Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. düzensizlik. ı ı r r. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. * Eğ lenceli. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. uyumu sağ lamak. ahenkli * Uyumlu. ı ı r r. birliğsağ i lamak. * Eğ lencesiz. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . . ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. ahenktar aheste * Ahenkli. soy. ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . düzensiz. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ağ r. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. uyumluluk. * Yavaş ı . düzenli. ahenksiz * Uyumsuz.ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. değ verilecek bir ş değ er ey il. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ahfat * Torunlar. . ahenksizlik * Uyumsuzluk. ahenk vermek * düzeni. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek.

msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. ahretlik. inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. * Sonra. . una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. Muhammed. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. yakı nlarda. ahret. * Bkz. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. dağ k. sonraki. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. . * Bkz. * İ ömrünün son yı . son günlerde.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. bakı z. eli açı k. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. zanaatçı im . ahı r. i * Antlaş ma. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. ndan ahi Ahilik * Cömert. ant. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. * Devir. harap duruma getirmek. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. k * Son. sonunda. cömertlik. * Son zamanlarda. zaman. son olarak. ancak 2. en sonra. değ verilecek bir ş değ er ey il.

alı. lar. antlaş anlaş ma ma. ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. reseptör. . ahitleş mek * Antlaş mak. ahitname ahiz * Alma. güzel huylar. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. ahlâk dı ş ı * Töre dı. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. * Birinin yerine geçenler. etik. iyi. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş .ahitleş me * Ahitleş iş mek i. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. bilir bilmez konuş larda mak. halefler. ma. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. * Antlaş belgesi. rdı. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. * Kabul etme. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ahlâf ahlâk bilim. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. yi ahlâk bilimi * Yarar. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. eslâf karş . kuş aklar. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. kötü gibi sorunları inceleyen.

ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. * Bu ağ n. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ah etmek. na lı * Ahlâka uygunlukla. k k raşrı ahmak . zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. * Gülgillerden. ahlâkla ilgili. reti. ögeler. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. yol iz bilmez kimse. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). bir il. na * Dürüst davranmayan. aç. kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. yasaları uyum içinde olma. ahmağ yüz. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . kötü huylu. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. ah çeker gibi ses çı ç karmak. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. * Kaba adam. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. * İ çekmek. bunlara uygun davranan (kimse). z * Ahlâk kuralları uymama. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. * Ahlâk bilimi. * Bir karım içindeki parçalar.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik. moralizm. ahlâksı davranı na zca ş . terbiyesiz.

ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. ahret yolculuğ u * Ölüm. ve an mur. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. budala. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. sı ahraz ahret dünya. bön. aptalca. * Bir an için ş alayıbocalamak. aptal. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak. r iş ahretlik * Besleme kı z. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. ş k. ı r * Dinî inanı göre. lsı k. sağ ve dilsiz. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. ş . ahş a . * Dilsiz.* Aklı gereğgibi kullanamayan. aptallaşrmak. insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. aptallaş mak. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. ş ahmakça * Biraz ahmak. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru.

çekici. polip. er eyler. lan. ahş ap * Ağ açtan. nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. aç i. ince. iliş kinlik. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). çocuklar. yayı yla e. ahududu * Gülgillerden. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. zarif kadı n. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. * Ait olma durumu. * Kesenek. hâller. ahu * Ceylan. kabul etmek. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. * Bu bitkinin duta benzeyen. koca. tahtadan yapı ş lmı . an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. vaziyetler. sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. ahzetme * Ahzetmek iş i. koca ve çocuklardan oluş topluluk. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). rnaş k. * çok güzel. * Karı . * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. ahu parçası * Çok güzel. bağ ı ciğ gibi ş rsak. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. * Güzel. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. çekici. karaca. ş . ahzükabz * Kendine mal etme. m m. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. ahzetmek * Almak. . aidat * Ödenti. sı nları * Eşkarı .* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahval * Durumlar. . ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. kı zı rmı renkli. * Olaylar. * Davranı ş lar. karı ı na .

ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. görü. anlaş sevgi ve hoş ma. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer.* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. -e düş kin. doğ kontrolu. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . yakı ş ı n. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. u. iliş iliş ilgili. . ajan * Ailesi olmayan. birine düş mek. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. kla i. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . için. birinin olmak. hayvan veya bitki topluluğ i u. * Bütün aile birlikte. ik. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. *İ lgilendiren. ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . en. geliş i ev. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. * Aile ile ilgili. * Ailece. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. aile adı * Soyadı . aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet.

andaç. * Sınt ız. * Bazıeylerde beyaz bölüm. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. -ak. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . gözenek. * Kar. küre-k vb. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. kara ve siyah karş . n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . gözenekli. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. ı tı * Bu renkte olan. * Ajanıgörevi. kı sı * Beyaz leke. * Temiz namuslu. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü. casus. beyaz. bı tara-k. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . temsilci. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. yat-ak vb. süt gibi ş eylerin rengi. ak demir * Dövme demir. ak benek benek. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. ç-ak. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. katarakt. * Bu iş kolların çalı ğbüro. ele-k. iş ğ ı iş görevlisi. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . layan iş kolu. ak basma * Ak su. un için ş an * Bir kimsenin. perde. rahat.

*İ zmarit.ş . ak kan yangı sı * Adenit. * Bembeyaz. k nı diğ lan ak gün ağ r. istavrit. çok zehirli. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. temiz. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. ak pak * tertemiz. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ayıkiş lar. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). . parlak. kları lan lan * Çoban yı zı ldı.* Bkz. uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . süblime. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. abey. ş algam. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). akabe * Güneyden esen rüzgâr. lodos. * saçı sakalı armı ağ ş . ayıise pratı ak kan * Lenf. omuriliğ dıtabakası an in ş . beyaz bir toz. ak pak ak pas * Lâhana. turp. sülümen. akı karası geçitte belli olur.

lar * Yüksek okul. dere. * Maun. bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. lan ka * Kanal. * Maundan yapı ş lmı . küçük akarsu. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. su yolu. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. * Bilimsel niteliğolan. imi. * Yer altı suları toplayan tesisat. * Akarsu yatağ yatak. kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. i akak . i. hemen ardı ndan. akademik * Akademi ile ilgili. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). ardı ndan. vinti * Eğ inişfazla olan yer. * (su için) İ yeri. ı . akademi * Bilginler. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. i akademisyen * Akademi üyesi. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. drenaj. * Irmak. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . akağ aç * Gürgengillerin. akabinde * Arkası ndan. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . * Yer altı oluğ su u. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . oluk veya baş araç. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. sarp ve zor geçit. mecra. yazarlar.* Tehlikeli. akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir. ark. sanatçı kurulu. çay. hemen arkadan.

* Kesintisi olmayan. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. * Küçük akarsu. akamet * Kırlı verimsizlik. ban. meteor. z. sonuçsuzluk. akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. ksı akaryakı t * Benzin. * Sürekli iş leyen çı fistül. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . yaban lı cı asması . boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). bağ mülk. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . olan bir taş . zamk. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. ahap. beyaz çiçek veren. acınkine benzeyen. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. akasya * Baklagillerden. güzel kokulu reçine. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. aralı z. ağ ş en ma. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). en acı m acı . eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. söyleyeceğsöze yer kalmamak. motorin gibi yakı n satı ğyer. gaz. tarla. ı . arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. dükkân. lan aç * Baklagillerden. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. sık. kül renginde. arız. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. akan sular durmak * itiraza. vı akaryakıistasyonu t * Benzin.akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. sokucu veya emici knaz lı . * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. dükkân gibi mülk. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. Meryem ana asması (Clematis vitalba). tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Baş sı k. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). akarca * Kemik veremi. ları üsle ik. * Kaplı ca.

akburçak akciğ er organ. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. erin. başve boynu çı olan. rmak yı nda ayan. yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). nce . siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. bataklı ı ve göl kıları yaş k. * İ htiyar. ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . ile lan k * Akya balı. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba). hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. beyazca. kın ı kılara göçen. akça armudu * İ kabuklu. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . sarı ve sulu bir tür armut. oldukça büyük. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. beyaz kabuklu. nda . çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. etli akça pakça . geniş büyük olan. ekmeklik buğ klı day. bronş çuklarıson bölümü. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. eti kı klı lçı . dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. leş beslenen. (Bemicla). u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. akçe. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). plevra. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan.akbaba * Akbabagillerden. * Sazangillerden. * Bkz.

keşleme. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. akdedilme * Akdedilmek durumu. lam aç. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. akçalı * Paraya bağ. rengini atmak veya atmıgibi olmak. . Akdeniz humması * Malta humması . akdetme * Akdetmek iş i. akdarı * Buğ daygillerden.* Beyaz tenli. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. n akçöpleme * Zambakgillerden. akçakavak * Akkavak. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. parayla ilgili. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album). lı akçe * Küçük gümüş para. . yaprakların uzun. akdetmek . akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. malî. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). geniş nı olması . * Her tür madenî para. güzel (kadı n). iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç .

nda. cathartica). tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. akı cı * Akma özelliğolan. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). za. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. i lan * Beyaz renkte olan dut. * Sonunda. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. akı karası ak kara * beyaz tenli. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. l. sonuç. bir yla an ğy). ve mı cı i.* (mukavele. us. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. * Hafı bellek. akılı cı k * Akı olma durumu. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. cı * Söz. akı l. anlamca açı(anlatı selis. . lan akı seyelân. okunabilen. ğ lan akı l * Düş ünme. k m). yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. aksungur. kanı . . * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. kara gözlü. i * Kolay söylenebilen. k * Düş ünce. lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. üt. muahede. eninde sonunda. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. kara saçlı . anlama ve kavrama gücü. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. * Öğ salıverilen yol.

akı l erdirmek * anlamak. insanıaş rtı şı rtmak. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. na na akı l almak * danı ş mak. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. gayriaklî. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. ş lı ı k. muhtı defteri. gerçeğ uygun olmayan. görüş almak. e. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. sı nı unu rrı çözememek. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. irrasyonel. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. ru il. deli. herhangi birinin aklı gelebilir. vaktinde hatı rlamak. l dı ı sı . akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. yirmi yaş i. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. ajanda. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. inanı lacak lmaz. not defteri. * Us dı. akla uygun gelmemek. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. sı nı rrı çözmek. . lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. en içeride çı azı i. akı l almamak * inanı gibi olmamak.

ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. akı ı nı l vermek. rasyonalizm. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. usçuluk.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. umudunu kesmek. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. akliye. mak. rasyonalist. zeki kimse. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. . lda akı tutmak lda * unutmamak. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. yol göstermek. in ini. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. usçu. akı kalmak lda * akı yer etmek. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akliye. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. akı l kutusu * Çok akı. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. rasyonalizm. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akı çı ldan kmak * unutulmak. ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . * kafa yormaya gerek yok. kartı ini reti. unutulmamak. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. unutmak. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. ünce. n l var. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. davranıbeklenmeyen (kimse). akı retmek. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. akı lcı * Akı lı ilgili.

lı nı ş llar .akı çı ldan kmak * unutmak. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. akı uslu llı * Akı olarak. . yaramazlıetmeyerek. akı çı ldan kmamak * unutamamak. n. n. dengeli. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. ru. * Akı olma durumu. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. uyanı k. aptal. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. aklı baş getirmek. ı lan laş n ndan * Uslanmak. akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. tasarlamak. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. llandı i. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. ru * Akla yakı doğ makul. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan.

i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. eyi lsa akı z lsı * Aklı . * Debi. anlayıkı i li ş t. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. akı mtoplar * Akü. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. akı zlı lsı k * Akız olma durumu. * Akı olma durumu. * Hava. akümülâtör. akı m * Akmak iş i. ncı akı n akı lı ncı k . akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. hücum. üş mek. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. ş kan ş ı iş * Sanatta.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. yöntem. amperölçer. forvet. * Düş toprakları tedirgin etme. cereyan tarz. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. yı rma. hareket. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . düzensiz ş söylemek. üş * düş ülkesine saldı man rmak. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. baskı yapmak. siyasette. cereyan. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. yer değ tirmesi.

tedirgin etmek. * Akı n. eğ meyilli. akı cereyan. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). i * Geçip gitme. akma. * Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . ik. im. seyyal. ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. akı ile birlikte sürüklenmek. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. * Eğ eğ meyil. ş kan i . akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. n ru iş m. sürüp gitme. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. çam sakı. iklik. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. akı ş * Akmak işveya biçimi. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k .akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. uzun bir balıtürü. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek.

akı ş malı * Akı özelliğolan. nı akil * Akı. saydam. . n. yağyumurta. yarı ı . kalseduan kuvarsın bir türüdür. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. akil baliğ olmak . n nları na ru * Un. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. akide ş ekeri * Bkz. akide. akı tmak * Akması sağ nı lamak. süt. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. ağ güç eriyen ş ı zda eker. * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . ş maz an akı tma * Akı iş tmak i. din inancı eye lanı . akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. akması yol açmak. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan). durağ mazlı ı iş an. parlak ve değ bir taş erli . akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. eyler lan. * Enli bilezik. ş veya pekmezle yoğ . erin. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. dökmek.

ilgi veya tepki yaratmak. me. fakat kirli. akkaraman * Vücudu beyaz. * Akkor olma durumu. ile en lem. * Nikâh. Hollanda kavağ(Populus alba). kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. * Bir cismin. akçakavak. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. akkirpani * Ak. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. kontrat. âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. göz etrafı ı z. ağ burun. döl veremeyen. . iri ak kanatları n. . akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. . * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. yansı yankı ı k nı tı cı ma.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. termit (Termes). ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. iri baş. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. akilâne akim * Kır. tartılması yol açmak. sözleş veya mukavele yapan. * Akıca. baş sı arız. evirtim. parlak bir yüzeyde görünmesi. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. baş sağ arı layamamak. eyin ka ey ğ ı * Evirme. sı * Sonuçsuz. verimsiz. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. ırı böcekler topluluğ termitler. kaba karık yapağ . ı z iyi miş lısıcı u. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki.

* Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. makul. makul. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. tebriye etmek. düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. akla hayale gelmez * inanı lmaz. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. düş ünülemez. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak.akkuş akkuyruk * Atmaca. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. ibra etmek. akla yatkı n * uygun. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge. aklama * Aklamak iş ibra. sı nı ndan * Aklanmak iş i. çı racak gibi olmak. akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. . ibraname. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. yı cı kuş rtı bir . n i. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak.vb. akla gelmedik * düş ünülemeyen.. zı ldı vanadan çı kmak. i. değ olarak nitelendirilmek. * Baş lı arıgösterilmek. güçlüklerle karş mak. temizlenmek. it-ekle. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. akıca. maile.

ş ı aş rmak. aklaş mak * Ak duruma gelmek. eyin ine * uygun bulmamak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. çok korku geçirmek. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . temize çı kmak. beraat etmek. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. * Akı bulunan. çok korkmak. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. beyazlaşrmak. beyazlaş mak. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. sorun üzerinde toplayamamak. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. kendine gelmek. llı * doğ dürüst. aklaş ma * Aklaş iş mak i. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. akı ince. ak renkli. ağ armak. . kavrayamamak. aklı almamak * anlayamamak. kusursuz. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan.

düş üne göre. beyazlı siyahlı . aklı karalı * Akı karası ve olan. sağ duyu sahibi olmayan. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. ş ı ı nı aş rmak. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu. i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. korkmak. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. bocalamak. ilerisini görememek. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. aklı oynatmak. * Kendisini en akı sanan.aklı ermek * anlayabilmek. * çok beğ enmek. aklı ra sı * aklı sandına göre. tatmin olmak. aklı yatmak * anlamaya baş lamak. bayı lmak. münasebetsiz. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. nca. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. nı aklı evvel * Densiz. * akı olgunlaş lca mak. umduğ göre. olacağ inanmak. aklı evvel * Akı geçinen. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. düzgün. ndan um ey . llı * Ak olma durumu. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak.

aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. aklı düş na mek * hatı rlamak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. kı namak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. kavrayamamak. aklı eyin ine almak. bir ş telkin etmek. anı msamak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak. * olabileceğ inanmamak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. çok istemek. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. ey * kararlaşrmak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. aklı gelmek na * hatı rlamak. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. * düş ünmek. na . ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. tasarlamak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. bir düş ünceye saplanı kalmak.aklı mda! söz. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. davranmak. * bir ş yapmayı ünmek. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek.

aş nca lsı ler . aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. hiç unutmamak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. aklı tutmak nda * öğ renmek. yersiz iş yapmak. * hatı rlamak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. baş çı tan karmak. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. ldı * akı şiş yapmak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. * unutmamak. bellemek. çok ş ı aş rtmak. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. * ayartmak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. * gereksiz. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. kararı caydı ndan rmak. aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. aklı olsun! nda * unutma!. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. aklı oynatmak nı * çı rmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. aklı ra. tasarlamak. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak.

aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. * (boya için) Birbirine karı ş mak. akı rı zı ndık. rasyonalizm. katı lmak. * Reçine. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. kları * Akı lı usçuluk. akla dayanan. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. keçi mantarı (Agaricus campestris). yersiz düş ünmek. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. * Sağ duyu. * (zaman için) Çabuk geçmek. * Akı l hastalı uzmanı kları . akma * Akmak iş i. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. . çam sakı. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. mek. * Akı ilgili. * Art arda ve toplu olarak gitmek. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. lcı k. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. * Sürüp gitmek. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. mak. * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. * Karı ş mak.

* Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. akortlu * Akordu olan. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. eş eden. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. akortsuz. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. uyumsuz. akortlanma * Akortlanmak iş i.akmaz * Durgun su. akordiyoncu * Bkz. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. gölet. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. akortsuz . ses veren araçları ayarlamak. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. düzenlemek. akort edilmiş . hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akordiyon * Bkz. akordeon. akordeoncu. metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akortlatma * Akortlatmak iş i. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k.

Zodyak. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). akromatik . yaş boydaşöğ ça ı t. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. hım. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. akort edilmemiş . arası akrep * Akreplerden. sı rı * Kredi mektubu. . * Birbirini tutmayan. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan.* Akordu olmayan. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. örneğakrep olan takı . ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. yaş k. ür. ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. uyumsuz. * Cambaz. * Yaş denk. k. akran akranlı k * Akran olma durumu. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. akrobatlı k * Cambazlı k. * Biri. diğ erinin sonucu olan ş eyler.

muvaş tevş ş ah. iyi iş yi lemeyen.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. . * Kımlar. * Vurgu. grup vurgusu. * Hafif topallamak. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . renksemez. renk körlüğ ü. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . ih. aks aksak * Dingil. * Aksayan. hafifçe topallayan. kelime vurgusu. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. * (bir işGereğgibi yürümemek. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. * Aksak olma durumu. ş oluş turan bölüm. geri kalmak. akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. sı * Aksamak iş i. büyümesi veya uzaması . çene. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. akromatopsi * Bkz. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. * İ gitmeyen. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. * Ermişevliya.

aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. çanta. duyurmak. kemer. k aç * Aksatmak iş i. aksesuar nesne. yaymak. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. ı rı . rma. akselerograf *İ vmeyazar. eldiven. ı hapş k. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. lmak. durumu. * (ığ Yansı şı ı) tmak. bir makinenin iş levine katı lmayan. gürültülü soluk boş zlı alması . * Ulaş yayı mak. * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. aksettirme * Aksettirme iş i. aksı hapş olayı rma. yansı ş ı ekil) p lanmak. ulaşrmak. mücevher gibi eş ya. akselerometre *İ vmeölçer. * Haberi. yankı p lanmak. * Evirmek. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . tersine çevirmek. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet.* "alma ve verme" Alıveriş ş . yankı vermek. kriz. duyulmak. * Bir aletin. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. ş apka. lı kta lan. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. * (ık) Bir yere vurmak. i ğ ı çeş eş itli ya. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . * Aksaması yol açmak. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. bir işgereğgibi yürütmemek. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. hazı * Aksesuar kullanması seven. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist).

aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. ters ve kı n olarak. inadı direnmek. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. * Aksı aksı biçimi. zgı * istenmediğhâlde. ağ ve burundan hı . ı t. huysuz. rma. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r. huysuzluk etmek. nda aksiliğüstünde i . rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. inatçı etmek. aksilik olarak. zıkarş olumsuz. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. menfi. hastalı . aksilenme * Aksilenmek iş i. aksi * Ters. aksi takdirde * yoksa. aksileş mek * Huysuzlanmak. rı ı k k ran. huysuzlanmak. ters davranmak. t. hapş rması ı rtmak. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. * Uygun olmayan. hı n. aksı rtma * Aksı rtmak iş i. aksileş me * Aksileş iş mek i. aksi hâlde. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. aksilenmek * Aksileş mek. sısıaksı hapş klı rı a . lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. * İ . hapş ı rmak. ı . rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. öyle olmazsa.

* Yankı . pay senedi. uyuş maya yanaş mamak. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir.* olumsuz davranı. belit. bu hareketten ortaya çı geliş kan im. iş . perde. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. * Hareket. lı k. * Akş vakti kı namaz. * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. hikâye. geliş nı tiren lı im. lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. * Ada soğ . akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ters davranmak. ş lı aksilik * Terslik. elveriş in sizlik. * Hisse senedi. maddî bir etkenin. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). huysuzluk etmek. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . aksilik etmek * güçlük çı karmak. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. bir düş üncenin ortaya çı kması . aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak. inatçı etmek. * Gece. k u ı mütearife. ndan * Akdoğ an. katarakt. aksiyon * Bir kuvvetin. aksülâmel * Tepki. anı * Tersine. ka sı akş akş am am . reaksiyon. * Oyunun teması geliş başca olay. * Sermayenin belirli bir bölümü. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . inatçı huysuzluk. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. ak basma. uygunsuzluk.

güneş battı sı in ğ ralar. simit. akş kalmak ama * (işgecikmek. özellikle akş doğ yapı gazete. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. ara vermeden. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. amcı yla . içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan.* Akş n olduğ ş dar zamanda. bitmemek. kı. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. Çulpan. akş am amleyin. pek yakı kı bir zaman içinde. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş kadar ama * bütün gün. esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. * Yaşlıdönemi. ) akş sabaha ama * Neredeyse. am lan akş saati am * Akş vakti. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. nda.

akş doğ am ama ru. akş buldurmak veya ettirmek. . sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. te ama mek. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. iyi akş am lan amlar!. akş amları * Akş vakti. akş amlama * Akş amlamak durumu. günü bitirmek. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. iş i. akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir. akş amki * Akş olan. am * Her akş am. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. akş vakti. amı * Akş bir yerde geçirmek. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise.akş amdan * akş olmak üzere iken. am akş k amlı * Akş özgü olan. akş amdan kavur. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. akş amsefası * Gecesefası . akş yapı am am lan. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. am ı rken. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş olduğ am am unda. akş için.

ne. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. baharat. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. ı t. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. kâğ tütün vb. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ilk * Alı . ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ağ üzerine yükselten oyuncu. gereçleri satan kimse veya dükkân. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ı . ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ka aktarma etmek * aktarmak. iktibas. * Bir taş baş bir taş geçme. i. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. ine aktarı m * Aktarma işnakil. ev ilâçları . aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ı n * Baharat. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. albino. i. akş amüstü. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i. satan kimse veya dükkân. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. zarf. ka * Aktarmak işveya biçimi. * Anadolu'da iğ iplik. virman. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme.akş amüzeri * Bkz. i * Aktarı sattı ş n ğ eyler.

ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. uyarlamak. ilk *İ letmek. amerikyum. canlı . * Bir ticarethanenin. çanı * Etkin. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktiflik * Etkinlik. plûtonyum. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. etken. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek. aktinit * Aktinyum. aktifleş mek * Canlı hareketli. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. aktinoloji aktif fiil . etkili olmak. aktif metot * Öğ rencilerin. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. * Etken fiil. çalı ş kan. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. protaktinyum. e * Bir kitabı . tercüme etmek. yönünü değtirmek. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . tulyum. toryum. hareketli. aktif duruma gelmek. bildirmek. aktifleş me * Aktif duruma gelme. aktif rol oynamak * etkili olmak. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). iktibas etmek. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. aktif duruma getirmek. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . nı * Etken. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak.* Bir ş yolunu. * Etkili.

radyoaktif bir element. veya * Etkinlik. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. * Etkincilik. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. yankı m. n. ses dağ mı bir ı lı ı . ini reti. aktüel * Güncel. aktörün yaptı iş ğ . * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. . aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. * Azgı kı n (hayvan). ı ı rlı saltması Ac.* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar . kendini baş türlü gösterme. aktörlük * Aktörün görevi. iddetli. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . acil (hastalı k). yankı bilimi. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. ka ka * Kadıoyuncu. ka aktöre * Ahlâk. ş imdiki. n * Güncellik. * Edimsel. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. ı * Olduğ undan baş türlü görünme.Kı 89. * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). akuzatif akü * Yükleme durumu. lı lanı akut *İ lerlemişş . inde akı mtoplar. * Günün olayı konusu.

fat -al. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. akva * Kuvvetli. hile. kı zı n zı rmı. al al * Aldatma. al (veya alı n) * iş te. doğ öz-el vb.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. allı k. lökosit. yuvarlak hücre./ -el*İ simden fiil türeten ek. kıla çalan. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . güz-el (<gözel). -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. * (at donu için) Dorunun açı. ufak pullu. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. düzen. k. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. * Kavimler. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. elde eyler -al. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. * Kanırengi. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. kıl. ğ ı al bayrak (veya sancak) . gövel (< gök-el). vı nda akzambak * Zambakgillerden. * Sulu boya resim. akya balı ğ ı * Uskumrugillerden. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. * Bu renkte olan. tuzak. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). Al * Alüminyum'un kı saltması . * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). sağ lam.

alaca. nda ğ ı an .vb. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. it-ele-. vurularak ölmek. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n . ş olmak.* Türk bayrağ ı . rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). kov-ala. kiyi ala * Karık renkli. hepsi bir ayarda. al kanlara boyanmak * yaralanmak. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. âlâ -ala. parajin. ş -ala-. yi. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. * İ piş yi memişsuluca (yemek). silk-ele-. m düş al birini. çekiş çekiş e e. ı * İ pek iyi. elâ (göz). . çok renkli. beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. kak-ala-. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. ş ı * Açıkestane renginde olan. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş .

uz alabacak * Ayağsekili (at). dönek. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. . * Aş derecede. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. deniz araçları devrilip ters dönmek. ı * Ara bozucu. . eti turuncu ve lezzetli. Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri.ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. sandal vb. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. llı alabaş * Turpgillerden. haş lamak. alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. gereğ ı rı inden çok. ş * İ piş yice memiş (yemek). * iş alt üst olmak. z. alabora olmak * tekne. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. sonuna kadar çevirmek. ru. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan. uğ ursuz (kimse). alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . borda karş . * Olanca hı ile. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). alabanda vermek * azarlamak. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. paylamak. ş algama benzeyen bir bitki. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . alabalı k * Ala balı kgillerden. kemikli balı n bir familyası kları .

* Ağ ilk olgunlaş meyve. ş iliş alacakarga * Saksağ an. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. ı ey . ş ka ey. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. mal veya baş ş matlûp. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. alacağ ş ı ahin. uzunluğ 50 cm. en * Kötü huy. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. daha çok üzüme düş ben. borçlu karş . ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. açta an * Keklik. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. alacak verecek * alıveriş kisi. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. * Aş ure. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. * Para verilerek alı nacak ş ey. alacaklı * Birinden alacağolan. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. ldı n ları lan * Meyvelere. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. kül rengi. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. akla kara karık. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). yarı doğ ktan nlı karanlı k.

üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. alafrangacı lı k . alacasansar * Benekli sansar türü. alaturka karş . alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. alacalanma * Alacalanmak iş i. çardak. rengârenk. alacalı k * Alacalı olma durumu. alacalamak * Renk renk. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. * Frenklerin töre. renkten renge girmek. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. itimiyle yetiş (kimse). alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). âdet ve hayatı uygun. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. * Keçeden yapı çadı lan r. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . miş * Alafranga saat. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. benek benek boyamak. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. alaca bulaca. sı zarı alacalı * Alaca. alacamenekş e * Hercaî menekş e.alacalama * Alacalamak iş i. Frenklerle ilgili. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu.

* Alafrangacı olma durumu. * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alafranga davranmak. alafranga olma. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. * Gönül bağ ı . . alâkadar * İ ilgili bulunulan. -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak. as-alak. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. alageyik * Geyikgillerden. alâkadar olmak * ilgilenmek. alâka duymak * ilgi duymak. postu benekli. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alâkadar etmek * ilgilendirmek. ilgi çeken. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. çök-elek vb. alafrangalaş mak * Alafranga olmak. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . alâkalanma * Alâkalanmak iş i. fat alâka *İ lgi. ilginç. sın (Dama dama). lgili. alâkabahş *İ lgilendirici.

*İ lgisiz. tüyleri alacalı kuş bir türü. tabldot karş . zevk almak. ayıcı rı özellik. alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. * Orman içinde düz ve ağ z yer. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . nlı * Bir ş çekici gelmek. düzlük. maskelemek. ilgisi olmayan. i. * Büyüklük. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. anı hemen. yası yayı tanı aret. yakı k duymak. * Alalamak iş kamuflâj. ötücü. rlanı alan * Düz. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). * Gönül bağ lamak. iliş kalmamak. nda. yı ğ ı ndan lan. açsı . iri gövdeli. * Kargagillerden. saha. * Yemek listesinden seçilen. alamana * Rafadan. k yer. ey alâkalı alakarga *İ lgili. ayrı kisi lmak. niş aret. ş ak. harf gibi özel iş marka. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. alâkok alalama alalamak etmek. alâmet * Belirti. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. alâminüt * Çarçabuk. * Saksağ an. kayran. alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. * Ayıcı rı nitelik. kestane kargası (Garrulus glandarius). an. açıve geniş meydan. * Beneklerle. iş iz. ilgisini kesmek. o eş üreten veya satanı tan resim.alâkalanmak *İ lgilenmek. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi.

atmak. saha. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. alan topu * Tenis. dağ ı tmak. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. . engine açı lmak. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. alarga * Açı geç. P. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. alt üst etmek. ş ma * Yüz ölçümü. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. p tı * kapı yere vurmak. ı alaş ı ağetmek * birini. * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. engin. C. alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. allak bullak. kovmak. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. ilgisiz davranmak. * Açıdeniz. darmadağ k. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . karı ş istememek. bazı ki durumlarda metallerle. alargada durmak * uzakta durmak. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. uzaklaş mak. yaklaş ktan ma.* Bir konu veya çalı çevresi. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. park. alarga durmak * uzak durmak. ğ ı alan talan * Karmakarık. agorafobi. dayanabilecek duruma gelmek. * geri çekilmek. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. k * Uzaktan. yağ etmek. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. n. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). açı ktan. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak.

* Düzensiz. alavereci . ezanî saat. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen. alaş elementlerini eriterek katmak. düzenli bir iş yapmak. * Alaturka saat.alaş ı mlamak * Çözen metale. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. alaturka müzik * Türk müziğ i. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. görenek. yöntemsiz. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. andavallı . abraş . söyleyen. töre ve hayatı uygun. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. alafranga karş . eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. * Kargaş k. alavandalı * Bkz. alaturka eser veren kimse. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . yalanla dolanla iş görmek. * Eski Türk gelenek. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. * Türk müziğ inden yana olan. mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak.

onu küçümseme. birlikte. alay geçmek * alay etmek. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. müstehzi. * Çok miktarda. alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. alay alay alay * Kalabalıolarak. * Ses tonu. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. vurguncu. alaya bozmak * alay niteliğvermek. pek çok. * Çok kalabalı k. alaya almak * alay etmek. gülünç. bir ş bir durumun. alay etmek * bir kimsenin. küçümseyerek eğ lenen. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. * Alay eden. göz tı alâyiş li . * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. küçümseyen. lacak alay malay * hep birden. * Bütünü. eğ lenmek.* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . işş konusu yapmak. it alaycı * Alay etme huyu olan. bir ş eğ ş eyle lenme. davranıgibi yollarla biriyle. lence konusu yapmak. eksik vb. . hepsi. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. kusurlu. spekülâtör. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. fazla sayı da. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. söz. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı .

alaylı alaysı * Alaya benzer. alaylı * Erlikten yetiş subay. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. m. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. eyin * Sı zlatmak. usa humması . ve . * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. miralay. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. cazibe. yakmak. küçümseyici. albasma. an * Alay edici. alazlanma * Alazlanmak iş i. * Alev alev. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . hoş güzel göstermek. * Alev. mektepli karş . aleve tutmak. ı . albatr albatros exulans). acı vermek. ı tı * Gösteriş görkemli. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. ciddî olmayan. müstehzi. kan l. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. * Fı na kuş rtı ugillerden. 1 m uzunluğ unda. li. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. n albeni * Alı çekicilik. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. * Kaymak taş su mermeri.* Gösteriş li. ilgi toplamak. miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). debdebeli. ine * İ derisi için. yalaz.

yüksek karş . uzunçalar. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. rezil hain. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. nda. birleş karbon. fotoğ pul gibi ş raf. * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. alçak * Yerden uzaklı az olan. i albinos albüm * Resim. çekici. tekerçalar. larda ağ k. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). mütevazı . alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. * Bile bile en kötü. kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . namert. alçak ses * Hafif ses. nı ğ ı albümin * Bitkilerin. oksijen. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter. alçacı k * Çok alçak. suda eriyen. cazibeli. * Akş ı n. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. albüminli *İ çinde albümin bulunan. eri alçak gönüllü * (makam. hayvanları doku ve sıları bulunan. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. azot. ak tutma. beyaza yakırenkte. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. * Kalı ses. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. . özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. kendini çok beğ enmek. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı .albenili * Alı . para vb. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. aş ı soysuz. n alçak yaylak . kötü havaya iş olan hava durumu. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). yapı madde. * (boy için) Kı sa.

alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. zül. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. * Alçakça davranı ş ş enaat. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. aş ı kimselere yaraş na. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. nda n i * Düş künlük. cezir. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. * Aş ı ma. alçalmak * Alçak duruma gelmek. yüksekten aş ı ru inmek. alçakça * Oldukça alçak. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. . zillet. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. i alçaltma * Alçaltmak iş i. mezellet. erini alçarak alçı * Az alçak. alçı ı taş . * Alçak. * Değ azaltmak. eri * Küçük düş ürme. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. * Toprağ çöküp oturması ı n . * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. bayağ ma. hor görme.* Devamlı oturma bölgesinde. i.

lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak. jips. tuzak. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. an * Alçı lamak iş i. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. * Alçı sarı ş ile lmıolan. * Bir hileye. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. yanı e larak ş ya lmak. i aldanma * Aldanmak iş i.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. oyalanmak. * Alçı şrmak. sı vatmak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. soğ sebebiyle donmak. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. yanıcı i ltı. * Alçı sı ile vamak. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. bir yalana kanmak. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. kandıcı rı. ı * Avunmak. kanma. . * Düş rı ğ uğ kıklına ramak.

ilgi göstermemek. ihanet etmek. ilgisizliğ inden. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. * Bir ş görünürdeki durumu. * Önem vermek. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. * Aldı rmak iş i. kayı zlı lâkaydî. umursamayan. * Sı rmak. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. kayı z. avutmak. * Getirtmek. veya ine * Oyalamak.* Aldatmak iş konu olmak. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. * Ayartmak. aldı rmamak. tasası k. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. iğ etmek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. . aldı rtma * Aldı rtmak iş i. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). ş . * Birine verilen sözü tutmamak. kötü yola sürüklemek. zlı tsı k. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. lâkayt. baş çı tan karmak. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. değ vermek (bu fiil. ilgilenmemek. umursamayan. bu anlamı ancak olumsuz. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. i aldış rıetmemek * önem vermemek. i aldatma * Aldatmak iş i. yalan söylemek. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak. umursamamak. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. aldışz rı sı * Aldı rmaz. aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. ilgisiz kalmak.

* Hesaba sayarak. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. en çok. bambaş ka. ivedilikle. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. düş gücü. tuhaf. kaları * Ortam. alelı tlak * Genel olarak. * Durum ve ş artlar. genellikle. düş ünce. * Her zaman görülen. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. evren. * Okuma yitimi. * Bayağ sı ı radan. alem olmak * sembol olmak. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. olağ an. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. * Hele.alegori * Bir görüntü. baş . ince. u * Dünya. garip. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i. cihan. * Herkes. kubbe. * Eğ lence. * Minare. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. kurala uygun bir biçimde. alelusul alem * Bayrak. . çevre. alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. özellikle. çarçabuk. ş * Duygu. * Alelâde olma durumu. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. alemci . sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü.

alesta durmak * tetikte beklemek. * Önder. herkesin içinde. açı k. ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. alerjisi bulunan. elin ağ torba değ ki büzesin. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. sancaktar. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. üniversel.* Camilerin kubbelerine. aleniyet * Açıolma durumu. alesta * Harekete hazı tetikte. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. evrensel. ilâçlara. gizlemeden. toz. alerjik * Alerji ile ilgili olan. na * eğ lenceye. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. alessabah * Sabah erkenden. lan. minarelerine alem yapan veya takan kimse. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. herkesin içinde yapı k. âlemi var mı ? * yakık alı . k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. uygun olur mu?. meydanda. ş . alet . alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. r. zevkusefaya kapı lmak. ı alenî * Açı ortada. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. açı ktan ğ a. ı ı ı yan. kça. * Açı açı herkesin gözü önünde. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan.

lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. ateş bacayı sarmak. alaz. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). * Ateşsı k. * coş heyecanlanmak. un lerinde kullanı bir araç. ı m. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. zrak na lan * Alevli olarak. * Aş ateş k i. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. * Mı uçları takı küçük bayrak. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. n ş dili. öfkelenmek. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. telâş mak. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. kılcı . ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. alev almak * tutuş mak. tehlikeli bir duruma gelmek. alevlendirmek . caklı vı m. önüne geçilemez. uygulamaya yarayan özel araç. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet. vası olmak. flâma. yanmaya baş lamak. maş a. lanmak. * Bir sanatı yapmaya. . aygı t. heyecana gelmek. alev saçağsarmak ı * bir olay. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz.

onun için iyi olmamak. karş lı ı ı k. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. alevlenmiş . q harfleri gibi. *Ş iddetli. * Bir iş baş cı in langı. tutuş turmak. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. * Karş karş zı ı ı t. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad.* Alevlenmesini sağ lamak. . w. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. alevlenme * Alevlenmek iş i. alevli * Alevi olan. bir * Parlamak. en ı t. Türk alfabesinde bulunmayan x. * Zorlu. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. yermek. yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. . kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. t. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. çoğ altmak. * Etkisini. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. ş iddetini artı rmak. öfkeli veya heyecanlı durum almak. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. na aleyhtar * Karşolan. karş . ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. ünceye karşolma. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. halı mı kullanı bir bitki. hararetli. . tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. karşduruma geçmek.

. o ş bilincine varma. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. idrak edilmek. idrak ettirmek. * Vergi. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. algı n . nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. kı n algı * Kazanç. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. i. ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. idrak etmek. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. * Rüş vet. alacak. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası . algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. * Su yosunu. algı cı layı * Algı yetkisi olan. alfabe sı . * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. çak mı lan lü ı m. idrak.

* sağklı lı . alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. klı * Birine gönül vermiş . kameraman. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i.. almaç. sersem. alı k * Akız. * Eskimiş giyecek. -alı -eli / * ". algler * Su yosunları . lsı alı k * Hayvan çulu. budala. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). tutkun. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse.* Cı zayıhastalı . alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. talip olmak. ş tı alı ç * Gülgillerden. kameraman. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. ebleh. * Azrail. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. teri alı kuş cı * Atmaca. görme-y-eli vb. vurgun. f. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. canlı . müş n teri. teri * istemek. alıalı k k . kamera. alı moru mor al. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. lı z. alı verici cı * Bağladını alan. algoritma * IX. * Görüntüleri alan cihaz. alı bulmak cı * müş bulmak. gid-eli. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. Harezmli yolu. mı alı ka * Ahize.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda ..

alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. engel olmak. u i ten * Ayıp saklamak. alı m * Almak iş i. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. ş . kasın na . kişeki: al-alı gid-elim. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . ş kış kı aş n aş n.* Aptalca. alısalı k k * Aptal. ş kı mak. rı * Mahrum etmek. m. la-y-alı bekle-y-elim vb. m. çalı gurur. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. * Birini. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. gönlü çeken durum. * Alı mak iş klaş i. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. ş kış kı aş n aş n. cazibe. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. tatil edilmek. * Mani olmak. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. ine alı koyma * Alı koymak iş i. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. baş stek i m. çekici hareket. alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. menedilmek. aptallaş aş nlaş mak. * Gözü. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. alı çalı m m * Gösteriş . alı konulma * Alı konulmak iş i. * Aptalca. alıalıbakmak k k * aptalca. ş iş ldı ı i ube. * Kurum.

