Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. * Yavaş ı . uyumu sağ lamak. ahenk vermek * düzeni. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. düzenli.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. * Eğ lencesiz. . düzensiz. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. ahenkli * Uyumlu. . ahenktar aheste * Ahenkli. * Eğ lenceli. değ verilecek bir ş değ er ey il. birliğsağ i lamak. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. soy. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . uyumluluk. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahfat * Torunlar. düzensizlik. ı ı r r. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . ağ r. ahenksiz * Uyumsuz. ı ı r r. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek.

çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. bakı z. ahret. zaman. * Son zamanlarda. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. k * Son. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. son olarak. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. ahı r. ancak 2. ahretlik. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. eli açı k. harap duruma getirmek. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Bkz. ant. * Sonra. dağ k. . i * Antlaş ma. . değ verilecek bir ş değ er ey il. Muhammed. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. * Bkz. ndan ahi Ahilik * Cömert. yakı nlarda.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. zanaatçı im . kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. sonunda. * İ ömrünün son yı . * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. son günlerde. en sonra. sonraki. cömertlik. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. * Devir. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf.

ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. eslâf karş . ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. bilir bilmez konuş larda mak. ahlâf ahlâk bilim. iyi. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. yi ahlâk bilimi * Yarar. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. halefler. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. rdı. ma. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. . * Kabul etme. alı. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. reseptör. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. antlaş anlaş ma ma.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. ahlâk dı ş ı * Töre dı. * Antlaş belgesi. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. ahitleş mek * Antlaş mak. lar. etik. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. kuş aklar. kötü gibi sorunları inceleyen. ahitname ahiz * Alma. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. * Birinin yerine geçenler. güzel huylar. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler.

ahlâksı davranı na zca ş . ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. * Gülgillerden. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . * İ çekmek. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. * Bu ağ n. * Ahlâk bilimi. kötü huylu. yasaları uyum içinde olma. ögeler. aç. terbiyesiz. ahlâkla ilgili. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. k k raşrı ahmak . ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. yol iz bilmez kimse. reti. z * Ahlâk kuralları uymama. bunlara uygun davranan (kimse). na lı * Ahlâka uygunlukla. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. bir il. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. * Bir karım içindeki parçalar. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. ah etmek. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. moralizm. ahmağ yüz. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. na * Dürüst davranmayan. ah çeker gibi ses çı ç karmak. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. * Kaba adam. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i.

* Bir an için ş alayıbocalamak. ahş a . raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. budala. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. lsı k. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ı r * Dinî inanı göre. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. aptal. bön. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ahret yolculuğ u * Ölüm. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri.* Aklı gereğgibi kullanamayan. aptallaşrmak. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. ş ahmakça * Biraz ahmak. sağ ve dilsiz. aptalca. ve an mur. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. * Dilsiz. ş . ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. sı ahraz ahret dünya. aptallaş mak. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. r iş ahretlik * Besleme kı z. ş k.

* Güzel. ahzetmek * Almak. bağ ı ciğ gibi ş rsak. ahu * Ceylan. vaziyetler. kabul etmek. tahtadan yapı ş lmı . aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. * Karı . ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. iliş kinlik. zarif kadı n. * Kesenek. çekici. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. ahzükabz * Kendine mal etme. . bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. karaca. polip. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahzetme * Ahzetmek iş i. aç i. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). . ş . ahş ap * Ağ açtan. * Ait olma durumu. er eyler. koca. ahu parçası * Çok güzel. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. sı nları * Eşkarı . an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. çekici. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). ahval * Durumlar. ahududu * Gülgillerden. aidat * Ödenti. * Olaylar. çocuklar. ince. * Bu bitkinin duta benzeyen. kı zı rmı renkli. lan. hâller. koca ve çocuklardan oluş topluluk. yayı yla e. rnaş k. m m. * Davranı ş lar. karı ı na . ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. * çok güzel.

yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. geliş i ev. * Aile ile ilgili.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . yakı ş ı n. -e düş kin. *İ lgilendiren. * Ailece. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. u. doğ kontrolu. kla i. anlaş sevgi ve hoş ma. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. iliş iliş ilgili. görü. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. ajan * Ailesi olmayan. . aile adı * Soyadı . tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. birinin olmak. hayvan veya bitki topluluğ i u. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. için. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. ik. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. birine düş mek. * Bütün aile birlikte. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. en. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı .

layan iş kolu.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. bı tara-k. * Kar. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. * Bu iş kolların çalı ğbüro. -ak. küre-k vb. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. ı tı * Bu renkte olan. * Bazıeylerde beyaz bölüm. casus. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. rahat. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . yat-ak vb. süt gibi ş eylerin rengi. perde. * Sınt ız. * Temiz namuslu. gözenek. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . temsilci. iş ğ ı iş görevlisi. ak benek benek. kara ve siyah karş . ak demir * Dövme demir. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ele-k. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. un için ş an * Bir kimsenin. beyaz. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . gözenekli. ak basma * Ak su. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. * Ajanıgörevi. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . andaç. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. ç-ak. kı sı * Beyaz leke. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. katarakt. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak.

ak pak ak pas * Lâhana. *İ zmarit.* Bkz. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. çok zehirli. ş algam. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. temiz. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . abey. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. sülümen. omuriliğ dıtabakası an in ş . karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. * saçı sakalı armı ağ ş . ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. turp. ayıkiş lar. parlak. istavrit. süblime. akı karası geçitte belli olur. lodos. akabe * Güneyden esen rüzgâr. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . ayıise pratı ak kan * Lenf. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. ak kan yangı sı * Adenit. . * Bembeyaz. beyaz bir toz. k nı diğ lan ak gün ağ r. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n.ş . ak pak * tertemiz. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan.

hemen arkadan.* Tehlikeli. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. i akademisyen * Akademi üyesi. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . hemen ardı ndan. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. sanatçı kurulu. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. akademi * Bilginler. ı . akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. küçük akarsu. * Yer altı suları toplayan tesisat. dere. vinti * Eğ inişfazla olan yer. ardı ndan. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. lar * Yüksek okul. drenaj. akabinde * Arkası ndan. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . ark. sarp ve zor geçit. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . lan ka * Kanal. akağ aç * Gürgengillerin. mecra. * Maun. * (su için) İ yeri. * Yer altı oluğ su u. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. i akak . yazarlar. * Maundan yapı ş lmı . imi. su yolu. * Irmak. oluk veya baş araç. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). i. * Bilimsel niteliğolan. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. * Akarsu yatağ yatak. çay. akademik * Akademi ile ilgili.

gaz. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). * Kaplı ca. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. * Küçük akarsu. acınkine benzeyen. ı . dükkân. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. meteor. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. sokucu veya emici knaz lı . aralı z. * Baş sı k. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. motorin gibi yakı n satı ğyer. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. en acı m acı . * Sürekli iş leyen çı fistül. akamet * Kırlı verimsizlik. sonuçsuzluk. sık. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . akan sular durmak * itiraza. ları üsle ik. bağ mülk. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. akasya * Baklagillerden. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. kül renginde. lan aç * Baklagillerden. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. zamk. ksı akaryakı t * Benzin. z. beyaz çiçek veren. tarla. söyleyeceğsöze yer kalmamak. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). ahap. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. ban. * Kesintisi olmayan. akarca * Kemik veremi. ağ ş en ma. yaban lı cı asması . Meryem ana asması (Clematis vitalba). dükkân gibi mülk. arız. güzel kokulu reçine. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. olan bir taş .

akbuğ day * Kurak iklime dayanı . kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . oldukça büyük. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . akbakla akbalı k * Kuru fasulye. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). * Bkz. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. başve boynu çı olan. beyazca. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. * İ htiyar. akçe. rmak yı nda ayan. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. eti kı klı lçı . sarı ve sulu bir tür armut. nce . akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. bronş çuklarıson bölümü. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. leş beslenen. geniş büyük olan. ekmeklik buğ klı day. kın ı kılara göçen. bataklı ı ve göl kıları yaş k. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. akça armudu * İ kabuklu. * Sazangillerden. etli akça pakça . (Bemicla). erin. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. beyaz kabuklu. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . akburçak akciğ er organ.akbaba * Akbabagillerden. plevra. ile lan k * Akya balı. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). nda .

akçalı * Paraya bağ. yaprakların uzun. Akdeniz humması * Malta humması . güzel (kadı n). parayla ilgili.* Beyaz tenli. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. * Her tür madenî para. akçakavak * Akkavak. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . rengini atmak veya atmıgibi olmak. akdarı * Buğ daygillerden. akdedilme * Akdedilmek durumu. geniş nı olması . akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. lam aç. akdetme * Akdetmek iş i. malî. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). keşleme. akdetmek . . lı akçe * Küçük gümüş para. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. n akçöpleme * Zambakgillerden. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. . akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan.

l. nda. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. . aksungur. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. us. akı cı * Akma özelliğolan. ğ lan akı l * Düş ünme. . üt. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. i lan * Beyaz renkte olan dut. ve mı cı i. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r.* (mukavele. akılı cı k * Akı olma durumu. kara saçlı . yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. cı * Söz. bir yla an ğy). an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). akı l. sonuç. k m). akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. akı karası ak kara * beyaz tenli. kanı . eninde sonunda. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. * Öğ salıverilen yol. okunabilen. za. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. anlama ve kavrama gücü. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. anlamca açı(anlatı selis. kara gözlü. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. cathartica). i * Kolay söylenebilen. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. k * Düş ünce. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. lan akı seyelân. * Hafı bellek. * Sonunda. muahede. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri.

akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. ru il. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. l dı ı sı . . akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. akı l erdirmek * anlamak. gerçeğ uygun olmayan. insanıaş rtı şı rtmak. e. vaktinde hatı rlamak. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. sı nı unu rrı çözememek. akla uygun gelmemek. görüş almak. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. muhtı defteri. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ş lı ı k. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. inanı lacak lmaz. ajanda. sı nı rrı çözmek. yirmi yaş i. en içeride çı azı i. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. gayriaklî. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. herhangi birinin aklı gelebilir. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . * Us dı.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. not defteri. na na akı l almak * danı ş mak. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. deli. akı l almamak * inanı gibi olmamak. irrasyonel.

akı ı nı l vermek. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. kartı ini reti. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. ünce. davranıbeklenmeyen (kimse). l öğ akı ta değ baş r l yaş il. usçuluk. zeki kimse. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. rasyonalizm. akliye. unutulmamak. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. in ini. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akı çı ldan kmak * unutulmak. akı lcı * Akı lı ilgili. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. mak. . lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. yol göstermek. rasyonalist. lda akı tutmak lda * unutmamak. n l var. akı kalmak lda * akı yer etmek.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. unutmak. akı l kutusu * Çok akı. * kafa yormaya gerek yok. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı retmek. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akliye. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. usçu. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. rasyonalizm. umudunu kesmek. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u.

enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. . i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. n. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. ru. akı uslu llı * Akı olarak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. dengeli. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. uyanı k. aptal. llandı i. tasarlamak. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. yaramazlıetmeyerek. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. aklı baş getirmek. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir.akı çı ldan kmak * unutmak. * Akı olma durumu. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. ı lan laş n ndan * Uslanmak. ru * Akla yakı doğ makul. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. n. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. lı nı ş llar . akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. akı çı ldan kmamak * unutamamak.

yer değ tirmesi. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . cereyan tarz. * Düş toprakları tedirgin etme. hareket. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. akı m * Akmak iş i. * Akı olma durumu. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. ncı akı n akı lı ncı k . * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . akı mtoplar * Akü. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. * Hava. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. amperölçer. ş kan ş ı iş * Sanatta. üş mek. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. siyasette. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. yöntem. yı rma. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. baskı yapmak. akümülâtör. anlayıkı i li ş t. üş * düş ülkesine saldı man rmak.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. * Debi. forvet. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. hücum. düzensiz ş söylemek. eyi lsa akı z lsı * Aklı . cereyan. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r.

akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. akı cereyan. tedirgin etmek. * Eğ eğ meyil. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . i * Geçip gitme. iklik. uzun bir balıtürü. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . man ı ldı akı rı ndık * Reçine. eğ meyilli. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . * Akı n. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. im. seyyal. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akma. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. n ru iş m. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. ik. akı ile birlikte sürüklenmek.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. ş kan i . akı ş * Akmak işveya biçimi. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. sürüp gitme. çam sakı.

n nları na ru * Un.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. eyler lan. akı tmak * Akması sağ nı lamak. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. saydam. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . dökmek. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. yağyumurta. . * Enli bilezik. akı ş malı * Akı özelliğolan. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). durağ mazlı ı iş an. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. akide. ağ güç eriyen ş ı zda eker. akması yol açmak. yarı ı . akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. n. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). kalseduan kuvarsın bir türüdür. ş veya pekmezle yoğ . llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. parlak ve değ bir taş erli . akil baliğ olmak . akide ş ekeri * Bkz. süt. nı akil * Akı. din inancı eye lanı . ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. erin. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek.

ilgi veya tepki yaratmak. akkirpani * Ak. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. parlak bir yüzeyde görünmesi. iri baş. kontrat. termit (Termes). eyin ka ey ğ ı * Evirme. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. evirtim. döl veremeyen. ile en lem. sı * Sonuçsuz. ırı böcekler topluluğ termitler. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. tartılması yol açmak. sözleş veya mukavele yapan. akilâne akim * Kır. * Akkor olma durumu. göz etrafı ı z. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. fakat kirli. . sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. Hollanda kavağ(Populus alba). verimsiz.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. * Akıca. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. * Nikâh. akkaraman * Vücudu beyaz. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . me. . akkarı nca * Düz kanatlı lardan. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. baş sağ arı layamamak. yansı yankı ı k nı tı cı ma. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. baş sı arız. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. iri ak kanatları n. kaba karık yapağ . . ı z iyi miş lısıcı u. akçakavak. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. * Bir cismin. ağ burun.

düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. i. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. makul. tebriye etmek. çı racak gibi olmak. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). temizlenmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. n i.vb. değ olarak nitelendirilmek. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. makul. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. sı nı ndan * Aklanmak iş i. maile. aklama * Aklamak iş ibra. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. akıca.akkuş akkuyruk * Atmaca. zı ldı vanadan çı kmak. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. ibra etmek. akla hayale gelmez * inanı lmaz. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. it-ekle. akla yatkı n * uygun. güçlüklerle karş mak. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. * Baş lı arıgösterilmek. akla gelmedik * düş ünülemeyen. ibraname. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. yı cı kuş rtı bir . akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. düş ünülemez. . lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i.. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak.

aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. * Akı bulunan. beyazlaş mak. sorun üzerinde toplayamamak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. ağ armak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklaş mak * Ak duruma gelmek.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. ak renkli. ş ı aş rmak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . kusursuz. . beraat etmek. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. çok korkmak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. akı ince. temize çı kmak. aklı almamak * anlayamamak. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. eyin ine * uygun bulmamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. çok korku geçirmek. kendine gelmek. kavrayamamak. aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. beyazlaşrmak. llı * doğ dürüst.

aklı oynatmak. münasebetsiz. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. düş üne göre. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. bocalamak. ş ı ı nı aş rmak. * çok beğ enmek. llı * Ak olma durumu. sağ duyu sahibi olmayan. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. bayı lmak. aklı evvel * Akı geçinen. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. beyazlı siyahlı . korkmak. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. * Kendisini en akı sanan. tatmin olmak. * akı olgunlaş lca mak. aklı karalı * Akı karası ve olan. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. nı aklı evvel * Densiz.aklı ermek * anlayabilmek. nca. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. ilerisini görememek. umduğ göre. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. düzgün. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. aklı ra sı * aklı sandına göre. ndan um ey . olacağ inanmak.

na . bir düş ünceye saplanı kalmak. kavrayamamak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. aklı düş na mek * hatı rlamak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. * düş ünmek. anı msamak. çok istemek. aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek.aklı mda! söz. aklı eyin ine almak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. * bir ş yapmayı ünmek. * olabileceğ inanmamak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. tasarlamak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. ey * kararlaşrmak. davranmak. kı namak. bir ş telkin etmek. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r.

baş çı tan karmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. yersiz iş yapmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. aklı tutmak nda * öğ renmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. hiç unutmamak. * unutmamak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. * gereksiz. aklı ra. sı aklı kalmak nda * unutmamak. aklı olsun! nda * unutma!. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. ldı * akı şiş yapmak. tasarlamak. çok ş ı aş rtmak. kararı caydı ndan rmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. bellemek. * ayartmak. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. * hatı rlamak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. aş nca lsı ler . ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı oynatmak nı * çı rmak.

* Akı l hastalı uzmanı kları . rasyonalizm. * Akı ilgili. mak. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. akma * Akmak iş i. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. lcı k. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. * Sürüp gitmek. * Sağ duyu. yersiz düş ünmek. akı rı zı ndık. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * (boya için) Birbirine karı ş mak. . keçi mantarı (Agaricus campestris). katı lmak. * Karı ş mak. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. çam sakı. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. akla dayanan. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. mek. * (zaman için) Çabuk geçmek. kları * Akı lı usçuluk. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Reçine. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek.

akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. düzenlemek.akmaz * Durgun su. akortlatma * Akortlatmak iş i. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. uyumsuz. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akortlu * Akordu olan. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. eş eden. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. akort edilmiş . akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akortsuz. akordiyoncu * Bkz. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. akortlanma * Akortlanmak iş i. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akordeon. ses veren araçları ayarlamak. gölet. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akordeoncu. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akordiyon * Bkz. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akortsuz . akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak.

* Birbirini tutmayan. akort edilmemiş . bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. * Cambaz. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akran akranlı k * Akran olma durumu. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. uyumsuz. ür. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. Zodyak. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. yaş boydaşöğ ça ı t. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. arası akrep * Akreplerden. akrobatlı k * Cambazlı k. diğ erinin sonucu olan ş eyler. k. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. . * Biri. sı rı * Kredi mektubu. akromatik . kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. * Yaş denk.* Akordu olmayan. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. örneğakrep olan takı . sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. hım. yaş k. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak.

* Türk müziğ oldukça kı bir usul. ş oluş turan bölüm. büyümesi veya uzaması . akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . aks aksak * Dingil. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . akromatopsi * Bkz. * Ermişevliya. .* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. hafifçe topallayan. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. * İ gitmeyen. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). * (bir işGereğgibi yürümemek. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. renk körlüğ ü. grup vurgusu. geri kalmak. kelime vurgusu. renksemez. * Aksak olma durumu. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. muvaş tevş ş ah. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . iyi iş yi lemeyen. * Kımlar. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. çene. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. ih. * Vurgu. * Aksayan. * Hafif topallamak. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. sı * Aksamak iş i.

* (ığ Yansı şı ı) tmak. mücevher gibi eş ya. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. yankı p lanmak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. durumu. * Aksaması yol açmak. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. lı kta lan. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . k aç * Aksatmak iş i. yankı vermek. * Evirmek. * Bir aletin. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. ş apka. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. bir makinenin iş levine katı lmayan. tersine çevirmek. duyulmak. çanta. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. hazı * Aksesuar kullanması seven. eldiven. aksesuar nesne. kriz. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. gürültülü soluk boş zlı alması . * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. * Haberi. lmak. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). * Ulaş yayı mak. aksı hapş olayı rma. ulaşrmak. akselerograf *İ vmeyazar. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. yansı ş ı ekil) p lanmak. bir işgereğgibi yürütmemek. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse.* "alma ve verme" Alıveriş ş . * (ık) Bir yere vurmak. rma. ı rı . akselerometre *İ vmeölçer. kemer. yaymak. duyurmak. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. i ğ ı çeş eş itli ya. aksettirme * Aksettirme iş i. ı hapş k.

menfi. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. aksi hâlde. rma. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. hı n. aksileş mek * Huysuzlanmak. hapş ı rmak. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. nda aksiliğüstünde i . ı . ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. * İ . t. ı t. ağ ve burundan hı . rı ı k k ran. aksilik olarak. * Aksı aksı biçimi. huysuz. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. aksilenmek * Aksileş mek. hapş rması ı rtmak. inatçı etmek. ters ve kı n olarak. * Uygun olmayan. sısıaksı hapş klı rı a . aksilenme * Aksilenmek iş i.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. öyle olmazsa. aksi takdirde * yoksa. ters davranmak. aksi * Ters. zıkarş olumsuz. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. inadı direnmek. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. huysuzlanmak. hastalı . zgı * istenmediğhâlde. aksileş me * Aksileş iş mek i. huysuzluk etmek. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r.

* Gece. * Hisse senedi. elveriş in sizlik. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. uyuş maya yanaş mamak. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. pay senedi. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. * Ada soğ . ka sı akş akş am am . * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . * Akş vakti kı namaz. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. lı k. ters davranmak. inatçı huysuzluk. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. k u ı mütearife. ak basma. perde. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. aksülâmel * Tepki. * Yankı . anı * Tersine. * Hareket. katarakt. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). belit.* olumsuz davranı. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. hikâye. iş . * Sermayenin belirli bir bölümü. aksiyon * Bir kuvvetin. ş lı aksilik * Terslik. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . geliş nı tiren lı im. inatçı etmek. bir düş üncenin ortaya çı kması . bu hareketten ortaya çı geliş kan im. reaksiyon. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . maddî bir etkenin. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. ndan * Akdoğ an. * Oyunun teması geliş başca olay. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. huysuzluk etmek. uygunsuzluk. aksilik etmek * güçlük çı karmak.

esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. akş am amleyin. akş kalmak ama * (işgecikmek. * Yaşlıdönemi. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. güneş battı sı in ğ ralar. simit. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. amcı yla . arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. nda. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. ) akş sabaha ama * Neredeyse. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. pek yakı kı bir zaman içinde. Çulpan. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. kı. özellikle akş doğ yapı gazete. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan.* Akş n olduğ ş dar zamanda. ara vermeden. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. akş kadar ama * bütün gün. am lan akş saati am * Akş vakti. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. bitmemek. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı.

akş amdan * akş olmak üzere iken. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş olduğ am am unda. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş buldurmak veya ettirmek. am * Her akş am. akş doğ am ama ru. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş yapı am am lan. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. akş amki * Akş olan. am akş k amlı * Akş özgü olan. . iş i. akş için. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. iyi akş am lan amlar!. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş amsefası * Gecesefası . akş amlama * Akş amlamak durumu. amı * Akş bir yerde geçirmek. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş vakti. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. am ı rken. akş amları * Akş vakti. te ama mek. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. günü bitirmek. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş amdan kavur. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n.

ev ilâçları . akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. ilk * Alı . ı n * Baharat. iktibas. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. ı t. gereçleri satan kimse veya dükkân. baharat. ine aktarı m * Aktarma işnakil. * Anadolu'da iğ iplik. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. i. i.akş amüzeri * Bkz. ağ üzerine yükselten oyuncu. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ka aktarma etmek * aktarmak. satan kimse veya dükkân. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. albino. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. akş amüstü. ne. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ka * Aktarmak işveya biçimi. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. ı . ı * Aktarı yaptı iş n ğ . iyle raş aktarmak * Bir yerden. * Bir taş baş bir taş geçme. kâğ tütün vb. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. virman. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. zarf.

e * Bir kitabı . protaktinyum. tulyum. nı * Etken. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktifleş mek * Canlı hareketli. aktif metot * Öğ rencilerin. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. etken. * Etken fiil. * Bir ticarethanenin. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. yönünü değtirmek. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. çalı ş kan. canlı . ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. aktif duruma getirmek. * Etkili. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . tercüme etmek. ilk *İ letmek. aktif duruma gelmek. aktinit * Aktinyum. toryum. hareketli. aktifleş me * Aktif duruma gelme. plûtonyum. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. amerikyum. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. bildirmek. aktif rol oynamak * etkili olmak. çanı * Etkin. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i.* Bir ş yolunu. aktinoloji aktif fiil . aktiflik * Etkinlik. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. uyarlamak. iktibas etmek. etkili olmak. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak.

* Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş .* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. ka aktöre * Ahlâk. acil (hastalı k).Kı 89. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. akuzatif akü * Yükleme durumu. * Etkincilik. veya * Etkinlik. aktörlük * Aktörün görevi. yankı bilimi. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. * Azgı kı n (hayvan). inde akı mtoplar. * Edimsel. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. aktörün yaptı iş ğ . kendini baş türlü gösterme. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. ş imdiki. ı * Olduğ undan baş türlü görünme. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). . yankı m. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. lı lanı akut *İ lerlemişş . aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. aktüel * Güncel. iddetli. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. ı ı rlı saltması Ac. ka ka * Kadıoyuncu. radyoaktif bir element. ini reti. n. ses dağ mı bir ı lı ı . * Günün olayı konusu. n * Güncellik. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse.

* Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. sağ lam. k. vı nda akzambak * Zambakgillerden. akva * Kuvvetli. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. * Bu renkte olan. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. ufak pullu. yuvarlak hücre. * Sulu boya resim. düzen. kıl. gövel (< gök-el). ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. güz-el (<gözel). al (veya alı n) * iş te. hile. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . al al * Aldatma.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). elde eyler -al. * (at donu için) Dorunun açı. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli./ -el*İ simden fiil türeten ek. * Kavimler. lökosit. fat -al. Al * Alüminyum'un kı saltması . * Kanırengi. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. kıla çalan. allı k. doğ öz-el vb. tuzak. ğ ı al bayrak (veya sancak) . kı zı n zı rmı.

rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. vurularak ölmek.* Türk bayrağ ı . parajin. it-ele-. çekiş çekiş e e. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. ı * İ pek iyi. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). m düş al birini./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. . al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. hepsi bir ayarda. kov-ala. ş -ala-. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. * İ piş yi memişsuluca (yemek). ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. yi. alaca. çok renkli. kiyi ala * Karık renkli. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . kak-ala-. ş olmak. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. nda ğ ı an . * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . k * Kekliğ boynundaki siyah halka. al kanlara boyanmak * yaralanmak. ş ı * Açıkestane renginde olan. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n .vb. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. elâ (göz). beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. âlâ -ala. silk-ele-.

gereğ ı rı inden çok. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). ı * Ara bozucu. llı alabaş * Turpgillerden. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). eti turuncu ve lezzetli. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . deniz araçları devrilip ters dönmek. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. * Olanca hı ile. alabanda vermek * azarlamak. ru. * iş alt üst olmak. alabora olmak * tekne. uz alabacak * Ayağsekili (at). uğ ursuz (kimse). alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. . ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . borda karş . . dönek. * Aş derecede. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). ş * İ piş yice memiş (yemek). soğ ve duru sularda yaş uk ayan. sonuna kadar çevirmek. alabalı k * Ala balı kgillerden. paylamak. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . z. sandal vb.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. haş lamak. ş algama benzeyen bir bitki. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. kemikli balı n bir familyası kları .

daha çok üzüme düş ben. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. alacak verecek * alıveriş kisi. ş ka ey. * Aş ure. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. ş iliş alacakarga * Saksağ an. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. en * Kötü huy. * Ağ ilk olgunlaş meyve. ldı n ları lan * Meyvelere. borçlu karş . ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. uzunluğ 50 cm. * Para verilerek alı nacak ş ey. alacağ ş ı ahin. kül rengi. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. akla kara karık. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. mal veya baş ş matlûp. ı ey . ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. açta an * Keklik. alacaklı * Birinden alacağolan. yarı doğ ktan nlı karanlı k.

çardak. alacasansar * Benekli sansar türü. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafrangacı lı k . itimiyle yetiş (kimse). alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. renkten renge girmek. sı zarı alacalı * Alaca. miş * Alafranga saat. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alacalı k * Alacalı olma durumu. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alacamenekş e * Hercaî menekş e. âdet ve hayatı uygun. * Frenklerin töre. rengârenk. alaca bulaca. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). üzerine oturulabilen klozetli tuvalet.alacalama * Alacalamak iş i. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. alaturka karş . zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalanma * Alacalanmak iş i. benek benek boyamak. * Keçeden yapı çadı lan r. Frenklerle ilgili. alacalamak * Renk renk. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik.

alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. lgili. . -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. as-alak. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. ilgi çeken. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alafranga davranmak. * Gönül bağ ı . ilginç. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen.* Alafrangacı olma durumu. alâka duymak * ilgi duymak. alâkabahş *İ lgilendirici. postu benekli. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. sın (Dama dama). ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâkadar * İ ilgili bulunulan. alageyik * Geyikgillerden. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. fat alâka *İ lgi. alafranga olma. alâkadar olmak * ilgilenmek. çök-elek vb.

alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. tüyleri alacalı kuş bir türü. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. iş iz. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. * Saksağ an. tabldot karş . ayıcı rı özellik. alamana * Rafadan. o eş üreten veya satanı tan resim. * Gönül bağ lamak. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. * Yemek listesinden seçilen. rlanı alan * Düz. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. * Beneklerle. i. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250.alâkalanmak *İ lgilenmek. ilgisi olmayan. alâminüt * Çarçabuk. harf gibi özel iş marka. alâkok alalama alalamak etmek. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. anı hemen. açsı . alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. * Kargagillerden. maskelemek. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. nda. iliş kalmamak. * Ayıcı rı nitelik. yı ğ ı ndan lan. ayrı kisi lmak. kayran. ötücü. *İ lgisiz. saha. kestane kargası (Garrulus glandarius). u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . ey alâkalı alakarga *İ lgili. nlı * Bir ş çekici gelmek. zevk almak. iri gövdeli. * Orman içinde düz ve ağ z yer. an. * Büyüklük. * Alalamak iş kamuflâj. yası yayı tanı aret. yakı k duymak. açıve geniş meydan. k yer. ilgisini kesmek. düzlük. ş ak. niş aret. alâmet * Belirti.

P. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. * geri çekilmek. . bazı ki durumlarda metallerle. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. p tı * kapı yere vurmak. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. uzaklaş mak. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. alan topu * Tenis. ilgisiz davranmak.* Bir konu veya çalı çevresi. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. engine açı lmak. k * Uzaktan. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . saha. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. agorafobi. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. karı ş istememek. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. açı ktan. alt üst etmek. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. * Açıdeniz. engin. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. kovmak. C. yaklaş ktan ma. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. allak bullak. atmak. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alarga durmak * uzak durmak. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. dayanabilecek duruma gelmek. ğ ı alan talan * Karmakarık. ş ma * Yüz ölçümü. ı alaş ı ağetmek * birini. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. n. park. alargada durmak * uzakta durmak. alarga * Açı geç. darmadağ k. dağ ı tmak. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. yağ etmek. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k).

alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. abraş . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. * Alaturka saat. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. yöntemsiz. * Eski Türk gelenek. alavandalı * Bkz. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . * Düzensiz. alaş elementlerini eriterek katmak. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). alafranga karş . alavere * Bir ş elden ele geçmesi. alavereci . düzenli bir iş yapmak. alaturka eser veren kimse. ezanî saat. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. * Kargaş k. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. yalanla dolanla iş görmek.alaş ı mlamak * Çözen metale. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. andavallı . alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. görenek. söyleyen. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. * Türk müziğ inden yana olan. töre ve hayatı uygun. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. alaturka müzik * Türk müziğ i.

küçümseyen.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. gülünç. . göz tı alâyiş li . lacak alay malay * hep birden. * Çok miktarda. onu küçümseme. * Alay eden. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. alay geçmek * alay etmek. işş konusu yapmak. söz. davranıgibi yollarla biriyle. birlikte. * Bütünü. müstehzi. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . lence konusu yapmak. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. * Çok kalabalı k. hepsi. kusurlu. pek çok. küçümseyerek eğ lenen. vurguncu. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. alaya bozmak * alay niteliğvermek. spekülâtör. alay alay alay * Kalabalıolarak. fazla sayı da. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. it alaycı * Alay etme huyu olan. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. bir ş bir durumun. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. alaya almak * alay etmek. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. alay etmek * bir kimsenin. * Ses tonu. eğ lenmek. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. bir ş eğ ş eyle lenme. eksik vb.

aleve tutmak. hoş güzel göstermek. alazlanma * Alazlanmak iş i. debdebeli. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . * Fı na kuş rtı ugillerden. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. n albeni * Alı çekicilik. acı vermek. müstehzi. mektepli karş . alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. ilgi toplamak. cazibe. küçümseyici. albasma. ciddî olmayan. ı . ı tı * Gösteriş görkemli. 1 m uzunluğ unda. m. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. yakmak. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. usa humması . * Alev. miralay. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. li. ine * İ derisi için. * Kaymak taş su mermeri. yalaz. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). ve . albatr albatros exulans). eyin * Sı zlatmak. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. an * Alay edici. kan l. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. * Alev alev. alaylı * Erlikten yetiş subay. alaylı alaysı * Alaya benzer.* Gösteriş li.

alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. eri alçak gönüllü * (makam. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). alçak ses * Hafif ses. azot. oksijen. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. larda ağ k. kötü havaya iş olan hava durumu. * (boy için) Kı sa. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . nda. birleş karbon. n alçak yaylak . . en ahlâksı davranı zca ş bulunan. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. çekici. * Akş ı n. mütevazı . i albinos albüm * Resim. yapı madde. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . suda eriyen. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. cazibeli. kendini çok beğ enmek. para vb. yüksek karş . beyaza yakırenkte. * Bile bile en kötü. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. ak tutma. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. uzunçalar. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. aş ı soysuz.albenili * Alı . eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. alçak * Yerden uzaklı az olan. fotoğ pul gibi ş raf. hayvanları doku ve sıları bulunan. albüminli *İ çinde albümin bulunan. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. rezil hain. tekerçalar. namert. * Kalı ses. alçacı k * Çok alçak.

* Aş ı ma. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. * Toprağ çöküp oturması ı n . ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. * Alçak. bayağ ma. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. i alçaltma * Alçaltmak iş i. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. eri * Küçük düş ürme.* Devamlı oturma bölgesinde. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. alçalmak * Alçak duruma gelmek. nda n i * Düş künlük. i. mezellet. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. zillet. alçakça * Oldukça alçak. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. cezir. zül. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. alçı ı taş . erini alçarak alçı * Az alçak. aş ı kimselere yaraş na. hor görme. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. . * Alçakça davranı ş ş enaat. yüksekten aş ı ru inmek. * Değ azaltmak.

alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. i aldanma * Aldanmak iş i. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. ı * Avunmak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. yanıcı i ltı. jips. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. . karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. kandıcı rı. * Alçı sarı ş ile lmıolan. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. * Bir hileye. kanma. * Alçı şrmak. tuzak. an * Alçı lamak iş i. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. bir yalana kanmak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. soğ sebebiyle donmak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. oyalanmak. yanı e larak ş ya lmak. sı vatmak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. * Alçı sı ile vamak.

bu anlamı ancak olumsuz. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. kayı z. * Aldı rmak iş i. umursamamak. kayı zlı lâkaydî. umursamayan. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. i aldış rıetmemek * önem vermemek. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. aldışz rı sı * Aldı rmaz. yalan söylemek. ilgisizliğ inden. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). . aldı rtma * Aldı rtmak iş i. zlı tsı k. i aldatma * Aldatmak iş i. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. tasası k. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. * Önem vermek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. ş . * Bir ş görünürdeki durumu. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. kötü yola sürüklemek. ihanet etmek. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. iğ etmek. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. * Getirtmek. * Ayartmak. baş çı tan karmak. * Sı rmak. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . lâkayt. veya ine * Oyalamak. umursamayan. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. avutmak. değ vermek (bu fiil.* Aldatmak iş konu olmak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. * Birine verilen sözü tutmamak. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. ilgisiz kalmak. ilgi göstermemek. ilgilenmemek. aldı rmamak.

* Bayağ sı ı radan. * Hele. evren. kurala uygun bir biçimde. * Alelâde olma durumu. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. * Eğ lence. cihan. * Durum ve ş artlar. alelı tlak * Genel olarak. olağ an. çevre. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. * Hesaba sayarak. u * Dünya.alegori * Bir görüntü. tuhaf. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. alelusul alem * Bayrak. alemci . * Okuma yitimi. kaları * Ortam. ivedilikle. ince. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. baş . garip. kubbe. genellikle. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. * Minare. ş * Duygu. bambaş ka. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. * Herkes. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. en çok. . çarçabuk. düş ünce. düş gücü. alem olmak * sembol olmak. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. özellikle. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. * Her zaman görülen.

alerjik * Alerji ile ilgili olan. alesta * Harekete hazı tetikte. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. * Açı açı herkesin gözü önünde. uygun olur mu?. alerjisi bulunan. * Önder. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. toz. ilâçlara. âlemi var mı ? * yakık alı . evrensel.* Camilerin kubbelerine. üniversel. minarelerine alem yapan veya takan kimse. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. aleniyet * Açıolma durumu. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. ı ı ı yan. ş . zevkusefaya kapı lmak. sancaktar. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. herkesin içinde. ı alenî * Açı ortada. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. r. elin ağ torba değ ki büzesin. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. gizlemeden. açı k. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. lan. kça. meydanda. alesta durmak * tetikte beklemek. alessabah * Sabah erkenden. na * eğ lenceye. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. açı ktan ğ a. herkesin içinde yapı k. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. alet .

ı m. tehlikeli bir duruma gelmek. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. * Mı uçları takı küçük bayrak. zrak na lan * Alevli olarak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. alevlendirmek . ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. kılcı . * Bir sanatı yapmaya. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. n ş dili. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. * Aş ateş k i. . te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. * coş heyecanlanmak. alaz. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. maş a. önüne geçilemez. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. alev almak * tutuş mak. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. alev saçağsarmak ı * bir olay. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. caklı vı m.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. öfkelenmek. heyecana gelmek. uygulamaya yarayan özel araç. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). yanmaya baş lamak. * Ateşsı k. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. aygı t. ateş bacayı sarmak. telâş mak. flâma. lanmak. un lerinde kullanı bir araç. vası olmak.

ş iddetini artı rmak. onun için iyi olmamak. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. * Zorlu. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. bir * Parlamak. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. . tutuş turmak. yermek.* Alevlenmesini sağ lamak. karş . ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. na aleyhtar * Karşolan. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. alevli * Alevi olan. . belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. hararetli. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. * Etkisini. *Ş iddetli. * Karş karş zı ı ı t. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. çoğ altmak. alevlenmiş . karş lı ı ı k. q harfleri gibi. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. halı mı kullanı bir bitki. Türk alfabesinde bulunmayan x. öfkeli veya heyecanlı durum almak. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. * Bir iş baş cı in langı. . tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. t. karşduruma geçmek. en ı t. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. alevlenme * Alevlenmek iş i. w. ünceye karşolma.

* Rüş vet. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. kı n algı * Kazanç. idrak ettirmek. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. alacak. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. alfabe sı . nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. * Vergi. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. i. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. * Su yosunu. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. idrak edilmek. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. algı n . algı cı layı * Algı yetkisi olan. idrak etmek. idrak. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . çak mı lan lü ı m.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. . * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. o ş bilincine varma. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu.

en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. teri alı kuş cı * Atmaca. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek.* Cı zayıhastalı . sersem. lsı alı k * Hayvan çulu. * Görüntüleri alan cihaz. klı * Birine gönül vermiş . algler * Su yosunları . alı verici cı * Bağladını alan. Harezmli yolu. algoritma * IX. kameraman. alı bulmak cı * müş bulmak. ebleh. -alı -eli / * ". yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. * Eskimiş giyecek. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz.. f. almaç. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . alı moru mor al. kameraman. lı z. * Azrail. alı k * Akız. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. canlı . budala. * sağklı lı .. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). teri * istemek. ş tı alı ç * Gülgillerden. gid-eli. tutkun. vurgun. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. mı alı ka * Ahize. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. müş n teri. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. alıalı k k . talip olmak. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. görme-y-eli vb. kamera.

alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. ş . alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. ş kış kı aş n aş n. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. tatil edilmek. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. u i ten * Ayıp saklamak. kişeki: al-alı gid-elim. alı konulma * Alı konulmak iş i. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. menedilmek. m. * Birini. alıalıbakmak k k * aptalca. alı m * Almak iş i. baş stek i m. çalı gurur. cazibe. gönlü çeken durum. * Kurum. ş iş ldı ı i ube. rı * Mahrum etmek. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. * Aptalca. aptallaş aş nlaş mak. * Alı mak iş klaş i. kasın na . alı çalı m m * Gösteriş .* Aptalca. engel olmak. çekici hareket. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. m. * Mani olmak. ş kış kı aş n aş n. ş kı mak. ine alı koyma * Alı koymak iş i. la-y-alı bekle-y-elim vb. * Gözü. alısalı k k * Aptal. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i.

çalı . ar damarı çatlamı ş . alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. mlı * Alı olmayan. mı * Kurumlu. kı ı rı rı lan. cazibesiz. alıteri dökmek n * çok emek vermek. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. galeri. çalı ş emek vererek kazanmak. alıteri n * Emek. li. arak. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. alıdamarı n çatlamak * Bkz. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. ön yüz. zahmetli bir iş görmek.). ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . larda alı nma * Alı nmak iş i.alı mlı * Alı olan. ş * Karş ı . kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. alı nganlı k * Alı olma durumu. cazibeli. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. makbuz. talih. mukadderat. alı ngan * Aş duygulu. * Bir ocakta her türlü ayak. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. çabuk gücenen. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. baca. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. paket vb. gururlu. çekici. * (bazıeylerde) Ön. alıyazı n sı * Yazgı . kader. alnı . msı alı n * Yüzün. alı nmak .

artmak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. iktibas. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. derhal. çekememek. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. aktarma. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. mları i. geçinememek. aktarmak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. adapte olunmak. alıverememek p * anlaş amamak. alı yapmak. alı r almaz * hemen. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. * Uyarlanmak. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. yayı lmak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. münasebet. * Almak iş i veya biçimi. çoğ almak. mı alık olmak ş ı . alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. * İ ki. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. kılmak veya öfkelenmek. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. i yapı * Bir sözün.* Almak iş lmak. iktibas etmek.

ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. ınmak. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. bilinmeyen. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. yanmaya baş lamak. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. az rastlanan. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. mutat. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. alılmı ş ş ı * Her zamanki. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. intibak etmek. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. huy hâline getirmek. * Uyar duruma gelmek. mak. * Alı ş iş mak i. itiyat. itiyat edinmek. uygun gelmek. mı * Yakı k. ünsiyet. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. huy. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. alı ş kan * Alı n. * Sürekli ister olmak. alı k. * Tutuş mak.* alı k durumuna gelmek. sı * Etkisini yitirmek. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . ş mesi artlanmı ş davranı ş . ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. arkadaşk. * Bağ lanmak. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . * Evcilleş mek. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. ehlîleş mek. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. .

alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. alifatik alil alim * Bilen. bilici. yoğ yma lan it * Bilgin. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. * Onurlu. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. sakat. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. ı kası ğ da ı ini . alinazik * Közlenmiş can. Ali kı baş ran kesen * zorba. ş erefli. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. egzersiz. * Bir beceriyi. yüksek. ş ması * Uyar duruma getirmek. ğ ı * Açızincirli (organik madde). Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. ş an. ağ daki âli * Yüce. temrin. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. ş ma. k * Hastalı . Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. âlicenap * Cömert. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek.

mükemmel. alivre * Ürün daha tarladayken.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . kalevî. alivre satı ş * Vadeli satı ş . Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. k alkarna *İ stiridye. alkalimetre * Bkz. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). lityum. asitlerin kı zı . antiasit. rubidyum. * Dağ m. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. ğ anlatmak için el çı ı rpma. ı smı z demirden bir ağ . midye. rpı alkıtoplamak ş . tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. alkalölçer. alkalimetre. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. . alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. en iyi. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkı ş lama. alkı m * Gök kuş ı ağ . m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. uz * En güzel. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. potasyum. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. dağ ı tı ı tma. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan.

C2H5OH. lması cı vı etanol. yağ . patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. dalkavuk. etil alkol. * Her türlü alkollü içki. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. * Beğ enmek. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. ş çı * Alkı ş lamak iş i. uçucu. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). * Bira. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. Rab.* çok alkı ş lanmak. kokulu. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. Mevlâ. Tanrı . takdir etmek. yanı. cı * Alkı olma durumu. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. Allah (bin bir) bereket versin . * Ş akçı akş . bazı nda * En büyük. ş lamak. ine alkil alkol * Alkol kökü. ispirto. renksiz sı. yüze gülücü. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. ş gibi sılarıveya pancar. Yaradan. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. en usta. *İ çkili.

Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. ş ş ma . bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. z ini Allah bana. kazanı öderim. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. ini) kazadan. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. Allah bilir * belli değ il. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. * bana öyle geliyor ki. belâdan korusun.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. ş ma. usanç bildirir. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. esirgesin. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. yarıaş yollu. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin.

Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. i ğ ı Allah için * gerçekten. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . doğ rusu. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. . n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. bereket versin. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur.

ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. nları . nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. Tanrı güvenmeli. en yakı na bile muhtaç etmesin. kötü duruma düş ürmesin!. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. * ne olursun. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. ya iyi olsun. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. * karşk beklemeksizin. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir.

n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. Allah vergisi * Tanrı vergisi. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. çok hı yası rpalamak. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Tanrı ktı ru tanı r. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. yaşlı kı göstermesin. * "keyfin bilir. Allah yazdı bozsun ise . Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. bazen de takı ve ş için söylenir. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. yaradı tan olan yetenek veya özellik. kul taksimi karş .

Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah'ıevi n * cami. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. saf. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. ş irret. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. yerine göre ant verme. Allah'ıemri n * kader. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. zavallı (kimse).* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. Allah'ı insanı bir yer çok. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. * insan gönlü. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. mescit. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. kkı k Allah'ıadamı n * garip. az * pek ı z ve kuytu bir yer. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". . inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü.

karmakarık. düzeni bozulmak. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. ş ı bir durum alması kullanı in. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. ş ı * (aklı. * yaradı tan. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. aldatı. Tanrız. dönek. altı ş ı üstüne gelmek. . dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. te k z Allah'tan kork! * "yapma. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. 'nı ğ ı sı * Acı z. ş ı aş rmak. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). . Allah'ı seversen nı * istek. yazı r!". cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). insafsı vicdansı ması z. insafsı acı z. düzeni bozmak. allama * Allamak iş i. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. cı z. karı l. utan. ulu allak * Sözünde durmaz. kiş i. Allah'ıkulu n * insan. Allah'tan * iyi ki. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. Tanrı n varlına inanmayan. kimse. z. n) aş lacak nda lı r. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. karmakarık olmak. aşna ş mak. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. ru allak bullak * Alt üst. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ğ ı ün nı versin. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k.

* Alı . * Allanmak iş i. çok bilgili. nda * Birlikte götürmek. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Al olma durumu. neş zlı nacağ nı r. reseptör. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. alı. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. kaldı rmak. * Yanı bulundurmak. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. * Satıalmak. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. iktibas. nları na * Almak iş i. * Allaş iş mak i veya durumu. * Al duruma gelmek. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak.allamak allâme * "Süslemek. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. na * Derin ve çok bilgisi olan. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. ahize. alma almaç almak . n * Ele geçirmek. fethetmek. * İ sı çine ğ mak.

* (yol için) Gitmek. Almanya. m meteoroloji. işbaş e latmak. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. iş * . ey. tı * İ sı çeri zmak. * Yutmak. or. yok etmek. iletilmek. çekmek. iş çekmek. * Bürümek. * Yerini değtirmek. (mesafe) katetmek. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. * (duşbanyo için) Yapmak. * Örtmek.. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. * Görevden. * Kı saltmak. gibi anlamak. n ğ ı * Bu dile özgü olan.* Kabul etmek. * Bir yeri savaş ele geçirmek. * Yolmak. * Kazanmak. la * (tat veya koku için) Duymak. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). eksiltmek. * (içeri) Götürmek. * Zararlı . kullanmak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. ile evlenmek. Almanca dil. kanmak. * Kendine ulaşrmak. almanak * Yı gün. * Davranıveya makam değ tirmek. elde etmek. * Gidermek. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. * (erkek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). ten * Kazanç sağ lamak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. * Soldurmak. kaplamak. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. * (süre için) Değtirmek. içine çekmek. ay gibi bölümlerinden baş bayram. koymak. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. yı lı n ka. koparmak. * Çalmak. * Baş lamak. yı . * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. n * Sürükleyip götürmek. ü rı ı m. sarmak... * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. iş * Temizlemek. * Göreve. sı . Alman gümüş ü * Çinko. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. hafta.. kadıiçin) .

bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. ş erefiyle. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. Almancı lı k * Almancı davranma. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. ması lan . inin ı na n olduğ inanmak. tertemiz. i * Bir ş ön tarafı yüzü. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. alternatif. keş iş ş ması ikleme. yapraklar. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. kötü talihi. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. baş göstermiş arı olarak. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. mütenavip. münavebe. eyin . takdir etmek. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden.

* Bir ş yere bakan yanı karş . eyin . * Bir ş yere yakıbölümü. ocak alevi. alt alta * Birbirinin altı olarak.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . fosfor gibi maddelerin. nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. simya. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. simyacı imi raş . fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. * Karbon. uzun tüylü. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. * Yiğ kahraman. yiğ kahramanlı itlik. Güney Amerika'da yaş ayan. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). Alp eren * Derviş .. n * Alt kelimesi ".. * Mücahit. ayrı larda ldı ı m. ı * Dağ . * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . cı * Dağ lı cı k. lan . k. na alanı * Alş ile uğ an kimse. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). . alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. it.

çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. * yenilmek. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. biri tikel olumlu. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. alt çene oynamak * yemek. öbürü tikel olumsuz.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. oynayabilen çene. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. içmek. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. yenmek. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. . alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . hipoderm. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. sı nı getirmek. alt damak * Damaklardan altta olanı . n nda u kalı mıözel hipoderm.

elektrik gibi tesisatlarıhepsi. * çok karık duruma getirmek. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . düzenini bozmak. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. lan * Çok karık ve dağ k. yılmak. tı alt yazı * Gazete. görüntü). alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. ş ı * heyecanlanmak. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. kanalizasyon. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . Moğ Mançu-Tunguz. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. rahatsı k vermek.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. ol. tedirgin olmak. alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. üzülmek. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. yı kmak. ı . * Türk. * iş daha sonrası in . ş ı * zarar vermek. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. raş Altayist Altayistik . * huzursuz etmek. su. * değ olup olacağ eri. sonuç alı namayan iş için söylenir. sı Altayca * Altay Türkçesi. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). üst yapı ı karş . kı * rahatsı zlanmak.

üstüne uymaz. tane *İ skambil. altı kaval üstü şhane. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. ka * Almaş ı k. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . altı gen * Altı kenarlı çokgen. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. uğ an bilim dalı raş . edebiyat. müseddes. muş tane .* Altay grubuna giren Türk. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. biri tikel olumlu. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. kültür ve tarihleriyle ol. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. Vl. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. altı yol * Altı yolun birleş i yer. altı sı taneden oluş . eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. seçenek. Japon ve Korelilerin dil. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. yöntem. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. üstü şhane iş * (giyim için) altı . taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altı alabilen. biri tümel olumsuz. 6. * Bu unvanı ı kimse. biri tümel olumlu. eyden altı bulunan. Moğ Mançu-Tunguz. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. iş altı kaval. * Dalgalı m).

parası olan kimse. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi.9 olan. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. parası olan. prime time. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. üstün nitelikte olan. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. değ i erli. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). altıbabası n * Çok zengin. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . * Altı yapı ş ndan lmı . altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. i altıküpü n * Altı para biriktiren. sarı na .altı n * Atom sayı 79. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. element. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . altısuyu n . kı saltması Au. 10640 C de eriyen. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. * Niteliğiyi olan. yüksek değ paslanmaz erli. altıgibi n * altı benzeyen. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. kolay iş sı ı ı rlı lenen. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. atom ağ ğ196. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . altıadı oldu. * Altı yapı ş ndan lmısikke. en.

bir sorunla karş mak. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. altıtutsa. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. lı . vurgulamak. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. gelirli kimse. en. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. . altı duygu ncı * Ön sezi. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . altı kalmamak nda * karşğ vermek. altı his ncı * Bkz. becerememek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. yumuş huylu görünmek. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. parayı üncesizce harcayıtüketmek. nca * Altı sın sı sı . üzerine dikkati çekmek. üstesinden gelememek. baş ü armak.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . mur u. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. . altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. altı duygu. parası olan. * turist. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. ncı altı kalmak nda * ezilmek. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. * kendini savunamamak. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı .

tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. altı ntop * Turunçgillerden. her birine altı seferinde altı bir arada olan. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. karmakarık etmek.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . nan eye. * Tabak veya bardak altı . nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. her sı altlı k . * Yükseklikölçer. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. birlikte. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . altlı üstlü * Altı üstü birlikte. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. kımemesi. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). greyfrut (Citrus decumana). z * İ çeneklilerden. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. revolver. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). . n altı noluk * İlemeli kadış . * Altlamak iş i. greyfrut. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). uzun. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. tadı msı acı sı acı meyvesi.

nda lı r.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. * Alüfte olma durumu. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. alüminyum . ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). * Kontralto. çekiş mede yenilmek. el altı ndan. ş * Altmıyaş olan veya görünen. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. viyola. ş . alümin. 20500 C de eriyen. 60. elli dokuzdan bir artı kere k. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. n *İ ffetsiz. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. LX. alttan alta * gizlice. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. oynak. an ı ak. fakir. * Altı renginde olan. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. nı ve yı * Altı on. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. altta yok üstte yok * yoksul. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. cilveli (kadı n). nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. alümina * Bkz.

yuvarlak. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. ma inde . * ş ı niteliğolan. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. hedeflenen amacıdında. * Niş yüzüğ an ü. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. gümüş 13. dön-em vb. kör. eritrosit. küçük hücre. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın.* Atom numarası atom ağ ğ26. * Hedef. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. çekirdeksiz. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . alüvyon lı ğ . beyaz. ı ı rlı parlaklında. * Kana al rengini veren. * Para babası . am * Diş organı ilik . amma. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. * Alüminyumdan yapı ş lmı . ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. ama ne * ne hoş . ferç. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Eriş ilmek istenilen sonuç. Kı saltması Al. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar.98 olan. * Görmez. maksat. * Gaye. alüminyum taş ı * Boksit.

beğ aş enme veya beğ enmeme. . amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. * Bir amaca yönelik. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. tutamak. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. * Rica anlatı r. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. ine amaçlı * Amacı olan. gayesiz. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. * İler. zor durumda bı rakmak. istihdaf. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. i. * Usanç ve öfke anlatı r. gayeli. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. iş ş lemler. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. kaç-amak vb. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. amaçsı z * Amacı olmayan. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. aman bulmak * kurtulmak. istihdaf etmek.

aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. hevesli. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. . m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. i il. * Ata binen kadı n. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. kâğ tahta. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak.aman derim! * sakıha. göz açtı rmamak. amansıhastalı z k * Kanser. lanabilir. amansı zca * Öldürücü bir durumda. profesyonel karş . hiç acı mayan. plâstik madde gibi malzeme. * acı p öldürmek. yayı ı t. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. unu amansı z * Aman vermez. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. ması * Hoş görüsüz olarak. acı z olarak. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. böyle bir iş n yapayı deme. cana kıcı yı. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . sandı eyi) klamak. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. öldürmemek. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek.

çok yormak.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. ambar memuru. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). ambargo * Bir devletin. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. düş ünemez duruma gelmek. ekonomik. bölge. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. ambarda kurutma * Kapalı yerde. n * bir mala el koymak. müsadere etmek. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. * bir malıserbest sürümünü engellemek. ambarlamak * Ambar işyapmak. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. * Kum. amber balı ğ ı . * siyasî. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . kül renginde bir madde.

fı k büyüklüğ acın ndı ünde. tatbikî. nı kları * Sürgün. kestirme. li. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. amberbaris * Sarı . boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. * İe dayanan. ı li. * Hareketle ilgili olan. ambülâns * Hasta arabası . amele * İçi. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. emekçi. ş ameliyat . ishal. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. n k ya. eyin. n lu zı amel * Yapı iş lan . lı için lan * Amca olma durumu. iş ş üstünde. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . ötürük. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. amca * Babanıerkek kardeş n i. rtı bir k. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. cankurtaran (arabasıcankurtaran. iş ş mı çe. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . amelimanda * İyapamaz durumda olan. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan.* Balinagillerden. an amelelik amelî * Amele olma durumu. edim. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. uygun. pratik. fiil. ğ ı macrocephalus). en. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. ). * İbakı ndan. * Elveriş kolay. tatbikî. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı.

lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. İ faaliyetler. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. ı en aç. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). operasyon. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. kaput bezi. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. armuda benzer yemiş acı i. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. arka ayakları uzun. ğ ı * ç. ş ler. amerikan * Pamuktan düz dokuma. ameliye * Yapı iş lem. Amerikan bar . amenna *İ nandıanlamı "öyledir". hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . Amerika ile ilgili olan. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amerika armudu * Defnegillerden. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . ik ndan * Amerika'ya özgü.* Operatörün. r. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). lan .

yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. dibi sivri. k * Toprak parçası . * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. dar boyunlu. yeşrenkli bir silikat grubu. Amerikan salatası * Rus salatası . amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u.* Lokanta. Amerikalı ya ş an gibi. amfizem amfor * İ kulplu. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. esmer. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. * Amigonun yaptı iş ğ . lmıköş Amerikan bezi * Bkz. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. ndan iş . otel veya evlerde içki için ayrı ş e. karnı ki geniş testi. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. * Metal olmayan elementler. amerikan. Kı 95. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. ı t). saltması Am. amfora amigo amigoluk * Bkz. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. amfor.

etmen. * Amiralin makamı . sebep. it amirallik * Amiral olma durumu. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . * Kibarca olmayan. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. * Amir olma durumu. n nda lı r. bayağ ı . * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. * Amiplerin yol açtı. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. ş an * Amire yakır biçimde. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. * Amir gibi. * Amonyaktaki hidrojen yerine. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe).amil amilâz amin * Yapan. * Sı radan. faktör. etken. . ı ik. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. amip * Amipler takı ndan. ş ı * Bkz. * Amip. amir gibi. amire yakı biçimde. ita amiri. üst. emreden. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. halk deyiş zı iyle. ğ ı amir * Buyuran. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı .

amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. n amme davası * Kamu davası . nı r ruhu. nı r kaymağ lan ş adı ı . amma velâkin * Ancak. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amme idaresi * Kamu yönetimi. amnezi amnios * Hafı kaybı za . amme efkârı * Kamuoyu. amme hukuku * Kamu hukuku. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. Ama. * Döl kesesi. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. amme menfaati * Kamu yararı . keskin kokulu bir gaz (NH3). bellek yitimi. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r.amma * Bkz. bununla beraber. kamu. amor * Bir çeş kumaş it . . amme * Halkıbütünü. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. çağ vı nak. ş lı ı k. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat.

dik. nı amudî * Dikey. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . üslûbu. mölçer. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. yükselteç. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. mobilya. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. cihaz. amudufı karî . gözleme dayanan. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. ampul şe. dikine. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. yumuş atmalı k. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . il zca ampirist * Deneyci. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. iş *İ çinde. * Bu düzeni kuran öge. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. sallantı hareketleri en aza indiren. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. giyim vb. ampirizm * Deneycilik. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. yık kârdan ayrı belirli pay. Kı saltması A. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil.amorf amorti * Biçimsiz. ampermetre * Amperölçer.

yer veya durum. dik durumda. * Sınt ıkalabalı telâş. bir tür ak asbest. asıesas. amut * Dikme. . e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . o çizginin. ana bir. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. ayrı ler). amyant an an an * Zihin. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . tehlikeli zaman.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. l. * Yavrusu olan dişhayvan. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. küfretmek. * Alacağ veya borcun. nı * Çocuğ olan kadı anne. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. faizin dında olan bölümü. kı lı k. u n. * Fiilden sı türeten ek. lâhza. ı n ş ı * Temel. z-an. lan. * İ tarla arası ki ndaki sır. i. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. * Velinimet. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. ana arı * Arı beyi.

un. kı ndan ta. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. iyi n. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. metropol. umman. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. büyük defter. büyük ş landı ı ehir. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. büyük ş ehir. ana kına taht kurar. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. ana gibi yâr olmaz. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. okyanus. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. aç. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. . nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. büyük ön kapı. defterikebir. metropol. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ana kapı * Bir yapın süslü. ekleme direklerde dipteki temel parça.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. ana duvar * Bir yapın. mutlu olamaz. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. i * Gemilerde. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz.

* Sınt ı güç iş alı kı ya. ana mektebi * Bkz. ğ ı altan . anaokulu. * Bir gözlem evi veya kurumda. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. holding. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. laytmotif. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. ana ş ehir * Ana kent. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. lere ş mamı nazlı ş . ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. büyütülmüş çocuk veya genç. n * Arı beyi. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ana saat saat.

* Kurnaz. anabolizma * Özümleme. eyin tigi. önemli bölüm. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. ana sevecenliğ i. . * doğ tan olan. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. ana vatan. sempatik anne. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. deneyli.ana vatan * Ana yurt. doğ ve batı u yönlerinden her biri. anaca anacı k * Küçük anne. n ldı ı * Cadde. tasası sağklı duruma gelmek. ri. anaçlı k * Anaç olma durumu. * İ yurt edinilen yer. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. anacı l * Anası düş (çocuk). * Sevimli. baş buyruk. * Kuzey. güney. ı na * Ana olarak. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. z. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. ü * geleneksel. * İ kart. mı ana yarı sı * Teyze. bilgili.

* Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). anaforlama * Anaforlamak iş i. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. eğ çevri. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. anafora kaptı rmak * emeksiz. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. u rim. . anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. açar. * Karmakarık. yaba. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). . ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. * Akı lı ntı cereyanlı . araç. kurgu. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. ahî. güç durum. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. girdap. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. maderş matriarkal. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. lan komütatör. sinirli. e mın lamak için kullanı düzen.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. açkı p lan . anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. alan ana na maderş ahîlik. yetiş ebilen. burgaç. uzun saplı dirgen. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen.

anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. analı . a . rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. vası ta. * Kapı . anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. delikli metal ve plâstik gereç. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. ı . ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. eskimiş ı . açacak. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . anakronizm * Tarihe aykılı rı k. satan veya onaran kimse. araç. . anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. * Çağ uymama. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. analı * Anası olan. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. nı ı nı * Vesile.

me. tahlil etmek. acı . aygı t veya organ. su. anamal . tuz. tahlil. * Ağyı rı dindirme. * Analiz yapan cihaz. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. benzeş meye dayanan. beğ aş enme. kapital. rı ma. * Sermaye. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. analojik * Analoji ile ilgili. * Bkz. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. * Örnekseme. * Anaca davranı ş . raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im.analı kuzu. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. k nlı analızlı kı * Salça. analiz etmek * Çözümlemek. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Andışandış rı . bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. anam! * Kadıerkek. n * Ana duygusu. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. analitik analiz * Çözümlemeli. ağkesen. * Üvey ana. çözümleyici. analiz yapan kimse. üzüntü gibi duygular anlatı r. analı k * Ana olanı durumu. analist * Tahlil. acı yitimi. * Çözümleme. acı duyumunu yok etme.

n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. puluçluk. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. kokusu çok beğ enilen meyvesi. * Geleneğ dayanan. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. kapitalist. geleneksel. kapitalizm.sermaye. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. anan yahş baban yahş i. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. gelenekçi. lı an'anecilik * Gelenekçilik. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. başzlı sı k. inde anarş ik . * Bir ticaret iş kurulması inin . sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . anamal sahibi. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. i * birini. bu da sana öyle helâl olsun. * Ananeye bağ olan. a. ananasgiller * Bir çeneklilerden. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. ananas * Ananasgillerden. * Kargaş baş luk. ı boş * Anarş i niteliğ olan. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). an'ane an'aneci * Gelenek. sermayedar.

mı na anası (veya sarı turp msak). ası l olarak. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. * canı bezmiş ndan . anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. çok üzmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. çok sıntı kı çektirmek. bitkin duruma gelmek. anası bak. bezdirmek. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anarş istlik * Anarş olma durumu. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. bezini al na zı al. kını kenarı bak. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. anartri * Dil tutukluğ u. bakı ndan anası benzeyen. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. eziyet çekmek. iş ist i. esaslı biçimde. . anası l * Kökten. anası danası * soyu sopu. bütün aile. ş .anarş ist * Anarş ilgili olan. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. ü . üş engeç. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek.

anayasal . raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . * Anayasa konusunda yetkili olan. * Beden yapı. kanunuesasî. * Anasıolma durumu. bunun için gam yeme (yemem)!. yapı bitki (Pimpinella anisum). nsan * Unsurlar. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. ögeler. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. hinoğ k luhin. anatomik * Anatomi ile ilgili. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. teş esasiye kanunu. çok açıgöz. yasama. rma. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). * Anası olmayan. anayasa okutan (kimse). aldı umursama. lan anatomi *İ nsan. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. gövde yapı. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. anatomici * Anatomi uzmanı . lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. anasın gözü nı * çok kurnaz. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. teş sı ve nı rih. anayasadan yana olan. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. yürütme. katavaş ya. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. dalavereci. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . r. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek.

temsil.* Anayasa ile ilgili. rı mak i. * "Olsa olsa". i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. kları lan lı * Ajanda. zlı andaval * Ahmak. . ilerisinin olmadını ğ gösterir. saş n. ı * "Lâkin". andış rı ma * Andış iş analoji. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. andı rma * Andı rmak iş i. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. beceriksiz (kimse). * Anı . *İ ltibas. aptal. benzerlik durumu. her an. rat. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . "güçlükle" gibi. * Belli bir bölgede sısıgörülen. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. analoji. daha hı . . k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. bön. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. "ama". * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. anbean * Dakikadan dakikaya. gittikçe. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. anca beraber. anca * Ancak. yadigâr. bazen de çaça. "daha çok". "en çok". * En erken. o iş te kötü de gitse. beceriksiz. * Genellikle hamsi. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. nı r. bir ş daha çoğ eyin unun. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar.

anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. lan * Kansı k. fı sa mı kra. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. andoskopi * Bkz. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. andoskop * Bkz. çağşrmak. duyum yitimi. acı kokulu bir ot (İ ve nula). * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anestezist * Anestezi uzmanı . * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. anemometre * Yelölçer. çiçekli. * Servi ağ . * Benzer yanları bulunmak. zlı * Kansı z. nemli yerlerde yetiş sarı en. angaje olmak . anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. taahhüt etmek. en andıotu z * Birleş ikgillerden. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. endoskop. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. endoskopi.

angı ç angı n * Ünlü. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. hur. üstlenme. ücret vermeden yaptılan iş a rı . * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. angajmansı z * Bağ sı lantı. taahhüdü olmayan. ve VI. Kı it ş ı nı saltması A. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. zorla yapı iş lan . * Usandıcı ktıcı rı. taahhüdü olan. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. sı Anglosakson * V. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). * Ördekgillerden. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . bı rı. angudî angut * Angut kuş unun renginde. tüyleri kiremit renginde. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). angarya çekmek * bir işisteksizce. taahhüt. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. bağ . lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. anı şmeş lmı . angajman * Yüklenme. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. *İ ngilizlere has olan. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. u .

* Ahmak. anı mak klaş * Hazıolma durumu. * Anı klamak iş i. anı msanma * Hatı rlanma. anı msamak * Hatı rlamak. kaba saba. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. . anı msanmak * Hatı rlanmak. hatı ine rlamak. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı msatma * Hatı rlatma. anı msatmak * Hatı rlatmak. * Hazık. anha minha * Aş ı ağyukarı . taş yla al. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. * Hazı r. * Hatı ra. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. durumuna girme. hatı ra. rlı anı msama * Hatı rlama. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. * Anmak iş konu olmak.

t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. * (eş Bağ ek) ı rmak. abideleş t tirmek. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. abidevî. sembol niteliğ yapı inde . tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . çarpacak büyüklükte. abideleş ve lı r mek. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. ü iyle anı tsı * Anı benzer. ü. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. * Eş in anırken çı ğses. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. anı tsal * Anıniteliğ olan. görkemli. eri anımezar t * Görkemli. * Önemi ve değ çok olan eser. ta anı z . anı benzeyen. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . anı eri kazanmak. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. bir rı tı . t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. telmih. ima etmek ihsas etmek. abide. anı mezar. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. dolaylı anlatmak.

fotoğ lı bası iş rafçı kta. kaba. * Bir andaki hı z. hunnak. birdenbire. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. birden. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. animasyon * Canlandı rma. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. * Benzenden türeyen bir amin. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . . farenjit. * Hemencecik. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . . anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. bir anda. * Ansın. m lerinde. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. apansı z. anîden anif anilin * Ansın. birdenbire. * Boğ mukozasın şmesi. * Bir anda oluveren. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. * Canlılı cı k. zı * Sert. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla.

sözlerin bir araya gelmesi. * Zekâ. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. lan n rlattı ı ünce mana. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . semantik. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. fehva. tiftik keçisi. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. anket * Soruş turma. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. * Anket yapan uzman. tı anketçi * Soruş turmacı . eklem kaynaş . anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. Ankara keçisi * Uzun. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. sormaca. . kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. ş ı ey. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . bir sözden. * Bir önermenin. bir tasarın. * Zeki. araşrma yapmak. semantik. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. . anketçilik * Soruş turmacı lı k. anket yapmak * bir konuda soruş turma. tirilmiş (tesisat).

ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. yararlanmak. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. yilik * Sahip olmayı istemek. kayması bayağ ması veya ı laş . n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. anlamamazlı k * Anlamazlı k. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. eyi ş . anlam vermek * kendince bir yargı varmak. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. * Bkz. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. anlamlandı rma . müradif. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . isimden türeme fiil. sinonim. müteradif. isteklerini. inde ka * Sorup öğ renmek. eyi ğ ı ş . anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. düş nı üncelerini sezebilmek. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. i. bir söze. ya anlama * Anlamak iş vukuf.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. inin anlamamak * hoş lanmamak. * Doğ ve yerinde bulmak. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. ilgilenmemek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. ru * Birinin duyguları. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . dileğ yerine getirilmesini istemek. geniş lemesi. yorumlamak.

anlamsı z * Anlamı olmayan. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. anlam vermek. düş ey ündürücü. semantik. belli olmak. anlam kazandı rmak. karık. manası k. bir anlam verilemeyen. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. önemli bir ş anlatmayan. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. manalı . anlamsal * Anlamla ilgili. ma. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. .* Anlamlandı iş rmak i. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. muğ güç ş ı lâk. galiba. mak i. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı * Anlamı olan. manidar. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. manası ey z. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. bir ş demek isteyen. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. ortaya çı ine kmak. gerçeğöğ in i renildi. kimselerden biri. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü.

ki n ı laş ünce arası lı k. * Anlatı iş lmak i. ihtilâf. uyuş mayı mayı mayı lamak. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. stilistik. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. bir düş ünceyi. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. antant. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. tahkiyeye ağ k veren (yazar). ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). kültürel vb. ifade. ma. anlatı * Hikâye etme. ma anlaş mak * Düş ünce. anlaşrmak tı * Anlaş .* Devletler arası siyasî. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. uzlaş . duygu. amaç bakı ndan birleş mı mek. ünce bir . bir konuyu söz veya yazı bildirme. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ine anlatı m * Anlatmak iş i. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. ekonomik. ekspresyonizm. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. inceleme. uyuş itilâf. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. tahkiye. * Bir duyguyu. övmek. anlaş malı * Anlaş maya dayanan.

açı klama yaptı rmak. ihtifal. zihniyet. usa vurma. ferasetli. ş sı n . zlı * Hoş görüsüzlük. ş tlı. anlama gücü. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. * Hoş görüsüz. anlayı ş lı * Anlayı olan. * Söylemek. zekâ. * Hoş görülü. zihniye. vurdumduymaz. izan. nakletmek. gabavet. yargı müdrike. lama. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. anlı k entelekt. li. *İ nandı rmak. izah etmek. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. gösteriş ünlü. bilgi vermek. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. i * Anlama yeteneğ feraset. anlıanlı ş * Güzel. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. izansı ferasetsiz. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. zeki. zihniyet. * Anlatmak iş i. telâkki. k. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. hâlden anlama. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . anlayana sivri sinek saz. * Kı süren. bir hatı lan . takrir. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. ı zlı n lı k. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. bir an içinde olan. * Hoş görme. z. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. entelektüalizm. i. izanlı ş ı . gabi. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. kafası kavrayı z. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. belirtmek. kalı kafalı ş t ı z. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak.

anons * Duyuru. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. anla * Adlandı rmak. zikretmek.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. ra. zı * Bir armağ gönlünü almak. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. k. gayritabiî. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. * Bir sözü ağ na almak. lı . annelik * Anne olma niteliğveya durumu. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. lmak ey. anonim ş irket. duyurma. . ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. e. sunucu. rı k. hatı rlamak. bir haberi halka bildirmek. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). anonim * Adı bilinmeyen. su anorganik *İ norganik. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. bergüzar. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. ş ş ı a rı * Bkz. n) anneanne * Annenin annesi. düzgün olmayan. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket.

ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. özel adları içine alan sözlük türü. eyi ant kardeş i * Bkz. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anı msamak. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. habersiz. ş sı lsı * Birdenbire. yemin. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. deli. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). anîden. * Bkz. ğ ı * Bkz. 'yı iyi. anı msama. ansiklopedi * Bütün bilim. anormallik * Anormal olma durumu. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. anî olarak. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. yemin etmek. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ .* Dengesi bozuk. artı mın landı ı i uç. . akı z. bilgilik. kan kardeş i. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. ra rada. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme.

ma. antarktik * Güney kutupla ilgili. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). güney kutup yakında olan. itilâf. stı ı aç * Bu ağ n. ince ve sert kabuklu. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. antet . nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. uzlaş mak. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. iskeleti kemikleş .ant vermek * "Allah aşna. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. cı nda n ini antenli * Anteni olan. yağ yemiş acı lı i. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. antant kalmak * anlaş mak. lması sağ * Duyarga. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. antant * Anlaş uyuş mutabakat. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . ma.

sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. acayip. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. * Genele. panzehir. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. larak lan diş çan i. ana. antibiyotik * Bitkilerde. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. örtü. e rı * Mendil. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. kalevî. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. olağ geleneğ aykı. virüs. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . * Bu çağ özgü olan. rı antidot * Bkz. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. sı diş ajur. antetsiz * Başksı lı z. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. davranıveya öğ ı ş reti. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. penisilin. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. antikacı . antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. tuhaf. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . parazit gibi protein yapında madde. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. antiasit * Alkalik. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. başk. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. * Antik. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı .

çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). lk . ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. antikalı k * Antika olma durumu. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. haddede veya çekiç altı iş 51. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. antikatot yaprak. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antikomünist * Komünizme karş ı . rak saltması Sb. Kı m ı mı lan. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. soğ ukluk. uk. ş kı * Sevimsizlik. antinomi antipati * Çatı .76 olan. kanı kaynamamak. ı antisemit . sı ülkelerde yaş cak ayan. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. 6300 C de eriyen. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. soğ ran. antipropaganda * Karşpropaganda. * Tuhaflı k. zlı an. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. * Karş duygu. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. ı ı rlı nda lenemeyen.

methal. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. idman. güldeste. ta belgede belirtilen durum. muahede. duman çı an. * Güçlükle tutuş koku. antitez * Karşsav. idmansı z. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. antlaş mak * Antlaş yapmak. ahitleş ma mek. nmıseçme parçalardan oluş kitap. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. alı rma yapmak. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. an antrakt antrasit antre * Ara. seçki. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde).* Yahudilik aleyhtarlı. * Bir yapı girip geçilen yer. egzersiz. . * Ant içmiş veya ant içirilmiş . ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). ı antitoksik * Antitoksin. pakt. da * Baş ç yemeğ langı i. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. antlı antoloji *Ş airlerin. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. karmadan. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları .

nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. insan nsanı bilimi. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . antropoitler * Bkz. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. antropozoik devir * Antropozoik. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . ş cı tı k. nda.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. leten * Antrepoya bakan kimse. derisi dikenlilerden. insansı lar. u antrepocu * Antrepo iş kimse. insan bilimsel. evrimini. insansı . natçı . tiren ş tı i. reti. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. ayak direyici. nda iten. ardiye. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. rası ken. biyolojik özelliklerini. yanı u. imli antropoit * Bkz. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. antropoloji * İ n kökenini. anut * İ . nsan antropomorfizm * İ biçimcilik.

apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. rada. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. zı nlı k apak * Çok ak. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. cihaz. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. eksin. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. ş rsak kıdeliğ erç. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. acı lan * Rakı . kuya rakmaksın aydı k. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. k. çok anî olarak. açıbir biçimde görünmesi. zı * Abla. iri. . ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. * Çok açı çok belirgin. makat. gürbüz. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . yaka paça. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . apar topar * Telâş acele ile.

* Bir avuç dolusu. kabadayı . * Avuç. * Çok az. güçsüz. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * Bacakları aça yürüme. ş kı aş n. aça * Yorgun. alıkaçmak. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. açar. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. çalmak. ada. iki . p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr).aparmak * Almak. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. * Apazlamak iş i. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. * Doğ kemik dokusunda bulunan. hayta. p * Gizlice almak. apazlamak * Avuçlamak. alıgötürmek. * Külhan beyi. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. ayrıbacaklı nı k . * Yelken rüzgârla dolup şmek. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . bambaş ka. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . al apaz apazlama apık ş ı .

ş ı k. * Apı rmak iş ş tı i. * Hazı tetik. aplik aplikasyon * Uygulama. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. ayı * Ne yapacağ kestirememek. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. apiko * Geminin. * Duvar ş amdanı . n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . kan apoş i * Çember biçiminde. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. apotr . r. telden yapı torbaya benzer. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . süslü. nı rarak * Oturmak. . karanlı(söz veya yazı k ).* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). bacakları rarak çömelmek. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. ş ı ı nı aş rmak. büyük gözlü ağ lma. omuzluk. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. * Apı ş iş mak i. duvar lâmbası . na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. * Derli toplu. sonsal. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. kapalı .

* Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. langı na ğ n ı eri. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. koordinat. çı rin ban. aptal aptal aptal * Aptal gibi. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. perdahlamak. ş ş . apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . havari. * Nisan ayı . * Küçümseme belirten seslenme. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. apse yapmak. * Zekâsı geliş pek memiş . iş yitimi. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. alı ahmak. perdahlanması . aptalca. önsel. zekâ yoksunu. abril. . koruyucu. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. lı kta. azarlama. apseleş me * Apseleş durumu. k. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. * Apresi olan.* Yardı . yla apse * İ birikimi. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . * Aprelemek iş i. apraksi apre * Bkz. lı kta lan * Apre yapan kimse. aval aval. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n .

aptesbozan otu * Bkz. apteshane * Bkz. abdest. abdestsiz. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. Ar * Bkz. aptesli * Bkz. ahmaklaşrmak. abdestlik. aptal duruma getirmek. ahmaklaş klaş mak. * Bkz. aptalca * Biraz aptal. * Et kesimi yortusu. apteriks aptes * Bkz. abdestli. alı mak. bilmez sanmak (sanı lmak).aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. ahmakça. abdestbozan. aptal gibi. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. abdestbozan otu. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. aptesbozan * Bkz. * Bkz. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. anlamaz gibi görünmek. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . . kivi. abdesthane. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. aptal gibi. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r.

ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. utanç duyma. klı k. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. biç-er. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. aralı boş mesafe. -ar. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. anlaş u mazlı yol açmak./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . r: kar -ar. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. bir filmde dinlenme süresi. kalk-ar. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. fası ran la. bat-ar. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. ar * Utanma. ara açmak * dostluğ bozmak. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. çı yat-ar. Bu ekle k-ar. ar namus tertemiz * utanması olmayan. antrakt. an ş ı ara bozucu . çı "menfaat" vb. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. * Bir oyunda. na kları * Aralı k. utanç duymamak. -ar. gid-er-mek vb. siz -ar. ar yıdeğ kâr yı lı il. yüzsüzlük etmek. suv-ar-mak vb. açar "anahtar". * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. kı ar etmek * utanmak. geç-er. mola. ölç-er vb. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. * İ olguyu. iki olayı ki birbirinden ayı zaman.* Argon'un kı saltması ./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. luk. ki eyi ran k. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. haftayı m. utanmaz. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k.

ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. münafı müfsit. ara nağ me. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara bulucu * Uzlaşran kimse. n na deniz. . ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. sözsüz çalı parça. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. fitçilik. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. k k lan ara nağ mesi * Bkz. arada önlem niteliğ verilen karar. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. fitçi. yüzeylerin. münafı k. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. ı na. k. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. ara nağ me * Ş . tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. uzlaşrı. türkü. fesat. me rası ndı ı lardan her biri. fesatçı . ara kesit * Çizgilerin. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. lan . uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu.* Ara bozan (kimse). arkı tası na.

arabacı * Arabayı süren kimse. * arası arada. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. arabalı * Arabası olan. bir işbir süre bı i rakmak. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. ara tümce * Bkz. ruya ulan lan söz. arabacı lı k * Araba sürme iş i. * Araba yapma veya satma iş i. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. vapur. araba araba * Arabalar dolusu. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. aç araba kullanmak * araba sürmek. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. araba vapuru. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. nda araba * Tekerlekli. birçok arabalarla. zaman zaman. garaj. * Araba yapan veya satan kimse. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. * Araba dolduracak miktar.ara sı ra * Seyrek olarak. ara vermek * yeniden baş lamak için. ara cümle. * Araba vapuru. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . . durmak. nda.

münafı müzevir. klı aracı * Uzlaşran. * Arapça. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. k. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse).araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. i. aracı koymak * bir kimseyi. müzevirlik. arabizasyon * Araplaşrma. büyüklerin yaş ş uyarlar. * Giriş bezeme. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. anlaş sağ tı ma layan kimse. fesatçı u . sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. mutavassı t. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. i Arabî * Araplarla ilgili. Araplara özgü olan. . arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam.

arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. * Taş ı t. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. vası . unu ü. vası nı ü . iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. bilvası lan talı ta. vası yla. araçlı jimnastik * Bkz. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. araçsı z * Araç kullanı lmadan. tavassut etmek. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. araçlı * Araçla yapı veya olan. doğ rudan doğ yapı veya olan. eyi lan ey. bilâvası ruya lan tası ta. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. aletli jimnastik. ları nı kları . * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. yoluyla. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. ta. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. hacı n. vası z.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. gücünden yararlanı nesne. ta. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. bağ kurarak. nda * Mekke'nin doğ usunda. z arada bir * seyrek olarak.

il. * Aralı duruma getirmek. eyini rı plak aragonit arak * Ter. kiyi . -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. aş ı rmak. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. * İ taneli bezelye. tiftikten yapı ş külâh. aralama aralamak * Aralamak iş i. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. seyrekleş nı tirmek. * Seyrelmek. * Aralanmak iş i. araları iyi * dostlukları düzenli. aş i.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. araklamak * Çalmak. hı z. çalan. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. * Beyaz. uzaklaş yanı ayrı mak. rsı * Hı zlı rsı k. yarı açmak. araklama * Araklamak işçalma. aralıolmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. çaresiz kalmak. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . k * Gitmek. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. ı rma. ndan lmak. seyrekleş klı tirmek. benzer nitelikler çok az olmak. n. ri * Araklayan. u.

aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. araları açı k bulunan. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. m m i aralıetmek k * aralamak. lı n . * Kesik kesik. tam kapanmamı açı ş . aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. ik nda klı * Dizgide kelimeler. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. biraz açtı k rmak. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * Uygun. koridor. espaslı rlar nda klı ı . kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. ik nda klı * Sürekli. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. elverişdurum. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. iş gibi yerlerde. aralıvermeden. eyler . k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. barı rmak. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. araları açı k bulunmayan. arama * Aramak iştaharri. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. mesafe. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. geçenek. ra. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. espas. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. yarı açmak. klı * Sı vakit. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. fı li rsat. * Birbirine bitiş olan. * Bir sesi bir baş sesten. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. ilk * Ayakyolu. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. aralı z ksı . * Yarı k. i. harfler veya satı arası açı ğolan. bale.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak.

kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. fellâh. * Eksikliğduyulmak. kta eyler * Ş koş art ulmak. ine *İ steklisi bulunmak. çok aramak. tı * Ziyarete. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. mak. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. * Olumsuz. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. aranmak * Aramak iş konu olmak. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * Ş koş art ulmak. eyin unu * Önem verip istemek. * Düzenleyici. erli. hatısormaya gitmek. * Araşrmak. * Aranı çözüm. arantı Arap . * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. ine * Söz konusu olmak. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. özlemek. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. * (küçük a ile) Zenci. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. * Düzenleme. * Koyu esmer veya kara. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. yoklamak. Aramîce. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. * Bkz.

ak. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. mak Araplaş mak * Arap olmak. Araplı k * Arap olma durumu. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. arap saçı gibi * karmakarık. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. lan. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. kararmak. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. lan * Bu dile özgü olan. k il olan kça ağdoğ . Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Araplaş ma * Araplaş durumu. Araplı benimsemek.arap * Negatif fotoğ raf. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. ş ı Arapsaçı * Küçük. zamkı arabî. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi.

araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. inceleyen. müstemirren. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. nda arası olmamak * geçinememek. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. lması araşrma görevlisi tı . tı * Sürekli olarak. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. sı ı cağ cağsı ı na. mütecessis. araşrmacı tı tı tı (kimse). çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. tı i. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. vira. arkadaşk bağ kopmak. ararot kamı ş ı * Maranta. geçimsizlik olmak. Arasat * Müslüman inanına göre. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ .ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. geçirilmek. * Meraklı . ı araşrı tı * Araşrma. gözden. arası geçmeden * vakit geçmeden. arkası kesilmeden. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. araşrman. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. araları gerginlik. ara vermeden.

yokluğ duyurmamak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. dostluk kalmamak. araya gitmek * harcanmak. araşrman tı * Araşrı. istetmek.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. eskisinin yerini doldurabilmek. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. aratmamak * yenisi. soruş turmak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. * Aratmak iş i. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. kaybolmak. * Arzu ettirmek. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. sormak. karıklı kurban olmak. asistan. araşrman. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. eski yakı k. eyi iş . araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. araya vermek * yararsıbir işharcamak.

arazi açma * fundalı koruluk. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. patı . eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. k *İ linek. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. lan * Ardı l. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . k ma li araziye uymak * ortama. tetikli yay. arbalet arbede * Gürültülü kavga. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. * Belirtiler. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. * Kundaklı . arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. . tahvil. çevreye uymak. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. yer. toprak. k. görünmemeye çalı ş mak. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. yerey. i. rtı arbitraj * Hisse senedi. * Hastalıbelirtileri. semptom. * Türk müziğ bir birleş makam. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. * İ çürümeye yüz tutmuş aç.

ardı ra. ardı ra. ardı kadar açı na k * (kapı . aralı z. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. arkası ra. ası lmak. halef. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. * Servigillerden. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. takı lmak. arkası ndan. sı kahverengi. ardıra sı ardı ç * Peş inden. i la . pencere için) sonuna kadar açı k.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. * Musallat olmak. ç acın ardırakı ç sı * Cin. çatmak. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. hemen ardı ndan. * Sataş mak. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. peş bı ndan ini rakmamak. öncel karş . tükenmek. * Birisinin sı na ası rtı lmak. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ardı nca * Hemen arkası ndan. ardıardı n n * Geri geri. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). u türü (Turdus pilaris). ara vermeden.

ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. a i. lan ya * Ardiye iş leten kimse. mütevali. * Kayağ taşkayrak. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). argali * Boynuzlugillerden. * Bkz. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. argaçlama * Argaçlamak iş i. * Ardiyeye bakan kimse. arefe günü * Bkz. olan . n nda. peş bı ini rakmamak. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. arife günü. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. son vermek. iki. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. önlemek. tamamlamak. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. an . ardı bı nı rakmamak * Bkz. atkı nda lan . arife. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. antrepo. durdurmak. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. ş . ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. depo.

boğ dağ azı az. Kı saltması Ar. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. münezzeh. havada %1 oranı bulunan. * Söz argo durumuna gelmek. ı * Serserilerin. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. f. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. arı sokmak gibi * iğ nelemek. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. ı ı rlı nda olmayan bir element. arı biti * Kör. argonot * Kafadan bacaklı lardan. boğ . zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. arı gibi * çok çalı ş kan. rengi. z. acı söylemek. * Argıolma durumu. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. * Beceriksiz. * Zar kanatlı lardan. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). ı * Günahsı z. kokusu ve tadı 18. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. derbent. n * Geçit. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. bal ve bal mumu yapan. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca).9 olan. ş nmı katıksı . iş * Temiz.argı n * Yorgun. * Yabancıeylerden arı ş ş z. halis. saf. zayıbitkin. n na lanan ağ parça. söz arı kil .

arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. bozulan arkları temizleyip açmak. arıemek k * İçinin. sı sarı kuş rtı . cı kuru. arıçekmek k * tı kanan. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. kaolin. ska. arı k * Eti. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. karşğödenmeyen emek. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). kanı arı u kuş * Arı ugillerden. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. yağerimiş f. Kuzey Afrika. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. sı ı zayı lı z. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. açlı . lar nına arı sili * Tertemiz. * Fide veya fidan dikilen yer. . arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. Orta Asya'da az ağ klı il. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. arı mak klaş * Arı(II) olmak. k arı klatma * Arı klatmak durumu.

özleş mek. ı * Arı lanmak durumu. * Katıksı k. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı dokunmak na * utanç duymak. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . arı ma laş * Arı mak durumu. özleş me. arı lı k * Temizlik.* Arı(II) duruma getirmek. kovanlı n u k. i. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . k arı k klı * Zayık. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. arı ma. tirme. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı mak laş * Arı duruma gelmek. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. zlı * Kovanları konulduğ yer. laş arı lanmak * Arı mak. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı lı k arı nmak . ş zlı ı * Günahsı k. sı k. özleş tirmek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. i * Temizlenme. saflaş mak. tenzih etmek. vücutları . arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. arı laş duruma gelme.

* Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. za. arı tı cı * Arı özelliğolan. aksaklı k. * sonradan ortaya çı kmak. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. tasfiyehane. * Bulaş ş mı musallat olmuş . vb. * Katıksı arı ş z. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. . arı ş arı ş arı ş * Araba oku. * Çözgü. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. rafineri.* Temizlenmek. yağ için) Arı iş rafinaj. * Aksama. ı * Rahatlamak. arı za * Engebe. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. arı yapmak za * Bozulmak. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. petrol gibi maddelerin arı ğyer. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. k . ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. * Katıksıduruma getirmek. mak. duruma gelmek. tma i. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . * Arı iş tma i. tasfiye etmek. * (petrol. iş lemez duruma gelmek. tma i * Deterjan.

*İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. * Huzurlu. arifane * Arif olana yakı yolda. en * Bu halkla ilgili. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. ş tan * Geçici. nını u * Soylular sıfı nı. * Aksamayan. iş lemeyen. * Yarı yamalak. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. düz. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. * Çı plak. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . m * Engebesiz. bu halka özgü. m ı lı r * Aristotelesçi. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). dı gelen. eğ reti. bozulmuş . * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. arife * Belirli bir günün. arı z zası arı zî * Sonradan olan. arifane ile * ortaklaş a. hür. idare edecek biçimde. mutlu. rahat. Aristoculuk * Aristotelesçilik. varı . bozulmadan iş leyen. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). arya. için) Aksayan. aristokrasi * Ekonomik. biçimde. ön gün. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava.arı zalı * Engebeli. * (Araç vb. * Özgür. aristokrat .

ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. * Bu bilimle ilgili. lar. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. aristokratik * Aristokratlı ilgili. ağalma. düzensiz. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . * Ritimli olmayan. gezimcilik. Arjantinli * Arjantin halkı olan. ödünç olarak.* Aristokrasi yanlı. her yönü ile.5.3. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. sı * Soylu. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı .9. ndan ark . * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. reti. n lemler olan kolu.. ariyeten * Eğ olarak. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın.7. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . * Büyük bira bardağ ı .

beden. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. dayamak. gibi arka arka * Geriye doğ ru. eyin rt * Geri kalan bölüm. art arda. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . arı hark. * Arkada olan. kayı bulmak. sı nda n rı ğ ı . tmak ı lan k k. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. arka bulmak * bir koruyucu. peş . arkada bulunan. * Art. manevî yönden destek olmak. sı rmak nan arka olmak * maddî. piston. * Önemsiz. ş mak. n arka vermek * desteklemek. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. rüzgâr almayan kuytu yer. kanal. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. dayanı mek. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. . kayıcı rı. rtı ğ ı * (insan için) Vücut.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. * Otururken sı n dayandı yer. yabancı davranmak. cetvel. iltimasçı . arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. * Geçmişgeride kalmızaman. * Koruyucu. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. eyin * Ağ ı l. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. kayı na ı rmak. arka plânda * Geride.

(söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. * bir süre beraber bulunmak. arkadaş ça * Arkadaş olarak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. refik. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. içten olmak. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . i. içtenlikle. hempa. el altı ndan. eskimiş veya eser). ileri gidememek. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. lı a er ları kün arkadaş il. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. arkadaş na çok düş olan kimse. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. dedikodusunu yapmak. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. m. eş etmek. belli etmeden. yüklenmek.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. refakat etmek. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. yâren. destek olmak. * Arkalamak işyardı müzaheret. geride kalmak. gizlice. geride kalmak. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. a ş ı ş . * Konuş ve yazı dilde. korumak. müzaheret etmek. ünsiyet. m . bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. birlikte gitmek. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. dostça. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak.

arkalı rken kları ğ ı k. sürekli olmak. taş rtı ı mak. kalı bir tür kı hı nca sa rka. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. arkası ra sı * Ardı ndan. ı arkalı klı * Arkalı. bitirilmek. ı kullandı arka yastı. semer. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. sı dayayacak yeri olmayan. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. son bulmak. dayanağolan. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. ndan . arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. yerinden düş ürülememek. arkası nmak alı * sona erdirilmek. koruyucusu. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. güçlü olmak. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. * desteğ sağ ini lamak. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. destek olunmak. peş inden. * Sı dayamaya yarar yer. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. arkası kesilmek * tükenmek. sı dayayacak yeri olan. bir yerde durdurulmak. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. arkası gelmek * devamlı olmak. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak.arkalanma * Arkalanmak iş i. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. * Koruyanı .

una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. iltifat etmek. görüş fı aramak. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. * İ ana madde. arkaya kalmak * geride kalmak. arke arkebüz * XV. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . övmek. koruyucusu. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. lk . arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. dayanağolmayan. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. arkası sı nı vamak * okş amak. arkası almak nı * bir iştamamlamak. ertelemek. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. sonraya kalmak. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. arkası z * Arkalı olmayan. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. taş ı nabilir ateş silâh. geriden gelmek. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda.

ekil. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. kum taştüründen bir tortul kayaç. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. sılgan. limanda kı ş lamak. ş ta arma * Bir devletin. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. kı * Kuzey kutupla ilgili. arlı ndan. utangaç. kı arlı * Namuslu. halat ve yelken takı . yerli arma soymak * hareketli olan armayı . arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. kuzey kutup yakında olan. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. arkeoloji uzmanı bilgini. su nda. nı * Arlanmak iş i. kazı mı bilimi. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. seren. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. seren. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. * Geminin direk. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. armada armador * Donanma. nda açı ilik * Kazı bilimci. nda armağ an .organı . ip. sılmaz. harf veya ş ongun.

* Ticaret gemisi sahibi. * Armut biçiminde olan. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). çiçekleri beyaz. n da) lar armut * Gülgillerden. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. hediye etmek. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. mıka. sulu. ı z sı zı * Akordeon. * Bağ. mutlu etmek için verilen ş hediye. * Fazla bön. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. . ihsan. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. letmeciliğ i. * Ödül. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. ey. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . armut gibi . ak. * Gemi iş letme işgemi iş i. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. * Armonika. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. armatörlük * Armatör olma durumu.* Birini sevindirmek. en. an armonik * Armoni ile ilgili olan. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra.

ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). Arnavut biberi * Acı rmı biber. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. bön. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . armut biçiminde top. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavut bacası * Çatı penceresi. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. aromatik * Öküz gözü. mastı ğ ı çiçeğ i. . Arnavutlarıkullandı dil. * Arnavut halkın bütünü. n) * her ş kusur bulmak. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. sır gözü. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. nda ğ ı . Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk.* çok anlayı z.

tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . yiyecek gibi ş veya para. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. altma düzeni olan. harp (II). k eyler * Baş k. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. * Tüfek. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. * Arpa konulan yer. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. * Yabanî arpa. arp * Bkz. aromalı . arpa * Buğ daygillerden. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. arozöz * Kamyon. i. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. sulamaya yarar araç. . * Bu bitkinin taneleri. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. yurdumuzda mı lan. llara arpa suyu * Bira.* Hoş kokulu. arpa ektim. arpa tarlası . arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse.

* Kolayca üreyebilen (bitki). keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. arsı z * Utanması kı olmayan.arpalıetmek k * arpalıyapmak. n çan rnı saltması As. arslanlı . yoğ 33. arsı k etmek zlı * utanmadan. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . arsı ulusal * Uluslar arası . ı ı rlı unluğ 5. acak ş lıklı rnaş . arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. sı otu. . zı k. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. mak. ş * Aç gözlü davranan (kimse). ş klı * Arp çalan kimse. yıı yüzsüz (kimse). arsı yakı biçimde. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . arpası gelmek çok * coş azmak. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. sı ı k. Kı en. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. sılması lık. kı arslan * Aslan. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan.91. yıarak. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. aç gözlü davranmak. yüzsüzce davranmak. arsı zlanmak * Arsı k etmek. metal görünümünde basit element. kudurmak. sılmadan. sı arak.7 olan.

ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. art avurt . troleybüs. arş kadar. * Tren. geri. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş ı nlamak * Arş ölçmek. ivde art * Arka. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. arş saklamak. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. nda * Belgelik. * Bir ş öbür yüzü. adı mak. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. lk * Dokuzuncu kat gök. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. * Arş idükün karıveya kı. * Keman yayı . ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay.

sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. nı * Art düş ünce. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. fazla bulunmak. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. p. alan.* Avurdun arka bölümü. an. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. hareket). bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. artçı lı k * Artçın görevi. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. hinterland. ğ u . ta. g. bereket. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. diyakronik. artakalmak * Artmak. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. . yında art damak * Damağ arka bölümü. geriye kalmak. bereketli. iş sı nı i.

artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . * Bundan böyle. pozitif sayı . sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. pozitif. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. ldı * Kalan veya artan bölüm. daha. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. . artağ ş an. lda l.arter * Atardamar. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. ey ktan * Daha çok. iş ş gücünün karşğolarak. yeter. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. . * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. i un * Atardamar bozukluğ u. artıemek k * İçinin. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. artı m * Artma. *İ çildikten. sonra. zait. anot. metal uçlardan artı yüklü olanı . karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. * Katyon. * Sırdan büyük. daha fazla. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. gün. * Artı klamak iş i. artı çoğ ş alma. sırdan büyük sayı areti fı . karşğödenmeyen emek. artıdeğ k er * İçinin. fı iş ). * Artılmak iş rı i. dört yı bir gelen 29. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. * Trafiğyoğ olan ana yol.

tasarruf etmek. artma * Artmak iş i. artma. artmak artmak * Büyük heybe. çoğ altmak. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. ince ktan * Değ yükselmek. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . * Artistin görevi. * boylu poslu. * Yükseltmek. ekil z. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. sanatkâr. * Artı rmak işyapı i lmak. * Eskisinden daha çok çoğ almak. artı rma * Artı rmak iş i.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. alı . * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. çoğ lmak. en ğ ı * Arttı rmak iş i. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. tezyit edilmek. mlı * Artiste benzer biçimde. sanatçı . artist gibi. eyi rma i. iltihapsı süreğ eklem hastalı. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. * Müzayedede artı rma. güzel ve alı (kimse). * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. n müzayede. * Genellikle ş bozucu. artı çoğ ş m. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. * Artist olma durumu. sanatlı n i e . fazlalaş eri mak. * Eklem romatizması . artı rmak * Artması sağ nı lamak. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek.

* Yer bilimi. n. stek. arz etmek * sunmak. * (büyük bir makama) Anlatma. jeoloji. * En. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. sunu ve istem. enlem dairesi. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. geniş lik. * saygı bildirmek. enlem. bildirme. arz dairesi * Bkz. * Yer. * Enine olan. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. istida. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. ü Aryanizm * IV. arzuhâl * Dilekçe. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * Heves. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . arz * Sunma. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. unu . yeryüzü. arz derecesi * Bkz. liğ i.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. arzanî arziyat arzu * İ dilek.

stek arzulu *İ stekli. sinirsel. sinirlenmek. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. arzulamak * İ duymak. yazan kimse. asa * Bazı ülkelerde. i As * Arsenik'in kı saltması . arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. sinirlilik belirtileri göstermek. hevesli. asas kat as yön asabiyeci . * Sinirle ilgili. hevesini alamamak. arzulama * Arzulamak iş i. istemek. özlemek. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. allerin. *İ skambil kâğ nda birli. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. hükümdarları mareş n. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. mektup vb. asabîleş mek * Kı zmak. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. öfkelenmek. din adamların güç sembolü olarak. as as * Kakı m. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. n kları asabî * Sinirli. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. ü it * Ara yön. * Ast sı nıkı lmı.arzuhâlci * Para ile dilekçe. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey).

asabî yapıolma. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . o görevin sahibi olan kimse. soy gazlar. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). * Bir görevde temelli olarak. ksenon). *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. * Bir görevi yüklenmiş olan. ı tı * Kendi adı hareket ederek. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). yaş ş .asabiyet asal * Sinirlilik. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. vekillik karş . mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. . * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. vekâleten karş . argon. kripton. asamble asansör araç. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. * Yapı eserler. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. esasî. lı * Başca. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. temel niteliğ olan. neon. ası l olarak. tufeyli. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. ekti. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. lar. parazitoloji. asalak parazit. n * Soyluluk. asillik. ş ması sağ asap asar * Sinirler.

* Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). i aç * Eş zamanlı olmayan. n nda lan ş ı .asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. lar. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . asbaş kan *İ kinci baş kan. * Sirkeyle ilgili. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. lan r. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. senkron. saydam. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). acın çizilerek elde edilen bir reçine. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. ı tı n * İ kullanmadan. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. sarı kokulu. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. ortanı n çorbacı ına verilen ad. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . u. güvenlik. ases * Gece bekçisi. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. yadıkurun. eş lama baş zaman karş . asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. düzenlilik. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı.

fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. lan ulan asgarî * En az. sahabeler. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. nda * Asmak iş i. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. en aş ı azı ağ en ndan. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. nesep. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. * Hz. gerçek olarak. nı ğ ı ası lar l sayı .* Asfaltlanmı ş . asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. * Gerçeklik. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. e rakı ş ası k * Somurtkan. ük. sağk. kopya karş . * Gerçek. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. * Minimum. kaynak. lan ş * (a'sıBaşca. ı lü ası l * Bir ş kendisi. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. * Bir ş temelini oluş eyin turan. köken. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. ana. asfaltla kaplanmak. ulaş ve kültür gibi da. hakikat. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. eyin ı tı * Kök. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. baş gelen. ashap * Sahipler. * Ası lı . * Soy. ortak payda. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. en düş . uyuş konu. örnek. esas.

intifa etmek. * Israrla üzerine gitmek. ası lanma * Ası lanmak işintifa. ı * Asma iş i. tehir. süspansiyon. * Sı an. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. . ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. idam edilmek. ru z. sonuna kadar mücadele etmek. sı mak. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. ası ş lmı adam * Salepgillerden. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. dayanaksı köksüz (haber). ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. * Tutup çekmek. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. * Ası iş lmak i. temelsiz. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. ası olmak ntı * tebelleş olmak. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. tavik. ey ı sı srar * Hı eline almak. süspansiyon. ı etmek. * Ası ş lmıolan. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. tebelleş rnaş olan kimse. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. kökenli. i.

asilik etmek * karşgelmek. asık rlı asi * Yüzyık. * Soylu. baş ı kaldı rmak. bakımsı k. sonuş maz. ş zlı ı * Simetrik olmayan. asil * Soylu. kendine benzetme. * Soylu olma durumu. aside asidimetre * Asitölçer. * Bir görevde temelli olan. isyankârlı k. kendine uydurma. isyan etmek. * Bu söz "benzeş mek". ı tı asileş me * Asileş iş mek i.* Çağ . dik baş. vekil karş . asileş mek * Karşgelmek. * Yüksek duygu ile yapı lan. rsı lı * Un. asillik * Asil olma durumu. bakımsı ş z. baş rmak. lsa tı ı riyi ru. ası rlarca * Yüzlerce yı l. soyluluk. özümleme. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. isyan etme. llı * Baş ran. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. isyan eden. * Benzeş me. asalet. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. asilzade asilzadelik * Soyluluk. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. . ı kaldı asilik * Asi olma durumu. kaldı * Hayı z. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan.

ş ı . tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. ale * Askerlik görevi veya ödevi. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. asidimetre. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. borik asit.asistan * Yardı . askerce askerci * Asker yanlı. mcı * Araşrma görevlisi. asit alkol asit borik * Bkz. fenol. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. z * Topluluk düzenine saygı olan. * Bkz. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. tı asistanlı k * Asistan. yı man yı na asker gibi * disiplinli. z. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . ldı ş ı la. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. tahkimli bölge. sı askercilik * Askere yakır biçimde. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. gemi. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. disiplinli. asklı . ini. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. düzgün. * Bkz.

askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerlik niteliğkazanmak. disiplini. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askere özgü. askerlik ödevi ordu hizmeti. * Bir tür çocuk oyunu. askeriye * Askerlik. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük.* Askerci olma durumu. askerlik * Asker olma durumu. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. . rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerî * Askerlikle ilgili. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerlik etmek * askerlik yapmak.

* Ası saklanacak sebze. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. * Zodyak üzerinde. yı cı rtı. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . erkekleri yeleli. uzunluğ 160 cm. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. * Gürbüz ve yiğ adam.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. . Zodyak. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. arslan. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. tabanca gibi ödül. ı z * Askı olan. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . fener. savsaklamak. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. meyve. hiçbir biçimde. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. lı p * Vestiyer. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . Afrika'da yaş ayan. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. rı n larak u * Çay. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. n * Hiçbir zaman.

ası z olmak. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. güçlü ve yakıklı ş . doğ u. eyden korkmayan. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. sarı . güzel. türlü renkte. aslan gibi. aslanpençesi * Gülgillerden. itlik. aslen * Kök veya soy bakı ndan. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . mı aslı astarı * iç yüzü. gerçek ş ekli. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. onun kiş ini belli eder. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. lsı . aslanağ zı * Sı otugillerden. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . aslanı m! * gençler. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. i. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. nan aslan sütü * Rakı . beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. yiğ ş ı itçe. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslan gibi * boylu boslu. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. yer pı lan rasası (Leonurus). aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. *Ş irpençe. raca aslanca * Aslana yakır yolda. ı * sağğyerinde.

aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. . nı na il lar. * Bu türün ince uzun. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. * Asmagillerden. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. sebze olarak kullanı ürünü. filoksera (Phylloxera vestatrix). nı altı na asliye asma * Temel. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. lgan. * Asmak iş i. aslı yok faslı * yalan. * Ası şası lmı lı . * Soyu sopu. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). aslî düş ünce * Ana fikir. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. nan. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). altı kat. sarı renkte bir böcek. k . gerçek olduğ ortaya çı u kmak. uydurma. asma biti * Eş kanatlı lardan. larak lan asma yaprağ ı . msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. esas. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. aslî * Temel olarak alı esas olan. asmalara zarar veren. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad.

cı . aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. Muhammed'in yaş ğzaman. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. * Asması olan. idam etmek. asmagiller * İ çeneklilerden. gerçek olmayan. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. emmeç. birbirini tutar renk ve yapı olan. * Üzerine takı nmak. daş ma. birbirini tutar renk ve yapı olan. kuş anmak. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. her dizenin sonunda gelen. asrîlik * Çağ llı cık. toz vb. * Asma için ayrı ş veya toprak. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. genellikle saksı yetiş da tirilen. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . ekş rak ilâç. * Modern. çağ l. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. * Havadaki duman. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. çağ laş daş mak. asparagas * Uydurma. gibi aspidistra * Zambakgillerden. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . da asrı saadet * Hz. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. gerçekmiş gösteren haber. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak.

madun. * Alt. astarlanmak * Astar geçirilmek. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. perde. astar sürmek (veya vurmak. resim yapı lmadan önce sürülen boya. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. nda nmıve . çanta.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. halat. astarlanmı ş . rmak astarlı * Astar geçirilmiş . va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. nan . u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. lı kta. * Giyecek. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. çekmek) * astar boyası boyamak. olmak. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. astar sürmek. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . ayakkabı ş gibi eylerde. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. ı r. astarlama * Astarlamak iş i. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. astarlamak * Astar geçirmek. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. ağ vb. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlatma * Astarlatmak iş i. * Boyacı astar vurmak.). elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. astarlanma * Astarlanmak iş i.

ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astigmatizme tutulmuş (göz). astı astı kestiğkestik ğ k. * Gök fiziğ i.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. felekiyat. müneccim. ı i * acı z. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. müneccimlik. * Atom numarası olan. * Aş çok yüksek. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. gök bilimci. * Net görmeyen. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. astronomi * Gök bilimi. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. * Asmak iş yaptı ini rmak. * Yı z falı uğ an kimse. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astı m astı mlı * Astı olan. . i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. astatin * Astat. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu.

astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . n asude * Sessiz. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. . * Huzur içinde olma. aş nlı astronot * Uzay adamı . gökyüzü. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . mutfak. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. * Gök. n. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . ayan * Asya'ya özgü olan. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. mutluluk. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . rahat. Asya ile ilgili (olan). sakin.

ru. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. * Bayağ adî. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. aş. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. yı kmak. aş z ı tı hane. hor görmek. miktarı . denk olan. aş ermek. imli * Niteliğdüş kötü. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. * Daha küçük. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. tiksinmek. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. . aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. i ük. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. er * Aş ı yere doğ ağ ya. değ yönünden daha az. lokanta. çok arzulamak veya nefret etmek. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. adî. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. nma lı r. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. yer. rı * Para ile yemek yenilen yer. eri aş yermek * Bkz. yerleş bölgesi. ı . unu r. niteliğalçalmak. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. aş ı ağalmak * devirmek. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. beğ enmemek. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. im im * Genel ev. daha az. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur.

me. adilik. merhale. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. hafifsemek. mertebe. tenzil etmek. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. basamak. aş ı yukarı birlikte. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. tezyif etmek. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. i ük. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. paye. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). evre. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. lması ru . aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. alttan almak. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. rütbe. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. * Niteliğdüş adî. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. hor görmek. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. hafife almak. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. n.

aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. aş ar * Ondalı k. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. kiremit rengi. * Mutfak. hiyerarş er mı i. * Aş (kimse veya bitki). * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. ahçı iren . * Yemek piş satan kimse. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. irip * Yemek yenilen dükkân. * Yemek piş kimse. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. hiyerarş ş i. aş erat aş hane . aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. m nan * Ondalı k. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. evi. * Aş evi. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. aş lokanta. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. kademeli. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. aşbaş n görevi. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . göz. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. aş amalı * Aş aması olan. irme veya * Onluklar.

vurgun. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. * Ahbap. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. tutulmak. ı rma. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. aş çatı nda. tutkun (kimse). arkadaş bir seslenme. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. en na e * Dalgı kalender (kimse). gibi * Aşyapan kimse. * Yapı ları uzun mertek. âş olmak ı k * sevmek. aşyapmak. en ndan . sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. ı aş atmak ı k * yarıetmek. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. n. ı k n * çok seveni. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. lerini sazla söyleyen. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. düş künü.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . yarı ş ş mak.

lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. * Yeni aş ı ş aç. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. telkin etmek. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. muaş ı seviş lı aka. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. uğ cak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. uğ cak. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). * Aş ı nmak iş i. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. ı * Aş ı ş aç). ilkah. * Erozyon. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. etkilemek. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. * Aş ı latmak iş i. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. aş ı lma * Aş ı durumu. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. aşyapmak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . aş ı nma . lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek.

aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. ı rı . rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. koparı lmaları eritilmeleri. * Ötede. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. * Aş ş ı yer.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Aş olma durumu. fazla miktarda. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. müfrit. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. önem veren. çok. nmı * On sayı. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . * Çıntı silinmek. * Gereğ inden fazla. itikal. ta ş pratı p. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. taş n. aş ı rma. düzleş kı ları mek. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . * Eskimek. erozyon. usandı rmak. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . yı pranmak. ötesinde. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla.

mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. * Aş ı rtmak iş i. aş ı rma. intihal. saklamadan. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. k. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. iş * Aş lmı ı ş rı . aş ı rma * Aş ı iş rmak i. k. kça. ş * Siper. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. * Baş nıyazı ndan bölümler.* Aş ı iş konu olmak. belli etmek. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). kova. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). lacak * Dağ geçidi. bakraç. ortaya çı kmak. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. . meydanda olan. * Bildik. kuytu yer. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. * Açı apaçı belli. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. dost. dı . * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. na * Çalıgötürmek. aş çatı nda ı k. * Küçük kazan. * Yapı ları uzun mertek. * Aş ı rmak. aş olmak ikâr * belli olmak. belirginleş mek. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. * Aş ı yer. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . arkadaştanık. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i.

fazla. tanığ belli etmek. oturulan yer. Aş ı lamak. sevi. tanık olan. ş k. * Ev. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. seviş kide mek. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. Aş ı lama. dı aş k inalı * Birbirini bilme. . ı sı nama. * Çok. * Kuş yuvası . ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . * Benzerlerinden üstün. zahire. sitem bildirir. ş an aş lama aş lamak * Bkz. aş ma . coş eyi mak. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. aş mak * Bkz. tanı tanıklı ma. aş düş ka mek * âş olmak. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . mesken. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak.* Bilinen. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. * Aş iş mak i. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. coş kunluk göstermek.

* Aşrmak iş tı i. ları inin nda kları anlatı r. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. * Aş iş yaptı mak ini rmak. aş na * Aş ina. ey. it at binenin (veya iş bilenin). ı ma lan * Satrançta. atlar anası . * Gizli dostluk. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. sivri köş yuva. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. * Aş olma durumu. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. * Görünmeden kaçmak. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. kuru yemiş ş day. açısaçıkadı kokot. k k n. -at. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. * Oynak. aş ayı ure * Muharrem ayı . . onun tutumuna göre davrandı nı n. bitmek. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. üfte At at * Astatin'in kı saltması .* Yüksek. na * (süre) Geçmek. aş fiş na ne * Gizli dost. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. sona ermek. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. * Atgillerden. binme.

at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. at çevirmek * geri döndürmek. meydan olur (bulunur). elmas. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. değ erlendirememe. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). veya bulmak. at koş turacak kadar * pek geniş . * bildiğve istediğgibi davranmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at oynatmak * atla hüner göstermek. sabit fikirlilik. * yarı ş mak. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. 15 ile 30 m yükseklikte. se lan eyler at olur. geniş yapraklı . * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. an. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). meydan olmaz (bulunmaz). n .at cambazı * At alısatan kimse. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). . at sineğ i * Atıtüyünün rengi.

atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . ahî. ataya çekme. n buğ atalı k atama . saldışhücum. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. e lan. * Saldı. yapmak. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. * Geveze. kanatları u büyük ve küt. i. atabey. tayin etmek. ata et. uygulamak. * Eski Türk devletlerinde. ite ot vermek * bir işters yapmak. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). bir at var. iş kalma. * Tembellik. atak atak yapmak * akıyapmak. davranı cür'et. * Atı akı lı m. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. pederş patriarkal. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. hamle. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. i atabek atabey * Bkz. atavizm. uzunluğ 8 mm kadar olan. n. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. * Atamak iş tayin. yalancı . iş ş siz lemezlik. k. rı rı . * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . atı yapmak. * İsizlik. meydan yok * yapacak güç var. pederş ahîlik. ata * Baba. at. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. ama kullanma imkânı yok. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n .* Çift kanatlı lardan. ş .

at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. geleceğ rlı e yönelik. * Su aygı. enin ğ ı * Tutacak. evrensel ağ klı e ı . Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. tayin edilme. akla. * Ataş görev yaptı yer. atanmak * Bir göreve getirilmek. atavik * Atacı ilgili. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar.atanma * Bir göreve getirilme. ate * Atacı lı k. uygulamalar ve ilkeler bütünü. Atsan atı lmaz. daş amaçlayan. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. ı er ı yan ş iryan. elçilik uzmanı e lı . bilime ve gerçeğ dayanan. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). . ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. tayin edilmek. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. ya u vanca karşda ilgisizlik. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. birbiri ile uyumlu amaçlar. satsan satı vb. atanma yapmak * tayin etmek. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. * Bu ilkeye bağlı lı k. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. i ünü. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. rı * Soy at yetiş tiricisi. Kemalist.

nç. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. * Tanrı maz. tehlikeli bir durum almak. coş acele davranmak. önüne geçilemez. * Büyük üzüntü. acı . radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. cı n lması * Vücut ısı sı. rmı. li * telâş lanmak. hı hı rs.* Ateist. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. k. ateş ğ balı ı * Sardalye. * (ateş silâh) patlamak. atelye aterina ateş * Bkz. ateş almak * yanmak. tutuş mak. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. öfkelenmek. heyecanlanmak. acele etmek. i mı ateş kmak çı . ateş basmak * kı zarmak. örneğateş i böceğolan böcekler takı . kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. od. sılı baş kan yürümek. alev * Öfke. * Coş kunluk. k k ateh getirmek * bunamak. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. mak. felâket. * Tehlike. * Gümüş ğ balı. ateh * Bunama. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). atölye. * Kı zı renginde olan. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim.

li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. hareketli. * çok öfkeli olmak. çalı ş kan. meydanlarda ateş yakmak. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. * Çok yaramaz (çocuk). ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. ş kan * kı rmı. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. man lmı içi . ateş püskürmek *ş iddetli. in * Çok canlı . pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. ateş saçmak . cı ateş gibi * çok sı cak. becerikli. ateş pahası * Çok pahalı .* Bkz. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. çalı ve becerikli. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. yangıçı n kmak. ateş parçası * Ateş bir bölümü. öfkeli konuş mak. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş püskürmek. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. ş kan. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. * zeki.

ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. ateş vermek * tutuş turmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. ateş in * Ateş coş li.* çok kı zmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. kundak sokmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. e klı la. kun. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş lası tuğ * Ocak. vapur. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. coş mak. le * Fabrika. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. sinirlenmek. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. * bir yeri kasten yakmak. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. çok öfkelenmek. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. . li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak.

ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. * Top. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. i * acı. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. i * Coş coş kun. coş kulu. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. * Cinsel istekleri güçlü olan. * Coş mak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. ateş lendirmek * Coş turmak. bı ş ma. li ateş letme * Ateş letmek iş i. turucu.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. ş iddetlenmek. un bir . kış zı mak. ş ş kı iddetlendirmek. * derece ile ateşölçmek. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. hararetli hararetli. kı rtmak. yanmayı yı azaltmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ateş lemek * Tutuş turmak. cı * Kı rtmak. lan ateş li * Ateşolan. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. yakmak. heveslendirmek. lı ı .

sıntıdurum. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. li ateş perest * Ateş tapan. atısu k * Evlerde. inayet. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. yüklemek. ası z eyler * Atı olma durumu. attını yi an ğ vuran kimse. lı k. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. i * Yöneltmek. isnat etmek. ş ı atı l . iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. eş içine alan. çevirme. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. lmı atı . çevirmek. yükleyerek. . e ateş gömlek ten * acı . cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. tek parmaklı memeliler familyası . dayanı lmaz. atı cı * İ niş alan. kayra. * Yöneltme. tüfek gibi silâh. yilik. * Atı ş lan. * Mal ederek. * İ kili bulma. liş * İ bağ. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. lütuf. * Ateş lan veya konulan yer. i.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. * Atları ekleri ve zebraları . mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . ihsan. üzüntü veren.

* Bir ş doğ birden gitmek. hamle. atı yapan. hamleci. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . nabıiçin) Vuruş z . atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. k. iş yaramaz. * Atı iş lmak i.* Tembel. lamak. * Atmak iş i. aylak. * Patlamak. * İsiz. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . süreduran. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. çarpı ş . lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. ine * Saldı rmak. acak. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. ş * Etkisiz. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. hücum. * Konuş yazacak söz veya bilgi. atı lmak i lma. * Giriş ken. hallaç. * Hı ilerleme. . atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. u. atı ş * Atmak işveya biçimi. * Atmak iş konu olmak. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. n tı ve * (kalp. savlet. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. ditme iş yapan kimse. lma i. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. * abartmalı konuş mak. e * Bkz. atı k lganlı * Atı olma durumu. hücum etmek. hamle. birden bir davranı bulunmak.

* Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Atı rmak iş ş tı i. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. eski zamanla ilgili. n ş ş ı * Saz ş airleri. atkı * Soğ a karşomuzlara. veya beton destek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. ş tı ati * Gelecek. çevik. çevik. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Atkı lamak iş i. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. kadı ları ı n * Büyük yaba. * Çabuk davranan. * Ağ kavgası ı z etmek. atkı lı * Atkı olan. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . * Eski. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. çeviklik. yandan iliklenen ince uzun parça. * Çabuk hareket edebilen. baş sı veya boyna alı örtü. argaç. sı atkuyruğ u . uğ ı a. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. ş tı yapı * Atı ş iş mak i.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. üst eş ik. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. poligon. argaçlamak. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek.

aldanmak. * Çocukları atlama oyunu. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . ç. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak.* Atkuyruğ ugillerden. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. * Okuma. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. * Çı kmak. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. . ı . atlanma * Atlanmak iş i. inmek. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. kök sapı ömürlü olan. * Binmek. atlama * Atlamak iş i. ara bozanlıetmek. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. atlanı lmak * Atlanmak. * Yanı lmak. yazı yazma. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. atlama beygiri * Yüksekliğ1. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u .

ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. atlaya zı playa * atlayarak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atletik * Atletleri ilgilendiren. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. nda atlar tepiş arada eş ir. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. * Vücudu geliş . rafyası ekonomi. isteyerek. miş . i yapı atlar anası * İ yarı ri . i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . erkeksi kadı n. * Aldatmak. biçimli. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. * Savmak. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. * istekle. atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Atlamak iş lmak. atlet gibi. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. * Savsaklamak. * Yüzü parlak. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak.

ok gibi ş un. göndermek. * (sille. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . tirmeye yarayan koş atlama. i * Sözle sataş mak. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. * (kalp. kestirerek söylemek. * Uzatmak. çevikliğ yetenekleri geliş i. * Ata binmiş kimse. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. * Örtmek. çki * Bilmeden. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). dı ya vermek. kı Vurmak. bir kenara koymak. farkı z. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . * (kurş gülle. * Değ eksiltmek. lı ç) * (top. * Yalan veya abartmalı söylemek. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. süvari. çarpmak. ndayı atmaca * Kartalgillerden. tokat. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. söz * Çatlamak. atma Recep. tı rtı kuş * Sapan. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak.atletizm * Beden gücünü. * Kovmak. bir eyi * Çı karmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. erini atmak . ilgisini kesip uzaklaşrmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. ağ k kaldı ve atma gibi. atma * Atmak iş i. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. dı ya çı ş arı karmak. * İ içmek. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * Yay ve tokmakla ditmek. eyleri) Hedefe iletmek. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. uçaklar vb. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. tı * Koymak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. atlı * Atı olan. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. tek u. * Yerleş tirmek. kabartmak. ilgisini kesmek.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı .

anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. bağ ı rmak. * Göndermek. gaz . bı rakmak. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. meni. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. bel. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Haykı rmak. palavracı (kimse). yollamak. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. * Hava yuvarı . ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). sahiplenmek. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. halka biçiminde adacı mercan ada. * Söylemek. artıbölünemez. * Mercanları bir araya toplanması oluş . ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. cevvî. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. an elektron yüklü merkez bölümü. palavra.* (renk için) Solmak. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . alı ş mak. * Etkisi kaybolmak. atol atom parçacı k. atmasyon * Uydurma. sperma. hava. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. er suyu. an lan . unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). atmasyoncu * Uydurmacı . na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. n ile muş k. * Götürmek. 76 cm uzunluğ nç lan.

terileri oyalayı. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. . attı rma * Attı iş rmak i. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. iş ları yla raş n şı tı lik. * Yeni bir bestecilik çırı göre. * Altı n kı n'ı saltması . attı rmak Au aut geçmesi.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. karı p lan * Atomla ilgili olan. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. sı * Atomla ilgili. denizde. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. ilgi çekici gösteri. atomculuk * Evrenin. aktar. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). av * Atmak iş yaptı ini rmak. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. eğ cı lendirici. atsan atı lmaz. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. attar * Bkz.

* Avanak gibi. aptal. * Tuzağ düş a ürülen. iş . avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. avanak gibi davranmak. iş türe-v vb. bön. av köpeğ i * Tazı . * Halkıaş ı n ağtabakası . * Halk. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. av mevsimi * Av dönemi. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. kopoy. le-v. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . kendisinden yararlanı kimse. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . k avangart * Öncü.* Bu yollarla yakalanan hayvan. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. . avanakça davranı ş . av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. öd-ev. avanaklıetmek k * aptallıetmek. avanağ uygun düş biçimde. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. aptal aptal. . av avlanmı tav tavlanmı ş . ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). na-v. lan mı aval * Ticarî senetlerde.

ey. peş ı na lmak lan inat. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. yararsı z. . avantajlı * Yarar sağ layan. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. stan ayan * III. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. avantür * Serüven. avans almak * öndelik almak. avans çekmek * öndelik çekmek. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. kötü. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk.IX. macera. beleş bedavacı karcı çi. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. için * İe yaramaz. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . .VI. emek vermeden sağ ğkazanç.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. avans vermek * öndelik vermek. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. ladı ı avantacı * Çı . lı k. çilik. . beleş ten. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. Avarca * Avarlarıkullandı dil. kâr. n ğ ı avare . . yararlı (durum veya ş ey). avantadan * bedavadan. avanta * Bir kimsenin. öndelik.

avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. k avarelik avarı z * İsizlik. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. baş luk. aylak dolaş siz. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. baş . sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. raş . engeller. * Engebeler. * Avcı özgü olan. * Kazalar. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. siz ı boş mak. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. tümsekler. kokusuz. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. ı * Yüksek ses. belâlar. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. tanı kimse. nara. baş luk. aylaklı ş ı boş k. mek avareleş mek * Aylaklıetmek.* İsiz. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. yüzey biçimleri. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. aylak. iş güçsüz. baş . parlak zehirli bir bitki (Adonis). avareleş me * Avareleş durumu.

unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . na * Tavana ası ş lan. avlanmak * Avı olan yer. diri * Tuzağ düş a ürmek. amdanlı . avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. acı avlak avlama * Avlamak iş i. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). . av yeri. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. geri gelmek. avdetî avene averaj * Ortalama. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. lâmbalı . * Sayı . farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. avdet etmek * dönmek. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. avcuna saymak * peş olarak ödemek. billûr. avize ağ acı * Zambakgillerden.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. * Yardakçı lar. çok . avlanma * Avlanmak iş i. kurnazlı kandı kla rmak. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek.

avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. * Avuçlayarak. av için dolaş mak. * Elin yarı yumulmuş durumu.* Avlamak iş konu olmak. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Afş ar. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. Avrupalı gibi. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. m avuç avuç * Her defası bir avuç. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. yardı istemek. Avş ar avuç * Bkz. avuç dolusu . Avrupa ile ilgili (olan). elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. * Amerikan armudu (Persea americana). Avrupalı benzer. * Elin iç tarafı . nda * (para için) Bol bol. pek çok. ine * Ava gitmek. Avrupa halkı olan kimse. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. * Kadı n. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. para istemek. ndan * Avrupa'ya özgü olan. ava çı kmak. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. . davranıve yaş ları benimsemek. nda k. * Karı . nları kları avret * Ut yeri.

avukatlı k * Avukat mesleğ i. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avundurma * Avundurmak iş i. * Oyalanmak. avuçlamak * Avuçla kavramak. mahkemelerde. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. * (hayvan) Gebe kalmak. *İ nsanı avutan ş teselli. ı * Gereksiz. * Avukatı yaptı iş n ğ . korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. teselli. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. avuçlama * Avuçlamak iş i. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. avuçla almak. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. acını sı unutturmak. * korkutucu büyük sözler söylemek. ey. müteselli olmak. avuntu. luğ iş avurt ünsüzü . boş savunma. i.* (para için) Pek çok. avuç içi kadar * pek küçük. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . teselli bulmak. teselli etmek. * Acını sı hafifletmek. dar (yer). yetinmek. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak.

dene-y. . al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. yüz-ey vb. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. * Avutulmak iş i. yapa-y vb. r. teselli eden. dal. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . *İ simden isim türeten ek: kol-ay. hale. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. gün-ey. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). açı ey k. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. yüksekten atan. düz-ey. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). * anlaş ı lmayacak bir ş yok. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. -ay / -ey. teselli etmek. el. ağ veya aş rma. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. fladı ı avurtlu * Çalı satan. bel. * Avutan. avurtlamak * Büyülenmek. avurtlama * Avurtlamak iş i. a a ndan an ndan bal. * Çalı satmak. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . yüksekten atmak. hesap ortada. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. kamer. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. ay aydı hesap belli n. i. avutma avutmak * Avutmak iş teselli.

n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. görünüş balıbaş benzeyen. ay parçası . ay evi ay gibi * Ayla. husuf. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. tı için lan ak yapan araç. ay örümceğ i * Ay modülü. * Bkz. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. kamer takvimi. teber.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. mehtap. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. ınlı ldı ı muş . ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. 3 m boyunda. kemer balı (Mola mola). kta kta ay dönümü * Aybaş ı . nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). geceyi açı geçirmek. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. pervane balı. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı .

heyecanlanmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. ayağdüş ı mek * Bkz. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). * (hasta) iyi olmak. telâşkapı a lmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. yolu düş mek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. ayak tabanı .* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. * telâş lanmak. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. . iyileş mek. avuç içi. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. dikilmek.

ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ilgiyi kesmek. gitmeye üş enmek. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ayağ sı su mu. yürümesine engel olmak. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. yarı sevinçle söylenen söz. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayağ donu yok. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ı k * dikkat. na * emek çekilmeden elde edilmek. ayak iş lerini bı kmadan. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. yorulmadan yapmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. .

uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. henüz dinlenmeden. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. uğ ramamak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ka lanı . mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi.

ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ayakta toplanan meclis. * ilk kez gitmek. * (bir yere veya mesleğ girmek. ayak atmak * girmek. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. fut. n ağ da * Bacak.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. uğ ramak. i * Aş ı ağdüzeyde.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. bayağ ı . ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . destek veya bunlardan her biri. sı radan. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. avutmak. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * Ayakta yapı sohbet. kendi tutumundan ş mamak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. ı raktı n ı . ün ı rlı * Basamak. * girmek. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. gelmek. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. kadem. sa * Yarı arş veya 30. ulaş mak. * 30. ayak basmak * bir yere varmak. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. * Halk edebiyatı uyak. bağ e) lanmak. uğ ramamak.

ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . ayak topu * Futbol. tarak. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. yeri. ayak teri. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. karı . an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak tarağ ı * Bkz. ayak satısı cı * Gezgin satı. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. ayak kirası . rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak oyunu * Hile. kandı için dalavere çevirmek. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. nda ayak yalı n * Yalı ayak. gözden çı lmak. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. n ayak yapmak * birini aldatmak. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek.

ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. baş rma.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. . pabuççu. ayaklama * Ayaklamak iş i. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. cın i. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. * Ayakkabı lan yer. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. isyan. toprakbastı nan . ayağrahatsıetmek. ayakkabı dolabı . yok olması göz yummak. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. kı ı kaldı yam. n. ayakçak * Merdiven. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayaklamak * Ayakla ölçmek. * Dokuma tezgâhı ayaklı. çerçi. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. merdiven basamağ ı . ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. kösele gibi ş li eyler). * Gezici satı. i. korumamak. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak.

* Ayakçak. ayaklı canavar * Çok hareketli. çiğ nemek. yaramaz. pedal. değ kimseler ise en geride bı lmak. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ayakta . ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. * Ayakla iş letilen. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. isyan etmek. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . uyanıkalkmak. baş * değ kimseler baş geçip.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. ı * Bir destekle yere dayanan. cin gibi çocuk. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. . ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. baş ı kaldı rmak. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayaklı * Ayağolan. * Uyanmak. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. * Ayağolmayan. ayaklar baş lar ayak olmak . ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. istemeye istemeye gitmek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. * Taban. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayağ sürümek.

k ayan olmak * belli olmak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. sa * Acele olarak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. rtı ayar . önemini korumak. * yılmamak. na. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. . ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. heyecanlı lı . r ayaküzeri * Ayaküstü. a ş * Telâş. eş ayan âyan * Belli. helâ. kı na. . ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. kademhane. * Oturmadan. k.* Ayağ kalkmıdurumda. tuvalet. ayakyolu ayal * Karı . leri * Senato üyeleri. çökmemek. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. ı rı n. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. ayan beyan * Besbelli. festfut. . bilinir olmak. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. apaçı açıseçik. * İ gelenler. kenef. * Hazıyemek. abdesthane. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. açı k. kı * değ yitirmemek. kı sürede. ayakta durarak. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa.

ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. doğ ruluğ e rulamak. ayarlatmak * Ayar ettirmek. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. ayarlanmak * Ayar edilmek. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. ayarlı pense * Vida. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . ru ran. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . doğ yoldan saptı ayartan. . cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. ı . birbirine uygun duruma getirilmek. bozuk. doğ ru.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. * Ahlâk. nda * Kandı rmak. karakter veya aklı yerinde olmayan. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . düzensiz. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. * Baş çı tan karan. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. düzenli. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. ayarlama * Ayarlamak iş i. düzenli iş duruma getirmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . vata nıkı tı yla lan. z * Ölçüsüzlük. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. düzensizlik. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. * Davranı ölçüsüz. n. ş ta * Değ derecesi.

sakin havada çı kuru soğ kan uk. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * Birini. * (hava ve gece için) Soğ uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ukta * boş beklemek. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. eline bir ş geçmemek. * Kandı rmak. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. doğ yoldan saptı ru rmak. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ayazlanmak ayaz . yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. ayartmak * Baş çı tan karmak. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. * Duru. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. * Boş beklemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. eline bir ş geçmemek. * Ayazda kalı üş p ümek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak.

i * Bir yüzeyin. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. hilâl. lmıçörek. ıkl ı nlı ı k ş . lan k . ayazlatma * Ayazlatmak iş i. ay dönümü. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ukta * Ayazda soğ utmak. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. * Ayı ilk günü. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. sarı renkli çiçeğçok iri olan. h. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . gündöndü (Helianthus annuus). aydemir aydı n * Iş alan. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ndan aybeay * Aydan aya. gün çiçeğ günebakan. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. ı * Kültürlü. lmıay ldı süs. ünceli (kimse). n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. tahtaboşbalkon. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. münevver. i . âdet görmek. aydı nger * Parlak yüzeyli. tenevvür. okumuşgörgülü. ileri düş . saydam. n * Ayı ilk günü. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. aydı k. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. i. tenevvür etmek.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. ayazlatmak * Soğ bekletmek. taraça. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. ay ay olarak.

aygıbaygı n n * Güçsüz. aygı r * Damı k erkek at. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. aygı n * Bitkin. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. güçlü (kimse). * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. temiz. * iri yarı cüsseli. ı k. saf. çok yorgun. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. cihaz. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. bitkin.aydı cı nlatı * Aydı k verici. . lmıalet. ş ı * Iş alan. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. * Kötülükten uzak. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. t. ık. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. vazı lacak k h. * Sahnelerin ıklandılması i. * Kendinden geçercesine âş vurgun. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. n ndan lan boş luk.

küçük taneli yemiş veren. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. luğ bir * Anlayı. * Ayını iş mesleğ cın i. ayı ğ balı ı * Fok. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. kaba ve anlayı z (kimse).ayı * Memelilerin et obur takı ndan. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. * Kaba saba. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. * kaba. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. dan. i. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayı içine alan bir familya. anlayı z (kimse). ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ş sı ayı gördüm. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. tabanları basarak yürüyen. iş * Sert. ayı gibi * iri yarı . kaba ve hoyrat (kimse). * Sarhoş u geçmiş biçimde. yurdumuzda boz türü na bulunan. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . ayı klama * Ayı klamak iş i. uyanı ş lı k. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. beş mı parmaklı . * Memeli et oburlardan.

ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. . ş . nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf.* Bir ş içinden. işyaramayan. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. uyanmak. uyamayanları n yok olmasıı fa. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. mahmurluk. kendine gelmek. . lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. aklı ı gelmek. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. k ayı kmak * Ayı lmak. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. stek i m. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. temizlemek. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. * Ayı nı lamak. m. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. ayı etmek lı k * kaba davranmak. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. luk. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. ayı k klı * Ayıolma durumu. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. kendine gelmek. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak.

utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. kusuru olan. tütün. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. * övünmek gibi olmasıama. eksiklik. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. ayı nga * Kaçak tütün. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ı yalı ğ rma i . ayı plama * Ayı plamak iş takbih. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. takbih etmek. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. miyar. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. rma i ayım rı * Cisimleri. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. * Kusur. ine ayı plı ayı z psı * Ayı.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ğ ayın kı türküsü var. bı * Ayı. ayı planma * Ayı planmak iş i. i. * Utanç veren. kusuru olmayan. ayı plamak * Kı namak.

eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. uzlaş bozmak. * Ayı rtmak iş i. fark gözetmek. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. hayı(Vitex agnus-castus). soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. * Bir yeri bir engelle bölmek. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. e boyunda bir ağ k. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. eyi rt * Bölmek. farika. iş ini * Seçmek. tahsis etmek. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . temyiz etmek. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. mayı mayı * Farklı davranmak. tefrik etmek. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. * Birbirinden uzaklaşrmak. . ayımlamak rı * Ayım yapmak. mümeyyizlik. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. nüans. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. fark gözetmek.* Ayı rmak iş i. mümeyyiz. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. saklamak. 1-2 m en. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. ikilik ortaya atmak.

aykı olmak rı * ters olmak. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. kestirmeden gitmek. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. zı t olmak. ters düş mek.ayin * Dinî tören. mugayir. . yapacak bir iş ta i olmamak. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. ru e ı t. * İsizlik. hale. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. mugayeret. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. muhalefet. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. * İsiz. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ters. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. avarelik. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. boş oturmak. avarelik. ı nda ş ı * İsiz. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. ay ağ . î n in ldı. * Çapraz. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. ters gelmek. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. boş ş gezen. karş ters. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ibadet. bir ş yapmayarak. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. iş sizlik. ş ş ı a. düz yoldan ayrı lmak. avare. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. ş aylaklı k * Aylak olma durumu.

kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. * Ay olarak. aklı ı gelmek. maaş. * Aylamak iş i. * Gerçeğanlamak. çalı ş mamak. gafil. * Sürmek. aydan beri var olan. aylama aylamak * Beklemek.aylaklıetmek k * boş durmak. aç.. mehtaplı şı ı . bir ay için. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. devam etmek. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. sa ip ğ ı acı dikilen. aç aylanma * Aylanmak iş i. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. aylandı z * Sedef otugillerden. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . iş güçsüz dolaş siz mak.. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. ayı baş na lmak. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). maaş ıı lı . * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Kendine gelmek. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. ı ı kla lı * Aymak iş i. aylı k * Birine. na aylı klı ayma aymak aymaz . boş oturmak. aylı kçı * Aylı çalı kimse. * Ay ığolan. * . aylarca kalmak. k lı * Karş ğaylı ödenen. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak.

* Hoş gitmeyen. kötü. a ş z. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. anı me lı sı levha. yumurtamsı rmımsı . * İ bir durumda. z aynaz * Bataklı k. * Küreğ yassı bölümü. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . yakıklı ş . iş hile karı ran. * Parlak yüzlü. * Aynası olan. ran ey. bir tan. yolunda. durgun. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . aynabakar * Büyük. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . ters. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. * dümdüz ve parlak. yi * (Karagöz oyununda) Perde. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. biçimsiz. * (deniz için) kı ltız. ş . güzel. * Işı tan.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. gaflet. durum. cilâlı sı cam. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. kı zı mavi renkli bir erik türü. aymaza yakı na ş durum. . ı * Polis. yakıksı çirkin. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. acak ayn ayna * Göz. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . varlı n görüntüsünü veren. düz veya az yuvarlak kıbölüm. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. na aynası z * Aynası olmayan. * Hileci.

* Birleş ikgillerden. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. olduğ gibi. nı * Olduğ gibi. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynı mı sonuca varmak. * Aynı özdeş lı k. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). pkı. aynı u iş yla. einsteiniyum. aynı ünceyi ileri sürmek. araları ayrı olmayan. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. * Değ meyen. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. * Baş değ yine o. . lik. aynî aynî hak haklar. değ tirmeden. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. ı nması kolay eş ya. kası il. bununla birlikte. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. lik.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. aynş tayniyum * Bkz. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. nları ğ ı * Yay ayraç. il. özdeş ayniyet. aynı zamanda * Hem de.

atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. * (her biri) Ayrı olarak. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ı rı ayranı içmeye. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ka. ayran delisi * Bön. iş * Her biri için. ayran budalası * Aptal. sersem. coş mak. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ka * Yalnı tek baş olan. * Baş baş türlü. ayrı * Yerleri bir olmayan. * aş bir cinsel arzu duymak.ayraç açmak * söz veya yazı içine. z. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. heterojen. safdil. ayranı kabarmak * öfkelenmek. na ayrı cinsten * Farklı da olan. sersem. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ayranı budur. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . budala. değik. yapı ayrı çanak yapraklı lar . mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek.

kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens).* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. müstesna. * Ayrı tutulan. * Ayrı önem verilerek. müstesna. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ayrı klı tutma. ldı ı * Ayrı ş lmı . k * Düzgün ve uygun olmayan. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. na calı * Kur'a dı. ayrı kaları tutulan. müstesna. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. . ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. . istisna. ayrıotu k * Buğ daygillerden. kural dı olan. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. imtiyaz. ş ı * Ayrı olma durumu. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. ayrı . . çarpı k. bir * Bundan baş ka. * uyuş mamak. * Baş na benzemeyen. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ağ iki . ayrı tutulma. istisnaî. ş ı * Ayrıotu. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ayrı ca * Ayrı olarak. imtiyazsı z. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. baş kaları benzemeyen. istisnası z.

ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . parabol. eksantrik. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. * Birinden uzak düş me. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. * Ayrı olma durumu. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. bir kimseden. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. kalılı k ı tı .. teferrüt etmek. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ayrı duran.. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. istisnası bilâistisna. ı yan lantı. laş i. ine * Bir yerden. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya .* Bir konik (elips. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . daire. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. * Düş ünce. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. munfası l. ğ ı k zı z. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. bir ş eyden uzaklaş mak. kendilerini taş nesnelerle. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . k. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın.

laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. çeş çeş muhtelif. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. . malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. cümle veya eş mcı ya. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. it it. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. farklı mlı lı k. tafsilât. mlaş i. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. farklı mı nda m iş . * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. farklı ma. fark. araları ayrı bulunan. farklı mak. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . teferruat. i. farksı z. aynı mlı . ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. tafsilâtlı . laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. detay. fark. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. fark etmek. lı ntı yla i. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. ayrı msamak * Bir ş anlamak. bir ş görmek. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. farklı ma. değik. farksı k. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. eyleri birbirinden ayı ran özellik. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. baş k. kalı * Alt bölüm. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. ran * Ayrı noktası lma . ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. mı * Ayrı türden. teferruatlı . mufassal. detaylı .

* Moleküllerin. aytı ş mak * Atı ş mak. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. aysfild aysı z * Buzla. i * Moleküller. çiçekleri iri ve pembe. tüylü. . ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). birliğbozmak. bankiz. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. mak. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. mayhoşdokusu sertçe. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. tahallül. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. sarı acı renkte. kararsı(kimse). ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. aç * Bu ağ n büyük. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). iş z aysberg * Buz dağ ı . na * Ayrı nı lamak. . lçı z. n * Birbirinden ayrı lmak. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. n iş i lan * Değ ken huylu. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. yaprakların altı nı tüylü. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. * Ay ığolmayan (gökyüzü. gece). * Gülgillerden. tartı ş münakaş etmek. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. sarı tüyler. ufak çekirdekli meyvesi.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i.

hilekâr. yayı lmak. * Küçük ölçülerle. soluk sarı i k çiçekli. içken. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. yavaş yavaş . azı msamak. umulandan veya gerekenden eksik. bekri. biraz. * Dolandıcı rılı k. ş ş ı ı tı * Nicelik. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. sıtüylü. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . Bu saltması de gösterilir. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . * Bir tarafı ş ya açıolan oda. mı * Uzun süreli. nitelik. güç. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. süre bakı ndan eksiklik bildirir. az saymak. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). eş . sundurma. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. çok karş . işbozulmak. az buz olmamak . * Ayvazı görevi. * Bir parça. kün. erkek. * Göğ en yüksek yeri. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. ikisi de bir. tı * Koca. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. n * Dolandıcı rı. açların u * Teras. ile * Alılmıolandan. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle.

* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. i. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . bulunmak. serbest. ı boş * Baş . n. organ. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . * Vücut parçası . * azı msamak. daha çok istemek. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). oldukça. n klı tüğ nı azade * Baş . aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. gerçekleş mesi. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. az gelmek * yetmemek. azadelik * Azade olma durumu. vücut parçaları . * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. azaltma . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. erkin. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. * Üye. * Azaltmak iş i. . * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . hafiflemek. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. tenakus. rslı çı aza * Organlar. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. erkin. serbestlik. * Etkisini yitirmek. az çok * Bir parça. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse.

çok büyük. heybet. * Gururlu. böbürlenmek. azarlamak * Paylamak. yavaş yavaş az. ezinç. * Çalı . * Çalı kurum. en çok. paylanmak. * Süreyi uzatarak. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. azap vermek * acı çektirmek. büyüklük. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. kötü sözle karş mak. tekdir etmek. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. * Gurur. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. azar azar azar * Paylama. mlı * En büyük. * Ululuk. azarlama * Azarlamak işpaylama. * Görkemli. maksimum. en yüksek. kı rmak. çalı satmak. * Debdebe. azar iş itmek * azarlanmak. i. ine ı laş . m. . az * Küçük ölçülerle. i. m azametli * Ulu. üzmek. hafifletmek. * Debdebeli. * Görkem.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. heybetli. kurumlu. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . tekebbür. * Etkisini yitirmesine sebep olmak.

serbestlik. ş azelya . n * Şmartmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. köle). rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * Azmıolan. * Açalya. Azerî halkı ilgili (olan). azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek.azarlatma * Azarlatmak iş i. * Okullarda paydos. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Oldukça az. na * Azgıduruma getirmek. ünü azat eylemek * azat etmek. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. azatlı k * Azat olma durumu. salı vermek. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Azması sebep olmak. * Azat edilemez. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. * Azerî halkı özgü olan. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. * Serbest bı lmıolan. azdılmak rı * Azması yol açmak. yoldan çı ş ş kanlı karmak.

azgı n. u sı nı azı k nlı karş . ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. ütücü diş . azık cı * Çok az. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . * Azgıolma durumu. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. k * Hemen yemek üzere. yarası hemen kapanmayan. u u . azı i. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. ekalliyet. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. gı da. * (süre ve miktar için) Az olarak. daha fazlası istemek. biraz. *Ş iddetli. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. * (çocuk için) Çok yaramaz. * Cinsel istekleri aş olan. * Azı olan. ekalliyet. korkunç.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. besin. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. çok etkili. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. az bulmak. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. ğ ı * Yoksulları doyuran. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. az görmek. biraz. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. anı erli azı i diş * Azı .

kararlı nda. azledilme azize aziziye azizlik . * Ermişeren. . . azizlik etmek * muziplik etmek. azimkârane * Kararlı . ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. n * Çırı çı ğ ndan karmak. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. olarak. * Azı iş tmak i. iddetlenmek.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Muziplik. * Gidiş . azimli * Kararı tutumunda direnen. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. * Sevgide üstün tutulan. ı azil * Görevden alma. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Azı ş iş mak i. yola çı kmak. * Kararlı kararlı lı kla. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. muazzez. nı i * Aziz olma durumu. * Ermiş n. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. azimet etmek * gitmek. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes.

için) Etkili. * Azı k. görevden almak. i na . miş * Azma. çı karmak. * Az olma durumu. ki ı rkı ş ması an. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. * Çok geliş . hastalıvb. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. * Küçük su birikintisi. azmanlaş mak * İ mek. metis. rileş azmetme * Azmetmek iş i. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. azledilmek * Görevden alı nmak. görevinden çı lmak. k * Cinsel duyguları artmak.* Azledilmek iş i. azmettirme * Azmettirmek iş i. ı vb. gölcük. tehlikeli duruma gelmek. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. için) Kabarmak. taş rmak mak. * Bataklı k. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. azlolunmak * Görevinden alı nmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. rma. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. * (yara. * Kerestelik tomruk. * Taşnlı ileri gitmek. * (deniz. kocaman duruma gelmek. karı azma * Azmak iş i.

* Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. havada beş dört oranı bulunan. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. sabı * Azotometre. asıyüzlü. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). aznif * Bir tür domino oyunu. aznavur * Gürcüce. azotlu *İ çinde azot bulunan. sert kimse. tadı 7. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak.008 olan. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. ı ı ya azvay * Sarı r. iri "yarı"kıcısinirli. rengi. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. bütün borçları kurtulmak. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. azotlama * Azotlamak iş i. Kı saltması N. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. * En eski jeolojik (sistem). kokusu. . * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. ı ı rlı te nda olmayan element. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay.

bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. . up ü. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. adı ı baba evi. * Ata. olgun adam. ağ lı yürekli. baba baba adam * Yaş. baba bucağ baba yurdu. baba değ tı il.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . çift dudak patlayısı mı cını b. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. ağ veya beton dikme. toprak. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. un * Çocuğ olmuş u erkek. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. k baba evi * Babadan. babalıduyguları dolu kimse. yurt. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. toprak ya da yurt. baba ocağ ı * Babadan. ses bilimi bakı ndan ötümlü. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. * Türk alfabesinin ikinci harfi. iri demir. kurucu kimse. * Yaratı. Be adı verilen bu harf. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. lı ı . baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. dededen kalma ev. B gösterir. * Koruyucu. Ba * Baryum'un kı saltması . baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. baba koruk (veya erik) yer. * Bu gibi kimselere verilen unvan. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. için klara rlar. ı .B * Bor'un kı saltması . * Basso kı saltması . n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt.

cana yakı k. . babacı l * Babası çok seven. * Cana yakı olgun. görülü. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. hoş . n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. ş it sı ambaba. güvenilir (erkek). * Sevimli. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı .baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. babaya yakı n. hoş n. baba ocağ ı . paternalizm. n rası taş yan. cana yakıolarak. sempatik baba. a n babaca babacan * Baba gibi. baba yurdu * Baba evi. * XIII. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. n u . yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. iyi kalpli. babası çok düş olan. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . baba yadigârı * Babadan kalan. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. nlı babacı k * Küçük baba. ru * ataları beri. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. babacanlı k * Babacan olma durumu.

* Diklenmek. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. babalanmak * Babaları tutmak." anlamı kullanı bir söz. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. z u lan lan. ca babaları z mı * bizden. kayıpeder. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. öfkelenmek. na babası z * Babası ölmüş çocuk. * Üvey baba. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. * Kayıbaba. babalanma * Babalanmak iş i. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. babalı * Babası olan. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. bizim kuş aktan öncekiler. yetim. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. kabadayı davranmak. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . bir ş ı sı olsun. * Baba olma durumu. babalıetmek k * baba gibi davranmak. .

babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . * Mert. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. babı nda * Konusunda. * Su yolu. lı k. herkesten farklı ş klar. ı yapı nı i. ama değik. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. yüzyı İ lda. korkusuz adam. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. * Oyun kâğ nda. kabadayı . Babî Babîlik * XIX. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . oğ vale. huylar edinmiş iş alı kanlı . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. bacak kadar boyu var. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. bacak kalemi . ı tları lan. babı nda. türlü türlü huyu var * daha küçük. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). * Osmanlı hükûmeti. ı nı bacak kadar * ufacı k. babı ndan * Bkz. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. destek veya bunlardan her biri. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. ayak. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m.

ı * Bacakları uzun olan. * Baç alma işveya görevi. * Kıkardeş z . lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. rüzgâr. abla. * Felemenk altına verilen ad. uzun boylu. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. i * Yel. ı * Bacakları sa olan. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. * Zorla alı para. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. arkadaş . haraç. * Tarikat ş eyhlerinin karı. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. bodur. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. bacakları kopmak * çok yorulmak. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan.* Kaval kemiğ i. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. nı p bacaklı * Bacağolan. baç . kı boylu. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Dost.

badana yapmak. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badanası z * Badana edilmemiş . * Birleş ikgillerden. harman döküntüsü. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badanalanmak * Badana yapı lmak. ş ekeri çok. badem ağ acı . rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badem * Gülgillerden. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. içki. badanalı * Badana edilmiş olan. *Ş arap. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. * Ondan sonra. * Badanası bozulmuş . badanalatma * Badanalatmak iş i. bir tür yer elması . * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). ı badanalama * Badanalamak iş i.

badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. lan sı . * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. badem biçimindeki organ. * Badem satan kimse. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. bezelye gibi taze sebzelerde. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. fasulye. * Badem ağ açları olan yer. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. badema bademci * Bundan sonra. bundan böyle. k * Ördek. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. z lan badem parmak * Baş parmak. çok * Badem biçiminde olan. badem bahçesi. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. halat sargı. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık.

lam. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. baget * İ kı değ nce. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. badik * Ördek. * Sargı . sa nek. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. * Bağ deste. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. demet. badikleş me * Badikleş durumu. * Bageti olan. * Kı boylu. yayvan. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). * Kemikleri birbirine bağ lamaya. erli . ta. genellikle arkada olan bölümleri. sicim. * İ iliş rabı lgi. * Yolcu yükü. kan * Çöl. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . * Tren. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. düğ ümlenebilir nesne. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. ki. büyükçe su kabı . . badya bagaj * Ağ geniş zı . sa badikleme * Badiklemek iş i.badi badi yürümek (veya gitmek. palaz. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. n u * Otomobillerin yük konulabilen. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm.

hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. ı sı bağ lı cı k . bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. * Meyve bahçesi. sonbahar. bağ bak. ı lı i ten ini yapmalır. * Bu iş yapı ğmevsim. bağ doku * Hücre sayı az. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . güz. bulunan. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . u rı * Ur. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. üzüm olsun. koş -arak. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. an bağ an boğ * Küsküt. zarf fiil: gül-e gül-e. ulaç. ş eytansaçı . * Kaplumbağ kabuğ a u. bağ z. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. * Kaplumbağ a. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . otur-up vb. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. düş an ük. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. * Ölü doğ kuzunun derisi. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan.

bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. kör düğ etmek. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. homojenlik. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. imtizaç etmek. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. daş . Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. lı k. homojen. homojenleş daş k tirmek. çelme atmak. uymak. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. mak. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. * Bağ kurup oturmak. homojen duruma gelmek. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. mütecanis. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. k. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. daş i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek.

* Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. izafî. ı er. * Baş çı cı tan karı.iş sın. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. etkisi altı tutmak. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. tâbiiyet. izafiyet. geçimsizlik. bağ k ı llı bağ ı m . * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. sihir. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. * Görece olma durumu. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. z. bağ ı l * Görece. mı ş n ı i. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . bağ mazlı daş k * Uyuş k. rölâtivite. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. mla * Büyü.

nispî. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. rölâtivizm. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. rölâtivist. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. izafet. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. rölâtivite. görelik. özgürlüğ özerkliğolmayan. ı msı i. * Eş . bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. tutumunu. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. kavramları tasarı birlik. bağ k. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. izafiye. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. göreli. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. veya nitelik. a. ka eyin mı lı ü. göreci. müstakil. görecilik. gücüne veya yardı na bağ olan. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. tâbiiyet. mutlak olmayan. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. tümleçleri. yüklemleri ayrı cümle. özgür. izafî. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. rölâtif. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . tâbi. hür. bağ z. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl.

bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. rölâtivite. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. * Kendini belli etmek. ş amata.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. ları n ı nda ayan rsağ . bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. bağ ş ı ma rı * Bkz. ı ntı ka eye lı izafiyet. * Yüksek sesle azarlamak. bağş rı ma. bağ ş ı mak rı * Bkz. bağ ı r * Göğ üs. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. nda n . köseleden yapı ş rh na lmıyelek. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. * Ciğ bağ er. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. görelilik. bağş rı mak. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. ekilde dı vuran kimse. ş amata ederek. * Gürültüyle. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. rmak i * Bağ ı ldak. çok acı duymak. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. * çok susamıolmak. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k.

teberru. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. öldürürüm" anlamı korkutmak. askarit. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). i. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. muafiyet. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p .bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). muaf. * Hibe etme. af. affetmek. rması * Bir haberi. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. immünoloji. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. ş * Görevden çekmek. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. teberru etmek. * Bağlanan ş hibe. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. acı kaçı madan değ erlendirmek. almak. bağ ı rtı * Bağ sesi. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. ı ş i. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. * Bağ yapan kimse. insanları özellikle çocukları bağ n. * Bağ ı rtmak iş i. ı ş ey. ı ş i. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . geliş nı imini.

bent. mukavele. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. rabıVe. durumlar. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. veya. ya. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. affa uğ ı ş ine ramak. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. . ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. demet. âkit. ya da birer t: bağ r. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . kontrat. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. affedilmek. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. affolunmak. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. me. kontekst. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). me lanmıolan. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. * (herhangi bir olguda) Olaylar. deste. * Bağ yapanlardan her biri. an bağ laçlı * Bağ olan. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü.

tamamlamak. tutmak. içten bağ olmak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Geçiş i engellemek. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. * Oluş mak. ma * Birinde bir ş karşilgi. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. kontekst. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. * Gönlünü kazanmak. ka le raş * Sona erdirmek. lâç * Denk yapmak. meydana gelmek. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. paket yapmak. irtibat. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb.* Bir dil birimini çevreleyen. . onun anlamı. ka * Düğ ümlemek. * Uyulması zorunlu olmak. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. ondan önce veya sonra gelen. lanı ey. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. bitirmek. * Bağ çalan kimse. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . tahsis etmek. zca le raş . ine * Sevmek. değ belirleyen birim veya birimler bütünü.

bloksuz ülkeler. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. ittifak etmek. nda lantı * Askerî. laş i. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. irtibatlı talı nda lantı . lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. ki ma. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . laş k bağ ı laş m * Eş leme. terim). rabı . bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ cı layı ünsüz. anlaş sözleş yapmak. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . ş * Sonuç. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. bağ latma . kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. bağ ünlüsü lantı * Bkz. bloksuz. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. kolona ileten boru. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. müttefik. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. bağ cı layı ünlü. irtibat. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. * haberleş sağ me lamak. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. bağ ünsüzü lantı * Bkz. tahsis edilmek.

ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. lı * Birine karş sevgi. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. bir düş ünceye. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. bağ kalmak lı * uymak. un nda * Bir halk inanına göre. kapalı . saygı yakı k duyma ve gösterme. tâbi. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. mesi artı * Bir kimseye. ı . m. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. * Sadı k. * Gerçekleş bir ş gerektiren. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. . sadakat. -l-mak. ı .-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). eyin. * Kapatı ş lmıolan. vabeste. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. tâbi olmak. * Uyulması zorunlu. nda ı ilgi. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. merbutiyet. üzüm bağ çok olan (yer).* Bağ latmak iş i. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. ları bağk bahçelik. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. gec-i-k-mek vb. tutkun. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. ile nlı . ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş .

ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. taassup. hep birden bağ rması ı rtmak. bağ na basmak rı * kucaklamak. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. Bağlaş lı ı m. bağ naz nazca davranı taassup. merhametli. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. * Bir düş ünceye. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ naz * Bir düş ünceye. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. ı . mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. acı kı çekmiş . ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ z sı * Bağbulunmayan. ı rma. bağ nı rı ezmek * üzülmek. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. * Gürültüyle.* Bkz. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). dertlenmek. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ yufka rı * Yufka yürekli. ş . bağ ı çağ rarak ı rarak. ş amata. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. ş amata ederek. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. sıntı . yetiş tirmek. içine iş lemek.

bahar nezlesi * Bkz. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. baha biçmek * değ belirlemek. ilkbahar. i. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. eyi bahaneli * Bahanesi olan. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. yüzyı Babîlikten doğ olan. bahanesiz * Bahanesi olmayan.baha * Paha. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. karabiber gibi lan n. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. * Gençlik çağ ı . bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. erini bahadı r * Savaş larda. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. sı * XIX. bahar * Kuzey yarı küre için. saman nezlesi. . maddeler. zencefil. ilkyaz. . karabiber gibi maddelerin toplu adı n. zencefil.

baharatlı * Baharatı olan. karanfil. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçesiz * Bahçesi olmayan. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. * Bahçe yapma iş i. n * Sebze yetiş tirilen yer. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçeci * Çiçek. bahçeleri olan (yer). *İ çinde karabiber. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). bahçe gibi düzenlenmiş yer. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. baharatsı z * Baharatı olmayan. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. layan kaside. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bahçeli * Bahçesi olan. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. bahçelik * Bağ . ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. . bostan. tarçı gibi bahar bulunan.

bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. ı bahir * Deniz. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. söz konusu olmak. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. * Söz. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. k k ları u * Denizle ilgili. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). ulan ey.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. bahis * Konuş ş konu. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. . bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . * Yalı nı çapkı. lanı bahis konusu * Söz konusu. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. resimlerin bulunduğ eser. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak.

aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. talih yüzüne gülmek. nı unu i . kader. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. . bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. talihsiz. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. mak. bahş etmek * Bağlamak. ans. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. talih. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. bahsi kazanmak * ileri sürülen. istenen sonuca ulaş mamak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahtı k açı * Talihli. mutsuz olmak. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. sunmak. lı. konuş sözünü etmek. bahtı kara * Mutsuz. * Ş mutluluk.

karı aç. z bahusus bak bak! bak! * iş te. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. * ş ma bildirir. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. bahtlı . an . aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. vekil. talihsiz. kemik çıntı. nazı kanı ktan baş na r. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. aş * Bahtı olan. mutsuz. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. nı tirir. mutsuzluk. bakalit kaplamalı . mutluluk. * Bakmak iş yapan (kimse). * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. navı bakam bakan * Baklagillerden. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . mutlu. üstelik. genellikle milletvekilleri arası ndan. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. hükûmet. bakaç * Dürbün. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. talihli. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. * ş ma anlatı aş r. mutlu. kuş merak. talihli.bahtiyar * Bahtı olan. * küçümseme bildirir. özellikle. * Hele.

sır. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. * Kalı lar. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. nı * Fal. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. vekâlet. . bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. vekillik. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. barı kları . ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. bakılı cı k * Bakmak iş i. * Kademe. darülâceze. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. eyi n düş zca * Falcı . n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. nezaret. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). * Falcı lı k. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). ları ları u * Öküz. * olur ki. * Bakı iş lmak i.

araşrmak. bakı nmak * Bakmak iş lmak. * Bakı yapı ş rdan lmı . * Yeş çalar mavi renk. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . 10840 C ye doğ eriyen. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. bakı zlı msı k * Bakı z olma. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. -e göre. lmamı ş . terk edilme. ş ş ı . ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. çevreye göz gezdirmek. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . zı renkli element. i yapı tı * Muayene olmak. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . * Bakı yapı ş rdan lmıkap. bakı ndı bakı nma * Bak hele. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. unluğ 8. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. * Bakı nmak iş i. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek.95 olan. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . bakı r * Atom numarası yoğ 29.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. bakı r rengi . doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. ı ve elektriğiyi ileten. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. Kı saltması Cu. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. yüzüstü bı lma durumu. değ erlendirme açı. yönü. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi.

bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik.* Kıla yakı kahverengi. tenazur. bakı r tuzu * Bakısülfat. konuyu. nda ş ı ey) arası ş ı ey). bakı r sülfat * Göz taş ı . . mütenazı ı r. bakımsı ş z. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. (rengi) bakın rengine benzemek. simetrik. r * Bakmak iş i veya biçimi. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. görüş sı açı. simetri. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. bakı ı r taş * Malakit. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. zı n * Bu renkte olan. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. asimetri. sa p bakık ş ı * Bkz. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. bakımlı ş . r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. göz taş r ı .

* Baklagillerden. erdenlik. ntı * Yiyecek.baki * Sürekli. lerle raş bakkal defteri * Karık. k. z. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. z lan z. ş lı bakiye * Artı artan. bakkam bakla * Bkz. geride kalan. pranmamı yeni. lik. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. bakkallı k * Bakkalı iş n i. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. lmamı ş . kalı olmak. kalan. öteki. geri kalan. * Bakire olma durumu. * (toprak için) İ ş lenmemiş . el değ memiş bozulmamık. mtı . bakam. düzensiz yazı dolu defter. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. * Eskimemişyı . ş . daimî. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. cı * Bir ş eyden artan (miktar). i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. baki kalmak * sürekli. * Kalı . kalı. * Büyük bakkal dükkânı . il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. mlı * bir ş eyden artmak. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. kide ş * El değ memişkullanı . * artakalan. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba).

baklamsı meyve * Bkz. keçiboynuzu gibi. bakla oda nohut sofa * Bkz. bakla kadar * (bit. akasya. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . bakliye. baklalı baklalı k * Baklası olan. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). baklamsı * Bakla biçiminde olan. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. fasulye. baklagiller * Bakla. nohut oda. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. lan bakla ı slanmamak * Bkz. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. badı ç. fı k. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . . baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. renk. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü.* Bu renkte olan. ağ nda bakla ı zı slanmamak. * Bakla tarlası . iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . ceviz.

bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. eyin mesi için * Beslemek. * Bakmak iş i. geçindirmek. bakterileri içine alan canlı lar. andı rmak. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. tedavi etmek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. * Bir işyapmak. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. . na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. ) * (hasta için) Muayene etmek. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. bakteri * Toprakta. * Anlamak. * Renklerde. çürüme. mayalanma veya hastalı yol açan. bir işyapmakla görevli olmak. suda. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. önem vererek üzerinde durmak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. * dikkat çekmek sözü. incelemek. silindirimsi. kimyasal etkiyle öldüren (etken). bölünerek çoğ klorofilsiz. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. küresel. canlı bulunan. * Önem vermek. * Yoklamak. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. ş ı ey * Aramak. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. larda klara kı k biçimde olan. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. * Bkz. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. baklagiller. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. tek hücre canlı vrı alan. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. ilgilenmek. Benzemek. denemek. nda ş an . farkı varmak.*İ çinde baklava desenleri olan. eye lı * Gözetmek. * (bir işBirinden beklenmek. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak.

baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. baktı rmak * Bakması yol açmak. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. *ş üpheye yer bı rakmadan. sı madde. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. bal dudaklı * Tatlı dilli. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). i baktı rma * Baktı iş rmak i. koyu. bal gibi * pek tatlı . beyinsiz kimse. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. ş ı . çi bir idi * Aptal. dına sı tatlı. çok iyi. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. ndaki petek gözlerine doldurdukları . vı * Olgunlaş ş mıincirin. llı bal kabağ ı * İ turuncu. bal baş ı * En temiz bal. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. niteliklerini inceleyen bilim. bal dudak * Bkz. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . adamakı.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. bal dudaklı . bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . bakması sağ na nı lamak.

mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. ri. balı la benzer. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. balak balalayka * Bkz. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. çocuk). n mı lan. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. nektar. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. çocuk. malak. * Bu renkte olan. balabanlı k * Balaban olma durumu. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. * Yavru. .bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. irileş mek. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. gürbüz (kimse. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. (Botaurus). bala balaban * İ büyük. . bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. * Ş man.

lan * Denge. koyu toprak. yavaş ı madde. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . da. mil. pedavra. koyu. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. * Kabzanı demir siperi. romantik. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. muvazene. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. su geçirmez. itli ş kan * Güçlük çı kartan. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. balata . *İ çindeki kil oranı yüksek. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. * Karagöz. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. yağ. yapı çamur. kıkları * Safra. daha çok killi. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem.balama * Orta oyununda Rum tipi. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. lik arkı * Serbest biçimli. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. da. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri.

balerin . karabaldı r. adı atı çoğ m ş lara. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. iş serseri. ri k bale * Belli hafif figürlere. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. (Conium maculatum). mı siz. karasineğ çok benzeyen. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . karı * Balçı olan. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. balçıhurması k . en . ran en baldı rgan * Baldı ran. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). *Ş eytan otu. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. pilâvlıpirinç. * Maydanozgillerden. sinekgiller familyası ları ndan. incik. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. kan emen. hastalıbulaşran.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda .

ne zayıolan. biçimli tombul. ı dı atı sümüksü madde. dalgı kurbağ adam. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . balıeti k * Omurgalı lardan. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. . balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. ç. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını .* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . suda yaş ayan. * Zodyak üzerinde. balıkartalı k . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. . tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. hazı rlanan bir çorba türü. balgamlı * Balgamı olan. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . Zodyak. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. k balı k balı k * Omurgalı lardan. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). bektaş ı taş mühresenk. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. yı ş k an.

mın kçı mı balı lı kçı k . rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. üremelerini sağ layan yumurta. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. yavaş k kları kuruyan. k * Yayvan servis tabağ ı . kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. havyar. ticarî merkez. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balı beslenen. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. beyaz. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . boynu ve gagası uzun. azlı balı l kçı * Balı beslenen. su kıları yaş yı nda ayan. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). fakat bağ gücü yüksek yapı rı. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. boğ k. kla k * Uzun bacaklı lardan. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. su kıları yaş yı nda ayan. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. balıyiyen.* Kartallardan. kları (Anamirta). balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. k * Balı lara özgü. kahverengi çizgili. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. ı bal rı rlanan yumurtası . vitaminli yağ karı flı a ı lan .

balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. balina * Balinalardan. * Balıüretme. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. ağ ğ200 ton olan. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . ı nı ünmeden giriş erek. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. akı ı na mek. süslemek. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. k ı balı klı * Balı olan. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. uzunca gagalı . kadı u ı ı rlı ı için rga balı. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. yassı na . suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . k balı klava * Deniz. * erinlik çağ ermek. eriş mek. atlamada) Balıgibi gergin.* Balıtutma. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. esnek. erinleş buluğ ermek. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. a l baliğ olmak. avlama iş k i. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . balı yararlanma ve satma iş k ktan i. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. dar. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. uzun ve çatal kuyruklu. falyanos (Balaena mistycetus). düz ve baş ağbir biçimde. soğ hava deposu olan yer. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. uzunluğ 20 m. * Balı olmayan. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. uzun çubuk. k aş ı * Bir iş bir duruma. baliğ olmak * bulmak. ğ ı .

Slovenya. Bosna-Hersek. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . Balkar Balkarca balkı * Bkz. Balkanlar * Hı rvatistan. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. * Balina takı ş lmıolan. . * Parlamak. * Balkı iş mak i. kla * Örnek hayvanı balina olan. Sı rbistan. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. sancı rı . Malkar. * Güzel süslü. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . Romanya. Malkarca. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . * Ş ek çakmak. balina geçirilmiş olan (giysi). balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. parı ldamak. . * Kesik kesik ağmak. Arnavutluk.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Balkanlarla ilgili. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. dalgalanmak. nı nda ş arı ru kmı . balkı r * Parı. KaradağKosova. imş * Su halkalanmak. * Bkz. Bulgaristan. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. * Ağ. Makedonya. balkı ma balkı mak balkon . ltı * Ş ek. parlak. sancı rı mak. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan .

tatlanmak. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. k ğ ı . beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ğ ı * Ballı baba. balkonumsu * Balkona benzer. olgunlaş laş mak. * Tatlı mak. küre biçiminde araç. * Bağ larda görülen külleme hastalı. ballı k * Bal konulan kap. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. llı ballı babagiller * Nane. mak. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. atmosferde uçabilen. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ik lardan oluş bir an familya. ballı baba * Ballı babagillerden.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballanma * Ballanmak iş i. ballı *İ çinde bal bulunan. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballı börek * Çok lezzetli. lmı * Ballıhastalı olan. ballı darı *İ ncir. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. düzenlemek.

yükleri bindirip indirmekle. danslı yer. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . k balta olmak * direnerek bir ş istemek. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. baltacı k * Küçük el baltası . musallat olmak. vakitli vakitsiz tedirgin etmek.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . balonvari * Balona benzer. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. * Karnı yuvarlak ve şkin. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . koru). boynu dar cam kap. parçalamak. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. yol açmak. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. n an * Bir tür kudret helvası . iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). * Gemici. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. * Bazı açlardan elde edilen. demir araç. * Odun kıcı rı. balon gibi. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. . yarmak. balta vurmak * balta ile kesmek. ası ey lmak. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. merhem vb. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. lan ı .). ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. belsem. aç . * Küçük balon. * Kesmek.

balyalanmak * Balyalamak iş lmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. tlı kacak davranı bulunmak. i. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. * Sısıkesimi yapı orman. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. balyalanma * Balyalanmak iş i. baltalamak * Balta ile kesmek. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. sabote etme. denk yapmak. balyalamak * Balya yapmak. sabote etmek. iş m ini balya yapmak * balyalamak. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. * Bilinçli ve kası olarak. bir sıntı kurtulmak. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. ini baltalı * Baltası olan. pot kı nda rmak. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. . Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . baltalama * Baltalamak iş sabotaj. balyalama * Balyalamak iş i. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı.

değik. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. varyos. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. balyozla dövmek. balyozlamak * Balyozla vurmak. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). baston gibi birçok cak en. yanı mı lan ş . bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. mobilya. . kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. balyozlama * Balyozlamak iş i. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. ergin evrede baş akları kemiren. ban ağ acı . hem kurutularak yenilen ürünü. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. ı r. merdiven.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. kahverengi. k lerde lan. . ları lan. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). uzun menzilli tunçtan top. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. hezaren (Bambusa vulgaris). bamya tarlası * Mezarlı k. İ u * Taş kı ları rmak. * Bu bitkinin hem taze. ı n ndaki bölümü. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). ka bambu * Buğ daygillerden.

ile bandaj * Sargı sarma. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). bandajlamak * Sargı sarmak.. nda ı bana da . bandajlatmak . ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . . * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. ban otu * Asya. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. üdü. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. herkesin anladı. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. bandajlama * Bandajlamak iş i. * Banal olma durumu.. banda almak * bir sesi.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. * Herkesin kullandı. aldı etmemek. ile * Bağsargı . lokma. . madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. çiçekleri salkı m durumunda. telek damarlı . n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. aç * Sepetçi söğ sorgun. bançolaş ma * Bançolaş durumu. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan.

badem ve benzerlerinin. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. halkı bani * Kurucu. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . hı karak ağ çrı lamak. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. * İ dizilmiş pe ceviz. bangı r bangı r * Yüksek sesle. u bandı rmak * Banmak. mıka. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. bank . bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak.* Sargı sardı ile rmak. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. gürültüyle. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. bandaj yaptı rmak. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. * Etibank. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. bangıbangıbağ r r ı rmak. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. * Yapan. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. bandı ralı * Bandı olan. kuran. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. kumaşerit. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . mıkacı zı . mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap.

takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. * Para. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. banka cüzdanı . altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. * Banker olma durumu. değ belge. parklarda oturulacak sı ra. * Bankerin yaptı iş ğ . kambiyo iş p lemleri yapan. na banker * Banka sahibi.iskonto. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. banka cüzdanı . bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. kredi. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. biriktirmek. banka gibi * çok zengin (kimse). lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. . bankiz * Buzla. kasaları para. * Bankacı .bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. raş * Çok zengin (kimse). * Bankacın mesleğ nı i. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. * Faizle para alıveren. banka defteri * Bkz.

u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. nda. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . banlamak * Horoz ötmek. dolay. banma banmak bant * Düz. yassı . * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. banko geçmek * Yarı ş veya toto. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. loto gibi oyunlarda. * Su altı tepeliğ i. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. ş bağ erit. * Bantlama makinesi. ensiz. banko sayı * Sayı loto oyununda. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. . banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. * Bağ ı rmak. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. banlama * Banlamak iş i. çevre. bant yapı rmak.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. * Katı ş sulu veya tuz. * Banmak iş i. deş etmek. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak.

lı * Konu. bar . üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . lan lan banyo kabini * Duş kabini. banyo yapmak * yı kanmak. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. husus. aç bap * Kapı . kanı * Banyo küvetinde yı kanma. baobap * Ebegümecigillerden.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. başk. banyo * Yapı larda. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. hamam. içinde yı lan bölüm. * (kitaplarda) Bölüm. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak.

* Tahta. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. * Ayaküstü içki içilen meyhane.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. baraka barakacı k * Küçük baraka. kı çuha. duvar yapmak. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. ağ ritmli bir halk oyunu. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. büğ yla lan et. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. baraj * Suyu toplamak. * Hava bası birimi. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. * Apaçıgörünmek. kebe. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. ncı * Cam kaplarda oluş pas. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. ı r bar * Danslı . barak * Tüylü. reti . * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. ortada olmak. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. . paslanmak. içkili eğ lence yeri. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak.

barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. n. barbarca * Barbara yakı bir biçimde.baran barata * Yağ mur. oval veya yassı rmı benekli. ilkel. * Taneleri yuvarlak. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. beyaz etli. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. vücutları pullarla kaplı mı iri . ucu kı k. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. ş * Kaba ve kı . it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. uzunca başk. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. n. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. kı zı rmı pullu. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. topluluk. baltacı kapılarıgiydikleri. kale u kı lı ş n korkuluğ u. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . rı cı * Kaba saba. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Uygarlaş mamıkavim. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. bir tür fasulye. . barbekü barbunya * Barbunyagillerden. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). .

yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. . barçak * Kı kabzasın siperi. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. kâğ veya plâstik örtü.* Bar iş kimse. nı ların nı * Çok beyaz. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. * Fıcı çı keseri. * Bir tür küçük ve tatlı incir. ri. lan * Bir bardağ alacağmiktar. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. ı n u lan. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. lan.

barı ş * Barı ş iş mak i. barıöngören. sulhçu. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. * İ izinle girilen yer. çit. . * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. papaz takkesi. sulhperver. yası yası * Bahçe duvarı . nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. * Çevresiyle uyumlu. sulh. ev eş . barı ş çı * Barı seven. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. k * Uyum. melce. * Barı amaçlayan. göç. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. * Kafile. barı nma * Barı nmak iş i.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. ş ı ş ı * Bkz. otağyüksek divan. barı . çine . iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . küçük kervan. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. dirlik içinde yaş amak. * Göç eş . barı ş ı ş sever. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. * Barılacak yer. geliş ortamı ecek bulmak. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. metal veya plâstikten yapı şapka. * Bir tür süs iğ nesi. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. sulhsever. ş ları lmış * Küçük takke. a bir ğ ı * Yerleş mek. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak.

ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. barikat yapmak. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . barikatlamak * Barikat ile çevirmek. ma. hiç değ o hâlde. barikatlama * Barikatlamak iş i. barı ş mak * İ taraf. * Bkz. sulhsever. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. ağ küre. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. * Keş ke. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. uzlaş anlaş mak ma. al baritli *İ çinde barit bulunduran. anlaş mak. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). barı l. sulhçu.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. sevecen. bari * Hiç olmazsa. ara bulmak. dargıveya düş olmayan. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. öyle ise. uzlaş mak. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. * Sevmek. barı ş sever * Barı . larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. . ilse. hoş kası ş n man görülü. zevk almak. sulhperver. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak.

k. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. belirgin. * Bkz. * Çizgi im.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. evlenmek. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . mimarlıüslûbu. * Bkz. yükseklikölçer. pistonlu bir tür ağ çalgı. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. * Basso ile alto arası ses veren. barklanma * Barklanmak işveya durumu. * Büyük sandal. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. engel. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. ev bark. barlam. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barok * M. i barklanmak * Ev sahibi olmak. * Açı göze çarpan. k .

* Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). huysuz. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. fı. katı li lması n rlatı na cı madde. * Gösterge. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . çı barut fısı çı gibi * çok kı n. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . sinirli ve kinle dolu kimse. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . sert. * Koyu gri renkte olan. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. barut gibi * öfkeli. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. barometre * Bası nçölçer. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. * Baron olma durumu veya baronun görevi. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. etkileyici. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). barsak * Bağ ı rsak.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. düş nda ünceden çok duyuma. * pek ekş i veya acı . çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . patlayı. aksi (kimse). barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. abartmalı lması kuya . barut fısı çı * Barut koymaya. .

Kı ve saltması Ba. * Atom sayı 56. baryum karbonat * Karbondioksidin.78 olan. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. yürü. yoğ sı unluğ 3.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. * Merdiveni olan. u ada havada çabuk oksitlenen. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. git. * En kalısesli orkestra çalgı. barutçu * Barut yapan kimse. n sı bas (veya bas git) * çekil. katı basit bir element. . buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. basamak * Merdiven. gümüş renginde. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. barut rengi * Koyu giri. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. bas * En kalıerkek sesi. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. baryum sülfat * Baritin. n * Sesi böyle olan sanatçı . defol!. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak.

lan * Görme ile ilgili. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. k bası k klı * Basıolma durumu. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. ı basar * Göz. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. mak lan i. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. ine mek basamaklı * Basamağolan. * Derece derece. algı yetisi. . basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). alçak. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. ama. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. dergi gibi ş eyleri basan kimse. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. * Çok yüksek olmayan. laş ş . tâbi. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . bası cı * Kitap. * Kık. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. resim çı karmak iş tabı i. . * Dalyanıkapak yeri. * Derece. *İ leriyi görme. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. her rakamın bulunduğ sı hane. * Bası ş lmı yassı mı . kalı mı ı da eylere yazı . aş kerte. basamak basamak olan. na lmıbir nı nı u ra.

i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . tipografya. * Bası evinde bası şmatbu. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. tabı iş . lı k. matbaacı m leten . dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. matbuat. lmak i * Bası iş lmak i. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. bası n * Gazete. matbaa. * Bası sanatı . n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . n n nı nda n nı sı p . bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. i. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. m lmı . ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. * Bası işveya durumu. mcı kta. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i.bası la * Bası lı provalarda "basız. bası n" anlamları kullanı terim. tabaat. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. * Bası i.

na u eyi u mak. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. nç ş lma kı su.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. ı . ş . seziş . görü. barometre. basiretsiz . basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. tazyik. bası rgama * Bası rgamak iş i. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. sağ klı ş . kâbus çökmek. * Doğ görüşuzağgörüş ru . basıgitmek p * birdenbire gitmek. uyanı k. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. sağ i ı görülü. basiretli * Gerçeğgörebilen. ı rlı bası ş * Basmak iş i. * önem vermeyerek uğ ramamak. ı rlı * Kâbus çökmek. uzağgörebilen. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. bası rganma * Bası rganmak durumu. anlayı kavrayıdikkat. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. için nç lamak veya ayarlamak. basireti olan.

özelliğolmayan. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. sade bir biçime döndürmek.* Gerçekleri görebilmekten uzak. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. sağ lü görüsüz. yalıkelime. basketbol * Basit olma durumu. sağ ı görüden yoksun olma. basitleş me * Basitleş iş mek i.basite irca etmek. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. gösteriş siz. olağ i an. ileri ve uzak görüş olmayan. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. ı . basitleş mek * Basit duruma gelmek. bayağ görgüsüz. n lan . * Süssüz. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basiretsizlik * Gerçekleri. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. basite indirgemek * basitleş tirmek. kök durumundaki kelime. bayağ lması ş ı ı . ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. karık olmayan. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. * Kolay. * Her zaman rastlanan. ileriyi ve uzağgörememe. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. kolay tarafı ndan. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir.

kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. kazı resim. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. zor kullanmak. tazyik. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. lediğ n u lan zı * Kı süreli. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. kıtlamak. sa rı * (sertlik. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. lı kta iş * Kıtlayı. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. pres. mı baskıbasanı r n ndı . basketbolcu. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. baskı lı * Baskı olan. zorluk bakı ndan) Üstün.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. beklenmedik saldı. lı ş * Bası sı sayı. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme.

pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. basklârnet * Kalı sesli klârnet. ahlâksı z. dergi. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. üzerine kalı desen basan kimse. * ansın konuk gelmek. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . * Pamuklu. . mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. matbua. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. tülbent vb. * Matbaacı lı k. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. * Bası ş lmı matbu. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. tülbent vb. tezek. ı dı * Gübre. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. * Terbiyesiz. baskı ncı * Baskıyapan kimse. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. üstünlüğ göstermek. m mı * Pamuklu. basmacı lı k * Basma alı satı . basma * Basmak iş i. * Disiplinsiz. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. . basma kalı bı * Kitap. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Gazete. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. . saldıda bulunmak. üzerine kalı desen basma iş pla i. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun.

larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. durumunu kontrol edememek. maydanoz. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. mı l. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. kı k * (çocuk için) Yaramaz. yük. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. bürümek. p basmalı * Basma özelliğolan. * Bir kimse bir yaş girmek. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. bilineni tekrarlayan. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. ilbiber. kaplamak. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. * Baskıyapmak. iş * Örtmek. tabetmek. taze soğ yeş an. eyi. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * Bastı rma. n sı bastana salatası * Domates. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. baş tarda. çökmek. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. * Bası i yapmak. a * Çevreyi kaplamak. harcı ü iş âlem. ey p. üzüntü ve ağ k duymak.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. kliş e. * Bkz. değ iklik göstermeyen. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. baskı ı rlı . * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. n * En kalısesli orkestra çalgı. gittiğyerin bereketini kurutur. basso * En kalıerkek sesi. . yı rmak lan aç * Ağ k. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. * Yol yapı nda çakıkum.

bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. ı n nı vıp * Gidermek. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. nce. nemli ormanlarda biten. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ .bastılma rı * Bastılmak iş rı i. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. üzerine iyice düş mek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Baskı yapmak. * Zararlı olayı bir önlemek. * Bastı . aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. * Üstünlüğ göstermek. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . basurlu . bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. bastonsuz * Bastonu olmayan. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. bastonlu * Bastonu olan. * Ansın birinin yanı gitmek. hemoroit. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse).

r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. uğ tı raşrmak. eyin * Bir ş uçları biri. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. basya baş * Sapotgillerden. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. * En uç. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik.* Basuru olan. esas. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. burun.. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). baş rı ağtmak * tedirgin etmek. langı * Temel. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. yüksek nokta veya en ön. * ". nı ı yan indedir. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. * Deniz teknelerinde ön taraf. göz. bı nlıvermek. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. hemoroitli. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. * Bir topluluğ yöneten kimse. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. sarrafiye. ı rı . en önemli. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. can sı kkı k kmak. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. u * Baş ç. kulak. kafa. baş * Çı ban. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. baş ağgitmek aş ı . * Arazide en yüksek nokta. raşran rsat baş almak * fı bulmak. ser. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm.. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek.

baş belâsı * Sınt ı kı . eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. ı na * baş vermek. üzüntü veren. aş . baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. nlı baş döndürücü .* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. baş bezi * Mendil. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş çağ bı ı * Ustura. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş a bı baş rakmak * birinin. beraber yaş amak. beraberce. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. * dayanı ş mak. baş a baş * Birlikte. gururdan. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. ndan kla baş döndürmek * baş dan. baş çekmek * ön ayak olmak. bit. sürekli zarar etmek. baş çanağ ı * Kafa tası . bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. intisap etmek. baş biti * Bkz. ı rı * baygı k verici. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek.

kaldı i. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. baş kaldı rmak * ayaklanmak. yaş arken sağ iken. arı baş gelmek * yenmek. her iş onları te örnek tutarlar. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş kaldı rmamak * Bkz. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). baş kazanmak (kazanmamak). baş olmak göz * evlenmek. aş na.* Ş kı serseme çevirici. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. baş göstermek * belirmek. yönetime karşgelmek. na yat baş elde iken * ölmeden. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. te ta baş olan boş olmaz . ortaya çı kmak. baş etmek göz * evlendirmek. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş olmak önemlidir. baş da. baş nereye giderse. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. tan ı çı baş rı fes içinde. baş kaldı ı nı rmamak. baş kesmek * selâm için baş mek. kabarmak. ı * iyice coş mak. vuku bulmak. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. inkı etmek. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. zuhur etmek. isyan etmek. gücü yetmek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. başve kı üzerinde inip kalkmak.

ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. fı na yüzünden. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. çevirmek. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş örtüsü * Bkz. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. ı sı baş tacı * Çok sevilen. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. k k lan. baş oluş ak mak. m baş lı rı börk (fes) içinde. değ hiç yitirmeyen eser.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. * (buğ vb. el üstünde tutmak. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. . nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. baş tutmak * elebaşolmak. baş tutamamak * rüzgâr. * (gemi. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. kayı döndürmek. rotadan çı kmak. baş örtü. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i.

baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. pehlivanlıiçin yarı k ş mak.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. baş baş a * birinden üstün olmadan. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. baş k akçı . * Arpa. denk olmak. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. dengeli olarak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. arası . i rabilmek. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. * Tarlalarda. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. ak mak. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. it baş baş a gelmek * eş olmak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. baş baş a * Eş durumda. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. ı yan lçı baş .

baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. baş gösterememek.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. takat sırı i nı. muvaffakı arı yetli. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş aklamak * Tarlalarda. * Baş göstermeyen. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . baş aklı * Baş ı (ekin). baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. baş göstererek. baş aklama * Baş aklamak iş i. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. muvaffakı arı yetsiz. muvaffakı arı yetsiz. * Baş lı biçimde. * Baş göstermeyerek. muvaffakı yet. performans. arı . arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş lı arı * Baş gösteren. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. . baş lmak arı * Baş ile sona ermek. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. tutmak. * Baş lamayan.

at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. baş çı * İçi baş ş ı . . efe. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. * Çiğ veya piş koyun. hâkimiyet. muvaffak olmak. kan baş k atlı * Baş olma durumu. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. sır başsatan kimse. baş arma * Baş armak iş i. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. . baş bakan * Hükûmet baş . muvaffakı arız yetsizlik. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. ı vekil. * Baş asistanıgörevi. dominant. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. kuzu. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. n * Baş bakanı makamı n . baş çavuş * Astsubay baş çavuş . hâkim. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . baş k çı .baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. kan. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı .

baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş tabip. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş t. n ı . rlamada en üst sorumlu. baş eski * En kı demli kimse. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. . baş kâtip. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. * Baş hekimin makamı . danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . i. baş eksper * Eksperlerin baş ı . ş yapı aheser. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . sertabip. sermürettip. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . * Baş garsonun işmetrdotellik. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. .baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim.

veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. . hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. ön ayak olmak. üzücü bir durumla karş mak. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. açı başdimdik ı * Onurlu. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. ğ mek. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. başdertte ı * çözülmesi güç. sıntıdurumda. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. kendi yanı tutmak. * Evli. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. gururlu. başdara düş ı mek * sıntı girmek. * birini yandaş olarak kazanmak. sıntıbir durumda. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. başbelâda ı * çözülmesi güç. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. kı lı başdevletli ı * Talihli. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. bahtı k.

çevrede gözü olmayan. kı nlı üzüntüyle. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başönünde ı * uslu. rgı kla. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. başyerine gelmek ı . a başhavada ı * sevinçli. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. ağ ı rlanmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. a p ş başyerde ı * utançla. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak.başdönmek ı * insana. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. bunalmak. zor durumda kalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. eş n dönmesi. * bir düş veya davranı uygun bulmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü.

sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. * Baş örtmeden. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. musallat olmak. * Düzensiz davranı düzensizlik. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . rakı ş . ı etmek. seve seve. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. içinden çılamayan. söz dinler (kimse). kendini beğ enmiş . eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . tedirgin etmek. * Kargaş . * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. baş beraber ı mla * memnunlukla. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. disiplinsizlik. . karık. ş . başyukarda ı * onurlu. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. * Yönetimsiz. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. kibirli. karı . başyumuş ı ak * Uysal. inat etmek. denetimsiz. görüş olmamak. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. kendi havası bı veya na rakmak. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. baskız. kötü bir duruma düş ı laş mek.

aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. nda * bir iş yönetimini ele almak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. çok yüz vermek. in * bir işyapmaya baş i lamak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. ı laş * beklenmedik. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. raşrı bir e . ı na * kötü bir durumla karş mak. baş geçirmek ı na * baş giymek. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. ı r * üstüne kalmak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. nefretle geri vermek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak.

baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. eğ lence peş koş inde mak. ilgi göstermek. zor durumda bı rakmak. lan inde in k ini . * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. hiddete kapı lmak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş vur. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. kontrolünü yitirmek. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. önde geleni. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. zevk. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. işkoyulmak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek.

lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. sorumluluğ atmak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. iş sizlikten. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. cezalandılmaktan korkmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. . baş beklemek ı nı * gözetlemek. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. lı a. baş belâya sokmak ı nı * birini. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. uğ tı için raşrmak. baş luktan kurtarmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. savuş i mak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. * bir iş birini tedirgin etmek. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek.

sis bürümek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. sakin kalmak. yataktan çı kamamak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. i ksı * iyileş ememek. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. . kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. * kendine hayran bı rakmak.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş dinlemek ı nı * sessiz. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. kellesini uçurmak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak.

baş vermek ı nı * kendini feda etmek. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. iş baş kaca * Ayrı ca. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. baş biri ka * diğ bir kimse. uyarını sı dinlememek. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. değik görünmek. özveri. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. iş . baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. . baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. özge. değ ik. metamorfizm. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . rolü i. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. istihale.

isyan. diğ ötekisi. e mek. er ahı eri. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. . istihale. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. baş kentlik . reislik. metamorfoz. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. aslî tipi. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. * Alılana benzememe. reis. riyaset. istihale etmek. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. değ iklik. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. herhangi bir kimse. bozulmak. veya u. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. değmek.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. değ ik olma durumu. iş lı k * Biçim değtirmek. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. farklı kazanmak. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . baş kent * Baş ş ehir. . un. iş * Kötüleş mek.

kahraman. serdar. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. ş la nda . lı baş lama * Baş lamak iş i. ayan veya n * Bu halka özgü olan. katedral. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. bu halkla ilgili. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey.* Baş olma durumu. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. ta baş kumandan. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. * Baş konsolosun makamı . baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. Baş kurtça * Baş Türkçesi. n * Baş komutanımakamı n . baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı.

ine * Baş mak. ş ler. ta . doğ mak. baş lı * Başolan. . müptedi. ı * Olmak. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. baş lanma * Baş lanmak iş i. ı na. oluş mak.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. i. * Görünmek. başca lı * En önemli. n * Ön söz veya girişmukaddime. fı sın. baş latmak * Baş laması yol açmak. bir hayatıvb. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. ortaya çı kmak. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. * Etkisini gösterme. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. e mek. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. baş lmak lanı * Baş lanmak. baş gelen. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. iş yürür duruma girmek. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. belirtmek. in. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin.nin ilk bölümü. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. * Çalır.

serpuş ı . bir direğ tepeliğ in i. erli baş muallim * Baş retmen. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. top. z lanan ödenek. antet. has. * Bir yazın. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. ı baş muharrir * Baş yazar. anteti olan. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. paş makçı . * Bazı bölgelerde. . a * Bir sütunun. arpalı k. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. baş maklı k * Padiş n anne. sermuharrir. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . külâh. baş misafir * En değ konuk. satan kimse. serlevha. paş * Başk yapan veya satan (kimse). evlenirken. baş mal * Anamal. * (camide) Ayakkabı konulan yer. giriş bölümünde. * Camilerde. . lı baş makale * Baş . * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. kapital. sermaye.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . takke. başksı lı z * Başğolmayan. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . na başkçı lı başklı lı * Başğolan. lı ı * Antetli. baş mak * Ayakkabı mak.

baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . . baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ .baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. sermürettip. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. ı baş mürettip * Baş dizgici. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . eş nları nı kları arp. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. müdür. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda.

baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş olmayan. baş rol * Baş oyuncunun rolü. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. ı * Yöneticisi. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . . baş ehir. başz sı * Başolmayan. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . na. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . kent. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. üstün durumda olmak. baş rejisör * Baş yönetmen. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. anarş ve i. erksizlik. in baş gelmek ta * önde olmak. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. * Baş nı görevi veya makamı savcın . n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu.

yeniden. baş baş tan a * Tamamen. bir uçtan öbür uca kadar. u baş tabip * Baş hekim. düzen bozucu. kötü yola sürüklemek. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş tan * baş ı alarak. baş sona tan * Daima. bütünüyle. baş savma tan * üstünkörü. baş tabiplik * Baş hekimlik. baş aş tan mak * pek çok olmak. baş i ı savma veya atma. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. * Baş ı sonuna kadar. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. doğ yoldan saptı ru rmak. isyancı . baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. özen göstermeden. . bir kez daha. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. hepsi bir arada.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. na amak. her zaman. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. gemi baş karaya vurup oturmak. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . pek çoğ almak. baş maz tanı * Asi. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. bütünü. baş mazlı tanı k * Anarş izm.

müracaat etmek. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. lar mı türünü içine alan geniş familya. * Baş uzmanı görevi. semtürreis. ı . Kuzey Afrika. baş vekillik * Baş olma durumu. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. müracaat etmesini sağ lamak. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. müracaat ettirmek. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. tankaragiller familyası ndan. baş vekil * Baş bakan. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. i. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. ufkun i üstünde olanı .

baş vurulma * Baş vurulmak durumu. . baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. müracaat edilmek.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. ı ma. baş rejisör. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . baş t yapı *Ş aheser. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. . * Baş yaverin görevi veya makamı . müracaatçı . baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. bat . i. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. * Baş yazarıgörevi. bilgiye ulaş referans. baş kâtiplik. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. cı mazlı ü . baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. anlaş k durumunda. baş yazı nı muharrir. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. sermuharrir.

sı tüyleri pas rengi olan. * Uygunsuz ve kötü. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. bataklı kları klarda yaş (bitki. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). * Kötü durum. batak çulluğ u * Çullukgillerden. bataklıgazı k * Metan. hayvan). imş lmı ucu . uzun kanatlı . bataklı klarda yetiş bir bitki. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. batı * Bataklı seven. bataklı klarda yaş ayan. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. * Bataklı olan (yer). * Hayıgelmez. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). ahlâk dı durum. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). * Eline geçen parayı ran. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. pamuk otu (Eriophorum). ğ ı .* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. li yı nda en llı batar * Zatürree. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. içinden çılmaz iş kı . bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). lan. rengi kahverengiye çalan siyah. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. yarar sağ r lamaz. batmı ş . ishak kuş (Asio u flammeus). batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan.

* Batarya ile çalı (radyo. garpçı yanlı olan .batarya * En küçük topçu birliğ i. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . lı in ğ ı * Bu yönde olan. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. temelsiz. bu yönle ilgili. garbî. garp. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç.). batı l itikat * Boş inanç. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. garplı ndan . batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . batı l itikat. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). lar mı * Bateri çalan kimse. garp. gün indi. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. lı laş i. gizli ve akı şgüçlere. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. * Batı sı kimse. * Çürük. laş . telefon vb. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). davul. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Orkestrada vurma çalgı takı . garpçı lı k. * Batı sı yanlı olma durumu. davulcu.

niye *İ çrek. lan.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. batı k lı lı * Batıolma durumu. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. kuş ak. . bati batik * Yavaş ı . lı * Batı uygarlını ğ benimseme. batı n * Karı n. batması sağ vın ak nı lamak. soğ domates. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. ağ r. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. batılmak rı * Batı iş konu olmak. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. çalı ş mada. rmak ine * Yok edilmek. * Göbek. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. dövülmemiş ceviz içi. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. garplı tı laşrmak. lan batı ş batisfer batiskaf . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). garplı ı lı k. * Mahvetmek. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . garplı mak. tahin ve limon suyu kullanı an. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. tirip * Kirletmek. ş . ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. laşrma. maydanoz. * Bir iş sermayeyi yitirmek. nane. * Batmak iş i veya biçimi. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i.

battal olmak * kullanı lamaz. battal * İe yaramaz.) ufkun altı inmesi. * Alılmıolandan büyük. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. kullanı ş lmaz. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. nı i ile n batma * Batmak iş i. * Dokunmak. flâs * Kirlenmek. tuzlu çubuk. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. çökme. ş ş ı * Harman makinesi. . yok olma. * Yılma. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. ldı n ü sı na * İ etmek. müflis. . harman dövme makinesi.batkı batkı n * Batkı k. iflâs. * Çökmek. * Yılmak egemenliğsona ermek. lan. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. * Bir gök cisminin (Ay. GüneşYı z vb. bozulmak. incitmek. vın * (GüneşAy. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. * Saplanmak. (kimse). inkı kı raz. ra. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. . iş yaramaz duruma gelmek. * Yok olmak. iflâs. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en.

Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). çok. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. ı laş * Parası .batur batyal bav bavcı * Bahadı r. bavullu * Bavulu olan. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). pekâlâ. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. oldukça. * Her zamanki gibi olan. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. âdeta. lı * Kibar olmayan. bayağkaçmak ı * (söz. basit adî. * Ş ve köpeğava alı rmak. sı radan. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. zengin (kimse). epey. i * Hemen hemen. bayağ ı * Aş ı pespaye. amiyane. çok . * Bavlı iş mak i. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. ağ k. hiçbir özelliğbulunmayan. uygunsuz olmak. ahin i ş tı * Yolculukta. * Çok iyi. davranı giyiniş ş . * Gerçekten. banal. tı * Avcı n. malı olan. için) yakı ş mamak. içine eş konulan büyük çanta.

. * Güncelliğ önemini. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. ini . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. tazeliğ yitirmek. * Süzgün. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. çok . Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. * Taze olmayan. * Eşkarı . ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. . bayağbir duruma girmek. * Bayatlamaya baş ş lamı . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. * Gönül vermiş . uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. .

ödemek. . * çok heyecanlanmak. çevreye göz gezdirmek. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. kendinden geçmek. lması lması sağ bayı r ndı mamur. kan ı n mı .*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. uyur gibi olmak. istekle. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. * Sı açlı susuzluk. bayı na yol açmak. baygı k nlı * Baygı olma durumu. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. n * Çok hoş lanmak. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. * Vermek. k. bayı bayı la la *İ steyerek. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . bayı ltma * Bayı ltmak iş i. telâş lanmak. koza yapamama durumu. baygı ntı * Baygı k. kendinden geçme. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. * hayranlı seyretmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. çok sevmek. cak. çok isteyerek. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. bayı lma * Baygı duruma girme. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. nı ş ş ı . severek. kendini kaybetmek. bayıcı ltı * Bayı ltan. bayı nı lamak. n * (göz için) Süzülmek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı .

rtı gece ların . bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). * Bir maddeyi sürekli satma iş i. ndı tı i. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. ri * Kaba. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. terbiyesiz erkek. ine lan baykuş giller . in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. imar etmek. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. dükkân veya kuruluş . bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. ndı i. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . ru. * Bu iş yapı ğyer. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. ümran. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu.

* Simge. kandı rmak. ı in sı bayrak * Bir milletin. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . . * Baymak iş i. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. * Gerektiğ indirilip kaldılan. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. açı kapatı kol.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. bayrak töreni. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. midede ezinti yapmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. baypas * Damar aktarma. . baylanmak * Nazlanmak. naz. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . sembol. * Aldatmak. iş ı klı ve. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. ş ı marmak. . ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak.ş marı baylanlı k * Zenginlik. * Şmarı k. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. mideyi bulandı nlı rmak. etki altı bı nda rakmak. baylanma * Baylanmak iş i. * Devre dı bı ş rakma. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. * Öncü. bayrak merasimi * Bkz. baylan * Nazlıı k (biçimde).

bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. yol göstermek. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. lmı . eli bayraklı . bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. * Özel olarak kutlanan gün. sı . üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). * Bkz. diken veya satan kimse. tem * gösterilen bu ilginin. * Bayram günü doğ çocuk. eri bayraklı * Bayrağolan. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. * Sevinç. * Bayrak yapan. il. * Bayrak asmaya uygun direk. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. hı nlıetmek. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bayraktar * Bayrağtaş kimse. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. bayrakaltı * Ordu hizmeti. askerlik. neş e. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. ş evval. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. bu yakı ğ bir sebebi olacak.

arada sı rada. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayramıkutlandı gün. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. nadir olarak. lan. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . eli. bayramlıağ k ı z . bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. * Bayramlarda verilen armağ an. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayram günü * Bayrama rastlayan. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top.* çok sevinmek. * Bayramî tarikatı olma durumu. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. nadiren.

kimi vakit. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. baysungur * Ş cinsinden. ra. * Ara sı arada bir. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. bazal bazalt bazar bazen bazı . m. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. esas. sert. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. kı dem.* küfür. yı cı kuş ahin rtı bir . esasî. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. * Taban. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Ara sı arada bir. * Pazarlı alıveriş k. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. kadim. * Temel. bayramüstü * Bayrama yakı n. kimi vakit. veteriner. ı . çok n ı yan * Koyu renkli. * Birtakı kimi. ra. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. bayramüzeri * Bkz. bir çeş yanardağ it kültesi. esas. mak. ş . baytar * Hayvan hastalı hekimi. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). * Çarş pazar. Bayramüstü.

* Roketatar. ra. kalıgözleme. yahu. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. kimisi. bazilika * Kral sarayı . bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. * Baz niteliğgösteren. * Tatlı bol.bazı bazı * Ara sı arada bir. iki sı sütunla. sı n * Bazlama. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . mı baziçe * Oyun. hey. bazlamaç bazlaş ma bazuka . n na bazik (tuz). * (teklifsiz konuş mada) Ey. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. * Dikdörtgen biçiminde. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. su ile birleş baz etkisi gösteren. biçiminde kilise. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . küçük çocuk. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. Be be be bebe * Bebek. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler.

becelleş mek * Cebelleş mek. karş klı değtirme. tahta. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . bebeğ yakır biçimde. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. budala. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. ustalı maharet. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. * Yer değ me. * bebeğ yakır biçimde. bez vb. * Vücudun. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. bücür erkek. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. * Göz bebeğ i. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. * Plâstik. bebeklik * Bebek olma durumu. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. i. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * (küçük b ile) Sevimsiz. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. n bebekçe * Bebek gibi. becerikli . k.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i.den yapı insan biçiminde oyuncak. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. karşklı değtirmek. beceri * Elinden iş gelme durumu.

bedava * Karş ksı parası emeksiz. bozmak. * Gerekli. * İ acele. becet becit * Serçegillerden. elinden iş gelen. lüzumlu. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. rak ünde. mahir. lı z. vedi. apaçıolma durumu. * Bir ş kullanı duruma getirmek. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. eyi lmaz * Irzı geçmek. Beçene bedahet * Besbelli. usta olmayan. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. bedavadan ucuz * çok ucuz. beceriklilik * Becerikli olma durumu. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). bedavadan * Bedava olarak. ansın. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. tavuk büyüklüğ ı plak. kirletmek. becerme * Becermek iş i. ustalı maharet. düş zı ünmeksizin. na * Birini öldürmek. kirletmek. evcil bir hayvan (Numida meleagris). k. üstesinden gelmek. bedaheten * Birdenbire. küçük bir kuş (Passer). maharetli. beceriksiz * Becerisi olmayan. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. mak .* Becerisi olan. ı z. usta.

bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. zlı bedbin * Kötümser. bedbinleş tirmek * Kötümser. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. lânetlenmiş . z. bedavadan. bedbaht olmak * üzülmek. k. intizar etmek. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bahtsı talihsiz. *İ lenme. beddua beddua etmek * ilenmek. bedbahtlı k * Mutsuzluk. karamsarlı sokmak. bedbin etmek * üzmek. suratsı z. i bedduası tutmak . karamsar duruma getirmek. * Kötü yüzlü. kötümser olmak. kötümserliğ kapı e lmak. karamsarlı pesimizm. ı r * Mutsuz. bedbaht etmek * üzmek. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. karamsar olmak. bedavası na * Bkz. karamsar. bedavaya * Çok ucuza. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. birinin işsürekli ters gitmek. pesimist. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bahtsı k. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. * Asısuratlı k . beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. ilenç.

. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. erli. vücuduyla. bedenî * Beden bakı ndan. başkol ve bacak dında kalan bölümü. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. eyin ı lı * Eş denk. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. * Bedelci. bedel ödenilmeyen. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. kı er. fiilen. varlı n * Vücudun.* ilenci yerine gelmek. ak. * Bir ş yerini tutabilen karşk. ndan bedel * Değ fiyat. ymet. bedel ödenilen. ş ı * Kale duvarı . veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. . beden eğ itimi. * Bkz. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. it. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. gövde. vücut. kasın na ile * Uş hizmetçi. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. çoban. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. sa bedelci bedelli * Bedeli olan.

* (büyük b ile) XIII. * Estetik. bedensel.* Bedenle ilgili. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. apaçı k. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. * Parlak ve sağklı lı görünmek. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. kötü yürekli. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . * Çölde. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. * Bedevî olma durumu. bedirleş me * Bedirleş durumu. * Estetik bilimi. bedirlenmek. * Besbelli. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . * Güzellik ölçülerine uyan. çadı yaş göçebe. ayıon dördü. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. beğ enilen. güzel sanatlar. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bedenî. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * Kötülük isteyen. bediiyat bedik bedir * Dolunay. bednam . bedenli * Bedeni olan. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. gözü gönlü okş ayan. ı .

pek çok. reçine. aş . beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). tma sı * Son derece. bedük * Çam sakı. * Beğ enmek iş i. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. zevk. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. hünkârbeğ endi. kötülüğ ile dillere düş ü en. begonyagiller * İ çeneklilerden. * Hint prenseslerine verilen unvan. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. hoş görünmesini sağ lamak. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. gusto. * Övücü tanı yazı. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. beğ endirmek * Beğ enilmesini. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. * Bey. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ enilir olma durumu. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. .* Kötü ün kazanan. yi * Sevilmek. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. rma * Beğ enme duygusu veren. beğ enilen. zevk. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. hoş gitmek. takriz.

* Kötülük. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. hisse. uçmak. nca. behavyorizm * Davranı lı ş k. ya k * Cennet. kabul etmek. * Onaylamamak. beher * Her bir. hayvana yakır biçimde olan. * Payı . hissesi olmayan. * Onaylamak. * Sarı çalan açıkahverengi. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. kuş ile karş ku ku ı lamak. * Küçümsemek. tasvip etmek. ş ı . bîbehre. p p. zarar. beis yok bej * zararı önemi yok. nasip. ne yapıyapı mutlaka. uymazlı k. nasibi. yok. ne olursa olsun. * (duygular için) Hayvanca. beğ lik * Beylik.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. çı behemehal * Her hâlde. beis görmemek * sakı zarar görmemek. beğ enmezlik * Beğ enmeme. hor görmek. iyi veya güzel bulmama. * Pay. yi * Kuş duymak. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. behiş t behre behresiz beis * Engel.

* Hava gazı lâmbasın ucu. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. * Doğ k. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. ı * Çulluk. nı * Kalılı ölmezlik. cı k. gözcü.* Bu renkte olan. yenilik. k. bek * Sert. radan gelmiş çilerin kalacağoda. erdenlik. sağ bek bek beka * Savunucu. * Evlenmemiş kimse. mek. . z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. katı lam. * Sanat ve düş üncede özgünlük. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. z lan z zlı * Saflı temizlik. yalnıyaş kimse. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. evlenmemiş olmak. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. masumluk. eyi bekçi kalmak * koruyucu. önemsememesi. kı k. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. denetleyici olarak beklemek. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. . tazelik.

* Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. ansın. ile görüş öncesinde oturulan yer. muhafaza etmek. avukat vb. beklemek * Bir iş oluncaya. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). tı kanmak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. * Vakit öldürme. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. bekleme salonu * Doktor. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. . beklenmedik * Birdenbire. in * Süre tanı acele etmemek. mak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. direnmek. ı sı bekleme * Beklemek iş i. bekleme salonu. beklenilmek * Beklenmek. beklenme * Beklenmek durumu. * Aramak. * Bekitmek iş i. tı kamak. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. nat * Kapanmak. korumak. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bekitme bekitmek * Kapamak. bekleme odası ı tı lan .bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. * Ummak. eyi. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. bekinmek * İ etmek. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. istemek. durmak. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak.

Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan .beklenmezlik * Beklenmeme durumu. * Bektaştarikatı olma durumu. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. * Bekleş iş mek i veya durumu. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. *İ çkiye düş künlük. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . ünde. ayyaşk. lı . . ayyaş kün. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. ak veya kara yemiş i. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia).

ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. bel bellemek * toprağbelle kazmak. ı bel etmek * iş koymak. te) n i . bel kı rmak * gövdeyi. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . deri. sı n altı rastlayan bölgesi. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer.* İaret. bel bel * Atmı meni. mcı ı na bel bel * Durgun. sperm. güvenmek. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. k. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. iş vermek. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . ayakla bası yeri tahta. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . belden sağ sola bükmek. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. esas. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. temel. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. sı nda * Geminin orta bölümü. salı salı rı rı na na. bel kemiğ i * Omurga. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. uzun saplı ı . * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü.

nı tiğ belâlı * Yorucu. yapmacı uzak. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. nları * -den dolayı . . kı ya * Hak edilen ceza. can sıcı kı. -den sebebiyle. ı laş belâya uğ ramak . nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. * Kavgacı irret. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . rma i. düzgün anlatma sanatı ktan . ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. belâhat * Alı k. * destek olmak. * Bir ş gizli olan derin anlam. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. musallat olmak. kı güç. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. belâ *İ çinden çılması sakı durum.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. üzücü. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. retorik. yorum gerektirmeyen. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. eyde belâgatli * Belâgati olan. belâgatsiz * Belâgati olmayan.

çevre. * Mekân. * Bu teş n bulunduğ bina. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse.* çok kötü bir durumla karş mak. ndan belde *Ş ehir. leri . * Bir tür pamuklu. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. yer. belediye * İ ilçe. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). aydı l. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. belediyeci * Belediye iş görevlisi. belce * İ kaş . ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. üyeleri halk tarafı seçilen. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. * Yerleş ik. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . ta belediye reisi * Belediye baş . im nlatma. beldeitayyibe * Medine ş ehri. kalıkumaş n . belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. belediye baş . özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye im yla kanı meclisi.

dik dağ yolu. belenme * Belenmek iş i. lüpçü. belemek * (çocuğ Kundaklamak. belerme * Belermek iş i. * Tepe. * Belertmek iş i. llı i. bedavacı z . belek * Kundak. * Bulamak. örtülmek. * Beşe konulan yatak. iğ beleme * Belemek iş i. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. çocuk bezi. kantaron (Cephalaria syriaca). belediyelik * Belediyeyle ilgili. belertmek * Gözlerini. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. * Bulanmak. parasıelde edilen.belediyecilik * Belediye iş leri. belenmek * Kundaklanmak. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. akı görünecek biçimde açmak. yüksek yer. bulaşrmak. ı z. bayı r. çok beleş * Karş ksı emeksiz. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. çi . belen * Bel. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. bulaş mak. peygamber çiçeğ mavi en. * Beleş olma durumu.

* Emek vermeden. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. beletmek belge * Kundaklatmak. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. karı belgeli * Belgesi olan. i. belgeleme * Belgelemek iştevsik.beleş konmak e * emek. tası nda layan araç. . ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. fotoğ resim. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. tevsik etmek. arş ları ğ ı iv. belgelenme * Belgelenmek iş i. karş ksı ı z. film vb. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . belirli bir amacı tan film. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . karı belgeci * Belgesel filmler yapan. doküman. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. faks. okuldan çı lmak. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). belgelendirme * Belgelendirmek iş i. raf. i ey). para vermeden elde etmek. yöneten sinemacı . belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. ortaya çı ru unu karmak. vesika. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. yansı belgeselci * Belgesel. beleş ten beletme * Beletmek iş i. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı .

. belirsizlik zamiri. fatı belgisiz zamir * Bkz. gayrimuayyen. beli çökmek * kamburlaş mak. beli * Senet. me rası boş beliğ * Belâgati olan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. sarih. ş iar. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. * Duyuşdüş . aret belgisiz sı fat * Bkz. belgit burhan. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. zavallı . iş edilemeyen. an. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. ru ka * Evet. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. belgileme * Belgilemek iş i. hüccet. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belirsizlik sı . belik . * Belgin olma durumu. ş alâmet. belgili * Belgiye dayanan. belirli olan. belgilemek * Belgi ile göstermek. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. * Belirli olmayan. sarahat. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. niş eyi ran iar. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. belâgatli.

belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. sırlamak. örgü hâlinde. genellemek karş . eyi belini vermek * dayamak. beliklemek * Saçları örmek. n nı inin. sın nı nı i. belirli kı lmak. belirlemek * Belirli duruma getirmek. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. tayin etmek. açı bariz. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. . k. * Bir kavramı anlamın. determinasyon. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. besbelli. belirginlik * Belirgin olma durumu. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. sarih. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belirleme * Belirlemek iştayin. irkilmek. i. . belikleme * Beliklemek iş i. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belinleme * Belinlemek iş i. belinden gelmek * birinin dölü olmak.yaslanmak. * Yeni bir kavramı . kapsam bakı ndan daraltmak. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. belik belik * Örgü örgü.* Saç örgüsü. belirginleş me * Belirgin duruma gelme.

mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. . belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. i.Aldı . belirleş me * Belirleş işveya durumu. ini kası olarak bildiren kip. uçtu vb. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. tezahür etmek. meçhul. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. -miş geçmiş 'li . ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. muayyen. gayrimuayyen. tebellür etmek. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). i nda * Bilinmeyen. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. az çok belli olan. n ka n nı unu reti. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. (-di) (-ti) ı lanı . sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. yice ı lı * Belirli olmayan. ini . n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . indeterminizm. gülmüş lamıgibi. kesin bir biçim almak. ş . ağ ş . biçti. belirlenme * Belirlenmek iş i. li belirlilik * Belirli olma durumu. gerekirci. * Bir düş veya durum için. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. görülmeyen geçmiş . Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . müphem. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . determinizm. indeterminist. -di'li geçmiş i n. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . indeterminizm. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. tebarüz etmek. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. determinist.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse).

birkaç.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. sarih. fat: . belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. * Gösterge. çiçeğ kokusu gibi. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. Tuz Gölü gibi. an. bildirme. belirtili * Belirtisi olan. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. biri vb. her. belirli kı lı nan. * Belirli kı görüş lma. eyin. tasrih. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. . ane. niş niş lması m ey. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. k. belirteç * Zarf. kabataslak tutan zamir: bazı. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. * Belirtilmiş olan. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. müphemiyet. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. * Belirtilmemiş olan. birçoğ azıherkes. * Açı belli. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. birtakı filan vb. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. * Tamlayan. n k ya. u. m. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. belirtme durumu belirtme . belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. birkaçı sı . sarih meful.

olası ihtimalî. * Belitleme kuramı ortaya koymak. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. ihtimal. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. . lı . ru i ş lı . ş durumu. arcı * Bir bilgisayarda. za. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. akuzatif. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. tasa. akı l. beliye belki * Muhtemel olarak. * Belitlemek iş i. belirtmek * Açı klamak. * Doğ olabileceğgibi. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. n belitken belitleme * Belitler sistemi. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak.. ı lan aksiyom: "Tüm. ya. i hâli. ya . bellek * Yaş ananları renilen konuları . bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. Birinci dönem. olabilir ki.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. belli ve kesin olmayan. tebarüz ettirmek. öğ . Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. soru. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. -u. keder. programı iş değ meyen verileri. u belkili * Olası muhtemel.. Yazı okudum. * Olsa olsa. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. belki de * ş da olabilir. yanlıda olabilen. Evi gördüm. yükleme i . belladonna * Güzelavrat otu. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . mütearife. * Felâket. hafı dağ k.

bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. * Gizli olmayan. muayyen. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. belli olmak . belli * Beli olan. haş . belli etmek * açı klamak. ğ ı * Bellemek yetisi. müzakereci. hissettirmek. lda * Sanmak. yarı bellisiz. * Önemli. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. ı lı * sezdirmek. ikâr. aş ı lan. öğ retmek. muayyen. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. öğ ine renilmek. ine belleten belletici * Çalı rı. * Bellemek iş i. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. belletici. tı belletme * Belletmek iş i. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. malûm. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. çok az belli olan. yapı a. belli baş lı * Belirli. yarı belli. belletmek * Bellemesini sağ lamak. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. zahir. anlaş bedihî. duyulabilen. öğ ş cı retici. ortada olan. * Belirli. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. iyice görünür anlaşr duruma getirmek.

ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. ego. koyu renkli leke veya kabartı u uş . ma * Saçta. megaloman. gururlu. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. benbenci * Kendini çok öven. benbencilik * Benbenci olma durumu. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. bedahet. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. ben hancı yolcu oldukça . açı klanmak. * Bkz. bencil * Yalnıkendini düş z ünen.* anlaş ı lmak. muayyeniyet. bence benci * Kendini beğ enen. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. marka. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. hodpesent. apak. üm bencil olmak . balsam. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. * Pıl pıl. * Böylece kalı tılmı(ses). a * Kuş yavrusuna taş ğyem. hodkâm. tende bulunan ufak. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. bilinemeyen. * Bana göre. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). apaçı rı rı k. düş ündüğ gibi. egoist. hep kendinden söz eden. nı * Bencillik öğ retisine inanan. * Belli olmayan. kendini her konuda üstün gören. bellik * İaret. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. sakalda beliren beyazlı k. kibirli. hodbin. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan.

kendimi suçlu saymam. * Menekş e. bendegân * Kullar. egoizm. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. benden de al o kadar * Bkz. köleler. bende * Kul. egoistlik. * Köle ile ilgili. benden günah gitti * Bkz. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. bencillik etmek * bencil davranmak. hodbinlik. egoizm. hodpesentlik. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. bencilik * Benci olma durumu. ş ı bencileyin * Benim gibi. kölelik. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. benden söylemesi. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. bencillik * Bencil olma durumu. köle.* bencilce davranı bulunmak. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. bendegî * Kulluk. al benden de o kadar. . * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . kölenin evi. köleye ait. bendehane * Bendenin.

beneklenmek * Benek oluş mak. ebedîleş mek. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. puan. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. insanlar. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. hep kalacak olan. benekli * Ufak lekeleri bulunan. abı çene ine lan hayat. nokta. ölümsüzleş ama i mek. inin ini ü. fekül. bengilik * Zamanla ilgisi. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. * Ölmezlik. * Sonu olmayan. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ulları benibeş er *İ nsan. bengileş me * Bengileş iş mek i. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. ölümsüzleş tirmek. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. ölümsüz. ebedî. bengilemek * Bengi kı lmak. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . muş beneklenme * Beneklenmek iş i. ebedîleş tirmek. ebedîlik. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). bengileme * Bengilemek iş i. beniçincilik . benekleş me * Benekleş işveya durumu.

benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benliğ inden çı kmak . benizli * Benzi bulunan. inin ini ü. lanmak. una benim oğ bina okur. tesahup etmek. sahip çı eyi kmak. benlenme * Benlenmek iş i. beniz geçmek * benzi solmak. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benildemek * Belinlemek. i. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. kabullenmek. benze sahip olan. kma. benli benli * Teninde ben bulunan.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. senli benli. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benildeme * Benildemek iş i. egosantrizm. * Bkz. benlenmek * Ben oluş mak. ınmak. benim diyen * kendine güvenen. * Bir ş birine bağ eye. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. i beniz * Yüz rengi. güçlü olduğ inanan.

kiş i. ahsiyet. benmerkezcilik * Beniçincilik. büğ lan et. benlik * Bir kimsenin öz varlı. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. gibi görünmek. kâğ tları ları . benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. * Kanun maddesi. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Gazete yazı. onu kendisi yapan ş kendilik. tutulmak. sı benmerkezci * Beniçinci. kiş ini üstün görme. * Sanını sı uyandı rmak. t. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . sı * Bağ lam. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. hep kendinden söz etme durumu.* kendine benzemez olmak. benzemeklik * Benzer olma durumu. bent etmek * kendine bağ lamak. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. gurur. ş ğ iliğ ı ey. * Kendi benliğ geliş inin imini. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. andı rmak. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. bent * Bağrabı . * Kendi kiş ine önem verme. hep kendinden söz eden (kimse). * Benlikçilik yanlı olan (kimse). kibir. benzeme * Benzemek iş i. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. ş n ları inin i. bent olmak * bağ lanmak.

* İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. ve mı andı kimse. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. benzeş lik * Benzeş olma durumu. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. * Benzerlik gösteren. * Benzer olma durumu. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . -ten. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. müş nazir. benzeş me * Benzeş iş mek i.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . benzeş mek * Birbirine benzemek. ekmekten (ekmeknda ten). benzer. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. çarş amba. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. bih. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. abih. * Nitelik. müş olmak. o + bir < öbür gibi. ey). *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. * Bkz. benzeş * Birbirine benzeyen. benzeti * Benzetme. eş siz. benzeri benzerlik durum. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. rnap. nda abih. kehribar > kehlibar gibi. müş abehet. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. benzeş im. araları benzerlik bulunan. . ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . dublör. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). aslı kopya edilmişteş ndan .

benzi uçmak * yüzü sararmak.65 olan. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. * Bir ş neteliğ anlatmak için. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. benzetme * Benzetmek iş i.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. arak. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. benzetmek * Benzer duruma getirmek. renksiz. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. bih. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. sahteci. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. özgül ağ ğyaklaş 0. vı * Benzen. yüzü sararmak. unu benzetici * Benzeterek yapan. solmak. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzinlik. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. bozmak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. benzin * Petrolün damılması elde edilen. uçucu. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. kopyacı . benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. . benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. * Dövmek.

-e karş ı n. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. beraatı zimmet * Borcu. vereceğolmama durumu. * Benzinle çalı (motor. beraberce * Birlikte. * -e rağ men. * Aynı düzeyde. * Bir nesneyi benzine bulamak. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. benzin istasyonu.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. beraberinde * yanı nda. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. canlanmak. makine vb. ş an beraat etmek * aklanmak. berabere bitmek * (oyun. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. yla berabere kalmak * (oyun. bir arada. baş baş a gelmek. borçsuzluk. beraberlik * Birlikte olma durumu. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. beraber olarak. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu.). baş beraberlik müziğ i . * Aklanma. beraber * Birlikte. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. temize çı kmak. * Baş a kalma durumu. baş baş a kalmak.

lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . patent. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. berbat * Kötü. ı n. san. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. kirlenmek. * bozulmak. lam * Seçilmişseçme. kuyruğ unun çatalı uzun olan. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. tan. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. ı berceste * Sağ ve lâtif. ndan n . * Darmadağ bakı z. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . berbat olmak * kötü duruma gelmek. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. Berat Kandili * Bkz. oynar başklı koltuk. beğ enilmeyen. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. * Bozuk. periş viran. . * bozmak. ş an berber dükkânı * Berber. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi.* Orkestra. aylıbağ k lanan. Akdeniz'de yaş çok ayan. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . Berat Gecesi. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. Berat Gecesi * Hz. msı an. * Çirkin. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. berber * Saç ve sakalıkesilmesi.

Tanrı ş ki. * İ ki. sürüp giden. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . i berelenmek * Bereli duruma gelmek. eyde bere * Yuvarlak. ı boş * Pis. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. ezik. ve lı bereket * Bolluk. artmak. bereleme * Berelemek iş i. iyi bir rastlantı yi olarak. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). . berelenme * Berelenmek işveya durumu. yassı sipersiz başk. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. feyz. berduş * Baş . 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u.berdelacuz * Halk tahminine göre. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. i bereketlenmek * Çoğ almak. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketlilik * Bereketli olma durumu. an * Herhangi bir ş görülen çizik. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. teselli bulması . berdevam * Sürmekte olan. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. bozuk. gürlük. serseri. verimli. neyse ki. * Yağ mur. ongunluk. feyezan. bereketli * Bol. bakı z.

* Bu uzaklı bulunan. az çok. . berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . * Büyük. ey beril . ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). aç * Bu ağ n. * boşgitmek. * bitirmek. . beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . beriki * Beride olan. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. * Beresi olan. harap. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). biraz. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. yaş * Mutlu. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. ra. yok etmek. ı . berenarı * Ş böyle.bereli bereli * Beresi olan. . a berhayat berhudar * Hayatta olan. canlı ayan. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. oldukça. an. * Beride olan ş veya kimse. * Yararsı boş z. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. berhava etmek * havaya uçurmak. kullanı z ev.

berkemal berkime * Mükemmel. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. temiz. katı lı k. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. berkimek * Sağ lamlaş mak. berkitme * Sağ lamlaşrma. her zaman olduğ gibi. saydam. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). berk * Sert.84. . unluğ 1. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. Kı saltması Be. tı berklik * Sağ k. durulaş mak. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. ş ı u berrak * Duru. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element.013 olan. sı açıkahverengi. lamlı * Sertlik. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. açı nlı k. pekiş mek. * Berkimek iş i. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. tahkim etmek. tahkim. katı . ortalama 30-40 cm boyunda. berkinme * Berkinmek işveya durumu. * Sağ lam. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. 97. * Pekiş tirilmek. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. atom ağ ğ9. takviye. ı ı rlı Kı saltması Bk.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. i berkinmek * Berkimek. güç kazanmak. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. aydı k. 29700C de eriyen. berlam * İ pullu. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. takviye etmek. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. pek iyi.

stak. uzun uzadı açıolarak. k. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. . bertmek berzah besalet * Bertilmek. karasal. gidermek. duruluk. besbeter beselemek * Bkz. bertilme besbedava * Pek ucuz. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . bertme * Bertmek iş i. eselemek beselemek. anlaşyor ki. * Berelenmek yaralanmak. k. lı k. * Morarmak.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. ş dursun. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. bere. *İ ncinmiş . * Kı dar dil. besbelli * Açı apaçı çok belli. durulaşrmak. k * Bir yana. bertik * Yara. k. çürük. * Deride mor leke. * Yiğ yararlı itlik. çürümek. yok edilmek. i bertilmek *İ ncinmek. burkulmak. burkulmuş . * Bertilmek işveya durumu. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. * Anlaş ğ göre. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. ya.

satan kimse. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. azı gı li k. * Yaş amak. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . zlı besermek * Bkz. semirtilmiş . besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. lan * Semiz. da. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. gı z. beslenmeye elveriş her tür madde. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. * Besini olan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. besinli besinsiz . * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. dalı * Besini olmayan. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. nda an * Sır. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. besi dokulu * Besi dokusu olan. n * Yumurta akı maddesi. yeterli besin almayan. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. besi dokusu * Besi doku. esermek besermek. gı . * Yenilebilir.

* Beslemek iş i. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. beslek besleme * Besleme. * Eklenmek. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması .* Besinsiz olma durumu. u. gı zlı dası k. çevresini veya altı desteklemek. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). hizmetçi. çoğ altmak. ş tı besle kargayı . doldurmak. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. katı lmak. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. nı pekiş tirmek. * Yetiş tirmek. * Yedirmek. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. k. * Semirtmek. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. evlâtlı besleme. * Besleme olarak. ahretlik. * Hizmetçi. ine beslenme * Beslenmek iş i. lerinde çalı rı kı ş lan z. * Maddî yardı yapmak. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. besleme kı z * Besleme. beslenen beslengi * Sönümsüz. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. . m beslemelik * Besleme. desteklemek. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek.

insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . besteci bestekâr * Beste yapan kimse. kompozitör. inceleyen yetkili. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. beste bağ lamak * bestelemek. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. mugaddi. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . besin değ yüksek. nda beslenmek * Kendini beslemek. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. itim nda beslenme saati * Anaokulu. bestekâr. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. beslemeye yarayan. * Beslemek iş konu olmak. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. p * Bkz. beslenme odası * Anaokulu. . * Besteci. ine besletme * Besletmek işveya durumu. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. besleyici * Besleyen.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. besili. nda lan * Besmele çekmeden.

beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bir parça. * Oyunda. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. k ı t . tat alma duyuları . nı ve yı * Dörtten bir fazla.besteleme * Bestelemek iş i. üç aş ı yukarı ağ beş . iş itme. koklama. bestelenme * Bestelemek iş i. beş kardeş *Ş amar. pencüdü. V. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. 5. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. besteli bestelik * Bestesi olan. * Beste olma durumu. görme. birkaç. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. bestesi yapı ine lmak. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. bestelenmiş . tokat. sıflı * Biraz. . * Bkz. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. * Çoksatar. beş iki * Bkz. atı zarlardan birinin beş lan . beş beter * Besbeter. * Beş nı ilkokul. pencüyek. bestelemek * Beste yapmak.

her birine beş defası beşbir arada. yüz beş aret * İ haber. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. . iş yaramaz. aş ı bayağ ağ k. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. pencüse. beş para etmez * hiçbir değ yok. beş paralıetmek k * Bkz. bedenle ilgili. da. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. lu. beş para almamak * hiç para almamak. müjde. k beş paralıolmak k * alçalmak. lu * Bedensel. muş erim. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. kusurları ğ çı açı kmak.beş on * Az sayı biraz. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. eri e beş paralı k * Değ ersiz. *İ nsanoğ insan. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. yi tu. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. beş eriyet . * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. z. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. a beş parası z * parası yoksul. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. lı ı . on paralıetmek.

fonksiyonunu yapmak. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. insancık. k. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . hümanizm. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . beş ibirlik.*İ nsanlı insanoğ . sı dördüncüden sonra gelen. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. düş için çalı örgüt. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. * Beş kenarlı çokgen. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. man ş an beş iz . beş inci * Beş sın sı sı . beş n erinde olan altı n. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş etmek iklik * beş vazifesini. hümanist. n ve sallanma. beş ibiryerde * Bkz. ik * Beş olmaya uygun. insancı sı l. ölünceye kadar. mak. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . * Bir ş doğ geliş i yer.

beş leme * Beş lemek iş i. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. beti bereketi gelmek. muhammes. * Bet bereket kalmamak. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. gülümser. *İ skambil. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. eyden beş tane bulunan. ı lan reptans). kentet. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. güleç. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. yollu bir çeş kumaş it . tuhaf. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. beş parmak otu * Gülgillerden. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. kurt pençesi (Potentilla en. beş lik * Beş para. beti benzi uçmak. beş lemek * Bir işbeş yapmak. * Tabaklanmamıham deri. * Bkz. * Beş arada olan. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. çirkin. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. * Tahmis.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). bet * Kötü. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. beş alabilen. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. taş . domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. beş parmak. ınlı ldı ı . bet * Beti benzi atmak. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan.

. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. kafa tutmak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. figüratif. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. dikleş ı mek. pusula. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. . kı mak. çabuk tükenmek. tasvir. tezkere. betim * Betimlemek iş betimleme. * Bir ş bir kimseyi. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. betelenmek * Karşgelmek. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. etelemek betelemek. i. beter * İ kötü. *İ çinde insan. lı ey.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. hı ran betelemek * Bkz. korkmak. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. mektup. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. figüratif sanat.

kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. betonarme * Yapı gücü. sı betimsel * Betimle ilgili.betimleme * Betimlemek iş tasvir. kları . lam. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. betonkarar * Beton karma makinesi. klı * güçlü. bevliye * İ yolları drar hastalı . demirli beton. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. betimleyici * Betimleme yanlı. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. beton gibi * çok sağ dayanı . çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. dayanıı layı ması an kl . mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. kendine yedirememek. betisiz *İ çinde insan. sert. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. betonlaş ma * Betonlaş durumu. nonfigüratif. tasvirî dil bilgisi. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. bağ cı yapay yış ğı ım. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). betoniyer * Beton karma makinesi. betimlemeli dil bilgisi. tasvir etmek. tasvirci. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. i. tasvirî. üroloji. beton * Çimentonun su yardı yla kum.

ı tı * Bu renkte olan. kara karş . ürolog. * Bir eserde. ileri gelen kimse. as. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . söylemek. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. beyaban beyan * Söyleme. beyaz adam . bildiri. bir bey erki * Zengin erki. el mi yaman * Bkz. *İ skambil kâğ nda birli. uş erlerini. * Çöl. beyaz * Ak. bildirme. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. duyguları hayallerin doğ ve değ n. beyanat * Demeç. bey mi yaman. anlatmak. ri. el mi yaman. cı * Mahalle okulları hademe. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . beyan etmek * bildirmek. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. * Beyaz ı olan kimse. kanı * Komutan. * Eşkoca. plutokrasi. düş üncelerin. beyanname * Bildirge. bay. ileri sürmek. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. * Zengin. . bevvap * Kapı. bey mi yaman.

beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . çamaş makinesi. Kuzey Amerika. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. beyazı msı * Beyaza çalan. yı beyaz ı rk * Avrupa. kan dı. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. an beyaz eş ya * Buzdolabı . beyaz zehir * Eroin. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. . beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. * Avrupalı . etlere verilen genel ad. ı ldı ı * Sinema. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. ı r ı k beyaz et * Tavuk. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . * Beyaz Rusya halkı olan kimse.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. balıvb. beyaz oy * Onaylayı oy.

ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). ı yan. artma. beygirli . * Yük taş araba çeken. üstüne binilen at. beyazlı k * Beyaz olma durumu. ağ lmak. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. ağ arma. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. nı n lan beygir * At. ağ artmak. beyazlanma * Beyaz duruma gelme.beyazıadı n . artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. * Ağ . ağ armak. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beyazlı * Beyazı bulunan. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Atlama beygiri. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san.

* Muhakeme. usa vurma. dimağ u . luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. beygir için. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beygirsiz * Beygiri olmayan. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. zihin jimnastiğ i. z. eğ itimi. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. boş boş gereğyokken. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. beyhude yere * boş yere. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. eyi * Bilgisi. u una. * Beygir gücünde. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. beyin yı kamak . beygirlik * Beygire ait. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü.* Beygiri olan. * Yararsı anlamsı z. beyhude * Boş una. dört boş undan her biri. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . kafa içinin.

dimağ nı nda. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. çok bilinen. * Beyni olmayan. lmayan. çe. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. * Akız. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. düş llı ünceli. uluslar arası . beyitli * Beyti bulunan. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. satı k. devlete özgü olan. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. * Rahat yaş ama. * Akı. etkisi kalmamısöz. emirlik. * Beyne benzeyen. beynelmilel * Milletler arası . mirî. devlet malı olan. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. * Hükûmet. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir.* insanı . ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . düş lsı üncesiz. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. beyiye * Bkz. p. * Beyinle ilgili. içinde beyit olan. * Herkesin kullandı. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. emaret. beyit * Ev. beynamaz * Namazsı namaz kı z. * Devletle ilgili. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . enternasyonal. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . korteks. beylik * Bey olma durumu. * Beyni olan. pis (kimse). baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. .

ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. bunalmak. tepesi atmak. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. uluslar arası. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. ikna etmek. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. delil. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. beyninde * Arası nda. t. * kötü bir ş sezinlemek. sarsı lmak. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. düş ünemez olmak. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. cı k. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). bunamak. huzurunu kaçı zlı rmak. beyni bulanmak * sersemlemek. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. cı k. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. beyzade . beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. * Bey oğ lu. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. beyni atmak * Bkz.beynelmilelci * Bkz. beytülmal * Devlet hazinesi. kanı tutamak.

ziynet. beze beze bezekçi . p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. bezdirme * Bezdirmek iş i. çaput. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. * Herhangi bir cins kumaş . * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. bı nlıvermek. nazlı kimse. usandı ktı rmak. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse).* Soylu kimse. * Bezden yapı ş lmı . söbe. * Özenle büyütülmüş . kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. . bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. beyzî * Yumurta biçiminde. ban an iş * Bez (I). * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Hamur topağ pazı ı . lan it bezek * Süs. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. oval. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Usanç veren. bezmesine yol açmak. gudde. lan * Pamuktan. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. bezdirmek * Bı rmak. beyzadelik * Soyluluk. düz dokuma.

bezetmek * Bezeme yaptı rmak. * Gelinleri süsleyen kadı n. bezelemek * Hamur topağyapmak. bezen bezeniş bezenme * Bezek. nakkaş . bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . süsletmek. süs. süslü. bezekleme * Bezeklemek iş i. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezetme * Bezetmek iş i. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. süslenmek. * Süsleme. * Bezenme işveya biçimi. bezekli. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. ı bezemek bezemeli * Süslü. bezekli bezeleme * Bezeğolan. i * Bezenmek iş i veya durumu. dekoratör. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . bezeklemek * Süslemek.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. ı bezeli * Bezeğolan. süslenmiş i . * Süslemek. . dekoratif. ine * Kendini bezemek. bezemek. tı cı bitki (Pisum sativum). süslenmek. süsleyen ş ey. * Bezelemek iş i. * Süs. tezyin etmek. donatmak. i bezelye * Baklagillerden. tezyin. bezenmek * Bezemek iş konu olmak.

ı bezleme * Bezlemek iş i. bezirleme * Bezirlemek iş i. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. * Bkz. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. * Bir çocuk oyunu. ini * Yahudilere verilen ad. bez. bezir yağsürmek. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . * Bezmek iş konu olmak. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. .bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. ine * Keten tohumu. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezginlik * Bezgin olma durumu. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. usanç. ile . bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. * Süs. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezir yağ ı . bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezek. bezirgân * Tüccar. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezmek durumuna gelinmek. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. yorgunluk.

bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. * Bezgin duruma gelmek. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. çocuğ belemek. bezi andı ran. kı * Bez dokusunda olan. un na u bezm * İ meclisi. lan ı zlı * Jilet. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. * bı çaklamak. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet.* Çocuğ altı bez koymak. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. dost toplantı. * ameliyat etmek. bıp usanmak. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. * Bkz. bılgan. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse.manifaturacı alı . çı * Bezmek iş i. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. keskin. bı gibi çak * ince. . bezginlik getirmek. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. lı k. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak.

bı silmek çak * bir işbitirmek. bı k çaklı . çakla * bı çaklamak. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. duruvermek. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. çok yakı(aralı n k). bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. i bı vurmak çak * bı kesmek. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı çaklamak * Bı kesmek. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . bı çaklama * Bı çaklamak iş i. * Çok az (fark). bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı yarası çak onulur. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. dil yarası onulmaz * hakaret. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. çakla * Bı yaralamak. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı .bı gibi kesilmek çak * (söz. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. konuş sohbet) birden bitmek. ma. bı çaklı * Bı ı çağolan.

boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. gözü pek. . çkı bı n çkı * Külhanbeyi. kabadayı . ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. cesur. çkı * Kı ve tı sa knaz. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. kma i . çkı p * Sel veya dere yatağ ı . bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bıp usanmak kı * çok bezmek. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. bılmak kı * Usanı lmak. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). çkı aç * Bı yapısatan kimse. * Bı n olma durumu. çak * Bı yapmaya elveriş (maden).* Bı koyacak yer. * Korkusuz. bış kı mak * Bı işveya biçimi. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . ş an it * Saraç bı ı çağ . yürekli. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bı hane çkı * Bı evi.

bı rcıgibi ldı n * kı boylu. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bunalmak. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. yurdumuzda en çok güzün. erimek. usandı kması kkı k rmak. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. bı ntı kkı * Bı duygusu. bı nlıvermek. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. l önce. usanmak. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). yumuş amak. * Dayanamaz duruma gelmek. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. benekli. boz renkli. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. dolgunca. * Tekrarlanması . etli butlu. bı rmak ktı * Bı na yol açmak.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. me kı bı ldama ngı . . usanmak. alı (kadı sa mlı n). kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. ş . bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. zedelenmek. bık bık llı llı * Çok tombul.

hesaba katmasak da. terk edilmek. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. terk etmek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. ateş yapmak. bı ki rak * saymasak. ı bı lı i. kes. . artı rmak. i ka * Unutmak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. yanı götürmemek. görevlendirmek. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. mütareke yapmak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Yanı almamak. hürriyetine kavuş nı lamak. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. * (ölen. * Bı rakmak iş i. kta. * Sıf geçirmemek. * Sarkı tmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. * Bakı lmak.* Bı ldamak iş ngı i. ş ma karş klı rakmak. nesne vb. * Kötü bir durumda terk etmek. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * Ayrı lmak. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. titremek. u iş * Saklamak. ması sağ * Boş amak. ayrı birinden iş i. ünü kası * Engel olmamak. terk. eyi * Koymak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. yı * Özgürlük vermek. artıuğ mamak. in unu. döndürmek. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. meydana getirmek. * Salı verme. korunmak için vermek. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek.) Kalmak. lan . bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak.

k bıksı yı z * Bığolmayan. sarı tutunmaya yarayan sürgün. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. nlı nı nda olan . * Balı klarda deri uzantı. bı rakması yol açmak. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. klitoris. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. sı * Asma gibi bitkilerde. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bıklı ı yı duruma gelmek. * Ufak çocuk. bıklı k yı balı * Sazangillerden.

biberli * İ biber katı ş çine lmı . z. * Acı . biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. biber katmak. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. kötü talihli. en * Bu bitkinin. nı mavi renkli. zalim. * Biber konulan küçük kap. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen.) çok acı mak. göz vb. biber gibi * çok acı . ini mak. biber gibi yanmak * (deri. pay almamı ş . * Hoş görüsüz. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). * Biber yetiş tirilen yer. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biberlemek * Biber serpmek. z. na lan iş biberlik biberon .Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . lan biber atmak * içine biber koymak. amansı gaddar. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. çiçekleri soluk en. * Payı olmayan. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. * Patlı cangillerden. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. llı biberleme * Biberlemek iş i.

* Kitapsever. cici bici. zarif (kı z). * Acız. meme baş ı . bîçare olmak * çaresiz kalmak. cicili bicili. zavallı çaresizlik. kitap düş k künlüğ ü. kaynakları bilen uzman. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bibliyografya * Kaynaklar. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. . bibliyotekçi * Kütüphaneci. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. bibliyografik * Kaynakla ilgili. vazo gibi zarif küçük süs eş . n z i. kaynakça. bibliyografi * Bibliyografya. * Bkz. k. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. sı * Babanıkıkardeş hala. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). lı k.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . * Üslûp. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. * Meme. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. zavallı (kimse). * Bkz.

ran. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . biçimlendirilme . eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. biçim * Dıgörünüşş ş . punduna getirmek. * Biçmek iş i. * Biçmek iş yapan (kimse). yalnıbiçim üzerinde duran. formalist. ş ı ekilci. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. en uygun durumunu yakalamak. içeriğyeterince önemsemeden. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. ekil. döven. belli bir biçime girmek. çoğ ek durumunda olan öge. morfoloji. elveriş (iş li ). eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. * Özü. * Tarz. ş . ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. formaliteci. sı * Alılmıkural. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. ş ekillenmek. ekil. tutum. * Biçilmek iş i. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. ekil. hem de bağ durumuna getiren makine. biçerdöver * Ekin biçen. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). biçim bilimi * Yapı bilimi. * Herhangi bir ş benzeri. morfem. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse).biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. biçim biçim almak * biçimlenmek. rası.

eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. ş ey ekillenmek. ş ekilsiz. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. ekillendirme. yakıksı k. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimi bozulmak. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . * Çirkinlik. ş ı * Biçime dayanan. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). * Kötü. yakıksı ş z. biçimle ilgili. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. mevzun. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu.* Biçimlendirilmek iş i. ş formel. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. biçki yapmak . hoş olmayan. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. ekle eklî. ş eye ekillendirmek. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimi bozuk. ekillenme. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. na en. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimli * Biçimi güzel olan. amorf. ş ait.

bîgânelik bigudi . * Yontulmuş taş yapı ı . boru biçiminde küçük araç. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Yaylı ateş öldürmek. * Bîgâne olma durumu. menş prizma. * Uyanı uyumayan. bidayet * Baş lama. m iyle * (değ paha. tı rpanla. * Yabancı . slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. * İ sı maddeler konulan. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. otu orakla. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . an ur. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. ı * Biçmek iş i. bîdar bid'at * İ dininde Hz. k. er. iki yı bir olan. makine ile kesmek. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. . * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. sac. * Bidon satan kimse. fiyat) Koymak. metal veya plâstikten. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. ı * Ekini. biçtirme * Biçtirmek iş i. *İ lgisiz. baş ç.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap.

* Hakkı hakkı ile. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. deli. aş n. z. bilâhare * Sonra. aklı ı olmayan. sonraları . baş nda * İ z. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. lan . herhangi bir kıtlama olmaksın. bilgisiz.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. * Habersiz. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. ksı m lmadan. süs eş . zlı * Kimsesiz. tam tersine. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. olarak. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. aksine. daha sonra. sonradan. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. bilâder ağ acı * Amerika elması . n ı durumu. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. * Bîkes olma durumu. ayrı yapı z. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. tersine. ki kadı bikir * Kı k. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . erdenlik. günahsı z. gerçekten. umutsuz. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. çaresiz.

ihbar tazminatı ı .. bildik * Tanık. bildiri * Resmî bir makam. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. duyurulmak. tebliğtebligat. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . hep . * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. beyanname. i. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. tebliğ . rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. dolaysı doğ tası z. eskiden beri. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. tebliğ . bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. bilcümle * Bütün. beyanname. sı z. araçsı aracız. n ldı ı ı t.-in hepsi.. bilâvası ta * Vası z. haber verilmek. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. . çok bilmiş olduğ anlatı unu r. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. rudan doğ ruya. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. bildiriş .

bile bile * Bilerek. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. imdiki zaman. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bile * Birlikte. bildirme * Bildirmek iş beyan. * Anlatmak. her ş eyi eyden anlayan. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. de. belirli geçmiş .* Bildirmek işveya biçimi. bilerek aldanmıgörünme. kolunda altıbileziğolmak. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. ukalâ. * Bilgiçlik taslayan. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. geniş zaman. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. dahi. i. i bildiriş im * İ im. . düş ünülerek. gelecek zaman kipleri: Gel-di. gel-ir. belirsiz geçmişş . * Üstelik. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. önceden tasarlayarak. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. ş bilecen * Her ş bilen. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. gel-ecek gibi. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. gelmişgel-iyor. haberleş komünikasyon. . kasten. isteyerek. ması . bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. bilecenlik * Bilecen olma durumu. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. * Aynı zamanda. letiş me. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. da. ifade etmek.

ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilek damarı * Nabı z. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . kuvvet. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak.bilek * Elle kolun. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. ı rı * isteyerek. ik . etkisini artı rmak. * Hı rslanmak. en fazla. keskin duruma getirilmek. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. kol kuvveti. * Bilenmek iş i. mürekkep. basit olmayan. kalı n. bilek gücü * Kol kuvveti. kasten. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. aş derecede istemek. ayakla bacağ birleş i bölüm. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . bileş kap ik * Birleş kap. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . konsantre olmak. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. * Güçlendirmek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. ı n tiğ * Güç. keskinleş tirmek. mürekkep faiz. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. * Bilemek iş konu olmak. keskin duruma getirmek. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel.

ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. mek i. terkip. it * Bileş iş terekküp. * Bilet satan görevli. * Bilemek iş yaptı ini rmak. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. * Bileş sonucu oluş cisim. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. bilet * Para ile alı konser. lence yerlerine girme. bilet satmak. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. * İ veya daha çok vektörün. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. geometrik ki na nı toplam. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. muhassala. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . sinema. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. me an * Bileş işveya durumu. tiyatro gibi eğ nan. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. biletli biletme biletmek * Bileti olan. . terekküp etmek. * Biletmek iş i.

* (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. * Mobilyaları ayak altları takı kare. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. inin i * İolarak. malûmat. vukuf. hikmet. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. silindir. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. bilim alanı uygulanan yöntemleri. olgun ve örnek (kimse). makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. bilgi kuramı * Bilginin temelini. açı * Kelepçe. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. * Motor pistonları yağ na. * Bilim. * Bilgi. malûmat. nsan nı i * Öğ renme. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . cı ı k. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . lama. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . i * Bilezik takmıolan. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. malûmat. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. vukuf. m m i. sayalı ki. söz geliş diyelim ki. epistemoloji. zağ . malûmat. vukuf. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. * Bilgeye yaraş (biçimde). ş bilfarz * Tutalı ki. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. bilezikli * Bileziğolan. * Bir durumu öğ renmek. dikdörtgen. soğ utma. hakim. iyi ahlâklı . iş ş edinerek. bilezik * Bileğ süs için takı halka. sempozyum. hâkimane. lmı . gerçekten.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . * Bilgili. bilgi toplamak . tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. bilgi almak. .

sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgin geçinmek. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. bilgili * Bilgi sahibi olan. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. * Bilerek. öğ renmek. haberli. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). bilgici * Sofist. * Bilgine yakır. sofizm. âlim. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bildirerek. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. malûmatlı . safsatacı lı k. ş ı nda. elektronik beyin. bilgilik * Ansiklopedi. * Bilgili kimse. bilgili geçinen kimse. bilgin tavrı bilgin gibi. kompüter. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . . bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. haberdar etmek. yapı sı mühendisi. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. * Bilgin olma durumu. bir yapısonuçlandı elektronik araç. * Bilgisayar programcı.

ilimcilik. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. bilim adamı . âlim. * Bilgi. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. bilimci bilimcilik * Bilginin. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. en çok. z bilimsel * Bilgin. ilim. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bilerek ve isteyerek. cehalet. malûmatsı cahil. tı süreci. her ş eyden önce. gayriilmî. mahsus. rı bilim kadı nı * Bkz. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilime uymaz. z. . biyonik. bilhassa * Hele. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. roman vb. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. malûmat. rmak karı * Bilen.* Bilgisayara geçirmek. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. baş özellikle. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. ta. ilkelerini. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilgin.

ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. Marxçı lı k. * İ ruhunun. ş ve nlı uur. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilimsiz * Bilime. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. * Temel bilgi. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilincine varmak * anlamak. n * Dimağ . ş rı i uuraltı tahteşuur. uur. temel görüş . * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilinç kaybı * Hafı yitimi. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . kavramak. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. bilinçlendirmek . ilmî. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . bilime dayanan. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. nanabileceğ savunan felsefe akı . bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm.* Bilimle ilgili.

lâedri. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinmeyen * Değ belli olmayan. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. ş uursuz. eri * Bilinmek iş i. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). bilinmeyen (nicelik). * Eleş tirmeli bir biçimde. bilinmedik. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen.* Bilinçli duruma getirmek. bilindik * Bilinen. * Belli olmaz. ş k uurluluk. meçhul. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. . bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. uurlu. anlaş ine ı lmak. muğ güç lâk. ş uursuz. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. ş inin nda uurlu. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. bilindik. agnostik. * Nesne. ş uurlanmak. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. bilinçli * Bilinci olan. * Bilinci olmayan. bilinçle yapı lmayan. ş uursuzluk. * Nesne. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. bilinçle yapı ş lan. kulu. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). ş lere ı k uursuzluk. kendi etkinliğ farkı olan. agnostisizm. 'nı inin ini ini reti. bilinmedik * Bilinmeyen. malûm. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. kuş meçhul. öğ renilmek.

bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. informatik. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. vukuf. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. ehlihibre. sibernitik. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . * Biliş iş mek i. . im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. ehlihibre. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. uzman. nı n ğ ı kin * Bildik. bilip bilmediğ göz önüne almadan. eksper. ehlivukuf. "sayar". mak. cahillik. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile.bilir * "Anlar". "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. lı mak. * Billûrdan yapı ş lmı . ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. kristal. ehlivukuf. bilistifade * Yararlanarak. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. * Öğ renmek. dost. kları * Duru ve temiz kesme cam. cahil. ş biliş im * Teknik. tanık. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . biliş ağ im ı * Teknik. biliş * Canlın.

* çok beyaz ve pürüzsüz (kol. koloit karş . gerdan. pıl pı parlayan (yer). muamma. * Belirgin duruma gelmek. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. ündeki saydam cisim. billûr gibi. ı lı mamak. billûr gibi * çok duru. kristalleş mek. ı l * Billûra benzeyen. * Bol ıklı rı rı ş . irisin arkası mercek görevini yapan. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. netlik kazanmak. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. ran. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. anlamı bir söz. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. eyi nda . bilmeden * bilmeyerek. çok temiz (su). billûr durumunda yoğ unlaş mak. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * Bilinmeyen ş muamma. * sonucun ne olacağ kestiremeden. ey. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. billûru andı kristaloit. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. * (ses için) pürüzsüz. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma.* Koç yumurtası . * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. billûr cisim * Gözde. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . billûrî * Billûra benzer. göğ üs). billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. kristalleş me. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. ı tı * Bilmek iş i.

bilmezlik * Bilmez olma durumu. nasıne) l. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. bilmezlikten gelmek.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilmemezlik * Bilememe durumu. bilmukabele * Karş klı ı olarak. tecahülüarifane. tecahül etmek. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. karşk olarak. mı * Tanı hatı mak. çok bilmiş . eyi * Bkz. bilmezlemek * Bir kimseyi. i. kim. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. * Bazen "iş gelmek". bilsat * Kuruluş ş lar. elinden gelmek. nda im. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. farz etmek. bilmez * Anlamaz. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". * Saymak. teçhil etmek. irketler arası bilgi satma. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. rlamak. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. ş bilmünasebe * Sı gelince. sı düş rası rası ünce. bilgileş bencmarking. i eyi ka ş . cehalet. * Anlamak. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. . size de. *İ nanmak. bilmezlik. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. * Sorumlu tutmak. sizlere de. ş ma. * Sanmak. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. var saymak. bilgiçlik taslayan. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. bilmiş * Her ş bilir geçinen. bir ş bilmez göstermek. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. hatı rbilmez. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. kavramaz. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r.

. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen.bilumum bilvası ta bilye * Bütün.. . yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. bilyon bin * On kere yüz. man * Milyar. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. rmak bin iş bir baş çi. ünce iş bin kat * Pek çok. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. 1000. sürekli olarak düş değ tirmek. eyi bin bir * Pek çok. M. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. bin piş olmak man * çok piş olmak. . nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. kamu. hep. ğ rudan doğ olmayarak. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. küçük yuvarlak. -in hepsi. misket. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. doğ lı ile. bin can ile * çok isteyerek. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. * (birinin) Aracı ı araçla. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. kı yaslanmayacak ölçüde. olacak bir kimse gerekir. * Taş . çok sayı da. öğ ütlerden çok daha etkilidir. dil dökmek. bilyeli yatak * Bisiklet. gönülden. çı * her iş baş e. her sıntı gideren. toprak. bilyeli * Bilyesi olan. dolaylı ruya . bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. bin derde deva * pek çok işyarayan. maden. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. çoğ unlukla çelikten. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir.

hamil. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. dayamak. bunun üzerine. bin zahmetle * çok zor. bundan ötürü.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. bunun için. i * Dayanarak. * Çatı . bindi * Destek. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bînamaz binbaş ı * Bkz. kendi eliyle yok etmek. kurmak. -diğiçin. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. ünce binaen * -den dolayı . . çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. bindirim * Fiyat artı zam. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . . olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. rma. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. beynamaz. -den ötürü. inş etmek. bina etmek * yapmak. yapmak. . bina * Yapı . binaenaleyh * Bundan dolayı . ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. büyük zorlukla.

* pek çok yapı pek çok olan.bindirme * Bindirmek iş i. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. basit mekanizmalı kilit. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. * Ata iyi binen kimse. her birine bin. binmesini sağ lamak. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. * Ata binme ustalı. dolap gibi ş eylerin. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. lan * Binilmek iş i. ndan ka ı ta * Eklemek. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. lan. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. her defası bini bir arada olarak. binek atı * Sadece binmek. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . lmış * Üzerine binilen. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . ğ ı * Ata binilerek yapı spor. katmak. binmeye yarayan. kiremit. * Binmek işyapı i lmak. biner bingi her biri. nda bininci * Bin sayınısı sı . * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. ahş parçaların durumu. oturtmak veya içine yerleş tirmek. binici * Binen. bini çı ta. * Kapı . nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i.

fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. ı tta * (bisiklet motosiklet. u * Birçok bin. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. otomobil gibi bir taş yer almak. öbürünün üstünde olmak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. vapur. pla biomekanik * Biyoloji. * Binmek iş i. uçak. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. fına atı rı lmadan önce. gözü pek. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. * Hamur durumundaki ekmeklerin. mek * İ parçadan biri. * Üstüne binilen hayvan. i * Atlı alay. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. korkusuz. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. nihayet. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. katı lmak. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak.biniş * Binmek işveya biçimi. binek atı . binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. . pek çok. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. ş ı lan bîperva * Çekinmez. * Sonuç olarak. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. * Biniş durumu. binek hayvanı Kullanmak. * Atlı alayda giyilen giysi. * Eklenmek. sakı nmaz. * Fiyat artmak.

toplu olarak.. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. er. * Ancak. . olabildiğkadar tez. bir * Ortaklaşolan. birlikte. I. i bir ara * Kı bir süre. pek çok. hem. bir sürü. bir fincan kahvenin kı yı rı r. onunla övünülmemelidir. ş * Pek çok. bir araba bir arada . z nda * baş birinin yardı olmaksın. * Birleş ik. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. it. fazla. müş a terek. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. mları z. * Eşaynı boyda. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz.. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. korkmadan. . bir * Sayı n ilki. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r.. bir (veya bir de) * hem . te * Odun. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. * Birçok. sa * Geçmiş bir zaman. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. ğ ı * Tek.* Çekinmeden. * Sadece.. ka mı zı bir . rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte.. * Toplu bir durumda. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez.. beraberce. hep birden. yanı kimse bulunmadan. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. yı * Bu sayı kadar olan. yalnı z. bir an önce * Bir ara. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r.

bir bir bir bir * Birer birer. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. nı nına bir ben. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak.bir aralı k * Bir ara. çok yaş ş lanmıolmak. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. u na. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. sa bir baba dokuz evlâdı besler. çok az. ayrı * Olduğ gibi. tam tamı eksiksiz. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. * Bkz. bir araya getirmek * toplamak. ka le. * Az. buluş mak. küçük bir sorunu büyütmek. hepyek. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. ayrı . i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. bir baş ı na * Tek baş ı na. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. . bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce.

çabucak. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak.bir boy * Bir kez. bir iki. baş baş tan a. ş ta. ünce iş bir damla . lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. * Biraz. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir çift söz * Bir iki söz. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). * hiçbir zaman. yanlıdavranı bozmak. bir çift * Bir takı m. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . * Hele. bir boyda * Boyları it. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar.

* (çocuk için) Çok küçük. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. * "ilk önce". bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir defada * ara vermeksizin. . bir don bir gömlek * yarı plak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. tutarsıkonuş z mak. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir deli kuyuya bir taş atar. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak.* Çok az. bir kereye özgü olarak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. * Bir kereye özgü olan. bir de * ve olana katarak. ğ ı . bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. birazcı k. bir dirhem * Çok az. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. fazladan. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. mek bir dolu * Birçok.

ceviz. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir gece içinde olup biten. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. i . bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). akrabalar eğ lenmemelidir. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. * bir merkezden. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. bir geceye ait. bir evcikli * Mır. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. bir gecelik * Bir gece için. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. ladı ı karla bir elmanıyarı o.bir düziye * Sürekli olarak. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. tek hücreli. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). ü i. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r.

k * huyu değ mek. hiçbir zaman. düş bir kalem * Bir an için. biraz. usanmak. benzer. kötü bir durum karş nda söylenir. garip.bir günden bir güne * hiç. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. . iş * kazaya uğ ramak. iyice. ı esizliğolmak. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir atıta. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. . a sa bir güzel * Çok iyi. lı ş bir hayli * Epey. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. çok az sayı birkaç kez. çok. kı da sürse çekici ve güzeldir. bir gözeli. fenalıgelmek. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. iğ ipliğ dönmek. bir da. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. m. i bir hücreli * Bkz. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. bir hamlede * Çabucak. bir hoş olmak *şı aş rmak. * hüzünlenmek. tek tür. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. bezmek. ölmek. duraksamadan. * Aynı .

* Bir kez. patı . eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir kalemde * birden ve toptan. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. belli durumunu değtirmeden. ama o. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. z ur. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. . telâş rtı olmak. mak. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir defa. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. a a. sa bir karı bir koca. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir karı ş * Çok kı sa. * bir karı kocanıçocukların. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. * Çok az. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. i rda bir kere * Aslı nda. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. uyuş bağ mak. bir kı bin kişister. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r.bir kalem geçmek * boş vermek. ancak bir kiş kı olur. bir an için göz ardı etmek. arak. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü.

biriktirmek. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. bir parça. bir bir o yana. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. nan * Çok küçük (çocuk). bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. bir bu yana * rastgele. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. bir nice * Bir hayli. bir numaralı * Birinci. çok az. m . inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. birçok yerlere. birinci. itli bir olmak * bir araya gelmek.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. değ olmamak. yeknesak. bir nebze * Çok az. bir numara * Tek. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. belli oranda. birçok. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. . bir katı misli. çeş yönlere. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. i bir ölçüde * Biraz. bir örnek * Aynı biçimde olan. bir parça * Biraz. iş birliğyapmak. azık. baş gelen. derviş geçinmeyi anlatı çe r. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün.

* istediğ yere gider. inden. ardı bir solukta * Çabucak. çarçabuk. lı z bir sı ra * Üst üste. ardı na. yarı akı. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. bir ş söylemek ey * konuş mak. gereğgibi söyledi. bir sı n çekirge. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. ifade etmek. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. yekten. z kalmaz. tutumu değmek. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. lı r k * ölmek. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. lca m llı bir tane . da. iki sı n çekirge. yeni huylar edinmek. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. durumu. hemen. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. iş * bayı gibi olmak. sa inde bir tahtada * bir defada. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. kı kesmek gerektiğ söylenir. bir tahtası eksik * akı eksik. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. değ erlendirmede yanı lmak. * belirtmek. birden fenalıgelmek. bir ş eyler. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. çok kı bir sürede. anlatmak. istediğ biçimde davranım.

. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. bir temiz * Adamakı. eskiden. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. lmazsa. bir tanem * Sevgi sözü. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. hariç tutulursa. bir torba kemik * çok zayı f. yegâne. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. kuvvete yükseltme. bölme. bir yana * -den baş sayı ka. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). eş görmek. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. bir vakitler * Geçmiş zamanda. eyle ı laş . bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. hem. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim).* Biricik. unu * hiçbir biçimde.. benimsememek. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. vaktiyle. hiçbir yolla. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . artı . it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. hem . ertelemek.

aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. p * Çok bira içen (kimse). pek çok. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. * Erkek kardeş . * Bira yapma ve satma iş i. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. biraz * Kı bir süre için. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. * Belirli bir süre. * "Yahu. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. * Az miktarda. * Pek az. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. birazdan biracı lı k birader birazcı k . arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda.bir yın ğ ı * birçok. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. çok değ il. biraz. eskiden. eskiden. il. çok az. bir sürü. vaktiyle. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. arpa suyu. erini bir yol * Bir kez. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. nda. ş . biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. dost.

na. olay çı nı nı karmak. * Ansın. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. öteki de onu. monist. hepsi bir arada. sayı belirsiz. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. beraberce. birazı * Bir parça. zı * Birlikte. birbirine katmak * araları açmak. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. birdenbire . birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. * Tekçi. hemencecik. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. müteaddit. lı * Biri diğ erinin yanı ra. mak. birbirine girmek * kavga etmek. sı * Bir defada.* Az sonra. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. * karı ş mak. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. birbirine kötülük etmek. ağ birliğyapmak. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. monizm. dövüş mek. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. birbirine düş mek * araları lmak. araları bozmak. * (iplik vb. tutarsı z. birçok birden * Oldukça çok. bir hayli. * Tekçilik. bir olayda sözleş gibi.

bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. im . bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. nedenden etkiye. terkip. bire beş katmak * eklemek. miktar. birebir * Etkisi kesin olan. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. *İ stenildiğgibi. * Yalı karmaş olana. her birer birer * Her biri ayrı olarak. an. sı . k. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. lan kadar ürün vermek. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. fert. sentez. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. nohut. fert. * Bu biçimde oluş bütün. kullanı tohumun belli bir katı day. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun.* Ansın. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. bireysel duruma. narak yapı eş lan leme. fasulye gibi ürünler için) toprak. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. uygun. n kları bire . na. duygusal. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. küllîden cüz'îye. sentez. beklenmedik bir sı zı rada.. abartmak. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. hemencecik. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. soy oluş ı karş . bire bin katmak * çok abartmak. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. bire bin katmak. sentetik. n i im ontogenez. vermek * (buğ arpa.. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek.

kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. baş kaları ayı ndan rmak. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. i. mesinden. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. bireysellik * Birey olma olgusu. ferdiyetçi. * Bütüne. birice biricik * En fazla. ünü r. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. politikalarıgenel adı n . ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. ferdiyetçilik. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. kendine özgü olan ş eylerin. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. ferdiyet. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . individüalizm. ikincisi olmayan ve çok sevilen.bireyci * Kişhakları savunan. i nı * Bireycilikten yana olan. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. tek. özelliklerin. * Eş benzeri. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. * Bilinmeyen bir kimse. tek. ferdî. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. ran * Bireyle ilgili olan. u biri yer biri bakar. bireysel olarak göz önüne almak. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. il yan . bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. genele değ de. bireye özgü olan. bireye. iyi ran biri * Bir tanesi. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. yegâne. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. . ferdiyet. individüalizm.

koleksiyon yapmak. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. tasarruf etmek. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. birikiş mek * Bir yere toplanmak. birikme * Toplanı yılma. p ğ ı * Gözlemler. ünite. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. ünite. bir araya gelmek. bir yerde toplanıyılma. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. oluş turduğ yapı u içinde. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. * Öğ renme. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. biriktirim * Biriktirme. i. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . birincası f . birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi.birikim * Birikme. taki * Dilin. ölçülü kullanarak artı rmak. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. birileri birim * Bazı kimseler. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. * Bir ş parayı eyi. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. vahit. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf.

birkaç kiş herhangi biri. temel. vapur. birincil grup *İ çten. rası * (ulaş araçları Mevki. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. birisinden biri * içlerinden biri. tevhit. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. 'nı ini . birincilik * Birinci olma durumu.) Birinci mevki. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. esas. rada. orun. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. yer. susturmak. ı k llı ı . samimî. az sayı az. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. sıf. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. rada. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. hekimlikte kullanı bir bitki. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). birinci zar * Yemiş derisi. ana. tek duruma getirme. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. * Tanrı n birliğ dile getirme. onu denetim altı bulundurmak. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. ta birinci orun * (tren. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. birisi * Bilinmeyen bir kimse. önde gelmek. * Bir etme. lan birinci * Bir sayınısı sı . ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. uçak vb. sın ra fatı * Zaman. da. dıkabuk. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. birincivası f * Birleş ikgillerden.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. meyve dı. arası birinci olmak * baş gelmek.

hasta olmak. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. tedavi etmek gibi. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . kelime türünün değmesi. en ru.birlemek * Bir etmek. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. müttehit.). bir araya gelinmek. ses türemesi. i n * Birleş iş mek i. zikretmek. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . * Bir araya gelmişbirleş olan. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). i birleş ilmek * Birleş iş lmak. bir noktada kesiş (doğ yay). kaptı . birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. * Tanrı n birliğ dile getirmek. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . sim mı ı p en hissetmek. birleş değ me eri birleş me . bakakalmak. kaybolmak. kaçtı kaçtı gibi. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. . başehir. birleş kelime ik * Ses düş mesi. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). birleş im * Birleş iş mek i. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). inikat. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . hissetmek (< hiss etmek). ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. buluş mek i yapı ulmak. tek duruma getirmek.

