Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. düzensizlik. . ahenksizlik * Uyumsuzluk. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . soy. ahenkli * Uyumlu. ahenksiz * Uyumsuz. uyumluluk. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. ahenktar aheste * Ahenkli. ahfat * Torunlar. değ verilecek bir ş değ er ey il. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. * Eğ lencesiz. . ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ı ı r r. ı ı r r. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahenk vermek * düzeni. * Eğ lenceli. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. * Yavaş ı .ahenk sağ lamak * düzene sokmak. uyumu sağ lamak. düzenli. düzensiz. ağ r. birliğsağ i lamak. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek.

son günlerde. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. ahretlik. bakı z. . ancak 2. dağ k. sonunda. k * Son. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. i * Antlaş ma. en sonra. ndan ahi Ahilik * Cömert. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. son olarak. Muhammed. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. ant. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. * Bkz. sonraki. zaman. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. * Son zamanlarda. * Sonra. eli açı k. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. * İ ömrünün son yı . inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. ahret. ahı r. harap duruma getirmek. değ verilecek bir ş değ er ey il. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. yakı nlarda. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. zanaatçı im . cömertlik. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. * Bkz. . ahı çevirmek ra * bir yeri pis.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. * Devir.

kötü gibi sorunları inceleyen. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. reseptör. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. * Birinin yerine geçenler.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. alı. güzel huylar. ahitname ahiz * Alma. etik. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. lar. rdı. ahlâf ahlâk bilim. yi ahlâk bilimi * Yarar. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. ma. iyi. bilir bilmez konuş larda mak. ahlâk dı ş ı * Töre dı. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. . * Antlaş belgesi. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. * Kabul etme. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. antlaş anlaş ma ma. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. eslâf karş . halefler. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ahitleş mek * Antlaş mak. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. kuş aklar.

yol iz bilmez kimse. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster).ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. k k raşrı ahmak . * Gülgillerden. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. * Bu ağ n. * Kaba adam. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. na * Dürüst davranmayan. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. ahmağ yüz. terbiyesiz. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ögeler. z * Ahlâk kuralları uymama. moralizm. bunlara uygun davranan (kimse). abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. ahlâkla ilgili. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. kötü huylu. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. ahlâksı davranı na zca ş . * İ çekmek. * Bir karım içindeki parçalar. na lı * Ahlâka uygunlukla. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. ah etmek. yasaları uyum içinde olma. aç. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. reti. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. bir il. * Ahlâk bilimi. ah çeker gibi ses çı ç karmak. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i.

ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. r iş ahretlik * Besleme kı z. aptallaşrmak. ahret yolculuğ u * Ölüm. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. * Dilsiz. ve an mur. budala. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. sağ ve dilsiz. ı r * Dinî inanı göre. aptalca. aptal. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. ş k. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. sı ahraz ahret dünya. * Bir an için ş alayıbocalamak. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. lsı k. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ş ahmakça * Biraz ahmak. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri.* Aklı gereğgibi kullanamayan. ş . ahş a . bön. aptallaş mak.

* Bu bitkinin duta benzeyen. ahzetme * Ahzetmek iş i. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. ahududu * Gülgillerden. . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. ince. * çok güzel. * Kesenek. ahu parçası * Çok güzel. tahtadan yapı ş lmı . ahş ap * Ağ açtan. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. kı zı rmı renkli.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. iliş kinlik. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. lan. ahzetmek * Almak. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. rnaş k. * Ait olma durumu. hâller. polip. karaca. karı ı na . * Olaylar. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ahzüita * Alıverişalı satı aksata. ahu * Ceylan. çocuklar. ahval * Durumlar. koca. koca ve çocuklardan oluş topluluk. vaziyetler. * Karı . yayı yla e. çekici. * Davranı ş lar. aidat * Ödenti. er eyler. bağ ı ciğ gibi ş rsak. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ş . * Güzel. zarif kadı n. m m. . sı nları * Eşkarı . kabul etmek. aç i. çekici. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. ahzükabz * Kendine mal etme. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan.

iliş iliş ilgili. . en. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . ik. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. * Ailece. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. anlaş sevgi ve hoş ma. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. kla i. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. aile adı * Soyadı . * Bütün aile birlikte. birinin olmak. -e düş kin. yakı ş ı n. geliş i ev. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. u.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. görü. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. ajan * Ailesi olmayan. birine düş mek. *İ lgilendiren. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. doğ kontrolu. için. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. hayvan veya bitki topluluğ i u. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. * Aile ile ilgili.

* Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. temsilci. layan iş kolu. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . * Ajanıgörevi. casus. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. ak benek benek. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . süt gibi ş eylerin rengi. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. un için ş an * Bir kimsenin. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. andaç. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . kı sı * Beyaz leke. yat-ak vb. kara ve siyah karş . * Bazıeylerde beyaz bölüm. rahat. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. ç-ak. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. perde. ele-k. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . -ak. gözenekli. beyaz. * Kar. * Sınt ız. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. iş ğ ı iş görevlisi.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ak basma * Ak su. katarakt. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. küre-k vb. ı tı * Bu renkte olan. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. ak demir * Dövme demir. * Bu iş kolların çalı ğbüro. gözenek. * Temiz namuslu. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. bı tara-k.

u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. omuriliğ dıtabakası an in ş . karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. * saçı sakalı armı ağ ş . . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ak pak ak pas * Lâhana. beyaz bir toz. ş algam. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. abey. *İ zmarit. sülümen. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. ayıkiş lar. akabe * Güneyden esen rüzgâr. lodos. k nı diğ lan ak gün ağ r.* Bkz. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. süblime. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . ak kan yangı sı * Adenit. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. turp. temiz. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). akı karası geçitte belli olur.ş . ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. * Bembeyaz. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. parlak. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ayıise pratı ak kan * Lenf. istavrit. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . çok zehirli. ak pak * tertemiz.

* Yer altı oluğ su u. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. * Akarsu yatağ yatak. akabinde * Arkası ndan. i. * Irmak. oluk veya baş araç. vinti * Eğ inişfazla olan yer. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. mecra. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Maundan yapı ş lmı . i akademisyen * Akademi üyesi. drenaj. i akak . lar * Yüksek okul. sanatçı kurulu. ardı ndan. hemen ardı ndan. akademik * Akademi ile ilgili. çay. yazarlar. dere. ark. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). lan ka * Kanal. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. * (su için) İ yeri. hemen arkadan.* Tehlikeli. küçük akarsu. su yolu. * Maun. sarp ve zor geçit. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. imi. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. ı . akağ aç * Gürgengillerin. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . akademi * Bilginler. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Bilimsel niteliğolan. * Yer altı suları toplayan tesisat.

Meryem ana asması (Clematis vitalba). * Sürekli iş leyen çı fistül. kül renginde. ban. vı akaryakıistasyonu t * Benzin. beyaz çiçek veren. ksı akaryakı t * Benzin. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. ahap. aralı z. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). dükkân. dükkân gibi mülk. ı . gaz.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. motorin gibi yakı n satı ğyer. söyleyeceğsöze yer kalmamak. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. tarla. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. yaban lı cı asması . ağ ş en ma. sokucu veya emici knaz lı . arız. bağ mülk. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. * Küçük akarsu. ları üsle ik. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. zamk. güzel kokulu reçine. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. sık. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. akan sular durmak * itiraza. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. meteor. akasya * Baklagillerden. z. * Baş sı k. lan aç * Baklagillerden. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. en acı m acı . kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. acınkine benzeyen. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. * Kesintisi olmayan. * Kaplı ca. olan bir taş . yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . sonuçsuzluk. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). akarca * Kemik veremi. akamet * Kırlı verimsizlik.

bataklı ı ve göl kıları yaş k. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. rmak yı nda ayan. beyazca. ile lan k * Akya balı. (Bemicla). etli akça pakça . * Bkz. kın ı kılara göçen. beyaz kabuklu. erin. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). akçe. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. başve boynu çı olan. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. oldukça büyük. eti kı klı lçı . iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . akça armudu * İ kabuklu. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). nda . sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan.akbaba * Akbabagillerden. leş beslenen. akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. sarı ve sulu bir tür armut. * Sazangillerden. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. geniş büyük olan. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. plevra. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. bronş çuklarıson bölümü. akburçak akciğ er organ. ekmeklik buğ klı day. * İ htiyar. nce . burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus).

iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). . parayla ilgili. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. lam aç. akdetmek . akça yel * Güneydoğ udan esen yel. yaprakların uzun. malî. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. güzel (kadı n). n akçöpleme * Zambakgillerden.* Beyaz tenli. akdarı * Buğ daygillerden. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akçakavak * Akkavak. akçalı * Paraya bağ. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). akdetme * Akdetmek iş i. . Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. keşleme. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akdedilme * Akdedilmek durumu. * Her tür madenî para. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. rengini atmak veya atmıgibi olmak. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. lı akçe * Küçük gümüş para. Akdeniz humması * Malta humması . geniş nı olması . örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç .

güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. l. us. anlamca açı(anlatı selis. i lan * Beyaz renkte olan dut. kara gözlü. k m). * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. nda. akı cı * Akma özelliğolan. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. * Sonunda. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. kara saçlı . akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. akı karası ak kara * beyaz tenli. muahede. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. sonuç. ğ lan akı l * Düş ünme. okunabilen. üt. cathartica). aksungur. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. * Öğ salıverilen yol. kanı . gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. anlama ve kavrama gücü. i * Kolay söylenebilen. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). . eninde sonunda. . tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı.* (mukavele. akılı cı k * Akı olma durumu. k * Düş ünce. za. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. ve mı cı i. * Hafı bellek. bir yla an ğy). lan akı seyelân. akı l. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. cı * Söz.

ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. akla uygun gelmemek. görüş almak. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. inanı lacak lmaz. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. gayriaklî. insanıaş rtı şı rtmak. l dı ı sı . vaktinde hatı rlamak. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. deli. na na akı l almak * danı ş mak. e. akı l almamak * inanı gibi olmamak. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . herhangi birinin aklı gelebilir. gerçeğ uygun olmayan. akı l erdirmek * anlamak. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. ajanda. muhtı defteri. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. en içeride çı azı i. . akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ş lı ı k. sı nı unu rrı çözememek. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. yirmi yaş i. irrasyonel. not defteri. * Us dı. sı nı rrı çözmek. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. ru il.

lda akı tutmak lda * unutmamak. akliye. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. rasyonalizm. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. rasyonalist. ünce. in ini. akı lcı * Akı lı ilgili. zeki kimse. usçuluk. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. unutmak. umudunu kesmek. akı çı ldan kmak * unutulmak. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı ı nı l vermek. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. n l var. . akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. yol göstermek. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. akliye. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. kartı ini reti. usçu. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akı l kutusu * Çok akı. akı retmek. unutulmamak. davranıbeklenmeyen (kimse). * kafa yormaya gerek yok. akı kalmak lda * akı yer etmek. mak. rasyonalizm. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir.

i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. aklı baş getirmek. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. uyanı k. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. akı çı ldan kmamak * unutamamak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar.akı çı ldan kmak * unutmak. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. n. aptal. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. yaramazlıetmeyerek. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. lı nı ş llar . ru * Akla yakı doğ makul. llandı i. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. . ru. dengeli. akı uslu llı * Akı olarak. * Akı olma durumu. n. tasarlamak. ı lan laş n ndan * Uslanmak.

akı zlı lsı k * Akız olma durumu. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. forvet. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. baskı yapmak. * Akı olma durumu. akümülâtör. eyi lsa akı z lsı * Aklı . k akıetmek n * toplu olarak gitmek. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. yöntem. ş kan ş ı iş * Sanatta. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. akı m * Akmak iş i. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. cereyan tarz. siyasette. yer değ tirmesi. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması .akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. cereyan. üş * düş ülkesine saldı man rmak. yı rma. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. düzensiz ş söylemek. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. ncı akı n akı lı ncı k . anlayıkı i li ş t. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. hareket. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. hücum. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. * Düş toprakları tedirgin etme. üş mek. amperölçer. * Debi. akı mtoplar * Akü. * Hava. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n.

eğ meyilli. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ş * Akmak işveya biçimi. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. ş kan i . * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . uzun bir balıtürü. iklik. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. n ru iş m. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı cereyan. seyyal. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. akma. çam sakı. akı ile birlikte sürüklenmek. im. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). ik. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. tedirgin etmek. * Akı n. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . sürüp gitme. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. * Eğ eğ meyil. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. i * Geçip gitme. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i.

akması yol açmak. yarı ı . ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. yağyumurta. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. n.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. erin. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). durağ mazlı ı iş an. din inancı eye lanı . * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. parlak ve değ bir taş erli . eyler lan. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. * Enli bilezik. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. akı ş malı * Akı özelliğolan. saydam. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. süt. ş veya pekmezle yoğ . akil baliğ olmak . nı akil * Akı. akı tmak * Akması sağ nı lamak. n nları na ru * Un. kalseduan kuvarsın bir türüdür. dökmek. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. akide ş ekeri * Bkz. . akide. ağ güç eriyen ş ı zda eker.

göz etrafı ı z. me. * Akıca. Hollanda kavağ(Populus alba). termit (Termes). âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. . * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. kaba karık yapağ . kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. döl veremeyen. verimsiz. yansı yankı ı k nı tı cı ma. eyin ka ey ğ ı * Evirme. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. akçakavak. . evirtim. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. kontrat. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. ı z iyi miş lısıcı u. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. baş sı arız. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. fakat kirli.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. * Nikâh. ile en lem. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. * Bir cismin. parlak bir yüzeyde görünmesi. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . * Akkor olma durumu. akilâne akim * Kır. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. ağ burun. baş sağ arı layamamak. sı * Sonuçsuz. akkirpani * Ak. akkaraman * Vücudu beyaz. ırı böcekler topluluğ termitler. sözleş veya mukavele yapan. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. iri baş. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. iri ak kanatları n. . tartılması yol açmak. ilgi veya tepki yaratmak. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. akkarı nca * Düz kanatlı lardan.

akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. aklama * Aklamak iş ibra. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. n i..akkuş akkuyruk * Atmaca. * Baş lı arıgösterilmek. çı racak gibi olmak. makul. güçlüklerle karş mak.vb. sı nı ndan * Aklanmak iş i. makul. i. maile. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. akla gelmedik * düş ünülemeyen. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. ibra etmek. akıca. akla hayale gelmez * inanı lmaz. akla yatkı n * uygun. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. yı cı kuş rtı bir . ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. tebriye etmek. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. it-ekle. düş ünülemez. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. . akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. ibraname. zı ldı vanadan çı kmak. temizlenmek. değ olarak nitelendirilmek.

aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. çok korku geçirmek. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. beraat etmek. ağ armak. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. * bir ş olabileceğ inanmamak. * Akı bulunan. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. aklaş mak * Ak duruma gelmek. akı ince. llı * doğ dürüst. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. aklı almamak * anlayamamak. ak renkli. sorun üzerinde toplayamamak. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. kendine gelmek. eyin ine * uygun bulmamak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. beyazlaş mak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . çok korkmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. temize çı kmak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. kusursuz. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. beyazlaşrmak. .* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. ş ı aş rmak. kavrayamamak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan.

aklı oynatmak.aklı ermek * anlayabilmek. * akı olgunlaş lca mak. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı ra sı * aklı sandına göre. ndan um ey . münasebetsiz. korkmak. llı * Ak olma durumu. düş üne göre. nca. düzgün. tatmin olmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. aklı evvel * Akı geçinen. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. ilerisini görememek. umduğ göre. sağ duyu sahibi olmayan. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. * çok beğ enmek. bayı lmak. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. nı aklı evvel * Densiz. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. aklı karalı * Akı karası ve olan. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. ş ı ı nı aş rmak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. * Kendisini en akı sanan. beyazlı siyahlı . aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. bocalamak. olacağ inanmak.

aklı düş na mek * hatı rlamak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. kı namak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. aklı gelmek na * hatı rlamak. kavrayamamak. * düş ünmek. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek.aklı mda! söz. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. tı aklı koymak na * bir kimse birine. ey * kararlaşrmak. na . çok istemek. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. anı msamak. aklı eyin ine almak. bir ş telkin etmek. davranmak. bir düş ünceye saplanı kalmak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. * olabileceğ inanmamak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. tasarlamak. * bir ş yapmayı ünmek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak.

çok ş ı aş rtmak. kararı caydı ndan rmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. bellemek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. * unutmamak. ldı * akı şiş yapmak. aklı ra. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. yersiz iş yapmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. * gereksiz. aklı kaçı nı rmak * delirmek. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. * ayartmak. baş çı tan karmak. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı olsun! nda * unutma!. aş nca lsı ler . aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. tasarlamak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. * hatı rlamak. hiç unutmamak. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. aklı tutmak nda * öğ renmek. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak.

* (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * (boya için) Birbirine karı ş mak. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. mak. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. * Akı ilgili. lcı k. kları * Akı lı usçuluk. akı rı zı ndık. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. yersiz düş ünmek. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. mek. akma * Akmak iş i. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * Akı l hastalı uzmanı kları . * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. çam sakı. . * Karı ş mak. katı lmak. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * Sağ duyu. * (zaman için) Çabuk geçmek. * Sürüp gitmek. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. * Reçine. akla dayanan. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. keçi mantarı (Agaricus campestris). rasyonalizm. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak.

metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. gölet.akmaz * Durgun su. akordiyon * Bkz. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. akortlatma * Akortlatmak iş i. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. akordeoncu. akortlanma * Akortlanmak iş i. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. düzenlemek. uyumsuz. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. eş eden. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akortsuz. akordiyoncu * Bkz. akordeon. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. ses veren araçları ayarlamak. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akort edilmiş . akortsuz . yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. akortlu * Akordu olan. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i.

örneğakrep olan takı . akrobatlı k * Cambazlı k.* Akordu olmayan. k. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. akort edilmemiş . bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. Zodyak. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. * Cambaz. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. * Yaş denk. akromatik . akran akranlı k * Akran olma durumu. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. sı rı * Kredi mektubu. uyumsuz. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. ür. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). i mı * Cambazlı akrobatlı k. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. diğ erinin sonucu olan ş eyler. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. arası akrep * Akreplerden. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. * Birbirini tutmayan. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. yaş boydaşöğ ça ı t. yaş k. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. * Biri. hım. .

sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. * Hafif topallamak. aks aksak * Dingil.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. kelime vurgusu. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * Aksak olma durumu. * Vurgu. ş oluş turan bölüm. grup vurgusu. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . iyi iş yi lemeyen. akromatopsi * Bkz. renksemez. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. * İ gitmeyen. hafifçe topallayan. geri kalmak. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). büyümesi veya uzaması . * Türk müziğ oldukça kı bir usul. muvaş tevş ş ah. * Kımlar. çene. * Aksayan. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. * Ermişevliya. * (bir işGereğgibi yürümemek. renk körlüğ ü. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . . sı * Aksamak iş i. ih. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale.

* (ık) Bir yere vurmak. yankı vermek. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. aksettirme * Aksettirme iş i. yankı p lanmak. * Aksaması yol açmak. k aç * Aksatmak iş i. duyulmak. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). i ğ ı çeş eş itli ya. tersine çevirmek. * Evirmek. rma. gürültülü soluk boş zlı alması . akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. aksı hapş olayı rma. ı hapş k. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. bir işgereğgibi yürütmemek. aksesuar nesne. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. * Haberi.* "alma ve verme" Alıveriş ş . * Bir aletin. mücevher gibi eş ya. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. eldiven. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . ulaşrmak. yaymak. durumu. kriz. kemer. ı rı . bir makinenin iş levine katı lmayan. duyurmak. ş apka. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. akselerograf *İ vmeyazar. çanta. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. akselerometre *İ vmeölçer. yansı ş ı ekil) p lanmak. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . hazı * Aksesuar kullanması seven. * (ığ Yansı şı ı) tmak. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. lmak. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. lı kta lan. * Ulaş yayı mak.

aksilenmek * Aksileş mek. aksileş mek * Huysuzlanmak. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. aksilik olarak. rma. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. inatçı etmek. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. ağ ve burundan hı . aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. huysuzluk etmek. aksi hâlde. ı . münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. * Aksı aksı biçimi. huysuz. hapş rması ı rtmak. ters ve kı n olarak. aksi * Ters. öyle olmazsa. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. zıkarş olumsuz. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. ı t. huysuzlanmak. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. hapş ı rmak. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. hı n. nda aksiliğüstünde i . aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. rı ı k k ran. zgı * istenmediğhâlde. * İ . hastalı . t. aksi takdirde * yoksa. inadı direnmek. menfi. * Uygun olmayan. aksilenme * Aksilenmek iş i. aksileş me * Aksileş iş mek i. ters davranmak. sısıaksı hapş klı rı a .aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan.

reaksiyon. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. ters davranmak. * Gece. iş . maddî bir etkenin. huysuzluk etmek. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. inatçı etmek. uyuş maya yanaş mamak. pay senedi. uygunsuzluk. ak basma. bir düş üncenin ortaya çı kması . lı k. inatçı huysuzluk. * Sermayenin belirli bir bölümü. perde. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. * Ada soğ . k u ı mütearife. * Yankı . * Hisse senedi. * Akş vakti kı namaz. * Oyunun teması geliş başca olay. aksilik etmek * güçlük çı karmak. * Hareket. katarakt. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. belit. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). geliş nı tiren lı im. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. elveriş in sizlik. ndan * Akdoğ an.* olumsuz davranı. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. hikâye. ka sı akş akş am am . am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. aksülâmel * Tepki. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. ş lı aksilik * Terslik. anı * Tersine. aksiyon * Bir kuvvetin. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı .

ara vermeden. nda. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. Çulpan. özellikle akş doğ yapı gazete. am lan akş saati am * Akş vakti. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. akş kadar ama * bütün gün. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. bitmemek. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek.* Akş n olduğ ş dar zamanda. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. * Yaşlıdönemi. simit. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. pek yakı kı bir zaman içinde. akş kalmak ama * (işgecikmek. ) akş sabaha ama * Neredeyse. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. kı. akş am amleyin. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. güneş battı sı in ğ ralar. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. amcı yla .

akş amsefası * Gecesefası . akş yapı am am lan. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş doğ am ama ru. akş amki * Akş olan. te ama mek. iyi akş am lan amlar!. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. akş amlama * Akş amlamak durumu. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş vakti.akş amdan * akş olmak üzere iken. amı * Akş bir yerde geçirmek. günü bitirmek. am ı rken. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amdan kavur. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş olduğ am am unda. akş için. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. am * Her akş am. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş buldurmak veya ettirmek. . amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. akş amları * Akş vakti. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. iş i. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü.

virman. i. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. kâğ tütün vb. ı t. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. i. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. iyle raş aktarmak * Bir yerden. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde.akş amüzeri * Bkz. * Bir taş baş bir taş geçme. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. * Anadolu'da iğ iplik. satan kimse veya dükkân. akş amüstü. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. baharat. albino. ine aktarı m * Aktarma işnakil. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ı . ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. ne. ev ilâçları . n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ka aktarma etmek * aktarmak. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. ı n * Baharat. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ilk * Alı . i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. zarf. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ka * Aktarmak işveya biçimi. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. gereçleri satan kimse veya dükkân. ağ üzerine yükselten oyuncu. iktibas.

aktifleş mek * Canlı hareketli. e * Bir kitabı . yönünü değtirmek. plûtonyum. aktiflik * Etkinlik. etken. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . etkili olmak. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. ilk *İ letmek. aktif metot * Öğ rencilerin. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. aktinoloji aktif fiil . * Etkili. hareketli. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. aktif duruma getirmek. tulyum. aktifleş me * Aktif duruma gelme. çanı * Etkin. uyarlamak. protaktinyum. aktif duruma gelmek. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . iktibas etmek. amerikyum. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. tercüme etmek. bildirmek. * Bir ticarethanenin. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. aktinit * Aktinyum. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak.* Bir ş yolunu. nı * Etken. aktif rol oynamak * etkili olmak. canlı . ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. çalı ş kan. toryum. * Etken fiil.

n * Güncellik. ş imdiki. yankı m. * Azgı kı n (hayvan). yankı bilimi. iddetli.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . akuzatif akü * Yükleme durumu. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. kendini baş türlü gösterme. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. * Edimsel. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . ı * Olduğ undan baş türlü görünme. * Etkincilik. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. aktörün yaptı iş ğ . inde akı mtoplar. veya * Etkinlik. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. acil (hastalı k). * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. lı lanı akut *İ lerlemişş . aktörlük * Aktörün görevi. * Günün olayı konusu. ı ı rlı saltması Ac. . aktüel * Güncel. ka ka * Kadıoyuncu. ini reti. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. ses dağ mı bir ı lı ı . ka aktöre * Ahlâk.Kı 89. n. radyoaktif bir element.

sağ lam. Al * Alüminyum'un kı saltması . allı k. ufak pullu. güz-el (<gözel). * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. * Kavimler.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). hile. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). doğ öz-el vb. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. gövel (< gök-el). lökosit. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. * (at donu için) Dorunun açı. al al * Aldatma. * Kanırengi. * Sulu boya resim. al (veya alı n) * iş te. vı nda akzambak * Zambakgillerden. k. kıl. kıla çalan./ -el*İ simden fiil türeten ek. akva * Kuvvetli. tuzak. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. ğ ı al bayrak (veya sancak) . elde eyler -al. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. düzen. fat -al. kı zı n zı rmı. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. * Bu renkte olan. yuvarlak hücre. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i.

boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. m düş al birini. vurularak ölmek. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. kak-ala-. ş -ala-. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. âlâ -ala. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. * İ piş yi memişsuluca (yemek). alaca. silk-ele-. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . k * Kekliğ boynundaki siyah halka. ı * İ pek iyi. al kanlara boyanmak * yaralanmak. hepsi bir ayarda. ş olmak. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. kov-ala. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu.vb. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. it-ele-. yi. . kiyi ala * Karık renkli. çekiş çekiş e e. elâ (göz). ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü.* Türk bayrağ ı . nda ğ ı an . * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. ş ı * Açıkestane renginde olan. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. çok renkli. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . parajin. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları .

eti turuncu ve lezzetli. uz alabacak * Ayağsekili (at). su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. haş lamak. kemikli balı n bir familyası kları . * iş alt üst olmak. uğ ursuz (kimse). soğ ve duru sularda yaş uk ayan. borda karş . ş algama benzeyen bir bitki. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. alabora olmak * tekne. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). * Olanca hı ile. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . dönek. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. sonuna kadar çevirmek. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. ı * Ara bozucu. sandal vb. . alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). * Aş derecede. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. alabalı k * Ala balı kgillerden. z. gereğ ı rı inden çok. ru. deniz araçları devrilip ters dönmek. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). paylamak. . 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). llı alabaş * Turpgillerden. ş * İ piş yice memiş (yemek). alabanda vermek * azarlamak.

mal veya baş ş matlûp. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. daha çok üzüme düş ben. akla kara karık. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. alacak verecek * alıveriş kisi.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. * Aş ure. * Para verilerek alı nacak ş ey. ı ey . açta an * Keklik. alacağ ş ı ahin. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. * Ağ ilk olgunlaş meyve. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. ş iliş alacakarga * Saksağ an. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. alacaklı * Birinden alacağolan. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. kül rengi. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. yarı doğ ktan nlı karanlı k. uzunluğ 50 cm. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). en * Kötü huy. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. ldı n ları lan * Meyvelere. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. ş ka ey. borçlu karş .

miş * Alafranga saat. alacalamak * Renk renk. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . * Frenklerin töre. alaturka karş . alacamenekş e * Hercaî menekş e. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafrangacı lı k . zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalı k * Alacalı olma durumu. benek benek boyamak. çardak.alacalama * Alacalamak iş i. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . Frenklerle ilgili. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. sı zarı alacalı * Alaca. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. renkten renge girmek. itimiyle yetiş (kimse). alacalanma * Alacalanmak iş i. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. * Keçeden yapı çadı lan r. alacasansar * Benekli sansar türü. rengârenk. âdet ve hayatı uygun. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. alaca bulaca. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek.

ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alageyik * Geyikgillerden. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. as-alak. * Gönül bağ ı . alâkadar etmek * ilgilendirmek. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). alafranga davranmak. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alâkabahş *İ lgilendirici. postu benekli. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alâkadar * İ ilgili bulunulan. . çök-elek vb. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . fat alâka *İ lgi. ilgi çeken. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alâkadar olmak * ilgilenmek. alâka duymak * ilgi duymak. ilginç. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme.* Alafrangacı olma durumu. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. alafranga olma. sın (Dama dama). lgili. alafrangalaş mak * Alafranga olmak.

saha. açsı . k yer. * Gönül bağ lamak. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. alamana * Rafadan. * Kargagillerden. iliş kalmamak. * Saksağ an. alâmet * Belirti. tüyleri alacalı kuş bir türü. yı ğ ı ndan lan. ilgisini kesmek. i. nlı * Bir ş çekici gelmek. anı hemen. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. * Alalamak iş kamuflâj. ey alâkalı alakarga *İ lgili. iş iz. tabldot karş . alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. maskelemek. ilgisi olmayan. ayıcı rı özellik. ayrı kisi lmak. iri gövdeli. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). ş ak. nda. alâkok alalama alalamak etmek. açıve geniş meydan. * Yemek listesinden seçilen. * Ayıcı rı nitelik. yakı k duymak. düzlük. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. an. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. * Orman içinde düz ve ağ z yer. ötücü. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. alâminüt * Çarçabuk. harf gibi özel iş marka. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ .alâkalanmak *İ lgilenmek. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. kestane kargası (Garrulus glandarius). ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. * Beneklerle. zevk almak. * Büyüklük. o eş üreten veya satanı tan resim. *İ lgisiz. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. yası yayı tanı aret. rlanı alan * Düz. niş aret. kayran.

p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). * geri çekilmek. kovmak. bazı ki durumlarda metallerle. agorafobi. açı ktan. alarga * Açı geç. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. P. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. alargada durmak * uzakta durmak. alan topu * Tenis. yaklaş ktan ma. ilgisiz davranmak. dayanabilecek duruma gelmek. engine açı lmak. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. C. alt üst etmek. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. dağ ı tmak. . sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. park. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. engin. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. ş ma * Yüz ölçümü. * Açıdeniz. ğ ı alan talan * Karmakarık. uzaklaş mak. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. k * Uzaktan. darmadağ k. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. saha. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. n. p tı * kapı yere vurmak.* Bir konu veya çalı çevresi. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. karı ş istememek. alarga durmak * uzak durmak. yağ etmek. allak bullak. atmak. ı alaş ı ağetmek * birini. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü.

i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. * Türk müziğ inden yana olan. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. görenek. * Kargaş k. * Alaturka saat. andavallı . yalanla dolanla iş görmek. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. * Eski Türk gelenek. yöntemsiz. alaş elementlerini eriterek katmak. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. abraş . alaturka eser veren kimse. alaturka müzik * Türk müziğ i. ezanî saat. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. alavandalı * Bkz. töre ve hayatı uygun. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu.alaş ı mlamak * Çözen metale. alavereci . * Düzensiz. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. alafranga karş . düzenli bir iş yapmak. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. söyleyen.

* Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. bir ş bir durumun. söz.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . eksik vb. pek çok. lacak alay malay * hep birden. alay geçmek * alay etmek. alaya bozmak * alay niteliğvermek. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. hepsi. lence konusu yapmak. gülünç. vurguncu. kusurlu. alay alay alay * Kalabalıolarak. küçümseyen. spekülâtör. davranıgibi yollarla biriyle. * Ses tonu. eğ lenmek. alaya almak * alay etmek. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. alay etmek * bir kimsenin. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. it alaycı * Alay etme huyu olan. fazla sayı da. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. işş konusu yapmak. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. onu küçümseme. birlikte. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . küçümseyerek eğ lenen. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. * Bütünü. * Alay eden. * Çok kalabalı k. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. göz tı alâyiş li . . bir ş eğ ş eyle lenme. * Çok miktarda. müstehzi.

debdebeli. ı . eyin * Sı zlatmak. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. cazibe. ilgi toplamak. acı vermek. 1 m uzunluğ unda. alaylı alaysı * Alaya benzer. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). yakmak. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. ı tı * Gösteriş görkemli. albatr albatros exulans). n albeni * Alı çekicilik. albasma. ciddî olmayan. li. yalaz. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . alazlanma * Alazlanmak iş i. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. ine * İ derisi için. * Kaymak taş su mermeri. * Alev. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. kan l. usa humması . küçümseyici. an * Alay edici. alaylı * Erlikten yetiş subay. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. * Alev alev.* Gösteriş li. m. miralay. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. ve . hoş güzel göstermek. * Fı na kuş rtı ugillerden. aleve tutmak. müstehzi. mektepli karş .

azot. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. ak tutma. birleş karbon. alçak * Yerden uzaklı az olan. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. albüminli *İ çinde albümin bulunan. yüksek karş . kötü havaya iş olan hava durumu. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. alçacı k * Çok alçak. cazibeli. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. mütevazı . beyaza yakırenkte. suda eriyen.albenili * Alı . kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . aş ı soysuz. * Kalı ses. * Bile bile en kötü. yapı madde. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. nda. rezil hain. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. * (boy için) Kı sa. alçak ses * Hafif ses. tekerçalar. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. eri alçak gönüllü * (makam. kendini çok beğ enmek. uzunçalar. para vb. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. namert. n alçak yaylak . . ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). oksijen. çekici. * Akş ı n. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. hayvanları doku ve sıları bulunan. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). i albinos albüm * Resim. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. fotoğ pul gibi ş raf. larda ağ k. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı .

* Alçak. * Alçakça davranı ş ş enaat. alçı ı taş . ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. zül. nda n i * Düş künlük. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. * Aş ı ma. alçakça * Oldukça alçak. erini alçarak alçı * Az alçak. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. mezellet. * Toprağ çöküp oturması ı n . hor görme. . ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. bayağ ma. i alçaltma * Alçaltmak iş i. yüksekten aş ı ru inmek. * Değ azaltmak. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. cezir. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. zillet. aş ı kimselere yaraş na. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. alçalmak * Alçak duruma gelmek. ması alçaklı k * Alçak olma durumu.* Devamlı oturma bölgesinde. eri * Küçük düş ürme. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. i.

* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. * Bir hileye. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. soğ sebebiyle donmak. * Alçı şrmak. yanı e larak ş ya lmak. bir yalana kanmak. * Alçı sı ile vamak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. tuzak. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. oyalanmak. jips. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. * Alçı sarı ş ile lmıolan. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. . alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. i aldanma * Aldanmak iş i. an * Alçı lamak iş i. kandıcı rı. ı * Avunmak. yanıcı i ltı. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. kanma. sı vatmak. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse.

i aldatma * Aldatmak iş i. * Sı rmak. umursamayan. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. * Birine verilen sözü tutmamak. tasası k. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. i aldış rıetmemek * önem vermemek. * Aldı rmak iş i. kayı z. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. . * Getirtmek. umursamayan. değ vermek (bu fiil. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. ş . umursamamak. ilgilenmemek. avutmak. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. * Bir ş görünürdeki durumu. kötü yola sürüklemek. ilgisiz kalmak. ilgi göstermemek. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. yalan söylemek. kayı zlı lâkaydî.* Aldatmak iş konu olmak. veya ine * Oyalamak. lâkayt. * Önem vermek. ihanet etmek. bu anlamı ancak olumsuz. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. baş çı tan karmak. ilgisizliğ inden. aldışz rı sı * Aldı rmaz. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. iğ etmek. zlı tsı k. aldı rmamak. * Ayartmak. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu.

* Alelâde olma durumu. en çok. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. kubbe. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. alelusul alem * Bayrak. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. düş gücü. * Herkes. çarçabuk. kurala uygun bir biçimde. ivedilikle. baş . * Durum ve ş artlar. evren. * Okuma yitimi. * Hele. bambaş ka. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. * Minare. alemci . u * Dünya. genellikle. . alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. ş * Duygu. özellikle. * Bayağ sı ı radan. olağ an. düş ünce. * Hesaba sayarak. alelı tlak * Genel olarak. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. kaları * Ortam. * Eğ lence. çevre. cihan. * Her zaman görülen. garip. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü.alegori * Bir görüntü. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. tuhaf. ince. alem olmak * sembol olmak. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. alelâcele alelâde * Çok acele ederek.

herkesin içinde. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. * Açı açı herkesin gözü önünde. * Önder. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. sancaktar. r. alet . üniversel. ı alenî * Açı ortada. toz. alesta durmak * tetikte beklemek. açı k. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. kça. alerjisi bulunan. ilâçlara. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. alessabah * Sabah erkenden. alerjik * Alerji ile ilgili olan. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. aleniyet * Açıolma durumu. na * eğ lenceye. âlemi var mı ? * yakık alı . meydanda. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. zevkusefaya kapı lmak. lan. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. minarelerine alem yapan veya takan kimse. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. uygun olur mu?. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. açı ktan ğ a. elin ağ torba değ ki büzesin. ı ı ı yan. evrensel. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. alesta * Harekete hazı tetikte. ş .* Camilerin kubbelerine. herkesin içinde yapı k. gizlemeden.

ateş bacayı sarmak. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. alev saçağsarmak ı * bir olay. caklı vı m. öfkelenmek. heyecana gelmek. * Bir sanatı yapmaya. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. . önüne geçilemez. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. kılcı . alaz. yanmaya baş lamak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. ı m. flâma. n ş dili. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. uygulamaya yarayan özel araç. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. un lerinde kullanı bir araç. * Aş ateş k i. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. * Ateşsı k. maş a.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. alev almak * tutuş mak. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). * Mı uçları takı küçük bayrak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. tehlikeli bir duruma gelmek. telâş mak. lanmak. alevlendirmek . * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. vası olmak. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. aygı t. zrak na lan * Alevli olarak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. * coş heyecanlanmak. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet.

* Etkisini. öfkeli veya heyecanlı durum almak. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. . tutuş turmak. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. alevlenmiş . aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. karş . w. *Ş iddetli. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. çoğ altmak.* Alevlenmesini sağ lamak. na aleyhtar * Karşolan. halı mı kullanı bir bitki. q harfleri gibi. t. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. bir * Parlamak. Türk alfabesinde bulunmayan x. * Zorlu. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. karşduruma geçmek. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. ş iddetini artı rmak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. . * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. . ünceye karşolma. * Karş karş zı ı ı t. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. karş lı ı ı k. yermek. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. * Bir iş baş cı in langı. onun için iyi olmamak. hararetli. en ı t. alevlenme * Alevlenmek iş i. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. alevli * Alevi olan.

idrak. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. idrak etmek. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. i. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. algı cı layı * Algı yetkisi olan. algı n . idrak ettirmek. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. * Vergi. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. kı n algı * Kazanç. alacak. * Su yosunu. alfabe sı . * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. o ş bilincine varma. çak mı lan lü ı m. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. idrak edilmek. . * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. * Rüş vet. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi.

mı alı ka * Ahize. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. * Azrail. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. lsı alı k * Hayvan çulu. kameraman. almaç. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. kameraman. * Görüntüleri alan cihaz. lı z. gid-eli. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. talip olmak. alı k * Akız.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . ebleh. canlı . kamera. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. budala. algoritma * IX. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. teri alı kuş cı * Atmaca. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. ş tı alı ç * Gülgillerden. tutkun. f. vurgun. -alı -eli / * ". * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). teri * istemek. klı * Birine gönül vermiş . müş n teri.* Cı zayıhastalı . Harezmli yolu. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. sersem. alı bulmak cı * müş bulmak.. alıalı k k . alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. algler * Su yosunları . * Eskimiş giyecek. * sağklı lı . alı moru mor al. alı verici cı * Bağladını alan.. görme-y-eli vb.

cazibe. ş kış kı aş n aş n. la-y-alı bekle-y-elim vb. rı * Mahrum etmek. alıalıbakmak k k * aptalca. aptallaş aş nlaş mak. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. * Gözü. * Kurum. engel olmak. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. çekici hareket. ş kış kı aş n aş n. tatil edilmek. alı konulma * Alı konulmak iş i. * Birini. alı çalı m m * Gösteriş . alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. ş iş ldı ı i ube. ş . * Mani olmak. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. u i ten * Ayıp saklamak. kasın na . m. m. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. ine alı koyma * Alı koymak iş i. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. * Aptalca. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. ş kı mak.* Aptalca. çalı gurur. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. kişeki: al-alı gid-elim. alı m * Almak iş i. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. gönlü çeken durum. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. baş stek i m. * Alı mak iş klaş i. menedilmek. alısalı k k * Aptal. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak.

talih. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. kader. paket vb. alıteri dökmek n * çok emek vermek. alı ngan * Aş duygulu. cazibesiz. mukadderat. * (bazıeylerde) Ön. çekici. ar damarı çatlamı ş . li. çalı . çabuk gücenen. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. mlı * Alı olmayan. galeri. cazibeli. alnı . makbuz. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. ş * Karş ı . alıyazı n sı * Yazgı . alı nganlı k * Alı olma durumu. larda alı nma * Alı nmak iş i. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş .). kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. ön yüz. * Bir ocakta her türlü ayak. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . msı alı n * Yüzün.alı mlı * Alı olan. alı nmak . mı * Kurumlu. arak. zahmetli bir iş görmek. alıdamarı n çatlamak * Bkz. kı ı rı rı lan. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. alıteri n * Emek. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. gururlu. çalı ş emek vererek kazanmak. baca.

* Almak iş lmak. mları i. mı alık olmak ş ı . iktibas etmek. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alıverememek p * anlaş amamak. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. münasebet. * Uyarlanmak. aktarmak. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. derhal. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. geçinememek. * İ ki. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. çekememek. alı r almaz * hemen. adapte olunmak. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . * Almak iş i veya biçimi. iktibas. i yapı * Bir sözün. kılmak veya öfkelenmek. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. artmak. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. aktarma. çoğ almak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. yayı lmak. alı yapmak. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime.

mı alılmamı ş ı ş * Nadir. * Evcilleş mek. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. itiyat. mak. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. * Bağ lanmak. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. * Alı ş iş mak i. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. alı k. alı ş kan * Alı n. arkadaşk. sı * Etkisini yitirmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. ehlîleş mek. itiyat edinmek. yanmaya baş lamak. mı * Yakı k. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. huy. az rastlanan. bilinmeyen. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. alılmı ş ş ı * Her zamanki. uygun gelmek. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek.* alı k durumuna gelmek. ş mesi artlanmı ş davranı ş . ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. huy hâline getirmek. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. * Uyar duruma gelmek. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. * Sürekli ister olmak. ınmak. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. intibak etmek. . ünsiyet. * Tutuş mak. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . mutat. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş .

alinazik * Közlenmiş can. ğ ı * Açızincirli (organik madde). * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. ş erefli. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. sakat. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. k * Hastalı . bilici. ağ daki âli * Yüce. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. ı kası ğ da ı ini . alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. Ali kı baş ran kesen * zorba. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. * Onurlu. temrin. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. âlicenap * Cömert. yoğ yma lan it * Bilgin. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. ş ma. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. egzersiz. yüksek.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. * Bir beceriyi. ş ması * Uyar duruma getirmek. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. ş an. alifatik alil alim * Bilen. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu.

yetiş i zaman teslim edilmek üzere. alivre satı ş * Vadeli satı ş . alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkı ş lama. alivre * Ürün daha tarladayken. ğ anlatmak için el çı ı rpma. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. alkalimetre. alkı m * Gök kuş ı ağ . kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. k alkarna *İ stiridye. rubidyum. rpı alkıtoplamak ş . mükemmel. * Dağ m. alkalimetre * Bkz. . ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. en iyi. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. uz * En güzel. antiasit. ı smı z demirden bir ağ . m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. midye. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkalölçer. asitlerin kı zı . kalevî. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. lityum. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . dağ ı tı ı tma. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). alkıalmak ş * çok beğ enilmek. potasyum. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde.

aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . takdir etmek. Mevlâ. yanı. renksiz sı. * Beğ enmek. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. ispirto. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. yüze gülücü. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. *İ çkili. Tanrı . alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. lması cı vı etanol. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse).* çok alkı ş lanmak. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. * Ş akçı akş . en usta. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. kokulu. cı * Alkı olma durumu. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. Rab. Yaradan. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. * Bira. ine alkil alkol * Alkol kökü. ş gibi sılarıveya pancar. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. bazı nda * En büyük. yağ . dalkavuk. * Her türlü alkollü içki. uçucu. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. etil alkol. ş lamak. C2H5OH. Allah (bin bir) bereket versin . alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). ş çı * Alkı ş lamak iş i.

imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. ini) kazadan. kazanı öderim. ş ş ma . lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. yarıaş yollu. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. esirgesin. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. belâdan korusun. ş ma. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. usanç bildirir. Allah bilir * belli değ il. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. z ini Allah bana. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. * bana öyle geliyor ki.

Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. doğ rusu. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. bereket versin.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. i ğ ı Allah için * gerçekten. . Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin.

* onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Tanrı güvenmeli. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. kötü duruma düş ürmesin!. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. ya iyi olsun. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. * ne olursun. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. nları . en yakı na bile muhtaç etmesin. * karşk beklemeksizin. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir.

Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Tanrı ktı ru tanı r. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. * "keyfin bilir. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. yaradı tan olan yetenek veya özellik. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. yaşlı kı göstermesin. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. kul taksimi karş . bazen de takı ve ş için söylenir. Allah vergisi * Tanrı vergisi. Allah yazdı bozsun ise . çok hı yası rpalamak. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun.

kkı k Allah'ıadamı n * garip. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. az * pek ı z ve kuytu bir yer. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. mescit. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. * insan gönlü. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ıevi n * cami.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. Allah'ı insanı bir yer çok. . ş irret. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. Allah'ıemri n * kader. yerine göre ant verme. saf. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. zavallı (kimse).

. Allah'ı seversen nı * istek. n) aş lacak nda lı r. insafsı vicdansı ması z. allama * Allamak iş i. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. aşna ş mak. * yaradı tan. cı z. Allah'tan * iyi ki. düzeni bozulmak. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). Tanrız. Tanrı n varlına inanmayan. Allah'ıkulu n * insan. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. ru allak bullak * Alt üst. ş ı bir durum alması kullanı in. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. karmakarık. z. . ş ı aş rmak. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. kiş i. ş ı * (aklı. kimse. dönek. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. karmakarık olmak. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. yazı r!". 'nı ğ ı sı * Acı z. insafsı acı z. utan. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ulu allak * Sözünde durmaz. altı ş ı üstüne gelmek. te k z Allah'tan kork! * "yapma. düzeni bozmak. karı l. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse).Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. ğ ı ün nı versin. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. aldatı. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek.

ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. fethetmek. neş zlı nacağ nı r. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . kaldı rmak. * Yanı bulundurmak. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. nları na * Almak iş i. * Allaş iş mak i veya durumu. * Al olma durumu. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. na * Derin ve çok bilgisi olan. iktibas. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . çok bilgili. ahize. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. * Al duruma gelmek. reseptör. * İ sı çine ğ mak. alma almaç almak . n * Ele geçirmek. * Alı . alı. * Satıalmak.allamak allâme * "Süslemek. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. nda * Birlikte götürmek. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. * Allanmak iş i. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak.

* (içeri) Götürmek. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. koparmak. * Bürümek. koymak. * Bir yeri savaş ele geçirmek. * (süre için) Değtirmek. m meteoroloji.. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. ey. ay gibi bölümlerinden baş bayram. * Örtmek.* Kabul etmek. * Gidermek. kaplamak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). sarmak. kanmak. hafta. kadıiçin) . Almanya. * Görevden. * (erkek. Alman gümüş ü * Çinko. * (duşbanyo için) Yapmak. * Yolmak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. * (yol için) Gitmek. * Kazanmak. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. kullanmak.. * Davranıveya makam değ tirmek. n * Sürükleyip götürmek. iletilmek. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. ü rı ı m. eksiltmek.. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. iş çekmek. içine çekmek. * Kı saltmak. * Kendine ulaşrmak. Almanca dil. * Soldurmak. * Göreve. iş * . * Yerini değtirmek. elde etmek. iş * Temizlemek. la * (tat veya koku için) Duymak. * Yutmak. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. (mesafe) katetmek. çekmek. * Baş lamak. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. tı * İ sı çeri zmak. işbaş e latmak. or. gibi anlamak. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * Çalmak. * Zararlı .. sı . almanak * Yı gün. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. n ğ ı * Bu dile özgü olan. ten * Kazanç sağ lamak. yı lı n ka. ile evlenmek. yok etmek. yı .

Almancı lı k * Almancı davranma. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. münavebe. eyin . una alnı öpmek ndan * beğ enmek. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. takdir etmek. baş göstermiş arı olarak. mütenavip. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. yapraklar. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. alternatif. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. ması lan . u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. i * Bir ş ön tarafı yüzü. ş erefiyle. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. inin ı na n olduğ inanmak. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. tertemiz. keş iş ş ması ikleme. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. kötü talihi.

b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. * Yiğ kahraman. * Bir ş yere yakıbölümü. yiğ kahramanlı itlik. nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. Alp eren * Derviş . alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . fosfor gibi maddelerin. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . memeli bir hayvan (Lama glama pacos). * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). * Mücahit. it. eyin . uzun tüylü. ı * Dağ . fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. Güney Amerika'da yaş ayan. ocak alevi. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. * Bir ş yere bakan yanı karş . alt alta * Birbirinin altı olarak. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. ayrı larda ldı ı m.. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. cı * Dağ lı cı k. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. lan . . alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . simya. k. simyacı imi raş . * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. n * Alt kelimesi ". üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. na alanı * Alş ile uğ an kimse. * Karbon..

öbürü tikel olumsuz. n nda u kalı mıözel hipoderm. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. yenmek. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı .alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. alt damak * Damaklardan altta olanı . çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. içmek. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. biri tikel olumlu. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. hipoderm. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. . alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. alt çene oynamak * yemek. oynayabilen çene. * yenilmek. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. sı nı getirmek.

alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. Moğ Mançu-Tunguz. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. * huzursuz etmek. tı alt yazı * Gazete. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). sı Altayca * Altay Türkçesi. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. * iş daha sonrası in . dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. rahatsı k vermek. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. * değ olup olacağ eri. su. * Türk. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. ol. üst yapı ı karş . kı * rahatsı zlanmak. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . üzülmek. raş Altayist Altayistik . yı kmak. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . lan * Çok karık ve dağ k. ş ı * zarar vermek. sonuç alı namayan iş için söylenir. düzenini bozmak. yılmak. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. görüntü). tedirgin olmak.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. ı . ş ı * heyecanlanmak. kanalizasyon. * çok karık duruma getirmek.

ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. biri tikel olumlu. altı kaval üstü şhane. iş altı kaval. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. Japon ve Korelilerin dil. üstü şhane iş * (giyim için) altı . taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. yöntem. * Dalgalı m). altı yol * Altı yolun birleş i yer. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. seçenek. 6. biri tümel olumlu. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. ka * Almaş ı k. altı alabilen. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. kültür ve tarihleriyle ol. altı sı taneden oluş . edebiyat. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. * Bu unvanı ı kimse. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. müseddes. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. muş tane . biri tümel olumsuz. eyden altı bulunan. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. uğ an bilim dalı raş . mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . Moğ Mançu-Tunguz. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul.* Altay grubuna giren Türk. altı gen * Altı kenarlı çokgen. üstüne uymaz. Vl. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. tane *İ skambil.

altısuyu n . altıadı oldu.altı n * Atom sayı 79. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. parası olan. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. i altıküpü n * Altı para biriktiren. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . altıkesmek n * çok para kazanıolmak. yüksek değ paslanmaz erli. kolay iş sı ı ı rlı lenen. * Niteliğiyi olan. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). değ i erli. atom ağ ğ196. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. sarı na . çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. element. 10640 C de eriyen. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. * Altı yapı ş ndan lmı . altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . altıbabası n * Çok zengin. altıgibi n * altı benzeyen. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. kı saltması Au. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. üstün nitelikte olan. * Altı yapı ş ndan lmısikke. en. parası olan kimse.9 olan. prime time.

düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. baş ü armak. * kendini savunamamak. altı kalmamak nda * karşğ vermek. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. becerememek. ncı altı kalmak nda * ezilmek. altıtutsa. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. . özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. bir sorunla karş mak. üzerine dikkati çekmek. . toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. altı his ncı * Bkz.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. üstesinden gelememek. vurgulamak. lı . altı duygu. parayı üncesizce harcayıtüketmek. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. parası olan. altı duygu ncı * Ön sezi. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. yumuş huylu görünmek. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. * turist. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. gelirli kimse. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. en. nca * Altı sın sı sı . mur u. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i.

uzun. birlikte. revolver. karmakarık etmek. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). . n altı noluk * İlemeli kadış . n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. tadı msı acı sı acı meyvesi. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. z * İ çeneklilerden. * Yükseklikölçer. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides).altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. her sı altlı k . * Altlamak iş i. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . greyfrut. greyfrut (Citrus decumana). ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. * Tabak veya bardak altı . nan eye. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. altı ntop * Turunçgillerden. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. her birine altı seferinde altı bir arada olan. kımemesi.

* Alüfte olma durumu. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. LX. cilveli (kadı n). ş . * Kontralto. 60. alttan alta * gizlice. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). alümina * Bkz. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. nı ve yı * Altı on. nda lı r. an ı ak. n *İ ffetsiz. altta yok üstte yok * yoksul. fakir. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. elli dokuzdan bir artı kere k. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. viyola. * Altı renginde olan.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. el altı ndan. ş * Altmıyaş olan veya görünen. 20500 C de eriyen. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. alüminyum . oynak. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. çekiş mede yenilmek. alümin. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada.

* Kana al rengini veren. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Hedef. yuvarlak. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. dön-em vb. amma. * ş ı niteliğolan. * Niş yüzüğ an ü. * Görmez. ma inde .98 olan. beyaz. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. ferç. ama ne * ne hoş . ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. * Eriş ilmek istenilen sonuç. alüvyon lı ğ . lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. am * Diş organı ilik . çekirdeksiz. * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Gaye. kör. maksat. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. alüminyum taş ı * Boksit. gümüş 13. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar.* Atom numarası atom ağ ğ26. küçük hücre. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. * Para babası . * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. hedeflenen amacıdında. Kı saltması Al. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. ı ı rlı parlaklında. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . eritrosit.

z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. gayesiz. gayeli. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. aman bulmak * kurtulmak. i. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. * İler. istihdaf. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. kaç-amak vb. istihdaf etmek. zor durumda bı rakmak. tutamak. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. * Rica anlatı r. ine amaçlı * Amacı olan. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. * Usanç ve öfke anlatı r. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. iş ş lemler. beğ aş enme veya beğ enmeme. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amaçsı z * Amacı olmayan. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. . * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. * Bir amaca yönelik.

hevesli. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. plâstik madde gibi malzeme. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. hiç acı mayan. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. unu amansı z * Aman vermez. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. kâğ tahta. cana kıcı yı. * Ata binen kadı n. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. amansıhastalı z k * Kanser. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. . mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. göz açtı rmamak. lanabilir. profesyonel karş . ması * Hoş görüsüz olarak. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. yayı ı t. * acı p öldürmek.aman derim! * sakıha. amansı zca * Öldürücü bir durumda. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. sandı eyi) klamak. acı z olarak. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. öldürmemek. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. i il. böyle bir iş n yapayı deme.

ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. ambarda kurutma * Kapalı yerde. müsadere etmek. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . kül renginde bir madde. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . ekonomik. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. * bir malıserbest sürümünü engellemek. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. n * bir mala el koymak. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. ambarlamak * Ambar işyapmak. ambar memuru. * Kum. ambargo * Bir devletin. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. amber balı ğ ı . * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. bölge. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. düş ünemez duruma gelmek. * siyasî. çok yormak. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak.

* Balinagillerden. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . ötürük. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. eyin. edim. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. tatbikî. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. amelimanda * İyapamaz durumda olan. ı li. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. * Hareketle ilgili olan. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. ). çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. amele * İçi. en. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. rtı bir k. emekçi. ishal. ambülâns * Hasta arabası . nı kları * Sürgün. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. lı için lan * Amca olma durumu. amca * Babanıerkek kardeş n i. kestirme. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. * İbakı ndan. * Elveriş kolay. li. pratik. ş ameliyat . tatbikî. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. ğ ı macrocephalus). * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. an amelelik amelî * Amele olma durumu. fiil. cankurtaran (arabasıcankurtaran. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. amberbaris * Sarı . yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . iş ş üstünde. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. n lu zı amel * Yapı iş lan . * İe dayanan. uygun. iş ş mı çe. n k ya.

Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). operasyon. ik ndan * Amerika'ya özgü. r. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. Amerika ile ilgili olan. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. armuda benzer yemiş acı i. İ faaliyetler. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. amerikan * Pamuktan düz dokuma. ameliye * Yapı iş lem. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). Amerikan bar . * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). amenna *İ nandıanlamı "öyledir". ğ ı * ç. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. lan . ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. ı en aç. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . kaput bezi. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale.* Operatörün. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . ş ler. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. arka ayakları uzun. Amerika armudu * Defnegillerden.

* Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. dibi sivri. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. amfor. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. ı t).* Lokanta. yeşrenkli bir silikat grubu. Amerikan salatası * Rus salatası . * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. k * Toprak parçası . esmer. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. amfizem amfor * İ kulplu. amfora amigo amigoluk * Bkz. ndan iş . n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. karnı ki geniş testi. * Metal olmayan elementler. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. amerikan. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. Amerikalı ya ş an gibi. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. * Amigonun yaptı iş ğ . Kı 95. dar boyunlu. saltması Am. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş.

it amirallik * Amiral olma durumu. ş an * Amire yakır biçimde. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. amir gibi. etken. ı ik. halk deyiş zı iyle. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. . ğ ı amir * Buyuran. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı .amil amilâz amin * Yapan. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). * Amiralin makamı . ita amiri. üst. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. * Amonyaktaki hidrojen yerine. * Amip. amire yakı biçimde. etmen. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. bayağ ı . * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . sebep. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . amipler amipli *İ çinde amip bulunan. faktör. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. * Sı radan. n nda lı r. amip * Amipler takı ndan. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. * Amiplerin yol açtı. ş ı * Bkz. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. emreden. * Kibarca olmayan. * Amir gibi. * Amir olma durumu.

bununla beraber. kamu. amnezi amnios * Hafı kaybı za . ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amma velâkin * Ancak.amma * Bkz. bellek yitimi. çağ vı nak. * Döl kesesi. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. amme * Halkıbütünü. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. Ama. amme efkârı * Kamuoyu. keskin kokulu bir gaz (NH3). amor * Bir çeş kumaş it . amme idaresi * Kamu yönetimi. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amme menfaati * Kamu yararı . n amme davası * Kamu davası . * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amme hukuku * Kamu hukuku. ş lı ı k. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. nı r ruhu. nı r kaymağ lan ş adı ı . amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. .

yükselteç. * Bu düzeni kuran öge. ampermetre * Amperölçer. mobilya. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. dik. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. nı amudî * Dikey. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . amudufı karî . cihaz. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. iş *İ çinde. giyim vb. gözleme dayanan. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. üslûbu. ampirizm * Deneycilik. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. mölçer. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. yık kârdan ayrı belirli pay. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. sallantı hareketleri en aza indiren. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t.amorf amorti * Biçimsiz. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. il zca ampirist * Deneyci. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. Kı saltması A. yumuş atmalı k. dikine. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. ampul şe. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi.

* İ tarla arası ki ndaki sır. bir tür ak asbest. * Fiilden sı türeten ek. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. dik durumda. yer veya durum. ayrı ler). u n. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . ana bir.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. küfretmek. amut * Dikme. ı n ş ı * Temel. * Alacağ veya borcun. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. lâhza. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. asıesas. i. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. * Sınt ıkalabalı telâş. . tehlikeli zaman. kı lı k. amyant an an an * Zihin. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . ana arı * Arı beyi. faizin dında olan bölümü. o çizginin. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). lan. nı * Çocuğ olan kadı anne. * Velinimet. z-an. * Yavrusu olan dişhayvan. l.

nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. büyük ş landı ı ehir. büyük ş ehir. ana gibi yâr olmaz. metropol. kı ndan ta. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. büyük defter. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. ekleme direklerde dipteki temel parça. ana kına taht kurar. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. metropol. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. ana kapı * Bir yapın süslü. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. un. iyi n. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. umman. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. defterikebir. aç. ana duvar * Bir yapın.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. . mutlu olamaz. i * Gemilerde. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . okyanus. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. büyük ön kapı. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce.

ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. * Sınt ı güç iş alı kı ya. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ana mektebi * Bkz. ana saat saat. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . n * Arı beyi. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. anaokulu. ana ş ehir * Ana kent. büyütülmüş çocuk veya genç. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. holding. laytmotif. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. lere ş mamı nazlı ş . k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. * Bir gözlem evi veya kurumda. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ğ ı altan . ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me.

tasası sağklı duruma gelmek. ri. ana vatan. * İ kart. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. anabolizma * Özümleme. . sempatik anne. ana sevecenliğ i. * Kurnaz. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. deneyli. mı ana yarı sı * Teyze. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. ı na * Ana olarak. anaca anacı k * Küçük anne. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. baş buyruk. önemli bölüm. * İ yurt edinilen yer. * doğ tan olan. bilgili. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. anaçlı k * Anaç olma durumu. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. doğ ve batı u yönlerinden her biri. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. * Kuzey. * Sevimli. güney. ü * geleneksel.ana vatan * Ana yurt. anacı l * Anası düş (çocuk). anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. eyin tigi. n ldı ı * Cadde. z.

anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. anafora kaptı rmak * emeksiz. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. . girdap. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. eğ çevri. ahî. yaba. lan komütatör. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. . yetiş ebilen. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. sinirli. alan ana na maderş ahîlik. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. açar. e mın lamak için kullanı düzen. açkı p lan . anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). u rim. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. maderş matriarkal. uzun saplı dirgen. burgaç. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. araç. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . anaforlama * Anaforlamak iş i. * Akı lı ntı cereyanlı . * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. güç durum. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. kurgu. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. * Karmakarık.

anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. açacak. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. * Kapı . a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. * Çağ uymama. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. analı * Anası olan. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. . satan veya onaran kimse. analı . delikli metal ve plâstik gereç. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. eskimiş ı . anakronizm * Tarihe aykılı rı k. a . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. nı ı nı * Vesile. vası ta. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. ı . araç.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet.

bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. tuz. * Çözümleme. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. * Anaca davranı ş . analist * Tahlil. acı duyumunu yok etme. su. * Bkz. acı yitimi. anam babam * teklifsiz bir seslenme. benzeş meye dayanan. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. anamal . tahlil. ağkesen. anam! * Kadıerkek. * Üvey ana. * Ağyı rı dindirme. analiz yapan kimse. beğ aş enme. analiz etmek * Çözümlemek. analitik analiz * Çözümlemeli. acı . analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. me. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. k nlı analızlı kı * Salça. analı k * Ana olanı durumu. çözümleyici. üzüntü gibi duygular anlatı r. kapital. analojik * Analoji ile ilgili. aygı t veya organ. n * Ana duygusu. tahlil etmek. * Örnekseme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n.analı kuzu. * Andışandış rı . * Analiz yapan cihaz. rı ma. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. * Sermaye.

kokusu çok beğ enilen meyvesi. * Bir ticaret iş kurulması inin . e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. inde anarş ik . an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . kapitalist. an'ane an'aneci * Gelenek. bu da sana öyle helâl olsun. puluçluk.sermaye. lı an'anecilik * Gelenekçilik. anamal sahibi. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. ananas * Ananasgillerden. kapitalizm. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. ı boş * Anarş i niteliğ olan. geleneksel. sermayedar. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. ananasgiller * Bir çeneklilerden. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). anan yahş baban yahş i. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . i * birini. * Geleneğ dayanan. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. * Ananeye bağ olan. a. * Kargaş baş luk. başzlı sı k. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. gelenekçi. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü.

kını kenarı bak. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. ü . . i ile * Anarş yanlıolan kimse. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. bitkin duruma gelmek. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. * canı bezmiş ndan . çok üzmek. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. bezini al na zı al. anası l * Kökten. esaslı biçimde. çok sıntı kı çektirmek. iş ist i. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. eziyet çekmek. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. üş engeç. mı na anası (veya sarı turp msak).anarş ist * Anarş ilgili olan. ası l olarak. ş . anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. bezdirmek. anası danası * soyu sopu. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. anası bak. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. anartri * Dil tutukluğ u. bütün aile. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. anarş istlik * Anarş olma durumu. bakı ndan anası benzeyen.

bunun için gam yeme (yemem)!. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. yürütme. yapı bitki (Pimpinella anisum). anayasadan yana olan. anatomik * Anatomi ile ilgili. hinoğ k luhin. ögeler. gövde yapı. anasın gözü nı * çok kurnaz. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. * Anasıolma durumu. anatomici * Anatomi uzmanı . anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . teş esasiye kanunu.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. katavaş ya. lan anatomi *İ nsan. teş sı ve nı rih. * Anayasa konusunda yetkili olan. nsan * Unsurlar. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. dalavereci. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . rma. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. * Anası olmayan. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. * Beden yapı. r. çok açıgöz. anayasal . anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. anayasa okutan (kimse). yasama. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. aldı umursama. kanunuesasî.

andış rı ma * Andış iş analoji. ilerisinin olmadını ğ gösterir. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. bir ş daha çoğ eyin unun. anca * Ancak. nı r. o iş te kötü de gitse. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. . andı rma * Andı rmak iş i. bazen de çaça. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. rat. yadigâr. aptal. "ama". anbean * Dakikadan dakikaya. "daha çok". * "Olsa olsa". beceriksiz (kimse). daha hı . anca beraber. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. *İ ltibas. * Anı . andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. zlı andaval * Ahmak. * Belli bir bölgede sısıgörülen. gittikçe. "en çok". "güçlükle" gibi. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. . temsil. her an. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. analoji. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . benzerlik durumu. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. saş n. rı mak i.* Anayasa ile ilgili. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. ı * "Lâkin". andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. kları lan lı * Ajanda. beceriksiz. * En erken. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. * Genellikle hamsi. bön.

anemometre * Yelölçer. nemli yerlerde yetiş sarı en. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. andoskopi * Bkz.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. en andıotu z * Birleş ikgillerden. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. lan * Kansı k. * Servi ağ . anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. zlı * Kansı z. duyum yitimi. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. çiçekli. angaje olmak . acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . endoskopi. fı sa mı kra. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. endoskop. * Benzer yanları bulunmak. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. acı kokulu bir ot (İ ve nula). * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. andoskop * Bkz. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. anestezist * Anestezi uzmanı . çağşrmak. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. taahhüt etmek.

u . angajman * Yüklenme.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. hur. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. bı rı. ücret vermeden yaptılan iş a rı . bağ . * Usandıcı ktıcı rı. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. Kı it ş ı nı saltması A. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . u Anglofil *İ ngiliz yanlı. taahhüt. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. angı ç angı n * Ünlü. angudî angut * Angut kuş unun renginde. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. anı şmeş lmı . angajmansı z * Bağ sı lantı. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. üstlenme. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. * Ördekgillerden. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. ve VI. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . zorla yapı iş lan . angarya çekmek * bir işisteksizce. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. taahhüdü olan. *İ ngilizlere has olan. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. sı Anglosakson * V. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). taahhüdü olmayan. tüyleri kiremit renginde. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi.

rlı anı msama * Hatı rlama. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. kaba saba. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı msatmak * Hatı rlatmak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. durumuna girme. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. anha minha * Aş ı ağyukarı . hatı ine rlamak. anı msanma * Hatı rlanma. * Hatı ra. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. . * Anmak iş konu olmak. * Anı klamak iş i. anı msatma * Hatı rlatma. hatı ra. anı msamak * Hatı rlamak. * Hazık. taş yla al. anı mak klaş * Hazıolma durumu.* Ahmak. * Hazı r. anı msanmak * Hatı rlanmak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i.

eri anımezar t * Görkemli.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. abideleş t tirmek. ü. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. * Önemi ve değ çok olan eser. anı eri kazanmak. * Eş in anırken çı ğses. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. bir rı tı . dolaylı anlatmak. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . abide. abideleş ve lı r mek. sembol niteliğ yapı inde . görkemli. ima etmek ihsas etmek. anı benzeyen. abidevî. anı tsal * Anıniteliğ olan. anı mezar. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. ü iyle anı tsı * Anı benzer. telmih. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. ta anı z . * (eş Bağ ek) ı rmak. çarpacak büyüklükte. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı .

* Bir andaki hı z. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. . zı * Sert. m lerinde. birdenbire. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. * Hemencecik. birdenbire. animasyon * Canlandı rma. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Boğ mukozasın şmesi. anîden anif anilin * Ansın. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. fotoğ lı bası iş rafçı kta. bir anda. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. kaba. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Bir anda oluveren. apansı z. * Ansın. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. * Benzenden türeyen bir amin. farenjit. * Canlılı cı k. birden. hunnak. . zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla.

anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. sormaca. * Anket yapan uzman. sözlerin bir araya gelmesi. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. semantik. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. ş ı ey. tirilmiş (tesisat). en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. bir sözden. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . anket * Soruş turma. * Bir önermenin. anketçilik * Soruş turmacı lı k. * Zeki. bir tasarın. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. Ankara keçisi * Uzun. anket yapmak * bir konuda soruş turma. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. eklem kaynaş . anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . . fehva. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. tı anketçi * Soruş turmacı . lan n rlattı ı ünce mana. . araşrma yapmak. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. tiftik keçisi. semantik. * Zekâ. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi.

* Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . dileğ yerine getirilmesini istemek. yorumlamak. sinonim. anlamlandı rma . ya anlama * Anlamak iş vukuf.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . kayması bayağ ması veya ı laş . ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. i. isimden türeme fiil. bir söze. ru * Birinin duyguları. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. isteklerini. inin anlamamak * hoş lanmamak. eyi ş . geniş lemesi. inde ka * Sorup öğ renmek. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. müteradif. yilik * Sahip olmayı istemek. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. ilgilenmemek. müradif. yararlanmak. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. * Doğ ve yerinde bulmak. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . * Bkz. eyi ğ ı ş . söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. düş nı üncelerini sezebilmek. yanlıdeğ ya ş erlendirmek.

z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. manası k. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. kimselerden biri. galiba. manidar. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. gerçeğöğ in i renildi. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. belli olmak. önemli bir ş anlatmayan. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. karık. anlam vermek. anlamsal * Anlamla ilgili. muğ güç ş ı lâk. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak.* Anlamlandı iş rmak i. semantik. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. mak i. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlamlı * Anlamı olan. ortaya çı ine kmak. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. manası ey z. anlamsı z * Anlamı olmayan. ma. manalı . nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. anlam kazandı rmak. bir anlam verilemeyen. . anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. düş ey ündürücü. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. bir ş demek isteyen. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu.

anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. duygu. ünce bir . sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. ine anlatı m * Anlatmak iş i. övmek. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. uzlaş . uyuş itilâf. antant. kültürel vb. * Anlatı iş lmak i. ekspresyonizm. ihtilâf. ki n ı laş ünce arası lı k. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. tahkiyeye ağ k veren (yazar). ma. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. anlaşrmak tı * Anlaş . anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. bir konuyu söz veya yazı bildirme. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. ma anlaş mak * Düş ünce. ekonomik.* Devletler arası siyasî. * Bir duyguyu. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. stilistik. uyuş mayı mayı mayı lamak. anlatı * Hikâye etme. ifade. amaç bakı ndan birleş mı mek. inceleme. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. tahkiye. bir düş ünceyi.

izah etmek. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. anlı k entelekt. nakletmek. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. bir hatı lan . i. kalı kafalı ş t ı z. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. * Kı süren. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. ı zlı n lı k.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. lama. entelektüalizm. bilgi vermek. takrir. * Anlatmak iş i. bir an içinde olan. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . z. açı klama yaptı rmak. zekâ. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. k. zlı * Hoş görüsüzlük. gabavet. ş sı n . vurdumduymaz. anlayı ş lı * Anlayı olan. li. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. *İ nandı rmak. anlama gücü. kafası kavrayı z. zihniyet. telâkki. ferasetli. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. izanlı ş ı . * Hoş görme. hâlden anlama. * Söylemek. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. gabi. * Hoş görüsüz. ihtifal. yargı müdrike. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. anlıanlı ş * Güzel. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. zeki. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. * Hoş görülü. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. gösteriş ünlü. izan. zihniye. anlayana sivri sinek saz. ş tlı. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. belirtmek. usa vurma. i * Anlama yeteneğ feraset. zihniyet. izansı ferasetsiz. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören.

sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. zikretmek. su anorganik *İ norganik. anonim * Adı bilinmeyen. n) anneanne * Annenin annesi. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. k.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. e. hatı rlamak. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. bir haberi halka bildirmek. anla * Adlandı rmak. bergüzar. düzgün olmayan. ş ş ı a rı * Bkz. zı * Bir armağ gönlünü almak. lmak ey. sunucu. duyurma. anons * Duyuru. gayritabiî. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. anonim ş irket. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. . rı k. ra. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). lı . layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. * Bir sözü ağ na almak.

* Bkz. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. ansiklopedi * Bütün bilim. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. akı z. bilgilik. kan kardeş i. habersiz. ra rada. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). anî olarak. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. ş sı lsı * Birdenbire. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. . sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. anîden. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. 'yı iyi. yemin. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. yemin etmek. deli.* Dengesi bozuk. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. ğ ı * Bkz. anı msamak. eyi ant kardeş i * Bkz. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anormallik * Anormal olma durumu. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. artı mın landı ı i uç. özel adları içine alan sözlük türü. anı msama.

ma. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. ince ve sert kabuklu. cı nda n ini antenli * Anteni olan. antant * Anlaş uyuş mutabakat. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . itilâf. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. yağ yemiş acı lı i. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. antarktik * Güney kutupla ilgili. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. lması sağ * Duyarga. iskeleti kemikleş . antant kalmak * anlaş mak. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz.ant vermek * "Allah aşna. ma. antet . uzlaş mak. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. güney kutup yakında olan. stı ı aç * Bu ağ n. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı.

özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . penisilin. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. başk. acayip. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . virüs. olağ geleneğ aykı. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. ana. davranıveya öğ ı ş reti.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. e rı * Mendil. panzehir. tuhaf. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. örtü. kalevî. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. * Bu çağ özgü olan. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. parazit gibi protein yapında madde. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. larak lan diş çan i. sı diş ajur. antiasit * Alkalik. rı antidot * Bkz. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. antetsiz * Başksı lı z. antikacı . antibiyotik * Bitkilerde. * Antik. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. * Genele. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan.

antipropaganda * Karşpropaganda. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. soğ ran. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. 6300 C de eriyen. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). rak saltması Sb. antikomünist * Komünizme karş ı . antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse.76 olan. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. haddede veya çekiç altı iş 51.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ı antisemit . antikatot yaprak. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . antinomi antipati * Çatı . uk. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. sı ülkelerde yaş cak ayan. zlı an. kanı kaynamamak. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. * Tuhaflı k. lk . ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. * Karş duygu. ş kı * Sevimsizlik. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. ı ı rlı nda lenemeyen. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. antikalı k * Antika olma durumu. soğ ukluk. Kı m ı mı lan.

duman çı an. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. idman. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. nmıseçme parçalardan oluş kitap. ahitleş ma mek. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. pakt. * Güçlükle tutuş koku. . antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). antlaş mak * Antlaş yapmak. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. muahede.* Yahudilik aleyhtarlı. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. methal. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . idmansı z. antlı antoloji *Ş airlerin. da * Baş ç yemeğ langı i. karmadan. antitez * Karşsav. alı rma yapmak. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). seçki. ta belgede belirtilen durum. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. güldeste. ı antitoksik * Antitoksin. * Bir yapı girip geçilen yer. egzersiz. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. an antrakt antrasit antre * Ara. * Ant içmiş veya ant içirilmiş .

deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . ş cı tı k. yanı u. u antrepocu * Antrepo iş kimse. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. insansı lar. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. derisi dikenlilerden. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. ardiye. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. antropoitler * Bkz. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . evrimini. anut * İ . natçı . nda. leten * Antrepoya bakan kimse. antropoloji * İ n kökenini. insansı . imli antropoit * Bkz. biyolojik özelliklerini. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. ayak direyici. insan bilimsel. reti. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. nda iten. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antropozoik devir * Antropozoik. tiren ş tı i. rası ken. insan nsanı bilimi. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik.

* Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. . * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. makat. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. apar topar * Telâş acele ile. eksin. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . rada. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . açıbir biçimde görünmesi. ş rsak kıdeliğ erç. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. çok anî olarak. cihaz. acı lan * Rakı . ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. kuya rakmaksın aydı k. zı nlı k apak * Çok ak. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. yaka paça. gürbüz. k. iri. zı * Abla. * Çok açı çok belirgin.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi.

* Yelken rüzgârla dolup şmek. ayrıbacaklı nı k . kabadayı . ada. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. al apaz apazlama apık ş ı . alıkaçmak. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. * Bir avuç dolusu. hayta. ş kı aş n. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . apazlamak * Avuçlamak.aparmak * Almak. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. alıgötürmek. güçsüz. * Bacakları aça yürüme. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * Apazlamak iş i. * Çok az. * Doğ kemik dokusunda bulunan. * Külhan beyi. iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. * Avuç. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. aça * Yorgun. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . p * Gizlice almak. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. açar. çalmak. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. bambaş ka. iki .

apokaliptik * Anlaş ı lmaz. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . duvar lâmbası . * Apı rmak iş ş tı i. apiko * Geminin. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). * Apı ş iş mak i. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. ş ı k. süslü. bacakları rarak çömelmek. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. sonsal. . ş ı ı nı aş rmak. * Hazı tetik. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . telden yapı torbaya benzer. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. nı rarak * Oturmak. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). omuzluk. aplik aplikasyon * Uygulama. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . büyük gözlü ağ lma. kan apoş i * Çember biçiminde. karanlı(söz veya yazı k ). aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. apotr . r. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. ayı * Ne yapacağ kestirememek. * Derli toplu. kapalı . na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. * Duvar ş amdanı . * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak.

koruyucu. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . apseleş me * Apseleş durumu. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. önsel. k. * Aprelemek iş i. ş ş . perdahlanması . yla apse * İ birikimi. * Apresi olan. lı kta. abril. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . . rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. * Küçümseme belirten seslenme. * Nisan ayı . * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. perdahlamak. koordinat. apraksi apre * Bkz. langı na ğ n ı eri. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . aptalca. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. zekâ yoksunu. aptal aptal aptal * Aptal gibi. * Zekâsı geliş pek memiş . alı ahmak. apse yapmak.* Yardı . aval aval. iş yitimi. lı kta lan * Apre yapan kimse. azarlama. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. çı rin ban. havari.

bilmez sanmak (sanı lmak). apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. anlamaz gibi görünmek. ahmaklaş klaş mak. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. abdestsiz. abdestlik. aptal gibi. Ar * Bkz. abdestbozan. . abdest. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . abdestbozan otu. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. aptal gibi. aptesli * Bkz. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. aptal duruma getirmek. ahmakça. apteriks aptes * Bkz. abdestli. * Et kesimi yortusu. alı mak. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. aptalca * Biraz aptal. aptesbozan otu * Bkz. * Bkz. * Bkz. abdesthane.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. aptesbozan * Bkz. ahmaklaşrmak. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. apteshane * Bkz. kivi.

rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. -ar. haftayı m. bir filmde dinlenme süresi. gid-er-mek vb. kı ar etmek * utanmak. Bu ekle k-ar. na kları * Aralı k. -ar. kalk-ar. ara açmak * dostluğ bozmak. aralı boş mesafe. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. fası ran la. çı "menfaat" vb. suv-ar-mak vb. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. ar yıdeğ kâr yı lı il. an ş ı ara bozucu . ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. bat-ar. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. luk. mola. ar * Utanma. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . anlaş u mazlı yol açmak. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. yüzsüzlük etmek./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. utanç duymamak. * Bir oyunda. utanç duyma. * İ olguyu. siz -ar. r: kar -ar. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. ar namus tertemiz * utanması olmayan. biç-er./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. antrakt. utanmaz. ki eyi ran k. klı k. açar "anahtar".* Argon'un kı saltması . çı yat-ar. geç-er./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. ölç-er vb. yapı ş lmıisimler de vardıkeser.

arkı tası na. arada önlem niteliğ verilen karar. türkü. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. münafı k. fitçilik. fesatçı . n na deniz. ı na. münafı müfsit. k. ara nağ me. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. ara bulucu * Uzlaşran kimse. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. lan . . sözsüz çalı parça. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. me rası ndı ı lardan her biri. fesat. uzlaşrı. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara kesit * Çizgilerin. ara nağ me * Ş . ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n.* Ara bozan (kimse). tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. yüzeylerin. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. fitçi. k k lan ara nağ mesi * Bkz.

araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. aç araba kullanmak * araba sürmek. araba vapuru.ara sı ra * Seyrek olarak. garaj. ara tümce * Bkz. birçok arabalarla. arabacı lı k * Araba sürme iş i. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. araba araba * Arabalar dolusu. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . nda. * Araba vapuru. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. * Araba yapma veya satma iş i. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. durmak. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. nda araba * Tekerlekli. * Araba dolduracak miktar. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. ruya ulan lan söz. * Araba yapan veya satan kimse. * arası arada. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. arabalı * Arabası olan. bir işbir süre bı i rakmak. arabacı * Arabayı süren kimse. . ara cümle. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. zaman zaman. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. vapur. ara vermek * yeniden baş lamak için.

ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). * Giriş bezeme. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. * Arapça. . münafı müzevir. k. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. Araplara özgü olan. i. fesatçı u . sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. büyüklerin yaş ş uyarlar. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. aracı koymak * bir kimseyi. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. mutavassı t. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . müzevirlik. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. arabizasyon * Araplaşrma. klı aracı * Uzlaşran. i Arabî * Araplarla ilgili. anlaş sağ tı ma layan kimse.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse.

vası . k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. gücünden yararlanı nesne. tavassut etmek. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. vası nı ü . kurban bayramın arife günü toplandı tepe. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. doğ rudan doğ yapı veya olan. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. bilvası lan talı ta. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. unu ü. vası z. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. hacı n. ta. yoluyla. nda * Mekke'nin doğ usunda. bilâvası ruya lan tası ta. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. araçsı z * Araç kullanı lmadan. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. araçlı * Araçla yapı veya olan. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. aletli jimnastik.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. ları nı kları . aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. eyi lan ey. bağ kurarak. * Taş ı t. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. araçlı jimnastik * Bkz. z arada bir * seyrek olarak. ta. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. vası yla. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut.

lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. araklamak * Çalmak. * Beyaz. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. kiyi . yarı açmak. * İ taneli bezelye. * Seyrelmek. seyrekleş nı tirmek. çalan. ri * Araklayan. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . hı z. * Aralanmak iş i. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. araları iyi * dostlukları düzenli. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. aralıolmak. u. ı rma. k * Gitmek. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. aş ı rmak. benzer nitelikler çok az olmak. seyrekleş klı tirmek. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. çaresiz kalmak. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. ndan lmak.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. eyini rı plak aragonit arak * Ter. * Aralı duruma getirmek. uzaklaş yanı ayrı mak. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. n. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. aş i. tiftikten yapı ş külâh. rsı * Hı zlı rsı k. il. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. aralama aralamak * Aralamak iş i. araklama * Araklamak işçalma.

* Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. * Kesik kesik. ik nda klı * Sürekli. * Bir sesi bir baş sesten. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. espaslı rlar nda klı ı . arama * Aramak iştaharri. lı n . * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. aralıvermeden. biraz açtı k rmak. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. * Birbirine bitiş olan. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. barı rmak. espas. i. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. klı * Sı vakit.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. yarı açmak. elverişdurum. araları açı k bulunan. m m i aralıetmek k * aralamak. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. koridor. bale. aralı z ksı . iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. ilk * Ayakyolu. fı li rsat. harfler veya satı arası açı ğolan. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. iş gibi yerlerde. geçenek. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. ik nda klı * Dizgide kelimeler. eyler . aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. * Uygun. mesafe. ra. araları açı k bulunmayan. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. * Yarı k. tam kapanmamı açı ş .

fellâh. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. Aramîce. * Aranı çözüm. * Araşrmak. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. çok aramak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. * Bkz. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. eyin unu * Önem verip istemek. * (küçük a ile) Zenci. * Düzenleyici. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. hatısormaya gitmek.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. * Olumsuz. erli. * Ş koş art ulmak. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. * Düzenleme. * Eksikliğduyulmak. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). arantı Arap . aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. özlemek. yoklamak. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. ine * Söz konusu olmak. tı * Ziyarete. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. ine *İ steklisi bulunmak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. mak. aranmak * Aramak iş konu olmak. kta eyler * Ş koş art ulmak. * Koyu esmer veya kara.

Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. kararmak. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Araplı benimsemek. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek.arap * Negatif fotoğ raf. ak. Araplaş ma * Araplaş durumu. lan * Bu dile özgü olan. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). lan. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Araplı k * Arap olma durumu. mak Araplaş mak * Arap olmak. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. arap saçı gibi * karmakarık. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. ş ı Arapsaçı * Küçük. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. zamkı arabî. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. k il olan kça ağdoğ . Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i.

birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. geçimsizlik olmak. lması araşrma görevlisi tı . araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. Arasat * Müslüman inanına göre. araşrman. arası geçmeden * vakit geçmeden. araşrmacı tı tı tı (kimse). ararot kamı ş ı * Maranta. * Meraklı . kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. vira. arkası kesilmeden. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. tı * Sürekli olarak. araları gerginlik. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. nda arası olmamak * geçinememek. iş n u araşrı tıcı * Araşran. inceleyen. müstemirren. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. geçirilmek. arkadaşk bağ kopmak. tı i. sı ı cağ cağsı ı na. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. gözden. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. ı araşrı tı * Araşrma. ara vermeden.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. mütecessis. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm.

araya gitmek * harcanmak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. araşrman tı * Araşrı. dostluk kalmamak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. karıklı kurban olmak. aratmamak * yenisi. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. eski yakı k. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. eyi iş . araşrman. yokluğ duyurmamak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. sormak. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. * Aratmak iş i. eskisinin yerini doldurabilmek. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. istetmek. * Arzu ettirmek. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. asistan. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. soruş turmak. kaybolmak.

arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. * Hastalıbelirtileri. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. tetikli yay. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. * Kundaklı . ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. arbalet arbede * Gürültülü kavga. çevreye uymak. patı . ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. k. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. yerey. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . * Türk müziğ bir birleş makam. yer. tahvil. k *İ linek. görünmemeye çalı ş mak. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. . toprak. k ma li araziye uymak * ortama. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. i. lan * Ardı l. semptom. rtı arbitraj * Hisse senedi. arazi açma * fundalı koruluk.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. * Belirtiler. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam.

ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. hemen ardı ndan. ası lmak. ardı ra. arkası ra. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). halef. sı kahverengi. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ardı nca * Hemen arkası ndan. ardıra sı ardı ç * Peş inden. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı kadar açı na k * (kapı . arkası ndan. peş bı ndan ini rakmamak. takı lmak. ara vermeden. ardıardı n n * Geri geri. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. ç acın ardırakı ç sı * Cin. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. aralı z.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. tükenmek. u türü (Turdus pilaris). ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. pencere için) sonuna kadar açı k. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. * Sataş mak. ardı ra. çatmak. i la . * Servigillerden. öncel karş . * Birisinin sı na ası rtı lmak. * Musallat olmak.

lan ya * Ardiye iş leten kimse. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. antrepo. an . ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. arife günü. son vermek. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. depo.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. a i. ardı bı nı rakmamak * Bkz. iki. arife. argaçlama * Argaçlamak iş i. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. * Kayağ taşkayrak. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. atkı nda lan . * Ardiyeye bakan kimse. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. olan . büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). n nda. peş bı ini rakmamak. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. durdurmak. argali * Boynuzlugillerden. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. arefe günü * Bkz. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. ş . mütevali. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. önlemek. * Bkz. tamamlamak.

z. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). ş nmı katıksı . kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. arı gibi * çok çalı ş kan. * Yabancıeylerden arı ş ş z. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. n * Geçit. f. zayıbitkin. derbent. * Söz argo durumuna gelmek. n na lanan ağ parça. Kı saltması Ar. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . ı ı rlı nda olmayan bir element. söz arı kil . mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. * Zar kanatlı lardan. acı söylemek. havada %1 oranı bulunan. arı sokmak gibi * iğ nelemek. argonot * Kafadan bacaklı lardan. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. münezzeh. * Beceriksiz.argı n * Yorgun. rengi. ı * Günahsı z. boğ dağ azı az.9 olan. arı biti * Kör. saf. kokusu ve tadı 18. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). iş * Temiz. boğ . * Argıolma durumu. bal ve bal mumu yapan. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. ı * Serserilerin. halis.

kaolin. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). sı sarı kuş rtı . * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. arıçekmek k * tı kanan. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. lar nına arı sili * Tertemiz. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. . lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. arı mak klaş * Arı(II) olmak. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. açlı . cı kuru. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. arıemek k * İçinin. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. arı k * Eti. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. Kuzey Afrika. * Fide veya fidan dikilen yer. sı ı zayı lı z. bozulan arkları temizleyip açmak. k arı klatma * Arı klatmak durumu. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. Orta Asya'da az ağ klı il. ska. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. karşğödenmeyen emek. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. yağerimiş f. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak.

iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. zlı * Kovanları konulduğ yer. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . arı dokunmak na * utanç duymak. * Katıksı k. ı * Arı lanmak durumu. kovanlı n u k. saflaş mak. arı laş duruma gelme. arı mak laş * Arı duruma gelmek. i. tenzih etmek. ş zlı ı * Günahsı k. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı ma. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. k arı k klı * Zayık.* Arı(II) duruma getirmek. özleş me. laş arı lanmak * Arı mak. sı k. özleş tirmek. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. tirme. arı ma laş * Arı mak durumu. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı lı k arı nmak . arı lı k * Temizlik. vücutları . özleş mek. i * Temizlenme.

vb. * Aksama. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . * Katıksıduruma getirmek. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. * (petrol. . * Çözgü. duruma gelmek. iş lemez duruma gelmek. petrol gibi maddelerin arı ğyer. tma i * Deterjan. * Arı iş tma i. * Katıksı arı ş z. ı * Rahatlamak.* Temizlenmek. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. * sonradan ortaya çı kmak. tasfiye etmek. arı yapmak za * Bozulmak. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. yağ için) Arı iş rafinaj. za. tasfiyehane. tma i. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. arı za * Engebe. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. mak. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. aksaklı k. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. arı tı cı * Arı özelliğolan. rafineri. k . alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. * Bulaş ş mı musallat olmuş . arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. arı zalanma * Arı zalanmak iş i.

toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. biçimde. varı . aristokrat . olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. için) Aksayan. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. * Çı plak. düz. arifane * Arif olana yakı yolda. * Aksamayan. ş tan * Geçici. Aristoculuk * Aristotelesçilik. nını u * Soylular sıfı nı. hür. ön gün. m ı lı r * Aristotelesçi. bu halka özgü. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. * (Araç vb. * Yarı yamalak. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). eğ reti. idare edecek biçimde. iş lemeyen. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. dı gelen. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. * Huzurlu. rahat. bozulmuş . ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . arife * Belirli bir günün. bozulmadan iş leyen. arifane ile * ortaklaş a. * Özgür. m * Engebesiz. en * Bu halkla ilgili. arı z zası arı zî * Sonradan olan. aristokrasi * Ekonomik. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse).arı zalı * Engebeli. arya. mutlu.

lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. * Bu bilimle ilgili. sı * Soylu. ariyeten * Eğ olarak. aristokratik * Aristokratlı ilgili. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe.9. her yönü ile. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . gezimcilik. ağalma. ndan ark . * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. * Ritimli olmayan. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. n lemler olan kolu. lar. Arjantinli * Arjantin halkı olan.. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. * Büyük bira bardağ ı .5. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı .7. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm.3. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. reti. ödünç olarak. düzensiz.* Aristokrasi yanlı.

arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. sı nda n rı ğ ı . * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. arka plânda * Geride. peş . sı rmak nan arka olmak * maddî. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. eyin * Ağ ı l. kayı na ı rmak. cetvel. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. art arda. arka bulmak * bir koruyucu. yabancı davranmak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. eyin rt * Geri kalan bölüm. n arka vermek * desteklemek. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. rüzgâr almayan kuytu yer. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. * Koruyucu. dayamak. * Art. arı hark. kayıcı rı. manevî yönden destek olmak. * Geçmişgeride kalmızaman. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . ş mak. * Otururken sı n dayandı yer. * Önemsiz. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. gibi arka arka * Geriye doğ ru. beden. . rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. kanal. kayı bulmak. iltimasçı . tmak ı lan k k. arkada bulunan. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. piston. * Arkada olan. dayanı mek.

arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. * Konuş ve yazı dilde. arkadaş na çok düş olan kimse. yüklenmek. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. hempa. ileri gidememek. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. refik. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. ünsiyet. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. arkadaş ça * Arkadaş olarak. * Arkalamak işyardı müzaheret. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. geride kalmak. eş etmek. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. dedikodusunu yapmak. dostça. a ş ı ş . m. m . gizlice. belli etmeden. eskimiş veya eser). arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. lı a er ları kün arkadaş il. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. içtenlikle. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. yâren. i. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. destek olmak. korumak. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. el altı ndan. geride kalmak. içten olmak. müzaheret etmek. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. * bir süre beraber bulunmak. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. refakat etmek. birlikte gitmek. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i.

rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. destek olunmak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. peş inden. sı dayayacak yeri olan. kalı bir tür kı hı nca sa rka. bir yerde durdurulmak. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. ı kullandı arka yastı. taş rtı ı mak. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. koruyucusu. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. arkası gelmek * devamlı olmak. ndan . semer. dayanağolan. sı dayayacak yeri olmayan. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. * desteğ sağ ini lamak. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkası kesilmek * tükenmek. arkalı rken kları ğ ı k. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. * Koruyanı . arkası ra sı * Ardı ndan. yerinden düş ürülememek. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek.arkalanma * Arkalanmak iş i. bitirilmek. * Sı dayamaya yarar yer. ı arkalı klı * Arkalı. sürekli olmak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. güçlü olmak. son bulmak.

li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkaya kalmak * geride kalmak. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. arkası sı nı vamak * okş amak. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. koruyucusu. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası z * Arkalı olmayan. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. övmek. görüş fı aramak. geriden gelmek. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. iltifat etmek.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. sonraya kalmak. arkası almak nı * bir iştamamlamak. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. dayanağolmayan. ğ ı * Koruyanı olmayan. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. * İ ana madde. ertelemek. lk . arke arkebüz * XV. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. taş ı nabilir ateş silâh.

kı arlı * Namuslu.organı . * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. sılgan. armada armador * Donanma. utangaç. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. arlı ndan. kuzey kutup yakında olan. sılmaz. ip. nda açı ilik * Kazı bilimci. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . arkeoloji uzmanı bilgini. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. kum taştüründen bir tortul kayaç. kazı mı bilimi. * Geminin direk. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. nı * Arlanmak iş i. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. limanda kı ş lamak. ekil. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. su nda. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. nda armağ an . seren. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. ş ta arma * Bir devletin. halat ve yelken takı . harf veya ş ongun. seren. kı * Kuzey kutupla ilgili. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda.

eyi an armalı armatör * Arması bulunan. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . sulu. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). n da) lar armut * Gülgillerden. en. * Ticaret gemisi sahibi. armut gibi . an armonik * Armoni ile ilgili olan. letmeciliğ i. ı z sı zı * Akordeon. * Fazla bön. * Gemi iş letme işgemi iş i. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra.* Birini sevindirmek. * Ödül. hediye etmek. mıka. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. ihsan. armatörlük * Armatör olma durumu. çiçekleri beyaz. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. mutlu etmek için verilen ş hediye. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. * Armonika. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. . armonyum * Taş ı nabilir küçük org. * Bağ. ey. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. * Armut biçiminde olan. ak.

armut biçiminde top. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. * Arnavut halkın bütünü. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. n) * her ş kusur bulmak. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. sır gözü. nda ğ ı . Arnavutlarıkullandı dil. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. aromatik * Öküz gözü. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. mastı ğ ı çiçeğ i.* çok anlayı z. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. Arnavut biberi * Acı rmı biber. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . bön. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. Arnavut bacası * Çatı penceresi. . Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım.

* Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. k eyler * Baş k. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Tüfek. arp * Bkz. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). * Yabanî arpa. * Bu bitkinin taneleri. arozöz * Kamyon. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . arpa ektim. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. * Arpa biçiminde ş ehriye. yurdumuzda mı lan. aromalı . taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. harp (II). altma düzeni olan. * Arpa konulan yer. arpa * Buğ daygillerden. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. i. llara arpa suyu * Bira. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan.* Hoş kokulu. yiyecek gibi ş veya para. sulamaya yarar araç. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. arpa tarlası . maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. .

arpalıetmek k * arpalıyapmak. mak. acak ş lıklı rnaş . arpası gelmek çok * coş azmak. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. zı k. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . arsı k etmek zlı * utanmadan. yoğ 33. sı otu. arsı zlanmak * Arsı k etmek. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . ı ı rlı unluğ 5. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. arsı z * Utanması kı olmayan. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. aç gözlü davranmak. ş * Aç gözlü davranan (kimse). * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. sı arak. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. kudurmak. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. n çan rnı saltması As. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. yıı yüzsüz (kimse). . sılması lık. arsı yakı biçimde. arslanlı . * Kolayca üreyebilen (bitki). Kı en. ş klı * Arp çalan kimse. kı arslan * Aslan. yıarak.91. yüzsüzce davranmak. arsı ulusal * Uluslar arası . sılmadan. metal görünümünde basit element. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i.7 olan. sı ı k.

* Bir ş öbür yüzü. * Tren.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. * Keman yayı . arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. arş ı nlamak * Arş ölçmek. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. lk * Dokuzuncu kat gök. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş kadar. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. * Arş idükün karıveya kı. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. arş saklamak. art avurt . geri. adı mak. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . ivde art * Arka. troleybüs. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. nda * Belgelik.

bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. ğ u . art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. ta. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. bereketli. iş sı nı i. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. artçı lı k * Artçın görevi. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. nı * Art düş ünce. an. yında art damak * Damağ arka bölümü. bereket. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. hareket). g. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. diyakronik. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. hinterland.* Avurdun arka bölümü. artakalmak * Artmak. alan. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. fazla bulunmak. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. . geriye kalmak. p.

artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . daha fazla. . sırdan büyük sayı areti fı . pozitif. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. * Bundan böyle. gün. artıdeğ k er * İçinin. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. dört yı bir gelen 29. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. karşğödenmeyen emek. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. . artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. iş ş gücünün karşğolarak. yeter. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. *İ çildikten. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. metal uçlardan artı yüklü olanı . artağ ş an. * Trafiğyoğ olan ana yol. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. ldı * Kalan veya artan bölüm. anot. * Artılmak iş rı i. * Katyon. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. ey ktan * Daha çok. lda l. * Artı klamak iş i. artı çoğ ş alma.arter * Atardamar. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. daha. fı iş ). * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. sonra. artı m * Artma. * Sırdan büyük. i un * Atardamar bozukluğ u. artıemek k * İçinin. zait. pozitif sayı . ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire.

tezyit edilmek. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. ekil z. * Artist olma durumu. artmak artmak * Büyük heybe. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. en ğ ı * Arttı rmak iş i. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. güzel ve alı (kimse). eyi rma i. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. artma * Artmak iş i. * Eskisinden daha çok çoğ almak. çoğ altmak.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. * boylu poslu. ince ktan * Değ yükselmek. * Artı rmak işyapı i lmak. * Artistin görevi. alı . sanatlı n i e . iltihapsı süreğ eklem hastalı. * Genellikle ş bozucu. sanatçı . * Müzayedede artı rma. artı çoğ ş m. artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. tasarruf etmek. n müzayede. artma. * Eklem romatizması . artist gibi. mlı * Artiste benzer biçimde. fazlalaş eri mak. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. çoğ lmak. artı rma * Artı rmak iş i. * Yükseltmek. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. sanatkâr. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse.

arz etmek * sunmak. yeryüzü. * saygı bildirmek. stek. geniş lik. n. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. arzanî arziyat arzu * İ dilek. unu . enlem dairesi. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. bildirme. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. sunu ve istem. istida. * Yer bilimi. jeoloji. * En.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. * Enine olan. * Yer. * Heves. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. enlem. arz * Sunma. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. ü Aryanizm * IV. arz dairesi * Bkz. arzuhâl * Dilekçe. liğ i. * (büyük bir makama) Anlatma. arz derecesi * Bkz.

* Sinirle ilgili. i As * Arsenik'in kı saltması . özlemek. hükümdarları mareş n. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. as as * Kakı m. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. mektup vb. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. arzulamak * İ duymak. *İ skambil kâğ nda birli. sinirsel. allerin. hevesli. stek arzulu *İ stekli.arzuhâlci * Para ile dilekçe. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. yazan kimse. asas kat as yön asabiyeci . n kları asabî * Sinirli. sinirlenmek. arzulama * Arzulamak iş i. asa * Bazı ülkelerde. istemek. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. ü it * Ara yön. * Ast sı nıkı lmı. sinirlilik belirtileri göstermek. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). hevesini alamamak. din adamların güç sembolü olarak. öfkelenmek. asabîleş mek * Kı zmak. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek.

öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . temel niteliğ olan. neon. ası l olarak. * Yapı eserler. vekâleten karş . argon. asamble asansör araç. n * Soyluluk. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. ş ması sağ asap asar * Sinirler. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. ksenon). o görevin sahibi olan kimse. asabî yapıolma. kripton. lar. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. asalak parazit. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı.asabiyet asal * Sinirlilik. tufeyli. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. soy gazlar. asillik. parazitoloji. esasî. vekillik karş . ı tı * Kendi adı hareket ederek. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. ekti. lı * Başca. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . * Bir görevi yüklenmiş olan. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. . ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. * Bir görevde temelli olarak. yaş ş . * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum.

yadıkurun. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. eş lama baş zaman karş . sarı kokulu. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. ases * Gece bekçisi. senkron. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. lar. düzenlilik. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. asbaş kan *İ kinci baş kan. u. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. n nda lan ş ı . * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. acın çizilerek elde edilen bir reçine. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. ortanı n çorbacı ına verilen ad. saydam. ı tı n * İ kullanmadan. güvenlik. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. * Sirkeyle ilgili. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). i aç * Eş zamanlı olmayan. lan r.

asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. * Gerçek. gerçek olarak. köken. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. e rakı ş ası k * Somurtkan. nda * Asmak iş i. * Ası lı . * Soy. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. nı ğ ı ası lar l sayı . asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. lan ş * (a'sıBaşca. ortak payda. kopya karş . örnek. kaynak. sağk. en düş . ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. ulaş ve kültür gibi da. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. en aş ı azı ağ en ndan. nesep. uyuş konu. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. ana. asfaltla kaplanmak.* Asfaltlanmı ş . * Bir ş temelini oluş eyin turan. * Minimum. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. hakikat. baş gelen. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. eyin ı tı * Kök. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. ük. * Gerçeklik. esas. sahabeler. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. lan ulan asgarî * En az. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. ashap * Sahipler. * Hz. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. ı lü ası l * Bir ş kendisi. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan.

süspansiyon. ası lanma * Ası lanmak işintifa. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . sı mak. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Ası ş lmıolan. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. i. ı etmek. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. ası olmak ntı * tebelleş olmak. tavik. dayanaksı köksüz (haber).* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. * Tutup çekmek. * Israrla üzerine gitmek. temelsiz. . ey ı sı srar * Hı eline almak. intifa etmek. * Sı an. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. ı * Asma iş i. idam edilmek. tehir. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. * Ası iş lmak i. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. kökenli. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. ası ş lmı adam * Salepgillerden. ru z. tebelleş rnaş olan kimse. süspansiyon. sonuna kadar mücadele etmek. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş .

asil * Soylu. dik baş. llı * Baş ran. aside asidimetre * Asitölçer. rsı lı * Un. baş rmak. soyluluk. isyan eden. ası rlarca * Yüzlerce yı l. kendine uydurma. baş ı kaldı rmak. asileş mek * Karşgelmek. asilzade asilzadelik * Soyluluk. * Bu söz "benzeş mek". vekil karş . "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. . ı tı asileş me * Asileş iş mek i. * Soylu olma durumu. * Bir görevde temelli olan. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. asillik * Asil olma durumu. kaldı * Hayı z. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i.* Çağ . özümleme. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. * Yüksek duygu ile yapı lan. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. asık rlı asi * Yüzyık. kendine benzetme. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. bakımsı k. ş zlı ı * Simetrik olmayan. * Benzeş me. sonuş maz. isyan etme. lsa tı ı riyi ru. isyan etmek. bakımsı ş z. asilik etmek * karşgelmek. * Soylu. isyankârlı k. asalet.

sı askercilik * Askere yakır biçimde. fenol. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. asit alkol asit borik * Bkz. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . ini. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. borik asit. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. gemi. asklı . * Bkz. ldı ş ı la.asistan * Yardı . askerce askerci * Asker yanlı. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. disiplinli. yı man yı na asker gibi * disiplinli. z. asidimetre. tı asistanlı k * Asistan. * Bkz. düzgün. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. ale * Askerlik görevi veya ödevi. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. tahkimli bölge. mcı * Araşrma görevlisi. ş ı . sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. z * Topluluk düzenine saygı olan. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme.

askerlik niteliğkazanmak. . askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerî * Askerlikle ilgili. askere özgü. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. * Bir tür çocuk oyunu. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askeriye * Askerlik. askerlik etmek * askerlik yapmak. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. disiplini. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul.* Askerci olma durumu. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerlik * Asker olma durumu. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askerlik ödevi ordu hizmeti.

maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. uzunluğ 160 cm. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. tabanca gibi ödül. ı z * Askı olan. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. savsaklamak. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. Afrika'da yaş ayan. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . * Gürbüz ve yiğ adam. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. n * Hiçbir zaman. meyve. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). arslan. fener. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . lı p * Vestiyer. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. . * Ası saklanacak sebze. * Zodyak üzerinde. Zodyak. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. yı cı rtı. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. erkekleri yeleli. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. hiçbir biçimde.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. rı n larak u * Çay. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad.

kokusuz çiçekleri olan bir bitki. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. aslan gibi * boylu boslu. raca aslanca * Aslana yakır yolda. i. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. güzel. türlü renkte. yer pı lan rasası (Leonurus). güçlü ve yakıklı ş . *Ş irpençe. doğ u. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. eyden korkmayan. ı * sağğyerinde. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. sarı . aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. ası z olmak. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. aslanı m! * gençler. aslen * Kök veya soy bakı ndan. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslan gibi. yiğ ş ı itçe. nan aslan sütü * Rakı . aslanpençesi * Gülgillerden. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). itlik. onun kiş ini belli eder. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. lsı . aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . gerçek ş ekli. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. mı aslı astarı * iç yüzü. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . aslanağ zı * Sı otugillerden.

lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). asma biti * Eş kanatlı lardan. . nan. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. sarı renkte bir böcek. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. * Asmak iş i. lgan. k . esas. nı altı na asliye asma * Temel. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). larak lan asma yaprağ ı . yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. aslı yok faslı * yalan. sebze olarak kullanı ürünü. uydurma. * Bu türün ince uzun. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. aslî düş ünce * Ana fikir. aslî * Temel olarak alı esas olan. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). asmalara zarar veren. filoksera (Phylloxera vestatrix). * Soyu sopu. altı kat. nı na il lar. * Asmagillerden. * Ası şası lmı lı .

asmagiller * İ çeneklilerden. emmeç. * Modern. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. * Havadaki duman. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. daş ma. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. Muhammed'in yaş ğzaman. çağ l. çağ laş daş mak. asparagas * Uydurma. kuş anmak. cı . gerçek olmayan. da asrı saadet * Hz. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. * Asması olan. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. gibi aspidistra * Zambakgillerden. asrîlik * Çağ llı cık. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . idam etmek. * Asma için ayrı ş veya toprak. genellikle saksı yetiş da tirilen. her dizenin sonunda gelen. * Üzerine takı nmak. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. gerçekmiş gösteren haber. ekş rak ilâç. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. toz vb. birbirini tutar renk ve yapı olan. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. birbirini tutar renk ve yapı olan.

u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. astar sürmek. halat. astar sürmek (veya vurmak. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. ayakkabı ş gibi eylerde. * Birinin buyruğ altı olan görevli. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. ağ vb. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. çanta. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. rmak astarlı * Astar geçirilmiş .).assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . perde. * Alt. çekmek) * astar boyası boyamak. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. resim yapı lmadan önce sürülen boya. astarlanma * Astarlanmak iş i. nda nmıve . ı r. astarlamak * Astar geçirmek. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. astarlama * Astarlamak iş i. * Boyacı astar vurmak. astarlanmak * Astar geçirilmek. olmak. madun. nan . lı kta. astarlatma * Astarlatmak iş i. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. astarlanmı ş . elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. * Giyecek.

astı astı kestiğkestik ğ k. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. astigmatizme tutulmuş (göz). i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. müneccimlik. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. felekiyat. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. * Net görmeyen. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. * Yı z falı uğ an kimse. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. astatin * Astat. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. * Atom numarası olan. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. müneccim. astı m astı mlı * Astı olan. gök bilimci. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. ı i * acı z. * Gök fiziğ i. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. * Asmak iş yaptı ini rmak. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. . * Aş çok yüksek. astronomi * Gök bilimi.

nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. rahat. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . Asya ile ilgili (olan). mutluluk. aş nlı astronot * Uzay adamı . * Huzur içinde olma. n asude * Sessiz. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . . gökyüzü. * Gök. mutfak.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. sakin. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . n. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. ayan * Asya'ya özgü olan. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker.

* Daha küçük. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. beğ enmemek. i ük. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. er * Aş ı yere doğ ağ ya. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. çok arzulamak veya nefret etmek. ı . * Bayağ adî. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. yer. adî. . * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. aş ermek. değ yönünden daha az. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. nma lı r. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. yı kmak. unu r. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. rı * Para ile yemek yenilen yer. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. niteliğalçalmak. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. eri aş yermek * Bkz. im im * Genel ev. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. aş ı ağalmak * devirmek. miktarı . ru. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. aş. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. tiksinmek. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. imli * Niteliğdüş kötü. yerleş bölgesi. daha az. aş z ı tı hane. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. lokanta. hor görmek. denk olan.

adilik. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. n. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. hor görmek. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). me. i ük. tenzil etmek. lması ru . tezyif etmek. hafifsemek. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. alttan almak. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. basamak. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. aş ı yukarı birlikte. rütbe. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. paye. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. * Niteliğdüş adî. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. merhale. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. evre. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. mertebe. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. hafife almak.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle.

çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. aş lokanta. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. * Yemek piş satan kimse. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. hiyerarş er mı i. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. ahçı iren . aşbaş n görevi. * Aş (kimse veya bitki). aş ar * Ondalı k. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. irip * Yemek yenilen dükkân. aş amalı * Aş aması olan. irme veya * Onluklar. m nan * Ondalı k. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. kiremit rengi. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. göz. aş erat aş hane . * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. evi. * Mutfak. * Aş evi. hiyerarş ş i. kademeli. * Yemek piş kimse.

* Yapı ları uzun mertek.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . arkadaş bir seslenme. gibi * Aşyapan kimse. aşyapmak. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. en na e * Dalgı kalender (kimse). vurgun. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. aş çatı nda. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. yarı ş ş mak. n. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. * Ahbap. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. en ndan . ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. ı rma. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. tutkun (kimse). ı aş atmak ı k * yarıetmek. lerini sazla söyleyen. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. âş olmak ı k * sevmek. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. ı k n * çok seveni. tutulmak. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. düş künü. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri.

* Yeni aş ı ş aç. muaş ı seviş lı aka. aş ı nma . m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. etkilemek. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. * Erozyon. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. aş ı lma * Aş ı durumu. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . * Aş ı nmak iş i. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. uğ cak. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). aşyapmak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). * Aş ı latmak iş i. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. ilkah. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. uğ cak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. ı * Aş ı ş aç). * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. telkin etmek. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak.

ı rı . k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. ta ş pratı p. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Gereğ inden fazla. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . çok. usandı rmak. yı pranmak.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. düzleş kı ları mek. erozyon. taş n. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . * Çıntı silinmek. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . aş ı rma. müfrit. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. fazla miktarda. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . ötesinde. * Aş ş ı yer. itikal. * Aş olma durumu. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. * Ötede. önem veren. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. koparı lmaları eritilmeleri. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. * Eskimek. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. nmı * On sayı.

aş çatı nda ı k. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. * Baş nıyazı ndan bölümler. * Açı apaçı belli. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. dı . dost. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. k. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. lacak * Dağ geçidi. na * Çalıgötürmek. intihal. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. kuytu yer. * Yapı ları uzun mertek. iş * Aş lmı ı ş rı . aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. bakraç. meydanda olan. ş * Siper. aş olmak ikâr * belli olmak. . aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş ı rma. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek.* Aş ı iş konu olmak. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. belirginleş mek. * Aş ı yer. k. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Küçük kazan. * Bildik. kova. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Aş ı rtmak iş i. ortaya çı kmak. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. arkadaştanık. kça. * Aş ı rmak. belli etmek. saklamadan.

aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. coş kunluk göstermek. aş ma . aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. aş düş ka mek * âş olmak. fazla. Aş ı lama. ı sı nama. seviş kide mek. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. dı aş k inalı * Birbirini bilme. Aş ı lamak. coş eyi mak. * Ev. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. * Çok. sitem bildirir. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. oturulan yer.* Bilinen. tanığ belli etmek. mesken. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. ş an aş lama aş lamak * Bkz. tanık olan. tanı tanıklı ma. . ş k. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . sevi. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. aş mak * Bkz. * Kuş yuvası . zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. * Benzerlerinden üstün. zahire. * Aş iş mak i.

*İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. -at. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. ı ma lan * Satrançta. kuru yemiş ş day. ey. üfte At at * Astatin'in kı saltması . i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. binme. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. onun tutumuna göre davrandı nı n. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. . * Aş iş yaptı mak ini rmak. k k n. * Aşrmak iş tı i. aş fiş na ne * Gizli dost. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. * Atgillerden. sona ermek. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. * Oynak. bitmek. aş ayı ure * Muharrem ayı . * Görünmeden kaçmak. * Aş olma durumu. ları inin nda kları anlatı r. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. * Gizli dostluk. sivri köş yuva. açısaçıkadı kokot. aş na * Aş ina. it at binenin (veya iş bilenin). atlar anası . * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. na * (süre) Geçmek. yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan.* Yüksek.

. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. meydan olmaz (bulunmaz). elmas. * bildiğve istediğgibi davranmak. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. geniş yapraklı . at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). an. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. * yarı ş mak. at koş turacak kadar * pek geniş . değ erlendirememe. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. 15 ile 30 m yükseklikte. n . ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan.at cambazı * At alısatan kimse. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. meydan olur (bulunur). se lan eyler at olur. veya bulmak. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . sabit fikirlilik. at oynatmak * atla hüner göstermek. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. at kestanesi * At kestanesigillerden. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at çevirmek * geri döndürmek.

ata * Baba. ata et. ahî. * Atı akı lı m. n. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). k. atak atak yapmak * akıyapmak. hamle. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. uzunluğ 8 mm kadar olan. atavizm. meydan yok * yapacak güç var. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. atabey. * Eski Türk devletlerinde. * Atamak iş tayin. i atabek atabey * Bkz. * İsizlik. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. pederş patriarkal. ş . yalancı . yapmak. * Saldı. saldışhücum. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. rı rı . n buğ atalı k atama . * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni.* Çift kanatlı lardan. davranı cür'et. e lan. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. at. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . atı yapmak. iş kalma. * Geveze. * Tembellik. pederş ahîlik. kanatları u büyük ve küt. bir at var. uygulamak. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . i. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. ama kullanma imkânı yok. iş ş siz lemezlik. ite ot vermek * bir işters yapmak. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. ataya çekme. tayin etmek.

sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. atavik * Atacı ilgili. daş amaçlayan. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. elçilik uzmanı e lı . bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . birbiri ile uyumlu amaçlar. * Su aygı. Kemalist. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. i ünü. uygulamalar ve ilkeler bütünü. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). atanmak * Bir göreve getirilmek. Atsan atı lmaz. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. enin ğ ı * Tutacak. tayin edilmek. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. atanma yapmak * tayin etmek. geleceğ rlı e yönelik. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. bilime ve gerçeğ dayanan. ya u vanca karşda ilgisizlik. . mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. ate * Atacı lı k. ı er ı yan ş iryan. tayin edilme. rı * Soy at yetiş tiricisi. satsan satı vb. akla.atanma * Bir göreve getirilme. * Bu ilkeye bağlı lı k. * Ataş görev yaptı yer. evrensel ağ klı e ı .

od. * Büyük üzüntü. örneğateş i böceğolan böcekler takı . ateh * Bunama. tehlikeli bir durum almak. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. öfkelenmek. * Tehlike. cı n lması * Vücut ısı sı. atölye. * Gümüş ğ balı. k k ateh getirmek * bunamak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . coş acele davranmak. li * telâş lanmak. tutuş mak. ateş ğ balı ı * Sardalye. rmı. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. * Kı zı renginde olan. acele etmek. atelye aterina ateş * Bkz. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme.* Ateist. önüne geçilemez. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. sılı baş kan yürümek. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. felâket. * Coş kunluk. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. i mı ateş kmak çı . alev * Öfke. hı hı rs. k. * (ateş silâh) patlamak. ateş basmak * kı zarmak. nç. ateş almak * yanmak. mak. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. heyecanlanmak. * Tanrı maz. acı . tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı .

ateş püskürmek *ş iddetli. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. ateş saçmak . pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ateş pahası * Çok pahalı . li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. becerikli. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. * zeki. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. * Çok yaramaz (çocuk). * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. çalı ve becerikli. meydanlarda ateş yakmak. öfkeli konuş mak. ş kan * kı rmı. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ateş püskürmek. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş parçası * Ateş bir bölümü. hareketli. in * Çok canlı . cı ateş gibi * çok sı cak.* Bkz. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. ş kan. çalı ş kan. yangıçı n kmak. man lmı içi . ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. * çok öfkeli olmak.

ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. e klı la. * bir yeri kasten yakmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. ateş lası tuğ * Ocak. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. kun. * Ateş hüner gösteren oyuncu. çok öfkelenmek. kundak sokmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. sinirlenmek. le * Fabrika.* çok kı zmak. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. . * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. ateş in * Ateş coş li. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. vapur. coş mak. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ateş vermek * tutuş turmak. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek.

li ateş letme * Ateş letmek iş i. turucu. cı * Kı rtmak. yakmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. * Top. * Coş mak. ş ş kı iddetlendirmek. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. un bir . ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. lan ateş li * Ateşolan. yanmayı yı azaltmak. * Cinsel istekleri güçlü olan. lı ı . ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. heveslendirmek. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. ş iddetlenmek. ateş lemek * Tutuş turmak. i * Coş coş kun. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. bı ş ma. kış zı mak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş lendirmek * Coş turmak. hararetli hararetli. i * acı. coş kulu. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. kı rtmak. * derece ile ateşölçmek. ateş leyici * Ateş niteliğolan.

ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. ş ı atı l . yüklemek. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. liş * İ bağ. * İ kili bulma. atısu k * Evlerde. * Yöneltme. li ateş perest * Ateş tapan. sıntıdurum. * Mal ederek. atı cı * İ niş alan. i * Yöneltmek. tüfek gibi silâh. isnat etmek. . attını yi an ğ vuran kimse. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. ası z eyler * Atı olma durumu. kayra. ihsan. * Atları ekleri ve zebraları . dayanı lmaz. yükleyerek. * Atı ş lan. lmı atı . ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. eş içine alan. inayet. lı k.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. * Ateş lan veya konulan yer. üzüntü veren. çevirme. çevirmek. lütuf. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . yilik. tek parmaklı memeliler familyası . e ateş gömlek ten * acı . i. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r.

hücum etmek. * abartmalı konuş mak. ine * Saldı rmak. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. hücum. atı yapan. e * Bkz. hamleci. * Giriş ken. atı k lganlı * Atı olma durumu. hallaç. k. * Hı ilerleme. * Atmak iş konu olmak. . ditme iş yapan kimse. acak. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . * Patlamak. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. * Konuş yazacak söz veya bilgi. atı lmak i lma. n tı ve * (kalp. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. hamle. çarpı ş . * İsiz. savlet. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. * Atmak iş i. süreduran. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. aylak. iş yaramaz. lma i. atı ş * Atmak işveya biçimi. hamle. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. * Atı iş lmak i. nabıiçin) Vuruş z .* Tembel. u. lamak. birden bir davranı bulunmak. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. * Bir ş doğ birden gitmek. ş * Etkisiz.

* Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . sı atkuyruğ u . rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. argaçlamak. veya beton destek. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. uğ ı a.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. poligon. * Çabuk hareket edebilen. atkı * Soğ a karşomuzlara. * Eski. çevik. ş tı ati * Gelecek. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. çeviklik. kadı ları ı n * Büyük yaba. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. üst eş ik. * Atı rmak iş ş tı i. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. yandan iliklenen ince uzun parça. * Çabuk davranan. atkı lı * Atkı olan. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. * Atkı lamak iş i. n ş ş ı * Saz ş airleri. baş sı veya boyna alı örtü. * Ağ kavgası ı z etmek. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. çevik. argaç. eski zamanla ilgili. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik.

70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . atlama * Atlamak iş i. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. yazı yazma. atlanı lmak * Atlanmak. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. aldanmak. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . * Okuma. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. * Çocukları atlama oyunu.* Atkuyruğ ugillerden. inmek. ı . atlanma * Atlanmak iş i. * Binmek. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . . * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. atlama beygiri * Yüksekliğ1. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. * Çı kmak. ç. kök sapı ömürlü olan. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). ara bozanlıetmek. * Yanı lmak. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse.

atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. i yapı atlar anası * İ yarı ri . * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. * istekle. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. * Aldatmak. atlet gibi. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. nda atlar tepiş arada eş ir. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. biçimli. * Vücudu geliş . atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Savsaklamak. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. isteyerek. * Yüzü parlak. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. rafyası ekonomi. erkeksi kadı n. atletik * Atletleri ilgilendiren. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. * Atlamak iş lmak. miş . ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. atlaya zı playa * atlayarak. * Savmak.

yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. kestirerek söylemek. * (kalp. çevikliğ yetenekleri geliş i. * Kovmak. * Örtmek. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak.atletizm * Beden gücünü. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. atlı * Atı olan. ok gibi ş un. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. göndermek. * Yay ve tokmakla ditmek. uçaklar vb. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. * Yalan veya abartmalı söylemek. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). ndayı atmaca * Kartalgillerden. * Değ eksiltmek. farkı z. * İ içmek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. * Uzatmak. * (kurş gülle. bir kenara koymak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. dı ya vermek. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. lı ç) * (top. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. * (sille. söz * Çatlamak. eyleri) Hedefe iletmek. kabartmak. i * Sözle sataş mak. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). ağ k kaldı ve atma gibi. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. erini atmak . ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. çki * Bilmeden. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . kı Vurmak. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . tı rtı kuş * Sapan. bir eyi * Çı karmak. atma Recep. tokat. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. tı * Koymak. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. çarpmak. * Yerleş tirmek. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). tek u. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. * Ata binmiş kimse. dı ya çı ş arı karmak. süvari. atma * Atmak iş i. tirmeye yarayan koş atlama. ilgisini kesmek.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. ilgisini kesip uzaklaşrmak.

bağ ı rmak. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). halka biçiminde adacı mercan ada. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. atmasyon * Uydurma. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. artıbölünemez. yollamak.* (renk için) Solmak. alı ş mak. hava. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Etkisi kaybolmak. palavra. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . n ile muş k. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. * Mercanları bir araya toplanması oluş . atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. * Haykı rmak. palavracı (kimse). * Götürmek. sperma. * Söylemek. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. 76 cm uzunluğ nç lan. an elektron yüklü merkez bölümü. bı rakmak. atol atom parçacı k. meni. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. bel. cevvî. sahiplenmek. an lan . çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. gaz . atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. * Hava yuvarı . ı atmosferik * Atmosferle ilgili. * Göndermek. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). atmasyoncu * Uydurmacı . atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. er suyu. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son.

sı * Atomla ilgili. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). eğ cı lendirici. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. karı p lan * Atomla ilgili olan. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. . atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). iş ları yla raş n şı tı lik. atsan atı lmaz. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. * Altı n kı n'ı saltması . in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. ilgi çekici gösteri.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. attar * Bkz. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. atomculuk * Evrenin. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . av * Atmak iş yaptı ini rmak. attı rmak Au aut geçmesi. terileri oyalayı. attı rma * Attı iş rmak i. * Yeni bir bestecilik çırı göre. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. aktar. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. denizde. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir.

av köpeğ i * Tazı . * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. iş türe-v vb. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. bön. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . avanak gibi davranmak. kendisinden yararlanı kimse. . lan mı aval * Ticarî senetlerde. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. * Halkıaş ı n ağtabakası . lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. av mevsimi * Av dönemi. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. * Avanak gibi. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . avanakça davranı ş . . k avangart * Öncü. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. avanaklıetmek k * aptallıetmek. iş .* Bu yollarla yakalanan hayvan. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. na-v. kopoy. av avlanmı tav tavlanmı ş . avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. avanağ uygun düş biçimde. aptal. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. * Halk. öd-ev. aptal aptal. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. le-v. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. * Tuzağ düş a ürülen.

yararlı (durum veya ş ey). çilik. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. kötü. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. ey. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. stan ayan * III. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. . * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı .VI. avans çekmek * öndelik çekmek. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. lı k. beleş ten. yararsı z. kâr. macera. avantadan * bedavadan. . avanta * Bir kimsenin. . avans almak * öndelik almak. emek vermeden sağ ğkazanç. avantajlı * Yarar sağ layan. peş ı na lmak lan inat. öndelik. . avantür * Serüven. ladı ı avantacı * Çı . yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. için * İe yaramaz. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. beleş bedavacı karcı çi.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. avans vermek * öndelik vermek. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una.IX. n ğ ı avare . Avarca * Avarlarıkullandı dil. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak.

belâlar. engeller. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. aylaklı ş ı boş k. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. ı * Yüksek ses. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak.* İsiz. tanı kimse. * Avcı özgü olan. baş luk. baş luk. aylak. * Engebeler. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. k avarelik avarı z * İsizlik. baş . raş . * Kazalar. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. iş güçsüz. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. aylak dolaş siz. nara. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. avareleş me * Avareleş durumu. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. siz ı boş mak. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. parlak zehirli bir bitki (Adonis). yüzey biçimleri. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. tümsekler. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). baş . kokusuz.

avize ağ acı * Zambakgillerden. avlanmak * Avı olan yer. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. lâmbalı . * Sayı . Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. amdanlı . ve na avdet * Dönüşgeri gelme. acı avlak avlama * Avlamak iş i. * Yardakçı lar. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. çok . in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. avdetî avene averaj * Ortalama. kurnazlı kandı kla rmak. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. geri gelmek. diri * Tuzağ düş a ürmek. billûr. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . av yeri. na * Tavana ası ş lan. avdet etmek * dönmek. avlanma * Avlanmak iş i. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. . avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avcuna saymak * peş olarak ödemek. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak.

ine * Ava gitmek. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan.* Avlamak iş konu olmak. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. m avuç avuç * Her defası bir avuç. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. Avrupalı gibi. Afş ar. nda * (para için) Bol bol. av için dolaş mak. nları kları avret * Ut yeri. para istemek. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. Avrupa halkı olan kimse. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. * Karı . nda k. ndan * Avrupa'ya özgü olan. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. * Elin iç tarafı . lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. * Elin yarı yumulmuş durumu. Avrupa ile ilgili (olan). elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. * Amerikan armudu (Persea americana). * Avuçlayarak. avuç dolusu . davranıve yaş ları benimsemek. ava çı kmak. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. * Kadı n. pek çok. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. Avrupalı benzer. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. . Avş ar avuç * Bkz. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. yardı istemek.

teselli bulmak. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. avundurma * Avundurmak iş i. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . avukatlı k * Avukat mesleğ i. *İ nsanı avutan ş teselli. * Acını sı hafifletmek. avuçla almak. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. luğ iş avurt ünsüzü . * korkutucu büyük sözler söylemek. avuntu. * (hayvan) Gebe kalmak. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avuçlamak * Avuçla kavramak. ı * Gereksiz. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. teselli. avuç içi kadar * pek küçük. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. mahkemelerde. * Avukatı yaptı iş n ğ . avunma avunmak * Avunmak iş teselli. acını sı unutturmak. müteselli olmak.* (para için) Pek çok. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. yetinmek. boş savunma. i. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . * Oyalanmak. sıntı kı lardan uzaklaş mak. teselli etmek. dar (yer). taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. avuçlama * Avuçlamak iş i. ey.

m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. hale. -ay / -ey. avurtlama * Avurtlamak iş i. hesap ortada. * Avutulmak iş i. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. açı ey k. bel. fladı ı avurtlu * Çalı satan. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. kamer. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). el. düz-ey. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. r. i. . a a ndan an ndan bal. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. dal. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . ay aydı hesap belli n. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. yüz-ey vb. yüksekten atmak. teselli etmek. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. teselli eden. * Avutan. ağ veya aş rma. gün-ey. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). avurtlamak * Büyülenmek. dene-y. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. yapa-y vb. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. * Çalı satmak. yüksekten atan.

Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . pervane balı. * Bkz. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. husuf. ay evi ay gibi * Ayla. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. mehtap. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ınlı ldı ı muş . kemer balı (Mola mola). zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. tı için lan ak yapan araç. kamer takvimi. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. ay parçası . ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. geceyi açı geçirmek. teber. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ay örümceğ i * Ay modülü. 3 m boyunda. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. görünüş balıbaş benzeyen. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü.

telâşkapı a lmak. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. yolu düş mek. rcası * bağlanmak için yalvarmak. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. . ayak tabanı . eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. avuç içi. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. * (hasta) iyi olmak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağdüş ı mek * Bkz. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. iyileş mek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. * telâş lanmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. dikilmek. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. heyecanlanmak.

ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayak iş lerini bı kmadan. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. yarı sevinçle söylenen söz. yürümesine engel olmak. na * emek çekilmeden elde edilmek. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ilgiyi kesmek. ı k * dikkat. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayağ donu yok. ayağ sı su mu. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. yorulmadan yapmak. gitmeye üş enmek. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. .

ka lanı . ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. henüz dinlenmeden. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. uğ ramamak. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r.

i * Aş ı ağdüzeyde. fut. ayak atmak * girmek. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. * 30. uğ ramamak. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . ulaş mak. ün ı rlı * Basamak. * Halk edebiyatı uyak. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. bayağ ı . * ilk kez gitmek. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. kadem. uğ ramak. n ağ da * Bacak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. bağ e) lanmak. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . ı raktı n ı . ayakta toplanan meclis. sı radan. ayak basmak * bir yere varmak. * girmek. * (bir yere veya mesleğ girmek. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. destek veya bunlardan her biri. avutmak. kendi tutumundan ş mamak. sa * Yarı arş veya 30. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * Ayakta yapı sohbet. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. gelmek.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak.

ayak oyunu * Hile.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. yeri. gözden çı lmak. kandı için dalavere çevirmek. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. tarak. ayak satısı cı * Gezgin satı. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak teri. karı . ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak kirası . ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. n ayak yapmak * birini aldatmak. ayak topu * Futbol. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ayak tarağ ı * Bkz. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek.

i. korumamak. isyan. cın i. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklama * Ayaklamak iş i. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. çerçi. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. ayağrahatsıetmek. kı ı kaldı yam. * Gezici satı. toprakbastı nan . ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. n. ayakçak * Merdiven. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. ayaklamak * Ayakla ölçmek. pabuççu. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. merdiven basamağ ı . yok olması göz yummak. * Ayakkabı lan yer. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. * Dokuma tezgâhı ayaklı. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. baş rma. kösele gibi ş li eyler). ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. . ayakkabı dolabı .

sorulan her soruya cevap verebilen kimse. çiğ nemek. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. uyanıkalkmak. istemeye istemeye gitmek. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. * Uyanmak. * Ayağolmayan. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. isyan etmek. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ayakta . * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayağ sürümek. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. pedal. baş * değ kimseler baş geçip. ayaklar baş lar ayak olmak . ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. baş ı kaldı rmak. * Ayakçak. * Ayakla iş letilen. ayaklı * Ayağolan. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ayaklı canavar * Çok hareketli. cin gibi çocuk. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. yaramaz. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. . ı * Bir destekle yere dayanan. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. değ kimseler ise en geride bı lmak. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. * Taban. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek.

erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. apaçı açıseçik. kı sürede. önemini korumak. rtı ayar . * İ gelenler. abdesthane. bilinir olmak. açı k. * Hazıyemek. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. r ayaküzeri * Ayaküstü. heyecanlı lı . na. * yılmamak. festfut. k ayan olmak * belli olmak. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. k. kı na. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. çökmemek. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. ayakta durarak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. ayakyolu ayal * Karı . kenef. leri * Senato üyeleri. tuvalet. kı * değ yitirmemek. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. helâ. . . ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. eş ayan âyan * Belli. sa * Acele olarak. ayan beyan * Besbelli. * Oturmadan. ı rı n. . a ş * Telâş.* Ayağ kalkmıdurumda. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. kademhane.

ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. düzenli iş duruma getirmek. düzensiz. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ru ran. karakter veya aklı yerinde olmayan. ayarlanmak * Ayar edilmek. vata nıkı tı yla lan. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. ayarlı pense * Vida. nda * Kandı rmak. ayarlatmak * Ayar ettirmek. n. ş ta * Değ derecesi. ı . doğ yoldan saptı ayartan. doğ ru. * Baş çı tan karan. düzenli. birbirine uygun duruma getirilmek. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ayarlama * Ayarlamak iş i. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. düzensizlik. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. bozuk. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. doğ ruluğ e rulamak. * Davranı ölçüsüz. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. z * Ölçüsüzlük. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. * Ahlâk. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. . ayarlatma * Ayarlatmak iş i. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan.

ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * Boş beklemek. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. eline bir ş geçmemek. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. * (hava ve gece için) Soğ uk. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayazlanmak ayaz . * Birini. * Kandı rmak. doğ yoldan saptı ru rmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. * Duru. * Ayazda kalı üş p ümek. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. ayartmak * Baş çı tan karmak. ine ayartma * Ayartmak iş i. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ukta * boş beklemek. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. eline bir ş geçmemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak.

i . ndan aybeay * Aydan aya. hilâl. ıkl ı nlı ı k ş . ay dönümü. aydı nger * Parlak yüzeyli. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. tenevvür etmek. lmıay ldı süs. n * Ayı ilk günü. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. i. okumuşgörgülü. i * Bir yüzeyin. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. ünceli (kimse). n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ay ay olarak. münevver. ukta * Ayazda soğ utmak. sarı renkli çiçeğçok iri olan. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. aydemir aydı n * Iş alan. taraça. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). tenevvür. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. lan k . ı * Kültürlü. aydı k. h. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. gün çiçeğ günebakan. âdet görmek. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. lmıçörek. gündöndü (Helianthus annuus). ayazlatmak * Soğ bekletmek.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. tahtaboşbalkon. * Ayı ilk günü. saydam. ileri düş .

n ndan lan boş luk. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. * Kötülükten uzak. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. çok yorgun. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. vazı lacak k h. t. . * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. * Kendinden geçercesine âş vurgun. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. temiz. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. bitkin. güçlü (kimse). ş ı * Iş alan. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. * iri yarı cüsseli. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . ı k.aydı cı nlatı * Aydı k verici. aygıbaygı n n * Güçsüz. ık. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. cihaz. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. aygı n * Bitkin. aygı r * Damı k erkek at. saf. lmıalet. * Sahnelerin ıklandılması i.

i. ayı içine alan bir familya. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. kaba ve hoyrat (kimse). tabanları basarak yürüyen. kaba ve anlayı z (kimse). ayı klama * Ayı klamak iş i. ş sı ayı gördüm. iş * Sert. * Ayını iş mesleğ cın i. ayı gibi * iri yarı . uyanı ş lı k. beş mı parmaklı . * Memeli et oburlardan. * Kaba saba. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). luğ bir * Anlayı. anlayı z (kimse). yurdumuzda boz türü na bulunan. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. küçük taneli yemiş veren. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. * kaba.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ayı ğ balı ı * Fok. dan. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . * Sarhoş u geçmiş biçimde. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse.

kendine gelmek. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. * Ayı nı lamak. . ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. kendine gelmek. . lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. temizlemek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. aklı ı gelmek. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. stek i m. işyaramayan. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . uyamayanları n yok olmasıı fa. k ayı kmak * Ayı lmak. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. mahmurluk. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. luk. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. ayı k klı * Ayıolma durumu.* Bir ş içinden. ş . uyanmak. stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. ayı etmek lı k * kaba davranmak. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. m. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak.

ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. kusuru olmayan. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). takbih etmek. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. * Kusur. ayı plamak * Kı namak. ayı planma * Ayı planmak iş i. ğ ayın kı türküsü var. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. tütün. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. i. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. rma i ayım rı * Cisimleri. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. * övünmek gibi olmasıama. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. eksiklik. bı * Ayı. * Utanç veren. ı yalı ğ rma i . miyar. kusuru olan. ayı nga * Kaçak tütün. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde.

* Birbirinden uzaklaşrmak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. . tahsis etmek. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. 1-2 m en. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. eyi rt * Bölmek. iş ini * Seçmek. nüans. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. mümeyyiz. e boyunda bir ağ k. mayı mayı * Farklı davranmak. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. * Bir yeri bir engelle bölmek. farika. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. ikilik ortaya atmak. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. * Ayı rtmak iş i. fark gözetmek. tefrik etmek. ayımlamak rı * Ayım yapmak. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. fark gözetmek. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. uzlaş bozmak. temyiz etmek. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. hayı(Vitex agnus-castus). * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. mümeyyizlik. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli.* Ayı rmak iş i. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. saklamak. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş .

avarelik. * İsiz. ı nda ş ı * İsiz. yapacak bir iş ta i olmamak. * Çapraz. boş ş gezen. muhalefet. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. î n in ldı. iş sizlik. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. ay ağ . aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. avare.ayin * Dinî tören. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. aykı olmak rı * ters olmak. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. ibadet. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. karş ters. ru e ı t. ters gelmek. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. kestirmeden gitmek. zı t olmak. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. düz yoldan ayrı lmak. hale. boş oturmak. avarelik. ters düş mek. ters. mugayeret. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. ş ş ı a. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. . bir ş yapmayarak. mugayir. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. * İsizlik.

* gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. aylandı z * Sedef otugillerden. * Aylamak iş i. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. çalı ş mamak. sa ip ğ ı acı dikilen. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. aydan beri var olan..aylaklıetmek k * boş durmak.. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. mehtaplı şı ı . aylama aylamak * Beklemek. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. * Ay ığolan. aylarca kalmak. aylı kçı * Aylı çalı kimse. bir ay için. maaş. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. na aylı klı ayma aymak aymaz . ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). ı ı kla lı * Aymak iş i. k lı * Karş ğaylı ödenen. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. aylı k * Birine. * Gerçeğanlamak. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). * Kendine gelmek. aç. boş oturmak. maaş ıı lı . ayı baş na lmak. * . k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. aklı ı gelmek. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. devam etmek. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Ay olarak. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . aç aylanma * Aylanmak iş i. gafil. iş güçsüz dolaş siz mak. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. * Sürmek.

gaflet. bir tan. kı zı mavi renkli bir erik türü. yakıksı çirkin. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. . * Parlak yüzlü. na aynası z * Aynası olmayan. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. cilâlı sı cam. * Hoş gitmeyen. aynabakar * Büyük. güzel. ters. yakıklı ş . aynası k zlı * Aynasıolma durumu. z aynaz * Bataklı k. yolunda. * Hileci. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . yi * (Karagöz oyununda) Perde. durum. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. * Işı tan. yumurtamsı rmımsı . iş hile karı ran. * İ bir durumda. acak ayn ayna * Göz. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. durgun. ran ey. a ş z. ı * Polis. kötü.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. * Aynası olan. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . aymaza yakı na ş durum. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. ş . * dümdüz ve parlak. * (deniz için) kı ltız. varlı n görüntüsünü veren. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. düz veya az yuvarlak kıbölüm. anı me lı sı levha. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . * Küreğ yassı bölümü. biçimsiz.

çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). nı * Olduğ gibi. ı nması kolay eş ya. araları ayrı olmayan. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. olduğ gibi. değ tirmeden. lik. aynı ünceyi ileri sürmek. * Baş değ yine o.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. lik. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. kası il. pkı. r * Hiçbir değiklik olmadan. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. aynı mı sonuca varmak. * Aynı özdeş lı k. . aynş tayniyum * Bkz. aynı zamanda * Hem de. özdeş ayniyet. aynı u iş yla. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. * Değ meyen. nları ğ ı * Yay ayraç. il. einsteiniyum. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. aynî aynî hak haklar. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. bununla birlikte. * Birleş ikgillerden. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu.

* aş bir cinsel arzu duymak. * (her biri) Ayrı olarak. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. * Baş baş türlü. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. z. ayran delisi * Bön.ayraç açmak * söz veya yazı içine. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ayrı * Yerleri bir olmayan. ka * Yalnı tek baş olan. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ayran budalası * Aptal. ayranı kabarmak * öfkelenmek. heterojen. sersem. sersem. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ka. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. iş * Her biri için. yapı ayrı çanak yapraklı lar . ı rı ayranı içmeye. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayranı budur. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. değik. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. safdil. budala. coş mak.

ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. . ş ı * Ayrı olma durumu. * Ayrı önem verilerek. . ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. kural dı olan.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. müstesna. ldı ı * Ayrı ş lmı . ş ı * Ayrıotu. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. imtiyaz. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. istisnaî. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). imtiyazsı z. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. * Baş na benzemeyen. ayrı . kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ayrıotu k * Buğ daygillerden. * uyuş mamak. bir * Bundan baş ka. istisna. ayrı ca * Ayrı olarak. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. k * Düzgün ve uygun olmayan. çarpı k. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. * Ayrı tutulan. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ayrı kaları tutulan. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. ayrı klı tutma. müstesna. ayrı tutulma. istisnası z. baş kaları benzemeyen. . müstesna. ağ iki . na calı * Kur'a dı.

nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. kendilerini taş nesnelerle. laş i. eksantrik. * Ayrı iş lmak i veya biçimi.. daire. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan.* Bir konik (elips. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. * Ayrı olma durumu. ğ ı k zı z. parabol. bir kimseden. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . ine * Bir yerden. kalılı k ı tı . ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. teferrüt etmek. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. ı yan lantı. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ayrı duran. k. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. istisnası bilâistisna. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. munfası l. bir ş eyden uzaklaş mak. * Birinden uzak düş me. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. * Düş ünce. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin..

. farklı mı nda m iş . tafsilâtlı . * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. fark etmek. farklı ma. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . i. çeş çeş muhtelif. it it. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. detay. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. lı ntı yla i. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. mlaş i. değik. ran * Ayrı noktası lma . * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. detaylı . farklı mlı lı k. mı * Ayrı türden. cümle veya eş mcı ya. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. bir ş görmek. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. ayrı msamak * Bir ş anlamak. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. baş k. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. farklı mak. farklı ma. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. araları ayrı bulunan. aynı mlı . * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. tafsilât.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. teferruat. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. farksı k. mufassal. fark. eyleri birbirinden ayı ran özellik. teferruatlı . senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. farksı z. fark. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. kalı * Alt bölüm.

türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. mayhoşdokusu sertçe. iş z aysberg * Buz dağ ı . tartı ş münakaş etmek. gece). çiçekleri iri ve pembe. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. sarı tüyler. i * Moleküller. mak. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. . aysfild aysı z * Buzla. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. kararsı(kimse). i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. bankiz. lçı z. n * Birbirinden ayrı lmak. . a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. aç * Bu ağ n büyük. n iş i lan * Değ ken huylu. * Ay ığolmayan (gökyüzü. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. na * Ayrı nı lamak. yaprakların altı nı tüylü. tüylü. aytı ş mak * Atı ş mak. ufak çekirdekli meyvesi. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. * Gülgillerden. birliğbozmak. tahallül. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. * Moleküllerin. sarı acı renkte. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme.

biraz. * Küçük ölçülerle. açların u * Teras. erkek. * Bir parça. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . ile * Alılmıolandan. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. soluk sarı i k çiçekli. az buz olmamak . yavaş yavaş . bekri.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. işbozulmak. kün. çok karş . nitelik. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. ikisi de bir. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. * Dolandıcı rılı k. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. Bu saltması de gösterilir. umulandan veya gerekenden eksik. eş . güç. * Ayvazı görevi. az saymak. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. sundurma. yayı lmak. içken. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. mı * Uzun süreli. ş ş ı ı tı * Nicelik. n * Dolandıcı rı. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). hilekâr. azı msamak. sıtüylü. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. süre bakı ndan eksiklik bildirir. * Göğ en yüksek yeri. tı * Koca.

* azı msamak. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. serbest. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. organ. azaltma . vücut parçaları . . i. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. azadelik * Azade olma durumu. daha çok istemek. erkin. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. hafiflemek. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . az görmek * umduğ undan eksik bulmak. az çok * Bir parça. n klı tüğ nı azade * Baş . gerçekleş mesi. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. oldukça. * Üye. bulunmak. rslı çı aza * Organlar. tenakus. ı boş * Baş . az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). * Vücut parçası . ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. erkin. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . doğ kaynakları gereğ itim ük ş . azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. * Azaltmak iş i.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. serbestlik. n. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. * Etkisini yitirmek. az gelmek * yetmemek.

ezinç. yavaş yavaş az. * Görkemli. azar iş itmek * azarlanmak. heybet. hafifletmek. çalı satmak. * Çalı kurum. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. i. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. paylanmak. m. azar azar azar * Paylama. azap vermek * acı çektirmek. maksimum. azarlamak * Paylamak. böbürlenmek. * Debdebe. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. mlı * En büyük. büyüklük. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. ine ı laş . * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. en çok.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. en yüksek. tekebbür. * Debdebeli. kötü sözle karş mak. kı rmak. * Ululuk. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. * Süreyi uzatarak. . azarlama * Azarlamak işpaylama. kurumlu. * Gurur. tekdir etmek. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . çok büyük. * Görkem. az * Küçük ölçülerle. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * Çalı . * Gururlu. heybetli. i. m azametli * Ulu. üzmek. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek.

azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). azatlı k * Azat olma durumu. * Okullarda paydos. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. * Azat edilemez. * Azmıolan. n * Şmartmak. azdılmak rı * Azması yol açmak. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. köle). ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. ünü azat eylemek * azat etmek. salı vermek. * Oldukça az.azarlatma * Azarlatmak iş i. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. Azerî halkı ilgili (olan). rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. ş azelya . na * Azgıduruma getirmek. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Serbest bı lmıolan. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. serbestlik. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. * Açalya. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. * Azerî halkı özgü olan. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. yoldan çı ş ş kanlı karmak. * Azması sebep olmak.

harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. * Azı olan. ğ ı * Yoksulları doyuran. biraz. yarası hemen kapanmayan. azı i. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. korkunç. k * Hemen yemek üzere. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. azık cı * Çok az. az bulmak. * (süre ve miktar için) Az olarak. *Ş iddetli. ekalliyet. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. çok etkili. az görmek. ütücü diş . azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. u sı nı azı k nlı karş . * Cinsel istekleri aş olan. * (çocuk için) Çok yaramaz. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. anı erli azı i diş * Azı . aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. u u . n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. biraz. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. ekalliyet. azgı n. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. daha fazlası istemek. gı da. besin. * Azgıolma durumu. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i.

ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. * Azı ş iş mak i. * Ermişeren. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . muazzez. * Gidiş . * Muziplik. . azimet etmek * gitmek. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. olarak. * Kararlı kararlı lı kla. * Sevgide üstün tutulan. * Ermiş n. kararlı nda. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. yola çı kmak.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. iddetlenmek. . * Azı iş tmak i. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. azimkârane * Kararlı . n * Çırı çı ğ ndan karmak. azizlik etmek * muziplik etmek. azledilme azize aziziye azizlik . azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. nı i * Aziz olma durumu. azimli * Kararı tutumunda direnen. ı azil * Görevden alma.

* Kerestelik tomruk. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. için) Etkili. * Azı k. i na . miş * Azma. karı azma * Azmak iş i. tehlikeli duruma gelmek.* Azledilmek iş i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. metis. azmettirme * Azmettirmek iş i. için) Kabarmak. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. * Küçük su birikintisi. * (yara. görevinden çı lmak. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. azmanlaş mak * İ mek. * Taşnlı ileri gitmek. * Çok geliş . hastalıvb. ı vb. * Bataklı k. rma. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. azlolunmak * Görevinden alı nmak. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. ki ı rkı ş ması an. * (deniz. rileş azmetme * Azmetmek iş i. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. görevden almak. gölcük. azledilmek * Görevden alı nmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. taş rmak mak. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. k * Cinsel duyguları artmak. * Az olma durumu. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. kocaman duruma gelmek. çı karmak.

aznif * Bir tür domino oyunu. kokusu. tadı 7. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. ı ı ya azvay * Sarı r. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. sabı * Azotometre. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. * En eski jeolojik (sistem). nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. ı ı rlı te nda olmayan element. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. aznavur * Gürcüce. iri "yarı"kıcısinirli. asıyüzlü. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. azotlama * Azotlamak iş i. havada beş dört oranı bulunan. azotlu *İ çinde azot bulunan. .azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. bütün borçları kurtulmak. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. sert kimse. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. rengi. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. Kı saltması N.008 olan.

k baba evi * Babadan. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. un * Çocuğ olmuş u erkek. B gösterir. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. toprak ya da yurt. olgun adam. Ba * Baryum'un kı saltması . * Bu gibi kimselere verilen unvan. baba değ tı il. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. lı ı . ses bilimi bakı ndan ötümlü. Be adı verilen bu harf. baba koruk (veya erik) yer. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. babalıduyguları dolu kimse. ağ veya beton dikme. iri demir. toprak. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. * Koruyucu. baba ocağ ı * Babadan. çift dudak patlayısı mı cını b. dededen kalma ev. * Ata. ağ lı yürekli. * Basso kı saltması . için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse.B * Bor'un kı saltması . . baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. kurucu kimse. * Yaratı.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . baba bucağ baba yurdu. ı . * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. yurt. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. için klara rlar. baba baba adam * Yaş. up ü. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. * Türk alfabesinin ikinci harfi. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . adı ı baba evi.

ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. baba yadigârı * Babadan kalan. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. ru * ataları beri. . n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . babacı l * Babası çok seven. baba ocağ ı . cana yakı k. ş it sı ambaba. n u . ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. n rası taş yan.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. * XIII. babacanlı k * Babacan olma durumu. cana yakıolarak. nlı babacı k * Küçük baba. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . babası çok düş olan. hoş n. iyi kalpli. * Cana yakı olgun. a n babaca babacan * Baba gibi. paternalizm. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. babaya yakı n. baba yurdu * Baba evi. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. güvenilir (erkek). yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. sempatik baba. hoş . babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. * Sevimli. görülü. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek.

babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. * Üvey baba. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. na babası z * Babası ölmüş çocuk. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. bizim kuş aktan öncekiler. ca babaları z mı * bizden. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. . na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. babalıetmek k * baba gibi davranmak. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. * Diklenmek. * Kayıbaba. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. babalanmak * Babaları tutmak. babalanma * Babalanmak iş i. yetim. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. bir ş ı sı olsun. babalı * Babası olan. kabadayı davranmak." anlamı kullanı bir söz. * Baba olma durumu. kayıpeder. z u lan lan. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. öfkelenmek. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis).

* Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . ı yapı nı i. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. bacak kalemi . baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. * Su yolu. ayak. herkesten farklı ş klar. ı nı bacak kadar * ufacı k. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. babı nda. bacak kadar boyu var. yüzyı İ lda. huylar edinmiş iş alı kanlı . ı tları lan. babı nda * Konusunda. lı k. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. türlü türlü huyu var * daha küçük. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. oğ vale. destek veya bunlardan her biri. kabadayı . * Mert. * Oyun kâğ nda. * Osmanlı hükûmeti. Babî Babîlik * XIX. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. babı ndan * Bkz. korkusuz adam. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. ama değik. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol.

bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. haraç. * Baç alma işveya görevi. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. bodur. uzun boylu. kı boylu. ı * Bacakları sa olan. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. rüzgâr. abla. baç . nı p bacaklı * Bacağolan. * Kıkardeş z . bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. bacakları kopmak * çok yorulmak. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. ı * Bacakları uzun olan. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. * Zorla alı para. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek.* Kaval kemiğ i. i * Yel. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . bacanaklı k * Bacanak olma durumu. * Tarikat ş eyhlerinin karı. * Dost. arkadaş . * Felemenk altına verilen ad.

badem * Gülgillerden. badanalatma * Badanalatmak iş i. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. ı badanalama * Badanalamak iş i. harman döküntüsü. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. ş ekeri çok. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). *Ş arap. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. içki. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badanası z * Badana edilmemiş . * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). * Ondan sonra. badem ağ acı . badana yapmak. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. badanalanmak * Badana yapı lmak. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. * Badanası bozulmuş . bir tür yer elması . * Birleş ikgillerden. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badanalı * Badana edilmiş olan. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak.

bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. lan sı . çok * Badem biçiminde olan. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). z lan badem parmak * Baş parmak. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. badema bademci * Bundan sonra. k * Ördek.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. badem bahçesi. bundan böyle. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. * Badem ağ açları olan yer. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. fasulye. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. badem biçimindeki organ. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. * Badem satan kimse. halat sargı. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. bezelye gibi taze sebzelerde.

sa badikleme * Badiklemek iş i. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. palaz. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. baget * İ kı değ nce. genellikle arkada olan bölümleri. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.badi badi yürümek (veya gitmek. * Sargı . kan * Çöl. * Yolcu yükü. badikleş me * Badikleş durumu. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. lam. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. badik * Ördek. ki. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. * Kı boylu. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. * Bağ deste. * Bageti olan. * Tren. n u * Otomobillerin yük konulabilen. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. badya bagaj * Ağ geniş zı . sicim. demet. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. yayvan. büyükçe su kabı . koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). düğ ümlenebilir nesne. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. * İ iliş rabı lgi. ta. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. . mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. erli . sa nek. * Kemikleri birbirine bağ lamaya.

* Kaplumbağ a. * Meyve bahçesi. sonbahar. bağ z. an bağ an boğ * Küsküt. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. bulunan. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. bağ doku * Hücre sayı az. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. koş -arak. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. zarf fiil: gül-e gül-e. güz. ulaç. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. ı lı i ten ini yapmalır. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. bağ bak. * Ölü doğ kuzunun derisi.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. üzüm olsun. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . u rı * Ur. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. * Kaplumbağ kabuğ a u. ı sı bağ lı cı k . * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. düş an ük. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. * Bu iş yapı ğmevsim. otur-up vb. ş eytansaçı .

bağ dalama * Bağ dalamak iş i. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. homojenlik. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. çelme atmak. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. mak. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. uymak. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. mütecanis. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. daş . bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. lı k. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. homojen. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. homojen duruma gelmek. kör düğ etmek. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). imtizaç etmek. * Bağ kurup oturmak.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. daş i. k. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. homojenleş daş k tirmek.

mı ş n ı i. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. bağ k ı llı bağ ı m . mla * Büyü. geçimsizlik. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. etkisi altı tutmak. z. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. * Baş çı cı tan karı. izafiyet. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. ı er. bağ mazlı daş k * Uyuş k. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. bağ ı l * Görece. sihir. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. tâbiiyet. * Görece olma durumu. izafî. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. rölâtivite.iş sın. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti.

eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. tâbi. kavramları tasarı birlik. yüklemleri ayrı cümle. müstakil. bağ z. izafiye. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. mutlak olmayan. gücüne veya yardı na bağ olan. görecilik. özgürlüğ özerkliğolmayan. tümleçleri. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. veya nitelik. göreli. bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. ı msı i. bağ k. izafî. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. rölâtivizm. izafet. rölâtivite. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. görelik. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . özgür. hür. rölâtif. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. nispî. tutumunu. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. göreci. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . tâbiiyet. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. ka eyin mı lı ü. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. rölâtivist.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. * Eş . a. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i.

ları n ı nda ayan rsağ . bağ ş ı mak rı * Bkz. rölâtivite. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağ ı r * Göğ üs. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. bağş rı ma. * çok susamıolmak. çok acı duymak. * Yüksek sesle azarlamak. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. ş amata ederek. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. * Kendini belli etmek. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. nda n . ş amata. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. ekilde dı vuran kimse. * Gürültüyle. ı ntı ka eye lı izafiyet. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. * Ciğ bağ er. görelilik. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. rmak i * Bağ ı ldak. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. bağ ş ı ma rı * Bkz. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . bağş rı mak.

bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . acı kaçı madan değ erlendirmek. af. affetmek. ı ş i. muafiyet. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. rması * Bir haberi. ı ş i. * Bağ ı rtmak iş i. muaf. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. askarit. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. geliş nı imini. i. * Hibe etme. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula).bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . teberru etmek. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. almak. ş * Görevden çekmek. öldürürüm" anlamı korkutmak. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. immünoloji. teberru. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. * Bağ yapan kimse. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. insanları özellikle çocukları bağ n. ı ş ey. bağ ı rtı * Bağ sesi. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. * Bağlanan ş hibe. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme.

aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. me. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. durumlar. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. kontrat. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. affolunmak. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . veya. ya. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. ya da birer t: bağ r. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. affedilmek. mukavele. demet. me lanmıolan. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. rabıVe. bent.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. affa uğ ı ş ine ramak. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. * Bağ yapanlardan her biri. kontekst. deste. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. . * (herhangi bir olguda) Olaylar. an bağ laçlı * Bağ olan. âkit.

lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. ka le raş * Sona erdirmek. bitirmek. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. tahsis etmek. lanı ey. * Oluş mak. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . onun anlamı. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. ondan önce veya sonra gelen.* Bir dil birimini çevreleyen. lâç * Denk yapmak. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Gönlünü kazanmak. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. ma * Birinde bir ş karşilgi. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. irtibat. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. paket yapmak. ine * Sevmek. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. meydana gelmek. kontekst. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. * Geçiş i engellemek. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . ka * Düğ ümlemek. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. . * Bir iş veya kimse için ayı rmak. * Bağ çalan kimse. * Uyulması zorunlu olmak. tutmak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. tamamlamak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. içten bağ olmak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. zca le raş .

bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. bağ cı layı ünlü. terim). kolona ileten boru. laş i. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. irtibatlı talı nda lantı . bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. laş k bağ ı laş m * Eş leme. bloksuz ülkeler. tahsis edilmek. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. rabı . me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. anlaş sözleş yapmak. bağ ünsüzü lantı * Bkz. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . bağ yapmak lantı * iliş kurmak. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. ittifak etmek. * haberleş sağ me lamak. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. bağ latma . bloksuz. irtibat. müttefik. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). nda lantı * Askerî.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. ş * Sonuç. bağ cı layı ünsüz. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ ünlüsü lantı * Bkz. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. ki ma. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi.

ile nlı . lı * Birine karş sevgi. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. bağ kalmak lı * uymak. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. ları bağk bahçelik.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). tutkun. * Gerçekleş bir ş gerektiren. bir düş ünceye. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. . tâbi olmak. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. eyin. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. tâbi. nda ı ilgi. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. mesi artı * Bir kimseye. * Kapatı ş lmıolan. gec-i-k-mek vb. ı . * Sırlanmı sırlı nı ş nı. m. saygı yakı k duyma ve gösterme. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. merbutiyet. -l-mak. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . ı . kapalı . üzüm bağ çok olan (yer). ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . * Uyulması zorunlu.* Bağ latmak iş i. un nda * Bir halk inanına göre. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. sadakat. * Sadı k. vabeste.

bağ z sı * Bağbulunmayan.* Bkz. bağ naz nazca davranı taassup. bağ yufka rı * Yufka yürekli. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. bağ nı rı ezmek * üzülmek. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. ş amata ederek. bağ ı çağ rarak ı rarak. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. yetiş tirmek. * Bir düş ünceye. Bağlaş lı ı m. içine iş lemek. * Gürültüyle. ş amata. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. bağ naz * Bir düş ünceye. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. dertlenmek. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. ı rma. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. sıntı . merhametli. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. hep birden bağ rması ı rtmak. taassup. acı kı çekmiş . ı . ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. bağ na basmak rı * kucaklamak. ş .

* Gençlik çağ ı . * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. i. eyi bahaneli * Bahanesi olan. ilkyaz. sı * XIX. yüzyı Babîlikten doğ olan. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. . i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. . ilkbahar. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. baha biçmek * değ belirlemek. zencefil. bahar * Kuzey yarı küre için.baha * Paha. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. bahanesiz * Bahanesi olmayan. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. maddeler. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). zencefil. erini bahadı r * Savaş larda. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. saman nezlesi. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . bahar nezlesi * Bkz. karabiber gibi lan n.

bahçeleri olan (yer). . bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. karanfil. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. *İ çinde karabiber. bahçeci * Çiçek. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçesiz * Bahçesi olmayan. baharatlı * Baharatı olan. bostan. n * Sebze yetiş tirilen yer. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. * Bahçe yapma iş i. layan kaside. tarçı gibi bahar bulunan. bahçe gibi düzenlenmiş yer. baharatsı z * Baharatı olmayan. bahçelik * Bağ . lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bahçeli * Bahçesi olan. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü.

* Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. ulan ey. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. ı bahir * Deniz. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. * Söz. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. k k ları u * Denizle ilgili. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. . nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). lanı bahis konusu * Söz konusu. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. * Yalı nı çapkı. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. bahis * Konuş ş konu. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. söz konusu olmak. resimlerin bulunduğ eser.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse.

baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. ans. lı. talihsiz. bahş etmek * Bağlamak. talih yüzüne gülmek. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. kader. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. bahsi kazanmak * ileri sürülen. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. * Ş mutluluk. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. .bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. mutsuz olmak. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. istenen sonuca ulaş mamak. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. talih. mak. sunmak. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. bahtı k açı * Talihli. bahtı kara * Mutsuz. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. nı unu i . konuş sözünü etmek.

kemik çıntı. mutsuzluk. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. * ş ma bildirir. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için.bahtiyar * Bahtı olan. nı tirir. nazı kanı ktan baş na r. özellikle. mutlu. mutsuz. vekil. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. bakaç * Dürbün. üstelik. talihli. talihsiz. z bahusus bak bak! bak! * iş te. kuş merak. talihli. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. hükûmet. karı aç. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. mutlu. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). bakalit kaplamalı . genellikle milletvekilleri arası ndan. * ş ma anlatı aş r. bahtlı . uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . * Hele. aş * Bahtı olan. * küçümseme bildirir. mutluluk. an . * Bakmak iş yapan (kimse). navı bakam bakan * Baklagillerden. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik.

iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. nezaret. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. sır. . vekillik. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. ları ları u * Öküz. barı kları . * Falcı lı k. * Bakı iş lmak i. darülâceze. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. eyi n düş zca * Falcı . larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. * olur ki. * Kalı lar. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). bakılı cı k * Bakmak iş i. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . * Kademe. nı * Fal. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. vekâlet. ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim.

bakı r rengi . bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . yönü.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. Kı saltması Cu. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . zı renkli element. değ erlendirme açı. i yapı tı * Muayene olmak. * Bakı nmak iş i. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi.95 olan. 10840 C ye doğ eriyen. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. yüzüstü bı lma durumu. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. -e göre. bakı zlı msı k * Bakı z olma. ş ş ı . unluğ 8. lmamı ş . kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. araşrmak. ı ve elektriğiyi ileten. * Bakı yapı ş rdan lmı . terk edilme. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. bakı r * Atom numarası yoğ 29. bakı nmak * Bakmak iş lmak. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. çevreye göz gezdirmek. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. bakı ndı bakı nma * Bak hele. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. * Yeş çalar mavi renk.

göz taş r ı . . ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. konuyu. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. tenazur. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. (rengi) bakın rengine benzemek. ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakı r tuzu * Bakısülfat. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. zı n * Bu renkte olan. r * Bakmak iş i veya biçimi. bakı r sülfat * Göz taş ı . asimetri. bakımlı ş . r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. görüş sı açı. bakımsı ş z. simetri. bakı ı r taş * Malakit. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. sa p bakık ş ı * Bkz. nda ş ı ey) arası ş ı ey). mütenazı ı r. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek.* Kıla yakı kahverengi. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. simetrik.

taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). bakam. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. * (toprak için) İ ş lenmemiş . lik. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. lerle raş bakkal defteri * Karık. geride kalan. mtı . bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. ş . kide ş * El değ memişkullanı . ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi.baki * Sürekli. el değ memiş bozulmamık. * Eskimemişyı . erdenlik. cı * Bir ş eyden artan (miktar). lmamı ş . içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. kalan. geri kalan. kalı olmak. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. k. ntı * Yiyecek. z lan z. mlı * bir ş eyden artmak. bakkallı k * Bakkalı iş n i. bakkam bakla * Bkz. kalı. * Kalı . * Bakire olma durumu. z. * artakalan. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. * Baklagillerden. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. öteki. ş lı bakiye * Artı artan. baki kalmak * sürekli. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. daimî. * Büyük bakkal dükkânı . pranmamı yeni. düzensiz yazı dolu defter.

. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklalı baklalı k * Baklası olan. bakliye. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. ceviz. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . fasulye. lan bakla ı slanmamak * Bkz. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. renk. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. baklagiller * Bakla. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . nohut oda. * Bakla tarlası .* Bu renkte olan. fı k. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. badı ç. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. keçiboynuzu gibi. akasya. bakla kadar * (bit. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). baklamsı * Bakla biçiminde olan. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. bakla oda nohut sofa * Bkz. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). baklamsı meyve * Bkz. ağ nda bakla ı zı slanmamak. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak.

andı rmak. ş ı ey * Aramak. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. * Bir işyapmak. kimyasal etkiyle öldüren (etken). tek hücre canlı vrı alan. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. * Bakmak iş i. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. * Renklerde. geçindirmek. larda klara kı k biçimde olan. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. küresel.*İ çinde baklava desenleri olan. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. silindirimsi. bölünerek çoğ klorofilsiz. çürüme. baklagiller. * dikkat çekmek sözü. önem vererek üzerinde durmak. . ilgilenmek. * Bkz. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. eye lı * Gözetmek. mayalanma veya hastalı yol açan. bakterileri içine alan canlı lar. tedavi etmek. farkı varmak. nda ş an . r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. bakteri * Toprakta. * Yoklamak. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. bir işyapmakla görevli olmak. eyin mesi için * Beslemek. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. canlı bulunan. denemek. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. ) * (hasta için) Muayene etmek. * Anlamak. * (bir işBirinden beklenmek. Benzemek. * Önem vermek. incelemek. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. suda. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak.

adamakı. vı * Olgunlaş ş mıincirin. bal gibi * pek tatlı . ndaki petek gözlerine doldurdukları . koyu. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bakması sağ na nı lamak. çi bir idi * Aptal. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. beyinsiz kimse. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. sı madde. niteliklerini inceleyen bilim. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. bal dudaklı * Tatlı dilli. bal dudak * Bkz. i baktı rma * Baktı iş rmak i. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. ş ı . *ş üpheye yer bı rakmadan. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. bal dudaklı . bal baş ı * En temiz bal. llı bal kabağ ı * İ turuncu. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. dına sı tatlı. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. baktı rmak * Bakması yol açmak. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. çok iyi. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r.

bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. * Bu renkte olan.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. (Botaurus). mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. n mı lan. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. balak balalayka * Bkz. gürbüz (kimse. balı la benzer. irileş mek. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. . . malak. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. * Yavru. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. balabanlı k * Balaban olma durumu. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. * Ş man. çocuk. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. bala balaban * İ büyük. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. ri. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. çocuk). iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . nektar. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r.

an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. su geçirmez. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. pedavra. *İ çindeki kil oranı yüksek. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. da. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. kıkları * Safra. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . yağ. muvazene. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. yavaş ı madde. lan * Denge. balata . romantik. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . koyu toprak. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . itli ş kan * Güçlük çı kartan. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. lik arkı * Serbest biçimli.balama * Orta oyununda Rum tipi. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. * Kabzanı demir siperi. * Karagöz. da. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. daha çok killi. yapı çamur. koyu. mil.

mı siz. ran en baldı rgan * Baldı ran. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. pilâvlıpirinç. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. sinekgiller familyası ları ndan. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . ri k bale * Belli hafif figürlere. hastalıbulaşran. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). balerin . ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. incik. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. iş serseri. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. adı atı çoğ m ş lara. (Conium maculatum). karabaldı r. * Maydanozgillerden. karasineğ çok benzeyen. *Ş eytan otu. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. karı * Balçı olan. en . baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . balçıhurması k . kan emen. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü.

bektaş ı taş mühresenk. hazı rlanan bir çorba türü. Zodyak. balgamlı * Balgamı olan. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . balıeti k * Omurgalı lardan. . * Zodyak üzerinde.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. yı ş k an. ç. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. dalgı kurbağ adam. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. ne zayıolan. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. balıkartalı k . ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. ı dı atı sümüksü madde. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . biçimli tombul. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . k balı k balı k * Omurgalı lardan. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. suda yaş ayan. .

su kıları yaş yı nda ayan. ı bal rı rlanan yumurtası . mın kçı mı balı lı kçı k . azlı balı l kçı * Balı beslenen. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. boynu ve gagası uzun. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. vitaminli yağ karı flı a ı lan . k * Yayvan servis tabağ ı . balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . kahverengi çizgili. kları (Anamirta). balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. boğ k. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balıyiyen. üremelerini sağ layan yumurta. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . ticarî merkez. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. balı beslenen. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. yavaş k kları kuruyan. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. su kıları yaş yı nda ayan. beyaz.* Kartallardan. k * Balı lara özgü. havyar. kla k * Uzun bacaklı lardan. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde.

deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. uzun çubuk. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. avlama iş k i. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. * Balı olmayan. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). atlamada) Balıgibi gergin. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . baliğ olmak * bulmak. ı nı ünmeden giriş erek. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. k ı balı klı * Balı olan. soğ hava deposu olan yer. k balı klava * Deniz. uzunca gagalı . ğ ı . eriş mek. süslemek. erinleş buluğ ermek. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. akı ı na mek. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı.* Balıtutma. k aş ı * Bir iş bir duruma. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. falyanos (Balaena mistycetus). kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. dar. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. yassı na . balina * Balinalardan. * erinlik çağ ermek. esnek. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. düz ve baş ağbir biçimde. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . uzun ve çatal kuyruklu. a l baliğ olmak. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. * Balıüretme. ağ ğ200 ton olan. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. uzunluğ 20 m. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni.

balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . * Balkı iş mak i. parlak. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. * Bkz. balina geçirilmiş olan (giysi). Sı rbistan. Arnavutluk. Bulgaristan. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . . Balkar Balkarca balkı * Bkz. Malkar. * Balina takı ş lmıolan. * Ş ek çakmak. * Kesik kesik ağmak. Slovenya. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . . balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. kla * Örnek hayvanı balina olan. sancı rı mak. ltı * Ş ek. balkı r * Parı. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. Romanya. parı ldamak. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . KaradağKosova. Makedonya. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. Bosna-Hersek. * Parlamak. balkı ma balkı mak balkon . imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. * Güzel süslü. * Ağ. nı nda ş arı ru kmı .balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Malkarca. sancı rı . Balkanlar * Hı rvatistan. imş * Su halkalanmak. Balkanlarla ilgili. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. dalgalanmak.

* Tatlı mak. atmosferde uçabilen. olgunlaş laş mak. mak. * Bağ larda görülen külleme hastalı. ballı börek * Çok lezzetli. düzenlemek. balkonumsu * Balkona benzer. ballı *İ çinde bal bulunan. ballı k * Bal konulan kap. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. llı ballı babagiller * Nane. balköpüğ ü * Açısarı k renk. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. ballanma * Ballanmak iş i. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ik lardan oluş bir an familya.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. ballı darı *İ ncir. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ğ ı * Ballı baba. küre biçiminde araç. ballı baba * Ballı babagillerden. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. k ğ ı . lmı * Ballıhastalı olan. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. tatlanmak.

* Kesmek. demir araç. * Karnı yuvarlak ve şkin. * Küçük balon. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. merhem vb. yükleri bindirip indirmekle. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. * Odun kıcı rı. . lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. koru). boynu dar cam kap. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. balta vurmak * balta ile kesmek. balonvari * Balona benzer. balon gibi. parçalamak.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). * Bazı açlardan elde edilen. yol açmak. * Gemici. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse.). balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. yarmak. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. musallat olmak. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. lan ı . baltacı k * Küçük el baltası . aç . belsem. n an * Bir tür kudret helvası . çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. ası ey lmak. danslı yer.

k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. . sabote etmek. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. ini baltalı * Baltası olan. sabote etme. balyalama * Balyalamak iş i. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. baltalamak * Balta ile kesmek. balyalanma * Balyalanmak iş i.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. * Sısıkesimi yapı orman. iş m ini balya yapmak * balyalamak. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. * Bilinçli ve kası olarak. bir sıntı kurtulmak. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . pot kı nda rmak. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. balyalamak * Balya yapmak. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. denk yapmak. i. tlı kacak davranı bulunmak.

bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). mobilya.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. ları lan. k lerde lan. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. ban ağ acı . varyos. İ u * Taş kı ları rmak. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. balyozlama * Balyozlamak iş i. hem kurutularak yenilen ürünü. ı r. baston gibi birçok cak en. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. ı n ndaki bölümü. ka bambu * Buğ daygillerden. uzun menzilli tunçtan top. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. merdiven. değik. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). . * Bu bitkinin hem taze. bamya tarlası * Mezarlı k. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. . bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . balyozla dövmek. ergin evrede baş akları kemiren. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. hezaren (Bambusa vulgaris). yanı mı lan ş . balyozlamak * Balyozla vurmak. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. kahverengi.

herkesin anladı. çiçekleri salkı m durumunda. * Banal olma durumu. aç * Sepetçi söğ sorgun. * Herkesin kullandı. bandajlatmak . demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. ile bandaj * Sargı sarma. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. aldı etmemek. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. banda almak * bir sesi. bandajlamak * Sargı sarmak. telek damarlı . nda ı bana da .. . ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i.. lokma. bançolaş ma * Bançolaş durumu. ile * Bağsargı . * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. bandajlama * Bandajlamak iş i. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . üdü. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası .* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. . ban otu * Asya. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek.

ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. mıkacı zı . kumaşerit. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. u bandı rmak * Banmak. hı karak ağ çrı lamak. bank . unu * Yabancı devlet bayrağ ı . bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk.* Sargı sardı ile rmak. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. * İ dizilmiş pe ceviz. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. bandaj yaptı rmak. kuran. halkı bani * Kurucu. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. bandı ralı * Bandı olan. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bangı r bangı r * Yüksek sesle. bangıbangıbağ r r ı rmak. badem ve benzerlerinin. * Etibank. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. gürültüyle. mıka. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. * Yapan.

biriktirmek. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. banka cüzdanı . bankiz * Buzla. kredi. banka defteri * Bkz. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. na banker * Banka sahibi. * Bankerin yaptı iş ğ . * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. değ belge. . raş * Çok zengin (kimse).iskonto. * Banker olma durumu. parklarda oturulacak sı ra. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. kambiyo iş p lemleri yapan. kasaları para.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. * Faizle para alıveren. * Para. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. * Bankacı . * Bankacın mesleğ nı i. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . banka gibi * çok zengin (kimse). banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. banka cüzdanı .

bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. * Bantlama makinesi.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. * Su altı tepeliğ i. banko sayı * Sayı loto oyununda. . loto gibi oyunlarda. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . * Bağ ı rmak. bant yapı rmak. deş etmek. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. dolay. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. ş bağ erit. * Katı ş sulu veya tuz. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. banlama * Banlamak iş i. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. çevre. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. banko geçmek * Yarı ş veya toto. banma banmak bant * Düz. * Banmak iş i. nda. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . ensiz. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. yassı . larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. banlamak * Horoz ötmek.

fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. lı * Konu. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. baobap * Ebegümecigillerden. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. aç bap * Kapı . banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. hamam. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. kanı * Banyo küvetinde yı kanma.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. husus. başk. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. banyo * Yapı larda. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). banyo yapmak * yı kanmak. bar . * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. * (kitaplarda) Bölüm. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . lan lan banyo kabini * Duş kabini. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. içinde yı lan bölüm.

barak * Tüylü. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. kebe. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. paslanmak. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. duvar yapmak. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. baraj * Suyu toplamak. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. büğ yla lan et. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. baraka barakacı k * Küçük baraka. reti . nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. * Hava bası birimi. . ncı * Cam kaplarda oluş pas. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. * Tahta. * Apaçıgörünmek. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. ortada olmak. kı çuha. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. içkili eğ lence yeri. ı r bar * Danslı . çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. ağ ritmli bir halk oyunu. * Ayaküstü içki içilen meyhane. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan.

rı cı * Kaba saba. kale u kı lı ş n korkuluğ u. uzunca başk. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. barbarlı k * Barbar olma durumu. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. n. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. n. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. kı zı rmı pullu.baran barata * Yağ mur. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. . oval veya yassı rmı benekli. * Uygarlaş mamıkavim. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . * Taneleri yuvarlak. vücutları pullarla kaplı mı iri . bir tür fasulye. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. beyaz etli. ş * Kaba ve kı . ucu kı k. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. . topluluk. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). baltacı kapılarıgiydikleri. ilkel. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı .

leten barcı lı k * Barcı olma durumu. . * Bir tür küçük ve tatlı incir. lan * Bir bardağ alacağmiktar. nı ların nı * Çok beyaz. * Fıcı çı keseri. ı n u lan. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge.* Bar iş kimse. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. barçak * Kı kabzasın siperi. lan. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. kâğ veya plâstik örtü. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. ri. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz.

* Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . çit. sulhperver.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. barı ş ı ş sever. geliş ortamı ecek bulmak. çine . ş ları lmış * Küçük takke. barı ş * Barı ş iş mak i. * Göç eş . barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. sulhsever. ş ı ş ı * Bkz. ev eş . metal veya plâstikten yapı şapka. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. * İ izinle girilen yer. göç. yası yası * Bahçe duvarı . barıöngören. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. * Çevresiyle uyumlu. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. barı . k * Uyum. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. a bir ğ ı * Yerleş mek. . * Kafile. otağyüksek divan. dirlik içinde yaş amak. sulhçu. sulh. barı nma * Barı nmak iş i. barı ş çı * Barı seven. * Bir tür süs iğ nesi. * Barılacak yer. * Barı amaçlayan. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. melce. papaz takkesi. küçük kervan.

barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. uzlaş anlaş mak ma. . barikatlama * Barikatlamak iş i. öyle ise. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. sulhperver. anlaş mak. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. sulhsever. ara bulmak. bari * Hiç olmazsa. ilse. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. al baritli *İ çinde barit bulunduran. barikat yapmak. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. sevecen. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. dargıveya düş olmayan. hoş kası ş n man görülü. ağ küre. ma. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . barı l. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. uzlaş mak. * Keş ke. barı ş sever * Barı . barı ş mak * İ taraf. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. zevk almak. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. * Bkz. hiç değ o hâlde.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. sulhçu. * Sevmek. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i.

ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. belirgin. mimarlıüslûbu. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . * Bkz. evlenmek. barklanma * Barklanmak işveya durumu. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. * Büyük sandal. engel. pistonlu bir tür ağ çalgı. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. yükseklikölçer. k .S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. barok * M. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. * Çizgi im. * Bkz. k. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. * Açı göze çarpan. ev bark. * Basso ile alto arası ses veren. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. barlam. i barklanmak * Ev sahibi olmak. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş .

sert. * pek ekş i veya acı . barometre * Bası nçölçer. * Gösterge. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . barsak * Bağ ı rsak. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. katı li lması n rlatı na cı madde. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. düş nda ünceden çok duyuma. * Baron olma durumu veya baronun görevi. fı. huysuz. barut gibi * öfkeli. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. patlayı. sinirli ve kinle dolu kimse. aksi (kimse). etkileyici. . it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . * Koyu gri renkte olan.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. barut fısı çı * Barut koymaya. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. abartmalı lması kuya .

* En kalısesli orkestra çalgı. u ada havada çabuk oksitlenen. baryum karbonat * Karbondioksidin. . git. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. basamak * Merdiven. * Merdiveni olan. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. baryum sülfat * Baritin. * Atom sayı 56. n * Sesi böyle olan sanatçı . bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. barutçu * Barut yapan kimse. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. barut rengi * Koyu giri.78 olan. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. Kı ve saltması Ba. gümüş renginde. katı basit bir element. defol!. n sı bas (veya bas git) * çekil. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. yürü. bas * En kalıerkek sesi. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . baruthane * Barut yapı veya saklanan yer.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. yoğ sı unluğ 3.

ı basar * Göz. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. aş kerte. kalı mı ı da eylere yazı . ine mek basamaklı * Basamağolan. resim çı karmak iş tabı i.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. * Çok yüksek olmayan. * Dalyanıkapak yeri. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. *İ leriyi görme. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). . sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. k bası k klı * Basıolma durumu. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. laş ş . her rakamın bulunduğ sı hane. na lmıbir nı nı u ra. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. algı yetisi. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. dergi gibi ş eyleri basan kimse. ama. alçak. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. bası cı * Kitap. * Bası ş lmı yassı mı . basamak basamak olan. . lan * Görme ile ilgili. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. * Derece. tâbi. * Kık. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . mak lan i. * Derece derece. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . matbaa. * Bası i. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. lı k. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. * Bası evinde bası şmatbu. lmak i * Bası iş lmak i. bası n * Gazete. m lmı . tipografya. tabaat. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. n n nı nda n nı sı p . iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. bası n" anlamları kullanı terim. tabı iş . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. i. * Bası sanatı . ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. matbuat.bası la * Bası lı provalarda "basız. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. * Bası işveya durumu. matbaacı m leten . mcı kta.

sağ i ı görülü. bası rganma * Bası rganmak durumu. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. sağ klı ş . na u eyi u mak. basıgitmek p * birdenbire gitmek. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . görü. seziş . ı rlı bası ş * Basmak iş i. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. basiretsiz . uyanı k. kâbus çökmek. nç ş lma kı su. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. * önem vermeyerek uğ ramamak. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. için nç lamak veya ayarlamak. * Doğ görüşuzağgörüş ru . basireti olan. tazyik. bası rgama * Bası rgamak iş i. ş . bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. barometre. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. anlayı kavrayıdikkat. ı . uzağgörebilen. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. basiretli * Gerçeğgörebilen. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. ı rlı * Kâbus çökmek. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet.

basketbol * Basit olma durumu. ileri ve uzak görüş olmayan. * Süssüz. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim.* Gerçekleri görebilmekten uzak. kök durumundaki kelime. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. * Her zaman rastlanan. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. basiretsizlik * Gerçekleri. n lan . bayağ lması ş ı ı . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. bayağ görgüsüz. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. ileriyi ve uzağgörememe. sağ lü görüsüz. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan .basite irca etmek. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. özelliğolmayan. gösteriş siz. basite indirgemek * basitleş tirmek. ı . * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. basitleş me * Basitleş iş mek i. olağ i an. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. karık olmayan. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. yalıkelime. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. * Kolay. kolay tarafı ndan. sağ ı görüden yoksun olma. basitleş mek * Basit duruma gelmek. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. sade bir biçime döndürmek.

lı kta iş * Kıtlayı. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. beklenmedik saldı. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. zorluk bakı ndan) Üstün. zor kullanmak. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. mı baskıbasanı r n ndı . lediğ n u lan zı * Kı süreli. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. lı ş * Bası sı sayı. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. sa rı * (sertlik. baskı lı * Baskı olan. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. basketbolcu. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. kazı resim. tazyik. kıtlamak. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. pres. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun.

kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. . . basklârnet * Kalı sesli klârnet. matbua. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . * Bası ş lmı matbu. dergi. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. * Gazete. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. üstünlüğ göstermek. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. baskı ncı * Baskıyapan kimse. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. . basma kalı bı * Kitap. * Pamuklu. * Terbiyesiz. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . * ansın konuk gelmek. ahlâksı z. * Disiplinsiz. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. m mı * Pamuklu. ı dı * Gübre. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. üzerine kalı desen basan kimse. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. tülbent vb. basma * Basmak iş i. üzerine kalı desen basma iş pla i.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. tezek. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Matbaacı lı k. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. tülbent vb. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. saldıda bulunmak. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. basmacı lı k * Basma alı satı . pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n.

nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. ey p. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. durumunu kontrol edememek. * Bası i yapmak. n * En kalısesli orkestra çalgı. * Bir kimse bir yaş girmek. gittiğyerin bereketini kurutur. yı rmak lan aç * Ağ k. kı k * (çocuk için) Yaramaz. maydanoz. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. ilbiber. a * Çevreyi kaplamak. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). * Yol yapı nda çakıkum. bilineni tekrarlayan. eyi. değ iklik göstermeyen. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. * Bastı rma. baskı ı rlı . baş tarda. taze soğ yeş an. mı l. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. n sı bastana salatası * Domates. * Baskıyapmak. harcı ü iş âlem. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. iş * Örtmek. p basmalı * Basma özelliğolan. çökmek. yük. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. tabetmek.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. üzüntü ve ağ k duymak. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. basso * En kalıerkek sesi. . kliş e. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. * Bkz. bürümek. kaplamak.

nce. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. üzerine iyice düş mek. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. ı n nı vıp * Gidermek. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. * Baskı yapmak. * Ansın birinin yanı gitmek. nemli ormanlarda biten. * Zararlı olayı bir önlemek. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Üstünlüğ göstermek. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . * Bastı . aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. basurlu . köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. bastonsuz * Bastonu olmayan. hemoroit. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. bastonlu * Bastonu olan.

baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. baş * Çı ban. hemoroitli. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. esas. uğ tı raşrmak. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. langı * Temel. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. * Arazide en yüksek nokta. u * Baş ç. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. nı ı yan indedir. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. * Bir topluluğ yöneten kimse. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. kafa. eyin * Bir ş uçları biri. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). * ". burun. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. raşran rsat baş almak * fı bulmak..* Basuru olan. en önemli. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek.. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. * En uç. basya baş * Sapotgillerden. ser. yüksek nokta veya en ön. can sı kkı k kmak. ı rı . baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. sarrafiye. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. kulak. göz. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. bı nlıvermek. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. * Deniz teknelerinde ön taraf. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. baş ağgitmek aş ı . baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i.

üzüntü veren. gururdan. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş çağ bı ı * Ustura. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş çanağ ı * Kafa tası . ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş belâsı * Sınt ı kı . baş a bı baş rakmak * birinin. sürekli zarar etmek. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. aş . ı na * baş vermek. baş a baş * Birlikte. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş biti * Bkz. intisap etmek. ndan kla baş döndürmek * baş dan. beraber yaş amak. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş çekmek * ön ayak olmak.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. ı rı * baygı k verici. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. beraberce. * dayanı ş mak. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. bit. nlı baş döndürücü . baş bezi * Mendil. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak.

baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. her iş onları te örnek tutarlar. yönetime karşgelmek. arı baş gelmek * yenmek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. baş olmak göz * evlenmek. baş da. başve kı üzerinde inip kalkmak. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak.* Ş kı serseme çevirici. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. zuhur etmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. na yat baş elde iken * ölmeden. baş kaldı ı nı rmamak. isyan etmek. baş etmek göz * evlendirmek. ortaya çı kmak. kabarmak. baş kazanmak (kazanmamak). baş kesmek * selâm için baş mek. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş nereye giderse. baş kaldı rmamak * Bkz. aş na. te ta baş olan boş olmaz . yaş arken sağ iken. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. kaldı i. baş olmak önemlidir. baş göstermek * belirmek. ı * iyice coş mak. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. inkı etmek. tan ı çı baş rı fes içinde. vuku bulmak. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. gücü yetmek. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider.

baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. baş tutmak * elebaşolmak. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. k k lan. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. baş oluş ak mak. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. . çevirmek. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. baş tutamamak * rüzgâr. * (gemi. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. m baş lı rı börk (fes) içinde. rotadan çı kmak. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. * (buğ vb. ı sı baş tacı * Çok sevilen. el üstünde tutmak. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. baş örtüsü * Bkz. değ hiç yitirmeyen eser. fı na yüzünden. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. baş örtü. kayı döndürmek. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek.

it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. * Arpa. baş baş a * birinden üstün olmadan. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. it baş baş a gelmek * eş olmak. baş k akçı . buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. * Tarlalarda. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. denk olmak. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. baş baş a * Eş durumda. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. ı yan lçı baş . baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. dengeli olarak. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. i rabilmek. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. arası . ak mak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r.

. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş lı arı * Baş gösteren. arı . arı baş m arı * Elde edilen bir baş . takat sırı i nı. baş göstererek. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . baş aklama * Baş aklamak iş i. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. tutmak. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. performans. * Baş lamayan. baş gösterememek. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş aklı * Baş ı (ekin). * Baş lı biçimde. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . * Baş göstermeyen. baş aklamak * Tarlalarda. muvaffakı yet. * Baş göstermeyerek. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. muvaffakı arı yetsiz. muvaffakı arı yetsiz. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. muvaffakı arı yetli.

kan baş k atlı * Baş olma durumu. hâkimiyet. baş bakan * Hükûmet baş . bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. baş çı * İçi baş ş ı . baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. * Baş asistanıgörevi. muvaffak olmak. muvaffakı arız yetsizlik. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. efe. sır başsatan kimse. kan. .baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. baş arma * Baş armak iş i. kuzu. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. baş k çı . ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. . baş çavuş * Astsubay baş çavuş . * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. dominant. ı vekil. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. * Çiğ veya piş koyun. hâkim. n * Baş bakanı makamı n . baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire.

baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . ş yapı aheser. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş t. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş kâtip. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. * Baş hekimin makamı . baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. . baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş eski * En kı demli kimse. . n ı . baş tabip. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. sermürettip. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. i. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. * Baş garsonun işmetrdotellik. sertabip. rlamada en üst sorumlu.

nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. başdara düş ı mek * sıntı girmek.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. . sıntıdurumda. ön ayak olmak. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). açı başdimdik ı * Onurlu. kendi yanı tutmak. sıntıbir durumda. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. ğ mek. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. * birini yandaş olarak kazanmak. bahtı k. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. başdertte ı * çözülmesi güç. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . * Evli. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. gururlu. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. üzücü bir durumla karş mak. başbelâda ı * çözülmesi güç. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. kı lı başdevletli ı * Talihli. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan.

* bir düş veya davranı uygun bulmak. bunalmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". rgı kla. başönünde ı * uslu. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. kı nlı üzüntüyle. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. a p ş başyerde ı * utançla. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). zor durumda kalmak. çevrede gözü olmayan. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü.başdönmek ı * insana. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. a başhavada ı * sevinçli. başyerine gelmek ı . ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. ağ ı rlanmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. eş n dönmesi.

tedirgin etmek. * Düzensiz davranı düzensizlik. rakı ş . srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. kendi havası bı veya na rakmak. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. ş . ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. başyumuş ı ak * Uysal. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . başyukarda ı * onurlu. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. kibirli. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. söz dinler (kimse). disiplinsizlik. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. * Kargaş . * Yönetimsiz. musallat olmak. içinden çılamayan. karık. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. kendini beğ enmiş . * Baş örtmeden. ı etmek. baş beraber ı mla * memnunlukla. kötü bir duruma düş ı laş mek.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. denetimsiz. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. baskız. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. karı . inat etmek. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. görüş olmamak. . seve seve.

ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. ş ı cı olay veya durumla karş mak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. nda * bir iş yönetimini ele almak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. ı r * üstüne kalmak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. baş geçirmek ı na * baş giymek. ı na * kötü bir durumla karş mak. in * bir işyapmaya baş i lamak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. nefretle geri vermek. ı laş * beklenmedik. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. raşrı bir e . haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. çok yüz vermek. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek.

baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. önde geleni. hiddete kapı lmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş vur. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. kontrolünü yitirmek. zor durumda bı rakmak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. ilgi göstermek. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . lan inde in k ini . zevk. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. işkoyulmak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. eğ lence peş koş inde mak.

ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. baş belâya sokmak ı nı * birini. * bir iş birini tedirgin etmek. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. iş sizlikten. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. cezalandılmaktan korkmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. savuş i mak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. uğ tı için raşrmak.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. lı a. baş beklemek ı nı * gözetlemek. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. sorumluluğ atmak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. . baş luktan kurtarmak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek.

baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. yataktan çı kamamak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. sis bürümek. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. . baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. * kendine hayran bı rakmak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. i ksı * iyileş ememek. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. sakin kalmak. kellesini uçurmak.

kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. iş baş kaca * Ayrı ca. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. rolü i. baş biri ka * diğ bir kimse. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. değik görünmek. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. uyarını sı dinlememek. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . . * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. metamorfizm. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. iş . baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. istihale. özveri. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. değ ik. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. özge. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak.

iş * Kötüleş mek. . değ iklik. baş kent * Baş ş ehir. istihale. . değmek. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. diğ ötekisi. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. riyaset. un. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. değ ik olma durumu. isyan. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . baş kentlik . herhangi bir kimse. bozulmak. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. metamorfoz. veya u. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. e mek. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. farklı kazanmak. * Alılana benzememe. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. istihale etmek. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. iş lı k * Biçim değtirmek. aslî tipi. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. reislik. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. er ahı eri. reis.

kahraman. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). bu halkla ilgili. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. Baş kurtça * Baş Türkçesi. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . n * Baş komutanımakamı n . kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. ta baş kumandan. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. lı baş lama * Baş lamak iş i. * Baş konsolosun makamı . deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. katedral. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir.* Baş olma durumu. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. serdar. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. ayan veya n * Bu halka özgü olan. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. ş la nda .

baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak.nin ilk bölümü. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. belirtmek. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. baş lanma * Baş lanmak iş i. * Görünmek. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. ortaya çı kmak. doğ mak. ı na. e mek. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. fı sın. baş lmak lanı * Baş lanmak. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. . iş yürür duruma girmek.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. ş ler. * Çalır. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. baş latmak * Baş laması yol açmak. * Etkisini gösterme. baş gelen. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. i. oluş mak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). ine * Baş mak. bir hayatıvb. başca lı * En önemli. baş lı * Başolan. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. ta . in. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. ı * Olmak. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. müptedi. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. n * Ön söz veya girişmukaddime.

takke. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. paş makçı . giriş bölümünde. serpuş ı . has. * Bir yazın. lı baş makale * Baş . satan kimse. serlevha. erli baş muallim * Baş retmen. . sermuharrir. antet. * (camide) Ayakkabı konulan yer. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. baş misafir * En değ konuk. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . z lanan ödenek. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. külâh. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . na başkçı lı başklı lı * Başğolan. * Camilerde. ı baş muharrir * Baş yazar. lı ı * Antetli. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. a * Bir sütunun. başksı lı z * Başğolmayan. top. anteti olan. arpalı k. * Bazı bölgelerde. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. kapital. baş mak * Ayakkabı mak. baş mal * Anamal.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. . sermaye. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . baş maklı k * Padiş n anne. evlenirken. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. paş * Başk yapan veya satan (kimse). bir direğ tepeliğ in i. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse.

. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). eş nları nı kları arp. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . sermürettip. müdür. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. * Baş müdürün çalı ğdaire. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. ı baş mürettip * Baş dizgici. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu.

ı * Yöneticisi. başz sı * Başolmayan. na. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş rejisör * Baş yönetmen. anarş ve i. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. üstün durumda olmak. baş olmayan. * Baş nı görevi veya makamı savcın . baş ehir. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . in baş gelmek ta * önde olmak. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. erksizlik. kent. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. . * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş rol * Baş oyuncunun rolü. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i.

baş sona tan * Daima. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. isyancı . * Baş ı sonuna kadar.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. bütünü. her zaman. baş aş tan mak * pek çok olmak. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. düzen bozucu. bir kez daha. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . baş tan * baş ı alarak. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş savma tan * üstünkörü. na amak. hepsi bir arada. bütünüyle. baş baş tan a * Tamamen. baş mazlı tanı k * Anarş izm. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. özen göstermeden. gemi baş karaya vurup oturmak. pek çoğ almak. bir uçtan öbür uca kadar. yeniden. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. u baş tabip * Baş hekim. . baş tabiplik * Baş hekimlik. baş maz tanı * Asi. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. kötü yola sürüklemek. baş i ı savma veya atma. doğ yoldan saptı ru rmak.

tankaragiller familyası ndan. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. Kuzey Afrika. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. baş vekillik * Baş olma durumu. baş vekil * Baş bakan. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. Avrupa ve Asya'da yaş ayan.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). müracaat ettirmek. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. i. ufkun i üstünde olanı . baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. * Baş uzmanı görevi. müracaat etmesini sağ lamak. lar mı türünü içine alan geniş familya. semtürreis. ı . sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. müracaat etmek.

müracaat edilmek. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. i. ı ma.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. cı mazlı ü . sermuharrir. baş t yapı *Ş aheser. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. bilgiye ulaş referans. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. . * Baş yazarıgörevi. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. müracaatçı . baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. * Baş yaverin görevi veya makamı . baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş rejisör. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. bat . baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş yazı nı muharrir. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . . baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. anlaş k durumunda. baş kâtiplik.

bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. * Hayıgelmez. yarar sağ r lamaz. ahlâk dı durum. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). batı * Bataklı seven. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. imş lmı ucu . lan. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. li yı nda en llı batar * Zatürree. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. rengi kahverengiye çalan siyah. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. hayvan). ishak kuş (Asio u flammeus). * Kötü durum. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . bataklı kları klarda yaş (bitki. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. bataklı klarda yaş ayan. * Eline geçen parayı ran. pamuk otu (Eriophorum). bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). sı tüyleri pas rengi olan. * Bataklı olan (yer). batak çulluğ u * Çullukgillerden. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. içinden çılmaz iş kı . * Uygunsuz ve kötü. ğ ı . uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). batmı ş . bataklı klarda yetiş bir bitki. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). uzun kanatlı . bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. bataklıgazı k * Metan. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan.

yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili.batarya * En küçük topçu birliğ i. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). garplı ndan . * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. * Orkestrada vurma çalgı takı . lı laş i. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. bu yönle ilgili. gün indi. * Çürük. garpçı lı k. batı l itikat * Boş inanç. garpçı yanlı olan . in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. * Batarya ile çalı (radyo. gizli ve akı şgüçlere. * Batı sı kimse. * Batı sı yanlı olma durumu. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . lı in ğ ı * Bu yönde olan.). davul. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . telefon vb. davulcu. batı l itikat. garp. garbî. laş . u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). lar mı * Bateri çalan kimse. garp. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. temelsiz. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan.

* Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. kuş ak. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. çalı ş mada. garplı mak. lan batı ş batisfer batiskaf . ağ r. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. garplı ı lı k. rmak ine * Yok edilmek. * Mahvetmek.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. batılmak rı * Batı iş konu olmak. niye *İ çrek. laşrma. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. dövülmemiş ceviz içi. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. batması sağ vın ak nı lamak. ş . Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. nane. soğ domates. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. batı n * Karı n. * Göbek. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. bati batik * Yavaş ı . tirip * Kirletmek. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. garplı tı laşrmak. . batı k lı lı * Batıolma durumu. * Batmak iş i veya biçimi. maydanoz. tahin ve limon suyu kullanı an. lan. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . * Bir iş sermayeyi yitirmek. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi.

* Dokunmak. GüneşYı z vb. battal * İe yaramaz. . ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. bozulmak. lan. * Saplanmak. ldı n ü sı na * İ etmek. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. * Alılmıolandan büyük. müflis. tuzlu çubuk. flâs * Kirlenmek. iş yaramaz duruma gelmek. ra. * Çökmek. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. . * Daha kötü bir duruma uğ ramak.) ufkun altı inmesi.batkı batkı n * Batkı k. vın * (GüneşAy. * Yok olmak. ş ş ı * Harman makinesi. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. * Bir gök cisminin (Ay. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. harman dövme makinesi. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. iflâs. nı i ile n batma * Batmak iş i. inkı kı raz. kullanı ş lmaz. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. incitmek. çökme. yok olma. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. iflâs. (kimse). kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. . battal olmak * kullanı lamaz. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. * Yılma. * Yılmak egemenliğsona ermek. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü.

çok. tı * Avcı n. * Bavlı iş mak i. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. için) yakı ş mamak. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. amiyane. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. bayağkaçmak ı * (söz. bavullu * Bavulu olan. pekâlâ. ı laş * Parası . çok . k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. i * Hemen hemen. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. ahin i ş tı * Yolculukta. oldukça. * Her zamanki gibi olan. bayağ ı * Aş ı pespaye. uygunsuz olmak. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. âdeta. epey. * Ş ve köpeğava alı rmak. zengin (kimse). hiçbir özelliğbulunmayan. malı olan. basit adî. içine eş konulan büyük çanta. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. * Gerçekten. ağ k. Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). banal. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. * Çok iyi. davranı giyiniş ş . * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). sı radan. lı * Kibar olmayan.

* Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . ini . * Taze olmayan. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. * Eşkarı . bayağbir duruma girmek. * Gönül vermiş . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. * Süzgün. ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. .bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. çok . tazeliğ yitirmek. . uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. . baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . * Güncelliğ önemini. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. * Bayatlamaya baş ş lamı . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek.

baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. * çok heyecanlanmak. ödemek. * Vermek. n * (göz için) Süzülmek. lması lması sağ bayı r ndı mamur. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . kan ı n mı . kendinden geçmek. severek. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. n * Çok hoş lanmak. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. bayı lma * Baygı duruma girme. * Sı açlı susuzluk. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. telâş lanmak. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. * hayranlı seyretmek. bayı nı lamak. kendinden geçme. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. bayı na yol açmak. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. . n bayı lmak * Baygı duruma girmek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. nı ş ş ı . lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. istekle. cak. koza yapamama durumu. çok sevmek. çok isteyerek. baygı k nlı * Baygı olma durumu. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. bayı bayı la la *İ steyerek. baygı ntı * Baygı k. çevreye göz gezdirmek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. uyur gibi olmak. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n .*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. kendini kaybetmek. bayıcı ltı * Bayı ltan. k.

bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. ndı i. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. dükkân veya kuruluş . ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. imar etmek. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. rtı gece ların . ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. ru. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia).Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ndı tı i. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. terbiyesiz erkek. ri * Kaba. ine lan baykuş giller . ümran. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. * Bu iş yapı ğyer. ndı * Bayı r duruma getirme işimar.

* Devre dı bı ş rakma. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . * Öncü. midede ezinti yapmak. . * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. ı in sı bayrak * Bir milletin. mideyi bulandı nlı rmak. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. bayrak merasimi * Bkz. baylan * Nazlıı k (biçimde). * Şmarı k. bayrak töreni. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. * Baymak iş i. sembol. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. baylanma * Baylanmak iş i. * Gerektiğ indirilip kaldılan. etki altı bı nda rakmak. * Aldatmak. ş ı marmak. baylanmak * Nazlanmak. açı kapatı kol. . naz. kandı rmak. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde.ş marı baylanlı k * Zenginlik. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. baypas * Damar aktarma.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. iş ı klı ve. . özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. * Simge.

üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. yol göstermek. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. ş evval. * Sevinç. hı nlıetmek. il. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . diken veya satan kimse. eri bayraklı * Bayrağolan. * Özel olarak kutlanan gün. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. sı . * Bayrak asmaya uygun direk. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . bayrakaltı * Ordu hizmeti. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. * Bayram günü doğ çocuk. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. eli bayraklı . bu yakı ğ bir sebebi olacak. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. tem * gösterilen bu ilginin. * Bkz.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. askerlik. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. bayraktar * Bayrağtaş kimse. neş e. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. lmı . * Bayrak yapan.

bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. * Bayramî tarikatı olma durumu. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. arada sı rada. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . eli. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayramıkutlandı gün. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. lan. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. bayram günü * Bayrama rastlayan. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. nadiren. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. nadir olarak.* çok sevinmek. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. * Bayramlarda verilen armağ an. bayramlıağ k ı z . n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri.

esas. * Çarş pazar. esas. baytar * Hayvan hastalı hekimi. Bayramüstü. kı dem. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. * Birtakı kimi. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. * Taban. yı cı kuş ahin rtı bir . bayramüstü * Bayrama yakı n. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. bazal bazalt bazar bazen bazı . kadim. * Temel. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. kimi vakit. sert. ş . * Pazarlı alıveriş k. ra. m.* küfür. esasî. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. mak. baysungur * Ş cinsinden. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. ı . lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. ra. bayramüzeri * Bkz. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. bir çeş yanardağ it kültesi. * Ara sı arada bir. * Ara sı arada bir. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). kimi vakit. çok n ı yan * Koyu renkli. veteriner.

* (teklifsiz konuş mada) Ey. * Roketatar. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. kalıgözleme. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. * Tatlı bol. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. biçiminde kilise. n na bazik (tuz). mı baziçe * Oyun. * Baz niteliğgösteren. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. su ile birleş baz etkisi gösteren. ra. * Dikdörtgen biçiminde. hey. iki sı sütunla. kimisi. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. yahu. bazilika * Kral sarayı . bazlamaç bazlaş ma bazuka . smı m kı sı * Ortadaki yüksek. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . sı n * Bazlama. küçük çocuk. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. Be be be bebe * Bebek. * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı .bazı bazı * Ara sı arada bir. bazit * Bazit mantarları üreme organı n .

tahta.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. * bebeğ yakır biçimde. bebeklik * Bebek olma durumu. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. * (küçük b ile) Sevimsiz. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. beceri * Elinden iş gelme durumu. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. becelleş mek * Cebelleş mek. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. * Vücudun. * Plâstik. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. bez vb. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. ustalı maharet.den yapı insan biçiminde oyuncak. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . i. bebeğ yakır biçimde. budala. karş klı değtirme. k. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. becerikli . * Yer değ me. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. * Göz bebeğ i. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. n bebekçe * Bebek gibi. bücür erkek. karşklı değtirmek.

eyi lmaz * Irzı geçmek. bedavadan * Bedava olarak.* Becerisi olan. düş zı ünmeksizin. küçük bir kuş (Passer). vedi. k. rak ünde. ustalı maharet. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. bedava * Karş ksı parası emeksiz. ansın. ı z. * Bir ş kullanı duruma getirmek. bedavadan ucuz * çok ucuz. lı z. bedaheten * Birdenbire. mahir. lüzumlu. na * Birini öldürmek. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. elinden iş gelen. tavuk büyüklüğ ı plak. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. Beçene bedahet * Besbelli. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. bozmak. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. becerme * Becermek iş i. kirletmek. beceriklilik * Becerikli olma durumu. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. maharetli. kirletmek. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). becet becit * Serçegillerden. beceriksiz * Becerisi olmayan. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. usta. apaçıolma durumu. üstesinden gelmek. mak . Beç tavuğ u * Tavukgillerden. evcil bir hayvan (Numida meleagris). usta olmayan. * İ acele. * Gerekli.

beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. zlı bedbin * Kötümser. z. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bedbaht olmak * üzülmek. bedbinleş tirmek * Kötümser. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. karamsar. kötümserliğ kapı e lmak. kötümser olmak. karamsarlı pesimizm. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. i bedduası tutmak . bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bahtsı talihsiz. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. ı r * Mutsuz. bedavası na * Bkz. * Asısuratlı k . bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bedbaht etmek * üzmek. suratsı z.bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. bahtsı k. karamsar olmak. intizar etmek. k. bedavaya * Çok ucuza. bedavadan. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. * Kötü yüzlü. karamsar duruma getirmek. birinin işsürekli ters gitmek. lânetlenmiş . karamsarlı sokmak. bedbahtlı k * Mutsuzluk. *İ lenme. pesimist. beddua beddua etmek * ilenmek. ilenç. bedbin etmek * üzmek.

başkol ve bacak dında kalan bölümü. it. beden eğ itimi. * Bkz. bedel ödenilen. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. * Bedelci. kasın na ile * Uş hizmetçi. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. * Bir ş yerini tutabilen karşk. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. ymet. . sa bedelci bedelli * Bedeli olan. varlı n * Vücudun. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. ndan bedel * Değ fiyat. bedenî * Beden bakı ndan. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. erli. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. çoban. vücuduyla. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. gövde. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. * Çok değ bedeli belirlenemeyen.* ilenci yerine gelmek. eyin ı lı * Eş denk. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. ak. . lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. ş ı * Kale duvarı . bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. bedel ödenilmeyen. kı er. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. fiilen. vücut.

* Besbelli. * Estetik bilimi. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. bedenli * Bedeni olan. güzel sanatlar.* Bedenle ilgili. bednam . *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . * Güzellik ölçülerine uyan. ayıon dördü. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. beğ enilen. ı . ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. bedirleş me * Bedirleş durumu. bedensel. * Çölde. * Bedevî olma durumu. * Parlak ve sağklı lı görünmek. * Kötülük isteyen. bedirlenmek. * Estetik. * (büyük b ile) XIII. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. bedenî. kötü yürekli. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. bediiyat bedik bedir * Dolunay. çadı yaş göçebe. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . apaçı k. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. gözü gönlü okş ayan.

* Övücü tanı yazı. beğ endirmek * Beğ enilmesini. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. hoş gitmek. hoş görünmesini sağ lamak. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ eniş beğ enme * Beğ enme. beğ enilir olma durumu. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. * Bey. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. rma * Beğ enme duygusu veren. reçine. gusto. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. tma sı * Son derece. beğ enilen. hünkârbeğ endi. zevk. begonyagiller * İ çeneklilerden. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Beğ enmek iş i. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). bedük * Çam sakı. zevk. a beğ enirlik * Beğ enme durumu.* Kötü ün kazanan. * Hint prenseslerine verilen unvan. aş . takriz. . yi * Sevilmek. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. kötülüğ ile dillere düş ü en. pek çok.

behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. yi * Kuş duymak. zarar. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. ne olursa olsun. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. bîbehre. behavyorizm * Davranı lı ş k. * Pay. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. beis yok bej * zararı önemi yok. hayvana yakır biçimde olan. behiş t behre behresiz beis * Engel. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. beğ enmezlik * Beğ enmeme. beğ lik * Beylik. * (duygular için) Hayvanca. beis görmemek * sakı zarar görmemek. * Onaylamamak. nca. yok. hissesi olmayan. nasibi. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. hor görmek. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. ş ı . nasip.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. ne yapıyapı mutlaka. hisse. * Sarı çalan açıkahverengi. * Onaylamak. * Kötülük. tasvip etmek. kabul etmek. uymazlı k. kuş ile karş ku ku ı lamak. * Küçümsemek. iyi veya güzel bulmama. beher * Her bir. p p. çı behemehal * Her hâlde. uçmak. * Payı . ya k * Cennet.

* Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. radan gelmiş çilerin kalacağoda. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . erdenlik. ı * Çulluk. k. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. bek * Sert. eyi bekçi kalmak * koruyucu. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. yenilik. * Doğ k. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . . masumluk. gözcü.* Bu renkte olan. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. mek. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. evlenmemiş olmak. önemsememesi. tazelik. * Evlenmemiş kimse. * Sanat ve düş üncede özgünlük. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. katı lam. . bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. sağ bek bek beka * Savunucu. kı k. nı * Kalılı ölmezlik. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. * Hava gazı lâmbasın ucu. z lan z zlı * Saflı temizlik. denetleyici olarak beklemek. cı k. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. yalnıyaş kimse.

nat * Kapanmak. beklenilmek * Beklenmek. * Ummak. * Aramak. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). * Bir ş bir kimseyi gözetmek. ı sı bekleme * Beklemek iş i. ile görüş öncesinde oturulan yer. avukat vb. tı kamak. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. ansın. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. direnmek. tı kanmak. bekinmek * İ etmek. durmak. korumak. muhafaza etmek. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. in * Süre tanı acele etmemek. * Vakit öldürme. istemek. bekleme odası ı tı lan . beklemek * Bir iş oluncaya. bekleme salonu * Doktor. mak. bekleme salonu. * Bekitmek iş i. beklenme * Beklenmek durumu. eyi. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. beklenmedik * Birdenbire.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. bekitme bekitmek * Kapamak. . beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu.

ayyaşk. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . * Bektaştarikatı olma durumu. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. lı . lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus).beklenmezlik * Beklenmeme durumu. *İ çkiye düş künlük. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. ünde. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. ak veya kara yemiş i. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . . * Bekleş iş mek i veya durumu. ayyaş kün. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak.

esas. sı n altı rastlayan bölgesi. iş vermek. sı nda * Geminin orta bölümü. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. uzun saplı ı . bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak.* İaret. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . belden sağ sola bükmek. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. güvenmek. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . ayakla bası yeri tahta. te) n i . sperm. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. k. bel bel * Atmı meni. salı salı rı rı na na. bel bellemek * toprağbelle kazmak. bel kemiğ i * Omurga. bel kı rmak * gövdeyi. deri. mcı ı na bel bel * Durgun. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. temel. ı bel etmek * iş koymak. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme.

kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. musallat olmak. belâ *İ çinden çılması sakı durum. kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. retorik. * Kavgacı irret. * Bir ş gizli olan derin anlam. kı ya * Hak edilen ceza. -den sebebiyle.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. can sıcı kı. ı laş belâya uğ ramak . rma i. yorum gerektirmeyen. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. belâhat * Alı k. belâgatsiz * Belâgati olmayan. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. . * destek olmak. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. eyde belâgatli * Belâgati olan. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. düzgün anlatma sanatı ktan . nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. nı tiğ belâlı * Yorucu. nları * -den dolayı . kı güç. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . yapmacı uzak. üzücü.

belce * İ kaş . belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. belediye * İ ilçe. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. beldeitayyibe * Medine ş ehri. beledî *Ş ehirle ilgili. üyeleri halk tarafı seçilen. * Mekân. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. belediyeci * Belediye iş görevlisi. * Yerleş ik. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. leri .* çok kötü bir durumla karş mak. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . ta belediye reisi * Belediye baş . belediye im yla kanı meclisi. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). ndan belde *Ş ehir. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. çevre. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye baş . im nlatma. * Bu teş n bulunduğ bina. * Bir tür pamuklu. kalıkumaş n . yı belediye polisi * Zabı görevlisi. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. aydı l. belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. yer.

yüksek yer. * Beleş olma durumu. bayı r. belek * Kundak. peygamber çiçeğ mavi en. çocuk bezi. ı z. * Tepe. bulaş mak. belenme * Belenmek iş i. belediyelik * Belediyeyle ilgili. * Belertmek iş i. llı i. belen * Bel. örtülmek. iğ beleme * Belemek iş i. çi . tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. çok beleş * Karş ksı emeksiz. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak.belediyecilik * Belediye iş leri. bedavacı z . dik dağ yolu. lüpçü. belerme * Belermek iş i. akı görünecek biçimde açmak. belenmek * Kundaklanmak. belemek * (çocuğ Kundaklamak. * Bulanmak. bulaşrmak. * Bulamak. parasıelde edilen. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. kantaron (Cephalaria syriaca). lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. belertmek * Gözlerini. * Beşe konulan yatak.

yansı belgeselci * Belgesel. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. beleş ten beletme * Beletmek iş i. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. faks. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). yöneten sinemacı . karş ksı ı z. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . belgelenme * Belgelenmek iş i. para vermeden elde etmek. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. doküman. tası nda layan araç. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . i. tevsik etmek. * Emek vermeden. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. film vb.beleş konmak e * emek. belgeleme * Belgelemek iştevsik. i ey). raf. ortaya çı ru unu karmak. beletmek belge * Kundaklatmak. karı belgeli * Belgesi olan. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. arş ları ğ ı iv. vesika. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. okuldan çı lmak. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belirli bir amacı tan film. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. . karı belgeci * Belgesel filmler yapan. fotoğ resim.

me rası boş beliğ * Belâgati olan.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. hüccet. sarih. belgit burhan. belirsizlik zamiri. gayrimuayyen. niş eyi ran iar. belgili * Belgiye dayanan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. belâgatli. belgileme * Belgilemek iş i. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. iş edilemeyen. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. an. * Belirli olmayan. beli * Senet. zavallı . belgilemek * Belgi ile göstermek. beli çökmek * kamburlaş mak. aret belgisiz sı fat * Bkz. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. sarahat. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. . beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. ş iar. * Belgin olma durumu. * Duyuşdüş . belik . belirsizlik sı . belirli olan. ru ka * Evet. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. ş alâmet. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. fatı belgisiz zamir * Bkz.

belikleme * Beliklemek iş i. kapsam bakı ndan daraltmak. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. belirleme * Belirlemek iştayin. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. n nı inin. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. belik belik * Örgü örgü. * Bir kavramı anlamın.* Saç örgüsü. belirli kı lmak. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belirginlik * Belirgin olma durumu. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. belinleme * Belinlemek iş i. i. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. tayin etmek. sarih. determinasyon. besbelli. . . açı bariz. eyi belini vermek * dayamak.yaslanmak. belirlemek * Belirli duruma getirmek. beliklemek * Saçları örmek. sın nı nı i. sırlamak. k. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. belinden gelmek * birinin dölü olmak. örgü hâlinde. irkilmek. * Yeni bir kavramı . genellemek karş . özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek.

ş . içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. gülmüş lamıgibi. (-di) (-ti) ı lanı . li belirlilik * Belirli olma durumu. tebellür etmek.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). determinist. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . tezahür etmek. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. belirlenme * Belirlenmek iş i. gayrimuayyen. az çok belli olan. * Bir düş veya durum için. ini kası olarak bildiren kip. kesin bir biçim almak. muayyen. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. müphem. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. indeterminizm. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. belirleş me * Belirleş işveya durumu. i nda * Bilinmeyen. indeterminist. -di'li geçmiş i n. indeterminizm. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. yice ı lı * Belirli olmayan. -miş geçmiş 'li . tebarüz etmek. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. biçti. . n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . uçtu vb. n ka n nı unu reti. ini . belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. meçhul. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. gerekirci. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). determinizm. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. i. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. ağ ş .Aldı . Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . görülmeyen geçmiş .

belirtili * Belirtisi olan. * Tamlayan. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. an. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. müphemiyet. fat: . belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. * Açı belli. birçoğ azıherkes. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. niş niş lması m ey. n k ya. * Belirtilmiş olan. birtakı filan vb. belirli kı lı nan. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. belirteç * Zarf. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. sarih meful. . birkaçı sı .belirsizlik * Belirsiz olma durumu. belirtme durumu belirtme . çiçeğ kokusu gibi. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. ane. m. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. biri vb. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. bildirme. * Belirtilmemiş olan. * Belirli kı görüş lma. tasrih. eyin. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. * Gösterge. u. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. Tuz Gölü gibi. sarih. birkaç. k. kabataslak tutan zamir: bazı. her.

belli ve kesin olmayan. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. ru i ş lı . Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. arcı * Bir bilgisayarda. olabilir ki. belladonna * Güzelavrat otu.. belirtmek * Açı klamak. Yazı okudum. beliye belki * Muhtemel olarak. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. tasa. keder. n belitken belitleme * Belitler sistemi. . Birinci dönem. Evi gördüm. ş durumu. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. tebarüz ettirmek. soru. akı l. yanlıda olabilen. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. ı lan aksiyom: "Tüm. za. lı . hafı dağ k. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. ya . yükleme i . u belkili * Olası muhtemel. * Doğ olabileceğgibi. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. ihtimal. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. öğ . * Olsa olsa. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . akuzatif. -u. * Belitleme kuramı ortaya koymak. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. mütearife. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. i hâli. olası ihtimalî. belki de * ş da olabilir. bellek * Yaş ananları renilen konuları . ya. * Belitlemek iş i. programı iş değ meyen verileri.. * Felâket. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur.

bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. belletici. ine belleten belletici * Çalı rı. belli olmak . haş . ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. lda * Sanmak. yarı belli. aş ı lan. ı lı * sezdirmek. öğ ş cı retici. * Bellemek iş i. duyulabilen. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. malûm. muayyen. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. müzakereci. belli baş lı * Belirli. öğ retmek. belli etmek * açı klamak. hissettirmek. öğ ine renilmek. ikâr. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. zahir. anlaş bedihî. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. * Gizli olmayan. * Belirli. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. tı belletme * Belletmek iş i. belli * Beli olan. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. ğ ı * Bellemek yetisi. belletmek * Bellemesini sağ lamak. yarı bellisiz. ortada olan. çok az belli olan. muayyen. * Önemli. yapı a.

ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. hep kendinden söz eden. kibirli. ma * Saçta. egoist. açı klanmak. megaloman.* anlaş ı lmak. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. * Bkz. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). * Pıl pıl. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. hodbin. balsam. ego. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. bedahet. bellik * İaret. apak. düş ündüğ gibi. benbencilik * Benbenci olma durumu. nı * Bencillik öğ retisine inanan. marka. kendini her konuda üstün gören. muayyeniyet. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. koyu renkli leke veya kabartı u uş . bencil * Yalnıkendini düş z ünen. bence benci * Kendini beğ enen. sakalda beliren beyazlı k. üm bencil olmak . benbenci * Kendini çok öven. tende bulunan ufak. gururlu. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. hodpesent. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. * Belli olmayan. apaçı rı rı k. * Böylece kalı tılmı(ses). bilinemeyen. ben hancı yolcu oldukça . hodkâm. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. * Bana göre.

bendehane * Bendenin. köleye ait. bendegân * Kullar. benden söylemesi. benden de al o kadar * Bkz. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. köleler. ş ı bencileyin * Benim gibi.* bencilce davranı bulunmak. egoizm. bencillik * Bencil olma durumu. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. hodbinlik. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. benden günah gitti * Bkz. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. egoizm. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bencilik * Benci olma durumu. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. kendimi suçlu saymam. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. al benden de o kadar. bencillik etmek * bencil davranmak. köle. hodpesentlik. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . bende * Kul. kölelik. egoistlik. bendegî * Kulluk. . * Menekş e. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. * Köle ile ilgili. kölenin evi.

