Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ağ r. düzensizlik. düzenli. ı ı r r. birliğsağ i lamak. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . * Eğ lencesiz. ahenksiz * Uyumsuz. ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ı ı r r. düzensiz. * Yavaş ı . ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. uyumluluk. . ahfat * Torunlar. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. . aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. * Eğ lenceli. ahenk vermek * düzeni. ahenktar aheste * Ahenkli. soy. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. değ verilecek bir ş değ er ey il. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . uyumu sağ lamak. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. ahenkli * Uyumlu.

inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. ancak 2. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. * Son zamanlarda.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ndan ahi Ahilik * Cömert. sonraki. cömertlik. sonunda. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. k * Son. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. ahı r. değ verilecek bir ş değ er ey il. * İ ömrünün son yı . bakı z. en sonra. ant. dağ k. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. . harap duruma getirmek. * Bkz. zaman. son günlerde. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. * Bkz. zanaatçı im . ahretlik. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. ahret. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. eli açı k. i * Antlaş ma. son olarak. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. * Devir. yakı nlarda. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. Muhammed. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Sonra. .

* Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. kötü gibi sorunları inceleyen. bilir bilmez konuş larda mak. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. kuş aklar. reseptör. ma. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. ahlâk dı ş ı * Töre dı. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. güzel huylar. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . etik. lar. yi ahlâk bilimi * Yarar. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. antlaş anlaş ma ma. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. * Birinin yerine geçenler. ahitname ahiz * Alma. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. alı. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. ahlâf ahlâk bilim. * Antlaş belgesi. eslâf karş . rdı. .ahitleş me * Ahitleş iş mek i. * Kabul etme. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. halefler. ahitleş mek * Antlaş mak. iyi. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er.

ahlâkla ilgili. ahmağ yüz. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. bir il. * Kaba adam. yol iz bilmez kimse. bunlara uygun davranan (kimse). ah etmek. kötü huylu. ah çeker gibi ses çı ç karmak. k k raşrı ahmak .ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. na * Dürüst davranmayan. reti. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. * Bu ağ n. yasaları uyum içinde olma. ahlâksı davranı na zca ş . ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). na lı * Ahlâka uygunlukla. * Bir karım içindeki parçalar. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. z * Ahlâk kuralları uymama. * Gülgillerden. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. aç. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. moralizm. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. terbiyesiz. * Ahlâk bilimi. ögeler. * İ çekmek.

aptallaşrmak. ş . ve an mur. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. * Dilsiz. ahş a . ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. ş ahmakça * Biraz ahmak. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. aptallaş mak. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. budala. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. aptalca. lsı k. ı r * Dinî inanı göre. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. ş k. bön. ahret yolculuğ u * Ölüm. r iş ahretlik * Besleme kı z. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu.* Aklı gereğgibi kullanamayan. * Bir an için ş alayıbocalamak. sı ahraz ahret dünya. sağ ve dilsiz. aptal. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte.

ahş ap * Ağ açtan. sı nları * Eşkarı . ahzüita * Alıverişalı satı aksata. kı zı rmı renkli. çekici. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. vaziyetler. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. ahu parçası * Çok güzel. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. bağ ı ciğ gibi ş rsak. * Kesenek.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. hâller. * Davranı ş lar. iliş kinlik. * çok güzel. koca. ahzetmek * Almak. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). ahval * Durumlar. ahzetme * Ahzetmek iş i. aç i. . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. zarif kadı n. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. yayı yla e. koca ve çocuklardan oluş topluluk. ş . çekici. * Olaylar. karaca. ahzükabz * Kendine mal etme. m m. * Karı . ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. polip. çocuklar. * Ait olma durumu. . rnaş k. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). kabul etmek. tahtadan yapı ş lmı . lan. aidat * Ödenti. ince. karı ı na . ahu * Ceylan. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. er eyler. * Bu bitkinin duta benzeyen. ahududu * Gülgillerden. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. * Güzel.

anlaş sevgi ve hoş ma. u. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. yakı ş ı n. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. *İ lgilendiren. aile adı * Soyadı . doğ kontrolu. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. en. için. * Aile ile ilgili. * Bütün aile birlikte. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. görü. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. ajan * Ailesi olmayan. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. iliş iliş ilgili. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı .* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. kla i. birine düş mek. * Ailece. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . birinin olmak. . hayvan veya bitki topluluğ i u. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. ik. -e düş kin. geliş i ev.

iş ğ ı iş görevlisi. ı tı * Bu renkte olan. kara ve siyah karş . andaç. yat-ak vb. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. beyaz. rahat. * Bu iş kolların çalı ğbüro. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . ak basma * Ak su. ele-k. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. katarakt. kı sı * Beyaz leke. gözenek. -ak. bı tara-k. un için ş an * Bir kimsenin. * Temiz namuslu. ç-ak. ak benek benek. layan iş kolu. casus. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . küre-k vb. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. ak demir * Dövme demir. temsilci. * Bazıeylerde beyaz bölüm. * Ajanıgörevi. gözenekli. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. * Kar. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. perde. * Sınt ız. n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . süt gibi ş eylerin rengi.

ak pak ak pas * Lâhana. lodos. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. istavrit. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. parlak. k nı diğ lan ak gün ağ r. sülümen. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. * Bembeyaz. ayıkiş lar. temiz. akabe * Güneyden esen rüzgâr. ş algam. ayıise pratı ak kan * Lenf. *İ zmarit. akı karası geçitte belli olur. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. abey.ş . süblime. omuriliğ dıtabakası an in ş . özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). ak kan yangı sı * Adenit. turp.* Bkz. çok zehirli. * saçı sakalı armı ağ ş . ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. . ak pak * tertemiz. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. beyaz bir toz.

su yolu. yazarlar. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). hemen ardı ndan. akademi * Bilginler. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. * Yer altı suları toplayan tesisat. sarp ve zor geçit. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak.* Tehlikeli. akağ aç * Gürgengillerin. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. * Yer altı oluğ su u. akabinde * Arkası ndan. imi. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. * Irmak. sanatçı kurulu. * Akarsu yatağ yatak. i. dere. çay. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Maundan yapı ş lmı . küçük akarsu. * Bilimsel niteliğolan. drenaj. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . mecra. lar * Yüksek okul. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. ı . akademik * Akademi ile ilgili. i akak . oluk veya baş araç. lan ka * Kanal. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. ardı ndan. * (su için) İ yeri. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. hemen arkadan. ark. vinti * Eğ inişfazla olan yer. * Maun. i akademisyen * Akademi üyesi. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı .

vı akaryakıistasyonu t * Benzin. gaz. yaban lı cı asması . bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. akan sular durmak * itiraza. z. beyaz çiçek veren. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . * Küçük akarsu. ban. ı . salkı ağ (Robinia pseudoacacia). kül renginde. dükkân gibi mülk. dükkân. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. Meryem ana asması (Clematis vitalba). * Kaplı ca. * Kesintisi olmayan. sonuçsuzluk. motorin gibi yakı n satı ğyer. meteor. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. ksı akaryakı t * Benzin. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. güzel kokulu reçine. ahap. acınkine benzeyen. sık. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. sokucu veya emici knaz lı . söyleyeceğsöze yer kalmamak. bağ mülk. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. akarca * Kemik veremi. lan aç * Baklagillerden. olan bir taş .akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. akasya * Baklagillerden. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . en acı m acı . tarla. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). aralı z. arız. * Sürekli iş leyen çı fistül. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . * Baş sı k. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. ağ ş en ma. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. akamet * Kırlı verimsizlik. ları üsle ik. zamk.

akça armudu * İ kabuklu. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. nda . akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. * Bkz. erin. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). etli akça pakça . başve boynu çı olan. nce . n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. beyaz kabuklu. leş beslenen. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . ekmeklik buğ klı day. kın ı kılara göçen. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. geniş büyük olan. * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. sarı ve sulu bir tür armut. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. bataklı ı ve göl kıları yaş k. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . ile lan k * Akya balı. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . akburçak akciğ er organ. oldukça büyük. dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. beyazca. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. eti kı klı lçı . ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. akçe. u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). akbakla akbalı k * Kuru fasulye. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . * İ htiyar. rmak yı nda ayan. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . (Bemicla). plevra.akbaba * Akbabagillerden. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . bronş çuklarıson bölümü. * Sazangillerden.

akçık llı * Akçı l olanıdurumu. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. akçakavak * Akkavak. * Her tür madenî para. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. parayla ilgili. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). akça yel * Güneydoğ udan esen yel. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). lı akçe * Küçük gümüş para. . akdarı * Buğ daygillerden. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. akdedilme * Akdedilmek durumu. . akçalı * Paraya bağ. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. malî. rengini atmak veya atmıgibi olmak. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . geniş nı olması . llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. akdetmek . akdetme * Akdetmek iş i. n akçöpleme * Zambakgillerden. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. lam aç.* Beyaz tenli. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). güzel (kadı n). ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. yaprakların uzun. Akdeniz humması * Malta humması . keşleme.

k m). nda. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. k * Düş ünce. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. anlama ve kavrama gücü. tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. anlamca açı(anlatı selis. akı cı * Akma özelliğolan. akı karası ak kara * beyaz tenli. aksungur. yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. . l. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). i * Kolay söylenebilen. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. kanı . * Öğ salıverilen yol. cı * Söz. lan akı seyelân. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. muahede. . akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. us. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. za. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. * Hafı bellek. eninde sonunda. * Sonunda. i lan * Beyaz renkte olan dut. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. akı l. bir yla an ğy). sonuç. okunabilen. akılı cı k * Akı olma durumu. ve mı cı i. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. ğ lan akı l * Düş ünme. üt. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. kara saçlı . * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı.* (mukavele. kara gözlü. cathartica).

akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. yirmi yaş i. gerçeğ uygun olmayan. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. akı l erdirmek * anlamak. l dı ı sı . ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. ş lı ı k. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. not defteri. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. akı l almamak * inanı gibi olmamak. vaktinde hatı rlamak. muhtı defteri. irrasyonel. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. sı nı rrı çözmek. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. * Us dı. herhangi birinin aklı gelebilir. en içeride çı azı i. sı nı unu rrı çözememek. insanıaş rtı şı rtmak. e. deli. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. na na akı l almak * danı ş mak. görüş almak. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. . nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. gayriaklî. ajanda. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. akla uygun gelmemek. inanı lacak lmaz. ru il.

unutmak. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. mak. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. in ini. unutulmamak. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı ı nı l vermek. usçu. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. n l var. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. usçuluk. zeki kimse. ünce. kartı ini reti. akliye. lda akı tutmak lda * unutmamak. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. akı kalmak lda * akı yer etmek. davranıbeklenmeyen (kimse). rasyonalizm. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. akı l kutusu * Çok akı. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. yol göstermek. akı çı ldan kmak * unutulmak. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. rasyonalist. rasyonalizm. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akliye. * kafa yormaya gerek yok. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. . zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. akı lcı * Akı lı ilgili. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. umudunu kesmek. akı retmek. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak.

ru. dengeli. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. aptal. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. n. ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. . uyanı k. akı çı ldan kmamak * unutamamak. ru * Akla yakı doğ makul. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. n. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. llandı i. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. akı uslu llı * Akı olarak. lı nı ş llar . aklı baş getirmek. yaramazlıetmeyerek. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak.akı çı ldan kmak * unutmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. * Akı olma durumu. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. tasarlamak. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak.

akı zlı lsı k * Akız olma durumu. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. anlayıkı i li ş t. * Akı olma durumu. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. eyi lsa akı z lsı * Aklı . akı m * Akmak iş i. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. * Düş toprakları tedirgin etme. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. yı rma. yer değ tirmesi. siyasette. akümülâtör. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. yöntem. * Debi. baskı yapmak. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. üş * düş ülkesine saldı man rmak. ş kan ş ı iş * Sanatta. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. hareket. üş mek. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. akı mtoplar * Akü. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. cereyan tarz. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . hücum. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . ncı akı n akı lı ncı k . yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. cereyan. amperölçer. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. * Hava. düzensiz ş söylemek. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. forvet.

eğ meyilli. n ru iş m. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. seyyal. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . * Eğ eğ meyil. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . ik. tedirgin etmek. akı ile birlikte sürüklenmek. sürüp gitme. iklik. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akma. im. çam sakı. akı cereyan. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. i * Geçip gitme. uzun bir balıtürü. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı ş * Akmak işveya biçimi. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. ş kan i . * Akı n. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç.

akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. akı ş malı * Akı özelliğolan. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). dökmek. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. akil baliğ olmak . akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. ş veya pekmezle yoğ . ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. n.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. parlak ve değ bir taş erli . n nları na ru * Un. eyler lan. din inancı eye lanı . kalseduan kuvarsın bir türüdür. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . akide. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). nı akil * Akı. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. * Enli bilezik. saydam. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. akması yol açmak. durağ mazlı ı iş an. süt. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. akı tmak * Akması sağ nı lamak. akide ş ekeri * Bkz. yarı ı . . erin. ağ güç eriyen ş ı zda eker. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. yağyumurta. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen.

* Akıca. * Akkor olma durumu. ırı böcekler topluluğ termitler. Hollanda kavağ(Populus alba). baş sağ arı layamamak. döl veremeyen. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). akim kalmak * sonuca ulaş amamak. baş sı arız. iri ak kanatları n. verimsiz. * Bir cismin. me. iri baş. göz etrafı ı z. lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. akçakavak. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. parlak bir yüzeyde görünmesi. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. yansı yankı ı k nı tı cı ma. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. sözleş veya mukavele yapan. fakat kirli. evirtim. ile en lem. ı z iyi miş lısıcı u. kontrat. ilgi veya tepki yaratmak. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. . akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. . ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. akilâne akim * Kır. akkirpani * Ak. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). . kaba karık yapağ . * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. eyin ka ey ğ ı * Evirme. ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. termit (Termes). sı * Sonuçsuz. akkaraman * Vücudu beyaz. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. * Nikâh. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. ağ burun.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. tartılması yol açmak.

. düş ünülemez. ibraname. sı nı ndan * Aklanmak iş i. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. akıca. ibra etmek. temizlenmek. i. değ olarak nitelendirilmek. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. it-ekle. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. çı racak gibi olmak. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. yı cı kuş rtı bir .vb. akla yatkı n * uygun. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. makul. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. * Baş lı arıgösterilmek. . akla gelmedik * düş ünülemeyen. aklama * Aklamak iş ibra.akkuş akkuyruk * Atmaca. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. güçlüklerle karş mak. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. zı ldı vanadan çı kmak. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. n i. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. makul. akla hayale gelmez * inanı lmaz. tebriye etmek. maile.

* Akı bulunan. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. beyazlaşrmak. beraat etmek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. kavrayamamak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. llı * doğ dürüst. aklı almamak * anlayamamak. eyin ine * uygun bulmamak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. çok korku geçirmek. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. kendine gelmek. çok korkmak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. ş ı aş rmak. . sorun üzerinde toplayamamak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. akı ince. kusursuz. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. temize çı kmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. ak renkli. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. beyazlaş mak. aklaş ma * Aklaş iş mak i. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. ağ armak.

eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. nca. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. sağ duyu sahibi olmayan. bayı lmak. aklı evvel * Akı geçinen. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek.aklı ermek * anlayabilmek. münasebetsiz. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. düzgün. * akı olgunlaş lca mak. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. düş üne göre. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. bocalamak. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. * Kendisini en akı sanan. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı karalı * Akı karası ve olan. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. ilerisini görememek. ndan um ey . nı aklı evvel * Densiz. olacağ inanmak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. tatmin olmak. * çok beğ enmek. ş ı ı nı aş rmak. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. umduğ göre. korkmak. beyazlı siyahlı . ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. aklı ra sı * aklı sandına göre. llı * Ak olma durumu. aklı oynatmak.

davranmak. aklı gelmek na * hatı rlamak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. * düş ünmek. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak.aklı mda! söz. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. kavrayamamak. bir düş ünceye saplanı kalmak. tasarlamak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. bir ş telkin etmek. kı namak. aklı düş na mek * hatı rlamak. aklı eyin ine almak. anı msamak. * olabileceğ inanmamak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. * bir ş yapmayı ünmek. çok istemek. ey * kararlaşrmak. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. na . p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak.

aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. * gereksiz. sı aklı kalmak nda * unutmamak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aş nca lsı ler . aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. * unutmamak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. aklı tutmak nda * öğ renmek. aklı kaçı nı rmak * delirmek. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. * hatı rlamak. tasarlamak. hiç unutmamak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. çok ş ı aş rtmak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı olsun! nda * unutma!. yersiz iş yapmak. kararı caydı ndan rmak. bellemek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. ldı * akı şiş yapmak. * ayartmak. baş çı tan karmak. aklı ra. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak.

lcı k. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. akı rı zı ndık. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. çam sakı. * Akı l hastalı uzmanı kları . * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. * Sağ duyu. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. .aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. keçi mantarı (Agaricus campestris). akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. kları * Akı lı usçuluk. * Akı ilgili. akma * Akmak iş i. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. * (zaman için) Çabuk geçmek. * (boya için) Birbirine karı ş mak. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. mek. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. yersiz düş ünmek. rasyonalizm. akla dayanan. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. mak. katı lmak. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. * Art arda ve toplu olarak gitmek. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. * Reçine. * Sürüp gitmek. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. * Karı ş mak.

ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akordiyon * Bkz. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. eş eden.akmaz * Durgun su. akort edilmiş . akordeoncu. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. akortsuz . akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. düzenlemek. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. akortlanma * Akortlanmak iş i. akordeon. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. gölet. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. akordiyoncu * Bkz. akortsuz. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. uyumsuz. akortlatma * Akortlatmak iş i. ses veren araçları ayarlamak. akortlu * Akordu olan.

i mı * Cambazlı akrobatlı k. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. Zodyak. akort edilmemiş . akrobatlı k * Cambazlı k. akran akranlı k * Akran olma durumu. uyumsuz. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. örneğakrep olan takı . * Yaş denk. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. sı rı * Kredi mektubu. hım. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. akromatik .* Akordu olmayan. diğ erinin sonucu olan ş eyler. k. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. * Cambaz. ür. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. yaş k. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. arası akrep * Akreplerden. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. . akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. * Birbirini tutmayan. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. * Biri. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. yaş boydaşöğ ça ı t.

aks aksak * Dingil. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). renksemez. * Aksak olma durumu. . grup vurgusu. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. ih. * İ gitmeyen. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. * Ermişevliya. * Aksayan. muvaş tevş ş ah. en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. * Vurgu. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . akromatopsi * Bkz. büyümesi veya uzaması . geri kalmak. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. iyi iş yi lemeyen. hafifçe topallayan. ş oluş turan bölüm. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. renk körlüğ ü. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. * Hafif topallamak. çene. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . kelime vurgusu. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. sı * Aksamak iş i. * Kımlar. * (bir işGereğgibi yürümemek. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i.

aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. i ğ ı çeş eş itli ya. yaymak. çanta. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. ulaşrmak.* "alma ve verme" Alıveriş ş . kriz. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . bir işgereğgibi yürütmemek. * (ık) Bir yere vurmak. aksı hapş olayı rma. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. tersine çevirmek. rma. * Ulaş yayı mak. akselerometre *İ vmeölçer. eldiven. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. * Aksaması yol açmak. gürültülü soluk boş zlı alması . lı kta lan. ş apka. yankı p lanmak. * Evirmek. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. mücevher gibi eş ya. aksettirme * Aksettirme iş i. hazı * Aksesuar kullanması seven. yankı vermek. * (ığ Yansı şı ı) tmak. durumu. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . kemer. ı hapş k. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. yansı ş ı ekil) p lanmak. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. aksesuar nesne. lmak. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. * Bir aletin. * Haberi. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. duyulmak. ı rı . duyurmak. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. bir makinenin iş levine katı lmayan. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. k aç * Aksatmak iş i. akselerograf *İ vmeyazar.

huysuz. aksilenmek * Aksileş mek. * Uygun olmayan. aksi * Ters. aksilenme * Aksilenmek iş i. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. inadı direnmek. öyle olmazsa. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. huysuzluk etmek. zgı * istenmediğhâlde. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. rı ı k k ran. aksilik olarak. aksi takdirde * yoksa. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. ters ve kı n olarak. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. inatçı etmek. ağ ve burundan hı . hapş ı rmak. * Aksı aksı biçimi. aksileş mek * Huysuzlanmak.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. * İ . menfi. rma. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. hastalı . t. ı . ters davranmak. hapş rması ı rtmak. ı t. aksileş me * Aksileş iş mek i. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. zıkarş olumsuz. aksi hâlde. hı n. nda aksiliğüstünde i . rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. huysuzlanmak. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. sısıaksı hapş klı rı a .

k u ı mütearife. reaksiyon.* olumsuz davranı. ters davranmak. bir düş üncenin ortaya çı kması . * Akş vakti kı namaz. perde. * Sermayenin belirli bir bölümü. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . ak basma. lı k. katarakt. hikâye. anı * Tersine. inatçı huysuzluk. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. uyuş maya yanaş mamak. huysuzluk etmek. belit. * Gece. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. elveriş in sizlik. ş lı aksilik * Terslik. pay senedi. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. aksülâmel * Tepki. * Yankı . aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . inatçı etmek. * Ada soğ . geliş nı tiren lı im. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . * Hareket. iş . ka sı akş akş am am . uygunsuzluk. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. aksilik etmek * güçlük çı karmak. aksiyon * Bir kuvvetin. maddî bir etkenin. * Oyunun teması geliş başca olay. ndan * Akdoğ an. * Hisse senedi.

ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. akş kadar ama * bütün gün. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. bitmemek. ) akş sabaha ama * Neredeyse. güneş battı sı in ğ ralar. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. amcı yla .* Akş n olduğ ş dar zamanda. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. özellikle akş doğ yapı gazete. nda. Çulpan. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. pek yakı kı bir zaman içinde. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. am lan akş saati am * Akş vakti. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. * Yaşlıdönemi. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. kı. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş kalmak ama * (işgecikmek. akş am amleyin. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. ara vermeden. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. simit.

sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş amki * Akş olan. am ı rken. akş yapı am am lan. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. amı * Akş bir yerde geçirmek. am * Her akş am. akş amları * Akş vakti. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. .akş amdan * akş olmak üzere iken. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amlama * Akş amlamak durumu. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. akş buldurmak veya ettirmek. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. te ama mek. akş vakti. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş amdan kavur. iş i. akş doğ am ama ru. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. günü bitirmek. akş için. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. iyi akş am lan amlar!. akş olduğ am am unda. akş amsefası * Gecesefası . akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. am akş k amlı * Akş özgü olan.

satan kimse veya dükkân. kâğ tütün vb. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. iktibas. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. i.akş amüzeri * Bkz. ı n * Baharat. baharat. ine aktarı m * Aktarma işnakil. * Bir taş baş bir taş geçme. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. zarf. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ı t. ka aktarma etmek * aktarmak. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ilk * Alı . virman. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ka * Aktarmak işveya biçimi. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. ne. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. i. gereçleri satan kimse veya dükkân. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. albino. ı . mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. ev ilâçları . * Anadolu'da iğ iplik. ağ üzerine yükselten oyuncu. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. akş amüstü. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar.

nı * Etken. plûtonyum. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. e * Bir kitabı . etkili olmak. çanı * Etkin. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. aktif duruma getirmek. aktif rol oynamak * etkili olmak. amerikyum. * Bir ticarethanenin. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. çalı ş kan. aktif metot * Öğ rencilerin. hareketli. ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen.* Bir ş yolunu. toryum. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. tulyum. tercüme etmek. yönünü değtirmek. aktiflik * Etkinlik. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. aktifleş me * Aktif duruma gelme. aktifleş mek * Canlı hareketli. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktinoloji aktif fiil . küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. * Etkili. aktinit * Aktinyum. protaktinyum. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. ilk *İ letmek. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. bildirmek. iktibas etmek. canlı . aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. uyarlamak. etken. aktif duruma gelmek. * Etken fiil.

* Günün olayı konusu. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . kendini baş türlü gösterme. ka ka * Kadıoyuncu. * Edimsel. . * Azgı kı n (hayvan). * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. iddetli. aktörün yaptı iş ğ . ini reti. acil (hastalı k). akuzatif akü * Yükleme durumu. yankı m. ş imdiki. aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. n. veya * Etkinlik. yankı bilimi. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. inde akı mtoplar. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. aktörlük * Aktörün görevi. lı lanı akut *İ lerlemişş . ı ı rlı saltması Ac.Kı 89. ses dağ mı bir ı lı ı . ı * Olduğ undan baş türlü görünme. ka aktöre * Ahlâk. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. n * Güncellik. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. * Etkincilik. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . radyoaktif bir element. aktüel * Güncel. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden.

/ -el*İ simden fiil türeten ek. kıl. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. al (veya alı n) * iş te. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. kıla çalan. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. doğ öz-el vb. lökosit. Al * Alüminyum'un kı saltması . elde eyler -al. vı nda akzambak * Zambakgillerden. yuvarlak hücre. fat -al. ufak pullu. tuzak. * Kavimler. ğ ı al bayrak (veya sancak) . k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. * Sulu boya resim. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. hile. allı k. al al * Aldatma. gövel (< gök-el). * (at donu için) Dorunun açı. k. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). * Kanırengi. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. sağ lam. kı zı n zı rmı. düzen. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. * Bu renkte olan. akva * Kuvvetli. güz-el (<gözel).

çok renkli. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. yi.* Türk bayrağ ı . ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. elâ (göz). klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. al kanlara boyanmak * yaralanmak. alaca. âlâ -ala. hepsi bir ayarda. it-ele-. kiyi ala * Karık renkli. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. parajin. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . kov-ala. ş ı * Açıkestane renginde olan. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. silk-ele-. vurularak ölmek. ı * İ pek iyi. ş olmak. kak-ala-. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. . rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş .vb. m düş al birini. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. ş -ala-. nda ğ ı an . çekiş çekiş e e. * İ piş yi memişsuluca (yemek). e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-.

alabora olmak * tekne. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. z. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). * Olanca hı ile. uğ ursuz (kimse). yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). kemikli balı n bir familyası kları . zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . alabanda vermek * azarlamak. . sonuna kadar çevirmek.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). llı alabaş * Turpgillerden. * Aş derecede. * iş alt üst olmak. * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. eti turuncu ve lezzetli. paylamak. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). soğ ve duru sularda yaş uk ayan. . gereğ ı rı inden çok. borda karş . ş * İ piş yice memiş (yemek). alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. ı * Ara bozucu. ş algama benzeyen bir bitki. deniz araçları devrilip ters dönmek. uz alabacak * Ayağsekili (at). alabalı k * Ala balı kgillerden. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. dönek. ru. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . haş lamak. sandal vb.

alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. alacak verecek * alıveriş kisi. * Ağ ilk olgunlaş meyve. ş ka ey. yarı doğ ktan nlı karanlı k. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. açta an * Keklik.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. akla kara karık. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. mal veya baş ş matlûp. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ldı n ları lan * Meyvelere. alacaklı * Birinden alacağolan. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. uzunluğ 50 cm. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). borçlu karş . alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. ı ey . ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. * Aş ure. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. kül rengi. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. daha çok üzüme düş ben. alacağ ş ı ahin. ş iliş alacakarga * Saksağ an. en * Kötü huy. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. * Para verilerek alı nacak ş ey. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak.

* Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. Frenklerle ilgili. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. sı zarı alacalı * Alaca. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. çardak. alacasansar * Benekli sansar türü. alaca bulaca. * Frenklerin töre. miş * Alafranga saat. âdet ve hayatı uygun. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alaturka karş . alacalı k * Alacalı olma durumu.alacalama * Alacalamak iş i. alacalanma * Alacalanmak iş i. renkten renge girmek. itimiyle yetiş (kimse). alacamenekş e * Hercaî menekş e. alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. rengârenk. üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. benek benek boyamak. alafrangacı lı k . alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alacalamak * Renk renk. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. * Keçeden yapı çadı lan r.

alâka duymak * ilgi duymak. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. * Gönül bağ ı . alâkadar etmek * ilgilendirmek. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. . lgili. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. alâkadar * İ ilgili bulunulan. as-alak. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alâkabahş *İ lgilendirici. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkadar olmak * ilgilenmek.* Alafrangacı olma durumu. postu benekli. alafranga davranmak. alageyik * Geyikgillerden. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. fat alâka *İ lgi. çök-elek vb. sın (Dama dama). ilginç. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alafranga olma. ilgi çeken.

alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. yakı k duymak. iri gövdeli. yası yayı tanı aret. ş ak. *İ lgisiz. rlanı alan * Düz. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). an. o eş üreten veya satanı tan resim. niş aret. anı hemen. ayıcı rı özellik. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. alamana * Rafadan. nlı * Bir ş çekici gelmek. ilgisi olmayan. tabldot karş . harf gibi özel iş marka. saha. maskelemek. * Orman içinde düz ve ağ z yer. i. yı ğ ı ndan lan. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. alâkok alalama alalamak etmek. ayrı kisi lmak. * Beneklerle.alâkalanmak *İ lgilenmek. * Kargagillerden. açsı . * Alalamak iş kamuflâj. açıve geniş meydan. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. * Saksağ an. ötücü. ey alâkalı alakarga *İ lgili. * Yemek listesinden seçilen. iliş kalmamak. kestane kargası (Garrulus glandarius). alâmet * Belirti. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. kayran. * Gönül bağ lamak. tüyleri alacalı kuş bir türü. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. * Ayıcı rı nitelik. düzlük. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. nda. * Büyüklük. k yer. zevk almak. alâminüt * Çarçabuk. ilgisini kesmek. iş iz.

alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. n. ğ ı alan talan * Karmakarık. ı alaş ı ağetmek * birini. engine açı lmak. C. yağ etmek. atmak. engin. ilgisiz davranmak. karı ş istememek. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. dayanabilecek duruma gelmek. uzaklaş mak. k * Uzaktan. * Açıdeniz. ş ma * Yüz ölçümü. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. dağ ı tmak. kovmak. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. p tı * kapı yere vurmak. allak bullak. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. P. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. darmadağ k. alt üst etmek. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. alan topu * Tenis. alargada durmak * uzakta durmak. saha. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. agorafobi. alarga * Açı geç. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. alarga durmak * uzak durmak. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. . park. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. * geri çekilmek.* Bir konu veya çalı çevresi. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . yaklaş ktan ma. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. açı ktan. bazı ki durumlarda metallerle. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım.

* Düzensiz. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. görenek. ezanî saat. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. abraş . na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). töre ve hayatı uygun. alafranga karş . alaturka eser veren kimse. düzenli bir iş yapmak. * Türk müziğ inden yana olan. alavereci . * Alaturka saat. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . * Kargaş k.alaş ı mlamak * Çözen metale. andavallı . yöntemsiz. söyleyen. alaturka müzik * Türk müziğ i. yalanla dolanla iş görmek. alavandalı * Bkz. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. alaş elementlerini eriterek katmak. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. * Eski Türk gelenek. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak.

alaya bozmak * alay niteliğvermek. * Alay eden. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. bir ş eğ ş eyle lenme. * Çok kalabalı k. söz. küçümseyerek eğ lenen. hepsi. . alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. göz tı alâyiş li . i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. davranıgibi yollarla biriyle. spekülâtör. bir ş bir durumun. * Çok miktarda. eksik vb. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. gülünç. fazla sayı da. lence konusu yapmak. pek çok. küçümseyen. birlikte. işş konusu yapmak. it alaycı * Alay etme huyu olan. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. alay etmek * bir kimsenin. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı . lacak alay malay * hep birden. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. alay geçmek * alay etmek. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. eğ lenmek.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . alay alay alay * Kalabalıolarak. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. * Ses tonu. * Bütünü. alaya almak * alay etmek. vurguncu. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. onu küçümseme. müstehzi. kusurlu.

mektepli karş . aleve tutmak. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. usa humması . alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. albatr albatros exulans). eyin * Sı zlatmak. cazibe. kan l. ve . ciddî olmayan. küçümseyici. ine * İ derisi için. * Kaymak taş su mermeri. alaylı alaysı * Alaya benzer. ı . nsan zık zı albasma albastı * Albastı . ilgi toplamak. hoş güzel göstermek. miralay. 1 m uzunluğ unda. an * Alay edici. albasma. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. li. yakmak. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. n albeni * Alı çekicilik. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. müstehzi.* Gösteriş li. alaylı * Erlikten yetiş subay. * Alev. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. acı vermek. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. alazlanma * Alazlanmak iş i. ı tı * Gösteriş görkemli. * Alev alev. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). debdebeli. * Fı na kuş rtı ugillerden. m. yalaz. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak.

eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. yüksek karş . para vb. i albinos albüm * Resim. oksijen. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. larda ağ k.albenili * Alı . beyaza yakırenkte. tekerçalar. * (boy için) Kı sa. hayvanları doku ve sıları bulunan. alçak ses * Hafif ses. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . alçak * Yerden uzaklı az olan. birleş karbon. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. suda eriyen. fotoğ pul gibi ş raf. n alçak yaylak . uzunçalar. nda. alçacı k * Çok alçak. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. yapı madde. * Akş ı n. eri alçak gönüllü * (makam. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. namert. ak tutma. * Kalı ses. cazibeli. . çekici. mütevazı . rezil hain. azot. aş ı soysuz. * Bile bile en kötü. kötü havaya iş olan hava durumu. albüminli *İ çinde albümin bulunan. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. kendini çok beğ enmek. özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu.

* Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. eri * Küçük düş ürme. * Alçak. mezellet. . ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü.* Devamlı oturma bölgesinde. * Aş ı ma. alçı ı taş . ması alçaklı k * Alçak olma durumu. i. cezir. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. zül. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. * Toprağ çöküp oturması ı n . nda n i * Düş künlük. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. bayağ ma. yüksekten aş ı ru inmek. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. aş ı kimselere yaraş na. i alçaltma * Alçaltmak iş i. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. * Değ azaltmak. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. alçalmak * Alçak duruma gelmek. zillet. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. hor görme. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. erini alçarak alçı * Az alçak. * Alçakça davranı ş ş enaat. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. alçakça * Oldukça alçak.

ine alçı latma * Alçı latmak iş i. yanıcı i ltı. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. sı vatmak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. kandıcı rı. * Alçı sı ile vamak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. i aldanma * Aldanmak iş i. ı * Avunmak. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. an * Alçı lamak iş i. kanma. . * Bir hileye. * Alçı sarı ş ile lmıolan. yanı e larak ş ya lmak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. oyalanmak. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. tuzak.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. * Alçı şrmak. bir yalana kanmak. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. soğ sebebiyle donmak. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. jips.

umursamayan. kayı z. aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. bu anlamı ancak olumsuz. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. umursamayan. * Önem vermek. yalan söylemek. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. umursamamak. ilgi göstermemek. kayı zlı lâkaydî. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. * Sı rmak. ş . kötü yola sürüklemek. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. ilgisizliğ inden. avutmak. aldışz rı sı * Aldı rmaz. * Birine verilen sözü tutmamak. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. tasası k. * Getirtmek. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. iğ etmek. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. ilgisiz kalmak. i aldatma * Aldatmak iş i. * Bir ş görünürdeki durumu. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. . ihanet etmek. zlı tsı k. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden.* Aldatmak iş konu olmak. lâkayt. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). ilgilenmemek. * Aldı rmak iş i. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. i aldış rıetmemek * önem vermemek. veya ine * Oyalamak. değ vermek (bu fiil. aldı rmamak. baş çı tan karmak. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. * Ayartmak.

* Herkes. baş . u * Dünya.alegori * Bir görüntü. * Alelâde olma durumu. * Bayağ sı ı radan. alem olmak * sembol olmak. * Her zaman görülen. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. bambaş ka. tuhaf. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. en çok. özellikle. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. garip. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. ivedilikle. alelı tlak * Genel olarak. * Minare. * Okuma yitimi. genellikle. alelusul alem * Bayrak. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. kubbe. alemci . cihan. kaları * Ortam. . düş ünce. * Durum ve ş artlar. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. ince. * Eğ lence. * Hesaba sayarak. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. * Hele. çarçabuk. evren. kurala uygun bir biçimde. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. çevre. düş gücü. ş * Duygu. olağ an. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak.

zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. alerjik * Alerji ile ilgili olan. zevkusefaya kapı lmak. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. âlemi var mı ? * yakık alı . herkesin içinde yapı k. ş . alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. aleniyet * Açıolma durumu. açı k. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. na * eğ lenceye. üniversel. toz. açı ktan ğ a. meydanda. alesta * Harekete hazı tetikte. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. gizlemeden.* Camilerin kubbelerine. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. lan. sancaktar. ilâçlara. * Açı açı herkesin gözü önünde. kça. uygun olur mu?. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. alessabah * Sabah erkenden. * Önder. herkesin içinde. ı ı ı yan. minarelerine alem yapan veya takan kimse. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. alesta durmak * tetikte beklemek. ı alenî * Açı ortada. r. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. alerjisi bulunan. elin ağ torba değ ki büzesin. alet . evrensel.

m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. önüne geçilemez. ateş bacayı sarmak. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. maş a. lanmak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. aygı t. ı m.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. alev saçağsarmak ı * bir olay. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. . tehlikeli bir duruma gelmek. yanmaya baş lamak. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. zrak na lan * Alevli olarak. telâş mak. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. öfkelenmek. alevlendirmek . kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. heyecana gelmek. alev almak * tutuş mak. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. * Aş ateş k i. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. kılcı . * coş heyecanlanmak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. uygulamaya yarayan özel araç. n ş dili. * Mı uçları takı küçük bayrak. caklı vı m. un lerinde kullanı bir araç. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. * Bir sanatı yapmaya. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. vası olmak. * Ateşsı k. alaz. flâma.

. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. q harfleri gibi. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. alevli * Alevi olan. Türk alfabesinde bulunmayan x. ş iddetini artı rmak. karş lı ı ı k. *Ş iddetli. na aleyhtar * Karşolan. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. w. * Bir iş baş cı in langı. çoğ altmak. * Karş karş zı ı ı t. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. öfkeli veya heyecanlı durum almak. . * Etkisini. en ı t. . halı mı kullanı bir bitki. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. onun için iyi olmamak. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. yermek. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. ünceye karşolma. t. hararetli. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. alevlenmiş . selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. tutuş turmak. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. karş .* Alevlenmesini sağ lamak. bir * Parlamak. * Zorlu. alevlenme * Alevlenmek iş i. karşduruma geçmek.

inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. algı n .alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. idrak. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. kı n algı * Kazanç. çak mı lan lü ı m. alfabe sı . . alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. * Su yosunu. idrak ettirmek. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. algı cı layı * Algı yetkisi olan. idrak edilmek. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. * Rüş vet. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. o ş bilincine varma. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. * Vergi. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. i. idrak etmek. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. alacak.

* Cı zayıhastalı . budala. lsı alı k * Hayvan çulu. teri * istemek. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten.. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. * Azrail. ebleh. gid-eli. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). klı * Birine gönül vermiş . teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. algler * Su yosunları . Harezmli yolu. sersem. alı bulmak cı * müş bulmak. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. ş tı alı ç * Gülgillerden. kamera. almaç. alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. tutkun. algoritma * IX. vurgun. mı alı ka * Ahize. -alı -eli / * ". f. * Görüntüleri alan cihaz. kameraman. alı k * Akız. alı verici cı * Bağladını alan. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. * Eskimiş giyecek. görme-y-eli vb. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. teri alı kuş cı * Atmaca.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda . ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz.. * sağklı lı . alıalı k k . lı z. alı moru mor al. talip olmak. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. canlı . en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. kameraman. müş n teri. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse.

alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . rı * Mahrum etmek. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. cazibe. * Mani olmak. m. menedilmek. ş kı mak. kasın na . alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. * Aptalca. aptallaş aş nlaş mak. çekici hareket. ş kış kı aş n aş n. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. engel olmak.* Aptalca. gönlü çeken durum. u i ten * Ayıp saklamak. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. kişeki: al-alı gid-elim. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. ş iş ldı ı i ube. alısalı k k * Aptal. ş kış kı aş n aş n. ş . alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. * Alı mak iş klaş i. çalı gurur. * Birini. tatil edilmek. alı m * Almak iş i. alı çalı m m * Gösteriş . alıalıbakmak k k * aptalca. la-y-alı bekle-y-elim vb. * Kurum. ine alı koyma * Alı koymak iş i. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. baş stek i m. * Gözü. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. m. alı konulma * Alı konulmak iş i.

larda alı nma * Alı nmak iş i. * Bir ocakta her türlü ayak. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. talih. ş * Karş ı . kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. ar damarı çatlamı ş . zahmetli bir iş görmek. çalı ş emek vererek kazanmak. çalı . çekici. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. alıteri n * Emek. alnı . alı nganlı k * Alı olma durumu. makbuz. çabuk gücenen. kader. cazibeli. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. cazibesiz. alı nmak . kı ı rı rı lan. mlı * Alı olmayan. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. alıdamarı n çatlamak * Bkz. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. arak. alıteri dökmek n * çok emek vermek. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. mukadderat. alı ngan * Aş duygulu. gururlu. galeri. paket vb. alıyazı n sı * Yazgı . li. baca.alı mlı * Alı olan.). * (bazıeylerde) Ön. mı * Kurumlu. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . msı alı n * Yüzün. ön yüz.

bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. artmak. mları i. aktarmak. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. * İ ki. mı alık olmak ş ı . alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. iktibas etmek. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. iktibas. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. * Uyarlanmak. alı r almaz * hemen. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. i yapı * Bir sözün. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alıverememek p * anlaş amamak. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. * Almak iş i veya biçimi. kılmak veya öfkelenmek. geçinememek. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. derhal.* Almak iş lmak. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. adapte olunmak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . münasebet. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. alı yapmak. yayı lmak. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. aktarma. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. çekememek. çoğ almak.

itiyat. huy. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. * Uyar duruma gelmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. * Evcilleş mek. huy hâline getirmek. . alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. ş mesi artlanmı ş davranı ş . alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. ınmak. alılmı ş ş ı * Her zamanki. * Alı ş iş mak i. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. alı k. mak. ünsiyet. intibak etmek. * Bağ lanmak. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. itiyat edinmek. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. bilinmeyen. az rastlanan. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. alı ş kan * Alı n.* alı k durumuna gelmek. uygun gelmek. mutat. * Tutuş mak. yanmaya baş lamak. arkadaşk. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. mı * Yakı k. sı * Etkisini yitirmek. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. * Sürekli ister olmak. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. ehlîleş mek. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları .

Ali kı baş ran kesen * zorba. yüksek. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. âlicenap * Cömert. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. egzersiz. yoğ yma lan it * Bilgin. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. Ali kı baş ran kesen * çok zorba. sakat. alinazik * Közlenmiş can. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. * Onurlu. * Bir beceriyi. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. temrin. alifatik alil alim * Bilen. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ğ ı * Açızincirli (organik madde). ş erefli. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. bilici. ş an. ş ma. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. ağ daki âli * Yüce. ı kası ğ da ı ini . ş ması * Uyar duruma getirmek. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. k * Hastalı . Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu.

alkalimetre * Bkz. alkalölçer. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. rpı alkıtoplamak ş . ğ anlatmak için el çı ı rpma. alkalimetre. k alkarna *İ stiridye. alivre * Ürün daha tarladayken. midye. rubidyum. lityum. ı smı z demirden bir ağ . ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkı m * Gök kuş ı ağ . alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. kalevî. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. antiasit. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. alkı ş lama. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. en iyi. asitlerin kı zı . * Dağ m. alivre satı ş * Vadeli satı ş .aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. . mükemmel. uz * En güzel. dağ ı tı ı tma. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. potasyum.

alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. Allah (bin bir) bereket versin . * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. yüze gülücü. ine alkil alkol * Alkol kökü. * Her türlü alkollü içki. yağ . * Beğ enmek. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). cı * Alkı olma durumu. bazı nda * En büyük.* çok alkı ş lanmak. renksiz sı. uçucu. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. * Bira. Mevlâ. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). ispirto. dalkavuk. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. *İ çkili. C2H5OH. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. kokulu. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. * Ş akçı akş . Yaradan. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. en usta. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. ş lamak. Tanrı . yanı. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. etil alkol. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. takdir etmek. Rab. lması cı vı etanol. ş çı * Alkı ş lamak iş i. ş gibi sılarıveya pancar.

Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. yarıaş yollu. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. Allah bilir * belli değ il. * bana öyle geliyor ki. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. usanç bildirir. kazanı öderim. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. ş ma. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. esirgesin. ş ş ma . Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. z ini Allah bana. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. ini) kazadan. belâdan korusun.

ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. i ğ ı Allah için * gerçekten. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. . sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. doğ rusu. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. bereket versin. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin.

* onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. nları . ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. * karşk beklemeksizin. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. kötü duruma düş ürmesin!. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. en yakı na bile muhtaç etmesin. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. * ne olursun. Tanrı güvenmeli. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. ya iyi olsun. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir.

gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. bazen de takı ve ş için söylenir. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. çok hı yası rpalamak. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. yaşlı kı göstermesin. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. * "keyfin bilir. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. Allah yazdı bozsun ise . Allah vergisi * Tanrı vergisi. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. yaradı tan olan yetenek veya özellik. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. Tanrı ktı ru tanı r. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. kul taksimi karş . itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir.

yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. * insan gönlü. Allah'ıevi n * cami. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. ş irret. Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. mescit. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. saf. yerine göre ant verme. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah'ıemri n * kader. az * pek ı z ve kuytu bir yer. zavallı (kimse). ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. Allah'ı insanı bir yer çok. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. kkı k Allah'ıadamı n * garip. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. . "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi.

zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. dönek. insafsı acı z. insafsı vicdansı ması z. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). Allah'tan * iyi ki. ş ı * (aklı. allama * Allamak iş i. Allah'ıkulu n * insan. . Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. aşna ş mak. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. te k z Allah'tan kork! * "yapma. ş ı aş rmak. karı l. * yaradı tan. ğ ı ün nı versin. n) aş lacak nda lı r. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. ru allak bullak * Alt üst. kiş i. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. ulu allak * Sözünde durmaz. z. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. Tanrız. 'nı ğ ı sı * Acı z. ş ı bir durum alması kullanı in. utan. yazı r!". cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). düzeni bozmak. kimse. karmakarık olmak. Tanrı n varlına inanmayan. cı z. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. düzeni bozulmak. aldatı. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. karmakarık. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. . Allah'ı seversen nı * istek. altı ş ı üstüne gelmek.

allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. * Yanı bulundurmak. reseptör. fethetmek. * Satıalmak. nları na * Almak iş i. kaldı rmak. nda * Birlikte götürmek. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. n * Ele geçirmek. iktibas. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. * İ sı çine ğ mak. * Alı . * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. * Allanmak iş i. neş zlı nacağ nı r. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. * Allaş iş mak i veya durumu. ahize. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. alma almaç almak .allamak allâme * "Süslemek. * Al duruma gelmek. çok bilgili. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . alı. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . eyi allâmelik * Allâme olma durumu. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. na * Derin ve çok bilgisi olan. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. * Al olma durumu.

* Yolmak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). tı * İ sı çeri zmak. iş çekmek.. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. ay gibi bölümlerinden baş bayram. sı . Alman gümüş ü * Çinko. eksiltmek.. * Yerini değtirmek. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. * (süre için) Değtirmek. * Yutmak. * Çalmak. Almanya. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. kadıiçin) . hafta. elde etmek. kaplamak. ten * Kazanç sağ lamak. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * Bir yeri savaş ele geçirmek. n * Sürükleyip götürmek. yı . la * (tat veya koku için) Duymak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. ü rı ı m. almanak * Yı gün. * Kazanmak. kullanmak. yı lı n ka. Almanca dil. * (yol için) Gitmek. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. m meteoroloji. (mesafe) katetmek. kanmak. * Kendine ulaşrmak. ile evlenmek. çekmek.. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan.. * Kı saltmak. sarmak. * (duşbanyo için) Yapmak.* Kabul etmek. * Zararlı . ey. koparmak. * (erkek. * Gidermek. * (içeri) Götürmek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). gibi anlamak. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. iş * . iletilmek. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. n ğ ı * Bu dile özgü olan. yok etmek. istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. or. içine çekmek. iş * Temizlemek. işbaş e latmak. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. * Baş lamak. * Görevden. * Bürümek. * Davranıveya makam değ tirmek. * Örtmek. * Soldurmak. koymak. * Göreve.

alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. kötü talihi. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. inin ı na n olduğ inanmak. keş iş ş ması ikleme. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. Almancı lı k * Almancı davranma. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. ş erefiyle. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. i * Bir ş ön tarafı yüzü. tertemiz. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. münavebe. takdir etmek. baş göstermiş arı olarak. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . mütenavip. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. ması lan . alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. eyin . gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. alternatif. yapraklar. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi.

nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. ayrı larda ldı ı m.. memeli bir hayvan (Lama glama pacos). * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. fosfor gibi maddelerin. lan . * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . . * Karbon. n * Alt kelimesi ". alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . uzun tüylü. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. ocak alevi. * Mücahit. * Bir ş yere bakan yanı karş .alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . it. * Yiğ kahraman. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. alt alta * Birbirinin altı olarak. simyacı imi raş . * Bir ş yere yakıbölümü. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. simya. Güney Amerika'da yaş ayan. ı * Dağ . k.. Alp eren * Derviş . * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . cı * Dağ lı cı k. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. eyin . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. yiğ kahramanlı itlik. na alanı * Alş ile uğ an kimse. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı .

sı nı getirmek. yenmek. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. n nda u kalı mıözel hipoderm. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. alt damak * Damaklardan altta olanı . alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. biri tikel olumlu. oynayabilen çene. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. hipoderm. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. içmek. öbürü tikel olumsuz. * yenilmek. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. . çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. alt çene oynamak * yemek. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı .alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı .

dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . * iş daha sonrası in . * huzursuz etmek. ş ı * heyecanlanmak. ş ı * zarar vermek. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). tedirgin olmak. kı * rahatsı zlanmak. yı kmak. * çok karık duruma getirmek. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. rahatsı k vermek. lan * Çok karık ve dağ k. raş Altayist Altayistik . üst yapı ı karş . düzenini bozmak. tı alt yazı * Gazete. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. * değ olup olacağ eri. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . kanalizasyon. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. ol. sı Altayca * Altay Türkçesi. sonuç alı namayan iş için söylenir. yılmak. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. ı . alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. su. * Türk. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. üzülmek. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. Moğ Mançu-Tunguz.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. görüntü). elektrik gibi tesisatlarıhepsi.

eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. altı sı taneden oluş . ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. ka * Almaş ı k. * Dalgalı m). üstüne uymaz. uğ an bilim dalı raş . 6. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. biri tümel olumsuz. muş tane . kültür ve tarihleriyle ol. altı yol * Altı yolun birleş i yer. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. üstü şhane iş * (giyim için) altı . iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. eyden altı bulunan. iş altı kaval. biri tümel olumlu.* Altay grubuna giren Türk. * Bu unvanı ı kimse. müseddes. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. tane *İ skambil. edebiyat. seçenek. Vl. altı gen * Altı kenarlı çokgen. altı alabilen. altı kaval üstü şhane. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . Japon ve Korelilerin dil. biri tikel olumlu. Moğ Mançu-Tunguz. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. yöntem.

altıadı oldu. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . sarı na . altısuyu n . kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. i altıküpü n * Altı para biriktiren. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. altıbabası n * Çok zengin. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. üstün nitelikte olan. * Altı yapı ş ndan lmı .9 olan.altı n * Atom sayı 79. değ i erli. altıgibi n * altı benzeyen. parası olan kimse. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. parası olan. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. en. prime time. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . element. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. 10640 C de eriyen. atom ağ ğ196. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). * Altı yapı ş ndan lmısikke. yüksek değ paslanmaz erli. * Niteliğiyi olan. kı saltması Au. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. kolay iş sı ı ı rlı lenen. altıkesmek n * çok para kazanıolmak.

altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. altı duygu. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. üzerine dikkati çekmek. mur u. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. . düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak. lı . gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. . üstesinden gelememek. nca * Altı sın sı sı . en. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş .* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . altıtutsa. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. altı his ncı * Bkz. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. gelirli kimse. ncı altı kalmak nda * ezilmek. vurgulamak. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. baş ü armak. * turist. yumuş huylu görünmek. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. becerememek. parayı üncesizce harcayıtüketmek. parası olan. * kendini savunamamak. altı kalmamak nda * karşğ vermek. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. bir sorunla karş mak. altı duygu ncı * Ön sezi. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r.

tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. greyfrut. karmakarık etmek. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. * Tabak veya bardak altı . ve * Alt ve üst katta olmak üzere. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. greyfrut (Citrus decumana). nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. * Altlamak iş i. . dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides).altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. n altı noluk * İlemeli kadış . ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. uzun. * Yükseklikölçer. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. birlikte. her sı altlı k . altlı üstlü * Altı üstü birlikte. revolver. kımemesi. altı ntop * Turunçgillerden. tadı msı acı sı acı meyvesi. z * İ çeneklilerden. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. nan eye. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . her birine altı seferinde altı bir arada olan.

nı ve yı * Altı on. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. çekiş mede yenilmek. ş . viyola. an ı ak. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. el altı ndan. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. elli dokuzdan bir artı kere k. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. fakir. 60. * Kontralto. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. nda lı r.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. altta yok üstte yok * yoksul. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). alttan alta * gizlice. n *İ ffetsiz. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. alümina * Bkz. 20500 C de eriyen. LX. alümin. * Altı renginde olan. ş * Altmıyaş olan veya görünen. cilveli (kadı n). oynak. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. alüminyum . * Alüfte olma durumu.

alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. ama ne * ne hoş . * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. alüminyum taş ı * Boksit. alüvyon lı ğ . gümüş 13. * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. eritrosit. ferç. ma inde . 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. * Hedef. kör. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . * Niş yüzüğ an ü. yuvarlak. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. am * Diş organı ilik . ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. beyaz.* Atom numarası atom ağ ğ26. çekirdeksiz. * Görmez. maksat. Kı saltması Al. * Gaye. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. * Para babası . âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. ı ı rlı parlaklında.98 olan. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. * Eriş ilmek istenilen sonuç. amma. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am. * ş ı niteliğolan. hedeflenen amacıdında. dön-em vb. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. küçük hücre. * Kana al rengini veren. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi.

amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçsı z * Amacı olmayan. kaç-amak vb. ine amaçlı * Amacı olan. * Rica anlatı r. gayeli. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. aman Allah (Allahı m) * ş ma. * Bir amaca yönelik. beğ aş enme veya beğ enmeme. * İler. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. gayesiz. aman bulmak * kurtulmak. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. . zor durumda bı rakmak. iş ş lemler. istihdaf etmek. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. * Usanç ve öfke anlatı r. tutamak. istihdaf. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. i. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad.

* ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. hevesli. göz açtı rmamak. plâstik madde gibi malzeme. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. ması * Hoş görüsüz olarak. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. amansıhastalı z k * Kanser. unu amansı z * Aman vermez.aman derim! * sakıha. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. lanabilir. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. kâğ tahta. sandı eyi) klamak. amansı zca * Öldürücü bir durumda. öldürmemek. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. yayı ı t. profesyonel karş . amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. * acı p öldürmek. * Ata binen kadı n. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. hiç acı mayan. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . i il. acı z olarak. cana kıcı yı. böyle bir iş n yapayı deme. . aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge.

müsadere etmek. ambarda kurutma * Kapalı yerde. ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. * siyasî. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. ambar memuru. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . ambargo * Bir devletin. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. düş ünemez duruma gelmek. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. * bir malıserbest sürümünü engellemek. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. bölge. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. * Kum. amber balı ğ ı . ambarlamak * Ambar işyapmak. n * bir mala el koymak. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. çok yormak. kül renginde bir madde. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. ekonomik.

* Elveriş kolay. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. ). çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. ambülâns * Hasta arabası . iri ve uzun taneli bir tür pirinç. tatbikî. uygun. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. iş ş mı çe. emekçi. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. li. fiil. pratik. ş ameliyat . boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. an amelelik amelî * Amele olma durumu. yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . ı li. amca * Babanıerkek kardeş n i. amberbaris * Sarı . rtı bir k. amelimanda * İyapamaz durumda olan. * İe dayanan. * İbakı ndan.* Balinagillerden. nı kları * Sürgün. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. ishal. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. tatbikî. ötürük. ğ ı macrocephalus). İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. en. * Hareketle ilgili olan. n k ya. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. kestirme. iş ş üstünde. amele * İçi. edim. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. n lu zı amel * Yapı iş lan . eyin. cankurtaran (arabasıcankurtaran. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. lı için lan * Amca olma durumu.

Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. ı en aç. armuda benzer yemiş acı i. ğ ı * ç. r. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. ş ler. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). ameliye * Yapı iş lem. lan . Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. İ faaliyetler. operasyon. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). amerikan * Pamuktan düz dokuma. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. Amerika ile ilgili olan. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . Amerika armudu * Defnegillerden. arka ayakları uzun. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". kaput bezi. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer.* Operatörün. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş . ik ndan * Amerika'ya özgü. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. Amerikan bar . cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale.

* Lokanta. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. saltması Am. karnı ki geniş testi. ı t). * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. * Amigonun yaptı iş ğ . Amerikalı ya ş an gibi. amfora amigo amigoluk * Bkz. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. Amerikan salatası * Rus salatası . lmıköş Amerikan bezi * Bkz. amfizem amfor * İ kulplu. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. amfor. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. dibi sivri. amerikan. yeşrenkli bir silikat grubu. esmer. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. dar boyunlu. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. k * Toprak parçası . * Metal olmayan elementler. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. Kı 95. ndan iş . raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde.

. ğ ı amir * Buyuran. * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. * Amiralin makamı . emreden. ş ı * Bkz. faktör. amir gibi. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. it amirallik * Amiral olma durumu.amil amilâz amin * Yapan. ş an * Amire yakır biçimde. * Amonyaktaki hidrojen yerine. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . sebep. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. etmen. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. * Amiplerin yol açtı. * Amir olma durumu. amire yakı biçimde. * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. amip * Amipler takı ndan. n nda lı r. * Amir gibi. ita amiri. halk deyiş zı iyle. etken. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. üst. * Sı radan. bayağ ı . * Amip. * Kibarca olmayan. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. ı ik.

imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. bununla beraber. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. amme idaresi * Kamu yönetimi. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. amme menfaati * Kamu yararı . amnezi amnios * Hafı kaybı za .amma * Bkz. . amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. nı r ruhu. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. amme hukuku * Kamu hukuku. amme efkârı * Kamuoyu. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). keskin kokulu bir gaz (NH3). amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. çağ vı nak. kamu. amme * Halkıbütünü. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. Ama. nı r kaymağ lan ş adı ı . n amme davası * Kamu davası . amor * Bir çeş kumaş it . ş lı ı k. bellek yitimi. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amma velâkin * Ancak. u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. * Döl kesesi.

havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. dikine. gözleme dayanan.amorf amorti * Biçimsiz. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. mölçer. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. yükselteç. * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . il zca ampirist * Deneyci. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. sallantı hareketleri en aza indiren. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. amudufı karî . amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . yumuş atmalı k. yık kârdan ayrı belirli pay. ampirizm * Deneycilik. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. üslûbu. * Bu düzeni kuran öge. ampermetre * Amperölçer. iş *İ çinde. giyim vb. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. Kı saltması A. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . dik. ampul şe. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. mobilya. cihaz. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. nı amudî * Dikey.

fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . i.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. lan. u n. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). * Velinimet. lâhza. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. faizin dında olan bölümü. amyant an an an * Zihin. * İ tarla arası ki ndaki sır. kı lı k. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. z-an. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. . * Yavrusu olan dişhayvan. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. * Alacağ veya borcun. l. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. o çizginin. yer veya durum. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. nı * Çocuğ olan kadı anne. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . * Sınt ıkalabalı telâş. dik durumda. asıesas. küfretmek. ana bir. bir tür ak asbest. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. amut * Dikme. tehlikeli zaman. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. ana arı * Arı beyi. ı n ş ı * Temel. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . ayrı ler). * Fiilden sı türeten ek.

* Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. büyük ş landı ı ehir. ana kapı * Bir yapın süslü. metropol. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. ana gibi yâr olmaz. ekleme direklerde dipteki temel parça. mutlu olamaz. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. metropol. okyanus. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. un. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. . aç. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . umman. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. iyi n. i * Gemilerde. büyük ön kapı. ana kına taht kurar. defterikebir. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. büyük defter. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. kı ndan ta. ana duvar * Bir yapın. büyük ş ehir.

laytmotif. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. n * Arı beyi. büyütülmüş çocuk veya genç. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ana saat saat. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ğ ı altan . lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. anaokulu. lere ş mamı nazlı ş . * Bir gözlem evi veya kurumda. ana mektebi * Bkz. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ana ş ehir * Ana kent. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. holding.

* Sevimli. bilgili. güney. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. sempatik anne. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. n ldı ı * Cadde. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. * İ yurt edinilen yer. baş buyruk. deneyli. * doğ tan olan. ana sevecenliğ i. anacı l * Anası düş (çocuk). anaca anacı k * Küçük anne. * Kuzey. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. ı na * Ana olarak. mı ana yarı sı * Teyze. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. anabolizma * Özümleme. ri. önemli bölüm.ana vatan * Ana yurt. . * Kurnaz. * İ kart. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. eyin tigi. ü * geleneksel. doğ ve batı u yönlerinden her biri. z. ana vatan. tasası sağklı duruma gelmek. anaçlı k * Anaç olma durumu.

anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. kurgu. açkı p lan . anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. * Karmakarık. girdap. yaba. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. . ahî. anafora kaptı rmak * emeksiz. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. sinirli. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . araç. açar. ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. güç durum. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. u rim. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. . anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. lan komütatör. maderş matriarkal. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. uzun saplı dirgen. * Akı lı ntı cereyanlı . eğ çevri. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). e mın lamak için kullanı düzen. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. alan ana na maderş ahîlik. yetiş ebilen.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anaforlama * Anaforlamak iş i. burgaç. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse).

kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) .* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). delikli metal ve plâstik gereç. * Kapı . analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. araç. eskimiş ı . anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. * Çağ uymama. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. açacak. analı * Anası olan. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. analı . analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. nı ı nı * Vesile. ı . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. . rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . satan veya onaran kimse. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. a . vası ta. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek.

tuz. kapital. * Bkz. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. * Sermaye. * Üvey ana. acı . aygı t veya organ. me. anamal . rı ma. çözümleyici. analiz yapan kimse. anam babam * teklifsiz bir seslenme. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. * Analiz yapan cihaz. tahlil etmek. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek.analı kuzu. analojik * Analoji ile ilgili. * Çözümleme. k nlı analızlı kı * Salça. benzeş meye dayanan. analist * Tahlil. anam! * Kadıerkek. acı duyumunu yok etme. n * Ana duygusu. beğ aş enme. su. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. analiz etmek * Çözümlemek. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. * Örnekseme. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Anaca davranı ş . analitik analiz * Çözümlemeli. acı yitimi. üzüntü gibi duygular anlatı r. analı k * Ana olanı durumu. * Andışandış rı . analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. tahlil. ağkesen. * Ağyı rı dindirme.

kokusu çok beğ enilen meyvesi. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . başzlı sı k. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. * Ananeye bağ olan. * Bir ticaret iş kurulması inin . n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. kapitalizm. inde anarş ik . anan yahş baban yahş i. gelenekçi.sermaye. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . ananasgiller * Bir çeneklilerden. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. puluçluk. geleneksel. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. ananas * Ananasgillerden. * Kargaş baş luk. anamal sahibi. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. sermayedar. * Geleneğ dayanan. kapitalist. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. an'ane an'aneci * Gelenek. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . bu da sana öyle helâl olsun. a. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. lı an'anecilik * Gelenekçilik. i * birini. ı boş * Anarş i niteliğ olan.

anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. anası bak. eziyet çekmek. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. * canı bezmiş ndan . ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. anartri * Dil tutukluğ u. bitkin duruma gelmek. bezdirmek. ası l olarak. i ile * Anarş yanlıolan kimse. bütün aile. mı na anası (veya sarı turp msak). ş . anası l * Kökten. bezini al na zı al. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. çok sıntı kı çektirmek. . anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu.anarş ist * Anarş ilgili olan. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. üş engeç. anası danası * soyu sopu. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. esaslı biçimde. anarş istlik * Anarş olma durumu. iş ist i. bakı ndan anası benzeyen. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. çok üzmek. kını kenarı bak. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. ü .

ögeler. anasın gözü nı * çok kurnaz. rma. anatomici * Anatomi uzmanı . lan anatomi *İ nsan. yürütme. * Anası olmayan. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . anayasal . * Beden yapı. hinoğ k luhin. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. dalavereci. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. * Anayasa konusunda yetkili olan. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. katavaş ya. teş sı ve nı rih. * Anasıolma durumu. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anayasa okutan (kimse). yasama. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. bunun için gam yeme (yemem)!. yapı bitki (Pimpinella anisum). aldı umursama. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. r. kanunuesasî. çok açıgöz. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. anatomik * Anatomi ile ilgili. anayasadan yana olan. teş esasiye kanunu. kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). nsan * Unsurlar.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. gövde yapı.

"daha çok". "ama". gittikçe. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. "en çok". bazen de çaça. . beceriksiz. birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. ı * "Lâkin". i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. "güçlükle" gibi. andı rma * Andı rmak iş i. anca beraber. * En erken. zlı andaval * Ahmak. rı mak i. aptal. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. temsil. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . analoji. *İ ltibas. bön. nı r. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. daha hı . * "Olsa olsa". * Anı . yadigâr. rat. ilerisinin olmadını ğ gösterir. anca * Ancak. bir ş daha çoğ eyin unun. andış rı ma * Andış iş analoji. her an. . benzerlik durumu.* Anayasa ile ilgili. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. saş n. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. o iş te kötü de gitse. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . anbean * Dakikadan dakikaya. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. * Genellikle hamsi. * Belli bir bölgede sısıgörülen. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. kları lan lı * Ajanda. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. beceriksiz (kimse).

anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. fı sa mı kra. çiçekli. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. * Benzer yanları bulunmak. çağşrmak. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. andoskop * Bkz. angaje olmak . * Servi ağ . acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. zlı * Kansı z. anestezist * Anestezi uzmanı . acı kokulu bir ot (İ ve nula). andoskopi * Bkz. endoskopi. anemometre * Yelölçer. lan * Kansı k. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. endoskop. en andıotu z * Birleş ikgillerden.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. taahhüt etmek. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. duyum yitimi. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. nemli yerlerde yetiş sarı en.

yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. u . * Ördekgillerden. bı rı. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea).* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. *İ ngilizlere has olan. ve VI. taahhüdü olan. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. angı ç angı n * Ünlü. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. bağ . üstlenme. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. angajmansı z * Bağ sı lantı. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . * Usandıcı ktıcı rı. angarya çekmek * bir işisteksizce. angudî angut * Angut kuş unun renginde. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . Angolalı * Angola'da yaş (kimse). Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). taahhüt. ücret vermeden yaptılan iş a rı . angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. zorla yapı iş lan . hur. Kı it ş ı nı saltması A. angajman * Yüklenme. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. taahhüdü olmayan. anı şmeş lmı . sı Anglosakson * V. tüyleri kiremit renginde.

* Anmak iş konu olmak. hatı ra. kaba saba. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı msanmak * Hatı rlanmak.* Ahmak. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. hatı ine rlamak. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. anı msamak * Hatı rlamak. * Hazı r. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. anı mak klaş * Hazıolma durumu. * Anı klamak iş i. . anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı msatma * Hatı rlatma. anı msanma * Hatı rlanma. rlı anı msama * Hatı rlama. anha minha * Aş ı ağyukarı . taş yla al. * Hatı ra. anı msatmak * Hatı rlatmak. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. * Hazık. durumuna girme. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i.

abideleş t tirmek. abide. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. abidevî. anı tsal * Anıniteliğ olan. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. ta anı z . ü iyle anı tsı * Anı benzer. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. * (eş Bağ ek) ı rmak. sembol niteliğ yapı inde . bir rı tı . eri anımezar t * Görkemli. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. görkemli. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. çarpacak büyüklükte. anı eri kazanmak. ima etmek ihsas etmek. * Eş in anırken çı ğses. dolaylı anlatmak. telmih. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. * Önemi ve değ çok olan eser. anı benzeyen. anı mezar. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. ü. abideleş ve lı r mek.

anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. birdenbire. animasyon * Canlandı rma. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. * Ansın. m lerinde. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. anîden anif anilin * Ansın. * Bir andaki hı z. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Boğ mukozasın şmesi. birden. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. * Bir anda oluveren. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. * Canlılı cı k. fotoğ lı bası iş rafçı kta. * Benzenden türeyen bir amin.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. * Hemencecik. zı * Sert. bir anda. hunnak. farenjit. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . birdenbire. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. kaba. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. . . anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. apansı z.

bir sözden. semantik. Ankara keçisi * Uzun. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. tiftik keçisi. sormaca. fehva. semantik. eklem kaynaş . anketçilik * Soruş turmacı lı k. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. . en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. tirilmiş (tesisat). * Zeki. * Anket yapan uzman. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. bir tasarın. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. * Zekâ. .Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . araşrma yapmak. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . lan n rlattı ı ünce mana. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. ş ı ey. anket yapmak * bir konuda soruş turma. tı anketçi * Soruş turmacı . anket * Soruş turma. sözlerin bir araya gelmesi. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. * Bir önermenin. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin.

anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . geniş lemesi. ya anlama * Anlamak iş vukuf. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. inin anlamamak * hoş lanmamak. eyi ş . anlam vermek * kendince bir yargı varmak. müteradif. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . anlamlandı rma . bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. yararlanmak. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. inde ka * Sorup öğ renmek. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. anlamamazlı k * Anlamazlı k. dileğ yerine getirilmesini istemek. eyi ğ ı ş . anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. bir söze. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . i. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. ilgilenmemek. sinonim. düş nı üncelerini sezebilmek. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . yorumlamak. * Bkz. yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. isimden türeme fiil. müradif. yilik * Sahip olmayı istemek. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . yanlıdeğ ya ş erlendirmek. ru * Birinin duyguları. * Doğ ve yerinde bulmak. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. kayması bayağ ması veya ı laş . isteklerini. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek.

muğ güç ş ı lâk. semantik. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. manalı . önemli bir ş anlatmayan. bir ş demek isteyen. manidar. anlamsı z * Anlamı olmayan. manası ey z. ma. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. belli olmak. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. mak i. anlamlı * Anlamı olan. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. anlam kazandı rmak. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. anlam vermek. bir anlam verilemeyen. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. . manası k. düş ey ündürücü. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. karık. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. ortaya çı ine kmak.* Anlamlandı iş rmak i. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. gerçeğöğ in i renildi. galiba. kimselerden biri. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. anlamsal * Anlamla ilgili.

ma. antant. ekspresyonizm. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. bir düş ünceyi. ihtilâf. uyuş mayı mayı mayı lamak. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. anlatı * Hikâye etme. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. ma anlaş mak * Düş ünce. bir konuyu söz veya yazı bildirme. tahkiyeye ağ k veren (yazar). sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. kültürel vb.* Devletler arası siyasî. stilistik. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. * Bir duyguyu. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. amaç bakı ndan birleş mı mek. ifade. ki n ı laş ünce arası lı k. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). tahkiye. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. ekonomik. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. ünce bir . zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. övmek. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ine anlatı m * Anlatmak iş i. duygu. uyuş itilâf. anlaşrmak tı * Anlaş . inceleme. uzlaş . * Anlatı iş lmak i. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak.

* Hoş görülü. i. kafası kavrayı z. ş tlı. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. ihtifal. entelektüalizm. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. izanlı ş ı . anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. telâkki. gabi. ferasetli. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. nakletmek. zihniyet. anlıanlı ş * Güzel. belirtmek. * Hoş görüsüz. kalı kafalı ş t ı z. * Kı süren. z. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. usa vurma. bir hatı lan . anlayana sivri sinek saz. * Söylemek. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. hâlden anlama. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. * Anlatmak iş i. açı klama yaptı rmak. ş sı n . bir an içinde olan. gabavet. izansı ferasetsiz. izah etmek. gösteriş ünlü. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. zihniye. ı zlı n lı k.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. zlı * Hoş görüsüzlük. vurdumduymaz. li. anlama gücü. yargı müdrike. zekâ. *İ nandı rmak. * Hoş görme. izan. takrir. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. zihniyet. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. anlı k entelekt. lama. zeki. i * Anlama yeteneğ feraset. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. anlayı ş lı * Anlayı olan. k. bilgi vermek. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k.

ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. . gayritabiî. ra. lmak ey. * Bir sözü ağ na almak. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. zı * Bir armağ gönlünü almak. k. lı .anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). anonim ş irket. bergüzar. n) anneanne * Annenin annesi. rı k. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. anla * Adlandı rmak. duyurma. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. bir haberi halka bildirmek. sunucu. e. anons * Duyuru. hatı rlamak. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. düzgün olmayan. zikretmek. anonim * Adı bilinmeyen. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. su anorganik *İ norganik. ş ş ı a rı * Bkz. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek.

anî olarak. anîden. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. bilgilik. . habersiz. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. akı z. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. ansiklopedi * Bütün bilim. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. kan kardeş i. anı msama. anı msamak. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. artı mın landı ı i uç. eyi ant kardeş i * Bkz. yemin etmek. deli. 'yı iyi. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). ra rada. yemin. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. * Bkz. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. özel adları içine alan sözlük türü. anormallik * Anormal olma durumu. ş sı lsı * Birdenbire.* Dengesi bozuk. ğ ı * Bkz.

antet . ma. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . cı nda n ini antenli * Anteni olan. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. itilâf. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. stı ı aç * Bu ağ n. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar.ant vermek * "Allah aşna. lması sağ * Duyarga. iskeleti kemikleş . antant * Anlaş uyuş mutabakat. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. ince ve sert kabuklu. antarktik * Güney kutupla ilgili. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. güney kutup yakında olan. antant kalmak * anlaş mak. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. yağ yemiş acı lı i. uzlaş mak. ma.

başk. olağ geleneğ aykı. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. davranıveya öğ ı ş reti. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. * Genele. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. antetsiz * Başksı lı z. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. antibiyotik * Bitkilerde. * Bu çağ özgü olan. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. örtü. * Antik. rı antidot * Bkz. e rı * Mendil. sı diş ajur. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. larak lan diş çan i. tuhaf. ana. antikacı . üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. parazit gibi protein yapında madde. kalevî. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. antiasit * Alkalik. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. virüs. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. penisilin. acayip. panzehir.

k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. antikatot yaprak. antikalı k * Antika olma durumu. ı antisemit . antinomi antipati * Çatı . ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. sı ülkelerde yaş cak ayan. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. soğ ukluk.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. lk . ı t * Antipati uyandı sevimsiz. rak saltması Sb. 6300 C de eriyen. ı ı rlı nda lenemeyen. kanı kaynamamak.76 olan. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. Kı m ı mı lan. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antikomünist * Komünizme karş ı . soğ ran. zlı an. * Karş duygu. * Tuhaflı k. haddede veya çekiç altı iş 51. ş kı * Sevimsizlik. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). antipropaganda * Karşpropaganda. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. uk. antikite * Tarihte İ Çağantik devir.

seçki. egzersiz. * Bir yapı girip geçilen yer. an antrakt antrasit antre * Ara. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. karmadan. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . güldeste. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. . lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. antlı antoloji *Ş airlerin. idmansı z.* Yahudilik aleyhtarlı. antlaş mak * Antlaş yapmak. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). duman çı an. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. da * Baş ç yemeğ langı i. ı antitoksik * Antitoksin. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . antitez * Karşsav. ahitleş ma mek. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). muahede. ta belgede belirtilen durum. alı rma yapmak. * Güçlükle tutuş koku. methal. pakt. nmıseçme parçalardan oluş kitap. idman. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k.

antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. insan bilimsel. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. ayak direyici. ş cı tı k. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . antropozoik devir * Antropozoik. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. antropoitler * Bkz. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. ardiye. anut * İ . ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. u antrepocu * Antrepo iş kimse. natçı . imli antropoit * Bkz. nda. biyolojik özelliklerini. derisi dikenlilerden. insansı lar. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . yanı u. rası ken. reti. nda iten. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. tiren ş tı i. insansı . insan nsanı bilimi. evrimini. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. leten * Antrepoya bakan kimse. antropoloji * İ n kökenini.

ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. apar topar * Telâş acele ile. zı nlı k apak * Çok ak. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. iri. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. yaka paça. . apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). açıbir biçimde görünmesi. zı * Abla. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. rada. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. cihaz. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. k. ş rsak kıdeliğ erç. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. çok anî olarak. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. eksin. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. acı lan * Rakı . gürbüz. kuya rakmaksın aydı k. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . makat.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. * Çok açı çok belirgin.

apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . aça * Yorgun. hayta. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. * Bir avuç dolusu. bambaş ka. al apaz apazlama apık ş ı . iki . * Külhan beyi. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. çalmak. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. ş kı aş n. alıkaçmak. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. * Yelken rüzgârla dolup şmek. * Bacakları aça yürüme. ada. açar. * Avuç. apazlamak * Avuçlamak. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). * Doğ kemik dokusunda bulunan. * Çok az. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. güçsüz.aparmak * Almak. kabadayı . ayrıbacaklı nı k . * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. * Apazlamak iş i. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. alıgötürmek. p * Gizlice almak. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer.

ayı * Ne yapacağ kestirememek. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. kan apoş i * Çember biçiminde. karanlı(söz veya yazı k ). . telden yapı torbaya benzer. bacakları rarak çömelmek. süslü. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. aplik aplikasyon * Uygulama. apiko * Geminin. kapalı . r. ş ı k. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. * Apı rmak iş ş tı i. sonsal. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). duvar lâmbası . omuzluk. büyük gözlü ağ lma. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. ş ı ı nı aş rmak. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. apotr . * Duvar ş amdanı . na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ .* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). * Hazı tetik. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. * Apı ş iş mak i. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. * Derli toplu. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . nı rarak * Oturmak. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması .

apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. aptal aptal aptal * Aptal gibi. abril. perdahlamak. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . yla apse * İ birikimi. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. perdahlanması . havari. apraksi apre * Bkz. . * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . lı kta lan * Apre yapan kimse. iş yitimi. lı kta. zekâ yoksunu.* Yardı . * Küçümseme belirten seslenme. önsel. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. aptalca. çı rin ban. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. alı ahmak. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . * Zekâsı geliş pek memiş . * Nisan ayı . * Aprelemek iş i. aval aval. apse yapmak. k. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. azarlama. apseleş me * Apseleş durumu. langı na ğ n ı eri. * Apresi olan. koordinat. ş ş . aptal olmak * aptal durumda bulunmak. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. koruyucu.

abdestlik. abdesthane. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. abdestbozan otu. bilmez sanmak (sanı lmak). aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. Ar * Bkz. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. abdest. aptalca * Biraz aptal. aptal gibi. alı mak. aptesbozan * Bkz. . ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. kivi. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. apteshane * Bkz. abdestbozan. apteriks aptes * Bkz. abdestsiz. ahmaklaşrmak. ahmakça. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . aptal duruma getirmek. anlamaz gibi görünmek. aptesli * Bkz. * Et kesimi yortusu. aptesbozan otu * Bkz.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. abdestli. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. * Bkz. aptal gibi. * Bkz. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. ahmaklaş klaş mak.

haftayı m./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. bir filmde dinlenme süresi. ki eyi ran k. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. kı ar etmek * utanmak. çı yat-ar. utanç duyma. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. bat-ar. yapı ş lmıisimler de vardıkeser./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. klı k. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. kalk-ar. aralı boş mesafe. gid-er-mek vb. iki olayı ki birbirinden ayı zaman./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. suv-ar-mak vb. -ar. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir. siz -ar. na kları * Aralı k. geç-er. ara açmak * dostluğ bozmak. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. biç-er. anlaş u mazlı yol açmak. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. utanmaz. Bu ekle k-ar.* Argon'un kı saltması . ar yıdeğ kâr yı lı il. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. açar "anahtar". ölç-er vb. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . fası ran la. an ş ı ara bozucu . çı "menfaat" vb. * Bir oyunda. ar namus tertemiz * utanması olmayan. yüzsüzlük etmek. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. ar * Utanma. r: kar -ar. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. * İ olguyu. luk. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. mola. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. -ar. antrakt. utanç duymamak. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k.

me rası ndı ı lardan her biri. münafı k. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara bulucu * Uzlaşran kimse. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. ara kesit * Çizgilerin. arada önlem niteliğ verilen karar. ı na. fitçi. k k lan ara nağ mesi * Bkz. münafı müfsit. ara nağ me.* Ara bozan (kimse). ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. uzlaşrı. fesat. . mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. k. n na deniz. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. lan . fitçilik. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara nağ me * Ş . ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. fesatçı . sözsüz çalı parça. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. yüzeylerin. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. türkü. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. arkı tası na.

arabacı * Arabayı süren kimse. . ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. ara cümle. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . nda araba * Tekerlekli. * Araba yapan veya satan kimse. arabacı lı k * Araba sürme iş i. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. arabalı * Arabası olan. araba vapuru. birçok arabalarla. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. * arası arada. * Araba dolduracak miktar. nda. ruya ulan lan söz. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. * Araba vapuru. aç araba kullanmak * araba sürmek. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. arabalı vapur * Arabaya taş vapur.ara sı ra * Seyrek olarak. * Araba yapma veya satma iş i. zaman zaman. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. garaj. durmak. araba araba * Arabalar dolusu. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. ara vermek * yeniden baş lamak için. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. bir işbir süre bı i rakmak. vapur. ara tümce * Bkz.

i. Araplara özgü olan. mutavassı t. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. aracı koymak * bir kimseyi. anlaş sağ tı ma layan kimse. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı .araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. * Giriş bezeme. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. . k. klı aracı * Uzlaşran. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. i Arabî * Araplarla ilgili. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. münafı müzevir. büyüklerin yaş ş uyarlar. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. fesatçı u . * Arapça. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. müzevirlik. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. arabizasyon * Araplaşrma.

ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. * Taş ı t. doğ rudan doğ yapı veya olan. gücünden yararlanı nesne. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. vası nı ü . araçlı * Araçla yapı veya olan. eyi lan ey. vası yla. tavassut etmek. nda * Mekke'nin doğ usunda. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. ları nı kları . bağ kurarak. vası z. unu ü. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. bilvası lan talı ta. araçsı z * Araç kullanı lmadan. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. bilâvası ruya lan tası ta. araçlı jimnastik * Bkz. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. aletli jimnastik. z arada bir * seyrek olarak. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. ta. vası . * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. hacı n. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. yoluyla. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. ta.

benzer nitelikler çok az olmak. uzaklaş yanı ayrı mak. seyrekleş nı tirmek. araklamak * Çalmak. rsı * Hı zlı rsı k. aralama aralamak * Aralamak iş i. * Aralı duruma getirmek. u. ndan lmak. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. il. çalan. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. eyini rı plak aragonit arak * Ter. ri * Araklayan. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. aralıolmak. ı rma. yarı açmak. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. çaresiz kalmak. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. aş i. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. aş ı rmak. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. n. k * Gitmek. * Aralanmak iş i. araları iyi * dostlukları düzenli. * Seyrelmek. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. kiyi . araklama * Araklamak işçalma. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . * İ taneli bezelye. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. seyrekleş klı tirmek. hı z. tiftikten yapı ş külâh. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. * Beyaz.

* Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. mesafe. araları açı k bulunan. ilk * Ayakyolu. * Kesik kesik. aralıvermeden. espas. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. klı * Sı vakit. * Bir sesi bir baş sesten. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. aralı z ksı . aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. araları açı k bulunmayan. ik nda klı * Dizgide kelimeler. biraz açtı k rmak. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. iş gibi yerlerde. arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. * Yarı k. ik nda klı * Sürekli. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. espaslı rlar nda klı ı . aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. barı rmak. eyler . klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. * Birbirine bitiş olan. geçenek. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. yarı açmak. ra. fı li rsat. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. tam kapanmamı açı ş . bale. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. koridor. harfler veya satı arası açı ğolan. * Uygun. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. elverişdurum. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. arama * Aramak iştaharri. lı n . ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. i. m m i aralıetmek k * aralamak. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi.

* Düzenleyici. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * Koyu esmer veya kara. aranmak * Aramak iş konu olmak. * Ş koş art ulmak. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). Aramîce. * (küçük a ile) Zenci. * Düzenleme. ine * Söz konusu olmak. özlemek.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. mak. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. fellâh. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. kta eyler * Ş koş art ulmak. * Aranı çözüm. * Bkz. çok aramak. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. eyin unu * Önem verip istemek. * Araşrmak. * Eksikliğduyulmak. arantı Arap . aranı lmak * Aramak iş konu olmak. ine *İ steklisi bulunmak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. erli. hatısormaya gitmek. * Olumsuz. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. tı * Ziyarete. yoklamak.

Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. ş ı Arapsaçı * Küçük. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. ak.arap * Negatif fotoğ raf. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. zamkı arabî. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Araplaş ma * Araplaş durumu. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. kararmak. mak Araplaş mak * Arap olmak. lan * Bu dile özgü olan. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. arap saçı gibi * karmakarık. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. k il olan kça ağdoğ . Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. Araplı benimsemek. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. Araplı k * Arap olma durumu. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. lan.

geçimsizlik olmak. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. araşrman. arası geçmeden * vakit geçmeden. gözden. ararot kamı ş ı * Maranta. araları gerginlik. arkadaşk bağ kopmak. araşrmacı tı tı tı (kimse). ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. nda arası olmamak * geçinememek. ara vermeden. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. lması araşrma görevlisi tı . araşrma tı * Araşrmak iş taharri. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. tı * Sürekli olarak. sı ı cağ cağsı ı na. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. ı araşrı tı * Araşrma. vira. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. Arasat * Müslüman inanına göre. inceleyen. geçirilmek. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. * Meraklı . mütecessis. tı i. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . arkası kesilmeden. müstemirren. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un.

kaybolmak. dostluk kalmamak. * Arzu ettirmek. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. eskisinin yerini doldurabilmek. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. yokluğ duyurmamak. araşrman tı * Araşrı. asistan. soruş turmak. sormak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. araşrman. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. istetmek. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araya gitmek * harcanmak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. * Aratmak iş i. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. eyi iş . araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. araya vermek * yararsıbir işharcamak. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. aratmamak * yenisi. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. eski yakı k. karıklı kurban olmak. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak.

i. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. k *İ linek. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . * Kundaklı . * Türk müziğ bir birleş makam. tetikli yay. toprak. yer. *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. * Belirtiler. görünmemeye çalı ş mak. lan * Ardı l. patı . çevreye uymak. semptom. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. * Hastalıbelirtileri. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. tahvil. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. k ma li araziye uymak * ortama. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. yerey. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. arbalet arbede * Gürültülü kavga. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. arazi açma * fundalı koruluk. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. k. rtı arbitraj * Hisse senedi. .

sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. pencere için) sonuna kadar açı k. arkası ndan. sı kahverengi. ç acın ardırakı ç sı * Cin. ası lmak. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. arkası ra. ara vermeden. ardı ra. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. * Sataş mak. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. aralı z. takı lmak. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. tükenmek. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. ardıardı n n * Geri geri. * Musallat olmak. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. * Servigillerden. hemen ardı ndan. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. çatmak. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. ardı ra. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. i la . ardıra sı ardı ç * Peş inden. halef. u türü (Turdus pilaris). ardı nca * Hemen arkası ndan. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ardı kadar açı na k * (kapı . peş bı ndan ini rakmamak. öncel karş .

arife günü. arefe günü * Bkz. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. önlemek. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. mütevali. peş bı ini rakmamak. argali * Boynuzlugillerden. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. arife. * Ardiyeye bakan kimse. ş . ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. lan ya * Ardiye iş leten kimse. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. son vermek. an . ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. iki. a i. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. antrepo. durdurmak. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. olan . tamamlamak. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. * Bkz. ardı bı nı rakmamak * Bkz. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). ardı kesmek nı * arkası gelmemek.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. depo. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. n nda. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. * Kayağ taşkayrak. atkı nda lan . argaçlama * Argaçlamak iş i.

argı n * Yorgun. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. * Zar kanatlı lardan. saf. ı * Serserilerin. * Söz argo durumuna gelmek. * Beceriksiz. ş nmı katıksı . z. zayıbitkin. bal ve bal mumu yapan. ı ı rlı nda olmayan bir element. n * Geçit. arı biti * Kör. n na lanan ağ parça. söz arı kil . argonot * Kafadan bacaklı lardan.9 olan. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. * Yabancıeylerden arı ş ş z. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. boğ dağ azı az. havada %1 oranı bulunan. halis. ı * Günahsı z. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. boğ . arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. * Argıolma durumu. arı sokmak gibi * iğ nelemek. Kı saltması Ar. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). rengi. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). iş * Temiz. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. kokusu ve tadı 18. münezzeh. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . f. arı gibi * çok çalı ş kan. acı söylemek. derbent.

arıçekmek k * tı kanan. arı k * Eti. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. Orta Asya'da az ağ klı il. yağerimiş f. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. sı sarı kuş rtı . sı ı zayı lı z. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. karşğödenmeyen emek. * Fide veya fidan dikilen yer. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. açlı . arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. arıemek k * İçinin. k arı klatma * Arı klatmak durumu. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. Kuzey Afrika. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. . lar nına arı sili * Tertemiz. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). arı mak klaş * Arı(II) olmak. * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. ska. bozulan arkları temizleyip açmak. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek. kaolin. cı kuru. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. arı klatmak * Su yolu yapan kimse.

tenzih etmek. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. i * Temizlenme. zlı * Kovanları konulduğ yer. arı dokunmak na * utanç duymak. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. k arı k klı * Zayık. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar .* Arı(II) duruma getirmek. * Katıksı k. tirme. vücutları . * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı ma laş * Arı mak durumu. kovanlı n u k. özleş mek. arı ma. sı k. ş zlı ı * Günahsı k. arı laş duruma gelme. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . ı * Arı lanmak durumu. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. özleş tirmek. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. arı mak laş * Arı duruma gelmek. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. laş arı lanmak * Arı mak. özleş me. arı lı k arı nmak . saflaş mak. i. arı lı k * Temizlik.

