Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ahenktar aheste * Ahenkli. değ verilecek bir ş değ er ey il. ağ r. ahenksiz * Uyumsuz. * Yavaş ı . ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahenkli * Uyumlu. ahenk vermek * düzeni. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. ı ı r r. düzensizlik. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. . ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . * Eğ lenceli. birliğsağ i lamak. uyumluluk. uyumu sağ lamak. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. . soy. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahfat * Torunlar. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. düzensiz. ahenksizlik * Uyumsuzluk. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ı ı r r. düzenli. * Eğ lencesiz.ahenk sağ lamak * düzene sokmak.

en sonra. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. sonraki. zanaatçı im . k * Son. zaman. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. cömertlik. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. * Devir. yakı nlarda. * Sonra. * Son zamanlarda. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. son olarak. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. ahretlik. * İ ömrünün son yı . una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. eli açı k. son günlerde. harap duruma getirmek. ancak 2. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. . Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. ant. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. ndan ahi Ahilik * Cömert. Muhammed. değ verilecek bir ş değ er ey il. * Bkz. ahret. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. * Bkz. dağ k. . ahı r.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. bakı z. i * Antlaş ma. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. sonunda. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman.

sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. etik. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. antlaş anlaş ma ma. bilir bilmez konuş larda mak. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. rdı. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. ahlâk dı ş ı * Töre dı. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. ahitname ahiz * Alma. . uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . güzel huylar. halefler. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. iyi. lar. kötü gibi sorunları inceleyen. * Birinin yerine geçenler. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. alı. kuş aklar. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. yi ahlâk bilimi * Yarar. reseptör. ahlâf ahlâk bilim. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. ma. * Antlaş belgesi. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ahitleş mek * Antlaş mak. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. eslâf karş . * Kabul etme. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât.

ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. na lı * Ahlâka uygunlukla. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ögeler. ahlâkla ilgili. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. ahlâksı davranı na zca ş . abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. moralizm. k k raşrı ahmak . armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. z * Ahlâk kuralları uymama. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . reti. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. bunlara uygun davranan (kimse). * Bir karım içindeki parçalar. * Kaba adam. bir il. yasaları uyum içinde olma. * Gülgillerden. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ah etmek. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. terbiyesiz. kötü huylu. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ah çeker gibi ses çı ç karmak. aç. yol iz bilmez kimse. * Ahlâk bilimi. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). na * Dürüst davranmayan. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ahmağ yüz. * İ çekmek. * Bu ağ n.

* Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. sı ahraz ahret dünya. ahret yolculuğ u * Ölüm. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. aptallaş mak. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. ı r * Dinî inanı göre.* Aklı gereğgibi kullanamayan. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. ş ahmakça * Biraz ahmak. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. * Dilsiz. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ahş a . * Bir an için ş alayıbocalamak. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. r iş ahretlik * Besleme kı z. aptal. ve an mur. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. sağ ve dilsiz. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. lsı k. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. ş k. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. bön. aptalca. aptallaşrmak. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. budala. ş . mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek.

çekici. * Kesenek. ş . çocuklar. aidat * Ödenti. çekici. ince. karı ı na . bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. * Güzel. zarif kadı n. lan. * Bu bitkinin duta benzeyen. ahş ap * Ağ açtan. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahu * Ceylan. * Davranı ş lar. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. hâller. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. tahtadan yapı ş lmı . dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). * çok güzel. * Olaylar. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. vaziyetler. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. * Karı . karaca. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. sı nları * Eşkarı . ahval * Durumlar. iliş kinlik. kı zı rmı renkli. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. ahzetmek * Almak. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. kabul etmek. . polip. * Ait olma durumu. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. aç i. koca. er eyler. ahududu * Gülgillerden. rnaş k. . ahzetme * Ahzetmek iş i. ahzükabz * Kendine mal etme. bağ ı ciğ gibi ş rsak. koca ve çocuklardan oluş topluluk. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. m m. yayı yla e. ahu parçası * Çok güzel.

ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . en. . -e düş kin. doğ kontrolu. kla i. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. ik. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. anlaş sevgi ve hoş ma. * Bütün aile birlikte. hayvan veya bitki topluluğ i u. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. ajan * Ailesi olmayan. * Aile ile ilgili. görü. u. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. aile adı * Soyadı . tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. *İ lgilendiren. yakı ş ı n. birine düş mek. birinin olmak. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. için. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. iliş iliş ilgili.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. geliş i ev. * Ailece.

perde. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Bazıeylerde beyaz bölüm. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. bı tara-k. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. temsilci. kara ve siyah karş . ele-k. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. ak basma * Ak su. ç-ak. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş .* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. gözenek. süt gibi ş eylerin rengi. * Temiz namuslu. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. andaç. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. gözenekli. -ak. casus. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. * Bu iş kolların çalı ğbüro. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . yat-ak vb. ı tı * Bu renkte olan. ak demir * Dövme demir. * Kar. beyaz. rahat. * Ajanıgörevi. iş ğ ı iş görevlisi. * Sınt ız. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . küre-k vb. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. layan iş kolu. ak benek benek. katarakt. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. kı sı * Beyaz leke. un için ş an * Bir kimsenin. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r.

sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. omuriliğ dıtabakası an in ş . istavrit.* Bkz. ayıise pratı ak kan * Lenf. temiz. ayıkiş lar. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç.ş . akı karası geçitte belli olur. abey. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). beyaz bir toz. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. ş algam. ak kan yangı sı * Adenit. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . * Bembeyaz. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . k nı diğ lan ak gün ağ r. *İ zmarit. turp. . ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. süblime. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak pak * tertemiz. ak pak ak pas * Lâhana. lodos. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). çok zehirli. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. akabe * Güneyden esen rüzgâr. sülümen. parlak. * saçı sakalı armı ağ ş .

mecra. * Yer altı suları toplayan tesisat. drenaj. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. hemen arkadan. imi. sanatçı kurulu. akabinde * Arkası ndan. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. lan ka * Kanal. ark. su yolu. * (su için) İ yeri. akademi * Bilginler. ardı ndan. küçük akarsu. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. dere. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. oluk veya baş araç. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. akademik * Akademi ile ilgili. çay. sarp ve zor geçit. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). * Bilimsel niteliğolan. * Maundan yapı ş lmı . * Irmak. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. ı . vinti * Eğ inişfazla olan yer. i. lar * Yüksek okul.* Tehlikeli. i akademisyen * Akademi üyesi. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . * Akarsu yatağ yatak. yazarlar. i akak . ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . hemen ardı ndan. * Yer altı oluğ su u. akağ aç * Gürgengillerin. * Maun.

beyaz çiçek veren. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . söyleyeceğsöze yer kalmamak. sık. ban. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. lan aç * Baklagillerden. akan sular durmak * itiraza. ksı akaryakı t * Benzin. bağ mülk. meteor. * Baş sı k. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. aralı z. Meryem ana asması (Clematis vitalba). gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. dükkân gibi mülk. güzel kokulu reçine. olan bir taş . bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). tarla. * Kesintisi olmayan. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. sokucu veya emici knaz lı . zamk. z. akarca * Kemik veremi. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. akasya * Baklagillerden. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Küçük akarsu. kül renginde. ahap. ı . arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. * Kaplı ca. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. gaz. en acı m acı . ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . sonuçsuzluk. yaban lı cı asması . güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. arız. motorin gibi yakı n satı ğyer. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. akamet * Kırlı verimsizlik. * Sürekli iş leyen çı fistül. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . ağ ş en ma. ları üsle ik. dükkân. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. acınkine benzeyen.

sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. akburçak akciğ er organ. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). plevra. ile lan k * Akya balı. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. geniş büyük olan. eti kı klı lçı . kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . erin. * Bkz. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. rmak yı nda ayan. * İ htiyar. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . akbakla akbalı k * Kuru fasulye. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. ekmeklik buğ klı day. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. nce . nda . kın ı kılara göçen. (Bemicla). etli akça pakça . akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. akçe. bronş çuklarıson bölümü. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . * Sazangillerden. beyazca. sarı ve sulu bir tür armut. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. leş beslenen. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. akça armudu * İ kabuklu. beyaz kabuklu.akbaba * Akbabagillerden. başve boynu çı olan. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . oldukça büyük. bataklı ı ve göl kıları yaş k.

akçakavak * Akkavak. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. rengini atmak veya atmıgibi olmak. n akçöpleme * Zambakgillerden. akdetme * Akdetmek iş i. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. akdarı * Buğ daygillerden. keşleme. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). lam aç. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. malî. Akdeniz humması * Malta humması . parayla ilgili. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akdetmek . akçalı * Paraya bağ. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. yaprakların uzun. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek.* Beyaz tenli. akdedilme * Akdedilmek durumu. * Her tür madenî para. . geniş nı olması . lı akçe * Küçük gümüş para. güzel (kadı n). .

ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. kara gözlü. okunabilen. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. sonuç. bir yla an ğy). i * Kolay söylenebilen. za. anlamca açı(anlatı selis. k m). i lan * Beyaz renkte olan dut. * Hafı bellek. * Öğ salıverilen yol. eninde sonunda. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. lan akı seyelân. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. cathartica). akı l. cı * Söz. kanı . akı karası ak kara * beyaz tenli. ğ lan akı l * Düş ünme. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. akılı cı k * Akı olma durumu. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. kara saçlı . aksungur. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. muahede. us. k * Düş ünce. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. üt. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba).* (mukavele. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. l. . akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. anlama ve kavrama gücü. ve mı cı i. * Sonunda. . nda. akı cı * Akma özelliğolan.

ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. e. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. sı nı rrı çözmek. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . muhtı defteri. deli. gerçeğ uygun olmayan. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. akı l erdirmek * anlamak. yirmi yaş i. herhangi birinin aklı gelebilir. inanı lacak lmaz. l dı ı sı . . akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. insanıaş rtı şı rtmak. irrasyonel. ru il. sı nı unu rrı çözememek. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. akı l almamak * inanı gibi olmamak. not defteri. görüş almak. gayriaklî. en içeride çı azı i. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. na na akı l almak * danı ş mak. ajanda. * Us dı. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. ş lı ı k. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. vaktinde hatı rlamak.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. akla uygun gelmemek.

akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. akliye. lda akı tutmak lda * unutmamak. akı ı nı l vermek. mak. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. akliye. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. unutmak. umudunu kesmek. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. rasyonalist. usçu. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. akı çı ldan kmak * unutulmak. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. rasyonalizm. usçuluk. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. * kafa yormaya gerek yok. akı l kutusu * Çok akı. yol göstermek. kartı ini reti. ünce. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. rasyonalizm. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. . akı lcı * Akı lı ilgili. akı kalmak lda * akı yer etmek. n l var. zeki kimse. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . lcı kla * Akı lı yana olan kimse. unutulmamak.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. akı retmek. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. in ini. davranıbeklenmeyen (kimse). akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek.

akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. . enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. uyanı k. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. aptal. ru. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. lı nı ş llar . nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. akı çı ldan kmamak * unutamamak. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. n. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. aklı baş getirmek. ı lan laş n ndan * Uslanmak. yaramazlıetmeyerek.akı çı ldan kmak * unutmak. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. dengeli. tasarlamak. akı uslu llı * Akı olarak. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. llandı i. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. n. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. * Akı olma durumu. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. ru * Akla yakı doğ makul.

akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . akı zlı lsı k * Akız olma durumu. * Akı olma durumu. cereyan tarz. akı mtoplar * Akü. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. anlayıkı i li ş t. hücum. düzensiz ş söylemek. * Hava. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. baskı yapmak. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. üş * düş ülkesine saldı man rmak. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . üş mek. siyasette. yer değ tirmesi. * Düş toprakları tedirgin etme. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . * Debi. forvet.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. ncı akı n akı lı ncı k . eyi lsa akı z lsı * Aklı . akümülâtör. ş kan ş ı iş * Sanatta. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. amperölçer. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. hareket. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . yı rma. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. yöntem. cereyan. akı m * Akmak iş i. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan.

seyyal. akı ile birlikte sürüklenmek. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). uzun bir balıtürü. iklik. im. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. * Akı n. i * Geçip gitme. akı cereyan. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . akı ş * Akmak işveya biçimi. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. ş kan i . çam sakı. n ru iş m. eğ meyilli. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. tedirgin etmek. sürüp gitme. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. ik. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. * Eğ eğ meyil. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. akma.

parlak ve değ bir taş erli . saydam. akil baliğ olmak . * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. akması yol açmak. yağyumurta. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . din inancı eye lanı . * Enli bilezik. nı akil * Akı. n. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. erin. . ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. n nları na ru * Un. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. dökmek. yarı ı . akide. akı tmak * Akması sağ nı lamak.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). kalseduan kuvarsın bir türüdür. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. ş veya pekmezle yoğ . daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. akide ş ekeri * Bkz. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. durağ mazlı ı iş an. eyler lan. süt. ağ güç eriyen ş ı zda eker. akı ş malı * Akı özelliğolan.

* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. ağ burun. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. ı z iyi miş lısıcı u. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. kontrat. parlak bir yüzeyde görünmesi. * Bir cismin. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. * Akkor olma durumu. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. sözleş veya mukavele yapan. * Akıca. termit (Termes). . * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. Hollanda kavağ(Populus alba). sı * Sonuçsuz. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. me. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. akilâne akim * Kır. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. döl veremeyen. * Nikâh. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. göz etrafı ı z. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). baş sı arız. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. evirtim. ilgi veya tepki yaratmak. . ile en lem. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. verimsiz. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. akkaraman * Vücudu beyaz. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . . kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. yansı yankı ı k nı tı cı ma. iri baş. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). baş sağ arı layamamak. eyin ka ey ğ ı * Evirme. akçakavak. ırı böcekler topluluğ termitler. tartılması yol açmak. iri ak kanatları n. kaba karık yapağ . fakat kirli. akkirpani * Ak.

akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. ibraname. makul. n i. akla yatkı n * uygun. i. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. akıca. yı cı kuş rtı bir . erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. * Baş lı arıgösterilmek. güçlüklerle karş mak. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. değ olarak nitelendirilmek. çı racak gibi olmak.vb. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). ibra etmek. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. sı nı ndan * Aklanmak iş i. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. akla hayale gelmez * inanı lmaz. makul. zı ldı vanadan çı kmak. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. . düş ünülemez. temizlenmek. akla gelmedik * düş ünülemeyen. maile. aklama * Aklamak iş ibra. it-ekle. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü.akkuş akkuyruk * Atmaca.. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. tebriye etmek. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak.

aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. . * Akı bulunan. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. kendine gelmek.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. ş ı aş rmak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. * bir ş olabileceğ inanmamak. akı ince. sorun üzerinde toplayamamak. kusursuz. kavrayamamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. çok korkmak. ağ armak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. beyazlaşrmak. eyin ine * uygun bulmamak. temize çı kmak. ak renkli. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . beraat etmek. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. çok korku geçirmek. beyazlaş mak. llı * doğ dürüst. aklaş mak * Ak duruma gelmek. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. aklı almamak * anlayamamak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. aklaş ma * Aklaş iş mak i.

aklı oynatmak. nı aklı evvel * Densiz. aklı evvel * Akı geçinen. korkmak. beyazlı siyahlı . tatmin olmak. aklı karalı * Akı karası ve olan. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. nca. olacağ inanmak. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. aklı ra sı * aklı sandına göre. * Kendisini en akı sanan. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. * çok beğ enmek. ndan um ey .aklı ermek * anlayabilmek. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. düş üne göre. ilerisini görememek. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. bocalamak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. münasebetsiz. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. * akı olgunlaş lca mak. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. ş ı ı nı aş rmak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. umduğ göre. bayı lmak. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. sağ duyu sahibi olmayan. düzgün. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. llı * Ak olma durumu.

aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. davranmak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. tı aklı koymak na * bir kimse birine. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. * bir ş yapmayı ünmek. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. çok istemek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. tasarlamak. aklı eyin ine almak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. ey * kararlaşrmak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. bir ş telkin etmek. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. anı msamak. aklı düş na mek * hatı rlamak. bir düş ünceye saplanı kalmak. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. kı namak. na . aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. * düş ünmek. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. aklı gelmek na * hatı rlamak.aklı mda! söz. kavrayamamak. * olabileceğ inanmamak.

yersiz iş yapmak. tasarlamak. çok ş ı aş rtmak. kararı caydı ndan rmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı olsun! nda * unutma!. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. hiç unutmamak. * ayartmak. baş çı tan karmak. * hatı rlamak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. bellemek. sı aklı kalmak nda * unutmamak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. ldı * akı şiş yapmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. * unutmamak. aş nca lsı ler . aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. aklı ra. * gereksiz. aklı tutmak nda * öğ renmek. aklı kaçı nı rmak * delirmek.

* Karı ş mak. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. katı lmak. * Sürüp gitmek. keçi mantarı (Agaricus campestris). rasyonalizm. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. akı rı zı ndık. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. mak. mek. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. akla dayanan. * Akı ilgili. . * (zaman için) Çabuk geçmek. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. * Sağ duyu. * Akı l hastalı uzmanı kları . * Reçine. lcı k. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. kları * Akı lı usçuluk. çam sakı. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. akma * Akmak iş i. yersiz düş ünmek. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti.

akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akordeoncu. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. düzenlemek. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akort edilmiş . akortlatma * Akortlatmak iş i. akortlanma * Akortlanmak iş i. akortsuz . akordiyon * Bkz. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akordiyoncu * Bkz. akortlu * Akordu olan. eş eden. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akortsuz. akordeon. uyumsuz.akmaz * Durgun su. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. ses veren araçları ayarlamak. gölet.

arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. . kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. ür. sı rı * Kredi mektubu. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. uyumsuz. k. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. arası akrep * Akreplerden. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. akromatik . * Cambaz. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. Zodyak. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. * Biri. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. akran akranlı k * Akran olma durumu. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. akrobatlı k * Cambazlı k. * Birbirini tutmayan. örneğakrep olan takı . i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. * Yaş denk. yaş boydaşöğ ça ı t. hım. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. akort edilmemiş .* Akordu olmayan. diğ erinin sonucu olan ş eyler. yaş k. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak.

çene. büyümesi veya uzaması . hafifçe topallayan. geri kalmak. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . * Kımlar. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). * Aksak olma durumu. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. . * Hafif topallamak. renksemez. ş oluş turan bölüm. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. * Ermişevliya. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. kelime vurgusu. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. renk körlüğ ü. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . akromatopsi * Bkz. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. aks aksak * Dingil. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. muvaş tevş ş ah. * Vurgu. * İ gitmeyen. iyi iş yi lemeyen. sı * Aksamak iş i. grup vurgusu. ih. * Aksayan. * (bir işGereğgibi yürümemek.

kriz.* "alma ve verme" Alıveriş ş . * Evirmek. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. bir işgereğgibi yürütmemek. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. eldiven. lmak. ı hapş k. * Aksaması yol açmak. yaymak. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. hazı * Aksesuar kullanması seven. * (ığ Yansı şı ı) tmak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. yansı ş ı ekil) p lanmak. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. çanta. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . bir makinenin iş levine katı lmayan. duyulmak. * (ık) Bir yere vurmak. * Ulaş yayı mak. ulaşrmak. mücevher gibi eş ya. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. ş apka. aksı hapş olayı rma. rma. durumu. * Bir aletin. * Haberi. akselerograf *İ vmeyazar. gürültülü soluk boş zlı alması . aksettirme * Aksettirme iş i. yankı vermek. k aç * Aksatmak iş i. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. duyurmak. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. yankı p lanmak. akselerometre *İ vmeölçer. kemer. lı kta lan. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. ı rı . na i i * Aksamak iş i veya biçimi. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). i ğ ı çeş eş itli ya. aksesuar nesne. tersine çevirmek.

t. * Uygun olmayan. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. aksilenme * Aksilenmek iş i. huysuz. * İ . aksileş me * Aksileş iş mek i. zgı * istenmediğhâlde. ağ ve burundan hı . aksi * Ters. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. * Aksı aksı biçimi. huysuzlanmak. huysuzluk etmek. aksilenmek * Aksileş mek. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. rma. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. nda aksiliğüstünde i . aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. aksi takdirde * yoksa. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. hapş ı rmak. sısıaksı hapş klı rı a . aksileş mek * Huysuzlanmak. aksilik olarak. aksi hâlde. ters davranmak. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. ters ve kı n olarak. öyle olmazsa. hapş rması ı rtmak.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. inatçı etmek. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. hastalı . natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. menfi. hı n. ı . inadı direnmek. rı ı k k ran. ı t. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. zıkarş olumsuz.

elveriş in sizlik. * Gece. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. uyuş maya yanaş mamak. * Ada soğ . aksiyon * Bir kuvvetin. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . pay senedi. geliş nı tiren lı im. aksilik etmek * güçlük çı karmak. ndan * Akdoğ an. aksülâmel * Tepki. * Yankı . * Sermayenin belirli bir bölümü. katarakt. hikâye. perde. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. bir düş üncenin ortaya çı kması . am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. uygunsuzluk. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. ak basma. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden.* olumsuz davranı. huysuzluk etmek. * Hisse senedi. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . k u ı mütearife. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. ka sı akş akş am am . aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . * Akş vakti kı namaz. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. belit. inatçı etmek. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. reaksiyon. ş lı aksilik * Terslik. inatçı huysuzluk. ters davranmak. lı k. * Oyunun teması geliş başca olay. * Hareket. anı * Tersine. maddî bir etkenin. iş . lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük.

ara vermeden. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. ) akş sabaha ama * Neredeyse. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. akş kalmak ama * (işgecikmek. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. simit. nda. akş kadar ama * bütün gün.* Akş n olduğ ş dar zamanda. pek yakı kı bir zaman içinde. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. akş am amleyin. amcı yla . ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. bitmemek. özellikle akş doğ yapı gazete. Çulpan. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. güneş battı sı in ğ ralar. kı. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. * Yaşlıdönemi. am lan akş saati am * Akş vakti. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs.

akş amsefası * Gecesefası . te ama mek. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş doğ am ama ru. günü bitirmek. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş için. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. am * Her akş am. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş amdan kavur. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. am akş k amlı * Akş özgü olan. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş olduğ am am unda. . akş doğ akş yaklaş ı ama ru. akş amki * Akş olan. akş amları * Akş vakti. akş yapı am am lan. akş vakti. akş buldurmak veya ettirmek.akş amdan * akş olmak üzere iken. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. iş i. iyi akş am lan amlar!. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. am ı rken. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amlama * Akş amlamak durumu.

i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. iktibas. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ine aktarı m * Aktarma işnakil. ı . ne. satan kimse veya dükkân. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. zarf. ı n * Baharat. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. ağ üzerine yükselten oyuncu. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . albino. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ev ilâçları . kâğ tütün vb. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. i. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. * Anadolu'da iğ iplik. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ı t. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. i. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. * Bir taş baş bir taş geçme. ka aktarma etmek * aktarmak. akş amüstü.akş amüzeri * Bkz. baharat. ka * Aktarmak işveya biçimi. virman. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ilk * Alı . gereçleri satan kimse veya dükkân.

* Bir tekniğ göre biçimlendirmek. tercüme etmek. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. ilk *İ letmek. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak.* Bir ş yolunu. aktifleş me * Aktif duruma gelme. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . amerikyum. iktibas etmek. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. çanı * Etkin. yönünü değtirmek. etkili olmak. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. aktif duruma getirmek. etken. aktif duruma gelmek. aktifleş mek * Canlı hareketli. çalı ş kan. nı * Etken. canlı . ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. hareketli. * Bir ticarethanenin. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktif metot * Öğ rencilerin. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. toryum. uyarlamak. bildirmek. aktinoloji aktif fiil . * Etkili. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktinit * Aktinyum. plûtonyum. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). tulyum. aktiflik * Etkinlik. e * Bir kitabı . aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. * Etken fiil. protaktinyum. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak.

aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. * Edimsel. radyoaktif bir element. lı lanı akut *İ lerlemişş . * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. aktörlük * Aktörün görevi. ka ka * Kadıoyuncu.Kı 89. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. ka aktöre * Ahlâk. ses dağ mı bir ı lı ı . aktüel * Güncel. kendini baş türlü gösterme. yankı m. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. ş imdiki. akuzatif akü * Yükleme durumu. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. acil (hastalı k). ini reti. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . yankı bilimi.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . * Etkincilik. inde akı mtoplar. veya * Etkinlik. * Azgı kı n (hayvan). n. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. iddetli. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. . * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). n * Güncellik. aktörün yaptı iş ğ . ı * Olduğ undan baş türlü görünme. ı ı rlı saltması Ac. * Günün olayı konusu. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik.

lökosit. gövel (< gök-el). allı k. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. * Bu renkte olan. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). sağ lam. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. al (veya alı n) * iş te. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. düzen. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. tuzak. * Kavimler. ğ ı al bayrak (veya sancak) . al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. kıl./ -el*İ simden fiil türeten ek. hile. al al * Aldatma. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. * Sulu boya resim. ufak pullu. doğ öz-el vb. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. Al * Alüminyum'un kı saltması . elde eyler -al. kı zı n zı rmı. yuvarlak hücre. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. k. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). güz-el (<gözel). akva * Kuvvetli. fat -al. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. kıla çalan. * Kanırengi. * (at donu için) Dorunun açı. vı nda akzambak * Zambakgillerden.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak.

e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. * İ piş yi memişsuluca (yemek). yi. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . m düş al birini. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . çekiş çekiş e e. ş -ala-. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. alaca. parajin. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. hepsi bir ayarda. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. kov-ala. ş ı * Açıkestane renginde olan. kiyi ala * Karık renkli./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. âlâ -ala. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları .vb. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. silk-ele-. elâ (göz). çok renkli. nda ğ ı an . ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. ı * İ pek iyi. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir.* Türk bayrağ ı . it-ele-. kak-ala-. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. vurularak ölmek. al kanlara boyanmak * yaralanmak. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). . ş olmak.

ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . eti turuncu ve lezzetli. . . alabora olmak * tekne. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ı * Ara bozucu. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. llı alabaş * Turpgillerden. z. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . alabanda vermek * azarlamak. dönek. ş * İ piş yice memiş (yemek). ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). alabalı k * Ala balı kgillerden. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. deniz araçları devrilip ters dönmek. * Aş derecede. sandal vb. uğ ursuz (kimse). paylamak. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. uz alabacak * Ayağsekili (at). ş algama benzeyen bir bitki. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. sonuna kadar çevirmek. haş lamak. * Olanca hı ile. kemikli balı n bir familyası kları . ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). borda karş . 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). * iş alt üst olmak.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. ru. gereğ ı rı inden çok.

mal veya baş ş matlûp. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. daha çok üzüme düş ben. yarı doğ ktan nlı karanlı k. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. kül rengi. akla kara karık.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. * Ağ ilk olgunlaş meyve. * Para verilerek alı nacak ş ey. ı ey . alacağ ş ı ahin. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. alacak verecek * alıveriş kisi. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. borçlu karş . ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. ş ka ey. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. * Aş ure. uzunluğ 50 cm. ldı n ları lan * Meyvelere. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. alacaklı * Birinden alacağolan. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. en * Kötü huy. açta an * Keklik. ş iliş alacakarga * Saksağ an.

itimiyle yetiş (kimse). miş * Alafranga saat. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. rengârenk. sı zarı alacalı * Alaca. âdet ve hayatı uygun. alafrangacı lı k . * Keçeden yapı çadı lan r. Frenklerle ilgili. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alaturka karş . alacasansar * Benekli sansar türü. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). renkten renge girmek.alacalama * Alacalamak iş i. alaca bulaca. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. * Frenklerin töre. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alacamenekş e * Hercaî menekş e. alacalamak * Renk renk. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. benek benek boyamak. alacalı k * Alacalı olma durumu. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . çardak. alacalanma * Alacalanmak iş i.

erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. alageyik * Geyikgillerden. ilginç. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alâkadar * İ ilgili bulunulan. fat alâka *İ lgi. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). alâka duymak * ilgi duymak. . -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alafranga davranmak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. * Gönül bağ ı . lgili. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alâkadar olmak * ilgilenmek. postu benekli. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. çök-elek vb. as-alak. alafranga olma.* Alafrangacı olma durumu. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. ilgi çeken. sın (Dama dama). alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alâkabahş *İ lgilendirici.

irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. kestane kargası (Garrulus glandarius). *İ lgisiz. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. ş ak. açıve geniş meydan. iri gövdeli. yakı k duymak. * Orman içinde düz ve ağ z yer. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. ilgisini kesmek. ötücü. tüyleri alacalı kuş bir türü. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. alâminüt * Çarçabuk. ayıcı rı özellik. harf gibi özel iş marka. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. * Büyüklük. i. k yer. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k.alâkalanmak *İ lgilenmek. ilgisi olmayan. * Yemek listesinden seçilen. zevk almak. yası yayı tanı aret. alâmet * Belirti. an. o eş üreten veya satanı tan resim. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. düzlük. * Gönül bağ lamak. saha. alamana * Rafadan. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). kayran. açsı . tabldot karş . * Alalamak iş kamuflâj. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. * Saksağ an. rlanı alan * Düz. anı hemen. maskelemek. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. ayrı kisi lmak. * Beneklerle. niş aret. iş iz. * Kargagillerden. nlı * Bir ş çekici gelmek. * Ayıcı rı nitelik. alâkok alalama alalamak etmek. ey alâkalı alakarga *İ lgili. iliş kalmamak. nda. yı ğ ı ndan lan. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan.

. darmadağ k. engin. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. * geri çekilmek. kovmak. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret.* Bir konu veya çalı çevresi. ş ma * Yüz ölçümü. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. dağ ı tmak. açı ktan. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. alarga * Açı geç. alt üst etmek. p tı * kapı yere vurmak. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. bazı ki durumlarda metallerle. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. yağ etmek. allak bullak. karı ş istememek. alan topu * Tenis. dayanabilecek duruma gelmek. C. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . park. ilgisiz davranmak. engine açı lmak. k * Uzaktan. alargada durmak * uzakta durmak. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. * Açıdeniz. ğ ı alan talan * Karmakarık. uzaklaş mak. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. saha. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. n. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. atmak. agorafobi. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). ı alaş ı ağetmek * birini. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. alarga durmak * uzak durmak. yaklaş ktan ma. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. P.

eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). töre ve hayatı uygun. söyleyen. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. alaş elementlerini eriterek katmak. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. ezanî saat. görenek. alavereci .alaş ı mlamak * Çözen metale. alaturka müzik * Türk müziğ i. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . andavallı . i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. abraş . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. yöntemsiz. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. düzenli bir iş yapmak. * Kargaş k. yalanla dolanla iş görmek. alaturka eser veren kimse. * Düzensiz. alafranga karş . * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. * Eski Türk gelenek. alavandalı * Bkz. * Türk müziğ inden yana olan. * Alaturka saat. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu.

spekülâtör.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . göz tı alâyiş li . alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. alay etmek * bir kimsenin. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. * Çok kalabalı k. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. alay alay alay * Kalabalıolarak. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. * Alay eden. alaya almak * alay etmek. lacak alay malay * hep birden. eksik vb. * Çok miktarda. bir ş eğ ş eyle lenme. küçümseyen. * Bütünü. lence konusu yapmak. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. gülünç. . alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. it alaycı * Alay etme huyu olan. söz. küçümseyerek eğ lenen. alaya bozmak * alay niteliğvermek. hepsi. birlikte. * Ses tonu. vurguncu. fazla sayı da. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. müstehzi. davranıgibi yollarla biriyle. alay geçmek * alay etmek. işş konusu yapmak. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . onu küçümseme. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. eğ lenmek. kusurlu. pek çok. bir ş bir durumun. yönlerini küçümseyerek eğ eyin.

debdebeli. * Alev. ı tı * Gösteriş görkemli. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. 1 m uzunluğ unda. küçümseyici. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). m. * Kaymak taş su mermeri. acı vermek. usa humması . nsan zık zı albasma albastı * Albastı . alaylı alaysı * Alaya benzer. * Alev alev. ilgi toplamak. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. ı . hoş güzel göstermek. miralay. eyin * Sı zlatmak. alazlanma * Alazlanmak iş i. yakmak. yalaz. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. ve . alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. n albeni * Alı çekicilik. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. * Fı na kuş rtı ugillerden. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. kan l. cazibe. ciddî olmayan. li.* Gösteriş li. albatr albatros exulans). alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. albasma. aleve tutmak. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. müstehzi. alaylı * Erlikten yetiş subay. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. ine * İ derisi için. an * Alay edici. mektepli karş .

kötü havaya iş olan hava durumu. mütevazı . nı ğ ı albümin * Bitkilerin. * (boy için) Kı sa. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. aş ı soysuz. yüksek karş . . beyaza yakırenkte. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. albüminli *İ çinde albümin bulunan. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . alçak ses * Hafif ses. * Bile bile en kötü. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . namert. kendini çok beğ enmek. ak tutma. oksijen. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. çekici. azot. larda ağ k. cazibeli.albenili * Alı . * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. fotoğ pul gibi ş raf. i albinos albüm * Resim. nda. * Akş ı n. n alçak yaylak . alçacı k * Çok alçak. para vb. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. yapı madde. tekerçalar. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. eri alçak gönüllü * (makam. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. alçak * Yerden uzaklı az olan. uzunçalar. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. birleş karbon. hayvanları doku ve sıları bulunan. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). * Kalı ses. suda eriyen. rezil hain.

ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. alçı ı taş . ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. * Toprağ çöküp oturması ı n . * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. * Alçak. zül. i. alçalmak * Alçak duruma gelmek. aş ı kimselere yaraş na. * Aş ı ma. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. erini alçarak alçı * Az alçak. yüksekten aş ı ru inmek. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. * Değ azaltmak. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. cezir. . zillet.* Devamlı oturma bölgesinde. alçakça * Oldukça alçak. mezellet. nda n i * Düş künlük. * Alçakça davranı ş ş enaat. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. i alçaltma * Alçaltmak iş i. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. bayağ ma. hor görme. eri * Küçük düş ürme.

n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. i aldanma * Aldanmak iş i. yanıcı i ltı. . alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. kandıcı rı. sı vatmak. * Alçı sı ile vamak. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. tuzak. * Alçı sarı ş ile lmıolan. an * Alçı lamak iş i. soğ sebebiyle donmak. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. oyalanmak. * Bir hileye. ı * Avunmak. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. yanı e larak ş ya lmak. kanma. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. * Alçı şrmak. jips. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. bir yalana kanmak.

* Aldı rmak iş i. * Bir ş görünürdeki durumu. avutmak. * Sı rmak. ilgi göstermemek. ilgisizliğ inden. ilgisiz kalmak. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . . kayı zlı lâkaydî. baş çı tan karmak. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. ilgilenmemek. i aldatma * Aldatmak iş i. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. yalan söylemek.* Aldatmak iş konu olmak. * Birine verilen sözü tutmamak. ihanet etmek. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. * Önem vermek. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. umursamayan. kötü yola sürüklemek. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. zlı tsı k. tasası k. aldı rmamak. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). kayı z. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. lâkayt. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. umursamamak. * Ayartmak. bu anlamı ancak olumsuz. veya ine * Oyalamak. aldışz rı sı * Aldı rmaz. i aldış rıetmemek * önem vermemek. umursamayan. iğ etmek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. ş . ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. değ vermek (bu fiil. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. * Getirtmek.

tuhaf. kurala uygun bir biçimde. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. genellikle. özellikle. * Hesaba sayarak. garip. ş * Duygu. cihan. alelusul alem * Bayrak. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. * Minare. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. kubbe. ince. . en çok. kaları * Ortam. ivedilikle. * Alelâde olma durumu. * Hele. * Her zaman görülen. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. baş . çevre. * Herkes. u * Dünya. * Eğ lence. * Bayağ sı ı radan. olağ an. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. düş ünce. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. bambaş ka. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. çarçabuk. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. evren. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. * Okuma yitimi.alegori * Bir görüntü. alemci . alelı tlak * Genel olarak. alem olmak * sembol olmak. * Durum ve ş artlar. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. düş gücü.

k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. âlemi var mı ? * yakık alı . ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. açı k. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. evrensel. kça. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. açı ktan ğ a. elin ağ torba değ ki büzesin. uygun olur mu?. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. herkesin içinde yapı k. aleniyet * Açıolma durumu. alerjisi bulunan. zevkusefaya kapı lmak. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alessabah * Sabah erkenden. * Açı açı herkesin gözü önünde. minarelerine alem yapan veya takan kimse. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. ilâçlara. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. alet . ı alenî * Açı ortada. alesta * Harekete hazı tetikte. na * eğ lenceye. ş . r. ı ı ı yan. herkesin içinde. sancaktar. üniversel. toz. lan. * Önder. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. gizlemeden. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu.* Camilerin kubbelerine. meydanda. alesta durmak * tetikte beklemek. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. alerjik * Alerji ile ilgili olan. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li.

heyecana gelmek. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. aygı t. alev saçağsarmak ı * bir olay. lanmak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. un lerinde kullanı bir araç. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. alevlendirmek . * coş heyecanlanmak. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. tehlikeli bir duruma gelmek. * Ateşsı k. öfkelenmek. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. zrak na lan * Alevli olarak. * Mı uçları takı küçük bayrak. ı m. yanmaya baş lamak. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. . alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. ateş bacayı sarmak. * Aş ateş k i. flâma. vası olmak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). alaz. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. n ş dili. alev almak * tutuş mak. uygulamaya yarayan özel araç. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. maş a. telâş mak. caklı vı m. kılcı . * Bir sanatı yapmaya. önüne geçilemez.

alevlenme * Alevlenmek iş i. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. w. bir * Parlamak. ş iddetini artı rmak. *Ş iddetli. çoğ altmak. tutuş turmak. Türk alfabesinde bulunmayan x. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak.* Alevlenmesini sağ lamak. . ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. en ı t. karşduruma geçmek. alevlenmiş . t. * Karş karş zı ı ı t. karş . kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. hararetli. onun için iyi olmamak. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. . halı mı kullanı bir bitki. karş lı ı ı k. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. * Bir iş baş cı in langı. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. * Zorlu. . ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. yermek. * Etkisini. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. q harfleri gibi. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. alevli * Alevi olan. öfkeli veya heyecanlı durum almak. na aleyhtar * Karşolan. ünceye karşolma.

alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. . * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. * Rüş vet. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. idrak. * Vergi. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. o ş bilincine varma. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. kı n algı * Kazanç. idrak edilmek. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. alfabe sı . eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. çak mı lan lü ı m. algı n . ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. i. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. algı cı layı * Algı yetkisi olan. idrak ettirmek. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. * Su yosunu. alacak. idrak etmek. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k.

almaç. canlı . görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. lsı alı k * Hayvan çulu. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. görme-y-eli vb. budala. kamera. * Görüntüleri alan cihaz. ebleh. sersem. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). vurgun. tutkun. ş tı alı ç * Gülgillerden. alı moru mor al. alı verici cı * Bağladını alan.* Cı zayıhastalı . lı z. * Azrail.. algler * Su yosunları . * Eskimiş giyecek..-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. * sağklı lı . talip olmak. mı alı ka * Ahize. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. teri alı kuş cı * Atmaca. klı * Birine gönül vermiş . algoritma * IX. teri * istemek. müş n teri. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. alı k * Akız. Harezmli yolu. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. gid-eli. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). f. alıalı k k . ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. kameraman. alı bulmak cı * müş bulmak. kameraman. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. -alı -eli / * ".

m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. * Alı mak iş klaş i. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. alı çalı m m * Gösteriş . ş kış kı aş n aş n. gönlü çeken durum. engel olmak. aptallaş aş nlaş mak. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. cazibe. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. tatil edilmek. rı * Mahrum etmek. m. alısalı k k * Aptal. ş kış kı aş n aş n. ine alı koyma * Alı koymak iş i. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. ş . bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alıalıbakmak k k * aptalca. * Birini. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. la-y-alı bekle-y-elim vb. alı konulma * Alı konulmak iş i. menedilmek. alı m * Almak iş i. baş stek i m. u i ten * Ayıp saklamak. m. * Aptalca.* Aptalca. ş iş ldı ı i ube. çalı gurur. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. ş kı mak. * Gözü. * Kurum. kasın na . alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. çekici hareket. * Mani olmak. kişeki: al-alı gid-elim. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça .

mukadderat. mı * Kurumlu. alıteri n * Emek. alı nganlı k * Alı olma durumu. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. makbuz. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. alnı . alı ngan * Aş duygulu. zahmetli bir iş görmek. mlı * Alı olmayan. baca. * Bir ocakta her türlü ayak. arak. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. çalı ş emek vererek kazanmak. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . cazibeli. ön yüz. alıdamarı n çatlamak * Bkz.). ş * Karş ı . alı nmak . ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. alıteri dökmek n * çok emek vermek. paket vb. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi.alı mlı * Alı olan. talih. galeri. çalı . msı alı n * Yüzün. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. alıyazı n sı * Yazgı . çabuk gücenen. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. çekici. cazibesiz. li. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . gururlu. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. * (bazıeylerde) Ön. kı ı rı rı lan. kader. larda alı nma * Alı nmak iş i. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. ar damarı çatlamı ş .

* Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek.* Almak iş lmak. çekememek. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . iktibas. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. geçinememek. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alıverememek p * anlaş amamak. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. çoğ almak. kılmak veya öfkelenmek. mı alık olmak ş ı . alı yapmak. derhal. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. aktarma. adapte olunmak. mları i. münasebet. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. alı r almaz * hemen. i yapı * Bir sözün. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. * İ ki. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. * Almak iş i veya biçimi. yayı lmak. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. iktibas etmek. artmak. aktarmak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. * Uyarlanmak.

ınmak. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . yanmaya baş lamak. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. alı k. mutat. * Bağ lanmak.* alı k durumuna gelmek. * Evcilleş mek. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. mak. ünsiyet. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. * Uyar duruma gelmek. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. uygun gelmek. * Alı ş iş mak i. az rastlanan. alı ş kan * Alı n. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. huy. itiyat edinmek. arkadaşk. mı * Yakı k. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. itiyat. bilinmeyen. alılmı ş ş ı * Her zamanki. alıklı bı ş ğ rakamamak. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. ehlîleş mek. sı * Etkisini yitirmek. * Tutuş mak. ş mesi artlanmı ş davranı ş . nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. huy hâline getirmek. * Sürekli ister olmak. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. . intibak etmek. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu.

söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. k * Hastalı . Ali kı baş ran kesen * zorba. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. sakat. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. ı kası ğ da ı ini . * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. * Bir beceriyi. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. * Onurlu. temrin. ğ ı * Açızincirli (organik madde). lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. alifatik alil alim * Bilen. ş ma. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. yüksek. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. ş an. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. ağ daki âli * Yüce. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. bilici. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. ş ması * Uyar duruma getirmek. alinazik * Közlenmiş can. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. ş erefli. egzersiz. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. yoğ yma lan it * Bilgin. âlicenap * Cömert.

lityum. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. alivre * Ürün daha tarladayken. antiasit. dağ ı tı ı tma. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. rpı alkıtoplamak ş . * Dağ m. potasyum. kalevî. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. en iyi. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. ı smı z demirden bir ağ . alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkalimetre * Bkz. midye. alkalimetre. rubidyum. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkı ş lama. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkı m * Gök kuş ı ağ . k alkarna *İ stiridye. ğ anlatmak için el çı ı rpma. alivre satı ş * Vadeli satı ş . kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. alkalölçer. mükemmel. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. . uz * En güzel. asitlerin kı zı .

alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. cı * Alkı olma durumu. Mevlâ. yağ . alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. Yaradan.* çok alkı ş lanmak. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. ş lamak. ş çı * Alkı ş lamak iş i. bazı nda * En büyük. renksiz sı. * Beğ enmek. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . yanı. ine alkil alkol * Alkol kökü. etil alkol. kokulu. * Ş akçı akş . lması cı vı etanol. yüze gülücü. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. dalkavuk. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. en usta. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. C2H5OH. uçucu. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". * Her türlü alkollü içki. Tanrı . ş gibi sılarıveya pancar. *İ çkili. Rab. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. ispirto. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). takdir etmek. * Bira. Allah (bin bir) bereket versin .

imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. esirgesin. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. kazanı öderim. belâdan korusun. * bana öyle geliyor ki. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. yarıaş yollu. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. z ini Allah bana. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. ş ma. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. Allah bilir * belli değ il. usanç bildirir. ş ş ma . ini) kazadan. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü.

Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. i ğ ı Allah için * gerçekten. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. bereket versin. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. doğ rusu. . ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin.

en yakı na bile muhtaç etmesin. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. kötü duruma düş ürmesin!. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. * ne olursun. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. Tanrı güvenmeli. nları . * karşk beklemeksizin. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. ya iyi olsun. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü.

ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. yaşlı kı göstermesin. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . Allah vere de * iyi dilek anlatı r. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Allah yazdı bozsun ise . Allah vergisi * Tanrı vergisi. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Tanrı ktı ru tanı r. bazen de takı ve ş için söylenir. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. yaradı tan olan yetenek veya özellik. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. çok hı yası rpalamak. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. kul taksimi karş . * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. * "keyfin bilir. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü.

lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. zavallı (kimse). Allah'ı insanı bir yer çok. ş irret. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. saf. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". yerine göre ant verme. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. . i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. kkı k Allah'ıadamı n * garip. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. * insan gönlü. Allah'ıemri n * kader. mescit. az * pek ı z ve kuytu bir yer. Allah'ıevi n * cami. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte.

aşna ş mak. Allah'tan * iyi ki. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. ulu allak * Sözünde durmaz. Tanrı n varlına inanmayan.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. z. ş ı bir durum alması kullanı in. karmakarık. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. kimse. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. utan. . * yaradı tan. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. karmakarık olmak. ş ı aş rmak. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. kiş i. Allah'ı seversen nı * istek. ş ı * (aklı. altı ş ı üstüne gelmek. insafsı acı z. . allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. Tanrız. dönek. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. n) aş lacak nda lı r. insafsı vicdansı ması z. karı l. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). ru allak bullak * Alt üst. yazı r!". cı z. allama * Allamak iş i. Allah'ıkulu n * insan. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. te k z Allah'tan kork! * "yapma. düzeni bozulmak. ğ ı ün nı versin. aldatı. düzeni bozmak. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. 'nı ğ ı sı * Acı z.

allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . iktibas. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Allaş iş mak i veya durumu. ahize. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. * Alı . kaldı rmak. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. neş zlı nacağ nı r. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş .allamak allâme * "Süslemek. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. * Al duruma gelmek. * Allanmak iş i. nları na * Almak iş i. * Satıalmak. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. alı. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. * Yanı bulundurmak. fethetmek. * Al olma durumu. na * Derin ve çok bilgisi olan. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. reseptör. alma almaç almak . allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * İ sı çine ğ mak. çok bilgili. n * Ele geçirmek. nda * Birlikte götürmek.

sı . * Bir yeri savaş ele geçirmek. * Zararlı . * Göreve. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak.* Kabul etmek. * (yol için) Gitmek. kullanmak. Almanya.. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. * (erkek. ü rı ı m. * Gidermek. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. * (içeri) Götürmek. yı lı n ka. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). kadıiçin) . Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). ile evlenmek. işbaş e latmak. ten * Kazanç sağ lamak. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. n * Sürükleyip götürmek. hafta. koymak. yı . içine çekmek. iş * . gibi anlamak. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. iletilmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. * Görevden. sarmak. * Kazanmak. * Baş lamak. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. m meteoroloji. * Kı saltmak. * Davranıveya makam değ tirmek. kanmak. çekmek. Alman gümüş ü * Çinko. * Bürümek. iş * Temizlemek. * Yerini değtirmek. koparmak. yok etmek. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. la * (tat veya koku için) Duymak. iş çekmek. * Örtmek. * Kendine ulaşrmak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * Yutmak. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. elde etmek. (mesafe) katetmek. almanak * Yı gün. * Çalmak. ay gibi bölümlerinden baş bayram. tı * İ sı çeri zmak. ey. kaplamak.. * (süre için) Değtirmek.. * (duşbanyo için) Yapmak. * Yolmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.. eksiltmek. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. Almanca dil. or. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Soldurmak.

ması lan .* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. alternatif. yapraklar. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. eyin . alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. i * Bir ş ön tarafı yüzü. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. baş göstermiş arı olarak. tertemiz. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. ş erefiyle. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. kötü talihi. inin ı na n olduğ inanmak. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. münavebe. Almancı lı k * Almancı davranma. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. mütenavip. takdir etmek. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. keş iş ş ması ikleme. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan.

uzun tüylü. ayrı larda ldı ı m. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. ocak alevi. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . n * Alt kelimesi ".alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. lan . cı * Dağ lı cı k. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. na alanı * Alş ile uğ an kimse. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. . üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . simya. simyacı imi raş ... * Mücahit. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. * Karbon. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. * Bir ş yere bakan yanı karş . * Bir ş yere yakıbölümü. alt alta * Birbirinin altı olarak. ı * Dağ . Alp eren * Derviş . eyin . yiğ kahramanlı itlik. k. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . it. fosfor gibi maddelerin. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. * Yiğ kahraman. Güney Amerika'da yaş ayan.

alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt çene oynamak * yemek.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. n nda u kalı mıözel hipoderm. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. yenmek. . karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . oynayabilen çene. öbürü tikel olumsuz. biri tikel olumlu. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. içmek. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . alt damak * Damaklardan altta olanı . * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. hipoderm. sı nı getirmek. * yenilmek. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol.

alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). su. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. ş ı * zarar vermek. alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. * iş daha sonrası in . üzülmek.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. ol. kanalizasyon. Moğ Mançu-Tunguz. sonuç alı namayan iş için söylenir. düzenini bozmak. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. yılmak. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. üst yapı ı karş . ı . raş Altayist Altayistik . lan * Çok karık ve dağ k. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . * huzursuz etmek. yı kmak. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. sı Altayca * Altay Türkçesi. kı * rahatsı zlanmak. * değ olup olacağ eri. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . * Türk. tı alt yazı * Gazete. rahatsı k vermek. * çok karık duruma getirmek. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. görüntü). ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . ş ı * heyecanlanmak. tedirgin olmak.

nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. altı kaval üstü şhane. biri tümel olumlu. * Bu unvanı ı kimse. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. * Dalgalı m). ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. edebiyat. eyden altı bulunan. muş tane . yöntem. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. uğ an bilim dalı raş . biri tikel olumlu. altı gen * Altı kenarlı çokgen. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. üstüne uymaz. seçenek. iş altı kaval. tane *İ skambil. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. altı sı taneden oluş . Vl. ka * Almaş ı k. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. biri tümel olumsuz. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. üstü şhane iş * (giyim için) altı . kültür ve tarihleriyle ol. altı yol * Altı yolun birleş i yer. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. Japon ve Korelilerin dil. Moğ Mançu-Tunguz. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. altı alabilen. 6.* Altay grubuna giren Türk. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. müseddes. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan.

nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altısuyu n . çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. 10640 C de eriyen. i altıküpü n * Altı para biriktiren. altıgibi n * altı benzeyen. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. element. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit.altı n * Atom sayı 79. * Altı yapı ş ndan lmısikke. kolay iş sı ı ı rlı lenen. kı saltması Au. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. parası olan. altıadı oldu. * Altı yapı ş ndan lmı . ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. en. atom ağ ğ196. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. üstün nitelikte olan. prime time. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . parası olan kimse. altıbabası n * Çok zengin. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. * Niteliğiyi olan. sarı na . altıkesmek n * çok para kazanıolmak.9 olan. değ i erli. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. yüksek değ paslanmaz erli.

bir sorunla karş mak. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. altı his ncı * Bkz. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. * kendini savunamamak. . altı duygu. nca * Altı sın sı sı . üzerine dikkati çekmek. parayı üncesizce harcayıtüketmek. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. en. ncı altı kalmak nda * ezilmek. baş ü armak. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. yumuş huylu görünmek. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. gelirli kimse. altı kalmamak nda * karşğ vermek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. becerememek. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. mur u. üstesinden gelememek. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . lı . ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . . lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. vurgulamak. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . altıtutsa. altı duygu ncı * Ön sezi. parası olan. * turist.

altı ntop * Turunçgillerden. nan eye.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. * Altlamak iş i. her sı altlı k . altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. * Tabak veya bardak altı . z * İ çeneklilerden. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. tadı msı acı sı acı meyvesi. . ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). kımemesi. greyfrut. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. revolver. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). ve * Alt ve üst katta olmak üzere. uzun. birlikte. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. * Yükseklikölçer. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. n altı noluk * İlemeli kadış . nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. her birine altı seferinde altı bir arada olan. karmakarık etmek. greyfrut (Citrus decumana). cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde.

cilveli (kadı n). viyola. ş * Altmıyaş olan veya görünen. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. alttan alta * gizlice. * Altı renginde olan. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. * Kontralto. an ı ak. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. çekiş mede yenilmek. oynak.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altta yok üstte yok * yoksul. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. nda lı r. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. alüminyum . el altı ndan. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. fakir. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. * Alüfte olma durumu. LX. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. alümin. 20500 C de eriyen. nı ve yı * Altı on. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. alümina * Bkz. ş . elli dokuzdan bir artı kere k. n *İ ffetsiz. 60.

98 olan.* Atom numarası atom ağ ğ26. * ş ı niteliğolan. * Kana al rengini veren. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. ama ne * ne hoş . * Alüminyumdan yapı ş lmı . amma. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. ı ı rlı parlaklında. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . beyaz. * Niş yüzüğ an ü. dön-em vb. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Para babası . âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. am * Diş organı ilik . * Hedef. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. hedeflenen amacıdında. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. eritrosit. küçük hücre. maksat. ferç. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. * Görmez. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. alüminyum taş ı * Boksit. gümüş 13. Kı saltması Al. yuvarlak. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. * Gaye. çekirdeksiz. * Eriş ilmek istenilen sonuç. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. kör. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. ma inde . alüvyon lı ğ .

* Rica anlatı r. . amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. tutamak. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. beğ aş enme veya beğ enmeme. kaç-amak vb. istihdaf. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. aman bulmak * kurtulmak. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. i. * Bir amaca yönelik. gayeli. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. * İler. zor durumda bı rakmak. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. amaçsı z * Amacı olmayan. istihdaf etmek. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. gayesiz. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. ine amaçlı * Amacı olan. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. * Usanç ve öfke anlatı r. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. iş ş lemler.

unu amansı z * Aman vermez. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. amansı zca * Öldürücü bir durumda. acı z olarak.aman derim! * sakıha. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. göz açtı rmamak. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . * acı p öldürmek. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. i il. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. hevesli. lanabilir. sandı eyi) klamak. hiç acı mayan. * Ata binen kadı n. böyle bir iş n yapayı deme. plâstik madde gibi malzeme. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. öldürmemek. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. . kâğ tahta. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. cana kıcı yı. profesyonel karş . ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. yayı ı t. ması * Hoş görüsüz olarak. amansıhastalı z k * Kanser. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r.

kül renginde bir madde. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. ambarlamak * Ambar işyapmak. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. ambar memuru. müsadere etmek. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. * Kum. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . ekonomik. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. n * bir mala el koymak. amber balı ğ ı . * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. çok yormak. * bir malıserbest sürümünü engellemek. ambarda kurutma * Kapalı yerde. düş ünemez duruma gelmek. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. ambargo * Bir devletin. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. * siyasî. bölge.

amca * Babanıerkek kardeş n i. nı kları * Sürgün. pratik. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. ). en. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . * İbakı ndan. cankurtaran (arabasıcankurtaran. eyin. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. lı için lan * Amca olma durumu. an amelelik amelî * Amele olma durumu. ı li. * İe dayanan. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. amelimanda * İyapamaz durumda olan. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. amberbaris * Sarı . n lu zı amel * Yapı iş lan . kestirme. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da.* Balinagillerden. emekçi. li. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. * Elveriş kolay. ötürük. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. tatbikî. ishal. uygun. fiil. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. ambülâns * Hasta arabası . edim. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. amele * İçi. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. iş ş üstünde. * Hareketle ilgili olan. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. iş ş mı çe. rtı bir k. ğ ı macrocephalus). tatbikî. n k ya. ş ameliyat .

hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ı en aç. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). operasyon. ş ler. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. r. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa.* Operatörün. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. İ faaliyetler. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. ameliye * Yapı iş lem. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. armuda benzer yemiş acı i. kaput bezi. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). Amerikan bar . ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. lan . n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. arka ayakları uzun. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerika armudu * Defnegillerden. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. Amerika ile ilgili olan. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. ğ ı * ç. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). amerikan * Pamuktan düz dokuma. ik ndan * Amerika'ya özgü. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima).

karnı ki geniş testi. ı t). saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. amfor. amfora amigo amigoluk * Bkz. amfizem amfor * İ kulplu. * Metal olmayan elementler. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. amerikan. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. dibi sivri. Amerikan salatası * Rus salatası . raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. esmer. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. k * Toprak parçası . n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. yeşrenkli bir silikat grubu. Amerikalı ya ş an gibi. saltması Am. ndan iş . Kı 95. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. * Amigonun yaptı iş ğ . yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi.* Lokanta. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. dar boyunlu. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon.

n nda lı r. bayağ ı . * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. . ş ı * Bkz. üst. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. ı ik. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . te amiral * Deniz kuvvetlerinde. sebep. amire yakı biçimde. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . * Amir gibi. * Amiralin makamı . * Amip. ita amiri. etmen. * Amiplerin yol açtı. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. * Sı radan. halk deyiş zı iyle. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). * Amonyaktaki hidrojen yerine. etken. faktör. * Amir olma durumu. * Kibarca olmayan. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. ğ ı amir * Buyuran. amir gibi. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . ş an * Amire yakır biçimde.amil amilâz amin * Yapan. emreden. amip * Amipler takı ndan. it amirallik * Amiral olma durumu.

amme * Halkıbütünü. ş lı ı k. keskin kokulu bir gaz (NH3). . nı r ruhu. amme menfaati * Kamu yararı . amnezi amnios * Hafı kaybı za . amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. bununla beraber. çağ vı nak. amme efkârı * Kamuoyu. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. nı r kaymağ lan ş adı ı . amma velâkin * Ancak. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su.amma * Bkz. * Döl kesesi. bellek yitimi. amor * Bir çeş kumaş it . kamu. amme idaresi * Kamu yönetimi. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. n amme davası * Kamu davası . ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. Ama. amme hukuku * Kamu hukuku. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan.

yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. * Bu düzeni kuran öge. amudufı karî . cihaz. ampermetre * Amperölçer. giyim vb. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. dik. sallantı hareketleri en aza indiren. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. ampul şe. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. iş *İ çinde. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . yık kârdan ayrı belirli pay. yükselteç. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. ampirizm * Deneycilik.amorf amorti * Biçimsiz. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . üslûbu. mölçer. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. yumuş atmalı k. Kı saltması A. nı amudî * Dikey. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. il zca ampirist * Deneyci. dikine. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. mobilya. gözleme dayanan. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak.

o çizginin. dik durumda. bir tür ak asbest. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. * Yavrusu olan dişhayvan. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. i. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. yer veya durum. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. l. ı n ş ı * Temel. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . nı * Çocuğ olan kadı anne. * Fiilden sı türeten ek. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. lan. tehlikeli zaman. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. asıesas. amyant an an an * Zihin. * İ tarla arası ki ndaki sır. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . * Sınt ıkalabalı telâş. kı lı k. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . u n. amut * Dikme. küfretmek. ana arı * Arı beyi. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. faizin dında olan bölümü. ayrı ler). * Velinimet. . ana bir. z-an. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . lâhza. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. * Alacağ veya borcun.

metropol. ana kapı * Bir yapın süslü. ana gibi yâr olmaz. i * Gemilerde. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. büyük ön kapı. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. . ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. aç. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. iyi n. ana duvar * Bir yapın. büyük ş landı ı ehir. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. kı ndan ta. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. defterikebir. büyük defter. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . okyanus. mutlu olamaz. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. umman. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. un. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. ekleme direklerde dipteki temel parça. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana kına taht kurar. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. metropol. büyük ş ehir.

* Sınt ı güç iş alı kı ya. ana ş ehir * Ana kent. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. laytmotif. ana mektebi * Bkz. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. büyütülmüş çocuk veya genç. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. * Bir gözlem evi veya kurumda. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. ğ ı altan . ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . n * Arı beyi. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. anaokulu. lere ş mamı nazlı ş . nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. holding. ana saat saat.

önemli bölüm. anacı l * Anası düş (çocuk). z. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. mı ana yarı sı * Teyze. sempatik anne. . * Sevimli. anabolizma * Özümleme. ana sevecenliğ i. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. * İ kart. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. anaçlı k * Anaç olma durumu. bilgili. * Kurnaz. ü * geleneksel. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * İ yurt edinilen yer. ı na * Ana olarak. baş buyruk. anaca anacı k * Küçük anne. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. * doğ tan olan.ana vatan * Ana yurt. * Kuzey. n ldı ı * Cadde. doğ ve batı u yönlerinden her biri. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. ri. güney. deneyli. tasası sağklı duruma gelmek. ana vatan. eyin tigi.

Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . eğ çevri. yetiş ebilen. maderş matriarkal. . u rim. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. güç durum. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). kurgu. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. burgaç. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. lan komütatör. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. . ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. araç. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. yaba. açkı p lan . ahî. girdap. alan ana na maderş ahîlik. sinirli. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. * Akı lı ntı cereyanlı . ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. * Karmakarık. uzun saplı dirgen. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. e mın lamak için kullanı düzen. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. açar. anaforlama * Anaforlamak iş i. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. anafora kaptı rmak * emeksiz.

* Kapı . vası ta. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . . anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. a . ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. analı . ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. ı . ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. açacak. analı * Anası olan. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. delikli metal ve plâstik gereç. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. nı ı nı * Vesile. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. satan veya onaran kimse. araç. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. eskimiş ı . anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. * Çağ uymama. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan.

analitik analiz * Çözümlemeli. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. analiz etmek * Çözümlemek. benzeş meye dayanan. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. acı duyumunu yok etme. anam babam * teklifsiz bir seslenme. su. ağkesen. kapital. acı yitimi. * Sermaye. * Andışandış rı . tuz. k nlı analızlı kı * Salça. tahlil. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. me. * Örnekseme. * Bkz. analiz yapan kimse. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. acı .analı kuzu. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Çözümleme. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. * Anaca davranı ş . * Ağyı rı dindirme. analojik * Analoji ile ilgili. anamal . * Analiz yapan cihaz. üzüntü gibi duygular anlatı r. rı ma. beğ aş enme. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. analist * Tahlil. analı k * Ana olanı durumu. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. aygı t veya organ. * Üvey ana. anam! * Kadıerkek. n * Ana duygusu. çözümleyici. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. tahlil etmek.

gelenekçi. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. * Kargaş baş luk. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. inde anarş ik . ı boş * Anarş i niteliğ olan. an'ane an'aneci * Gelenek. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. bu da sana öyle helâl olsun. anamal sahibi. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. * Ananeye bağ olan. geleneksel. kapitalizm. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. i * birini. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . a. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. puluçluk. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. anan yahş baban yahş i. * Geleneğ dayanan. kokusu çok beğ enilen meyvesi.sermaye. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . * Bir ticaret iş kurulması inin . ananasgiller * Bir çeneklilerden. başzlı sı k. kapitalist. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. ananas * Ananasgillerden. lı an'anecilik * Gelenekçilik. sermayedar.

anası danası * soyu sopu. çok sıntı kı çektirmek. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anası bak. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. ası l olarak. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler.anarş ist * Anarş ilgili olan. anası l * Kökten. bütün aile. anarş istlik * Anarş olma durumu. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. . anartri * Dil tutukluğ u. ş . bakı ndan anası benzeyen. bezdirmek. çok üzmek. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). kını kenarı bak. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. i ile * Anarş yanlıolan kimse. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. bezini al na zı al. eziyet çekmek. mı na anası (veya sarı turp msak). esaslı biçimde. * canı bezmiş ndan . bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. iş ist i. ü . bitkin duruma gelmek. üş engeç. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek.

z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. anayasadan yana olan. ögeler. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. çok açıgöz. gövde yapı. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. r. katavaş ya. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anayasal . hinoğ k luhin. teş sı ve nı rih. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. anatomik * Anatomi ile ilgili. anasın gözü nı * çok kurnaz. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. yürütme. anatomici * Anatomi uzmanı . dalavereci.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. kanunuesasî. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . * Anası olmayan. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. * Anasıolma durumu. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). nsan * Unsurlar. bunun için gam yeme (yemem)!. * Beden yapı. aldı umursama. lan anatomi *İ nsan. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. teş esasiye kanunu. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. * Anayasa konusunda yetkili olan. yapı bitki (Pimpinella anisum). anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. anayasa okutan (kimse). rma. yasama.

saş n. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. her an. benzerlik durumu. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. "en çok". yadigâr. ı * "Lâkin". daha hı . * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. analoji. . birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. temsil. beceriksiz. andı rma * Andı rmak iş i. kları lan lı * Ajanda. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . "güçlükle" gibi. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. anca beraber. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. * Genellikle hamsi. *İ ltibas. o iş te kötü de gitse. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. gittikçe. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. * Belli bir bölgede sısıgörülen. bön. anbean * Dakikadan dakikaya. * Anı . rı mak i. andış rı ma * Andış iş analoji. beceriksiz (kimse). nı r. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. aptal. rat. anca * Ancak. * En erken. "ama". bir ş daha çoğ eyin unun. . k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. zlı andaval * Ahmak. * "Olsa olsa".* Anayasa ile ilgili. "daha çok". sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. bazen de çaça. ilerisinin olmadını ğ gösterir.

anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. andoskopi * Bkz.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. anestezist * Anestezi uzmanı . anemometre * Yelölçer. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. taahhüt etmek. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. çağşrmak. andoskop * Bkz. * Benzer yanları bulunmak. angaje olmak . * Servi ağ . acı kokulu bir ot (İ ve nula). anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. endoskop. endoskopi. zlı * Kansı z. duyum yitimi. çiçekli. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. fı sa mı kra. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. nemli yerlerde yetiş sarı en. lan * Kansı k. en andıotu z * Birleş ikgillerden.

* Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . Angolalı * Angola'da yaş (kimse). angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. ve VI. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. tüyleri kiremit renginde. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. ücret vermeden yaptılan iş a rı . Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). angı ç angı n * Ünlü. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. anı şmeş lmı . *İ ngilizlere has olan. üstlenme. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. angajman * Yüklenme. bağ . taahhüt. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. taahhüdü olmayan. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. * Ördekgillerden. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. Kı it ş ı nı saltması A. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. hur. angudî angut * Angut kuş unun renginde. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . angarya çekmek * bir işisteksizce. u . angajmansı z * Bağ sı lantı. sı Anglosakson * V. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. * Usandıcı ktıcı rı. bı rı. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. zorla yapı iş lan .* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. taahhüdü olan.

durumuna girme. * Hazık. taş yla al. hatı ra. * Anı klamak iş i. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anha minha * Aş ı ağyukarı . rlı anı msama * Hatı rlama. * Hatı ra. anı msanmak * Hatı rlanmak. anı msatma * Hatı rlatma. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. * Anmak iş konu olmak. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. anı msanma * Hatı rlanma. . anı msatmak * Hatı rlatmak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. kaba saba. anı msamak * Hatı rlamak.* Ahmak. * Hazı r. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anı mak klaş * Hazıolma durumu. hatı ine rlamak.

anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. abide. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . bir rı tı . anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. anı tsal * Anıniteliğ olan. dolaylı anlatmak. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı eri kazanmak. ü iyle anı tsı * Anı benzer. ü. abidevî. * Eş in anırken çı ğses. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . telmih. abideleş t tirmek. ta anı z . anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. * Önemi ve değ çok olan eser. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı mezar. çarpacak büyüklükte. sembol niteliğ yapı inde . eri anımezar t * Görkemli. anı benzeyen. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . abideleş ve lı r mek. ima etmek ihsas etmek. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. * (eş Bağ ek) ı rmak. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. görkemli. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i.

* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. animasyon * Canlandı rma. hunnak. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. anîden anif anilin * Ansın. * Boğ mukozasın şmesi. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. * Canlılı cı k. * Bir andaki hı z. zı * Sert. * Ansın. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. fotoğ lı bası iş rafçı kta. birden. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. kaba. apansı z. * Benzenden türeyen bir amin. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. farenjit. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Hemencecik. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. . birdenbire. m lerinde. bir anda. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. birdenbire. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. . anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . * Bir anda oluveren.

fehva. tiftik keçisi. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. * Bir önermenin. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . ş ı ey. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. sormaca. sözlerin bir araya gelmesi. araşrma yapmak. * Zekâ. bir sözden. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. anket * Soruş turma. bir tasarın. anket yapmak * bir konuda soruş turma. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. tı anketçi * Soruş turmacı . anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. anketçilik * Soruş turmacı lı k. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. * Zeki. Ankara keçisi * Uzun. * Anket yapan uzman. . semantik. . ankesörlü telefon * Kutulu telefon. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . semantik. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. tirilmiş (tesisat). anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. eklem kaynaş . ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. lan n rlattı ı ünce mana.

anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. anlamlandı rma . anlam vermek * kendince bir yargı varmak. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . eyi ğ ı ş . * Doğ ve yerinde bulmak. eyi ş . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. müradif. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . sinonim. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. inde ka * Sorup öğ renmek. kayması bayağ ması veya ı laş . inin anlamamak * hoş lanmamak. anlamamazlı k * Anlamazlı k. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. düş nı üncelerini sezebilmek. müteradif.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. bir söze. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . geniş lemesi. * Bkz. isimden türeme fiil. ya anlama * Anlamak iş vukuf. i. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. yararlanmak. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . na ş anlamdaş * Eş anlamlı . ru * Birinin duyguları. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. isteklerini. yorumlamak. dileğ yerine getirilmesini istemek. yilik * Sahip olmayı istemek. ilgilenmemek.

anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. bir anlam verilemeyen. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. manidar. ortaya çı ine kmak. anlamlı * Anlamı olan. önemli bir ş anlatmayan. anlam kazandı rmak. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. semantik. ma. bir ş demek isteyen. anlam vermek. manalı . manası ey z. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. . düş ey ündürücü. anlamsı z * Anlamı olmayan. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. gerçeğöğ in i renildi. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. galiba. karık. anlamsal * Anlamla ilgili. belli olmak. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. muğ güç ş ı lâk.* Anlamlandı iş rmak i. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. manası k. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. kimselerden biri. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. mak i. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz.

ekspresyonizm. ine anlatı m * Anlatmak iş i. uyuş mayı mayı mayı lamak. * Anlatı iş lmak i. stilistik. tahkiyeye ağ k veren (yazar). inceleme. tahkiye. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. bir düş ünceyi. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton.* Devletler arası siyasî. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. amaç bakı ndan birleş mı mek. ekonomik. uyuş itilâf. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. kültürel vb. ünce bir . uzlaş . ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. anlaşrmak tı * Anlaş . sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. övmek. antant. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. bir konuyu söz veya yazı bildirme. * Bir duyguyu. ihtilâf. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. ma anlaş mak * Düş ünce. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. ifade. ki n ı laş ünce arası lı k. duygu. anlatı * Hikâye etme. ma. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak.

usa vurma. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. bilgi vermek. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. vurdumduymaz. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. izan. * Söylemek. zihniyet. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. anlama gücü. anlayı ş lı * Anlayı olan. entelektüalizm. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. * Kı süren. kalı kafalı ş t ı z. lama. ı zlı n lı k. zihniye. ferasetli. yargı müdrike. k. gösteriş ünlü. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. z. ş tlı.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. izanlı ş ı . kafası kavrayı z. açı klama yaptı rmak. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. gabi. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. anlıanlı ş * Güzel. zihniyet. ş sı n . hâlden anlama. nakletmek. anlı k entelekt. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. * Anlatmak iş i. * Hoş görülü. izah etmek. ihtifal. li. belirtmek. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. zekâ. *İ nandı rmak. i * Anlama yeteneğ feraset. takrir. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. * Hoş görüsüz. bir an içinde olan. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . zlı * Hoş görüsüzlük. anlayana sivri sinek saz. telâkki. gabavet. bir hatı lan . i. * Hoş görme. izansı ferasetsiz. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. zeki.

* Anı için verilen ş hatı yadigâr. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. sunucu. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. ra. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. lmak ey. bir haberi halka bildirmek. . su anorganik *İ norganik. duyurma. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. ş ş ı a rı * Bkz. e. lı . n) anneanne * Annenin annesi. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. k. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. anonim * Adı bilinmeyen. düzgün olmayan. hatı rlamak. anonim ş irket. zı * Bir armağ gönlünü almak. anla * Adlandı rmak.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. * Bir sözü ağ na almak. anons * Duyuru. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. gayritabiî. zikretmek. rı k. bergüzar.

ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek.* Dengesi bozuk. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). özel adları içine alan sözlük türü. . 'yı iyi. anı msamak. anı msama. ra rada. deli. eyi ant kardeş i * Bkz. ansiklopedi * Bütün bilim. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. ş sı lsı * Birdenbire. anîden. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. yemin etmek. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. * Bkz. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. habersiz. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. akı z. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . kan kardeş i. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. yemin. ğ ı * Bkz. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. anormallik * Anormal olma durumu. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. bilgilik. artı mın landı ı i uç. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anî olarak.

rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. antant * Anlaş uyuş mutabakat. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. antant kalmak * anlaş mak. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . itilâf. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. uzlaş mak. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı.ant vermek * "Allah aşna. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . ma. yağ yemiş acı lı i. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). iskeleti kemikleş . sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. ince ve sert kabuklu. antet . güney kutup yakında olan. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . antarktik * Güney kutupla ilgili. ma. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. cı nda n ini antenli * Anteni olan. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. lması sağ * Duyarga. stı ı aç * Bu ağ n. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü.

sı diş ajur. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. örtü. penisilin. panzehir. antikacı . tuhaf. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. rı antidot * Bkz. * Bu çağ özgü olan. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. * Antik. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. larak lan diş çan i. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . e rı * Mendil. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . antetsiz * Başksı lı z. davranıveya öğ ı ş reti. * Genele. kalevî. ana. virüs. parazit gibi protein yapında madde. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. antibiyotik * Bitkilerde. başk. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. olağ geleneğ aykı. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. antiasit * Alkalik. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. acayip.

antikalı k * Antika olma durumu. sı ülkelerde yaş cak ayan. soğ ukluk. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. zlı an. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. uk. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. soğ ran. rak saltması Sb. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). ı antisemit . antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. antinomi antipati * Çatı . kanı kaynamamak. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antikatot yaprak. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . * Tuhaflı k.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. haddede veya çekiç altı iş 51. antikomünist * Komünizme karş ı . ı ı rlı nda lenemeyen. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. ş kı * Sevimsizlik. * Karş duygu. lk . 6300 C de eriyen. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. antipropaganda * Karşpropaganda. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. Kı m ı mı lan.76 olan.

büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. antitez * Karşsav. egzersiz. . antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde.* Yahudilik aleyhtarlı. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. güldeste. idman. alı rma yapmak. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). ahitleş ma mek. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . methal. an antrakt antrasit antre * Ara. * Güçlükle tutuş koku. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). seçki. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. pakt. antlaş mak * Antlaş yapmak. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . ı antitoksik * Antitoksin. * Bir yapı girip geçilen yer. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . antlı antoloji *Ş airlerin. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. duman çı an. nmıseçme parçalardan oluş kitap. ta belgede belirtilen durum. karmadan. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. idmansı z. muahede. da * Baş ç yemeğ langı i. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. * Ant içmiş veya ant içirilmiş .

imli antropoit * Bkz. antropoloji * İ n kökenini. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. nda iten. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . tiren ş tı i. anut * İ . antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . antropoitler * Bkz. leten * Antrepoya bakan kimse. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. rası ken. insansı lar. ş cı tı k. u antrepocu * Antrepo iş kimse. ardiye. insansı . antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. natçı . insan nsanı bilimi. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. antropozoik devir * Antropozoik. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. nda. yanı u. biyolojik özelliklerini. ayak direyici. evrimini. reti. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. derisi dikenlilerden. insan bilimsel. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer.

* Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). iri. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. açıbir biçimde görünmesi. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. . anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. yaka paça. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . zı nlı k apak * Çok ak. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. gürbüz. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. acı lan * Rakı . kuya rakmaksın aydı k. zı * Abla. eksin. k. * Çok açı çok belirgin. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. cihaz. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. makat. rada. çok anî olarak. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. apar topar * Telâş acele ile. ş rsak kıdeliğ erç. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet.

apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. çalmak. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. alıkaçmak. ayrıbacaklı nı k . apazlamak * Avuçlamak. al apaz apazlama apık ş ı . p * Gizlice almak. iki . p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. * Yelken rüzgârla dolup şmek.aparmak * Almak. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. aça * Yorgun. * Apazlamak iş i. * Doğ kemik dokusunda bulunan. güçsüz. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . ada. * Bir avuç dolusu. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). * Çok az. açar. * Bacakları aça yürüme. * Avuç. alıgötürmek. bambaş ka. ş kı aş n. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. * Külhan beyi. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. kabadayı . nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . hayta.

* Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. * Derli toplu. omuzluk. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . . na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. * Apı ş iş mak i. bacakları rarak çömelmek. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. aplik aplikasyon * Uygulama. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. duvar lâmbası . nı rarak * Oturmak. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apiko * Geminin. süslü. ş ı ı nı aş rmak. telden yapı torbaya benzer. sonsal. r. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. apotr . ayı * Ne yapacağ kestirememek. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). karanlı(söz veya yazı k ). * Duvar ş amdanı . * Apı rmak iş ş tı i. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . ş ı k. büyük gözlü ağ lma. kapalı . aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. kan apoş i * Çember biçiminde. * Hazı tetik. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak.

iş yitimi. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. abril. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . . * Aprelemek iş i.* Yardı . mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. * Apresi olan. * Nisan ayı . * Zekâsı geliş pek memiş . yla apse * İ birikimi. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. * Küçümseme belirten seslenme. langı na ğ n ı eri. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. zekâ yoksunu. perdahlanması . lı kta lan * Apre yapan kimse. ş ş . perdahlamak. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. k. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. havari. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. koruyucu. lı kta. azarlama. aptal aptal aptal * Aptal gibi. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. apse yapmak. apraksi apre * Bkz. koordinat. önsel. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. aval aval. apseleş me * Apseleş durumu. alı ahmak. çı rin ban. aptalca.

aptalca * Biraz aptal. aptal gibi.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. anlamaz gibi görünmek. kivi. Ar * Bkz. abdestbozan otu. * Et kesimi yortusu. apteshane * Bkz. aptal duruma getirmek. apteriks aptes * Bkz. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. abdest. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. ahmakça. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. * Bkz. aptesli * Bkz. * Bkz. ahmaklaş klaş mak. bilmez sanmak (sanı lmak). ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. alı mak. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. abdestsiz. aptal gibi. ahmaklaşrmak. aptesbozan otu * Bkz. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. . abdestli. abdestbozan. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. aptesbozan * Bkz. abdesthane. abdestlik.

utanç duyma. * Bir oyunda. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. r: kar -ar. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. açar "anahtar". biç-er./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. bir filmde dinlenme süresi. geç-er. ar namus tertemiz * utanması olmayan. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. çı yat-ar. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. yapı ş lmıisimler de vardıkeser./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. yüzsüzlük etmek.* Argon'un kı saltması . ara bono * Arada ödenen olağ dı bono./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. * İ olguyu. gid-er-mek vb. ara açmak * dostluğ bozmak. kalk-ar. luk. ölç-er vb. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. antrakt./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. ar yıdeğ kâr yı lı il. -ar. mola. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. fası ran la. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. utanç duymamak. anlaş u mazlı yol açmak. Bu ekle k-ar. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. -ar. na kları * Aralı k. suv-ar-mak vb. utanmaz. siz -ar. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. çı "menfaat" vb. ar * Utanma. haftayı m. aralı boş mesafe. kı ar etmek * utanmak. ki eyi ran k. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. an ş ı ara bozucu . bat-ar. klı k.

mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. münafı k. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. ara nağ me. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara kesit * Çizgilerin. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ara nağ me * Ş . arkı tası na. n na deniz. sözsüz çalı parça. uzlaşrı. yüzeylerin. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. k. arada önlem niteliğ verilen karar. fesat. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. k k lan ara nağ mesi * Bkz. fitçilik. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. me rası ndı ı lardan her biri. münafı müfsit. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde.* Ara bozan (kimse). ı na. . ara bulucu * Uzlaşran kimse. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. türkü. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. lan . güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. fesatçı . tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. fitçi.

n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. garaj. zaman zaman. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. arabacı * Arabayı süren kimse. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. * Araba vapuru. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. ruya ulan lan söz. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. aç araba kullanmak * araba sürmek. * arası arada. ara vermek * yeniden baş lamak için. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. nda araba * Tekerlekli. arabalı * Arabası olan. ara cümle. arabacı lı k * Araba sürme iş i. * Araba yapma veya satma iş i. * Araba yapan veya satan kimse. araba vapuru. birçok arabalarla. * Araba dolduracak miktar. vapur. nda. bir işbir süre bı i rakmak.ara sı ra * Seyrek olarak. ara tümce * Bkz. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. araba araba * Arabalar dolusu. durmak. . ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş .

i Arabî * Araplarla ilgili. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. anlaş sağ tı ma layan kimse. k. mutavassı t. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. * Arapça. fesatçı u . * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. müzevirlik. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. büyüklerin yaş ş uyarlar. i. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). arabizasyon * Araplaşrma. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). münafı müzevir.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. klı aracı * Uzlaşran. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. Araplara özgü olan. . ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. * Giriş bezeme. aracı koymak * bir kimseyi. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı .

vası . arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. vası nı ü . z arada bir * seyrek olarak. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. eyi lan ey. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. tavassut etmek. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. unu ü. doğ rudan doğ yapı veya olan. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. * Taş ı t. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. araçlı * Araçla yapı veya olan. bilvası lan talı ta. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. gücünden yararlanı nesne. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. hacı n. aletli jimnastik. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. bağ kurarak. yoluyla. araçsı z * Araç kullanı lmadan. ları nı kları . vası z. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. araçlı jimnastik * Bkz. ta. bilâvası ruya lan tası ta. nda * Mekke'nin doğ usunda. vası yla. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. ta. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek.

-arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. aş i. * Aralanmak iş i. k * Gitmek. ri * Araklayan. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. * Aralı duruma getirmek. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. yarı açmak. seyrekleş klı tirmek. çalan. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. kiyi . araklama * Araklamak işçalma. aralama aralamak * Aralamak iş i. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. benzer nitelikler çok az olmak. * Beyaz. seyrekleş nı tirmek. ı rma. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . hı z. rsı * Hı zlı rsı k. çaresiz kalmak. aralıolmak. u. araları iyi * dostlukları düzenli. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. eyini rı plak aragonit arak * Ter. araklamak * Çalmak.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. n. * Seyrelmek. tiftikten yapı ş külâh. uzaklaş yanı ayrı mak. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. ndan lmak. il. * İ taneli bezelye. aş ı rmak.

eyler . aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. araları açı k bulunmayan. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. biraz açtı k rmak. m m i aralıetmek k * aralamak. barı rmak. geçenek. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. klı * Sı vakit. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. fı li rsat. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. ilk * Ayakyolu. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. mesafe. araları açı k bulunan. lı n . ra. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. * Uygun. bale. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. elverişdurum. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. ik nda klı * Sürekli. harfler veya satı arası açı ğolan. aralıvermeden. * Birbirine bitiş olan. espas. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. * Bir sesi bir baş sesten. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. espaslı rlar nda klı ı . * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * Kesik kesik. aralı z ksı . iş gibi yerlerde. * Yarı k. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. arama * Aramak iştaharri. ik nda klı * Dizgide kelimeler. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. koridor. yarı açmak. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. i. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. tam kapanmamı açı ş .

Aramîce. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. * Eksikliğduyulmak. mak. * Düzenleyici. ine *İ steklisi bulunmak. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. * Düzenleme. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. ine * Söz konusu olmak. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. özlemek. * Koyu esmer veya kara. * Ş koş art ulmak. fellâh. kta eyler * Ş koş art ulmak. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. hatısormaya gitmek. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. * Olumsuz. tı * Ziyarete. yoklamak. * Aranı çözüm. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. erli. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. arantı Arap . * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * (küçük a ile) Zenci. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * Araşrmak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. aranmak * Aramak iş konu olmak. eyin unu * Önem verip istemek. * Bkz. çok aramak.

Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk.arap * Negatif fotoğ raf. mak Araplaş mak * Arap olmak. ak. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). * Arap dili özelliğkazandı i rmak. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. k il olan kça ağdoğ . lan * Bu dile özgü olan. Araplaş ma * Araplaş durumu. Araplı k * Arap olma durumu. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. kararmak. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. lan. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. arap saçı gibi * karmakarık. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. zamkı arabî. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. ş ı Arapsaçı * Küçük. Araplı benimsemek.

arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. geçimsizlik olmak. geçirilmek. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. tı * Sürekli olarak. inceleyen. vira. mütecessis. ara vermeden. Arasat * Müslüman inanına göre. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. tı i. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. araşrmacı tı tı tı (kimse). arası geçmeden * vakit geçmeden. sı ı cağ cağsı ı na. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. ararot kamı ş ı * Maranta. araşrman. iş n u araşrı tıcı * Araşran.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . ı araşrı tı * Araşrma. nda arası olmamak * geçinememek. * Meraklı . * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. araları gerginlik. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. gözden. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. lması araşrma görevlisi tı . arkadaşk bağ kopmak. arkası kesilmeden. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. müstemirren. araşrma tı * Araşrmak iş taharri.

dostluk kalmamak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. eskisinin yerini doldurabilmek. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. eski yakı k. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. aratmamak * yenisi. asistan. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araşrman. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. * Aratmak iş i. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. eyi iş . * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. araşrman tı * Araşrı. karıklı kurban olmak. istetmek. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. soruş turmak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. yokluğ duyurmamak. sormak. kaybolmak. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. araya gitmek * harcanmak. * Arzu ettirmek.

ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. k *İ linek. semptom. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. lan * Ardı l. tetikli yay. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. toprak. patı . arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. k ma li araziye uymak * ortama. tahvil. çevreye uymak. rtı arbitraj * Hisse senedi. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. arbalet arbede * Gürültülü kavga. arazi açma * fundalı koruluk. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. yer. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . * Kundaklı . k. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. yerey. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. * Hastalıbelirtileri. * Belirtiler. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. görünmemeye çalı ş mak. . * Türk müziğ bir birleş makam. i.

* Servigillerden. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. arkası ra. pencere için) sonuna kadar açı k. takı lmak. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. peş bı ndan ini rakmamak. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). aralı z. ardı ra. sı kahverengi. ası lmak. ara vermeden. arkası ndan. ardı ra. hemen ardı ndan. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ardıra sı ardı ç * Peş inden. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. çatmak. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. * Musallat olmak. halef. * Sataş mak. tükenmek. öncel karş .ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. i la . ardı nca * Hemen arkası ndan. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. u türü (Turdus pilaris). aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ç acın ardırakı ç sı * Cin. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ardıardı n n * Geri geri. ardı kadar açı na k * (kapı .

ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. argaçlama * Argaçlamak iş i. olan .ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. * Bkz. antrepo. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. peş bı ini rakmamak. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. argali * Boynuzlugillerden. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. ardı bı nı rakmamak * Bkz. a i. arife. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. son vermek. depo. an . ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. * Kayağ taşkayrak. durdurmak. arefe günü * Bkz. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. n nda. lan ya * Ardiye iş leten kimse. iki. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. arife günü. önlemek. atkı nda lan . vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. * Ardiyeye bakan kimse. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. tamamlamak. ş . mütevali.

* Yabancıeylerden arı ş ş z. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. iş * Temiz. boğ dağ azı az. arı sokmak gibi * iğ nelemek. ı * Serserilerin. * Söz argo durumuna gelmek. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. kokusu ve tadı 18. havada %1 oranı bulunan. saf. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. n na lanan ağ parça. * Beceriksiz. ı * Günahsı z. söz arı kil . derbent. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. f. * Zar kanatlı lardan. halis. bal ve bal mumu yapan. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). ı ı rlı nda olmayan bir element. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak.argı n * Yorgun. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. Kı saltması Ar. argonot * Kafadan bacaklı lardan. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. acı söylemek.9 olan. arı biti * Kör. boğ . zayıbitkin. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. n * Geçit. münezzeh. rengi. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). * Argıolma durumu. ş nmı katıksı . arı gibi * çok çalı ş kan. z.

arıçekmek k * tı kanan. Kuzey Afrika. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. Orta Asya'da az ağ klı il. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). cı kuru. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. sı ı zayı lı z. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. açlı . kanı arı u kuş * Arı ugillerden. . arıemek k * İçinin. lar nına arı sili * Tertemiz. kaolin. bozulan arkları temizleyip açmak. k arı klatma * Arı klatmak durumu. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. arı mak klaş * Arı(II) olmak. * Fide veya fidan dikilen yer. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. sı sarı kuş rtı . k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. karşğödenmeyen emek. ska. yağerimiş f. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. arı k * Eti.

arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. arı ma. sı k. özleş me. k arı k klı * Zayık. özleş mek. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. laş arı lanmak * Arı mak. kovanlı n u k. ı * Arı lanmak durumu. ş zlı ı * Günahsı k. arı lı k arı nmak .* Arı(II) duruma getirmek. arı dokunmak na * utanç duymak. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. i * Temizlenme. saflaş mak. özleş tirmek. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. i. zlı * Kovanları konulduğ yer. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . * Katıksı k. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . arı lı k * Temizlik. tenzih etmek. vücutları . laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı laş duruma gelme. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. arı ma laş * Arı mak durumu. arı mak laş * Arı duruma gelmek. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. tirme. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak.

vb. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek.* Temizlenmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. petrol gibi maddelerin arı ğyer. aksaklı k. mak. tasfiyehane. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. tma i. duruma gelmek. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. * Bulaş ş mı musallat olmuş . iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. * (petrol. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. * Çözgü. yağ için) Arı iş rafinaj. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. * Arı iş tma i. * Aksama. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. iş lemez duruma gelmek. tma i * Deterjan. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. arı yapmak za * Bozulmak. * Katıksıduruma getirmek. * sonradan ortaya çı kmak. arı za * Engebe. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. za. * Katıksı arı ş z. . tasfiye etmek. k . bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. rafineri. ı * Rahatlamak. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür.

ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. biçimde. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. * Huzurlu. ön gün. düz. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . varı . *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. * Çı plak. nını u * Soylular sıfı nı. mutlu. eğ reti. arya. bu halka özgü. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). * (Araç vb. * Aksamayan. için) Aksayan. arifane ile * ortaklaş a. aristokrat . olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. arifane * Arif olana yakı yolda. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. m ı lı r * Aristotelesçi. * Yarı yamalak. aristokrasi * Ekonomik. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. m * Engebesiz. Aristoculuk * Aristotelesçilik. * Özgür. arı z zası arı zî * Sonradan olan. bozulmuş . en * Bu halkla ilgili. idare edecek biçimde. iş lemeyen. bozulmadan iş leyen. ş tan * Geçici. dı gelen. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. arife * Belirli bir günün.arı zalı * Engebeli. hür. rahat.

lar. ariyeten * Eğ olarak. ndan ark . * Ritimli olmayan. gezimcilik. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.* Aristokrasi yanlı. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. her yönü ile..5. * Bu bilimle ilgili. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç.7. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . * Büyük bira bardağ ı . n lemler olan kolu.. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. ağalma. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna.3. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. düzensiz. aristokratik * Aristokratlı ilgili.9. reti. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . ödünç olarak. Arjantinli * Arjantin halkı olan. sı * Soylu.

* Önemsiz. arka plânda * Geride. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. arka bulmak * bir koruyucu. kayı bulmak. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. eyin rt * Geri kalan bölüm. dayamak. sı rmak nan arka olmak * maddî. sı nda n rı ğ ı . * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. iltimasçı . kayı na ı rmak. kayıcı rı. gibi arka arka * Geriye doğ ru. kanal. beden. tmak ı lan k k. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. * Arkada olan. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. dayanı mek. * Koruyucu. arı hark. cetvel. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. * Art. n arka vermek * desteklemek. manevî yönden destek olmak. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. . * Geçmişgeride kalmızaman. yabancı davranmak. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. piston. rüzgâr almayan kuytu yer. ş mak. art arda. arkada bulunan. peş . eyin * Ağ ı l. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . * Otururken sı n dayandı yer.

inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. lı a er ları kün arkadaş il. yâren. gizlice. a ş ı ş . dedikodusunu yapmak. * Konuş ve yazı dilde. refakat etmek. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. ileri gidememek. el altı ndan. birlikte gitmek. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. müzaheret etmek. i. m. * Arkalamak işyardı müzaheret. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. eş etmek. eskimiş veya eser). huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. dostça. belli etmeden. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. geride kalmak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. hempa. yüklenmek. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. * bir süre beraber bulunmak. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. m . arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. arkadaş na çok düş olan kimse. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . içten olmak. ünsiyet. geride kalmak. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. içtenlikle. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. arkadaş ça * Arkadaş olarak.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. korumak. refik. destek olmak.

* (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir.arkalanma * Arkalanmak iş i. * Sı dayamaya yarar yer. bitirilmek. arkası ra sı * Ardı ndan. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. dayanağolan. son bulmak. semer. arkası gelmek * devamlı olmak. bir yerde durdurulmak. sı dayayacak yeri olan. ndan . arkası nmak alı * sona erdirilmek. destek olunmak. güçlü olmak. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. yerinden düş ürülememek. koruyucusu. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. peş inden. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. taş rtı ı mak. * desteğ sağ ini lamak. arkalı rken kları ğ ı k. kalı bir tür kı hı nca sa rka. ı kullandı arka yastı. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. arkası kesilmek * tükenmek. arkası almak na * sı na yüklemek. ı arkalı klı * Arkalı. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. sı dayayacak yeri olmayan. sürekli olmak. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. * Koruyanı .

* İ ana madde. taş ı nabilir ateş silâh. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. arkası almak nı * bir iştamamlamak. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkası z * Arkalı olmayan. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. iltifat etmek. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. görüş fı aramak. arke arkebüz * XV. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. arkaya kalmak * geride kalmak.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. arkası sı nı vamak * okş amak. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. sonraya kalmak. dayanağolmayan. lk . yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. övmek. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. koruyucusu. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. ğ ı * Koruyanı olmayan. ertelemek. geriden gelmek.

armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. sılgan. kuzey kutup yakında olan. ip. nı * Arlanmak iş i. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. kı arlı * Namuslu. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. seren. ş ta arma * Bir devletin. yerli arma soymak * hareketli olan armayı .organı . nda armağ an . armada armador * Donanma. utangaç. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. arlı ndan. limanda kı ş lamak. halat ve yelken takı . arkeoloji uzmanı bilgini. kazı mı bilimi. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. harf veya ş ongun. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. kum taştüründen bir tortul kayaç. kı * Kuzey kutupla ilgili. ekil. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. nda açı ilik * Kazı bilimci. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. sılmaz. * Geminin direk. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. seren. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. su nda. * Geminin yürümesine hizmet eden direk.

en. ihsan. ak. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. mutlu etmek için verilen ş hediye. an armonik * Armoni ile ilgili olan. * Fazla bön. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . letmeciliğ i. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. * Armonika. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). * Bağ. . * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. hediye etmek. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. armut gibi . ı z sı zı * Akordeon. * Ödül. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. sulu. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. * Ticaret gemisi sahibi. armatörlük * Armatör olma durumu. * Gemi iş letme işgemi iş i.* Birini sevindirmek. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). mıka. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. * Armut biçiminde olan. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. çiçekleri beyaz. n da) lar armut * Gülgillerden. ey. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer.

nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. . nda ğ ı . armut biçiminde top. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. Arnavut bacası * Çatı penceresi. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. Arnavut biberi * Acı rmı biber. bön. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. mastı ğ ı çiçeğ i. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). aromatik * Öküz gözü. n) * her ş kusur bulmak.* çok anlayı z. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . sır gözü. * Arnavut halkın bütünü. Arnavutlarıkullandı dil. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi.

arozöz * Kamyon. arpa * Buğ daygillerden. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. * Arpa konulan yer. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Tüfek. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. yurdumuzda mı lan. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i.* Hoş kokulu. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Bu bitkinin taneleri. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpa tarlası . altma düzeni olan. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. k eyler * Baş k. i. * Arpa biçiminde ş ehriye. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. arpa ektim. * Yabanî arpa. . yiyecek gibi ş veya para. sulamaya yarar araç. llara arpa suyu * Bira. harp (II). arp * Bkz. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. aromalı .

arsı yakı biçimde. yoğ 33. arsı k etmek zlı * utanmadan. ş klı * Arp çalan kimse. mak. ı ı rlı unluğ 5. sılmadan. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. kı arslan * Aslan.91. yüzsüzce davranmak. arsı z * Utanması kı olmayan. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . . yıı yüzsüz (kimse). kudurmak. arsı zlanmak * Arsı k etmek. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. sılması lık. arpası gelmek çok * coş azmak. arsı ulusal * Uluslar arası . arslanlı . arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. * Kolayca üreyebilen (bitki).7 olan. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . Kı en. aç gözlü davranmak. metal görünümünde basit element. ş * Aç gözlü davranan (kimse). n çan rnı saltması As. acak ş lıklı rnaş .arpalıetmek k * arpalıyapmak. sı otu. yıarak. sı ı k. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. sı arak. zı k.

arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. lk * Dokuzuncu kat gök. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. arş saklamak. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. troleybüs. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. nda * Belgelik. * Tren. * Keman yayı . ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. * Arş idükün karıveya kı. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. art avurt . adı mak. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. ivde art * Arka. arş kadar. arş ı nlamak * Arş ölçmek. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. * Bir ş öbür yüzü. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . geri.

* Avurdun arka bölümü. iş sı nı i. g. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. bereketli. diyakronik. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. nı * Art düş ünce. alan. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. bereket. hareket). ta. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. hinterland. fazla bulunmak. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. ğ u . . artçı lı k * Artçın görevi. geriye kalmak. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. yında art damak * Damağ arka bölümü. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. artakalmak * Artmak. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. p. an.

artı m * Artma. dört yı bir gelen 29. daha. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. * Sırdan büyük. pozitif. lda l. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. pozitif sayı . . karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. artı çoğ ş alma. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . artıdeğ k er * İçinin. anot. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. metal uçlardan artı yüklü olanı . i un * Atardamar bozukluğ u. * Artı klamak iş i. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. iş ş gücünün karşğolarak. * Katyon.arter * Atardamar. * Artılmak iş rı i. ldı * Kalan veya artan bölüm. * Trafiğyoğ olan ana yol. . yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. * Bundan böyle. *İ çildikten. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. artağ ş an. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . sırdan büyük sayı areti fı . ey ktan * Daha çok. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. artıemek k * İçinin. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. karşğödenmeyen emek. daha fazla. yeter. fı iş ). zait. sonra. gün.

* Eklem romatizması . * Yükseltmek. artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Eskisinden daha çok çoğ almak. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. ş ta * Artmak iş i veya biçimi.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. alı . * Müzayedede artı rma. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. iltihapsı süreğ eklem hastalı. artmak artmak * Büyük heybe. * Genellikle ş bozucu. güzel ve alı (kimse). * Artist olma durumu. artı çoğ ş m. artma. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. artı rma * Artı rmak iş i. eyi rma i. tasarruf etmek. artma * Artmak iş i. * Artı rmak işyapı i lmak. n müzayede. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. ekil z. çoğ lmak. sanatçı . * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. sanatkâr. tezyit edilmek. * Artistin görevi. artist gibi. fazlalaş eri mak. çoğ altmak. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . mlı * Artiste benzer biçimde. * boylu poslu. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. ince ktan * Değ yükselmek. sanatlı n i e . en ğ ı * Arttı rmak iş i.

* Yer bilimi. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. arz dairesi * Bkz. enlem dairesi. geniş lik. istida. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . * En. arz etmek * sunmak. * Heves. liğ i. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. * saygı bildirmek. arzuhâl * Dilekçe. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. n. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. yeryüzü. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. sunu ve istem. arz * Sunma. arz derecesi * Bkz. unu . enlem. * Yer. bildirme. * (büyük bir makama) Anlatma. arzanî arziyat arzu * İ dilek. stek. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. ü Aryanizm * IV. * Enine olan. jeoloji. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda.

ü it * Ara yön. arzulama * Arzulamak iş i. allerin. asabîleş mek * Kı zmak. istemek. * Sinirle ilgili. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. i As * Arsenik'in kı saltması . arzulamak * İ duymak. yazan kimse. * Ast sı nıkı lmı. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. din adamların güç sembolü olarak. *İ skambil kâğ nda birli. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i.arzuhâlci * Para ile dilekçe. asa * Bazı ülkelerde. stek arzulu *İ stekli. mektup vb. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. hevesini alamamak. sinirsel. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. n kları asabî * Sinirli. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . hükümdarları mareş n. hevesli. özlemek. sinirlilik belirtileri göstermek. öfkelenmek. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). as as * Kakı m. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. asas kat as yön asabiyeci . sinirlenmek.

asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. asamble asansör araç. asabî yapıolma. soy gazlar. temel niteliğ olan. argon. n * Soyluluk. parazitoloji. esasî. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. * Bir görevde temelli olarak. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. asalak parazit. * Yapı eserler. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. tufeyli. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. * Bir görevi yüklenmiş olan. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. ası l olarak. ş ması sağ asap asar * Sinirler. ksenon). na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). yaş ş . lar. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. kripton. vekillik karş . .asabiyet asal * Sinirlilik. lı * Başca. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. asillik. o görevin sahibi olan kimse. ı tı * Kendi adı hareket ederek. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . ekti. vekâleten karş . asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. neon.

kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. ortanı n çorbacı ına verilen ad. n nda lan ş ı . vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. yadıkurun. u. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. acın çizilerek elde edilen bir reçine. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. i aç * Eş zamanlı olmayan. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. * Sirkeyle ilgili. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. düzenlilik. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. saydam. ı tı n * İ kullanmadan. asbaş kan *İ kinci baş kan. senkron. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). ases * Gece bekçisi. lan r. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. güvenlik. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. sarı kokulu. lar. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. eş lama baş zaman karş .

* Hz. nesep. sahabeler. lan ulan asgarî * En az. ük. * Gerçeklik. esas. * Bir ş temelini oluş eyin turan. * Minimum. * Gerçek. baş gelen. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. uyuş konu. * Ası lı . nda * Asmak iş i. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. kopya karş . asfaltla kaplanmak. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. hakikat. en aş ı azı ağ en ndan. örnek. nı ğ ı ası lar l sayı .* Asfaltlanmı ş . eyin ı tı * Kök. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. ı lü ası l * Bir ş kendisi. sağk. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. ashap * Sahipler. kaynak. * Soy. lan ş * (a'sıBaşca. e rakı ş ası k * Somurtkan. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. ana. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. ulaş ve kültür gibi da. en düş . asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. ortak payda. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. gerçek olarak. köken.

zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. kökenli. * Ası iş lmak i. * Ası ş lmıolan. temelsiz. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Sı an. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. ı * Asma iş i. sı mak. süspansiyon. sonuna kadar mücadele etmek. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. tavik. tehir. ey ı sı srar * Hı eline almak. ı etmek. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. ası lanma * Ası lanmak işintifa. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. * Tutup çekmek. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. dayanaksı köksüz (haber). intifa etmek. ası olmak ntı * tebelleş olmak. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. i. ası ş lmı adam * Salepgillerden. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . süspansiyon. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. tebelleş rnaş olan kimse. idam edilmek. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. . ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. ru z. * Israrla üzerine gitmek. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş .

baş ı kaldı rmak. özümleme. isyan etme. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. vekil karş . kaldı * Hayı z. isyan eden. * Yüksek duygu ile yapı lan. ası rlarca * Yüzlerce yı l. asilzade asilzadelik * Soyluluk. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. bakımsı k. * Benzeş me. bakımsı ş z. asalet. asık rlı asi * Yüzyık. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. baş rmak.* Çağ . asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. ş zlı ı * Simetrik olmayan. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. * Soylu olma durumu. aside asidimetre * Asitölçer. asileş mek * Karşgelmek. isyan etmek. lsa tı ı riyi ru. asil * Soylu. llı * Baş ran. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. * Bu söz "benzeş mek". rsı lı * Un. kendine benzetme. soyluluk. * Soylu. asillik * Asil olma durumu. dik baş. isyankârlı k. kendine uydurma. asilik etmek * karşgelmek. sonuş maz. . * Bir görevde temelli olan. ı kaldı asilik * Asi olma durumu.

asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. asidimetre. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. düzgün. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. disiplinli. z * Topluluk düzenine saygı olan. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. tı asistanlı k * Asistan. * Bkz. * Bkz. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. asklı . borik asit. mcı * Araşrma görevlisi. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. ldı ş ı la. z. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. yı man yı na asker gibi * disiplinli. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. fenol. gemi. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse.asistan * Yardı . sı askercilik * Askere yakır biçimde. tahkimli bölge. ale * Askerlik görevi veya ödevi. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. ini. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. asit alkol asit borik * Bkz. askerce askerci * Asker yanlı. ş ı . tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad.

* Bir tür çocuk oyunu. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerlik niteliğkazanmak. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askeriye * Askerlik. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askere özgü. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askerlik etmek * askerlik yapmak. . askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerî * Askerlikle ilgili. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerlik ödevi ordu hizmeti. askerlik * Asker olma durumu. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak.* Askerci olma durumu. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. disiplini. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i.

* Zodyak üzerinde. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. * Gürbüz ve yiğ adam. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . tabanca gibi ödül. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . uzunluğ 160 cm. Zodyak. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). meyve. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. savsaklamak. erkekleri yeleli. yı cı rtı. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . . askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. Afrika'da yaş ayan. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. n * Hiçbir zaman. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. ı z * Askı olan. rı n larak u * Çay. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. arslan. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. hiçbir biçimde. lı p * Vestiyer.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. fener. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . * Ası saklanacak sebze. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı .

lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. aslan gibi. doğ u. gerçek ş ekli. güzel. mı aslı astarı * iç yüzü. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). ası z olmak. onun kiş ini belli eder. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslanağ zı * Sı otugillerden. itlik. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . yiğ ş ı itçe. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. *Ş irpençe. nan aslan sütü * Rakı . yer pı lan rasası (Leonurus). aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. i. eyden korkmayan. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. ı * sağğyerinde. güçlü ve yakıklı ş . aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . sarı . aslen * Kök veya soy bakı ndan. aslanpençesi * Gülgillerden. lsı . delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. raca aslanca * Aslana yakır yolda. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. aslanı m! * gençler. türlü renkte. aslan gibi * boylu boslu.

asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. * Soyu sopu. filoksera (Phylloxera vestatrix). . yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . aslı yok faslı * yalan. larak lan asma yaprağ ı . uydurma. sebze olarak kullanı ürünü. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. nı na il lar. altı kat. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. aslî düş ünce * Ana fikir. k . asmalara zarar veren. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. lgan. * Asmagillerden. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). asma biti * Eş kanatlı lardan. aslî * Temel olarak alı esas olan. sarı renkte bir böcek. * Ası şası lmı lı . nan. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. * Bu türün ince uzun. nı altı na asliye asma * Temel.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). * Asmak iş i. esas. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe.

azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. gibi aspidistra * Zambakgillerden. * Modern. asmagiller * İ çeneklilerden. * Asma için ayrı ş veya toprak. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. cı . emmeç. * Havadaki duman. genellikle saksı yetiş da tirilen. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. Muhammed'in yaş ğzaman. ekş rak ilâç. çağ laş daş mak. asrîlik * Çağ llı cık. da asrı saadet * Hz. asparagas * Uydurma. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . idam etmek.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . birbirini tutar renk ve yapı olan. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. kuş anmak. * Asması olan. toz vb. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. her dizenin sonunda gelen. gerçek olmayan. daş ma. çağ l. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. * Üzerine takı nmak. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. birbirini tutar renk ve yapı olan. gerçekmiş gösteren haber.

astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . olmak. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. * Giyecek. * Birinin buyruğ altı olan görevli. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. ı r. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. madun. nan . elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. * Alt. resim yapı lmadan önce sürülen boya. astarlama * Astarlamak iş i. astarlanma * Astarlanmak iş i. perde. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astarlamak * Astar geçirmek. astarlanmak * Astar geçirilmek. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. çanta. astar sürmek. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. astarlanmı ş . astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. * Boyacı astar vurmak. halat. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. lı kta.). çekmek) * astar boyası boyamak. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. astarlatma * Astarlatmak iş i. ayakkabı ş gibi eylerde. astar sürmek (veya vurmak. nda nmıve . rmak astarlı * Astar geçirilmiş . ağ vb.

ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. müneccimlik. müneccim. * Aş çok yüksek. * Atom numarası olan. * Asmak iş yaptı ini rmak. . astatin * Astat. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. * Yı z falı uğ an kimse. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. astı m astı mlı * Astı olan. astigmatizme tutulmuş (göz). ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. felekiyat. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. ı i * acı z. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. * Gök fiziğ i. astronomi * Gök bilimi. * Net görmeyen. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. astı astı kestiğkestik ğ k. gök bilimci.

sakin. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. gökyüzü. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . * Gök. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı .astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. aş nlı astronot * Uzay adamı . . n asude * Sessiz. ayan * Asya'ya özgü olan. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . * Huzur içinde olma. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. n. rahat. mutfak. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . Asya ile ilgili (olan). mutluluk. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek.

beğ enmemek. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. .aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. denk olan. aş z ı tı hane. imli * Niteliğdüş kötü. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. nma lı r. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. er * Aş ı yere doğ ağ ya. adî. rı * Para ile yemek yenilen yer. lokanta. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. ru. aş. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. aş ı ağalmak * devirmek. * Bayağ adî. çok arzulamak veya nefret etmek. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. yerleş bölgesi. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. hor görmek. tiksinmek. yı kmak. unu r. im im * Genel ev. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. niteliğalçalmak. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. eri aş yermek * Bkz. ı . aş ı ağbitkiler * Su yosunları . * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. * Daha küçük. miktarı . aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. i ük. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. değ yönünden daha az. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. yer. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. daha az. aş ermek.

aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. hor görmek. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. paye. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. hafife almak. adilik. tenzil etmek. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. me. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. i ük. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. lması ru . ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. aş ı yukarı birlikte. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. alttan almak. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. * Niteliğdüş adî.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. tezyif etmek. basamak. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. rütbe. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. merhale. hafifsemek. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. mertebe. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. n. evre. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri.

aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. ahçı iren . * Mutfak. * Yemek piş kimse. aş ar * Ondalı k. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . irip * Yemek yenilen dükkân. * Aş (kimse veya bitki). kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. aş lokanta. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. aşbaş n görevi. hiyerarş er mı i. aş erat aş hane . aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. göz. aş amalı * Aş aması olan. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . kiremit rengi. * Yemek piş satan kimse. kademeli. m nan * Ondalı k. * Aş evi. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. hiyerarş ş i. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. evi. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. irme veya * Onluklar. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine.

ı aş atmak ı k * yarıetmek. ı k n * çok seveni. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. aş çatı nda. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aşyapmak. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. âş olmak ı k * sevmek. gibi * Aşyapan kimse. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. vurgun. yarı ş ş mak. tutkun (kimse). düş künü. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . en na e * Dalgı kalender (kimse). ı rma. * Ahbap. en ndan . arkadaş bir seslenme. lerini sazla söyleyen. n. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. * Yapı ları uzun mertek. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. tutulmak.

acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. telkin etmek. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. aş ı lma * Aş ı durumu. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. * Erozyon. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). aş ı nma . aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. * Aş ı nmak iş i. * Aş ı latmak iş i. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. etkilemek. uğ cak. ı * Aş ı ş aç). * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. * Yeni aş ı ş aç. uğ cak. muaş ı seviş lı aka. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. aşyapmak. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. ilkah.

aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. düzleş kı ları mek. itikal. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . taş n. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. yı pranmak. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. çok. koparı lmaları eritilmeleri. fazla miktarda. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. önem veren. ta ş pratı p. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı .* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. * Çıntı silinmek. aş ı rma. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. usandı rmak. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. * Gereğ inden fazla. müfrit. ı rı . ötesinde. * Eskimek. * Aş ş ı yer. nmı * On sayı. erozyon. * Aş olma durumu. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. * Ötede. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek.

aş çatı nda ı k. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak.* Aş ı iş konu olmak. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. lacak * Dağ geçidi. dost. meydanda olan. * Küçük kazan. * Baş nıyazı ndan bölümler. . kova. saklamadan. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. * Aş ı rtmak iş i. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. * Bildik. kça. k. * Açı apaçı belli. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. kuytu yer. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). aş olmak ikâr * belli olmak. * Aş ı yer. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. na * Çalıgötürmek. k. belirginleş mek. belli etmek. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. * Aş ı rmak. intihal. iş * Aş lmı ı ş rı . ş * Siper. bakraç. arkadaştanık. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . ortaya çı kmak. aş ı rma. dı . * Yapı ları uzun mertek.

ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. coş kunluk göstermek. sitem bildirir. tanık olan. ş an aş lama aş lamak * Bkz. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. * Benzerlerinden üstün.* Bilinen. mesken. * Kuş yuvası . seviş kide mek. oturulan yer. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. ı sı nama. Aş ı lamak. tanı tanıklı ma. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. ş k. . sevi. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. * Ev. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. dı aş k inalı * Birbirini bilme. fazla. aş mak * Bkz. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . zahire. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . aş düş ka mek * âş olmak. coş eyi mak. * Çok. Aş ı lama. * Aş iş mak i. tanığ belli etmek. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. aş ma . * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day.

açısaçıkadı kokot. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. * Gizli dostluk. . * Aş iş yaptı mak ini rmak. * Oynak. aş fiş na ne * Gizli dost. binme. * Aşrmak iş tı i. kuru yemiş ş day. ları inin nda kları anlatı r. ı ma lan * Satrançta. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. sivri köş yuva. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. -at. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. * Atgillerden. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . * Görünmeden kaçmak. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. it at binenin (veya iş bilenin). aş ayı ure * Muharrem ayı .* Yüksek. * Aş olma durumu. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. üfte At at * Astatin'in kı saltması . ey. aş na * Aş ina. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . onun tutumuna göre davrandı nı n. atlar anası . bitmek. k k n. sona ermek. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. na * (süre) Geçmek. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap.

değ erlendirememe. geniş yapraklı . i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). * bildiğve istediğgibi davranmak. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at oynatmak * atla hüner göstermek. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. se lan eyler at olur. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. . k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. n . meydan olmaz (bulunmaz). 15 ile 30 m yükseklikte. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at çevirmek * geri döndürmek. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. veya bulmak. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. meydan olur (bulunur). at koş turacak kadar * pek geniş . çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). sabit fikirlilik. elmas. at kestanesi * At kestanesigillerden. * yarı ş mak. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. an.at cambazı * At alısatan kimse.

i. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. atabey. * İsizlik. kanatları u büyük ve küt. uygulamak. yapmak.* Çift kanatlı lardan. hamle. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. n. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. * Geveze. bir at var. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . pederş ahîlik. * Atı akı lı m. ahî. saldışhücum. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. pederş patriarkal. e lan. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. ata et. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. k. ş . * Saldı. atavizm. at. * Atamak iş tayin. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. tayin etmek. ite ot vermek * bir işters yapmak. n buğ atalı k atama . i atabek atabey * Bkz. atı yapmak. uzunluğ 8 mm kadar olan. yalancı . atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. * Tembellik. ama kullanma imkânı yok. atak atak yapmak * akıyapmak. iş ş siz lemezlik. meydan yok * yapacak güç var. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. davranı cür'et. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). ata * Baba. ataya çekme. iş kalma. * Eski Türk devletlerinde. rı rı .

elçilik uzmanı e lı . bilime ve gerçeğ dayanan. enin ğ ı * Tutacak. .atanma * Bir göreve getirilme. tayin edilme. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). uygulamalar ve ilkeler bütünü. rı * Soy at yetiş tiricisi. geleceğ rlı e yönelik. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. satsan satı vb. atanma yapmak * tayin etmek. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. Kemalist. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. * Ataş görev yaptı yer. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. atanmak * Bir göreve getirilmek. * Su aygı. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. evrensel ağ klı e ı . i ünü. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. akla. tayin edilmek. ya u vanca karşda ilgisizlik. Atsan atı lmaz. atavik * Atacı ilgili. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. ı er ı yan ş iryan. birbiri ile uyumlu amaçlar. daş amaçlayan. * Bu ilkeye bağlı lı k. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. ate * Atacı lı k.

ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. * Gümüş ğ balı. * (ateş silâh) patlamak. sılı baş kan yürümek. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. öfkelenmek. hı hı rs. * Büyük üzüntü. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. acele etmek. cı n lması * Vücut ısı sı. örneğateş i böceğolan böcekler takı . ateş ğ balı ı * Sardalye. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . * Tehlike. tehlikeli bir durum almak. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. li * telâş lanmak. ateh * Bunama. ateş basmak * kı zarmak. i mı ateş kmak çı . felâket. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. k. * Coş kunluk. rmı. tutuş mak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. atölye. acı . * Tanrı maz. coş acele davranmak. atelye aterina ateş * Bkz. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. heyecanlanmak. ateş almak * yanmak. nç. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. od.* Ateist. k k ateh getirmek * bunamak. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). mak. önüne geçilemez. alev * Öfke. * Kı zı renginde olan.

ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden.* Bkz. man lmı içi . ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş pahası * Çok pahalı . * zeki. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. öfkeli konuş mak. çalı ve becerikli. in * Çok canlı . cı ateş gibi * çok sı cak. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. çalı ş kan. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ateş parçası * Ateş bir bölümü. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. becerikli. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ş kan * kı rmı. yangıçı n kmak. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. * Çok yaramaz (çocuk). ateş saçmak . ş kan. * çok öfkeli olmak. hareketli. ateş püskürmek *ş iddetli. meydanlarda ateş yakmak. ateş püskürmek.

i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. coş mak. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. ateş in * Ateş coş li. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. vapur. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. * bir yeri kasten yakmak. le * Fabrika. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak.* çok kı zmak. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. sinirlenmek. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. * Ateş hüner gösteren oyuncu. kun. e klı la. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. kundak sokmak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. çok öfkelenmek. ateş lası tuğ * Ocak. . sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. ateş vermek * tutuş turmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse.

ş iddetlenmek. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ine * Vücut ısı sı artmak. * derece ile ateşölçmek. kı rtmak. ateş lemek * Tutuş turmak. lan ateş li * Ateşolan. kış zı mak. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. heveslendirmek. * Coş mak. bı ş ma. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ş ş kı iddetlendirmek. ateş lendirmek * Coş turmak. * Top. cı * Kı rtmak.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. i * acı. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. un bir . ateş lenme * Ateş lenmek iş i. turucu. yanmayı yı azaltmak. hararetli hararetli. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. i * Coş coş kun. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. coş kulu. lı ı . ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. * Cinsel istekleri güçlü olan. li ateş letme * Ateş letmek iş i. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. yakmak. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak.

tek parmaklı memeliler familyası . çevirme. ası z eyler * Atı olma durumu. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. * Ateş lan veya konulan yer. lı k. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. * Atı ş lan. inayet. tüfek gibi silâh. sıntıdurum. yükleyerek.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. lütuf. dayanı lmaz. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. ihsan. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . eş içine alan. lmı atı . i * Yöneltmek. isnat etmek. kayra. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. liş * İ bağ. i. * İ kili bulma. li ateş perest * Ateş tapan. * Mal ederek. üzüntü veren. * Yöneltme. çevirmek. ş ı atı l . yilik. atısu k * Evlerde. e ateş gömlek ten * acı . . atı cı * İ niş alan. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. yüklemek. attını yi an ğ vuran kimse. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. * Atları ekleri ve zebraları . iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su.

* Sayı kazanmak amacı yapı atı . lamak. hamle. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . . atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. atı yapan. ine * Saldı rmak. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. atı k lganlı * Atı olma durumu. atı ş * Atmak işveya biçimi. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. hücum etmek. iş yaramaz. * Bir ş doğ birden gitmek. hamle. * Atmak iş konu olmak. acak. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. süreduran. savlet. hallaç. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. nabıiçin) Vuruş z . * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . * İsiz. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. u. * abartmalı konuş mak. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. çarpı ş . ş * Etkisiz. * Atı iş lmak i. * Hı ilerleme. * Konuş yazacak söz veya bilgi. hücum. birden bir davranı bulunmak. lma i. atı lmak i lma. * Patlamak. * Giriş ken. hamleci. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. n tı ve * (kalp. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. k. aylak. ditme iş yapan kimse. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. * Atmak iş i. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. e * Bkz.* Tembel.

* Atkı lamak iş i. atkı lı * Atkı olan. üst eş ik. n ş ş ı * Saz ş airleri. * Ağ kavgası ı z etmek. atkı * Soğ a karşomuzlara.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. çeviklik. eski zamanla ilgili. ş tı ati * Gelecek. * Eski. argaçlamak. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. * Çabuk davranan. çevik. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. yandan iliklenen ince uzun parça. poligon. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. * Atı rmak iş ş tı i. uğ ı a. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . sı atkuyruğ u . * Çabuk hareket edebilen. kadı ları ı n * Büyük yaba. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. çevik. veya beton destek. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. argaç. baş sı veya boyna alı örtü. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak.

ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. inmek. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. * Çocukları atlama oyunu. * Binmek. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. kök sapı ömürlü olan. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. * Yanı lmak. ç. atlama beygiri * Yüksekliğ1. ara bozanlıetmek. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. yazı yazma. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. aldanmak. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. * Çı kmak. atlanı lmak * Atlanmak. atlama * Atlamak iş i. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . atlanma * Atlanmak iş i.* Atkuyruğ ugillerden. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). . * Okuma. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . ı .

ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Atlamak iş lmak. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . * istekle. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. i yapı atlar anası * İ yarı ri . atlet gibi. * Aldatmak. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. miş . tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. isteyerek. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. biçimli. rafyası ekonomi. nda atlar tepiş arada eş ir. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . * Savmak. * Savsaklamak. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. erkeksi kadı n. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. atletik * Atletleri ilgilendiren. * Vücudu geliş . * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. * Yüzü parlak. atlaya zı playa * atlayarak. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak.

* Yay ve tokmakla ditmek. kestirerek söylemek. kabartmak. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. tirmeye yarayan koş atlama. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. ilgisini kesip uzaklaşrmak. tokat. farkı z. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. çarpmak. * Yerleş tirmek. çevikliğ yetenekleri geliş i. atma Recep. erini atmak . * Uzatmak. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . atlı * Atı olan. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. dı ya vermek. bir eyi * Çı karmak. dı ya çı ş arı karmak. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. atma * Atmak iş i. ndayı atmaca * Kartalgillerden. tek u. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . * Kovmak. tı * Koymak. * Örtmek. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. * Ata binmiş kimse. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . * Yalan veya abartmalı söylemek. * (kalp. lı ç) * (top. * (sille. eyleri) Hedefe iletmek. * (kurş gülle. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. çki * Bilmeden. söz * Çatlamak. * İ içmek. tı rtı kuş * Sapan.atletizm * Beden gücünü. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. i * Sözle sataş mak. uçaklar vb. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. ağ k kaldı ve atma gibi. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. ok gibi ş un. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). göndermek. * Değ eksiltmek. ilgisini kesmek. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. kı Vurmak. bir kenara koymak. süvari.

bel. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. alı ş mak. * Göndermek. sahiplenmek. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . atol atom parçacı k. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). cevvî. artıbölünemez. sperma. 76 cm uzunluğ nç lan. * Mercanları bir araya toplanması oluş . atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. palavracı (kimse). * Etkisi kaybolmak. yollamak. an lan . atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. halka biçiminde adacı mercan ada. bağ ı rmak. gaz . n ile muş k. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. an elektron yüklü merkez bölümü. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. * Haykı rmak. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. meni. bı rakmak.* (renk için) Solmak. palavra. er suyu. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. * Söylemek. atmasyon * Uydurma. * Hava yuvarı . * Götürmek. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. atmasyoncu * Uydurmacı . hava. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı.

atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. eğ cı lendirici. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. ilgi çekici gösteri. iş ları yla raş n şı tı lik. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. * Altı n kı n'ı saltması . * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. atomculuk * Evrenin. aktar. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). terileri oyalayı. karı p lan * Atomla ilgili olan. atsan atı lmaz. attı rma * Attı iş rmak i. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. denizde. av * Atmak iş yaptı ini rmak. . i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. * Yeni bir bestecilik çırı göre. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. attar * Bkz. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. sı * Atomla ilgili. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. attı rmak Au aut geçmesi.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika.

avanak gibi davranmak. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. . kopoy. iş türe-v vb. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). av avlanmı tav tavlanmı ş . aptal aptal. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. .* Bu yollarla yakalanan hayvan. * Halk. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. iş . kendisinden yararlanı kimse. avanakça davranı ş . * Avanak gibi. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. avanaklıetmek k * aptallıetmek. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. av köpeğ i * Tazı . nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. lan mı aval * Ticarî senetlerde. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. le-v. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . öd-ev. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. bön. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. k avangart * Öncü. av mevsimi * Av dönemi. avanağ uygun düş biçimde. na-v. * Halkıaş ı n ağtabakası . artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. aptal. * Tuzağ düş a ürülen.

yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. beleş bedavacı karcı çi. avans almak * öndelik almak.IX. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. avanta * Bir kimsenin. lı k. . yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . avans vermek * öndelik vermek.VI. avantadan * bedavadan. kötü. avans çekmek * öndelik çekmek. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. stan ayan * III. peş ı na lmak lan inat. beleş ten. kâr. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. n ğ ı avare . avantajlı * Yarar sağ layan. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. Avarca * Avarlarıkullandı dil. macera. avantür * Serüven. ey. öndelik. . ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. çilik. ladı ı avantacı * Çı . yararlı (durum veya ş ey). . Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. emek vermeden sağ ğkazanç. . için * İe yaramaz. yararsı z.

yüzey biçimleri. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. * Kazalar. iş güçsüz. avareleş me * Avareleş durumu. raş . aylaklı ş ı boş k. baş luk. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle.* İsiz. kokusuz. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. nara. ı * Yüksek ses. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. aylak dolaş siz. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. baş luk. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. engeller. aylak. baş . * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. tümsekler. k avarelik avarı z * İsizlik. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. siz ı boş mak. tanı kimse. belâlar. parlak zehirli bir bitki (Adonis). tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. baş . * Avcı özgü olan. * Engebeler. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak.

kurnazlı kandı kla rmak. avcuna saymak * peş olarak ödemek. çok . geri gelmek. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. * Sayı . avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. diri * Tuzağ düş a ürmek. avdetî avene averaj * Ortalama. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. na * Tavana ası ş lan. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. billûr. acı avlak avlama * Avlamak iş i. . avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. avize ağ acı * Zambakgillerden. av yeri. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avlanma * Avlanmak iş i. avdet etmek * dönmek. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. lâmbalı . çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). * Yardakçı lar. avlanmak * Avı olan yer. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . amdanlı .

en n Avrupaî * Avrupalı vergi. Avrupalı benzer. ndan * Avrupa'ya özgü olan. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. davranıve yaş ları benimsemek. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Avrupalı gibi. * Elin iç tarafı . lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. nda k. m avuç avuç * Her defası bir avuç. av için dolaş mak. * Kadı n. * Elin yarı yumulmuş durumu. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. Avrupa halkı olan kimse. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. Avş ar avuç * Bkz. . ava çı kmak. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. * Amerikan armudu (Persea americana). yardı istemek. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma.* Avlamak iş konu olmak. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. para istemek. * Karı . Avrupa ile ilgili (olan). * Avuçlayarak. ine * Ava gitmek. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. avuç dolusu . nda * (para için) Bol bol. nları kları avret * Ut yeri. Afş ar. pek çok.

avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. avundurma * Avundurmak iş i. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. * Avukatı yaptı iş n ğ .* (para için) Pek çok. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avuçla almak. dar (yer). ey. luğ iş avurt ünsüzü . avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. * Acını sı hafifletmek. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. avuntu. * (hayvan) Gebe kalmak. * korkutucu büyük sözler söylemek. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. *İ nsanı avutan ş teselli. avuçlamak * Avuçla kavramak. teselli. avukatlı k * Avukat mesleğ i. sıntı kı lardan uzaklaş mak. acını sı unutturmak. teselli etmek. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. ı * Gereksiz. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. boş savunma. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. i. mahkemelerde. müteselli olmak. yetinmek. teselli bulmak. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . avuç içi kadar * pek küçük. avuçlama * Avuçlamak iş i. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. * Oyalanmak. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü.

a a ndan an ndan bal. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. avurtlamak * Büyülenmek. teselli etmek. . yapa-y vb. ağ veya aş rma. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. hale. el. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). gün-ey. teselli eden. r. i. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. düz-ey. kamer. yüksekten atmak.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. -ay / -ey. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. fladı ı avurtlu * Çalı satan. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. hesap ortada. yüksekten atan. * Çalı satmak. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. dene-y. dal. * Avutulmak iş i. açı ey k. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. ay aydı hesap belli n. * Avutan. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. avurtlama * Avurtlamak iş i. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. bel. yüz-ey vb. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. avutma avutmak * Avutmak iş teselli.

ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). pervane balı. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. tı için lan ak yapan araç. 3 m boyunda. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. kamer takvimi. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. görünüş balıbaş benzeyen. teber. ay örümceğ i * Ay modülü. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. husuf. mehtap. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. kemer balı (Mola mola). inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. ay evi ay gibi * Ayla. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. * Bkz. ınlı ldı ı muş . klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ay parçası . çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. geceyi açı geçirmek. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak.

ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayak tabanı . . dikilmek. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. telâşkapı a lmak. iyileş mek. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. yolu düş mek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). heyecanlanmak. * telâş lanmak. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. * (hasta) iyi olmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. ayağdüş ı mek * Bkz. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. avuç içi.

. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ayağ sı su mu. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. na * emek çekilmeden elde edilmek. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. yorulmadan yapmak. ı k * dikkat. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. gitmeye üş enmek. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. yürümesine engel olmak. ilgiyi kesmek. ayağ donu yok. ayak iş lerini bı kmadan. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. yarı sevinçle söylenen söz.

ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ka lanı .ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. uğ ramamak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. henüz dinlenmeden. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek.

ayakta toplanan meclis. bağ e) lanmak. ayak basmak * bir yere varmak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. ı raktı n ı . ün ı rlı * Basamak. * ilk kez gitmek.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . uğ ramamak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. gelmek. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. destek veya bunlardan her biri. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * Ayakta yapı sohbet. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. uğ ramak. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. kendi tutumundan ş mamak. fut. * 30. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. ayak atmak * girmek.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. sı radan. n ağ da * Bacak. kadem. sa * Yarı arş veya 30. ulaş mak. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . i * Aş ı ağdüzeyde. * (bir yere veya mesleğ girmek. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. avutmak. * girmek. * Halk edebiyatı uyak. bayağ ı . ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak.

kandı için dalavere çevirmek. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . n ayak yapmak * birini aldatmak. nda ayak yalı n * Yalı ayak.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. yeri. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. tarak. karı . ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak topu * Futbol. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ayak tarağ ı * Bkz. gözden çı lmak. ayak satısı cı * Gezgin satı. ayak teri. ayak oyunu * Hile. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak kirası . ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü.

korumamak. kı ı kaldı yam. ayakçak * Merdiven. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. ayakkabı dolabı . lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. * Gezici satı. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayaklamak * Ayakla ölçmek. cın i. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. isyan. baş rma. i. merdiven basamağ ı . satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. * Dokuma tezgâhı ayaklı. pabuççu.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. yok olması göz yummak. ayağrahatsıetmek. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. çerçi. kösele gibi ş li eyler). * Ayakkabı lan yer. ayaklama * Ayaklamak iş i. n. toprakbastı nan . ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. .

baş ı kaldı rmak. ayaklı * Ayağolan. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. * Ayakçak. çiğ nemek. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. * Ayakla iş letilen. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. isyan etmek. * Taban. ı * Bir destekle yere dayanan. pedal. baş * değ kimseler baş geçip. ayaklar baş lar ayak olmak . ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. . a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ayağ sürümek. uyanıkalkmak. yaramaz. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. değ kimseler ise en geride bı lmak. ayaklı canavar * Çok hareketli. * Ayağolmayan. ayakta . istemeye istemeye gitmek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. * Uyanmak. cin gibi çocuk. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan.

leri * Senato üyeleri. ayakta durarak. * Oturmadan. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. * Hazıyemek. k. eş ayan âyan * Belli. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. k ayan olmak * belli olmak. sa * Acele olarak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. ayakyolu ayal * Karı . * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. a ş * Telâş. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. kenef. .* Ayağ kalkmıdurumda. ı rı n. rtı ayar . r ayaküzeri * Ayaküstü. . aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. helâ. kı * değ yitirmemek. na. apaçı açıseçik. kademhane. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. . kı na. ayan beyan * Besbelli. kı sürede. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. festfut. önemini korumak. heyecanlı lı . tuvalet. bilinir olmak. * yılmamak. açı k. abdesthane. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. çökmemek. * İ gelenler.

düzensiz. ayarlı pense * Vida. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. doğ yoldan saptı ayartan. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. ayarlanmak * Ayar edilmek. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ayarlatmak * Ayar ettirmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. n. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. .* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. z * Ölçüsüzlük. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. bozuk. * Davranı ölçüsüz. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. karakter veya aklı yerinde olmayan. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. ı . ayarlama * Ayarlamak iş i. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. düzenli. * Ahlâk. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. vata nıkı tı yla lan. nda * Kandı rmak. ru ran. doğ ruluğ e rulamak. doğ ru. düzenli iş duruma getirmek. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. birbirine uygun duruma getirilmek. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. düzensizlik. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . * Baş çı tan karan. ş ta * Değ derecesi. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş .

* Birini. ayazlanmak ayaz . * Kandı rmak. doğ yoldan saptı ru rmak. ayartmak * Baş çı tan karmak. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. * Duru. * Boş beklemek. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * (hava ve gece için) Soğ uk. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ukta * boş beklemek. sakin havada çı kuru soğ kan uk. eline bir ş geçmemek. * Ayazda kalı üş p ümek. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. eline bir ş geçmemek. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu.

gündöndü (Helianthus annuus). ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. lmıay ldı süs. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. okumuşgörgülü. ndan aybeay * Aydan aya. n * Ayı ilk günü. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. hilâl. i. lmıçörek. tahtaboşbalkon. ı * Kültürlü. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. i . taraça. ayazlatmak * Soğ bekletmek. ay dönümü. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ay ay olarak. gün çiçeğ günebakan. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. ileri düş . aydı nger * Parlak yüzeyli. ayazlatma * Ayazlatmak iş i.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. aydı k. h. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. tenevvür. münevver. tenevvür etmek. i * Bir yüzeyin. lan k . ünceli (kimse). * Ayı ilk günü. sarı renkli çiçeğçok iri olan. ukta * Ayazda soğ utmak. ıkl ı nlı ı k ş . it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. âdet görmek. saydam. aydemir aydı n * Iş alan.

vazı lacak k h. lmıalet. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. aygı r * Damı k erkek at. aygıbaygı n n * Güçsüz. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. bitkin. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. * Kötülükten uzak. saf. çok yorgun. t. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. ı k. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. * iri yarı cüsseli. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. * Kendinden geçercesine âş vurgun. * Sahnelerin ıklandılması i. güçlü (kimse). aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. . ık.aydı cı nlatı * Aydı k verici. ş ı * Iş alan. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. cihaz. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . temiz. aygı n * Bitkin. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. n ndan lan boş luk. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i.

ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. uyanı ş lı k. ayı gibi * iri yarı . ayı ğ balı ı * Fok. yurdumuzda boz türü na bulunan. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). * kaba. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. * Memeli et oburlardan. iş * Sert. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). i.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ş sı ayı gördüm. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. kaba ve hoyrat (kimse). * Sarhoş u geçmiş biçimde. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. tabanları basarak yürüyen. küçük taneli yemiş veren. * Ayını iş mesleğ cın i. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . anlayı z (kimse). ayı içine alan bir familya. luğ bir * Anlayı. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . kaba ve anlayı z (kimse). dan. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ayı klama * Ayı klamak iş i. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. beş mı parmaklı . * Kaba saba. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi).

ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. mahmurluk. k ayı kmak * Ayı lmak. * Ayı nı lamak. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. uyanmak. temizlemek.* Bir ş içinden. . luk. ş . m. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. . lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. aklı ı gelmek. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. stek i m. işyaramayan. ayı etmek lı k * kaba davranmak. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. kendine gelmek. kendine gelmek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. uyamayanları n yok olmasıı fa. ayı k klı * Ayıolma durumu.

ayı planma * Ayı planmak iş i. ğ ayın kı türküsü var. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . takbih etmek. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. bı * Ayı. eksiklik. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ayı nga * Kaçak tütün. * Kusur. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ayı plamak * Kı namak. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. tütün. * övünmek gibi olmasıama. rma i ayım rı * Cisimleri. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). kusuru olmayan. miyar. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. kusuru olan. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. * Utanç veren. ı yalı ğ rma i . birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. i.

lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. fark gözetmek. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. * Ayı rtmak iş i. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. temyiz etmek. mümeyyizlik. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. mayı mayı * Farklı davranmak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. nüans. farika. iş ini * Seçmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. saklamak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. uzlaş bozmak. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . mümeyyiz. tahsis etmek. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. * Bir yeri bir engelle bölmek. .* Ayı rmak iş i. ikilik ortaya atmak. hayı(Vitex agnus-castus). eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. 1-2 m en. tefrik etmek. fark gözetmek. eyi rt * Bölmek. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. e boyunda bir ağ k.

ru e ı t. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. hale. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. avarelik. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. avarelik. iş sizlik. mugayir. boş ş gezen. avare. * İsizlik. ibadet. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. bir ş yapmayarak. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. kestirmeden gitmek. ters gelmek. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ay ağ . ters.ayin * Dinî tören. zı t olmak. . rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. düz yoldan ayrı lmak. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. * İsiz. karş ters. * Çapraz. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. ters düş mek. muhalefet. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. aykı olmak rı * ters olmak. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. ı nda ş ı * İsiz. mugayeret. boş oturmak. ş ş ı a. yapacak bir iş ta i olmamak. î n in ldı.

* . * Gerçeğanlamak. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. iş güçsüz dolaş siz mak. maaş ıı lı . k lı * Karş ğaylı ödenen. aç. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. aklı ı gelmek. sa ip ğ ı acı dikilen. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. çalı ş mamak. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. aylarca kalmak. boş oturmak. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. aylı kçı * Aylı çalı kimse. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . gafil... devam etmek. ı ı kla lı * Aymak iş i. aylama aylamak * Beklemek. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Kendine gelmek. * Sürmek. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). ayı baş na lmak. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. bir ay için. na aylı klı ayma aymak aymaz . aylı k * Birine. aç aylanma * Aylanmak iş i. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. maaş. mehtaplı şı ı .aylaklıetmek k * boş durmak. * Aylamak iş i. * Ay olarak. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). aydan beri var olan. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. * Ay ığolan. aylandı z * Sedef otugillerden.

* Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. aymaza yakı na ş durum. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. bir tan. * Işı tan. acak ayn ayna * Göz. ran ey. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. ı * Polis. . ş . ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . cilâlı sı cam. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . na aynası z * Aynası olmayan. yumurtamsı rmımsı . yakıklı ş . düz veya az yuvarlak kıbölüm. * Parlak yüzlü. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. anı me lı sı levha. * Aynası olan. * Küreğ yassı bölümü. yi * (Karagöz oyununda) Perde.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. a ş z. * Hileci. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. gaflet. durum. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. yakıksı çirkin. yolunda. durgun. * (deniz için) kı ltız. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. iş hile karı ran. z aynaz * Bataklı k. kı zı mavi renkli bir erik türü. kötü. * dümdüz ve parlak. * İ bir durumda. biçimsiz. * Hoş gitmeyen. varlı n görüntüsünü veren. aynabakar * Büyük. ters. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. güzel.

* Baş değ yine o. aynş tayniyum * Bkz. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. einsteiniyum. * Aynı özdeş lı k. olduğ gibi. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. il. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. özdeş ayniyet. bununla birlikte. pkı. lik. aynı ünceyi ileri sürmek. * Değ meyen. nı * Olduğ gibi. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. ı nması kolay eş ya. değ tirmeden. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. nları ğ ı * Yay ayraç. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. aynı mı sonuca varmak. aynı zamanda * Hem de. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. lik. * Birleş ikgillerden. kası il. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. aynı u iş yla. . aynî aynî hak haklar. araları ayrı olmayan.

ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayranı kabarmak * öfkelenmek. * Baş baş türlü. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. safdil. sersem. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. coş mak. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. yapı ayrı çanak yapraklı lar . ayran budalası * Aptal.ayraç açmak * söz veya yazı içine. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ayrı * Yerleri bir olmayan. heterojen. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. sersem. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ka. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. değik. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. * aş bir cinsel arzu duymak. iş * Her biri için. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. * (her biri) Ayrı olarak. z. ka * Yalnı tek baş olan. ayranı budur. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayran delisi * Bön. ı rı ayranı içmeye. budala. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan.

kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ş ı * Ayrıotu. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). kural dı olan. istisnası z. ş ı * Ayrı olma durumu. . ayrı tutulma. istisna. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. ayrı . ağ iki . istisnaî. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. bir * Bundan baş ka. müstesna. . ldı ı * Ayrı ş lmı . ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrı klı tutma. . na calı * Kur'a dı. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. müstesna. * Baş na benzemeyen. * Ayrı önem verilerek. baş kaları benzemeyen. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrıotu k * Buğ daygillerden. çarpı k. imtiyazsı z. müstesna. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. * uyuş mamak. * Ayrı tutulan. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. k * Düzgün ve uygun olmayan. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. imtiyaz. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ayrı kaları tutulan. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme.

teferrüt etmek. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . kendilerini taş nesnelerle. * Birinden uzak düş me. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu.. parabol. * Düş ünce. daire. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. k. munfası l. istisnası bilâistisna. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. bir kimseden. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . laş i. ı yan lantı. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. bir ş eyden uzaklaş mak. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . kalılı k ı tı . eksantrik. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ine * Bir yerden.* Bir konik (elips. ğ ı k zı z. * Ayrı olma durumu. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak.. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ayrı duran. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin.

fark etmek. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. detay. mlaş i. farksı z. ayrı msamak * Bir ş anlamak. . eyleri birbirinden ayı ran özellik. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. değik. i. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. farklı ma. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. it it. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. mufassal. cümle veya eş mcı ya. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. tafsilât. detaylı . ran * Ayrı noktası lma . ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. çeş çeş muhtelif. araları ayrı bulunan. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. teferruat. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. farksı k. mı * Ayrı türden.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. aynı mlı . tafsilâtlı . * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. farklı ma. lı ntı yla i. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . kalı * Alt bölüm. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. baş k. fark. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. teferruatlı . farklı mlı lı k. fark. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. farklı mı nda m iş . bir ş görmek. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. farklı mak. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan.

tartı ş münakaş etmek. tahallül. aç * Bu ağ n büyük. n iş i lan * Değ ken huylu. . birliğbozmak. i * Moleküller. sarı acı renkte. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. gece). * Gülgillerden. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. ufak çekirdekli meyvesi. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. mayhoşdokusu sertçe. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. na * Ayrı nı lamak. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. yaprakların altı nı tüylü. iş z aysberg * Buz dağ ı . . n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. lçı z. * Moleküllerin. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. mak. çiçekleri iri ve pembe. bankiz. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. tüylü. kararsı(kimse). aysfild aysı z * Buzla. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse).ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. aytı ş mak * Atı ş mak. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. * Ay ığolmayan (gökyüzü. sarı tüyler. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). n * Birbirinden ayrı lmak.

yavaş yavaş . hilekâr. tı * Koca. kün. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. * Dolandıcı rılı k. sundurma. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). * Bir parça. bekri. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. nitelik. az buz olmamak . ile * Alılmıolandan. * Göğ en yüksek yeri. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . çok karş . ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. içken. ş ş ı ı tı * Nicelik. * Ayvazı görevi. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. eş . i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. * Küçük ölçülerle. biraz. umulandan veya gerekenden eksik. erkek. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. soluk sarı i k çiçekli. mı * Uzun süreli. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. işbozulmak. azı msamak. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. az saymak. açların u * Teras. Bu saltması de gösterilir. güç. sıtüylü. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. süre bakı ndan eksiklik bildirir. ikisi de bir. n * Dolandıcı rı. yayı lmak.

n. n klı tüğ nı azade * Baş . az gelmek * yetmemek.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. az çok * Bir parça. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. * azı msamak. erkin. serbestlik. daha çok istemek. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). azaltma . doğ kaynakları gereğ itim ük ş . az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . serbest. i. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. hafiflemek. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. oldukça. vücut parçaları . az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. * Etkisini yitirmek. * Vücut parçası . azadelik * Azade olma durumu. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. . * Üye. bulunmak. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. * Azaltmak iş i. gerçekleş mesi. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. tenakus. rslı çı aza * Organlar. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. ı boş * Baş . erkin. organ.

* Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. azar azar azar * Paylama. i. maksimum. * Debdebeli. böbürlenmek. m. az * Küçük ölçülerle. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. * Ululuk. azap vermek * acı çektirmek. ezinç. çalı satmak. i. * Çalı kurum. azarlamak * Paylamak. tekdir etmek. hafifletmek. heybetli. çok büyük. kı rmak. büyüklük. . azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. ine ı laş . mlı * En büyük. * Çalı . azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. azar iş itmek * azarlanmak. en yüksek.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. kötü sözle karş mak. yavaş yavaş az. paylanmak. kurumlu. heybet. * Süreyi uzatarak. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . en çok. * Gururlu. * Görkem. * Gurur. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. m azametli * Ulu. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. tekebbür. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. üzmek. azarlama * Azarlamak işpaylama. * Debdebe. * Görkemli.

ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i.azarlatma * Azarlatmak iş i. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. * Azerî halkı özgü olan. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. köle). ş azelya . * Azat edilemez. yoldan çı ş ş kanlı karmak. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. * Oldukça az. azatlı k * Azat olma durumu. Azerî halkı ilgili (olan). na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ünü azat eylemek * azat etmek. * Serbest bı lmıolan. salı vermek. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. n * Şmartmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. azdılmak rı * Azması yol açmak. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. * Azması sebep olmak. * Azmıolan. serbestlik. * Açalya. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. na * Azgıduruma getirmek. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Okullarda paydos.

yarası hemen kapanmayan. az görmek. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. besin. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. * Azgıolma durumu. korkunç. ğ ı * Yoksulları doyuran. daha fazlası istemek. ekalliyet. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. ekalliyet. u sı nı azı k nlı karş . aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. anı erli azı i diş * Azı .* (ten için) Çabuk iltihaplanan. biraz. * (süre ve miktar için) Az olarak. çok etkili. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. * Azı olan. ütücü diş . azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. *Ş iddetli. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. biraz. k * Hemen yemek üzere. * (çocuk için) Çok yaramaz. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. gı da. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. * Cinsel istekleri aş olan. azı i. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. u u . azık cı * Çok az. azgı n. az bulmak.

* Gidiş . * Kararlı kararlı lı kla. muazzez. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . azimkârane * Kararlı . azizlik etmek * muziplik etmek. olarak. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. * Sevgide üstün tutulan. nı i * Aziz olma durumu. * Azı iş tmak i. . azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. . n * Çırı çı ğ ndan karmak. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. azledilme azize aziziye azizlik . azimli * Kararı tutumunda direnen. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. * Ermiş n. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. kararlı nda. * Ermişeren. iddetlenmek. azimet etmek * gitmek. ı azil * Görevden alma.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Azı ş iş mak i. * Muziplik. yola çı kmak.

* Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * Azı k. * Çok geliş . * (deniz. kocaman duruma gelmek. i na . * Küçük su birikintisi. rma. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. görevden almak. azmettirme * Azmettirmek iş i. * Taşnlı ileri gitmek. * (yara. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. hastalıvb. azlolunmak * Görevinden alı nmak. * Az olma durumu. gölcük. * Kerestelik tomruk. için) Etkili.* Azledilmek iş i. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. için) Kabarmak. miş * Azma. * Bataklı k. k * Cinsel duyguları artmak. ki ı rkı ş ması an. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. taş rmak mak. karı azma * Azmak iş i. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. çı karmak. görevinden çı lmak. azmanlaş mak * İ mek. rileş azmetme * Azmetmek iş i. ı vb. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. metis. azledilmek * Görevden alı nmak. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. tehlikeli duruma gelmek.

azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. asıyüzlü. * En eski jeolojik (sistem). * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. rengi. sert kimse. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. tadı 7. bütün borçları kurtulmak. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. ı ı ya azvay * Sarı r. azotlama * Azotlamak iş i. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. Kı saltması N.008 olan. sabı * Azotometre. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. aznif * Bir tür domino oyunu. aznavur * Gürcüce. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. havada beş dört oranı bulunan. iri "yarı"kıcısinirli. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotlu *İ çinde azot bulunan. ı ı rlı te nda olmayan element. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. . kokusu.

ses bilimi bakı ndan ötümlü. * Bu gibi kimselere verilen unvan. * Yaratı. * Ata.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . ı . baba bucağ baba yurdu.B * Bor'un kı saltması . * Basso kı saltması . toprak. yurt. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. iri demir. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. ağ lı yürekli. B gösterir. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. toprak ya da yurt. un * Çocuğ olmuş u erkek. k baba evi * Babadan. Ba * Baryum'un kı saltması . n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. baba değ tı il. olgun adam. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. çift dudak patlayısı mı cını b. baba ocağ ı * Babadan. kurucu kimse. ağ veya beton dikme. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. * Koruyucu. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. * Türk alfabesinin ikinci harfi. babalıduyguları dolu kimse. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. adı ı baba evi. baba koruk (veya erik) yer. için klara rlar. . baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. up ü. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . Be adı verilen bu harf. dededen kalma ev. baba baba adam * Yaş. lı ı . n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt.

n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. babacanlı k * Babacan olma durumu. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. ru * ataları beri. baba yadigârı * Babadan kalan. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. ş it sı ambaba. sempatik baba. baba ocağ ı . nlı babacı k * Küçük baba. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. babacı l * Babası çok seven. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. a n babaca babacan * Baba gibi. babası çok düş olan. görülü. cana yakı k. n rası taş yan. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. * Sevimli. * XIII. * Cana yakı olgun. güvenilir (erkek). cana yakıolarak. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . n u . babaya yakı n.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. paternalizm. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . hoş n. baba yurdu * Baba evi. iyi kalpli. . hoş . ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep.

ca babaları z mı * bizden. babalı * Babası olan. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. * Diklenmek. * Üvey baba. öfkelenmek. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . z u lan lan. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. kayıpeder. * Baba olma durumu. na babası z * Babası ölmüş çocuk." anlamı kullanı bir söz. * Kayıbaba. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. . babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. bir ş ı sı olsun. bizim kuş aktan öncekiler.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). babalanmak * Babaları tutmak. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. yetim. babalıetmek k * baba gibi davranmak. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. babalanma * Babalanmak iş i. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. kabadayı davranmak. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü.

i ve babayanilik * Babayani olma durumu. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. babı ndan * Bkz. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. * Osmanlı hükûmeti. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. ı tları lan.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. * Mert. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. ı nı bacak kadar * ufacı k. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. * Su yolu. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. ı yapı nı i. yüzyı İ lda. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. lı k. huylar edinmiş iş alı kanlı . babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. ayak. kabadayı . baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. ama değik. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. destek veya bunlardan her biri. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. * Oyun kâğ nda. babı nda * Konusunda. türlü türlü huyu var * daha küçük. bacak kadar boyu var. herkesten farklı ş klar. bacak kalemi . sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. oğ vale. babı nda. korkusuz adam. Babî Babîlik * XIX. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol.

bacanaklı k * Bacanak olma durumu. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. rüzgâr. baç . * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. haraç. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. arkadaş . * Baç alma işveya görevi. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. uzun boylu. abla. i * Yel. bacakları kopmak * çok yorulmak. ı * Bacakları sa olan. * Zorla alı para. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü.* Kaval kemiğ i. * Dost. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. kı boylu. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . ı * Bacakları uzun olan. * Tarikat ş eyhlerinin karı. nı p bacaklı * Bacağolan. * Kıkardeş z . bodur. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. * Felemenk altına verilen ad.

rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badanalı * Badana edilmiş olan. *Ş arap. * Birleş ikgillerden. badanası z * Badana edilmemiş . yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanalatma * Badanalatmak iş i. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. bir tür yer elması . badem ağ acı . içki. ş ekeri çok. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. * Badanası bozulmuş . * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badana yapmak. ı badanalama * Badanalamak iş i. * Ondan sonra. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. badanalanmak * Badana yapı lmak. badem * Gülgillerden.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. harman döküntüsü.

k * Ördek. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. çok * Badem biçiminde olan. halat sargı. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. lan sı . azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). badem bahçesi. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. bezelye gibi taze sebzelerde. z lan badem parmak * Baş parmak. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. fasulye. badem biçimindeki organ. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . bundan böyle. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. * Badem satan kimse. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. * Badem ağ açları olan yer. badema bademci * Bundan sonra.

. * Bağ deste. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. n u * Otomobillerin yük konulabilen. kan * Çöl. yayvan. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. ta. * Sargı . badik * Ördek. sa nek. sicim. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. büyükçe su kabı . badya bagaj * Ağ geniş zı . * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. * Bageti olan. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. demet. * Kı boylu. baget * İ kı değ nce. * Tren. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. palaz. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. sa badikleme * Badiklemek iş i. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). lam. genellikle arkada olan bölümleri. badikleş me * Badikleş durumu. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. erli . badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek.badi badi yürümek (veya gitmek. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. * Yolcu yükü. düğ ümlenebilir nesne. ki. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. * İ iliş rabı lgi.

* Kaplumbağ kabuğ a u. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. zarf fiil: gül-e gül-e. bağ doku * Hücre sayı az. ş eytansaçı . ı lı i ten ini yapmalır. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . otur-up vb. * Meyve bahçesi. düş an ük. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. an bağ an boğ * Küsküt. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. ı sı bağ lı cı k . ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. koş -arak. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. üzüm olsun. sonbahar. * Bu iş yapı ğmevsim. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. bağ z.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . güz. bulunan. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. ulaç. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. u rı * Ur. * Ölü doğ kuzunun derisi. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. bağ bak. * Kaplumbağ a. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak.

homojenlik. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. homojen duruma gelmek. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. mak. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. kör düğ etmek. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. çelme atmak. bağ dalama * Bağ dalamak iş i.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. lı k. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. mütecanis. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. daş i. imtizaç etmek. homojenleş daş k tirmek. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. homojen. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. * Bağ kurup oturmak. uymak. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. k. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). daş .

bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. etkisi altı tutmak. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. rölâtivite. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. izafiyet. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ k ı llı bağ ı m . eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. sihir. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . bağ ı l * Görece. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. ı er. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. izafî. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. mla * Büyü. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. tâbiiyet. * Baş çı cı tan karı. mı ş n ı i. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli .iş sın. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. geçimsizlik. z. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. bağ mazlı daş k * Uyuş k. * Görece olma durumu.

hür. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. bağ z. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. özgürlüğ özerkliğolmayan. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. tümleçleri. ka eyin mı lı ü. tutumunu. a. mutlak olmayan. gücüne veya yardı na bağ olan. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . bağ k. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. rölâtivist. müstakil. görecilik. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. nispî. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. göreci. göreli. izafiye. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. rölâtif. tâbiiyet. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . görelik. * Eş . rölâtivizm. rölâtivite. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. izafet. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. kavramları tasarı birlik. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. izafî.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. yüklemleri ayrı cümle. tâbi. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. veya nitelik. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. özgür. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. ı msı i.

* çok susamıolmak. rmak i * Bağ ı ldak. ları n ı nda ayan rsağ .* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. * Gürültüyle. bağ ı r * Göğ üs. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. * Kendini belli etmek. bağ ş ı mak rı * Bkz. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ekilde dı vuran kimse. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . rölâtivite. bağ ş ı ma rı * Bkz. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. çok acı duymak. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. ş amata ederek. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. nda n . ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. ı ntı ka eye lı izafiyet. bağş rı mak. bağş rı ma. * Ciğ bağ er. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. ş amata. görelilik. * Yüksek sesle azarlamak. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu.

rması * Bir haberi. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. * Bağ ı rtmak iş i. askarit. bağ ı rtı * Bağ sesi. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. i. muafiyet. geliş nı imini. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . * Hibe etme.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . immünoloji. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. ı ş i. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. acı kaçı madan değ erlendirmek. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. affetmek. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. * Bağlanan ş hibe. af. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). ı ş i. teberru. insanları özellikle çocukları bağ n. almak. öldürürüm" anlamı korkutmak. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. ı ş ey. ş * Görevden çekmek. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. * Bağ yapan kimse. muaf. teberru etmek. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu.

an bağ laçlı * Bağ olan. me lanmıolan. âkit. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. deste. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. me. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. kontrat. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. ya. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. rabıVe. demet. affolunmak. bent. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. . durumlar. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. veya. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. affa uğ ı ş ine ramak. mukavele. affedilmek. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. * Bağ yapanlardan her biri. kontekst. ya da birer t: bağ r. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. * (herhangi bir olguda) Olaylar.

ka le raş * Sona erdirmek. onun anlamı. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. paket yapmak. * Uyulması zorunlu olmak. lâç * Denk yapmak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. lanı ey. * (bir iş için) Anlaş yapmak. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. irtibat. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. içten bağ olmak.* Bir dil birimini çevreleyen. * Geçiş i engellemek. ondan önce veya sonra gelen. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. ma * Birinde bir ş karşilgi. tahsis etmek. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. ine * Sevmek. * Gönlünü kazanmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. tutmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . * Bağ çalan kimse. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . . zca le raş . birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. kontekst. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. tamamlamak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. meydana gelmek. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. * Oluş mak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. bitirmek. ka * Düğ ümlemek.

anlaş sözleş yapmak. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. ittifak etmek. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. ş * Sonuç. bağ ünsüzü lantı * Bkz. tahsis edilmek. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. bloksuz ülkeler.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. terim). siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. laş k bağ ı laş m * Eş leme. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. rabı . bloksuz. irtibat. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. ki ma. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. nda lantı * Askerî. bağ ünlüsü lantı * Bkz. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. bağ cı layı ünsüz. * haberleş sağ me lamak. bağ cı layı ünlü. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). bağ latma . kolona ileten boru. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. laş i. irtibatlı talı nda lantı . kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. müttefik.

bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. sadakat. bir düş ünceye. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . ile nlı . bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. bağ kalmak lı * uymak. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. ı . saygı yakı k duyma ve gösterme. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). lı * Birine karş sevgi. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. mesi artı * Bir kimseye. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. un nda * Bir halk inanına göre. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. kapalı .-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. tâbi olmak. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. m. vabeste. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. * Kapatı ş lmıolan.* Bağ latmak iş i. -l-mak. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. tâbi. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. . inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. eyin. ları bağk bahçelik. merbutiyet. * Uyulması zorunlu. * Gerçekleş bir ş gerektiren. gec-i-k-mek vb. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. ı . bağ olmak lı * tâbi bulunmak. üzüm bağ çok olan (yer). tutkun. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. * Sadı k. nda ı ilgi.

ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. bağ naz nazca davranı taassup. bağ yufka rı * Yufka yürekli. Bağlaş lı ı m. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. ş amata. acı kı çekmiş . naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. hep birden bağ rması ı rtmak. dertlenmek. * Bir düş ünceye. ı rma. bağ na basmak rı * kucaklamak. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. taassup. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. içine iş lemek.* Bkz. ı . sıntı . bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. merhametli. yetiş tirmek. * Gürültüyle. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ z sı * Bağbulunmayan. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. ş . ş amata ederek. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. bağ ı çağ rarak ı rarak. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ nı rı ezmek * üzülmek. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ naz * Bir düş ünceye.

bahar * Kuzey yarı küre için. * Gençlik çağ ı . çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). bahanesiz * Bahanesi olmayan. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. i. bahar nezlesi * Bkz. . baha biçmek * değ belirlemek. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. . i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. zencefil. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. eyi bahaneli * Bahanesi olan. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. zencefil. ilkyaz. yüzyı Babîlikten doğ olan.baha * Paha. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. maddeler. sı * XIX. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. karabiber gibi lan n. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. ilkbahar. saman nezlesi. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. erini bahadı r * Savaş larda.

bahçeci * Çiçek. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçeli * Bahçesi olan. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. layan kaside. baharatlı * Baharatı olan. * Bahçe yapma iş i. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. karanfil. bahçeleri olan (yer). bahçelik * Bağ . . baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. bahçe gibi düzenlenmiş yer. n * Sebze yetiş tirilen yer. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bostan. bahçesiz * Bahçesi olmayan. baharatsı z * Baharatı olmayan. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. tarçı gibi bahar bulunan. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. *İ çinde karabiber. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü.baharatçı * Baharat satan kimse.

* Bir kitabıbölümlerinden her biri. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. k k ları u * Denizle ilgili. lanı bahis konusu * Söz konusu. ulan ey. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. ı bahir * Deniz. bahis * Konuş ş konu. * Yalı nı çapkı. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. . * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. söz konusu olmak. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. * Söz. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. resimlerin bulunduğ eser. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri.

bahtı k açı * Talihli.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. sunmak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. ans. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. talihsiz. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. bahsi kazanmak * ileri sürülen. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . mutsuz olmak. talih yüzüne gülmek. istenen sonuca ulaş mamak. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. talih. bahş etmek * Bağlamak. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. bahtı kara * Mutsuz. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. nı unu i . bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. mak. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. konuş sözünü etmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. lı. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. . kader. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. * Ş mutluluk. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek.

ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. talihli. kemik çıntı. hükûmet. bakalit kaplamalı . karı aç. talihsiz. vekil. mutsuz. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. mutlu. nı tirir. nazı kanı ktan baş na r. bahtlı . kuş merak. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. bakaç * Dürbün.bahtiyar * Bahtı olan. aş * Bahtı olan. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. mutlu. özellikle. üstelik. navı bakam bakan * Baklagillerden. talihli. an . bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. * Bakmak iş yapan (kimse). iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. mutsuzluk. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. z bahusus bak bak! bak! * iş te. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. * ş ma bildirir. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . * Hele. * küçümseme bildirir. genellikle milletvekilleri arası ndan. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. mutluluk. * ş ma anlatı aş r.

eyi n düş zca * Falcı . ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. nezaret. * Kalı lar. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. bakılı cı k * Bakmak iş i. . nı * Fal. * Falcı lı k. sır. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. * Kademe. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . barı kları . ları ları u * Öküz. vekâlet. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. * Bakı iş lmak i. * olur ki. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). darülâceze. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. vekillik. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen.

doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. lmamı ş . sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. Kı saltması Cu. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. yüzüstü bı lma durumu. * Bakı yapı ş rdan lmı . bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. ş ş ı . ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. bakı zlı msı k * Bakı z olma. bakı ndı bakı nma * Bak hele. * Yeş çalar mavi renk. bakı r rengi . zı renkli element. 10840 C ye doğ eriyen. bakı r * Atom numarası yoğ 29.95 olan. unluğ 8. değ erlendirme açı. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. bakı nmak * Bakmak iş lmak. yönü. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. -e göre. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. araşrmak. çevreye göz gezdirmek. * Bakı nmak iş i. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı .bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. i yapı tı * Muayene olmak. ı ve elektriğiyi ileten. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. terk edilme. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile .

benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. tenazur. nda ş ı ey) arası ş ı ey). göz taş r ı . ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. r * Bakmak iş i veya biçimi. zı n * Bu renkte olan. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. bakı r tuzu * Bakısülfat. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. asimetri. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. bakı r sülfat * Göz taş ı . r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. (rengi) bakın rengine benzemek. bakı ı r taş * Malakit. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. bakımlı ş . sa p bakık ş ı * Bkz. simetrik. bakıaçı ş sı * Bir olayda. görüş sı açı. bakımsı ş z. mütenazı ı r. .* Kıla yakı kahverengi. simetri. ı bakıksı ş z ı * Bkz. konuyu. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum.

z lan z. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse.baki * Sürekli. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. geride kalan. daimî. * Baklagillerden. kalı. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. lmamı ş . * Eskimemişyı . öteki. * (toprak için) İ ş lenmemiş . kalan. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. lerle raş bakkal defteri * Karık. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. bakam. ş . k. * artakalan. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. * Kalı . düzensiz yazı dolu defter. mlı * bir ş eyden artmak. ş lı bakiye * Artı artan. lik. * Büyük bakkal dükkânı . kide ş * El değ memişkullanı . yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. geri kalan. erdenlik. ntı * Yiyecek. mtı . kalı olmak. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). cı * Bir ş eyden artan (miktar). taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. el değ memiş bozulmamık. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. * Bakire olma durumu. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. z. bakkallı k * Bakkalı iş n i. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. bakkam bakla * Bkz. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. baki kalmak * sürekli. pranmamı yeni.

nohut oda. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). bakliye. badı ç. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. * Bakla tarlası . baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . baklavalı *İ çinde baklava bulunan. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. keçiboynuzu gibi. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. akasya. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). renk. baklamsı meyve * Bkz. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. fı k. lan bakla ı slanmamak * Bkz. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. ceviz. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklamsı * Bakla biçiminde olan. baklalı baklalı k * Baklası olan. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. ağ nda bakla ı zı slanmamak. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. baklagiller * Bakla. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan.* Bu renkte olan. bakla kadar * (bit. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. fasulye. bakla oda nohut sofa * Bkz. .

* Bakmak iş i. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. nda ş an . tedavi etmek. çürüme. canlı bulunan. baklagiller. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. * dikkat çekmek sözü. ) * (hasta için) Muayene etmek. * Yoklamak. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. silindirimsi. bölünerek çoğ klorofilsiz. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. bakterileri içine alan canlı lar. larda klara kı k biçimde olan. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. farkı varmak. bir işyapmakla görevli olmak. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. * Bir işyapmak. . * Önem vermek. andı rmak. ilgilenmek. tek hücre canlı vrı alan. suda. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. * (bir işBirinden beklenmek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. ş ı ey * Aramak. geçindirmek. * Bkz. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. * Renklerde. eyin mesi için * Beslemek. önem vererek üzerinde durmak. mayalanma veya hastalı yol açan. kimyasal etkiyle öldüren (etken). denemek. bakteri * Toprakta. * Anlamak. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel.*İ çinde baklava desenleri olan. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. eye lı * Gözetmek. incelemek. Benzemek. küresel.

niteliklerini inceleyen bilim. *ş üpheye yer bı rakmadan. ş ı . eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. koyu. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. ndaki petek gözlerine doldurdukları . beyinsiz kimse. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. baktı rmak * Bakması yol açmak.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). bal dudaklı * Tatlı dilli. bal dudak * Bkz. bakması sağ na nı lamak. bal dudaklı . ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). çi bir idi * Aptal. sı madde. bal baş ı * En temiz bal. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. dına sı tatlı. i baktı rma * Baktı iş rmak i. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . vı * Olgunlaş ş mıincirin. çok iyi. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . adamakı. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. llı bal kabağ ı * İ turuncu. bal gibi * pek tatlı . iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde.

bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . çocuk. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. . u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. ri. * Yavru. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. nektar. irileş mek. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. n mı lan. balı la benzer. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. (Botaurus). mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. çocuk). bala balaban * İ büyük. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. * Ş man. * Bu renkte olan. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. balak balalayka * Bkz. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. . balabanlı k * Balaban olma durumu. gürbüz (kimse. malak. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan.

lik arkı * Serbest biçimli. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. kıkları * Safra. muvazene. yağ. koyu. pedavra. su geçirmez. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. daha çok killi. koyu toprak. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. * Kabzanı demir siperi. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. yapı çamur. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. * Karagöz. da. mil. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . itli ş kan * Güçlük çı kartan.balama * Orta oyununda Rum tipi. balata . kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. da. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. lan * Denge. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. romantik. yavaş ı madde. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. *İ çindeki kil oranı yüksek. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü.

baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. hastalıbulaşran. mı siz. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . iş serseri. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. * Maydanozgillerden. karı * Balçı olan. ri k bale * Belli hafif figürlere.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. ran en baldı rgan * Baldı ran. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. sinekgiller familyası ları ndan. balçıhurması k . ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. incik. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . adı atı çoğ m ş lara. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . pilâvlıpirinç. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. en . ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. karabaldı r. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. (Conium maculatum). lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. *Ş eytan otu. karasineğ çok benzeyen. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. balerin . kan emen. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş .

iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). ı dı atı sümüksü madde. k balı k balı k * Omurgalı lardan. balıkartalı k . solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. ç. balgamlı * Balgamı olan. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. biçimli tombul. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. suda yaş ayan. bektaş ı taş mühresenk. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. * Zodyak üzerinde. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . balıeti k * Omurgalı lardan. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. yı ş k an. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı .* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. Zodyak. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . . . ne zayıolan. hazı rlanan bir çorba türü. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. dalgı kurbağ adam.

balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . kları (Anamirta). k * Yayvan servis tabağ ı . yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. balıyiyen. azlı balı l kçı * Balı beslenen. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. ticarî merkez. mın kçı mı balı lı kçı k . k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. boğ k. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. kahverengi çizgili. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. su kıları yaş yı nda ayan. boynu ve gagası uzun. vitaminli yağ karı flı a ı lan . balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. beyaz. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. havyar. su kıları yaş yı nda ayan. üremelerini sağ layan yumurta. kla k * Uzun bacaklı lardan. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. yavaş k kları kuruyan. k * Balı lara özgü. balı beslenen. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak.* Kartallardan. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. ı bal rı rlanan yumurtası .

yağve çubukları avlanan memeli hayvan. k balı klava * Deniz. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. ğ ı . suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . uzun ve çatal kuyruklu. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. uzunca gagalı . balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. dar. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. uzun çubuk. k aş ı * Bir iş bir duruma. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . düz ve baş ağbir biçimde. erinleş buluğ ermek. baliğ olmak * bulmak. * Balıüretme. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. soğ hava deposu olan yer. * Balı olmayan. ı nı ünmeden giriş erek. ağ ğ200 ton olan. atlamada) Balıgibi gergin. falyanos (Balaena mistycetus). uzunluğ 20 m. a l baliğ olmak. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. eriş mek. * erinlik çağ ermek. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. yassı na . deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. akı ı na mek. avlama iş k i. esnek. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. süslemek. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. balina * Balinalardan. k ı balı klı * Balı olan.* Balıtutma. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı .

imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. imş * Su halkalanmak. Balkanlar * Hı rvatistan. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . balkı ma balkı mak balkon . KaradağKosova. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . Sı rbistan. sancı rı mak. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. * Balina takı ş lmıolan. Bosna-Hersek. * Ş ek çakmak. sancı rı . * Güzel süslü. Romanya. Malkarca.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Malkar. dalgalanmak. * Bkz. . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. parı ldamak. ltı * Ş ek. * Parlamak. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . Balkanlarla ilgili. balkı r * Parı. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. * Balkı iş mak i. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. balina geçirilmiş olan (giysi). Slovenya. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . nı nda ş arı ru kmı . Balkar Balkarca balkı * Bkz. . Bulgaristan. Arnavutluk. * Ağ. kla * Örnek hayvanı balina olan. parlak. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . Makedonya. * Kesik kesik ağmak.

balkonumsu * Balkona benzer. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballı *İ çinde bal bulunan. ballı börek * Çok lezzetli. k ğ ı . ballı baba * Ballı babagillerden. ğ ı * Ballı baba. * Tatlı mak. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. tatlanmak. balköpüğ ü * Açısarı k renk. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. * Bağ larda görülen külleme hastalı.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ballı k * Bal konulan kap. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). mak. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. küre biçiminde araç. lmı * Ballıhastalı olan. atmosferde uçabilen. düzenlemek. llı ballı babagiller * Nane. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ik lardan oluş bir an familya. ballı darı *İ ncir. ballanma * Ballanmak iş i. olgunlaş laş mak.

* Küçük balon. parçalamak.). antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. baltacı k * Küçük el baltası . i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. demir araç. koru). balon gibi. . vakitli vakitsiz tedirgin etmek. boynu dar cam kap. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. * Gemici. danslı yer. lan ı . baltacı * Balta yapan veya satan kimse. merhem vb. aç . baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. ası ey lmak. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. yükleri bindirip indirmekle. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . k balta olmak * direnerek bir ş istemek. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . balta vurmak * balta ile kesmek. yol açmak. * Bazı açlardan elde edilen. * Odun kıcı rı. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. * Kesmek. yarmak. belsem. balonvari * Balona benzer. * Karnı yuvarlak ve şkin. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. musallat olmak. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. n an * Bir tür kudret helvası . lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak.

* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. bir sıntı kurtulmak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . ini baltalı * Baltası olan. balyalanma * Balyalanmak iş i. iş m ini balya yapmak * balyalamak. * Bilinçli ve kası olarak. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. balyalamak * Balya yapmak. tlı kacak davranı bulunmak. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. denk yapmak. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . baltalama * Baltalamak iş sabotaj. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. i. pot kı nda rmak. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. balyalama * Balyalamak iş i. sabote etme. baltalamak * Balta ile kesmek. sabote etmek. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. * Sısıkesimi yapı orman. .

eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). varyos. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. balyozlamak * Balyozla vurmak. ı r. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. . k lerde lan. değik. kahverengi. uzun menzilli tunçtan top. bamya tarlası * Mezarlı k. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). balyozla dövmek. . İ u * Taş kı ları rmak. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. balyozlama * Balyozlamak iş i. yanı mı lan ş . merdiven. ı n ndaki bölümü. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. ban ağ acı . ergin evrede baş akları kemiren. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). mobilya. baston gibi birçok cak en. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . ları lan. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. hem kurutularak yenilen ürünü. ka bambu * Buğ daygillerden. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. hezaren (Bambusa vulgaris). kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. * Bu bitkinin hem taze.

nda ı bana da . telek damarlı . ile * Bağsargı . meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). aldı etmemek.. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . . bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. herkesin anladı. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. bandajlatmak . * Banal olma durumu. bançolaş ma * Bançolaş durumu. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. ban otu * Asya. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. aç * Sepetçi söğ sorgun. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. ile bandaj * Sargı sarma. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). * Herkesin kullandı. bandajlamak * Sargı sarmak. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. bandajlama * Bandajlamak iş i. üdü. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . çiçekleri salkı m durumunda. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. lokma. .. banda almak * bir sesi.

* Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. bangı r bangı r * Yüksek sesle. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. halkı bani * Kurucu. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . kuran. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. * Yapan. mıkacı zı . unu * Yabancı devlet bayrağ ı .* Sargı sardı ile rmak. bangıbangıbağ r r ı rmak. mıka. hı karak ağ çrı lamak. gürültüyle. * Etibank. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. badem ve benzerlerinin. kumaşerit. bank . bandı ralı * Bandı olan. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. * İ dizilmiş pe ceviz. bandaj yaptı rmak. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. u bandı rmak * Banmak. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak.

biriktirmek. na banker * Banka sahibi. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. banka cüzdanı . * Bankacı . takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. banka cüzdanı . banka defteri * Bkz. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. kredi. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. parklarda oturulacak sı ra. banka gibi * çok zengin (kimse).iskonto. * Bankacın mesleğ nı i. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. * Para. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. kasaları para. * Banker olma durumu. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. değ belge. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. * Bankerin yaptı iş ğ . * Faizle para alıveren. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. . raş * Çok zengin (kimse). eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . bankiz * Buzla. kambiyo iş p lemleri yapan.

uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. yassı . nda. ş bağ erit. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. dolay. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. bant yapı rmak. deş etmek. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. * Bantlama makinesi. banko sayı * Sayı loto oyununda. loto gibi oyunlarda. banma banmak bant * Düz. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . * Katı ş sulu veya tuz. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. banlama * Banlamak iş i. * Banmak iş i. banko geçmek * Yarı ş veya toto. * Bağ ı rmak. banlamak * Horoz ötmek. * Su altı tepeliğ i. ensiz. . bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. çevre. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para.

kanı * Banyo küvetinde yı kanma. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. başk. banyo * Yapı larda. banyo yapmak * yı kanmak. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. husus. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. hamam. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. * (kitaplarda) Bölüm.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. baobap * Ebegümecigillerden. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. lı * Konu. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. lan lan banyo kabini * Duş kabini. içinde yı lan bölüm. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. bar . sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. aç bap * Kapı .

k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. kı çuha. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. ortada olmak. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. kebe. baraka barakacı k * Küçük baraka. barak * Tüylü. paslanmak. ncı * Cam kaplarda oluş pas. içkili eğ lence yeri. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. ı r bar * Danslı . * Hava bası birimi. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. baraj * Suyu toplamak. . duvar yapmak. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . ağ ritmli bir halk oyunu. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. büğ yla lan et. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. reti . ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. * Tahta. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Apaçıgörünmek. * Ayaküstü içki içilen meyhane. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art.

barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. . oval veya yassı rmı benekli. beyaz etli. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. ilkel. kı zı rmı pullu. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. bir tür fasulye. barbarlı k * Barbar olma durumu. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. . * Uygarlaş mamıkavim. n. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . n. uzunca başk. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. ş * Kaba ve kı . * Taneleri yuvarlak. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. vücutları pullarla kaplı mı iri . baltacı kapılarıgiydikleri. rı cı * Kaba saba. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la.baran barata * Yağ mur. kale u kı lı ş n korkuluğ u. topluluk. ucu kı k. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. barbekü barbunya * Barbunyagillerden.

mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. . lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı.* Bar iş kimse. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. lan * Bir bardağ alacağmiktar. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. lan. barçak * Kı kabzasın siperi. * Bir tür küçük ve tatlı incir. ri. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. kâğ veya plâstik örtü. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. nı ların nı * Çok beyaz. * Fıcı çı keseri. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. ı n u lan. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan.