* (bazıeylerde) Ön. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . ön yüz. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. makbuz. larda alı nma * Alı nmak iş i. alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . cazibeli. çekici.). alıteri ile kazanmak n * hak ederek. alıteri dökmek n * çok emek vermek. kı ı rı rı lan. kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. alıteri n * Emek. mlı * Alı olmayan.alı mlı * Alı olan. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. mukadderat. çalı . kader. galeri. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu. paket vb. talih. alı nmak . çalı ş emek vererek kazanmak. ş * Karş ı . alıyazı n sı * Yazgı . alnı . ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. zahmetli bir iş görmek. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. alıdamarı n çatlamak * Bkz. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. cazibesiz. ar damarı çatlamı ş . gururlu. msı alı n * Yüzün. * Bir ocakta her türlü ayak. çabuk gücenen. arak. mı * Kurumlu. alı ngan * Aş duygulu. li. alı nganlı k * Alı olma durumu. baca.

aktarmak. iktibas etmek. yayı lmak. adapte olunmak. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. i yapı * Bir sözün. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. münasebet. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. alı r almaz * hemen. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. * İ ki. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. çekememek. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. derhal. geçinememek. mı alık olmak ş ı .* Almak iş lmak. aktarma. * Almak iş i veya biçimi. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. alıverememek p * anlaş amamak. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. çoğ almak. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. kılmak veya öfkelenmek. mları i. alı yapmak. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. artmak. * Uyarlanmak. iktibas.

itiyat. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. ehlîleş mek. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. sı * Etkisini yitirmek. hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. huy hâline getirmek. bilinmeyen. arkadaşk. yanmaya baş lamak. ünsiyet. alılmı ş ş ı * Her zamanki. ş mesi artlanmı ş davranı ş . mutat. alı k. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. mak. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. alıklı bı ş ğ rakamamak. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. * Alı ş iş mak i. * Evcilleş mek.* alı k durumuna gelmek. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. az rastlanan. itiyat edinmek. . huy. alı ş kan * Alı n. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. * Bağ lanmak. i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. * Sürekli ister olmak. * Tutuş mak. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. * Uyar duruma gelmek. ınmak. uygun gelmek. intibak etmek. mı * Yakı k. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek.

ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. temrin. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak. ğ ı * Açızincirli (organik madde). sakat. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. bilici. ş ması * Uyar duruma getirmek. k * Hastalı . Ali kı baş ran kesen * çok zorba. ş ma. alifatik alil alim * Bilen. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. yüksek. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. alinazik * Közlenmiş can. âlicenap * Cömert. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. ı kası ğ da ı ini . âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. * Bir beceriyi. ş erefli. egzersiz. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. ş an. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. ağ daki âli * Yüce. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. Ali kı baş ran kesen * zorba. * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine. * Onurlu. yoğ yma lan it * Bilgin.

önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). ğ anlatmak için el çı ı rpma. alkalimetre.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . lityum. midye. alivre satı ş * Vadeli satı ş . aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. . Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. alkalölçer. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. k alkarna *İ stiridye. alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. kalevî. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. antiasit. ı smı z demirden bir ağ . * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. alkalimetre * Bkz. alkı ş lama. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alivre * Ürün daha tarladayken. dağ ı tı ı tma. asitlerin kı zı . rpı alkıtoplamak ş . potasyum. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. yetiş i zaman teslim edilmek üzere. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz. mükemmel. en iyi. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. rubidyum. uz * En güzel. kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. alkı m * Gök kuş ı ağ . * Dağ m.

yüze gülücü. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. Yaradan. dalkavuk. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". takdir etmek. ş gibi sılarıveya pancar. ş çı * Alkı ş lamak iş i. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . ispirto. ine alkil alkol * Alkol kökü. uçucu. kokulu. en usta. * Bira. * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. bazı nda * En büyük.* çok alkı ş lanmak. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. * Beğ enmek. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. * Ş akçı akş . alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. Mevlâ. cı * Alkı olma durumu. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. * Her türlü alkollü içki. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. renksiz sı. ş lamak. yağ . alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca. vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. lması cı vı etanol. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. Rab. Tanrı . alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). Allah (bin bir) bereket versin . C2H5OH. yanı. *İ çkili. * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. etil alkol.

ş ş ma . belâdan korusun. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. ini) kazadan. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. * bana öyle geliyor ki. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. z ini Allah bana. usanç bildirir. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. esirgesin. kazanı öderim. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. Allah bilir * belli değ il. yarıaş yollu. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. ş ma. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir.

ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. bereket versin. doğ rusu. Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. i ğ ı Allah için * gerçekten. n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. . Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir.

* karşk beklemeksizin. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir. * ne olursun.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. Tanrı güvenmeli. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. kötü duruma düş ürmesin!. nları . Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. en yakı na bile muhtaç etmesin. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r. ya iyi olsun. ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse.

Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. yaşlı kı göstermesin. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . çok hı yası rpalamak. Allah yazdı bozsun ise . * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah vergisi * Tanrı vergisi. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. yaradı tan olan yetenek veya özellik. Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. Tanrı ktı ru tanı r. bazen de takı ve ş için söylenir. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. kul taksimi karş . * "keyfin bilir.

* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. kkı k Allah'ıadamı n * garip. yerine göre ant verme. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. . yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. Allah'ıemri n * kader. Allah'ıevi n * cami. az * pek ı z ve kuytu bir yer. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. * insan gönlü. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. saf. ş irret. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. zavallı (kimse). Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. Allah'ı insanı bir yer çok. mescit. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi.

karı l. kimse. te k z Allah'tan kork! * "yapma. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. altı ş ı üstüne gelmek. Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. ş ı bir durum alması kullanı in.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. ş ı aş rmak. Tanrı n varlına inanmayan. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. . ğ ı ün nı versin. Tanrız. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. insafsı vicdansı ması z. dönek. karmakarık. 'nı ğ ı sı * Acı z. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. yazı r!". Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. z. aldatı. utan. Allah'tan * iyi ki. ulu allak * Sözünde durmaz. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. . dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. düzeni bozmak. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. aşna ş mak. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. karmakarık olmak. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). Allah'ı seversen nı * istek. n) aş lacak nda lı r. düzeni bozulmak. ru allak bullak * Alt üst. ş ı * (aklı. * yaradı tan. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. allama * Allamak iş i. Allah'ıkulu n * insan. kiş i. allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. cı z. insafsı acı z.

iktibas. n * Ele geçirmek. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. kaldı rmak. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. nda * Birlikte götürmek. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. * Allanmak iş i. alma almaç almak . * Alı . * İ sı çine ğ mak. çok bilgili. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . neş zlı nacağ nı r. * Satıalmak. ahize. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. * Al duruma gelmek. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. nları na * Almak iş i. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. * Yanı bulundurmak. * Allaş iş mak i veya durumu. fethetmek. na * Derin ve çok bilgisi olan. alı. * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . eyi allâmelik * Allâme olma durumu.allamak allâme * "Süslemek. * Al olma durumu. reseptör.

Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. * Bir yeri savaş ele geçirmek. ay gibi bölümlerinden baş bayram. yok etmek. elde etmek. gibi anlamak. çekmek. yı . ey. * (duşbanyo için) Yapmak. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. yı lı n ka. ü rı ı m. almamazlı k * Kabul etmeme durumu.. tı * İ sı çeri zmak. Alman gümüş ü * Çinko. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. * Soldurmak. * Kı saltmak. * Yerini değtirmek. Almanca dil. ile evlenmek. * Baş lamak. eksiltmek. * Çalmak. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. * Görevden. ten * Kazanç sağ lamak. işbaş e latmak. sarmak. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. la * (tat veya koku için) Duymak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. or. * Kendine ulaşrmak. * (erkek. n * Sürükleyip götürmek. Almanya. * (içeri) Götürmek. kadıiçin) . hafta. * Zararlı .. sı . * Gidermek. * (süre için) Değtirmek. iş * . * Kazanmak. * Göreve. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * Yutmak. iş * Temizlemek. içine çekmek. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. * Davranıveya makam değ tirmek. * (yol için) Gitmek. koymak. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. iş çekmek. kanmak.. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. iletilmek. kaplamak. n ğ ı * Bu dile özgü olan.. (mesafe) katetmek. * Yolmak. * Örtmek. m meteoroloji. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. almanak * Yı gün. koparmak. * Bürümek.* Kabul etmek. kullanmak.

* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. eyin . mütenavip. takdir etmek. baş göstermiş arı olarak. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. yapraklar. * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. i * Bir ş ön tarafı yüzü. alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek. alternatif. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. inin ı na n olduğ inanmak. kötü talihi. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. ş erefiyle. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. ması lan . na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. Almancı lı k * Almancı davranma. tertemiz. keş iş ş ması ikleme. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. münavebe.

nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. eyin .alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . Güney Amerika'da yaş ayan. yiğ kahramanlı itlik. fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.. ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. ı * Dağ . * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . memeli bir hayvan (Lama glama pacos). alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . * Bir ş yere bakan yanı karş . ayrı larda ldı ı m. n * Alt kelimesi ". fosfor gibi maddelerin. * Bir ş yere yakıbölümü. nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan.. k. na alanı * Alş ile uğ an kimse. lan . it. * Yiğ kahraman. simya. cı * Dağ lı cı k. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. Alp eren * Derviş . . Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). simyacı imi raş . alt alta * Birbirinin altı olarak. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. ocak alevi. * Karbon. uzun tüylü. * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . * Mücahit. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan.

alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. alt çene oynamak * yemek. nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. biri tikel olumlu. çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. . rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. n nda u kalı mıözel hipoderm. alt damak * Damaklardan altta olanı . alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. öbürü tikel olumsuz. içmek. hipoderm. yenmek. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . oynayabilen çene. sı nı getirmek. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. * yenilmek.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan.

sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. * çok karık duruma getirmek. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. yı kmak. ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. ş ı * heyecanlanmak. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. sonuç alı namayan iş için söylenir.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. sı Altayca * Altay Türkçesi. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . raş Altayist Altayistik . yılmak. * iş daha sonrası in . ı . alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. ş ı * zarar vermek. tı alt yazı * Gazete. alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). i lan * Altayistik ile uğ an kimse. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. * huzursuz etmek. * Türk. düzenini bozmak. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . kanalizasyon. tedirgin olmak. Moğ Mançu-Tunguz. üzülmek. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. kı * rahatsı zlanmak. lan * Çok karık ve dağ k. su. görüntü). ol. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. * değ olup olacağ eri. rahatsı k vermek. üst yapı ı karş .

ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. yöntem. iş altı kaval. altı yol * Altı yolun birleş i yer. altı gen * Altı kenarlı çokgen. tane *İ skambil. altı sı taneden oluş .* Altay grubuna giren Türk. muş tane . taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. Moğ Mançu-Tunguz. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. biri tümel olumlu. * Bu unvanı ı kimse. edebiyat. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. * Dalgalı m). altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. ka * Almaş ı k. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. kültür ve tarihleriyle ol. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek. üstüne uymaz. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. Japon ve Korelilerin dil. biri tikel olumlu. altı kaval üstü şhane. müseddes. domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. altı alabilen. uğ an bilim dalı raş . seçenek. üstü şhane iş * (giyim için) altı . biri tümel olumsuz. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. Vl. 6. eyden altı bulunan.

en. kolay iş sı ı ı rlı lenen. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez. değ i erli. * Altı yapı ş ndan lmı . prime time. 10640 C de eriyen. * Altı yapı ş ndan lmısikke.altı n * Atom sayı 79. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları .9 olan. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. lan yası * Para getiren sanat veya meslek. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. i altıküpü n * Altı para biriktiren. sarı na . altısuyu n . * Niteliğiyi olan. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. parası olan. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n. çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. element. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. atom ağ ğ196. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. parası olan kimse. üstün nitelikte olan. altıgibi n * altı benzeyen. altıadı oldu. altıbabası n * Çok zengin. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). kı saltması Au. ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. yüksek değ paslanmaz erli.

* turist. altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. altı his ncı * Bkz. mur u. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. gelirli kimse. baş ü armak. bir sorunla karş mak. altıtutsa. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . altı duygu ncı * Ön sezi. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. parayı üncesizce harcayıtüketmek. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. üstesinden gelememek.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. üzerine dikkati çekmek. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. * kendini savunamamak. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. altı kalmamak nda * karşğ vermek. altı duygu. becerememek. parası olan. . lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. nca * Altı sın sı sı . en. lı . ncı altı kalmak nda * ezilmek. . yumuş huylu görünmek. vurgulamak. altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak.

altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. * Bu kumaş yapı gelin giysisi. n altı noluk * İlemeli kadış . * Yükseklikölçer. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. her sı altlı k . * Altlamak iş i. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. z * İ çeneklilerden. uzun. kımemesi. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde. nan eye. * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . altı ntop * Turunçgillerden. tadı msı acı sı acı meyvesi. * Tabak veya bardak altı . greyfrut (Citrus decumana). karmakarık etmek. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). her birine altı seferinde altı bir arada olan.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. . birlikte. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. revolver. ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). greyfrut.

alümin. oynak. viyola. 20500 C de eriyen. ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. alttan alta * gizlice. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. ş . ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. ş * Altmıyaş olan veya görünen. cilveli (kadı n). her birine altmı her defası altmı bir arada olan. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. nı ve yı * Altı on. nda lı r. an ı ak. çekiş mede yenilmek. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. el altı ndan. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. * Kontralto. fakir. * Altı renginde olan. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. elli dokuzdan bir artı kere k. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. n *İ ffetsiz.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota. * Alüfte olma durumu. alümina * Bkz. alüminyum . altta yok üstte yok * yoksul. LX. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. 60.

* Kana al rengini veren. ferç. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . beyaz. amma. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. * Para babası . -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am.* Atom numarası atom ağ ğ26. * Hedef. * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. * Eriş ilmek istenilen sonuç. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. * Gaye. küçük hücre. ı ı rlı parlaklında. ma inde . * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. * ş ı niteliğolan. alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. gümüş 13. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. alüminyum taş ı * Boksit.98 olan. am * Diş organı ilik . ama ne * ne hoş . hedeflenen amacıdında. çekirdeksiz. yuvarlak. alüvyon lı ğ . alvere tulumbası * Emme basma tulumba. Kı saltması Al. kör. dön-em vb. * Alüminyumdan yapı ş lmı . eritrosit. * Görmez. maksat. * Niş yüzüğ an ü. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element.

r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. kaç-amak vb. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. beğ aş enme veya beğ enmeme. * Bir amaca yönelik. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. . amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. zor durumda bı rakmak.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. iş ş lemler. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. gayesiz. i. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. aman bulmak * kurtulmak. * İler. * Usanç ve öfke anlatı r. istihdaf etmek. ine amaçlı * Amacı olan. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. tutamak. gayeli. * Rica anlatı r. aman Allah (Allahı m) * ş ma. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. istihdaf. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. amaçsı z * Amacı olmayan.

i il. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . cana kıcı yı.aman derim! * sakıha. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. unu amansı z * Aman vermez. sandı eyi) klamak. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. amansı zca * Öldürücü bir durumda. öldürmemek. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. hevesli. * acı p öldürmek. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. kâğ tahta. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. böyle bir iş n yapayı deme. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. profesyonel karş . plâstik madde gibi malzeme. * Ata binen kadı n. ması * Hoş görüsüz olarak. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. yayı ı t. hiç acı mayan. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. lanabilir. m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. . acı z olarak. göz açtı rmamak. amansıhastalı z k * Kanser.

ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. çok yormak. ambarda kurutma * Kapalı yerde. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . ekonomik. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. ambar memuru. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. bölge. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. * Kum. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. * siyasî. * bir malıserbest sürümünü engellemek. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . amber balı ğ ı . * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. ambargo * Bir devletin. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. düş ünemez duruma gelmek. ambarlamak * Ambar işyapmak. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. n * bir mala el koymak. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. kül renginde bir madde. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. müsadere etmek. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli.

çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. edim. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . pratik. kestirme. tatbikî. amele * İçi. diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. ötürük. ı li. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. an amelelik amelî * Amele olma durumu. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. * Elveriş kolay. n k ya. * İe dayanan. * Hareketle ilgili olan. lı için lan * Amca olma durumu. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik. * İbakı ndan. ğ ı macrocephalus). fı k büyüklüğ acın ndı ünde. cankurtaran (arabasıcankurtaran. ambülâns * Hasta arabası . ). yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. n lu zı amel * Yapı iş lan . li. iş ş üstünde. ş ameliyat . nı kları * Sürgün. amelimanda * İyapamaz durumda olan. en. amca * Babanıerkek kardeş n i. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir.* Balinagillerden. boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. ishal. eyin. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. amberbaris * Sarı . emekçi. uygun. tatbikî. iş ş mı çe. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. fiil. rtı bir k.

en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. armuda benzer yemiş acı i. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). amenna *İ nandıanlamı "öyledir". Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. lan . Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). Amerika tavş anı * Kemiricilerden. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . ğ ı * ç. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. ameliye * Yapı iş lem. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. Amerikan bar . r. ı en aç. arka ayakları uzun. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. Amerika armudu * Defnegillerden.* Operatörün. ş ler. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru". kaput bezi. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). operasyon. cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. ik ndan * Amerika'ya özgü. İ faaliyetler. Amerika ile ilgili olan. amerikan * Pamuktan düz dokuma. iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş .

raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. k * Toprak parçası . ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. lmıköş Amerikan bezi * Bkz. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. yeşrenkli bir silikat grubu.* Lokanta. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. karnı ki geniş testi. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. amfora amigo amigoluk * Bkz. saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. dibi sivri. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. saltması Am. Kı 95. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. ı t). raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. amfor. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. * Amigonun yaptı iş ğ . ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. amerikan. Amerikalı ya ş an gibi. esmer. ndan iş . Amerikan salatası * Rus salatası . amfizem amfor * İ kulplu. dar boyunlu. * Metal olmayan elementler. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u.

etken. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. amip * Amipler takı ndan. * Amiralin makamı . * Amonyaktaki hidrojen yerine. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. ğ ı amir * Buyuran. bayağ ı . n nda lı r. aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. ı ik. etmen. ş an * Amire yakır biçimde. amire yakı biçimde. halk deyiş zı iyle. * Amir olma durumu. emreden. amir gibi. ita amiri. * Amip. it amirallik * Amiral olma durumu. üst. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. * Kibarca olmayan. * Sı radan. akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. . * Amir gibi.amil amilâz amin * Yapan. ş ı * Bkz. vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. sebep. faktör. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . * Amiplerin yol açtı.

nı r kaymağ lan ş adı ı . amme hukuku * Kamu hukuku. ş lı ı k. çağ vı nak. * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. keskin kokulu bir gaz (NH3). amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. kamu. amor * Bir çeş kumaş it . azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amnezi amnios * Hafı kaybı za . amme menfaati * Kamu yararı . u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. amma velâkin * Ancak. . amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. bununla beraber. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. n amme davası * Kamu davası . iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). amme idaresi * Kamu yönetimi. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. * Döl kesesi. nı r ruhu. Ama. imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. amme efkârı * Kamuoyu. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. bellek yitimi. amme * Halkıbütünü.amma * Bkz.

* Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk.amorf amorti * Biçimsiz. yükselteç. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . ampermetre * Amperölçer. amudufı karî . giyim vb. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. dik. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. * Bu düzeni kuran öge. il zca ampirist * Deneyci. yık kârdan ayrı belirli pay. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. yumuş atmalı k. üslûbu. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. dikine. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . mobilya. ampul şe. Kı saltması A. cihaz. sallantı hareketleri en aza indiren. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. ampirizm * Deneycilik. ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. nı amudî * Dikey. mölçer. iş *İ çinde. gözleme dayanan. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi.

* Velinimet. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. lâhza. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş . l. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. küfretmek.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. lan. amyant an an an * Zihin. -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . bir tür ak asbest. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. * Yavrusu olan dişhayvan. * Alacağ veya borcun. * Sınt ıkalabalı telâş. ana bir. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). kı lı k. o çizginin. * Fiilden sı türeten ek. . n i ana baba günü * Çok kalabalı k. ayrı ler). yer veya durum. dik durumda. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. ı n ş ı * Temel. * İ tarla arası ki ndaki sır. u n. asıesas. faizin dında olan bölümü. i. nı * Çocuğ olan kadı anne. amut * Dikme. z-an. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. ana arı * Arı beyi. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. tehlikeli zaman.

büyük defter. . baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ana duvar * Bir yapın. ana kapı * Bir yapın süslü. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. mutlu olamaz. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. metropol. büyük ön kapı. kı ndan ta. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. büyük ş landı ı ehir. un. ana gibi yâr olmaz. metropol. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. büyük ş ehir. ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti. ekleme direklerde dipteki temel parça. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. i * Gemilerde. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. defterikebir. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . ana kına taht kurar. iyi n. okyanus. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. umman. aç. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir.

lere ş mamı nazlı ş . n * Arı beyi. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. ana saat saat. ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı . laytmotif. * Bir gözlem evi veya kurumda. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. ana mektebi * Bkz.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. ana ş ehir * Ana kent. * Sınt ı güç iş alı kı ya. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. holding. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. büyütülmüş çocuk veya genç. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. anaokulu. ğ ı altan .

ana vatan. deneyli. * doğ tan olan. bilgili. . lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. anabolizma * Özümleme. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. mı ana yarı sı * Teyze. tasası sağklı duruma gelmek. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i. eyin tigi. * İ kart. ri. n ldı ı * Cadde. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. doğ ve batı u yönlerinden her biri. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. * Sevimli. ü * geleneksel. güney. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. anaçlı k * Anaç olma durumu. ı na * Ana olarak. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. anaca anacı k * Küçük anne. * İ yurt edinilen yer. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. * Kuzey. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. * Kurnaz. önemli bölüm. z. ana sevecenliğ i.ana vatan * Ana yurt. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. baş buyruk. anacı l * Anası düş (çocuk). sempatik anne.

inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. eğ çevri. yetiş ebilen. anaerkil * Anaerki temeline dayanan. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . u rim. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. e mın lamak için kullanı düzen. açar. maderş matriarkal. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). . ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. burgaç. yaba. sinirli. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. anafora kaptı rmak * emeksiz. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. güç durum. . araç. anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. kurgu. alan ana na maderş ahîlik. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. anaforlama * Anaforlamak iş i. girdap. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. * Karmakarık. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. * Akı lı ntı cereyanlı . uzun saplı dirgen.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. ahî. lan komütatör. açkı p lan .

-anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. analı . deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. araç. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. delikli metal ve plâstik gereç. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. . anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. nı ı nı * Vesile. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. eskimiş ı . satan veya onaran kimse. ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri. * Kapı . ı . açacak. kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). analı * Anası olan. * Çağ uymama. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . a . anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. vası ta.

anam! * Kadıerkek. me. * Anaca davranı ş . * Analiz yapan cihaz. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. tahlil. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. su. beğ aş enme. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. ağkesen. tahlil etmek. analiz etmek * Çözümlemek. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. anam babam * teklifsiz bir seslenme. çözümleyici. * Andışandış rı . raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im. kapital. rı ma. * Üvey ana. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Bkz. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. * Çözümleme. k nlı analızlı kı * Salça. * Ağyı rı dindirme. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. n * Ana duygusu. analojik * Analoji ile ilgili.analı kuzu. analist * Tahlil. aygı t veya organ. * Örnekseme. analitik analiz * Çözümlemeli. analiz yapan kimse. acı . üzüntü gibi duygular anlatı r. analı k * Ana olanı durumu. acı yitimi. anamal . * Sermaye. acı duyumunu yok etme. benzeş meye dayanan. tuz.

* Kargaş baş luk. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. * Geleneğ dayanan. * Ananeye bağ olan. anan yahş baban yahş i.sermaye. inde anarş ik . başzlı sı k. ananasgiller * Bir çeneklilerden. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. a. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. gelenekçi. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. puluçluk. an'ane an'aneci * Gelenek. n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. kokusu çok beğ enilen meyvesi. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. kapitalist. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. cak en aç * Bu ağ n tadı acı . kapitalizm. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. i * birini. ananas * Ananasgillerden. * Bir ticaret iş kurulması inin . geleneksel. ı boş * Anarş i niteliğ olan. anamal sahibi. lı an'anecilik * Gelenekçilik. bu da sana öyle helâl olsun. sermayedar. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r.

anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. mı na anası (veya sarı turp msak). bakı ndan anası benzeyen. anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar. * canı bezmiş ndan . anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. ü . üş engeç. anası l * Kökten. bütün aile. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. ş . bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. anartri * Dil tutukluğ u. çok sıntı kı çektirmek. eziyet çekmek. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. i ile * Anarş yanlıolan kimse. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak.anarş ist * Anarş ilgili olan. bezdirmek. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. anarş istlik * Anarş olma durumu. kını kenarı bak. anası bak. ası l olarak. çok üzmek. bitkin duruma gelmek. iş ist i. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. anası danası * soyu sopu. bezini al na zı al. . esaslı biçimde.

rma. aldı umursama. teş esasiye kanunu. ögeler. katavaş ya. anatomici * Anatomi uzmanı . kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse). sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. bunun için gam yeme (yemem)!. teş sı ve nı rih. yasama. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. hinoğ k luhin. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. yapı bitki (Pimpinella anisum). raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. * Beden yapı. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. anayasa okutan (kimse). * Anasıolma durumu. gövde yapı. hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. * Anası olmayan. * Anayasa konusunda yetkili olan. anasın gözü nı * çok kurnaz. kanunuesasî. lan anatomi *İ nsan. çok açıgöz. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. anayasal . anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme. nsan * Unsurlar. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. anayasadan yana olan. r.anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. anatomik * Anatomi ile ilgili. dalavereci. yürütme.

"daha çok". birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. yadigâr. nı r. * Anı . rı mak i. kları lan lı * Ajanda. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. * Genellikle hamsi. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. "güçlükle" gibi. andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. * "Olsa olsa". "ama". ilerisinin olmadını ğ gösterir. her an. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. rat. . k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. * Belli bir bölgede sısıgörülen. zlı andaval * Ahmak. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . anca beraber. ı * "Lâkin". analoji. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . * En erken. saş n. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. andı rma * Andı rmak iş i. o iş te kötü de gitse. benzerlik durumu. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. gittikçe. bön. *İ ltibas. daha hı . beceriksiz. temsil. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. anbean * Dakikadan dakikaya.* Anayasa ile ilgili. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. aptal. . andış rı ma * Andış iş analoji. beceriksiz (kimse). anca * Ancak. bazen de çaça. "en çok". bir ş daha çoğ eyin unun.

çağşrmak.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. andoskopi * Bkz. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. en andıotu z * Birleş ikgillerden. anemometre * Yelölçer. anestezist * Anestezi uzmanı . andoskop * Bkz. acı kokulu bir ot (İ ve nula). * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre. angaje olmak . acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. zlı * Kansı z. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. endoskop. lan * Kansı k. taahhüt etmek. nemli yerlerde yetiş sarı en. * Benzer yanları bulunmak. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. çiçekli. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n . angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. duyum yitimi. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. fı sa mı kra. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. endoskopi. * Servi ağ .

anı şmeş lmı . ve VI. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). u . * Ördekgillerden. bağ . ücret vermeden yaptılan iş a rı . taahhüt. taahhüdü olan. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). taahhüdü olmayan. ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. angarya çekmek * bir işisteksizce. angajmansı z * Bağ sı lantı. üstlenme. angudî angut * Angut kuş unun renginde. * Usandıcı ktıcı rı. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. *İ ngilizlere has olan. tüyleri kiremit renginde. hatıiçin yapmaya mecbur olmak. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. angajman * Yüklenme.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. sı Anglosakson * V. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. zorla yapı iş lan . Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . bı rı. angı ç angı n * Ünlü. Kı it ş ı nı saltması A. hur.

* Ahmak. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. * Anmak iş konu olmak. anha minha * Aş ı ağyukarı . * Anı klamak iş i. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı msamak * Hatı rlamak. rlı anı msama * Hatı rlama. durumuna girme. * Hazık. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. kaba saba. taş yla al. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. . * Hatı ra. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. * Hazı r. anı msatma * Hatı rlatma. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anı mak klaş * Hazıolma durumu. anı msanmak * Hatı rlanmak. hatı ine rlamak. hatı ra. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. anı msatmak * Hatı rlatmak. anı msanma * Hatı rlanma.

çarpacak büyüklükte. abide. ü iyle anı tsı * Anı benzer. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . eri anımezar t * Görkemli. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. anı benzeyen. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş ve lı r mek. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. abidevî. bir rı tı . t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. * (eş Bağ ek) ı rmak. sembol niteliğ yapı inde . tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . ta anı z . anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. ima etmek ihsas etmek. anı mezar. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. görkemli. ü. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. abideleş t tirmek. anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. * Önemi ve değ çok olan eser. telmih. dolaylı anlatmak. anı tsal * Anıniteliğ olan. * Eş in anırken çı ğses. anı eri kazanmak.

birdenbire. * Bir anda oluveren.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . kaba. bir anda. fotoğ lı bası iş rafçı kta. * Hemencecik. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. * Boğ mukozasın şmesi. zı * Sert. anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. farenjit. anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. . birdenbire. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. hunnak. animasyon * Canlandı rma. anîden anif anilin * Ansın. * Ansın. birden. * Benzenden türeyen bir amin. * Canlılı cı k. . * Bir andaki hı z. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. m lerinde. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. apansı z.

. * Bir önermenin. semantik. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. lan n rlattı ı ünce mana. bir sözden. Ankara keçisi * Uzun. anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. fehva. anket * Soruş turma. anketçilik * Soruş turmacı lı k. araşrma yapmak. semantik. anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. . anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . * Zeki. * Zekâ. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . tı anketçi * Soruş turmacı . en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. sormaca. bir tasarın. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. eklem kaynaş . * Anket yapan uzman. tiftik keçisi. ş ı ey. sözlerin bir araya gelmesi. anket yapmak * bir konuda soruş turma. tirilmiş (tesisat). anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi.

inde ka * Sorup öğ renmek. yilik * Sahip olmayı istemek. * Bkz. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . geniş lemesi. müteradif. anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . bir söze. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . * Doğ ve yerinde bulmak. eyi ğ ı ş . anlam vermek * kendince bir yargı varmak. ya anlama * Anlamak iş vukuf. isteklerini.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. na ş anlamdaş * Eş anlamlı . genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. kayması bayağ ması veya ı laş . dileğ yerine getirilmesini istemek. ru * Birinin duyguları. eyi ş . sinonim. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. ilgilenmemek. anlamlandı rma . aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. düş nı üncelerini sezebilmek. yararlanmak. isimden türeme fiil. anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. inin anlamamak * hoş lanmamak. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme. yorumlamak. i. müradif. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş .

bir anlam verilemeyen. düş ey ündürücü. manalı .* Anlamlandı iş rmak i. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. gerçeğöğ in i renildi. karık. anlamlı * Anlamı olan. mak i. manidar. belli olmak. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. kimselerden biri. anlamsal * Anlamla ilgili. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. bir ş demek isteyen. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. galiba. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlam vermek. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. önemli bir ş anlatmayan. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. semantik. ma. muğ güç ş ı lâk. manası ey z. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. anlam kazandı rmak. ortaya çı ine kmak. . ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. manası k. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. anlamsı z * Anlamı olmayan.

ine anlatı m * Anlatmak iş i.* Devletler arası siyasî. amaç bakı ndan birleş mı mek. stilistik. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. ma anlaş mak * Düş ünce. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. ünce bir . anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. ekspresyonizm. ki n ı laş ünce arası lı k. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. ihtilâf. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. anlatı * Hikâye etme. antant. uzlaş . bir konuyu söz veya yazı bildirme. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. anlaşrmak tı * Anlaş . tahkiye. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. ma. duygu. inceleme. tahkiyeye ağ k veren (yazar). övmek. kültürel vb. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. * Anlatı iş lmak i. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. * Bir duyguyu. uyuş itilâf. ifade. bir düş ünceyi. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. ekonomik. uyuş mayı mayı mayı lamak.

zeki. anlayana sivri sinek saz. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. zekâ. yargı müdrike. ferasetli. kalı kafalı ş t ı z. gabavet. entelektüalizm. * Hoş görme. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. *İ nandı rmak. zlı * Hoş görüsüzlük. anlayı ş lı * Anlayı olan. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. lama. kafası kavrayı z. li. zihniye. ihtifal. gösteriş ünlü. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak. zihniyet. ı zlı n lı k. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. * Anlatmak iş i. usa vurma.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. ş tlı. gabi. vurdumduymaz. bir an içinde olan. takrir. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. * Söylemek. belirtmek. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. ş sı n . ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. anlama gücü. izanlı ş ı . i. i * Anlama yeteneğ feraset. telâkki. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. bir hatı lan . izansı ferasetsiz. bilgi vermek. * Hoş görülü. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. nakletmek. z. açı klama yaptı rmak. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. izan. anlı k entelekt. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. zihniyet. * Hoş görüsüz. k. anlıanlı ş * Güzel. izah etmek. hâlden anlama. * Kı süren.

anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. . lı . anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. n) anneanne * Annenin annesi. anonim ş irket.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. bir haberi halka bildirmek. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. ra. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. anons * Duyuru. lmak ey. k. e. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. gayritabiî. rı k. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. düzgün olmayan. anla * Adlandı rmak. zikretmek. su anorganik *İ norganik. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. bergüzar. hatı rlamak. ş ş ı a rı * Bkz. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). zı * Bir armağ gönlünü almak. duyurma. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). * Bir sözü ağ na almak. sunucu. anonim * Adı bilinmeyen.

anormallik * Anormal olma durumu. bilgilik. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. anı msamak. anîden.* Dengesi bozuk. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. ğ ı * Bkz. yemin. anormalleş me * Anormalleş iş mek i. habersiz. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. anı msama. * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. . eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. ş sı lsı * Birdenbire. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. ansiklopedi * Bütün bilim. yemin etmek. ra rada. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. artı mın landı ı i uç. akı z. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. kan kardeş i. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. deli. * Bkz. özel adları içine alan sözlük türü. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. anî olarak. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. 'yı iyi. eyi ant kardeş i * Bkz. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek.

antant * Anlaş uyuş mutabakat. ma. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. lması sağ * Duyarga. antet . ince ve sert kabuklu. itilâf. rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. iskeleti kemikleş . "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. stı ı aç * Bu ağ n. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. cı nda n ini antenli * Anteni olan. antant kalmak * anlaş mak. uzlaş mak. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan.ant vermek * "Allah aşna. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. güney kutup yakında olan. ma. yağ yemiş acı lı i. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. antarktik * Güney kutupla ilgili.

e rı * Mendil. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. kalevî. başk. * Bu çağ özgü olan. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. virüs. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . streptomisin gibi maddelerin ortak adı . parazit gibi protein yapında madde. panzehir. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. acayip. sı diş ajur. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan.* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. * Genele. * Antik. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . tuhaf. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. antetsiz * Başksı lı z. antiasit * Alkalik. örtü. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. antibiyotik * Bitkilerde. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. penisilin. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. larak lan diş çan i. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. rı antidot * Bkz. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. antikacı . yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. ana. olağ geleneğ aykı. davranıveya öğ ı ş reti. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan.

haddede veya çekiç altı iş 51. antikomünist * Komünizme karş ı . Kı m ı mı lan. zlı an. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. soğ ukluk.* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. uk. ş kı * Sevimsizlik. antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. lk . sı ülkelerde yaş cak ayan. kanı kaynamamak. * Tuhaflı k. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. ı antisemit . ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . soğ ran. antikatot yaprak. antipropaganda * Karşpropaganda.76 olan. * Karş duygu. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. rak saltması Sb. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. antikalı k * Antika olma durumu. ı ı rlı nda lenemeyen. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antikite * Tarihte İ Çağantik devir. antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. 6300 C de eriyen. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. ı t * Antipati uyandı sevimsiz. ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. antinomi antipati * Çatı .

* Yahudilik aleyhtarlı. * Bir yapı girip geçilen yer. nmıseçme parçalardan oluş kitap. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . an antrakt antrasit antre * Ara. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). antlaş mak * Antlaş yapmak. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. . pakt. ı antitoksik * Antitoksin. karmadan. da * Baş ç yemeğ langı i. muahede. * Güçlükle tutuş koku. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . antitez * Karşsav. alı rma yapmak. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . antlı antoloji *Ş airlerin. idmansı z. methal. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. güldeste. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. seçki. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. ta belgede belirtilen durum. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. duman çı an. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. ahitleş ma mek. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . idman. egzersiz.

insansı lar. imli antropoit * Bkz. ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . antropozoik devir * Antropozoik. derisi dikenlilerden. insan nsanı bilimi. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. antropoitler * Bkz. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. u antrepocu * Antrepo iş kimse. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. evrimini. ayak direyici. nda iten. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. anut * İ . natçı .antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. reti. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. leten * Antrepoya bakan kimse. antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. insansı . tiren ş tı i. ş cı tı k. yanı u. ardiye. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . rası ken. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. insan bilimsel. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. antropoloji * İ n kökenini. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. nda. biyolojik özelliklerini.

anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. rada. * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . açıbir biçimde görünmesi. * Çok açı çok belirgin. gürbüz. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. kuya rakmaksın aydı k. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. . apar topar * Telâş acele ile. acı lan * Rakı . makat. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). iri. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. zı nlı k apak * Çok ak. yaka paça. çok anî olarak. cihaz. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. ş rsak kıdeliğ erç. eksin. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk. k. * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. zı * Abla.

* Avuç. * Bacakları aça yürüme. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. al apaz apazlama apık ş ı . apaş apatit apaydı n * Çok aydı k.aparmak * Almak. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. ada. * Külhan beyi. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. kabadayı . * Yelken rüzgârla dolup şmek. * Çok az. çalmak. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. hayta. alıkaçmak. * Apazlamak iş i. apazlamak * Avuçlamak. bambaş ka. ş kı aş n. * Doğ kemik dokusunda bulunan. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. alıgötürmek. güçsüz. ayrıbacaklı nı k . n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . aça * Yorgun. iki . iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n . * Bir avuç dolusu. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). açar. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. p * Gizlice almak.

bacakları rarak çömelmek. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. süslü. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. * Apı ş iş mak i. telden yapı torbaya benzer. omuzluk. n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). apiko * Geminin. apotr . kapalı . apokaliptik * Anlaş ı lmaz. * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. ş ı k. * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. karanlı(söz veya yazı k ). * Hazı tetik.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan). aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. nı rarak * Oturmak. ş ı ı nı aş rmak. * Duvar ş amdanı . * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. * Derli toplu. unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . ayı * Ne yapacağ kestirememek. . sonsal. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . r. duvar lâmbası . aplik aplikasyon * Uygulama. * Apı rmak iş ş tı i. büyük gözlü ağ lma. kan apoş i * Çember biçiminde.

lı kta. * Nisan ayı . k. ş ş . rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. koordinat. çı rin ban. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . . alı ahmak. perdahlamak. * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş . aval aval. azarlama. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. aptal aptal aptal * Aptal gibi. * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apraksi apre * Bkz. * Zekâsı geliş pek memiş . abril. langı na ğ n ı eri. aptal olmak * aptal durumda bulunmak. yla apse * İ birikimi. apseleş me * Apseleş durumu. iş yitimi. zekâ yoksunu. havari. * Aprelemek iş i. aptalca. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. perdahlanması . apse yapmak. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. önsel. koruyucu.* Yardı . * Küçümseme belirten seslenme. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. lı kta lan * Apre yapan kimse. apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. * Apresi olan. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n .