ölümsüzleş tirmek. bengilik * Zamanla ilgisi. ebedîlik. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. ebedîleş mek. ulları benibeş er *İ nsan. inin ini ü. puan. bengilemek * Bengi kı lmak. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. abı çene ine lan hayat. * Sonu olmayan. bengileş me * Bengileş iş mek i. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. hep kalacak olan. beneklenmek * Benek oluş mak. ölümsüz. beniçincilik . küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). benekli * Ufak lekeleri bulunan. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. benekleş me * Benekleş işveya durumu. fekül. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. insanlar. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. ebedîleş tirmek. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. nokta.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. bengileme * Bengilemek iş i. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ebedî. ölümsüzleş ama i mek. * Ölmezlik.

sı benimsenme * Benimsenmek iş i. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. una benim oğ bina okur. beniz geçmek * benzi solmak. inin ini ü. sahip çı eyi kmak. benizli * Benzi bulunan. i. kma. benildeme * Benildemek iş i. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. güçlü olduğ inanan. i beniz * Yüz rengi. benlenme * Benlenmek iş i. * Bkz. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. kabullenmek. lanmak. benli benli * Teninde ben bulunan. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benildemek * Belinlemek. benze sahip olan. benlenmek * Ben oluş mak.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. senli benli. benliğ inden çı kmak . ınmak. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. * Bir ş birine bağ eye. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benim diyen * kendine güvenen. egosantrizm. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. tesahup etmek.

hep kendinden söz eden (kimse). sı * Bağ lam. bent etmek * kendine bağ lamak. benzemeklik * Benzer olma durumu. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . benmerkezcilik * Beniçincilik. onu kendisi yapan ş kendilik. ş n ları inin i. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. hep kendinden söz etme durumu. bent * Bağrabı . * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. t. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). * Gazete yazı. ş ğ iliğ ı ey. kâğ tları ları . kibir. bent olmak * bağ lanmak. sı benmerkezci * Beniçinci. * Kanun maddesi. gurur. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. kiş i. andı rmak. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. benzeme * Benzemek iş i. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi.* kendine benzemez olmak. kiş ini üstün görme. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. benlik * Bir kimsenin öz varlı. * Kendi kiş ine önem verme. * Kendi benliğ geliş inin imini. tutulmak. ahsiyet. gibi görünmek. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. * Sanını sı uyandı rmak. büğ lan et. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm.

benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . * Nitelik. müş nazir. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. * Bkz. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. ve mı andı kimse. * Benzer olma durumu. benzeri benzerlik durum. ey). bih. aslı kopya edilmişteş ndan . benzeş im. benzeş lik * Benzeş olma durumu. nda abih. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . benzeti * Benzetme. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. eş siz. dublör. müş olmak. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. benzer. o + bir < öbür gibi. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. müş abehet. * Benzerlik gösteren. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. ekmekten (ekmeknda ten). ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. abih. -ten. benzeş mek * Birbirine benzemek. benzeş * Birbirine benzeyen.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . benzeş me * Benzeş iş mek i. çarş amba. rnap. araları benzerlik bulunan. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. kehribar > kehlibar gibi. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. . benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü).

arak. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzinlik. * Dövmek. benzi uçmak * yüzü sararmak. uçucu. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. solmak. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. kopyacı . yüzü sararmak. benzetme * Benzetmek iş i. bozmak. * Bir ş neteliğ anlatmak için. renksiz. vı * Benzen. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. .benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. özgül ağ ğyaklaş 0. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . benzin * Petrolün damılması elde edilen. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. bih. sahteci. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. benzetmek * Benzer duruma getirmek. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i.65 olan. unu benzetici * Benzeterek yapan.

beraber olarak. ş an beraat etmek * aklanmak. * Bir nesneyi benzine bulamak. -e karş ı n. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. beraberinde * yanı nda. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. bir arada. temize çı kmak. baş baş a kalmak. * Baş a kalma durumu. berabere bitmek * (oyun. beraberce * Birlikte. canlanmak. * Aynı düzeyde. borçsuzluk. * Aklanma. yla berabere kalmak * (oyun. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. baş beraberlik müziğ i . beraberlik * Birlikte olma durumu. benzin istasyonu. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. vereceğolmama durumu. beraber * Birlikte. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. baş baş a gelmek. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. * Benzinle çalı (motor. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. beraatı zimmet * Borcu. * -e rağ men. makine vb.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse.).

eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. lam * Seçilmişseçme. * Bozuk. tan. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. * Darmadağ bakı z. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. Berat Gecesi * Hz. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. * bozmak. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . ndan n . berber * Saç ve sakalıkesilmesi. san. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. kirlenmek. ş an berber dükkânı * Berber. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. ı berceste * Sağ ve lâtif. aylıbağ k lanan. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. berbat * Kötü. kuyruğ unun çatalı uzun olan. Akdeniz'de yaş çok ayan. Berat Kandili * Bkz. periş viran. patent. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. Berat Gecesi. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . * Çirkin.* Orkestra. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. . berbat olmak * kötü duruma gelmek. * bozulmak. oynar başklı koltuk. msı an. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. ı n. beğ enilmeyen.

bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. ı boş * Pis. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. teselli bulması . * Yağ mur. bakı z. serseri. an * Herhangi bir ş görülen çizik. verimli. berdevam * Sürmekte olan. ve lı bereket * Bolluk. bereketlilik * Bereketli olma durumu. berelemek * Bereli duruma getirmek. neyse ki. bereleme * Berelemek iş i. ezik.berdelacuz * Halk tahminine göre. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). gürlük. feyezan. feyz. iyi bir rastlantı yi olarak. bozuk. i bereketlenmek * Çoğ almak. berduş * Baş . * İ ki. . bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. ongunluk. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. bereketli * Bol. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . sürüp giden. artmak. eyde bere * Yuvarlak. yassı sipersiz başk. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. Tanrı ş ki. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. berelenme * Berelenmek işveya durumu.

berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. yok etmek. yaş * Mutlu. ey beril . ra. * Beresi olan. berenarı * Ş böyle. . biraz. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). . msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). berhava etmek * havaya uçurmak. a berhayat berhudar * Hayatta olan. aç * Bu ağ n. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . kullanı z ev. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. oldukça. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. canlı ayan. * Bu uzaklı bulunan. * Büyük. * bitirmek. ı . beriki * Beride olan. az çok. * boşgitmek. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. harap. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. . an. * Beride olan ş veya kimse. * Yararsı boş z.bereli bereli * Beresi olan. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş .

ı ı rlı Kı saltması Bk. tahkim. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. atom ağ ğ9. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. * Pekiş tirilmek. berkemal berkime * Mükemmel. . açı nlı k. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. durulaş mak. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). ş ı u berrak * Duru. güç kazanmak. * Sağ lam. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element.013 olan. takviye. ortalama 30-40 cm boyunda. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. berkinme * Berkinmek işveya durumu. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. lamlı * Sertlik. 97. tı berklik * Sağ k. pek iyi. berk * Sert. pekiş mek. 29700C de eriyen. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. saydam. Kı saltması Be. unluğ 1. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. i berkinmek * Berkimek. her zaman olduğ gibi. sı açıkahverengi. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. aydı k.84. temiz.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. katı lı k. takviye etmek. tahkim etmek. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. * Berkimek iş i. berkimek * Sağ lamlaş mak. berlam * İ pullu. katı . çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. berkitme * Sağ lamlaşrma.

k * Bir yana. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bere. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . bertik * Yara. burkulmuş . bertilme besbedava * Pek ucuz. *İ ncinmiş . çürümek. * Yiğ yararlı itlik. anlaşyor ki. * Deride mor leke. i bertilmek *İ ncinmek. * Morarmak. çürük.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. besbeter beselemek * Bkz. ş dursun. k. gidermek. lı k. bertmek berzah besalet * Bertilmek. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. . k. * Bertilmek işveya durumu. duruluk. yok edilmek. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. uzun uzadı açıolarak. * Berelenmek yaralanmak. * Anlaş ğ göre. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. * Kı dar dil. burkulmak. stak. eselemek beselemek. besbelli * Açı apaçı çok belli. karasal. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. ya. bertme * Bertmek iş i. durulaşrmak. k. ı ı ldına ı lı * Çok kötü.

lan * Semiz. gı .beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. esermek besermek. dalı * Besini olmayan. * Yenilebilir. * Besini olan. n * Yumurta akı maddesi. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. beslenmeye elveriş her tür madde. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . besinli besinsiz . azı gı li k. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. besi dokusu * Besi doku. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. satan kimse. da. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. besi dokulu * Besi dokusu olan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. gı z. zlı besermek * Bkz. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. semirtilmiş . nda an * Sır. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. yeterli besin almayan. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. * Yaş amak.

katı lmak. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. çoğ altmak. ş tı besle kargayı . ahretlik. k. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. * Semirtmek. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. evlâtlı besleme. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. hizmetçi. ine beslenme * Beslenmek iş i. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. * Beslemek iş i. çevresini veya altı desteklemek. * Yetiş tirmek. nı pekiş tirmek. gı zlı dası k. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için.* Besinsiz olma durumu. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . u. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. * Yedirmek. * Maddî yardı yapmak. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). beslenen beslengi * Sönümsüz. desteklemek. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . * Besleme olarak. m beslemelik * Besleme. * Eklenmek. . * Hizmetçi. beslek besleme * Besleme. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. besleme kı z * Besleme. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. doldurmak. lerinde çalı rı kı ş lan z.

ine besletme * Besletmek işveya durumu. itim nda beslenme saati * Anaokulu. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. * Besteci. beslenme odası * Anaokulu. . eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. nda beslenmek * Kendini beslemek. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. besili. bestekâr. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . besleyici * Besleyen. beslemeye yarayan. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. * Beslemek iş konu olmak. inceleyen yetkili. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. kompozitör. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. mugaddi. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. p * Bkz. nda lan * Besmele çekmeden.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. beste bağ lamak * bestelemek. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. besin değ yüksek.

öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. koklama. bestelemek * Beste yapmak. iş itme. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. pencüdü. birkaç. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. * Çoksatar. * Bkz. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. tokat.besteleme * Bestelemek iş i. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. tat alma duyuları . beş iki * Bkz. besteli bestelik * Bestesi olan. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. * Oyunda. atı zarlardan birinin beş lan . * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bestelenmiş . 5. V. bestesi yapı ine lmak. . bestelenme * Bestelemek iş i. beş kardeş *Ş amar. * Beste olma durumu. görme. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. k ı t . pencüyek. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. bir parça. sıflı * Biraz. * Beş nı ilkokul. beş beter * Besbeter. nı ve yı * Dörtten bir fazla. üç aş ı yukarı ağ beş .

müjde. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. k beş paralıolmak k * alçalmak. her birine beş defası beşbir arada. lu * Bedensel. beş para etmez * hiçbir değ yok. beş para almamak * hiç para almamak. z. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. beş eriyet . pencüse. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. iş yaramaz. beş paralıetmek k * Bkz. a beş parası z * parası yoksul. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. da. eri e beş paralı k * Değ ersiz. aş ı bayağ ağ k. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. on paralıetmek. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim.beş on * Az sayı biraz. yi tu. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. . beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. lı ı . *İ nsanoğ insan. yüz beş aret * İ haber. muş erim. kusurları ğ çı açı kmak. lu. bedenle ilgili.

ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). man ş an beş iz . tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. düş için çalı örgüt. * Beş kenarlı çokgen. n ve sallanma. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş .*İ nsanlı insanoğ . ik * Beş olmaya uygun. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. * Bir ş doğ geliş i yer. sı dördüncüden sonra gelen. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. k. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. fonksiyonunu yapmak. insancı sı l. ölünceye kadar. insancık. hümanist. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . mak. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. beş etmek iklik * beş vazifesini. beş n erinde olan altı n. hümanizm. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . beş ibirlik. beş inci * Beş sın sı sı . beş ibiryerde * Bkz.

beş lemek * Bir işbeş yapmak. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. kurt pençesi (Potentilla en. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Bkz. tuhaf. beti bereketi gelmek. ınlı ldı ı . * Tahmis. beş alabilen. kentet. ı lan reptans). beş lik * Beş para. gülümser. çirkin. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. eyden beş tane bulunan. * Bet bereket kalmamak. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. bet * Beti benzi atmak. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. beş parmak. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . * Tabaklanmamıham deri. muhammes. bet * Kötü. beş parmak otu * Gülgillerden. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. yollu bir çeş kumaş it . beti benzi uçmak. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. taş . * Beş arada olan.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). *İ skambil. beş leme * Beş lemek iş i. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. güleç.

bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. * Bir ş bir kimseyi. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. beter * İ kötü. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. tezkere. . dikleş ı mek. kı mak. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. . betelenmek * Karşgelmek. betim * Betimlemek iş betimleme. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. korkmak. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. çabuk tükenmek. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. i. hı ran betelemek * Bkz. mektup. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. tasvir. *İ çinde insan. etelemek betelemek. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. kafa tutmak. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. figüratif. pusula. lı ey. figüratif sanat.

sert. tasvirci. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. nonfigüratif. bevliye * İ yolları drar hastalı . betonkarar * Beton karma makinesi. i. lam. betonarme * Yapı gücü. tasvirî dil bilgisi. betoniyer * Beton karma makinesi. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. betisiz *İ çinde insan. tasvirî. beton * Çimentonun su yardı yla kum. betimlemeli dil bilgisi. tasvir etmek. klı * güçlü. bağ cı yapay yış ğı ım. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. sı betimsel * Betimle ilgili. kendine yedirememek. üroloji. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. betimleyici * Betimleme yanlı.betimleme * Betimlemek iş tasvir. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. demirli beton. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. kları . dayanıı layı ması an kl . beton gibi * çok sağ dayanı . betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. betonlaş ma * Betonlaş durumu. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren.

beyaban beyan * Söyleme. *İ skambil kâğ nda birli. as. * Zengin. ürolog. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . beyaz adam . rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. beyan etmek * bildirmek. * Bir eserde. el mi yaman * Bkz. beyaz * Ak. beyanat * Demeç. * Eşkoca. bey mi yaman.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. duyguları hayallerin doğ ve değ n. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. kanı * Komutan. bildiri. plutokrasi. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. düş üncelerin. söylemek. el mi yaman. * Beyaz ı olan kimse. bildirme. . ri. anlatmak. bey mi yaman. uş erlerini. ileri sürmek. bevvap * Kapı. bir bey erki * Zengin erki. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. bay. ı tı * Bu renkte olan. beyanname * Bildirge. cı * Mahalle okulları hademe. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . * Çöl. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. ileri gelen kimse. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. kara karş . * Erkek özel adları yerine kullanı lı r.

kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. * Avrupalı . Kuzey Amerika. çamaş makinesi. kan dı. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. . beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. beyaz oy * Onaylayı oy. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. balıvb. beyazı msı * Beyaza çalan. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. ı ldı ı * Sinema. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. etlere verilen genel ad.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. yı beyaz ı rk * Avrupa. ı r ı k beyaz et * Tavuk. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. an beyaz eş ya * Buzdolabı . * Beyaz Rusya halkı olan kimse. beyaz zehir * Eroin. Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi.

beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü.beyazıadı n . beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. ağ arma. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. beygirli . ağ lmak. ı yan. * Yük taş araba çeken. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). üstüne binilen at. nı n lan beygir * At. beyazlı k * Beyaz olma durumu. * Atlama beygiri. artma. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. * Ağ . beyazlı * Beyazı bulunan. ağ armak. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. ağ artmak. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü.

un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . dimağ u . beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. eyi * Bilgisi.* Beygiri olan. boş boş gereğyokken. * Muhakeme. eğ itimi. beygirlik * Beygire ait. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. u una. beyhude * Boş una. beygirsiz * Beygiri olmayan. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. usa vurma. beyhude yere * boş yere. * Beygir gücünde. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beyin yı kamak . miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. kafa içinin. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. beygir için. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. * Yararsı anlamsı z. zihin jimnastiğ i. z. dört boş undan her biri. i beyhudelik * Beyhude olma durumu.

korteks. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. dimağ nı nda. * Akı. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. çe. * Herkesin kullandı. beyiye * Bkz. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. pis (kimse). . uluslar arası . devlet malı olan. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. * Beyni olmayan. * Beyne benzeyen. beyitli * Beyti bulunan. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. * Devletle ilgili.* insanı . beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. emirlik. beylik * Bey olma durumu. * Hükûmet. çok bilinen. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. * Akız. devlete özgü olan. emaret. p. düş llı ünceli. * Rahat yaş ama. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. * Beyni olan. düş lsı üncesiz. satı k. lmayan. enternasyonal. * Beyinle ilgili. etkisi kalmamısöz. içinde beyit olan. mirî. beynamaz * Namazsı namaz kı z. beynelmilel * Milletler arası . beyit * Ev. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi.

beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. beyni bulanmak * sersemlemek. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. düş ünemez olmak. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). delil. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. beyzade . tepesi atmak. t. beytülmal * Devlet hazinesi. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. * kötü bir ş sezinlemek. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. bunalmak. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. uluslar arası. cı k. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. ikna etmek. beyninde * Arası nda. huzurunu kaçı zlı rmak. * Bey oğ lu. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. kanı tutamak. bunamak. sarsı lmak. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. beyni atmak * Bkz. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan.beynelmilelci * Bkz. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. cı k. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak.

bezdirme * Bezdirmek iş i. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. * Özenle büyütülmüş . çaput. beze beze bezekçi . beyzadelik * Soyluluk. düz dokuma. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. beyzî * Yumurta biçiminde. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. lan it bezek * Süs. söbe. bı nlıvermek. bezdirmek * Bı rmak. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). gudde. bezmesine yol açmak. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. ban an iş * Bez (I). * Bezden yapı ş lmı . bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. * Usanç veren. * Hamur topağ pazı ı . usandı ktı rmak.* Soylu kimse. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. ziynet. . nazlı kimse. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. * Herhangi bir cins kumaş . lan * Pamuktan. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . oval.

bezekleme * Bezeklemek iş i. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. donatmak. * Bezenme işveya biçimi. nakkaş . süsleyen ş ey. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. süslenmek. süs. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. ine * Kendini bezemek. bezekli bezeleme * Bezeğolan. i bezelye * Baklagillerden. bezemek. süslenmiş i . i * Bezenmek iş i veya durumu. bezekli. süsletmek. dekoratif. * Gelinleri süsleyen kadı n. süslü. * Süs. ı bezemek bezemeli * Süslü.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. tezyin. dekoratör. . tezyin etmek. tı cı bitki (Pisum sativum). * Bezelemek iş i. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . ı bezeli * Bezeğolan. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . bezetme * Bezetmek iş i. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. bezeklemek * Süslemek. bezen bezeniş bezenme * Bezek. bezelemek * Hamur topağyapmak. * Süsleme. süslenmek. * Süslemek.

. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. ı bezleme * Bezlemek iş i. * Bir çocuk oyunu. bezirgân * Tüccar. ini * Yahudilere verilen ad. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezek. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. ile . bezir yağsürmek. * Bezmek iş konu olmak. usanç.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . * Bkz. * Süs. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. bezmek durumuna gelinmek. bezirleme * Bezirlemek iş i. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. yorgunluk. bezir yağ ı . bezginlik * Bezgin olma durumu. bez. ine * Keten tohumu. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha.

* bı çaklamak. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. lı k. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun.manifaturacı alı . bezi andı ran. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. çı * Bezmek iş i. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. dost toplantı. bezginlik getirmek. * ameliyat etmek. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı gibi çak * ince. bıp usanmak. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. çocuğ belemek. * Bkz. kı * Bez dokusunda olan. keskin. bılgan. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma.* Çocuğ altı bez koymak. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. un na u bezm * İ meclisi. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. * Bezgin duruma gelmek. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. . bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. lan ı zlı * Jilet. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik.

ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı yemek çak * bı çaklanmak. dil yarası onulmaz * hakaret. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n .bı gibi kesilmek çak * (söz. çakla * bı çaklamak. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. bı yarası çak onulur. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. konuş sohbet) birden bitmek. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı k çaklı . ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. * Çok az (fark). ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. duruvermek. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. ma. bı silmek çak * bir işbitirmek. çakla * Bı yaralamak. i bı vurmak çak * bı kesmek. çok yakı(aralı n k). bı çaklı * Bı ı çağolan. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. bı çaklamak * Bı kesmek. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak.

. bış kı mak * Bı işveya biçimi. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. yürekli.* Bı koyacak yer. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. kabadayı . * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bıp usanmak kı * çok bezmek. * Bı n olma durumu. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). bı evi çkı * Tomruklardan kalas. cesur. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. ş an it * Saraç bı ı çağ . bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . çkı aç * Bı yapısatan kimse. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. gözü pek. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. kma i . * Korkusuz. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bı hane çkı * Bı evi. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. bılmak kı * Usanı lmak. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). çkı * Kı ve tı sa knaz.

bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. benekli. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . bı nlıvermek. yumuş amak. bık bık llı llı * Çok tombul. zedelenmek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. * Dayanamaz duruma gelmek. me kı bı ldama ngı . bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. l önce. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. yurdumuzda en çok güzün. boz renkli. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. usanmak. bı ntı kkı * Bı duygusu. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. usanmak. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. erimek. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bunalmak. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. ş . usandı kması kkı k rmak. * Tekrarlanması . alı (kadı sa mlı n). eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). . etli butlu. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. dolgunca.

lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. meydana getirmek. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. * Bı rakma iş i veya biçimi. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. * Salı verme. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. hesaba katmasak da. ı bı lı i. in unu. artıuğ mamak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. artı rmak. hürriyetine kavuş nı lamak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. kta. döndürmek. terk edilmek. bı ki rak * saymasak. ş ma karş klı rakmak. ayrı birinden iş i. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. i ka * Unutmak. mütareke yapmak. terk. * Bakı lmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. korunmak için vermek. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. lan . yı * Özgürlük vermek. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. ması sağ * Boş amak. u iş * Saklamak. * Ayrı lmak. * Kötü bir durumda terk etmek. * (ölen. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. terk etmek. * Bı rakmak iş i. titremek. * Sarkı tmak. ateş yapmak.) Kalmak. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. yanı götürmemek. . * Sıf geçirmemek. eyi * Koymak. * Yanı almamak. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek.* Bı ldamak iş ngı i. kes. nesne vb. ünü kası * Engel olmamak. görevlendirmek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek.

* Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). lı ı k na bıklı yı * Bığolan. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. bıklı ı yı duruma gelmek. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. sarı tutunmaya yarayan sürgün. * Balı klarda deri uzantı. bı rakması yol açmak. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. * Ufak çocuk. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). klitoris. k bıksı yı z * Bığolmayan. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. sı * Asma gibi bitkilerde. nlı nı nda olan . bıklı k yı balı * Sazangillerden. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i.

ini mak. z. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). en * Bu bitkinin. lan biber atmak * içine biber koymak. göz vb. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. llı biberleme * Biberlemek iş i. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. * Biber yetiş tirilen yer. * Biber konulan küçük kap. zalim.) çok acı mak. * Acı . çiçekleri soluk en. biberli * İ biber katı ş çine lmı . amansı gaddar. biber katmak.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. * Payı olmayan. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. nı mavi renkli. biber gibi yanmak * (deri. kötü talihli. * Hoş görüsüz. z. pay almamı ş . * Patlı cangillerden. na lan iş biberlik biberon . biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. biberlemek * Biber serpmek. biber gibi * çok acı . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak.

itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. * Meme. zavallı çaresizlik. cicili bicili. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. cici bici. n z i.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . zavallı (kimse). sı * Babanıkıkardeş hala. vazo gibi zarif küçük süs eş . * Bkz. kitap düş k künlüğ ü. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). meme baş ı . biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. bibliyografik * Kaynakla ilgili. . bibliyografya * Kaynaklar. * Kitapsever. lı k. kaynakları bilen uzman. bibliyografi * Bibliyografya. * Bkz. zarif (kı z). bibliyotekçi * Kütüphaneci. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. kaynakça. bîçare olmak * çaresiz kalmak. * Üslûp. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . k. * Acız.

döven. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. * Herhangi bir ş benzeri. hem de bağ durumuna getiren makine. * Biçilmek iş i.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. formalist. biçimlendirilme . sı * Alılmıkural. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. biçim biçim almak * biçimlenmek. biçim bilimi * Yapı bilimi. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. en uygun durumunu yakalamak. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. içeriğyeterince önemsemeden. ekil. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. belli bir biçime girmek. biçerdöver * Ekin biçen. tutum. morfoloji. * Özü. rası. ekil. elveriş (iş li ). biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . yalnıbiçim üzerinde duran. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. çoğ ek durumunda olan öge. morfem. * Biçmek iş i. ran. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. ş . ş ekillenmek. * Tarz. punduna getirmek. ş ı ekilci. * Biçmek iş yapan (kimse). fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. biçim * Dıgörünüşş ş . formaliteci. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). ekil. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak.

* Biçimlendirilmek iş i. mevzun. ş formel. yakıksı k. * Kötü. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. ş ait. hoş olmayan. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. ş eye ekillendirmek. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . * Çirkinlik. ş ı * Biçime dayanan. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçki yapmak . biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. ş ey ekillenmek. biçimle ilgili. ş ekilsiz. biçimli * Biçimi güzel olan. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimi bozuk. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). na en. biçimi bozulmak. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. ekillendirme. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. ekillenme. yakıksı ş z. ekle eklî. amorf.

boru biçiminde küçük araç. k. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. bidayet * Baş lama. * Yabancı . nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . sac. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. an ur. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. biçtirme * Biçtirmek iş i. bîdar bid'at * İ dininde Hz. makine ile kesmek. * Yontulmuş taş yapı ı . metal veya plâstikten. otu orakla. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. bîgânelik bigudi . fiyat) Koymak. *İ lgisiz. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. .* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. * İ sı maddeler konulan. * Bidon satan kimse. tı rpanla. ı * Biçmek iş i. baş ç. menş prizma. ı * Ekini. * Uyanı uyumayan. * Yaylı ateş öldürmek. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. er. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. m iyle * (değ paha. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. * Bîgâne olma durumu. iki yı bir olan. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak.

deli. bilâhare * Sonra. aklı ı olmayan. * Bîkes olma durumu. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. herhangi bir kıtlama olmaksın. ayrı yapı z. * Habersiz. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. aksine. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. erdenlik. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. süs eş . sonraları . z. * Hakkı hakkı ile. olarak. günahsı z. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . aş n. umutsuz. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. sonradan. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. ksı m lmadan. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . bilâder ağ acı * Amerika elması . tam tersine. baş nda * İ z. gerçekten. lan . daha sonra. n ı durumu. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. bilgisiz. çaresiz. zlı * Kimsesiz. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. ki kadı bikir * Kı k. tersine. bilâistisna *İ stisnası ayrı z.

tebliğ . ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. beyanname. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. araçsı aracız. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. rudan doğ ruya.. bilcümle * Bütün. hep .bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. bildik * Tanık. beyanname. sı z. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. n ldı ı ı t. bilâvası ta * Vası z. . eskiden beri. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. dolaysı doğ tası z. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. ihbar tazminatı ı . bildiri * Resmî bir makam. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. i. duyurulmak. haber verilmek. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence.-in hepsi.. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . bildiriş . tebliğ . tebliğtebligat. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu.

lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. kasten. bilecenlik * Bilecen olma durumu. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. gel-ecek gibi. haberleş komünikasyon. dahi. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme.* Bildirmek işveya biçimi. ması . isteyerek. * Üstelik. . belirli geçmiş . * Aynı zamanda. düş ünülerek. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. her ş eyi eyden anlayan. da. ukalâ. letiş me. ifade etmek. geniş zaman. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. önceden tasarlayarak. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. bilerek aldanmıgörünme. bile * Birlikte. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. . gelmişgel-iyor. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. i bildiriş im * İ im. kolunda altıbileziğolmak. * Bilgiçlik taslayan. imdiki zaman. * Anlatmak. belirsiz geçmişş . gelecek zaman kipleri: Gel-di. bile bile * Bilerek. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. gel-ir. i. ş bilecen * Her ş bilen. bildirme * Bildirmek iş beyan. de.

ik . bilek saati * Bileğ takı küçük saat. * Hı rslanmak. konsantre olmak. kasten. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. keskinleş tirmek. mürekkep faiz. * Bilemek iş konu olmak. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. keskin duruma getirilmek. etkisini artı rmak. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. bilek gücü * Kol kuvveti. keskin duruma getirmek. * Güçlendirmek. * Bilenmek iş i.bilek * Elle kolun. bileş kap ik * Birleş kap. basit olmayan. ayakla bacağ birleş i bölüm. ı n tiğ * Güç. mürekkep. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. en fazla. ı rı * isteyerek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. kol kuvveti. kalı n. bilek damarı * Nabı z. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . kuvvet. aş derecede istemek. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri.

bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. terkip. muhassala. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. lence yerlerine girme. biletli biletme biletmek * Bileti olan.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. sinema. * Bileş sonucu oluş cisim. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. me an * Bileş işveya durumu. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. . * Bilemek iş yaptı ini rmak. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. * Bilet satan görevli. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. bilet * Para ile alı konser. bilet satmak. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. * İ veya daha çok vektörün. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. tiyatro gibi eğ nan. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. * Biletmek iş i. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. it * Bileş iş terekküp. terekküp etmek. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. geometrik ki na nı toplam. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. mek i. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek.

m m i. * Bilgi. * Bir durumu öğ renmek. * Bilgili. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. * Mobilyaları ayak altları takı kare. vukuf. bilgi toplamak . iyi ahlâklı . vukuf. söz geliş diyelim ki. malûmat. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. i * Bilezik takmıolan. bilgi kuramı * Bilginin temelini. gerçekten. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. malûmat. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . bilezik * Bileğ süs için takı halka. hakim. soğ utma. açı * Kelepçe. vukuf. zağ . lmı . bilezikli * Bileziğolan. sempozyum. * Bilim. olgun ve örnek (kimse). hikmet. * Motor pistonları yağ na. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . hâkimane. bilim alanı uygulanan yöntemleri. cı ı k.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. iş ş edinerek. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. bilgi almak. dikdörtgen. epistemoloji. inin i * İolarak. lama. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . nsan nı i * Öğ renme. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. silindir. malûmat. ş bilfarz * Tutalı ki. * Bilgeye yaraş (biçimde). malûmat. sayalı ki. . * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü.

unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. * Bilgin olma durumu. yapı sı mühendisi. bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. bilgin geçinmek. öğ renmek. * Bilgisayar programcı. bilgin tavrı bilgin gibi. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. . * Bilerek. sofizm. bilgili * Bilgi sahibi olan. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. malûmatlı . * Bilgine yakır. âlim. * Bilgili kimse. haberdar etmek. kompüter. bildirerek. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. elektronik beyin. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). safsatacı lı k. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. bilgili geçinen kimse. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. haberli. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. bilgilik * Ansiklopedi. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. bilgici * Sofist. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. ş ı nda. bir yapısonuçlandı elektronik araç.

ta. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. malûmatsı cahil. . z bilimsel * Bilgin. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. biyonik. rmak karı * Bilen. her ş eyden önce. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. baş özellikle.* Bilgisayara geçirmek. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilgin. rı bilim kadı nı * Bkz. bilime uymaz. gayriilmî. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. z. roman vb. âlim. malûmat. tı süreci. bilimci bilimcilik * Bilginin. bilim adamı . bilerek ve isteyerek. bilhassa * Hele. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. ilkelerini. * Bilgi. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. ilimcilik. ilim. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. cehalet. mahsus. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. en çok.

kavramak. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. nanabileceğ savunan felsefe akı . * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. ş rı i uuraltı tahteşuur. temel görüş . dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. bilinç kaybı * Hafı yitimi. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. Marxçı lı k. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . n * Dimağ . bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . ilmî. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. * İ ruhunun. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. bilinçlendirmek . bilime dayanan. bilimsiz * Bilime. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici.* Bilimle ilgili. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilincine varmak * anlamak. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. * Temel bilgi. ş ve nlı uur. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. uur.

ş inin nda uurlu. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. bilinmeyen (nicelik). * Nesne. bilinmeyen * Değ belli olmayan. uurlu. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye.* Bilinçli duruma getirmek. bilindik * Bilinen. bilinçle yapı ş lan. anlaş ine ı lmak. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilindik. * Eleş tirmeli bir biçimde. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. malûm. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. kulu. * Nesne. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). ş uurlanmak. kuş meçhul. kendi etkinliğ farkı olan. ş uursuzluk. bilinçli * Bilinci olan. öğ renilmek. lâedri. meçhul. ş k uurluluk. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. ş uursuz. agnostik. ş lere ı k uursuzluk. bilinmedik * Bilinmeyen. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. * Bilinci olmayan. . agnostisizm. * Belli olmaz. 'nı inin ini ini reti. eri * Bilinmek iş i. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). muğ güç lâk. bilinmedik. bilinçle yapı lmayan. ş uursuz. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu.

ehlivukuf. biliş ağ im ı * Teknik. informatik. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. . ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. biliş * Canlın. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . bilistifade * Yararlanarak. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. bilip bilmediğ göz önüne almadan. vukuf. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. ehlivukuf. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. mak. * Billûrdan yapı ş lmı . "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. ş biliş im * Teknik. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ .bilir * "Anlar". * Biliş iş mek i. kları * Duru ve temiz kesme cam. dost. cahillik. ehlihibre. nı n ğ ı kin * Bildik. kristal. * Öğ renmek. uzman. tanık. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. eksper. "sayar". u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. cahil. ehlihibre. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. sibernitik. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. lı mak. * Biliş alanı uzman kiş im nda i.

billûrî * Billûra benzer. billûr gibi * çok duru. pıl pı parlayan (yer). eyi nda . * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . muamma.* Koç yumurtası . niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. ündeki saydam cisim. * Bol ıklı rı rı ş . * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. ı lı mamak. ey. bilmeden * bilmeyerek. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. ran. çok temiz (su). billûru andı kristaloit. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. kristalleş me. * Bilinmeyen ş muamma. ı l * Billûra benzeyen. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. billûr durumunda yoğ unlaş mak. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. ı tı * Bilmek iş i. * Belirgin duruma gelmek. göğ üs). * sonucun ne olacağ kestiremeden. koloit karş . kristalleş mek. * (ses için) pürüzsüz. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. irisin arkası mercek görevini yapan. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. billûr cisim * Gözde. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. netlik kazanmak. anlamı bir söz. gerdan. billûr gibi. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

i eyi ka ş . * Sorumlu tutmak. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. bilmezlik * Bilmez olma durumu. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. farz etmek. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. * Anlamak. bilgiçlik taslayan. irketler arası bilgi satma. cehalet. eyi * Bkz. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. *İ nanmak. nda im. var saymak. hatı rbilmez. nasıne) l. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. tecahülüarifane. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". bilmiş * Her ş bilir geçinen. sizlere de. bilmezlik. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. * Bazen "iş gelmek". bilmezlemek * Bir kimseyi. sı düş rası rası ünce. bilmukabele * Karş klı ı olarak. * Saymak. * Sanmak. karşk olarak. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. bilmemezlik * Bilememe durumu. mı * Tanı hatı mak. bilgileş bencmarking. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmez * Anlamaz. kim. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. bilmezlikten gelmek. bir ş bilmez göstermek. çok bilmiş . bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. . size de. ş ma. elinden gelmek.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilsat * Kuruluş ş lar. ş bilmünasebe * Sı gelince. tecahül etmek. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. kavramaz. teçhil etmek. i. rlamak.

bin derde deva * pek çok işyarayan. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. ğ rudan doğ olmayarak. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. rmak bin iş bir baş çi. her sıntı gideren. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. olacak bir kimse gerekir. 1000. kı yaslanmayacak ölçüde. . bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. bin can ile * çok isteyerek. ünce iş bin kat * Pek çok. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. bin piş olmak man * çok piş olmak. çok sayı da. * Taş . maden. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. man * Milyar. * (birinin) Aracı ı araçla. hep. çı * her iş baş e. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar.. toprak. gönülden. misket. kamu. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. . dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. bilyeli * Bilyesi olan. -in hepsi. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. dil dökmek. küçük yuvarlak. bilyon bin * On kere yüz. bilyeli yatak * Bisiklet.. eyi bin bir * Pek çok. doğ lı ile. dolaylı ruya . M. sürekli olarak düş değ tirmek. çoğ unlukla çelikten. öğ ütlerden çok daha etkilidir. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir.

a * (bir düş sistemine göre) kurmak. -den ötürü.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. ünce binaen * -den dolayı . beynamaz. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. binaenaleyh * Bundan dolayı . bînamaz binbaş ı * Bkz. inş etmek. dayamak. bunun üzerine. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. bina etmek * yapmak. rma. kurmak. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. bina * Yapı . bindirim * Fiyat artı zam. büyük zorlukla. * Çatı . . kendi eliyle yok etmek. . yapmak. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bindi * Destek. . bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bunun için. -diğiçin. hamil. i * Dayanarak. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. bundan ötürü. bin zahmetle * çok zor.

binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. binmeye yarayan. binici * Binen. her birine bin. bini çı ta. lan * Binilmek iş i. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. lmış * Üzerine binilen. * Ata iyi binen kimse. lan. ndan ka ı ta * Eklemek. katmak. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. binmesini sağ lamak. nda bininci * Bin sayınısı sı . bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. * pek çok yapı pek çok olan. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. binek atı * Sadece binmek. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. ahş parçaların durumu. * Binmek işyapı i lmak. dolap gibi ş eylerin. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. bini bir paraya * pek çok ve ucuz.bindirme * Bindirmek iş i. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. oturtmak veya içine yerleş tirmek. basit mekanizmalı kilit. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. * Kapı . * Ata binme ustalı. biner bingi her biri. kiremit. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. her defası bini bir arada olarak.

fına atı rı lmadan önce. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. binek hayvanı Kullanmak. katı lmak. sakı nmaz. * Hamur durumundaki ekmeklerin. binek atı . fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. uçak. korkusuz. * Binmek iş i. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. mek * İ parçadan biri. vapur. nihayet. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. * Üstüne binilen hayvan. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. i * Atlı alay. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. . * Fiyat artmak. pek çok. ı tta * (bisiklet motosiklet. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. öbürünün üstünde olmak. gözü pek. * Biniş durumu. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. * Eklenmek. u * Birçok bin. otomobil gibi bir taş yer almak. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi.biniş * Binmek işveya biçimi. pla biomekanik * Biyoloji. * Sonuç olarak. * Atlı alayda giyilen giysi. ş ı lan bîperva * Çekinmez.

ları * Bu sayı gösteren rakam 1.. * Sadece. hem. toplu olarak. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. er. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. * Birçok. . * Birleş ik.. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. * Ancak. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan.* Çekinmeden. mları z. it. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. korkmadan. birlikte. . z nda * baş birinin yardı olmaksın. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. beraberce. * Eşaynı boyda. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r.. hep birden. bir fincan kahvenin kı yı rı r. fazla. bir * Sayı n ilki. I. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. pek çok.. ka mı zı bir . bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . yanı kimse bulunmadan. ş * Pek çok. bir an önce * Bir ara. te * Odun. bir araba bir arada .. yalnı z. ğ ı * Tek. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. * Toplu bir durumda. sa * Geçmiş bir zaman. bir * Ortaklaşolan. yı * Bu sayı kadar olan. onunla övünülmemelidir.. i bir ara * Kı bir süre. bir (veya bir de) * hem . olabildiğkadar tez. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. müş a terek. bir sürü.

bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. tam tamı eksiksiz. . * Bkz. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. bir bir bir bir * Birer birer. hepyek. ayrı . nı nına bir ben. küçük bir sorunu büyütmek. çok az. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. ka le. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. bir araya getirmek * toplamak. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. buluş mak.bir aralı k * Bir ara. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. u na. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. sa bir baba dokuz evlâdı besler. bir baş ı na * Tek baş ı na. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. * Az. çok yaş ş lanmıolmak. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. ayrı * Olduğ gibi.

* Biraz. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. ş ş larla bir daha * bir kez daha. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çift söz * Bir iki söz. * hiçbir zaman. ş ta. yanlıdavranı bozmak. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. bir iki. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çift * Bir takı m. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. bir boyda * Boyları it. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . * çapkı kimseler için kullanı n lı r. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. * Hele. baş baş tan a. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. ünce iş bir damla . çabucak. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey).bir boy * Bir kez.

bir kereye özgü olarak. ğ ı . * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir don bir gömlek * yarı plak. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. birazcı k. * (çocuk için) Çok küçük. mek bir dolu * Birçok. bir deli kuyuya bir taş atar. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. * Bir kereye özgü olan. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. bir de * ve olana katarak. . bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir dirhem * Çok az.* Çok az. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. * "ilk önce". ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. bir defada * ara vermeksizin. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. fazladan. tutarsıkonuş z mak.

bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir evcikli * Mır. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. * bir merkezden. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir gece içinde olup biten. i . fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. akrabalar eğ lenmemelidir. tek hücreli. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir gecelik * Bir gece için. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. ü i. bir geceye ait. ceviz. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak.bir düziye * Sürekli olarak. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. ladı ı karla bir elmanıyarı o. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r.

a sa bir güzel * Çok iyi. usanmak. iş * kazaya uğ ramak. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. benzer. ı esizliğolmak. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. . bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. bir da. bir atıta. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. tek tür. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. biraz. çok. bezmek. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. i bir hücreli * Bkz.bir günden bir güne * hiç. fenalıgelmek. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. bir gözeli. garip. bir hoş olmak *şı aş rmak. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. lı ş bir hayli * Epey. . bir hamlede * Çabucak. * hüzünlenmek. kötü bir durum karş nda söylenir. hiçbir zaman. kı da sürse çekici ve güzeldir. çok az sayı birkaç kez. düş bir kalem * Bir an için. iyice. m. k * huyu değ mek. * Aynı . duraksamadan. ı sı bir kafada * aynı üncede. ölmek. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. iğ ipliğ dönmek.

arak. bir kalemde * birden ve toptan. patı . bir karı ş * Çok kı sa. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. bir an için göz ardı etmek. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. . iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. belli durumunu değtirmeden. * Bir kez. z ur. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. uyuş bağ mak. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. mak. i rda bir kere * Aslı nda. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. sa bir karı bir koca. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. bir defa. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. bir koş u * Koş koş koş çabucak. telâş rtı olmak. bir kı bin kişister. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. a a. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. ancak bir kiş kı olur. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. * bir karı kocanıçocukların. ama o. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. * Çok az. bir karar * Aynı durumunu koruyarak.bir kalem geçmek * boş vermek.

bir bu yana * rastgele. bir katı misli. yeknesak. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. değ olmamak.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir nice * Bir hayli. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. i bir ölçüde * Biraz. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. birçok. itli bir olmak * bir araya gelmek. bir örnek * Aynı biçimde olan. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. çeş yönlere. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. m . birinci. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir nebze * Çok az. bir parça. birçok yerlere. çok az. iş birliğyapmak. biriktirmek. belli oranda. derviş geçinmeyi anlatı çe r. baş gelen. bir bir o yana. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. bir parça * Biraz. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. azık. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. nan * Çok küçük (çocuk). inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. bir numaralı * Birinci. bir numara * Tek. .

e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. yeni huylar edinmek. çarçabuk. bir ş eyler. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. iş * bayı gibi olmak. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. anlatmak. durumu. * belirtmek. ifade etmek. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. yarı akı. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. çok kı bir sürede. istediğ biçimde davranım. lı z bir sı ra * Üst üste. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. iki sı n çekirge. bir tahtası eksik * akı eksik. bir sı n çekirge. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. gereğgibi söyledi. lca m llı bir tane . bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. birden fenalıgelmek. lı r k * ölmek. bir ş söylemek ey * konuş mak. ardı bir solukta * Çabucak. z kalmaz.* istediğ yere gider. sa inde bir tahtada * bir defada. tutumu değmek. hemen. yekten. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. değ erlendirmede yanı lmak. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. da. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. ardı na. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. inden. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. kı kesmek gerektiğ söylenir.

bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. yegâne. bölme. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme.* Biricik. hiçbir yolla. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. hem. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. artı . yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. bir yana * -den baş sayı ka. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. hariç tutulursa. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . eyle ı laş . bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek.. unu * hiçbir biçimde. bir torba kemik * çok zayı f. bir tanem * Sevgi sözü. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). hem . it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. vaktiyle. bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir temiz * Adamakı.. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. lmazsa. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. eş görmek. kuvvete yükseltme. benimsememek. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. eskiden. ertelemek.

nda. il. çok değ il. * Erkek kardeş . vaktiyle. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. eskiden. arpa suyu. dost. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. * Bira yapma ve satma iş i. * "Yahu. ş . rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. bir sürü. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. * Belirli bir süre. biraz * Kı bir süre için. eskiden. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. * Az miktarda. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. p * Çok bira içen (kimse). biraz. çok az. pek çok. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. erini bir yol * Bir kez. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse.bir yın ğ ı * birçok. birazdan biracı lı k birader birazcı k . biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. * Pek az. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer.

