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. n na burunluk burunsalı k * Burunsak.burun yapmak * üstünlük taslamak. muş buruş ma * Buruş iş mak i. * Çıntı olan. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. pek düzgün olmayan. kibirli. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. hoş lanmamak. buruş turma * Buruş turmak iş i. uk * Ciltte oluş kış muş rık. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. . ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. i. a. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. zda) * Tiksinmek. buruntu * Buru. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. burunlamak * Dı ş lamak. üzerinde kış ve katlamalar olmak. bağ rsak u. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak.

inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. * Uzunluk. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. çok üş ütmek. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. öpüş .* Çok bulanı k. yası lan * Butik iş leten kimse. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . buse * Öpücük. * Geçersizlik. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. * Soğ uktan donarak ölmek. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. etli bölümü. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. inde ik busines klas * İlik orun. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. hükümsüzlük. haksı k. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . * Giyim ve süs eş satı dükkân. ka buyruk . butlan * Batı l olma durumu. * Çok üş ümek. n. öpme. * Yanlı k. buut * Boyut. buyma buymak * Buymak iş i. buton buydurmak * Dondurmak.

vezir. * Gelmek. geçmek. buz alanı * Buzla. * Almak. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. emrediniz. buyrulma * Buyrulmak iş i. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. emir. nı * Söylemek. buyuru * Buyruk. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. buz bağ lamak . sız?. düş üncesini bildirmek. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyrultu * Sadrazam. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. ş ta cı * Egemenlik. buyrukçu * Buyuran. girmek. emreden (kimse). eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. lan *İ rade. buyruk verir gibi konuş k k an. emir veren. * söyleyiniz. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. buyurma * Buyurmak iş i. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. demek. gitmek. buyurgan * Sısıbuyruk veren. buyruk kulu * Emir kulu. ferman. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. emretmek. buyurucu * Buyruk. * 'Etmek. emir.

çukurluk. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. ukluk yaratan durum. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. ve dik. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. buz gibi * çok soğ uk. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. . aysberg. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. ı sı buzcu * Buz satan kimse. arada soğ kan. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buz durumuna gelmek. k. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buzla kaplanmak. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. *şı aş lacak. buz üstüne yazı yazmak * süresi.* (sılar için) yüzeyi donmak. * çok üş ümek. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . donmak. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. i * (et için) temiz ve yağ.

* Buz içinde tutularak. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. utulan kap veya dolap. buzlanma * Buzlanmak iş i. * Televizyon ekranı . buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. aysfild. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. içine buz katı soğ larak utulmuş . buz tutmak. kı açmak için yapı ş lmıgemi. * Buğ ulanmıgibi olan. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . buzlu * Buz tutmuş bağ ş . motorla çalı dolap. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. buz lamıolan. dargı k. gerginlik ortadan kalkmak. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. lan * Soğ hava deposu. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. * aradaki soğ ukluk. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. glâsyolojist. saydam olmayan. buzlanmak * Buzla kaplanmak. uk buzkı ran * Donmuş deniz. bankiz. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. defroster.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. nı * Bağ lamaya benzer. donmayı önleyen alet. . bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . * Buzu çözen.

sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. glâsyoloji. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. u dönemi. n ı yı ltıveya lar. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. larda u * İ yiyecek türü ş çki. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. * Ufak tefek ve kı boylu. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. bodur (kimse). pleistosen. Edi ile Büdü. leten * Bücür olma durumu. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. * Bkz. eylerin satı tüketildiğyer. * Buzulu olmayan. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. . * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap.

* Büğ emek iş i. * Su birikintisi. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . bakı perdeli veya lü.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. i * Eğ mek. bühtan etmek * kara çalmak. gölcük. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. kı m kı m. vı * Sertçe çevirmek. pistonlu müzik araçların adı nı . u * Dönemeç. * Kara çalma. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. uz * Büve. * Böğ ürtlen. kırmak. iftira etmek. * Dönemeç. büğ rü bühtan * Bkz. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. iftira. viraj. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. lü. bük. eğ büğ ri rü. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. büklüm büklüm * Çok büklümlü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Bükülmüş kaytan veya iplik. lü rdan. vrı şeylerin oluş turduğ kat. bükmek . açan karş . lü.

fiil. bükümü olan. yün vb. insiraf. ine * (iplik için) Eğ rilmek.* Katlamak. ilmiş olan. bükümü olmayan. * Bükülmüş olan. * Bir ş bükülmüş kat. katlanmak. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). * Yönelmek. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. bakı ndan iş air. bükülü * Bükülmüş olan. büküm * Bükmek iş i. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. ş ş gibi. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. vrı * (iplik. ilip * Bükünlü. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. bükülme * Bükülmek iş i. * Eğ ilmek. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. büktürme * Büktürmek iş i. insirafî. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. iir bükünme . * Bükülmüşeğ . iş olması . * Döndürmek. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . kı m. kırtmak. eyin yeri.

sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. * Bükmek iş i veya biçimi. rı * Dönemeç. büküş bülbül * Karatavukgillerden. bükünmek * Kı lmak. sancı kı rı dan vranmak. viraj. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. . ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. * Sesi çok güzel olan kimse. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. kla mak. an * Bağ ı rsakta olan ağ. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. bükülmek. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. neş konuş eyle mak.* Bükünmek iş i. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. itiraf etmek. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. yine de yurdunu özler. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). i. vrı * Ağdan. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. * Dergi.

* Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . bürudet bürük * Duvak. ş ma . sı * Yapı . bünye bakı ndan. * Atkı . kuruluş . * Çarş af. * Soğ ukluk. örtmek. bürüme * Bürümek iş i. * Bürülmüş . ş ey. ş an * Kı rtasiyeci. dürülmüşkatlanmıolan ş . ş ube. bürümek * Sarmak. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . güçlü etkilemek. basmak. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürülü bürüm * Bürünmüş . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. * Yazı masası . bürünme . mı * Baş örtüsü. kaplamak.bünye * Vücut yapı. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * Çok. * İ perde. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. * Bölüm. * Kamu yönetimi. istilâ etmek. nce * Bürgüsü olan. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. * Bünye olarak.

büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . * Bir görünüşgirmek. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. . büryancı * Bkz. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. tamamı yla. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. tamamen. biryancı . büsbütün *İ yiden iyiye. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. bütünü. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. k. tamamı temelli. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . * Eksiksiz. pirinç. biryan. bütçe * Devletin. ine * Sarı nmak. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. * Birlik. iyice. bütün bütün * Büsbütün. örtünmek. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütüncü ekonomi . bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. tam. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. bütçeleme * Bütçelemek iş i. tamlı k. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. soğ domates. * Parçalanmamı ş . yla. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). e büryan * Bkz. büst * Vücudun. bütün bütüne * Bütün olarak. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. baharat ve yağ ş yla fında piş an.* Bürünmek iş i. içine alan sanat ürünü.

tamamlamak. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. inde . mütemmim. * Bütünleme sı . a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. ikmal. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). i. nı ve um. * Ufak.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bütüncül * Totaliter. ikmal edilmek. mütemmim. . total. tamamlatmak. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütünle ilgili. ikmale kalmak. tamamlanmak. tek parça durumuna getirme. * Bütün niteliğ olan. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünletme * Bütünletmek iş i. tamamlama. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak.

* Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. * Biraz büyük. füsun. büyüklere özgü.bütünsellik * Bütün olma durumu. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. * Önemli. sihir. kaka. tiyatro. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . sihirbaz. i * Üstün niteliğolan. büvelek büvet büvet * (istasyon. n nı zıları * Büve. aş * Niceliğçok olan. bağ ı . ortalamayı an. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. büve bovis). büyük gibi. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. rsağ ini büyük aile . küçük karş . afsun. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. ı k. Büğ et. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. a . ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. büyüğ yakı e n. benzerlerinden daha fazla olan. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. * Bkz. * Karşdurulmaz güçlü etki.

nine. yüceltmek. büyük söz söylemek. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. * Büyük elçinin makamı . büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. güçsüzleri ezer. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . gelinlerinden ve çocukları oluş aile. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. kilokalori. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük hanı m * Yaş kadı lı n. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler.50 C den 15. . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. majüskül. dede. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. ları lan lan. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. ması büyük lâf etmek * Bkz. büyük ana * Büyük anne. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf.* Büyük baba.

büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyükle büyük. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. büyükçe * Biraz büyük. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . arkadaş davranmak. büyük para * Çok para. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. o. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. * Oldukça önemli. n. a ini büyük ş ehir * Ana kent. Yedigir. rebiyülevvel. cemaziyülevvel. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. ve ilere ı ça büyüklenme . büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . kuralı . eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. Dübbüekber. dede. ö. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. büyük ünlü uyumu. büyük peder * Büyük baba.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. i. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . majör. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. mak.

ekber evlât hakkı . büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. büyüklük * Büyük olma durumu. büyüklerin ellerinden. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. n üne . büyüleyiş . teshir etmek. unu büyüksü * Büyük gibi. büyükseme * Büyüksemek iş i.* Kendini büyük gösterme. büyüklük taslamak. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. böbürlenmek. büyümüş benzer. ululuk. büyüleme * Büyülemek iş i. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. kibirlenmek. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. kibir. na * Etkisi altı almak. megalomani. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. gösterme hastalı. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. çekici niteliğolan. birini kendine bağ na lamak. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. i büyülenme * Büyülenmek iş i. ine büyüleyici * Etkileyen.

* Artmak. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. pertavsı tıcı z. büyütken doku * Sürgen doku. ca * Geniş lemek. büyüme * Büyümek iş i. * Önem ve değ kazanmak. büyütmek * Büyük duruma getirmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. * Yetiş mek. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. bakmak. büyültme * Büyültmek iş i. büyütme * Büyütmek iş i. irileş n mek. güçlenmek. büyüklerinki gibi olan.* Büyülemek işveya biçimi. * Sayı artmak. . geniş letmek. boyutlar artmak. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. eyi * (resim. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. sihirli. mübalâğ etmek. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . eyler ini * Abartmak. büyütmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. raf rma lemi. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. yaş ı lanmak. * Yaşartmak. a büyütülme * Büyütülmek iş i. ş iddeti artmak. * Yetiş tirmek. * Büyü gücü olan. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. raf t. * Abartmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . eskisinden büyük duruma gelmek.