* Bkz.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. aptal gibi. aptesli * Bkz. aptesbozan * Bkz. alı mak. abdesthane. abdestbozan otu. . aptalca * Biraz aptal. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. ahmakça. abdestsiz. * Bkz. ahmaklaşrmak. aptal gibi. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. bilmez sanmak (sanı lmak). ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. abdestbozan. abdestlik. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. apteshane * Bkz. ahmaklaş klaş mak. anlamaz gibi görünmek. abdestli. abdest. * Et kesimi yortusu. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. apteriks aptes * Bkz. kivi. Ar * Bkz. aptesbozan otu * Bkz. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. aptal duruma getirmek.

bir filmde dinlenme süresi. bat-ar. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi. ar yıdeğ kâr yı lı il. ölç-er vb. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. -ar. biç-er. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. aralı boş mesafe. anlaş u mazlı yol açmak. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. suv-ar-mak vb. utanç duyma. * Bir oyunda. fası ran la. * İ olguyu./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. utanmaz. ar namus tertemiz * utanması olmayan. -ar. açar "anahtar". klı k. r: kar -ar. luk. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. siz -ar. yüzsüzlük etmek. kı ar etmek * utanmak. mola. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . antrakt. an ş ı ara bozucu . yapı ş lmıisimler de vardıkeser. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. Bu ekle k-ar. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. ara açmak * dostluğ bozmak. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. haftayı m./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. çı yat-ar. ki eyi ran k. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. ar * Utanma./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. na kları * Aralı k. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar.* Argon'un kı saltması . kalk-ar. gid-er-mek vb. utanç duymamak. ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. geç-er. çı "menfaat" vb.

ı na. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. fitçi. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. türkü. münafı k. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. fesatçı . köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. fitçilik. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. yüzeylerin. n na deniz. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. ara nağ me * Ş . tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. ara kesit * Çizgilerin. arkı tası na. uzlaşrı. münafı müfsit. k k lan ara nağ mesi * Bkz. ara bulucu * Uzlaşran kimse. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. ara nağ me. arada önlem niteliğ verilen karar. lan . uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav.* Ara bozan (kimse). nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. k. me rası ndı ı lardan her biri. . tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. sözsüz çalı parça. fesat.

garaj. arabalı * Arabası olan. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. nda. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. durmak. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. * Araba yapan veya satan kimse. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. arabacı lı k * Araba sürme iş i. araba vapuru. bir işbir süre bı i rakmak. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. * Araba vapuru. ara cümle. ruya ulan lan söz. zaman zaman. araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. birçok arabalarla. * Araba yapma veya satma iş i.ara sı ra * Seyrek olarak. ara vermek * yeniden baş lamak için. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. . nda araba * Tekerlekli. aç araba kullanmak * araba sürmek. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. araba araba * Arabalar dolusu. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. arabacı * Arabayı süren kimse. * arası arada. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. ara tümce * Bkz. vapur. * Araba dolduracak miktar. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş .

aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . mutavassı t. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. münafı müzevir. i Arabî * Araplarla ilgili. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k. i. müzevirlik. . * Giriş bezeme. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. klı aracı * Uzlaşran. arabizasyon * Araplaşrma. hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. aracı koymak * bir kimseyi. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). büyüklerin yaş ş uyarlar.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. Araplara özgü olan. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. anlaş sağ tı ma layan kimse. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. fesatçı u . k. * Arapça.

vası yla. bilvası lan talı ta. ları nı kları . in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. gücünden yararlanı nesne. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. ta. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. vası z. unu ü. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. z arada bir * seyrek olarak. vası . bağ kurarak. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. tavassut etmek. doğ rudan doğ yapı veya olan. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. ta. araçlı jimnastik * Bkz. aletli jimnastik. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. nda * Mekke'nin doğ usunda. araçlı * Araçla yapı veya olan. eyi lan ey. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. hacı n. arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. vası nı ü .aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. bilâvası ruya lan tası ta. araçsı z * Araç kullanı lmadan. yoluyla. * Taş ı t.

kiyi . aralama aralamak * Aralamak iş i. araklamak * Çalmak. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. * Beyaz. araları iyi * dostlukları düzenli. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. n. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak. tiftikten yapı ş külâh. ri * Araklayan. aş ı rmak. aş i. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. uzaklaş yanı ayrı mak.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. * Aralı duruma getirmek. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. u. ı rma. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . * Aralanmak iş i. il. çaresiz kalmak. seyrekleş nı tirmek. seyrekleş klı tirmek. k * Gitmek. * Seyrelmek. ndan lmak. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. çalan. rsı * Hı zlı rsı k. * İ taneli bezelye. hı z. eyini rı plak aragonit arak * Ter. aralıolmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. benzer nitelikler çok az olmak. araklama * Araklamak işçalma. yarı açmak.

arama * Aramak iştaharri. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. fı li rsat. * Yarı k.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. aralıvermeden. barı rmak. * Kesik kesik. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. espas. ik nda klı * Sürekli. ra. tam kapanmamı açı ş . koridor. espaslı rlar nda klı ı . arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. eyler . * Birbirine bitiş olan. * Bir sesi bir baş sesten. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. elverişdurum. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. m m i aralıetmek k * aralamak. araları açı k bulunmayan. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro. harfler veya satı arası açı ğolan. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. biraz açtı k rmak. aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. * Uygun. lı n . geçenek. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. i. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. iş gibi yerlerde. aralı z ksı . mesafe. bale. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. ilk * Ayakyolu. yarı açmak. araları açı k bulunan. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. ik nda klı * Dizgide kelimeler. klı * Sı vakit.

aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. * Aranı çözüm. erli. * Ş koş art ulmak. * Düzenleme. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. ine *İ steklisi bulunmak. mak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. * Koyu esmer veya kara. çok aramak. fellâh. ine * Söz konusu olmak. yoklamak. aranmak * Aramak iş konu olmak. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. * Araşrmak. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. eyin unu * Önem verip istemek.* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. * (küçük a ile) Zenci. aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. özlemek. tı * Ziyarete. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. kta eyler * Ş koş art ulmak. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. hatısormaya gitmek. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. * Olumsuz. * Düzenleyici. * Bkz. arantı Arap . * Eksikliğduyulmak. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). Aramîce.

Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Araplı k * Arap olma durumu. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. Araplaş ma * Araplaş durumu. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus). Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. arap saçı gibi * karmakarık. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. lan * Bu dile özgü olan. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. k il olan kça ağdoğ . lan. kararmak. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. mak Araplaş mak * Arap olmak. ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. zamkı arabî. ş ı Arapsaçı * Küçük.arap * Negatif fotoğ raf. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. ak. Araplı benimsemek.

arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak. Arasat * Müslüman inanına göre. vira. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. * Meraklı . araları gerginlik. araşrmacı tı tı tı (kimse). ara vermeden. inceleyen. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma.ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ . arkası kesilmeden. arası geçmeden * vakit geçmeden. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. sı ı cağ cağsı ı na. geçimsizlik olmak. nda arası olmamak * geçinememek. tı i. mütecessis. gözden. ararot kamı ş ı * Maranta. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. müstemirren. tı * Sürekli olarak. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. ı araşrı tı * Araşrma. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. araşrman. arkadaşk bağ kopmak. iş n u araşrı tıcı * Araşran. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. lması araşrma görevlisi tı . geçirilmek.

eyi iş . * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. aratmamak * yenisi. araya gitmek * harcanmak. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. araşrman tı * Araşrı. * Aratmak iş i. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. eski yakı k. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak. * Arzu ettirmek. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. asistan. araşrman.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. eskisinin yerini doldurabilmek. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. dostluk kalmamak. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. soruş turmak. istetmek. karıklı kurban olmak. sormak. kaybolmak. yokluğ duyurmamak. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. * iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak.

k ma li araziye uymak * ortama. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. yerey. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. * Kundaklı . nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. toprak. * Türk müziğ bir birleş makam. arazi açma * fundalı koruluk. rtı arbitraj * Hisse senedi. * Hastalıbelirtileri. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. * İ çürümeye yüz tutmuş aç. k *İ linek. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. semptom. tahvil. arbalet arbede * Gürültülü kavga. ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. k. tetikli yay. * Belirtiler. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. lan * Ardı l. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. patı . i. görünmemeye çalı ş mak. yer. . inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. çevreye uymak.

karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. i la . ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. ardı ra. ardıardı n n * Geri geri. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. tükenmek. ara vermeden. takı lmak. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan. * Sataş mak. öncel karş . u türü (Turdus pilaris). pencere için) sonuna kadar açı k. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. ardı ra. arkası ndan. * Servigillerden. * Birisinin sı na ası rtı lmak. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ardıra sı ardı ç * Peş inden. hemen ardı ndan. ardı kadar açı na k * (kapı . ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. peş bı ndan ini rakmamak. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ası lmak. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. halef. çatmak. aralı z. arkası ra. ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt. ç acın ardırakı ç sı * Cin. * Musallat olmak. sı kahverengi.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. ardı nca * Hemen arkası ndan.

ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. mütevali. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). an . peş bı ini rakmamak. tamamlamak. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. durdurmak. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. antrepo. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. ş . argaçlama * Argaçlamak iş i. olan . lan ya * Ardiye iş leten kimse. ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. argali * Boynuzlugillerden. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. son vermek. * Bkz. ardı bı nı rakmamak * Bkz. atkı nda lan . arefe günü * Bkz. önlemek. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. iki. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. depo. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. * Ardiyeye bakan kimse. n nda. a i. arife günü. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. arife. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. * Kayağ taşkayrak.

argı n * Yorgun. n * Geçit. ı * Serserilerin. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. zayıbitkin. derbent. f. bal ve bal mumu yapan. arı gibi * çok çalı ş kan. halis. boğ dağ azı az. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. iş * Temiz. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. saf. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). ı ı rlı nda olmayan bir element. rengi. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. * Zar kanatlı lardan. argon * Atom numarası atom ağ ğ39. ş nmı katıksı . ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . argonot * Kafadan bacaklı lardan. kokusu ve tadı 18. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. boğ . * Yabancıeylerden arı ş ş z. havada %1 oranı bulunan. acı söylemek. ı * Günahsı z.9 olan. z. * Söz argo durumuna gelmek. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. arı biti * Kör. * Beceriksiz. söz arı kil . * Argıolma durumu. n na lanan ağ parça. arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. arı sokmak gibi * iğ nelemek. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo). münezzeh. Kı saltması Ar. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i.

arı klatmak * Su yolu yapan kimse. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. cı kuru. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. . arıemek k * İçinin. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. * Fide veya fidan dikilen yer. bozulan arkları temizleyip açmak. açlı . * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. kaolin. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. ska. sı ı zayı lı z. arı k * Eti. sı sarı kuş rtı . arıçekmek k * tı kanan. k arı klatma * Arı klatmak durumu. karşğödenmeyen emek. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. arı mak klaş * Arı(II) olmak. lar nına arı sili * Tertemiz. Orta Asya'da az ağ klı il. yağerimiş f. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. Kuzey Afrika. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya.

özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . arı mak laş * Arı duruma gelmek. ı * Arı lanmak durumu. laş arı lanmak * Arı mak. sı k. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. * Katıksı k. saflaş mak. i * Temizlenme. k arı k klı * Zayık. arı ma. arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak.* Arı(II) duruma getirmek. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. vücutları . arı lı k * Temizlik. i. tirme. ş zlı ı * Günahsı k. özleş tirmek. arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. tenzih etmek. özleş me. arı dokunmak na * utanç duymak. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı lı k arı nmak . * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . kovanlı n u k. özleş mek. zlı * Kovanları konulduğ yer. arı ma laş * Arı mak durumu. arı laş duruma gelme. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek.

* Çözgü. arı zalanma * Arı zalanmak iş i. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. yağ için) Arı iş rafinaj. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. * Aksama. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. ı * Rahatlamak. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. * Katıksıduruma getirmek. za. mak.* Temizlenmek. k . arı ş arı ş arı ş * Araba oku. ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. petrol gibi maddelerin arı ğyer. tasfiyehane. duruma gelmek. arı yapmak za * Bozulmak. iş lemez duruma gelmek. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. vb. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. aksaklı k. tasfiye etmek. . * Bulaş ş mı musallat olmuş . arı za * Engebe. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . * (petrol. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. * Arı iş tma i. tma i * Deterjan. rafineri. tma i. * Katıksı arı ş z. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. * sonradan ortaya çı kmak.

için) Aksayan.arı zalı * Engebeli. en * Bu halkla ilgili. toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. nını u * Soylular sıfı nı. m ı lı r * Aristotelesçi. arife * Belirli bir günün. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). iş lemeyen. * Yarı yamalak. arı z zası arı zî * Sonradan olan. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. bu halka özgü. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. m * Engebesiz. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. hür. varı . arifane ile * ortaklaş a. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. Aristoculuk * Aristotelesçilik. mutlu. düz. aristokrat . * (Araç vb. rahat. ş tan * Geçici. * Aksamayan. bozulmadan iş leyen. olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . * Çı plak. aristokrasi * Ekonomik. * Özgür. idare edecek biçimde. biçimde. dı gelen. arya. eğ reti. ön gün. arifane * Arif olana yakı yolda. * Huzurlu. bozulmuş . *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse.

reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. her yönü ile. lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. * Ritimli olmayan.* Aristokrasi yanlı. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç. * Bu bilimle ilgili. aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı .3. ndan ark .9. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.. Arjantinli * Arjantin halkı olan. sı * Soylu. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. gezimcilik. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. ağalma. n lemler olan kolu. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu..7.5. lar. * Büyük bira bardağ ı . düzensiz. reti. ariyeten * Eğ olarak. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . aristokratik * Aristokratlı ilgili. ödünç olarak.

kayı bulmak. kayıcı rı. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. rüzgâr almayan kuytu yer. kayı na ı rmak. . rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. gibi arka arka * Geriye doğ ru. * Otururken sı n dayandı yer. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. arı hark. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. * Arkada olan. * Koruyucu.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. ş mak. arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. * Art. cetvel. arka bulmak * bir koruyucu. arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. sı nda n rı ğ ı . beden. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. piston. art arda. sı rmak nan arka olmak * maddî. yabancı davranmak. manevî yönden destek olmak. eyin rt * Geri kalan bölüm. arkada bulunan. iltimasçı . tmak ı lan k k. dayamak. eyin * Ağ ı l. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. * Geçmişgeride kalmızaman. kanal. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. arka plânda * Geride. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. peş . * Önemsiz. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. dayanı mek. n arka vermek * desteklemek.

yâren. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. lı a er ları kün arkadaş il. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. * Konuş ve yazı dilde. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. ileri gidememek. a ş ı ş . refik. eskimiş veya eser). lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. birlikte gitmek. gizlice. eş etmek. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. müzaheret etmek. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. ünsiyet. m. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. destek olmak. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. * Arkalamak işyardı müzaheret. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. el altı ndan. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. içtenlikle. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. hempa. geride kalmak. i. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. dedikodusunu yapmak. arkadaş na çok düş olan kimse. yüklenmek. korumak. dostça. refakat etmek. * bir süre beraber bulunmak. içten olmak. geride kalmak. arkadaş ça * Arkadaş olarak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . arkadaşyakır davranı omuzdaşk. m . belli etmeden.

yerinden düş ürülememek. semer. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. bir yerde durdurulmak. dayanağolan. sı dayayacak yeri olmayan. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. arkası ra sı * Ardı ndan. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. güçlü olmak. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. arkası nmak alı * sona erdirilmek. peş inden. bitirilmek. kalı bir tür kı hı nca sa rka. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n. sürekli olmak. son bulmak. koruyucusu.arkalanma * Arkalanmak iş i. * Sı dayamaya yarar yer. ı kullandı arka yastı. destek olunmak. * desteğ sağ ini lamak. sı dayayacak yeri olan. arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. arkası kesilmek * tükenmek. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. ndan . taş rtı ı mak. ı arkalı klı * Arkalı. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. arkası almak na * sı na yüklemek. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. * Koruyanı . lam eye arkası ra sı * arkası ndan. arkalı rken kları ğ ı k. arkası gelmek * devamlı olmak.

ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde. geriden gelmek. görüş fı aramak. i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. arkası sı nı vamak * okş amak. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası z * Arkalı olmayan. iltifat etmek. dayanağolmayan. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. övmek. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. koruyucusu. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . ertelemek. arkaya kalmak * geride kalmak. arkası almak nı * bir iştamamlamak. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. * İ ana madde. lk . yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. sonraya kalmak. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. arke arkebüz * XV.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. taş ı nabilir ateş silâh. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek.

bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. su nda. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. kı * Kuzey kutupla ilgili. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. halat ve yelken takı . mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. nda açı ilik * Kazı bilimci. arkeoloji uzmanı bilgini. seren. armada armador * Donanma. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. nı * Arlanmak iş i. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak.organı . ekil. veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. ş ta arma * Bir devletin. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. kı arlı * Namuslu. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. nda armağ an . arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. * Geminin direk. limanda kı ş lamak. sılmaz. seren. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. kum taştüründen bir tortul kayaç. harf veya ş ongun. ip. kazı mı bilimi. utangaç. sılgan. mı arma donatmak * armayı yerine koymak. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. kuzey kutup yakında olan. arlı ndan.

armatörlük * Armatör olma durumu. en. armut gibi . * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. çiçekleri beyaz. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). * Bağ. ı z sı zı * Akordeon. * Armut biçiminde olan. sulu. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). * Armonika. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. ak. . ihsan. mutlu etmek için verilen ş hediye. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . hediye etmek. an armonik * Armoni ile ilgili olan. armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. ey. n da) lar armut * Gülgillerden. mıka. letmeciliğ i. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum.* Birini sevindirmek. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. * Ödül. * Fazla bön. * Ticaret gemisi sahibi. * Gemi iş letme işgemi iş i. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş .

n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. Arnavut biberi * Acı rmı biber. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. aromatik * Öküz gözü. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. . Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. armut biçiminde top. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. Arnavut bacası * Çatı penceresi. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. mastı ğ ı çiçeğ i. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. n) * her ş kusur bulmak. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. bön. sır gözü. Arnavutlarıkullandı dil. nda ğ ı . armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . * Arnavut halkın bütünü.* çok anlayı z.

ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). . arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. yurdumuzda mı lan. harp (II). arpa * Buğ daygillerden. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. k eyler * Baş k. arp * Bkz. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Arpa konulan yer. arpa ektim. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan. altma düzeni olan. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. arpa tarlası . araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. i. aromalı . ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. * Yabanî arpa. * Tüfek. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. yiyecek gibi ş veya para. sulamaya yarar araç. llara arpa suyu * Bira.* Hoş kokulu. * Arpa biçiminde ş ehriye. * Bu bitkinin taneleri. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. arozöz * Kamyon. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek.

sı otu. ş klı * Arp çalan kimse. * Kolayca üreyebilen (bitki). zı k. sılması lık. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek.91. sılmadan. arslanlı .7 olan. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. ş * Aç gözlü davranan (kimse). arsı k etmek zlı * utanmadan. yıarak. Kı en. acak ş lıklı rnaş . kudurmak. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. arsı z * Utanması kı olmayan. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. mak. . sı arak. metal görünümünde basit element. n çan rnı saltması As.arpalıetmek k * arpalıyapmak. arsı zlanmak * Arsı k etmek. arsı ulusal * Uluslar arası . yıı yüzsüz (kimse). ı ı rlı unluğ 5. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. yüzsüzce davranmak. atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. yoğ 33. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. kı arslan * Aslan. sı ı k. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. aç gözlü davranmak. arsı yakı biçimde. arpası gelmek çok * coş azmak.

sı zı * Avusturya hanedanı prenses. nda * Belgelik.* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. adı mak. * Tren. geri. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. * Bir ş öbür yüzü. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. * Keman yayı . troleybüs. ivde art * Arka. * Arş idükün karıveya kı. arş kadar. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. lk * Dokuzuncu kat gök. arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. arş saklamak. arş ı nlamak * Arş ölçmek. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . * Belgelik görevlisi veya uzmanı . ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i. art avurt . ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z.

* Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. bereketli. ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. hinterland. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. an. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. . fazla bulunmak. p. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı . ta. g. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. artakalmak * Artmak. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. geriye kalmak. artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. bereket. ğ u . alan. yında art damak * Damağ arka bölümü. nı * Art düş ünce. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. artçı lı k * Artçın görevi. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. iş sı nı i. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. hareket).* Avurdun arka bölümü. diyakronik. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker. art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce.

ldı * Kalan veya artan bölüm. artağ ş an. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. karşğödenmeyen emek.arter * Atardamar. artı çoğ ş alma. pozitif sayı . * Bundan böyle. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. sonra. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. * Sırdan büyük. * Katyon. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. * Artılmak iş rı i. metal uçlardan artı yüklü olanı . ey ktan * Daha çok. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. pozitif. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. * Trafiğyoğ olan ana yol. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. daha fazla. fı iş ). önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. sırdan büyük sayı areti fı . gün. . ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. yeter. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan. zait. anot. artıdeğ k er * İçinin. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . * Artı klamak iş i. artıemek k * İçinin. daha. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. . dört yı bir gelen 29. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. i un * Atardamar bozukluğ u. artı m * Artma. lda l. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. *İ çildikten. iş ş gücünün karşğolarak.

* Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. tezyit edilmek. sanatçı . en ğ ı * Arttı rmak iş i. iltihapsı süreğ eklem hastalı.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. çoğ lmak. artı rma * Artı rmak iş i. ş ta * Artmak iş i veya biçimi. * Eskisinden daha çok çoğ almak. fazlalaş eri mak. mlı * Artiste benzer biçimde. * boylu poslu. tasarruf etmek. * Müzayedede artı rma. artist gibi. artı çoğ ş m. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. n müzayede. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. çoğ altmak. * Eklem romatizması . baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . * Genellikle ş bozucu. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. artma. güzel ve alı (kimse). eyi rma i. artma * Artmak iş i. sanatlı n i e . * Yükseltmek. * Artı rmak işyapı i lmak. ekil z. sanatkâr. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak. * Artist olma durumu. * Artistin görevi. * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. alı . artmak artmak * Büyük heybe. ince ktan * Değ yükselmek.

bildirme. * Heves. * En. stek. arz * Sunma. enlem dairesi. jeoloji. arz etmek * sunmak. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * (büyük bir makama) Anlatma.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. ü Aryanizm * IV. arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. n. yeryüzü. geniş lik. arz derecesi * Bkz. sunu ve istem. tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arzanî arziyat arzu * İ dilek. arzuhâl * Dilekçe. * Yer bilimi. * Yer. istida. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. unu . enlem. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. liğ i. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. * Enine olan. arz dairesi * Bkz. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. * saygı bildirmek.

ü it * Ara yön.arzuhâlci * Para ile dilekçe. arzulamak * İ duymak. * Sinirle ilgili. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. arzulama * Arzulamak iş i. sinirlenmek. arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. *İ skambil kâğ nda birli. sinirlilik belirtileri göstermek. allerin. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. istemek. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. özlemek. stek arzulu *İ stekli. * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. asas kat as yön asabiyeci . n kları asabî * Sinirli. din adamların güç sembolü olarak. sinirsel. yazan kimse. asa * Bazı ülkelerde. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. i As * Arsenik'in kı saltması . kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). as as * Kakı m. * Ast sı nıkı lmı. öfkelenmek. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. mektup vb. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. hevesli. asabîleş mek * Kı zmak. hükümdarları mareş n. hevesini alamamak.

neon. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. lar. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. ı tı * Kendi adı hareket ederek. o görevin sahibi olan kimse. asalak parazit. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. temel niteliğ olan. asillik. * Bir görevi yüklenmiş olan. mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). * Yapı eserler. ş ması sağ asap asar * Sinirler. vekillik karş . kripton. ksenon). * Bir görevde temelli olarak. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. asabî yapıolma. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. esasî. ası l olarak. . asamble asansör araç. tufeyli. yaş ş . n * Soyluluk. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. ekti. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse. lı * Başca. soy gazlar. vekâleten karş . parazitoloji. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu.asabiyet asal * Sinirlilik. argon. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse.

* Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. acın çizilerek elde edilen bir reçine. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. lan r. taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. n nda lan ş ı . * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . asbaş kan *İ kinci baş kan. u. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. ases * Gece bekçisi. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. eş lama baş zaman karş . * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r. yadıkurun. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. senkron. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. güvenlik. lar. sarı kokulu. i aç * Eş zamanlı olmayan. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. * Sirkeyle ilgili. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). ı tı n * İ kullanmadan. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. ortanı n çorbacı ına verilen ad. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. düzenlilik. saydam.

Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. * Gerçeklik. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. * Ası lı . asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. * Soy. kopya karş . lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. lan ulan asgarî * En az. hakikat. en düş . ulaş ve kültür gibi da.* Asfaltlanmı ş . sağk. eyin ı tı * Kök. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek. asfaltla kaplanmak. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. uyuş konu. ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. nda * Asmak iş i. nı ğ ı ası lar l sayı . sahabeler. ortak payda. baş gelen. en aş ı azı ağ en ndan. * Minimum. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. örnek. ana. * Bir ş temelini oluş eyin turan. * Gerçek. esas. asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. nesep. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. gerçek olarak. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. köken. ı lü ası l * Bir ş kendisi. * Hz. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. lan ş * (a'sıBaşca. kaynak. e rakı ş ası k * Somurtkan. ashap * Sahipler. ük. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm.

ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. temelsiz. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. * Ası ş lmıolan. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. süspansiyon. sı mak. kökenli. ı etmek. ı * Asma iş i. tehir. ru z. * Ası iş lmak i. dayanaksı köksüz (haber). * Sı an. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. tavik. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. . ası olmak ntı * tebelleş olmak. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. süspansiyon. * Israrla üzerine gitmek. ası lanma * Ası lanmak işintifa. idam edilmek. ası ş lmı adam * Salepgillerden. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. sonuna kadar mücadele etmek. tebelleş rnaş olan kimse. * Tutup çekmek. ey ı sı srar * Hı eline almak. baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. i. * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . intifa etmek. ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan.

dik baş. asalet. asık rlı asi * Yüzyık. * Bir görevde temelli olan. asil * Soylu. ş zlı ı * Simetrik olmayan. vekil karş . kendine benzetme. kaldı * Hayı z. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. asileş mek * Karşgelmek. baş rmak. * Bu söz "benzeş mek". . * Soylu. bakımsı ş z. baş ı kaldı rmak. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. ası rlarca * Yüzlerce yı l. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. lsa tı ı riyi ru.* Çağ . sonuş maz. ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. asillik * Asil olma durumu. asilzade asilzadelik * Soyluluk. kendine uydurma. soyluluk. isyan eden. llı * Baş ran. aside asidimetre * Asitölçer. isyan etme. isyan etmek. * Soylu olma durumu. isyankârlı k. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. özümleme. asilik etmek * karşgelmek. * Yüksek duygu ile yapı lan. bakımsı k. rsı lı * Un. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. * Benzeş me.

tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. tahkimli bölge. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. z. sı askercilik * Askere yakır biçimde. ale * Askerlik görevi veya ödevi. mcı * Araşrma görevlisi. asidimetre. borik asit. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. ldı ş ı la. yı man yı na asker gibi * disiplinli. asit alkol asit borik * Bkz. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. fenol. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. ş ı . asklı . * Bkz. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. düzgün. ini. * Bkz. tı asistanlı k * Asistan. z * Topluluk düzenine saygı olan. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. askerce askerci * Asker yanlı. gemi. disiplinli.asistan * Yardı .

askerlik * Asker olma durumu. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. . * Bir tür çocuk oyunu. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerlik niteliğkazanmak. askere özgü.* Askerci olma durumu. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askerlik etmek * askerlik yapmak. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. disiplini. askerîleş me * Askerîleş iş mek i. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerî * Askerlikle ilgili. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askeriye * Askerlik. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. askerlik ödevi ordu hizmeti. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni.

* Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. fener. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . arslan. * Ası saklanacak sebze. * Gürbüz ve yiğ adam. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. rı n larak u * Çay. erkekleri yeleli. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . hiçbir biçimde. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. Zodyak. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. ı z * Askı olan. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. yı cı rtı. savsaklamak. . askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. Afrika'da yaş ayan. lı p * Vestiyer. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. uzunluğ 160 cm. askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . * Zodyak üzerinde. tabanca gibi ödül. n * Hiçbir zaman. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. meyve. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak.

aslan gibi * boylu boslu. nan aslan sütü * Rakı . yer pı lan rasası (Leonurus). aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. onun kiş ini belli eder. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. gerçek ş ekli. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. ası z olmak. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. sarı . uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. aslanpençesi * Gülgillerden. i. türlü renkte. aslan gibi.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . aslanı m! * gençler. aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . aslanağ zı * Sı otugillerden. yiğ ş ı itçe. doğ u. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. mı aslı astarı * iç yüzü. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. aslen * Kök veya soy bakı ndan. *Ş irpençe. ı * sağğyerinde. eyden korkmayan. itlik. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). lsı . kokusuz çiçekleri olan bir bitki. güçlü ve yakıklı ş . güzel. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden.

asmalara zarar veren. filoksera (Phylloxera vestatrix). gerçek olduğ ortaya çı u kmak. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. nan. * Bu türün ince uzun. . aslı yok faslı * yalan. larak lan asma yaprağ ı . * Asmak iş i.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. lgan. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. aslî düş ünce * Ana fikir. uydurma. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. k . msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. * Ası şası lmı lı . asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. nı na il lar. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). * Asmagillerden. aslî * Temel olarak alı esas olan. sebze olarak kullanı ürünü. asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. * Soyu sopu. altı kat. asma biti * Eş kanatlı lardan. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). sarı renkte bir böcek. nı altı na asliye asma * Temel. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. esas.

Muhammed'in yaş ğzaman. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. gerçek olmayan. * Asması olan. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. idam etmek. kuş anmak. ekş rak ilâç. cı . asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. gerçekmiş gösteren haber. * Havadaki duman. daş ma. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. birbirini tutar renk ve yapı olan. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. her dizenin sonunda gelen. * Modern. birbirini tutar renk ve yapı olan. asrîlik * Çağ llı cık. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. genellikle saksı yetiş da tirilen. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. toz vb. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . asparagas * Uydurma. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. asmagiller * İ çeneklilerden. çağ laş daş mak. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan .* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. çağ l. * Asma için ayrı ş veya toprak. emmeç. gibi aspidistra * Zambakgillerden. da asrı saadet * Hz. * Üzerine takı nmak.

* Boyacı astar vurmak. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. ayakkabı ş gibi eylerde. rmak astarlı * Astar geçirilmiş . astar sürmek (veya vurmak. lı kta. ağ vb. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. resim yapı lmadan önce sürülen boya. nda nmıve . va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. astar sürmek. olmak. astarlatma * Astarlatmak iş i. astarlanmak * Astar geçirilmek. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. astarlanmı ş . astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. çanta.). halat. ı r. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. nan . * Alt. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. perde. astarlamak * Astar geçirmek. * Giyecek. astarlama * Astarlamak iş i. madun. astarlanma * Astarlanmak iş i. çekmek) * astar boyası boyamak. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı .

astı m astı mlı * Astı olan. astı astı kestiğkestik ğ k. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. . ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. * Atom numarası olan. * Net görmeyen. müneccim. astigmatizme tutulmuş (göz). 85 ş yla ı manı Kı saltması At. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. * Aş çok yüksek. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. * Gök fiziğ i. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. astatin * Astat. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. gök bilimci. ı i * acı z.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. * Yı z falı uğ an kimse. felekiyat. * Asmak iş yaptı ini rmak. müneccimlik. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. astronomi * Gök bilimi.

astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . mutfak. nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. ayan * Asya'ya özgü olan. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. sakin. aş nlı astronot * Uzay adamı . n asude * Sessiz. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . gökyüzü. a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . Asya ile ilgili (olan). mutluluk. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. . astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . * Huzur içinde olma. rahat. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. * Gök. n.

beğ enmemek. i ük. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. lokanta. aş z ı tı hane. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. hor görmek. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. aş ı ağalmak * devirmek. . ı . * Bayağ adî. değ yönünden daha az. adî. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. imli * Niteliğdüş kötü.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. yer. miktarı . irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. yerleş bölgesi. ru. tiksinmek. im im * Genel ev. nma lı r. * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. yı kmak. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. er * Aş ı yere doğ ağ ya. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. çok arzulamak veya nefret etmek. * Daha küçük. daha az. denk olan. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. niteliğalçalmak. eri aş yermek * Bkz. rı * Para ile yemek yenilen yer. aş ermek. aş. unu r. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü.

hafifsemek. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. basamak. mertebe. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. paye. tenzil etmek. aş ı yukarı birlikte. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. merhale. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. n. hor görmek. hafife almak.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. i ük. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. adilik. evre. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. rütbe. ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. lması ru . tezyif etmek. * Niteliğdüş adî. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. alttan almak. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. me. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak.

aş ar * Ondalı k. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. irip * Yemek yenilen dükkân. aşbaş n görevi. evi. aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . * Aş evi. aş amalı * Aş aması olan. tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. * Yemek piş satan kimse. aş erat aş hane .aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. hiyerarş ş i. aş lokanta. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. * Yemek piş kimse. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. kiremit rengi. m nan * Ondalı k. kademeli. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. irme veya * Onluklar. göz. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . * Mutfak. hiyerarş er mı i. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. ahçı iren . * Aş (kimse veya bitki).

ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. ı k n * çok seveni. en ndan . ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. arkadaş bir seslenme. ı aş atmak ı k * yarıetmek. tutkun (kimse). âş olmak ı k * sevmek. âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. n. vurgun. * Yapı ları uzun mertek. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. aşyapmak. tutulmak. en na e * Dalgı kalender (kimse). sevgilisinin kusurları görmediğgibi. aş çatı nda. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. düş künü. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. lerini sazla söyleyen. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. yarı ş ş mak. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. gibi * Aşyapan kimse. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri. ı rma.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. * Ahbap. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan.

âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . uğ cak. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. etkilemek.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. aşyapmak. uğ cak. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. ilkah. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. aş ı lma * Aş ı durumu. aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. * Aş ı nmak iş i. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). muaş ı seviş lı aka. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. aş ı nma . ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). * Erozyon. telkin etmek. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi. ı * Aş ı ş aç). cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. * Aş ı latmak iş i. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. * Yeni aş ı ş aç. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek.

* Ötede. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. ı rı . aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. * Aş ş ı yer. yı pranmak. * Gereğ inden fazla. usandı rmak. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. müfrit. * Aş olma durumu. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. koparı lmaları eritilmeleri. fazla miktarda. itikal. aş ı rma. * Çıntı silinmek. çok. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. erozyon. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. ta ş pratı p. düzleş kı ları mek. ötesinde. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. önem veren.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. taş n. * Eskimek. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. nmı * On sayı. aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş .

kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. kça. * Aş ı rmak. na * Çalıgötürmek. lacak * Dağ geçidi. * Aş ı yer. meydanda olan. mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). arkadaştanık. * Bildik. kuytu yer. belli etmek. ş * Siper. belirginleş mek. . k. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. ortaya çı kmak. aş ı rma. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. saklamadan. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. * Yapı ları uzun mertek. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . dost. k. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. iş * Aş lmı ı ş rı . kova. bakraç. aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. intihal. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş olmak ikâr * belli olmak. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey).* Aş ı iş konu olmak. dı . * Baş nıyazı ndan bölümler. * Aş ı rtmak iş i. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki). * Küçük kazan. * Açı apaçı belli. aş çatı nda ı k.

bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. * Ev. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . seviş kide mek. * Benzerlerinden üstün. Aş ı lama. sevi. tanığ belli etmek. fazla.* Bilinen. coş kunluk göstermek. sitem bildirir. oturulan yer. * Aş iş mak i. aş k göstermek inalı * ilgilenmek. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. aş mak * Bkz. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. aş düş ka mek * âş olmak. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi. tanı tanıklı ma. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. tanık olan. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. . coş eyi mak. zahire. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. ş k. * Çok. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . mesken. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. ş an aş lama aş lamak * Bkz. * Kuş yuvası . Aş ı lamak. dı aş k inalı * Birbirini bilme. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . ı sı nama. aş ma .

yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. na * (süre) Geçmek. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. -at. * Oynak. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. sona ermek. sivri köş yuva. atlar anası . * Aş iş yaptı mak ini rmak. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. . üfte At at * Astatin'in kı saltması . leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . k k n. binme. * Görünmeden kaçmak. aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. ları inin nda kları anlatı r. açısaçıkadı kokot. * Aşrmak iş tı i. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . ey. aş na * Aş ina. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. aş ayı ure * Muharrem ayı . * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. aş fiş na ne * Gizli dost. ı ma lan * Satrançta.* Yüksek. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. onun tutumuna göre davrandı nı n. *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. * Aş olma durumu. bitmek. kuru yemiş ş day. it at binenin (veya iş bilenin). aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. * Gizli dostluk. * Atgillerden.

uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). geniş yapraklı . at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. at sineğ i * Atıtüyünün rengi. an. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at oynatmak * atla hüner göstermek. çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. elmas. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. * yarı ş mak. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak.at cambazı * At alısatan kimse. veya bulmak. at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz. se lan eyler at olur. at kestanesi * At kestanesigillerden. meydan olmaz (bulunmaz). sabit fikirlilik. at çevirmek * geri döndürmek. at koş turacak kadar * pek geniş . meydan olur (bulunur). değ erlendirememe. göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. . 15 ile 30 m yükseklikte. n . * bildiğve istediğgibi davranmak.

e lan. hamle. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. * Atamak iş tayin. n buğ atalı k atama . * Tembellik. atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . atabey. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. kanatları u büyük ve küt. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. ataya çekme. meydan yok * yapacak güç var. ata et. k. saldışhücum. * Eski Türk devletlerinde. iş kalma. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. * Saldı. ite ot vermek * bir işters yapmak. davranı cür'et. atak atak yapmak * akıyapmak. yapmak. yalancı . iş ş siz lemezlik. ama kullanma imkânı yok. bir at var. atı yapmak. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. atavizm. i atabek atabey * Bkz. ş . sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. n. * Atı akı lı m. uygulamak. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). * Geveze. uzunluğ 8 mm kadar olan. atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . rı rı . at. pederş patriarkal. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . pederş ahîlik. ata * Baba.* Çift kanatlı lardan. i. tayin etmek. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. * İsizlik. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. ahî.

mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. geleceğ rlı e yönelik. satsan satı vb. akla. ı er ı yan ş iryan. ya u vanca karşda ilgisizlik. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal. sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. i ünü. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). . atanma yapmak * tayin etmek. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan.atanma * Bir göreve getirilme. atanmak * Bir göreve getirilmek. tayin edilmek. enin ğ ı * Tutacak. * Su aygı. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. bilime ve gerçeğ dayanan. Atsan atı lmaz. evrensel ağ klı e ı . rı * Soy at yetiş tiricisi. atavik * Atacı ilgili. daş amaçlayan. ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. ate * Atacı lı k. egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. elçilik uzmanı e lı . uygulamalar ve ilkeler bütünü. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. Kemalist. * Bu ilkeye bağlı lı k. * Ataş görev yaptı yer. lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . tayin edilme. birbiri ile uyumlu amaçlar. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü.

ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. coş acele davranmak. öfkelenmek. * Coş kunluk. atelye aterina ateş * Bkz.* Ateist. rmı. heyecanlanmak. * Kı zı renginde olan. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. acı . atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. örneğateş i böceğolan böcekler takı . atölye. * Büyük üzüntü. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . tutuş mak. önüne geçilemez. k k ateh getirmek * bunamak. cı n lması * Vücut ısı sı. ateş almak * yanmak. ateş basmak * kı zarmak. * Tanrı maz. od. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. * Gümüş ğ balı. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. i mı ateş kmak çı . hı hı rs. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca). * Tehlike. * (ateş silâh) patlamak. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. sılı baş kan yürümek. li * telâş lanmak. tehlikeli bir durum almak. alev * Öfke. mak. felâket. ateh * Bunama. nç. k. ateş ğ balı ı * Sardalye. acele etmek.

ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ş kan. ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens). ateş saçmak . ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş püskürmek. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ş kan * kı rmı. hareketli. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. * çok öfkeli olmak. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. man lmı içi . meydanlarda ateş yakmak. ateş pahası * Çok pahalı .* Bkz. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. çalı ş kan. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. öfkeli konuş mak. ateş parçası * Ateş bir bölümü. in * Çok canlı . ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. * zeki. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. cı ateş gibi * çok sı cak. becerikli. * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. * Çok yaramaz (çocuk). yangıçı n kmak. ateş püskürmek *ş iddetli. çalı ve becerikli. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r.

li ateş vermek e * ateş içine sokmak. coş mak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. ateş in * Ateş coş li.* çok kı zmak. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. sinirlenmek. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. kun. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. e klı la. çok öfkelenmek. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. vapur. ateş lası tuğ * Ocak. . li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. ateş vermek * tutuş turmak. le * Fabrika. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. * bir yeri kasten yakmak. kundak sokmak.

lı ı . ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. * derece ile ateşölçmek. ş ş kı iddetlendirmek. ateş lemek * Tutuş turmak. heveslendirmek. coş kulu. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. un bir . ateş lendirmek * Coş turmak.ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. z ları nı ncalı unu söylenir. * Cinsel istekleri güçlü olan. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. yakmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. * Coş mak. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. kı rtmak. turucu. yanmayı yı azaltmak. ateş leyici * Ateş niteliğolan. i * acı. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. ş iddetlenmek. bı ş ma. hararetli hararetli. * Top. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. cı * Kı rtmak. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. lan ateş li * Ateşolan. i * Coş coş kun. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. kış zı mak. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. li ateş letme * Ateş letmek iş i.

lı k. i. * Yöneltme. tüfek gibi silâh. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. kayra. dayanı lmaz. yüklemek. çevirmek. i * Yöneltmek. lütuf. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. sıntıdurum. eş içine alan. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. atı cı * İ niş alan. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. yükleyerek. . e ateş gömlek ten * acı . yilik. attını yi an ğ vuran kimse. ası z eyler * Atı olma durumu. inayet. atısu k * Evlerde. isnat etmek. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. * İ kili bulma. tek parmaklı memeliler familyası . ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. üzüntü veren. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. ş ı atı l . mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . çevirme. * Mal ederek. li ateş perest * Ateş tapan. liş * İ bağ. * Atı ş lan. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. * Atları ekleri ve zebraları . ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. lmı atı .ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. * Ateş lan veya konulan yer. ihsan. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor.

ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. hamle. * Hı ilerleme. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . hücum. * abartmalı konuş mak. atı ş * Atmak işveya biçimi. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. hamleci. * Bir ş doğ birden gitmek. e * Bkz. savlet. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. lma i. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. * Konuş yazacak söz veya bilgi. * Patlamak. aylak. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . hamle. acak. iş yaramaz. lamak. birden bir davranı bulunmak. atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. ine * Saldı rmak. n tı ve * (kalp. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. atı lmak i lma. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. * Giriş ken. çarpı ş . ditme iş yapan kimse. hallaç. nabıiçin) Vuruş z . * Atı iş lmak i. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. . k. * Atmak iş konu olmak. atı k lganlı * Atı olma durumu. * İsiz. hücum etmek.* Tembel. * Atmak iş i. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. atı yapan. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. u. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . süreduran. ş * Etkisiz.

baş sı veya boyna alı örtü. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. ş tı ati * Gelecek. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. çevik. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. poligon. çevik. * Atı rmak iş ş tı i. * Ağ kavgası ı z etmek. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . * Eski. yandan iliklenen ince uzun parça. üst eş ik. sı atkuyruğ u . n ş ş ı * Saz ş airleri. argaçlamak. * Atkı lamak iş i. * Çabuk davranan. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. çeviklik.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. eski zamanla ilgili. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. argaç. uğ ı a. atkı lı * Atkı olan. atkı * Soğ a karşomuzlara. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. kadı ları ı n * Büyük yaba. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. * Çabuk hareket edebilen. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. veya beton destek.

atlama beygiri * Yüksekliğ1. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . ç. atlanı lma * Atlanı iş lmak i. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. * Çocukları atlama oyunu.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . atlanı lmak * Atlanmak. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. * Okuma. n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi.* Atkuyruğ ugillerden. inmek. * Binmek. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. atlama * Atlamak iş i. * Yanı lmak. kök sapı ömürlü olan. aldanmak. ı . atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. yazı yazma. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. ara bozanlıetmek. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . . atlanma * Atlanmak iş i. * Çı kmak.

i yapı atlar anası * İ yarı ri . ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . atletik * Atletleri ilgilendiren. atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. * Savmak. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. erkeksi kadı n. * Aldatmak. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. * Yüzü parlak. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. isteyerek. * Vücudu geliş . atlaya zı playa * atlayarak. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. * Savsaklamak. atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlet * Atletizmle uğ an kimse. atlet gibi. * Atlamak iş lmak. miş . nda atlar tepiş arada eş ir. biçimli. rafyası ekonomi. bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. * istekle. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi.

* Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. süvari. * Uzatmak. * (sille. * Örtmek. ndayı atmaca * Kartalgillerden. * Yerleş tirmek. ok gibi ş un. söz * Çatlamak. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). lı ç) * (top. çarpmak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . kabartmak. tirmeye yarayan koş atlama. uçaklar vb. * (kurş gülle. kı Vurmak. kestirerek söylemek. * Kovmak. eyleri) Hedefe iletmek. dı ya vermek. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak.atletizm * Beden gücünü. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak. çki * Bilmeden. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . tı rtı kuş * Sapan. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. dı ya çı ş arı karmak. atma Recep. ağ k kaldı ve atma gibi. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. göndermek. ilgisini kesip uzaklaşrmak. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). bir eyi * Çı karmak. erini atmak . * Yalan veya abartmalı söylemek. * Değ eksiltmek. tı * Koymak. bir kenara koymak. i * Sözle sataş mak. çevikliğ yetenekleri geliş i. ilgisini kesmek. atlı * Atı olan. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). * Yay ve tokmakla ditmek. atma * Atmak iş i. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. * (kalp. tokat. * Ata binmiş kimse. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. * İ içmek. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. tek u. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. farkı z.

atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. * Haykı rmak. cevvî. ı atmosferik * Atmosferle ilgili. sperma. anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. * Etkisi kaybolmak. bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. atol atom parçacı k. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . palavracı (kimse). atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. 76 cm uzunluğ nç lan. alı ş mak. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). n ile muş k. halka biçiminde adacı mercan ada. yollamak. artıbölünemez. atmasyoncu * Uydurmacı . er suyu. sahiplenmek. palavra. çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. bel. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . hava. * Mercanları bir araya toplanması oluş . ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. an lan . atmasyon * Uydurma. * Hava yuvarı . bağ ı rmak. meni.* (renk için) Solmak. gaz . * Söylemek. * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). an elektron yüklü merkez bölümü. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. * Göndermek. bı rakmak. * Götürmek.

atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . attı rmak Au aut geçmesi. terileri oyalayı. sı * Atomla ilgili. eğ cı lendirici. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. . av * Atmak iş yaptı ini rmak. bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. karı p lan * Atomla ilgili olan. attar * Bkz. * Altı n kı n'ı saltması . denizde. heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. * Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. aktar. ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). atsan atı lmaz.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. * Yeni bir bestecilik çırı göre. atomculuk * Evrenin. iş ları yla raş n şı tı lik. ilgi çekici gösteri. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. attı rma * Attı iş rmak i.

* Tuzağ düş a ürülen. avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. na-v. k avangart * Öncü. kendisinden yararlanı kimse. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. * Halk. kopoy. avanak gibi davranmak. aptal aptal. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. avanaklıetmek k * aptallıetmek. . ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). iş türe-v vb. * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. iş . tı av kuş u * Avlanı kuş lan . lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. * Avanak gibi. av mevsimi * Av dönemi. öd-ev. bön. avanakça davranı ş . avanağ uygun düş biçimde. artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. aptal. . ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. lan mı aval * Ticarî senetlerde. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı .* Bu yollarla yakalanan hayvan. av avlanmı tav tavlanmı ş . * Halkıaş ı n ağtabakası . av köpeğ i * Tazı . le-v.

ey. emek vermeden sağ ğkazanç. avans çekmek * öndelik çekmek. stan ayan * III. avantajsı z * Yarar sağ lamayan.IX. ladı ı avantacı * Çı . beleş ten. avantajlı * Yarar sağ layan. avantadan * bedavadan. çilik.VI. yararsı z. lı k. avans almak * öndelik almak. n ğ ı avare . avantür * Serüven. .avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. Avarca * Avarlarıkullandı dil. için * İe yaramaz. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. kötü. . avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. . avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. macera. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. öndelik. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. beleş bedavacı karcı çi. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. . ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. yararlı (durum veya ş ey). ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . avanta * Bir kimsenin. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk. peş ı na lmak lan inat. kâr. avans vermek * öndelik vermek. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar.

ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. * Avcı özgü olan. belâlar. engeller. yüzey biçimleri. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. avareleş me * Avareleş durumu. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. parlak zehirli bir bitki (Adonis). avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. siz ı boş mak. kokusuz. * Engebeler. k avarelik avarı z * İsizlik. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. nara. baş . iş güçsüz. tanı kimse. ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. baş luk. avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). baş . ı * Yüksek ses. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. aylak. * Kazalar. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u.* İsiz. baş luk. aylaklı ş ı boş k. raş . tümsekler. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. aylak dolaş siz. mek avareleş mek * Aylaklıetmek.

unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. avcuna saymak * peş olarak ödemek. av yeri. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek. avdet etmek * dönmek. diri * Tuzağ düş a ürmek. avdetî avene averaj * Ortalama. * Yardakçı lar. amdanlı . çok . in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak. billûr. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . kurnazlı kandı kla rmak. acı avlak avlama * Avlamak iş i. * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. * Sayı . rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). avlanma * Avlanmak iş i. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. avlanmak * Avı olan yer.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. lâmbalı . bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avize ağ acı * Zambakgillerden. . geri gelmek. na * Tavana ası ş lan. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. ve na avdet * Dönüşgeri gelme.

ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. nda * (para için) Bol bol. Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. . laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan.* Avlamak iş konu olmak. * Amerikan armudu (Persea americana). av için dolaş mak. davranıve yaş ları benimsemek. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. * Avuçlayarak. m avuç avuç * Her defası bir avuç. para istemek. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. ndan * Avrupa'ya özgü olan. Avrupa halkı olan kimse. * Kadı n. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. Avrupalı gibi. avuç dolusu . lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. Afş ar. ava çı kmak. nları kları avret * Ut yeri. * Elin iç tarafı . Avrupalı benzer. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. Avş ar avuç * Bkz. ine * Ava gitmek. * Elin yarı yumulmuş durumu. pek çok. * Karı . nda k. Avrupa ile ilgili (olan). yardı istemek.

i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. teselli bulmak. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. ı * Gereksiz. teselli. * Oyalanmak. luğ iş avurt ünsüzü . avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. *İ nsanı avutan ş teselli.* (para için) Pek çok. i. avuçlamak * Avuçla kavramak. dar (yer). acını sı unutturmak. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. * Avukatı yaptı iş n ğ . * korkutucu büyük sözler söylemek. avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . avunma avunmak * Avunmak iş teselli. sıntı kı lardan uzaklaş mak. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. * Acını sı hafifletmek. avuntu. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. avuçla almak. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. müteselli olmak. avuçlama * Avuçlamak iş i. ey. avuç içi kadar * pek küçük. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avukatlı k * Avukat mesleğ i. yetinmek. boş savunma. teselli etmek. avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. mahkemelerde. avundurma * Avundurmak iş i. * (hayvan) Gebe kalmak.

açı ey k. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. fladı ı avurtlu * Çalı satan. avurtlama * Avurtlamak iş i. . -ay / -ey. inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). kamer. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. ay aydı hesap belli n. teselli etmek. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak. el. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba).* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. yüksekten atan. * Avutulmak iş i. * Avutan. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . dene-y. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi. y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. dal. a a ndan an ndan bal. i. nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. yapa-y vb. avurtlamak * Büyülenmek. teselli eden. yüksekten atmak. avutma avutmak * Avutmak iş teselli. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. yüz-ey vb. * anlaş ı lmayacak bir ş yok. bel. * Çalı satmak. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). *İ simden isim türeten ek: kol-ay. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . düz-ey. gün-ey. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. r. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. hale. ağ veya aş rma. hesap ortada.

kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. husuf. teber. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. görünüş balıbaş benzeyen. ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. ay örümceğ i * Ay modülü. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. tı için lan ak yapan araç. mehtap. ınlı ldı ı muş . n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. * Bkz. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. pervane balı. 3 m boyunda. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. geceyi açı geçirmek. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık.ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak. ay parçası . zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. kemer balı (Mola mola). ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay evi ay gibi * Ayla. kamer takvimi. nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan.

ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. dikilmek. rcası * bağlanmak için yalvarmak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. * (hasta) iyi olmak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. * telâş lanmak. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. ayağdüş ı mek * Bkz. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. avuç içi. * saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan. telâşkapı a lmak. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). iyileş mek. . ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. heyecanlanmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak. ayak tabanı . zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. yolu düş mek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü.

fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. yürümesine engel olmak. yarı sevinçle söylenen söz. . rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. ayağ donu yok. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ilgiyi kesmek. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayak iş lerini bı kmadan. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. gitmeye üş enmek. ı k * dikkat. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. na * emek çekilmeden elde edilmek. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. ayağ sı su mu. ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. yorulmadan yapmak.

ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. uğ ramamak. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak. uğ radı ı ursuzluk getirir. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. ka lanı . ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. henüz dinlenmeden. ardı baş nı da gelmesine yol açmak.

ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. n ağ da * Bacak. bayağ ı . * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. ayakta toplanan meclis. * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. * Halk edebiyatı uyak.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. ayak atmak * girmek. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. * ilk kez gitmek. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. * Ayakta yapı sohbet. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. * Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. bağ e) lanmak. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. kadem. fut. * 30. rmağ ş an n * Göl ayağ ı .4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er. i * Aş ı ağdüzeyde. sa * Yarı arş veya 30. sı radan. kendi tutumundan ş mamak. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. avutmak. ayak basmak * bir yere varmak. * (bir yere veya mesleğ girmek. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * girmek. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . gelmek. ün ı rlı * Basamak. destek veya bunlardan her biri. uğ ramamak. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. uğ ramak. ulaş mak. ı raktı n ı .

ayak oyunu * Hile. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. ayak tarağ ı * Bkz. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. karı . ayak satısı cı * Gezgin satı. ayak topu * Futbol. nda ayak yalı n * Yalı ayak. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. n ayak yapmak * birini aldatmak. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. ayak teri. kandı için dalavere çevirmek. yeri. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. ayak kirası . ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. gözden çı lmak. tarak.

i. ayakkabı dolabı . kösele gibi ş li eyler). * Dokuma tezgâhı ayaklı. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i. . ayaklanma * Ayaklanmak iş i. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. yok olması göz yummak. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. isyan. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. ayaklama * Ayaklamak iş i. pabuççu. * Gezici satı. ayakçak * Merdiven. kı ı kaldı yam. toprakbastı nan . * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. korumamak. cın i. n. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. baş rma. ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. merdiven basamağ ı . çerçi. * Ayakkabı lan yer. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. ayaklamak * Ayakla ölçmek. ayağrahatsıetmek.ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine.

ayakları değ yere memek * çok sevinmek. * Taban. * Ayağolmayan. ı * Bir destekle yere dayanan. ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. . * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. ayaklı canavar * Çok hareketli. isyan etmek. baş ı kaldı rmak. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. ayaklı * Ayağolan. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. * Ayakla iş letilen.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. yaramaz. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. cin gibi çocuk. ayağ sürümek. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . baş * değ kimseler baş geçip. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. * Uyanmak. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ayakta . ayaklar baş lar ayak olmak . istemeye istemeye gitmek. değ kimseler ise en geride bı lmak. pedal. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan. * Ayakçak. uyanıkalkmak. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. çiğ nemek.

kenef. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. abdesthane. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak. helâ. ı rı n. önemini korumak. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. r ayaküzeri * Ayaküstü. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. eş ayan âyan * Belli. rtı ayar . sa * Acele olarak. k. kademhane. heyecanlı lı . kı sürede. ayan beyan * Besbelli.* Ayağ kalkmıdurumda. açı k. leri * Senato üyeleri. festfut. * bozulması yılması çökmesine engel olmak. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. a ş * Telâş. k ayan olmak * belli olmak. ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. bilinir olmak. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. ayakyolu ayal * Karı . . na. kı na. tuvalet. apaçı açıseçik. * Oturmadan. * İ gelenler. erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. . ayakta durarak. . * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. kı * değ yitirmemek. * yılmamak. * Hazıyemek. çökmemek.

ayarlı pense * Vida. düzenli iş duruma getirmek. . doğ ruluğ e rulamak. vata nıkı tı yla lan. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. bozuk. ayarlama * Ayarlamak iş i. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. n. düzensizlik. * Davranı ölçüsüz. ayarlatmak * Ayar ettirmek. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. ru ran. ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. ayarlanmak * Ayar edilmek. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . * İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. karakter veya aklı yerinde olmayan. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . düzenli. nda * Kandı rmak. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . düzensiz. z * Ölçüsüzlük. doğ yoldan saptı ayartan. * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. birbirine uygun duruma getirilmek. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. ş ta * Değ derecesi. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. * Ahlâk. doğ ru. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. * Baş çı tan karan. ı .

ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. * (hava ve gece için) Soğ uk. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. * Birini. ukta * boş beklemek. ayazlanmak ayaz . ayazlanma * Ayazlanmak iş i. ine ayartma * Ayartmak iş i. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. ayartmak * Baş çı tan karmak. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli. * Boş beklemek. * Duru. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak. doğ yoldan saptı ru rmak. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. eline bir ş geçmemek. eline bir ş geçmemek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. sakin havada çı kuru soğ kan uk. * Kandı rmak. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. * Ayazda kalı üş p ümek.

ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. ukta * Ayazda soğ utmak. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). aydemir aydı n * Iş alan. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. âdet görmek. münevver. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. okumuşgörgülü. aydı nger * Parlak yüzeyli. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. aydı k. ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. saydam. ay ay olarak. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. tenevvür etmek. ileri düş . lan k . tenevvür. ünceli (kimse). ı * Kültürlü. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . * Bu bitkinin yağ karı tohumu. lmıay ldı süs. ndan aybeay * Aydan aya.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. sarı renkli çiçeğçok iri olan. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. lmıçörek. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. gün çiçeğ günebakan. ayazlatmak * Soğ bekletmek. hilâl. gündöndü (Helianthus annuus). mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. i * Bir yüzeyin. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. * Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. taraça. i . i. ıkl ı nlı ı k ş . ay dönümü. h. n * Ayı ilk günü. tahtaboşbalkon. * Ayı ilk günü.

temiz. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri.aydı cı nlatı * Aydı k verici. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren. * iri yarı cüsseli. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . * Sahnelerin ıklandılması i. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. . saf. ı k. t. çok yorgun. aygı n * Bitkin. ş ı * Iş alan. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. * Kendinden geçercesine âş vurgun. güçlü (kimse). vazı lacak k h. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. * Kötülükten uzak. cihaz. aygıbaygı n n * Güçsüz. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. lmıalet. bitkin. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. aygı r * Damı k erkek at. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. ık. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . n ndan lan boş luk.

ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ş sı ayı gördüm. * Ayını iş mesleğ cın i. ayı klama * Ayı klamak iş i. * Kaba saba. küçük taneli yemiş veren. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . tabanları basarak yürüyen. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ayı içine alan bir familya.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . ayı ğ balı ı * Fok. dan. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). uyanı ş lı k. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. * Memeli et oburlardan. ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. luğ bir * Anlayı. iş * Sert. i. iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). yurdumuzda boz türü na bulunan. * kaba. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. kaba ve hoyrat (kimse). ayı gibi * iri yarı . * Sarhoş u geçmiş biçimde. beş mı parmaklı . ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. kaba ve anlayı z (kimse). anlayı z (kimse).

mahmurluk. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. kendine gelmek. uyamayanları n yok olmasıı fa.* Bir ş içinden. işyaramayan. * Ayı nı lamak. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. temizlemek. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. ayı etmek lı k * kaba davranmak. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. ayı k klı * Ayıolma durumu. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. k ayı kmak * Ayı lmak. kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. . stek i m. luk. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. ş . * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. . stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. aklı ı gelmek. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. kendine gelmek. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . uyanmak. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. m.

ayı plama * Ayı plamak iş takbih. kusuru olan. ı yalı ğ rma i . utanı durum veya davranı na rı lacak ş . ayı nga * Kaçak tütün. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. eksiklik. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir. kusuru olmayan. tütün. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. * Utanç veren. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. bı * Ayı. ayı plamak * Kı namak.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). * Kusur. ayı planma * Ayı planmak iş i. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. takbih etmek. ğ ayın kı türküsü var. i. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. miyar. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. * övünmek gibi olmasıama. rma i ayım rı * Cisimleri.

temyiz etmek. iş ini * Seçmek. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. saklamak.* Ayı rmak iş i. * Ayı rtmak iş i. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. tahsis etmek. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. mümeyyiz. tefrik etmek. farika. ikilik ortaya atmak. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. eyi rt * Bölmek. mümeyyizlik. uzlaş bozmak. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. hayı(Vitex agnus-castus). e boyunda bir ağ k. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. * Birbirinden uzaklaşrmak. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. nüans. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. fark gözetmek. fark gözetmek. 1-2 m en. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak. . ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. ayımlamak rı * Ayım yapmak. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. * Bir yeri bir engelle bölmek. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. mayı mayı * Farklı davranmak.

düz yoldan ayrı lmak. yapacak bir iş ta i olmamak. muhalefet. avare. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. * İsizlik. iş sizlik. hale. bir ş yapmayarak. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. . aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma. ters gelmek. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. ters. mugayir. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. kestirmeden gitmek. î n in ldı. ay ağ . avarelik. aykı olmak rı * ters olmak. ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. zı t olmak. ı nda ş ı * İsiz. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek.ayin * Dinî tören. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. * Çapraz. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. karş ters. avarelik. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. * İsiz. mugayeret. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. boş ş gezen. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. boş oturmak. ru e ı t. ters düş mek. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. ibadet. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. ş ş ı a. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. ş aylaklı k * Aylak olma durumu.

aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. ı ı kla lı * Aymak iş i. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. ayı baş na lmak. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). na aylı klı ayma aymak aymaz .. ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). aylama aylamak * Beklemek. mehtaplı şı ı . * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek. * Kendine gelmek. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. aç aylanma * Aylanmak iş i. sa ip ğ ı acı dikilen.. k lı * Karş ğaylı ödenen. * Ay olarak. maaş ıı lı . * Gerçeğanlamak. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . bir ay için. aklı ı gelmek. aydan beri var olan. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. aylandı z * Sedef otugillerden. devam etmek.aylaklıetmek k * boş durmak. aylı k * Birine. çalı ş mamak. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. gafil. iş güçsüz dolaş siz mak. k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. * Aylamak iş i. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. * Ay ığolan. aç. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. * . aylı kçı * Aylı çalı kimse. boş oturmak. aylarca kalmak. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. maaş. * Sürmek.

kötü. acak ayn ayna * Göz. * (deniz için) kı ltız. yakıksı çirkin. * Küreğ yassı bölümü. ş . aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. ı * Polis. ran ey. yolunda. bir tan. yumurtamsı rmımsı . * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. * Işı tan. biçimsiz. kı zı mavi renkli bir erik türü. * İ bir durumda. yi * (Karagöz oyununda) Perde. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş . ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. aymaza yakı na ş durum. güzel. * Hileci. gaflet. anı me lı sı levha. ters. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . yakıklı ş . * Aynası olan. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . düz veya az yuvarlak kıbölüm. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay.aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. durgun. . a ş z. varlı n görüntüsünü veren. cilâlı sı cam. z aynaz * Bataklı k. aynabakar * Büyük. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . * Parlak yüzlü. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. * Hoş gitmeyen. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. iş hile karı ran. durum. * dümdüz ve parlak. na aynası z * Aynası olmayan.

iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. aynı ünceyi ileri sürmek. değ tirmeden. * Değ meyen. * Baş değ yine o. lik. aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. kası il. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek. bununla birlikte. aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. pkı.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. lik. nı * Olduğ gibi. özdeş ayniyet. il. * Aynı özdeş lı k. aynı zamanda * Hem de. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. aynş tayniyum * Bkz. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). aynı mı sonuca varmak. nları ğ ı * Yay ayraç. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. r * Hiçbir değiklik olmadan. araları ayrı olmayan. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. olduğ gibi. aynî aynî hak haklar. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. aynı u iş yla. . ı nması kolay eş ya. * Birleş ikgillerden. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. einsteiniyum.

ayranı kabarmak * öfkelenmek. safdil. budala. z. * aş bir cinsel arzu duymak. * Baş baş türlü. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. ka * Yalnı tek baş olan. coş mak. ayrı * Yerleri bir olmayan. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. sersem. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. heterojen. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. ka. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek. ayran delisi * Bön. * (her biri) Ayrı olarak. sersem. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan.ayraç açmak * söz veya yazı içine. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. değik. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ayran budalası * Aptal. ayranı budur. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ı rı ayranı içmeye. yapı ayrı çanak yapraklı lar . ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. iş * Her biri için. ayran gönüllü * Çabuk âş olan.

ş ı * Ayrıotu. ş ı * Ayrı olma durumu. çarpı k. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak. istisna. * uyuş mamak. ayrıotu k * Buğ daygillerden. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. * Ayrı tutulan. imtiyaz. k * Düzgün ve uygun olmayan. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. ayrı ca * Ayrı olarak. istisnaî. kural dı olan. ayrı tutulma. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. * Baş na benzemeyen. müstesna. istisnası z. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. baş kaları benzemeyen. . kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). ldı ı * Ayrı ş lmı . müstesna. ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ağ iki .* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. imtiyazsı z. na calı * Kur'a dı. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. bir * Bundan baş ka. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ayrı kaları tutulan. müstesna. * Ayrı önem verilerek. ayrı . ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. . . ayrı klı tutma. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan.

* Ayrı olma durumu. munfası l. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin. * Birinden uzak düş me. teferrüt etmek. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. ayrı duran. ine * Bir yerden. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. * Düş ünce. ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. bir ş eyden uzaklaş mak. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . laş i. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. ğ ı k zı z. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı . lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. kalılı k ı tı . hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. daire. nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt.. ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ilineklerin tözle bağ sı cı karş . ı yan lantı. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. parabol. istisnası bilâistisna. kendilerini taş nesnelerle. k. ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak.* Bir konik (elips. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. bir kimseden. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. eksantrik..

mufassal. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. it it. tafsilâtlı . eyleri birbirinden ayı ran özellik. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. teferruat. laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. i. farklı ma. mlaş i. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. cümle veya eş mcı ya. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. ayrı msamak * Bir ş anlamak. değik. * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. aynı mlı . detay. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . . fark etmek. araları ayrı bulunan. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. farksı k. detaylı . lı ntı yla i. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . fark. ran * Ayrı noktası lma . * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. bir ş görmek. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. tafsilât. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. farklı mı nda m iş . mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. çeş çeş muhtelif. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. farksı z. olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. kalı * Alt bölüm. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. farklı ma. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu.ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. mı * Ayrı türden. farklı mak. teferruatlı . na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. fark. farklı mlı lı k. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. baş k.

ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. birliğbozmak. n * Birbirinden ayrı lmak. sarı acı renkte. mayhoşdokusu sertçe. aysfild aysı z * Buzla. gece). yaprakların altı nı tüylü. ufak çekirdekli meyvesi. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince.ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. . a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). * Gülgillerden. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. tahallül. bankiz. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. çiçekleri iri ve pembe. * Ay ığolmayan (gökyüzü. şı ı * İ düzlemin ara kesiti. iş z aysberg * Buz dağ ı . tartı ş münakaş etmek. . i * Moleküller. aç * Bu ağ n büyük. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. n iş i lan * Değ ken huylu. orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). mak. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. kararsı(kimse). * Moleküllerin. na * Ayrı nı lamak. aytı ş mak * Atı ş mak. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. tüylü. sarı tüyler. lçı z. ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse).

* Ayvazı görevi. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. yayı lmak. Bu saltması de gösterilir. ile * Alılmıolandan.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. sundurma. süre bakı ndan eksiklik bildirir. işbozulmak. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. nitelik. mı * Uzun süreli. güç. ikisi de bir. * Bir parça. eş . azı msamak. biraz. ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. bekri. umulandan veya gerekenden eksik. * Göğ en yüksek yeri. az buz olmamak . ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. soluk sarı i k çiçekli. az saymak. * Küçük ölçülerle. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. tı * Koca. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. çok karş . * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. içken. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. açların u * Teras. yavaş yavaş . hilekâr. n * Dolandıcı rı. kün. erkek. * Dolandıcı rılı k. ş ş ı ı tı * Nicelik. sıtüylü.

azadelik * Azade olma durumu. daha çok istemek. aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. erkin. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. rslı çı aza * Organlar. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . oldukça. * Vücut parçası . az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . az görmek * umduğ undan eksik bulmak. ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke). tenakus. n. i. organ. az çok * Bir parça. * Etkisini yitirmek. az gelmek * yetmemek. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. gerçekleş mesi. doğ kaynakları gereğ itim ük ş . * azı msamak. erkin. vücut parçaları . bulunmak. hafiflemek. ı boş * Baş . * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. azaltma . . * Azaltmak iş i. * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. serbestlik. * Üye.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. serbest. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. n klı tüğ nı azade * Baş . az daha az değ il! * az kalsı neredeyse.

* çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * Çalı kurum. maksimum. kı rmak. m azametli * Ulu. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. * Çalı . * Debdebe. çok büyük. azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. * Debdebeli.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. az * Küçük ölçülerle. tekdir etmek. * Görkem. * Ululuk. yavaş yavaş az. * Gururlu. * Süreyi uzatarak. paylanmak. ezinç. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. . çalı satmak. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . azap vermek * acı çektirmek. tekebbür. kötü sözle karş mak. azar azar azar * Paylama. büyüklük. i. en çok. azarlama * Azarlamak işpaylama. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . m. heybet. i. böbürlenmek. heybetli. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. * Görkemli. * Gurur. kurumlu. üzmek. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. mlı * En büyük. azarlamak * Paylamak. en yüksek. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. azar iş itmek * azarlanmak. ine ı laş . hafifletmek.

na * Azgıduruma getirmek. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi. ünü azat eylemek * azat etmek. * Açalya. * Azat edilemez. köle). n * Şmartmak. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i. Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. * Azmıolan. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. * Azması sebep olmak. * Serbest bı lmıolan. azatlı k * Azat olma durumu.azarlatma * Azarlatmak iş i. azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). salı vermek. yoldan çı ş ş kanlı karmak. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. serbestlik. Azerî halkı ilgili (olan). * Oldukça az. * Azerî halkı özgü olan. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. * Okullarda paydos. azdılmak rı * Azması yol açmak. ş azelya .

harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. çok etkili. korkunç. * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. * Azı olan. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. u sı nı azı k nlı karş . n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. yarası hemen kapanmayan. az görmek. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. biraz. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. anı erli azı i diş * Azı . *Ş iddetli. nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . * (süre ve miktar için) Az olarak. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. azı i. daha fazlası istemek. azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. besin. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. az bulmak. biraz. k * Hemen yemek üzere. * (çocuk için) Çok yaramaz. ğ ı * Yoksulları doyuran. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. azık cı * Çok az. ekalliyet. gı da. * Cinsel istekleri aş olan. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. ekalliyet.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. azgı n. * Azgıolma durumu. ütücü diş . ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. u u . azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak.

. * Ermiş n. azimkârane * Kararlı . * Gidiş . n * Çırı çı ğ ndan karmak. * Sevgide üstün tutulan. azledilme azize aziziye azizlik . azimet etmek * gitmek. azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. olarak. muazzez. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . * Ermişeren. ı azil * Görevden alma. * Azı ş iş mak i. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. * Azı iş tmak i. azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak.azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. iddetlenmek. azizlik etmek * muziplik etmek. azimli * Kararı tutumunda direnen. * Kararlı kararlı lı kla. yola çı kmak. nı i * Aziz olma durumu. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. * Muziplik. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. . kararlı nda.

rma. * Bataklı k. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. ki ı rkı ş ması an. i na . * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. ı vb. hastalıvb.* Azledilmek iş i. miş * Azma. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. taş rmak mak. * (yara. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. kocaman duruma gelmek. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * Kerestelik tomruk. * (deniz. azmanlaş mak * İ mek. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. tehlikeli duruma gelmek. rileş azmetme * Azmetmek iş i. * Çok geliş . gölcük. azledilmek * Görevden alı nmak. için) Etkili. * Taşnlı ileri gitmek. karı azma * Azmak iş i. * Az olma durumu. görevinden çı lmak. * Küçük su birikintisi. azlolunmak * Görevinden alı nmak. k * Cinsel duyguları artmak. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. için) Kabarmak. görevden almak. metis. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. çı karmak. azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. * Azı k.

aznif * Bir tür domino oyunu. . nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. sert kimse. azotlu *İ çinde azot bulunan. tadı 7. ı ı rlı te nda olmayan element. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. iri "yarı"kıcısinirli. Kı saltması N. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. kokusu.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. rengi. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak).008 olan. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. bütün borçları kurtulmak. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i. aznavur * Gürcüce. azotlama * Azotlamak iş i. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek. havada beş dört oranı bulunan. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad. ı ı ya azvay * Sarı r. sabı * Azotometre. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. * En eski jeolojik (sistem). asıyüzlü.

up ü. ı .kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt.B * Bor'un kı saltması . Ba * Baryum'un kı saltması . baba baba adam * Yaş. lı ı . babalıduyguları dolu kimse. ağ veya beton dikme. baba değ tı il. * Bu gibi kimselere verilen unvan. kurucu kimse. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. toprak. k baba evi * Babadan. dededen kalma ev. baba ocağ ı * Babadan. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. çift dudak patlayısı mı cını b. iri demir. olgun adam. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. Be adı verilen bu harf. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . baba koruk (veya erik) yer. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. B gösterir. un * Çocuğ olmuş u erkek. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. ses bilimi bakı ndan ötümlü. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. * Türk alfabesinin ikinci harfi. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. * Koruyucu. için klara rlar. * Yaratı. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. * Ata. baba bucağ baba yurdu. adı ı baba evi. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . ağ lı yürekli. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. yurt. . dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. toprak ya da yurt. * Basso kı saltması . larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar.

babadan babaya * dedelere doğ zincirleme. cana yakı k. . ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. babacanlı k * Babacan olma durumu. a n babaca babacan * Baba gibi. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . hoş . görülü. * Sevimli. n rası taş yan. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. babaya yakı n. hoş n. n u . babası çok düş olan. ru * ataları beri. * XIII. baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. * Cana yakı olgun. cana yakıolarak. paternalizm. sempatik baba. baba yurdu * Baba evi. baba ocağ ı . nlı babacı k * Küçük baba. iyi kalpli. baba yadigârı * Babadan kalan. ş it sı ambaba. yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. babacı l * Babası çok seven. güvenilir (erkek). * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li.

na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin. bizim kuş aktan öncekiler. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. babalı * Babası olan. öfkelenmek. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. ." anlamı kullanı bir söz. * Diklenmek. babalıetmek k * baba gibi davranmak. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. babalanmak * Babaları tutmak. * Baba olma durumu. z u lan lan. kayıpeder. yetim. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. na babası z * Babası ölmüş çocuk. bir ş ı sı olsun. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. ca babaları z mı * bizden. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar. kabadayı davranmak. * Üvey baba.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . babalanma * Babalanmak iş i. * Kayıbaba. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r.

* "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. Babî Babîlik * XIX. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. * Oyun kâğ nda. ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . ı nı bacak kadar * ufacı k. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. babı nda. destek veya bunlardan her biri. babı nda * Konusunda. * Mert. herkesten farklı ş klar. bacak kadar boyu var. * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. * Osmanlı hükûmeti. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. babı ndan * Bkz. oğ vale. bacak kalemi . * Su yolu. ı tları lan. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). babayiğ it * Güçlü kuvvetli. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . ayak. lı k.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. ı yapı nı i. huylar edinmiş iş alı kanlı . baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. ama değik. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. yüzyı İ lda. türlü türlü huyu var * daha küçük. kabadayı . korkusuz adam.

baç . bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. ı * Bacakları sa olan. * Baç alma işveya görevi. uzun boylu. * Zorla alı para. ı * Bacakları uzun olan. rüzgâr. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. * Kıkardeş z . bacanaklı k * Bacanak olma durumu. haraç. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). bodur. arkadaş .* Kaval kemiğ i. * Felemenk altına verilen ad. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. bacakları kopmak * çok yorulmak. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi. baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir. i * Yel. kı boylu. abla. * Tarikat ş eyhlerinin karı. bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. nı p bacaklı * Bacağolan. nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. * Dost.

badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . * Birleş ikgillerden. badanalanmak * Badana yapı lmak. badana yapmak.badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. ş ekeri çok. badanalatma * Badanalatmak iş i. badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. * Badanası bozulmuş . badem ağ acı . badanası z * Badana edilmemiş . *Ş arap. harman döküntüsü. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. ı badanalama * Badanalamak iş i. * Ondan sonra. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n). bir tür yer elması . badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. badanalı * Badana edilmiş olan. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. badem * Gülgillerden. içki. badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis).