* karı ş mak. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. lı * Biri diğ erinin yanı ra. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. hepsi bir arada. dövüş mek. bir hayli. birbirine katmak * araları açmak. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. * (iplik vb. monizm.* Az sonra. * Ansın. hemencecik. bir olayda sözleş gibi. monist. birbirine düş mek * araları lmak. beraberce. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. * Tekçilik. mak. birdenbire . birbirine kötülük etmek. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. müteaddit. öteki de onu. olay çı nı nı karmak. ağ birliğyapmak. birazı * Bir parça. sı * Bir defada. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. birbirine girmek * kavga etmek. tutarsı z. zı * Birlikte. birçok birden * Oldukça çok. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. * Tekçi. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. na. sayı belirsiz. araları bozmak. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak.

nohut. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can.. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. kullanı tohumun belli bir katı day. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. na. duygusal. narak yapı eş lan leme. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. sentez.. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. bireysel duruma. * Yalı karmaş olana. fasulye gibi ürünler için) toprak. miktar. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma.* Ansın. an. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. vermek * (buğ arpa. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. sentetik. nedenden etkiye. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. beklenmedik bir sı zı rada. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. lan kadar ürün vermek. abartmak. birebir * Etkisi kesin olan. uygun. hemencecik. sentez. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. her birer birer * Her biri ayrı olarak. bire bin katmak * çok abartmak. soy oluş ı karş . birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. *İ stenildiğgibi. im . fert. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. bire beş katmak * eklemek. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. k. * Bu biçimde oluş bütün. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. bire bin katmak. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. küllîden cüz'îye. n i im ontogenez. fert. terkip. sı . tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. n kları bire .

tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. bireysellik * Birey olma olgusu. yegâne. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. . * Bilinmeyen bir kimse. individüalizm. baş kaları ayı ndan rmak. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. * Eş benzeri. bireye. politikalarıgenel adı n . tek. * Bütüne. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. ferdiyet. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. ferdî. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. bireysel olarak göz önüne almak. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma.bireyci * Kişhakları savunan. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. ferdiyetçi. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. kendine özgü olan ş eylerin. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . özelliklerin. ferdiyet. ünü r. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. tek. il yan . genele değ de. iyi ran biri * Bir tanesi. ikincisi olmayan ve çok sevilen. i nı * Bireycilikten yana olan. birice biricik * En fazla. ferdiyetçilik. ran * Bireyle ilgili olan. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. individüalizm. i. bireye özgü olan. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. u biri yer biri bakar. mesinden.

ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. birileri birim * Bazı kimseler. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı .birikim * Birikme. i. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. koleksiyon yapmak. * Bir ş parayı eyi. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. p ğ ı * Gözlemler. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. birikiş mek * Bir yere toplanmak. tasarruf etmek. biriktirim * Biriktirme. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. ölçülü kullanarak artı rmak. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. taki * Dilin. vahit. oluş turduğ yapı u içinde. bir araya gelmek. * Öğ renme. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. birikme * Toplanı yılma. ünite. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. birincası f . ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. ünite. bir yerde toplanıyılma.

birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. onu denetim altı bulundurmak. dıkabuk. rası * (ulaş araçları Mevki. ana. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. birinci zar * Yemiş derisi. az sayı az. birincil grup *İ çten. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. yer. meyve dı. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. temel. rada. arası birinci olmak * baş gelmek. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. rada.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. tevhit. samimî. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. tek duruma getirme. birincilik * Birinci olma durumu. esas. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. lan birinci * Bir sayınısı sı . * Tanrı n birliğ dile getirme. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. ta birinci orun * (tren. vapur. * Bir etme. önde gelmek. 'nı ini . uçak vb. orun. birkaç kiş herhangi biri. hekimlikte kullanı bir bitki. birisinden biri * içlerinden biri. birincivası f * Birleş ikgillerden. sın ra fatı * Zaman. birisi * Bilinmeyen bir kimse. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. susturmak. da. ı k llı ı . sıf. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek).) Birinci mevki.

birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). en ru. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). inikat. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). başehir. kaptı . i birleş ilmek * Birleş iş lmak. birleş im * Birleş iş mek i. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . * Tanrı n birliğ dile getirmek. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. tedavi etmek gibi. bir araya gelinmek. ses türemesi. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . müttehit. miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. birleş değ me eri birleş me . gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. kaybolmak. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). * Bir araya gelmişbirleş olan. . kaçtı kaçtı gibi. zikretmek. birleş kelime ik * Ses düş mesi. bir noktada kesiş (doğ yay). sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi.). i n * Birleş iş mek i. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. buluş mek i yapı ulmak. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak.birlemek * Bir etmek. kelime türünün değmesi. sim mı ı p en hissetmek. hasta olmak. hissetmek (< hiss etmek). bakakalmak. tek duruma getirmek.

* Askerlikte bölük. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. iken * Buluş bir araya gelmek. vahdaniyet. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . * Sanrı . * Yanı beraberinde. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. halüsinasyon. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). * Uzlaş mayı layan. . nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. muş * Birleş . nda. bir olma durumu. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. ı yan ı t * Tek. bir tane alabilen. bir arada olma durumu. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. * Kaynaş mak. vahdet. beraberce. as. alay gibi bir bütün sayı topluluk. * Cinsel iliş bulunmak. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. kimi. birliktelik * Birlikte olma durumu. * Uyuş aynı mak. birlikte * Bir arada. vahdet. tabur. dört dörtlük. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. miş * Bağlı benzerlik. bağ . kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. birli birlik *İ skambil. lı k. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. mak. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. * Bir taneden oluş . birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . bazı u r i . görüş olmak. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. i n * En büyük değ erdeki nota.

bisküvi * Un. bit kadar bit otu * en küçük. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). en ufak. ş veya tuzla yapı ince. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. in ı t. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. süt. k lan * İ kahve. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. lan * Bisiklet satma. gevrek kuru pasta türü. çifttekercilik. * Yayıdövmede kullanı araç. bistro bisturi * Neş ter. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. tatlı ekmek türü. çifttekerci. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. onarma iş i. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. * Sı racagillerden. küçük lokanta. çok küçük. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. belirten söz. bisikletli * Bisikleti olan. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. çkili .

nihayet. ine .ekli. kuş bîtap * Bitkin. * Son. sürekli olarak. dolaş ş ı ı k. * Yapık. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . * Durumu kötü. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. yorgun. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. mümbit. in ş . biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. * Bkz. bitiklik bitim * Bitmek iş i. bîtaraf * Yansı tarafsı z. namütenahi. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. z. verimli (toprak). bîtap düş mek * çok yorulmak. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. biteviye. bitimli * Sonu olan. sonlu. nı rı p * Bitirilmek durumu. bîtaraflı k * Yansıolma durumu. flora. yorgun düş mek. bitey * Bitki örtüsü. sırlandılı belirlenmeyen. münteha. yansı davranı z zca ş . fena. * Bitik olma durumu.* Bitlere karşkullanı bir madde.

bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. bitirim yeri * Kumarhane. çok beğ enilen. bitirimhane * Kumar oynanan yer.sona erdirmek. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. ik * Bitiş ken. kumarhane. barbut oynatan kimse. eklerle türetilen dil. kumarhane. ken * Bitiş olma durumu. * Güçsüz düş ürmek. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. iltisakî. yandaki. sonuçlandı rmak. mezuniyet. yormak. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. bitkin duruma getirmek. yer). bitiş * Bitmek işveya biçimi. * Onulmaz duruma getirmek. mahvetmek. * Bilgili. . sona erme. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. a * Barbut oynatı yer. lan * Yaman. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. komş u. kahve. zeki. i. nlaş ş * Yandaki ev.bitirim * Çok hoş giden (kimse. * Yan. tamamlamak. tüketmek. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). bitme. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. açı kgöz. bitirme * Bitirmek işitmam. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse).

nı ktan ğ ı sona eren. bitkin . sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. bitkiyi andır. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. nebat. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. ot. yosun.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. aç . bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. flora. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. kı z böceğ ağ biti. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. botanikçi. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . bitkimsi * Bitkiye benzer. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. rı * Bitki yetiş kimse. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitki bilimi uzmanı raş . mek i. botanik. bitey.

bayı lmak. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitkisel * Bitki ile ilgili. * Birinin bitlerini ayı klamak. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . bitlenmek * Üzerinde bit üremek. * Bitki. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . beğ enmek. çıp yetiş eyler kı mek. bitki cinsinden olan. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). * Kendi bitlerini ayı klamak. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. * Bitlenmek iş i. yağnar. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. nebatî. saç gibi ş için. çok zayı flamak. * Çok yorulmak. * Tükenmek. çok yorgun. * Cimri. bitkinlik * Bitkin olma durumu. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. tüy. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. ayan böcek takı . bitkiden elde edilen. . * Sona ermek. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitli kokuş * üstü başkirli. pirinç. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. * Çok sevmek. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur.* Gücü tükenmiş olan. güçsüz kalmak.

öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. varlı n i . kol. bir ucu pistona. uçsuz bucaksı z. lan. * Biyesi olmayan. bitüm * Keskin bir koku. * Doğ olarak. * Genellikle giysinin yaka. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. li. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . bitümleme * Bitümlemek iş i. tabiatı tabiî. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. sı . nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. biyesi olan. vefası lı z.* bir türlü sonu gelmemek. eksilmemek. * Makinelerde. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. * Bir çeş ardırakı. kömür tozundan briket yapı nda nda. yoğ u n. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. biye geçirilmemiş olan. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. al ile. küçük hareketli çubuk. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. it ç sı * Acı çikolata. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . ı t ları mı vb. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. alev ve koyu duman çı kararak yanan. sonu gelmeyen. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. t . elbette. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren.

biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyoloji uzmanı raş . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . gübre gazı cı . biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . tercüme-i hâl. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. dirimsel. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. n biyografik * Biyografi ile ilgili. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. * Hayat hikâyesi. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı .biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. dirim bilimsel. hâl tercümesi. * Dirim kurgu. . * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. dirim bilimi. me. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. * Biyoloji ile ilgili. ayıevrelerini inceleyen bilim. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyolojik fizik. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim.

ş (Acipenser nudiventris). zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). ul i * Resmî konuş mada. bizar etmek * tedirgin etmek. bı kmak. yardı eder. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. * birbirimizi çok yakı tanız. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. kendisi. lmı . * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. tı ğ . kendinden. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. usanmı bezginlik getirmiş ş . bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. bezmiş . * Bize göre. bizar olmak * usanmak. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. * Bir çeş kara renkli mika. akrabamıbaş nı z. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. ı bîzar * Tedirgin. bizim gelin bizden kaçar. na m . usandı rmak. it * Çoğ birinci kişzamiri. değ biz bize * Yalnıbiz. . ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. z kaları rahatça içtenlikle. bizcileyin * Bizim gibi. biz araç. aramı yabancı kimse olmaksın. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş .biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. özünden.

* Kullanı lması önlenmişel konulmuş . file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. * kapatmak. atom ağ ğ209 olan. bizimle ilgili olan. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. * Ucu çivili değ nek.bizimki * Bizim olan. u zı msı kılgan ve katı element. * Voleybolda.8 olan. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. ayan * Kocaman ve ağ kitle. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. kendisi. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. ş ahsen. * Kadı n kocaları nları ndan. durdurmak. morulâ. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. 271. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. ş ı bizon bizzat * Kendi. * Hareketine engel olma. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. blokaj * Bloke etmek iş i. * Bizlemek iş i. kılı beyaz renkli. . önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. Kı rı bir saltması Bi. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek.3° C de eriyen. bir bütün oluş turan. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. bloklaş ma . hareketini durdurma. * (futbolda kaleci) topu yakalamak.

knatı kuş ı ka boca . boalar bobin * Sürüngenler sıfın. mın * Makara. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. çok iri. bloksuzluk * Bloksuz davranma. güçlü bir yı (Boa constrictor). makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). bağ sı lantız.* Bloklaş iş mak i. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. r. zehirsiz. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). bağ sı k. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. boyun kürkü. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. * Fotoğ filmi rulosu. * Bu kumaş yapı (giysi). ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. kaba pamuklu kumaş lan . kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. tan lan n * Boagillerden. ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı.

ı nı * (birden çevirip) boş altmak. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . kararsıolmak. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. genellikle güneş görmeyen (oda). boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bodoslamadan * Ön taraftan. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. baş taraftan. ileri sürmek. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek.* Geminin rüzgâr almayan yanı . bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. dökmek. bodoslamak * Açı klamak. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . rüzgâr üstü. sa'nı um * Domuz. bocalama * Bocalamak iş i. orsa veya rüzgâr üstü karş . bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. . ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. ne yapacağ bilememek. poca. belirtmek.

boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. a aya boğ ası * İ bez. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. * geliş memek. * Damı k erkek sır. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). bora. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. \343 Zodyak. nce * Sağ anak. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. * Anjin. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. bodurluk * Bodur olma durumu. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. astar.bodur kalmak * boyu uzamamak. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. . Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei).

iaş e. * Yedirip içirme yükümü. . iltihaplanmak. keleye çekmek. boğ derdi az * geçim için uğ ma. boğ ola az * "afiyet olsun. azı rı * imrenmekten boğ şmek. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. raş * yemek piş irme. n. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. * Ş e. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. imik. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. derbent. boğ olmak az * boğ ağmak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. na. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. hazı rlama sıntı . boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. * Yeme içme. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek.

i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. sesi çı kmamak. . kan dökerek öldürmek. boğ na kadar azı * pek çok. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ ndan * Gaddarca. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. sıntı kı vermek. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. aş ölçüde. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. lüzumundan fazla. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. ine. iş kesilmek. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek.

i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. sarmak. soluk alması engel olarak öldürmek. bastı rmak. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. yı na * El. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. azı * Çok yemek yiyen. t. iş z. boğ azlı * Boğ olan. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. azı * Çok az yemek yiyen. * Tamamı kaplamak. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. * Silik bir duruma getirmek. yemek isteğçok olan. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. ş maz . i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. yla * Peş e yapmak. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). ktan tı yla elde edilen. * İ dut. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. iş . alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ mak * Bir canlı.

ma i * Solunumu güçleş tiren. zlı * Bunalmak.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. boğ ucu * Boğ özelliğolan. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. * Kılmı(ses). ş . kı veren. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. boğ maklı * Boğ makları olan. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. . kıklaş uk sı mak. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. boğ mak * Boğ yeri. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. * Çok sı sıntı cak. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. * Bunaltmak. boğ bir biçimde. mak ine * Havası ktan ölmek. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. . * Geliş mesine engel olmak. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. * (renkler için) Uygun düş memek. kık kık. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i.

bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. telâffuz. um mak. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. * Sınt ı kı . bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. ı luğ z tuğ n kak. umu * Zor soluk alma. ı z itli rayarak ses olarak çı . eyler e . eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. bohçalama * Bohçalamak iş i. ıı lı boğ unuk * Kık. * Boğ mak iş uş i. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. e i.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. çı mahreç. * Sınt ı kapalı kı lı . * Ufak ve seçme tütün dengi. . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. ihtikar. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. donuk. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. dövüş mek. boğ sı uk. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . * İ ip kakı tiş ş mak.

bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. burnunu sokmaması gerekir. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. kara çalmak. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bok atmak * (birine) leke sürmek. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. . iş son vermek. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. güzel görünür. bok canı olsun na * bılan. çok berbat. ayı ı veya topluluk). genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. tiksinilen. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. * Güç durum. her işkarı e e ş an. z. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. boklama * Boklamak iş i.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. berbat etmek. i bok püsür * hoşgitmeyen. bok * Dı . ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. i.

bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. yumruk oyuncusu. boksör * Boks oynayan kimse. i) boklanma * Boklanmak durumu. * Pislik. kı ı. boktan * temelsiz. her ş öfkelenir olmak. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. ş arap. derme çatma. * Kötü durum. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. dar karş . u una. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. pislenmek. pis. * Korindon. yararsı z.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. bol . boklu bokluk * Boku olan. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. lan ü. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. boklaş ma * Boklaş durumu. boku bokuna * boş boş yok yere. i er bokunu çı karmak * bok etmek. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek.

bol bol * Fazla. ölçüsüz. eli açı zengin gönüllü. * Kı ve kolsuz kadıceketi. bollanmak * Bol duruma gelmek. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. sıntı düş kı ya meden. * Cömert. zenginlik. k. saçı apş . * Yahudi kadı. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . * Bollaş mak. ş al. bolca * Oldukça çok. * Oldukça geniş . * Bolarmak iş i veya durumu. ndan bollanma * Bol duruma gelme. büyük miktarda. bolarmak * Bol duruma gelmek. bol keseden * bol bol. pek çok. * Bolalmak iş i veya durumu. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. bol bolamat * Refah. bolluk. bol bulamaç * Bol bol. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. . * Dökük. geniş lemek. çok. bol paça * Geniş paçalı . * Bu dansımüziğ n i. çokça. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma.

sı * Bolş eviklikle ilgili olan. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. gösteriş lam. cı li. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. türlü büyüklükte patlayı.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. bolluk * Bol olma durumu. li * Büyük fı veya varil. eyin u * Fazlalı k. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. bom bomba * Bir çeş kumar. bolometre * Iş mölçer. sağ göz alı. Bolş eviklik * Rusya'da XX. çı * Bomba biçiminde. nı lan bomba gibi * iyi. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. ş . * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). geniş letmek. kalıdemirden kap. komünistlik. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. * Her ş bol olduğ zaman. cı ateş silâh. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. Bolş evizm * Bolş eviklik. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bollatmak * Bol duruma getirmek. bombalama * Bombalamak iş i. bollatma * Bol duruma getirme. bombalamak . cı kı maddelerle doldurulmuş . eyin u * Her ş bol olduğ (yer).

iş i. çoğ unlukla havadan. bombok * Çok kötü. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. ş bonbon ş ekeri * Bkz. çok berbat. * Patlı cangillerden. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. hekimlikte kullanı uyuş lan. bomboz bon otu niger). bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. nefesli çalgı n . bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. .* Belli bir hedefe. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombe * Ş kin. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bomba atmak. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. turucu ve zehirli. kabarı k. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bombardı man * Topa tutma. tamamen boş . * Ş kinlik. pistonlu. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. kabarı tümsekli. * Bombalama. bombalanma * Bombalanmak iş i. bomboş * Büsbütün. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. bonbon. iş k.

u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncuklu * Boncuğ olan. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. boncuklanmak * Gözyaş çiy.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncukla süslenmiş u . delik. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. boncuk * Cam. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. tahta. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncuk gibi * küçücük (göz). çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. lan. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. taşsedef. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. mak. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. li . boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. vrı her it ak vb. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu.

eksiğ paraya çevirmek. nda * Züppece giyiniş biçimi. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. bono * Belirli bir sürenin sonunda. ekilmemiş ş . bonkör bonkörlük * İ yüreklilik.45 u olan basit element. mıbir * Yağ murlu. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. * Uzun siyah ceketle. Kı saltması B. n. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . ş iddetli. k. ndan mur . bopluk bopstil * Bop tutarı olma. eli açı k. cömertlik. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. borani * Bor (I). * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. süs eş oyuncak vb. atom ağ ğ10. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. bor bor * Atom sayı 5. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . satı büyük mağ yası lan aza. sert.bonjur * Günaydı n. an * İ yürekli. yi * Eli açı cömert. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. lı (toprak). * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. temiz iş ı. öfkeli. * Bu biçimde giyinen kimse. * İlenmemiştaşk.8 olan. süresi dolmadan. bora bora gibi * çok sert.

vecibe. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz.* Pirinçli. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borç etmek * borçlandı rmak. borca batmak. borca batmak * çok borçlu olmak. borç harç . nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. gerekliğ yükümlülük. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. * Birine karşbir ş yerine getirme. borç para almak. boru. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. ey borç altı girmek na * borç para almak. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. * Pancar. borca almak * veresiye almak. borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. . borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . borazancı * Borazan çalan kimse. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . * Bu boruyu çalan kimse. ı eyi i. borca girmek * borçlanmak.

borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. medyun. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. aldı nıparası hemen vermez. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borç yapmak * borç olarak almak. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. verecekli.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. i. borç ödemekle (veya vermekle). na borçlu * Borcu olan. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borç almıolan. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borç edilmek. nı . borçlu duruma getirmek. borç yemek * borçla geçinmek. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. ş * Bir yüküm altı bulunan. ancak hasta edecek kadar üzer. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. i borçlu ölmez.

n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. n * Banyo. ru lanan halat. rmı. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. kı . asit borik. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. borda etmek * yandan yanaş mak. * Etkisi az.borçsuz * Borcu olmayan. arap * Bu renkte olan. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. sedef görünümde bir madde. geniş sa kollu bir üstlük. ş tortusu rengi. borda bordaya * yan yana. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. . borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. beyaz. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . lmıgiyecek. k. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü.

boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. borazan. önem verilmeyecek ş değ ey il. boru hattı * Borç (II). küçümsenecek. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. alıp satı hisse senedi. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. uzun ve dar silindir. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. uçları k. içi boş ka vı . . kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. * Tatula. nı boru çalmak * borazan öttürmek. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. lan . borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. erli ı t. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse.

boylu boslu. boru gibi uzun su kabağ ı . yetkisi olmak. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . işyaramaz adam. boru kabağ ı * Boğ umsuz. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. * Sebze bahçesi. p * Boru montajı çalı kimse. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. payplayn. yüreksiz. * Kavun. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. kı landı ı boru yolu * Petrolü. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. lan * Borusu olan. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. en. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. bostan bozuntusu * Korkak. lan boru mengenesi * Kesme. borucu * Boru yapısatan kimse. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. * Bkz. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. karpuz tarlası . boy bos. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. borumsu * Boru biçiminde olan. lan bostan korkuluğ u .

raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. boş rakmamak bı * (para. m * iş bı siz rakmamak. ş * Bir iş yaramayan. bir kazançla çı ten kmak. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. z boş ür böğ * Bkz. e * Bilgisiz. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. ilen . boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. münhal. ey * İsiz.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. * Anlamsı z. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. . boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. * Görevlisi olmayan (iş . bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. bostan patlı canı * Az çekirdekli. sonuç vermemek. li boş *İ çinde. boş kalmak. böğ ür. * Verimsiz. görev). boş kmamak çı * bir iş az da olsa. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. z. iri ve yuvarlak bir patlı türü. raş * Bostancın görevi. * Yapı iş lacak i olmayan.

ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. sı i anma kâğ . biçimci inanma. . bilgisine dayanarak anlatmak. dipsiz kile boş ambar. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. boş i anmak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. * iş kalmak. batı l itikat. ey boş durmak * iş kalmak. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. verimsiz. dar. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. çalı siz ş mamak. raşolmamak. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. mahrum etmek. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. boş söz * Bir düş anlatmayan. boş lâf * Gereksiz. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre.

boş m alı * Boş almak iş deş i. açı lmak. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. boş gitmek a * (harcanan emek. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. i. * Derdini birine açarak ferahlama. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. boş almak * Boş duruma gelmek. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. nı boş çı a kmak * (umut. boş vermek * aldı rmamak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. para) hiçbir iş yaramamak. inhilâl etmek. * Derdini. boş yere * Boş una. gerçekleş memek. ey * Dı ya akmak. boş koysan dolmaz. boş alma * Boş almak iş inhilâl. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. rölântiye almak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. içinde bir ş kalmamak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. ş arı * Gevş emek. dökülmek. rahatlama. deş olmak. hava boş n boş altma makinesi. arj. * Boş m. ine boş m altı . altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi.

yakı nmaları anlatmak. ndaki idrarı ve ter. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. * Derdini dökmek. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. boş ama * Boş amak iş i. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . boca etmek. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. arı * Dertlerini. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş anma * Boş anmak iş i. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. ifrağ ları ş arı lması . aile kisini kesmek. * Kusmak. * Dökmek. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. açmak. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. tükürük. boş altma * Boş altmak iş i. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . nı * Çok ağ lamak. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. * Gevş etmek. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . yrı boş atma * Boş atmak iş i. * (hayvan) Başğ lından. * Sı lmak kurtulmak. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak.* Boş altmak iş i. .

* Yerli yersiz konuş (kimse). boş tulumbası luk * Bkz. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. vakum. ihmal etmek. boş una. * İ göstermemek. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. boş lama * Boş lamak iş ihmal. * Boş geçen süre. nak boş gezmek ta * iş olmak. beyhude. siz boş boş u una * Gereksiz yere. Boş güzeli nak * Sarı . boş altaç. lgi boş luk * Oyuk. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. nafile. yersiz. boş lamak * Bı rakmak. * Yetersizlik. yoksunluk duygusu. . al yanaklı saçlı . siz boş kalmak ta * iş kalmak. kapanmamıyer. Boş naklarla ilgili olan. sı r saklayamayan. ablak yüzlü güzel. kopukluk. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. düş üncesiz konuş mak. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. geveze. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. ndan n * Boş naklara özgü olan. ş * Kesinti. çukur. i. yararsıyere. boş z yere. boş una * gereksiz. * Eksiklik.

* Destan.boş una bot * Boş yere. * Kumaş ölçü. itli . k. boylanmak. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. ı rmak. nafile. z * Küçük gemi. beyhude. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. * Uzaklı k. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. * Bir yüzeyde. gusül. lmıküçük sandal. * Bitki bilimi. geliş mek. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. gereksiz. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . * Uzun konçlu. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. sı mı * Geçerlilik. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. botanikçi boy * Bitki bilimci. boylanmak. kapalı ayakkabı . yararsıyere. boy * Ortak bir atadan türediklerine. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. için * Süre. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. deniz kısı yı. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. değ er. ı tı * Uzunluk. boy atmak * boyu uzamak. tevekkeli. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. nebatat. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. klân. * Yol. kabile.

boy bos. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet.50 cm uzunluğ e unda menteş e. çiçekleri mavi.boy göstermek * görünmek. boy pos * Bkz. sürmek) * boyamak. boy vermemek * sıolmak. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. (su) insan boyunu geçmemek. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boya kullanmak * boyanmak. boy otu * Baklagillerden. ini * büyümek. boya vurmak (veya çekmek. boya çekmek * boyuna büyümek. * Yazmak için kullanı mürekkep. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boy ölçüş mek * yarı ş mak. ş yanı lan * Renk. sarı beyaz renkli. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. makyaj yapmak. ğ boya * Renk vermek. lan * Aldatı görünüş cı . uzamak. * gösteriş yapmak. boyacı .75-3. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça.

boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. ş rı ş . fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. boyalanma * Boyalanmak durumu. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. * Boyama iş boyacı ı ini. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. boyana * Boyna. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. * Boyacın yaptı iş nı ğ . * Renkli. boyalanmak * Boya sürülmek. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . makyajlı n ş . * Renkli yazma veya mendil. rarak * Ağ söz söylemek. ı boyahane * Boya iş yapı yer. ğ * Boya satı dükkân. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. boyanma .* Boya satan kimse. boyama * Boyamak iş i. lı meslek edinen kimse. aş ı ı r ağ lamak. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya.

boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. yüzüne boya sürmek. i rı boyatma * Boyatmak iş i. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyası atmak * boyası solmak. ş ı alma. boyası z * Boya sürülmemiş . i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. * Renksiz. yalnı serbest. . Transilvanya'da. boyar madde. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. boya sürdürülmek. * Tuna bölgesinde. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. * Bekâr. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. * Boy bakı ndan. boya sürdürmek.* Boyanmak iş i. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. * Akran. z. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. boyayı cı * Boyama özelliğolan. makyaj yapmak. makyajsı n ş z. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. boydaş * Aynı boyda olan. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Kendi kendini boyamak.

boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylu boslu. kı sa . * Sandalı çtan yürüten kı kürek. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. sağ * Boyu olan. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. * Destan söylemek. gösteriş ı li. boylanma * Boylanmak iş i. boyu uzunluğ i unca. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylu poslu * Bkz. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. * Boyu benzerlerinden uzun olan. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. * Yükselmek. ş ı almak. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boykotaj * Boykot etmek iş i. değ boylama * Boylamak iş i. yakıklı ş . boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan.* Bir kimse. anlatmak. * Batmak. boylu boslu * Uzun boylu. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylanmak * Boyu uzamak. tul. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. çı kmak. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. * Düş mek. boylaması na * Boyu doğ rultusunda.

ı n boynuz isterken kulaktan olmak . çaresiz bir durumda kalmak. boynuna * üstüne. ndıcı * bir durumu.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. zavallı m . boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. i boynunu bükmek * acı rı. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. zimmetine geçirmek. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. karştarafıgücünü kabul etmek. nacak ve yardı bekler durumda. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. uzun. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. * (bitki için) canlı ı yitirmek. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. acı rı ş . kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. * Bu organdan yapı ş lmı . boynu bükük * Üzgün. gebersin. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. olmak. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. tı n ı nda rnaksı maddeden. hacamat etmek. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. kılmı kimsesiz. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. bir iş i ister istemez kabul etmek.

kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). boynuzsuz * Boynuzu olmayan. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. * Boynuz batılmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuzlugiller * Keçi. boyunca. boynuz yarası rı almak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. boynuz gibi. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. koyun. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. sın n nları ine * Troleybüs. süsmek. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. nda . Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boynuzlatmak * Erkek. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak.olmak. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * daha iyisini. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer.

boyu (veya boyuna. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. kravat. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. altı . ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. ayakta iken başöne bükmek. iş üm n vata n * Sorumluluk. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. enlice kumaş parçası . * (bo'yuna) Ara vermeden. boyun vermek * buyruk altı girmek. boyunca. boyu boyuna. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. vecibe. durmaksın. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. na. na boyuna * Ene dik olarak. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. süresince. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. katlanmak. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. boyun bükmek * Bkz. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. la nda * Ş e. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. uzunlaması tulânî. boynunu bükmek. güğ gibi kapları veya vida. u * Sürdüğ zaman kadar.

* Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. ini. lik. veya beton kirişlento. * Durum. mı * Nitelik. boz yel * Boyutu olan. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. esaret. lan ey. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. boyut kazanmak * yeni bir durum. boz bulanı k * Çok bulanı k. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. geniş kapsam. * Boyutu olamayan. . buut. içerik. beklediğyakı ğgörememek. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. k * Bu renkte olan. * Açı lmamı sürülmemiş ş . geniş ve lik derinlikten her biri. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. ş . nan rultudan uzunluk. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. ldı ı ları verdiğbahş. geniş kapsam kazanmak. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. . boyunlu * Boynu olan. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . an. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. (toprak). geniş kapsam ve içerik kazandı lik. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. rmak. lik.

bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozum olmak. ham tarla. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. ç u bozca * Rengi boza çalan. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). rengini atmak. boza * Arpa. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. bozbakkal * Karatavukgillerden.* Lodos. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. ş . i bozdurtmak * Bozdurmak. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. * İlenmemişçalı toprak. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . bozahane * Boza yapı yer. renk değtirmek. day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. tatlı mayhoş lan veya içecek. mır. boza olmak * utanmak. bozarmak * Rengi boz olmak. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozdurulmak .

* Çı k koparmak. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş .* Bozmak işyaptılmak. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. * Bu durumda bulunan. klı * Bozlamak eylemi. çökmüş lgı . lan. konusu acı türküler. * Bozgun olanı durumu. * Morali bozulmuş . ı * Yenilen bir ordunun. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. p . ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). * Bu ezgiyle söylenen. dağ an ı lmak. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. hezimet. güç vb. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . hezimete uğ ramak. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . bozgunluk * Bozgun. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. ğ lı bozma * Bozmak iş i. step. yı n. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan.).

bozuk gibi. yenmek. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . k. * Bozuk olma durumu. eyin ş tı * Dokunmak. bozukça bozukluk * Biraz. küçük değ para. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. ekş imek. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. * Kı n. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. ine * (yiyecek için) Kokmak. gergin. düzeni bozuk olan. bozuk. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. mağ etmek. zarar vermek. erli * Kötümser. karık. sıntı zgı kı lı . * Kötü duruma getirmek. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. lını iş ş * Bı rakmak. ş ı * Türk halk müziğ inde. * İ ve değ niteliğ yitirmek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. ufaklı bozuk. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. * Bozulmuş olan. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. * Bozulmak iş i. bozdurmak. lûp * Altı paraya çevirmek. yenilemeyecek duruma gelmek. huzursuz. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. ufaklı bozuk para. . * Bir yerin. * Dağ ı lmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . bozrak bozuk * Rengi boza çalan. lmıolmak. * Madenî. bir ş düzenini karı rmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. * Geçersiz bir duruma getirmek. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. içerlemek. k. bozguna uğ ramak. bozuk düzen * Düzensiz. * Bozguna uğ ratmak. n * Kı ğ zarar vermek. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. dağ ı tmak.

bozum olmak * utanmak. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. hormon niteliğ salgı olan bez (II). lik. karşklı ı bozulma içinde. döküntü. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . lı bozyürük * Üstü hafif benekli. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. i. z lan böbrek biri. başküçük. bozum etmek * utandı rmak. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. bozuş mak * Araları lmak. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . mahcup etmek.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. bozuş ukluk * Bozuk durumda. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. yenilmiş k. k. idrar salan. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. mahcup olmak. ı u n sa. utanacak duruma düş mek. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . * Ş kı ğ düş aş nlı a me. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. olan.

böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. * Böbürlenme. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). yaş ş ve ı k cı . n muş hayvan sıfı ere. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). kurulmak. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi.* Memelilerden. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. kı kı . göğ karıolarak eklemlerden oluş . . böbürlenmek * çok böbürlenmek. entomoloji. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. * Böcü. * Böbürlenme. karada yaş hayvanlar takı . çoğ ve baş üs. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böbürlenme * Böbürlenmek iş i. sı ülkelerde yaş cak ayan. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . entomolojist. derisi benekli. böcek yiyen. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . sarı u renkli. il nda ğ ı * Bu renkte olan. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. ta böcekçil * Böcek yiyen. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. nı. haş * Kelebek. kibir. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böceklenme * Böceklenmek iş i. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek.

deve) Bağ ı rmak. zehirli bir örümcek türü. * Böcek. böğ ürtlen * Gülgillerden. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. boş ür. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan.böcekler * Vücutları . böceklenmiş . böcelenmek * (tahı Böceklenmek. böğ * Eklem bacaklı lardan. böcekhane. bahçe çitlerinde. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. böğ ürmek * (öküz. gibi hayalî bir varlı verilen ad. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. hortlak vb. böğ * Yan taraf. birer. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. kanatları er. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. l) böcü * Kurt. soluk sarı renkli. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . manda. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. diken dutu (Rubus caesus). böğ ürtü . * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü.

taksim etmek. ş ampiyon. * Bölmek iş ayı parçalama. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. su baskı. birinci olan (kimse). güçlü kimse. * Cins kavramları tür. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. taksim. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. ş ampiyonluk. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk.* Böğ ürme sesi. mı ka. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . "a/b" anlatı . parçalamak. nahiye. * Gemilerin içinde. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. ş ampiyona. i. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . * Böke olma durumu. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. * Salon. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. "a bölü b" diye okunur. yangı gibi durumlarda. taksim. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. u. * Büyük bir yeri. böke * Kahraman. sı ran * Bölmek iş lemi. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). bökelik böldürme * Böldürmek iş i. * Birliğ bozulması yol açmak. rma. mı bölmeli bölü . böldürmek * Bölmek işyaptılmak. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu.

parça parça. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. . * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . tasnif etmek. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. bölücü * Bölme iş yapan. nı rma. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. i nda . sıflanmak. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. ğ .* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. it kümelere ayı rmak. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. sı * Saç örgüsü. i. kım. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. tasnif. b" diye okunur. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . sıflamak. departman. münafı k. * Hizip. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. sıflandı nı rmak. bölen. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. fesatçı u. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. seksiyon. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. departman. bölme amacı olan. kı smî. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. lmı sı sı . bölünebilme . ini * Bir topluluğ birliğparçalama. kım. bozmayı amaç edinen kimse. * Çağdevir.

bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. belirli bölümlere. bölüngü bölünme * Fraksiyon. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. ma. eş lması gereken miktar veya sayı . * Bölüş paylaş me. * Fraksiyon. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. halka. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. * Hücrelerin. . taksimat. halkalara ayrı ş lmıolan. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . bölünmez * Parçalanamaz. payı almak. i * Bölüş iş mek i. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. parçalara ayrı lmak. * Budala. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. üleş mek. ayrı lamaz.* Kalansıbölünür olma durumu. taksim etmek. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. * Bölünmek iş i. bölüntü * Bölünmüş parça. bölünmek * Bir bütün. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . saf. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi.

saflı k. kı ı n na. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. ş kış kıbakmak. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. bön bön bakmak * anlamayarak. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. saf (bir biçimde). haş lamak. börtme * Börtmek iş i. luk. safça. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. bönleş me * Bönleş iş mek i. yma. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. aptallaş mak. börttürme * Börttürme iş i. börtmek * Az piş irmek. budalalı aptallı sersemlik. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. k. * Börtülmek iş i. börek için ayrı ş li lmıolan. bönlük börek * Bön olma durumu. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. bönleş mek * Bön duruma gelmek. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. aş n aş n bönce * Budala. k.bön bön * Budala ve safca bakarak. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. .

"nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. böylelikle. *İ çinde "ne". nda * Bu kasttan olan kimse. paçalı tavuk ı . bu biçimde. sonunda. böylelikle. * Bu yolda. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. bu biçimde. bu biçimde olanı . * Bunun gibisi. * Bu derece. bir rkı * Hint kastları ilk kast.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. . o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. * İ yapı bacakları ri lı . bu yolda. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. gene de böyle olacak. buna benzer. infilâk etmek. lan il * Bösmek iş i. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. böyle böyle * Böylelikle. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. Brahmanizm * Brahmanlı k. böyle baş böyle tı a. böylecene * Böylece. böylemesine * Bu biçimde. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . böylece * Tam böyle. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). böylesi böylesine * Aş bir biçimde. * Sonunda. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . tüylü.

tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * "Be" yerine kullanı lı r. Brahmanizm.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. kavkı kabuklu. * Ş kı k. birkaç top taş gemi. kın zak ı lan . * Linyit. ki ı yan * (bilim için) Dal. * Briket yapan veya satan kimse. yaylı arabası at . * Aferin. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). hey" anlamı kullanı nda lı r. lı . rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. yaş a!. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. yaylı araba. kı kafalı nı sa sa . u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. coş anlatı aş nlı ku r. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. briketçi . Brahman. tutturulan asıyatak. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. * İ direkli. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. Brehmen breş * Bkz. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. kol. * Doğ çimento ile lâvlı al . branş bravo bre * "Ey. seren yelkenli.

tunç renginde olan. Kı vı saltması Br. briketlemek * Briket hâline getirmek. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. * Pencerelerin çerçevesine. bromürlü * Yapında bromür bulunan. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. pis kokulu. brokkoli brom * Küçük. briketleme * Briketlemek iş i. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. içeriden tutturulan ince perde.909 olan. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . bazı 35. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. * Atom numarası atom ağ ğ79. deniz suları az. zehirli sı bir element.97 olan kı zı u rmı renkli. yoğ unluğ 2. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bronz * Tunç. briyantin sürünmüş . broş . bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. bronz gibi * tunca benzeyen. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. yeşyumrular hâlinde olan.

küçük kitap. bu kadar * bu denli. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bunda. lan ı rlı bu * Yerde. biçimlerine girer. beraber. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. . Bruxelles lâhanası * Bkz. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. bu haysiyetle * bu bakı mdan. broş ür * Sayfa sayı az. ş ahadetname. Çokluk biçimi bunlar). çeş idinden. bundan. bu kabilden * gibi. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. nda. sı brovning bröve * 7. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). bu kabil * bu gibi. ş . Brüksel lâhanası . * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. bu arada * Bu süre içinde. bu gözle * bu anlayı ş la. bu türlü.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi.65 mm lik otomatik tabanca. bu birkaç gün içinde. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. * Birlikte. risale. bu tarzda. bu gidiş le * bu biçimde. yakmaç. * Diploma. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. buna. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r.

budak özü * Taze sürgün. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. bu yüzden * bundan dolayı . lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bucak bucak kaçmak * bir olay. bu türlü * böyle. bu meyanda * Bkz. e. bu sefer * Bu defa. * Kesirli. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bu kez.. bunun için. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. bucak bucak * Her yerde. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. çeliş ş ları iyor. an ı * Kenar. acı * Dal.. bu meyanda * Bu arada. her yanda. *İ lçelerin. her tarafta. köş yer. ve yarı m. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bucak bucak aramak * her yerde aramak. kutu. * Ağ n dal olacak sürgünü. . bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bu arada. nahiye.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. bu biçimde. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm.

ine budatma * Budatmak iş i. budanma * Budanmak iş i. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budala budala * budala gibi. * Budalaca yapı iş lan . budalalıetmek k * akı zca davranmak. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse.budaklanma * Budaklanmak iş i. budanmak * Budamak iş konu olmak. budaklı * Budağolan. * Budamak iş i. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. budala gibi davranmak. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. * Zekâca geri olan kimse. budalaca * Budalaya yakır (biçimde). azaltmak. yla aç. . dallanmak. budalalı k * Budala olma durumu. budalaca. nı dalları kı nı saltmak. budaklanmak * Budak sürmek. ı budala * Zekâca geri. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. te) nı u * Bir ş eksiltmek.

nda. budun bilimsel * Etnolojik. * Ulus. *İ çinde bulunduğ umuz gün. millet. . bugünden yarı na * az zaman sonra. ini. kavmiyat. derhal. budun kavim. *İ çinde bulunduğ umuz günde. budunsal bugün * Kavmî. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. etnik. * bugüne değ in. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . bugüne bugün * "unutma ki". içinde bulunduğ umuz zamanda. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. ş imdiki ş artlarda. * Araları töre. bugünkü günde *ş imdi. dil ve kültür ortaklı bulunan. bugün yapı lan. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. bugünkü * Bugüne özgü. etnolog. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. ı rkiyat. bugün olan. budun betimi * Etnografya.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. Buddhist. budun betimci * Etnograf. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. n n ü ü Budist * Bkz. budun bilimi * Etnoloji.

iki hörgüçlü deve. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). kamı bambu olan. il. buğ ra * Erkek deve. buğ daysı meyve. mır. ekin biti (Sitophilus granarius). buğ benizli day * Açıesmer. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. buğ daysı meyve. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). örneğbuğ yulaf. patates. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bugünlük * Bugün için. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. ş . eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). . pirinç. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. buğ daysı tohum * Bkz. arpa. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. vücudu yeş başsiyah. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). buğ daysı tane * Bkz. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. ayrıve çayı i day. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi).* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. sı k r otları . buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. ekinlere zararlı böcek. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . çavdar. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r.

buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. domates. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. dalgı bakı olan (göz). caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. tephirhane. lı buğ ur * Buğ ra. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. sarı k anı msak. . dolu dolu. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). ma. u mak. yaş. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. * Süzgün. arpacısoğ . buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. buğ u ulanmı ş . cak cak. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buharlaş u mak. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. * Buğ piş (yemek). u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ tutmak.

vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. buhar olmak * yok olmak.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. tebahhur etmek. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. m.). ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. tebahhur. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. kriz. m . ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. * Buhar gücü ile çalı ş an. mak i. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. buğ mak. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. hayaller içinde kalmak. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buharlı * Buharı olan. ulaş * Dalgı mak. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. kaybolmak. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi.

bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. lan aç buhurdan * Buhurluk. . lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. hareketleri yavaş . bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. buhranlı * Bunalı . için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. görüş değ tiren kimse. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. tütsü. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan).buhrana tutulmak * buhran geçirmek. * Güzel koku. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. rayiha. * Çı na göre davranını karı ş . kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). bilek. ı . ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. 20-30 cm boyunda. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . demir köstek. maddeler. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. bukanak buke * Ayak.

amca veya dayı sı karı. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. * Yenge. * Bulamak iş i. * Kaynak. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. * Tiksindirici. bulada bulak bulama * Büyük piliç. nefret uyandı ran. * Küçük lüle durumunda. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. ı n rası lması lan * Sulu. bulanması sağ na nı lamak. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). bukle bukle * Kı m kı m. bulandıcı rı * Bulantı veren. * Kirletmek. bula bula bunu (onu.buket bukle * Çiçek demeti. pı nar. * Bükülmüş iplik. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. cık hamur. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. kı mlı vrı saç. oradan buradan toplanmı ş ı ş . * var olanları en değ n ersizini seçmek. . bukleli (saç). * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. lan itli * Karık.