* Kalı bağ ısona erdiğyer. i büz * Künk. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. n ı n rsağ i * Yüreklilik. unu k. büzdürme * Büzdürmek iş i. zı lan * Buruş turarak. torba vb. anüs. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzdürmek * Büzmek. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan.). cesaret. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. lması * Toplanarak büzülmüş . ş kı k. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. bir kenara çekilmek. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . büzme * Büzmek iş i. büzgülü * Büzgüsü olan. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. aş nlı uk . * Korku. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak.* Aş laşrma. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. kafadar. büzülme * Büzülmek iş i. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzülerek dikilmiş olan. dedikodu yapı na engel olmak.

na ca vb. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. mı na -ca na sen-ce vb. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. ey nan ey. yaş vb. ş ı caba * Bir ş ödemeden. ev-ce. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. karş ksı fazladan. i büzüş me * Büzüş iş mek i. kış rı mak. yavaş k. ben-ce. köy-ce vb. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. ı * Bkz. * Fazla olarak. binler-ce vb. kış müş rık. sert-çe vb. cabadan * Bedava olarak. soluk-ça. u msaklı tah açı yiyecek. usul-cacıvb. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . iyi-ce. c. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. * Karbon'un kı saltması . üstelik. cadalozlaş ma . "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. biz-ce. onna k-ça. dil adları k-ça. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. esmer-ce. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. Rus-ça. -ca / -ce. baypas. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. para vermeden alı ş bedava. ). Ca * Kalsiyum'un kı saltması . Türkçe vb. türetir: Alman-ca. irret n. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. günler-ce. ı z. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. . -ca / -ce.. iş cı * Bir tür ot. açı mert-çe vb. İ ngiliz-ce. aylar-ca. büzüş .büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan.

* Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. * Karık. * Gösteriş fazla ş ş li. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. ş ı z ğ ı eyi irret. ya ş ı ş . * Çok güzel göz. ı atafatlı k. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. uzaklaş ı p nı mak. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. çirkin. kapamak. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. fesadıçok olduğ yer. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. * saçı ı ık. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. . cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. * Büyük bez veya deri torba. cadı davranmak. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. atafat. ihtiyar kadı n. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. k. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi).* Cadalozlaş iş mak i. cav. cafcaflı Caferî cağ cağ . arak ine lan * Huysuz. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. * çok becerikli. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. cadde * Ş içinde ana yol. iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . .

caka satmak * gösteriş yapmak. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. yerinde sayı yakık olan. kuzu-cak vb. -cak / -cek. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta.cağ * Lavabo. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. yerlerde atısuyun akması sağ . toyluk. lan. caka * Gösteriş m. fiyakalı li durumda olmak. ş ı * Cahil gibi. çalı lı k. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. okumamı bilgisiz. toy (delikanlı kı veya z). cahile yakır (biçimde). yasa. bilgisizlik. bilgisizlik. caiz * Din. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. * Cahilce. k. m caka yapmak * gösteriş davranmak. kabadayı fiyaka. cakacı * Caka yapmayı seven. çalı satmak. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. cahil kalmak * bilgi edinememek. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. bilgisi olmamak. * Hamam. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. uygun. . genç. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. cakacı lı k . * Cahil olma durumu. k nı layan zemindeki delik. * Yol yiyeceğ azı i. ş . duşbanyo vb. cahiliyet cahillik * Cahillik. * Deneysiz. cahile yakır (biçimde). * Gençlik. ini * gençlik. banyo. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. toyluk. cahil * Öğ renim görmemiş . yapı nda sakı olmayan.

elma. çeken.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . kayı kavak. düzme. * Cakası olan. Kalvenci. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. e açları zarar veren. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. çekici.5-2. kanatları na camsı . caka ile yapı gösteriş lan. sahte. Kalvencilik. . cakalanmak * Caka satmak. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . * Kadeh. * Pencere. hortumları körelmiş kelebekler familyası . li. klı calip Calvinci * Celp eden. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . içki. * Bkz. * Aç gözlü. ş effaf. Calvincilik * Bkz. camcı leri lan . lan * arkası görünen.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. * (göz için) donuk. saydam. cakalanma * Caka satma. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. * Gözü takma olan. cansı z. * Cakası olmayan. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. ile lan cam suyu . tamahkâr. cakalı cakası z calî * Yapmacı . boyları ı k 1 1. meş ve gürgen ağ n.

camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. camlı ran k. k. üzerinde dengeye dayanan. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. * Ser (II). * Kurnaz. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. * Bir yeri. heyecan verici gösterileri yapan kimse. * At alısatan veya yetiş kimse. * Evin içini pencereden gözetleme. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. * Yerde ve tel. * Kurnazlı hilecilik. tehlikeli. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. bisiklet vb. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. cam yünü * Çok ince. hileci. * Gözlük. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. * Göstermelik. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. at. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. vitrin. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. sergen. n i i. camcı elması * Ucundaki küçük. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. k.sı. suyu bol. cambaz akrobat. becerikli kimse. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. p tiren * Usta. camekân .

