Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ahfat * Torunlar. ahenksiz * Uyumsuz.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahenkli * Uyumlu. ı ı r r. . . düzenli. ahenktar aheste * Ahenkli. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. * Yavaş ı . düzensiz. ahenk vermek * düzeni. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . soy. ağ r. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. birliğsağ i lamak. değ verilecek bir ş değ er ey il. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . uyumu sağ lamak. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. * Eğ lencesiz. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. uyumluluk. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. düzensizlik. * Eğ lenceli. ı ı r r.

* Devir. en sonra. ant. sonunda. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. Muhammed. cömertlik. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. son olarak. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. * Bkz. harap duruma getirmek. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. sonraki. ahret. * Bkz. zaman. son günlerde. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. bakı z. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. ahı r. yakı nlarda. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. değ verilecek bir ş değ er ey il. . eli açı k. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. k * Son. ancak 2. i * Antlaş ma. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. zanaatçı im . msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. * Son zamanlarda. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. ndan ahi Ahilik * Cömert. .ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. ahretlik. dağ k. * Sonra. * İ ömrünün son yı . inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse.

ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. * Kabul etme. ahitleş mek * Antlaş mak. alı. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. . rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. kötü gibi sorunları inceleyen. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. * Birinin yerine geçenler. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . halefler. ma. lar. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. * Antlaş belgesi. antlaş anlaş ma ma. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. eslâf karş . reseptör. etik. ahlâk dı ş ı * Töre dı. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. iyi. rdı. kuş aklar. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. ahitname ahiz * Alma. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. güzel huylar. ahlâf ahlâk bilim. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. bilir bilmez konuş larda mak. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. yi ahlâk bilimi * Yarar. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan.

z * Ahlâk kuralları uymama. * Gülgillerden. aç. yasaları uyum içinde olma. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. terbiyesiz. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . * Bu ağ n. na lı * Ahlâka uygunlukla. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. yol iz bilmez kimse. bunlara uygun davranan (kimse). bir il. * Ahlâk bilimi. ögeler. k k raşrı ahmak . ahlâksı davranı na zca ş . ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). * Bir karım içindeki parçalar. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. na * Dürüst davranmayan. ahmağ yüz. * İ çekmek. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ah çeker gibi ses çı ç karmak. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. kötü huylu. * Kaba adam. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. reti. ahlâkla ilgili. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. moralizm. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. ah etmek.

ahş a . aptal. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. budala. ş . lsı k. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ş ahmakça * Biraz ahmak. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. sı ahraz ahret dünya. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. * Bir an için ş alayıbocalamak. ı r * Dinî inanı göre. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. ahret yolculuğ u * Ölüm. sağ ve dilsiz. aptalca. aptallaş mak.* Aklı gereğgibi kullanamayan. bön. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. r iş ahretlik * Besleme kı z. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. aptallaşrmak. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ve an mur. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. ş k. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. * Dilsiz.

sı nları * Eşkarı . kabul etmek. koca. koca ve çocuklardan oluş topluluk.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. er eyler. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. . aidat * Ödenti. hâller. . ahududu * Gülgillerden. ahu * Ceylan. karı ı na . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. tahtadan yapı ş lmı . lan. ahzükabz * Kendine mal etme. ince. yayı yla e. kı zı rmı renkli. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. * Karı . bağ ı ciğ gibi ş rsak. * Bu bitkinin duta benzeyen. karaca. vaziyetler. ş . dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). ahzetme * Ahzetmek iş i. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. * Ait olma durumu. ahzetmek * Almak. çekici. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. ahval * Durumlar. * Davranı ş lar. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ahzüita * Alıverişalı satı aksata. m m. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. * Olaylar. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. * çok güzel. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. rnaş k. zarif kadı n. çocuklar. ahş ap * Ağ açtan. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. aç i. polip. * Güzel. * Kesenek. ahu parçası * Çok güzel. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. iliş kinlik. çekici.

kla i. *İ lgilendiren. yakı ş ı n. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. en. görü. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. anlaş sevgi ve hoş ma. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. aile adı * Soyadı . birinin olmak. için. * Ailece. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. * Bütün aile birlikte. hayvan veya bitki topluluğ i u. doğ kontrolu. ajan * Ailesi olmayan. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . iliş iliş ilgili. ik. u. . -e düş kin. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. * Aile ile ilgili. birine düş mek. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. geliş i ev.

katarakt. * Bu iş kolların çalı ğbüro. temsilci. ak basma * Ak su. ele-k. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . * Sınt ız. * Kar. perde. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. * Temiz namuslu. * Ajanıgörevi. gözenek. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. andaç. ak benek benek. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. un için ş an * Bir kimsenin. * Bazıeylerde beyaz bölüm. rahat. layan iş kolu. süt gibi ş eylerin rengi. -ak. yat-ak vb. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. gözenekli. ı tı * Bu renkte olan. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. ç-ak. kara ve siyah karş . iş ğ ı iş görevlisi. küre-k vb. casus. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. beyaz. bı tara-k. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . kı sı * Beyaz leke. ak demir * Dövme demir. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb.

parlak. akabe * Güneyden esen rüzgâr. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. ayıkiş lar. ak pak * tertemiz. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . lodos. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. ayıise pratı ak kan * Lenf. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. . süblime. temiz. akı karası geçitte belli olur. çok zehirli. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. * saçı sakalı armı ağ ş . omuriliğ dıtabakası an in ş . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. abey. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). *İ zmarit. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . turp. k nı diğ lan ak gün ağ r. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ş algam. * Bembeyaz.ş . istavrit. ak kan yangı sı * Adenit.* Bkz. ak pak ak pas * Lâhana. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. sülümen. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. beyaz bir toz.

sanatçı kurulu. lar * Yüksek okul. oluk veya baş araç. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . * Akarsu yatağ yatak. yazarlar. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. mecra. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . akağ aç * Gürgengillerin. * Bilimsel niteliğolan. akademi * Bilginler.* Tehlikeli. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. imi. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. vinti * Eğ inişfazla olan yer. dere. drenaj. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). akademik * Akademi ile ilgili. * Maun. i akak . i. su yolu. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. i akademisyen * Akademi üyesi. lan ka * Kanal. hemen arkadan. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. sarp ve zor geçit. * Yer altı suları toplayan tesisat. * Yer altı oluğ su u. küçük akarsu. * (su için) İ yeri. * Maundan yapı ş lmı . * Irmak. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. çay. hemen ardı ndan. ı . ardı ndan. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. akabinde * Arkası ndan. ark.

acınkine benzeyen. meteor. güzel kokulu reçine. akamet * Kırlı verimsizlik. bağ mülk. olan bir taş . gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. * Sürekli iş leyen çı fistül. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . tarla. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. Meryem ana asması (Clematis vitalba). dükkân. ban. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. sonuçsuzluk. * Baş sı k. ağ ş en ma. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. * Kesintisi olmayan. z. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . arız. gaz. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. ksı akaryakı t * Benzin. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. lan aç * Baklagillerden. en acı m acı . * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. akasya * Baklagillerden. aralı z. * Küçük akarsu. * Kaplı ca. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. akan sular durmak * itiraza. söyleyeceğsöze yer kalmamak. beyaz çiçek veren. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. zamk. dükkân gibi mülk. kül renginde. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). sık. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . motorin gibi yakı n satı ğyer. ı . yaban lı cı asması . ahap. ları üsle ik. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. sokucu veya emici knaz lı .akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. akarca * Kemik veremi.

ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . erin. plevra. bronş çuklarıson bölümü. eti kı klı lçı . iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. başve boynu çı olan. oldukça büyük. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). beyaz kabuklu. akburçak akciğ er organ. ile lan k * Akya balı. * İ htiyar. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . * Bkz. akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . (Bemicla). çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. beyazca. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). leş beslenen. etli akça pakça . * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. nda . * Sazangillerden. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . geniş büyük olan. ekmeklik buğ klı day. sarı ve sulu bir tür armut. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. bataklı ı ve göl kıları yaş k. kın ı kılara göçen. akça armudu * İ kabuklu. rmak yı nda ayan. nce . akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan.akbaba * Akbabagillerden. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . akçe. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. akbakla akbalı k * Kuru fasulye.

. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. Akdeniz humması * Malta humması . akçakavak * Akkavak. rengini atmak veya atmıgibi olmak. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . akdetme * Akdetmek iş i. parayla ilgili. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan.* Beyaz tenli. akçalı * Paraya bağ. geniş nı olması . malî. n akçöpleme * Zambakgillerden. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. güzel (kadı n). lam aç. yaprakların uzun. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). . lı akçe * Küçük gümüş para. akdedilme * Akdedilmek durumu. * Her tür madenî para. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. akdarı * Buğ daygillerden. keşleme. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. akdetmek .

kara saçlı . yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. eninde sonunda. . lan akı seyelân. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. nda. us. muahede. * Sonunda. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. . k m). lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. * Hafı bellek. bir yla an ğy). ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. okunabilen. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. kanı . i lan * Beyaz renkte olan dut. üt. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. akı cı * Akma özelliğolan. k * Düş ünce. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. aksungur. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. * Öğ salıverilen yol. sonuç. anlamca açı(anlatı selis. l. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. akılı cı k * Akı olma durumu. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. za. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. cathartica).* (mukavele. akı l. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. cı * Söz. kara gözlü. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. ve mı cı i. anlama ve kavrama gücü. akı karası ak kara * beyaz tenli. i * Kolay söylenebilen. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). ğ lan akı l * Düş ünme.

sı nı unu rrı çözememek. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . en içeride çı azı i. inanı lacak lmaz. ajanda. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. akla uygun gelmemek. e. insanıaş rtı şı rtmak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. herhangi birinin aklı gelebilir. deli. sı nı rrı çözmek. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. akı l almamak * inanı gibi olmamak. ş lı ı k. na na akı l almak * danı ş mak. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. gayriaklî. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. vaktinde hatı rlamak. gerçeğ uygun olmayan. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. irrasyonel. yirmi yaş i. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. l dı ı sı . . akı l erdirmek * anlamak. * Us dı. muhtı defteri. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. görüş almak. ru il. not defteri. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse.

akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. rasyonalizm. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akı kalmak lda * akı yer etmek. mak. unutmak. usçu. akliye. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. ünce. rasyonalist. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akliye. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. yol göstermek. n l var. zeki kimse. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . unutulmamak. akı ı nı l vermek. .akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. kartı ini reti. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı retmek. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. in ini. umudunu kesmek. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. akı lcı * Akı lı ilgili. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. davranıbeklenmeyen (kimse). usçuluk. * kafa yormaya gerek yok. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. rasyonalizm. akı çı ldan kmak * unutulmak. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. akı l kutusu * Çok akı. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. lda akı tutmak lda * unutmamak. l öğ akı ta değ baş r l yaş il.

akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. n. ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. llandı i. aklı baş getirmek. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. dengeli. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir.akı çı ldan kmak * unutmak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. ru * Akla yakı doğ makul. tasarlamak. akı uslu llı * Akı olarak. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. * Akı olma durumu. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. . enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. uyanı k. aptal. ru. n. lı nı ş llar . yaramazlıetmeyerek. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. akı çı ldan kmamak * unutamamak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey.

üş * düş ülkesine saldı man rmak. * Akı olma durumu. hareket. akı m * Akmak iş i. * Debi. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. amperölçer. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. cereyan. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. eyi lsa akı z lsı * Aklı . ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. yı rma. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. cereyan tarz. baskı yapmak. anlayıkı i li ş t. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. hücum. siyasette. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. ncı akı n akı lı ncı k . akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . üş mek. düzensiz ş söylemek. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . yer değ tirmesi. * Hava. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. * Düş toprakları tedirgin etme. forvet. akı mtoplar * Akü.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. akümülâtör. yöntem. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. ş kan ş ı iş * Sanatta. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu.

tedirgin etmek. ş kan i . akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. * Akı n. im. n ru iş m. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. eğ meyilli. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. akma. uzun bir balıtürü. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. i * Geçip gitme. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. çam sakı. iklik. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ile birlikte sürüklenmek. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. seyyal. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. * Eğ eğ meyil. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. sürüp gitme. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). akı ş * Akmak işveya biçimi. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı cereyan. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. ik.

* Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. durağ mazlı ı iş an. yağyumurta. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . akil baliğ olmak . akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. akide.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. n. süt. n nları na ru * Un. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. ş veya pekmezle yoğ . * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. eyler lan. ağ güç eriyen ş ı zda eker. parlak ve değ bir taş erli . llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. erin. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. * Enli bilezik. akide ş ekeri * Bkz. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. akması yol açmak. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. . ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. akı tmak * Akması sağ nı lamak. yarı ı . akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. dökmek. din inancı eye lanı . na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). saydam. akı ş malı * Akı özelliğolan. nı akil * Akı. kalseduan kuvarsın bir türüdür.

baş sağ arı layamamak. . ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. kontrat. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. * Nikâh. fakat kirli. baş sı arız. akilâne akim * Kır. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . tartılması yol açmak. termit (Termes). akçakavak. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. göz etrafı ı z. kaba karık yapağ . llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. ile en lem. parlak bir yüzeyde görünmesi. sözleş veya mukavele yapan. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. akkaraman * Vücudu beyaz. * Bir cismin. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. yansı yankı ı k nı tı cı ma. ağ burun. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. evirtim. . verimsiz.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. ı z iyi miş lısıcı u. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. sı * Sonuçsuz. me. . * Akkor olma durumu. eyin ka ey ğ ı * Evirme. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. iri baş. döl veremeyen. Hollanda kavağ(Populus alba). akkirpani * Ak. iri ak kanatları n. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. ırı böcekler topluluğ termitler. * Akıca. ilgi veya tepki yaratmak.

ibra etmek. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. aklama * Aklamak iş ibra. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. makul. değ olarak nitelendirilmek. * Baş lı arıgösterilmek. akıca. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). ibraname. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. akla gelmedik * düş ünülemeyen. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. sı nı ndan * Aklanmak iş i. düş ünülemez. yı cı kuş rtı bir . akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. makul. akla yatkı n * uygun. n i. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. güçlüklerle karş mak. zı ldı vanadan çı kmak. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. çı racak gibi olmak. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. akla hayale gelmez * inanı lmaz. tebriye etmek. temizlenmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak.vb. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. i. . maile. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir..akkuş akkuyruk * Atmaca. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. it-ekle.

aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. temize çı kmak. beraat etmek. aklı almamak * anlayamamak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. beyazlaşrmak. * bir ş olabileceğ inanmamak. kendine gelmek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. akı ince. ş ı aş rmak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklaş ma * Aklaş iş mak i. llı * doğ dürüst. . ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. ak renkli. eyin ine * uygun bulmamak. çok korkmak. kusursuz. beyazlaş mak. sorun üzerinde toplayamamak. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. kavrayamamak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. ağ armak. * Akı bulunan. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. çok korku geçirmek. aklaş mak * Ak duruma gelmek.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan.

* akı olgunlaş lca mak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. aklı karalı * Akı karası ve olan. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. nca. beyazlı siyahlı . bayı lmak. olacağ inanmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. sağ duyu sahibi olmayan. tatmin olmak. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. aklı evvel * Akı geçinen. münasebetsiz. * Kendisini en akı sanan. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. düş üne göre. aklı oynatmak. nı aklı evvel * Densiz. * çok beğ enmek. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. ş ı ı nı aş rmak. ilerisini görememek. llı * Ak olma durumu. bocalamak. düzgün. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. korkmak.aklı ermek * anlayabilmek. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. ndan um ey . ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı ra sı * aklı sandına göre. umduğ göre.

kavrayamamak. aklı eyin ine almak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. bir ş telkin etmek. çok istemek. bir düş ünceye saplanı kalmak. tasarlamak. * bir ş yapmayı ünmek. aklı gelmek na * hatı rlamak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. anı msamak. na . * olabileceğ inanmamak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. aklı düş na mek * hatı rlamak.aklı mda! söz. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. ey * kararlaşrmak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. davranmak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. kı namak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. * düş ünmek. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek.

* unutmamak. aklı ra. bellemek. * ayartmak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. aklı kaçı nı rmak * delirmek. * gereksiz. sı aklı kalmak nda * unutmamak. çok ş ı aş rtmak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. tasarlamak. yersiz iş yapmak. kararı caydı ndan rmak. ldı * akı şiş yapmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı tutmak nda * öğ renmek. hiç unutmamak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. baş çı tan karmak. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. * hatı rlamak. aş nca lsı ler . ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı olsun! nda * unutma!.

lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. * Sürüp gitmek. mak. akı rı zı ndık. * Art arda ve toplu olarak gitmek. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Karı ş mak. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. katı lmak. * Akı l hastalı uzmanı kları . * (zaman için) Çabuk geçmek.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. çam sakı. * Akı ilgili. rasyonalizm. akma * Akmak iş i. * Sağ duyu. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. lcı k. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. . yersiz düş ünmek. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * Reçine. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. akla dayanan. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. mek. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. kları * Akı lı usçuluk. keçi mantarı (Agaricus campestris).

akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. gölet.akmaz * Durgun su. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. akortlanma * Akortlanmak iş i. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. uyumsuz. akordeoncu. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akordiyoncu * Bkz. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akortsuz . akortlu * Akordu olan. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. akordeon. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. düzenlemek. akortsuz. akort edilmiş . akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ses veren araçları ayarlamak. akortlatma * Akortlatmak iş i. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akordiyon * Bkz. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. eş eden. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i.

yaş k. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akrobatlı k * Cambazlı k. uyumsuz. akran akranlı k * Akran olma durumu. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. akort edilmemiş . * Cambaz. * Yaş denk. Zodyak. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. örneğakrep olan takı . yaş boydaşöğ ça ı t. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. . sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. hım. ür. arası akrep * Akreplerden. k. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. * Birbirini tutmayan. diğ erinin sonucu olan ş eyler. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. akromatik . akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç.* Akordu olmayan. sı rı * Kredi mektubu. * Biri.

* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. grup vurgusu. * Aksak olma durumu. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . renk körlüğ ü. * Ermişevliya. geri kalmak. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). * Aksayan. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. akromatopsi * Bkz. aks aksak * Dingil. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. sı * Aksamak iş i. kelime vurgusu. * (bir işGereğgibi yürümemek. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. * İ gitmeyen. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. . * Vurgu. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. renksemez. çene. büyümesi veya uzaması . burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . * Kımlar. iyi iş yi lemeyen. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . ş oluş turan bölüm. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. ih. hafifçe topallayan. muvaş tevş ş ah. * Hafif topallamak.

ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. aksı hapş olayı rma. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . * (ık) Bir yere vurmak. aksettirme * Aksettirme iş i. k aç * Aksatmak iş i. durumu. hazı * Aksesuar kullanması seven. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). * Evirmek. bir makinenin iş levine katı lmayan. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. eldiven. gürültülü soluk boş zlı alması . ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek.* "alma ve verme" Alıveriş ş . rma. aksesuar nesne. çanta. yansı ş ı ekil) p lanmak. mücevher gibi eş ya. i ğ ı çeş eş itli ya. yankı p lanmak. * Haberi. ı rı . bir işgereğgibi yürütmemek. duyurmak. lı kta lan. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. duyulmak. akselerograf *İ vmeyazar. tersine çevirmek. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. * Aksaması yol açmak. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. * Bir aletin. ş apka. * Ulaş yayı mak. yankı vermek. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. * (ığ Yansı şı ı) tmak. lmak. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . kemer. ı hapş k. akselerometre *İ vmeölçer. yaymak. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. ulaşrmak. kriz.

ters ve kı n olarak. inatçı etmek. ı . aksileş me * Aksileş iş mek i. hapş rması ı rtmak. ağ ve burundan hı . natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. öyle olmazsa. aksilenmek * Aksileş mek. aksileş mek * Huysuzlanmak. zgı * istenmediğhâlde. * İ . aksı rtma * Aksı rtmak iş i. ters davranmak. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. huysuzlanmak. huysuzluk etmek. menfi. * Uygun olmayan. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. aksi hâlde. aksilenme * Aksilenmek iş i. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. ı t. t. hı n. nda aksiliğüstünde i . ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. hapş ı rmak. aksi * Ters. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. rma. aksi takdirde * yoksa. rı ı k k ran. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. * Aksı aksı biçimi. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. inadı direnmek. aksilik olarak. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. zıkarş olumsuz. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. huysuz. hastalı . sısıaksı hapş klı rı a .aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan.

aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. anı * Tersine. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. lı k. k u ı mütearife. * Ada soğ . lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. aksiyon * Bir kuvvetin. pay senedi. uyuş maya yanaş mamak. * Gece. * Hisse senedi. huysuzluk etmek. uygunsuzluk. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. geliş nı tiren lı im. elveriş in sizlik. * Sermayenin belirli bir bölümü. * Oyunun teması geliş başca olay. inatçı huysuzluk. hikâye. * Akş vakti kı namaz. aksülâmel * Tepki. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. * Yankı . * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . ters davranmak. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. ş lı aksilik * Terslik.* olumsuz davranı. belit. ak basma. * Hareket. maddî bir etkenin. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. iş . perde. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ka sı akş akş am am . lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. bir düş üncenin ortaya çı kması . katarakt. inatçı etmek. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). reaksiyon. aksilik etmek * güçlük çı karmak. ndan * Akdoğ an.

güneş battı sı in ğ ralar. bitmemek. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. akş kalmak ama * (işgecikmek. akş am amleyin. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. pek yakı kı bir zaman içinde. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. Çulpan. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. * Yaşlıdönemi. nda. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. akş kadar ama * bütün gün. kı. simit. ) akş sabaha ama * Neredeyse. amcı yla . ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. am lan akş saati am * Akş vakti. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. özellikle akş doğ yapı gazete. ara vermeden. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan.* Akş n olduğ ş dar zamanda. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak.

akş vakti. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. am ı rken. iyi akş am lan amlar!. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amki * Akş olan. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. günü bitirmek. am akş k amlı * Akş özgü olan. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. . amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş amları * Akş vakti. akş yapı am am lan. te ama mek. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş amdan kavur. akş olduğ am am unda. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. am * Her akş am. akş buldurmak veya ettirmek. akş amlama * Akş amlamak durumu.akş amdan * akş olmak üzere iken. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş doğ am ama ru. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. iş i. akş amsefası * Gecesefası . akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş için.

kâğ tütün vb. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. virman. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. * Anadolu'da iğ iplik. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ine aktarı m * Aktarma işnakil. ne. ağ üzerine yükselten oyuncu. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ilk * Alı . baharat. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. i. ka aktarma etmek * aktarmak. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. iyle raş aktarmak * Bir yerden. i. ı n * Baharat. ı . ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. iktibas. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ı t. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ka * Aktarmak işveya biçimi. ev ilâçları . akş amüstü. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. * Bir taş baş bir taş geçme. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. albino.akş amüzeri * Bkz. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. gereçleri satan kimse veya dükkân. zarf. satan kimse veya dükkân.

canlı .* Bir ş yolunu. çanı * Etkin. toryum. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. aktiflik * Etkinlik. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. aktifleş mek * Canlı hareketli. aktifleş me * Aktif duruma gelme. etken. * Bir ticarethanenin. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. * Etkili. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. ilk *İ letmek. aktif duruma gelmek. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. etkili olmak. bildirmek. uyarlamak. nı * Etken. e * Bir kitabı . aktif metot * Öğ rencilerin. tulyum. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktinit * Aktinyum. aktif duruma getirmek. hareketli. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. çalı ş kan. tercüme etmek. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktinoloji aktif fiil . aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). yönünü değtirmek. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. amerikyum. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. * Etken fiil. plûtonyum. protaktinyum. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. iktibas etmek.

ses dağ mı bir ı lı ı . aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. yankı m. kendini baş türlü gösterme. iddetli.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . * Etkincilik. acil (hastalı k). ı * Olduğ undan baş türlü görünme. n. aktörün yaptı iş ğ . . radyoaktif bir element. ini reti. * Günün olayı konusu. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). n * Güncellik. aktüel * Güncel. veya * Etkinlik. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. * Edimsel. akuzatif akü * Yükleme durumu. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. lı lanı akut *İ lerlemişş .Kı 89. ka ka * Kadıoyuncu. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. ka aktöre * Ahlâk. yankı bilimi. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. inde akı mtoplar. aktörlük * Aktörün görevi. ş imdiki. * Azgı kı n (hayvan). istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. ı ı rlı saltması Ac.

akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. al (veya alı n) * iş te.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. doğ öz-el vb. ufak pullu. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. kıla çalan. vı nda akzambak * Zambakgillerden. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. akva * Kuvvetli. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. fat -al. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). düzen. hile. * Sulu boya resim. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). elde eyler -al. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. lökosit. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. * Kavimler. * (at donu için) Dorunun açı. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. kıl./ -el*İ simden fiil türeten ek. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. k. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. sağ lam. yuvarlak hücre. allı k. güz-el (<gözel). * Bu renkte olan. ğ ı al bayrak (veya sancak) . Al * Alüminyum'un kı saltması . kı zı n zı rmı. * Kanırengi. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . gövel (< gök-el). al al * Aldatma. tuzak.

boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. . yi. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. elâ (göz). kak-ala-. ş -ala-. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. ş ı * Açıkestane renginde olan. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. ı * İ pek iyi. vurularak ölmek. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. kiyi ala * Karık renkli. it-ele-. silk-ele-.* Türk bayrağ ı . nda ğ ı an . e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . k * Kekliğ boynundaki siyah halka. m düş al birini. çekiş çekiş e e. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. parajin. âlâ -ala.vb. hepsi bir ayarda. alaca. al kanlara boyanmak * yaralanmak. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. kov-ala. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . * İ piş yi memişsuluca (yemek). * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. ş olmak. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). çok renkli. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer.

250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). alabanda vermek * azarlamak. dönek. . alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. llı alabaş * Turpgillerden. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması .ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . ı * Ara bozucu. sandal vb. z. deniz araçları devrilip ters dönmek. eti turuncu ve lezzetli. uğ ursuz (kimse). Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. paylamak. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. * iş alt üst olmak. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. ru. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. alabalı k * Ala balı kgillerden. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ş * İ piş yice memiş (yemek). kemikli balı n bir familyası kları . ş algama benzeyen bir bitki. * Aş derecede. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. sonuna kadar çevirmek. alabora olmak * tekne. gereğ ı rı inden çok. haş lamak. . alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . * Olanca hı ile. borda karş . uz alabacak * Ayağsekili (at).

bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. alacaklı * Birinden alacağolan. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. alacak verecek * alıveriş kisi. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. yarı doğ ktan nlı karanlı k. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ı ey . ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. * Ağ ilk olgunlaş meyve. verirken de güçlük çı rken k karan kimse.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. daha çok üzüme düş ben. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. * Aş ure. uzunluğ 50 cm. * Para verilerek alı nacak ş ey. en * Kötü huy. akla kara karık. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. ş ka ey. ldı n ları lan * Meyvelere. mal veya baş ş matlûp. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. borçlu karş . alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. alacağ ş ı ahin. ş iliş alacakarga * Saksağ an. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. açta an * Keklik. kül rengi.

alacalanma * Alacalanmak iş i. alacalamak * Renk renk. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . * Frenklerin töre. alacalı k * Alacalı olma durumu. alaturka karş . alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. itimiyle yetiş (kimse). alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. benek benek boyamak. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. çardak. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek.alacalama * Alacalamak iş i. alafrangacı lı k . âdet ve hayatı uygun. alacasansar * Benekli sansar türü. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. sı zarı alacalı * Alaca. Frenklerle ilgili. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. miş * Alafranga saat. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. alaca bulaca. alacamenekş e * Hercaî menekş e. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. renkten renge girmek. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . * Keçeden yapı çadı lan r. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. rengârenk.

alâkadar * İ ilgili bulunulan. ilginç. ilgi çeken. alafranga davranmak. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alâkabahş *İ lgilendirici. alâkadar olmak * ilgilenmek. lgili. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâgarson * Kı kesilmiş sa saç.* Alafrangacı olma durumu. postu benekli. . alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. * Gönül bağ ı . * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alafranga olma. alageyik * Geyikgillerden. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. alâka duymak * ilgi duymak. fat alâka *İ lgi. as-alak. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. çök-elek vb. sın (Dama dama).

* Ayıcı rı nitelik. düzlük. * Alalamak iş kamuflâj. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. niş aret. ilgisi olmayan. alâminüt * Çarçabuk. ş ak. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. iş iz. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. ey alâkalı alakarga *İ lgili. alâkok alalama alalamak etmek. rlanı alan * Düz. alâmet * Belirti. nlı * Bir ş çekici gelmek. ilgisini kesmek.alâkalanmak *İ lgilenmek. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. saha. * Saksağ an. * Kargagillerden. tüyleri alacalı kuş bir türü. ayıcı rı özellik. * Büyüklük. açıve geniş meydan. harf gibi özel iş marka. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. tabldot karş . alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. maskelemek. k yer. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). zevk almak. o eş üreten veya satanı tan resim. * Yemek listesinden seçilen. açsı . iliş kalmamak. ötücü. yakı k duymak. kestane kargası (Garrulus glandarius). alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. i. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. nda. yı ğ ı ndan lan. alamana * Rafadan. * Orman içinde düz ve ağ z yer. an. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. anı hemen. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . kayran. iri gövdeli. *İ lgisiz. * Gönül bağ lamak. * Beneklerle. ayrı kisi lmak. yası yayı tanı aret.

alan topu * Tenis. * Açıdeniz. saha. ş ma * Yüz ölçümü. darmadağ k. uzaklaş mak. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. karı ş istememek. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. kovmak. ğ ı alan talan * Karmakarık. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. . n. açı ktan. park. ilgisiz davranmak. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. dayanabilecek duruma gelmek. atmak. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. * geri çekilmek. alarga durmak * uzak durmak. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alt üst etmek. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. yağ etmek. ı alaş ı ağetmek * birini. yaklaş ktan ma. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. engin.* Bir konu veya çalı çevresi. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. engine açı lmak. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. p tı * kapı yere vurmak. agorafobi. k * Uzaktan. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. bazı ki durumlarda metallerle. alarga * Açı geç. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. dağ ı tmak. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. P. C. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. alargada durmak * uzakta durmak. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. allak bullak.

alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . alavereci . alaturka eser veren kimse. yöntemsiz. ezanî saat. söyleyen. alavandalı * Bkz. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. abraş . * Kargaş k. * Türk müziğ inden yana olan. * Eski Türk gelenek. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. düzenli bir iş yapmak. alaturka müzik * Türk müziğ i. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. görenek. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli.alaş ı mlamak * Çözen metale. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. yalanla dolanla iş görmek. andavallı . töre ve hayatı uygun. alaş elementlerini eriterek katmak. * Düzensiz. alafranga karş . * Alaturka saat. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat.

müstehzi. davranıgibi yollarla biriyle. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. alay etmek * bir kimsenin. spekülâtör. fazla sayı da. pek çok. lacak alay malay * hep birden. eksik vb. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . bir ş bir durumun. vurguncu. * Çok kalabalı k. alaya almak * alay etmek. * Bütünü. onu küçümseme. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. eğ lenmek. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. kusurlu. işş konusu yapmak. * Çok miktarda. lence konusu yapmak. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. alaya bozmak * alay niteliğvermek. gülünç. hepsi. bir ş eğ ş eyle lenme. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. alay alay alay * Kalabalıolarak. küçümseyerek eğ lenen. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . küçümseyen. alay geçmek * alay etmek. * Alay eden. it alaycı * Alay etme huyu olan. göz tı alâyiş li . . * Ses tonu. birlikte. söz.

Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. ı . yalaz. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. acı vermek. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. n albeni * Alı çekicilik. miralay. albatr albatros exulans). ve . yakmak. ilgi toplamak. albasma. usa humması . m. an * Alay edici. hoş güzel göstermek. alaylı alaysı * Alaya benzer. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. küçümseyici.* Gösteriş li. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. alaylı * Erlikten yetiş subay. * Alev. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. * Fı na kuş rtı ugillerden. kan l. ı tı * Gösteriş görkemli. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . eyin * Sı zlatmak. ine * İ derisi için. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). müstehzi. alazlanma * Alazlanmak iş i. cazibe. debdebeli. mektepli karş . 1 m uzunluğ unda. * Kaymak taş su mermeri. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. li. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. ciddî olmayan. * Alev alev. aleve tutmak.

* Akş ı n. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). rezil hain. uzunçalar. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. nı ğ ı albümin * Bitkilerin.albenili * Alı . alçak * Yerden uzaklı az olan. oksijen. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. * (boy için) Kı sa. eri alçak gönüllü * (makam. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. çekici. kötü havaya iş olan hava durumu. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. para vb. . suda eriyen. namert. beyaza yakırenkte. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. ak tutma. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. nda. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . aş ı soysuz. larda ağ k. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. fotoğ pul gibi ş raf. mütevazı . azot. hayvanları doku ve sıları bulunan. albüminli *İ çinde albümin bulunan. * Kalı ses. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . i albinos albüm * Resim. kendini çok beğ enmek. n alçak yaylak . tekerçalar. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. cazibeli. yapı madde. birleş karbon. * Bile bile en kötü. yüksek karş . alçak ses * Hafif ses. alçacı k * Çok alçak.

* Devamlı oturma bölgesinde. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. aş ı kimselere yaraş na. mezellet. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. . hor görme. * Toprağ çöküp oturması ı n . alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. * Aş ı ma. eri * Küçük düş ürme. alçalmak * Alçak duruma gelmek. zül. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. i. * Değ azaltmak. i alçaltma * Alçaltmak iş i. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. cezir. * Alçak. * Alçakça davranı ş ş enaat. alçı ı taş . ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. erini alçarak alçı * Az alçak. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. alçakça * Oldukça alçak. zillet. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. nda n i * Düş künlük. bayağ ma. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. yüksekten aş ı ru inmek.

lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. an * Alçı lamak iş i. tuzak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. . lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. * Alçı sarı ş ile lmıolan. jips. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. ı * Avunmak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. kandıcı rı. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. soğ sebebiyle donmak. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. kanma. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. bir yalana kanmak. * Alçı sı ile vamak. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. yanıcı i ltı. sı vatmak. * Bir hileye. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. oyalanmak. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. i aldanma * Aldanmak iş i. * Alçı şrmak. yanı e larak ş ya lmak.

* Sı rmak. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. zlı tsı k. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. . avutmak. i aldatma * Aldatmak iş i. lâkayt. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. değ vermek (bu fiil. aldışz rı sı * Aldı rmaz. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. * Bir ş görünürdeki durumu. * Önem vermek. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. i aldış rıetmemek * önem vermemek. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . ilgilenmemek. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. ihanet etmek. kötü yola sürüklemek. ş . ilgisiz kalmak. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. kayı zlı lâkaydî. umursamayan. umursamamak. kayı z. bu anlamı ancak olumsuz. ilgi göstermemek. * Getirtmek. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. * Aldı rmak iş i. yalan söylemek. ilgisizliğ inden. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. * Birine verilen sözü tutmamak. tasası k. baş çı tan karmak. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. aldı rmamak.* Aldatmak iş konu olmak. * Ayartmak. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). veya ine * Oyalamak. iğ etmek. umursamayan. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak.

alemci . evren. alelusul alem * Bayrak. * Bayağ sı ı radan. düş ünce. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. * Minare. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. çarçabuk. baş . genellikle. * Hele. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. * Hesaba sayarak. alelı tlak * Genel olarak. * Alelâde olma durumu. * Okuma yitimi. * Eğ lence. * Herkes. olağ an. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. * Her zaman görülen. düş gücü. kurala uygun bir biçimde. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. * Durum ve ş artlar. tuhaf. kaları * Ortam. alem olmak * sembol olmak. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. özellikle. cihan. bambaş ka. u * Dünya. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. ivedilikle. çevre. kubbe.alegori * Bir görüntü. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. . bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. ş * Duygu. en çok. garip. ince.

alerjik * Alerji ile ilgili olan. ı ı ı yan. ş . ilâçlara. uygun olur mu?. kça. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. herkesin içinde. elin ağ torba değ ki büzesin. üniversel. alet . alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. alesta * Harekete hazı tetikte. meydanda. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. lan. ı alenî * Açı ortada. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. sancaktar. herkesin içinde yapı k. * Önder. aleniyet * Açıolma durumu. açı ktan ğ a. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. r. * Açı açı herkesin gözü önünde. zevkusefaya kapı lmak. alessabah * Sabah erkenden. minarelerine alem yapan veya takan kimse. açı k. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz.* Camilerin kubbelerine. evrensel. toz. alesta durmak * tetikte beklemek. âlemi var mı ? * yakık alı . alerjisi bulunan. na * eğ lenceye. gizlemeden. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan.

alaz. zrak na lan * Alevli olarak. vası olmak. alev almak * tutuş mak. * Ateşsı k. * Mı uçları takı küçük bayrak. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. flâma. öfkelenmek. un lerinde kullanı bir araç. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. n ş dili.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. alevlendirmek . te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. caklı vı m. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. heyecana gelmek. maş a. önüne geçilemez. lanmak. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. telâş mak. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. * coş heyecanlanmak. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. ı m. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. * Bir sanatı yapmaya. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. aygı t. yanmaya baş lamak. . ateş bacayı sarmak. alev saçağsarmak ı * bir olay. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. * Aş ateş k i. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. kılcı . kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. uygulamaya yarayan özel araç. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). tehlikeli bir duruma gelmek.

selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. t. w. öfkeli veya heyecanlı durum almak. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. hararetli. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. en ı t. tutuş turmak. çoğ altmak. alevlenme * Alevlenmek iş i. bir * Parlamak. * Bir iş baş cı in langı. . alevlenmiş . . * Etkisini. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. * Zorlu. ş iddetini artı rmak. karşduruma geçmek. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. *Ş iddetli. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. yermek. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. halı mı kullanı bir bitki. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. * Karş karş zı ı ı t. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. ünceye karşolma.* Alevlenmesini sağ lamak. . ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. na aleyhtar * Karşolan. alevli * Alevi olan. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. karş lı ı ı k. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. Türk alfabesinde bulunmayan x. q harfleri gibi. karş . onun için iyi olmamak.

alacak. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . * Vergi. algı cı layı * Algı yetkisi olan. idrak ettirmek. idrak. * Rüş vet.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. kı n algı * Kazanç. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. idrak edilmek. idrak etmek. i. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. algı n . alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. o ş bilincine varma. . çak mı lan lü ı m. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. * Su yosunu. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. alfabe sı . nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r.

klı * Birine gönül vermiş . kameraman. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. vurgun. ş tı alı ç * Gülgillerden. mı alı ka * Ahize. alı moru mor al.. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. gid-eli. müş n teri. ebleh. alı verici cı * Bağladını alan. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. alı k * Akız. sersem. * Eskimiş giyecek. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. canlı . * Kendisine bir ş gönderilen kimse. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). teri alı kuş cı * Atmaca. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. tutkun. algler * Su yosunları . algoritma * IX. Harezmli yolu.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. alıalı k k . lsı alı k * Hayvan çulu. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. budala. alı bulmak cı * müş bulmak. -alı -eli / * ". kameraman.* Cı zayıhastalı . talip olmak. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. * sağklı lı . * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). f. lı z. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. * Azrail.. almaç. kamera. * Görüntüleri alan cihaz. görme-y-eli vb. teri * istemek.

la-y-alı bekle-y-elim vb. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. cazibe. * Mani olmak. alıalıbakmak k k * aptalca. alı çalı m m * Gösteriş . alı konulma * Alı konulmak iş i. çalı gurur. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. * Kurum. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. rı * Mahrum etmek. ş . baş stek i m. m. ş kı mak. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. * Aptalca. ş kış kı aş n aş n. * Birini. kasın na .* Aptalca. alısalı k k * Aptal. ine alı koyma * Alı koymak iş i. kişeki: al-alı gid-elim. ş kış kı aş n aş n. menedilmek. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. gönlü çeken durum. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. * Gözü. alı m * Almak iş i. * Alı mak iş klaş i. tatil edilmek. ş iş ldı ı i ube. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. engel olmak. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . m. aptallaş aş nlaş mak. çekici hareket. u i ten * Ayıp saklamak. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1.

alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. * (bazıeylerde) Ön. ön yüz. çalı ş emek vererek kazanmak. mlı * Alı olmayan. alı nmak . talih. mukadderat. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. galeri. baca. mı * Kurumlu.alı mlı * Alı olan. alıyazı n sı * Yazgı . gururlu. alı nganlı k * Alı olma durumu.). çalı . ş * Karş ı . cazibeli. arak. li. alıteri n * Emek. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. çekici. alnı . çabuk gücenen. kader. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . paket vb. makbuz. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. alıteri dökmek n * çok emek vermek. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. kı ı rı rı lan. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. ar damarı çatlamı ş . zahmetli bir iş görmek. cazibesiz. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . alı ngan * Aş duygulu. * Bir ocakta her türlü ayak. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. alıdamarı n çatlamak * Bkz. larda alı nma * Alı nmak iş i. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. msı alı n * Yüzün.

alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. aktarmak. mları i. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. iktibas. derhal. münasebet. geçinememek. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. * İ ki. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. adapte olunmak. artmak. çoğ almak. çekememek. mı alık olmak ş ı . alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alı yapmak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . i yapı * Bir sözün. kılmak veya öfkelenmek. * Almak iş i veya biçimi. alı r almaz * hemen.* Almak iş lmak. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. iktibas etmek. alıverememek p * anlaş amamak. * Uyarlanmak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. aktarma. yayı lmak. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak.

lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. az rastlanan. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. mak. itiyat edinmek. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. arkadaşk. alıklı bı ş ğ rakamamak. huy. sı * Etkisini yitirmek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. alı k. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. mı * Yakı k. * Alı ş iş mak i. * Tutuş mak. uygun gelmek. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. * Evcilleş mek. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. bilinmeyen. yanmaya baş lamak. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. * Sürekli ister olmak. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. itiyat.* alı k durumuna gelmek. mutat. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. huy hâline getirmek. ehlîleş mek. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. ınmak. * Bağ lanmak. alılmı ş ş ı * Her zamanki. . ş mesi artlanmı ş davranı ş . * Uyar duruma gelmek. ünsiyet. alı ş kan * Alı n. intibak etmek.

k * Hastalı . ı kası ğ da ı ini . Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. ağ daki âli * Yüce. ş erefli. âlicenap * Cömert. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. ş ması * Uyar duruma getirmek. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. alinazik * Közlenmiş can. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. * Bir beceriyi. alifatik alil alim * Bilen. yüksek. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. yoğ yma lan it * Bilgin. bilici. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. ş an. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. sakat. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. egzersiz. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali kı baş ran kesen * zorba. ğ ı * Açızincirli (organik madde). klı Ali'nin külâhı Veli'ye. ş ma. temrin. * Onurlu. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r.

aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). asitlerin kı zı . alivre * Ürün daha tarladayken. * Dağ m. lityum. en iyi. rubidyum. alkalimetre. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. alkalölçer. ğ anlatmak için el çı ı rpma. potasyum. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. uz * En güzel. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. dağ ı tı ı tma. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. rpı alkıtoplamak ş . ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. . alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. midye. ı smı z demirden bir ağ . alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. kalevî. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkalimetre * Bkz. alivre satı ş * Vadeli satı ş . k alkarna *İ stiridye. alkı ş lama. alkı m * Gök kuş ı ağ . mükemmel. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. antiasit.

koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. kokulu. * Her türlü alkollü içki. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. * Beğ enmek. ine alkil alkol * Alkol kökü. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. dalkavuk. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i.* çok alkı ş lanmak. ş gibi sılarıveya pancar. ispirto. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). cı * Alkı olma durumu. bazı nda * En büyük. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. uçucu. renksiz sı. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. Tanrı . Rab. Yaradan. * Bira. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. lması cı vı etanol. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". Allah (bin bir) bereket versin . alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). en usta. ş çı * Alkı ş lamak iş i. yağ . ş lamak. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. etil alkol. yanı. yüze gülücü. *İ çkili. takdir etmek. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. C2H5OH. Mevlâ. * Ş akçı akş .

Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. z ini Allah bana. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. ş ş ma . Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah bilir * belli değ il. ş ma. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. esirgesin. * bana öyle geliyor ki. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. yarıaş yollu. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. belâdan korusun. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. kazanı öderim. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. usanç bildirir. ini) kazadan.

aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. i ğ ı Allah için * gerçekten. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. bereket versin. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. doğ rusu. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. . n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin.

kötü duruma düş ürmesin!. nları . lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. * karşk beklemeksizin. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. Tanrı güvenmeli. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. en yakı na bile muhtaç etmesin. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. * ne olursun. ya iyi olsun. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir.

bazen de takı ve ş için söylenir. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. çok hı yası rpalamak. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . Allah yazdı bozsun ise . Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. yaradı tan olan yetenek veya özellik. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah vergisi * Tanrı vergisi. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. yaşlı kı göstermesin. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. * "keyfin bilir. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. kul taksimi karş . Tanrı ktı ru tanı r. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için.

inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah'ıevi n * cami. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. mescit. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". yerine göre ant verme. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. zavallı (kimse). ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. * insan gönlü. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ıemri n * kader. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. ş irret. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. . Allah'ı insanı bir yer çok. kkı k Allah'ıadamı n * garip. az * pek ı z ve kuytu bir yer. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. saf. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem.

karmakarık. allama * Allamak iş i. altı ş ı üstüne gelmek. z. karı l. karmakarık olmak. Allah'ı seversen nı * istek. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. ulu allak * Sözünde durmaz. dönek. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). düzeni bozmak. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). kimse. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. cı z. insafsı acı z. Tanrız. Tanrı n varlına inanmayan. düzeni bozulmak. aşna ş mak. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. ş ı aş rmak. ğ ı ün nı versin. ş ı bir durum alması kullanı in. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. . . Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. utan. insafsı vicdansı ması z. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. ru allak bullak * Alt üst. kiş i. aldatı. * yaradı tan. ş ı * (aklı. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. yazı r!". 'nı ğ ı sı * Acı z. Allah'tan * iyi ki. Allah'ıkulu n * insan. n) aş lacak nda lı r. te k z Allah'tan kork! * "yapma.

* Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. * Alı . kaldı rmak. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. * Satıalmak. eyi allâmelik * Allâme olma durumu.allamak allâme * "Süslemek. * Yanı bulundurmak. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . iktibas. * Al olma durumu. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. n * Ele geçirmek. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . neş zlı nacağ nı r. na * Derin ve çok bilgisi olan. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. reseptör. fethetmek. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * Al duruma gelmek. * İ sı çine ğ mak. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Allanmak iş i. * Allaş iş mak i veya durumu. alma almaç almak . nda * Birlikte götürmek. nları na * Almak iş i. ahize. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. çok bilgili. alı.

* Çalmak. kaplamak.* Kabul etmek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. kullanmak. * (yol için) Gitmek. or. sarmak. ü rı ı m. * Görevden. * Yutmak.. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. ten * Kazanç sağ lamak. * Kendine ulaşrmak. iş çekmek. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. * Bir yeri savaş ele geçirmek. iş * Temizlemek. çekmek. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. * Göreve. koymak. içine çekmek. gibi anlamak. Almanya. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. * Davranıveya makam değ tirmek. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. * Yerini değtirmek. iletilmek. kadıiçin) . tı * İ sı çeri zmak. işbaş e latmak. iş * . * Örtmek. elde etmek. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. * Soldurmak. almanak * Yı gün. * Bürümek. * (duşbanyo için) Yapmak. eksiltmek. la * (tat veya koku için) Duymak. * (süre için) Değtirmek. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. * Kı saltmak. * Gidermek. * Yolmak.. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. koparmak.. ile evlenmek. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. m meteoroloji.. (mesafe) katetmek. n * Sürükleyip götürmek. * Zararlı . ey. kanmak. Alman gümüş ü * Çinko. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. hafta. * (içeri) Götürmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. sı . Almanca dil. ay gibi bölümlerinden baş bayram. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). yı lı n ka. yok etmek. * Baş lamak. * Kazanmak. yı . * (erkek.

mütenavip. baş göstermiş arı olarak. i * Bir ş ön tarafı yüzü. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. yapraklar. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. takdir etmek. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. keş iş ş ması ikleme. münavebe. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. tertemiz. ması lan . Almancı lı k * Almancı davranma. inin ı na n olduğ inanmak. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. alternatif. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. ş erefiyle. kötü talihi. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. eyin . u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı .

* Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda.. yiğ kahramanlı itlik. na alanı * Alş ile uğ an kimse. it. uzun tüylü. * Mücahit. eyin . nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . ı * Dağ . . * Bir ş yere bakan yanı karş .. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . simya. alt alta * Birbirinin altı olarak. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . * Karbon. fosfor gibi maddelerin. cı * Dağ lı cı k. lan . n * Alt kelimesi ". alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. Güney Amerika'da yaş ayan. * Yiğ kahraman.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . ayrı larda ldı ı m. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. k. ocak alevi. Alp eren * Derviş . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. simyacı imi raş . fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . * Bir ş yere yakıbölümü. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir.

alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. n nda u kalı mıözel hipoderm. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . içmek. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. yenmek. öbürü tikel olumsuz. biri tikel olumlu. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . alt çene oynamak * yemek. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. * yenilmek. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. alt damak * Damaklardan altta olanı . alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. sı nı getirmek. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . . * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. oynayabilen çene. hipoderm. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul.

dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . ol. ş ı * zarar vermek. kanalizasyon. yı kmak.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. * iş daha sonrası in . rahatsı k vermek. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. * değ olup olacağ eri. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. su. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. yılmak. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. * huzursuz etmek. üst yapı ı karş . görüntü). ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. tı alt yazı * Gazete. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. lan * Çok karık ve dağ k. üzülmek. sonuç alı namayan iş için söylenir. sı Altayca * Altay Türkçesi. kı * rahatsı zlanmak. ş ı * heyecanlanmak. ı . düzenini bozmak. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. * çok karık duruma getirmek. raş Altayist Altayistik . Moğ Mançu-Tunguz. tedirgin olmak. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. * Türk.

ka * Almaş ı k. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. uğ an bilim dalı raş . alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. eyden altı bulunan. muş tane . * Bu unvanı ı kimse. üstü şhane iş * (giyim için) altı . altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. biri tümel olumlu. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. iş altı kaval. üstüne uymaz. 6. biri tümel olumsuz. altı alabilen. Moğ Mançu-Tunguz. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. yöntem. altı gen * Altı kenarlı çokgen. altı sı taneden oluş . tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz.* Altay grubuna giren Türk. edebiyat. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. Japon ve Korelilerin dil. Vl. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. altı yol * Altı yolun birleş i yer. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. biri tikel olumlu. müseddes. altı kaval üstü şhane. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. tane *İ skambil. kültür ve tarihleriyle ol. * Dalgalı m). seçenek.

n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. * Altı yapı ş ndan lmısikke. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları .9 olan. element. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). atom ağ ğ196. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. * Altı yapı ş ndan lmı . lan yası * Para getiren sanat veya meslek. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. üstün nitelikte olan. değ i erli. altıbabası n * Çok zengin. parası olan. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. altıadı oldu. sarı na . kolay iş sı ı ı rlı lenen. i altıküpü n * Altı para biriktiren. parası olan kimse. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . kı saltması Au.altı n * Atom sayı 79. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. prime time. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. 10640 C de eriyen. * Niteliğiyi olan. yüksek değ paslanmaz erli. altısuyu n . ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. en. altıgibi n * altı benzeyen. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök.

altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. ncı altı kalmak nda * ezilmek. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. bir sorunla karş mak. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. altı duygu ncı * Ön sezi. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. * turist. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. mur u. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. nca * Altı sın sı sı . te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . altı kalmamak nda * karşğ vermek.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . lı . altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. yumuş huylu görünmek. üzerine dikkati çekmek. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. vurgulamak. . gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. gelirli kimse. üstesinden gelememek. altı duygu. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. * kendini savunamamak. becerememek. altı his ncı * Bkz. en. altıtutsa. parası olan. parayı üncesizce harcayıtüketmek. baş ü armak. .

nan eye. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. * Yükseklikölçer. greyfrut. n altı noluk * İlemeli kadış . . karmakarık etmek. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. her sı altlı k . birlikte. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). altı ntop * Turunçgillerden.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). z * İ çeneklilerden. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). * Tabak veya bardak altı . her birine altı seferinde altı bir arada olan. uzun. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. * Altlamak iş i. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. kımemesi. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. tadı msı acı sı acı meyvesi. revolver. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. greyfrut (Citrus decumana). ve * Alt ve üst katta olmak üzere.

viyola. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. alüminyum . elli dokuzdan bir artı kere k. ş . an ı ak. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. * Kontralto. alttan alta * gizlice. * Alüfte olma durumu. çekiş mede yenilmek. nda lı r. nı ve yı * Altı on. alümina * Bkz. el altı ndan. 60. fakir. altta yok üstte yok * yoksul. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. cilveli (kadı n). ş * Altmıyaş olan veya görünen. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. alümin. 20500 C de eriyen. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). sı elli dokuzuncudan sonra gelen. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. * Altı renginde olan. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. n *İ ffetsiz. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. LX.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. oynak.

aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. * Eriş ilmek istenilen sonuç. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. beyaz. * Hedef. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Kana al rengini veren. amma. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın.98 olan. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. küçük hücre. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. ama ne * ne hoş . am * Diş organı ilik . * Niş yüzüğ an ü. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. çekirdeksiz. ı ı rlı parlaklında. gümüş 13. Kı saltması Al. kör. dön-em vb. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Para babası . * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Görmez. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. eritrosit. maksat. alüminyum taş ı * Boksit. * ş ı niteliğolan. alüvyon lı ğ . ferç. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. yuvarlak. hedeflenen amacıdında. * Gaye. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . ma inde .* Atom numarası atom ağ ğ26.

* Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. . * İler. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. gayesiz. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. beğ aş enme veya beğ enmeme. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. kaç-amak vb. i. istihdaf. gayeli. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. * Bir amaca yönelik. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. iş ş lemler. * Rica anlatı r. ine amaçlı * Amacı olan. istihdaf etmek. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. amaçsı z * Amacı olmayan. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. tutamak. * Usanç ve öfke anlatı r. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. zor durumda bı rakmak. aman bulmak * kurtulmak.

amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek.aman derim! * sakıha. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. . aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. amansı zca * Öldürücü bir durumda. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. hevesli. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. unu amansı z * Aman vermez. göz açtı rmamak. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. profesyonel karş . hiç acı mayan. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. i il. böyle bir iş n yapayı deme. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. * Ata binen kadı n. yayı ı t. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. plâstik madde gibi malzeme. kâğ tahta. lanabilir. cana kıcı yı. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. amansıhastalı z k * Kanser. ması * Hoş görüsüz olarak. acı z olarak. * acı p öldürmek. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. öldürmemek. sandı eyi) klamak.

* bir malıserbest sürümünü engellemek. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. düş ünemez duruma gelmek. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . ambarda kurutma * Kapalı yerde. ambargo * Bir devletin. * siyasî. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. müsadere etmek. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. n * bir mala el koymak. çok yormak. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . ambarlamak * Ambar işyapmak. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. ambar memuru. ekonomik. * Kum. bölge. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. kül renginde bir madde. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. amber balı ğ ı . sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek.

iş ş mı çe. kestirme. li. lı için lan * Amca olma durumu.* Balinagillerden. amca * Babanıerkek kardeş n i. ş ameliyat . İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. ambülâns * Hasta arabası . edim. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. tatbikî. ı li. * İbakı ndan. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. rtı bir k. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. nı kları * Sürgün. * Hareketle ilgili olan. amelimanda * İyapamaz durumda olan. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. amberbaris * Sarı . ötürük. * Elveriş kolay. amele * İçi. cankurtaran (arabasıcankurtaran. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. n k ya. uygun. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . ). * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. iş ş üstünde. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. an amelelik amelî * Amele olma durumu. emekçi. ğ ı macrocephalus). altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. n lu zı amel * Yapı iş lan . en. tatbikî. * İe dayanan. ishal. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. fiil. pratik. eyin. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da.

r. lan . Amerika armudu * Defnegillerden. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi.* Operatörün. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. operasyon. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. amerikan * Pamuktan düz dokuma. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ş ler. arka ayakları uzun. ik ndan * Amerika'ya özgü. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). ameliye * Yapı iş lem. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. kaput bezi. ı en aç. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. ğ ı * ç. Amerika ile ilgili olan. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). Amerikan bar . armuda benzer yemiş acı i. İ faaliyetler.

ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. Amerikalı ya ş an gibi. k * Toprak parçası . ı t). amfor. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. * Amigonun yaptı iş ğ . lmıköş Amerikan bezi * Bkz. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. saltması Am. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. yeşrenkli bir silikat grubu. dar boyunlu. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. Kı 95. * Metal olmayan elementler. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı.* Lokanta. esmer. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. amfora amigo amigoluk * Bkz. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. karnı ki geniş testi. amerikan. dibi sivri. Amerikan salatası * Rus salatası . * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. amfizem amfor * İ kulplu. ndan iş . ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce.

* Sı radan. * Amiplerin yol açtı. * Amir olma durumu. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . halk deyiş zı iyle. ş ı * Bkz. * Amiralin makamı . emreden. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. . etken. ğ ı amir * Buyuran. n nda lı r. ita amiri. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. amire yakı biçimde. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . * Amonyaktaki hidrojen yerine. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. * Kibarca olmayan. ı ik. faktör. * Amir gibi. amip * Amipler takı ndan. etmen. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). bayağ ı . üst.amil amilâz amin * Yapan. ş an * Amire yakır biçimde. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. it amirallik * Amiral olma durumu. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. amir gibi. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. * Amip. sebep. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren.

. nı r kaymağ lan ş adı ı . im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. amme * Halkıbütünü. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. amme efkârı * Kamuoyu. bellek yitimi. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amme idaresi * Kamu yönetimi. çağ vı nak. keskin kokulu bir gaz (NH3). * Döl kesesi. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). n amme davası * Kamu davası . amma velâkin * Ancak. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amnezi amnios * Hafı kaybı za . Ama. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r.amma * Bkz. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. ş lı ı k. kamu. nı r ruhu. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. amme menfaati * Kamu yararı . amme hukuku * Kamu hukuku. bununla beraber. amor * Bir çeş kumaş it .

amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. il zca ampirist * Deneyci. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. üslûbu. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. amudufı karî . yık kârdan ayrı belirli pay. mobilya. giyim vb. yumuş atmalı k. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . sallantı hareketleri en aza indiren. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. ampirizm * Deneycilik.amorf amorti * Biçimsiz. ampermetre * Amperölçer. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. * Bu düzeni kuran öge. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. iş *İ çinde. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. mölçer. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. nı amudî * Dikey. Kı saltması A. yükselteç. dikine. ampul şe. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. gözleme dayanan. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. cihaz. dik. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk.

* Alacağ veya borcun. i. lan. bir tür ak asbest. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. * İ tarla arası ki ndaki sır. ana arı * Arı beyi. amyant an an an * Zihin. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . z-an. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . kı lı k. * Yavrusu olan dişhayvan. l. * Velinimet. u n. lâhza. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. asıesas. tehlikeli zaman. ana bir. dik durumda. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. amut * Dikme. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. ayrı ler). e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . yer veya durum. * Sınt ıkalabalı telâş. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). nı * Çocuğ olan kadı anne. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. o çizginin. faizin dında olan bölümü. ı n ş ı * Temel. * Fiilden sı türeten ek. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. küfretmek. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . .

. aç. ana kına taht kurar. metropol. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. metropol. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. ana kapı * Bir yapın süslü. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. defterikebir. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. iyi n. ekleme direklerde dipteki temel parça. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . okyanus. umman. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. ana gibi yâr olmaz. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. un. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. büyük ş landı ı ehir. kı ndan ta. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. mutlu olamaz. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . büyük defter. büyük ön kapı. i * Gemilerde. ana duvar * Bir yapın. büyük ş ehir. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal.

saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. * Bir gözlem evi veya kurumda.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. anaokulu. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. holding. büyütülmüş çocuk veya genç. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. ana ş ehir * Ana kent. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. ana saat saat. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. ana mektebi * Bkz. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. laytmotif. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. n * Arı beyi. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. lere ş mamı nazlı ş . ğ ı altan .

anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. doğ ve batı u yönlerinden her biri. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. * İ kart. bilgili. güney. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. mı ana yarı sı * Teyze. ü * geleneksel. önemli bölüm. . * doğ tan olan. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. anacı l * Anası düş (çocuk). * Kurnaz. eyin tigi. ri. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. ana sevecenliğ i. anabolizma * Özümleme. sempatik anne. deneyli. * İ yurt edinilen yer. ana vatan. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. anaçlı k * Anaç olma durumu. * Kuzey. baş buyruk. n ldı ı * Cadde. tasası sağklı duruma gelmek. anaca anacı k * Küçük anne.ana vatan * Ana yurt. ı na * Ana olarak. * Sevimli. z.

inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. ahî. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. yaba. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. anafora kaptı rmak * emeksiz. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). anaforlama * Anaforlamak iş i. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. e mın lamak için kullanı düzen. * Karmakarık. araç. sinirli. güç durum. u rim. girdap. uzun saplı dirgen. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. lan komütatör. . ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). burgaç. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. yetiş ebilen.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. * Akı lı ntı cereyanlı . . eğ çevri. açar. maderş matriarkal. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. kurgu. açkı p lan . iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. alan ana na maderş ahîlik. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç.

analı * Anası olan.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. ı . anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. açacak. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. * Kapı . nı ı nı * Vesile. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . a . . satan veya onaran kimse. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. delikli metal ve plâstik gereç. araç. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . analı . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. eskimiş ı . deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. * Çağ uymama. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. vası ta. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek.

raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. * Anaca davranı ş . aygı t veya organ. acı duyumunu yok etme. anamal . tahlil etmek. * Sermaye. anam! * Kadıerkek.analı kuzu. analiz yapan kimse. analı k * Ana olanı durumu. * Ağyı rı dindirme. * Analiz yapan cihaz. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. beğ aş enme. tahlil. * Örnekseme. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. analiz etmek * Çözümlemek. * Çözümleme. analojik * Analoji ile ilgili. k nlı analızlı kı * Salça. çözümleyici. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. üzüntü gibi duygular anlatı r. su. analist * Tahlil. * Üvey ana. rı ma. tuz. acı yitimi. kapital. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. ağkesen. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. benzeş meye dayanan. me. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. n * Ana duygusu. acı . analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Andışandış rı . analitik analiz * Çözümlemeli. * Bkz.

ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. gelenekçi. anamal sahibi. lı an'anecilik * Gelenekçilik. * Kargaş baş luk. an'ane an'aneci * Gelenek. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu.sermaye. inde anarş ik . * Bir ticaret iş kurulması inin . * Ananeye bağ olan. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. bu da sana öyle helâl olsun. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. a. kokusu çok beğ enilen meyvesi. i * birini. başzlı sı k. kapitalist. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. ananasgiller * Bir çeneklilerden. * Geleneğ dayanan. puluçluk. ananas * Ananasgillerden. sermayedar. kapitalizm. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. geleneksel. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. anan yahş baban yahş i. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . ı boş * Anarş i niteliğ olan. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük.

anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. ası l olarak. anartri * Dil tutukluğ u. anası bak. bütün aile. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. eziyet çekmek. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. iş ist i. anası l * Kökten. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. ü . anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anası danası * soyu sopu. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. bezini al na zı al. . çok üzmek. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek.anarş ist * Anarş ilgili olan. * canı bezmiş ndan . çok sıntı kı çektirmek. anarş istlik * Anarş olma durumu. bakı ndan anası benzeyen. i ile * Anarş yanlıolan kimse. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. bezdirmek. kını kenarı bak. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. üş engeç. esaslı biçimde. bitkin duruma gelmek. mı na anası (veya sarı turp msak). anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. ş .

rma. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. gövde yapı. teş sı ve nı rih. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. anatomik * Anatomi ile ilgili. * Anayasa konusunda yetkili olan. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. katavaş ya. r. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. teş esasiye kanunu. anayasa okutan (kimse). yapı bitki (Pimpinella anisum). kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. anayasal . sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . bunun için gam yeme (yemem)!. ögeler. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. hinoğ k luhin. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). dalavereci. anasın gözü nı * çok kurnaz. * Anasıolma durumu. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. anayasadan yana olan. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. yasama. kanunuesasî. * Anası olmayan. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . yürütme. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. aldı umursama. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. * Beden yapı. lan anatomi *İ nsan. anatomici * Anatomi uzmanı . nsan * Unsurlar. çok açıgöz.

andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. * En erken. * Genellikle hamsi. her an. ı * "Lâkin". temsil. * Belli bir bölgede sısıgörülen. yadigâr. beceriksiz. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. *İ ltibas. "ama". ilerisinin olmadını ğ gösterir. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. andış rı ma * Andış iş analoji. o iş te kötü de gitse. andı rma * Andı rmak iş i. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. "daha çok". kı andavallı * Bön ve görgüsüz. kları lan lı * Ajanda. . "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . daha hı . * Anı . kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. zlı andaval * Ahmak. "güçlükle" gibi. gittikçe. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . saş n. rı mak i. anbean * Dakikadan dakikaya. bazen de çaça. bir ş daha çoğ eyin unun. "en çok". k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi.* Anayasa ile ilgili. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. analoji. . aptal. bön. rat. * "Olsa olsa". anca beraber. nı r. beceriksiz (kimse). benzerlik durumu. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. anca * Ancak. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z.

duyum yitimi. anemometre * Yelölçer. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. endoskopi. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. acı kokulu bir ot (İ ve nula). anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. zlı * Kansı z. en andıotu z * Birleş ikgillerden.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. andoskopi * Bkz. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. çiçekli. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. angaje olmak . anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. taahhüt etmek. andoskop * Bkz. * Benzer yanları bulunmak. * Servi ağ . fı sa mı kra. çağşrmak. anestezist * Anestezi uzmanı . endoskop. lan * Kansı k. nemli yerlerde yetiş sarı en. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi.

hur. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. u . evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. ve VI. angajmansı z * Bağ sı lantı.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. ücret vermeden yaptılan iş a rı . i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. *İ ngilizlere has olan. taahhüdü olan. taahhüdü olmayan. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. angudî angut * Angut kuş unun renginde. sı Anglosakson * V. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. angajman * Yüklenme. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . taahhüt. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. anı şmeş lmı . zorla yapı iş lan . * Ördekgillerden. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. üstlenme. angı ç angı n * Ünlü. bı rı. * Usandıcı ktıcı rı. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). Angolalı * Angola'da yaş (kimse). tüyleri kiremit renginde. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. bağ . lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. Kı it ş ı nı saltması A. angarya çekmek * bir işisteksizce.

anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anı msatmak * Hatı rlatmak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. * Hazı r. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. * Hatı ra. * Anı klamak iş i. anı msanma * Hatı rlanma. anı msamak * Hatı rlamak. anı mak klaş * Hazıolma durumu. hatı ine rlamak. . * Anmak iş konu olmak. durumuna girme. anı msanmak * Hatı rlanmak. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. * Hazık. taş yla al. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. hatı ra. anha minha * Aş ı ağyukarı .* Ahmak. rlı anı msama * Hatı rlama. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. kaba saba. anı msatma * Hatı rlatma.

* Önemi ve değ çok olan eser. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. abideleş t tirmek. eri anımezar t * Görkemli. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. ta anı z . ima etmek ihsas etmek. sembol niteliğ yapı inde . anı eri kazanmak. abide. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. görkemli. anı tsal * Anıniteliğ olan. telmih. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. * (eş Bağ ek) ı rmak. bir rı tı . anı mezar. abideleş ve lı r mek. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. ü iyle anı tsı * Anı benzer. * Eş in anırken çı ğses. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. ü. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. dolaylı anlatmak. anı benzeyen. abidevî. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. çarpacak büyüklükte. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde .

boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. animasyon * Canlandı rma. * Benzenden türeyen bir amin. * Hemencecik. farenjit. * Canlılı cı k. . anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. birdenbire. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . anîden anif anilin * Ansın. zı * Sert. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. * Ansın. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Boğ mukozasın şmesi. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. * Bir andaki hı z. apansı z. birden. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . m lerinde. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. fotoğ lı bası iş rafçı kta. . kaba. hunnak. birdenbire. bir anda. * Bir anda oluveren.

anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. tiftik keçisi. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. * Zeki. araşrma yapmak. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. semantik. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. semantik. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. bir sözden. * Bir önermenin. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. tı anketçi * Soruş turmacı . anketçilik * Soruş turmacı lı k. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. anket yapmak * bir konuda soruş turma. eklem kaynaş . Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . anket * Soruş turma. bir tasarın. lan n rlattı ı ünce mana. . * Zekâ. fehva. sormaca. ş ı ey. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. tirilmiş (tesisat). . Ankara keçisi * Uzun.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. * Anket yapan uzman. sözlerin bir araya gelmesi.

müteradif. inde ka * Sorup öğ renmek.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. isimden türeme fiil. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. dileğ yerine getirilmesini istemek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. düş nı üncelerini sezebilmek. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. eyi ş . sinonim. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. * Bkz. müradif. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . isteklerini. kayması bayağ ması veya ı laş . yorumlamak. anlamamazlı k * Anlamazlı k. ru * Birinin duyguları. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . eyi ğ ı ş . anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. yararlanmak. anlamlandı rma . i. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. inin anlamamak * hoş lanmamak. bir söze. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. ya anlama * Anlamak iş vukuf. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . yilik * Sahip olmayı istemek. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . * Doğ ve yerinde bulmak. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . ilgilenmemek. geniş lemesi. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme.

z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. anlam vermek. anlaş Vehbi'nin kerrakesi.* Anlamlandı iş rmak i. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. bir anlam verilemeyen. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. . anlamlı * Anlamı olan. semantik. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. manası k. bir ş demek isteyen. kimselerden biri. muğ güç ş ı lâk. manası ey z. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. mak i. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. galiba. belli olmak. ortaya çı ine kmak. ma. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. manidar. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. anlamsal * Anlamla ilgili. düş ey ündürücü. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlam kazandı rmak. anlamsı z * Anlamı olmayan. manalı . ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. önemli bir ş anlatmayan. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. gerçeğöğ in i renildi. karık.

mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). anlaş malı * Anlaş maya dayanan. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. ihtilâf. bir düş ünceyi. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. anlaşrmak tı * Anlaş . tahkiye. ekspresyonizm. duygu. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. anlatı * Hikâye etme. bir konuyu söz veya yazı bildirme. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. antant. ma. ine anlatı m * Anlatmak iş i. * Anlatı iş lmak i. övmek. ki n ı laş ünce arası lı k. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. * Bir duyguyu. kültürel vb. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. uyuş itilâf. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. ifade. tahkiyeye ağ k veren (yazar). ekonomik. ünce bir . anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak.* Devletler arası siyasî. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. ma anlaş mak * Düş ünce. amaç bakı ndan birleş mı mek. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. uzlaş . anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. inceleme. stilistik. uyuş mayı mayı mayı lamak.

anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. kafası kavrayı z. ı zlı n lı k. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. izansı ferasetsiz. usa vurma. entelektüalizm. telâkki. li. izah etmek. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. gabi. ihtifal. zihniyet. k. bir hatı lan . * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . nakletmek. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. * Hoş görülü. * Kı süren. yargı müdrike. gabavet. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. ferasetli. zeki. lama. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. i * Anlama yeteneğ feraset. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. z. zekâ. * Hoş görme. bir an içinde olan. takrir. açı klama yaptı rmak. ş tlı. belirtmek. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. kalı kafalı ş t ı z. hâlden anlama. *İ nandı rmak. zlı * Hoş görüsüzlük. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. * Anlatmak iş i. vurdumduymaz. izan. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. gösteriş ünlü. * Hoş görüsüz. i. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. anlıanlı ş * Güzel. bilgi vermek. anlayı ş lı * Anlayı olan. izanlı ş ı .anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. anlama gücü. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. ş sı n . anlı k entelekt. zihniye. zihniyet. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. anlayana sivri sinek saz. * Söylemek. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan.

nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. ş ş ı a rı * Bkz. k. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). annelik * Anne olma niteliğveya durumu. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. anonim ş irket. gayritabiî. sunucu. . anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. zikretmek. düzgün olmayan. anonim * Adı bilinmeyen. bir haberi halka bildirmek. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. anons * Duyuru. ra. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. e. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. * Bir sözü ağ na almak. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. n) anneanne * Annenin annesi. duyurma.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. anla * Adlandı rmak. rı k. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. bergüzar. lı . iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). zı * Bir armağ gönlünü almak. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. su anorganik *İ norganik. hatı rlamak. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. lmak ey.

artı mın landı ı i uç. anı msama. yemin etmek. deli. anî olarak. . ra rada. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anîden.* Dengesi bozuk. ansiklopedi * Bütün bilim. anormallik * Anormal olma durumu. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. özel adları içine alan sözlük türü. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. anı msamak. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. yemin. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. * Bkz. habersiz. eyi ant kardeş i * Bkz. ğ ı * Bkz. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. bilgilik. 'yı iyi. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. kan kardeş i. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. ş sı lsı * Birdenbire. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. akı z.

stı ı aç * Bu ağ n. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. güney kutup yakında olan. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). antant kalmak * anlaş mak. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. antant * Anlaş uyuş mutabakat. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. yağ yemiş acı lı i. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. antarktik * Güney kutupla ilgili. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . lması sağ * Duyarga. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü.ant vermek * "Allah aşna. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. uzlaş mak. ma. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . ma. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . iskeleti kemikleş . cı nda n ini antenli * Anteni olan. ince ve sert kabuklu. antet . itilâf. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar.

e rı * Mendil. penisilin.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. virüs. parazit gibi protein yapında madde. antikacı . davranıveya öğ ı ş reti. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. tuhaf. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . ana. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. larak lan diş çan i. panzehir. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. olağ geleneğ aykı. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. sı diş ajur. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. örtü. başk. * Bu çağ özgü olan. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. acayip. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. antetsiz * Başksı lı z. kalevî. * Genele. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. * Antik. antibiyotik * Bitkilerde. rı antidot * Bkz. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. antiasit * Alkalik.

antipropaganda * Karşpropaganda. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. 6300 C de eriyen. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . * Tuhaflı k. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. ş kı * Sevimsizlik. haddede veya çekiç altı iş 51. ı ı rlı nda lenemeyen. kanı kaynamamak.76 olan. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. * Karş duygu. zlı an. soğ ran. rak saltması Sb. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. ı antisemit . ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. antikomünist * Komünizme karş ı . uk. antinomi antipati * Çatı . lk . soğ ukluk. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . Kı m ı mı lan. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. antikalı k * Antika olma durumu. sı ülkelerde yaş cak ayan. antikatot yaprak.

ı antitoksik * Antitoksin. karmadan. methal. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. antlı antoloji *Ş airlerin. egzersiz. pakt. da * Baş ç yemeğ langı i. idman. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. alı rma yapmak. ta belgede belirtilen durum. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). * Ant içmiş veya ant içirilmiş . idmansı z. * Bir yapı girip geçilen yer. antitez * Karşsav. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. duman çı an.* Yahudilik aleyhtarlı. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. an antrakt antrasit antre * Ara. muahede. . antlaş mak * Antlaş yapmak. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . ahitleş ma mek. * Güçlükle tutuş koku. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. nmıseçme parçalardan oluş kitap. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. güldeste. seçki. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde).

ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. ardiye. antropoitler * Bkz. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. ayak direyici. natçı . leten * Antrepoya bakan kimse. antropoloji * İ n kökenini. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. evrimini. reti. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. biyolojik özelliklerini.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. nda iten. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. imli antropoit * Bkz. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. insansı . yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. nda. anut * İ . nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . ş cı tı k. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. insan bilimsel. rası ken. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. yanı u. insansı lar. antropozoik devir * Antropozoik. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. tiren ş tı i. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . derisi dikenlilerden. insan nsanı bilimi. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. u antrepocu * Antrepo iş kimse.

iri. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. rada. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. apar topar * Telâş acele ile. zı nlı k apak * Çok ak. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). zı * Abla. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. ş rsak kıdeliğ erç. gürbüz. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. makat. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. acı lan * Rakı . . eksin. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. kuya rakmaksın aydı k. çok anî olarak. * Çok açı çok belirgin. yaka paça. açıbir biçimde görünmesi. k. cihaz. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i.

* Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. * Bacakları aça yürüme. alıgötürmek. * Çok az. * Apazlamak iş i. * Doğ kemik dokusunda bulunan. p * Gizlice almak. * Avuç. ş kı aş n. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . ayrıbacaklı nı k . nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. apazlamak * Avuçlamak. çalmak. açar.aparmak * Almak. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. güçsüz. kabadayı . apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). * Bir avuç dolusu. al apaz apazlama apık ş ı . ada. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . * Külhan beyi. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. bambaş ka. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. * Yelken rüzgârla dolup şmek. aça * Yorgun. hayta. iki . alıkaçmak.

. süslü. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. omuzluk. karanlı(söz veya yazı k ). unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. duvar lâmbası . * Derli toplu. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. * Duvar ş amdanı . telden yapı torbaya benzer. apotr . * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . bacakları rarak çömelmek. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . ş ı k. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. sonsal. * Apı ş iş mak i. nı rarak * Oturmak. * Apı rmak iş ş tı i. büyük gözlü ağ lma.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. kan apoş i * Çember biçiminde. apiko * Geminin. r. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). kapalı . aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. ayı * Ne yapacağ kestirememek. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. ş ı ı nı aş rmak. aplik aplikasyon * Uygulama. * Hazı tetik.

apse yapmak. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. aptal aptal aptal * Aptal gibi. perdahlanması . koordinat. zekâ yoksunu. lı kta. aptalca. apseleş me * Apseleş durumu. * Apresi olan. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak.* Yardı . abril. * Küçümseme belirten seslenme. langı na ğ n ı eri. * Aprelemek iş i. aval aval. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. lı kta lan * Apre yapan kimse. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . aptal olmak * aptal durumda bulunmak. . iş yitimi. alı ahmak. perdahlamak. yla apse * İ birikimi. ş ş . koruyucu. önsel. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. çı rin ban. * Zekâsı geliş pek memiş . apraksi apre * Bkz. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . azarlama. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. k. * Nisan ayı . * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . havari. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r.

ahmaklaşrmak. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. abdestsiz. ahmakça. kivi. aptal gibi. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. bilmez sanmak (sanı lmak). apteshane * Bkz. aptesbozan otu * Bkz. abdest.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. alı mak. aptesli * Bkz. ahmaklaş klaş mak. abdestli. abdestlik. abdesthane. . abdestbozan otu. aptalca * Biraz aptal. apteriks aptes * Bkz. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. aptesbozan * Bkz. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. * Et kesimi yortusu. aptal duruma getirmek. * Bkz. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. abdestbozan. Ar * Bkz. * Bkz. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. aptal gibi. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. anlamaz gibi görünmek. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde.

ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. bir filmde dinlenme süresi. haftayı m. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. ar * Utanma. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. utanç duymamak. utanç duyma. klı k. Bu ekle k-ar. açar "anahtar". ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. fası ran la. mola. çı "menfaat" vb. suv-ar-mak vb./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. biç-er.* Argon'un kı saltması ./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. * Bir oyunda. anlaş u mazlı yol açmak. ara açmak * dostluğ bozmak./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. * İ olguyu. kı ar etmek * utanmak. çı yat-ar. geç-er. siz -ar. utanmaz. luk. antrakt. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. ar yıdeğ kâr yı lı il. -ar. r: kar -ar. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. an ş ı ara bozucu . * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. -ar. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. aralı boş mesafe. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. bat-ar. yüzsüzlük etmek. gid-er-mek vb. ölç-er vb. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. na kları * Aralı k. ar namus tertemiz * utanması olmayan. ki eyi ran k. kalk-ar.

güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ı na. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. n na deniz. yüzeylerin. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. k.* Ara bozan (kimse). sözsüz çalı parça. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. münafı k. fitçilik. k k lan ara nağ mesi * Bkz. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. arkı tası na. arada önlem niteliğ verilen karar. fesat. türkü. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. uzlaşrı. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. fitçi. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. . lan . münafı müfsit. ara kesit * Çizgilerin. ara bulucu * Uzlaşran kimse. me rası ndı ı lardan her biri. fesatçı . ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. ara nağ me. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. ara nağ me * Ş .

* Araba vapuru. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. aç araba kullanmak * araba sürmek.ara sı ra * Seyrek olarak. nda araba * Tekerlekli. * Araba yapan veya satan kimse. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. ara vermek * yeniden baş lamak için. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. zaman zaman. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. ara tümce * Bkz. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . * Araba yapma veya satma iş i. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. bir işbir süre bı i rakmak. ara cümle. durmak. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. * Araba dolduracak miktar. vapur. nda. arabalı * Arabası olan. . n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. arabacı * Arabayı süren kimse. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. arabacı lı k * Araba sürme iş i. araba vapuru. araba araba * Arabalar dolusu. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. * arası arada. garaj. ruya ulan lan söz. birçok arabalarla. ı yan arabalı k * Araba konulan yer.

* Giriş bezeme. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. aracı koymak * bir kimseyi. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. klı aracı * Uzlaşran. * Arapça. fesatçı u . ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. Araplara özgü olan. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). münafı müzevir. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. i Arabî * Araplarla ilgili. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. k. büyüklerin yaş ş uyarlar. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). anlaş sağ tı ma layan kimse. i. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. mutavassı t. arabizasyon * Araplaşrma.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. müzevirlik. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . .

* Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. araçsı z * Araç kullanı lmadan. araçlı * Araçla yapı veya olan. ta. yoluyla. araçlı jimnastik * Bkz. doğ rudan doğ yapı veya olan. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. hacı n. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. aletli jimnastik. vası nı ü . gücünden yararlanı nesne. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. tavassut etmek. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. vası z. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. bilvası lan talı ta.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. ta. unu ü. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. z arada bir * seyrek olarak. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. * Taş ı t. vası . eyi lan ey. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. vası yla. bağ kurarak. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. ları nı kları . arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. bilâvası ruya lan tası ta. nda * Mekke'nin doğ usunda.

araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. aş i. aralama aralamak * Aralamak iş i. çalan. ı rma. kiyi . * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. aralıolmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. araklama * Araklamak işçalma. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. n. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. seyrekleş klı tirmek. aş ı rmak. ndan lmak. tiftikten yapı ş külâh. * İ taneli bezelye. yarı açmak. * Aralanmak iş i. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. k * Gitmek. * Aralı duruma getirmek. araklamak * Çalmak. il. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . hı z. uzaklaş yanı ayrı mak. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. çaresiz kalmak. ri * Araklayan. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. benzer nitelikler çok az olmak. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. * Beyaz. * Seyrelmek. rsı * Hı zlı rsı k. araları iyi * dostlukları düzenli. u. eyini rı plak aragonit arak * Ter. seyrekleş nı tirmek. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna.

aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. eyler . * Bir sesi bir baş sesten. harfler veya satı arası açı ğolan. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. geçenek. espaslı rlar nda klı ı . arama * Aramak iştaharri. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. fı li rsat. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. * Yarı k. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. ilk * Ayakyolu. ik nda klı * Dizgide kelimeler. koridor. biraz açtı k rmak. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. iş gibi yerlerde. espas. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. barı rmak. * Uygun. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. * Kesik kesik. araları açı k bulunan. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. aralıvermeden. ik nda klı * Sürekli. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. tam kapanmamı açı ş . arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. mesafe. i. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. bale. araları açı k bulunmayan. m m i aralıetmek k * aralamak. aralı z ksı . elverişdurum. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. yarı açmak. lı n . * Birbirine bitiş olan. klı * Sı vakit. ra. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak.

* Eksikliğduyulmak. ine * Söz konusu olmak. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). * Düzenleme. * (küçük a ile) Zenci. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. * Koyu esmer veya kara. Aramîce. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * Ş koş art ulmak. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. yoklamak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. erli. * Aranı çözüm. çok aramak. özlemek. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. * Düzenleyici. eyin unu * Önem verip istemek. * Araşrmak. * Bkz. tı * Ziyarete. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. mak. hatısormaya gitmek. * Olumsuz. ine *İ steklisi bulunmak. fellâh. arantı Arap . aranmak * Aramak iş konu olmak. kta eyler * Ş koş art ulmak.

zamkı arabî. ş ı Arapsaçı * Küçük. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. lan. arap saçı gibi * karmakarık. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. ak. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. kararmak. lan * Bu dile özgü olan. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Araplaş ma * Araplaş durumu. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Arap gibi olmak * simsiyah olmak. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. mak Araplaş mak * Arap olmak. Araplı k * Arap olma durumu. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. k il olan kça ağdoğ .arap * Negatif fotoğ raf. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Araplı benimsemek.

araşrman. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. nda arası olmamak * geçinememek. inceleyen. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. * Meraklı . araları gerginlik. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. ara vermeden. vira. sı ı cağ cağsı ı na. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. araşrmacı tı tı tı (kimse). arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. tı * Sürekli olarak. ararot kamı ş ı * Maranta. müstemirren. arkadaşk bağ kopmak. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. ı araşrı tı * Araşrma. iş n u araşrı tıcı * Araşran. arkası kesilmeden. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. lması araşrma görevlisi tı . birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. gözden. geçimsizlik olmak. arası geçmeden * vakit geçmeden. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. tı i.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. mütecessis. geçirilmek. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. Arasat * Müslüman inanına göre.

eyi iş . araşrman. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. * Arzu ettirmek. dostluk kalmamak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. soruş turmak. yokluğ duyurmamak. araya gitmek * harcanmak. kaybolmak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. eski yakı k. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. araşrman tı * Araşrı. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. asistan. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. istetmek. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. aratmamak * yenisi. karıklı kurban olmak. * Aratmak iş i. sormak. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. eskisinin yerini doldurabilmek.

k ma li araziye uymak * ortama. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. . yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. yer. * Kundaklı . patı . görünmemeye çalı ş mak. arbalet arbede * Gürültülü kavga. * Türk müziğ bir birleş makam. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. çevreye uymak. k *İ linek. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. arazi açma * fundalı koruluk. tahvil. k. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. tetikli yay. semptom. toprak. rtı arbitraj * Hisse senedi. * Hastalıbelirtileri. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. i. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. * Belirtiler. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. lan * Ardı l. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. yerey.

* Birisinin sı na ası rtı lmak. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. ardı ra. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. i la . ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. ardı kadar açı na k * (kapı . ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). öncel karş . kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ardıra sı ardı ç * Peş inden. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. halef. * Servigillerden. ardı ra. u türü (Turdus pilaris). peş bı ndan ini rakmamak. aralı z. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. * Musallat olmak. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ara vermeden. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. tükenmek.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. ardıardı n n * Geri geri. sı kahverengi. ası lmak. arkası ndan. * Sataş mak. ardı nca * Hemen arkası ndan. takı lmak. hemen ardı ndan. çatmak. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ç acın ardırakı ç sı * Cin. pencere için) sonuna kadar açı k. arkası ra. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen.

* Kayağ taşkayrak. ş . ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. antrepo. önlemek.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. mütevali. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. arife günü. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. son vermek. lan ya * Ardiye iş leten kimse. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. an . durdurmak. * Bkz. olan . ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. * Ardiyeye bakan kimse. arife. a i. peş bı ini rakmamak. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. tamamlamak. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. arefe günü * Bkz. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). argaçlamak * Dokumada argaç atmak. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. depo. ardı bı nı rakmamak * Bkz. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. iki. argali * Boynuzlugillerden. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. atkı nda lan . argaçlama * Argaçlamak iş i. n nda.

* Argıolma durumu. * Söz argo durumuna gelmek. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . kokusu ve tadı 18. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. saf. arı biti * Kör. ş nmı katıksı . argonot * Kafadan bacaklı lardan. n * Geçit. ı * Günahsı z. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). z. acı söylemek. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. boğ . söz arı kil . Kı saltması Ar. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). * Beceriksiz. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. arı sokmak gibi * iğ nelemek. halis. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. boğ dağ azı az. iş * Temiz. * Zar kanatlı lardan. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. n na lanan ağ parça. bal ve bal mumu yapan. münezzeh. arı gibi * çok çalı ş kan. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. * Yabancıeylerden arı ş ş z.9 olan. ı ı rlı nda olmayan bir element. derbent. rengi.argı n * Yorgun. ı * Serserilerin. zayıbitkin. f. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). havada %1 oranı bulunan.

yağerimiş f. arı mak klaş * Arı(II) olmak. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. karşğödenmeyen emek. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. ska. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. . ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. cı kuru. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. sı sarı kuş rtı . lar nına arı sili * Tertemiz. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). arıemek k * İçinin. arıçekmek k * tı kanan. sı ı zayı lı z. Kuzey Afrika. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. k arı klatma * Arı klatmak durumu. Orta Asya'da az ağ klı il. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. kaolin. bozulan arkları temizleyip açmak. arı k * Eti. açlı . k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. * Fide veya fidan dikilen yer.

* Arı(II) duruma getirmek. tenzih etmek. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . tirme. zlı * Kovanları konulduğ yer. arı lı k arı nmak . vücutları . sı k. i. arı ma. k arı k klı * Zayık. ı * Arı lanmak durumu. * Katıksı k. i * Temizlenme. laş arı lanmak * Arı mak. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. özleş tirmek. arı dokunmak na * utanç duymak. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. özleş mek. arı ma laş * Arı mak durumu. özleş me. arı laş duruma gelme. saflaş mak. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . ş zlı ı * Günahsı k. arı mak laş * Arı duruma gelmek. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı lı k * Temizlik. kovanlı n u k. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek.

arı tı cı * Arı özelliğolan. vb. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. . rafineri. tma i * Deterjan. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . duruma gelmek. ı * Rahatlamak. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. * Katıksı arı ş z. iş lemez duruma gelmek. * (petrol. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. tasfiyehane. * Arı iş tma i. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. tma i.* Temizlenmek. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. arı yapmak za * Bozulmak. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. petrol gibi maddelerin arı ğyer. * Çözgü. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. aksaklı k. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. tasfiye etmek. mak. arı za * Engebe. * Katıksıduruma getirmek. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. yağ için) Arı iş rafinaj. * Bulaş ş mı musallat olmuş . * Aksama. k . * sonradan ortaya çı kmak. za. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim.

toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. biçimde. mutlu. bozulmuş . * (Araç vb. için) Aksayan. * Huzurlu. idare edecek biçimde. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. bu halka özgü. * Çı plak. ş tan * Geçici. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). * Özgür. bozulmadan iş leyen. iş lemeyen. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse.arı zalı * Engebeli. rahat. * Yarı yamalak. Aristoculuk * Aristotelesçilik. arifane ile * ortaklaş a. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. * Aksamayan. dı gelen. aristokrat . düz. ön gün. arifane * Arif olana yakı yolda. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. arı z zası arı zî * Sonradan olan. m ı lı r * Aristotelesçi. eğ reti. arya. nını u * Soylular sıfı nı. en * Bu halkla ilgili. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . arife * Belirli bir günün. varı . m * Engebesiz. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. hür. aristokrasi * Ekonomik.

* Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. reti. aristokratik * Aristokratlı ilgili. ödünç olarak. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı .. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. * Bu bilimle ilgili. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır.* Aristokrasi yanlı. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi.9. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . düzensiz. lar. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. * Büyük bira bardağ ı . gezimcilik. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik.7. ağalma. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in.5. n lemler olan kolu. her yönü ile. Arjantinli * Arjantin halkı olan. * Ritimli olmayan. ndan ark . sı * Soylu.. ariyeten * Eğ olarak.3. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

manevî yönden destek olmak. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. peş . tmak ı lan k k. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. * Geçmişgeride kalmızaman. ş mak. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. eyin * Ağ ı l. arka plânda * Geride. kayı na ı rmak. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. * Koruyucu. arkada bulunan. dayamak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. piston. * Önemsiz. beden. cetvel. * Otururken sı n dayandı yer. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . kayıcı rı. gibi arka arka * Geriye doğ ru.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. kayı bulmak. art arda. rüzgâr almayan kuytu yer. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. . * Art. iltimasçı . yabancı davranmak. eyin rt * Geri kalan bölüm. sı rmak nan arka olmak * maddî. arı hark. dayanı mek. sı nda n rı ğ ı . * Arkada olan. arka bulmak * bir koruyucu. kanal. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. n arka vermek * desteklemek. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak.

içtenlikle. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. i. a ş ı ş . arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. dedikodusunu yapmak. lı a er ları kün arkadaş il. dostça. belli etmeden. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. * Arkalamak işyardı müzaheret. m. * bir süre beraber bulunmak. m . arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. refakat etmek. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. arkadaş na çok düş olan kimse. hempa. gizlice. refik. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. yâren. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. arkadaş ça * Arkadaş olarak. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. geride kalmak. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. korumak. ünsiyet. eskimiş veya eser). müzaheret etmek. destek olmak. geride kalmak. yüklenmek. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. el altı ndan. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. içten olmak. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. birlikte gitmek. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . * Konuş ve yazı dilde. ileri gidememek. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. eş etmek. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak.

peş inden. ı kullandı arka yastı. bitirilmek. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. koruyucusu. arkası nmak alı * sona erdirilmek. sı dayayacak yeri olmayan.arkalanma * Arkalanmak iş i. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. güçlü olmak. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. sürekli olmak. arkası ra sı * Ardı ndan. * desteğ sağ ini lamak. yerinden düş ürülememek. bir yerde durdurulmak. dayanağolan. ı arkalı klı * Arkalı. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. son bulmak. kalı bir tür kı hı nca sa rka. arkası kesilmek * tükenmek. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. ndan . arkalı rken kları ğ ı k. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. destek olunmak. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. * Sı dayamaya yarar yer. sı dayayacak yeri olan. * Koruyanı . arkası gelmek * devamlı olmak. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. semer. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. taş rtı ı mak.

yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. * İ ana madde. ğ ı * Koruyanı olmayan.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. lk . arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. arkası almak nı * bir iştamamlamak. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. koruyucusu. arkaya kalmak * geride kalmak. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. övmek. iltifat etmek. sonraya kalmak. dayanağolmayan. ertelemek. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. geriden gelmek. arkası sı nı vamak * okş amak. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . taş ı nabilir ateş silâh. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. arke arkebüz * XV. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. görüş fı aramak. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. arkası z * Arkalı olmayan.

sılmaz. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. kazı mı bilimi. armada armador * Donanma. arkeoloji uzmanı bilgini. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. arlı ndan. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. nda açı ilik * Kazı bilimci. utangaç. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. seren. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. kı * Kuzey kutupla ilgili. kuzey kutup yakında olan.organı . ip. halat ve yelken takı . huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. sılgan. kı arlı * Namuslu. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. ş ta arma * Bir devletin. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . mı arma donatmak * armayı yerine koymak. nda armağ an . arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. nı * Arlanmak iş i. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. kum taştüründen bir tortul kayaç. harf veya ş ongun. * Geminin direk. limanda kı ş lamak. su nda. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. ekil. seren. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak.

ey. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. * Ticaret gemisi sahibi. ı z sı zı * Akordeon. n da) lar armut * Gülgillerden. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince.* Birini sevindirmek. an armonik * Armoni ile ilgili olan. mıka. letmeciliğ i. en. ihsan. * Gemi iş letme işgemi iş i. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armut gibi . * Bağ. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. * Armonika. mutlu etmek için verilen ş hediye. * Armut biçiminde olan. armatörlük * Armatör olma durumu. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. . Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. hediye etmek. ak. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. * Fazla bön. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). sulu. çiçekleri beyaz. * Ödül.

Arnavutluk * Arnavut olma durumu. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. Arnavut bacası * Çatı penceresi. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. bön. Arnavut biberi * Acı rmı biber. sır gözü. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren.* çok anlayı z. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). n) * her ş kusur bulmak. armut biçiminde top. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. Arnavutlarıkullandı dil. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . * Arnavut halkın bütünü. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. nda ğ ı . hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. . armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. aromatik * Öküz gözü. mastı ğ ı çiçeğ i. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım.

yiyecek gibi ş veya para.* Hoş kokulu. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). yurdumuzda mı lan. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Yabanî arpa. * Bu bitkinin taneleri. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. altma düzeni olan. arp * Bkz. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. arpa tarlası . darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. i. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. . harp (II). taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. * Arpa konulan yer. aromalı . * Tüfek. arpa * Buğ daygillerden. k eyler * Baş k. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arozöz * Kamyon. arpa ektim. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. sulamaya yarar araç. llara arpa suyu * Bira.

ş * Aç gözlü davranan (kimse). arsı z * Utanması kı olmayan. aç gözlü davranmak.arpalıetmek k * arpalıyapmak. ı ı rlı unluğ 5. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. arsı zlanmak * Arsı k etmek. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . kı arslan * Aslan. . arsı ulusal * Uluslar arası . n çan rnı saltması As.7 olan. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . yüzsüzce davranmak. zı k. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. * Kolayca üreyebilen (bitki). z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. mak. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. arsı yakı biçimde. arslanlı . z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. arsı k etmek zlı * utanmadan. sı otu. metal görünümünde basit element. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. sı arak. arpası gelmek çok * coş azmak. sılması lık. yıı yüzsüz (kimse). acak ş lıklı rnaş . atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. Kı en. yoğ 33. ş klı * Arp çalan kimse. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. sılmadan. yıarak. kudurmak. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. sı ı k.91.

arş kadar. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. geri. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. adı mak. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. ivde art * Arka. arş ı nlamak * Arş ölçmek. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. arş saklamak. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. lk * Dokuzuncu kat gök. * Arş idükün karıveya kı. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. * Bir ş öbür yüzü.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. * Keman yayı . ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. art avurt . ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. nda * Belgelik. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. troleybüs. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. * Tren.

art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. bereket. artakalmak * Artmak. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. g. an. ğ u . ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. yında art damak * Damağ arka bölümü. alan. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . . art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. geriye kalmak. p. hinterland. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. ta. iş sı nı i. artçı lı k * Artçın görevi. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. diyakronik. bereketli. hareket). nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. fazla bulunmak.* Avurdun arka bölümü. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. nı * Art düş ünce. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar.

artağ ş an. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. . metal uçlardan artı yüklü olanı . anot. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. dört yı bir gelen 29. ldı * Kalan veya artan bölüm. * Bundan böyle. daha fazla. daha. sırdan büyük sayı areti fı . *İ çildikten. lda l. pozitif. * Artılmak iş rı i. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. * Katyon. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. yeter. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. * Trafiğyoğ olan ana yol. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. sonra. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. . i un * Atardamar bozukluğ u. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. karşğödenmeyen emek.arter * Atardamar. artıdeğ k er * İçinin. artıemek k * İçinin. zait. artı çoğ ş alma. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . iş ş gücünün karşğolarak. pozitif sayı . gün. artı m * Artma. fı iş ). ey ktan * Daha çok. * Artı klamak iş i. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. * Sırdan büyük. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er.

artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. * Müzayedede artı rma. * Artist olma durumu. ince ktan * Değ yükselmek. n müzayede. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. * Artistin görevi. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. tezyit edilmek. en ğ ı * Arttı rmak iş i. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Yükseltmek. * boylu poslu. * Eklem romatizması . eyi rma i. alı . artma. güzel ve alı (kimse). sanatçı . artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. iltihapsı süreğ eklem hastalı. çoğ lmak. sanatlı n i e . * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. mlı * Artiste benzer biçimde. tasarruf etmek. artist gibi. fazlalaş eri mak. ekil z. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Eskisinden daha çok çoğ almak. * Genellikle ş bozucu. artmak artmak * Büyük heybe. artma * Artmak iş i. artı çoğ ş m. çoğ altmak. * Artı rmak işyapı i lmak. sanatkâr. artı rmak * Artması sağ nı lamak. artı rma * Artı rmak iş i.

jeoloji. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. enlem dairesi. * (büyük bir makama) Anlatma. * Yer bilimi. unu . enlem.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. n. stek. istida. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. arzuhâl * Dilekçe. arzanî arziyat arzu * İ dilek. arz derecesi * Bkz. arz * Sunma. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. yeryüzü. * Yer. arz etmek * sunmak. sunu ve istem. geniş lik. arz dairesi * Bkz. * saygı bildirmek. liğ i. * Heves. * En. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. bildirme. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. ü Aryanizm * IV. * Enine olan.

arzulamak * İ duymak. sinirlenmek. i As * Arsenik'in kı saltması . n kları asabî * Sinirli. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). hevesini alamamak. hevesli. allerin. stek arzulu *İ stekli. arzulama * Arzulamak iş i. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. özlemek. * Ast sı nıkı lmı. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. hükümdarları mareş n. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. asas kat as yön asabiyeci . sinirlilik belirtileri göstermek. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . asa * Bazı ülkelerde. sinirsel. as as * Kakı m. öfkelenmek. * Sinirle ilgili. istemek. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. *İ skambil kâğ nda birli. asabîleş mek * Kı zmak. mektup vb. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. din adamların güç sembolü olarak. yazan kimse. ü it * Ara yön.arzuhâlci * Para ile dilekçe.

temel niteliğ olan. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. asillik. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. soy gazlar. kripton. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. tufeyli. lar. ası l olarak. * Yapı eserler. . asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. * Bir görevi yüklenmiş olan. ekti. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. asabî yapıolma. asamble asansör araç. esasî. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. vekâleten karş . ksenon). argon. parazitoloji. asalak parazit. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı .asabiyet asal * Sinirlilik. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. yaş ş . lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. vekillik karş . n * Soyluluk. neon. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . o görevin sahibi olan kimse. lı * Başca. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). ş ması sağ asap asar * Sinirler. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. * Bir görevde temelli olarak. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. ı tı * Kendi adı hareket ederek.

asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. asbaş kan *İ kinci baş kan. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. eş lama baş zaman karş . i aç * Eş zamanlı olmayan. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. u. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). ortanı n çorbacı ına verilen ad. ı tı n * İ kullanmadan. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). saydam. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. senkron. n nda lan ş ı . asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. yadıkurun. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. düzenlilik. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. ases * Gece bekçisi. güvenlik. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . lan r. * Sirkeyle ilgili. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . lar. acın çizilerek elde edilen bir reçine. sarı kokulu. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri.

* Gerçeklik. uyuş konu. esas. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. e rakı ş ası k * Somurtkan. ı lü ası l * Bir ş kendisi. hakikat. kopya karş . ashap * Sahipler. baş gelen. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. en düş . gerçek olarak. ük. sahabeler. * Soy. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. sağk. * Gerçek. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. lan ulan asgarî * En az. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. lan ş * (a'sıBaşca. * Ası lı . * Hz. eyin ı tı * Kök. köken. ulaş ve kültür gibi da. nda * Asmak iş i. ortak payda. asfaltla kaplanmak. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak.* Asfaltlanmı ş . nesep. nı ğ ı ası lar l sayı . en aş ı azı ağ en ndan. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. kaynak. * Minimum. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. ana. * Bir ş temelini oluş eyin turan. örnek. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim.

dayanaksı köksüz (haber). * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. ı * Asma iş i. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . süspansiyon.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. ı etmek. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. sonuna kadar mücadele etmek. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. idam edilmek. i. * Ası ş lmıolan. temelsiz. intifa etmek. süspansiyon. ası lanma * Ası lanmak işintifa. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. ası olmak ntı * tebelleş olmak. tavik. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . * Israrla üzerine gitmek. ey ı sı srar * Hı eline almak. . ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. * Ası iş lmak i. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. tehir. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. ru z. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. * Tutup çekmek. ası ş lmı adam * Salepgillerden. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. kökenli. * Sı an. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. sı mak. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. tebelleş rnaş olan kimse.

"kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. sonuş maz. . ı kaldı asilik * Asi olma durumu. asık rlı asi * Yüzyık. llı * Baş ran. * Yüksek duygu ile yapı lan. lsa tı ı riyi ru. * Benzeş me. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. asilik etmek * karşgelmek. rsı lı * Un. kendine benzetme. kaldı * Hayı z. asileş mek * Karşgelmek. isyankârlı k. kendine uydurma. isyan eden. bakımsı ş z. * Soylu olma durumu. isyan etme. asillik * Asil olma durumu. asilzade asilzadelik * Soyluluk. bakımsı k. * Bu söz "benzeş mek". aside asidimetre * Asitölçer. * Bir görevde temelli olan. dik baş. asil * Soylu. asalet. özümleme. * Soylu. vekil karş . asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme.* Çağ . isyan etmek. soyluluk. baş ı kaldı rmak. baş rmak. ası rlarca * Yüzlerce yı l. ş zlı ı * Simetrik olmayan.

tahkimli bölge. * Bkz. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. z. z * Topluluk düzenine saygı olan. borik asit. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. asidimetre. askerce askerci * Asker yanlı.asistan * Yardı . disiplinli. ale * Askerlik görevi veya ödevi. * Bkz. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. ini. yı man yı na asker gibi * disiplinli. gemi. sı askercilik * Askere yakır biçimde. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. asit alkol asit borik * Bkz. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. düzgün. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. ldı ş ı la. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. fenol. tı asistanlı k * Asistan. mcı * Araşrma görevlisi. ş ı . lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. asklı . * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad.

lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askerîleş me * Askerîleş iş mek i.* Askerci olma durumu. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. disiplini. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerlik ödevi ordu hizmeti. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerlik * Asker olma durumu. * Bir tür çocuk oyunu. askere özgü. askerlik niteliğkazanmak. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askeriye * Askerlik. . askerî * Askerlikle ilgili. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker.

rı n larak u * Çay. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. uzunluğ 160 cm. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. * Gürbüz ve yiğ adam. savsaklamak. meyve. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . Zodyak. yı cı rtı. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. Afrika'da yaş ayan. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . n * Hiçbir zaman. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. * Ası saklanacak sebze. arslan. erkekleri yeleli. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. fener. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . * Zodyak üzerinde. . nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . ı z * Askı olan. lı p * Vestiyer. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. tabanca gibi ödül. hiçbir biçimde. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar).

lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. mı aslı astarı * iç yüzü. itlik. güzel. ı * sağğyerinde. doğ u. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ .aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. onun kiş ini belli eder. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). türlü renkte. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. eyden korkmayan. yiğ ş ı itçe. i. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. *Ş irpençe. ası z olmak. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslanı m! * gençler. aslanpençesi * Gülgillerden. güçlü ve yakıklı ş . aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. gerçek ş ekli. aslanağ zı * Sı otugillerden. lsı . aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. yer pı lan rasası (Leonurus). raca aslanca * Aslana yakır yolda. nan aslan sütü * Rakı . aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslen * Kök veya soy bakı ndan. aslan gibi * boylu boslu. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. aslan gibi. sarı .

asmalara zarar veren. asma biti * Eş kanatlı lardan. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). * Soyu sopu. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. nı na il lar. aslî düş ünce * Ana fikir. aslı yok faslı * yalan.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. esas. nı altı na asliye asma * Temel. * Ası şası lmı lı . gerçek olduğ ortaya çı u kmak. lgan. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. nan. filoksera (Phylloxera vestatrix). * Asmak iş i. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. sarı renkte bir böcek. . k . sebze olarak kullanı ürünü. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. aslî * Temel olarak alı esas olan. * Asmagillerden. * Bu türün ince uzun. uydurma. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. altı kat. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). larak lan asma yaprağ ı .

adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. cı . daş ma. toz vb. kuş anmak. emmeç. asrîlik * Çağ llı cık. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. birbirini tutar renk ve yapı olan. gibi aspidistra * Zambakgillerden. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. * Asma için ayrı ş veya toprak. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. ekş rak ilâç. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. Muhammed'in yaş ğzaman. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . gerçekmiş gösteren haber. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. çağ l. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. asparagas * Uydurma.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . * Havadaki duman. her dizenin sonunda gelen. çağ laş daş mak. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. asmagiller * İ çeneklilerden. gerçek olmayan. birbirini tutar renk ve yapı olan. genellikle saksı yetiş da tirilen. * Asması olan. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. * Üzerine takı nmak. da asrı saadet * Hz. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. idam etmek. * Modern.

astar sürmek (veya vurmak. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. astarlama * Astarlamak iş i. astarlanmı ş . u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. ayakkabı ş gibi eylerde. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. perde. * Alt. astarlamak * Astar geçirmek. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. resim yapı lmadan önce sürülen boya. * Giyecek. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. çekmek) * astar boyası boyamak. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. nan . ağ vb. astarlanmak * Astar geçirilmek.). ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. ı r. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . çanta. astar sürmek. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. halat. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. olmak. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astarlanma * Astarlanmak iş i. * Boyacı astar vurmak. lı kta. astarlatma * Astarlatmak iş i. nda nmıve . madun.

. * Asmak iş yaptı ini rmak. * Net görmeyen. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. * Yı z falı uğ an kimse. müneccim. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. astigmatizme tutulmuş (göz). astronomi * Gök bilimi. * Aş çok yüksek. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. astı m astı mlı * Astı olan. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. astatin * Astat. astı astı kestiğkestik ğ k. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. ı i * acı z. * Gök fiziğ i. * Atom numarası olan. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. gök bilimci. felekiyat. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. müneccimlik. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini.

astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . n. gökyüzü. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. * Gök. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. Asya ile ilgili (olan). a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. mutluluk. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. rahat. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . . astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . sakin. mutfak. n asude * Sessiz. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. ayan * Asya'ya özgü olan. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. * Huzur içinde olma. aş nlı astronot * Uzay adamı .

çok arzulamak veya nefret etmek. daha az. . aş. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . yer. er * Aş ı yere doğ ağ ya. * Daha küçük. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. ru. beğ enmemek. adî. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. * Bayağ adî. miktarı . i aş ı ağgörmek * küçük görmek. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. tiksinmek. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. ı . değ yönünden daha az. i ük. niteliğalçalmak. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. im im * Genel ev. unu r. lokanta. denk olan. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. rı * Para ile yemek yenilen yer. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. imli * Niteliğdüş kötü. yı kmak. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. yerleş bölgesi. aş ı ağalmak * devirmek. nma lı r. aş z ı tı hane. eri aş yermek * Bkz. aş ermek. hor görmek. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer.

tezyif etmek. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. me. mertebe. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. n. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. hor görmek. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. hafifsemek. i ük. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. tenzil etmek. adilik. basamak. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. lması ru . aş ı yukarı birlikte. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. merhale. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. paye. * Niteliğdüş adî. alttan almak. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. rütbe. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. evre. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. hafife almak.

aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. irip * Yemek yenilen dükkân. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. göz. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. * Yemek piş kimse. m nan * Ondalı k. kademeli. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. irme veya * Onluklar. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . * Aş evi. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. aş amalı * Aş aması olan. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. aş ar * Ondalı k. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. hiyerarş er mı i. aş lokanta. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. aş erat aş hane . hiyerarş ş i. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. * Yemek piş satan kimse. aşbaş n görevi. evi. * Aş (kimse veya bitki). ahçı iren . aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . * Mutfak. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. kiremit rengi. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse.

ı rma. yarı ş ş mak. ı k n * çok seveni. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. n. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. * Yapı ları uzun mertek. tutulmak. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). lerini sazla söyleyen. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . tutkun (kimse). sevgilisinin kusurları görmediğgibi. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aş çatı nda. gibi * Aşyapan kimse. âş olmak ı k * sevmek. arkadaş bir seslenme. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. * Ahbap. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. en ndan . düş künü. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. ı aş atmak ı k * yarıetmek. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. vurgun. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . aşyapmak. en na e * Dalgı kalender (kimse).

* Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. etkilemek. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. aş ı lma * Aş ı durumu. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). * Yeni aş ı ş aç. uğ cak. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). * Erozyon. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. aşyapmak. uğ cak. ı * Aş ı ş aç). lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. ilkah. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. muaş ı seviş lı aka. * Aş ı latmak iş i. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. telkin etmek. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. * Aş ı nmak iş i. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. aş ı nma . cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i.

usandı rmak. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. ta ş pratı p. aş ı rma. düzleş kı ları mek. önem veren. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. * Gereğ inden fazla. çok.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. yı pranmak. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . * Aş olma durumu. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. ötesinde. ı rı . * Eskimek. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. * Aş ş ı yer. taş n. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . * Çıntı silinmek. itikal. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . * Ötede. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. erozyon. nmı * On sayı. koparı lmaları eritilmeleri. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. fazla miktarda. müfrit. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek.

* Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . kuytu yer.* Aş ı iş konu olmak. * Açı apaçı belli. dı . na * Çalıgötürmek. * Bildik. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). aş çatı nda ı k. . belirginleş mek. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. lacak * Dağ geçidi. iş * Aş lmı ı ş rı . meydanda olan. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. ş * Siper. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. arkadaştanık. * Küçük kazan. kova. aş ı rma. intihal. kça. dost. * Aş ı rmak. ortaya çı kmak. * Aş ı yer. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. k. * Baş nıyazı ndan bölümler. aş olmak ikâr * belli olmak. bakraç. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. * Aş ı rtmak iş i. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). belli etmek. k. * Yapı ları uzun mertek. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. saklamadan.

* Ev. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. coş eyi mak. sevi. Aş ı lama. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. tanığ belli etmek. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. ş k. seviş kide mek. Aş ı lamak. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. oturulan yer. sitem bildirir. dı aş k inalı * Birbirini bilme. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. tanık olan. ı sı nama. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. * Benzerlerinden üstün. tanı tanıklı ma. coş kunluk göstermek. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. mesken. fazla. * Çok. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . * Aş iş mak i. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın.* Bilinen. aş ma . ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . dını ı aş iret aş iyan * Oymak. ş an aş lama aş lamak * Bkz. . aş düş ka mek * âş olmak. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. * Kuş yuvası . aş mak * Bkz. zahire.

sona ermek. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. k k n. üfte At at * Astatin'in kı saltması . aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. ı ma lan * Satrançta. bitmek. . -at. sivri köş yuva. açısaçıkadı kokot. ları inin nda kları anlatı r. * Görünmeden kaçmak. * Aş iş yaptı mak ini rmak. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin.* Yüksek. it at binenin (veya iş bilenin). kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . kuru yemiş ş day. * Aşrmak iş tı i. binme. * Atgillerden. * Gizli dostluk. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. aş na * Aş ina. onun tutumuna göre davrandı nı n. na * (süre) Geçmek. * Oynak. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. ey. aş ayı ure * Muharrem ayı . leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . * Aş olma durumu. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. atlar anası . aş fiş na ne * Gizli dost.

geniş yapraklı . sabit fikirlilik. * bildiğve istediğgibi davranmak. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at kestanesi * At kestanesigillerden. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. 15 ile 30 m yükseklikte. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. elmas. se lan eyler at olur. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). n . at kestanesigiller * İ çeneklilerden. * yarı ş mak. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. an. at koş turacak kadar * pek geniş . at çevirmek * geri döndürmek. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. meydan olur (bulunur). çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. . meydan olmaz (bulunmaz). at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. veya bulmak.at cambazı * At alısatan kimse. değ erlendirememe. at oynatmak * atla hüner göstermek.

* Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. n buğ atalı k atama . atabey. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. i atabek atabey * Bkz. ata * Baba. * Saldı. hamle. pederş patriarkal. yalancı . k. e lan. * Atamak iş tayin. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. saldışhücum. davranı cür'et. tayin etmek. * Atı akı lı m. iş kalma. ite ot vermek * bir işters yapmak. * İsizlik. rı rı . pederş ahîlik. uygulamak. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). uzunluğ 8 mm kadar olan. atak atak yapmak * akıyapmak. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş .* Çift kanatlı lardan. i. ata et. meydan yok * yapacak güç var. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. atavizm. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. iş ş siz lemezlik. atı yapmak. yapmak. n. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. at. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. ahî. * Tembellik. kanatları u büyük ve küt. ş . * Eski Türk devletlerinde. bir at var. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . ama kullanma imkânı yok. * Geveze. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. ataya çekme.

atavik * Atacı ilgili. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. ı er ı yan ş iryan. atanma yapmak * tayin etmek. tayin edilmek. atanmak * Bir göreve getirilmek. tayin edilme. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. ate * Atacı lı k. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. ya u vanca karşda ilgisizlik. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . elçilik uzmanı e lı . daş amaçlayan. enin ğ ı * Tutacak. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. Kemalist. Atsan atı lmaz. bilime ve gerçeğ dayanan. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. rı * Soy at yetiş tiricisi. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. birbiri ile uyumlu amaçlar. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. satsan satı vb. evrensel ağ klı e ı . geleceğ rlı e yönelik. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. uygulamalar ve ilkeler bütünü. * Bu ilkeye bağlı lı k. akla.atanma * Bir göreve getirilme. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. i ünü. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. . * Su aygı. * Ataş görev yaptı yer.

ateş ğ balı ı * Sardalye. * Büyük üzüntü. alev * Öfke. i mı ateş kmak çı . tehlikeli bir durum almak. * Gümüş ğ balı. ateh * Bunama. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. felâket. hı hı rs. atelye aterina ateş * Bkz. atölye. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. ateş basmak * kı zarmak. örneğateş i böceğolan böcekler takı . acı . bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). li * telâş lanmak. * Coş kunluk. cı n lması * Vücut ısı sı. heyecanlanmak. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. sılı baş kan yürümek. * Tanrı maz. coş acele davranmak. od. nç. ateş almak * yanmak. * Kı zı renginde olan. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . * Tehlike. rmı. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. acele etmek. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. öfkelenmek. k.* Ateist. tutuş mak. mak. k k ateh getirmek * bunamak. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. önüne geçilemez. * (ateş silâh) patlamak.

ateş parçası * Ateş bir bölümü. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. çalı ş kan. ş kan. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. * zeki. yangıçı n kmak. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş püskürmek *ş iddetli. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş saçmak . ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. öfkeli konuş mak. man lmı içi . ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. çalı ve becerikli. ateş pahası * Çok pahalı . becerikli. in * Çok canlı . ateş püskürmek. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. cı ateş gibi * çok sı cak. * çok öfkeli olmak. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak.* Bkz. * Çok yaramaz (çocuk). ş kan * kı rmı. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. hareketli. meydanlarda ateş yakmak.

ateş in * Ateş coş li. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. li ateş vermek e * ateş içine sokmak.* çok kı zmak. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. e klı la. * bir yeri kasten yakmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. vapur. kundak sokmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. çok öfkelenmek. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş lası tuğ * Ocak. le * Fabrika. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. ateş vermek * tutuş turmak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. kun. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. coş mak. . sinirlenmek. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek.

cı * Kı rtmak. ine * Vücut ısı sı artmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. yakmak. * derece ile ateşölçmek. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. z ları nı ncalı unu söylenir. i * acı. ateş lendirmek * Coş turmak. bı ş ma. heveslendirmek. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. coş kulu. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. un bir . hararetli hararetli. yanmayı yı azaltmak. kı rtmak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. * Cinsel istekleri güçlü olan. li ateş letme * Ateş letmek iş i. ş ş kı iddetlendirmek. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ş iddetlenmek. kış zı mak. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. lı ı . * Coş mak.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. lan ateş li * Ateşolan. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. i * Coş coş kun. turucu. * Top.

kayra. ihsan. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. ş ı atı l .ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. i * Yöneltmek. * Atları ekleri ve zebraları . sıntıdurum. çevirme. çevirmek. dayanı lmaz. . ası z eyler * Atı olma durumu. tek parmaklı memeliler familyası . lı k. inayet. lmı atı . kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. atı cı * İ niş alan. tüfek gibi silâh. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. yilik. attını yi an ğ vuran kimse. e ateş gömlek ten * acı . atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. eş içine alan. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. üzüntü veren. yükleyerek. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . yüklemek. liş * İ bağ. * Atı ş lan. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. * Yöneltme. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. * Ateş lan veya konulan yer. atısu k * Evlerde. lütuf. isnat etmek. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. * Mal ederek. li ateş perest * Ateş tapan. * İ kili bulma. i.

ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. hücum. aylak. lamak. atı ş * Atmak işveya biçimi. u. * Patlamak. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. nabıiçin) Vuruş z . eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. iş yaramaz. atı yapan. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. atı k lganlı * Atı olma durumu. ine * Saldı rmak. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . savlet. birden bir davranı bulunmak. atı lmak i lma. e * Bkz. . hamle. * Atı iş lmak i. * Giriş ken. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. çarpı ş . atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. * İsiz. n tı ve * (kalp. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. acak. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. ş * Etkisiz. hamleci.* Tembel. * abartmalı konuş mak. hücum etmek. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . * Atmak iş i. * Konuş yazacak söz veya bilgi. k. * Bir ş doğ birden gitmek. lma i. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. * Atmak iş konu olmak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. ditme iş yapan kimse. süreduran. hamle. hallaç. * Hı ilerleme.

* Çabuk davranan. kadı ları ı n * Büyük yaba. n ş ş ı * Saz ş airleri. poligon. * Eski. argaç. * Çabuk hareket edebilen. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. baş sı veya boyna alı örtü. * Atı rmak iş ş tı i. sı atkuyruğ u . atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. atkı * Soğ a karşomuzlara.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. uğ ı a. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. atkı lı * Atkı olan. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. çevik. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. eski zamanla ilgili. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Atkı lamak iş i. argaçlamak. yandan iliklenen ince uzun parça. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. çeviklik. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. veya beton destek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. * Ağ kavgası ı z etmek. ş tı ati * Gelecek. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . çevik. üst eş ik.

atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. ara bozanlıetmek. kök sapı ömürlü olan.* Atkuyruğ ugillerden. * Yanı lmak. atlama beygiri * Yüksekliğ1. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. yazı yazma. . lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . * Çı kmak. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. ı . atlanı lmak * Atlanmak. aldanmak. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. atlama * Atlamak iş i. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. * Binmek. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. atlanma * Atlanmak iş i.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. * Çocukları atlama oyunu. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). inmek. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. * Okuma. ç. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek.

erkeksi kadı n. atlet * Atletizmle uğ an kimse. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . * Savmak. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. i yapı atlar anası * İ yarı ri . * Aldatmak. * Atlamak iş lmak. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. rafyası ekonomi. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. isteyerek. atletik * Atletleri ilgilendiren. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. * istekle. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. biçimli. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . atlet gibi. atlaya zı playa * atlayarak. * Yüzü parlak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. * Savsaklamak. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. miş . * Vücudu geliş . nda atlar tepiş arada eş ir. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak.

* İ içmek. dı ya vermek. ilgisini kesmek. bir eyi * Çı karmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. tı * Koymak. * (sille. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. tokat. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. erini atmak . lı ç) * (top. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. * Örtmek. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. * Yay ve tokmakla ditmek. tı rtı kuş * Sapan. bir kenara koymak. dı ya çı ş arı karmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). farkı z. atma Recep. tirmeye yarayan koş atlama. uçaklar vb. söz * Çatlamak. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. çarpmak. * Ata binmiş kimse. çki * Bilmeden. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . atlı * Atı olan. ağ k kaldı ve atma gibi. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . * Uzatmak. i * Sözle sataş mak. * Yalan veya abartmalı söylemek. * Yerleş tirmek. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. * Değ eksiltmek. * Kovmak. kabartmak. eyleri) Hedefe iletmek. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. kı Vurmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. çevikliğ yetenekleri geliş i. * (kalp. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . kestirerek söylemek. ilgisini kesip uzaklaşrmak.atletizm * Beden gücünü. süvari. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. göndermek. ndayı atmaca * Kartalgillerden. * (kurş gülle. atma * Atmak iş i. ok gibi ş un. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). tek u.

* Söylemek. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). cevvî. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . gaz . artıbölünemez. alı ş mak. * Göndermek. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. * Götürmek. palavracı (kimse). atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. atmasyon * Uydurma. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . an lan . ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. bı rakmak. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. palavra. yollamak. hava. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. meni. bel. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. atmasyoncu * Uydurmacı . n ile muş k. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. an elektron yüklü merkez bölümü. 76 cm uzunluğ nç lan. er suyu. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). * Hava yuvarı . sperma. * Mercanları bir araya toplanması oluş . sahiplenmek. halka biçiminde adacı mercan ada.* (renk için) Solmak. bağ ı rmak. * Haykı rmak. atol atom parçacı k. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. * Etkisi kaybolmak.

denizde. . attar * Bkz. av * Atmak iş yaptı ini rmak. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. aktar. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. terileri oyalayı. eğ cı lendirici. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. atsan atı lmaz. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. iş ları yla raş n şı tı lik. * Yeni bir bestecilik çırı göre. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. attı rmak Au aut geçmesi. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. * Altı n kı n'ı saltması . atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). ilgi çekici gösteri. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse).atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. attı rma * Attı iş rmak i. atomculuk * Evrenin. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. sı * Atomla ilgili. karı p lan * Atomla ilgili olan. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan.

avanağ uygun düş biçimde. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. kendisinden yararlanı kimse. avanak gibi davranmak. . bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe.* Bu yollarla yakalanan hayvan. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. aptal aptal. avanaklıetmek k * aptallıetmek. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. iş türe-v vb. iş . bön. * Avanak gibi. . kopoy. aptal. k avangart * Öncü. av köpeğ i * Tazı . * Halkıaş ı n ağtabakası . ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. na-v. * Tuzağ düş a ürülen. av mevsimi * Av dönemi. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). lan mı aval * Ticarî senetlerde. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. öd-ev. avanakça davranı ş . nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. * Halk. le-v. av avlanmı tav tavlanmı ş .

ey. yararlı (durum veya ş ey). avans almak * öndelik almak. emek vermeden sağ ğkazanç. . ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una.VI. avans çekmek * öndelik çekmek. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. stan ayan * III. lı k. kâr. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. avantajlı * Yarar sağ layan. n ğ ı avare . * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı .IX. yararsı z. . ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. avantadan * bedavadan. . Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. avantür * Serüven. beleş ten. ladı ı avantacı * Çı . için * İe yaramaz. öndelik. avanta * Bir kimsenin. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. kötü. avans vermek * öndelik vermek. macera. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. . yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. beleş bedavacı karcı çi. çilik.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. peş ı na lmak lan inat. Avarca * Avarlarıkullandı dil.

raş . ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. aylak dolaş siz. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. ı * Yüksek ses. yüzey biçimleri. avareleş me * Avareleş durumu. nara. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. tümsekler. belâlar. baş . * Engebeler. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. aylak. baş luk. * Avcı özgü olan. parlak zehirli bir bitki (Adonis). ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. baş luk. iş güçsüz. tanı kimse. siz ı boş mak. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün.* İsiz. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. aylaklı ş ı boş k. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. k avarelik avarı z * İsizlik. engeller. kokusuz. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. baş . avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. * Kazalar. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak.

avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. lâmbalı . avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. avlanma * Avlanmak iş i. billûr. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). ve na avdet * Dönüşgeri gelme. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. amdanlı . farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. * Sayı . * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. avlanmak * Avı olan yer. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. avcuna saymak * peş olarak ödemek. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . * Yardakçı lar. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. . na * Tavana ası ş lan. avdet etmek * dönmek. çok . avdetî avene averaj * Ortalama. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. kurnazlı kandı kla rmak. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. diri * Tuzağ düş a ürmek. geri gelmek. avize ağ acı * Zambakgillerden. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. acı avlak avlama * Avlamak iş i. av yeri.

elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. Afş ar. * Elin yarı yumulmuş durumu. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. ine * Ava gitmek. Avrupalı benzer. Avrupa halkı olan kimse. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Avş ar avuç * Bkz. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. av için dolaş mak. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. pek çok. Avrupalı gibi. avuç dolusu . * Amerikan armudu (Persea americana). nları kları avret * Ut yeri. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. . yardı istemek. ava çı kmak. davranıve yaş ları benimsemek. * Karı . eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. nda * (para için) Bol bol. nda k. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. ndan * Avrupa'ya özgü olan. * Avuçlayarak. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. * Elin iç tarafı . m avuç avuç * Her defası bir avuç.* Avlamak iş konu olmak. * Kadı n. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. para istemek. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. Avrupa ile ilgili (olan).

avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. * Oyalanmak. müteselli olmak. ı * Gereksiz. avuçla almak. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. yetinmek. * (hayvan) Gebe kalmak. avundurma * Avundurmak iş i. avuçlamak * Avuçla kavramak. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. i. *İ nsanı avutan ş teselli. dar (yer). avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. * Avukatı yaptı iş n ğ . teselli. sıntı kı lardan uzaklaş mak. * korkutucu büyük sözler söylemek. acını sı unutturmak. boş savunma. * Acını sı hafifletmek. ey. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avuç içi kadar * pek küçük. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. avuntu. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. teselli bulmak. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avukatlı k * Avukat mesleğ i. avuçlama * Avuçlamak iş i. teselli etmek. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. mahkemelerde. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. luğ iş avurt ünsüzü .* (para için) Pek çok.

* Avutulmak iş i. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. teselli eden. avurtlama * Avurtlamak iş i. açı ey k. teselli etmek. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. . *İ simden isim türeten ek: kol-ay. hesap ortada. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. fladı ı avurtlu * Çalı satan. düz-ey. ay aydı hesap belli n. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). a a ndan an ndan bal. dal. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. avurtlamak * Büyülenmek. el. yapa-y vb. yüksekten atmak. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. ağ veya aş rma. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. * Avutan.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . hale. r. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. dene-y. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). i. bel. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. * Çalı satmak. gün-ey. -ay / -ey. kamer. yüz-ey vb. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). yüksekten atan. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre.

mehtap. husuf. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. geceyi açı geçirmek. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. tı için lan ak yapan araç. görünüş balıbaş benzeyen. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. teber. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. 3 m boyunda. pervane balı. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ınlı ldı ı muş . kta kta ay dönümü * Aybaş ı . n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. ay evi ay gibi * Ayla. * Bkz. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. kamer takvimi. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ay örümceğ i * Ay modülü. ay parçası . ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. kemer balı (Mola mola).

ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. ayak tabanı . ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. heyecanlanmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. rcası * bağlanmak için yalvarmak. yolu düş mek. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. avuç içi. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağdüş ı mek * Bkz. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). telâşkapı a lmak. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. * telâş lanmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. iyileş mek. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. * (hasta) iyi olmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. . dikilmek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.

* (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ı k * dikkat. . ilgiyi kesmek. ayağ sı su mu. gitmeye üş enmek. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. na * emek çekilmeden elde edilmek. yorulmadan yapmak. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. yürümesine engel olmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ayağ donu yok. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. yarı sevinçle söylenen söz. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayak iş lerini bı kmadan. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek.

mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. henüz dinlenmeden. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ka lanı . ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. uğ ramamak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak.

* Vücudun belden aş ı ağbölümü. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. fut. avutmak. i * Aş ı ağdüzeyde. * 30. ün ı rlı * Basamak. * (bir yere veya mesleğ girmek. n ağ da * Bacak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. sı radan. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ı raktı n ı . ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. ulaş mak. sa * Yarı arş veya 30. * ilk kez gitmek. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. gelmek. uğ ramak. * Halk edebiyatı uyak. destek veya bunlardan her biri. kadem.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. ayakta toplanan meclis. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . kendi tutumundan ş mamak. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. ayak atmak * girmek. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. uğ ramamak. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. bağ e) lanmak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ayak basmak * bir yere varmak. * Ayakta yapı sohbet. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. * girmek. bayağ ı .

karı . cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak satısı cı * Gezgin satı. tarak. ayak tarağ ı * Bkz. ayak oyunu * Hile. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. gözden çı lmak. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. yeri. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . ayak teri. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. ayak topu * Futbol. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. n ayak yapmak * birini aldatmak. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ayak kirası . kandı için dalavere çevirmek.

lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. yok olması göz yummak. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. ayakçak * Merdiven. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. kı ı kaldı yam. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. ayağrahatsıetmek. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. i. * Gezici satı. ayaklama * Ayaklamak iş i. . merdiven basamağ ı . ayaklamak * Ayakla ölçmek. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. korumamak. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. cın i. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. * Dokuma tezgâhı ayaklı. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. pabuççu. toprakbastı nan . * Ayakkabı lan yer. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. n. kösele gibi ş li eyler). baş rma. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. ayakkabı dolabı . ayaklanma * Ayaklanmak iş i. çerçi. isyan. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık.

istemeye istemeye gitmek. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. * Ayağolmayan. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. * Uyanmak. * Taban. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. * Ayakçak. çiğ nemek. * Ayakla iş letilen. ayaklı * Ayağolan. ayaklı canavar * Çok hareketli. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. ı * Bir destekle yere dayanan. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. uyanıkalkmak. isyan etmek. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. pedal. ayağ sürümek. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ayakta . ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. .* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . değ kimseler ise en geride bı lmak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. cin gibi çocuk. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. baş ı kaldı rmak. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayaklar baş lar ayak olmak . baş * değ kimseler baş geçip. yaramaz. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ı n ğ ı * Ayak basacak yer.

memiş nsanı kları nı alttı ı hane. festfut. * yılmamak. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. açı k. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. r ayaküzeri * Ayaküstü. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. . bilinir olmak. kademhane. * Hazıyemek. kı sürede. * Oturmadan. eş ayan âyan * Belli. na. ayakta durarak. k. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. apaçı açıseçik. çökmemek. helâ. . sa * Acele olarak. kı na. abdesthane. kenef. leri * Senato üyeleri. a ş * Telâş. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. ayakyolu ayal * Karı . * İ gelenler.* Ayağ kalkmıdurumda. kı * değ yitirmemek. tuvalet. k ayan olmak * belli olmak. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. ayan beyan * Besbelli. ı rı n. heyecanlı lı . önemini korumak. . rtı ayar . ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa.

doğ yoldan saptı ayartan. ayarlanmak * Ayar edilmek. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. nda * Kandı rmak. z * Ölçüsüzlük. birbirine uygun duruma getirilmek. . ş ta * Değ derecesi. vata nıkı tı yla lan. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. düzenli iş duruma getirmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . karakter veya aklı yerinde olmayan. ayarlı pense * Vida. * Ahlâk. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. doğ ruluğ e rulamak. doğ ru. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. * Davranı ölçüsüz. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. düzensizlik. ayarlama * Ayarlamak iş i. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. ru ran. n. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. * Baş çı tan karan. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. bozuk. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. düzensiz. düzenli. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. ı . ayarlatmak * Ayar ettirmek.

sakin havada çı kuru soğ kan uk. eline bir ş geçmemek. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * Duru. * Boş beklemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ine ayartma * Ayartmak iş i. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ukta * boş beklemek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. ayartmak * Baş çı tan karmak. * Birini. doğ yoldan saptı ru rmak. * Kandı rmak. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. * Ayazda kalı üş p ümek. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. eline bir ş geçmemek. * (hava ve gece için) Soğ uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. ayazlanmak ayaz . ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak.