* Bir taneden oluş . birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. bir tane alabilen. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. mak. * Sanrı . nda. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. as. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. miş * Bağlı benzerlik. lı k. iken * Buluş bir araya gelmek. bir olma durumu. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . * Yanı beraberinde. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. vahdet. kimi. beraberce. halüsinasyon. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. birlikte * Bir arada. * Kaynaş mak. * Uyuş aynı mak. bağ . te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. dört dörtlük. * Uzlaş mayı layan. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. birli birlik *İ skambil. bazı u r i . tabur. i n * En büyük değ erdeki nota. alay gibi bir bütün sayı topluluk. . vahdet. bir arada olma durumu. birliktelik * Birlikte olma durumu. muş * Birleş . ı yan ı t * Tek. * Cinsel iliş bulunmak. * Askerlikte bölük. görüş olmak.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . vahdaniyet. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur).

çkili . küçük lokanta. bit kadar bit otu * en küçük. * Sı racagillerden. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. tatlı ekmek türü. çifttekercilik. bisküvi * Un. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. lan * Bisiklet satma. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. onarma iş i. in ı t. * Yayıdövmede kullanı araç. gevrek kuru pasta türü. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). çok küçük. ş veya tuzla yapı ince. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. en ufak. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . bisikletli * Bisikleti olan. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. çifttekerci. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. k lan * İ kahve. bistro bisturi * Neş ter. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. belirten söz. süt.

yorgun düş mek. sürekli olarak. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. nı rı p * Bitirilmek durumu. flora. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. * Bitik olma durumu. * Yapık. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. yorgun.* Bitlere karşkullanı bir madde. sonlu. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. z. sırlandılı belirlenmeyen. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. fena. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. kuş bîtap * Bitkin. * Bkz. * Durumu kötü. verimli (toprak). bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. * Son. bîtaraf * Yansı tarafsı z. in ş . namütenahi. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . yansı davranı z zca ş . ine . dolaş ş ı ı k.ekli. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. bîtap düş mek * çok yorulmak. münteha. bitiklik bitim * Bitmek iş i. bitey * Bitki örtüsü. mümbit. nihayet. biteviye. bitimli * Sonu olan.

sona erme. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. bitirme * Bitirmek işitmam. * Bilgili. i. sonuçlandı rmak. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. mezuniyet. lan * Yaman. açı kgöz. a * Barbut oynatı yer. kumarhane. ken * Bitiş olma durumu. barbut oynatan kimse. mahvetmek. kumarhane. * Onulmaz duruma getirmek. * Güçsüz düş ürmek. tüketmek. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. * Yan. çok beğ enilen. bitme. komş u. iltisakî. kahve. bitirimhane * Kumar oynanan yer. bitirim yeri * Kumarhane. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. yormak. zeki.bitirim * Çok hoş giden (kimse. bitkin duruma getirmek. . bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem.sona erdirmek. yandaki. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. tamamlamak. nlaş ş * Yandaki ev. yer). bitiş * Bitmek işveya biçimi. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. ik * Bitiş ken. eklerle türetilen dil. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan.

sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. mek i. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitkiyi andır. bitey. bitki bilimi uzmanı raş . bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitkin . bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. nebat. rı * Bitki yetiş kimse. flora. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. ot. botanikçi. bitkimsi * Bitkiye benzer. yosun. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. botanik. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . bitiş me * Bitiş iş ittisal. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. aç . kı z böceğ ağ biti. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. nı ktan ğ ı sona eren. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan.

çok yorgun. * Birinin bitlerini ayı klamak. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . beğ enmek. bitli kokuş * üstü başkirli. nebatî. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. ayan böcek takı . * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. * Cimri. * Tükenmek. çok zayı flamak. saç gibi ş için. . bitkinlik * Bitkin olma durumu. tüy. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitkisel * Bitki ile ilgili. * Çok yorulmak. bitme bitmek * Bitmek iş i. * Bitki. yağnar. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. * Sona ermek. bitki cinsinden olan. * Bitlenmek iş i. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. bitkiden elde edilen. * Kendi bitlerini ayı klamak. mı bitli * Üstünde bit bulunan. * Çok sevmek. pirinç. güçsüz kalmak. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. bayı lmak.* Gücü tükenmiş olan. çıp yetiş eyler kı mek.

* Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. alev ve koyu duman çı kararak yanan. vefası lı z. t . elbette. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. ı t ları mı vb. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . li. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. * Genellikle giysinin yaka.* bir türlü sonu gelmemek. eksilmemek. lan. * Biyesi olmayan. biye geçirilmemiş olan. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. bitüm * Keskin bir koku. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. kömür tozundan briket yapı nda nda. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. varlı n i . nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. uçsuz bucaksı z. kol. tabiatı tabiî. bir ucu pistona. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. * Makinelerde. yoğ u n. al ile. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. biyesi olan. bitümleme * Bitümlemek iş i. * Bir çeş ardırakı. * Doğ olarak. it ç sı * Acı çikolata. sonu gelmeyen. küçük hareketli çubuk. sı .

biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. . biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. dirim bilimsel. biyolojik fizik.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. * Biyoloji ile ilgili. dirimsel. * Hayat hikâyesi. gübre gazı cı . * Dirim kurgu. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . ayıevrelerini inceleyen bilim. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyoloji uzmanı raş . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . n biyografik * Biyografi ile ilgili. tercüme-i hâl. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. dirim bilimi. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. hâl tercümesi. me.

ul i * Resmî konuş mada. yardı eder. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. * Bir çeş kara renkli mika. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. kendisi. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. bizcileyin * Bizim gibi. tı ğ . bizim gelin bizden kaçar. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. . * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. usandı rmak. lmı . z kaları rahatça içtenlikle. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. değ biz bize * Yalnıbiz. akrabamıbaş nı z. kendinden. aramı yabancı kimse olmaksın. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. ı bîzar * Tedirgin. * Bize göre. özünden. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. bizar etmek * tedirgin etmek. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. na m . usanmı bezginlik getirmiş ş . aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . bı kmak. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. it * Çoğ birinci kişzamiri.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. biz araç. bizar olmak * usanmak. bezmiş . * birbirimizi çok yakı tanız. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. ş (Acipenser nudiventris).

* kapatmak. ş ı bizon bizzat * Kendi. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. morulâ.bizimki * Bizim olan. durdurmak. u zı msı kılgan ve katı element. blokaj * Bloke etmek iş i. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Voleybolda. bizimle ilgili olan. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. ş ahsen. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. * Bizlemek iş i. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. bir bütün oluş turan. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . ayan * Kocaman ve ağ kitle. Kı rı bir saltması Bi. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. bloklaş ma .8 olan.3° C de eriyen. 271. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. kendisi. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. kılı beyaz renkli. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. * Kadı n kocaları nları ndan. * Hareketine engel olma. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. hareketini durdurma. * Ucu çivili değ nek. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. . atom ağ ğ209 olan. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u.

bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. bağ sı k. kaba pamuklu kumaş lan . tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. * Fotoğ filmi rulosu. mın * Makara. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. boyun kürkü. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). güçlü bir yı (Boa constrictor). yı nını lanlar takı nıbir bölümü. çok iri. knatı kuş ı ka boca .* Bloklaş iş mak i. bloksuzluk * Bloksuz davranma. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. tan lan n * Boagillerden. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. bağ sı lantız. r. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. * Bu kumaş yapı (giysi). yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. zehirsiz. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin.

rüzgâr üstü. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. genellikle güneş görmeyen (oda). iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. . bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. bodoslamadan * Ön taraftan. ileri sürmek. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. poca. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. bocalama * Bocalamak iş i. belirtmek. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. baş taraftan. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan.* Geminin rüzgâr almayan yanı . kararsıolmak. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. orsa veya rüzgâr üstü karş . bocalatmak * Bocalaması yol açmak. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. sa'nı um * Domuz. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. bodoslamak * Açı klamak. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. dökmek. ne yapacağ bilememek. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu.

bora. a aya boğ ası * İ bez. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). nce * Sağ anak. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. * Damı k erkek sır. . r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. * Anjin. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. astar. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ).bodur kalmak * boyu uzamamak. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). \343 Zodyak. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. * geliş memek. bodurluk * Bodur olma durumu. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde.

iltihaplanmak. na. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. boğ olmak az * boğ ağmak. n. azı rı * imrenmekten boğ şmek. boğ ola az * "afiyet olsun. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. iaş e. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. hazı rlama sıntı . açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. * Yeme içme. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. * Yedirip içirme yükümü.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. keleye çekmek. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. raş * yemek piş irme. derbent. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. boğ derdi az * geçim için uğ ma. imik. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. * Ş e. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. . boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r.

kan dökerek öldürmek. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. aş ölçüde. ine. . sesi çı kmamak. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. sıntı kı vermek. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. boğ ndan * Gaddarca. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. boğ na kadar azı * pek çok. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. iş kesilmek. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. lüzumundan fazla. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü.

iş z. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). sarmak. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. * Silik bir duruma getirmek. * İ dut. yemek isteğçok olan.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. boğ mak * Bir canlı. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. yla * Peş e yapmak. boğ azlı * Boğ olan. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. bastı rmak. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. ş maz . boğ durtma * Boğ durtmak iş i. * Tamamı kaplamak. t. iş . azı * Çok az yemek yiyen. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. soluk alması engel olarak öldürmek. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. ktan tı yla elde edilen. yı na * El. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. azı * Çok yemek yiyen.

* Geliş mesine engel olmak. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. kıklaş uk sı mak. ş . * (renkler için) Uygun düş memek. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. kık kık. boğ mak * Boğ yeri. zlı * Bunalmak. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. boğ maklı * Boğ makları olan. * Çok sı sıntı cak. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. . . ma i * Solunumu güçleş tiren. boğ ucu * Boğ özelliğolan. * Kılmı(ses). boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. kı veren. boğ bir biçimde. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. mak ine * Havası ktan ölmek. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. * Bunaltmak.

. bohçalama * Bohçalamak iş i. ı z itli rayarak ses olarak çı . te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . ıı lı boğ unuk * Kık. ihtikar. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. telâffuz. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. * İ ip kakı tiş ş mak. umu * Zor soluk alma. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. çı mahreç. boğ sı uk. dövüş mek. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. um mak. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. e i.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. * Sınt ı kapalı kı lı . * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. ı luğ z tuğ n kak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. eyler e . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. * Boğ mak iş uş i. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. donuk. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. * Sınt ı kı . * Ufak ve seçme tütün dengi.

berbat etmek. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. * Güç durum. bok * Dı . ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. bok canı olsun na * bılan. tiksinilen. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. i. bok atmak * (birine) leke sürmek. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. iş son vermek. her işkarı e e ş an. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . ayı ı veya topluluk). ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. burnunu sokmaması gerekir. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. çok berbat. . bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . z. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. i bok püsür * hoşgitmeyen.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. güzel görünür. kara çalmak. boklama * Boklamak iş i.

eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. i er bokunu çı karmak * bok etmek. * Korindon. yararsı z. ş arap. * Kötü durum. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. u una. pis. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. bol . boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. boklaş ma * Boklaş durumu. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. * Pislik.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. kı ı. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boku bokuna * boş boş yok yere. boktan * temelsiz. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. pislenmek. boksör * Boks oynayan kimse. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. i) boklanma * Boklanmak durumu. yumruk oyuncusu. her ş öfkelenir olmak. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. dar karş . lan ü. boklu bokluk * Boku olan. derme çatma.

çokça. bol bulamaç * Bol bol. pek çok. ş al. bollanmak * Bol duruma gelmek. zenginlik. eli açı zengin gönüllü. * Oldukça geniş . bol bolamat * Refah. büyük miktarda. bol keseden * bol bol. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan.bol bol * Fazla. * Cömert. bolca * Oldukça çok. bolluk. * Bolarmak iş i veya durumu. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. * Dökük. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. sıntı düş kı ya meden. çok. * Bu dansımüziğ n i. * Bolalmak iş i veya durumu. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. ölçüsüz. bol paça * Geniş paçalı . bolarmak * Bol duruma gelmek. * Bollaş mak. saçı apş . * Kı ve kolsuz kadıceketi. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. k. * Yahudi kadı. . ndan bollanma * Bol duruma gelme. geniş lemek. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı .

ş . birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. cı li. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. kalıdemirden kap. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). * Her ş bol olduğ zaman. nı lan bomba gibi * iyi. komünistlik. bom bomba * Bir çeş kumar. bolluk * Bol olma durumu.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. bombalama * Bombalamak iş i. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. cı ateş silâh. bollatma * Bol duruma getirme. bombalamak . Bolş evizm * Bolş eviklik. li * Büyük fı veya varil. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. cı kı maddelerle doldurulmuş . it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. gösteriş lam. türlü büyüklükte patlayı. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. eyin u * Fazlalı k. bolometre * Iş mölçer. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. geniş letmek. sağ göz alı. Bolş eviklik * Rusya'da XX. bollatmak * Bol duruma getirmek. çı * Bomba biçiminde.

bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. kabarı k. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bomba atmak. bomboz bon otu niger). bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. ş bonbon ş ekeri * Bkz. iş i. * Ş kinlik. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bonbon. * Bombalama. kabarı tümsekli. bombardı man * Topa tutma. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. pistonlu. nefesli çalgı n . tamamen boş . bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. çoğ unlukla havadan. çok berbat. hekimlikte kullanı uyuş lan. iş k. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. turucu ve zehirli. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bombe * Ş kin. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bombalanma * Bombalanmak iş i. . bombok * Çok kötü. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz.* Belli bir hedefe. * Patlı cangillerden. bomboş * Büsbütün.

bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). lan. boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncuk gibi * küçücük (göz). boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. delik. boncukla süslenmiş u . vrı her it ak vb. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. mak. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. tahta.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. taşsedef. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncuklu * Boncuğ olan. boncuk * Cam. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. li . li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). plâstik gibi maddelerden yapı ortası . u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda.

sert. n. mıbir * Yağ murlu.8 olan. eli açı k. satı büyük mağ yası lan aza. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. eksiğ paraya çevirmek. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. ş iddetli. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek.45 u olan basit element. nda * Züppece giyiniş biçimi. bono * Belirli bir sürenin sonunda. süresi dolmadan. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. an * İ yürekli. cömertlik. yi * Eli açı cömert. * İlenmemiştaşk. Kı saltması B. bora bora gibi * çok sert.bonjur * Günaydı n. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. atom ağ ğ10. ndan mur . * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. k. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. * Bu biçimde giyinen kimse. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. süs eş oyuncak vb. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. bor bor * Atom sayı 5. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. * Uzun siyah ceketle. öfkeli. ekilmemiş ş . ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. temiz iş ı. lı (toprak). borani * Bor (I).

ey borç altı girmek na * borç para almak. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. * Bu boruyu çalan kimse.* Pirinçli. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borca girmek * borçlanmak. * Birine karşbir ş yerine getirme. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borç etmek * borçlandı rmak. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . boru. * Pancar. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. ı eyi i. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borç para almak. borca almak * veresiye almak. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. vecibe. borca batmak. borazancı * Borazan çalan kimse. borca batmak * çok borçlu olmak. gerekliğ yükümlülük. . borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borç harç . borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak .

borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. nı . rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. aldı nıparası hemen vermez. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borç ödemekle (veya vermekle). i borçlu ölmez. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. i. ancak hasta edecek kadar üzer. ş * Bir yüküm altı bulunan.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. verecekli. borç almıolan. na borçlu * Borcu olan. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borç yemek * borçla geçinmek. borçlu duruma getirmek. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borç edilmek. borç yapmak * borç olarak almak. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. medyun. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan.

n * Banyo. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. asit borik. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. * Etkisi az. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. kı . am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. arap * Bu renkte olan. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. ru lanan halat. k. borda etmek * yandan yanaş mak. sedef görünümde bir madde. . borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm.borçsuz * Borcu olmayan. lmıgiyecek. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. rmı. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. geniş sa kollu bir üstlük. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . rada kları bordalama * Bordalamak iş i. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. borda bordaya * yan yana. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . ş tortusu rengi. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. beyaz. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler.

boru hattı * Borç (II). boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. küçümsenecek. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. içi boş ka vı . nı boru çalmak * borazan öttürmek. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. önem verilmeyecek ş değ ey il. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. uzun ve dar silindir. uçları k.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. . lan . alıp satı hisse senedi. erli ı t. borazan. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. * Tatula.

boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. lan * Borusu olan. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. boy bos. boylu boslu. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. * Bkz. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. * Sebze bahçesi. işyaramaz adam. boru kabağ ı * Boğ umsuz. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. yetkisi olmak. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. payplayn. kı landı ı boru yolu * Petrolü. borucu * Boru yapısatan kimse. lan bostan korkuluğ u . * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . karpuz tarlası . boru gibi uzun su kabağ ı . p * Boru montajı çalı kimse. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. yüreksiz. * Kavun. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. en. bostan bozuntusu * Korkak. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. lan boru mengenesi * Kesme. borumsu * Boru biçiminde olan.

z boş ür böğ * Bkz. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. * Görevlisi olmayan (iş . m * iş bı siz rakmamak. ş * Bir iş yaramayan. boş rakmamak bı * (para. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. z. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. * Yapı iş lacak i olmayan. e * Bilgisiz. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. böğ ür. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. bir kazançla çı ten kmak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. . boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. * Anlamsı z. * Verimsiz. ey * İsiz. bostan patlı canı * Az çekirdekli. sonuç vermemek. li boş *İ çinde. münhal. boş kalmak. ilen . görev). raş * Bostancın görevi. iri ve yuvarlak bir patlı türü.

lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. sı i anma kâğ . ey boş durmak * iş kalmak. mahrum etmek. dar. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. raşolmamak. verimsiz. . işyaramayan ş e ekilde konuş ma. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. batı l itikat. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. boş lâf * Gereksiz. dipsiz kile boş ambar. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. bilgisine dayanarak anlatmak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. boş i anmak. çalı siz ş mamak. biçimci inanma. * iş kalmak. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş koymak * yoksun bı rakmak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. boş söz * Bir düş anlatmayan. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i.

i. ine boş m altı . boş vermek * aldı rmamak. ey * Dı ya akmak. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. deş olmak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. rahatlama. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. * Derdini birine açarak ferahlama. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. * Derdini. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. para) hiçbir iş yaramamak. nı boş çı a kmak * (umut. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. ş arı * Gevş emek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. boş m alı * Boş almak iş deş i. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. inhilâl etmek. hava boş n boş altma makinesi. dökülmek. boş koysan dolmaz. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. boş alma * Boş almak iş inhilâl. içinde bir ş kalmamak. gerçekleş memek. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. boş gitmek a * (harcanan emek. arj. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. boş yere * Boş una. rölântiye almak. boş almak * Boş duruma gelmek. * Boş m. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. açı lmak. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak.

koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. . * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. boş anma * Boş anmak iş i. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. * Sı lmak kurtulmak. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. ndaki idrarı ve ter. aile kisini kesmek. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. arı * Dertlerini. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. * Dökmek. yakı nmaları anlatmak. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu.* Boş altmak iş i. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. boca etmek. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . * (hayvan) Başğ lından. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. * Kusmak. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. yrı boş atma * Boş atmak iş i. açmak. * Derdini dökmek. nı * Çok ağ lamak. * Gevş etmek. tükürük. boş ama * Boş amak iş i. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. ifrağ ları ş arı lması . * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . boş altma * Boş altmak iş i. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak.

ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. sı r saklayamayan. al yanaklı saçlı . düş üncesiz konuş mak. nafile. boş una * gereksiz. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. vakum. * Boş geçen süre. boş tulumbası luk * Bkz. * İ göstermemek.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. Boş güzeli nak * Sarı . i. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. ihmal etmek. siz boş kalmak ta * iş kalmak. ablak yüzlü güzel. . ndan n * Boş naklara özgü olan. siz boş boş u una * Gereksiz yere. kapanmamıyer. çukur. kopukluk. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. ş * Kesinti. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. boş lamak * Bı rakmak. boş una. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. yararsıyere. boş lama * Boş lamak iş ihmal. nak boş gezmek ta * iş olmak. yoksunluk duygusu. yersiz. Boş naklarla ilgili olan. lgi boş luk * Oyuk. boş z yere. * Yerli yersiz konuş (kimse). geveze. beyhude. * Eksiklik. boş altaç. * Yetersizlik.

* Bir yüzeyde. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. * Uzaklı k. ı rmak. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. boy atmak * boyu uzamak. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . itli . bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. yararsıyere. * Destan. gereksiz. değ er. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. z * Küçük gemi. tevekkeli. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. * Uzun konçlu. için * Süre. ı tı * Uzunluk. klân. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. botanikçi boy * Bitki bilimci. geliş mek. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . boy * Ortak bir atadan türediklerine. boylanmak. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. boylanmak. sı mı * Geçerlilik. nafile. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. beyhude. lmıküçük sandal. * Bitki bilimi. nebatat. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. kapalı ayakkabı . * Kumaş ölçü.boş una bot * Boş yere. * Yol. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. kabile. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. k. gusül. deniz kısı yı. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k.

50 cm uzunluğ e unda menteş e. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. ğ boya * Renk vermek. lan * Aldatı görünüş cı . boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu.75-3. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boy otu * Baklagillerden. ini * büyümek. boy ölçüş mek * yarı ş mak. sarı beyaz renkli. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile .boy göstermek * görünmek. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. (su) insan boyunu geçmemek. boya kullanmak * boyanmak. çiçekleri mavi. * Yazmak için kullanı mürekkep. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boy pos * Bkz. uzamak. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. boyacı . boya çekmek * boyuna büyümek. ş yanı lan * Renk. boy vermemek * sıolmak. boy bos. makyaj yapmak. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. sürmek) * boyamak. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. boya vurmak (veya çekmek. * gösteriş yapmak. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum).

boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. * Renkli yazma veya mendil. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı .* Boya satan kimse. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. ı boyahane * Boya iş yapı yer. * Renkli. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. ğ * Boya satı dükkân. lı meslek edinen kimse. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. boyana * Boyna. boyalanmak * Boya sürülmek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. rarak * Ağ söz söylemek. boyalanma * Boyalanmak durumu. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. ş rı ş . itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. aş ı ı r ağ lamak. * Boyacın yaptı iş nı ğ . makyajlı n ş . boyama * Boyamak iş i. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. boyanma . * Boyama iş boyacı ı ini.

al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. * Kendi kendini boyamak. boyası z * Boya sürülmemiş . i rı boyatma * Boyatmak iş i. boya sürdürmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. boya sürdürülmek. makyaj yapmak. * Boy bakı ndan. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. Rusya'da soylulara verilen unvan. ş ı alma. * Bekâr. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. makyajsı n ş z. boydaş * Aynı boyda olan. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. .* Boyanmak iş i. * Tuna bölgesinde. yalnı serbest. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. boyası atmak * boyası solmak. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Renksiz. boyayı cı * Boyama özelliğolan. yüzüne boya sürmek. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. boyar madde. * Akran. Transilvanya'da. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. z. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan.

lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylu boslu * Uzun boylu. ş ı almak. * Yükselmek. boylu poslu * Bkz. sağ * Boyu olan. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. gösteriş ı li. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boyu uzunluğ i unca. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boylanma * Boylanmak iş i. kı sa . değ boylama * Boylamak iş i. tul. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. boylanmak * Boyu uzamak. * Düş mek. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. * Destan söylemek. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. anlatmak.* Bir kimse. boylu boslu. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. yakıklı ş . boykotaj * Boykot etmek iş i. çı kmak. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Batmak. * Boyu benzerlerinden uzun olan.

nacak ve yardı bekler durumda. i boynunu bükmek * acı rı. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. zavallı m . karştarafıgücünü kabul etmek. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. ndıcı * bir durumu. hacamat etmek. uzun. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. çaresiz bir durumda kalmak. kılmı kimsesiz. * Bu organdan yapı ş lmı . boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. * (bitki için) canlı ı yitirmek. tı n ı nda rnaksı maddeden. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. olmak. gebersin. zimmetine geçirmek. acı rı ş . boynu bükük * Üzgün. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. boynuna * üstüne. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. bir iş i ister istemez kabul etmek.

n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. sır ve antilopları ğ ı içine alan. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. * daha iyisini. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . boynuzlugiller * Keçi. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. boyunca. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. nda . * Boynuz batılmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. sın n nları ine * Troleybüs. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boynuzlatmak * Erkek. boynuz yarası rı almak. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. mı boynuz takmak (veya takı nmak. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer.olmak. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. koyun. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. süsmek. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuz gibi. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak.

nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda.boyu (veya boyuna. enlice kumaş parçası . kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. katlanmak. güğ gibi kapları veya vida. süresince. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. kravat. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. boyu boyuna. la nda * Ş e. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. na. na boyuna * Ene dik olarak. vecibe. ayakta iken başöne bükmek. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. u * Sürdüğ zaman kadar. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. boynunu bükmek. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. boyun kesmek * baş eğ ı mek. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. altı . boyun vermek * buyruk altı girmek. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. iş üm n vata n * Sorumluluk. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. uzunlaması tulânî. boyun bükmek * Bkz. durmaksın. boyunca. * (bo'yuna) Ara vermeden.

* Boyutu olamayan. (toprak). boyunlu * Boynu olan. nan rultudan uzunluk. içerik. geniş kapsam kazanmak. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. mı * Nitelik. rmak. k * Bu renkte olan. * Durum. geniş kapsam. . veya beton kirişlento. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. * Açı lmamı sürülmemiş ş . boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. buut. ini. beklediğyakı ğgörememek. lik. lan ey. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . esaret. boz yel * Boyutu olan. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. . sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. ş . boyut kazanmak * yeni bir durum. an. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. geniş ve lik derinlikten her biri. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. boz bulanı k * Çok bulanı k. lik. ldı ı ları verdiğbahş. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n.

bozahane * Boza yapı yer. renk değtirmek. ham tarla. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. rengini atmak. bozdurulmak . boza olmak * utanmak. bozarmak * Rengi boz olmak. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . ç u bozca * Rengi boza çalan. ş * Bozarmak iş i veya durumu. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. * İlenmemişçalı toprak. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. i bozdurtmak * Bozdurmak. tatlı mayhoş lan veya içecek.* Lodos. boza * Arpa. ş . bozum olmak. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). mır. day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozacı * Boza yapan veya satan kimse.

* Morali bozulmuş .). * Bozgun olanı durumu. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). çökmüş lgı . bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . lan. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları .* Bozmak işyaptılmak. klı * Bozlamak eylemi. bozgunluk * Bozgun. yı n. hezimete uğ ramak. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). * Bu durumda bulunan. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. dağ an ı lmak. konusu acı türküler. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. p . * Çı k koparmak. güç vb. ğ lı bozma * Bozmak iş i. ı * Yenilen bir ordunun. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. hezimet. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. step. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Bu ezgiyle söylenen.

* Kı n. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. bozuk düzen * Düzensiz. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. düzeni bozuk olan. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. ufaklı bozuk para. eyin ş tı * Dokunmak. n * Kı ğ zarar vermek. küçük değ para. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. erli * Kötümser. bir ş düzenini karı rmak. lmıolmak. karık. bozuk gibi. bozuk. yenmek. * Bozulmak iş i. ş ı * Türk halk müziğ inde. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . * Madenî. ekş imek. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. lını iş ş * Bı rakmak. . lûp * Altı paraya çevirmek. * Geçersiz bir duruma getirmek. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. zarar vermek. * Bozguna uğ ratmak. içerlemek. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * İ ve değ niteliğ yitirmek. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. bozguna uğ ramak. gergin. yenilemeyecek duruma gelmek.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. k. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. k. ufaklı bozuk. * Bir yerin. * Bozuk olma durumu. ine * (yiyecek için) Kokmak. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. * Kötü duruma getirmek. bozukça bozukluk * Biraz. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. sıntı zgı kı lı . nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. mağ etmek. * Bozulmuş olan. dağ ı tmak. bozdurmak. * Dağ ı lmak. huzursuz.

bozuş mak * Araları lmak. yenilmiş k. bozuş ukluk * Bozuk durumda. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. mahcup olmak. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. i. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. bozum olmak * utanmak. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. mahcup etmek. utanacak duruma düş mek. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . k. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. idrar salan. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. z lan böbrek biri. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. karşklı ı bozulma içinde. hormon niteliğ salgı olan bez (II). lik. döküntü. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). olan. bozum etmek * utandı rmak. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . * Ş kı ğ düş aş nlı a me. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. ı u n sa. başküçük.

* Memelilerden. çoğ ve baş üs. yaş ş ve ı k cı . sarı u renkli. haş * Kelebek. böbürlenmek * çok böbürlenmek. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. böceklenme * Böceklenmek iş i. nı. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. il nda ğ ı * Bu renkte olan. derisi benekli. karada yaş hayvanlar takı . nına ayan mı böcekhane * Böceklik. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. sı ülkelerde yaş cak ayan. . * Böbürlenme. entomolojist. kı kı . yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). ta böcekçil * Böcek yiyen. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). kibir. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. * Böcü. göğ karıolarak eklemlerden oluş . böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. kurulmak. entomoloji. n muş hayvan sıfı ere. * Böbürlenme. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. böcek yiyen. böbürlenmek * Övünerek kabarmak.

* Böcek. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böğ * Yan taraf. bahçe çitlerinde. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böğ * Eklem bacaklı lardan. zehirli bir örümcek türü. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böcekhane. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. boş ür. böğ ürmek * (öküz. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. böğ ürtü . böceklenmiş . l) böcü * Kurt. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak.böcekler * Vücutları . yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. deve) Bağ ı rmak. kanatları er. birer. gibi hayalî bir varlı verilen ad. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. diken dutu (Rubus caesus). ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ ürtlen * Gülgillerden. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. soluk sarı renkli. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. manda. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. hortlak vb.

ş ampiyona. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Böke olma durumu. mı ka. yangı gibi durumlarda. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Gemilerin içinde. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. böke * Kahraman. sı ran * Bölmek iş lemi. "a bölü b" diye okunur. taksim. güçlü kimse. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. taksim etmek. birinci olan (kimse). su baskı. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . "a/b" anlatı . nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). bökelik böldürme * Böldürmek iş i. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. parçalamak. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. mı bölmeli bölü . * Salon. * Büyük bir yeri. * Cins kavramları tür. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti.* Böğ ürme sesi. u. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. * Birliğ bozulması yol açmak. nahiye. taksim. * Bölmek iş ayı parçalama. ş ampiyonluk. ş ampiyon. rma. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. i. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi.

* Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . bölünebilme . nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. lmı sı sı . bozmayı amaç edinen kimse. bölen. sı * Saç örgüsü. kım. kım. . bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. kı smî. sıflamak. tasnif.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. * Çağdevir. nı rma. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. sıflanmak. it kümelere ayı rmak. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. seksiyon. parça parça. i nda . tasnif etmek. departman. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. departman. münafı k. bölme amacı olan. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. sıflandı nı rmak. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. bölücü * Bölme iş yapan. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. ğ . fesatçı u. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. * Hizip. i. b" diye okunur. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda.

* Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . bölüntü * Bölünmüş parça. taksim etmek. ayrı lamaz. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölünmez * Parçalanamaz. * Bölünmek iş i. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. saf. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. belirli bölümlere. ma. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . payı almak. üleş mek. i * Bölüş iş mek i. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. * Hücrelerin. taksimat. bölüngü bölünme * Fraksiyon. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. . * Bölüş paylaş me. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. bölünmek * Bir bütün. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi.* Kalansıbölünür olma durumu. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. halkalara ayrı ş lmıolan. halka. * Budala. parçalara ayrı lmak. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. * Fraksiyon. eş lması gereken miktar veya sayı . bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak.

. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. börttürme * Börttürme iş i. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. saf (bir biçimde). kı ı n na. k. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. haş lamak. budalalı aptallı sersemlik. * Börtülmek iş i. bönlük börek * Bön olma durumu. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. k. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. bönleş me * Bönleş iş mek i. ş kış kıbakmak. börtmek * Az piş irmek. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. börtme * Börtmek iş i. saflı k. börek için ayrı ş li lmıolan. luk. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. yma. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir.bön bön * Budala ve safca bakarak. bönleş mek * Bön duruma gelmek. aptallaş mak. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. aş n aş n bönce * Budala. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. safça. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. bön bön bakmak * anlamayarak.

paçalı tavuk ı . böylelikle. sonunda. buna benzer. * Sonunda. böylece * Tam böyle. böylemesine * Bu biçimde. bu yolda. * Bu yolda. infilâk etmek. böylelikle. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. * İ yapı bacakları ri lı . böylecene * Böylece. gene de böyle olacak.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. bu biçimde. bu biçimde. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . tüylü. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). . lan il * Bösmek iş i. böyle baş böyle tı a. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. * Bu derece. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. nda * Bu kasttan olan kimse. bu biçimde olanı . böylesi böylesine * Aş bir biçimde. * Bunun gibisi. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. böyle böyle * Böylelikle. bir rkı * Hint kastları ilk kast. Brahmanizm * Brahmanlı k. *İ çinde "ne". bösme bösmek böyle * Bunun gibi.

kavkı kabuklu. ki ı yan * (bilim için) Dal. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. coş anlatı aş nlı ku r. kı kafalı nı sa sa . lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. * "Be" yerine kullanı lı r. yaş a!. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. yaylı araba. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. yaylı arabası at . * Doğ çimento ile lâvlı al . ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . lı . Brehmen breş * Bkz. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. birkaç top taş gemi. kol. kın zak ı lan . Brahmanizm. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. * Linyit. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. seren yelkenli. branş bravo bre * "Ey. * Briket yapan veya satan kimse. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. tutturulan asıyatak. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. briketçi . * İ direkli. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. hey" anlamı kullanı nda lı r. * Aferin. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. Brahman. * Ş kı k.

* Pencerelerin çerçevesine. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. pis kokulu. briketleme * Briketlemek iş i. yoğ unluğ 2. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. deniz suları az. brokkoli brom * Küçük. yeşyumrular hâlinde olan. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan.97 olan kı zı u rmı renkli. bromürlü * Yapında bromür bulunan. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . zehirli sı bir element. tunç renginde olan. briyantin sürünmüş . briketlemek * Briket hâline getirmek. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. * Atom numarası atom ağ ğ79. Kı vı saltması Br. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . içeriden tutturulan ince perde. bronz * Tunç. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. bazı 35.909 olan. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. broş . an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. bronz gibi * tunca benzeyen. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i.

bu gözle * bu anlayı ş la. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. bu arada * Bu süre içinde. bunda. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. Bruxelles lâhanası * Bkz. nda. bu tarzda. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). Brüksel lâhanası . bu gidiş le * bu biçimde. ş ahadetname.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. çeş idinden. bu kadar * bu denli. bu haysiyetle * bu bakı mdan. * Birlikte. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. bundan. risale. bu kabilden * gibi. yakmaç. küçük kitap. biçimlerine girer. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. ş . * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). Çokluk biçimi bunlar). bu türlü. beraber. . broş ür * Sayfa sayı az. bu kabil * bu gibi. lan ı rlı bu * Yerde. * Diploma.65 mm lik otomatik tabanca. bu birkaç gün içinde. buna. sı brovning bröve * 7.

. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. köş yer. her tarafta.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. bu türlü * böyle. bu arada. *İ lçelerin. e. bu sefer * Bu defa. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. bu meyanda * Bu arada. bu meyanda * Bkz. bucak bucak aramak * her yerde aramak. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. ve yarı m. nahiye.. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bu biçimde. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bunun için. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. kutu. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. * Kesirli. budak özü * Taze sürgün. bu yüzden * bundan dolayı . bucak bucak kaçmak * bir olay. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. bucak bucak * Her yerde. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. acı * Dal. her yanda. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. * Ağ n dal olacak sürgünü. bu kez. çeliş ş ları iyor.. an ı * Kenar.

budanmak * Budamak iş konu olmak. yla aç. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i.budaklanma * Budaklanmak iş i. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. te) nı u * Bir ş eksiltmek. ine budatma * Budatmak iş i. * Budalaca yapı iş lan . budaklı * Budağolan. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budalaca. budaklanmak * Budak sürmek. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. nı dalları kı nı saltmak. * Zekâca geri olan kimse. * Budamak iş i. budala gibi davranmak. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. ı budala * Zekâca geri. budalalıetmek k * akı zca davranmak. azaltmak. budanma * Budanmak iş i. dallanmak. . nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. budalalı k * Budala olma durumu. budala budala * budala gibi.

bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. etnik. bugünden yarı na * az zaman sonra. Buddhist. budun bilimi * Etnoloji. *İ çinde bulunduğ umuz günde. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. nda. bugüne bugün * "unutma ki". bugün olan. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı .Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. budunsal bugün * Kavmî. dil ve kültür ortaklı bulunan. budun bilimsel * Etnolojik. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. bugün yapı lan. ş imdiki ş artlarda. budun kavim. içinde bulunduğ umuz zamanda. ı rkiyat. * bugüne değ in. * Ulus. * Araları töre. *İ çinde bulunduğ umuz gün. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. . millet. bugünkü günde *ş imdi. derhal. budun betimci * Etnograf. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. budun betimi * Etnografya. kavmiyat. etnolog. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. ini. n n ü ü Budist * Bkz. bugünkü * Bugüne özgü. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara.

örneğbuğ yulaf. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. buğ daysı tohum * Bkz. buğ ra * Erkek deve. kamı bambu olan. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. sı k r otları . day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. ekin biti (Sitophilus granarius). arpa. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). ayrıve çayı i day. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). buğ daycı l * Bataklıyerlerde. buğ daysı meyve. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . patates. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). mır. bugünlük * Bugün için. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. vücudu yeş başsiyah. pirinç. buğ benizli day * Açıesmer. çavdar. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. . ekinlere zararlı böcek. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. il. buğ daysı tane * Bkz. buğ daysı meyve. iki hörgüçlü deve. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. ş .

buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). * Süzgün. . uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. buğ tutmak. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. lı buğ ur * Buğ ra. arpacısoğ . cak cak. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. ma. yaş. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. domates.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. * Buğ piş (yemek). buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. dolu dolu. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. dalgı bakı olan (göz). u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. sarı k anı msak. buğ u ulanmı ş . buharlaş u mak. u mak. tephirhane. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu.

buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. m. buhar olmak * yok olmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. tebahhur etmek. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. hayaller içinde kalmak. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. * Buhar gücü ile çalı ş an. tebahhur. buharlı * Buharı olan. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. kaybolmak. kriz. mak i. ulaş * Dalgı mak. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. m . kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine.). lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. buğ mak. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek.

görüş değ tiren kimse.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. maddeler. ı . * Çı na göre davranını karı ş . ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. 20-30 cm boyunda. * Güzel koku. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. rayiha. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. tütsü. bilek. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. . renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. lan aç buhurdan * Buhurluk. hareketleri yavaş . bukanak buke * Ayak. demir köstek. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. buhranlı * Bunalı . ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan).

* Yenge. pı nar. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). nefret uyandı ran. bulada bulak bulama * Büyük piliç. kı mlı vrı saç. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. bula bula bunu (onu. ı n rası lması lan * Sulu. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. bulandıcı rı * Bulantı veren.buket bukle * Çiçek demeti. * Kaynak. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. * Bulamak iş i. * Tiksindirici. cık hamur. bukle bukle * Kı m kı m. . bulanması sağ na nı lamak. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * Küçük lüle durumunda. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. amca veya dayı sı karı. * Kirletmek. * var olanları en değ n ersizini seçmek. bukleli (saç). bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Bükülmüş iplik. oradan buradan toplanmı ş ı ş . lan itli * Karık. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak.

ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. i * Bulanmak iş i. sataş alı ğolan kimse. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. * İ etki. ş ) z. ş kan. mide içi) Bulantıolmak. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. bulantı vermek * (içini. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. anlamsı fersiz. net olmayan.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. lan bulaş deniz ı k . sı * Karı ş mak. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. duru olmayan. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. * Açıseçik görünmeyen. bulanı kça * Biraz bulanıolan. ş * Bulutlu. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. * Yapı sulu. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. midesini) bulandı rmak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. çok duru olmayan. kalı . ğ ve klını ı ı * (iç. uygunsuz iş yapan. bulaş sri. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. z. kapalı . ş yası * Bulaş ş mıolan. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. kası an. Donuk. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. k * (bakı için. her yanı ş kaplanmak.

bulaş mak * Bir nesne. kirli iş . tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ı kamaya ayrı özel bölüm. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. yapı tı ı ş kan. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. * Sataş kavga etme alı ğolan.* Mayıtehlikesi olan deniz. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. ma. k) . üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. ş . bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. uygunsuz. sirayet etmek. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. eye * (hastalı Geçmek. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. kçı bulaş ı khane * Kı okul. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. lan. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu.

buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. tı karı . buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. bulgari * Dört telli bağ lama. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). buldurma * Buldurmak iş i. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. n n * Bulgaristan'a özgü olan. sataş tedirgin etmek. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. molosus hibernicus). Bulgaristanla ilgili olan. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. * Bulaşrmak. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. Bulgarca * Bulgar dili. netice. buldurtma * Buldurtmak iş i. bı ı yıp ran. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. mak. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak.* Çatmak. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak.

nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. allak bullak. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. ı larak rlanan bir çorba türü. bullak bulma * Bkz. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. un. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. semptom. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. . ebe bulguru. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. taze biber. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulguya ait. * Bulmak iş i. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. araz. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgur. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. i . bulgur çorbası * Domates.

bir ş bir kimse ile karş mak. * Bir ş bulan.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. bulundurmak * Var olması. suç. e. uygun saymak. güç bulunan. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. temin etmek. radyoaktif mineralleri. * Eriş mek. detektör. * Arayarak veya aramadan. * Cezaya uğ ramak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. bulûğ ermek a * erinleş mek. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. erinlik. yaratmak. keş fetmek. duygu. * Bulunmaz. icat. bir noktaya eriş ulaş mek. * Sokakta bulunup alı çocuk. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . nı yrı n leniş . baliğ olma. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. kusur için) Yüklemek. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. * (bir yerde) Olmak. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. bulundurma * Bulundurmak iş i. * Hatı rlamak. icat. ya * Seçmek. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. siz. bulucu bulûğ * Erin olma. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. i * İ defa yeni bir ş yaratma. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. icat etmek. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. * (kabahat. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. * Sağ lamak. buluş * Bulmak işveya biçimi. bulunma * Bulunmak iş i. * Eksik etmemek. eyle. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. * Gazları . * Bir yer. nail olmak. bir ş elde etmek. ine * Herhangi bir durumda olmak. mayı . * Konu. eş benzersiz. mak. kâş if. bir buluş eyi yapan kimse.

açı berrak. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. ş . an un ğ ı * Keder. endiş e.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. buluş mak * Bir araya gelmek. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. buluş turma * Buluş turmak iş i. yla an. bulut gibi * çok sarhoş . hüzünlenmek. buluş ulmak * Buluş iş lmak. * Kederlenmek. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. karş mak. k. ngan bulvar . bulutlanma * Bulutlanmak iş i. bir araya getirmek. nebülöz. bulutçuk * Küçük bulut. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. çok alı olmak. net olmayan. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. bir * Kavuş mak. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. ş k * (bellek için) Karık. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen.

buhran. muş bumbuz * Çok soğ uk. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. sıntı kı veren. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. uzun bez kı uğ ve kları lan. bun * Sınt ı kı . biraz bunak. a * Bunağ yakır (bir biçimde). iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. ı rsağ er. bunak gibi. a ş ı * Bunak olma durumu. birdenbire olan fizyolojik değiklik. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. buhran. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. kriz. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. bumburuş uk * Çok. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). bumlama * Bumlamak iş i. yeniden raktı nı seçip alarak.* Ş içinde ağ . yma. ateh getirmiş ş olan (kimse). rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. lı f. iyice buruş olan. * Bunağ benzer. al an rı k. gerginliğolan. kriz. i . kriz. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. geniş ehir açlı cadde. satıdeğ mesi. matuh. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . bunalı mlı * Gerginlik. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen.