çok * Badem biçiminde olan. badema bademci * Bundan sonra.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. k * Ördek. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). bundan böyle. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. fasulye. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. badem biçimindeki organ. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. halat sargı. badem bahçesi. lan sı . içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. bezelye gibi taze sebzelerde. z lan badem parmak * Baş parmak. * Badem ağ açları olan yer. * Badem satan kimse. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak.

sicim. lam. * Kemikleri birbirine bağ lamaya. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). * Yolcu yükü. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. * İ iliş rabı lgi. kan * Çöl. * Bağ deste. ki. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. demet. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. badikleş me * Badikleş durumu. yayvan.badi badi yürümek (veya gitmek. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. * Bageti olan. badya bagaj * Ağ geniş zı . ta. * Sargı . düğ ümlenebilir nesne. palaz. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. . badik * Ördek. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. erli . * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. baget * İ kı değ nce. sa badikleme * Badiklemek iş i. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. n u * Otomobillerin yük konulabilen. * Tren. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. sa nek. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . genellikle arkada olan bölümleri. büyükçe su kabı . * Kı boylu.

bulunan. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. * Kaplumbağ kabuğ a u. bağ z. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. an bağ an boğ * Küsküt. bağ bak. güz. * Kaplumbağ a. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları. koş -arak. * Meyve bahçesi. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. üzüm olsun. düş an ük. yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). ı sı bağ lı cı k . ulaç. bağ doku * Hücre sayı az. * Bu iş yapı ğmevsim. * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit .bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . ı lı i ten ini yapmalır. bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. * Ölü doğ kuzunun derisi. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. sonbahar. zarf fiil: gül-e gül-e. otur-up vb. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak. ş eytansaçı . u rı * Ur. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku.

uymak.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. homojen duruma gelmek. homojen. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. mütecanis. kör düğ etmek. * Bağ kurup oturmak. daş i. çelme atmak. bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. homojenlik. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. bağ dalama * Bağ dalamak iş i. mak. daş . imtizaç etmek. k. i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. lı k. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. homojenleş daş k tirmek. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu.

mla * Büyü. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . izafiyet. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak. aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. mı ş n ı i.iş sın. * Görece olma durumu. bağ mazlı daş k * Uyuş k. * Baş çı cı tan karı. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ ı l * Görece. tâbiiyet. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . izafî. ı er. bağ k ı llı bağ ı m .bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . z. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. sihir. geçimsizlik. rölâtivite. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. etkisi altı tutmak. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse.

bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. bağ z. nispî. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. izafî. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. tutumunu. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. özgürlüğ özerkliğolmayan. * Eş . tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. tâbiiyet. izafet. a. rölâtivizm. ka eyin mı lı ü. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. rölâtivite. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. rölâtivist. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. izafiye.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. kavramları tasarı birlik. giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. yüklemleri ayrı cümle. müstakil. göreli. bağ k. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. veya nitelik. tümleçleri. göreci. bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. mutlak olmayan. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. ı msı i. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. gücüne veya yardı na bağ olan. görelik. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. özgür. görecilik. hür. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. tâbi. rölâtif. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş .

ekilde dı vuran kimse. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. * Ciğ bağ er. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. rölâtivite. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an . nda n . * çok susamıolmak. ları n ı nda ayan rsağ . ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. * Yüksek sesle azarlamak. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. ı ntı ka eye lı izafiyet. * Gürültüyle. bağ ş ı mak rı * Bkz. bağ ı r * Göğ üs. rmak i * Bağ ı ldak. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. bağş rı ma. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. bağş rı mak. görelilik. ş amata ederek. * Kendini belli etmek. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. çok acı duymak. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. ş amata. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . köseleden yapı ş rh na lmıyelek. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. bağ ş ı ma rı * Bkz.

insanları özellikle çocukları bağ n. muafiyet. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . affetmek. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. ı ş i. ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. rması * Bir haberi. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. geliş nı imini. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. ı ş ey. bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. af. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. * Bağ yapan kimse. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . öldürürüm" anlamı korkutmak. askarit. * Bağlanan ş hibe. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. ş * Görevden çekmek. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. teberru. almak. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). muaf. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. * Bağ ı rtmak iş i. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). ı ş i. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. immünoloji. acı kaçı madan değ erlendirmek. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. * Hibe etme. i. teberru etmek.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . bağ ı rtı * Bağ sesi. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme.

bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. me. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. affedilmek. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. kontrat. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. affa uğ ı ş ine ramak. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. durumlar. ya. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. bent. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . rabıVe. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. ya da birer t: bağ r. bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. an bağ laçlı * Bağ olan. deste. affolunmak. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. kontekst.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. me lanmıolan. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. âkit. * Bağ yapanlardan her biri. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. . mukavele. demet. * (herhangi bir olguda) Olaylar. veya. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek.

bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. içten bağ olmak. lanı ey. lâç * Denk yapmak. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. * (bir iş için) Anlaş yapmak. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. tamamlamak. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak.* Bir dil birimini çevreleyen. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. onun anlamı. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . * Bağ çalan kimse. tahsis etmek. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. kontekst. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Geçiş i engellemek. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . * Bir iş veya kimse için ayı rmak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. tutmak. ka * Düğ ümlemek. irtibat. ma * Birinde bir ş karşilgi. paket yapmak. . bağ lanma * Bağ lanmak iş i. ondan önce veya sonra gelen. değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * Oluş mak. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. ka le raş * Sona erdirmek. zca le raş . istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. * Gönlünü kazanmak. ine * Sevmek. bitirmek. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak. meydana gelmek. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. * Uyulması zorunlu olmak.

rabı . irtibat. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. laş i. lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. ş * Sonuç.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. terim). * haberleş sağ me lamak. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . bağ yapmak lantı * iliş kurmak. laş k bağ ı laş m * Eş leme. bağ cı layı ünsüz. bağ latma . bağ ünlüsü lantı * Bkz. bloksuz. bağ cı layı ünlü. ittifak etmek. lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. tahsis edilmek. kolona ileten boru. müttefik. nda lantı * Askerî. anlaş sözleş yapmak. siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. ki ma. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. irtibatlı talı nda lantı . bloksuz ülkeler. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. bağ ünsüzü lantı * Bkz. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk).

tâbi. ı . bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. bir düş ünceye. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. eyin. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. lı * Birine karş sevgi. ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. ları bağk bahçelik. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu. m. tâbi olmak. üzüm bağ çok olan (yer). * Uyulması zorunlu. ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . un nda * Bir halk inanına göre. merbutiyet. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. * Kapatı ş lmıolan. tutkun. ı . büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek).* Bağ latmak iş i. bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. gec-i-k-mek vb. -l-mak. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. * Sadı k. mesi artı * Bir kimseye. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. vabeste. . * Gerçekleş bir ş gerektiren. bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. saygı yakı k duyma ve gösterme. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. nda ı ilgi. kapalı . ile nlı . bağ kalmak lı * uymak.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. sadakat.

ş . bağ yufka rı * Yufka yürekli. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). bağ ı çağ rarak ı rarak. sıntı . ş amata ederek. rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. bağ naz * Bir düş ünceye. * Bir düş ünceye. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ z sı * Bağbulunmayan. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. hep birden bağ rması ı rtmak. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. ş amata. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. dertlenmek. * Gürültüyle. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. ı . bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. merhametli. acı kı çekmiş . yetiş tirmek. ı rma. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. Bağlaş lı ı m.* Bkz. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. bağ nı rı ezmek * üzülmek. içine iş lemek. bağ na basmak rı * kucaklamak. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ naz nazca davranı taassup. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. taassup.

maddeler. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. ilkyaz. bahar * Kuzey yarı küre için. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. bahanesiz * Bahanesi olmayan. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. karabiber gibi maddelerin toplu adı n. s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. bahar nezlesi * Bkz. i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. . kıve yaz arası ş ndaki mevsim. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. zencefil. yüzyı Babîlikten doğ olan. eyi bahaneli * Bahanesi olan. ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. * Gençlik çağ ı . zencefil. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. ilkbahar. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. baha biçmek * değ belirlemek. i. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). karabiber gibi lan n. bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. erini bahadı r * Savaş larda. .baha * Paha. saman nezlesi. sı * XIX.

bahçeci * Çiçek. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. karanfil. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse).baharatçı * Baharat satan kimse. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. . bahçesiz * Bahçesi olmayan. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bostan. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. tarçı gibi bahar bulunan. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. * Bahçe yapma iş i. bahçe gibi düzenlenmiş yer. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. bahçelik * Bağ . bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. *İ çinde karabiber. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. baharatsı z * Baharatı olmayan. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. lezzetlendirmek veya baharat ekmek. bahçeleri olan (yer). n * Sebze yetiş tirilen yer. itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçeli * Bahçesi olan. layan kaside. baharatlı * Baharatı olan.

bahis * Konuş ş konu. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. söz konusu olmak. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. * Söz.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. k k ları u * Denizle ilgili. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. ı bahir * Deniz. ulan ey. * Yalı nı çapkı. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. resimlerin bulunduğ eser. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek. * Bir kitabıbölümlerinden her biri. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. . bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. lanı bahis konusu * Söz konusu. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi.

bahtı kara * Mutsuz. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. sunmak. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. mutsuz olmak. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. talih. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. talihsiz. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. lı. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. istenen sonuca ulaş mamak. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. kader. ans. * Ş mutluluk. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. . ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. bahsi kazanmak * ileri sürülen. mak. bahş etmek * Bağlamak. talih yüzüne gülmek. nı unu i . konuş sözünü etmek. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. bahtı k açı * Talihli.

bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. hükûmet. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . * Bakmak iş yapan (kimse). vekil. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. talihli. bakalit kaplamalı . mutlu. talihli. navı bakam bakan * Baklagillerden. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu.bahtiyar * Bahtı olan. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. * Hele. mutsuzluk. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine. nı tirir. kemik çıntı. aş * Bahtı olan. talihsiz. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). * küçümseme bildirir. genellikle milletvekilleri arası ndan. z bahusus bak bak! bak! * iş te. bakaç * Dürbün. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. mutlu. karı aç. kuş merak. mutluluk. mutsuz. üstelik. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. * ş ma anlatı aş r. özellikle. bahtlı . ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. an . nazı kanı ktan baş na r. * ş ma bildirir. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak.

* Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. eyi n düş zca * Falcı . nezaret. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. nı * Fal. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. barı kları . bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. vekâlet. ları ları u * Öküz. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. sır. * Kademe. darülâceze. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. vekillik. * Bakı iş lmak i. * Falcı lı k. * olur ki. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. * Kalı lar.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. bakılı cı k * Bakmak iş i. . ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar.

yüzüstü bı lma durumu. i yapı tı * Muayene olmak. değ erlendirme açı. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. terk edilme. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. bakı ndı bakı nma * Bak hele. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez.95 olan. 10840 C ye doğ eriyen. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . ş ş ı . -e göre. * Bakı yapı ş rdan lmı . bakı r rengi . bakı r * Atom numarası yoğ 29. * Yeş çalar mavi renk. ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. çevreye göz gezdirmek. ı ve elektriğiyi ileten. yönü. * Bakı yapı ş rdan lmıkap. bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . zı renkli element. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. lmamı ş . bakı zlı msı k * Bakı z olma. unluğ 8. Kı saltması Cu. * Bakı nmak iş i. araşrmak. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı. bakı nmak * Bakmak iş lmak. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı .

bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. bakı r sülfat * Göz taş ı . asimetri. simetrik. tenazur. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. göz taş r ı . bakı r tuzu * Bakısülfat. mütenazı ı r. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. görüş sı açı. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. sa p bakık ş ı * Bkz. konuyu. (rengi) bakın rengine benzemek. simetri.* Kıla yakı kahverengi. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. bakı ı r taş * Malakit. ı bakıksı ş z ı * Bkz. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. bakımlı ş . rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. nda ş ı ey) arası ş ı ey). bakımsı ş z. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. r * Bakmak iş i veya biçimi. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. . zı n * Bu renkte olan.

i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. öteki. * Eskimemişyı . ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. geri kalan. kalı olmak. kalan. düzensiz yazı dolu defter. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. kalı. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. bakkallı k * Bakkalı iş n i. ntı * Yiyecek. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. z. * Bakire olma durumu. kide ş * El değ memişkullanı . * artakalan. * Büyük bakkal dükkânı . bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. z lan z. ş . bakkam bakla * Bkz. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). mlı * bir ş eyden artmak. daimî. erdenlik. geride kalan. lik. baki kalmak * sürekli. lmamı ş . cı * Bir ş eyden artan (miktar). bakam. * (toprak için) İ ş lenmemiş . * Baklagillerden. mtı .baki * Sürekli. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. el değ memiş bozulmamık. pranmamı yeni. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. k. ş lı bakiye * Artı artan. lerle raş bakkal defteri * Karık. * Kalı .

bakliye. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . baklagiller * Bakla. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. baklamsı meyve * Bkz. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler . * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklavalı *İ çinde baklava bulunan. keçiboynuzu gibi. baklalı baklalı k * Baklası olan. lan bakla ı slanmamak * Bkz. nohut oda. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). pire gibi küçük böcekler için) çok iri. ağ nda bakla ı zı slanmamak. ceviz. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. fı k. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). renk. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. baklamsı * Bakla biçiminde olan. * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. akasya. badı ç. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i.* Bu renkte olan. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. bakla oda nohut sofa * Bkz. fasulye. . * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. * Bakla tarlası . badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. bakla kadar * (bit.

bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. * Bir işyapmak. farkı varmak. eyin mesi için * Beslemek. eye lı * Gözetmek. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. * Renklerde. bölünerek çoğ klorofilsiz. * Yoklamak. Benzemek. * Önem vermek. nda ş an . ilgilenmek. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. geçindirmek. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. bakterileri içine alan canlı lar. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. canlı bulunan. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. tek hücre canlı vrı alan. bir işyapmakla görevli olmak. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. önem vererek üzerinde durmak. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. * Anlamak. küresel. çürüme. i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. bakteri * Toprakta. larda klara kı k biçimde olan. silindirimsi. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. andı rmak. . * Bakmak iş i. incelemek. ) * (hasta için) Muayene etmek. baklagiller. ş ı ey * Aramak. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. suda. tedavi etmek. bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. * dikkat çekmek sözü. mayalanma veya hastalı yol açan. * Bkz. denemek. bakteriyoloji alanı çalı kimse.*İ çinde baklava desenleri olan. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. * (bir işBirinden beklenmek. kimyasal etkiyle öldüren (etken).

bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal dudaklı * Tatlı dilli. n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). çi bir idi * Aptal. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k . vı * Olgunlaş ş mıincirin. htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). ş ı . bal baş ı * En temiz bal. bal dudak * Bkz. çok iyi. adamakı. koyu. sı madde. i baktı rma * Baktı iş rmak i. bal gibi * pek tatlı . bal dudaklı . llı bal kabağ ı * İ turuncu. niteliklerini inceleyen bilim. beyinsiz kimse. bakması sağ na nı lamak. dına sı tatlı. ndaki petek gözlerine doldurdukları . bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. *ş üpheye yer bı rakmadan. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı. türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. baktı rmak * Bakması yol açmak. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k.

* Ş man. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. çocuk). gürbüz (kimse. irileş mek. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. nektar. bala balaban * İ büyük. (Botaurus). malak. arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. n mı lan. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. balak balalayka * Bkz. * Bu renkte olan. balı la benzer. * Yavru. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. balabanlı k * Balaban olma durumu. mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. çocuk. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . . u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. . ri.

nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. *İ çindeki kil oranı yüksek. koyu toprak. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i. daha çok killi. * Kabzanı demir siperi. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. koyu. pedavra. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. su geçirmez. lan * Denge. * Karagöz. itli ş kan * Güçlük çı kartan. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. mil. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. lik arkı * Serbest biçimli. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. muvazene. romantik. yavaş ı madde. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. yapı çamur. da.balama * Orta oyununda Rum tipi. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . * Arı tirip bal alan veya satan kimse. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde. balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. yağ. balata . matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. da. kıkları * Safra.

ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. sinekgiller familyası ları ndan.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . ri k bale * Belli hafif figürlere. incik. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. karasineğ çok benzeyen. pilâvlıpirinç. karabaldı r. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). iş serseri. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. en . unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü. (Conium maculatum). ran en baldı rgan * Baldı ran. adı atı çoğ m ş lara. * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . balerin . ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. mı siz. kan emen. balçıhurması k . hastalıbulaşran. * Maydanozgillerden. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. *Ş eytan otu. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. karı * Balçı olan. ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu.

balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. balıeti k * Omurgalı lardan. balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. yı ş k an. * Zodyak üzerinde. hazı rlanan bir çorba türü. . Zodyak. balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. k balı k balı k * Omurgalı lardan. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. balgamlı * Balgamı olan. suda yaş ayan. . i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. balıkartalı k . dalgı kurbağ adam. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. ı dı atı sümüksü madde. ne zayıolan. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . ç. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. biçimli tombul. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası .* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. bektaş ı taş mühresenk.

kları (Anamirta). balı beslenen. boynu ve gagası uzun. azlı balı l kçı * Balı beslenen. havyar. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. üremelerini sağ layan yumurta. su kıları yaş yı nda ayan. ticarî merkez. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer. yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. beyaz. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. su kıları yaş yı nda ayan. yavaş k kları kuruyan.* Kartallardan. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. kahverengi çizgili. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. k * Balı lara özgü. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. vitaminli yağ karı flı a ı lan . k * Yayvan servis tabağ ı . mın kçı mı balı lı kçı k . * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli. balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. boğ k. balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. ı bal rı rlanan yumurtası . balıyiyen. kla k * Uzun bacaklı lardan. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı .

* Balıtutma. erinleş buluğ ermek. * Balı olmayan. a l baliğ olmak. uzunluğ 20 m. atlamada) Balıgibi gergin. ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. uzun çubuk. ı nı ünmeden giriş erek. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. balina * Balinalardan. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . * Balıüretme. dar. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. falyanos (Balaena mistycetus). n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. k balı klava * Deniz. * erinlik çağ ermek. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. uzunca gagalı . ğ ı . göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. uzun ve çatal kuyruklu. baliğ olmak * bulmak. ağ ğ200 ton olan. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. yassı na . düz ve baş ağbir biçimde. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. esnek. k aş ı * Bir iş bir duruma. buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. avlama iş k i. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . akı ı na mek. soğ hava deposu olan yer. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. süslemek. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. k ı balı klı * Balı olan. eriş mek. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo).

balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. sancı rı mak. Bosna-Hersek. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. ltı * Ş ek. * Ağ.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. Makedonya. KaradağKosova. . * Güzel süslü. nı nda ş arı ru kmı . Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. dalgalanmak. Malkarca. kla * Örnek hayvanı balina olan. * Ş ek çakmak. imş * Su halkalanmak. imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. * Balina takı ş lmıolan. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . parı ldamak. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. balina geçirilmiş olan (giysi). Balkanlarla ilgili. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . Arnavutluk. sancı rı . parlak. * Balkı iş mak i. balkı ma balkı mak balkon . Balkanoloji * Balkan ulusların dili. * Parlamak. * Kesik kesik ağmak. Romanya. Balkar Balkarca balkı * Bkz. Bulgaristan. balkı r * Parı. Sı rbistan. tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . Malkar. Slovenya. . * Bkz. Balkanlar * Hı rvatistan. esnek kemiksi bölümlerin adı ş .

atmosferde uçabilen.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. k ğ ı . ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. balköpüğ ü * Açısarı k renk. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. ballı darı *İ ncir. lmı * Ballıhastalı olan. tatlanmak. olgunlaş laş mak. ballı *İ çinde bal bulunan. ballanma * Ballanmak iş i. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. * Tatlı mak. ik lardan oluş bir an familya. ballı börek * Çok lezzetli. ballı baba * Ballı babagillerden. ğ ı * Ballı baba. balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan. küre biçiminde araç. balkonumsu * Balkona benzer. mak. * Bağ larda görülen külleme hastalı. düzenlemek. llı ballı babagiller * Nane. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. ballı k * Bal konulan kap. ballandı rma * Ballandı rmak iş i.

ası ey lmak. merhem vb. belsem. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. danslı yer. koru). i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. n an * Bir tür kudret helvası . balon gibi. yol açmak.* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ . * Gemici. * Odun kıcı rı. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . * Küçük balon. . baloncu baloncuk * Balon satan kimse. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. musallat olmak. yarmak. aç . baltacı k * Küçük el baltası . baltacı * Balta yapan veya satan kimse. balta vurmak * balta ile kesmek. * Bazı açlardan elde edilen. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. balonvari * Balona benzer. * Karnı yuvarlak ve şkin. * Kesmek. lan ı . balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. demir araç. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. vakitli vakitsiz tedirgin etmek. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). boynu dar cam kap.). balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . parçalamak. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. yükleri bindirip indirmekle.

Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. i. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. ini baltalı * Baltası olan. sabote etme. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. pot kı nda rmak.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. balyalama * Balyalamak iş i. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. balyalanma * Balyalanmak iş i. balyalamak * Balya yapmak. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. sabote etmek. bir sıntı kurtulmak. denk yapmak. * Bilinçli ve kası olarak. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . . baltalamak * Balta ile kesmek. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. iş m ini balya yapmak * balyalamak. tlı kacak davranı bulunmak. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. * Sısıkesimi yapı orman.

varyos. balyozla dövmek. balyozlamak * Balyozla vurmak. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. * Bu bitkinin hem taze. ergin evrede baş akları kemiren.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). . . bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). k lerde lan. ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. ları lan. bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. İ u * Taş kı ları rmak. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. hezaren (Bambusa vulgaris). kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. bamya tarlası * Mezarlı k. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. baston gibi birçok cak en. bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. ı r. ka bambu * Buğ daygillerden. değik. kahverengi. merdiven. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. ı n ndaki bölümü. hem kurutularak yenilen ürünü. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. mobilya. yanı mı lan ş . balyozlama * Balyozlamak iş i. uzun menzilli tunçtan top. ban ağ acı .

bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. * Herkesin kullandı. * Banal olma durumu. üdü. ses cihazı bant üzerine kaydetmek. ile * Bağsargı . ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. herkesin anladı. bançolaş ma * Bançolaş durumu. . ile bandaj * Sargı sarma. ban otu * Asya. * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. banda almak * bir sesi. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera). ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . aç * Sepetçi söğ sorgun. .* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. nda ı bana da . lokma. çiçekleri salkı m durumunda... bandajlamak * Sargı sarmak. aldı etmemek. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. bandajlatmak . n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . telek damarlı . Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus). bandajlama * Bandajlamak iş i.

ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. kumaşerit. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . u bandı rmak * Banmak. badem ve benzerlerinin. * Etibank. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. * İ dizilmiş pe ceviz. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. kuran. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. * Yapan. bangıbangıbağ r r ı rmak. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. bandaj yaptı rmak. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse.* Sargı sardı ile rmak. gürültüyle. bank . bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . bandı ralı * Bandı olan. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. mıka. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. bangı rdama * Bangı rdamak iş i. mıkacı zı . hı karak ağ çrı lamak. halkı bani * Kurucu. bangı r bangı r * Yüksek sesle.

banka cüzdanı . eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. banka defteri * Bkz. biriktirmek. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. . k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. değ belge. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. * Bankacı . kasaları para. kambiyo iş p lemleri yapan.iskonto. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. banka cüzdanı . lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. * Bankacın mesleğ nı i. kredi. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. parklarda oturulacak sı ra. banka gibi * çok zengin (kimse). * Bankerin yaptı iş ğ . bankiz * Buzla. * Faizle para alıveren. * Banker olma durumu. * Para. na banker * Banka sahibi. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. raş * Çok zengin (kimse). tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li.

* Su altı tepeliğ i. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. ş bağ erit. . biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. dolay. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. banko geçmek * Yarı ş veya toto. * Katı ş sulu veya tuz. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. yassı . nda. banlama * Banlamak iş i. loto gibi oyunlarda. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . bant yapı rmak. çevre. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. deş etmek. * Bantlama makinesi. banlamak * Horoz ötmek. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . ensiz. * Banmak iş i. banma banmak bant * Düz. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. * Bağ ı rmak. banko sayı * Sayı loto oyununda.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para.

* Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. banyo yapmak * yı kanmak. başk. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü.banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. bar . aç bap * Kapı . lı * Konu. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. içinde yı lan bölüm. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. * (kitaplarda) Bölüm. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. banyo * Yapı larda. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. lan lan banyo kabini * Duş kabini. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. hamam. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. baobap * Ebegümecigillerden. husus. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su.

k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. * Apaçıgörünmek. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. kebe. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. ortada olmak. içkili eğ lence yeri. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı . * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. baraj * Suyu toplamak. * Hava bası birimi. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. ağ ritmli bir halk oyunu. ncı * Cam kaplarda oluş pas. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. * Ayaküstü içki içilen meyhane. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. . barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. baraka barakacı k * Küçük baraka. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. * Tahta.* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. kı çuha. ı r bar * Danslı . paslanmak. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. duvar yapmak. reti . bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. büğ yla lan et. barak * Tüylü.

topluluk. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . barbarlı k * Barbar olma durumu. ş * Kaba ve kı . n. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. ilkel. * Taneleri yuvarlak. uzunca başk. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. ucu kı k. vücutları pullarla kaplı mı iri . vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. bir tür fasulye. . barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. kı zı rmı pullu. ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. rı cı * Kaba saba. oval veya yassı rmı benekli. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). . barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar.baran barata * Yağ mur. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. beyaz etli. n. baltacı kapılarıgiydikleri. * Uygarlaş mamıkavim. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . kale u kı lı ş n korkuluğ u.

lan. nı ların nı * Çok beyaz. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. * Bir tür küçük ve tatlı incir. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. lan * Bir bardağ alacağmiktar. . baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. ri. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. ı n u lan. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. kâğ veya plâstik örtü. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. * Fıcı çı keseri. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek. barçak * Kı kabzasın siperi. lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik.* Bar iş kimse. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i.

barı ş çı * Barı seven. barıöngören. barı . barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. çine . barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. sulhçu. yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. dirlik içinde yaş amak. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . sulhsever. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. çit. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. ş ı ş ı * Bkz. k * Uyum. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barı ş * Barı ş iş mak i. * Göç eş . a bir ğ ı * Yerleş mek. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. ev eş . melce. . * İ izinle girilen yer. küçük kervan. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. geliş ortamı ecek bulmak. yası yası * Bahçe duvarı . * Barılacak yer. * Bir tür süs iğ nesi. barı nma * Barı nmak iş i.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. metal veya plâstikten yapı şapka. ş ları lmış * Küçük takke. * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. barı ş ı ş sever. sulhperver. papaz takkesi. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. * Çevresiyle uyumlu. göç. * Barı amaçlayan. sulh. otağyüksek divan. * Kafile. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak.

ilse. barikat yapmak. * Bkz. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. uzlaş mak. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. hoş kası ş n man görülü. sulhsever. anlaş mak. uzlaş anlaş mak ma. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. barı l. sevecen. bari * Hiç olmazsa. ağ küre. * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). ma. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. * Sevmek. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. sulhperver. * Keş ke.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barı ş mak * İ taraf. hiç değ o hâlde. öyle ise. zevk almak. barı ş sever * Barı . barikatlamak * Barikat ile çevirmek. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. ara bulmak. al baritli *İ çinde barit bulunduran. barikatlama * Barikatlamak iş i. dargıveya düş olmayan. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. . sulhçu. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması .

lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. * Bkz. * Çizgi im. i barklanmak * Ev sahibi olmak. pistonlu bir tür ağ çalgı.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. * Büyük sandal.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. barlam. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. * Basso ile alto arası ses veren. evlenmek. engel. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. mimarlıüslûbu. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. k. yükseklikölçer. belirgin. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. barok * M. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. barklanma * Barklanmak işveya durumu. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk. * Bkz. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. ev bark. * Açı göze çarpan. k .

barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut. abartmalı lması kuya . . barsak * Bağ ı rsak. katı li lması n rlatı na cı madde. it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. * pek ekş i veya acı . patlayı. * Gösterge. sinirli ve kinle dolu kimse. düş nda ünceden çok duyuma. * Koyu gri renkte olan. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . fı. * Baron olma durumu veya baronun görevi. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. barometre * Bası nçölçer. sert. barut gibi * öfkeli. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda . barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). huysuz. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. barut fısı çı * Barut koymaya.* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. çı barut fısı çı gibi * çok kı n. barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. aksi (kimse). * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. etkileyici.

baryum karbonat * Karbondioksidin. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan. yoğ sı unluğ 3. barut rengi * Koyu giri. n sı bas (veya bas git) * çekil. basamak * Merdiven. baryum sülfat * Baritin. n * Sesi böyle olan sanatçı . u ada havada çabuk oksitlenen. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . katı basit bir element. bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. defol!. * En kalısesli orkestra çalgı. git. barutçu * Barut yapan kimse. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. * Merdiveni olan. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. gümüş renginde. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. . lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . Kı ve saltması Ba.78 olan. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. * Atom sayı 56.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. bas * En kalıerkek sesi. yürü.

dergi gibi ş eyleri basan kimse. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. ine mek basamaklı * Basamağolan. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. . aş kerte.* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. * Derece. * Derece derece. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. laş ş . birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. basamak basamak olan. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. algı yetisi. bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. lan * Görme ile ilgili. bası cı * Kitap. mak lan i. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. *İ leriyi görme. * Çok yüksek olmayan. * Bası ş lmı yassı mı . alçak. n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. k bası k klı * Basıolma durumu. her rakamın bulunduğ sı hane. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. * Dalyanıkapak yeri. k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . * Kık. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. . resim çı karmak iş tabı i. ı basar * Göz. tâbi. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. na lmıbir nı nı u ra. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. kalı mı ı da eylere yazı . basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. ama.

* Bası i. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. matbuat. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . i. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. * Bası işveya durumu. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. tabaat. n n nı nda n nı sı p . i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı .bası la * Bası lı provalarda "basız. m lmı . bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme. * Bası evinde bası şmatbu. lmak i * Bası iş lmak i. * Bası sanatı . lı k. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. matbaa. bası n" anlamları kullanı terim. tabı iş . basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. bası n * Gazete. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. matbaacı m leten . mcı kta. tipografya. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç.

ş . basiretli * Gerçeğgörebilen. * Doğ görüşuzağgörüş ru . bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. uyanı k. tazyik. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. ı rlı bası ş * Basmak iş i. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. sağ klı ş . n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. nç ş lma kı su. basiretsiz . uzağgörebilen. basıgeçmek p * önde gideni geçmek.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . basıgitmek p * birdenbire gitmek. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. * önem vermeyerek uğ ramamak. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. bası nçlama * Bası nçlamak iş i. gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. anlayı kavrayıdikkat. basireti olan. sağ i ı görülü. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. bası rgama * Bası rgamak iş i. seziş . görü. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. ı . için nç lamak veya ayarlamak. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. na u eyi u mak. bası rganma * Bası rganmak durumu. bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. barometre. ı rlı * Kâbus çökmek. kâbus çökmek.

basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. n lan . ileri ve uzak görüş olmayan. basitleş me * Basitleş iş mek i. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. bayağ görgüsüz. kolay tarafı ndan. sağ lü görüsüz. özelliğolmayan. ı . ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. basitleş mek * Basit duruma gelmek. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. olağ i an. basite indirgemek * basitleş tirmek. gösteriş siz.* Gerçekleri görebilmekten uzak. karık olmayan. bayağ lması ş ı ı . basketbol * Basit olma durumu. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle.basite irca etmek. ileriyi ve uzağgörememe. kök durumundaki kelime. sağ ı görüden yoksun olma. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. basiretsizlik * Gerçekleri. * Kolay. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. sade bir biçime döndürmek. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek. * Her zaman rastlanan. * Süssüz. yalıkelime.

i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. lı kta iş * Kıtlayı. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. pres. zor kullanmak. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. lı ş * Bası sı sayı. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse. tazyik. beklenmedik saldı. kıtlamak. kazı resim. lediğ n u lan zı * Kı süreli. mı baskıbasanı r n ndı . baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. sa rı * (sertlik. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. zorluk bakı ndan) Üstün. basketbolcu. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. baskı lı * Baskı olan. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu.

ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. saldıda bulunmak.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. * Matbaacı lı k. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. üzerine kalı desen basma iş pla i. * Terbiyesiz. tülbent vb. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. * Pamuklu. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . m mı * Pamuklu. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. . * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . matbua. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. basklârnet * Kalı sesli klârnet. ahlâksı z. tülbent vb. tezek. * ansın konuk gelmek. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. . basma * Basmak iş i. basma kalı bı * Kitap. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. . basmahane * Basma yapı iş lan yeri. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. * Bası ş lmı matbu. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. * Disiplinsiz. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. baskı ncı * Baskıyapan kimse. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. ı dı * Gübre. üzerine kalı desen basan kimse. üstünlüğ göstermek. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. basmacı lı k * Basma alı satı . * Gazete. dergi.

p basmalı * Basma özelliğolan. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. basso * En kalıerkek sesi. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. * Bası i yapmak. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. mı l. n * En kalısesli orkestra çalgı. gittiğyerin bereketini kurutur. bilineni tekrarlayan. bürümek. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. üzüntü ve ağ k duymak. * Bastı rma. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. değ iklik göstermeyen.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. çökmek. eyi. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. maydanoz. durumunu kontrol edememek. * Bkz. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. n sı bastana salatası * Domates. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. * Yol yapı nda çakıkum. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. iş * Örtmek. baskı ı rlı . * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. ilbiber. ey p. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. * Baskıyapmak. a * Çevreyi kaplamak. * Bir kimse bir yaş girmek. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. kliş e. harcı ü iş âlem. kaplamak. yük. taze soğ yeş an. yı rmak lan aç * Ağ k. baş tarda. . kı k * (çocuk için) Yaramaz. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. tabetmek. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek.

üzerine iyice düş mek.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). bastonsuz * Bastonu olmayan. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. * Baskı yapmak. nemli ormanlarda biten. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. basurlu . * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . * Bastı . * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. nce. basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. hemoroit. ı n nı vıp * Gidermek. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. * Üstünlüğ göstermek. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. * Ansın birinin yanı gitmek. bastonlu * Bastonu olan. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . * Zararlı olayı bir önlemek.

* Deniz teknelerinde ön taraf. hemoroitli. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. nı ı yan indedir. can sı kkı k kmak.. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. en önemli. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. * En uç. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. u * Baş ç.* Basuru olan. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. uğ tı raşrmak. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. * Bir topluluğ yöneten kimse. raşran rsat baş almak * fı bulmak. yüksek nokta veya en ön. baş ağgitmek aş ı . baş rı ağtmak * tedirgin etmek.. * Bir ş genellikle toparlakça ucu. burun. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. * ". ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. göz. sarrafiye. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. ser. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. Asya'da yetiş bir ağ (Basia). baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. * Arazide en yüksek nokta. kafa. langı * Temel. bı nlıvermek. eyin * Bir ş uçları biri. kulak. ı rı . eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. esas. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. baş * Çı ban. basya baş * Sapotgillerden. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm.

baş a bı baş rakmak * birinin. baş çekmek * ön ayak olmak. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. baş a baş * Birlikte. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. ı na * baş vermek. bit. baş biti * Bkz. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. aş . baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş bezi * Mendil. ndan kla baş döndürmek * baş dan. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. nlı baş döndürücü . baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak. intisap etmek. ı rı * baygı k verici. * dayanı ş mak.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. gururdan. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. baş çanağ ı * Kafa tası . leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. sürekli zarar etmek. baş çağ bı ı * Ustura. üzüntü veren. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. baş belâsı * Sınt ı kı . beraber yaş amak. beraberce.

ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. baş da. baş kaldı ı nı rmamak. baş kaldı rmamak * Bkz. aş na. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. ortaya çı kmak. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). baş kazanmak (kazanmamak). eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır.* Ş kı serseme çevirici. kabarmak. baş kesmek * selâm için baş mek. inkı etmek. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. baş nereye giderse. isyan etmek. na yat baş elde iken * ölmeden. mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. vuku bulmak. zuhur etmek. yaş arken sağ iken. baş olmak önemlidir. başve kı üzerinde inip kalkmak. baş olmak göz * evlenmek. yönetime karşgelmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek. ı * iyice coş mak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. gücü yetmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak. her iş onları te örnek tutarlar. te ta baş olan boş olmaz . baş göstermek * belirmek. kaldı i. p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. tan ı çı baş rı fes içinde. arı baş gelmek * yenmek. baş etmek göz * evlendirmek. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki.

baş tutamamak * rüzgâr. baş örtü. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. fı na yüzünden. bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. k k lan. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. değ hiç yitirmeyen eser. baş tutmak * elebaşolmak. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. * (gemi. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. m baş lı rı börk (fes) içinde. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). baş örtüsü * Bkz. * (buğ vb. baş oluş ak mak. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. rotadan çı kmak. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. el üstünde tutmak. ı sı baş tacı * Çok sevilen. . kayı döndürmek.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. çevirmek. nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak.

baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. dengeli olarak. ak mak. na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. arası . i rabilmek. baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. ı yan lçı baş . baş baş a * Eş durumda. it baş baş a gelmek * eş olmak. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. baş baş a * birinden üstün olmadan. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. * Arpa. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. denk olmak. baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. * Tarlalarda. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. baş k akçı . buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. pehlivanlıiçin yarı k ş mak.

baş aklamak * Tarlalarda. baş göstererek. * Baş lı biçimde.* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. performans. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş . baş aklama * Baş aklamak iş i. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. baş aklı * Baş ı (ekin). baş lmak arı * Baş ile sona ermek. muvaffakı yet. baş lı arı * Baş gösteren. . bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. arı . ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş gösterememek. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. * Baş lamayan. baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. * Baş göstermeyerek. muvaffakı arı yetsiz. tutmak. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı . * Baş göstermeyen. muvaffakı arı yetli. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. takat sırı i nı. * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . muvaffakı arı yetsiz.

baş bakan * Hükûmet baş . hâkim. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. . kan baş k atlı * Baş olma durumu. muvaffakı arız yetsizlik. baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş çı * İçi baş ş ı . * Baş asistanıgörevi. baş k çı . muvaffak olmak. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . . * Çiğ veya piş koyun. efe. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. kuzu. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. hâkimiyet. n * Baş bakanı makamı n . kan. sır başsatan kimse. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . baş arma * Baş armak iş i. ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. dominant. ı vekil. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu.

baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş dümenci * Dümencilerin baş ı . rlamada en üst sorumlu. * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . sertabip. i. n ı . baş hekimlik * Baş hekimin görevi. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. . * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . ş yapı aheser. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. baş eksper * Eksperlerin baş ı . * Baş garsonun işmetrdotellik. baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i. * Baş hekimin makamı . sermürettip. baş kâtip. baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay. baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . . baş tabip. baş eski * En kı demli kimse. baş t.

ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. kendi yanı tutmak. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. sıntıdurumda. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. * birini yandaş olarak kazanmak. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. başdara düş ı mek * sıntı girmek. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. bahtı k. sıntıbir durumda. kı lı başdevletli ı * Talihli. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı .baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. ğ mek. gururlu. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse. üzücü bir durumla karş mak. başdertte ı * çözülmesi güç. açı başdimdik ı * Onurlu. başbelâda ı * çözülmesi güç. kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. . ön ayak olmak. * Evli.

ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". a başhavada ı * sevinçli. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. başönünde ı * uslu. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. rgı kla. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. * bir düş veya davranı uygun bulmak. eş n dönmesi. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak.başdönmek ı * insana. a p ş başyerde ı * utançla. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. bunalmak. ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. zor durumda kalmak. ağ ı rlanmak. çevrede gözü olmayan. başyerine gelmek ı . kı nlı üzüntüyle.

tedirgin etmek. altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. kötü bir duruma düş ı laş mek. ş . görüş olmamak. p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. disiplinsizlik. * Kargaş . * Yönetimsiz. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. seve seve. na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş .* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. baskız. * Düzensiz davranı düzensizlik. inat etmek. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. * Baş örtmeden. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . baş beraber ı mla * memnunlukla. karık. söz dinler (kimse). rakı ş . başyukarda ı * onurlu. denetimsiz. . karı . kendini beğ enmiş . ı etmek. başyumuş ı ak * Uysal. kibirli. başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. kendi havası bı veya na rakmak. içinden çılamayan. musallat olmak.

baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. nda * bir iş yönetimini ele almak.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. raşrı bir e . eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. baş geçirmek ı na * baş giymek. eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. ı na * kötü bir durumla karş mak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. nefretle geri vermek. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. ı laş * beklenmedik. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. çok yüz vermek. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. in * bir işyapmaya baş i lamak. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ı r * üstüne kalmak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak.

lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. kontrolünü yitirmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. önde geleni. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. baş vur. zor durumda bı rakmak. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. işkoyulmak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek. zevk. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. hiddete kapı lmak. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak. ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. ilgi göstermek. lan inde in k ini . baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . eğ lence peş koş inde mak. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak.

baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. * bir iş birini tedirgin etmek. iş sizlikten. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. lı a. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. baş belâya sokmak ı nı * birini. . savuş i mak. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. baş luktan kurtarmak. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. cezalandılmaktan korkmak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. sorumluluğ atmak. uğ tı için raşrmak. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. ek baş ı almak ndan * kurtulmak.

nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. yataktan çı kamamak. baş dinlemek ı nı * sessiz. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. sis bürümek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak. * kendine hayran bı rakmak. kellesini uçurmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. . baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. i ksı * iyileş ememek. baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. sakin kalmak. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek.

özge. rolü i. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. . bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. uyarını sı dinlememek. baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. iş . özveri. metamorfizm. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. istihale. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. baş biri ka * diğ bir kimse.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r. iş baş kaca * Ayrı ca. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. değik görünmek. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. değ ik. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen.

ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. aslî tipi. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. * Alılana benzememe. herhangi bir kimse. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. e mek. isyan. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. metamorfoz. reislik. veya u. reis. baş kentlik . bozulmak. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. un. kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. istihale etmek. riyaset. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. er ahı eri. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. baş kent * Baş ş ehir. iş lı k * Biçim değtirmek. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. farklı kazanmak. * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . değmek. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . .baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. istihale. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. diğ ötekisi. değ iklik. değ ik olma durumu. . iş * Kötüleş mek.