. yağ için) Arı iş rafinaj. duruma gelmek. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. * Katıksıduruma getirmek. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . * sonradan ortaya çı kmak. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. za. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. * Aksama. * Katıksı arı ş z. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. petrol gibi maddelerin arı ğyer. * (petrol. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. iş lemez duruma gelmek. * Bulaş ş mı musallat olmuş . tma i * Deterjan. * Arı iş tma i. tasfiyehane. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. tasfiye etmek. * Çözgü.* Temizlenmek. vb. k . arı za * Engebe. mak. tma i. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. ı * Rahatlamak. arı yapmak za * Bozulmak. aksaklı k. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. rafineri.

idare edecek biçimde. ön gün. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. * Aksamayan. * Yarı yamalak. arya. bozulmadan iş leyen. arife * Belirli bir günün. * Huzurlu. bu halka özgü. * (Araç vb. için) Aksayan. en * Bu halkla ilgili. * Çı plak. hür. düz. m * Engebesiz. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. * Özgür. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). varı . iş lemeyen. dı gelen. biçimde.arı zalı * Engebeli. mutlu. ş tan * Geçici. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. arifane * Arif olana yakı yolda. eğ reti. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. rahat. bozulmuş . liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). aristokrat . Aristoculuk * Aristotelesçilik. nını u * Soylular sıfı nı. arı z zası arı zî * Sonradan olan. m ı lı r * Aristotelesçi. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. aristokrasi * Ekonomik. arifane ile * ortaklaş a.

* Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. aristokratik * Aristokratlı ilgili.. ödünç olarak. reti. ariyeten * Eğ olarak. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. sı * Soylu.3. * Büyük bira bardağ ı .7. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. ndan ark . aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. * Ritimli olmayan. gezimcilik. * Bu bilimle ilgili. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. Arjantinli * Arjantin halkı olan. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. lar. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. her yönü ile..5. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1.9. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi.* Aristokrasi yanlı. düzensiz. ağalma. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. n lemler olan kolu.

ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. beden. n arka vermek * desteklemek. iltimasçı . arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. . lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. tmak ı lan k k. dayamak. eyin * Ağ ı l. * Koruyucu. peş . arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. * Art. manevî yönden destek olmak. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. rüzgâr almayan kuytu yer. gibi arka arka * Geriye doğ ru. arı hark. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. art arda. dayanı mek. kayı na ı rmak. yabancı davranmak. ş mak. * Geçmişgeride kalmızaman. kayıcı rı. arkada bulunan. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. * Önemsiz. kayı bulmak. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka plânda * Geride. * Otururken sı n dayandı yer. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. sı rmak nan arka olmak * maddî. arka bulmak * bir koruyucu. eyin rt * Geri kalan bölüm.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. cetvel. sı nda n rı ğ ı . piston. * Arkada olan. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . kanal.

arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. müzaheret etmek. * bir süre beraber bulunmak. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. içten olmak. ileri gidememek. el altı ndan. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. yâren. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. belli etmeden. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. destek olmak. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. * Konuş ve yazı dilde. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . lik arkaik * Arkaizmle ilgili. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. eş etmek. arkadaş ça * Arkadaş olarak. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. dostça. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. hempa. dedikodusunu yapmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. i. geride kalmak. a ş ı ş . na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. arkadaş na çok düş olan kimse. içtenlikle. lı a er ları kün arkadaş il. m. ünsiyet. korumak. yüklenmek. gizlice.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. * Arkalamak işyardı müzaheret. eskimiş veya eser). m . refik. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. geride kalmak. birlikte gitmek. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. refakat etmek.

arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkası kesilmek * tükenmek. ı arkalı klı * Arkalı. dayanağolan. semer. sürekli olmak. taş rtı ı mak. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. ı kullandı arka yastı. peş inden. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. arkası gelmek * devamlı olmak. yerinden düş ürülememek. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. koruyucusu. arkası almak na * sı na yüklemek. kalı bir tür kı hı nca sa rka. * desteğ sağ ini lamak. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. * Koruyanı . destek olunmak. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. son bulmak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. bir yerde durdurulmak. * Sı dayamaya yarar yer. arkası ra sı * Ardı ndan. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. güçlü olmak. bitirilmek. arkalı rken kları ğ ı k.arkalanma * Arkalanmak iş i. ndan . arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. sı dayayacak yeri olmayan. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. sı dayayacak yeri olan. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak.

övmek. arkası sı nı vamak * okş amak. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası almak nı * bir iştamamlamak. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. koruyucusu. iltifat etmek. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. görüş fı aramak. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. arkaya kalmak * geride kalmak. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. arkası z * Arkalı olmayan. ertelemek. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. lk . arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arke arkebüz * XV. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . dayanağolmayan. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. taş ı nabilir ateş silâh. sonraya kalmak. * İ ana madde. geriden gelmek.

arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. su nda. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. utangaç. halat ve yelken takı . * Geminin yürümesine hizmet eden direk. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . nı * Arlanmak iş i. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz.organı . ş ta arma * Bir devletin. kı arlı * Namuslu. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. harf veya ş ongun. seren. limanda kı ş lamak. nda açı ilik * Kazı bilimci. arlı ndan. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. kuzey kutup yakında olan. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. arkeoloji uzmanı bilgini. seren. ip. kum taştüründen bir tortul kayaç. armada armador * Donanma. sılmaz. ekil. * Geminin direk. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. kı * Kuzey kutupla ilgili. nda armağ an . kazı mı bilimi. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. sılgan.

sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. * Armut biçiminde olan. ı z sı zı * Akordeon. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. en. * Ödül. n da) lar armut * Gülgillerden. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş . * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. hediye etmek. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . eyi an armalı armatör * Arması bulunan. an armonik * Armoni ile ilgili olan. mutlu etmek için verilen ş hediye. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. * Fazla bön. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). * Armonika. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. letmeciliğ i. * Bağ. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. ey. * Ticaret gemisi sahibi. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. . ak. ihsan. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. mıka. armut gibi . çiçekleri beyaz. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer.* Birini sevindirmek. * Gemi iş letme işgemi iş i. armatörlük * Armatör olma durumu. sulu.

Arnavut biberi * Acı rmı biber. * Arnavut halkın bütünü. . armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım.* çok anlayı z. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). n) * her ş kusur bulmak. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . aromatik * Öküz gözü. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. nda ğ ı . Arnavut bacası * Çatı penceresi. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. Arnavutlarıkullandı dil. sır gözü. mastı ğ ı çiçeğ i. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. bön. armut biçiminde top. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren.

ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. arp * Bkz. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. aromalı . * Yabanî arpa. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. arpa * Buğ daygillerden. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpa tarlası . k eyler * Baş k. altma düzeni olan. arpa ektim. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an.* Hoş kokulu. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. . sulamaya yarar araç. arozöz * Kamyon. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Arpa konulan yer. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. yurdumuzda mı lan. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. yiyecek gibi ş veya para. harp (II). * Tüfek. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. * Bu bitkinin taneleri. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. i. llara arpa suyu * Bira. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an.

arsı ulusal * Uluslar arası . * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . ı ı rlı unluğ 5. acak ş lıklı rnaş . aç gözlü davranmak.91. keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. sı otu. arsı z * Utanması kı olmayan. yoğ 33. ş klı * Arp çalan kimse. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. n çan rnı saltması As. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . yıarak. zı k. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. . * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. arsı zlanmak * Arsı k etmek. mak. sılmadan.arpalıetmek k * arpalıyapmak. yüzsüzce davranmak. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. kudurmak.7 olan. sı arak. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. ş * Aç gözlü davranan (kimse). kı arslan * Aslan. * Kolayca üreyebilen (bitki). arsı k etmek zlı * utanmadan. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. yıı yüzsüz (kimse). zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. arslanlı . Kı en. sı ı k. arsı yakı biçimde. metal görünümünde basit element. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. arpası gelmek çok * coş azmak. sılması lık.

* Arş idükün karıveya kı. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . * Belgelik görevlisi veya uzmanı .* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. arş saklamak. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. arş ı nlamak * Arş ölçmek. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş kadar. troleybüs. geri. adı mak. lk * Dokuzuncu kat gök. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. nda * Belgelik. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. * Keman yayı . * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. art avurt . * Bir ş öbür yüzü. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. * Tren. ivde art * Arka. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek.

mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. ğ u . fazla bulunmak.* Avurdun arka bölümü. yında art damak * Damağ arka bölümü. g. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. . sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. artçı lı k * Artçın görevi. bereketli. ta. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. diyakronik. p. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. iş sı nı i. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. an. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. hareket). geriye kalmak. bereket. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. hinterland. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . artakalmak * Artmak. nı * Art düş ünce. alan. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses.

* Katyon. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. daha. gün. iş ş gücünün karşğolarak. karşğödenmeyen emek. yeter. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. artı m * Artma. ldı * Kalan veya artan bölüm. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. artıdeğ k er * İçinin. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. fı iş ).arter * Atardamar. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. artıemek k * İçinin. i un * Atardamar bozukluğ u. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. dört yı bir gelen 29. * Trafiğyoğ olan ana yol. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. sırdan büyük sayı areti fı . ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. * Bundan böyle. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. * Artı klamak iş i. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. sonra. ey ktan * Daha çok. zait. * Sırdan büyük. anot. metal uçlardan artı yüklü olanı . * Artılmak iş rı i. artağ ş an. artı çoğ ş alma. *İ çildikten. ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. lda l. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. . . daha fazla. pozitif sayı . pozitif.

* boylu poslu. artı rma * Artı rmak iş i. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. çoğ lmak. artmak artmak * Büyük heybe. * Artistin görevi. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. eyi rma i. * Eklem romatizması . ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. iltihapsı süreğ eklem hastalı. * Eskisinden daha çok çoğ almak. n müzayede. sanatçı . alı . çoğ altmak. artı çoğ ş m. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. en ğ ı * Arttı rmak iş i. sanatkâr.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. ince ktan * Değ yükselmek. * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. tasarruf etmek. artma * Artmak iş i. sanatlı n i e . artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Artı rmak işyapı i lmak. * Yükseltmek. artı rmak * Artması sağ nı lamak. mlı * Artiste benzer biçimde. * Genellikle ş bozucu. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. güzel ve alı (kimse). * Artist olma durumu. fazlalaş eri mak. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. artist gibi. tezyit edilmek. * Müzayedede artı rma. ekil z. artma.

kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. arz dairesi * Bkz. yeryüzü. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. istida. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. jeoloji.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. arzanî arziyat arzu * İ dilek. * (büyük bir makama) Anlatma. enlem. arz derecesi * Bkz. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * Enine olan. unu . arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. arz etmek * sunmak. ü Aryanizm * IV. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . arz * Sunma. enlem dairesi. * Yer bilimi. geniş lik. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. arzuhâl * Dilekçe. n. * En. liğ i. * Heves. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. bildirme. sunu ve istem. * saygı bildirmek. stek. * Yer.

ü it * Ara yön. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. sinirsel. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. özlemek. n kları asabî * Sinirli. *İ skambil kâğ nda birli. hükümdarları mareş n. arzulama * Arzulamak iş i. stek arzulu *İ stekli. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. istemek. sinirlenmek. din adamların güç sembolü olarak. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. asabîleş mek * Kı zmak. hevesini alamamak. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. as as * Kakı m. allerin. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. mektup vb. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. hevesli. * Sinirle ilgili. öfkelenmek. asa * Bazı ülkelerde. i As * Arsenik'in kı saltması . yazan kimse. arzulamak * İ duymak.arzuhâlci * Para ile dilekçe. asas kat as yön asabiyeci . * Ast sı nıkı lmı. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). kları * Sinir hastalı uzmanı kları . sinirlilik belirtileri göstermek. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa.

konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . ası l olarak. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. ksenon). ı tı * Kendi adı hareket ederek. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. vekâleten karş . * Baş nısı ndan geçinen (kimse). mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. tufeyli.asabiyet asal * Sinirlilik. vekillik karş . * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. argon. * Bir görevi yüklenmiş olan. neon. * Bir görevde temelli olarak. asillik. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. kripton. lar. parazitoloji. o görevin sahibi olan kimse. soy gazlar. asalak parazit. asabî yapıolma. yaş ş . ekti. * Yapı eserler. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). lı * Başca. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. n * Soyluluk. . esasî. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. ş ması sağ asap asar * Sinirler. temel niteliğ olan. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. asamble asansör araç. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu.

acın çizilerek elde edilen bir reçine. lar. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. ases * Gece bekçisi. i aç * Eş zamanlı olmayan. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. n nda lan ş ı . eş lama baş zaman karş . asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. lan r. sarı kokulu. yadıkurun. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. * Sirkeyle ilgili. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. asbaş kan *İ kinci baş kan. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. saydam. * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). güvenlik. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . u. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. düzenlilik. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. senkron. ortanı n çorbacı ına verilen ad. ı tı n * İ kullanmadan. kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28.

hakikat. uyuş konu. köken. en aş ı azı ağ en ndan. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. baş gelen. nda * Asmak iş i. sahabeler. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. kopya karş .* Asfaltlanmı ş . * Gerçeklik. nı ğ ı ası lar l sayı . kaynak. ük. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. lan ş * (a'sıBaşca. gerçek olarak. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. ashap * Sahipler. * Gerçek. * Ası lı . * Soy. eyin ı tı * Kök. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. nesep. örnek. * Hz. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. asfaltla kaplanmak. sağk. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. en düş . e rakı ş ası k * Somurtkan. esas. ı lü ası l * Bir ş kendisi. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. lan ulan asgarî * En az. ulaş ve kültür gibi da. * Minimum. ortak payda. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. * Bir ş temelini oluş eyin turan. ana. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim.

zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. ı * Asma iş i. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. * Tutup çekmek. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. kökenli. sı mak. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. i. * Sı an. * Ası ş lmıolan. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. ı etmek. * Israrla üzerine gitmek.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. ey ı sı srar * Hı eline almak. tebelleş rnaş olan kimse. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . sonuna kadar mücadele etmek. ası ş lmı adam * Salepgillerden. intifa etmek. ası lanma * Ası lanmak işintifa. tavik. süspansiyon. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. süspansiyon. temelsiz. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. tehir. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. ası olmak ntı * tebelleş olmak. idam edilmek. . ru z. dayanaksı köksüz (haber). * Ası iş lmak i.

asilik etmek * karşgelmek. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. * Soylu. ası rlarca * Yüzlerce yı l. kaldı * Hayı z. * Bu söz "benzeş mek". isyan etme. isyan eden. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. rsı lı * Un. bakımsı k. asalet. lsa tı ı riyi ru. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. * Yüksek duygu ile yapı lan. * Benzeş me. asık rlı asi * Yüzyık. vekil karş . * Soylu olma durumu. bakımsı ş z. * Bir görevde temelli olan. aside asidimetre * Asitölçer. llı * Baş ran. isyankârlı k. asillik * Asil olma durumu.* Çağ . dik baş. asil * Soylu. sonuş maz. özümleme. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. ş zlı ı * Simetrik olmayan. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. asileş mek * Karşgelmek. asilzade asilzadelik * Soyluluk. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. baş rmak. isyan etmek. soyluluk. kendine benzetme. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. kendine uydurma. . baş ı kaldı rmak.

* Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. ş ı . asklı . asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. asit alkol asit borik * Bkz. fenol. düzgün. disiplinli. sı askercilik * Askere yakır biçimde. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. asidimetre. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. tahkimli bölge. ale * Askerlik görevi veya ödevi. borik asit. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. ldı ş ı la. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. askerce askerci * Asker yanlı. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. gemi. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . ini. mcı * Araşrma görevlisi. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. z * Topluluk düzenine saygı olan. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. z. * Bkz. tı asistanlı k * Asistan.asistan * Yardı . * Bkz. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. yı man yı na asker gibi * disiplinli. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme.

askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . disiplini. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askere özgü. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askerîleş me * Askerîleş iş mek i.* Askerci olma durumu. askerî * Askerlikle ilgili. askerlik ödevi ordu hizmeti. askerlik etmek * askerlik yapmak. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerlik * Asker olma durumu. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askeriye * Askerlik. askerlik niteliğkazanmak. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. . kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. * Bir tür çocuk oyunu. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük.

ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . . kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . arslan. Zodyak. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. yı cı rtı. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. * Ası saklanacak sebze. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). * Gürbüz ve yiğ adam. meyve. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. uzunluğ 160 cm. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . fener. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. Afrika'da yaş ayan. ı z * Askı olan.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. n * Hiçbir zaman. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. tabanca gibi ödül. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. erkekleri yeleli. savsaklamak. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. * Zodyak üzerinde. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. hiçbir biçimde. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . rı n larak u * Çay. lı p * Vestiyer. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat.

sarı . lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. gerçek ş ekli. güçlü ve yakıklı ş . yiğ ş ı itçe. ı * sağğyerinde. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. i. nan aslan sütü * Rakı . aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. kokusuz çiçekleri olan bir bitki. itlik. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. türlü renkte. *Ş irpençe. ası z olmak.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslanağ zı * Sı otugillerden. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. lsı . yer pı lan rasası (Leonurus). aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). onun kiş ini belli eder. eyden korkmayan. aslanı m! * gençler. doğ u. mı aslı astarı * iç yüzü. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. aslanpençesi * Gülgillerden. aslan gibi. güzel. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. aslan gibi * boylu boslu. raca aslanca * Aslana yakır yolda. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. aslen * Kök veya soy bakı ndan. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki.

. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. larak lan asma yaprağ ı . * Bu türün ince uzun. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. aslı yok faslı * yalan. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). * Asmagillerden. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. uydurma. esas. lgan. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). nı na il lar. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. asma biti * Eş kanatlı lardan. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. sebze olarak kullanı ürünü. k . aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). sarı renkte bir böcek. * Soyu sopu. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. nan. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. filoksera (Phylloxera vestatrix). * Ası şası lmı lı . asmalara zarar veren.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. * Asmak iş i. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. aslî düş ünce * Ana fikir. altı kat. aslî * Temel olarak alı esas olan. nı altı na asliye asma * Temel.

ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. daş ma.* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . her dizenin sonunda gelen. asrîlik * Çağ llı cık. * Asması olan. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. gerçekmiş gösteren haber. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. birbirini tutar renk ve yapı olan. idam etmek. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. * Üzerine takı nmak. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . toz vb. * Havadaki duman. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. emmeç. Muhammed'in yaş ğzaman. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. çağ l. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. gibi aspidistra * Zambakgillerden. kuş anmak. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. da asrı saadet * Hz. birbirini tutar renk ve yapı olan. cı . ekş rak ilâç. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. * Asma için ayrı ş veya toprak. gerçek olmayan. asmagiller * İ çeneklilerden. çağ laş daş mak. * Modern. asparagas * Uydurma. genellikle saksı yetiş da tirilen. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak.

astarlanma * Astarlanmak iş i. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . perde. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. halat. astarlatma * Astarlatmak iş i. ağ vb.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . lı kta. ı r. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. ayakkabı ş gibi eylerde. * Giyecek. * Alt. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. nan . madun. astarlama * Astarlamak iş i. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. çanta. astarlamak * Astar geçirmek. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. astarlanmı ş . ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. nda nmıve . astar sürmek (veya vurmak. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. astarlanmak * Astar geçirilmek.). çekmek) * astar boyası boyamak. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astar sürmek. resim yapı lmadan önce sürülen boya. * Boyacı astar vurmak. olmak.

bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. * Net görmeyen. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. müneccim. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. * Asmak iş yaptı ini rmak. * Yı z falı uğ an kimse. . * Atom numarası olan. gök bilimci. * Aş çok yüksek. astatin * Astat. astronomi * Gök bilimi. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. astı astı kestiğkestik ğ k. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. müneccimlik. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. ı i * acı z. astı m astı mlı * Astı olan. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. * Gök fiziğ i. astigmatizme tutulmuş (göz). felekiyat. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i.

asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . sakin. mutfak.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. n. n asude * Sessiz. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . ayan * Asya'ya özgü olan. mutluluk. astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . Asya ile ilgili (olan). aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. * Huzur içinde olma. gökyüzü. rahat. * Gök. . aş nlı astronot * Uzay adamı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer.

ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. yerleş bölgesi. aş z ı tı hane. aş ermek. im im * Genel ev. çok arzulamak veya nefret etmek. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. rı * Para ile yemek yenilen yer. aş ı ağalmak * devirmek. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . denk olan. daha az. eri aş yermek * Bkz. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. imli * Niteliğdüş kötü. i ük. unu r. ı . çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. nma lı r. * Bayağ adî.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. hor görmek. yer. niteliğalçalmak. er * Aş ı yere doğ ağ ya. değ yönünden daha az. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. aş. lokanta. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. beğ enmemek. yı kmak. ru. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. * Daha küçük. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. tiksinmek. miktarı . * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. . * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. adî.

basamak. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. i ük. hafifsemek. alttan almak. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. adilik. merhale. rütbe. paye. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. aş ı yukarı birlikte. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). lması ru . n. me. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. tenzil etmek. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. evre. hor görmek. tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. tezyif etmek. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. mertebe. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. * Niteliğdüş adî.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. hafife almak. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek.

ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . aş amalı * Aş aması olan. aş lokanta. hiyerarş ş i. kademeli. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. hiyerarş er mı i. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. aş erat aş hane . * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. irip * Yemek yenilen dükkân. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. * Yemek piş kimse. * Aş (kimse veya bitki). irme veya * Onluklar. m nan * Ondalı k. aşbaş n görevi. * Yemek piş satan kimse. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. göz. aş ar * Ondalı k. evi. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. kiremit rengi. ahçı iren . * Mutfak. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. * Aş evi. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı.

aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. gibi * Aşyapan kimse. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. * Ahbap. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. ı rma. ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. aş çatı nda. düş künü. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. yarı ş ş mak. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ı k n * çok seveni.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. n. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. aşyapmak. lerini sazla söyleyen. âş olmak ı k * sevmek. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. * Yapı ları uzun mertek. ı aş atmak ı k * yarıetmek. tutkun (kimse). vurgun. en ndan . arkadaş bir seslenme. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. tutulmak. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. en na e * Dalgı kalender (kimse). ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin.

aşyapmak. muaş ı seviş lı aka. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. * Aş ı nmak iş i. * Yeni aş ı ş aç. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. telkin etmek. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. ilkah. âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. uğ cak. * Aş ı latmak iş i. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. * Erozyon. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. ı * Aş ı ş aç). acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. uğ cak. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. aş ı lma * Aş ı durumu. etkilemek. aş ı nma . na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak.

aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. * Çıntı silinmek. * Ötede. ötesinde. erozyon. * Aş ş ı yer. müfrit. rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. yı pranmak. aş ı rma. * Aş olma durumu. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. * Eskimek. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . fazla miktarda. itikal. düzleş kı ları mek. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. koparı lmaları eritilmeleri. usandı rmak. taş n.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. * Gereğ inden fazla. nmı * On sayı. önem veren. ta ş pratı p. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. çok. ı rı .

rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). belli etmek. meydanda olan. aş ı rma. aş olmak ikâr * belli olmak. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. . arkadaştanık. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. kuytu yer. aş çatı nda ı k.* Aş ı iş konu olmak. * Açı apaçı belli. ş * Siper. * Aş ı rtmak iş i. * Aş ı rmak. bakraç. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. saklamadan. k. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. kova. * Baş nıyazı ndan bölümler. * Yapı ları uzun mertek. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Bildik. iş * Aş lmı ı ş rı . kça. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. lacak * Dağ geçidi. ortaya çı kmak. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. na * Çalıgötürmek. dost. belirginleş mek. intihal. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . dı . k. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. * Aş ı yer. * Küçük kazan.

fazla. * Çok. mesken. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. coş kunluk göstermek. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. coş eyi mak. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. ş k. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . dı aş k inalı * Birbirini bilme. aş ma . * Kuş yuvası . ı sı nama. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. * Aş iş mak i. oturulan yer. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. tanı tanıklı ma. seviş kide mek. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . Aş ı lama. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. sevi.* Bilinen. sitem bildirir. aş düş ka mek * âş olmak. zahire. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. * Benzerlerinden üstün. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. tanığ belli etmek. aş mak * Bkz. Aş ı lamak. tanık olan. * Ev. ş an aş lama aş lamak * Bkz. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. . zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez.

ı ma lan * Satrançta. aş ayı ure * Muharrem ayı . it at binenin (veya iş bilenin). * Gizli dostluk. k k n. . bitmek. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. aş na * Aş ina.* Yüksek. atlar anası . binme. aş fiş na ne * Gizli dost. sona ermek. * Aş olma durumu. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. * Oynak. ey. kuru yemiş ş day. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. üfte At at * Astatin'in kı saltması . * Aşrmak iş tı i. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. * Atgillerden. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. -at. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. açısaçıkadı kokot. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . na * (süre) Geçmek. aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. sivri köş yuva. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. onun tutumuna göre davrandı nı n. ları inin nda kları anlatı r. * Görünmeden kaçmak. * Aş iş yaptı mak ini rmak. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri.

* bildiğve istediğgibi davranmak. meydan olmaz (bulunmaz). at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. an.at cambazı * At alısatan kimse. elmas. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). . at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. n . at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. at oynatmak * atla hüner göstermek. değ erlendirememe. veya bulmak. geniş yapraklı . * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at kestanesi * At kestanesigillerden. 15 ile 30 m yükseklikte. * yarı ş mak. uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. sabit fikirlilik. meydan olur (bulunur). se lan eyler at olur. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). at kestanesigiller * İ çeneklilerden. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at çevirmek * geri döndürmek. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . at koş turacak kadar * pek geniş .

i. ahî. iş kalma. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. ata * Baba. ite ot vermek * bir işters yapmak. atabey. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). pederş ahîlik. hamle. ata et. davranı cür'et. * Geveze. * Eski Türk devletlerinde. * Saldı. tayin etmek. * Tembellik. iş ş siz lemezlik. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. yapmak. e lan. ş . uzunluğ 8 mm kadar olan. atak atak yapmak * akıyapmak. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . atavizm. k. yalancı . at. meydan yok * yapacak güç var. ama kullanma imkânı yok. uygulamak. atı yapmak. rı rı . * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . i atabek atabey * Bkz. sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan.* Çift kanatlı lardan. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. * Atı akı lı m. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . saldışhücum. pederş patriarkal. ataya çekme. n. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. * İsizlik. kanatları u büyük ve küt. bir at var. n buğ atalı k atama . ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. * Atamak iş tayin.

ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. * Bu ilkeye bağlı lı k. akla. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . bilime ve gerçeğ dayanan. satsan satı vb. i ünü. tayin edilmek. Atsan atı lmaz.atanma * Bir göreve getirilme. * Su aygı. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. atanmak * Bir göreve getirilmek. enin ğ ı * Tutacak. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. Kemalist. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. birbiri ile uyumlu amaçlar. tayin edilme. ya u vanca karşda ilgisizlik. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. ate * Atacı lı k. atanma yapmak * tayin etmek. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. elçilik uzmanı e lı . ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. rı * Soy at yetiş tiricisi. daş amaçlayan. . evrensel ağ klı e ı . uygulamalar ve ilkeler bütünü. * Ataş görev yaptı yer. ı er ı yan ş iryan. atavik * Atacı ilgili. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. geleceğ rlı e yönelik. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse).

felâket. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . mak. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. alev * Öfke. * Tanrı maz. coş acele davranmak. * Gümüş ğ balı. sılı baş kan yürümek. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. k k ateh getirmek * bunamak. * Kı zı renginde olan. atölye. * Büyük üzüntü. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. od. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. ateş ğ balı ı * Sardalye. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. tutuş mak. ateş basmak * kı zarmak. * Coş kunluk. örneğateş i böceğolan böcekler takı . muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . cı n lması * Vücut ısı sı. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan.* Ateist. heyecanlanmak. rmı. k. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). atelye aterina ateş * Bkz. * (ateş silâh) patlamak. ateş almak * yanmak. önüne geçilemez. acı . acele etmek. nç. tehlikeli bir durum almak. li * telâş lanmak. i mı ateş kmak çı . ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. * Tehlike. öfkelenmek. ateh * Bunama. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. hı hı rs.

* zeki. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. becerikli. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ş kan. öfkeli konuş mak. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. * çok öfkeli olmak. ateş pahası * Çok pahalı . ateş saçmak . man lmı içi . ateş parçası * Ateş bir bölümü. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. meydanlarda ateş yakmak. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ateş püskürmek *ş iddetli. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. çalı ş kan. * Çok yaramaz (çocuk). ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. çalı ve becerikli. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek.* Bkz. hareketli. cı ateş gibi * çok sı cak. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. in * Çok canlı . * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. ş kan * kı rmı. ateş püskürmek. yangıçı n kmak.

ateş lası tuğ * Ocak. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. coş mak. çok öfkelenmek. * Ateş hüner gösteren oyuncu.* çok kı zmak. e klı la. vapur. . ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. sinirlenmek. ateş vermek * tutuş turmak. kundak sokmak. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. * bir yeri kasten yakmak. ateş in * Ateş coş li. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. kun. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. le * Fabrika.

lan ateş li * Ateşolan. turucu. i * Coş coş kun. li ateş letme * Ateş letmek iş i. ateş leyici * Ateş niteliğolan. hararetli hararetli. heveslendirmek. * Top. ine * Vücut ısı sı artmak. i * acı. cı * Kı rtmak. * Coş mak. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. z ları nı ncalı unu söylenir. * Cinsel istekleri güçlü olan. coş kulu. ateş lendirmek * Coş turmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ş iddetlenmek. kış zı mak. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. yanmayı yı azaltmak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ş ş kı iddetlendirmek. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. bı ş ma. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. lı ı . * derece ile ateşölçmek. kı rtmak. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. yakmak. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. un bir . ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z.

ası z eyler * Atı olma durumu. * Ateş lan veya konulan yer. li ateş perest * Ateş tapan. i * Yöneltmek. * Mal ederek. lütuf. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. yükleyerek. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. inayet. dayanı lmaz. çevirme. eş içine alan. lı k. * İ kili bulma. ihsan. ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. üzüntü veren. sıntıdurum. çevirmek. * Atları ekleri ve zebraları . lmı atı . liş * İ bağ. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. kayra. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. yüklemek. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . atı cı * İ niş alan. attını yi an ğ vuran kimse. ş ı atı l . cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. * Atı ş lan. e ateş gömlek ten * acı . yilik. i. tek parmaklı memeliler familyası . tüfek gibi silâh. * Yöneltme. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. isnat etmek. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. . ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. atısu k * Evlerde.

çarpı ş . atı ş * Atmak işveya biçimi. * Konuş yazacak söz veya bilgi. birden bir davranı bulunmak. nabıiçin) Vuruş z . hamleci. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. * Bir ş doğ birden gitmek. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . hamle. atı k lganlı * Atı olma durumu. savlet. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. atı lmak i lma. * Atmak iş i. lma i. süreduran. ditme iş yapan kimse. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . hücum etmek. iş yaramaz. hallaç. * Giriş ken. e * Bkz. hücum. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. hamle. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. aylak. k. . * Atı iş lmak i.* Tembel. u. ine * Saldı rmak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. atı yapan. ş * Etkisiz. * Patlamak. * İsiz. acak. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. * Hı ilerleme. n tı ve * (kalp. * abartmalı konuş mak. * Atmak iş konu olmak. lamak.

* Eski. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . poligon. eski zamanla ilgili. uğ ı a. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. * Atı rmak iş ş tı i. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. üst eş ik. * Çabuk hareket edebilen. argaç. * Ağ kavgası ı z etmek. argaçlamak. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. sı atkuyruğ u . baş sı veya boyna alı örtü. çeviklik. atkı lı * Atkı olan. * Atkı lamak iş i. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. veya beton destek. ş tı ati * Gelecek. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. çevik. kadı ları ı n * Büyük yaba. atkı * Soğ a karşomuzlara. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. n ş ş ı * Saz ş airleri.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. * Çabuk davranan. çevik. yandan iliklenen ince uzun parça. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk.

atlanma * Atlanmak iş i. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. * Binmek. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. aldanmak. inmek. * Çocukları atlama oyunu. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. ara bozanlıetmek. atlama * Atlamak iş i. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense).70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . atlama beygiri * Yüksekliğ1. * Çı kmak. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. * Yanı lmak. atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. yazı yazma. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek.* Atkuyruğ ugillerden. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . ı . ç. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . atlanı lmak * Atlanmak. . atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. kök sapı ömürlü olan. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. * Okuma. * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p .

atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. * Vücudu geliş . i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . atletik * Atletleri ilgilendiren. i yapı atlar anası * İ yarı ri . sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. * Savsaklamak. atlet * Atletizmle uğ an kimse. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . * Aldatmak. atlaya zı playa * atlayarak. * Yüzü parlak. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. nda atlar tepiş arada eş ir. rafyası ekonomi. erkeksi kadı n. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. atlet gibi. * Savmak. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. * Atlamak iş lmak. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. isteyerek. biçimli. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. miş . * istekle. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi.

bir kenara koymak.atletizm * Beden gücünü. * Yerleş tirmek. farkı z. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . ilgisini kesip uzaklaşrmak. * Örtmek. * (kurş gülle. tokat. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. ndayı atmaca * Kartalgillerden. * Yalan veya abartmalı söylemek. lı ç) * (top. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. dı ya vermek. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. kestirerek söylemek. * Değ eksiltmek. * Kovmak. uçaklar vb. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. * Yay ve tokmakla ditmek. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. atlı * Atı olan. kabartmak. atma Recep. göndermek. ilgisini kesmek. çki * Bilmeden. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. dı ya çı ş arı karmak. eyleri) Hedefe iletmek. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. tek u. * Uzatmak. * İ içmek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). söz * Çatlamak. * (sille. çevikliğ yetenekleri geliş i. kı Vurmak. * Ata binmiş kimse. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. bir eyi * Çı karmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. tirmeye yarayan koş atlama. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. ok gibi ş un. erini atmak . ağ k kaldı ve atma gibi. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . çarpmak. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). i * Sözle sataş mak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. * (kalp. tı rtı kuş * Sapan. süvari. tı * Koymak. atma * Atmak iş i.

çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. bağ ı rmak. yollamak. n ile muş k. atmasyon * Uydurma.* (renk için) Solmak. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. er suyu. * Hava yuvarı . anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. * Haykı rmak. artıbölünemez. gaz . palavra. meni. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. cevvî. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . * Etkisi kaybolmak. * Götürmek. * Söylemek. * Mercanları bir araya toplanması oluş . ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. halka biçiminde adacı mercan ada. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). bel. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. palavracı (kimse). atol atom parçacı k. sperma. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. an lan . atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. * Göndermek. 76 cm uzunluğ nç lan. bı rakmak. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. hava. an elektron yüklü merkez bölümü. atmasyoncu * Uydurmacı . sahiplenmek. alı ş mak.

eğ cı lendirici. sı * Atomla ilgili. iş ları yla raş n şı tı lik. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. attı rmak Au aut geçmesi. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. aktar. attı rma * Attı iş rmak i. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. * Yeni bir bestecilik çırı göre. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. av * Atmak iş yaptı ini rmak. ilgi çekici gösteri. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. * Altı n kı n'ı saltması . . in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. denizde. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. atsan atı lmaz. terileri oyalayı. attar * Bkz. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). karı p lan * Atomla ilgili olan. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). atomculuk * Evrenin. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç.

öd-ev. aptal. iş türe-v vb. av avlanmı tav tavlanmı ş . av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. avanak gibi davranmak. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. le-v. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. kopoy. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. avanaklıetmek k * aptallıetmek. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. k avangart * Öncü. aptal aptal. * Tuzağ düş a ürülen. iş . ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. avanakça davranı ş . a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. * Halkıaş ı n ağtabakası . lan mı aval * Ticarî senetlerde. tı av kuş u * Avlanı kuş lan . ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. * Avanak gibi. av mevsimi * Av dönemi. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . * Halk.* Bu yollarla yakalanan hayvan. na-v. . . bön. ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. av köpeğ i * Tazı . kendisinden yararlanı kimse. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. avanağ uygun düş biçimde. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen.

yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. öndelik. peş ı na lmak lan inat. avantajlı * Yarar sağ layan. beleş ten. Avarca * Avarlarıkullandı dil. çilik. lı k. kâr. beleş bedavacı karcı çi. kötü. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. ladı ı avantacı * Çı . avanta * Bir kimsenin. . avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. yararlı (durum veya ş ey).avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. için * İe yaramaz. macera. . . avans çekmek * öndelik çekmek.VI. emek vermeden sağ ğkazanç. yararsı z. avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. ey. avans vermek * öndelik vermek. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. avans almak * öndelik almak. avantadan * bedavadan. avantür * Serüven. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. . Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. n ğ ı avare . ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. stan ayan * III.IX. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma.

baş luk. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. kokusuz. * Engebeler. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak.* İsiz. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. k avarelik avarı z * İsizlik. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. belâlar. parlak zehirli bir bitki (Adonis). avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. iş güçsüz. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. baş . lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. siz ı boş mak. * Kazalar. raş . nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. avareleş me * Avareleş durumu. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. aylaklı ş ı boş k. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. aylak. tümsekler. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. aylak dolaş siz. baş . yüzey biçimleri. ı * Yüksek ses. tanı kimse. engeller. * Avcı özgü olan. nara. baş luk.

* (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. avdet etmek * dönmek. * Yardakçı lar. acı avlak avlama * Avlamak iş i. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. kurnazlı kandı kla rmak. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. avize ağ acı * Zambakgillerden. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. lâmbalı . avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. avcuna saymak * peş olarak ödemek.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avdetî avene averaj * Ortalama. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. diri * Tuzağ düş a ürmek. avlanmak * Avı olan yer. av yeri. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. billûr. çok . . amdanlı . avlanma * Avlanmak iş i. * Sayı . na * Tavana ası ş lan. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. geri gelmek.

* Elin iç tarafı . ndan * Avrupa'ya özgü olan. pek çok. * Kadı n. * Elin yarı yumulmuş durumu. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Afş ar. davranıve yaş ları benimsemek. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. Avrupalı benzer. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. ava çı kmak. para istemek. avuç dolusu . nları kları avret * Ut yeri. * Avuçlayarak.* Avlamak iş konu olmak. nda * (para için) Bol bol. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. Avrupa ile ilgili (olan). Avş ar avuç * Bkz. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. m avuç avuç * Her defası bir avuç. * Karı . avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. yardı istemek. av için dolaş mak. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. * Amerikan armudu (Persea americana). . ine * Ava gitmek. Avrupalı gibi. Avrupa halkı olan kimse. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. nda k. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan.

mahkemelerde. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . * Avukatı yaptı iş n ğ . teselli. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. avuçlama * Avuçlamak iş i. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. müteselli olmak. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. * Oyalanmak. ı * Gereksiz. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. * Acını sı hafifletmek. i. *İ nsanı avutan ş teselli. dar (yer). * (hayvan) Gebe kalmak. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avukatlı k * Avukat mesleğ i. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avunma avunmak * Avunmak iş teselli. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. yetinmek. * korkutucu büyük sözler söylemek. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. teselli bulmak. ey. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. teselli etmek. luğ iş avurt ünsüzü . i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. avundurma * Avundurmak iş i. avuçlamak * Avuçla kavramak.* (para için) Pek çok. boş savunma. acını sı unutturmak. avuntu. avuç içi kadar * pek küçük. avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. avuçla almak.

. hale. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). teselli etmek. * Avutulmak iş i. yüz-ey vb.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. dal. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. * Avutan. yapa-y vb. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . bel. teselli eden. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. düz-ey. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. a a ndan an ndan bal. *İ simden isim türeten ek: kol-ay. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. açı ey k. * Çalı satmak. yüksekten atan. yüksekten atmak. i. ay aydı hesap belli n. r. ağ veya aş rma. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). -ay / -ey. el. avurtlama * Avurtlamak iş i. avurtlamak * Büyülenmek. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. kamer. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. dene-y. gün-ey. hesap ortada. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. fladı ı avurtlu * Çalı satan.

ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. geceyi açı geçirmek. 3 m boyunda. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. teber. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . kemer balı (Mola mola). tı için lan ak yapan araç. ınlı ldı ı muş . n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. mehtap. husuf. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . görünüş balıbaş benzeyen. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ay parçası . pervane balı. kamer takvimi. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. ay örümceğ i * Ay modülü. ay evi ay gibi * Ayla. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. * Bkz.

ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. dikilmek. heyecanlanmak. yolu düş mek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. * (hasta) iyi olmak. ayak tabanı . iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). ayağdüş ı mek * Bkz. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. rcası * bağlanmak için yalvarmak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. * telâş lanmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. iyileş mek. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. telâşkapı a lmak.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. . ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. avuç içi. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak.

ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. yorulmadan yapmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ayağ donu yok. . ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. ayak iş lerini bı kmadan. ı k * dikkat. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ilgiyi kesmek. gitmeye üş enmek. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. yürümesine engel olmak. ayağ sı su mu. yarı sevinçle söylenen söz. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. na * emek çekilmeden elde edilmek. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak.

ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ka lanı . ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. uğ radı ı ursuzluk getirir. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. uğ ramamak. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. henüz dinlenmeden.

sa * Yarı arş veya 30. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. * (bir yere veya mesleğ girmek. * girmek. ayak basmak * bir yere varmak. ı raktı n ı . ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. sı radan. * Halk edebiyatı uyak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . ayakta toplanan meclis.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. avutmak. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. bağ e) lanmak. uğ ramamak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. kendi tutumundan ş mamak. fut. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * 30. uğ ramak. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. gelmek. destek veya bunlardan her biri. * ilk kez gitmek. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. n ağ da * Bacak. ulaş mak. ün ı rlı * Basamak. i * Aş ı ağdüzeyde. kadem.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. ayak atmak * girmek. bayağ ı . * Ayakta yapı sohbet. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri.

u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak teri. n ayak yapmak * birini aldatmak. yeri. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan .ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. tarak. ayak satısı cı * Gezgin satı. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. kandı için dalavere çevirmek. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak tarağ ı * Bkz. gözden çı lmak. ayak topu * Futbol. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. karı . cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ayak kirası . ayak oyunu * Hile. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.

i. * Dokuma tezgâhı ayaklı.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. korumamak. çerçi. merdiven basamağ ı . ayaklamak * Ayakla ölçmek. pabuççu. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. toprakbastı nan . lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. baş rma. ayağrahatsıetmek. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. * Ayakkabı lan yer. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. ayakçak * Merdiven. . ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayakkabı dolabı . isyan. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. kösele gibi ş li eyler). lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ayaklama * Ayaklamak iş i. kı ı kaldı yam. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. cın i. * Gezici satı. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. yok olması göz yummak. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. n.

cin gibi çocuk. baş ı kaldı rmak. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. uyanıkalkmak. değ kimseler ise en geride bı lmak. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ayaklar baş lar ayak olmak . pedal. çiğ nemek. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. ayağ sürümek. baş * değ kimseler baş geçip. ayakta . * Taban. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. isyan etmek. ı * Bir destekle yere dayanan. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. * Ayakçak. * Uyanmak. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. istemeye istemeye gitmek. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. * Ayağolmayan.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. * Ayakla iş letilen. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. ayaklı canavar * Çok hareketli. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . yaramaz. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ayaklı * Ayağolan. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. .

kenef. kademhane. çökmemek.* Ayağ kalkmıdurumda. festfut. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. na. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. ayakyolu ayal * Karı . * İ gelenler. bilinir olmak. apaçı açıseçik. . ı rı n. * Hazıyemek. tuvalet. kı * değ yitirmemek. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. r ayaküzeri * Ayaküstü. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. a ş * Telâş. açı k. heyecanlı lı . ayan beyan * Besbelli. kı na. sa * Acele olarak. helâ. eş ayan âyan * Belli. abdesthane. leri * Senato üyeleri. * Oturmadan. önemini korumak. k. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. k ayan olmak * belli olmak. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. . ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. rtı ayar . . ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. kı sürede. * yılmamak. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. ayakta durarak.

n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. * Baş çı tan karan. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. ayarlı pense * Vida. * Davranı ölçüsüz. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . doğ ru. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. düzenli. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . . cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. düzensizlik. bozuk. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . doğ ruluğ e rulamak. düzensiz. z * Ölçüsüzlük. doğ yoldan saptı ayartan. düzenli iş duruma getirmek. ı . ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. n. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. ayarlatmak * Ayar ettirmek. karakter veya aklı yerinde olmayan. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . ş ta * Değ derecesi. ayarlama * Ayarlamak iş i. * Ahlâk. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. ayarlanmak * Ayar edilmek. ru ran. * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. birbirine uygun duruma getirilmek. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. nda * Kandı rmak. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. vata nıkı tı yla lan.

ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. ukta * boş beklemek. * Duru. * Ayazda kalı üş p ümek. eline bir ş geçmemek. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. * Birini. * (hava ve gece için) Soğ uk. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayazlanmak ayaz . yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. * Kandı rmak. ayartmak * Baş çı tan karmak. doğ yoldan saptı ru rmak. * Boş beklemek. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. eline bir ş geçmemek. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. sakin havada çı kuru soğ kan uk.

ayazlatmak * Soğ bekletmek. aydemir aydı n * Iş alan. saydam. lmıçörek. lmıay ldı süs. münevver. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. ndan aybeay * Aydan aya. gün çiçeğ günebakan. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. aydı k. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. ı * Kültürlü. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. ileri düş . ünceli (kimse). * Ayı ilk günü. taraça. tenevvür etmek. gündöndü (Helianthus annuus). ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. ıkl ı nlı ı k ş . ay ay olarak. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. h. âdet görmek. tahtaboşbalkon. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. hilâl. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. i * Bir yüzeyin. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. sarı renkli çiçeğçok iri olan. i . n * Ayı ilk günü. okumuşgörgülü. lan k . ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. * Bu bitkinin yağ karı tohumu. ukta * Ayazda soğ utmak. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. aydı nger * Parlak yüzeyli. ay dönümü. i. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. tenevvür.