ı * Kültürlü. tenevvür. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. i. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. tenevvür etmek. ndan aybeay * Aydan aya. ay dönümü. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. aydemir aydı n * Iş alan. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. lmıay ldı süs. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . gün çiçeğ günebakan. i . lan k . ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. âdet görmek. n * Ayı ilk günü. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. lmıçörek. ayazlatmak * Soğ bekletmek. ileri düş .* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. taraça. aydı k. sarı renkli çiçeğçok iri olan. h. ünceli (kimse). ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. okumuşgörgülü. aydı nger * Parlak yüzeyli. hilâl. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. * Ayı ilk günü. münevver. ukta * Ayazda soğ utmak. ıkl ı nlı ı k ş . gündöndü (Helianthus annuus). saydam. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ay ay olarak. tahtaboşbalkon. i * Bir yüzeyin. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki.

vazı lacak k h. ık. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. * Kendinden geçercesine âş vurgun. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. temiz. * Kötülükten uzak. bitkin. * Sahnelerin ıklandılması i.aydı cı nlatı * Aydı k verici. cihaz. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . aygı n * Bitkin. çok yorgun. ı k. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. ş ı * Iş alan. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. lmıalet. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. * iri yarı cüsseli. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. güçlü (kimse). saf. t. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. . zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. aygı r * Damı k erkek at. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. aygıbaygı n n * Güçsüz. n ndan lan boş luk. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak.

luğ bir * Anlayı. yurdumuzda boz türü na bulunan. tabanları basarak yürüyen. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. * Memeli et oburlardan. * kaba. kaba ve anlayı z (kimse). anlayı z (kimse). i. ayı gibi * iri yarı . ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. iş * Sert. * Ayını iş mesleğ cın i. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . ayı içine alan bir familya. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. uyanı ş lı k. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina).ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. * Sarhoş u geçmiş biçimde. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). küçük taneli yemiş veren. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ş sı ayı gördüm. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. * Kaba saba. beş mı parmaklı . kaba ve hoyrat (kimse). ayı ğ balı ı * Fok. dan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. ayı klama * Ayı klamak iş i.

* Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . . baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. uyamayanları n yok olmasıı fa. ayı k klı * Ayıolma durumu. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. işyaramayan. luk. . inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. stek i m. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. mahmurluk. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. kendine gelmek. ş . k ayı kmak * Ayı lmak. uyanmak. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i.* Bir ş içinden. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. * Ayı nı lamak. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. kendine gelmek. ayı etmek lı k * kaba davranmak. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. temizlemek. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. aklı ı gelmek. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. m.

miyar. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. kusuru olmayan. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. rma i ayım rı * Cisimleri. eksiklik. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. bı * Ayı. ı yalı ğ rma i . ayı nga * Kaçak tütün. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ayı plamak * Kı namak. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. ayı planma * Ayı planmak iş i. ğ ayın kı türküsü var. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. tütün. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. i. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. kusuru olan. * Kusur.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. * övünmek gibi olmasıama. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . * Utanç veren. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. takbih etmek.

n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. mümeyyiz. hayı(Vitex agnus-castus). soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. tefrik etmek. mümeyyizlik. * Ayı rtmak iş i. nüans. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. iş ini * Seçmek. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak.* Ayı rmak iş i. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. * Birbirinden uzaklaşrmak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. fark gözetmek. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. farika. tahsis etmek. saklamak. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. 1-2 m en. eyi rt * Bölmek. uzlaş bozmak. . * Bir yeri bir engelle bölmek. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. temyiz etmek. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. ikilik ortaya atmak. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. fark gözetmek. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . e boyunda bir ağ k. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. mayı mayı * Farklı davranmak. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi.

ş aylaklı k * Aylak olma durumu. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. * İsizlik. avare. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. yapacak bir iş ta i olmamak. avarelik. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. boş oturmak. zı t olmak. * Çapraz. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. avarelik. mugayir. î n in ldı. mugayeret. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. karş ters. aykı olmak rı * ters olmak. ı nda ş ı * İsiz. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. * İsiz. . aykı düş rı mek * uygun gelmemek. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. muhalefet. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. ters gelmek. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. ay ağ . ters düş mek.ayin * Dinî tören. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. hale. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. bir ş yapmayarak. ru e ı t. boş ş gezen. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. düz yoldan ayrı lmak. kestirmeden gitmek. ş ş ı a. ters. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. iş sizlik. ibadet. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak.

* Gerçeğanlamak. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. * Aylamak iş i. bir ay için.. gafil. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. aydan beri var olan. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. maaş ıı lı . * Ay ığolan. ayı baş na lmak. iş güçsüz dolaş siz mak. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. aylı k * Birine. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . aklı ı gelmek. aylarca kalmak. aylandı z * Sedef otugillerden. aylı kçı * Aylı çalı kimse. k lı * Karş ğaylı ödenen. aç. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. boş oturmak. na aylı klı ayma aymak aymaz . k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). devam etmek. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. sa ip ğ ı acı dikilen. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). aç aylanma * Aylanmak iş i.aylaklıetmek k * boş durmak. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. * Kendine gelmek. maaş. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. mehtaplı şı ı . * Ay olarak. * . ı ı kla lı * Aymak iş i. aylama aylamak * Beklemek. çalı ş mamak.. * Sürmek.

gaflet. . * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . a ş z. yi * (Karagöz oyununda) Perde. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. biçimsiz. anı me lı sı levha. yakıklı ş . * Işı tan. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . * Parlak yüzlü. düz veya az yuvarlak kıbölüm. güzel. acak ayn ayna * Göz. * dümdüz ve parlak. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. varlı n görüntüsünü veren. kı zı mavi renkli bir erik türü. z aynaz * Bataklı k. ters. ş . aynası k zlı * Aynasıolma durumu. na aynası z * Aynası olmayan. aynabakar * Büyük. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. aymaza yakı na ş durum. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . bir tan. * Küreğ yassı bölümü. ran ey. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. yakıksı çirkin. cilâlı sı cam. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . iş hile karı ran. * Hoş gitmeyen. durum. ı * Polis. * Aynası olan. * (deniz için) kı ltız. kötü. yumurtamsı rmımsı . durgun. * Hileci. * İ bir durumda. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. yolunda.

* Aynı özdeş lı k. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. aynı zamanda * Hem de. aynı ünceyi ileri sürmek. pkı. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. aynı mı sonuca varmak. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. lik. değ tirmeden. özdeş ayniyet. nları ğ ı * Yay ayraç. * Baş değ yine o. aynî aynî hak haklar. il. olduğ gibi. araları ayrı olmayan. aynş tayniyum * Bkz. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. bununla birlikte. nı * Olduğ gibi. . aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. ı nması kolay eş ya. aynı u iş yla. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). einsteiniyum. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. kası il. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. lik. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. * Birleş ikgillerden. * Değ meyen.

safdil. ayran delisi * Bön. yapı ayrı çanak yapraklı lar . ka. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. sersem. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ka * Yalnı tek baş olan. ayrı * Yerleri bir olmayan. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. budala. coş mak. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. değik. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . * Baş baş türlü. * (her biri) Ayrı olarak. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. sersem. z. iş * Her biri için. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ayran budalası * Aptal. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. * aş bir cinsel arzu duymak. ayranı kabarmak * öfkelenmek. heterojen. ayranı budur. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ı rı ayranı içmeye.ayraç açmak * söz veya yazı içine.

ldı ı * Ayrı ş lmı . ağ iki . ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. müstesna. * Baş na benzemeyen. . miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ayrıotu k * Buğ daygillerden. . ayrı kaları tutulan. ayrı tutulma. istisnaî. istisnası z. bir * Bundan baş ka. baş kaları benzemeyen. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. müstesna. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. kural dı olan. ş ı * Ayrı olma durumu. imtiyaz. ş ı * Ayrıotu. * uyuş mamak. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ayrı ca * Ayrı olarak. çarpı k. istisna. imtiyazsı z. ayrı klı tutma. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. * Ayrı önem verilerek. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. . * Ayrı tutulan. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ayrı . k * Düzgün ve uygun olmayan. na calı * Kur'a dı. müstesna.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler.

* Birinden uzak düş me. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. eksantrik. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. * Düş ünce. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ı yan lantı. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. ine * Bir yerden. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. k. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . ğ ı k zı z. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan.. ayrı lma * Ayrı iş lmak i.. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. istisnası bilâistisna. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . kalılı k ı tı . ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. ayrı duran. teferrüt etmek. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. daire. kendilerini taş nesnelerle. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . bir kimseden. * Ayrı olma durumu. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi.* Bir konik (elips. bir ş eyden uzaklaş mak. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. munfası l. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. parabol. laş i. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin.

teferruat. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. çeş çeş muhtelif. farklı ma. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . teferruatlı . bir ş görmek. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. farksı k. farklı mı nda m iş . ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. değik. . na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. farklı ma. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. baş k. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. fark etmek. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. detaylı . ran * Ayrı noktası lma . it it. araları ayrı bulunan. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. kalı * Alt bölüm. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. farklı mlı lı k. eyleri birbirinden ayı ran özellik. detay. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. cümle veya eş mcı ya. farklı mak. farksı z. i. ayrı msamak * Bir ş anlamak. tafsilâtlı . mlaş i. lı ntı yla i. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. tafsilât. fark. fark. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. mufassal. aynı mlı . mı * Ayrı türden. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter.

lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. n * Birbirinden ayrı lmak. aç * Bu ağ n büyük. sarı tüyler. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. iş z aysberg * Buz dağ ı . türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. aysfild aysı z * Buzla. gece). lçı z. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. aytı ş mak * Atı ş mak. mayhoşdokusu sertçe. bankiz. tartı ş münakaş etmek. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). * Moleküllerin.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. çiçekleri iri ve pembe. kararsı(kimse). . sarı acı renkte. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). yaprakların altı nı tüylü. * Ay ığolmayan (gökyüzü. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. * Gülgillerden. tüylü. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. mak. i * Moleküller. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. birliğbozmak. n iş i lan * Değ ken huylu. tahallül. . ufak çekirdekli meyvesi. na * Ayrı nı lamak.

ikisi de bir. açların u * Teras. süre bakı ndan eksiklik bildirir. kün. yayı lmak. soluk sarı i k çiçekli. * Göğ en yüksek yeri. ile * Alılmıolandan. Bu saltması de gösterilir. * Bir parça. ş ş ı ı tı * Nicelik. sıtüylü. eş . mı * Uzun süreli. hilekâr. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. işbozulmak. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. biraz. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. * Dolandıcı rılı k. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . n * Dolandıcı rı. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. * Küçük ölçülerle. bekri. içken. azı msamak. * Ayvazı görevi. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. nitelik. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . * Bir tarafı ş ya açıolan oda. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). yavaş yavaş . erkek. tı * Koca. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. güç. çok karş . sundurma. umulandan veya gerekenden eksik. az buz olmamak . az saymak.

* Üye. daha çok istemek. * Azaltmak iş i. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. az çok * Bir parça. gerçekleş mesi. oldukça. ı boş * Baş . az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. organ. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). az gelmek * yetmemek. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. i. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . azaltma . ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. bulunmak. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. erkin. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. erkin. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . * Vücut parçası . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. tenakus. serbestlik. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. * azı msamak. . hafiflemek. vücut parçaları . * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. azadelik * Azade olma durumu. * Etkisini yitirmek. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . n. n klı tüğ nı azade * Baş . azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. serbest. rslı çı aza * Organlar. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir.

yavaş yavaş az. tekdir etmek. heybet. ezinç. azarlama * Azarlamak işpaylama. azarlamak * Paylamak. en yüksek. * Gururlu. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. i. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. * Süreyi uzatarak. * Çalı kurum. çok büyük. böbürlenmek. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. maksimum. * Görkem. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. azar azar azar * Paylama. ine ı laş . * Görkemli. azap vermek * acı çektirmek. mlı * En büyük. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. kı rmak. hafifletmek. * Gurur. üzmek. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . kurumlu. büyüklük. kötü sözle karş mak. tekebbür. . azar iş itmek * azarlanmak. * Debdebeli. * Ululuk. çalı satmak. az * Küçük ölçülerle. i. paylanmak. en çok. heybetli. * Debdebe. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. * Çalı . m azametli * Ulu. m. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker.

serbestlik. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. salı vermek. * Azerî halkı özgü olan. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Azat edilemez. köle). azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. ünü azat eylemek * azat etmek. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ş azelya . Azerî halkı ilgili (olan). na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. azdılmak rı * Azması yol açmak. yoldan çı ş ş kanlı karmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. n * Şmartmak. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. na * Azgıduruma getirmek. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. * Oldukça az. * Serbest bı lmıolan. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Azması sebep olmak. * Açalya. * Okullarda paydos.azarlatma * Azarlatmak iş i. * Azmıolan. azatlı k * Azat olma durumu.

ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. u sı nı azı k nlı karş . *Ş iddetli. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. * Azı olan. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. çok etkili. azı i. * (çocuk için) Çok yaramaz. az görmek.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. yarası hemen kapanmayan. besin. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. biraz. azgı n. ğ ı * Yoksulları doyuran. biraz. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. azık cı * Çok az. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. az bulmak. gı da. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. k * Hemen yemek üzere. * Cinsel istekleri aş olan. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. u u . aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. daha fazlası istemek. anı erli azı i diş * Azı . * Azgıolma durumu. ütücü diş . n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. * (süre ve miktar için) Az olarak. ekalliyet. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. korkunç. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. ekalliyet.

azimet etmek * gitmek. muazzez. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. olarak. * Kararlı kararlı lı kla. kararlı nda. * Azı ş iş mak i. azledilme azize aziziye azizlik . yola çı kmak. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. * Azı iş tmak i. * Ermişeren. iddetlenmek. azimli * Kararı tutumunda direnen.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Sevgide üstün tutulan. . azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Muziplik. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. . azimkârane * Kararlı . nı i * Aziz olma durumu. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. ı azil * Görevden alma. n * Çırı çı ğ ndan karmak. azizlik etmek * muziplik etmek. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. * Ermiş n. * Gidiş . kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes.

ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. için) Etkili. i na . * Bataklı k. taş rmak mak. gölcük. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. k * Cinsel duyguları artmak. rileş azmetme * Azmetmek iş i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. azmanlaş mak * İ mek. azmettirme * Azmettirmek iş i. hastalıvb. görevinden çı lmak. * Taşnlı ileri gitmek. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. için) Kabarmak. azledilmek * Görevden alı nmak. * (deniz.* Azledilmek iş i. azlolunmak * Görevinden alı nmak. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * (yara. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. ı vb. * Küçük su birikintisi. karı azma * Azmak iş i. çı karmak. metis. ki ı rkı ş ması an. * Az olma durumu. rma. * Azı k. * Kerestelik tomruk. miş * Azma. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. görevden almak. kocaman duruma gelmek. * Çok geliş . azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. tehlikeli duruma gelmek.

azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. azotlama * Azotlamak iş i. aznif * Bir tür domino oyunu. . nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . kokusu. rengi. aznavur * Gürcüce. azotlu *İ çinde azot bulunan. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. tadı 7. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i.008 olan. havada beş dört oranı bulunan. ı ı rlı te nda olmayan element. asıyüzlü. bütün borçları kurtulmak. iri "yarı"kıcısinirli. * En eski jeolojik (sistem). sert kimse. Kı saltması N. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. sabı * Azotometre. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). ı ı ya azvay * Sarı r.

baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . baba koruk (veya erik) yer. * Koruyucu. yurt. B gösterir. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. Be adı verilen bu harf. up ü. * Ata. baba bucağ baba yurdu. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. toprak. * Türk alfabesinin ikinci harfi. lı ı .B * Bor'un kı saltması . Ba * Baryum'un kı saltması . baba ocağ ı * Babadan. ı . * Basso kı saltması . * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. için klara rlar. baba baba adam * Yaş. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. babalıduyguları dolu kimse. k baba evi * Babadan. toprak ya da yurt. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. adı ı baba evi. * Bu gibi kimselere verilen unvan. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. olgun adam. * Yaratı. iri demir. kurucu kimse. dededen kalma ev. ağ lı yürekli. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. çift dudak patlayısı mı cını b. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. baba değ tı il. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. un * Çocuğ olmuş u erkek. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. . ağ veya beton dikme. ses bilimi bakı ndan ötümlü.

baba yadigârı * Babadan kalan.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. iyi kalpli. nlı babacı k * Küçük baba. babası çok düş olan. paternalizm. . babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . n u . babacı l * Babası çok seven. ş it sı ambaba. n rası taş yan. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. cana yakı k. hoş n. babacanlı k * Babacan olma durumu. görülü. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. * Sevimli. sempatik baba. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. hoş . ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. güvenilir (erkek). * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. * Cana yakı olgun. baba ocağ ı . babaya yakı n. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. a n babaca babacan * Baba gibi. * XIII. cana yakıolarak. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. ru * ataları beri. baba yurdu * Baba evi.

kayıpeder." anlamı kullanı bir söz. na babası z * Babası ölmüş çocuk. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. bir ş ı sı olsun. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. bizim kuş aktan öncekiler. öfkelenmek. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. babalanma * Babalanmak iş i. * Diklenmek. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. babalı * Babası olan. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. * Baba olma durumu. * Kayıbaba. . babalanmak * Babaları tutmak. ca babaları z mı * bizden. * Üvey baba. z u lan lan. kabadayı davranmak. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. babalıetmek k * baba gibi davranmak. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. yetim. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır.

ama değik. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. oğ vale. herkesten farklı ş klar. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. bacak kadar boyu var. destek veya bunlardan her biri. bacak kalemi . babı nda * Konusunda. * Oyun kâğ nda. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. ı tları lan. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. Babî Babîlik * XIX. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . lı k.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. babı ndan * Bkz. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. yüzyı İ lda. ı nı bacak kadar * ufacı k. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . babı nda. ı yapı nı i. * Osmanlı hükûmeti. * Mert. ayak. kabadayı . türlü türlü huyu var * daha küçük. korkusuz adam. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. huylar edinmiş iş alı kanlı . * Su yolu.

* Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. * Dost. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . ı * Bacakları sa olan. * Felemenk altına verilen ad. kı boylu. * Zorla alı para. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. baç . baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. nı p bacaklı * Bacağolan. abla. * Tarikat ş eyhlerinin karı. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. haraç. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. * Baç alma işveya görevi. ı * Bacakları uzun olan. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). bacanaklı k * Bacanak olma durumu. uzun boylu. bodur. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı .* Kaval kemiğ i. arkadaş . i * Yel. bacakları kopmak * çok yorulmak. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. * Kıkardeş z . rüzgâr.

badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanalatma * Badanalatmak iş i. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. * Birleş ikgillerden. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. içki. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanalanmak * Badana yapı lmak. ı badanalama * Badanalamak iş i. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. * Ondan sonra. * Badanası bozulmuş . badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badana yapmak. harman döküntüsü.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badem ağ acı . * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). badem * Gülgillerden. bir tür yer elması . badanası z * Badana edilmemiş . badanalı * Badana edilmiş olan. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. ş ekeri çok. *Ş arap. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak.

azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. çok * Badem biçiminde olan. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. halat sargı. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. badem bahçesi. * Badem satan kimse. k * Ördek. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. bundan böyle. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. z lan badem parmak * Baş parmak. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. badema bademci * Bundan sonra. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. bezelye gibi taze sebzelerde. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . * Badem ağ açları olan yer. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. fasulye. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. lan sı .* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. badem biçimindeki organ. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek.

* Bageti olan. * Sargı .badi badi yürümek (veya gitmek. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. n u * Otomobillerin yük konulabilen. lam. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. baget * İ kı değ nce. palaz. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. ki. sa badikleme * Badiklemek iş i. sa nek. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. * Kı boylu. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. erli . sicim. demet. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. badya bagaj * Ağ geniş zı . genellikle arkada olan bölümleri. . büyükçe su kabı . koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). kan * Çöl. düğ ümlenebilir nesne. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. badik * Ördek. * Bağ deste. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. * Tren. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. ta. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. * Yolcu yükü. * İ iliş rabı lgi. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. badikleş me * Badikleş durumu. yayvan.

bulunan. * Meyve bahçesi. ı sı bağ lı cı k . üzüm olsun. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. ı lı i ten ini yapmalır. ulaç. an bağ an boğ * Küsküt. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. bağ bak. güz. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. sonbahar. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. bağ z. koş -arak. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . * Kaplumbağ kabuğ a u. u rı * Ur. * Kaplumbağ a. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. zarf fiil: gül-e gül-e. otur-up vb. * Bu iş yapı ğmevsim. düş an ük. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. ş eytansaçı . * Ölü doğ kuzunun derisi. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. bağ doku * Hücre sayı az. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da .

*İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. homojenleş daş k tirmek. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. mütecanis. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. çelme atmak. k.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. mak. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. kör düğ etmek. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. imtizaç etmek. homojen duruma gelmek. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. uymak. lı k. homojen. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. daş . * Bağ kurup oturmak. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). daş i. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. homojenlik. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak.

bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ mazlı daş k * Uyuş k. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . rölâtivite. * Görece olma durumu. z. tâbiiyet. izafiyet. bağ ı l * Görece. etkisi altı tutmak. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. bağ k ı llı bağ ı m . mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. mla * Büyü.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. ı er. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. mı ş n ı i. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i.iş sın. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. izafî. geçimsizlik. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. * Baş çı cı tan karı. sihir. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri.

bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. müstakil. a. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. göreli. nispî. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. rölâtivite. tümleçleri. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. görecilik. izafî. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. rölâtivizm. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. tâbi. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. yüklemleri ayrı cümle. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. görelik. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. izafet. * Eş . bağ k. göreci. hür. özgür. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. bağ z. kavramları tasarı birlik. rölâtivist. izafiye. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. gücüne veya yardı na bağ olan. tutumunu. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. rölâtif. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. özgürlüğ özerkliğolmayan.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. ı msı i. ka eyin mı lı ü. tâbiiyet. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. veya nitelik. mutlak olmayan.

rölâtivite. bağ ş ı mak rı * Bkz. nda n . bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. görelilik. * Yüksek sesle azarlamak. ları n ı nda ayan rsağ . * çok susamıolmak. bağş rı mak. bağ ı r * Göğ üs. bağ ş ı ma rı * Bkz. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. * Ciğ bağ er. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. rmak i * Bağ ı ldak. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. ş amata. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . ekilde dı vuran kimse. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. bağş rı ma. * Kendini belli etmek. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. ş amata ederek. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. çok acı duymak. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. * Gürültüyle. ı ntı ka eye lı izafiyet. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k.

bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. i. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). askarit. rması * Bir haberi. * Bağ yapan kimse. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. af. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. acı kaçı madan değ erlendirmek. affetmek. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . muaf. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. bağ ı rtı * Bağ sesi. ı ş i. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. muafiyet. geliş nı imini. * Bağlanan ş hibe. insanları özellikle çocukları bağ n. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. almak. öldürürüm" anlamı korkutmak. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. teberru etmek. ş * Görevden çekmek. * Bağ ı rtmak iş i. ı ş ey. teberru. * Hibe etme. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). ı ş i. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. immünoloji. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m.

ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. affedilmek. affa uğ ı ş ine ramak. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. veya. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. âkit. * Bağ yapanlardan her biri. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. rabıVe. durumlar. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. ya. me. demet. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). kontrat. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. bağ layı ı cı ş * Bağlayan.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. kontekst. an bağ laçlı * Bağ olan. affolunmak. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. bent. ya da birer t: bağ r. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. . sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. deste. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. me lanmıolan. * (herhangi bir olguda) Olaylar. mukavele. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü.

* Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. * Bağ çalan kimse. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. ondan önce veya sonra gelen. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Uyulması zorunlu olmak. lâç * Denk yapmak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. ma * Birinde bir ş karşilgi. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. irtibat. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. onun anlamı. tamamlamak. lanı ey. bitirmek. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. * Geçiş i engellemek. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. ka le raş * Sona erdirmek. ka * Düğ ümlemek. tutmak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. * (bir iş için) Anlaş yapmak. zca le raş .* Bir dil birimini çevreleyen. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. meydana gelmek. * Gönlünü kazanmak. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . * Oluş mak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. ine * Sevmek. içten bağ olmak. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. paket yapmak. . lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. kontekst. tahsis etmek.

ş * Sonuç. anlaş sözleş yapmak. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. bağ ünsüzü lantı * Bkz. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. bağ latma . lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. * haberleş sağ me lamak. bağ ünlüsü lantı * Bkz. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). irtibatlı talı nda lantı . siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. laş k bağ ı laş m * Eş leme. bloksuz. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. müttefik. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. ittifak etmek. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. rabı . bağ cı layı ünlü. ki ma. terim). tahsis edilmek. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. kolona ileten boru. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. bloksuz ülkeler. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . nda lantı * Askerî. laş i. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ cı layı ünsüz. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. irtibat. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ.

vabeste. üzüm bağ çok olan (yer). ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. gec-i-k-mek vb. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. * Uyulması zorunlu. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. saygı yakı k duyma ve gösterme. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. sadakat. kapalı . -l-mak. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. eyin. * Kapatı ş lmıolan. ı . tutkun. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. * Sadı k. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). m.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). ları bağk bahçelik. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. mesi artı * Bir kimseye. bir düş ünceye. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. . lı * Birine karş sevgi. ile nlı . bağ cı layı * Bağ niteliğolan. un nda * Bir halk inanına göre. nda ı ilgi. * Gerçekleş bir ş gerektiren. merbutiyet. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. tâbi olmak. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . bağ kalmak lı * uymak. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. ı .* Bağ latmak iş i. tâbi.

dertlenmek. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. Bağlaş lı ı m. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. bağ naz nazca davranı taassup. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. ş . naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. acı kı çekmiş . bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. * Bir düş ünceye. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. içine iş lemek. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ na basmak rı * kucaklamak. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. merhametli. ı rma. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. hep birden bağ rması ı rtmak. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. bağ naz * Bir düş ünceye. ı . sıntı . bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. ş amata ederek. bağ nı rı ezmek * üzülmek. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. yetiş tirmek.* Bkz. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. taassup. * Gürültüyle. bağ yufka rı * Yufka yürekli. bağ z sı * Bağbulunmayan. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ ı çağ rarak ı rarak. ş amata.

baha * Paha. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. bahar * Kuzey yarı küre için. saman nezlesi. ilkyaz. karabiber gibi lan n. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. zencefil. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. * Gençlik çağ ı . maddeler. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. bahanesiz * Bahanesi olmayan. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. eyi bahaneli * Bahanesi olan. sı * XIX. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. . bahar nezlesi * Bkz. erini bahadı r * Savaş larda. i. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. zencefil. baha biçmek * değ belirlemek. ilkbahar. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. yüzyı Babîlikten doğ olan. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. . s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse).

baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. bahçelik * Bağ . baharatsı z * Baharatı olmayan. n * Sebze yetiş tirilen yer. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. *İ çinde karabiber. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bahçe gibi düzenlenmiş yer. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. tarçı gibi bahar bulunan. bostan. . baharatlı * Baharatı olan. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. karanfil. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bahçeci * Çiçek. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bahçesiz * Bahçesi olmayan. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. bahçeleri olan (yer). layan kaside. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. * Bahçe yapma iş i.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçeli * Bahçesi olan.

nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. söz konusu olmak. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. . *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). ı bahir * Deniz. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. * Yalı nı çapkı. bahis * Konuş ş konu. ulan ey. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. resimlerin bulunduğ eser. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. lanı bahis konusu * Söz konusu. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. k k ları u * Denizle ilgili. * Söz.

bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. konuş sözünü etmek. mak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . sunmak. lı. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. bahtı k açı * Talihli. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. . bahtı kara * Mutsuz. istenen sonuca ulaş mamak. ans. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. bahş etmek * Bağlamak. bahsi kazanmak * ileri sürülen. talih yüzüne gülmek. * Ş mutluluk. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. talihsiz. kader. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. mutsuz olmak. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. talih. nı unu i .

kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. * ş ma bildirir. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. aş * Bahtı olan. talihli. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . mutlu. özellikle. mutlu. talihli. * ş ma anlatı aş r. navı bakam bakan * Baklagillerden. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. z bahusus bak bak! bak! * iş te. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. bahtlı . bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. nazı kanı ktan baş na r. an . karı aç. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). * Hele. bakaç * Dürbün. * küçümseme bildirir. hükûmet. kuş merak. mutluluk. mutsuz. bakalit kaplamalı . genellikle milletvekilleri arası ndan. kemik çıntı.bahtiyar * Bahtı olan. nı tirir. mutsuzluk. talihsiz. vekil. üstelik. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. * Bakmak iş yapan (kimse). bahtlı bahtsı z * Bahtı olan.

* Falcı lı k. * Kademe. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. eyi n düş zca * Falcı . ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. * olur ki. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. darülâceze. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. . için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . ları ları u * Öküz. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. nezaret. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. nı * Fal. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). vekâlet. sır. barı kları . bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. vekillik. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. * Bakı iş lmak i. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. * Kalı lar. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. bakılı cı k * Bakmak iş i.

-e göre. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. lmamı ş . bakı r rengi . kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. 10840 C ye doğ eriyen. yüzüstü bı lma durumu. * Yeş çalar mavi renk. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan.95 olan. ş ş ı . ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. bakı nmak * Bakmak iş lmak. yönü. bakı zlı msı k * Bakı z olma. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. terk edilme. zı renkli element. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . ı ve elektriğiyi ileten. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. Kı saltması Cu.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . bakı r * Atom numarası yoğ 29. bakı ndı bakı nma * Bak hele. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. çevreye göz gezdirmek. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. * Bakı yapı ş rdan lmı . değ erlendirme açı. * Bakı nmak iş i. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. i yapı tı * Muayene olmak. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. araşrmak. unluğ 8. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat.

bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. bakıaçı ş sı * Bir olayda. . düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. konuyu. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. görüş sı açı. simetrik. simetri. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. bakımlı ş . benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. bakımsı ş z. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. r * Bakmak iş i veya biçimi.* Kıla yakı kahverengi. sa p bakık ş ı * Bkz. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. zı n * Bu renkte olan. bakı r sülfat * Göz taş ı . bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. mütenazı ı r. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. asimetri. nda ş ı ey) arası ş ı ey). bakı ı r taş * Malakit. (rengi) bakın rengine benzemek. tenazur. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. göz taş r ı . bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. bakı r tuzu * Bakısülfat.

kalan. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. düzensiz yazı dolu defter. k. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. mtı . bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. öteki. ş . ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. * (toprak için) İ ş lenmemiş . daimî. geride kalan. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. el değ memiş bozulmamık. bakam. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. bakkallı k * Bakkalı iş n i. * Kalı .baki * Sürekli. lmamı ş . taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). * Eskimemişyı . * Bakire olma durumu. kide ş * El değ memişkullanı . kalı. pranmamı yeni. mlı * bir ş eyden artmak. ş lı bakiye * Artı artan. * Büyük bakkal dükkânı . kalı olmak. baki kalmak * sürekli. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. lik. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). erdenlik. ntı * Yiyecek. * artakalan. geri kalan. z lan z. * Baklagillerden. cı * Bir ş eyden artan (miktar). bakkam bakla * Bkz. z. lerle raş bakkal defteri * Karık.

* Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. fı k. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak.* Bu renkte olan. baklamsı meyve * Bkz. * Bakla tarlası . baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. keçiboynuzu gibi. bakla oda nohut sofa * Bkz. ceviz. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). nohut oda. baklalı baklalı k * Baklası olan. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. lan bakla ı slanmamak * Bkz. . bakliye. fasulye. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. akasya. ağ nda bakla ı zı slanmamak. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . badı ç. renk. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . bakla kadar * (bit. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . baklamsı * Bakla biçiminde olan. baklagiller * Bakla.

bir işyapmakla görevli olmak. * Önem vermek. * Anlamak. kimyasal etkiyle öldüren (etken). mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. ş ı ey * Aramak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. çürüme. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. * Renklerde. * Bir işyapmak. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. * dikkat çekmek sözü. tek hücre canlı vrı alan. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. larda klara kı k biçimde olan. nda ş an . * Bakmak iş i. bölünerek çoğ klorofilsiz. ) * (hasta için) Muayene etmek. bakteri * Toprakta. eye lı * Gözetmek. küresel. baklagiller. Benzemek. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. * Yoklamak. . * (bir işBirinden beklenmek. eyin mesi için * Beslemek. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak.*İ çinde baklava desenleri olan. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. * Bkz. tedavi etmek. andı rmak. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. bakteriyoloji alanı çalı kimse. bakterileri içine alan canlı lar. canlı bulunan. geçindirmek. mayalanma veya hastalı yol açan. farkı varmak. ilgilenmek. suda. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. silindirimsi. önem vererek üzerinde durmak. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. incelemek. denemek.

baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. bal dudaklı * Tatlı dilli. bal baş ı * En temiz bal. beyinsiz kimse. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . çi bir idi * Aptal. bal dudaklı . iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata).bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. vı * Olgunlaş ş mıincirin. adamakı. çok iyi. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. ş ı . niteliklerini inceleyen bilim. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). koyu. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). sı madde. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. ndaki petek gözlerine doldurdukları . n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . dına sı tatlı. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. bal gibi * pek tatlı . *ş üpheye yer bı rakmadan. baktı rmak * Bakması yol açmak. llı bal kabağ ı * İ turuncu. i baktı rma * Baktı iş rmak i. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bakması sağ na nı lamak. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. bal dudak * Bkz. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı.

bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. * Yavru. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. irileş mek. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. . balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. . malak. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. balabanlı k * Balaban olma durumu. ri. çocuk. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. (Botaurus). bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. nektar. balı la benzer. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. * Ş man. * Bu renkte olan. balak balalayka * Bkz. n mı lan. çocuk). bala balaban * İ büyük. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. gürbüz (kimse. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha.

iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. yağ. kıkları * Safra. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. balata . balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. yavaş ı madde. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. koyu toprak. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . itli ş kan * Güçlük çı kartan. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. da. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . * Kabzanı demir siperi. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. su geçirmez. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. muvazene. pedavra. romantik. daha çok killi. koyu. yapı çamur. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. lan * Denge. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. mil. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. da. *İ çindeki kil oranı yüksek.balama * Orta oyununda Rum tipi. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . * Karagöz. lik arkı * Serbest biçimli.

yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. *Ş eytan otu. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. * Maydanozgillerden. balçıhurması k . baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. incik. hastalıbulaşran. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . (Conium maculatum). mı siz. karasineğ çok benzeyen. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. kan emen. ri k bale * Belli hafif figürlere. ran en baldı rgan * Baldı ran. karı * Balçı olan. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. pilâvlıpirinç. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. en . * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. sinekgiller familyası ları ndan. adı atı çoğ m ş lara. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. balerin . baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . karabaldı r. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. iş serseri. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda .balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir).

dalgı kurbağ adam. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. . balgamlı * Balgamı olan. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . . hazı rlanan bir çorba türü. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. bektaş ı taş mühresenk. ç. ne zayıolan. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. suda yaş ayan. * Zodyak üzerinde. ı dı atı sümüksü madde. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. yı ş k an. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. balıkartalı k . solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . balıeti k * Omurgalı lardan. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . k balı k balı k * Omurgalı lardan. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . Zodyak. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. biçimli tombul. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar).

su kıları yaş yı nda ayan. ı bal rı rlanan yumurtası . mın kçı mı balı lı kçı k . lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. k * Balı lara özgü. boynu ve gagası uzun. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. kları (Anamirta).* Kartallardan. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . boğ k. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). vitaminli yağ karı flı a ı lan . k * Yayvan servis tabağ ı . * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. kla k * Uzun bacaklı lardan. su kıları yaş yı nda ayan. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. azlı balı l kçı * Balı beslenen. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. beyaz. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). kahverengi çizgili. balıyiyen. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. ticarî merkez. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. yavaş k kları kuruyan. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. balı beslenen. havyar. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. üremelerini sağ layan yumurta. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde.

kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. süslemek. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. k ı balı klı * Balı olan. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. atlamada) Balıgibi gergin. esnek. k balı klava * Deniz. uzunluğ 20 m. soğ hava deposu olan yer. ı nı ünmeden giriş erek. avlama iş k i. baliğ olmak * bulmak. uzun çubuk. * Balı olmayan. uzunca gagalı . deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. ğ ı . bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo).* Balıtutma. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. k aş ı * Bir iş bir duruma. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. a l baliğ olmak. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. falyanos (Balaena mistycetus). balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. balina * Balinalardan. uzun ve çatal kuyruklu. * Balıüretme. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. eriş mek. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. akı ı na mek. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. * erinlik çağ ermek. erinleş buluğ ermek. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. düz ve baş ağbir biçimde. ağ ğ200 ton olan. dar. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. yassı na .

* Ş ek çakmak. balina geçirilmiş olan (giysi). Balkanlarla ilgili. Malkarca. Makedonya. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. * Bkz. Arnavutluk. Romanya. parı ldamak. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. balkı ma balkı mak balkon . * Güzel süslü. imş * Su halkalanmak. sancı rı . balkı r * Parı. . * Ağ.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. * Balina takı ş lmıolan. Sı rbistan. Malkar. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . * Balkı iş mak i. sancı rı mak. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . . balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Balkar Balkarca balkı * Bkz. Bosna-Hersek. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Balkanoloji * Balkan ulusların dili. kla * Örnek hayvanı balina olan. Slovenya. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. Balkanlar * Hı rvatistan. * Parlamak. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. dalgalanmak. nı nda ş arı ru kmı . Bulgaristan. * Kesik kesik ağmak. KaradağKosova. ltı * Ş ek. parlak.

ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. ballı darı *İ ncir. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. olgunlaş laş mak. düzenlemek. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum).* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ik lardan oluş bir an familya. balköpüğ ü * Açısarı k renk. * Bağ larda görülen külleme hastalı. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. atmosferde uçabilen. balkonumsu * Balkona benzer. llı ballı babagiller * Nane. ballı k * Bal konulan kap. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı baba * Ballı babagillerden. ballı börek * Çok lezzetli. mak. ğ ı * Ballı baba. * Tatlı mak. ballı *İ çinde bal bulunan. lmı * Ballıhastalı olan. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. küre biçiminde araç. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. k ğ ı . ballanma * Ballanmak iş i. tatlanmak. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. ballandı rma * Ballandı rmak iş i.

baloncu baloncuk * Balon satan kimse. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. lan ı . antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. n an * Bir tür kudret helvası . balta vurmak * balta ile kesmek. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . demir araç. ası ey lmak. danslı yer. * Odun kıcı rı. * Gemici. * Kesmek. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. aç . merhem vb. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. yarmak. boynu dar cam kap. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). baltacı * Balta yapan veya satan kimse. belsem. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. balon gibi. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. balonvari * Balona benzer. parçalamak. * Küçük balon. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. * Bazı açlardan elde edilen. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. .). * Karnı yuvarlak ve şkin. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. yükleri bindirip indirmekle. koru). musallat olmak. yol açmak. baltacı k * Küçük el baltası .

pot kı nda rmak. * Bilinçli ve kası olarak. balyalanma * Balyalanmak iş i. tlı kacak davranı bulunmak. i. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. ini baltalı * Baltası olan. denk yapmak. balyalamak * Balya yapmak. bir sıntı kurtulmak. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . sabote etme. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. iş m ini balya yapmak * balyalamak. . i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. * Sısıkesimi yapı orman. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. balyalama * Balyalamak iş i. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. baltalamak * Balta ile kesmek. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. sabote etmek. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse.

kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). merdiven. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. . ı n ndaki bölümü. ı r. balyozla dövmek. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). yanı mı lan ş . varyos. ban ağ acı . uzun menzilli tunçtan top. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. mobilya. hem kurutularak yenilen ürünü. . kahverengi. ları lan. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . balyozlama * Balyozlamak iş i. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. ka bambu * Buğ daygillerden. hezaren (Bambusa vulgaris). balyozlamak * Balyozla vurmak. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. k lerde lan. bamya tarlası * Mezarlı k. İ u * Taş kı ları rmak. baston gibi birçok cak en. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. * Bu bitkinin hem taze. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. ergin evrede baş akları kemiren. değik.

bançolaş ma * Bançolaş durumu. bandajlamak * Sargı sarmak. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . nda ı bana da . * Banal olma durumu.. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. telek damarlı . ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. ile bandaj * Sargı sarma. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. . kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. * Herkesin kullandı. banda almak * bir sesi. ban otu * Asya. çiçekleri salkı m durumunda. . lokma. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera).. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. bandajlama * Bandajlamak iş i. bandajlatmak . herkesin anladı. ile * Bağsargı .* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. aç * Sepetçi söğ sorgun. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . üdü. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. aldı etmemek.

* Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. kumaşerit. bandı ralı * Bandı olan. badem ve benzerlerinin. * Yapan. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan.* Sargı sardı ile rmak. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. mıka. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bank . * İ dizilmiş pe ceviz. kuran. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. * Etibank. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . mıkacı zı . mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. halkı bani * Kurucu. gürültüyle. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. bangı r bangı r * Yüksek sesle. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. bandaj yaptı rmak. bangıbangıbağ r r ı rmak. u bandı rmak * Banmak. hı karak ağ çrı lamak.

altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. * Para. banka gibi * çok zengin (kimse). raş * Çok zengin (kimse). bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. banka defteri * Bkz. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. * Bankacı . * Bankerin yaptı iş ğ . ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. * Bankacın mesleğ nı i. banka cüzdanı . na banker * Banka sahibi. biriktirmek. banka cüzdanı . bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. parklarda oturulacak sı ra. kredi. bankiz * Buzla. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i.iskonto. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. değ belge. kasaları para. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. kambiyo iş p lemleri yapan. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. . banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . * Banker olma durumu. * Faizle para alıveren.

banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. * Banmak iş i. banko sayı * Sayı loto oyununda. loto gibi oyunlarda. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. banlamak * Horoz ötmek. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. banko geçmek * Yarı ş veya toto. dolay. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. deş etmek. ş bağ erit. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . * Su altı tepeliğ i. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . çevre. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. yassı . ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. ensiz. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. . uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . * Bantlama makinesi. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. banlama * Banlamak iş i. * Bağ ı rmak. banma banmak bant * Düz. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. nda. * Katı ş sulu veya tuz. bant yapı rmak.

li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. içinde yı lan bölüm. lan lan banyo kabini * Duş kabini. aç bap * Kapı . fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. husus. * (kitaplarda) Bölüm. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. başk. hamam.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. baobap * Ebegümecigillerden. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). bar . banyo * Yapı larda. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. banyo yapmak * yı kanmak. lı * Konu.

bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. kebe. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. ı r bar * Danslı . * Tahta. reti . gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. büğ yla lan et. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. ortada olmak. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. ncı * Cam kaplarda oluş pas. . k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. * Hava bası birimi.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. baraj * Suyu toplamak. kı çuha. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Apaçıgörünmek. ağ ritmli bir halk oyunu. barak * Tüylü. içkili eğ lence yeri. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. * Ayaküstü içki içilen meyhane. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. duvar yapmak. paslanmak. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. baraka barakacı k * Küçük baraka.

vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. * Uygarlaş mamıkavim. beyaz etli. topluluk. kale u kı lı ş n korkuluğ u. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. kı zı rmı pullu. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. ilkel. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. * Taneleri yuvarlak. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . n. ş * Kaba ve kı . . barbekü barbunya * Barbunyagillerden. ucu kı k. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. rı cı * Kaba saba. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). baltacı kapılarıgiydikleri. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. oval veya yassı rmı benekli. bir tür fasulye. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine.baran barata * Yağ mur. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. n. uzunca başk. vücutları pullarla kaplı mı iri . .

* Bar iş kimse. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. lan * Bir bardağ alacağmiktar. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. lan. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. ı n u lan. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. . ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. * Bir tür küçük ve tatlı incir. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. ri. barçak * Kı kabzasın siperi. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. kâğ veya plâstik örtü. * Fıcı çı keseri. nı ların nı * Çok beyaz. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz.

barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. yası yası * Bahçe duvarı . * Barı amaçlayan. dirlik içinde yaş amak. otağyüksek divan. * Barılacak yer. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. * Bir tür süs iğ nesi. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. çit. * Kafile. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. barıöngören. küçük kervan. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. * Çevresiyle uyumlu. barı nma * Barı nmak iş i. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. ş ları lmış * Küçük takke. barı ş * Barı ş iş mak i. barı ş ı ş sever. çine . * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. * Göç eş . papaz takkesi. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. ev eş . barı ş çı * Barı seven. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. k * Uyum. ş ı ş ı * Bkz. melce. . iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . sulhsever. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. geliş ortamı ecek bulmak. göç. sulh. barı . a bir ğ ı * Yerleş mek. sulhperver. * İ izinle girilen yer. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. sulhçu. metal veya plâstikten yapı şapka.

sulhçu. * Bkz. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. sulhsever. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . al baritli *İ çinde barit bulunduran. sevecen. barı l. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. anlaş mak. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. ilse. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. öyle ise. barı ş mak * İ taraf. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. ağ küre. ara bulmak. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. ma. * Sevmek. uzlaş mak. barı ş sever * Barı . . barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. dargıveya düş olmayan. bari * Hiç olmazsa. uzlaş anlaş mak ma. zevk almak. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. hoş kası ş n man görülü. hiç değ o hâlde. barikatlama * Barikatlamak iş i. sulhperver. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. * Keş ke. barikat yapmak. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4).barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu.

baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . i barklanmak * Ev sahibi olmak. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. k . * Büyük sandal. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barok * M. evlenmek.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barlam. * Çizgi im. engel. mimarlıüslûbu. * Basso ile alto arası ses veren. belirgin. * Açı göze çarpan. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. ev bark. pistonlu bir tür ağ çalgı. k. yükseklikölçer. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. * Bkz. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. * Bkz. barklanma * Barklanmak işveya durumu. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk.

barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). çı barut fısı çı gibi * çok kı n. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. sert. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). sinirli ve kinle dolu kimse. barsak * Bağ ı rsak. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . katı li lması n rlatı na cı madde. * Baron olma durumu veya baronun görevi. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. * Gösterge. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. * pek ekş i veya acı . düş nda ünceden çok duyuma. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. * Koyu gri renkte olan. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. barut fısı çı * Barut koymaya. fı. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . . baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . patlayı. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. aksi (kimse). barut gibi * öfkeli. abartmalı lması kuya . huysuz. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . etkileyici. barometre * Bası nçölçer.

basamak * Merdiven. * Atom sayı 56. n sı bas (veya bas git) * çekil. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. . baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. baryum sülfat * Baritin. baryum karbonat * Karbondioksidin. defol!. katı basit bir element.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. barutçu * Barut yapan kimse. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. barut rengi * Koyu giri. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı .78 olan. yoğ sı unluğ 3. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. git. * Merdiveni olan. yürü. * En kalısesli orkestra çalgı. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. gümüş renginde. n * Sesi böyle olan sanatçı . u ada havada çabuk oksitlenen. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. Kı ve saltması Ba. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. bas * En kalıerkek sesi. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan.