* Baş konsolosun makamı . baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. kahraman. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. ayan veya n * Bu halka özgü olan. baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. ş la nda . dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . n * Baş komutanımakamı n . deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. Baş kurtça * Baş Türkçesi. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. serdar. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. katedral. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . bu halkla ilgili.* Baş olma durumu. ta baş kumandan. lı baş lama * Baş lamak iş i.

in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. baş latmak * Baş laması yol açmak. oluş mak. ta . doğ mak. ı * Olmak. baş gelen. i. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin. in. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer.nin ilk bölümü. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. müptedi. ş ler. ortaya çı kmak. iş yürür duruma girmek. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. * Görünmek. e mek. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. ine * Baş mak. bir hayatıvb. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. n * Ön söz veya girişmukaddime.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. . i yapı baş latma * Baş latmak iş i. baş lmak lanı * Baş lanmak. * Etkisini gösterme. * Çalır. belirtmek. baş lanma * Baş lanmak iş i. fı sın. başca lı * En önemli. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. ı na. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. baş lı * Başolan. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin.

lı baş makale * Baş . ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . külâh. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. serlevha. başksı lı z * Başğolmayan. evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. * (camide) Ayakkabı konulan yer. bir direğ tepeliğ in i. takke. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. paş * Başk yapan veya satan (kimse). damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. baş maklı k * Padiş n anne. paş makçı . öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse. baş mal * Anamal. giriş bölümünde. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. kapital. . baş misafir * En değ konuk. sermuharrir. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . top. * Bir yazın. * Camilerde. sermaye. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. satan kimse. antet. erli baş muallim * Baş retmen. lı ı * Antetli.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. arpalı k. çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. * Bazı bölgelerde. evlenirken. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. has. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. serpuş ı . yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. z lanan ödenek. . a * Bir sütunun. baş mak * Ayakkabı mak. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . anteti olan. ı baş muharrir * Baş yazar.

* Baş müdürün çalı ğdaire. ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu. baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu. . sermürettip. ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. eş nları nı kları arp. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). müdür. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. ı baş mürettip * Baş dizgici. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş .baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş .

baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. anarş ve i. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. in baş gelmek ta * önde olmak. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . kanı * Başveya baş bulunmama durumu. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. erksizlik. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. kent. baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. baş rejisör * Baş yönetmen. na. baş olmayan. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. ı * Yöneticisi. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş rol * Baş oyuncunun rolü. . * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. üstün durumda olmak. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. başz sı * Başolmayan. * Baş nı görevi veya makamı savcın . baş ehir. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu.

baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak. bütünüyle. yeniden. baş i ı savma veya atma. gemi baş karaya vurup oturmak. * Baş ı sonuna kadar. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. ndan baş çı tan karmak * ayartmak. na amak. baş tabiplik * Baş hekimlik. özen göstermeden. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. baş mazlı tanı k * Anarş izm. baş savma tan * üstünkörü. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. pek çoğ almak. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. kötü yola sürüklemek. bir uçtan öbür uca kadar. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. hepsi bir arada. bir kez daha. bütünü. isyancı . baş maz tanı * Asi. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş baş tan a * Tamamen. ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. düzen bozucu. u baş tabip * Baş hekim. doğ yoldan saptı ru rmak. . baş aş tan mak * pek çok olmak. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş sona tan * Daima. her zaman. baş tan * baş ı alarak.

baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. baş vekil * Baş bakan. baş vekillik * Baş olma durumu.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın. lar mı türünü içine alan geniş familya. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. müracaat etmesini sağ lamak. i. ı . ufkun i üstünde olanı . bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. semtürreis. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. n u baş vekâlet * Baş bakanlı k. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. Avrupa ve Asya'da yaş ayan. Kuzey Afrika. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. tankaragiller familyası ndan. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. müracaat etmek. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). * Baş uzmanı görevi. müracaat ettirmek.

baş rejisör. müracaatçı . . baş kâtiplik. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale. anlaş k durumunda. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. bilgiye ulaş referans. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş yazı nı muharrir. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş vurulma * Baş vurulmak durumu. * Baş yaverin görevi veya makamı . baş t yapı *Ş aheser. sermuharrir. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. cı mazlı ü . baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. ı ma. i. * Baş yazarıgörevi. ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. bat . müracaat edilmek. baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . . baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan.

bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. yarar sağ r lamaz. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. batı * Bataklı seven. bataklı klarda yetiş bir bitki. rengi kahverengiye çalan siyah. imş lmı ucu . * Eline geçen parayı ran. ğ ı . 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). li yı nda en llı batar * Zatürree. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). bataklıgazı k * Metan. batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. hayvan). batak çulluğ u * Çullukgillerden. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. * Kötü durum. bataklı klarda yaş ayan. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. pamuk otu (Eriophorum). * Hayıgelmez. rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan. içinden çılmaz iş kı . ishak kuş (Asio u flammeus). bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). batmı ş . uzun kanatlı . batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). bataklı kları klarda yaş (bitki. bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). lan. sı tüyleri pas rengi olan.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. * Uygunsuz ve kötü. * Bataklı olan (yer). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. ahlâk dı durum.

bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş .batarya * En küçük topçu birliğ i. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. garp. batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse). * Batarya ile çalı (radyo. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . * Batı sı yanlı olma durumu. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. davul. temelsiz. batı l itikat. * Çürük. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. garbî. garp. davulcu. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. batı l itikat * Boş inanç. lı in ğ ı * Bu yönde olan. garpçı lı k. * Batı sı kimse. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. garplı ndan .). bu yönle ilgili. gizli ve akı şgüçlere. garpçı yanlı olan . kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. * Orkestrada vurma çalgı takı . lar mı * Bateri çalan kimse. gün indi. laş . in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . telefon vb. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. lı laş i.

* Göbek. Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. lan batı ş batisfer batiskaf . tirip * Kirletmek. * Batmak iş i veya biçimi. laşrma. * Bir iş sermayeyi yitirmek. soğ domates. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). * Mahvetmek. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . lan. rmak ine * Yok edilmek. batması sağ vın ak nı lamak. garplı tı laşrmak. ş . batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. garplı mak. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. garplı ı lı k. çalı ş mada. maydanoz. niye *İ çrek. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur. bati batik * Yavaş ı . laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. batılmak rı * Batı iş konu olmak. ağ r. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. . dövülmemiş ceviz içi. nane. batı n * Karı n. * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. lı * Batı uygarlını ğ benimseme. kuş ak. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. batı k lı lı * Batıolma durumu. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. tahin ve limon suyu kullanı an.

(kimse). yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. bozulmak. * Çökmek. * Alılmıolandan büyük. iş yaramaz duruma gelmek. müflis. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. ldı n ü sı na * İ etmek. . vın * (GüneşAy. * Saplanmak. inkı kı raz. iflâs. lan. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. yok olma. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. * Yılmak egemenliğsona ermek. incitmek.) ufkun altı inmesi.batkı batkı n * Batkı k. * Dokunmak. * Yok olmak. ş ş ı * Harman makinesi. iflâs. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. * Bir gök cisminin (Ay. harman dövme makinesi. battal olmak * kullanı lamaz. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. tuzlu çubuk. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. nı i ile n batma * Batmak iş i. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. battal * İe yaramaz. batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. ra. . GüneşYı z vb. kullanı ş lmaz. flâs * Kirlenmek. . çökme. * Yılma. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir.

ahin i ş tı * Yolculukta. bayağkaçmak ı * (söz. içine eş konulan büyük çanta. davranı giyiniş ş . Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). âdeta. zengin (kimse). * Ş ve köpeğava alı rmak. oldukça. amiyane. hiçbir özelliğbulunmayan. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. i * Hemen hemen. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. bavullu * Bavulu olan. basit adî. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. ağ k. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. için) yakı ş mamak. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). ı laş * Parası . bayağ ı * Aş ı pespaye. tı * Avcı n. epey. * Gerçekten. pekâlâ.batur batyal bav bavcı * Bahadı r. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. * Bavlı iş mak i. * Her zamanki gibi olan. banal. çok . lı * Kibar olmayan. uygunsuz olmak. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. sı radan. malı olan. ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan). * Çok iyi. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. çok.

nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. çok . * Bayatlamaya baş ş lamı . ini . ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. . * Güncelliğ önemini. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak. * Eşkarı . * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. tazeliğ yitirmek. bayağbir duruma girmek. . ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i. * Taze olmayan. * Gönül vermiş . bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. . p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . * Süzgün.

bayı bayı la la *İ steyerek. ödemek. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. kendinden geçme. baygı ntı * Baygı k. çok sevmek. kendini kaybetmek. kan ı n mı . istekle. bayı nı lamak. baygı k nlı * Baygı olma durumu. çevreye göz gezdirmek. nı ş ş ı . bayıcı ltı * Bayı ltan. koza yapamama durumu. lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. k. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. * hayranlı seyretmek. telâş lanmak. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. kendinden geçmek. * çok heyecanlanmak. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. uyur gibi olmak. . * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . bayı ltma * Bayı ltmak iş i. çok isteyerek. cak. bayı na yol açmak. n * Çok hoş lanmak. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . * Vermek. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. n * (göz için) Süzülmek. bayı lma * Baygı duruma girme. severek. bayı ltmak * Bayı nı lamak. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. * Sı açlı susuzluk. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. lması lması sağ bayı r ndı mamur.

bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. ümran. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. ri * Kaba. imar etmek. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek. ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. ndı tı i. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . dükkân veya kuruluş . rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. ndı i. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. terbiyesiz erkek. ine lan baykuş giller . bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). rtı gece ların . * Bir maddeyi sürekli satma iş i. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ru. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. * Bu iş yapı ğyer. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu.

iş ı klı ve. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. baylanmak * Nazlanmak. ı in sı bayrak * Bir milletin. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. . bayrak merasimi * Bkz. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. baylanma * Baylanmak iş i. sembol. baylan * Nazlıı k (biçimde). ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı . açı kapatı kol. * Gerektiğ indirilip kaldılan. ş ı marmak. . bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . naz. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. * Baymak iş i. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. * Devre dı bı ş rakma. * Simge.ş marı baylanlı k * Zenginlik.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . midede ezinti yapmak. * Aldatmak. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . * Şmarı k. * Öncü. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. mideyi bulandı nlı rmak. . bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. bayrak töreni. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. baypas * Damar aktarma. kandı rmak. etki altı bı nda rakmak.

bu yakı ğ bir sebebi olacak. nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . eri bayraklı * Bayrağolan. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. * Özel olarak kutlanan gün. bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. eli bayraklı . bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . * Sevinç. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. * Bayram günü doğ çocuk. sı . bayrakçı * Bayrak çeken kimse. hı nlıetmek.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. * Bayrak yapan. diken veya satan kimse. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. neş e. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayraktar * Bayrağtaş kimse. yol göstermek. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. askerlik. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. lmı . il. * Bayrak asmaya uygun direk. * Bkz. ş evval. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). tem * gösterilen bu ilginin. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayrakaltı * Ordu hizmeti. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak.

bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. bayramıkutlandı gün. eli. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. nadir olarak. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. lan. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayram günü * Bayrama rastlayan. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. bayramlıağ k ı z . * Bayramlarda verilen armağ an. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i. Bayramîlik * Bayramî tarikatı .* çok sevinmek. nadiren. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. * Bayramî tarikatı olma durumu. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. arada sı rada. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü.

* Çarş pazar. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. Bayramüstü. ı . sert. * Ara sı arada bir. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. ra. kı dem. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). yı cı kuş ahin rtı bir . m. çok n ı yan * Koyu renkli. esasî. esas. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. mak. bayramüstü * Bayrama yakı n. ş . * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. * Taban. kimi vakit. esas. * Birtakı kimi. bayramüzeri * Bkz. * Pazarlı alıveriş k.* küfür. bazal bazalt bazar bazen bazı . baytar * Hayvan hastalı hekimi. ra. * Temel. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. * Ara sı arada bir. lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. bir çeş yanardağ it kültesi. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. kimi vakit. kadim. baysungur * Ş cinsinden. veteriner.

* Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . sı n * Bazlama. fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. yahu. bazilika * Kral sarayı . smı m kı sı * Ortadaki yüksek. * Baz niteliğgösteren. * Dikdörtgen biçiminde. * (teklifsiz konuş mada) Ey. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. küçük çocuk. bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. kalıgözleme. kimisi. bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . su ile birleş baz etkisi gösteren. bazlamaç bazlaş ma bazuka . bazit * Bazit mantarları üreme organı n . * Roketatar. iki sı sütunla. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen .bazı bazı * Ara sı arada bir. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. hey. Be be be bebe * Bebek. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi. mı baziçe * Oyun. biçiminde kilise. n na bazik (tuz). ra. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. * Tatlı bol.

* Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. becerikli . iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. budala. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. * Plâstik. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. bebeğ yakır biçimde. bücür erkek.den yapı insan biçiminde oyuncak. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. n bebekçe * Bebek gibi. ustalı maharet. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i. bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. karş klı değtirme. * Yer değ me. * Vücudun. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. bebeklik * Bebek olma durumu. tahta. becelleş mek * Cebelleş mek. karşklı değtirmek. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). * bebeğ yakır biçimde. e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. k. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. bez vb. * Göz bebeğ i. beceri * Elinden iş gelme durumu. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. i. * (küçük b ile) Sevimsiz.

beceriksiz * Becerisi olmayan. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ustalı maharet. apaçıolma durumu. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. bozmak. usta. tavuk büyüklüğ ı plak. na * Birini öldürmek. küçük bir kuş (Passer). düş zı ünmeksizin. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. ansın. bedava * Karş ksı parası emeksiz. bedavadan * Bedava olarak. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). ı z. Beçene bedahet * Besbelli. vedi.* Becerisi olan. kirletmek. bedavadan ucuz * çok ucuz. becerme * Becermek iş i. Beç tavuğ u * Tavukgillerden. elinden iş gelen. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. * Bir ş kullanı duruma getirmek. bedaheten * Birdenbire. k. lı z. kirletmek. maharetli. üstesinden gelmek. rak ünde. * Gerekli. usta olmayan. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. becet becit * Serçegillerden. mahir. lüzumlu. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. * İ acele. mak . beceriklilik * Becerikli olma durumu. eyi lmaz * Irzı geçmek. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. evcil bir hayvan (Numida meleagris).

bahtsı k. bedbaht etmek * üzmek. ilenç. k. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. ı r * Mutsuz. bedbaht olmak * üzülmek. birinin işsürekli ters gitmek. lânetlenmiş . kötümser olmak. i bedduası tutmak .bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. bedbin etmek * üzmek. z. bedavadan. karamsar olmak. * Kötü yüzlü. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. karamsarlı pesimizm. suratsı z. karamsarlı sokmak. bedavası na * Bkz. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. beddua beddua etmek * ilenmek. karamsar duruma getirmek. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. bedbinleş tirmek * Kötümser. * Asısuratlı k . intizar etmek. kötümserliğ kapı e lmak. bedavaya * Çok ucuza. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. pesimist. zlı bedbin * Kötümser. bedbahtlı k * Mutsuzluk. *İ lenme. karamsar. bahtsı talihsiz.

* Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. beden eğ itimi. * Bedelci. bedel ödenilen. * Bkz. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. ş ı * Kale duvarı . bedel ödenilmeyen. gövde. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. çoban. . kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. bedenî * Beden bakı ndan. * Bir ş yerini tutabilen karşk. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. varlı n * Vücudun. it. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. kı er. erli. vücut. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. eyin ı lı * Eş denk. ndan bedel * Değ fiyat. ak. veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. kasın na ile * Uş hizmetçi. ymet. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. .* ilenci yerine gelmek. başkol ve bacak dında kalan bölümü. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. fiilen. vücuduyla.

* (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . bedensel. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili.* Bedenle ilgili. * Estetik bilimi. beğ enilen. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . bedirlenmek. çadı yaş göçebe. bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. * Güzellik ölçülerine uyan. * Estetik. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . ı . kötü yürekli. * (büyük b ile) XIII. bediiyat bedik bedir * Dolunay. apaçı k. * Parlak ve sağklı lı görünmek. * Çölde. * Bedevî olma durumu. * Besbelli. bednam . * Kötülük isteyen. gözü gönlü okş ayan. ayıon dördü. bediîleş me * Bediîleş iş mek i. bedenli * Bedeni olan. güzel sanatlar. bedenî. bedirleş me * Bedirleş durumu.

beğ endirmek * Beğ enilmesini.* Kötü ün kazanan. hoş görünmesini sağ lamak. hünkârbeğ endi. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). zevk. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. yi * Sevilmek. bedük * Çam sakı. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. begonyagiller * İ çeneklilerden. tma sı * Son derece. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. rma * Beğ enme duygusu veren. beğ enilir olma durumu. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. gusto. reçine. . * Bey. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. hoş gitmek. zevk. pek çok. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. beğ enilen. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . * Hint prenseslerine verilen unvan. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu. takriz. aş . * Övücü tanı yazı. * Güzeli çirkinden ayı yetisi. kötülüğ ile dillere düş ü en. * Beğ enmek iş i. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri.

ş ı . * Payı . beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. yok. ne olursa olsun. behavyorizm * Davranı lı ş k. * Kötülük. behiş t behre behresiz beis * Engel. tasvip etmek. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. nasibi. zarar. beis yok bej * zararı önemi yok. hisse. * Onaylamamak. p p. ya k * Cennet. hayvana yakır biçimde olan. * Onaylamak. beğ lik * Beylik. bîbehre. kabul etmek. çı behemehal * Her hâlde. nca. iyi veya güzel bulmama. * (duygular için) Hayvanca. nasip. uçmak. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. beher * Her bir. * Pay. yi * Kuş duymak. * Sarı çalan açıkahverengi. beğ enmezlik * Beğ enmeme. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. kuş ile karş ku ku ı lamak. beis görmemek * sakı zarar görmemek. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. uymazlı k. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. * Küçümsemek. ne yapıyapı mutlaka. hissesi olmayan. hor görmek. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu.

nı * Kalılı ölmezlik. sağ bek bek beka * Savunucu. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u . z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. . mek. eyi bekçi kalmak * koruyucu. k. masumluk. bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . bekâret * Kıoğ kıolma durumu. cı k. . z lan z zlı * Saflı temizlik. denetleyici olarak beklemek.* Bu renkte olan. bek * Sert. önemsememesi. yalnıyaş kimse. * Sanat ve düş üncede özgünlük. tazelik. erdenlik. * Doğ k. gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. * Hava gazı lâmbasın ucu. * Evlenmemiş kimse. evlenmemiş olmak. yenilik. ı * Çulluk. gözcü. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . kı k. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. radan gelmiş çilerin kalacağoda. katı lam. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r.

tı kamak. tı kanmak. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak. muhafaza etmek. . ı sı bekleme * Beklemek iş i. * Ummak. istemek. ansın. ile görüş öncesinde oturulan yer. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. bekleme odası ı tı lan . beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci).bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. durmak. eyi. direnmek. beklenmedik * Birdenbire. in * Süre tanı acele etmemek. avukat vb. ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. beklenilmek * Beklenmek. * Vakit öldürme. mak. beklemek * Bir iş oluncaya. * Aramak. bekleme salonu. nat * Kapanmak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. bekitme bekitmek * Kapamak. * Bekitmek iş i. bekinmek * İ etmek. bekleme salonu * Doktor. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. korumak. beklenme * Beklenmek durumu.

* Bekleş iş mek i veya durumu. bekleyiş * Beklemek işveya biçimi.beklenmezlik * Beklenmeme durumu. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . ayyaş kün. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). î ndan bel *İ çkiye düş içkici. ünde. * Bektaştarikatı olma durumu. beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı . ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. lı . i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. *İ çkiye düş künlük. . ak veya kara yemiş i. bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. ayyaşk. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î .

sı nda * Geminin orta bölümü. bel bellemek * toprağbelle kazmak. temel. bel kemiğ i * Omurga. belden sağ sola bükmek. ı bel etmek * iş koymak. uzun saplı ı . bel bel * Atmı meni. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . sı n altı rastlayan bölgesi. deri. güvenmek. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. k. bel kı rmak * gövdeyi. ayakla bası yeri tahta. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. salı salı rı rı na na.* İaret. esas. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. te) n i . bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. sperm. iş vermek. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. an rı bel bağ ı * Bel kemeri. ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. mcı ı na bel bel * Durgun. * Dağ rtları geçit veren çukur yer.

kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. eyde belâgatli * Belâgati olan. belâ *İ çinden çılması sakı durum. yapmacı uzak. -den sebebiyle. klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. rma i. yorum gerektirmeyen. nları * -den dolayı . ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . can sıcı kı. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. . retorik. düzgün anlatma sanatı ktan . belâgatsiz * Belâgati olmayan. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. kı güç. ı laş belâya uğ ramak . * destek olmak.bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. üzücü. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. musallat olmak. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek. kı ya * Hak edilen ceza. nı tiğ belâlı * Yorucu. * Bir ş gizli olan derin anlam. belâhat * Alı k. * Kavgacı irret. hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak.

ta belediye reisi * Belediye baş . bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. kalıkumaş n . ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. im nlatma. belediye * İ ilçe. yer. * Mekân. * Yerleş ik. belediye baş . beldeitayyibe * Medine ş ehri.* çok kötü bir durumla karş mak. beledî *Ş ehirle ilgili. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. çevre. belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. belediyeci * Belediye iş görevlisi. ndan belde *Ş ehir. aydı l. belce * İ kaş . ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belediye im yla kanı meclisi. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. üyeleri halk tarafı seçilen. yı belediye polisi * Zabı görevlisi. belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. * Bu teş n bulunduğ bina. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. leri . tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. * Bir tür pamuklu.

bayı r. çok beleş * Karş ksı emeksiz. belenmek * Kundaklanmak. bedavacı z . belenme * Belenmek iş i. yüksek yer. kantaron (Cephalaria syriaca). llı i. çocuk bezi. belediyelik * Belediyeyle ilgili. dik dağ yolu. * Dağ üzerindeki yüksek geçit. belerme * Belermek iş i. parasıelde edilen. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. * Tepe. iğ beleme * Belemek iş i. * Belertmek iş i. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. * Beleş olma durumu. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven. bulaşrmak. * Beşe konulan yatak. ı z.belediyecilik * Belediye iş leri. örtülmek. * Bulamak. bulaş mak. belen * Bel. belek * Kundak. belertmek * Gözlerini. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. çi . peygamber çiçeğ mavi en. belemek * (çocuğ Kundaklamak. * Bulanmak. akı görünecek biçimde açmak. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. lüpçü.

belgeleme * Belgelemek iştevsik. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu.beleş konmak e * emek. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. i. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. tası nda layan araç. karş ksı ı z. ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). beleş ten beletme * Beletmek iş i. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen. raf. i ey). vesika. karı belgeli * Belgesi olan. belgelenme * Belgelenmek iş i. yöneten sinemacı . belgelendirme * Belgelendirmek iş i. * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. doküman. arş ları ğ ı iv. tevsik etmek. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. faks. ortaya çı ru unu karmak. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belirli bir amacı tan film. okuldan çı lmak. * Emek vermeden. . film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . beletmek belge * Kundaklatmak. film vb. fotoğ resim. para vermeden elde etmek. yansı belgeselci * Belgesel.

* Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. beli çökmek * kamburlaş mak. belâgatli. aret belgisiz sı fat * Bkz. belgileme * Belgilemek iş i. ş iar. beli * Senet. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. gayrimuayyen. belirsizlik sı . belgilemek * Belgi ile göstermek. an. zavallı . ru ka * Evet. sarahat. hüccet. sarih. ş alâmet. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. * Belirli olmayan. fatı belgisiz zamir * Bkz. . belirsizlik zamiri. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. belgit burhan. iş edilemeyen. niş eyi ran iar. belik . beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. belirli olan.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . * Duyuşdüş . * Belgin olma durumu. me rası boş beliğ * Belâgati olan. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. belgili * Belgiye dayanan. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik.

içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. . aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. besbelli. belik belik * Örgü örgü. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. n nı inin. . sarih. irkilmek.* Saç örgüsü. determinasyon. belirli kı lmak. eyi belini vermek * dayamak. k. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. beliklemek * Saçları örmek. açı bariz. belinden gelmek * birinin dölü olmak. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. genellemek karş . belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. * Yeni bir kavramı . belirginleş me * Belirgin duruma gelme. belikleme * Beliklemek iş i. belirginlik * Belirgin olma durumu. sın nı nı i. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. * Bir kavramı anlamın. i. belinleme * Belinlemek iş i. sırlamak. tayin etmek.yaslanmak. belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek. kapsam bakı ndan daraltmak. örgü hâlinde. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belirleme * Belirlemek iştayin. belirlemek * Belirli duruma getirmek. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme.

-di'li geçmiş i n. belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. belirleş me * Belirleş işveya durumu. determinist. belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . * Bir düş veya durum için. yice ı lı * Belirli olmayan. determinizm. uçtu vb. tebellür etmek. i nda * Bilinmeyen. -miş geçmiş 'li . müphem. ağ ş . ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). görülmeyen geçmiş . içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . n ka n nı unu reti. ini . sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. i. (-di) (-ti) ı lanı . indeterminizm. belirlenme * Belirlenmek iş i. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. meçhul. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. ini kası olarak bildiren kip. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . indeterminizm. belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. tezahür etmek. gerekirci.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. indeterminist. li belirlilik * Belirli olma durumu.Aldı . . muayyen. biçti. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. az çok belli olan. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. ş . kesin bir biçim almak. gülmüş lamıgibi. tebarüz etmek. gayrimuayyen.

n k ya. an. . * Açı belli. eyin. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. sarih meful. birkaç. niş niş lması m ey. belirteç * Zarf. * Belirtilmemiş olan. k. * Belirli kı görüş lma. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. müphemiyet. çiçeğ kokusu gibi. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. sarih. belirtme durumu belirtme . n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. biri vb. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. * Belirtilmiş olan. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. Tuz Gölü gibi. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. * Gösterge. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. bildirme. * Tamlayan. ane. tasrih. kabataslak tutan zamir: bazı. an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. m. her. birtakı filan vb. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. fat: . birçoğ azıherkes. belirli kı lı nan. u. belirtili * Belirtisi olan. birkaçı sı . belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan.

Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. bellek * Yaş ananları renilen konuları . imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. akuzatif. -u. ru i ş lı . * Felâket. yükleme i .. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. akı l. arcı * Bir bilgisayarda. belirtmek * Açı klamak. ya . za. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. soru. beliye belki * Muhtemel olarak. hafı dağ k. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: . i hâli. . * Belitleme kuramı ortaya koymak. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm. mütearife. * Olsa olsa. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. tebarüz ettirmek. Yazı okudum. u belkili * Olası muhtemel. * Doğ olabileceğgibi.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. lı . ş durumu. belli ve kesin olmayan. ya. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. keder. ı lan aksiyom: "Tüm. ihtimal. belladonna * Güzelavrat otu. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. programı iş değ meyen verileri. n belitken belitleme * Belitler sistemi. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. öğ . yanlıda olabilen. Evi gördüm. Birinci dönem. olası ihtimalî. * Belitlemek iş i. tasa. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. olabilir ki. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi.. belki de * ş da olabilir.

çok az belli olan. yarı bellisiz. ğ ı * Bellemek yetisi. muayyen. belli olmak . belli * Beli olan. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. öğ retmek.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. yapı a. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. * Gizli olmayan. anlaş bedihî. muayyen. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. zahir. lda * Sanmak. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. * Belirli. haş . hissettirmek. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. ortada olan. ı lı * sezdirmek. yarı belli. aş ı lan. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. müzakereci. malûm. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. ine belleten belletici * Çalı rı. * Bellemek iş i. öğ ine renilmek. * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. ikâr. öğ ş cı retici. * Önemli. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. duyulabilen. belli etmek * açı klamak. belletmek * Bellemesini sağ lamak. belletici. tı belletme * Belletmek iş i. belli baş lı * Belirli.

muayyeniyet. megaloman. hodbin. hodpesent. tende bulunan ufak. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. hodkâm. kibirli. marka. ben hancı yolcu oldukça . üm bencil olmak . gururlu. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. hep kendinden söz eden. balsam. bilinemeyen. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. benbencilik * Benbenci olma durumu. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. * Böylece kalı tılmı(ses). bellik * İaret. sakalda beliren beyazlı k. egoist. benbenci * Kendini çok öven. açı klanmak. düş ündüğ gibi. kendini her konuda üstün gören. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. bence benci * Kendini beğ enen. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. bedahet. * Bana göre.* anlaş ı lmak. ma * Saçta. * Belli olmayan. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. * Pıl pıl. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. apaçı rı rı k. * Bkz. ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. apak. nı * Bencillik öğ retisine inanan. ego. koyu renkli leke veya kabartı u uş .

lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. bencillik * Bencil olma durumu. bencilleş mek * Bencil duruma gelmek. bencilik * Benci olma durumu. kölelik. ş ı bencileyin * Benim gibi. . bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş . bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. kölenin evi. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. al benden de o kadar. hodbinlik. egoizm. bencillik etmek * bencil davranmak. egoizm. benden söylemesi. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu.* bencilce davranı bulunmak. bendegî * Kulluk. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. köleye ait. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. benden de al o kadar * Bkz. * Menekş e. bende * Kul. bendegân * Kullar. hodpesentlik. kendimi suçlu saymam. egoistlik. benden günah gitti * Bkz. * Köle ile ilgili. köle. köleler. bendehane * Bendenin.

ebedî. * Ölmezlik. beneklenmek * Benek oluş mak. bengilemek * Bengi kı lmak.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. ebedîleş tirmek. bengilik * Zamanla ilgisi. ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. benekli * Ufak lekeleri bulunan. bengileme * Bengilemek iş i. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. bengileş me * Bengileş iş mek i. nokta. ebedîlik. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. fekül. hep kalacak olan. ölümsüzleş tirmek. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. ulları benibeş er *İ nsan. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. ebedîleş mek. beniçincilik . inin ini ü. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. ölümsüzleş ama i mek. ölümsüz. puan. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. abı çene ine lan hayat. * Sonu olmayan. benekleş me * Benekleş işveya durumu. insanlar. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır.

benlenmek * Ben oluş mak. una benim oğ bina okur. benze sahip olan. kabullenmek. benildemek * Belinlemek. tesahup etmek. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. benildeme * Benildemek iş i. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. sahip çı eyi kmak. senli benli. i beniz * Yüz rengi. beniz geçmek * benzi solmak. ınmak. egosantrizm. kma. benim diyen * kendine güvenen. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. benlenme * Benlenmek iş i. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. inin ini ü. lanmak. benli benli * Teninde ben bulunan. benizli * Benzi bulunan. güçlü olduğ inanan. * Bkz. * Bir ş birine bağ eye. benliğ inden çı kmak . döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. i.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik.

ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . andı rmak. ş ğ iliğ ı ey. t. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. benzemeklik * Benzer olma durumu. kiş ini üstün görme. * Gazete yazı. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. sı benmerkezci * Beniçinci. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. * Kendi kiş ine önem verme. büğ lan et. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. hep kendinden söz eden (kimse). ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. tutulmak. ş n ları inin i. benmerkezcilik * Beniçincilik. bent etmek * kendine bağ lamak. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak.* kendine benzemez olmak. benzeme * Benzemek iş i. sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. hep kendinden söz etme durumu. gibi görünmek. * Sanını sı uyandı rmak. benlik * Bir kimsenin öz varlı. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . kiş i. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). kibir. * Kendi benliğ geliş inin imini. gurur. sı * Bağ lam. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. kâğ tları ları . onu kendisi yapan ş kendilik. bent * Bağrabı . bent olmak * bağ lanmak. * Kanun maddesi. ahsiyet. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi.

* Benzer olma durumu. eş siz. ve mı andı kimse. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . benzeş mek * Birbirine benzemek. benzeri benzerlik durum.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . * Nitelik. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. aslı kopya edilmişteş ndan . müş abehet. . görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. müş olmak. * Benzerlik gösteren. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. benzer. benzeş * Birbirine benzeyen. o + bir < öbür gibi. benzeş im. çarş amba. ey). ekmekten (ekmeknda ten). -ten. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. bih. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu. * Bkz. dublör. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. rnap. benzeş me * Benzeş iş mek i. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. benzeş lik * Benzeş olma durumu. benzeti * Benzetme. abih. araları benzerlik bulunan. müş nazir. -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. kehribar > kehlibar gibi. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). nda abih. odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller.

o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. benzi uçmak * yüzü sararmak. * Dövmek. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. benzetme * Benzetmek iş i. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. benzetmek * Benzer duruma getirmek. ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r. özgül ağ ğyaklaş 0. yüzü sararmak. vı * Benzen. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . sahteci. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. bih.65 olan. solmak. uçucu. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. bozmak. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzin * Petrolün damılması elde edilen. * Bir ş neteliğ anlatmak için. kopyacı . benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. benzinlik. arak. . renksiz. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. unu benzetici * Benzeterek yapan. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı.

canlanmak. -e karş ı n. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. baş baş a gelmek. ş an beraat etmek * aklanmak. benzin istasyonu. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak. * Benzinle çalı (motor. beraberce * Birlikte. beraatı zimmet * Borcu. * Aynı düzeyde. beraberlik * Birlikte olma durumu. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. borçsuzluk.). yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. beraber * Birlikte. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. * -e rağ men. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. vereceğolmama durumu. baş baş a kalmak. berabere bitmek * (oyun. temize çı kmak. makine vb. yla berabere kalmak * (oyun. * Bir nesneyi benzine bulamak. * Baş a kalma durumu. * Aklanma. baş beraberlik müziğ i . beraberinde * yanı nda. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. beraber olarak. bir arada.

lam * Seçilmişseçme. san. Berat Kandili * Bkz. eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. kirlenmek. berber * Saç ve sakalıkesilmesi. ı n. patent. aylıbağ k lanan. Berat Gecesi * Hz. msı an. Akdeniz'de yaş çok ayan.* Orkestra. * bozmak. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. * bozulmak. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. Berat Gecesi. tan. berbat * Kötü. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. berbat olmak * kötü duruma gelmek. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . ı berceste * Sağ ve lâtif. . beğ enilmeyen. * Çirkin. * Darmadağ bakı z. oynar başklı koltuk. kuyruğ unun çatalı uzun olan. ş an berber dükkânı * Berber. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. periş viran. niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. * Bozuk. ndan n .

'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. neyse ki. . serseri. gürlük.berdelacuz * Halk tahminine göre. an * Herhangi bir ş görülen çizik. ı boş * Pis. verimli. yassı sipersiz başk. bereketli * Bol. feyz. Tanrı ş ki. berduş * Baş . berelenme * Berelenmek işveya durumu. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). i berelenmek * Bereli duruma gelmek. berdevam * Sürmekte olan. i bereketlenmek * Çoğ almak. feyezan. bereketlilik * Bereketli olma durumu. eyde bere * Yuvarlak. bozuk. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. ve lı bereket * Bolluk. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. teselli bulması . bakı z. sürüp giden. ezik. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. bereleme * Berelemek iş i. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . * Yağ mur. iyi bir rastlantı yi olarak. artmak. * İ ki. bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. ongunluk.

beriki * Beride olan.bereli bereli * Beresi olan. * Beresi olan. * Beride olan ş veya kimse. öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . yok etmek. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia). kullanı z ev. an. berenarı * Ş böyle. ra. . kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. * Bu uzaklı bulunan. * bitirmek. yaş * Mutlu. aç * Bu ağ n. az çok. * boşgitmek. berhava etmek * havaya uçurmak. * Yararsı boş z. ey beril . beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. harap. oldukça. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. . ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). a berhayat berhudar * Hayatta olan. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. canlı ayan. acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. * Büyük. . beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . biraz. ı .

zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). 29700C de eriyen. tı berklik * Sağ k. unluğ 1. ş ı u berrak * Duru. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. sı açıkahverengi. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. pek iyi. aydı k. * Pekiş tirilmek. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. ortalama 30-40 cm boyunda. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. her zaman olduğ gibi. açı nlı k. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek.013 olan. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. atom ağ ğ9. 97. * Sağ lam. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. berkemal berkime * Mükemmel.* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. tahkim. berlam * İ pullu. pekiş mek. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde.84. Kı saltması Be. berk * Sert. katı lı k. . lamlı * Sertlik. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. berkitme * Sağ lamlaşrma. takviye. saydam. takviye etmek. güç kazanmak. temiz. berkinme * Berkinmek işveya durumu. tahkim etmek. ı ı rlı Kı saltması Bk. i berkinmek * Berkimek. * Berkimek iş i. berkimek * Sağ lamlaş mak. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. katı . durulaş mak.

duruluk. burkulmuş . i bertilmek *İ ncinmek. durulaşrmak. uzun uzadı açıolarak.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. besbelli * Açı apaçı çok belli. * Kı dar dil. besbeter beselemek * Bkz. bere. burkulmak. * Deride mor leke. bertilme besbedava * Pek ucuz. gidermek. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. bertme * Bertmek iş i. k. * Yiğ yararlı itlik. *İ ncinmiş . ı ı ldına ı lı * Çok kötü. tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . karasal. lı k. eselemek beselemek. ya. çürük. k. bertmek berzah besalet * Bertilmek. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. çürümek. * Bertilmek işveya durumu. bertik * Yara. * Berelenmek yaralanmak. * Morarmak. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. ş dursun. . anlaşyor ki. stak. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. k * Bir yana. * Anlaş ğ göre. yok edilmek. k.

* Yaş amak. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. esermek besermek. semirtilmiş . nda an * Sır. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. lan * Semiz.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. satan kimse. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. azı gı li k. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. gı . gı z. besi dokulu * Besi dokusu olan. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. dalı * Besini olmayan. n * Yumurta akı maddesi. zlı besermek * Bkz. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm. da. besi dokusu * Besi doku. yeterli besin almayan. besinli besinsiz . dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. * Besini olan. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. * Yenilebilir. beslenmeye elveriş her tür madde. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i.

ş tı besle kargayı . beslek besleme * Besleme. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. ine beslenme * Beslenmek iş i. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . u. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı .* Besinsiz olma durumu. gı zlı dası k. lerinde çalı rı kı ş lan z. m beslemelik * Besleme. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. * Maddî yardı yapmak. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. çoğ altmak. * Yetiş tirmek. çevresini veya altı desteklemek. katı lmak. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. . besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. beslenen beslengi * Sönümsüz. desteklemek. i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. ahretlik. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). * Eklenmek. tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. doldurmak. * Yedirmek. evlâtlı besleme. hizmetçi. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. * Besleme olarak. * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. k. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. * Semirtmek. besleme kı z * Besleme. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. nı pekiş tirmek. * Hizmetçi. * Beslemek iş i.

* Beslemek iş konu olmak. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. beslemeye yarayan. mugaddi. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . p * Bkz. beste bağ lamak * bestelemek. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. besili. beslenme odası * Anaokulu. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması . eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. . kompozitör. inceleyen yetkili. besin değ yüksek. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. itim nda beslenme saati * Anaokulu. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. ine besletme * Besletmek işveya durumu. nda beslenmek * Kendini beslemek. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. * Besteci. nda lan * Besmele çekmeden. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. bestekâr. besleyici * Besleyen.

* Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. bir parça. . görme. besteli bestelik * Bestesi olan. beş iki * Bkz. üç aş ı yukarı ağ beş . beş kardeş *Ş amar. V. nı ve yı * Dörtten bir fazla. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz. sıflı * Biraz. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. bestelenmiş . tat alma duyuları . tokat. beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. birkaç. bestesi yapı ine lmak. koklama. bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. * Beste olma durumu. 5. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. beş beter * Besbeter. * Bkz. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri.besteleme * Bestelemek iş i. * Çoksatar. iş itme. bestelemek * Beste yapmak. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. * Oyunda. atı zarlardan birinin beş lan . * Beş nı ilkokul. k ı t . bestelenme * Bestelemek iş i. pencüdü. pencüyek.

. müjde. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. yüz beş aret * İ haber. da. lu. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. beş paralıetmek k * Bkz. a beş parası z * parası yoksul. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. beş para almamak * hiç para almamak. lu * Bedensel. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. muş erim. iş yaramaz. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. her birine beş defası beşbir arada. eri e beş paralı k * Değ ersiz. on paralıetmek.beş on * Az sayı biraz. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. aş ı bayağ ağ k. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. *İ nsanoğ insan. lı ı . beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. pencüse. k beş paralıolmak k * alçalmak. z. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. yi tu. beş para etmez * hiçbir değ yok. beş eriyet . kusurları ğ çı açı kmak. bedenle ilgili.

ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . n ve sallanma. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. ik * Beş olmaya uygun. * Beş kenarlı çokgen. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. sı dördüncüden sonra gelen. beş n erinde olan altı n.*İ nsanlı insanoğ . beş inci * Beş sın sı sı . beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. fonksiyonunu yapmak. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. k. beş ibirlik. beş etmek iklik * beş vazifesini. beş ibiryerde * Bkz. man ş an beş iz . ölünceye kadar. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. düş için çalı örgüt. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. mak. hümanizm. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . hümanist. * Bir ş doğ geliş i yer. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. insancı sı l. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. insancık.

* Bet bereket kalmamak. eyden beş tane bulunan. beş parmak. taş . güleç. kurt pençesi (Potentilla en. muhammes. * Bkz. beş lik * Beş para. * Beş arada olan. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. ı lan reptans). beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. beş alabilen. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. bet * Beti benzi atmak. kentet. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. çirkin. beti benzi uçmak. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. ınlı ldı ı . *İ skambil. "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. beti bereketi gelmek. tuhaf. beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. bet * Kötü. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. beş lemek * Bir işbeş yapmak. beş leme * Beş lemek iş i. ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. gülümser. beş parmak otu * Gülgillerden. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. * Tahmis. * Tabaklanmamıham deri. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . yollu bir çeş kumaş it .* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler).

*İ çinde insan. betelenmek * Karşgelmek. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. betim * Betimlemek iş betimleme. bir kötülük yapacakmıgibi durmak. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. etelemek betelemek. kafa tutmak. figüratif. tezkere. . hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. figüratif sanat. beter * İ kötü. mektup. tasvir. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi.bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. dikleş ı mek. pusula. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. kı mak. . bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. hı ran betelemek * Bkz. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. * Bir ş bir kimseyi. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. çabuk tükenmek. korkmak. i. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. lı ey. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri.

da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. betimlemeli dil bilgisi. bevliye * İ yolları drar hastalı . kendine yedirememek. klı * güçlü. nonfigüratif. i. kları . beton gibi * çok sağ dayanı . beton * Çimentonun su yardı yla kum. demirli beton. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. betonkarar * Beton karma makinesi. betisiz *İ çinde insan. lam. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. tasvirî dil bilgisi. dayanıı layı ması an kl . ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. betonarme * Yapı gücü. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). betonlaş ma * Betonlaş durumu. üroloji. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. bağ cı yapay yış ğı ım. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. tasvir etmek. sert. betoniyer * Beton karma makinesi.betimleme * Betimlemek iş tasvir. tasvirci. tasvirî. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek. sı betimsel * Betimle ilgili. betimleyici * Betimleme yanlı. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert.

bildirme. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. beyaz * Ak. bevvap * Kapı.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. cı * Mahalle okulları hademe. beyaz adam . söylemek. bey mi yaman. as. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. kara karş . fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. duyguları hayallerin doğ ve değ n. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. bir bey erki * Zengin erki. . nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. * Eşkoca. * Çöl. * Bir eserde. uş erlerini. plutokrasi. ileri gelen kimse. bey mi yaman. * Beyaz ı olan kimse. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. beyanat * Demeç. * Zengin. bildiri. düş üncelerin. *İ skambil kâğ nda birli. ileri sürmek. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. bay. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . beyaban beyan * Söyleme. beyan etmek * bildirmek. ri. ı tı * Bu renkte olan. el mi yaman. beyanname * Bildirge. kanı * Komutan. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . ürolog. el mi yaman * Bkz. anlatmak.

bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. . etlere verilen genel ad. kları beyaz cam * Televizyon ekranı . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse. beyaz zehir * Eroin. beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. ı r ı k beyaz et * Tavuk. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. * Avrupalı . balıvb. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. beyaz oy * Onaylayı oy. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. yı beyaz ı rk * Avrupa. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyazı msı * Beyaza çalan. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. an beyaz eş ya * Buzdolabı . kan dı. çamaş makinesi. ı ldı ı * Sinema. Kuzey Amerika.

ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. ağ lmak.beyazıadı n . beygirli . beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Atlama beygiri. artma. beyazlı * Beyazı bulunan. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. ağ armak. beyazlı k * Beyaz olma durumu. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi. * Yük taş araba çeken. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. ı yan. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. üstüne binilen at. beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. ağ arma. * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. * Ağ . ağ artmak. nı n lan beygir * At. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek.

eyi * Bilgisi. zihin jimnastiğ i. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. beyhude * Boş una. usa vurma. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah.* Beygiri olan. * Muhakeme. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. beygirsiz * Beygiri olmayan. u una. z. beygir için. eğ itimi. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. beyhude yere * boş yere. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. kafa içinin. beygirlik * Beygire ait. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . dört boş undan her biri. boş boş gereğyokken. * Yararsı anlamsı z. beyin yı kamak . beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. dimağ u . luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. * Beygir gücünde. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse.

satı k. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. enternasyonal. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. beylik * Bey olma durumu. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. emirlik. beynamaz * Namazsı namaz kı z. pis (kimse). uluslar arası . emaret. * Beyinle ilgili. * Beyni olan. * Devletle ilgili. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. p. dimağ nı nda. * Beyni olmayan. etkisi kalmamısöz. beyiye * Bkz. beyitli * Beyti bulunan. korteks. ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . * Herkesin kullandı. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. içinde beyit olan. beynelmilel * Milletler arası . * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. * Beyne benzeyen. * Rahat yaş ama. herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. lmayan. çok bilinen. düş llı ünceli. mirî.* insanı . düş lsı üncesiz. * Hükûmet. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Akız. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. beyit * Ev. devlet malı olan. devlete özgü olan. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . . yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. * Akı. çe.

ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. düş ünemez olmak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan. kanı tutamak. cı k. uluslar arası. * Bey oğ lu. bunamak. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak. beyninde * Arası nda. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. sarsı lmak. cı k. baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. beyni bulanmak * sersemlemek. huzurunu kaçı zlı rmak. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. ikna etmek. beyni atmak * Bkz. beytülmal * Devlet hazinesi. unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. beyzade . bunalmak.beynelmilelci * Bkz. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. delil. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). * kötü bir ş sezinlemek. t. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . tepesi atmak.

* Bezden yapı ş lmı . * Özenle büyütülmüş . *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. nazlı kimse. * Herhangi bir cins kumaş . beze beze bezekçi . bezdirme * Bezdirmek iş i. p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. bezmesine yol açmak. çaput. ban an iş * Bez (I). beyzadelik * Soyluluk. * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. beyzî * Yumurta biçiminde. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. ziynet. oval. düz dokuma. bezdirmek * Bı rmak. usandı ktı rmak. * Herhangi bir iş kullanı dokuma. gudde. . söbe. lan it bezek * Süs. bı nlıvermek. * Hamur topağ pazı ı . için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Usanç veren. lan * Pamuktan.* Soylu kimse. * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta.

* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. ine * Kendini bezemek. tezyin etmek. bezen bezeniş bezenme * Bezek. tı cı bitki (Pisum sativum). dekoratör. * Süslemek. * Gelinleri süsleyen kadı n. süslü. bezelemek * Hamur topağyapmak. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. * Süsleme. süsletmek. . nakkaş . bezekli bezeleme * Bezeğolan. tezyin. bezekli. süslenmek. bezenmek * Bezemek iş konu olmak. bezetme * Bezetmek iş i. ı bezeli * Bezeğolan. i bezelye * Baklagillerden. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya . * Bezenme işveya biçimi. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . bezekleme * Bezeklemek iş i. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. süslenmiş i . süsleyen ş ey. süs. süslenmek. bezemek. bezeklemek * Süslemek. * Süs. donatmak. rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. dekoratif. * Bezelemek iş i. ı bezemek bezemeli * Süslü. i * Bezenmek iş i veya durumu.

. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. bezirgân * Tüccar. bezek. bezir yağ ı . ile . bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. * Bir çocuk oyunu. bezirleme * Bezirlemek iş i. bezginlik * Bezgin olma durumu. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . yorgunluk. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. ı bezleme * Bezlemek iş i. * Bkz. ini * Yahudilere verilen ad. i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu. bezir yağsürmek. bezmek durumuna gelinmek. bez. * Bezmek iş konu olmak. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. * Süs. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. ine * Keten tohumu. nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. usanç.

bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. * bı çaklamak. bılgan. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bezginlik getirmek. * ameliyat etmek. * Bezgin duruma gelmek. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. bıp usanmak. kı * Bez dokusunda olan. * Bkz. lan ı zlı * Jilet.manifaturacı alı . bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. bı gibi çak * ince. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. . çı * Bezmek iş i. keskin. çocuğ belemek. bezi andı ran. dost toplantı. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. un na u bezm * İ meclisi. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. lı k. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma.* Çocuğ altı bez koymak.

bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı yarası çak onulur. çok yakı(aralı n k). bı k çaklı . ağ) birden ve güçlü olarak gelmek.bı gibi kesilmek çak * (söz. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. bı silmek çak * bir işbitirmek. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. dil yarası onulmaz * hakaret. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. duruvermek. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. ma. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. çakla * bı çaklamak. * Çok az (fark). konuş sohbet) birden bitmek. bı çaklamak * Bı kesmek. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. i bı vurmak çak * bı kesmek. çakla * Bı yaralamak. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. bı çaklı * Bı ı çağolan. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n .

* Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. çkı aç * Bı yapısatan kimse. cesur. bılmak kı * Usanı lmak. * Korkusuz. gözü pek. bı hane çkı * Bı evi. çkı p * Sel veya dere yatağ ı . kabadayı . bış kı mak * Bı işveya biçimi. lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse. . n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. yürekli. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. çkı * Kı ve tı sa knaz.* Bı koyacak yer. * Bı n olma durumu. kma i . ş an it * Saraç bı ı çağ . bıp usanmak kı * çok bezmek. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri.

me kı bı ldama ngı . bunalmak. dolgunca. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . zedelenmek. bı nlıvermek. bı ntı kkı * Bı duygusu.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. benekli. yurdumuzda en çok güzün. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. usanmak. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. * Tekrarlanması . kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. bık bık llı llı * Çok tombul. l önce. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). alı (kadı sa mlı n). bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. etli butlu. usanmak. bı rcıgibi ldı n * kı boylu. usandı kması kkı k rmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. * Dayanamaz duruma gelmek. erimek. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. bı rı ktıcı * Bı nlıverici. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. boz renkli. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu. sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. ş . yumuş amak. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. .

kta. yı * Özgürlük vermek. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. * (ölen. görevlendirmek. hesaba katmasak da. terk. ş ma karş klı rakmak. * Yanı almamak. eyi * Koymak. döndürmek. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek.* Bı ldamak iş ngı i. * Bı rakma iş i veya biçimi. . meydana getirmek. in unu. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. ateş yapmak. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. * Kötü bir durumda terk etmek. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. ı bı lı i. i ka * Unutmak. titremek. * Bakı lmak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. mütareke yapmak. ması sağ * Boş amak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. u iş * Saklamak. ünü kası * Engel olmamak. ayrı birinden iş i. yanı götürmemek. hürriyetine kavuş nı lamak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. * Ayrı lmak. * Bı rakmak iş i. kes. * Salı verme. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. korunmak için vermek. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. terk edilmek. lan . artı rmak. * Sıf geçirmemek. bı ki rak * saymasak. * Bir işbaş bir zamana ertelemek.) Kalmak. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. nesne vb. vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. artıuğ mamak. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. * Sarkı tmak. terk etmek.

lı ı k na bıklı yı * Bığolan. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan. bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bıklı ı yı duruma gelmek. raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. bıklı k yı balı * Sazangillerden. * Balı klarda deri uzantı. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). klitoris. * Ufak çocuk.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). k bıksı yı z * Bığolmayan. bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. nlı nı nda olan . bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. sı * Asma gibi bitkilerde. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. sarı tutunmaya yarayan sürgün. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bı rakması yol açmak. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak.

) çok acı mak. biber gibi * çok acı . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi.Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. pay almamı ş . * Patlı cangillerden. en * Bu bitkinin. biberli * İ biber katı ş çine lmı . biber gibi yanmak * (deri. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. nı mavi renkli. ini mak. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. biberlemek * Biber serpmek. z. * Hoş görüsüz. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. biber katmak. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. göz vb. kötü talihli. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. lan biber atmak * içine biber koymak. llı biberleme * Biberlemek iş i. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). * Payı olmayan. zalim. çiçekleri soluk en. * Biber yetiş tirilen yer. * Acı . * Biber konulan küçük kap. çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis). amansı gaddar. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen. z. na lan iş biberlik biberon .

bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . * Bkz. bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. lı k. . bîçare olmak * çaresiz kalmak. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. bibliyotekçi * Kütüphaneci. * Bkz. kaynakça. bibliyografi * Bibliyografya. * Üslûp. bibliyografya * Kaynaklar. * Kitapsever. vazo gibi zarif küçük süs eş . kaynakları bilen uzman. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . sı * Babanıkıkardeş hala. cici bici. * Acız. meme baş ı . biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. zavallı çaresizlik. n z i. zavallı (kimse). bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. zarif (kı z). cicili bicili. kitap düş k künlüğ ü. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). k. bibliyografik * Kaynakla ilgili. * Meme. itli lan yası biblo gibi * ufak tefek.

biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . formaliteci. biçimlendirilme . çoğ ek durumunda olan öge. tutum. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. ş ı ekilci. en uygun durumunu yakalamak. biçim bilimi * Yapı bilimi. biçim biçim almak * biçimlenmek. formalist. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. ran. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. * Biçmek iş i. rası. * Biçmek iş yapan (kimse). taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. belli bir biçime girmek. sı * Alılmıkural. biçim * Dıgörünüşş ş . eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. ş . * Özü. döven. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. hem de bağ durumuna getiren makine. morfem. ekil. ş ekillenmek.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. elveriş (iş li ). eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform. bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. * Herhangi bir ş benzeri. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. ekil. morfoloji. punduna getirmek. davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). * Tarz. yalnıbiçim üzerinde duran. biçerdöver * Ekin biçen. içeriğyeterince önemsemeden. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. ekil. * Biçilmek iş i.

amorf. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. ş ekilsiz. biçki yapmak . eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. biçimli * Biçimi güzel olan. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. * Ortamı uygun düş yakık alan. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. biçimi bozulmak. yakıksı k. ş ait.* Biçimlendirilmek iş i. ekle eklî. ekillenme. hoş olmayan. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. yakıksı ş z. ekillendirme. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . ş eye ekillendirmek. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. * Kötü. mevzun. biçimle ilgili. ş ey ekillenmek. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. * Çirkinlik. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. na en. ş formel. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimi bozuk. ş ı * Biçime dayanan.

ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. * Yaylı ateş öldürmek. plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. otu orakla. bidayet * Baş lama. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. * Kadı n saçları kırmak için kullandı . * Yontulmuş taş yapı ı . biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. metal veya plâstikten. Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. menş prizma. makine ile kesmek. sac. ı * Ekini. tı rpanla. baş ç. er. m iyle * (değ paha. bîgânelik bigudi . * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. fiyat) Koymak. biçtirme * Biçtirmek iş i. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey.* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). ı * Biçmek iş i. an ur. boru biçiminde küçük araç. k. * Yabancı . bîdar bid'at * İ dininde Hz. . l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. * Uyanı uyumayan. iki yı bir olan. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . * Bîgâne olma durumu. * Bidon satan kimse. *İ lgisiz. * İ sı maddeler konulan. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek.

bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. daha sonra. baş nda * İ z. deli. bilgisiz. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. sonraları . bilâder ağ acı * Amerika elması . tam tersine. gerçekten. aksine.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. ksı m lmadan. bilâhare * Sonra. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. zlı * Kimsesiz. lan . olarak. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. süs eş . * Habersiz. erdenlik. herhangi bir kıtlama olmaksın. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. * Bîkes olma durumu. sonradan. ayrı yapı z. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . aklı ı olmayan. umutsuz. ki kadı bikir * Kı k. tersine. n ı durumu. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. aş n. * Hakkı hakkı ile. çaresiz. z. günahsı z.

çok bilmiş olduğ anlatı unu r.. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. bilcümle * Bütün. araçsı aracız. sı z. dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak.-in hepsi. tebliğ . ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. tebliğ . dolaysı doğ tası z. i. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. n ldı ı ı t. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bildik * Tanık. tebliğtebligat. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname. hep . beyanname. eskiden beri. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. bildiriş . haber verilmek. . a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. bildiri * Resmî bir makam. beyanname.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. bilâvası ta * Vası z. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. ihbar tazminatı ı . fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. rudan doğ ruya. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak.. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama. bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. duyurulmak.

. * Aynı zamanda. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. * Anlatmak. bildirme * Bildirmek iş beyan. bile * Birlikte.* Bildirmek işveya biçimi. her ş eyi eyden anlayan. de. geniş zaman. * Üstelik. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bilerek aldanmıgörünme. ifade etmek. isteyerek. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. gelmişgel-iyor. düş ünülerek. kasten. gel-ir. i. kolunda altıbileziğolmak. . letiş me. * Bilgiçlik taslayan. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. ş bilecen * Her ş bilen. dahi. gelecek zaman kipleri: Gel-di. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. i bildiriş im * İ im. haberleş komünikasyon. ması . bile bile * Bilerek. önceden tasarlayarak. belirli geçmiş . i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. imdiki zaman. ukalâ. da. bilecenlik * Bilecen olma durumu. gel-ecek gibi. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). belirsiz geçmişş . lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz.

bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz.bilek * Elle kolun. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . kuvvet. mürekkep. mürekkep faiz. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. kol kuvveti. etkisini artı rmak. * Güçlendirmek. en fazla. * Bilenmek iş i. ı n tiğ * Güç. ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. * Hı rslanmak. keskin duruma getirmek. bileş kap ik * Birleş kap. bilek damarı * Nabı z. kalı n. * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. * Bilemek iş konu olmak. bilek gücü * Kol kuvveti. ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). basit olmayan. kasten. keskinleş tirmek. aş derecede istemek. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . ik . ı rı * isteyerek. keskin duruma getirilmek. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı . erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. ayakla bacağ birleş i bölüm. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. konsantre olmak.

terekküp etmek. biletli biletme biletmek * Bileti olan. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. * Bilet satan görevli. * İ veya daha çok vektörün. it * Bileş iş terekküp. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. mek i. terkip. bilet satmak. * Biletmek iş i. lence yerlerine girme. tiyatro gibi eğ nan. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. muhassala. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. sinema. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ . ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. * Bileş sonucu oluş cisim. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. . ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. * Bilemek iş yaptı ini rmak. geometrik ki na nı toplam. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. bilet * Para ile alı konser. me an * Bileş işveya durumu.

* Bilgili. lmı . epistemoloji. hakim. soğ utma. bilgi almak. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . . * Motor pistonları yağ na. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. lama. inin i * İolarak. malûmat. iş ş edinerek. m m i. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli. vukuf. bilgi kuramı * Bilginin temelini. silindir. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. nsan nı i * Öğ renme. malûmat. söz geliş diyelim ki. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı . * Bilgi. makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. dikdörtgen. vukuf. hikmet. gerçekten. sempozyum. malûmat. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. zağ . bilezikli * Bileziğolan. ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. * Mobilyaları ayak altları takı kare. vukuf. i * Bilezik takmıolan. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. bilgi toplamak . pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . malûmat. * Bilgeye yaraş (biçimde). bilezik * Bileğ süs için takı halka.biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. açı * Kelepçe. olgun ve örnek (kimse). ı r bilgi edinmek * öğ renmek. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . cı ı k. hâkimane. * Bir durumu öğ renmek. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. bilim alanı uygulanan yöntemleri. * Bilim. iyi ahlâklı . gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. ş bilfarz * Tutalı ki. sayalı ki. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i.

sofizm. kompüter. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. haberli. safsatacı lı k. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. bildirerek. bilgili geçinen kimse. öğ renmek. bilgin tavrı bilgin gibi. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. malûmatlı . âlim. * Bilgisayar programcı. yapı sı mühendisi. bir yapısonuçlandı elektronik araç. . tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. elektronik beyin. ş ı nda. u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. * Bilgili kimse. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . bilgici * Sofist. bilgili * Bilgi sahibi olan. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. * Bilgin olma durumu. bilgilik * Ansiklopedi. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen. bilgin geçinmek. * Bilgine yakır. * Bilerek. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. haberdar etmek. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı.

bilerek ve isteyerek. roman vb. cehalet. bilimci bilimcilik * Bilginin. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. ilim. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. bilim adamı . z.* Bilgisayara geçirmek. gayriilmî. rı bilim kadı nı * Bkz. rmak karı * Bilen. * Bilgi. malûmatsı cahil. ilkelerini. bilgin. her ş eyden önce. z bilimsel * Bilgin. tı süreci. ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. baş özellikle. bilime uymaz. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan. malûmat. âlim. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. . bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. mahsus. biyonik. ilimcilik. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . bilhassa * Hele. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. ta. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. en çok. * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu.

bilinç kaybı * Hafı yitimi. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş .* Bilimle ilgili. dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek. bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . kavramak. bilincine varmak * anlamak. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. nanabileceğ savunan felsefe akı . uur. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. * Temel bilgi. bilime dayanan. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. bilinçlendirmek . bilimsiz * Bilime. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî. ilmî. bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. Marxçı lı k. ş ve nlı uur. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. temel görüş . bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. ş rı i uuraltı tahteşuur. * İ ruhunun. n * Dimağ .

* Nesne. malûm. öğ renilmek. kendi etkinliğ farkı olan. kuş meçhul. lâedri. bilindik. agnostisizm. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. ş lere ı k uursuzluk. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. ş uursuzluk. bilinçle yapı lmayan. bilinmedik. bilinçle yapı ş lan. bilinçli * Bilinci olan. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. * Nesne. uurlu. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. 'nı inin ini ini reti. . bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). bilindik * Bilinen. * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. * Eleş tirmeli bir biçimde.* Bilinçli duruma getirmek. ş uursuz. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. ş uurlanmak. meçhul. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. ş k uurluluk. * Bilinci olmayan. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. bilinmedik * Bilinmeyen. muğ güç lâk. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinmeyen (nicelik). anlaş ine ı lmak. agnostik. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). eri * Bilinmek iş i. ş uursuz. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. ş inin nda uurlu. * Belli olmaz. bilinmeyen * Değ belli olmayan. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. kulu.

bilisizlik * Bilisiz olma durumu. lı mak. sibernitik. bilistifade * Yararlanarak. ehlihibre. ehlivukuf. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. kları * Duru ve temiz kesme cam. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. uzman. dost. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim.bilir * "Anlar". * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. biliş * Canlın. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. cahillik. informatik. tanık. . biliş ağ im ı * Teknik. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. mak. * Öğ renmek. vukuf. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. * Biliş iş mek i. bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. kristal. cahil. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. "sayar". nı n ğ ı kin * Bildik. * Billûrdan yapı ş lmı . eksper. bilip bilmediğ göz önüne almadan. ehlivukuf. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. ehlihibre. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . ş biliş im * Teknik.

nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. ı tı * Bilmek iş i. ran. billûru andı kristaloit. * Bol ıklı rı rı ş . * (ses için) pürüzsüz. * sonucun ne olacağ kestiremeden. ündeki saydam cisim. muamma. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. pıl pı parlayan (yer). ey. gerdan. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. * Bilinmeyen ş muamma. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. çok temiz (su).* Koç yumurtası . anlamı bir söz. billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. * Belirgin duruma gelmek. * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . billûr cisim * Gözde. billûrlu *İ çinde billûr bulunan. netlik kazanmak. kristalleş mek. ı lı mamak. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. irisin arkası mercek görevini yapan. koloit karş . billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. göğ üs). billûr gibi * çok duru. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. bilmeden * bilmeyerek. billûrî * Billûra benzer. billûr gibi. * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. billûr durumunda yoğ unlaş mak. kristalleş me. ı l * Billûra benzeyen. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. eyi nda .

kavramaz. nda im. eyi * Bkz. çok bilmiş . bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. i eyi ka ş . * Sorumlu tutmak. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. mı * Tanı hatı mak. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. * Sanmak. farz etmek. hatı rbilmez. bilsat * Kuruluş ş lar. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. sı düş rası rası ünce. bilmezlik * Bilmez olma durumu. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. ş bilmünasebe * Sı gelince. sizlere de. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. bilgiçlik taslayan. size de. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. bilmukabele * Karş klı ı olarak. * Bazen "iş gelmek". bilmez * Anlamaz. elinden gelmek. rlamak. bilmiş * Her ş bilir geçinen. nasıne) l. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r. var saymak. karşk olarak. bilmezlikten gelmek. teçhil etmek. bir ş bilmez göstermek. * Saymak. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. bilmezlemek * Bir kimseyi. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. tecahülüarifane. . bilmezlik. i. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. bilmemezlik * Bilememe durumu. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. tecahül etmek. ş ma. bilgileş bencmarking. * Anlamak. *İ nanmak. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. cehalet. irketler arası bilgi satma. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. kim.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak.

e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. her sıntı gideren. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. bilyeli yatak * Bisiklet. gönülden. toprak. rmak bin iş bir baş çi. bin can ile * çok isteyerek. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. -in hepsi. man * Milyar. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. hep. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. doğ lı ile. gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. M. maden. çoğ unlukla çelikten. olacak bir kimse gerekir.. bilyeli * Bilyesi olan.. bilyon bin * On kere yüz. * Taş . otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. eyi bin bir * Pek çok. sürekli olarak düş değ tirmek. . * Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. dolaylı ruya . dil dökmek. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. kı yaslanmayacak ölçüde. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. öğ ütlerden çok daha etkilidir. 1000. çı * her iş baş e. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. ğ rudan doğ olmayarak. küçük yuvarlak. ünce iş bin kat * Pek çok. çok sayı da. bin piş olmak man * çok piş olmak. bin derde deva * pek çok işyarayan. * (birinin) Aracı ı araçla. misket. . kamu. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir.

ünce binaen * -den dolayı . beynamaz. rma. bina * Yapı . olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. kendi eliyle yok etmek. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. inş etmek. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. bin zahmetle * çok zor. hamil. dayamak. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak. bina etmek * yapmak. büyük zorlukla. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bînamaz binbaş ı * Bkz. yapmak. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. bindi * Destek. * Çatı . . ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. binaenaleyh * Bundan dolayı . bundan ötürü. bindirim * Fiyat artı zam. -den ötürü. bunun için. .bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. bunun üzerine. i * Dayanarak. kurmak. -diğiçin. .

* Ata iyi binen kimse. her birine bin. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. lan. * Binmek işyapı i lmak. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. binici * Binen. dolap gibi ş eylerin. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. nda bininci * Bin sayınısı sı . binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. binek atı * Sadece binmek. binmesini sağ lamak. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. oturtmak veya içine yerleş tirmek. kiremit. basit mekanizmalı kilit. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. * pek çok yapı pek çok olan. bini bir paraya * pek çok ve ucuz. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. biner bingi her biri. her defası bini bir arada olarak.bindirme * Bindirmek iş i. ahş parçaların durumu. ndan ka ı ta * Eklemek. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. * Kapı . ğ ı * Ata binilerek yapı spor. binmeye yarayan. katmak. lmış * Üzerine binilen. lan * Binilmek iş i. bini çı ta. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . * Ata binme ustalı. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri.

binek atı . pek çok. fına atı rı lmadan önce. * Binmek iş i. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. öbürünün üstünde olmak. nihayet. ş ı lan bîperva * Çekinmez. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. vapur. * Sonuç olarak. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. * Üstüne binilen hayvan. ı tta * (bisiklet motosiklet. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. u * Birçok bin. * Biniş durumu. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. mek * İ parçadan biri. * Atlı alayda giyilen giysi. gözü pek. pla biomekanik * Biyoloji. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. katı lmak. uçak. . binek hayvanı Kullanmak. korkusuz. * Hamur durumundaki ekmeklerin. * Fiyat artmak. otomobil gibi bir taş yer almak.biniş * Binmek işveya biçimi. lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi. sakı nmaz. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. i * Atlı alay. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. * Eklenmek. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para.

. . kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. birlikte. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte.. * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m.* Çekinmeden. z nda * baş birinin yardı olmaksın. yalnı z. müş a terek.. * Eşaynı boyda. bir * Sayı n ilki. onunla övünülmemelidir. bir an önce * Bir ara. i bir ara * Kı bir süre. bir araba bir arada . hem. bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan.. hep birden. ka mı zı bir . te * Odun.. bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. bir (veya bir de) * hem . mları z. * Birçok. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. * Ancak. fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. er. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet. yı * Bu sayı kadar olan. it. sa * Geçmiş bir zaman.. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. * Sadece. I. bir * Ortaklaşolan. ş * Pek çok. beraberce. olabildiğkadar tez. yanı kimse bulunmadan. ğ ı * Tek. fazla. korkmadan. pek çok. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. . bir fincan kahvenin kı yı rı r. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. bir sürü. * Birleş ik. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. * Toplu bir durumda. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . toplu olarak.

i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. tam tamı eksiksiz. bir bir bir bir * Birer birer. hepyek. bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. . bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. nı nına bir ben. bir araya getirmek * toplamak. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le. bir baş ı na * Tek baş ı na. buluş mak. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. çok yaş ş lanmıolmak. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. ayrı . bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. * Az. ka le. u na. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak. küçük bir sorunu büyütmek. ayrı * Olduğ gibi. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. * Bkz. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim.bir aralı k * Bir ara. çok az. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. sa bir baba dokuz evlâdı besler.

bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . ş ta. ünce iş bir damla . bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir iki. bir çift söz * Bir iki söz.bir boy * Bir kez. çabucak. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir boyda * Boyları it. eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. ş ş larla bir daha * bir kez daha. yanlıdavranı bozmak. baş baş tan a. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. bir çift * Bir takı m. bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. * Hele. * Biraz. bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz. * hiçbir zaman. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek.

"hele" anlamı da kullanı nda lı r. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. bir don bir gömlek * yarı plak. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. birazcı k. . mek bir dolu * Birçok. ğ ı . * "ilk önce". zahmeti çok olan bir iş uğ mak. * (çocuk için) Çok küçük. bir dirhem * Çok az. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. fazladan. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. bir deli kuyuya bir taş atar. * Bir kereye özgü olan. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir de * ve olana katarak. bir kereye özgü olarak. bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. tutarsıkonuş z mak.* Çok az. bir defada * ara vermeksizin. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az.

bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. bir geceye ait. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. * bir merkezden. bir gecelik * Bir gece için. i . kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). ü i. * yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. ladı ı karla bir elmanıyarı o.bir düziye * Sürekli olarak. ceviz. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. tek hücreli. akrabalar eğ lenmemelidir. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. bir evcikli * Mır. bir gece içinde olup biten.

usanmak. bir hoş olmak *şı aş rmak. bezmek. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. . lı ş bir hayli * Epey. iş * kazaya uğ ramak. benzer. ı sı bir kafada * aynı üncede. hiçbir zaman. ölmek. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. kı da sürse çekici ve güzeldir. . ı esizliğolmak. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. * Aynı . tek tür. bir hamlede * Çabucak. iyice. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. düş bir kalem * Bir an için. m. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. çok. a sa bir güzel * Çok iyi.bir günden bir güne * hiç. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. bir atıta. duraksamadan. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. çok az sayı birkaç kez. i bir hücreli * Bkz. bir da. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde. k * huyu değ mek. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. bir gözeli. kötü bir durum karş nda söylenir. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. iğ ipliğ dönmek. fenalıgelmek. garip. biraz. * hüzünlenmek. i r bir iş oldu tir * istenmeyen.

bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. mak. z ur. bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. uyuş bağ mak. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. ancak bir kiş kı olur.bir kalem geçmek * boş vermek. * Bir kez. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. belli durumunu değtirmeden. i rda bir kere * Aslı nda. ama o. telâş rtı olmak. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. sa bir karı bir koca. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. bir an için göz ardı etmek. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. * Çok az. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. patı . bir koş u * Koş koş koş çabucak. * bir karı kocanıçocukların. . bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. bir karı ş * Çok kı sa. a a. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. arak. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. bir defa. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. bir kalemde * birden ve toptan. bir kı bin kişister.

birinci. belli oranda. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. birçok yerlere. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. bir nebze * Çok az. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. değ olmamak. bir parça. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. iş birliğyapmak. bir numaralı * Birinci. bir örnek * Aynı biçimde olan. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. bir bir o yana. bir parça * Biraz. baş gelen. bir katı misli. biriktirmek. i bir ölçüde * Biraz. itli bir olmak * bir araya gelmek. işyaramaz bir duruma düş e ürmek. nan * Çok küçük (çocuk). çeş yönlere. . azık. m . e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. yeknesak. bir numara * Tek. birçok. bir bu yana * rastgele. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. çok az. bir nice * Bir hayli.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. derviş geçinmeyi anlatı çe r. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak.

lca m llı bir tane . bir tahtası eksik * akı eksik. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. durumu. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. yarı akı. bir ş söylemek ey * konuş mak. hemen. sa inde bir tahtada * bir defada. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. gereğgibi söyledi. iş * bayı gibi olmak. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. ini bir sürü * Çok sayı pek çok.* istediğ yere gider. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. tutumu değmek. ardı bir solukta * Çabucak. istediğ biçimde davranım. çarçabuk. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. da. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. z kalmaz. yekten. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. * belirtmek. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. bir ş eyler. kı kesmek gerektiğ söylenir. yeni huylar edinmek. ardı na. değ erlendirmede yanı lmak. bir sı n çekirge. inden. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu. birden fenalıgelmek. anlatmak. ifade etmek. lı r k * ölmek. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. iki sı n çekirge. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. çok kı bir sürede. lı z bir sı ra * Üst üste.

bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. eş görmek. bir yana * -den baş sayı ka. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. bir torba kemik * çok zayı f. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. vaktiyle. eyle ı laş .* Biricik. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . yegâne. hariç tutulursa. ertelemek. hiçbir yolla. benimsememek. bir temiz * Adamakı. kuvvete yükseltme. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim). bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. hem. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. unu * hiçbir biçimde. bir tanem * Sevgi sözü. eskiden. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek.. artı . it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. lmazsa. hem . bölme. bir vakitler * Geçmiş zamanda..

i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. birazdan biracı lı k birader birazcı k . pek çok. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. * "Yahu. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. * Belirli bir süre. * Az miktarda. nda. vaktiyle. i birahaneci * Birahane iş leten kimse. ş . arpa suyu. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki.bir yın ğ ı * birçok. eskiden. dost. biraz * Kı bir süre için. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. eskiden. il. biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. p * Çok bira içen (kimse). * Erkek kardeş . * Pek az. * Bira yapma ve satma iş i. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. erini bir yol * Bir kez. bir sürü. çok değ il. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. çok az. biraz.

bir hayli. birbirine katmak * araları açmak. monist. müteaddit. * karı ş mak. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. sayı belirsiz. hepsi bir arada. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. birbirine düş mek * araları lmak. * Tekçi. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. ağ birliğyapmak. araları bozmak. * (iplik vb. birbirine girmek * kavga etmek. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. * Ansın. birazı * Bir parça. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. dövüş mek. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. öteki de onu. sı * Bir defada. birçok birden * Oldukça çok. * Tekçilik. monizm. hemencecik. beraberce.* Az sonra. mak. bir olayda sözleş gibi. tutarsı z. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. na. lı * Biri diğ erinin yanı ra. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. birdenbire . olay çı nı nı karmak. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. zı * Birlikte. birbirine kötülük etmek. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden.

beklenmedik bir sı zı rada. duygusal. an. nohut. sentez. birebir * Etkisi kesin olan. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. sı . im . bire bin katmak * çok abartmak. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. hemencecik. kullanı tohumun belli bir katı day. * Yalı karmaş olana. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. nedenden etkiye. ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. n kları bire . k. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. bire beş katmak * eklemek. uygun. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. bire bin katmak. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. fert. miktar. her birer birer * Her biri ayrı olarak. küllîden cüz'îye. lan kadar ürün vermek. sentetik. vermek * (buğ arpa. * Bu biçimde oluş bütün. abartmak. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. soy oluş ı karş . na. fert. n i im ontogenez... * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri.* Ansın. sentez. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. bireysel duruma. fasulye gibi ürünler için) toprak. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. narak yapı eş lan leme. *İ stenildiğgibi. terkip.

* Bütüne. ferdî. iyi ran biri * Bir tanesi. ikincisi olmayan ve çok sevilen. ran * Bireyle ilgili olan. i nı * Bireycilikten yana olan. individüalizm. ferdiyetçilik. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . baş kaları ayı ndan rmak. tek. yegâne. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında.bireyci * Kişhakları savunan. il yan . belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. * Bilinmeyen bir kimse. politikalarıgenel adı n . tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. . bireye. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. u biri yer biri bakar. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. i. ünü r. individüalizm. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. bireysellik * Birey olma olgusu. * Eş benzeri. bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. birice biricik * En fazla. * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. ferdiyet. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. ferdiyetçi. bireysel olarak göz önüne almak. genele değ de. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. ferdiyet. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. kendine özgü olan ş eylerin. mesinden. tek. özelliklerin. bireye özgü olan.

