Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

* Eğ lencesiz. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahenk vermek * düzeni. ahenksiz * Uyumsuz. uyumluluk. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . . soy. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. birliğsağ i lamak. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ı ı r r. ı ı r r. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenktar aheste * Ahenkli. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. uyumu sağ lamak. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ağ r. düzenli.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. . düzensiz. değ verilecek bir ş değ er ey il. düzensizlik. * Yavaş ı . ahfat * Torunlar. * Eğ lenceli. ahenkli * Uyumlu. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak.

harap duruma getirmek. ancak 2. zanaatçı im . .ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Devir. dağ k. * Bkz. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. zaman. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. * Son zamanlarda. * Sonra. ahı r. bakı z. ahretlik. . Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. değ verilecek bir ş değ er ey il. eli açı k. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. ndan ahi Ahilik * Cömert. * Bkz. ahret. sonraki. i * Antlaş ma. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. sonunda. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. en sonra. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. son olarak. cömertlik. yakı nlarda. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. k * Son. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. Muhammed. son günlerde. * İ ömrünün son yı . ant. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak.

antlaş anlaş ma ma. rdı. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. etik. alı. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. kuş aklar. ma. halefler. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. ahlâf ahlâk bilim. * Birinin yerine geçenler. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. kötü gibi sorunları inceleyen. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ahitname ahiz * Alma. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . lar. . reseptör. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. yi ahlâk bilimi * Yarar. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. iyi. güzel huylar. ahlâk dı ş ı * Töre dı. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. bilir bilmez konuş larda mak. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. eslâf karş . neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. * Kabul etme. ahitleş mek * Antlaş mak. * Antlaş belgesi. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler.

na * Dürüst davranmayan. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. * Bu ağ n. ögeler. yasaları uyum içinde olma. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. * Kaba adam. na lı * Ahlâka uygunlukla. z * Ahlâk kuralları uymama. kötü huylu. * İ çekmek. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. reti. * Gülgillerden. yol iz bilmez kimse. * Ahlâk bilimi. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. * Bir karım içindeki parçalar. aç. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. bir il. ahlâkla ilgili. bunlara uygun davranan (kimse). u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ahlâksı davranı na zca ş . terbiyesiz. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. k k raşrı ahmak . moralizm. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. ah etmek. ah çeker gibi ses çı ç karmak. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. ahmağ yüz. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın.

budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. bön. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ve an mur. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ahş a . aptalca. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. ahret yolculuğ u * Ölüm. * Dilsiz. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. sı ahraz ahret dünya. aptal. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. sağ ve dilsiz. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. * Bir an için ş alayıbocalamak. aptallaş mak. r iş ahretlik * Besleme kı z. aptallaşrmak. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. ş . * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. lsı k. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. budala. ş ahmakça * Biraz ahmak. ş k. ı r * Dinî inanı göre.* Aklı gereğgibi kullanamayan. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak.

bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. vaziyetler. koca. ahş ap * Ağ açtan. ş . hâller. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. * Karı . * Bu bitkinin duta benzeyen. . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. koca ve çocuklardan oluş topluluk. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahval * Durumlar. * Ait olma durumu. * Güzel. polip. * Davranı ş lar. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. rnaş k. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. çekici. * Olaylar. çekici. aç i. bağ ı ciğ gibi ş rsak. * çok güzel. ince. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). zarif kadı n. ahzükabz * Kendine mal etme. ahu * Ceylan. karaca. ahzetme * Ahzetmek iş i. m m. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahu parçası * Çok güzel. yayı yla e. iliş kinlik. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. kı zı rmı renkli. . ahzetmek * Almak. kabul etmek. lan. ahududu * Gülgillerden. aidat * Ödenti. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). sı nları * Eşkarı . karı ı na . * Kesenek. çocuklar. er eyler. tahtadan yapı ş lmı .

aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . * Bütün aile birlikte. aile adı * Soyadı . . anlaş sevgi ve hoş ma. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. *İ lgilendiren. * Ailece. kla i. hayvan veya bitki topluluğ i u. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. en. doğ kontrolu. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. * Aile ile ilgili. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. görü. u. birinin olmak. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. ajan * Ailesi olmayan. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. geliş i ev. yakı ş ı n. birine düş mek. ik. iliş iliş ilgili. için. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. -e düş kin. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil.

kara ve siyah karş . ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. kı sı * Beyaz leke. casus. gözenek. katarakt. ı tı * Bu renkte olan. andaç. gözenekli. ele-k. bı tara-k. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. * Bazıeylerde beyaz bölüm. -ak. * Sınt ız. * Kar. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . ak basma * Ak su. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. beyaz. perde. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. * Bu iş kolların çalı ğbüro. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . küre-k vb. temsilci. * Ajanıgörevi. * Temiz namuslu. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. ç-ak. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ak benek benek. yat-ak vb. un için ş an * Bir kimsenin. rahat. süt gibi ş eylerin rengi. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. iş ğ ı iş görevlisi. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ak demir * Dövme demir.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. layan iş kolu.

sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. akabe * Güneyden esen rüzgâr.ş . temiz. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. çok zehirli. ayıkiş lar. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . *İ zmarit. ayıise pratı ak kan * Lenf. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. lodos. ş algam. sülümen.* Bkz. abey. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . kları lan lan * Çoban yı zı ldı. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. ak pak * tertemiz. omuriliğ dıtabakası an in ş . ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. . süblime. istavrit. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). ak kan yangı sı * Adenit. parlak. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. beyaz bir toz. ak pak ak pas * Lâhana. * Bembeyaz. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). k nı diğ lan ak gün ağ r. * saçı sakalı armı ağ ş . akı karası geçitte belli olur. turp. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme.

akaçlama * Akaçlamak iştefcir. küçük akarsu. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. dere. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. ark. * Maun. akağ aç * Gürgengillerin. hemen arkadan. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. imi. * Irmak. i akak . vinti * Eğ inişfazla olan yer. su yolu. hemen ardı ndan. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. sarp ve zor geçit. ı .* Tehlikeli. * Yer altı suları toplayan tesisat. sanatçı kurulu. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. * Bilimsel niteliğolan. ardı ndan. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. oluk veya baş araç. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . * Maundan yapı ş lmı . yazarlar. çay. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . akademik * Akademi ile ilgili. lar * Yüksek okul. * (su için) İ yeri. * Yer altı oluğ su u. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. akademi * Bilginler. mecra. drenaj. * Akarsu yatağ yatak. lan ka * Kanal. akabinde * Arkası ndan. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . i. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. i akademisyen * Akademi üyesi. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak.

* Baş sı k. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . lan aç * Baklagillerden. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. zamk. * Kesintisi olmayan. ları üsle ik. en acı m acı . akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. güzel kokulu reçine. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). olan bir taş . akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). yaban lı cı asması . sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. gaz. ı . tarla. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. bağ mülk. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. sık. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. * Kaplı ca. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. meteor. akarca * Kemik veremi. dükkân gibi mülk. akan sular durmak * itiraza. söyleyeceğsöze yer kalmamak. arız. ağ ş en ma. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . dükkân. z. akasya * Baklagillerden. sokucu veya emici knaz lı . ban. sonuçsuzluk. Meryem ana asması (Clematis vitalba). motorin gibi yakı n satı ğyer. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. aralı z. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. ksı akaryakı t * Benzin. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. akamet * Kırlı verimsizlik. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. beyaz çiçek veren. acınkine benzeyen. * Küçük akarsu. kül renginde. * Sürekli iş leyen çı fistül. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. ahap.

* İ htiyar. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . (Bemicla). akça armudu * İ kabuklu. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). plevra. ekmeklik buğ klı day. kın ı kılara göçen. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . bronş çuklarıson bölümü. * Bkz. beyazca. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. * Sazangillerden.akbaba * Akbabagillerden. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). akburçak akciğ er organ. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. rmak yı nda ayan. oldukça büyük. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). geniş büyük olan. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). etli akça pakça . n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. akçe. ile lan k * Akya balı. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . erin. leş beslenen. nce . sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. başve boynu çı olan. bataklı ı ve göl kıları yaş k. beyaz kabuklu. sarı ve sulu bir tür armut. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . eti kı klı lçı . nda .

malî. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. parayla ilgili. akçakavak * Akkavak. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer).* Beyaz tenli. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. n akçöpleme * Zambakgillerden. rengini atmak veya atmıgibi olmak. yaprakların uzun. Akdeniz humması * Malta humması . akçalı * Paraya bağ. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. geniş nı olması . lı akçe * Küçük gümüş para. * Her tür madenî para. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akdarı * Buğ daygillerden. . örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. lam aç. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. . bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. akdetmek . keşleme. akdetme * Akdetmek iş i. güzel (kadı n). akdedilme * Akdedilmek durumu. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

i * Kolay söylenebilen. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. ve mı cı i. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. l. kara saçlı . akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. i lan * Beyaz renkte olan dut. kanı . * Öğ salıverilen yol. akı karası ak kara * beyaz tenli. cathartica). anlama ve kavrama gücü. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı.* (mukavele. akı l. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). muahede. kara gözlü. . bir yla an ğy). gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. sonuç. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. lan akı seyelân. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. akı cı * Akma özelliğolan. üt. k * Düş ünce. us. . akılı cı k * Akı olma durumu. * Hafı bellek. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. eninde sonunda. * Sonunda. ğ lan akı l * Düş ünme. nda. k m). akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. anlamca açı(anlatı selis. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. okunabilen. aksungur. cı * Söz. za.

akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. akı l erdirmek * anlamak. ru il. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. * Us dı. ş lı ı k. yirmi yaş i. not defteri. akla uygun gelmemek. görüş almak. insanıaş rtı şı rtmak. akı l almamak * inanı gibi olmamak. vaktinde hatı rlamak. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. herhangi birinin aklı gelebilir. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. en içeride çı azı i. ajanda. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. gerçeğ uygun olmayan. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. gayriaklî. sı nı rrı çözmek. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. na na akı l almak * danı ş mak. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. irrasyonel.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. . l dı ı sı . e. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. deli. muhtı defteri. sı nı unu rrı çözememek. inanı lacak lmaz.

akı lcı * Akı lı ilgili. umudunu kesmek. davranıbeklenmeyen (kimse). lda akı tutmak lda * unutmamak. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. zeki kimse. rasyonalizm. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. unutmak. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. usçu. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. . akı kalmak lda * akı yer etmek.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . n l var. akliye. kartı ini reti. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. * kafa yormaya gerek yok. akı retmek. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı ı nı l vermek. akı l kutusu * Çok akı. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. unutulmamak. akliye. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. usçuluk. ünce. yol göstermek. akı çı ldan kmak * unutulmak. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. in ini. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. rasyonalizm. rasyonalist. mak.

akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak.akı çı ldan kmak * unutmak. ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. ru * Akla yakı doğ makul. uyanı k. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. lı nı ş llar . aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. aklı baş getirmek. llandı i. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. n. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. yaramazlıetmeyerek. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. . dengeli. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. ru. n. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. * Akı olma durumu. akı uslu llı * Akı olarak. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. akı çı ldan kmamak * unutamamak. tasarlamak. aptal.

akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. amperölçer. üş mek. * Debi. * Düş toprakları tedirgin etme. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. akı mtoplar * Akü. hücum. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. * Hava. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . * Akı olma durumu. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. yöntem. hareket. üş * düş ülkesine saldı man rmak. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. yı rma. forvet. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. siyasette. eyi lsa akı z lsı * Aklı . * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . akümülâtör. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. ş kan ş ı iş * Sanatta. baskı yapmak. cereyan. cereyan tarz. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. düzensiz ş söylemek.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. ncı akı n akı lı ncı k . akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. yer değ tirmesi. akı m * Akmak iş i. anlayıkı i li ş t.

çam sakı. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. * Akı n. akma. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). tedirgin etmek. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. iklik. ik. akı ile birlikte sürüklenmek. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. eğ meyilli. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. uzun bir balıtürü. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması .akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. im. * Eğ eğ meyil. akı ş * Akmak işveya biçimi. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ş kan i . sürüp gitme. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. seyyal. i * Geçip gitme. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. n ru iş m. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. akı cereyan.

parlak ve değ bir taş erli . dökmek. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. n. durağ mazlı ı iş an. akı tmak * Akması sağ nı lamak. erin. akması yol açmak. akı ş malı * Akı özelliğolan. eyler lan. ağ güç eriyen ş ı zda eker. . daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. yarı ı . ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. nı akil * Akı. saydam. süt. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. din inancı eye lanı . eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. * Enli bilezik. akide. n nları na ru * Un. kalseduan kuvarsın bir türüdür. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. akide ş ekeri * Bkz. ş veya pekmezle yoğ . yağyumurta. akil baliğ olmak . * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek.

ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. . akkirpani * Ak. akkaraman * Vücudu beyaz. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. kontrat.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. ı z iyi miş lısıcı u. me. ile en lem. fakat kirli. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. tartılması yol açmak. termit (Termes). kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). iri baş. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. Hollanda kavağ(Populus alba). ırı böcekler topluluğ termitler. verimsiz. * Bir cismin. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. * Nikâh. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. parlak bir yüzeyde görünmesi. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. baş sı arız. ilgi veya tepki yaratmak. . akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. kaba karık yapağ . akçakavak. baş sağ arı layamamak. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . akkarı nca * Düz kanatlı lardan. * Akkor olma durumu. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. ağ burun. * Akıca. evirtim. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. iri ak kanatları n. eyin ka ey ğ ı * Evirme. sı * Sonuçsuz. akilâne akim * Kır. . göz etrafı ı z. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. sözleş veya mukavele yapan. döl veremeyen. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. yansı yankı ı k nı tı cı ma.

i. güçlüklerle karş mak.. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. düş ünülemez. n i. sı nı ndan * Aklanmak iş i. maile. makul. temizlenmek. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. * Baş lı arıgösterilmek. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. it-ekle.vb. makul. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. aklama * Aklamak iş ibra. akla yatkı n * uygun. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. zı ldı vanadan çı kmak. ibra etmek. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. çı racak gibi olmak. ibraname. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. akıca. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla.akkuş akkuyruk * Atmaca. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). değ olarak nitelendirilmek. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. akla hayale gelmez * inanı lmaz. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. tebriye etmek. yı cı kuş rtı bir . akla gelmedik * düş ünülemeyen. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. .

beyazlaşrmak. aklaş ma * Aklaş iş mak i. çok korkmak. kusursuz. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. kavrayamamak. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. beyazlaş mak. llı * doğ dürüst. akı ince. kendine gelmek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklı almamak * anlayamamak. . aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. ağ armak. * Akı bulunan. sorun üzerinde toplayamamak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. eyin ine * uygun bulmamak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. beraat etmek.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. çok korku geçirmek. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. ak renkli. temize çı kmak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . ş ı aş rmak. ş n ları şı lını ru * ayı lmak.

aklı yatmak * anlamaya baş lamak. * Kendisini en akı sanan. münasebetsiz. nca. düzgün. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. llı * Ak olma durumu. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. aklı ra sı * aklı sandına göre. ndan um ey . ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. aklı oynatmak. sağ duyu sahibi olmayan. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. olacağ inanmak. bayı lmak. beyazlı siyahlı . aklı evvel * Akı geçinen. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. korkmak. ilerisini görememek. nı aklı evvel * Densiz. aklı karalı * Akı karası ve olan. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. tatmin olmak. düş üne göre. ş ı ı nı aş rmak. umduğ göre.aklı ermek * anlayabilmek. bocalamak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. * çok beğ enmek. * akı olgunlaş lca mak.

aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek.aklı mda! söz. ey * kararlaşrmak. bir düş ünceye saplanı kalmak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. * olabileceğ inanmamak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. na . p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. tasarlamak. çok istemek. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. * düş ünmek. * bir ş yapmayı ünmek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. aklı eyin ine almak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. anı msamak. aklı düş na mek * hatı rlamak. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. bir ş telkin etmek. kavrayamamak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. kı namak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. davranmak.

ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. * gereksiz. aklı oynatmak nı * çı rmak. aklı olsun! nda * unutma!. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. baş çı tan karmak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. ldı * akı şiş yapmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. kararı caydı ndan rmak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. * hatı rlamak. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. hiç unutmamak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. yersiz iş yapmak. aklı tutmak nda * öğ renmek. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. * unutmamak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. bellemek. aklı kaçı nı rmak * delirmek. çok ş ı aş rtmak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı ra. * ayartmak. tasarlamak. aş nca lsı ler .

n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. * Sürüp gitmek. kları * Akı lı usçuluk. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. * Art arda ve toplu olarak gitmek. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. lcı k. mek. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. * Karı ş mak. * Akı ilgili. keçi mantarı (Agaricus campestris). . * Akı l hastalı uzmanı kları . akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. * Sağ duyu. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. * Reçine. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. akı rı zı ndık. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. mak. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. katı lmak. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. rasyonalizm. akma * Akmak iş i. * (zaman için) Çabuk geçmek. akla dayanan. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. çam sakı. yersiz düş ünmek. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer.

akmaz * Durgun su. uyumsuz. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. ses veren araçları ayarlamak. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. akortlanma * Akortlanmak iş i. düzenlemek. akordeoncu. eş eden. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akort edilmiş . gölet. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. akordeon. akortlu * Akordu olan. akortsuz . akortsuz. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akordiyoncu * Bkz. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akordiyon * Bkz. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akortlatma * Akortlatmak iş i.

ür. akort edilmemiş . akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin.* Akordu olmayan. yaş k. Zodyak. akran akranlı k * Akran olma durumu. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. * Cambaz. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. yaş boydaşöğ ça ı t. k. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. * Biri. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. örneğakrep olan takı . ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. * Birbirini tutmayan. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. . sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. diğ erinin sonucu olan ş eyler. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. * Yaş denk. uyumsuz. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. arası akrep * Akreplerden. akrobatlı k * Cambazlı k. akromatik . akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). sı rı * Kredi mektubu. hım.

. çene. kelime vurgusu. * Vurgu. ih. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. muvaş tevş ş ah. * Kımlar. * Hafif topallamak. hafifçe topallayan. akromatopsi * Bkz. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . geri kalmak. büyümesi veya uzaması . sı * Aksamak iş i. grup vurgusu. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. * Aksayan. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. * (bir işGereğgibi yürümemek. iyi iş yi lemeyen. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. aks aksak * Dingil. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). * İ gitmeyen. ş oluş turan bölüm. * Ermişevliya. renksemez. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . renk körlüğ ü. * Aksak olma durumu. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize.

aksesuar nesne. ı hapş k.* "alma ve verme" Alıveriş ş . araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. ulaşrmak. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. akselerograf *İ vmeyazar. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. * Bir aletin. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). * Ulaş yayı mak. akselerometre *İ vmeölçer. hazı * Aksesuar kullanması seven. eldiven. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. yankı p lanmak. yaymak. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. yansı ş ı ekil) p lanmak. k aç * Aksatmak iş i. mücevher gibi eş ya. durumu. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. i ğ ı çeş eş itli ya. kemer. ş apka. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. yankı vermek. aksettirme * Aksettirme iş i. * Aksaması yol açmak. * Haberi. lı kta lan. kriz. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. bir işgereğgibi yürütmemek. duyulmak. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . bir makinenin iş levine katı lmayan. duyurmak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . * Evirmek. ı rı . çanta. gürültülü soluk boş zlı alması . aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. lmak. * (ık) Bir yere vurmak. tersine çevirmek. * (ığ Yansı şı ı) tmak. aksı hapş olayı rma. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. rma.

aksi hâlde. ters ve kı n olarak. huysuzlanmak. ters davranmak. hapş rması ı rtmak. * İ . inatçı etmek. ı t. * Uygun olmayan. hapş ı rmak. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. huysuzluk etmek. ı .aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. t. hı n. huysuz. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. menfi. aksilenmek * Aksileş mek. inadı direnmek. aksi takdirde * yoksa. aksileş me * Aksileş iş mek i. rı ı k k ran. * Aksı aksı biçimi. aksileş mek * Huysuzlanmak. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. rma. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. ağ ve burundan hı . natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. öyle olmazsa. aksilenme * Aksilenmek iş i. nda aksiliğüstünde i . rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. aksilik olarak. hastalı . zgı * istenmediğhâlde. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. sısıaksı hapş klı rı a . aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. aksi * Ters. zıkarş olumsuz. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş.

aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . * Hareket. lı k. aksülâmel * Tepki. bir düş üncenin ortaya çı kması . maddî bir etkenin. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. uyuş maya yanaş mamak. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . ak basma. * Gece. * Ada soğ . huysuzluk etmek. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. * Hisse senedi. * Yankı . geliş nı tiren lı im. ters davranmak. iş . belit. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ndan * Akdoğ an. aksilik etmek * güçlük çı karmak. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. * Sermayenin belirli bir bölümü. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . pay senedi. anı * Tersine. k u ı mütearife. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. katarakt. ka sı akş akş am am . inatçı etmek. * Akş vakti kı namaz. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). uygunsuzluk. ş lı aksilik * Terslik. aksiyon * Bir kuvvetin.* olumsuz davranı. * Oyunun teması geliş başca olay. elveriş in sizlik. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. inatçı huysuzluk. hikâye. reaksiyon. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. perde.

güneş battı sı in ğ ralar. akş kadar ama * bütün gün. akş kalmak ama * (işgecikmek. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. Çulpan. amcı yla . ara vermeden. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. nda. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. pek yakı kı bir zaman içinde. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. akş am amleyin. ) akş sabaha ama * Neredeyse. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. kı.* Akş n olduğ ş dar zamanda. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. am lan akş saati am * Akş vakti. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. * Yaşlıdönemi. özellikle akş doğ yapı gazete. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. bitmemek. simit. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı.

akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş amki * Akş olan. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş için. akş amsefası * Gecesefası . iyi akş am lan amlar!. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. günü bitirmek. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amları * Akş vakti. te ama mek. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş amlama * Akş amlamak durumu. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. am ı rken. akş doğ am ama ru. am * Her akş am. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş vakti. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. . iş i. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş amdan kavur.akş amdan * akş olmak üzere iken. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş yapı am am lan. akş buldurmak veya ettirmek. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş olduğ am am unda. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda.

akş amüstü. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. iktibas. ev ilâçları . * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ı t. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. albino. kâğ tütün vb. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . baharat. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ne. virman. ı n * Baharat. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. ilk * Alı . iyle raş aktarmak * Bir yerden. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. i. ka aktarma etmek * aktarmak. satan kimse veya dükkân. i. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. zarf. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. * Bir taş baş bir taş geçme. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ka * Aktarmak işveya biçimi. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme.akş amüzeri * Bkz. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ı . ağ üzerine yükselten oyuncu. * Anadolu'da iğ iplik. ine aktarı m * Aktarma işnakil. gereçleri satan kimse veya dükkân.

toryum. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. uyarlamak. tercüme etmek. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktifleş me * Aktif duruma gelme. aktinit * Aktinyum. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. * Etkili. hareketli. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. iktibas etmek. etken. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. plûtonyum. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. aktiflik * Etkinlik.* Bir ş yolunu. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. etkili olmak. protaktinyum. * Etken fiil. amerikyum. e * Bir kitabı . aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktinoloji aktif fiil . tulyum. * Bir ticarethanenin. ilk *İ letmek. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. çalı ş kan. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktif duruma gelmek. çanı * Etkin. yönünü değtirmek. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). aktifleş mek * Canlı hareketli. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . aktif metot * Öğ rencilerin. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. canlı . nı * Etken. bildirmek. aktif duruma getirmek.

* Azgı kı n (hayvan). * Günün olayı konusu. aktüel * Güncel. yankı bilimi. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. n * Güncellik.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. * Etkincilik. acil (hastalı k). ı * Olduğ undan baş türlü görünme. ka aktöre * Ahlâk. ş imdiki. ses dağ mı bir ı lı ı . n.Kı 89. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. . aktörün yaptı iş ğ . * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). aktörlük * Aktörün görevi. kendini baş türlü gösterme. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. iddetli. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. radyoaktif bir element. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . yankı m. * Edimsel. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. ini reti. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. inde akı mtoplar. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. ka ka * Kadıoyuncu. ı ı rlı saltması Ac. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. veya * Etkinlik. akuzatif akü * Yükleme durumu. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. lı lanı akut *İ lerlemişş .

ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. ğ ı al bayrak (veya sancak) . elde eyler -al. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. * Kanırengi. sağ lam. * Bu renkte olan. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. allı k. hile. ufak pullu. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). kıl. k. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. kı zı n zı rmı.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. al al * Aldatma. Al * Alüminyum'un kı saltması . fat -al. * (at donu için) Dorunun açı. tuzak. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. al (veya alı n) * iş te. yuvarlak hücre. güz-el (<gözel). düzen. vı nda akzambak * Zambakgillerden. akva * Kuvvetli. doğ öz-el vb. lökosit. kıla çalan. gövel (< gök-el)./ -el*İ simden fiil türeten ek. * Kavimler. * Sulu boya resim.

kak-ala-. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. * İ piş yi memişsuluca (yemek). yi. parajin. ı * İ pek iyi. çok renkli. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. kov-ala. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n .vb. silk-ele-. elâ (göz). ş olmak.* Türk bayrağ ı . al kanlara boyanmak * yaralanmak. . hepsi bir ayarda. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. ş ı * Açıkestane renginde olan. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. kiyi ala * Karık renkli. alaca./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. çekiş çekiş e e. ş -ala-. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. vurularak ölmek. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. m düş al birini. âlâ -ala. it-ele-. nda ğ ı an . al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları .

su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. * Aş derecede. paylamak. uz alabacak * Ayağsekili (at). z. dönek. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . . ş * İ piş yice memiş (yemek). sandal vb. ı * Ara bozucu. haş lamak. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. kemikli balı n bir familyası kları . zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . soğ ve duru sularda yaş uk ayan. alabanda vermek * azarlamak. alabalı k * Ala balı kgillerden. * Olanca hı ile. eti turuncu ve lezzetli. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. ru. * iş alt üst olmak. borda karş . ş algama benzeyen bir bitki. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . alabora olmak * tekne. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. deniz araçları devrilip ters dönmek. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. llı alabaş * Turpgillerden. . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). uğ ursuz (kimse). a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. gereğ ı rı inden çok. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). sonuna kadar çevirmek. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları .

alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. daha çok üzüme düş ben. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. ş ka ey. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. alacaklı * Birinden alacağolan. * Aş ure. * Para verilerek alı nacak ş ey. mal veya baş ş matlûp. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. açta an * Keklik. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. en * Kötü huy.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. kül rengi. uzunluğ 50 cm. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. borçlu karş . ldı n ları lan * Meyvelere. alacak verecek * alıveriş kisi. yarı doğ ktan nlı karanlı k. akla kara karık. ş iliş alacakarga * Saksağ an. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. ı ey . * Ağ ilk olgunlaş meyve. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. alacağ ş ı ahin.

itimiyle yetiş (kimse). âdet ve hayatı uygun. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa).alacalama * Alacalamak iş i. alacasansar * Benekli sansar türü. alaturka karş . benek benek boyamak. alaca bulaca. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alacalamak * Renk renk. Frenklerle ilgili. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. çardak. alacalanma * Alacalanmak iş i. renkten renge girmek. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. miş * Alafranga saat. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. sı zarı alacalı * Alaca. * Keçeden yapı çadı lan r. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alacamenekş e * Hercaî menekş e. rengârenk. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. alafrangacı lı k . alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alacalı k * Alacalı olma durumu. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. * Frenklerin töre.

alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). sın (Dama dama). alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alafranga davranmak. alageyik * Geyikgillerden. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. * Gönül bağ ı . alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. as-alak. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alâkabahş *İ lgilendirici. alâkadar etmek * ilgilendirmek. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. ilgi çeken.* Alafrangacı olma durumu. . lgili. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . fat alâka *İ lgi. alâka duymak * ilgi duymak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. alâkadar olmak * ilgilenmek. alafranga olma. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkadar * İ ilgili bulunulan. ilginç. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. postu benekli. çök-elek vb.

alâmet * Belirti. *İ lgisiz. * Saksağ an. tabldot karş . ayrı kisi lmak. ilgisini kesmek. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. * Büyüklük. nda. k yer. kayran. * Yemek listesinden seçilen. ayıcı rı özellik. kestane kargası (Garrulus glandarius). harf gibi özel iş marka. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. ey alâkalı alakarga *İ lgili. * Beneklerle. nlı * Bir ş çekici gelmek. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. açıve geniş meydan. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. yası yayı tanı aret. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. iliş kalmamak. niş aret. tüyleri alacalı kuş bir türü. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. o eş üreten veya satanı tan resim. an. alamana * Rafadan. rlanı alan * Düz. iri gövdeli. anı hemen. i. * Orman içinde düz ve ağ z yer. ş ak. * Kargagillerden. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. alâminüt * Çarçabuk. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. * Alalamak iş kamuflâj. alâkok alalama alalamak etmek. * Gönül bağ lamak. yı ğ ı ndan lan. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. * Ayıcı rı nitelik.alâkalanmak *İ lgilenmek. iş iz. düzlük. açsı . saha. ötücü. maskelemek. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. ilgisi olmayan. yakı k duymak. zevk almak.

tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. dağ ı tmak. yaklaş ktan ma. ş ma * Yüz ölçümü. agorafobi. uzaklaş mak. k * Uzaktan. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. alan topu * Tenis. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. ı alaş ı ağetmek * birini. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. atmak. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . engin. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. karı ş istememek. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. dayanabilecek duruma gelmek. saha. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. engine açı lmak. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. p tı * kapı yere vurmak. allak bullak. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. * Açıdeniz. ğ ı alan talan * Karmakarık. kovmak. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. yağ etmek. . p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). darmadağ k. bazı ki durumlarda metallerle. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. alarga durmak * uzak durmak.* Bir konu veya çalı çevresi. ilgisiz davranmak. alt üst etmek. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. park. alargada durmak * uzakta durmak. açı ktan. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. n. alarga * Açı geç. P. C. * geri çekilmek.

alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). alavandalı * Bkz. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. andavallı . düzenli bir iş yapmak. alaş elementlerini eriterek katmak. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. * Düzensiz. görenek. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. söyleyen. yalanla dolanla iş görmek. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. alaturka müzik * Türk müziğ i. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. ezanî saat. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. * Eski Türk gelenek. alafranga karş .alaş ı mlamak * Çözen metale. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. töre ve hayatı uygun. alavereci . * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. abraş . yöntemsiz. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . * Alaturka saat. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. * Kargaş k. alaturka eser veren kimse. * Türk müziğ inden yana olan.

* Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . davranıgibi yollarla biriyle. eğ lenmek. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. alay alay alay * Kalabalıolarak. bir ş bir durumun. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. pek çok. hepsi. alaya almak * alay etmek. alaya bozmak * alay niteliğvermek. söz. göz tı alâyiş li . spekülâtör.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . lence konusu yapmak. müstehzi. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. * Çok miktarda. * Bütünü. küçümseyerek eğ lenen. onu küçümseme. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. eksik vb. alay geçmek * alay etmek. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. . yönlerini küçümseyerek eğ eyin. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. küçümseyen. * Alay eden. it alaycı * Alay etme huyu olan. vurguncu. * Ses tonu. gülünç. kusurlu. fazla sayı da. birlikte. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. lacak alay malay * hep birden. bir ş eğ ş eyle lenme. * Çok kalabalı k. işş konusu yapmak. alay etmek * bir kimsenin.

ı tı * Gösteriş görkemli. eyin * Sı zlatmak. ilgi toplamak. ı . albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. 1 m uzunluğ unda. * Kaymak taş su mermeri. alaylı alaysı * Alaya benzer. aleve tutmak. mektepli karş . ve . alaylı * Erlikten yetiş subay. acı vermek. n albeni * Alı çekicilik. m. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. yakmak. ine * İ derisi için. ciddî olmayan. küçümseyici. albasma. alazlanma * Alazlanmak iş i. li. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. kan l. * Alev. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. usa humması . alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. yalaz. hoş güzel göstermek. miralay. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i.* Gösteriş li. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. an * Alay edici. cazibe. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. müstehzi. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). * Fı na kuş rtı ugillerden. debdebeli. albatr albatros exulans). nsan zık zı albasma albastı * Albastı . * Alev alev.

n alçak yaylak . yüksek karş . nda. rezil hain. mütevazı . namert. . azot. i albinos albüm * Resim.albenili * Alı . ak tutma. fotoğ pul gibi ş raf. tekerçalar. suda eriyen. alçacı k * Çok alçak. alçak * Yerden uzaklı az olan. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. * Akş ı n. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. hayvanları doku ve sıları bulunan. larda ağ k. birleş karbon. cazibeli. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. aş ı soysuz. eri alçak gönüllü * (makam. para vb. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. * (boy için) Kı sa. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . beyaza yakırenkte. * Kalı ses. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. alçak ses * Hafif ses. çekici. yapı madde. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. kötü havaya iş olan hava durumu. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. kendini çok beğ enmek. uzunçalar. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. * Bile bile en kötü. oksijen. albüminli *İ çinde albümin bulunan. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset.

hor görme. i alçaltma * Alçaltmak iş i. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. * Aş ı ma. i. erini alçarak alçı * Az alçak. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. nda n i * Düş künlük. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. bayağ ma. aş ı kimselere yaraş na. alçalmak * Alçak duruma gelmek. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. alçı ı taş . * Toprağ çöküp oturması ı n . * Değ azaltmak. alçakça * Oldukça alçak. mezellet. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. * Alçak. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde.* Devamlı oturma bölgesinde. . ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. * Alçakça davranı ş ş enaat. eri * Küçük düş ürme. zillet. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. cezir. yüksekten aş ı ru inmek. zül. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak.

nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. sı vatmak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. ı * Avunmak. tuzak. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. * Alçı şrmak. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. soğ sebebiyle donmak. * Bir hileye. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. i aldanma * Aldanmak iş i. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. kanma. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. an * Alçı lamak iş i. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. jips. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. yanı e larak ş ya lmak. yanıcı i ltı. oyalanmak.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. kandıcı rı. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. * Alçı sı ile vamak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. bir yalana kanmak. . * Alçı sarı ş ile lmıolan.

ilgisiz kalmak. * Önem vermek. * Sı rmak. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). yalan söylemek. * Birine verilen sözü tutmamak. lâkayt. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. avutmak. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. * Aldı rmak iş i. aldı rmamak. * Ayartmak. tasası k. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. * Getirtmek. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. kayı z. i aldatma * Aldatmak iş i. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. ilgi göstermemek. kayı zlı lâkaydî. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. umursamamak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. kötü yola sürüklemek. veya ine * Oyalamak. umursamayan. aldışz rı sı * Aldı rmaz. ilgilenmemek. zlı tsı k. . iğ etmek. umursamayan. baş çı tan karmak. ilgisizliğ inden. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . * Bir ş görünürdeki durumu. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. ş . i aldış rıetmemek * önem vermemek. değ vermek (bu fiil. bu anlamı ancak olumsuz. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak.* Aldatmak iş konu olmak. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. ihanet etmek.

en çok. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. alemci . * Minare. evren. * Alelâde olma durumu. ivedilikle. alelusul alem * Bayrak. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. çevre. düş ünce. * Okuma yitimi. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. genellikle. ince. * Hesaba sayarak. * Eğ lence. alelı tlak * Genel olarak. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. * Her zaman görülen. kubbe. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. * Bayağ sı ı radan. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. olağ an. kurala uygun bir biçimde. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. ş * Duygu. tuhaf. baş . özellikle. * Durum ve ş artlar. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. cihan. kaları * Ortam. bambaş ka. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. alem olmak * sembol olmak. * Hele.alegori * Bir görüntü. * Herkes. u * Dünya. çarçabuk. . düş gücü. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. garip.

alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. herkesin içinde yapı k. lan. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. sancaktar. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. alerjik * Alerji ile ilgili olan. uygun olur mu?. ilâçlara. alesta durmak * tetikte beklemek.* Camilerin kubbelerine. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. aleniyet * Açıolma durumu. minarelerine alem yapan veya takan kimse. ı ı ı yan. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alesta * Harekete hazı tetikte. * Önder. alet . alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. açı ktan ğ a. kça. ı alenî * Açı ortada. evrensel. alerjisi bulunan. toz. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. açı k. elin ağ torba değ ki büzesin. na * eğ lenceye. üniversel. r. âlemi var mı ? * yakık alı . meydanda. gizlemeden. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. * Açı açı herkesin gözü önünde. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. zevkusefaya kapı lmak. herkesin içinde. ş . alessabah * Sabah erkenden.

lanmak. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). uygulamaya yarayan özel araç. alev almak * tutuş mak. aygı t. vası olmak. kılcı . kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. alevlendirmek . * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. heyecana gelmek. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. * coş heyecanlanmak. telâş mak. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. maş a. öfkelenmek.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. ateş bacayı sarmak. * Aş ateş k i. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. caklı vı m. zrak na lan * Alevli olarak. ı m. * Ateşsı k. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. flâma. alev saçağsarmak ı * bir olay. yanmaya baş lamak. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. alaz. tehlikeli bir duruma gelmek. önüne geçilemez. n ş dili. un lerinde kullanı bir araç. . * Bir sanatı yapmaya. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. * Mı uçları takı küçük bayrak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak.

aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. karş . ş iddetini artı rmak. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. * Etkisini. alevlenme * Alevlenmek iş i. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. t. alevlenmiş . yermek. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. w. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. . tutuş turmak. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. . * Bir iş baş cı in langı. na aleyhtar * Karşolan. karş lı ı ı k. q harfleri gibi. alevli * Alevi olan. öfkeli veya heyecanlı durum almak. onun için iyi olmamak. * Zorlu. . karşduruma geçmek. Türk alfabesinde bulunmayan x. çoğ altmak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. hararetli. bir * Parlamak. halı mı kullanı bir bitki. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak.* Alevlenmesini sağ lamak. en ı t. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. * Karş karş zı ı ı t. ünceye karşolma. *Ş iddetli. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri.

inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. i. * Rüş vet. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . idrak. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. * Su yosunu. alfabe sı . . algı n . kı n algı * Kazanç. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. o ş bilincine varma. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. idrak etmek. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. idrak edilmek. alacak. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. algı cı layı * Algı yetkisi olan. * Vergi. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. çak mı lan lü ı m. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. idrak ettirmek. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog.

sersem. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). alı k * Akız. müş n teri. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. kameraman. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. * sağklı lı . alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. lı z. * Eskimiş giyecek. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. * Görüntüleri alan cihaz. -alı -eli / * ". ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). alı moru mor al. klı * Birine gönül vermiş .* Cı zayıhastalı . gid-eli. tutkun. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. ş tı alı ç * Gülgillerden. lsı alı k * Hayvan çulu. * Azrail. f. canlı . görme-y-eli vb. talip olmak. * Kendisine bir ş gönderilen kimse.. Harezmli yolu. alı bulmak cı * müş bulmak. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. teri * istemek. almaç. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. mı alı ka * Ahize. vurgun. kameraman. ebleh. teri alı kuş cı * Atmaca.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . algler * Su yosunları . budala. kamera. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. alıalı k k . kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. algoritma * IX. alı verici cı * Bağladını alan..

m. * Mani olmak. * Kurum. * Gözü. ş . yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. la-y-alı bekle-y-elim vb. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. m. cazibe. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . kasın na . ş iş ldı ı i ube. rı * Mahrum etmek. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. tatil edilmek. ş kış kı aş n aş n. alısalı k k * Aptal. gönlü çeken durum. alı m * Almak iş i. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. aptallaş aş nlaş mak. ine alı koyma * Alı koymak iş i. çekici hareket.* Aptalca. * Alı mak iş klaş i. baş stek i m. alıalıbakmak k k * aptalca. * Aptalca. kişeki: al-alı gid-elim. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. alı çalı m m * Gösteriş . ş kış kı aş n aş n. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. menedilmek. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. ş kı mak. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. alı konulma * Alı konulmak iş i. engel olmak. çalı gurur. u i ten * Ayıp saklamak. * Birini.

alnı . alı ngan * Aş duygulu. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. ön yüz. çabuk gücenen. paket vb. alıteri n * Emek. mukadderat. alıdamarı n çatlamak * Bkz. zahmetli bir iş görmek. * (bazıeylerde) Ön. arak. makbuz. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. li. mı * Kurumlu. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. çekici. ar damarı çatlamı ş . kaş saçlar arası larla ndaki bölümü.). alıteri dökmek n * çok emek vermek. gururlu. cazibeli. baca. kı ı rı rı lan. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. alıyazı n sı * Yazgı . kader. larda alı nma * Alı nmak iş i. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. alı nmak . galeri. mlı * Alı olmayan. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. çalı . ş * Karş ı . msı alı n * Yüzün. çalı ş emek vererek kazanmak. cazibesiz.alı mlı * Alı olan. talih. alı nganlı k * Alı olma durumu. * Bir ocakta her türlü ayak.

alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. i yapı * Bir sözün. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. aktarmak. mları i. iktibas. geçinememek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. derhal. çoğ almak. * Uyarlanmak. yayı lmak. adapte olunmak. iktibas etmek. * Almak iş i veya biçimi. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. aktarma. çekememek. * İ ki. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . alı yapmak. kılmak veya öfkelenmek. alı r almaz * hemen. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. alıverememek p * anlaş amamak. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. artmak. mı alık olmak ş ı .* Almak iş lmak. münasebet.

alı ş kan * Alı n. * Alı ş iş mak i. itiyat. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez.* alı k durumuna gelmek. az rastlanan. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. ş mesi artlanmı ş davranı ş . ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. arkadaşk. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. huy hâline getirmek. huy. bilinmeyen. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. mutat. alı k. * Uyar duruma gelmek. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. * Sürekli ister olmak. sı * Etkisini yitirmek. mı * Yakı k. intibak etmek. . * Evcilleş mek. ünsiyet. * Tutuş mak. uygun gelmek. ınmak. alıklı bı ş ğ rakamamak. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. itiyat edinmek. alılmı ş ş ı * Her zamanki. ehlîleş mek. * Bağ lanmak. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. mak. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. yanmaya baş lamak.

yoğ yma lan it * Bilgin. * Onurlu. ı kası ğ da ı ini . Ali kı baş ran kesen * zorba. ş an. ş ması * Uyar duruma getirmek. ağ daki âli * Yüce. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. temrin. ş ma. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. egzersiz. k * Hastalı . Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. bilici. * Bir beceriyi. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ğ ı * Açızincirli (organik madde). bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. âlicenap * Cömert. sakat. yüksek. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. ş erefli. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. alifatik alil alim * Bilen. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. alinazik * Közlenmiş can.

ı smı z demirden bir ağ . ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. antiasit. alkı m * Gök kuş ı ağ . alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. ğ anlatmak için el çı ı rpma. . mükemmel. uz * En güzel. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . k alkarna *İ stiridye. lityum. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. midye. alkalimetre * Bkz. rubidyum. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. alkalölçer. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. alivre * Ürün daha tarladayken. alkı ş lama. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). asitlerin kı zı . alkalimetre. alivre satı ş * Vadeli satı ş . * Dağ m. rpı alkıtoplamak ş . aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. potasyum. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. en iyi. kalevî. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. dağ ı tı ı tma. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde.

alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. yüze gülücü. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. lması cı vı etanol. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. cı * Alkı olma durumu. yanı. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. takdir etmek. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. * Ş akçı akş . aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . uçucu. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. Tanrı . etil alkol. dalkavuk. ş lamak. Allah (bin bir) bereket versin . kokulu. ş çı * Alkı ş lamak iş i. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. ine alkil alkol * Alkol kökü. bazı nda * En büyük. en usta. C2H5OH. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. *İ çkili. Rab. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. * Bira. ispirto. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. Yaradan. * Her türlü alkollü içki. yağ . ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). renksiz sı. * Beğ enmek. ş gibi sılarıveya pancar. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. Mevlâ.* çok alkı ş lanmak. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı.

Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. Allah bilir * belli değ il. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. yarıaş yollu. belâdan korusun. * bana öyle geliyor ki. z ini Allah bana. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. kazanı öderim. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. ş ş ma . Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. usanç bildirir. ş ma. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. esirgesin. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. ini) kazadan. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü.

bereket versin. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. . sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. doğ rusu. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. i ğ ı Allah için * gerçekten. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r.

bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. * ne olursun. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. kötü duruma düş ürmesin!. en yakı na bile muhtaç etmesin. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Tanrı güvenmeli. nları . rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. * karşk beklemeksizin. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. ya iyi olsun. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r.

kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. Allah yazdı bozsun ise . ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. * "keyfin bilir. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. Tanrı ktı ru tanı r. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. yaradı tan olan yetenek veya özellik. yaşlı kı göstermesin. Allah vere de * iyi dilek anlatı r.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. bazen de takı ve ş için söylenir. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. Allah vergisi * Tanrı vergisi. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. çok hı yası rpalamak. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. kul taksimi karş . gidersen git" anlamı kullanı nda lı r.

benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. zavallı (kimse). artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". saf. Allah'ıevi n * cami. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. Allah'ıcezası n * pek yaramaz.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. mescit. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. * insan gönlü. az * pek ı z ve kuytu bir yer. Allah'ıemri n * kader. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. . yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. kkı k Allah'ıadamı n * garip. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. ş irret. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ı insanı bir yer çok. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. yerine göre ant verme. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek.

ulu allak * Sözünde durmaz. allama * Allamak iş i. ğ ı ün nı versin. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. z. ş ı aş rmak. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). yazı r!". . dönek. karmakarık olmak. düzeni bozmak. kiş i. karmakarık. aşna ş mak. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). te k z Allah'tan kork! * "yapma. Allah'ıkulu n * insan. ş ı * (aklı. * yaradı tan. ş ı bir durum alması kullanı in. Tanrız. karı l. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. düzeni bozulmak. 'nı ğ ı sı * Acı z. cı z. Allah'ı seversen nı * istek. Allah'tan * iyi ki. insafsı acı z. altı ş ı üstüne gelmek. ru allak bullak * Alt üst. aldatı. insafsı vicdansı ması z. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. n) aş lacak nda lı r. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. utan. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. kimse. Tanrı n varlına inanmayan. .

reseptör. * Satıalmak. * Allanmak iş i. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. * Allaş iş mak i veya durumu. alma almaç almak . allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. nda * Birlikte götürmek. fethetmek. * Al duruma gelmek. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. iktibas. * Yanı bulundurmak. n * Ele geçirmek. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. neş zlı nacağ nı r. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. kaldı rmak. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. ahize. çok bilgili.allamak allâme * "Süslemek. nları na * Almak iş i. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. alı. * İ sı çine ğ mak. * Al olma durumu. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. na * Derin ve çok bilgisi olan. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . * Alı .

* Yutmak. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. * Göreve. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. ile evlenmek. * Çalmak. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan.. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. kullanmak. * (içeri) Götürmek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse).. * (süre için) Değtirmek. * (erkek. ten * Kazanç sağ lamak. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. almanak * Yı gün.. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. iletilmek. * Yerini değtirmek. * Örtmek. kaplamak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. * Yolmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. la * (tat veya koku için) Duymak. * (duşbanyo için) Yapmak. Almanca dil. * Davranıveya makam değ tirmek. ay gibi bölümlerinden baş bayram. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. or. * Baş lamak. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. sı . elde etmek. tı * İ sı çeri zmak.. sarmak. * Görevden. çekmek. * Kazanmak. içine çekmek. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. ü rı ı m. kadıiçin) . Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. m meteoroloji. hafta. yok etmek. kanmak. koymak. koparmak. (mesafe) katetmek. yı . * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. * Bürümek. * Gidermek. Almanya. ey. işbaş e latmak. * Zararlı . en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. iş * Temizlemek. Alman gümüş ü * Çinko. iş çekmek. gibi anlamak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). eksiltmek. * Kendine ulaşrmak. iş * . yı lı n ka. * Bir yeri savaş ele geçirmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. * Kı saltmak. * Soldurmak.* Kabul etmek. n * Sürükleyip götürmek. * (yol için) Gitmek.

nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. i * Bir ş ön tarafı yüzü. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. eyin . ması lan . Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. kötü talihi. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. mütenavip. keş iş ş ması ikleme. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. baş göstermiş arı olarak. münavebe. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. ş erefiyle. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . takdir etmek. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. inin ı na n olduğ inanmak. alternatif. yapraklar. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. tertemiz. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. Almancı lı k * Almancı davranma.

n * Alt kelimesi ". uzun tüylü. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). Alp eren * Derviş .. cı * Dağ lı cı k. ocak alevi. simya. * Yiğ kahraman. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. lan . alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. ayrı larda ldı ı m. . * Mücahit. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. k. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . * Bir ş yere bakan yanı karş . alt alta * Birbirinin altı olarak. Güney Amerika'da yaş ayan. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . it. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. simyacı imi raş . eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . memeli bir hayvan (Lama glama pacos). eyin . ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. na alanı * Alş ile uğ an kimse. fosfor gibi maddelerin. yiğ kahramanlı itlik. ı * Dağ .. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. * Bir ş yere yakıbölümü.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . * Karbon.

ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . içmek. alt damak * Damaklardan altta olanı . alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . oynayabilen çene. yenmek. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. n nda u kalı mıözel hipoderm. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. biri tikel olumlu. sı nı getirmek. öbürü tikel olumsuz. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. * yenilmek. . n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt çene oynamak * yemek. hipoderm. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u.

tı alt yazı * Gazete. üst yapı ı karş . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . kı * rahatsı zlanmak. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . su. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . * Türk.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. kanalizasyon. tedirgin olmak. yı kmak. ş ı * heyecanlanmak. yılmak. * çok karık duruma getirmek. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). görüntü). elektrik gibi tesisatlarıhepsi. üzülmek. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. * huzursuz etmek. lan * Çok karık ve dağ k. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. ol. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. * değ olup olacağ eri. sı Altayca * Altay Türkçesi. ş ı * zarar vermek. Moğ Mançu-Tunguz. * iş daha sonrası in . alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. düzenini bozmak. sonuç alı namayan iş için söylenir. ı . ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. raş Altayist Altayistik . rahatsı k vermek.

iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. * Bu unvanı ı kimse. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. * Dalgalı m). muş tane . üstü şhane iş * (giyim için) altı . Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. edebiyat. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. altı kaval üstü şhane. biri tümel olumlu. iş altı kaval. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. altı alabilen. müseddes. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. Moğ Mançu-Tunguz. yöntem. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. 6. altı sı taneden oluş . altı yol * Altı yolun birleş i yer.* Altay grubuna giren Türk. eyden altı bulunan. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. tane *İ skambil. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. ka * Almaş ı k. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. Japon ve Korelilerin dil. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. biri tümel olumsuz. uğ an bilim dalı raş . Vl. seçenek. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . altı gen * Altı kenarlı çokgen. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. kültür ve tarihleriyle ol. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. biri tikel olumlu. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. üstüne uymaz.

parası olan kimse. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. en. üstün nitelikte olan. element. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . kolay iş sı ı ı rlı lenen.9 olan. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. değ i erli. * Altı yapı ş ndan lmısikke. kı saltması Au. * Altı yapı ş ndan lmı .altı n * Atom sayı 79. atom ağ ğ196. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. 10640 C de eriyen. yüksek değ paslanmaz erli. altıadı oldu. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. sarı na . altısuyu n . altıgibi n * altı benzeyen. * Niteliğiyi olan. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. parası olan. altıbabası n * Çok zengin. i altıküpü n * Altı para biriktiren. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . prime time. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha).

* kendini savunamamak. ncı altı kalmak nda * ezilmek. üzerine dikkati çekmek. bir sorunla karş mak. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. baş ü armak. altıtutsa. gelirli kimse. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. altı kalmamak nda * karşğ vermek. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . altı his ncı * Bkz. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. * turist. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. altı duygu. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. parası olan. . en. mur u. altı duygu ncı * Ön sezi. parayı üncesizce harcayıtüketmek. vurgulamak. becerememek. . üstesinden gelememek. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. lı . kalı kabuklu güzel bir kavun türü. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. nca * Altı sın sı sı . altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. yumuş huylu görünmek. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla.

dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). * Yükseklikölçer. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. * Altlamak iş i. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . her sı altlı k .altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). altlı üstlü * Altı üstü birlikte. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. greyfrut (Citrus decumana). tadı msı acı sı acı meyvesi. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . birlikte. uzun. nan eye. n altı noluk * İlemeli kadış . n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. revolver. greyfrut. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. altı ntop * Turunçgillerden. * Tabak veya bardak altı . * Bu kumaş yapı gelin giysisi. . altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. her birine altı seferinde altı bir arada olan. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. karmakarık etmek. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. z * İ çeneklilerden. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. kımemesi. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit.

an ı ak. cilveli (kadı n). ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. * Kontralto. LX. alümina * Bkz. 20500 C de eriyen. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. viyola. fakir. el altı ndan. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. elli dokuzdan bir artı kere k. n *İ ffetsiz. alüminyum .altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. * Altı renginde olan. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. nı ve yı * Altı on. alttan alta * gizlice. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. ş * Altmıyaş olan veya görünen. ş . ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. çekiş mede yenilmek. nda lı r. oynak. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. * Alüfte olma durumu. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. altta yok üstte yok * yoksul. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. alümin. 60. sı elli dokuzuncudan sonra gelen.

âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. alüvyon lı ğ . * Gaye. * ş ı niteliğolan. dön-em vb. küçük hücre. * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Para babası . * Eriş ilmek istenilen sonuç. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. gümüş 13. kör. Kı saltması Al. ama ne * ne hoş . eritrosit. maksat. hedeflenen amacıdında. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. am * Diş organı ilik .98 olan. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. * Kana al rengini veren. beyaz. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. çekirdeksiz. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. * Görmez. ma inde . amma. * Hedef.* Atom numarası atom ağ ğ26. ı ı rlı parlaklında. ferç. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. alüminyum taş ı * Boksit. yuvarlak. * Niş yüzüğ an ü.

kaç-amak vb. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. istihdaf etmek. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. gayeli. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * İler. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. . iş ş lemler. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. i. * Rica anlatı r. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. istihdaf. ine amaçlı * Amacı olan. gayesiz. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. * Bir amaca yönelik. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. * Usanç ve öfke anlatı r. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. zor durumda bı rakmak. aman bulmak * kurtulmak. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. tutamak. amaçsı z * Amacı olmayan. beğ aş enme veya beğ enmeme.

ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva.aman derim! * sakıha. sandı eyi) klamak. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. yayı ı t. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. . i il. cana kıcı yı. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. amansıhastalı z k * Kanser. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. acı z olarak. plâstik madde gibi malzeme. hevesli. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. öldürmemek. hiç acı mayan. lanabilir. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . unu amansı z * Aman vermez. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. ması * Hoş görüsüz olarak. * Ata binen kadı n. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. göz açtı rmamak. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. kâğ tahta. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. amansı zca * Öldürücü bir durumda. profesyonel karş . böyle bir iş n yapayı deme. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. * acı p öldürmek.

lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. ekonomik. amber balı ğ ı . kül renginde bir madde. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. n * bir mala el koymak. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. * siyasî. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. çok yormak. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. ambar memuru. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . * bir malıserbest sürümünü engellemek. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. müsadere etmek. bölge. * Kum. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. ambarda kurutma * Kapalı yerde. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. düş ünemez duruma gelmek.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. ambarlamak * Ambar işyapmak. ambargo * Bir devletin.

li. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . ambülâns * Hasta arabası . * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. n k ya. emekçi. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. amca * Babanıerkek kardeş n i. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. eyin. ğ ı macrocephalus). iri ve uzun taneli bir tür pirinç. lı için lan * Amca olma durumu. cankurtaran (arabasıcankurtaran. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. ishal. amelimanda * İyapamaz durumda olan. amberbaris * Sarı . tatbikî. tatbikî. iş ş üstünde. kestirme. * Hareketle ilgili olan. uygun. edim. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. * Elveriş kolay. amele * İçi. iş ş mı çe. an amelelik amelî * Amele olma durumu. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. ı li. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. en. ş ameliyat . ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. ötürük. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. * İe dayanan. ). * İbakı ndan. rtı bir k. nı kları * Sürgün. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. pratik. fiil.* Balinagillerden. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . n lu zı amel * Yapı iş lan .

laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . kaput bezi. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amerikan bar . Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). ğ ı * ç. armuda benzer yemiş acı i. lan . ik ndan * Amerika'ya özgü. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . ı en aç. r. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). Amerika ile ilgili olan. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. operasyon. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. İ faaliyetler.* Operatörün. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). arka ayakları uzun. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). ameliye * Yapı iş lem. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. amerikan * Pamuktan düz dokuma. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. ş ler. Amerika armudu * Defnegillerden. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale.

amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. * Amigonun yaptı iş ğ . saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. karnı ki geniş testi. * Metal olmayan elementler. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. k * Toprak parçası . ı t). amfor. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. yeşrenkli bir silikat grubu. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. saltması Am. Kı 95.* Lokanta. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. amfora amigo amigoluk * Bkz. amerikan. amfizem amfor * İ kulplu. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. esmer. dar boyunlu. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. Amerikalı ya ş an gibi. Amerikan salatası * Rus salatası . ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. dibi sivri. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. ndan iş .

* Amir gibi. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . * Amonyaktaki hidrojen yerine. amir gibi. . n nda lı r. sebep. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. emreden. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. ı ik. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . * Amip. faktör. ğ ı amir * Buyuran. ş an * Amire yakır biçimde. ş ı * Bkz. * Sı radan. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. ita amiri. üst.amil amilâz amin * Yapan. amire yakı biçimde. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). * Amir olma durumu. etmen. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. amip * Amipler takı ndan. halk deyiş zı iyle. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. it amirallik * Amiral olma durumu. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. * Kibarca olmayan. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. etken. bayağ ı . * Amiralin makamı . n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. * Amiplerin yol açtı.

* Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. nı r ruhu. amme menfaati * Kamu yararı . keskin kokulu bir gaz (NH3). amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. çağ vı nak. amnezi amnios * Hafı kaybı za . azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. nı r kaymağ lan ş adı ı . amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. Ama. amor * Bir çeş kumaş it . ş lı ı k. amma velâkin * Ancak. . iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. amme hukuku * Kamu hukuku. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. bellek yitimi. amme idaresi * Kamu yönetimi. amme * Halkıbütünü. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. n amme davası * Kamu davası .amma * Bkz. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amme efkârı * Kamuoyu. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. bununla beraber. kamu. * Döl kesesi.

amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. nı amudî * Dikey. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. yık kârdan ayrı belirli pay. amudufı karî . mobilya. ampul şe. * Bu düzeni kuran öge. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. dikine. il zca ampirist * Deneyci. yükselteç. ampermetre * Amperölçer. iş *İ çinde. sallantı hareketleri en aza indiren. Kı saltması A. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. ampirizm * Deneycilik. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. gözleme dayanan. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. mölçer. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. üslûbu. cihaz. giyim vb. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı .amorf amorti * Biçimsiz. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. yumuş atmalı k. dik. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen.

-an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. * Fiilden sı türeten ek. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . * İ tarla arası ki ndaki sır. küfretmek. amut * Dikme. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . tehlikeli zaman. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). u n. ana arı * Arı beyi. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. * Yavrusu olan dişhayvan. dik durumda. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. ı n ş ı * Temel. kı lı k. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. lan. * Sınt ıkalabalı telâş. . ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. ana bir. z-an. nı * Çocuğ olan kadı anne. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . yer veya durum. bir tür ak asbest. * Alacağ veya borcun. lâhza. * Velinimet. i. l. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k .* Omurga kemiğ bel kemiğ i. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. faizin dında olan bölümü. ayrı ler). belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. o çizginin. amyant an an an * Zihin. asıesas.

metropol. un. okyanus. büyük ş ehir. büyük ön kapı. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. büyük defter. defterikebir. i * Gemilerde. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. metropol. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. umman. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. ana kına taht kurar. büyük ş landı ı ehir. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. iyi n. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. mutlu olamaz. ana gibi yâr olmaz. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. kı ndan ta. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. ana kapı * Bir yapın süslü. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. aç. . ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. ana duvar * Bir yapın. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ekleme direklerde dipteki temel parça.

ana saat saat. ğ ı altan . ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ana ş ehir * Ana kent. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. * Sınt ı güç iş alı kı ya. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana mektebi * Bkz. anaokulu. * Bir gözlem evi veya kurumda. laytmotif. n * Arı beyi. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. lere ş mamı nazlı ş . ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. büyütülmüş çocuk veya genç. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. holding. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me.

* doğ tan olan. ü * geleneksel. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. ı na * Ana olarak. doğ ve batı u yönlerinden her biri. baş buyruk. anacı l * Anası düş (çocuk). anaçlı k * Anaç olma durumu. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. güney. tasası sağklı duruma gelmek. z. ri. * Kuzey. mı ana yarı sı * Teyze. önemli bölüm. n ldı ı * Cadde. ana sevecenliğ i. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz.ana vatan * Ana yurt. . * İ kart. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. anabolizma * Özümleme. eyin tigi. sempatik anne. bilgili. deneyli. anaca anacı k * Küçük anne. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. * Kurnaz. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. * Sevimli. ana vatan. * İ yurt edinilen yer.

anafora kaptı rmak * emeksiz. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. girdap. güç durum. * Akı lı ntı cereyanlı . anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. kurgu. alan ana na maderş ahîlik. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. yaba. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . e mın lamak için kullanı düzen. . maderş matriarkal. burgaç. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. eğ çevri. yetiş ebilen. sinirli. . inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). araç. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. ahî. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. lan komütatör. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anaforlama * Anaforlamak iş i. açar. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. u rim. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. açkı p lan . * Karmakarık. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. uzun saplı dirgen.

lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. analı . avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. satan veya onaran kimse. * Kapı . a . . anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. ı . anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. delikli metal ve plâstik gereç.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . anakronizm * Tarihe aykılı rı k. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. * Çağ uymama. açacak. nı ı nı * Vesile. eskimiş ı . vası ta. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. analı * Anası olan. araç. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak.

analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. ağkesen. * Anaca davranı ş . anam! * Kadıerkek. * Bkz. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. anamal . rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. analiz etmek * Çözümlemek. * Örnekseme. kapital. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. me. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. üzüntü gibi duygular anlatı r. * Ağyı rı dindirme. * Üvey ana. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. anam babam * teklifsiz bir seslenme. analiz yapan kimse. rı ma. tahlil etmek. n * Ana duygusu. analı k * Ana olanı durumu. analojik * Analoji ile ilgili. analitik analiz * Çözümlemeli. acı yitimi. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. benzeş meye dayanan. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. beğ aş enme. acı duyumunu yok etme. analist * Tahlil. * Çözümleme. çözümleyici. * Analiz yapan cihaz. k nlı analızlı kı * Salça. tahlil.analı kuzu. aygı t veya organ. tuz. * Andışandış rı . * Sermaye. acı . su.

ı boş * Anarş i niteliğ olan. i * birini. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . kokusu çok beğ enilen meyvesi. başzlı sı k.sermaye. lı an'anecilik * Gelenekçilik. * Geleneğ dayanan. kapitalizm. * Kargaş baş luk. geleneksel. sermayedar. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. anamal sahibi. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. kapitalist. a. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. anan yahş baban yahş i. ananasgiller * Bir çeneklilerden. gelenekçi. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. puluçluk. bu da sana öyle helâl olsun. * Ananeye bağ olan. an'ane an'aneci * Gelenek. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. * Bir ticaret iş kurulması inin . sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). ananas * Ananasgillerden. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. inde anarş ik .

anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. bitkin duruma gelmek. anarş istlik * Anarş olma durumu. bezini al na zı al. bakı ndan anası benzeyen. çok üzmek. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. kını kenarı bak. * canı bezmiş ndan . anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anası l * Kökten. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). ş .anarş ist * Anarş ilgili olan. i ile * Anarş yanlıolan kimse. ası l olarak. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. iş ist i. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anası danası * soyu sopu. esaslı biçimde. anası bak. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. eziyet çekmek. mı na anası (veya sarı turp msak). ü . anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. bezdirmek. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. çok sıntı kı çektirmek. . anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. üş engeç. bütün aile. anartri * Dil tutukluğ u.

* Anayasa konusunda yetkili olan. gövde yapı. hinoğ k luhin. anayasadan yana olan. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . * Anasıolma durumu. dalavereci. anatomici * Anatomi uzmanı . yapı bitki (Pimpinella anisum). kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. ögeler. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. anayasal .anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . kanunuesasî. katavaş ya. lan anatomi *İ nsan. anayasa okutan (kimse). anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. teş sı ve nı rih. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. teş esasiye kanunu. anatomik * Anatomi ile ilgili. nsan * Unsurlar. rma. anasın gözü nı * çok kurnaz. r. aldı umursama. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. yürütme. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. * Beden yapı. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. yasama. * Anası olmayan. çok açıgöz. bunun için gam yeme (yemem)!.

andış rı ma * Andış iş analoji. andı rma * Andı rmak iş i. daha hı . rat. * En erken. "en çok". bazen de çaça. gittikçe. *İ ltibas.* Anayasa ile ilgili. kları lan lı * Ajanda. "daha çok". anca beraber. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. beceriksiz. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . nı r. zlı andaval * Ahmak. . saş n. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. rı mak i. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. o iş te kötü de gitse. "güçlükle" gibi. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. . k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. benzerlik durumu. bön. beceriksiz (kimse). anbean * Dakikadan dakikaya. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. ilerisinin olmadını ğ gösterir. temsil. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. * Genellikle hamsi. analoji. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. her an. * Anı . andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. yadigâr. * "Olsa olsa". ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. ı * "Lâkin". bir ş daha çoğ eyin unun. anca * Ancak. * Belli bir bölgede sısıgörülen. aptal. "ama".

anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. endoskop. çağşrmak. duyum yitimi. nemli yerlerde yetiş sarı en. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. anestezist * Anestezi uzmanı . * Servi ağ . rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. anemometre * Yelölçer. andoskop * Bkz. en andıotu z * Birleş ikgillerden. taahhüt etmek. acı kokulu bir ot (İ ve nula). fı sa mı kra. zlı * Kansı z.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. andoskopi * Bkz. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. çiçekli. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. angaje olmak . endoskopi. * Benzer yanları bulunmak. lan * Kansı k.

yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea).* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . angajmansı z * Bağ sı lantı. angarya çekmek * bir işisteksizce. ve VI. bı rı. hur. taahhüdü olmayan. taahhüt. * Ördekgillerden. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. zorla yapı iş lan . angajman * Yüklenme. sı Anglosakson * V. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. bağ . angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). tüyleri kiremit renginde. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. * Usandıcı ktıcı rı. u . taahhüdü olan. ücret vermeden yaptılan iş a rı . *İ ngilizlere has olan. Kı it ş ı nı saltması A. angı ç angı n * Ünlü. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. angudî angut * Angut kuş unun renginde. anı şmeş lmı . ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . üstlenme.

anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. durumuna girme. anı msatma * Hatı rlatma. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. * Hazı r. hatı ine rlamak. anı msatmak * Hatı rlatmak. anı msamak * Hatı rlamak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı msanma * Hatı rlanma. * Hazık. taş yla al. . anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. * Anı klamak iş i. * Anmak iş konu olmak. hatı ra. anha minha * Aş ı ağyukarı . anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. * Hatı ra. rlı anı msama * Hatı rlama. kaba saba.* Ahmak. anı msanmak * Hatı rlanmak. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anı mak klaş * Hazıolma durumu. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i.

telmih. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. * Eş in anırken çı ğses. anı benzeyen. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. abidevî. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı eri kazanmak. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. görkemli. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. çarpacak büyüklükte. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. dolaylı anlatmak. abide. bir rı tı . * (eş Bağ ek) ı rmak. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. eri anımezar t * Görkemli. * Önemi ve değ çok olan eser. ü. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. ima etmek ihsas etmek. abideleş ve lı r mek. abideleş t tirmek. anı mezar. sembol niteliğ yapı inde . anı tsal * Anıniteliğ olan. ü iyle anı tsı * Anı benzer. ta anı z .

ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. kaba. * Boğ mukozasın şmesi. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . birden. anîden anif anilin * Ansın. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. fotoğ lı bası iş rafçı kta. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . * Canlılı cı k. farenjit.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. hunnak. birdenbire. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. apansı z. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. animasyon * Canlandı rma. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. birdenbire. * Ansın. * Bir andaki hı z. * Benzenden türeyen bir amin. * Bir anda oluveren. * Hemencecik. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. zı * Sert. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. m lerinde. bir anda. . .

semantik. semantik. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. bir sözden. Ankara keçisi * Uzun. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . * Zekâ. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. anket * Soruş turma. . fehva. . anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. anketçilik * Soruş turmacı lı k. eklem kaynaş . sormaca. * Zeki. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. tiftik keçisi. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. anket yapmak * bir konuda soruş turma. tirilmiş (tesisat). * Anket yapan uzman. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. lan n rlattı ı ünce mana. tı anketçi * Soruş turmacı .Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. ş ı ey. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. sözlerin bir araya gelmesi. araşrma yapmak. bir tasarın. * Bir önermenin.

anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. yorumlamak. i. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . ya anlama * Anlamak iş vukuf. inde ka * Sorup öğ renmek. dileğ yerine getirilmesini istemek. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . ilgilenmemek. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. müradif. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . yilik * Sahip olmayı istemek. geniş lemesi. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . bir söze. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. sinonim. müteradif. isimden türeme fiil. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . anlamlandı rma . * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. kayması bayağ ması veya ı laş . düş nı üncelerini sezebilmek. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. inin anlamamak * hoş lanmamak. isteklerini. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. yararlanmak. ru * Birinin duyguları. * Doğ ve yerinde bulmak. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. anlamamazlı k * Anlamazlı k. * Bkz. eyi ğ ı ş . anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . eyi ş .

semantik. belli olmak. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. manası k. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. önemli bir ş anlatmayan. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. düş ey ündürücü. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. bir ş demek isteyen. kimselerden biri. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamsı z * Anlamı olmayan. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. ma. bir anlam verilemeyen. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. anlam kazandı rmak. anlam vermek. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. manidar. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. anlamlı * Anlamı olan. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlamsal * Anlamla ilgili. galiba. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. mak i. manalı . . manası ey z. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. gerçeğöğ in i renildi. ortaya çı ine kmak. karık. muğ güç ş ı lâk.* Anlamlandı iş rmak i.

anlaşrmak tı * Anlaş . ekspresyonizm. ihtilâf. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). ma. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. bir konuyu söz veya yazı bildirme. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. ma anlaş mak * Düş ünce. amaç bakı ndan birleş mı mek. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. ine anlatı m * Anlatmak iş i. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. antant. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. uyuş itilâf. kültürel vb. stilistik. * Bir duyguyu. duygu. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. tahkiye. inceleme. ki n ı laş ünce arası lı k. ifade. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. ekonomik.* Devletler arası siyasî. ünce bir . övmek. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. uzlaş . mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. * Anlatı iş lmak i. bir düş ünceyi. tahkiyeye ağ k veren (yazar). anlatı * Hikâye etme. uyuş mayı mayı mayı lamak.

zlı * Hoş görüsüzlük. izanlı ş ı .anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. bir hatı lan . usa vurma. zihniye. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. lama. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. zihniyet. gabi. açı klama yaptı rmak. k. anlama gücü. *İ nandı rmak. izansı ferasetsiz. telâkki. nakletmek. izah etmek. ş tlı. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. * Hoş görme. * Anlatmak iş i. entelektüalizm. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . li. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. i * Anlama yeteneğ feraset. i. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. belirtmek. ihtifal. anlıanlı ş * Güzel. ferasetli. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. takrir. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. yargı müdrike. zeki. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. * Söylemek. kafası kavrayı z. ş sı n . anlı k entelekt. anlayana sivri sinek saz. z. * Hoş görüsüz. zekâ. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. gabavet. zihniyet. izan. * Hoş görülü. vurdumduymaz. ı zlı n lı k. hâlden anlama. kalı kafalı ş t ı z. anlayı ş lı * Anlayı olan. bir an içinde olan. bilgi vermek. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. gösteriş ünlü. * Kı süren.

yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. duyurma. e. bergüzar.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. k. . sunucu. gayritabiî. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. rı k. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. lmak ey. anonim ş irket. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. anla * Adlandı rmak. hatı rlamak. ra. ş ş ı a rı * Bkz. anons * Duyuru. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). bir haberi halka bildirmek. su anorganik *İ norganik. lı . anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. zı * Bir armağ gönlünü almak. düzgün olmayan. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). * Bir sözü ağ na almak. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. n) anneanne * Annenin annesi. anonim * Adı bilinmeyen. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. zikretmek. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu.

anı msamak. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. anormallik * Anormal olma durumu. anı msama. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . ansiklopedi * Bütün bilim. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. . bilgilik. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek.* Dengesi bozuk. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. eyi ant kardeş i * Bkz. 'yı iyi. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. ğ ı * Bkz. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. anî olarak. kan kardeş i. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. ş sı lsı * Birdenbire. deli. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). anîden. yemin etmek. özel adları içine alan sözlük türü. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. * Bkz. ra rada. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. akı z. yemin. artı mın landı ı i uç. habersiz.

lması sağ * Duyarga. güney kutup yakında olan. antet . rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. antant kalmak * anlaş mak. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. yağ yemiş acı lı i. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. stı ı aç * Bu ağ n. uzlaş mak. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . iskeleti kemikleş . antant * Anlaş uyuş mutabakat. itilâf. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. ince ve sert kabuklu. ma. ma.ant vermek * "Allah aşna. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. antarktik * Güney kutupla ilgili. cı nda n ini antenli * Anteni olan. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak .

nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. virüs. penisilin. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. davranıveya öğ ı ş reti. larak lan diş çan i. * Genele. başk.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. ana. acayip. antiasit * Alkalik. kalevî. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. sı diş ajur. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. * Antik. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. e rı * Mendil. * Bu çağ özgü olan. antibiyotik * Bitkilerde. olağ geleneğ aykı. tuhaf. antikacı . rı antidot * Bkz. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. örtü. antetsiz * Başksı lı z. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. parazit gibi protein yapında madde. panzehir. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya.

lk .76 olan. zlı an. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. soğ ukluk. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. Kı m ı mı lan.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. kanı kaynamamak. ı antisemit . haddede veya çekiç altı iş 51. antipropaganda * Karşpropaganda. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). rak saltması Sb. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . ş kı * Sevimsizlik. soğ ran. antinomi antipati * Çatı . antikatot yaprak. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. * Karş duygu. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antikomünist * Komünizme karş ı . * Tuhaflı k. sı ülkelerde yaş cak ayan. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. ı ı rlı nda lenemeyen. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. 6300 C de eriyen. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. uk. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. antikalı k * Antika olma durumu. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde.

ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. da * Baş ç yemeğ langı i. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. idmansı z. antitez * Karşsav. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. methal. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . duman çı an. idman. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. pakt. an antrakt antrasit antre * Ara. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. * Bir yapı girip geçilen yer. ahitleş ma mek. . ta belgede belirtilen durum. nmıseçme parçalardan oluş kitap.* Yahudilik aleyhtarlı. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. * Güçlükle tutuş koku. antlı antoloji *Ş airlerin. egzersiz. karmadan. antlaş mak * Antlaş yapmak. ı antitoksik * Antitoksin. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. güldeste. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . alı rma yapmak. muahede. seçki. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse).

antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . ardiye. antropoitler * Bkz. insan bilimsel. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. evrimini. insansı . insansı lar. reti. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. antropozoik devir * Antropozoik. anut * İ . ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. derisi dikenlilerden. antropoloji * İ n kökenini. leten * Antrepoya bakan kimse. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . ayak direyici. natçı . toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. nda iten. nda.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. tiren ş tı i. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . u antrepocu * Antrepo iş kimse. biyolojik özelliklerini. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. ş cı tı k. imli antropoit * Bkz. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. insan nsanı bilimi. rası ken. yanı u.

cihaz. eksin. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. çok anî olarak. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. ş rsak kıdeliğ erç. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. . zı nlı k apak * Çok ak. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. acı lan * Rakı . itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. rada. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. * Çok açı çok belirgin. zı * Abla. makat. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. yaka paça. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. k. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . açıbir biçimde görünmesi. gürbüz. iri. apar topar * Telâş acele ile. kuya rakmaksın aydı k. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon.

nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. bambaş ka. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). apazlamak * Avuçlamak. * Külhan beyi. çalmak. * Bir avuç dolusu. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. alıkaçmak. ada. * Yelken rüzgârla dolup şmek. * Çok az. hayta. aça * Yorgun. * Avuç. * Bacakları aça yürüme. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . * Apazlamak iş i. açar. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer.aparmak * Almak. kabadayı . ş kı aş n. ayrıbacaklı nı k . alıgötürmek. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. p * Gizlice almak. güçsüz. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. iki . al apaz apazlama apık ş ı . * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. * Doğ kemik dokusunda bulunan.

sonsal. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). * Duvar ş amdanı . * Apı rmak iş ş tı i. ş ı k. duvar lâmbası . nı rarak * Oturmak. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. * Derli toplu. ayı * Ne yapacağ kestirememek. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . bacakları rarak çömelmek. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. karanlı(söz veya yazı k ). r. süslü. . kapalı . apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . kan apoş i * Çember biçiminde. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. apotr . * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. büyük gözlü ağ lma. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. telden yapı torbaya benzer. apiko * Geminin. * Hazı tetik. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. omuzluk. ş ı ı nı aş rmak. aplik aplikasyon * Uygulama. * Apı ş iş mak i. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme.

mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak.* Yardı . lı kta. * Apresi olan. apraksi apre * Bkz. çı rin ban. azarlama. lı kta lan * Apre yapan kimse. koruyucu. koordinat. havari. yla apse * İ birikimi. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. . * Zekâsı geliş pek memiş . langı na ğ n ı eri. abril. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . aptalca. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. alı ahmak. * Küçümseme belirten seslenme. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. aptal aptal aptal * Aptal gibi. perdahlanması . ş ş . * Nisan ayı . lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . iş yitimi. apse yapmak. apseleş me * Apseleş durumu. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. zekâ yoksunu. k. perdahlamak. * Aprelemek iş i. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. aval aval. önsel.

apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. aptesli * Bkz. bilmez sanmak (sanı lmak). * Et kesimi yortusu. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. aptesbozan * Bkz. * Bkz. aptesbozan otu * Bkz. abdesthane. abdestsiz. Ar * Bkz. abdest. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. . ahmaklaşrmak. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. abdestbozan otu.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aptal gibi. alı mak. ahmaklaş klaş mak. abdestli. apteriks aptes * Bkz. ahmakça. aptal gibi. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. kivi. abdestbozan. aptalca * Biraz aptal. abdestlik. anlamaz gibi görünmek. aptal duruma getirmek. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. * Bkz. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. apteshane * Bkz.

-ar. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. luk. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. geç-er. gid-er-mek vb. utanmaz. yüzsüzlük etmek. utanç duyma. kı ar etmek * utanmak. antrakt. haftayı m. * Bir oyunda. ar yıdeğ kâr yı lı il. aralı boş mesafe. r: kar -ar./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. bir filmde dinlenme süresi. utanç duymamak. mola. Bu ekle k-ar. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. kalk-ar. siz -ar. biç-er./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. fası ran la. ar namus tertemiz * utanması olmayan. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. suv-ar-mak vb./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. ar * Utanma. ara açmak * dostluğ bozmak. an ş ı ara bozucu . * Toplu jimnastik dizilmelerinde. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. na kları * Aralı k. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. ölç-er vb. çı "menfaat" vb. bat-ar./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. çı yat-ar.* Argon'un kı saltması . n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. ki eyi ran k. anlaş u mazlı yol açmak. -ar. açar "anahtar". klı k. * İ olguyu.

ara nağ me * Ş . klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. n na deniz. ara nağ me. ara kesit * Çizgilerin. münafı k. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler.* Ara bozan (kimse). ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. sözsüz çalı parça. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. ı na. lan . ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ara bulucu * Uzlaşran kimse. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. arkı tası na. k. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. yüzeylerin. fesatçı . me rası ndı ı lardan her biri. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. fesat. türkü. k k lan ara nağ mesi * Bkz. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. . ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. uzlaşrı. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. arada önlem niteliğ verilen karar. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. fitçi. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. fitçilik. münafı müfsit.

okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. araba araba * Arabalar dolusu. bir işbir süre bı i rakmak. * Araba vapuru. * Araba yapma veya satma iş i. ruya ulan lan söz. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. aç araba kullanmak * araba sürmek. vapur. arabacı lı k * Araba sürme iş i. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. * arası arada. nda. * Araba dolduracak miktar. arabalı * Arabası olan. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. ara vermek * yeniden baş lamak için. ara cümle. birçok arabalarla. garaj. durmak. araba vapuru. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. . n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. arabacı * Arabayı süren kimse. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . ara tümce * Bkz. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol.ara sı ra * Seyrek olarak. * Araba yapan veya satan kimse. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. zaman zaman. nda araba * Tekerlekli.

arabizasyon * Araplaşrma. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. fesatçı u . nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. i Arabî * Araplarla ilgili. mutavassı t. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. . büyüklerin yaş ş uyarlar. münafı müzevir. i. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. * Giriş bezeme. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). müzevirlik. Araplara özgü olan. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. k. klı aracı * Uzlaşran. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey).araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. * Arapça. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. aracı koymak * bir kimseyi. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. anlaş sağ tı ma layan kimse. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme.

araçlı * Araçla yapı veya olan. araçsı z * Araç kullanı lmadan. hacı n. doğ rudan doğ yapı veya olan. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. unu ü. vası nı ü . araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. z arada bir * seyrek olarak. aletli jimnastik. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. vası yla. ta. araçlı jimnastik * Bkz. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. * Taş ı t. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. eyi lan ey. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. vası z. nda * Mekke'nin doğ usunda. gücünden yararlanı nesne. bilvası lan talı ta. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. tavassut etmek. ta. yoluyla. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. vası . bağ kurarak. bilâvası ruya lan tası ta.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. ları nı kları .

araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. hı z. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. * Seyrelmek. u. rsı * Hı zlı rsı k.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. ı rma. aş ı rmak. aralıolmak. k * Gitmek. uzaklaş yanı ayrı mak. araları iyi * dostlukları düzenli. benzer nitelikler çok az olmak. seyrekleş nı tirmek. ndan lmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. yarı açmak. * Aralanmak iş i. * İ taneli bezelye. eyini rı plak aragonit arak * Ter. çalan. araklamak * Çalmak. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. * Aralı duruma getirmek. kiyi . araklama * Araklamak işçalma. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. * Beyaz. tiftikten yapı ş külâh. aralama aralamak * Aralamak iş i. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. ri * Araklayan. n. aş i. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. il. seyrekleş klı tirmek. çaresiz kalmak.

aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. iş gibi yerlerde. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. * Birbirine bitiş olan. m m i aralıetmek k * aralamak. * Kesik kesik. espaslı rlar nda klı ı . kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. espas. aralıvermeden. araları açı k bulunmayan. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. koridor. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. * Uygun. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. * Yarı k. ik nda klı * Dizgide kelimeler.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. aralı z ksı . lı n . * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. mesafe. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. geçenek. fı li rsat. ik nda klı * Sürekli. i. yarı açmak. harfler veya satı arası açı ğolan. bale. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. barı rmak. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. biraz açtı k rmak. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. klı * Sı vakit. arama * Aramak iştaharri. ilk * Ayakyolu. elverişdurum. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. tam kapanmamı açı ş . eyler . iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * Bir sesi bir baş sesten. ra. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. araları açı k bulunan. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k.

aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Eksikliğduyulmak. arantı Arap .* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. özlemek. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. fellâh. * Bkz. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). çok aramak. * Aranı çözüm. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. * Araşrmak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. * Koyu esmer veya kara. ine * Söz konusu olmak. mak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. eyin unu * Önem verip istemek. * Olumsuz. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. erli. * Düzenleyici. hatısormaya gitmek. yoklamak. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. ine *İ steklisi bulunmak. Aramîce. tı * Ziyarete. aranmak * Aramak iş konu olmak. kta eyler * Ş koş art ulmak. * (küçük a ile) Zenci. * Ş koş art ulmak. * Düzenleme. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak.

Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. ş ı Arapsaçı * Küçük. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. zamkı arabî. Araplı k * Arap olma durumu. arap saçı gibi * karmakarık. Araplaş ma * Araplaş durumu. Araplı benimsemek. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. kararmak.arap * Negatif fotoğ raf. lan * Bu dile özgü olan. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. lan. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). * Arap dili özelliğkazandı i rmak. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. ak. k il olan kça ağdoğ . mak Araplaş mak * Arap olmak. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak.

arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. ı araşrı tı * Araşrma. ararot kamı ş ı * Maranta. * Meraklı . arkası kesilmeden. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. müstemirren. mütecessis. araşrman. nda arası olmamak * geçinememek.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. tı * Sürekli olarak. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . Arasat * Müslüman inanına göre. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arkadaşk bağ kopmak. araları gerginlik. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. ara vermeden. geçimsizlik olmak. tı i. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. inceleyen. sı ı cağ cağsı ı na. araşrmacı tı tı tı (kimse). arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. arası geçmeden * vakit geçmeden. geçirilmek. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. vira. lması araşrma görevlisi tı . gözden.

araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. * Arzu ettirmek. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. eyi iş . k arayı utmak soğ * zaman geçmek. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. eskisinin yerini doldurabilmek. araşrman. asistan. karıklı kurban olmak. soruş turmak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. sormak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. * Aratmak iş i. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. araya gitmek * harcanmak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. aratmamak * yenisi. istetmek. dostluk kalmamak. yokluğ duyurmamak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. araşrman tı * Araşrı. araya vermek * yararsıbir işharcamak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. eski yakı k. kaybolmak.

i. yer. tetikli yay. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. k *İ linek. arbalet arbede * Gürültülü kavga. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. görünmemeye çalı ş mak. k ma li araziye uymak * ortama. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. lan * Ardı l. * Belirtiler. çevreye uymak. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . yerey. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. . * Türk müziğ bir birleş makam. rtı arbitraj * Hisse senedi. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. * Kundaklı . tahvil. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. patı . semptom. arazi açma * fundalı koruluk. k. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. * Hastalıbelirtileri. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. toprak. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i.

kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. u türü (Turdus pilaris). * Servigillerden. ardı nca * Hemen arkası ndan. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. * Birisinin sı na ası rtı lmak. öncel karş . ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. i la . ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. tükenmek. arkası ra. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardıardı n n * Geri geri. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ardıra sı ardı ç * Peş inden. aralı z. peş bı ndan ini rakmamak. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. halef. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). takı lmak. * Musallat olmak. * Sataş mak. ara vermeden. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. hemen ardı ndan. ası lmak. çatmak. ç acın ardırakı ç sı * Cin. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. sı kahverengi. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. pencere için) sonuna kadar açı k. ardı ra. ardı kadar açı na k * (kapı . ardı ra. arkası ndan. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç.

durdurmak.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. an . argaçlamak * Dokumada argaç atmak. antrepo. arife günü. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. arife. önlemek. * Bkz. depo. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. son vermek. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. ş . ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). ardı bı nı rakmamak * Bkz. tamamlamak. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. * Ardiyeye bakan kimse. argaçlama * Argaçlamak iş i. peş bı ini rakmamak. mütevali. n nda. * Kayağ taşkayrak. arefe günü * Bkz. a i. atkı nda lan . ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. olan . * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. argali * Boynuzlugillerden. lan ya * Ardiye iş leten kimse. iki.

argon * Atom numarası atom ağ ğ39. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. arı gibi * çok çalı ş kan. n * Geçit. argonot * Kafadan bacaklı lardan. z. boğ . ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . halis. acı söylemek. söz arı kil . ı * Serserilerin. münezzeh. bal ve bal mumu yapan. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. ı ı rlı nda olmayan bir element. derbent. arı biti * Kör. f. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). * Zar kanatlı lardan. saf. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). havada %1 oranı bulunan.9 olan. boğ dağ azı az. * Argıolma durumu. zayıbitkin. * Söz argo durumuna gelmek. * Beceriksiz. n na lanan ağ parça. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). iş * Temiz. ş nmı katıksı . ı * Günahsı z. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. arı sokmak gibi * iğ nelemek. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme.argı n * Yorgun. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. rengi. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. kokusu ve tadı 18. * Yabancıeylerden arı ş ş z. Kı saltması Ar.

Orta Asya'da az ağ klı il. arı mak klaş * Arı(II) olmak. sı ı zayı lı z. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. arıçekmek k * tı kanan.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. k arı klatma * Arı klatmak durumu. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. bozulan arkları temizleyip açmak. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. lar nına arı sili * Tertemiz. arı k * Eti. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. kaolin. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. sı sarı kuş rtı . açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). karşğödenmeyen emek. * Fide veya fidan dikilen yer. . Kuzey Afrika. cı kuru. açlı . ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. ska. yağerimiş f. arıemek k * İçinin. kanı arı u kuş * Arı ugillerden.