. aş kerte. ı basar * Göz. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. * Bası ş lmı yassı mı . basamak basamak olan. na lmıbir nı nı u ra. k bası k klı * Basıolma durumu. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. bası cı * Kitap. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. tâbi. * Dalyanıkapak yeri. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. resim çı karmak iş tabı i. mak lan i. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. ama. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. kalı mı ı da eylere yazı . lan * Görme ile ilgili. * Derece derece. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). * Çok yüksek olmayan. dergi gibi ş eyleri basan kimse. alçak. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. *İ leriyi görme. her rakamın bulunduğ sı hane. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. * Kık. ine mek basamaklı * Basamağolan. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. laş ş . * Derece. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. algı yetisi. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. .

basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. matbaacı m leten . nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. * Bası evinde bası şmatbu. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. m lmı . ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. i. tabı iş . bası n * Gazete. * Bası i. n n nı nda n nı sı p . * Bası sanatı . tipografya. tabaat. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. matbaa. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . lmak i * Bası iş lmak i. mcı kta. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin.bası la * Bası lı provalarda "basız. matbuat. lı k. bası n" anlamları kullanı terim. * Bası işveya durumu. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş .

basireti olan.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. basiretli * Gerçeğgörebilen. uzağgörebilen. * önem vermeyerek uğ ramamak. görü. kâbus çökmek. anlayı kavrayıdikkat. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. sağ klı ş . ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. basıgitmek p * birdenbire gitmek. uyanı k. * Doğ görüşuzağgörüş ru . tazyik. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. basiretsiz . ş . na u eyi u mak. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. için nç lamak veya ayarlamak. bası rganma * Bası rganmak durumu. bası rgama * Bası rgamak iş i. ı rlı * Kâbus çökmek. sağ i ı görülü. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. seziş . barometre. nç ş lma kı su. ı . basıgeçmek p * önde gideni geçmek. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. ı rlı bası ş * Basmak iş i.

yalıkelime. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. ileri ve uzak görüş olmayan.* Gerçekleri görebilmekten uzak. basite indirgemek * basitleş tirmek. bayağ lması ş ı ı . *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. sağ lü görüsüz. * Süssüz. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. kolay tarafı ndan. * Kolay. kök durumundaki kelime. n lan . basitleş mek * Basit duruma gelmek. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. sağ ı görüden yoksun olma. bayağ görgüsüz. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. basitleş me * Basitleş iş mek i. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan.basite irca etmek. ı . ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. karık olmayan. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. basketbol * Basit olma durumu. basiretsizlik * Gerçekleri. gösteriş siz. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. sade bir biçime döndürmek. * Her zaman rastlanan. özelliğolmayan. olağ i an. ileriyi ve uzağgörememe. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen.

sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. basketbolcu. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. beklenmedik saldı. tazyik. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. kazı resim. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. pres. lı ş * Bası sı sayı. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. mı baskıbasanı r n ndı . larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. sa rı * (sertlik. kıtlamak. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. zor kullanmak. lı kta iş * Kıtlayı. baskı lı * Baskı olan. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. zorluk bakı ndan) Üstün. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. lediğ n u lan zı * Kı süreli. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i.

ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. tezek. * Terbiyesiz. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. üstünlüğ göstermek. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. m mı * Pamuklu. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. tülbent vb. * Disiplinsiz. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . üzerine kalı desen basma iş pla i. üzerine kalı desen basan kimse. . pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. saldıda bulunmak. * Bası ş lmı matbu. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. basklârnet * Kalı sesli klârnet. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. basmacı lı k * Basma alı satı . basma kalı bı * Kitap. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. baskı ncı * Baskıyapan kimse. * Gazete. . tülbent vb. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. . basma * Basmak iş i. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. dergi. * ansın konuk gelmek. ahlâksı z. * Pamuklu. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . matbua. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * Matbaacı lı k. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. ı dı * Gübre.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r.

i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. mı l. * Bir kimse bir yaş girmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. kaplamak. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. ey p. n sı bastana salatası * Domates. gittiğyerin bereketini kurutur. * Bası i yapmak. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. yı rmak lan aç * Ağ k. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. yük. baskı ı rlı .basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. a * Çevreyi kaplamak. * Yol yapı nda çakıkum. durumunu kontrol edememek. maydanoz. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). n * En kalısesli orkestra çalgı. kı k * (çocuk için) Yaramaz. taze soğ yeş an. * Bastı rma. çökmek. üzüntü ve ağ k duymak. bürümek. * Bkz. ilbiber. bilineni tekrarlayan. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. baş tarda. kliş e. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. harcı ü iş âlem. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * Baskıyapmak. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. değ iklik göstermeyen. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. eyi. basso * En kalıerkek sesi. p basmalı * Basma özelliğolan. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. . iş * Örtmek. tabetmek. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür.

bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. nemli ormanlarda biten. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. * Üstünlüğ göstermek. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. nce. basurlu . basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. hemoroit. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. bastonsuz * Bastonu olmayan. * Zararlı olayı bir önlemek. * Baskı yapmak. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. * Ansın birinin yanı gitmek.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. üzerine iyice düş mek. * Bastı . ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . ı n nı vıp * Gidermek. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. bastonlu * Bastonu olan. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria).

raşran rsat baş almak * fı bulmak.. sarrafiye. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). göz. * Deniz teknelerinde ön taraf. * En uç. * Bir topluluğ yöneten kimse. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. bı nlıvermek. hemoroitli.* Basuru olan. * Arazide en yüksek nokta. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. langı * Temel. u * Baş ç. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. ı rı . baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. * ". rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. eyin * Bir ş uçları biri. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. kafa. en önemli. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. uğ tı raşrmak. yüksek nokta veya en ön. nı ı yan indedir. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. esas. can sı kkı k kmak. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. * Bir ş genellikle toparlakça ucu.. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. basya baş * Sapotgillerden. baş ağgitmek aş ı . baş * Çı ban. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. kulak. burun. ser.

baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. ndan kla baş döndürmek * baş dan.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş a baş * Birlikte. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. baş belâsı * Sınt ı kı . baş çekmek * ön ayak olmak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. beraber yaş amak. üzüntü veren. beraberce. bit. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. ı na * baş vermek. * dayanı ş mak. gururdan. sürekli zarar etmek. aş . eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. intisap etmek. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş a bı baş rakmak * birinin. ı rı * baygı k verici. baş çanağ ı * Kafa tası . nlı baş döndürücü . baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş bezi * Mendil. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş çağ bı ı * Ustura. baş biti * Bkz. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak.

baş da. baş kesmek * selâm için baş mek. baş kaldı ı nı rmamak. na yat baş elde iken * ölmeden. baş etmek göz * evlendirmek. vuku bulmak. ı * iyice coş mak. baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. gücü yetmek. baş kazanmak (kazanmamak). zuhur etmek. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. kabarmak. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. yaş arken sağ iken. te ta baş olan boş olmaz . arı baş gelmek * yenmek. baş olmak önemlidir. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. her iş onları te örnek tutarlar.* Ş kı serseme çevirici. tan ı çı baş rı fes içinde. baş nereye giderse. yönetime karşgelmek. başve kı üzerinde inip kalkmak. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. inkı etmek. kaldı i. isyan etmek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. baş olmak göz * evlenmek. aş na. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. ortaya çı kmak. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş kaldı rmamak * Bkz. baş göstermek * belirmek.

baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. * (gemi. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. baş örtü. k k lan. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. baş oluş ak mak. baş tutmak * elebaşolmak. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. . rotadan çı kmak. baş tutamamak * rüzgâr. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey).* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. el üstünde tutmak. ı sı baş tacı * Çok sevilen. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. fı na yüzünden. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. baş örtüsü * Bkz. * (buğ vb. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. çevirmek. değ hiç yitirmeyen eser. m baş lı rı börk (fes) içinde. kayı döndürmek. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak.

* Arpa. arası .baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. denk olmak. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. * Tarlalarda. i rabilmek. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. dengeli olarak. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. baş baş a * Eş durumda. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. baş baş a * birinden üstün olmadan. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. ak mak. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. ı yan lçı baş . pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş k akçı .

baş göstererek. * Baş göstermeyerek. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. baş aklı * Baş ı (ekin). arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. . tutmak. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. baş aklama * Baş aklamak iş i. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . takat sırı i nı. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. muvaffakı yet.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş lı arı * Baş gösteren. * Baş lı biçimde. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. * Baş göstermeyen. muvaffakı arı yetli. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . muvaffakı arı yetsiz. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. arı . baş aklamak * Tarlalarda. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . baş gösterememek. performans. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. * Baş lamayan. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. muvaffakı arı yetsiz. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok).

* Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . * Baş asistanıgörevi. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. ı vekil. baş k çı . baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. n * Baş bakanı makamı n . kan. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. baş bakan * Hükûmet baş . baş arma * Baş armak iş i. . n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. baş çı * İçi baş ş ı . * Çiğ veya piş koyun. efe. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. kan baş k atlı * Baş olma durumu. sır başsatan kimse. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. muvaffakı arız yetsizlik.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. . dominant. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. kuzu. hâkimiyet. muvaffak olmak. hâkim. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi.

baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş tabip. baş dümenci * Dümencilerin baş ı .baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. sertabip. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. n ı . baş t. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . . baş kâtip. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. sermürettip. rlamada en üst sorumlu. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . * Baş hekimin makamı . baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş eski * En kı demli kimse. . * Baş garsonun işmetrdotellik. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. i. ş yapı aheser. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay.

açı başdimdik ı * Onurlu. başdertte ı * çözülmesi güç. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. ön ayak olmak. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. ğ mek. sıntıbir durumda. sıntıdurumda. gururlu. başdara düş ı mek * sıntı girmek. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. * birini yandaş olarak kazanmak. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. bahtı k. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. . kendi yanı tutmak. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . üzücü bir durumla karş mak. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. * Evli. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). başbelâda ı * çözülmesi güç. kı lı başdevletli ı * Talihli.

* para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". çevrede gözü olmayan. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. ağ ı rlanmak. * bir düş veya davranı uygun bulmak. a başhavada ı * sevinçli. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. başyerine gelmek ı . rgı kla. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. kı nlı üzüntüyle. eş n dönmesi. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. a p ş başyerde ı * utançla. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. bunalmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. zor durumda kalmak. başönünde ı * uslu. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak.başdönmek ı * insana. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak.

p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. başyumuş ı ak * Uysal. * Yönetimsiz. karık. baskız. tedirgin etmek. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . rakı ş . görüş olmamak. ş . ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. . * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. içinden çılamayan. kendi havası bı veya na rakmak. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. karı . sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. başyukarda ı * onurlu. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. disiplinsizlik. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . * Düzensiz davranı düzensizlik. söz dinler (kimse). denetimsiz. inat etmek. baş beraber ı mla * memnunlukla. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. * Baş örtmeden. * Kargaş . kendini beğ enmiş .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. ı etmek. seve seve. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. musallat olmak. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. kötü bir duruma düş ı laş mek. kibirli.

baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. ı na * kötü bir durumla karş mak. ı r * üstüne kalmak. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. nda * bir iş yönetimini ele almak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. nefretle geri vermek. ı laş * beklenmedik. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. çok yüz vermek. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. raşrı bir e . i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. in * bir işyapmaya baş i lamak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. baş geçirmek ı na * baş giymek.

i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. önde geleni. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. zor durumda bı rakmak. lan inde in k ini . lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. kontrolünü yitirmek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. işkoyulmak. eğ lence peş koş inde mak. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. baş vur. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. ilgi göstermek. zevk. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. hiddete kapı lmak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak.

baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. lı a. baş luktan kurtarmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. * bir iş birini tedirgin etmek. . lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. iş sizlikten. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. savuş i mak. sorumluluğ atmak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. uğ tı için raşrmak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. cezalandılmaktan korkmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. baş belâya sokmak ı nı * birini. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak.

sakin kalmak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş dinlemek ı nı * sessiz. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. yataktan çı kamamak. kellesini uçurmak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. sis bürümek. . i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. * kendine hayran bı rakmak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. i ksı * iyileş ememek. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz.

baş vermek ı nı * kendini feda etmek. değ ik. rolü i. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. değik görünmek. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . metamorfizm. iş baş kaca * Ayrı ca. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. özveri. uyarını sı dinlememek. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. baş biri ka * diğ bir kimse. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. özge. . istihale. iş . na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi.

ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. * Alılana benzememe. herhangi bir kimse. değmek. diğ ötekisi. istihale. baş kentlik . un. iş lı k * Biçim değtirmek. istihale etmek. riyaset. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. e mek. farklı kazanmak. değ ik olma durumu. baş kent * Baş ş ehir. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. iş * Kötüleş mek. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı .baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. . veya u. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. reislik. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. er ahı eri. . metamorfoz. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . değ iklik. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. reis. isyan. aslî tipi. bozulmak.

olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. * Baş konsolosun makamı . kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. lı baş lama * Baş lamak iş i. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. kahraman. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. n * Baş komutanımakamı n . baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. serdar.* Baş olma durumu. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. Baş kurtça * Baş Türkçesi. ayan veya n * Bu halka özgü olan. ş la nda . ta baş kumandan. n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. katedral. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. bu halkla ilgili. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k.

ta . ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. belirtmek. baş gelen. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. iş yürür duruma girmek. ortaya çı kmak. ine * Baş mak.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. ı na. bir hayatıvb. müptedi. i. baş lı * Başolan. doğ mak. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. n * Ön söz veya girişmukaddime. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. * Çalır. ı * Olmak. ş ler. in. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. * Etkisini gösterme. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. başca lı * En önemli. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. baş lmak lanı * Baş lanmak. baş latmak * Baş laması yol açmak. baş lanma * Baş lanmak iş i. fı sın. . * Görünmek. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. oluş mak.nin ilk bölümü. e mek. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak.

serpuş ı . evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. evlenirken. serlevha. sermuharrir. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. * Camilerde. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. paş makçı . baş mak * Ayakkabı mak. takke. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. . öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. z lanan ödenek. ı baş muharrir * Baş yazar. paş * Başk yapan veya satan (kimse). * (camide) Ayakkabı konulan yer. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . baş mal * Anamal. külâh. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. sermaye. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. başksı lı z * Başğolmayan. baş misafir * En değ konuk. arpalı k. satan kimse. * Bazı bölgelerde. erli baş muallim * Baş retmen. * Bir yazın. kapital. . bir direğ tepeliğ in i. baş maklı k * Padiş n anne. a * Bir sütunun. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. top. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. lı ı * Antetli. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. lı baş makale * Baş .başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . giriş bölümünde. anteti olan. antet. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . has.

ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . ı baş mürettip * Baş dizgici. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. sermürettip. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). eş nları nı kları arp. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . . baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. müdür. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . * Baş müdürün çalı ğdaire. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş .

* Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . başz sı * Başolmayan. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . in baş gelmek ta * önde olmak. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. na. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş olmayan. baş ehir. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. . üstün durumda olmak. baş rol * Baş oyuncunun rolü. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş rejisör * Baş yönetmen. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. kent. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. erksizlik. * Baş nı görevi veya makamı savcın . anarş ve i.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . ı * Yöneticisi.

kötü yola sürüklemek. u baş tabip * Baş hekim. yeniden. baş tabiplik * Baş hekimlik. bir kez daha. baş aş tan mak * pek çok olmak. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . bütünü. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. baş baş tan a * Tamamen. . gemi baş karaya vurup oturmak. her zaman. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. doğ yoldan saptı ru rmak. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. baş i ı savma veya atma. * Baş ı sonuna kadar. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. özen göstermeden. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. hepsi bir arada. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş sona tan * Daima. na amak. pek çoğ almak. isyancı . baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. bir uçtan öbür uca kadar. düzen bozucu. bütünüyle. baş maz tanı * Asi. baş tan * baş ı alarak. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş savma tan * üstünkörü. baş mazlı tanı k * Anarş izm.

tankaragiller familyası ndan. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. baş vekil * Baş bakan. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. i. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. müracaat etmek. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. * Baş uzmanı görevi. müracaat ettirmek. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. müracaat etmesini sağ lamak. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. Kuzey Afrika. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). semtürreis. lar mı türünü içine alan geniş familya. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. ı . * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. ufkun i üstünde olanı . i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak.

baş yazı nı muharrir. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. ı ma. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. müracaat edilmek. baş rejisör. müracaatçı . * Baş yaverin görevi veya makamı . baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. anlaş k durumunda. bilgiye ulaş referans. baş kâtiplik. i. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. . bat . baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş t yapı *Ş aheser. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. cı mazlı ü . ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. sermuharrir. * Baş yazarıgörevi. .

yarar sağ r lamaz. batı * Bataklı seven. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). batmı ş . * Uygunsuz ve kötü. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. imş lmı ucu . pamuk otu (Eriophorum). it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. * Eline geçen parayı ran. bataklı kları klarda yaş (bitki. uzun kanatlı . ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. ğ ı . ishak kuş (Asio u flammeus). bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. batak çulluğ u * Çullukgillerden. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). ahlâk dı durum. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). içinden çılmaz iş kı . * Hayıgelmez. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. bataklı klarda yetiş bir bitki. * Kötü durum. hayvan). sı tüyleri pas rengi olan. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. lan. bataklıgazı k * Metan. * Bataklı olan (yer). bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. rengi kahverengiye çalan siyah. li yı nda en llı batar * Zatürree. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). bataklı klarda yaş ayan.

gizli ve akı şgüçlere. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan.batarya * En küçük topçu birliğ i. garpçı lı k. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Batı sı kimse.). * Çürük. temelsiz. * Orkestrada vurma çalgı takı . batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. bu yönle ilgili. * Batı sı yanlı olma durumu. telefon vb. lar mı * Bateri çalan kimse. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. batı l itikat * Boş inanç. * Batarya ile çalı (radyo. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). garp. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. garbî. batı l itikat. davul. lı laş i. laş . garplı ndan . gün indi. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). garpçı yanlı olan . garp. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. lı in ğ ı * Bu yönde olan. davulcu. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma.

* Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. batılmak rı * Batı iş konu olmak. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. niye *İ çrek. batı n * Karı n. ağ r. ş . * Mahvetmek. tahin ve limon suyu kullanı an. * Bir iş sermayeyi yitirmek. nane. batması sağ vın ak nı lamak. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . laşrma. garplı mak. garplı ı lı k. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. dövülmemiş ceviz içi. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. kuş ak. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. * Batmak iş i veya biçimi. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. soğ domates. lan batı ş batisfer batiskaf . görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. * Göbek. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. maydanoz. rmak ine * Yok edilmek. bati batik * Yavaş ı . çalı ş mada. lan. garplı tı laşrmak. batı k lı lı * Batıolma durumu. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). . tirip * Kirletmek. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem.

* Yok olmak. yok olma. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. battal olmak * kullanı lamaz. battal * İe yaramaz. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. * Yılmak egemenliğsona ermek. iş yaramaz duruma gelmek. ldı n ü sı na * İ etmek. . * Alılmıolandan büyük. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. müflis. ş ş ı * Harman makinesi. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. çökme. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. iflâs. harman dövme makinesi.) ufkun altı inmesi. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. inkı kı raz.batkı batkı n * Batkı k. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. * Yılma. * Dokunmak. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. vın * (GüneşAy. GüneşYı z vb. flâs * Kirlenmek. . ra. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. tuzlu çubuk. * Bir gök cisminin (Ay. nı i ile n batma * Batmak iş i. kullanı ş lmaz. * Çökmek. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. * Saplanmak. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. bozulmak. iflâs. . incitmek. (kimse). lan.

* Bavlı iş mak i. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. oldukça. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. basit adî. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. bayağkaçmak ı * (söz. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). pekâlâ. zengin (kimse). lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. amiyane. ı laş * Parası . * Her zamanki gibi olan. davranı giyiniş ş . ağ k. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). * Gerçekten. bavullu * Bavulu olan. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. hiçbir özelliğbulunmayan. ahin i ş tı * Yolculukta. * Ş ve köpeğava alı rmak. malı olan. lı * Kibar olmayan. i * Hemen hemen. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. sı radan. epey. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. içine eş konulan büyük çanta. bayağ ı * Aş ı pespaye. banal. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. âdeta. tı * Avcı n. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). çok . * Çok iyi. uygunsuz olmak. için) yakı ş mamak. çok.

ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. . baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. * Bayatlamaya baş ş lamı . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. .bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. tazeliğ yitirmek. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. çok . * Süzgün. * Güncelliğ önemini. * Eşkarı . ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. ini . bayağbir duruma girmek. * Taze olmayan. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. * Gönül vermiş . . m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r.

lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . koza yapamama durumu. kendini kaybetmek.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. n * (göz için) Süzülmek. çevreye göz gezdirmek. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. * hayranlı seyretmek. * Vermek. kendinden geçme. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. bayı bayı la la *İ steyerek. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. telâş lanmak. . çok sevmek. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. istekle. çok isteyerek. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. uyur gibi olmak. bayıcı ltı * Bayı ltan. bayı lma * Baygı duruma girme. ödemek. cak. lması lması sağ bayı r ndı mamur. nı ş ş ı . bayı nı lamak. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . kendinden geçmek. k. kan ı n mı . severek. bayı na yol açmak. * Sı açlı susuzluk. * çok heyecanlanmak. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. baygı k nlı * Baygı olma durumu. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. baygı ntı * Baygı k. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. n * Çok hoş lanmak.

bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. terbiyesiz erkek. ri * Kaba. dükkân veya kuruluş .Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. rtı gece ların . bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. * Bu iş yapı ğyer. ru. ümran. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ndı tı i. ine lan baykuş giller . rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. ndı i. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. imar etmek. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. ndı * Bayı r duruma getirme işimar.

* Öncü. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. açı kapatı kol. midede ezinti yapmak. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . . * Gerektiğ indirilip kaldılan. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . ı in sı bayrak * Bir milletin.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. sembol. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. etki altı bı nda rakmak. * Aldatmak. . baylanmak * Nazlanmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. * Baymak iş i. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. . * Devre dı bı ş rakma. baylanma * Baylanmak iş i. iş ı klı ve. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. ş ı marmak. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. mideyi bulandı nlı rmak. kandı rmak. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. naz.ş marı baylanlı k * Zenginlik. * Simge. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. bayrak töreni. bayrak merasimi * Bkz. baylan * Nazlıı k (biçimde). * Şmarı k. baypas * Damar aktarma.

bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. diken veya satan kimse. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. il. neş e. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. lmı . üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. bayrakaltı * Ordu hizmeti. * Sevinç. * Bayrak asmaya uygun direk. ş evval. eli bayraklı . * Bayrak yapan. bu yakı ğ bir sebebi olacak. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. hı nlıetmek. * Özel olarak kutlanan gün. yol göstermek. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . eri bayraklı * Bayrağolan. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. sı . bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . askerlik. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. * Bayram günü doğ çocuk. tem * gösterilen bu ilginin. * Bkz. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. bayraktar * Bayrağtaş kimse. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay.

eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. * Bayramlarda verilen armağ an. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram günü * Bayrama rastlayan. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. arada sı rada. nadir olarak. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. * Bayramî tarikatı olma durumu. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. eli. bayramlıağ k ı z . nadiren. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayramıkutlandı gün.* çok sevinmek. lan. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam.

çok n ı yan * Koyu renkli. m. * Birtakı kimi. * Temel. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). esas. ı . bayramüzeri * Bkz. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. ra. baysungur * Ş cinsinden. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. bayramüstü * Bayrama yakı n. yı cı kuş ahin rtı bir . esasî. * Ara sı arada bir. baytar * Hayvan hastalı hekimi. kadim. * Taban. esas. mak. ra. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. bir çeş yanardağ it kültesi. veteriner. kı dem. kimi vakit. kimi vakit. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. Bayramüstü. * Çarş pazar. * Pazarlı alıveriş k. bazal bazalt bazar bazen bazı .* küfür. * Ara sı arada bir. ş . sert.

Be be be bebe * Bebek. kimisi. bazlamaç bazlaş ma bazuka . bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. sı n * Bazlama. yahu. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. kalıgözleme. bazilika * Kral sarayı . fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. * (teklifsiz konuş mada) Ey. biçiminde kilise. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. küçük çocuk. hey. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. iki sı sütunla. * Tatlı bol. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. * Roketatar. * Dikdörtgen biçiminde. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r.bazı bazı * Ara sı arada bir. ra. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . mı baziçe * Oyun. su ile birleş baz etkisi gösteren. * Baz niteliğgösteren. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. n na bazik (tuz). bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . smı m kı sı * Ortadaki yüksek.

* bebeğ yakır biçimde. budala. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. bebeklik * Bebek olma durumu. ustalı maharet. * Yer değ me. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. * Göz bebeğ i. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * (küçük b ile) Sevimsiz. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. * Vücudun. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. tahta. karşklı değtirmek. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. bez vb. bebeğ yakır biçimde.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. beceri * Elinden iş gelme durumu. i.den yapı insan biçiminde oyuncak. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. n bebekçe * Bebek gibi. bücür erkek. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. becelleş mek * Cebelleş mek. karş klı değtirme. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. k. * Plâstik. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. becerikli . bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n).

beceriklilik * Becerikli olma durumu. usta olmayan. ustalı maharet. lı z. eyi lmaz * Irzı geçmek. bedava * Karş ksı parası emeksiz. rak ünde. üstesinden gelmek. * Gerekli. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. küçük bir kuş (Passer).* Becerisi olan. na * Birini öldürmek. k. düş zı ünmeksizin. kirletmek. ansın. becet becit * Serçegillerden. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. bedaheten * Birdenbire. mak . bedavadan * Bedava olarak. maharetli. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. * Bir ş kullanı duruma getirmek. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. Beçene bedahet * Besbelli. kirletmek. vedi. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. beceriksiz * Becerisi olmayan. elinden iş gelen. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. evcil bir hayvan (Numida meleagris). bozmak. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. bedavadan ucuz * çok ucuz. * İ acele. mahir. tavuk büyüklüğ ı plak. becerme * Becermek iş i. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. usta. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. ı z. apaçıolma durumu. lüzumlu.

*İ lenme. ilenç. pesimist. zlı bedbin * Kötümser. bahtsı talihsiz.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. bedavadan. kötümser olmak. * Kötü yüzlü. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. bedbaht etmek * üzmek. k. karamsar olmak. bedavası na * Bkz. beddua beddua etmek * ilenmek. karamsar duruma getirmek. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. birinin işsürekli ters gitmek. karamsar. karamsarlı sokmak. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bedbaht olmak * üzülmek. bedbin etmek * üzmek. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bahtsı k. ı r * Mutsuz. intizar etmek. bedbinleş tirmek * Kötümser. bedbahtlı k * Mutsuzluk. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. karamsarlı pesimizm. * Asısuratlı k . bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. kötümserliğ kapı e lmak. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. lânetlenmiş . z. suratsı z. bedavaya * Çok ucuza. i bedduası tutmak .

bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. . sa bedelci bedelli * Bedeli olan. gövde. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. ş ı * Kale duvarı . bedel ödenilen. eyin ı lı * Eş denk. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. . bedence bedenci bedenen * Bedeniyle.* ilenci yerine gelmek. fiilen. vücut. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. ymet. varlı n * Vücudun. bedel ödenilmeyen. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. bedenî * Beden bakı ndan. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. * Bkz. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. it. çoban. * Bedelci. kı er. * Bir ş yerini tutabilen karşk. başkol ve bacak dında kalan bölümü. erli. ndan bedel * Değ fiyat. beden eğ itimi. vücuduyla. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. ak. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. kasın na ile * Uş hizmetçi.

çadı yaş göçebe. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. apaçı k. bednam . * Güzellik ölçülerine uyan. * Çölde. * Kötülük isteyen. * (büyük b ile) XIII. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * Estetik. bedirleş me * Bedirleş durumu. * Besbelli. * Parlak ve sağklı lı görünmek. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . bedenli * Bedeni olan. ı .* Bedenle ilgili. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . kötü yürekli. * Estetik bilimi. ayıon dördü. bedensel. * Bedevî olma durumu. güzel sanatlar. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. bedenî. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. gözü gönlü okş ayan. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. bedirlenmek. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . beğ enilen.

aş . begonyagiller * İ çeneklilerden. gusto. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ endirmek * Beğ enilmesini. kötülüğ ile dillere düş ü en. beğ enilen. hünkârbeğ endi. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. yi * Sevilmek. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. zevk. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. * Övücü tanı yazı. tma sı * Son derece. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). pek çok. * Hint prenseslerine verilen unvan. takriz. zevk. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. beğ enilir olma durumu. bedük * Çam sakı. reçine. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. hoş görünmesini sağ lamak. rma * Beğ enme duygusu veren.* Kötü ün kazanan. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. . * Bey. * Beğ enmek iş i. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. hoş gitmek. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek.

ya k * Cennet. iyi veya güzel bulmama. ne yapıyapı mutlaka. behiş t behre behresiz beis * Engel. nasip. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. p p. zarar. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. yok. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. * Küçümsemek. * Onaylamak. beis yok bej * zararı önemi yok. yi * Kuş duymak. beğ enmezlik * Beğ enmeme. hayvana yakır biçimde olan. uymazlı k. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. ş ı . ne olursa olsun. uçmak. tasvip etmek. * Pay. * Onaylamamak. * Payı . beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. nasibi. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. * Kötülük.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. hisse. kuş ile karş ku ku ı lamak. kabul etmek. beğ lik * Beylik. behavyorizm * Davranı lı ş k. bîbehre. hissesi olmayan. çı behemehal * Her hâlde. nca. * Sarı çalan açıkahverengi. beher * Her bir. hor görmek. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. beis görmemek * sakı zarar görmemek. * (duygular için) Hayvanca.

beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. erdenlik. denetleyici olarak beklemek. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. * Doğ k. * Evlenmemiş kimse. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. radan gelmiş çilerin kalacağoda. önemsememesi. mek. gözcü. . . ı * Çulluk. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. evlenmemiş olmak. * Sanat ve düş üncede özgünlük. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . bek * Sert. yenilik. eyi bekçi kalmak * koruyucu. cı k. sağ bek bek beka * Savunucu. katı lam. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. nı * Kalılı ölmezlik. kı k. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i .* Bu renkte olan. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. * Hava gazı lâmbasın ucu. tazelik. z lan z zlı * Saflı temizlik. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . k. yalnıyaş kimse. masumluk.

. mak. * Ummak. nat * Kapanmak. korumak. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. ı sı bekleme * Beklemek iş i. beklemek * Bir iş oluncaya. beklenme * Beklenmek durumu.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. avukat vb. * Bekitmek iş i. direnmek. * Vakit öldürme. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. eyi. bekleme salonu * Doktor. bekleme odası ı tı lan . ile görüş öncesinde oturulan yer. istemek. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. durmak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. muhafaza etmek. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. bekinmek * İ etmek. bekleme salonu. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). * Aramak. bekitme bekitmek * Kapamak. in * Süre tanı acele etmemek. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. beklenilmek * Beklenmek. tı kamak. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. ansın. tı kanmak. beklenmedik * Birdenbire.

*İ çkiye düş künlük. î ndan bel *İ çkiye düş içkici.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. lı . Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . ayyaşk. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. ak veya kara yemiş i. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). * Bektaştarikatı olma durumu. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . . * Bekleş iş mek i veya durumu. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ayyaş kün. ünde. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey.

ı bel etmek * iş koymak. mcı ı na bel bel * Durgun. temel. sı nda * Geminin orta bölümü. bel bel * Atmı meni. sperm. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. te) n i . bel kı rmak * gövdeyi. güvenmek. iş vermek. k. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. esas. bel bellemek * toprağbelle kazmak. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. ayakla bası yeri tahta. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. uzun saplı ı .* İaret. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . an rı bel bağ ı * Bel kemeri. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . bel kemiğ i * Omurga. deri. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . salı salı rı rı na na. belden sağ sola bükmek. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. sı n altı rastlayan bölgesi. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . * Dağ rtları geçit veren çukur yer. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün.

retorik. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. düzgün anlatma sanatı ktan . belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. kı güç. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. rma i. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. ı laş belâya uğ ramak . ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. üzücü. nları * -den dolayı . -den sebebiyle. * Kavgacı irret. . kı ya * Hak edilen ceza. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. belâgatsiz * Belâgati olmayan. eyde belâgatli * Belâgati olan. musallat olmak. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. belâhat * Alı k. yapmacı uzak. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. yorum gerektirmeyen. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. nı tiğ belâlı * Yorucu. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı .bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. can sıcı kı. * destek olmak. * Bir ş gizli olan derin anlam. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. belâ *İ çinden çılması sakı durum.

beldeitayyibe * Medine ş ehri. belce * İ kaş . yı belediye polisi * Zabı görevlisi. belediye baş . belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. * Bu teş n bulunduğ bina. kalıkumaş n . ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . im nlatma. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. * Yerleş ik. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. leri . çevre. yer. belediyeci * Belediye iş görevlisi. * Bir tür pamuklu. aydı l. belediye * İ ilçe. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. ta belediye reisi * Belediye baş . ndan belde *Ş ehir. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an .* çok kötü bir durumla karş mak. belediye im yla kanı meclisi. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. üyeleri halk tarafı seçilen. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. beledî *Ş ehirle ilgili. * Mekân.

lüpçü. belen * Bel. belenme * Belenmek iş i. belenmek * Kundaklanmak. çocuk bezi. * Belertmek iş i. çok beleş * Karş ksı emeksiz. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. çi . belemek * (çocuğ Kundaklamak. bulaşrmak. bayı r. yüksek yer. ı z.belediyecilik * Belediye iş leri. * Bulanmak. örtülmek. iğ beleme * Belemek iş i. belerme * Belermek iş i. akı görünecek biçimde açmak. belek * Kundak. belertmek * Gözlerini. * Beleş olma durumu. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. peygamber çiçeğ mavi en. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. bedavacı z . parasıelde edilen. belediyelik * Belediyeyle ilgili. * Tepe. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. * Bulamak. kantaron (Cephalaria syriaca). * Beşe konulan yatak. bulaş mak. llı i. dik dağ yolu.

belgelenme * Belgelenmek iş i. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). belgeleme * Belgelemek iştevsik. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. arş ları ğ ı iv. film vb. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . beleş ten beletme * Beletmek iş i. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. fotoğ resim. yansı belgeselci * Belgesel. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. okuldan çı lmak. para vermeden elde etmek. yöneten sinemacı . karş ksı ı z.beleş konmak e * emek. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). doküman. tevsik etmek. * Emek vermeden. faks. karı belgeli * Belgesi olan. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. beletmek belge * Kundaklatmak. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. raf. tası nda layan araç. ortaya çı ru unu karmak. belirli bir amacı tan film. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. vesika. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . i. . i ey).

* Belgin olma durumu. belik . beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. sarahat. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. belgili * Belgiye dayanan. belirli olan. belirsizlik zamiri. gayrimuayyen. niş eyi ran iar. iş edilemeyen. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. sarih. . belgisizlik * Belgisiz olma durumu. zavallı . ş iar. belâgatli. aret belgisiz sı fat * Bkz. beli * Senet. me rası boş beliğ * Belâgati olan. fatı belgisiz zamir * Bkz. beli çökmek * kamburlaş mak. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. hüccet.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belgit burhan. ş alâmet. * Duyuşdüş . bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. an. belgilemek * Belgi ile göstermek. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. ru ka * Evet. * Belirli olmayan. belirsizlik sı . ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. belgileme * Belgilemek iş i.

yaslanmak. . belikleme * Beliklemek iş i. sırlamak. belinden gelmek * birinin dölü olmak. besbelli. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. tayin etmek. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belirlemek * Belirli duruma getirmek. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. beliklemek * Saçları örmek. irkilmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. belik belik * Örgü örgü. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak.* Saç örgüsü. n nı inin. örgü hâlinde. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. i. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. açı bariz. kapsam bakı ndan daraltmak. sın nı nı i. determinasyon. * Bir kavramı anlamın. belirginlik * Belirgin olma durumu. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belinleme * Belinlemek iş i. genellemek karş . * Yeni bir kavramı . . k. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. sarih. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belirleme * Belirlemek iştayin. eyi belini vermek * dayamak. belirli kı lmak. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek.

belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. indeterminizm. müphem. * Bir düş veya durum için. indeterminist. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). ağ ş . belirlenme * Belirlenmek iş i. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. kesin bir biçim almak. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . meçhul. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. li belirlilik * Belirli olma durumu. tebarüz etmek. indeterminizm. muayyen. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . yice ı lı * Belirli olmayan.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). -di'li geçmiş i n. -miş geçmiş 'li . . belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. i. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . tebellür etmek. belirleş me * Belirleş işveya durumu. (-di) (-ti) ı lanı . belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. gayrimuayyen. determinist. ş . uçtu vb. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. i nda * Bilinmeyen. gülmüş lamıgibi. ini kası olarak bildiren kip. az çok belli olan. determinizm. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. görülmeyen geçmiş . n ka n nı unu reti. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı .Aldı . görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. tezahür etmek. ini . biçti. gerekirci. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda.

müphemiyet. k. biri vb. belirtme durumu belirtme . tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. sarih meful. birkaç. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. her. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. çiçeğ kokusu gibi. an. * Açı belli. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. m. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. tasrih. * Belirli kı görüş lma. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. niş niş lması m ey. Tuz Gölü gibi. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. eyin. fat: . n k ya. kabataslak tutan zamir: bazı. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. . * Tamlayan.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. birçoğ azıherkes. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. * Belirtilmemiş olan. belirli kı lı nan. u. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. ane. birtakı filan vb. belirteç * Zarf. birkaçı sı . * Belirtilmiş olan. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. sarih. bildirme. belirtili * Belirtisi olan. * Gösterge.

-u. beliye belki * Muhtemel olarak. za. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. . ş durumu. programı iş değ meyen verileri. belladonna * Güzelavrat otu. ı lan aksiyom: "Tüm. akuzatif. keder. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. * Belitleme kuramı ortaya koymak. arcı * Bir bilgisayarda. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. hafı dağ k. * Doğ olabileceğgibi. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. ya. belli ve kesin olmayan. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. lı . ya . Birinci dönem.. bellek * Yaş ananları renilen konuları . mütearife. tebarüz ettirmek. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. akı l. tasa. öğ . olası ihtimalî. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. yanlıda olabilen. olabilir ki. n belitken belitleme * Belitler sistemi. * Belitlemek iş i. ihtimal. soru. * Olsa olsa. belki de * ş da olabilir. ru i ş lı . n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. Yazı okudum. belirtmek * Açı klamak. yükleme i . Evi gördüm. u belkili * Olası muhtemel. i hâli.. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . * Felâket.

ı lı * sezdirmek. öğ ş cı retici. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. belletmek * Bellemesini sağ lamak. * Önemli. belli olmak . yapı a. öğ retmek. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. * Gizli olmayan. duyulabilen. ikâr. belli * Beli olan. belli baş lı * Belirli.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. yarı bellisiz. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. belli etmek * açı klamak. aş ı lan. ortada olan. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. malûm. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. ine belleten belletici * Çalı rı. * Bellemek iş i. çok az belli olan. yarı belli. haş . zahir. hissettirmek. ğ ı * Bellemek yetisi. anlaş bedihî. muayyen. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. belletici. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. öğ ine renilmek. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. muayyen. lda * Sanmak. müzakereci. * Belirli. tı belletme * Belletmek iş i. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen.

ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. düş ündüğ gibi. ben hancı yolcu oldukça . ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. muayyeniyet. hodbin. marka. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi.* anlaş ı lmak. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. bence benci * Kendini beğ enen. tende bulunan ufak. hodkâm. hodpesent. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). ma * Saçta. * Böylece kalı tılmı(ses). * Bkz. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. kendini her konuda üstün gören. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. megaloman. açı klanmak. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. gururlu. nı * Bencillik öğ retisine inanan. apaçı rı rı k. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. balsam. sakalda beliren beyazlı k. bedahet. bellik * İaret. * Belli olmayan. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. ego. üm bencil olmak . kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. * Pıl pıl. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. egoist. benbencilik * Benbenci olma durumu. hep kendinden söz eden. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. apak. bilinemeyen. koyu renkli leke veya kabartı u uş . kibirli. * Bana göre. benbenci * Kendini çok öven.

* Menekş e. benden günah gitti * Bkz. * Köle ile ilgili. ş ı bencileyin * Benim gibi. bencillik etmek * bencil davranmak. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . . kölelik. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. kölenin evi. bendegî * Kulluk. egoizm. köle. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. egoizm.* bencilce davranı bulunmak. benden söylemesi. hodbinlik. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. köleye ait. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. bencillik * Bencil olma durumu. benden de al o kadar * Bkz. bende * Kul. hodpesentlik. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bencilik * Benci olma durumu. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. al benden de o kadar. bendegân * Kullar. köleler. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. egoistlik. bendehane * Bendenin. kendimi suçlu saymam. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim.

inin ini ü. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. abı çene ine lan hayat. bengilik * Zamanla ilgisi. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . muş beneklenme * Beneklenmek iş i. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. ulları benibeş er *İ nsan. fekül. ölümsüzleş ama i mek. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. hep kalacak olan. nokta. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. ebedîleş tirmek. bengileme * Bengilemek iş i. ebedîlik. insanlar.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. beniçincilik . ölümsüzleş tirmek. benekli * Ufak lekeleri bulunan. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. * Ölmezlik. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. benekleş me * Benekleş işveya durumu. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. ebedîleş mek. bengileş me * Bengileş iş mek i. puan. * Sonu olmayan. bengilemek * Bengi kı lmak. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. ölümsüz. ebedî. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. beneklenmek * Benek oluş mak.

güçlü olduğ inanan. benlenme * Benlenmek iş i. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. * Bir ş birine bağ eye. una benim oğ bina okur. benildeme * Benildemek iş i. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. kabullenmek. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. senli benli. ınmak. i. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. egosantrizm. benze sahip olan.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. benim diyen * kendine güvenen. benliğ inden çı kmak . benizli * Benzi bulunan. benlenmek * Ben oluş mak. benli benli * Teninde ben bulunan. kma. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. tesahup etmek. i beniz * Yüz rengi. sahip çı eyi kmak. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. inin ini ü. benildemek * Belinlemek. lanmak. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. * Bkz. beniz geçmek * benzi solmak.

bent * Bağrabı . * Kendi benliğ geliş inin imini. * Sanını sı uyandı rmak. ş n ları inin i. t. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. kâğ tları ları . * Kanun maddesi. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. kiş ini üstün görme. kiş i. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . tutulmak. gurur. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). benzemeklik * Benzer olma durumu. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. bent etmek * kendine bağ lamak. ş ğ iliğ ı ey.* kendine benzemez olmak. ahsiyet. benlik * Bir kimsenin öz varlı. hep kendinden söz etme durumu. hep kendinden söz eden (kimse). benzeme * Benzemek iş i. andı rmak. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. büğ lan et. gibi görünmek. * Gazete yazı. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. sı benmerkezci * Beniçinci. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. sı * Bağ lam. benmerkezcilik * Beniçincilik. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. * Kendi kiş ine önem verme. kibir. onu kendisi yapan ş kendilik. bent olmak * bağ lanmak. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde .

görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. ekmekten (ekmeknda ten). * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. kehribar > kehlibar gibi. dublör. benzeri benzerlik durum. * Nitelik. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. -ten. * Benzerlik gösteren. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). rnap. benzeş * Birbirine benzeyen. ve mı andı kimse. benzeş me * Benzeş iş mek i. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . müş abehet. . *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. benzeş im. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. benzer. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . nda abih. benzeti * Benzetme. * Benzer olma durumu.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . müş nazir. o + bir < öbür gibi. eş siz. müş olmak. benzeş lik * Benzeş olma durumu. aslı kopya edilmişteş ndan . ey). abih. benzeş mek * Birbirine benzemek. * Bkz. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. bih. araları benzerlik bulunan. çarş amba.