çok yorgun. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. * Kötülükten uzak. ş ı * Iş alan. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. * Sahnelerin ıklandılması i. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . aygıbaygı n n * Güçsüz. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. cihaz. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. aygı r * Damı k erkek at. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. saf. lmıalet. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. güçlü (kimse). ı k. * Kendinden geçercesine âş vurgun. bitkin. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. vazı lacak k h. t.aydı cı nlatı * Aydı k verici. * iri yarı cüsseli. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. temiz. aygı n * Bitkin. n ndan lan boş luk. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. . ık. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak.

tabanları basarak yürüyen. dan. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. küçük taneli yemiş veren. ş sı ayı gördüm. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). * Sarhoş u geçmiş biçimde. * Kaba saba. iş * Sert. anlayı z (kimse). beş mı parmaklı . ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ayı klama * Ayı klamak iş i. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. * kaba. yurdumuzda boz türü na bulunan. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ayı içine alan bir familya. i.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. * Ayını iş mesleğ cın i. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . * Memeli et oburlardan. ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . uyanı ş lı k. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. ayı gibi * iri yarı . kaba ve anlayı z (kimse). ayı ğ balı ı * Fok. luğ bir * Anlayı. kaba ve hoyrat (kimse).

ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. . temizlemek. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. ayı k klı * Ayıolma durumu. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. m. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. aklı ı gelmek. k ayı kmak * Ayı lmak. kendine gelmek. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. uyanmak. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. kendine gelmek. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. . mahmurluk. uyamayanları n yok olmasıı fa. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. ayı etmek lı k * kaba davranmak. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). stek i m. işyaramayan. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. ş . stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay.* Bir ş içinden. luk. oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. * Ayı nı lamak. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1.

ı yalı ğ rma i . lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. miyar. ayı nga * Kaçak tütün. ayı planma * Ayı planmak iş i. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ğ ayın kı türküsü var. takbih etmek. bı * Ayı. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayı plama * Ayı plamak iş takbih. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. eksiklik. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. kusuru olmayan. rma i ayım rı * Cisimleri. ayı plamak * Kı namak. tütün. * Utanç veren. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. * övünmek gibi olmasıama. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ine ayı plı ayı z psı * Ayı. * Kusur. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. kusuru olan. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. i. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak.

eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. temyiz etmek. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. iş ini * Seçmek. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. e boyunda bir ağ k. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. mümeyyizlik. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. ikilik ortaya atmak. . * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. tefrik etmek. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. * Ayı rtmak iş i. fark gözetmek. mayı mayı * Farklı davranmak. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak.* Ayı rmak iş i. fark gözetmek. * Bir yeri bir engelle bölmek. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. hayı(Vitex agnus-castus). ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. mümeyyiz. nüans. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. uzlaş bozmak. eyi rt * Bölmek. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. saklamak. * Birbirinden uzaklaşrmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. tahsis etmek. 1-2 m en. farika.

rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. ş ş ı a.ayin * Dinî tören. * İsizlik. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. mugayeret. ibadet. ters gelmek. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. iş sizlik. hale. ı nda ş ı * İsiz. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. boş ş gezen. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. * İsiz. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. muhalefet. ay ağ . î n in ldı. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. . aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. bir ş yapmayarak. düz yoldan ayrı lmak. kestirmeden gitmek. ters. aykı olmak rı * ters olmak. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. zı t olmak. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. mugayir. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. avarelik. avare. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ters düş mek. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. avarelik. karş ters. ru e ı t. yapacak bir iş ta i olmamak. * Çapraz. boş oturmak.

k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. * Ay ığolan. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. * Kendine gelmek. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. aç aylanma * Aylanmak iş i. ı ı kla lı * Aymak iş i. aylandı z * Sedef otugillerden. aylı kçı * Aylı çalı kimse. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aklı ı gelmek. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . mehtaplı şı ı . aydan beri var olan. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. * Sürmek. * Ay olarak. maaş ıı lı . ayı baş na lmak. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). * Gerçeğanlamak. devam etmek. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. k lı * Karş ğaylı ödenen. aylı k * Birine. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. sa ip ğ ı acı dikilen. boş oturmak. na aylı klı ayma aymak aymaz . kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). gafil. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. çalı ş mamak.. aylama aylamak * Beklemek. aç. iş güçsüz dolaş siz mak. bir ay için.. maaş. * Aylamak iş i. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. * . aylarca kalmak.aylaklıetmek k * boş durmak. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak.

güzel. * Aynası olan. varlı n görüntüsünü veren. cilâlı sı cam. durum. aynabakar * Büyük. kı zı mavi renkli bir erik türü. ı * Polis. . lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . iş hile karı ran. yolunda. kötü. bir tan. düz veya az yuvarlak kıbölüm. aymaza yakı na ş durum. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. * Hoş gitmeyen. aynası k zlı * Aynasıolma durumu.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. ran ey. na aynası z * Aynası olmayan. anı me lı sı levha. yumurtamsı rmımsı . * Küreğ yassı bölümü. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. z aynaz * Bataklı k. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. yakıklı ş . * Işı tan. * Parlak yüzlü. biçimsiz. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. gaflet. * (deniz için) kı ltız. a ş z. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . durgun. yi * (Karagöz oyununda) Perde. * dümdüz ve parlak. * İ bir durumda. ters. yakıksı çirkin. ş . acak ayn ayna * Göz. * Hileci.

aynş tayniyum * Bkz. lik. lik. aynî aynî hak haklar. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). einsteiniyum. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. araları ayrı olmayan. aynı ünceyi ileri sürmek. aynı zamanda * Hem de. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. nları ğ ı * Yay ayraç. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. r * Hiçbir değiklik olmadan. . * Baş değ yine o. ı nması kolay eş ya. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. özdeş ayniyet. * Değ meyen. aynı mı sonuca varmak. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. olduğ gibi. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. değ tirmeden. aynı u iş yla. * Aynı özdeş lı k. il. * Birleş ikgillerden. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. bununla birlikte. nı * Olduğ gibi. kası il. pkı.

* Baş baş türlü. sersem. iş * Her biri için. ayranı kabarmak * öfkelenmek. * aş bir cinsel arzu duymak. ka. ayran budalası * Aptal. ka * Yalnı tek baş olan. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. sersem. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ı rı ayranı içmeye. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. yapı ayrı çanak yapraklı lar . heterojen. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. ayranı budur. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm.ayraç açmak * söz veya yazı içine. coş mak. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ayran delisi * Bön. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. değik. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. ayrı * Yerleri bir olmayan. z. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. safdil. * (her biri) Ayrı olarak. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. budala.

imtiyaz. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ağ iki . ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. ayrı kaları tutulan. istisnası z. ldı ı * Ayrı ş lmı . . bir * Bundan baş ka. müstesna. kural dı olan. * Ayrı tutulan. istisnaî. çarpı k. . ayrıotu k * Buğ daygillerden. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. na calı * Kur'a dı. müstesna. * Ayrı önem verilerek. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. müstesna.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrı klı tutma. imtiyazsı z. baş kaları benzemeyen. ayrı . k * Düzgün ve uygun olmayan. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). ş ı * Ayrı olma durumu. istisna. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ş ı * Ayrıotu. ayrı ca * Ayrı olarak. ayrı tutulma. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. . * Baş na benzemeyen. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. * uyuş mamak.

ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. eksantrik. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. ayrı duran. ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. kendilerini taş nesnelerle. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . kalılı k ı tı . ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. laş i. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. teferrüt etmek. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. * Birinden uzak düş me. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet.* Bir konik (elips. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya .. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . istisnası bilâistisna. bir kimseden. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ı yan lantı. parabol. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . daire. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu.. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. ine * Bir yerden. k. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. * Düş ünce. munfası l. bir ş eyden uzaklaş mak. * Ayrı olma durumu. ğ ı k zı z.

msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. farklı ma. bir ş görmek. farklı ma. mlaş i. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. aynı mlı . farklı mı nda m iş . farksı z. farklı mak. tafsilâtlı . * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. fark. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. farklı mlı lı k. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. baş k. it it. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. lı ntı yla i. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. . değik. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. cümle veya eş mcı ya.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. eyleri birbirinden ayı ran özellik. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. çeş çeş muhtelif. i. detay. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. mı * Ayrı türden. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . mufassal. fark. teferruatlı . detaylı . olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. ran * Ayrı noktası lma . farksı k. ayrı msamak * Bir ş anlamak. kalı * Alt bölüm. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. araları ayrı bulunan. teferruat. fark etmek. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. tafsilât. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu.

türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. tüylü. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. sarı tüyler. . * Ay ığolmayan (gökyüzü. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. . çiçekleri iri ve pembe. aç * Bu ağ n büyük. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). ufak çekirdekli meyvesi. * Moleküllerin. i * Moleküller. lçı z. tartı ş münakaş etmek. n * Birbirinden ayrı lmak. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse). na * Ayrı nı lamak. iş z aysberg * Buz dağ ı . ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. aytı ş mak * Atı ş mak. sarı acı renkte. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. n iş i lan * Değ ken huylu. mak. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. tahallül. bankiz. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. birliğbozmak. gece). * Gülgillerden. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. aysfild aysı z * Buzla.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. yaprakların altı nı tüylü. kararsı(kimse). a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). mayhoşdokusu sertçe.

n * Dolandıcı rı. nitelik. i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. süre bakı ndan eksiklik bildirir. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. hilekâr. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. az saymak. içken. * Bir parça.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . işbozulmak. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. * Göğ en yüksek yeri. * Ayvazı görevi. umulandan veya gerekenden eksik. tı * Koca. soluk sarı i k çiçekli. güç. eş . mı * Uzun süreli. Bu saltması de gösterilir. az buz olmamak . ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . açların u * Teras. biraz. azı msamak. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ile * Alılmıolandan. ikisi de bir. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. yayı lmak. * Küçük ölçülerle. ş ş ı ı tı * Nicelik. * Dolandıcı rılı k. çok karş . bekri. yavaş yavaş . erkek. kün. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). sundurma. sıtüylü.

. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. oldukça. rslı çı aza * Organlar.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). gerçekleş mesi. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. az çok * Bir parça. * Etkisini yitirmek. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. serbest. i. daha çok istemek. serbestlik. az görmek * umduğ undan eksik bulmak. * Vücut parçası . erkin. * Üye. erkin. azadelik * Azade olma durumu. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. tenakus. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. * Azaltmak iş i. az gelmek * yetmemek. * azı msamak. vücut parçaları . hafiflemek. n klı tüğ nı azade * Baş . ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . bulunmak. organ. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . ı boş * Baş . n. azaltma . serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak.

* Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. heybet. yavaş yavaş az. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Süreyi uzatarak. paylanmak. m azametli * Ulu. * Ululuk. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. m. azarlama * Azarlamak işpaylama. * Çalı kurum. i. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . tekdir etmek. * Görkemli. böbürlenmek. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. azar iş itmek * azarlanmak. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. kurumlu. * Gurur. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. azarlamak * Paylamak. azar azar azar * Paylama. * Debdebe. * Gururlu. * Çalı . kötü sözle karş mak. mlı * En büyük. azap vermek * acı çektirmek. çalı satmak. büyüklük. * Görkem. maksimum. heybetli. çok büyük. üzmek. * Debdebeli. en çok. ine ı laş . * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . en yüksek. az * Küçük ölçülerle. hafifletmek. kı rmak. . ezinç.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. tekebbür. i.

azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). yoldan çı ş ş kanlı karmak. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. * Açalya.azarlatma * Azarlatmak iş i. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. azdılmak rı * Azması yol açmak. * Azması sebep olmak. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. ünü azat eylemek * azat etmek. köle). * Azmıolan. * Azat edilemez. serbestlik. n * Şmartmak. * Oldukça az. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. salı vermek. ş azelya . azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. Azerî halkı ilgili (olan). ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. azatlı k * Azat olma durumu. na * Azgıduruma getirmek. * Serbest bı lmıolan. * Azerî halkı özgü olan. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. * Okullarda paydos.

* (çocuk için) Çok yaramaz. az görmek. daha fazlası istemek. azı i. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . yarası hemen kapanmayan. * Cinsel istekleri aş olan. anı erli azı i diş * Azı .* (ten için) Çabuk iltihaplanan. k * Hemen yemek üzere. n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. besin. u u . ütücü diş . u sı nı azı k nlı karş . ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. çok etkili. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. azgı n. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. ekalliyet. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. ğ ı * Yoksulları doyuran. korkunç. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. * (süre ve miktar için) Az olarak. azık cı * Çok az. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. gı da. * Azı olan. biraz. biraz. * Azgıolma durumu. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. *Ş iddetli. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. az bulmak. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. ekalliyet. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i.

* Azı iş tmak i. yola çı kmak. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. n * Çırı çı ğ ndan karmak. * Ermişeren. * Kararlı kararlı lı kla. olarak. azizlik etmek * muziplik etmek. kararlı nda. * Ermiş n. iddetlenmek. nı i * Aziz olma durumu. * Azı ş iş mak i. * Gidiş . muazzez. * Sevgide üstün tutulan. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. . azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. . azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. azimet etmek * gitmek. azledilme azize aziziye azizlik . kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. azimkârane * Kararlı .azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. azimli * Kararı tutumunda direnen. * Muziplik. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . ı azil * Görevden alma. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i.

* Küçük su birikintisi. rileş azmetme * Azmetmek iş i. kocaman duruma gelmek. tehlikeli duruma gelmek. azmanlaş mak * İ mek. miş * Azma. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. görevden almak. * Az olma durumu. için) Kabarmak. hastalıvb. i na . ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. * (yara.* Azledilmek iş i. azlolunmak * Görevinden alı nmak. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. ı vb. * Çok geliş . * Kerestelik tomruk. k * Cinsel duyguları artmak. * Azı k. rma. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. karı azma * Azmak iş i. taş rmak mak. gölcük. görevinden çı lmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. ki ı rkı ş ması an. metis. * Taşnlı ileri gitmek. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. çı karmak. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. * (deniz. azledilmek * Görevden alı nmak. için) Etkili. * Bataklı k.

008 olan. nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. tadı 7. ı ı ya azvay * Sarı r. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. azotlu *İ çinde azot bulunan. azotlama * Azotlamak iş i. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. aznif * Bir tür domino oyunu. Kı saltması N. sert kimse. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. iri "yarı"kıcısinirli. * En eski jeolojik (sistem). asıyüzlü. . aznavur * Gürcüce. rengi. havada beş dört oranı bulunan. ı ı rlı te nda olmayan element. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). kokusu. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. bütün borçları kurtulmak. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. sabı * Azotometre.

k baba evi * Babadan.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı .B * Bor'un kı saltması . * Basso kı saltması . Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. dededen kalma ev. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. babalıduyguları dolu kimse. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. baba ocağ ı * Babadan. * Ata. B gösterir. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. * Türk alfabesinin ikinci harfi. olgun adam. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. ağ veya beton dikme. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. toprak ya da yurt. yurt. baba değ tı il. lı ı . un * Çocuğ olmuş u erkek. kurucu kimse. iri demir. baba koruk (veya erik) yer. up ü. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. * Koruyucu. baba baba adam * Yaş. Be adı verilen bu harf. ağ lı yürekli. * Yaratı. ı . baba bucağ baba yurdu. toprak. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. * Bu gibi kimselere verilen unvan. ses bilimi bakı ndan ötümlü. çift dudak patlayısı mı cını b. . m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. adı ı baba evi. için klara rlar. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. Ba * Baryum'un kı saltması .

a n babaca babacan * Baba gibi. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. iyi kalpli. baba yurdu * Baba evi. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. * Sevimli. n u . ş it sı ambaba. hoş . n rası taş yan. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. sempatik baba. baba ocağ ı . görülü. babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. babası çok düş olan. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. * XIII. ru * ataları beri. * Cana yakı olgun. cana yakı k. baba yadigârı * Babadan kalan. babacanlı k * Babacan olma durumu.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. cana yakıolarak. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. babaya yakı n. nlı babacı k * Küçük baba. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. . babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . hoş n. babacı l * Babası çok seven. güvenilir (erkek). n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. paternalizm.

babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. bizim kuş aktan öncekiler. * Kayıbaba. * Baba olma durumu. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. z u lan lan. kayıpeder. bir ş ı sı olsun. yetim. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin." anlamı kullanı bir söz. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . * Üvey baba. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. * Diklenmek. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). öfkelenmek. . babalanma * Babalanmak iş i. babalıetmek k * baba gibi davranmak. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. babalı * Babası olan. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. na babası z * Babası ölmüş çocuk. babalanmak * Babaları tutmak. ca babaları z mı * bizden. kabadayı davranmak.

herkesten farklı ş klar. Babî Babîlik * XIX. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . kabadayı . bacak kalemi . babı nda. ı tları lan. türlü türlü huyu var * daha küçük. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. yüzyı İ lda. oğ vale. destek veya bunlardan her biri. * Mert. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. huylar edinmiş iş alı kanlı . ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. babı ndan * Bkz. babı nda * Konusunda. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. ı nı bacak kadar * ufacı k.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. ayak. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. ama değik. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. ı yapı nı i. * Su yolu. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. bacak kadar boyu var. * Osmanlı hükûmeti. lı k. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. korkusuz adam. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. * Oyun kâğ nda.

* Kıkardeş z . nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. arkadaş . ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. kı boylu. bacanaklı k * Bacanak olma durumu. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. nı p bacaklı * Bacağolan. haraç. bacakları kopmak * çok yorulmak. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. bodur. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). * Baç alma işveya görevi. * Zorla alı para. uzun boylu. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . i * Yel. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. ı * Bacakları uzun olan. abla. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. rüzgâr. * Felemenk altına verilen ad. baç . ı * Bacakları sa olan.* Kaval kemiğ i. * Dost. * Tarikat ş eyhlerinin karı. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak.

badanası z * Badana edilmemiş . harman döküntüsü. badanalanmak * Badana yapı lmak. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. badem ağ acı . yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). badanalatma * Badanalatmak iş i.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). bir tür yer elması . * Ondan sonra. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badem * Gülgillerden. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. içki. badana yapmak. badanalı * Badana edilmiş olan. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. ı badanalama * Badanalamak iş i. * Birleş ikgillerden. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. ş ekeri çok. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. * Badanası bozulmuş . *Ş arap.

k * Ördek. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. badema bademci * Bundan sonra. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. bezelye gibi taze sebzelerde. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. * Badem ağ açları olan yer. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. * Badem satan kimse. badem biçimindeki organ. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. çok * Badem biçiminde olan. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. lan sı . * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). badem bahçesi. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. halat sargı. fasulye. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. bundan böyle. z lan badem parmak * Baş parmak.

demet. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. badik * Ördek. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. * Bageti olan. ki.badi badi yürümek (veya gitmek. * Kı boylu. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. düğ ümlenebilir nesne. * Bağ deste. kan * Çöl. sa badikleme * Badiklemek iş i. genellikle arkada olan bölümleri. erli . a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. sicim. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. büyükçe su kabı . ta. * Yolcu yükü. * İ iliş rabı lgi. yayvan. lam. baget * İ kı değ nce. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). * Tren. sa nek. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. badikleş me * Badikleş durumu. palaz. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. n u * Otomobillerin yük konulabilen. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . * Kemikleri birbirine bağ lamaya. . badya bagaj * Ağ geniş zı . * Sargı .

u rı * Ur. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. * Kaplumbağ a. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). sonbahar. * Bu iş yapı ğmevsim. bağ z. bulunan. an bağ an boğ * Küsküt. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. * Kaplumbağ kabuğ a u. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . bağ doku * Hücre sayı az. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. ulaç. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. düş an ük. koş -arak. üzüm olsun. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. zarf fiil: gül-e gül-e. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. * Ölü doğ kuzunun derisi. * Meyve bahçesi. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. ı lı i ten ini yapmalır. ş eytansaçı . güz. otur-up vb. ı sı bağ lı cı k . bağ bak. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan.

daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. homojen duruma gelmek. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. * Bağ kurup oturmak.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. daş i. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. çelme atmak. lı k. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. mütecanis. daş . homojen. k. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. kör düğ etmek. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. homojenlik. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. imtizaç etmek. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. homojenleş daş k tirmek. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. uymak. mak. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek.

izafiyet. sihir. etkisi altı tutmak. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. rölâtivite. * Görece olma durumu.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. bağ ı l * Görece. izafî. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. tâbiiyet. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. bağ k ı llı bağ ı m . * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . * Baş çı cı tan karı. z. ı er. mı ş n ı i. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. geçimsizlik. bağ mazlı daş k * Uyuş k. mla * Büyü.iş sın.

* Eş . rölâtivite. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. tutumunu. nispî. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. gücüne veya yardı na bağ olan. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. a. rölâtivizm. rölâtivist. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. bağ z. izafet. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. hür.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. göreci. tümleçleri. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . yüklemleri ayrı cümle. görecilik. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . görelik. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. ı msı i. özgürlüğ özerkliğolmayan. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. özgür. kavramları tasarı birlik. mutlak olmayan. izafî. izafiye. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. göreli. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. tâbi. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. ka eyin mı lı ü. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. tâbiiyet. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. müstakil. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. veya nitelik. bağ k. rölâtif.

ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. rölâtivite. bağş rı mak. ş amata ederek.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ı r * Göğ üs. bağ ş ı mak rı * Bkz. * çok susamıolmak. ı ntı ka eye lı izafiyet. * Kendini belli etmek. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. * Gürültüyle. nda n . ları n ı nda ayan rsağ . bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. çok acı duymak. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. * Yüksek sesle azarlamak. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. bağ ş ı ma rı * Bkz. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. * Ciğ bağ er. rmak i * Bağ ı ldak. ekilde dı vuran kimse. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. görelilik. köseleden yapı ş rh na lmıyelek. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. bağş rı ma. ş amata. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi.

bağ ı rtı * Bağ sesi. öldürürüm" anlamı korkutmak. ı ş ey. rması * Bir haberi. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. af. muafiyet. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. * Hibe etme. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. almak. askarit. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . * Bağlanan ş hibe. immünoloji. i. muaf. ı ş i. * Bağ ı rtmak iş i. acı kaçı madan değ erlendirmek. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . insanları özellikle çocukları bağ n. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. teberru. * Bağ yapan kimse. teberru etmek. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. geliş nı imini. affetmek. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula).bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . ş * Görevden çekmek. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. ı ş i.

ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. * (herhangi bir olguda) Olaylar. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. . bent. affolunmak. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. me. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. âkit. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). veya. ya da birer t: bağ r. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. durumlar. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. deste. kontekst. kontrat. an bağ laçlı * Bağ olan. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. rabıVe. affa uğ ı ş ine ramak. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. ya. mukavele. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. affedilmek. demet.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. * Bağ yapanlardan her biri. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. me lanmıolan. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu.

ka * Düğ ümlemek. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Gönlünü kazanmak. lanı ey. içten bağ olmak. * Oluş mak. kontekst. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. lâç * Denk yapmak. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. * (bir iş için) Anlaş yapmak. ma * Birinde bir ş karşilgi. tutmak. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. tahsis etmek. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. onun anlamı. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi.* Bir dil birimini çevreleyen. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. tamamlamak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. * Uyulması zorunlu olmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . irtibat. ine * Sevmek. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. * Geçiş i engellemek. meydana gelmek. zca le raş . mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. * Bağ çalan kimse. bitirmek. ondan önce veya sonra gelen. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. . ka le raş * Sona erdirmek. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. paket yapmak.

anlaş sözleş yapmak. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. ş * Sonuç. tahsis edilmek. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . bağ ünlüsü lantı * Bkz. ki ma. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. bağ ünsüzü lantı * Bkz. terim). bloksuz ülkeler. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. irtibat. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ latma . bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. irtibatlı talı nda lantı . bağ yapmak lantı * iliş kurmak. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. laş k bağ ı laş m * Eş leme. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. kolona ileten boru. * haberleş sağ me lamak. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. laş i. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). ittifak etmek. bağ cı layı ünlü. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. müttefik. rabı . bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bloksuz.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. bağ cı layı ünsüz. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. nda lantı * Askerî.

bir düş ünceye. vabeste. merbutiyet. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. . bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. * Kapatı ş lmıolan. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. saygı yakı k duyma ve gösterme. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. -l-mak. kapalı . ı . bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. tutkun. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. lı * Birine karş sevgi. mesi artı * Bir kimseye. bağ kalmak lı * uymak. tâbi. un nda * Bir halk inanına göre. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . bağ cı layı * Bağ niteliğolan. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. üzüm bağ çok olan (yer). eyin.* Bağ latmak iş i. ları bağk bahçelik. * Uyulması zorunlu. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). sadakat. * Gerçekleş bir ş gerektiren.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. ı . gec-i-k-mek vb. ile nlı . nda ı ilgi. tâbi olmak. * Sadı k. m.

bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. merhametli. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. bağ yufka rı * Yufka yürekli. ş . ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. bağ z sı * Bağbulunmayan. ı rma. ı . bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu.* Bkz. bağ ı çağ rarak ı rarak. taassup. acı kı çekmiş . bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. Bağlaş lı ı m. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. * Gürültüyle. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. bağ naz * Bir düş ünceye. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. dertlenmek. bağ na basmak rı * kucaklamak. ş amata ederek. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. yetiş tirmek. bağ naz nazca davranı taassup. hep birden bağ rması ı rtmak. bağ nı rı ezmek * üzülmek. ş amata. sıntı . bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. * Bir düş ünceye. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. içine iş lemek.

kıve yaz arası ş ndaki mevsim. * Gençlik çağ ı . eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse).baha * Paha. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. sı * XIX. i. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. karabiber gibi lan n. zencefil. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . erini bahadı r * Savaş larda. saman nezlesi. zencefil. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. maddeler. eyi bahaneli * Bahanesi olan. baha biçmek * değ belirlemek. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. bahanesiz * Bahanesi olmayan. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. bahar * Kuzey yarı küre için. yüzyı Babîlikten doğ olan. bahar nezlesi * Bkz. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. . i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. . ilkyaz. ilkbahar.

ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçesiz * Bahçesi olmayan. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. . m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. bostan. *İ çinde karabiber. bahçeci * Çiçek. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçe gibi düzenlenmiş yer. karanfil. * Bahçe yapma iş i. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. bahçeli * Bahçesi olan. layan kaside. baharatlı * Baharatı olan. tarçı gibi bahar bulunan. bahçelik * Bağ . doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. n * Sebze yetiş tirilen yer. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçeleri olan (yer). baharatsı z * Baharatı olmayan.

ı bahir * Deniz. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. . * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. * Söz. söz konusu olmak. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. k k ları u * Denizle ilgili. * Yalı nı çapkı. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. resimlerin bulunduğ eser. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. bahis * Konuş ş konu. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). ulan ey. lanı bahis konusu * Söz konusu. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ .

ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. nı unu i . bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. * Ş mutluluk. istenen sonuca ulaş mamak. lı. . sunmak. kader. bahsi kazanmak * ileri sürülen. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. mak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . talihsiz. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. ans. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. bahş etmek * Bağlamak. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı kara * Mutsuz. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. bahtı k açı * Talihli.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. konuş sözünü etmek. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. mutsuz olmak. talih yüzüne gülmek. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. talih.

odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). * küçümseme bildirir. * Hele. * ş ma anlatı aş r. aş * Bahtı olan. bakalit kaplamalı . bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. mutluluk. kemik çıntı. mutlu. talihsiz. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. * Bakmak iş yapan (kimse). * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. vekil.bahtiyar * Bahtı olan. talihli. talihli. genellikle milletvekilleri arası ndan. hükûmet. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. kuş merak. mutlu. bahtlı . bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . navı bakam bakan * Baklagillerden. özellikle. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. * ş ma bildirir. karı aç. mutsuzluk. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. z bahusus bak bak! bak! * iş te. nazı kanı ktan baş na r. an . mutsuz. bakaç * Dürbün. nı tirir. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. üstelik. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu.

* Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. . p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. nezaret. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. bakılı cı k * Bakmak iş i. nı * Fal. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. * Falcı lı k. sır. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. darülâceze.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. eyi n düş zca * Falcı . için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. vekâlet. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. * Kademe. ları ları u * Öküz. * olur ki. vekillik. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. * Kalı lar. barı kları . larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Bakı iş lmak i.

yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. * Yeş çalar mavi renk. bakı r rengi . 10840 C ye doğ eriyen. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . -e göre. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. * Bakı yapı ş rdan lmı . araşrmak. yüzüstü bı lma durumu. terk edilme. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. Kı saltması Cu. bakı ndı bakı nma * Bak hele.95 olan. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . yönü. lmamı ş . bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. ı ve elektriğiyi ileten. i yapı tı * Muayene olmak. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. bakı r * Atom numarası yoğ 29. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. çevreye göz gezdirmek.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . * Bakı nmak iş i. zı renkli element. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. ş ş ı . ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . unluğ 8. değ erlendirme açı. bakı zlı msı k * Bakı z olma. bakı nmak * Bakmak iş lmak. * Bakı yapı ş rdan lmıkap.

ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. bakıaçı ş sı * Bir olayda.* Kıla yakı kahverengi. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. zı n * Bu renkte olan. asimetri. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. sa p bakık ş ı * Bkz. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. nda ş ı ey) arası ş ı ey). göz taş r ı . . bakımlı ş . bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. mütenazı ı r. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. bakı ı r taş * Malakit. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. simetri. konuyu. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. tenazur. rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. bakı r tuzu * Bakısülfat. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. r * Bakmak iş i veya biçimi. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. bakı r sülfat * Göz taş ı . r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. (rengi) bakın rengine benzemek. simetrik. bakımsı ş z. ı bakıksı ş z ı * Bkz. görüş sı açı.

ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. ş lı bakiye * Artı artan. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. * Büyük bakkal dükkânı . baki kalmak * sürekli. bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. pranmamı yeni. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. lik. yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. geride kalan. k. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. bakkam bakla * Bkz. * Baklagillerden. öteki. bakkallı k * Bakkalı iş n i. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi.baki * Sürekli. geri kalan. mtı . * Eskimemişyı . mlı * bir ş eyden artmak. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. cı * Bir ş eyden artan (miktar). * (toprak için) İ ş lenmemiş . z lan z. ntı * Yiyecek. kalı. lmamı ş . el değ memiş bozulmamık. bakam. lerle raş bakkal defteri * Karık. * Bakire olma durumu. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. kalan. * artakalan. * Kalı . düzensiz yazı dolu defter. z. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. erdenlik. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). daimî. ş . kide ş * El değ memişkullanı . kalı olmak.

baklavalı *İ çinde baklava bulunan. fı k. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ).* Bu renkte olan. lan bakla ı slanmamak * Bkz. akasya. ağ nda bakla ı zı slanmamak. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . bakla kadar * (bit. keçiboynuzu gibi. . * Bakla tarlası . bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. renk. baklagiller * Bakla. pire gibi küçük böcekler için) çok iri. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. baklalı baklalı k * Baklası olan. baklamsı * Bakla biçiminde olan. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. badı ç. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. bakliye. ceviz. * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. nohut oda. fasulye. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. bakla oda nohut sofa * Bkz. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). baklamsı meyve * Bkz. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü.

incelemek. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. * Bkz. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. mayalanma veya hastalı yol açan. * Önem vermek. n i * Baklagillerden elde edilen ürün.*İ çinde baklava desenleri olan. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. bir işyapmakla görevli olmak. * Bakmak iş i. suda. . bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. çürüme. * (bir işBirinden beklenmek. ilgilenmek. ş ı ey * Aramak. ) * (hasta için) Muayene etmek. silindirimsi. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. bölünerek çoğ klorofilsiz. bakterileri içine alan canlı lar. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. * dikkat çekmek sözü. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. larda klara kı k biçimde olan. eyin mesi için * Beslemek. denemek. bakteri * Toprakta. * Anlamak. * Renklerde. geçindirmek. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. canlı bulunan. kimyasal etkiyle öldüren (etken). * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. * Yoklamak. Benzemek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. nda ş an . * Bir işyapmak. önem vererek üzerinde durmak. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. farkı varmak. küresel. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. tek hücre canlı vrı alan. baklagiller. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. tedavi etmek. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. eye lı * Gözetmek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. andı rmak.

bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). sı madde. ndaki petek gözlerine doldurdukları . bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. i baktı rma * Baktı iş rmak i. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. adamakı. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. dına sı tatlı. ş ı . eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. niteliklerini inceleyen bilim. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. bal dudak * Bkz. vı * Olgunlaş ş mıincirin. bal baş ı * En temiz bal. llı bal kabağ ı * İ turuncu. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . koyu. çok iyi. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. beyinsiz kimse. bal dudaklı * Tatlı dilli.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. çi bir idi * Aptal. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. bal dudaklı . bakması sağ na nı lamak. *ş üpheye yer bı rakmadan. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. bal gibi * pek tatlı . baktı rmak * Bakması yol açmak.

bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. (Botaurus). * Ş man. bala balaban * İ büyük. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. balabanlı k * Balaban olma durumu. irileş mek. balak balalayka * Bkz. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu. balı la benzer. gürbüz (kimse. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. . * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. * Yavru. malak. nektar.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. * Bu renkte olan. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. ri. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. . için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . n mı lan. çocuk). çocuk.

mil. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. koyu. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. yavaş ı madde. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. *İ çindeki kil oranı yüksek. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. balata . romantik. da. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. muvazene. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. * Karagöz. yapı çamur. kıkları * Safra. itli ş kan * Güçlük çı kartan. su geçirmez. lik arkı * Serbest biçimli. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . da. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. daha çok killi. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. lan * Denge. yağ. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası .balama * Orta oyununda Rum tipi. * Kabzanı demir siperi. koyu toprak. pedavra.

* Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. sinekgiller familyası ları ndan. ran en baldı rgan * Baldı ran. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). hastalıbulaşran. iş serseri. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. pilâvlıpirinç. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. incik. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. en . baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . *Ş eytan otu. kan emen. mı siz. ri k bale * Belli hafif figürlere. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . karabaldı r. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. balerin . karı * Balçı olan. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . adı atı çoğ m ş lara. (Conium maculatum). balçıhurması k . baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . * Maydanozgillerden. karasineğ çok benzeyen. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti .balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir).

balıkartalı k . hazı rlanan bir çorba türü. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. balgamlı * Balgamı olan. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. * Zodyak üzerinde. Zodyak. balıeti k * Omurgalı lardan. . ı dı atı sümüksü madde. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. biçimli tombul. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. dalgı kurbağ adam.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . . ç. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . yı ş k an. suda yaş ayan. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. ne zayıolan. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. k balı k balı k * Omurgalı lardan. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . bektaş ı taş mühresenk. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç.

k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balıyiyen. boğ k.* Kartallardan. kları (Anamirta). balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. beyaz. mın kçı mı balı lı kçı k . * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. boynu ve gagası uzun. üremelerini sağ layan yumurta. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. ı bal rı rlanan yumurtası . k * Balı lara özgü. ticarî merkez. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. havyar. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. su kıları yaş yı nda ayan. balı beslenen. k * Yayvan servis tabağ ı . yavaş k kları kuruyan. kla k * Uzun bacaklı lardan. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . azlı balı l kçı * Balı beslenen. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. vitaminli yağ karı flı a ı lan . kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. su kıları yaş yı nda ayan. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. kahverengi çizgili.

deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. süslemek. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. ı nı ünmeden giriş erek. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. akı ı na mek. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. uzunca gagalı . esnek. erinleş buluğ ermek. * Balıüretme. falyanos (Balaena mistycetus). buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. düz ve baş ağbir biçimde. ağ ğ200 ton olan. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. balina * Balinalardan. k balı klava * Deniz. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. yassı na . uzun ve çatal kuyruklu. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . * Balı olmayan. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. uzun çubuk. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . uzunluğ 20 m. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. ğ ı . avlama iş k i. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. k aş ı * Bir iş bir duruma. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. eriş mek. kadı u ı ı rlı ı için rga balı.* Balıtutma. * erinlik çağ ermek. a l baliğ olmak. soğ hava deposu olan yer. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. atlamada) Balıgibi gergin. baliğ olmak * bulmak. k ı balı klı * Balı olan. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . balı klandı rmak * Balıile doldurmak. dar. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü.

Balkanoloji * Balkan ulusların dili. sancı rı mak. * Balina takı ş lmıolan. Balkar Balkarca balkı * Bkz. * Kesik kesik ağmak. balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. balkı r * Parı.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. esnek kemiksi bölümlerin adı ş . Balkanlar * Hı rvatistan. Malkar. * Parlamak. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. balkı ma balkı mak balkon . KaradağKosova. Slovenya. . Balkanlarla ilgili. * Güzel süslü. parlak. Bulgaristan. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. * Balkı iş mak i. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . parı ldamak. kla * Örnek hayvanı balina olan. Makedonya. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . * Bkz. Malkarca. . balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . * Ağ. balina geçirilmiş olan (giysi). ltı * Ş ek. sancı rı . Sı rbistan. * Ş ek çakmak. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. dalgalanmak. imş * Su halkalanmak. Bosna-Hersek. Arnavutluk. nı nda ş arı ru kmı . Romanya.

ballı baba * Ballı babagillerden.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. balkonumsu * Balkona benzer. ballanma * Ballanmak iş i. ballı darı *İ ncir. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. mak. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ik lardan oluş bir an familya. k ğ ı . ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. ballı börek * Çok lezzetli. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. tatlanmak. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. lmı * Ballıhastalı olan. küre biçiminde araç. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ballı k * Bal konulan kap. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. olgunlaş laş mak. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. atmosferde uçabilen. llı ballı babagiller * Nane. ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ğ ı * Ballı baba. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. düzenlemek. ballı *İ çinde bal bulunan. * Tatlı mak. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). * Bağ larda görülen külleme hastalı.

balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. * Küçük balon. belsem. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. lan ı . çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. * Karnı yuvarlak ve şkin. balonvari * Balona benzer. yarmak. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. musallat olmak. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. yol açmak. demir araç. merhem vb. yükleri bindirip indirmekle. balon gibi. aç . danslı yer.). sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . * Gemici. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. koru). ası ey lmak. baltacı k * Küçük el baltası . ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. boynu dar cam kap. * Odun kıcı rı. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. balta vurmak * balta ile kesmek. . iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. n an * Bir tür kudret helvası . parçalamak. * Kesmek. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. * Bazı açlardan elde edilen.

baltalamak * Balta ile kesmek. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. pot kı nda rmak. tlı kacak davranı bulunmak. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. iş m ini balya yapmak * balyalamak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. * Bilinçli ve kası olarak. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. denk yapmak. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. sabote etme. * Sısıkesimi yapı orman. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. sabote etmek. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan .* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. balyalama * Balyalamak iş i. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. i. Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. ini baltalı * Baltası olan. balyalanma * Balyalanmak iş i. balyalamak * Balya yapmak. bir sıntı kurtulmak. .

* Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. yanı mı lan ş . İ u * Taş kı ları rmak. ları lan. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. ı n ndaki bölümü. uzun menzilli tunçtan top. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). mobilya. bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). değik. hezaren (Bambusa vulgaris). ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). merdiven. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. ka bambu * Buğ daygillerden. ban ağ acı . balyozla dövmek. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. balyozlamak * Balyozla vurmak. ergin evrede baş akları kemiren. baston gibi birçok cak en. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. ı r. k lerde lan. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. balyozlama * Balyozlamak iş i. bamya tarlası * Mezarlı k. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). varyos. * Bu bitkinin hem taze. hem kurutularak yenilen ürünü. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. kahverengi. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . . .

demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. bandajlama * Bandajlamak iş i. banda almak * bir sesi. ile * Bağsargı . * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). ban otu * Asya. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . üdü.. çiçekleri salkı m durumunda. bandajlatmak . kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. aç * Sepetçi söğ sorgun. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler.. * Banal olma durumu. aldı etmemek. ile bandaj * Sargı sarma. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. lokma. . ses cihazı bant üzerine kaydetmek. . bandajlamak * Sargı sarmak. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti.* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. * Herkesin kullandı. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. nda ı bana da . Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). telek damarlı . ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . bançolaş ma * Bançolaş durumu. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. herkesin anladı.

iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. halkı bani * Kurucu. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. hı karak ağ çrı lamak. * İ dizilmiş pe ceviz. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. badem ve benzerlerinin. * Yapan. bandı ralı * Bandı olan. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. bank . ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. gürültüyle. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. kumaşerit. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. mıka. mıkacı zı . bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. bangıbangıbağ r r ı rmak. bangı r bangı r * Yüksek sesle.* Sargı sardı ile rmak. u bandı rmak * Banmak. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. bandaj yaptı rmak. * Etibank. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. kuran. unu * Yabancı devlet bayrağ ı .

bankiz * Buzla. * Faizle para alıveren. * Bankacı . raş * Çok zengin (kimse). * Para. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. kambiyo iş p lemleri yapan. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . banka defteri * Bkz. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak.iskonto.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. * Bankacın mesleğ nı i. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. * Bankerin yaptı iş ğ . biriktirmek. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. . parklarda oturulacak sı ra. kasaları para. na banker * Banka sahibi. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. kredi. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. banka gibi * çok zengin (kimse). * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. * Banker olma durumu. banka cüzdanı . banka cüzdanı . banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. değ belge. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse.

bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. . * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. yassı . mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. nda. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. dolay. ş bağ erit. çevre. * Katı ş sulu veya tuz. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. loto gibi oyunlarda. * Banmak iş i. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. banko geçmek * Yarı ş veya toto. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . * Bağ ı rmak. banlama * Banlamak iş i. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . banma banmak bant * Düz. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. banko sayı * Sayı loto oyununda. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. ensiz. bant yapı rmak. deş etmek. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. * Su altı tepeliğ i.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. banlamak * Horoz ötmek. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. * Bantlama makinesi. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı .

banyo yapmak * yı kanmak. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. başk. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). baobap * Ebegümecigillerden. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. hamam. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. lı * Konu. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . husus. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. aç bap * Kapı . kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. bar . lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. içinde yı lan bölüm. lan lan banyo kabini * Duş kabini. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. banyo * Yapı larda. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. * (kitaplarda) Bölüm.

barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. paslanmak. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. ağ ritmli bir halk oyunu. baraka barakacı k * Küçük baraka. reti . baraj * Suyu toplamak. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. . * Apaçıgörünmek. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. kebe. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. barak * Tüylü. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. * Hava bası birimi. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. duvar yapmak. büğ yla lan et. ı r bar * Danslı . içkili eğ lence yeri. ortada olmak. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. * Tahta. * Ayaküstü içki içilen meyhane. kı çuha. ncı * Cam kaplarda oluş pas. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art.

barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . barbekü barbunya * Barbunyagillerden. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. oval veya yassı rmı benekli. kale u kı lı ş n korkuluğ u. * Taneleri yuvarlak. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı .baran barata * Yağ mur. vücutları pullarla kaplı mı iri . n. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). ilkel. uzunca başk. kı zı rmı pullu. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. n. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. bir tür fasulye. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. beyaz etli. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. topluluk. barbarlı k * Barbar olma durumu. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. * Uygarlaş mamıkavim. ucu kı k. vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. . ş * Kaba ve kı . rı cı * Kaba saba. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. . baltacı kapılarıgiydikleri.

lan * Bir bardağ alacağmiktar. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval.* Bar iş kimse. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. lan. * Bir tür küçük ve tatlı incir. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. * Fıcı çı keseri. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. ı n u lan. barçak * Kı kabzasın siperi. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i. kâğ veya plâstik örtü. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. ri. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. nı ların nı * Çok beyaz. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. .

göç. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . yası yası * Bahçe duvarı . sulh. metal veya plâstikten yapı şapka. küçük kervan. sulhperver. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. barıöngören. ş ı ş ı * Bkz. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. * Göç eş .baret baret * İçilerin baş na giydikleri. sulhsever. melce. ev eş . ş ları lmış * Küçük takke. otağyüksek divan. * Barılacak yer. çine . barı . * İ izinle girilen yer. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. a bir ğ ı * Yerleş mek. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. sulhçu. barı ş * Barı ş iş mak i. * Bir tür süs iğ nesi. * Kafile. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. barı ş çı * Barı seven. . çit. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. * Barı amaçlayan. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. k * Uyum. * Çevresiyle uyumlu. geliş ortamı ecek bulmak. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. papaz takkesi. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. barı ş ı ş sever. barı nma * Barı nmak iş i. dirlik içinde yaş amak.

. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. dargıveya düş olmayan. barı ş sever * Barı . sevecen. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. ağ küre. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. * Bkz. ara bulmak. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. hiç değ o hâlde. bari * Hiç olmazsa. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. barı ş mak * İ taraf.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. barikatlama * Barikatlamak iş i. ma. al baritli *İ çinde barit bulunduran. hoş kası ş n man görülü. zevk almak. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. * Sevmek. sulhperver. barikat yapmak. ilse. sulhçu. öyle ise. uzlaş anlaş mak ma. anlaş mak. sulhsever. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. uzlaş mak. * Keş ke. barı l.

ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. * Bkz. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. * Açı göze çarpan. barok * M.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. engel. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. barlam. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. * Çizgi im. barklanma * Barklanmak işveya durumu. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. k . i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. mimarlıüslûbu. i barklanmak * Ev sahibi olmak. * Büyük sandal. k. yükseklikölçer. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. ev bark. * Basso ile alto arası ses veren. belirgin. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. evlenmek. barizleş mek * Bariz duruma gelmek.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . pistonlu bir tür ağ çalgı. * Bkz.

huysuz. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. etkileyici. barometre * Bası nçölçer. sert. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . düş nda ünceden çok duyuma. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. * pek ekş i veya acı . * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). çı barut fısı çı gibi * çok kı n. barut gibi * öfkeli. * Gösterge. * Baron olma durumu veya baronun görevi. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . barut fısı çı * Barut koymaya. sinirli ve kinle dolu kimse. . mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. abartmalı lması kuya . zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. fı. patlayı. * Koyu gri renkte olan. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). aksi (kimse). barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . barsak * Bağ ı rsak. katı li lması n rlatı na cı madde. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu.

baryum karbonat * Karbondioksidin. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. baryum sülfat * Baritin. barutçu * Barut yapan kimse. git. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. n sı bas (veya bas git) * çekil. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . * Atom sayı 56. yürü. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. bas * En kalıerkek sesi. * En kalısesli orkestra çalgı. . u ada havada çabuk oksitlenen. n * Sesi böyle olan sanatçı . barut rengi * Koyu giri. basamak * Merdiven. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. * Merdiveni olan.78 olan. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. defol!. gümüş renginde. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. katı basit bir element. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. yoğ sı unluğ 3. Kı ve saltması Ba. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı .

ine mek basamaklı * Basamağolan. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. * Çok yüksek olmayan. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. laş ş . * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. * Dalyanıkapak yeri. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . alçak. k bası k klı * Basıolma durumu.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. dergi gibi ş eyleri basan kimse. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. * Derece. * Derece derece. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. . tâbi. na lmıbir nı nı u ra. algı yetisi. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Bası ş lmı yassı mı . her rakamın bulunduğ sı hane. ı basar * Göz. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. ama. . * Kık. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. bası cı * Kitap. *İ leriyi görme. mak lan i. lan * Görme ile ilgili. kalı mı ı da eylere yazı . birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). aş kerte. resim çı karmak iş tabı i. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. basamak basamak olan. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak.

bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. tabaat. * Bası i. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. * Bası işveya durumu. tipografya. matbaa. m lmı . basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. lı k. tabı iş . * Bası evinde bası şmatbu. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. matbaacı m leten . lmak i * Bası iş lmak i. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin.bası la * Bası lı provalarda "basız. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. bası n" anlamları kullanı terim. n n nı nda n nı sı p . basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. matbuat. bası n * Gazete. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . i. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. * Bası sanatı . bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . mcı kta. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç.

bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. basireti olan. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. anlayı kavrayıdikkat. ı rlı bası ş * Basmak iş i. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. kâbus çökmek. basiretli * Gerçeğgörebilen. tazyik. basiretsiz . iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. bası rganma * Bası rganmak durumu.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . nç ş lma kı su. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. için nç lamak veya ayarlamak. seziş . basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. görü. * Doğ görüşuzağgörüş ru . bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. uzağgörebilen. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. ş . basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. ı rlı * Kâbus çökmek. na u eyi u mak. * önem vermeyerek uğ ramamak. ı . bası nçlama * Bası nçlamak iş i. sağ i ı görülü. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. sağ klı ş . barometre. basıgitmek p * birdenbire gitmek. uyanı k. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. bası rgama * Bası rgamak iş i. basıgeçmek p * önde gideni geçmek.

özelliğolmayan. kolay tarafı ndan. gösteriş siz. basitleş me * Basitleş iş mek i. n lan . * Her zaman rastlanan. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. ı . sağ lü görüsüz. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. sade bir biçime döndürmek. basketbol * Basit olma durumu.basite irca etmek. ileri ve uzak görüş olmayan. basite indirgemek * basitleş tirmek. basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. basiretsizlik * Gerçekleri. basitleş mek * Basit duruma gelmek. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. * Süssüz. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. bayağ görgüsüz. karık olmayan. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. sağ ı görüden yoksun olma. bayağ lması ş ı ı . basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. yalıkelime. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle.* Gerçekleri görebilmekten uzak. ileriyi ve uzağgörememe. kök durumundaki kelime. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. olağ i an. * Kolay.

baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. baskı lı * Baskı olan. lediğ n u lan zı * Kı süreli. mı baskıbasanı r n ndı . * Bir eserin bası biçimi veya durumu.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. zorluk bakı ndan) Üstün. kazı resim. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . kıtlamak. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. sa rı * (sertlik. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. beklenmedik saldı. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. basketbolcu. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. zor kullanmak. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. lı kta iş * Kıtlayı. lı ş * Bası sı sayı. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. tazyik. pres.

* beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. dergi. tülbent vb. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. * Disiplinsiz. baskı ncı * Baskıyapan kimse. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. basmacı lı k * Basma alı satı . * Terbiyesiz. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. * Matbaacı lı k. üzerine kalı desen basma iş pla i. basma * Basmak iş i. ahlâksı z. basklârnet * Kalı sesli klârnet. tezek. * Pamuklu. . manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. * ansın konuk gelmek. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. matbua. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. * Gazete. . rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. üzerine kalı desen basan kimse. tülbent vb. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. basma kalı bı * Kitap. . saldıda bulunmak. * Bası ş lmı matbu. m mı * Pamuklu. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. üstünlüğ göstermek. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. ı dı * Gübre. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan.

* Bir ş etkisinde kalı eziklik. * Baskıyapmak. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. kaplamak.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. basso * En kalıerkek sesi. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. * Yol yapı nda çakıkum. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. baskı ı rlı . * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. maydanoz. ilbiber. bürümek. n * En kalısesli orkestra çalgı. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. p basmalı * Basma özelliğolan. eyi. ey p. kı k * (çocuk için) Yaramaz. kliş e. tabetmek. değ iklik göstermeyen. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. iş * Örtmek. mı l. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. * Bası i yapmak. harcı ü iş âlem. taze soğ yeş an. bilineni tekrarlayan. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. * Bastı rma. gittiğyerin bereketini kurutur. üzüntü ve ağ k duymak. durumunu kontrol edememek. * Bkz. baş tarda. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. a * Çevreyi kaplamak. n sı bastana salatası * Domates. çökmek. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. yük. yı rmak lan aç * Ağ k. * Bir kimse bir yaş girmek. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. . bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek.

hemoroit. nemli ormanlarda biten. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. * Bastı . * Ansın birinin yanı gitmek. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. basurlu . üzerine iyice düş mek.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. * Üstünlüğ göstermek. bastonlu * Bastonu olan. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. * Zararlı olayı bir önlemek. nce. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. bastonsuz * Bastonu olmayan. ı n nı vıp * Gidermek. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. * Baskı yapmak.

* Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. * ". Asya'da yetiş bir ağ (Basia). esas. raşran rsat baş almak * fı bulmak. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. bı nlıvermek. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. eyin * Bir ş uçları biri.. * Deniz teknelerinde ön taraf. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. langı * Temel. can sı kkı k kmak. basya baş * Sapotgillerden. baş ağgitmek aş ı . * Bir topluluğ yöneten kimse. nı ı yan indedir. * En uç.* Basuru olan. ser. u * Baş ç. en önemli. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. kafa. uğ tı raşrmak. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. * Arazide en yüksek nokta. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane.. burun. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. sarrafiye. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. hemoroitli. göz. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. yüksek nokta veya en ön. ı rı . mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. kulak. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. baş * Çı ban.

baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. baş bezi * Mendil. intisap etmek. nlı baş döndürücü . bit. üzüntü veren. baş çağ bı ı * Ustura. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. ndan kla baş döndürmek * baş dan. gururdan. baş çekmek * ön ayak olmak. beraber yaş amak. baş a baş * Birlikte. ı rı * baygı k verici. * dayanı ş mak. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. sürekli zarar etmek. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. ı na * baş vermek. leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. aş . baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş a bı baş rakmak * birinin. baş belâsı * Sınt ı kı . baş biti * Bkz. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. beraberce. baş çanağ ı * Kafa tası .

baş göstermek * belirmek. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). inkı etmek. baş etmek göz * evlendirmek. gücü yetmek. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. arı baş gelmek * yenmek. aş na. baş olmak önemlidir. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak. kaldı i. na yat baş elde iken * ölmeden. yaş arken sağ iken. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. tan ı çı baş rı fes içinde. baş kaldı rmamak * Bkz. baş olmak göz * evlenmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. yönetime karşgelmek. baş kaldı ı nı rmamak. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. baş kazanmak (kazanmamak). zuhur etmek. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. te ta baş olan boş olmaz . isyan etmek.* Ş kı serseme çevirici. her iş onları te örnek tutarlar. başve kı üzerinde inip kalkmak. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. baş nereye giderse. ortaya çı kmak. vuku bulmak. baş kesmek * selâm için baş mek. ı * iyice coş mak. baş da. kabarmak. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma.

el üstünde tutmak.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. çevirmek. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. * (gemi. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. rotadan çı kmak. k k lan. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). baş tutamamak * rüzgâr. baş örtü. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. fı na yüzünden. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. baş oluş ak mak. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. baş tutmak * elebaşolmak. baş örtüsü * Bkz. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. m baş lı rı börk (fes) içinde. değ hiç yitirmeyen eser. kayı döndürmek. * (buğ vb. ı sı baş tacı * Çok sevilen. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. . nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak.

ak mak. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. * Arpa. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. baş baş a * Eş durumda. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. baş k akçı . baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. * Tarlalarda. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu. dengeli olarak. i rabilmek. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. it baş baş a gelmek * eş olmak. ı yan lçı baş . ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. denk olmak. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş baş a * birinden üstün olmadan. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. arası .

muvaffakı yet. * Baş lı biçimde. tutmak. * Baş lamayan. baş gösterememek. baş aklama * Baş aklamak iş i. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. muvaffakı arı yetsiz. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. takat sırı i nı. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş .* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . muvaffakı arı yetsiz. baş aklamak * Tarlalarda. arı . baş göstererek. muvaffakı arı yetli. baş lı arı * Baş gösteren. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. performans. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. baş aklı * Baş ı (ekin). * Baş göstermeyen. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. . baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). * Baş göstermeyerek. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı .

nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. muvaffak olmak. sır başsatan kimse. kuzu. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. * Baş asistanıgörevi. ı vekil. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. baş arma * Baş armak iş i. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . efe. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . hâkimiyet. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş k çı . n * Baş bakanı makamı n . muvaffakı arız yetsizlik. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. hâkim. . * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. . kan. baş çı * İçi baş ş ı . * Çiğ veya piş koyun. kan baş k atlı * Baş olma durumu. baş bakan * Hükûmet baş . n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. dominant. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi.

baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. * Baş garsonun işmetrdotellik.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş t. . baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. baş kâtip. baş eski * En kı demli kimse. i. sertabip. . n ı . ş yapı aheser. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. sermürettip. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . rlamada en üst sorumlu. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . * Baş hekimin makamı . * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . baş tabip. baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel.

ön ayak olmak. bahtı k. ğ mek. * birini yandaş olarak kazanmak. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. başdertte ı * çözülmesi güç. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . sıntıdurumda. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. üzücü bir durumla karş mak. başdara düş ı mek * sıntı girmek. gururlu. açı başdimdik ı * Onurlu. kendi yanı tutmak. kı lı başdevletli ı * Talihli.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. * Evli. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. . başbelâda ı * çözülmesi güç. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. sıntıbir durumda. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu.

başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . zor durumda kalmak. kı nlı üzüntüyle. başyerine gelmek ı . başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. a p ş başyerde ı * utançla. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. eş n dönmesi. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". ağ ı rlanmak. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). * bir düş veya davranı uygun bulmak. bunalmak. rgı kla. çevrede gözü olmayan. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak.başdönmek ı * insana. başönünde ı * uslu. a başhavada ı * sevinçli. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak.

ı etmek. * Yönetimsiz. baş beraber ı mla * memnunlukla. kibirli. görüş olmamak. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . baskız. seve seve. ş . baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. başyukarda ı * onurlu. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. kendini beğ enmiş . * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. . na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. kendi havası bı veya na rakmak. başyumuş ı ak * Uysal. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. karı . başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. tedirgin etmek. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. denetimsiz. söz dinler (kimse). p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. * Düzensiz davranı düzensizlik. karık. musallat olmak. içinden çılamayan. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. disiplinsizlik. inat etmek. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. * Kargaş . * Baş örtmeden. kötü bir duruma düş ı laş mek. rakı ş .

baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. nefretle geri vermek. baş geçirmek ı na * baş giymek. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. in * bir işyapmaya baş i lamak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. nda * bir iş yönetimini ele almak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. raşrı bir e . baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. ı r * üstüne kalmak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ı laş * beklenmedik. ı na * kötü bir durumla karş mak. çok yüz vermek. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak.

hiddete kapı lmak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. ilgi göstermek. zevk. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. önde geleni. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. eğ lence peş koş inde mak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. zor durumda bı rakmak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. işkoyulmak. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. baş vur. kontrolünü yitirmek. lan inde in k ini .

* bir iş birini tedirgin etmek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. sorumluluğ atmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. iş sizlikten. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. baş beklemek ı nı * gözetlemek. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. savuş i mak. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. baş luktan kurtarmak.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. . ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. cezalandılmaktan korkmak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. baş belâya sokmak ı nı * birini. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. lı a. uğ tı için raşrmak.

man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. i ksı * iyileş ememek. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. kellesini uçurmak. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. sis bürümek. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. * kendine hayran bı rakmak. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. sakin kalmak. yataktan çı kamamak. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. .baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak.

özveri. iş . kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. . istihale. iş baş kaca * Ayrı ca.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . özge. baş biri ka * diğ bir kimse. değik görünmek. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. rolü i. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. değ ik. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. metamorfizm. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. uyarını sı dinlememek.

baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . . baş kent * Baş ş ehir. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. * Alılana benzememe. istihale etmek. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. diğ ötekisi. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. reislik. aslî tipi. istihale. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. metamorfoz. riyaset. farklı kazanmak. değ iklik. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. isyan. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. bozulmak. iş lı k * Biçim değtirmek. e mek. veya u. . baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. değmek. değ ik olma durumu. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. iş * Kötüleş mek. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş kentlik . reis. er ahı eri. un. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. herhangi bir kimse.

baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. n * Baş komutanımakamı n . n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. Baş kurtça * Baş Türkçesi. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. ta baş kumandan. lı baş lama * Baş lamak iş i. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). kahraman. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. bu halkla ilgili. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. katedral. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. serdar. ş la nda . dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. * Baş konsolosun makamı . baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos.* Baş olma durumu. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. ayan veya n * Bu halka özgü olan.

ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). baş lı * Başolan. oluş mak. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. müptedi. fı sın. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. iş yürür duruma girmek. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. bir hayatıvb. ortaya çı kmak. * Çalır. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. ş ler. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. ta . belirtmek.nin ilk bölümü. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. ı * Olmak. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. doğ mak. * Etkisini gösterme. baş lanma * Baş lanmak iş i. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. in. * Görünmek. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. ine * Baş mak. ı na. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. başca lı * En önemli. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. n * Ön söz veya girişmukaddime. baş lmak lanı * Baş lanmak. . baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. i. e mek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. baş gelen. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. baş latmak * Baş laması yol açmak.

na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. giriş bölümünde. anteti olan. erli baş muallim * Baş retmen. paş * Başk yapan veya satan (kimse). serpuş ı . . paş makçı . kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . sermuharrir. has. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. bir direğ tepeliğ in i. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. satan kimse. baş mak * Ayakkabı mak. başksı lı z * Başğolmayan.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. * Bazı bölgelerde. baş mal * Anamal. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. * Camilerde. z lanan ödenek. evlenirken. . külâh. kapital. top. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. lı baş makale * Baş . * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. * (camide) Ayakkabı konulan yer. lı ı * Antetli. sermaye. arpalı k. baş maklı k * Padiş n anne. ı baş muharrir * Baş yazar. * Bir yazın. serlevha. takke. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. baş misafir * En değ konuk. a * Bir sütunun. antet.

baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . sermürettip. . * Baş müdürün çalı ğdaire. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . müdür. eş nları nı kları arp. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . ı baş mürettip * Baş dizgici. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ .

erksizlik. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . baş rol * Baş oyuncunun rolü. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. * Baş nı görevi veya makamı savcın . anarş ve i. na. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . baş olmayan. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. in baş gelmek ta * önde olmak. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. kent. baş rejisör * Baş yönetmen. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. üstün durumda olmak. başz sı * Başolmayan. ı * Yöneticisi. baş ehir. . kanı * Başveya baş bulunmama durumu. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş rahiplik * Baş rahibin görevi.

düzen bozucu. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. pek çoğ almak. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. her zaman. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş sona tan * Daima. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. bütünüyle. isyancı . baş aş tan mak * pek çok olmak. * Baş ı sonuna kadar. bir kez daha. gemi baş karaya vurup oturmak. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. özen göstermeden. baş savma tan * üstünkörü. bütünü. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . doğ yoldan saptı ru rmak. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. . bir uçtan öbür uca kadar. baş i ı savma veya atma. hepsi bir arada. kötü yola sürüklemek. baş mazlı tanı k * Anarş izm. na amak.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. baş baş tan a * Tamamen. baş tabiplik * Baş hekimlik. baş tan * baş ı alarak. u baş tabip * Baş hekim. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. baş maz tanı * Asi. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. yeniden.

baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. müracaat ettirmek. * Baş uzmanı görevi. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. müracaat etmesini sağ lamak.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). baş vekillik * Baş olma durumu. baş vekil * Baş bakan. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. ufkun i üstünde olanı . sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. müracaat etmek. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. tankaragiller familyası ndan. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. lar mı türünü içine alan geniş familya. ı . i. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. Kuzey Afrika. semtürreis.

* Baş yazarıgörevi. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. . * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. müracaatçı . baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. müracaat edilmek. cı mazlı ü . baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş t yapı *Ş aheser. i. baş rejisör. baş kâtiplik. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. * Baş yaverin görevi veya makamı . baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. ı ma. anlaş k durumunda. bilgiye ulaş referans. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. bat . n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. sermuharrir. .baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş yazı nı muharrir. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek.

uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . * Eline geçen parayı ran. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. hayvan). bataklı kları klarda yaş (bitki. sı tüyleri pas rengi olan. imş lmı ucu . rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. içinden çılmaz iş kı .* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. bataklıgazı k * Metan. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. * Hayıgelmez. ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. * Bataklı olan (yer). ğ ı . bataklı klarda yaş ayan. * Uygunsuz ve kötü. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. bataklı klarda yetiş bir bitki. rengi kahverengiye çalan siyah. yarar sağ r lamaz. pamuk otu (Eriophorum). uzun kanatlı . batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. li yı nda en llı batar * Zatürree. * Kötü durum. ishak kuş (Asio u flammeus). ahlâk dı durum. lan. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). batak çulluğ u * Çullukgillerden. batmı ş . bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. batı * Bataklı seven.

* Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. garpçı yanlı olan . lar mı * Bateri çalan kimse. * Çürük. * Orkestrada vurma çalgı takı . * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. davul. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. garplı ndan . batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. * Batı sı kimse. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . temelsiz. in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . davulcu. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. garbî. gizli ve akı şgüçlere. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. garp. lı in ğ ı * Bu yönde olan. * Batarya ile çalı (radyo.).batarya * En küçük topçu birliğ i. lı laş i. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). laş . * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). batı l itikat * Boş inanç. bu yönle ilgili. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. * Batı sı yanlı olma durumu. gün indi. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. garp. telefon vb. garpçı lı k. batı l itikat.

. niye *İ çrek. laşrma. * Batmak iş i veya biçimi. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). batı n * Karı n. kuş ak. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. tirip * Kirletmek. soğ domates.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. lan batı ş batisfer batiskaf . ağ r. nane. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. çalı ş mada. * Mahvetmek. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. garplı tı laşrmak. garplı mak. ş . maydanoz. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. batılmak rı * Batı iş konu olmak. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. lan. rmak ine * Yok edilmek. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. tahin ve limon suyu kullanı an. batması sağ vın ak nı lamak. bati batik * Yavaş ı . lı * Batı uygarlını ğ benimseme. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . garplı ı lı k. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. dövülmemiş ceviz içi. * Göbek. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. * Bir iş sermayeyi yitirmek. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. batı k lı lı * Batıolma durumu.

kullanı ş lmaz. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. ra. * Yılmak egemenliğsona ermek. iş yaramaz duruma gelmek. * Yok olmak. tuzlu çubuk. * Alılmıolandan büyük. müflis. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. * Dokunmak. flâs * Kirlenmek. iflâs. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. inkı kı raz. çökme. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. harman dövme makinesi. * Yılma. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. incitmek. battal olmak * kullanı lamaz. bozulmak. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. lan. * Bir gök cisminin (Ay. * Çökmek. ldı n ü sı na * İ etmek. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. yok olma. .) ufkun altı inmesi. nı i ile n batma * Batmak iş i. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. iflâs. . . GüneşYı z vb. (kimse). nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en.batkı batkı n * Batkı k. battal * İe yaramaz. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. ş ş ı * Harman makinesi. vın * (GüneşAy. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. * Saplanmak.

Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. tı * Avcı n. için) yakı ş mamak. banal. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. lı * Kibar olmayan. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. zengin (kimse). lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. epey. * Her zamanki gibi olan. pekâlâ. malı olan. bayağ ı * Aş ı pespaye. içine eş konulan büyük çanta. * Ş ve köpeğava alı rmak. sı radan. * Gerçekten. bayağkaçmak ı * (söz. * Çok iyi. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. uygunsuz olmak. hiçbir özelliğbulunmayan. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). * Bavlı iş mak i. bavullu * Bavulu olan. davranı giyiniş ş . ı laş * Parası . çok. ahin i ş tı * Yolculukta. basit adî. çok . * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. ağ k. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). i * Hemen hemen. amiyane. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. oldukça. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. âdeta.

p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. çok . bayatlamak * Bayat duruma gelmek. * Taze olmayan. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. * Süzgün. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. tazeliğ yitirmek. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. * Bayatlamaya baş ş lamı . . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Güncelliğ önemini. * Eşkarı . bayağbir duruma girmek. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. ini . . ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. * Gönül vermiş .

k. uyur gibi olmak. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. * çok heyecanlanmak. . * Sı açlı susuzluk. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. kendinden geçme. bayı na yol açmak. n * Çok hoş lanmak. n * (göz için) Süzülmek. kendinden geçmek. çevreye göz gezdirmek. * Vermek. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. kan ı n mı .*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. bayı bayı la la *İ steyerek. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. telâş lanmak. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. istekle. severek. çok isteyerek. bayı ltma * Bayı ltmak iş i. ödemek. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. çok sevmek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. bayı lma * Baygı duruma girme. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. * hayranlı seyretmek. koza yapamama durumu. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. nı ş ş ı . lması lması sağ bayı r ndı mamur. kendini kaybetmek. bayıcı ltı * Bayı ltan. baygı ntı * Baygı k. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. baygı k nlı * Baygı olma durumu. cak. bayı nı lamak. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . * Yılmı dökülmüş ğ ş ı .

bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. ri * Kaba. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. rtı gece ların . uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. ndı i. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. ine lan baykuş giller . ümran. imar etmek. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ru. terbiyesiz erkek. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. * Bu iş yapı ğyer.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. ndı tı i. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. dükkân veya kuruluş . rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. bayı u r kuş * Çalı bülbülü.

daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . ı in sı bayrak * Bir milletin. * Şmarı k. açı kapatı kol. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. * Baymak iş i. * Simge.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . . bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. * Devre dı bı ş rakma.ş marı baylanlı k * Zenginlik. baypas * Damar aktarma. * Aldatmak. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. sembol. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. bayrak merasimi * Bkz. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. midede ezinti yapmak. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. iş ı klı ve. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. . etki altı bı nda rakmak. bayrak töreni. . kandı rmak. naz. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . baylan * Nazlıı k (biçimde). baylanma * Baylanmak iş i. * Gerektiğ indirilip kaldılan. mideyi bulandı nlı rmak. baylanmak * Nazlanmak. * Öncü. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. ş ı marmak. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak.

eli bayraklı . ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. lmı . bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. hı nlıetmek. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. il. ş evval. * Bayrak yapan. * Özel olarak kutlanan gün. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. * Bkz. sı . bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. bu yakı ğ bir sebebi olacak. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . neş e. tem * gösterilen bu ilginin. bayrakaltı * Ordu hizmeti. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. * Bayrak asmaya uygun direk. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı .bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. eri bayraklı * Bayrağolan. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. yol göstermek. askerlik. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). * Sevinç. diken veya satan kimse. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. bayraktar * Bayrağtaş kimse. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. * Bayram günü doğ çocuk.

bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. * Bayramlarda verilen armağ an.* çok sevinmek. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. nadiren. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. lan. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. * Bayramî tarikatı olma durumu. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. nadir olarak. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . bayramıkutlandı gün. bayramlıağ k ı z . n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. eli. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. arada sı rada. bayram günü * Bayrama rastlayan. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r.

* Temel. çok n ı yan * Koyu renkli. m. mak. Bayramüstü. baytar * Hayvan hastalı hekimi. * Ara sı arada bir. ra. ş . * Birtakı kimi. baysungur * Ş cinsinden. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. sert. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. veteriner. yı cı kuş ahin rtı bir . * Ara sı arada bir. bayramüstü * Bayrama yakı n. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. * Pazarlı alıveriş k. kimi vakit. kadim. bayramüzeri * Bkz. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. esas. * Çarş pazar. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. kı dem. ı . esas.* küfür. bazal bazalt bazar bazen bazı . kimi vakit. bir çeş yanardağ it kültesi. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. * Taban. ra. esasî.

mı baziçe * Oyun. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. kalıgözleme. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. yahu. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. su ile birleş baz etkisi gösteren. bazilika * Kral sarayı . bazlamaç bazlaş ma bazuka . bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. küçük çocuk. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. iki sı sütunla. * Dikdörtgen biçiminde. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . biçiminde kilise. hey. Be be be bebe * Bebek. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. * Tatlı bol. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . * Baz niteliğgösteren. n na bazik (tuz). bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. kimisi. * Roketatar. * (teklifsiz konuş mada) Ey. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . ra. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r.bazı bazı * Ara sı arada bir. sı n * Bazlama.

e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. karşklı değtirmek. bebeklik * Bebek olma durumu. * Yer değ me. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. k. becerikli . ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). bebeğ yakır biçimde. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * Plâstik. n bebekçe * Bebek gibi.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. becelleş mek * Cebelleş mek. * (küçük b ile) Sevimsiz. * Vücudun. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet.den yapı insan biçiminde oyuncak. * bebeğ yakır biçimde. ustalı maharet. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. i. beceri * Elinden iş gelme durumu. bücür erkek. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. * Göz bebeğ i. budala. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. karş klı değtirme. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. bez vb. tahta.

rak ünde. apaçıolma durumu. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. bedava * Karş ksı parası emeksiz. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. beceriklilik * Becerikli olma durumu. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. üstesinden gelmek. becerme * Becermek iş i. k. vedi. kirletmek. usta. tavuk büyüklüğ ı plak. mahir. bozmak. * İ acele. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. düş zı ünmeksizin. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. ansın. Beçene bedahet * Besbelli. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. lüzumlu. ustalı maharet. eyi lmaz * Irzı geçmek. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). lı z. kirletmek. elinden iş gelen. maharetli. ı z. usta olmayan.* Becerisi olan. küçük bir kuş (Passer). * Gerekli. * Bir ş kullanı duruma getirmek. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. bedavadan * Bedava olarak. bedavadan ucuz * çok ucuz. evcil bir hayvan (Numida meleagris). becet becit * Serçegillerden. beceriksiz * Becerisi olmayan. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. na * Birini öldürmek. mak . Beç tavuğ u * Tavukgillerden. bedaheten * Birdenbire.

ilenç. beddua beddua etmek * ilenmek. bahtsı k. karamsar olmak. bedavadan. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. i bedduası tutmak . bedavaya * Çok ucuza. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. birinin işsürekli ters gitmek. bedbaht olmak * üzülmek. bahtsı talihsiz. bedbin etmek * üzmek. intizar etmek. k. bedbahtlı k * Mutsuzluk. karamsarlı pesimizm. * Asısuratlı k .bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. kötümser olmak. z. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. lânetlenmiş . *İ lenme. bedbaht etmek * üzmek. suratsı z. * Kötü yüzlü. zlı bedbin * Kötümser. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. kötümserliğ kapı e lmak. bedbinleş tirmek * Kötümser. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. pesimist. karamsarlı sokmak. karamsar duruma getirmek. bedavası na * Bkz. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. ı r * Mutsuz. karamsar.

bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. bedel ödenilen. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. eyin ı lı * Eş denk. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. fiilen. kasın na ile * Uş hizmetçi. bedenî * Beden bakı ndan. * Bir ş yerini tutabilen karşk. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. çoban. . mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. ş ı * Kale duvarı . beden eğ itimi. * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. . gövde. ymet. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. vücut. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma.* ilenci yerine gelmek. * Bedelci. ndan bedel * Değ fiyat. bedel ödenilmeyen. it. vücuduyla. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. * Bkz. kı er. başkol ve bacak dında kalan bölümü. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. ak. erli. varlı n * Vücudun.

beğ enilen. * Parlak ve sağklı lı görünmek. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. apaçı k. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. bediîleş me * Bediîleş iş mek i.* Bedenle ilgili. bedirleş me * Bedirleş durumu. * Estetik. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. * (büyük b ile) XIII. bediiyat bedik bedir * Dolunay. * Çölde. * Kötülük isteyen. bednam . mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. bedensel. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . * Besbelli. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . bedirlenmek. güzel sanatlar. * Bedevî olma durumu. gözü gönlü okş ayan. ayıon dördü. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bedenî. * Güzellik ölçülerine uyan. çadı yaş göçebe. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. * Estetik bilimi. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. kötü yürekli. ı . bedenli * Bedeni olan.

kötülüğ ile dillere düş ü en. * Övücü tanı yazı. reçine. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. rma * Beğ enme duygusu veren. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. gusto. hünkârbeğ endi. tma sı * Son derece. * Bey. zevk. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. zevk. takriz. beğ enilen. yi * Sevilmek. . bedük * Çam sakı. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. * Beğ enmek iş i. aş . n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. hoş gitmek. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . * Hint prenseslerine verilen unvan. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. begonyagiller * İ çeneklilerden. beğ enilir olma durumu. hoş görünmesini sağ lamak.* Kötü ün kazanan. beğ endirmek * Beğ enilmesini. pek çok. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. beğ eniş beğ enme * Beğ enme.

beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. nasip. * Onaylamak. beğ lik * Beylik. yi * Kuş duymak. * Payı . kabul etmek. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. bîbehre. hissesi olmayan. * Sarı çalan açıkahverengi. tasvip etmek. * (duygular için) Hayvanca. behiş t behre behresiz beis * Engel. nca. yok. * Pay.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu. kuş ile karş ku ku ı lamak. ne yapıyapı mutlaka. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. iyi veya güzel bulmama. uçmak. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. ş ı . beher * Her bir. hor görmek. uymazlı k. zarar. * Küçümsemek. ya k * Cennet. ne olursa olsun. beis görmemek * sakı zarar görmemek. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. * Onaylamamak. hayvana yakır biçimde olan. hisse. behavyorizm * Davranı lı ş k. p p. * Kötülük. beğ enmezlik * Beğ enmeme. beis yok bej * zararı önemi yok. çı behemehal * Her hâlde. nasibi.

iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . masumluk. denetleyici olarak beklemek. * Hava gazı lâmbasın ucu. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev.* Bu renkte olan. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. cı k. tazelik. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. yalnıyaş kimse. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . erdenlik. . * Sanat ve düş üncede özgünlük. nı * Kalılı ölmezlik. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. ı * Çulluk. bek * Sert. . mek. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. eyi bekçi kalmak * koruyucu. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. radan gelmiş çilerin kalacağoda. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. katı lam. bekâret * Kıoğ kıolma durumu. gözcü. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. z lan z zlı * Saflı temizlik. * Doğ k. evlenmemiş olmak. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . k. * Evlenmemiş kimse. kı k. önemsememesi. yenilik. sağ bek bek beka * Savunucu.

avukat vb. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. nat * Kapanmak. ile görüş öncesinde oturulan yer. * Vakit öldürme. bekleme salonu. beklenme * Beklenmek durumu. muhafaza etmek. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. ı sı bekleme * Beklemek iş i. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). istemek. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. beklenmedik * Birdenbire. beklenilmek * Beklenmek. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. * Ummak. * Bekitmek iş i. bekinmek * İ etmek. in * Süre tanı acele etmemek. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. tı kamak. * Aramak.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. eyi. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. korumak. durmak. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. bekitme bekitmek * Kapamak. beklemek * Bir iş oluncaya. bekleme odası ı tı lan . bekleme salonu * Doktor. ansın. mak. direnmek. tı kanmak. .

beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . ayyaşk. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. ünde. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). * Bekleş iş mek i veya durumu. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. lı . ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. * Bektaştarikatı olma durumu. i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. ak veya kara yemiş i. *İ çkiye düş künlük. î ndan bel *İ çkiye düş içkici. . ayyaş kün. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î .

esas. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. k. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . ı bel etmek * iş koymak. ayakla bası yeri tahta. belden sağ sola bükmek. bel bellemek * toprağbelle kazmak. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. te) n i . sperm. salı salı rı rı na na. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. bel bel * Atmı meni. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. mcı ı na bel bel * Durgun. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. temel. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. iş vermek. güvenmek. bel kemiğ i * Omurga. sı nda * Geminin orta bölümü. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . sı n altı rastlayan bölgesi. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. deri. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. bel kı rmak * gövdeyi.* İaret. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. uzun saplı ı .

kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. * Bir ş gizli olan derin anlam. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. * Kavgacı irret. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı .ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. can sıcı kı. üzücü. ı laş belâya uğ ramak . belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. belâgatsiz * Belâgati olmayan. -den sebebiyle. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. düzgün anlatma sanatı ktan . * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. rma i. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. belâ *İ çinden çılması sakı durum. kı güç. nları * -den dolayı . ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. belâhat * Alı k. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. yapmacı uzak. kı ya * Hak edilen ceza. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. eyde belâgatli * Belâgati olan. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. . * destek olmak. retorik. musallat olmak. nı tiğ belâlı * Yorucu. yorum gerektirmeyen. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek.

* Yerleş ik. * Bu teş n bulunduğ bina. bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. beledî *Ş ehirle ilgili. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. * Bir tür pamuklu. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. belediyeci * Belediye iş görevlisi. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. üyeleri halk tarafı seçilen. ndan belde *Ş ehir. belediye * İ ilçe. im nlatma. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. yer. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. aydı l. ta belediye reisi * Belediye baş . * Mekân.* çok kötü bir durumla karş mak. beldeitayyibe * Medine ş ehri. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . leri . belce * İ kaş . tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. çevre. kalıkumaş n . belediye im yla kanı meclisi. belediye baş . belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek.

tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. belertmek * Gözlerini. * Beleş olma durumu. belerme * Belermek iş i. kantaron (Cephalaria syriaca). belenmek * Kundaklanmak. * Bulanmak. belemek * (çocuğ Kundaklamak. bulaş mak. bulaşrmak. akı görünecek biçimde açmak. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. lüpçü. llı i. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. * Tepe. yüksek yer. * Belertmek iş i. bayı r. çocuk bezi. * Beşe konulan yatak. iğ beleme * Belemek iş i. belenme * Belenmek iş i. parasıelde edilen. peygamber çiçeğ mavi en. belen * Bel. belediyelik * Belediyeyle ilgili. çi . belek * Kundak. bedavacı z .belediyecilik * Belediye iş leri. dik dağ yolu. ı z. * Bulamak. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. örtülmek. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. çok beleş * Karş ksı emeksiz. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak.

raf. belirli bir amacı tan film. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. ortaya çı ru unu karmak. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belgelenme * Belgelenmek iş i. fotoğ resim. okuldan çı lmak. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . doküman. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. karş ksı ı z. film vb. beleş ten beletme * Beletmek iş i. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . arş ları ğ ı iv. . tası nda layan araç. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. i. tevsik etmek. faks. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. yöneten sinemacı . para vermeden elde etmek. beletmek belge * Kundaklatmak. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. belgeleme * Belgelemek iştevsik. karı belgeli * Belgesi olan. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). yansı belgeselci * Belgesel. i ey). belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. vesika. * Emek vermeden. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). karı belgeci * Belgesel filmler yapan.beleş konmak e * emek.

belik . belirli olan. belgilemek * Belgi ile göstermek. ş alâmet. belgileme * Belgilemek iş i. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. gayrimuayyen. hüccet. an. me rası boş beliğ * Belâgati olan. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. zavallı . * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. beli * Senet. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. sarih. * Duyuşdüş . ru ka * Evet. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. . beli çökmek * kamburlaş mak. aret belgisiz sı fat * Bkz. iş edilemeyen. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. fatı belgisiz zamir * Bkz. belâgatli.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . belirsizlik zamiri. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belirsizlik sı . belgit burhan. sarahat. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. belgili * Belgiye dayanan. niş eyi ran iar. * Belirli olmayan. * Belgin olma durumu. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. ş iar.

genellemek karş . örgü hâlinde. belirlemek * Belirli duruma getirmek. * Bir kavramı anlamın. irkilmek. belirginlik * Belirgin olma durumu. n nı inin. belikleme * Beliklemek iş i. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. belinleme * Belinlemek iş i. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. sarih. .yaslanmak. beliklemek * Saçları örmek. kapsam bakı ndan daraltmak.* Saç örgüsü. k. * Yeni bir kavramı . belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. açı bariz. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. sın nı nı i. sırlamak. belik belik * Örgü örgü. tayin etmek. besbelli. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. belirleme * Belirlemek iştayin. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. belirli kı lmak. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. eyi belini vermek * dayamak. determinasyon. i. . belinden gelmek * birinin dölü olmak.

mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. belirleş me * Belirleş işveya durumu. az çok belli olan. belirlenme * Belirlenmek iş i. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. indeterminizm. tezahür etmek. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. yice ı lı * Belirli olmayan. i nda * Bilinmeyen.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. determinizm. n ka n nı unu reti. . Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . ağ ş . -di'li geçmiş i n. uçtu vb. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . ş . * Bir düş veya durum için. tebellür etmek. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . indeterminizm. biçti. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . görülmeyen geçmiş . determinist. ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. -miş geçmiş 'li . müphem. tebarüz etmek. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. indeterminist. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. i. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek.Aldı . sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. kesin bir biçim almak. li belirlilik * Belirli olma durumu. muayyen. meçhul. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. gayrimuayyen. ini kası olarak bildiren kip. gerekirci. ini . (-di) (-ti) ı lanı . belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. gülmüş lamıgibi.

Tuz Gölü gibi. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. fat: . * Belirtilmiş olan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. n k ya. an. belirtili * Belirtisi olan. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. müphemiyet. eyin. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. sarih meful. sarih. m. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. tasrih. belirteç * Zarf. birçoğ azıherkes. her. biri vb. * Belirli kı görüş lma. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. bildirme. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. niş niş lması m ey. . belirli kı lı nan. belirtme durumu belirtme . * Gösterge. birkaçı sı . çiçeğ kokusu gibi. * Belirtilmemiş olan.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. * Tamlayan. birtakı filan vb. kabataslak tutan zamir: bazı. * Açı belli. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet. birkaç. ane. k. u.

sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . ya . -u. bellek * Yaş ananları renilen konuları . belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. mütearife. akı l. * Belitleme kuramı ortaya koymak. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. öğ . n belitken belitleme * Belitler sistemi. programı iş değ meyen verileri. belki de * ş da olabilir. tebarüz ettirmek. u belkili * Olası muhtemel. * Olsa olsa. beliye belki * Muhtemel olarak. * Belitlemek iş i. olabilir ki. belli ve kesin olmayan. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. soru. i hâli. ihtimal. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. olası ihtimalî.. * Felâket. ı lan aksiyom: "Tüm. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. Yazı okudum. Evi gördüm. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. yanlıda olabilen. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. keder.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. belirtmek * Açı klamak. hafı dağ k. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. . Birinci dönem. arcı * Bir bilgisayarda. lı . yükleme i . akuzatif.. tasa. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. ru i ş lı . * Doğ olabileceğgibi. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. belladonna * Güzelavrat otu. ş durumu. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. ya. za.

zahir. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. ikâr. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. hissettirmek. * Bellemek iş i. muayyen. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. öğ ş cı retici. belli baş lı * Belirli. belli * Beli olan. müzakereci. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. haş . * Önemli. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. belli olmak . öğ retmek. * Belirli. çok az belli olan. öğ ine renilmek. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. malûm. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. ı lı * sezdirmek. * Gizli olmayan. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. yarı belli. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. tı belletme * Belletmek iş i. belli etmek * açı klamak. belletici. yapı a.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. lda * Sanmak. duyulabilen. belletmek * Bellemesini sağ lamak. anlaş bedihî. yarı bellisiz. ortada olan. ğ ı * Bellemek yetisi. aş ı lan. muayyen. ine belleten belletici * Çalı rı.

* Bana göre. hep kendinden söz eden. koyu renkli leke veya kabartı u uş . bencil * Yalnıkendini düş z ünen. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. egoist. ben hancı yolcu oldukça . ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. * Pıl pıl. benbencilik * Benbenci olma durumu. hodpesent. benbenci * Kendini çok öven.* anlaş ı lmak. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). muayyeniyet. apaçı rı rı k. marka. megaloman. hodbin. apak. bilinemeyen. kendini her konuda üstün gören. bellik * İaret. * Böylece kalı tılmı(ses). ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. * Bkz. sakalda beliren beyazlı k. ego. düş ündüğ gibi. * Belli olmayan. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. ma * Saçta. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. tende bulunan ufak. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. kibirli. nı * Bencillik öğ retisine inanan. gururlu. hodkâm. açı klanmak. bedahet. üm bencil olmak . iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. bence benci * Kendini beğ enen. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. balsam. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam.

egoistlik. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. benden de al o kadar * Bkz. bencillik etmek * bencil davranmak. * Köle ile ilgili. kölenin evi. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. egoizm. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. bencillik * Bencil olma durumu. köle. bendegân * Kullar. egoizm. * Menekş e. benden söylemesi. bendegî * Kulluk. bendehane * Bendenin. kendimi suçlu saymam. . bencilik * Benci olma durumu. ş ı bencileyin * Benim gibi. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . al benden de o kadar. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. hodbinlik. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. hodpesentlik. benden günah gitti * Bkz. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti.* bencilce davranı bulunmak. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. kölelik. bende * Kul. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. köleye ait. köleler.

muş beneklenme * Beneklenmek iş i. benekli * Ufak lekeleri bulunan. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. * Ölmezlik. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. * Sonu olmayan. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ölümsüzleş tirmek. ebedî. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. inin ini ü. abı çene ine lan hayat. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). benekleş me * Benekleş işveya durumu. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. beniçincilik . nokta. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. ölümsüz. fekül. puan. bengilik * Zamanla ilgisi. bengilemek * Bengi kı lmak. bengileş me * Bengileş iş mek i. ölümsüzleş ama i mek.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. ulları benibeş er *İ nsan. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. insanlar. ebedîleş tirmek. ebedîleş mek. hep kalacak olan. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. bengileme * Bengilemek iş i. ebedîlik. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . beneklenmek * Benek oluş mak. * Sonsuz ve ölçülmez zaman.

beniz geçmek * benzi solmak. egosantrizm. lanmak. benliğ inden çı kmak . tesahup etmek. * Bkz. inin ini ü. benlenme * Benlenmek iş i. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benildemek * Belinlemek. güçlü olduğ inanan. senli benli. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. benli benli * Teninde ben bulunan. benim diyen * kendine güvenen. benizli * Benzi bulunan.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. i beniz * Yüz rengi. benildeme * Benildemek iş i. sahip çı eyi kmak. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. ınmak. kabullenmek. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. * Bir ş birine bağ eye. kma. una benim oğ bina okur. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benlenmek * Ben oluş mak. i. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benze sahip olan.