* Bir tür süs iğ nesi. çit. geliş ortamı ecek bulmak. barı ş * Barı ş iş mak i. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. * Çevresiyle uyumlu. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. dirlik içinde yaş amak. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. çine . k * Uyum. barı ş ı ş sever. barı nma * Barı nmak iş i. a bir ğ ı * Yerleş mek. sulh. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. barı ş çı * Barı seven. sulhçu. barı . sulhperver. ev eş . otağyüksek divan. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. metal veya plâstikten yapı şapka. * Kafile. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. ş ı ş ı * Bkz. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. göç. * Barılacak yer. * Göç eş . kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. barıöngören. yası yası * Bahçe duvarı . papaz takkesi. * Barı amaçlayan. ş ları lmış * Küçük takke. melce. sulhsever. * İ izinle girilen yer. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . küçük kervan. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. .

barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. ağ küre. sulhsever. uzlaş anlaş mak ma. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. barı ş sever * Barı . barikat yapmak. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). sevecen. barı l. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. ilse. zevk almak. barı ş mak * İ taraf. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. ara bulmak. sulhçu. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. * Sevmek. öyle ise.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. * Keş ke. * Bkz. anlaş mak. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. hoş kası ş n man görülü. uzlaş mak. hiç değ o hâlde. . baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . barikatlama * Barikatlamak iş i. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. bari * Hiç olmazsa. sulhperver. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. dargıveya düş olmayan. al baritli *İ çinde barit bulunduran. ma. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel.

belirgin. i barklanmak * Ev sahibi olmak. mimarlıüslûbu. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. barklanma * Barklanmak işveya durumu. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. * Açı göze çarpan. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. k . * Bkz. engel. barok * M.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. pistonlu bir tür ağ çalgı. * Bkz. evlenmek. k. * Basso ile alto arası ses veren. barlam. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. * Büyük sandal. yükseklikölçer. * Çizgi im. ev bark.

barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). * pek ekş i veya acı . aksi (kimse). barut fısı çı * Barut koymaya. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. barometre * Bası nçölçer. sinirli ve kinle dolu kimse. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). barsak * Bağ ı rsak.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. * Gösterge. abartmalı lması kuya . patlayı. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. sert. katı li lması n rlatı na cı madde. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . . etkileyici. * Koyu gri renkte olan. barut gibi * öfkeli. fı. düş nda ünceden çok duyuma. * Baron olma durumu veya baronun görevi. huysuz. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan.

bas * En kalıerkek sesi. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. .78 olan.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. n sı bas (veya bas git) * çekil. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. * Merdiveni olan. git. * En kalısesli orkestra çalgı. Kı ve saltması Ba. baryum sülfat * Baritin. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. gümüş renginde. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. * Atom sayı 56. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. baryum karbonat * Karbondioksidin. n * Sesi böyle olan sanatçı . lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. katı basit bir element. yürü. barutçu * Barut yapan kimse. barut rengi * Koyu giri. basamak * Merdiven. defol!. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . yoğ sı unluğ 3. u ada havada çabuk oksitlenen. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak.

dergi gibi ş eyleri basan kimse. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . * Kık. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). algı yetisi. mak lan i. ine mek basamaklı * Basamağolan. her rakamın bulunduğ sı hane. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. na lmıbir nı nı u ra. ama. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. * Bası ş lmı yassı mı . bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. k bası k klı * Basıolma durumu. laş ş . lan * Görme ile ilgili. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. . alçak. bası cı * Kitap. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. * Çok yüksek olmayan. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. kalı mı ı da eylere yazı . n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. * Dalyanıkapak yeri. ı basar * Göz. * Derece. * Derece derece. . * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. *İ leriyi görme. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. basamak basamak olan. resim çı karmak iş tabı i. aş kerte. tâbi. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i.

bası la * Bası lı provalarda "basız. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. matbaacı m leten . m lmı . lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . tipografya. lı k. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. matbuat. * Bası işveya durumu. * Bası evinde bası şmatbu. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. * Bası sanatı . lmak i * Bası iş lmak i. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. tabı iş . bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . mcı kta. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. matbaa. i. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. tabaat. bası n * Gazete. * Bası i. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. bası n" anlamları kullanı terim. n n nı nda n nı sı p .

* önem vermeyerek uğ ramamak. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. uzağgörebilen. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. tazyik. ı rlı bası ş * Basmak iş i. seziş . sağ i ı görülü. uyanı k.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . na u eyi u mak. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. kâbus çökmek. için nç lamak veya ayarlamak. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. ı . anlayı kavrayıdikkat. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. ş . * Doğ görüşuzağgörüş ru . bası rganma * Bası rganmak durumu. basıgitmek p * birdenbire gitmek. basiretsiz . basireti olan. bası rgama * Bası rgamak iş i. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. sağ klı ş . ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. görü. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. nç ş lma kı su. basiretli * Gerçeğgörebilen. ı rlı * Kâbus çökmek. barometre.

sade bir biçime döndürmek. sağ lü görüsüz. basketbol * Basit olma durumu. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. gösteriş siz. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. basiretsizlik * Gerçekleri.* Gerçekleri görebilmekten uzak. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. kolay tarafı ndan. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. kök durumundaki kelime. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. * Süssüz. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. olağ i an. ileri ve uzak görüş olmayan. basite indirgemek * basitleş tirmek. bayağ lması ş ı ı . basitleş me * Basitleş iş mek i. * Kolay. ileriyi ve uzağgörememe. n lan . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. ı . ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. bayağ görgüsüz. yalıkelime. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. sağ ı görüden yoksun olma.basite irca etmek. * Her zaman rastlanan. basitleş mek * Basit duruma gelmek. karık olmayan. özelliğolmayan. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle.

baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. lı ş * Bası sı sayı. lı kta iş * Kıtlayı. kıtlamak. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. tazyik. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. beklenmedik saldı. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. sa rı * (sertlik. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. lediğ n u lan zı * Kı süreli. zorluk bakı ndan) Üstün. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. basketbolcu. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. pres. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. zor kullanmak. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. kazı resim. baskı lı * Baskı olan. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. mı baskıbasanı r n ndı . kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç.

basma * Basmak iş i. m mı * Pamuklu. basmacı lı k * Basma alı satı . baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. basklârnet * Kalı sesli klârnet. üzerine kalı desen basan kimse. baskı ncı * Baskıyapan kimse. tezek. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. * ansın konuk gelmek. . ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. * Terbiyesiz. . üstünlüğ göstermek. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. tülbent vb. matbua. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. * Gazete. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . tülbent vb. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. üzerine kalı desen basma iş pla i. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. * Pamuklu. * Disiplinsiz. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * Matbaacı lı k.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. basma kalı bı * Kitap. dergi. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. * Bası ş lmı matbu. ahlâksı z. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . saldıda bulunmak. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. ı dı * Gübre.

aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. . * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. bilineni tekrarlayan. bürümek. baskı ı rlı . p basmalı * Basma özelliğolan. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. n sı bastana salatası * Domates. mı l. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. * Bastı rma. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. eyi. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. * Bası i yapmak. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. a * Çevreyi kaplamak. gittiğyerin bereketini kurutur. * Yol yapı nda çakıkum. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. iş * Örtmek. kı k * (çocuk için) Yaramaz. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. baş tarda. harcı ü iş âlem. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. n * En kalısesli orkestra çalgı. kliş e. değ iklik göstermeyen. tabetmek. * Bkz. ey p. durumunu kontrol edememek. * Bir kimse bir yaş girmek. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. ilbiber. yı rmak lan aç * Ağ k. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. * Baskıyapmak. üzüntü ve ağ k duymak. maydanoz. yük. taze soğ yeş an. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. kaplamak. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. basso * En kalıerkek sesi. çökmek.

* Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı .bastılma rı * Bastılmak iş rı i. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. ı n nı vıp * Gidermek. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). nce. bastonsuz * Bastonu olmayan. * Üstünlüğ göstermek. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). bastonlu * Bastonu olan. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. nemli ormanlarda biten. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. * Baskı yapmak. * Zararlı olayı bir önlemek. basurlu . bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. * Ansın birinin yanı gitmek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. * Bastı . bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. üzerine iyice düş mek. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. hemoroit. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak.

baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. * ". eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. * Bir topluluğ yöneten kimse. en önemli. göz. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. * Arazide en yüksek nokta. langı * Temel. ı rı . r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. hemoroitli. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). kafa. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. u * Baş ç.* Basuru olan. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. kulak. yüksek nokta veya en ön. bı nlıvermek. sarrafiye. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. eyin * Bir ş uçları biri. burun. esas. nı ı yan indedir. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. uğ tı raşrmak. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. can sı kkı k kmak. basya baş * Sapotgillerden. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. baş ağgitmek aş ı . vücudun üst veya önünde bulunan bölüm.. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. * Deniz teknelerinde ön taraf. ser. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. baş * Çı ban. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. * En uç. raşran rsat baş almak * fı bulmak.. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik.

baş biti * Bkz. intisap etmek. ndan kla baş döndürmek * baş dan. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. ı na * baş vermek. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. aş . nlı baş döndürücü . baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. ı rı * baygı k verici. gururdan. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş çağ bı ı * Ustura. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş belâsı * Sınt ı kı . * dayanı ş mak. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. baş çekmek * ön ayak olmak. sürekli zarar etmek. baş a baş * Birlikte. baş çanağ ı * Kafa tası . bit.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş a bı baş rakmak * birinin. üzüntü veren. beraberce. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. beraber yaş amak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş bezi * Mendil.

eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. arı baş gelmek * yenmek. vuku bulmak. inkı etmek. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. kaldı i. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). ortaya çı kmak. ı * iyice coş mak. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. baş kaldı rmamak * Bkz. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. baş kesmek * selâm için baş mek. baş da. baş göstermek * belirmek. tan ı çı baş rı fes içinde. yönetime karşgelmek. baş olmak göz * evlenmek. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş nereye giderse. aş na. her iş onları te örnek tutarlar. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. yaş arken sağ iken. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. te ta baş olan boş olmaz . zuhur etmek. na yat baş elde iken * ölmeden. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. baş kazanmak (kazanmamak). gücü yetmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. başve kı üzerinde inip kalkmak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş olmak önemlidir. isyan etmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş etmek göz * evlendirmek. baş kaldı ı nı rmamak. kabarmak.* Ş kı serseme çevirici.

ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. baş tutamamak * rüzgâr. değ hiç yitirmeyen eser. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). baş tutmak * elebaşolmak. el üstünde tutmak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. * (buğ vb.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. rotadan çı kmak. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. kayı döndürmek. baş örtü. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş örtüsü * Bkz. fı na yüzünden. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. çevirmek. . bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. baş oluş ak mak. m baş lı rı börk (fes) içinde. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. * (gemi. k k lan. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. ı sı baş tacı * Çok sevilen. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek.

denk olmak. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. dengeli olarak. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. i rabilmek. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. baş baş a * Eş durumda. ak mak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. it baş baş a gelmek * eş olmak. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. baş k akçı . * Arpa. ı yan lçı baş . eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. * Tarlalarda. baş baş a * birinden üstün olmadan. arası . baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak.

* Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. baş aklamak * Tarlalarda.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş lı arı * Baş gösteren. arı . tutmak. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. takat sırı i nı. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. . bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. * Baş lı biçimde. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. muvaffakı arı yetli. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. * Baş göstermeyerek. * Baş göstermeyen. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. muvaffakı arı yetsiz. * Baş lamayan. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. performans. baş göstererek. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. muvaffakı arı yetsiz. baş gösterememek. baş aklama * Baş aklamak iş i. baş aklı * Baş ı (ekin). muvaffakı yet.

miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. muvaffak olmak. n * Baş bakanı makamı n . baş bakan * Hükûmet baş .baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş arma * Baş armak iş i. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. kan. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. sır başsatan kimse. kan baş k atlı * Baş olma durumu. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. * Çiğ veya piş koyun. dominant. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . muvaffakı arız yetsizlik. baş k çı . hâkim. hâkimiyet. . * Baş asistanıgörevi. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. efe. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. kuzu. baş çı * İçi baş ş ı . i baş asistan * En üst derecedeki asistan. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . ı vekil. . at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa.

* En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş eksper * Eksperlerin baş ı . * Baş garsonun işmetrdotellik. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş eski * En kı demli kimse. n ı . . . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. sertabip. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. rlamada en üst sorumlu. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş kâtip. i. baş tabip. sermürettip. baş t. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. ş yapı aheser. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . * Baş hekimin makamı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu.

sıntıbir durumda. kı lı başdevletli ı * Talihli. başdara düş ı mek * sıntı girmek. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). sıntıdurumda. bahtı k. * Evli. ön ayak olmak. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. açı başdimdik ı * Onurlu. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. ğ mek. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. üzücü bir durumla karş mak. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. başdertte ı * çözülmesi güç. gururlu. * birini yandaş olarak kazanmak. . kendi yanı tutmak. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başbelâda ı * çözülmesi güç.

başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. çevrede gözü olmayan. bunalmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. rgı kla. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. a p ş başyerde ı * utançla. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. ağ ı rlanmak. kı nlı üzüntüyle. başönünde ı * uslu. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. zor durumda kalmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. başyerine gelmek ı .başdönmek ı * insana. a başhavada ı * sevinçli. eş n dönmesi. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. * bir düş veya davranı uygun bulmak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş .

disiplinsizlik. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. * Yönetimsiz. görüş olmamak. kendini beğ enmiş . baş beraber ı mla * memnunlukla. karık. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. kötü bir duruma düş ı laş mek. inat etmek. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. kendi havası bı veya na rakmak. * Baş örtmeden. karı . baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. rakı ş . baskız. tedirgin etmek. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. kibirli. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. denetimsiz. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. içinden çılamayan. * Düzensiz davranı düzensizlik. ş . söz dinler (kimse). başyumuş ı ak * Uysal. * Kargaş . * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. ı etmek. seve seve. musallat olmak. başyukarda ı * onurlu.

zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. raşrı bir e . i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. nda * bir iş yönetimini ele almak. in * bir işyapmaya baş i lamak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. baş geçirmek ı na * baş giymek. ı laş * beklenmedik. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. çok yüz vermek. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. ı r * üstüne kalmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. ı na * kötü bir durumla karş mak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. nefretle geri vermek. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak.

baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. eğ lence peş koş inde mak. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. lan inde in k ini . nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. önde geleni. hiddete kapı lmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. ilgi göstermek. zor durumda bı rakmak. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . zevk. baş vur. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. kontrolünü yitirmek. işkoyulmak. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak.

baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. baş belâya sokmak ı nı * birini. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. baş luktan kurtarmak. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. cezalandılmaktan korkmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. baş beklemek ı nı * gözetlemek. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. sorumluluğ atmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. lı a. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. uğ tı için raşrmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. . u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. iş sizlikten. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. savuş i mak. * bir iş birini tedirgin etmek. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak.

baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş dinlemek ı nı * sessiz. kellesini uçurmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. sis bürümek. * kendine hayran bı rakmak. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. yataktan çı kamamak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. i ksı * iyileş ememek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. . sakin kalmak.

. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. baş biri ka * diğ bir kimse. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. değ ik. metamorfizm. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. özveri. iş baş kaca * Ayrı ca. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. uyarını sı dinlememek. özge. değik görünmek. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . rolü i. iş . istihale.

isyan. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. metamorfoz. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. değmek. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. e mek. reis. diğ ötekisi. istihale. bozulmak. un. reislik. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. . baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. er ahı eri. iş lı k * Biçim değtirmek. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. istihale etmek. değ ik olma durumu. aslî tipi. herhangi bir kimse. riyaset. baş kent * Baş ş ehir. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. ka baş rı kaldı * Ayaklanma.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. iş * Kötüleş mek. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . * Alılana benzememe. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . . baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. farklı kazanmak. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. değ iklik. veya u. baş kentlik . baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri .

ta baş kumandan. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. ayan veya n * Bu halka özgü olan. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey.* Baş olma durumu. Baş kurtça * Baş Türkçesi. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. kahraman. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. ş la nda . n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. katedral. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. serdar. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. * Baş konsolosun makamı . lı baş lama * Baş lamak iş i. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. n * Baş komutanımakamı n . baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. bu halkla ilgili.

nin ilk bölümü. belirtmek. iş yürür duruma girmek. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. * Görünmek. fı sın. i.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. . baş lmak lanı * Baş lanmak. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. ı na. baş latmak * Baş laması yol açmak. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. doğ mak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. müptedi. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. ı * Olmak. * Çalır. in. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. ine * Baş mak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). baş lanma * Baş lanmak iş i. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. başca lı * En önemli. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. e mek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. baş lı * Başolan. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. ta . * Etkisini gösterme. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. ortaya çı kmak. baş gelen. ş ler. n * Ön söz veya girişmukaddime. oluş mak. bir hayatıvb.

çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. evlenirken. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. ı baş muharrir * Baş yazar. * Bir yazın. * (camide) Ayakkabı konulan yer. * Camilerde. paş makçı . sermaye. a * Bir sütunun. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan .başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. z lanan ödenek. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . bir direğ tepeliğ in i. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. baş misafir * En değ konuk. paş * Başk yapan veya satan (kimse). nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. serpuş ı . . has. antet. . * Bazı bölgelerde. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. satan kimse. külâh. serlevha. kapital. erli baş muallim * Baş retmen. anteti olan. baş mal * Anamal. başksı lı z * Başğolmayan. top. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. giriş bölümünde. baş maklı k * Padiş n anne. sermuharrir. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. takke. lı ı * Antetli. lı baş makale * Baş . öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. arpalı k. baş mak * Ayakkabı mak.

sermürettip. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ .baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . ı baş mürettip * Baş dizgici. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. müdür. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. eş nları nı kları arp. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev.

baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. na. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş ehir. baş rejisör * Baş yönetmen. baş olmayan. üstün durumda olmak. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı .baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş rol * Baş oyuncunun rolü. in baş gelmek ta * önde olmak. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. başz sı * Başolmayan. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. * Baş nı görevi veya makamı savcın . ı * Yöneticisi. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. erksizlik. . baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . anarş ve i. kent. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge.

baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. düzen bozucu. baş tan * baş ı alarak. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. bütünüyle. baş tabiplik * Baş hekimlik. . yeniden. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş i ı savma veya atma. özen göstermeden. baş maz tanı * Asi. bir kez daha. baş aş tan mak * pek çok olmak. bütünü. bir uçtan öbür uca kadar. * Baş ı sonuna kadar. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş baş tan a * Tamamen. hepsi bir arada. doğ yoldan saptı ru rmak. pek çoğ almak. isyancı . baş mazlı tanı k * Anarş izm. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . gemi baş karaya vurup oturmak. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. na amak. u baş tabip * Baş hekim. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. kötü yola sürüklemek. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. baş sona tan * Daima. her zaman. baş savma tan * üstünkörü. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm.

müracaat ettirmek. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. ufkun i üstünde olanı . baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. müracaat etmesini sağ lamak. ı . bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş vekillik * Baş olma durumu. Kuzey Afrika. lar mı türünü içine alan geniş familya. müracaat etmek. i. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. * Baş uzmanı görevi. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. tankaragiller familyası ndan. semtürreis. baş vekil * Baş bakan.

baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. i. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. baş yazı nı muharrir. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. cı mazlı ü . baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. bat . . * Baş yazarıgörevi. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. ı ma. * Baş yaverin görevi veya makamı . baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş kâtiplik. müracaat edilmek. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş t yapı *Ş aheser. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . müracaatçı . . bilgiye ulaş referans. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. anlaş k durumunda. baş rejisör. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. sermuharrir. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan .

batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. * Bataklı olan (yer). uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. ahlâk dı durum. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. pamuk otu (Eriophorum). ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. yarar sağ r lamaz. batak çulluğ u * Çullukgillerden. ishak kuş (Asio u flammeus). ğ ı . bataklıgazı k * Metan. rengi kahverengiye çalan siyah. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. imş lmı ucu . bataklı kları klarda yaş (bitki. lan. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). * Hayıgelmez. * Eline geçen parayı ran. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). içinden çılmaz iş kı . batmı ş . bataklı klarda yetiş bir bitki. hayvan). en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa .* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. li yı nda en llı batar * Zatürree. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). * Uygunsuz ve kötü. batı * Bataklı seven. uzun kanatlı . kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. sı tüyleri pas rengi olan. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. * Kötü durum. bataklı klarda yaş ayan.

* Batı sı yanlı olma durumu. laş . u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. garbî. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. lı laş i. garpçı yanlı olan . * Çürük. gün indi. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . garp. temelsiz. lı in ğ ı * Bu yönde olan. bu yönle ilgili. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. garpçı lı k. garplı ndan . gizli ve akı şgüçlere. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Batı sı kimse. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. * Orkestrada vurma çalgı takı . davulcu. garp. davul. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse).). in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç.batarya * En küçük topçu birliğ i. telefon vb. batı l itikat. lar mı * Bateri çalan kimse. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. * Batarya ile çalı (radyo. batı l itikat * Boş inanç. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). batı l * Doğ ve haklı ru olmayan.

lan batı ş batisfer batiskaf . çalı ş mada. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. nane. garplı ı lı k. tirip * Kirletmek.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. kuş ak. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. batı n * Karı n. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . lı * Batı uygarlını ğ benimseme. dövülmemiş ceviz içi. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. laşrma. batı k lı lı * Batıolma durumu. maydanoz. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. * Göbek. garplı tı laşrmak. batması sağ vın ak nı lamak. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. * Mahvetmek. * Bir iş sermayeyi yitirmek. bati batik * Yavaş ı . niye *İ çrek. batılmak rı * Batı iş konu olmak. * Batmak iş i veya biçimi. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. ağ r. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. ş . rmak ine * Yok edilmek. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. lan. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. . soğ domates. tahin ve limon suyu kullanı an. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. garplı mak.

u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. vın * (GüneşAy. incitmek. iflâs.) ufkun altı inmesi. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. battal olmak * kullanı lamaz. * Bir gök cisminin (Ay. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. nı i ile n batma * Batmak iş i. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. inkı kı raz. GüneşYı z vb. iflâs. . * Yılma. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. . flâs * Kirlenmek. bozulmak. tuzlu çubuk. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. kullanı ş lmaz. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. ş ş ı * Harman makinesi. harman dövme makinesi. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. * Çökmek. müflis. battal * İe yaramaz. * Dokunmak. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. ra. yok olma. . (kimse).batkı batkı n * Batkı k. * Yılmak egemenliğsona ermek. çökme. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. lan. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. * Saplanmak. iş yaramaz duruma gelmek. ldı n ü sı na * İ etmek. * Yok olmak. * Alılmıolandan büyük. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek.

batur batyal bav bavcı * Bahadı r. çok . sı radan. içine eş konulan büyük çanta. zengin (kimse). * Ş ve köpeğava alı rmak. pekâlâ. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. banal. çok. bavullu * Bavulu olan. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. * Çok iyi. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). ahin i ş tı * Yolculukta. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. * Gerçekten. basit adî. malı olan. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. hiçbir özelliğbulunmayan. tı * Avcı n. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. epey. ağ k. bayağ ı * Aş ı pespaye. * Bavlı iş mak i. davranı giyiniş ş . Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. oldukça. âdeta. ı laş * Parası . uygunsuz olmak. için) yakı ş mamak. i * Hemen hemen. lı * Kibar olmayan. amiyane. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). * Her zamanki gibi olan. bayağkaçmak ı * (söz.

bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. * Eşkarı . bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. ini . * Süzgün. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. tazeliğ yitirmek. . * Taze olmayan. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. . bayatlamak * Bayat duruma gelmek. bayağbir duruma girmek. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. * Güncelliğ önemini. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. çok . * Bayatlamaya baş ş lamı . * Gönül vermiş . bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. . Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş .bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak.

nı ş ş ı . baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. uyur gibi olmak. k. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. bayı bayı la la *İ steyerek. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. telâş lanmak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. çok isteyerek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. ödemek. istekle. bayı nı lamak. kendini kaybetmek. baygı k nlı * Baygı olma durumu. . * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. n * Çok hoş lanmak. çevreye göz gezdirmek. bayı lma * Baygı duruma girme. baygı ntı * Baygı k. severek. * çok heyecanlanmak. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. cak. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. lması lması sağ bayı r ndı mamur. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. koza yapamama durumu. * Sı açlı susuzluk. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . * Vermek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. n * (göz için) Süzülmek. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. kendinden geçmek. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . çok sevmek. * hayranlı seyretmek. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. bayıcı ltı * Bayı ltan. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. bayı na yol açmak. kendinden geçme. kan ı n mı .

ine lan baykuş giller . dükkân veya kuruluş . rtı gece ların . bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). terbiyesiz erkek. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ümran. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ri * Kaba.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. ndı tı i. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. imar etmek. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. ndı i. ru. * Bu iş yapı ğyer. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir.

baylanmak * Nazlanmak. * Aldatmak. * Baymak iş i. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. sembol. ş ı marmak. iş ı klı ve. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. . baylan * Nazlıı k (biçimde). özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . naz. bayrak töreni. * Simge. açı kapatı kol. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. bayrak merasimi * Bkz. * Gerektiğ indirilip kaldılan. kandı rmak.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. * Öncü. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. * Devre dı bı ş rakma. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı .ş marı baylanlı k * Zenginlik. midede ezinti yapmak. ı in sı bayrak * Bir milletin. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. mideyi bulandı nlı rmak. baypas * Damar aktarma. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. baylanma * Baylanmak iş i. . * Şmarı k. etki altı bı nda rakmak. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . .

hı nlıetmek. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. bu yakı ğ bir sebebi olacak. il. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayrakaltı * Ordu hizmeti. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. ş evval. yol göstermek. sı . * Bayrak asmaya uygun direk. diken veya satan kimse. eli bayraklı . bayraktar * Bayrağtaş kimse. tem * gösterilen bu ilginin. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. * Bkz. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). lmı . mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. * Bayrak yapan. askerlik. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. * Özel olarak kutlanan gün. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. * Sevinç. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. * Bayram günü doğ çocuk. eri bayraklı * Bayrağolan. neş e. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş .

bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayramlıağ k ı z . * Bayramî tarikatı olma durumu. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. * Bayramlarda verilen armağ an. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. nadiren. bayram günü * Bayrama rastlayan. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. nadir olarak. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. bayramıkutlandı gün. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. arada sı rada. eli. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. lan. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak.* çok sevinmek.

çok n ı yan * Koyu renkli. * Ara sı arada bir. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). * Birtakı kimi. esas. bazal bazalt bazar bazen bazı . sert. mak. baysungur * Ş cinsinden. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. * Taban. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. * Çarş pazar. kı dem. ı . bayramüstü * Bayrama yakı n. kimi vakit. m. * Temel. esas. yı cı kuş ahin rtı bir . ra. kadim. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. * Ara sı arada bir. kimi vakit. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. bayramüzeri * Bkz. ş . ra. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. baytar * Hayvan hastalı hekimi.* küfür. bir çeş yanardağ it kültesi. Bayramüstü. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. esasî. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Pazarlı alıveriş k. veteriner.

yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. yahu. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . n na bazik (tuz). * Roketatar. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. su ile birleş baz etkisi gösteren. Be be be bebe * Bebek. * (teklifsiz konuş mada) Ey. * Tatlı bol. hey. bazlamaç bazlaş ma bazuka . kimisi. sı n * Bazlama. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. kalıgözleme. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . * Baz niteliğgösteren. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. * Dikdörtgen biçiminde. küçük çocuk. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . biçiminde kilise. ra. bazilika * Kral sarayı . smı m kı sı * Ortadaki yüksek. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. mı baziçe * Oyun.bazı bazı * Ara sı arada bir. iki sı sütunla.

becerikli . * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet.den yapı insan biçiminde oyuncak. bebeklik * Bebek olma durumu. karş klı değtirme. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. n bebekçe * Bebek gibi. * Göz bebeğ i. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. i. bez vb.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. bücür erkek. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. * Vücudun. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. karşklı değtirmek. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. * (küçük b ile) Sevimsiz. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . becelleş mek * Cebelleş mek. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. budala. * Yer değ me. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. * bebeğ yakır biçimde. ustalı maharet. beceri * Elinden iş gelme durumu. tahta. bebeğ yakır biçimde. k. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * Plâstik.

rak ünde. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. apaçıolma durumu. mahir. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. küçük bir kuş (Passer). k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. elinden iş gelen. maharetli. lüzumlu. kirletmek. na * Birini öldürmek. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. bedavadan ucuz * çok ucuz. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. usta olmayan. usta. düş zı ünmeksizin. evcil bir hayvan (Numida meleagris). üstesinden gelmek. k. lı z. tavuk büyüklüğ ı plak. ustalı maharet. beceriklilik * Becerikli olma durumu. beceriksiz * Becerisi olmayan. becerme * Becermek iş i.* Becerisi olan. ansın. bedava * Karş ksı parası emeksiz. Beçene bedahet * Besbelli. becet becit * Serçegillerden. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. * İ acele. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. mak . uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. kirletmek. bedavadan * Bedava olarak. bedaheten * Birdenbire. bozmak. * Bir ş kullanı duruma getirmek. * Gerekli. ı z. eyi lmaz * Irzı geçmek. vedi.

birinin işsürekli ters gitmek.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. beddua beddua etmek * ilenmek. karamsar olmak. bedbinleş tirmek * Kötümser. zlı bedbin * Kötümser. bedavası na * Bkz. bahtsı k. karamsar duruma getirmek. pesimist. kötümser olmak. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. karamsarlı pesimizm. karamsarlı sokmak. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. suratsı z. i bedduası tutmak . lânetlenmiş . ilenç. bedbin etmek * üzmek. bedbaht olmak * üzülmek. bedbahtlı k * Mutsuzluk. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. ı r * Mutsuz. kötümserliğ kapı e lmak. bedavaya * Çok ucuza. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. * Asısuratlı k . bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. k. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bedbaht etmek * üzmek. bedavadan. *İ lenme. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. * Kötü yüzlü. karamsar. bahtsı talihsiz. intizar etmek. z.

kasın na ile * Uş hizmetçi. erli. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. bedel ödenilen. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. ş ı * Kale duvarı . * Bir ş yerini tutabilen karşk. vücuduyla. ymet. varlı n * Vücudun. kı er. başkol ve bacak dında kalan bölümü. * Bkz. beden eğ itimi.* ilenci yerine gelmek. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. bedenî * Beden bakı ndan. gövde. ak. vücut. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. fiilen. çoban. . sa bedelci bedelli * Bedeli olan. * Bedelci. eyin ı lı * Eş denk. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. . i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. ndan bedel * Değ fiyat. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. it. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. bedel ödenilmeyen.

ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. bedensel. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. beğ enilen. bedenî. ı . çadı yaş göçebe. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. kötü yürekli. ayıon dördü. * (büyük b ile) XIII.* Bedenle ilgili. bedenli * Bedeni olan. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * Kötülük isteyen. bednam . apaçı k. * Estetik. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. * Besbelli. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . güzel sanatlar. * Estetik bilimi. gözü gönlü okş ayan. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. bedirleş me * Bedirleş durumu. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bedirlenmek. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * Güzellik ölçülerine uyan. * Bedevî olma durumu. * Parlak ve sağklı lı görünmek. * Çölde.

pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). yi * Sevilmek. * Övücü tanı yazı. hoş gitmek. gusto. reçine. * Hint prenseslerine verilen unvan. zevk. * Bey. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. tma sı * Son derece. . aş . bedük * Çam sakı. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. takriz. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. beğ enilen. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. kötülüğ ile dillere düş ü en. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. * Beğ enmek iş i. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. beğ endirmek * Beğ enilmesini. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. beğ enilir olma durumu. hoş görünmesini sağ lamak. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri.* Kötü ün kazanan. zevk. begonyagiller * İ çeneklilerden. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. hünkârbeğ endi. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . rma * Beğ enme duygusu veren. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. pek çok.

* Payı . ne yapıyapı mutlaka. hisse. çı behemehal * Her hâlde. yok. behiş t behre behresiz beis * Engel. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. ş ı . nca. hayvana yakır biçimde olan. beis görmemek * sakı zarar görmemek. kuş ile karş ku ku ı lamak. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. tasvip etmek. * Onaylamamak. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. hissesi olmayan. * Pay. beğ enmezlik * Beğ enmeme. p p. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. ya k * Cennet. * (duygular için) Hayvanca. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. * Küçümsemek. ne olursa olsun. behavyorizm * Davranı lı ş k. yi * Kuş duymak. hor görmek. bîbehre. beis yok bej * zararı önemi yok.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. nasip. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. beğ lik * Beylik. iyi veya güzel bulmama. beher * Her bir. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. * Sarı çalan açıkahverengi. * Onaylamak. uymazlı k. nasibi. * Kötülük. kabul etmek. uçmak. zarar.

gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. tazelik. önemsememesi. . bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. sağ bek bek beka * Savunucu. * Evlenmemiş kimse. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. bek * Sert. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . denetleyici olarak beklemek. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. z lan z zlı * Saflı temizlik. erdenlik. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. radan gelmiş çilerin kalacağoda. mek. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. ı * Çulluk. eyi bekçi kalmak * koruyucu. * Doğ k. * Hava gazı lâmbasın ucu. katı lam. kı k. evlenmemiş olmak. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. cı k. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . yenilik. nı * Kalılı ölmezlik. yalnıyaş kimse. masumluk.* Bu renkte olan. . gözcü. k. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. * Sanat ve düş üncede özgünlük. bekâret * Kıoğ kıolma durumu.

avukat vb. * Vakit öldürme. eyi. in * Süre tanı acele etmemek. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. tı kanmak. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. bekleme salonu * Doktor. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. bekleme odası ı tı lan . ile görüş öncesinde oturulan yer. bekinmek * İ etmek. ansın. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. beklenilmek * Beklenmek. * Bekitmek iş i. ı sı bekleme * Beklemek iş i. istemek. * Aramak. durmak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. bekleme salonu. bekitme bekitmek * Kapamak. direnmek. korumak. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). beklenmedik * Birdenbire. mak. beklemek * Bir iş oluncaya. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. muhafaza etmek. tı kamak. * Ummak. nat * Kapanmak. beklenme * Beklenmek durumu. .

. ak veya kara yemiş i. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. lı . ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. * Bekleş iş mek i veya durumu.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. ayyaşk. * Bektaştarikatı olma durumu. ayyaş kün. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). *İ çkiye düş künlük. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ünde. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan .

bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. temel. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . ayakla bası yeri tahta. te) n i . an rı bel bağ ı * Bel kemeri. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . sperm. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. bel kı rmak * gövdeyi. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. salı salı rı rı na na. bel kemiğ i * Omurga. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. esas. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. bel bel * Atmı meni. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. güvenmek. k. ı bel etmek * iş koymak. sı nda * Geminin orta bölümü. uzun saplı ı . iş vermek. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . sı n altı rastlayan bölgesi. bel bellemek * toprağbelle kazmak.* İaret. belden sağ sola bükmek. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. mcı ı na bel bel * Durgun. deri. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan.

yorum gerektirmeyen. belâgatsiz * Belâgati olmayan. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. üzücü. ı laş belâya uğ ramak . * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. eyde belâgatli * Belâgati olan. rma i. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. nları * -den dolayı . belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. kı güç. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. * Kavgacı irret.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. retorik. can sıcı kı. musallat olmak. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. yapmacı uzak. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. . * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. kı ya * Hak edilen ceza. * destek olmak. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. -den sebebiyle. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. belâhat * Alı k. nı tiğ belâlı * Yorucu. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. düzgün anlatma sanatı ktan . belâ *İ çinden çılması sakı durum. * Bir ş gizli olan derin anlam.

ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). leri . su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. * Mekân. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. çevre. belce * İ kaş . üyeleri halk tarafı seçilen. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. kalıkumaş n . belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. * Bu teş n bulunduğ bina. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. ndan belde *Ş ehir. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. belediye im yla kanı meclisi. belediyeci * Belediye iş görevlisi. belediye baş . kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . * Yerleş ik.* çok kötü bir durumla karş mak. im nlatma. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. beldeitayyibe * Medine ş ehri. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. belediye * İ ilçe. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. * Bir tür pamuklu. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. ta belediye reisi * Belediye baş . yer. aydı l.

* Bulamak. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. * Bulanmak. örtülmek. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. belemek * (çocuğ Kundaklamak. çi . parasıelde edilen. peygamber çiçeğ mavi en. iğ beleme * Belemek iş i. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. belerme * Belermek iş i. akı görünecek biçimde açmak. * Beleş olma durumu. belen * Bel. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. bulaş mak. * Belertmek iş i. lüpçü. belertmek * Gözlerini. çocuk bezi. çok beleş * Karş ksı emeksiz. bayı r. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. dik dağ yolu. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. yüksek yer. kantaron (Cephalaria syriaca). * Tepe. llı i. ı z. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. belenmek * Kundaklanmak.belediyecilik * Belediye iş leri. * Beşe konulan yatak. bedavacı z . belek * Kundak. belenme * Belenmek iş i. bulaşrmak. belediyelik * Belediyeyle ilgili.

belgeleme * Belgelemek iştevsik. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. i ey). karı belgeli * Belgesi olan. raf. belgelenme * Belgelenmek iş i. film vb. beletmek belge * Kundaklatmak. fotoğ resim. i. . belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. yöneten sinemacı . faks. yansı belgeselci * Belgesel. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . belgelendirme * Belgelendirmek iş i. karş ksı ı z. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). tası nda layan araç. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). okuldan çı lmak. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. belirli bir amacı tan film. vesika. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. beleş ten beletme * Beletmek iş i. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. tevsik etmek.beleş konmak e * emek. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . para vermeden elde etmek. arş ları ğ ı iv. ortaya çı ru unu karmak. * Emek vermeden. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. doküman.

* Belgin olma durumu. belgilemek * Belgi ile göstermek. an. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. ş alâmet. belgili * Belgiye dayanan. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. belgit burhan. sarahat. belirsizlik sı . belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belik . beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. * Belirli olmayan. aret belgisiz sı fat * Bkz. belirli olan. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . iş edilemeyen. sarih. beli çökmek * kamburlaş mak. belirsizlik zamiri. ş iar. gayrimuayyen. niş eyi ran iar. hüccet. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. . me rası boş beliğ * Belâgati olan. * Duyuşdüş . belâgatli. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. fatı belgisiz zamir * Bkz. ru ka * Evet. belgileme * Belgilemek iş i. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. zavallı . beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. beli * Senet.

* Yeni bir kavramı . belirli kı lmak. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. örgü hâlinde. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek.* Saç örgüsü. açı bariz. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan.yaslanmak. belik belik * Örgü örgü. . genellemek karş . beliklemek * Saçları örmek. n nı inin. belinleme * Belinlemek iş i. belirginlik * Belirgin olma durumu. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. * Bir kavramı anlamın. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. sırlamak. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belirleme * Belirlemek iştayin. sarih. belikleme * Beliklemek iş i. sın nı nı i. tayin etmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. besbelli. irkilmek. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. . nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. i. determinasyon. k. kapsam bakı ndan daraltmak. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belirlemek * Belirli duruma getirmek. eyi belini vermek * dayamak. belinden gelmek * birinin dölü olmak. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek.

belirlenmek * Belirli duruma getirilmek.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). li belirlilik * Belirli olma durumu. ini . determinizm. ş . (-di) (-ti) ı lanı . determinist. uçtu vb. kesin bir biçim almak. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. . müphem. gerekirci. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . ini kası olarak bildiren kip. muayyen. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . yice ı lı * Belirli olmayan. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. n ka n nı unu reti. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. indeterminist. görülmeyen geçmiş . -miş geçmiş 'li . belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. gayrimuayyen. tebarüz etmek. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. tezahür etmek. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). meçhul. i nda * Bilinmeyen. gülmüş lamıgibi. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. ağ ş . n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . i. biçti. az çok belli olan. * Bir düş veya durum için. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. belirleş me * Belirleş işveya durumu. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. indeterminizm. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. tebellür etmek. -di'li geçmiş i n. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. indeterminizm. belirlenme * Belirlenmek iş i.Aldı . belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme.

* Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. * Açı belli. * Tamlayan. sarih. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. * Belirtilmiş olan. n k ya. k. fat: . belirtili * Belirtisi olan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. kabataslak tutan zamir: bazı. * Gösterge.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. * Belirtilmemiş olan. ane. bildirme. birkaçı sı . m. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. çiçeğ kokusu gibi. belirteç * Zarf. niş niş lması m ey. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. Tuz Gölü gibi. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. müphemiyet. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. belirli kı lı nan. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. birtakı filan vb. birkaç. eyin. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. an. u. . belirtme durumu belirtme . biri vb. tasrih. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. sarih meful. birçoğ azıherkes. her. * Belirli kı görüş lma.

. öğ . n belitken belitleme * Belitler sistemi. ş durumu. lı . akuzatif. soru. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. mütearife. ı lan aksiyom: "Tüm. hafı dağ k. arcı * Bir bilgisayarda.. belirtmek * Açı klamak. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. Evi gördüm. u belkili * Olası muhtemel. i hâli. ya . bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. belladonna * Güzelavrat otu. -u. belli ve kesin olmayan. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. * Belitleme kuramı ortaya koymak. bellek * Yaş ananları renilen konuları . ihtimal. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. * Olsa olsa. tasa. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. tebarüz ettirmek. olabilir ki. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. * Belitlemek iş i. keder. olası ihtimalî. programı iş değ meyen verileri. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. ru i ş lı . * Felâket. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. * Doğ olabileceğgibi. beliye belki * Muhtemel olarak. Birinci dönem. ya. Yazı okudum. yanlıda olabilen. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. akı l. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . yükleme i . belki de * ş da olabilir. za. .

hissettirmek. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. haş . muayyen. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. anlaş bedihî. belli * Beli olan. yarı belli. belli olmak . duyulabilen. zahir. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. * Bellemek iş i. ortada olan. muayyen. belletici. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. öğ ş cı retici. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. ğ ı * Bellemek yetisi. ikâr. * Gizli olmayan. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. belli baş lı * Belirli. yapı a. * Belirli. ı lı * sezdirmek. belli etmek * açı klamak. yarı bellisiz. aş ı lan. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. öğ ine renilmek. lda * Sanmak. çok az belli olan. tı belletme * Belletmek iş i. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. öğ retmek.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. malûm. müzakereci. * Önemli. belletmek * Bellemesini sağ lamak. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. ine belleten belletici * Çalı rı. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi.

balsam. hodbin. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. apaçı rı rı k.* anlaş ı lmak. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). apak. bilinemeyen. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. megaloman. kibirli. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. egoist. marka. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. benbenci * Kendini çok öven. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. düş ündüğ gibi. * Bana göre. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. açı klanmak. koyu renkli leke veya kabartı u uş . kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. kendini her konuda üstün gören. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. ego. * Belli olmayan. muayyeniyet. hodpesent. hep kendinden söz eden. ma * Saçta. sakalda beliren beyazlı k. benbencilik * Benbenci olma durumu. bedahet. tende bulunan ufak. ben hancı yolcu oldukça . bellik * İaret. * Bkz. gururlu. * Pıl pıl. nı * Bencillik öğ retisine inanan. bence benci * Kendini beğ enen. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. üm bencil olmak . hodkâm. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. * Böylece kalı tılmı(ses).

benden de al o kadar * Bkz. egoistlik. benden günah gitti * Bkz. al benden de o kadar. kendimi suçlu saymam. bencillik * Bencil olma durumu. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. kölelik. hodbinlik. hodpesentlik.* bencilce davranı bulunmak. köle. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. benden söylemesi. egoizm. köleler. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. . rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. bendegân * Kullar. bencilik * Benci olma durumu. egoizm. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bencillik etmek * bencil davranmak. bendehane * Bendenin. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. köleye ait. bendegî * Kulluk. ş ı bencileyin * Benim gibi. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. * Köle ile ilgili. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. bende * Kul. kölenin evi. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . * Menekş e. bencilleş me * Bencilleş iş mek i.

küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). benekleş me * Benekleş işveya durumu. puan. ölümsüz. fekül. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. beniçincilik . * Sonu olmayan. abı çene ine lan hayat. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. benekli * Ufak lekeleri bulunan. bengileş me * Bengileş iş mek i. bengilik * Zamanla ilgisi. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. ölümsüzleş tirmek. * Ölmezlik. inin ini ü. bengilemek * Bengi kı lmak.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. ebedîleş tirmek. hep kalacak olan. ölümsüzleş ama i mek. bengileme * Bengilemek iş i. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ulları benibeş er *İ nsan. beneklenmek * Benek oluş mak. insanlar. nokta. ebedîleş mek. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. ebedî. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . ebedîlik.

tesahup etmek. * Bir ş birine bağ eye. beniz geçmek * benzi solmak. una benim oğ bina okur. inin ini ü. senli benli. benze sahip olan. benlenme * Benlenmek iş i. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. kma. i beniz * Yüz rengi. kabullenmek. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. güçlü olduğ inanan. * Bkz. benizli * Benzi bulunan. benlenmek * Ben oluş mak. i. ınmak. benim diyen * kendine güvenen. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. sahip çı eyi kmak. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. lanmak. egosantrizm. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benildemek * Belinlemek. benliğ inden çı kmak . ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benli benli * Teninde ben bulunan. benildeme * Benildemek iş i.

* Kendi benliğ geliş inin imini. onu kendisi yapan ş kendilik. kiş i. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. andı rmak. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. sı * Bağ lam. benlik * Bir kimsenin öz varlı. sı benmerkezci * Beniçinci. * Sanını sı uyandı rmak. t. hep kendinden söz etme durumu. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. benzeme * Benzemek iş i. benmerkezcilik * Beniçincilik. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Gazete yazı. kâğ tları ları . * Kanun maddesi. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm.* kendine benzemez olmak. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). bent olmak * bağ lanmak. bent * Bağrabı . benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. kibir. kiş ini üstün görme. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. gurur. ahsiyet. benzemeklik * Benzer olma durumu. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . * Kendi kiş ine önem verme. bent etmek * kendine bağ lamak. hep kendinden söz eden (kimse). tutulmak. ş n ları inin i. gibi görünmek. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. büğ lan et. ş ğ iliğ ı ey.

ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. müş olmak. ve mı andı kimse. * Nitelik. aslı kopya edilmişteş ndan . benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. dublör. ey). * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. kehribar > kehlibar gibi. benzeş * Birbirine benzeyen. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. * Benzerlik gösteren. rnap. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. -ten. benzeri benzerlik durum. bih. araları benzerlik bulunan. nda abih. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. eş siz. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. benzeş mek * Birbirine benzemek. benzeş im. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. müş abehet. benzeti * Benzetme. * Bkz. abih. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. benzeş me * Benzeş iş mek i. benzer. * Benzer olma durumu. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . benzeş lik * Benzeş olma durumu. çarş amba. ekmekten (ekmeknda ten). .benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . o + bir < öbür gibi. müş nazir. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu.

benzetmek * Benzer duruma getirmek. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. * Dövmek. bih. bozmak. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. uçucu. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. arak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzi uçmak * yüzü sararmak. renksiz. benzinlik. vı * Benzen. solmak. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzetme * Benzetmek iş i. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. unu benzetici * Benzeterek yapan. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak.65 olan. sahteci. * Bir ş neteliğ anlatmak için. özgül ağ ğyaklaş 0. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. yüzü sararmak. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. kopyacı . eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. . benzin * Petrolün damılması elde edilen. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak.

beraber * Birlikte. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. * Aynı düzeyde. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. bir arada. beraatı zimmet * Borcu. berabere bitmek * (oyun. * Baş a kalma durumu. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak.). benzin istasyonu. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. * Bir nesneyi benzine bulamak. beraberinde * yanı nda. -e karş ı n. makine vb. beraberce * Birlikte. beraber olarak. baş baş a kalmak. * Aklanma. canlanmak. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. temize çı kmak. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. baş beraberlik müziğ i . * Benzinle çalı (motor. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. beraberlik * Birlikte olma durumu.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. baş baş a gelmek. yla berabere kalmak * (oyun. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. ş an beraat etmek * aklanmak. * -e rağ men. borçsuzluk. vereceğolmama durumu. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r.

niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . ı berceste * Sağ ve lâtif. * Bozuk. * Darmadağ bakı z. aylıbağ k lanan. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. tan. lam * Seçilmişseçme. ndan n . berbat * Kötü. msı an. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. Berat Gecesi. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . kuyruğ unun çatalı uzun olan. Berat Kandili * Bkz. san. ş an berber dükkânı * Berber. Akdeniz'de yaş çok ayan. kirlenmek. * Çirkin. * bozulmak. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. periş viran. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. . oynar başklı koltuk. Berat Gecesi * Hz. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. berbat olmak * kötü duruma gelmek. ı n. patent. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. * bozmak. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge.* Orkestra. beğ enilmeyen.

bereketli * Bol. bereleme * Berelemek iş i. an * Herhangi bir ş görülen çizik. * İ ki. i bereketlenmek * Çoğ almak. sürüp giden. gürlük. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. berdevam * Sürmekte olan. feyz. ezik. eyde bere * Yuvarlak. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. bakı z. iyi bir rastlantı yi olarak. ongunluk. teselli bulması . neyse ki. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. bozuk. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. Tanrı ş ki. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketlilik * Bereketli olma durumu. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. berduş * Baş . artmak. yassı sipersiz başk. berelenme * Berelenmek işveya durumu. ı boş * Pis. ve lı bereket * Bolluk. .berdelacuz * Halk tahminine göre. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. * Yağ mur. verimli. feyezan. serseri. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u.

öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. oldukça. yaş * Mutlu. kullanı z ev. canlı ayan. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. berhava etmek * havaya uçurmak. aç * Bu ağ n. * bitirmek. . * Bu uzaklı bulunan.bereli bereli * Beresi olan. ı . kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. harap. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). * Beresi olan. an. biraz. * Beride olan ş veya kimse. . * Büyük. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . ey beril . beriki * Beride olan. az çok. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. berenarı * Ş böyle. ra. yok etmek. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). * boşgitmek. * Yararsı boş z. . a berhayat berhudar * Hayatta olan. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak.

unluğ 1. katı lı k. * Berkimek iş i. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. takviye. berkimek * Sağ lamlaş mak. berk * Sert. atom ağ ğ9. tahkim etmek. güç kazanmak. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. ş ı u berrak * Duru. * Sağ lam. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. aydı k. durulaş mak. berkinme * Berkinmek işveya durumu. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4.013 olan. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. i berkinmek * Berkimek. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. 29700C de eriyen. ortalama 30-40 cm boyunda.84. tahkim. saydam. ı ı rlı Kı saltması Bk. berkitme * Sağ lamlaşrma. takviye etmek. Kı saltması Be. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. lamlı * Sertlik. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. 97. açı nlı k. . temiz. berlam * İ pullu. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. sı açıkahverengi. berkemal berkime * Mükemmel. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. pek iyi. pekiş mek. her zaman olduğ gibi. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. tı berklik * Sağ k. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. katı . * Pekiş tirilmek.

ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. stak. . i bertilmek *İ ncinmek. bertilme besbedava * Pek ucuz. lı k. bertafsil bertaraf * Açı klamalı .berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. bertme * Bertmek iş i. gidermek. bere. * Berelenmek yaralanmak. k. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. anlaşyor ki. yok edilmek. * Kı dar dil. besbeter beselemek * Bkz. besbelli * Açı apaçı çok belli. ş dursun. burkulmuş . * Morarmak. çürümek. *İ ncinmiş . bertmek berzah besalet * Bertilmek. burkulmak. bertik * Yara. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. k. çürük. durulaşrmak. k * Bir yana. eselemek beselemek. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. ya. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. duruluk. * Bertilmek işveya durumu. * Deride mor leke. karasal. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. * Anlaş ğ göre. k. * Yiğ yararlı itlik. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. uzun uzadı açıolarak.

besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . besi dokulu * Besi dokusu olan. azı gı li k. * Yenilebilir. gı z.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. * Besini olan. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. dalı * Besini olmayan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. besi dokusu * Besi doku. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. nda an * Sır. zlı besermek * Bkz. esermek besermek. da. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. besinli besinsiz . davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. lan * Semiz. n * Yumurta akı maddesi. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. semirtilmiş . * Yaş amak. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. gı . satan kimse. beslenmeye elveriş her tür madde. yeterli besin almayan.

* Semirtmek. katı lmak. evlâtlı besleme. çevresini veya altı desteklemek. * Hizmetçi. hizmetçi. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. k. * Maddî yardı yapmak. * Yetiş tirmek. nı pekiş tirmek. çoğ altmak. desteklemek. * Besleme olarak. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. ahretlik. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. * Eklenmek. besleme kı z * Besleme. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. * Beslemek iş i. ş tı besle kargayı . doldurmak. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. m beslemelik * Besleme. * Yedirmek. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. lerinde çalı rı kı ş lan z. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. ine beslenme * Beslenmek iş i. . besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . u.* Besinsiz olma durumu. beslek besleme * Besleme. beslenen beslengi * Sönümsüz. gı zlı dası k. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen.

besteci bestekâr * Beste yapan kimse. bestekâr. inceleyen yetkili. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. nda lan * Besmele çekmeden. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. beslenme odası * Anaokulu. mugaddi. p * Bkz. * Beslemek iş konu olmak. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. kompozitör. ine besletme * Besletmek işveya durumu. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. . ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. beslemeye yarayan. besin değ yüksek. besili. beste bağ lamak * bestelemek. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . itim nda beslenme saati * Anaokulu. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. nda beslenmek * Kendini beslemek. * Besteci.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. besleyici * Besleyen. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan.

görme. birkaç. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. k ı t . * Beste olma durumu. bestelenmiş . bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. besteli bestelik * Bestesi olan. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bestelenme * Bestelemek iş i. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. bestesi yapı ine lmak. beş iki * Bkz. bir parça. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. iş itme. tat alma duyuları . 5. bestelemek * Beste yapmak. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. atı zarlardan birinin beş lan . * Bkz. pencüdü. V.besteleme * Bestelemek iş i. . * Beş nı ilkokul. koklama. tokat. nı ve yı * Dörtten bir fazla. beş kardeş *Ş amar. * Çoksatar. üç aş ı yukarı ağ beş . pencüyek. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. sıflı * Biraz. * Oyunda. beş beter * Besbeter.

beş eriyet . a beş parası z * parası yoksul. kusurları ğ çı açı kmak. aş ı bayağ ağ k. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. on paralıetmek.beş on * Az sayı biraz. lı ı . beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. lu * Bedensel. z. pencüse. beş para almamak * hiç para almamak. yüz beş aret * İ haber. beş para etmez * hiçbir değ yok. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. iş yaramaz. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. her birine beş defası beşbir arada. da. . beş paralıetmek k * Bkz. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. k beş paralıolmak k * alçalmak. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. yi tu. bedenle ilgili. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. muş erim. *İ nsanoğ insan. eri e beş paralı k * Değ ersiz. lu. müjde. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi.

beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. ik * Beş olmaya uygun. mak. * Beş kenarlı çokgen. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . beş ibiryerde * Bkz. düş için çalı örgüt. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). * Bir ş doğ geliş i yer. fonksiyonunu yapmak. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . hümanizm. insancık. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma.*İ nsanlı insanoğ . beş etmek iklik * beş vazifesini. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. hümanist. man ş an beş iz . k. ölünceye kadar. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. n ve sallanma. beş ibirlik. beş n erinde olan altı n. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. beş inci * Beş sın sı sı . insancı sı l. sı dördüncüden sonra gelen.

* Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beş parmak. gülümser. çirkin. beş leme * Beş lemek iş i. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. beti bereketi gelmek. * Bet bereket kalmamak. taş . muhammes. beti benzi uçmak. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. güleç. bet * Beti benzi atmak.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). kentet. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. ı lan reptans). er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. * Bkz. tuhaf. yollu bir çeş kumaş it . beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). beş lemek * Bir işbeş yapmak. * Beş arada olan. beş alabilen. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. * Tahmis. beş lik * Beş para. kurt pençesi (Potentilla en. *İ skambil. ınlı ldı ı . eyden beş tane bulunan. beş parmak otu * Gülgillerden. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. * Tabaklanmamıham deri. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. bet * Kötü. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri.

beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. *İ çinde insan. i. . solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. figüratif sanat. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. dikleş ı mek. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. çabuk tükenmek. kı mak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. korkmak. lı ey. hı ran betelemek * Bkz. etelemek betelemek. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. betelenmek * Karşgelmek. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. . bir kötülük yapacakmıgibi durmak. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. * Bir ş bir kimseyi. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. betim * Betimlemek iş betimleme. kafa tutmak. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. beter * İ kötü. figüratif. tezkere. mektup. tasvir.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. pusula.

lam. sert. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. tasvir etmek. betisiz *İ çinde insan. sı betimsel * Betimle ilgili. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. bağ cı yapay yış ğı ım. üroloji. kları . hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel).betimleme * Betimlemek iş tasvir. betonlaş ma * Betonlaş durumu. nonfigüratif. betonkarar * Beton karma makinesi. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. tasvirî. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. tasvirî dil bilgisi. betimleyici * Betimleme yanlı. betimlemeli dil bilgisi. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. betonarme * Yapı gücü. betoniyer * Beton karma makinesi. beton gibi * çok sağ dayanı . kendine yedirememek. dayanıı layı ması an kl . betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. klı * güçlü. demirli beton. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. beton * Çimentonun su yardı yla kum. i. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. bevliye * İ yolları drar hastalı . tasvirci.

söylemek. bildiri. beyaban beyan * Söyleme. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. kara karş . * Zengin. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. duyguları hayallerin doğ ve değ n. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. ileri gelen kimse. beyanname * Bildirge. plutokrasi. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. kanı * Komutan. bay. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . anlatmak. uş erlerini. bey mi yaman. düş üncelerin. bildirme. bevvap * Kapı.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. ı tı * Bu renkte olan. el mi yaman. el mi yaman * Bkz. beyanat * Demeç. as. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. bir bey erki * Zengin erki. beyaz adam . * Beyaz ı olan kimse. ri. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . ürolog. ileri sürmek. cı * Mahalle okulları hademe. * Çöl. bey mi yaman. *İ skambil kâğ nda birli. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. * Eşkoca. beyaz * Ak. * Bir eserde. beyan etmek * bildirmek. .

* Beyaz Rusya halkı olan kimse. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. beyazı msı * Beyaza çalan. . Kuzey Amerika. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. ı r ı k beyaz et * Tavuk. beyaz oy * Onaylayı oy. etlere verilen genel ad. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. yı beyaz ı rk * Avrupa. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. ı ldı ı * Sinema. kan dı. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . beyaz zehir * Eroin. * Avrupalı . beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. balıvb. çamaş makinesi. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . an beyaz eş ya * Buzdolabı . cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü.

ağ arma. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. ağ artmak. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. nı n lan beygir * At. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. beyazlı * Beyazı bulunan. * Ağ . * Atlama beygiri. beyazlı k * Beyaz olma durumu. beygirli . beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. ağ armak. üstüne binilen at.beyazıadı n . beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. * Yük taş araba çeken. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. ı yan. artma. ağ lmak.

beyhude yere * boş yere. * Beygir gücünde. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. boş boş gereğyokken. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. z. beygirlik * Beygire ait. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. * Yararsı anlamsı z. usa vurma. * Muhakeme. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . eyi * Bilgisi. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. kafa içinin. beyhude * Boş una. dimağ u .* Beygiri olan. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. u una. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beygir için. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . beyin yı kamak . dört boş undan her biri. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. eğ itimi. beygirsiz * Beygiri olmayan. zihin jimnastiğ i.

ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . beynamaz * Namazsı namaz kı z. uluslar arası . beylik * Bey olma durumu. emirlik. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. beynelmilel * Milletler arası . * Devletle ilgili.* insanı . devlet malı olan. dimağ nı nda. lmayan. etkisi kalmamısöz. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. emaret. * Akız. * Beyne benzeyen. devlete özgü olan. çe. korteks. beyitli * Beyti bulunan. mirî. * Rahat yaş ama. * Beyni olan. * Hükûmet. . * Beyinle ilgili. enternasyonal. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. p. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. satı k. çok bilinen. * Herkesin kullandı. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. içinde beyit olan. * Akı. düş lsı üncesiz. * Beyni olmayan. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. beyit * Ev. düş llı ünceli. pis (kimse). beyiye * Bkz. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı .

* Bey oğ lu. sarsı lmak. beyninde * Arası nda.beynelmilelci * Bkz. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. delil. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. beyni atmak * Bkz. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. ikna etmek. cı k. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . huzurunu kaçı zlı rmak. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. * kötü bir ş sezinlemek. uluslar arası. beyzade . cı k. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. bunalmak. düş ünemez olmak. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. beytülmal * Devlet hazinesi. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. t. bunamak. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). kanı tutamak. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. tepesi atmak. beyni bulanmak * sersemlemek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek.

*İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. lan it bezek * Süs. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. ban an iş * Bez (I). bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. beyzadelik * Soyluluk. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Özenle büyütülmüş . beyzî * Yumurta biçiminde. * Herhangi bir cins kumaş . * Bezden yapı ş lmı . bı nlıvermek. bezmesine yol açmak. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. ziynet. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. . bezdirme * Bezdirmek iş i. oval. düz dokuma. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. gudde. beze beze bezekçi .* Soylu kimse. nazlı kimse. çaput. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). * Usanç veren. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. söbe. bezdirmek * Bı rmak. * Hamur topağ pazı ı . usandı ktı rmak. lan * Pamuktan.

süs. * Süslemek. * Bezenme işveya biçimi. * Gelinleri süsleyen kadı n. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. . süslü. ı bezemek bezemeli * Süslü. süsleyen ş ey. donatmak. ı bezeli * Bezeğolan. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. tı cı bitki (Pisum sativum). * Süsleme. bezemek. bezekli. bezelemek * Hamur topağyapmak. tezyin etmek. nakkaş . dekoratif. bezekleme * Bezeklemek iş i. bezekli bezeleme * Bezeğolan. * Bezelemek iş i. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. i bezelye * Baklagillerden. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . bezeklemek * Süslemek. süslenmek. süslenmiş i . bezen bezeniş bezenme * Bezek. süslenmek. * Süs. süsletmek. ine * Kendini bezemek. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. dekoratör. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ .* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. bezetme * Bezetmek iş i. i * Bezenmek iş i veya durumu. tezyin.

* Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezek. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. yorgunluk. ı bezleme * Bezlemek iş i. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezginlik * Bezgin olma durumu. bez. * Süs. bezir yağ ı . bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. ine * Keten tohumu. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezik * İ üç veya dört kiş ki. usanç. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. . * Bir çocuk oyunu. * Bkz. ile . bezirleme * Bezirlemek iş i. ini * Yahudilere verilen ad. bezir yağsürmek. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. * Bezmek iş konu olmak. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bezirgân * Tüccar. bezmek durumuna gelinmek. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak.

lı k. çı * Bezmek iş i. * Bkz. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. bezginlik getirmek. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. kı * Bez dokusunda olan.manifaturacı alı . bılgan. dost toplantı. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. * bı çaklamak. * ameliyat etmek. bı gibi çak * ince. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. un na u bezm * İ meclisi. bezi andı ran. keskin. lan ı zlı * Jilet. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. . bıp usanmak. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. * Bezgin duruma gelmek. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. çocuğ belemek.* Çocuğ altı bez koymak.

i bı vurmak çak * bı kesmek. bı k çaklı .bı gibi kesilmek çak * (söz. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı çaklamak * Bı kesmek. çakla * bı çaklamak. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı çaklama * Bı çaklamak iş i. bı çaklı * Bı ı çağolan. ma. konuş sohbet) birden bitmek. dil yarası onulmaz * hakaret. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. duruvermek. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. çakla * Bı yaralamak. * Çok az (fark). çok yakı(aralı n k). * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. bı yarası çak onulur. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i.

çkı * Kı ve tı sa knaz. bı hane çkı * Bı evi. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. bılmak kı * Usanı lmak. cesur. * Korkusuz. kabadayı . boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. çkı aç * Bı yapısatan kimse. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. gözü pek. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere.* Bı koyacak yer. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. ş an it * Saraç bı ı çağ . bıp usanmak kı * çok bezmek. kma i . çkı bı n çkı * Külhanbeyi. . bış kı mak * Bı işveya biçimi. * Bı n olma durumu. * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. yürekli. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i.

alı (kadı sa mlı n). . bı ntı kkı * Bı duygusu. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . erimek. bunalmak. benekli. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. l önce. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. etli butlu. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. usandı kması kkı k rmak. usanmak. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. ş . * Dayanamaz duruma gelmek. yurdumuzda en çok güzün. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. bık bık llı llı * Çok tombul. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. bı nlıvermek. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. me kı bı ldama ngı . eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. boz renkli. usanmak. zedelenmek. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. * Tekrarlanması . bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. yumuş amak. dolgunca.

bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. görevlendirmek. korunmak için vermek. * Bakı lmak. terk etmek. * Bı rakma iş i veya biçimi. meydana getirmek. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. hesaba katmasak da. * Salı verme. * (ölen. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. ı bı lı i. yanı götürmemek. terk edilmek. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. * Yanı almamak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak.* Bı ldamak iş ngı i. * Bı rakmak iş i. i ka * Unutmak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. artıuğ mamak. ayrı birinden iş i. ş ma karş klı rakmak. bı ki rak * saymasak. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. * Ayrı lmak. kes. döndürmek. nesne vb.) Kalmak. * Sarkı tmak. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. titremek. * Sıf geçirmemek. * Kötü bir durumda terk etmek. eyi * Koymak. hürriyetine kavuş nı lamak. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. mütareke yapmak. yı * Özgürlük vermek. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. ması sağ * Boş amak. u iş * Saklamak. lan . kta. in unu. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. ateş yapmak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. ünü kası * Engel olmamak. artı rmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. terk. . bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. ş kanlı ten * Uğ maz olmak.

lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıklı ı yı duruma gelmek. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). sı * Asma gibi bitkilerde. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. nlı nı nda olan .bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. * Ufak çocuk. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. klitoris. bıklı k yı balı * Sazangillerden. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. k bıksı yı z * Bığolmayan. bı rakması yol açmak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. * Balı klarda deri uzantı. sarı tutunmaya yarayan sürgün.

biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. biber gibi yanmak * (deri. çiçekleri soluk en. biber katmak. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. biberli * İ biber katı ş çine lmı . * Biber konulan küçük kap. biberlemek * Biber serpmek.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . * Biber yetiş tirilen yer. zalim. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. * Payı olmayan. kötü talihli. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. z. amansı gaddar. biber gibi * çok acı . z. ini mak. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. na lan iş biberlik biberon .) çok acı mak. llı biberleme * Biberlemek iş i. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. nı mavi renkli. * Acı . en * Bu bitkinin. * Hoş görüsüz. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. * Patlı cangillerden. lan biber atmak * içine biber koymak. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. pay almamı ş . göz vb. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça.

bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. cici bici. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. kitap düş k künlüğ ü. vazo gibi zarif küçük süs eş . bîçare olmak * çaresiz kalmak. * Kitapsever. bibliyotekçi * Kütüphaneci. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. bibliyografik * Kaynakla ilgili. kaynakça. sı * Babanıkıkardeş hala. * Bkz. * Üslûp. zavallı (kimse). bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). lı k. * Meme. meme baş ı .bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . kaynakları bilen uzman. n z i. . bibliyografi * Bibliyografya. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . zarif (kı z). zavallı çaresizlik. cicili bicili. * Bkz. k. * Acız. bibliyografya * Kaynaklar.

elveriş (iş li ). mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). formaliteci. morfem. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. * Biçmek iş yapan (kimse). formalist. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. rası. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. * Herhangi bir ş benzeri. hem de bağ durumuna getiren makine. biçerdöver * Ekin biçen. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. biçim bilimi * Yapı bilimi. tutum. çoğ ek durumunda olan öge. ş ekillenmek. içeriğyeterince önemsemeden. * Tarz. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . ekil. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. punduna getirmek. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. ş ı ekilci. * Biçmek iş i. biçim * Dıgörünüşş ş . biçimlendirilme . * Özü. * Biçilmek iş i. ş . morfoloji. sı * Alılmıkural. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. yalnıbiçim üzerinde duran.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. ekil. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. en uygun durumunu yakalamak. belli bir biçime girmek. biçim biçim almak * biçimlenmek. ekil. ran. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. döven. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i.

amorf. mevzun. * Kötü. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). ş formel. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. biçimi bozuk. yakıksı k. na en. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. ekillenme. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. yakıksı ş z. * Ortamı uygun düş yakık alan. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. ş ey ekillenmek. biçimli * Biçimi güzel olan. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçki yapmak . biçimi bozulmak. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. ş ait. ş eye ekillendirmek. * Çirkinlik.* Biçimlendirilmek iş i. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. ş ı * Biçime dayanan. biçimle ilgili. ekle eklî. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. ş ekilsiz. hoş olmayan. ekillendirme. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek.

langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. boru biçiminde küçük araç. an ur. tı rpanla. ı * Ekini. fiyat) Koymak. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. menş prizma. * Yaylı ateş öldürmek. bîdar bid'at * İ dininde Hz. biçtirme * Biçtirmek iş i. bîgânelik bigudi . * İ sı maddeler konulan. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . * Uyanı uyumayan.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. * Bidon satan kimse. * Bîgâne olma durumu. k. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. ı * Biçmek iş i. metal veya plâstikten. makine ile kesmek. otu orakla. * Yabancı . * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. *İ lgisiz. baş ç. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. m iyle * (değ paha. er. * Yontulmuş taş yapı ı . biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. sac. iki yı bir olan. bidayet * Baş lama. .

lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. ki kadı bikir * Kı k. ksı m lmadan. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . bilâistisna *İ stisnası ayrı z. erdenlik. gerçekten. aksine. aklı ı olmayan. z. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. günahsı z. bilâder ağ acı * Amerika elması . daha sonra. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . aş n. baş nda * İ z. zlı * Kimsesiz. * Habersiz. ayrı yapı z. umutsuz. herhangi bir kıtlama olmaksın. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. * Hakkı hakkı ile. bilgisiz. lan . lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. tersine. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. sonraları . bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. deli. n ı durumu. * Bîkes olma durumu.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. sonradan. olarak. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . tam tersine. süs eş . bilâhare * Sonra. çaresiz.

bildik * Tanık. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun.. ihbar tazminatı ı . bildiriş . n ldı ı ı t. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. sı z.-in hepsi.. i. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. tebliğ . bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. haber verilmek. duyurulmak. araçsı aracız. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. rudan doğ ruya. bilcümle * Bütün. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bilâvası ta * Vası z. hep . bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. tebliğtebligat. . bildiri * Resmî bir makam. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. beyanname. tebliğ . kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. dolaysı doğ tası z. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. eskiden beri. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. beyanname.

i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. gelmişgel-iyor. de. ş bilecen * Her ş bilen. gelecek zaman kipleri: Gel-di. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bile * Birlikte. bile bile * Bilerek. bildirme * Bildirmek iş beyan. belirli geçmiş . belirsiz geçmişş . bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. * Anlatmak. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. * Üstelik. önceden tasarlayarak. da. letiş me. . lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). isteyerek. . bilerek aldanmıgörünme. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. imdiki zaman.* Bildirmek işveya biçimi. kolunda altıbileziğolmak. ukalâ. * Aynı zamanda. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. i. dahi. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. geniş zaman. kasten. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. her ş eyi eyden anlayan. haberleş komünikasyon. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. * Bilgiçlik taslayan. ifade etmek. gel-ir. i bildiriş im * İ im. gel-ecek gibi. bilecenlik * Bilecen olma durumu. düş ünülerek. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. ması .

kol kuvveti. bilek gücü * Kol kuvveti. ı rı * isteyerek. en fazla.bilek * Elle kolun. * Bilenmek iş i. mürekkep faiz. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . kuvvet. * Bilemek iş konu olmak. * Hı rslanmak. ı n tiğ * Güç. keskin duruma getirmek. * Güçlendirmek. kasten. basit olmayan. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. keskinleş tirmek. aş derecede istemek. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). konsantre olmak. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . ik . keskin duruma getirilmek. ayakla bacağ birleş i bölüm. bilek damarı * Nabı z. bileş kap ik * Birleş kap. kalı n. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. mürekkep. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. etkisini artı rmak. bilek saati * Bileğ takı küçük saat.

* İ veya daha çok vektörün. terkip. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. biletli biletme biletmek * Bileti olan. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. * Bilet satan görevli. me an * Bileş işveya durumu. sinema. * Bilemek iş yaptı ini rmak. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . bilet satmak. mek i. geometrik ki na nı toplam. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. terekküp etmek. bilet * Para ile alı konser. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. * Bileş sonucu oluş cisim. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. lence yerlerine girme.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * Biletmek iş i. tiyatro gibi eğ nan. it * Bileş iş terekküp. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. . muhassala.

vukuf. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. dikdörtgen. lmı . epistemoloji. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . malûmat. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. gerçekten. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . i * Bilezik takmıolan. * Bilgi. açı * Kelepçe. silindir. vukuf. * Mobilyaları ayak altları takı kare. m m i. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. hâkimane. bilgi kuramı * Bilginin temelini. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. soğ utma. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. ş bilfarz * Tutalı ki. iyi ahlâklı . tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. söz geliş diyelim ki. olgun ve örnek (kimse). bilgi toplamak . pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. * Bir durumu öğ renmek. vukuf. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . * Motor pistonları yağ na. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. * Bilim. inin i * İolarak. hakim. . malûmat.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. zağ . makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. bilezikli * Bileziğolan. nsan nı i * Öğ renme. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. bilim alanı uygulanan yöntemleri. sayalı ki. hikmet. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. * Bilgili. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. iş ş edinerek. sempozyum. malûmat. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. bilgi almak. bilezik * Bileğ süs için takı halka. malûmat. cı ı k. lama. * Bilgeye yaraş (biçimde).

öğ renmek. haberdar etmek. âlim. safsatacı lı k. * Bilgin olma durumu. elektronik beyin. yapı sı mühendisi. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. sofizm. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . * Bilerek. ş ı nda. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. haberli. bilgin geçinmek. bildirerek. bilgili * Bilgi sahibi olan. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). . unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. * Bilgili kimse. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. * Bilgine yakır. * Bilgisayar programcı. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. bir yapısonuçlandı elektronik araç. bilgici * Sofist. bilgili geçinen kimse. bilgin tavrı bilgin gibi. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. malûmatlı . sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. bilgilik * Ansiklopedi. kompüter.

rmak karı * Bilen. tı süreci. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. ilim. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. bilime uymaz. her ş eyden önce. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. malûmat. ilimcilik. z. ilkelerini. rı bilim kadı nı * Bkz. malûmatsı cahil. ta. roman vb. bilerek ve isteyerek. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film.* Bilgisayara geçirmek. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. cehalet. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. biyonik. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. baş özellikle. en çok. mahsus. gayriilmî. * Bilgi. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. âlim. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. bilgin. bilim adamı . bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilhassa * Hele. z bilimsel * Bilgin. . bilimci bilimcilik * Bilginin. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan.

bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilimsiz * Bilime. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. ilmî. ş ve nlı uur. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . bilinçlendirmek . bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . * İ ruhunun. kavramak. temel görüş .* Bilimle ilgili. n * Dimağ . Marxçı lı k. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. ş rı i uuraltı tahteşuur. bilincine varmak * anlamak. bilime dayanan. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. bilinç kaybı * Hafı yitimi. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. nanabileceğ savunan felsefe akı . uur. * Temel bilgi. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce.

bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. ş k uurluluk. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. eri * Bilinmek iş i. 'nı inin ini ini reti. malûm. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilinçle yapı lmayan. ş uursuz. bilinmedik * Bilinmeyen. ş uurlanmak. anlaş ine ı lmak. * Eleş tirmeli bir biçimde. bilinmeyen * Değ belli olmayan. meçhul. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. öğ renilmek. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. * Bilinci olmayan. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. ş lere ı k uursuzluk. ş inin nda uurlu. uurlu. kulu. * Nesne. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. ş uursuzluk. bilindik. bilinmedik. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. * Belli olmaz. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). agnostik. kendi etkinliğ farkı olan. bilinçli * Bilinci olan. muğ güç lâk. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. * Nesne. . ş uursuz. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. bilinmeyen (nicelik). agnostisizm. lâedri. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. bilinçle yapı ş lan. bilindik * Bilinen. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i.* Bilinçli duruma getirmek. kuş meçhul.

biliş * Canlın. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. cahillik. "sayar". bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. cahil. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. * Biliş iş mek i. kları * Duru ve temiz kesme cam. bilip bilmediğ göz önüne almadan. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse.bilir * "Anlar". m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. lı mak. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. uzman. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. informatik. tanık. ehlihibre. vukuf. bilistifade * Yararlanarak. dost. ş biliş im * Teknik. ehlivukuf. ehlivukuf. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. . ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. * Öğ renmek. ehlihibre. mak. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. * Billûrdan yapı ş lmı . bilisizlik * Bilisiz olma durumu. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. kristal. eksper. biliş ağ im ı * Teknik. nı n ğ ı kin * Bildik. sibernitik.

göğ üs). niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. ı tı * Bilmek iş i. ı l * Billûra benzeyen. * (ses için) pürüzsüz. anlamı bir söz. * Belirgin duruma gelmek. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. eyi nda . * Bilinmeyen ş muamma. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. irisin arkası mercek görevini yapan. billûru andı kristaloit. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. billûr gibi * çok duru. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . gerdan. kristalleş me. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. ran. * sonucun ne olacağ kestiremeden. * Bol ıklı rı rı ş . billûr durumunda yoğ unlaş mak. bilmeden * bilmeyerek. pıl pı parlayan (yer). lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. ey. kristalleş mek. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili.* Koç yumurtası . ündeki saydam cisim. billûr gibi. çok temiz (su). billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. billûr cisim * Gözde. koloit karş . mercimek biçim ve büyüklüğ nda. netlik kazanmak. billûrî * Billûra benzer. ı lı mamak. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. muamma. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan.

bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmukabele * Karş klı ı olarak. tecahülüarifane. ş ma. kavramaz. size de. ş bilmünasebe * Sı gelince. * Bazen "iş gelmek". bilgiçlik taslayan. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. bilmiş * Her ş bilir geçinen. sizlere de. bilmezlemek * Bir kimseyi. sı düş rası rası ünce. eyi * Bkz. karşk olarak. . * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. bilmezlikten gelmek. bilgileş bencmarking. i. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. nda im. bilmezlik * Bilmez olma durumu. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. *İ nanmak. çok bilmiş . * Saymak. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. farz etmek. irketler arası bilgi satma. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. rlamak. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". "edemez" anlamları kullanı nda lı r. nasıne) l. bilmemezlik * Bilememe durumu. hatı rbilmez. * Anlamak. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. bir ş bilmez göstermek. elinden gelmek. teçhil etmek. bilmez * Anlamaz. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. bilmezlik. bilsat * Kuruluş ş lar. var saymak. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. * Sanmak. i eyi ka ş . nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. tecahül etmek. mı * Tanı hatı mak. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. cehalet. * Sorumlu tutmak. kim.

dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. ğ rudan doğ olmayarak. öğ ütlerden çok daha etkilidir. bin piş olmak man * çok piş olmak. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. çok sayı da. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. gönülden. .bilumum bilvası ta bilye * Bütün. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. . bilyeli * Bilyesi olan. bin can ile * çok isteyerek. rmak bin iş bir baş çi. ünce iş bin kat * Pek çok.. man * Milyar. kı yaslanmayacak ölçüde. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. toprak. bin derde deva * pek çok işyarayan. bilyon bin * On kere yüz. 1000. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. doğ lı ile. eyi bin bir * Pek çok. dolaylı ruya . gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. hep. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. dil dökmek. olacak bir kimse gerekir. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. çoğ unlukla çelikten. misket.. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. küçük yuvarlak. çı * her iş baş e. her sıntı gideren. M. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. * (birinin) Aracı ı araçla. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. kamu. -in hepsi. maden. * Taş . sürekli olarak düş değ tirmek. bilyeli yatak * Bisiklet.

bînamaz binbaş ı * Bkz. büyük zorlukla. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. kurmak. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. bunun üzerine. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. binaenaleyh * Bundan dolayı . bin zahmetle * çok zor. bina * Yapı . dayamak. -den ötürü. bunun için. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. . bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. yapmak. kendi eliyle yok etmek. bina etmek * yapmak. -diğiçin. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. . i * Dayanarak. bindi * Destek. beynamaz. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. bundan ötürü. * Çatı . a * (bir düş sistemine göre) kurmak. rma. inş etmek. hamil.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. ünce binaen * -den dolayı . bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. bindirim * Fiyat artı zam. .

her defası bini bir arada olarak. binek atı * Sadece binmek. basit mekanizmalı kilit. bini çı ta. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . * pek çok yapı pek çok olan. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. oturtmak veya içine yerleş tirmek. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. * Ata binme ustalı. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. dolap gibi ş eylerin. biner bingi her biri.bindirme * Bindirmek iş i. ahş parçaların durumu. lmış * Üzerine binilen. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . katmak. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. * Kapı . kiremit. binmeye yarayan. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. * Ata iyi binen kimse. her birine bin. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. binmesini sağ lamak. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. ndan ka ı ta * Eklemek. binici * Binen. * Binmek işyapı i lmak. nda bininci * Bin sayınısı sı . lan * Binilmek iş i. lan.

uçak. * Üstüne binilen hayvan. binek hayvanı Kullanmak. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. vapur. i * Atlı alay. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. katı lmak. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. otomobil gibi bir taş yer almak. pek çok. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. ı tta * (bisiklet motosiklet. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. * Hamur durumundaki ekmeklerin. korkusuz. ş ı lan bîperva * Çekinmez. * Biniş durumu. * Fiyat artmak. * Eklenmek. sakı nmaz. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. u * Birçok bin. . * Sonuç olarak. nihayet. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. * Atlı alayda giyilen giysi. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. pla biomekanik * Biyoloji. * Binmek iş i. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. öbürünün üstünde olmak. binek atı . fına atı rı lmadan önce. mek * İ parçadan biri. gözü pek.biniş * Binmek işveya biçimi. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi.

* Eşaynı boyda. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. ka mı zı bir .. * Birleş ik. te * Odun.* Çekinmeden. i bir ara * Kı bir süre. . i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. hem. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. er. I. bir (veya bir de) * hem . ğ ı * Tek. bir an önce * Bir ara. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. hep birden. korkmadan. yı * Bu sayı kadar olan. pek çok. yalnı z. bir fincan kahvenin kı yı rı r. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. yanı kimse bulunmadan.. müş a terek. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. toplu olarak. birlikte. * Ancak. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. onunla övünülmemelidir. bir sürü. bir * Sayı n ilki. * Toplu bir durumda. * Sadece. bir araba bir arada . * Birçok. it. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. fazla. olabildiğkadar tez. . sa * Geçmiş bir zaman. beraberce... bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan.. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. mları z.. z nda * baş birinin yardı olmaksın. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. ş * Pek çok. bir * Ortaklaşolan.

bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. sa bir baba dokuz evlâdı besler. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. buluş mak. hepyek. nı nına bir ben. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir baş ı na * Tek baş ı na. çok az. u na. ayrı . bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. çok yaş ş lanmıolmak. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. tam tamı eksiksiz. bir araya getirmek * toplamak. * Az. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. küçük bir sorunu büyütmek. * Bkz.bir aralı k * Bir ara. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. . ayrı * Olduğ gibi. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. bir bir bir bir * Birer birer. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. ka le.

bir çift * Bir takı m. bir çift söz * Bir iki söz. yanlıdavranı bozmak. * Biraz. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. ş ş larla bir daha * bir kez daha. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir iki. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. baş baş tan a. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . bir boyda * Boyları it. * hiçbir zaman. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. ünce iş bir damla . bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. ş ta. * Hele. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. çabucak. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş .bir boy * Bir kez.

kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. tutarsıkonuş z mak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir dirhem * Çok az. * (çocuk için) Çok küçük. bir defada * ara vermeksizin. bir deli kuyuya bir taş atar. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az.* Çok az. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. . zahmeti çok olan bir iş uğ mak. birazcı k. ğ ı . bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. * "ilk önce". ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir kereye özgü olarak. fazladan. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir de * ve olana katarak. bir don bir gömlek * yarı plak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. mek bir dolu * Birçok. * Bir kereye özgü olan.

bir elden * aynı kimse tarafı ndan. ceviz. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. tek hücreli. bir gece içinde olup biten. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. i . bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir gecelik * Bir gece için. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. akrabalar eğ lenmemelidir. bir evcikli * Mır. bir geceye ait. ü i.bir düziye * Sürekli olarak. ladı ı karla bir elmanıyarı o. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. * bir merkezden. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki).

iğ ipliğ dönmek. bir gözeli. bir hoş olmak *şı aş rmak. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. * hüzünlenmek. çok. bir da. bir hamlede * Çabucak. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. k * huyu değ mek.bir günden bir güne * hiç. kötü bir durum karş nda söylenir. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. usanmak. düş bir kalem * Bir an için. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. . kı da sürse çekici ve güzeldir. ölmek. lı ş bir hayli * Epey. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. i bir hücreli * Bkz. a sa bir güzel * Çok iyi. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir atıta. fenalıgelmek. bezmek. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. tek tür. çok az sayı birkaç kez. garip. hiçbir zaman. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. * Aynı . bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. m. iyice. . iş * kazaya uğ ramak. benzer. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. ı esizliğolmak. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. biraz. duraksamadan.

mak. uyuş bağ mak. i rda bir kere * Aslı nda. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. ancak bir kiş kı olur. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. bir kalemde * birden ve toptan. * bir karı kocanıçocukların. z ur. patı . bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir koş u * Koş koş koş çabucak. * Çok az. arak. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. a a. telâş rtı olmak. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. * Bir kez. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir karı ş * Çok kı sa. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. ama o. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. bir defa. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. belli durumunu değtirmeden. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir an için göz ardı etmek. bir kı bin kişister. bir karar * Aynı durumunu koruyarak.bir kalem geçmek * boş vermek. . bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. sa bir karı bir koca.

bir örnek * Aynı biçimde olan. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir bu yana * rastgele. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. birçok. i bir ölçüde * Biraz. çeş yönlere. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. nan * Çok küçük (çocuk). bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. . bir parça. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. bir numaralı * Birinci. iş birliğyapmak. birinci. itli bir olmak * bir araya gelmek. azık. bir parça * Biraz. bir nebze * Çok az. bir numara * Tek. çok az. değ olmamak. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. bir katı misli. derviş geçinmeyi anlatı çe r. m . birçok yerlere. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. baş gelen. bir bir o yana. belli oranda. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir nice * Bir hayli. biriktirmek. yeknesak.

bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. inden. sa inde bir tahtada * bir defada. anlatmak. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak.* istediğ yere gider. hemen. tutumu değmek. bir tahtası eksik * akı eksik. gereğgibi söyledi. iş * bayı gibi olmak. da. lca m llı bir tane . ifade etmek. bir ş eyler. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. z kalmaz. bir ş söylemek ey * konuş mak. lı r k * ölmek. ardı na. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. çok kı bir sürede. yekten. yarı akı. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. kı kesmek gerektiğ söylenir. * belirtmek. istediğ biçimde davranım. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. iki sı n çekirge. değ erlendirmede yanı lmak. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. bir sı n çekirge. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. yeni huylar edinmek. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. birden fenalıgelmek. lı z bir sı ra * Üst üste. durumu. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. çarçabuk. ardı bir solukta * Çabucak.

bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir temiz * Adamakı. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. eş görmek. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. ertelemek. eskiden.* Biricik. bir yana * -den baş sayı ka. lmazsa. benimsememek. vaktiyle.. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. eyle ı laş . kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. yegâne. bölme. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. hem. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . bir tanem * Sevgi sözü. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. artı . unu * hiçbir biçimde. bir torba kemik * çok zayı f. kuvvete yükseltme. hiçbir yolla. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. hem .. hariç tutulursa.

bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. * "Yahu. * Belirli bir süre. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. eskiden. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen.bir yın ğ ı * birçok. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. il. * Erkek kardeş . biraz * Kı bir süre için. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. çok değ il. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. arpa suyu. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. * Az miktarda. ş . nda. p * Çok bira içen (kimse). erini bir yol * Bir kez. dost. biraz. çok az. * Bira yapma ve satma iş i. vaktiyle. pek çok. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. birazdan biracı lı k birader birazcı k . * Pek az. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. eskiden. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. bir sürü.

ağ birliğyapmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. birbirine düş mek * araları lmak. birçok birden * Oldukça çok. hepsi bir arada. birbirine katmak * araları açmak. * (iplik vb. olay çı nı nı karmak. tutarsı z. * Ansın. monizm. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. birbirine girmek * kavga etmek. birdenbire . mak. sı * Bir defada. birazı * Bir parça. na. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. müteaddit. beraberce. bir olayda sözleş gibi. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. monist. hemencecik. * Tekçi. lı * Biri diğ erinin yanı ra. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. araları bozmak. öteki de onu. dövüş mek. bir hayli.* Az sonra. * karı ş mak. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. zı * Birlikte. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. sayı belirsiz. birbirine kötülük etmek. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. * Tekçilik.

abartmak. duygusal.. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. k. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. soy oluş ı karş . uygun.* Ansın. beklenmedik bir sı zı rada. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. bire beş katmak * eklemek. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. bireysel duruma. sentetik. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . narak yapı eş lan leme. im . fasulye gibi ürünler için) toprak. sentez. her birer birer * Her biri ayrı olarak. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. n i im ontogenez. küllîden cüz'îye. * Yalı karmaş olana. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. fert. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. kullanı tohumun belli bir katı day. miktar. vermek * (buğ arpa. * Bu biçimde oluş bütün. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. lan kadar ürün vermek. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. bire bin katmak. birebir * Etkisi kesin olan. *İ stenildiğgibi. bire bin katmak * çok abartmak. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. na. sı . nohut. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. nedenden etkiye. terkip. fert. sentez. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. an. hemencecik. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi.. n kları bire . bire bir * Verilen ölçüdeki karş k.

bireyci * Kişhakları savunan. yegâne. mesinden. individüalizm. tek. tek. bireysellik * Birey olma olgusu. . * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. individüalizm. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. * Bilinmeyen bir kimse. birice biricik * En fazla. özelliklerin. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. ikincisi olmayan ve çok sevilen. genele değ de. bireye. baş kaları ayı ndan rmak. * Bütüne. u biri yer biri bakar. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. ferdiyetçi. bireye özgü olan. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. iyi ran biri * Bir tanesi. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. ferdiyet. * Eş benzeri. i. il yan . * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. ferdiyetçilik. ferdî. ünü r. i nı * Bireycilikten yana olan. ferdiyet. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. kendine özgü olan ş eylerin. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. politikalarıgenel adı n . bireysel olarak göz önüne almak. ran * Bireyle ilgili olan. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak.

birikiş mek * Bir yere toplanmak. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. * Bir ş parayı eyi. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. taki * Dilin. bir araya gelmek. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. bir yerde toplanıyılma. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. ölçülü kullanarak artı rmak. vahit. tasarruf etmek. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. biriktirim * Biriktirme. ünite. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birincası f . mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. koleksiyon yapmak. ünite. birileri birim * Bazı kimseler. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. * Öğ renme. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . oluş turduğ yapı u içinde. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. birikme * Toplanı yılma. p ğ ı * Gözlemler. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i.birikim * Birikme. i.

yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. sın ra fatı * Zaman. susturmak. meyve dı. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. birisinden biri * içlerinden biri. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. ana. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. ı k llı ı . nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. yer. hekimlikte kullanı bir bitki. esas.) Birinci mevki. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. birisi * Bilinmeyen bir kimse. rada. birincil grup *İ çten. orun. ta birinci orun * (tren. önde gelmek. * Bir etme. temel. birincivası f * Birleş ikgillerden. tevhit. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. rası * (ulaş araçları Mevki. birincilik * Birinci olma durumu. az sayı az. dıkabuk. birkaç kiş herhangi biri. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. 'nı ini . birinci zar * Yemiş derisi. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). uçak vb. da. arası birinci olmak * baş gelmek. onu denetim altı bulundurmak.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. * Tanrı n birliğ dile getirme. vapur. tek duruma getirme. samimî. sıf. lan birinci * Bir sayınısı sı . lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. rada.

gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . kaptı . birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. en ru. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. kaybolmak. müttehit. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. . bir noktada kesiş (doğ yay). tedavi etmek gibi. birleş kelime ik * Ses düş mesi. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. i n * Birleş iş mek i. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . zikretmek. ses türemesi. kelime türünün değmesi. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. tek duruma getirmek. buluş mek i yapı ulmak. bakakalmak. hissetmek (< hiss etmek). (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). inikat. birleş değ me eri birleş me . birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). bir araya gelinmek. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. hasta olmak. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. * Tanrı n birliğ dile getirmek. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. kaçtı kaçtı gibi. sim mı ı p en hissetmek. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. * Bir araya gelmişbirleş olan.birlemek * Bir etmek. başehir. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). birleş im * Birleş iş mek i.).

beraberce. bir tane alabilen. bir olma durumu. birli birlik *İ skambil. bazı u r i . nda. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. bağ . birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. vahdet. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. * Uzlaş mayı layan. muş * Birleş . dört dörtlük. iken * Buluş bir araya gelmek. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. vahdet. görüş olmak. tabur. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. kimi. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. * Uyuş aynı mak. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). i birleş tirmek * Bir araya getirmek. bir arada olma durumu. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. * Sanrı . halüsinasyon. alay gibi bir bütün sayı topluluk. birliktelik * Birlikte olma durumu. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . * Kaynaş mak. vahdaniyet. i n * En büyük değ erdeki nota. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . lı k. . birlikte * Bir arada. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. miş * Bağlı benzerlik. * Yanı beraberinde. mak. * Bir taneden oluş . sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. as. * Cinsel iliş bulunmak. * Askerlikte bölük. ı yan ı t * Tek.