65 olan. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. arak. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. benzin * Petrolün damılması elde edilen. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. bozmak. solmak. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. benzetme * Benzetmek iş i. benzi uçmak * yüzü sararmak. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. vı * Benzen. . yüzü sararmak. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. renksiz. * Dövmek. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. sahteci. uçucu. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. özgül ağ ğyaklaş 0. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. kopyacı . eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. bih. benzetmek * Benzer duruma getirmek. benzinlik. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. * Bir ş neteliğ anlatmak için. unu benzetici * Benzeterek yapan. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r.

yla berabere kalmak * (oyun. beraberce * Birlikte. vereceğolmama durumu. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. berabere bitmek * (oyun. beraatı zimmet * Borcu. beraberinde * yanı nda. canlanmak. beraber olarak. benzin istasyonu. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. * -e rağ men. ş an beraat etmek * aklanmak. temize çı kmak. beraberlik * Birlikte olma durumu.). -e karş ı n. baş beraberlik müziğ i . lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. * Benzinle çalı (motor. beraber * Birlikte. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. bir arada. baş baş a gelmek. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. * Baş a kalma durumu. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. makine vb. borçsuzluk. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. baş baş a kalmak.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. * Bir nesneyi benzine bulamak. * Aklanma. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. * Aynı düzeyde.

berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . kuyruğ unun çatalı uzun olan. msı an. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. tan. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. Berat Gecesi * Hz. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. . * bozulmak. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. beğ enilmeyen. * Bozuk. san. ndan n .* Orkestra. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. periş viran. ı n. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. Berat Gecesi. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. * Çirkin. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. Berat Kandili * Bkz. berbat * Kötü. patent. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . * Darmadağ bakı z. ı berceste * Sağ ve lâtif. Akdeniz'de yaş çok ayan. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. kirlenmek. berbat olmak * kötü duruma gelmek. oynar başklı koltuk. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. * bozmak. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). berber * Saç ve sakalıkesilmesi. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . aylıbağ k lanan. lam * Seçilmişseçme. ş an berber dükkânı * Berber.

teselli bulması . neyse ki. bozuk. bereleme * Berelemek iş i. bereketli * Bol. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. verimli. ezik. . ongunluk. feyezan. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. iyi bir rastlantı yi olarak. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. yassı sipersiz başk. an * Herhangi bir ş görülen çizik. berdevam * Sürmekte olan. eyde bere * Yuvarlak. * Yağ mur. * İ ki. i bereketlenmek * Çoğ almak. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. bakı z. berduş * Baş . gürlük. berelenme * Berelenmek işveya durumu. ve lı bereket * Bolluk. feyz. artmak.berdelacuz * Halk tahminine göre. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. berelemek * Bereli duruma getirmek. Tanrı ş ki. ı boş * Pis. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . bereketlilik * Bereketli olma durumu. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). serseri. sürüp giden.

* bitirmek. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. yok etmek. ı . kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * boşgitmek. an. * Beride olan ş veya kimse. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. * Beresi olan. canlı ayan. berhava etmek * havaya uçurmak. ra. yaş * Mutlu. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. . * Büyük. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev).bereli bereli * Beresi olan. berenarı * Ş böyle. harap. az çok. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. . ey beril . beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. kullanı z ev. oldukça. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . aç * Bu ağ n. * Bu uzaklı bulunan. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. beriki * Beride olan. . * Yararsı boş z. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. a berhayat berhudar * Hayatta olan. biraz.

berkitme * Sağ lamlaşrma. ş ı u berrak * Duru. takviye.84. sı açıkahverengi. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. tı berklik * Sağ k. * Sağ lam. tahkim etmek.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. güç kazanmak. ortalama 30-40 cm boyunda. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. ı ı rlı Kı saltması Bk. temiz. aydı k. tahkim. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. i berkinmek * Berkimek. pekiş mek. Kı saltması Be. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat.013 olan. unluğ 1. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. atom ağ ğ9. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. * Berkimek iş i. saydam. açı nlı k. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. 97. lamlı * Sertlik. 29700C de eriyen. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. katı lı k. berk * Sert. pek iyi. . durulaş mak. berkinme * Berkinmek işveya durumu. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). * Pekiş tirilmek. berkemal berkime * Mükemmel. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. takviye etmek. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. berkimek * Sağ lamlaş mak. berlam * İ pullu. katı . her zaman olduğ gibi.

* Morarmak.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. lı k. duruluk. stak. i bertilmek *İ ncinmek. bere. eselemek beselemek. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. bertme * Bertmek iş i. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. besbeter beselemek * Bkz. gidermek. * Berelenmek yaralanmak. karasal. * Yiğ yararlı itlik. k * Bir yana. yok edilmek. burkulmak. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. ya. * Kı dar dil. * Anlaş ğ göre. uzun uzadı açıolarak. çürük. çürümek. * Bertilmek işveya durumu. k. ş dursun. *İ ncinmiş . . besbelli * Açı apaçı çok belli. bertilme besbedava * Pek ucuz. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. durulaşrmak. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. k. k. anlaşyor ki. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. bertmek berzah besalet * Bertilmek. burkulmuş . bertik * Yara. * Deride mor leke. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak.

zlı besermek * Bkz. esermek besermek. besinli besinsiz . davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. yeterli besin almayan. beslenmeye elveriş her tür madde. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. semirtilmiş . * Yenilebilir. dalı * Besini olmayan. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. azı gı li k. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. * Besini olan. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. satan kimse. nda an * Sır. gı z. * Yaş amak. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. gı . dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . besi dokulu * Besi dokusu olan.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. da. lan * Semiz. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. besi dokusu * Besi doku. n * Yumurta akı maddesi.

besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. * Hizmetçi. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. çevresini veya altı desteklemek. ş tı besle kargayı . * Yedirmek. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). lerinde çalı rı kı ş lan z. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . nı pekiş tirmek. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. evlâtlı besleme. beslenen beslengi * Sönümsüz. k. * Eklenmek. * Besleme olarak. hizmetçi. * Semirtmek. * Beslemek iş i.* Besinsiz olma durumu. desteklemek. doldurmak. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. ahretlik. çoğ altmak. . i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. besleme kı z * Besleme. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. ine beslenme * Beslenmek iş i. * Yetiş tirmek. gı zlı dası k. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. beslek besleme * Besleme. * Maddî yardı yapmak. u. m beslemelik * Besleme. katı lmak.

insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. itim nda beslenme saati * Anaokulu. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. nda beslenmek * Kendini beslemek. bestekâr. nda lan * Besmele çekmeden.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. kompozitör. inceleyen yetkili. * Besteci. ine besletme * Besletmek işveya durumu. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. beslemeye yarayan. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. besleyici * Besleyen. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. besin değ yüksek. beste bağ lamak * bestelemek. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . . beslenme odası * Anaokulu. besili. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. mugaddi. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. * Beslemek iş konu olmak. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. p * Bkz. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş .

beş iki * Bkz. nı ve yı * Dörtten bir fazla. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. koklama. tokat. k ı t . atı zarlardan birinin beş lan . görme. beş kardeş *Ş amar. * Oyunda. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. beş beter * Besbeter. besteli bestelik * Bestesi olan. birkaç. * Çoksatar. bestelemek * Beste yapmak. * Beş nı ilkokul. üç aş ı yukarı ağ beş . . V. bir parça. bestesi yapı ine lmak. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. tat alma duyuları . * Bkz. iş itme. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi.besteleme * Bestelemek iş i. pencüdü. bestelenme * Bestelemek iş i. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. 5. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. pencüyek. sıflı * Biraz. bestelenmiş . * Beste olma durumu. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak.

beş para etmez * hiçbir değ yok. eri e beş paralı k * Değ ersiz.beş on * Az sayı biraz. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. *İ nsanoğ insan. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. . lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. yüz beş aret * İ haber. lu * Bedensel. lı ı . bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. a beş parası z * parası yoksul. beş para almamak * hiç para almamak. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. müjde. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. da. beş paralıetmek k * Bkz. yi tu. muş erim. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. her birine beş defası beşbir arada. z. kusurları ğ çı açı kmak. beş eriyet . k beş paralıolmak k * alçalmak. iş yaramaz. pencüse. on paralıetmek. bedenle ilgili. aş ı bayağ ağ k. lu.

i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola.*İ nsanlı insanoğ . hümanist. beş inci * Beş sın sı sı . düş için çalı örgüt. fonksiyonunu yapmak. beş ibiryerde * Bkz. ölünceye kadar. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. * Beş kenarlı çokgen. ik * Beş olmaya uygun. hümanizm. k. beş n erinde olan altı n. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. sı dördüncüden sonra gelen. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. n ve sallanma. beş ibirlik. insancı sı l. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş etmek iklik * beş vazifesini. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. * Bir ş doğ geliş i yer. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). insancık. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. man ş an beş iz . mak. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse.

"çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. ınlı ldı ı . * Bet bereket kalmamak. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. * Beş arada olan. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. kurt pençesi (Potentilla en. güleç. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. eyden beş tane bulunan. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. çirkin. beş lik * Beş para. *İ skambil. beş lemek * Bir işbeş yapmak. tuhaf. taş . ı lan reptans). * Bkz.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. muhammes. bet * Beti benzi atmak. bet * Kötü. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. beti bereketi gelmek. kentet. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). beş leme * Beş lemek iş i. beti benzi uçmak. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. gülümser. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. * Tabaklanmamıham deri. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . beş parmak otu * Gülgillerden. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. * Tahmis. yollu bir çeş kumaş it . * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş parmak. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. beş alabilen.

inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. betim * Betimlemek iş betimleme. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. *İ çinde insan. * Bir ş bir kimseyi. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. lı ey. figüratif. korkmak. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. tezkere. beter * İ kötü. . pusula. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. kı mak. etelemek betelemek. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. kafa tutmak. i. hı ran betelemek * Bkz. figüratif sanat. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. tasvir.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. çabuk tükenmek. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. . dikleş ı mek. betelenmek * Karşgelmek. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. mektup. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri.

da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). beton * Çimentonun su yardı yla kum.betimleme * Betimlemek iş tasvir. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. üroloji. betonkarar * Beton karma makinesi. tasvirî. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. betimlemeli dil bilgisi. betonarme * Yapı gücü. betisiz *İ çinde insan. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. nonfigüratif. tasvir etmek. betimleyici * Betimleme yanlı. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. lam. kları . kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. tasvirci. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. beton gibi * çok sağ dayanı . a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. klı * güçlü. bevliye * İ yolları drar hastalı . i. betonlaş ma * Betonlaş durumu. demirli beton. betoniyer * Beton karma makinesi. tasvirî dil bilgisi. bağ cı yapay yış ğı ım. sı betimsel * Betimle ilgili. sert. kendine yedirememek. dayanıı layı ması an kl .

bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . ürolog. bevvap * Kapı. * Çöl. ri. ı tı * Bu renkte olan. kanı * Komutan. * Beyaz ı olan kimse. bay. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. beyaz * Ak. . bildiri. as. bir bey erki * Zengin erki. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. *İ skambil kâğ nda birli. * Zengin. el mi yaman. duyguları hayallerin doğ ve değ n. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. bey mi yaman. plutokrasi. düş üncelerin. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . el mi yaman * Bkz. cı * Mahalle okulları hademe.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. anlatmak. söylemek. beyaban beyan * Söyleme. * Eşkoca. ileri sürmek. bildirme. beyanat * Demeç. beyaz adam . ileri gelen kimse. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. bey mi yaman. beyanname * Bildirge. beyan etmek * bildirmek. kara karş . drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. uş erlerini. * Bir eserde. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak.

beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. çamaş makinesi. an beyaz eş ya * Buzdolabı . beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . etlere verilen genel ad. ı ldı ı * Sinema. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. beyazı msı * Beyaza çalan.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . kan dı. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. yı beyaz ı rk * Avrupa. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. * Avrupalı . Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. balıvb. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. . beyaz oy * Onaylayı oy. ı r ı k beyaz et * Tavuk. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. Kuzey Amerika. beyaz zehir * Eroin.

* Yük taş araba çeken. artma. nı n lan beygir * At. ağ armak. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. ı yan. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. beyazlı * Beyazı bulunan. beyazlı k * Beyaz olma durumu. * Ağ . * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek.beyazıadı n . ağ arma. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. ağ artmak. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. * Atlama beygiri. beygirli . beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. üstüne binilen at. ağ lmak.

beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. u una. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beygir için. eyi * Bilgisi. zihin jimnastiğ i. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beyhude yere * boş yere. * Yararsı anlamsı z. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . kafa içinin. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. * Beygir gücünde. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. z. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. eğ itimi. dört boş undan her biri. beyhude * Boş una. usa vurma. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin yı kamak . beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. dimağ u . boş boş gereğyokken.* Beygiri olan. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. beygirlik * Beygire ait. beygirsiz * Beygiri olmayan. * Muhakeme.

lmayan. düş llı ünceli. düş lsı üncesiz. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. devlete özgü olan. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. * Herkesin kullandı. emaret. beylik * Bey olma durumu. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . satı k. enternasyonal. devlet malı olan. * Beyni olmayan.* insanı . mirî. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. etkisi kalmamısöz. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. içinde beyit olan. * Beyni olan. beynamaz * Namazsı namaz kı z. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. çok bilinen. beyiye * Bkz. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Beyne benzeyen. çe. beyit * Ev. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Devletle ilgili. * Akız. emirlik. korteks. p. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. beyitli * Beyti bulunan. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. * Rahat yaş ama. * Hükûmet. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. * Beyinle ilgili. dimağ nı nda. pis (kimse). . beynelmilel * Milletler arası . uluslar arası . * Akı. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke.

beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. cı k. beytülmal * Devlet hazinesi.beynelmilelci * Bkz. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. beyninde * Arası nda. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. t. * kötü bir ş sezinlemek. cı k. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. delil. beyni bulanmak * sersemlemek. bunalmak. bunamak. beyzade . Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . sarsı lmak. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. düş ünemez olmak. huzurunu kaçı zlı rmak. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. * Bey oğ lu. kanı tutamak. ikna etmek. tepesi atmak. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. beyni atmak * Bkz. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. uluslar arası. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm.

beyzadelik * Soyluluk. * Hamur topağ pazı ı . lan * Pamuktan. * Bezden yapı ş lmı . düz dokuma. beyzî * Yumurta biçiminde. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. oval. * Herhangi bir cins kumaş . bezmesine yol açmak. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. gudde. bı nlıvermek. ban an iş * Bez (I). rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. söbe. . bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Usanç veren. usandı ktı rmak.* Soylu kimse. nazlı kimse. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. bezdirme * Bezdirmek iş i. ziynet. lan it bezek * Süs. beze beze bezekçi . * Herhangi bir iş kullanı dokuma. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. bezdirmek * Bı rmak. çaput. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. * Özenle büyütülmüş .

bezekli. bezekleme * Bezeklemek iş i. süslenmek. dekoratif. bezekli bezeleme * Bezeğolan.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. bezeklemek * Süslemek. süs. * Gelinleri süsleyen kadı n. dekoratör. süslü. ı bezemek bezemeli * Süslü. tezyin. bezetme * Bezetmek iş i. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . . i bezelye * Baklagillerden. i * Bezenmek iş i veya durumu. tı cı bitki (Pisum sativum). * Süs. bezelemek * Hamur topağyapmak. ine * Kendini bezemek. ı bezeli * Bezeğolan. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. * Bezelemek iş i. donatmak. süslenmiş i . * Süsleme. süsletmek. bezen bezeniş bezenme * Bezek. nakkaş . * Süslemek. süslenmek. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. süsleyen ş ey. bezemek. * Bezenme işveya biçimi. tezyin etmek. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya .

* Bezmek iş konu olmak. bezek. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. usanç. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. bezir yağ ı . * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. * Süs. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezirgân * Tüccar. bezirleme * Bezirlemek iş i. . bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezmek durumuna gelinmek. bez. bezginlik * Bezgin olma durumu. ile . * Bir çocuk oyunu. ı bezleme * Bezlemek iş i. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezir yağsürmek. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. ini * Yahudilere verilen ad. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. ine * Keten tohumu. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . * Bkz.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. yorgunluk. bezginleş me * Bezginleş iş mek i.

bezginlik getirmek. çı * Bezmek iş i. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri.* Çocuğ altı bez koymak. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. * bı çaklamak. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. * Bezgin duruma gelmek. un na u bezm * İ meclisi. dost toplantı. * ameliyat etmek. keskin. bılgan. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. lı k.manifaturacı alı . an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı gibi çak * ince. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. kı * Bez dokusunda olan. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. . lan ı zlı * Jilet. bıp usanmak. bezi andı ran. * Bkz. çocuğ belemek. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet.

* Çok az (fark). ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı yarası çak onulur. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı k çaklı . bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. bı çaklamak * Bı kesmek. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. ma. dil yarası onulmaz * hakaret. çok yakı(aralı n k). kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. duruvermek. bı çaklı * Bı ı çağolan. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. çakla * bı çaklamak. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. konuş sohbet) birden bitmek. çakla * Bı yaralamak. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i.bı gibi kesilmek çak * (söz. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı .

kalaslardan daha ince tahtalar kesen. kabadayı . bılmak kı * Usanı lmak. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan .* Bı koyacak yer. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. çkı aç * Bı yapısatan kimse. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . yürekli. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. kma i . * Korkusuz. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. cesur. çkı * Kı ve tı sa knaz. ş an it * Saraç bı ı çağ . bı hane çkı * Bı evi. bış kı mak * Bı işveya biçimi. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). gözü pek. bıp usanmak kı * çok bezmek. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. . * Bı n olma durumu. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i.

usandı kması kkı k rmak. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. * Dayanamaz duruma gelmek. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. l önce. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. yumuş amak. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. . bık bık llı llı * Çok tombul. alı (kadı sa mlı n). bı ma lkı * Bı mak işveya durumu.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. bı nlıvermek. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. boz renkli. etli butlu. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. zedelenmek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. me kı bı ldama ngı . bı rmak ktı * Bı na yol açmak. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). ş . * Tekrarlanması . benekli. erimek. yurdumuzda en çok güzün. bı ntı kkı * Bı duygusu. bunalmak. usanmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. usanmak. dolgunca. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı rcı ldı n * Tavukgillerden.

yanı götürmemek. lan . * Kötü bir durumda terk etmek. * Bı rakmak iş i. i ka * Unutmak. terk etmek. * Salı verme. terk edilmek. terk. hürriyetine kavuş nı lamak. u iş * Saklamak. titremek. * Bı rakma iş i veya biçimi. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. . * Sarkı tmak. artı rmak. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. artıuğ mamak. hesaba katmasak da. meydana getirmek. * Yanı almamak. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. in unu. bı ki rak * saymasak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. ünü kası * Engel olmamak.) Kalmak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. * Sıf geçirmemek. görevlendirmek. yı * Özgürlük vermek. * (ölen. * Ayrı lmak. mütareke yapmak. eyi * Koymak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. ması sağ * Boş amak. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. ı bı lı i. kta. ateş yapmak.* Bı ldamak iş ngı i. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. nesne vb. döndürmek. korunmak için vermek. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. kes. * Bakı lmak. ayrı birinden iş i. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. ş ma karş klı rakmak.

* Ufak çocuk. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). * Balı klarda deri uzantı.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). sı * Asma gibi bitkilerde. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. nlı nı nda olan . lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. bıklı ı yı duruma gelmek. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. k bıksı yı z * Bığolmayan. klitoris. sarı tutunmaya yarayan sürgün. bıklı k yı balı * Sazangillerden. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bı rakması yol açmak.

z. biberli * İ biber katı ş çine lmı . biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. pay almamı ş . biberlemek * Biber serpmek. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. nı mavi renkli. kötü talihli. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. biber gibi yanmak * (deri. lan biber atmak * içine biber koymak.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . çiçekleri soluk en.) çok acı mak. ini mak. amansı gaddar. * Biber yetiş tirilen yer. * Acı . llı biberleme * Biberlemek iş i. * Payı olmayan. * Patlı cangillerden. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. biber gibi * çok acı . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. * Biber konulan küçük kap. * Hoş görüsüz. biber katmak. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. en * Bu bitkinin. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. na lan iş biberlik biberon . z. göz vb. zalim. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden.

bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. kaynakları bilen uzman. zarif (kı z).bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . bibliyografik * Kaynakla ilgili. bîçare olmak * çaresiz kalmak. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. k. meme baş ı . lı k. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. * Kitapsever. * Bkz. * Acız. cici bici. bibliyotekçi * Kütüphaneci. kitap düş k künlüğ ü. * Meme. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. sı * Babanıkıkardeş hala. . zavallı (kimse). biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bibliyografya * Kaynaklar. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. vazo gibi zarif küçük süs eş . n z i. bibliyografi * Bibliyografya. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). cicili bicili. zavallı çaresizlik. * Bkz. * Üslûp. kaynakça.

tutum. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. biçim biçim almak * biçimlenmek. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . yalnıbiçim üzerinde duran. döven. rası. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. hem de bağ durumuna getiren makine. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. elveriş (iş li ). bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. morfem. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. * Biçilmek iş i. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. en uygun durumunu yakalamak. formalist. ekil. ş ekillenmek. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). çoğ ek durumunda olan öge. biçerdöver * Ekin biçen. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. içeriğyeterince önemsemeden. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. belli bir biçime girmek. morfoloji. biçim * Dıgörünüşş ş . ekil. * Biçmek iş i. * Biçmek iş yapan (kimse). punduna getirmek. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. biçim bilimi * Yapı bilimi. * Özü. ş . ran. biçimlendirilme .biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. * Herhangi bir ş benzeri. ş ı ekilci. formaliteci. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. sı * Alılmıkural. ekil. * Tarz.

biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek.* Biçimlendirilmek iş i. mevzun. yakıksı k. ş eye ekillendirmek. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. hoş olmayan. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimli * Biçimi güzel olan. ş ait. * Çirkinlik. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimi bozulmak. * Ortamı uygun düş yakık alan. ş ey ekillenmek. yakıksı ş z. ş ekilsiz. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. ekillendirme. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. ekle eklî. ekillenme. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. * Kötü. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimle ilgili. biçimi bozuk. na en. ş ı * Biçime dayanan. ş formel. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. amorf. biçki yapmak .

sac. an ur. * Yabancı . baş ç. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. makine ile kesmek. * Uyanı uyumayan. bidayet * Baş lama. menş prizma. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. bîgânelik bigudi . biçtirme * Biçtirmek iş i. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Yontulmuş taş yapı ı . ı * Biçmek iş i. ı * Ekini. tı rpanla.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. * Yaylı ateş öldürmek. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. fiyat) Koymak. m iyle * (değ paha. *İ lgisiz. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. . * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. iki yı bir olan. bîdar bid'at * İ dininde Hz. * Bîgâne olma durumu. * İ sı maddeler konulan. k. * Bidon satan kimse. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). boru biçiminde küçük araç. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. er. metal veya plâstikten. otu orakla.

herhangi bir kıtlama olmaksın. deli. ayrı yapı z. * Bîkes olma durumu. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. aklı ı olmayan. bilâder ağ acı * Amerika elması . sonradan. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . baş nda * İ z.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. çaresiz. olarak. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. tam tersine. ksı m lmadan. zlı * Kimsesiz. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. bilâhare * Sonra. bilgisiz. ki kadı bikir * Kı k. günahsı z. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. tersine. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. gerçekten. z. lan . daha sonra. * Habersiz. aş n. sonraları . n ı durumu. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. umutsuz. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. süs eş . bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. * Hakkı hakkı ile. aksine. erdenlik.

rudan doğ ruya. hep . sı z. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. i. tebliğ . fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. haber verilmek. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. bilcümle * Bütün. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. bildik * Tanık. bilâvası ta * Vası z. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri.. . * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. duyurulmak. bildiri * Resmî bir makam. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. n ldı ı ı t. tebliğtebligat. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. eskiden beri. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . ihbar tazminatı ı . * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. beyanname. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. çok bilmiş olduğ anlatı unu r.-in hepsi. tebliğ . dolaysı doğ tası z.. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. araçsı aracız. bildiriş . bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. beyanname. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu.

düş ünülerek. * Aynı zamanda. ukalâ. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. bile bile * Bilerek. letiş me. * Anlatmak. * Bilgiçlik taslayan. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. i. belirsiz geçmişş . gel-ir. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. ş bilecen * Her ş bilen. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. imdiki zaman. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. kolunda altıbileziğolmak. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. bildirme * Bildirmek iş beyan. * Üstelik. haberleş komünikasyon. kasten. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. . eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. her ş eyi eyden anlayan. gel-ecek gibi. gelmişgel-iyor. da. isteyerek. bilecenlik * Bilecen olma durumu. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. geniş zaman. bile * Birlikte. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. bilerek aldanmıgörünme. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. dahi. de. gelecek zaman kipleri: Gel-di.* Bildirmek işveya biçimi. . ması . i bildiriş im * İ im. önceden tasarlayarak. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). ifade etmek. belirli geçmiş .

kasten. kol kuvveti. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. keskinleş tirmek. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . ı n tiğ * Güç.bilek * Elle kolun. bileş kap ik * Birleş kap. keskin duruma getirilmek. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. kalı n. mürekkep. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . mürekkep faiz. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. bilek damarı * Nabı z. basit olmayan. * Bilenmek iş i. * Bilemek iş konu olmak. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. keskin duruma getirmek. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. en fazla. aş derecede istemek. konsantre olmak. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). * Hı rslanmak. kuvvet. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. ik . bilek saati * Bileğ takı küçük saat. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. etkisini artı rmak. * Güçlendirmek. ı rı * isteyerek. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilek gücü * Kol kuvveti. ayakla bacağ birleş i bölüm. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür.

çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. me an * Bileş işveya durumu. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. * Bileş sonucu oluş cisim. biletli biletme biletmek * Bileti olan. it * Bileş iş terekküp. muhassala. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. * İ veya daha çok vektörün. bilet satmak. geometrik ki na nı toplam. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. bilet * Para ile alı konser. . terekküp etmek. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. mek i. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. sinema. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. tiyatro gibi eğ nan. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. lence yerlerine girme. * Biletmek iş i. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. * Bilemek iş yaptı ini rmak.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. * Bilet satan görevli. terkip.

malûmat. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. silindir. * Bilgili. . zağ . * Bilim. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. i * Bilezik takmıolan. lama. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. * Bilgeye yaraş (biçimde). bilezikli * Bileziğolan. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . * Bir durumu öğ renmek. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. vukuf. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. sayalı ki. vukuf. ş bilfarz * Tutalı ki.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. bilezik * Bileğ süs için takı halka. * Bilgi. bilgi kuramı * Bilginin temelini. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. vukuf. bilgi almak. bilim alanı uygulanan yöntemleri. * Mobilyaları ayak altları takı kare. * Motor pistonları yağ na. gerçekten. malûmat. açı * Kelepçe. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. hâkimane. m m i. epistemoloji. dikdörtgen. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. malûmat. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . inin i * İolarak. cı ı k. iyi ahlâklı . lmı . hikmet. bilgi toplamak . * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. iş ş edinerek. sempozyum. olgun ve örnek (kimse). soğ utma. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. hakim. nsan nı i * Öğ renme. söz geliş diyelim ki. malûmat.

u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. öğ renmek. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). kompüter. bildirerek. sofizm. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. * Bilgine yakır. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgin geçinmek. bilgin tavrı bilgin gibi. ş ı nda. bir yapısonuçlandı elektronik araç. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. haberli. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. yapı sı mühendisi. * Bilerek. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. . haberdar etmek. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. bilgili geçinen kimse. * Bilgili kimse. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. bilgilik * Ansiklopedi. âlim. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. * Bilgin olma durumu. bilgici * Sofist. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. elektronik beyin. * Bilgisayar programcı. malûmatlı . bilgili * Bilgi sahibi olan. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. safsatacı lı k.

bilhassa * Hele. malûmatsı cahil. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. . bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . âlim. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. z. en çok. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. cehalet. rı bilim kadı nı * Bkz. rmak karı * Bilen. bilerek ve isteyerek. malûmat. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. bilimci bilimcilik * Bilginin. bilime uymaz. baş özellikle.* Bilgisayara geçirmek. ta. tı süreci. * Bilgi. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. ilim. ilkelerini. gayriilmî. bilgin. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. ilimcilik. biyonik. her ş eyden önce. roman vb. mahsus. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. z bilimsel * Bilgin. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilim adamı .

temel görüş . ilmî. bilinçlendirmek . bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. n * Dimağ . nanabileceğ savunan felsefe akı . ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . * Temel bilgi. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. bilime dayanan. bilinç kaybı * Hafı yitimi. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilincine varmak * anlamak. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . Marxçı lı k. * İ ruhunun. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek.* Bilimle ilgili. bilimsiz * Bilime. uur. ş ve nlı uur. kavramak. ş rı i uuraltı tahteşuur. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini.

ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). . bilinmeyen * Değ belli olmayan. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. lâedri. bilindik * Bilinen. bilinmeyen (nicelik). * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. bilinçle yapı lmayan. * Nesne.* Bilinçli duruma getirmek. agnostik. 'nı inin ini ini reti. ş k uurluluk. eri * Bilinmek iş i. ş inin nda uurlu. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. ş uursuz. bilinçle yapı ş lan. kulu. * Eleş tirmeli bir biçimde. malûm. kuş meçhul. ş uursuz. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. anlaş ine ı lmak. uurlu. * Nesne. ş lere ı k uursuzluk. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). agnostisizm. bilinmedik * Bilinmeyen. ş uurlanmak. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. * Belli olmaz. * Bilinci olmayan. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinçli * Bilinci olan. muğ güç lâk. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. bilindik. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. bilinmedik. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. öğ renilmek. kendi etkinliğ farkı olan. meçhul. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. ş uursuzluk.

* Biliş alanı uzman kiş im nda i. lı mak.bilir * "Anlar". ş biliş im * Teknik. ehlivukuf. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. bilip bilmediğ göz önüne almadan. cahil. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. ehlihibre. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. bilistifade * Yararlanarak. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . * Öğ renmek. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. ehlihibre. cahillik. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. tanık. dost. "sayar". * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. mak. kristal. sibernitik. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. vukuf. uzman. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. eksper. informatik. ehlivukuf. * Billûrdan yapı ş lmı . biliş * Canlın. * Biliş iş mek i. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. kları * Duru ve temiz kesme cam. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. . nı n ğ ı kin * Bildik. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. biliş ağ im ı * Teknik. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi.

* Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. billûr gibi * çok duru. kristalleş mek. ey. göğ üs). ı tı * Bilmek iş i. eyi nda . lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. * Bol ıklı rı rı ş . ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. * (ses için) pürüzsüz. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. ran. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. ı l * Billûra benzeyen. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . netlik kazanmak. irisin arkası mercek görevini yapan. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. gerdan. kristalleş me. ı lı mamak. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. çok temiz (su). koloit karş . billûru andı kristaloit. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. bilmeden * bilmeyerek. anlamı bir söz. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. pıl pı parlayan (yer). billûr cisim * Gözde. billûr gibi.* Koç yumurtası . bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. muamma. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * sonucun ne olacağ kestiremeden. billûrî * Billûra benzer. * Bilinmeyen ş muamma. billûr durumunda yoğ unlaş mak. * Belirgin duruma gelmek. ündeki saydam cisim.

i eyi ka ş . * Sorumlu tutmak. hatı rbilmez. bilmezlikten gelmek. tecahülüarifane. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. teçhil etmek. nasıne) l. bilmezlemek * Bir kimseyi. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. tecahül etmek. * Bazen "iş gelmek". eyi * Bkz. bir ş bilmez göstermek. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. * Sanmak. bilmezlik. bilmemezlik * Bilememe durumu. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilgiçlik taslayan. rlamak. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. mı * Tanı hatı mak. çok bilmiş . n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. kim. var saymak. sizlere de. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilmezlik * Bilmez olma durumu. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". irketler arası bilgi satma. nda im. farz etmek. bilgileş bencmarking. ş bilmünasebe * Sı gelince. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. cehalet. sı düş rası rası ünce. bilmez * Anlamaz. elinden gelmek. size de. bilmukabele * Karş klı ı olarak. bilmiş * Her ş bilir geçinen. . *İ nanmak. i. bilsat * Kuruluş ş lar. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. * Saymak. * Anlamak. ş ma. kavramaz. karşk olarak. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de.

bilyeli * Bilyesi olan. doğ lı ile. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. * Taş . . bin derde deva * pek çok işyarayan. M. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. çı * her iş baş e. olacak bir kimse gerekir. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. her sıntı gideren. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. bin can ile * çok isteyerek. man * Milyar. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. küçük yuvarlak. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. ünce iş bin kat * Pek çok. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. sürekli olarak düş değ tirmek. * (birinin) Aracı ı araçla. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. toprak. 1000. ğ rudan doğ olmayarak.. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. eyi bin bir * Pek çok. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. gönülden. dil dökmek. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. bin piş olmak man * çok piş olmak. rmak bin iş bir baş çi. çok sayı da. misket.. dolaylı ruya . ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. bilyon bin * On kere yüz. -in hepsi. çoğ unlukla çelikten. bilyeli yatak * Bisiklet. kamu. öğ ütlerden çok daha etkilidir. kı yaslanmayacak ölçüde. . hep. maden.

bunun için. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bina etmek * yapmak. dayamak. bindi * Destek. i * Dayanarak. -den ötürü. kendi eliyle yok etmek. rma. . * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. binaenaleyh * Bundan dolayı . i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. . bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. bundan ötürü. bindirim * Fiyat artı zam.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. . inş etmek. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. * Çatı . olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. hamil. bin zahmetle * çok zor. ünce binaen * -den dolayı . bînamaz binbaş ı * Bkz. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . bunun üzerine. yapmak. beynamaz. kurmak. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. -diğiçin. bina * Yapı . büyük zorlukla. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi.

dolap gibi ş eylerin. ndan ka ı ta * Eklemek. bini çı ta. ahş parçaların durumu. * Kapı . bini bir paraya * pek çok ve ucuz. her defası bini bir arada olarak. * Binmek işyapı i lmak. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. biner bingi her biri. basit mekanizmalı kilit. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. binek atı * Sadece binmek. binmeye yarayan. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. lan * Binilmek iş i. kiremit. katmak. * Ata binme ustalı. lan. binmesini sağ lamak. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. * pek çok yapı pek çok olan. lmış * Üzerine binilen. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. nda bininci * Bin sayınısı sı .bindirme * Bindirmek iş i. oturtmak veya içine yerleş tirmek. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . binici * Binen. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. her birine bin. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. * Ata iyi binen kimse. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı .

* Binmek iş i. binek hayvanı Kullanmak. * Hamur durumundaki ekmeklerin. gözü pek. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. mek * İ parçadan biri. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. fına atı rı lmadan önce. katı lmak. nihayet. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. pla biomekanik * Biyoloji. * Atlı alayda giyilen giysi. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. * Sonuç olarak. uçak. binek atı . öbürünün üstünde olmak. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. * Üstüne binilen hayvan. u * Birçok bin. pek çok.biniş * Binmek işveya biçimi. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. vapur. . i * Atlı alay. korkusuz. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. * Biniş durumu. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. sakı nmaz. ş ı lan bîperva * Çekinmez. otomobil gibi bir taş yer almak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. ı tta * (bisiklet motosiklet. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. * Fiyat artmak. * Eklenmek.

* Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet.. hem. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . I. ş * Pek çok. korkmadan. olabildiğkadar tez. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. birlikte. i bir ara * Kı bir süre.. te * Odun. * Birleş ik. fazla. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. bir * Sayı n ilki. yalnı z.. bir (veya bir de) * hem .* Çekinmeden. hep birden. bir * Ortaklaşolan. yanı kimse bulunmadan. pek çok. * Birçok. bir araba bir arada . rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. ğ ı * Tek. * Toplu bir durumda. * Eşaynı boyda. . * Sadece. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. bir fincan kahvenin kı yı rı r. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. it. bir an önce * Bir ara. toplu olarak.. onunla övünülmemelidir. müş a terek. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. z nda * baş birinin yardı olmaksın. er. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. ka mı zı bir . bir sürü. yı * Bu sayı kadar olan. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. mları z. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. beraberce.. sa * Geçmiş bir zaman. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r.. * Ancak. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. .

kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. . bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. buluş mak. çok az. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. u na. tam tamı eksiksiz. ayrı . bir baş ı na * Tek baş ı na. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. küçük bir sorunu büyütmek. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. * Az. * Bkz. ayrı * Olduğ gibi.bir aralı k * Bir ara. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. hepyek. sa bir baba dokuz evlâdı besler. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. bir bir bir bir * Birer birer. ka le. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. çok yaş ş lanmıolmak. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir araya getirmek * toplamak. nı nına bir ben.

bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çift söz * Bir iki söz. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. * Hele. ş ş larla bir daha * bir kez daha. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. yanlıdavranı bozmak. bir boyda * Boyları it. * hiçbir zaman. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak.bir boy * Bir kez. bir çift * Bir takı m. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . * Biraz. baş baş tan a. çabucak. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. ünce iş bir damla . ş ta. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir iki. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey).

* "ilk önce". * Bir kereye özgü olan. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir dirhem * Çok az. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir deli kuyuya bir taş atar. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. bir de * ve olana katarak. ğ ı . bir don bir gömlek * yarı plak. tutarsıkonuş z mak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir kereye özgü olarak. mek bir dolu * Birçok. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. * (çocuk için) Çok küçük. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. fazladan. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir.* Çok az. birazcı k. . bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. bir defada * ara vermeksizin.

ladı ı karla bir elmanıyarı o. bir gecelik * Bir gece için. bir geceye ait. ü i. bir evcikli * Mır. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. akrabalar eğ lenmemelidir. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. tek hücreli. ceviz. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. i . fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r.bir düziye * Sürekli olarak. * bir merkezden. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). bir gece içinde olup biten. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar.

k * huyu değ mek. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. tek tür. kı da sürse çekici ve güzeldir. bir gözeli. bir atıta. usanmak. ölmek. bir da. iğ ipliğ dönmek. fenalıgelmek. m. garip. bir hamlede * Çabucak. düş bir kalem * Bir an için. a sa bir güzel * Çok iyi. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. hiçbir zaman. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. i bir hücreli * Bkz. bir hoş olmak *şı aş rmak. iyice. benzer. duraksamadan. kötü bir durum karş nda söylenir. * Aynı . biraz. ı esizliğolmak.bir günden bir güne * hiç. çok az sayı birkaç kez. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. iş * kazaya uğ ramak. bezmek. lı ş bir hayli * Epey. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. * hüzünlenmek. . . çok. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz.

arak. bir defa. * Çok az. sa bir karı bir koca. belli durumunu değtirmeden. bir karı ş * Çok kı sa. i rda bir kere * Aslı nda. bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. ancak bir kiş kı olur. ama o.bir kalem geçmek * boş vermek. * Bir kez. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. z ur. * bir karı kocanıçocukların. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. bir an için göz ardı etmek. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. a a. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. bir kı bin kişister. bir kalemde * birden ve toptan. patı . . telâş rtı olmak. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. uyuş bağ mak. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. mak.

bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. birçok yerlere. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. nan * Çok küçük (çocuk). bir nice * Bir hayli. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. derviş geçinmeyi anlatı çe r. . işyaramaz bir duruma düş e ürmek. azık. belli oranda. bir örnek * Aynı biçimde olan. iş birliğyapmak. bir parça. bir numara * Tek. birinci. i bir ölçüde * Biraz.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. bir numaralı * Birinci. bir katı misli. çok az. bir parça * Biraz. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. değ olmamak. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. bir nebze * Çok az. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. bir bu yana * rastgele. baş gelen. çeş yönlere. itli bir olmak * bir araya gelmek. birçok. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir bir o yana. yeknesak. m . bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. biriktirmek.

bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. z kalmaz. yekten. bir sı n çekirge. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. lı r k * ölmek. lı z bir sı ra * Üst üste. inden. * belirtmek. ardı na. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. çarçabuk. çok kı bir sürede. birden fenalıgelmek. durumu. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. hemen. sa inde bir tahtada * bir defada. gereğgibi söyledi. ifade etmek. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. ardı bir solukta * Çabucak. da. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. yarı akı. tutumu değmek. bir ş söylemek ey * konuş mak. iş * bayı gibi olmak. kı kesmek gerektiğ söylenir. anlatmak. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. bir tahtası eksik * akı eksik. istediğ biçimde davranım. değ erlendirmede yanı lmak. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu.* istediğ yere gider. iki sı n çekirge. lca m llı bir tane . yeni huylar edinmek. bir ş eyler.

unu * hiçbir biçimde. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir torba kemik * çok zayı f. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. artı . llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r.. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. kuvvete yükseltme. hem . nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. lmazsa. hem. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. eş görmek. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. eskiden. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. bir yana * -den baş sayı ka. hiçbir yolla. bir tanem * Sevgi sözü. eyle ı laş . benimsememek. ertelemek. yegâne. vaktiyle. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bölme. hariç tutulursa. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. bir temiz * Adamakı.* Biricik. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek.. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme.

* Pek az. * "Yahu. * Bira yapma ve satma iş i. çok değ il. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. birazdan biracı lı k birader birazcı k . n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. biraz. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. p * Çok bira içen (kimse). il. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. pek çok. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. * Erkek kardeş . * Az miktarda. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. vaktiyle. eskiden. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. dost. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. eskiden. erini bir yol * Bir kez. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. * Belirli bir süre. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. arpa suyu. bir sürü. çok az. ş . * Masonları birbirlerine verdikleri ad. nda.bir yın ğ ı * birçok. biraz * Kı bir süre için.

zı * Birlikte. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. * (iplik vb. ağ birliğyapmak. monizm. sayı belirsiz. birbirine girmek * kavga etmek. birazı * Bir parça. mak. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. * karı ş mak. tutarsı z. müteaddit. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. * Tekçi. birbirine kötülük etmek. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. monist. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. birbirine düş mek * araları lmak. hepsi bir arada. bir olayda sözleş gibi. birbirine katmak * araları açmak. öteki de onu. olay çı nı nı karmak. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. beraberce. lı * Biri diğ erinin yanı ra. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. araları bozmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. na.* Az sonra. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. * Tekçilik. * Ansın. birdenbire . araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. sı * Bir defada. hemencecik. bir hayli. dövüş mek. birçok birden * Oldukça çok.

n kları bire . * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. nohut. bireysel duruma. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. sı . bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi.. uygun. na. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. nedenden etkiye. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. abartmak. n i im ontogenez. sentez. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. vermek * (buğ arpa. fert. soy oluş ı karş . birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. fasulye gibi ürünler için) toprak. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. sentetik. sentez. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. an. beklenmedik bir sı zı rada. duygusal. k. bire bin katmak * çok abartmak. hemencecik. kullanı tohumun belli bir katı day. küllîden cüz'îye. bire beş katmak * eklemek. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. lan kadar ürün vermek. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. narak yapı eş lan leme. birebir * Etkisi kesin olan.* Ansın. * Yalı karmaş olana. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. im . bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . miktar. *İ stenildiğgibi. terkip. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun.. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. * Bu biçimde oluş bütün. her birer birer * Her biri ayrı olarak. bire bin katmak. fert. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek.

tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. . u biri yer biri bakar. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. genele değ de. ferdiyet. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. * Eş benzeri. ferdiyet. yegâne. ran * Bireyle ilgili olan. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. ikincisi olmayan ve çok sevilen. ünü r. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. * Bilinmeyen bir kimse. ferdiyetçilik. birice biricik * En fazla. tek. politikalarıgenel adı n . bireysellik * Birey olma olgusu. il yan . individüalizm. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. ferdî. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. bireysel olarak göz önüne almak. iyi ran biri * Bir tanesi. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında.bireyci * Kişhakları savunan. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. baş kaları ayı ndan rmak. * Bütüne. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. i nı * Bireycilikten yana olan. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. özelliklerin. bireye. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. individüalizm. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. ferdiyetçi. bireye özgü olan. mesinden. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. i. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . kendine özgü olan ş eylerin. tek.

birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. birincası f . p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. * Öğ renme. vahit. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birileri birim * Bazı kimseler.birikim * Birikme. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . bir araya gelmek. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. koleksiyon yapmak. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. oluş turduğ yapı u içinde. birikme * Toplanı yılma. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. taki * Dilin. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. ölçülü kullanarak artı rmak. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. * Bir ş parayı eyi. biriktirim * Biriktirme. ünite. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. ünite. p ğ ı * Gözlemler. birikiş mek * Bir yere toplanmak. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. bir yerde toplanıyılma. tasarruf etmek. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. i.

sın ra fatı * Zaman. lan birinci * Bir sayınısı sı . i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. az sayı az. birkaç kiş herhangi biri. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. birincil grup *İ çten. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. sıf. temel. vapur. arası birinci olmak * baş gelmek. birisi * Bilinmeyen bir kimse. orun. da. ta birinci orun * (tren. 'nı ini . birincilik * Birinci olma durumu.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. uçak vb. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. rası * (ulaş araçları Mevki. onu denetim altı bulundurmak. birinci zar * Yemiş derisi. ana. tek duruma getirme. esas. * Tanrı n birliğ dile getirme. hekimlikte kullanı bir bitki. ı k llı ı . susturmak. birincivası f * Birleş ikgillerden. yer. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. rada. rada. tevhit. * Bir etme. birisinden biri * içlerinden biri. önde gelmek. meyve dı. dıkabuk. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. samimî. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan.) Birinci mevki. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik.

birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). inikat. zikretmek. ses türemesi. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . tek duruma getirmek. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. i birleş ilmek * Birleş iş lmak.). bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). kaptı . birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. bir araya gelinmek. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. . * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . lan da dan ru nı u * Birbirini kesen.birlemek * Bir etmek. hasta olmak. * Bir araya gelmişbirleş olan. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). hissetmek (< hiss etmek). birleş im * Birleş iş mek i. müttehit. * Tanrı n birliğ dile getirmek. bakakalmak. birleş değ me eri birleş me . en ru. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. kelime türünün değmesi. tedavi etmek gibi. bir noktada kesiş (doğ yay). i n * Birleş iş mek i. kaybolmak. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . birleş kelime ik * Ses düş mesi. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. kaçtı kaçtı gibi. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . sim mı ı p en hissetmek. buluş mek i yapı ulmak. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. başehir.

