Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahenksizlik * Uyumsuzluk. düzenli. uyumluluk. değ verilecek bir ş değ er ey il. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. . ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. * Eğ lenceli. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . düzensizlik. uyumu sağ lamak. ahenksiz * Uyumsuz. * Eğ lencesiz.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ı ı r r. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahenk vermek * düzeni. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenkli * Uyumlu. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . ağ r. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. soy. ahfat * Torunlar. * Yavaş ı . ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. . birliğsağ i lamak. ahenktar aheste * Ahenkli. düzensiz. ı ı r r. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek.

* Bkz. * Son zamanlarda. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Bkz. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. sonunda. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. . ahret. ant. ndan ahi Ahilik * Cömert. bakı z. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. son olarak. i * Antlaş ma. cömertlik. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. harap duruma getirmek. k * Son. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. . inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. Muhammed. değ verilecek bir ş değ er ey il. en sonra. * Devir. sonraki. zaman. * İ ömrünün son yı . eli açı k. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. ahretlik. zanaatçı im . dağ k. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. yakı nlarda. son günlerde. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. ancak 2. ahı r. * Sonra.

lar. eslâf karş . ahitname ahiz * Alma. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. rdı. kötü gibi sorunları inceleyen. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. bilir bilmez konuş larda mak. kuş aklar. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. alı. ahlâk dı ş ı * Töre dı. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. ma. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. * Birinin yerine geçenler. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . halefler. güzel huylar. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. iyi. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. . ahlâf ahlâk bilim. antlaş anlaş ma ma.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. etik. reseptör. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. yi ahlâk bilimi * Yarar. * Kabul etme. * Antlaş belgesi. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. ahitleş mek * Antlaş mak.

k k raşrı ahmak . z * Ahlâk kuralları uymama. * Ahlâk bilimi. ögeler. ah çeker gibi ses çı ç karmak. * Bir karım içindeki parçalar. * Bu ağ n. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. reti. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. moralizm. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . ahmağ yüz. ahlâksı davranı na zca ş . yasaları uyum içinde olma. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. yol iz bilmez kimse. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). terbiyesiz.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. bir il. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. aç. ah etmek. na * Dürüst davranmayan. * Gülgillerden. * İ çekmek. na lı * Ahlâka uygunlukla. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. kötü huylu. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. * Kaba adam. bunlara uygun davranan (kimse). ahlâkla ilgili. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en.

ı r * Dinî inanı göre. ahret yolculuğ u * Ölüm. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. sı ahraz ahret dünya. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. budala. ahş a . aptal. sağ ve dilsiz. aptalca. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. r iş ahretlik * Besleme kı z.* Aklı gereğgibi kullanamayan. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. bön. ş ahmakça * Biraz ahmak. * Bir an için ş alayıbocalamak. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. ş k. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ve an mur. * Dilsiz. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. aptallaş mak. ş . aptallaşrmak. lsı k.

* Güzel. * Olaylar. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ince. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahududu * Gülgillerden. ahval * Durumlar. rnaş k. sı nları * Eşkarı . er eyler. ş . bağ ı ciğ gibi ş rsak. kabul etmek. ahzetmek * Almak. * Ait olma durumu. karaca. ahş ap * Ağ açtan. . * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. çocuklar. yayı yla e. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). tahtadan yapı ş lmı . karı ı na . ahu * Ceylan. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. vaziyetler. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. aç i. zarif kadı n. * Kesenek. kı zı rmı renkli. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus).* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahu parçası * Çok güzel. . * çok güzel. aidat * Ödenti. iliş kinlik. ahzükabz * Kendine mal etme. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. hâller. * Karı . çekici. lan. koca ve çocuklardan oluş topluluk. koca. * Davranı ş lar. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. m m. * Bu bitkinin duta benzeyen. polip. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. ahzetme * Ahzetmek iş i. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. çekici.

* Ailece. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. anlaş sevgi ve hoş ma. en. * Aile ile ilgili. doğ kontrolu. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. ajan * Ailesi olmayan. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. -e düş kin. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. için. iliş iliş ilgili. birine düş mek. u. geliş i ev. kla i. ik. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. yakı ş ı n. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. *İ lgilendiren. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . * Bütün aile birlikte. birinin olmak. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı .* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. aile adı * Soyadı . aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. görü. hayvan veya bitki topluluğ i u. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. .

görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. ak demir * Dövme demir. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. rahat. casus. * Kar. andaç. -ak. katarakt. küre-k vb. * Bazıeylerde beyaz bölüm. yat-ak vb. kı sı * Beyaz leke. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. layan iş kolu. * Temiz namuslu. bı tara-k. perde. beyaz. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. iş ğ ı iş görevlisi. gözenek. ı tı * Bu renkte olan. * Ajanıgörevi. kara ve siyah karş .* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. temsilci. * Sınt ız. ç-ak. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . ak benek benek. gözenekli. * Bu iş kolların çalı ğbüro. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. süt gibi ş eylerin rengi. un için ş an * Bir kimsenin. ak basma * Ak su. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. ele-k.

ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . lodos. ak pak ak pas * Lâhana. ak kan yangı sı * Adenit. parlak. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. turp. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. süblime. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. sülümen. ayıise pratı ak kan * Lenf. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. ş algam. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. omuriliğ dıtabakası an in ş . ayıkiş lar. akabe * Güneyden esen rüzgâr. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. k nı diğ lan ak gün ağ r. abey. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). ak pak * tertemiz. *İ zmarit. * Bembeyaz. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. istavrit. . akı karası geçitte belli olur.ş . ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. temiz.* Bkz. çok zehirli. beyaz bir toz. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. * saçı sakalı armı ağ ş .

kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. çay. i. küçük akarsu. hemen ardı ndan. akademi * Bilginler. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. yazarlar. ardı ndan. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . mecra. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. i akak . ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı .* Tehlikeli. akağ aç * Gürgengillerin. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. hemen arkadan. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. lar * Yüksek okul. vinti * Eğ inişfazla olan yer. sanatçı kurulu. * Akarsu yatağ yatak. oluk veya baş araç. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. drenaj. * (su için) İ yeri. akademik * Akademi ile ilgili. ı . * Maun. * Yer altı oluğ su u. ark. * Maundan yapı ş lmı . imi. dere. lan ka * Kanal. akabinde * Arkası ndan. sarp ve zor geçit. * Yer altı suları toplayan tesisat. i akademisyen * Akademi üyesi. * Bilimsel niteliğolan. su yolu. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Irmak. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba).

boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). sokucu veya emici knaz lı . eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. * Kesintisi olmayan. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . zamk.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. * Sürekli iş leyen çı fistül. motorin gibi yakı n satı ğyer. arız. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. acınkine benzeyen. beyaz çiçek veren. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. söyleyeceğsöze yer kalmamak. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akasya * Baklagillerden. ları üsle ik. * Kaplı ca. yaban lı cı asması . * Küçük akarsu. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. bağ mülk. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. tarla. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. sonuçsuzluk. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. meteor. ban. ahap. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. * Baş sı k. güzel kokulu reçine. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). gaz. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. akarca * Kemik veremi. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. dükkân. sık. ı . akamet * Kırlı verimsizlik. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. dükkân gibi mülk. Meryem ana asması (Clematis vitalba). akan sular durmak * itiraza. lan aç * Baklagillerden. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). ksı akaryakı t * Benzin. en acı m acı . gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. olan bir taş . ağ ş en ma. kül renginde. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. z. aralı z.

başve boynu çı olan. akburçak akciğ er organ. erin. geniş büyük olan. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan.akbaba * Akbabagillerden. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . kın ı kılara göçen. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . akbakla akbalı k * Kuru fasulye. akça armudu * İ kabuklu. nda . kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . beyazca. rmak yı nda ayan. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. etli akça pakça . beyaz kabuklu. * Bkz. bronş çuklarıson bölümü. nce . akbuğ day * Kurak iklime dayanı . * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . (Bemicla). n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. oldukça büyük. * Sazangillerden. ekmeklik buğ klı day. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. akçe. bataklı ı ve göl kıları yaş k. eti kı klı lçı . * İ htiyar. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. sarı ve sulu bir tür armut. ile lan k * Akya balı. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. leş beslenen. plevra. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden.

parayla ilgili. akdarı * Buğ daygillerden. güzel (kadı n). lı akçe * Küçük gümüş para. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . * Her tür madenî para. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. n akçöpleme * Zambakgillerden. . çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). akçakavak * Akkavak.* Beyaz tenli. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. lam aç. akçalı * Paraya bağ. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). malî. keşleme. akdedilme * Akdedilmek durumu. yaprakların uzun. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. . * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. geniş nı olması . Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). akça yel * Güneydoğ udan esen yel. Akdeniz humması * Malta humması . akdetmek . akçık llı * Akçı l olanıdurumu. rengini atmak veya atmıgibi olmak. akdetme * Akdetmek iş i. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden.

l. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. üt. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. eninde sonunda. ğ lan akı l * Düş ünme. akı l. k m). okunabilen. sonuç. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. bir yla an ğy). ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. cı * Söz. * Sonunda. muahede. anlamca açı(anlatı selis. nda. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. us.* (mukavele. * Hafı bellek. * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. akı cı * Akma özelliğolan. k * Düş ünce. . yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. . * Öğ salıverilen yol. kanı . kara saçlı . lan akı seyelân. aksungur. cathartica). tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. ve mı cı i. akılı cı k * Akı olma durumu. akı karası ak kara * beyaz tenli. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. i lan * Beyaz renkte olan dut. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). za. kara gözlü. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. i * Kolay söylenebilen. anlama ve kavrama gücü. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi.

ş lı ı k. deli.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . sı nı rrı çözmek. na na akı l almak * danı ş mak. * Us dı. akı l erdirmek * anlamak. . herhangi birinin aklı gelebilir. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. vaktinde hatı rlamak. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. yirmi yaş i. sı nı unu rrı çözememek. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. irrasyonel. en içeride çı azı i. inanı lacak lmaz. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. ajanda. ru il. insanıaş rtı şı rtmak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. gayriaklî. akla uygun gelmemek. görüş almak. not defteri. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. l dı ı sı . gerçeğ uygun olmayan. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. muhtı defteri. akı l almamak * inanı gibi olmamak. e. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu.

ünce. akı retmek. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. . mak. akı çı ldan kmak * unutulmak. akliye. n l var. akı lcı * Akı lı ilgili. zeki kimse. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. akı l kutusu * Çok akı. umudunu kesmek. akı ı nı l vermek. yol göstermek. akliye. usçu. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. usçuluk. lda akı tutmak lda * unutmamak. unutulmamak. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . davranıbeklenmeyen (kimse). llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. in ini. * kafa yormaya gerek yok. rasyonalizm. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. rasyonalist. kartı ini reti. akı kalmak lda * akı yer etmek. rasyonalizm. unutmak.

ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. ı lan laş n ndan * Uslanmak. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. akı uslu llı * Akı olarak. uyanı k. n. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i.akı çı ldan kmak * unutmak. dengeli. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. yaramazlıetmeyerek. lı nı ş llar . akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. akı çı ldan kmamak * unutamamak. . akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. tasarlamak. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. n. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. ru. ru * Akla yakı doğ makul. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. llandı i. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. aklı baş getirmek. aptal. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. * Akı olma durumu.

n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. yöntem. * Düş toprakları tedirgin etme. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. * Akı olma durumu. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. anlayıkı i li ş t. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . yer değ tirmesi. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. akümülâtör. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. amperölçer. hücum. düzensiz ş söylemek. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . üş * düş ülkesine saldı man rmak. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. cereyan. ncı akı n akı lı ncı k . akı mtoplar * Akü. baskı yapmak. k akıetmek n * toplu olarak gitmek.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. eyi lsa akı z lsı * Aklı . akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. üş mek. * Debi. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. siyasette. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. ş kan ş ı iş * Sanatta. * Hava. yı rma. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. cereyan tarz. forvet. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . hareket. akı m * Akmak iş i.

tedirgin etmek. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. i * Geçip gitme. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. * Akı n. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. eğ meyilli. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . akı lı ntı * Akı sı ntı olan. n ru iş m. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). * Eğ eğ meyil. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. akı ş * Akmak işveya biçimi. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. akma.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. ş kan i . ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. akı cereyan. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. sürüp gitme. akı ile birlikte sürüklenmek. ik. im. iklik. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. seyyal. uzun bir balıtürü. çam sakı.

saydam. ş veya pekmezle yoğ . süt. akı ş malı * Akı özelliğolan. dökmek. akide. yağyumurta. kalseduan kuvarsın bir türüdür. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. parlak ve değ bir taş erli . durağ mazlı ı iş an. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . eyler lan. . akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. akı tmak * Akması sağ nı lamak.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. akil baliğ olmak . akması yol açmak. ağ güç eriyen ş ı zda eker. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). akide ş ekeri * Bkz. erin. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. nı akil * Akı. n nları na ru * Un. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. din inancı eye lanı . ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. n. yarı ı . ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. * Enli bilezik. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen.

kontrat. iri ak kanatları n. akilâne akim * Kır. evirtim. ırı böcekler topluluğ termitler. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. akkirpani * Ak. tartılması yol açmak. sözleş veya mukavele yapan. . . döl veremeyen. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. fakat kirli. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. kaba karık yapağ . ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. ağ burun.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. me. akçakavak. göz etrafı ı z. ı z iyi miş lısıcı u. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. verimsiz. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. baş sı arız. ilgi veya tepki yaratmak. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. yansı yankı ı k nı tı cı ma. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. . su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. baş sağ arı layamamak. ile en lem. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. * Nikâh. parlak bir yüzeyde görünmesi. * Bir cismin. eyin ka ey ğ ı * Evirme. iri baş. termit (Termes). akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. * Akıca. sı * Sonuçsuz. akkaraman * Vücudu beyaz. * Akkor olma durumu. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. Hollanda kavağ(Populus alba). * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak.

akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. temizlenmek. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. düş ünülemez. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı.vb. çı racak gibi olmak. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. maile. akla yatkı n * uygun. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. * Baş lı arıgösterilmek. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. . ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. makul. değ olarak nitelendirilmek.. akla gelmedik * düş ünülemeyen. akıca. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. zı ldı vanadan çı kmak. i. ibraname. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. akla hayale gelmez * inanı lmaz. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. tebriye etmek. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. aklama * Aklamak iş ibra. sı nı ndan * Aklanmak iş i. güçlüklerle karş mak. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir.akkuş akkuyruk * Atmaca. n i. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). makul. ibra etmek. it-ekle. yı cı kuş rtı bir .

sorun üzerinde toplayamamak. ağ armak. ak renkli. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . akı ince. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. kendine gelmek. * Akı bulunan. kusursuz. . beyazlaş mak. çok korku geçirmek. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. llı * doğ dürüst. beraat etmek. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. ş ı aş rmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. çok korkmak. eyin ine * uygun bulmamak. temize çı kmak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. beyazlaşrmak. aklı almamak * anlayamamak. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. aklaş mak * Ak duruma gelmek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. kavrayamamak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. * bir ş olabileceğ inanmamak.

nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. aklı evvel * Akı geçinen. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. aklı ra sı * aklı sandına göre. llı * Ak olma durumu. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. nı aklı evvel * Densiz. * Kendisini en akı sanan. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. bocalamak. ndan um ey . aklı oynatmak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. nca. olacağ inanmak. * çok beğ enmek. bayı lmak. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. düş üne göre. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. * akı olgunlaş lca mak. tatmin olmak. aklı karalı * Akı karası ve olan. sağ duyu sahibi olmayan. umduğ göre. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. korkmak. münasebetsiz. beyazlı siyahlı .aklı ermek * anlayabilmek. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. ilerisini görememek. ş ı ı nı aş rmak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. düzgün. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak.

aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. bir düş ünceye saplanı kalmak. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. tasarlamak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. anı msamak. aklı eyin ine almak. kı namak. aklı düş na mek * hatı rlamak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. * düş ünmek. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. * bir ş yapmayı ünmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. ey * kararlaşrmak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek.aklı mda! söz. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. çok istemek. davranmak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. * olabileceğ inanmamak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. bir ş telkin etmek. na . kavrayamamak.

* gereksiz. aş nca lsı ler . hiç unutmamak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. ldı * akı şiş yapmak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. bellemek. aklı oynatmak nı * çı rmak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. aklı olsun! nda * unutma!. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. kararı caydı ndan rmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. tasarlamak. aklı tutmak nda * öğ renmek. aklı ra. * unutmamak. * ayartmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. baş çı tan karmak. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. yersiz iş yapmak. çok ş ı aş rtmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. * hatı rlamak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak.

. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * Akı ilgili. akı rı zı ndık. yersiz düş ünmek. mak. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * (zaman için) Çabuk geçmek. * Art arda ve toplu olarak gitmek. lcı k. * Sürüp gitmek. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. katı lmak. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. * Akı l hastalı uzmanı kları . mek. akla dayanan. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. * Karı ş mak. * Sağ duyu. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. kları * Akı lı usçuluk. * Reçine.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. çam sakı. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. keçi mantarı (Agaricus campestris). * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. akma * Akmak iş i. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. rasyonalizm. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer.

akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akordiyoncu * Bkz. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akortlanma * Akortlanmak iş i. gölet. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akortsuz. akordeoncu. akort edilmiş . akortsuz . hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akordeon. akordiyon * Bkz.akmaz * Durgun su. akortlatma * Akortlatmak iş i. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. ses veren araçları ayarlamak. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. eş eden. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . düzenlemek. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. uyumsuz. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akortlu * Akordu olan. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma.

yaş k. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. * Biri. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). ür. uyumsuz. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. örneğakrep olan takı . yaş boydaşöğ ça ı t. Zodyak. diğ erinin sonucu olan ş eyler. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. * Yaş denk. akromatik . Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. akort edilmemiş . sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. sı rı * Kredi mektubu. * Cambaz. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. akrobatlı k * Cambazlı k. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için.* Akordu olmayan. hım. akran akranlı k * Akran olma durumu. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. . arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. k. i mı * Cambazlı akrobatlı k. arası akrep * Akreplerden. * Birbirini tutmayan.

* Hafif topallamak. aks aksak * Dingil. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . grup vurgusu. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. kelime vurgusu. ş oluş turan bölüm. büyümesi veya uzaması . akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . muvaş tevş ş ah. * (bir işGereğgibi yürümemek. iyi iş yi lemeyen. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . * Aksayan. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. ih.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. hafifçe topallayan. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. * Ermişevliya. çene. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). geri kalmak. * İ gitmeyen. renksemez. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. sı * Aksamak iş i. renk körlüğ ü. akromatopsi * Bkz. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. * Vurgu. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. * Kımlar. . * Aksak olma durumu. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume.

* Bir aletin. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. aksesuar nesne. kriz. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. tersine çevirmek. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. durumu. gürültülü soluk boş zlı alması . lı kta lan. eldiven. ı hapş k. i ğ ı çeş eş itli ya. * (ığ Yansı şı ı) tmak. ulaşrmak. bir işgereğgibi yürütmemek. yansı ş ı ekil) p lanmak. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. akselerograf *İ vmeyazar. ş apka. aksettirme * Aksettirme iş i. mücevher gibi eş ya. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. kemer. yaymak. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek.* "alma ve verme" Alıveriş ş . yankı vermek. * Haberi. duyurmak. * Evirmek. lmak. yankı p lanmak. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. * (ık) Bir yere vurmak. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. çanta. * Ulaş yayı mak. ı rı . aksı hapş olayı rma. rma. akselerometre *İ vmeölçer. hazı * Aksesuar kullanması seven. * Aksaması yol açmak. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . k aç * Aksatmak iş i. bir makinenin iş levine katı lmayan. duyulmak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n .

hı n. ters ve kı n olarak. * Uygun olmayan. hapş rması ı rtmak. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. * İ . rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. hastalı . ı t. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. huysuzluk etmek. öyle olmazsa. rma. inatçı etmek. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. aksi takdirde * yoksa. aksi * Ters. aksi hâlde. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. zıkarş olumsuz. t. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. huysuzlanmak. aksilenmek * Aksileş mek. aksileş mek * Huysuzlanmak. aksileş me * Aksileş iş mek i. aksilenme * Aksilenmek iş i. nda aksiliğüstünde i . sısıaksı hapş klı rı a . lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. aksilik olarak. hapş ı rmak. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. ağ ve burundan hı . ı . rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. menfi. huysuz. zgı * istenmediğhâlde. rı ı k k ran. ters davranmak. * Aksı aksı biçimi. inadı direnmek. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan.

aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . maddî bir etkenin. inatçı etmek. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. anı * Tersine. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). k u ı mütearife. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . aksülâmel * Tepki. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. * Sermayenin belirli bir bölümü.* olumsuz davranı. iş . * Yankı . ş lı aksilik * Terslik. lı k. aksiyon * Bir kuvvetin. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. huysuzluk etmek. geliş nı tiren lı im. * Akş vakti kı namaz. * Oyunun teması geliş başca olay. hikâye. * Ada soğ . katarakt. perde. uygunsuzluk. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. bir düş üncenin ortaya çı kması . uyuş maya yanaş mamak. * Hareket. ka sı akş akş am am . belit. * Hisse senedi. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. ak basma. ndan * Akdoğ an. pay senedi. ters davranmak. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . inatçı huysuzluk. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. * Gece. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. elveriş in sizlik. reaksiyon. aksilik etmek * güçlük çı karmak.

ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. am lan akş saati am * Akş vakti. akş kalmak ama * (işgecikmek. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. kı. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. pek yakı kı bir zaman içinde. nda. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. ara vermeden. ) akş sabaha ama * Neredeyse.* Akş n olduğ ş dar zamanda. akş kadar ama * bütün gün. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. akş am amleyin. * Yaşlıdönemi. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. özellikle akş doğ yapı gazete. amcı yla . akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. bitmemek. simit. güneş battı sı in ğ ralar. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. Çulpan.

amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amdan kavur. günü bitirmek. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. am ı rken. akş amsefası * Gecesefası . akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş amlama * Akş amlamak durumu. akş buldurmak veya ettirmek. . kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. akş doğ am ama ru. akş amları * Akş vakti. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş amki * Akş olan. akş olduğ am am unda. te ama mek. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş yapı am am lan. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. iş i. amı akş amleyin * Akş saatlerinde.akş amdan * akş olmak üzere iken. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. iyi akş am lan amlar!. akş için. am * Her akş am. akş vakti. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten.

ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ka aktarma etmek * aktarmak. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. albino. satan kimse veya dükkân. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. i. gereçleri satan kimse veya dükkân. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. ka * Aktarmak işveya biçimi. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ilk * Alı . ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ev ilâçları . i. zarf.akş amüzeri * Bkz. kâğ tütün vb. * Anadolu'da iğ iplik. ne. virman. baharat. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ı n * Baharat. ı . ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. ı t. ağ üzerine yükselten oyuncu. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. akş amüstü. ine aktarı m * Aktarma işnakil. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. iktibas. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. * Bir taş baş bir taş geçme. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek.

aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. plûtonyum. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. e * Bir kitabı . kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. aktinit * Aktinyum. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. nı * Etken. etkili olmak. canlı . hareketli. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). protaktinyum. iktibas etmek.* Bir ş yolunu. etken. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. yönünü değtirmek. amerikyum. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. ilk *İ letmek. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. uyarlamak. aktinoloji aktif fiil . çanı * Etkin. aktif duruma getirmek. * Etkili. tulyum. aktif metot * Öğ rencilerin. bildirmek. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktifleş mek * Canlı hareketli. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. * Etken fiil. toryum. tercüme etmek. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. aktif duruma gelmek. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . aktifleş me * Aktif duruma gelme. * Bir ticarethanenin. aktiflik * Etkinlik. çalı ş kan.

yankı m. * Edimsel. akuzatif akü * Yükleme durumu. ka ka * Kadıoyuncu. ş imdiki. ı ı rlı saltması Ac. * Azgı kı n (hayvan). n.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . aktüel * Güncel. ses dağ mı bir ı lı ı . * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. iddetli. ini reti. kendini baş türlü gösterme. aktörün yaptı iş ğ . yankı bilimi. lı lanı akut *İ lerlemişş . . n * Güncellik. * Günün olayı konusu. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. ka aktöre * Ahlâk. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). aktörlük * Aktörün görevi. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. veya * Etkinlik. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. inde akı mtoplar. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. radyoaktif bir element. * Etkincilik. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu.Kı 89. acil (hastalı k). * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. ı * Olduğ undan baş türlü görünme.

iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). * Kavimler.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. kıla çalan. güz-el (<gözel). elde eyler -al. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). lökosit. fat -al. kıl. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . ğ ı al bayrak (veya sancak) . * Kanırengi. allı k. kı zı n zı rmı. akva * Kuvvetli. yuvarlak hücre. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. hile. * Sulu boya resim. al (veya alı n) * iş te. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. vı nda akzambak * Zambakgillerden. doğ öz-el vb. k. gövel (< gök-el). k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. al al * Aldatma. tuzak. düzen. * Bu renkte olan./ -el*İ simden fiil türeten ek. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. Al * Alüminyum'un kı saltması . * (at donu için) Dorunun açı. ufak pullu. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. sağ lam.

çekiş çekiş e e./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. elâ (göz). parajin.vb. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. yi. . boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. al kanlara boyanmak * yaralanmak. ş -ala-. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. çok renkli. hepsi bir ayarda. * İ piş yi memişsuluca (yemek). nda ğ ı an . ş ı * Açıkestane renginde olan. silk-ele-. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. alaca. kov-ala.* Türk bayrağ ı . kak-ala-. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. âlâ -ala. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . it-ele-. m düş al birini. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . vurularak ölmek. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. ı * İ pek iyi. kiyi ala * Karık renkli. ş olmak.

yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). alabalı k * Ala balı kgillerden. borda karş . alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. ru. sonuna kadar çevirmek. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. uz alabacak * Ayağsekili (at). * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . eti turuncu ve lezzetli. . su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . paylamak. alabanda vermek * azarlamak. gereğ ı rı inden çok. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). ş algama benzeyen bir bitki. * Olanca hı ile. deniz araçları devrilip ters dönmek. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . * Aş derecede. alabora olmak * tekne. ı * Ara bozucu. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. * iş alt üst olmak. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. haş lamak.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. llı alabaş * Turpgillerden. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. uğ ursuz (kimse). kemikli balı n bir familyası kları . . dönek. sandal vb. z. ş * İ piş yice memiş (yemek). 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris).

daha çok üzüme düş ben. borçlu karş . ş ka ey. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. verirken de güçlük çı rken k karan kimse.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. * Para verilerek alı nacak ş ey. uzunluğ 50 cm. açta an * Keklik. ı ey . en * Kötü huy. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. akla kara karık. ldı n ları lan * Meyvelere. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. ş iliş alacakarga * Saksağ an. yarı doğ ktan nlı karanlı k. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. * Ağ ilk olgunlaş meyve. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. mal veya baş ş matlûp. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. * Aş ure. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). kül rengi. alacağ ş ı ahin. alacak verecek * alıveriş kisi. alacaklı * Birinden alacağolan. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek.

alacasansar * Benekli sansar türü. alacalı k * Alacalı olma durumu. * Frenklerin töre. âdet ve hayatı uygun. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . çardak.alacalama * Alacalamak iş i. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. itimiyle yetiş (kimse). renkten renge girmek. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. benek benek boyamak. Frenklerle ilgili. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. rengârenk. alafrangacı lı k . alacalanma * Alacalanmak iş i. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alaca bulaca. miş * Alafranga saat. sı zarı alacalı * Alaca. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alaturka karş . alacamenekş e * Hercaî menekş e. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). alacalamak * Renk renk. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. * Keçeden yapı çadı lan r.

* Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). alafrangalaş mak * Alafranga olmak. as-alak. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. fat alâka *İ lgi. alageyik * Geyikgillerden. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. . erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkadar etmek * ilgilendirmek. alafranga davranmak. alafranga olma. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. ilginç. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alâka duymak * ilgi duymak. sın (Dama dama). alâkadar * İ ilgili bulunulan. * Gönül bağ ı . alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. ilgi çeken. lgili. alâkadar olmak * ilgilenmek. alâkabahş *İ lgilendirici.* Alafrangacı olma durumu. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. çök-elek vb. postu benekli.

alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. * Ayıcı rı nitelik. ş ak. ey alâkalı alakarga *İ lgili. rlanı alan * Düz. ayrı kisi lmak. tüyleri alacalı kuş bir türü. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. zevk almak. alamana * Rafadan. açsı . * Alalamak iş kamuflâj. *İ lgisiz. iri gövdeli. ilgisi olmayan. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. iliş kalmamak. nda. yakı k duymak. * Yemek listesinden seçilen. saha. açıve geniş meydan. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). o eş üreten veya satanı tan resim. ilgisini kesmek. düzlük. anı hemen. tabldot karş . * Orman içinde düz ve ağ z yer. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . yası yayı tanı aret. * Saksağ an. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. * Büyüklük. ayıcı rı özellik. an. niş aret. iş iz. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. maskelemek. * Beneklerle. yı ğ ı ndan lan. harf gibi özel iş marka. nlı * Bir ş çekici gelmek. * Gönül bağ lamak. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan.alâkalanmak *İ lgilenmek. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. i. alâminüt * Çarçabuk. * Kargagillerden. k yer. kestane kargası (Garrulus glandarius). alâkok alalama alalamak etmek. ötücü. alâmet * Belirti. kayran.

alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. p tı * kapı yere vurmak. alargada durmak * uzakta durmak. k * Uzaktan. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. ı alaş ı ağetmek * birini. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). açı ktan. ğ ı alan talan * Karmakarık. alan topu * Tenis. yaklaş ktan ma. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. * Açıdeniz. C. yağ etmek. alarga durmak * uzak durmak. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. engin. * geri çekilmek. n. dayanabilecek duruma gelmek. uzaklaş mak. agorafobi. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. karı ş istememek. allak bullak. alt üst etmek. alarga * Açı geç. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. atmak. darmadağ k. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. ilgisiz davranmak. ş ma * Yüz ölçümü. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. dağ ı tmak.* Bir konu veya çalı çevresi. saha. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. bazı ki durumlarda metallerle. P. engine açı lmak. park. kovmak. . * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı.

* Eski Türk gelenek. düzenli bir iş yapmak. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. alavereci . söyleyen. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . görenek. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. abraş .alaş ı mlamak * Çözen metale. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. * Düzensiz. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. andavallı . ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. alaturka müzik * Türk müziğ i. * Alaturka saat. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alafranga karş . alavandalı * Bkz. * Kargaş k. alaş elementlerini eriterek katmak. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. yalanla dolanla iş görmek. * Türk müziğ inden yana olan. yöntemsiz. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. ezanî saat. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. alaturka eser veren kimse. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. töre ve hayatı uygun.

göz tı alâyiş li . alay etmek * bir kimsenin. davranıgibi yollarla biriyle. pek çok. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. bir ş bir durumun. kusurlu. eksik vb. spekülâtör. vurguncu. bir ş eğ ş eyle lenme. alaya almak * alay etmek. * Çok kalabalı k.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . söz. müstehzi. hepsi. * Bütünü. . alay alay alay * Kalabalıolarak. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. it alaycı * Alay etme huyu olan. gülünç. fazla sayı da. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . küçümseyerek eğ lenen. küçümseyen. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. lacak alay malay * hep birden. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. * Çok miktarda. lence konusu yapmak. onu küçümseme. * Alay eden. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. birlikte. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. * Ses tonu. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. işş konusu yapmak. alay geçmek * alay etmek. alaya bozmak * alay niteliğvermek. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. eğ lenmek.

yalaz. acı vermek. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. yakmak. ve . aleve tutmak. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi.* Gösteriş li. debdebeli. * Alev. alaylı * Erlikten yetiş subay. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . ilgi toplamak. albatr albatros exulans). mektepli karş . 1 m uzunluğ unda. alazlanma * Alazlanmak iş i. eyin * Sı zlatmak. cazibe. * Alev alev. küçümseyici. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. m. * Kaymak taş su mermeri. * Fı na kuş rtı ugillerden. alaylı alaysı * Alaya benzer. ı . hoş güzel göstermek. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. usa humması . müstehzi. li. kan l. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. an * Alay edici. albasma. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. ine * İ derisi için. miralay. n albeni * Alı çekicilik. ciddî olmayan. ı tı * Gösteriş görkemli. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak.

alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. alçacı k * Çok alçak. * (boy için) Kı sa. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. * Kalı ses. aş ı soysuz. oksijen. alçak ses * Hafif ses. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). hayvanları doku ve sıları bulunan. alçak * Yerden uzaklı az olan. n alçak yaylak . kendini çok beğ enmek. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . çekici. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. rezil hain. mütevazı . beyaza yakırenkte. yapı madde. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. para vb.albenili * Alı . cazibeli. nda. i albinos albüm * Resim. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. larda ağ k. ak tutma. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. * Akş ı n. kötü havaya iş olan hava durumu. namert. . yüksek karş . fotoğ pul gibi ş raf. suda eriyen. uzunçalar. * Bile bile en kötü. azot. eri alçak gönüllü * (makam. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . birleş karbon. albüminli *İ çinde albümin bulunan. tekerçalar. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset.

alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. alçakça * Oldukça alçak. cezir. i. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. i alçaltma * Alçaltmak iş i. * Değ azaltmak. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. alçı ı taş . mezellet. alçalmak * Alçak duruma gelmek. . taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. * Alçakça davranı ş ş enaat. * Alçak. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. eri * Küçük düş ürme. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. zül. zillet. * Toprağ çöküp oturması ı n . alçaltmak * Alçak duruma getirmek. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu.* Devamlı oturma bölgesinde. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. * Aş ı ma. hor görme. nda n i * Düş künlük. yüksekten aş ı ru inmek. bayağ ma. erini alçarak alçı * Az alçak. aş ı kimselere yaraş na. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak.

rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. soğ sebebiyle donmak. * Alçı şrmak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. sı vatmak. yanıcı i ltı. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. ı * Avunmak. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. tuzak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. * Alçı sarı ş ile lmıolan. bir yalana kanmak. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. i aldanma * Aldanmak iş i. an * Alçı lamak iş i. oyalanmak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. kandıcı rı. * Bir hileye. kanma. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. * Alçı sı ile vamak. jips. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. yanı e larak ş ya lmak. .

* Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. * Sı rmak. veya ine * Oyalamak. ilgi göstermemek. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. ş . değ vermek (bu fiil. i aldış rıetmemek * önem vermemek. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. kayı zlı lâkaydî. aldı rmamak. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. zlı tsı k. * Aldı rmak iş i. kayı z. umursamayan. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. i aldatma * Aldatmak iş i. . ilgisizliğ inden. ilgisiz kalmak. yalan söylemek. umursamamak. bu anlamı ancak olumsuz. lâkayt. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. * Ayartmak. ihanet etmek. aldışz rı sı * Aldı rmaz. * Bir ş görünürdeki durumu. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. umursamayan. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. avutmak. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . kötü yola sürüklemek. ilgilenmemek. tasası k. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. * Önem vermek. iğ etmek.* Aldatmak iş konu olmak. * Birine verilen sözü tutmamak. baş çı tan karmak. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. * Getirtmek.

özellikle. * Hesaba sayarak.alegori * Bir görüntü. * Durum ve ş artlar. alem olmak * sembol olmak. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. kaları * Ortam. * Eğ lence. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. kurala uygun bir biçimde. olağ an. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. tuhaf. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. . alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. cihan. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. alelusul alem * Bayrak. * Bayağ sı ı radan. alelı tlak * Genel olarak. ş * Duygu. çevre. kubbe. bambaş ka. ivedilikle. u * Dünya. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. garip. * Okuma yitimi. * Her zaman görülen. * Minare. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. * Alelâde olma durumu. genellikle. düş gücü. * Hele. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. ince. alemci . baş . düş ünce. en çok. * Herkes. çarçabuk. evren.

* Camilerin kubbelerine. alesta * Harekete hazı tetikte. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. âlemi var mı ? * yakık alı . r. gizlemeden. elin ağ torba değ ki büzesin. * Açı açı herkesin gözü önünde. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. açı ktan ğ a. minarelerine alem yapan veya takan kimse. meydanda. üniversel. na * eğ lenceye. ı ı ı yan. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. alerjisi bulunan. ilâçlara. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. herkesin içinde yapı k. * Önder. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. açı k. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alesta durmak * tetikte beklemek. ı alenî * Açı ortada. herkesin içinde. lan. zevkusefaya kapı lmak. aleniyet * Açıolma durumu. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. uygun olur mu?. ş . evrensel. toz. alet . alessabah * Sabah erkenden. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. alerjik * Alerji ile ilgili olan. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. kça. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. sancaktar.

alaz. tehlikeli bir duruma gelmek. uygulamaya yarayan özel araç. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. * coş heyecanlanmak. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). * Ateşsı k. kılcı . e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. n ş dili. un lerinde kullanı bir araç. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. caklı vı m. lanmak. yanmaya baş lamak. zrak na lan * Alevli olarak. ı m. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. . aygı t. telâş mak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. ateş bacayı sarmak. * Mı uçları takı küçük bayrak. * Bir sanatı yapmaya. vası olmak. öfkelenmek. alev saçağsarmak ı * bir olay. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. alevlendirmek . maş a. alev almak * tutuş mak. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. önüne geçilemez. heyecana gelmek. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. * Aş ateş k i. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. flâma.

* Bir iş baş cı in langı. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. ş iddetini artı rmak. tutuş turmak. ünceye karşolma. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. bir * Parlamak. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. * Zorlu.* Alevlenmesini sağ lamak. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. halı mı kullanı bir bitki. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. öfkeli veya heyecanlı durum almak. *Ş iddetli. . karşduruma geçmek. q harfleri gibi. en ı t. yermek. alevli * Alevi olan. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. alevlenme * Alevlenmek iş i. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. . çoğ altmak. w. . alevlenmiş . ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. t. * Etkisini. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. na aleyhtar * Karşolan. onun için iyi olmamak. * Karş karş zı ı ı t. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. Türk alfabesinde bulunmayan x. hararetli. karş . ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. karş lı ı ı k.

idrak. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. * Vergi. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. algı n . eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. .alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. çak mı lan lü ı m. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. idrak edilmek. idrak etmek. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. i. alfabe sı . alacak. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. * Rüş vet. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. o ş bilincine varma. * Su yosunu. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. idrak ettirmek. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. algı cı layı * Algı yetkisi olan. kı n algı * Kazanç. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek.

talip olmak. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . algler * Su yosunları . * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. klı * Birine gönül vermiş . kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. alı k * Akız. lsı alı k * Hayvan çulu. algoritma * IX. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse.. gid-eli. alı verici cı * Bağladını alan. vurgun. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. kameraman. mı alı ka * Ahize. teri * istemek. müş n teri. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. alıalı k k . * Görüntüleri alan cihaz. görme-y-eli vb. alı bulmak cı * müş bulmak. kamera. ş tı alı ç * Gülgillerden. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak.* Cı zayıhastalı . almaç. * Azrail. kameraman. budala. sersem. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. lı z. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. f. -alı -eli / * ". * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak).. canlı . alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. teri alı kuş cı * Atmaca. Harezmli yolu. ebleh. * sağklı lı . teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. tutkun. * Eskimiş giyecek. alı moru mor al.

bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. menedilmek. çekici hareket. ş kış kı aş n aş n. ş kı mak. alı çalı m m * Gösteriş . * Aptalca. engel olmak. baş stek i m. rı * Mahrum etmek. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. tatil edilmek. ine alı koyma * Alı koymak iş i. kasın na . alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. * Birini. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. m.* Aptalca. çalı gurur. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. alıalıbakmak k k * aptalca. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. alısalı k k * Aptal. ş . * Mani olmak. cazibe. alı m * Almak iş i. u i ten * Ayıp saklamak. la-y-alı bekle-y-elim vb. alı konulma * Alı konulmak iş i. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. kişeki: al-alı gid-elim. ş iş ldı ı i ube. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. * Alı mak iş klaş i. * Gözü. * Kurum. m. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. ş kış kı aş n aş n. gönlü çeken durum. aptallaş aş nlaş mak. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i.

galeri. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. arak. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. makbuz. paket vb. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . ön yüz. mı * Kurumlu. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. kader. alıyazı n sı * Yazgı . kı ı rı rı lan. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . ar damarı çatlamı ş . mukadderat. talih. alı nmak . mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. ş * Karş ı . msı alı n * Yüzün. çekici. çalı ş emek vererek kazanmak. cazibeli. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. mlı * Alı olmayan. * Bir ocakta her türlü ayak. alı nganlı k * Alı olma durumu. * (bazıeylerde) Ön.). alıteri dökmek n * çok emek vermek. li. gururlu. alnı . çalı . kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. larda alı nma * Alı nmak iş i. baca.alı mlı * Alı olan. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. alıteri n * Emek. çabuk gücenen. alıdamarı n çatlamak * Bkz. zahmetli bir iş görmek. alı ngan * Aş duygulu. cazibesiz.

çoğ almak. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. artmak. alı r almaz * hemen. * Uyarlanmak. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . iktibas. mları i. i yapı * Bir sözün. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. yayı lmak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alıverememek p * anlaş amamak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. kılmak veya öfkelenmek. münasebet. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. geçinememek. çekememek. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. * İ ki. derhal. mı alık olmak ş ı . alı yapmak. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. iktibas etmek.* Almak iş lmak. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. aktarma. adapte olunmak. aktarmak. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. * Almak iş i veya biçimi.

sı * Etkisini yitirmek. uygun gelmek. huy hâline getirmek. alı ş kan * Alı n. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. arkadaşk. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. az rastlanan. bilinmeyen. * Uyar duruma gelmek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. intibak etmek. * Alı ş iş mak i. ınmak. alı k. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. * Tutuş mak. alılmı ş ş ı * Her zamanki. ehlîleş mek. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. * Bağ lanmak. alıklı bı ş ğ rakamamak. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. . ş mesi artlanmı ş davranı ş . * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. * Evcilleş mek. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. itiyat. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek.* alı k durumuna gelmek. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. mak. mutat. itiyat edinmek. * Sürekli ister olmak. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. huy. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. mı * Yakı k. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. yanmaya baş lamak. ünsiyet.

ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. âlicenap * Cömert. ş erefli. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. alifatik alil alim * Bilen. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. ş ma. ş an. k * Hastalı . yoğ yma lan it * Bilgin.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. Ali kı baş ran kesen * zorba. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. egzersiz. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. ğ ı * Açızincirli (organik madde). bilici. sakat. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. ağ daki âli * Yüce. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. * Bir beceriyi. * Onurlu. alinazik * Közlenmiş can. ı kası ğ da ı ini . temrin. ş ması * Uyar duruma getirmek. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. yüksek. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman.

k alkarna *İ stiridye. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. . alkı m * Gök kuş ı ağ . Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. kalevî. midye. alivre * Ürün daha tarladayken. en iyi. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. alivre satı ş * Vadeli satı ş . tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. rubidyum. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. mükemmel. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. ğ anlatmak için el çı ı rpma. dağ ı tı ı tma. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. potasyum. antiasit. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. asitlerin kı zı . alkalimetre. alkalölçer. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ı smı z demirden bir ağ . ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. alkı ş lama. * Dağ m. rpı alkıtoplamak ş . lityum. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. alkalimetre * Bkz. uz * En güzel.

patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. lması cı vı etanol. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a".* çok alkı ş lanmak. cı * Alkı olma durumu. renksiz sı. Yaradan. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. dalkavuk. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. Tanrı . * Beğ enmek. ş lamak. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. Allah (bin bir) bereket versin . vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. yanı. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. * Ş akçı akş . Rab. ine alkil alkol * Alkol kökü. en usta. * Bira. C2H5OH. etil alkol. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. *İ çkili. yüze gülücü. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. bazı nda * En büyük. ş gibi sılarıveya pancar. yağ . * Her türlü alkollü içki. kokulu. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). ğ anlatmak için el çı ı rpmak. Mevlâ. ispirto. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. uçucu. takdir etmek. ş çı * Alkı ş lamak iş i. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu.

Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. Allah bilir * belli değ il. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. ş ma. esirgesin. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. ini) kazadan. * bana öyle geliyor ki. kazanı öderim. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. z ini Allah bana. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. usanç bildirir. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. ş ş ma . ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. belâdan korusun. yarıaş yollu. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin.

bereket versin. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. doğ rusu. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. i ğ ı Allah için * gerçekten. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. . ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken.

ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. nları . bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. * karşk beklemeksizin. Tanrı güvenmeli. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. kötü duruma düş ürmesin!. * ne olursun. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. en yakı na bile muhtaç etmesin. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. ya iyi olsun. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun.

itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. kul taksimi karş . gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Tanrı ktı ru tanı r. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . çok hı yası rpalamak. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. * "keyfin bilir. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. bazen de takı ve ş için söylenir. Allah vergisi * Tanrı vergisi. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. yaşlı kı göstermesin. Allah yazdı bozsun ise . n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. yaradı tan olan yetenek veya özellik. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Allah vere de * iyi dilek anlatı r.

lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. zavallı (kimse). az * pek ı z ve kuytu bir yer. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. ş irret. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. mescit. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. saf. . Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. * insan gönlü. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. kkı k Allah'ıadamı n * garip. yerine göre ant verme. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". Allah'ıemri n * kader. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. Allah'ı insanı bir yer çok. Allah'ıevi n * cami. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r.

allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. ş ı aş rmak. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. Allah'tan * iyi ki. Tanrız. ş ı bir durum alması kullanı in. Allah'ıkulu n * insan. cı z. te k z Allah'tan kork! * "yapma. . karmakarık olmak. düzeni bozulmak. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. Tanrı n varlına inanmayan. 'nı ğ ı sı * Acı z. dönek. düzeni bozmak. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. insafsı vicdansı ması z. altı ş ı üstüne gelmek. ru allak bullak * Alt üst. kimse. ulu allak * Sözünde durmaz. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). ş ı * (aklı. aşna ş mak. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. aldatı. insafsı acı z. yazı r!". * yaradı tan. karı l. Allah'ı seversen nı * istek. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. karmakarık. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). . Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. allama * Allamak iş i. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. z. kiş i. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. utan. ğ ı ün nı versin. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. n) aş lacak nda lı r.

* Al olma durumu. alma almaç almak . fethetmek. çok bilgili.allamak allâme * "Süslemek. neş zlı nacağ nı r. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Al duruma gelmek. * Satıalmak. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. na * Derin ve çok bilgisi olan. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . * Yanı bulundurmak. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. * Alı . * Allaş iş mak i veya durumu. iktibas. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . reseptör. ahize. nları na * Almak iş i. * İ sı çine ğ mak. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. * Allanmak iş i. nda * Birlikte götürmek. kaldı rmak. alı. n * Ele geçirmek.

iletilmek. * (süre için) Değtirmek. ay gibi bölümlerinden baş bayram. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). ten * Kazanç sağ lamak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil.. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. or. (mesafe) katetmek. Almanca dil.. * Soldurmak. işbaş e latmak. tı * İ sı çeri zmak. * Baş lamak. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. * (içeri) Götürmek. yok etmek. koparmak. * Bürümek. Alman gümüş ü * Çinko. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Yutmak. * Kazanmak. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. almanak * Yı gün. iş * . iş çekmek. * Göreve. * Zararlı . yı lı n ka. hafta. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). n * Sürükleyip götürmek. ü rı ı m. * Örtmek. içine çekmek. eksiltmek.. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. çekmek. sı . * Davranıveya makam değ tirmek. * (erkek. kanmak. * Kendine ulaşrmak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. kadıiçin) . iş * Temizlemek. kaplamak. koymak. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. ey. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. gibi anlamak. * (yol için) Gitmek. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. sarmak. * Bir yeri savaş ele geçirmek. Almanya. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. kullanmak. * (duşbanyo için) Yapmak. ile evlenmek. * Kı saltmak. * Çalmak. almamazlı k * Kabul etmeme durumu..* Kabul etmek. elde etmek. * Görevden. n ğ ı * Bu dile özgü olan. * Yolmak. m meteoroloji. yı . la * (tat veya koku için) Duymak. * Yerini değtirmek. * Gidermek.

nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. kötü talihi. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. ş erefiyle. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. mütenavip. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. inin ı na n olduğ inanmak. takdir etmek. keş iş ş ması ikleme. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. tertemiz. i * Bir ş ön tarafı yüzü. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. yapraklar. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. eyin . * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. baş göstermiş arı olarak. ması lan . alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . alternatif. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. münavebe. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. Almancı lı k * Almancı davranma.

alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. lan . uzun tüylü. * Yiğ kahraman. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. k. * Bir ş yere bakan yanı karş . * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . * Bir ş yere yakıbölümü. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. ocak alevi. . fosfor gibi maddelerin. na alanı * Alş ile uğ an kimse. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. * Karbon. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. yiğ kahramanlı itlik. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. * Mücahit. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . ı * Dağ . ayrı larda ldı ı m. alt alta * Birbirinin altı olarak. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). n * Alt kelimesi ". memeli bir hayvan (Lama glama pacos). eyin . it. Alp eren * Derviş .. simyacı imi raş .alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . simya. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. Güney Amerika'da yaş ayan. cı * Dağ lı cı k..

içmek. öbürü tikel olumsuz. sı nı getirmek. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. * yenilmek. n nda u kalı mıözel hipoderm. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. hipoderm. alt damak * Damaklardan altta olanı .alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. . alt çene oynamak * yemek. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. oynayabilen çene. yenmek. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. biri tikel olumlu. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri.

alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . * huzursuz etmek. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. yılmak. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. * değ olup olacağ eri. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. kı * rahatsı zlanmak. * iş daha sonrası in . tedirgin olmak. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. üzülmek. tı alt yazı * Gazete. üst yapı ı karş . sonuç alı namayan iş için söylenir. Moğ Mançu-Tunguz. ş ı * heyecanlanmak. rahatsı k vermek. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. sı Altayca * Altay Türkçesi. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. kanalizasyon.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. raş Altayist Altayistik . i lan * Altayistik ile uğ an kimse. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . lan * Çok karık ve dağ k. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. görüntü). alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. ş ı * zarar vermek. ol. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. * Türk. * çok karık duruma getirmek. yı kmak. ı . su. düzenini bozmak. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek.

üstüne uymaz. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. üstü şhane iş * (giyim için) altı . Vl. 6. altı alabilen. biri tümel olumsuz. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. altı sı taneden oluş . uğ an bilim dalı raş . eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Dalgalı m). Moğ Mançu-Tunguz. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. altı kaval üstü şhane. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç.* Altay grubuna giren Türk. altı gen * Altı kenarlı çokgen. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. Japon ve Korelilerin dil. ka * Almaş ı k. biri tikel olumlu. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. tane *İ skambil. * Bu unvanı ı kimse. biri tümel olumlu. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. edebiyat. yöntem. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. müseddes. altı yol * Altı yolun birleş i yer. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. eyden altı bulunan. kültür ve tarihleriyle ol. muş tane . 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. seçenek. iş altı kaval.

lan yası * Para getiren sanat veya meslek. yüksek değ paslanmaz erli. kı saltması Au. üstün nitelikte olan. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . 10640 C de eriyen. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. * Altı yapı ş ndan lmı .altı n * Atom sayı 79. parası olan kimse. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . atom ağ ğ196. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin.9 olan. altısuyu n . sarı na . altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. altıadı oldu. en. altıgibi n * altı benzeyen. element. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. parası olan. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. altıbabası n * Çok zengin. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. değ i erli. * Altı yapı ş ndan lmısikke. * Niteliğiyi olan. kolay iş sı ı ı rlı lenen. i altıküpü n * Altı para biriktiren. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. prime time.

altıtutsa. en. . kalı kabuklu güzel bir kavun türü. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. yumuş huylu görünmek. gelirli kimse. nca * Altı sın sı sı . gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. bir sorunla karş mak. parayı üncesizce harcayıtüketmek. * turist. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. altı duygu. üzerine dikkati çekmek. ncı altı kalmak nda * ezilmek. baş ü armak. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. altı duygu ncı * Ön sezi. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . becerememek. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. parası olan. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. . mur u. altı his ncı * Bkz. üstesinden gelememek. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. lı . altı kalmamak nda * karşğ vermek. * kendini savunamamak. vurgulamak.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş .

tadı msı acı sı acı meyvesi. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . z * İ çeneklilerden. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. her birine altı seferinde altı bir arada olan. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. * Yükseklikölçer. greyfrut (Citrus decumana). altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. kımemesi. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. altı ntop * Turunçgillerden. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. greyfrut. n altı noluk * İlemeli kadış . * Tabak veya bardak altı . birlikte. . uzun. nan eye. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. her sı altlı k .altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. * Altlamak iş i. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). karmakarık etmek. revolver. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . ve * Alt ve üst katta olmak üzere. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides).

* Altı renginde olan. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. 60.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. alttan alta * gizlice. elli dokuzdan bir artı kere k. n *İ ffetsiz. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. alümina * Bkz. alüminyum . sı elli dokuzuncudan sonra gelen. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. cilveli (kadı n). altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. ş . alümin. 20500 C de eriyen. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. el altı ndan. * Alüfte olma durumu. ş * Altmıyaş olan veya görünen. nı ve yı * Altı on. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. * Kontralto. nda lı r. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. LX. viyola. an ı ak. fakir. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. altta yok üstte yok * yoksul. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. oynak. çekiş mede yenilmek.

alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. * ş ı niteliğolan. * Görmez. eritrosit. * Alüminyumdan yapı ş lmı . ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. * Niş yüzüğ an ü. am * Diş organı ilik . kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. ı ı rlı parlaklında. çekirdeksiz. beyaz. ma inde . hedeflenen amacıdında. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. ferç. küçük hücre. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. dön-em vb. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması .* Atom numarası atom ağ ğ26. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. * Gaye. * Para babası . * Kana al rengini veren. alüvyon lı ğ . aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r.98 olan. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. amma. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. maksat. yuvarlak. alüminyum taş ı * Boksit. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. ama ne * ne hoş . Kı saltması Al. * Hedef. gümüş 13. * Eriş ilmek istenilen sonuç. kör.

* Rica anlatı r. * Bir amaca yönelik. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. beğ aş enme veya beğ enmeme. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. ine amaçlı * Amacı olan. istihdaf etmek. kaç-amak vb. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. iş ş lemler. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. istihdaf. * Usanç ve öfke anlatı r. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. gayeli. aman Allah (Allahı m) * ş ma. * İler. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçsı z * Amacı olmayan. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. . aman bulmak * kurtulmak. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. tutamak. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. i. zor durumda bı rakmak. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. gayesiz.

sandı eyi) klamak. * acı p öldürmek. kâğ tahta. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. amansıhastalı z k * Kanser. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. göz açtı rmamak. * Ata binen kadı n. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. unu amansı z * Aman vermez. hevesli. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. öldürmemek. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. . amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge.aman derim! * sakıha. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. amansı zca * Öldürücü bir durumda. acı z olarak. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. hiç acı mayan. profesyonel karş . Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . cana kıcı yı. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. böyle bir iş n yapayı deme. i il. lanabilir. yayı ı t. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. ması * Hoş görüsüz olarak. plâstik madde gibi malzeme.

gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. amber balı ğ ı . güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . * bir malıserbest sürümünü engellemek. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. çok yormak. ambar memuru. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . kül renginde bir madde. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. * siyasî. n * bir mala el koymak. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. bölge. müsadere etmek. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. ekonomik. ambargo * Bir devletin. düş ünemez duruma gelmek. ambarlamak * Ambar işyapmak. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ambarda kurutma * Kapalı yerde. * Kum. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu.

ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. li. en. ş ameliyat . * Elveriş kolay. * Hareketle ilgili olan. ötürük. amca * Babanıerkek kardeş n i. n lu zı amel * Yapı iş lan . fı k büyüklüğ acın ndı ünde. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . amelimanda * İyapamaz durumda olan. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. * İbakı ndan. ı li. lı için lan * Amca olma durumu. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. fiil. * İe dayanan. ğ ı macrocephalus). rtı bir k. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. cankurtaran (arabasıcankurtaran. pratik. iş ş mı çe. nı kları * Sürgün. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . an amelelik amelî * Amele olma durumu. amberbaris * Sarı . ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. amele * İçi.* Balinagillerden. ). iri ve uzun taneli bir tür pirinç. emekçi. edim. eyin. tatbikî. n k ya. ambülâns * Hasta arabası . uygun. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. kestirme. tatbikî. iş ş üstünde. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. ishal. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i.

r. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. İ faaliyetler. ı en aç. Amerikan bar . hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. Amerika armudu * Defnegillerden.* Operatörün. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. lan . amenna *İ nandıanlamı "öyledir". rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. Amerika ile ilgili olan. amerikan * Pamuktan düz dokuma. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". armuda benzer yemiş acı i. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. ş ler. ik ndan * Amerika'ya özgü. ğ ı * ç. arka ayakları uzun. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). kaput bezi. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). ameliye * Yapı iş lem. operasyon.

* Lokanta. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. dibi sivri. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. k * Toprak parçası . amfizem amfor * İ kulplu. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. ndan iş . amerikan. esmer. Kı 95. ı t). saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. * Metal olmayan elementler. amfor. amfora amigo amigoluk * Bkz. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. yeşrenkli bir silikat grubu. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. karnı ki geniş testi. saltması Am. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. * Amigonun yaptı iş ğ . * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. Amerikan salatası * Rus salatası . dar boyunlu. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. Amerikalı ya ş an gibi. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra.

etmen. amir gibi. * Kibarca olmayan. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. ita amiri. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. it amirallik * Amiral olma durumu. . amip * Amipler takı ndan. * Amiralin makamı . * Amir olma durumu. ı ik. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . ş an * Amire yakır biçimde. üst. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. sebep. n nda lı r. * Amir gibi. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. ğ ı amir * Buyuran. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. * Sı radan. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. amire yakı biçimde. emreden.amil amilâz amin * Yapan. halk deyiş zı iyle. ş ı * Bkz. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. * Amonyaktaki hidrojen yerine. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). bayağ ı . * Amip. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . * Amiplerin yol açtı. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . etken. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. faktör.

imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. n amme davası * Kamu davası . amme efkârı * Kamuoyu. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. amme idaresi * Kamu yönetimi. nı r ruhu. Ama. amme hukuku * Kamu hukuku. kamu. . amma velâkin * Ancak. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. bununla beraber. amme * Halkıbütünü. keskin kokulu bir gaz (NH3). amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. ş lı ı k. * Döl kesesi.amma * Bkz. çağ vı nak. bellek yitimi. amme menfaati * Kamu yararı . amnezi amnios * Hafı kaybı za . amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. amor * Bir çeş kumaş it . azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). nı r kaymağ lan ş adı ı .

* Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . * Bu düzeni kuran öge. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. yumuş atmalı k. ampirizm * Deneycilik. yık kârdan ayrı belirli pay. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. iş *İ çinde. Kı saltması A. nı amudî * Dikey. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. üslûbu. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi.amorf amorti * Biçimsiz. sallantı hareketleri en aza indiren. ampul şe. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. mölçer. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. mobilya. dikine. il zca ampirist * Deneyci. giyim vb. yükselteç. ampermetre * Amperölçer. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. dik. amudufı karî . gözleme dayanan. cihaz.

belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. * Sınt ıkalabalı telâş. bir tür ak asbest. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . . faizin dında olan bölümü. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. ana bir. * Fiilden sı türeten ek. * Yavrusu olan dişhayvan. * İ tarla arası ki ndaki sır. * Alacağ veya borcun. o çizginin. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . n i ana baba günü * Çok kalabalı k. * Velinimet. tehlikeli zaman. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. dik durumda. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . yer veya durum. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. z-an. i.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. asıesas. lan. ana arı * Arı beyi. lâhza. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. u n. kı lı k. küfretmek. ı n ş ı * Temel. ayrı ler). amyant an an an * Zihin. nı * Çocuğ olan kadı anne. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . amut * Dikme. l.

nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. umman. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. iyi n. defterikebir. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. aç. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. büyük ş landı ı ehir. büyük defter. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. i * Gemilerde. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ana duvar * Bir yapın. metropol. büyük ş ehir. ana kapı * Bir yapın süslü. kı ndan ta. büyük ön kapı. un. mutlu olamaz. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. okyanus. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . . ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. metropol.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana gibi yâr olmaz. ekleme direklerde dipteki temel parça. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. ana kına taht kurar.

langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. holding. ana ş ehir * Ana kent. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. * Bir gözlem evi veya kurumda. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. lere ş mamı nazlı ş . ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana mektebi * Bkz. n * Arı beyi. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. laytmotif. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ğ ı altan .ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . büyütülmüş çocuk veya genç. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. anaokulu. ana saat saat.

* Kuzey. z. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * Kurnaz. anacı l * Anası düş (çocuk). doğ ve batı u yönlerinden her biri. * doğ tan olan. ana sevecenliğ i. anaçlı k * Anaç olma durumu. ana vatan. anaca anacı k * Küçük anne. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz.ana vatan * Ana yurt. tasası sağklı duruma gelmek. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. eyin tigi. . ı na * Ana olarak. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. n ldı ı * Cadde. güney. mı ana yarı sı * Teyze. deneyli. * İ kart. ü * geleneksel. baş buyruk. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. sempatik anne. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. anabolizma * Özümleme. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. * İ yurt edinilen yer. bilgili. ri. önemli bölüm. * Sevimli. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer.

ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). yetiş ebilen. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. girdap. güç durum. anafora kaptı rmak * emeksiz. yaba. * Karmakarık. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. alan ana na maderş ahîlik. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. . * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. ahî. . * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. uzun saplı dirgen. kurgu. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. e mın lamak için kullanı düzen. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. araç. açkı p lan . maderş matriarkal. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. * Akı lı ntı cereyanlı . lan komütatör. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). burgaç. eğ çevri. anaforlama * Anaforlamak iş i. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. açar. u rim.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . sinirli.

* Çağ uymama. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. eskimiş ı . * Kapı . -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. araç. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. . a . açacak. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . satan veya onaran kimse. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. nı ı nı * Vesile. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. vası ta.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . ı . analı . ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. delikli metal ve plâstik gereç. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. analı * Anası olan. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz.

rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. k nlı analızlı kı * Salça. me. anam! * Kadıerkek. acı . anam babam * teklifsiz bir seslenme. tuz. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Andışandış rı . analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. analojik * Analoji ile ilgili. * Anaca davranı ş . analiz yapan kimse. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. tahlil. analitik analiz * Çözümlemeli. anamal . * Analiz yapan cihaz. * Bkz. * Örnekseme. beğ aş enme. * Sermaye. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. analist * Tahlil. tahlil etmek. aygı t veya organ. * Üvey ana. üzüntü gibi duygular anlatı r. acı yitimi. analı k * Ana olanı durumu. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. n * Ana duygusu. su. çözümleyici.analı kuzu. rı ma. ağkesen. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. * Ağyı rı dindirme. acı duyumunu yok etme. benzeş meye dayanan. kapital. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. * Çözümleme. analiz etmek * Çözümlemek.

ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. anamal sahibi. anan yahş baban yahş i. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. puluçluk. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . inde anarş ik . anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. kapitalizm. ananasgiller * Bir çeneklilerden. kapitalist. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . ı boş * Anarş i niteliğ olan. geleneksel. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. sermayedar. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. kokusu çok beğ enilen meyvesi. gelenekçi. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. * Bir ticaret iş kurulması inin . lı an'anecilik * Gelenekçilik. * Geleneğ dayanan.sermaye. an'ane an'aneci * Gelenek. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. * Kargaş baş luk. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. bu da sana öyle helâl olsun. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). a. başzlı sı k. * Ananeye bağ olan. ananas * Ananasgillerden. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. i * birini.

ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. anası danası * soyu sopu. ü . . anası l * Kökten. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. anartri * Dil tutukluğ u. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. esaslı biçimde. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. i ile * Anarş yanlıolan kimse. ş . anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. eziyet çekmek. anarş istlik * Anarş olma durumu. çok sıntı kı çektirmek. ası l olarak. anası bak. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. bezdirmek. mı na anası (veya sarı turp msak). anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. çok üzmek. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. bakı ndan anası benzeyen. bezini al na zı al.anarş ist * Anarş ilgili olan. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. bitkin duruma gelmek. iş ist i. bütün aile. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. kını kenarı bak. üş engeç. * canı bezmiş ndan .

ögeler. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. anatomik * Anatomi ile ilgili. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. * Anası olmayan. yasama. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anayasal . * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. lan anatomi *İ nsan. gövde yapı. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. bunun için gam yeme (yemem)!. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. katavaş ya. hinoğ k luhin. anatomici * Anatomi uzmanı . anayasa okutan (kimse). teş esasiye kanunu. rma. anasın gözü nı * çok kurnaz. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. yapı bitki (Pimpinella anisum). dalavereci. * Anasıolma durumu. kanunuesasî. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . * Anayasa konusunda yetkili olan. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. anayasadan yana olan. çok açıgöz. * Beden yapı. nsan * Unsurlar. aldı umursama. yürütme. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). r. teş sı ve nı rih. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek.

ı * "Lâkin". "daha çok". bön. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. . yadigâr. gittikçe. bazen de çaça. "güçlükle" gibi. rat. . * "Olsa olsa". * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. kları lan lı * Ajanda. anbean * Dakikadan dakikaya. * En erken. * Belli bir bölgede sısıgörülen. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. andış rı ma * Andış iş analoji. *İ ltibas. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . andı rma * Andı rmak iş i. o iş te kötü de gitse. nı r.* Anayasa ile ilgili. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . ilerisinin olmadını ğ gösterir. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. bir ş daha çoğ eyin unun. saş n. aptal. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. * Genellikle hamsi. analoji. "en çok". kı andavallı * Bön ve görgüsüz. beceriksiz. "ama". rı mak i. her an. anca * Ancak. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. zlı andaval * Ahmak. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. temsil. beceriksiz (kimse). * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. * Anı . anca beraber. daha hı . ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. benzerlik durumu. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme.

anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. anestezist * Anestezi uzmanı . acı kokulu bir ot (İ ve nula). taahhüt etmek. lan * Kansı k. andoskopi * Bkz. * Servi ağ . rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. zlı * Kansı z. * Benzer yanları bulunmak. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. fı sa mı kra. nemli yerlerde yetiş sarı en.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. angaje olmak . andoskop * Bkz. endoskopi. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. anemometre * Yelölçer. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. en andıotu z * Birleş ikgillerden. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. çiçekli. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. duyum yitimi. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. endoskop. çağşrmak.

u Anglofil *İ ngiliz yanlı. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. angajman * Yüklenme. * Usandıcı ktıcı rı. angajmansı z * Bağ sı lantı. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . taahhüt. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). tüyleri kiremit renginde. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. angudî angut * Angut kuş unun renginde. angarya çekmek * bir işisteksizce. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). Kı it ş ı nı saltması A. ücret vermeden yaptılan iş a rı . hur. bağ . zorla yapı iş lan . ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. * Ördekgillerden. anı şmeş lmı . lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. taahhüdü olan. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. angı ç angı n * Ünlü. *İ ngilizlere has olan. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. taahhüdü olmayan. u . * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . üstlenme. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). sı Anglosakson * V. ve VI. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. bı rı.

* Hatı ra. durumuna girme. anı msatmak * Hatı rlatmak. hatı ine rlamak. anha minha * Aş ı ağyukarı . taş yla al. rlı anı msama * Hatı rlama. hatı ra. anı msatma * Hatı rlatma. anı msanma * Hatı rlanma. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anı mak klaş * Hazıolma durumu. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. * Hazı r. * Anmak iş konu olmak. * Anı klamak iş i. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. . * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü.* Ahmak. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. kaba saba. * Hazık. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı msamak * Hatı rlamak. anı msanmak * Hatı rlanmak.

* Önemi ve değ çok olan eser. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. bir rı tı . görkemli. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş ve lı r mek. dolaylı anlatmak. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . ü. eri anımezar t * Görkemli.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı tsal * Anıniteliğ olan. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. abideleş t tirmek. telmih. sembol niteliğ yapı inde . anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. ima etmek ihsas etmek. anı benzeyen. anı eri kazanmak. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . abide. * Eş in anırken çı ğses. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. çarpacak büyüklükte. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. ü iyle anı tsı * Anı benzer. anı mezar. * (eş Bağ ek) ı rmak. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. abidevî. ta anı z .

* Bir anda oluveren. kaba. animasyon * Canlandı rma. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. . fotoğ lı bası iş rafçı kta. * Bir andaki hı z. * Ansın. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. hunnak. . * Boğ mukozasın şmesi.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . boğ yutak iltihabı az nı iş ak. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . birdenbire. * Hemencecik. birdenbire. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. * Canlılı cı k. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Benzenden türeyen bir amin. birden. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. farenjit. m lerinde. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. anîden anif anilin * Ansın. zı * Sert. apansı z. bir anda.

Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. Ankara keçisi * Uzun. tı anketçi * Soruş turmacı . ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . fehva. araşrma yapmak. semantik. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. . lan n rlattı ı ünce mana. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. bir sözden. eklem kaynaş . . ş ı ey. tirilmiş (tesisat). bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. * Zekâ. bir tasarın. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. semantik. anket yapmak * bir konuda soruş turma. * Bir önermenin. anket * Soruş turma. tiftik keçisi. sözlerin bir araya gelmesi. anketçilik * Soruş turmacı lı k. sormaca. * Anket yapan uzman. * Zeki.

inin anlamamak * hoş lanmamak. düş nı üncelerini sezebilmek. yorumlamak. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. kayması bayağ ması veya ı laş . isteklerini. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. dileğ yerine getirilmesini istemek. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . na ş anlamdaş * Eş anlamlı . anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. ru * Birinin duyguları. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . anlamlandı rma . söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . eyi ğ ı ş . bir söze. müteradif. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. sinonim. isimden türeme fiil. ya anlama * Anlamak iş vukuf. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. yilik * Sahip olmayı istemek. i. müradif. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. * Bkz. anlamamazlı k * Anlamazlı k. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. eyi ş . anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . * Doğ ve yerinde bulmak. yararlanmak. geniş lemesi. ilgilenmemek. inde ka * Sorup öğ renmek. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n .

ma. önemli bir ş anlatmayan. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. bir anlam verilemeyen. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı * Anlamı olan. semantik. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. bir ş demek isteyen. anlamsal * Anlamla ilgili. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. . belli olmak. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. düş ey ündürücü. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan.* Anlamlandı iş rmak i. kimselerden biri. gerçeğöğ in i renildi. manası k. karık. manidar. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlamsı z * Anlamı olmayan. anlam kazandı rmak. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. manası ey z. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. manalı . galiba. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. anlam vermek. muğ güç ş ı lâk. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. ortaya çı ine kmak. mak i.

anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. anlaşrmak tı * Anlaş . antant. ifade. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. uzlaş . sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. stilistik. bir düş ünceyi. ma anlaş mak * Düş ünce. ine anlatı m * Anlatmak iş i. amaç bakı ndan birleş mı mek. tahkiye. uyuş mayı mayı mayı lamak. bir konuyu söz veya yazı bildirme. övmek. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. ihtilâf. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. inceleme. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. ünce bir . ma.* Devletler arası siyasî. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. tahkiyeye ağ k veren (yazar). ekonomik. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. ekspresyonizm. * Bir duyguyu. ki n ı laş ünce arası lı k. * Anlatı iş lmak i. anlatı * Hikâye etme. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. duygu. kültürel vb. uyuş itilâf. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak.

* Kı süren. *İ nandı rmak. ş sı n . anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. z. zihniyet. ş tlı. * Hoş görülü. bir an içinde olan. anlayana sivri sinek saz. lama. li. * Hoş görme. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. * Anlatmak iş i. ferasetli. nakletmek. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. entelektüalizm. k. i. zihniye. * Söylemek. usa vurma. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . takrir. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. bir hatı lan .anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. i * Anlama yeteneğ feraset. anlayı ş lı * Anlayı olan. açı klama yaptı rmak. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. ihtifal. izansı ferasetsiz. vurdumduymaz. ı zlı n lı k. gabavet. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. izan. anlıanlı ş * Güzel. yargı müdrike. hâlden anlama. gösteriş ünlü. * Hoş görüsüz. kafası kavrayı z. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. anlama gücü. telâkki. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. bilgi vermek. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. zihniyet. belirtmek. zlı * Hoş görüsüzlük. izah etmek. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. izanlı ş ı . anlı k entelekt. gabi. zekâ. zeki. kalı kafalı ş t ı z. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi.

sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. anonim * Adı bilinmeyen. lmak ey. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. k. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). gayritabiî. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. bergüzar. zikretmek. . lı . iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. * Bir sözü ağ na almak. anonim ş irket. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. zı * Bir armağ gönlünü almak. düzgün olmayan. anons * Duyuru. bir haberi halka bildirmek. su anorganik *İ norganik. e. n) anneanne * Annenin annesi. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. ra. anla * Adlandı rmak. rı k. hatı rlamak. duyurma. ş ş ı a rı * Bkz. sunucu. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u.

anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. yemin etmek. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . kan kardeş i. artı mın landı ı i uç. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). ra rada. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. anî olarak. ş sı lsı * Birdenbire. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. anı msamak. * Bkz. akı z. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. anîden. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. yemin. eyi ant kardeş i * Bkz. ğ ı * Bkz. özel adları içine alan sözlük türü. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. habersiz. ansiklopedi * Bütün bilim. 'yı iyi. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. anı msama. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. bilgilik. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire.* Dengesi bozuk. . anormallik * Anormal olma durumu. deli.

i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. antarktik * Güney kutupla ilgili. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. antet . lması sağ * Duyarga.ant vermek * "Allah aşna. ma. güney kutup yakında olan. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). yağ yemiş acı lı i. ma. cı nda n ini antenli * Anteni olan. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. uzlaş mak. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . itilâf. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . antant * Anlaş uyuş mutabakat. ince ve sert kabuklu. stı ı aç * Bu ağ n. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. antant kalmak * anlaş mak. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. iskeleti kemikleş .

antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. antikacı . özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. acayip. * Genele. * Bu çağ özgü olan. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . penisilin. parazit gibi protein yapında madde. kalevî. larak lan diş çan i. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. örtü. antiasit * Alkalik. * Antik. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. başk. ana. antibiyotik * Bitkilerde. rı antidot * Bkz.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. tuhaf. e rı * Mendil. panzehir. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . davranıveya öğ ı ş reti. olağ geleneğ aykı. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. antetsiz * Başksı lı z. virüs. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. sı diş ajur.

antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. antinomi antipati * Çatı . ı t * Antipati uyandı sevimsiz. ş kı * Sevimsizlik. * Karş duygu. kanı kaynamamak. ı antisemit . ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. * Tuhaflı k. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antipropaganda * Karşpropaganda. rak saltması Sb. sı ülkelerde yaş cak ayan. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. Kı m ı mı lan. soğ ran. antikatot yaprak. ı ı rlı nda lenemeyen. lk . k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. uk. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). antikalı k * Antika olma durumu. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. antikomünist * Komünizme karş ı . haddede veya çekiç altı iş 51. soğ ukluk. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak.76 olan. zlı an. 6300 C de eriyen.

antlı antoloji *Ş airlerin. methal. duman çı an. * Bir yapı girip geçilen yer. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. seçki. idman. da * Baş ç yemeğ langı i. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. nmıseçme parçalardan oluş kitap. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. . büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. ahitleş ma mek. ta belgede belirtilen durum.* Yahudilik aleyhtarlı. antitez * Karşsav. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . güldeste. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . antlaş mak * Antlaş yapmak. pakt. * Güçlükle tutuş koku. egzersiz. idmansı z. ı antitoksik * Antitoksin. alı rma yapmak. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. karmadan. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. an antrakt antrasit antre * Ara. muahede. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları .

leten * Antrepoya bakan kimse. rası ken. antropoloji * İ n kökenini. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. u antrepocu * Antrepo iş kimse. antropoitler * Bkz. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. ş cı tı k. ayak direyici. ardiye. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. insansı lar. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . anut * İ . antropozoik devir * Antropozoik. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. biyolojik özelliklerini. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. yanı u. evrimini. tiren ş tı i. nda iten. insan nsanı bilimi. insan bilimsel. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. insansı . antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. reti. natçı . nda. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. imli antropoit * Bkz. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . derisi dikenlilerden.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı.

ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. . cihaz. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . kuya rakmaksın aydı k. çok anî olarak. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. yaka paça. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. k. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. açıbir biçimde görünmesi. acı lan * Rakı . * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. rada. makat. eksin. * Çok açı çok belirgin. apar topar * Telâş acele ile. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. zı nlı k apak * Çok ak. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. zı * Abla. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. gürbüz. iri. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. ş rsak kıdeliğ erç.

aça * Yorgun. * Bir avuç dolusu. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. * Doğ kemik dokusunda bulunan. ş kı aş n. p * Gizlice almak. çalmak. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . alıkaçmak. iki . apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. * Çok az. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. * Apazlamak iş i. açar. bambaş ka. * Avuç. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. alıgötürmek. ayrıbacaklı nı k . ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. al apaz apazlama apık ş ı . apazlamak * Avuçlamak. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. * Bacakları aça yürüme. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. güçsüz. kabadayı . * Külhan beyi. hayta.aparmak * Almak. ada. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . * Yelken rüzgârla dolup şmek. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla.

apotr . omuzluk. apiko * Geminin. nı rarak * Oturmak. süslü. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. * Derli toplu. ayı * Ne yapacağ kestirememek. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. * Duvar ş amdanı . * Apı rmak iş ş tı i. sonsal. karanlı(söz veya yazı k ). ş ı ı nı aş rmak. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. . kan apoş i * Çember biçiminde. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . telden yapı torbaya benzer. * Hazı tetik. bacakları rarak çömelmek. ş ı k. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). kapalı . aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. büyük gözlü ağ lma. aplik aplikasyon * Uygulama. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). * Apı ş iş mak i. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . duvar lâmbası . r.

perdahlanması . abril. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . koordinat. koruyucu. önsel. * Aprelemek iş i. * Apresi olan. langı na ğ n ı eri. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . apseleş me * Apseleş durumu. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. ş ş . * Zekâsı geliş pek memiş . yla apse * İ birikimi. havari. k. aptalca. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. * Küçümseme belirten seslenme. çı rin ban. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n .* Yardı . apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. azarlama. aval aval. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. perdahlamak. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. . * Nisan ayı . aptal aptal aptal * Aptal gibi. iş yitimi. apraksi apre * Bkz. lı kta. apse yapmak. alı ahmak. zekâ yoksunu. lı kta lan * Apre yapan kimse.

abdesthane. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. abdestbozan. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . abdest.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. abdestlik. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. * Bkz. abdestli. Ar * Bkz. apteriks aptes * Bkz. aptalca * Biraz aptal. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. anlamaz gibi görünmek. ahmaklaşrmak. abdestsiz. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. aptal duruma getirmek. . alı mak. bilmez sanmak (sanı lmak). aptesli * Bkz. aptesbozan * Bkz. kivi. abdestbozan otu. * Et kesimi yortusu. aptal gibi. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. apteshane * Bkz. * Bkz. ahmaklaş klaş mak. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. aptal gibi. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. ahmakça. aptesbozan otu * Bkz.

/ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. Bu ekle k-ar. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. mola. ar yıdeğ kâr yı lı il. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. antrakt. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. gid-er-mek vb. r: kar -ar./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. -ar./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi.* Argon'un kı saltması . -ar. çı "menfaat" vb. * İ olguyu. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. utanç duyma. utanmaz. haftayı m. utanç duymamak. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. siz -ar. anlaş u mazlı yol açmak. * Bir oyunda. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. ar namus tertemiz * utanması olmayan. ki eyi ran k. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. açar "anahtar". * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. geç-er. kalk-ar. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. ölç-er vb. çı yat-ar. bir filmde dinlenme süresi. fası ran la. luk. yüzsüzlük etmek. ara açmak * dostluğ bozmak. ar * Utanma. an ş ı ara bozucu . biç-er. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . bat-ar. kı ar etmek * utanmak. aralı boş mesafe. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. na kları * Aralı k. suv-ar-mak vb. klı k.

türkü.* Ara bozan (kimse). fesat. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. arkı tası na. fitçi. uzlaşrı. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. münafı müfsit. sözsüz çalı parça. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. arada önlem niteliğ verilen karar. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. münafı k. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara nağ me. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. me rası ndı ı lardan her biri. k k lan ara nağ mesi * Bkz. yüzeylerin. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. fesatçı . k. n na deniz. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ara kesit * Çizgilerin. ı na. fitçilik. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ara bulucu * Uzlaşran kimse. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. . lan . ara nağ me * Ş . ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda.

araba araba * Arabalar dolusu. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . * arası arada. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. vapur. araba vapuru. * Araba vapuru. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. nda araba * Tekerlekli.ara sı ra * Seyrek olarak. aç araba kullanmak * araba sürmek. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. arabacı lı k * Araba sürme iş i. arabacı * Arabayı süren kimse. birçok arabalarla. * Araba yapan veya satan kimse. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. ruya ulan lan söz. bir işbir süre bı i rakmak. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. zaman zaman. ara cümle. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. garaj. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. . * Araba dolduracak miktar. ara vermek * yeniden baş lamak için. * Araba yapma veya satma iş i. ara tümce * Bkz. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. arabalı * Arabası olan. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. nda. durmak. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur.

büyüklerin yaş ş uyarlar. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. aracı koymak * bir kimseyi. münafı müzevir. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. k. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). * Arapça. müzevirlik. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). mutavassı t.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. anlaş sağ tı ma layan kimse. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. . ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. * Giriş bezeme. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. fesatçı u . arabizasyon * Araplaşrma. Araplara özgü olan. klı aracı * Uzlaşran. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. i Arabî * Araplarla ilgili. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. i.

ta. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. vası z. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. aletli jimnastik. bağ kurarak. unu ü. araçlı * Araçla yapı veya olan. z arada bir * seyrek olarak. vası yla. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. eyi lan ey. gücünden yararlanı nesne. tavassut etmek. doğ rudan doğ yapı veya olan. hacı n. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. * Taş ı t. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. bilvası lan talı ta. ları nı kları . arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. yoluyla. vası nı ü . araçlı jimnastik * Bkz.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. vası . aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. ta. araçsı z * Araç kullanı lmadan. nda * Mekke'nin doğ usunda. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. bilâvası ruya lan tası ta.

n. eyini rı plak aragonit arak * Ter. aralıolmak. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. il. u. araları iyi * dostlukları düzenli. aş i. tiftikten yapı ş külâh. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . ı rma. * Beyaz. yarı açmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. * Aralanmak iş i. * Seyrelmek. k * Gitmek. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. seyrekleş nı tirmek. araklamak * Çalmak. ndan lmak. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. * İ taneli bezelye. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. çalan. benzer nitelikler çok az olmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. * Aralı duruma getirmek. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. uzaklaş yanı ayrı mak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. aralama aralamak * Aralamak iş i. çaresiz kalmak. aş ı rmak. araklama * Araklamak işçalma. seyrekleş klı tirmek. hı z. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. ri * Araklayan. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. kiyi . rsı * Hı zlı rsı k.

geçenek. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. aralı z ksı . * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. * Bir sesi bir baş sesten. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. espaslı rlar nda klı ı . aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. eyler . * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. * Yarı k. yarı açmak. arama * Aramak iştaharri. i. lı n . mesafe. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. ilk * Ayakyolu. * Kesik kesik. elverişdurum. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. m m i aralıetmek k * aralamak. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. koridor. ik nda klı * Sürekli. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. biraz açtı k rmak. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * Birbirine bitiş olan. ik nda klı * Dizgide kelimeler. bale. harfler veya satı arası açı ğolan. * Uygun. iş gibi yerlerde. espas. aralıvermeden. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. klı * Sı vakit. barı rmak. fı li rsat. ra. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. araları açı k bulunan. tam kapanmamı açı ş . araları açı k bulunmayan.

özlemek. * Düzenleyici. * (küçük a ile) Zenci. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. çok aramak. * Düzenleme. hatısormaya gitmek. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. * Ş koş art ulmak. erli. * Olumsuz. eyin unu * Önem verip istemek. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. * Aranı çözüm. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. ine * Söz konusu olmak. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. mak. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. kta eyler * Ş koş art ulmak. * Bkz. yoklamak. arantı Arap . Aramîce. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. * Koyu esmer veya kara. tı * Ziyarete. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. fellâh. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). ine *İ steklisi bulunmak. * Eksikliğduyulmak. * Araşrmak. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. aranmak * Aramak iş konu olmak.

Arap gibi olmak * simsiyah olmak. ş ı Arapsaçı * Küçük. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. lan * Bu dile özgü olan. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. arap saçı gibi * karmakarık. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Araplı benimsemek. mak Araplaş mak * Arap olmak. k il olan kça ağdoğ . ak. Araplaş ma * Araplaş durumu. zamkı arabî. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk.arap * Negatif fotoğ raf. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. lan. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. kararmak. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Araplı k * Arap olma durumu. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi.

tı i. tı * Sürekli olarak. lması araşrma görevlisi tı . kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. müstemirren. arkadaşk bağ kopmak. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . * Meraklı . ı araşrı tı * Araşrma. mütecessis. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. geçimsizlik olmak. sı ı cağ cağsı ı na. araşrmacı tı tı tı (kimse). vira. araları gerginlik. gözden. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arası geçmeden * vakit geçmeden. arkası kesilmeden. ara vermeden. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. nda arası olmamak * geçinememek. iş n u araşrı tıcı * Araşran. geçirilmek. Arasat * Müslüman inanına göre. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. ararot kamı ş ı * Maranta. araşrman. inceleyen. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan.

araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. * Arzu ettirmek. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. eski yakı k. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. yokluğ duyurmamak. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araşrman tı * Araşrı. karıklı kurban olmak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. aratmamak * yenisi. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. asistan. kaybolmak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. soruş turmak. * Aratmak iş i. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. dostluk kalmamak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. araşrman. istetmek. eyi iş . * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. sormak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. araya gitmek * harcanmak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. eskisinin yerini doldurabilmek. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak.

arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. görünmemeye çalı ş mak. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. arazi açma * fundalı koruluk. k ma li araziye uymak * ortama. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. yer. yerey. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. patı . arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. çevreye uymak. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. i. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. * Kundaklı . arbalet arbede * Gürültülü kavga. tahvil. lan * Ardı l.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . semptom. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. * Hastalıbelirtileri. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. toprak. rtı arbitraj * Hisse senedi. * Türk müziğ bir birleş makam. k *İ linek. k. tetikli yay. * Belirtiler. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. .

ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. ardıra sı ardı ç * Peş inden. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. pencere için) sonuna kadar açı k. * Musallat olmak. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. ardı ra. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ardı kadar açı na k * (kapı . güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. * Sataş mak. ardıardı n n * Geri geri. ası lmak. arkası ndan. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ç acın ardırakı ç sı * Cin. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. tükenmek. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ardı ra. hemen ardı ndan. peş bı ndan ini rakmamak.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. ardı nca * Hemen arkası ndan. sı kahverengi. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. i la . çatmak. halef. u türü (Turdus pilaris). * Servigillerden. ara vermeden. öncel karş . arkası ra. aralı z. takı lmak.

ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. ş . * Kayağ taşkayrak. olan . lan ya * Ardiye iş leten kimse. a i. ardı bı nı rakmamak * Bkz. arefe günü * Bkz. * Bkz. son vermek. arife günü. durdurmak. mütevali. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. ardı kesmek nı * arkası gelmemek.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. n nda. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. an . vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. depo. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. önlemek. atkı nda lan . ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. argaçlama * Argaçlamak iş i. iki. antrepo. arife. argali * Boynuzlugillerden. tamamlamak. * Ardiyeye bakan kimse. peş bı ini rakmamak.

boğ dağ azı az. arı sokmak gibi * iğ nelemek. * Beceriksiz. münezzeh. ı * Serserilerin.9 olan. arı gibi * çok çalı ş kan. * Zar kanatlı lardan. halis. ı ı rlı nda olmayan bir element. bal ve bal mumu yapan. rengi. saf. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. n na lanan ağ parça. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo).argı n * Yorgun. acı söylemek. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. n * Geçit. argonot * Kafadan bacaklı lardan. f. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . ş nmı katıksı . arı biti * Kör. havada %1 oranı bulunan. iş * Temiz. * Argıolma durumu. boğ . derbent. kokusu ve tadı 18. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. ı * Günahsı z. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. zayıbitkin. * Yabancıeylerden arı ş ş z. söz arı kil . * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. Kı saltması Ar. * Söz argo durumuna gelmek. z. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme.

kaolin. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. arı mak klaş * Arı(II) olmak. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. k arı klatma * Arı klatmak durumu. sı ı zayı lı z. sı sarı kuş rtı . lar nına arı sili * Tertemiz. Orta Asya'da az ağ klı il. açlı . yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. cı kuru. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. .* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. arı k * Eti. Kuzey Afrika. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. yağerimiş f. * Fide veya fidan dikilen yer. arıçekmek k * tı kanan. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. ska. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. arıemek k * İçinin. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. bozulan arkları temizleyip açmak. karşğödenmeyen emek.

* Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. arı ma. k arı k klı * Zayık. arı mak laş * Arı duruma gelmek. özleş tirmek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. tenzih etmek. arı lı k arı nmak . ı * Arı lanmak durumu. sı k. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı ma laş * Arı mak durumu. ş zlı ı * Günahsı k. özleş mek. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. tirme. zlı * Kovanları konulduğ yer. i. arı dokunmak na * utanç duymak. i * Temizlenme. arı lı k * Temizlik. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . saflaş mak. * Katıksı k. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. laş arı lanmak * Arı mak.* Arı(II) duruma getirmek. arı laş duruma gelme. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. kovanlı n u k. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . vücutları . arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. özleş me.

arı tı cı * Arı özelliğolan. vb. tasfiyehane. * Çözgü. * (petrol. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. duruma gelmek. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. ı * Rahatlamak. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. tasfiye etmek. k . bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . yağ için) Arı iş rafinaj. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. petrol gibi maddelerin arı ğyer. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. arı yapmak za * Bozulmak. mak. za. . tma i. * Katıksıduruma getirmek. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. * Aksama. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. aksaklı k. arı za * Engebe. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. * Katıksı arı ş z. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. * Arı iş tma i. * Bulaş ş mı musallat olmuş . tma i * Deterjan. iş lemez duruma gelmek. * sonradan ortaya çı kmak. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. tmak i arı tma * Arı iş tmak i.* Temizlenmek. rafineri.

m * Engebesiz. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). arya. arife * Belirli bir günün. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . hür. * Çı plak. idare edecek biçimde. arifane ile * ortaklaş a. * (Araç vb. ş tan * Geçici. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. * Huzurlu. dı gelen. * Aksamayan. m ı lı r * Aristotelesçi. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. en * Bu halkla ilgili. aristokrasi * Ekonomik. ön gün. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. aristokrat . mutlu. biçimde. bozulmadan iş leyen. arifane * Arif olana yakı yolda. bu halka özgü. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). iş lemeyen. rahat. varı . *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. * Özgür.arı zalı * Engebeli. için) Aksayan. arı z zası arı zî * Sonradan olan. eğ reti. * Yarı yamalak. nını u * Soylular sıfı nı. düz. bozulmuş . ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. Aristoculuk * Aristotelesçilik.

aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in.9. * Büyük bira bardağ ı . aristokratik * Aristokratlı ilgili. her yönü ile. Arjantinli * Arjantin halkı olan. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . düzensiz.7. ödünç olarak. n lemler olan kolu. reti. * Bu bilimle ilgili.* Aristokrasi yanlı.5. sı * Soylu. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. ndan ark . lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. ariyeten * Eğ olarak. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. lar... dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. gezimcilik. ağalma. * Ritimli olmayan. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna.3.

*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . beden. eyin * Ağ ı l. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. sı nda n rı ğ ı . * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. cetvel. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. kayı na ı rmak. iltimasçı . kayıcı rı. peş . arı hark. n arka vermek * desteklemek. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. kanal. manevî yönden destek olmak. ş mak. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. rüzgâr almayan kuytu yer. gibi arka arka * Geriye doğ ru. tmak ı lan k k. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. * Geçmişgeride kalmızaman. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. eyin rt * Geri kalan bölüm. arka bulmak * bir koruyucu. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. piston. yabancı davranmak. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. dayamak. * Arkada olan. art arda. sı rmak nan arka olmak * maddî. arka plânda * Geride. . arkada bulunan. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. dayanı mek. * Koruyucu. kayı bulmak. * Otururken sı n dayandı yer. * Önemsiz. * Art. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak.

arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . m . destek olmak. ünsiyet. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. * Arkalamak işyardı müzaheret. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. müzaheret etmek. içtenlikle. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. dostça. lı a er ları kün arkadaş il. refakat etmek. eş etmek. yüklenmek. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. * Konuş ve yazı dilde. el altı ndan.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. refik. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. geride kalmak. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. m. hempa. korumak. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. geride kalmak. dedikodusunu yapmak. eskimiş veya eser). birlikte gitmek. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. ileri gidememek. belli etmeden. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. içten olmak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. * bir süre beraber bulunmak. arkadaş ça * Arkadaş olarak. yâren. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. gizlice. a ş ı ş . i. arkadaş na çok düş olan kimse. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri.

ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. bir yerde durdurulmak. ı kullandı arka yastı. dayanağolan. sı dayayacak yeri olmayan. arkası nmak alı * sona erdirilmek. yerinden düş ürülememek. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. taş rtı ı mak. bitirilmek. * desteğ sağ ini lamak. arkası ra sı * Ardı ndan. semer. * Koruyanı . * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. güçlü olmak. kalı bir tür kı hı nca sa rka. sı dayayacak yeri olan. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. ndan . ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. destek olunmak. ı arkalı klı * Arkalı. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası gelmek * devamlı olmak.arkalanma * Arkalanmak iş i. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. * Sı dayamaya yarar yer. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. arkası kesilmek * tükenmek. koruyucusu. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. arkalı rken kları ğ ı k. sürekli olmak. son bulmak. peş inden.

arke arkebüz * XV. sonraya kalmak. iltifat etmek. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. geriden gelmek. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası z * Arkalı olmayan. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. ertelemek. arkası almak nı * bir iştamamlamak. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. dayanağolmayan. görüş fı aramak. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. arkası sı nı vamak * okş amak. * İ ana madde. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. arkaya kalmak * geride kalmak. övmek. lk . taş ı nabilir ateş silâh. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . koruyucusu. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak.

huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. nı * Arlanmak iş i. utangaç. kazı mı bilimi. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. harf veya ş ongun. armada armador * Donanma. kı * Kuzey kutupla ilgili. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. seren. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak.organı . sılmaz. kı arlı * Namuslu. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. arlı ndan. ekil. * Geminin direk. nda açı ilik * Kazı bilimci. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. su nda. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. ip. halat ve yelken takı . veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. sılgan. nda armağ an . kum taştüründen bir tortul kayaç. limanda kı ş lamak. seren. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. kuzey kutup yakında olan. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . arkeoloji uzmanı bilgini. ş ta arma * Bir devletin. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. mı arma donatmak * armayı yerine koymak.

n da) lar armut * Gülgillerden. * Ödül. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. çiçekleri beyaz. an armonik * Armoni ile ilgili olan. mıka. mutlu etmek için verilen ş hediye. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . ak. letmeciliğ i. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. ı z sı zı * Akordeon. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. * Fazla bön. * Bağ. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. ihsan. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. * Armonika. armut gibi . ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. * Armut biçiminde olan. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. . ey. sulu. * Ticaret gemisi sahibi. armatörlük * Armatör olma durumu. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. hediye etmek. * Gemi iş letme işgemi iş i. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. en.* Birini sevindirmek.

armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. nda ğ ı . bön. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu.* çok anlayı z. Arnavut biberi * Acı rmı biber. mastı ğ ı çiçeğ i. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. armut biçiminde top. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . sır gözü. aromatik * Öküz gözü. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. . n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). Arnavut bacası * Çatı penceresi. n) * her ş kusur bulmak. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. * Arnavut halkın bütünü. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. Arnavutlarıkullandı dil. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. ş sı armut kabağ ı * Ürünü.

* Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. i. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. yiyecek gibi ş veya para. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. * Arpa biçiminde ş ehriye. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. * Tüfek. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. k eyler * Baş k. arozöz * Kamyon. harp (II). araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. yurdumuzda mı lan. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. . ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpa ektim. arpa * Buğ daygillerden. * Yabanî arpa. llara arpa suyu * Bira. * Bu bitkinin taneleri. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. sulamaya yarar araç. arp * Bkz. arpa tarlası .* Hoş kokulu. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. altma düzeni olan. * Arpa konulan yer. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . aromalı . maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse.

ş * Aç gözlü davranan (kimse).91. n çan rnı saltması As. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. arsı zlanmak * Arsı k etmek.arpalıetmek k * arpalıyapmak. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. yıı yüzsüz (kimse). yüzsüzce davranmak. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. mak. sılmadan. Kı en. aç gözlü davranmak. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. sı arak. arsı ulusal * Uluslar arası . . arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . arsı yakı biçimde. acak ş lıklı rnaş . arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arsı k etmek zlı * utanmadan. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. zı k. kı arslan * Aslan. sı otu. ı ı rlı unluğ 5. sılması lık. yıarak. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. arpası gelmek çok * coş azmak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. metal görünümünde basit element. kudurmak. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. arslanlı . k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. yoğ 33. sı ı k. * Kolayca üreyebilen (bitki). ş klı * Arp çalan kimse.7 olan. arsı z * Utanması kı olmayan.

lk * Dokuzuncu kat gök.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. adı mak. * Bir ş öbür yüzü. nda * Belgelik. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. geri. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş saklamak. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. art avurt . troleybüs. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. ivde art * Arka. * Keman yayı . * Belgelik görevlisi veya uzmanı . arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. * Arş idükün karıveya kı. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş kadar. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. * Tren. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . arş ı nlamak * Arş ölçmek.

artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. artçı lı k * Artçın görevi. artakalmak * Artmak. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. diyakronik. yında art damak * Damağ arka bölümü. nı * Art düş ünce. . * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. g. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. bereket.* Avurdun arka bölümü. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . p. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. bereketli. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. hinterland. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. iş sı nı i. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . geriye kalmak. alan. ğ u . art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. fazla bulunmak. ta. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. hareket). a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. an.

anot. * Sırdan büyük. pozitif sayı . sırdan büyük sayı areti fı . ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. ey ktan * Daha çok. dört yı bir gelen 29. pozitif. artı m * Artma. artı çoğ ş alma. * Katyon. artıemek k * İçinin. * Artı klamak iş i. artıdeğ k er * İçinin. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. . iş ş gücünün karşğolarak. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. daha fazla. gün. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. ldı * Kalan veya artan bölüm. artağ ş an. sonra. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. lda l. metal uçlardan artı yüklü olanı . yeter. * Artılmak iş rı i. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. *İ çildikten. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er.arter * Atardamar. fı iş ). . ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. i un * Atardamar bozukluğ u. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. * Bundan böyle. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . daha. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. * Trafiğyoğ olan ana yol. zait. karşğödenmeyen emek.

artı çoğ ş m. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * boylu poslu. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. ekil z. * Artı rmak işyapı i lmak. * Genellikle ş bozucu. sanatkâr. * Yükseltmek.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. mlı * Artiste benzer biçimde. sanatçı . artma. alı . tasarruf etmek. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. * Eskisinden daha çok çoğ almak. * Eklem romatizması . artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. ince ktan * Değ yükselmek. çoğ lmak. n müzayede. artist gibi. fazlalaş eri mak. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . çoğ altmak. * Müzayedede artı rma. artma * Artmak iş i. artmak artmak * Büyük heybe. artı rma * Artı rmak iş i. eyi rma i. sanatlı n i e . tezyit edilmek. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. güzel ve alı (kimse). * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. * Artist olma durumu. en ğ ı * Arttı rmak iş i. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. artı rmak * Artması sağ nı lamak. iltihapsı süreğ eklem hastalı. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. * Artistin görevi.

yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * Yer bilimi.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . enlem dairesi. unu . * Yer. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. arzuhâl * Dilekçe. * En. * saygı bildirmek. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. bildirme. arz dairesi * Bkz. liğ i. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. enlem. sunu ve istem. arz * Sunma. yeryüzü. arzanî arziyat arzu * İ dilek. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. * Heves. * (büyük bir makama) Anlatma. jeoloji. stek. arz etmek * sunmak. istida. ü Aryanizm * IV. n. geniş lik. * Enine olan. arz derecesi * Bkz.

i As * Arsenik'in kı saltması . mektup vb. hevesli. yazan kimse. özlemek. sinirlenmek.arzuhâlci * Para ile dilekçe. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. hevesini alamamak. n kları asabî * Sinirli. as as * Kakı m. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. istemek. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. öfkelenmek. din adamların güç sembolü olarak. *İ skambil kâğ nda birli. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . ü it * Ara yön. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. hükümdarları mareş n. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. asabîleş mek * Kı zmak. arzulama * Arzulamak iş i. stek arzulu *İ stekli. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. asa * Bazı ülkelerde. asas kat as yön asabiyeci . * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. * Ast sı nıkı lmı. * Sinirle ilgili. arzulamak * İ duymak. allerin. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). sinirlilik belirtileri göstermek. sinirsel.

tufeyli. ekti. . asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. ı tı * Kendi adı hareket ederek. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. ş ması sağ asap asar * Sinirler. parazitoloji. vekâleten karş . kripton. esasî. asalak parazit. neon. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. asabî yapıolma. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. soy gazlar. * Bir görevde temelli olarak. yaş ş . ksenon). n * Soyluluk. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. vekillik karş . o görevin sahibi olan kimse. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. argon. lar. * Yapı eserler. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . temel niteliğ olan. * Bir görevi yüklenmiş olan. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. asillik. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. asamble asansör araç. ası l olarak. lı * Başca.asabiyet asal * Sinirlilik. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). * Baş nısı ndan geçinen (kimse).

lar. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. eş lama baş zaman karş . * Sirkeyle ilgili. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. n nda lan ş ı . * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. senkron. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . saydam. acın çizilerek elde edilen bir reçine. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. * Her türlü mikroptan arı ş nmı .asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. sarı kokulu. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). ı tı n * İ kullanmadan. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. lan r. düzenlilik. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. güvenlik. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. ortanı n çorbacı ına verilen ad. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. yadıkurun. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). i aç * Eş zamanlı olmayan. asbaş kan *İ kinci baş kan. ases * Gece bekçisi. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. u.

* Soy. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. lan ş * (a'sıBaşca. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. * Gerçeklik. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. nesep. ı lü ası l * Bir ş kendisi. ana. ashap * Sahipler.* Asfaltlanmı ş . ortak payda. e rakı ş ası k * Somurtkan. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. nda * Asmak iş i. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. eyin ı tı * Kök. sahabeler. baş gelen. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. * Minimum. hakikat. * Hz. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. lan ulan asgarî * En az. asfaltla kaplanmak. * Bir ş temelini oluş eyin turan. köken. ulaş ve kültür gibi da. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. * Gerçek. örnek. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. gerçek olarak. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. uyuş konu. sağk. en düş . Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. esas. nı ğ ı ası lar l sayı . * Ası lı . asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. en aş ı azı ağ en ndan. kopya karş . ük. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. kaynak.

kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . * Sı an. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. ası lanma * Ası lanmak işintifa. * Tutup çekmek. tebelleş rnaş olan kimse. tavik. tehir. süspansiyon. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. * Ası ş lmıolan. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. temelsiz. * Ası iş lmak i. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. ası olmak ntı * tebelleş olmak. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ı etmek. ası ş lmı adam * Salepgillerden. sonuna kadar mücadele etmek. * Israrla üzerine gitmek. süspansiyon. i. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. . ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . ey ı sı srar * Hı eline almak. ı * Asma iş i. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. ru z. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. intifa etmek. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. idam edilmek. sı mak. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. dayanaksı köksüz (haber). rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. kökenli.

ı kaldı asilik * Asi olma durumu. ş zlı ı * Simetrik olmayan. isyankârlı k. asilik etmek * karşgelmek. * Benzeş me. * Bu söz "benzeş mek". isyan eden. kendine uydurma. * Soylu olma durumu. asil * Soylu. bakımsı ş z. kaldı * Hayı z. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. rsı lı * Un. baş rmak. llı * Baş ran.* Çağ . asileş mek * Karşgelmek. * Yüksek duygu ile yapı lan. isyan etme. baş ı kaldı rmak. bakımsı k. * Soylu. asalet. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. asillik * Asil olma durumu. kendine benzetme. sonuş maz. aside asidimetre * Asitölçer. asilzade asilzadelik * Soyluluk. asık rlı asi * Yüzyık. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. soyluluk. dik baş. isyan etmek. özümleme. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. * Bir görevde temelli olan. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. ası rlarca * Yüzlerce yı l. . vekil karş . lsa tı ı riyi ru.

tahkimli bölge. * Bkz. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. asit alkol asit borik * Bkz. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. disiplinli. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. ini. ş ı . tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. askerce askerci * Asker yanlı. z * Topluluk düzenine saygı olan. fenol. düzgün. z. yı man yı na asker gibi * disiplinli. mcı * Araşrma görevlisi. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. borik asit. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. asklı . asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . ale * Askerlik görevi veya ödevi. asidimetre.asistan * Yardı . asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. tı asistanlı k * Asistan. sı askercilik * Askere yakır biçimde. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. ldı ş ı la. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. * Bkz. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. gemi.

askeriye * Askerlik. * Bir tür çocuk oyunu. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerî * Askerlikle ilgili. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. askerlik ödevi ordu hizmeti. askerlik * Asker olma durumu. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerlik etmek * askerlik yapmak. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni.* Askerci olma durumu. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerlik niteliğkazanmak. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. disiplini. askere özgü. . askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama.

it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. ı z * Askı olan. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . hiçbir biçimde. * Ası saklanacak sebze. Afrika'da yaş ayan. arslan. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. yı cı rtı. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. Zodyak.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. n * Hiçbir zaman. uzunluğ 160 cm. lı p * Vestiyer. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . tabanca gibi ödül. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. * Zodyak üzerinde. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . * Gürbüz ve yiğ adam. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. . ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . savsaklamak. rı n larak u * Çay. fener. erkekleri yeleli. meyve.

yiğ ş ı itçe. aslanı m! * gençler. ı * sağğyerinde. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. mı aslı astarı * iç yüzü. aslan gibi * boylu boslu. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . eyden korkmayan. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. *Ş irpençe. ası z olmak. aslen * Kök veya soy bakı ndan. itlik. yer pı lan rasası (Leonurus). aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. güçlü ve yakıklı ş . gerçek ş ekli. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. sarı . nan aslan sütü * Rakı . lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. güzel. onun kiş ini belli eder. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . türlü renkte. raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . i. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. doğ u. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). aslan gibi. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. aslanpençesi * Gülgillerden. lsı . aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslanağ zı * Sı otugillerden.

sebze olarak kullanı ürünü. aslı yok faslı * yalan. * Bu türün ince uzun. larak lan asma yaprağ ı . * Asmak iş i. . asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. nan. * Ası şası lmı lı . sarı renkte bir böcek. * Asmagillerden. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. altı kat. k . aslî * Temel olarak alı esas olan. asma biti * Eş kanatlı lardan. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. asmalara zarar veren. nı altı na asliye asma * Temel. aslî düş ünce * Ana fikir. uydurma. * Soyu sopu. lgan. filoksera (Phylloxera vestatrix). msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). gerçek olduğ ortaya çı u kmak. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. nı na il lar. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. esas. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması .

asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. emmeç. toz vb. Muhammed'in yaş ğzaman. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. birbirini tutar renk ve yapı olan. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . * Modern. * Asma için ayrı ş veya toprak. ekş rak ilâç. gibi aspidistra * Zambakgillerden. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. * Havadaki duman. daş ma. * Üzerine takı nmak. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. asrîlik * Çağ llı cık. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. her dizenin sonunda gelen. kuş anmak. da asrı saadet * Hz. gerçek olmayan. asparagas * Uydurma. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. genellikle saksı yetiş da tirilen. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. idam etmek. * Asması olan. cı . birbirini tutar renk ve yapı olan. çağ laş daş mak. gerçekmiş gösteren haber. çağ l. asmagiller * İ çeneklilerden.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek.

* Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. halat. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. * Boyacı astar vurmak. astar sürmek. nan . ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. astarlanmı ş . nda nmıve . astarlamak * Astar geçirmek. çekmek) * astar boyası boyamak. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. * Alt. astarlanmak * Astar geçirilmek. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. astarlanma * Astarlanmak iş i. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. madun. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. perde. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. ayakkabı ş gibi eylerde. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. astar sürmek (veya vurmak. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. ı r. * Giyecek. resim yapı lmadan önce sürülen boya. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. ağ vb.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . çanta. astarlatma * Astarlatmak iş i. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . * Birinin buyruğ altı olan görevli. olmak.). astarlama * Astarlamak iş i. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. lı kta. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya.

ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. felekiyat. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. * Yı z falı uğ an kimse. gök bilimci. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. astronomi * Gök bilimi. * Aş çok yüksek. astigmatizme tutulmuş (göz). ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astı astı kestiğkestik ğ k. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. * Atom numarası olan. ı i * acı z. müneccimlik. * Asmak iş yaptı ini rmak.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. * Gök fiziğ i. müneccim. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. astatin * Astat. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. astı m astı mlı * Astı olan. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. . * Net görmeyen.

* Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. mutluluk. aş nlı astronot * Uzay adamı . astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. sakin.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . * Huzur içinde olma. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. mutfak. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. rahat. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . Asya ile ilgili (olan). . astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . * Gök. n asude * Sessiz. n. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . ayan * Asya'ya özgü olan. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . gökyüzü. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer.

* bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. unu r. nma lı r. miktarı . yı kmak. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. i ük. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. lokanta. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. ı . yer. adî. im im * Genel ev. aş. hor görmek. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. beğ enmemek. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. . rı * Para ile yemek yenilen yer. çok arzulamak veya nefret etmek. aş z ı tı hane. daha az. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. * Daha küçük. * Bayağ adî. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. er * Aş ı yere doğ ağ ya. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. yerleş bölgesi. denk olan. tiksinmek. aş ı ağalmak * devirmek. aş ermek. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. niteliğalçalmak. eri aş yermek * Bkz. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . imli * Niteliğdüş kötü. değ yönünden daha az. ru. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez.

hafife almak. aş ı yukarı birlikte. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. me. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. * Niteliğdüş adî. basamak. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. n. tezyif etmek. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. lması ru .aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. adilik. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. alttan almak. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. merhale. paye. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. rütbe. mertebe. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. hor görmek. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. i ük. tenzil etmek. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. hafifsemek. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. evre.

çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. hiyerarş ş i.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. evi. aş amalı * Aş aması olan. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. aşbaş n görevi. aş erat aş hane . tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. aş ar * Ondalı k. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. * Yemek piş satan kimse. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. göz. * Mutfak. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. * Aş evi. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. hiyerarş er mı i. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. ahçı iren . * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. m nan * Ondalı k. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. irip * Yemek yenilen dükkân. kiremit rengi. kademeli. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. * Yemek piş kimse. irme veya * Onluklar. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . aş lokanta. * Aş (kimse veya bitki).

âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. ı rma. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. en na e * Dalgı kalender (kimse). tutkun (kimse). gibi * Aşyapan kimse. lerini sazla söyleyen. en ndan . * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . yarı ş ş mak. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . vurgun. aşyapmak. n. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. âş olmak ı k * sevmek. * Ahbap. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. arkadaş bir seslenme. düş künü. * Yapı ları uzun mertek. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. tutulmak. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. ı k n * çok seveni. aş çatı nda. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. ı aş atmak ı k * yarıetmek.

uğ cak. telkin etmek. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. muaş ı seviş lı aka. * Yeni aş ı ş aç. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). ı * Aş ı ş aç). acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. uğ cak. ilkah. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. aş ı lma * Aş ı durumu. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. * Aş ı nmak iş i. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. aş ı nma . * Aş ı latmak iş i. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. etkilemek. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. * Erozyon. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. aşyapmak.

* Aş olma durumu. ta ş pratı p. müfrit. düzleş kı ları mek. * Ötede. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. erozyon. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . yı pranmak. nmı * On sayı. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Gereğ inden fazla. koparı lmaları eritilmeleri. taş n. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . usandı rmak. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . önem veren. itikal. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. çok. aş ı rma. ı rı . veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . * Eskimek. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. fazla miktarda.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. * Çıntı silinmek. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. ötesinde. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. * Aş ş ı yer.

* Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). iş * Aş lmı ı ş rı . aş çatı nda ı k. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. arkadaştanık. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. dı . mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. lacak * Dağ geçidi. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. ş * Siper. * Yapı ları uzun mertek. kça. kova. kuytu yer. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. * Aş ı rmak. belirginleş mek. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Aş ı rtmak iş i. * Bildik. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. belli etmek. * Baş nıyazı ndan bölümler. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). intihal. aş olmak ikâr * belli olmak. * Açı apaçı belli. dost. k. meydanda olan. saklamadan. ortaya çı kmak. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . aş ı rma. na * Çalıgötürmek. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. bakraç. * Küçük kazan.* Aş ı iş konu olmak. k. * Aş ı yer. .

coş kunluk göstermek. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. zahire. tanığ belli etmek. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. tanık olan. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. coş eyi mak. dı aş k inalı * Birbirini bilme. * Ev. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. seviş kide mek. aş ma . ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. ş k. ı sı nama. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. mesken. oturulan yer. ş an aş lama aş lamak * Bkz. aş mak * Bkz. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. fazla. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . * Benzerlerinden üstün. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. * Çok. . * Aş iş mak i. dını ı aş iret aş iyan * Oymak.* Bilinen. Aş ı lama. Aş ı lamak. aş düş ka mek * âş olmak. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . tanı tanıklı ma. sitem bildirir. * Kuş yuvası . sevi.

* Oynak. * Aşrmak iş tı i. it at binenin (veya iş bilenin). aş ayı ure * Muharrem ayı . * Gizli dostluk. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. sivri köş yuva. açısaçıkadı kokot. sona ermek. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. üfte At at * Astatin'in kı saltması . onun tutumuna göre davrandı nı n. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. ları inin nda kları anlatı r. * Aş iş yaptı mak ini rmak. k k n. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . * Görünmeden kaçmak. aş fiş na ne * Gizli dost. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. kuru yemiş ş day. * Atgillerden. binme. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. na * (süre) Geçmek. aş na * Aş ina. ey. . * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. ı ma lan * Satrançta. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. bitmek. atlar anası .* Yüksek. -at. * Aş olma durumu. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb.

n . at koş turacak kadar * pek geniş . at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). * yarı ş mak. meydan olmaz (bulunmaz). at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. değ erlendirememe. at oynatmak * atla hüner göstermek. meydan olur (bulunur). se lan eyler at olur. at çevirmek * geri döndürmek. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. geniş yapraklı . plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. * bildiğve istediğgibi davranmak. sabit fikirlilik. 15 ile 30 m yükseklikte. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. elmas. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. veya bulmak. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak.at cambazı * At alısatan kimse. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. an. . * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum).

* Tembellik. uygulamak. k. atı yapmak. * Geveze. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. iş ş siz lemezlik. at. ite ot vermek * bir işters yapmak. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). meydan yok * yapacak güç var. * İsizlik. ahî. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . n buğ atalı k atama . atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . yalancı . * Eski Türk devletlerinde. ama kullanma imkânı yok. yapmak. ata et. * Atamak iş tayin. e lan. * Atı akı lı m. ata * Baba. kanatları u büyük ve küt. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. atabey. i. ataya çekme. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. n. hamle. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. davranı cür'et. bir at var. iş kalma. * Saldı. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. atavizm. i atabek atabey * Bkz. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. ş . pederş ahîlik. rı rı . uzunluğ 8 mm kadar olan. pederş patriarkal.* Çift kanatlı lardan. tayin etmek. saldışhücum. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. atak atak yapmak * akıyapmak.

lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . enin ğ ı * Tutacak. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . Atsan atı lmaz. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. geleceğ rlı e yönelik. atavik * Atacı ilgili. * Su aygı. ı er ı yan ş iryan. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. bilime ve gerçeğ dayanan. atanmak * Bir göreve getirilmek. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal.atanma * Bir göreve getirilme. atanma yapmak * tayin etmek. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). . birbiri ile uyumlu amaçlar. daş amaçlayan. i ünü. ya u vanca karşda ilgisizlik. * Ataş görev yaptı yer. akla. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. tayin edilme. ate * Atacı lı k. elçilik uzmanı e lı . sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. evrensel ağ klı e ı . sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. tayin edilmek. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. satsan satı vb. * Bu ilkeye bağlı lı k. Kemalist. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. rı * Soy at yetiş tiricisi. uygulamalar ve ilkeler bütünü.

heyecanlanmak. alev * Öfke. * Tehlike. * Tanrı maz. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. * Coş kunluk. acele etmek. od. coş acele davranmak. i mı ateş kmak çı . mak. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. cı n lması * Vücut ısı sı. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. * Büyük üzüntü. hı hı rs. sılı baş kan yürümek. ateh * Bunama. tutuş mak. ateş ğ balı ı * Sardalye.* Ateist. acı . kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. * Kı zı renginde olan. * (ateş silâh) patlamak. tehlikeli bir durum almak. öfkelenmek. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. k. örneğateş i böceğolan böcekler takı . önüne geçilemez. k k ateh getirmek * bunamak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . rmı. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. * Gümüş ğ balı. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. ateş almak * yanmak. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. felâket. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . atelye aterina ateş * Bkz. ateş basmak * kı zarmak. li * telâş lanmak. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. nç. atölye.

* Çok yaramaz (çocuk). ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. çalı ş kan.* Bkz. hareketli. * çok öfkeli olmak. in * Çok canlı . ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ş kan. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. çalı ve becerikli. * zeki. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. ateş püskürmek. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş pahası * Çok pahalı . ateş püskürmek *ş iddetli. ateş parçası * Ateş bir bölümü. yangıçı n kmak. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. meydanlarda ateş yakmak. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. man lmı içi . ş kan * kı rmı. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. becerikli. öfkeli konuş mak. cı ateş gibi * çok sı cak. ateş saçmak . ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi.

* Ateş hüner gösteren oyuncu. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. sinirlenmek. e klı la. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. coş mak. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. vapur. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. çok öfkelenmek. kun. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ateş in * Ateş coş li. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek.* çok kı zmak. kundak sokmak. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. ateş lası tuğ * Ocak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş vermek * tutuş turmak. le * Fabrika. * bir yeri kasten yakmak. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. .

yanmayı yı azaltmak.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. * Coş mak. i * Coş coş kun. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. * derece ile ateşölçmek. coş kulu. i * acı. bı ş ma. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ş ş kı iddetlendirmek. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. z ları nı ncalı unu söylenir. lan ateş li * Ateşolan. hararetli hararetli. yakmak. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ş iddetlenmek. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. lı ı . ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. turucu. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş lendirmek * Coş turmak. kış zı mak. heveslendirmek. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. li ateş letme * Ateş letmek iş i. ateş leyici * Ateş niteliğolan. cı * Kı rtmak. * Top. kı rtmak. * Cinsel istekleri güçlü olan. un bir .

lı k. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. * Ateş lan veya konulan yer. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. i * Yöneltmek. li ateş perest * Ateş tapan. liş * İ bağ. yilik. ş ı atı l . * İ kili bulma. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. . i. yükleyerek. e ateş gömlek ten * acı . tüfek gibi silâh. atı cı * İ niş alan. * Yöneltme. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . lütuf. inayet. çevirme. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. eş içine alan. tek parmaklı memeliler familyası . yüklemek. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. lmı atı . * Atı ş lan. üzüntü veren. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. kayra. attını yi an ğ vuran kimse. ası z eyler * Atı olma durumu. * Atları ekleri ve zebraları . dayanı lmaz. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. sıntıdurum. isnat etmek. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. atısu k * Evlerde. çevirmek. * Mal ederek. ihsan. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k.

i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. hallaç. n tı ve * (kalp. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. lamak. birden bir davranı bulunmak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. e * Bkz. * Bir ş doğ birden gitmek. hücum etmek.* Tembel. * Giriş ken. atı ş * Atmak işveya biçimi. nabıiçin) Vuruş z . eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. aylak. hamle. ditme iş yapan kimse. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . atı yapan. acak. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . * İsiz. * Atmak iş konu olmak. * Atmak iş i. ş * Etkisiz. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. . * Hı ilerleme. lma i. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. hamleci. süreduran. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. * Atı iş lmak i. atı k lganlı * Atı olma durumu. atı lmak i lma. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. * Konuş yazacak söz veya bilgi. savlet. hamle. iş yaramaz. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. * abartmalı konuş mak. * Patlamak. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. u. hücum. çarpı ş . k. ine * Saldı rmak.

atkı * Soğ a karşomuzlara. * Atkı lamak iş i. çeviklik. sı atkuyruğ u . * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. * Ağ kavgası ı z etmek. baş sı veya boyna alı örtü. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. n ş ş ı * Saz ş airleri. veya beton destek. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. argaç. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. * Çabuk hareket edebilen. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. uğ ı a. poligon. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. eski zamanla ilgili. atkı lı * Atkı olan. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. * Eski. yandan iliklenen ince uzun parça. çevik. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Atı rmak iş ş tı i. kadı ları ı n * Büyük yaba. argaçlamak. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . ş tı ati * Gelecek.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. çevik. * Çabuk davranan. üst eş ik.

yazı yazma. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. * Binmek. * Yanı lmak. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). aldanmak. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . * Çı kmak. atlanma * Atlanmak iş i. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . * Okuma. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. . atlanı lmak * Atlanmak. * Çocukları atlama oyunu.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . ı .* Atkuyruğ ugillerden. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . ara bozanlıetmek. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. atlama beygiri * Yüksekliğ1. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. inmek. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. kök sapı ömürlü olan. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. atlama * Atlamak iş i. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. ç.

ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. nda atlar tepiş arada eş ir. * Savmak. * istekle. atlet gibi. * Vücudu geliş . atlet * Atletizmle uğ an kimse. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. miş . * Yüzü parlak. * Atlamak iş lmak. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. * Savsaklamak. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. erkeksi kadı n. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. isteyerek. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. rafyası ekonomi. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . i yapı atlar anası * İ yarı ri . bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. atlaya zı playa * atlayarak. biçimli. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . * Aldatmak. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atletik * Atletleri ilgilendiren. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi.

dı ya çı ş arı karmak. farkı z. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). söz * Çatlamak. tı rtı kuş * Sapan. uçaklar vb. atlı * Atı olan. göndermek. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. ilgisini kesmek. ilgisini kesip uzaklaşrmak. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. * Yalan veya abartmalı söylemek. * Uzatmak. bir eyi * Çı karmak. i * Sözle sataş mak. tokat. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . lı ç) * (top. * (sille. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. atma * Atmak iş i. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. dı ya vermek. * Değ eksiltmek. * Ata binmiş kimse. * Kovmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. bir kenara koymak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. tirmeye yarayan koş atlama. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). * (kalp. çki * Bilmeden. eyleri) Hedefe iletmek. ağ k kaldı ve atma gibi. kabartmak. erini atmak .den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . süvari. * Yerleş tirmek. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. atma Recep. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. tı * Koymak. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. * Örtmek. ok gibi ş un. kestirerek söylemek. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. kı Vurmak. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis).atletizm * Beden gücünü. ndayı atmaca * Kartalgillerden. çarpmak. tek u. * (kurş gülle. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. * İ içmek. çevikliğ yetenekleri geliş i. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. * Yay ve tokmakla ditmek.

er suyu. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. palavra. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. yollamak.* (renk için) Solmak. alı ş mak. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. atmasyon * Uydurma. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). halka biçiminde adacı mercan ada. bağ ı rmak. palavracı (kimse). ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . * Mercanları bir araya toplanması oluş . sperma. cevvî. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. * Hava yuvarı . artıbölünemez. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. atol atom parçacı k. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. an elektron yüklü merkez bölümü. atmasyoncu * Uydurmacı . atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. 76 cm uzunluğ nç lan. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . gaz . * Götürmek. * Haykı rmak. bı rakmak. * Söylemek. an lan . sahiplenmek. * Göndermek. hava. n ile muş k. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. * Etkisi kaybolmak. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. meni. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. bel.

av * Atmak iş yaptı ini rmak. ilgi çekici gösteri. attı rmak Au aut geçmesi. terileri oyalayı. attar * Bkz. * Altı n kı n'ı saltması . iş ları yla raş n şı tı lik. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. aktar. * Yeni bir bestecilik çırı göre. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). karı p lan * Atomla ilgili olan. attı rma * Attı iş rmak i. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. atomculuk * Evrenin. atsan atı lmaz. sı * Atomla ilgili. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. denizde. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. . * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . eğ cı lendirici. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i.

iş . iş türe-v vb. le-v. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. * Avanak gibi. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. avanaklıetmek k * aptallıetmek. * Halk. . kopoy. avanak gibi davranmak. * Tuzağ düş a ürülen. kendisinden yararlanı kimse. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). k avangart * Öncü. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. bön. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . öd-ev. avanakça davranı ş . aptal aptal. av köpeğ i * Tazı . av mevsimi * Av dönemi. . av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. av avlanmı tav tavlanmı ş . zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok.* Bu yollarla yakalanan hayvan. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. aptal. avanağ uygun düş biçimde. * Halkıaş ı n ağtabakası . lan mı aval * Ticarî senetlerde. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. na-v. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen.

lı k.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. ey. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. avans almak * öndelik almak. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . ladı ı avantacı * Çı . beleş ten. çilik. kötü. Avarca * Avarlarıkullandı dil. avans çekmek * öndelik çekmek. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. avanta * Bir kimsenin. avans vermek * öndelik vermek. yararsı z.VI. n ğ ı avare . avantür * Serüven. peş ı na lmak lan inat. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. . için * İe yaramaz. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan.IX. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. öndelik. . emek vermeden sağ ğkazanç. macera. avantadan * bedavadan. kâr. avantajlı * Yarar sağ layan. . beleş bedavacı karcı çi. stan ayan * III. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. . yararlı (durum veya ş ey). yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk.

siz ı boş mak. kokusuz. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. baş luk. tümsekler. nara. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). aylaklı ş ı boş k. baş . ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. tanı kimse. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. baş . belâlar. ı * Yüksek ses. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. aylak. yüzey biçimleri. baş luk. k avarelik avarı z * İsizlik. * Avcı özgü olan.* İsiz. * Engebeler. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. aylak dolaş siz. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. avareleş me * Avareleş durumu. engeller. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. raş . ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. parlak zehirli bir bitki (Adonis). * Kazalar. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. iş güçsüz.

* Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. avlanma * Avlanmak iş i. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avcuna saymak * peş olarak ödemek. . geri gelmek. diri * Tuzağ düş a ürmek.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. çok . çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). lâmbalı . avdetî avene averaj * Ortalama. av yeri. avlanmak * Avı olan yer. amdanlı . * Sayı . avdet etmek * dönmek. na * Tavana ası ş lan. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. kurnazlı kandı kla rmak. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. billûr. avize ağ acı * Zambakgillerden. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. * Yardakçı lar. acı avlak avlama * Avlamak iş i.

en n Avrupaî * Avrupalı vergi. ndan * Avrupa'ya özgü olan. av için dolaş mak. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. pek çok. Avrupalı benzer. Avrupa halkı olan kimse. Avrupa ile ilgili (olan). . * Karı . * Elin yarı yumulmuş durumu. m avuç avuç * Her defası bir avuç. * Kadı n. * Avuçlayarak. nda * (para için) Bol bol. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. ava çı kmak. Avrupalı gibi. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. ine * Ava gitmek. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. * Elin iç tarafı . avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. Afş ar. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan.* Avlamak iş konu olmak. * Amerikan armudu (Persea americana). nda k. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. davranıve yaş ları benimsemek. avuç dolusu . nları kları avret * Ut yeri. para istemek. yardı istemek. Avş ar avuç * Bkz.

avundurma * Avundurmak iş i. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. *İ nsanı avutan ş teselli. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. * Oyalanmak. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . * Acını sı hafifletmek. avukatlı k * Avukat mesleğ i. i. avuntu. teselli bulmak. acını sı unutturmak. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. avuçla almak. sıntı kı lardan uzaklaş mak. ı * Gereksiz. dar (yer). yetinmek. * Avukatı yaptı iş n ğ . avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. mahkemelerde. müteselli olmak. teselli. * korkutucu büyük sözler söylemek. * (hayvan) Gebe kalmak. ey. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avuçlama * Avuçlamak iş i. avuç içi kadar * pek küçük.* (para için) Pek çok. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. teselli etmek. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. avuçlamak * Avuçla kavramak. boş savunma. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. luğ iş avurt ünsüzü .

nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. i. * Avutan. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. * Çalı satmak. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. fladı ı avurtlu * Çalı satan. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). hesap ortada.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. kamer. yüksekten atmak. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). düz-ey. . hale. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. açı ey k. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. yüksekten atan. gün-ey. teselli etmek. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. el. * Avutulmak iş i. dene-y. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. -ay / -ey. avurtlamak * Büyülenmek. a a ndan an ndan bal. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. r. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. ay aydı hesap belli n. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. dal. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). avurtlama * Avurtlamak iş i. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. teselli eden. bel. ağ veya aş rma. yüz-ey vb. yapa-y vb. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi.

kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. pervane balı. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. ay örümceğ i * Ay modülü. ay parçası . ınlı ldı ı muş . nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. ay evi ay gibi * Ayla. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. mehtap. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. tı için lan ak yapan araç. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. geceyi açı geçirmek. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . husuf. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. teber. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. kemer balı (Mola mola). n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. 3 m boyunda. görünüş balıbaş benzeyen. kamer takvimi. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. * Bkz.

ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. iyileş mek. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ayak tabanı . ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. * telâş lanmak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. heyecanlanmak. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. * (hasta) iyi olmak. yolu düş mek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). telâşkapı a lmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). . u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. dikilmek. avuç içi. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. ayağdüş ı mek * Bkz.

ayağ sı su mu. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. na * emek çekilmeden elde edilmek. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. gitmeye üş enmek. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. . ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. ayak iş lerini bı kmadan. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ilgiyi kesmek. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ı k * dikkat. yorulmadan yapmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. yarı sevinçle söylenen söz. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. ayağ donu yok. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. yürümesine engel olmak.

tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ka lanı . ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. henüz dinlenmeden. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. uğ ramamak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak.

ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. ün ı rlı * Basamak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. bağ e) lanmak. * girmek. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. avutmak. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. kadem. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. * (bir yere veya mesleğ girmek. sı radan. ayak atmak * girmek. destek veya bunlardan her biri.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. uğ ramak. n ağ da * Bacak. ulaş mak. * Ayakta yapı sohbet. * 30. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. ayak basmak * bir yere varmak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. fut. uğ ramamak. ı raktı n ı . gelmek. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . * Halk edebiyatı uyak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . bir davranı sonuna kadar sürdürmek. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. * ilk kez gitmek.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. kendi tutumundan ş mamak. bayağ ı . sa * Yarı arş veya 30. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. ayakta toplanan meclis. i * Aş ı ağdüzeyde.

ayak oyunu * Hile. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. gözden çı lmak. ayak teri. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak tarağ ı * Bkz. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. karı . ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. tarak. ayak satısı cı * Gezgin satı. n ayak yapmak * birini aldatmak. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. kandı için dalavere çevirmek. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. yeri. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak kirası . n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak topu * Futbol.

ayakçak * Merdiven. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. pabuççu. . ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayaklama * Ayaklamak iş i. cın i. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. kı ı kaldı yam. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. isyan. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. kösele gibi ş li eyler). ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. * Ayakkabı lan yer. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. baş rma. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. toprakbastı nan . çerçi. i. * Gezici satı. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ayakkabı dolabı . ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. ayaklamak * Ayakla ölçmek. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. korumamak. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. ayağrahatsıetmek. * Dokuma tezgâhı ayaklı. merdiven basamağ ı . * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. n. yok olması göz yummak.

cin gibi çocuk. yaramaz. * Ayakla iş letilen. ayaklı canavar * Çok hareketli. * Ayağolmayan.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. istemeye istemeye gitmek. ayaklı * Ayağolan. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. * Uyanmak. ayağ sürümek. ayaklar baş lar ayak olmak . isyan etmek. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. pedal. . ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. ı * Bir destekle yere dayanan. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. * Ayakçak. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. uyanıkalkmak. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. çiğ nemek. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. değ kimseler ise en geride bı lmak. * Taban. ayakta . baş * değ kimseler baş geçip. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. baş ı kaldı rmak. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak.

* İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. * Oturmadan. sa * Acele olarak. önemini korumak. . ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. r ayaküzeri * Ayaküstü. * İ gelenler. leri * Senato üyeleri. kı sürede. festfut. ayakta durarak.* Ayağ kalkmıdurumda. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. kenef. helâ. bilinir olmak. kı * değ yitirmemek. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. açı k. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. * yılmamak. heyecanlı lı . ayakyolu ayal * Karı . çökmemek. . * Hazıyemek. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. kı na. eş ayan âyan * Belli. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. ayan beyan * Besbelli. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. a ş * Telâş. ı rı n. kademhane. abdesthane. . rtı ayar . tuvalet. k. k ayan olmak * belli olmak. na. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. apaçı açıseçik.

n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. * Ahlâk. düzenli. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. düzenli iş duruma getirmek. * Baş çı tan karan. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. doğ yoldan saptı ayartan. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . z * Ölçüsüzlük. doğ ru. düzensiz. ş ta * Değ derecesi. birbirine uygun duruma getirilmek. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . düzensizlik. nda * Kandı rmak. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. vata nıkı tı yla lan. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ayarlama * Ayarlamak iş i. karakter veya aklı yerinde olmayan. doğ ruluğ e rulamak. bozuk. n. ayarlı pense * Vida. . * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ayarlanmak * Ayar edilmek. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. * Davranı ölçüsüz. ı . ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş .* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . ru ran.

* Boş beklemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ayartmak * Baş çı tan karmak. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. eline bir ş geçmemek. eline bir ş geçmemek. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlanmak ayaz . sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. ukta * boş beklemek. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * (hava ve gece için) Soğ uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. * Ayazda kalı üş p ümek. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. * Kandı rmak. * Birini. * Duru. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. doğ yoldan saptı ru rmak.

karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. âdet görmek. tenevvür. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. ndan aybeay * Aydan aya. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. aydemir aydı n * Iş alan. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. saydam. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. lmıçörek. i * Bir yüzeyin. münevver. aydı k. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. lmıay ldı süs. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. ı * Kültürlü. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. tenevvür etmek. h. * Ayı ilk günü. ukta * Ayazda soğ utmak. lan k . n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. gündöndü (Helianthus annuus). taraça. tahtaboşbalkon. i . ıkl ı nlı ı k ş . hilâl. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. okumuşgörgülü. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ileri düş . ay ay olarak. gün çiçeğ günebakan. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. i. ünceli (kimse). ay dönümü. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ayazlatmak * Soğ bekletmek. sarı renkli çiçeğçok iri olan. aydı nger * Parlak yüzeyli. n * Ayı ilk günü.