ile * Bu renkte olan. camgöz canis). kömüş ı . camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. camia camit * Topluluk. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. boyu bir buçuk metre kadar olan. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. olan camekânlı kutu * Televizyon. * Donmuş . * Manda. camekânsı z * Camekânı olmayan. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). camlaş ma * Camlaş iş mak i. su sırı ğ . eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. pembe. * Camlamak iş i. camlanma * Camlanmak iş i. * İ alan. zümre. cam takmak. . içinde bulunduran. camlanmak * Cam takı lmak. * Cansı z. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camı z cami cami * Toplayan.camekânlı * Camekanı (yer). bir araya getiren. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak.

can dostu. nlı * Çok içten. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. . cı * Azrail. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. eyin can alı cı * En önemli. nsanı ğ ı * Gönül. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r.camlatma * Camlatmak iş i. * Kiş birey. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . * Çiçek. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. ş irin. sevimli. olan. i. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. oda. dirlik. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. takatsizlik göstermek. sevilen. camsı * Cam gibi saydam. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. can bayı lmak * iç geçmek. cama benzer. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. . * Güç. en çarpı. ama. özü. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. camekân. * Yaş hayat. camlatmak * Cam taktı rmak. * İ n kendi varlı. laş ş camsı z can * Camı olmayan.

candan. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. bunalma hâli. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. can borcunu ödemek * ölmek. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. bitmek. baş a baş * herkesin kendi canın. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. pek içten (arkadaş n. * sona ermek. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. pek içten. can damarı * En önemli veya hassas nokta. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. ı rı n kı can cana. ini lamak. kıkı ). can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. tükenmek. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can direğ i .can beraber * Çok sevgili. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan.

can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. . ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. can noktası * En önemli husus.. nı nda can korkusu * Bkz. can kurban * Can feda. can korkusu * Ölüm korkusu. can kurban. sı .. can olmak * sevimli. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. gücü tükenmek.* Kemanıiçinde. can gözdesi * Sevgili. can havli * ölüm korkusu. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. * Yüreğ altı in ndaki bölge. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. güçlenmek. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can kulağ ı * çok yakıdost. can kuş u * Ruh. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. davranı karş nda söylenir. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. sulu bir tür erik. * En duyarlı yürek. hoş görünmek. can havli ile. yer. vurgulanması gereken yer. n arası can dostu * Pek içten dost. can havli.

cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. cana kı ymak * öldürmek. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. na * bir ş çok istemek. cankurtaran yeleğ i. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. cana yakı n * Sevimli. eziyet etmek. eyi can yakmak * zulmetmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. * üzmek. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek.). can sı kmak * bı nlıvermek. cana yakı k nlı . * ruha güç vermek. acı vermek. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. * canlanması yol açmak. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . can yeleğ i * Bkz. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. ğ ı bunalı m. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. can vermek * ölmek. üzücü.

kötü ruhlu. candanlı k * Candan olma durumu. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. . ilgiyle. gönülden. ürkütücü bir durum almak. arı * Acı z. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. canavarca * Canavar gibi. * Kurt. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. gönül verilmiş olan kadı sevgili. . canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. candan yürekten * içtenlikle. * Korkunç. saldı * çok fazla. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. *İ çten. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî.* Cana yakı olma durumu. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). zalim (kimse). * Haş . tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. n. yürekten. n canan * Gönülden sevilen. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. candan geçmek * ölmek. * (tasavvufta) Tanrı . istekle. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. samimî. yaramaz çocuk. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. *İ çtenlikle. canavara uygun düş biçimde. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. yı cı rtı hayvan. tiz ses çı karan alet. canavarlı k * Canavar gibi davranma. canavar gibi olmak. ması * Köpek balı.

inde lmıbir ik . canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. sonucu acı duymak. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. için) canfeza cangı l * Bkz. tahammül etmemek. * üzülmek. tüyler ürpertici. cengel. canı mak acı * çarpma. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. * aş duygulanmak. kulak tı rmalayan. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. periş olsun. parlak. ı a.candarma * Jandarma. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. çok heyecanlanmak. vurma vb. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. ince dokunmuş . canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. rahatsıolmak. taze ve sinirsiz yaprak. canı çekmek * bir ş istemek. canhı raş * Yürek paralayan. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. acı . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. * Bu biçimdeki gürültü. tok. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. ipekli kumaş . e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. * Karıklı kargaş ş k. arzulamak. istek duymak. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek.

* büyük sıntı düş kı ya mek. bir iş zarar görmek. * çok yı pranmak. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. çok isteyerek. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. kı i * keyfi kaçmak. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. ya. canı istemek * heves duymak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. canıkı sılmak * içi sılmak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. * yarı üzülmek. canı yerine gelmek. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . bir te . canı ksı çı n! * "ölsün. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. canı gitmek * özen gösterilen. * acı deneme geçirmek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. sabı z. * ölmek. yarı öfkelenmek.

gücünü kazanmak. kendine bakmadan yaş amak. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. öldürmek. an canı rahmet na . canı dese. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. canı değ na mek * çok hoş lanmak. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. * (ca:nı çok güzel. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. sağğ . * ruhu ş olmak. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. çok değ verilen. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. * kendini öldürmek. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canı gönülden. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. batmak. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. kendini koruyan. ndan canı geçmek. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. * birini öldürmeye hazı rlanmak. sen bilirsin. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun.

ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. çok yormak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. bı kmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. ey * bir ş çok düş olmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. eye kün canı yakmak nı . canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. neş kaçı esini rmak. bezmek. canı susamak na * ölmek istemek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. yı prandı rmak. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. fazla çalı rmak. canı bezmek (veya bı ndan kmak. * birini öldürmeyi istemek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. çok sevmek. * hiçbir ş esirgememek. canı çı nı karmak * hı rpalamak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. nı * sıntı sokmak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. sabrı kalmamak.

* Cinayet iş lemiş olan kimse. caniye yakır (biçimde). tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. caniyane * Cani gibi. yacı * Cani gibi. ı sı m . fosforlu ş lan. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . kı . amandı ra. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. ş ı * Cani olma durumu. cani canice canilik canip * Yan. ambülâns. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. çok sevmek. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. * bir kimseyi. taraf. kürekli sandal. canice. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. filika. çok sıntı zarara sokmak.

var gücüyle. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlanması yol açmak. * Güçlü. . hayat dolu. f. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. ayı iş k. * Canlı tazelik. canlı canlı * Diri diri. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. dirilik getirmek. diri. lı k. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. hareketli. henüz ölmemiş . lına ğ * Yoğ unluk. na * Yaş atmak. hareketlilik kazanmak. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. * Kiş tirme. canlanma * Canlanmak iş i. * Heyecanla.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. lokal vb. etkili. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. yaş ayan. * Etkinliğartmak. i * Depreş mek. canlanmak * Gücü artmak. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. u canlandıcı rı * Canlı veren. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. diri duruma gelmek. canlı * Canı olan. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. etkinlik kazandı rmak. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. (birinin) kı ı girmek. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. canlı kazandı lı k lı k ran. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı .

hareketlilik. . una canlı lı k * Canlı olma durumu. hilozoizm. capcanlı . cansıcansı z z * Cansıolarak. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. nı ine ş . cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. cansı k zlı * Cansıolma durumu. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. z * Hareketsizlik. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. cansıgibi. * Neş elilik. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. sönük. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. nı cantiyane * Kantiyane. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . cansiparane * Canı verircesine. * Canlı olmayan (varlı camit. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . özveriyle. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. * İ uyandı lgi rmayan. mecalsiz. * Durgun. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. * Güçsüz. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. k). alıyla i anda yapı yayı lan n.

cariyelik * Cariye olma durumu. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. alıp satı rı p nı labilen. imdat. tellâl ile duyurma. haykı rmak. yaygaracı . * Akan.* Çok canlı biçimde). yardı m. car car * Çok ve yüksek sesle. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. * Geveze. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . carlama * Carlamak iş i. ilân. k. nları na af. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. car etmek * nara atmak. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. geçen. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. carlamak . carcar carcur * Bkz. yürürlükte olan. rı * Tehlike durumu. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. (bir car * Çağ. yürürlükte bulunan para. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . gürültülü bir biçimde (konuş ma). ilân etmek. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. * Olagelen. ş arjör. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . na * Fermuar.

nara atmak. çaş ı t. çok söylemek. z. rı plak. derme çatma. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cavalacoz * Değ ersiz. hiç tüyü olmayan. cavlağçekmek ı * ölmek. * Birdenbire ve gürültü ile. cav * Bkz.* Bağ ı konuş rarak mak. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. çağ (II). * Yellenme. ey rtı rken kan * Carı olan. duyurmak. cartayı çekmek * ölmek. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. haykı lân rmak. casus casusluk * Casus olma durumu. önemsiz. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. cavlak . carlı carsı z * Carı olmayan. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. * İ etmek. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. abartısöz. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. çaş k. * Çılçı örtüsüz.

cavlaklı k * Cavlak olma durumu. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. vazgeçirmek. çı k. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. cayı rtı *Ş iddetli yanma. çı kalmak. etkili olarak. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. tüyünü dökmek. *Ş iddetli. cayı ş * Caymak işveya biçimi. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. plak. * Kavlamak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. kararı döndürmek. gürültü. yı ldını ı ı lı r. plak * Ölmek. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. yı lma sesi. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. caydılmak rı * Cayması lanmak. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. kararı döndürülmek. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. gürültülü ses çı kartmak. i . uzun.* Çı tüysüz. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. sözünden döndürücü. vazgeçirilmek. caydıcı rı * Kararı ndan. * Caydı işveya biçimi. dönek.

vazgeçmek. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. mek cazibeleş mek . * Çekim. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. mlı k. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. * Fitneci. m. alı . cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. albeni. kararı dönmek. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak.cayma caymak caz * Caymak iş i. cazibedar * Çekiciliğolma. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. * Cazgı r olma durumu. * Caz müziğçalan orkestra. * Sözünden. * Alı alı lı çekicilik.

alı z. alı duruma getirmek. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. * Kucak çocukları. cazı r. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. mlı cazibeli * Çekici. mlı * Önemli. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . elveriş lgi ran. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. . cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. albenili. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . mlı cazur cazur * Bkz. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. * Çekici. ı ı rlı * Çekici olmayan. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. li. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. msı * İ uyandı çekici. ağ ğolan. * Cazı olmayan. cazlı cazsı z * Cazı olan.* Çekici. alı duruma gelmek. albenili. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. alı . alı .