. i n * En büyük değ erdeki nota. bazı u r i . halüsinasyon. muş * Birleş . iken * Buluş bir araya gelmek. * Bir taneden oluş . te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. kimi. * Uzlaş mayı layan. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. görüş olmak. dört dörtlük. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. as. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. birliktelik * Birlikte olma durumu. * Kaynaş mak. nda. miş * Bağlı benzerlik. birli birlik *İ skambil.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . beraberce. * Sanrı . * Askerlikte bölük. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. vahdet. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. ı yan ı t * Tek. birlikte * Bir arada. alay gibi bir bütün sayı topluluk. mak. * Uyuş aynı mak. bağ . bir olma durumu. * Yanı beraberinde. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. vahdaniyet. lı k. bir tane alabilen. vahdet. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. bir arada olma durumu. * Cinsel iliş bulunmak. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. tabur.

bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. lan * Bisiklet satma. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. tatlı ekmek türü. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. onarma iş i. süt. bisküvi * Un. belirten söz. çifttekerci. çok küçük. in ı t. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bit kadar bit otu * en küçük. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . ş veya tuzla yapı ince. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. gevrek kuru pasta türü. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. küçük lokanta. çifttekercilik. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. k lan * İ kahve. bistro bisturi * Neş ter. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. * Sı racagillerden. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. bisikletli * Bisikleti olan. * Yayıdövmede kullanı araç. en ufak. çkili .

* Durumu kötü. z. yorgun. kuş bîtap * Bitkin. nihayet. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. nı rı p * Bitirilmek durumu. sürekli olarak. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. bîtap düş mek * çok yorulmak. dolaş ş ı ı k. flora. fena. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. bitey * Bitki örtüsü.ekli. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. * Bkz. * Bitik olma durumu. namütenahi. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. mümbit. * Yapık. bitiklik bitim * Bitmek iş i. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . sonlu. ine . biteviye. yorgun düş mek. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. bîtaraf * Yansı tarafsı z. münteha. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. * Son. sırlandılı belirlenmeyen. verimli (toprak).* Bitlere karşkullanı bir madde. yansı davranı z zca ş . bitimli * Sonu olan. in ş .

açı kgöz.bitirim * Çok hoş giden (kimse. kahve. tüketmek. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. * Yan. barbut oynatan kimse. mezuniyet. komş u. tamamlamak. nlaş ş * Yandaki ev. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). * Güçsüz düş ürmek. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. çok beğ enilen. a * Barbut oynatı yer. * Bilgili. sona erme. lan * Yaman. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. ken * Bitiş olma durumu. zeki. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). mahvetmek. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. bitirimhane * Kumar oynanan yer. yandaki. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. bitiş * Bitmek işveya biçimi.sona erdirmek. bitkin duruma getirmek. yormak. i. yer). sonuçlandı rmak. bitirme * Bitirmek işitmam. kumarhane. bitme. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. iltisakî. bitirim yeri * Kumarhane. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. kumarhane. eklerle türetilen dil. * Onulmaz duruma getirmek. . ik * Bitiş ken. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu.

bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. botanikçi. kı z böceğ ağ biti. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. mek i. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitey. nebat. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. ot. rı * Bitki yetiş kimse.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. botanik. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. flora. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitkiyi andır. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. yosun. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. aç . bitkin . çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitkimsi * Bitkiye benzer. bitki bilimi uzmanı raş . nı ktan ğ ı sona eren. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı .

. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. bitkisel * Bitki ile ilgili. * Sona ermek. bayı lmak. * Bitlenmek iş i. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. bitli kokuş * üstü başkirli. mı bitli * Üstünde bit bulunan. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. * Çok yorulmak. * Bitki. çok zayı flamak. nebatî. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitki cinsinden olan. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. saç gibi ş için. * Çok sevmek. bitkiden elde edilen. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. çıp yetiş eyler kı mek. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. çok yorgun. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. bitme bitmek * Bitmek iş i. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . beğ enmek. * Kendi bitlerini ayı klamak. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. güçsüz kalmak.* Gücü tükenmiş olan. ayan böcek takı . yağnar. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. * Birinin bitlerini ayı klamak. * Tükenmek. tüy. * Cimri. bitkinlik * Bitkin olma durumu. pirinç.

sonu gelmeyen. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. lan. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. eksilmemek. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . küçük hareketli çubuk. al ile. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. li. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. * Makinelerde. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. kömür tozundan briket yapı nda nda. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . kol. yoğ u n. bir ucu pistona. biyesi olan. alev ve koyu duman çı kararak yanan. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. uçsuz bucaksı z. * Biyesi olmayan. * Genellikle giysinin yaka. ı t ları mı vb. bitüm * Keskin bir koku. * Bir çeş ardırakı. varlı n i . tabiatı tabiî. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. * Doğ olarak. it ç sı * Acı çikolata. sı . *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. elbette. bitümleme * Bitümlemek iş i. t . etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit.* bir türlü sonu gelmemek. biye geçirilmemiş olan. vefası lı z.

* Biyoloji ile ilgili. ayıevrelerini inceleyen bilim. biyoloji uzmanı raş . biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. me. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyolojik fizik. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. tercüme-i hâl. dirim bilimsel. * Hayat hikâyesi. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. n biyografik * Biyografi ile ilgili. dirimsel. .biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. dirim bilimi. * Dirim kurgu. gübre gazı cı . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. hâl tercümesi. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi.

özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. biz araç.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. . onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. ş (Acipenser nudiventris). * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. usandı rmak. it * Çoğ birinci kişzamiri. na m . * Bize göre. değ biz bize * Yalnıbiz. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. aramı yabancı kimse olmaksın. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). * birbirimizi çok yakı tanız. özünden. ı bîzar * Tedirgin. bizar etmek * tedirgin etmek. bizim gelin bizden kaçar. yardı eder. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. kendisi. * Bir çeş kara renkli mika. bizcileyin * Bizim gibi. ul i * Resmî konuş mada. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. kendinden. usanmı bezginlik getirmiş ş . bezmiş . bı kmak. akrabamıbaş nı z. z kaları rahatça içtenlikle. lmı . aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . bizar olmak * usanmak. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. tı ğ . bizatihi bizce * Kendiliğ inden. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?.

Kı rı bir saltması Bi. * Hareketine engel olma. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. morulâ. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. * Kadı n kocaları nları ndan. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. .8 olan. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. * Ucu çivili değ nek. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. kendisi.3° C de eriyen. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar.bizimki * Bizim olan. 271. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. atom ağ ğ209 olan. hareketini durdurma. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. * kapatmak. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. bizimle ilgili olan. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. u zı msı kılgan ve katı element. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. bir bütün oluş turan. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. blokaj * Bloke etmek iş i. ş ahsen. * Bizlemek iş i. * Voleybolda. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. ayan * Kocaman ve ağ kitle. ş ı bizon bizzat * Kendi. durdurmak. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. bloklaş ma . kılı beyaz renkli. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken.

r. * Fotoğ filmi rulosu. bağ sı k. güçlü bir yı (Boa constrictor). boalar bobin * Sürüngenler sıfın. zehirsiz. mın * Makara. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. kaba pamuklu kumaş lan . bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. boyun kürkü. bağ sı lantız. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). çok iri. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. knatı kuş ı ka boca . ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. bloksuzluk * Bloksuz davranma. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. tan lan n * Boagillerden. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. * Bu kumaş yapı (giysi). yı nını lanlar takı nıbir bölümü. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu.* Bloklaş iş mak i.

* Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. ne yapacağ bilememek. orsa veya rüzgâr üstü karş . nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. dökmek. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. kararsıolmak. bocalama * Bocalamak iş i. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. ileri sürmek. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. baş taraftan. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. . genellikle güneş görmeyen (oda). rüzgâr üstü.* Geminin rüzgâr almayan yanı . sa'nı um * Domuz. poca. bodoslamak * Açı klamak. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bodoslamadan * Ön taraftan. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. belirtmek.

zlı ğ ı * çok güçlü görünen. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu.bodur kalmak * boyu uzamamak. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). \343 Zodyak. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). * geliş memek. . a aya boğ ası * İ bez. astar. * Anjin. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. bora. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. nce * Sağ anak. * Damı k erkek sır. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. bodurluk * Bodur olma durumu.

boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. raş * yemek piş irme. iltihaplanmak. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. na. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. iaş e. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. imik. * Yeme içme. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. . boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. eyler boğ kurumak azı * çok susamak.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. azı rı * imrenmekten boğ şmek. boğ olmak az * boğ ağmak. boğ derdi az * geçim için uğ ma. * Yedirip içirme yükümü. * Ş e. boğ ola az * "afiyet olsun. derbent. n. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. hazı rlama sıntı . keleye çekmek. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz.

gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. aş ölçüde. kan dökerek öldürmek. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. boğ na kadar azı * pek çok. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. sesi çı kmamak. ine. . kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. sıntı kı vermek. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. lüzumundan fazla. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. boğ ndan * Gaddarca. iş kesilmek.

i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. iş z. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. boğ mak * Bir canlı. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. * İ dut. azı * Çok az yemek yiyen. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. ş maz . boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. * Silik bir duruma getirmek. sarmak. yla * Peş e yapmak. ktan tı yla elde edilen. yı na * El. t. iş . boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. bastı rmak. * Tamamı kaplamak. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. azı * Çok yemek yiyen. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. yemek isteğçok olan. boğ azlı * Boğ olan.

* Çok sı sıntı cak. * Bunaltmak. * (renkler için) Uygun düş memek. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. kık kık. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. ş . boğ maklı * Boğ makları olan. ma i * Solunumu güçleş tiren. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. boğ mak * Boğ yeri. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. * Geliş mesine engel olmak. . boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. mak ine * Havası ktan ölmek. kıklaş uk sı mak. boğ bir biçimde. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. * Kılmı(ses). zlı * Bunalmak. . um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. boğ ucu * Boğ özelliğolan. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. kı veren.

boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. çı mahreç. um mak. . * Sınt ı kapalı kı lı . donuk. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. e i. ıı lı boğ unuk * Kık. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. ı z itli rayarak ses olarak çı . eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. * İ ip kakı tiş ş mak. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. eyler e . ihtikar. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. * Boğ mak iş uş i. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. bohçalama * Bohçalamak iş i. boğ sı uk. * Ufak ve seçme tütün dengi. telâffuz. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. umu * Zor soluk alma. ı luğ z tuğ n kak. dövüş mek. * Sınt ı kı .

can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. her işkarı e e ş an. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . kara çalmak. ayı ı veya topluluk). eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. tiksinilen. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. çok berbat. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. boklama * Boklamak iş i. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. güzel görünür. bok canı olsun na * bılan. berbat etmek. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. . ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. iş son vermek. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. * Güç durum. bok * Dı . i bok püsür * hoşgitmeyen. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok atmak * (birine) leke sürmek. burnunu sokmaması gerekir. i. z.* kendi isteğ ayrı iyle lmak.

boklaş ma * Boklaş durumu. u una. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. bol . pislenmek. boku bokuna * boş boş yok yere. dar karş . * Korindon. i er bokunu çı karmak * bok etmek. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. yararsı z. * Pislik. derme çatma. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. pis. lan ü. yumruk oyuncusu. boktan * temelsiz. kı ı. boklu bokluk * Boku olan. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. her ş öfkelenir olmak. ş arap. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. * Kötü durum. boksör * Boks oynayan kimse. i) boklanma * Boklanmak durumu. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu.

ndan bollanma * Bol duruma gelme. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak.bol bol * Fazla. zenginlik. * Bu dansımüziğ n i. eli açı zengin gönüllü. . * Bolarmak iş i veya durumu. * Bollaş mak. bol paça * Geniş paçalı . saçı apş . sıntı düş kı ya meden. bollanmak * Bol duruma gelmek. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . bol bolamat * Refah. * Oldukça geniş . bol bulamaç * Bol bol. bol keseden * bol bol. çok. ölçüsüz. bolluk. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. k. * Bolalmak iş i veya durumu. * Kı ve kolsuz kadıceketi. bolca * Oldukça çok. büyük miktarda. * Cömert. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. * Dökük. ş al. * Yahudi kadı. geniş lemek. bolarmak * Bol duruma gelmek. pek çok. çokça.

eyin u * Her ş bol olduğ (yer). bombalamak . * Her ş bol olduğ zaman. cı li. Bolş evizm * Bolş eviklik. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. nı lan bomba gibi * iyi. ş . sağ göz alı. eyin u * Fazlalı k. cı kı maddelerle doldurulmuş . çı * Bomba biçiminde. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. bollatmak * Bol duruma getirmek. türlü büyüklükte patlayı. bollatma * Bol duruma getirme. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bolometre * Iş mölçer. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). bolluk * Bol olma durumu. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. komünistlik. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. gösteriş lam. cı ateş silâh. kalıdemirden kap. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. bom bomba * Bir çeş kumar. geniş letmek. Bolş eviklik * Rusya'da XX. li * Büyük fı veya varil. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. bombalama * Bombalamak iş i.

tamamen boş . bomba atmak. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. turucu ve zehirli. bombe * Ş kin. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. * Bombalama. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. bomboş * Büsbütün. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bombalanma * Bombalanmak iş i. hekimlikte kullanı uyuş lan. ş bonbon ş ekeri * Bkz. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren.* Belli bir hedefe. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. kabarı tümsekli. kabarı k. pistonlu. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bombardı man * Topa tutma. * Ş kinlik. bonbon. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bomboz bon otu niger). çok berbat. bombok * Çok kötü. çoğ unlukla havadan. iş i. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. . bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. iş k. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. nefesli çalgı n . * Patlı cangillerden.

boncuk * Cam. boncuklanmak * Gözyaş çiy.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncuklu * Boncuğ olan. boncukla süslenmiş u . delik. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. tahta. lan. taşsedef. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncuk gibi * küçücük (göz). boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. mak. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. li . i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. vrı her it ak vb. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu.

n. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. cömertlik. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. ekilmemiş ş . atom ağ ğ10. yi * Eli açı cömert. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . süresi dolmadan. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. temiz iş ı. borani * Bor (I). * İlenmemiştaşk. mıbir * Yağ murlu. ş iddetli. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. an * İ yürekli. Kı saltması B. bora bora gibi * çok sert. sert. eli açı k.8 olan. satı büyük mağ yası lan aza.bonjur * Günaydı n. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. k. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. ndan mur . yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. süs eş oyuncak vb. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. öfkeli. eksiğ paraya çevirmek. * Uzun siyah ceketle.45 u olan basit element. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. * Bu biçimde giyinen kimse. nda * Züppece giyiniş biçimi. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . lı (toprak). bor bor * Atom sayı 5. bono * Belirli bir sürenin sonunda.

borca almak * veresiye almak. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borazancı * Borazan çalan kimse. borca girmek * borçlanmak. borca batmak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borca batmak * çok borçlu olmak. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borç harç .* Pirinçli. borç para almak. vecibe. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . . borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. ı eyi i. gerekliğ yükümlülük. * Birine karşbir ş yerine getirme. ey borç altı girmek na * borç para almak. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . * Pancar. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. * Bu boruyu çalan kimse. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borç etmek * borçlandı rmak. boru.

ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. i. medyun. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. borç edilmek. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. i borçlu ölmez. borç yapmak * borç olarak almak. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. aldı nıparası hemen vermez. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borç almıolan. borçlu duruma getirmek. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. nı . borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. verecekli. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. ş * Bir yüküm altı bulunan. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. na borçlu * Borcu olan. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. ancak hasta edecek kadar üzer. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borç ödemekle (veya vermekle). borç yemek * borçla geçinmek. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak.

* (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. arap * Bu renkte olan. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. ş tortusu rengi. n * Banyo. borda bordaya * yan yana. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. borda etmek * yandan yanaş mak. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. asit borik. kı . tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad.borçsuz * Borcu olmayan. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. ru lanan halat. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. rmı. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. beyaz. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. lmıgiyecek. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. . * Etkisi az. k. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. sedef görünümde bir madde. geniş sa kollu bir üstlük.

açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. küçümsenecek. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. lan . borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. uçları k. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. alıp satı hisse senedi. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. borazan. uzun ve dar silindir. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. boru hattı * Borç (II). borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. içi boş ka vı . önem verilmeyecek ş değ ey il. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. erli ı t. .borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. * Tatula.

yüreksiz. lan boru mengenesi * Kesme. karpuz tarlası . lan * Borusu olan. borucu * Boru yapısatan kimse. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. boru gibi uzun su kabağ ı . boru kabağ ı * Boğ umsuz. * Sebze bahçesi. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. * Kavun. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. bostan bozuntusu * Korkak. işyaramaz adam. boylu boslu. en. * Bkz. borumsu * Boru biçiminde olan. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. yetkisi olmak. kı landı ı boru yolu * Petrolü. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. boy bos. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. p * Boru montajı çalı kimse. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. payplayn. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan .* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. lan bostan korkuluğ u .

* Yapı iş lacak i olmayan. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. ey * İsiz. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. iri ve yuvarlak bir patlı türü. görev). raş * Bostancın görevi. bir kazançla çı ten kmak. ş * Bir iş yaramayan. bostan patlı canı * Az çekirdekli. ilen . n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. * Verimsiz. z boş ür böğ * Bkz. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. * Görevlisi olmayan (iş . z. e * Bilgisiz. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. sonuç vermemek. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. boş kalmak. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. . m * iş bı siz rakmamak. münhal. * Anlamsı z. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. li boş *İ çinde. boş rakmamak bı * (para. böğ ür.

raşolmamak.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. boş söz * Bir düş anlatmayan. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. * iş kalmak. mahrum etmek. boş koymak * yoksun bı rakmak. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. boş i anmak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. verimsiz. dipsiz kile boş ambar. . ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. dar. batı l itikat. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. boş lâf * Gereksiz. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. çalı siz ş mamak. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. bilgisine dayanarak anlatmak. sı i anma kâğ . ey boş durmak * iş kalmak. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. biçimci inanma. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. boş kafalı * akı z veya bilgisiz.

boş gitmek a * (harcanan emek. boş almak * Boş duruma gelmek. ey * Dı ya akmak. * Derdini birine açarak ferahlama. boş vermek * aldı rmamak. para) hiçbir iş yaramamak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. * Boş m. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. arj. * Derdini. boş koysan dolmaz. inhilâl etmek. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. dökülmek. ş arı * Gevş emek. i. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. içinde bir ş kalmamak. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. hava boş n boş altma makinesi. boş yere * Boş una. boş m alı * Boş almak iş deş i. açı lmak. rölântiye almak. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. nı boş çı a kmak * (umut. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. ine boş m altı . boş alma * Boş almak iş inhilâl. deş olmak. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. rahatlama. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. gerçekleş memek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç.

* Sı lmak kurtulmak. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n.* Boş altmak iş i. nı * Çok ağ lamak. . yrı boş atma * Boş atmak iş i. yakı nmaları anlatmak. boş ama * Boş amak iş i. tükürük. aile kisini kesmek. * Derdini dökmek. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . boca etmek. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. arı * Dertlerini. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. açmak. boş altma * Boş altmak iş i. * (hayvan) Başğ lından. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. ndaki idrarı ve ter. * Kusmak. boş anma * Boş anmak iş i. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. * Gevş etmek. ifrağ ları ş arı lması . boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * Dökmek.

boş tulumbası luk * Bkz. boş z yere. boş lamak * Bı rakmak. siz boş boş u una * Gereksiz yere. lgi boş luk * Oyuk. * İ göstermemek. boş una. i. düş üncesiz konuş mak. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. * Yerli yersiz konuş (kimse). ablak yüzlü güzel. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boş una * gereksiz. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. nak boş gezmek ta * iş olmak. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. ndan n * Boş naklara özgü olan. ş * Kesinti. * Boş geçen süre. yoksunluk duygusu.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. kapanmamıyer. geveze. ihmal etmek. boş altaç. kopukluk. yersiz. al yanaklı saçlı . boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. * Eksiklik. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. sı r saklayamayan. siz boş kalmak ta * iş kalmak. beyhude. * Yetersizlik. Boş güzeli nak * Sarı . vakum. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. . yararsıyere. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. Boş naklarla ilgili olan. çukur. boş lama * Boş lamak iş ihmal. nafile.

beyhude. boylanmak. yararsıyere. * Uzaklı k. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . * Kumaş ölçü. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. gereksiz. lmıküçük sandal. botanikçi boy * Bitki bilimci. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. deniz kısı yı. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. nafile. tevekkeli. ı rmak. * Uzun konçlu. sı mı * Geçerlilik. z * Küçük gemi. kapalı ayakkabı . k. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. gusül. geliş mek. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. * Bir yüzeyde. boy * Ortak bir atadan türediklerine. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. değ er. kabile. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş .boş una bot * Boş yere. boylanmak. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. * Yol. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. * Destan. * Bitki bilimi. itli . klân. ı tı * Uzunluk. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. için * Süre. boy atmak * boyu uzamak. nebatat.

boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. makyaj yapmak.50 cm uzunluğ e unda menteş e. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. ini * büyümek. sürmek) * boyamak. boy vermemek * sıolmak. boya vurmak (veya çekmek. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boya çekmek * boyuna büyümek. boy otu * Baklagillerden. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boy bos. lan * Aldatı görünüş cı .75-3. * gösteriş yapmak. boyacı . * Yazmak için kullanı mürekkep. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. uzamak. boya kullanmak * boyanmak. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. çiçekleri mavi. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . ş yanı lan * Renk. ğ boya * Renk vermek. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boy pos * Bkz. sarı beyaz renkli. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). (su) insan boyunu geçmemek.boy göstermek * görünmek.

ı boyahane * Boya iş yapı yer. boyama * Boyamak iş i. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. makyajlı n ş . * Boyacın yaptı iş nı ğ . ğ * Boya satı dükkân. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. ş rı ş . boyalanmak * Boya sürülmek. * Renkli yazma veya mendil. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. * Renkli. aş ı ı r ağ lamak. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. boyana * Boyna. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. leri lan boyalama * Boyalamak iş i.* Boya satan kimse. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyalanma * Boyalanmak durumu. lı meslek edinen kimse. boyanma . * Boyama iş boyacı ı ini. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. rarak * Ağ söz söylemek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap.

boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Akran. Rusya'da soylulara verilen unvan. boya sürdürmek. * Bekâr. * Kendi kendini boyamak. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. * Renksiz. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. z. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. . makyaj yapmak. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boyası z * Boya sürülmemiş . boyar madde. boyası atmak * boyası solmak. Transilvanya'da. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. boydaş * Aynı boyda olan. i rı boyatma * Boyatmak iş i.* Boyanmak iş i. ş ı alma. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. * Tuna bölgesinde. yüzüne boya sürmek. * Boy bakı ndan. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. makyajsı n ş z. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. boya sürdürülmek. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. yalnı serbest. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyası k zlı * Boyasıolma durumu.

anlatmak. boylanmak * Boyu uzamak. boykotaj * Boykot etmek iş i. çı kmak. * Batmak. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. yakıklı ş . * Boyu benzerlerinden uzun olan. boylu boslu * Uzun boylu. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. değ boylama * Boylamak iş i. kı sa . gösteriş ı li. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. ş ı almak. * Düş mek. sağ * Boyu olan. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylu poslu * Bkz. boylu boslu. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. * Yükselmek. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. * Destan söylemek.* Bir kimse. boylanma * Boylanmak iş i. boyu uzunluğ i unca. tul.

* Bu organdan yapı ş lmı . tı n ı nda rnaksı maddeden. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. ndıcı * bir durumu. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. kılmı kimsesiz. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. i boynunu bükmek * acı rı. nacak ve yardı bekler durumda. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. boynu bükük * Üzgün. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. olmak. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. karştarafıgücünü kabul etmek. zimmetine geçirmek. acı rı ş . eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. çaresiz bir durumda kalmak. hacamat etmek. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. * (bitki için) canlı ı yitirmek. boynuna * üstüne. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. gebersin. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. zavallı m .boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. bir iş i ister istemez kabul etmek. uzun. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak.

boynuz yarası rı almak. boyunca. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). süsmek. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü.olmak. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . mı boynuz takmak (veya takı nmak. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boynuzlatmak * Erkek. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. boynuzlugiller * Keçi. sır ve antilopları ğ ı içine alan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). * Boynuz batılmak. * daha iyisini. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuz gibi. sın n nları ine * Troleybüs. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. koyun. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlama * Boynuzlamak iş i. nda .

nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. durmaksın. * (bo'yuna) Ara vermeden. katlanmak. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. güğ gibi kapları veya vida. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. altı . ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. boyu boyuna. uzunlaması tulânî. boyunca) beraber * kendi boyu kadar.boyu (veya boyuna. kravat. boyun vermek * buyruk altı girmek. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. enlice kumaş parçası . la nda * Ş e. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyunca. ayakta iken başöne bükmek. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. iş üm n vata n * Sorumluluk. vecibe. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. na boyuna * Ene dik olarak. boynunu bükmek. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. boyun bükmek * Bkz. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. süresince. u * Sürdüğ zaman kadar. boyun kesmek * baş eğ ı mek. na.

kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. içerik.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. beklediğyakı ğgörememek. buut. geniş ve lik derinlikten her biri. boz bulanı k * Çok bulanı k. ş . boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. ldı ı ları verdiğbahş. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. (toprak). boz yel * Boyutu olan. geniş kapsam. boyunlu * Boynu olan. . lik. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. * Durum. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. veya beton kirişlento. lan ey. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. boyut kazanmak * yeni bir durum. geniş kapsam kazanmak. * Açı lmamı sürülmemiş ş . k * Bu renkte olan. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. lik. * Boyutu olamayan. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. nan rultudan uzunluk. esaret. rmak. ini. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. an. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. mı * Nitelik. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . . * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak.

an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. boza olmak * utanmak. tatlı mayhoş lan veya içecek. bozahane * Boza yapı yer. ham tarla. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . ş . bozdurma * Bozdurmak iş i. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). ç u bozca * Rengi boza çalan. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. renk değtirmek. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozdurulmak . bozarmak * Rengi boz olmak. day lları itilmesiyle yapı koyuca. ş * Bozarmak iş i veya durumu. boza * Arpa. * İlenmemişçalı toprak. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). bozum olmak. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan.* Lodos. rengini atmak. mır. i bozdurtmak * Bozdurmak. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k.

n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. p . bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. çökmüş lgı . hezimete uğ ramak. * Çı k koparmak. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. * Bozgun olanı durumu. dağ an ı lmak. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. * Bu ezgiyle söylenen. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). güç vb. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. klı * Bozlamak eylemi. yı n. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . * Bu durumda bulunan. step. bozgunluk * Bozgun. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Morali bozulmuş . hezimet.* Bozmak işyaptılmak. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . lan. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). konusu acı türküler. ı * Yenilen bir ordunun. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). ğ lı bozma * Bozmak iş i.). bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak.

* Madenî. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. ine * (yiyecek için) Kokmak. * Bozguna uğ ratmak. lmıolmak. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. erli * Kötümser. * Bozulmak iş i. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. yenmek. sıntı zgı kı lı . ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. bozukça bozukluk * Biraz. bozuk düzen * Düzensiz. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . * Kötü duruma getirmek. * Geçersiz bir duruma getirmek. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. * Bir yerin. düzeni bozuk olan. eyin ş tı * Dokunmak. küçük değ para. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. bozuk gibi. . * Kı n.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. n * Kı ğ zarar vermek. mağ etmek. ş ı * Türk halk müziğ inde. k. ufaklı bozuk para. lûp * Altı paraya çevirmek. bir ş düzenini karı rmak. huzursuz. bozguna uğ ramak. zarar vermek. * İ ve değ niteliğ yitirmek. ekş imek. lını iş ş * Bı rakmak. gergin. bozuk. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. yenilemeyecek duruma gelmek. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. k. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. dağ ı tmak. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. * Bozuk olma durumu. * Dağ ı lmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. * Bozulmuş olan. ufaklı bozuk. bozdurmak. karık. içerlemek.

inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. başküçük. hormon niteliğ salgı olan bez (II). mahcup olmak. yenilmiş k. k. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. karşklı ı bozulma içinde. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. lik. ı u n sa. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. z lan böbrek biri. mahcup etmek. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . bozum olmak * utanmak. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. bozuş ukluk * Bozuk durumda. döküntü. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. bozuş mak * Araları lmak.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. idrar salan. bozum etmek * utandı rmak. utanacak duruma düş mek. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. i. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. olan. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i.

nı. böcek yiyen. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. kı kı . * Böbürlenme. sarı u renkli. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. derisi benekli. böceklenme * Böceklenmek iş i. sı ülkelerde yaş cak ayan. kurulmak. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk).* Memelilerden. göğ karıolarak eklemlerden oluş . böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. ta böcekçil * Böcek yiyen. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. entomoloji. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. haş * Kelebek. karada yaş hayvanlar takı . entomolojist. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. * Böbürlenme. n muş hayvan sıfı ere. il nda ğ ı * Bu renkte olan. böbürlenmek * çok böbürlenmek. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. çoğ ve baş üs. . nına ayan mı böcekhane * Böceklik. kibir. * Böcü. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . böcekle beslenen (hayvan veya bitki). yaş ş ve ı k cı . böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek.

böcekler * Vücutları . * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. böğ ürmek * (öküz. böceklenmiş . bahçe çitlerinde. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. manda. * Böcek. böğ * Yan taraf. kanatları er. birer. l) böcü * Kurt. böğ ürtü . göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. hortlak vb. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. boş ür. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. zehirli bir örümcek türü. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böcekhane. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. soluk sarı renkli. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. deve) Bağ ı rmak. böğ ürtlen * Gülgillerden. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. gibi hayalî bir varlı verilen ad. diken dutu (Rubus caesus). böğ * Eklem bacaklı lardan. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey.

su baskı. ş ampiyonluk. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. "a/b" anlatı . iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. taksim etmek. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. taksim. güçlü kimse. * Cins kavramları tür. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. i. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na .* Böğ ürme sesi. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. * Birliğ bozulması yol açmak. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. mı bölmeli bölü . * Büyük bir yeri. rma. * Bölmek iş ayı parçalama. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. yangı gibi durumlarda. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. "a bölü b" diye okunur. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. böke * Kahraman. parçalamak. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. u. ş ampiyona. mı ka. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. birinci olan (kimse). * Salon. * Böke olma durumu. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. nahiye. ş ampiyon. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). bökelik böldürme * Böldürmek iş i. * Gemilerin içinde. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. taksim. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. sı ran * Bölmek iş lemi. * Bölme ile ayrı ş lmıolan.

n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. fesatçı u. nı rma. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. seksiyon. kım. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. kı smî. sıflamak. bölen. departman. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. i.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. lmı sı sı . * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. ğ . . bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. bölme amacı olan. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. sıflandı nı rmak. departman. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. tasnif etmek. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . ini * Bir topluluğ birliğparçalama. sıflanmak. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. kım. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. * Hizip. tasnif. bozmayı amaç edinen kimse. it kümelere ayı rmak. bölücü * Bölme iş yapan. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . * Çağdevir. parça parça. münafı k. i nda . b" diye okunur. sı * Saç örgüsü. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. bölünebilme .

. eş lması gereken miktar veya sayı . saf. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . * Hücrelerin. bölünmez * Parçalanamaz. ma. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. bölüngü bölünme * Fraksiyon. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. * Bölüş paylaş me. * Bölünmek iş i. halka. taksimat. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. taksim etmek. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . ayrı lamaz. halkalara ayrı ş lmıolan. * Fraksiyon. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. payı almak. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. i * Bölüş iş mek i. parçalara ayrı lmak. * Budala. belirli bölümlere. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölüntü * Bölünmüş parça. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu.* Kalansıbölünür olma durumu. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. üleş mek. bölünmek * Bir bütün.

aptallaş mak. safça.bön bön * Budala ve safca bakarak. yma. bönleş mek * Bön duruma gelmek. * Börtülmek iş i. börtme * Börtmek iş i. bönlük börek * Bön olma durumu. haş lamak. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. luk. saf (bir biçimde). * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. . börek için ayrı ş li lmıolan. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. bön bön bakmak * anlamayarak. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. saflı k. aş n aş n bönce * Budala. börttürme * Börttürme iş i. börtmek * Az piş irmek. ş kış kıbakmak. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). kı ı n na. k. budalalı aptallı sersemlik. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. bönleş me * Bönleş iş mek i. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. k.

bu biçimde. böylece * Tam böyle. * Bunun gibisi. böylelikle. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. paçalı tavuk ı . böylecene * Böylece. bir rkı * Hint kastları ilk kast. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. tüylü. * İ yapı bacakları ri lı . *İ çinde "ne". infilâk etmek. buna benzer. böylelikle. * Sonunda.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . sonunda. * Bu yolda. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. bu yolda. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. böyle baş böyle tı a. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. gene de böyle olacak. Brahmanizm * Brahmanlı k. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. böyle böyle * Böylelikle. . lan il * Bösmek iş i. bu biçimde. * Bu derece. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . bu biçimde olanı . nda * Bu kasttan olan kimse. böylemesine * Bu biçimde. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis).

* Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. briketçi . tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. Brehmen breş * Bkz. coş anlatı aş nlı ku r. tutturulan asıyatak. seren yelkenli. * Ş kı k.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. yaş a!. Brahmanizm. * İ direkli. * Linyit. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). branş bravo bre * "Ey. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. yaylı arabası at . hey" anlamı kullanı nda lı r. * "Be" yerine kullanı lı r. Brahman. kın zak ı lan . lı . * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. kavkı kabuklu. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . * Aferin. yaylı araba. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. ki ı yan * (bilim için) Dal. kol. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. * Briket yapan veya satan kimse. kı kafalı nı sa sa . * Doğ çimento ile lâvlı al . astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. birkaç top taş gemi. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli.

97 olan kı zı u rmı renkli. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . briyantin sürünmüş . bromürlü * Yapında bromür bulunan. briketleme * Briketlemek iş i. * Pencerelerin çerçevesine. Kı vı saltması Br. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n .briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. zehirli sı bir element.909 olan. deniz suları az. tunç renginde olan. * Atom numarası atom ağ ğ79. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. briketlemek * Briket hâline getirmek. yeşyumrular hâlinde olan. pis kokulu. içeriden tutturulan ince perde. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. bronz gibi * tunca benzeyen. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. broş . bazı 35. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . bronz * Tunç. brokkoli brom * Küçük. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . yoğ unluğ 2. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze.

. sı brovning bröve * 7. bu kabilden * gibi. bu tarzda. bu arada * Bu süre içinde. küçük kitap. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. nda. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. Bruxelles lâhanası * Bkz. bu kabil * bu gibi. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. risale.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. * Birlikte. ş . bu kadar * bu denli.65 mm lik otomatik tabanca. Brüksel lâhanası . vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). * Diploma. Çokluk biçimi bunlar). bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. bu türlü. beraber. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu gidiş le * bu biçimde. bundan. bu gözle * bu anlayı ş la. broş ür * Sayfa sayı az. bunda. biçimlerine girer. ş ahadetname. bu birkaç gün içinde. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. lan ı rlı bu * Yerde. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. buna. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). bu haysiyetle * bu bakı mdan. yakmaç. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). çeş idinden.

* Kesirli. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. *İ lçelerin. her yanda. bu meyanda * Bkz. bucak bucak kaçmak * bir olay.. bu biçimde. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . kutu. bu kez. her tarafta. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. bu yüzden * bundan dolayı . buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. ve yarı m. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. çeliş ş ları iyor. e. nahiye. acı * Dal. bunun için. bu meyanda * Bu arada. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. an ı * Kenar. bu sefer * Bu defa. bu arada. * Ağ n dal olacak sürgünü. bu türlü * böyle.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. bucak bucak aramak * her yerde aramak. bucak bucak * Her yerde. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. köş yer.. . budak özü * Taze sürgün.

* Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. yla aç.budaklanma * Budaklanmak iş i. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. ine budatma * Budatmak iş i. budanmak * Budamak iş konu olmak. . * Budamak iş i. nı dalları kı nı saltmak. budala gibi davranmak. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budalaca. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. ı budala * Zekâca geri. te) nı u * Bir ş eksiltmek. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. * Zekâca geri olan kimse. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). budaklanmak * Budak sürmek. budala budala * budala gibi. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. azaltmak. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. dallanmak. * Budalaca yapı iş lan . budaklı * Budağolan. budanma * Budanmak iş i. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. budalalıetmek k * akı zca davranmak. budalalı k * Budala olma durumu.

bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun bilimi * Etnoloji. budun betimci * Etnograf. * Ulus. bugünkü günde *ş imdi. * Araları töre. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. budun betimi * Etnografya. kavmiyat. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . Buddhist. içinde bulunduğ umuz zamanda. * bugüne değ in. bugüne bugün * "unutma ki". derhal. . etnolog. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. nda. budunsal bugün * Kavmî.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. budun kavim. bugün yapı lan. budun bilimsel * Etnolojik. *İ çinde bulunduğ umuz gün. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. ş imdiki ş artlarda. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. bugünkü * Bugüne özgü. n n ü ü Budist * Bkz. dil ve kültür ortaklı bulunan. millet. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . etnik. *İ çinde bulunduğ umuz günde. bugünden yarı na * az zaman sonra. bugün olan. ini. ı rkiyat. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r.

ekin biti (Sitophilus granarius). buğ daysı meyve. mır. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. sı k r otları . buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. vücudu yeş başsiyah. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. buğ benizli day * Açıesmer. iki hörgüçlü deve. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici).* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). buğ daysı meyve. . * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. ayrıve çayı i day. arpa. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). pirinç. buğ ra * Erkek deve. buğ daysı tane * Bkz. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). ş . bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). ekinlere zararlı böcek. buğ daysı tohum * Bkz. bugünlük * Bugün için. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. patates. çavdar. il. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. kamı bambu olan. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . örneğbuğ yulaf. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k.

u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. . domates. u mak. cak cak. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). * Süzgün. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. buharlaş u mak. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. dalgı bakı olan (göz).buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. yaş. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. lı buğ ur * Buğ ra. buğ u ulanmı ş . dolu dolu. * Buğ piş (yemek). buğ tutmak. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. tephirhane. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. sarı k anı msak. ma. arpacısoğ . u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak.

buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. m . lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. mak i. buhar olmak * yok olmak. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. buharlı * Buharı olan. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buğ mak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. kriz. * Buhar gücü ile çalı ş an. kaybolmak. tebahhur. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. m. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. ulaş * Dalgı mak. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. tebahhur etmek. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. hayaller içinde kalmak.).

bilek. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. bukanak buke * Ayak. * Çı na göre davranını karı ş . ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. buhranlı * Bunalı .buhrana tutulmak * buhran geçirmek. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. 20-30 cm boyunda. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . maddeler. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). tütsü. görüş değ tiren kimse. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. demir köstek. ı . lan aç buhurdan * Buhurluk. rayiha. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. * Güzel koku. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. . ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. hareketleri yavaş .

nefret uyandı ran. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. kı mlı vrı saç. * Tiksindirici. * Bükülmüş iplik. bulada bulak bulama * Büyük piliç. bulanması sağ na nı lamak. lan itli * Karık. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. . bukleli (saç). vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. cık hamur. pı nar. * Küçük lüle durumunda. * Kirletmek. ı n rası lması lan * Sulu. * Bulamak iş i. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. bulandıcı rı * Bulantı veren. amca veya dayı sı karı. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. * var olanları en değ n ersizini seçmek.buket bukle * Çiçek demeti. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. * Kaynak. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. bula bula bunu (onu. * Yenge. oradan buradan toplanmı ş ı ş . bukle bukle * Kı m kı m. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek).

ş ) z. Donuk. bulantı vermek * (içini. ş yası * Bulaş ş mıolan. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. kalı . * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. z. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. anlamsı fersiz. k * (bakı için. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. sataş alı ğolan kimse. lan bulaş deniz ı k . bulanı kça * Biraz bulanıolan. duru olmayan. bulaş sri. çok duru olmayan. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. net olmayan. * Yapı sulu. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. * Açıseçik görünmeyen. * İ etki. kapalı . ş * Bulutlu. i * Bulanmak iş i. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. uygunsuz iş yapan. her yanı ş kaplanmak. mide içi) Bulantıolmak. ş kan. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. sı * Karı ş mak. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. ğ ve klını ı ı * (iç. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. kası an.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. midesini) bulandı rmak.

k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. yapı tı ı ş kan. uygunsuz. ı kamaya ayrı özel bölüm. bulaş mak * Bir nesne. kçı bulaş ı khane * Kı okul. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ş . kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. k) . kirli iş . k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. ma. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la.* Mayıtehlikesi olan deniz. lan. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. * Sataş kavga etme alı ğolan. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. sirayet etmek. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. eye * (hastalı Geçmek. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu.

n n * Bulgaristan'a özgü olan. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. * Bulaşrmak. bı ı yıp ran. bulgari * Dört telli bağ lama. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). mak. Bulgaristanla ilgili olan. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. netice. sataş tedirgin etmek. molosus hibernicus). buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. buldurtma * Buldurtmak iş i. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. Bulgarca * Bulgar dili. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse.* Çatmak. tı karı . buldurma * Buldurmak iş i. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k.

bullak bulma * Bkz. . soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgur. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. un. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. ı larak rlanan bir çorba türü. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. ebe bulguru. araz. i . bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. semptom. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. taze biber. * Bulmak iş i. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgur çorbası * Domates. allak bullak. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulguya ait. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi.

siz. yaratmak. * Bir ş bulan. bulucu bulûğ * Erin olma. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * Sokakta bulunup alı çocuk. * Bir yer. mak.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Eksik etmemek. erinlik. uygun saymak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. nail olmak. * Cezaya uğ ramak. icat. bir ş elde etmek. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. * Sağ lamak. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. ine * Herhangi bir durumda olmak. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. keş fetmek. * Hatı rlamak. duygu. * Bulunmaz. i * İ defa yeni bir ş yaratma. suç. temin etmek. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. baliğ olma. * Konu. * Eriş mek. ya * Seçmek. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. güç bulunan. bir ş bir kimse ile karş mak. kusur için) Yüklemek. eş benzersiz. bulundurmak * Var olması. bir noktaya eriş ulaş mek. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . radyoaktif mineralleri. nı yrı n leniş . hazı nı r bulunması sağ nı lamak. * Arayarak veya aramadan. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. eyle. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. detektör. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. * (bir yerde) Olmak. bir buluş eyi yapan kimse. e. kâş if. * (kabahat. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. * Gazları . mayı . icat etmek. bulundurma * Bulundurmak iş i. icat. bulunma * Bulunmak iş i. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. bulûğ ermek a * erinleş mek. buluş * Bulmak işveya biçimi.

buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş .buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bir araya getirmek. bulut gibi * çok sarhoş . net olmayan. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. buluş ulmak * Buluş iş lmak. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. açı berrak. nebülöz. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. ş k * (bellek için) Karık. yla an. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. bulutçuk * Küçük bulut. k. ngan bulvar . karş mak. hüzünlenmek. çok alı olmak. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. buluş mak * Bir araya gelmek. buluş turma * Buluş turmak iş i. bir * Kavuş mak. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. an un ğ ı * Keder. endiş e. * Kederlenmek. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. ş . ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen.

bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). sıntı kı veren. i . birdenbire olan fizyolojik değiklik. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . kriz. muş bumbuz * Çok soğ uk. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. bun * Sınt ı kı . kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. * Bunağ benzer. yma. bumlama * Bumlamak iş i. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. bunak gibi. a ş ı * Bunak olma durumu. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. satıdeğ mesi. bumburuş uk * Çok. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. geniş ehir açlı cadde. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. buhran. iyice buruş olan. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. buhran. al an rı k. bunalı mlı * Gerginlik. a * Bunağ yakır (bir biçimde). ı rsağ er. gerginliğolan. kriz. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . yeniden raktı nı seçip alarak. ateh getirmiş ş olan (kimse). * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. biraz bunak. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. uzun bez kı uğ ve kları lan. kriz. matuh.* Ş içinde ağ . lı f.

bunamak * Frengi. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. bu denli. gibi ı ntı ateh getirmek. bunaltmak * Bunalması yol açmak. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. na bunama * Frengi. çok. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. çok tedirgin olmak. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . ateh. lmı . kanması iç sebeplerden ileri gelen. ucu. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. . alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. durumun gizli bir yönü var. bungalov * Hindistan'da tek katlı . bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi.bunalma * Bunalmak iş i. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bunda * Bu zamirinin kalma durumu. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. * Çok sılmak. kı. kı . bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. kma ş bundan böyle * bundan sonra. * Bu kadar. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. buncağ ı z * Bunun gibi. daha iyisi olamaz. ev. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. * Epey. bunaltma * Bunaltmak iş i.

ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. küçümsemek. n * Bu yerde. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. bununla birlikte * Buna ek olarak. buralı * Bu memleketli. bu yerin halkı ndan. buram buram * (duman. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. lan eyler burası * Bu yer. buradan * Buradan. burağ an buralar * bu yerler. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bura. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. * Güçlü esen rüzgâr. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. * Bunalı sıntı m. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. . azı msamak. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. * Beğ enmemek. * Sınt ı kı lı .bungun * Sınt ı kı lı . kı .

* Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. Oğ Kova. kargacıburgacı k k. kizler. lı * Tı çekmeye yarayan. tirbuş pa on.burcu * Güzel koku. keskin. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. Aslan. lak. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. * Baklagillerden. ine burgulu * Burgusu olan. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burç * Kale duvarları daha yüksek. Yengeç. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. burgu ile delinmek. ı ğ ak. m ldı * Ökse otu. delik açmak. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel.54 cm) olarak çevresini belirten birim. burgaç burgata burgu * Anafor. . Akrep. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. burcumak * Güzel koku yaymak. çelik alet. telleri germeye yarayan mandal. * Telli sazlarda. burgacı k * Bkz. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). dört köşveya çok köş kale çıntı. Balı eş aralı ak. Yay. pek güzel. girdap. ır. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. burgulamak * Burgu ile delmek. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. yivli. Baş Terazi. yuvarlak. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. burgulanma * Burgulanmak iş i. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. Boğ İ i a.

ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. iğ etme. * Yaş burularak kurutulan ot. ş burgusuz * Burgusu olmayan. burkucu burmak . burjuvazi burkma * Burkmak iş i. eyi * Burjuva sıfı nı. * Burularak yapı ş lmıbilezik. * Acı vermek.* Burgulanmıolan. komikliğ dayanan bir tür. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. * Hadı etme. ş burhan * Kanı t. burkmak * Burarak çevirmek. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burkulma * Burkulmak iş i. ini * Üzücü. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. * Orta sıftan olan kimse. iken * Kuru incir. m diş * Musluk. üzmek. * Burkulmak. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . * Üzüntü duymak. * Burkma iş yapan. nda e burma * Burmak iş i. kent soyluluk. kent soylu. nı burjuvaca * Burjuva gibi. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Burgulanmamıolan. burjuvaya yakı biçimde. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. . * Belgit. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Burulmuş . özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli.

burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). kaçamak bulamayacağduruma getirmek. bağ ı Sancı rsak) mak. amacı ulaş unu na amamak.* Hadı etmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. ini . burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnu büyümek * kibirlenmek. m diş * Ağ kekre tat vermek. ünü * umduğ bulamamak. i ey. burnaz * İ ve uzun burunlu. çok huysuz olmak. burnu büyük * kibirli. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. büyüklenmek. uzaklaş ndan mamak. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . za * (mide. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. burnuna girmek * birine çok sokulmak. kibirli. gururundan vazgeçmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. iğ etmek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. * Üzmek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. sıntı kı vermek. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.

* Alı narak küskünlük gösteren. * Burs almayan. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. * Tadı kekre olan. çalı yer. bursu olan. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. buruklaş ma . burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. burnunun dibi * çok yakı. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. kibirlenmek. buruk * Burulmuş olan. ödenen aylıpara. burukça * Tadı biraz buruk olan. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. * Taşk. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. iyice yaklaş mak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . çok üzülmek. gücenmiş (kimse). k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. * çok öfkelenmek. acı * Burs alan. buruntu. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. bursu olmayan.

beğ enmemek. burukluk * Buruk olma durumu. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. rı * Alı narak küskünlük göstermek. lı yı ş * Kibir. enfiye. kekrelik. burun otu * Burna çekilen tütün.* Buruklaş iş mak i veya durumu. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. gücenmek. buruk gibi. önem vermemek. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. . luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. * karş nda hissetmek. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. küçümsemek. gücenmiş lik. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. * Buruğ benzer. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. * Küskünlük. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. n. a * Burulmak iş i. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. burun * Alı üst dudak arası bulunan. mak. buruklaş mak * Buruk durum almak. * Sancı ağmak. doğ lan. . k burun kırmak vı * önem vermemek. büyüklenme. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü.

uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. muş buruş ma * Buruş iş mak i. a. aş ı ağ lamak. bağ rsak u. . buruş turmak * Buruş duruma getirmek. pek düzgün olmayan. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. buruş turma * Buruş turmak iş i. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. i. zda) * Tiksinmek. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. uk * Ciltte oluş kış muş rık. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). buruş buruş * Çok buruş . buruntu * Buru. sancı ı bozukluğ . hoş lanmamak. * Çıntı olan. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. * Burunsak. kibirli. üzerinde kış ve katlamalar olmak. burunlamak * Dı ş lamak. uğ busbulanı k . ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak.burun yapmak * üstünlük taslamak. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan.

buyma buymak * Buymak iş i. öpme. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. * Uzunluk. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. buse * Öpücük. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. * Çok üş ümek. inde ik busines klas * İlik orun. ka buyruk . butlan * Batı l olma durumu. * Yanlı k. n. etli bölümü.* Çok bulanı k. hükümsüzlük. * Giyim ve süs eş satı dükkân. buton buydurmak * Dondurmak. * Soğ uktan donarak ölmek. haksı k. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. buut * Boyut. çok üş ütmek. * Geçersizlik. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . yası lan * Butik iş leten kimse. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. öpüş .

* söyleyiniz. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. vezir. buz bağ lamak . emrediniz. buyurgan * Sısıbuyruk veren. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. emretmek. emir. emir veren. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. nı * Söylemek. lan *İ rade. buyrultu * Sadrazam. sız?. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyrukçu * Buyuran. buyruk verir gibi konuş k k an. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. düş üncesini bildirmek. * Gelmek. demek. emir. girmek. geçmek. buz * Donarak katı duruma gelmiş su.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. emreden (kimse). buyrulma * Buyrulmak iş i. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. * 'Etmek. buz alanı * Buzla. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. buyruk kulu * Emir kulu. buyurma * Buyurmak iş i. gitmek. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. ferman. buyuru * Buyruk. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. ş ta cı * Egemenlik. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. * Almak. buyurucu * Buyruk.

donmak. çukurluk. etkisi çok az olacak bir iş yapmak.* (sılar için) yüzeyi donmak. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. k. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. buzla kaplanmak. . buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. ukluk yaratan durum. ve dik. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. *şı aş lacak. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. i * (et için) temiz ve yağ. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. buz gibi * çok soğ uk. buz üstüne yazı yazmak * süresi. ı sı buzcu * Buz satan kimse. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. * çok üş ümek. buz durumuna gelmek. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. aysberg. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. arada soğ kan.

uk ş an buzhane * Buz yapı yer. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. glâsyolojist. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. dargı k. . buz lamıolan. aysfild. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. * Buz içinde tutularak. defroster. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. donmayı önleyen alet. gerginlik ortadan kalkmak. içine buz katı soğ larak utulmuş . nı * Bağ lamaya benzer. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. lan * Soğ hava deposu. * aradaki soğ ukluk. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . buzlanma * Buzlanmak iş i. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . * Buğ ulanmıgibi olan. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. utulan kap veya dolap. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. kı açmak için yapı ş lmıgemi. * Televizyon ekranı . motorla çalı dolap. buz tutmak.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. * Buzu çözen. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. uk buzkı ran * Donmuş deniz. bankiz. saydam olmayan. buzlanmak * Buzla kaplanmak.

bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. u dönemi. pleistosen. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. leten * Bücür olma durumu. glâsyoloji. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. eylerin satı tüketildiğyer. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. n ı yı ltıveya lar. * Bkz. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. Edi ile Büdü. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . . * Ufak tefek ve kı boylu. * Buzulu olmayan. bodur (kimse). larda u * İ yiyecek türü ş çki.

* Kara çalma. bük. viraj. açan karş . büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. * Böğ ürtlen. uz * Büve. * Su birikintisi. bakı perdeli veya lü. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. i * Eğ mek. iftira. u * Dönemeç. vı * Sertçe çevirmek. kı m kı m. büklüm büklüm * Çok büklümlü. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. vrı şeylerin oluş turduğ kat. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. * Büğ emek iş i. gölcük. iftira etmek. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. lü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. pistonlu müzik araçların adı nı . eğ büğ ri rü. kırmak. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . lü. lü rdan. * Dönemeç. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. bükmek . * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. bühtan etmek * kara çalmak. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . büğ rü bühtan * Bkz. * Bükülmüş kaytan veya iplik.

insirafî. ilip * Bükünlü. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. ilmiş olan. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. eyin yeri. büktürme * Büktürmek iş i. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . büküm * Bükmek iş i. * Yönelmek. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. ş ş gibi. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. vrı * (iplik. insiraf. * Eğ ilmek. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükümü olan. kı m. iir bükünme . bükülmek * Bükmek iş konu olmak. bükülme * Bükülmek iş i. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. bükümü olmayan. * Bükülmüşeğ . kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. * Bükülmüş olan. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). fiil. katlanmak. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. bakı ndan iş air. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. * Döndürmek.* Katlamak. * Bir ş bükülmüş kat. kırtmak. iş olması . yün vb. bükülü * Bükülmüş olan.

itiraf etmek. vrı * Ağdan. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. * Bükmek iş i veya biçimi. rı * Dönemeç. . bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. * Dergi. bükünmek * Kı lmak. viraj. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). bükülmek. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. neş konuş eyle mak. i. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. yine de yurdunu özler. sancı kı rı dan vranmak. büküş bülbül * Karatavukgillerden. kla mak. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. an * Bağ ı rsakta olan ağ.* Bükünmek iş i. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. * Sesi çok güzel olan kimse.

kuruluş . güçlü etkilemek. ş ube. ş an * Kı rtasiyeci. * Bünye olarak. * Kamu yönetimi. * Kamu yönetimi ile ilgili. örtmek. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . * Bürülmüş . bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. ş ma . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. mı * Baş örtüsü. dürülmüşkatlanmıolan ş . * İ perde. kaplamak. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. ş ey. * Soğ ukluk. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * Çarş af. * Atkı . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. istilâ etmek. basmak. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. bürudet bürük * Duvak. bünye bakı ndan. nce * Bürgüsü olan. * Yazı masası . bürülü bürüm * Bürünmüş . * Bölüm. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . sı * Yapı . * Çok. bürümek * Sarmak.bünye * Vücut yapı. bürüme * Bürümek iş i. bürünme .

* Birlik. bütünü. tamamı yla. büst * Vücudun. içine alan sanat ürünü. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. iyice. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . bütçeleme * Bütçelemek iş i. * Bir görünüşgirmek. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. ine * Sarı nmak. bütün bütüne * Bütün olarak. büsbütün *İ yiden iyiye. tamlı k. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . bütçe * Devletin. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. örtünmek. yla. biryan. k. * Parçalanmamı ş . bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütün bütün * Büsbütün. pirinç. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). e büryan * Bkz. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. biryancı . soğ domates. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. büryancı * Bkz.* Bürünmek iş i. . onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. bütüncü ekonomi . tamamen. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. tamamı temelli. tam. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. baharat ve yağ ş yla fında piş an. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. * Eksiksiz. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu.

ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. tek parça durumuna getirme. * Bütün niteliğ olan.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. ikmal edilmek. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. nı ve um. bütünle ilgili. * Ufak. inde . bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. tamamlanmak. tamamlamak. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. * Bütünleme sı . i. tamamlama. ikmale kalmak. ikmal. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. mütemmim. mütemmim. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütünletme * Bütünletmek iş i. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. tamamlatmak. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. bütüncül * Totaliter. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. total. .

büyüğ yakı e n. aş * Niceliğçok olan. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. * Önemli. büyük gibi. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. ı k. afsun. büvelek büvet büvet * (istasyon. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. i * Üstün niteliğolan. * Bkz. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . Büğ et. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. rsağ ini büyük aile . lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. sihir. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. * Biraz büyük. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. kaka. tiyatro. büve bovis). a . küçük karş . vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. füsun. sihirbaz. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe.bütünsellik * Bütün olma durumu. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . n nı zıları * Büve. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. ortalamayı an. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. benzerlerinden daha fazla olan. bağ ı . * Karşdurulmaz güçlü etki. büyüklere özgü.

lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük.* Büyük baba. nine. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. güçsüzleri ezer. ları lan lan. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf.50 C den 15. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük ana * Büyük anne. * Büyük elçinin makamı . yüceltmek. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. kilokalori. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. büyük söz söylemek. majüskül. dede. . büyük hanı m * Yaş kadı lı n. ması büyük lâf etmek * Bkz.

ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. rebiyülevvel. n. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyükle büyük. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . ö. büyükçe * Biraz büyük. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük ünlü uyumu. büyük peder * Büyük baba. i. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . o. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . Yedigir. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. majör. kuralı . eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. Dübbüekber. arkadaş davranmak. ve ilere ı ça büyüklenme . * Oldukça önemli. cemaziyülevvel. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük para * Çok para. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. dede.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. mak. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. a ini büyük ş ehir * Ana kent. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir.

çekici niteliğolan. na * Etkisi altı almak. büyüklerin ellerinden. kibirlenmek. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyüklük * Büyük olma durumu. kibir. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. teshir etmek. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. gösterme hastalı. i büyülenme * Büyülenmek iş i. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyüleyiş . ululuk. megalomani. ine büyüleyici * Etkileyen. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. büyümüş benzer. unu büyüksü * Büyük gibi. n üne . böbürlenmek. büyükseme * Büyüksemek iş i. büyüklük taslamak. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş .* Kendini büyük gösterme. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyüleme * Büyülemek iş i. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. birini kendine bağ na lamak. ekber evlât hakkı . i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e.

* Artmak. boyutlar artmak. raf t. büyüklerinki gibi olan. bakmak. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. * Yetiş tirmek. * Sayı artmak. büyütmek * Büyük duruma getirmek. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. ca * Geniş lemek. büyütme * Büyütmek iş i. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). geniş letmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Yetiş mek. eyler ini * Abartmak. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. büyütken doku * Sürgen doku. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . yaş ı lanmak. eyi * (resim. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . güçlenmek. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. mübalâğ etmek. eskisinden büyük duruma gelmek. büyüme * Büyümek iş i. büyütmek. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. raf rma lemi. sihirli.* Büyülemek işveya biçimi. * Önem ve değ kazanmak. * Abartmak. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. irileş n mek. . büyültme * Büyültmek iş i. * Yaşartmak. ş iddeti artmak. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. pertavsı tıcı z. * Büyü gücü olan.

büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. dedikodu yapı na engel olmak. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. lması * Toplanarak büzülmüş . ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. anüs. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzülerek dikilmiş olan. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . * Ağ büzülerek kapatı (kese. * Korku. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. bir kenara çekilmek. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. n ı n rsağ i * Yüreklilik. büzülme * Büzülmek iş i. kafadar. zı lan * Buruş turarak. büzme * Büzmek iş i. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. büzgülü * Büzgüsü olan. i büz * Künk.). büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. * Kalı bağ ısona erdiğyer. ş kı k. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. cesaret. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. büzdürmek * Büzmek. torba vb. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi.* Aş laşrma. aş nlı uk . vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. unu k.

. aylar-ca. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. köy-ce vb. cabadan * Bedava olarak. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. -ca / -ce. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. yaş vb. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. binler-ce vb. c. yavaş k. ). para vermeden alı ş bedava. i büzüş me * Büzüş iş mek i. ş ı caba * Bir ş ödemeden. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . dil adları k-ça. karş ksı fazladan. kış müş rık. soluk-ça. * Fazla olarak. kış rı mak. günler-ce. biz-ce. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. türetir: Alman-ca. iş cı * Bir tür ot. esmer-ce. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. cadalozlaş ma . ı z. mı na -ca na sen-ce vb. ben-ce. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . ı * Bkz. Türkçe vb. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. sert-çe vb. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. u msaklı tah açı yiyecek. onna k-ça. ev-ce. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. İ ngiliz-ce. usul-cacıvb. irret n. ey nan ey. na ca vb.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. Rus-ça. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. büzüş . açı mert-çe vb. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. iyi-ce. . üstelik. -ca / -ce. * Karbon'un kı saltması . baypas. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb.

gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. cav. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. uzaklaş ı p nı mak. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. ihtiyar kadı n. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. arak ine lan * Huysuz. * Karık. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. ya ş ı ş .* Cadalozlaş iş mak i. çirkin. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. * saçı ı ık. iîliğ * Parmaklı korkuluk. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadde * Ş içinde ana yol. * Büyük bez veya deri torba. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. kapamak. ı atafatlı k. * çok becerikli. * Gösteriş fazla ş ş li. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. * Çok güzel göz. . ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. k. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. ş ı z ğ ı eyi irret. cafcaflı Caferî cağ cağ . . fesadıçok olduğ yer. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cadı davranmak. atafat.

* Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. ş . bilgisi olmamak. toyluk. duşbanyo vb. yapı nda sakı olmayan. banyo. çalı satmak. cakacı lı k . -cak / -cek. * Hamam. yasa. k nı layan zemindeki delik. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. cahil kalmak * bilgi edinememek. kabadayı fiyaka. genç. cahil * Öğ renim görmemiş . cakacı * Caka yapmayı seven. * Gençlik. lan. kuzu-cak vb. caka * Gösteriş m. * Yol yiyeceğ azı i. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . toyluk. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. toy (delikanlı kı veya z). * Cahilce. cahile yakır (biçimde). töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. * Cahil olma durumu. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. cahile yakır (biçimde). ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. . yerlerde atısuyun akması sağ . uygun. m caka yapmak * gösteriş davranmak. bilgisizlik. caiz * Din. ş ı * Cahil gibi. cahiliyet cahillik * Cahillik. ini * gençlik. * Deneysiz. bilgisizlik. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. k. okumamı bilgisiz. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş.cağ * Lavabo. caka satmak * gösteriş yapmak. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. yerinde sayı yakık olan. çalı lı k. fiyakalı li durumda olmak.

* Cakası olan. * Kadeh. çeken. cakalı cakası z calî * Yapmacı . cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. içki.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . cam çivisi * Yaklaş çapları mm. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. caka ile yapı gösteriş lan. saydam. kanatları na camsı . e açları zarar veren. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . * (göz için) donuk. ile lan cam suyu . * Bkz. klı calip Calvinci * Celp eden. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. boyları ı k 1 1. cansı z. cakalanma * Caka satma. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. * Pencere. li. * Gözü takma olan. sahte. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. Kalvencilik. hortumları körelmiş kelebekler familyası . ş effaf. camcı leri lan . düzme.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi.5-2. meş ve gürgen ağ n. tamahkâr. cakalanmak * Caka satmak. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. kayı kavak. . elma. Kalvenci. * Cakası olmayan. çekici. * Aç gözlü. Calvincilik * Bkz. lan * arkası görünen.

* Ser (II). camlı ran k. * Gözlük. tehlikeli. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. vitrin. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. * At alısatan veya yetiş kimse. becerikli kimse. suyu bol. * Yerde ve tel. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. at. n i i. p tiren * Usta. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. * Göstermelik. camcı elması * Ucundaki küçük. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. sergen. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. bisiklet vb. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. * Kurnaz. k. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. * Kurnazlı hilecilik. k. camekân . cambaz akrobat. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. hileci. heyecan verici gösterileri yapan kimse. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. * Bir yeri. cam yünü * Çok ince.sı. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Evin içini pencereden gözetleme. üzerinde dengeye dayanan.

camı z cami cami * Toplayan. su sırı ğ .camekânlı * Camekanı (yer). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. * Camlamak iş i. kömüş ı . * Cansı z. cam takmak. . * İ alan. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. içinde bulunduran. * Donmuş . * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). boyu bir buçuk metre kadar olan. pembe. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . camlanma * Camlanmak iş i. camekânsı z * Camekânı olmayan. camgöz canis). camlanmak * Cam takı lmak. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. ile * Bu renkte olan. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. bir araya getiren. camlaş ma * Camlaş iş mak i. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. zümre. * Manda. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. olan camekânlı kutu * Televizyon. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. camia camit * Topluluk.

cı * Azrail. camekân. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. takatsizlik göstermek. * Çiçek. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . ş irin. can dostu. cama benzer. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . . can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. sevimli. . * Yaş hayat. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. camsı * Cam gibi saydam. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. eyin can alı cı * En önemli. laş ş camsı z can * Camı olmayan. ama. * Kiş birey. özü. * İ n kendi varlı. i. * Güç.camlatma * Camlatmak iş i. dirlik. oda. can bayı lmak * iç geçmek. olan. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. nlı * Çok içten. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. camlatmak * Cam taktı rmak. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. sevilen. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. nsanı ğ ı * Gönül. en çarpı. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon.

can damarı * En önemli veya hassas nokta. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. bunalma hâli. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. * sona ermek. kıkı ). pek içten (arkadaş n. pek içten. can borcunu ödemek * ölmek. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. candan. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. baş a baş * herkesin kendi canın. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. ı rı n kı can cana. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. ini lamak. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan.can beraber * Çok sevgili. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. bitmek. tükenmek. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. can direğ i . ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak.

hoş görünmek. can kurban * Can feda. vurgulanması gereken yer. can olmak * sevimli. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk.. gücü tükenmek. . can havli. davranı karş nda söylenir. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can kuş u * Ruh. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. can korkusu * Ölüm korkusu. güçlenmek. can kulağ ı * çok yakıdost. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. yer. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. * Yüreğ altı in ndaki bölge. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. nı nda can korkusu * Bkz.. can noktası * En önemli husus. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse.* Kemanıiçinde. can havli * ölüm korkusu. * En duyarlı yürek. can kurban. can gözdesi * Sevgili. n arası can dostu * Pek içten dost. can havli ile. sulu bir tür erik. sı .

can yeleğ i * Bkz. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. ğ ı bunalı m. acı vermek. * canlanması yol açmak. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. can sı kmak * bı nlıvermek. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. can vermek * ölmek. eyi can yakmak * zulmetmek. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. * üzmek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan.). * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. üzücü. * ruha güç vermek. cankurtaran yeleğ i. na * bir ş çok istemek. cana yakı k nlı . eziyet etmek. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. cana yakı n * Sevimli. cana kı ymak * öldürmek.

areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. canavar gibi olmak. *İ çtenlikle. yaramaz çocuk. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. * Kurt. ması * Köpek balı. canavara uygun düş biçimde. kötü ruhlu. * Haş . * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. candanlı k * Candan olma durumu. saldı * çok fazla. tiz ses çı karan alet. n canan * Gönülden sevilen. gönülden. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. ilgiyle. istekle. arı * Acı z. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. . zalim (kimse). candan yürekten * içtenlikle. canavarca * Canavar gibi. ürkütücü bir durum almak. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . samimî. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . yı cı rtı hayvan. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. yürekten. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. *İ çten. . candan geçmek * ölmek. * Korkunç. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. n. gönül verilmiş olan kadı sevgili. canavarlı k * Canavar gibi davranma. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde.* Cana yakı olma durumu. * (tasavvufta) Tanrı .

e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. istek duymak. canhı raş * Yürek paralayan. taze ve sinirsiz yaprak. ince dokunmuş . * aş duygulanmak. tüyler ürpertici. cengel. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. periş olsun. sonucu acı duymak. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. * üzülmek. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. canı çekmek * bir ş istemek. vurma vb. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. rahatsıolmak. parlak. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. ı a. çok heyecanlanmak. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. arzulamak. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. tok. ipekli kumaş . inde lmıbir ik . canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. için) canfeza cangı l * Bkz. kulak tı rmalayan. * Bu biçimdeki gürültü. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. tahammül etmemek.candarma * Jandarma. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. canı mak acı * çarpma. acı . ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. * Karıklı kargaş ş k.

kı i * keyfi kaçmak. canı ksı çı n! * "ölsün. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. sabı z. bir iş zarar görmek. canıkı sılmak * içi sılmak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. canı yerine gelmek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. canı istemek * heves duymak. bir te . yarı öfkelenmek. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. * ölmek. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. * yarı üzülmek. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. * büyük sıntı düş kı ya mek. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. * çok yı pranmak. çok isteyerek. * acı deneme geçirmek. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . ya. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş .* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. canı gitmek * özen gösterilen.

ndan canı geçmek. * kendini öldürmek. * ruhu ş olmak. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. kendine bakmadan yaş amak. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı değ na mek * çok hoş lanmak. sen bilirsin. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. kendini koruyan. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. gücünü kazanmak. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. sağğ . ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. canı gönülden. çok değ verilen. öldürmek. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. * (ca:nı çok güzel. canı dese. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. batmak. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. * birini öldürmeye hazı rlanmak. an canı rahmet na . ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak.

canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. yı prandı rmak. neş kaçı esini rmak. bı kmak. çok sevmek. çok yormak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. sabrı kalmamak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. * canı verdirecek kadar memnun etmek. ey * bir ş çok düş olmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı çı nı karmak * hı rpalamak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. fazla çalı rmak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. eye kün canı yakmak nı . * birini öldürmeyi istemek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. canı susamak na * ölmek istemek. * hiçbir ş esirgememek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. canı bezmek (veya bı ndan kmak.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. nı * sıntı sokmak. bezmek.

kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). ı sı m . cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. caniyane * Cani gibi. çok sevmek. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. ş ı * Cani olma durumu. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. amandı ra. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. taraf. * Cinayet iş lemiş olan kimse. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . çok sıntı zarara sokmak. * bir kimseyi. kürekli sandal. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. yacı * Cani gibi. ambülâns. fosforlu ş lan. kı . tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. filika. canice. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. caniye yakır (biçimde). cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cani canice canilik canip * Yan. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı .

hareketlilik kazanmak. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. f. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. canlı * Canı olan. ayı iş k. diri duruma gelmek. dirilik getirmek. * Canlı tazelik. canlanması yol açmak. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. hayat dolu. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. diri. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. canlı kazandı lı k lı k ran. yaş ayan. canlanma * Canlanmak iş i. lokal vb. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. * Heyecanla. * Kiş tirme. na * Yaş atmak. hareketli. canlanmak * Gücü artmak. henüz ölmemiş . lı k. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. etkili. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. canlı canlı * Diri diri. u canlandıcı rı * Canlı veren. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. var gücüyle. lına ğ * Yoğ unluk. etkinlik kazandı rmak. . * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . i * Depreş mek. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. * Etkinliğartmak. * Güçlü. (birinin) kı ı girmek.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu.

nı ine ş . cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. una canlı lı k * Canlı olma durumu. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. alıyla i anda yapı yayı lan n. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. cansı k zlı * Cansıolma durumu. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. * Güçsüz. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . * İ uyandı lgi rmayan. k). . sönük. * Durgun. mecalsiz. * Neş elilik. * Canlı olmayan (varlı camit. cansiparane * Canı verircesine. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una .canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. capcanlı . cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. cansıgibi. hareketlilik. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. nı cantiyane * Kantiyane. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. z * Hareketsizlik. hilozoizm. özveriyle. cansıcansı z z * Cansıolarak. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı .

* Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. yardı m. carcar carcur * Bkz. yürürlükte olan. ilân etmek. nları na af. yaygaracı . carlama * Carlamak iş i. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek.* Çok canlı biçimde). cariyelik * Cariye olma durumu. k. alıp satı rı p nı labilen. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. imdat. ilân. geçen. * Olagelen. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. carlamak . tellâl ile duyurma. car etmek * nara atmak. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. haykı rmak. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . ş arjör. (bir car * Çağ. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . car car * Çok ve yüksek sesle. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . yürürlükte bulunan para. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. * Geveze. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. rı * Tehlike durumu. na * Fermuar. * Akan. gürültülü bir biçimde (konuş ma). lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi.

casus casusluk * Casus olma durumu. * Yellenme. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. cavlağçekmek ı * ölmek. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. haykı lân rmak. * Birdenbire ve gürültü ile. önemsiz.* Bağ ı konuş rarak mak. abartısöz. çok söylemek. ey rtı rken kan * Carı olan. derme çatma. z. duyurmak. çaş k. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. * Çılçı örtüsüz. hiç tüyü olmayan. cavalacoz * Değ ersiz. rı plak. çağ (II). carlı carsı z * Carı olmayan. çaş ı t. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. * İ etmek. nara atmak. cavlak . cav * Bkz. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. cartayı çekmek * ölmek.

plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. gürültülü ses çı kartmak. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . etkili olarak. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. cayı rtı *Ş iddetli yanma. dönek. *Ş iddetli. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. plak. * Kavlamak.* Çı tüysüz. plak * Ölmek. cayı ş * Caymak işveya biçimi. caydıcı rı * Kararı ndan. * Caydı işveya biçimi. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. vazgeçirmek. gürültü. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. tüyünü dökmek. çı kalmak. uzun. çı k. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. yı ldını ı ı lı r. yı lma sesi. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. vazgeçirilmek. sözünden döndürücü. kararı döndürülmek. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. kararı döndürmek. i . caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. caydılmak rı * Cayması lanmak. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert.

i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. kararı dönmek. mlı k. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. vazgeçmek. mek cazibeleş mek . * Caz müziğçalan orkestra. * Cazgı r olma durumu. alı . m. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Alı alı lı çekicilik. cazibedar * Çekiciliğolma. * Sözünden. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. * Fitneci. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. * Çekim. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i.cayma caymak caz * Caymak iş i. albeni.

albenili. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. alı z. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. ağ ğolan. cazı r. * Cazı olmayan. * Kucak çocukları. alı duruma getirmek. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. * Çekici. mlı cazur cazur * Bkz. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. ı ı rlı * Çekici olmayan. . li. albenili. alı . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. mlı cazibeli * Çekici. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. mlı * Önemli. alı . ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı .* Çekici. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . alı duruma gelmek. elveriş lgi ran. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. cazlı cazsı z * Cazı olan. msı * İ uyandı çekici. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması .

* Bkz. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. çekiş raş mek. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. açıgöz (kadı k n). ekime elveriş olmayan yer. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. zorba. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. savurgan. cebine indirme. * Ekilmemiş tarla. zorbalı ndan k. cebbar * Zorlayı. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. z. cebe * Zı rh. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. tartı ş mak. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. -ca / -ce (II). cı * Kudret sahibi. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. onaran ve bakı ile görevli bulunan. cebin . cebelleş mek * Uğ mak. münakaş etmek. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. -ca / -ce (I). ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. züğ parası ürt. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. ldı * Becerikli. Tanrı . 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . zorba. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. cebi delik (kimse) * para tutmayan. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. boş toprak. * Sahipsiz.-ce -ce * Bkz. merhametsiz. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). * Acı z. * Silâh.

cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . zoraki. lan. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. n. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. cı k. n mı nda lantı kuran matematik kolu. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. fatalizm. cebretmek * Zorlamak. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. koaptör. cebriye * Yazgılı kadercilik. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. cebirsel * Cebirle ilgili. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebren cebretme * Cebretmek iş i. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. kendini tutma. cebrinefs * Kendini zorlama. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. larak rı * Zorla. kaplanan levha. zı nda . mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. süyek.* Korkak. zorlayı ş . ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. zor kullanarak. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. * Alı yüz.

Cedî cedit cedre * Guatr. eziyet etmek. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. cehdetme * Cehdetmek iş i. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . eziyet. üzgü. sıntı kı çekmek. * Oğ burcu. cefakâr * Cefalı . cefa * Büyük sıntı kı . bilmezlik. kı ya. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cefa etmek * üzmek. cehdetmek * Çalıp çabalamak. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. ı r . lak * Yeni. tamu. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. rpı cehalet * Bilgisizlik. cefalı kı ya katlanan. ş lara n * Çok sıntıyer. guş a.ceddine rahmet! * "aferin. bir çı da. eziyet. cehennem gibi * çok sı cak. . cefakeş cefalı * Cefa çeken.

* Üzücü. * Kök boyası gillerden. korkum yoktur" anlamı sövme. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. havaya dayanı . ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. cehennem gibi. -cak / -cek. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. meyve. kalçayı örten. * Pamuk. acı z kimse. n ı . . meli. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). yakı. istediğyere kadar gitsin. ıkta bozulmayan beyaz kristal. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ı lan. çabalama. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek.cehennem ol * defol!. Jaketatay. k * Hamamıocağ külhan. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. yün. kollu giysi. bilmezlik. cehennem olmak * defolmak. * Çaba. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. iğ irip . cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. * Bkz. ceht -cek * Bkz. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili.

celâllenme * Celâllenmek iş i. kı nlı zgı k. Galata. * Avcı çantası . celeplik celî * Koyun. * Hı n. katı ması yürekli. celâlliye benzer. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. ikâr. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). coş rçı kun. * Celâlli gibi. k. * Tanrı n sı ndan biri. * Acı z. * Öfke. celp . kı zmak.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. keçi. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. ulu. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. iri sı celil * Çok büyük. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. zalim. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. ululuk. cilâlı . ğ ı n * Topkapı . cellât gibi * acı z. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. kolaylı suç iş kla leyen. keçi. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. zalimlik. n * Katı yüreklilik. celâllice celbe celep * Koyun. celâllenmek * Öfkelenmek. * Parlak. * Büyüklük. * Açı aş k.

cemaatsiz * Cemaati olmayan. . kendi üzerine çekme.* Getirtme. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. ı dı rı celse * Oturum. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. celseyi açmak * oturumu açmak. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . a cemaatimüslimin * Müslüman halk. * getirmek. celpname. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. * İ kalabalı. çağ belgesi. çağ belgesi. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celp etmek * kendine çekmek. * Mahkeme tarafı dava edene. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. z klar. cemaatli * Cemaati olan.

cemi * Bütün. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. cemetme * Cemetmek iş i. * Düğ ün. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. cemilenme * Çoğ ullanma iş i.* Toplayarak. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. cemetmek * Toplamak. cemiyet * Dernek. * Çoğ çokluk. * Tanrı n sı ndan biri. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. (bir ş eyin) hepsi. cem'an yekûn * Toplam olarak. veya iyi yla . (bir ş eyin) tümü. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. cemilenmek * Çoğ ullanmak. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . hep. hançer. toplam olarak. bir araya getirmek. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. büyük tövbe ayı . cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . hepsi. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. ul. çokluk hâline getirmek. n * Gönül alı davranı cı ş . küçük tövbe ayı . * Topluluk. hepsinin tamamı . * Toplama. * (erkek için) Güzel. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. * Toplama. toplum.

ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. derli toplu. kötü. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. dağ k olmayan. cenaze gibi * benzi sararmı ş . ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. cenah * Kuş kanadı . * Kol. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. rlanmıinsan ölüsü. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r.cemiyetli cemre yükseliş i. lerde lan * Manevî baskı . cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . * Yan. ndan * Saygı . pazı . ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. Cenabı hak * Allah. gömmek. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. cendere * Bir ş sı eyi kmak. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. cenabet * Cünüp. cenap cenaze cendereleş me . * Pis. Tanrı . * Cemiyet içinde geçen. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. taraf. pres. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. ş * Cenaze töreni.

kla mın mı . a cennet * Dinî inanı göre. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. dövüş çı k. mek. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. cenkleş mek * Savaş mak. zları a acakları yer. huzur veren yer. cenk etmek * savaş mücadele etmek. uçmak (II). kavgacı çı . cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. kavga. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. çekiş raş me. kan. kanlı çülük. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). * Atı ş mak. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. iyilik yapanları günahsı n. cenk * Savaşkavga. mak. ehri) ndan cengâver * Savaş. * Çok güzel. * Büyük çaba. kan. uğ . öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. . çü. cenkçi cenkçilik * Savaş. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. çekiş münakaş etmek.* Cendereleş iş mek i. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. * Cenkçi olma durumu. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse.

ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. kibar (erkek). * Güneyli. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). saygı görgülü. güzel bir yer durumuna getirmek. yi lı lı . bakı . güney. centilmen * İ arkadaşk eden. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. güneye özgü olan.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. * Henüz pek küçükken ölen bebek. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Centilmene yakır davranı ş ı ş . centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. bakı (yer). . rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. mlı cennete dönmek * güzel. çok cennete çevirmek * temiz. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. cennetmekân * Cennetlik. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. alı kadı mlı n. * Güzel. nda cennet gibi * güzel. cennetmekân. anı r. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. * Güney.

yön. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. cepçilik cephane * Yankesicilik. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. kablosuz telefon. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. * Belli bir düş ünce. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cephe * (yapı larda) Yüz. alnaç. cı cephaneci * Kara. ı n ü * Yan. taş ı nabilir. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. çökertme. . cebe girecek biçimde küçük kitap. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cepçi * Yankesici. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. cep saati * Cepte taş saat. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. taraf. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. istek çevresinde sağ lanan beraberlik.

cephe almak * hası durumu takı m nmak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. * Kolları rtmaçlı uzun. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. bir sa. cerahat *İ rin. cephelenmek * Cephe oluş turmak. ndan cer * Çekme. sürükleyerek götürme. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. yı bilmemek. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cepten vermek * kendi kesesinden. bir düş ünceye karşolmak. cepheleş mek * Bir düş ünce. cepheli cepken cepleme * Yönlü. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. taraflı . ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. * Yara. ceplemek * Kazanmak. . direnmek. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. z * Ceplemek iş i. değik cephelerde savaş iş mak. kendi malı ödemek. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. rin ş . alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. rin cerahatli * İ toplamı irinli. cebine indirmek.

olmak. * Akı m. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * çürütmek. eyin me. kayı t defteri. cereyanda kalmak * kapalı yerde. inanç. * Beceriklilik. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. yapı lmak. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. ceriha cerime . mlı cerh * Yaralama. * Tutanak. cereyanlı * Akı lı ntı . * Yara.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. cerh etmek * yaralamak. ceren cereyan * Ceylan. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. ceride * Gazete. * Akı . * (bir düş ünce. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. veya iddia için) Çürütme. rin ş . * Aynı ilimde olan. * Süvari kolu. k. * Cereme. hareketi içinde yer almak. akı akı . dilli. * Girgin. * Kurnazlı hilekârlı k. mı cereyan etmek * geçmek. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. kolaylı ve inandıcı söyleyen. girginlik. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. * Bir yöne doğ akma. * Bir ş geliş olma durumu. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. cerbeze * Güzel konuş ma. ru ş ntı .

e mek. * Çekinmezlik. atı k. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. . * Zorla para alan (kimse). yüreklilik. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. * Önemsiz yaraları tiren kimse. Cermence * Cermen dili. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. cerrar * Çekici.Ö. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. yüzyı 9. davranı güç almak. cesamet cesametli * Kocaman. iri. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. cesaret pekliğ i. 3. yüreklenmek. lganlı * Büyüklük. .Cermen * Bugünkü Almanya'yı . * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. cerrah * Operatör. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. iyileş * Cerrahlı ilgili. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. irilik. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. yiğ yürek ve göz inin u itlik. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. k * Dilenci. sürükleyici.

yiğ i. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. yüreklenmek. naaş . itlendirme. yiğ i. yüreksizlik. * Ölü vücut. yiğ lgı ğ ı itlenmek. yüreklice. yürekli. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. ceste * "Azar azar". cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. yiğ itlendirmek. yiğ it. birini yüreklendirmek. iri. cesurca * Yürekli.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. korkutmak. yüreklilik. yiğ itçesine. ceste ceste * Azar azar. ceset cesim * Büyük. cesaret vermek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. * Çekingen. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesur cesurane * Cesaretle. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. kocaman. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. itlenme. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. . i. yüreklenmek. cesaretli. cesaretsiz * Yüreksiz.

yakut gibi değ taş mücevher. soyca. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. inde * Elmas. dereceli veya derecesiz. yanı e. büyük baba. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . cevaplama * Cevaplamak iş i. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. iyi sonuç alı nmak. cesur gibi. * Liste. erli lar. gözü pek olma durumu. tahtadan. . cetbecet cetvel çizgilik. çizelge. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. * Ark. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. ya ı lı tlamak. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. * iyi sonuç vermek.* Cesura yakı biçimde. su kanalı . * Atı k. p * Bir soruya. ata. cevaben * Cevap olarak. mücevherci. lganlı cet * Dede. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. ş an cesurluk * Yüreklilik. * Atalardan beri. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. yapı rmak) ş tı * kesin. cevaplamak * Bir soruya. yanı e. ya ı lı t. karşk olarak. tlandılma. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i.

cevelân cevher * Dolaş dolanma.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . yanı rı lı tlandılmak. u rı ktan * Cevheri olan. bir tepki göstermemek. ma. * İ yetenek. niş acı lı astalı yemişkoz. yi * Töz. karş ğ vermek. ıı lında cevaz * İ müsaade. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. ı z. en aç (Juglans regia). erli ı . zin. yanı rmak. * Bu ağ n yağ. uygun bulmak. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. üzgü. yanı. erli. cevaz vermek * hoş görmek. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. i. . karşğverilmek. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. i. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. * Cevheri olmayan. maya. cefa. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. * Eziyet. gevher. eyin * Değ süs taş mücevher. * Bir ş özü. hata yapmak. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. uzun ömürlü. ş ş ta . * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. gezinme. gezinti.

ceylâna uygun biçimde. atmosferik. ceza alanı * (futbol. ı ı rlını kı ve . cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. na. hentbol vb. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. üne. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. ş ları kı . taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. antına. acın u * Cevretmek iş i. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. cevretmek * Eziyet etmek. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. . çöllerde yaş ayan. sıntı veren uygulama. *İ kizler burcu. gazal (Gazella dorcas). ceza çekmek * hapiste yatmak. hareketlilik. ceviz katı ş lmı .cevizgiller * Örneğceviz olan. memeli hayvan. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. i tanı ince bacaklı nan. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. rı * (görevli. zarif. suçluya) para cezası verdirmek. boynuzlugiller familyası ndan. cevizî cevizli * Cevizi olan.

cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. ceza alanı . rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . tecziye edilmek. ı r kanı ceza sahası * Bkz. cezalandılmak. . rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. cezaya iliş cezaya dayanan. kin. * para cezası ödemek. ceza yazmak * Bkz. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . ceza verilmek. mahpushane. cezaî * Ceza ile ilgili. hapishane. ceza vermek * cezalandı rmak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ceza kesmek. * hükmedilen cezayı bitirmek. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. cezalı * Cezalandılmı(kimse). bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. ceza yemek * cezalandı rı lmak. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş .

saplı . ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. bağ lamak. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. e ru Cf .cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . cezir * Kök. rı ş . * Cezayir halkı olan (kimse). * Kendine çekme. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. cezbetme * Cezbetmek durumu. kendini kaybetmek. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. ş vb. * Cezbesi olan. * Alçalma. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. kendinden geçmek. temelden. silindire benzer küçük kap. * Köklü. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. * (denizde) Ada. radikal. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). kökten. cezbetmek * Kendine çekmek. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. kendine özgü mavi. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. * Kahve piş irmeye yarayan. * Etkileyerek kendine bağ lama. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu.

z. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. cı dak * Mı zrak. köfte-ci. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. * Atıiki omzunun arası n . yavru-cuk. cı gara cı k * Bkz. balı . * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. fat cı k. parası geçim darlı çeken. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. öpü-cük vb. l. * Derin. * Gücünü. cık cı * Güzel. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. sönük. çekap. * Süs. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi.* Kaliforniyum'un kı saltması . dara-cı bir-i-cik vb. f ve * (ık için) Güçsüz. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. nahif. kürk-çü vb. na fat l.usulca-cıvb. hı rpalanmak. su-cu. değ yitirmek. zayı flamak. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . cıl bı * Çı plak. * Derisi soyulmuş et. iş leyen yara. -cı -ci. ama k. ev-cil vb. büyük çı ban. ç * Mı zrak. k-çı * Çok zayı güçsüz. CGS * Santim. eneze. gram. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. erini . saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. * Yoksul. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. türkü-cü. çartı r. * İ organlar. sigara. * Bkz. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. simit-çi.

cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. mı . cı etmek lk * bozmak. mbı cı k ncı * Bardak. * Sözünün eri olmayan. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. çürütmek. kadeh. üm. lı z * Bozularak kokmuş . * Filiz. * Cık. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. boş veya bozuk çı kmak. cı çı lk kmak * kusurlu. vı *İ rinlenmiş . züccaciye. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. * Cı olma durumu. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). sürgün. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. kolye gibi ş eyler. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. lan . cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i.

. rısı * Geveze. campestris). cı rlatma * Cı rlatmak iş i. keskin ve çiğtiz. na cı k rlayı * Örümcek kuş ugillerden. e ndan lan neğ * Cıldamak iş rı i. güzel öten bir kuş (Lanius). kı rı rlarda yaş böcek. ormanlı çalı