* İ etki. lan bulaş deniz ı k . ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. kası an. Donuk.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. i * Bulanmak iş i. k * (bakı için. * Yapı sulu. ş kan. uygunsuz iş yapan. sı * Karı ş mak. ğ ve klını ı ı * (iç. midesini) bulandı rmak. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. her yanı ş kaplanmak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. ş ) z. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. bulantı vermek * (içini. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. mide içi) Bulantıolmak. sataş alı ğolan kimse. net olmayan. kapalı . bulanı kça * Biraz bulanıolan. anlamsı fersiz. * Açıseçik görünmeyen. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. duru olmayan. bulaş sri. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. çok duru olmayan. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. z. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. kalı . * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. ş * Bulutlu. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. ş yası * Bulaş ş mıolan.

otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. yapı tı ı ş kan. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. kirli iş . sirayet etmek. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ı kamaya ayrı özel bölüm. ş . eye * (hastalı Geçmek. ma. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. kçı bulaş ı khane * Kı okul. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. bulaş mak * Bir nesne. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. k) .* Mayıtehlikesi olan deniz. * Sataş kavga etme alı ğolan. lan. uygunsuz.

molosus hibernicus). uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. * Bulaşrmak. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. sataş tedirgin etmek. Bulgaristanla ilgili olan. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. buldurma * Buldurmak iş i. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç.* Çatmak. bı ı yıp ran. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. bulgari * Dört telli bağ lama. netice. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. mak. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. buldurtma * Buldurtmak iş i. Bulgarca * Bulgar dili. n n * Bulgaristan'a özgü olan. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. tı karı .

bulgur çorbası * Domates. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. ı larak rlanan bir çorba türü. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. taze biber. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. i .* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. un. allak bullak. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. semptom. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. bulguya ait. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. * Bulmak iş i. ebe bulguru. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bulgur. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. bullak bulma * Bkz. . bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. araz. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi.

yaratmak. mak. siz. icat. * Bir ş bulan. * Sokakta bulunup alı çocuk. bulucu bulûğ * Erin olma. bir ş elde etmek. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. mayı . bir buluş eyi yapan kimse. * Konu. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. * Hatı rlamak. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . * Arayarak veya aramadan. eş benzersiz. * Gazları . e. uygun saymak. bulundurmak * Var olması. kusur için) Yüklemek. nail olmak. eyle. * Cezaya uğ ramak. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. buluş * Bulmak işveya biçimi. * Bir yer. temin etmek. keş fetmek. * İ kez yeni bir ş yaratmak. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. bulundurma * Bulundurmak iş i. detektör. icat etmek. * Sağ lamak. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. baliğ olma. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. * (kabahat. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. bir ş bir kimse ile karş mak. * Eksik etmemek. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. erinlik. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. nı yrı n leniş . güç bulunan. * (bir yerde) Olmak. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. ya * Seçmek. duygu. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. bir noktaya eriş ulaş mek. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. i * İ defa yeni bir ş yaratma. bulunma * Bulunmak iş i. * Bulunmaz. * Eriş mek. icat. bulûğ ermek a * erinleş mek.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. kâş if. radyoaktif mineralleri. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. suç. ine * Herhangi bir durumda olmak. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey.

endiş e. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. bulutçuk * Küçük bulut. nebülöz. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. buluş mak * Bir araya gelmek. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. ngan bulvar . net olmayan. karş mak. k. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. buluş ulmak * Buluş iş lmak. açı berrak. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . bir * Kavuş mak. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. ş . ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bir araya getirmek. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. ş k * (bellek için) Karık. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. an un ğ ı * Keder. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. * Kederlenmek. çok alı olmak. bulut gibi * çok sarhoş . hüzünlenmek. buluş turma * Buluş turmak iş i. yla an. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak.

yma. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. biraz bunak. kriz. buhran. gerginliğolan. ı rsağ er. kriz. birdenbire olan fizyolojik değiklik. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . ateh getirmiş ş olan (kimse). a ş ı * Bunak olma durumu. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. uzun bez kı uğ ve kları lan. bun * Sınt ı kı . lı f. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. iyice buruş olan. geniş ehir açlı cadde. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. satıdeğ mesi. kriz. i .* Ş içinde ağ . matuh. a * Bunağ yakır (bir biçimde). bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. sıntı kı veren. bumlama * Bumlamak iş i. kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. bunak gibi. yeniden raktı nı seçip alarak. buhran. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. muş bumbuz * Çok soğ uk. bunalı mlı * Gerginlik. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bumburuş uk * Çok. al an rı k. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. * Bunağ benzer. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan.

* Epey. bunamak * Frengi. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. ateh. na bunama * Frengi. daha iyisi olamaz. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. ev. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. durumun gizli bir yönü var. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren.bunalma * Bunalmak iş i. gibi ı ntı ateh getirmek. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. bungalov * Hindistan'da tek katlı . bunalmak * Soluk alması güçleş mek. bunaltmak * Bunalması yol açmak. * Bu kadar. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. kanması iç sebeplerden ileri gelen. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. bunaltma * Bunaltmak iş i. kı. kma ş bundan böyle * bundan sonra. . bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. çok. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. buncağ ı z * Bunun gibi. * Çok sılmak. kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. ucu. kı . zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. çok tedirgin olmak. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. bu denli. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. lmı .

bununla birlikte * Buna ek olarak. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. buram buram * (duman. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. * Sınt ı kı lı . ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. buralı * Bu memleketli. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. n * Bu yerde. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. * Bunalı sıntı m. küçümsemek. . kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. burağ an buralar * bu yerler. buradan * Buradan. bura. lan eyler burası * Bu yer. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. * Beğ enmemek. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. kı .bungun * Sınt ı kı lı . azı msamak. * Güçlü esen rüzgâr. bu yerin halkı ndan. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok.

burgulamak * Burgu ile delmek. kargacıburgacı k k. Boğ İ i a. dört köşveya çok köş kale çıntı. girdap. yivli. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel.burcu * Güzel koku. burgu ile delinmek. Yengeç. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. * Baklagillerden. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. Akrep. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. Baş Terazi. ine burgulu * Burgusu olan. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. . pek güzel. burgacı k * Bkz. burgulanma * Burgulanmak iş i. burcumak * Güzel koku yaymak. lak. m ldı * Ökse otu. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). Yay. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. ı ğ ak.54 cm) olarak çevresini belirten birim. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. * Telli sazlarda. Oğ Kova. keskin. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. telleri germeye yarayan mandal. delik açmak. tirbuş pa on. kizler. çelik alet. Balı eş aralı ak. ır. Aslan. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. burgaç burgata burgu * Anafor. lı * Tı çekmeye yarayan. yuvarlak. burç * Kale duvarları daha yüksek.

. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. burkucu burmak . komikliğ dayanan bir tür. ş burhan * Kanı t. * Belgit. iken * Kuru incir. * Hadı etme. * Acı vermek.* Burgulanmıolan. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burjuvaya yakı biçimde. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. burkmak * Burarak çevirmek. ini * Üzücü. kent soylu. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Burulmuş . * Üzüntü duymak. iğ etme. nda e burma * Burmak iş i. burkulma * Burkulmak iş i. * Burgulanmamıolan. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Burkma iş yapan. * Orta sıftan olan kimse. ş burgusuz * Burgusu olmayan. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. * Burkulmak. nı burjuvaca * Burjuva gibi. m diş * Musluk. üzmek. * Yaş burularak kurutulan ot. kent soyluluk. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . eyi * Burjuva sıfı nı. * Burularak yapı ş lmıbilezik.

ini . burnu büyümek * kibirlenmek. ünü * umduğ bulamamak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. iğ etmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. * Üzmek.* Hadı etmek. çok huysuz olmak. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). m diş * Ağ kekre tat vermek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. büyüklenmek. amacı ulaş unu na amamak. sıntı kı vermek. uzaklaş ndan mamak. za * (mide. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnu büyük * kibirli. gururundan vazgeçmek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. bağ ı Sancı rsak) mak. i ey. burnaz * İ ve uzun burunlu. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. kibirli.

burnunun dibi * çok yakı. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. çok üzülmek. acı * Burs alan. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. gücenmiş (kimse). * çok öfkelenmek. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. * Tadı kekre olan. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. burukça * Tadı biraz buruk olan. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. buruk * Burulmuş olan. kibirlenmek. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. iyice yaklaş mak. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı .burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. buruklaş ma . burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. buruntu. * Alı narak küskünlük gösteren. bursu olan. bursu olmayan. çalı yer. * Burs almayan. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. ödenen aylıpara. * Taşk.

buruk gibi. enfiye. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. beğ enmemek. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. . burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. kekrelik. gücenmek. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. * Buruğ benzer. burun otu * Burna çekilen tütün. rı * Alı narak küskünlük göstermek.* Buruklaş iş mak i veya durumu. burukluk * Buruk olma durumu. . k burun kırmak vı * önem vermemek. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. küçümsemek. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. lı yı ş * Kibir. doğ lan. n. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. buruklaş mak * Buruk durum almak. * karş nda hissetmek. a * Burulmak iş i. * Sancı ağmak. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . * Küskünlük. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. mak. büyüklenme. önem vermemek. burun * Alı üst dudak arası bulunan. gücenmiş lik. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak.

ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. buruntu * Buru. pek düzgün olmayan. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. buruş buruş * Çok buruş . üzerinde kış ve katlamalar olmak. buruş turma * Buruş turmak iş i. uk * Ciltte oluş kış muş rık. aş ı ağ lamak. * Çıntı olan. i. burunlamak * Dı ş lamak. kibirli. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. * Burunsak.burun yapmak * üstünlük taslamak. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. bağ rsak u. . uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. uğ busbulanı k . uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. a. hoş lanmamak. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. zda) * Tiksinmek. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. sancı ı bozukluğ . kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). muş buruş ma * Buruş iş mak i.

butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. buut * Boyut. butlan * Batı l olma durumu. etli bölümü. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş .* Çok bulanı k. öpüş . * Çok üş ümek. buyma buymak * Buymak iş i. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. * Soğ uktan donarak ölmek. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . * Yanlı k. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. inde ik busines klas * İlik orun. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. çok üş ütmek. * Geçersizlik. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. buton buydurmak * Dondurmak. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. yası lan * Butik iş leten kimse. hükümsüzlük. n. öpme. haksı k. * Giyim ve süs eş satı dükkân. buse * Öpücük. * Uzunluk. ka buyruk .

gitmek. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. emir veren. emir. lan *İ rade. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. * Gelmek. buyurucu * Buyruk. buyruk verir gibi konuş k k an. demek. buz bağ lamak . nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. emir. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. emrediniz. buz alanı * Buzla. * söyleyiniz. * 'Etmek. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. emretmek. * Almak. buyuru * Buyruk. emreden (kimse). beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyrultu * Sadrazam. buyrukçu * Buyuran. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. vezir. buyruk kulu * Emir kulu. ş ta cı * Egemenlik. buyrulma * Buyrulmak iş i. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. nı * Söylemek.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. buyurma * Buyurmak iş i. buyurgan * Sısıbuyruk veren. geçmek. girmek. sız?. ferman. düş üncesini bildirmek. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r.

vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . buz durumuna gelmek. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. aysberg. k. . buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. buzla kaplanmak. donmak.* (sılar için) yüzeyi donmak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. ve dik. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. i * (et için) temiz ve yağ. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. buz üstüne yazı yazmak * süresi. çukurluk. *şı aş lacak. ukluk yaratan durum. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. ı sı buzcu * Buz satan kimse. * çok üş ümek. buz gibi * çok soğ uk. arada soğ kan. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u.

* aradaki soğ ukluk. buz lamıolan. nı * Bağ lamaya benzer. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. gerginlik ortadan kalkmak.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. * Buğ ulanmıgibi olan. * Televizyon ekranı . buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . . uk buzkı ran * Donmuş deniz. * Buz içinde tutularak. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . buz tutmak. kı açmak için yapı ş lmıgemi. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. defroster. dargı k. motorla çalı dolap. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. bankiz. içine buz katı soğ larak utulmuş . buzlanma * Buzlanmak iş i. buzlanmak * Buzla kaplanmak. saydam olmayan. lan * Soğ hava deposu. glâsyolojist. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. utulan kap veya dolap. * Buzu çözen. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. donmayı önleyen alet. aysfild.

bodur (kimse). u dönemi. pleistosen. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. * Buzulu olmayan. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. * Bkz. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. leten * Bücür olma durumu. Edi ile Büdü. glâsyoloji. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. eylerin satı tüketildiğyer. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. larda u * İ yiyecek türü ş çki. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. . n ı yı ltıveya lar. * Ufak tefek ve kı boylu. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi.

iftira. büğ rü bühtan * Bkz. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. bükmek . bakı perdeli veya lü. i * Eğ mek. büklüm büklüm * Çok büklümlü. * Kara çalma. eğ büğ ri rü. vı * Sertçe çevirmek. * Böğ ürtlen. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. pistonlu müzik araçların adı nı . * Bükülmüş kaytan veya iplik. bühtan etmek * kara çalmak. * Dönemeç. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. u * Dönemeç. açan karş . * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . kırmak. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. uz * Büve. lü. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Su birikintisi. * Büğ emek iş i. iftira etmek. lü rdan. lü. gölcük. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . bük. vrı şeylerin oluş turduğ kat. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. kı m kı m. viraj.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. * Suyu önüne bent yaparak toplamak.

bükümü olan. fiil. ilmiş olan. insirafî. ilip * Bükünlü. iir bükünme . bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. büküm * Bükmek iş i. büktürme * Büktürmek iş i. iş olması . insiraf. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. vrı * (iplik. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. katlanmak. * Bir ş bükülmüş kat. * Döndürmek. * Yönelmek. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi.* Katlamak. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . eyin yeri. bakı ndan iş air. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. kırtmak. bükülü * Bükülmüş olan. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükülme * Bükülmek iş i. yün vb. kı m. bükümü olmayan. ş ş gibi. * Eğ ilmek. * Bükülmüş olan. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. * Bükülmüşeğ .

* Sesi çok güzel olan kimse. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. . i. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. * Bükmek iş i veya biçimi.* Bükünmek iş i. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. viraj. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. an * Bağ ı rsakta olan ağ. neş konuş eyle mak. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. rı * Dönemeç. * Dergi. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). büküş bülbül * Karatavukgillerden. itiraf etmek. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. bükünmek * Kı lmak. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. kla mak. yine de yurdunu özler. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. vrı * Ağdan. sancı kı rı dan vranmak. bükülmek.

bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. * Yazı masası . ş ma . ş ey. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bünye bakı ndan. * Atkı . * Bölüm. * Bürülmüş . * Soğ ukluk. dürülmüşkatlanmıolan ş . bürünme . sı * Yapı . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. bürülü bürüm * Bürünmüş . bürüme * Bürümek iş i. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . bürudet bürük * Duvak. kaplamak. kuruluş . nce * Bürgüsü olan. basmak. istilâ etmek. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Bünye olarak. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * Kamu yönetimi. * Çarş af. * Çok. bürümek * Sarmak. * İ perde. ş an * Kı rtasiyeci. ş ube. örtmek. güçlü etkilemek. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürokrasi * Kı rtasiyecilik.bünye * Vücut yapı. mı * Baş örtüsü.

omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. içine alan sanat ürünü. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. büsbütün *İ yiden iyiye. * Eksiksiz. bütüncü ekonomi . bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. soğ domates. tamlı k. tam. tamamı yla. büryancı * Bkz. yla. bütçe * Devletin. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. bütünü. tamamen. * Parçalanmamı ş . örtünmek. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . bütçeleme * Bütçelemek iş i. . pirinç. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. baharat ve yağ ş yla fında piş an. bütün bütün * Büsbütün. k. * Bir görünüşgirmek. iyice. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. büst * Vücudun. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. biryan. * Birlik. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. bütün bütüne * Bütün olarak. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. e büryan * Bkz.* Bürünmek iş i. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. tamamı temelli. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. ine * Sarı nmak. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . biryancı .

tamamlatmak. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). * Bütün niteliğ olan. tamamlama. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. bütünletme * Bütünletmek iş i. ikmale kalmak. nı ve um. bütüncül * Totaliter. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. . a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. * Bütünleme sı . tamamlamak. ikmal. ikmal edilmek. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. tek parça durumuna getirme. bütünleyen * Bütün durumuna getiren.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. * Ufak. i. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. mütemmim. tamamlanmak. bütünle ilgili. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. inde . mütemmim. total. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak.

ı ey nda arak büyük abdest * Dı . küçük karş . füsun. kaka. büve bovis). i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. * Biraz büyük. * Önemli. benzerlerinden daha fazla olan. ortalamayı an. n nı zıları * Büve. sihir. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. sihirbaz. büyük gibi. ı k. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. * Bkz. Büğ et.bütünsellik * Bütün olma durumu. i * Üstün niteliğolan. afsun. * Karşdurulmaz güçlü etki. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. aş * Niceliğçok olan. büyüğ yakı e n. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. rsağ ini büyük aile . büvelek büvet büvet * (istasyon. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. tiyatro. bağ ı . lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. a . * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. büyüklere özgü.

büyük anne * Annenin veya babanıannesi. * Büyük elçinin makamı . dede. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. majüskül. büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. . nine. yüceltmek. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. kilokalori. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak.50 C den 15. ları lan lan. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. büyük söz söylemek. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. ması büyük lâf etmek * Bkz. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . güçsüzleri ezer. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14.* Büyük baba. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. büyük ana * Büyük anne.

büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. arkadaş davranmak. dede. majör. o. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. cemaziyülevvel. büyükçe * Biraz büyük. Yedigir. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. n. ve ilere ı ça büyüklenme . büyükle büyük. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük ünlü uyumu. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . mak. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. kuralı . ö. büyük peder * Büyük baba. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . a ini büyük ş ehir * Ana kent.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . rebiyülevvel. i. * Oldukça önemli. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. Dübbüekber. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. büyük para * Çok para. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n .

büyüleyiş . ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. çekici niteliğolan. teshir etmek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. böbürlenmek. i büyülenme * Büyülenmek iş i. büyükseme * Büyüksemek iş i.* Kendini büyük gösterme. na * Etkisi altı almak. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. büyüklük * Büyük olma durumu. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. birini kendine bağ na lamak. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. gösterme hastalı. n üne . ekber evlât hakkı . e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. kibir. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyüklerin ellerinden. kibirlenmek. unu büyüksü * Büyük gibi. ine büyüleyici * Etkileyen. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. ululuk. megalomani. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. büyüleme * Büyülemek iş i. büyümüş benzer. büyüklük taslamak.

* Büyülemek işveya biçimi. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. eskisinden büyük duruma gelmek. mübalâğ etmek. boyutlar artmak. büyütmek * Büyük duruma getirmek. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. yaş ı lanmak. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). * Abartmak. büyültme * Büyültmek iş i. büyütken doku * Sürgen doku. * Sayı artmak. ca * Geniş lemek. bakmak. * Yetiş tirmek. * Yetiş mek. * Büyü gücü olan. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. raf rma lemi. raf t. büyütme * Büyütmek iş i. * Artmak. büyüme * Büyümek iş i. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. güçlenmek. ş iddeti artmak. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. eyler ini * Abartmak. . * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . pertavsı tıcı z. irileş n mek. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. sihirli. * Yaşartmak. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. geniş letmek. büyüklerinki gibi olan. büyütmek. eyi * (resim. * Önem ve değ kazanmak.

büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. cesaret. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . torba vb. kafadar. ş kı k. unu k. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzdürmek * Büzmek. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büzülme * Büzülmek iş i. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m.). sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. * Kalı bağ ısona erdiğyer. büzme * Büzmek iş i. anüs. bir kenara çekilmek. i büz * Künk.* Aş laşrma. lması * Toplanarak büzülmüş . büzülerek dikilmiş olan. aş nlı uk . büzdürme * Büzdürmek iş i. * Korku. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzgülü * Büzgüsü olan. n ı n rsağ i * Yüreklilik. dedikodu yapı na engel olmak. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. zı lan * Buruş turarak. * Ağ büzülerek kapatı (kese. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek.

-ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. türetir: Alman-ca. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. üstelik. iş cı * Bir tür ot. köy-ce vb. açı mert-çe vb. dil adları k-ça. İ ngiliz-ce. irret n. na ca vb. iyi-ce. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. onna k-ça. * Karbon'un kı saltması . mı na -ca na sen-ce vb. günler-ce. para vermeden alı ş bedava. Rus-ça. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. Türkçe vb. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. kış rı mak. baypas. * Fazla olarak. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . kış müş rık. binler-ce vb. ). yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. biz-ce. soluk-ça. sert-çe vb. -ca / -ce. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. büzüş ..büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. i büzüş me * Büzüş iş mek i. yavaş k. c. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. cadalozlaş ma . ey nan ey. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. usul-cacıvb. u msaklı tah açı yiyecek. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. cabadan * Bedava olarak. yaş vb. -ca / -ce. ben-ce. ev-ce. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. esmer-ce. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. ı * Bkz. karş ksı fazladan. aylar-ca. ş ı caba * Bir ş ödemeden. . ı z. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir.

* çok becerikli. uzaklaş ı p nı mak. ı atafatlı k. ş ı z ğ ı eyi irret. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. k. * Çok güzel göz. çirkin. cadı davranmak. * Karık. atafat. cav. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. . * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. kapamak. * Gösteriş fazla ş ş li. ihtiyar kadı n. arak ine lan * Huysuz. cadde * Ş içinde ana yol. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. * saçı ı ık. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cafcaflı Caferî cağ cağ . cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. iîliğ * Parmaklı korkuluk. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. * Büyük bez veya deri torba. fesadıçok olduğ yer. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi).* Cadalozlaş iş mak i. ya ş ı ş . . gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak.

ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. kabadayı fiyaka. * Hamam. caiz * Din. bilgisizlik. çalı lı k. ş ı * Cahil gibi. ini * gençlik. okumamı bilgisiz. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. caka satmak * gösteriş yapmak. * Yol yiyeceğ azı i. genç. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. yasa. cahil * Öğ renim görmemiş . i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. lan. * Cahilce. . toyluk. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. yapı nda sakı olmayan. cahile yakır (biçimde). deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. kuzu-cak vb. banyo. yerinde sayı yakık olan. toy (delikanlı kı veya z). duşbanyo vb. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. çalı satmak. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. m caka yapmak * gösteriş davranmak. caka * Gösteriş m. cakacı lı k . cahile yakır (biçimde). cahiliyet cahillik * Cahillik. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. cakacı * Caka yapmayı seven. cahil kalmak * bilgi edinememek. * Gençlik. * Deneysiz. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . toyluk.cağ * Lavabo. ş . k nı layan zemindeki delik. yerlerde atısuyun akması sağ . * Cahil olma durumu. fiyakalı li durumda olmak. k. bilgisizlik. -cak / -cek. uygun. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. bilgisi olmamak.

kayı kavak. camcı leri lan . saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. cakalı cakası z calî * Yapmacı . * Kadeh. saydam. düzme. cakalanma * Caka satma. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. Calvincilik * Bkz. e açları zarar veren. * Bkz. hortumları körelmiş kelebekler familyası . kanatları na camsı . . meş ve gürgen ağ n. * Cakası olan. içki. çekici. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . elma. cakalanmak * Caka satmak. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. klı calip Calvinci * Celp eden. cansı z. çeken. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. * Pencere. Kalvencilik. Kalvenci. ş effaf. sahte. tamahkâr. * Cakası olmayan.5-2. caka ile yapı gösteriş lan. boyları ı k 1 1. lan * arkası görünen. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. ile lan cam suyu .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. * Gözü takma olan. * (göz için) donuk. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . cam çivisi * Yaklaş çapları mm. * Aç gözlü. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . li.

* Bir yeri. suyu bol. * Ser (II). cam yünü * Çok ince. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. at. hileci. sergen. * Gözlük. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. camlı ran k. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. k. * Yerde ve tel. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. üzerinde dengeye dayanan. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. bisiklet vb. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. heyecan verici gösterileri yapan kimse. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. k. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Kurnaz. * At alısatan veya yetiş kimse. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. p tiren * Usta. * Evin içini pencereden gözetleme. becerikli kimse. * Göstermelik. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. * Kurnazlı hilecilik. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. n i i. camekân . tehlikeli. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. camcı elması * Ucundaki küçük.sı. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. vitrin. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. cambaz akrobat.

yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camlanma * Camlanmak iş i. camekânsı z * Camekânı olmayan. ile * Bu renkte olan. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. * Cansı z. * İ alan. . çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camı z cami cami * Toplayan. camia camit * Topluluk. içinde bulunduran. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. su sırı ğ . camlaş ma * Camlaş iş mak i. camlanmak * Cam takı lmak. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. * Manda. * Camlamak iş i. pembe. * Donmuş . bir araya getiren. zümre. kömüş ı . kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan.camekânlı * Camekanı (yer). cam takmak. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. camgöz canis). boyu bir buçuk metre kadar olan. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. olan camekânlı kutu * Televizyon.

laş ş camsı z can * Camı olmayan. nsanı ğ ı * Gönül. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. camekân. * Kiş birey. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . cama benzer. cı * Azrail. camlatmak * Cam taktı rmak. oda. * Çiçek.camlatma * Camlatmak iş i. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. ş irin. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. * Güç. * Yaş hayat. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. nlı * Çok içten. en çarpı. olan. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. sevilen. ama. dirlik. i. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. can dostu. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. . özü. sevimli. eyin can alı cı * En önemli. * İ n kendi varlı. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. can bayı lmak * iç geçmek. takatsizlik göstermek. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. . camsı * Cam gibi saydam. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer.

can damarı * En önemli veya hassas nokta. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. candan. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. * sona ermek. ı rı n kı can cana. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. tükenmek. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. can direğ i . bitmek. pek içten (arkadaş n. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. bunalma hâli. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can borcunu ödemek * ölmek. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak.can beraber * Çok sevgili. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. kıkı ). pek içten. baş a baş * herkesin kendi canın. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. ini lamak. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. bir ş yaş eyin aması en önemli araç.

can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. vurgulanması gereken yer. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can olmak * sevimli. can korkusu * Ölüm korkusu.* Kemanıiçinde. * En duyarlı yürek.. yer.. gücü tükenmek. davranı karş nda söylenir. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. nı nda can korkusu * Bkz. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. can kulağ ı * çok yakıdost. can kurban * Can feda. hoş görünmek. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can havli * ölüm korkusu. n arası can dostu * Pek içten dost. can noktası * En önemli husus. * Yüreğ altı in ndaki bölge. can kurban. güçlenmek. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. can gözdesi * Sevgili. sı . can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can havli. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. . can havli ile. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. sulu bir tür erik. can kuş u * Ruh.

). * canlanması yol açmak. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. eyi can yakmak * zulmetmek. na * bir ş çok istemek. * üzmek. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. eziyet etmek. cana yakı n * Sevimli. can vermek * ölmek. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. cana yakı k nlı .can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. üzücü. cankurtaran yeleğ i. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. ğ ı bunalı m. cana kı ymak * öldürmek. * ruha güç vermek. can sı kmak * bı nlıvermek. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. can yeleğ i * Bkz. acı vermek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak.

lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . canavar gibi olmak. candanlı k * Candan olma durumu. samimî. * (tasavvufta) Tanrı . gönül verilmiş olan kadı sevgili. yaramaz çocuk. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. canavara uygun düş biçimde. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. zalim (kimse). *İ çtenlikle. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. yürekten. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . yı cı rtı hayvan. gönülden. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. * Korkunç. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. * Kurt. kötü ruhlu. candan yürekten * içtenlikle. ürkütücü bir durum almak. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. ilgiyle.* Cana yakı olma durumu. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). arı * Acı z. canavarca * Canavar gibi. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. candan geçmek * ölmek. *İ çten. . istekle. . n. n canan * Gönülden sevilen. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. tiz ses çı karan alet. saldı * çok fazla. * Haş . cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. canavarlı k * Canavar gibi davranma. ması * Köpek balı.

cengel. parlak. sonucu acı duymak. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. * aş duygulanmak. * üzülmek. acı . canhı raş * Yürek paralayan. ipekli kumaş . canı çekmek * bir ş istemek. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. taze ve sinirsiz yaprak. ı a. tüyler ürpertici. kulak tı rmalayan. çok heyecanlanmak. için) canfeza cangı l * Bkz. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. inde lmıbir ik . ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. ince dokunmuş . canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. arzulamak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. istek duymak. rahatsıolmak. tahammül etmemek. canı mak acı * çarpma. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. periş olsun. * Bu biçimdeki gürültü. vurma vb.candarma * Jandarma. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. tok. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. * Karıklı kargaş ş k. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince.

sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı istemek * heves duymak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. canı gitmek * özen gösterilen. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . canı ksı çı n! * "ölsün. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. çok isteyerek. bir iş zarar görmek. * yarı üzülmek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. bir te . canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. sabı z. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. ya. canı yerine gelmek. * büyük sıntı düş kı ya mek. * acı deneme geçirmek. yarı öfkelenmek. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. kı i * keyfi kaçmak. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. * ölmek. * çok yı pranmak. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. canıkı sılmak * içi sılmak.

ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. * ruhu ş olmak. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. öldürmek. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. sen bilirsin. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. kendini koruyan. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. gücünü kazanmak. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. çok değ verilen. * (ca:nı çok güzel. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. canı gönülden. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. kendine bakmadan yaş amak. canı dese. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. canı değ na mek * çok hoş lanmak. ndan canı geçmek. sağğ . an canı rahmet na . * birini öldürmeye hazı rlanmak. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. batmak. * kendini öldürmek. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r.

* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. çok yormak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. sabrı kalmamak. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. yı prandı rmak. * hiçbir ş esirgememek. fazla çalı rmak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. bezmek. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. ey * bir ş çok düş olmak. canı susamak na * ölmek istemek. çok sevmek. nı * sıntı sokmak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. * birini öldürmeyi istemek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. eye kün canı yakmak nı . ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. bı kmak. neş kaçı esini rmak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek.

ı sı m . kürekli sandal. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. * bir kimseyi. filika. caniye yakır (biçimde). amandı ra. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse.* acı verecek biçimde cezalandı rmak. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. taraf. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. çok sevmek. kı . cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. çok sıntı zarara sokmak. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. cani canice canilik canip * Yan. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. ambülâns. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. canice. yacı * Cani gibi. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). * Cinayet iş lemiş olan kimse. fosforlu ş lan. ş ı * Cani olma durumu. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. caniyane * Cani gibi.

yaş ayan. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. ayı iş k. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. (birinin) kı ı girmek. f. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. hareketlilik kazanmak. canlı kazandı lı k lı k ran. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. diri duruma gelmek. canlanmak * Gücü artmak. * Heyecanla. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. . canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. canlanma * Canlanmak iş i. hareketli. etkili. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. var gücüyle. u canlandıcı rı * Canlı veren. * Kiş tirme. lı k. * Canlı tazelik. * Güçlü. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. canlı * Canı olan.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. dirilik getirmek. i * Depreş mek. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. hayat dolu. etkinlik kazandı rmak. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . * Etkinliğartmak. henüz ölmemiş . yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlanması yol açmak. canlı canlı * Diri diri. na * Yaş atmak. lına ğ * Yoğ unluk. diri. lokal vb.

hilozoizm. cansiparane * Canı verircesine. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . * Durgun. nı ine ş . cansıcansı z z * Cansıolarak. * Neş elilik. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . cansı k zlı * Cansıolma durumu. nı cantiyane * Kantiyane. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. özveriyle. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. capcanlı . canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. * Güçsüz. * Canlı olmayan (varlı camit. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. k). cansıgibi. mecalsiz. sönük. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . alıyla i anda yapı yayı lan n. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. * İ uyandı lgi rmayan. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. z * Hareketsizlik. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. una canlı lı k * Canlı olma durumu. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. hareketlilik. .

* Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . tellâl ile duyurma. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. carcar carcur * Bkz. gürültülü bir biçimde (konuş ma). yardı m. yaygaracı . car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. ilân etmek.* Çok canlı biçimde). cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. imdat. * Geveze. alıp satı rı p nı labilen. car car * Çok ve yüksek sesle. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . carlamak . yürürlükte bulunan para. geçen. yürürlükte olan. k. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. * Olagelen. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. * Akan. car etmek * nara atmak. rı * Tehlike durumu. haykı rmak. ş arjör. cariyelik * Cariye olma durumu. na * Fermuar. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. nları na af. carlama * Carlamak iş i. (bir car * Çağ. ilân. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı .

* Yellenme. çaş k. cavlağçekmek ı * ölmek. * Birdenbire ve gürültü ile. önemsiz. abartısöz. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi.* Bağ ı konuş rarak mak. carlı carsı z * Carı olmayan. nara atmak. duyurmak. cartayı çekmek * ölmek. casus casusluk * Casus olma durumu. cavalacoz * Değ ersiz. z. * Çılçı örtüsüz. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. çaş ı t. ey rtı rken kan * Carı olan. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. çok söylemek. hiç tüyü olmayan. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. derme çatma. * İ etmek. haykı lân rmak. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. cavlak . lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. cav * Bkz. çağ (II). rı plak. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak.

yı lma sesi. gürültülü ses çı kartmak. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. * Kavlamak. vazgeçirilmek. gürültü. cayı ş * Caymak işveya biçimi. kararı döndürülmek. çı k.* Çı tüysüz. vazgeçirmek. kararı döndürmek. caydıcı rı * Kararı ndan. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. tüyünü dökmek. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. çı kalmak. cayı rtı *Ş iddetli yanma. uzun. i . caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. plak * Ölmek. plak. *Ş iddetli. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. caydılmak rı * Cayması lanmak. yı ldını ı ı lı r. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . sözünden döndürücü. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. * Caydı işveya biçimi. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. dönek. etkili olarak. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i.

vazgeçmek. * Alı alı lı çekicilik. * Çekim. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. mek cazibeleş mek . mlı k. cazibedar * Çekiciliğolma. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i.cayma caymak caz * Caymak iş i. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. kararı dönmek. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. m. * Fitneci. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. albeni. alı . i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Cazgı r olma durumu. * Caz müziğçalan orkestra. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. * Sözünden. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak.

mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. mlı cazibeli * Çekici. ağ ğolan. cazlı cazsı z * Cazı olan. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . ı ı rlı * Çekici olmayan. li. alı . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. alı duruma getirmek. . cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. * Çekici. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması .* Çekici. alı . cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . cazı r. * Cazı olmayan. albenili. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. mlı * Önemli. albenili. msı * İ uyandı çekici. alı z. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. alı duruma gelmek. mlı cazur cazur * Bkz. elveriş lgi ran. * Kucak çocukları.

cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. * Ekilmemiş tarla. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . zorba. * Bkz. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. münakaş etmek. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. merhametsiz. cebe * Zı rh. ldı * Becerikli. * Sahipsiz. cebelleş mek * Uğ mak. tartı ş mak. zorbalı ndan k. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. * Acı z. -ca / -ce (I). Tanrı . * Silâh. cebine indirme. çekiş raş mek. savurgan. onaran ve bakı ile görevli bulunan. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. açıgöz (kadı k n). cebin . ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker.-ce -ce * Bkz. boş toprak. züğ parası ürt. z. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). cebi delik (kimse) * para tutmayan. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. -ca / -ce (II). ekime elveriş olmayan yer. cı * Kudret sahibi. zorba. cebbar * Zorlayı.

lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebirsel * Cebirle ilgili. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebretmek * Zorlamak. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. larak rı * Zorla. n. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak.* Korkak. cebren cebretme * Cebretmek iş i. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cı k. zor kullanarak. lan. kaplanan levha. süyek. fatalizm. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. kendini tutma. cebriye * Yazgılı kadercilik. koaptör. zı nda . zoraki. * Alı yüz. cebrinefs * Kendini zorlama. zorlayı ş . cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. n mı nda lantı kuran matematik kolu.

kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. cehdetmek * Çalıp çabalamak. eziyet. * Oğ burcu. tamu. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. sıntı kı çekmek. rpı cehalet * Bilgisizlik. eziyet etmek. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cehdetme * Cehdetmek iş i. cefakâr * Cefalı . kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. eziyet. ş lara n * Çok sıntıyer. cefa etmek * üzmek. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. guş a. bir çı da. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cefalı kı ya katlanan. cefa * Büyük sıntı kı . cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . kı ya. üzgü. ı r . ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. cehennem gibi * çok sı cak. Cedî cedit cedre * Guatr. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü.ceddine rahmet! * "aferin. bilmezlik. lak * Yeni. . ş ı cehennem * Dinî inanı göre.

* Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ceht -cek * Bkz. cehennem olmak * defolmak. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. * Pamuk. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. k * Hamamıocağ külhan. cehennem gibi. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. . bilmezlik. kollu giysi. meyve. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. meli. yün.cehennem ol * defol!. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). * Üzücü. acı z kimse. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). * Bkz. n ı . korkum yoktur" anlamı sövme. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. yakı. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. ı lan. * Çaba. Jaketatay. * Kök boyası gillerden. havaya dayanı . çabalama. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. ıkta bozulmayan beyaz kristal. istediğyere kadar gitsin. iğ irip . kalçayı örten. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. -cak / -cek.

keçi. * Parlak. celâlliye benzer. * Açı aş k. * Celâlli gibi. * Avcı çantası . zalimlik. * Tanrı n sı ndan biri. * Öfke. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. * Acı z. celâllenme * Celâllenmek iş i. celeplik celî * Koyun. kı nlı zgı k. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. k. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. celâllenmek * Öfkelenmek. ikâr. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. coş rçı kun. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. keçi. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. cellât gibi * acı z. zalim. celp . kı zmak. Galata. ululuk. * Büyüklük. ulu. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celâllice celbe celep * Koyun. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. iri sı celil * Çok büyük. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. cilâlı . ğ ı n * Topkapı . kolaylı suç iş kla leyen. n * Katı yüreklilik. * Hı n.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. katı ması yürekli.

celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. ı dı rı celse * Oturum. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. kendi üzerine çekme. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. cemaatli * Cemaati olan. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . * getirmek. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. z klar. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. çağ belgesi. celp etmek * kendine çekmek. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. celseyi açmak * oturumu açmak. * Mahkeme tarafı dava edene. . * İ kalabalı. çağ belgesi. cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. celpname.* Getirtme.

* Topluluk. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. * (erkek için) Güzel. hançer. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . (bir ş eyin) hepsi. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme.* Toplayarak. toplum. bir araya getirmek. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. ul. * Tanrı n sı ndan biri. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. çokluk hâline getirmek. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemiyet * Dernek. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. * Çoğ çokluk. * Düğ ün. n * Gönül alı davranı cı ş . (bir ş eyin) tümü. toplam olarak. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. hepsinin tamamı . hepsi. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cem'an yekûn * Toplam olarak. cemetme * Cemetmek iş i. büyük tövbe ayı . * Toplama. cemi * Bütün. veya iyi yla . küçük tövbe ayı . 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. * Toplama. cemilenmek * Çoğ ullanmak. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. hep. cemetmek * Toplamak.

ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. Cenabı hak * Allah. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. * Pis. * Kol. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cendere * Bir ş sı eyi kmak. ndan * Saygı . cenabet * Cünüp. derli toplu. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. taraf. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r.cemiyetli cemre yükseliş i. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. lerde lan * Manevî baskı . * Yan. rlanmıinsan ölüsü. cenaze gibi * benzi sararmı ş . kötü. * Cemiyet içinde geçen. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. gömmek. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. pazı . ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. Tanrı . * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . dağ k olmayan. ş * Cenaze töreni. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. pres. cenap cenaze cendereleş me . cenah * Kuş kanadı .

mak. . ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. kan. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. uçmak (II).* Cendereleş iş mek i. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). * Atı ş mak. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. kavga. çekiş raş me. a cennet * Dinî inanı göre. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. kan. cenkleş mek * Savaş mak. zları a acakları yer. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. cenk etmek * savaş mücadele etmek. cenkçi cenkçilik * Savaş. çekiş münakaş etmek. çü. uğ . cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. kanlı çülük. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. huzur veren yer. kla mın mı . kavgacı çı . altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. iyilik yapanları günahsı n. * Çok güzel. * Büyük çaba. cenk * Savaşkavga. mek. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. ehri) ndan cengâver * Savaş. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. * Cenkçi olma durumu. dövüş çı k.

rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. yi lı lı . cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. bakı (yer). tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). * Centilmene yakır davranı ş ı ş . ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. güneye özgü olan. * Henüz pek küçükken ölen bebek. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. kibar (erkek). bakı . * Güney. güney. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. alı kadı mlı n. centilmen * İ arkadaşk eden. . cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. cennetmekân. çok cennete çevirmek * temiz. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını .cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. güzel bir yer durumuna getirmek. saygı görgülü. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. * Güneyli. anı r. mlı cennete dönmek * güzel. cennetmekân * Cennetlik. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. nda cennet gibi * güzel. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). * Güzel.

ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. cebe girecek biçimde küçük kitap. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. cepçilik cephane * Yankesicilik. * Belli bir düş ünce. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. cephe * (yapı larda) Yüz. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. yön. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. taş ı nabilir. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. taraf. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. kablosuz telefon. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. cep saati * Cepte taş saat. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. alnaç. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cı cephaneci * Kara. . cepçi * Yankesici. çökertme. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. ı n ü * Yan. ğ abilecek boyda" anlamı verir. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde.

lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. cepheli cepken cepleme * Yönlü. * Yara. kendi malı ödemek. cebine indirmek. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. direnmek. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge.cephe almak * hası durumu takı m nmak. taraflı . cepheleş mek * Bir düş ünce. bir sa. ceplemek * Kazanmak. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. ndan cer * Çekme. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. bir düş ünceye karşolmak. rin cerahatli * İ toplamı irinli. değik cephelerde savaş iş mak. * Kolları rtmaçlı uzun. cephelenmek * Cephe oluş turmak. rin ş . cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. yı bilmemek. . z * Ceplemek iş i. cepten vermek * kendi kesesinden. sürükleyerek götürme. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cerahat *İ rin.

cerh etmek * yaralamak. * Cereme. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. kolaylı ve inandıcı söyleyen. * (bir düş ünce. inanç. rin ş . * Yara. cereyanlı * Akı lı ntı . eyin me.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. * çürütmek. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. ceren cereyan * Ceylan. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. mı cereyan etmek * geçmek. * Akı m. veya iddia için) Çürütme. olmak. girginlik. * Aynı ilimde olan. * Kurnazlı hilekârlı k. akı akı . cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Akı . yapı lmak. ceriha cerime . aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. * Süvari kolu. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. * Bir yöne doğ akma. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. hareketi içinde yer almak. dilli. * Bir ş geliş olma durumu. cerbeze * Güzel konuş ma. mlı cerh * Yaralama. ceride * Gazete. k. kayı t defteri. * Beceriklilik. * Tutanak. ru ş ntı . * Girgin.

Cermence * Cermen dili. cerrar * Çekici. cesamet cesametli * Kocaman. e mek. * Önemsiz yaraları tiren kimse.Ö. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. sürükleyici. 3. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. k * Dilenci. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. yüreklenmek. lganlı * Büyüklük. davranı güç almak. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. yiğ yürek ve göz inin u itlik. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. cesaret pekliğ i. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. * Çekinmezlik. cerrah * Operatör. iyileş * Cerrahlı ilgili. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. atı k. iri.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . . irilik. yüreklilik. yüzyı 9. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. . * Zorla para alan (kimse).

cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. iri. itlenme. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. yüreklilik. yürekli. ceste * "Azar azar". yüreklenmek. cesur cesurane * Cesaretle.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. . yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. korkutmak. * Ölü vücut. i. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesaret vermek. yiğ itçesine. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. yiğ itlendirmek. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. kocaman. itlendirme. ceset cesim * Büyük. cesaretsiz * Yüreksiz. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesurca * Yürekli. ceste ceste * Azar azar. cesaretli. yüreklice. yüreksizlik. naaş . cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. birini yüreklendirmek. yiğ lgı ğ ı itlenmek. * Çekingen. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yüreklenmek. yiğ i. yiğ i. yiğ it.

soyca. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . lganlı cet * Dede. çizelge. cevaben * Cevap olarak. * Atı k. cesur gibi. * iyi sonuç vermek. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. ya ı lı tlamak. tlandılma. yapı rmak) ş tı * kesin. cetbecet cetvel çizgilik. yanı e. yanı e. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. yakut gibi değ taş mücevher. erli lar. inde * Elmas. ata. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. p * Bir soruya. büyük baba. tahtadan. mücevherci. su kanalı . cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. cevaplamak * Bir soruya. ya ı lı t.* Cesura yakı biçimde. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. ş an cesurluk * Yüreklilik. * Liste. gözü pek olma durumu. karşk olarak. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. iyi sonuç alı nmak. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. . cevaplama * Cevaplamak iş i. dereceli veya derecesiz. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. * Atalardan beri. * Ark. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan.

gezinti. * Eziyet. uzun ömürlü. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. i. ma. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. gevher. erli ı . bir tepki göstermemek. * Cevheri olmayan. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. karşğverilmek. ı z. u rı ktan * Cevheri olan. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. erli. cefa. eyin * Değ süs taş mücevher. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . maya. üzgü. yanı. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. gezinme. hata yapmak. karş ğ vermek. zin. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. cevaz vermek * hoş görmek. yanı rmak. en aç (Juglans regia). uygun bulmak. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. yi * Töz. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. cevelân cevher * Dolaş dolanma. * İ yetenek. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. * Bir ş özü. . niş acı lı astalı yemişkoz. ıı lında cevaz * İ müsaade. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. i. yanı rı lı tlandılmak. * Bu ağ n yağ. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. ş ş ta .cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin .

cevizgiller * Örneğceviz olan. hareketlilik. rı * (görevli. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. atmosferik. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. ceza alanı * (futbol. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. gazal (Gazella dorcas). i tanı ince bacaklı nan. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. antına. ş ları kı . ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. cevizî cevizli * Cevizi olan. na. üne. ceylâna uygun biçimde. boynuzlugiller familyası ndan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. *İ kizler burcu. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. hentbol vb. . memeli hayvan. zarif. sıntı veren uygulama. çöllerde yaş ayan. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. suçluya) para cezası verdirmek. ı ı rlını kı ve . na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. acın u * Cevretmek iş i. cevretmek * Eziyet etmek. ceza çekmek * hapiste yatmak. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. ceviz katı ş lmı . sı ceylânca ceza * Ceylân gibi.

cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. ceza yemek * cezalandı rı lmak. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. cezaya iliş cezaya dayanan. . cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. * para cezası ödemek. ı r kanı ceza sahası * Bkz. tecziye