ı k. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. lmıalet. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . saf. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. * Kendinden geçercesine âş vurgun. aygıbaygı n n * Güçsüz. aygı r * Damı k erkek at. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . ık. . güçlü (kimse). aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. bitkin. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. çok yorgun.aydı cı nlatı * Aydı k verici. temiz. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. * Kötülükten uzak. * iri yarı cüsseli. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. n ndan lan boş luk. ş ı * Iş alan. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. vazı lacak k h. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. t. aygı n * Bitkin. cihaz. * Sahnelerin ıklandılması i.

ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . * kaba. ayı içine alan bir familya. i. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. uyanı ş lı k.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ş sı ayı gördüm. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. * Ayını iş mesleğ cın i. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. iş * Sert. küçük taneli yemiş veren. * Kaba saba. anlayı z (kimse). luğ bir * Anlayı. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). * Memeli et oburlardan. ayı gibi * iri yarı . beş mı parmaklı . lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). tabanları basarak yürüyen. yurdumuzda boz türü na bulunan. ayı klama * Ayı klamak iş i. ayı ğ balı ı * Fok. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. kaba ve anlayı z (kimse). kaba ve hoyrat (kimse). ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. * Sarhoş u geçmiş biçimde. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . dan.

stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. ş . kendine gelmek. kendine gelmek. ayı etmek lı k * kaba davranmak. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. uyanmak. * Ayı nı lamak. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. k ayı kmak * Ayı lmak. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. uyamayanları n yok olmasıı fa. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak.* Bir ş içinden. m. işyaramayan. stek i m. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. . ayı klanma * Ayı klanmak iş i. aklı ı gelmek. ayı k klı * Ayıolma durumu. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. temizlemek. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. mahmurluk. . * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. luk.

ı yalı ğ rma i . ayı plama * Ayı plamak iş takbih. * övünmek gibi olmasıama. eksiklik. kusuru olan. bı * Ayı. rma i ayım rı * Cisimleri. tütün. * Utanç veren. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ayı nga * Kaçak tütün. ayı planma * Ayı planmak iş i. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . kusuru olmayan. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. ğ ayın kı türküsü var. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. miyar. i. ayı plamak * Kı namak. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. takbih etmek. * Kusur.

. e boyunda bir ağ k. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. farika. temyiz etmek. * Ayı rtmak iş i. uzlaş bozmak. eyi rt * Bölmek. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. mümeyyizlik. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. iş ini * Seçmek. fark gözetmek. Akdeniz çevresinde yetiş mavi.* Ayı rmak iş i. ikilik ortaya atmak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. saklamak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. nüans. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. * Birbirinden uzaklaşrmak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . mayı mayı * Farklı davranmak. fark gözetmek. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. tefrik etmek. mümeyyiz. tahsis etmek. * Bir yeri bir engelle bölmek. hayı(Vitex agnus-castus). beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. 1-2 m en.

ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. * İsiz. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. kestirmeden gitmek. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. * İsizlik. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. ibadet. boş oturmak. karş ters. . mugayir. ş ş ı a. ı nda ş ı * İsiz. * Çapraz. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. ru e ı t. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. hale. yapacak bir iş ta i olmamak. muhalefet.ayin * Dinî tören. avarelik. ay ağ . düz yoldan ayrı lmak. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. ters. boş ş gezen. zı t olmak. ters düş mek. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. avarelik. iş sizlik. ters gelmek. î n in ldı. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. bir ş yapmayarak. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. mugayeret. aykı olmak rı * ters olmak. avare. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan.

k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. * Ay olarak. aylandı z * Sedef otugillerden. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. * Ay ığolan. aylama aylamak * Beklemek. bir ay için. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. aydan beri var olan. boş oturmak. maaş. aklı ı gelmek. aç. aylarca kalmak. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . ı ı kla lı * Aymak iş i. gafil. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak.. aylı k * Birine. ayı baş na lmak. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). na aylı klı ayma aymak aymaz . * . sa ip ğ ı acı dikilen.. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). k lı * Karş ğaylı ödenen. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. devam etmek.aylaklıetmek k * boş durmak. iş güçsüz dolaş siz mak. * Sürmek. * Aylamak iş i. çalı ş mamak. maaş ıı lı . * Kendine gelmek. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. aç aylanma * Aylanmak iş i. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. mehtaplı şı ı . * Gerçeğanlamak. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. aylı kçı * Aylı çalı kimse.

yumurtamsı rmımsı . * Aynası olan.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. . cilâlı sı cam. aymaza yakı na ş durum. a ş z. durgun. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. düz veya az yuvarlak kıbölüm. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . biçimsiz. güzel. * Küreğ yassı bölümü. anı me lı sı levha. * Hoş gitmeyen. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. * dümdüz ve parlak. durum. yi * (Karagöz oyununda) Perde. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . bir tan. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. yakıklı ş . * İ bir durumda. * Parlak yüzlü. ş . na aynası z * Aynası olmayan. varlı n görüntüsünü veren. yakıksı çirkin. aynabakar * Büyük. kı zı mavi renkli bir erik türü. z aynaz * Bataklı k. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. ters. iş hile karı ran. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. kötü. * Işı tan. acak ayn ayna * Göz. * Hileci. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. ran ey. yolunda. gaflet. * (deniz için) kı ltız. ı * Polis.

lik. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. ı nması kolay eş ya. değ tirmeden. * Baş değ yine o. . * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. nı * Olduğ gibi. olduğ gibi. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. il. lik. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. r * Hiçbir değiklik olmadan. aynı mı sonuca varmak.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. özdeş ayniyet. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. nları ğ ı * Yay ayraç. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. kası il. aynî aynî hak haklar. aynş tayniyum * Bkz. aynı u iş yla. bununla birlikte. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. araları ayrı olmayan. * Aynı özdeş lı k. * Birleş ikgillerden. pkı. aynı zamanda * Hem de. einsteiniyum. * Değ meyen. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. aynı ünceyi ileri sürmek.

kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. değik. coş mak. iş * Her biri için. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . safdil. ka. ayranı budur. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ka * Yalnı tek baş olan. * (her biri) Ayrı olarak. ayran budalası * Aptal. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. heterojen. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ayranı kabarmak * öfkelenmek. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayran delisi * Bön. sersem. * aş bir cinsel arzu duymak. sersem. ı rı ayranı içmeye. yapı ayrı çanak yapraklı lar .ayraç açmak * söz veya yazı içine. * Baş baş türlü. ayrı * Yerleri bir olmayan. budala. z. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan.

ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. . k * Düzgün ve uygun olmayan. istisna. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ş ı * Ayrı olma durumu. na calı * Kur'a dı. bir * Bundan baş ka. çarpı k. ayrı tutulma. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. ayrı kaları tutulan. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. istisnaî. kural dı olan. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. * uyuş mamak. . istisnası z. . ldı ı * Ayrı ş lmı . kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. imtiyazsı z. ayrı . müstesna. müstesna. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ağ iki . ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. müstesna. ayrıotu k * Buğ daygillerden. ayrı klı tutma. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. imtiyaz. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. * Baş na benzemeyen. ş ı * Ayrıotu. baş kaları benzemeyen. * Ayrı tutulan. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. * Ayrı önem verilerek.

* Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı .* Bir konik (elips. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. istisnası bilâistisna. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. teferrüt etmek. ine * Bir yerden. ayrı duran.. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. kalılı k ı tı . nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. parabol. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . * Düş ünce. laş i. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. * Ayrı olma durumu. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ğ ı k zı z. bir ş eyden uzaklaş mak. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . * Birinden uzak düş me. bir kimseden. kendilerini taş nesnelerle. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. munfası l.. eksantrik. daire. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ı yan lantı. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . k. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı .

farklı mı nda m iş . ran * Ayrı noktası lma . eyleri birbirinden ayı ran özellik. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. farksı z. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. çeş çeş muhtelif. teferruat. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. mlaş i. ayrı msamak * Bir ş anlamak. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. lı ntı yla i. fark. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. i. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. . * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. araları ayrı bulunan. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. tafsilâtlı . detay. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. farksı k. aynı mlı . farklı mak. değik. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. baş k. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. cümle veya eş mcı ya. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. tafsilât. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. kalı * Alt bölüm. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. teferruatlı . bir ş görmek. mı * Ayrı türden.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. farklı ma. farklı ma. it it. fark etmek. fark. detaylı . farklı mlı lı k. mufassal.

birliğbozmak. aysfild aysı z * Buzla. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. * Ay ığolmayan (gökyüzü. i * Moleküller. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. sarı tüyler. gece). n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. n iş i lan * Değ ken huylu. n * Birbirinden ayrı lmak. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. kararsı(kimse). * Moleküllerin. lçı z. aç * Bu ağ n büyük. * Gülgillerden. çiçekleri iri ve pembe. ufak çekirdekli meyvesi. . orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris).ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. . mak. iş z aysberg * Buz dağ ı . i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. na * Ayrı nı lamak. bankiz. yaprakların altı nı tüylü. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. tüylü. tartı ş münakaş etmek. sarı acı renkte. mayhoşdokusu sertçe. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. aytı ş mak * Atı ş mak. tahallül.

çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis).ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . ikisi de bir. soluk sarı i k çiçekli. biraz. * Bir parça. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. hilekâr. mı * Uzun süreli. erkek. bekri. ile * Alılmıolandan. işbozulmak. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. * Ayvazı görevi. tı * Koca. yayı lmak. * Göğ en yüksek yeri. azı msamak. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. * Küçük ölçülerle. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. sundurma. kün. çok karş . ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. güç. n * Dolandıcı rı. içken. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . Bu saltması de gösterilir. nitelik. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. eş . ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. süre bakı ndan eksiklik bildirir. sıtüylü. * Dolandıcı rılı k. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. az saymak. ş ş ı ı tı * Nicelik. umulandan veya gerekenden eksik. açların u * Teras. az buz olmamak . az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. yavaş yavaş .

* azı msamak. n klı tüğ nı azade * Baş . i. organ. * Etkisini yitirmek. rslı çı aza * Organlar. ı boş * Baş . * Azaltmak iş i. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. tenakus. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. daha çok istemek. erkin. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. erkin.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. azadelik * Azade olma durumu. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. * Üye. gerçekleş mesi. . bulunmak. oldukça. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . * Vücut parçası . serbest. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . hafiflemek. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). n. vücut parçaları . az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . serbestlik. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. azaltma . * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. az gelmek * yetmemek. az çok * Bir parça.

kurumlu. m. * Çalı kurum. azar iş itmek * azarlanmak. * Çalı . * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. ine ı laş . * Ululuk. azap vermek * acı çektirmek. tekdir etmek. * Gururlu. heybet. azar azar azar * Paylama. büyüklük. çalı satmak. i. heybetli. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. hafifletmek. yavaş yavaş az. böbürlenmek. çok büyük. * Debdebe. * Süreyi uzatarak. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. ezinç. * Debdebeli. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . üzmek. i. m azametli * Ulu. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. kötü sözle karş mak.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. en yüksek. azarlama * Azarlamak işpaylama. maksimum. en çok. paylanmak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . azarlamak * Paylamak. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Gurur. * Görkemli. az * Küçük ölçülerle. . * Görkem. tekebbür. mlı * En büyük. kı rmak. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak.

azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. * Azat edilemez. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. salı vermek. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. * Serbest bı lmıolan.azarlatma * Azarlatmak iş i. köle). ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. Azerî halkı ilgili (olan). n * Şmartmak. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. azatlı k * Azat olma durumu. * Azması sebep olmak. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * Azerî halkı özgü olan. na * Azgıduruma getirmek. * Okullarda paydos. * Oldukça az. * Azmıolan. * Açalya. ş azelya . ünü azat eylemek * azat etmek. serbestlik. azdılmak rı * Azması yol açmak. yoldan çı ş ş kanlı karmak. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse.

az görmek. *Ş iddetli. ekalliyet. çok etkili. azık cı * Çok az. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. * Azı olan. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. azgı n. anı erli azı i diş * Azı . ekalliyet. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. * (çocuk için) Çok yaramaz. k * Hemen yemek üzere. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. ütücü diş . u u . * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. yarası hemen kapanmayan. az bulmak. gı da. * (süre ve miktar için) Az olarak. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. korkunç. * Azgıolma durumu.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. * Cinsel istekleri aş olan. biraz. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. besin. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. azı i. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. u sı nı azı k nlı karş . ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. biraz. daha fazlası istemek. ğ ı * Yoksulları doyuran. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler.

azledilme azize aziziye azizlik . karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. * Azı ş iş mak i. nı i * Aziz olma durumu. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. muazzez. * Muziplik. * Kararlı kararlı lı kla. azizlik etmek * muziplik etmek.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. * Sevgide üstün tutulan. ı azil * Görevden alma. * Ermiş n. * Gidiş . azimli * Kararı tutumunda direnen. azimet etmek * gitmek. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. n * Çırı çı ğ ndan karmak. * Ermişeren. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. kararlı nda. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . azimkârane * Kararlı . . olarak. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. * Azı iş tmak i. iddetlenmek. . yola çı kmak. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad.

* Azı k. karı azma * Azmak iş i. taş rmak mak. için) Kabarmak. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. kocaman duruma gelmek. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. * (deniz. tehlikeli duruma gelmek. * Az olma durumu. çı karmak. * Bataklı k. i na . azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. k * Cinsel duyguları artmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. için) Etkili. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. azledilmek * Görevden alı nmak. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. rileş azmetme * Azmetmek iş i. azmanlaş mak * İ mek. * Küçük su birikintisi. görevinden çı lmak. görevden almak. miş * Azma. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * (yara. azmettirme * Azmettirmek iş i. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. hastalıvb. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. ı vb. gölcük. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. * Taşnlı ileri gitmek. * Kerestelik tomruk. azlolunmak * Görevinden alı nmak. ki ı rkı ş ması an. rma. * Çok geliş . metis.* Azledilmek iş i.

havada beş dört oranı bulunan. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. sabı * Azotometre. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. aznif * Bir tür domino oyunu. azotlu *İ çinde azot bulunan. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. sert kimse. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. azotlama * Azotlamak iş i. * En eski jeolojik (sistem). ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. kokusu. iri "yarı"kıcısinirli. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. tadı 7. rengi. ı ı rlı te nda olmayan element. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. Kı saltması N. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı .008 olan. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. bütün borçları kurtulmak. . aznavur * Gürcüce. ı ı ya azvay * Sarı r. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. asıyüzlü. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay.

toprak ya da yurt. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. çift dudak patlayısı mı cını b. ı . larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. * Türk alfabesinin ikinci harfi. * Yaratı. babalıduyguları dolu kimse. ağ lı yürekli. un * Çocuğ olmuş u erkek. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . * Koruyucu. baba koruk (veya erik) yer. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. baba baba adam * Yaş. toprak. k baba evi * Babadan. yurt. . için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. kurucu kimse. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. için klara rlar. baba değ tı il. B gösterir. Be adı verilen bu harf. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. Ba * Baryum'un kı saltması . olgun adam. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. adı ı baba evi. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . ağ veya beton dikme. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. * Bu gibi kimselere verilen unvan. baba bucağ baba yurdu. iri demir. * Basso kı saltması . baba ocağ ı * Babadan. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . * Ata.B * Bor'un kı saltması . ses bilimi bakı ndan ötümlü. dededen kalma ev. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. up ü. lı ı .

babaya yakı n. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. güvenilir (erkek). sempatik baba. a n babaca babacan * Baba gibi. görülü. cana yakıolarak. * Sevimli. hoş . paternalizm. babacı l * Babası çok seven. cana yakı k. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı .baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. baba ocağ ı . * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. ş it sı ambaba. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. hoş n. nlı babacı k * Küçük baba. * Cana yakı olgun. babacanlı k * Babacan olma durumu. babası çok düş olan. n rası taş yan. . nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. iyi kalpli. ru * ataları beri. * XIII. baba yadigârı * Babadan kalan. baba yurdu * Baba evi. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. n u . n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse.

öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. bir ş ı sı olsun. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. na babası z * Babası ölmüş çocuk. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . yetim. öfkelenmek. . kayıpeder. kabadayı davranmak. * Baba olma durumu. ca babaları z mı * bizden. bizim kuş aktan öncekiler. babalanma * Babalanmak iş i. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. babalıetmek k * baba gibi davranmak. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. babalı * Babası olan. * Diklenmek. z u lan lan. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babalanmak * Babaları tutmak." anlamı kullanı bir söz. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. * Kayıbaba. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. * Üvey baba.

* Su yolu.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. destek veya bunlardan her biri. bacak kadar boyu var. * Osmanlı hükûmeti. ı tları lan. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. Babî Babîlik * XIX. lı k. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. yüzyı İ lda. babı ndan * Bkz. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). babı nda. * Mert. ı nı bacak kadar * ufacı k. bacak kalemi . lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. babı nda * Konusunda. huylar edinmiş iş alı kanlı . ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. kabadayı . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. ama değik. ayak. oğ vale. türlü türlü huyu var * daha küçük. ı yapı nı i. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. * Oyun kâğ nda. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. korkusuz adam. herkesten farklı ş klar. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol.

i * Yel. nı p bacaklı * Bacağolan. * Tarikat ş eyhlerinin karı.* Kaval kemiğ i. * Dost. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. ı * Bacakları sa olan. abla. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. ı * Bacakları uzun olan. baç . bacanaklı k * Bacanak olma durumu. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. kı boylu. bacakları kopmak * çok yorulmak. * Baç alma işveya görevi. haraç. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. * Zorla alı para. arkadaş . ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. uzun boylu. bodur. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. * Kıkardeş z . * Felemenk altına verilen ad. rüzgâr.

çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanası z * Badana edilmemiş . * Ondan sonra. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). bir tür yer elması . * Badanası bozulmuş . badem * Gülgillerden. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanalatma * Badanalatmak iş i. * Birleş ikgillerden. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badanalı * Badana edilmiş olan. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. ş ekeri çok. harman döküntüsü. badana yapmak. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). içki. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badem ağ acı . badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. *Ş arap. ı badanalama * Badanalamak iş i. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. badanalanmak * Badana yapı lmak.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya.

bezelye gibi taze sebzelerde. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. * Badem ağ açları olan yer. badem biçimindeki organ. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. halat sargı. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badema bademci * Bundan sonra. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. z lan badem parmak * Baş parmak. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . * Badem satan kimse. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. çok * Badem biçiminde olan. lan sı . bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. k * Ördek. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. badem bahçesi. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. fasulye. bundan böyle.

vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. * Sargı . bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. * İ iliş rabı lgi. badikleş me * Badikleş durumu. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). kan * Çöl. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. sa nek. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. erli . lam. . * Bageti olan. sa badikleme * Badiklemek iş i. düğ ümlenebilir nesne. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. genellikle arkada olan bölümleri. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. * Tren. ki. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . palaz. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. büyükçe su kabı . ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. yayvan. sicim. n u * Otomobillerin yük konulabilen. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. ta. * Kı boylu. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. * Bağ deste. demet.badi badi yürümek (veya gitmek. badik * Ördek. badya bagaj * Ağ geniş zı . bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. * Yolcu yükü. baget * İ kı değ nce.

bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. zarf fiil: gül-e gül-e. üzüm olsun. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. ulaç. sonbahar. bulunan. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. * Ölü doğ kuzunun derisi. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. bağ z. otur-up vb. * Meyve bahçesi. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. düş an ük. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). ı lı i ten ini yapmalır. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. * Bu iş yapı ğmevsim. güz. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . an bağ an boğ * Küsküt. koş -arak. bağ doku * Hücre sayı az. ş eytansaçı . hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. * Kaplumbağ kabuğ a u. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. * Kaplumbağ a. u rı * Ur. ı sı bağ lı cı k . bağ bak.

i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. mütecanis.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. mak. homojen duruma gelmek. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. çelme atmak. * Bağ kurup oturmak. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. daş i. kör düğ etmek. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). uymak. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. daş . imtizaç etmek. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. homojenleş daş k tirmek. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. homojen. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. lı k. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. homojenlik. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. k.

bağ ı bağ ı cı * Büyücü. sihir. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. * Baş çı cı tan karı.iş sın. izafiyet. izafî. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına .bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. * Görece olma durumu. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. tâbiiyet. ı er. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. etkisi altı tutmak. mla * Büyü. bağ ı l * Görece. bağ k ı llı bağ ı m . bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. rölâtivite. mı ş n ı i. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. z. geçimsizlik. bağ mazlı daş k * Uyuş k.

rölâtivizm. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . mutlak olmayan. görecilik. izafet. yüklemleri ayrı cümle. izafî. hür. tutumunu. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. a. izafiye. göreli. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. rölâtif. ı msı i. özgür. bağ z. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. müstakil. ka eyin mı lı ü. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. rölâtivist. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. gücüne veya yardı na bağ olan. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. tâbiiyet. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. veya nitelik. tümleçleri. görelik. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. kavramları tasarı birlik. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. tâbi. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. nispî. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. bağ k. göreci. rölâtivite. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . * Eş . özgürlüğ özerkliğolmayan. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k.

görelilik. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. * Yüksek sesle azarlamak. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . * Gürültüyle. bağ ı r * Göğ üs. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağş rı ma. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. ı ntı ka eye lı izafiyet. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. çok acı duymak. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. nda n . * Ciğ bağ er. rölâtivite. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. ekilde dı vuran kimse. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. rmak i * Bağ ı ldak. ş amata ederek. bağ ş ı ma rı * Bkz. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. ları n ı nda ayan rsağ . bağş rı mak. * çok susamıolmak. * Kendini belli etmek. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. bağ ş ı mak rı * Bkz. ş amata.

teberru. * Bağlanan ş hibe. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . bağ çı ı ş bağ ı ık ş . * Bağ ı rtmak iş i. ı ş i. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. rması * Bir haberi. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. acı kaçı madan değ erlendirmek. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. i. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. öldürürüm" anlamı korkutmak. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. * Bağ yapan kimse. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. ı ş ey. af. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. teberru etmek. muafiyet. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. immünoloji. ş * Görevden çekmek. geliş nı imini. ı ş i. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. affetmek. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. * Hibe etme. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . bağ ı rtı * Bağ sesi. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. insanları özellikle çocukları bağ n. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. askarit. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. almak. muaf.

bent. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). ya. me. affa uğ ı ş ine ramak. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. âkit. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. rabıVe. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. kontekst. . lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. deste. mukavele. me lanmıolan. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. ya da birer t: bağ r. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. durumlar. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. affolunmak. * Bağ yapanlardan her biri. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. demet. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. affedilmek. kontrat. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. an bağ laçlı * Bağ olan. * (herhangi bir olguda) Olaylar. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. veya.

kontekst. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. ondan önce veya sonra gelen. zca le raş . lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. lanı ey. irtibat. paket yapmak. * Geçiş i engellemek. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. ine * Sevmek. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. içten bağ olmak. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi.* Bir dil birimini çevreleyen. ka le raş * Sona erdirmek. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . * (bir iş için) Anlaş yapmak. ma * Birinde bir ş karşilgi. tamamlamak. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. onun anlamı. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. . bitirmek. tutmak. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * Bağ çalan kimse. * Gönlünü kazanmak. tahsis etmek. * Uyulması zorunlu olmak. lâç * Denk yapmak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. meydana gelmek. ka * Düğ ümlemek. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. * Oluş mak.

bağ latma . kolona ileten boru. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. nda lantı * Askerî. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bağ cı layı ünsüz. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. * haberleş sağ me lamak. ş * Sonuç. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. tahsis edilmek. irtibat. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. bağ ünsüzü lantı * Bkz. terim). me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bloksuz. ki ma. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). laş k bağ ı laş m * Eş leme. bağ yapmak lantı * iliş kurmak. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. anlaş sözleş yapmak. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . irtibatlı talı nda lantı . bağ ünlüsü lantı * Bkz. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. rabı . lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. bloksuz ülkeler. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. laş i. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. ittifak etmek. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. müttefik. bağ cı layı ünlü.

ları bağk bahçelik. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. bir düş ünceye. * Kapatı ş lmıolan. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. tâbi. lı * Birine karş sevgi.* Bağ latmak iş i. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. nda ı ilgi. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bağ kalmak lı * uymak. ı . bağ olmak lı * tâbi bulunmak. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. -l-mak. . tâbi olmak. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). sadakat. mesi artı * Bir kimseye. * Uyulması zorunlu. * Gerçekleş bir ş gerektiren. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. eyin. tutkun. ı . ile nlı . vabeste. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). un nda * Bir halk inanına göre. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. m. gec-i-k-mek vb. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. kapalı . üzüm bağ çok olan (yer). * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. saygı yakı k duyma ve gösterme. * Sadı k. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . merbutiyet.

ı rma. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. acı kı çekmiş . bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. içine iş lemek. ş amata ederek. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ na basmak rı * kucaklamak. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. merhametli. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. dertlenmek. bağ naz * Bir düş ünceye. hep birden bağ rması ı rtmak. sıntı . * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. ş amata. * Bir düş ünceye.* Bkz. bağ naz nazca davranı taassup. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). * Gürültüyle. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. yetiş tirmek. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. ş . bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. bağ ı çağ rarak ı rarak. bağ z sı * Bağbulunmayan. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. taassup. Bağlaş lı ı m. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ nı rı ezmek * üzülmek. bağ yufka rı * Yufka yürekli. ı .

bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. . sı * XIX. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. i. eyi bahaneli * Bahanesi olan. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. ilkyaz. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. karabiber gibi lan n. . itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. saman nezlesi. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. bahar * Kuzey yarı küre için.baha * Paha. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. zencefil. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. zencefil. maddeler. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. yüzyı Babîlikten doğ olan. erini bahadı r * Savaş larda. ilkbahar. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. baha biçmek * değ belirlemek. bahar nezlesi * Bkz. * Gençlik çağ ı . ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . bahanesiz * Bahanesi olmayan.

bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. n * Sebze yetiş tirilen yer. . bahçelik * Bağ . doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. karanfil. baharatlı * Baharatı olan. bahçeci * Çiçek. * Bahçe yapma iş i. bahçe gibi düzenlenmiş yer. layan kaside. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. bahçeli * Bahçesi olan. *İ çinde karabiber. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bahçesiz * Bahçesi olmayan. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). bostan. tarçı gibi bahar bulunan. baharatçı lı k * Baharat satma iş i.baharatçı * Baharat satan kimse. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. baharatsı z * Baharatı olmayan. bahçeleri olan (yer). ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen.

bahis * Konuş ş konu. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. k k ları u * Denizle ilgili. . *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. ı bahir * Deniz. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. * Söz. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. resimlerin bulunduğ eser. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). söz konusu olmak. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. lanı bahis konusu * Söz konusu. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. ulan ey. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. * Yalı nı çapkı.

aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. talihsiz. mutsuz olmak. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. lı. talih. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. sunmak. bahsi kazanmak * ileri sürülen. bahş etmek * Bağlamak. . baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. kader. bahtı kara * Mutsuz. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı k açı * Talihli. talih yüzüne gülmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. ans. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. konuş sözünü etmek. * Ş mutluluk. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. istenen sonuca ulaş mamak. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. nı unu i . mak. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak.

aş * Bahtı olan. hükûmet. mutlu. mutsuzluk. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. * ş ma anlatı aş r. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. karı aç. bakaç * Dürbün. mutsuz. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. an . navı bakam bakan * Baklagillerden. özellikle. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. kemik çıntı. * küçümseme bildirir. nazı kanı ktan baş na r. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. bahtlı . aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. genellikle milletvekilleri arası ndan. * Bakmak iş yapan (kimse). talihli. mutluluk. talihsiz. nı tirir. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. z bahusus bak bak! bak! * iş te.bahtiyar * Bahtı olan. * ş ma bildirir. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . mutlu. vekil. talihli. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. kuş merak. * Hele. bakalit kaplamalı . ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. üstelik.

bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. * Kademe. eyi n düş zca * Falcı . * olur ki. darülâceze. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Kalı lar. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. barı kları . larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. sır. bakılı cı k * Bakmak iş i. vekâlet. nezaret. vekillik. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. * Bakı iş lmak i. nı * Fal. ları ları u * Öküz. . * Falcı lı k.

bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. yüzüstü bı lma durumu. unluğ 8. yönü. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. zı renkli element. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. 10840 C ye doğ eriyen. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . Kı saltması Cu. * Yeş çalar mavi renk. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. değ erlendirme açı. bakı nmak * Bakmak iş lmak. terk edilme. * Bakı nmak iş i. araşrmak. bakı ndı bakı nma * Bak hele. bakı zlı msı k * Bakı z olma. -e göre.95 olan. bakı r * Atom numarası yoğ 29. * Bakı yapı ş rdan lmı . doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. lmamı ş . olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. bakı r rengi . bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . çevreye göz gezdirmek. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. i yapı tı * Muayene olmak. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. ş ş ı . ı ve elektriğiyi ileten. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı .

simetrik. ı bakıksı ş z ı * Bkz. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. (rengi) bakın rengine benzemek. r * Bakmak iş i veya biçimi. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. . görüş sı açı. göz taş r ı . düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. simetri. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. bakımsı ş z. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. bakıaçı ş sı * Bir olayda. zı n * Bu renkte olan. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. bakımlı ş . tenazur. sa p bakık ş ı * Bkz. nda ş ı ey) arası ş ı ey). konuyu. bakı ı r taş * Malakit. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. bakı r tuzu * Bakısülfat. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. bakı r sülfat * Göz taş ı . biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. mütenazı ı r. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. asimetri.* Kıla yakı kahverengi. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler.

ntı * Yiyecek. öteki. z. bakkam bakla * Bkz. bakam. * Baklagillerden. ş . kide ş * El değ memişkullanı . pranmamı yeni. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). kalan. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. geri kalan. ş lı bakiye * Artı artan. lerle raş bakkal defteri * Karık. geride kalan. * Kalı . * Büyük bakkal dükkânı . z lan z. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). daimî. * artakalan. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. bakkallı k * Bakkalı iş n i. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü.baki * Sürekli. erdenlik. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. kalı olmak. baki kalmak * sürekli. k. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. mtı . mlı * bir ş eyden artmak. düzensiz yazı dolu defter. * Eskimemişyı . bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. cı * Bir ş eyden artan (miktar). lik. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. * (toprak için) İ ş lenmemiş . el değ memiş bozulmamık. kalı. * Bakire olma durumu. lmamı ş .

badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . bakla kadar * (bit. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . baklalı baklalı k * Baklası olan. * Bakla tarlası . * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklagiller * Bakla. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. lan bakla ı slanmamak * Bkz. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. renk. baklamsı meyve * Bkz. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. badı ç. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. ağ nda bakla ı zı slanmamak. akasya. baklamsı * Bakla biçiminde olan. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. ceviz. . baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. fasulye. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak.* Bu renkte olan. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. bakla oda nohut sofa * Bkz. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). keçiboynuzu gibi. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . fı k. bakliye. nohut oda.

* dikkat çekmek sözü. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. Benzemek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. silindirimsi. eyin mesi için * Beslemek. * Bakmak iş i. tek hücre canlı vrı alan.*İ çinde baklava desenleri olan. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. denemek. bölünerek çoğ klorofilsiz. andı rmak. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. bakteri * Toprakta. larda klara kı k biçimde olan. eye lı * Gözetmek. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. canlı bulunan. * Bkz. bir işyapmakla görevli olmak. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. * Yoklamak. mayalanma veya hastalı yol açan. önem vererek üzerinde durmak. çürüme. ilgilenmek. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. baklagiller. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. incelemek. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. ş ı ey * Aramak. ) * (hasta için) Muayene etmek. . * Anlamak. * (bir işBirinden beklenmek. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. geçindirmek. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. * Renklerde. küresel. tedavi etmek. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. * Bir işyapmak. kimyasal etkiyle öldüren (etken). rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. farkı varmak. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. bakterileri içine alan canlı lar. suda. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. nda ş an . * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. * Önem vermek.

htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. çi bir idi * Aptal. bal dudaklı . n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. çok iyi. baktı rmak * Bakması yol açmak. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). i baktı rma * Baktı iş rmak i. bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. ş ı . sı madde. bal gibi * pek tatlı . eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. bal dudaklı * Tatlı dilli. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. ndaki petek gözlerine doldurdukları . dına sı tatlı. koyu.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. *ş üpheye yer bı rakmadan. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). beyinsiz kimse. bal baş ı * En temiz bal. vı * Olgunlaş ş mıincirin. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. llı bal kabağ ı * İ turuncu. bakması sağ na nı lamak. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . adamakı. bal dudak * Bkz. niteliklerini inceleyen bilim.

ri. . bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. balı la benzer. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. çocuk). nektar. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. n mı lan. çocuk. (Botaurus). bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. balak balalayka * Bkz. bala balaban * İ büyük. balabanlı k * Balaban olma durumu. * Yavru. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . gürbüz (kimse. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. irileş mek. . * Ş man. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. malak. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. * Bu renkte olan. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı.

muvazene. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz.balama * Orta oyununda Rum tipi. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. yağ. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . *İ çindeki kil oranı yüksek. yapı çamur. da. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . yavaş ı madde. koyu toprak. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. da. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. pedavra. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. itli ş kan * Güçlük çı kartan. lik arkı * Serbest biçimli. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. lan * Denge. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. * Kabzanı demir siperi. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. mil. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. su geçirmez. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. balata . romantik. kıkları * Safra. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. * Karagöz. koyu. daha çok killi. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta.

nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. sinekgiller familyası ları ndan. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. karı * Balçı olan.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. en . baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. pilâvlıpirinç. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . ran en baldı rgan * Baldı ran. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). *Ş eytan otu. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . * Maydanozgillerden. adı atı çoğ m ş lara. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. iş serseri. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. balerin . baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . (Conium maculatum). karabaldı r. hastalıbulaşran. incik. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. balçıhurması k . hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). kan emen. karasineğ çok benzeyen. mı siz. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. ri k bale * Belli hafif figürlere. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü.

balgamlı * Balgamı olan. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . ne zayıolan. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. bektaş ı taş mühresenk. k balı k balı k * Omurgalı lardan.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . Zodyak. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. . i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . biçimli tombul. dalgı kurbağ adam. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. hazı rlanan bir çorba türü. suda yaş ayan. * Zodyak üzerinde. yı ş k an. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). . suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. balıeti k * Omurgalı lardan. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. ç. balıkartalı k . ı dı atı sümüksü madde. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim.

balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). kları (Anamirta). * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. havyar. kahverengi çizgili. k * Yayvan servis tabağ ı . balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. su kıları yaş yı nda ayan. beyaz. üremelerini sağ layan yumurta. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. ticarî merkez. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. mın kçı mı balı lı kçı k .* Kartallardan. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balı beslenen. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. balıyiyen. boğ k. yavaş k kları kuruyan. azlı balı l kçı * Balı beslenen. ı bal rı rlanan yumurtası . balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. kla k * Uzun bacaklı lardan. boynu ve gagası uzun. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. vitaminli yağ karı flı a ı lan . lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. su kıları yaş yı nda ayan. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). k * Balı lara özgü. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde.

balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. k ı balı klı * Balı olan. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. eriş mek. düz ve baş ağbir biçimde. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. uzunca gagalı . kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. erinleş buluğ ermek. avlama iş k i. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. uzunluğ 20 m. baliğ olmak * bulmak. yassı na . ı nı ünmeden giriş erek. süslemek. falyanos (Balaena mistycetus). uzun çubuk. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). balina * Balinalardan. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. soğ hava deposu olan yer. k balı klava * Deniz. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. * Balıüretme. atlamada) Balıgibi gergin. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . ağ ğ200 ton olan.* Balıtutma. dar. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. * erinlik çağ ermek. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. esnek. akı ı na mek. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. a l baliğ olmak. * Balı olmayan. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. k aş ı * Bir iş bir duruma. ğ ı . ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. uzun ve çatal kuyruklu. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan .

Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. * Ağ. Makedonya. Bosna-Hersek. ltı * Ş ek. * Ş ek çakmak.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. * Kesik kesik ağmak. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Balkanlar * Hı rvatistan. . * Güzel süslü. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. kla * Örnek hayvanı balina olan. Romanya. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. dalgalanmak. sancı rı . balkı r * Parı. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Balkanlarla ilgili. * Bkz. parı ldamak. balkı ma balkı mak balkon . Slovenya. Malkarca. * Parlamak. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. Balkar Balkarca balkı * Bkz. nı nda ş arı ru kmı . Sı rbistan. * Balina takı ş lmıolan. parlak. balina geçirilmiş olan (giysi). Bulgaristan. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . . kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . KaradağKosova. sancı rı mak. imş * Su halkalanmak. * Balkı iş mak i. Malkar. Arnavutluk. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar.

ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. mak. llı ballı babagiller * Nane. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. k ğ ı . küre biçiminde araç. * Tatlı mak. ballanma * Ballanmak iş i. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. atmosferde uçabilen. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. * Bağ larda görülen külleme hastalı. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. olgunlaş laş mak. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. ik lardan oluş bir an familya. ğ ı * Ballı baba. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballı baba * Ballı babagillerden. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballı börek * Çok lezzetli. ballı *İ çinde bal bulunan. ballı k * Bal konulan kap. ballı darı *İ ncir.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. balkonumsu * Balkona benzer. lmı * Ballıhastalı olan. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. düzenlemek. tatlanmak.

aç . lan ı . baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). . gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. belsem. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. vakitli vakitsiz tedirgin etmek.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . * Kesmek. musallat olmak. koru). n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. yarmak. parçalamak. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. balonvari * Balona benzer. * Karnı yuvarlak ve şkin. * Gemici. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. * Küçük balon. merhem vb. baltacı k * Küçük el baltası . antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. n an * Bir tür kudret helvası .). * Odun kıcı rı. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. yükleri bindirip indirmekle. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. danslı yer. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. boynu dar cam kap. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. balta vurmak * balta ile kesmek. balon gibi. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. * Bazı açlardan elde edilen. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. yol açmak. ası ey lmak. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . demir araç.

sabote etmek. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. sabote etme. tlı kacak davranı bulunmak. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. * Bilinçli ve kası olarak. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. bir sıntı kurtulmak. baltalamak * Balta ile kesmek. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . denk yapmak. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. i. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. balyalama * Balyalamak iş i. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . pot kı nda rmak. balyalamak * Balya yapmak. ini baltalı * Baltası olan. * Sısıkesimi yapı orman. iş m ini balya yapmak * balyalamak. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. balyalanma * Balyalanmak iş i. . * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i.

hem kurutularak yenilen ürünü. uzun menzilli tunçtan top. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. mobilya. balyozlama * Balyozlamak iş i. ergin evrede baş akları kemiren. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. kahverengi. balyozla dövmek. varyos. ban ağ acı . * Bu bitkinin hem taze. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). ları lan. merdiven. yanı mı lan ş . değik. . i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. baston gibi birçok cak en. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. bamya tarlası * Mezarlı k. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). k lerde lan. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. ı r.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. hezaren (Bambusa vulgaris). balyozlamak * Balyozla vurmak. İ u * Taş kı ları rmak. ı n ndaki bölümü. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. ka bambu * Buğ daygillerden. . eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı.

. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi.. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. lokma. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus).* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. ile * Bağsargı . bandajlama * Bandajlamak iş i. çiçekleri salkı m durumunda. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . . ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. bançolaş ma * Bançolaş durumu. ile bandaj * Sargı sarma.. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. herkesin anladı. nda ı bana da . aldı etmemek. banda almak * bir sesi. aç * Sepetçi söğ sorgun. üdü. bandajlamak * Sargı sarmak. bandajlatmak . ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. * Herkesin kullandı. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. telek damarlı . ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. ban otu * Asya. * Banal olma durumu. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. ses cihazı bant üzerine kaydetmek.

kumaşerit. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bandaj yaptı rmak. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. halkı bani * Kurucu. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. bandı ralı * Bandı olan. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. u bandı rmak * Banmak. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. bangı r bangı r * Yüksek sesle.* Sargı sardı ile rmak. kuran. mıka. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. * Etibank. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . gürültüyle. * İ dizilmiş pe ceviz. * Yapan. hı karak ağ çrı lamak. bank . badem ve benzerlerinin. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bangıbangıbağ r r ı rmak. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. mıkacı zı . mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse.

iskonto. * Bankacın mesleğ nı i. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. bankiz * Buzla. * Para. parklarda oturulacak sı ra. kasaları para. kredi. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. banka defteri * Bkz. biriktirmek.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. değ belge. * Bankerin yaptı iş ğ . raş * Çok zengin (kimse). banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. na banker * Banka sahibi. . lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. * Faizle para alıveren. banka cüzdanı . eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. banka cüzdanı . kambiyo iş p lemleri yapan. * Bankacı . ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. * Banker olma durumu. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. banka gibi * çok zengin (kimse). takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh.

bant yapı rmak. * Bantlama makinesi. ş bağ erit. deş etmek. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. banko geçmek * Yarı ş veya toto. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . banko sayı * Sayı loto oyununda. * Bağ ı rmak. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. . çevre. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . yassı . mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. nda. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. loto gibi oyunlarda. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. dolay. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. * Su altı tepeliğ i. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . banlamak * Horoz ötmek. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. * Katı ş sulu veya tuz. * Banmak iş i. banlama * Banlamak iş i. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. ensiz. banma banmak bant * Düz. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu.

sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. banyo * Yapı larda. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. husus. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. lan lan banyo kabini * Duş kabini. hamam. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. bar . banyo yapmak * yı kanmak. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. baobap * Ebegümecigillerden. lı * Konu. başk. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. içinde yı lan bölüm. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. * (kitaplarda) Bölüm. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. aç bap * Kapı . li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas.

kı çuha. * Ayaküstü içki içilen meyhane. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. kebe. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. baraj * Suyu toplamak. baraka barakacı k * Küçük baraka. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. barak * Tüylü. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. içkili eğ lence yeri. . bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. ı r bar * Danslı .* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. reti . baraj mesafesi * Serbest atısı nda. ortada olmak. * Tahta. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. ağ ritmli bir halk oyunu. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. paslanmak. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. duvar yapmak. * Apaçıgörünmek. ncı * Cam kaplarda oluş pas. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. * Hava bası birimi. büğ yla lan et. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak.

. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. rı cı * Kaba saba. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. vücutları pullarla kaplı mı iri . ilkel. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. topluluk. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. ucu kı k. . oval veya yassı rmı benekli. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. baltacı kapılarıgiydikleri. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. * Taneleri yuvarlak. barbekü barbunya * Barbunyagillerden.baran barata * Yağ mur. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. kale u kı lı ş n korkuluğ u. uzunca başk. n. ş * Kaba ve kı . barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. n. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. bir tür fasulye. kı zı rmı pullu. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. beyaz etli. * Uygarlaş mamıkavim. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş .

da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. * Fıcı çı keseri. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. * Bir tür küçük ve tatlı incir. . taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. * Barcın iş nı i veya mesleğ i.* Bar iş kimse. nı ların nı * Çok beyaz. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. ri. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. ı n u lan. barçak * Kı kabzasın siperi. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. lan. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. kâğ veya plâstik örtü. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. lan * Bir bardağ alacağmiktar. leten barcı lı k * Barcı olma durumu.

barı ş ı ş sever. * Göç eş . yası yası * Bahçe duvarı . iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. * Kafile. * Barı amaçlayan. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. çit. * Barılacak yer. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. barı . metal veya plâstikten yapı şapka. sulh. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barı nma * Barı nmak iş i. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. barı ş çı * Barı seven. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. çine . yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. küçük kervan. a bir ğ ı * Yerleş mek. sulhperver. sulhçu. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. otağyüksek divan. . ev eş . * Çevresiyle uyumlu. * İ izinle girilen yer. göç. ş ı ş ı * Bkz. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. barıöngören. barı ş * Barı ş iş mak i. papaz takkesi.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. geliş ortamı ecek bulmak. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. * Bir tür süs iğ nesi. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. ş ları lmış * Küçük takke. k * Uyum. dirlik içinde yaş amak. melce. sulhsever.

barı l. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. hoş kası ş n man görülü. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). hiç değ o hâlde. al baritli *İ çinde barit bulunduran. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. uzlaş anlaş mak ma. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. ma. * Keş ke. barikatlama * Barikatlamak iş i. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. bari * Hiç olmazsa. uzlaş mak. dargıveya düş olmayan. ağ küre. barı ş mak * İ taraf. * Sevmek. barı ş sever * Barı . barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. sevecen. sulhçu. sulhperver. ara bulmak. . ilse. barikat yapmak. anlaş mak. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. öyle ise. * Bkz. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . sulhsever. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. zevk almak.

evlenmek. * Çizgi im. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. * Basso ile alto arası ses veren.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. yükseklikölçer. belirgin. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. pistonlu bir tür ağ çalgı. ev bark. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. i barklanmak * Ev sahibi olmak. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. barklanma * Barklanmak işveya durumu. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . barlam. * Açı göze çarpan. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. engel. * Bkz. barok * M. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. mimarlıüslûbu. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. k. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. * Büyük sandal. k . * Bkz. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı .bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi.

aksi (kimse). zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). etkileyici. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . abartmalı lması kuya . yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. . mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. patlayı. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. sert. düş nda ünceden çok duyuma. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. barut fısı çı * Barut koymaya. * Koyu gri renkte olan. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. * pek ekş i veya acı . fı. barut gibi * öfkeli. barometre * Bası nçölçer. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . barsak * Bağ ı rsak. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . katı li lması n rlatı na cı madde. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). * Gösterge. sinirli ve kinle dolu kimse. huysuz. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . çı barut fısı çı gibi * çok kı n. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . * Baron olma durumu veya baronun görevi.