zorba. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . cebelleş mek * Uğ mak. çekiş raş mek. * Sahipsiz. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. * Bkz. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. cebe * Zı rh. boş toprak. * Ekilmemiş tarla. züğ parası ürt. cebbar * Zorlayı. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. cebi delik (kimse) * para tutmayan. * Silâh. ekime elveriş olmayan yer. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. tartı ş mak. zorbalı ndan k. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . cebine indirme.-ce -ce * Bkz. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. onaran ve bakı ile görevli bulunan. -ca / -ce (I). * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. cı * Kudret sahibi. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. -ca / -ce (II). açıgöz (kadı k n). savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. z. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). * Acı z. zorba. merhametsiz. ldı * Becerikli. Tanrı . savurgan. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. münakaş etmek. cebin .

cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. zoraki. n mı nda lantı kuran matematik kolu. larak rı * Zorla. zı nda . cebrinefs * Kendini zorlama. cebren cebretme * Cebretmek iş i. cebretmek * Zorlamak. kendini tutma. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. fatalizm. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. süyek. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. cebirsel * Cebirle ilgili. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . cebirsel ifade * Cebirsel deyim. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebriye * Yazgılı kadercilik. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. * Alı yüz. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. kaplanan levha. zorlayı ş . koaptör. cı k. lan. zor kullanarak. n. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta.* Korkak.

ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. cehdetmek * Çalıp çabalamak. eziyet. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. üzgü. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan.ceddine rahmet! * "aferin. * Oğ burcu. Cedî cedit cedre * Guatr. tamu. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . cefa * Büyük sıntı kı . ş lara n * Çok sıntıyer. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. cehdetme * Cehdetmek iş i. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. bir çı da. bilmezlik. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. cefa etmek * üzmek. eziyet etmek. sıntı kı çekmek. rpı cehalet * Bilgisizlik. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . cehennem gibi * çok sı cak. cefalı kı ya katlanan. ı r . guş a. kı ya. eziyet. cefakâr * Cefalı . . lak * Yeni.

. cehennem olmak * defolmak. korkum yoktur" anlamı sövme. meyve. -cak / -cek. * Üzücü. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). * Çaba. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. kalçayı örten. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. ceht -cek * Bkz. k * Hamamıocağ külhan. bilmezlik. * Bkz. n ı . ıkta bozulmayan beyaz kristal. iğ irip . zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. yün. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. kollu giysi. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. cehennem gibi. * Kök boyası gillerden. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. * Pamuk. ı lan. havaya dayanı . * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. istediğyere kadar gitsin.cehennem ol * defol!. meli. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. Jaketatay. acı z kimse. yakı. çabalama. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius).

keçi. n * Katı yüreklilik. ğ ı n * Topkapı . zalimlik. celâllenmek * Öfkelenmek. k. katı ması yürekli. ulu. celeplik celî * Koyun. celâllice celbe celep * Koyun. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. * Avcı çantası . kı zmak. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. kı nlı zgı k. cellât gibi * acı z. celâllenme * Celâllenmek iş i. * Büyüklük. * Acı z. * Öfke. kolaylı suç iş kla leyen. * Parlak. celp . iri sı celil * Çok büyük. keçi. ikâr. * Hı n. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. * Açı aş k. * Celâlli gibi. coş rçı kun. celâlliye benzer. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. cilâlı . * Tanrı n sı ndan biri.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. Galata. zalim. ululuk. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad.

celp etmek * kendine çekmek. cemaatsiz * Cemaati olmayan. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. z klar. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. celpname. * İ kalabalı. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemaatli * Cemaati olan. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . çağ belgesi. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. * getirmek. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu.* Getirtme. kendi üzerine çekme. * Mahkeme tarafı dava edene. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . celseyi açmak * oturumu açmak. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. çağ belgesi. . ı dı rı celse * Oturum.

* Toplama. cemetme * Cemetmek iş i. küçük tövbe ayı . hepsi. bir araya getirmek. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. * Tanrı n sı ndan biri. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. toplum. * Topluluk. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Toplama. cemilenmek * Çoğ ullanmak. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. hançer. (bir ş eyin) hepsi. (bir ş eyin) tümü. cemiyet * Dernek. * Düğ ün. * (erkek için) Güzel. cem'an yekûn * Toplam olarak. cemi * Bütün. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. büyük tövbe ayı . toplam olarak. veya iyi yla . cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. hep. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . n * Gönül alı davranı cı ş . cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . * Çoğ çokluk. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. hepsinin tamamı . cemetmek * Toplamak. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. çokluk hâline getirmek.* Toplayarak. ul.

cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. gömmek. * Pis. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. cenap cenaze cendereleş me . cenah * Kuş kanadı . ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. ş * Cenaze töreni. Cenabı hak * Allah. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. taraf. kötü. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. rlanmıinsan ölüsü. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. dağ k olmayan.cemiyetli cemre yükseliş i. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cenabet * Cünüp. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . cenaze gibi * benzi sararmı ş . * Cemiyet içinde geçen. pazı . * Yan. Tanrı . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. cendere * Bir ş sı eyi kmak. derli toplu. * Kol. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. ndan * Saygı . pres. lerde lan * Manevî baskı . rası cenaze merasimi * Cenaze töreni.

altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. cenkçi cenkçilik * Savaş. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. iyilik yapanları günahsı n. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. kla mın mı . çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. kavgacı çı . na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. huzur veren yer. uçmak (II). mak. mek. cenkleş mek * Savaş mak. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. . altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. kan. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). kavga. * Büyük çaba. dövüş çı k. a cennet * Dinî inanı göre. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. çekiş münakaş etmek. kan.* Cendereleş iş mek i. * Atı ş mak. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. * Cenkçi olma durumu. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. ehri) ndan cengâver * Savaş. * Çok güzel. cenk * Savaşkavga. çü. zları a acakları yer. çekiş raş me. cenk etmek * savaş mücadele etmek. uğ . cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. kanlı çülük.

güney. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. * Güneyli. cennetmekân. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). güzel bir yer durumuna getirmek. çok cennete çevirmek * temiz. * Güzel. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. kibar (erkek). mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . * Centilmene yakır davranı ş ı ş . anı r. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. yi lı lı . tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). . mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. alı kadı mlı n. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). * Cennetin güzellikleriyle donanmak. bakı (yer). bakı . * Güney. centilmen * İ arkadaşk eden.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. saygı görgülü. cennetmekân * Cennetlik. * Henüz pek küçükken ölen bebek. nda cennet gibi * güzel. mlı cennete dönmek * güzel. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. güneye özgü olan. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan.

i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. taş ı nabilir. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. yön. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. cepçi * Yankesici. cebe girecek biçimde küçük kitap. . ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. alnaç. çökertme. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. kablosuz telefon. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. cephe * (yapı larda) Yüz. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. taraf. ı n ü * Yan. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cı cephaneci * Kara. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. * Belli bir düş ünce. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. cep saati * Cepte taş saat. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cepçilik cephane * Yankesicilik.

cephelenmek * Cephe oluş turmak. z * Ceplemek iş i. bir düş ünceye karşolmak. cepheli cepken cepleme * Yönlü. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. bir sa. . rin cerahatli * İ toplamı irinli. ndan cer * Çekme. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. cepten vermek * kendi kesesinden. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cerahat *İ rin. kendi malı ödemek. direnmek. taraflı . değik cephelerde savaş iş mak. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. rin ş . alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. ceplemek * Kazanmak. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak.cephe almak * hası durumu takı m nmak. yı bilmemek. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cepheleş mek * Bir düş ünce. * Kolları rtmaçlı uzun. * Yara. sürükleyerek götürme. cebine indirmek.

ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. girginlik. veya iddia için) Çürütme. akı akı . ceren cereyan * Ceylan. cerbeze * Güzel konuş ma. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. ceriha cerime . cerh etmek * yaralamak. ceride * Gazete. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. dilli. * Tutanak. * Bir ş geliş olma durumu. * çürütmek. k. cereyanlı * Akı lı ntı . ru ş ntı . mlı cerh * Yaralama. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * (bir düş ünce. * Yara. * Kurnazlı hilekârlı k. kolaylı ve inandıcı söyleyen. mı cereyan etmek * geçmek. * Beceriklilik. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. kayı t defteri. hareketi içinde yer almak. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. olmak. * Bir yöne doğ akma. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. eyin me. * Girgin. rin ş . yapı lmak. inanç.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * Süvari kolu. * Aynı ilimde olan. * Akı m. * Akı . cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Cereme.

. 3. yüzyı 9. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. yüreklenmek. davranı güç almak. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. irilik. sürükleyici. k * Dilenci. e mek. * Çekinmezlik. cesamet cesametli * Kocaman. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. cesaret pekliğ i. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. * Önemsiz yaraları tiren kimse. . iyileş * Cerrahlı ilgili.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . yüreklilik. lganlı * Büyüklük. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. iri.Ö. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. cerrah * Operatör. cerrar * Çekici. Cermence * Cermen dili. yiğ yürek ve göz inin u itlik. * Zorla para alan (kimse). Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. atı k.

* Ölü vücut. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. iri. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. ceste * "Azar azar". yiğ itçesine. yüreklice. itlendirme. cesur cesurane * Cesaretle. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. itlenme. yürekli. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. birini yüreklendirmek. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. ceset cesim * Büyük. yüreklilik. cesaretsiz * Yüreksiz. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. yiğ lgı ğ ı itlenmek. yiğ itlendirmek. * Çekingen.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. korkutmak. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. . naaş . "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. yiğ it. cesurca * Yürekli. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. yüreklenmek. yüreklenmek. yiğ i. yüreksizlik. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. i. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. kocaman. ceste ceste * Azar azar. cesaret vermek. cesaretli. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. yiğ i.

cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . yakut gibi değ taş mücevher. su kanalı . * Atalardan beri. yanı e. lganlı cet * Dede. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. yapı rmak) ş tı * kesin. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. * iyi sonuç vermek. büyük baba. cetbecet cetvel çizgilik. ata. ya ı lı t. ya ı lı tlamak. tlandılma. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. * Atı k. p * Bir soruya. yanı e. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. inde * Elmas. tahtadan. iyi sonuç alı nmak. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan.* Cesura yakı biçimde. cevaplama * Cevaplamak iş i. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. * Ark. karşk olarak. cevaplamak * Bir soruya. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. * Liste. dereceli veya derecesiz. mücevherci. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. erli lar. ş an cesurluk * Yüreklilik. soyca. cesur gibi. gözü pek olma durumu. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. çizelge. cevaben * Cevap olarak. .

karş ğ vermek. uygun bulmak. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. niş acı lı astalı yemişkoz. eyin * Değ süs taş mücevher. zin. yanı rmak. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . * Bu ağ n yağ. maya. yanı. * Cevheri olmayan. yanı rı lı tlandılmak. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. hata yapmak. gezinme. en aç (Juglans regia). bir tepki göstermemek. ş ş ta . üzgü. karşğverilmek. ı z. cevelân cevher * Dolaş dolanma. ıı lında cevaz * İ müsaade.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . gezinti. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. erli ı . cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. erli. * İ yetenek. * Eziyet. i. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. cevaz vermek * hoş görmek. . tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. cefa. ma. u rı ktan * Cevheri olan. uzun ömürlü. gevher. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. yi * Töz. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. i. * Bir ş özü.

i tanı ince bacaklı nan. ceviz katı ş lmı . ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. üne. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. cevretmek * Eziyet etmek. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . cevizî cevizli * Cevizi olan. gazal (Gazella dorcas). ı u nı * Atmosfer ile ilgili. ı ı rlını kı ve . rı * (görevli. boynuzlugiller familyası ndan. antına. suçluya) para cezası verdirmek. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama.cevizgiller * Örneğceviz olan. ceylâna uygun biçimde. memeli hayvan. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. ceza çekmek * hapiste yatmak. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. ceza alanı * (futbol. . ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. *İ kizler burcu. atmosferik. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. zarif. çöllerde yaş ayan. hareketlilik. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. ş ları kı . * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. na. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. sıntı veren uygulama. acın u * Cevretmek iş i. hentbol vb.

kin. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. tecziye edilmek. ı r kanı ceza sahası * Bkz. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. ceza verilmek. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. cezaya iliş cezaya dayanan. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . . rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. ceza alanı . bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ceza vermek * cezalandı rmak. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . hapishane. ceza yemek * cezalandı rı lmak. * para cezası ödemek. ceza kesmek. * hükmedilen cezayı bitirmek. mahpushane. cezalı * Cezalandılmı(kimse).ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . cezalandılmak. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. cezaî * Ceza ile ilgili. ceza yazmak * Bkz.

* Kendine çekme. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. * Cezbesi olan. kendinden geçmek. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. temelden.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . * Etkileyerek kendine bağ lama. e ru Cf . ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. cezir * Kök. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. kendine özgü mavi. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). ş vb. kendini kaybetmek. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. * Cezayir halkı olan (kimse). * Kahve piş irmeye yarayan. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. cezbetmek * Kendine çekmek. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. bağ lamak. * Köklü. silindire benzer küçük kap. saplı . ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. rı ş . radikal. cezbetme * Cezbetmek durumu. * Alçalma. * (denizde) Ada. kökten.

eneze. değ yitirmek. yavru-cuk. su-cu. gram. * Süs. * Atıiki omzunun arası n . türkü-cü.* Kaliforniyum'un kı saltması . cı gara cı k * Bkz. * Derisi soyulmuş et. ç * Mı zrak. ama k. cık cı * Güzel. f ve * (ık için) Güçsüz. ev-cil vb. fat cı k. z. hı rpalanmak. * İ organlar. CGS * Santim. * Gücünü. na fat l. simit-çi. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. balı . cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. iş leyen yara. * Bkz. * Yoksul.usulca-cıvb. zayı flamak. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. sönük. çartı r. nahif. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. parası geçim darlı çeken. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. çekap. büyük çı ban. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. k-çı * Çok zayı güçsüz. kürk-çü vb. köfte-ci. sigara. cıl bı * Çı plak. * Derin. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. erini . saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. -cı -ci. l. öpü-cük vb. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. cı dak * Mı zrak. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . dara-cı bir-i-cik vb.

* Sözünün eri olmayan. mı . cı etmek lk * bozmak. sürgün. lan . * Filiz. cı çı lk kmak * kusurlu. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. * Cık. çürütmek. * Cı olma durumu. üm. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. vı *İ rinlenmiş . lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. mbı cı k ncı * Bardak. kadeh. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. kolye gibi ş eyler. lı z * Bozularak kokmuş . cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. boş veya bozuk çı kmak. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. züccaciye.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu.

na cı k rlayı * Örümcek kuş ugillerden. uzun cirit değ i. cingil. cı rlatma * Cı rlatmak iş i. cı r rcı cı r böceğ rcı i * Düz kanatlı lardan ocaklarda. * Pamuk kozaların pamuğ ve çekirdeğ birbirinden ayı çı k. n lmı lı . cı r ötmek r cı * gereksiz. cı rlama cı rlamak * İ ve usandıcı çı nce rı ses karmak.* Boncuk. . f. ormanlı çalı yerlerde yaş k. cı cı rlak rlak *