* Yayıdövmede kullanı araç. * Sı racagillerden. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. bistro bisturi * Neş ter. k lan * İ kahve. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. çifttekerci. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. çok küçük. belirten söz. çkili . e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. süt. bisikletli * Bisikleti olan. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . in ı t. küçük lokanta. lan * Bisiklet satma. gevrek kuru pasta türü. bisküvi * Un. bit kadar bit otu * en küçük. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. ş veya tuzla yapı ince. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. en ufak. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. çifttekercilik. tatlı ekmek türü. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. onarma iş i. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda.

namütenahi. kuş bîtap * Bitkin. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. in ş . * Bkz. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. sırlandılı belirlenmeyen. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde.ekli. sürekli olarak. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. yansı davranı z zca ş . flora. bitiklik bitim * Bitmek iş i. bîtaraf * Yansı tarafsı z. yorgun.* Bitlere karşkullanı bir madde. biteviye. bitimli * Sonu olan. * Durumu kötü. bitey * Bitki örtüsü. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. nihayet. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . * Son. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. ine . z. münteha. dolaş ş ı ı k. nı rı p * Bitirilmek durumu. * Bitik olma durumu. yorgun düş mek. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. mümbit. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. verimli (toprak). fena. bîtap düş mek * çok yorulmak. sonlu. * Yapık.

eklerle türetilen dil.sona erdirmek. sona erme. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. mezuniyet. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. yormak. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. tamamlamak.bitirim * Çok hoş giden (kimse. mahvetmek. * Bilgili. komş u. zeki. ik * Bitiş ken. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. barbut oynatan kimse. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. * Güçsüz düş ürmek. * Yan. a * Barbut oynatı yer. iltisakî. tüketmek. ken * Bitiş olma durumu. bitme. . lan * Yaman. bitirme * Bitirmek işitmam. bitkin duruma getirmek. nlaş ş * Yandaki ev. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. kumarhane. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. çok beğ enilen. açı kgöz. bitirim yeri * Kumarhane. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. kahve. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). kumarhane. bitirimhane * Kumar oynanan yer. sonuçlandı rmak. yer). yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. i. bitiş * Bitmek işveya biçimi. yandaki. * Onulmaz duruma getirmek.

nı ktan ğ ı sona eren.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. kı z böceğ ağ biti. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. nebat. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. mek i. bitey. flora. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . aç . bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. bitkiyi andır. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . bitkin . mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. botanik. bitki bilimi uzmanı raş . almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. ot. botanikçi. rı * Bitki yetiş kimse. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitkimsi * Bitkiye benzer. bitiş me * Bitiş iş ittisal. yosun. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. ağ gibi canlı n genel adı aç ları .

vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . * Bitki. pirinç. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. bitme bitmek * Bitmek iş i. güçsüz kalmak. * Çok sevmek. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . ayan böcek takı . saç gibi ş için. çok zayı flamak. * Çok yorulmak. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. bitkisel * Bitki ile ilgili. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. * Sona ermek. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). beğ enmek. * Bitlenmek iş i. yağnar. tüy. bitli kokuş * üstü başkirli. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. bayı lmak. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. bitkiden elde edilen. * Cimri. * Kendi bitlerini ayı klamak. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Birinin bitlerini ayı klamak. çıp yetiş eyler kı mek. * Tükenmek. çok yorgun. . bitkinlik * Bitkin olma durumu. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitki cinsinden olan. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. nebatî. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek.* Gücü tükenmiş olan. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur.

* Bir çeş ardırakı.* bir türlü sonu gelmemek. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. eksilmemek. lan. kömür tozundan briket yapı nda nda. sı . yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. elbette. al ile. t . tabiatı tabiî. * Biyesi olmayan. yoğ u n. küçük hareketli çubuk. bitümleme * Bitümlemek iş i. * Doğ olarak. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . it ç sı * Acı çikolata. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. * Makinelerde. sonu gelmeyen. kol. vefası lı z. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. varlı n i . nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. bitüm * Keskin bir koku. li. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. ı t ları mı vb. biye geçirilmemiş olan. uçsuz bucaksı z. biyesi olan. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. * Genellikle giysinin yaka. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. bir ucu pistona. alev ve koyu duman çı kararak yanan. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen.

* Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. dirim bilimsel. dirimsel. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. gübre gazı cı . tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. * Dirim kurgu. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. n biyografik * Biyografi ile ilgili. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. biyoloji uzmanı raş . biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. tercüme-i hâl. me. biyolojik fizik. ayıevrelerini inceleyen bilim. dirim bilimi. . * Hayat hikâyesi. hâl tercümesi. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. * Biyoloji ile ilgili.

ş (Acipenser nudiventris). bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. özünden. lmı . usanmı bezginlik getirmiş ş . zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. bizim gelin bizden kaçar. ı bîzar * Tedirgin.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. bizar olmak * usanmak. biz araç. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. değ biz bize * Yalnıbiz. ul i * Resmî konuş mada. akrabamıbaş nı z. * birbirimizi çok yakı tanız. bizcileyin * Bizim gibi. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. z kaları rahatça içtenlikle. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. tı ğ . * Bize göre. na m . el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. usandı rmak. bezmiş . ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. . * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. bı kmak. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. it * Çoğ birinci kişzamiri. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. kendisi. aramı yabancı kimse olmaksın. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. * Bir çeş kara renkli mika. yardı eder. bizar etmek * tedirgin etmek. kendinden.

* Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. Kı rı bir saltması Bi. hareketini durdurma. atom ağ ğ209 olan. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak.8 olan. 271. durdurmak. * Voleybolda. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu.bizimki * Bizim olan. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. * Kadı n kocaları nları ndan. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. * Bizlemek iş i. ayan * Kocaman ve ağ kitle. * Hareketine engel olma. ş ı bizon bizzat * Kendi. u zı msı kılgan ve katı element. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. bloklaş ma . . morulâ. * kapatmak. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. kendisi. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . bir bütün oluş turan. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. ş ahsen. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. bizimle ilgili olan. * Ucu çivili değ nek. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83.3° C de eriyen. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. kılı beyaz renkli. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. blokaj * Bloke etmek iş i.

ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. çok iri. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). yı nını lanlar takı nıbir bölümü. tan lan n * Boagillerden. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. kaba pamuklu kumaş lan . makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. r. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. bağ sı lantız. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . güçlü bir yı (Boa constrictor). bağ sı k. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. boyun kürkü. * Bu kumaş yapı (giysi). mın * Makara. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u.* Bloklaş iş mak i. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. zehirsiz. bloksuzluk * Bloksuz davranma. * Fotoğ filmi rulosu. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). knatı kuş ı ka boca .

ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . kararsıolmak. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. . bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. belirtmek. orsa veya rüzgâr üstü karş . sa'nı um * Domuz. ne yapacağ bilememek. ileri sürmek. rüzgâr üstü. dökmek. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . bodoslamak * Açı klamak. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak.* Geminin rüzgâr almayan yanı . poca. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. genellikle güneş görmeyen (oda). * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. bocalama * Bocalamak iş i. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. bodoslamadan * Ön taraftan. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . baş taraftan. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri.

vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). zlı ğ ı * çok güçlü görünen. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. * Anjin. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. \343 Zodyak. a aya boğ ası * İ bez. bora. . * geliş memek. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bodurluk * Bodur olma durumu.bodur kalmak * boyu uzamamak. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). * Damı k erkek sır. astar. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . nce * Sağ anak. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i.

ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. * Yedirip içirme yükümü. * Yeme içme. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. hazı rlama sıntı . boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. imik. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. boğ ola az * "afiyet olsun. boğ derdi az * geçim için uğ ma. * Ş e. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. . raş * yemek piş irme. azı rı * imrenmekten boğ şmek. na. boğ olmak az * boğ ağmak. keleye çekmek. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. n. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. iltihaplanmak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. iaş e. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. derbent. eyler boğ kurumak azı * çok susamak.

ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ na kadar azı * pek çok. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. aş ölçüde. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. lüzumundan fazla. . boğ ndan * Gaddarca.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. sıntı kı vermek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. sesi çı kmamak. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. iş kesilmek. ine. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. kan dökerek öldürmek.

alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı .boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). * Silik bir duruma getirmek. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. iş z. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. iş . azı * Çok yemek yiyen. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. yı na * El. * İ dut. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. ş maz . t. * Tamamı kaplamak. boğ mak * Bir canlı. yemek isteğçok olan. yla * Peş e yapmak. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ azlı * Boğ olan. azı * Çok az yemek yiyen. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. sarmak. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. soluk alması engel olarak öldürmek. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. ktan tı yla elde edilen. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. bastı rmak. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak.

boğ mak * Boğ yeri. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. . boğ bir biçimde. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. * Geliş mesine engel olmak. mak ine * Havası ktan ölmek. * Çok sı sıntı cak. . boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. kı veren. kık kık. boğ ucu * Boğ özelliğolan. boğ maklı * Boğ makları olan. ş . sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. zlı * Bunalmak. * (renkler için) Uygun düş memek. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. kıklaş uk sı mak. * Bunaltmak. * Kılmı(ses). ma i * Solunumu güçleş tiren. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü.

boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. * Sınt ı kapalı kı lı . bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. ı luğ z tuğ n kak. umu * Zor soluk alma.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. ı z itli rayarak ses olarak çı . dövüş mek. . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. * Sınt ı kı . * İ ip kakı tiş ş mak. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. e i. um mak. donuk. ıı lı boğ unuk * Kık. çı mahreç. ihtikar. boğ sı uk. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. * Boğ mak iş uş i. eyler e . uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. bohçalama * Bohçalamak iş i. telâffuz. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. * Ufak ve seçme tütün dengi. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak.

bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. ayı ı veya topluluk). bok * Dı . ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. burnunu sokmaması gerekir. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bok canı olsun na * bılan. * Güç durum. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. i. her işkarı e e ş an. güzel görünür. kara çalmak. tiksinilen. boklama * Boklamak iş i. bok atmak * (birine) leke sürmek. . çok berbat. iş son vermek. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. z. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. berbat etmek. i bok püsür * hoşgitmeyen.

boklu bokluk * Boku olan. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. her ş öfkelenir olmak. boklaş ma * Boklaş durumu. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. bol . zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. pislenmek. pis. dar karş . ş arap. lan ü.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. yumruk oyuncusu. derme çatma. boku bokuna * boş boş yok yere. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. i er bokunu çı karmak * bok etmek. * Kötü durum. * Pislik. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. boksör * Boks oynayan kimse. * Korindon. i) boklanma * Boklanmak durumu. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. kı ı. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. yararsı z. u una. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. boktan * temelsiz.

bolluk. bollanmak * Bol duruma gelmek. bol bolamat * Refah. * Dökük. * Bolarmak iş i veya durumu. büyük miktarda. bol keseden * bol bol. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. çok. zenginlik. çokça. * Oldukça geniş . ş al. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. sıntı düş kı ya meden. * Bollaş mak. * Bolalmak iş i veya durumu. bol paça * Geniş paçalı . * Kı ve kolsuz kadıceketi. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. ndan bollanma * Bol duruma gelme. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . pek çok.bol bol * Fazla. * Yahudi kadı. * Cömert. . mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. * Bu dansımüziğ n i. k. bolarmak * Bol duruma gelmek. eli açı zengin gönüllü. saçı apş . bolca * Oldukça çok. geniş lemek. bol bulamaç * Bol bol. ölçüsüz. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan.

cı ateş silâh. bollatma * Bol duruma getirme. li * Büyük fı veya varil. türlü büyüklükte patlayı. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. nı lan bomba gibi * iyi.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. cı li. bom bomba * Bir çeş kumar. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. * Her ş bol olduğ zaman. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. cı kı maddelerle doldurulmuş . kalıdemirden kap. bombalamak . geniş letmek. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). Bolş evizm * Bolş eviklik. Bolş eviklik * Rusya'da XX. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. bollatmak * Bol duruma getirmek. bolluk * Bol olma durumu. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. çı * Bomba biçiminde. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. gösteriş lam. komünistlik. bolometre * Iş mölçer. ş . * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). eyin u * Fazlalı k. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. bombalama * Bombalamak iş i. sağ göz alı.

bombok * Çok kötü. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. bomboş * Büsbütün. bombalanma * Bombalanmak iş i. bombe * Ş kin. iş i. kabarı k. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. ş bonbon ş ekeri * Bkz. iş k. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. * Patlı cangillerden. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. hekimlikte kullanı uyuş lan. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. * Bombalama. bombardı man * Topa tutma. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. tamamen boş . bonbon. bomboz bon otu niger). nefesli çalgı n . pistonlu. bomba atmak. . * Ş kinlik. çoğ unlukla havadan. kabarı tümsekli. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak.* Belli bir hedefe. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. çok berbat. turucu ve zehirli. ine bombalatma * Bombalatmak iş i.

delik. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. mak. vrı her it ak vb. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncukla süslenmiş u .bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. li . taşsedef. boncuk * Cam. lan. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncuklanmak * Gözyaş çiy. tahta. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncuklu * Boncuğ olan. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. boncuk gibi * küçücük (göz).

lı (toprak). bor bor * Atom sayı 5. ş iddetli. eksiğ paraya çevirmek. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. ekilmemiş ş . eli açı k. Kı saltması B. bora bora gibi * çok sert. * Bu biçimde giyinen kimse. cömertlik. mıbir * Yağ murlu. yi * Eli açı cömert. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. süresi dolmadan. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim.8 olan.45 u olan basit element. satı büyük mağ yası lan aza. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. bono * Belirli bir sürenin sonunda. k. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . öfkeli. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. an * İ yürekli. atom ağ ğ10. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. n.bonjur * Günaydı n. ndan mur . yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. borani * Bor (I). süs eş oyuncak vb. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. temiz iş ı. * Uzun siyah ceketle. * İlenmemiştaşk. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. sert. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . nda * Züppece giyiniş biçimi.

ey borç altı girmek na * borç para almak. borç harç . borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak.* Pirinçli. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. . borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borç etmek * borçlandı rmak. * Bu boruyu çalan kimse. boru. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borca batmak * çok borçlu olmak. gerekliğ yükümlülük. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borca batmak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borca girmek * borçlanmak. vecibe. * Birine karşbir ş yerine getirme. ı eyi i. * Pancar. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borç para almak. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borazancı * Borazan çalan kimse. borca almak * veresiye almak. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey.

lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borç almıolan. borç edilmek. borç yemek * borçla geçinmek. medyun. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. ancak hasta edecek kadar üzer. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. aldı nıparası hemen vermez. ş * Bir yüküm altı bulunan. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. nı . borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borçlu duruma getirmek. i. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. i borçlu ölmez. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. na borçlu * Borcu olan. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borç ödemekle (veya vermekle). na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. borç yapmak * borç olarak almak. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. verecekli.

borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. ru lanan halat. arap * Bu renkte olan. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. ş tortusu rengi. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. n * Banyo. geniş sa kollu bir üstlük. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . rada kları bordalama * Bordalamak iş i. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. lmıgiyecek. . borda bordaya * yan yana. rmı. beyaz. asit borik.borçsuz * Borcu olmayan. * Etkisi az. k. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. sedef görünümde bir madde. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. kı . borda etmek * yandan yanaş mak.

tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. nı boru çalmak * borazan öttürmek. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. borazan. küçümsenecek. * Tatula. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. içi boş ka vı . erli ı t. lan . kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. boru hattı * Borç (II). boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. önem verilmeyecek ş değ ey il. uçları k. alıp satı hisse senedi. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. uzun ve dar silindir. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. . boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü.

kı landı ı boru yolu * Petrolü. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. işyaramaz adam. * Sebze bahçesi. boru gibi uzun su kabağ ı . bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. lan bostan korkuluğ u . boru kabağ ı * Boğ umsuz. borumsu * Boru biçiminde olan. yüreksiz. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. * Bkz. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. bostan bozuntusu * Korkak. lan * Borusu olan. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. boy bos.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. karpuz tarlası . payplayn. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. * Kavun. yetkisi olmak. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. p * Boru montajı çalı kimse. lan boru mengenesi * Kesme. borucu * Boru yapısatan kimse. en. boylu boslu. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap.

m * iş bı siz rakmamak. ilen . bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. bir kazançla çı ten kmak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. bostan patlı canı * Az çekirdekli. iri ve yuvarlak bir patlı türü. * Verimsiz. * Görevlisi olmayan (iş . ş * Bir iş yaramayan. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. e * Bilgisiz. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. münhal. li boş *İ çinde. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. ey * İsiz. sonuç vermemek. * Yapı iş lacak i olmayan. z boş ür böğ * Bkz. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. raş * Bostancın görevi. boş kalmak. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. görev). z. böğ ür. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. .* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. * Anlamsı z. boş rakmamak bı * (para.

işyaramayan ş e ekilde konuş ma. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. * iş kalmak. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. . siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. verimsiz. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. boş i anmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. ey boş durmak * iş kalmak. mahrum etmek.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. bilgisine dayanarak anlatmak. dipsiz kile boş ambar. boş lâf * Gereksiz. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. biçimci inanma. raşolmamak. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. boş söz * Bir düş anlatmayan. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. sı i anma kâğ . ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. batı l itikat. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. dar. çalı siz ş mamak. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek.

dökülmek. ş arı * Gevş emek. boş alma * Boş almak iş inhilâl. * Boş m.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. boş m alı * Boş almak iş deş i. * Derdini birine açarak ferahlama. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. arj. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. * Derdini. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. para) hiçbir iş yaramamak. i. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. hava boş n boş altma makinesi. boş gitmek a * (harcanan emek. rahatlama. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. ine boş m altı . boş koysan dolmaz. boş vermek * aldı rmamak. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. rölântiye almak. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. nı boş çı a kmak * (umut. ey * Dı ya akmak. içinde bir ş kalmamak. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. gerçekleş memek. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. boş almak * Boş duruma gelmek. inhilâl etmek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. açı lmak. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. boş yere * Boş una. deş olmak.

* Dökmek. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş ama * Boş amak iş i. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. * Sı lmak kurtulmak. yrı boş atma * Boş atmak iş i. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. aile kisini kesmek. arı * Dertlerini. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . * (hayvan) Başğ lından. * Derdini dökmek. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. ifrağ ları ş arı lması . * Kusmak. yakı nmaları anlatmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . * Gevş etmek. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. ndaki idrarı ve ter. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. . ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. nı * Çok ağ lamak. boş anma * Boş anmak iş i. açmak.* Boş altmak iş i. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. boca etmek. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. boş altma * Boş altmak iş i. tükürük.

beyhude. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. sı r saklayamayan. * İ göstermemek. ihmal etmek. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. yararsıyere. Boş naklarla ilgili olan. kopukluk. ş * Kesinti. boş z yere. * Boş geçen süre. * Yerli yersiz konuş (kimse). i. boş lamak * Bı rakmak. geveze. boş una. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. siz boş kalmak ta * iş kalmak. ablak yüzlü güzel. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. nafile. düş üncesiz konuş mak. yersiz. yoksunluk duygusu. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. vakum. boş altaç. çukur. lgi boş luk * Oyuk. al yanaklı saçlı . ndan n * Boş naklara özgü olan. nak boş gezmek ta * iş olmak. . * Eksiklik.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. boş una * gereksiz. siz boş boş u una * Gereksiz yere. kapanmamıyer. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. boş tulumbası luk * Bkz. * Yetersizlik. Boş güzeli nak * Sarı . boş lama * Boş lamak iş ihmal.

lmıküçük sandal. tevekkeli. için * Süre. * Bir yüzeyde. kapalı ayakkabı . k.boş una bot * Boş yere. ı rmak. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. deniz kısı yı. gusül. boy * Ortak bir atadan türediklerine. yararsıyere. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. nafile. * Kumaş ölçü. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. * Uzaklı k. kabile. * Yol. sı mı * Geçerlilik. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. itli . değ er. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. z * Küçük gemi. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. botanikçi boy * Bitki bilimci. nebatat. boylanmak. ı tı * Uzunluk. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. gereksiz. klân. beyhude. geliş mek. * Destan. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . * Uzun konçlu. boylanmak. boy atmak * boyu uzamak. * Bitki bilimi. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma.

boy bos. boy vermemek * sıolmak. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. (su) insan boyunu geçmemek. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boy pos * Bkz. uzamak.75-3. çiçekleri mavi. sarı beyaz renkli. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . boy otu * Baklagillerden. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. sürmek) * boyamak. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. ş yanı lan * Renk. makyaj yapmak. ini * büyümek. boya kullanmak * boyanmak. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boyacı .50 cm uzunluğ e unda menteş e. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). ğ boya * Renk vermek.boy göstermek * görünmek. * gösteriş yapmak. boya vurmak (veya çekmek. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boya çekmek * boyuna büyümek. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. * Yazmak için kullanı mürekkep. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. lan * Aldatı görünüş cı .

boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı.* Boya satan kimse. aş ı ı r ağ lamak. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. ş rı ş . * Boyama iş boyacı ı ini. boyanma . boyalanma * Boyalanmak durumu. boyalanmak * Boya sürülmek. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. makyajlı n ş . lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. ğ * Boya satı dükkân. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. ı boyahane * Boya iş yapı yer. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. * Renkli. boyama * Boyamak iş i. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. * Boyacın yaptı iş nı ğ . rarak * Ağ söz söylemek. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. boyana * Boyna. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . lı meslek edinen kimse. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. * Renkli yazma veya mendil.

boyayı cı * Boyama özelliğolan. . i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. * Bekâr. * Tuna bölgesinde. * Boy bakı ndan. z. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. boyası k zlı * Boyasıolma durumu.* Boyanmak iş i. makyajsı n ş z. * Renksiz. boyası atmak * boyası solmak. Rusya'da soylulara verilen unvan. * Kendi kendini boyamak. makyaj yapmak. boyar madde. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. i rı boyatma * Boyatmak iş i. Transilvanya'da. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. yalnı serbest. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. boyası z * Boya sürülmemiş . * Akran. boydaş * Aynı boyda olan. boya sürdürmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. yüzüne boya sürmek. boya sürdürülmek. ş ı alma. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak.

boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. * Düş mek. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. değ boylama * Boylamak iş i. boylu poslu * Bkz. boylu boslu. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boylanmak * Boyu uzamak. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. * Boyu benzerlerinden uzun olan. kı sa . boylanma * Boylanmak iş i. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. sağ * Boyu olan. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boyu uzunluğ i unca. * Destan söylemek. tul. * Yükselmek. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. * Batmak. boykotaj * Boykot etmek iş i. boylu boslu * Uzun boylu. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. gösteriş ı li. ş ı almak. çı kmak. yakıklı ş . boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. anlatmak.* Bir kimse. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak.

sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. i boynunu bükmek * acı rı. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. karştarafıgücünü kabul etmek. çaresiz bir durumda kalmak. * Bu organdan yapı ş lmı . ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. olmak. acı rı ş . boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. kılmı kimsesiz. * (bitki için) canlı ı yitirmek. bir iş i ister istemez kabul etmek. gebersin. tı n ı nda rnaksı maddeden. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. zimmetine geçirmek. uzun. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . ndıcı * bir durumu. boynu bükük * Üzgün.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. hacamat etmek. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. nacak ve yardı bekler durumda. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. boynuna * üstüne. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. zavallı m .

* Boynuz batılmak. boyunca. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuzlatmak * Erkek. nda . mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. koyun. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuz yarası rı almak. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlugiller * Keçi. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). * daha iyisini. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. sın n nları ine * Troleybüs. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. sır ve antilopları ğ ı içine alan. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boynuz gibi. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. süsmek. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek.olmak.

enlice kumaş parçası . ayakta iken başöne bükmek. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. iş üm n vata n * Sorumluluk. boyun vermek * buyruk altı girmek. boynunu bükmek. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. altı . boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. boyunca. vecibe. katlanmak. uzunlaması tulânî. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. na boyuna * Ene dik olarak.boyu (veya boyuna. boyu boyuna. güğ gibi kapları veya vida. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. u * Sürdüğ zaman kadar. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. süresince. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. * (bo'yuna) Ara vermeden. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. boyun bükmek * Bkz. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. kravat. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. la nda * Ş e. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. na. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. durmaksın.

boyut kazanmak * yeni bir durum. lan ey. lik. ini. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. (toprak). sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. * Açı lmamı sürülmemiş ş . ş . içerik. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. lik. k * Bu renkte olan. buut. beklediğyakı ğgörememek. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boz bulanı k * Çok bulanı k. ldı ı ları verdiğbahş. an. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. geniş ve lik derinlikten her biri. veya beton kirişlento. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. * Boyutu olamayan. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. . boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. . boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. nan rultudan uzunluk. rmak. boz yel * Boyutu olan. geniş kapsam kazanmak. boyunlu * Boynu olan. esaret. geniş kapsam.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. * Durum. mı * Nitelik. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı .

* Lodos. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . tatlı mayhoş lan veya içecek. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. ç u bozca * Rengi boza çalan. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. mır. bozahane * Boza yapı yer. i bozdurtmak * Bozdurmak. ham tarla. * İlenmemişçalı toprak. boza * Arpa. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozbakkal * Karatavukgillerden. rengini atmak. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozum olmak. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. boza olmak * utanmak. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurma * Bozdurmak iş i. ş . boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozdurulmak . renk değtirmek.

klı * Bozlamak eylemi. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. güç vb. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . dağ an ı lmak. * Bu ezgiyle söylenen. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . çökmüş lgı . * Çı k koparmak. * Bozgun olanı durumu. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. ğ lı bozma * Bozmak iş i. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). hezimete uğ ramak. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. bozgunluk * Bozgun. p . i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). * Morali bozulmuş . bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan.). yı n. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. hezimet. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. ı * Yenilen bir ordunun. lan. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. * Bu durumda bulunan. konusu acı türküler. step.* Bozmak işyaptılmak.

* Madenî. lmıolmak. erli * Kötümser. bozuk. yenmek. küçük değ para. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * Kötü duruma getirmek. . bozuk gibi. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. * Kı n. lını iş ş * Bı rakmak. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. n * Kı ğ zarar vermek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. lûp * Altı paraya çevirmek. * Bozulmak iş i. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. içerlemek. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. ekş imek. bozdurmak. zarar vermek. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. * Bozguna uğ ratmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. ine * (yiyecek için) Kokmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . bozuk düzen * Düzensiz. * İ ve değ niteliğ yitirmek. * Bozuk olma durumu. ufaklı bozuk. * Bozulmuş olan. yenilemeyecek duruma gelmek. k. sıntı zgı kı lı . * Bir yerin. * Dağ ı lmak. dağ ı tmak. ufaklı bozuk para. * Geçersiz bir duruma getirmek. gergin. mağ etmek. ş ı * Türk halk müziğ inde. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. düzeni bozuk olan. bozguna uğ ramak. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. huzursuz. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. k. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . karık. bozukça bozukluk * Biraz. bir ş düzenini karı rmak. eyin ş tı * Dokunmak.

böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. yenilmiş k. ı u n sa. hormon niteliğ salgı olan bez (II). bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . bozum etmek * utandı rmak. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . başküçük. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. z lan böbrek biri. lik. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. olan. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. utanacak duruma düş mek. i. bozuş ukluk * Bozuk durumda. döküntü. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. bozuş mak * Araları lmak. idrar salan. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. karşklı ı bozulma içinde. mahcup etmek.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. bozum olmak * utanmak. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . mahcup olmak. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. k.

böceklenme * Böceklenmek iş i. entomolojist. çoğ ve baş üs. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. böbürlenmek * çok böbürlenmek. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . ta böcekçil * Böcek yiyen. derisi benekli. entomoloji. haş * Kelebek. kibir. * Böbürlenme. yaş ş ve ı k cı . böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. n muş hayvan sıfı ere. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. böcek yiyen. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. nı. kurulmak. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. * Böbürlenme. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. il nda ğ ı * Bu renkte olan. göğ karıolarak eklemlerden oluş . yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). sarı u renkli. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . sı ülkelerde yaş cak ayan. . böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk).* Memelilerden. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . karada yaş hayvanlar takı . * Böcü. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. kı kı . böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı.

deve) Bağ ı rmak. böğ ürtü . ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı.böcekler * Vücutları . böğ ürme * Böğ ürmek iş i. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böğ ürmek * (öküz. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. * Böcek. böğ * Eklem bacaklı lardan. boş ür. gibi hayalî bir varlı verilen ad. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. kanatları er. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. bahçe çitlerinde. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ * Yan taraf. diken dutu (Rubus caesus). böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. zehirli bir örümcek türü. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. soluk sarı renkli. hortlak vb. böcekhane. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. l) böcü * Kurt. manda. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böceklenmiş . birer. böğ ürtlen * Gülgillerden. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı .

ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . taksim. * Gemilerin içinde. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). * Birliğ bozulması yol açmak. nahiye. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. mı ka. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. taksim. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . u. rma. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. ş ampiyonluk. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. bökelik böldürme * Böldürmek iş i.* Böğ ürme sesi. * Büyük bir yeri. * Cins kavramları tür. mı bölmeli bölü . bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. ş ampiyon. "a/b" anlatı . ş ampiyona. yangı gibi durumlarda. sı ran * Bölmek iş lemi. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. taksim etmek. birinci olan (kimse). * Salon. parçalamak. * Bölmek iş ayı parçalama. * Böke olma durumu. "a bölü b" diye okunur. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. su baskı. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. böke * Kahraman. i. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. güçlü kimse.

bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. bozmayı amaç edinen kimse. . turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. departman. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. bölünebilme . bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. departman. fesatçı u. kım.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. bölme amacı olan. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. tasnif etmek. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. seksiyon. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . sı * Saç örgüsü. münafı k. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . bölücü * Bölme iş yapan. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . i nda . * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. * Çağdevir. parça parça. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. * Hizip. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. ğ . i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. sıflamak. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. sıflanmak. kı smî. tasnif. nı rma. kım. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. i. lmı sı sı . sıflandı nı rmak. b" diye okunur. bölen. it kümelere ayı rmak.

bölüngü bölünme * Fraksiyon. saf. ayrı lamaz. parçalara ayrı lmak. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. bölünmez * Parçalanamaz. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Budala. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. * Fraksiyon. üleş mek. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . halka. bölüntü * Bölünmüş parça. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. . eş lması gereken miktar veya sayı . taksimat. halkalara ayrı ş lmıolan. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri.* Kalansıbölünür olma durumu. * Hücrelerin. bölünmek * Bir bütün. * Bölüş paylaş me. * Bölünmek iş i. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. belirli bölümlere. i * Bölüş iş mek i. payı almak. taksim etmek. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. ma.

bön bön * Budala ve safca bakarak. börtmek * Az piş irmek. yma. budalalı aptallı sersemlik. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). börttürme * Börttürme iş i. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. bönleş mek * Bön duruma gelmek. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. safça. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. ş kış kıbakmak. bönlük börek * Bön olma durumu. bön bön bakmak * anlamayarak. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. . börtme * Börtmek iş i. * Börtülmek iş i. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. saflı k. haş lamak. börek için ayrı ş li lmıolan. aş n aş n bönce * Budala. luk. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. k. bönleş me * Bönleş iş mek i. kı ı n na. aptallaş mak. k. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. saf (bir biçimde). börekçilik * Börek yapma veya satma iş i.

bösme bösmek böyle * Bunun gibi. bu yolda. buna benzer. sonunda. böylece * Tam böyle. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . . Brahmanizm * Brahmanlı k. * İ yapı bacakları ri lı . böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. infilâk etmek. böylemesine * Bu biçimde. böylecene * Böylece. böyle baş böyle tı a. tüylü. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. bu biçimde. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. * Bunun gibisi.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. böyle böyle * Böylelikle. *İ çinde "ne". paçalı tavuk ı . bir rkı * Hint kastları ilk kast. * Bu yolda. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. bu biçimde olanı . böylelikle * Bu yolda yürüyerek. nda * Bu kasttan olan kimse. * Bu derece. lan il * Bösmek iş i. böylelikle. bu biçimde. böylelikle. gene de böyle olacak. * Sonunda.

briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. kavkı kabuklu. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. * Ş kı k. yaylı arabası at . * Linyit. kı kafalı nı sa sa . * Aferin. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . birkaç top taş gemi. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. coş anlatı aş nlı ku r. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * "Be" yerine kullanı lı r. tutturulan asıyatak. hey" anlamı kullanı nda lı r. briketçi . Brahmanizm. seren yelkenli. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. * İ direkli. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. * Briket yapan veya satan kimse. lı . * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. kın zak ı lan . hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. yaylı araba. Brehmen breş * Bkz. yaş a!. * Doğ çimento ile lâvlı al . Brahman. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. kol. branş bravo bre * "Ey. ki ı yan * (bilim için) Dal.

bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. briyantin sürünmüş . briketleme * Briketlemek iş i. bromürlü * Yapında bromür bulunan. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. yoğ unluğ 2. deniz suları az.97 olan kı zı u rmı renkli. * Pencerelerin çerçevesine. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . brokkoli brom * Küçük. pis kokulu. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . briketlemek * Briket hâline getirmek. bronz gibi * tunca benzeyen. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze.909 olan. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . bronz * Tunç. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . * Atom numarası atom ağ ğ79. broş .briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. Kı vı saltması Br. zehirli sı bir element. tunç renginde olan. bazı 35. yeşyumrular hâlinde olan. içeriden tutturulan ince perde.

Brüksel lâhanası . bu haysiyetle * bu bakı mdan. beraber. buna. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. ş ahadetname. bu tarzda. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. bu türlü. bu arada * Bu süre içinde. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. çeş idinden. Çokluk biçimi bunlar). ş . bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. * Diploma. . bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. küçük kitap. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). broş ür * Sayfa sayı az. nda. bu kadar * bu denli. Bruxelles lâhanası * Bkz. bu gözle * bu anlayı ş la. risale. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bundan. bunda. bu kabil * bu gibi. sı brovning bröve * 7. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu gidiş le * bu biçimde. * Birlikte.65 mm lik otomatik tabanca. bu kabilden * gibi. bu birkaç gün içinde. biçimlerine girer. lan ı rlı bu * Yerde. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. yakmaç.

köş yer. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. . bu yüzden * bundan dolayı . bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bucak bucak kaçmak * bir olay. an ı * Kenar. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. e. bucak bucak * Her yerde. bucak bucak aramak * her yerde aramak. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. ve yarı m. bu arada. kutu. bu meyanda * Bkz. nahiye. bu sefer * Bu defa. bunun için. bu türlü * böyle. *İ lçelerin. * Ağ n dal olacak sürgünü. her tarafta.. bu biçimde.. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. acı * Dal. * Kesirli. çeliş ş ları iyor. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. budak özü * Taze sürgün. bu meyanda * Bu arada. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. her yanda. bu kez. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk.

* Budalaca yapı iş lan . yla aç. budanma * Budanmak iş i. budala budala * budala gibi. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. nı dalları kı nı saltmak. budala gibi davranmak. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). * Zekâca geri olan kimse. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. te) nı u * Bir ş eksiltmek.budaklanma * Budaklanmak iş i. budanmak * Budamak iş konu olmak. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. ine budatma * Budatmak iş i. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. ı budala * Zekâca geri. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budaklı * Budağolan. . dallanmak. * Budamak iş i. azaltmak. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. budalaca. budalalı k * Budala olma durumu. budalalıetmek k * akı zca davranmak. budaklanmak * Budak sürmek.

* bugüne değ in. bugün yapı lan. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. ş imdiki ş artlarda. bugünkü günde *ş imdi. nda. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. budun bilimi * Etnoloji. derhal. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. kavmiyat. etnolog. budunsal bugün * Kavmî. etnik. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. *İ çinde bulunduğ umuz gün. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. budun kavim. . dil ve kültür ortaklı bulunan. *İ çinde bulunduğ umuz günde. bugünkü * Bugüne özgü. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. n n ü ü Budist * Bkz. budun bilimsel * Etnolojik. millet. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . ini. Buddhist. * Ulus. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . bugüne bugün * "unutma ki". * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. bugün olan. bugünden yarı na * az zaman sonra. budun betimci * Etnograf. budun betimi * Etnografya. içinde bulunduğ umuz zamanda. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. ı rkiyat. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. * Araları töre. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren.

buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. buğ daysı tohum * Bkz. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . buğ benizli day * Açıesmer. buğ daysı meyve. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). . sı k r otları . patates. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. bugünlük * Bugün için. mır. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). çavdar. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). arpa. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. ekinlere zararlı böcek.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. ş . vücudu yeş başsiyah. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. iki hörgüçlü deve. pirinç. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. buğ daysı tane * Bkz. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. ayrıve çayı i day. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. buğ ra * Erkek deve. ekin biti (Sitophilus granarius). kamı bambu olan. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. il. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. örneğbuğ yulaf. buğ daysı meyve. buğ daygiller * Bir çeneklilerden.

buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. cak cak. arpacısoğ . uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. dalgı bakı olan (göz). buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. . * Süzgün. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. u mak. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. tephirhane. buğ u ulanmı ş . buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. domates.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. * Buğ piş (yemek). u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. ma. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. sarı k anı msak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. dolu dolu. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. buharlaş u mak. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. lı buğ ur * Buğ ra. yaş. buğ tutmak.

* Buhar gücü ile çalı ş an. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. buhar olmak * yok olmak. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. m. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. kriz. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. tebahhur etmek. buharlı * Buharı olan. tebahhur. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. hayaller içinde kalmak. m . mak i. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. buhran geçirmek * bunalı geçirmek.). nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buğ mak. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. ulaş * Dalgı mak. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. kaybolmak. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç.

maddeler. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. * Güzel koku. görüş değ tiren kimse. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. . 20-30 cm boyunda. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. tütsü. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan).buhrana tutulmak * buhran geçirmek. rayiha. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. bukanak buke * Ayak. buhranlı * Bunalı . n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). hareketleri yavaş . * Çı na göre davranını karı ş . demir köstek. ı . için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . bilek. lan aç buhurdan * Buhurluk. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i.

nefret uyandı ran. * Bükülmüş iplik. bulada bulak bulama * Büyük piliç. * var olanları en değ n ersizini seçmek. bulandıcı rı * Bulantı veren. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. bukle bukle * Kı m kı m. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * Kaynak. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. bula bula bunu (onu. lan itli * Karık. * Küçük lüle durumunda. * Yenge. pı nar. amca veya dayı sı karı. ı n rası lması lan * Sulu. * Tiksindirici. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Bulamak iş i. . * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak.buket bukle * Çiçek demeti. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. cık hamur. bukleli (saç). * Kirletmek. kı mlı vrı saç. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). oradan buradan toplanmı ş ı ş . bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. bulanması sağ na nı lamak.

ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. lan bulaş deniz ı k . sı * Karı ş mak. duru olmayan. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. Donuk. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. çok duru olmayan. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. * Açıseçik görünmeyen. * Yapı sulu. ş yası * Bulaş ş mıolan.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ş kan. kası an. z. uygunsuz iş yapan. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. ğ ve klını ı ı * (iç. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. bulantı vermek * (içini. kapalı . bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. anlamsı fersiz. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. kalı . ş * Bulutlu. i * Bulanmak iş i. bulaş sri. net olmayan. * İ etki. midesini) bulandı rmak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. ş ) z. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. k * (bakı için. her yanı ş kaplanmak. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. mide içi) Bulantıolmak. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. sataş alı ğolan kimse. bulanı kça * Biraz bulanıolan.

uygunsuz. k) . lan. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. ma. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu.* Mayıtehlikesi olan deniz. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. yapı tı ı ş kan. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. kirli iş . ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. eye * (hastalı Geçmek. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. * Sataş kavga etme alı ğolan. bulaş mak * Bir nesne. ş . kçı bulaş ı khane * Kı okul. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. sirayet etmek. ı kamaya ayrı özel bölüm. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven.

* Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. bı ı yıp ran. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. molosus hibernicus). buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. n n * Bulgaristan'a özgü olan. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak.* Çatmak. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. Bulgaristanla ilgili olan. bulgari * Dört telli bağ lama. mak. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. sataş tedirgin etmek. netice. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. * Bulaşrmak. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. Bulgarca * Bulgar dili. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. tı karı . tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). buldurma * Buldurmak iş i. buldurtma * Buldurtmak iş i.

* Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. allak bullak. bulgur çorbası * Domates. bulguya ait. araz. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. i . bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. taze biber. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. bulgur. bullak bulma * Bkz. semptom. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. * Bulmak iş i. ebe bulguru. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. . un. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. ı larak rlanan bir çorba türü.

* Cezaya uğ ramak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. * Sokakta bulunup alı çocuk. * Hatı rlamak. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. nı yrı n leniş . bulucu bulûğ * Erin olma. nail olmak. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * Sağ lamak. * Konu. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. * Bir yer. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. * (kabahat. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. baliğ olma. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. detektör.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Gazları . siz. temin etmek. kusur için) Yüklemek. bulunma * Bulunmak iş i. * Eriş mek. radyoaktif mineralleri. duygu. yaratmak. ya * Seçmek. * Bir ş bulan. bulundurma * Bulundurmak iş i. bir ş elde etmek. bir buluş eyi yapan kimse. ine * Herhangi bir durumda olmak. eş benzersiz. bulundurmak * Var olması. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. mak. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. güç bulunan. uygun saymak. e. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. icat. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . keş fetmek. * (bir yerde) Olmak. icat. bir ş bir kimse ile karş mak. * Bulunmaz. icat etmek. i * İ defa yeni bir ş yaratma. * Arayarak veya aramadan. bulûğ ermek a * erinleş mek. * Eksik etmemek. bir noktaya eriş ulaş mek. buluş * Bulmak işveya biçimi. suç. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. kâş if. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. eyle. mayı . erinlik.