* Merdiveni olan. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. n * Sesi böyle olan sanatçı . katı basit bir element. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. gümüş renginde. u ada havada çabuk oksitlenen. n sı bas (veya bas git) * çekil. yoğ sı unluğ 3. bas * En kalıerkek sesi. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . yürü. barutçu * Barut yapan kimse. git. defol!. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen.78 olan. . lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. * Atom sayı 56. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. baryum sülfat * Baritin. barut rengi * Koyu giri. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. Kı ve saltması Ba. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. baryum karbonat * Karbondioksidin.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. * En kalısesli orkestra çalgı. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . basamak * Merdiven.

* (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. * Derece. alçak. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. kalı mı ı da eylere yazı . * Bası ş lmı yassı mı . basamak basamak olan. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Kık. na lmıbir nı nı u ra. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. resim çı karmak iş tabı i. * Çok yüksek olmayan.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. bası cı * Kitap. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. . algı yetisi. ı basar * Göz. mak lan i. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . *İ leriyi görme. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). dergi gibi ş eyleri basan kimse. k bası k klı * Basıolma durumu. * Dalyanıkapak yeri. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. laş ş . tâbi. ama. ine mek basamaklı * Basamağolan. lan * Görme ile ilgili. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. her rakamın bulunduğ sı hane. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. * Derece derece. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. . aş kerte.

basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. matbuat. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. matbaa. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. tabı iş . matbaacı m leten . * Bası sanatı .bası la * Bası lı provalarda "basız. * Bası evinde bası şmatbu. lmak i * Bası iş lmak i. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. n n nı nda n nı sı p . * Bası i. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. m lmı . lı k. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . tabaat. i. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. bası n" anlamları kullanı terim. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. bası n * Gazete. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. * Bası işveya durumu. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. tipografya. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. mcı kta.

bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. seziş . * Doğ görüşuzağgörüş ru . ı rlı bası ş * Basmak iş i. ı rlı * Kâbus çökmek. bası rganma * Bası rganmak durumu. nç ş lma kı su. basireti olan. uyanı k. ş . basiretli * Gerçeğgörebilen. görü. basıgitmek p * birdenbire gitmek. barometre. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. bası rgama * Bası rgamak iş i. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. ı . gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. için nç lamak veya ayarlamak. anlayı kavrayıdikkat. sağ i ı görülü.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . tazyik. basiretsiz . bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. * önem vermeyerek uğ ramamak. kâbus çökmek. sağ klı ş . uzağgörebilen. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. na u eyi u mak.

ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. sade bir biçime döndürmek. sağ lü görüsüz. olağ i an.* Gerçekleri görebilmekten uzak. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. basiretsizlik * Gerçekleri. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. kök durumundaki kelime. ileriyi ve uzağgörememe. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. basitleş mek * Basit duruma gelmek. bayağ görgüsüz. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. bayağ lması ş ı ı . * Kolay. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. ı . * Süssüz. sağ ı görüden yoksun olma. gösteriş siz. * Her zaman rastlanan. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i.basite irca etmek. basketbol * Basit olma durumu. yalıkelime. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. kolay tarafı ndan. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. özelliğolmayan. karık olmayan. ileri ve uzak görüş olmayan. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. basitleş me * Basitleş iş mek i. n lan . ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. basite indirgemek * basitleş tirmek.

nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. zorluk bakı ndan) Üstün. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. lediğ n u lan zı * Kı süreli. pres. kazı resim. tazyik. beklenmedik saldı. mı baskıbasanı r n ndı . * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. lı kta iş * Kıtlayı. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. kıtlamak. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. baskı lı * Baskı olan. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. sa rı * (sertlik. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. zor kullanmak. basketbolcu. lı ş * Bası sı sayı. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i.

baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. matbua. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. basmacı lı k * Basma alı satı . * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . m mı * Pamuklu. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. basklârnet * Kalı sesli klârnet. * Gazete. * Pamuklu. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. basma * Basmak iş i. * Disiplinsiz. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. üzerine kalı desen basma iş pla i. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. dergi. * ansın konuk gelmek. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. üstünlüğ göstermek. . baskı ncı * Baskıyapan kimse. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. ahlâksı z. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. ı dı * Gübre. tülbent vb. saldıda bulunmak. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. tezek. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. . mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. üzerine kalı desen basan kimse. basma kalı bı * Kitap. * Bası ş lmı matbu. . tülbent vb. * Matbaacı lı k. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. * Terbiyesiz. basmacı * Basma yapan veya satan kimse.

p basmalı * Basma özelliğolan. kı k * (çocuk için) Yaramaz. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. taze soğ yeş an. iş * Örtmek. yük. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. çökmek. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. gittiğyerin bereketini kurutur. ilbiber. bilineni tekrarlayan. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. baskı ı rlı . * Bkz. * Bir kimse bir yaş girmek. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. mı l. basso * En kalıerkek sesi. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. üzüntü ve ağ k duymak. değ iklik göstermeyen. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). n sı bastana salatası * Domates. eyi. * Baskıyapmak. durumunu kontrol edememek.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. * Bası i yapmak. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. bürümek. tabetmek. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. yı rmak lan aç * Ağ k. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. maydanoz. kaplamak. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. kliş e. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. harcı ü iş âlem. . * Yol yapı nda çakıkum. baş tarda. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. n * En kalısesli orkestra çalgı. * Bastı rma. a * Çevreyi kaplamak. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. ey p. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak.

aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. * Bastı . * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . nce. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. üzerine iyice düş mek. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . * Zararlı olayı bir önlemek. bastonlu * Bastonu olan. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. bastonsuz * Bastonu olmayan. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. ı n nı vıp * Gidermek. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. basurlu . * Baskı yapmak. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. * Üstünlüğ göstermek. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. * Ansın birinin yanı gitmek. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. nemli ormanlarda biten. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. hemoroit.

baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). en aç * İ ve hayvanlarda beyin. * ". raşran rsat baş almak * fı bulmak. kulak. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. u * Baş ç. hemoroitli. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. baş * Çı ban. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. * Deniz teknelerinde ön taraf. langı * Temel. eyin * Bir ş uçları biri. bı nlıvermek. yüksek nokta veya en ön. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. uğ tı raşrmak.* Basuru olan. ser. can sı kkı k kmak.. * En uç. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. nı ı yan indedir. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan.. esas. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. göz. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. kafa. sarrafiye. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. baş ağgitmek aş ı . burun. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. en önemli. * Bir topluluğ yöneten kimse. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. * Arazide en yüksek nokta. ı rı . basya baş * Sapotgillerden. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet.

nlı baş döndürücü . bit. aş . leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. baş çağ bı ı * Ustura. * dayanı ş mak. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. baş a bı baş rakmak * birinin. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. gururdan. ndan kla baş döndürmek * baş dan. beraberce. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. baş a baş * Birlikte. baş bezi * Mendil. baş biti * Bkz. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş belâsı * Sınt ı kı . eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş çekmek * ön ayak olmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. beraber yaş amak. baş çanağ ı * Kafa tası . sürekli zarar etmek. ı na * baş vermek.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. üzüntü veren. ı rı * baygı k verici. intisap etmek.

na yat baş elde iken * ölmeden. arı baş gelmek * yenmek. aş na. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş kesmek * selâm için baş mek. baş etmek göz * evlendirmek. baş göstermek * belirmek. te ta baş olan boş olmaz . vuku bulmak. baş da. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. her iş onları te örnek tutarlar. tan ı çı baş rı fes içinde. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. yönetime karşgelmek. baş olmak önemlidir. baş kaldı rmamak * Bkz. baş kazanmak (kazanmamak). kaldı i. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. yaş arken sağ iken. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. ı * iyice coş mak. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. gücü yetmek. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş kaldı ı nı rmamak. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. inkı etmek. kabarmak.* Ş kı serseme çevirici. isyan etmek. başve kı üzerinde inip kalkmak. baş nereye giderse. ortaya çı kmak. baş kaldı rmak * ayaklanmak. zuhur etmek. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş olmak göz * evlenmek. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak.

m baş lı rı börk (fes) içinde.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. baş tutamamak * rüzgâr. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. çevirmek. * (gemi. baş tutmak * elebaşolmak. baş örtüsü * Bkz. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. baş örtü. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. * (buğ vb. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. ı sı baş tacı * Çok sevilen. fı na yüzünden. k k lan. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş oluş ak mak. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. kayı döndürmek. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. . çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. el üstünde tutmak. değ hiç yitirmeyen eser. rotadan çı kmak.

dengeli olarak. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. arası . Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. * Arpa. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. ı yan lçı baş . pehlivanlıiçin yarı k ş mak.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. i rabilmek. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş baş a * birinden üstün olmadan. baş baş a * Eş durumda. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. ak mak. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. baş k akçı . baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. * Tarlalarda. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. denk olmak.

muvaffakı arı yetsiz. * Baş lamayan. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. baş lı arı * Baş gösteren. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş aklama * Baş aklamak iş i. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. * Baş göstermeyen. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. baş aklamak * Tarlalarda. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş aklı * Baş ı (ekin). baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. * Baş göstermeyerek. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. baş gösterememek. tutmak. muvaffakı yet. takat sırı i nı. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. * Baş lı biçimde. performans. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş göstererek. muvaffakı arı yetsiz. muvaffakı arı yetli. . * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. arı .

at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. * Çiğ veya piş koyun. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. hâkim. sır başsatan kimse. baş k çı . * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. baş arma * Baş armak iş i. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. . dominant. efe. baş bakan * Hükûmet baş . baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. hâkimiyet. muvaffakı arız yetsizlik. baş çı * İçi baş ş ı . * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . kan baş k atlı * Baş olma durumu. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. * Baş asistanıgörevi. kuzu. . muvaffak olmak. kan. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. ı vekil. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . n * Baş bakanı makamı n .

rlamada en üst sorumlu. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. * Baş hekimin makamı . baş kâtip. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. . baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. i. * Baş garsonun işmetrdotellik. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. n ı . . baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş eksper * Eksperlerin baş ı . * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. sertabip. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. sermürettip. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş t. ş yapı aheser. baş tabip.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş eski * En kı demli kimse. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı .

başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. bahtı k. ğ mek. . açı başdimdik ı * Onurlu. kendi yanı tutmak.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. başbelâda ı * çözülmesi güç. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. * birini yandaş olarak kazanmak. kı lı başdevletli ı * Talihli. başdara düş ı mek * sıntı girmek. üzücü bir durumla karş mak. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). sıntıdurumda. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. sıntıbir durumda. * Evli. gururlu. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başdertte ı * çözülmesi güç. ön ayak olmak.

başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. bunalmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. a p ş başyerde ı * utançla. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. başyerine gelmek ı . başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin".başdönmek ı * insana. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. eş n dönmesi. başönünde ı * uslu. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ağ ı rlanmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. rgı kla. kı nlı üzüntüyle. a başhavada ı * sevinçli. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. çevrede gözü olmayan. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. zor durumda kalmak. * bir düş veya davranı uygun bulmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ).

kendi havası bı veya na rakmak. karı . inat etmek. kibirli. baş beraber ı mla * memnunlukla. * Kargaş . eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . içinden çılamayan. başyumuş ı ak * Uysal. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . * Düzensiz davranı düzensizlik. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. * Yönetimsiz. başyukarda ı * onurlu. disiplinsizlik. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. seve seve. tedirgin etmek. musallat olmak. kendini beğ enmiş . * Baş örtmeden. baskız. ı etmek. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. . ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. söz dinler (kimse). karık. ş . srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. denetimsiz. görüş olmamak.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. kötü bir duruma düş ı laş mek. rakı ş . nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu.

eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. ı na * kötü bir durumla karş mak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. baş geçirmek ı na * baş giymek. in * bir işyapmaya baş i lamak. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. nda * bir iş yönetimini ele almak. raşrı bir e . eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. nefretle geri vermek. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. ı laş * beklenmedik. ı r * üstüne kalmak. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. çok yüz vermek. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak.

işkoyulmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş vur. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . eğ lence peş koş inde mak. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. zor durumda bı rakmak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. ilgi göstermek. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. lan inde in k ini . baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. kontrolünü yitirmek. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. hiddete kapı lmak. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. zevk. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. önde geleni. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak.

ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. lı a. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. iş sizlikten.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. baş belâya sokmak ı nı * birini. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. uğ tı için raşrmak. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. sorumluluğ atmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. . savuş i mak. baş luktan kurtarmak. * bir iş birini tedirgin etmek. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. baş beklemek ı nı * gözetlemek. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. cezalandılmaktan korkmak. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek.

n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş dinlemek ı nı * sessiz. sis bürümek. * kendine hayran bı rakmak. i ksı * iyileş ememek. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. . baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. kellesini uçurmak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. sakin kalmak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. yataktan çı kamamak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek.

ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. . * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. iş . uyarını sı dinlememek. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. değik görünmek. iş baş kaca * Ayrı ca. değ ik. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. metamorfizm. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. baş biri ka * diğ bir kimse. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . özveri. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. istihale. rolü i. özge.

* Alılana benzememe. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. reis. istihale. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. farklı kazanmak. veya u. reislik. un. herhangi bir kimse. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. . baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. isyan. baş kent * Baş ş ehir. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. e mek. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . istihale etmek. diğ ötekisi. değ iklik. riyaset. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. er ahı eri. aslî tipi. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. değ ik olma durumu. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . değmek. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. iş lı k * Biçim değtirmek. . iş * Kötüleş mek.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. baş kentlik . bozulmak. metamorfoz. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı .

baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. n * Baş komutanımakamı n . ş la nda . n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. ayan veya n * Bu halka özgü olan. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. Baş kurtça * Baş Türkçesi. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. ta baş kumandan. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. bu halkla ilgili. serdar. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. katedral. kahraman. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. * Baş konsolosun makamı . baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. lı baş lama * Baş lamak iş i. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k.* Baş olma durumu. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey.

baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. belirtmek. ortaya çı kmak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). baş lı * Başolan. doğ mak. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. * Görünmek. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ine * Baş mak. * Çalır. başca lı * En önemli. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. bir hayatıvb. ı * Olmak. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. n * Ön söz veya girişmukaddime. in. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. i. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. ta . müptedi. iş yürür duruma girmek. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. fı sın. . ş ler. oluş mak. baş latmak * Baş laması yol açmak. baş lanma * Baş lanmak iş i. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri.nin ilk bölümü. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. baş gelen. * Etkisini gösterme. baş lmak lanı * Baş lanmak. ı na. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. e mek.

baş mal * Anamal. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. sermuharrir. baş maklı k * Padiş n anne.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. başksı lı z * Başğolmayan. takke. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. giriş bölümünde. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. . bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. * (camide) Ayakkabı konulan yer. lı baş makale * Baş . evlenirken. paş * Başk yapan veya satan (kimse). kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . paş makçı . z lanan ödenek. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . erli baş muallim * Baş retmen. bir direğ tepeliğ in i. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. has. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. * Bazı bölgelerde. serpuş ı . baş misafir * En değ konuk. * Bir yazın. . evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. antet. top. serlevha. a * Bir sütunun. satan kimse. * Camilerde. külâh. anteti olan. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. sermaye. arpalı k. kapital. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. baş mak * Ayakkabı mak. ı baş muharrir * Baş yazar. lı ı * Antetli. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i.

baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. * Baş müdürün çalı ğdaire. sermürettip. müdür. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. ı baş mürettip * Baş dizgici. eş nları nı kları arp. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ .baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. .

erksizlik. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş olmayan. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş rejisör * Baş yönetmen. . baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. ı * Yöneticisi. anarş ve i. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. kent. başz sı * Başolmayan. na. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. in baş gelmek ta * önde olmak. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş rol * Baş oyuncunun rolü. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. * Baş nı görevi veya makamı savcın . n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş ehir. üstün durumda olmak.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n .

baş savma tan * üstünkörü. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. kötü yola sürüklemek. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. her zaman. düzen bozucu. pek çoğ almak. bir kez daha. baş aş tan mak * pek çok olmak. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. bütünü. * Baş ı sonuna kadar. bir uçtan öbür uca kadar. özen göstermeden. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş mazlı tanı k * Anarş izm. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . bütünüyle. baş baş tan a * Tamamen. doğ yoldan saptı ru rmak. u baş tabip * Baş hekim. baş i ı savma veya atma. yeniden. baş sona tan * Daima. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. na amak. gemi baş karaya vurup oturmak. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. hepsi bir arada. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. baş maz tanı * Asi.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. . baş tabiplik * Baş hekimlik. isyancı . baş tan * baş ı alarak.

i. lar mı türünü içine alan geniş familya. * Baş uzmanı görevi. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. Avrupa ve Asya'da yaş ayan.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. müracaat etmek. müracaat ettirmek. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. Kuzey Afrika. semtürreis. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. baş vekillik * Baş olma durumu. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. müracaat etmesini sağ lamak. ı . n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. baş vekil * Baş bakan. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. ufkun i üstünde olanı . i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. tankaragiller familyası ndan. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak.

baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. i. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. * Baş yaverin görevi veya makamı . . baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. bilgiye ulaş referans. müracaatçı . ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. anlaş k durumunda. baş yazı nı muharrir. bat . baş rejisör. müracaat edilmek. sermuharrir. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan .baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş t yapı *Ş aheser. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. * Baş yazarıgörevi. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. cı mazlı ü . ı ma. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. . baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. baş kâtiplik.

bataklı kları klarda yaş (bitki. batak çulluğ u * Çullukgillerden. bataklıgazı k * Metan. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). batı * Bataklı seven. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . li yı nda en llı batar * Zatürree. rengi kahverengiye çalan siyah. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). pamuk otu (Eriophorum). * Kötü durum. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. hayvan). * Eline geçen parayı ran. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. ğ ı . ahlâk dı durum.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. imş lmı ucu . hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. bataklı klarda yaş ayan. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). batmı ş . yarar sağ r lamaz. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. ishak kuş (Asio u flammeus). bataklı klarda yetiş bir bitki. * Uygunsuz ve kötü. sı tüyleri pas rengi olan. uzun kanatlı . * Bataklı olan (yer). içinden çılmaz iş kı . lan. * Hayıgelmez.

davulcu. garplı ndan .). batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. bu yönle ilgili. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Batı sı kimse. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. garpçı lı k. lı laş i. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. batı l itikat. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . telefon vb. lar mı * Bateri çalan kimse. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. garpçı yanlı olan . gün indi. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). gizli ve akı şgüçlere. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. lı in ğ ı * Bu yönde olan. * Batı sı yanlı olma durumu. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. batı l itikat * Boş inanç. garp. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). laş . davul. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. temelsiz. * Orkestrada vurma çalgı takı . * Batarya ile çalı (radyo. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . * Çürük. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi.batarya * En küçük topçu birliğ i. garbî. garp.

kuş ak. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. lan. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. lan batı ş batisfer batiskaf . * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). nane. garplı mak. ağ r. * Bir iş sermayeyi yitirmek. garplı tı laşrmak. batı k lı lı * Batıolma durumu. rmak ine * Yok edilmek. dövülmemiş ceviz içi. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. tahin ve limon suyu kullanı an. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. * Göbek. tirip * Kirletmek. * Mahvetmek. batması sağ vın ak nı lamak. ş .batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. garplı ı lı k. çalı ş mada. soğ domates. laşrma. batı n * Karı n. batılmak rı * Batı iş konu olmak. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. bati batik * Yavaş ı . * Batmak iş i veya biçimi. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. maydanoz. niye *İ çrek. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. .

iş yaramaz duruma gelmek. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. battal * İe yaramaz. inkı kı raz. müflis. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. tuzlu çubuk. * Alılmıolandan büyük. . * Daha kötü bir duruma uğ ramak. ş ş ı * Harman makinesi. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. . ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. * Saplanmak. * Yok olmak. harman dövme makinesi. nı i ile n batma * Batmak iş i. battal olmak * kullanı lamaz. . (kimse). iflâs. incitmek. lan. yok olma. çökme. * Yılma. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. iflâs. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. vın * (GüneşAy. * Çökmek. flâs * Kirlenmek. * Yılmak egemenliğsona ermek. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. ldı n ü sı na * İ etmek. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan.batkı batkı n * Batkı k. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek.) ufkun altı inmesi. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. kullanı ş lmaz. * Dokunmak. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. bozulmak. ra. * Bir gök cisminin (Ay. GüneşYı z vb.

* Her zamanki gibi olan. * Ş ve köpeğava alı rmak. pekâlâ. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. oldukça. ağ k. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. için) yakı ş mamak. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. amiyane. bavullu * Bavulu olan. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). malı olan. * Gerçekten. uygunsuz olmak. bayağ ı * Aş ı pespaye. içine eş konulan büyük çanta. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. çok. lı * Kibar olmayan. tı * Avcı n. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. sı radan. * Çok iyi. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. ahin i ş tı * Yolculukta. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. epey. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). banal. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). davranı giyiniş ş . i * Hemen hemen. ı laş * Parası . zengin (kimse). hiçbir özelliğbulunmayan.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. basit adî. çok . ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. bayağkaçmak ı * (söz. * Bavlı iş mak i. âdeta.

. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. * Bayatlamaya baş ş lamı . bayatlamak * Bayat duruma gelmek. * Süzgün. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. tazeliğ yitirmek. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. çok . inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. bayağbir duruma girmek. * Taze olmayan. * Güncelliğ önemini. * Eşkarı . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. . * Gönül vermiş . ini . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r.

kan ı n mı . n bayı lmak * Baygı duruma girmek. baygı k nlı * Baygı olma durumu. kendinden geçme. uyur gibi olmak. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. nı ş ş ı . koza yapamama durumu.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. bayı bayı la la *İ steyerek. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. ödemek. baygı ntı * Baygı k. çevreye göz gezdirmek. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. bayı lma * Baygı duruma girme. . kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. k. n * (göz için) Süzülmek. çok sevmek. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . bayı nı lamak. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. bayıcı ltı * Bayı ltan. lması lması sağ bayı r ndı mamur. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . kendini kaybetmek. kendinden geçmek. severek. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. * çok heyecanlanmak. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. istekle. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. * Vermek. çok isteyerek. * Sı açlı susuzluk. cak. * hayranlı seyretmek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. n * Çok hoş lanmak. telâş lanmak. bayı na yol açmak.

terbiyesiz erkek. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. ümran. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. imar etmek. dükkân veya kuruluş . uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ine lan baykuş giller . bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı tı i. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. ri * Kaba. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. ru. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ndı i. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia).Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. rtı gece ların . ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. * Bu iş yapı ğyer. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir.

* Gerektiğ indirilip kaldılan. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. kandı rmak. mideyi bulandı nlı rmak. * Baymak iş i. iş ı klı ve. * Şmarı k. * Öncü. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. baylanmak * Nazlanmak. naz. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. bayrak töreni. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. açı kapatı kol. ş ı marmak. . daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . etki altı bı nda rakmak. midede ezinti yapmak. baylanma * Baylanmak iş i. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. baylan * Nazlıı k (biçimde). . baypas * Damar aktarma.ş marı baylanlı k * Zenginlik. ı in sı bayrak * Bir milletin. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . * Simge. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. bayrak merasimi * Bkz. * Devre dı bı ş rakma. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . . * Aldatmak. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. sembol. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş .

n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayraktar * Bayrağtaş kimse. lmı . * Sevinç. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bayrakaltı * Ordu hizmeti. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. * Bayrak asmaya uygun direk. * Bayram günü doğ çocuk. ş evval. bu yakı ğ bir sebebi olacak. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . askerlik. yol göstermek. il. eli bayraklı . neş e. * Bkz. tem * gösterilen bu ilginin. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). * Özel olarak kutlanan gün. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) .bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. sı . muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . hı nlıetmek. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. diken veya satan kimse. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. eri bayraklı * Bayrağolan. * Bayrak yapan. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler.

bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. arada sı rada. lan. eli. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. nadir olarak. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. * Bayramî tarikatı olma durumu. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. bayramlıağ k ı z . * Bayramlarda verilen armağ an. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayram günü * Bayrama rastlayan. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. nadiren. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayramıkutlandı gün.* çok sevinmek. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata.

mak. * Pazarlı alıveriş k. * Ara sı arada bir. * Ara sı arada bir. bayramüstü * Bayrama yakı n. ş . sert. ra. baysungur * Ş cinsinden. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. * Birtakı kimi. yı cı kuş ahin rtı bir . * Temel. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Çarş pazar. kimi vakit. kimi vakit. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. Bayramüstü. kadim. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. baytar * Hayvan hastalı hekimi. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). ra. bazal bazalt bazar bazen bazı . bayramüzeri * Bkz. * Taban. esas. ı . * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. esas. çok n ı yan * Koyu renkli. veteriner. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. m.* küfür. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. bir çeş yanardağ it kültesi. esasî. kı dem. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide.

* Bir maddenin baz durumuna gelmesi. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. kalıgözleme. biçiminde kilise. Be be be bebe * Bebek. hey. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. smı m kı sı * Ortadaki yüksek.bazı bazı * Ara sı arada bir. küçük çocuk. * Tatlı bol. * Dikdörtgen biçiminde. mı baziçe * Oyun. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . * Roketatar. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . n na bazik (tuz). asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. bazlamaç bazlaş ma bazuka . yahu. su ile birleş baz etkisi gösteren. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. ra. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . bazilika * Kral sarayı . bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. iki sı sütunla. * Baz niteliğgösteren. * (teklifsiz konuş mada) Ey. sı n * Bazlama. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . kimisi. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az.

becelleş mek * Cebelleş mek. beceri * Elinden iş gelme durumu. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . tahta. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. * Yer değ me. bez vb. k. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. karşklı değtirmek. bebeğ yakır biçimde. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. * bebeğ yakır biçimde. ustalı maharet. * Göz bebeğ i. budala. * Plâstik. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. bücür erkek.den yapı insan biçiminde oyuncak. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. bebeklik * Bebek olma durumu. * (küçük b ile) Sevimsiz. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. n bebekçe * Bebek gibi. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * Vücudun. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. i. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. karş klı değtirme.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. becerikli . * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse.

düş zı ünmeksizin. ansın. bedavadan ucuz * çok ucuz. na * Birini öldürmek. rak ünde. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. * Bir ş kullanı duruma getirmek. ustalı maharet. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. beceriksiz * Becerisi olmayan. becet becit * Serçegillerden. küçük bir kuş (Passer). bedaheten * Birdenbire. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. kirletmek. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. evcil bir hayvan (Numida meleagris). lı z. mahir. bedavadan * Bedava olarak. * İ acele. bozmak. usta. usta olmayan. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. üstesinden gelmek. k. bedava * Karş ksı parası emeksiz. kirletmek. ı z. tavuk büyüklüğ ı plak. maharetli. vedi. mak . beceriklilik * Becerikli olma durumu. Beçene bedahet * Besbelli. elinden iş gelen. becerme * Becermek iş i. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). lüzumlu. apaçıolma durumu. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. * Gerekli. eyi lmaz * Irzı geçmek.* Becerisi olan.

* Kötü yüzlü. karamsarlı pesimizm. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. kötümserliğ kapı e lmak. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. ı r * Mutsuz. karamsar. * Asısuratlı k . bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. k. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. zlı bedbin * Kötümser. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bahtsı k. bedavaya * Çok ucuza. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. kötümser olmak. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bedbaht etmek * üzmek. bedavası na * Bkz. bedbinleş tirmek * Kötümser. bahtsı talihsiz. bedbin etmek * üzmek. i bedduası tutmak . karamsarlı sokmak. lânetlenmiş . bedavadan. pesimist. ilenç. *İ lenme. bedbaht olmak * üzülmek. z. intizar etmek. bedbahtlı k * Mutsuzluk.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. birinin işsürekli ters gitmek. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. karamsar olmak. beddua beddua etmek * ilenmek. karamsar duruma getirmek. suratsı z.

* ilenci yerine gelmek. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. çoban. fiilen. . eyin ı lı * Eş denk. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. başkol ve bacak dında kalan bölümü. * Bedelci. ş ı * Kale duvarı . nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. ak. bedel ödenilmeyen. kı er. erli. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. ymet. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. ndan bedel * Değ fiyat. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. bedenî * Beden bakı ndan. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. bedel ödenilen. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. gövde. varlı n * Vücudun. * Bir ş yerini tutabilen karşk. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. vücut. it. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. beden eğ itimi. * Bkz. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. vücuduyla. . kasın na ile * Uş hizmetçi. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev.

* Parlak ve sağklı lı görünmek. güzel sanatlar. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. * Besbelli. ı . * Estetik bilimi. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. ayıon dördü. * Çölde. * Güzellik ölçülerine uyan. bedensel. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. * (büyük b ile) XIII. beğ enilen. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . * Bedevî olma durumu. bedenî. kötü yürekli. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili.* Bedenle ilgili. çadı yaş göçebe. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . bedirlenmek. bedirleş me * Bedirleş durumu. apaçı k. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. * Kötülük isteyen. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * Estetik. bedenli * Bedeni olan. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. gözü gönlü okş ayan. bednam .

uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. hoş görünmesini sağ lamak. beğ enilir olma durumu. beğ endirmek * Beğ enilmesini. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. zevk. * Övücü tanı yazı. yi * Sevilmek. pek çok. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. aş . a beğ enirlik * Beğ enme durumu. zevk. gusto. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. hünkârbeğ endi. reçine. beğ enilen. kötülüğ ile dillere düş ü en. begonyagiller * İ çeneklilerden. tma sı * Son derece. * Bey. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. bedük * Çam sakı. rma * Beğ enme duygusu veren. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak.* Kötü ün kazanan. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. takriz. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. * Beğ enmek iş i. hoş gitmek. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. . * Hint prenseslerine verilen unvan. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i .

* Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. p p. nasip. zarar. kuş ile karş ku ku ı lamak. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. * Onaylamak. yok. ne yapıyapı mutlaka. ne olursa olsun. hissesi olmayan. beğ lik * Beylik. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. çı behemehal * Her hâlde. * Sarı çalan açıkahverengi. yi * Kuş duymak. beis yok bej * zararı önemi yok. behiş t behre behresiz beis * Engel. uymazlı k. beis görmemek * sakı zarar görmemek. hor görmek. * Payı . * Pay. * Onaylamamak. * Kötülük. uçmak. iyi veya güzel bulmama. beğ enmezlik * Beğ enmeme. bîbehre. nca. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. hisse. beher * Her bir. hayvana yakır biçimde olan. ş ı . kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. tasvip etmek. * (duygular için) Hayvanca. kabul etmek.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. * Küçümsemek. behavyorizm * Davranı lı ş k. ya k * Cennet. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. nasibi.

* Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. yenilik. denetleyici olarak beklemek. ı * Çulluk. mek. önemsememesi. tazelik. erdenlik. cı k. * Evlenmemiş kimse. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. bek * Sert. radan gelmiş çilerin kalacağoda. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . * Sanat ve düş üncede özgünlük. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. nı * Kalılı ölmezlik. gözcü. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. z lan z zlı * Saflı temizlik. eyi bekçi kalmak * koruyucu. * Hava gazı lâmbasın ucu. evlenmemiş olmak. kı k. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. yalnıyaş kimse. k. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. sağ bek bek beka * Savunucu. katı lam. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. * Doğ k. masumluk. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. . iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . . sı ini bekâr odası * Bekârları taş n.* Bu renkte olan.

* Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. direnmek. durmak. * Aramak. avukat vb. * Bekitmek iş i.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. bekleme salonu. istemek. bekleme salonu * Doktor. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. beklenmedik * Birdenbire. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. bekinmek * İ etmek. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. tı kamak. in * Süre tanı acele etmemek. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). korumak. * Vakit öldürme. beklemek * Bir iş oluncaya. . bekleme odası ı tı lan . eyi. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. tı kanmak. mak. nat * Kapanmak. ansın. bekitme bekitmek * Kapamak. ı sı bekleme * Beklemek iş i. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. muhafaza etmek. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. beklenilmek * Beklenmek. ile görüş öncesinde oturulan yer. * Ummak. beklenme * Beklenmek durumu.

bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. * Bekleş iş mek i veya durumu. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î .beklenmezlik * Beklenmeme durumu. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. ayyaş kün. * Bektaştarikatı olma durumu. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. ayyaşk. . beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. *İ çkiye düş künlük. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). ak veya kara yemiş i. lı . î ndan bel *İ çkiye düş içkici. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. ünde. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak.

eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . esas. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . temel. mcı ı na bel bel * Durgun. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. sı n altı rastlayan bölgesi. te) n i . anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. bel bel * Atmı meni. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. ayakla bası yeri tahta. bel kemiğ i * Omurga. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. iş vermek. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. ı bel etmek * iş koymak. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. sperm. k. sı nda * Geminin orta bölümü.* İaret. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. salı salı rı rı na na. belden sağ sola bükmek. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. bel bellemek * toprağbelle kazmak. deri. uzun saplı ı . bel kı rmak * gövdeyi. güvenmek. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme.

* Bir ş gizli olan derin anlam. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. kı güç. belâhat * Alı k. * Kavgacı irret.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. belâ *İ çinden çılması sakı durum. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. . * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . kı ya * Hak edilen ceza. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. ı laş belâya uğ ramak . eyde belâgatli * Belâgati olan. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. -den sebebiyle. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. yapmacı uzak. üzücü. rma i.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. * destek olmak. nları * -den dolayı . retorik. musallat olmak. can sıcı kı. belâgatsiz * Belâgati olmayan. düzgün anlatma sanatı ktan . klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. nı tiğ belâlı * Yorucu. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. yorum gerektirmeyen. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki.

leri . belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. beledî *Ş ehirle ilgili. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. ndan belde *Ş ehir. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. belediye im yla kanı meclisi. belediyeci * Belediye iş görevlisi. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. ta belediye reisi * Belediye baş . yer. beldeitayyibe * Medine ş ehri. * Bir tür pamuklu. üyeleri halk tarafı seçilen. * Mekân. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. kalıkumaş n . iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. aydı l. * Bu teş n bulunduğ bina. im nlatma. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. belce * İ kaş . belediye * İ ilçe. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . * Yerleş ik. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek.* çok kötü bir durumla karş mak. çevre. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. belediye baş . bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik.

çok beleş * Karş ksı emeksiz. belemek * (çocuğ Kundaklamak. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. lüpçü. yüksek yer. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. bulaşrmak. bedavacı z . akı görünecek biçimde açmak. * Beleş olma durumu. belediyelik * Belediyeyle ilgili. iğ beleme * Belemek iş i. çi . dik dağ yolu. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. örtülmek. belertmek * Gözlerini. * Beşe konulan yatak. * Bulamak. bayı r. * Tepe. * Bulanmak. * Belertmek iş i. çocuk bezi. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. kantaron (Cephalaria syriaca). belerme * Belermek iş i. bulaş mak.belediyecilik * Belediye iş leri. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. belenmek * Kundaklanmak. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. llı i. belenme * Belenmek iş i. belen * Bel. belek * Kundak. peygamber çiçeğ mavi en. ı z. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. parasıelde edilen.

raf. tevsik etmek. belgelenme * Belgelenmek iş i. yöneten sinemacı . * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). tası nda layan araç. i. beletmek belge * Kundaklatmak. karş ksı ı z. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. . ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. faks. vesika. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. para vermeden elde etmek.beleş konmak e * emek. fotoğ resim. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. ortaya çı ru unu karmak. beleş ten beletme * Beletmek iş i. okuldan çı lmak. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . belgelendirme * Belgelendirmek iş i. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). i ey). belgeleme * Belgelemek iştevsik. * Emek vermeden. doküman. film vb. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . belirli bir amacı tan film. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. arş ları ğ ı iv. karı belgeli * Belgesi olan. yansı belgeselci * Belgesel.

zavallı . bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. an. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. belâgatli. belirsizlik sı . ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. belgit burhan. * Duyuşdüş . . belirli olan. ş alâmet. aret belgisiz sı fat * Bkz.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. fatı belgisiz zamir * Bkz. * Belgin olma durumu. belgilemek * Belgi ile göstermek. belik . ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. sarahat. iş edilemeyen. belgileme * Belgilemek iş i. beli * Senet. niş eyi ran iar. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. sarih. ru ka * Evet. beli çökmek * kamburlaş mak. belirsizlik zamiri. gayrimuayyen. belgili * Belgiye dayanan. * Belirli olmayan. hüccet. me rası boş beliğ * Belâgati olan. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. ş iar.

. i.yaslanmak. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. determinasyon. sın nı nı i. kapsam bakı ndan daraltmak. belirlemek * Belirli duruma getirmek. tayin etmek. n nı inin. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. eyi belini vermek * dayamak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. genellemek karş . belirli kı lmak. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. irkilmek. belik belik * Örgü örgü. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belinden gelmek * birinin dölü olmak. . aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. * Bir kavramı anlamın. açı bariz.* Saç örgüsü. belirginlik * Belirgin olma durumu. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. beliklemek * Saçları örmek. örgü hâlinde. belinleme * Belinlemek iş i. sırlamak. besbelli. belirleme * Belirlemek iştayin. sarih. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. k. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. * Yeni bir kavramı . belikleme * Beliklemek iş i. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak.

* Bir düş veya durum için. biçti. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. görülmeyen geçmiş . belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. muayyen. kesin bir biçim almak. ş . belirlenmek * Belirli duruma getirilmek.Aldı . gülmüş lamıgibi. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). determinist. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. li belirlilik * Belirli olma durumu. -di'li geçmiş i n. ağ ş . n ka n nı unu reti. müphem. ini kası olarak bildiren kip. belirlenme * Belirlenmek iş i. i nda * Bilinmeyen. . * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . tebellür etmek. gerekirci. belirleş me * Belirleş işveya durumu. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. indeterminizm. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . i. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. meçhul. -miş geçmiş 'li . sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. ini . tezahür etmek. indeterminizm. uçtu vb. (-di) (-ti) ı lanı . gayrimuayyen. determinizm. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. yice ı lı * Belirli olmayan. tebarüz etmek. indeterminist. az çok belli olan.

an. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. niş niş lması m ey. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. müphemiyet. belirtili * Belirtisi olan. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. eyin. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. birçoğ azıherkes. * Belirtilmemiş olan. belirtme durumu belirtme . fat: . u. bildirme. çiçeğ kokusu gibi. * Açı belli. biri vb. m. birkaçı sı . belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. * Tamlayan. ane. birkaç. belirli kı lı nan. * Belirli kı görüş lma. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. k. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. Tuz Gölü gibi. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. * Belirtilmiş olan. birtakı filan vb. her. belirteç * Zarf. * Gösterge. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. sarih. kabataslak tutan zamir: bazı. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. tasrih. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. sarih meful. .belirsizlik * Belirsiz olma durumu. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. n k ya.

ya . belki de * ş da olabilir. yanlıda olabilen. Evi gördüm. n belitken belitleme * Belitler sistemi. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. bellek * Yaş ananları renilen konuları . keder. tebarüz ettirmek. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. belladonna * Güzelavrat otu. olası ihtimalî. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. * Doğ olabileceğgibi. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . soru. Birinci dönem. za. ş durumu. öğ .. ru i ş lı . * Belitleme kuramı ortaya koymak. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. i hâli. ya. -u. * Olsa olsa. programı iş değ meyen verileri. u belkili * Olası muhtemel. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. beliye belki * Muhtemel olarak. hafı dağ k. lı . arcı * Bir bilgisayarda. olabilir ki. Yazı okudum. ı lan aksiyom: "Tüm. * Belitlemek iş i. akı l. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. belli ve kesin olmayan. * Felâket. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. . Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. yükleme i . imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. akuzatif. tasa. ihtimal. belirtmek * Açı klamak. mütearife..

belli * Beli olan. öğ ş cı retici. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. muayyen. duyulabilen. belletici. ikâr. belli etmek * açı klamak. * Belirli. malûm. ortada olan. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. * Gizli olmayan. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. çok az belli olan. * Önemli. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. belli baş lı * Belirli. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. yarı bellisiz. hissettirmek. * Bellemek iş i. öğ ine renilmek. yapı a. ine belleten belletici * Çalı rı. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. anlaş bedihî. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. muayyen. ğ ı * Bellemek yetisi. aş ı lan. lda * Sanmak. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. tı belletme * Belletmek iş i. belli olmak . ı lı * sezdirmek. yarı belli. belletmek * Bellemesini sağ lamak. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. haş . * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. öğ retmek. müzakereci. zahir.

apak. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. nı * Bencillik öğ retisine inanan. * Belli olmayan. açı klanmak. apaçı rı rı k. kendini her konuda üstün gören. * Pıl pıl. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. kibirli. bilinemeyen. sakalda beliren beyazlı k. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. bedahet. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. * Bana göre. balsam. üm bencil olmak . megaloman. hodkâm. ma * Saçta. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. tende bulunan ufak. egoist. marka. koyu renkli leke veya kabartı u uş . gururlu. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. benbencilik * Benbenci olma durumu. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. bellik * İaret. ego. hodpesent. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. bence benci * Kendini beğ enen. düş ündüğ gibi. * Böylece kalı tılmı(ses). hodbin. ben hancı yolcu oldukça . ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. * Bkz.* anlaş ı lmak. muayyeniyet. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. benbenci * Kendini çok öven. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). hep kendinden söz eden.

benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim.* bencilce davranı bulunmak. bendegân * Kullar. * Köle ile ilgili. ş ı bencileyin * Benim gibi. benden günah gitti * Bkz. * Menekş e. egoizm. benden de al o kadar * Bkz. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. hodbinlik. köle. egoistlik. bencilik * Benci olma durumu. bendegî * Kulluk. köleye ait. kölelik. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . bencillik * Bencil olma durumu. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. hodpesentlik. kölenin evi. kendimi suçlu saymam. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. bendehane * Bendenin. egoizm. benden söylemesi. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. köleler. bencillik etmek * bencil davranmak. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. al benden de o kadar. . bende * Kul.

bengilik * Zamanla ilgisi. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. abı çene ine lan hayat. ölümsüzleş tirmek. ulları benibeş er *İ nsan. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. nokta. ebedîlik. fekül. ölümsüz. benekli * Ufak lekeleri bulunan. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. bengileş me * Bengileş iş mek i. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. * Ölmezlik. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . ebedî. ebedîleş mek. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. inin ini ü. puan. beniçincilik . hep kalacak olan. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. ebedîleş tirmek.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ölümsüzleş ama i mek. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. benekleş me * Benekleş işveya durumu. beneklenmek * Benek oluş mak. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. insanlar. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. bengilemek * Bengi kı lmak. * Sonu olmayan. bengileme * Bengilemek iş i.

benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. kabullenmek. benim diyen * kendine güvenen. senli benli. lanmak. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. tesahup etmek. inin ini ü. egosantrizm. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. sahip çı eyi kmak. i. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. una benim oğ bina okur. benlenme * Benlenmek iş i. benlenmek * Ben oluş mak. benliğ inden çı kmak . benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benli benli * Teninde ben bulunan. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. * Bkz. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. benildeme * Benildemek iş i. i beniz * Yüz rengi. benizli * Benzi bulunan. benildemek * Belinlemek. * Bir ş birine bağ eye. beniz geçmek * benzi solmak. ınmak. güçlü olduğ inanan. kma. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benze sahip olan.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik.

bent etmek * kendine bağ lamak. kiş ini üstün görme. hep kendinden söz eden (kimse). andı rmak. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. t. kiş i. onu kendisi yapan ş kendilik. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. * Gazete yazı. bent olmak * bağ lanmak. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. gurur. ahsiyet. ş n ları inin i. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. gibi görünmek.* kendine benzemez olmak. benmerkezcilik * Beniçincilik. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. bent * Bağrabı . sı benmerkezci * Beniçinci. tutulmak. ş ğ iliğ ı ey. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. benzemeklik * Benzer olma durumu. sı * Bağ lam. benzeme * Benzemek iş i. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . * Kendi benliğ geliş inin imini. * Kanun maddesi. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. * Sanını sı uyandı rmak. benlik * Bir kimsenin öz varlı. hep kendinden söz etme durumu. kâğ tları ları . büğ lan et. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. * Kendi kiş ine önem verme. kibir.

benzeş im. bih. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. müş olmak. çarş amba. nda abih. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. rnap. benzeş lik * Benzeş olma durumu. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. araları benzerlik bulunan. -ten. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. benzeş me * Benzeş iş mek i. ey). müş nazir. kehribar > kehlibar gibi. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . . benzeri benzerlik durum. müş abehet. * Nitelik. o + bir < öbür gibi. * Benzer olma durumu. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. eş siz. * Benzerlik gösteren. ve mı andı kimse. abih. dublör. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeş mek * Birbirine benzemek. aslı kopya edilmişteş ndan . benzeş * Birbirine benzeyen. benzer. benzeti * Benzetme. ekmekten (ekmeknda ten). * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. * Bkz.

ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. benzinlik. unu benzetici * Benzeterek yapan. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. kopyacı . ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r.65 olan. benzetmek * Benzer duruma getirmek. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. sahteci. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . özgül ağ ğyaklaş 0. bih. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzi uçmak * yüzü sararmak. * Dövmek. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. arak. renksiz. . yüzü sararmak. uçucu. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. * Bir ş neteliğ anlatmak için. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. solmak. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. vı * Benzen. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. bozmak. benzin * Petrolün damılması elde edilen. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. benzetme * Benzetmek iş i.

benzinli benzinlik * Benzin satı yer. berabere bitmek * (oyun. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. beraber olarak. * Aklanma. beraatı zimmet * Borcu. ş an beraat etmek * aklanmak. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. beraberlik * Birlikte olma durumu. yla berabere kalmak * (oyun. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. * Baş a kalma durumu. benzin istasyonu. baş beraberlik müziğ i . temize çı kmak. * -e rağ men. beraberinde * yanı nda. baş baş a gelmek. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. -e karş ı n.). lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. baş baş a kalmak. * Bir nesneyi benzine bulamak. canlanmak. bir arada. * Benzinle çalı (motor. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. makine vb. vereceğolmama durumu. beraberce * Birlikte. * Aynı düzeyde. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. beraber * Birlikte. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. borçsuzluk.

berbat olmak * kötü duruma gelmek. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. oynar başklı koltuk. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. * Çirkin. * Darmadağ bakı z. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . ı n. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. * bozulmak. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. Akdeniz'de yaş çok ayan. msı an. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . tan. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. Berat Kandili * Bkz. ş an berber dükkânı * Berber. Berat Gecesi. aylıbağ k lanan. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). Berat Gecesi * Hz. * Bozuk. * bozmak. san. beğ enilmeyen. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. periş viran. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. kirlenmek. ndan n . kuyruğ unun çatalı uzun olan. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. ı berceste * Sağ ve lâtif. .* Orkestra. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. patent. lam * Seçilmişseçme. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berbat * Kötü. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek.

sürüp giden. feyz. * İ ki. berelenme * Berelenmek işveya durumu. . bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. Tanrı ş ki. berduş * Baş . eyde bere * Yuvarlak. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. yassı sipersiz başk. ongunluk. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. bereketlilik * Bereketli olma durumu. * Yağ mur.berdelacuz * Halk tahminine göre. bozuk. bakı z. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). berelemek * Bereli duruma getirmek. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. teselli bulması . ve lı bereket * Bolluk. ezik. neyse ki. berdevam * Sürmekte olan. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . an * Herhangi bir ş görülen çizik. bereleme * Berelemek iş i. i bereketlenmek * Çoğ almak. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. bereketli * Bol. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. verimli. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. artmak. ı boş * Pis. iyi bir rastlantı yi olarak. gürlük. feyezan. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. serseri.

a berhayat berhudar * Hayatta olan. berenarı * Ş böyle. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . * Bu uzaklı bulunan. ey beril . beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. az çok. * Beride olan ş veya kimse. ra. yaş * Mutlu. . yok etmek. oldukça. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. biraz. * Beresi olan. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan.bereli bereli * Beresi olan. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). harap. * bitirmek. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . kullanı z ev. aç * Bu ağ n. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). berhava etmek * havaya uçurmak. * Yararsı boş z. . . beriki * Beride olan. an. * Büyük. canlı ayan. ı . * boşgitmek. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r.

aydı k. 97. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. saydam. Kı saltması Be. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. berkinme * Berkinmek işveya durumu. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. takviye. i berkinmek * Berkimek. berkemal berkime * Mükemmel. berkimek * Sağ lamlaş mak. durulaş mak. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. ş ı u berrak * Duru. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. berlam * İ pullu.84. berkitme * Sağ lamlaşrma. pekiş mek. ı ı rlı Kı saltması Bk. açı nlı k. katı lı k. her zaman olduğ gibi. unluğ 1. katı . yanları karnı nce rtı k ve beyaz. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. * Sağ lam. . atom ağ ğ9. 29700C de eriyen. lamlı * Sertlik. ortalama 30-40 cm boyunda. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. * Berkimek iş i. takviye etmek. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. berk * Sert. tahkim. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan.013 olan. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. sı açıkahverengi. pek iyi. güç kazanmak. tahkim etmek. * Pekiş tirilmek. temiz. tı berklik * Sağ k. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan.

çürümek. duruluk. uzun uzadı açıolarak. gidermek. * Morarmak. ya. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. i bertilmek *İ ncinmek. ş dursun. *İ ncinmiş . k. burkulmak. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bertmek berzah besalet * Bertilmek. karasal. bere. yok edilmek. bertik * Yara. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. k * Bir yana. eselemek beselemek. k. * Yiğ yararlı itlik. * Bertilmek işveya durumu. k. lı k. * Berelenmek yaralanmak. * Anlaş ğ göre. bertme * Bertmek iş i. . stak.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . * Kı dar dil. çürük. bertilme besbedava * Pek ucuz. besbeter beselemek * Bkz. durulaşrmak. anlaşyor ki. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. * Deride mor leke. besbelli * Açı apaçı çok belli. burkulmuş .

n * Yumurta akı maddesi. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. gı . yeterli besin almayan. * Besini olan. dalı * Besini olmayan. satan kimse. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. beslenmeye elveriş her tür madde. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. semirtilmiş . dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. besinli besinsiz . azı gı li k. gı z. nda an * Sır. esermek besermek.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. besi dokulu * Besi dokusu olan. da. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. besi dokusu * Besi doku. zlı besermek * Bkz. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. * Yenilebilir. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. * Yaş amak. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. lan * Semiz.

tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. katı lmak. lerinde çalı rı kı ş lan z. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. besleme kı z * Besleme. hizmetçi. beslenen beslengi * Sönümsüz. desteklemek. * Maddî yardı yapmak. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. * Beslemek iş i. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. gı zlı dası k. çoğ altmak. çevresini veya altı desteklemek. doldurmak. u. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. m beslemelik * Besleme. * Besleme olarak. * Hizmetçi. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. k. * Eklenmek. ahretlik. . besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Semirtmek.* Besinsiz olma durumu. * Yedirmek. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . evlâtlı besleme. nı pekiş tirmek. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. beslek besleme * Besleme. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. * Yetiş tirmek. ş tı besle kargayı . ine beslenme * Beslenmek iş i.

beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. * Besteci. beslenme odası * Anaokulu. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. * Beslemek iş konu olmak. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. . beste bağ lamak * bestelemek. inceleyen yetkili. p * Bkz. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. nda lan * Besmele çekmeden. kompozitör. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . besili. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. nda beslenmek * Kendini beslemek. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. mugaddi. itim nda beslenme saati * Anaokulu. beslemeye yarayan. bestekâr. besin değ yüksek. besleyici * Besleyen. ine besletme * Besletmek işveya durumu. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar.

atı zarlardan birinin beş lan . sıflı * Biraz. görme. tokat. tat alma duyuları . V. * Çoksatar. * Oyunda.besteleme * Bestelemek iş i. * Beste olma durumu. bestelemek * Beste yapmak. k ı t . bestelenme * Bestelemek iş i. bir parça. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. * Bkz. koklama. 5. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. beş beter * Besbeter. besteli bestelik * Bestesi olan. bestelenmiş . pencüyek. üç aş ı yukarı ağ beş . inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. * Beş nı ilkokul. birkaç. beş iki * Bkz. pencüdü. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. iş itme. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. nı ve yı * Dörtten bir fazla. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. . bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. bestesi yapı ine lmak. beş kardeş *Ş amar.

bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. kusurları ğ çı açı kmak. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. z. lı ı . beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. aş ı bayağ ağ k. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. muş erim. a beş parası z * parası yoksul. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. beş eriyet . da. k beş paralıolmak k * alçalmak. iş yaramaz. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. *İ nsanoğ insan. eri e beş paralı k * Değ ersiz. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. beş paralıetmek k * Bkz. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. yi tu. müjde.beş on * Az sayı biraz. pencüse. bedenle ilgili. beş para etmez * hiçbir değ yok. lu. beş para almamak * hiç para almamak. . yüz beş aret * İ haber. on paralıetmek. lu * Bedensel. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. her birine beş defası beşbir arada.

tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. * Bir ş doğ geliş i yer. n ve sallanma. beş n erinde olan altı n. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. beş inci * Beş sın sı sı . sı dördüncüden sonra gelen. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. beş ibiryerde * Bkz. insancı sı l. hümanist. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . k. beş ibirlik. düş için çalı örgüt. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. insancık. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. hümanizm. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. man ş an beş iz .*İ nsanlı insanoğ . ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . ölünceye kadar. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. ik * Beş olmaya uygun. * Beş kenarlı çokgen. mak. beş etmek iklik * beş vazifesini. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. fonksiyonunu yapmak.

* Bet bereket kalmamak. beş parmak. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. beş parmak otu * Gülgillerden. bet * Beti benzi atmak. beti bereketi gelmek. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. beş lik * Beş para. beti benzi uçmak. taş . çirkin. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. * Beş arada olan. * Tahmis.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). güleç. ınlı ldı ı . beş alabilen. beş lemek * Bir işbeş yapmak. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. ı lan reptans). için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . * Bkz. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. kurt pençesi (Potentilla en. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. eyden beş tane bulunan. yollu bir çeş kumaş it . tuhaf. kentet. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beş leme * Beş lemek iş i. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . * Tabaklanmamıham deri. bet * Kötü. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. gülümser. muhammes. *İ skambil.

bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. *İ çinde insan. * Bir ş bir kimseyi. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. betelenmek * Karşgelmek. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. beter * İ kötü. dikleş ı mek. . figüratif. tezkere. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. kafa tutmak. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. etelemek betelemek. mektup. lı ey. çabuk tükenmek. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. kı mak. tasvir. . betim * Betimlemek iş betimleme. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. i. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. hı ran betelemek * Bkz. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. pusula. figüratif sanat. korkmak. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan.

ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). tasvirî. bevliye * İ yolları drar hastalı . beton * Çimentonun su yardı yla kum. betoniyer * Beton karma makinesi. beton gibi * çok sağ dayanı . tasvirci. dayanıı layı ması an kl . ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. tasvir etmek. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. klı * güçlü. sert. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. betimlemeli dil bilgisi. tasvirî dil bilgisi. demirli beton. bağ cı yapay yış ğı ım. lam. betonkarar * Beton karma makinesi. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. sı betimsel * Betimle ilgili. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu.betimleme * Betimlemek iş tasvir. betonarme * Yapı gücü. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. betisiz *İ çinde insan. üroloji. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. betimleyici * Betimleme yanlı. nonfigüratif. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. i. kendine yedirememek. betonlaş ma * Betonlaş durumu. kları .

plutokrasi. bevvap * Kapı. bey mi yaman. söylemek. as. ileri gelen kimse. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . duyguları hayallerin doğ ve değ n. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. ı tı * Bu renkte olan. el mi yaman * Bkz. * Çöl. bir bey erki * Zengin erki. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. bildiri. * Eşkoca. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. . düş üncelerin. beyaz adam . nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. kanı * Komutan. el mi yaman. * Bir eserde. bay. beyanname * Bildirge. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. kara karş . ileri sürmek. anlatmak. *İ skambil kâğ nda birli. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. beyaban beyan * Söyleme. cı * Mahalle okulları hademe. uş erlerini. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş .bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. beyan etmek * bildirmek. bildirme. beyaz * Ak. bey mi yaman. * Zengin. * Beyaz ı olan kimse. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. beyanat * Demeç. ürolog. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. ri.

* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. ı r ı k beyaz et * Tavuk. beyazı msı * Beyaza çalan. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. beyaz zehir * Eroin. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. * Avrupalı . * Beyaz Rusya halkı olan kimse. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. ı ldı ı * Sinema. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. etlere verilen genel ad. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. balıvb. yı beyaz ı rk * Avrupa. beyaz oy * Onaylayı oy. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. . çamaş makinesi. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. an beyaz eş ya * Buzdolabı . bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. kan dı. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. Kuzey Amerika.

ağ armak.beyazıadı n . beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. * Ağ . ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. beyazlı * Beyazı bulunan. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. nı n lan beygir * At. ı yan. beygirli . n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. ağ arma. * Yük taş araba çeken. ağ lmak. üstüne binilen at. beyazlı k * Beyaz olma durumu. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. artma. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. * Atlama beygiri. ağ artmak. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü.

dimağ u . ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. z. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. dört boş undan her biri. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. beygirlik * Beygire ait. u una. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . eyi * Bilgisi. * Yararsı anlamsı z. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. beygir için. beyhude yere * boş yere. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. boş boş gereğyokken. kafa içinin. * Muhakeme. usa vurma.* Beygiri olan. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. beygirsiz * Beygiri olmayan. beyhude * Boş una. beyin yı kamak . * Beygir gücünde. eğ itimi. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. zihin jimnastiğ i.

* Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi.* insanı . * Rahat yaş ama. düş lsı üncesiz. beyiye * Bkz. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. mirî. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . uluslar arası . devlete özgü olan. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. * Akı. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Beyni olmayan. * Beyinle ilgili. beyitli * Beyti bulunan. enternasyonal. satı k. * Hükûmet. lmayan. * Beyne benzeyen. beynamaz * Namazsı namaz kı z. emirlik. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. . beyit * Ev. etkisi kalmamısöz. * Herkesin kullandı. * Akız. beylik * Bey olma durumu. çok bilinen. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. dimağ nı nda. p. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. * Beyni olan. pis (kimse). * Devletle ilgili. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. içinde beyit olan. emaret. devlet malı olan. düş llı ünceli. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. beynelmilel * Milletler arası . korteks. çe. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar.

kanı tutamak. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge.beynelmilelci * Bkz. huzurunu kaçı zlı rmak. beytülmal * Devlet hazinesi. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beyzade . ikna etmek. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. beyni bulanmak * sersemlemek. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. tepesi atmak. cı k. beyninde * Arası nda. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. * kötü bir ş sezinlemek. t. sarsı lmak. cı k. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. uluslar arası. bunalmak. bunamak. düş ünemez olmak. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. beyni atmak * Bkz. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. delil. * Bey oğ lu.

beze beze bezekçi . çaput. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. oval. * Hamur topağ pazı ı . p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. ziynet. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. lan * Pamuktan. gudde. düz dokuma. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. bezdirmek * Bı rmak. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). * Herhangi bir iş kullanı dokuma. usandı ktı rmak. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. beyzadelik * Soyluluk. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. beyzî * Yumurta biçiminde. bı nlıvermek. . nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler.* Soylu kimse. * Bezden yapı ş lmı . için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . nazlı kimse. bezdirme * Bezdirmek iş i. ban an iş * Bez (I). * Usanç veren. söbe. bezmesine yol açmak. lan it bezek * Süs. * Herhangi bir cins kumaş . * Özenle büyütülmüş .

bezekleme * Bezeklemek iş i. süsletmek. bezeklemek * Süslemek. bezen bezeniş bezenme * Bezek. * Bezenme işveya biçimi. süslü. tezyin.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. donatmak. * Süsleme. i * Bezenmek iş i veya durumu. bezetme * Bezetmek iş i. bezelemek * Hamur topağyapmak. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. ine * Kendini bezemek. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. * Gelinleri süsleyen kadı n. süslenmiş i . bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . nakkaş . tı cı bitki (Pisum sativum). . bezenmek * Bezemek iş konu olmak. tezyin etmek. süslenmek. ı bezemek bezemeli * Süslü. süslenmek. süs. dekoratör. ı bezeli * Bezeğolan. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . * Süslemek. dekoratif. bezemek. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. * Bezelemek iş i. * Süs. bezekli. süsleyen ş ey. bezekli bezeleme * Bezeğolan. i bezelye * Baklagillerden.

bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezir yağ ı . * Bir çocuk oyunu. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. ile . * Bezmek iş konu olmak. yorgunluk. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. * Bkz. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . bezirgân * Tüccar. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. * Süs. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. . bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. usanç. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . bezir yağsürmek. bezirleme * Bezirlemek iş i. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bez. bezmek durumuna gelinmek. bezek. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. ine * Keten tohumu. ı bezleme * Bezlemek iş i. bezginlik * Bezgin olma durumu. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. ini * Yahudilere verilen ad.

bıp usanmak. bezginlik getirmek. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak.* Çocuğ altı bez koymak. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak.manifaturacı alı . keskin. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. * Bkz. * Bezgin duruma gelmek. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. * bı çaklamak. dost toplantı. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. kı * Bez dokusunda olan. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. un na u bezm * İ meclisi. * ameliyat etmek. bılgan. lan ı zlı * Jilet. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. bı gibi çak * ince. . bezi andı ran. çocuğ belemek. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. çı * Bezmek iş i. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. lı k.

çakla * Bı yaralamak. çakla * bı çaklamak. konuş sohbet) birden bitmek. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. bı çaklı * Bı ı çağolan. bı k çaklı . bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse.bı gibi kesilmek çak * (söz. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. çok yakı(aralı n k). bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı yarası çak onulur. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. duruvermek. dil yarası onulmaz * hakaret. bı çaklamak * Bı kesmek. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı çaklama * Bı çaklamak iş i. * Çok az (fark). ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. ma. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek.

* Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bış kı mak * Bı işveya biçimi. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. * Korkusuz. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. bılmak kı * Usanı lmak. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. ş an it * Saraç bı ı çağ . çak * Bı yapmaya elveriş (maden). bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. kma i . yürekli. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak.* Bı koyacak yer. * Bı n olma durumu. gözü pek. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. bı hane çkı * Bı evi. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. cesur. bıp usanmak kı * çok bezmek. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . . çkı p * Sel veya dere yatağ ı . çkı bı n çkı * Külhanbeyi. kabadayı . çkı * Kı ve tı sa knaz. çkı aç * Bı yapısatan kimse. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara).

boz renkli. yumuş amak. dolgunca. benekli. ş . etli butlu. zedelenmek. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. . usandı kması kkı k rmak. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. * Dayanamaz duruma gelmek. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. l önce. erimek. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. usanmak. me kı bı ldama ngı . * Tekrarlanması . kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. usanmak.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı rcıgibi ldı n * kı boylu. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bunalmak. yurdumuzda en çok güzün. alı (kadı sa mlı n). bık bık llı llı * Çok tombul. bı nlıvermek. bı ntı kkı * Bı duygusu. bı rcı ldı n * Tavukgillerden.

eyi * Koymak. döndürmek. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. u iş * Saklamak. hürriyetine kavuş nı lamak. hesaba katmasak da. * Bakı lmak. terk. titremek. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. ş ma karş klı rakmak. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. ı bı lı i. ünü kası * Engel olmamak. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. . * Sarkı tmak. kta. * Bı rakmak iş i. * Sıf geçirmemek. i ka * Unutmak. bı ki rak * saymasak. meydana getirmek. ateş yapmak. * Kötü bir durumda terk etmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. artı rmak. * Salı verme. korunmak için vermek. ması sağ * Boş amak.) Kalmak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. artıuğ mamak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Yanı almamak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. görevlendirmek. mütareke yapmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. nesne vb. terk etmek. lan . terk edilmek. in unu.* Bı ldamak iş ngı i. ayrı birinden iş i. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. * (ölen. kes. * Ayrı lmak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. yı * Özgürlük vermek. * Bı rakma iş i veya biçimi. yanı götürmemek.

büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. sarı tutunmaya yarayan sürgün. sı * Asma gibi bitkilerde. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. * Ufak çocuk. k bıksı yı z * Bığolmayan. klitoris. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. bı rakması yol açmak. * Balı klarda deri uzantı. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıklı ı yı duruma gelmek. bıklı k yı balı * Sazangillerden. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. nlı nı nda olan .

zalim. z. biberli * İ biber katı ş çine lmı . * Payı olmayan. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). * Acı . * Biber yetiş tirilen yer. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. göz vb. kötü talihli. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). biberlemek * Biber serpmek.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . biber katmak. * Patlı cangillerden. biber gibi yanmak * (deri. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. çiçekleri soluk en. * Hoş görüsüz. na lan iş biberlik biberon . * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. * Biber konulan küçük kap. amansı gaddar. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. z. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. en * Bu bitkinin. pay almamı ş . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. biber gibi * çok acı . lan biber atmak * içine biber koymak. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. ini mak. llı biberleme * Biberlemek iş i. nı mavi renkli.) çok acı mak.

bibliyotekçi * Kütüphaneci. * Acız. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . * Bkz. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. kaynakça. vazo gibi zarif küçük süs eş . kaynakları bilen uzman. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. lı k. * Kitapsever. . k. bîçare olmak * çaresiz kalmak. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. kitap düş k künlüğ ü. n z i. cicili bicili. bibliyografya * Kaynaklar. zavallı (kimse). sı * Babanıkıkardeş hala. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. cici bici.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . meme baş ı . * Üslûp. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). bibliyografik * Kaynakla ilgili. * Bkz. bibliyografi * Bibliyografya. zarif (kı z). zavallı çaresizlik. * Meme.

en uygun durumunu yakalamak. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. * Herhangi bir ş benzeri. biçim biçim almak * biçimlenmek. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. belli bir biçime girmek. ş ekillenmek. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. ekil. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. ş . biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. çoğ ek durumunda olan öge. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). punduna getirmek. ran. sı * Alılmıkural. ekil. formalist. yalnıbiçim üzerinde duran. * Biçilmek iş i. morfoloji. * Biçmek iş i. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). biçim * Dıgörünüşş ş . * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. döven. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. morfem. formaliteci. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. * Tarz. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . hem de bağ durumuna getiren makine. ekil. rası. biçerdöver * Ekin biçen. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. içeriğyeterince önemsemeden. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. biçimlendirilme . ş ı ekilci. elveriş (iş li ). biçim bilimi * Yapı bilimi. * Biçmek iş yapan (kimse). tutum. * Özü.

ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). biçimi bozuk.* Biçimlendirilmek iş i. ş ey ekillenmek. ekillenme. ekillendirme. * Ortamı uygun düş yakık alan. hoş olmayan. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimli * Biçimi güzel olan. yakıksı k. ekle eklî. amorf. ş ı * Biçime dayanan. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimi bozulmak. biçimle ilgili. na en. * Kötü. ş eye ekillendirmek. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. * Çirkinlik. biçki yapmak . ş ekilsiz. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. yakıksı ş z. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. ş formel. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. mevzun. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. ş ait. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu.

baş ç. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. * Bîgâne olma durumu. ı * Ekini. otu orakla. *İ lgisiz. an ur. fiyat) Koymak. * Yontulmuş taş yapı ı . k. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . menş prizma. * İ sı maddeler konulan. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Yaylı ateş öldürmek. makine ile kesmek. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. metal veya plâstikten. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). biçtirme * Biçtirmek iş i. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. boru biçiminde küçük araç. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. * Uyanı uyumayan. . * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. iki yı bir olan. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . bîdar bid'at * İ dininde Hz. tı rpanla. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. bîgânelik bigudi . langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. m iyle * (değ paha. * Bidon satan kimse. bidayet * Baş lama. sac. er. ı * Biçmek iş i. * Yabancı . biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek.

lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. zlı * Kimsesiz. daha sonra. z. ayrı yapı z. ksı m lmadan. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. * Hakkı hakkı ile. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . aksine. tam tersine. erdenlik. bilgisiz. olarak. çaresiz. lan . n ı durumu. tersine. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . herhangi bir kıtlama olmaksın. aklı ı olmayan. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. * Bîkes olma durumu. gerçekten. süs eş . sonradan. bilâhare * Sonra. bilâder ağ acı * Amerika elması . umutsuz. günahsı z. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. * Habersiz. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. baş nda * İ z. sonraları . ki kadı bikir * Kı k. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. deli. aş n.

tebliğ . * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bildiri * Resmî bir makam. bilcümle * Bütün. rudan doğ ruya. i. bildiriş . beyanname. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. .-in hepsi. tebliğtebligat.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. haber verilmek. n ldı ı ı t. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. dolaysı doğ tası z. araçsı aracız. eskiden beri. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i... bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. duyurulmak. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. ihbar tazminatı ı . bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. tebliğ . bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. beyanname. bilâvası ta * Vası z. sı z. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. hep . rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. bildik * Tanık. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek.

letiş me. ması . * Üstelik. kolunda altıbileziğolmak. i. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. bilecenlik * Bilecen olma durumu. da. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. dahi. imdiki zaman. * Bilgiçlik taslayan. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. gel-ir. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. ifade etmek. belirli geçmiş . bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. ukalâ. düş ünülerek. . de. gel-ecek gibi. bile * Birlikte. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek.* Bildirmek işveya biçimi. * Anlatmak. kasten. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. i bildiriş im * İ im. ş bilecen * Her ş bilen. haberleş komünikasyon. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. gelmişgel-iyor. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. bile bile * Bilerek. bildirme * Bildirmek iş beyan. önceden tasarlayarak. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. geniş zaman. belirsiz geçmişş . . kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. gelecek zaman kipleri: Gel-di. * Aynı zamanda. isteyerek. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. bilerek aldanmıgörünme. her ş eyi eyden anlayan.

ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilek gücü * Kol kuvveti. konsantre olmak. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. kuvvet. kol kuvveti. ik . * Hı rslanmak. kasten. * Bilenmek iş i. keskinleş tirmek. * Güçlendirmek. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. en fazla. ı n tiğ * Güç. bileş kap ik * Birleş kap. bilek saati * Bileğ takı küçük saat.bilek * Elle kolun. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. ı rı * isteyerek. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. basit olmayan. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. mürekkep faiz. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . aş derecede istemek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). etkisini artı rmak. kalı n. mürekkep. ayakla bacağ birleş i bölüm. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. bilek damarı * Nabı z. * Bilemek iş konu olmak. keskin duruma getirilmek. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . keskin duruma getirmek. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in .

bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. * İ veya daha çok vektörün. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. bilet * Para ile alı konser. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. * Bileş sonucu oluş cisim. terkip. * Bilet satan görevli. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. lence yerlerine girme. terekküp etmek. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. tiyatro gibi eğ nan. * Bilemek iş yaptı ini rmak. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. me an * Bileş işveya durumu. . mek i. biletli biletme biletmek * Bileti olan. sinema. geometrik ki na nı toplam. muhassala. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. bilet satmak. * Biletmek iş i. it * Bileş iş terekküp.

iyi ahlâklı . . malûmat. lama. iş ş edinerek. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. açı * Kelepçe. hikmet. nsan nı i * Öğ renme. silindir. hâkimane. malûmat. * Bilgeye yaraş (biçimde). bilim alanı uygulanan yöntemleri. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. olgun ve örnek (kimse). inin i * İolarak. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. sayalı ki. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. vukuf. * Bir durumu öğ renmek. gerçekten.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. malûmat. vukuf. bilgi toplamak . lmı . bilezik * Bileğ süs için takı halka. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. cı ı k. zağ . * Bilgili. * Motor pistonları yağ na. bilezikli * Bileziğolan. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. i * Bilezik takmıolan. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. bilgi almak. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . söz geliş diyelim ki. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. sempozyum. soğ utma. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . hakim. * Bilgi. ş bilfarz * Tutalı ki. epistemoloji. * Mobilyaları ayak altları takı kare. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . vukuf. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . malûmat. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. * Bilim. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. m m i. bilgi kuramı * Bilginin temelini. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. dikdörtgen.

* Bilgin olma durumu. bilgin geçinmek. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. malûmatlı . tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. * Bilerek. ş ı nda. * Bilgine yakır. âlim. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. bilgin tavrı bilgin gibi. öğ renmek. haberli. sofizm. yapı sı mühendisi. kompüter. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. haberdar etmek. safsatacı lı k. . * Bilgisayar programcı. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. bir yapısonuçlandı elektronik araç. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgici * Sofist. bilgili geçinen kimse. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bilgili * Bilgi sahibi olan. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. elektronik beyin. * Bilgili kimse. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgilik * Ansiklopedi. bildirerek.

bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. z bilimsel * Bilgin. bilhassa * Hele. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. rmak karı * Bilen. ta. cehalet. âlim. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. ilkelerini. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. en çok. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. gayriilmî. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. rı bilim kadı nı * Bkz. * Bilgi. bilime uymaz. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. baş özellikle. roman vb. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilimci bilimcilik * Bilginin. mahsus. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. malûmatsı cahil. biyonik. bilim adamı . ilimcilik.* Bilgisayara geçirmek. ilim. bilerek ve isteyerek. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. z. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. her ş eyden önce. tı süreci. bilgin. . malûmat.

nanabileceğ savunan felsefe akı . kavramak. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. * Temel bilgi. n * Dimağ . ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. ilmî. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu.* Bilimle ilgili. ş rı i uuraltı tahteşuur. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. bilinç kaybı * Hafı yitimi. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilime dayanan. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilincine varmak * anlamak. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. Marxçı lı k. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . uur. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. * İ ruhunun. bilinçlendirmek . ş ve nlı uur. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilimsiz * Bilime. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. temel görüş . za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte.

agnostik. bilinmeyen (nicelik). * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. * Nesne. * Eleş tirmeli bir biçimde. bilinmeyen * Değ belli olmayan. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilinçle yapı lmayan. meçhul. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. lâedri. bilinçli * Bilinci olan. agnostisizm. kendi etkinliğ farkı olan. ş inin nda uurlu. ş lere ı k uursuzluk. ş uursuz. kuş meçhul. öğ renilmek. * Nesne. * Belli olmaz. * Bilinci olmayan. eri * Bilinmek iş i. bilinçle yapı ş lan.* Bilinçli duruma getirmek. muğ güç lâk. bilinmedik * Bilinmeyen. ş uurlanmak. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. uurlu. bilindik. 'nı inin ini ini reti. malûm. ş uursuz. ş k uurluluk. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. . bilinmedik. anlaş ine ı lmak. bilindik * Bilinen. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. kulu. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. ş uursuzluk. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse).

bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. cahil. bilistifade * Yararlanarak. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. kristal. ehlivukuf. biliş ağ im ı * Teknik. sibernitik. cahillik. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. bilip bilmediğ göz önüne almadan. ş biliş im * Teknik. * Biliş iş mek i. kları * Duru ve temiz kesme cam. nı n ğ ı kin * Bildik. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. tanık. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. * Billûrdan yapı ş lmı . uzman. "sayar". u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . lı mak. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. eksper. informatik. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. dost. ehlihibre. biliş * Canlın. mak. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. * Öğ renmek. vukuf. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile.bilir * "Anlar". ehlihibre. . ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. ehlivukuf.

billûr durumunda yoğ unlaş mak. * sonucun ne olacağ kestiremeden. billûrî * Billûra benzer. * Bilinmeyen ş muamma. kristalleş mek. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. ey. billûru andı kristaloit. pıl pı parlayan (yer). billûr gibi * çok duru. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. ündeki saydam cisim. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. ı lı mamak. ran. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. * (ses için) pürüzsüz. gerdan. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. muamma. netlik kazanmak. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. ı l * Billûra benzeyen. çok temiz (su). bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. bilmeden * bilmeyerek. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. kristalleş me. * Belirgin duruma gelmek. anlamı bir söz. billûr cisim * Gözde. eyi nda . billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. göğ üs). koloit karş . * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . ı tı * Bilmek iş i.* Koç yumurtası . irisin arkası mercek görevini yapan. * Bol ıklı rı rı ş . billûr gibi.

nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. kim. * Anlamak. bilmezlikten gelmek. bilgileş bencmarking. bir ş bilmez göstermek. tecahülüarifane. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. irketler arası bilgi satma. *İ nanmak. var saymak. bilmiş * Her ş bilir geçinen. sizlere de. bilmukabele * Karş klı ı olarak. çok bilmiş . sı düş rası rası ünce. * Saymak. * Sanmak. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. nda im. rlamak. ş bilmünasebe * Sı gelince. i eyi ka ş . bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. bilmezlemek * Bir kimseyi. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. mı * Tanı hatı mak. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". bilmemezlik * Bilememe durumu. bilmez * Anlamaz. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. teçhil etmek. cehalet. karşk olarak. bilsat * Kuruluş ş lar. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. eyi * Bkz. size de. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. kavramaz. farz etmek. bilgiçlik taslayan. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. nasıne) l. hatı rbilmez. . elinden gelmek. bilmezlik. ş ma. * Sorumlu tutmak. i. tecahül etmek. bilmezlik * Bilmez olma durumu. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. * Bazen "iş gelmek".

rmak bin iş bir baş çi. misket. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam.. bilyeli * Bilyesi olan. çok sayı da. eyi bin bir * Pek çok. bilyon bin * On kere yüz. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. maden. . bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. sürekli olarak düş değ tirmek. bilyeli yatak * Bisiklet. . küçük yuvarlak. dolaylı ruya . inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. toprak. kamu. 1000. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. bin derde deva * pek çok işyarayan. çı * her iş baş e. man * Milyar. bin can ile * çok isteyerek. öğ ütlerden çok daha etkilidir. ğ rudan doğ olmayarak. gönülden. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. kı yaslanmayacak ölçüde. M. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. olacak bir kimse gerekir. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. dil dökmek. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. hep. her sıntı gideren.. * Taş . otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. ünce iş bin kat * Pek çok. -in hepsi. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. bin piş olmak man * çok piş olmak. * (birinin) Aracı ı araçla. doğ lı ile. çoğ unlukla çelikten.bilumum bilvası ta bilye * Bütün.

çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. bundan ötürü. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . i * Dayanarak. dayamak. kendi eliyle yok etmek. . bunun için. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. bînamaz binbaş ı * Bkz. bina etmek * yapmak. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. bindirim * Fiyat artı zam. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. hamil.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. . bunun üzerine. beynamaz. * Çatı . -den ötürü. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. bin zahmetle * çok zor. -diğiçin. kurmak. rma. binaenaleyh * Bundan dolayı . bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. inş etmek. yapmak. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. . bindi * Destek. bina * Yapı . * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. büyük zorlukla. ünce binaen * -den dolayı .

çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. katmak. * Ata iyi binen kimse. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. binici * Binen.bindirme * Bindirmek iş i. bini çı ta. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. lmış * Üzerine binilen. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. oturtmak veya içine yerleş tirmek. her defası bini bir arada olarak. basit mekanizmalı kilit. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. kiremit. lan * Binilmek iş i. * Binmek işyapı i lmak. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. nda bininci * Bin sayınısı sı . binek atı * Sadece binmek. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. ndan ka ı ta * Eklemek. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. lan. ahş parçaların durumu. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. * pek çok yapı pek çok olan. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . binmeye yarayan. dolap gibi ş eylerin. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. biner bingi her biri. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . binmesini sağ lamak. * Kapı . nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. her birine bin. * Ata binme ustalı.

leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. otomobil gibi bir taş yer almak. öbürünün üstünde olmak. * Fiyat artmak. * Binmek iş i. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. fına atı rı lmadan önce. i * Atlı alay. * Sonuç olarak. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. korkusuz. vapur. ı tta * (bisiklet motosiklet. binek hayvanı Kullanmak. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. binek atı . * Eklenmek. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. * Biniş durumu. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. ş ı lan bîperva * Çekinmez. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. katı lmak. . nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. * Üstüne binilen hayvan. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. * Hamur durumundaki ekmeklerin. gözü pek. sakı nmaz. * Atlı alayda giyilen giysi. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. pla biomekanik * Biyoloji. nihayet. mek * İ parçadan biri. u * Birçok bin. uçak. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para.biniş * Binmek işveya biçimi. pek çok.

bir (veya bir de) * hem . bir an önce * Bir ara. hem. ş * Pek çok. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. te * Odun. I. ğ ı * Tek. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. ka mı zı bir . * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Sadece. * Eşaynı boyda. * Ancak. * Birleş ik. pek çok. sa * Geçmiş bir zaman. it.. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. er. * Toplu bir durumda.. . istek veya kesin olmayan anlamlar katar.. mları z. yı * Bu sayı kadar olan. fazla.. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. toplu olarak. birlikte. bir araba bir arada . bir fincan kahvenin kı yı rı r. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. bir * Ortaklaşolan. yanı kimse bulunmadan. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. bir * Sayı n ilki. beraberce. z nda * baş birinin yardı olmaksın. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir.. yalnı z. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. olabildiğkadar tez.* Çekinmeden. müş a terek. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. korkmadan. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . * Birçok. hep birden. ları * Bu sayı gösteren rakam 1.. onunla övünülmemelidir. i bir ara * Kı bir süre. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. . bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. bir sürü.

. bir araya getirmek * toplamak. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. nı nına bir ben. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. çok az. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. buluş mak. bir baş ı na * Tek baş ı na. * Bkz. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. küçük bir sorunu büyütmek.bir aralı k * Bir ara. tam tamı eksiksiz. ka le. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. hepyek. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. * Az. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. bir bir bir bir * Birer birer. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. ayrı . çok yaş ş lanmıolmak. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. sa bir baba dokuz evlâdı besler. ayrı * Olduğ gibi. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. u na. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak.

bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. yanlıdavranı bozmak. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çift * Bir takı m. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. * Biraz. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. ş ta. bir çift söz * Bir iki söz. çabucak. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. ünce iş bir damla . bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. * Hele. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir iki. baş baş tan a. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. bir boyda * Boyları it. ş ş larla bir daha * bir kez daha. * hiçbir zaman.bir boy * Bir kez. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir.

le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. fazladan. ğ ı . kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir don bir gömlek * yarı plak. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. tutarsıkonuş z mak. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir dirhem * Çok az. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir de * ve olana katarak. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. bir deli kuyuya bir taş atar. * "ilk önce". bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. * (çocuk için) Çok küçük. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir defada * ara vermeksizin. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. . bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir kereye özgü olarak. * Bir kereye özgü olan. mek bir dolu * Birçok. birazcı k. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz.* Çok az.

bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. * bir merkezden. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. tek hücreli. akrabalar eğ lenmemelidir. bir evcikli * Mır. ceviz. bir gece içinde olup biten. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde.bir düziye * Sürekli olarak. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. ladı ı karla bir elmanıyarı o. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir gecelik * Bir gece için. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. ü i. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir geceye ait. i .

bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. . benzer. iğ ipliğ dönmek. iş * kazaya uğ ramak. fenalıgelmek. çok. * Aynı . bir hoş olmak *şı aş rmak. garip. çok az sayı birkaç kez. i bir hücreli * Bkz. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. tek tür. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum.bir günden bir güne * hiç. kötü bir durum karş nda söylenir. k * huyu değ mek. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. biraz. ölmek. iyice. bir da. duraksamadan. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. m. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. . düş bir kalem * Bir an için. ı sı bir kafada * aynı üncede. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. usanmak. lı ş bir hayli * Epey. bir gözeli. bezmek. * hüzünlenmek. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. a sa bir güzel * Çok iyi. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. kı da sürse çekici ve güzeldir. bir hamlede * Çabucak. ı esizliğolmak. bir atıta. hiçbir zaman.

ancak bir kiş kı olur. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. i rda bir kere * Aslı nda. arak. bir koş u * Koş koş koş çabucak. sa bir karı bir koca. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. bir defa. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. * bir karı kocanıçocukların. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. * Bir kez. a a. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir.bir kalem geçmek * boş vermek. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. uyuş bağ mak. z ur. bir an için göz ardı etmek. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir karı ş * Çok kı sa. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. belli durumunu değtirmeden. patı . telâş rtı olmak. . ama o. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir kı bin kişister. bir kalemde * birden ve toptan. * Çok az. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. mak.

bir örnek * Aynı biçimde olan. bir nebze * Çok az. bir bu yana * rastgele. m . azık. değ olmamak. yeknesak. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. derviş geçinmeyi anlatı çe r. birinci. çeş yönlere. baş gelen. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. i bir ölçüde * Biraz. bir numara * Tek. bir parça. . itli bir olmak * bir araya gelmek. birçok yerlere. bir nice * Bir hayli. bir parça * Biraz. iş birliğyapmak. bir numaralı * Birinci. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir katı misli. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. bir bir o yana.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. çok az. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. biriktirmek. birçok. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. belli oranda. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. nan * Çok küçük (çocuk).

eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. yekten.* istediğ yere gider. ifade etmek. birden fenalıgelmek. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. bir ş söylemek ey * konuş mak. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. yarı akı. bir ş eyler. sa inde bir tahtada * bir defada. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. anlatmak. lı r k * ölmek. lca m llı bir tane . kı kesmek gerektiğ söylenir. bir tahtası eksik * akı eksik. çok kı bir sürede. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. gereğgibi söyledi. iki sı n çekirge. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. inden. lı z bir sı ra * Üst üste. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. * belirtmek. ardı na. istediğ biçimde davranım. yeni huylar edinmek. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. değ erlendirmede yanı lmak. tutumu değmek. bir sı n çekirge. iş * bayı gibi olmak. çarçabuk. hemen. ardı bir solukta * Çabucak. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. durumu. da. z kalmaz.

bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. hariç tutulursa. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. bir vakitler * Geçmiş zamanda. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bir tanem * Sevgi sözü. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. eskiden. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme.. eyle ı laş . nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . vaktiyle. ertelemek. bir yana * -den baş sayı ka. bölme. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. kuvvete yükseltme.. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). hem. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. hem .* Biricik. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. bir temiz * Adamakı. yegâne. bir torba kemik * çok zayı f. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. benimsememek. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. eş görmek. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. artı . unu * hiçbir biçimde. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. hiçbir yolla. lmazsa.

bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. * Erkek kardeş . p * Çok bira içen (kimse). n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. erini bir yol * Bir kez. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. eskiden. çok değ il. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. * Bira yapma ve satma iş i. ş . vaktiyle. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. * "Yahu. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. bir sürü. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. * Belirli bir süre. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer.bir yın ğ ı * birçok. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. arpa suyu. biraz * Kı bir süre için. il. birazdan biracı lı k birader birazcı k . arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. * Pek az. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. eskiden. dost. nda. biraz. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. * Az miktarda. pek çok. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. çok az.

hemencecik. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. * Tekçi. bir hayli. öteki de onu. na. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. araları bozmak. * (iplik vb. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birdenbire . zı * Birlikte. lı * Biri diğ erinin yanı ra. sı * Bir defada. hepsi bir arada. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. dövüş mek. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. olay çı nı nı karmak. sayı belirsiz. * karı ş mak. müteaddit. monist. birçok birden * Oldukça çok. birazı * Bir parça. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. birbirine katmak * araları açmak. * Ansın. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. bir olayda sözleş gibi.* Az sonra. * Tekçilik. birbirine kötülük etmek. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. beraberce. mak. birbirine girmek * kavga etmek. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. tutarsı z. monizm. birbirine düş mek * araları lmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. ağ birliğyapmak. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda.

sentez. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. an. lan kadar ürün vermek. bireysel duruma. bire bin katmak. vermek * (buğ arpa. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. bire beş katmak * eklemek. sentetik. n kları bire . fasulye gibi ürünler için) toprak. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . küllîden cüz'îye. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. sı .. kullanı tohumun belli bir katı day. beklenmedik bir sı zı rada. nohut. * Yalı karmaş olana. *İ stenildiğgibi.* Ansın. uygun. duygusal. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. sentez. bire bin katmak * çok abartmak. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte.. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. fert. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. * Bu biçimde oluş bütün. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. her birer birer * Her biri ayrı olarak. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. n i im ontogenez. soy oluş ı karş . fert. nedenden etkiye. terkip. na. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. im . bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. miktar. k. narak yapı eş lan leme. hemencecik. abartmak. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. birebir * Etkisi kesin olan. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri.

i. ferdiyetçi. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. bireye özgü olan. bireysel olarak göz önüne almak. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. politikalarıgenel adı n . birice biricik * En fazla. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . * Eş benzeri. * Bilinmeyen bir kimse. tek. özelliklerin. ran * Bireyle ilgili olan. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. kendine özgü olan ş eylerin. genele değ de. u biri yer biri bakar. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. bireysellik * Birey olma olgusu. ferdiyetçilik. ferdiyet. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. * Bütüne. ferdiyet. ferdî. mesinden. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. ünü r. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. i nı * Bireycilikten yana olan. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. individüalizm. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. ikincisi olmayan ve çok sevilen. il yan . bireye.bireyci * Kişhakları savunan. individüalizm. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. tek. yegâne. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. iyi ran biri * Bir tanesi. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. baş kaları ayı ndan rmak. .

* Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. ünite. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. * Öğ renme. p ğ ı * Gözlemler. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. oluş turduğ yapı u içinde. ünite. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. bir yerde toplanıyılma. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. biriktirim * Biriktirme. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. taki * Dilin. birileri birim * Bazı kimseler. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. bir araya gelmek. tasarruf etmek. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . * Bir ş parayı eyi. ölçülü kullanarak artı rmak. birincası f . biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. birikiş mek * Bir yere toplanmak. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. i. vahit. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. koleksiyon yapmak. birikme * Toplanı yılma.birikim * Birikme.

* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. ana. * Bir etme. arası birinci olmak * baş gelmek. vapur. orun. az sayı az. tevhit. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. birincivası f * Birleş ikgillerden. samimî. onu denetim altı bulundurmak. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. lan birinci * Bir sayınısı sı . ı k llı ı . rada. esas. 'nı ini . ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. * Tanrı n birliğ dile getirme. sıf. susturmak. birisi * Bilinmeyen bir kimse. rası * (ulaş araçları Mevki. önde gelmek. temel. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. birincilik * Birinci olma durumu. birisinden biri * içlerinden biri. tek duruma getirme. uçak vb. ta birinci orun * (tren. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. meyve dı. yer. birincil grup *İ çten. sın ra fatı * Zaman. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. da. hekimlikte kullanı bir bitki. rada. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. birinci zar * Yemiş derisi. dıkabuk. birkaç kiş herhangi biri. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan.) Birinci mevki. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek).

ses türemesi. * Bir araya gelmişbirleş olan. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. en ru. . birleş kelime ik * Ses düş mesi. hissetmek (< hiss etmek). lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. kaptı . birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . kelime türünün değmesi. bakakalmak. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. bir araya gelinmek. müttehit. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). birleş im * Birleş iş mek i. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). hasta olmak.). kaybolmak. birleş değ me eri birleş me . 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . zikretmek. bir noktada kesiş (doğ yay). bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). * Tanrı n birliğ dile getirmek. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . tek duruma getirmek. başehir.birlemek * Bir etmek. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. inikat. buluş mek i yapı ulmak. tedavi etmek gibi. sim mı ı p en hissetmek. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). kaçtı kaçtı gibi. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. i n * Birleş iş mek i. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek.

* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. birlikte * Bir arada. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. bağ . mak. as. miş * Bağlı benzerlik. vahdet. birliktelik * Birlikte olma durumu. * Kaynaş mak. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . * Bir taneden oluş . birli birlik *İ skambil. alay gibi bir bütün sayı topluluk. bir olma durumu. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. * Cinsel iliş bulunmak. iken * Buluş bir araya gelmek. dört dörtlük. * Askerlikte bölük. muş * Birleş . bir arada olma durumu. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. kimi. bir tane alabilen. * Uzlaş mayı layan. * Yanı beraberinde. nda. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. bazı u r i . tabur. halüsinasyon. . sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. ı yan ı t * Tek. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. beraberce. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. görüş olmak. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). * Uyuş aynı mak. vahdaniyet. lı k. vahdet. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. i n * En büyük değ erdeki nota. * Sanrı .

bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. lan * Bisiklet satma. çok küçük. gevrek kuru pasta türü.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . bisikletli * Bisikleti olan. ş veya tuzla yapı ince. * Yayıdövmede kullanı araç. çifttekerci. çifttekercilik. küçük lokanta. en ufak. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). tatlı ekmek türü. onarma iş i. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. bisküvi * Un. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. k lan * İ kahve. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. çkili . eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. bit kadar bit otu * en küçük. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. * Sı racagillerden. süt. in ı t. belirten söz. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. bistro bisturi * Neş ter. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki.

bitey * Bitki örtüsü. * Bkz. münteha. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. nihayet. namütenahi. sırlandılı belirlenmeyen. bîtaraflı k * Yansıolma durumu.* Bitlere karşkullanı bir madde. bitimli * Sonu olan. biteviye. bitiklik bitim * Bitmek iş i. dolaş ş ı ı k. * Yapık. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. flora. bîtap düş mek * çok yorulmak.ekli. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. bîtaraf * Yansı tarafsı z. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. * Son. z. in ş . k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . yansı davranı z zca ş . kuş bîtap * Bitkin. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. * Bitik olma durumu. yorgun düş mek. verimli (toprak). * Durumu kötü. sürekli olarak. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. nı rı p * Bitirilmek durumu. mümbit. yorgun. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. ine . sonlu. fena.

komş u. açı kgöz. yormak. iltisakî. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. bitirme * Bitirmek işitmam. yandaki. . yer). * Güçsüz düş ürmek. mezuniyet. tüketmek. a * Barbut oynatı yer. mahvetmek. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. * Onulmaz duruma getirmek. sonuçlandı rmak. kumarhane. kahve. * Yan. ken * Bitiş olma durumu. tamamlamak. bitkin duruma getirmek. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. * Bilgili. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. i. lan * Yaman. kumarhane. bitme. ik * Bitiş ken. çok beğ enilen.sona erdirmek. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). bitiş * Bitmek işveya biçimi. zeki. eklerle türetilen dil. barbut oynatan kimse. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten.bitirim * Çok hoş giden (kimse. nlaş ş * Yandaki ev. bitirimhane * Kumar oynanan yer. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. sona erme. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). bitirim yeri * Kumarhane. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler.

bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitkin . mek i. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. rı * Bitki yetiş kimse. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. yosun. nı ktan ğ ı sona eren. bitey. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. nebat. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. kı z böceğ ağ biti. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. botanikçi. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. ot. flora. bitki bilimi uzmanı raş . çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitkimsi * Bitkiye benzer. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitkiyi andır. botanik. aç . bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan.

bitkisel * Bitki ile ilgili. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . . bitkinlik * Bitkin olma durumu. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). güçsüz kalmak. nebatî. bitki cinsinden olan. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. * Kendi bitlerini ayı klamak. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Bitki. beğ enmek. * Tükenmek. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. bitkiden elde edilen. pirinç. saç gibi ş için. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. * Sona ermek. * Çok yorulmak. çok zayı flamak. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. bayı lmak. ayan böcek takı . larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek.* Gücü tükenmiş olan. tüy. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. * Bitlenmek iş i. * Cimri. * Çok sevmek. çok yorgun. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . * Birinin bitlerini ayı klamak. yağnar. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. bitli kokuş * üstü başkirli. çıp yetiş eyler kı mek.

karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. bitüm * Keskin bir koku. uçsuz bucaksı z. sonu gelmeyen. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. * Biyesi olmayan. biye geçirilmemiş olan. tabiatı tabiî. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. * Bir çeş ardırakı. bir ucu pistona. biyesi olan. varlı n i . eksilmemek. elbette. sı . * Genellikle giysinin yaka. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. * Makinelerde. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . küçük hareketli çubuk. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. * Doğ olarak. yoğ u n. ı t ları mı vb. kol. kömür tozundan briket yapı nda nda. li. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. al ile. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. lan. it ç sı * Acı çikolata. t . alev ve koyu duman çı kararak yanan. vefası lı z. bitümleme * Bitümlemek iş i.* bir türlü sonu gelmemek.

biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. * Dirim kurgu. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. n biyografik * Biyografi ile ilgili. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyolojik fizik.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. dirim bilimi. hâl tercümesi. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. dirimsel. ayıevrelerini inceleyen bilim. biyoloji uzmanı raş . tercüme-i hâl. gübre gazı cı . me. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. * Hayat hikâyesi. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. * Biyoloji ile ilgili. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. dirim bilimsel. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . . biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz.

el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. ş (Acipenser nudiventris). * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. * Bize göre. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. değ biz bize * Yalnıbiz. aramı yabancı kimse olmaksın. * birbirimizi çok yakı tanız. . it * Çoğ birinci kişzamiri. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. bizar olmak * usanmak. yardı eder. ul i * Resmî konuş mada. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. kendinden. lmı . ı bîzar * Tedirgin. usanmı bezginlik getirmiş ş . nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. özünden. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). tı ğ . z kaları rahatça içtenlikle. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. biz araç. * Bir çeş kara renkli mika. bı kmak. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. bizim gelin bizden kaçar. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. bezmiş . akrabamıbaş nı z. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. bizar etmek * tedirgin etmek. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. kendisi. na m .biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. usandı rmak. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. bizcileyin * Bizim gibi. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü.

* Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. ş ı bizon bizzat * Kendi.3° C de eriyen. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. * Kadı n kocaları nları ndan. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. * Voleybolda. bizimle ilgili olan. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. blokaj * Bloke etmek iş i. bloklaş ma . kılı beyaz renkli. Kı rı bir saltması Bi. * kapatmak. durdurmak. . yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. atom ağ ğ209 olan. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. u zı msı kılgan ve katı element. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. * Ucu çivili değ nek. * Bizlemek iş i. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu.8 olan. bir bütün oluş turan. 271. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. morulâ. hareketini durdurma. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. kendisi. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. * Hareketine engel olma. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. ayan * Kocaman ve ağ kitle.bizimki * Bizim olan. ş ahsen.

boyun kürkü. kaba pamuklu kumaş lan . lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). mın * Makara. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. zehirsiz. tan lan n * Boagillerden. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). * Bu kumaş yapı (giysi). güçlü bir yı (Boa constrictor). bağ sı lantız. çok iri. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. knatı kuş ı ka boca . * Fotoğ filmi rulosu. bağ sı k. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. bloksuzluk * Bloksuz davranma. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. r. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin.* Bloklaş iş mak i.

bocalama * Bocalamak iş i. genellikle güneş görmeyen (oda). iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. dökmek. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. ileri sürmek. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. bodoslamadan * Ön taraftan. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. sa'nı um * Domuz. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. orsa veya rüzgâr üstü karş . bodoslamak * Açı klamak. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. baş taraftan.* Geminin rüzgâr almayan yanı . belirtmek. . bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. poca. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. kararsıolmak. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. rüzgâr üstü. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. ne yapacağ bilememek.

özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. * Damı k erkek sır. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. bodurluk * Bodur olma durumu. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. nce * Sağ anak. * geliş memek. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). \343 Zodyak. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. astar. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . . bora. * Anjin. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden.bodur kalmak * boyu uzamamak. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. a aya boğ ası * İ bez. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i.

iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. na. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. hazı rlama sıntı . iltihaplanmak. keleye çekmek. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. azı rı * imrenmekten boğ şmek. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. imik. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. * Yeme içme. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. * Yedirip içirme yükümü. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. boğ derdi az * geçim için uğ ma. derbent. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. iaş e. n. raş * yemek piş irme. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. boğ ola az * "afiyet olsun. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. boğ olmak az * boğ ağmak. * Ş e. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. . kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. boğ inmek azı * bademcikleri şmek.

ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. kan dökerek öldürmek. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. lüzumundan fazla. iş kesilmek. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. aş ölçüde. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. ine.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. sıntı kı vermek. sesi çı kmamak. boğ na kadar azı * pek çok. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. . ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. boğ ndan * Gaddarca. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse).

boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. t. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. iş . soluk alması engel olarak öldürmek. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. azı * Çok az yemek yiyen. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. ş maz . boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. yemek isteğçok olan. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). yla * Peş e yapmak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. boğ azlı * Boğ olan. yı na * El. sarmak. * Silik bir duruma getirmek. * Tamamı kaplamak. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. ktan tı yla elde edilen. azı * Çok yemek yiyen. * İ dut. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. iş z. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. boğ mak * Bir canlı. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. bastı rmak.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak.

boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. mak ine * Havası ktan ölmek. kı veren. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. kıklaş uk sı mak. * Kılmı(ses). kık kık. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. zlı * Bunalmak. ma i * Solunumu güçleş tiren. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. ş . iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ bir biçimde. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. boğ mak * Boğ yeri. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. boğ ucu * Boğ özelliğolan. * (renkler için) Uygun düş memek. . * Çok sı sıntı cak. .* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. * Geliş mesine engel olmak. boğ maklı * Boğ makları olan. * Bunaltmak.

umu * Zor soluk alma. e i. ı luğ z tuğ n kak. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. ıı lı boğ unuk * Kık. telâffuz. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. . çı mahreç. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. * İ ip kakı tiş ş mak. * Sınt ı kı . * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. * Sınt ı kapalı kı lı .* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. bohçalama * Bohçalamak iş i. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. * Ufak ve seçme tütün dengi. donuk. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. eyler e . ihtikar. um mak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. boğ sı uk. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. * Boğ mak iş uş i. ı z itli rayarak ses olarak çı . te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . dövüş mek.

* kendi isteğ ayrı iyle lmak. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bok canı olsun na * bılan. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. * Güç durum. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. . ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok * Dı . çok berbat. kara çalmak. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. z. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. berbat etmek. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. burnunu sokmaması gerekir. i bok püsür * hoşgitmeyen. ayı ı veya topluluk). boklama * Boklamak iş i. i. iş son vermek. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. her işkarı e e ş an. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. bok atmak * (birine) leke sürmek. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. güzel görünür. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . tiksinilen. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan.

i er bokunu çı karmak * bok etmek. boktan * temelsiz. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. derme çatma. pis. kı ı. * Kötü durum. * Korindon. ş arap. pislenmek. * Pislik. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. yararsı z. lan ü. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. u una. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. boku bokuna * boş boş yok yere. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. her ş öfkelenir olmak. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. dar karş . boklaş ma * Boklaş durumu. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. bol . boklu bokluk * Boku olan. i) boklanma * Boklanmak durumu. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. yumruk oyuncusu. boksör * Boks oynayan kimse. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki.

bol bulamaç * Bol bol. çok. ndan bollanma * Bol duruma gelme. çokça. * Bolalmak iş i veya durumu. eli açı zengin gönüllü. ölçüsüz. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. . bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. zenginlik. * Dökük. büyük miktarda. bol bolamat * Refah. k. * Yahudi kadı. * Oldukça geniş . ş al. bolluk. sıntı düş kı ya meden. * Kı ve kolsuz kadıceketi. pek çok. bolca * Oldukça çok. * Bu dansımüziğ n i. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. * Cömert. bol keseden * bol bol.bol bol * Fazla. geniş lemek. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. * Bollaş mak. bol paça * Geniş paçalı . * Bolarmak iş i veya durumu. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . bollanmak * Bol duruma gelmek. saçı apş . bolarmak * Bol duruma gelmek.

li * Büyük fı veya varil. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bolometre * Iş mölçer. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. bombalamak . yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. ş . bombalama * Bombalamak iş i. bollatmak * Bol duruma getirmek. bom bomba * Bir çeş kumar. bollatma * Bol duruma getirme. Bolş evizm * Bolş eviklik.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). geniş letmek. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. kalıdemirden kap. eyin u * Fazlalı k. cı li. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. türlü büyüklükte patlayı. gösteriş lam. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. * Her ş bol olduğ zaman. bolluk * Bol olma durumu. sağ göz alı. cı ateş silâh. komünistlik. çı * Bomba biçiminde. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. cı kı maddelerle doldurulmuş . bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. Bolş eviklik * Rusya'da XX. nı lan bomba gibi * iyi.

iş i. * Ş kinlik. ş bonbon ş ekeri * Bkz. bombardı man * Topa tutma. tamamen boş . ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. çok berbat. bombe * Ş kin.* Belli bir hedefe. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. çoğ unlukla havadan. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bombalanma * Bombalanmak iş i. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. pistonlu. . turucu ve zehirli. kabarı tümsekli. nefesli çalgı n . bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. * Patlı cangillerden. hekimlikte kullanı uyuş lan. * Bombalama. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. bomboz bon otu niger). bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. iş k. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. bomba atmak. kabarı k. bonbon. bomboş * Büsbütün. bombok * Çok kötü. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan.

u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. taşsedef. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncukla süslenmiş u . lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuklu * Boncuğ olan. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. tahta. mak. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). vrı her it ak vb. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. lan. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. li . boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuk gibi * küçücük (göz). bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. delik. boncuk * Cam. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i.

45 u olan basit element. süs eş oyuncak vb. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. n. bono * Belirli bir sürenin sonunda. öfkeli. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. yi * Eli açı cömert. * İlenmemiştaşk. an * İ yürekli. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. eksiğ paraya çevirmek. borani * Bor (I). bor bor * Atom sayı 5. ndan mur . * Bu biçimde giyinen kimse. eli açı k. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. atom ağ ğ10. bora bora gibi * çok sert. nda * Züppece giyiniş biçimi.8 olan. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. lı (toprak). * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. cömertlik. ekilmemiş ş . sert. satı büyük mağ yası lan aza. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . * Uzun siyah ceketle. ş iddetli. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. süresi dolmadan. temiz iş ı. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. k. mıbir * Yağ murlu.bonjur * Günaydı n. Kı saltması B.

borç etmek * borçlandı rmak. * Bu boruyu çalan kimse. . altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borazancı * Borazan çalan kimse. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . ı eyi i. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borca almak * veresiye almak. gerekliğ yükümlülük. ey borç altı girmek na * borç para almak. boru. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i.* Pirinçli. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borç harç . borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . * Birine karşbir ş yerine getirme. vecibe. borç para almak. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borca batmak * çok borçlu olmak. borca girmek * borçlanmak. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. * Pancar. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borca batmak.

borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borç ödemekle (veya vermekle). borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. borç yemek * borçla geçinmek. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borç yapmak * borç olarak almak. medyun. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. aldı nıparası hemen vermez. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borç edilmek. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. nı . borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. ş * Bir yüküm altı bulunan. na borçlu * Borcu olan. borçlu duruma getirmek. i borçlu ölmez. borç almıolan. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. verecekli. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. ancak hasta edecek kadar üzer. i.

asit borik. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. borda bordaya * yan yana. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. geniş sa kollu bir üstlük. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. * Etkisi az. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. borda etmek * yandan yanaş mak. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. beyaz. lmıgiyecek. sedef görünümde bir madde. . ş tortusu rengi. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. k. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı .borçsuz * Borcu olmayan. kı . it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. ru lanan halat. rmı. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . arap * Bu renkte olan. n * Banyo. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü.

boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. uçları k. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. uzun ve dar silindir. önem verilmeyecek ş değ ey il. . nı boru çalmak * borazan öttürmek. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. lan . alıp satı hisse senedi. borazan. erli ı t. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. boru hattı * Borç (II). * Tatula. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . içi boş ka vı . küçümsenecek. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano.

boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. lan bostan korkuluğ u .* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. lan * Borusu olan. yetkisi olmak. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. boru gibi uzun su kabağ ı . yüreksiz. borumsu * Boru biçiminde olan. en. * Bkz. boru kabağ ı * Boğ umsuz. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. boy bos. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. borucu * Boru yapısatan kimse. lan boru mengenesi * Kesme. kı landı ı boru yolu * Petrolü. boylu boslu. * Sebze bahçesi. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. işyaramaz adam. karpuz tarlası . p * Boru montajı çalı kimse. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . bostan bozuntusu * Korkak. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. payplayn. * Kavun.

görev). bostan patlı canı * Az çekirdekli. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. e * Bilgisiz. z boş ür böğ * Bkz. * Verimsiz. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. ey * İsiz. m * iş bı siz rakmamak. li boş *İ çinde.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş kalmak. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. sonuç vermemek. * Görevlisi olmayan (iş . n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. raş * Bostancın görevi. * Yapı iş lacak i olmayan. münhal. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. böğ ür. ilen . * Anlamsı z. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. iri ve yuvarlak bir patlı türü. boş rakmamak bı * (para. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. z. . ş * Bir iş yaramayan. bir kazançla çı ten kmak. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan.

mahrum etmek. bilgisine dayanarak anlatmak. verimsiz. biçimci inanma. boş söz * Bir düş anlatmayan. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. ey boş durmak * iş kalmak.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. boş i anmak. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. çalı siz ş mamak. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. boş lâf * Gereksiz. * iş kalmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. raşolmamak. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. batı l itikat. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. dar. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. dipsiz kile boş ambar. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. . boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. sı i anma kâğ .

boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. içinde bir ş kalmamak. ş arı * Gevş emek. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. açı lmak. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. boş gitmek a * (harcanan emek. nı boş çı a kmak * (umut. * Boş m. para) hiçbir iş yaramamak. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. ine boş m altı . boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. i. boş alma * Boş almak iş inhilâl. boş m alı * Boş almak iş deş i. deş olmak. hava boş n boş altma makinesi. boş yere * Boş una. rölântiye almak. boş koysan dolmaz. ey * Dı ya akmak. gerçekleş memek. * Derdini birine açarak ferahlama. arj. dökülmek. boş vermek * aldı rmamak. * Derdini. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. boş almak * Boş duruma gelmek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. rahatlama. inhilâl etmek.

andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. nı * Çok ağ lamak. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş anma * Boş anmak iş i. . boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. boş altma * Boş altmak iş i. * (hayvan) Başğ lından. boş ama * Boş amak iş i. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. * Dökmek. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . boca etmek. arı * Dertlerini. açmak. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. yakı nmaları anlatmak. * Gevş etmek. yrı boş atma * Boş atmak iş i. * Sı lmak kurtulmak. aile kisini kesmek. ndaki idrarı ve ter. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. * Derdini dökmek. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. ifrağ ları ş arı lması .* Boş altmak iş i. * Kusmak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. tükürük.

ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. * İ göstermemek. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. geveze. yoksunluk duygusu. ndan n * Boş naklara özgü olan. boş z yere. i. * Yerli yersiz konuş (kimse). düş üncesiz konuş mak. ablak yüzlü güzel. kopukluk. sı r saklayamayan. yersiz. * Yetersizlik. al yanaklı saçlı . Boş güzeli nak * Sarı . boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. yararsıyere. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. vakum. beyhude. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. boş lamak * Bı rakmak. boş altaç. ş * Kesinti. boş una. nafile. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. nak boş gezmek ta * iş olmak. * Boş geçen süre. boş lama * Boş lamak iş ihmal. boş una * gereksiz. Boş naklarla ilgili olan. . * Eksiklik. lgi boş luk * Oyuk. kapanmamıyer. boş tulumbası luk * Bkz. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. siz boş kalmak ta * iş kalmak. çukur. ihmal etmek. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. siz boş boş u una * Gereksiz yere.

geliş mek. * Destan. * Bitki bilimi. nafile. ı rmak. botanikçi boy * Bitki bilimci. lmıküçük sandal. * Kumaş ölçü. k. gereksiz. deniz kısı yı. nebatat. * Yol. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. değ er. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. * Uzun konçlu. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. boy atmak * boyu uzamak. boylanmak. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. klân. z * Küçük gemi. beyhude. tevekkeli. ı tı * Uzunluk. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. yararsıyere. kabile. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. boylanmak. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. * Bir yüzeyde. kapalı ayakkabı . itli . * Uzaklı k. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. için * Süre. sı mı * Geçerlilik.boş una bot * Boş yere. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. gusül. boy * Ortak bir atadan türediklerine. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç.

boy göstermek * görünmek. boy ölçüş mek * yarı ş mak. ini * büyümek. boy pos * Bkz. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. boya çekmek * boyuna büyümek. çiçekleri mavi. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . * Yazmak için kullanı mürekkep. uzamak. boy bos. boya vurmak (veya çekmek. boy vermemek * sıolmak. boyacı . boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. * gösteriş yapmak.50 cm uzunluğ e unda menteş e. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. sürmek) * boyamak. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. ş yanı lan * Renk. lan * Aldatı görünüş cı . boy otu * Baklagillerden. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). ğ boya * Renk vermek. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. (su) insan boyunu geçmemek. sarı beyaz renkli. boya kullanmak * boyanmak.75-3. makyaj yapmak.

boyama * Boyamak iş i. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. aş ı ı r ağ lamak. * Boyacın yaptı iş nı ğ . leri lan boyalama * Boyalamak iş i. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. ş rı ş . boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n.* Boya satan kimse. makyajlı n ş . boyanma . * Boyama iş boyacı ı ini. boyalanma * Boyalanmak durumu. * Renkli yazma veya mendil. * Renkli. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . rarak * Ağ söz söylemek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. ı boyahane * Boya iş yapı yer. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. boyalanmak * Boya sürülmek. boyana * Boyna. ğ * Boya satı dükkân. lı meslek edinen kimse. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek.

Rusya'da soylulara verilen unvan. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. makyaj yapmak. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. * Boy bakı ndan. z. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. boyası z * Boya sürülmemiş .* Boyanmak iş i. ş ı alma. i rı boyatma * Boyatmak iş i. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boyar madde. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Kendi kendini boyamak. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. boydaş * Aynı boyda olan. yalnı serbest. * Renksiz. boya sürdürmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. Transilvanya'da. * Akran. . boyası atmak * boyası solmak. yüzüne boya sürmek. makyajsı n ş z. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. * Bekâr. * Tuna bölgesinde. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. boya sürdürülmek. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. boyası k zlı * Boyasıolma durumu.

boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Boyu benzerlerinden uzun olan. yakıklı ş . lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. tul. anlatmak. * Düş mek. boylu poslu * Bkz. * Yükselmek. çı kmak. boylanmak * Boyu uzamak. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. boykotaj * Boykot etmek iş i. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi.* Bir kimse. boylanma * Boylanmak iş i. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. ş ı almak. değ boylama * Boylamak iş i. boylu boslu * Uzun boylu. gösteriş ı li. kı sa . boylu boslu. sağ * Boyu olan. boyu uzunluğ i unca. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. * Destan söylemek. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. * Batmak.

* Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. * Bu organdan yapı ş lmı . acı rı ş . zimmetine geçirmek. bir iş i ister istemez kabul etmek. uzun. ı n boynuz isterken kulaktan olmak .boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . tı n ı nda rnaksı maddeden. i boynunu bükmek * acı rı. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. nacak ve yardı bekler durumda. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. boynu bükük * Üzgün. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. kılmı kimsesiz. zavallı m . boynuna * üstüne. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. gebersin. hacamat etmek. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. çaresiz bir durumda kalmak. olmak. * (bitki için) canlı ı yitirmek. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. karştarafıgücünü kabul etmek. ndıcı * bir durumu. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak.

* daha iyisini. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. süsmek. nda . * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlatmak * Erkek. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. * Boynuz batılmak. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuz gibi. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuzlugiller * Keçi. boynuz yarası rı almak. boyunca. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. sın n nları ine * Troleybüs. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan.olmak. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. koyun. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu.

uzunlaması tulânî. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer.boyu (veya boyuna. boyunca. enlice kumaş parçası . boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. durmaksın. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. katlanmak. iş üm n vata n * Sorumluluk. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. boyun kesmek * baş eğ ı mek. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. kravat. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. süresince. boyu boyuna. vecibe. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. la nda * Ş e. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyun vermek * buyruk altı girmek. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. u * Sürdüğ zaman kadar. na. altı . boynunu bükmek. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. güğ gibi kapları veya vida. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. na boyuna * Ene dik olarak. * (bo'yuna) Ara vermeden. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. boyun bükmek * Bkz. ayakta iken başöne bükmek. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il.

. rmak. ldı ı ları verdiğbahş. boz bulanı k * Çok bulanı k. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. geniş kapsam kazanmak. k * Bu renkte olan. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. ş . geniş kapsam ve içerik kazandı lik. nan rultudan uzunluk. * Boyutu olamayan. an. boyut kazanmak * yeni bir durum. ini. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. beklediğyakı ğgörememek. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. lik. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. boz yel * Boyutu olan. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. geniş kapsam. . te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. lik. içerik. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. * Durum. * Açı lmamı sürülmemiş ş . i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. lan ey. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . boyunlu * Boynu olan. veya beton kirişlento. geniş ve lik derinlikten her biri. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. esaret. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. buut. mı * Nitelik. (toprak).

boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. tatlı mayhoş lan veya içecek. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozum olmak. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . ham tarla. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). i bozdurtmak * Bozdurmak. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. ş . mır. boza * Arpa. * İlenmemişçalı toprak. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. day lları itilmesiyle yapı koyuca. boza olmak * utanmak. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. bozdurulmak . renk değtirmek. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). bozbakkal * Karatavukgillerden. rengini atmak. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . ç u bozca * Rengi boza çalan.* Lodos. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozahane * Boza yapı yer. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozarmak * Rengi boz olmak.

* Bu ezgiyle söylenen. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. * Bu durumda bulunan. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. p . klı * Bozlamak eylemi. hezimet.* Bozmak işyaptılmak. lan. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. ğ lı bozma * Bozmak iş i. * Morali bozulmuş . bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. yı n. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). çökmüş lgı . konusu acı türküler. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . ı * Yenilen bir ordunun. * Bozgun olanı durumu. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. bozgunluk * Bozgun. hezimete uğ ramak.). dağ an ı lmak. güç vb. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). step. * Çı k koparmak. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse.

bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * Bozuk olma durumu. bozguna uğ ramak. düzeni bozuk olan. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. bozuk. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. ine * (yiyecek için) Kokmak. k. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. lını iş ş * Bı rakmak. küçük değ para. * Madenî. eyin ş tı * Dokunmak. ş ı * Türk halk müziğ inde. bozuk düzen * Düzensiz. bir ş düzenini karı rmak. ufaklı bozuk para. * Bozguna uğ ratmak. * Dağ ı lmak. içerlemek. lûp * Altı paraya çevirmek. mağ etmek. * Kötü duruma getirmek. erli * Kötümser. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. * Bozulmuş olan. bozuk gibi. huzursuz.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. bozdurmak. zarar vermek. bozukça bozukluk * Biraz. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. * Geçersiz bir duruma getirmek. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . . * İ ve değ niteliğ yitirmek. ufaklı bozuk. * Bozulmak iş i. * Kı n. lmıolmak. ekş imek. n * Kı ğ zarar vermek. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. karık. dağ ı tmak. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. sıntı zgı kı lı . bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. yenmek. * Bir yerin. yenilemeyecek duruma gelmek. k. gergin. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu.

bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . idrar salan. utanacak duruma düş mek. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. lik. mahcup olmak. olan. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. döküntü. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. ı u n sa. bozuş mak * Araları lmak. yenilmiş k. k. bozum olmak * utanmak. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. z lan böbrek biri. bozum etmek * utandı rmak. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . başküçük. karşklı ı bozulma içinde. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . lı bozyürük * Üstü hafif benekli. mahcup etmek. i. hormon niteliğ salgı olan bez (II). bozuş ukluk * Bozuk durumda. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi.

sı ülkelerde yaş cak ayan. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). kı kı . nı. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek yiyen. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böceklenme * Böceklenmek iş i. * Böcü. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . sarı u renkli. ta böcekçil * Böcek yiyen.* Memelilerden. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. entomoloji. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. böbürlenmek * çok böbürlenmek. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. entomolojist. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. haş * Kelebek. n muş hayvan sıfı ere. * Böbürlenme. karada yaş hayvanlar takı . kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. kibir. yaş ş ve ı k cı . böcekle beslenen (hayvan veya bitki). * Böbürlenme. . böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. derisi benekli. çoğ ve baş üs. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . göğ karıolarak eklemlerden oluş . il nda ğ ı * Bu renkte olan. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. kurulmak. böbürlenmek * Övünerek kabarmak.

* (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. gibi hayalî bir varlı verilen ad. * Böcek. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böcekhane. zehirli bir örümcek türü. diken dutu (Rubus caesus). böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böcelenmek * (tahı Böceklenmek.böcekler * Vücutları . hortlak vb. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. böğ * Yan taraf. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. soluk sarı renkli. böğ ürtü . * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böğ ürtlen * Gülgillerden. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . boş ür. deve) Bağ ı rmak. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. böğ * Eklem bacaklı lardan. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böğ ürmek * (öküz. kanatları er. böceklenmiş . böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. birer. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. manda. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. l) böcü * Kurt. bahçe çitlerinde.

sı ran * Bölmek iş lemi. ş ampiyonluk. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. taksim. i. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. böke * Kahraman. * Büyük bir yeri. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. u. rma. taksim. parçalamak. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. * Gemilerin içinde. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. mı ka. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. taksim etmek. ş ampiyon.* Böğ ürme sesi. su baskı. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. güçlü kimse. mı bölmeli bölü . birinci olan (kimse). * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. "a/b" anlatı . ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. * Birliğ bozulması yol açmak. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. yangı gibi durumlarda. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . ş ampiyona. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . * Böke olma durumu. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Cins kavramları tür. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. nahiye. "a bölü b" diye okunur. * Salon. * Bölmek iş ayı parçalama. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse).

bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . sıflanmak. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. nı rma. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. i nda . parça parça. bölücü * Bölme iş yapan. it kümelere ayı rmak. ğ . bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. sıflamak. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . bölme amacı olan. bölünebilme . ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. kım. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. * Çağdevir. kı smî. . ini * Bir topluluğ birliğparçalama. seksiyon. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. bozmayı amaç edinen kimse. münafı k. sı * Saç örgüsü. tasnif etmek. kım. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. b" diye okunur. departman. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. i. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. bölen. fesatçı u. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. sıflandı nı rmak. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . tasnif. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. departman. lmı sı sı . * Hizip. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli.

bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri.* Kalansıbölünür olma durumu. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . üleş mek. * Bölüş paylaş me. taksimat. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. eş lması gereken miktar veya sayı . u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. * Budala. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. ayrı lamaz. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . bölünmek * Bir bütün. halka. . payı almak. bölüngü bölünme * Fraksiyon. halkalara ayrı ş lmıolan. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. saf. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Hücrelerin. i * Bölüş iş mek i. belirli bölümlere. ma. bölünmez * Parçalanamaz. bölüntü * Bölünmüş parça. taksim etmek. parçalara ayrı lmak. * Bölünmek iş i. * Fraksiyon. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi.

bön bön * Budala ve safca bakarak. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). börekçi * Börek yapan veya satan kimse. bön bön bakmak * anlamayarak. k. k. aş n aş n bönce * Budala. bönlük börek * Bön olma durumu. kı ı n na. bönleş me * Bönleş iş mek i. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. budalalı aptallı sersemlik. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. börttürme * Börttürme iş i. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. ş kış kıbakmak. börtmek * Az piş irmek. haş lamak. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. saf (bir biçimde). safça. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. börtme * Börtmek iş i. bönleş mek * Bön duruma gelmek. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. . yma. luk. börek için ayrı ş li lmıolan. * Börtülmek iş i. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. aptallaş mak. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. saflı k.

"nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. bu yolda. böylemesine * Bu biçimde. * İ yapı bacakları ri lı . böylelikle. gene de böyle olacak. nda * Bu kasttan olan kimse. Brahmanizm * Brahmanlı k. bu biçimde. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). böylesi böylesine * Aş bir biçimde. bu biçimde olanı . böylece * Tam böyle. paçalı tavuk ı . i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. buna benzer. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . * Bunun gibisi. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. * Bu yolda. * Sonunda. tüylü. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. bir rkı * Hint kastları ilk kast. lan il * Bösmek iş i. * Bu derece. . sonunda. böyle baş böyle tı a. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . *İ çinde "ne". infilâk etmek. böylelikle. bu biçimde. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. böylecene * Böylece.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. böyle böyle * Böylelikle.

Brehmen breş * Bkz. seren yelkenli. birkaç top taş gemi. * Linyit. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. hey" anlamı kullanı nda lı r. * Doğ çimento ile lâvlı al .Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. coş anlatı aş nlı ku r. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. tutturulan asıyatak. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. yaş a!. lı . i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. * İ direkli. Brahmanizm. * Briket yapan veya satan kimse. kol. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. * Aferin. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. yaylı arabası at . * "Be" yerine kullanı lı r. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. kın zak ı lan . Brahman. ki ı yan * (bilim için) Dal. briketçi . ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. branş bravo bre * "Ey. kı kafalı nı sa sa . karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . yaylı araba. kavkı kabuklu. * Ş kı k.

bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. * Pencerelerin çerçevesine. bromürlü * Yapında bromür bulunan. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . broş . yeşyumrular hâlinde olan. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . deniz suları az. briketleme * Briketlemek iş i. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde.97 olan kı zı u rmı renkli. yoğ unluğ 2. bronz gibi * tunca benzeyen. tunç renginde olan. pis kokulu. içeriden tutturulan ince perde.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. briyantin sürünmüş .909 olan. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bronz * Tunç. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. * Atom numarası atom ağ ğ79. Kı vı saltması Br. zehirli sı bir element. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. brokkoli brom * Küçük. briketlemek * Briket hâline getirmek. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. bazı 35. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri.

nda. lan ı rlı bu * Yerde. bu haysiyetle * bu bakı mdan. Brüksel lâhanası . Bruxelles lâhanası * Bkz. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. bu kabilden * gibi. biçimlerine girer. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. . Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera).* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. * Diploma. risale. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bu birkaç gün içinde. bu arada * Bu süre içinde. sı brovning bröve * 7. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. yakmaç. ş . vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). broş ür * Sayfa sayı az. bunda. küçük kitap. bu türlü. Çokluk biçimi bunlar). buna. bu gidiş le * bu biçimde. bu kabil * bu gibi. * Birlikte. beraber. ş ahadetname. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. bu kadar * bu denli. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bundan.65 mm lik otomatik tabanca. çeş idinden. bu gözle * bu anlayı ş la. bu tarzda. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda.

budak özü * Taze sürgün. . bucak bucak kaçmak * bir olay.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. acı * Dal. nahiye. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. * Kesirli. her tarafta. * Ağ n dal olacak sürgünü. bu kez. bunun için. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bu meyanda * Bu arada. ve yarı m. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. her yanda. kutu. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. çeliş ş ları iyor. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir.. bu sefer * Bu defa. bu arada. *İ lçelerin. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. bucak bucak aramak * her yerde aramak.. bu biçimde. an ı * Kenar. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. bu meyanda * Bkz. bu türlü * böyle. köş yer. bu yüzden * bundan dolayı . e. bucak bucak * Her yerde.

ine budatma * Budatmak iş i. nı dalları kı nı saltmak. te) nı u * Bir ş eksiltmek. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. budalalı k * Budala olma durumu. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budalaca. budanmak * Budamak iş konu olmak. budala gibi davranmak. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. * Budamak iş i. ı budala * Zekâca geri. yla aç. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. budalalıetmek k * akı zca davranmak. * Zekâca geri olan kimse. budanma * Budanmak iş i. azaltmak. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. * Budalaca yapı iş lan . budala budala * budala gibi. budaklanmak * Budak sürmek. . budaklı * Budağolan. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse.budaklanma * Budaklanmak iş i. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). dallanmak.

dil ve kültür ortaklı bulunan. Buddhist. * Ulus. derhal. *İ çinde bulunduğ umuz gün. ı rkiyat. budunsal bugün * Kavmî.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. ini. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . . bugün yapı lan. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. * Araları töre. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . bugünden tezi yok * hemen ş imdi. nda. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. budun kavim. bugünden yarı na * az zaman sonra. bugünkü günde *ş imdi. *İ çinde bulunduğ umuz günde. kavmiyat. budun betimci * Etnograf. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun betimi * Etnografya. * bugüne değ in. budun bilimi * Etnoloji. bugün olan. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. millet. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. bugünkü * Bugüne özgü. n n ü ü Budist * Bkz. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. etnolog. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. budun bilimsel * Etnolojik. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. bugüne bugün * "unutma ki". içinde bulunduğ umuz zamanda. ş imdiki ş artlarda. etnik.

ekin biti (Sitophilus granarius). vücudu yeş başsiyah. örneğbuğ yulaf. kamı bambu olan. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). ayrıve çayı i day. buğ daysı tane * Bkz. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. buğ daysı meyve. buğ benizli day * Açıesmer. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. buğ daysı tohum * Bkz. çavdar. il. arpa. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). sı k r otları . iki hörgüçlü deve.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. buğ ra * Erkek deve. patates. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). buğ daygiller * Bir çeneklilerden. bugünlük * Bugün için. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. ş . ekinlere zararlı böcek. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. mır. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. buğ daysı meyve. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). pirinç. .

caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. lı buğ ur * Buğ ra. domates. ma. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). buğ ulama * Buğ ulamak iş i. u mak.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. * Süzgün. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. sarı k anı msak. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ u ulanmı ş . buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. * Buğ piş (yemek). buharlaş u mak. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. yaş. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. arpacısoğ . cak cak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. dolu dolu. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. dalgı bakı olan (göz). n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. tephirhane. . buğ tutmak. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek.

nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. buğ mak. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren.). kaybolmak. kriz. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. hayaller içinde kalmak. mak i. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. buharlı * Buharı olan. m. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. tebahhur etmek. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. m . * Buhar gücü ile çalı ş an. tebahhur. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. buhar olmak * yok olmak. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. ulaş * Dalgı mak.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü.

ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). buhranlı * Bunalı . 20-30 cm boyunda. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. maddeler. rayiha. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. demir köstek. tütsü. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. * Çı na göre davranını karı ş . için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. ı . bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. görüş değ tiren kimse. lan aç buhurdan * Buhurluk. hareketleri yavaş . * Güzel koku. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . bukanak buke * Ayak. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. . bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. bilek. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden.

* Küçük lüle durumunda. cık hamur. * Tiksindirici. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). pı nar. * Kirletmek. * var olanları en değ n ersizini seçmek. . * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. bulandıcı rı * Bulantı veren. * Bulamak iş i. bulanması sağ na nı lamak. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. oradan buradan toplanmı ş ı ş . rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. lan itli * Karık. nefret uyandı ran. ı n rası lması lan * Sulu. amca veya dayı sı karı.buket bukle * Çiçek demeti. bukleli (saç). bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * Yenge. bula bula bunu (onu. kı mlı vrı saç. * Kaynak. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. bulada bulak bulama * Büyük piliç. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. bukle bukle * Kı m kı m. * Bükülmüş iplik.

net olmayan. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. duru olmayan. bulantı vermek * (içini. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. uygunsuz iş yapan. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. k * (bakı için. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. kası an. ş kan. ğ ve klını ı ı * (iç.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. kalı . her yanı ş kaplanmak. * Açıseçik görünmeyen. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. bulaş sri. * Yapı sulu. Donuk. z. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. kapalı . sataş alı ğolan kimse. ş * Bulutlu. ş ) z. midesini) bulandı rmak. ş yası * Bulaş ş mıolan. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. bulanı kça * Biraz bulanıolan. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. lan bulaş deniz ı k . i * Bulanmak iş i. anlamsı fersiz. mide içi) Bulantıolmak. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. * İ etki. çok duru olmayan. sı * Karı ş mak. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek.

k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. k) . kirli iş . ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. * Sataş kavga etme alı ğolan. yapı tı ı ş kan. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. kçı bulaş ı khane * Kı okul. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. ş . ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. ma. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. bulaş mak * Bir nesne. uygunsuz. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ı kamaya ayrı özel bölüm. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. sirayet etmek. lan. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. eye * (hastalı Geçmek. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan.* Mayıtehlikesi olan deniz. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im.

n n * Bulgaristan'a özgü olan. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. mak. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. sataş tedirgin etmek. buldurtma * Buldurtmak iş i. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. tı karı . burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. netice. Bulgarca * Bulgar dili. molosus hibernicus). buldurma * Buldurmak iş i. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. bulgari * Dört telli bağ lama. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. bı ı yıp ran.* Çatmak. Bulgaristanla ilgili olan. * Bulaşrmak. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse).

bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. ı larak rlanan bir çorba türü. * Bulmak iş i. . bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. bulgur çorbası * Domates. i . Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. un. bulguya ait. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. bulgur. araz. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. semptom. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. ebe bulguru. allak bullak. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. taze biber. bullak bulma * Bkz.

lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. nail olmak. * Konu. ya * Seçmek. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. temin etmek. * Sağ lamak. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. detektör. suç. duygu. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. kusur için) Yüklemek. buluş * Bulmak işveya biçimi. * Sokakta bulunup alı çocuk. * Bir yer. ine * Herhangi bir durumda olmak. bulûğ ermek a * erinleş mek. i * İ defa yeni bir ş yaratma. icat etmek. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. * Bir ş bulan. bir buluş eyi yapan kimse. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. bir ş elde etmek. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. * Eriş mek. icat. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. bulundurma * Bulundurmak iş i. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. nı yrı n leniş . eyle. bulunma * Bulunmak iş i. icat. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . mak. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. erinlik. bulundurmak * Var olması. * Gazları . * Hatı rlamak. kâş if. * Cezaya uğ ramak. keş fetmek. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Arayarak veya aramadan. güç bulunan. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. bulucu bulûğ * Erin olma. bir ş bir kimse ile karş mak. mayı . * (bir yerde) Olmak. * İ kez yeni bir ş yaratmak. eş benzersiz. * Eksik etmemek. * (kabahat. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. yaratmak. * Bulunmaz. baliğ olma. e. radyoaktif mineralleri. siz. bir noktaya eriş ulaş mek. uygun saymak.

hüzünlenmek. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. karş mak. net olmayan. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. açı berrak. bulut gibi * çok sarhoş . buluş mak * Bir araya gelmek. ngan bulvar . endiş e. yla an. * Kederlenmek. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. buluş ulmak * Buluş iş lmak. an un ğ ı * Keder. bir * Kavuş mak. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. nebülöz. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. çok alı olmak. bir araya getirmek. k. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bulutçuk * Küçük bulut. ş k * (bellek için) Karık. buluş turma * Buluş turmak iş i. ş . bulutlanma * Bulutlanmak iş i. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak.

buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. muş bumbuz * Çok soğ uk. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. geniş ehir açlı cadde. yma. lı f.* Ş içinde ağ . kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. bumburuş uk * Çok. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. bun * Sınt ı kı . kriz. ateh getirmiş ş olan (kimse). buhran. ı rsağ er. bunalı mlı * Gerginlik. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. biraz bunak. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. al an rı k. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. uzun bez kı uğ ve kları lan. a ş ı * Bunak olma durumu. bunak gibi. buhran. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). a * Bunağ yakır (bir biçimde). sıntı kı veren. iyice buruş olan. gerginliğolan. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. matuh. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. kriz. satıdeğ mesi. bumlama * Bumlamak iş i. i . kriz. birdenbire olan fizyolojik değiklik. lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. yeniden raktı nı seçip alarak. * Bunağ benzer. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik.

lmı . buncağ ı z * Bunun gibi. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu.bunalma * Bunalmak iş i. * Epey. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. bu denli. ucu. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. bunaltma * Bunaltmak iş i. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. . na bunama * Frengi. bunaltmak * Bunalması yol açmak. ateh. ev. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. bungalov * Hindistan'da tek katlı . kı bunaltı * Sınt ı sıntı. daha iyisi olamaz. kma ş bundan böyle * bundan sonra. çok tedirgin olmak. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . durumun gizli bir yönü var. bunamak * Frengi. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. gibi ı ntı ateh getirmek. * Bu kadar. * Çok sılmak. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. kı. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kanması iç sebeplerden ileri gelen. kı . çok.

lan eyler burası * Bu yer. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. buralı * Bu memleketli. .bungun * Sınt ı kı lı . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. küçümsemek. n * Bu yerde. * Beğ enmemek. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. * Sınt ı kı lı . buradan * Buradan. burağ an buralar * bu yerler. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. kı . bununla birlikte * Buna ek olarak. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. * Güçlü esen rüzgâr. azı msamak. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bu yerin halkı ndan. * Bunalı sıntı m. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. buram buram * (duman. bura.

lak. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. Boğ İ i a. burgu ile delinmek. . burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. Yengeç. Aslan. Baş Terazi. Oğ Kova. burgulamak * Burgu ile delmek. burgacı k * Bkz. dört köşveya çok köş kale çıntı. ır. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. tirbuş pa on.burcu * Güzel koku. * Baklagillerden. kargacıburgacı k k. burç * Kale duvarları daha yüksek. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. Yay. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. ı ğ ak. kizler. burgulanma * Burgulanmak iş i. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. * Telli sazlarda. keskin. ine burgulu * Burgusu olan. Balı eş aralı ak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. yuvarlak. delik açmak. burgaç burgata burgu * Anafor. telleri germeye yarayan mandal. m ldı * Ökse otu. girdap. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. burcumak * Güzel koku yaymak. çelik alet. lı * Tı çekmeye yarayan.54 cm) olarak çevresini belirten birim. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. yivli. Akrep. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. pek güzel. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet.