* Kendi benliğ geliş inin imini. ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . ahsiyet. * Kendi kiş ine önem verme. gurur. kiş i. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. bent etmek * kendine bağ lamak. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. kiş ini üstün görme. * Kanun maddesi. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. benzeme * Benzemek iş i. * Gazete yazı. hep kendinden söz etme durumu. hep kendinden söz eden (kimse). sı benmerkezci * Beniçinci. bent * Bağrabı . bent olmak * bağ lanmak. * Sanını sı uyandı rmak. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . * Benlikçilik yanlı olan (kimse). benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. t. gibi görünmek. benmerkezcilik * Beniçincilik. tutulmak.* kendine benzemez olmak. sı * Bağ lam. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. kibir. benzemeklik * Benzer olma durumu. andı rmak. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. ş ğ iliğ ı ey. büğ lan et. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. kâğ tları ları . onu kendisi yapan ş kendilik. benlik * Bir kimsenin öz varlı. ş n ları inin i. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi.

odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. eş siz. * Benzer olma durumu. benzeş mek * Birbirine benzemek. rnap. benzeş lik * Benzeş olma durumu. nda abih. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. benzeti * Benzetme. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. * Nitelik. kehribar > kehlibar gibi. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . çarş amba. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. benzeri benzerlik durum. ve mı andı kimse. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). dublör. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. benzer. o + bir < öbür gibi. ey). disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. bih. . benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. benzeş * Birbirine benzeyen. abih. aslı kopya edilmişteş ndan . ekmekten (ekmeknda ten). * Benzerlik gösteren. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . benzeş im. araları benzerlik bulunan. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. -ten. * Bkz. müş abehet. müş nazir. müş olmak. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. benzeş me * Benzeş iş mek i.

benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. uçucu. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. vı * Benzen. benzinlik. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. bih. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. yüzü sararmak.65 olan. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. . benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. unu benzetici * Benzeterek yapan. renksiz. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. benzetmek * Benzer duruma getirmek. benzi uçmak * yüzü sararmak. solmak. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. * Dövmek. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. benzin * Petrolün damılması elde edilen. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. * Bir ş neteliğ anlatmak için. sahteci. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . arak. benzetme * Benzetmek iş i. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. kopyacı . ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. bozmak. özgül ağ ğyaklaş 0.

zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. * Benzinle çalı (motor. * Aklanma. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. beraber olarak. yla berabere kalmak * (oyun.). baş baş a gelmek. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. beraatı zimmet * Borcu. * Baş a kalma durumu. * -e rağ men. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. vereceğolmama durumu. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. canlanmak. borçsuzluk. beraberce * Birlikte. benzin istasyonu. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. -e karş ı n. * Bir nesneyi benzine bulamak. berabere bitmek * (oyun. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. baş beraberlik müziğ i . beraberinde * yanı nda. baş baş a kalmak. * Aynı düzeyde. ş an beraat etmek * aklanmak. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. beraber * Birlikte. temize çı kmak. beraberlik * Birlikte olma durumu.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. bir arada. makine vb.

* bozmak. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. ı n. kuyruğ unun çatalı uzun olan. berbat * Kötü. oynar başklı koltuk. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). lam * Seçilmişseçme. patent. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. aylıbağ k lanan. tan. Berat Kandili * Bkz. * Çirkin. ş an berber dükkânı * Berber. * Bozuk. ndan n . lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . periş viran. Berat Gecesi. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . msı an. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. Akdeniz'de yaş çok ayan. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. kirlenmek. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. beğ enilmeyen. san. Berat Gecesi * Hz. * bozulmak. ı berceste * Sağ ve lâtif. berbat olmak * kötü duruma gelmek.* Orkestra. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. . * Darmadağ bakı z.

artmak. bereleme * Berelemek iş i. iyi bir rastlantı yi olarak. Tanrı ş ki. neyse ki. eyde bere * Yuvarlak. verimli. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. teselli bulması . msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. berdevam * Sürmekte olan. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. ve lı bereket * Bolluk. * Yağ mur. bereketlilik * Bereketli olma durumu. gürlük. berelenme * Berelenmek işveya durumu. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. feyezan. sürüp giden. feyz. berduş * Baş . bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey).berdelacuz * Halk tahminine göre. ı boş * Pis. ezik. i bereketlenmek * Çoğ almak. bereketli * Bol. berelemek * Bereli duruma getirmek. * İ ki. ongunluk. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . yassı sipersiz başk. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. i berelenmek * Bereli duruma gelmek. bakı z. serseri. an * Herhangi bir ş görülen çizik. bozuk. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. .

msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . beriki * Beride olan. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). * boşgitmek. ey beril . kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. . * bitirmek. yaş * Mutlu. berhava etmek * havaya uçurmak. * Beride olan ş veya kimse. aç * Bu ağ n. yok etmek. berenarı * Ş böyle. ı . berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. . * Beresi olan. canlı ayan. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. . harap. kullanı z ev. * Yararsı boş z. az çok. a berhayat berhudar * Hayatta olan. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. * Büyük. ra. biraz.bereli bereli * Beresi olan. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. oldukça. an. * Bu uzaklı bulunan. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr.

sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. temiz. berkinme * Berkinmek işveya durumu. i berkinmek * Berkimek. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. tahkim. Kı saltması Be. pekiş mek. . mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. her zaman olduğ gibi. katı . sı açıkahverengi. 97. * Sağ lam. tı berklik * Sağ k. 29700C de eriyen. takviye. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. * Berkimek iş i. durulaş mak. unluğ 1. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). berk * Sert. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. saydam. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. güç kazanmak.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. * Pekiş tirilmek. berkitme * Sağ lamlaşrma. takviye etmek. berkemal berkime * Mükemmel. ortalama 30-40 cm boyunda. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. ş ı u berrak * Duru. tahkim etmek. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. ı ı rlı Kı saltması Bk. katı lı k. berkimek * Sağ lamlaş mak.84. berlam * İ pullu.013 olan. açı nlı k. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. atom ağ ğ9. lamlı * Sertlik. pek iyi. aydı k.

. * Morarmak. stak. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. * Kı dar dil. * Deride mor leke. eselemek beselemek. bertmek berzah besalet * Bertilmek. * Bertilmek işveya durumu. bertik * Yara. besbelli * Açı apaçı çok belli.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. durulaşrmak. k * Bir yana. anlaşyor ki. çürük. k. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. *İ ncinmiş . i bertilmek *İ ncinmek. * Anlaş ğ göre. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . ya. bere. karasal. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. bertme * Bertmek iş i. gidermek. lı k. yok edilmek. k. * Yiğ yararlı itlik. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. burkulmak. k. burkulmuş . ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. çürümek. bertilme besbedava * Pek ucuz. uzun uzadı açıolarak. ş dursun. * Berelenmek yaralanmak. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. besbeter beselemek * Bkz. duruluk.

davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. zlı besermek * Bkz. besi dokusu * Besi doku. gı . yeterli besin almayan. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. beslenmeye elveriş her tür madde. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. nda an * Sır. besi dokulu * Besi dokusu olan. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. da. * Yaş amak. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . azı gı li k. n * Yumurta akı maddesi. esermek besermek. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. besinli besinsiz . besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. * Yenilebilir. dalı * Besini olmayan. satan kimse. * Besini olan. gı z. semirtilmiş . lan * Semiz. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey.

* Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . ş tı besle kargayı . hizmetçi. * Eklenmek. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). beslek besleme * Besleme. u. nı pekiş tirmek.* Besinsiz olma durumu. k. * Hizmetçi. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. beslenen beslengi * Sönümsüz. lerinde çalı rı kı ş lan z. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. besleme kı z * Besleme. * Maddî yardı yapmak. doldurmak. evlâtlı besleme. * Semirtmek. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. . beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. * Besleme olarak. gı zlı dası k. * Beslemek iş i. * Yedirmek. ine beslenme * Beslenmek iş i. ahretlik. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. desteklemek. * Yetiş tirmek. çevresini veya altı desteklemek. m beslemelik * Besleme. çoğ altmak. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. katı lmak.

. kompozitör. eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. beste bağ lamak * bestelemek. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. * Beslemek iş konu olmak.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. besili. nda beslenmek * Kendini beslemek. beslemeye yarayan. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. p * Bkz. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. besin değ yüksek. inceleyen yetkili. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . ine besletme * Besletmek işveya durumu. beslenme odası * Anaokulu. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. * Besteci. mugaddi. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. bestekâr. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . besleyici * Besleyen. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . itim nda beslenme saati * Anaokulu. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. nda lan * Besmele çekmeden.

beş kardeş *Ş amar. * Beste olma durumu. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. pencüdü. bestesi yapı ine lmak. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. * Çoksatar. bestelemek * Beste yapmak. görme. bestelenme * Bestelemek iş i. beş beter * Besbeter. nı ve yı * Dörtten bir fazla. 5. atı zarlardan birinin beş lan . bir parça. besteli bestelik * Bestesi olan. birkaç. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. k ı t . öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. pencüyek. * Beş nı ilkokul. koklama. üç aş ı yukarı ağ beş . * Oyunda. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para.besteleme * Bestelemek iş i. * Bkz. beş iki * Bkz. bestelenmiş . tat alma duyuları . iş itme. sıflı * Biraz. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. V. . tokat.

bedenle ilgili. *İ nsanoğ insan. on paralıetmek. muş erim. pencüse. eri e beş paralı k * Değ ersiz. lu * Bedensel. z. lı ı . beş para etmez * hiçbir değ yok. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. aş ı bayağ ağ k. beş para almamak * hiç para almamak. müjde. kusurları ğ çı açı kmak. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. iş yaramaz. lu. yi tu.beş on * Az sayı biraz. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. yüz beş aret * İ haber. her birine beş defası beşbir arada. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. beş eriyet . k beş paralıolmak k * alçalmak. . da. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. a beş parası z * parası yoksul. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. beş paralıetmek k * Bkz.

eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. man ş an beş iz . tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. n ve sallanma. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. ölünceye kadar. beş ibiryerde * Bkz. mak. ik * Beş olmaya uygun. insancık. beş n erinde olan altı n. sı dördüncüden sonra gelen. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . hümanizm. beş inci * Beş sın sı sı . * Beş kenarlı çokgen. beş etmek iklik * beş vazifesini. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş ibirlik. insancı sı l. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. k. fonksiyonunu yapmak. hümanist. düş için çalı örgüt.*İ nsanlı insanoğ . ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. * Bir ş doğ geliş i yer. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan .

beti benzi uçmak. * Bkz. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . bet * Kötü. ınlı ldı ı . i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. beş lik * Beş para. güleç. taş . konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. beti bereketi gelmek. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. gülümser. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. bet * Beti benzi atmak. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beş leme * Beş lemek iş i. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). muhammes. beş parmak otu * Gülgillerden. * Tahmis. beş lemek * Bir işbeş yapmak. beş alabilen. tuhaf. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. *İ skambil. * Tabaklanmamıham deri. kurt pençesi (Potentilla en. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. kentet. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. * Beş arada olan. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. çirkin. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. beş parmak.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). ı lan reptans). * Bet bereket kalmamak. yollu bir çeş kumaş it . eyden beş tane bulunan. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur.

. pusula. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. dikleş ı mek. betim * Betimlemek iş betimleme. kafa tutmak. . kı mak. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. korkmak. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. etelemek betelemek. figüratif. mektup. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. çabuk tükenmek. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. betelenmek * Karşgelmek. lı ey. i. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. figüratif sanat. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. tasvir. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. *İ çinde insan. * Bir ş bir kimseyi. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). tezkere. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. hı ran betelemek * Bkz. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. beter * İ kötü.

bevliye * İ yolları drar hastalı . betisiz *İ çinde insan. sert. tasvirci. lam. sı betimsel * Betimle ilgili. beton gibi * çok sağ dayanı . da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. beton * Çimentonun su yardı yla kum. tasvirî dil bilgisi. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. bağ cı yapay yış ğı ım. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. tasvir etmek. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). betoniyer * Beton karma makinesi. klı * güçlü. demirli beton. nonfigüratif. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. betimleyici * Betimleme yanlı. kları . tasvirî. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. betimlemeli dil bilgisi.betimleme * Betimlemek iş tasvir. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. i. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. betonkarar * Beton karma makinesi. kendine yedirememek. dayanıı layı ması an kl . çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert. üroloji. betonarme * Yapı gücü. betonlaş ma * Betonlaş durumu.

* Bir eserde. ileri sürmek. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. as. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. ı tı * Bu renkte olan. *İ skambil kâğ nda birli. cı * Mahalle okulları hademe. anlatmak. beyanat * Demeç. plutokrasi. söylemek. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. kanı * Komutan. * Zengin. beyanname * Bildirge. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. bir bey erki * Zengin erki. ri. bey mi yaman. düş üncelerin. kara karş . * Eşkoca. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. bildiri. uş erlerini. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . el mi yaman.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. el mi yaman * Bkz. beyaz * Ak. bevvap * Kapı. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. bey mi yaman. . beyaz adam . ürolog. * Çöl. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . beyaban beyan * Söyleme. duyguları hayallerin doğ ve değ n. beyan etmek * bildirmek. bay. bildirme. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. * Beyaz ı olan kimse. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. ileri gelen kimse.

kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. çamaş makinesi. balıvb. beyazı msı * Beyaza çalan. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. beyaz zehir * Eroin. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. beyaz oy * Onaylayı oy. an beyaz eş ya * Buzdolabı . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. Kuzey Amerika. ı ldı ı * Sinema. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . .* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. * Avrupalı . beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. ı r ı k beyaz et * Tavuk. kan dı. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. etlere verilen genel ad. yı beyaz ı rk * Avrupa. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad.

beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. ağ lmak. beygirli . beyazlı * Beyazı bulunan. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). ı yan.beyazıadı n . artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. üstüne binilen at. ağ armak. ağ artmak. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. artma. ağ arma. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. beyazlı k * Beyaz olma durumu. * Ağ . nı n lan beygir * At. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Atlama beygiri. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. * Yük taş araba çeken. mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek.

beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. beyin yı kamak . dimağ u . ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. u una. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. kafa içinin. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. usa vurma. * Muhakeme. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beyhude * Boş una. zihin jimnastiğ i. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beygir için. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. * Beygir gücünde. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. dört boş undan her biri. eyi * Bilgisi. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. boş boş gereğyokken. beygirlik * Beygire ait. eğ itimi. * Yararsı anlamsı z. beyhude yere * boş yere. beygirsiz * Beygiri olmayan. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. z. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu.* Beygiri olan. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah.

herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. çok bilinen. enternasyonal. * Beyni olan. lmayan.* insanı . * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. devlete özgü olan. uluslar arası . beyitli * Beyti bulunan. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. pis (kimse). mirî. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. * Hükûmet. düş llı ünceli. etkisi kalmamısöz. korteks. emaret. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. emirlik. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . dimağ nı nda. düş lsı üncesiz. * Rahat yaş ama. beynamaz * Namazsı namaz kı z. devlet malı olan. * Beyinle ilgili. * Akız. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. içinde beyit olan. * Beyne benzeyen. beylik * Bey olma durumu. * Beyni olmayan. * Devletle ilgili. * Akı. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. beyiye * Bkz. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Herkesin kullandı. çe. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. beyit * Ev. p. . satı k. beynelmilel * Milletler arası .

tepesi atmak. * Bey oğ lu. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. bunalmak. uluslar arası. beyninde * Arası nda. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. düş ünemez olmak. bunamak. beyzade . unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. beytülmal * Devlet hazinesi. huzurunu kaçı zlı rmak. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. delil. beyni bulanmak * sersemlemek. cı k. cı k. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. t.beynelmilelci * Bkz. sarsı lmak. kanı tutamak. ikna etmek. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. beyni atmak * Bkz. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. * kötü bir ş sezinlemek. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek.

nazlı kimse. bı nlıvermek. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. bezmesine yol açmak. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. düz dokuma. * Hamur topağ pazı ı . çaput.* Soylu kimse. * Bezden yapı ş lmı . çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). beze beze bezekçi . gudde. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Usanç veren. oval. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. beyzî * Yumurta biçiminde. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. ziynet. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. ban an iş * Bez (I). lan * Pamuktan. . beyzadelik * Soyluluk. usandı ktı rmak. lan it bezek * Süs. * Özenle büyütülmüş . söbe. bezdirmek * Bı rmak. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. * Herhangi bir cins kumaş . bezdirme * Bezdirmek iş i.

i * Bezenmek iş i veya durumu. süslenmek. * Süslemek. süsletmek. bezelemek * Hamur topağyapmak. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. bezeklemek * Süslemek. * Bezenme işveya biçimi. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. i bezelye * Baklagillerden. * Gelinleri süsleyen kadı n. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. * Bezelemek iş i. süslenmek. ine * Kendini bezemek. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . ı bezemek bezemeli * Süslü. dekoratör. bezekleme * Bezeklemek iş i. nakkaş . bezen bezeniş bezenme * Bezek. bezemek. donatmak. süs. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. süsleyen ş ey. ı bezeli * Bezeğolan. bezekli bezeleme * Bezeğolan. dekoratif. . süslü.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. bezetme * Bezetmek iş i. * Süs. bezekli. tezyin. tezyin etmek. * Süsleme. tı cı bitki (Pisum sativum). süslenmiş i . bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ .

ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. * Bir çocuk oyunu. bezek. bezirgân * Tüccar. * Süs. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bezirleme * Bezirlemek iş i. bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. ini * Yahudilere verilen ad. ine * Keten tohumu. bezir yağ ı . tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezmek durumuna gelinmek. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . usanç. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . * Bkz. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezir yağsürmek. * Bezmek iş konu olmak.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. . bezginlik * Bezgin olma durumu. ile . bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bez. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. ı bezleme * Bezlemek iş i. yorgunluk.

çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. . n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. bezginlik getirmek. dost toplantı. bı gibi çak * ince. * bı çaklamak. çı * Bezmek iş i.* Çocuğ altı bez koymak. * Bkz. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. * ameliyat etmek. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek.manifaturacı alı . bıp usanmak. un na u bezm * İ meclisi. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bezi andı ran. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. * Bezgin duruma gelmek. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. lan ı zlı * Jilet. keskin. kı * Bez dokusunda olan. bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. çocuğ belemek. bılgan. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. lı k. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak.

ma. bı çaklamak * Bı kesmek. bı yemek çak * bı çaklanmak. çok yakı(aralı n k). çakla * bı çaklamak. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. çakla * Bı yaralamak. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. i bı vurmak çak * bı kesmek. konuş sohbet) birden bitmek. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı yarası çak onulur. duruvermek. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı k çaklı .bı gibi kesilmek çak * (söz. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı çaklama * Bı çaklamak iş i. * Çok az (fark). bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. dil yarası onulmaz * hakaret. bı çaklı * Bı ı çağolan.

çak * Bı yapmaya elveriş (maden). * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bış kı mak * Bı işveya biçimi. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. bı hane çkı * Bı evi. ş an it * Saraç bı ı çağ . * Bı n olma durumu. cesur. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). çkı aç * Bı yapısatan kimse. bıp usanmak kı * çok bezmek. * Korkusuz. n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . . bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan .* Bı koyacak yer. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. kma i . yürekli. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. çkı * Kı ve tı sa knaz. bılmak kı * Usanı lmak. gözü pek. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. kabadayı .

me kı bı ldama ngı . sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. usandı kması kkı k rmak. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. alı (kadı sa mlı n). bı rı ktıcı * Bı nlıverici.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. zedelenmek. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. yurdumuzda en çok güzün. etli butlu. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . benekli. . l önce. erimek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. * Dayanamaz duruma gelmek. bunalmak. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. dolgunca. bık bık llı llı * Çok tombul. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. usanmak. bı ntı kkı * Bı duygusu. kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. boz renkli. * Tekrarlanması . yumuş amak. ş . bı nlıvermek. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. usanmak. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı rmak ktı * Bı na yol açmak.

yanı götürmemek. hesaba katmasak da. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. * Bı rakmak iş i. ı bı lı i. * Sarkı tmak. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. ayrı birinden iş i. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. u iş * Saklamak. mütareke yapmak. bı ki rak * saymasak. ateş yapmak. titremek. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. kes. lan .) Kalmak. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. artıuğ mamak. i ka * Unutmak. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. korunmak için vermek. * (ölen.* Bı ldamak iş ngı i. yı * Özgürlük vermek. . meydana getirmek. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. * Salı verme. in unu. * Kötü bir durumda terk etmek. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. * Yanı almamak. ması sağ * Boş amak. * Sıf geçirmemek. terk edilmek. döndürmek. ş ma karş klı rakmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. eyi * Koymak. ünü kası * Engel olmamak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. terk. * Ayrı lmak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. * Bakı lmak. kta. hürriyetine kavuş nı lamak. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. terk etmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. görevlendirmek. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. artı rmak. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. nesne vb.

raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. sı * Asma gibi bitkilerde. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). lı ı k na bıklı yı * Bığolan. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. k bıksı yı z * Bığolmayan. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. bı rakması yol açmak. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. * Ufak çocuk. sarı tutunmaya yarayan sürgün. * Balı klarda deri uzantı. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. klitoris. bıklı ı yı duruma gelmek. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. nlı nı nda olan . bıklı k yı balı * Sazangillerden. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak.

) çok acı mak. * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. lan biber atmak * içine biber koymak. kötü talihli. * Payı olmayan. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. nı mavi renkli. llı biberleme * Biberlemek iş i. zalim. biber katmak. z. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. * Biber konulan küçük kap. * Biber yetiş tirilen yer. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. * Patlı cangillerden. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). amansı gaddar. na lan iş biberlik biberon . * Hoş görüsüz. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. pay almamı ş . ini mak. en * Bu bitkinin. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). çiçekleri soluk en. * Acı . * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . biber gibi yanmak * (deri. z. göz vb. biberli * İ biber katı ş çine lmı . biber gibi * çok acı . biberlemek * Biber serpmek.

kitap düş k künlüğ ü. zavallı (kimse). bibliyografik * Kaynakla ilgili. kaynakça. * Bkz. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. n z i. meme baş ı . * Bkz. bibliyografya * Kaynaklar. * Üslûp. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . lı k. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. cici bici.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . zarif (kı z). bibliyotek * Kitaplı kütüphane. * Acız. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. cicili bicili. * Meme. k. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. vazo gibi zarif küçük süs eş . . bibliyografi * Bibliyografya. zavallı çaresizlik. bibliyotekçi * Kütüphaneci. kaynakları bilen uzman. * Kitapsever. sı * Babanıkıkardeş hala. bîçare olmak * çaresiz kalmak.

ş ekillenmek. * Biçilmek iş i. biçerdöver * Ekin biçen. ş . * Özü.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. ekil. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. punduna getirmek. biçimlendirilme . ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. sı * Alılmıkural. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. belli bir biçime girmek. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. * Herhangi bir ş benzeri. * Tarz. ş ı ekilci. en uygun durumunu yakalamak. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. tutum. morfem. hem de bağ durumuna getiren makine. biçim bilimi * Yapı bilimi. içeriğyeterince önemsemeden. * Biçmek iş i. ekil. ekil. formalist. yalnıbiçim üzerinde duran. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). elveriş (iş li ). formaliteci. çoğ ek durumunda olan öge. biçim biçim almak * biçimlenmek. döven. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. rası. taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. ran. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). * Biçmek iş yapan (kimse). * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. biçim * Dıgörünüşş ş . morfoloji.

ekillenme. yakıksı ş z. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . ş ı * Biçime dayanan. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. mevzun. biçki yapmak . biçimi bozuk. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimi bozulmak. eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. ş ekilsiz. ekle eklî. biçimle ilgili. ş formel. ş ey ekillenmek. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. ekillendirme.* Biçimlendirilmek iş i. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. amorf. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. yakıksı k. * Çirkinlik. na en. hoş olmayan. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. biçimli * Biçimi güzel olan. ş ait. ş eye ekillendirmek. * Kötü.

* Bidon satan kimse. makine ile kesmek. * Yaylı ateş öldürmek. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. *İ lgisiz. tı rpanla. metal veya plâstikten. baş ç. an ur. l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. ı * Biçmek iş i. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. k. bîdar bid'at * İ dininde Hz. .* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. * Uyanı uyumayan. * İ sı maddeler konulan. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . fiyat) Koymak. iki yı bir olan. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Yontulmuş taş yapı ı . ı * Ekini. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . bîgânelik bigudi . m iyle * (değ paha. menş prizma. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. * Yabancı . er. sac. otu orakla. bidayet * Baş lama. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. boru biçiminde küçük araç. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). biçtirme * Biçtirmek iş i. * Bîgâne olma durumu.

lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. z. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. olarak. aş n. bilâhare * Sonra. * Habersiz. * Hakkı hakkı ile. gerçekten. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. lan . daha sonra. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. sonradan. deli. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. ayrı yapı z. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. * Bîkes olma durumu. herhangi bir kıtlama olmaksın. çaresiz. erdenlik. sonraları . aklı ı olmayan. süs eş . aksine. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. baş nda * İ z. zlı * Kimsesiz. umutsuz. bilâder ağ acı * Amerika elması . ksı m lmadan. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. günahsı z. n ı durumu.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . tersine. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. ki kadı bikir * Kı k. bilgisiz. tam tersine.

bilâvası ta * Vası z. haber verilmek. beyanname.-in hepsi. bildiri * Resmî bir makam. rudan doğ ruya. tebliğ . tebliğ . a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. tebliğtebligat. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. ihbar tazminatı ı . . bildiriş .. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge.. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. dolaysı doğ tası z. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. araçsı aracız. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. eskiden beri. bilcümle * Bütün. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. duyurulmak. beyanname. i. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak. hep . çok bilmiş olduğ anlatı unu r. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. n ldı ı ı t. sı z. bildik * Tanık.

gelecek zaman kipleri: Gel-di. i. de. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. bilerek aldanmıgörünme.* Bildirmek işveya biçimi. * Bilgiçlik taslayan. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. * Anlatmak. belirsiz geçmişş . ması . mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. gelmişgel-iyor. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. gel-ecek gibi. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. her ş eyi eyden anlayan. isteyerek. önceden tasarlayarak. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. düş ünülerek. belirli geçmiş . bile * Birlikte. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. ş bilecen * Her ş bilen. imdiki zaman. * Aynı zamanda. . * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. bile bile * Bilerek. * Üstelik. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. gel-ir. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. bildirme * Bildirmek iş beyan. . bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. i bildiriş im * İ im. geniş zaman. da. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. kasten. kolunda altıbileziğolmak. dahi. ukalâ. haberleş komünikasyon. bilecenlik * Bilecen olma durumu. letiş me. ifade etmek.

ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. keskinleş tirmek. ı n tiğ * Güç. mürekkep. ayakla bacağ birleş i bölüm. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. bilek damarı * Nabı z. bilek gücü * Kol kuvveti. keskin duruma getirmek. konsantre olmak. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . kasten. * Güçlendirmek. ı rı * isteyerek. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). * Hı rslanmak. keskin duruma getirilmek. * Bilemek iş konu olmak. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. * Bilenmek iş i. basit olmayan. bileş kap ik * Birleş kap. kol kuvveti. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . mürekkep faiz.bilek * Elle kolun. kuvvet. kalı n. etkisini artı rmak. en fazla. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. aş derecede istemek. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . ik .

bilet * Para ile alı konser. * Bilemek iş yaptı ini rmak. muhassala. terkip. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. biletli biletme biletmek * Bileti olan. . ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. mek i. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. geometrik ki na nı toplam. * Bilet satan görevli. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. tiyatro gibi eğ nan. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. lence yerlerine girme. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. bilet satmak. sinema. me an * Bileş işveya durumu. * Bileş sonucu oluş cisim. * İ veya daha çok vektörün. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. terekküp etmek. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . * Biletmek iş i. it * Bileş iş terekküp. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge.

* Bilim. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. m m i. hikmet. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. inin i * İolarak. malûmat. hakim. gerçekten.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. * Mobilyaları ayak altları takı kare. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . * Bilgeye yaraş (biçimde). * Motor pistonları yağ na. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. iş ş edinerek. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . ş bilfarz * Tutalı ki. sempozyum. açı * Kelepçe. gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. olgun ve örnek (kimse). bilgi almak. malûmat. lmı . bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. zağ . genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. bilezikli * Bileziğolan. dikdörtgen. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . bilgi toplamak . . söz geliş diyelim ki. pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. nsan nı i * Öğ renme. * Bilgi. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. malûmat. soğ utma. vukuf. malûmat. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. vukuf. bilim alanı uygulanan yöntemleri. vukuf. silindir. bilezik * Bileğ süs için takı halka. sayalı ki. * Bilgili. * Bir durumu öğ renmek. lama. i * Bilezik takmıolan. hâkimane. cı ı k. iyi ahlâklı . bilgi kuramı * Bilginin temelini. epistemoloji. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi.

. bilgilik * Ansiklopedi. bilgici * Sofist. âlim. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. ş ı nda. * Bilgili kimse. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. öğ renmek. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. haberdar etmek. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. elektronik beyin. malûmatlı . i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. * Bilgine yakır. * Bilgin olma durumu. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. yapı sı mühendisi. bilgili * Bilgi sahibi olan. bildirerek. * Bilerek. bilgin geçinmek. bilgili geçinen kimse. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. haberli. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). bilgin tavrı bilgin gibi. safsatacı lı k.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bir yapısonuçlandı elektronik araç. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. sofizm. kompüter. * Bilgisayar programcı.

* Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen.* Bilgisayara geçirmek. âlim. bilimci bilimcilik * Bilginin. tı süreci. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. rı bilim kadı nı * Bkz. malûmatsı cahil. z. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. gayriilmî. bilime uymaz. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilerek ve isteyerek. en çok. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. baş özellikle. mahsus. bilim adamı . bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. ilim. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. rmak karı * Bilen. malûmat. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. biyonik. z bilimsel * Bilgin. bilhassa * Hele. roman vb. . * Bilgi. ta. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. ilimcilik. her ş eyden önce. cehalet. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilgin. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. ilkelerini.

ilmî. bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi.* Bilimle ilgili. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. bilimsiz * Bilime. n * Dimağ . bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. ş ve nlı uur. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. temel görüş . * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . bilinçlendirmek . araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. bilincine varmak * anlamak. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilinç kaybı * Hafı yitimi. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. Marxçı lı k. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. kavramak. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. * İ ruhunun. bilime dayanan. nanabileceğ savunan felsefe akı . ş rı i uuraltı tahteşuur. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. * Temel bilgi. uur. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i.

bilinmek * Bilmek iş konu olmak. ş lere ı k uursuzluk. bilindik. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilinçle yapı ş lan. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). ş inin nda uurlu. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. * Nesne. bilinçli * Bilinci olan. bilindik * Bilinen. ş uursuzluk. agnostisizm. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. öğ renilmek. * Belli olmaz. bilinmedik. kulu. ş uursuz. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. eri * Bilinmek iş i. kendi etkinliğ farkı olan. bilinmeyen * Değ belli olmayan. * Nesne. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. 'nı inin ini ini reti. bilinmeyen (nicelik). malûm. . bilinçle yapı lmayan. ş k uurluluk. ş uursuz. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. meçhul. * Bilinci olmayan. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. lâedri. anlaş ine ı lmak. muğ güç lâk. kuş meçhul. ş uurlanmak. bilinmedik * Bilinmeyen. * Eleş tirmeli bir biçimde. agnostik. uurlu.* Bilinçli duruma getirmek.

nı n ğ ı kin * Bildik. ehlivukuf. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. biliş ağ im ı * Teknik. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. "sayar".bilir * "Anlar". "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. vukuf. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. ehlivukuf. bilistifade * Yararlanarak. kristal. * Öğ renmek. * Biliş iş mek i. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. eksper. tanık. ş biliş im * Teknik. cahil. ehlihibre. . lı mak. uzman. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. sibernitik. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . dost. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. informatik. ehlihibre. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. mak. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. * Billûrdan yapı ş lmı . bilip bilmediğ göz önüne almadan. kları * Duru ve temiz kesme cam. cahillik. biliş * Canlın.

ündeki saydam cisim. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. çok temiz (su). * Bol ıklı rı rı ş . billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. pıl pı parlayan (yer). * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. ı tı * Bilmek iş i. gerdan. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. ran. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. koloit karş . * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . irisin arkası mercek görevini yapan. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. eyi nda . ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. billûr durumunda yoğ unlaş mak. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. * sonucun ne olacağ kestiremeden. kristalleş me. kristalleş mek. netlik kazanmak. göğ üs). billûr gibi * çok duru. anlamı bir söz. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. * Bilinmeyen ş muamma. * Belirgin duruma gelmek. ı l * Billûra benzeyen. billûru andı kristaloit. billûrî * Billûra benzer. ı lı mamak. billûr cisim * Gözde. * (ses için) pürüzsüz. ey. muamma. billûr gibi. billûrlu *İ çinde billûr bulunan.* Koç yumurtası . bilmeden * bilmeyerek.

* Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. karşk olarak. bilmemezlik * Bilememe durumu. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. kavramaz. * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. . * Sorumlu tutmak. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. ş bilmünasebe * Sı gelince. *İ nanmak. eyi * Bkz. * Bazen "iş gelmek". sı düş rası rası ünce. * Saymak.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilmezlemek * Bir kimseyi. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. rlamak. nasıne) l. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. * Sanmak. bilgileş bencmarking. bilmezlikten gelmek. farz etmek. tecahül etmek. cehalet. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. nda im. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. bilmez * Anlamaz. ş ma. çok bilmiş . teçhil etmek. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. hatı rbilmez. * Anlamak. tecahülüarifane. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. bilmezlik. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. size de. bilsat * Kuruluş ş lar. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. bilmiş * Her ş bilir geçinen. kim. mı * Tanı hatı mak. sizlere de. i. bir ş bilmez göstermek. i eyi ka ş . var saymak. elinden gelmek. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. bilmezlik * Bilmez olma durumu. irketler arası bilgi satma. bilgiçlik taslayan. bilmukabele * Karş klı ı olarak.

bilumum bilvası ta bilye * Bütün. öğ ütlerden çok daha etkilidir. her sıntı gideren. bin can ile * çok isteyerek. maden. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. gönülden. toprak. misket. çoğ unlukla çelikten. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. bilyeli yatak * Bisiklet. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. hep. . küçük yuvarlak. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. bin piş olmak man * çok piş olmak. 1000. sürekli olarak düş değ tirmek.. ğ rudan doğ olmayarak. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. . eyi bin bir * Pek çok. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. bin derde deva * pek çok işyarayan. M. kı yaslanmayacak ölçüde. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. çok sayı da. man * Milyar.. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. ünce iş bin kat * Pek çok. dil dökmek. * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. -in hepsi. olacak bir kimse gerekir. kamu. bilyeli * Bilyesi olan. bilyon bin * On kere yüz. çı * her iş baş e. rmak bin iş bir baş çi. * (birinin) Aracı ı araçla. doğ lı ile. * Taş . dolaylı ruya . otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm.

beynamaz. bunun üzerine. bundan ötürü. bina etmek * yapmak. kurmak. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bina * Yapı . bindirim * Fiyat artı zam. inş etmek. ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. . . * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bindi * Destek. rma. bin zahmetle * çok zor. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. -den ötürü.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. hamil. . bînamaz binbaş ı * Bkz. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. ünce binaen * -den dolayı . -diğiçin. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. bunun için. kendi eliyle yok etmek. dayamak. i * Dayanarak. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. büyük zorlukla. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . binaenaleyh * Bundan dolayı . * Çatı . yapmak.

* Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. kiremit. nda bininci * Bin sayınısı sı . lan. binek atı * Sadece binmek. bini çı ta. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. binmesini sağ lamak. her defası bini bir arada olarak. * Binmek işyapı i lmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. binmeye yarayan. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. her birine bin. ndan ka ı ta * Eklemek. ahş parçaların durumu. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. * Kapı . * Ata binme ustalı. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. katmak.bindirme * Bindirmek iş i. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. * pek çok yapı pek çok olan. biner bingi her biri. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. basit mekanizmalı kilit. dolap gibi ş eylerin. binici * Binen. lan * Binilmek iş i. oturtmak veya içine yerleş tirmek. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. lmış * Üzerine binilen. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. * Ata iyi binen kimse. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak.

u * Birçok bin. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. * Eklenmek. vapur. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. sakı nmaz. * Fiyat artmak. * Binmek iş i. pla biomekanik * Biyoloji. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. öbürünün üstünde olmak. gözü pek. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. * Sonuç olarak. ı tta * (bisiklet motosiklet. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. korkusuz. * Biniş durumu. * Atlı alayda giyilen giysi. .biniş * Binmek işveya biçimi. pek çok. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. uçak. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. binek atı . mek * İ parçadan biri. fına atı rı lmadan önce. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. nihayet. katı lmak. otomobil gibi bir taş yer almak. binek hayvanı Kullanmak. ş ı lan bîperva * Çekinmez. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. i * Atlı alay. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. * Hamur durumundaki ekmeklerin. * Üstüne binilen hayvan.

bir * Sayı n ilki. bir (veya bir de) * hem . er.. * Toplu bir durumda. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. hem. * Eşaynı boyda. bir fincan kahvenin kı yı rı r. i bir ara * Kı bir süre. yı * Bu sayı kadar olan. ğ ı * Tek. * Birçok. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. * Birleş ik. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. beraberce. hep birden. yanı kimse bulunmadan... z nda * baş birinin yardı olmaksın. mları z. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. pek çok. ş * Pek çok. sa * Geçmiş bir zaman. bir * Ortaklaşolan. * Ancak. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte. fazla. bir sürü. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. toplu olarak. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. ka mı zı bir . kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi.. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. it. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . bir an önce * Bir ara.. bir araba bir arada . bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. onunla övünülmemelidir. . olabildiğkadar tez. korkmadan. müş a terek. . i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. birlikte. I. te * Odun.. yalnı z. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. * Sadece.* Çekinmeden.

çok yaş ş lanmıolmak. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar.bir aralı k * Bir ara. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. buluş mak. * Az. * Bkz. ka le. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. tam tamı eksiksiz. küçük bir sorunu büyütmek. u na. . bir araya getirmek * toplamak. ayrı . kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. çok az. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. sa bir baba dokuz evlâdı besler. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. hepyek. ayrı * Olduğ gibi. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. nı nına bir ben. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir baş ı na * Tek baş ı na. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. bir bir bir bir * Birer birer. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak.

bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. yanlıdavranı bozmak. * hiçbir zaman. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. * Hele. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. ünce iş bir damla . i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. * Biraz. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. baş baş tan a. bir çift * Bir takı m. çabucak. ş ta. bir boyda * Boyları it. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir iki. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir çift söz * Bir iki söz. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz.bir boy * Bir kez. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş .

çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir kereye özgü olarak. bir deli kuyuya bir taş atar. fazladan. * (çocuk için) Çok küçük. * Bir kereye özgü olan. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir defada * ara vermeksizin. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. mek bir dolu * Birçok. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. bir dirhem * Çok az. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. * "ilk önce". ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. birazcı k.* Çok az. ğ ı . bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. bir de * ve olana katarak. tutarsıkonuş z mak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir don bir gömlek * yarı plak. . zahmeti çok olan bir iş uğ mak.

k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. ladı ı karla bir elmanıyarı o. ü i. bir geceye ait. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. * bir merkezden. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. i . yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. akrabalar eğ lenmemelidir. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. ceviz. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. bir evcikli * Mır. bir gecelik * Bir gece için. tek hücreli. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir gece içinde olup biten. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden).bir düziye * Sürekli olarak. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak.

çok az sayı birkaç kez. bezmek. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. hiçbir zaman. duraksamadan. m. * hüzünlenmek. bir hamlede * Çabucak. ı esizliğolmak. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. usanmak. bir da. ölmek. düş bir kalem * Bir an için. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. a sa bir güzel * Çok iyi. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. i bir hücreli * Bkz. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. çok. bir hoş olmak *şı aş rmak. lı ş bir hayli * Epey. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. iğ ipliğ dönmek. benzer. bir atıta. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. bir gözeli.bir günden bir güne * hiç. biraz. . k * huyu değ mek. garip. iş * kazaya uğ ramak. . fenalıgelmek. kötü bir durum karş nda söylenir. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. tek tür. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. ı sı bir kafada * aynı üncede. iyice. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. kı da sürse çekici ve güzeldir. * Aynı . bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı.

daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. * bir karı kocanıçocukların. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir kı bin kişister. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir defa. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. ama o. sa bir karı bir koca. bir koş u * Koş koş koş çabucak. bir an için göz ardı etmek. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. . ancak bir kiş kı olur. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. a a. mak. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. bir kalemde * birden ve toptan. belli durumunu değtirmeden. * Bir kez. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. z ur. bir karı ş * Çok kı sa. i rda bir kere * Aslı nda. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. patı .bir kalem geçmek * boş vermek. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. telâş rtı olmak. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. * Çok az. uyuş bağ mak. arak. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü.

i bir ölçüde * Biraz. iş birliğyapmak. çok az. biriktirmek. birçok yerlere. baş gelen. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. . bir örnek * Aynı biçimde olan. derviş geçinmeyi anlatı çe r. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. birinci. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. çeş yönlere. bir numara * Tek. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. yeknesak. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir bu yana * rastgele. bir parça * Biraz. bir nebze * Çok az. bir katı misli. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. değ olmamak. birçok. bir numaralı * Birinci. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. bir bir o yana. nan * Çok küçük (çocuk). itli bir olmak * bir araya gelmek. m . belli oranda. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. bir parça. azık. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. bir nice * Bir hayli.

istediğ biçimde davranım. lı z bir sı ra * Üst üste. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. inden. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. çarçabuk. yeni huylar edinmek. bir tahtası eksik * akı eksik. yekten. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. birden fenalıgelmek. lı r k * ölmek. iş * bayı gibi olmak. bir sı n çekirge. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. ardı bir solukta * Çabucak. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. ardı na. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek.* istediğ yere gider. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. durumu. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. anlatmak. kı kesmek gerektiğ söylenir. da. gereğgibi söyledi. bir ş söylemek ey * konuş mak. bir ş eyler. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. sa inde bir tahtada * bir defada. hemen. ifade etmek. * belirtmek. değ erlendirmede yanı lmak. tutumu değmek. çok kı bir sürede. iki sı n çekirge. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. yarı akı. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. z kalmaz. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. lca m llı bir tane . eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak.

hiçbir yolla. bir tanem * Sevgi sözü. bir yana * -den baş sayı ka. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. hem . eş görmek. artı . kuvvete yükseltme. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. eskiden. lmazsa. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek.. bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bir temiz * Adamakı. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir torba kemik * çok zayı f. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . hem. hariç tutulursa. ertelemek. it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. yegâne. benimsememek. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. eyle ı laş . bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek.* Biricik. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak.. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). vaktiyle. unu * hiçbir biçimde. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bölme.

rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. biraz * Kı bir süre için. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. vaktiyle. * Bira yapma ve satma iş i. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. eskiden. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. * Erkek kardeş . birazdan biracı lı k birader birazcı k . * Az miktarda. eskiden. dost. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. çok az. * Belirli bir süre. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. * "Yahu. pek çok. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. * Pek az. bir sürü. nda. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. çok değ il. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen.bir yın ğ ı * birçok. erini bir yol * Bir kez. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. biraz. p * Çok bira içen (kimse). ş . arpa suyu. il.

hemencecik. * Ansın. öteki de onu. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. müteaddit. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. monist. ağ birliğyapmak. zı * Birlikte. birbirine kötülük etmek. na. araları bozmak. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. * Tekçilik. dövüş mek. birdenbire . mak. sı * Bir defada. birbirine girmek * kavga etmek. birçok birden * Oldukça çok. beraberce. bir hayli. birbirine katmak * araları açmak. bir olayda sözleş gibi. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak.* Az sonra. lı * Biri diğ erinin yanı ra. birazı * Bir parça. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. olay çı nı nı karmak. * Tekçi. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. tutarsı z. hepsi bir arada. * karı ş mak. * (iplik vb. monizm. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. birbirine düş mek * araları lmak. sayı belirsiz.

* Toplumları turan ve düş oluş ünsel. bire beş katmak * eklemek. lan kadar ürün vermek. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya.. k. narak yapı eş lan leme. miktar. na.. bire bin katmak * çok abartmak. fert. bire bin katmak. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. sentez. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. fasulye gibi ürünler için) toprak. *İ stenildiğgibi. abartmak. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. n i im ontogenez. terkip. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. sentetik. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. beklenmedik bir sı zı rada. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. nohut. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. hemencecik. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. sentez. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. n kları bire . duygusal. küllîden cüz'îye. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri.* Ansın. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. nedenden etkiye. vermek * (buğ arpa. * Yalı karmaş olana. kullanı tohumun belli bir katı day. fert. im . * Bu biçimde oluş bütün. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. an. her birer birer * Her biri ayrı olarak. sı . birebir * Etkisi kesin olan. uygun. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. bireysel duruma. soy oluş ı karş .

i. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında. il yan . bireysellik * Birey olma olgusu. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. bireysel olarak göz önüne almak. ikincisi olmayan ve çok sevilen. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. bireye. tek. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . * Bilinmeyen bir kimse. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. individüalizm. politikalarıgenel adı n . mesinden. yegâne. ünü r. ferdiyet. * Eş benzeri. ferdiyetçi. özelliklerin. kendine özgü olan ş eylerin. ferdî. * Bütüne. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. . birice biricik * En fazla. u biri yer biri bakar. bireye özgü olan. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. iyi ran biri * Bir tanesi. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. tek. genele değ de. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. i nı * Bireycilikten yana olan. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. ran * Bireyle ilgili olan. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. ferdiyetçilik. ferdiyet. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma.bireyci * Kişhakları savunan. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. individüalizm. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. baş kaları ayı ndan rmak.

yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. p ğ ı * Gözlemler. birikme * Toplanı yılma. ünite.birikim * Birikme. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. birileri birim * Bazı kimseler. * Bir ş parayı eyi. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. oluş turduğ yapı u içinde. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. birikiş mek * Bir yere toplanmak. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. ünite. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. koleksiyon yapmak. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. vahit. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. ölçülü kullanarak artı rmak. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. tasarruf etmek. birincası f . k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. taki * Dilin. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . * Öğ renme. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. bir yerde toplanıyılma. bir araya gelmek. biriktirim * Biriktirme. i. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi.

eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. * Bir etme. * Tanrı n birliğ dile getirme. tek duruma getirme. rası * (ulaş araçları Mevki. temel.) Birinci mevki. birinci zar * Yemiş derisi. samimî. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. yer. birkaç kiş herhangi biri. sın ra fatı * Zaman. ana. tevhit. birisi * Bilinmeyen bir kimse. dıkabuk. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. rada. nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. meyve dı. vapur. susturmak. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. arası birinci olmak * baş gelmek. sıf. onu denetim altı bulundurmak. lan birinci * Bir sayınısı sı . yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. orun. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. az sayı az. hekimlikte kullanı bir bitki. birincil grup *İ çten. ta birinci orun * (tren. ı k llı ı . da. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. 'nı ini . lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. rada. uçak vb. önde gelmek. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. birincilik * Birinci olma durumu. esas.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. birisinden biri * içlerinden biri. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. birincivası f * Birleş ikgillerden.

ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. müttehit. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. buluş mek i yapı ulmak. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). * Bir araya gelmişbirleş olan. inikat. * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. sim mı ı p en hissetmek. bir noktada kesiş (doğ yay). zikretmek. kaçtı kaçtı gibi. i n * Birleş iş mek i. birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. hissetmek (< hiss etmek). tedavi etmek gibi. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. kaptı . birleş kelime ik * Ses düş mesi. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . birleş im * Birleş iş mek i. kelime türünün değmesi. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak.). -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . en ru. * Tanrı n birliğ dile getirmek. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. bakakalmak. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. hasta olmak. birleş değ me eri birleş me . lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . tek duruma getirmek. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). ses türemesi.birlemek * Bir etmek. bir araya gelinmek. kaybolmak. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. başehir. .

birliktelik * Birlikte olma durumu. bir tane alabilen. * Uyuş aynı mak. görüş olmak. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . birlikte * Bir arada. as. kimi. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. bir olma durumu. * Sanrı .* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . i birleş tirmek * Bir araya getirmek. * Kaynaş mak. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. muş * Birleş . tabur. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. i n * En büyük değ erdeki nota. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. nda. alay gibi bir bütün sayı topluluk. birli birlik *İ skambil. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. bir arada olma durumu. * Uzlaş mayı layan. halüsinasyon. vahdet. vahdet. * Askerlikte bölük. birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). mak. ı yan ı t * Tek. dört dörtlük. . * Yanı beraberinde. beraberce. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. vahdaniyet. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. iken * Buluş bir araya gelmek. bazı u r i . * Cinsel iliş bulunmak. lı k. miş * Bağlı benzerlik. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. bağ . * Bir taneden oluş . birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm.

bistro bisturi * Neş ter. süt. çifttekercilik. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. bisküvi * Un. * Sı racagillerden. lan * Bisiklet satma. ş veya tuzla yapı ince. çkili . m lar mı n ayan kehle (Pediculus). bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. tatlı ekmek türü. belirten söz. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. bit kadar bit otu * en küçük. gevrek kuru pasta türü. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. çifttekerci. küçük lokanta. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. bisikletli * Bisikleti olan. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. in ı t. en ufak. k lan * İ kahve. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. çok küçük. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. * Yayıdövmede kullanı araç. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. onarma iş i. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. bisikletsiz * Bisikleti olmayan.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan .

kuş bîtap * Bitkin. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. verimli (toprak). bitey * Bitki örtüsü. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. bîtap düş mek * çok yorulmak. nı rı p * Bitirilmek durumu. fena. yansı davranı z zca ş . münteha. sürekli olarak. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan.ekli. sırlandılı belirlenmeyen. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. * Yapık. nihayet. ine . bîtaraflı k * Yansıolma durumu. mümbit.* Bitlere karşkullanı bir madde. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. yorgun. dolaş ş ı ı k. * Bkz. sonlu. flora. bitimli * Sonu olan. in ş . bitiklik bitim * Bitmek iş i. biteviye. namütenahi. * Son. yorgun düş mek. * Bitik olma durumu. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. * Durumu kötü. z. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. bîtaraf * Yansı tarafsı z.

iltisakî. bitirme * Bitirmek işitmam. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. bitiş * Bitmek işveya biçimi. kahve. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. * Yan. kumarhane. komş u. açı kgöz. zeki. bitkin duruma getirmek. bitirim yeri * Kumarhane. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. yandaki. nlaş ş * Yandaki ev.bitirim * Çok hoş giden (kimse. i. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. tüketmek. sonuçlandı rmak. bitirimhane * Kumar oynanan yer. tamamlamak. * Bilgili. sona erme. * Onulmaz duruma getirmek. mezuniyet. . lan * Yaman. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). ken * Bitiş olma durumu. a * Barbut oynatı yer. çok beğ enilen. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. bitme. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. kumarhane. yormak. yer). mahvetmek. barbut oynatan kimse.sona erdirmek. ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. * Güçsüz düş ürmek. ik * Bitiş ken. eklerle türetilen dil.

bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. nebat. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. bitki bilimi uzmanı raş .* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. aç . bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. nı ktan ğ ı sona eren. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . mek i. botanikçi. ot. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. flora. rı * Bitki yetiş kimse. bitkiyi andır. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. kı z böceğ ağ biti. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. botanik. bitkin . bitey. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. yosun. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. bitkimsi * Bitkiye benzer. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitiş me * Bitiş iş ittisal.

bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. * Cimri. pirinç. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. * Bitlenmek iş i. bitkisel * Bitki ile ilgili. nebatî. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. * Çok sevmek.* Gücü tükenmiş olan. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). * Sona ermek. * Tükenmek. * Bitki. güçsüz kalmak. çıp yetiş eyler kı mek. saç gibi ş için. bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. bitkinlik * Bitkin olma durumu. çok zayı flamak. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. yağnar. * Çok yorulmak. beğ enmek. bitme bitmek * Bitmek iş i. mı bitli * Üstünde bit bulunan. * Kendi bitlerini ayı klamak. bitkiden elde edilen. ayan böcek takı . * Birinin bitlerini ayı klamak. . tüy. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . bayı lmak. bitki cinsinden olan. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. bitli kokuş * üstü başkirli. çok yorgun. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. bitler * Kanatlı alt sıfı giren.

yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. li. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. biye geçirilmemiş olan. bitüm * Keskin bir koku. t . öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. varlı n i . * Doğ olarak. * Bir çeş ardırakı. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. bitümleme * Bitümlemek iş i. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. eksilmemek. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. biyesi olan. bir ucu pistona. vefası lı z. tabiatı tabiî. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . kömür tozundan briket yapı nda nda. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan.* bir türlü sonu gelmemek. yoğ u n. küçük hareketli çubuk. * Biyesi olmayan. * Genellikle giysinin yaka. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. uçsuz bucaksı z. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. * Makinelerde. elbette. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. al ile. lan. kol. alev ve koyu duman çı kararak yanan. sonu gelmeyen. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. it ç sı * Acı çikolata. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. sı . ı t ları mı vb.

biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. n biyografik * Biyografi ile ilgili. gübre gazı cı . biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. * Hayat hikâyesi. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. dirim bilimi. . tercüme-i hâl. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . ayıevrelerini inceleyen bilim. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . hâl tercümesi. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. biyolojik fizik. * Dirim kurgu. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. biyoloji uzmanı raş . * Biyoloji ile ilgili. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. dirim bilimsel. me. dirimsel. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı .

bı kmak. ş (Acipenser nudiventris). yardı eder. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. kendisi. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. bizim gelin bizden kaçar. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye. lmı . kendinden. özünden. * Bir çeş kara renkli mika. z kaları rahatça içtenlikle. it * Çoğ birinci kişzamiri. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. * birbirimizi çok yakı tanız. aramı yabancı kimse olmaksın. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. değ biz bize * Yalnıbiz. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. ı bîzar * Tedirgin. na m . aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . bizcileyin * Bizim gibi. bizar etmek * tedirgin etmek. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. * Bize göre. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. . biz araç. usanmı bezginlik getirmiş ş . bezmiş . usandı rmak. tı ğ . bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. ul i * Resmî konuş mada. akrabamıbaş nı z. bizar olmak * usanmak. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz.

Kı rı bir saltması Bi. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar.bizimki * Bizim olan. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. * Hareketine engel olma. ş ahsen. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. atom ağ ğ209 olan. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. hareketini durdurma. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. bizimle ilgili olan. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak.8 olan. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. * Kadı n kocaları nları ndan. kendisi. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. kılı beyaz renkli. bir bütün oluş turan. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. ş ı bizon bizzat * Kendi. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. blokaj * Bloke etmek iş i. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. . ayan * Kocaman ve ağ kitle. u zı msı kılgan ve katı element. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. durdurmak. morulâ. * Ucu çivili değ nek. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . * kapatmak.3° C de eriyen. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. * Voleybolda. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. 271. * Bizlemek iş i. bloklaş ma .

boalar bobin * Sürüngenler sıfın. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. boyun kürkü. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. güçlü bir yı (Boa constrictor). bağ sı lantız. r. tan lan n * Boagillerden. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. çok iri.* Bloklaş iş mak i. * Bu kumaş yapı (giysi). kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. * Fotoğ filmi rulosu. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. knatı kuş ı ka boca . bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. bloksuzluk * Bloksuz davranma. zehirsiz. bağ sı k. mın * Makara. kaba pamuklu kumaş lan . nları na kları lan * Blöf yapan (kimse).

sa'nı um * Domuz. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. bocalama * Bocalamak iş i. bodoslamak * Açı klamak. nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. genellikle güneş görmeyen (oda). ileri sürmek. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . poca. belirtmek. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . kararsıolmak. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. bodoslamadan * Ön taraftan. orsa veya rüzgâr üstü karş . . ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. rüzgâr üstü. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. dökmek. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. baş taraftan. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. ne yapacağ bilememek.* Geminin rüzgâr almayan yanı . iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i .

. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. bora. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. \343 Zodyak. nce * Sağ anak.bodur kalmak * boyu uzamamak. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. astar. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. bodurluk * Bodur olma durumu. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . * geliş memek. * Damı k erkek sır. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). * Anjin. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. a aya boğ ası * İ bez.

açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. boğ derdi az * geçim için uğ ma. azı rı * imrenmekten boğ şmek. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. na. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. imik. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. hazı rlama sıntı . * Yedirip içirme yükümü. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. . keleye çekmek. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. * Ş e. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. eyler boğ kurumak azı * çok susamak. n. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. * Yeme içme. raş * yemek piş irme. iltihaplanmak. iaş e. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. derbent. boğ olmak az * boğ ağmak. boğ ola az * "afiyet olsun.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak.

kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). iş kesilmek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. lüzumundan fazla. boğ ndan * Gaddarca. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. sesi çı kmamak. sıntı kı vermek. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. aş ölçüde. kan dökerek öldürmek. . boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. ine. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. boğ na kadar azı * pek çok.

* Tamamı kaplamak. iş z. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. ş maz . boğ azlı * Boğ olan. bastı rmak. azı * Çok az yemek yiyen. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ mak * Bir canlı. ktan tı yla elde edilen. * İ dut. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. yı na * El. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. sarmak. azı * Çok yemek yiyen. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. * Silik bir duruma getirmek. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ durtma * Boğ durtmak iş i. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. iş . t. yemek isteğçok olan. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. yla * Peş e yapmak.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse).

sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. * Geliş mesine engel olmak. . boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. ş . boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. boğ maklı * Boğ makları olan. kıklaş uk sı mak. * Bunaltmak. * Çok sı sıntı cak. boğ mak * Boğ yeri. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. kık kık. . uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. * Kılmı(ses). mak ine * Havası ktan ölmek. zlı * Bunalmak. boğ ucu * Boğ özelliğolan. * (renkler için) Uygun düş memek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. boğ bir biçimde. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. ma i * Solunumu güçleş tiren. kı veren.

boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. ı z itli rayarak ses olarak çı . bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. ihtikar. e i. boğ sı uk. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. . * Ufak ve seçme tütün dengi. umu * Zor soluk alma. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. * Sınt ı kapalı kı lı . telâffuz. çı mahreç. um mak.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. ıı lı boğ unuk * Kık. * Sınt ı kı . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. eyler e . bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. * Boğ mak iş uş i. ı luğ z tuğ n kak. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . * İ ip kakı tiş ş mak. dövüş mek. bohçalama * Bohçalamak iş i. donuk.

bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). çok berbat. bok canı olsun na * bılan. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. güzel görünür. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. z. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. i bok püsür * hoşgitmeyen. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. bok atmak * (birine) leke sürmek. i. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. bok * Dı . kara çalmak. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. * Güç durum. ayı ı veya topluluk). tiksinilen. iş son vermek. burnunu sokmaması gerekir. berbat etmek. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. boklama * Boklamak iş i. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. . her işkarı e e ş an. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak.

eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. ş arap. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. boklu bokluk * Boku olan. boksör * Boks oynayan kimse. pis. u una. i er bokunu çı karmak * bok etmek. yararsı z. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. yumruk oyuncusu. lan ü. pislenmek. * Pislik. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. i) boklanma * Boklanmak durumu. her ş öfkelenir olmak. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. boktan * temelsiz. boklaş ma * Boklaş durumu. dar karş . boku bokuna * boş boş yok yere. derme çatma. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. bol . kı ı. * Korindon. * Kötü durum.

sıntı düş kı ya meden. * Dökük. ş al. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. çok. bollanmak * Bol duruma gelmek. pek çok. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. bol bolamat * Refah. * Bollaş mak. bolca * Oldukça çok. büyük miktarda. çokça. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. bol keseden * bol bol. bolarmak * Bol duruma gelmek. . * Bolarmak iş i veya durumu. * Yahudi kadı. saçı apş . bol bulamaç * Bol bol. bolluk. ölçüsüz. * Kı ve kolsuz kadıceketi. * Oldukça geniş . zenginlik. * Bolalmak iş i veya durumu. ndan bollanma * Bol duruma gelme. bol paça * Geniş paçalı . sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . * Cömert. geniş lemek.bol bol * Fazla. eli açı zengin gönüllü. k. * Bu dansımüziğ n i. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak.

bom bomba * Bir çeş kumar. cı kı maddelerle doldurulmuş . bolometre * Iş mölçer. nı lan bomba gibi * iyi. geniş letmek. cı li. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. ş . gösteriş lam. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. bombalama * Bombalamak iş i. * Her ş bol olduğ zaman. bollatma * Bol duruma getirme. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. sağ göz alı. bombalamak . bollatmak * Bol duruma getirmek. Bolş evizm * Bolş eviklik. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). Bolş eviklik * Rusya'da XX. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. kalıdemirden kap. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. türlü büyüklükte patlayı. eyin u * Fazlalı k. cı ateş silâh. komünistlik. it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bolluk * Bol olma durumu. çı * Bomba biçiminde. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. li * Büyük fı veya varil. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak.

inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. çoğ unlukla havadan. tamamen boş . bombardı man * Topa tutma. iş i. * Bombalama. ş bonbon ş ekeri * Bkz. bomboz bon otu niger). çok berbat. pistonlu. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. bomboş * Büsbütün. turucu ve zehirli. nefesli çalgı n . bombok * Çok kötü. kabarı k. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. kabarı tümsekli. bombalanma * Bombalanmak iş i.* Belli bir hedefe. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bombe * Ş kin. * Patlı cangillerden. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. iş k. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. . hekimlikte kullanı uyuş lan. * Ş kinlik. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bomba atmak. bonbon. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve.

delik. boncuk * Cam. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). vrı her it ak vb. boncuklu * Boncuğ olan. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. taşsedef. li . i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncuk gibi * küçücük (göz). lan. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . mak. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. tahta. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. boncukla süslenmiş u . boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). boncuklanmak * Gözyaş çiy. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye.

öfkeli. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. ndan mur . sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . bopluk bopstil * Bop tutarı olma. süs eş oyuncak vb. n. * İlenmemiştaşk. cömertlik. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. * Bu biçimde giyinen kimse. bor bor * Atom sayı 5. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. lı (toprak). eli açı k. ş iddetli.8 olan. bono * Belirli bir sürenin sonunda. temiz iş ı. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. süresi dolmadan. nda * Züppece giyiniş biçimi. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. yi * Eli açı cömert.45 u olan basit element. ekilmemiş ş . k.bonjur * Günaydı n. bora bora gibi * çok sert. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. atom ağ ğ10. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. * Uzun siyah ceketle. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. satı büyük mağ yası lan aza. sert. eksiğ paraya çevirmek. mıbir * Yağ murlu. borani * Bor (I). an * İ yürekli. Kı saltması B.

boru. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borazancı * Borazan çalan kimse. borç etmek * borçlandı rmak.* Pirinçli. borç harç . borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . * Bu boruyu çalan kimse. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borç para almak. borca batmak * çok borçlu olmak. borca batmak. . borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. * Birine karşbir ş yerine getirme. borca almak * veresiye almak. ı eyi i. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. * Pancar. borca girmek * borçlanmak. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. vecibe. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. gerekliğ yükümlülük. ey borç altı girmek na * borç para almak.

borçlu duruma getirmek. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. aldı nıparası hemen vermez. borç edilmek. i. medyun. nı . verecekli. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. ancak hasta edecek kadar üzer. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. borç yemek * borçla geçinmek. i borçlu ölmez. borç ödemekle (veya vermekle). na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borç yapmak * borç olarak almak. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. ş * Bir yüküm altı bulunan. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. na borçlu * Borcu olan. borç almıolan.

arap * Bu renkte olan. ş tortusu rengi. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. sedef görünümde bir madde. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. geniş sa kollu bir üstlük. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. kı . borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. borda etmek * yandan yanaş mak. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. lmıgiyecek. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. * Etkisi az. k.borçsuz * Borcu olmayan. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. n * Banyo. ru lanan halat. beyaz. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. . borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. rmı. borda bordaya * yan yana. asit borik.

alıp satı hisse senedi. erli ı t. lan . içi boş ka vı . boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. önem verilmeyecek ş değ ey il.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. * Tatula. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu. uzun ve dar silindir. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. küçümsenecek. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borazan. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. . borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. nı boru çalmak * borazan öttürmek. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. boru hattı * Borç (II). uçları k. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i.

* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. lan bostan korkuluğ u . bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. bostan bozuntusu * Korkak. boru gibi uzun su kabağ ı . en. p * Boru montajı çalı kimse. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. lan boru mengenesi * Kesme. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. boru kabağ ı * Boğ umsuz. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . * Bkz. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. borucu * Boru yapısatan kimse. karpuz tarlası . kı landı ı boru yolu * Petrolü. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. payplayn. boy bos. * Kavun. yüreksiz. yetkisi olmak. işyaramaz adam. * Sebze bahçesi. lan * Borusu olan. borumsu * Boru biçiminde olan. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. boylu boslu.

* Verimsiz. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. * Görevlisi olmayan (iş . boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. boş rakmamak bı * (para. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. boş kalmak. ş * Bir iş yaramayan. ey * İsiz. z. * Anlamsı z. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. z boş ür böğ * Bkz. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. bir kazançla çı ten kmak. li boş *İ çinde. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. ilen . raş * Bostancın görevi. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. bostan patlı canı * Az çekirdekli. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. . iri ve yuvarlak bir patlı türü. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. münhal.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. e * Bilgisiz. böğ ür. m * iş bı siz rakmamak. sonuç vermemek. * Yapı iş lacak i olmayan. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. görev).

siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. * iş kalmak. çalı siz ş mamak. dipsiz kile boş ambar. boş söz * Bir düş anlatmayan. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. ey boş durmak * iş kalmak. sı i anma kâğ . boş lâf * Gereksiz. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. mahrum etmek. dar. . ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. raşolmamak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. verimsiz. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. batı l itikat. boş i anmak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. biçimci inanma. bilgisine dayanarak anlatmak. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. boş koymak * yoksun bı rakmak. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak.

dökülmek. inhilâl etmek. içinde bir ş kalmamak. * Derdini. * Boş m. boş vermek * aldı rmamak. açı lmak. boş koysan dolmaz. gerçekleş memek. arj. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. boş alma * Boş almak iş inhilâl. deş olmak. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. ey * Dı ya akmak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. hava boş n boş altma makinesi. boş gitmek a * (harcanan emek. rahatlama. boş yere * Boş una. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. * Derdini birine açarak ferahlama. i. nı boş çı a kmak * (umut. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. boş almak * Boş duruma gelmek. ş arı * Gevş emek. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. para) hiçbir iş yaramamak. rölântiye almak. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. boş m alı * Boş almak iş deş i. ine boş m altı .

yrı boş atma * Boş atmak iş i. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. boş altma * Boş altmak iş i. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. . * Kusmak. * Sı lmak kurtulmak. * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. ifrağ ları ş arı lması . * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . açmak.* Boş altmak iş i. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. yakı nmaları anlatmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. arı * Dertlerini. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . boca etmek. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. boş anma * Boş anmak iş i. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. * Derdini dökmek. ndaki idrarı ve ter. nı * Çok ağ lamak. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. * (hayvan) Başğ lından. boş ama * Boş amak iş i. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. aile kisini kesmek. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. * Dökmek. * Gevş etmek. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. tükürük.

kapanmamıyer. nak boş gezmek ta * iş olmak. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. * Yerli yersiz konuş (kimse). boş una * gereksiz. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. Boş güzeli nak * Sarı . çukur. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. boş una. boş z yere. nafile. vakum. * Eksiklik. ihmal etmek. geveze. * İ göstermemek. boş lamak * Bı rakmak. . boş lama * Boş lamak iş ihmal. boş tulumbası luk * Bkz. lgi boş luk * Oyuk. kopukluk. al yanaklı saçlı . Boş naklarla ilgili olan.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. * Boş geçen süre. sı r saklayamayan. ndan n * Boş naklara özgü olan. ş * Kesinti. siz boş boş u una * Gereksiz yere. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. yararsıyere. * Yetersizlik. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. yoksunluk duygusu. yersiz. ablak yüzlü güzel. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. boş altaç. beyhude. siz boş kalmak ta * iş kalmak. düş üncesiz konuş mak. i.

en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . botanikçi boy * Bitki bilimci. yararsıyere. z * Küçük gemi. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. geliş mek. beyhude. k. kabile. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. klân. boy atmak * boyu uzamak. değ er. * Destan. * Kumaş ölçü. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. boy * Ortak bir atadan türediklerine. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. * Uzun konçlu. için * Süre. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. nebatat. deniz kısı yı. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. lmıküçük sandal. kapalı ayakkabı . gereksiz.boş una bot * Boş yere. itli . boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. ı rmak. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. sı mı * Geçerlilik. boylanmak. * Uzaklı k. * Bitki bilimi. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. * Yol. gusül. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. tevekkeli. nafile. boylanmak. ı tı * Uzunluk. * Bir yüzeyde.

çiçekleri mavi. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. sürmek) * boyamak. boy bos. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. ini * büyümek. boyacı . acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. sarı beyaz renkli. * Yazmak için kullanı mürekkep.50 cm uzunluğ e unda menteş e. boya vurmak (veya çekmek. boy vermemek * sıolmak. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. * gösteriş yapmak. boy pos * Bkz. ğ boya * Renk vermek. lan * Aldatı görünüş cı . uzamak. makyaj yapmak.boy göstermek * görünmek.75-3. (su) insan boyunu geçmemek. ş yanı lan * Renk. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boy otu * Baklagillerden. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boy ölçüş mek * yarı ş mak. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boya kullanmak * boyanmak. boya çekmek * boyuna büyümek. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet.

ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. boyalanmak * Boya sürülmek. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. aş ı ı r ağ lamak. makyajlı n ş . * Boyacın yaptı iş nı ğ . boyanma . ı boyahane * Boya iş yapı yer. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. * Renkli. boyana * Boyna. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. * Renkli yazma veya mendil. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. ş rı ş . ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyalanma * Boyalanmak durumu. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. rarak * Ağ söz söylemek. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. lı meslek edinen kimse.* Boya satan kimse. * Boyama iş boyacı ı ini. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. boyama * Boyamak iş i. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. ğ * Boya satı dükkân.

z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Akran. * Boy bakı ndan. Rusya'da soylulara verilen unvan.* Boyanmak iş i. boyası z * Boya sürülmemiş . boyar madde. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. . boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. * Bekâr. * Tuna bölgesinde. boyası atmak * boyası solmak. boydaş * Aynı boyda olan. makyajsı n ş z. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. * Kendi kendini boyamak. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. i rı boyatma * Boyatmak iş i. makyaj yapmak. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. boyayı cı * Boyama özelliğolan. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. Transilvanya'da. boya sürdürülmek. z. * Renksiz. yüzüne boya sürmek. boya sürdürmek. ş ı alma. yalnı serbest. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar.

ş ı almak. tul. anlatmak. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. * Batmak. boylu poslu * Bkz. sağ * Boyu olan. kı sa . boylanmak * Boyu uzamak. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. * Düş mek. çı kmak. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. * Destan söylemek. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boykotaj * Boykot etmek iş i. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. değ boylama * Boylamak iş i. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. boylu boslu * Uzun boylu. boylanma * Boylanmak iş i.* Bir kimse. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. boyu uzunluğ i unca. yakıklı ş . * Boyu benzerlerinden uzun olan. boylu boslu. gösteriş ı li. * Yükselmek. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak.

gebersin. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . zimmetine geçirmek. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. bir iş i ister istemez kabul etmek. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. çaresiz bir durumda kalmak. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . boynuna * üstüne. zavallı m . karştarafıgücünü kabul etmek. kılmı kimsesiz. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. * (bitki için) canlı ı yitirmek. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. * Bu organdan yapı ş lmı . boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. hacamat etmek. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. uzun. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. boynu bükük * Üzgün. nacak ve yardı bekler durumda. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. i boynunu bükmek * acı rı. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. tı n ı nda rnaksı maddeden. olmak. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. ndıcı * bir durumu. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. acı rı ş .

boynuzlugiller * Keçi. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuz yarası rı almak. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. koyun. omurgalı n memeliler sıfı ları nı .olmak. * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * daha iyisini. sır ve antilopları ğ ı içine alan. boyunca. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. süsmek. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuz gibi. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. * Boynuz batılmak. boynuzlatmak * Erkek. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). nda . boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. mı boynuz takmak (veya takı nmak. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). sın n nları ine * Troleybüs. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak.

boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. güğ gibi kapları veya vida. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. boynunu bükmek. na. boyunca. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. uzunlaması tulânî. na boyuna * Ene dik olarak. vecibe. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. la nda * Ş e. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. altı . ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. enlice kumaş parçası . süresince. katlanmak. durmaksın. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak.boyu (veya boyuna. kravat. iş üm n vata n * Sorumluluk. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. boyun bükmek * Bkz. * (bo'yuna) Ara vermeden. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. u * Sürdüğ zaman kadar. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. ayakta iken başöne bükmek. boyun vermek * buyruk altı girmek. boyun kesmek * baş eğ ı mek. boyu boyuna.

boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . ş . ldı ı ları verdiğbahş. k * Bu renkte olan. (toprak). veya beton kirişlento. nan rultudan uzunluk. geniş kapsam kazanmak. lik. lan ey. kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. boyut kazanmak * yeni bir durum. ini. esaret. * Durum. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boz bulanı k * Çok bulanı k. . boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. içerik. rmak. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. geniş kapsam. buut. . boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. lik. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. boz yel * Boyutu olan. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. mı * Nitelik. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. * Boyutu olamayan. beklediğyakı ğgörememek. boyunlu * Boynu olan. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. geniş ve lik derinlikten her biri. an. * Açı lmamı sürülmemiş ş .

lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. mır. i bozdurtmak * Bozdurmak. ham tarla. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris).* Lodos. renk değtirmek. day lları itilmesiyle yapı koyuca. bozahane * Boza yapı yer. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . tatlı mayhoş lan veya içecek. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. ş * Bozarmak iş i veya durumu. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozum olmak. * İlenmemişçalı toprak. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. ç u bozca * Rengi boza çalan. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. boza olmak * utanmak. boza * Arpa. bozdurulmak . rengini atmak. ş .

ğ lı bozma * Bozmak iş i. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. dağ an ı lmak. klı * Bozlamak eylemi. step.* Bozmak işyaptılmak. ı * Yenilen bir ordunun. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. hezimet. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . * Morali bozulmuş . konusu acı türküler. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . çökmüş lgı . bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. hezimete uğ ramak. * Bu ezgiyle söylenen. güç vb. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. * Çı k koparmak. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). * Bozgun olanı durumu.). bozgunluk * Bozgun. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. * Bu durumda bulunan. yı n. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. lan. p .

* Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. lını iş ş * Bı rakmak. ufaklı bozuk. mağ etmek. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. erli * Kötümser. ufaklı bozuk para. * Kötü duruma getirmek. eyin ş tı * Dokunmak. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. ine * (yiyecek için) Kokmak. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. sıntı zgı kı lı . huzursuz. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. düzeni bozuk olan. ekş imek. * Bozulmuş olan. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. * Dağ ı lmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . n * Kı ğ zarar vermek. * Bozulmak iş i. bozuk. lmıolmak. * İ ve değ niteliğ yitirmek. k. lûp * Altı paraya çevirmek. içerlemek. yenilemeyecek duruma gelmek. bozuk gibi. yenmek. gergin. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. * Bozguna uğ ratmak. zarar vermek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. * Geçersiz bir duruma getirmek. küçük değ para. * Bozuk olma durumu. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. bozdurmak. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. bir ş düzenini karı rmak. dağ ı tmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. bozuk düzen * Düzensiz. bozguna uğ ramak. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . karık. bozukça bozukluk * Biraz. * Madenî. * Kı n. . ş ı * Türk halk müziğ inde. * Bir yerin. k.

mahcup etmek. ı u n sa. i. karşklı ı bozulma içinde. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. bozuş mak * Araları lmak. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. idrar salan. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. başküçük. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. bozum etmek * utandı rmak. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. hormon niteliğ salgı olan bez (II). lik. olan. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . döküntü. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . bozum olmak * utanmak. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. k. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. mahcup olmak. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. bozuş ukluk * Bozuk durumda. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. utanacak duruma düş mek. yenilmiş k. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. z lan böbrek biri.

yaş ş ve ı k cı . ta böcekçil * Böcek yiyen. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. * Böbürlenme. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. entomolojist. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. karada yaş hayvanlar takı . n muş hayvan sıfı ere. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . böcek yiyen. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. kurulmak.* Memelilerden. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . * Böbürlenme. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . kibir. haş * Kelebek. böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. çoğ ve baş üs. il nda ğ ı * Bu renkte olan. kı kı . rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. böbürlenmek * çok böbürlenmek. sarı u renkli. böceklenme * Böceklenmek iş i. entomoloji. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. göğ karıolarak eklemlerden oluş . kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. derisi benekli. sı ülkelerde yaş cak ayan. * Böcü. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. . nı. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. böcekle beslenen (hayvan veya bitki).

birer. soluk sarı renkli. böceklenmiş . ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i.böcekler * Vücutları . hortlak vb. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. * Böcek. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . böğ * Yan taraf. deve) Bağ ı rmak. kanatları er. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. böcekhane. zehirli bir örümcek türü. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. bahçe çitlerinde. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. l) böcü * Kurt. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. boş ür. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. böğ ürtlen * Gülgillerden. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. diken dutu (Rubus caesus). p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. böğ ürtü . böğ ürmek * (öküz. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. böğ * Eklem bacaklı lardan. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. manda. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). gibi hayalî bir varlı verilen ad.

bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. yangı gibi durumlarda.* Böğ ürme sesi. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. böke * Kahraman. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). taksim etmek. * Birliğ bozulması yol açmak. sı ran * Bölmek iş lemi. "a bölü b" diye okunur. * Cins kavramları tür. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . bökelik böldürme * Böldürmek iş i. rma. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. güçlü kimse. birinci olan (kimse). ş ampiyonluk. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. * Gemilerin içinde. su baskı. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. "a/b" anlatı . i. mı ka. * Bölmek iş ayı parçalama. ş ampiyona. * Böke olma durumu. * Büyük bir yeri. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. taksim. mı bölmeli bölü . nahiye. * Salon. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . ş ampiyon. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. u. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. parçalamak. taksim. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer.

lmı sı sı . b" diye okunur. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. bölen. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. i. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . . ğ . sıflanmak. kım. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. sıflamak. münafı k. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. * Çağdevir. kım. it kümelere ayı rmak. * Hizip.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. bölme amacı olan. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. tasnif etmek. bölünebilme . parça parça. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. tasnif. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. i nda . ini * Bir topluluğ birliğparçalama. sı * Saç örgüsü. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. bozmayı amaç edinen kimse. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. fesatçı u. departman. seksiyon. kı smî. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. departman. bölücü * Bölme iş yapan. sıflandı nı rmak. nı rma. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini .

kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. halka. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. bölüngü bölünme * Fraksiyon. ma. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . * Hücrelerin. i * Bölüş iş mek i. * Bölüş paylaş me. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. eş lması gereken miktar veya sayı . ayrı lamaz. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma.* Kalansıbölünür olma durumu. payı almak. üleş mek. bölüntü * Bölünmüş parça. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . . bölünmek * Bir bütün. * Budala. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. belirli bölümlere. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. saf. taksim etmek. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. parçalara ayrı lmak. halkalara ayrı ş lmıolan. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. * Bölünmek iş i. bölünmez * Parçalanamaz. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Fraksiyon. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. taksimat.

aptallaş mak. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. yma. k. ş kış kıbakmak.bön bön * Budala ve safca bakarak. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. aş n aş n bönce * Budala. kı ı n na. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. . k. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. börtmek * Az piş irmek. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). luk. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. saf (bir biçimde). safça. bönleş me * Bönleş iş mek i. börtme * Börtmek iş i. börek için ayrı ş li lmıolan. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. haş lamak. bön bön bakmak * anlamayarak. budalalı aptallı sersemlik. * Börtülmek iş i. saflı k. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. bönleş mek * Bön duruma gelmek. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. bönlük börek * Bön olma durumu. börttürme * Börttürme iş i. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir.

böylelikle. *İ çinde "ne". böylemesine * Bu biçimde. bu biçimde olanı . * Bu derece. buna benzer. böyle böyle * Böylelikle. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . . * Sonunda. bu biçimde. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. bu biçimde. gene de böyle olacak. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. infilâk etmek.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. böylecene * Böylece. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). * İ yapı bacakları ri lı . bir rkı * Hint kastları ilk kast. * Bunun gibisi. bu yolda. sonunda. böylelikle. paçalı tavuk ı . tüylü. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. böylece * Tam böyle. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. böyle baş böyle tı a. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. lan il * Bösmek iş i. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. Brahmanizm * Brahmanlı k. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. * Bu yolda. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . nda * Bu kasttan olan kimse.

tutturulan asıyatak. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. coş anlatı aş nlı ku r. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. yaylı araba. Brahmanizm. kı kafalı nı sa sa . * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. yaylı arabası at . arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . briketçi . yaş a!. birkaç top taş gemi. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. kın zak ı lan . u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. kavkı kabuklu. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. * Briket yapan veya satan kimse. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. Brahman. kol. hey" anlamı kullanı nda lı r. ki ı yan * (bilim için) Dal. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). * "Be" yerine kullanı lı r. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. branş bravo bre * "Ey. Brehmen breş * Bkz. * Ş kı k. i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. * İ direkli. * Linyit. seren yelkenli. * Aferin. lı . briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. * Doğ çimento ile lâvlı al . hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu.

* Pencerelerin çerçevesine. bazı 35. broş . bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . yeşyumrular hâlinde olan. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. briketleme * Briketlemek iş i. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. Kı vı saltması Br.909 olan. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. bromürlü * Yapında bromür bulunan. briyantin sürünmüş . haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. deniz suları az. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. tunç renginde olan. içeriden tutturulan ince perde. yoğ unluğ 2. zehirli sı bir element. pis kokulu. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. briketlemek * Briket hâline getirmek. brokkoli brom * Küçük. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . bronz * Tunç. * Atom numarası atom ağ ğ79. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n .97 olan kı zı u rmı renkli. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. bronz gibi * tunca benzeyen.

* Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). biçimlerine girer. * Diploma. bu tarzda. sı brovning bröve * 7. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. bu gözle * bu anlayı ş la.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi.65 mm lik otomatik tabanca. çeş idinden. bu kabilden * gibi. lan ı rlı bu * Yerde. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. Bruxelles lâhanası * Bkz. bu haysiyetle * bu bakı mdan. Çokluk biçimi bunlar). rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bunda. yakmaç. bu kadar * bu denli. * Birlikte. ş ahadetname. nda. bu kabil * bu gibi. broş ür * Sayfa sayı az. bu gidiş le * bu biçimde. küçük kitap. buna. ş . bu türlü. Brüksel lâhanası . bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. risale. beraber. bu arada * Bu süre içinde. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). bu birkaç gün içinde. bundan. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). . * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu.

e. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. bu kez. budak özü * Taze sürgün. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . bunun için. *İ lçelerin. acı * Dal. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. her tarafta.. * Kesirli. bu meyanda * Bu arada. . bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. bucak bucak * Her yerde. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. an ı * Kenar.. kutu. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. bu meyanda * Bkz. bucak bucak aramak * her yerde aramak. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. * Ağ n dal olacak sürgünü. her yanda. bu arada. çeliş ş ları iyor. bu türlü * böyle. ve yarı m. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. nahiye. bu sefer * Bu defa. köş yer. bu biçimde. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. bucak bucak kaçmak * bir olay. bu yüzden * bundan dolayı .

budalaca * Budalaya yakır (biçimde). Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. budaklı * Budağolan. * Zekâca geri olan kimse. budalalıetmek k * akı zca davranmak. budalaca. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün.budaklanma * Budaklanmak iş i. budanma * Budanmak iş i. . budanmak * Budamak iş konu olmak. budala gibi davranmak. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. budala budala * budala gibi. yla aç. * Budalaca yapı iş lan . dallanmak. te) nı u * Bir ş eksiltmek. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. ı budala * Zekâca geri. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budaklanmak * Budak sürmek. ine budatma * Budatmak iş i. * Budamak iş i. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. nı dalları kı nı saltmak. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. budalalı k * Budala olma durumu. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. azaltmak.

budun betimci * Etnograf. etnik. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. bugüne bugün * "unutma ki". içinde bulunduğ umuz zamanda. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. derhal. *İ çinde bulunduğ umuz günde. * Araları töre. nda. budun bilimi * Etnoloji. ş imdiki ş artlarda. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. dil ve kültür ortaklı bulunan. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . *İ çinde bulunduğ umuz gün. * bugüne değ in. budun betimi * Etnografya. bugün olan. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. bugünden yarı na * az zaman sonra. bugünkü günde *ş imdi. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . etnolog. ini. millet. * Ulus. ı rkiyat. n n ü ü Budist * Bkz. budun kavim. bugün yapı lan. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. bugünkü * Bugüne özgü. . Buddhist. kavmiyat. budunsal bugün * Kavmî. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. budun bilimsel * Etnolojik. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu.

ş . pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. sı k r otları . ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). buğ daysı meyve. mır. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. ayrıve çayı i day. iki hörgüçlü deve. pirinç. . örneğbuğ yulaf. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. buğ daysı tohum * Bkz. bugünlük * Bugün için. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. vücudu yeş başsiyah.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). arpa. buğ ra * Erkek deve. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. kamı bambu olan. çavdar. buğ benizli day * Açıesmer. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. ekin biti (Sitophilus granarius). patates. ekinlere zararlı böcek. buğ daysı meyve. buğ daysı tane * Bkz. il. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici).

buharlaş u mak. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. yaş. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. ma. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. dolu dolu. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. lı buğ ur * Buğ ra. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. . buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. domates. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. sarı k anı msak. buğ tutmak. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. tephirhane. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. u mak. * Buğ piş (yemek). buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. buğ u ulanmı ş . arpacısoğ . n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. cak cak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. * Süzgün. dalgı bakı olan (göz).

buhran geçirmek * bunalı geçirmek. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. tebahhur. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. m. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. buğ mak. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. m . buharlı * Buharı olan. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. ulaş * Dalgı mak. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. kaybolmak. * Buhar gücü ile çalı ş an. buhar olmak * yok olmak.). kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. mak i. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. tebahhur etmek. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. hayaller içinde kalmak. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. kriz.

ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. * Güzel koku.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. hareketleri yavaş . görüş değ tiren kimse. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). demir köstek. bilek. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. maddeler. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. ı . tütsü. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). lan aç buhurdan * Buhurluk. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. buhranlı * Bunalı . buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. bukanak buke * Ayak. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. 20-30 cm boyunda. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. rayiha. * Çı na göre davranını karı ş . lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. .

kı mlı vrı saç. nefret uyandı ran. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. * Küçük lüle durumunda. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri.buket bukle * Çiçek demeti. * Kirletmek. lan itli * Karık. ı n rası lması lan * Sulu. * Yenge. * Kaynak. * Bulamak iş i. * Tiksindirici. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. bukle bukle * Kı m kı m. bula bula bunu (onu. oradan buradan toplanmı ş ı ş . . bukleli (saç). bulada bulak bulama * Büyük piliç. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. pı nar. cık hamur. * var olanları en değ n ersizini seçmek. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). bulandıcı rı * Bulantı veren. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Bükülmüş iplik. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. amca veya dayı sı karı. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. bulanması sağ na nı lamak.

kası an. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. ş ) z. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. z. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ş kan. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. bulaş sri. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. sı * Karı ş mak. ş yası * Bulaş ş mıolan. i * Bulanmak iş i. lan bulaş deniz ı k . anlamsı fersiz. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. çok duru olmayan.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ğ ve klını ı ı * (iç. her yanı ş kaplanmak. mide içi) Bulantıolmak. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. net olmayan. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. duru olmayan. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. k * (bakı için. ş * Bulutlu. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. kalı . sataş alı ğolan kimse. bulanı kça * Biraz bulanıolan. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. uygunsuz iş yapan. midesini) bulandı rmak. bulantı vermek * (içini. kapalı . * İ etki. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. Donuk. * Açıseçik görünmeyen. * Yapı sulu. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz.

tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet.* Mayıtehlikesi olan deniz. eye * (hastalı Geçmek. ma. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. kçı bulaş ı khane * Kı okul. k) . ş . k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. lan. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. ı kamaya ayrı özel bölüm. kirli iş . n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. * Sataş kavga etme alı ğolan. yapı tı ı ş kan. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. uygunsuz. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. bulaş mak * Bir nesne. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. sirayet etmek. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu.

Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. bulgari * Dört telli bağ lama. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. netice. molosus hibernicus). tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. sataş tedirgin etmek. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. Bulgaristanla ilgili olan. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. tı karı . bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. mak. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. Bulgarca * Bulgar dili. * Bulaşrmak. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. n n * Bulgaristan'a özgü olan. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. bı ı yıp ran.* Çatmak. buldurtma * Buldurtmak iş i. buldurma * Buldurmak iş i. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse).

un. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. bulgur. bullak bulma * Bkz. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. taze biber. araz. allak bullak. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. * Bulmak iş i. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. . bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. ı larak rlanan bir çorba türü. i . bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. semptom. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bulgur çorbası * Domates. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. ebe bulguru. bulguya ait. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması .

hazı nı r bulunması sağ nı lamak. keş fetmek. i * İ defa yeni bir ş yaratma. * Eriş mek. * Arayarak veya aramadan. * Konu. eyle. * Bir yer. icat etmek. ine * Herhangi bir durumda olmak. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. * Sokakta bulunup alı çocuk. siz. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. temin etmek. güç bulunan. erinlik. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Bir ş bulan. bulunma * Bulunmak iş i. ya * Seçmek. bulucu bulûğ * Erin olma. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. bir noktaya eriş ulaş mek. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. nı yrı n leniş . radyoaktif mineralleri. mayı . suç. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. e. * Cezaya uğ ramak. kusur için) Yüklemek. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * Gazları . * (kabahat. * Sağ lamak. yaratmak. bulûğ ermek a * erinleş mek. detektör. mak. duygu. bir ş elde etmek. nail olmak. bir buluş eyi yapan kimse. kâş if. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. * Hatı rlamak. * Bulunmaz. bulundurmak * Var olması. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. * (bir yerde) Olmak. icat. buluş * Bulmak işveya biçimi. uygun saymak. icat. * İ kez yeni bir ş yaratmak. bir ş bir kimse ile karş mak. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. bulundurma * Bulundurmak iş i. baliğ olma. * Eksik etmemek. eş benzersiz.

açı berrak. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. hüzünlenmek. bir araya getirmek. nebülöz. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. * Kederlenmek. buluş turma * Buluş turmak iş i. buluş mak * Bir araya gelmek. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. ş k * (bellek için) Karık. bulut gibi * çok sarhoş . buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. bir * Kavuş mak. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. k. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. karş mak. ş . net olmayan. buluş ulmak * Buluş iş lmak. çok alı olmak. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. an un ğ ı * Keder. bulutçuk * Küçük bulut. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. endiş e. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. yla an. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. ngan bulvar .

* Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. gerginliğolan. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. yeniden raktı nı seçip alarak. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bunak gibi. ateh getirmiş ş olan (kimse). * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. al an rı k. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. uzun bez kı uğ ve kları lan. buhran. biraz bunak. birdenbire olan fizyolojik değiklik. kriz. bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). geniş ehir açlı cadde. buhran.* Ş içinde ağ . satıdeğ mesi. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. bunalı mlı * Gerginlik. a ş ı * Bunak olma durumu. ı rsağ er. kriz. kriz. muş bumbuz * Çok soğ uk. bumlama * Bumlamak iş i. matuh. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . iyice buruş olan. bun * Sınt ı kı . lı f. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. a * Bunağ yakır (bir biçimde). lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. yma. bumburuş uk * Çok. sıntı kı veren. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. i . çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. * Bunağ benzer.

genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . bungalov * Hindistan'da tek katlı . bu denli. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. na bunama * Frengi. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. ucu. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. buncağ ı z * Bunun gibi. ateh.bunalma * Bunalmak iş i. * Epey. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. bunamak * Frengi. . kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. daha iyisi olamaz. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. lmı . kı bunaltı * Sınt ı sıntı. çok. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . kı . * Bu kadar. * Çok sılmak. durumun gizli bir yönü var. bunaltma * Bunaltmak iş i. bunaltmak * Bunalması yol açmak. gibi ı ntı ateh getirmek. kma ş bundan böyle * bundan sonra. ev. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. kı. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. çok tedirgin olmak.

burağ an buralar * bu yerler. * Sınt ı kı lı . burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. kı . * Güçlü esen rüzgâr. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer.bungun * Sınt ı kı lı . * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. buram buram * (duman. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. bura. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. bununla birlikte * Buna ek olarak. küçümsemek. azı msamak. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. * Bunalı sıntı m. buralı * Bu memleketli. n * Bu yerde. bu yerin halkı ndan. * Beğ enmemek. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. buradan * Buradan. lan eyler burası * Bu yer. .

yuvarlak. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. telleri germeye yarayan mandal. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. ine burgulu * Burgusu olan. kargacıburgacı k k. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. Yay.54 cm) olarak çevresini belirten birim. keskin. Akrep. ır. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. kizler. ı ğ ak. Yengeç.burcu * Güzel koku. burgaç burgata burgu * Anafor. Oğ Kova. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). m ldı * Ökse otu. * Baklagillerden. Baş Terazi. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. burgulamak * Burgu ile delmek. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. burgulanma * Burgulanmak iş i. yivli. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. . çelik alet. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. Boğ İ i a. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. delik açmak. burcumak * Güzel koku yaymak. * Telli sazlarda. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. girdap. tirbuş pa on. burç * Kale duvarları daha yüksek. dört köşveya çok köş kale çıntı. Aslan. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. burgacı k * Bkz. Balı eş aralı ak. lı * Tı çekmeye yarayan. burgu ile delinmek. pek güzel. lak. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi.

nı burjuvaca * Burjuva gibi. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. * Burkma iş yapan. ini * Üzücü. burkulma * Burkulmak iş i. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. m diş * Musluk. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . * Eğ rilmek için bükülmüş yün. ş burgusuz * Burgusu olmayan. * Burkulmak. . * Orta sıftan olan kimse. iğ etme. * Burgulanmamıolan. burjuvaya yakı biçimde. iken * Kuru incir. burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. üzmek. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. burkmak * Burarak çevirmek. * Acı vermek. burkucu burmak . * Üzüntü duymak. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Belgit. * Burulmuş . nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat.* Burgulanmıolan. nda e burma * Burmak iş i. * Burularak yapı ş lmıbilezik. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . kent soyluluk. komikliğ dayanan bir tür. kent soylu. ş burhan * Kanı t. * Yaş burularak kurutulan ot. eyi * Burjuva sıfı nı. * Hadı etme.

ünü * umduğ bulamamak. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. çok huysuz olmak. burnaz * İ ve uzun burunlu. za * (mide. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. amacı ulaş unu na amamak. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. iğ etmek. ini . i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnu büyük * kibirli. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnu büyümek * kibirlenmek. i ey. büyüklenmek. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. m diş * Ağ kekre tat vermek.* Hadı etmek. sıntı kı vermek. kibirli. uzaklaş ndan mamak. burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. gururundan vazgeçmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. * Üzmek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). bağ ı Sancı rsak) mak. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak.

çalı yer. buruklaş ma . buruk * Burulmuş olan. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. bursu olmayan. bursu olan. gücenmiş (kimse). çok üzülmek. * Taşk. burnunun dibi * çok yakı.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. acı * Burs alan. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. * Burs almayan. lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. * Tadı kekre olan. kibirlenmek. buruntu. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. * çok öfkelenmek. ödenen aylıpara. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. iyice yaklaş mak. * Alı narak küskünlük gösteren. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. burukça * Tadı biraz buruk olan.

ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. burun * Alı üst dudak arası bulunan. k burun kırmak vı * önem vermemek. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. * Küskünlük. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. gücenmek. . burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. küçümsemek. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. buruk gibi. * karş nda hissetmek. enfiye. * Sancı ağmak. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. a * Burulmak iş i. burukluk * Buruk olma durumu. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . beğ enmemek. * Buruğ benzer. n. büyüklenme. buruklaş mak * Buruk durum almak. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. kekrelik. burun otu * Burna çekilen tütün. doğ lan. gücenmiş lik. . boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. önem vermemek. rı * Alı narak küskünlük göstermek. mak. lı yı ş * Kibir.* Buruklaş iş mak i veya durumu. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü.

i. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. kibirli. uk * Ciltte oluş kış muş rık. zda) * Tiksinmek. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. sancı ı bozukluğ . Burundili * Burindi halkı olan (kimse).burun yapmak * üstünlük taslamak. a. * Çıntı olan. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. bağ rsak u. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. buruş turma * Buruş turmak iş i. muş buruş ma * Buruş iş mak i. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. pek düzgün olmayan. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. . ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. buruş buruş * Çok buruş . üzerinde kış ve katlamalar olmak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. hoş lanmamak. uğ busbulanı k . buruntu * Buru. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. * Burunsak. burunlamak * Dı ş lamak. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. aş ı ağ lamak.

ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. * Uzunluk. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. buut * Boyut. öpme. * Yanlı k. inde ik busines klas * İlik orun. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. hükümsüzlük. n. öpüş . * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. * Geçersizlik. etli bölümü. * Çok üş ümek. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . buton buydurmak * Dondurmak. yası lan * Butik iş leten kimse. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. butlan * Batı l olma durumu. haksı k. buyma buymak * Buymak iş i. * Soğ uktan donarak ölmek. ka buyruk . çok üş ütmek. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri.* Çok bulanı k. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. * Giyim ve süs eş satı dükkân. buse * Öpücük.

buyurgan * Sısıbuyruk veren. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. emir. buyurma * Buyurmak iş i. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. * Gelmek. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. emreden (kimse). buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. ferman. * söyleyiniz. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. buyruk kulu * Emir kulu. demek. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. * Almak. buz bağ lamak . buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. vezir. buyruk verir gibi konuş k k an. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. emir veren. geçmek. ş ta cı * Egemenlik. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. sız?. buyrultu * Sadrazam. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. emir. buyrulma * Buyrulmak iş i. emrediniz. buyrukçu * Buyuran. emretmek. düş üncesini bildirmek. lan *İ rade. buyurucu * Buyruk. nı * Söylemek. girmek.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. buyuru * Buyruk. * 'Etmek. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. gitmek. buz alanı * Buzla. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak.

ı buzağ ı lı * Buzağ olan. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. buzla kaplanmak. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. ukluk yaratan durum. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. ve dik. buz üstüne yazı yazmak * süresi. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. . *şı aş lacak. çukurluk. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . i * (et için) temiz ve yağ.* (sılar için) yüzeyi donmak. ı sı buzcu * Buz satan kimse. donmak. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. buz gibi * çok soğ uk. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. aysberg. arada soğ kan. buz durumuna gelmek. k. * çok üş ümek.

buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. donmayı önleyen alet. utulan kap veya dolap. * Buz içinde tutularak. * Buğ ulanmıgibi olan. buzlanma * Buzlanmak iş i. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . * aradaki soğ ukluk. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. nı * Bağ lamaya benzer. * Buzu çözen. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. buz lamıolan. . glâsyolojist. lan * Soğ hava deposu. uk buzkı ran * Donmuş deniz. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. gerginlik ortadan kalkmak. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. aysfild. motorla çalı dolap. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. buzlanmak * Buzla kaplanmak. buz tutmak. defroster. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . bankiz. * Televizyon ekranı . buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . dargı k. baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. içine buz katı soğ larak utulmuş . saydam olmayan. kı açmak için yapı ş lmıgemi. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak.

bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. larda u * İ yiyecek türü ş çki. glâsyoloji. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. * Buzulu olmayan. bodur (kimse). * Ufak tefek ve kı boylu. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . eylerin satı tüketildiğyer. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. Edi ile Büdü. n ı yı ltıveya lar. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. * Bkz. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. . leten * Bücür olma durumu. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. pleistosen. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. u dönemi.

vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. bükmek . ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. iftira etmek. gölcük. * Büğ emek iş i. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . uz * Büve. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. vrı şeylerin oluş turduğ kat. kırmak. vı * Sertçe çevirmek. i * Eğ mek. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. büğ rü bühtan * Bkz. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Böğ ürtlen. bühtan etmek * kara çalmak. iftira. u * Dönemeç. kı m kı m. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. * Kara çalma. * Bükülmüş kaytan veya iplik. açan karş . * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . vrı vrı bükme * Bükmek iş i. büklüm büklüm * Çok büklümlü. eğ büğ ri rü. pistonlu müzik araçların adı nı . * Dönemeç. lü rdan. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. bakı perdeli veya lü. * Su birikintisi. lü. viraj. bük. lü. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u.

bükülme * Bükülmek iş i. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. ilip * Bükünlü. * Bir ş bükülmüş kat. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. ine * (iplik için) Eğ rilmek. kı m. büktürme * Büktürmek iş i. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. * Bükülmüş olan. bakı ndan iş air. iir bükünme . eyin yeri. yün vb. bükümü olan. vrı * (iplik. insiraf.* Katlamak. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. iş olması . ilmiş olan. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). bükülmek * Bükmek iş konu olmak. büküm * Bükmek iş i. insirafî. * Eğ ilmek. * Döndürmek. ş ş gibi. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. * Bükülmüşeğ . bükümü olmayan. * Yönelmek. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. katlanmak. bükülü * Bükülmüş olan. kırtmak. fiil. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan.

bükünmek * Kı lmak. * Bükmek iş i veya biçimi. * Sesi çok güzel olan kimse. an * Bağ ı rsakta olan ağ. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. i. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. büküş bülbül * Karatavukgillerden. kla mak.* Bükünmek iş i. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. itiraf etmek. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. yine de yurdunu özler. vrı * Ağdan. rı * Dönemeç. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. sancı kı rı dan vranmak. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. viraj. . neş konuş eyle mak. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). bükülmek. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). * Dergi. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı.

yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. * İ perde. * Çarş af. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. * Atkı . * Bünye olarak.bünye * Vücut yapı. örtmek. * Yazı masası . bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. dürülmüşkatlanmıolan ş . * Kamu yönetimi ile ilgili. * Soğ ukluk. ş ube. * Çok. ş an * Kı rtasiyeci. bürülü bürüm * Bürünmüş . bürümek * Sarmak. * Bölüm. * Bürülmüş . bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. bürudet bürük * Duvak. kaplamak. bünye bakı ndan. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. bürüme * Bürümek iş i. basmak. bürünme . ş ma . nce * Bürgüsü olan. güçlü etkilemek. * Kamu yönetimi. ş ey. mı * Baş örtüsü. istilâ etmek. kuruluş . sı * Yapı .

bütün bütüne * Bütün olarak. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). içine alan sanat ürünü. pirinç. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. büsbütün *İ yiden iyiye. tamlı k. * Birlik. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. * Eksiksiz. soğ domates. bütüncü ekonomi . örtünmek. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. * Bir görünüşgirmek. biryancı . k. e büryan * Bkz. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. * Parçalanmamı ş . . tamamı temelli. baharat ve yağ ş yla fında piş an. tamamen. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . büryancı * Bkz. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. tamamı yla. bütçe * Devletin. büst * Vücudun. iyice. karımı rı ı irilen bir pilâv türü.* Bürünmek iş i. bütünü. yla. tam. bütün bütün * Büsbütün. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. ine * Sarı nmak. biryan. bütçeleme * Bütçelemek iş i. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak.

bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. * Ufak. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). bütünleyen * Bütün durumuna getiren. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. i. nı ve um. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. inde . ikmal. tamamlatmak. ikmal edilmek. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütüncül * Totaliter. tek parça durumuna getirme. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. tamamlanmak. bütünletme * Bütünletmek iş i. bütünle ilgili. . a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. tamamlama. tamamlamak. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. mütemmim. total. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. mütemmim. * Bütün niteliğ olan. bütünleyici * Bütünleme iş yapan.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. ikmale kalmak. * Bütünleme sı .

ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. * Bkz. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. ortalamayı an. füsun. büyüklere özgü. * Karşdurulmaz güçlü etki. büve bovis). aş * Niceliğçok olan. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. büyüğ yakı e n. sihirbaz. * Biraz büyük. tiyatro. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. afsun. ı k. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. küçük karş . * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ .bütünsellik * Bütün olma durumu. rsağ ini büyük aile . vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. bağ ı . ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . büvelek büvet büvet * (istasyon. kaka. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. n nı zıları * Büve. benzerlerinden daha fazla olan. sihir. * Önemli. i * Üstün niteliğolan. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. Büğ et. a . büyük gibi.

büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. . lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük.50 C den 15. kilokalori. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. * Büyük elçinin makamı . un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . güçsüzleri ezer.* Büyük baba. büyük söz söylemek. majüskül. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. nine. ları lan lan. ması büyük lâf etmek * Bkz.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük ana * Büyük anne. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. yüceltmek. dede. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük anne * Annenin veya babanıannesi.

arkadaş davranmak. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. dede. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. ve ilere ı ça büyüklenme . Yedigir.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. büyük peder * Büyük baba. a ini büyük ş ehir * Ana kent. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . * Oldukça önemli. majör. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . n. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. o. ö. mak. büyük para * Çok para. kuralı . tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. büyükçe * Biraz büyük. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . rebiyülevvel. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük ünlü uyumu. büyükle büyük. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z. i. Dübbüekber. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. cemaziyülevvel.

e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. na * Etkisi altı almak. çekici niteliğolan. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek.* Kendini büyük gösterme. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. büyüleme * Büyülemek iş i. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. ine büyüleyici * Etkileyen. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. unu büyüksü * Büyük gibi. büyümüş benzer. ekber evlât hakkı . büyüleyiş . büyüklerin ellerinden. n üne . böbürlenmek. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. birini kendine bağ na lamak. büyüklük taslamak. gösterme hastalı. ululuk. kibirlenmek. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . teshir etmek. büyüklük * Büyük olma durumu. i büyülenme * Büyülenmek iş i. megalomani. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. kibir. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyükseme * Büyüksemek iş i.

ş iddeti artmak. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyültme * Büyültmek iş i. güçlenmek. eskisinden büyük duruma gelmek. * Yaşartmak. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. mübalâğ etmek. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. bakmak. büyütme * Büyütmek iş i. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. irileş n mek. büyütken doku * Sürgen doku. eyi * (resim. * Yetiş tirmek. büyüklerinki gibi olan. büyütülmek * Büyütmek iş lmak. . * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . yaş ı lanmak. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan.* Büyülemek işveya biçimi. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Yetiş mek. * Sayı artmak. pertavsı tıcı z. eyler ini * Abartmak. büyütmek * Büyük duruma getirmek. boyutlar artmak. büyüme * Büyümek iş i. raf rma lemi. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. ca * Geniş lemek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Artmak. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. * Büyü gücü olan. * Abartmak. sihirli. raf t. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). büyütmek. geniş letmek. * Önem ve değ kazanmak.

büzdürme * Büzdürmek iş i. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. torba vb. büzülme * Büzülmek iş i. * Ağ büzülerek kapatı (kese. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzülerek dikilmiş olan. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m.). büzgülü * Büzgüsü olan. büzme * Büzmek iş i. n ı n rsağ i * Yüreklilik. * Kalı bağ ısona erdiğyer. cesaret. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. kafadar. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak.* Aş laşrma. ş kı k. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. bir kenara çekilmek. zı lan * Buruş turarak. aş nlı uk . büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. unu k. lması * Toplanarak büzülmüş . büzdürmek * Büzmek. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. dedikodu yapı na engel olmak. * Korku. i büz * Künk. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . anüs. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak.

iş cı * Bir tür ot. ). -ca / -ce. Türkçe vb. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . na ca vb. ey nan ey. yavaş k. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. açı mert-çe vb. binler-ce vb.. cabadan * Bedava olarak. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. köy-ce vb. irret n. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. onna k-ça. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. yaş vb. biz-ce. * Fazla olarak. u msaklı tah açı yiyecek. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. mı na -ca na sen-ce vb. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. günler-ce. iyi-ce. ı * Bkz. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. esmer-ce. aylar-ca. büzüş . türetir: Alman-ca. üstelik. kış rı mak. i büzüş me * Büzüş iş mek i. usul-cacıvb. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. para vermeden alı ş bedava. ı z. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. İ ngiliz-ce. ev-ce. Rus-ça. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. baypas. cadalozlaş ma . -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. -ca / -ce. c. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. karş ksı fazladan. soluk-ça. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. sert-çe vb. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. kış müş rık. ş ı caba * Bir ş ödemeden. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . . dil adları k-ça. ben-ce. * Karbon'un kı saltması .

ı atafatlı k. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. fesadıçok olduğ yer. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * Gösteriş fazla ş ş li. çirkin. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. ihtiyar kadı n. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. * Karık. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. . cafcaflı Caferî cağ cağ . * Çok güzel göz. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . * çok becerikli. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. cadde * Ş içinde ana yol. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. * saçı ı ık. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. ya ş ı ş . ş ı z ğ ı eyi irret. cav.* Cadalozlaş iş mak i. cadı davranmak. kapamak. k. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. * Büyük bez veya deri torba. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. . arak ine lan * Huysuz. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. atafat. uzaklaş ı p nı mak. gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. iîliğ * Parmaklı korkuluk.

cahile yakır (biçimde). * Deneysiz. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. yerlerde atısuyun akması sağ . ini * gençlik. * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. genç. cahiliyet cahillik * Cahillik. fiyakalı li durumda olmak. caiz * Din. yapı nda sakı olmayan. yasa. toy (delikanlı kı veya z). ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. kuzu-cak vb. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. caka * Gösteriş m. kabadayı fiyaka. k nı layan zemindeki delik. banyo. * Hamam. toyluk. uygun. caka satmak * gösteriş yapmak. cakacı lı k . cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. çalı satmak. m caka yapmak * gösteriş davranmak. k. toyluk. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. bilgisizlik. -cak / -cek. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. cahile yakır (biçimde). cahil kalmak * bilgi edinememek. yerinde sayı yakık olan. * Yol yiyeceğ azı i. * Cahilce. * Gençlik.cağ * Lavabo. okumamı bilgisiz. lan. çalı lı k. ş ı * Cahil gibi. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. ş . cakacı * Caka yapmayı seven. bilgisi olmamak. cahil * Öğ renim görmemiş . . * Cahil olma durumu. duşbanyo vb. bilgisizlik.

cakalanmak * Caka satmak. * Cakası olmayan. elma. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. çekici. tamahkâr. * Aç gözlü. li. kayı kavak. camcı leri lan . * Pencere. * Kadeh. caka ile yapı gösteriş lan.5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. boyları ı k 1 1. klı calip Calvinci * Celp eden. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. cakalanma * Caka satma. cakalı cakası z calî * Yapmacı . . lan * arkası görünen. düzme. saydam. * Cakası olan.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . içki. çeken. cansı z. * (göz için) donuk. hortumları körelmiş kelebekler familyası . Kalvenci. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. ş effaf. * Bkz. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. e açları zarar veren. Calvincilik * Bkz. sahte. * Gözü takma olan. kanatları na camsı . cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . Kalvencilik.5-2. meş ve gürgen ağ n. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . ile lan cam suyu . * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv.

* Göstermelik. vitrin. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. suyu bol. cambaz akrobat. * Kurnazlı hilecilik. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. * Gözlük. cam yünü * Çok ince. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. p tiren * Usta. k. heyecan verici gösterileri yapan kimse. at. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. n i i. * Evin içini pencereden gözetleme. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. * Ser (II). * Yerde ve tel. * At alısatan veya yetiş kimse. tehlikeli. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. k. camekân .sı. camlı ran k. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. bisiklet vb. hileci. * Kurnaz. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. becerikli kimse. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. * Bir yeri. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. sergen. üzerinde dengeye dayanan. camcı elması * Ucundaki küçük. * Hamamlarda soyunulan camlı yer.

* Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . içinde bulunduran. camgöz canis). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. zümre. * Cansı z. * Donmuş . n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. boyu bir buçuk metre kadar olan. ile * Bu renkte olan. camlanmak * Cam takı lmak. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). pembe. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). * Manda. camı z cami cami * Toplayan. cam takmak. olan camekânlı kutu * Televizyon. kömüş ı . camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. . su sırı ğ . * İ alan. * Camlamak iş i. camekânsı z * Camekânı olmayan. camia camit * Topluluk. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. camlaş ma * Camlaş iş mak i. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. bir araya getiren. camlanma * Camlanmak iş i.camekânlı * Camekanı (yer).

* Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. cama benzer. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i.camlatma * Camlatmak iş i. ama. özü. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. nlı * Çok içten. olan. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * İ n kendi varlı. laş ş camsı z can * Camı olmayan. i. ş irin. takatsizlik göstermek. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. cı * Azrail. * Güç. . can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. camlatmak * Cam taktı rmak. en çarpı. oda. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. . * Kiş birey. camsı * Cam gibi saydam. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. eyin can alı cı * En önemli. dirlik. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. can dostu. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. can bayı lmak * iç geçmek. * Çiçek. nsanı ğ ı * Gönül. camekân. sevimli. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. sevilen. * Yaş hayat.

bir ş yaş eyin aması en önemli araç. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. can borcunu ödemek * ölmek. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. pek içten. tükenmek. bitmek. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. pek içten (arkadaş n. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. candan. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. ini lamak. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. bunalma hâli. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can ciğ kuzu sarması er * içli dı.can beraber * Çok sevgili. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. ı rı n kı can cana. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. * sona ermek. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. can direğ i . baş a baş * herkesin kendi canın. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. kıkı ). için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. can damarı * En önemli veya hassas nokta.

sulu bir tür erik. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. n arası can dostu * Pek içten dost. can kuş u * Ruh. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. can olmak * sevimli. sı . can kurban. can havli. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. gücü tükenmek. davranı karş nda söylenir. can kulağ ı * çok yakıdost. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. * Yüreğ altı in ndaki bölge. can havli ile. . can gözdesi * Sevgili. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. * En duyarlı yürek. güçlenmek.. can kurban * Can feda. can noktası * En önemli husus. vurgulanması gereken yer.* Kemanıiçinde. can korkusu * Ölüm korkusu. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can havli * ölüm korkusu. hoş görünmek. nı nda can korkusu * Bkz.. yer.

ğ ı bunalı m. cankurtaran yeleğ i.). can sıcı kı * Üzüntü yaratan. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. cana yakı n * Sevimli. eyi can yakmak * zulmetmek. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. acı vermek. can vermek * ölmek. can sı kmak * bı nlıvermek. * ruha güç vermek. üzücü. eziyet etmek. na * bir ş çok istemek. cana yakı k nlı . cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. * canlanması yol açmak. can yeleğ i * Bkz. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. * üzmek. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. cana kı ymak * öldürmek.

* Cana yakı olma durumu. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. n. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. zalim (kimse). n canan * Gönülden sevilen. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . yaramaz çocuk. . * (tasavvufta) Tanrı . canavarca * Canavar gibi. *İ çten. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. gönül verilmiş olan kadı sevgili. yürekten. . en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . canavarlı k * Canavar gibi davranma. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. canavar gibi olmak. canavara uygun düş biçimde. ması * Köpek balı. ilgiyle. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. gönülden. candan geçmek * ölmek. samimî. saldı * çok fazla. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. tiz ses çı karan alet. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. istekle. * Kurt. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. arı * Acı z. ürkütücü bir durum almak. * Haş . kötü ruhlu. *İ çtenlikle. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). yı cı rtı hayvan. candanlı k * Candan olma durumu. candan yürekten * içtenlikle. * Korkunç.

cengel. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. arzulamak. * üzülmek. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. inde lmıbir ik . canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. ipekli kumaş . ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. parlak. acı . kulak tı rmalayan. canhı raş * Yürek paralayan. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. canı çekmek * bir ş istemek. istek duymak. * Karıklı kargaş ş k. tok. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. vurma vb. tahammül etmemek. çok heyecanlanmak. * Bu biçimdeki gürültü.candarma * Jandarma. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. sonucu acı duymak. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. periş olsun. canı mak acı * çarpma. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. rahatsıolmak. ı a. taze ve sinirsiz yaprak. ince dokunmuş . için) canfeza cangı l * Bkz. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. * aş duygulanmak. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. tüyler ürpertici.

* acı deneme geçirmek. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. canı istemek * heves duymak. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. * büyük sıntı düş kı ya mek. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. kı i * keyfi kaçmak. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. bir te . canı gitmek * özen gösterilen. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. canıkı sılmak * içi sılmak. * ölmek. canı ksı çı n! * "ölsün. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. sabı z. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. bir iş zarar görmek. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. canı yerine gelmek. * yarı üzülmek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. çok isteyerek. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. yarı öfkelenmek. * çok yı pranmak. ya.

sen bilirsin. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. kendine bakmadan yaş amak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. canı gönülden. * (ca:nı çok güzel. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. çok değ verilen. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. sağğ . bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. * birini öldürmeye hazı rlanmak. canı değ na mek * çok hoş lanmak. canı dese. öldürmek. * ruhu ş olmak. an canı rahmet na . canı kı na ymak * acı madan öldürmek. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. ndan canı geçmek. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. batmak. gücünü kazanmak. * kendini öldürmek. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. kendini koruyan.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak.

* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. neş kaçı esini rmak. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. yı prandı rmak. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. çok yormak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. çok sevmek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. bezmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. sabrı kalmamak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. ey * bir ş çok düş olmak. eye kün canı yakmak nı . * birini öldürmeyi istemek. fazla çalı rmak. * hiçbir ş esirgememek. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı susamak na * ölmek istemek. nı * sıntı sokmak. bı kmak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek.

* acı verecek biçimde cezalandı rmak. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . kı . kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. ş ı * Cani olma durumu. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cani canice canilik canip * Yan. çok sevmek. canice. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. * Cinayet iş lemiş olan kimse. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. kürekli sandal. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. fosforlu ş lan. filika. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . caniyane * Cani gibi. amandı ra. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. * bir kimseyi. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. caniye yakır (biçimde). yacı * Cani gibi. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. taraf. ambülâns. çok sıntı zarara sokmak. ı sı m .

(birinin) kı ı girmek. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. diri duruma gelmek. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. var gücüyle. henüz ölmemiş . canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. na * Yaş atmak. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. lı k. yaş ayan. etkili. * Canlı tazelik. u canlandıcı rı * Canlı veren. lına ğ * Yoğ unluk. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. diri. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlı canlı * Diri diri.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. f. ayı iş k. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. . hayat dolu. * Güçlü. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. canlı kazandı lı k lı k ran. etkinlik kazandı rmak. canlanma * Canlanmak iş i. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . * Etkinliğartmak. * Heyecanla. hareketlilik kazanmak. canlanması yol açmak. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. * Kiş tirme. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. i * Depreş mek. lokal vb. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. canlanmak * Gücü artmak. dirilik getirmek. hareketli. canlı * Canı olan.

cansiparane * Canı verircesine. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. cansıcansı z z * Cansıolarak. * Canlı olmayan (varlı camit.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. * Neş elilik. . cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . z * Hareketsizlik. * Güçsüz. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. özveriyle. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. nı cantiyane * Kantiyane. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. capcanlı . cansıgibi. cansı k zlı * Cansıolma durumu. hilozoizm. mecalsiz. k). * Durgun. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. alıyla i anda yapı yayı lan n. hareketlilik. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. sönük. una canlı lı k * Canlı olma durumu. * İ uyandı lgi rmayan. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. nı ine ş .

gürültülü bir biçimde (konuş ma). na * Fermuar. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . yürürlükte olan. yaygaracı . k. ş arjör. haykı rmak. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . car car * Çok ve yüksek sesle.* Çok canlı biçimde). car etmek * nara atmak. imdat. geçen. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. tellâl ile duyurma. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. carlamak . cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. * Geveze. ilân. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. * Akan. ilân etmek. rı * Tehlike durumu. * Olagelen. (bir car * Çağ. * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. carcar carcur * Bkz. cariyelik * Cariye olma durumu. yürürlükte bulunan para. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. alıp satı rı p nı labilen. nları na af. yardı m. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . carlama * Carlamak iş i. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün.

cartayı çekmek * ölmek. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. cavalacoz * Değ ersiz. * Birdenbire ve gürültü ile. duyurmak. çaş k. çağ (II). çaş ı t. * Çılçı örtüsüz. casus casusluk * Casus olma durumu. çok söylemek. cavlak . * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. * İ etmek. abartısöz. cav * Bkz. cavlağçekmek ı * ölmek. hiç tüyü olmayan. carlı carsı z * Carı olmayan. ey rtı rken kan * Carı olan. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. * Yellenme. rı plak. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen.* Bağ ı konuş rarak mak. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. z. derme çatma. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. önemsiz. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. nara atmak. haykı lân rmak.

caydılmak rı * Cayması lanmak. gürültü. etkili olarak. kararı döndürülmek. plak * Ölmek. dönek. *Ş iddetli. * Kavlamak. çı k. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. çı kalmak. plak. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. i . caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. cayı rtı *Ş iddetli yanma. vazgeçirmek. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. tüyünü dökmek. * Caydı işveya biçimi. yı lma sesi. gürültülü ses çı kartmak. vazgeçirilmek. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . sözünden döndürücü. cayı ş * Caymak işveya biçimi. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. yı ldını ı ı lı r. caydıcı rı * Kararı ndan. uzun.* Çı tüysüz. kararı döndürmek. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i.

na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. * Sözünden. * Caz müziğçalan orkestra. * Cazgı r olma durumu. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. mek cazibeleş mek .cayma caymak caz * Caymak iş i. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. m. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. albeni. mlı k. * Alı alı lı çekicilik. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. * Fitneci. cazibedar * Çekiciliğolma. i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. vazgeçmek. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . * Çekim. alı . nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. kararı dönmek. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i.

bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . mlı cazur cazur * Bkz. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . alı . r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. elveriş lgi ran. mlı cazibeli * Çekici. cazı r. alı duruma gelmek.* Çekici. alı . ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . ı ı rlı * Çekici olmayan. albenili. * Çekici. li. cazlı cazsı z * Cazı olan. . cazipli caziplik * Cazip olma durumu. * Kucak çocukları. msı * İ uyandı çekici. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. albenili. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. alı z. ağ ğolan. alı duruma getirmek. mlı * Önemli. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. * Cazı olmayan.

ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. tartı ş mak. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. cebin . ekime elveriş olmayan yer. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. * Bkz. cebi delik (kimse) * para tutmayan. * Acı z. münakaş etmek.-ce -ce * Bkz. onaran ve bakı ile görevli bulunan. çekiş raş mek. zorba. açıgöz (kadı k n). ldı * Becerikli. merhametsiz. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. cebelleş mek * Uğ mak. -ca / -ce (II). cebe * Zı rh. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. -ca / -ce (I). na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. züğ parası ürt. zorba. * Sahipsiz. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . zorbalı ndan k. cebine indirme. savurgan. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. Tanrı . cı * Kudret sahibi. * Silâh. * Ekilmemiş tarla. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. boş toprak. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . z. cebbar * Zorlayı.

cebriye * Yazgılı kadercilik. * Alı yüz. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. n mı nda lantı kuran matematik kolu. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. kendini tutma. koaptör. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebrinefs * Kendini zorlama. larak rı * Zorla. fatalizm. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . lan. cı k. zorlayı ş . cebretmek * Zorlamak. zoraki. zor kullanarak. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. zı nda . * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. süyek. cebren cebretme * Cebretmek iş i. n. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. kaplanan levha.* Korkak. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebirsel * Cebirle ilgili.

cehdetme * Cehdetmek iş i. * Oğ burcu. cehdetmek * Çalıp çabalamak. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. Cedî cedit cedre * Guatr. eziyet. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. kı ya. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . cefa * Büyük sıntı kı . ı r . guş a. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. cefa etmek * üzmek. cefalı kı ya katlanan. üzgü. lak * Yeni. eziyet etmek.ceddine rahmet! * "aferin. tamu. bilmezlik. cefakâr * Cefalı . sıntı kı çekmek. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. eziyet. cehennem gibi * çok sı cak. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. ş lara n * Çok sıntıyer. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. rpı cehalet * Bilgisizlik. bir çı da. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. .

havaya dayanı . ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. meyve. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. n ı . * Üzücü. kollu giysi. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. * Çaba. korkum yoktur" anlamı sövme. yün. istediğyere kadar gitsin. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. acı z kimse. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. cehennem gibi. * Bkz. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). ı lan. . ıkta bozulmayan beyaz kristal. Jaketatay. ceht -cek * Bkz.cehennem ol * defol!. iğ irip . k * Hamamıocağ külhan. * Pamuk. meli. * Kök boyası gillerden. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. yakı. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. çabalama. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. bilmezlik. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. cehennem olmak * defolmak. -cak / -cek. kalçayı örten.

celâlliye benzer. keçi. kolaylı suç iş kla leyen. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. * Açı aş k. iri sı celil * Çok büyük. ikâr. * Parlak. * Celâlli gibi. celâllice celbe celep * Koyun. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. * Büyüklük. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. celâllenmek * Öfkelenmek. kı nlı zgı k. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. ğ ı n * Topkapı . k. kı zmak. katı ması yürekli. celeplik celî * Koyun. Galata. celâllenme * Celâllenmek iş i. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). zalimlik. coş rçı kun. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. * Tanrı n sı ndan biri. ululuk. cilâlı . * Hı n. zalim. * Öfke. n * Katı yüreklilik. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. cellât gibi * acı z. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. ulu. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. * Avcı çantası . keçi.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. celp . * Acı z.

çağ belgesi. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . * İ kalabalı. cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse.* Getirtme. kendi üzerine çekme. çağ belgesi. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. z klar. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. * Mahkeme tarafı dava edene. * getirmek. ı dı rı celse * Oturum. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. celp etmek * kendine çekmek. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. cemaatli * Cemaati olan. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. . celseyi açmak * oturumu açmak. celpname.

* Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. ul. büyük tövbe ayı . n * Gönül alı davranı cı ş . * Tanrı n sı ndan biri.* Toplayarak. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. toplum. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. cemetme * Cemetmek iş i. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. cemetmek * Toplamak. hançer. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. * Toplama. * Çoğ çokluk. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. bir araya getirmek. hepsinin tamamı . cemi * Bütün. hepsi. * (erkek için) Güzel. * Topluluk. çokluk hâline getirmek. hep. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. cemilenmek * Çoğ ullanmak. veya iyi yla . geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. toplam olarak. cem'an yekûn * Toplam olarak. cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . cemiyet * Dernek. * Düğ ün. * Toplama. (bir ş eyin) hepsi. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. küçük tövbe ayı . (bir ş eyin) tümü.

ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. * Cemiyet içinde geçen. kötü. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. Cenabı hak * Allah. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. * Pis. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. ndan * Saygı . rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. taraf. lerde lan * Manevî baskı . * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cenah * Kuş kanadı . ezmek gibi iş kullanı mekanizma. dağ k olmayan. pres. gömmek. derli toplu. rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. cenaze gibi * benzi sararmı ş . rlanmıinsan ölüsü.cemiyetli cemre yükseliş i. cenabet * Cünüp. * Yan. ş * Cenaze töreni. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. cendere * Bir ş sı eyi kmak. cenap cenaze cendereleş me . * Kol. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. pazı . Tanrı .

na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. kavgacı çı . cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. kanlı çülük. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. kan. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. kan. kla mın mı . dövüş çı k. cenk etmek * savaş mücadele etmek. uğ . a cennet * Dinî inanı göre. * Büyük çaba. iyilik yapanları günahsı n.* Cendereleş iş mek i. * Cenkçi olma durumu. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. kavga. çekiş raş me. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. zları a acakları yer. mak. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. . çü. * Atı ş mak. çekiş münakaş etmek. cenk * Savaşkavga. uçmak (II). ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). ehri) ndan cengâver * Savaş. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. * Çok güzel. cenkleş mek * Savaş mak. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. mek. cenkçi cenkçilik * Savaş. huzur veren yer. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden.

bakı . ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). çok cennete çevirmek * temiz. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. * Güney. bakı (yer). cennetmekân * Cennetlik. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. . güneye özgü olan. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. güzel bir yer durumuna getirmek. mlı cennete dönmek * güzel. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). * Henüz pek küçükken ölen bebek. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. saygı görgülü. cennetmekân. kibar (erkek). * Güzel. anı r. centilmen * İ arkadaşk eden. nda cennet gibi * güzel. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. yi lı lı . * Güneyli. güney. alı kadı mlı n. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde).

. cepçi * Yankesici. cep saati * Cepte taş saat. çökertme. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. taş ı nabilir. kablosuz telefon. cepçilik cephane * Yankesicilik. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. cephe * (yapı larda) Yüz. ı n ü * Yan. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. yön. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. ğ abilecek boyda" anlamı verir. taraf. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. * Belli bir düş ünce. cı cephaneci * Kara. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. alnaç. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cebe girecek biçimde küçük kitap. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde.

yı bilmemek. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. ceplemek * Kazanmak. cepheli cepken cepleme * Yönlü. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. cephelenmek * Cephe oluş turmak. ndan cer * Çekme. * Kolları rtmaçlı uzun. cepheleş mek * Bir düş ünce. rin ş . cebine indirmek. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. değik cephelerde savaş iş mak. kendi malı ödemek. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. direnmek. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i.cephe almak * hası durumu takı m nmak. taraflı . bir düş ünceye karşolmak. sürükleyerek götürme. z * Ceplemek iş i. rin cerahatli * İ toplamı irinli. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. cerahat *İ rin. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. . alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. bir sa. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. * Yara. cepten vermek * kendi kesesinden.

cerh etmek * yaralamak. kayı t defteri. girginlik. * Girgin. * Cereme. olmak. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. cereyanlı * Akı lı ntı . akı akı . rin ş . ceriha cerime . kolaylı ve inandıcı söyleyen. * Yara. * Bir yöne doğ akma. cereyanda kalmak * kapalı yerde. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. k. yapı lmak. inanç. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. * Bir ş geliş olma durumu. * Kurnazlı hilekârlı k. ceren cereyan * Ceylan. dilli. eyin me. * (bir düş ünce. * Akı m. cerbeze * Güzel konuş ma. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. mlı cerh * Yaralama. hareketi içinde yer almak. * Akı . * Aynı ilimde olan. ceride * Gazete. * Süvari kolu. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. ru ş ntı . * çürütmek. * suyun akı içinde kalısürüklenmek.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. veya iddia için) Çürütme. mı cereyan etmek * geçmek. * Beceriklilik. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * Tutanak.

. yüreklenmek. * Çekinmezlik. sürükleyici. Cermence * Cermen dili. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. cerrah * Operatör. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in.Cermen * Bugünkü Almanya'yı . cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. e mek. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. iyileş * Cerrahlı ilgili. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. cesamet cesametli * Kocaman. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. yüzyı 9. lganlı * Büyüklük. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. yiğ yürek ve göz inin u itlik. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. * Önemsiz yaraları tiren kimse. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. . cesaret pekliğ i. davranı güç almak. 3. atı k.Ö. yüreklilik. cerrar * Çekici. k * Dilenci. irilik. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. * Zorla para alan (kimse). iri. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan.

cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. yüreklenmek. ceste ceste * Azar azar. ceste * "Azar azar". ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. yürekli. yüreklice. cesaret vermek. cesaretli. yiğ i. naaş . ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. yiğ i. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. * Ölü vücut. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. yiğ it. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. cesur cesurane * Cesaretle. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. yüreklilik. yüreksizlik. iri. birini yüreklendirmek. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. korkutmak. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesaretsiz * Yüreksiz. .cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. yiğ itlendirmek. i. yiğ itçesine. ceset cesim * Büyük. itlendirme. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. * Çekingen. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. yüreklenmek. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. cesurca * Yürekli. kocaman. itlenme. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. yiğ lgı ğ ı itlenmek.

büyük baba. çizelge. cevaplama * Cevaplamak iş i. yakut gibi değ taş mücevher. * Atalardan beri. cevaben * Cevap olarak. ya ı lı tlamak. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. tlandılma. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. * Liste. karşk olarak. ata. lganlı cet * Dede. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. * Ark. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. su kanalı . cetbecet cetvel çizgilik. cesur gibi. yanı e. * iyi sonuç vermek. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. gözü pek olma durumu. tahtadan.* Cesura yakı biçimde. mücevherci. * Atı k. soyca. ya ı lı t. yanı e. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. erli lar. cevaplamak * Bir soruya. inde * Elmas. ş an cesurluk * Yüreklilik. yapı rmak) ş tı * kesin. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . p * Bir soruya. . dereceli veya derecesiz. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. iyi sonuç alı nmak.

erli ı . gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. maya. cevelân cevher * Dolaş dolanma. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. cevaz vermek * hoş görmek. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. cefa. en aç (Juglans regia). cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. * Bu ağ n yağ. ıı lında cevaz * İ müsaade. erli. . bir tepki göstermemek. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. eyin * Değ süs taş mücevher. gezinme. i. * Bir ş özü. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. gezinti. ı z. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. gevher. * Eziyet.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. karş ğ vermek. üzgü. * Cevheri olmayan. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . yanı. yanı rı lı tlandılmak. u rı ktan * Cevheri olan. zin. ş ş ta . ma. hata yapmak. * İ yetenek. yi * Töz. karşğverilmek. niş acı lı astalı yemişkoz. uzun ömürlü. i. uygun bulmak. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. yanı rmak.

zarif. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. rı * (görevli. çöllerde yaş ayan. suçluya) para cezası verdirmek. üne. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. na. ı ı rlını kı ve . taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi.cevizgiller * Örneğceviz olan. gazal (Gazella dorcas). ş ları cevvaliyet * Çabukluk. atmosferik. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. ceza alanı * (futbol. memeli hayvan. ş ları kı . ceviz katı ş lmı . * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. acın u * Cevretmek iş i. sıntı veren uygulama. ceza çekmek * hapiste yatmak. hareketlilik. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. antına. *İ kizler burcu. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. i tanı ince bacaklı nan. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. . boynuzlugiller familyası ndan. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. hentbol vb. ceylâna uygun biçimde. cevizî cevizli * Cevizi olan. cevretmek * Eziyet etmek. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u.

tecziye edilmek. cezalı * Cezalandılmı(kimse). cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . ceza yazmak * Bkz.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . ceza vuruş u * Özellikle futbolda. ceza alanı . ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. cezalandılmak. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. ceza verilmek. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. cezaya iliş cezaya dayanan. mahpushane. hapishane. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. kin. rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. ı r kanı ceza sahası * Bkz. . ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. ceza vermek * cezalandı rmak. * para cezası ödemek. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. ceza kesmek. cezaî * Ceza ile ilgili. * hükmedilen cezayı bitirmek. ceza yemek * cezalandı rı lmak.

* Kendine çekme. * Alçalma. * (denizde) Ada. rı ş . cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. cezbetme * Cezbetmek durumu. kökten. saplı . cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. ş vb. ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k. * Kahve piş irmeye yarayan. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. e ru Cf . cezbetmek * Kendine çekmek. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. silindire benzer küçük kap. * Köklü. kendinden geçmek. * Etkileyerek kendine bağ lama. radikal. kendine özgü mavi. bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. kendini kaybetmek. bağ lamak. * Cezayir halkı olan (kimse). temelden. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). cezir * Kök. * Cezbesi olan.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş .

türkü-cü. na fat l. sigara. yavru-cuk. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . cı gara cı k * Bkz. * İ organlar. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. ç * Mı zrak. su-cu. ama k. çartı r. köfte-ci. * Derisi soyulmuş et. k-çı * Çok zayı güçsüz. gram. ev-cil vb.* Kaliforniyum'un kı saltması . * Süs. * Atıiki omzunun arası n . * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. f ve * (ık için) Güçsüz. ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. zayı flamak. cı dak * Mı zrak. * Bkz. parası geçim darlı çeken.usulca-cıvb. erini . dara-cı bir-i-cik vb. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. nahif. eneze. -cı -ci. değ yitirmek. iş leyen yara. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. simit-çi. balı . çekap. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. CGS * Santim. öpü-cük vb. fat cı k. sönük. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. büyük çı ban. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. l. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. * Derin. z. * Gücünü. cıl bı * Çı plak. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. kürk-çü vb. hı rpalanmak. cık cı * Güzel. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. * Yoksul.

* Cık. cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i.cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. çürütmek. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. cı çı lk kmak * kusurlu. * Filiz. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. lı z * Bozularak kokmuş . boş veya bozuk çı kmak. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. züccaciye. kadeh. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. mbı cı k ncı * Bardak. * Cı olma durumu. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm. cı l ngı * Küçük üzüm salkı . cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. lan . kolye gibi ş eyler. cı etmek lk * bozmak. vı *İ rinlenmiş . * Sözünün eri o