özleş me. i * Temizlenme. arı lı k arı nmak . * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı lı k * Temizlik. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. ı * Arı lanmak durumu. kovanlı n u k. sı k. arı ma laş * Arı mak durumu. k arı k klı * Zayık. vücutları . saflaş mak. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. özleş tirmek. tenzih etmek. i. * Katıksı k. arı laş duruma gelme. ş zlı ı * Günahsı k. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. laş arı lanmak * Arı mak. zlı * Kovanları konulduğ yer.* Arı(II) duruma getirmek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. özleş mek. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . arı ma. arı dokunmak na * utanç duymak. arı mak laş * Arı duruma gelmek. tirme. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek.

alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. * Arı iş tma i. vb. * Bulaş ş mı musallat olmuş . arı yapmak za * Bozulmak. . tasfiyehane. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. * (petrol. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. ı * Rahatlamak. rafineri. yağ için) Arı iş rafinaj. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. k . arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . aksaklı k. * Katıksıduruma getirmek. tma i. * Katıksı arı ş z. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. duruma gelmek. * Aksama. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. petrol gibi maddelerin arı ğyer. arı tı cı * Arı özelliğolan. tma i * Deterjan. arı za * Engebe. za. iş lemez duruma gelmek. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. * Çözgü.* Temizlenmek. tasfiye etmek. * sonradan ortaya çı kmak. mak.

toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. ş tan * Geçici. aristokrat . liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). en * Bu halkla ilgili. arife * Belirli bir günün. iş lemeyen. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. rahat. * Aksamayan. m * Engebesiz. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. arya. düz. dı gelen. Aristoculuk * Aristotelesçilik. eğ reti. * Özgür. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. arı z zası arı zî * Sonradan olan. * Çı plak. bozulmadan iş leyen. m ı lı r * Aristotelesçi. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. aristokrasi * Ekonomik. bozulmuş . idare edecek biçimde. ön gün.arı zalı * Engebeli. arifane * Arif olana yakı yolda. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. mutlu. * Yarı yamalak. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). arifane ile * ortaklaş a. * (Araç vb. varı . biçimde. hür. için) Aksayan. nını u * Soylular sıfı nı. * Huzurlu. bu halka özgü.

ağalma. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse.* Aristokrasi yanlı. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. sı * Soylu. lar. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . * Büyük bira bardağ ı . * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. reti. düzensiz. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın.3. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. her yönü ile. * Bu bilimle ilgili. aristokratik * Aristokratlı ilgili.. ödünç olarak. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. ndan ark . aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . n lemler olan kolu. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. Arjantinli * Arjantin halkı olan.. ariyeten * Eğ olarak.5. * Ritimli olmayan. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. gezimcilik.7.9. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna.

cetvel. * Arkada olan.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. ş mak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. * Koruyucu. * Geçmişgeride kalmızaman. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. dayanı mek. iltimasçı . dayamak. kayı na ı rmak. kanal. peş . eyin rt * Geri kalan bölüm. * Önemsiz. arı hark. eyin * Ağ ı l. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. arka plânda * Geride. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. manevî yönden destek olmak. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. art arda. piston. n arka vermek * desteklemek. * Otururken sı n dayandı yer. beden. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. sı nda n rı ğ ı . sı rmak nan arka olmak * maddî. tmak ı lan k k. . arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . yabancı davranmak. kayıcı rı. arkada bulunan. gibi arka arka * Geriye doğ ru. * Art. kayı bulmak. arka bulmak * bir koruyucu. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. rüzgâr almayan kuytu yer.

arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. i. yüklenmek. ünsiyet. dedikodusunu yapmak. a ş ı ş . arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. * Arkalamak işyardı müzaheret. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. içtenlikle. gizlice. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. korumak. içten olmak. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. m . inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. geride kalmak. eskimiş veya eser). hempa. belli etmeden. arkadaş ça * Arkadaş olarak. destek olmak. eş etmek. el altı ndan.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. * Konuş ve yazı dilde. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . * bir süre beraber bulunmak. birlikte gitmek. lı a er ları kün arkadaş il. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. ileri gidememek. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. yâren. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. m. arkadaş na çok düş olan kimse. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. refakat etmek. dostça. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. geride kalmak. refik. müzaheret etmek.

* Koruyanı . arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkası gelmek * devamlı olmak. dayanağolan.arkalanma * Arkalanmak iş i. destek olunmak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. ı kullandı arka yastı. peş inden. bir yerde durdurulmak. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. bitirilmek. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. arkalı rken kları ğ ı k. koruyucusu. kalı bir tür kı hı nca sa rka. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. taş rtı ı mak. semer. arkası almak na * sı na yüklemek. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. sı dayayacak yeri olan. son bulmak. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. sürekli olmak. güçlü olmak. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. * desteğ sağ ini lamak. arkası ra sı * Ardı ndan. * Sı dayamaya yarar yer. ı arkalı klı * Arkalı. yerinden düş ürülememek. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. sı dayayacak yeri olmayan. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. ndan . arkası kesilmek * tükenmek.

ğ ı * Koruyanı olmayan. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. dayanağolmayan. lk .arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. * İ ana madde. iltifat etmek. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. görüş fı aramak. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. arkaya kalmak * geride kalmak. koruyucusu. övmek. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. arkası sı nı vamak * okş amak. sonraya kalmak. geriden gelmek. ertelemek. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. arke arkebüz * XV. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası almak nı * bir iştamamlamak. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası z * Arkalı olmayan. taş ı nabilir ateş silâh. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak.

halat ve yelken takı . yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . sılgan. seren. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. armada armador * Donanma. ş ta arma * Bir devletin. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. arkeoloji uzmanı bilgini. * Geminin direk. nda açı ilik * Kazı bilimci. ekil. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. kum taştüründen bir tortul kayaç. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. sılmaz. ip. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. nda armağ an . arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. seren. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. kuzey kutup yakında olan. kı arlı * Namuslu. limanda kı ş lamak. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. arlı ndan. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. utangaç. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. kı * Kuzey kutupla ilgili. kazı mı bilimi. harf veya ş ongun. nı * Arlanmak iş i. su nda.organı . yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek.

çiçekleri beyaz. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. en. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. mıka. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. * Armut biçiminde olan. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş .* Birini sevindirmek. hediye etmek. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. ak. armut gibi . sulu. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. ihsan. mutlu etmek için verilen ş hediye. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. * Fazla bön. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. * Armonika. an armonik * Armoni ile ilgili olan. ey. n da) lar armut * Gülgillerden. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. ı z sı zı * Akordeon. * Bağ. letmeciliğ i. armatörlük * Armatör olma durumu. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. * Ödül. . * Gemi iş letme işgemi iş i. * Ticaret gemisi sahibi. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı.

armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut.* çok anlayı z. n) * her ş kusur bulmak. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. armut biçiminde top. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). Arnavutlarıkullandı dil. Arnavut bacası * Çatı penceresi. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. bön. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. Arnavut biberi * Acı rmı biber. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . * Arnavut halkın bütünü. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . sır gözü. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. mastı ğ ı çiçeğ i. aromatik * Öküz gözü. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. nda ğ ı . nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. . Arnavutluk * Arnavut olma durumu.

tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . . arpa ektim. llara arpa suyu * Bira.* Hoş kokulu. arp * Bkz. * Bu bitkinin taneleri. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. k eyler * Baş k. * Yabanî arpa. * Tüfek. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. yiyecek gibi ş veya para. i. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. arpa * Buğ daygillerden. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. arozöz * Kamyon. aromalı . ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. * Arpa biçiminde ş ehriye. altma düzeni olan. * Arpa konulan yer. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. yurdumuzda mı lan. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. harp (II). ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arpa tarlası . sulamaya yarar araç.

arpası gelmek çok * coş azmak. Kı en. sı arak. zı k. ı ı rlı unluğ 5. yıı yüzsüz (kimse). arslanlı . acak ş lıklı rnaş . sılması lık. sı otu. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74.arpalıetmek k * arpalıyapmak. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . yüzsüzce davranmak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. ş * Aç gözlü davranan (kimse). lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. metal görünümünde basit element. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. * Kolayca üreyebilen (bitki). yoğ 33. kı arslan * Aslan.91. arsı z * Utanması kı olmayan. n çan rnı saltması As. sılmadan. arsı ulusal * Uluslar arası . . arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . aç gözlü davranmak. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. arsı zlanmak * Arsı k etmek.7 olan. sı ı k. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. mak. arsı yakı biçimde. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. arsı k etmek zlı * utanmadan. ş klı * Arp çalan kimse. yıarak. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. kudurmak.

arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş kadar. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. * Bir ş öbür yüzü. lk * Dokuzuncu kat gök. nda * Belgelik. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . troleybüs. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. * Keman yayı . yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. arş saklamak. geri. * Tren. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . arş ı nlamak * Arş ölçmek. ivde art * Arka. * Arş idükün karıveya kı. adı mak. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. art avurt .* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü.

ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . ğ u . ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. bereket. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. fazla bulunmak. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk.* Avurdun arka bölümü. hareket). alan. an. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. ta. geriye kalmak. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. artakalmak * Artmak. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. hinterland. nı * Art düş ünce. g. p. diyakronik. artçı lı k * Artçın görevi. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. bereketli. iş sı nı i. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. . nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. yında art damak * Damağ arka bölümü. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu.

pozitif. metal uçlardan artı yüklü olanı . ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. * Bundan böyle. * Trafiğyoğ olan ana yol. . karşğödenmeyen emek. * Sırdan büyük. gün. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. artı çoğ ş alma.arter * Atardamar. iş ş gücünün karşğolarak. ldı * Kalan veya artan bölüm. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. *İ çildikten. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. daha. zait. * Artı klamak iş i. artağ ş an. yeter. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. * Artılmak iş rı i. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. daha fazla. anot. i un * Atardamar bozukluğ u. fı iş ). dört yı bir gelen 29. ey ktan * Daha çok. lda l. . artıemek k * İçinin. sonra. * Katyon. sırdan büyük sayı areti fı . artıdeğ k er * İçinin. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. pozitif sayı . artı m * Artma.

sanatlı n i e . en ğ ı * Arttı rmak iş i. çoğ lmak. çoğ altmak. alı . artma * Artmak iş i. * Müzayedede artı rma. fazlalaş eri mak. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. artı rma * Artı rmak iş i.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. eyi rma i. artı çoğ ş m. tasarruf etmek. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. sanatkâr. * Artistin görevi. mlı * Artiste benzer biçimde. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. tezyit edilmek. * Eskisinden daha çok çoğ almak. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. güzel ve alı (kimse). * Artı rmak işyapı i lmak. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. n müzayede. artma. artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Genellikle ş bozucu. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. ince ktan * Değ yükselmek. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. artmak artmak * Büyük heybe. sanatçı . * Artist olma durumu. iltihapsı süreğ eklem hastalı. * boylu poslu. artist gibi. ekil z. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. * Yükseltmek. * Eklem romatizması .

arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. enlem dairesi. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. * Enine olan. arz etmek * sunmak. stek. liğ i. arzuhâl * Dilekçe. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. sunu ve istem. * Heves. yeryüzü. arz derecesi * Bkz. arzanî arziyat arzu * İ dilek.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. * saygı bildirmek. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arz dairesi * Bkz. istida. unu . ü Aryanizm * IV. jeoloji. geniş lik. bildirme. * Yer bilimi. * (büyük bir makama) Anlatma. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * Yer. * En. enlem. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . arz * Sunma. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. n. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak.

eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. sinirsel. hükümdarları mareş n. istemek. * Sinirle ilgili. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. ü it * Ara yön. öfkelenmek. allerin. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . asa * Bazı ülkelerde. arzulamak * İ duymak. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. sinirlenmek. mektup vb. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * Ast sı nıkı lmı. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. sinirlilik belirtileri göstermek. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. *İ skambil kâğ nda birli.arzuhâlci * Para ile dilekçe. n kları asabî * Sinirli. hevesini alamamak. i As * Arsenik'in kı saltması . arzulama * Arzulamak iş i. yazan kimse. özlemek. hevesli. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. asabîleş mek * Kı zmak. asas kat as yön asabiyeci . as as * Kakı m. stek arzulu *İ stekli. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. din adamların güç sembolü olarak.

temel niteliğ olan. esasî. n * Soyluluk. vekâleten karş . asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. ası l olarak. argon. soy gazlar. parazitoloji. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. tufeyli. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. * Yapı eserler. lar. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). asabî yapıolma.asabiyet asal * Sinirlilik. ekti. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. kripton. lı * Başca. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. vekillik karş . ı tı * Kendi adı hareket ederek. neon. asillik. . ş ması sağ asap asar * Sinirler. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . * Bir görevde temelli olarak. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . * Bir görevi yüklenmiş olan. o görevin sahibi olan kimse. ksenon). kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. asamble asansör araç. yaş ş . asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. asalak parazit. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum.

eş lama baş zaman karş . * Sirkeyle ilgili. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. düzenlilik. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). ases * Gece bekçisi. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . saydam. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. sarı kokulu. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). güvenlik. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. lan r. ortanı n çorbacı ına verilen ad. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. acın çizilerek elde edilen bir reçine. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. lar. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. n nda lan ş ı . i aç * Eş zamanlı olmayan. yadıkurun. senkron. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. ı tı n * İ kullanmadan. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. asbaş kan *İ kinci baş kan. u. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz.

Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. hakikat. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. uyuş konu. ashap * Sahipler. ortak payda. ı lü ası l * Bir ş kendisi. eyin ı tı * Kök. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. ana. köken. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. ük. * Gerçeklik. en aş ı azı ağ en ndan. e rakı ş ası k * Somurtkan. * Hz. örnek. en düş . ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. kopya karş . sahabeler. nesep. nda * Asmak iş i. esas. lan ş * (a'sıBaşca. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. * Soy. gerçek olarak. asfaltla kaplanmak. ulaş ve kültür gibi da. * Bir ş temelini oluş eyin turan. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. baş gelen. sağk. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. nı ğ ı ası lar l sayı . * Minimum. * Gerçek.* Asfaltlanmı ş . lan ulan asgarî * En az. kaynak. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. * Ası lı . asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek.

temelsiz. * Tutup çekmek. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. * Israrla üzerine gitmek. ası lanma * Ası lanmak işintifa. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. ı etmek. kökenli. ası ş lmı adam * Salepgillerden. ru z. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. dayanaksı köksüz (haber). süspansiyon. . * Ası ş lmıolan. süspansiyon. sonuna kadar mücadele etmek. tavik. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. i. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. tebelleş rnaş olan kimse. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . idam edilmek. intifa etmek. * Sı an. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . sı mak. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. ı * Asma iş i. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. tehir. ey ı sı srar * Hı eline almak. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. ası olmak ntı * tebelleş olmak. * Ası iş lmak i.

llı * Baş ran. baş rmak. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. kaldı * Hayı z. asilzade asilzadelik * Soyluluk. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. kendine benzetme. isyan etmek. * Benzeş me. özümleme. ş zlı ı * Simetrik olmayan. isyan etme. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. asilik etmek * karşgelmek. vekil karş . "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. bakımsı ş z. baş ı kaldı rmak. * Bir görevde temelli olan. asileş mek * Karşgelmek. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. asil * Soylu. isyankârlı k. dik baş. bakımsı k. * Bu söz "benzeş mek". kendine uydurma. * Soylu olma durumu. * Yüksek duygu ile yapı lan. sonuş maz. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. asillik * Asil olma durumu. rsı lı * Un. lsa tı ı riyi ru. ası rlarca * Yüzlerce yı l. * Soylu. asalet. aside asidimetre * Asitölçer. asık rlı asi * Yüzyık. isyan eden. . soyluluk. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan.* Çağ .

* Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. * Bkz. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. tı asistanlı k * Asistan. mcı * Araşrma görevlisi. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes.asistan * Yardı . yı man yı na asker gibi * disiplinli. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . asit alkol asit borik * Bkz. tahkimli bölge. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asidimetre. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. borik asit. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. gemi. z * Topluluk düzenine saygı olan. ş ı . asker tayı nı * Erlere verilen azı k. ldı ş ı la. sı askercilik * Askere yakır biçimde. asklı . z. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. * Bkz. disiplinli. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. fenol. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. ale * Askerlik görevi veya ödevi. düzgün. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. askerce askerci * Asker yanlı. ini.

askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerî * Askerlikle ilgili. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askere özgü. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman.* Askerci olma durumu. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askeriye * Askerlik. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerlik niteliğkazanmak. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. . askerlik * Asker olma durumu. * Bir tür çocuk oyunu. disiplini. askerlik ödevi ordu hizmeti. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni.

savsaklamak. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . * Zodyak üzerinde. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. meyve. arslan. tabanca gibi ödül. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. fener. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. * Ası saklanacak sebze. n * Hiçbir zaman. uzunluğ 160 cm. Afrika'da yaş ayan. * Gürbüz ve yiğ adam. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). hiçbir biçimde. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . erkekleri yeleli. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. rı n larak u * Çay.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. lı p * Vestiyer. . kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. Zodyak. ı z * Askı olan. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. yı cı rtı.

aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. onun kiş ini belli eder. ı * sağğyerinde. gerçek ş ekli. mı aslı astarı * iç yüzü. i.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . *Ş irpençe. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. itlik. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. güzel. aslen * Kök veya soy bakı ndan. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. ası z olmak. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslanağ zı * Sı otugillerden. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. yiğ ş ı itçe. raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. aslan gibi. eyden korkmayan. nan aslan sütü * Rakı . türlü renkte. doğ u. sarı . aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). güçlü ve yakıklı ş . lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslan gibi * boylu boslu. lsı . kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslanpençesi * Gülgillerden. aslanı m! * gençler. yer pı lan rasası (Leonurus).

larak lan asma yaprağ ı . asmalara zarar veren. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. * Ası şası lmı lı . asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. uydurma. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. esas. sebze olarak kullanı ürünü. k . asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). . aslı yok faslı * yalan. * Bu türün ince uzun. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. nı na il lar. asma biti * Eş kanatlı lardan. * Asmak iş i. * Soyu sopu. filoksera (Phylloxera vestatrix). aslî düş ünce * Ana fikir. * Asmagillerden. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. nı altı na asliye asma * Temel. aslî * Temel olarak alı esas olan. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. altı kat.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. lgan. nan. sarı renkte bir böcek.

gibi aspidistra * Zambakgillerden. cı . putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. * Üzerine takı nmak. gerçekmiş gösteren haber. asparagas * Uydurma. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . emmeç.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. kuş anmak. asmagiller * İ çeneklilerden. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. da asrı saadet * Hz. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. daş ma. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. Muhammed'in yaş ğzaman. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. toz vb. * Asması olan. çağ l. gerçek olmayan. genellikle saksı yetiş da tirilen. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. idam etmek. her dizenin sonunda gelen. asrîlik * Çağ llı cık. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. ekş rak ilâç. * Modern. * Havadaki duman. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. birbirini tutar renk ve yapı olan. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. birbirini tutar renk ve yapı olan. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . * Asma için ayrı ş veya toprak. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. çağ laş daş mak.

astarlamak * Astar geçirmek. * Alt. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. çekmek) * astar boyası boyamak.). astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astar sürmek (veya vurmak. astar sürmek. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. * Boyacı astar vurmak. astarlanma * Astarlanmak iş i. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. nda nmıve . resim yapı lmadan önce sürülen boya.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astarlatma * Astarlatmak iş i. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. çanta. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. nan . astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. ayakkabı ş gibi eylerde. astarlanmı ş . tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. ı r. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. lı kta. perde. astarlanmak * Astar geçirilmek. halat. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. astarlama * Astarlamak iş i. olmak. ağ vb. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. * Birinin buyruğ altı olan görevli. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . madun. * Giyecek.

ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. * Aş çok yüksek.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. müneccim. * Net görmeyen. * Atom numarası olan. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. müneccimlik. * Yı z falı uğ an kimse. * Asmak iş yaptı ini rmak. gök bilimci. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. astigmatizme tutulmuş (göz). i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. . ı i * acı z. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. astronomi * Gök bilimi. felekiyat. astı m astı mlı * Astı olan. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. * Gök fiziğ i. astı astı kestiğkestik ğ k. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astatin * Astat.

gökyüzü. ayan * Asya'ya özgü olan. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. * Gök. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. rahat. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı .astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. n. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. Asya ile ilgili (olan). . a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . n asude * Sessiz. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. mutfak. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. * Huzur içinde olma. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. mutluluk. sakin. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. aş nlı astronot * Uzay adamı . Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı .

irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. yer. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. * Bayağ adî. adî. ru. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. unu r. aş z ı tı hane. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. daha az. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. im im * Genel ev. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. ı . * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. er * Aş ı yere doğ ağ ya. çok arzulamak veya nefret etmek. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. aş ı ağalmak * devirmek. aş ermek. hor görmek. tiksinmek. . aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. denk olan. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. nma lı r. niteliğalçalmak. değ yönünden daha az. beğ enmemek. yerleş bölgesi.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. eri aş yermek * Bkz. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. rı * Para ile yemek yenilen yer. miktarı . gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. lokanta. i ük. imli * Niteliğdüş kötü. yı kmak. aş. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. * Daha küçük.

aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. * Niteliğdüş adî. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. paye. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. tezyif etmek. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. adilik. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. mertebe. hafifsemek. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. tenzil etmek. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. rütbe. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. hor görmek. aş ı yukarı birlikte. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. hafife almak. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. n. i ük. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. lması ru . merhale. evre. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. basamak.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. alttan almak. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. me.

aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . kademeli. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. m nan * Ondalı k. aş erat aş hane . hiyerarş ş i. * Aş (kimse veya bitki). irme veya * Onluklar. hiyerarş er mı i. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. ahçı iren . aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. * Yemek piş satan kimse. * Yemek piş kimse. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. irip * Yemek yenilen dükkân. göz. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. aş lokanta. aşbaş n görevi. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. * Mutfak. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. aş amalı * Aş aması olan. kiremit rengi. * Aş evi. aş ar * Ondalı k. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. evi. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in .

âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. * Ahbap. en na e * Dalgı kalender (kimse). arkadaş bir seslenme. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. tutkun (kimse). en ndan . aş çatı nda. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aşyapmak. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. lerini sazla söyleyen. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. âş olmak ı k * sevmek. düş künü. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . ı aş atmak ı k * yarıetmek. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. gibi * Aşyapan kimse. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. tutulmak. * Yapı ları uzun mertek. ı k n * çok seveni. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. ı rma. yarı ş ş mak. n. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. vurgun.

muaş ı seviş lı aka. aşyapmak. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. * Yeni aş ı ş aç. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. ı * Aş ı ş aç). * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. uğ cak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. aş ı lma * Aş ı durumu. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). uğ cak. * Aş ı latmak iş i. telkin etmek. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. * Aş ı nmak iş i. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. etkilemek. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. ilkah. aş ı nma . lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. * Erozyon. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma.

aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. müfrit. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Eskimek. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . aş ı rma. usandı rmak. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . önem veren. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. * Çıntı silinmek. nmı * On sayı. yı pranmak.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. * Gereğ inden fazla. * Ötede. erozyon. çok. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. itikal. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. koparı lmaları eritilmeleri. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . ta ş pratı p. ötesinde. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. * Aş olma durumu. fazla miktarda. taş n. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. * Aş ş ı yer. ı rı . düzleş kı ları mek.

lacak * Dağ geçidi. na * Çalıgötürmek. arkadaştanık. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Aş ı rmak. kça. . ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Baş nıyazı ndan bölümler. meydanda olan. * Küçük kazan. kova. aş ı rma. k. iş * Aş lmı ı ş rı . saklamadan. belli etmek. * Bildik. * Aş ı rtmak iş i. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. intihal. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. ş * Siper. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). dost. ortaya çı kmak. * Yapı ları uzun mertek. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek.* Aş ı iş konu olmak. * Açı apaçı belli. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. belirginleş mek. bakraç. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. dı . kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. k. aş çatı nda ı k. kuytu yer. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. * Aş ı yer. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. aş olmak ikâr * belli olmak. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember.

tanık olan. * Aş iş mak i. Aş ı lamak. tanı tanıklı ma. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. aş ma . Aş ı lama. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. ş an aş lama aş lamak * Bkz. * Kuş yuvası . . aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. aş düş ka mek * âş olmak. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. * Benzerlerinden üstün. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. dı aş k inalı * Birbirini bilme. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir.* Bilinen. aş mak * Bkz. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . coş eyi mak. mesken. * Ev. ş k. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . seviş kide mek. sitem bildirir. fazla. * Çok. tanığ belli etmek. ı sı nama. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . zahire. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. sevi. oturulan yer. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. coş kunluk göstermek. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day.

na * (süre) Geçmek. ey. k k n. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . * Aşrmak iş tı i. sona ermek. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. * Aş iş yaptı mak ini rmak.* Yüksek. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. it at binenin (veya iş bilenin). onun tutumuna göre davrandı nı n. * Oynak. * Görünmeden kaçmak. aş fiş na ne * Gizli dost. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. -at. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. . * Gizli dostluk. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. üfte At at * Astatin'in kı saltması . bitmek. kuru yemiş ş day. aş ayı ure * Muharrem ayı . aş na * Aş ina. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. binme. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. ı ma lan * Satrançta. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. sivri köş yuva. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. ları inin nda kları anlatı r. * Aş olma durumu. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. açısaçıkadı kokot. * Atgillerden. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. atlar anası . aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz.

* bildiğve istediğgibi davranmak. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). se lan eyler at olur. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . an. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. veya bulmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. . * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. at çevirmek * geri döndürmek. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. değ erlendirememe. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). sabit fikirlilik. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). geniş yapraklı . at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak.at cambazı * At alısatan kimse. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at oynatmak * atla hüner göstermek. elmas. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. meydan olmaz (bulunmaz). meydan olur (bulunur). 15 ile 30 m yükseklikte. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. * yarı ş mak. n . at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. at koş turacak kadar * pek geniş . göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k.

tayin etmek. ahî. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. pederş ahîlik. atabey. ata et. uygulamak. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). davranı cür'et. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. ataya çekme. iş kalma.* Çift kanatlı lardan. * Atamak iş tayin. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. ata * Baba. * Eski Türk devletlerinde. ite ot vermek * bir işters yapmak. yalancı . atı yapmak. atavizm. meydan yok * yapacak güç var. hamle. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. e lan. * İsizlik. iş ş siz lemezlik. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. * Saldı. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . bir at var. * Tembellik. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. n. ama kullanma imkânı yok. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. * Atı akı lı m. pederş patriarkal. k. i atabek atabey * Bkz. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . kanatları u büyük ve küt. at. atak atak yapmak * akıyapmak. saldışhücum. ş . rı rı . yapmak. * Geveze. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . n buğ atalı k atama . uzunluğ 8 mm kadar olan. i.

Atsan atı lmaz. ate * Atacı lı k. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. evrensel ağ klı e ı . * Su aygı. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). bilime ve gerçeğ dayanan.atanma * Bir göreve getirilme. atanma yapmak * tayin etmek. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. i ünü. tayin edilme. ya u vanca karşda ilgisizlik. uygulamalar ve ilkeler bütünü. daş amaçlayan. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. atanmak * Bir göreve getirilmek. rı * Soy at yetiş tiricisi. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. elçilik uzmanı e lı . tayin edilmek. ı er ı yan ş iryan. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. geleceğ rlı e yönelik. . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. Kemalist. enin ğ ı * Tutacak. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. satsan satı vb. akla. * Bu ilkeye bağlı lı k. birbiri ile uyumlu amaçlar. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. atavik * Atacı ilgili. * Ataş görev yaptı yer. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i.

kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. ateş basmak * kı zarmak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). od. heyecanlanmak. felâket.* Ateist. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. * Gümüş ğ balı. k k ateh getirmek * bunamak. önüne geçilemez. coş acele davranmak. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . rmı. k. tutuş mak. acı . atölye. * Coş kunluk. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. sılı baş kan yürümek. * Tehlike. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. ateh * Bunama. tehlikeli bir durum almak. alev * Öfke. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. örneğateş i böceğolan böcekler takı . acele etmek. mak. nç. hı hı rs. li * telâş lanmak. cı n lması * Vücut ısı sı. atelye aterina ateş * Bkz. * Tanrı maz. i mı ateş kmak çı . * Büyük üzüntü. ateş almak * yanmak. * (ateş silâh) patlamak. öfkelenmek. * Kı zı renginde olan. ateş ğ balı ı * Sardalye.

cı ateş gibi * çok sı cak. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. * çok öfkeli olmak. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. öfkeli konuş mak. man lmı içi . ş kan * kı rmı. ateş parçası * Ateş bir bölümü. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. hareketli. in * Çok canlı . ateş püskürmek. çalı ş kan. ateş saçmak . ş kan. çalı ve becerikli. * Çok yaramaz (çocuk). n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ateş pahası * Çok pahalı . yangıçı n kmak. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. * zeki. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek.* Bkz. ateş püskürmek *ş iddetli. meydanlarda ateş yakmak. becerikli.

kun. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. coş mak. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. ateş lası tuğ * Ocak. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. * Ateş hüner gösteren oyuncu. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. sinirlenmek. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. e klı la. kundak sokmak. vapur. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. ateş vermek * tutuş turmak.* çok kı zmak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. * bir yeri kasten yakmak. le * Fabrika. . ateş in * Ateş coş li. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. çok öfkelenmek. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. li ateş vermek e * ateş içine sokmak.

tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. li ateş letme * Ateş letmek iş i. lı ı . z ları nı ncalı unu söylenir. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. cı * Kı rtmak. ine * Vücut ısı sı artmak.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. yanmayı yı azaltmak. kı rtmak. yakmak. * Cinsel istekleri güçlü olan. turucu. * Top. ateş lemek * Tutuş turmak. un bir . i * Coş coş kun. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. * derece ile ateşölçmek. coş kulu. ateş leyici * Ateş niteliğolan. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. lan ateş li * Ateşolan. heveslendirmek. ş iddetlenmek. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. hararetli hararetli. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. * Coş mak. bı ş ma. kış zı mak. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. ateş lendirmek * Coş turmak. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. ş ş kı iddetlendirmek. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. i * acı.

çevirmek. ş ı atı l . lı k. * İ kili bulma. e ateş gömlek ten * acı . kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. lütuf. inayet. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. tek parmaklı memeliler familyası . * Mal ederek. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. * Atı ş lan. i. yüklemek. atısu k * Evlerde. eş içine alan. * Ateş lan veya konulan yer. isnat etmek. liş * İ bağ. dayanı lmaz. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. attını yi an ğ vuran kimse. i * Yöneltmek. * Yöneltme. sıntıdurum. lmı atı . atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. çevirme. yilik. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . li ateş perest * Ateş tapan. ası z eyler * Atı olma durumu. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. üzüntü veren. kayra. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. ihsan. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. yükleyerek. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. * Atları ekleri ve zebraları . tüfek gibi silâh. atı cı * İ niş alan. .ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top.

atı ş * Atmak işveya biçimi. süreduran. aylak. * Atmak iş konu olmak. u. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi.* Tembel. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. hamle. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. * Atmak iş i. * İsiz. acak. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. birden bir davranı bulunmak. * Patlamak. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. iş yaramaz. ş * Etkisiz. hücum. lamak. n tı ve * (kalp. hallaç. . k. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. * Atı iş lmak i. atı lmak i lma. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. nabıiçin) Vuruş z . atı yapan. * Konuş yazacak söz veya bilgi. * Bir ş doğ birden gitmek. * Giriş ken. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . lma i. hücum etmek. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. * abartmalı konuş mak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. atı k lganlı * Atı olma durumu. savlet. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . e * Bkz. ine * Saldı rmak. hamleci. çarpı ş . ditme iş yapan kimse. hamle. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . * Hı ilerleme.

çevik. çeviklik. baş sı veya boyna alı örtü. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. eski zamanla ilgili. yandan iliklenen ince uzun parça. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . atkı * Soğ a karşomuzlara. kadı ları ı n * Büyük yaba. sı atkuyruğ u . belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. poligon. atkı lı * Atkı olan. ş tı ati * Gelecek. argaçlamak. n ş ş ı * Saz ş airleri. * Çabuk davranan. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. uğ ı a. * Ağ kavgası ı z etmek. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. * Atı rmak iş ş tı i. veya beton destek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. üst eş ik. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Eski. * Atkı lamak iş i. çevik. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. argaç. * Çabuk hareket edebilen. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen.

atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse.* Atkuyruğ ugillerden. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. * Yanı lmak. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . atlama beygiri * Yüksekliğ1. ç. * Okuma. inmek. ı . aldanmak. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. * Çocukları atlama oyunu. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . ara bozanlıetmek. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. kök sapı ömürlü olan. * Binmek. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. .70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . * Çı kmak. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atlama * Atlamak iş i. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . atlanı lmak * Atlanmak. atlanma * Atlanmak iş i. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. yazı yazma.

atletik * Atletleri ilgilendiren. miş . erkeksi kadı n. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. * Vücudu geliş . tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. * Aldatmak. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. atlet * Atletizmle uğ an kimse. rafyası ekonomi. * Savsaklamak. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . i yapı atlar anası * İ yarı ri . nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. biçimli. isteyerek. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. atlet gibi. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. atlaya zı playa * atlayarak. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. * Savmak. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . * Atlamak iş lmak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. * istekle. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . * Yüzü parlak. nda atlar tepiş arada eş ir.

* Örtmek. bir eyi * Çı karmak. * (kalp. kı Vurmak. erini atmak . * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. ilgisini kesip uzaklaşrmak. tı rtı kuş * Sapan. atma * Atmak iş i. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. * Uzatmak. çki * Bilmeden. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. lı ç) * (top. tek u. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. * Yalan veya abartmalı söylemek. * Kovmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. * (sille. i * Sözle sataş mak. * Ata binmiş kimse. dı ya çı ş arı karmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. çevikliğ yetenekleri geliş i. tı * Koymak. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). söz * Çatlamak. * Yerleş tirmek. * (kurş gülle. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. * Yay ve tokmakla ditmek. * Değ eksiltmek. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. dı ya vermek. farkı z. göndermek. tirmeye yarayan koş atlama. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . atlı * Atı olan. atma Recep. eyleri) Hedefe iletmek. süvari. tokat. kestirerek söylemek. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). ağ k kaldı ve atma gibi. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. çarpmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. ok gibi ş un. bir kenara koymak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. ndayı atmaca * Kartalgillerden. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . * İ içmek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. ilgisini kesmek. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. uçaklar vb.atletizm * Beden gücünü. kabartmak.

ı atmosferik * Atmosferle ilgili. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. 76 cm uzunluğ nç lan. atmasyon * Uydurma. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. * Mercanları bir araya toplanması oluş . inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. palavra. sperma. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. halka biçiminde adacı mercan ada. atol atom parçacı k. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. atmasyoncu * Uydurmacı . hava. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. n ile muş k. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. * Haykı rmak. * Göndermek. an elektron yüklü merkez bölümü. alı ş mak. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr).* (renk için) Solmak. sahiplenmek. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. * Hava yuvarı . * Etkisi kaybolmak. cevvî. bel. * Götürmek. bı rakmak. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. bağ ı rmak. * Söylemek. palavracı (kimse). meni. gaz . er suyu. yollamak. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. artıbölünemez. an lan .

* Altı n kı n'ı saltması . attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. av * Atmak iş yaptı ini rmak. iş ları yla raş n şı tı lik. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). karı p lan * Atomla ilgili olan. * Yeni bir bestecilik çırı göre. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . denizde. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. ilgi çekici gösteri. terileri oyalayı. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. sı * Atomla ilgili. eğ cı lendirici. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. atomculuk * Evrenin. attar * Bkz. aktar. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. atsan atı lmaz. . attı rma * Attı iş rmak i. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. attı rmak Au aut geçmesi.

nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. av köpeğ i * Tazı . ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. avanak gibi davranmak. av avlanmı tav tavlanmı ş . zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. * Halk. * Halkıaş ı n ağtabakası . av mevsimi * Av dönemi. kopoy. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). kendisinden yararlanı kimse. * Tuzağ düş a ürülen. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. aptal aptal. lan mı aval * Ticarî senetlerde. * Avanak gibi. le-v. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. iş türe-v vb. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . avanağ uygun düş biçimde. . av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. aptal. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. na-v. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü.* Bu yollarla yakalanan hayvan. bön. k avangart * Öncü. öd-ev. . avanaklıetmek k * aptallıetmek. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. avanakça davranı ş . iş .

avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. öndelik. . yararsı z. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. avanta * Bir kimsenin. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . beleş bedavacı karcı çi. . çilik. emek vermeden sağ ğkazanç. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. ey. . avantür * Serüven. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. lı k. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. kâr. ladı ı avantacı * Çı . n ğ ı avare . Avarca * Avarlarıkullandı dil. macera.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. peş ı na lmak lan inat. avans vermek * öndelik vermek. kötü. avantajlı * Yarar sağ layan. . avantajsı z * Yarar sağ lamayan. stan ayan * III. avans çekmek * öndelik çekmek.IX. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. yararlı (durum veya ş ey). Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk.VI. için * İe yaramaz. avantadan * bedavadan. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. beleş ten. avans almak * öndelik almak.

aylaklı ş ı boş k. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). ı * Yüksek ses. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. yüzey biçimleri. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. baş luk. baş . aylak dolaş siz. baş . iş güçsüz. * Avcı özgü olan. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. kokusuz. baş luk. aylak. avareleş me * Avareleş durumu. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. raş . nara. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. k avarelik avarı z * İsizlik. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. parlak zehirli bir bitki (Adonis). tanı kimse. * Engebeler.* İsiz. siz ı boş mak. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. tümsekler. engeller. * Kazalar. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. belâlar. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak.

ve na avdet * Dönüşgeri gelme. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . avlanma * Avlanmak iş i. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. diri * Tuzağ düş a ürmek.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avdet etmek * dönmek. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. çok . billûr. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). lâmbalı . acı avlak avlama * Avlamak iş i. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. av yeri. avlanmak * Avı olan yer. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. na * Tavana ası ş lan. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avdetî avene averaj * Ortalama. * Yardakçı lar. * Sayı . avize ağ acı * Zambakgillerden. avcuna saymak * peş olarak ödemek. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. . amdanlı . kurnazlı kandı kla rmak. geri gelmek.

yardı istemek. nları kları avret * Ut yeri. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. Avrupa ile ilgili (olan). düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. davranıve yaş ları benimsemek. * Elin iç tarafı . Afş ar. . ine * Ava gitmek. ava çı kmak. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. nda k. * Elin yarı yumulmuş durumu. nda * (para için) Bol bol. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. Avrupalı benzer. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. para istemek. * Avuçlayarak. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. avuç dolusu . Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. * Kadı n. Avş ar avuç * Bkz. av için dolaş mak. m avuç avuç * Her defası bir avuç. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri.* Avlamak iş konu olmak. * Amerikan armudu (Persea americana). Avrupalı gibi. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. Avrupa halkı olan kimse. * Karı . ndan * Avrupa'ya özgü olan. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. pek çok.

devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . ey. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. sıntı kı lardan uzaklaş mak.* (para için) Pek çok. acını sı unutturmak. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. luğ iş avurt ünsüzü . * (hayvan) Gebe kalmak. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. avuçlamak * Avuçla kavramak. teselli. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. teselli bulmak. teselli etmek. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. dar (yer). müteselli olmak. ı * Gereksiz. * Avukatı yaptı iş n ğ . avundurma * Avundurmak iş i. i. yetinmek. *İ nsanı avutan ş teselli. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. avuçlama * Avuçlamak iş i. * korkutucu büyük sözler söylemek. avuntu. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avukatlı k * Avukat mesleğ i. * Acını sı hafifletmek. avuç içi kadar * pek küçük. * Oyalanmak. mahkemelerde. avuçla almak. boş savunma. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avunma avunmak * Avunmak iş teselli.

* Çalı satmak. yüz-ey vb. fladı ı avurtlu * Çalı satan. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). avutma avutmak * Avutmak iş teselli. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. i. yüksekten atan. dal. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. a a ndan an ndan bal. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. düz-ey. -ay / -ey.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. r. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. bel. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . açı ey k. ağ veya aş rma. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. yüksekten atmak. * Avutan. el. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). . avurtlamak * Büyülenmek. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. * Avutulmak iş i. teselli eden. dene-y. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . teselli etmek. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. hale. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. gün-ey. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. hesap ortada. ay aydı hesap belli n. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. avurtlama * Avurtlamak iş i. kamer. yapa-y vb.

n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . teber. ınlı ldı ı muş . ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. kamer takvimi. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. husuf. tı için lan ak yapan araç. ay örümceğ i * Ay modülü. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. geceyi açı geçirmek. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay parçası . pervane balı. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. kemer balı (Mola mola). mehtap.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. 3 m boyunda. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. * Bkz. ay evi ay gibi * Ayla. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. görünüş balıbaş benzeyen. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık.

iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). * (hasta) iyi olmak.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. heyecanlanmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. * telâş lanmak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. telâşkapı a lmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. avuç içi. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. iyileş mek. dikilmek. yolu düş mek. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ayak tabanı . zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağdüş ı mek * Bkz. .

yürümesine engel olmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ayak iş lerini bı kmadan. ilgiyi kesmek. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ı k * dikkat. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. na * emek çekilmeden elde edilmek. gitmeye üş enmek. yarı sevinçle söylenen söz. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ sı su mu. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. yorulmadan yapmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ donu yok. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. .

* değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. uğ ramamak. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ka lanı . ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. henüz dinlenmeden. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak.

ayak atmak * girmek.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. * girmek. bağ e) lanmak. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan .5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. ayakta toplanan meclis. ı raktı n ı . ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. sa * Yarı arş veya 30. gelmek. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. destek veya bunlardan her biri. fut. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * 30. ayak basmak * bir yere varmak. avutmak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . bayağ ı . i * Aş ı ağdüzeyde.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. kadem. n ağ da * Bacak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. * ilk kez gitmek. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. uğ ramak. ulaş mak. * Halk edebiyatı uyak. kendi tutumundan ş mamak. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. sı radan. * Ayakta yapı sohbet. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. uğ ramamak. * (bir yere veya mesleğ girmek. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. ün ı rlı * Basamak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er.

ayak topu * Futbol. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. yeri. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. gözden çı lmak. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. karı . u ayakaltı almak na * hakir görülmek. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. tarak. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ayak tarağ ı * Bkz. ayak teri. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak oyunu * Hile. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak satısı cı * Gezgin satı. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak kirası .ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. kandı için dalavere çevirmek. n ayak yapmak * birini aldatmak. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi.

baş rma. * Ayakkabı lan yer. * Gezici satı. n. kösele gibi ş li eyler). ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. çerçi. ayakçak * Merdiven. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. toprakbastı nan . ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. yok olması göz yummak. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklamak * Ayakla ölçmek. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. ayakkabı dolabı . ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. merdiven basamağ ı . pabuççu. korumamak. i. ayağrahatsıetmek. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. cın i. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. ayaklama * Ayaklamak iş i. * Dokuma tezgâhı ayaklı. kı ı kaldı yam. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. . isyan.

ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. * Taban. yaramaz. cin gibi çocuk. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. ayağ sürümek. baş ı kaldı rmak.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. * Ayağolmayan. * Uyanmak. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. uyanıkalkmak. . ayakta . ayaklı canavar * Çok hareketli. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ayaklar baş lar ayak olmak . gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. ayaklı * Ayağolan. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. isyan etmek. değ kimseler ise en geride bı lmak. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ı * Bir destekle yere dayanan. baş * değ kimseler baş geçip. * Ayakla iş letilen. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. pedal. * Ayakçak. istemeye istemeye gitmek. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . çiğ nemek.

ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. tuvalet. çökmemek. na. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. helâ. apaçı açıseçik. k ayan olmak * belli olmak. rtı ayar . kı sürede. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. * İ gelenler. * Hazıyemek. . ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. kı * değ yitirmemek. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. sa * Acele olarak. leri * Senato üyeleri.* Ayağ kalkmıdurumda. kenef. kademhane. açı k. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. k. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. festfut. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. bilinir olmak. abdesthane. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. heyecanlı lı . * Oturmadan. . kı na. r ayaküzeri * Ayaküstü. eş ayan âyan * Belli. * yılmamak. önemini korumak. ayan beyan * Besbelli. ı rı n. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. a ş * Telâş. . ayakyolu ayal * Karı . ayakta durarak.

z * Ölçüsüzlük. düzensizlik. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . * Baş çı tan karan. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. doğ ru. doğ yoldan saptı ayartan. ayarlanmak * Ayar edilmek. * Davranı ölçüsüz. ru ran. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. karakter veya aklı yerinde olmayan. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. birbirine uygun duruma getirilmek. doğ ruluğ e rulamak. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ş ta * Değ derecesi. * Ahlâk. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. bozuk. n. düzenli. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. nda * Kandı rmak. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ayarlı pense * Vida. ayarlama * Ayarlamak iş i. ı . düzensiz. . vata nıkı tı yla lan. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. düzenli iş duruma getirmek.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma.

ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. * Duru. * Birini. ukta * boş beklemek. eline bir ş geçmemek. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. eline bir ş geçmemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * Ayazda kalı üş p ümek. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. * Kandı rmak. * Boş beklemek. doğ yoldan saptı ru rmak. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ayartmak * Baş çı tan karmak. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlanmak ayaz . sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. * (hava ve gece için) Soğ uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak.

yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. okumuşgörgülü. ıkl ı nlı ı k ş . * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. ayazlatmak * Soğ bekletmek. saydam. lmıçörek. gün çiçeğ günebakan. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. gündöndü (Helianthus annuus). n * Ayı ilk günü. i. ay ay olarak. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ünceli (kimse). lmıay ldı süs. taraça. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). tenevvür. ukta * Ayazda soğ utmak. münevver. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. âdet görmek. i * Bir yüzeyin. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. h. * Ayı ilk günü. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . aydı k. ay dönümü. aydemir aydı n * Iş alan. sarı renkli çiçeğçok iri olan. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. ndan aybeay * Aydan aya. aydı nger * Parlak yüzeyli. i . tahtaboşbalkon. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ileri düş . ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. hilâl. ı * Kültürlü. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. tenevvür etmek. lan k .

t. ı k. n ndan lan boş luk. aygıbaygı n n * Güçsüz. * iri yarı cüsseli. çok yorgun. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. bitkin. ş ı * Iş alan. aygı n * Bitkin. temiz. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı .aydı cı nlatı * Aydı k verici. saf. * Kendinden geçercesine âş vurgun. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . . aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. lmıalet. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. * Sahnelerin ıklandılması i. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. aygı r * Damı k erkek at. güçlü (kimse). aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. cihaz. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. ık. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. vazı lacak k h. * Kötülükten uzak. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan.

ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. luğ bir * Anlayı. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. i. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayı ğ balı ı * Fok. ayı klama * Ayı klamak iş i. iş * Sert. * Ayını iş mesleğ cın i. kaba ve hoyrat (kimse). ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. * Memeli et oburlardan. yurdumuzda boz türü na bulunan. * kaba. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. dan. kaba ve anlayı z (kimse). tabanları basarak yürüyen. ş sı ayı gördüm. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. uyanı ş lı k.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. anlayı z (kimse). * Sarhoş u geçmiş biçimde. ayı gibi * iri yarı . ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. beş mı parmaklı . lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. ayı içine alan bir familya. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . * Kaba saba. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. küçük taneli yemiş veren. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir.

ayı klanma * Ayı klanmak iş i. . m. ayı k klı * Ayıolma durumu. * Ayı nı lamak. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. aklı ı gelmek. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. mahmurluk. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. kendine gelmek. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. işyaramayan. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. ayı etmek lı k * kaba davranmak. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. kendine gelmek. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. ş .* Bir ş içinden. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. uyamayanları n yok olmasıı fa. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . temizlemek. . uyanmak. k ayı kmak * Ayı lmak. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. luk. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. stek i m. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). oku-y-ayı bekle-y-eyim vb.

ğ ayın kı türküsü var. tütün. ayı planma * Ayı planmak iş i. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . miyar. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. * Kusur. ı yalı ğ rma i . ayı nga * Kaçak tütün. rma i ayım rı * Cisimleri. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). takbih etmek. kusuru olmayan. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. * övünmek gibi olmasıama. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. * Utanç veren. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. eksiklik. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. kusuru olan. bı * Ayı. ayı plamak * Kı namak. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. i.

ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. fark gözetmek. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. temyiz etmek. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. * Bir yeri bir engelle bölmek. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . eyi rt * Bölmek. . rı ayı rma * Ayı rmak iş i. iş ini * Seçmek. tefrik etmek. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. e boyunda bir ağ k. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. tahsis etmek. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. nüans. mümeyyizlik. hayı(Vitex agnus-castus). rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. fark gözetmek. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. 1-2 m en. mayı mayı * Farklı davranmak. * Birbirinden uzaklaşrmak. farika. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak.* Ayı rmak iş i. saklamak. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. mümeyyiz. ikilik ortaya atmak. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. * Ayı rtmak iş i. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. uzlaş bozmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak.

avarelik. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. î n in ldı. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan.ayin * Dinî tören. muhalefet. iş sizlik. ibadet. hale. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. * Çapraz. ş ş ı a. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. aykı olmak rı * ters olmak. . mugayir. karş ters. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. ay ağ . ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. avare. avarelik. boş oturmak. yapacak bir iş ta i olmamak. boş ş gezen. * İsiz. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. ı nda ş ı * İsiz. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. ru e ı t. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. * İsizlik. ters gelmek. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. düz yoldan ayrı lmak. ters düş mek. zı t olmak. mugayeret. ters. bir ş yapmayarak. kestirmeden gitmek.

aylı kçı * Aylı çalı kimse. * Kendine gelmek. na aylı klı ayma aymak aymaz . aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . boş oturmak. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. gafil. aylı k * Birine.. aylama aylamak * Beklemek. devam etmek. * Sürmek. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. aklı ı gelmek. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. iş güçsüz dolaş siz mak. maaş ıı lı . aylandı z * Sedef otugillerden. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. bir ay için. aç aylanma * Aylanmak iş i. sa ip ğ ı acı dikilen. * Ay olarak. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. k lı * Karş ğaylı ödenen. çalı ş mamak. aylarca kalmak. maaş.. ayı baş na lmak. * Gerçeğanlamak.aylaklıetmek k * boş durmak. aç. * Ay ığolan. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. mehtaplı şı ı . * . ı ı kla lı * Aymak iş i. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. * Aylamak iş i. aydan beri var olan.

aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. gaflet. kötü. iş hile karı ran. * İ bir durumda. * Küreğ yassı bölümü. yolunda. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . * Hoş gitmeyen. ran ey. na aynası z * Aynası olmayan. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. biçimsiz. yakıklı ş . varlı n görüntüsünü veren. * Işı tan. acak ayn ayna * Göz. yumurtamsı rmımsı . * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. anı me lı sı levha. durgun. ş . ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. aynabakar * Büyük. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. durum. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. aymaza yakı na ş durum. ters. kı zı mavi renkli bir erik türü. * dümdüz ve parlak. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. cilâlı sı cam. yi * (Karagöz oyununda) Perde. z aynaz * Bataklı k. güzel. yakıksı çirkin. * (deniz için) kı ltız. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . ı * Polis. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . * Parlak yüzlü. . * Aynası olan. * Hileci. düz veya az yuvarlak kıbölüm. a ş z. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . bir tan.

. * Aynı özdeş lı k. kası il. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. değ tirmeden. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. * Değ meyen. * Baş değ yine o. nı * Olduğ gibi. einsteiniyum. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. ı nması kolay eş ya. il. özdeş ayniyet. bununla birlikte. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. aynı zamanda * Hem de. pkı. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. lik. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynî aynî hak haklar. * Birleş ikgillerden. aynş tayniyum * Bkz. aynı u iş yla. araları ayrı olmayan. aynı mı sonuca varmak. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. nları ğ ı * Yay ayraç. olduğ gibi. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. lik. aynı ünceyi ileri sürmek.

kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. değik. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ayran budalası * Aptal. ka. yapı ayrı çanak yapraklı lar . safdil. * (her biri) Ayrı olarak. heterojen. sersem. coş mak.ayraç açmak * söz veya yazı içine. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. sersem. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. * aş bir cinsel arzu duymak. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ayran gönüllü * Çabuk âş olan. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. * Baş baş türlü. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ayranı budur. ı rı ayranı içmeye. ayrı * Yerleri bir olmayan. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ka * Yalnı tek baş olan. z. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. budala. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. iş * Her biri için. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayran delisi * Bön. ayranı kabarmak * öfkelenmek.

miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. * Baş na benzemeyen. ldı ı * Ayrı ş lmı . kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ş ı * Ayrıotu. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. istisna. imtiyazsı z. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. imtiyaz. ağ iki . müstesna. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. . k * Düzgün ve uygun olmayan. ayrı klı tutma. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. na calı * Kur'a dı. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. kural dı olan. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). . ayrıotu k * Buğ daygillerden. istisnası z. istisnaî. çarpı k. ayrı kaları tutulan. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. ayrı . kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. baş kaları benzemeyen. ş ı * Ayrı olma durumu. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. . * uyuş mamak. * Ayrı tutulan.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrı tutulma. müstesna. * Ayrı önem verilerek. müstesna. bir * Bundan baş ka. ayrı ca * Ayrı olarak.

* Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. istisnası bilâistisna. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. bir ş eyden uzaklaş mak. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. teferrüt etmek. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. bir kimseden. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . kalılı k ı tı . ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . parabol. kendilerini taş nesnelerle. ine * Bir yerden. munfası l. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi.. * Düş ünce. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . * Ayrı olma durumu. * Birinden uzak düş me. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ı yan lantı. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ğ ı k zı z. k. * Ayrı iş lmak i veya biçimi..* Bir konik (elips. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . eksantrik. laş i. ayrı duran. daire. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt.

mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. bir ş görmek. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. araları ayrı bulunan. farklı mlı lı k. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. fark. farklı mak. ayrı msamak * Bir ş anlamak. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. it it. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. farklı ma. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. baş k. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. tafsilât. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. tafsilâtlı . * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. kalı * Alt bölüm. farksı k. teferruat. detaylı . olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. i. cümle veya eş mcı ya. . teferruatlı . aynı mlı . laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması .ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. fark etmek. mufassal. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. farklı ma. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. lı ntı yla i. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. detay. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. eyleri birbirinden ayı ran özellik. mlaş i. mı * Ayrı türden. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. fark. çeş çeş muhtelif. değik. farklı mı nda m iş . * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. ran * Ayrı noktası lma . * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. farksı z. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu.

aytı ş mak * Atı ş mak. * Gülgillerden. * Ay ığolmayan (gökyüzü. aysfild aysı z * Buzla. na * Ayrı nı lamak. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. . ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. aç * Bu ağ n büyük. ufak çekirdekli meyvesi. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. mak. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). lçı z. n iş i lan * Değ ken huylu. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. .ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. birliğbozmak. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. sarı tüyler. tartı ş münakaş etmek. çiçekleri iri ve pembe. * Moleküllerin. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). mayhoşdokusu sertçe. sarı acı renkte. i * Moleküller. gece). lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. bankiz. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. tüylü. n * Birbirinden ayrı lmak. yaprakların altı nı tüylü. iş z aysberg * Buz dağ ı . kararsı(kimse). orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). tahallül.

kün. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . çok karş . hilekâr. yayı lmak. mı * Uzun süreli. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. sundurma. güç. * Dolandıcı rılı k. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. * Bir parça. işbozulmak. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). Bu saltması de gösterilir. erkek. * Ayvazı görevi. soluk sarı i k çiçekli. * Göğ en yüksek yeri. süre bakı ndan eksiklik bildirir. içken. nitelik. ikisi de bir. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ş ş ı ı tı * Nicelik. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. açların u * Teras. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. az saymak.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . n * Dolandıcı rı. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. umulandan veya gerekenden eksik. sıtüylü. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. biraz. bekri. tı * Koca. ile * Alılmıolandan. * Küçük ölçülerle. azı msamak. eş . yavaş yavaş . az buz olmamak .

az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. n. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. oldukça. az gelmek * yetmemek. gerçekleş mesi. serbest. i. organ. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . hafiflemek. bulunmak. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . tenakus. az çok * Bir parça. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. erkin. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. serbestlik. * Azaltmak iş i. erkin. . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. * Üye. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. * Etkisini yitirmek. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). daha çok istemek. azadelik * Azade olma durumu. azaltma . rslı çı aza * Organlar. * azı msamak. n klı tüğ nı azade * Baş .* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. * Vücut parçası . vücut parçaları . ı boş * Baş . az görmek * umduğ undan eksik bulmak.

tekebbür. kurumlu. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Gururlu. mlı * En büyük. azarlama * Azarlamak işpaylama. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . ine ı laş . * Etkisini yitirmesine sebep olmak. azap vermek * acı çektirmek. ezinç. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. * Gurur. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. heybetli. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. az * Küçük ölçülerle. hafifletmek. . m. * Debdebe. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. m azametli * Ulu. en çok. maksimum. yavaş yavaş az. azarlamak * Paylamak. azar azar azar * Paylama. paylanmak. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * Çalı kurum. i. * Çalı . çalı satmak. * Süreyi uzatarak. kötü sözle karş mak. * Görkem. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. * Görkemli. * Ululuk. heybet. i. en yüksek. kı rmak. tekdir etmek. * Debdebeli. büyüklük. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . böbürlenmek.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. üzmek. azar iş itmek * azarlanmak. çok büyük.

na * Azgıduruma getirmek. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. * Serbest bı lmıolan. * Azat edilemez. azdılmak rı * Azması yol açmak. yoldan çı ş ş kanlı karmak. serbestlik. n * Şmartmak. * Okullarda paydos. ünü azat eylemek * azat etmek. salı vermek. ş azelya . * Azmıolan. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. * Oldukça az. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Açalya.azarlatma * Azarlatmak iş i. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. * Azması sebep olmak. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. azatlı k * Azat olma durumu. köle). ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. Azerî halkı ilgili (olan). na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * Azerî halkı özgü olan.

çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. k * Hemen yemek üzere. u u . nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. * (çocuk için) Çok yaramaz. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. azık cı * Çok az. azı i. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. anı erli azı i diş * Azı . azgı n. * (süre ve miktar için) Az olarak. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. * Azgıolma durumu. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. besin. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. biraz. yarası hemen kapanmayan. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. çok etkili. biraz. ğ ı * Yoksulları doyuran. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. ekalliyet. az bulmak. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. * Cinsel istekleri aş olan. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. ütücü diş . u sı nı azı k nlı karş . gı da. *Ş iddetli. ekalliyet. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. * Azı olan. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. az görmek. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. korkunç. daha fazlası istemek.

azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. muazzez. * Azı iş tmak i. olarak. * Muziplik. * Azı ş iş mak i. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. azizlik etmek * muziplik etmek. ı azil * Görevden alma. iddetlenmek. * Ermiş n. * Sevgide üstün tutulan. azledilme azize aziziye azizlik . * Ermişeren. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. azimkârane * Kararlı . yola çı kmak. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. kararlı nda. . * Kararlı kararlı lı kla. . ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. * Gidiş . azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. azimli * Kararı tutumunda direnen. azimet etmek * gitmek.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. nı i * Aziz olma durumu. n * Çırı çı ğ ndan karmak.

* (deniz. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. miş * Azma. ki ı rkı ş ması an. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. için) Kabarmak. kocaman duruma gelmek. taş rmak mak. rileş azmetme * Azmetmek iş i. * Kerestelik tomruk. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. azledilmek * Görevden alı nmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. k * Cinsel duyguları artmak. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. görevden almak. çı karmak. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. görevinden çı lmak. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. * Küçük su birikintisi.* Azledilmek iş i. * (yara. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. için) Etkili. * Azı k. ı vb. tehlikeli duruma gelmek. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. rma. gölcük. hastalıvb. i na . azlolunmak * Görevinden alı nmak. * Çok geliş . metis. * Az olma durumu. karı azma * Azmak iş i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * Bataklı k. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. azmanlaş mak * İ mek. * Taşnlı ileri gitmek.

ı ı ya azvay * Sarı r. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. sert kimse. azotlu *İ çinde azot bulunan. havada beş dört oranı bulunan. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). aznif * Bir tür domino oyunu. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. ı ı rlı te nda olmayan element. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. bütün borçları kurtulmak. . azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. asıyüzlü. kokusu. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. rengi. aznavur * Gürcüce. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. sabı * Azotometre. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . * En eski jeolojik (sistem). iri "yarı"kıcısinirli.008 olan. azotlama * Azotlamak iş i. Kı saltması N. tadı 7.

için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. * Bu gibi kimselere verilen unvan. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. * Basso kı saltması . olgun adam. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . iri demir. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. . yurt. dededen kalma ev.B * Bor'un kı saltması . babalıduyguları dolu kimse. ağ lı yürekli. * Ata. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. * Yaratı. ağ veya beton dikme. baba ocağ ı * Babadan. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. baba koruk (veya erik) yer. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. toprak. adı ı baba evi. B gösterir. Be adı verilen bu harf. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. çift dudak patlayısı mı cını b. için klara rlar. k baba evi * Babadan. un * Çocuğ olmuş u erkek. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. ses bilimi bakı ndan ötümlü. lı ı . kurucu kimse. ı . rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. Ba * Baryum'un kı saltması . * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. baba bucağ baba yurdu. baba baba adam * Yaş. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. toprak ya da yurt. * Türk alfabesinin ikinci harfi. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. baba değ tı il.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . up ü. * Koruyucu.

baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. baba ocağ ı . . babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. cana yakı k. ş it sı ambaba. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. sempatik baba. babacanlı k * Babacan olma durumu. hoş . baba yadigârı * Babadan kalan. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. cana yakıolarak. n u . ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. babası çok düş olan. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. iyi kalpli. * Sevimli. * XIII. a n babaca babacan * Baba gibi. güvenilir (erkek). paternalizm. n rası taş yan. ru * ataları beri. * Cana yakı olgun. hoş n. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. babacı l * Babası çok seven. nlı babacı k * Küçük baba. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. babaya yakı n. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . görülü. baba yurdu * Baba evi.

kabadayı davranmak. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. yetim. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. na babası z * Babası ölmüş çocuk. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. * Üvey baba. * Kayıbaba. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. öfkelenmek. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. . babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. * Diklenmek.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. babalanma * Babalanmak iş i." anlamı kullanı bir söz. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. kayıpeder. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. babalanmak * Babaları tutmak. babalı * Babası olan. z u lan lan. babalıetmek k * baba gibi davranmak. * Baba olma durumu. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. bizim kuş aktan öncekiler. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. bir ş ı sı olsun. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. ca babaları z mı * bizden.

ı yapı nı i. huylar edinmiş iş alı kanlı . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. yüzyı İ lda. * Su yolu.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . lı k. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). ayak. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. kabadayı . baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. ama değik. oğ vale. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. * Osmanlı hükûmeti. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. türlü türlü huyu var * daha küçük. destek veya bunlardan her biri. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. * Mert. bacak kadar boyu var. bacak kalemi . i ve babayanilik * Babayani olma durumu. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. babı nda. korkusuz adam. ı tları lan. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. ı nı bacak kadar * ufacı k. Babî Babîlik * XIX. babı ndan * Bkz. herkesten farklı ş klar. babı nda * Konusunda. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. * Oyun kâğ nda. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak.

bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. ı * Bacakları sa olan. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Baç alma işveya görevi. haraç. rüzgâr. baç . * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan.* Kaval kemiğ i. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. i * Yel. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. * Kıkardeş z . nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . * Dost. * Tarikat ş eyhlerinin karı. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. arkadaş . abla. bodur. uzun boylu. * Felemenk altına verilen ad. bacakları kopmak * çok yorulmak. ı * Bacakları uzun olan. * Zorla alı para. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. nı p bacaklı * Bacağolan. kı boylu. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek.

* Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badem * Gülgillerden. badanalatma * Badanalatmak iş i. bir tür yer elması . * Birleş ikgillerden. badana yapmak. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. * Ondan sonra. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. badanalı * Badana edilmiş olan. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . içki. ı badanalama * Badanalamak iş i. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanalanmak * Badana yapı lmak. badanası z * Badana edilmemiş .badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. ş ekeri çok. *Ş arap. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. * Badanası bozulmuş . badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badem ağ acı . harman döküntüsü.

ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. bezelye gibi taze sebzelerde. k * Ördek. bundan böyle. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. halat sargı. z lan badem parmak * Baş parmak.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). lan sı . badem bahçesi. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. * Badem satan kimse. badem biçimindeki organ. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. * Badem ağ açları olan yer. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. badema bademci * Bundan sonra. fasulye. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. çok * Badem biçiminde olan. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz.

büyükçe su kabı . vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. düğ ümlenebilir nesne. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. * Bağ deste. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. * Tren. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. genellikle arkada olan bölümleri. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. * Bageti olan. * Yolcu yükü. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek).badi badi yürümek (veya gitmek. yayvan. * Kı boylu. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . baget * İ kı değ nce. n u * Otomobillerin yük konulabilen. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. . * İ iliş rabı lgi. sa nek. kan * Çöl. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. badikleş me * Badikleş durumu. badya bagaj * Ağ geniş zı . erli . badik * Ördek. ta. * Sargı . sicim. sa badikleme * Badiklemek iş i. demet. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. lam. ki. palaz. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip.

ı lı i ten ini yapmalır. zarf fiil: gül-e gül-e. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. an bağ an boğ * Küsküt. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . güz. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. * Bu iş yapı ğmevsim. * Kaplumbağ a. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. bağ z. bulunan. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. * Ölü doğ kuzunun derisi. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. bağ doku * Hücre sayı az. * Kaplumbağ kabuğ a u. bağ bak. otur-up vb. * Meyve bahçesi. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. ı sı bağ lı cı k . uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . sonbahar. ulaç. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. koş -arak. u rı * Ur. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . ş eytansaçı . hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. üzüm olsun. düş an ük.

çelme atmak. homojenleş daş k tirmek. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. mak. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. lı k. k. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. daş i. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. kör düğ etmek. homojen. imtizaç etmek. * Bağ kurup oturmak. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. mütecanis. daş . uymak. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. homojenlik. homojen duruma gelmek. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak.

bağ ı bağ ı cı * Büyücü. bağ k ı llı bağ ı m . sihir. ı er. * Görece olma durumu. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. bağ ı l * Görece. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. izafiyet. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına .iş sın. z. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. mı ş n ı i.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. mla * Büyü. izafî. * Baş çı cı tan karı. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. rölâtivite. geçimsizlik. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. bağ mazlı daş k * Uyuş k. tâbiiyet. etkisi altı tutmak. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i.

rölâtivite. görelik. tâbiiyet. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. hür. izafî. özgürlüğ özerkliğolmayan. tümleçleri. tutumunu. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. göreci. rölâtif. tâbi. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. rölâtivizm. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. rölâtivist. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. ı msı i. izafet. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. bağ k. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. görecilik. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. * Eş . veya nitelik. gücüne veya yardı na bağ olan. nispî. göreli. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. kavramları tasarı birlik. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. bağ z.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. özgür. yüklemleri ayrı cümle. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. izafiye. müstakil. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . a. mutlak olmayan. ka eyin mı lı ü.

ı ntı ka eye lı izafiyet. bağ ı r * Göğ üs. bağş rı ma. bağ ş ı mak rı * Bkz. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. nda n . görelilik. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. ekilde dı vuran kimse. bağş rı mak. * çok susamıolmak. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. ları n ı nda ayan rsağ . ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. ş amata. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. * Ciğ bağ er.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. * Kendini belli etmek. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. * Gürültüyle. rmak i * Bağ ı ldak. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ş amata ederek. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. rölâtivite. çok acı duymak. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. * Yüksek sesle azarlamak. bağ ş ı ma rı * Bkz.

ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. ı ş i. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. askarit. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . bağ ı rtı * Bağ sesi. muaf. almak. ş * Görevden çekmek. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. af. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. ı ş ey. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . acı kaçı madan değ erlendirmek. öldürürüm" anlamı korkutmak. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. teberru. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. * Bağ yapan kimse. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. * Hibe etme. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. insanları özellikle çocukları bağ n. affetmek. ı ş i. immünoloji. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. rması * Bir haberi. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. * Bağlanan ş hibe. muafiyet. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. * Bağ ı rtmak iş i. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. teberru etmek. geliş nı imini. i. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak.

me lanmıolan. affedilmek. affolunmak. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. âkit. . ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. kontekst. demet. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. mukavele. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. ya da birer t: bağ r. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. veya. bent. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . deste. * Bağ yapanlardan her biri. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. * (herhangi bir olguda) Olaylar. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. durumlar. an bağ laçlı * Bağ olan. ya. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. me. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. kontrat. affa uğ ı ş ine ramak. rabıVe. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı.

değ belirleyen birim veya birimler bütünü. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Geçiş i engellemek. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. bitirmek. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. * Bağ çalan kimse. * Uyulması zorunlu olmak. * Oluş mak. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. tamamlamak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak.* Bir dil birimini çevreleyen. lâç * Denk yapmak. ondan önce veya sonra gelen. paket yapmak. ka * Düğ ümlemek. irtibat. * Gönlünü kazanmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. onun anlamı. ma * Birinde bir ş karşilgi. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. tutmak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. kontekst. içten bağ olmak. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. zca le raş . * (yara için) İ koyup bezle sarmak. tahsis etmek. meydana gelmek. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. . lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. ine * Sevmek. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. ka le raş * Sona erdirmek. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. lanı ey. * (bir iş için) Anlaş yapmak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. * Bir iş veya kimse için ayı rmak.

müttefik. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . laş k bağ ı laş m * Eş leme. laş i. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. anlaş sözleş yapmak. bağ latma . siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. ittifak etmek. irtibatlı talı nda lantı . lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bloksuz. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. ki ma. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. irtibat. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. bağ cı layı ünsüz. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. rabı . tahsis edilmek. bağ ünlüsü lantı * Bkz. terim). nda lantı * Askerî. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. bağ ünsüzü lantı * Bkz. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . bağ yapmak lantı * iliş kurmak. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. * haberleş sağ me lamak. bloksuz ülkeler. bağ cı layı ünlü. kolona ileten boru.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. ş * Sonuç.

ı . sadakat. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. un nda * Bir halk inanına göre. * Uyulması zorunlu. tâbi. lı * Birine karş sevgi. bir düş ünceye. gec-i-k-mek vb. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. tâbi olmak.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. ile nlı . ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. * Kapatı ş lmıolan. . bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. kapalı . bağ olmak lı * tâbi bulunmak. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . saygı yakı k duyma ve gösterme. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. * Sadı k. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. nda ı ilgi. bağ kalmak lı * uymak. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. * Gerçekleş bir ş gerektiren. m. eyin. mesi artı * Bir kimseye. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. merbutiyet. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. vabeste. ları bağk bahçelik. üzüm bağ çok olan (yer). * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. tutkun. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. -l-mak. ı . büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek).* Bağ latmak iş i. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan.

bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu.* Bkz. Bağlaş lı ı m. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. ı rma. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bağ naz * Bir düş ünceye. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. bağ na basmak rı * kucaklamak. yetiş tirmek. bağ yufka rı * Yufka yürekli. taassup. ş amata. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ z sı * Bağbulunmayan. sıntı . bağ naz nazca davranı taassup. bağ nı rı ezmek * üzülmek. * Bir düş ünceye. acı kı çekmiş . ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. ş . bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. * Gürültüyle. hep birden bağ rması ı rtmak. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. içine iş lemek. dertlenmek. ş amata ederek. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. merhametli. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. bağ ı çağ rarak ı rarak. ı .

* Gençlik çağ ı . * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. bahar nezlesi * Bkz. ilkyaz. . Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. bahanesiz * Bahanesi olmayan. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. zencefil. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. saman nezlesi.baha * Paha. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. zencefil. bahar * Kuzey yarı küre için. . i. yüzyı Babîlikten doğ olan. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. sı * XIX. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. maddeler. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). eyi bahaneli * Bahanesi olan. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. erini bahadı r * Savaş larda. karabiber gibi lan n. ilkbahar. baha biçmek * değ belirlemek.

doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. bahçeci * Çiçek. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. baharatlı * Baharatı olan. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. baharatsı z * Baharatı olmayan. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. * Bahçe yapma iş i. bostan. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. layan kaside. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçe gibi düzenlenmiş yer. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bahçeli * Bahçesi olan. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. tarçı gibi bahar bulunan. bahçeleri olan (yer). karanfil. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçesiz * Bahçesi olmayan. n * Sebze yetiş tirilen yer. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). . * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. *İ çinde karabiber. bahçelik * Bağ . iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i.

* Yalı nı çapkı. k k ları u * Denizle ilgili. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. lanı bahis konusu * Söz konusu. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. resimlerin bulunduğ eser. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. bahis * Konuş ş konu. * Söz. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. ı bahir * Deniz. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . . ulan ey. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. söz konusu olmak.

baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. mutsuz olmak. talihsiz. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahş etmek * Bağlamak. bahtı k açı * Talihli. bahtı kara * Mutsuz. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. * Ş mutluluk. bahsi kazanmak * ileri sürülen. mak. talih yüzüne gülmek. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. talih. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. . savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. kader. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. lı. istenen sonuca ulaş mamak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. konuş sözünü etmek. nı unu i . sunmak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. ans.

bahtlı . * Hele. bakalit kaplamalı . aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. talihli. karı aç. z bahusus bak bak! bak! * iş te. mutluluk. * ş ma anlatı aş r. genellikle milletvekilleri arası ndan. * küçümseme bildirir. vekil. hükûmet. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . nazı kanı ktan baş na r. talihli. nı tirir. mutlu. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. * Bakmak iş yapan (kimse). kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. talihsiz. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. bakaç * Dürbün. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. navı bakam bakan * Baklagillerden. üstelik. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. an . bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. mutlu. kemik çıntı. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. kuş merak. özellikle. mutsuz. * ş ma bildirir. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. mutsuzluk.bahtiyar * Bahtı olan. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. aş * Bahtı olan. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku.

bakılı cı k * Bakmak iş i. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. * Kalı lar. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. vekillik. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. * Kademe. nezaret. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. ları ları u * Öküz. eyi n düş zca * Falcı . iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. darülâceze. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. * Falcı lı k. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. barı kları . için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı .bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). * olur ki. vekâlet. sır. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. nı * Fal. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. * Bakı iş lmak i. .

ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. terk edilme. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . değ erlendirme açı. unluğ 8. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. çevreye göz gezdirmek. i yapı tı * Muayene olmak. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. bakı zlı msı k * Bakı z olma. * Bakı yapı ş rdan lmı . kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı .bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. bakı r rengi . bakı ndı bakı nma * Bak hele. lmamı ş . yönü. 10840 C ye doğ eriyen. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. ş ş ı . * Bakı nmak iş i. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . bakı r * Atom numarası yoğ 29. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. Kı saltması Cu. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. araşrmak. ı ve elektriğiyi ileten.95 olan. -e göre. * Yeş çalar mavi renk. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. bakı nmak * Bakmak iş lmak. zı renkli element. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. yüzüstü bı lma durumu.

nda ş ı ey) arası ş ı ey). bakımlı ş . düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. bakı ı r taş * Malakit. mütenazı ı r. bakı r tuzu * Bakısülfat. simetri. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. bakımsı ş z. (rengi) bakın rengine benzemek. simetrik. konuyu. sa p bakık ş ı * Bkz. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. görüş sı açı. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik.* Kıla yakı kahverengi. zı n * Bu renkte olan. tenazur. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. . asimetri. bakıaçı ş sı * Bir olayda. r * Bakmak iş i veya biçimi. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. bakı r sülfat * Göz taş ı . göz taş r ı . ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. ı bakıksı ş z ı * Bkz. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu.

mlı * bir ş eyden artmak. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). lerle raş bakkal defteri * Karık. ş . bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. erdenlik. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi.baki * Sürekli. kide ş * El değ memişkullanı . * (toprak için) İ ş lenmemiş . içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. baki kalmak * sürekli. * Bakire olma durumu. ntı * Yiyecek. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. * Eskimemişyı . bakkallı k * Bakkalı iş n i. k. ş lı bakiye * Artı artan. bakam. el değ memiş bozulmamık. geri kalan. * Baklagillerden. * Kalı . cı * Bir ş eyden artan (miktar). daimî. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. pranmamı yeni. * Büyük bakkal dükkânı . lmamı ş . * artakalan. kalan. bakkam bakla * Bkz. z lan z. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. kalı. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. z. düzensiz yazı dolu defter. geride kalan. kalı olmak. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). öteki. mtı . il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. lik. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü.

bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . baklalı baklalı k * Baklası olan.* Bu renkte olan. baklamsı meyve * Bkz. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. * Bakla tarlası . baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. baklagiller * Bakla. bakla oda nohut sofa * Bkz. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. renk. ceviz. lan bakla ı slanmamak * Bkz. fasulye. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). bakla kadar * (bit. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. akasya. keçiboynuzu gibi. . * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. bakliye. badı ç. ağ nda bakla ı zı slanmamak. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . baklamsı * Bakla biçiminde olan. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. fı k. nohut oda. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . pire gibi küçük böcekler için) çok iri.

silindirimsi. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. ş ı ey * Aramak. tedavi etmek. çürüme. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. canlı bulunan. andı rmak. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. * Anlamak. farkı varmak. larda klara kı k biçimde olan. önem vererek üzerinde durmak. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. * dikkat çekmek sözü. incelemek. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. baklagiller. bir işyapmakla görevli olmak. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. Benzemek. * Bakmak iş i. ) * (hasta için) Muayene etmek. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. bakterileri içine alan canlı lar. nda ş an . na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. suda. * Önem vermek. denemek.*İ çinde baklava desenleri olan. kimyasal etkiyle öldüren (etken). * Bir işyapmak. bakteriyoloji alanı çalı kimse. eye lı * Gözetmek. ilgilenmek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. * Yoklamak. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. bölünerek çoğ klorofilsiz. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. * Renklerde. eyin mesi için * Beslemek. * (bir işBirinden beklenmek. geçindirmek. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. mayalanma veya hastalı yol açan. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. bakteri * Toprakta. * Bkz. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. . rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. küresel. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. tek hücre canlı vrı alan.

çok iyi. koyu. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). bal baş ı * En temiz bal. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. ndaki petek gözlerine doldurdukları . n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. i baktı rma * Baktı iş rmak i. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). baktı rmak * Bakması yol açmak. bal dudak * Bkz. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. niteliklerini inceleyen bilim. llı bal kabağ ı * İ turuncu. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . beyinsiz kimse. bal dudaklı * Tatlı dilli. *ş üpheye yer bı rakmadan. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. vı * Olgunlaş ş mıincirin. bakması sağ na nı lamak. bal gibi * pek tatlı . adamakı. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. dına sı tatlı. bal dudaklı . iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). sı madde. çi bir idi * Aptal. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. ş ı . bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p.

ri. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. balak balalayka * Bkz. * Yavru. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. * Bu renkte olan. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. n mı lan. . çocuk. gürbüz (kimse. bala balaban * İ büyük. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. irileş mek. * Ş man. balı la benzer.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. nektar. . mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. çocuk). * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. (Botaurus). yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. balabanlı k * Balaban olma durumu. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. malak. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek.

müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. su geçirmez. yavaş ı madde. * Kabzanı demir siperi. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. yapı çamur. daha çok killi. da. balata . lik arkı * Serbest biçimli. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . da. pedavra. kıkları * Safra. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. * Karagöz. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . yağ. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. mil. itli ş kan * Güçlük çı kartan. koyu. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. koyu toprak. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. *İ çindeki kil oranı yüksek.balama * Orta oyununda Rum tipi. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. lan * Denge. muvazene. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. romantik. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan.

pilâvlıpirinç. *Ş eytan otu. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. iş serseri. en . * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . * Maydanozgillerden. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. balçıhurması k .balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). mı siz. karasineğ çok benzeyen. hastalıbulaşran. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. balerin . sinekgiller familyası ları ndan. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). adı atı çoğ m ş lara. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. karabaldı r. ran en baldı rgan * Baldı ran. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. (Conium maculatum). karı * Balçı olan. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. ri k bale * Belli hafif figürlere. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). kan emen. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. incik. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü.

suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. ç. * Zodyak üzerinde. balıeti k * Omurgalı lardan. ne zayıolan. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. dalgı kurbağ adam. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). balıkartalı k . balgamlı * Balgamı olan. suda yaş ayan. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. Zodyak. ı dı atı sümüksü madde. . ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. yı ş k an. bektaş ı taş mühresenk. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. k balı k balı k * Omurgalı lardan. biçimli tombul. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . hazı rlanan bir çorba türü. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . .

balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu.* Kartallardan. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. havyar. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. vitaminli yağ karı flı a ı lan . ticarî merkez. su kıları yaş yı nda ayan. k * Balı lara özgü. kahverengi çizgili. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). su kıları yaş yı nda ayan. mın kçı mı balı lı kçı k . kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. kları (Anamirta). fakat bağ gücü yüksek yapı rı. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. üremelerini sağ layan yumurta. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. boğ k. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. k * Yayvan servis tabağ ı . ı bal rı rlanan yumurtası . balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. kla k * Uzun bacaklı lardan. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). yavaş k kları kuruyan. boynu ve gagası uzun. balıyiyen. balı beslenen. beyaz. azlı balı l kçı * Balı beslenen.

balı yararlanma ve satma iş k ktan i. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. eriş mek. esnek. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. baliğ olmak * bulmak. k balı klava * Deniz. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. ı nı ünmeden giriş erek. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. akı ı na mek. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. soğ hava deposu olan yer. k aş ı * Bir iş bir duruma. balina * Balinalardan. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. k ı balı klı * Balı olan. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. yassı na . düz ve baş ağbir biçimde. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. ağ ğ200 ton olan. atlamada) Balıgibi gergin. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. a l baliğ olmak. * erinlik çağ ermek. falyanos (Balaena mistycetus). uzun çubuk.* Balıtutma. ğ ı . kadı u ı ı rlı ı için rga balı. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. uzun ve çatal kuyruklu. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. erinleş buluğ ermek. dar. uzunca gagalı . ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . * Balı olmayan. * Balıüretme. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . uzunluğ 20 m. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. süslemek. avlama iş k i. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo).

içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. * Kesik kesik ağmak. balina geçirilmiş olan (giysi). sancı rı . ltı * Ş ek. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . * Balina takı ş lmıolan. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Makedonya. * Ağ. * Parlamak. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . Balkanlar * Hı rvatistan. Arnavutluk. dalgalanmak. . Malkarca. Slovenya. balkı ma balkı mak balkon . sancı rı mak. . nı nda ş arı ru kmı . esnek kemiksi bölümlerin adı ş . * Bkz. * Güzel süslü. Malkar. Bulgaristan. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . parlak. KaradağKosova. Romanya. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. Bosna-Hersek. Balkanlarla ilgili. Balkar Balkarca balkı * Bkz. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. * Balkı iş mak i. parı ldamak. Sı rbistan. kla * Örnek hayvanı balina olan. balkı r * Parı. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. imş * Su halkalanmak.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. * Ş ek çakmak.

lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. * Bağ larda görülen külleme hastalı. küre biçiminde araç.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. mak. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. düzenlemek. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı darı *İ ncir. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. balköpüğ ü * Açısarı k renk. tatlanmak. k ğ ı . ballı k * Bal konulan kap. balkonumsu * Balkona benzer. atmosferde uçabilen. llı ballı babagiller * Nane. * Tatlı mak. lmı * Ballıhastalı olan. olgunlaş laş mak. ballı börek * Çok lezzetli. ballanma * Ballanmak iş i. ballı baba * Ballı babagillerden. ğ ı * Ballı baba. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ik lardan oluş bir an familya. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballı *İ çinde bal bulunan.

* Bazı açlardan elde edilen. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. ası ey lmak. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . yükleri bindirip indirmekle. danslı yer. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman.). baloncu baloncuk * Balon satan kimse. lan ı . balta vurmak * balta ile kesmek. belsem. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). parçalamak. aç . sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. * Odun kıcı rı. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. yarmak. * Gemici. balonvari * Balona benzer. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. demir araç. n an * Bir tür kudret helvası . koru). parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. * Kesmek. * Küçük balon. boynu dar cam kap. baltacı k * Küçük el baltası . balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. musallat olmak. balon gibi. yol açmak. * Karnı yuvarlak ve şkin. merhem vb. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . baltacı * Balta yapan veya satan kimse. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. .

* Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. ini baltalı * Baltası olan. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . baltalamak * Balta ile kesmek. iş m ini balya yapmak * balyalamak. i. . sabote etmek. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. balyalanma * Balyalanmak iş i. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. * Sısıkesimi yapı orman. balyalama * Balyalamak iş i. * Bilinçli ve kası olarak. denk yapmak. balyalamak * Balya yapmak. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. sabote etme. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. bir sıntı kurtulmak. tlı kacak davranı bulunmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . pot kı nda rmak.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek.

İ u * Taş kı ları rmak. ları lan. hezaren (Bambusa vulgaris). uzun menzilli tunçtan top. kahverengi. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). balyozlamak * Balyozla vurmak. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). k lerde lan. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. baston gibi birçok cak en. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. varyos. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. * Bu bitkinin hem taze. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). balyozla dövmek. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. hem kurutularak yenilen ürünü. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. balyozlama * Balyozlamak iş i. ban ağ acı . ergin evrede baş akları kemiren. . yanı mı lan ş . balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. ı n ndaki bölümü.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. merdiven. bamya tarlası * Mezarlı k. değik. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. ı r. ka bambu * Buğ daygillerden. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. mobilya. .

meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). nda ı bana da . lokma. bançolaş ma * Bançolaş durumu. ban otu * Asya.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. aç * Sepetçi söğ sorgun. bandajlatmak . n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . telek damarlı . ile bandaj * Sargı sarma. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. ile * Bağsargı . ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . aldı etmemek. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. . in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. bandajlamak * Sargı sarmak. banda almak * bir sesi. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak.. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. bandajlama * Bandajlamak iş i. * Banal olma durumu. herkesin anladı. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü.. . * Herkesin kullandı. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. üdü. çiçekleri salkı m durumunda.

bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. mıkacı zı . u bandı rmak * Banmak. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . unu * Yabancı devlet bayrağ ı . mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse.* Sargı sardı ile rmak. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. bandı ralı * Bandı olan. * Etibank. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. kuran. * İ dizilmiş pe ceviz. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. mıka. halkı bani * Kurucu. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. * Yapan. hı karak ağ çrı lamak. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. bangıbangıbağ r r ı rmak. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. bandaj yaptı rmak. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. bank . gürültüyle. bangı r bangı r * Yüksek sesle. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. badem ve benzerlerinin. kumaşerit. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk.

altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. parklarda oturulacak sı ra. * Para. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. kasaları para. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. na banker * Banka sahibi. kredi. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. * Bankerin yaptı iş ğ . * Faizle para alıveren. * Bankacı .iskonto. raş * Çok zengin (kimse). banka gibi * çok zengin (kimse). banka cüzdanı . banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. kambiyo iş p lemleri yapan. değ belge. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . biriktirmek. bankiz * Buzla. . tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. * Bankacın mesleğ nı i. banka cüzdanı . bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. * Banker olma durumu. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. banka defteri * Bkz.

* Bağ ı rmak. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. ş bağ erit. çevre. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. * Katı ş sulu veya tuz.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. * Banmak iş i. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. nda. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. * Bantlama makinesi. deş etmek. yassı . nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. banko sayı * Sayı loto oyununda. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . loto gibi oyunlarda. dolay. banlamak * Horoz ötmek. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . banlama * Banlamak iş i. bant yapı rmak. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. banko geçmek * Yarı ş veya toto. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. ensiz. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. * Su altı tepeliğ i. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. banma banmak bant * Düz. . eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı .

* Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. * (kitaplarda) Bölüm. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. banyo yapmak * yı kanmak. başk. aç bap * Kapı . * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). içinde yı lan bölüm. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . hamam.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. baobap * Ebegümecigillerden. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. banyo * Yapı larda. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. bar . husus. lan lan banyo kabini * Duş kabini. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. lı * Konu.

* Hava bası birimi. . kı çuha. * Tahta. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. ı r bar * Danslı . * Ayaküstü içki içilen meyhane. ncı * Cam kaplarda oluş pas. baraka barakacı k * Küçük baraka. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. * Apaçıgörünmek. reti . baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. içkili eğ lence yeri. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. barak * Tüylü. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. duvar yapmak. paslanmak. kebe. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. ortada olmak. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. ağ ritmli bir halk oyunu. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. baraj * Suyu toplamak. büğ yla lan et.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi.

baltacı kapılarıgiydikleri. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. . ş * Kaba ve kı . nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . bir tür fasulye. rı cı * Kaba saba. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. n. vücutları pullarla kaplı mı iri . * Uygarlaş mamıkavim. topluluk. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). beyaz etli. n. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. oval veya yassı rmı benekli. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk.baran barata * Yağ mur. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. . ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. kale u kı lı ş n korkuluğ u. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. ucu kı k. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. uzunca başk. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. * Taneleri yuvarlak. kı zı rmı pullu. ilkel. barbarlı k * Barbar olma durumu.

barçak * Kı kabzasın siperi. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. * Fıcı çı keseri. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge.* Bar iş kimse. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. . baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. ı n u lan. * Bir tür küçük ve tatlı incir. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. kâğ veya plâstik örtü. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. lan. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. lan * Bir bardağ alacağmiktar. nı ların nı * Çok beyaz. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. ri. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek.

* Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. barı nma * Barı nmak iş i. çit. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. . kavga etmeme eğ ş çı ilimi. * Kafile. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. geliş ortamı ecek bulmak. * Bir tür süs iğ nesi. barı ş * Barı ş iş mak i. barıöngören. dirlik içinde yaş amak. k * Uyum. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . göç. papaz takkesi. otağyüksek divan. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. * Çevresiyle uyumlu. ş ları lmış * Küçük takke. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. barı ş çı * Barı seven. * Barı amaçlayan. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. melce. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. sulhsever. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. sulh. sulhçu. yası yası * Bahçe duvarı . * Göç eş . * Barılacak yer. barı . ev eş . * İ izinle girilen yer. barı ş ı ş sever. küçük kervan. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. ş ı ş ı * Bkz. sulhperver. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. a bir ğ ı * Yerleş mek. çine . barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. metal veya plâstikten yapı şapka.

ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. uzlaş mak. anlaş mak. öyle ise. sulhçu. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. hiç değ o hâlde. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. ara bulmak. ilse. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . . barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. barı ş mak * İ taraf. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). barikatlama * Barikatlamak iş i. barikat yapmak. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. ma. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. zevk almak.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. * Keş ke. ağ küre. uzlaş anlaş mak ma. barı l. sevecen. sulhperver. hoş kası ş n man görülü. dargıveya düş olmayan. barı ş sever * Barı . * Bkz. al baritli *İ çinde barit bulunduran. * Sevmek. sulhsever. bari * Hiç olmazsa. barikatlamak * Barikat ile çevirmek.

engel. * Bkz. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. * Basso ile alto arası ses veren. * Bkz. yükseklikölçer. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. ev bark. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. k . barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. pistonlu bir tür ağ çalgı. i barklanmak * Ev sahibi olmak. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. * Çizgi im. evlenmek.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. barok * M. belirgin. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barlam.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. k. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. * Büyük sandal. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. * Açı göze çarpan. barklanma * Barklanmak işveya durumu. mimarlıüslûbu. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş .

sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. aksi (kimse). patlayı. * Gösterge. barut gibi * öfkeli. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. barometre * Bası nçölçer. sert. * pek ekş i veya acı . abartmalı lması kuya . yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. barsak * Bağ ı rsak. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. * Baron olma durumu veya baronun görevi. sinirli ve kinle dolu kimse. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. fı. huysuz. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . katı li lması n rlatı na cı madde. etkileyici. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. barut fısı çı * Barut koymaya. düş nda ünceden çok duyuma. . * Koyu gri renkte olan. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera).

baryum karbonat * Karbondioksidin. * Atom sayı 56. barutçu * Barut yapan kimse. bas * En kalıerkek sesi. defol!. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. gümüş renginde. katı basit bir element. basamak * Merdiven. n sı bas (veya bas git) * çekil. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. yoğ sı unluğ 3. baryum sülfat * Baritin. u ada havada çabuk oksitlenen. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. barut rengi * Koyu giri. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. Kı ve saltması Ba. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. git. n * Sesi böyle olan sanatçı . lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. * Merdiveni olan. yürü. . barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i.78 olan. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı .barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. * En kalısesli orkestra çalgı.

bası cı * Kitap. tâbi. laş ş . bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. kalı mı ı da eylere yazı . her rakamın bulunduğ sı hane. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. . * Derece. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. lan * Görme ile ilgili. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. ine mek basamaklı * Basamağolan. ı basar * Göz. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. . *İ leriyi görme. basamak basamak olan. aş kerte. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. dergi gibi ş eyleri basan kimse. * Bası ş lmı yassı mı . na lmıbir nı nı u ra. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. algı yetisi. k bası k klı * Basıolma durumu. * Derece derece. * Dalyanıkapak yeri. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. resim çı karmak iş tabı i. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. mak lan i. alçak. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. * Kık. ama. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). * Çok yüksek olmayan.

tabı iş . matbaa. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. lı k. matbaacı m leten . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . * Bası işveya durumu. * Bası evinde bası şmatbu. tabaat. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . bası n" anlamları kullanı terim. * Bası i. tipografya. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. bası n * Gazete. lmak i * Bası iş lmak i. matbuat. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. n n nı nda n nı sı p . bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. * Bası sanatı .bası la * Bası lı provalarda "basız. i. mcı kta. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. m lmı . basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama.

seziş . * önem vermeyerek uğ ramamak. bası rganma * Bası rganmak durumu. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. basiretli * Gerçeğgörebilen. basiretsiz . * Doğ görüşuzağgörüş ru . ı rlı bası ş * Basmak iş i. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. için nç lamak veya ayarlamak. anlayı kavrayıdikkat. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. bası rgama * Bası rgamak iş i.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. kâbus çökmek. ş . basıgitmek p * birdenbire gitmek. ı rlı * Kâbus çökmek. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. barometre. na u eyi u mak. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. uyanı k. uzağgörebilen. nç ş lma kı su. sağ klı ş . basireti olan. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. sağ i ı görülü. tazyik. görü. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. ı .

olağ i an. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basiretsizlik * Gerçekleri. n lan . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. sağ ı görüden yoksun olma. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. ileriyi ve uzağgörememe. sade bir biçime döndürmek. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. * Süssüz.* Gerçekleri görebilmekten uzak. sağ lü görüsüz. kolay tarafı ndan. basitleş me * Basitleş iş mek i. basite indirgemek * basitleş tirmek. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. ileri ve uzak görüş olmayan. özelliğolmayan. gösteriş siz.basite irca etmek. basketbol * Basit olma durumu. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. bayağ lması ş ı ı . kök durumundaki kelime. ı . basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. yalıkelime. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. * Kolay. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. bayağ görgüsüz. * Her zaman rastlanan. basitleş mek * Basit duruma gelmek. karık olmayan.

zor kullanmak. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. lediğ n u lan zı * Kı süreli. pres. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. beklenmedik saldı. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. basketbolcu. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. lı kta iş * Kıtlayı. zorluk bakı ndan) Üstün. tazyik. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. kazı resim. kıtlamak. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. baskı lı * Baskı olan. lı ş * Bası sı sayı. mı baskıbasanı r n ndı . na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. sa rı * (sertlik.

* Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . saldıda bulunmak.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. m mı * Pamuklu. dergi. basma * Basmak iş i. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. tezek. * Matbaacı lı k. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. üzerine kalı desen basan kimse. baskı ncı * Baskıyapan kimse. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. * Bası ş lmı matbu. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. * Terbiyesiz. tülbent vb. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. ahlâksı z. . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. matbua. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. * Disiplinsiz. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. tülbent vb. . basma kalı bı * Kitap. * Gazete. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. ı dı * Gübre. basklârnet * Kalı sesli klârnet. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. * Pamuklu. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. basmacı lı k * Basma alı satı . . * ansın konuk gelmek. üstünlüğ göstermek. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. üzerine kalı desen basma iş pla i.

a * Çevreyi kaplamak. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. maydanoz. değ iklik göstermeyen. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. yı rmak lan aç * Ağ k. . basso * En kalıerkek sesi. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. * Bası i yapmak. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. kı k * (çocuk için) Yaramaz. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. taze soğ yeş an. tabetmek. ey p. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. mı l. bilineni tekrarlayan. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. gittiğyerin bereketini kurutur. yük. harcı ü iş âlem. üzüntü ve ağ k duymak.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. çökmek. iş * Örtmek. kaplamak. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. ilbiber. n sı bastana salatası * Domates. * Bkz. baş tarda. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. durumunu kontrol edememek. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. eyi. p basmalı * Basma özelliğolan. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). * Yol yapı nda çakıkum. n * En kalısesli orkestra çalgı. * Bir kimse bir yaş girmek. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. baskı ı rlı . aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. kliş e. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. * Baskıyapmak. * Bastı rma. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. bürümek.

sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. nce. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. hemoroit. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. nemli ormanlarda biten.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. * Bastı . * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. * Üstünlüğ göstermek. üzerine iyice düş mek. * Baskı yapmak. ı n nı vıp * Gidermek. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. bastonsuz * Bastonu olmayan. basurlu . bastonlu * Bastonu olan. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Zararlı olayı bir önlemek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. * Ansın birinin yanı gitmek. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis.

baş rı ağtmak * tedirgin etmek. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. * Deniz teknelerinde ön taraf. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. en önemli. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. ser. uğ tı raşrmak.* Basuru olan.. kulak. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. baş * Çı ban. langı * Temel. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. can sı kkı k kmak. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. * Bir topluluğ yöneten kimse. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. baş ağgitmek aş ı . ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. * Arazide en yüksek nokta. göz. raşran rsat baş almak * fı bulmak. basya baş * Sapotgillerden. esas.. * En uç. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. nı ı yan indedir. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. * ". Asya'da yetiş bir ağ (Basia). ı rı . baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. u * Baş ç. sarrafiye. hemoroitli. kafa. bı nlıvermek. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. eyin * Bir ş uçları biri. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. burun. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. yüksek nokta veya en ön. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik.

baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş bezi * Mendil. baş a baş * Birlikte. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. bit. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş çekmek * ön ayak olmak. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. beraberce. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. gururdan. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. ı rı * baygı k verici. ı na * baş vermek. * dayanı ş mak. intisap etmek. beraber yaş amak. baş biti * Bkz. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. üzüntü veren.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. ndan kla baş döndürmek * baş dan. baş çanağ ı * Kafa tası . baş belâsı * Sınt ı kı . nlı baş döndürücü . baş çağ bı ı * Ustura. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. aş . sürekli zarar etmek. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. baş a bı baş rakmak * birinin. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak.

baş kaldı rmamak * Bkz. yaş arken sağ iken. baş kaldı ı nı rmamak. baş etmek göz * evlendirmek. baş olmak önemlidir. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. ı * iyice coş mak. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş nereye giderse.* Ş kı serseme çevirici. kaldı i. her iş onları te örnek tutarlar. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. başve kı üzerinde inip kalkmak. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. zuhur etmek. kabarmak. arı baş gelmek * yenmek. gücü yetmek. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş olmak göz * evlenmek. na yat baş elde iken * ölmeden. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. aş na. tan ı çı baş rı fes içinde. te ta baş olan boş olmaz . yönetime karşgelmek. inkı etmek. baş kazanmak (kazanmamak). baş kesmek * selâm için baş mek. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). baş göstermek * belirmek. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. vuku bulmak. ortaya çı kmak. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş da. isyan etmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider.

çevirmek. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. kayı döndürmek. baş örtü. baş oluş ak mak. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. k k lan. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş tutamamak * rüzgâr. baş örtüsü * Bkz. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. baş tutmak * elebaşolmak. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. ı sı baş tacı * Çok sevilen. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). el üstünde tutmak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. . * (gemi. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. fı na yüzünden. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. değ hiç yitirmeyen eser. * (buğ vb. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. m baş lı rı börk (fes) içinde. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. rotadan çı kmak.

Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. ı yan lçı baş . pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. denk olmak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. i rabilmek. * Tarlalarda. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. baş baş a * Eş durumda. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. arası . baş baş a * birinden üstün olmadan. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. baş k akçı . baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. dengeli olarak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. ak mak. * Arpa.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün.

baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. * Baş lı biçimde. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. baş gösterememek. tutmak. * Baş lamayan. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . arı . ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . muvaffakı arı yetsiz. * Baş göstermeyerek. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. . arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. muvaffakı arı yetsiz. baş göstererek. baş lı arı * Baş gösteren. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . performans. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. * Baş göstermeyen. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. baş aklı * Baş ı (ekin). baş aklama * Baş aklamak iş i. takat sırı i nı. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş aklamak * Tarlalarda. muvaffakı arı yetli. muvaffakı yet. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i.

sır başsatan kimse. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. baş çı * İçi baş ş ı . kan. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . * Baş asistanıgörevi. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. muvaffak olmak. ı vekil. * Çiğ veya piş koyun. baş k çı . . hâkim. kan baş k atlı * Baş olma durumu. n * Baş bakanı makamı n . ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . i baş asistan * En üst derecedeki asistan. . kuzu. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. baş bakan * Hükûmet baş . nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. baş arma * Baş armak iş i. dominant. efe. hâkimiyet. muvaffakı arız yetsizlik. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu.

baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş t. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. * Baş hekimin makamı . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . i. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. sermürettip. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . sertabip. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. * Baş garsonun işmetrdotellik. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. . baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş eski * En kı demli kimse. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. rlamada en üst sorumlu. baş kâtip. baş tabip.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. ş yapı aheser. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. . n ı .

sıntıbir durumda. * Evli. başdertte ı * çözülmesi güç. başbelâda ı * çözülmesi güç. başdara düş ı mek * sıntı girmek. üzücü bir durumla karş mak. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. . ön ayak olmak. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. gururlu. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. kı lı başdevletli ı * Talihli. kendi yanı tutmak. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. bahtı k. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. açı başdimdik ı * Onurlu. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. * birini yandaş olarak kazanmak.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. sıntıdurumda. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. ğ mek. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). baş hemş irelik * Baş ire olma durumu.

başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. rgı kla. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. * bir düş veya davranı uygun bulmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak.başdönmek ı * insana. a başhavada ı * sevinçli. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. çevrede gözü olmayan. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. bunalmak. kı nlı üzüntüyle. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. ağ ı rlanmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. eş n dönmesi. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. a p ş başyerde ı * utançla. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. zor durumda kalmak. başyerine gelmek ı . başönünde ı * uslu.

sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. karık. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. ş . ı etmek. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. söz dinler (kimse). * Baş örtmeden. tedirgin etmek. disiplinsizlik. . srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. inat etmek. baskız. denetimsiz. kibirli. * Kargaş . karı . baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. seve seve. kendini beğ enmiş . ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . kötü bir duruma düş ı laş mek. rakı ş . baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. başyukarda ı * onurlu. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. musallat olmak. * Düzensiz davranı düzensizlik. * Yönetimsiz. başyumuş ı ak * Uysal. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. baş beraber ı mla * memnunlukla. görüş olmamak. kendi havası bı veya na rakmak. içinden çılamayan. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş .

baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. raşrı bir e . kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. baş geçirmek ı na * baş giymek. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. nefretle geri vermek. nda * bir iş yönetimini ele almak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. in * bir işyapmaya baş i lamak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. ı laş * beklenmedik.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. ı r * üstüne kalmak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. çok yüz vermek. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. ı na * kötü bir durumla karş mak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle.

eğ lence peş koş inde mak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. lan inde in k ini . ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. kontrolünü yitirmek. işkoyulmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. ilgi göstermek. baş vur. önde geleni. zevk. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. zor durumda bı rakmak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. hiddete kapı lmak. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek.

ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. . ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. * bir iş birini tedirgin etmek. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. baş belâya sokmak ı nı * birini.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. sorumluluğ atmak. cezalandılmaktan korkmak. lı a. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. baş luktan kurtarmak. savuş i mak. uğ tı için raşrmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. baş beklemek ı nı * gözetlemek. iş sizlikten. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak.

baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. kellesini uçurmak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. sakin kalmak. sis bürümek. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. * kendine hayran bı rakmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. yataktan çı kamamak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. . kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. i ksı * iyileş ememek. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek.

er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. iş baş kaca * Ayrı ca. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. istihale. metamorfizm. özge. rolü i. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. değik görünmek. baş biri ka * diğ bir kimse. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. değ ik.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. iş . na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. uyarını sı dinlememek. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. özveri. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. . baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş .

ka baş rı kaldı * Ayaklanma. reislik. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. riyaset. istihale. herhangi bir kimse. değ iklik. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. . * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. baş kent * Baş ş ehir. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. metamorfoz. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. bozulmak. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. iş lı k * Biçim değtirmek. . değmek. reis. er ahı eri. diğ ötekisi. e mek. farklı kazanmak. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . un. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. isyan. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. baş kentlik . değ ik olma durumu. veya u. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. aslî tipi. * Alılana benzememe. iş * Kötüleş mek. istihale etmek. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek.

bu halkla ilgili. ş la nda . yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). serdar. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . * Baş konsolosun makamı . lı baş lama * Baş lamak iş i. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. Baş kurtça * Baş Türkçesi. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. ayan veya n * Bu halka özgü olan. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. ta baş kumandan. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. katedral. kahraman. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. n * Baş komutanımakamı n . nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise.* Baş olma durumu.

doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. baş latmak * Baş laması yol açmak. * Görünmek. bir hayatıvb. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. e mek. iş yürür duruma girmek. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. doğ mak. ortaya çı kmak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. oluş mak. in. fı sın. * Çalır. ş ler. ine * Baş mak. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. * Etkisini gösterme. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. baş lmak lanı * Baş lanmak. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). . n * Ön söz veya girişmukaddime. baş lı * Başolan. ı * Olmak. ta . oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. müptedi. baş gelen.nin ilk bölümü. belirtmek. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. başca lı * En önemli. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. i. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. ı na. baş lanma * Baş lanmak iş i.

lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . başksı lı z * Başğolmayan. . * (camide) Ayakkabı konulan yer. lı ı * Antetli. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. baş misafir * En değ konuk. arpalı k. has. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. baş mal * Anamal. paş * Başk yapan veya satan (kimse). öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. * Bir yazın. takke.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. bir direğ tepeliğ in i. sermaye. anteti olan. a * Bir sütunun. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . . nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. külâh. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. sermuharrir. erli baş muallim * Baş retmen. baş mak * Ayakkabı mak. giriş bölümünde. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. satan kimse. top. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. serlevha. * Bazı bölgelerde. kapital. * Camilerde. ı baş muharrir * Baş yazar. baş maklı k * Padiş n anne. antet. paş makçı . serpuş ı . z lanan ödenek. evlenirken. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. lı baş makale * Baş .

baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. . sermürettip. * Baş müdürün çalı ğdaire. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. müdür. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. eş nları nı kları arp. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . ı baş mürettip * Baş dizgici. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda.

anarş ve i. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş ehir. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. na. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş rejisör * Baş yönetmen. . * Baş nı görevi veya makamı savcın . baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . baş olmayan. baş rol * Baş oyuncunun rolü. ı * Yöneticisi.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. kent. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. başz sı * Başolmayan. in baş gelmek ta * önde olmak. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . üstün durumda olmak. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. erksizlik.

pek çoğ almak. na amak. bir kez daha. baş aş tan mak * pek çok olmak. . baş baş tan a * Tamamen. baş savma tan * üstünkörü. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş mazlı tanı k * Anarş izm. baş maz tanı * Asi. bir uçtan öbür uca kadar. u baş tabip * Baş hekim. düzen bozucu. baş tabiplik * Baş hekimlik. hepsi bir arada. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş tan * baş ı alarak. bütünüyle. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. isyancı . baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş sona tan * Daima. doğ yoldan saptı ru rmak. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. özen göstermeden. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. * Baş ı sonuna kadar. gemi baş karaya vurup oturmak. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. her zaman. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş i ı savma veya atma. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. bütünü. kötü yola sürüklemek. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. yeniden.

baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. baş vekil * Baş bakan. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. Kuzey Afrika. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior).baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. ı . n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. müracaat etmek. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. ufkun i üstünde olanı . baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. i. müracaat etmesini sağ lamak. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. * Baş uzmanı görevi. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. müracaat ettirmek. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. lar mı türünü içine alan geniş familya. tankaragiller familyası ndan. semtürreis.

baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. . baş kâtiplik. * Baş yazarıgörevi. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. bat . baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . müracaat edilmek. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. bilgiye ulaş referans. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. sermuharrir. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş rejisör. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. i. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. baş t yapı *Ş aheser. baş yazı nı muharrir. anlaş k durumunda. . * Baş yaverin görevi veya makamı . ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. cı mazlı ü . ı ma. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. müracaatçı .

yarar sağ r lamaz. bataklı klarda yaş ayan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris).* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. * Kötü durum. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. li yı nda en llı batar * Zatürree. * Uygunsuz ve kötü. * Eline geçen parayı ran. * Hayıgelmez. sı tüyleri pas rengi olan. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). rengi kahverengiye çalan siyah. ğ ı . bataklı klarda yetiş bir bitki. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. hayvan). batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. pamuk otu (Eriophorum). bataklı kları klarda yaş (bitki. ahlâk dı durum. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). içinden çılmaz iş kı . lan. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. imş lmı ucu . bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. bataklıgazı k * Metan. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. uzun kanatlı . batmı ş . ishak kuş (Asio u flammeus). it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. batak çulluğ u * Çullukgillerden. * Bataklı olan (yer). batı * Bataklı seven.

gizli ve akı şgüçlere. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. * Batı sı yanlı olma durumu. lı in ğ ı * Bu yönde olan. telefon vb. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). bu yönle ilgili.batarya * En küçük topçu birliğ i. * Çürük. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Orkestrada vurma çalgı takı . * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. garp.). * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. gün indi. temelsiz. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. garp. garpçı yanlı olan . * Batarya ile çalı (radyo. * Batı sı kimse. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. garbî. garpçı lı k. garplı ndan . batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. lar mı * Bateri çalan kimse. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. davulcu. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. davul. batı l itikat * Boş inanç. batı l itikat. laş . u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. lı laş i.

* Mahvetmek. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. çalı ş mada. batması sağ vın ak nı lamak. maydanoz. * Bir iş sermayeyi yitirmek. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . lı * Batı uygarlını ğ benimseme. bati batik * Yavaş ı . soğ domates. laşrma. batılmak rı * Batı iş konu olmak.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. garplı ı lı k. tahin ve limon suyu kullanı an. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. * Batmak iş i veya biçimi. tirip * Kirletmek. niye *İ çrek. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. ağ r. batı n * Karı n. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. garplı tı laşrmak. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. . dövülmemiş ceviz içi. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. kuş ak. garplı mak. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. * Göbek. ş . ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. batı k lı lı * Batıolma durumu. lan batı ş batisfer batiskaf . nane. rmak ine * Yok edilmek. lan. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak.

ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. yok olma. * Çökmek. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. * Yılmak egemenliğsona ermek. * Yok olmak. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. vın * (GüneşAy. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. * Yılma. ra.batkı batkı n * Batkı k. battal olmak * kullanı lamaz. ş ş ı * Harman makinesi. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. . tuzlu çubuk. ldı n ü sı na * İ etmek. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. * Dokunmak. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. harman dövme makinesi. kullanı ş lmaz. lan. * Bir gök cisminin (Ay. * Alılmıolandan büyük. GüneşYı z vb. (kimse). . iflâs. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. bozulmak. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. çökme. incitmek. * Saplanmak. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü.) ufkun altı inmesi. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. . yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. flâs * Kirlenmek. inkı kı raz. müflis. nı i ile n batma * Batmak iş i. battal * İe yaramaz. iflâs. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. iş yaramaz duruma gelmek.

tı * Avcı n. zengin (kimse). âdeta. içine eş konulan büyük çanta. pekâlâ. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. ahin i ş tı * Yolculukta. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. çok . beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. i * Hemen hemen. bavullu * Bavulu olan. bayağ ı * Aş ı pespaye. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). için) yakı ş mamak. basit adî. lı * Kibar olmayan. davranı giyiniş ş . ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. sı radan. malı olan. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. * Ş ve köpeğava alı rmak. * Çok iyi. oldukça. banal. * Gerçekten. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. epey. ı laş * Parası . * Her zamanki gibi olan. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. hiçbir özelliğbulunmayan. çok. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). amiyane. * Bavlı iş mak i. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. uygunsuz olmak.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. bayağkaçmak ı * (söz. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. ağ k. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i.

tazeliğ yitirmek. * Taze olmayan. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. ini . . bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. * Güncelliğ önemini. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. bayağbir duruma girmek. * Gönül vermiş . çok . . ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . * Süzgün. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . bayatlamak * Bayat duruma gelmek. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. * Eşkarı . * Bayatlamaya baş ş lamı . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r.

bayı lma * Baygı duruma girme. uyur gibi olmak. baygı k nlı * Baygı olma durumu. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. severek. bayı nı lamak. * Vermek. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. kendinden geçme. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. bayıcı ltı * Bayı ltan. * Sı açlı susuzluk. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. . bayı ltmak * Bayı nı lamak. nı ş ş ı . * çok heyecanlanmak. ödemek. telâş lanmak. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. n * Çok hoş lanmak. bayı bayı la la *İ steyerek.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . k. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. çevreye göz gezdirmek. n * (göz için) Süzülmek. * hayranlı seyretmek. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. istekle. baygı ntı * Baygı k. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. çok isteyerek. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. bayı na yol açmak. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. lması lması sağ bayı r ndı mamur. kan ı n mı . baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. kendinden geçmek. cak. çok sevmek. kendini kaybetmek. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. koza yapamama durumu.

ndı i. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. terbiyesiz erkek. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. * Bu iş yapı ğyer.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. ine lan baykuş giller . ndı * Bayı r duruma getirme işimar. dükkân veya kuruluş . imar etmek. ümran. rtı gece ların . bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ndı tı i. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). ri * Kaba. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . * Bir maddeyi sürekli satma iş i. ru.

bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. * Gerektiğ indirilip kaldılan. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. naz. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . baylan * Nazlıı k (biçimde). etki altı bı nda rakmak. * Devre dı bı ş rakma. . inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. iş ı klı ve. * Baymak iş i. . sembol.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak.ş marı baylanlı k * Zenginlik. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . kandı rmak. * Aldatmak. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. ş ı marmak. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. * Simge. bayrak töreni. * Şmarı k. . bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . baypas * Damar aktarma. bayrak merasimi * Bkz. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . baylanmak * Nazlanmak. baylanma * Baylanmak iş i. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. * Öncü. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. mideyi bulandı nlı rmak. ı in sı bayrak * Bir milletin. açı kapatı kol. midede ezinti yapmak.

rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. * Özel olarak kutlanan gün. neş e. yol göstermek. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. sı . mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . * Bayrak yapan. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayrakaltı * Ordu hizmeti. hı nlıetmek. * Bayram günü doğ çocuk. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). * Sevinç. bayraktar * Bayrağtaş kimse. ş evval. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. askerlik. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. lmı .bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. eri bayraklı * Bayrağolan. eli bayraklı . nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. * Bkz. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. tem * gösterilen bu ilginin. bu yakı ğ bir sebebi olacak. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. diken veya satan kimse. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . * Bayrak asmaya uygun direk. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. il.

eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayramıkutlandı gün. arada sı rada. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. eli. * Bayramlarda verilen armağ an. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. nadiren. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. nadir olarak. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. * Bayramî tarikatı olma durumu. bayram günü * Bayrama rastlayan. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramlıağ k ı z . bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. lan.* çok sevinmek. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. Bayramîlik * Bayramî tarikatı .

baytar * Hayvan hastalı hekimi. * Temel. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. * Ara sı arada bir. kimi vakit. Bayramüstü. çok n ı yan * Koyu renkli. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. yı cı kuş ahin rtı bir . ş . esas. baysungur * Ş cinsinden. mak. veteriner. ra. m.* küfür. * Birtakı kimi. kı dem. * Ara sı arada bir. esasî. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. esas. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. * Taban. bir çeş yanardağ it kültesi. * Çarş pazar. * Pazarlı alıveriş k. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. bazal bazalt bazar bazen bazı . ı . kadim. ra. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. kimi vakit. bayramüstü * Bayrama yakı n. sert. bayramüzeri * Bkz.

* Baz niteliğgösteren. kalıgözleme. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. n na bazik (tuz). sı n * Bazlama. kimisi. bazlamaç bazlaş ma bazuka . hey. * (teklifsiz konuş mada) Ey. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. Be be be bebe * Bebek. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . * Roketatar. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . * Dikdörtgen biçiminde. bazilika * Kral sarayı . biçiminde kilise. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . ra. mı baziçe * Oyun. smı m kı sı * Ortadaki yüksek.bazı bazı * Ara sı arada bir. su ile birleş baz etkisi gösteren. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. küçük çocuk. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. yahu. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . * Tatlı bol. iki sı sütunla. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan.

e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. beceri * Elinden iş gelme durumu. * Plâstik. * Göz bebeğ i. becelleş mek * Cebelleş mek. * Vücudun. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. i. bebeklik * Bebek olma durumu. budala. ustalı maharet. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . bücür erkek. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. bebeğ yakır biçimde. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. n bebekçe * Bebek gibi. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * (küçük b ile) Sevimsiz. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * Yer değ me. k. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. karş klı değtirme.den yapı insan biçiminde oyuncak. tahta. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. * bebeğ yakır biçimde. bez vb. karşklı değtirmek. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. becerikli . larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i.

na * Birini öldürmek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. vedi. bozmak. ustalı maharet. * Bir ş kullanı duruma getirmek. usta olmayan. Beçene bedahet * Besbelli. becerme * Becermek iş i. düş zı ünmeksizin. elinden iş gelen. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. * Gerekli. beceriksiz * Becerisi olmayan. becet becit * Serçegillerden. ansın. * İ acele. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. kirletmek. mak . lüzumlu. k. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. apaçıolma durumu. kirletmek. bedava * Karş ksı parası emeksiz.* Becerisi olan. bedavadan ucuz * çok ucuz. rak ünde. evcil bir hayvan (Numida meleagris). beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. ı z. mahir. bedavadan * Bedava olarak. lı z. maharetli. beceriklilik * Becerikli olma durumu. bedaheten * Birdenbire. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). küçük bir kuş (Passer). tavuk büyüklüğ ı plak. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. usta. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. üstesinden gelmek. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. eyi lmaz * Irzı geçmek.

bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. * Asısuratlı k . birinin işsürekli ters gitmek. bedbinleş tirmek * Kötümser. ı r * Mutsuz. k. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. * Kötü yüzlü. kötümser olmak. bedbahtlı k * Mutsuzluk. bedbaht etmek * üzmek.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. karamsar olmak. karamsar. bahtsı talihsiz. bedbaht olmak * üzülmek. *İ lenme. karamsarlı pesimizm. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bedbin etmek * üzmek. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. kötümserliğ kapı e lmak. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. lânetlenmiş . bahtsı k. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. zlı bedbin * Kötümser. bedavaya * Çok ucuza. bedavası na * Bkz. ilenç. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. pesimist. bedavadan. intizar etmek. beddua beddua etmek * ilenmek. suratsı z. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. karamsar duruma getirmek. z. i bedduası tutmak . karamsarlı sokmak.

veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. bedenî * Beden bakı ndan. vücuduyla. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. kı er. eyin ı lı * Eş denk. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. ndan bedel * Değ fiyat. gövde. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. ş ı * Kale duvarı . i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. bedel ödenilen. vücut. . ymet. varlı n * Vücudun. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. fiilen. kasın na ile * Uş hizmetçi. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. . it. başkol ve bacak dında kalan bölümü. erli. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. bedel ödenilmeyen. * Bkz. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma.* ilenci yerine gelmek. * Bedelci. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. beden eğ itimi. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. * Bir ş yerini tutabilen karşk. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. ak. çoban.

* Bedevî olma durumu. gözü gönlü okş ayan. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bedenî. beğ enilen. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. * Estetik. güzel sanatlar. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * Güzellik ölçülerine uyan.* Bedenle ilgili. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . ayıon dördü. bedenli * Bedeni olan. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. * Estetik bilimi. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * Çölde. apaçı k. bedensel. * Besbelli. bedirleş me * Bedirleş durumu. kötü yürekli. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bednam . * Parlak ve sağklı lı görünmek. * Kötülük isteyen. ı . bedirlenmek. * (büyük b ile) XIII. çadı yaş göçebe.

yi * Sevilmek. hünkârbeğ endi. takriz. beğ enilen. tma sı * Son derece. begonyagiller * İ çeneklilerden. zevk. bedük * Çam sakı. hoş gitmek. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. reçine. * Hint prenseslerine verilen unvan. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. rma * Beğ enme duygusu veren. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. kötülüğ ile dillere düş ü en. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. * Beğ enmek iş i. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. aş . n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. pek çok. gusto. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Bey. hoş görünmesini sağ lamak. beğ enilir olma durumu. . beğ endirme * Beğ endirmek iş i. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ endirmek * Beğ enilmesini. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. * Övücü tanı yazı. zevk.* Kötü ün kazanan.

beğ lik * Beylik. çı behemehal * Her hâlde. uçmak. tasvip etmek. * Onaylamak. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. nasibi. * Pay. hayvana yakır biçimde olan. p p. zarar. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. hisse. ş ı . * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. behiş t behre behresiz beis * Engel. ne yapıyapı mutlaka. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. kabul etmek. uymazlı k. * Payı . * (duygular için) Hayvanca. yok. ne olursa olsun. beis yok bej * zararı önemi yok. kuş ile karş ku ku ı lamak. nca. hissesi olmayan. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. beis görmemek * sakı zarar görmemek. behavyorizm * Davranı lı ş k. hor görmek. yi * Kuş duymak. beğ enmezlik * Beğ enmeme.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. bîbehre. * Onaylamamak. * Kötülük. ya k * Cennet. * Küçümsemek. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. * Sarı çalan açıkahverengi. beher * Her bir. nasip. iyi veya güzel bulmama.

nı * Kalılı ölmezlik. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. radan gelmiş çilerin kalacağoda. yalnıyaş kimse. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. ı * Çulluk. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. evlenmemiş olmak. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . * Doğ k. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. * Evlenmemiş kimse. önemsememesi. z lan z zlı * Saflı temizlik. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. masumluk. * Sanat ve düş üncede özgünlük. eyi bekçi kalmak * koruyucu. denetleyici olarak beklemek. tazelik. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. * Hava gazı lâmbasın ucu. k. katı lam. . bek * Sert. mek. sağ bek bek beka * Savunucu. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. . gözcü. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . cı k.* Bu renkte olan. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. kı k. erdenlik. yenilik. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti.

beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). ile görüş öncesinde oturulan yer. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. * Vakit öldürme. beklenilmek * Beklenmek. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. korumak. beklenme * Beklenmek durumu. eyi. bekinmek * İ etmek. . bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. * Bekitmek iş i. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. direnmek. * Aramak. beklemek * Bir iş oluncaya. ı sı bekleme * Beklemek iş i. bekleme odası ı tı lan .bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. istemek. beklenmedik * Birdenbire. bekitme bekitmek * Kapamak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. tı kamak. ansın. tı kanmak. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. nat * Kapanmak. durmak. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. * Ummak. muhafaza etmek. mak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. bekleme salonu. in * Süre tanı acele etmemek. bekleme salonu * Doktor. avukat vb.

unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. ayyaşk. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . lı . * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . ak veya kara yemiş i. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . ünde. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. . * Bektaştarikatı olma durumu. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . * Bekleş iş mek i veya durumu. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. *İ çkiye düş künlük. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). ayyaş kün. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak.beklenmezlik * Beklenmeme durumu.

* Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. bel kemiğ i * Omurga. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. bel kı rmak * gövdeyi. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. ı bel etmek * iş koymak. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. te) n i . sı n altı rastlayan bölgesi. uzun saplı ı . ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . bel bel * Atmı meni. bel bellemek * toprağbelle kazmak. salı salı rı rı na na. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. belden sağ sola bükmek. sı nda * Geminin orta bölümü. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. ayakla bası yeri tahta. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. mcı ı na bel bel * Durgun. k. güvenmek. sperm. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. deri.* İaret. iş vermek. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . temel. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . esas. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak.

ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. ı laş belâya uğ ramak .ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. can sıcı kı. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. * Bir ş gizli olan derin anlam.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. . -den sebebiyle. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. rma i. * destek olmak. yapmacı uzak. belâgatsiz * Belâgati olmayan. retorik. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. yorum gerektirmeyen. üzücü. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. belâ *İ çinden çılması sakı durum. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. düzgün anlatma sanatı ktan . kı güç. kı ya * Hak edilen ceza. nları * -den dolayı . musallat olmak. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. * Kavgacı irret. eyde belâgatli * Belâgati olan. nı tiğ belâlı * Yorucu. belâhat * Alı k.

ta belediye reisi * Belediye baş . belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. * Bir tür pamuklu. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. belce * İ kaş . yer. leri . çevre. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). * Mekân. belediye baş . kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . * Bu teş n bulunduğ bina. * Yerleş ik. belediyeci * Belediye iş görevlisi. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. kalıkumaş n . üyeleri halk tarafı seçilen. im nlatma. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. belediye * İ ilçe. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. ndan belde *Ş ehir. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye im yla kanı meclisi. aydı l.* çok kötü bir durumla karş mak. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. beldeitayyibe * Medine ş ehri.

belenmek * Kundaklanmak. belen * Bel. çocuk bezi. * Belertmek iş i. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. kantaron (Cephalaria syriaca). lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz.belediyecilik * Belediye iş leri. * Bulamak. belenme * Belenmek iş i. bulaşrmak. çok beleş * Karş ksı emeksiz. bedavacı z . belediyelik * Belediyeyle ilgili. belek * Kundak. * Bulanmak. yüksek yer. ı z. lüpçü. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. belertmek * Gözlerini. bulaş mak. dik dağ yolu. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. parasıelde edilen. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. çi . belemek * (çocuğ Kundaklamak. iğ beleme * Belemek iş i. * Beşe konulan yatak. * Tepe. * Beleş olma durumu. belerme * Belermek iş i. akı görünecek biçimde açmak. peygamber çiçeğ mavi en. bayı r. örtülmek. llı i. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak.

belgeleme * Belgelemek iştevsik. film vb. raf. tası nda layan araç. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. doküman. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. * Emek vermeden. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . para vermeden elde etmek. karş ksı ı z. ortaya çı ru unu karmak. okuldan çı lmak. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). fotoğ resim. karı belgeli * Belgesi olan. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. belirli bir amacı tan film. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. . kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. i. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. faks. i ey). tevsik etmek. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. arş ları ğ ı iv.beleş konmak e * emek. beleş ten beletme * Beletmek iş i. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. beletmek belge * Kundaklatmak. belgelenme * Belgelenmek iş i. yansı belgeselci * Belgesel. yöneten sinemacı . ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). vesika.

gayrimuayyen. fatı belgisiz zamir * Bkz. belgilemek * Belgi ile göstermek. * Duyuşdüş . beli çökmek * kamburlaş mak. * Belgin olma durumu. me rası boş beliğ * Belâgati olan. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. hüccet. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. belirsizlik sı . sarih. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belâgatli. aret belgisiz sı fat * Bkz. an. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. belirli olan. zavallı . ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . * Belirli olmayan. belik . beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. ş alâmet. sarahat. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. belgili * Belgiye dayanan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. ru ka * Evet. belirsizlik zamiri. belgit burhan. ş iar. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. beli * Senet. belgileme * Belgilemek iş i. . iş edilemeyen. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. niş eyi ran iar.

besbelli. n nı inin.yaslanmak. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. . kapsam bakı ndan daraltmak. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belinleme * Belinlemek iş i. . özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek.* Saç örgüsü. belirlemek * Belirli duruma getirmek. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belirleme * Belirlemek iştayin. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. tayin etmek. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belik belik * Örgü örgü. * Yeni bir kavramı . nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. i. açı bariz. determinasyon. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. beliklemek * Saçları örmek. * Bir kavramı anlamın. belinden gelmek * birinin dölü olmak. sın nı nı i. sarih. eyi belini vermek * dayamak. irkilmek. k. genellemek karş . belirginleş me * Belirgin duruma gelme. örgü hâlinde. sırlamak. belikleme * Beliklemek iş i. belirginlik * Belirgin olma durumu. belirli kı lmak.

indeterminist. muayyen. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak.Aldı . müphem. tezahür etmek. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. determinizm. indeterminizm. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. biçti. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . gerekirci. görülmeyen geçmiş . -di'li geçmiş i n. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. ş . (-di) (-ti) ı lanı . görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. indeterminizm. ini kası olarak bildiren kip. i nda * Bilinmeyen. i. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. determinist. n ka n nı unu reti. kesin bir biçim almak. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. belirlenme * Belirlenmek iş i.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). meçhul. -miş geçmiş 'li . Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. belirleş me * Belirleş işveya durumu. ini . ağ ş . tebellür etmek. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. az çok belli olan. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. li belirlilik * Belirli olma durumu. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. tebarüz etmek. . belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. uçtu vb. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. gülmüş lamıgibi. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . yice ı lı * Belirli olmayan. * Bir düş veya durum için. gayrimuayyen.

bildirme. fat: . k. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. sarih meful. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. u. * Belirtilmiş olan. belirli kı lı nan. m. birkaçı sı . n k ya. Tuz Gölü gibi. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. sarih. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. eyin. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. müphemiyet. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. kabataslak tutan zamir: bazı. biri vb. belirteç * Zarf. birtakı filan vb. niş niş lması m ey. belirtme durumu belirtme . birkaç. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. belirtili * Belirtisi olan. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. ane. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. * Belirli kı görüş lma. * Belirtilmemiş olan. tasrih. * Açı belli. * Tamlayan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. birçoğ azıherkes. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. her. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. çiçeğ kokusu gibi. * Gösterge. . an.

. keder. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. n belitken belitleme * Belitler sistemi. tasa. programı iş değ meyen verileri. olabilir ki.. ı lan aksiyom: "Tüm. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. Evi gördüm. yanlıda olabilen. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. belladonna * Güzelavrat otu. soru. akı l. tebarüz ettirmek. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. ihtimal. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. Birinci dönem. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. arcı * Bir bilgisayarda. mütearife. * Felâket. ru i ş lı . u belkili * Olası muhtemel. bellek * Yaş ananları renilen konuları . hafı dağ k. ş durumu. * Olsa olsa. -u. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. ya. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. olası ihtimalî. öğ . beliye belki * Muhtemel olarak. belli ve kesin olmayan. belirtmek * Açı klamak. belki de * ş da olabilir. yükleme i . lı . * Belitleme kuramı ortaya koymak. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. akuzatif. i hâli. ya . . * Doğ olabileceğgibi. za. Yazı okudum. * Belitlemek iş i.

* Gizli olmayan. lda * Sanmak. anlaş bedihî. haş . belli etmek * açı klamak. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. muayyen. zahir. ğ ı * Bellemek yetisi. yapı a. muayyen. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. ı lı * sezdirmek. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. yarı bellisiz. * Bellemek iş i. hissettirmek. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. müzakereci. malûm. belli olmak . öğ ş cı retici. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. belletmek * Bellemesini sağ lamak. ortada olan. ine belleten belletici * Çalı rı. öğ ine renilmek. * Belirli.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. öğ retmek. aş ı lan. tı belletme * Belletmek iş i. yarı belli. belli * Beli olan. belletici. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. duyulabilen. çok az belli olan. ikâr. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. * Önemli. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. belli baş lı * Belirli.

bencil * Yalnıkendini düş z ünen. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. hodkâm. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. ego.* anlaş ı lmak. kendini her konuda üstün gören. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. * Belli olmayan. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. apak. megaloman. * Bkz. üm bencil olmak . ben hancı yolcu oldukça . * Bana göre. * Böylece kalı tılmı(ses). ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. kibirli. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. gururlu. bence benci * Kendini beğ enen. hodbin. bilinemeyen. benbencilik * Benbenci olma durumu. balsam. bellik * İaret. egoist. apaçı rı rı k. bedahet. ma * Saçta. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. marka. muayyeniyet. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). açı klanmak. hep kendinden söz eden. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. tende bulunan ufak. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. düş ündüğ gibi. benbenci * Kendini çok öven. koyu renkli leke veya kabartı u uş . * Pıl pıl. sakalda beliren beyazlı k. nı * Bencillik öğ retisine inanan. hodpesent.

bencillik etmek * bencil davranmak. * Menekş e. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. benden de al o kadar * Bkz. bende * Kul. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. benden günah gitti * Bkz. hodbinlik.* bencilce davranı bulunmak. egoizm. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . egoistlik. kendimi suçlu saymam. köle. bendegî * Kulluk. . kölelik. egoizm. kölenin evi. bencilik * Benci olma durumu. köleler. bendegân * Kullar. bendehane * Bendenin. * Köle ile ilgili. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. benden söylemesi. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. al benden de o kadar. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. hodpesentlik. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. ş ı bencileyin * Benim gibi. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. köleye ait. bencillik * Bencil olma durumu.

bengileş me * Bengileş iş mek i. bengilik * Zamanla ilgisi. ebedîlik. * Sonu olmayan. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. nokta. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. ebedîleş tirmek. ölümsüzleş tirmek. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. bengilemek * Bengi kı lmak. ulları benibeş er *İ nsan. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). insanlar.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. beneklenmek * Benek oluş mak. hep kalacak olan. benekleş me * Benekleş işveya durumu. abı çene ine lan hayat. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. puan. inin ini ü. fekül. bengileme * Bengilemek iş i. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. beniçincilik . * Ölmezlik. benekli * Ufak lekeleri bulunan. ölümsüz. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . ebedîleş mek. ebedî. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. ölümsüzleş ama i mek.

sı benimsenme * Benimsenmek iş i. senli benli. egosantrizm. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benlenmek * Ben oluş mak. benildeme * Benildemek iş i. benli benli * Teninde ben bulunan. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benizli * Benzi bulunan. beniz geçmek * benzi solmak. una benim oğ bina okur. benliğ inden çı kmak . benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. i. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benlenme * Benlenmek iş i. * Bir ş birine bağ eye. inin ini ü. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. lanmak. * Bkz. tesahup etmek. ınmak. sahip çı eyi kmak. i beniz * Yüz rengi. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benildemek * Belinlemek.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. benim diyen * kendine güvenen. kma. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. güçlü olduğ inanan. benze sahip olan. kabullenmek.

* Benlikçilik yanlı olan (kimse). ş n ları inin i. kiş ini üstün görme. * Kendi kiş ine önem verme. bent * Bağrabı . ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . * Kanun maddesi. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. gurur. * Sanını sı uyandı rmak. benmerkezcilik * Beniçincilik.* kendine benzemez olmak. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. * Gazete yazı. sı * Bağ lam. andı rmak. benlik * Bir kimsenin öz varlı. sı benmerkezci * Beniçinci. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. hep kendinden söz etme durumu. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. ahsiyet. benzemeklik * Benzer olma durumu. hep kendinden söz eden (kimse). kiş i. gibi görünmek. onu kendisi yapan ş kendilik. ş ğ iliğ ı ey. tutulmak. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. kâğ tları ları . t. kibir. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. bent olmak * bağ lanmak. büğ lan et. benzeme * Benzemek iş i. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Kendi benliğ geliş inin imini. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . bent etmek * kendine bağ lamak.

-ten. müş abehet. benzeş im. . benzeş me * Benzeş iş mek i. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . benzeş * Birbirine benzeyen. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . araları benzerlik bulunan. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. bih. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. dublör. aslı kopya edilmişteş ndan . ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. ve mı andı kimse. * Benzer olma durumu. müş olmak. abih. ey). benzeri benzerlik durum. rnap. benzeş mek * Birbirine benzemek. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. çarş amba. o + bir < öbür gibi. nda abih. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. müş nazir. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. kehribar > kehlibar gibi. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. benzer. * Nitelik. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. * Bkz. benzeti * Benzetme. ekmekten (ekmeknda ten). eş siz. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeş lik * Benzeş olma durumu. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. * Benzerlik gösteren.

eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. * Bir ş neteliğ anlatmak için. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. unu benzetici * Benzeterek yapan. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. solmak. benzi uçmak * yüzü sararmak. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. uçucu. . benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak.65 olan. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. özgül ağ ğyaklaş 0. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . sahteci. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. benzetmek * Benzer duruma getirmek. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. renksiz. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. benzinlik. bih. yüzü sararmak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. kopyacı . * Dövmek. benzin * Petrolün damılması elde edilen. benzetme * Benzetmek iş i. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. arak. bozmak. vı * Benzen. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları.