üzmek. * Burularak yapı ş lmıbilezik. * Hadı etme. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. nda e burma * Burmak iş i. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. nı burjuvaca * Burjuva gibi. ş burgusuz * Burgusu olmayan. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli.* Burgulanmıolan. * Burgulanmamıolan. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Üzüntü duymak. m diş * Musluk. burkmak * Burarak çevirmek. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. iğ etme. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. * Burkulmak. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. komikliğ dayanan bir tür. * Belgit. eyi * Burjuva sıfı nı. ş burhan * Kanı t. burkulma * Burkulmak iş i. * Acı vermek. * Burkma iş yapan. kent soyluluk. kent soylu. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. ini * Üzücü. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . * Yaş burularak kurutulan ot. * Burulmuş . nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. iken * Kuru incir. * Orta sıftan olan kimse. burjuvaya yakı biçimde. . burkucu burmak . burkulmak * Burkmak iş konu olmak.

burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnaz * İ ve uzun burunlu. amacı ulaş unu na amamak. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). ini . ünü * umduğ bulamamak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. bağ ı Sancı rsak) mak. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnu büyümek * kibirlenmek. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. kibirli. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). iğ etmek. * Üzmek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. çok huysuz olmak.* Hadı etmek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. gururundan vazgeçmek. i ey. m diş * Ağ kekre tat vermek. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. burnu büyük * kibirli. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. uzaklaş ndan mamak. za * (mide. sıntı kı vermek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. büyüklenmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek.

* Burs almayan. bursu olan. bursu olmayan. burnunun dibi * çok yakı. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. burukça * Tadı biraz buruk olan. buruk * Burulmuş olan. çok üzülmek. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. buruklaş ma . burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. acı * Burs alan. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. kibirlenmek. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. * Taşk. buruntu. ödenen aylıpara. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. * Alı narak küskünlük gösteren. * çok öfkelenmek. çalı yer. iyice yaklaş mak. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. gücenmiş (kimse). * Tadı kekre olan.

ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. rı * Alı narak küskünlük göstermek. beğ enmemek. burun otu * Burna çekilen tütün. önem vermemek. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. gücenmiş lik. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. k burun kırmak vı * önem vermemek. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. burun * Alı üst dudak arası bulunan. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. * Buruğ benzer. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. * Sancı ağmak. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. buruk gibi. * Küskünlük. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. a * Burulmak iş i. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. buruklaş mak * Buruk durum almak. * karş nda hissetmek. gücenmek. . enfiye. . küçümsemek. n. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. büyüklenme. lı yı ş * Kibir. kekrelik.* Buruklaş iş mak i veya durumu. doğ lan. mak. burukluk * Buruk olma durumu.

aş ı ağ lamak. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). a. i. muş buruş ma * Buruş iş mak i. hoş lanmamak. burunlamak * Dı ş lamak. zda) * Tiksinmek.burun yapmak * üstünlük taslamak. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. buruş turma * Buruş turmak iş i. buruntu * Buru. uk * Ciltte oluş kış muş rık. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. uğ busbulanı k . * Çıntı olan. . ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. üzerinde kış ve katlamalar olmak. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. kibirli. pek düzgün olmayan. buruş buruş * Çok buruş . uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. bağ rsak u. * Burunsak. sancı ı bozukluğ . burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak.

* Giyim ve süs eş satı dükkân. * Soğ uktan donarak ölmek. yası lan * Butik iş leten kimse. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . hükümsüzlük. buyma buymak * Buymak iş i. buse * Öpücük. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i.* Çok bulanı k. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. ka buyruk . n. * Yanlı k. * Uzunluk. haksı k. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. butlan * Batı l olma durumu. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. öpüş . * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . buut * Boyut. öpme. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. inde ik busines klas * İlik orun. buton buydurmak * Dondurmak. * Geçersizlik. etli bölümü. çok üş ütmek. * Çok üş ümek. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü.

ş ta cı * Egemenlik. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. emir. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. emretmek. geçmek. buyurgan * Sısıbuyruk veren. * söyleyiniz. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. buyrukçu * Buyuran. buz bağ lamak . emir veren. sız?. buyruk kulu * Emir kulu. demek. vezir. * Gelmek. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyurma * Buyurmak iş i. buyrulma * Buyrulmak iş i. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. gitmek. nı * Söylemek. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. emir. buz alanı * Buzla. buyrultu * Sadrazam. * Almak. lan *İ rade.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. buyurucu * Buyruk. ferman. girmek. emrediniz. * 'Etmek. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. düş üncesini bildirmek. buyuru * Buyruk. emreden (kimse). buyruk verir gibi konuş k k an.

ukluk yaratan durum. buz durumuna gelmek. *şı aş lacak. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. aysberg. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. üzülecek bir durum karş nda donakalmak.* (sılar için) yüzeyi donmak. buzla kaplanmak. buz üstüne yazı yazmak * süresi. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. arada soğ kan. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. ı sı buzcu * Buz satan kimse. donmak. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. ve dik. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. * çok üş ümek. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . buz gibi * çok soğ uk. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. k. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. . çukurluk. i * (et için) temiz ve yağ.

göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. * Televizyon ekranı . nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. saydam olmayan. buz lamıolan. buzlanmak * Buzla kaplanmak. lan * Soğ hava deposu. . buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. utulan kap veya dolap. uk buzkı ran * Donmuş deniz. * Buzu çözen. bankiz. dargı k. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. donmayı önleyen alet. defroster. aysfild. glâsyolojist. * aradaki soğ ukluk. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. kı açmak için yapı ş lmıgemi. nı * Bağ lamaya benzer. içine buz katı soğ larak utulmuş . uk ş an buzhane * Buz yapı yer. * Buz içinde tutularak. buzlanma * Buzlanmak iş i. * Buğ ulanmıgibi olan. buz tutmak. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı .buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. gerginlik ortadan kalkmak. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. motorla çalı dolap. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i.

bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. bodur (kimse). . üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. pleistosen. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. * Bkz. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. leten * Bücür olma durumu. u dönemi. larda u * İ yiyecek türü ş çki. glâsyoloji. Edi ile Büdü. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. * Ufak tefek ve kı boylu. eylerin satı tüketildiğyer. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. n ı yı ltıveya lar. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. lı p i büfeci * Büfe iş kimse.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. * Buzulu olmayan. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek.

bük. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. iftira. kı m kı m. büklüm büklüm * Çok büklümlü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. eğ büğ ri rü. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. gölcük. * Dönemeç. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. * Bükülmüş kaytan veya iplik. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. vrı şeylerin oluş turduğ kat. iftira etmek. * Büğ emek iş i. bükmek . lü. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. büğ rü bühtan * Bkz.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. * Su birikintisi. lü rdan. * Böğ ürtlen. pistonlu müzik araçların adı nı . kırmak. lü. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. * Kara çalma. uz * Büve. i * Eğ mek. açan karş . bühtan etmek * kara çalmak. u * Dönemeç. viraj. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. vı * Sertçe çevirmek. bakı perdeli veya lü.

vrı * (iplik. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. kırtmak. insirafî.* Katlamak. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. yün vb. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. * Eğ ilmek. bükülü * Bükülmüş olan. fiil. iş olması . bükümü olan. ş ş gibi. bükülme * Bükülmek iş i. bükümü olmayan. * Döndürmek. eyin yeri. ilip * Bükünlü. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. * Yönelmek. ilmiş olan. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. * Bükülmüş olan. büküm * Bükmek iş i. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . bakı ndan iş air. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. insiraf. kı m. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. büktürme * Büktürmek iş i. * Bükülmüşeğ . vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. iir bükünme . katlanmak. * Bir ş bükülmüş kat.

bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. * Dergi. yine de yurdunu özler. viraj. bükünmek * Kı lmak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. vrı * Ağdan. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. büküş bülbül * Karatavukgillerden. * Bükmek iş i veya biçimi. . n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. rı * Dönemeç. bükülmek. neş konuş eyle mak. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. kla mak. sancı kı rı dan vranmak. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). * Sesi çok güzel olan kimse. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. i. an * Bağ ı rsakta olan ağ. itiraf etmek.* Bükünmek iş i. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar.

istilâ etmek. * İ perde. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. kuruluş . bürudet bürük * Duvak. * Yazı masası . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . * Bünye olarak. * Bürülmüş . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. * Soğ ukluk. bürüme * Bürümek iş i. nce * Bürgüsü olan. örtmek. * Çok. ş ube. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. bürünme . * Kamu yönetimi. mı * Baş örtüsü.bünye * Vücut yapı. kaplamak. güçlü etkilemek. * Kamu yönetimi ile ilgili. ş ma . ş ey. basmak. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . ş an * Kı rtasiyeci. dürülmüşkatlanmıolan ş . sı * Yapı . bürülü bürüm * Bürünmüş . bünye bakı ndan. * Atkı . * Bölüm. bürümek * Sarmak. * Çarş af. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili.

ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. tamamı yla. bütüncü ekonomi . bütçe * Devletin. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. bütün bütüne * Bütün olarak. e büryan * Bkz. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. içine alan sanat ürünü. .* Bürünmek iş i. baharat ve yağ ş yla fında piş an. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . ine * Sarı nmak. biryan. tam. bütçeleme * Bütçelemek iş i. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. * Birlik. yla. * Parçalanmamı ş . biryancı . lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. büryancı * Bkz. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. tamamen. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. soğ domates. iyice. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). karımı rı ı irilen bir pilâv türü. büst * Vücudun. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütün bütün * Büsbütün. tamamı temelli. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. bütünü. tamlı k. * Bir görünüşgirmek. örtünmek. pirinç. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. * Eksiksiz. k. büsbütün *İ yiden iyiye. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un.

bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. tamamlama. bütünletme * Bütünletmek iş i. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. total. mütemmim. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). * Bütün niteliğ olan. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünle ilgili. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. nı ve um. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütüncül * Totaliter. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. * Bütünleme sı . tamamlanmak. ikmale kalmak. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. * Ufak. tamamlamak. tamamlatmak. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. mütemmim. . ikmal. inde . bütünleyen * Bütün durumuna getiren. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. tek parça durumuna getirme. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. i. ikmal edilmek.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi.

sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. büyüklere özgü. küçük karş . sihirbaz. ı k. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. büvelek büvet büvet * (istasyon. Büğ et. rsağ ini büyük aile . * Önemli. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran.bütünsellik * Bütün olma durumu. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. n nı zıları * Büve. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . büyük gibi. * Biraz büyük. afsun. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. benzerlerinden daha fazla olan. büyüğ yakı e n. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ortalamayı an. tiyatro. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. * Bkz. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. büve bovis). a . sihir. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. aş * Niceliğçok olan. kaka. i * Üstün niteliğolan. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. * Karşdurulmaz güçlü etki. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . ı ey nda arak büyük abdest * Dı . bağ ı . füsun.

50 C den 15. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. . n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. * Büyük elçinin makamı . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. nine.* Büyük baba. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. dede. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. kilokalori. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. majüskül. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. yüceltmek. ması büyük lâf etmek * Bkz. güçsüzleri ezer. büyük söz söylemek. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . ları lan lan. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük ana * Büyük anne.

büyük para * Çok para. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. büyük peder * Büyük baba. ve ilere ı ça büyüklenme . * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. cemaziyülevvel. o. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. rebiyülevvel. Dübbüekber. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . * Oldukça önemli. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. ö. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . majör. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. dede. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. mak. büyük ünlü uyumu. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. kuralı . manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. i. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. büyükle büyük. arkadaş davranmak. n. büyükçe * Biraz büyük.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. a ini büyük ş ehir * Ana kent. Yedigir.

megalomani. büyüleme * Büyülemek iş i. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyükseme * Büyüksemek iş i. gösterme hastalı. teshir etmek. birini kendine bağ na lamak. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. i büyülenme * Büyülenmek iş i. unu büyüksü * Büyük gibi. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. ekber evlât hakkı . büyüklerin ellerinden. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. çekici niteliğolan. kibirlenmek. büyüklük * Büyük olma durumu.* Kendini büyük gösterme. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. n üne . p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. kibir. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyümüş benzer. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. böbürlenmek. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. ine büyüleyici * Etkileyen. büyüklük taslamak. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. na * Etkisi altı almak. ululuk. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . büyüleyiş . u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme.

büyültme * Büyültmek iş i. sihirli. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. raf rma lemi. güçlenmek. büyüme * Büyümek iş i. eyler ini * Abartmak. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. mübalâğ etmek. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. büyütmek. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Büyü gücü olan. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. raf t. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. ca * Geniş lemek. * Yaşartmak. eskisinden büyük duruma gelmek. * Artmak. geniş letmek. ş iddeti artmak. * Abartmak. büyütme * Büyütmek iş i. büyütken doku * Sürgen doku. pertavsı tıcı z. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. bakmak. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Önem ve değ kazanmak. * Yetiş mek. * Sayı artmak. büyüklerinki gibi olan. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyütmek * Büyük duruma getirmek. irileş n mek. boyutlar artmak. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan.* Büyülemek işveya biçimi. * Yetiş tirmek. yaş ı lanmak. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). eyi * (resim. . er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan.

kafadar. * Ağ büzülerek kapatı (kese. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. i büz * Künk. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzülme * Büzülmek iş i. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. unu k. büzdürmek * Büzmek. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. anüs. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. n ı n rsağ i * Yüreklilik. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzme * Büzmek iş i. cesaret. * Kalı bağ ısona erdiğyer.). büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. torba vb.* Aş laşrma. dedikodu yapı na engel olmak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. zı lan * Buruş turarak. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. ş kı k. büzgülü * Büzgüsü olan. büzülerek dikilmiş olan. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . lması * Toplanarak büzülmüş . ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. aş nlı uk . bir kenara çekilmek. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. * Korku.

Rus-ça. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. türetir: Alman-ca. binler-ce vb. karş ksı fazladan. ş ı caba * Bir ş ödemeden. iyi-ce. ben-ce. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. üstelik. mı na -ca na sen-ce vb. irret n. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. * Karbon'un kı saltması . Ca * Kalsiyum'un kı saltması . -ca / -ce. günler-ce. ı * Bkz. baypas. iş cı * Bir tür ot. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. -ca / -ce. İ ngiliz-ce. kış müş rık. ev-ce. * Fazla olarak. biz-ce. cabadan * Bedava olarak. ı z. kış rı mak.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. büzüş . soluk-ça. yavaş k. esmer-ce. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. onna k-ça. usul-cacıvb. cadalozlaş ma . Türkçe vb. açı mert-çe vb. ey nan ey. u msaklı tah açı yiyecek. köy-ce vb. c. aylar-ca. dil adları k-ça. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. na ca vb. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. i büzüş me * Büzüş iş mek i. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. yaş vb. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. . -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt.. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. sert-çe vb. para vermeden alı ş bedava. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. ).

n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. cadı davranmak. * saçı ı ık. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cav. kapamak. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. fesadıçok olduğ yer. * Karık. * çok becerikli. çirkin. * Gösteriş fazla ş ş li. ya ş ı ş . cadde * Ş içinde ana yol. cafcaflı Caferî cağ cağ . ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. atafat. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek.* Cadalozlaş iş mak i. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. uzaklaş ı p nı mak. ş ı z ğ ı eyi irret. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. k. . iîliğ * Parmaklı korkuluk. . ı atafatlı k. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. arak ine lan * Huysuz. ihtiyar kadı n. * Çok güzel göz. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. * Büyük bez veya deri torba.

yasa. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. duşbanyo vb. cakacı lı k . m caka yapmak * gösteriş davranmak. toyluk.cağ * Lavabo. * Cahilce. -cak / -cek. yerlerde atısuyun akması sağ . * Deneysiz. ş ı * Cahil gibi. yapı nda sakı olmayan. cahile yakır (biçimde). yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. lan. bilgisi olmamak. k nı layan zemindeki delik. fiyakalı li durumda olmak. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. * Yol yiyeceğ azı i. caka * Gösteriş m. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. yerinde sayı yakık olan. cahil * Öğ renim görmemiş . caka satmak * gösteriş yapmak. genç. cahile yakır (biçimde). cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . banyo. uygun. kabadayı fiyaka. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. k. çalı satmak. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. bilgisizlik. çalı lı k. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. cahiliyet cahillik * Cahillik. okumamı bilgisiz. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. toyluk. ş . deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. ini * gençlik. * Gençlik. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. cahil kalmak * bilgi edinememek. * Hamam. toy (delikanlı kı veya z). kuzu-cak vb. . caiz * Din. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. cakacı * Caka yapmayı seven. bilgisizlik. * Cahil olma durumu.

saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. kayı kavak. * Gözü takma olan. kanatları na camsı . boyları ı k 1 1. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. içki. ile lan cam suyu . ş effaf. cansı z. * Bkz. klı calip Calvinci * Celp eden.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . cam çivisi * Yaklaş çapları mm. saydam. * Pencere. cakalanma * Caka satma. * Aç gözlü. * (göz için) donuk. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. lan * arkası görünen. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . li. cakalanmak * Caka satmak. * Cakası olan. . çekici. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. caka ile yapı gösteriş lan. Kalvenci. düzme. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . e açları zarar veren.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. meş ve gürgen ağ n. Kalvencilik. * Kadeh. sahte. hortumları körelmiş kelebekler familyası . nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. çeken. * Cakası olmayan. Calvincilik * Bkz. elma. camcı leri lan .5-2. cakalı cakası z calî * Yapmacı . tamahkâr.

camlı ran k. suyu bol. sergen. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. cam yünü * Çok ince. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Kurnazlı hilecilik. * Gözlük. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. camekân . camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. hileci. * Yerde ve tel. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. * Ser (II). camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. * Bir yeri. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. * Evin içini pencereden gözetleme. k. * At alısatan veya yetiş kimse. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. * Göstermelik. n i i. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. camcı elması * Ucundaki küçük. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. p tiren * Usta. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i.sı. cambaz akrobat. k. at. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. bisiklet vb. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. becerikli kimse. * Kurnaz. vitrin. heyecan verici gösterileri yapan kimse. üzerinde dengeye dayanan. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. tehlikeli.

çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. camgöz canis). . camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. * Cansı z. içinde bulunduran. camlaş ma * Camlaş iş mak i. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. * Camlamak iş i. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. camlanma * Camlanmak iş i. * Donmuş . * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. boyu bir buçuk metre kadar olan. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. camı z cami cami * Toplayan. * İ alan. ile * Bu renkte olan.camekânlı * Camekanı (yer). cam takmak. camia camit * Topluluk. * Manda. olan camekânlı kutu * Televizyon. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). camlanmak * Cam takı lmak. kömüş ı . yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camekânsı z * Camekânı olmayan. zümre. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. su sırı ğ . bir araya getiren. pembe.

oda. olan. cı * Azrail. can bayı lmak * iç geçmek. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. dirlik. takatsizlik göstermek. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . ş irin. i. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz.camlatma * Camlatmak iş i. * İ n kendi varlı. * Güç. sevilen. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. sevimli. * Kiş birey. * Yaş hayat. cama benzer. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. . özü. en çarpı. eyin can alı cı * En önemli. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. . camlatmak * Cam taktı rmak. camekân. nlı * Çok içten. laş ş camsı z can * Camı olmayan. ama. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. nsanı ğ ı * Gönül. camsı * Cam gibi saydam. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . * Çiçek. can dostu. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk.

can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. * sona ermek. can borcunu ödemek * ölmek. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. can damarı * En önemli veya hassas nokta. pek içten (arkadaş n. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. baş a baş * herkesin kendi canın. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. candan. ini lamak. tükenmek. can direğ i . in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. pek içten. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. bitmek. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. kıkı ). bunalma hâli. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. ı rı n kı can cana. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı.can beraber * Çok sevgili. can ciğ kuzu sarması er * içli dı.

. can havli ile. can havli. n arası can dostu * Pek içten dost. can havli * ölüm korkusu. can noktası * En önemli husus. gücü tükenmek. yer. sulu bir tür erik. can korkusu * Ölüm korkusu. can kuş u * Ruh. nı nda can korkusu * Bkz. can kurban. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. güçlenmek. can kulağ ı * çok yakıdost. * En duyarlı yürek. can olmak * sevimli. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. vurgulanması gereken yer. can gözdesi * Sevgili. can kurban * Can feda. sı . hoş görünmek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile.. davranı karş nda söylenir. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. * Yüreğ altı in ndaki bölge. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse.* Kemanıiçinde. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. .

* üzmek. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. * canlanması yol açmak. can vermek * ölmek. cana yakı n * Sevimli. can yeleğ i * Bkz. cana yakı k nlı . eziyet etmek. acı vermek. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. * ruha güç vermek. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. cana kı ymak * öldürmek. can sı kmak * bı nlıvermek. üzücü. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak.). cankurtaran yeleğ i. na * bir ş çok istemek. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . can sıcı kı * Üzüntü yaratan. ğ ı bunalı m.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. eyi can yakmak * zulmetmek.

ürkütücü bir durum almak.* Cana yakı olma durumu. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. zalim (kimse). domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. kötü ruhlu. yı cı rtı hayvan. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. * Haş . arı * Acı z. *İ çten. yürekten. ması * Köpek balı. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . canavara uygun düş biçimde. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). yaramaz çocuk. tiz ses çı karan alet. . *İ çtenlikle. candan geçmek * ölmek. * Kurt. canavar gibi olmak. canavarca * Canavar gibi. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. candanlı k * Candan olma durumu. gönül verilmiş olan kadı sevgili. n canan * Gönülden sevilen. samimî. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. canavarlı k * Canavar gibi davranma. ilgiyle. * Korkunç. gönülden. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. istekle. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. candan yürekten * içtenlikle. saldı * çok fazla. * (tasavvufta) Tanrı . . n. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde.

ı a. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. için) canfeza cangı l * Bkz. canı çekmek * bir ş istemek. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . vurma vb. canhı raş * Yürek paralayan. çok heyecanlanmak. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. parlak. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir.candarma * Jandarma. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. ipekli kumaş . ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. tok. * Karıklı kargaş ş k. * üzülmek. * aş duygulanmak. arzulamak. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. acı . istek duymak. * Bu biçimdeki gürültü. sonucu acı duymak. tüyler ürpertici. taze ve sinirsiz yaprak. rahatsıolmak. ince dokunmuş . z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. canı mak acı * çarpma. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. tahammül etmemek. cengel. inde lmıbir ik . cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. kulak tı rmalayan. periş olsun.

canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. canı ksı çı n! * "ölsün. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. * acı deneme geçirmek. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. ya. canıkı sılmak * içi sılmak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. * çok yı pranmak. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canı gitmek * özen gösterilen.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. bir te . sabı z. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. yarı öfkelenmek. * yarı üzülmek. * ölmek. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. * büyük sıntı düş kı ya mek. bir iş zarar görmek. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. kı i * keyfi kaçmak. canı yerine gelmek. çok isteyerek. canı istemek * heves duymak. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen.

* sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. * kendini öldürmek. kendini koruyan. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. * ruhu ş olmak. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. an canı rahmet na . * birini öldürmeye hazı rlanmak. canı değ na mek * çok hoş lanmak. kendine bakmadan yaş amak. gücünü kazanmak. canı gönülden. canı dese. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. öldürmek. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. * (ca:nı çok güzel. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. çok değ verilen. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. sağğ . sen bilirsin. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. batmak. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. ndan canı geçmek.

sabrı kalmamak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. * birini öldürmeyi istemek. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı çı nı karmak * hı rpalamak. çok sevmek. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. * canı verdirecek kadar memnun etmek. bezmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. canı susamak na * ölmek istemek. fazla çalı rmak. nı * sıntı sokmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. ey * bir ş çok düş olmak. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. * hiçbir ş esirgememek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. çok yormak. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. neş kaçı esini rmak. eye kün canı yakmak nı . lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. bı kmak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. yı prandı rmak. canı bezmek (veya bı ndan kmak.

taraf. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. çok sevmek. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). filika. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. kı . cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. ambülâns. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. cani canice canilik canip * Yan. caniyane * Cani gibi. amandı ra. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . kürekli sandal. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. ı sı m . cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. fosforlu ş lan. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . caniye yakır (biçimde). * Cinayet iş lemiş olan kimse. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. * bir kimseyi. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. yacı * Cani gibi. çok sıntı zarara sokmak. canice. ş ı * Cani olma durumu.

diri. * Canlı tazelik. ayı iş k. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. etkinlik kazandı rmak. canlanma * Canlanmak iş i. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. dirilik getirmek. (birinin) kı ı girmek. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. . ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. * Heyecanla. canlı kazandı lı k lı k ran. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. hayat dolu. * Kiş tirme. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. yaş ayan. lına ğ * Yoğ unluk. henüz ölmemiş . lokal vb. canlanmak * Gücü artmak. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . na * Yaş atmak. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. canlı * Canı olan. etkili. u canlandıcı rı * Canlı veren. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. i * Depreş mek. canlı canlı * Diri diri. * Güçlü. * Etkinliğartmak.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. hareketli. hareketlilik kazanmak. lı k. var gücüyle. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. f. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. diri duruma gelmek. canlanması yol açmak.

alıyla i anda yapı yayı lan n.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . cansıcansı z z * Cansıolarak. cansiparane * Canı verircesine. . * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. hareketlilik. özveriyle. * Neş elilik. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. z * Hareketsizlik. cansı k zlı * Cansıolma durumu. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . * Canlı olmayan (varlı camit. * Durgun. sönük. capcanlı . canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . k). unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. * Güçsüz. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. una canlı lı k * Canlı olma durumu. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. * İ uyandı lgi rmayan. nı ine ş . mecalsiz. nı cantiyane * Kantiyane. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. cansıgibi. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. hilozoizm.

* Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. carlama * Carlamak iş i. geçen. car etmek * nara atmak. nları na af. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. haykı rmak. yürürlükte olan. ş arjör. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. tellâl ile duyurma. (bir car * Çağ. * Geveze. * Olagelen. imdat. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. * Akan. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . cariyelik * Cariye olma durumu. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. carcar carcur * Bkz. rı * Tehlike durumu. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . carlamak . gürültülü bir biçimde (konuş ma). carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. ilân etmek. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . k. yardı m. alıp satı rı p nı labilen. yürürlükte bulunan para. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. car car * Çok ve yüksek sesle. ilân. na * Fermuar. yaygaracı .* Çok canlı biçimde). lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar.

(II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. çaş k. ey rtı rken kan * Carı olan. * Yellenme. cavlağçekmek ı * ölmek. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. cavlak . (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. önemsiz. * Çılçı örtüsüz. çok söylemek. haykı lân rmak. nara atmak. rı plak. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cav * Bkz. duyurmak. carlı carsı z * Carı olmayan. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. çaş ı t. hiç tüyü olmayan. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. * İ etmek. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak.* Bağ ı konuş rarak mak. cartayı çekmek * ölmek. derme çatma. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. casus casusluk * Casus olma durumu. * Birdenbire ve gürültü ile. z. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. abartısöz. cavalacoz * Değ ersiz. çağ (II).

sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. gürültülü ses çı kartmak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . kararı döndürülmek. plak * Ölmek. gürültü. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. vazgeçirmek. çı kalmak. vazgeçirilmek. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. tüyünü dökmek. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. plak. i . cayı ş * Caymak işveya biçimi. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. dönek. kararı döndürmek. yı lma sesi. *Ş iddetli. uzun. caydılmak rı * Cayması lanmak. yı ldını ı ı lı r. sözünden döndürücü. * Caydı işveya biçimi. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i.* Çı tüysüz. caydıcı rı * Kararı ndan. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. * Kavlamak. cayı rtı *Ş iddetli yanma. çı k. etkili olarak.

i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. vazgeçmek. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. albeni. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. mlı k. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. m. alı . cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. * Fitneci. * Alı alı lı çekicilik. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. mek cazibeleş mek . i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Cazgı r olma durumu. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. cazibedar * Çekiciliğolma. * Çekim.cayma caymak caz * Caymak iş i. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. * Caz müziğçalan orkestra. * Sözünden. kararı dönmek.

cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. elveriş lgi ran. mlı * Önemli. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. cazı r. alı duruma gelmek. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. . albenili. albenili. msı * İ uyandı çekici. ağ ğolan. alı duruma getirmek. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. alı . * Kucak çocukları. * Cazı olmayan. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. * Çekici. ı ı rlı * Çekici olmayan. mlı cazur cazur * Bkz. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması .* Çekici. mlı cazibeli * Çekici. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . cazlı cazsı z * Cazı olan. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. li. alı z. alı .

savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. ekime elveriş olmayan yer. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. ldı * Becerikli. boş toprak. * Ekilmemiş tarla. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . -ca / -ce (I). * Bkz. onaran ve bakı ile görevli bulunan. zorbalı ndan k. münakaş etmek. cebine indirme. cebe * Zı rh. zorba. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. cebbar * Zorlayı. zorba. savurgan. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. cebi delik (kimse) * para tutmayan. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. züğ parası ürt. Tanrı . tartı ş mak. açıgöz (kadı k n). * Silâh. cebelleş me * Cebelleş iş mek i.-ce -ce * Bkz. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. cebin . cı * Kudret sahibi. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. -ca / -ce (II). na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. çekiş raş mek. merhametsiz. * Acı z. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. z. cebelleş mek * Uğ mak. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. * Sahipsiz.

cebriye * Yazgılı kadercilik. cı k. zoraki. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. larak rı * Zorla. cebrinefs * Kendini zorlama. cebren cebretme * Cebretmek iş i. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. zı nda . lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. kaplanan levha. kendini tutma. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . lan. fatalizm. koaptör. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta.* Korkak. n. * Alı yüz. zorlayı ş . süyek. zor kullanarak. cebretmek * Zorlamak. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. cebirsel * Cebirle ilgili. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. n mı nda lantı kuran matematik kolu.

cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. lak * Yeni. ş lara n * Çok sıntıyer. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cefa etmek * üzmek. Cedî cedit cedre * Guatr. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. . ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . eziyet etmek.ceddine rahmet! * "aferin. guş a. cefalı kı ya katlanan. bir çı da. cefa * Büyük sıntı kı . rpı cehalet * Bilgisizlik. bilmezlik. eziyet. kı ya. üzgü. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. ı r . kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. tamu. cehdetme * Cehdetmek iş i. cehdetmek * Çalıp çabalamak. sıntı kı çekmek. * Oğ burcu. cefakâr * Cefalı . cehennem gibi * çok sı cak. eziyet. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek.

* Çaba. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. cehennem gibi. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. korkum yoktur" anlamı sövme. acı z kimse. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). -cak / -cek. yakı. * Kök boyası gillerden. . cehennem olmak * defolmak. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. n ı . * Bkz. istediğyere kadar gitsin. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. kollu giysi. ı lan. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. kalçayı örten. ceht -cek * Bkz. yün. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. * Üzücü. k * Hamamıocağ külhan. meli. ıkta bozulmayan beyaz kristal. bilmezlik. * Pamuk. Jaketatay. iğ irip . çabalama. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. havaya dayanı .cehennem ol * defol!. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. meyve. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius).

sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. n * Katı yüreklilik. * Celâlli gibi. Galata. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). keçi. * Hı n. zalim. iri sı celil * Çok büyük. celeplik celî * Koyun. * Büyüklük. ulu. ululuk. ğ ı n * Topkapı . * Acı z. * Öfke. zalimlik. celâllice celbe celep * Koyun. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. kı zmak. ikâr. celâllenme * Celâllenmek iş i. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. k. coş rçı kun. * Parlak.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. cilâlı . 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. katı ması yürekli. cellât gibi * acı z. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. * Avcı çantası . celp . keçi. celâlliye benzer. * Tanrı n sı ndan biri. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. kolaylı suç iş kla leyen. kı nlı zgı k. celâllenmek * Öfkelenmek. * Açı aş k. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse.

cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . celseyi açmak * oturumu açmak. çağ belgesi. cemaatli * Cemaati olan. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. kendi üzerine çekme. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. * getirmek. çağ belgesi.* Getirtme. * Mahkeme tarafı dava edene. ı dı rı celse * Oturum. celp etmek * kendine çekmek. . cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. z klar. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. * İ kalabalı. celpname. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma.

cemiyet * Dernek. n * Gönül alı davranı cı ş . cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. hepsi. toplam olarak. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. * Çoğ çokluk. (bir ş eyin) tümü. cem'an yekûn * Toplam olarak. (bir ş eyin) hepsi.* Toplayarak. * Topluluk. bir araya getirmek. toplum. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . ul. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Tanrı n sı ndan biri. * Toplama. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. * Toplama. cemetmek * Toplamak. hep. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. büyük tövbe ayı . hançer. veya iyi yla . cemetme * Cemetmek iş i. cemilenmek * Çoğ ullanmak. * (erkek için) Güzel. hepsinin tamamı . cemi * Bütün. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. çokluk hâline getirmek. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . * Düğ ün. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. küçük tövbe ayı .

rlanmıinsan ölüsü. ndan * Saygı . Cenabı hak * Allah. gömmek. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. Tanrı . pres. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . derli toplu. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. * Cemiyet içinde geçen. * Kol. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . cendere * Bir ş sı eyi kmak. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. cenabet * Cünüp. cenap cenaze cendereleş me . hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. ş * Cenaze töreni. * Pis. cenaze gibi * benzi sararmı ş . dağ k olmayan. taraf. cenah * Kuş kanadı . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. kötü. * Yan. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak.cemiyetli cemre yükseliş i. lerde lan * Manevî baskı . pazı .

çü. kavgacı çı . . zları a acakları yer. çekiş raş me. uçmak (II). kan. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. cenkleş mek * Savaş mak. çekiş münakaş etmek. dövüş çı k. huzur veren yer. mak. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. * Çok güzel. * Atı ş mak. cenkçi cenkçilik * Savaş. kla mın mı . kan. mek. kanlı çülük. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k.* Cendereleş iş mek i. * Cenkçi olma durumu. ehri) ndan cengâver * Savaş. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. a cennet * Dinî inanı göre. * Büyük çaba. iyilik yapanları günahsı n. cenk * Savaşkavga. cenk etmek * savaş mücadele etmek. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. kavga. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. uğ .

ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. cennetmekân * Cennetlik. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . bakı (yer). centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. centilmen * İ arkadaşk eden. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. bakı . mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. * Güney. alı kadı mlı n. mlı cennete dönmek * güzel. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). cennetmekân. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. güzel bir yer durumuna getirmek. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . çok cennete çevirmek * temiz. güney. nda cennet gibi * güzel. * Güzel. . cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Henüz pek küçükken ölen bebek. kibar (erkek). güneye özgü olan. anı r. yi lı lı . * Cennetin güzellikleriyle donanmak. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. * Güneyli. saygı görgülü.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki.

ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cepçilik cephane * Yankesicilik. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. kablosuz telefon. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cephe * (yapı larda) Yüz. cep saati * Cepte taş saat. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. çökertme. yön. ı n ü * Yan. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. taraf. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cebe girecek biçimde küçük kitap. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cepçi * Yankesici. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. * Belli bir düş ünce. cı cephaneci * Kara. alnaç. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. taş ı nabilir. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. .cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon.

bir düş ünceye karşolmak. cebine indirmek. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. sürükleyerek götürme. ceplemek * Kazanmak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. yı bilmemek. bir sa. kendi malı ödemek. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. z * Ceplemek iş i. cephelenmek * Cephe oluş turmak. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. rin ş . * Yara. rin cerahatli * İ toplamı irinli. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. ndan cer * Çekme. cepheli cepken cepleme * Yönlü. cepten vermek * kendi kesesinden. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cerahat *İ rin. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. değik cephelerde savaş iş mak. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. cepheleş mek * Bir düş ünce. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. * Kolları rtmaçlı uzun. . direnmek. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. taraflı . doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak.cephe almak * hası durumu takı m nmak.

u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. cerbeze * Güzel konuş ma. olmak. cereyanda kalmak * kapalı yerde. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. k. ceride * Gazete. cereyanlı * Akı lı ntı . ceren cereyan * Ceylan. * (bir düş ünce. * Beceriklilik. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * Aynı ilimde olan. * Akı . aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. mı cereyan etmek * geçmek. * Yara. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. * Girgin. dilli. inanç. eyin me. * Bir yöne doğ akma. yapı lmak. hareketi içinde yer almak. mlı cerh * Yaralama. girginlik. ceriha cerime . * Bir ş geliş olma durumu. * çürütmek. kayı t defteri. akı akı .cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. kolaylı ve inandıcı söyleyen. * Süvari kolu. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. rin ş . cerh etmek * yaralamak. veya iddia için) Çürütme. ru ş ntı . * Akı m. * Cereme. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. * Tutanak. * Kurnazlı hilekârlı k.

3. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. cesaret pekliğ i. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. davranı güç almak. atı k. . * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. . yüreklilik. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. * Çekinmezlik. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. irilik. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. yiğ yürek ve göz inin u itlik. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. sürükleyici. k * Dilenci.Ö. e mek. yüreklenmek. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . yüzyı 9. lganlı * Büyüklük. iri. * Zorla para alan (kimse). cesamet cesametli * Kocaman. Cermence * Cermen dili. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. cerrah * Operatör. * Önemsiz yaraları tiren kimse. cerrar * Çekici. iyileş * Cerrahlı ilgili. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak.

"kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesur cesurane * Cesaretle. itlenme. birini yüreklendirmek. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. ceste * "Azar azar". yüreklenmek. * Ölü vücut. naaş . yiğ i. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yüreksizlik. korkutmak. itlendirme. cesurca * Yürekli. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. yüreklilik. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. * Çekingen. iri. yiğ itlendirmek. yüreklice. kocaman. yiğ it. ceste ceste * Azar azar. cesaret vermek. yüreklenmek. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. cesaretli. yürekli. . cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. i. yiğ i. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. yiğ lgı ğ ı itlenmek. cesaretsiz * Yüreksiz. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. ceset cesim * Büyük. yiğ itçesine.

yanı e. * Liste. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. * iyi sonuç vermek. tahtadan. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. tlandılma. dereceli veya derecesiz. * Atı k. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. ş an cesurluk * Yüreklilik. ya ı lı tlamak. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. gözü pek olma durumu. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . büyük baba. mücevherci. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. karşk olarak. yapı rmak) ş tı * kesin. * Ark. cevaplamak * Bir soruya. cesur gibi. çizelge. soyca. inde * Elmas. cevaben * Cevap olarak.* Cesura yakı biçimde. su kanalı . * Atalardan beri. ya ı lı t. yanı e. yakut gibi değ taş mücevher. . ata. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. erli lar. iyi sonuç alı nmak. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. lganlı cet * Dede. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. p * Bir soruya. cetbecet cetvel çizgilik. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. cevaplama * Cevaplamak iş i. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak.

uygun bulmak. cevaz vermek * hoş görmek. yi * Töz. ma. * Bir ş özü. gezinti. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. gevher. cevelân cevher * Dolaş dolanma. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . karş ğ vermek. en aç (Juglans regia). tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. bir tepki göstermemek. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. maya. yanı. ıı lında cevaz * İ müsaade. ş ş ta . cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. hata yapmak. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. erli ı . karşğverilmek. zin. niş acı lı astalı yemişkoz. yanı rı lı tlandılmak. * Eziyet. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. üzgü. cefa. u rı ktan * Cevheri olan. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. yanı rmak. . erli. * İ yetenek. * Bu ağ n yağ. i. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. * Cevheri olmayan. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. uzun ömürlü. eyin * Değ süs taş mücevher. ı z. gezinme. i.

ceza alanı * (futbol. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. ceviz katı ş lmı . acın u * Cevretmek iş i. ı ı rlını kı ve . sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. na. ceza çekmek * hapiste yatmak. antına. i tanı ince bacaklı nan. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. suçluya) para cezası verdirmek. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. üne. zarif. rı * (görevli. atmosferik. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z .cevizgiller * Örneğceviz olan. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. memeli hayvan. hentbol vb. sıntı veren uygulama. cevizî cevizli * Cevizi olan. boynuzlugiller familyası ndan. ş ları kı . . hareketlilik. ceylâna uygun biçimde. cevretmek * Eziyet etmek. gazal (Gazella dorcas). çöllerde yaş ayan. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. *İ kizler burcu. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü.

ceza kesmek. cezaya iliş cezaya dayanan.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. cezaî * Ceza ile ilgili. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. ceza yemek * cezalandı rı lmak. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. cezalı * Cezalandılmı(kimse). cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ceza verilmek. ceza vermek * cezalandı rmak. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. ceza yazmak * Bkz. . ceza alanı . yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. hapishane. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. kin. cezalandılmak. ı r kanı ceza sahası * Bkz. * hükmedilen cezayı bitirmek. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . * para cezası ödemek. tecziye edilmek. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. mahpushane. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş .

ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. * Cezayir halkı olan (kimse). bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. kendine özgü mavi. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. * Etkileyerek kendine bağ lama. cezbetmek * Kendine çekmek. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. kendinden geçmek.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . kökten. saplı . kendini kaybetmek. * Cezbesi olan. ş vb. * (denizde) Ada. * Köklü. temelden. rı ş . * Alçalma. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). * Kahve piş irmeye yarayan. cezbetme * Cezbetmek durumu. cezir * Kök. silindire benzer küçük kap. e ru Cf . bağ lamak. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. radikal. * Kendine çekme. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak.

* Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. simit-çi. gram. öpü-cük vb.* Kaliforniyum'un kı saltması . ç * Mı zrak. iş leyen yara. parası geçim darlı çeken. erini . * Yoksul. fat cı k. * Atıiki omzunun arası n . çartı r. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . çekap. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. * Süs. * Gücünü. su-cu. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. na fat l. * Derisi soyulmuş et. hı rpalanmak. ev-cil vb. türkü-cü. cı gara cı k * Bkz.usulca-cıvb. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. değ yitirmek. -cı -ci. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. f ve * (ık için) Güçsüz. ama k. köfte-ci. cıl bı * Çı plak. * Bkz. k-çı * Çok zayı güçsüz. * Derin. sönük. cı dak * Mı zrak. kürk-çü vb. yavru-cuk. sigara. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. z. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. büyük çı ban. zayı flamak. CGS * Santim. * İ organlar. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. dara-cı bir-i-cik vb. cık cı * Güzel. balı . ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. nahif. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. l. eneze.

lan . mbı cı k ncı * Bardak. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. üm. * Sözünün eri olmayan. * Cık. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . lı z * Bozularak kokmuş . boş veya bozuk çı kmak. çürütmek. * Cı olma durumu. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. züccaciye. sürgün. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. kolye gibi ş eyler. kadeh. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. cı çı lk kmak * kusurlu. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. vı *İ rinlenmiş . tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. mı . cı etmek lk * bozmak.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. * Filiz. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar.

cı a rboğ * Bir tür çöl sı (Dipus Caegyptius). a lan cı r r cı * Durup dinlenmeden ince ve usandıcı çı rı ses kararak. rısı * Geveze. f. lı z. fınlarda. cı rlatma * Cı rlatmak iş i. * Kaynana zıltı. cı ayan rlak. cı rlama cı rlamak * İ ve usandıcı çı nce rı ses karmak. n lmı lı . * Cı rlamak iş i. cı rdaval cı rı ldama * Meş dal