çok alı olmak. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. buluş ulmak * Buluş iş lmak. karş mak. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. endiş e.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. yla an. ş . ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. k. ngan bulvar . * Kederlenmek. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. buluş turma * Buluş turmak iş i. buluş mak * Bir araya gelmek. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. nebülöz. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. bulutçuk * Küçük bulut. ş k * (bellek için) Karık. hüzünlenmek. bulut gibi * çok sarhoş . bir araya getirmek. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. bir * Kavuş mak. an un ğ ı * Keder. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . net olmayan. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. açı berrak. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. bulutlanma * Bulutlanmak iş i.

gerginliğolan. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. biraz bunak.* Ş içinde ağ . buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. bunalı mlı * Gerginlik. a * Bunağ yakır (bir biçimde). yma. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . * Bunağ benzer. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). bumlama * Bumlamak iş i. birdenbire olan fizyolojik değiklik. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. bun * Sınt ı kı . uzun bez kı uğ ve kları lan. iyice buruş olan. bunak gibi. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. kriz. satıdeğ mesi. sıntı kı veren. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. a ş ı * Bunak olma durumu. i . kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . kriz. lı f. ı rsağ er. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. buhran. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. matuh. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. muş bumbuz * Çok soğ uk. yeniden raktı nı seçip alarak. kriz. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. geniş ehir açlı cadde. bumburuş uk * Çok. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. al an rı k. ateh getirmiş ş olan (kimse). buhran. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu.

na bunama * Frengi. bunamak * Frengi. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. çok. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. * Çok sılmak. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. daha iyisi olamaz. bungalov * Hindistan'da tek katlı . ucu. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. lmı .bunalma * Bunalmak iş i. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. bu denli. buncağ ı z * Bunun gibi. . kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. ev. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. ateh. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . kma ş bundan böyle * bundan sonra. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. çok tedirgin olmak. gibi ı ntı ateh getirmek. durumun gizli bir yönü var. * Bu kadar. kı . bunaltmak * Bunalması yol açmak. kı. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. bunaltma * Bunaltmak iş i. * Epey.

burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak.bungun * Sınt ı kı lı . ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. buradan * Buradan. kı . * Bunalı sıntı m. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. buram buram * (duman. azı msamak. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. n * Bu yerde. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bura. * Sınt ı kı lı . bu yerin halkı ndan. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. * Beğ enmemek. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. bununla birlikte * Buna ek olarak. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. * Güçlü esen rüzgâr. burağ an buralar * bu yerler. lan eyler burası * Bu yer. buralı * Bu memleketli. küçümsemek.

keskin. ine burgulu * Burgusu olan. pek güzel. Baş Terazi. Oğ Kova. Yay. Yengeç.54 cm) olarak çevresini belirten birim. burcumak * Güzel koku yaymak. Boğ İ i a. girdap. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. yuvarlak. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. * Telli sazlarda. Akrep. yivli. delik açmak. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. * Baklagillerden. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. kizler. . ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. Aslan. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i.burcu * Güzel koku. telleri germeye yarayan mandal. m ldı * Ökse otu. burç * Kale duvarları daha yüksek. dört köşveya çok köş kale çıntı. kargacıburgacı k k. burgacı k * Bkz. tirbuş pa on. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. burgulamak * Burgu ile delmek. burgaç burgata burgu * Anafor. lı * Tı çekmeye yarayan. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. ı ğ ak. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burgulanma * Burgulanmak iş i. çelik alet. Balı eş aralı ak. ır. lak. burgu ile delinmek.

burjuvaya yakı biçimde. . eyi * Burjuva sıfı nı. komikliğ dayanan bir tür. üzmek. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Burgulanmamıolan. * Burkulmak. * Burulmuş . burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Burkma iş yapan. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. ş burgusuz * Burgusu olmayan. m diş * Musluk. * Orta sıftan olan kimse. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Hadı etme. burkucu burmak . iğ etme. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. * Belgit. iken * Kuru incir. nda e burma * Burmak iş i. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. * Yaş burularak kurutulan ot. nı burjuvaca * Burjuva gibi. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . burkulma * Burkulmak iş i. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. * Acı vermek. kent soylu. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. ini * Üzücü. burkmak * Burarak çevirmek.* Burgulanmıolan. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. kent soyluluk. * Üzüntü duymak. * Burularak yapı ş lmıbilezik. ş burhan * Kanı t.

iğ etmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. amacı ulaş unu na amamak. ini . burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. uzaklaş ndan mamak. bağ ı Sancı rsak) mak. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnaz * İ ve uzun burunlu. burnu büyük * kibirli. i ey. ünü * umduğ bulamamak. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnu büyümek * kibirlenmek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. büyüklenmek. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. kibirli. gururundan vazgeçmek.* Hadı etmek. za * (mide. * Üzmek. sıntı kı vermek. çok huysuz olmak. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak.

burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. ödenen aylıpara. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. * çok öfkelenmek. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. burukça * Tadı biraz buruk olan. çalı yer. gücenmiş (kimse). burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. buruklaş ma . buruntu. bursu olmayan. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . * Taşk. kibirlenmek.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. * Tadı kekre olan. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. çok üzülmek. iyice yaklaş mak. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. * Alı narak küskünlük gösteren. bursu olan. buruk * Burulmuş olan. acı * Burs alan. burnunun dibi * çok yakı. * Burs almayan.

k burun kırmak vı * önem vermemek. n. burun * Alı üst dudak arası bulunan. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme.* Buruklaş iş mak i veya durumu. burukluk * Buruk olma durumu. beğ enmemek. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. a * Burulmak iş i. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. * Sancı ağmak. kekrelik. gücenmek. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . enfiye. lı yı ş * Kibir. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. * Küskünlük. * karş nda hissetmek. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. . doğ lan. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. . mak. buruklaş mak * Buruk durum almak. rı * Alı narak küskünlük göstermek. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. burun otu * Burna çekilen tütün. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. önem vermemek. * Buruğ benzer. küçümsemek. buruk gibi. gücenmiş lik. büyüklenme. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar.

kibirli.burun yapmak * üstünlük taslamak. burunlamak * Dı ş lamak. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. uğ busbulanı k . buruş turma * Buruş turmak iş i. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. sancı ı bozukluğ . ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. üzerinde kış ve katlamalar olmak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. zda) * Tiksinmek. * Burunsak. . aş ı ağ lamak. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. buruntu * Buru. a. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). i. uk * Ciltte oluş kış muş rık. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. muş buruş ma * Buruş iş mak i. hoş lanmamak. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. pek düzgün olmayan. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. * Çıntı olan. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. bağ rsak u. buruş buruş * Çok buruş . burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk.

buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. etli bölümü. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. buton buydurmak * Dondurmak. çok üş ütmek. yası lan * Butik iş leten kimse. buut * Boyut. * Yanlı k. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. * Uzunluk. inde ik busines klas * İlik orun. haksı k. * Giyim ve süs eş satı dükkân. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . buse * Öpücük. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . buyma buymak * Buymak iş i. * Soğ uktan donarak ölmek. n. butlan * Batı l olma durumu. * Çok üş ümek. öpme. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. ka buyruk . hükümsüzlük. öpüş . * Geçersizlik. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman.* Çok bulanı k.

* Almak. sız?. emir. buyrultu * Sadrazam. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. lan *İ rade. ş ta cı * Egemenlik. buyruk verir gibi konuş k k an. emreden (kimse). buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. * 'Etmek. buz bağ lamak . buyuru * Buyruk. geçmek. emir veren. gitmek. buyrukçu * Buyuran. * söyleyiniz. * Gelmek. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. buyurma * Buyurmak iş i. emrediniz. girmek. nı * Söylemek. buyurgan * Sısıbuyruk veren. buyrulma * Buyrulmak iş i. vezir. buyurucu * Buyruk. ferman. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. emir. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. düş üncesini bildirmek. buyruk kulu * Emir kulu. emretmek. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. demek. buz alanı * Buzla. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. buz * Donarak katı duruma gelmiş su.

ve dik. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. * çok üş ümek. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. *şı aş lacak. donmak. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . ı buzağ ı lı * Buzağ olan. aysberg. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. buz gibi * çok soğ uk. k. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. buz durumuna gelmek. ukluk yaratan durum. . * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. etkisi çok az olacak bir iş yapmak.* (sılar için) yüzeyi donmak. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. buzla kaplanmak. ı sı buzcu * Buz satan kimse. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. buz üstüne yazı yazmak * süresi. i * (et için) temiz ve yağ. arada soğ kan. çukurluk. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu.

* Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. * Buğ ulanmıgibi olan. * Televizyon ekranı . gerginlik ortadan kalkmak. glâsyolojist.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. buzlanmak * Buzla kaplanmak. bankiz. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. aysfild. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. * Buz içinde tutularak. * aradaki soğ ukluk. * Buzu çözen. defroster. nı * Bağ lamaya benzer. içine buz katı soğ larak utulmuş . buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . donmayı önleyen alet. motorla çalı dolap. kı açmak için yapı ş lmıgemi. saydam olmayan. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. buz lamıolan. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . uk buzkı ran * Donmuş deniz. dargı k. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. utulan kap veya dolap. . buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. buz tutmak. lan * Soğ hava deposu. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı.

buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. * Bkz. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. eylerin satı tüketildiğyer. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. larda u * İ yiyecek türü ş çki. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. bodur (kimse). glâsyoloji. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. . * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . * Ufak tefek ve kı boylu. Edi ile Büdü. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. u dönemi. leten * Bücür olma durumu. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. n ı yı ltıveya lar. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. * Buzulu olmayan. pleistosen.

bükmek . * Suyu önüne bent yaparak toplamak. * Büğ emek iş i. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. u * Dönemeç.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. açan karş . lü. vrı şeylerin oluş turduğ kat. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. uz * Büve. büklüm büklüm * Çok büklümlü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. gölcük. bühtan etmek * kara çalmak. * Su birikintisi. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. kı m kı m. kırmak. iftira. vı * Sertçe çevirmek. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . eğ büğ ri rü. bakı perdeli veya lü. büğ rü bühtan * Bkz. pistonlu müzik araçların adı nı . viraj. * Bükülmüş kaytan veya iplik. iftira etmek. * Kara çalma. lü. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. bük. * Böğ ürtlen. i * Eğ mek. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . * Dönemeç. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. lü rdan. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u.

insirafî. büküm * Bükmek iş i. * Döndürmek. yün vb.* Katlamak. iş olması . bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükümü olmayan. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . kırtmak. bükülü * Bükülmüş olan. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. katlanmak. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. bükülme * Bükülmek iş i. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. * Bükülmüşeğ . ilmiş olan. * Eğ ilmek. ilip * Bükünlü. * Bir ş bükülmüş kat. iir bükünme . bükülmek * Bükmek iş konu olmak. büktürme * Büktürmek iş i. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. fiil. kı m. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. eyin yeri. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). * Yönelmek. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. ş ş gibi. * Bükülmüş olan. bükümü olan. bakı ndan iş air. insiraf. vrı * (iplik.

* Bükmek iş i veya biçimi. vrı * Ağdan. sancı kı rı dan vranmak. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bükülmek. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. itiraf etmek. bükünmek * Kı lmak. * Dergi. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. . bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). i.* Bükünmek iş i. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. yine de yurdunu özler. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. an * Bağ ı rsakta olan ağ. * Sesi çok güzel olan kimse. rı * Dönemeç. büküş bülbül * Karatavukgillerden. viraj. neş konuş eyle mak. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. kla mak. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek.

kaplamak. * Bürülmüş . dürülmüşkatlanmıolan ş . * Çarş af. basmak. bürokrasi * Kı rtasiyecilik. mı * Baş örtüsü. * İ perde. * Yazı masası . ş ma . bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. ş ey. bürudet bürük * Duvak. * Kamu yönetimi. kuruluş .bünye * Vücut yapı. * Çok. * Atkı . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. sı * Yapı . * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . bürümek * Sarmak. ş an * Kı rtasiyeci. bürülü bürüm * Bürünmüş . nce * Bürgüsü olan. * Bölüm. * Soğ ukluk. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bünye bakı ndan. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . ş ube. bürüme * Bürümek iş i. güçlü etkilemek. bürünme . yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * Bünye olarak. örtmek. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. istilâ etmek.

bütünü. biryancı . biryan. pirinç. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. büryancı * Bkz. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. büsbütün *İ yiden iyiye. * Birlik. bütün bütün * Büsbütün. tamamı temelli. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. yla. bütüncü ekonomi . tamamı yla. bütçeleme * Bütçelemek iş i. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. ine * Sarı nmak. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). . onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. e büryan * Bkz. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. tam. bütçe * Devletin. k. * Eksiksiz. soğ domates. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . içine alan sanat ürünü. iyice. * Bir görünüşgirmek. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre.* Bürünmek iş i. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . baharat ve yağ ş yla fında piş an. tamamen. büst * Vücudun. bütün bütüne * Bütün olarak. * Parçalanmamı ş . tamlı k. örtünmek.

inde . bütünle ilgili. bütüncül * Totaliter. tamamlamak. * Bütünleme sı . a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünletme * Bütünletmek iş i. . bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). * Bütün niteliğ olan. nı ve um. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. ikmal edilmek. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. i. tamamlama. tamamlanmak. * Ufak. total. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. ikmal. tek parça durumuna getirme. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. mütemmim. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. mütemmim. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. ikmale kalmak. tamamlatmak. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek.

büyüğ yakı e n. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. * Karşdurulmaz güçlü etki. ı k. benzerlerinden daha fazla olan. a . * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen.bütünsellik * Bütün olma durumu. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . büyük gibi. büvelek büvet büvet * (istasyon. rsağ ini büyük aile . lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. * Biraz büyük. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. bağ ı . i * Üstün niteliğolan. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. afsun. * Önemli. kaka. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. Büğ et. füsun. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. aş * Niceliğçok olan. sihir. tiyatro. büyüklere özgü. büve bovis). sihirbaz. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. küçük karş . * Bkz. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. ortalamayı an. n nı zıları * Büve.

büyük hanı m * Yaş kadı lı n. ları lan lan. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük ana * Büyük anne. nine.* Büyük baba. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. yüceltmek.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. güçsüzleri ezer. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. ması büyük lâf etmek * Bkz. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter.50 C den 15. büyük söz söylemek. * Büyük elçinin makamı . kilokalori. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. dede. . majüskül. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember.

büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. i. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. mak. cemaziyülevvel. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. büyük para * Çok para. * Oldukça önemli. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . Dübbüekber. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. majör. arkadaş davranmak. büyükçe * Biraz büyük. ve ilere ı ça büyüklenme . o. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. dede. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. rebiyülevvel. Yedigir. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. a ini büyük ş ehir * Ana kent. büyükle büyük. kuralı . n. büyük ünlü uyumu. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. ö. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyük peder * Büyük baba. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır.

büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. ululuk. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. na * Etkisi altı almak. büyüklük * Büyük olma durumu. teshir etmek. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. unu büyüksü * Büyük gibi. büyüleyiş . böbürlenmek. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. megalomani. ekber evlât hakkı . büyüklük taslamak. büyümüş benzer. gösterme hastalı. çekici niteliğolan. i büyülenme * Büyülenmek iş i. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak.* Kendini büyük gösterme. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. ine büyüleyici * Etkileyen. kibir. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. büyüklerin ellerinden. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. n üne . ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. kibirlenmek. birini kendine bağ na lamak. büyükseme * Büyüksemek iş i. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyüleme * Büyülemek iş i. büyülemek * Büyü ile etki altı almak.

. pertavsı tıcı z. eyi * (resim. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. büyüme * Büyümek iş i. büyütmek * Büyük duruma getirmek. raf t. büyütken doku * Sürgen doku. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . boyutlar artmak. * Abartmak. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. * Yetiş mek. * Büyü gücü olan. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. yaş ı lanmak.* Büyülemek işveya biçimi. eskisinden büyük duruma gelmek. güçlenmek. ca * Geniş lemek. a büyütülme * Büyütülmek iş i. irileş n mek. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). * Önem ve değ kazanmak. sihirli. büyültme * Büyültmek iş i. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. mübalâğ etmek. * Yaşartmak. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Artmak. raf rma lemi. ş iddeti artmak. geniş letmek. * Yetiş tirmek. büyütme * Büyütmek iş i. * Sayı artmak. eyler ini * Abartmak. bakmak. büyüklerinki gibi olan. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. büyütmek.

i büz * Künk. büzgülü * Büzgüsü olan. büzülme * Büzülmek iş i. cesaret. büzme * Büzmek iş i. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. unu k. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . büzdürme * Büzdürmek iş i. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. dedikodu yapı na engel olmak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. büzdürmek * Büzmek. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. torba vb. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. lması * Toplanarak büzülmüş . büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . ş kı k. aş nlı uk . * Kalı bağ ısona erdiğyer. kafadar. büzülerek dikilmiş olan.* Aş laşrma.). anüs. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. * Korku. zı lan * Buruş turarak. n ı n rsağ i * Yüreklilik. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. bir kenara çekilmek.

u msaklı tah açı yiyecek. * Karbon'un kı saltması . karş ksı fazladan. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . ey nan ey.. sert-çe vb. ).büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. aylar-ca. binler-ce vb. i büzüş me * Büzüş iş mek i. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. yavaş k. ş ı caba * Bir ş ödemeden. kış rı mak. onna k-ça. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. ı z. baypas. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. dil adları k-ça. üstelik. Rus-ça. usul-cacıvb. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. soluk-ça. -ca / -ce. cadalozlaş ma . "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. ı * Bkz. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. iyi-ce. biz-ce. na ca vb. ben-ce. . cabadan * Bedava olarak. ev-ce. türetir: Alman-ca. İ ngiliz-ce. c. -ca / -ce. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. açı mert-çe vb. kış müş rık. büzüş . * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. para vermeden alı ş bedava. * Fazla olarak. esmer-ce. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. iş cı * Bir tür ot. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. irret n. günler-ce. Türkçe vb. yaş vb. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. köy-ce vb. mı na -ca na sen-ce vb. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı .

* Çok güzel göz. ı atafatlı k. ş ı z ğ ı eyi irret. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. * Gösteriş fazla ş ş li. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. k. * Karık. fesadıçok olduğ yer. ya ş ı ş . * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. kapamak. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. * çok becerikli. cav. cafcaflı Caferî cağ cağ .* Cadalozlaş iş mak i. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. . cadı davranmak. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. uzaklaş ı p nı mak. atafat. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. arak ine lan * Huysuz. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. ihtiyar kadı n. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. * Büyük bez veya deri torba. iîliğ * Parmaklı korkuluk. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadde * Ş içinde ana yol. * saçı ı ık. çirkin. .

bilgisizlik. toyluk. * Cahil olma durumu. cahile yakır (biçimde). * Cahilce. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. cahile yakır (biçimde). yasa. toyluk. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. yerlerde atısuyun akması sağ . cahil kalmak * bilgi edinememek. m caka yapmak * gösteriş davranmak. toy (delikanlı kı veya z). cakacı lı k . lan. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. caiz * Din. bilgisi olmamak. duşbanyo vb. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. çalı satmak. yerinde sayı yakık olan. uygun. fiyakalı li durumda olmak.cağ * Lavabo. okumamı bilgisiz. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. caka satmak * gösteriş yapmak. cahiliyet cahillik * Cahillik. ş ı * Cahil gibi. cahil * Öğ renim görmemiş . genç. * Deneysiz. k nı layan zemindeki delik. banyo. * Gençlik. kabadayı fiyaka. çalı lı k. * Hamam. kuzu-cak vb. k. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. -cak / -cek. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. yapı nda sakı olmayan. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. bilgisizlik. . * Yol yiyeceğ azı i. caka * Gösteriş m. ini * gençlik. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. ş . cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . cakacı * Caka yapmayı seven.

cansı z. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . çeken. cakalı cakası z calî * Yapmacı . sahte. * (göz için) donuk. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. klı calip Calvinci * Celp eden. caka ile yapı gösteriş lan. çekici. içki. * Pencere. li. * Kadeh. e açları zarar veren.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. kayı kavak. * Aç gözlü. saydam. * Gözü takma olan. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. hortumları körelmiş kelebekler familyası . lan * arkası görünen. cakalanma * Caka satma. kanatları na camsı . ş effaf. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. Kalvenci.5-2. elma. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. tamahkâr. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. Kalvencilik.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. cakalanmak * Caka satmak. * Cakası olmayan. * Bkz. * Cakası olan. ile lan cam suyu . . Calvincilik * Bkz. meş ve gürgen ağ n. düzme. boyları ı k 1 1. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . camcı leri lan .

camcı elması * Ucundaki küçük. sergen. camlı ran k. * Kurnazlı hilecilik. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. vitrin. p tiren * Usta. * Evin içini pencereden gözetleme. * At alısatan veya yetiş kimse. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. heyecan verici gösterileri yapan kimse. camekân . camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. becerikli kimse. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. bisiklet vb. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. * Ser (II). hileci. cam yünü * Çok ince. k. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. üzerinde dengeye dayanan. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. * Kurnaz. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. * Yerde ve tel. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak.sı. * Gözlük. * Göstermelik. k. * Bir yeri. n i i. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. tehlikeli. at. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. cambaz akrobat. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. suyu bol. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer.

camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. camlanmak * Cam takı lmak. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. olan camekânlı kutu * Televizyon. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. cam takmak. camia camit * Topluluk. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. * İ alan. * Camlamak iş i. * Cansı z. camgöz canis). camı z cami cami * Toplayan. zümre. camlaş ma * Camlaş iş mak i. camlanma * Camlanmak iş i.camekânlı * Camekanı (yer). bir araya getiren. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. . yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). su sırı ğ . camekânsı z * Camekânı olmayan. içinde bulunduran. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. kömüş ı . boyu bir buçuk metre kadar olan. * Donmuş . kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). pembe. ile * Bu renkte olan. * Manda.

özü. ama. cı * Azrail. . i. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. dirlik. oda. can dostu. * İ n kendi varlı. cama benzer. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. sevimli. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. sevilen. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. nlı * Çok içten. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin.camlatma * Camlatmak iş i. nsanı ğ ı * Gönül. camekân. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . ş irin. * Kiş birey. . * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. * Güç. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. camsı * Cam gibi saydam. can bayı lmak * iç geçmek. eyin can alı cı * En önemli. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . en çarpı. * Çiçek. olan. * Yaş hayat. laş ş camsı z can * Camı olmayan. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. takatsizlik göstermek. camlatmak * Cam taktı rmak. can baş sı ı çramak na * çok korkmak.

can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. kıkı ). bunalma hâli. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. ini lamak. baş a baş * herkesin kendi canın. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir.can beraber * Çok sevgili. pek içten. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. pek içten (arkadaş n. ı rı n kı can cana. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. * sona ermek. candan. bitmek. can direğ i . can ciğ kuzu sarması er * içli dı. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. can damarı * En önemli veya hassas nokta. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. can borcunu ödemek * ölmek. tükenmek.

can havli ile. nı nda can korkusu * Bkz. davranı karş nda söylenir. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak.. yer. can havli. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. . can korkusu * Ölüm korkusu.* Kemanıiçinde. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. sı . * Yüreğ altı in ndaki bölge. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. güçlenmek. can kurban * Can feda. can kurban. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. sulu bir tür erik. can olmak * sevimli. can kulağ ı * çok yakıdost. hoş görünmek. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can noktası * En önemli husus. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile.. can havli * ölüm korkusu. can gözdesi * Sevgili. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. can kuş u * Ruh. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. gücü tükenmek. n arası can dostu * Pek içten dost. vurgulanması gereken yer. * En duyarlı yürek.

* canlanması yol açmak. ğ ı bunalı m. cana kı ymak * öldürmek. eziyet etmek. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. * ruha güç vermek. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. üzücü. can sı kmak * bı nlıvermek. can vermek * ölmek. na * bir ş çok istemek. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana yakı n * Sevimli. acı vermek. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. can tahtası * Göğ kemiğ üs i.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. eyi can yakmak * zulmetmek.). zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. cankurtaran yeleğ i. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. can yeleğ i * Bkz. cana yakı k nlı . can sıcı kı * Üzüntü yaratan. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. * üzmek.

saldı * çok fazla. arı * Acı z. n. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . * (tasavvufta) Tanrı . kötü ruhlu. n canan * Gönülden sevilen. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. canavar gibi olmak. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. yürekten. canavara uygun düş biçimde. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . ürkütücü bir durum almak. zalim (kimse). cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. samimî. gönülden. * Kurt. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r.* Cana yakı olma durumu. canavarca * Canavar gibi. *İ çtenlikle. istekle. ilgiyle. gönül verilmiş olan kadı sevgili. . * Korkunç. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. candanlı k * Candan olma durumu. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. . candan yürekten * içtenlikle. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. canavarlı k * Canavar gibi davranma. * Haş . yı cı rtı hayvan. ması * Köpek balı. tiz ses çı karan alet. *İ çten. candan geçmek * ölmek. yaramaz çocuk. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa).

canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. cengel. taze ve sinirsiz yaprak. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. ince dokunmuş .candarma * Jandarma. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. * Karıklı kargaş ş k. parlak. ı a. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. * üzülmek. rahatsıolmak. * aş duygulanmak. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. ipekli kumaş . canı mak acı * çarpma. sonucu acı duymak. tüyler ürpertici. tahammül etmemek. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. çok heyecanlanmak. arzulamak. canhı raş * Yürek paralayan. inde lmıbir ik . istek duymak. periş olsun. canı çekmek * bir ş istemek. için) canfeza cangı l * Bkz. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. * Bu biçimdeki gürültü. tok. acı . canfes * Üzerinde desen bulunmayan. vurma vb. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . kulak tı rmalayan. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek.

bir te . * ölmek. canı gitmek * özen gösterilen. bir iş zarar görmek. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. * çok yı pranmak. canı yerine gelmek. çok isteyerek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. ya. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . sabı z. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. * büyük sıntı düş kı ya mek. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. canı ksı çı n! * "ölsün. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. kı i * keyfi kaçmak. * acı deneme geçirmek. yarı öfkelenmek. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. canı istemek * heves duymak. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. canıkı sılmak * içi sılmak. * yarı üzülmek.

canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. öldürmek. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. canı gönülden. kendine bakmadan yaş amak. kendini koruyan. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. sen bilirsin. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. ndan canı geçmek. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. batmak. gücünü kazanmak. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. çok değ verilen. sağğ . * kendini öldürmek. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. * ruhu ş olmak. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. * birini öldürmeye hazı rlanmak. an canı rahmet na . canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. * (ca:nı çok güzel. canı dese. canı değ na mek * çok hoş lanmak.

fazla çalı rmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. * hiçbir ş esirgememek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. * birini öldürmeyi istemek. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. sabrı kalmamak. ey * bir ş çok düş olmak. yı prandı rmak. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. canı burnundan getirmek nı * çok yormak.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. çok yormak. bezmek. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. * canı verdirecek kadar memnun etmek. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. nı * sıntı sokmak. bı kmak. eye kün canı yakmak nı . zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. neş kaçı esini rmak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. çok sevmek. canı susamak na * ölmek istemek. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. canı çı nı karmak * hı rpalamak.

kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. amandı ra. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. fosforlu ş lan. çok sıntı zarara sokmak. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. ş ı * Cani olma durumu. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . ambülâns. yacı * Cani gibi. cani canice canilik canip * Yan. * bir kimseyi. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. çok sevmek. ı sı m . nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. canice. taraf. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . kı . yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. caniyane * Cani gibi. * Cinayet iş lemiş olan kimse.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. filika. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. kürekli sandal. caniye yakır (biçimde). kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak.

ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. yaş ayan. hayat dolu. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. canlı canlı * Diri diri. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. canlı kazandı lı k lı k ran.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. henüz ölmemiş . * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. diri duruma gelmek. hareketli. (birinin) kı ı girmek. * Heyecanla. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . lı k. lokal vb. lına ğ * Yoğ unluk. . dirilik getirmek. * Kiş tirme. * Güçlü. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. etkili. canlanması yol açmak. f. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. ayı iş k. etkinlik kazandı rmak. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlı * Canı olan. * Etkinliğartmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. canlanma * Canlanmak iş i. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. na * Yaş atmak. hareketlilik kazanmak. i * Depreş mek. canlanmak * Gücü artmak. * Canlı tazelik. diri. var gücüyle. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i.

mecalsiz. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. cansı k zlı * Cansıolma durumu. nı cantiyane * Kantiyane. * Canlı olmayan (varlı camit. * Güçsüz. cansıgibi. hilozoizm. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. z * Hareketsizlik. hareketlilik. * İ uyandı lgi rmayan. . k). cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . * Neş elilik. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . * Durgun. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . capcanlı . z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. özveriyle. cansıcansı z z * Cansıolarak. cansiparane * Canı verircesine. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. una canlı lı k * Canlı olma durumu. nı ine ş . nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. alıyla i anda yapı yayı lan n. sönük.

(bir car * Çağ. * Akan. yürürlükte bulunan para. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. yaygaracı . cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. k. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. tellâl ile duyurma. ilân. haykı rmak. imdat. ilân etmek. na * Fermuar. rı * Tehlike durumu. * Geveze. yardı m. carlamak .* Çok canlı biçimde). * Olagelen. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. carcar carcur * Bkz. nları na af. yürürlükte olan. car car * Çok ve yüksek sesle. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. gürültülü bir biçimde (konuş ma). cariyelik * Cariye olma durumu. car etmek * nara atmak. alıp satı rı p nı labilen. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. ş arjör. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. geçen. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . carlama * Carlamak iş i. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden.

cav * Bkz. cartayı çekmek * ölmek. hiç tüyü olmayan. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. çaş ı t. carlı carsı z * Carı olmayan. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. * Yellenme. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. çağ (II). * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. duyurmak. çaş k. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. çok söylemek. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. abartısöz. * Birdenbire ve gürültü ile. cavlağçekmek ı * ölmek. cavalacoz * Değ ersiz. rı plak. z. * Çılçı örtüsüz.* Bağ ı konuş rarak mak. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. cavlak . (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. haykı lân rmak. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. casus casusluk * Casus olma durumu. nara atmak. * İ etmek. önemsiz. derme çatma. ey rtı rken kan * Carı olan.

cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. gürültü. yı lma sesi. plak * Ölmek. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . caydılmak rı * Cayması lanmak. çı k. gürültülü ses çı kartmak. yı ldını ı ı lı r. kararı döndürülmek. dönek. cayı rtı *Ş iddetli yanma. * Caydı işveya biçimi. tüyünü dökmek. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. * Kavlamak. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. etkili olarak. çı kalmak. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. cayı ş * Caymak işveya biçimi. *Ş iddetli.* Çı tüysüz. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. i . caydıcı rı * Kararı ndan. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. sözünden döndürücü. vazgeçirmek. kararı döndürmek. plak. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. uzun. vazgeçirilmek.

kararı dönmek. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Caz müziğçalan orkestra. cazibedar * Çekiciliğolma. * Sözünden.cayma caymak caz * Caymak iş i. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. alı . mek cazibeleş mek . * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. * Alı alı lı çekicilik. mlı k. albeni. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. * Fitneci. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. * Cazgı r olma durumu. vazgeçmek. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Çekim. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. m. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra.

albenili. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. albenili. . alı duruma gelmek. cazlı cazsı z * Cazı olan. elveriş lgi ran. li. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. cazı r. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. ı ı rlı * Çekici olmayan. alı z. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. alı . * Cazı olmayan. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . alı . mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. mlı cazur cazur * Bkz. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . ağ ğolan. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. * Çekici.* Çekici. mlı cazibeli * Çekici. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . mlı * Önemli. alı duruma getirmek. msı * İ uyandı çekici. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. * Kucak çocukları.

zorba. cebi delik (kimse) * para tutmayan. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. -ca / -ce (II). a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. -ca / -ce (I). ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. * Ekilmemiş tarla. savurgan. cebbar * Zorlayı. çekiş raş mek. z. * Sahipsiz. Tanrı . * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. açıgöz (kadı k n). tı kulu ndan nı cebel * Dağ . savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. cebine indirme. onaran ve bakı ile görevli bulunan. zorba. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. * Bkz. cebelleş me * Cebelleş iş mek i.-ce -ce * Bkz. * Silâh. zorbalı ndan k. züğ parası ürt. münakaş etmek. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. ekime elveriş olmayan yer. tartı ş mak. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. cebe * Zı rh. cebin . cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. merhametsiz. cı * Kudret sahibi. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. ldı * Becerikli. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. * Acı z. cebelleş mek * Uğ mak. boş toprak. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker.

cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . n mı nda lantı kuran matematik kolu. kendini tutma. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. zı nda .* Korkak. lan. * Alı yüz. zoraki. koaptör. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cı k. zorlayı ş . cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. zor kullanarak. fatalizm. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. süyek. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. n. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . cebirsel * Cebirle ilgili. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. cebren cebretme * Cebretmek iş i. cebretmek * Zorlamak. kaplanan levha. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. cebriye * Yazgılı kadercilik. larak rı * Zorla. cebrinefs * Kendini zorlama.

ceddine rahmet! * "aferin. ı r . cefakâr * Cefalı . eziyet. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. bir çı da. guş a. tamu. sıntı kı çekmek. cefa * Büyük sıntı kı . üzgü. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cehennem gibi * çok sı cak. lak * Yeni. kı ya. eziyet etmek. . rpı cehalet * Bilgisizlik. bilmezlik. cehdetme * Cehdetmek iş i. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. Cedî cedit cedre * Guatr. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. ş lara n * Çok sıntıyer. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. * Oğ burcu. cefalı kı ya katlanan. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. cehdetmek * Çalıp çabalamak. eziyet. cefa etmek * üzmek.

cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. -cak / -cek. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. * Çaba. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. acı z kimse. * Kök boyası gillerden. cehennem olmak * defolmak. cehennem gibi. kalçayı örten. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). istediğyere kadar gitsin. ceht -cek * Bkz. . korkum yoktur" anlamı sövme. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. yakı. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. k * Hamamıocağ külhan. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. çabalama. Jaketatay. meli. kollu giysi. ıkta bozulmayan beyaz kristal. meyve. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. bilmezlik. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. iğ irip .cehennem ol * defol!. n ı . ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. ı lan. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). * Bkz. * Üzücü. yün. * Pamuk. havaya dayanı .

keçi. celeplik celî * Koyun. celâllenmek * Öfkelenmek. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. iri sı celil * Çok büyük. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). katı ması yürekli. cilâlı . ululuk. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. ikâr. cellât gibi * acı z. * Hı n. ğ ı n * Topkapı . * Öfke. kı nlı zgı k. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. * Acı z. * Parlak. kı zmak. keçi. zalimlik. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. Galata. celâllenme * Celâllenmek iş i. celâllice celbe celep * Koyun. celp . * Celâlli gibi. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. coş rçı kun. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. * Avcı çantası . n * Katı yüreklilik. k. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. * Tanrı n sı ndan biri. kolaylı suç iş kla leyen. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. * Büyüklük. zalim. * Açı aş k. celâlliye benzer.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. ulu.

celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cemaatli * Cemaati olan. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. ı dı rı celse * Oturum. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. celseyi açmak * oturumu açmak. celp etmek * kendine çekmek. * İ kalabalı. * Mahkeme tarafı dava edene. . celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . kendi üzerine çekme. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek.* Getirtme. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. çağ belgesi. çağ belgesi. z klar. cemaatsiz * Cemaati olmayan. celpname. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . * getirmek. a cemaatimüslimin * Müslüman halk.

cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. * Toplama. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. cemi * Bütün. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. hançer. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . toplam olarak. hepsi. * (erkek için) Güzel. büyük tövbe ayı . toplum. hepsinin tamamı . bir araya getirmek. * Tanrı n sı ndan biri. cemetmek * Toplamak. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. cemilenmek * Çoğ ullanmak. cem'an yekûn * Toplam olarak. (bir ş eyin) tümü. ul. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. veya iyi yla . cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. çokluk hâline getirmek. (bir ş eyin) hepsi. n * Gönül alı davranı cı ş . cemiyet * Dernek. * Düğ ün. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. küçük tövbe ayı . * Topluluk. * Çoğ çokluk. hep. cemetme * Cemetmek iş i.* Toplayarak. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. * Toplama.

cemiyetli cemre yükseliş i. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. gömmek. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. cenah * Kuş kanadı . ş * Cenaze töreni. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. kötü. cenabet * Cünüp. cendere * Bir ş sı eyi kmak. rlanmıinsan ölüsü. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. Tanrı . pres. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . * Pis. cenap cenaze cendereleş me . taraf. ndan * Saygı . * Cemiyet içinde geçen. * Yan. lerde lan * Manevî baskı . cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. pazı . Cenabı hak * Allah. derli toplu. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. cenaze gibi * benzi sararmı ş . cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . * Kol. dağ k olmayan. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni.

öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. * Cenkçi olma durumu. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. mek. * Büyük çaba. kan. çekiş raş me. dövüş çı k.* Cendereleş iş mek i. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. kan. mak. iyilik yapanları günahsı n. çekiş münakaş etmek. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). uğ . . çü. kla mın mı . cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. cenkçi cenkçilik * Savaş. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. ehri) ndan cengâver * Savaş. cenk etmek * savaş mücadele etmek. a cennet * Dinî inanı göre. kanlı çülük. cenk * Savaşkavga. * Atı ş mak. zları a acakları yer. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. kavgacı çı . huzur veren yer. uçmak (II). * Çok güzel. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. cenkleş mek * Savaş mak. kavga.

bakı (yer). cennetmekân * Cennetlik. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Centilmene yakır davranı ş ı ş . ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). nda cennet gibi * güzel. * Güneyli. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. kibar (erkek). i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. saygı görgülü. * Güzel. çok cennete çevirmek * temiz. * Henüz pek küçükken ölen bebek. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. güzel bir yer durumuna getirmek. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). mlı cennete dönmek * güzel. güneye özgü olan. anı r. centilmen * İ arkadaşk eden. güney. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. cennetmekân. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. bakı . * Güney. yi lı lı . . cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. alı kadı mlı n. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden.

cı cephaneci * Kara. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. çökertme. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. ğ abilecek boyda" anlamı verir. ı n ü * Yan. cepçilik cephane * Yankesicilik. . cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. taş ı nabilir. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cephe * (yapı larda) Yüz. cebe girecek biçimde küçük kitap. * Belli bir düş ünce. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cep saati * Cepte taş saat. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. alnaç. kablosuz telefon. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. yön. cepçi * Yankesici. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. taraf.

cepheli cepken cepleme * Yönlü. direnmek. rin cerahatli * İ toplamı irinli. * Kolları rtmaçlı uzun. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. ndan cer * Çekme. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. değik cephelerde savaş iş mak. cebine indirmek. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cepten vermek * kendi kesesinden. sürükleyerek götürme.cephe almak * hası durumu takı m nmak. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. ceplemek * Kazanmak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. rin ş . cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. bir düş ünceye karşolmak. cepheleş mek * Bir düş ünce. yı bilmemek. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. z * Ceplemek iş i. cephelenmek * Cephe oluş turmak. * Yara. . kendi malı ödemek. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. cerahat *İ rin. taraflı . bir sa. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i.

akı akı . eyin me. * Aynı ilimde olan. girginlik. * Beceriklilik. * Yara. inanç. veya iddia için) Çürütme. * Süvari kolu. * Girgin. * Kurnazlı hilekârlı k. * Akı m. yapı lmak. k. cerh etmek * yaralamak. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. mlı cerh * Yaralama. * Bir yöne doğ akma. hareketi içinde yer almak. cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Akı . ceride * Gazete. * Tutanak. rin ş . ru ş ntı . kayı t defteri. ceriha cerime . dilli. cerbeze * Güzel konuş ma. kolaylı ve inandıcı söyleyen. cereyanlı * Akı lı ntı . cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. ceren cereyan * Ceylan. mı cereyan etmek * geçmek. olmak. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * Bir ş geliş olma durumu. * çürütmek. * (bir düş ünce. * Cereme. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek.

3. * Çekinmezlik. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. cerrar * Çekici. iri. cesamet cesametli * Kocaman. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. yüreklilik. k * Dilenci. lganlı * Büyüklük.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . * Önemsiz yaraları tiren kimse. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. iyileş * Cerrahlı ilgili. sürükleyici. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak.Ö. irilik. . cerrah * Operatör. yüzyı 9. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. yüreklenmek. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. davranı güç almak. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. atı k. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. * Zorla para alan (kimse). kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. . cesaret pekliğ i. e mek. Cermence * Cermen dili. yiğ yürek ve göz inin u itlik. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak.

yüreklice. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. cesur cesurane * Cesaretle. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. yüreklilik. * Çekingen. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. i. naaş . cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. cesaretsiz * Yüreksiz. * Ölü vücut. cesaretli. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. yüreklenmek. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. yüreksizlik. yiğ i. yürekli. . yiğ lgı ğ ı itlenmek. yiğ itçesine.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. cesurca * Yürekli. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. yiğ i. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. yüreklenmek. yiğ itlendirmek. kocaman. yiğ it. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. iri. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. itlendirme. korkutmak. ceste ceste * Azar azar. ceste * "Azar azar". cesaret vermek. ceset cesim * Büyük. birini yüreklendirmek. itlenme.

bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. tlandılma. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. erli lar. ş an cesurluk * Yüreklilik. * Liste. yakut gibi değ taş mücevher. dereceli veya derecesiz. cevaplama * Cevaplamak iş i. karşk olarak. yanı e. cetbecet cetvel çizgilik. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. . * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. çizelge. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. lganlı cet * Dede. yapı rmak) ş tı * kesin. * Ark. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. inde * Elmas. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. mücevherci. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. cesur gibi. cevaplamak * Bir soruya. iyi sonuç alı nmak. su kanalı . tahtadan.* Cesura yakı biçimde. * Atalardan beri. * Atı k. p * Bir soruya. * iyi sonuç vermek. cevaben * Cevap olarak. ya ı lı t. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. ya ı lı tlamak. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. ata. yanı e. gözü pek olma durumu. büyük baba. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. soyca.

cevelân cevher * Dolaş dolanma. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. . yi * Töz. eyin * Değ süs taş mücevher. uygun bulmak. ıı lında cevaz * İ müsaade. erli. en aç (Juglans regia). * İ yetenek. karş ğ vermek. i. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. üzgü. u rı ktan * Cevheri olan. niş acı lı astalı yemişkoz. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. * Bir ş özü. gezinti. gezinme. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. hata yapmak. * Bu ağ n yağ. maya. ş ş ta . cevaz vermek * hoş görmek. erli ı . ı z. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . uzun ömürlü. gevher. yanı. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. bir tepki göstermemek. karşğverilmek. * Eziyet. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. i. * Cevheri olmayan. zin. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. ma. yanı rmak. yanı rı lı tlandılmak. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . cefa.

bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. . * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. ceza çekmek * hapiste yatmak. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. ceviz katı ş lmı . antına. ı ı rlını kı ve . üne. rı * (görevli. hareketlilik. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. cevretmek * Eziyet etmek. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. ş ları kı . suçluya) para cezası verdirmek. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. *İ kizler burcu. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. gazal (Gazella dorcas). sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. zarif. ceylâna uygun biçimde.cevizgiller * Örneğceviz olan. cevizî cevizli * Cevizi olan. ceza alanı * (futbol. memeli hayvan. sıntı veren uygulama. çöllerde yaş ayan. na. i tanı ince bacaklı nan. boynuzlugiller familyası ndan. atmosferik. hentbol vb. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. acın u * Cevretmek iş i.

tecziye edilmek. cezalandılmak. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. mahpushane. ceza verilmek. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. ceza yemek * cezalandı rı lmak. * hükmedilen cezayı bitirmek. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . kin. . ceza yazmak * Bkz.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. cezaya iliş cezaya dayanan. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ı r kanı ceza sahası * Bkz. ceza kesmek. ceza vermek * cezalandı rmak. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. cezaî * Ceza ile ilgili. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. ceza alanı . ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. hapishane. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. * para cezası ödemek. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. cezalı * Cezalandılmı(kimse).

cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. * Köklü. cezbetme * Cezbetmek durumu. temelden. saplı . radikal. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. * Etkileyerek kendine bağ lama. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. rı ş . açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). kendini kaybetmek. ş vb. * Kahve piş irmeye yarayan. * Kendine çekme. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. cezbetmek * Kendine çekmek. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. * Cezbesi olan. kendinden geçmek. e ru Cf . cezir * Kök. bağ lamak. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. kökten. * Alçalma. * Cezayir halkı olan (kimse). silindire benzer küçük kap. kendine özgü mavi.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . * (denizde) Ada.

cı dak * Mı zrak. sigara. türkü-cü. çartı r. yavru-cuk. iş leyen yara. simit-çi.usulca-cıvb. z. kürk-çü vb. balı . ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. f ve * (ık için) Güçsüz. köfte-ci. * Atıiki omzunun arası n . -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . na fat l. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. nahif. * Derin. büyük çı ban. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. cıl bı * Çı plak. * Bkz. cı gara cı k * Bkz. * Yoksul. erini . sönük. l. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. hı rpalanmak. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. * İ organlar. ç * Mı zrak.* Kaliforniyum'un kı saltması . * Derisi soyulmuş et. -cı -ci. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. su-cu. çekap. * Gücünü. ama k. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. zayı flamak. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. öpü-cük vb. * Süs. gram. k-çı * Çok zayı güçsüz. eneze. değ yitirmek. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. CGS * Santim. cık cı * Güzel. fat cı k. dara-cı bir-i-cik vb. ev-cil vb. parası geçim darlı çeken.

cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. * Cı olma durumu. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. vı *İ rinlenmiş . cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . * Cık. boş veya bozuk çı kmak. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). * Filiz. lan . doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. * Sözünün eri olmayan. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. üm. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. cı etmek lk * bozmak. mı . cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. cı çı lk kmak * kusurlu. züccaciye. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. çürütmek. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. mbı cı k ncı * Bardak. kadeh. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. kolye gibi ş eyler. lı z * Bozularak kokmuş . sürgün. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler.

fınlarda. f. cı rlatma * Cı rlatmak iş i. cingil. a . cı r rcı cı r böceğ rcı