* Aklanma. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. temize çı kmak. beraberlik * Birlikte olma durumu. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. * Baş a kalma durumu. baş baş a kalmak.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse.). beraber * Birlikte. yla berabere kalmak * (oyun. berabere bitmek * (oyun. vereceğolmama durumu. bir arada. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. baş beraberlik müziğ i . beraberce * Birlikte. * Bir nesneyi benzine bulamak. beraberinde * yanı nda. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. benzin istasyonu. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. * Aynı düzeyde. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. -e karş ı n. beraatı zimmet * Borcu. borçsuzluk. beraber olarak. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. ş an beraat etmek * aklanmak. makine vb. canlanmak. * Benzinle çalı (motor. baş baş a gelmek. * -e rağ men.

tan. aylıbağ k lanan. * Bozuk. periş viran. patent. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. oynar başklı koltuk. ı berceste * Sağ ve lâtif. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . ş an berber dükkânı * Berber. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. ndan n . Berat Gecesi. kuyruğ unun çatalı uzun olan. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. * bozmak. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. * bozulmak. Berat Gecesi * Hz. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. msı an. * Darmadağ bakı z. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. beğ enilmeyen. Berat Kandili * Bkz. berbat olmak * kötü duruma gelmek. . iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. berbat * Kötü. lam * Seçilmişseçme.* Orkestra. Akdeniz'de yaş çok ayan. * Çirkin. san. ı n. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . kirlenmek.

berdevam * Sürmekte olan. bozuk. feyezan. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). bereketlilik * Bereketli olma durumu. gürlük. ı boş * Pis. serseri. bereleme * Berelemek iş i. bereketli * Bol. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . ongunluk. artmak. berduş * Baş . * İ ki. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. neyse ki. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. feyz. Tanrı ş ki. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. bakı z. ezik. sürüp giden. eyde bere * Yuvarlak. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. . bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. berelemek * Bereli duruma getirmek. verimli. i bereketlenmek * Çoğ almak. an * Herhangi bir ş görülen çizik. * Yağ mur. yassı sipersiz başk. teselli bulması . iyi bir rastlantı yi olarak.berdelacuz * Halk tahminine göre. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. berelenme * Berelenmek işveya durumu. ve lı bereket * Bolluk.

. * bitirmek. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. * Büyük. aç * Bu ağ n. an. ra. harap. biraz. canlı ayan. ey beril . acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. * Yararsı boş z. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. yaş * Mutlu. * boşgitmek. .bereli bereli * Beresi olan. berenarı * Ş böyle. * Beresi olan. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. berhava etmek * havaya uçurmak. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). a berhayat berhudar * Hayatta olan. az çok. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. ı . beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * Beride olan ş veya kimse. . kullanı z ev. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). yok etmek. * Bu uzaklı bulunan. oldukça. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. beriki * Beride olan.

berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. berkimek * Sağ lamlaş mak. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. * Berkimek iş i. berkinme * Berkinmek işveya durumu. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. tı berklik * Sağ k. lamlı * Sertlik. pek iyi. ş ı u berrak * Duru. her zaman olduğ gibi. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. sı açıkahverengi. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. i berkinmek * Berkimek. açı nlı k. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. Kı saltması Be. * Sağ lam. güç kazanmak. 97. takviye etmek. * Pekiş tirilmek.84. ortalama 30-40 cm boyunda. katı .013 olan. saydam. takviye. durulaş mak. ı ı rlı Kı saltması Bk. temiz. tahkim etmek. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). berk * Sert. katı lı k. . berlam * İ pullu. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. unluğ 1. berkitme * Sağ lamlaşrma.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. atom ağ ğ9. berkemal berkime * Mükemmel. aydı k. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. pekiş mek. tahkim. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. 29700C de eriyen.

k. gidermek. besbeter beselemek * Bkz. bere. anlaşyor ki. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. uzun uzadı açıolarak. çürük. duruluk. stak. bertmek berzah besalet * Bertilmek. lı k. bertilme besbedava * Pek ucuz. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. besbelli * Açı apaçı çok belli. yok edilmek. . çürümek. * Berelenmek yaralanmak. * Morarmak. burkulmak. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bertme * Bertmek iş i. eselemek beselemek. k. karasal. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. * Deride mor leke. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. * Bertilmek işveya durumu. ş dursun. ya. burkulmuş . i bertilmek *İ ncinmek. * Anlaş ğ göre. k. * Kı dar dil. * Yiğ yararlı itlik.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. *İ ncinmiş . bertafsil bertaraf * Açı klamalı . bertaraf olmak * ortadan kalkmak. durulaşrmak. k * Bir yana. bertik * Yara.

zlı besermek * Bkz. esermek besermek. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. beslenmeye elveriş her tür madde. nda an * Sır. yeterli besin almayan. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. n * Yumurta akı maddesi. besi dokusu * Besi doku. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . satan kimse. gı z. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. * Yaş amak. * Besini olan. lan * Semiz. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. da. azı gı li k. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. * Yenilebilir. gı . besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. besi dokulu * Besi dokusu olan. dalı * Besini olmayan. semirtilmiş . besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. besinli besinsiz .beserek * Tüylü ve damı k erkek deve.

ş tı besle kargayı . nı pekiş tirmek. * Maddî yardı yapmak. * Semirtmek. ine beslenme * Beslenmek iş i. desteklemek. * Eklenmek. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . u. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. katı lmak. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. doldurmak.* Besinsiz olma durumu. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. besleme kı z * Besleme. ahretlik. * Yetiş tirmek. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. * Beslemek iş i. beslenen beslengi * Sönümsüz. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. lerinde çalı rı kı ş lan z. evlâtlı besleme. * Yedirmek. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . . hizmetçi. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). k. çoğ altmak. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. beslek besleme * Besleme. çevresini veya altı desteklemek. * Hizmetçi. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. m beslemelik * Besleme. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. gı zlı dası k. * Besleme olarak. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen.

eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. * Beslemek iş konu olmak. nda beslenmek * Kendini beslemek. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. itim nda beslenme saati * Anaokulu. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. inceleyen yetkili. beslemeye yarayan. mugaddi. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . .beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. besin değ yüksek. besili. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. ine besletme * Besletmek işveya durumu. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. kompozitör. bestekâr. nda lan * Besmele çekmeden. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. * Besteci. p * Bkz. beste bağ lamak * bestelemek. beslenme odası * Anaokulu. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. besleyici * Besleyen. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması .

inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. bir parça. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. . pencüdü.besteleme * Bestelemek iş i. bestelenmiş . birkaç. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. * Çoksatar. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. sıflı * Biraz. bestelenme * Bestelemek iş i. * Bkz. 5. pencüyek. k ı t . nı ve yı * Dörtten bir fazla. iş itme. besteli bestelik * Bestesi olan. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. bestesi yapı ine lmak. V. bestelemek * Beste yapmak. * Oyunda. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. koklama. * Beste olma durumu. tokat. beş iki * Bkz. üç aş ı yukarı ağ beş . beş kardeş *Ş amar. atı zarlardan birinin beş lan . * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. * Beş nı ilkokul. beş beter * Besbeter. tat alma duyuları . görme.

beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. da. yüz beş aret * İ haber. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. lu * Bedensel. bedenle ilgili.beş on * Az sayı biraz. z. beş para almamak * hiç para almamak. a beş parası z * parası yoksul. eri e beş paralı k * Değ ersiz. pencüse. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. lı ı . beş para etmez * hiçbir değ yok. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. k beş paralıolmak k * alçalmak. kusurları ğ çı açı kmak. müjde. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. iş yaramaz. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. on paralıetmek. muş erim. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. *İ nsanoğ insan. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. yi tu. lu. beş paralıetmek k * Bkz. beş eriyet . . aş ı bayağ ağ k. her birine beş defası beşbir arada. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste.

mak. ölünceye kadar. n ve sallanma. beş ibiryerde * Bkz. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. düş için çalı örgüt. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. beş ibirlik. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. sı dördüncüden sonra gelen. beş etmek iklik * beş vazifesini. fonksiyonunu yapmak. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. beş n erinde olan altı n. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. hümanizm.*İ nsanlı insanoğ . * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. insancı sı l. k. man ş an beş iz . beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. hümanist. ik * Beş olmaya uygun. beş inci * Beş sın sı sı . ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). insancık. * Bir ş doğ geliş i yer. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. * Beş kenarlı çokgen.

gülümser. beş lik * Beş para. ı lan reptans). tuhaf. kurt pençesi (Potentilla en. bet * Beti benzi atmak. eyden beş tane bulunan. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beş parmak.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş parmak otu * Gülgillerden. beş leme * Beş lemek iş i. kentet. * Tabaklanmamıham deri. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . beti benzi uçmak. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. beş alabilen. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. çirkin. * Tahmis. * Bet bereket kalmamak. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. yollu bir çeş kumaş it . muhammes. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. bet * Kötü. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. ınlı ldı ı . beti bereketi gelmek. taş . * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. * Beş arada olan. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. beş lemek * Bir işbeş yapmak. *İ skambil. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. güleç. * Bkz. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak.

betim * Betimlemek iş betimleme. betelenmek * Karşgelmek. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. etelemek betelemek. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. çabuk tükenmek. korkmak. figüratif sanat. tasvir. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. . beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. i. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. kı mak. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. lı ey. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. kafa tutmak. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. dikleş ı mek. hı ran betelemek * Bkz. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. beter * İ kötü. pusula. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. tezkere. figüratif. *İ çinde insan.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. mektup. * Bir ş bir kimseyi. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. .

betimlemeli dil bilgisi. demirli beton. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. kları . ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. betimleyici * Betimleme yanlı. i. betoniyer * Beton karma makinesi. tasvir etmek. bevliye * İ yolları drar hastalı . betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. klı * güçlü. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. tasvirî dil bilgisi. tasvirî. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi.betimleme * Betimlemek iş tasvir. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. bağ cı yapay yış ğı ım. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. tasvirci. betonarme * Yapı gücü. betonkarar * Beton karma makinesi. sert. betisiz *İ çinde insan. üroloji. lam. beton * Çimentonun su yardı yla kum. nonfigüratif. dayanıı layı ması an kl . mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. betonlaş ma * Betonlaş durumu. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. sı betimsel * Betimle ilgili. beton gibi * çok sağ dayanı . a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. kendine yedirememek.

beyaz * Ak. as. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. el mi yaman * Bkz. anlatmak. bir bey erki * Zengin erki. beyaban beyan * Söyleme. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. ı tı * Bu renkte olan. söylemek. . * Zengin. plutokrasi. bay. ürolog. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. düş üncelerin. kanı * Komutan. cı * Mahalle okulları hademe. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. ileri gelen kimse. el mi yaman. beyan etmek * bildirmek. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. beyanname * Bildirge. bey mi yaman.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. ri. ileri sürmek. uş erlerini. bevvap * Kapı. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . kara karş . * Bir eserde. * Beyaz ı olan kimse. bildirme. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. * Eşkoca. beyaz adam . beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. beyanat * Demeç. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . *İ skambil kâğ nda birli. duyguları hayallerin doğ ve değ n. * Çöl. bey mi yaman. bildiri. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i.

ı r ı k beyaz et * Tavuk. çamaş makinesi. etlere verilen genel ad. yı beyaz ı rk * Avrupa. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. * Avrupalı . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. beyaz zehir * Eroin. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. Kuzey Amerika. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. balıvb. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. beyazı msı * Beyaza çalan. kan dı. an beyaz eş ya * Buzdolabı . beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. . beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. ı ldı ı * Sinema. beyaz oy * Onaylayı oy.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey.

ağ arma. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. ağ artmak. artma. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. ağ armak. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. * Yük taş araba çeken. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i.beyazıadı n . esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. ağ lmak. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. * Ağ . beyazlı k * Beyaz olma durumu. ı yan. üstüne binilen at. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. * Atlama beygiri. beygirli . beyazlı * Beyazı bulunan. nı n lan beygir * At.

k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. * Yararsı anlamsı z. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. * Muhakeme. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . eyi * Bilgisi. eğ itimi. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. z. kafa içinin. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. beyhude yere * boş yere. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. beyhude * Boş una. zihin jimnastiğ i. u una. beygirlik * Beygire ait. boş boş gereğyokken. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. dört boş undan her biri. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . beygirsiz * Beygiri olmayan. beyin yı kamak . beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. * Beygir gücünde. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. beygir için. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. dimağ u .* Beygiri olan. usa vurma. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü.

korteks. * Akız. p. çe. uluslar arası . enternasyonal. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. devlet malı olan. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. beylik * Bey olma durumu. beyitli * Beyti bulunan. * Beyinle ilgili. lmayan. * Devletle ilgili. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . . * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. beyiye * Bkz. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. beyit * Ev. beynamaz * Namazsı namaz kı z. * Herkesin kullandı. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Beyni olan. çok bilinen. içinde beyit olan. emaret. * Akı. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. * Hükûmet.* insanı . pis (kimse). emirlik. * Beyni olmayan. mirî. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Rahat yaş ama. beynelmilel * Milletler arası . düş llı ünceli. * Beyne benzeyen. dimağ nı nda. düş lsı üncesiz. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. devlete özgü olan. etkisi kalmamısöz. satı k. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar.

Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. delil. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. bunalmak.beynelmilelci * Bkz. uluslar arası. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. * kötü bir ş sezinlemek. ikna etmek. beytülmal * Devlet hazinesi. * Bey oğ lu. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. huzurunu kaçı zlı rmak. düş ünemez olmak. tepesi atmak. bunamak. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. beyzade . beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. t. cı k. cı k. beyninde * Arası nda. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). kanı tutamak. beyni bulanmak * sersemlemek. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. beyni atmak * Bkz. sarsı lmak.

bezmesine yol açmak. usandı ktı rmak. * Hamur topağ pazı ı . bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. ban an iş * Bez (I). *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. * Usanç veren. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. oval. söbe. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. ziynet. nazlı kimse.* Soylu kimse. gudde. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. beyzî * Yumurta biçiminde. * Bezden yapı ş lmı . bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. lan * Pamuktan. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. çaput. . beze beze bezekçi . için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. düz dokuma. * Herhangi bir cins kumaş . kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. bezdirmek * Bı rmak. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. beyzadelik * Soyluluk. bezdirme * Bezdirmek iş i. lan it bezek * Süs. * Özenle büyütülmüş . bı nlıvermek.

süslü. donatmak. nakkaş . bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . ı bezeli * Bezeğolan. tı cı bitki (Pisum sativum). * Süslemek. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. bezelemek * Hamur topağyapmak. süslenmek. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . . bezen bezeniş bezenme * Bezek. bezekli. * Süsleme. tezyin etmek. ine * Kendini bezemek. i * Bezenmek iş i veya durumu. bezeklemek * Süslemek. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. * Süs. * Bezelemek iş i. süsleyen ş ey. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. süs. * Bezenme işveya biçimi. süslenmiş i . * Gelinleri süsleyen kadı n. süsletmek. süslenmek. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. ı bezemek bezemeli * Süslü. dekoratör. i bezelye * Baklagillerden. bezetme * Bezetmek iş i. bezemek.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. bezekleme * Bezeklemek iş i. bezekli bezeleme * Bezeğolan. dekoratif. tezyin. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen.

ine * Keten tohumu. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezirleme * Bezirlemek iş i. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. yorgunluk. bezek. ile . * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. . bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. ı bezleme * Bezlemek iş i. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezir yağsürmek. ini * Yahudilere verilen ad. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bez. bezir yağ ı . bezirgân * Tüccar. bezik * İ üç veya dört kiş ki. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . * Bkz. * Bir çocuk oyunu. usanç. * Bezmek iş konu olmak. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezginlik * Bezgin olma durumu. bezmek durumuna gelinmek. * Süs.

manifaturacı alı . dost toplantı. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. lan ı zlı * Jilet. bıp usanmak. bezginlik getirmek. bı gibi çak * ince. bezi andı ran. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. kı * Bez dokusunda olan. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. un na u bezm * İ meclisi. . * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. * bı çaklamak. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. * Bkz. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. * ameliyat etmek. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. bılgan. keskin. çı * Bezmek iş i. çocuğ belemek.* Çocuğ altı bez koymak. * Bezgin duruma gelmek. lı k.

dil yarası onulmaz * hakaret. * Çok az (fark). ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. çakla * bı çaklamak. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. bı silmek çak * bir işbitirmek.bı gibi kesilmek çak * (söz. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . duruvermek. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . konuş sohbet) birden bitmek. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. bı yarası çak onulur. çok yakı(aralı n k). bı çaklamak * Bı kesmek. bı çaklı * Bı ı çağolan. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. çakla * Bı yaralamak. ma. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı k çaklı .

çkı bı n çkı * Külhanbeyi. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. ş an it * Saraç bı ı çağ . * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. yürekli. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. bıp usanmak kı * çok bezmek. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . cesur. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). çkı * Kı ve tı sa knaz. bı hane çkı * Bı evi. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bılmak kı * Usanı lmak. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. * Korkusuz. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. gözü pek. * Bı n olma durumu.* Bı koyacak yer. çkı aç * Bı yapısatan kimse. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. kabadayı . lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bış kı mak * Bı işveya biçimi. . çak * Bı yapmaya elveriş (maden). bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . kma i .

usandı kması kkı k rmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bunalmak. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. . kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. zedelenmek. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. yurdumuzda en çok güzün. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. l önce. bı nlıvermek. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. * Dayanamaz duruma gelmek. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. boz renkli. usanmak. dolgunca. erimek. etli butlu. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. ş . eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. benekli.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. yumuş amak. usanmak. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı ntı kkı * Bı duygusu. me kı bı ldama ngı . bı rcı ldı n * Tavukgillerden. bık bık llı llı * Çok tombul. alı (kadı sa mlı n). * Tekrarlanması .

ı bı lı i. meydana getirmek. hürriyetine kavuş nı lamak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. yanı götürmemek. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. terk edilmek. titremek. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. ması sağ * Boş amak. artı rmak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. . döndürmek. kes. terk etmek. terk. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. hesaba katmasak da. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. kta.) Kalmak. in unu. ünü kası * Engel olmamak. korunmak için vermek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. * Salı verme. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. * Sıf geçirmemek. * Bı rakmak iş i. mütareke yapmak. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. görevlendirmek. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. artıuğ mamak. i ka * Unutmak. ateş yapmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. * Ayrı lmak. lan . * Yanı almamak. bı ki rak * saymasak. yı * Özgürlük vermek. * Bakı lmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. * (ölen. nesne vb. u iş * Saklamak. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. * Sarkı tmak.* Bı ldamak iş ngı i. * Kötü bir durumda terk etmek. ayrı birinden iş i. eyi * Koymak. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. ş ma karş klı rakmak.

eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). sarı tutunmaya yarayan sürgün. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. klitoris. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. nlı nı nda olan . * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. sı * Asma gibi bitkilerde. bı rakması yol açmak. bıklı ı yı duruma gelmek. * Ufak çocuk. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. bıklı k yı balı * Sazangillerden. k bıksı yı z * Bığolmayan. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. * Balı klarda deri uzantı.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak.

* Acı . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. göz vb. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biberli * İ biber katı ş çine lmı . * Biber konulan küçük kap. pay almamı ş . zalim. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. z. biber gibi yanmak * (deri. en * Bu bitkinin. z. amansı gaddar. biber gibi * çok acı . llı biberleme * Biberlemek iş i. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. biberlemek * Biber serpmek.) çok acı mak. biber katmak. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. * Biber yetiş tirilen yer. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. nı mavi renkli.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . ini mak. * Hoş görüsüz. lan biber atmak * içine biber koymak. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. kötü talihli. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. çiçekleri soluk en. * Payı olmayan. * Patlı cangillerden. na lan iş biberlik biberon . bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz.

vazo gibi zarif küçük süs eş . * Bkz. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. zavallı çaresizlik. * Kitapsever. sı * Babanıkıkardeş hala. * Acız. bibliyografik * Kaynakla ilgili. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. meme baş ı . cici bici. lı k. zavallı (kimse). n z i. kaynakları bilen uzman. * Meme. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. kaynakça. bibliyotekçi * Kütüphaneci. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. k. cicili bicili. bîçare olmak * çaresiz kalmak. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. kitap düş k künlüğ ü. zarif (kı z). * Üslûp. * Bkz. . bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). bibliyografya * Kaynaklar.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . bibliyografi * Bibliyografya. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı .

biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. formalist. * Biçmek iş yapan (kimse). eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. ş ı ekilci. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. * Biçilmek iş i. ş . ekil. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. morfoloji. sı * Alılmıkural. biçim bilimi * Yapı bilimi. ekil. ran. * Biçmek iş i. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . ekil. yalnıbiçim üzerinde duran. döven. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. biçim biçim almak * biçimlenmek. biçimlendirilme . hem de bağ durumuna getiren makine. * Tarz. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. içeriğyeterince önemsemeden. biçerdöver * Ekin biçen. rası. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). çoğ ek durumunda olan öge. punduna getirmek. belli bir biçime girmek. morfem. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. tutum. biçim * Dıgörünüşş ş . en uygun durumunu yakalamak. ş ekillenmek. * Herhangi bir ş benzeri. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. formaliteci.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). elveriş (iş li ). * Özü.

i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. ş ait. biçimi bozulmak. ş ekilsiz. ş formel. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçimi bozuk. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. yakıksı k. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. amorf. ş eye ekillendirmek. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. hoş olmayan. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. ş ey ekillenmek. na en. ekillendirme. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. biçimli * Biçimi güzel olan.* Biçimlendirilmek iş i. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. mevzun. ekle eklî. yakıksı ş z. ekillenme. * Kötü. ş ı * Biçime dayanan. biçimle ilgili. biçki yapmak . biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. * Çirkinlik.

ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). makine ile kesmek. * Yaylı ateş öldürmek. * Yabancı . iki yı bir olan. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. * Uyanı uyumayan. m iyle * (değ paha. * Yontulmuş taş yapı ı . fiyat) Koymak. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. k. biçtirme * Biçtirmek iş i. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. . sac. bîgânelik bigudi . langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. boru biçiminde küçük araç. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. menş prizma. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . er. ı * Biçmek iş i. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Bidon satan kimse. * Bîgâne olma durumu. * İ sı maddeler konulan. metal veya plâstikten. an ur. ı * Ekini. bîdar bid'at * İ dininde Hz. baş ç. tı rpanla. otu orakla. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. *İ lgisiz. bidayet * Baş lama.

lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. tersine. ksı m lmadan. umutsuz. sonradan. * Habersiz. tam tersine. aklı ı olmayan. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . deli. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. baş nda * İ z. ayrı yapı z. süs eş . n ı durumu. günahsı z. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. herhangi bir kıtlama olmaksın.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. sonraları . çaresiz. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. * Bîkes olma durumu. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. bilâder ağ acı * Amerika elması . nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. zlı * Kimsesiz. aş n. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. lan . bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. z. daha sonra. aksine. ki kadı bikir * Kı k. bilâhare * Sonra. bilgisiz. olarak. gerçekten. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. erdenlik. * Hakkı hakkı ile. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n .

ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. haber verilmek. beyanname. ihbar tazminatı ı . dolaysı doğ tası z. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. araçsı aracız. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i.-in hepsi. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. . bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. sı z. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence.. beyanname. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. bildik * Tanık. hep . bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. duyurulmak. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bilâvası ta * Vası z. bildiri * Resmî bir makam. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. bildiriş . tebliğtebligat. n ldı ı ı t. i. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. tebliğ . tebliğ . dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. rudan doğ ruya. eskiden beri.. bilcümle * Bütün.

kasten. gelecek zaman kipleri: Gel-di. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. dahi. gel-ir. * Bilgiçlik taslayan. i. kolunda altıbileziğolmak. * Anlatmak. letiş me. gel-ecek gibi. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. isteyerek. haberleş komünikasyon. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. . belirli geçmiş . bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. önceden tasarlayarak. düş ünülerek. * Aynı zamanda.* Bildirmek işveya biçimi. belirsiz geçmişş . her ş eyi eyden anlayan. da. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. gelmişgel-iyor. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. geniş zaman. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. bilerek aldanmıgörünme. * Üstelik. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. . i bildiriş im * İ im. bile * Birlikte. ifade etmek. bilecenlik * Bilecen olma durumu. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. ması . bildirme * Bildirmek iş beyan. ukalâ. ş bilecen * Her ş bilen. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. de. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. imdiki zaman. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bile bile * Bilerek. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek.

ik . ayakla bacağ birleş i bölüm. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. kuvvet. en fazla. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. kalı n. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. ı rı * isteyerek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . konsantre olmak. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. ı n tiğ * Güç. * Bilemek iş konu olmak. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . keskin duruma getirmek. bilek gücü * Kol kuvveti. keskinleş tirmek. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. * Hı rslanmak. * Güçlendirmek. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bileş kap ik * Birleş kap. kasten. basit olmayan. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . mürekkep. aş derecede istemek. bilek damarı * Nabı z. * Bilenmek iş i. etkisini artı rmak. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. mürekkep faiz.bilek * Elle kolun. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. kol kuvveti. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. keskin duruma getirilmek.

* İ veya daha çok vektörün. tiyatro gibi eğ nan. lence yerlerine girme. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. muhassala. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . mek i. * Bilet satan görevli. it * Bileş iş terekküp. bilet satmak. * Biletmek iş i. bilet * Para ile alı konser. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. * Bilemek iş yaptı ini rmak. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. * Bileş sonucu oluş cisim. sinema. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. biletli biletme biletmek * Bileti olan. geometrik ki na nı toplam. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. me an * Bileş işveya durumu. terekküp etmek.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. . çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. terkip. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak.

epistemoloji. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. malûmat. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . lama. sempozyum. m m i. vukuf. vukuf. olgun ve örnek (kimse). * Bir durumu öğ renmek. bilim alanı uygulanan yöntemleri. soğ utma. lmı . araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. malûmat. açı * Kelepçe. * Bilgi. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. nsan nı i * Öğ renme.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. malûmat. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. gerçekten. bilgi almak. ş bilfarz * Tutalı ki. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. bilezikli * Bileziğolan. silindir. iyi ahlâklı . pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. hikmet. . makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. vukuf. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . * Bilgili. * Bilgeye yaraş (biçimde). sayalı ki. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. hakim. i * Bilezik takmıolan. * Mobilyaları ayak altları takı kare. iş ş edinerek. söz geliş diyelim ki. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . bilezik * Bileğ süs için takı halka. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. zağ . bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. dikdörtgen. inin i * İolarak. malûmat. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. bilgi toplamak . cı ı k. * Bilim. hâkimane. * Motor pistonları yağ na. bilgi kuramı * Bilginin temelini.

p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. bir yapısonuçlandı elektronik araç. elektronik beyin. kompüter. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. bilgili geçinen kimse. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bilgili * Bilgi sahibi olan. âlim. öğ renmek. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. * Bilgine yakır. malûmatlı . haberdar etmek. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. * Bilgin olma durumu. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. yapı sı mühendisi. safsatacı lı k. haberli. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. . unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgilik * Ansiklopedi. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. * Bilgili kimse. bilgin tavrı bilgin gibi. bilgici * Sofist. * Bilgisayar programcı. bilgin geçinmek. ş ı nda. * Bilerek. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. bildirerek. sofizm.

malûmatsı cahil. . deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. gayriilmî. baş özellikle. ta. cehalet. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. malûmat.* Bilgisayara geçirmek. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. âlim. z. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilime uymaz. en çok. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. bilim adamı . z bilimsel * Bilgin. rı bilim kadı nı * Bkz. her ş eyden önce. bilgin. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. mahsus. tı süreci. ilkelerini. bilimci bilimcilik * Bilginin. ilimcilik. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. * Bilgi. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. ilim. biyonik. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. bilerek ve isteyerek. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. rmak karı * Bilen. bilhassa * Hele. roman vb.

bilinçlendirmek . bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. kavramak. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. ş ve nlı uur. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. ş rı i uuraltı tahteşuur.* Bilimle ilgili. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. uur. Marxçı lı k. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. bilincine varmak * anlamak. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilimsiz * Bilime. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilime dayanan. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. n * Dimağ . * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. * İ ruhunun. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . ilmî. bilinç kaybı * Hafı yitimi. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. temel görüş . nanabileceğ savunan felsefe akı . bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. * Temel bilgi. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı .

bilindik. bilinçle yapı lmayan. bilinçli * Bilinci olan. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. uurlu. 'nı inin ini ini reti. * Nesne. ş uursuz. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. lâedri. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. agnostik. meçhul. ş lere ı k uursuzluk. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. ş uursuz. . bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. ş uurlanmak. muğ güç lâk. bilindik * Bilinen. * Bilinci olmayan.* Bilinçli duruma getirmek. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. ş uursuzluk. bilinmedik. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. kuş meçhul. bilinmeyen (nicelik). * Belli olmaz. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. bilinçle yapı ş lan. öğ renilmek. kendi etkinliğ farkı olan. agnostisizm. bilinmedik * Bilinmeyen. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). bilinmeyen * Değ belli olmayan. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. ş k uurluluk. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). ş inin nda uurlu. anlaş ine ı lmak. kulu. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. * Eleş tirmeli bir biçimde. eri * Bilinmek iş i. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. * Nesne. malûm. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye.

billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. ehlivukuf. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. vukuf. biliş * Canlın. lı mak. uzman. dost. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. "sayar". nı n ğ ı kin * Bildik. bilip bilmediğ göz önüne almadan. biliş ağ im ı * Teknik. eksper. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. ehlivukuf. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. ş biliş im * Teknik. ehlihibre. tanık. informatik. cahillik. kları * Duru ve temiz kesme cam. bilistifade * Yararlanarak. ehlihibre. sibernitik. * Billûrdan yapı ş lmı . cahil. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. * Öğ renmek. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . kristal. mak. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. . ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim.bilir * "Anlar". * Biliş alanı uzman kiş im nda i. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. * Biliş iş mek i. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant.

billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. anlamı bir söz. gerdan. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. eyi nda . billûr gibi * çok duru. billûr gibi. billûr durumunda yoğ unlaş mak. netlik kazanmak. ran. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. billûru andı kristaloit. ey. billûr cisim * Gözde. kristalleş me. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. kristalleş mek. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. * (ses için) pürüzsüz. bilmeden * bilmeyerek. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. çok temiz (su). * Bilinmeyen ş muamma. koloit karş . pıl pı parlayan (yer). billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * Bol ıklı rı rı ş . * sonucun ne olacağ kestiremeden.* Koç yumurtası . ı lı mamak. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. muamma. irisin arkası mercek görevini yapan. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. ündeki saydam cisim. ı l * Billûra benzeyen. billûrî * Billûra benzer. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. ı tı * Bilmek iş i. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. göğ üs). * Belirgin duruma gelmek.

irketler arası bilgi satma. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. * Anlamak. rlamak. nasıne) l. * Sorumlu tutmak. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. ş bilmünasebe * Sı gelince. bilsat * Kuruluş ş lar. * Sanmak. tecahül etmek.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilmukabele * Karş klı ı olarak. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. bilmez * Anlamaz. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. sı düş rası rası ünce. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. nda im. karşk olarak. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. kavramaz. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. çok bilmiş . bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. farz etmek. i. tecahülüarifane. kim. . * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. cehalet. *İ nanmak. i eyi ka ş . elinden gelmek. mı * Tanı hatı mak. bilmemezlik * Bilememe durumu. bilgileş bencmarking. hatı rbilmez. sizlere de. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. bilmiş * Her ş bilir geçinen. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. bilgiçlik taslayan. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. * Bazen "iş gelmek". size de. eyi * Bkz. bilmezlikten gelmek. bilmezlik * Bilmez olma durumu. bilmezlemek * Bir kimseyi. var saymak. bilmezlik. teçhil etmek. * Saymak. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". ş ma. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. bir ş bilmez göstermek.

dil dökmek. çı * her iş baş e. doğ lı ile. öğ ütlerden çok daha etkilidir. çok sayı da. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. * Taş .. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. M. bilyeli * Bilyesi olan. maden. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. kı yaslanmayacak ölçüde. çoğ unlukla çelikten. -in hepsi. misket. hep. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. her sıntı gideren. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. sürekli olarak düş değ tirmek. bilyeli yatak * Bisiklet. man * Milyar. toprak.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. olacak bir kimse gerekir. * (birinin) Aracı ı araçla. bilyon bin * On kere yüz. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. küçük yuvarlak. rmak bin iş bir baş çi.. 1000. ünce iş bin kat * Pek çok. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. gönülden. bin piş olmak man * çok piş olmak. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. bin can ile * çok isteyerek. ğ rudan doğ olmayarak. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. eyi bin bir * Pek çok. dolaylı ruya . bin derde deva * pek çok işyarayan. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. . * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. . kamu.

. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . bunun için. bin zahmetle * çok zor. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bunun üzerine. kendi eliyle yok etmek. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. bundan ötürü. -den ötürü. bindirim * Fiyat artı zam.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. rma. büyük zorlukla. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. . ünce binaen * -den dolayı . çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. bindi * Destek. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. inş etmek. bînamaz binbaş ı * Bkz. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. dayamak. binaenaleyh * Bundan dolayı . ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. -diğiçin. yapmak. hamil. bina etmek * yapmak. bina * Yapı . bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. kurmak. . beynamaz. * Çatı . i * Dayanarak.

oturtmak veya içine yerleş tirmek. binici * Binen. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. binmesini sağ lamak. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. katmak. * Binmek işyapı i lmak. binek atı * Sadece binmek. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. lan * Binilmek iş i. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. binmeye yarayan. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. basit mekanizmalı kilit. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . biner bingi her biri. kiremit. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. nda bininci * Bin sayınısı sı . dolap gibi ş eylerin. bini çı ta. lmış * Üzerine binilen. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. lan. * Kapı . ndan ka ı ta * Eklemek. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. ahş parçaların durumu. her birine bin. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. * Ata binme ustalı. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. her defası bini bir arada olarak. * Ata iyi binen kimse.bindirme * Bindirmek iş i. * pek çok yapı pek çok olan. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi.

k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. uçak. mek * İ parçadan biri. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. pek çok. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. * Biniş durumu. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. * Fiyat artmak. sakı nmaz. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. korkusuz. i * Atlı alay. * Üstüne binilen hayvan. ı tta * (bisiklet motosiklet. fına atı rı lmadan önce. binek atı . binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak.biniş * Binmek işveya biçimi. * Atlı alayda giyilen giysi. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. gözü pek. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. öbürünün üstünde olmak. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. nihayet. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. vapur. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. binek hayvanı Kullanmak. * Binmek iş i. katı lmak. * Hamur durumundaki ekmeklerin. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. ş ı lan bîperva * Çekinmez. * Eklenmek. u * Birçok bin. . nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. otomobil gibi bir taş yer almak. * Sonuç olarak. pla biomekanik * Biyoloji.

fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. * Toplu bir durumda. * Sadece. pek çok.* Çekinmeden. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak.. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. ka mı zı bir . beraberce. yalnı z. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. birlikte. korkmadan. hem. er. fazla. it. bir araba bir arada . hep birden... * Ancak. bir sürü. bir an önce * Bir ara. * Birleş ik. * Eşaynı boyda. I. yanı kimse bulunmadan.. bir * Ortaklaşolan. bir fincan kahvenin kı yı rı r. bir * Sayı n ilki. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. onunla övünülmemelidir. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. . * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. sa * Geçmiş bir zaman. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. toplu olarak. * Birçok. z nda * baş birinin yardı olmaksın. bir (veya bir de) * hem . bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. .. mları z. te * Odun. müş a terek.. yı * Bu sayı kadar olan. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. ş * Pek çok. i bir ara * Kı bir süre. olabildiğkadar tez. ğ ı * Tek. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r.

u na. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar.bir aralı k * Bir ara. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. ayrı . çok yaş ş lanmıolmak. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. çok az. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir baş ı na * Tek baş ı na. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir bir bir bir * Birer birer. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. ka le. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. * Bkz. tam tamı eksiksiz. * Az. bir araya getirmek * toplamak. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. küçük bir sorunu büyütmek. sa bir baba dokuz evlâdı besler. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. buluş mak. nı nına bir ben. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. hepyek. . bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. ayrı * Olduğ gibi.

bir çift * Bir takı m. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir boyda * Boyları it. * Biraz. baş baş tan a. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. * hiçbir zaman.bir boy * Bir kez. * Hele. yanlıdavranı bozmak. bir iki. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir çift söz * Bir iki söz. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . çabucak. ş ta. ünce iş bir damla . bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz.

mek bir dolu * Birçok. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. ğ ı . bir de * ve olana katarak. bir defada * ara vermeksizin. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir deli kuyuya bir taş atar. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. . bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. * "ilk önce". * (çocuk için) Çok küçük. bir dirhem * Çok az. bir don bir gömlek * yarı plak.* Çok az. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. fazladan. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. tutarsıkonuş z mak. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. birazcı k. * Bir kereye özgü olan. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. bir kereye özgü olarak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak.

bir evcikli * Mır. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir geceye ait. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar.bir düziye * Sürekli olarak. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). * bir merkezden. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. akrabalar eğ lenmemelidir. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. bir gece içinde olup biten. ladı ı karla bir elmanıyarı o. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. bir gecelik * Bir gece için. i . bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. tek hücreli. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. ceviz. ü i.

bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. i bir hücreli * Bkz. bir hamlede * Çabucak. iğ ipliğ dönmek. garip. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. fenalıgelmek. duraksamadan. iş * kazaya uğ ramak. kı da sürse çekici ve güzeldir. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. benzer. kötü bir durum karş nda söylenir. düş bir kalem * Bir an için. bir hoş olmak *şı aş rmak. * Aynı . bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. ölmek. usanmak. a sa bir güzel * Çok iyi. biraz. lı ş bir hayli * Epey. bir atıta. çok az sayı birkaç kez. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. m. ı esizliğolmak. bir da. * hüzünlenmek. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. k * huyu değ mek. bir gözeli. bezmek. çok. . . tek tür. hiçbir zaman.bir günden bir güne * hiç. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. iyice.

* Bir kez. mak. bir koş u * Koş koş koş çabucak. patı . bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. a a. * Çok az. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. z ur. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. bir an için göz ardı etmek. ancak bir kiş kı olur. uyuş bağ mak. ama o. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. bir karı ş * Çok kı sa. i rda bir kere * Aslı nda. . iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. belli durumunu değtirmeden. bir kı bin kişister. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. sa bir karı bir koca.bir kalem geçmek * boş vermek. bir defa. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. bir kalemde * birden ve toptan. arak. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. * bir karı kocanıçocukların. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. telâş rtı olmak. bir kazanda kaynamak * anlaş mak.

inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. iş birliğyapmak. birinci. azık. i bir ölçüde * Biraz. bir parça * Biraz. baş gelen. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. itli bir olmak * bir araya gelmek. bir bir o yana. bir numaralı * Birinci. m . çeş yönlere. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. derviş geçinmeyi anlatı çe r. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. bir nice * Bir hayli. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. belli oranda. bir numara * Tek. bir bu yana * rastgele. bir nebze * Çok az. birçok yerlere. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. çok az. birçok. bir örnek * Aynı biçimde olan. nan * Çok küçük (çocuk). cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir parça. biriktirmek. yeknesak. bir katı misli. değ olmamak. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. .

yekten. da. durumu. ardı na. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. ifade etmek. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. ardı bir solukta * Çabucak. gereğgibi söyledi. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir ş eyler. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. anlatmak. iş * bayı gibi olmak. çarçabuk. hemen. sa inde bir tahtada * bir defada. iki sı n çekirge. * belirtmek. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. birden fenalıgelmek. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. z kalmaz. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. çok kı bir sürede. yarı akı. inden. kı kesmek gerektiğ söylenir. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. lı z bir sı ra * Üst üste. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. bir ş söylemek ey * konuş mak. yeni huylar edinmek.* istediğ yere gider. tutumu değmek. lı r k * ölmek. lca m llı bir tane . bir tahtası eksik * akı eksik. istediğ biçimde davranım. değ erlendirmede yanı lmak. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. bir sı n çekirge. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak.

bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir yana * -den baş sayı ka. unu * hiçbir biçimde. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. hiçbir yolla. bir tanem * Sevgi sözü. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. eyle ı laş . artı . bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. bir vakitler * Geçmiş zamanda. vaktiyle. lmazsa.* Biricik.. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. hariç tutulursa. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . hem. eş görmek.. bölme. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). kuvvete yükseltme. bir torba kemik * çok zayı f. yegâne. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. benimsememek. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. ertelemek. eskiden. bir temiz * Adamakı. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). hem .

il. * Pek az. vaktiyle. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. çok değ il. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. arpa suyu. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. biraz * Kı bir süre için. * Bira yapma ve satma iş i. birazdan biracı lı k birader birazcı k .bir yın ğ ı * birçok. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. * "Yahu. ş . * Erkek kardeş . sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. nda. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. erini bir yol * Bir kez. biraz. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. eskiden. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. p * Çok bira içen (kimse). bir sürü. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. * Belirli bir süre. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. çok az. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. eskiden. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. dost. pek çok. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. * Az miktarda.

birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. birbirine katmak * araları açmak. olay çı nı nı karmak. * Tekçilik. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. birdenbire . birçok birden * Oldukça çok. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. hepsi bir arada. mak. tutarsı z.* Az sonra. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. * Ansın. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. ağ birliğyapmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. monizm. zı * Birlikte. beraberce. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. bir olayda sözleş gibi. * karı ş mak. monist. araları bozmak. müteaddit. sayı belirsiz. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. dövüş mek. bir hayli. * Tekçi. * (iplik vb. birbirine girmek * kavga etmek. na. hemencecik. sı * Bir defada. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. öteki de onu. birazı * Bir parça. lı * Biri diğ erinin yanı ra. birbirine kötülük etmek. birbirine düş mek * araları lmak.

birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. sentetik. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. fasulye gibi ürünler için) toprak. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. n i im ontogenez.* Ansın. beklenmedik bir sı zı rada. sı . * Bu biçimde oluş bütün. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. narak yapı eş lan leme. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi.. duygusal. küllîden cüz'îye. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. bire bin katmak. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. her birer birer * Her biri ayrı olarak. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. im . * İ toplulukları oluş nsan nı turan. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. vermek * (buğ arpa. sentez. k. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. nedenden etkiye. an. bireysel duruma.. na. bire beş katmak * eklemek. soy oluş ı karş . n kları bire . abartmak. lan kadar ürün vermek. birebir * Etkisi kesin olan. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. sentez. *İ stenildiğgibi. fert. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . uygun. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. bire bin katmak * çok abartmak. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. hemencecik. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. kullanı tohumun belli bir katı day. nohut. terkip. fert. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. miktar. * Yalı karmaş olana.

ferdiyet. bireye özgü olan. tek. mesinden. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. ran * Bireyle ilgili olan. il yan . tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. * Bilinmeyen bir kimse. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. özelliklerin. ferdî. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . ferdiyet. politikalarıgenel adı n . . individüalizm. ünü r. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak.bireyci * Kişhakları savunan. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. genele değ de. bireysellik * Birey olma olgusu. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. ferdiyetçilik. bireye. * Eş benzeri. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. tek. bireysel olarak göz önüne almak. u biri yer biri bakar. i nı * Bireycilikten yana olan. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. yegâne. birice biricik * En fazla. i. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. * Bütüne. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. individüalizm. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. ferdiyetçi. kendine özgü olan ş eylerin. iyi ran biri * Bir tanesi. baş kaları ayı ndan rmak. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. ikincisi olmayan ve çok sevilen. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma.

ölçülü kullanarak artı rmak. * Öğ renme. birikiş mek * Bir yere toplanmak. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. taki * Dilin. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. * Bir ş parayı eyi. birikme * Toplanı yılma. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. birileri birim * Bazı kimseler. birincası f . koleksiyon yapmak. i. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. ünite. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. biriktirim * Biriktirme. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. ünite. vahit. bir araya gelmek. p ğ ı * Gözlemler. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi.birikim * Birikme. oluş turduğ yapı u içinde. tasarruf etmek. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. bir yerde toplanıyılma.

birincil grup *İ çten. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. susturmak. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. 'nı ini . lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. meyve dı. samimî. tevhit. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. birkaç kiş herhangi biri. temel. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. birisi * Bilinmeyen bir kimse. hekimlikte kullanı bir bitki. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. birincilik * Birinci olma durumu. esas. ta birinci orun * (tren.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. yer. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak.) Birinci mevki. arası birinci olmak * baş gelmek. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. birinci zar * Yemiş derisi. uçak vb. ı k llı ı . lan birinci * Bir sayınısı sı . sın ra fatı * Zaman. rada. * Tanrı n birliğ dile getirme. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. da. önde gelmek. orun. rada. tek duruma getirme. onu denetim altı bulundurmak. az sayı az. vapur. birisinden biri * içlerinden biri. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). dıkabuk. birincivası f * Birleş ikgillerden. rası * (ulaş araçları Mevki. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. ana. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. sıf. * Bir etme.

bakakalmak. birleş im * Birleş iş mek i. kaptı . birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). kelime türünün değmesi. zikretmek. kaçtı kaçtı gibi. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. hissetmek (< hiss etmek). lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . başehir. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . ses türemesi. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . hasta olmak. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). i birleş ilmek * Birleş iş lmak.birlemek * Bir etmek. kaybolmak. sim mı ı p en hissetmek. tek duruma getirmek. buluş mek i yapı ulmak. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. bir araya gelinmek. * Bir araya gelmişbirleş olan. birleş kelime ik * Ses düş mesi. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. . bir noktada kesiş (doğ yay). sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. birleş değ me eri birleş me . gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . * Tanrı n birliğ dile getirmek. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ).). en ru. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. i n * Birleş iş mek i. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. inikat. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. müttehit. tedavi etmek gibi.

* Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). miş * Bağlı benzerlik. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. birliktelik * Birlikte olma durumu. vahdet. nda.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . muş * Birleş . bir tane alabilen. görüş olmak. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. * Uyuş aynı mak. * Yanı beraberinde. bağ . ı yan ı t * Tek. dört dörtlük. kimi. * Cinsel iliş bulunmak. * Askerlikte bölük. lı k. bir olma durumu. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. * Sanrı . . sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. mak. bir arada olma durumu. vahdet. bazı u r i . birlikte * Bir arada. iken * Buluş bir araya gelmek. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. * Kaynaş mak. halüsinasyon. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. as. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. * Uzlaş mayı layan. alay gibi bir bütün sayı topluluk. i n * En büyük değ erdeki nota. beraberce. tabur. * Bir taneden oluş . vahdaniyet. birli birlik *İ skambil. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak.

bisikletli * Bisikleti olan. ş veya tuzla yapı ince.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. belirten söz. onarma iş i. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. bistro bisturi * Neş ter. in ı t. * Sı racagillerden. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. çifttekercilik. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. en ufak. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. tatlı ekmek türü. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. çkili . küçük lokanta. k lan * İ kahve. çok küçük. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. bit kadar bit otu * en küçük. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. gevrek kuru pasta türü. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. bisküvi * Un. * Yayıdövmede kullanı araç. çifttekerci. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). süt. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. lan * Bisiklet satma.

in ş . bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. * Bkz. bitey * Bitki örtüsü. biteviye. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. ine . k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. nı rı p * Bitirilmek durumu. verimli (toprak). sonlu. yorgun düş mek. sırlandılı belirlenmeyen. fena. kuş bîtap * Bitkin. bîtap düş mek * çok yorulmak. yorgun. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. * Durumu kötü. bitiklik bitim * Bitmek iş i. nihayet. * Son. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. bitimli * Sonu olan. bîtaraf * Yansı tarafsı z.* Bitlere karşkullanı bir madde. yansı davranı z zca ş . z. * Yapık. dolaş ş ı ı k. namütenahi. flora. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. münteha. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan.ekli. sürekli olarak. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. mümbit. * Bitik olma durumu.

ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. bitirme * Bitirmek işitmam. bitiş * Bitmek işveya biçimi. * Güçsüz düş ürmek. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. tamamlamak. lan * Yaman. komş u. sona erme. yormak. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. mahvetmek. kumarhane. i. zeki. bitme. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. iltisakî. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. . mezuniyet. * Bilgili. bitirim yeri * Kumarhane. bitkin duruma getirmek. ken * Bitiş olma durumu. * Onulmaz duruma getirmek. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. kumarhane. açı kgöz. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitirimhane * Kumar oynanan yer. sonuçlandı rmak. tüketmek. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler.sona erdirmek. çok beğ enilen. yer).bitirim * Çok hoş giden (kimse. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). nlaş ş * Yandaki ev. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. eklerle türetilen dil. barbut oynatan kimse. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). a * Barbut oynatı yer. * Yan. yandaki. kahve. ik * Bitiş ken.

yosun. ot. bitkin . bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. nı ktan ğ ı sona eren. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. botanik. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. aç . bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. mek i. rı * Bitki yetiş kimse. bitkiyi andır. flora. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. bitiş me * Bitiş iş ittisal. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . botanikçi.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitey. nebat. bitkimsi * Bitkiye benzer. kı z böceğ ağ biti. bitki bilimi uzmanı raş . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı .

* Bitki. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. * Cimri. bitkinlik * Bitkin olma durumu. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Tükenmek. * Kendi bitlerini ayı klamak. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitme bitmek * Bitmek iş i. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. . saç gibi ş için. yağnar. * Çok sevmek. pirinç. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. çok zayı flamak. beğ enmek. bitli kokuş * üstü başkirli. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. bitkiden elde edilen. nebatî. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . güçsüz kalmak. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak.* Gücü tükenmiş olan. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. * Birinin bitlerini ayı klamak. ayan böcek takı . Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. * Sona ermek. * Bitlenmek iş i. bitki cinsinden olan. * Çok yorulmak. bayı lmak. bitkisel * Bitki ile ilgili. çok yorgun. mı bitli * Üstünde bit bulunan. tüy. çıp yetiş eyler kı mek.

* bir türlü sonu gelmemek. * Doğ olarak. kol. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . * Genellikle giysinin yaka. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. it ç sı * Acı çikolata. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. uçsuz bucaksı z. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. biyesi olan. bitümleme * Bitümlemek iş i. varlı n i . kömür tozundan briket yapı nda nda. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. tabiatı tabiî. ı t ları mı vb. lan. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. küçük hareketli çubuk. t . biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. bir ucu pistona. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. yoğ u n. eksilmemek. sonu gelmeyen. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. * Biyesi olmayan. bitüm * Keskin bir koku. * Bir çeş ardırakı. li. elbette. * Makinelerde. biye geçirilmemiş olan. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. alev ve koyu duman çı kararak yanan. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. sı . bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. vefası lı z. al ile.

biyolojik fizik. biyoloji uzmanı raş . tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . gübre gazı cı . * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. tercüme-i hâl. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . * Biyoloji ile ilgili. ayıevrelerini inceleyen bilim. dirim bilimi. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. . biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. * Hayat hikâyesi. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. dirimsel. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. hâl tercümesi. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. dirim bilimsel. n biyografik * Biyografi ile ilgili. * Dirim kurgu. me. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse.

na m . akrabamıbaş nı z. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. tı ğ . z kaları rahatça içtenlikle. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . ul i * Resmî konuş mada. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. bizar olmak * usanmak. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. kendisi. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. aramı yabancı kimse olmaksın. bı kmak. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. bizar etmek * tedirgin etmek. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. * birbirimizi çok yakı tanız. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. kendinden. . * Bize göre. * Bir çeş kara renkli mika. bizcileyin * Bizim gibi. lmı . bizim gelin bizden kaçar. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. yardı eder. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). bezmiş . * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. değ biz bize * Yalnıbiz.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. usandı rmak. biz araç. ı bîzar * Tedirgin. özünden. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. usanmı bezginlik getirmiş ş . mı bizdenlik * Bizden olma durumu. it * Çoğ birinci kişzamiri. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. ş (Acipenser nudiventris).

bloklaş ma . * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83.8 olan. Kı rı bir saltması Bi. bizimle ilgili olan. * Voleybolda. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. atom ağ ğ209 olan. ş ı bizon bizzat * Kendi.3° C de eriyen. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. . * Ucu çivili değ nek. kılı beyaz renkli. * kapatmak. 271. * Hareketine engel olma. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u.bizimki * Bizim olan. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. ş ahsen. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. durdurmak. morulâ. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. ayan * Kocaman ve ağ kitle. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * Bizlemek iş i. blokaj * Bloke etmek iş i. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. bir bütün oluş turan. u zı msı kılgan ve katı element. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. hareketini durdurma. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . * Kadı n kocaları nları ndan. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. kendisi.

genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. * Bu kumaş yapı (giysi). kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. knatı kuş ı ka boca . çok iri. tan lan n * Boagillerden. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). kaba pamuklu kumaş lan . ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. güçlü bir yı (Boa constrictor). makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. bloksuzluk * Bloksuz davranma. bağ sı k. * Fotoğ filmi rulosu. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. boyun kürkü. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. zehirsiz. bağ sı lantız. r. mın * Makara. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . boalar bobin * Sürüngenler sıfın. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi.* Bloklaş iş mak i.

bodoslamak * Açı klamak. . nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. baş taraftan. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . ı nı * (birden çevirip) boş altmak. genellikle güneş görmeyen (oda). bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. orsa veya rüzgâr üstü karş . bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k.* Geminin rüzgâr almayan yanı . bocalama * Bocalamak iş i. ileri sürmek. sa'nı um * Domuz. ne yapacağ bilememek. bodoslamadan * Ön taraftan. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. dökmek. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. belirtmek. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. poca. kararsıolmak. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. rüzgâr üstü. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i.

ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. * geliş memek.bodur kalmak * boyu uzamamak. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. bodurluk * Bodur olma durumu. astar. nce * Sağ anak. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. bora. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . . * Anjin. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. \343 Zodyak. a aya boğ ası * İ bez. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. * Damı k erkek sır. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu.

imik. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. n. boğ ola az * "afiyet olsun. * Yedirip içirme yükümü. boğ olmak az * boğ ağmak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. boğ derdi az * geçim için uğ ma. keleye çekmek. iaş e. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. * Ş e. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. derbent. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. . azı rı * imrenmekten boğ şmek. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. raş * yemek piş irme. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. * Yeme içme. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. iltihaplanmak. hazı rlama sıntı . na. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir.

boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. kan dökerek öldürmek. aş ölçüde. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. boğ ndan * Gaddarca. lüzumundan fazla. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. boğ na kadar azı * pek çok. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. sıntı kı vermek. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. ine. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. iş kesilmek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. . sesi çı kmamak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak.

* (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. ş maz . boğ durulma * Boğ durulmak iş i. ktan tı yla elde edilen. yemek isteğçok olan. azı * Çok yemek yiyen.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. iş z. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ azlı * Boğ olan. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. * Silik bir duruma getirmek. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. t. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. yı na * El. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. * Tamamı kaplamak. * İ dut. azı * Çok az yemek yiyen. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . iş . boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. sarmak. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. yla * Peş e yapmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. bastı rmak. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ mak * Bir canlı.

boğ umlama * Boğ ulmak iş i. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. mak ine * Havası ktan ölmek. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. * Kılmı(ses). kıklaş uk sı mak. . * Bunaltmak. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. zlı * Bunalmak. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. boğ maklı * Boğ makları olan. * (renkler için) Uygun düş memek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. . sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. boğ bir biçimde. kı veren.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. ma i * Solunumu güçleş tiren. * Çok sı sıntı cak. ş . * Geliş mesine engel olmak. kık kık. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. boğ mak * Boğ yeri. boğ ucu * Boğ özelliğolan.

* İ ip kakı tiş ş mak. ıı lı boğ unuk * Kık. * Boğ mak iş uş i. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. bohçalama * Bohçalamak iş i. um mak. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. * Sınt ı kapalı kı lı . boğ sı uk. donuk. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. * Sınt ı kı . . ı z itli rayarak ses olarak çı . telâffuz. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. * Ufak ve seçme tütün dengi. e i. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. dövüş mek. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. çı mahreç. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. eyler e . umu * Zor soluk alma.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. ı luğ z tuğ n kak. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. ihtikar.

* kendi isteğ ayrı iyle lmak. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. bok canı olsun na * bılan. tiksinilen. çok berbat. i. i bok püsür * hoşgitmeyen. z. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. . bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. * Güç durum. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. berbat etmek. bok atmak * (birine) leke sürmek. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . iş son vermek. boklama * Boklamak iş i. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. güzel görünür. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. her işkarı e e ş an. ayı ı veya topluluk). burnunu sokmaması gerekir. bok * Dı . bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. kara çalmak. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak.

meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. lan ü. * Pislik. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. yumruk oyuncusu. her ş öfkelenir olmak. i) boklanma * Boklanmak durumu. dar karş . u una. yararsı z. * Korindon. boku bokuna * boş boş yok yere. bol . boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. pis. ş arap. derme çatma. boktan * temelsiz. boklu bokluk * Boku olan. pislenmek. boklaş ma * Boklaş durumu. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. kı ı. boksör * Boks oynayan kimse. * Kötü durum. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. i er bokunu çı karmak * bok etmek.

bollanmak * Bol duruma gelmek. bolca * Oldukça çok. çok. ş al. bol keseden * bol bol. * Cömert. zenginlik. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . çokça. pek çok. * Oldukça geniş . * Bolalmak iş i veya durumu.bol bol * Fazla. * Bu dansımüziğ n i. ölçüsüz. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. * Bollaş mak. ndan bollanma * Bol duruma gelme. eli açı zengin gönüllü. * Kı ve kolsuz kadıceketi. saçı apş . mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. bolarmak * Bol duruma gelmek. * Dökük. sıntı düş kı ya meden. . büyük miktarda. bol bolamat * Refah. * Yahudi kadı. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. bol paça * Geniş paçalı . nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. bolluk. k. bol bulamaç * Bol bol. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. geniş lemek. * Bolarmak iş i veya durumu.

ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. Bolş eviklik * Rusya'da XX. gösteriş lam. eyin u * Fazlalı k. çı * Bomba biçiminde. türlü büyüklükte patlayı. * Her ş bol olduğ zaman. bom bomba * Bir çeş kumar. ş . n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). komünistlik. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. cı ateş silâh. kalıdemirden kap. bolometre * Iş mölçer. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. sağ göz alı. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). bollatmak * Bol duruma getirmek. cı li.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. nı lan bomba gibi * iyi. bombalamak . cı kı maddelerle doldurulmuş . * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bollatma * Bol duruma getirme. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. bombalama * Bombalamak iş i. Bolş evizm * Bolş eviklik. bolluk * Bol olma durumu. li * Büyük fı veya varil. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. geniş letmek.

bonbon. bombalanma * Bombalanmak iş i. * Ş kinlik. * Bombalama. kabarı k. hekimlikte kullanı uyuş lan. bombok * Çok kötü. bombe * Ş kin. kabarı tümsekli. bomba atmak. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombardı man * Topa tutma. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. iş k.* Belli bir hedefe. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. çoğ unlukla havadan. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bomboz bon otu niger). turucu ve zehirli. çok berbat. bomboş * Büsbütün. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. iş i. pistonlu. tamamen boş . nefesli çalgı n . * Patlı cangillerden. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. . bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. ş bonbon ş ekeri * Bkz.

boncuk * Cam. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncuklu * Boncuğ olan. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncukla süslenmiş u . delik. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. boncuk gibi * küçücük (göz). plâstik gibi maddelerden yapı ortası . bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et).bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. li . çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . tahta. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. taşsedef. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. vrı her it ak vb. lan. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. mak. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk.

ndan mur . süresi dolmadan. yi * Eli açı cömert. k. * Uzun siyah ceketle. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. bora bora gibi * çok sert. eli açı k. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. atom ağ ğ10. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. borani * Bor (I). yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. n. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. temiz iş ı. nda * Züppece giyiniş biçimi. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. cömertlik. * Bu biçimde giyinen kimse. bor bor * Atom sayı 5. bono * Belirli bir sürenin sonunda. lı (toprak). sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . ekilmemiş ş . an * İ yürekli. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. Kı saltması B. eksiğ paraya çevirmek. sert. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu.bonjur * Günaydı n. satı büyük mağ yası lan aza. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . mıbir * Yağ murlu. * İlenmemiştaşk. süs eş oyuncak vb. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel.8 olan.45 u olan basit element. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. öfkeli. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. ş iddetli.

yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. ı eyi i. boru. borca batmak * çok borçlu olmak. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . . * Pancar. ey borç altı girmek na * borç para almak. borç etmek * borçlandı rmak. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. gerekliğ yükümlülük. borç harç . borca girmek * borçlanmak. borca almak * veresiye almak. borç para almak. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. vecibe. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek.* Pirinçli. * Birine karşbir ş yerine getirme. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borca batmak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. * Bu boruyu çalan kimse. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . borazancı * Borazan çalan kimse. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek.

borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. i borçlu ölmez. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. na borçlu * Borcu olan. aldı nıparası hemen vermez. ancak hasta edecek kadar üzer. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. borç edilmek. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borç almıolan. borç yapmak * borç olarak almak. nı . verecekli.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. ş * Bir yüküm altı bulunan. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. borç ödemekle (veya vermekle). borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borç yemek * borçla geçinmek. medyun. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. i. borçlu duruma getirmek. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek.

it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. beyaz. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. ru lanan halat. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . . sedef görünümde bir madde. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. * Etkisi az. asit borik. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. borda etmek * yandan yanaş mak. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. lmıgiyecek. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. kı .borçsuz * Borcu olmayan. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. arap * Bu renkte olan. n * Banyo. borda bordaya * yan yana. geniş sa kollu bir üstlük. k. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . rada kları bordalama * Bordalamak iş i. rmı. ş tortusu rengi.

nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. uçları k. uzun ve dar silindir. erli ı t. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. lan . önem verilmeyecek ş değ ey il. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . * Tatula. alıp satı hisse senedi. borazan. boru hattı * Borç (II). borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. içi boş ka vı . küçümsenecek. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. . borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan.

bostan bozuntusu * Korkak. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. lan bostan korkuluğ u . bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. yüreksiz. lan boru mengenesi * Kesme. en. * Kavun. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. boru kabağ ı * Boğ umsuz. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. borucu * Boru yapısatan kimse. yetkisi olmak. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. boylu boslu. boy bos. kı landı ı boru yolu * Petrolü. payplayn. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. p * Boru montajı çalı kimse. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. lan * Borusu olan. * Sebze bahçesi. işyaramaz adam. karpuz tarlası . * Bkz.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. borumsu * Boru biçiminde olan. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. boru gibi uzun su kabağ ı . çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan .

raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. m * iş bı siz rakmamak. bostan patlı canı * Az çekirdekli. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. . boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. li boş *İ çinde. ş * Bir iş yaramayan. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. ey * İsiz. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. bir kazançla çı ten kmak. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. sonuç vermemek. * Anlamsı z. * Görevlisi olmayan (iş . iri ve yuvarlak bir patlı türü. münhal. boş kalmak. e * Bilgisiz. ilen . z. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. boş rakmamak bı * (para. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. böğ ür. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. z boş ür böğ * Bkz. * Verimsiz. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. raş * Bostancın görevi. görev). * Yapı iş lacak i olmayan.

boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. dar. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. mahrum etmek. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. bilgisine dayanarak anlatmak. ey boş durmak * iş kalmak. dipsiz kile boş ambar. sı i anma kâğ . boş lâf * Gereksiz. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. batı l itikat. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. verimsiz. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. raşolmamak. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. biçimci inanma. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. boş koymak * yoksun bı rakmak. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. boş i anmak. boş söz * Bir düş anlatmayan. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. çalı siz ş mamak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. . boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. * iş kalmak.

altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. ey * Dı ya akmak. * Derdini birine açarak ferahlama. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. para) hiçbir iş yaramamak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. arj. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. ş arı * Gevş emek. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. boş m alı * Boş almak iş deş i. boş gitmek a * (harcanan emek. boş koysan dolmaz. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. dökülmek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. içinde bir ş kalmamak. inhilâl etmek. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. rölântiye almak. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. i. hava boş n boş altma makinesi. * Boş m. deş olmak. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. * Derdini. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. açı lmak. boş yere * Boş una. olumlu bir sonuca ulaş e amamak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. boş alma * Boş almak iş inhilâl. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. rahatlama. boş vermek * aldı rmamak. ine boş m altı . boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. nı boş çı a kmak * (umut. gerçekleş memek. boş almak * Boş duruma gelmek. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek.

ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. boş anma * Boş anmak iş i. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. aile kisini kesmek. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. yrı boş atma * Boş atmak iş i. açmak. yakı nmaları anlatmak. * Kusmak. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. ifrağ ları ş arı lması . tükürük. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . * Dökmek. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. nı * Çok ağ lamak. * (hayvan) Başğ lından. * Derdini dökmek. boca etmek. boş ama * Boş amak iş i. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. . * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. boş altma * Boş altmak iş i. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * Sı lmak kurtulmak.* Boş altmak iş i. * Gevş etmek. ndaki idrarı ve ter. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. arı * Dertlerini. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri.

yersiz. ablak yüzlü güzel.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. siz boş boş u una * Gereksiz yere. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. boş tulumbası luk * Bkz. . geveze. boş altaç. sı r saklayamayan. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. beyhude. * Yerli yersiz konuş (kimse). düş üncesiz konuş mak. yararsıyere. siz boş kalmak ta * iş kalmak. boş z yere. yoksunluk duygusu. boş una. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. lgi boş luk * Oyuk. nafile. al yanaklı saçlı . ihmal etmek. Boş güzeli nak * Sarı . * Yetersizlik. vakum. * İ göstermemek. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. boş lama * Boş lamak iş ihmal. boş una * gereksiz. ş * Kesinti. i. Boş naklarla ilgili olan. ndan n * Boş naklara özgü olan. çukur. kopukluk. * Boş geçen süre. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. boş lamak * Bı rakmak. * Eksiklik. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. kapanmamıyer. nak boş gezmek ta * iş olmak.

kabile. * Yol. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. lmıküçük sandal. gusül. k. değ er. botanikçi boy * Bitki bilimci. yararsıyere. kapalı ayakkabı . deniz kısı yı. boy atmak * boyu uzamak. ı tı * Uzunluk. boylanmak. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . klân. * Uzaklı k. için * Süre. nebatat. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. nafile. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. * Bir yüzeyde. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. tevekkeli. itli . * Uzun konçlu. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. boylanmak. boy * Ortak bir atadan türediklerine. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. z * Küçük gemi. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. gereksiz. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. * Destan. geliş mek. sı mı * Geçerlilik.boş una bot * Boş yere. ı rmak. * Bitki bilimi. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. * Kumaş ölçü. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. beyhude.

(su) insan boyunu geçmemek. boy bos. sürmek) * boyamak. ini * büyümek. boyacı . boy pos * Bkz. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça.50 cm uzunluğ e unda menteş e. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. ğ boya * Renk vermek. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. makyaj yapmak. * gösteriş yapmak. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. çiçekleri mavi. boya vurmak (veya çekmek. boy vermemek * sıolmak. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. uzamak.boy göstermek * görünmek. boya çekmek * boyuna büyümek. ş yanı lan * Renk.75-3. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . * Yazmak için kullanı mürekkep. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boya kullanmak * boyanmak. lan * Aldatı görünüş cı . sarı beyaz renkli. boy otu * Baklagillerden.

aş ı ı r ağ lamak. makyajlı n ş . boyanma . * Renkli. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. rarak * Ağ söz söylemek. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. * Boyama iş boyacı ı ini. * Renkli yazma veya mendil. ğ * Boya satı dükkân. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. * Boyacın yaptı iş nı ğ . leri lan boyalama * Boyalamak iş i. ı boyahane * Boya iş yapı yer. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. boyalanmak * Boya sürülmek.* Boya satan kimse. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. boyama * Boyamak iş i. boyana * Boyna. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. boyalanma * Boyalanmak durumu. ş rı ş . boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . lı meslek edinen kimse. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya.

ş ı alma. yalnı serbest. * Akran. . * Kendi kendini boyamak. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. yüzüne boya sürmek. boyar madde. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. boyası z * Boya sürülmemiş . * Renksiz. * Boya veya renkli bir ş sürülmek.* Boyanmak iş i. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. z. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boyası atmak * boyası solmak. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. makyaj yapmak. boydaş * Aynı boyda olan. * Bekâr. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. i rı boyatma * Boyatmak iş i. boya sürdürmek. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. makyajsı n ş z. * Tuna bölgesinde. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. Transilvanya'da. * Boy bakı ndan. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. boya sürdürülmek. Rusya'da soylulara verilen unvan.

tul. değ boylama * Boylamak iş i. boyu uzunluğ i unca. * Düş mek. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. * Destan söylemek. * Boyu benzerlerinden uzun olan. sağ * Boyu olan. * Batmak. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. anlatmak. kı sa .* Bir kimse. boylanma * Boylanmak iş i. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. yakıklı ş . lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylu poslu * Bkz. * Yükselmek. çı kmak. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boylu boslu * Uzun boylu. ş ı almak. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. gösteriş ı li. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. boylu boslu. boykotaj * Boykot etmek iş i. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. boylanmak * Boyu uzamak. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri.

nacak ve yardı bekler durumda. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. * Bu organdan yapı ş lmı . boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. tı n ı nda rnaksı maddeden. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. bir iş i ister istemez kabul etmek. zimmetine geçirmek. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. çaresiz bir durumda kalmak. * (bitki için) canlı ı yitirmek. uzun. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. gebersin. karştarafıgücünü kabul etmek. boynu bükük * Üzgün. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. hacamat etmek. acı rı ş . kı k veya çatallı bir vrı korunma organı .boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. olmak. boynuna * üstüne. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. zavallı m . i boynunu bükmek * acı rı. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. ndıcı * bir durumu. kılmı kimsesiz. ı n boynuz isterken kulaktan olmak .

* daha iyisini. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boyunca. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). sır ve antilopları ğ ı içine alan. * Boynuz batılmak. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. omurgalı n memeliler sıfı ları nı .olmak. boynuz yarası rı almak. boynuz gibi. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. süsmek. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlugiller * Keçi. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. nda . sın n nları ine * Troleybüs. koyun. boynuzlatmak * Erkek. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu.

te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. na boyuna * Ene dik olarak. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. ayakta iken başöne bükmek. iş üm n vata n * Sorumluluk. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. * (bo'yuna) Ara vermeden. uzunlaması tulânî. boyu boyuna. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. la nda * Ş e. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. boynunu bükmek. katlanmak. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. süresince. cı gibi araçları dar olan üst bölümü.boyu (veya boyuna. boyunca. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. u * Sürdüğ zaman kadar. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyun vermek * buyruk altı girmek. enlice kumaş parçası . vecibe. durmaksın. güğ gibi kapları veya vida. na. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. kravat. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. altı . nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. boyun bükmek * Bkz. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak.

k * Bu renkte olan. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. . aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . lan ey. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. (toprak). geniş ve lik derinlikten her biri. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. an. rmak. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. * Boyutu olamayan. * Durum. ş . boz bulanı k * Çok bulanı k. lik. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. buut. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boz yel * Boyutu olan. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. mı * Nitelik. nan rultudan uzunluk. veya beton kirişlento. geniş kapsam kazanmak. boyut kazanmak * yeni bir durum. * Açı lmamı sürülmemiş ş . k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. lik. içerik. ini.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. ldı ı ları verdiğbahş. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. boyunlu * Boynu olan. esaret. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. . geniş kapsam ve içerik kazandı lik. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. geniş kapsam. beklediğyakı ğgörememek.

rengini atmak. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozarmak * Rengi boz olmak. mır. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . boza * Arpa. i bozdurtmak * Bozdurmak. renk değtirmek. ham tarla. ş . bozacı * Boza yapan veya satan kimse. day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. tatlı mayhoş lan veya içecek. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozahane * Boza yapı yer. bozbakkal * Karatavukgillerden.* Lodos. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). bozdurulmak . bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. bozdurma * Bozdurmak iş i. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozum olmak. ç u bozca * Rengi boza çalan. * İlenmemişçalı toprak. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . boza olmak * utanmak.

ı * Yenilen bir ordunun. dağ an ı lmak. step. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an.* Bozmak işyaptılmak. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k.). bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. lan. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. ğ lı bozma * Bozmak iş i. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. * Çı k koparmak. * Bozgun olanı durumu. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . p . bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. güç vb. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). bozgunluk * Bozgun. yı n. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. çökmüş lgı . hezimete uğ ramak. * Bu durumda bulunan. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . * Morali bozulmuş . * Bu ezgiyle söylenen. konusu acı türküler. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. klı * Bozlamak eylemi. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. hezimet.

lûp * Altı paraya çevirmek. yenilemeyecek duruma gelmek. * İ ve değ niteliğ yitirmek. bozguna uğ ramak. küçük değ para. karık. eyin ş tı * Dokunmak. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. sıntı zgı kı lı . bozdurmak. dağ ı tmak. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. bozuk düzen * Düzensiz. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. bozuk gibi. erli * Kötümser. * Bozuk olma durumu. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * Bozulmak iş i. * Bozulmuş olan. ine * (yiyecek için) Kokmak. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. zarar vermek. ş ı * Türk halk müziğ inde. * Kötü duruma getirmek. mağ etmek. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. ufaklı bozuk para. ekş imek. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. * Bir yerin. gergin. * Dağ ı lmak. . * Kı n. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. k. içerlemek. huzursuz. düzeni bozuk olan. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. yenmek. ufaklı bozuk. * Bozguna uğ ratmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. lını iş ş * Bı rakmak. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. n * Kı ğ zarar vermek. lmıolmak. * Geçersiz bir duruma getirmek. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. bir ş düzenini karı rmak. * Madenî. bozuk. bozukça bozukluk * Biraz. k. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş .

i. bozuş mak * Araları lmak. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. bozuş ukluk * Bozuk durumda. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. ı u n sa. yenilmiş k.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. mahcup etmek. lik. hormon niteliğ salgı olan bez (II). i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. mahcup olmak. döküntü. k. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. başküçük. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). bozum olmak * utanmak. bozum etmek * utandı rmak. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. z lan böbrek biri. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. idrar salan. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. karşklı ı bozulma içinde. utanacak duruma düş mek. olan.

böbürlenme * Böbürlenmek iş i. sı ülkelerde yaş cak ayan. kibir. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. böcek yiyen. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). çoğ ve baş üs. sarı u renkli. ta böcekçil * Böcek yiyen. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. kurulmak. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. yaş ş ve ı k cı . böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. göğ karıolarak eklemlerden oluş . n muş hayvan sıfı ere. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. kı kı . rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. nı. böceklenme * Böceklenmek iş i. entomolojist. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk.* Memelilerden. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). haş * Kelebek. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). karada yaş hayvanlar takı . * Böbürlenme. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. derisi benekli. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . * Böcü. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. * Böbürlenme. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. il nda ğ ı * Bu renkte olan. böbürlenmek * çok böbürlenmek. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . . böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . entomoloji.

böğ ürtü . ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böcekhane. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. manda. gibi hayalî bir varlı verilen ad. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. böğ * Eklem bacaklı lardan. böğ * Yan taraf. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. zehirli bir örümcek türü. böğ ürmek * (öküz. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. böğ ürtlen * Gülgillerden. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. soluk sarı renkli. l) böcü * Kurt.böcekler * Vücutları . yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. deve) Bağ ı rmak. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. bahçe çitlerinde. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. diken dutu (Rubus caesus). böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. birer. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böceklenmiş . * Böcek. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. boş ür. kanatları er. hortlak vb.

* Böke olma durumu. u. i. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. "a bölü b" diye okunur. birinci olan (kimse). * Bölmek iş ayı parçalama. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. rma. böke * Kahraman. ş ampiyonluk. nahiye. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. * Birliğ bozulması yol açmak. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. * Büyük bir yeri. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). taksim etmek. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. taksim. "a/b" anlatı . iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. ş ampiyona. yangı gibi durumlarda. sı ran * Bölmek iş lemi. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk.* Böğ ürme sesi. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. güçlü kimse. * Gemilerin içinde. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. parçalamak. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. * Salon. * Cins kavramları tür. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . ş ampiyon. mı bölmeli bölü . böldürmek * Bölmek işyaptılmak. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. taksim. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . su baskı. mı ka. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler.

* Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. bozmayı amaç edinen kimse. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. bölücü * Bölme iş yapan. departman. tasnif. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . b" diye okunur. seksiyon. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. sıflamak. bölünebilme . * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. it kümelere ayı rmak. fesatçı u. * Hizip. bölme amacı olan. kım. * Çağdevir. sıflanmak. i. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. kı smî. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. nı rma. i nda . sı * Saç örgüsü. parça parça. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . kım. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. sıflandı nı rmak. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. departman. ğ . münafı k. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. bölen. . tasnif etmek. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. lmı sı sı .

belirli bölümlere. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. * Bölüş paylaş me. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. bölünmez * Parçalanamaz. * Budala. taksimat. saf. * Bölünmek iş i.* Kalansıbölünür olma durumu. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. i * Bölüş iş mek i. taksim etmek. bölüngü bölünme * Fraksiyon. eş lması gereken miktar veya sayı . payı almak. parçalara ayrı lmak. ma. . bölünmek * Bir bütün. * Hücrelerin. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. halka. bölüntü * Bölünmüş parça. halkalara ayrı ş lmıolan. ayrı lamaz. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. üleş mek. * Fraksiyon. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p .

saf (bir biçimde). n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. safça. kı ı n na. börtme * Börtmek iş i. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. haş lamak. k. börtmek * Az piş irmek. börek için ayrı ş li lmıolan. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. k. bönlük börek * Bön olma durumu. saflı k. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i.bön bön * Budala ve safca bakarak. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). . börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. börttürme * Börttürme iş i. bön bön bakmak * anlamayarak. ş kış kıbakmak. aş n aş n bönce * Budala. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. * Börtülmek iş i. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. bönleş me * Bönleş iş mek i. luk. budalalı aptallı sersemlik. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. bönleş mek * Bön duruma gelmek. yma. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. aptallaş mak.

böylelikle. bu biçimde. böylelikle. bu biçimde olanı . bu biçimde. böyle baş böyle tı a. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. böylece * Tam böyle. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . * Sonunda. nda * Bu kasttan olan kimse. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. böyle böyle * Böylelikle. sonunda. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. bir rkı * Hint kastları ilk kast. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . tüylü. *İ çinde "ne". böylemesine * Bu biçimde. * Bunun gibisi. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. . ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). * İ yapı bacakları ri lı . gene de böyle olacak. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. * Bu derece. * Bu yolda.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. bu yolda. böylecene * Böylece. infilâk etmek. paçalı tavuk ı . o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. lan il * Bösmek iş i. buna benzer. Brahmanizm * Brahmanlı k. böylesi böylesine * Aş bir biçimde.

kı kafalı nı sa sa . tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * "Be" yerine kullanı lı r. tutturulan asıyatak. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. kol. birkaç top taş gemi. * İ direkli. * Briket yapan veya satan kimse. Brahmanizm. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. branş bravo bre * "Ey. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. yaylı arabası at . seren yelkenli. * Aferin. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. yaş a!. ki ı yan * (bilim için) Dal. hey" anlamı kullanı nda lı r. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. * Linyit. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. * Doğ çimento ile lâvlı al . kın zak ı lan .Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. Brehmen breş * Bkz. Brahman. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. * Ş kı k. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. briketçi . rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. coş anlatı aş nlı ku r. yaylı araba. lı . kavkı kabuklu. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu.

yoğ unluğ 2. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n .909 olan. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. briyantin sürünmüş . bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . Kı vı saltması Br. bromürlü * Yapında bromür bulunan. tunç renginde olan. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. pis kokulu. bronz * Tunç. deniz suları az. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. içeriden tutturulan ince perde.97 olan kı zı u rmı renkli. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. briketleme * Briketlemek iş i. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. * Pencerelerin çerçevesine. bronz gibi * tunca benzeyen. zehirli sı bir element. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. * Atom numarası atom ağ ğ79. brokkoli brom * Küçük. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. yeşyumrular hâlinde olan. briketlemek * Briket hâline getirmek. bazı 35. broş .

risale. sı brovning bröve * 7. çeş idinden.65 mm lik otomatik tabanca. bundan. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bunda. bu kadar * bu denli. . bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. bu arada * Bu süre içinde. * Diploma. bu kabil * bu gibi. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. Bruxelles lâhanası * Bkz. bu gidiş le * bu biçimde. beraber. bu haysiyetle * bu bakı mdan. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. yakmaç. buna. bu tarzda. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu birkaç gün içinde.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. bu kabilden * gibi. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. biçimlerine girer. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). lan ı rlı bu * Yerde. broş ür * Sayfa sayı az. Brüksel lâhanası . Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. bu gözle * bu anlayı ş la. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). ş ahadetname. ş . küçük kitap. * Birlikte. Çokluk biçimi bunlar). bu türlü. nda.

bu meyanda * Bu arada. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. ve yarı m. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. köş yer. bucak bucak * Her yerde. bu türlü * böyle. bunun için. * Ağ n dal olacak sürgünü. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bucak bucak aramak * her yerde aramak. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. e. nahiye. bu kez.. bu yüzden * bundan dolayı . kutu. bu arada. çeliş ş ları iyor. bu meyanda * Bkz. her tarafta. an ı * Kenar. her yanda. acı * Dal. budak özü * Taze sürgün.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. * Kesirli. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bu sefer * Bu defa. . bucak bucak kaçmak * bir olay. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. bu biçimde.. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. *İ lçelerin. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor.

* Budamak iş i. nı dalları kı nı saltmak. te) nı u * Bir ş eksiltmek. ı budala * Zekâca geri. budalalı k * Budala olma durumu. budanma * Budanmak iş i. ine budatma * Budatmak iş i. budalalaş mak * Budala duruma gelmek.budaklanma * Budaklanmak iş i. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. budalalıetmek k * akı zca davranmak. . nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). budaklı * Budağolan. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. * Budalaca yapı iş lan . budala gibi davranmak. dallanmak. budalaca. budala budala * budala gibi. budanmak * Budamak iş konu olmak. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. * Zekâca geri olan kimse. yla aç. budaklanmak * Budak sürmek. azaltmak. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün.

stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. dil ve kültür ortaklı bulunan. bugün yapı lan. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. budunsal bugün * Kavmî. bugün olan. n n ü ü Budist * Bkz. etnolog. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. budun bilimsel * Etnolojik. ini. bugüne bugün * "unutma ki". boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. budun betimi * Etnografya. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. ı rkiyat. budun betimci * Etnograf. içinde bulunduğ umuz zamanda. *İ çinde bulunduğ umuz gün. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. *İ çinde bulunduğ umuz günde. nda. kavmiyat. Buddhist. millet. * Ulus. bugünkü * Bugüne özgü. derhal. budun kavim. etnik. . * Araları töre. bugünden yarı na * az zaman sonra. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. budun bilimi * Etnoloji. bugünkü günde *ş imdi. * bugüne değ in. ş imdiki ş artlarda. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı .

iki hörgüçlü deve. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). buğ benizli day * Açıesmer. arpa. çavdar. . buğ daygiller * Bir çeneklilerden. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . kamı bambu olan. sı k r otları . day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. buğ daysı tane * Bkz. ayrıve çayı i day.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). il. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. pirinç. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. patates. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). buğ ra * Erkek deve. ekin biti (Sitophilus granarius). bugünlük * Bugün için. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. mır. örneğbuğ yulaf. buğ daysı meyve. buğ daysı meyve. vücudu yeş başsiyah. ş . buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). ekinlere zararlı böcek. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. buğ daysı tohum * Bkz.

buğ ulama * Buğ ulamak iş i. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. dalgı bakı olan (göz). dolu dolu. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. buğ tutmak. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. u mak. buğ u ulanmı ş . buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. * Süzgün. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. domates. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. ma. lı buğ ur * Buğ ra. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. . na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. * Buğ piş (yemek). k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. tephirhane. buharlaş u mak. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. cak cak. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. yaş. sarı k anı msak. arpacısoğ . uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı.

mak i. ulaş * Dalgı mak. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. buhar olmak * yok olmak. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. m . buharlı * Buharı olan. hayaller içinde kalmak. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. tebahhur. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. tebahhur etmek.). kriz. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. * Buhar gücü ile çalı ş an. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. buğ mak. kaybolmak. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. m. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan.

kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). * Güzel koku. hareketleri yavaş . * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. ı . ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. rayiha. . renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. maddeler. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. bilek. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. tütsü. bukanak buke * Ayak. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. demir köstek. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. lan aç buhurdan * Buhurluk. görüş değ tiren kimse. 20-30 cm boyunda. buhranlı * Bunalı . * Çı na göre davranını karı ş .

bulandıcı rı * Bulantı veren. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). amca veya dayı sı karı. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. ı n rası lması lan * Sulu. . bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. oradan buradan toplanmı ş ı ş .buket bukle * Çiçek demeti. pı nar. kı mlı vrı saç. * Kirletmek. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * Tiksindirici. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. nefret uyandı ran. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. * Bulamak iş i. * Bükülmüş iplik. lan itli * Karık. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. bula bula bunu (onu. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Küçük lüle durumunda. * Yenge. * Kaynak. bukleli (saç). bulanması sağ na nı lamak. * var olanları en değ n ersizini seçmek. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). cık hamur. bukle bukle * Kı m kı m. bulada bulak bulama * Büyük piliç.

bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ş * Bulutlu. net olmayan. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. sı * Karı ş mak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. ğ ve klını ı ı * (iç. ş kan. çok duru olmayan. uygunsuz iş yapan. * Açıseçik görünmeyen. mide içi) Bulantıolmak. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. bulaş sri. midesini) bulandı rmak. Donuk.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. kalı . klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. kapalı . k * (bakı için. bulanı kça * Biraz bulanıolan. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. ş ) z. * İ etki. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. sataş alı ğolan kimse. i * Bulanmak iş i. ş yası * Bulaş ş mıolan. her yanı ş kaplanmak. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. kası an. anlamsı fersiz. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. * Yapı sulu. lan bulaş deniz ı k . bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. duru olmayan. z. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. bulantı vermek * (içini.

bulaş mak * Bir nesne. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. lan. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. * Sataş kavga etme alı ğolan. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. ı kamaya ayrı özel bölüm.* Mayıtehlikesi olan deniz. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. sirayet etmek. kirli iş . uygunsuz. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. kçı bulaş ı khane * Kı okul. yapı tı ı ş kan. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. ş . k) . üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. eye * (hastalı Geçmek. ma. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu.

*İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. bulgari * Dört telli bağ lama. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. n n * Bulgaristan'a özgü olan. tı karı . buldurtma * Buldurtmak iş i. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. mak. Bulgarca * Bulgar dili. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. * Bulaşrmak. netice. molosus hibernicus). * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. bı ı yıp ran. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. sataş tedirgin etmek. buldurma * Buldurmak iş i. Bulgaristanla ilgili olan.* Çatmak. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey.

bulguya ait. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. ı larak rlanan bir çorba türü. bullak bulma * Bkz. un. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. . bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. araz. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. i . bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. allak bullak. ebe bulguru. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. taze biber. bulgur. * Bulmak iş i. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . bulgurlama * Bulgurlamak iş i. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgur çorbası * Domates. semptom.

bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. * Bir yer. * Cezaya uğ ramak. duygu. * Gazları . bir noktaya eriş ulaş mek. bulundurma * Bulundurmak iş i. bir ş bir kimse ile karş mak. mak. siz. güç bulunan. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. * Hatı rlamak. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. * Sokakta bulunup alı çocuk. bulunma * Bulunmak iş i. keş fetmek. e. * Bulunmaz. buluş * Bulmak işveya biçimi. yaratmak. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. uygun saymak. baliğ olma. i * İ defa yeni bir ş yaratma. temin etmek. kâş if. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. mayı . bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. ine * Herhangi bir durumda olmak. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * Arayarak veya aramadan. eyle. * Sağ lamak. icat. nı yrı n leniş . bir ş elde etmek. bir buluş eyi yapan kimse. bulundurmak * Var olması. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. kusur için) Yüklemek. ya * Seçmek. eş benzersiz. * Konu. * Eriş mek. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. suç. icat. * Bir ş bulan. * İ kez yeni bir ş yaratmak. bulucu bulûğ * Erin olma. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . radyoaktif mineralleri. * Eksik etmemek. * (kabahat. nail olmak. detektör. erinlik. bulûğ ermek a * erinleş mek. * (bir yerde) Olmak. icat etmek. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan.

buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. endiş e. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. ş k * (bellek için) Karık. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. bir * Kavuş mak. net olmayan. buluş mak * Bir araya gelmek. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. * Kederlenmek. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. ngan bulvar . bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. bir araya getirmek. buluş ulmak * Buluş iş lmak. an un ğ ı * Keder. bulut gibi * çok sarhoş . nebülöz. yla an. açı berrak. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. buluş turma * Buluş turmak iş i. k. karş mak. çok alı olmak. hüzünlenmek. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. ş . ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. bulutçuk * Küçük bulut. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen.

satıdeğ mesi. iyice buruş olan. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik.* Ş içinde ağ . i . geniş ehir açlı cadde. a ş ı * Bunak olma durumu. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . * Bunağ benzer. kriz. bun * Sınt ı kı . iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . bumburuş uk * Çok. al an rı k. ı rsağ er. lı f. bunalı mlı * Gerginlik. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. kriz. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. uzun bez kı uğ ve kları lan. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. buhran. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. a * Bunağ yakır (bir biçimde). sıntı kı veren. yeniden raktı nı seçip alarak. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. biraz bunak. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). muş bumbuz * Çok soğ uk. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. birdenbire olan fizyolojik değiklik. yma. bunak gibi. gerginliğolan. buhran. matuh. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. bumlama * Bumlamak iş i. kriz. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. ateh getirmiş ş olan (kimse).

na bunama * Frengi. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. kı . * Epey. bunamak * Frengi. daha iyisi olamaz. * Çok sılmak. lmı . kma ş bundan böyle * bundan sonra. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. ateh. kanması iç sebeplerden ileri gelen. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . ev. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bunaltmak * Bunalması yol açmak. çok tedirgin olmak. ucu. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. kı. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. . bungalov * Hindistan'da tek katlı . bu denli. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. bunalmak * Soluk alması güçleş mek.bunalma * Bunalmak iş i. buncağ ı z * Bunun gibi. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. çok. gibi ı ntı ateh getirmek. durumun gizli bir yönü var. bunaltma * Bunaltmak iş i. * Bu kadar. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü.

burağ an buralar * bu yerler. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. küçümsemek. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. lan eyler burası * Bu yer. buralı * Bu memleketli. azı msamak. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. n * Bu yerde. kı . bu yerin halkı ndan. * Sınt ı kı lı . * Bunun böyle olduğ bakmayarak. buram buram * (duman. * Bunalı sıntı m. . bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. * Güçlü esen rüzgâr. buradan * Buradan. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. bununla birlikte * Buna ek olarak. * Beğ enmemek. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. bura. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer.bungun * Sınt ı kı lı .

burç * Kale duvarları daha yüksek. delik açmak. ı ğ ak. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. kizler. burgacı k * Bkz. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. burcumak * Güzel koku yaymak. Oğ Kova. burgaç burgata burgu * Anafor. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. pek güzel. burgu ile delinmek.burcu * Güzel koku. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. tirbuş pa on. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. m ldı * Ökse otu. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. Aslan. keskin. lı * Tı çekmeye yarayan. Yay. yivli. Yengeç. * Telli sazlarda. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. . kargacıburgacı k k. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. burgulamak * Burgu ile delmek. yuvarlak. * Baklagillerden. Boğ İ i a. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). tı ı burdurma * Burdurmak iş i. Akrep. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel.54 cm) olarak çevresini belirten birim. ır. Baş Terazi. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. girdap. Balı eş aralı ak. çelik alet. ine burgulu * Burgusu olan. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. burgulanma * Burgulanmak iş i. dört köşveya çok köş kale çıntı. lak. telleri germeye yarayan mandal.

iğ etme. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. m diş * Musluk. nda e burma * Burmak iş i. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. ş burhan * Kanı t. üzmek. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. * Belgit. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burjuvaya yakı biçimde. burkmak * Burarak çevirmek. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Üzüntü duymak. * Yaş burularak kurutulan ot. * Burkma iş yapan. kent soyluluk. eyi * Burjuva sıfı nı. * Burularak yapı ş lmıbilezik. kent soylu. ş burgusuz * Burgusu olmayan. * Burkulmak. * Acı vermek. burkulma * Burkulmak iş i. * Burulmuş . burjuvazi burkma * Burkmak iş i. * Burgulanmamıolan. . ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Orta sıftan olan kimse. iken * Kuru incir. ini * Üzücü. komikliğ dayanan bir tür.* Burgulanmıolan. burkucu burmak . özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. nı burjuvaca * Burjuva gibi. * Hadı etme.

burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. gururundan vazgeçmek. ini . burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnuna girmek * birine çok sokulmak. ünü * umduğ bulamamak. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. m diş * Ağ kekre tat vermek. za * (mide. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. amacı ulaş unu na amamak. * Üzmek. burnu büyük * kibirli. iğ etmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). kibirli. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. çok huysuz olmak. bağ ı Sancı rsak) mak. büyüklenmek. burnu büyümek * kibirlenmek. burnaz * İ ve uzun burunlu. sıntı kı vermek. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.* Hadı etmek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. i ey. uzaklaş ndan mamak.

gücenmiş (kimse). bursu olmayan.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. acı * Burs alan. burukça * Tadı biraz buruk olan. buruk * Burulmuş olan. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. buruklaş ma . nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. bursu olan. * Taşk. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. çalı yer. kibirlenmek. burnunun dibi * çok yakı. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. * Burs almayan. iyice yaklaş mak. * Tadı kekre olan. buruntu. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. çok üzülmek. ödenen aylıpara. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. * Alı narak küskünlük gösteren. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. * çok öfkelenmek.

birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. burukluk * Buruk olma durumu. * Küskünlük. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. enfiye. buruk gibi. mak. . burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. lı yı ş * Kibir. rı * Alı narak küskünlük göstermek. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. gücenmek. büyüklenme. gücenmiş lik. n. önem vermemek. beğ enmemek. burun * Alı üst dudak arası bulunan. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. k burun kırmak vı * önem vermemek. * Sancı ağmak.* Buruklaş iş mak i veya durumu. a * Burulmak iş i. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. * karş nda hissetmek. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. buruklaş mak * Buruk durum almak. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. kekrelik. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. * Buruğ benzer. . burun otu * Burna çekilen tütün. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . küçümsemek. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. doğ lan. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü.

pek düzgün olmayan. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). hoş lanmamak. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. buruntu * Buru. buruş turma * Buruş turmak iş i. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. sancı ı bozukluğ .burun yapmak * üstünlük taslamak. buruş buruş * Çok buruş . kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. aş ı ağ lamak. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. uk * Ciltte oluş kış muş rık. üzerinde kış ve katlamalar olmak. uğ busbulanı k . ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. bağ rsak u. a. muş buruş ma * Buruş iş mak i. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. burunlamak * Dı ş lamak. i. * Çıntı olan. zda) * Tiksinmek. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. * Burunsak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. . kibirli.

* Geçersizlik. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. çok üş ütmek. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. buton buydurmak * Dondurmak. * Soğ uktan donarak ölmek. hükümsüzlük. * Giyim ve süs eş satı dükkân. n. buyma buymak * Buymak iş i. öpüş . öpme. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. yası lan * Butik iş leten kimse. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun.* Çok bulanı k. * Çok üş ümek. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . * Yanlı k. buut * Boyut. haksı k. butlan * Batı l olma durumu. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . etli bölümü. * Uzunluk. buse * Öpücük. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. ka buyruk . inde ik busines klas * İlik orun.

nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. geçmek. * Almak. buz bağ lamak . buyurucu * Buyruk. * söyleyiniz. buyruk verir gibi konuş k k an. buyurgan * Sısıbuyruk veren. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. buyuru * Buyruk. demek. vezir. sız?. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. gitmek. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. * 'Etmek. buyurma * Buyurmak iş i. emreden (kimse). emrediniz. girmek. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. * Gelmek. buyrukçu * Buyuran. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. emir veren. nı * Söylemek. emir. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. lan *İ rade. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. buyrultu * Sadrazam. ferman. düş üncesini bildirmek. buz alanı * Buzla. emretmek. buyrulma * Buyrulmak iş i. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. ş ta cı * Egemenlik. buyruk kulu * Emir kulu. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. emir. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda.

aysberg. çukurluk. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. * çok üş ümek. *şı aş lacak. arada soğ kan. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. buz durumuna gelmek. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. ve dik. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. i * (et için) temiz ve yağ. donmak. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. etkisi çok az olacak bir iş yapmak.* (sılar için) yüzeyi donmak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . buz üstüne yazı yazmak * süresi. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. buzla kaplanmak. ı sı buzcu * Buz satan kimse. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. ukluk yaratan durum. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. k. . sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buz gibi * çok soğ uk.

aysfild. motorla çalı dolap. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. defroster. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. . içine buz katı soğ larak utulmuş . buz lamıolan. * Buz içinde tutularak. donmayı önleyen alet. kı açmak için yapı ş lmıgemi. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . utulan kap veya dolap. * aradaki soğ ukluk. bankiz. nı * Bağ lamaya benzer. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. saydam olmayan. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. dargı k.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. uk buzkı ran * Donmuş deniz. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. lan * Soğ hava deposu. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. glâsyolojist. buz tutmak. * Televizyon ekranı . gerginlik ortadan kalkmak. buzlanmak * Buzla kaplanmak. * Buğ ulanmıgibi olan. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. * Buzu çözen. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı .

* Ufak tefek ve kı boylu. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. bodur (kimse). lı p i büfeci * Büfe iş kimse. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. glâsyoloji. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. eylerin satı tüketildiğyer. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. leten * Bücür olma durumu. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. n ı yı ltıveya lar. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. * Bkz. pleistosen. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. larda u * İ yiyecek türü ş çki. u dönemi. . n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. * Buzulu olmayan.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. Edi ile Büdü.

* Böğ ürtlen. * Dönemeç. büklüm büklüm * Çok büklümlü. kırmak. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. u * Dönemeç. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. kı m kı m. viraj.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. büğ rü bühtan * Bkz. vı * Sertçe çevirmek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Su birikintisi. uz * Büve. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . iftira. i * Eğ mek. açan karş . bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Bükülmüş kaytan veya iplik. lü rdan. iftira etmek. * Büğ emek iş i. lü. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . pistonlu müzik araçların adı nı . * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. vrı şeylerin oluş turduğ kat. bükmek . eğ büğ ri rü. gölcük. bük. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. bühtan etmek * kara çalmak. bakı perdeli veya lü. lü. * Kara çalma.

vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. insirafî. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. * Bükülmüşeğ . aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. bükümü olmayan. eyin yeri. iş olması . bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. * Bükülmüş olan. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. bükülü * Bükülmüş olan. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). * Döndürmek. bükümü olan. ilmiş olan. bükülme * Bükülmek iş i. yün vb. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. ine * (iplik için) Eğ rilmek. ilip * Bükünlü. fiil.* Katlamak. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. * Yönelmek. kırtmak. * Eğ ilmek. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . insiraf. * Bir ş bükülmüş kat. vrı * (iplik. kı m. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. iir bükünme . bükülmek * Bükmek iş konu olmak. büktürme * Büktürmek iş i. büküm * Bükmek iş i. katlanmak. bakı ndan iş air. ş ş gibi. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi.

bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). kla mak. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. * Sesi çok güzel olan kimse. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. vrı * Ağdan. bükülmek. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. yine de yurdunu özler. neş konuş eyle mak. * Bükmek iş i veya biçimi. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. * Dergi.* Bükünmek iş i. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. sancı kı rı dan vranmak. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. bükünmek * Kı lmak. viraj. büküş bülbül * Karatavukgillerden. i. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. itiraf etmek. . akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. an * Bağ ı rsakta olan ağ. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. rı * Dönemeç.

* Bünye olarak. bürüme * Bürümek iş i. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . bürümek * Sarmak. * Bölüm. nce * Bürgüsü olan. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. istilâ etmek. * Atkı . yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * Kamu yönetimi. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Bürülmüş . * Çok. ş an * Kı rtasiyeci. güçlü etkilemek. * Çarş af. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. örtmek. bürülü bürüm * Bürünmüş . kaplamak. bürudet bürük * Duvak. kuruluş . bürünme . sı * Yapı . ş ey. * Yazı masası . basmak. * İ perde. ş ma . dürülmüşkatlanmıolan ş . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. * Soğ ukluk. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. mı * Baş örtüsü. bünye bakı ndan. ş ube. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey.bünye * Vücut yapı.

lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. örtünmek. büryancı * Bkz. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. soğ domates. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . e büryan * Bkz. bütüncü ekonomi . k. baharat ve yağ ş yla fında piş an. içine alan sanat ürünü. büsbütün *İ yiden iyiye. bütçe * Devletin. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . tamamen. bütünü. bütün bütüne * Bütün olarak. tam. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. bütçeleme * Bütçelemek iş i. . * Parçalanmamı ş . bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. tamamı yla. biryancı . bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. * Bir görünüşgirmek. ine * Sarı nmak. yla. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. bütün bütün * Büsbütün. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü.* Bürünmek iş i. * Birlik. iyice. tamamı temelli. biryan. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. büst * Vücudun. tamlı k. * Eksiksiz. pirinç. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge.

ikmale kalmak. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. tamamlatmak. ikmal. tamamlamak. * Bütün niteliğ olan. total. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. i. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). tamamlanmak. mütemmim. nı ve um. * Bütünleme sı . ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. bütünletme * Bütünletmek iş i. ikmal edilmek. * Ufak. bütüncül * Totaliter. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. . inde . tamamlama. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. bütünle ilgili. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. tek parça durumuna getirme. mütemmim. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek.

ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. ortalamayı an. * Karşdurulmaz güçlü etki. n nı zıları * Büve. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. i * Üstün niteliğolan. tiyatro. büyüklere özgü. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ .bütünsellik * Bütün olma durumu. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ı k. * Bkz. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. küçük karş . sihirbaz. * Biraz büyük. benzerlerinden daha fazla olan. afsun. füsun. büyük gibi. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. büve bovis). büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. a . rsağ ini büyük aile . ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . sihir. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. Büğ et. büvelek büvet büvet * (istasyon. aş * Niceliğçok olan. bağ ı . * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. büyüğ yakı e n. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. kaka. * Önemli.

büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. kilokalori. dede. nine. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . * Büyük elçinin makamı .* Büyük baba. büyük söz söylemek. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ması büyük lâf etmek * Bkz. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n .50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. güçsüzleri ezer. ları lan lan. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. . yüceltmek. majüskül. büyük anne * Annenin veya babanıannesi.50 C den 15. büyük ana * Büyük anne. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük.

eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. ve ilere ı ça büyüklenme . ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. o. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . büyük para * Çok para. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . büyükle büyük. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. n. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. kuralı . tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. * Oldukça önemli. Yedigir. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. a ini büyük ş ehir * Ana kent.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. büyük ünlü uyumu. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . ö. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. dede. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. mak. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. cemaziyülevvel. arkadaş davranmak. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. büyükçe * Biraz büyük. majör. i. büyük peder * Büyük baba. Dübbüekber. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. rebiyülevvel.

büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyüleyiş . büyükseme * Büyüksemek iş i. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. i büyülenme * Büyülenmek iş i. n üne . çekici niteliğolan. birini kendine bağ na lamak. büyümüş benzer. büyüklük taslamak. böbürlenmek. na * Etkisi altı almak. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. ekber evlât hakkı . unu büyüksü * Büyük gibi. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. gösterme hastalı. kibirlenmek. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. ululuk. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. megalomani. büyüleme * Büyülemek iş i. büyüklerin ellerinden. büyüklük * Büyük olma durumu. ine büyüleyici * Etkileyen.* Kendini büyük gösterme. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. teshir etmek. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. kibir.

* Sayı artmak. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). sihirli. irileş n mek. pertavsı tıcı z. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Büyü gücü olan. * Yetiş mek. bakmak. büyüme * Büyümek iş i. büyütme * Büyütmek iş i. * Önem ve değ kazanmak. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. ca * Geniş lemek. . a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. eyler ini * Abartmak. boyutlar artmak. * Yaşartmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. büyüklerinki gibi olan. eskisinden büyük duruma gelmek. ş iddeti artmak. * Abartmak. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. büyütken doku * Sürgen doku. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. büyültme * Büyültmek iş i.* Büyülemek işveya biçimi. büyütmek * Büyük duruma getirmek. raf rma lemi. güçlenmek. * Yetiş tirmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. raf t. eyi * (resim. geniş letmek. mübalâğ etmek. büyütmek. * Artmak. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. yaş ı lanmak. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek.

vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . aş nlı uk . ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi.* Aş laşrma. ş kı k. n ı n rsağ i * Yüreklilik. lması * Toplanarak büzülmüş . büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi.). büzdürmek * Büzmek. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. büzülme * Büzülmek iş i. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. * Korku. cesaret. unu k. * Kalı bağ ısona erdiğyer. büzülerek dikilmiş olan. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzdürme * Büzdürmek iş i. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. anüs. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. büzme * Büzmek iş i. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. bir kenara çekilmek. dedikodu yapı na engel olmak. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. büzgülü * Büzgüsü olan. kafadar. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. * Ağ büzülerek kapatı (kese. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. i büz * Künk. torba vb. zı lan * Buruş turarak.

sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. üstelik. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. ş ı caba * Bir ş ödemeden.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. irret n. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. yavaş k. i büzüş me * Büzüş iş mek i. para vermeden alı ş bedava. binler-ce vb. karş ksı fazladan. biz-ce. açı mert-çe vb. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. . C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. ı * Bkz. ). dil adları k-ça. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. ı z. * Fazla olarak. büzüş . ey nan ey. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. esmer-ce. iyi-ce. baypas.. c. Türkçe vb. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. -ca / -ce. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. kış müş rık. türetir: Alman-ca. sert-çe vb. usul-cacıvb. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . * Karbon'un kı saltması . büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. aylar-ca. İ ngiliz-ce. cabadan * Bedava olarak. soluk-ça. günler-ce. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. cadalozlaş ma . rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. yaş vb. mı na -ca na sen-ce vb. ev-ce. köy-ce vb. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. Rus-ça. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. na ca vb. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. ben-ce. -ca / -ce. u msaklı tah açı yiyecek. kış rı mak. iş cı * Bir tür ot. onna k-ça.

* çok becerikli. ihtiyar kadı n. ı atafatlı k. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. atafat. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadde * Ş içinde ana yol. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. * Büyük bez veya deri torba. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine.* Cadalozlaş iş mak i. çirkin. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. cadı davranmak. ş ı z ğ ı eyi irret. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. * saçı ı ık. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * Gösteriş fazla ş ş li. cav. iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . . k. arak ine lan * Huysuz. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. ya ş ı ş . fesadıçok olduğ yer. kapamak. * Çok güzel göz. . cafcaflı Caferî cağ cağ . * Karık. uzaklaş ı p nı mak. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden.

cakacı * Caka yapmayı seven. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. bilgisizlik. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. * Gençlik. okumamı bilgisiz. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. yerinde sayı yakık olan. caka satmak * gösteriş yapmak. bilgisizlik. m caka yapmak * gösteriş davranmak. * Cahilce. caka * Gösteriş m. cakacı lı k . ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. çalı satmak. k nı layan zemindeki delik. cahile yakır (biçimde). k. * Deneysiz. cahil kalmak * bilgi edinememek. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. kuzu-cak vb. * Cahil olma durumu. banyo. cahile yakır (biçimde). duşbanyo vb. -cak / -cek. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. * Hamam. toyluk. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde.cağ * Lavabo. toyluk. bilgisi olmamak. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. ş . ş ı * Cahil gibi. yerlerde atısuyun akması sağ . kabadayı fiyaka. * Yol yiyeceğ azı i. ini * gençlik. yasa. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. yapı nda sakı olmayan. cahil * Öğ renim görmemiş . lan. çalı lı k. fiyakalı li durumda olmak. genç. toy (delikanlı kı veya z). . * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. cahiliyet cahillik * Cahillik. caiz * Din. uygun. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan .

* Cakası olan. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. kanatları na camsı . cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . * Aç gözlü. * Kadeh. . tamahkâr. hortumları körelmiş kelebekler familyası . e açları zarar veren. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. kayı kavak.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. camcı leri lan . * Pencere. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. caka ile yapı gösteriş lan. çekici. ş effaf. * (göz için) donuk. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . saydam. ile lan cam suyu . * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. elma. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. lan * arkası görünen. cansı z. Kalvencilik. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . sahte. klı calip Calvinci * Celp eden. düzme. * Cakası olmayan. li. içki. meş ve gürgen ağ n. * Bkz. cakalanmak * Caka satmak. cakalanma * Caka satma. cakalı cakası z calî * Yapmacı . Calvincilik * Bkz. Kalvenci. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim.5-2. * Gözü takma olan. boyları ı k 1 1. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. çeken.

* At alısatma veya yetiş p tirme iş i. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. suyu bol. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. heyecan verici gösterileri yapan kimse. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Yerde ve tel. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * Evin içini pencereden gözetleme. sergen. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. * Bir yeri. cam yünü * Çok ince. k. * Gözlük. * Kurnaz. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. at.sı. üzerinde dengeye dayanan. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. * Kurnazlı hilecilik. becerikli kimse. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. camekân . ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. * At alısatan veya yetiş kimse. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. cambaz akrobat. * Göstermelik. camlı ran k. camcı elması * Ucundaki küçük. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. tehlikeli. n i i. * Ser (II). hileci. p tiren * Usta. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. k. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. vitrin. bisiklet vb. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur.

yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. camekânsı z * Camekânı olmayan. camgöz canis). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. ile * Bu renkte olan. * İ alan. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. olan camekânlı kutu * Televizyon. * Manda. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. camlaş ma * Camlaş iş mak i. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. kömüş ı . camlanma * Camlanmak iş i. camı z cami cami * Toplayan. camia camit * Topluluk. camlanmak * Cam takı lmak. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. . pembe. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . * Cansı z. içinde bulunduran. su sırı ğ . kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). zümre. cam takmak. bir araya getiren. * Donmuş .camekânlı * Camekanı (yer). camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. * Camlamak iş i. boyu bir buçuk metre kadar olan.

ama. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. can dostu. . can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . nsanı ğ ı * Gönül. dirlik. en çarpı. sevilen. sevimli. nlı * Çok içten. * İ n kendi varlı. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. camsı * Cam gibi saydam. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. oda. olan. * Yaş hayat. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. cı * Azrail. can bayı lmak * iç geçmek. takatsizlik göstermek. i. özü. * Kiş birey. cama benzer. . camlatmak * Cam taktı rmak. camekân. * Çiçek. laş ş camsı z can * Camı olmayan. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. eyin can alı cı * En önemli. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. * Güç. ş irin.camlatma * Camlatmak iş i. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin.

can ciğ kuzu sarması er * içli dı. bunalma hâli.can beraber * Çok sevgili. * sona ermek. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. candan. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can damarı * En önemli veya hassas nokta. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. baş a baş * herkesin kendi canın. kıkı ). n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. can direğ i . bitmek. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. pek içten (arkadaş n. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. pek içten. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. ı rı n kı can cana. ini lamak. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. tükenmek. can borcunu ödemek * ölmek.

* Kemanıiçinde. can noktası * En önemli husus. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. * En duyarlı yürek. can korkusu * Ölüm korkusu. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can havli ile. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can kulağ ı * çok yakıdost. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. . güçlenmek. can gözdesi * Sevgili. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. hoş görünmek. nı nda can korkusu * Bkz. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. davranı karş nda söylenir. can kurban. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. * Yüreğ altı in ndaki bölge. can olmak * sevimli. yer.. vurgulanması gereken yer. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. gücü tükenmek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. sulu bir tür erik. can kuş u * Ruh.. n arası can dostu * Pek içten dost. sı . can kurban * Can feda. can havli. can havli * ölüm korkusu.

na * bir ş çok istemek. can vermek * ölmek. cana kı ymak * öldürmek. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. acı vermek. can sı kmak * bı nlıvermek. * ruha güç vermek. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. can yeleğ i * Bkz.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. cana yakı n * Sevimli. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. * üzmek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. can tahtası * Göğ kemiğ üs i.). zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. eyi can yakmak * zulmetmek. ğ ı bunalı m. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. cana yakı k nlı . üzücü. * canlanması yol açmak. eziyet etmek. cankurtaran yeleğ i.

canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. istekle. gönülden. yı cı rtı hayvan. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. yaramaz çocuk. gönül verilmiş olan kadı sevgili. tiz ses çı karan alet. canavar gibi olmak. . candan yürekten * içtenlikle. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . canavarlı k * Canavar gibi davranma. * Korkunç. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. candanlı k * Candan olma durumu. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. saldı * çok fazla. candan geçmek * ölmek. n canan * Gönülden sevilen. yürekten. *İ çtenlikle. . * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. canavara uygun düş biçimde. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). ürkütücü bir durum almak. * Kurt. * Haş . canavarca * Canavar gibi. ilgiyle. n. kötü ruhlu. zalim (kimse). domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . ması * Köpek balı. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. *İ çten. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde.* Cana yakı olma durumu. arı * Acı z. samimî. * (tasavvufta) Tanrı .

parlak. ı a. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. vurma vb. kulak tı rmalayan. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. rahatsıolmak. canı mak acı * çarpma. arzulamak. tüyler ürpertici. cengel. * Bu biçimdeki gürültü.candarma * Jandarma. taze ve sinirsiz yaprak. sonucu acı duymak. acı . çok heyecanlanmak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. * Karıklı kargaş ş k. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. tok. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. canı çekmek * bir ş istemek. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. inde lmıbir ik . için) canfeza cangı l * Bkz. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. periş olsun. canhı raş * Yürek paralayan. istek duymak. ince dokunmuş . canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. * aş duygulanmak. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. ipekli kumaş . * üzülmek. tahammül etmemek.

* çok yı pranmak. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . * acı deneme geçirmek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. canı ksı çı n! * "ölsün. * yarı üzülmek. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. yarı öfkelenmek. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. kı i * keyfi kaçmak. canı yerine gelmek. * büyük sıntı düş kı ya mek. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. ya. çok isteyerek. * ölmek. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı gitmek * özen gösterilen. sabı z. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. bir te . canı pek * Acı sıntı karşdayanı . canıkı sılmak * içi sılmak. bir iş zarar görmek. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. canı istemek * heves duymak. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r.

bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. canı dese. sağğ . canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. ndan canı geçmek.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. batmak. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. canı değ na mek * çok hoş lanmak. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. sen bilirsin. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. * (ca:nı çok güzel. gücünü kazanmak. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. çok değ verilen. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. * kendini öldürmek. kendini koruyan. canı gönülden. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. * birini öldürmeye hazı rlanmak. öldürmek. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. * ruhu ş olmak. an canı rahmet na . ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. kendine bakmadan yaş amak.

canı bezmek (veya bı ndan kmak.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. eye kün canı yakmak nı . canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. bezmek. neş kaçı esini rmak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. canı susamak na * ölmek istemek. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. yı prandı rmak. nı * sıntı sokmak. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. çok sevmek. çok yormak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. * birini öldürmeyi istemek. canı çı nı karmak * hı rpalamak. bı kmak. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. sabrı kalmamak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. * canı verdirecek kadar memnun etmek. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. ey * bir ş çok düş olmak. * hiçbir ş esirgememek. fazla çalı rmak.

kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . fosforlu ş lan. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. ş ı * Cani olma durumu. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . canice. çok sıntı zarara sokmak.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. * bir kimseyi. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. yacı * Cani gibi. cani canice canilik canip * Yan. çok sevmek. caniyane * Cani gibi. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. ambülâns. * Cinayet iş lemiş olan kimse. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. amandı ra. filika. ı sı m . * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. kı . kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. caniye yakır (biçimde). kürekli sandal. taraf.

ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. var gücüyle. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. lı k. na * Yaş atmak. etkili. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. f. canlı canlı * Diri diri. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. etkinlik kazandı rmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. hayat dolu. canlanmak * Gücü artmak. canlı kazandı lı k lı k ran. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. dirilik getirmek. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. * Kiş tirme. i * Depreş mek. henüz ölmemiş . canlanması yol açmak. canlı * Canı olan.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. diri duruma gelmek. hareketli. * Canlı tazelik. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. ayı iş k. * Güçlü. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. * Heyecanla. lokal vb. canlanma * Canlanmak iş i. (birinin) kı ı girmek. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. * Etkinliğartmak. . diri. hareketlilik kazanmak. lına ğ * Yoğ unluk. yaş ayan. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı .

canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. z * Hareketsizlik. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. . nı cantiyane * Kantiyane. * İ uyandı lgi rmayan. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. * Güçsüz. özveriyle. hilozoizm. alıyla i anda yapı yayı lan n. cansıcansı z z * Cansıolarak. mecalsiz. sönük. * Neş elilik. cansı k zlı * Cansıolma durumu. cansıgibi. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. cansiparane * Canı verircesine. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. * Canlı olmayan (varlı camit. * Durgun. capcanlı . * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ .canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. k). una canlı lı k * Canlı olma durumu. nı ine ş . hareketlilik. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i.

ilân. geçen. k.* Çok canlı biçimde). car car * Çok ve yüksek sesle. * Akan. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. haykı rmak. ilân etmek. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. rı * Tehlike durumu. yürürlükte bulunan para. car etmek * nara atmak. alıp satı rı p nı labilen. nları na af. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . yardı m. imdat. * Olagelen. carlamak . na * Fermuar. carcar carcur * Bkz. tellâl ile duyurma. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. cariyelik * Cariye olma durumu. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. * Geveze. carlama * Carlamak iş i. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . (bir car * Çağ. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . yürürlükte olan. ş arjör. yaygaracı . cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. gürültülü bir biçimde (konuş ma).

bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. nara atmak. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. cartayı çekmek * ölmek. abartısöz. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. çaş k. derme çatma. * Birdenbire ve gürültü ile. z. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. çaş ı t. duyurmak. casus casusluk * Casus olma durumu.* Bağ ı konuş rarak mak. çok söylemek. cavlağçekmek ı * ölmek. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. * İ etmek. hiç tüyü olmayan. * Çılçı örtüsüz. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. ey rtı rken kan * Carı olan. cav * Bkz. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. çağ (II). cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. cavlak . carlı carsı z * Carı olmayan. önemsiz. cavalacoz * Değ ersiz. * Yellenme. rı plak. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. haykı lân rmak. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak.

caydılmak rı * Cayması lanmak.* Çı tüysüz. gürültülü ses çı kartmak. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. dönek. uzun. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. yı lma sesi. plak * Ölmek. çı k. caydıcı rı * Kararı ndan. yı ldını ı ı lı r. tüyünü dökmek. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. çı kalmak. * Kavlamak. sözünden döndürücü. kararı döndürülmek. *Ş iddetli. etkili olarak. cayı rtı *Ş iddetli yanma. kararı döndürmek. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. i . rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. gürültü. vazgeçirilmek. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. vazgeçirmek. * Caydı işveya biçimi. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. cayı ş * Caymak işveya biçimi. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. plak.

cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. mek cazibeleş mek . cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. m. * Çekim.cayma caymak caz * Caymak iş i. kararı dönmek. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. albeni. cazibedar * Çekiciliğolma. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. * Sözünden. vazgeçmek. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. * Cazgı r olma durumu. alı . i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. * Caz müziğçalan orkestra. * Alı alı lı çekicilik. * Fitneci. mlı k. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu.

alı .* Çekici. albenili. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. elveriş lgi ran. * Çekici. mlı * Önemli. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . alı . * Kucak çocukları. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. mlı cazibeli * Çekici. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. cazlı cazsı z * Cazı olan. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. alı z. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . msı * İ uyandı çekici. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. . ı ı rlı * Çekici olmayan. albenili. cazı r. mlı cazur cazur * Bkz. ağ ğolan. alı duruma getirmek. alı duruma gelmek. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. * Cazı olmayan. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. li.

cebelleş mek * Uğ mak. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. -ca / -ce (I). cı * Kudret sahibi. savurgan. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. * Acı z. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. boş toprak. açıgöz (kadı k n). nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.-ce -ce * Bkz. zorba. cebin . ldı * Becerikli. z. * Sahipsiz. cebe * Zı rh. * Bkz. münakaş etmek. * Ekilmemiş tarla. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). merhametsiz. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. çekiş raş mek. zorbalı ndan k. -ca / -ce (II). cebine indirme. Tanrı . tı kulu ndan nı cebel * Dağ . cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. onaran ve bakı ile görevli bulunan. cebbar * Zorlayı. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. cebi delik (kimse) * para tutmayan. * Silâh. züğ parası ürt. tartı ş mak. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. zorba. ekime elveriş olmayan yer.

süyek. cebretmek * Zorlamak. fatalizm. n. zor kullanarak. lan. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. cebrinefs * Kendini zorlama. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cı k. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. zı nda . lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebirsel * Cebirle ilgili. koaptör. n mı nda lantı kuran matematik kolu. kaplanan levha. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. zorlayı ş . kendini tutma. cebriye * Yazgılı kadercilik. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. zoraki.* Korkak. larak rı * Zorla. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. * Alı yüz. cebren cebretme * Cebretmek iş i. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı .

bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. eziyet etmek. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. Cedî cedit cedre * Guatr. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . kı ya. eziyet. * Oğ burcu. cehdetmek * Çalıp çabalamak. cefalı kı ya katlanan. ı r . kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. cehdetme * Cehdetmek iş i. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . cefa * Büyük sıntı kı . . ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. sıntı kı çekmek. bir çı da. tamu. üzgü. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. rpı cehalet * Bilgisizlik. cehennem gibi * çok sı cak.ceddine rahmet! * "aferin. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cefakâr * Cefalı . cefa etmek * üzmek. ş lara n * Çok sıntıyer. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. lak * Yeni. guş a. bilmezlik. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. eziyet.

k * Hamamıocağ külhan. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. * Bkz. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ıkta bozulmayan beyaz kristal. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). ceht -cek * Bkz. iğ irip . mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. meli. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. çabalama. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. korkum yoktur" anlamı sövme. ı lan. yakı. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i.cehennem ol * defol!. * Kök boyası gillerden. * Üzücü. -cak / -cek. kollu giysi. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. havaya dayanı . kalçayı örten. * Çaba. istediğyere kadar gitsin. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. n ı . acı z kimse. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. cehennem olmak * defolmak. Jaketatay. * Pamuk. cehennem gibi. . bilmezlik. meyve. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). yün.

iri sı celil * Çok büyük. * Celâlli gibi. * Büyüklük. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. celeplik celî * Koyun. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. ğ ı n * Topkapı . cellât gibi * acı z. ululuk. kolaylı suç iş kla leyen.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. * Avcı çantası . * Tanrı n sı ndan biri. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. * Hı n. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. keçi. celâllenmek * Öfkelenmek. * Acı z. celp . Galata. celâllenme * Celâllenmek iş i. ulu. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. celâllice celbe celep * Koyun. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. keçi. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. * Açı aş k. n * Katı yüreklilik. zalim. k. * Parlak. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). kı zmak. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celâlliye benzer. ikâr. * Öfke. zalimlik. cilâlı . coş rçı kun. katı ması yürekli. kı nlı zgı k.

mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. z klar. * getirmek. cemaatli * Cemaati olan. çağ belgesi. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. celseyi açmak * oturumu açmak. cemaatsiz * Cemaati olmayan. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. * Mahkeme tarafı dava edene. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. * İ kalabalı. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak.* Getirtme. çağ belgesi. ı dı rı celse * Oturum. . celp etmek * kendine çekmek. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. kendi üzerine çekme. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. celpname.

* Toplayarak. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. (bir ş eyin) hepsi. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . hepsi. cemiyet * Dernek. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. hep. çokluk hâline getirmek. * Topluluk. * Çoğ çokluk. bir araya getirmek. n * Gönül alı davranı cı ş . cem'an yekûn * Toplam olarak. * Düğ ün. ul. hançer. toplam olarak. cemetmek * Toplamak. (bir ş eyin) tümü. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. hepsinin tamamı . 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. * Toplama. küçük tövbe ayı . geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. * (erkek için) Güzel. büyük tövbe ayı . * Toplama. cemetme * Cemetmek iş i. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. veya iyi yla . * Tanrı n sı ndan biri. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. cemilenmek * Çoğ ullanmak. cemi * Bütün. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. toplum.

rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. * Yan. cendere * Bir ş sı eyi kmak. * Cemiyet içinde geçen. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. rlanmıinsan ölüsü. dağ k olmayan. pres. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. taraf. Tanrı . cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. * Pis. * Kol. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. lerde lan * Manevî baskı . cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. cenabet * Cünüp. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. cenaze gibi * benzi sararmı ş .cemiyetli cemre yükseliş i. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. Cenabı hak * Allah. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. cenap cenaze cendereleş me . derli toplu. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. gömmek. ndan * Saygı . kötü. ş * Cenaze töreni. cenah * Kuş kanadı . pazı . * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri.

cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. zları a acakları yer. uğ . cenk * Savaşkavga. cenk etmek * savaş mücadele etmek. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). ehri) ndan cengâver * Savaş. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. cenkleş mek * Savaş mak.* Cendereleş iş mek i. * Cenkçi olma durumu. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. dövüş çı k. kla mın mı . ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. kavga. * Büyük çaba. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. mek. a cennet * Dinî inanı göre. çekiş münakaş etmek. çekiş raş me. iyilik yapanları günahsı n. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. kan. * Atı ş mak. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. mak. kavgacı çı . kan. kanlı çülük. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. * Çok güzel. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. cenkçi cenkçilik * Savaş. huzur veren yer. . cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. çü. uçmak (II).

cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. güneye özgü olan. * Henüz pek küçükken ölen bebek. cennetmekân. * Güney. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). anı r. saygı görgülü. cennetmekân * Cennetlik. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. * Güneyli. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. . alı kadı mlı n.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. çok cennete çevirmek * temiz. kibar (erkek). tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). bakı (yer). centilmen * İ arkadaşk eden. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. bakı . ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. yi lı lı . cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . mlı cennete dönmek * güzel. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. * Güzel. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. nda cennet gibi * güzel. güzel bir yer durumuna getirmek. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. güney.

cep kitabı * Cepte taş ı nacak. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. * Belli bir düş ünce. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cephe * (yapı larda) Yüz. taş ı nabilir. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. yön. çökertme. cepçi * Yankesici. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. cepçilik cephane * Yankesicilik.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. kablosuz telefon. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. cep saati * Cepte taş saat. . i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. ı n ü * Yan. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. cı cephaneci * Kara. ğ abilecek boyda" anlamı verir. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. taraf. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. alnaç. cebe girecek biçimde küçük kitap.

cebine indirmek. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cepheli cepken cepleme * Yönlü.cephe almak * hası durumu takı m nmak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. direnmek. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. . taraflı . rin cerahatli * İ toplamı irinli. * Yara. rin ş . alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. sürükleyerek götürme. değik cephelerde savaş iş mak. kendi malı ödemek. cerahat *İ rin. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. yı bilmemek. cepheleş mek * Bir düş ünce. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. bir düş ünceye karşolmak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. cephelenmek * Cephe oluş turmak. ndan cer * Çekme. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. ceplemek * Kazanmak. * Kolları rtmaçlı uzun. cepten vermek * kendi kesesinden. bir sa. z * Ceplemek iş i.

* Akı . cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Girgin. ru ş ntı . * Kurnazlı hilekârlı k. inanç. cerbeze * Güzel konuş ma. hareketi içinde yer almak. veya iddia için) Çürütme. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. yapı lmak. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. * Tutanak. * Bir ş geliş olma durumu. olmak. * Bir yöne doğ akma. ceriha cerime . kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. ceride * Gazete. girginlik. * Yara. dilli. * Aynı ilimde olan. cerh etmek * yaralamak. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. rin ş . kolaylı ve inandıcı söyleyen. * Cereme. ceren cereyan * Ceylan. * Süvari kolu. kayı t defteri. * Akı m. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. k. * (bir düş ünce. * çürütmek.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. mı cereyan etmek * geçmek. eyin me. akı akı . * Beceriklilik. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. mlı cerh * Yaralama. cereyanlı * Akı lı ntı .

yiğ yürek ve göz inin u itlik. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. sürükleyici. yüreklenmek. iri. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. cerrar * Çekici. e mek. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. * Çekinmezlik. yüzyı 9. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. . * Önemsiz yaraları tiren kimse. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. yüreklilik. cesamet cesametli * Kocaman. lganlı * Büyüklük. davranı güç almak. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. iyileş * Cerrahlı ilgili. cerrah * Operatör. . cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak.Ö. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. atı k. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. irilik. Cermence * Cermen dili. k * Dilenci. 3. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. * Zorla para alan (kimse). cesaret pekliğ i.

yiğ i. * Çekingen. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. iri. * Ölü vücut. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. ceste * "Azar azar". cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. yüreklilik. ceset cesim * Büyük. birini yüreklendirmek. itlendirme. yiğ itçesine. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. korkutmak. yüreksizlik. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. cesaret vermek. itlenme. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesur cesurane * Cesaretle. yüreklenmek. cesaretsiz * Yüreksiz. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. ceste ceste * Azar azar. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. cesurca * Yürekli. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. cesaretli. naaş . cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. i. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. yürekli. yiğ i. yüreklice. kocaman. yiğ lgı ğ ı itlenmek. . ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. yüreklenmek. yiğ it. yiğ itlendirmek.

inde * Elmas. * iyi sonuç vermek. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. karşk olarak. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. erli lar. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. su kanalı . çizelge. cesur gibi. büyük baba. yanı e. * Atı k. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. * Liste. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. cevaben * Cevap olarak. ya ı lı tlamak. dereceli veya derecesiz. gözü pek olma durumu. ya ı lı t. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . yapı rmak) ş tı * kesin. yakut gibi değ taş mücevher. * Ark. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. ş an cesurluk * Yüreklilik. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. * Atalardan beri. lganlı cet * Dede. cevaplama * Cevaplamak iş i. p * Bir soruya. soyca. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. tahtadan. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek.* Cesura yakı biçimde. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. cetbecet cetvel çizgilik. mücevherci. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. ata. . tlandılma. cevaplamak * Bir soruya. yanı e. iyi sonuç alı nmak.

ı z. u rı ktan * Cevheri olan. erli ı . tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. cevelân cevher * Dolaş dolanma. ıı lında cevaz * İ müsaade. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. bir tepki göstermemek. en aç (Juglans regia). karş ğ vermek. cevaz vermek * hoş görmek. karşğverilmek. eyin * Değ süs taş mücevher. i. maya. . yi * Töz. * Cevheri olmayan. * İ yetenek. cefa. uygun bulmak. i. * Bir ş özü. yanı rmak. * Eziyet. * Bu ağ n yağ. ş ş ta . erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. yanı rı lı tlandılmak. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. gezinme. niş acı lı astalı yemişkoz. erli. uzun ömürlü. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. gevher. zin. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. ma. yanı. üzgü. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. hata yapmak. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. gezinti.

cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. rı * (görevli. na. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. ceza alanı * (futbol. üne. ı ı rlını kı ve . cevizî cevizli * Cevizi olan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. hentbol vb. sıntı veren uygulama. i tanı ince bacaklı nan. gazal (Gazella dorcas). ceviz katı ş lmı . *İ kizler burcu. suçluya) para cezası verdirmek. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. acın u * Cevretmek iş i. memeli hayvan. ceza çekmek * hapiste yatmak. boynuzlugiller familyası ndan. hareketlilik. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. antına. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. . çöllerde yaş ayan. cevretmek * Eziyet etmek. zarif.cevizgiller * Örneğceviz olan. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. ş ları kı . ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. ceylâna uygun biçimde. atmosferik. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü.

ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. mahpushane. . ceza verilmek. ceza vuruş u * Özellikle futbolda.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . cezaya iliş cezaya dayanan. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . kin. ceza yemek * cezalandı rı lmak. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. hapishane. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . ceza kesmek. ı r kanı ceza sahası * Bkz. * para cezası ödemek. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. cezalandılmak. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. ceza yazmak * Bkz. tecziye edilmek. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . ceza vermek * cezalandı rmak. ceza alanı . * hükmedilen cezayı bitirmek. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. cezaî * Ceza ile ilgili. cezalı * Cezalandılmı(kimse).

olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. ş vb.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . rı ş . kendinden geçmek. * Alçalma. saplı . * Cezbesi olan. silindire benzer küçük kap. cezbetmek * Kendine çekmek. cezir * Kök. kendine özgü mavi. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. * Etkileyerek kendine bağ lama. * (denizde) Ada. * Cezayir halkı olan (kimse). bağ lamak. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. kendini kaybetmek. cezbetme * Cezbetmek durumu. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. * Kendine çekme. * Köklü. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. temelden. * Kahve piş irmeye yarayan. e ru Cf . eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. kökten. radikal. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek.

ama k. dara-cı bir-i-cik vb. çartı r. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. fat cı k. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. * Gücünü. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. balı . nahif. değ yitirmek. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. * Derisi soyulmuş et. l. * Süs. hı rpalanmak. büyük çı ban. su-cu. na fat l. * Bkz. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. sigara. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. f ve * (ık için) Güçsüz. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . öpü-cük vb.* Kaliforniyum'un kı saltması .usulca-cıvb. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. eneze. kürk-çü vb. * Yoksul. iş leyen yara. * İ organlar. zayı flamak. * Atıiki omzunun arası n . CGS * Santim. ç * Mı zrak. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. çekap. gram. erini . ev-cil vb. türkü-cü. k-çı * Çok zayı güçsüz. * Derin. cı gara cı k * Bkz. köfte-ci. parası geçim darlı çeken. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. -cı -ci. z. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. sönük. cı dak * Mı zrak. yavru-cuk. cıl bı * Çı plak. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. simit-çi. cık cı * Güzel.

cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. üm. boş veya bozuk çı kmak. * Sözünün eri olmayan. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). * Cık. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. cı etmek lk * bozmak. züccaciye. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . cı mak lklaş * Cı duruma gelmek.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. kadeh. çürütmek. cı çı lk kmak * kusurlu. mı . vı *İ rinlenmiş . lan . sürgün. * Cı olma durumu. * Filiz. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. lı z * Bozularak kokmuş . kolye gibi ş eyler. mbı cı k ncı * Bardak. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk.

cı ayan rlak. gümüş veya altı para ile yapı şbaşğ veya giysiye takı süs. cı rlatmak * Cı rlaması yol açmak. r cı kan * (ses için) Hoş gitmeyen. a lan cı r r cı * Durup dinlenmeden ince ve usandıcı çı rı ses kararak. lı k ayan. * Cı r böceğ rcı i. * Pamuk kozaların pamuğ ve çekirdeğ birbirinden ayı çı k. fınlarda. uzun cirit değ i.* Boncuk. kı rı rlarda yaş böcek. cingil. cı a rboğ * Bir