* Epey. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. ateh. kı . kı bunaltı * Sınt ı sıntı. gibi ı ntı ateh getirmek. çok tedirgin olmak. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . buncağ ı z * Bunun gibi. kma ş bundan böyle * bundan sonra. bu denli. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . na bunama * Frengi. bunamak * Frengi. * Bu kadar. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. kı.bunalma * Bunalmak iş i. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. . daha iyisi olamaz. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. ucu. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. ev. bunaltmak * Bunalması yol açmak. bunaltma * Bunaltmak iş i. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. lmı . bungalov * Hindistan'da tek katlı . alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. * Çok sılmak. durumun gizli bir yönü var. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. çok.

* Bunun böyle olduğ bakmayarak. lan eyler burası * Bu yer. . * Beğ enmemek. * Bunalı sıntı m. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. küçümsemek. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. buralı * Bu memleketli. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. kı . * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. buram buram * (duman. bu yerin halkı ndan. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek.bungun * Sınt ı kı lı . n * Bu yerde. * Güçlü esen rüzgâr. bura. bununla birlikte * Buna ek olarak. buradan * Buradan. azı msamak. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. burağ an buralar * bu yerler. * Sınt ı kı lı .

lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. burgulanma * Burgulanmak iş i. kargacıburgacı k k. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. Balı eş aralı ak. ır. * Baklagillerden. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. burgu ile delinmek. burgaç burgata burgu * Anafor. burç * Kale duvarları daha yüksek. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. Akrep. delik açmak. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burgacı k * Bkz. tirbuş pa on. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. yivli. ine burgulu * Burgusu olan. çelik alet. Aslan. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. Yay. lak.54 cm) olarak çevresini belirten birim. lı * Tı çekmeye yarayan. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. Boğ İ i a. burcumak * Güzel koku yaymak. * Telli sazlarda. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. m ldı * Ökse otu. keskin. Baş Terazi. Yengeç. pek güzel. burgulamak * Burgu ile delmek. yuvarlak. ı ğ ak. kizler. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. . telleri germeye yarayan mandal. Oğ Kova. girdap.burcu * Güzel koku. dört köşveya çok köş kale çıntı.

. * Orta sıftan olan kimse. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. * Burkulmak. * Burkma iş yapan. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. burkmak * Burarak çevirmek. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. * Burulmuş . * Acı vermek. ş burhan * Kanı t. * Hadı etme. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. m diş * Musluk. nı burjuvaca * Burjuva gibi. burkucu burmak . * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. nda e burma * Burmak iş i. eyi * Burjuva sıfı nı. * Üzüntü duymak. üzmek. kent soyluluk. * Burularak yapı ş lmıbilezik. burkulma * Burkulmak iş i. kent soylu. iken * Kuru incir. komikliğ dayanan bir tür. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Belgit.* Burgulanmıolan. ini * Üzücü. * Burgulanmamıolan. iğ etme. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. burjuvaya yakı biçimde. ş burgusuz * Burgusu olmayan. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . * Yaş burularak kurutulan ot.

bağ ı Sancı rsak) mak. büyüklenmek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . * Üzmek. sıntı kı vermek. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. burnu büyük * kibirli. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek.* Hadı etmek. uzaklaş ndan mamak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). çok huysuz olmak. ini . amacı ulaş unu na amamak. za * (mide. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnaz * İ ve uzun burunlu. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. gururundan vazgeçmek. iğ etmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. ünü * umduğ bulamamak. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. kibirli. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. burnu büyümek * kibirlenmek. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. i ey.

burukça * Tadı biraz buruk olan. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. burnunun dibi * çok yakı. çalı yer. buruntu. ödenen aylıpara. * çok öfkelenmek. iyice yaklaş mak. * Taşk. buruk * Burulmuş olan.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. bursu olan. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . bursu olmayan. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. kibirlenmek. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. acı * Burs alan. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. çok üzülmek. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. gücenmiş (kimse). * Tadı kekre olan. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. * Burs almayan. * Alı narak küskünlük gösteren. buruklaş ma .

ı sı burun bükmek * beğ enmemek. buruk gibi. . burukluk * Buruk olma durumu. büyüklenme. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. önem vermemek. burun * Alı üst dudak arası bulunan. rı * Alı narak küskünlük göstermek. enfiye. * Buruğ benzer. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. gücenmiş lik. küçümsemek. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. n. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . gücenmek. buruklaş mak * Buruk durum almak. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. * Küskünlük. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. . * Sancı ağmak. k burun kırmak vı * önem vermemek. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. * karş nda hissetmek. doğ lan. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. kekrelik.* Buruklaş iş mak i veya durumu. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. beğ enmemek. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. mak. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. burun otu * Burna çekilen tütün. lı yı ş * Kibir. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. a * Burulmak iş i.

burunlamak * Dı ş lamak. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. uğ busbulanı k . . uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. * Çıntı olan. bağ rsak u. a. kibirli. i. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. buruş turma * Buruş turmak iş i. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. buruntu * Buru. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. buruş buruş * Çok buruş . sancı ı bozukluğ . pek düzgün olmayan. üzerinde kış ve katlamalar olmak. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. uk * Ciltte oluş kış muş rık. hoş lanmamak. aş ı ağ lamak.burun yapmak * üstünlük taslamak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. muş buruş ma * Buruş iş mak i. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. zda) * Tiksinmek. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. * Burunsak.

etli bölümü. * Uzunluk. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. ka buyruk . haksı k. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. inde ik busines klas * İlik orun. * Geçersizlik. yası lan * Butik iş leten kimse. çok üş ütmek. buse * Öpücük. * Çok üş ümek. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . n.* Çok bulanı k. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. * Yanlı k. öpüş . * Soğ uktan donarak ölmek. * Giyim ve süs eş satı dükkân. hükümsüzlük. öpme. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. buut * Boyut. buyma buymak * Buymak iş i. butlan * Batı l olma durumu. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. buton buydurmak * Dondurmak. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me.

buyruk kulu * Emir kulu.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. sız?. buyurucu * Buyruk. emir. buz alanı * Buzla. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. ş ta cı * Egemenlik. * 'Etmek. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. buyruk verir gibi konuş k k an. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. düş üncesini bildirmek. geçmek. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. * söyleyiniz. vezir. buyrulma * Buyrulmak iş i. ferman. gitmek. buz bağ lamak . nı * Söylemek. lan *İ rade. * Gelmek. emir. buyrultu * Sadrazam. buyurma * Buyurmak iş i. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. emrediniz. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. girmek. buyurgan * Sısıbuyruk veren. emreden (kimse). buyuru * Buyruk. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. emir veren. * Almak. demek. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. buyrukçu * Buyuran. emretmek. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r.

arada soğ kan. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. . buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. ukluk yaratan durum. buz durumuna gelmek. buzla kaplanmak. *şı aş lacak. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. i * (et için) temiz ve yağ. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. çukurluk. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. ve dik. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. * çok üş ümek. aysberg. buz gibi * çok soğ uk. ı sı buzcu * Buz satan kimse. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i.* (sılar için) yüzeyi donmak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. donmak. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. k. buz üstüne yazı yazmak * süresi. üzülecek bir durum karş nda donakalmak.

* aradaki soğ ukluk. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. utulan kap veya dolap. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. * Buğ ulanmıgibi olan. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . * Buzu çözen.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. buzlanmak * Buzla kaplanmak. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. kı açmak için yapı ş lmıgemi. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. . uk buzkı ran * Donmuş deniz. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. içine buz katı soğ larak utulmuş . lan * Soğ hava deposu. donmayı önleyen alet. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. buzlanma * Buzlanmak iş i. bankiz. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. dargı k. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. * Buz içinde tutularak. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. buz tutmak. motorla çalı dolap. aysfild. buz lamıolan. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. gerginlik ortadan kalkmak. saydam olmayan. nı * Bağ lamaya benzer. * Televizyon ekranı . glâsyolojist. defroster.

* Bkz. pleistosen. u dönemi. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. Edi ile Büdü. eylerin satı tüketildiğyer. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. bodur (kimse). . buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. leten * Bücür olma durumu. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . larda u * İ yiyecek türü ş çki. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. glâsyoloji. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. n ı yı ltıveya lar. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. * Ufak tefek ve kı boylu. * Buzulu olmayan. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap.

vrı vrı bükme * Bükmek iş i. büklüm büklüm * Çok büklümlü. eğ büğ ri rü. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. bühtan etmek * kara çalmak. viraj. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . gölcük. * Böğ ürtlen. kı m kı m. kırmak. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. vrı şeylerin oluş turduğ kat. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. lü. iftira etmek. lü rdan. i * Eğ mek. pistonlu müzik araçların adı nı . lü. * Dönemeç. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Su birikintisi. * Bükülmüş kaytan veya iplik. * Kara çalma. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. bük.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. bakı perdeli veya lü. u * Dönemeç. büğ rü bühtan * Bkz. bükmek . vı * Sertçe çevirmek. iftira. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . * Büğ emek iş i. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. uz * Büve. açan karş . vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. * Suyu önüne bent yaparak toplamak.

bükülme * Bükülmek iş i. * Yönelmek. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . yün vb. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. katlanmak. kırtmak. * Bükülmüş olan. büküm * Bükmek iş i. * Bir ş bükülmüş kat. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. * Bükülmüşeğ . iş olması . kı m. bakı ndan iş air. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse.* Katlamak. iir bükünme . bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). eyin yeri. fiil. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. ilmiş olan. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. büktürme * Büktürmek iş i. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. bükümü olmayan. ş ş gibi. insirafî. ilip * Bükünlü. vrı * (iplik. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükülü * Bükülmüş olan. * Eğ ilmek. bükümü olan. insiraf. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. * Döndürmek.

i. büküş bülbül * Karatavukgillerden. sancı kı rı dan vranmak. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. rı * Dönemeç. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. * Bükmek iş i veya biçimi. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. vrı * Ağdan. kla mak. . * Dergi. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. * Sesi çok güzel olan kimse. bükünmek * Kı lmak. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. viraj. yine de yurdunu özler.* Bükünmek iş i. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. itiraf etmek. neş konuş eyle mak. an * Bağ ı rsakta olan ağ. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. bükülmek.

bünye bakı ndan. istilâ etmek. kuruluş . bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . mı * Baş örtüsü. sı * Yapı . ş ma . bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. * Çok. bürokrasi * Kı rtasiyecilik. örtmek. * Kamu yönetimi ile ilgili. ş an * Kı rtasiyeci. güçlü etkilemek. bürudet bürük * Duvak. * Bölüm. * Bünye olarak. bürüme * Bürümek iş i. ş ey. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. basmak. ş ube. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. * Soğ ukluk. bürülü bürüm * Bürünmüş .bünye * Vücut yapı. dürülmüşkatlanmıolan ş . * Çarş af. nce * Bürgüsü olan. * Atkı . * Kamu yönetimi. * İ perde. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Bürülmüş . bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bürünme . * Yazı masası . bürümek * Sarmak. kaplamak.

ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. ine * Sarı nmak. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . * Parçalanmamı ş . soğ domates. bütünü. e büryan * Bkz. büryancı * Bkz. biryan.* Bürünmek iş i. bütüncü ekonomi . * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . içine alan sanat ürünü. * Bir görünüşgirmek. tamlı k. yla. iyice. tam. tamamı temelli. bütçeleme * Bütçelemek iş i. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. örtünmek. tamamen. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. * Birlik. * Eksiksiz. biryancı . omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. baharat ve yağ ş yla fında piş an. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. k. bütçe * Devletin. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. büst * Vücudun. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. tamamı yla. bütün bütüne * Bütün olarak. . bütün bütün * Büsbütün. büsbütün *İ yiden iyiye. pirinç. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge.

tamamlamak. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. mütemmim. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. * Ufak. ikmal. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütünletme * Bütünletmek iş i. mütemmim. ikmale kalmak. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. ikmal edilmek. inde . tek parça durumuna getirme. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. tamamlanmak. * Bütünleme sı . nı ve um. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. bütünle ilgili. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. . ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. tamamlama. tamamlatmak. total. * Bütün niteliğ olan. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bütüncül * Totaliter. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. i.

lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. a . * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. tiyatro. büyük gibi. bağ ı . Büğ et. * Önemli. füsun. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . büyüğ yakı e n. * Bkz. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. büve bovis). * Karşdurulmaz güçlü etki. ortalamayı an. aş * Niceliğçok olan. ı k. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. sihir. rsağ ini büyük aile .bütünsellik * Bütün olma durumu. büyüklere özgü. afsun. benzerlerinden daha fazla olan. n nı zıları * Büve. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . büvelek büvet büvet * (istasyon. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. sihirbaz. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. i * Üstün niteliğolan. kaka. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . * Biraz büyük. küçük karş . * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen.

güçsüzleri ezer.50 C den 15. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . majüskül. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük ana * Büyük anne. * Büyük elçinin makamı . lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. . büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. dede. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı .* Büyük baba. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. yüceltmek. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. ması büyük lâf etmek * Bkz. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. nine. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. ları lan lan. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . kilokalori. büyük söz söylemek. büyük anne * Annenin veya babanıannesi.

büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. büyükçe * Biraz büyük. büyük peder * Büyük baba. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . * Oldukça önemli. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . arkadaş davranmak. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . i. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. rebiyülevvel. majör. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. ve ilere ı ça büyüklenme . ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. Dübbüekber. kuralı . a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. cemaziyülevvel. büyük ünlü uyumu. dede. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . büyükle büyük. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. n. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. mak.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. Yedigir. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. o. büyük para * Çok para. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . ö. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir.

büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. ine büyüleyici * Etkileyen. büyüklerin ellerinden. na * Etkisi altı almak. kibir. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. gösterme hastalı. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyüklük taslamak.* Kendini büyük gösterme. ekber evlât hakkı . birini kendine bağ na lamak. i büyülenme * Büyülenmek iş i. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyüleyiş . e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. çekici niteliğolan. unu büyüksü * Büyük gibi. ululuk. teshir etmek. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. kibirlenmek. böbürlenmek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. n üne . küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüklük * Büyük olma durumu. büyükseme * Büyüksemek iş i. megalomani. büyüleme * Büyülemek iş i. büyümüş benzer.

* Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . raf t. büyüme * Büyümek iş i. eskisinden büyük duruma gelmek. bakmak. ş iddeti artmak. . yaş ı lanmak. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. güçlenmek. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. ca * Geniş lemek. büyütme * Büyütmek iş i. a büyütülme * Büyütülmek iş i. irileş n mek. büyütmek * Büyük duruma getirmek. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). büyüklerinki gibi olan. büyültme * Büyültmek iş i. büyütken doku * Sürgen doku. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. * Yaşartmak. büyütmek. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . * Sayı artmak. pertavsı tıcı z. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. geniş letmek. * Abartmak. raf rma lemi. sihirli. * Önem ve değ kazanmak. * Büyü gücü olan. boyutlar artmak. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. eyler ini * Abartmak. mübalâğ etmek. * Artmak. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. * Yetiş mek. eyi * (resim.* Büyülemek işveya biçimi. * Yetiş tirmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak.

* Kalı bağ ısona erdiğyer. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. bir kenara çekilmek. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. büzdürmek * Büzmek. * Korku. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. lması * Toplanarak büzülmüş . ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. büzdürme * Büzdürmek iş i. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. büzgülü * Büzgüsü olan.* Aş laşrma. dedikodu yapı na engel olmak. ş kı k. cesaret. aş nlı uk . * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. büzme * Büzmek iş i. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. büzülme * Büzülmek iş i. anüs. zı lan * Buruş turarak. unu k. n ı n rsağ i * Yüreklilik. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak.). kafadar. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. büzülerek dikilmiş olan. torba vb. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. i büz * Künk. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş .

ı z. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. mı na -ca na sen-ce vb. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. yaş vb. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. köy-ce vb. ey nan ey. biz-ce. türetir: Alman-ca. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. cabadan * Bedava olarak. -ca / -ce. cadalozlaş ma . * Fazla olarak. ev-ce. i büzüş me * Büzüş iş mek i.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. Rus-ça. kış rı mak. ). yavaş k. usul-cacıvb. onna k-ça. karş ksı fazladan. soluk-ça. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. u msaklı tah açı yiyecek. * Karbon'un kı saltması . İ ngiliz-ce. üstelik. ı * Bkz.. aylar-ca. para vermeden alı ş bedava. kış müş rık. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . Türkçe vb. baypas. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. günler-ce. açı mert-çe vb. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. büzüş . -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . dil adları k-ça. c. na ca vb. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. iş cı * Bir tür ot. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. esmer-ce. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. binler-ce vb. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. iyi-ce. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. ben-ce. irret n. ş ı caba * Bir ş ödemeden. sert-çe vb. -ca / -ce. .

n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadı davranmak. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. . cafcaflı Caferî cağ cağ . atafat. cadde * Ş içinde ana yol. * Büyük bez veya deri torba. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. ihtiyar kadı n. k. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. * Gösteriş fazla ş ş li. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . * Karık. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. ş ı z ğ ı eyi irret. iîliğ * Parmaklı korkuluk. . tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. * çok becerikli. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. ya ş ı ş . gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. ı atafatlı k. * Çok güzel göz. fesadıçok olduğ yer. çirkin. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı.* Cadalozlaş iş mak i. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. cav. uzaklaş ı p nı mak. arak ine lan * Huysuz. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). kapamak. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. * saçı ı ık.

çalı satmak. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. ş ı * Cahil gibi. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. ş . * Gençlik. cahil kalmak * bilgi edinememek. k nı layan zemindeki delik. m caka yapmak * gösteriş davranmak. caiz * Din. bilgisi olmamak.cağ * Lavabo. cakacı lı k . lan. -cak / -cek. cakacı * Caka yapmayı seven. yasa. toyluk. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. bilgisizlik. * Yol yiyeceğ azı i. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. * Deneysiz. kabadayı fiyaka. uygun. banyo. cahile yakır (biçimde). * Hamam. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. yerinde sayı yakık olan. fiyakalı li durumda olmak. caka * Gösteriş m. * Cahil olma durumu. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. cahile yakır (biçimde). yapı nda sakı olmayan. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. duşbanyo vb. çalı lı k. toy (delikanlı kı veya z). yerlerde atısuyun akması sağ . caka satmak * gösteriş yapmak. cahil * Öğ renim görmemiş . ini * gençlik. genç. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. toyluk. kuzu-cak vb. cahiliyet cahillik * Cahillik. . bilgisizlik. okumamı bilgisiz. * Cahilce. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. k.

cakalanmak * Caka satmak. * Cakası olmayan. sahte. içki. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. * Gözü takma olan.5-2. . Kalvenci. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. * Bkz. hortumları körelmiş kelebekler familyası . elma. kanatları na camsı . çekici. ş effaf. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . cam çivisi * Yaklaş çapları mm. çeken.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . e açları zarar veren. tamahkâr. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. caka ile yapı gösteriş lan. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. ile lan cam suyu .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. li. cansı z. Calvincilik * Bkz. klı calip Calvinci * Celp eden. * Cakası olan. * Aç gözlü. saydam. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. meş ve gürgen ağ n. * Kadeh. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. boyları ı k 1 1. lan * arkası görünen. kayı kavak. düzme. cakalı cakası z calî * Yapmacı . camcı leri lan . Kalvencilik. * (göz için) donuk. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. cakalanma * Caka satma. * Pencere. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş .

bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. k. heyecan verici gösterileri yapan kimse. camekân . * Göstermelik. becerikli kimse. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. n i i. * At alısatan veya yetiş kimse. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. * Kurnaz. camcı elması * Ucundaki küçük. suyu bol. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. * Ser (II). * Yerde ve tel. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. * Kurnazlı hilecilik. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Bir yeri. sergen. cam yünü * Çok ince. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. tehlikeli. * Gözlük. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. hileci. bisiklet vb. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. k. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. p tiren * Usta. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Evin içini pencereden gözetleme. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. vitrin. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. camlı ran k. at. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak.sı. cambaz akrobat. üzerinde dengeye dayanan.

camlanma * Camlanmak iş i. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camlanmak * Cam takı lmak. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). camı z cami cami * Toplayan. camlaş ma * Camlaş iş mak i. olan camekânlı kutu * Televizyon. içinde bulunduran. cam takmak. * Manda. su sırı ğ . bir araya getiren. * İ alan. boyu bir buçuk metre kadar olan. pembe. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. zümre. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. kömüş ı .camekânlı * Camekanı (yer). . n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. camia camit * Topluluk. camekânsı z * Camekânı olmayan. * Camlamak iş i. * Cansı z. camgöz canis). ile * Bu renkte olan. * Donmuş . eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen.

. cama benzer. sevilen. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. ama. dirlik. takatsizlik göstermek. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * Yaş hayat. özü. cı * Azrail. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. sevimli. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. can bayı lmak * iç geçmek.camlatma * Camlatmak iş i. camsı * Cam gibi saydam. olan. eyin can alı cı * En önemli. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. nsanı ğ ı * Gönül. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. nlı * Çok içten. laş ş camsı z can * Camı olmayan. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. * Kiş birey. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . ş irin. * Güç. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. camlatmak * Cam taktı rmak. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. can dostu. * İ n kendi varlı. . camekân. * Çiçek. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. en çarpı. oda. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . i.

pek içten (arkadaş n. kıkı ). bir ş yaş eyin aması en önemli araç. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. candan. can borcunu ödemek * ölmek. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. * sona ermek. bitmek. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. bunalma hâli. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can damarı * En önemli veya hassas nokta. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. can direğ i . can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. tükenmek. ı rı n kı can cana. ini lamak. pek içten. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir.can beraber * Çok sevgili. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. baş a baş * herkesin kendi canın.

can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. can kurban * Can feda. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse.. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. can havli * ölüm korkusu. can kuş u * Ruh. hoş görünmek. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. n arası can dostu * Pek içten dost. * En duyarlı yürek. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. can korkusu * Ölüm korkusu. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. yer. can gözdesi * Sevgili. vurgulanması gereken yer. güçlenmek. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. * Yüreğ altı in ndaki bölge. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak.. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can kulağ ı * çok yakıdost. . davranı karş nda söylenir. can olmak * sevimli. can havli ile. can havli. sı . can noktası * En önemli husus.* Kemanıiçinde. sulu bir tür erik. nı nda can korkusu * Bkz. can kurban. gücü tükenmek.

can vermek * ölmek. cana yakı k nlı . can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. can sı kmak * bı nlıvermek. cana yakı n * Sevimli. üzücü. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. * üzmek. * ruha güç vermek. acı vermek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum.). nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. * canlanması yol açmak. cankurtaran yeleğ i. eziyet etmek. cana kı ymak * öldürmek. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. na * bir ş çok istemek. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. can yeleğ i * Bkz. ğ ı bunalı m. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. eyi can yakmak * zulmetmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak.

* Korkunç. candanlı k * Candan olma durumu. n canan * Gönülden sevilen. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. yı cı rtı hayvan. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. saldı * çok fazla. gönülden. ması * Köpek balı. ilgiyle. canavarlı k * Canavar gibi davranma. . *İ çten. tiz ses çı karan alet. * Kurt. yaramaz çocuk. * (tasavvufta) Tanrı . tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . canavara uygun düş biçimde. kötü ruhlu. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. *İ çtenlikle. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. arı * Acı z. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). . candan geçmek * ölmek. istekle. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. yürekten. zalim (kimse). * Haş . * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. gönül verilmiş olan kadı sevgili. n. canavar gibi olmak. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. ürkütücü bir durum almak. canavarca * Canavar gibi. samimî. candan yürekten * içtenlikle. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan .* Cana yakı olma durumu. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i.

tahammül etmemek. ı a. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. kulak tı rmalayan. canhı raş * Yürek paralayan. çok heyecanlanmak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. * Karıklı kargaş ş k. * üzülmek. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. rahatsıolmak. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. canı çekmek * bir ş istemek. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. tok. arzulamak. periş olsun. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. vurma vb. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. için) canfeza cangı l * Bkz. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. * aş duygulanmak. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. cengel. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. ipekli kumaş . için) lı azalı ğ * içi ezilmek. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. inde lmıbir ik . acı .candarma * Jandarma. parlak. taze ve sinirsiz yaprak. canı mak acı * çarpma. * Bu biçimdeki gürültü. ince dokunmuş . tüyler ürpertici. istek duymak. sonucu acı duymak. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. * Bu kumaş yapı ş tan lmı .

* ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. * ölmek. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . * çok yı pranmak. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. * büyük sıntı düş kı ya mek. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. * acı deneme geçirmek. ya. canı ksı çı n! * "ölsün. canı gitmek * özen gösterilen. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . canı istemek * heves duymak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. çok isteyerek. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. sabı z. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı yerine gelmek. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. bir iş zarar görmek. yarı öfkelenmek. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canıkı sılmak * içi sılmak. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. bir te . * yarı üzülmek. kı i * keyfi kaçmak.

ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. an canı rahmet na . kendini koruyan. ndan canı geçmek. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. sağğ . canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. çok değ verilen.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. öldürmek. * ruhu ş olmak. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. * birini öldürmeye hazı rlanmak. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. kendine bakmadan yaş amak. canı değ na mek * çok hoş lanmak. gücünü kazanmak. batmak. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. sen bilirsin. canı gönülden. * (ca:nı çok güzel. * kendini öldürmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı dese.

bı kmak. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. nı * sıntı sokmak. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. yı prandı rmak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. ey * bir ş çok düş olmak. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. eye kün canı yakmak nı . hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. canı susamak na * ölmek istemek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. bezmek. * birini öldürmeyi istemek. canı çı nı karmak * hı rpalamak. * hiçbir ş esirgememek. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. neş kaçı esini rmak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. fazla çalı rmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. çok yormak. sabrı kalmamak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. çok sevmek.

* bir kimseyi.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. amandı ra. kürekli sandal. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. canice. ı sı m . cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. ş ı * Cani olma durumu. fosforlu ş lan. caniyane * Cani gibi. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. ambülâns. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. * Cinayet iş lemiş olan kimse. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . çok sıntı zarara sokmak. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. kı . tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. filika. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. caniye yakır (biçimde). cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. cani canice canilik canip * Yan. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . yacı * Cani gibi. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. taraf. çok sevmek.

yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. lokal vb. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. yaş ayan. canlanması yol açmak. canlı kazandı lı k lı k ran. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. * Güçlü. var gücüyle. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. * Etkinliğartmak. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. hareketli. diri duruma gelmek. lına ğ * Yoğ unluk. dirilik getirmek. etkinlik kazandı rmak. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. canlı canlı * Diri diri. hayat dolu. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. * Kiş tirme. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. * Heyecanla. hareketlilik kazanmak. canlı * Canı olan. lı k. . ayı iş k. canlanmak * Gücü artmak. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. f. canlanma * Canlanmak iş i. (birinin) kı ı girmek. u canlandıcı rı * Canlı veren. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. i * Depreş mek. diri. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. etkili. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. na * Yaş atmak. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. henüz ölmemiş . * Canlı tazelik.

cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. mecalsiz. nı ine ş . nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. * Canlı olmayan (varlı camit. z * Hareketsizlik. alıyla i anda yapı yayı lan n. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . cansıcansı z z * Cansıolarak. una canlı lı k * Canlı olma durumu. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. * İ uyandı lgi rmayan. . cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. cansıgibi. özveriyle. k). sönük. capcanlı . cansiparane * Canı verircesine. * Neş elilik. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. * Durgun. * Güçsüz. hilozoizm. hareketlilik. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. cansı k zlı * Cansıolma durumu. nı cantiyane * Kantiyane. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı .

haykı rmak. * Akan. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. yürürlükte bulunan para. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. * Geveze. car car * Çok ve yüksek sesle. ilân etmek. yaygaracı . carcar carcur * Bkz. yürürlükte olan. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. geçen. cariyelik * Cariye olma durumu. carlamak . alıp satı rı p nı labilen. * Olagelen. tellâl ile duyurma. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. (bir car * Çağ. gürültülü bir biçimde (konuş ma). lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi.* Çok canlı biçimde). k. carlama * Carlamak iş i. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . ilân. nları na af. na * Fermuar. ş arjör. imdat. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. rı * Tehlike durumu. car etmek * nara atmak. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. yardı m.

* İ etmek. ey rtı rken kan * Carı olan. abartısöz. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. cav * Bkz. haykı lân rmak. cavalacoz * Değ ersiz. casus casusluk * Casus olma durumu. cavlağçekmek ı * ölmek. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. çaş ı t. * Yellenme. * Birdenbire ve gürültü ile. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. nara atmak. önemsiz. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak.* Bağ ı konuş rarak mak. hiç tüyü olmayan. carlı carsı z * Carı olmayan. çağ (II). cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. cavlak . (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. z. çaş k. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. rı plak. duyurmak. derme çatma. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. çok söylemek. * Çılçı örtüsüz. cartayı çekmek * ölmek.

rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . kararı döndürmek. dönek. çı k. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. yı lma sesi. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. caydılmak rı * Cayması lanmak. * Kavlamak. uzun. plak * Ölmek. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. sözünden döndürücü. * Caydı işveya biçimi. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. vazgeçirilmek. i . tüyünü dökmek. gürültülü ses çı kartmak. yı ldını ı ı lı r. cayı ş * Caymak işveya biçimi. cayı rtı *Ş iddetli yanma. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu.* Çı tüysüz. caydıcı rı * Kararı ndan. etkili olarak. çı kalmak. *Ş iddetli. gürültü. vazgeçirmek. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. plak. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. kararı döndürülmek. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. cavlaklı k * Cavlak olma durumu.

* Caz müziğçalan orkestra. m. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. mlı k. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazibedar * Çekiciliğolma. * Çekim. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. kararı dönmek. * Sözünden.cayma caymak caz * Caymak iş i. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Fitneci. albeni. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. * Cazgı r olma durumu. * Alı alı lı çekicilik. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. alı . na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. vazgeçmek. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. mek cazibeleş mek . i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı .

albenili. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . alı . msı * İ uyandı çekici. * Çekici. elveriş lgi ran. alı . mlı cazibeleş tirmek * Çekici. alı z. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. alı duruma gelmek. albenili.* Çekici. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. mlı cazur cazur * Bkz. cazı r. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. li. * Kucak çocukları. alı duruma getirmek. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . * Cazı olmayan. mlı cazibeli * Çekici. . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. ı ı rlı * Çekici olmayan. mlı * Önemli. ağ ğolan. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . cazlı cazsı z * Cazı olan.

cı * Kudret sahibi. ldı * Becerikli. çekiş raş mek. * Ekilmemiş tarla. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. münakaş etmek. açıgöz (kadı k n). ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). ekime elveriş olmayan yer. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. züğ parası ürt. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. cebi delik (kimse) * para tutmayan. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. savurgan. z. * Acı z. cebin . zorba. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . boş toprak. cebe * Zı rh.-ce -ce * Bkz. tartı ş mak. * Silâh. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . cebelleş mek * Uğ mak. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. cebbar * Zorlayı. * Sahipsiz. cebine indirme. merhametsiz. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. Tanrı . nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. * Bkz. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. onaran ve bakı ile görevli bulunan. -ca / -ce (II). -ca / -ce (I). a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. zorba. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. zorbalı ndan k.

* Korkak. kendini tutma. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebretmek * Zorlamak. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. * Alı yüz. zoraki. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. fatalizm. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. lan. n mı nda lantı kuran matematik kolu. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. koaptör. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebriye * Yazgılı kadercilik. cı k. süyek. cebren cebretme * Cebretmek iş i. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. larak rı * Zorla. cebirsel * Cebirle ilgili. kaplanan levha. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. zı nda . mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . zorlayı ş . lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. zor kullanarak. cebrinefs * Kendini zorlama. n. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak.

sıntı kı çekmek. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. cefalı kı ya katlanan. eziyet. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cefa etmek * üzmek. üzgü. tamu.ceddine rahmet! * "aferin. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . cefakâr * Cefalı . bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. cehennem gibi * çok sı cak. ş lara n * Çok sıntıyer. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. rpı cehalet * Bilgisizlik. bir çı da. eziyet. eziyet etmek. bilmezlik. . lak * Yeni. * Oğ burcu. cefa * Büyük sıntı kı . ş ı cehennem * Dinî inanı göre. ı r . cehdetmek * Çalıp çabalamak. guş a. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. Cedî cedit cedre * Guatr. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. cehdetme * Cehdetmek iş i. kı ya. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan.

istediğyere kadar gitsin. iğ irip . cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. havaya dayanı . cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. n ı . meli. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. korkum yoktur" anlamı sövme. * Bkz. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. * Kök boyası gillerden. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. acı z kimse. ı lan. bilmezlik. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. . -cak / -cek. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. yün. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ceht -cek * Bkz. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. * Çaba. * Pamuk. ıkta bozulmayan beyaz kristal. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. k * Hamamıocağ külhan. kalçayı örten. meyve. yakı. çabalama. kollu giysi. Jaketatay. cehennem olmak * defolmak. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse).cehennem ol * defol!. * Üzücü. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. cehennem gibi.

sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. celp . * Öfke. * Parlak. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celâllice celbe celep * Koyun. ulu. zalimlik. kı nlı zgı k. * Hı n. n * Katı yüreklilik. ikâr. * Acı z. keçi. * Avcı çantası . celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). ğ ı n * Topkapı . sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. cilâlı . celâllenme * Celâllenmek iş i. zalim. Galata. coş rçı kun. * Tanrı n sı ndan biri. * Büyüklük. celâllenmek * Öfkelenmek. k. celâlliye benzer. celeplik celî * Koyun. cellât gibi * acı z. * Açı aş k. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. ululuk. iri sı celil * Çok büyük. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. kı zmak. katı ması yürekli. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. kolaylı suç iş kla leyen. * Celâlli gibi. keçi. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi.

cemaatsiz * Cemaati olmayan. celpname. * İ kalabalı. .* Getirtme. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. ı dı rı celse * Oturum. celseyi açmak * oturumu açmak. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. kendi üzerine çekme. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. çağ belgesi. çağ belgesi. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. cemaatli * Cemaati olan. * getirmek. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. z klar. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. * Mahkeme tarafı dava edene. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. celp etmek * kendine çekmek. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler.

* Düğ ün. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. cemetmek * Toplamak. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. * Tanrı n sı ndan biri. toplam olarak. hep. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. * Çoğ çokluk. * Toplama. küçük tövbe ayı . cem'an yekûn * Toplam olarak. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. (bir ş eyin) tümü. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. * Toplama. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. toplum. n * Gönül alı davranı cı ş . (bir ş eyin) hepsi. cemiyet * Dernek. çokluk hâline getirmek. büyük tövbe ayı . cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cemi * Bütün. hançer. * Topluluk. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cemetme * Cemetmek iş i. hepsi. ul. * (erkek için) Güzel. cemilenmek * Çoğ ullanmak. bir araya getirmek. hepsinin tamamı .* Toplayarak. veya iyi yla . it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı .

rlanmıinsan ölüsü. derli toplu. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cenap cenaze cendereleş me . cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. pres. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . cendere * Bir ş sı eyi kmak. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. Cenabı hak * Allah. * Cemiyet içinde geçen. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. ndan * Saygı . rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. lerde lan * Manevî baskı . * Kol. Tanrı . cenah * Kuş kanadı .cemiyetli cemre yükseliş i. * Yan. taraf. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. cenaze gibi * benzi sararmı ş . pazı . ş * Cenaze töreni. gömmek. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. * Pis. dağ k olmayan. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. cenabet * Cünüp. kötü. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r.

çekiş münakaş etmek. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. * Çok güzel. kavgacı çı . mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. uğ . cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. cenk etmek * savaş mücadele etmek. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. dövüş çı k. kan. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. * Cenkçi olma durumu. mak. * Atı ş mak. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. uçmak (II). na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. kan. kanlı çülük. cenk * Savaşkavga. ehri) ndan cengâver * Savaş. mek. huzur veren yer. cenkçi cenkçilik * Savaş. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. cenkleş mek * Savaş mak. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. kla mın mı . a cennet * Dinî inanı göre.* Cendereleş iş mek i. kavga. * Büyük çaba. . iyilik yapanları günahsı n. çekiş raş me. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. zları a acakları yer. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. çü.

* Güneyli. mlı cennete dönmek * güzel. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Güney. çok cennete çevirmek * temiz. yi lı lı . güzel bir yer durumuna getirmek. cennetmekân. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. * Henüz pek küçükken ölen bebek. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. nda cennet gibi * güzel. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). kibar (erkek). * Centilmene yakır davranı ş ı ş . mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . güney.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. centilmen * İ arkadaşk eden. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). anı r. bakı (yer). * Güzel. bakı . cennetmekân * Cennetlik. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. saygı görgülü. güneye özgü olan. . alı kadı mlı n.

çökertme. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. alnaç. ı n ü * Yan. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. cep saati * Cepte taş saat. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. . ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cebe girecek biçimde küçük kitap. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. taş ı nabilir. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cephe * (yapı larda) Yüz. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. yön. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. ğ abilecek boyda" anlamı verir. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. cepçilik cephane * Yankesicilik. cepçi * Yankesici. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. * Belli bir düş ünce. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. kablosuz telefon. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. cı cephaneci * Kara. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. taraf.

rin cerahatli * İ toplamı irinli. z * Ceplemek iş i. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. değik cephelerde savaş iş mak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. kendi malı ödemek. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cephelenmek * Cephe oluş turmak. cerahat *İ rin. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. ceplemek * Kazanmak. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. bir düş ünceye karşolmak. ndan cer * Çekme. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cebine indirmek. cepten vermek * kendi kesesinden. cepheleş mek * Bir düş ünce. yı bilmemek. cepheli cepken cepleme * Yönlü. rin ş . * Kolları rtmaçlı uzun. . bir sa. direnmek.cephe almak * hası durumu takı m nmak. taraflı . ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. * Yara. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. sürükleyerek götürme.

cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. kolaylı ve inandıcı söyleyen. ru ş ntı . * Akı m. * (bir düş ünce. girginlik. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. dilli. yapı lmak. * Bir ş geliş olma durumu. rin ş . kayı t defteri. ceride * Gazete. mlı cerh * Yaralama. olmak.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * Yara. eyin me. * Akı . veya iddia için) Çürütme. cerh etmek * yaralamak. * Aynı ilimde olan. ceriha cerime . akı akı . u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. mı cereyan etmek * geçmek. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. * Cereme. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. * çürütmek. ceren cereyan * Ceylan. cerbeze * Güzel konuş ma. * Süvari kolu. * Girgin. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. * Bir yöne doğ akma. k. * Beceriklilik. hareketi içinde yer almak. * Tutanak. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Kurnazlı hilekârlı k. inanç. cereyanlı * Akı lı ntı .

lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. k * Dilenci. cesaret pekliğ i. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . sürükleyici. * Önemsiz yaraları tiren kimse. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. e mek. davranı güç almak. atı k. . 3. lganlı * Büyüklük. cerrah * Operatör.Ö. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. yüzyı 9. . ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. yüreklenmek. irilik. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. * Çekinmezlik. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. Cermence * Cermen dili. * Zorla para alan (kimse). yüreklilik. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. iri. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cesamet cesametli * Kocaman. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. yiğ yürek ve göz inin u itlik. cerrar * Çekici. iyileş * Cerrahlı ilgili. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak.

lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. itlendirme. . yüreklenmek. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. * Çekingen. yiğ lgı ğ ı itlenmek. yiğ itlendirmek. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. ceset cesim * Büyük. yüreklenmek. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. itlenme. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. kocaman. yüreklilik. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. ceste ceste * Azar azar. yüreksizlik. cesurca * Yürekli. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. * Ölü vücut. yiğ i. yürekli. naaş . ceste * "Azar azar". cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. cesaret vermek. yiğ itçesine. cesaretli. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. cesaretsiz * Yüreksiz. i.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. cesur cesurane * Cesaretle. birini yüreklendirmek. yiğ it. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. yüreklice. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. yiğ i. iri. korkutmak.

cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. * Liste. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. mücevherci. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. lganlı cet * Dede. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. cesur gibi. cevaplama * Cevaplamak iş i. büyük baba. karşk olarak. çizelge. su kanalı . ya ı lı t. yanı e. gözü pek olma durumu. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. cevaben * Cevap olarak. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . soyca.* Cesura yakı biçimde. erli lar. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. ata. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. tlandılma. inde * Elmas. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. cetbecet cetvel çizgilik. p * Bir soruya. yapı rmak) ş tı * kesin. ş an cesurluk * Yüreklilik. yakut gibi değ taş mücevher. * Ark. . ya ı lı tlamak. * Atı k. dereceli veya derecesiz. * iyi sonuç vermek. tahtadan. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. iyi sonuç alı nmak. yanı e. * Atalardan beri. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. cevaplamak * Bir soruya.

cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. karşğverilmek. cefa. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . * Eziyet. * İ yetenek. i. * Bir ş özü. karş ğ vermek. cevelân cevher * Dolaş dolanma. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. erli. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. uzun ömürlü. yi * Töz. . yanı. cevaz vermek * hoş görmek. maya. ma. bir tepki göstermemek. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. * Bu ağ n yağ. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. gezinme. üzgü. hata yapmak. niş acı lı astalı yemişkoz. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. uygun bulmak. ı z. u rı ktan * Cevheri olan. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. yanı rmak. en aç (Juglans regia). yanı rı lı tlandılmak. gezinti. gevher.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. ıı lında cevaz * İ müsaade. i. ş ş ta . eyin * Değ süs taş mücevher. zin. * Cevheri olmayan. erli ı .

na. ceviz katı ş lmı . . sıntı veren uygulama. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. ı ı rlını kı ve . hareketlilik. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. rı * (görevli.cevizgiller * Örneğceviz olan. ş ları kı . bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. suçluya) para cezası verdirmek. zarif. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. antına. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. i tanı ince bacaklı nan. üne. memeli hayvan. ceza çekmek * hapiste yatmak. cevizî cevizli * Cevizi olan. acın u * Cevretmek iş i. ceylâna uygun biçimde. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. çöllerde yaş ayan. gazal (Gazella dorcas). çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. cevretmek * Eziyet etmek. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . boynuzlugiller familyası ndan. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. *İ kizler burcu. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. ceza alanı * (futbol. hentbol vb. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. atmosferik.

rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. ceza alanı . ı r kanı ceza sahası * Bkz. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . kin. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. * hükmedilen cezayı bitirmek. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. tecziye edilmek.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . ceza vermek * cezalandı rmak. ceza yazmak * Bkz. ceza yemek * cezalandı rı lmak. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . . ceza vuruş u * Özellikle futbolda. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. mahpushane. cezaya iliş cezaya dayanan. * para cezası ödemek. ceza kesmek. cezalandılmak. ceza verilmek. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . cezalı * Cezalandılmı(kimse). hapishane. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. cezaî * Ceza ile ilgili.

temelden. * Etkileyerek kendine bağ lama. kendine özgü mavi. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. silindire benzer küçük kap. * Kendine çekme.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . kökten. * Cezayir halkı olan (kimse). cezbetmek * Kendine çekmek. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. * (denizde) Ada. * Alçalma. cezbetme * Cezbetmek durumu. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. * Kahve piş irmeye yarayan. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). * Köklü. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. saplı . radikal. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. bağ lamak. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. kendini kaybetmek. rı ş . * Cezbesi olan. kendinden geçmek. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. ş vb. e ru Cf . cezir * Kök.

* Kaliforniyum'un kı saltması . su-cu. * Yoksul. z. * Bkz. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. * Derin. l. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. cı gara cı k * Bkz. büyük çı ban. gram. na fat l. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. nahif. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. * İ organlar. sigara.usulca-cıvb. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. CGS * Santim. parası geçim darlı çeken. türkü-cü. zayı flamak. çekap. öpü-cük vb. * Gücünü. erini . cıl bı * Çı plak. ç * Mı zrak. * Atıiki omzunun arası n . çartı r. cık cı * Güzel. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. simit-çi. dara-cı bir-i-cik vb. kürk-çü vb. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . iş leyen yara. köfte-ci. f ve * (ık için) Güçsüz. * Süs. cı dak * Mı zrak. hı rpalanmak. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. ev-cil vb. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. ama k. balı . eneze. * Derisi soyulmuş et. yavru-cuk. fat cı k. -cı -ci. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. değ yitirmek. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. sönük. k-çı * Çok zayı güçsüz.

lan . cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). kadeh. * Cı olma durumu. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. üm. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. züccaciye. cı çı lk kmak * kusurlu. * Filiz. lı z * Bozularak kokmuş . boş veya bozuk çı kmak. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. mı . cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . cı etmek lk * bozmak. * Cık. çürütmek.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. * Sözünün eri olmayan. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postun