* Bir ş parayı eyi. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. birincası f . ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. ölçülü kullanarak artı rmak. birikme * Toplanı yılma. birileri birim * Bazı kimseler. bir araya gelmek. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. * Öğ renme. birikiş mek * Bir yere toplanmak. i. taki * Dilin. koleksiyon yapmak. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. p ğ ı * Gözlemler. oluş turduğ yapı u içinde. vahit. biriktirim * Biriktirme.birikim * Birikme. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. bir yerde toplanıyılma. ünite. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. ünite. tasarruf etmek.

lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. arası birinci olmak * baş gelmek. tevhit. 'nı ini . birisinden biri * içlerinden biri. birincilik * Birinci olma durumu. meyve dı. az sayı az. dıkabuk. onu denetim altı bulundurmak. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak.) Birinci mevki. birkaç kiş herhangi biri. birinci zar * Yemiş derisi. birisi * Bilinmeyen bir kimse. birincil grup *İ çten. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. rası * (ulaş araçları Mevki. tek duruma getirme. rada. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). uçak vb. susturmak. lan birinci * Bir sayınısı sı . nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. ana. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. rada. hekimlikte kullanı bir bitki. önde gelmek. esas. birincivası f * Birleş ikgillerden. sıf. * Tanrı n birliğ dile getirme. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. da. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. orun. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. yer. * Bir etme. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. sın ra fatı * Zaman. ı k llı ı . temel. samimî. ta birinci orun * (tren. vapur.

zikretmek. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. bakakalmak. birleş kelime ik * Ses düş mesi. birleş değ me eri birleş me . * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . i birleş ilmek * Birleş iş lmak. kelime türünün değmesi. * Bir araya gelmişbirleş olan. en ru. hasta olmak.birlemek * Bir etmek. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . kaçtı kaçtı gibi. . birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem.). birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . kaybolmak. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ). bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. * Tanrı n birliğ dile getirmek. müttehit. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). i n * Birleş iş mek i. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. sim mı ı p en hissetmek. inikat. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). bir noktada kesiş (doğ yay). ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. kaptı . miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. bir araya gelinmek. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). tek duruma getirmek. başehir. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. birleş im * Birleş iş mek i. hissetmek (< hiss etmek). ses türemesi. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. tedavi etmek gibi. buluş mek i yapı ulmak.

alay gibi bir bütün sayı topluluk. beraberce. * Cinsel iliş bulunmak. ı yan ı t * Tek. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. bir olma durumu. * Askerlikte bölük. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. dört dörtlük. as. bağ . sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. . * Sanrı . * Bir taneden oluş . birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). muş * Birleş . * Uzlaş mayı layan. i birleş tirmek * Bir araya getirmek. i n * En büyük değ erdeki nota. birliktelik * Birlikte olma durumu. kimi. miş * Bağlı benzerlik. iken * Buluş bir araya gelmek. * Kaynaş mak. * Uyuş aynı mak. lı k. bazı u r i . vahdet. bir arada olma durumu. lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. mak. bir tane alabilen. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce . domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. tabur. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. * Yanı beraberinde. vahdaniyet. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . vahdet. nda. birli birlik *İ skambil. görüş olmak. halüsinasyon. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. birlikte * Bir arada.

m lar mı n ayan kehle (Pediculus). lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. belirten söz. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik. tatlı ekmek türü. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . çifttekerci. çifttekercilik. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. küçük lokanta. çok küçük. bisikletli * Bisikleti olan. bisküvi * Un. bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. * Yayıdövmede kullanı araç. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. k lan * İ kahve. çkili . en ufak. süt. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. gevrek kuru pasta türü. in ı t. bit kadar bit otu * en küçük. bistro bisturi * Neş ter. ş veya tuzla yapı ince. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren. * Sı racagillerden. onarma iş i. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. lan * Bisiklet satma. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor.

bîtaraflı k * Yansıolma durumu. kuş bîtap * Bitkin. * Bitik olma durumu. mümbit. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta.* Bitlere karşkullanı bir madde. namütenahi. münteha. * Son. * Durumu kötü. in ş . bitimli * Sonu olan. bîtaraf * Yansı tarafsı z. fena. bîtap düş mek * çok yorulmak. bitey * Bitki örtüsü. bitiklik bitim * Bitmek iş i. bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. yansı davranı z zca ş . verimli (toprak). biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. yorgun. nı rı p * Bitirilmek durumu. biteviye. ine . k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . dolaş ş ı ı k. sürekli olarak. sonlu. * Bkz.ekli. z. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. * Yapık. yorgun düş mek. flora. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. nihayet. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. sırlandılı belirlenmeyen.

bitme. bitkin duruma getirmek. tüketmek. . komş u. kumarhane. yandaki. zeki. mahvetmek.bitirim * Çok hoş giden (kimse. ken * Bitiş olma durumu. bitirme * Bitirmek işitmam. yormak. barbut oynatan kimse. a * Barbut oynatı yer. çok beğ enilen. nlaş ş * Yandaki ev. * Onulmaz duruma getirmek. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler.sona erdirmek. * Güçsüz düş ürmek. kahve. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. yer). sonuçlandı rmak. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. açı kgöz. ik * Bitiş ken. bitirim yeri * Kumarhane. lan * Yaman. i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. bitiş * Bitmek işveya biçimi. tamamlamak. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. eklerle türetilen dil. mezuniyet. * Yan. * Bilgili. sona erme. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. kumarhane. bitirimhane * Kumar oynanan yer. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). iltisakî. i.

sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitki bilimi uzmanı raş . tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitkimsi * Bitkiye benzer. botanik. bitkiyi andır. nebat. kı z böceğ ağ biti. aç . flora. bitiş me * Bitiş iş ittisal. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. rı * Bitki yetiş kimse. nı ktan ğ ı sona eren. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en. ağ gibi canlı n genel adı aç ları . bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. mek i. bitkin . bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. botanikçi. bitey. ot. yosun. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i.

yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitli kokuş * üstü başkirli. yağnar. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. bitki cinsinden olan. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. tüy. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitme bitmek * Bitmek iş i. bitkinlik * Bitkin olma durumu. * Bitlenmek iş i. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Çok yorulmak. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). * Kendi bitlerini ayı klamak. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. * Çok sevmek. bitkisel * Bitki ile ilgili. pirinç. * Bitki. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. çok yorgun. * Birinin bitlerini ayı klamak. bayı lmak. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. çok zayı flamak. * Tükenmek. güçsüz kalmak. saç gibi ş için. nebatî. beğ enmek. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde.* Gücü tükenmiş olan. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. ayan böcek takı . bitkiden elde edilen. * Sona ermek. çıp yetiş eyler kı mek. vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . . * Cimri.

biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş .* bir türlü sonu gelmemek. elbette. kol. bitüm * Keskin bir koku. alev ve koyu duman çı kararak yanan. yoğ u n. bitümleme * Bitümlemek iş i. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. it ç sı * Acı çikolata. al ile. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. biye geçirilmemiş olan. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. kömür tozundan briket yapı nda nda. tabiatı tabiî. küçük hareketli çubuk. * Doğ olarak. li. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. uçsuz bucaksı z. bir ucu pistona. sonu gelmeyen. vefası lı z. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. sı . bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . * Genellikle giysinin yaka. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. * Biyesi olmayan. biyesi olan. * Makinelerde. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. eksilmemek. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. lan. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. ı t ları mı vb. * Bir çeş ardırakı. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. t . varlı n i . * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç.

gübre gazı cı . dirim bilimsel. n biyografik * Biyografi ile ilgili. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. ayıevrelerini inceleyen bilim. * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı . biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. biyoloji uzmanı raş . biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . * Hayat hikâyesi. . lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. me. biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. * Biyoloji ile ilgili. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. * Dirim kurgu. hâl tercümesi. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. dirimsel. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. dirim bilimi. tercüme-i hâl. biyolojik fizik. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim.

it * Çoğ birinci kişzamiri. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. özünden. el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. kendinden. usanmı bezginlik getirmiş ş . biz araç. yardı eder. ı bîzar * Tedirgin. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. * birbirimizi çok yakı tanız. bizcileyin * Bizim gibi. bizar etmek * tedirgin etmek. bezmiş . tı ğ . bizim gelin bizden kaçar. aramı yabancı kimse olmaksın. . kendisi. * Bir çeş kara renkli mika. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . na m . bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. ul i * Resmî konuş mada. bizar olmak * usanmak.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. akrabamıbaş nı z. z kaları rahatça içtenlikle. usandı rmak. ş (Acipenser nudiventris). onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. bizatihi bizce * Kendiliğ inden. * Bize göre. değ biz bize * Yalnıbiz. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. lmı . bı kmak. mı bizdenlik * Bizden olma durumu. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye.

* Kadı n kocaları nları ndan. . önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. Kı rı bir saltması Bi. bizimle ilgili olan. * Hareketine engel olma. hareketini durdurma. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. morulâ. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. * kapatmak. bloklaş ma . üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. ş ı bizon bizzat * Kendi. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. * Bizlemek iş i. durdurmak. * Ucu çivili değ nek. u zı msı kılgan ve katı element. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek.8 olan. * (futbolda kaleci) topu yakalamak.bizimki * Bizim olan. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. ş ahsen. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. kılı beyaz renkli. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. blokaj * Bloke etmek iş i. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu.3° C de eriyen. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. 271. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . * Voleybolda. ayan * Kocaman ve ağ kitle. kendisi. bir bütün oluş turan. atom ağ ğ209 olan. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar.

yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. knatı kuş ı ka boca . tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek. zehirsiz. bağ sı k. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. çok iri. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. kaba pamuklu kumaş lan . r. boalar bobin * Sürüngenler sıfın. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. boyun kürkü. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. * Bu kumaş yapı (giysi). bloksuzluk * Bloksuz davranma. güçlü bir yı (Boa constrictor). lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. * Fotoğ filmi rulosu. tan lan n * Boagillerden.* Bloklaş iş mak i. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. bağ sı lantız. mın * Makara.

bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. ne yapacağ bilememek. krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. bodoslamak * Açı klamak. bocalama * Bocalamak iş i. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. ileri sürmek. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. rüzgâr üstü.* Geminin rüzgâr almayan yanı . dökmek. kararsıolmak. baş taraftan. orsa veya rüzgâr üstü karş . çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . poca. bodoslamadan * Ön taraftan. sa'nı um * Domuz. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. genellikle güneş görmeyen (oda). ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. . nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. belirtmek.

yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. a aya boğ ası * İ bez. özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. . nce * Sağ anak. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. * Anjin. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. \343 Zodyak. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. bora. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. * Damı k erkek sır. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). astar. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. * geliş memek. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). zlı ğ ı * çok güçlü görünen. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri. bodurluk * Bodur olma durumu.bodur kalmak * boyu uzamamak.

kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. raş * yemek piş irme. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. * Yedirip içirme yükümü. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. keleye çekmek. boğ ola az * "afiyet olsun. iltihaplanmak. azı rı * imrenmekten boğ şmek. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. * Ş e. hazı rlama sıntı . boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. na. imik. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. boğ olmak az * boğ ağmak. boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. iaş e. derbent. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. n. * Yeme içme. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. . boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. boğ derdi az * geçim için uğ ma. eyler boğ kurumak azı * çok susamak.

lüzumundan fazla. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. boğ ndan * Gaddarca. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. kan dökerek öldürmek. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek. aş ölçüde. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. . kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. sesi çı kmamak. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. iş kesilmek. boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. boğ na kadar azı * pek çok. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak. sıntı kı vermek. ine. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse).

boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). ktan tı yla elde edilen. yı na * El.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. * Tamamı kaplamak. azı * Çok yemek yiyen. t. boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. * İ dut. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. sarmak. bastı rmak. boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. azı * Çok az yemek yiyen. boğ mak * Bir canlı. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . * Silik bir duruma getirmek. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. yla * Peş e yapmak. iş . tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. yemek isteğçok olan. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. iş z. ş maz . ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. boğ azlı * Boğ olan. boğ durulma * Boğ durulmak iş i.

uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. * Kılmı(ses). boğ maklı * Boğ makları olan. . um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i. nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. * Geliş mesine engel olmak. mak ine * Havası ktan ölmek. kık kık. boğ ucu * Boğ özelliğolan. * Çok sı sıntı cak. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. kı veren. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. ş . sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. * (renkler için) Uygun düş memek. boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. boğ bir biçimde.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. boğ mak * Boğ yeri. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. * Bunaltmak. zlı * Bunalmak. kıklaş uk sı mak. . ma i * Solunumu güçleş tiren.

bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak.* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. ı z itli rayarak ses olarak çı . kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. donuk. umu * Zor soluk alma. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . eyler e . bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. bohçalama * Bohçalamak iş i. um mak. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. * Sınt ı kapalı kı lı . telâffuz. ihtikar. çı mahreç. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. ıı lı boğ unuk * Kık. * Boğ mak iş uş i. e i. * Ufak ve seçme tütün dengi. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. * İ ip kakı tiş ş mak. . bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. boğ umlu boğ untu * Boğ olan. ı luğ z tuğ n kak. boğ sı uk. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. dövüş mek. * Sınt ı kı .

z. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. boklama * Boklamak iş i. bok * Dı . bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . i. . ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. i bok püsür * hoşgitmeyen. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. berbat etmek. güzel görünür. her işkarı e e ş an. ayı ı veya topluluk). bok atmak * (birine) leke sürmek. bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. tiksinilen. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok canı olsun na * bılan. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. burnunu sokmaması gerekir. a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. iş son vermek. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. kara çalmak. çok berbat. * Güç durum.

* Pislik. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. pislenmek. boklaş ma * Boklaş durumu. i er bokunu çı karmak * bok etmek. * Kötü durum. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. boksör * Boks oynayan kimse. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. boklu bokluk * Boku olan. u una. ş arap. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. * Korindon. yararsı z. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. boktan * temelsiz. lan ü. yumruk oyuncusu. dar karş . her ş öfkelenir olmak.boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. pis. i) boklanma * Boklanmak durumu. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. boku bokuna * boş boş yok yere. bol . boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. derme çatma. kı ı.

geniş lemek. bol bolamat * Refah. çokça. * Cömert. * Bollaş mak. bolluk. bolarmak * Bol duruma gelmek. büyük miktarda. * Yahudi kadı. eli açı zengin gönüllü. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. bol bulamaç * Bol bol. . * Bolarmak iş i veya durumu. pek çok. * Bolalmak iş i veya durumu. saçı apş . bol paça * Geniş paçalı . k. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. sıntı düş kı ya meden. sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. bol keseden * bol bol. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. ölçüsüz. bollanmak * Bol duruma gelmek. * Bu dansımüziğ n i. bolca * Oldukça çok.bol bol * Fazla. * Dökük. zenginlik. * Kı ve kolsuz kadıceketi. ndan bollanma * Bol duruma gelme. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. * Oldukça geniş . çok. ş al.

türlü büyüklükte patlayı. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci). bolometre * Iş mölçer. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. kalıdemirden kap. eyin u * Fazlalı k. nı lan bomba gibi * iyi. cı ateş silâh. komünistlik. ş . gösteriş lam. li * Büyük fı veya varil. * Her ş bol olduğ zaman. sağ göz alı. bom bomba * Bir çeş kumar. çı * Bomba biçiminde. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. cı li. bombalama * Bombalamak iş i. Bolş eviklik * Rusya'da XX. bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. cı kı maddelerle doldurulmuş . Bolş evizm * Bolş eviklik. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bolluk * Bol olma durumu. bollatmak * Bol duruma getirmek. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bollatma * Bol duruma getirme. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. bombalamak . geniş letmek. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket.

ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. nefesli çalgı n . bombardı man * Topa tutma. çoğ unlukla havadan. bombok * Çok kötü. * Patlı cangillerden. tamamen boş . bonbon. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. turucu ve zehirli. pistonlu. bomboz bon otu niger). bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. iş i.* Belli bir hedefe. hekimlikte kullanı uyuş lan. * Bombalama. çok berbat. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. bombe * Ş kin. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. kabarı tümsekli. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. kabarı k. * Ş kinlik. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bomba atmak. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. iş k. bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombalanma * Bombalanmak iş i. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. . ş bonbon ş ekeri * Bkz. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. bomboş * Büsbütün.

boncukla süslenmiş u . li . mak. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i. boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne). vrı her it ak vb. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. tahta.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). plâstik gibi maddelerden yapı ortası . boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. delik. boncuk gibi * küçücük (göz). i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. boncuk * Cam. lan. boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. taşsedef. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuklu * Boncuğ olan. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i.

bopluk bopstil * Bop tutarı olma. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . bor bor * Atom sayı 5. nda * Züppece giyiniş biçimi. eksiğ paraya çevirmek. atom ağ ğ10. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. * İlenmemiştaşk. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. * Uzun siyah ceketle. n. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. temiz iş ı.8 olan. yi * Eli açı cömert. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi.45 u olan basit element.bonjur * Günaydı n. öfkeli. mıbir * Yağ murlu. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. k. ekilmemiş ş . ş iddetli. an * İ yürekli. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. sert. Kı saltması B. süresi dolmadan. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. eli açı k. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . borani * Bor (I). cömertlik. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. bora bora gibi * çok sert. bono * Belirli bir sürenin sonunda. ndan mur . lı (toprak). satı büyük mağ yası lan aza. * Bu biçimde giyinen kimse. süs eş oyuncak vb. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel.

borç para almak. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . ey borç altı girmek na * borç para almak. * Birine karşbir ş yerine getirme. borç harç . borca almak * veresiye almak. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. * Pancar. boru. borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . gerekliğ yükümlülük. . borazancı lı k * Borazancın iş nı i. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. borç etmek * borçlandı rmak. borca batmak. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borca batmak * çok borçlu olmak. vecibe. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. borca girmek * borçlanmak. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. ı eyi i. * Bu boruyu çalan kimse. borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek.* Pirinçli. borazancı * Borazan çalan kimse.

borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. borç almıolan. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. i. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. aldı nıparası hemen vermez. borç yapmak * borç olarak almak. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. borçlu duruma getirmek. ancak hasta edecek kadar üzer. nı . borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borç yemek * borçla geçinmek. verecekli. borç ödemekle (veya vermekle). i borçlu ölmez. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. na borçlu * Borcu olan. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. benzi sararı r * borç kiş öldürmez. ş * Bir yüküm altı bulunan. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. borç edilmek. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. medyun. na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu.

borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. borda bordaya * yan yana. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. borda etmek * yandan yanaş mak. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. ş tortusu rengi. borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . rada kları bordalama * Bordalamak iş i. beyaz. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. * Etkisi az. rmı. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. kı . k. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. arap * Bu renkte olan.borçsuz * Borcu olmayan. * Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. sedef görünümde bir madde. geniş sa kollu bir üstlük. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. asit borik. ru lanan halat. n * Banyo. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . . lmıgiyecek. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan.

boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. * Tatula. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. . lan . tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. uçları k. boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. erli ı t. içi boş ka vı . borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. alıp satı hisse senedi. m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. uzun ve dar silindir. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. önem verilmeyecek ş değ ey il. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. boru hattı * Borç (II). nı boru çalmak * borazan öttürmek. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. borazan. küçümsenecek. borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan.

lan boru mengenesi * Kesme. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. lan bostan korkuluğ u . en. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. boru kabağ ı * Boğ umsuz. * Kavun. yüreksiz. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. borucu * Boru yapısatan kimse. * Sebze bahçesi. karpuz tarlası . lan * Borusu olan. boylu boslu. bostan bozuntusu * Korkak. yetkisi olmak. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. işyaramaz adam. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. kı landı ı boru yolu * Petrolü. boru gibi uzun su kabağ ı . * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. p * Boru montajı çalı kimse. payplayn. kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. * Bkz. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. boy bos. borumsu * Boru biçiminde olan. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü.

* Anlamsı z. e * Bilgisiz. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. * Görevlisi olmayan (iş . z boş ür böğ * Bkz. sonuç vermemek. münhal. ey * İsiz. . boş rakmamak bı * (para. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. bostan patlı canı * Az çekirdekli. ilen . görev). * Verimsiz. iri ve yuvarlak bir patlı türü. m * iş bı siz rakmamak. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. bir kazançla çı ten kmak. * Yapı iş lacak i olmayan. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. boş kalmak. ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse.* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. böğ ür. ş * Bir iş yaramayan. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. li boş *İ çinde. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. raş * Bostancın görevi. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. z. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek.

z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. raşolmamak. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. boş lâf * Gereksiz. boş i anmak. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. * iş kalmak. mahrum etmek. ey boş durmak * iş kalmak. sı i anma kâğ . verimsiz. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. batı l itikat. . boş söz * Bir düş anlatmayan. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. biçimci inanma. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. boş koymak * yoksun bı rakmak. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. bilgisine dayanarak anlatmak. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. çalı siz ş mamak. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. dipsiz kile boş ambar. dar. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz.

ey * Dı ya akmak. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. i. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. gerçekleş memek. hava boş n boş altma makinesi. para) hiçbir iş yaramamak. boş yere * Boş una. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. * Derdini. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. boş m alı * Boş almak iş deş i. boş koysan dolmaz. boş alma * Boş almak iş inhilâl. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir. ine boş m altı . deş olmak. boş gitmek a * (harcanan emek. rahatlama.boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. * Derdini birine açarak ferahlama. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. boş vermek * aldı rmamak. içinde bir ş kalmamak. arj. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. ş arı * Gevş emek. rölântiye almak. nı boş çı a kmak * (umut. * Boş m. inhilâl etmek. açı lmak. dökülmek. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. boş almak * Boş duruma gelmek. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek.

ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. * Derdini dökmek. * Sı lmak kurtulmak. boca etmek. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . nı * Çok ağ lamak. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. yrı boş atma * Boş atmak iş i. * Dökmek. . * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. açmak. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. boş altma * Boş altmak iş i. boş ama * Boş amak iş i. * Gevş etmek. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . arı * Dertlerini. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak.* Boş altmak iş i. yakı nmaları anlatmak. * (hayvan) Başğ lından. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. ndaki idrarı ve ter. ifrağ ları ş arı lması . altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. * Kusmak. boş anma * Boş anmak iş i. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. tükürük. aile kisini kesmek.

boş lama * Boş lamak iş ihmal. çukur. * Boş geçen süre. boş una. yoksunluk duygusu. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. kapanmamıyer. al yanaklı saçlı . boş tulumbası luk * Bkz. yararsıyere. ablak yüzlü güzel.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. geveze. * İ göstermemek. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. ihmal etmek. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. sı r saklayamayan. boş altaç. * Eksiklik. Boş güzeli nak * Sarı . yersiz. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. nak boş gezmek ta * iş olmak. boş lamak * Bı rakmak. * Yerli yersiz konuş (kimse). boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. vakum. kopukluk. siz boş kalmak ta * iş kalmak. siz boş boş u una * Gereksiz yere. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. Boş naklarla ilgili olan. * Yetersizlik. i. beyhude. ndan n * Boş naklara özgü olan. boş una * gereksiz. lgi boş luk * Oyuk. düş üncesiz konuş mak. . boş z yere. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. nafile. ş * Kesinti.

* Bitki bilimi. lmıküçük sandal. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. yararsıyere. itli . boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. nafile. z * Küçük gemi. deniz kısı yı. k. için * Süre. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . kabile. tevekkeli. boylanmak. kapalı ayakkabı . birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. gusül. ı tı * Uzunluk. değ er. gereksiz. boy * Ortak bir atadan türediklerine. boy atmak * boyu uzamak. nebatat. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. * Destan. * Kumaş ölçü. beyhude. botanikçi boy * Bitki bilimci. * Uzaklı k. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. * Yol. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. boylanmak. sı mı * Geçerlilik. ı rmak. * Bir yüzeyde. geliş mek. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. * Uzun konçlu. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. klân.boş una bot * Boş yere. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş .

ini * büyümek. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. boya kullanmak * boyanmak. boy ölçüş mek * yarı ş mak.boy göstermek * görünmek.75-3. boy pos * Bkz. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. ğ boya * Renk vermek. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. sürmek) * boyamak. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça. (su) insan boyunu geçmemek. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . boya çekmek * boyuna büyümek. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). boya vurmak (veya çekmek. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boy otu * Baklagillerden. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. uzamak. lan * Aldatı görünüş cı . * gösteriş yapmak.50 cm uzunluğ e unda menteş e. ş yanı lan * Renk. boyacı . çiçekleri mavi. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. * Yazmak için kullanı mürekkep. makyaj yapmak. boy bos. boy vermemek * sıolmak. sarı beyaz renkli.

boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. boyama * Boyamak iş i. lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. boyalanma * Boyalanmak durumu. boyana * Boyna. * Boyama iş boyacı ı ini. makyajlı n ş . boyalanmak * Boya sürülmek. * Boyacın yaptı iş nı ğ . lı meslek edinen kimse. ı boyahane * Boya iş yapı yer. rarak * Ağ söz söylemek. itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. * Renkli. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne.* Boya satan kimse. ş rı ş . aş ı ı r ağ lamak. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap. boyanma . ğ * Boya satı dükkân. * Renkli yazma veya mendil. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan.

makyaj yapmak. boyar madde. z. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Tuna bölgesinde. makyajsı n ş z. yalnı serbest. * Akran. i rı boyatma * Boyatmak iş i. boya sürdürmek. * Boy bakı ndan. . boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. * Renksiz.* Boyanmak iş i. Transilvanya'da. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. * Kendi kendini boyamak. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. boyası z * Boya sürülmemiş . i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. ş ı alma. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. boydaş * Aynı boyda olan. Rusya'da soylulara verilen unvan. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boyası atmak * boyası solmak. yüzüne boya sürmek. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. * Bekâr. boya sürdürülmek. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. boyası k zlı * Boyasıolma durumu.

boylaması na * Boyu doğ rultusunda. sağ * Boyu olan. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. anlatmak. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. boylu boslu.* Bir kimse. boylu boslu * Uzun boylu. * Boyu benzerlerinden uzun olan. * Batmak. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. boylu poslu * Bkz. tul. değ boylama * Boylamak iş i. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. kı sa . boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. gösteriş ı li. boyu uzunluğ i unca. * Yükselmek. * Düş mek. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. boylanma * Boylanmak iş i. boykotaj * Boykot etmek iş i. yakıklı ş . boylanmak * Boyu uzamak. çı kmak. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. ş ı almak. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Destan söylemek.

eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak. acı rı ş . tı n ı nda rnaksı maddeden. ndıcı * bir durumu. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. i boynunu bükmek * acı rı. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. çaresiz bir durumda kalmak. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . gebersin. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. karştarafıgücünü kabul etmek.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. boynuna * üstüne. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. zavallı m . boynu bükük * Üzgün. hacamat etmek. kılmı kimsesiz. * Bu organdan yapı ş lmı . nacak ve yardı bekler durumda. uzun. zimmetine geçirmek. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. * (bitki için) canlı ı yitirmek. * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. olmak. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . bir iş i ister istemez kabul etmek. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı.

* (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek). boynuz gibi. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). omurgalı n memeliler sıfı ları nı . nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuz yarası rı almak. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i.olmak. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. nda . boyunca. koyun. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. boynuzlatmak * Erkek. mı boynuz takmak (veya takı nmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. * daha iyisini. boynuzlugiller * Keçi. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. * Boynuz batılmak. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. sın n nları ine * Troleybüs. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. süsmek.

u * Sürdüğ zaman kadar. vecibe. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. na boyuna * Ene dik olarak. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. katlanmak. iş üm n vata n * Sorumluluk. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. kravat. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar. boyunca. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. altı . durmaksın. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. la nda * Ş e. boyun bükmek * Bkz. uzunlaması tulânî. na. güğ gibi kapları veya vida. boyu boyuna. boyun vermek * buyruk altı girmek. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. süresince. boynunu bükmek. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. * (bo'yuna) Ara vermeden.boyu (veya boyuna. boyun kesmek * baş eğ ı mek. enlice kumaş parçası . ayakta iken başöne bükmek.

kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. beklediğyakı ğgörememek. . kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek. boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. lik. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. lan ey. rmak. boyunlu * Boynu olan. * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. * Açı lmamı sürülmemiş ş . boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. * Boyutu olamayan. boz yel * Boyutu olan. (toprak). mı * Nitelik. * Durum. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. boz bulanı k * Çok bulanı k. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . ini. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. esaret. geniş kapsam kazanmak. k * Bu renkte olan. buut. içerik. ş . k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak. lik. an. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boyut kazanmak * yeni bir durum. veya beton kirişlento. geniş ve lik derinlikten her biri. ldı ı ları verdiğbahş. nan rultudan uzunluk. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. geniş kapsam. .

ş . iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . renk değtirmek. lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. day lları itilmesiyle yapı koyuca. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. boza olmak * utanmak. * İlenmemişçalı toprak.* Lodos. lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). tatlı mayhoş lan veya içecek. ham tarla. bozahane * Boza yapı yer. mır. bozum olmak. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. ç u bozca * Rengi boza çalan. bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. boza * Arpa. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurulmak . rengini atmak. bozbakkal * Karatavukgillerden. bozdurma * Bozdurmak iş i. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . ş * Bozarmak iş i veya durumu. i bozdurtmak * Bozdurmak.

ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek. güç vb. n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . * Morali bozulmuş . bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. ğ lı bozma * Bozmak iş i. bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan.). düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . * Çı k koparmak. hezimet. step. çökmüş lgı . nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. bozgunluk * Bozgun. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. * Bu durumda bulunan. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus). * Bozgun olanı durumu. klı * Bozlamak eylemi. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul).* Bozmak işyaptılmak. yı n. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. p . ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . * Bu ezgiyle söylenen. lan. dağ an ı lmak. hezimete uğ ramak. ı * Yenilen bir ordunun. konusu acı türküler. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge.

* Bozguna uğ ratmak. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak. ufaklı bozuk para. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. * Kötü duruma getirmek. küçük değ para. * Bozulmak iş i. erli * Kötümser. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. mağ etmek. * Dağ ı lmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. yenmek. * Bozuk olma durumu. ine * (yiyecek için) Kokmak. huzursuz. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . lûp * Altı paraya çevirmek. bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. yenilemeyecek duruma gelmek. içerlemek. gergin. dağ ı tmak. ufaklı bozuk. eyin ş tı * Dokunmak. ş ı * Türk halk müziğ inde. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. . bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. k. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . zarar vermek. bozguna uğ ramak. * Kı n. * Bir yerin. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. bozukça bozukluk * Biraz. bir ş düzenini karı rmak. bozuk düzen * Düzensiz. lmıolmak. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. bozdurmak. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. * Geçersiz bir duruma getirmek. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. düzeni bozuk olan. bozuk gibi. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. * İ ve değ niteliğ yitirmek. k. bozuk. ekş imek. lını iş ş * Bı rakmak. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. * Bozulmuş olan. * Madenî. sıntı zgı kı lı . karık. n * Kı ğ zarar vermek.

un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. bozuş ukluk * Bozuk durumda. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. olan. lik. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . döküntü. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele. utanacak duruma düş mek. hormon niteliğ salgı olan bez (II). bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . mahcup etmek. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . mahcup olmak. bozuş mak * Araları lmak. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. ı u n sa. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. idrar salan. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. karşklı ı bozulma içinde. başküçük. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. bozum etmek * utandı rmak. i. yenilmiş k. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx).bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. z lan böbrek biri. k. bozum olmak * utanmak. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak.

böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad.* Memelilerden. böcekle beslenen (hayvan veya bitki). nı. göğ karıolarak eklemlerden oluş . çoğ ve baş üs. böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. böbürlenmek * çok böbürlenmek. derisi benekli. kı kı . * Böcü. haş * Kelebek. karada yaş hayvanlar takı . sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. sı ülkelerde yaş cak ayan. ta böcekçil * Böcek yiyen. yaş ş ve ı k cı . böceklenme * Böceklenmek iş i. il nda ğ ı * Bu renkte olan. entomolojist. kurulmak. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. n muş hayvan sıfı ere. yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. böcek yiyen. sarı u renkli. . * Böbürlenme. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). nına ayan mı böcekhane * Böceklik. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. * Böbürlenme. uzunluğ 30-40 cm kadar olan. entomoloji. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . kibir. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk).

böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. böğ * Eklem bacaklı lardan. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. hortlak vb. böğ ürtü . p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. boş ür. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. bahçe çitlerinde. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. böcekhane. l) böcü * Kurt. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . böğ ürmek * (öküz. gibi hayalî bir varlı verilen ad. zehirli bir örümcek türü.böcekler * Vücutları . böğ ürtlen * Gülgillerden. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. böğ ürme * Böğ ürmek iş i. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. * Böcek. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. manda. deve) Bağ ı rmak. birer. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. böceklenmiş . kanatları er. böğ * Yan taraf. soluk sarı renkli. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. diken dutu (Rubus caesus). böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey.

için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. * Bölmek iş ayı parçalama. * Böke olma durumu. * Salon. "a/b" anlatı .* Böğ ürme sesi. böke * Kahraman. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. mı bölmeli bölü . "a bölü b" diye okunur. iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. birinci olan (kimse). ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . i. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. sı ran * Bölmek iş lemi. u. taksim. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. * Büyük bir yeri. ş ampiyon. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. nahiye. ş ampiyona. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. su baskı. * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. mı ka. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . taksim. * Gemilerin içinde. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak. ş ampiyonluk. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. yangı gibi durumlarda. * Cins kavramları tür. taksim etmek. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. * Birliğ bozulması yol açmak. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. rma. güçlü kimse. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. parçalamak.

fesatçı u. bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. bölünebilme . * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. sı * Saç örgüsü. kım. nı rma. i. kı smî. parça parça. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. bölen.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. * Çağdevir. . * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik. sıflanmak. sıflamak. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. departman. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. it kümelere ayı rmak. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . seksiyon. * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . tasnif etmek. kım. departman. turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. ğ . ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. * Hizip. lmı sı sı . i nda . b" diye okunur. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. bölücü * Bölme iş yapan. bozmayı amaç edinen kimse. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. bölme amacı olan. münafı k. sıflandı nı rmak. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. tasnif. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu.

* Bölünmek iş i. * Fraksiyon. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . bölüntü * Bölünmüş parça. ma. taksimat. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. halka. * Budala. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. parçalara ayrı lmak. eş lması gereken miktar veya sayı . . i * Bölüş iş mek i. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. saf. bölüngü bölünme * Fraksiyon. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. * Hücrelerin. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. taksim etmek. bölünmez * Parçalanamaz. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. halkalara ayrı ş lmıolan. üleş mek. * Bölüş paylaş me. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. belirli bölümlere. payı almak. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. bölünmek * Bir bütün.* Kalansıbölünür olma durumu. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . ayrı lamaz.

haş lamak. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). .bön bön * Budala ve safca bakarak. aptallaş mak. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. * Genellikle hayvan postundan yapı başk. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. börek için ayrı ş li lmıolan. yma. k. bönleş mek * Bön duruma gelmek. safça. luk. bönleş me * Bönleş iş mek i. ş kış kıbakmak. börtmek * Az piş irmek. börtme * Börtmek iş i. saf (bir biçimde). k. kı ı n na. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. bön bön bakmak * anlamayarak. saflı k. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. börttürme * Börttürme iş i. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. bönlük börek * Bön olma durumu. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. i rı börtü böcek * Çeş böcekler. * Börtülmek iş i. aş n aş n bönce * Budala. budalalı aptallı sersemlik. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh.

gene de böyle olacak. böylelikle * Bu yolda yürüyerek. böylelikle. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. . böyle böyle * Böylelikle. * Bu derece. Brahmanizm * Brahmanlı k. paçalı tavuk ı . bu yolda. * Bunun gibisi. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. sonunda. böylelikle. bir rkı * Hint kastları ilk kast. buna benzer. bu biçimde. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. bu biçimde olanı . böylecene * Böylece. böylece * Tam böyle. *İ çinde "ne". böylemesine * Bu biçimde. bu biçimde. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. lan il * Bösmek iş i. * Sonunda. nda * Bu kasttan olan kimse. * İ yapı bacakları ri lı . raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. tüylü. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). böyle baş böyle tı a. infilâk etmek. * Bu yolda. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması .

hey" anlamı kullanı nda lı r. yaylı arabası at . i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. Brahman. * Linyit. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu.Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. briketçi . birkaç top taş gemi. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. * İ direkli. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. * Aferin. * Doğ çimento ile lâvlı al . kavkı kabuklu. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. * "Be" yerine kullanı lı r. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. * Ş kı k. yaş a!. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. yaylı araba. kın zak ı lan . lı . tutturulan asıyatak. briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. branş bravo bre * "Ey. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. * Briket yapan veya satan kimse. kı kafalı nı sa sa . kol. Brehmen breş * Bkz. coş anlatı aş nlı ku r. astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. Brahmanizm. ki ı yan * (bilim için) Dal. seren yelkenli. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez.

909 olan. yoğ unluğ 2. * Atom numarası atom ağ ğ79. bazı 35. pis kokulu. briketlemek * Briket hâline getirmek. ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. bronz * Tunç. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an.97 olan kı zı u rmı renkli. bromürlü * Yapında bromür bulunan. briketleme * Briketlemek iş i. * Pencerelerin çerçevesine.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. bronz gibi * tunca benzeyen. zehirli sı bir element. broş . briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. Kı vı saltması Br. deniz suları az. brokkoli brom * Küçük. briyantin sürünmüş . bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri. içeriden tutturulan ince perde. tunç renginde olan. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . yeşyumrular hâlinde olan. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş . rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n .

biçimlerine girer. Bruxelles lâhanası * Bkz. nda. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. Brüksel lâhanası . Çokluk biçimi bunlar). . bu gidiş le * bu biçimde. bu kadar * bu denli. bunda. küçük kitap. yakmaç.65 mm lik otomatik tabanca. bu arada * Bu süre içinde. ş .* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. lan ı rlı bu * Yerde. beraber. ş ahadetname. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. * Diploma. bu tarzda. broş ür * Sayfa sayı az. sı brovning bröve * 7. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). bu gözle * bu anlayı ş la. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. * Birlikte. buna. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. bundan. bu haysiyetle * bu bakı mdan. risale. bu kabil * bu gibi. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). bu birkaç gün içinde. bu türlü. rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). bu kabilden * gibi. çeş idinden.

ve yarı m. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. bu kez. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. her tarafta. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . . bucak bucak kaçmak * bir olay. bu yüzden * bundan dolayı . * Ağ n dal olacak sürgünü.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. bu biçimde. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. bu sefer * Bu defa. bu meyanda * Bkz. kutu. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk.. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. bunun için. bu meyanda * Bu arada. bucak bucak aramak * her yerde aramak. her yanda.. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. bu türlü * böyle. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bu arada. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bucak bucak * Her yerde. çeliş ş ları iyor. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. budak özü * Taze sürgün. nahiye. *İ lçelerin. e. an ı * Kenar. bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. köş yer. acı * Dal. * Kesirli.

budalaca * Budalaya yakır (biçimde). * Zekâca geri olan kimse. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budaklanmak * Budak sürmek. budanmak * Budamak iş konu olmak. budala budala * budala gibi. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. * Budamak iş i. budaklı * Budağolan. dallanmak. ı budala * Zekâca geri. nı dalları kı nı saltmak. Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak. * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budalalı k * Budala olma durumu. budala gibi davranmak. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. * Budalaca yapı iş lan .budaklanma * Budaklanmak iş i. budalaca. yla aç. ine budatma * Budatmak iş i. azaltmak. budanma * Budanmak iş i. budalalıetmek k * akı zca davranmak. te) nı u * Bir ş eksiltmek. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. .

salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. bugünkü * Bugüne özgü. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. n n ü ü Budist * Bkz. * Ulus. * Araları töre. ı rkiyat.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. *İ çinde bulunduğ umuz günde. bugün olan. budun kavim. budun betimci * Etnograf. etnolog. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. bugün yapı lan. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. derhal. budun betimi * Etnografya. ş imdiki ş artlarda. bugünden yarı na * az zaman sonra. ini. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. * bugüne değ in. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . etnik. kavmiyat. bugünkü günde *ş imdi. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun. budun bilimi * Etnoloji. bugünden tezi yok * hemen ş imdi. nda. budun bilimsel * Etnolojik. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. budunsal bugün * Kavmî. dil ve kültür ortaklı bulunan. . bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . içinde bulunduğ umuz zamanda. *İ çinde bulunduğ umuz gün. Buddhist. millet. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. bugüne bugün * "unutma ki".

buğ daysı * Buğ andı dayı ran. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. buğ ra * Erkek deve. buğ daycı l * Bataklıyerlerde. buğ benizli day * Açıesmer. buğ daysı meyve. ekinlere zararlı böcek. bugünlük * Bugün için. sı k r otları . * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. ş . buğ daygiller * Bir çeneklilerden. . ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. kamı bambu olan. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). ayrıve çayı i day. çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . patates. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula).* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. il. pirinç. vücudu yeş başsiyah. buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. buğ daysı meyve. buğ daysı tohum * Bkz. ekin biti (Sitophilus granarius). iki hörgüçlü deve. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir. arpa. mır. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. çavdar. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). buğ daysı tane * Bkz. örneğbuğ yulaf.

k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. u mak. uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. dalgı bakı olan (göz). na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. buğ u ulanmı ş . buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). ma. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. * Buğ piş (yemek). tephirhane. yaş. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. cak cak. buharlaş u mak. buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. buğ ulama * Buğ ulamak iş i. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ tutmak. domates. vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı. . lı buğ ur * Buğ ra. dolu dolu. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. * Süzgün. sarı k anı msak. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. arpacısoğ .

* Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. m. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine. buhar olmak * yok olmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. ulaş * Dalgı mak.). ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. tebahhur. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. * Buhar gücü ile çalı ş an. kriz. hayaller içinde kalmak. kaybolmak. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. m . ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. buharlı * Buharı olan. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. tebahhur etmek. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. mak i. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. buğ mak.

ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. lan aç buhurdan * Buhurluk. ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. . bukalemun türlerini içine alan bir familyası . * Güzel koku. hareketleri yavaş . n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. görüş değ tiren kimse. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka. rayiha. bukanak buke * Ayak. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. demir köstek. tütsü. bilek. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). ı . buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. maddeler. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). 20-30 cm boyunda. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. buhranlı * Bunalı . * Çı na göre davranını karı ş . için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak.

buket bukle * Çiçek demeti. amca veya dayı sı karı. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. ı n rası lması lan * Sulu. cık hamur. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Kaynak. oradan buradan toplanmı ş ı ş . bulandıcı rı * Bulantı veren. * var olanları en değ n ersizini seçmek. * kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. * Küçük lüle durumunda. bukleli (saç). bula bula bunu (onu. pı nar. * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). * Yenge. * Bükülmüş iplik. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. bulanması sağ na nı lamak. * Tiksindirici. bulada bulak bulama * Büyük piliç. lan itli * Karık. * Kirletmek. . * Bulamak iş i. kı mlı vrı saç. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta. bukle bukle * Kı m kı m. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). nefret uyandı ran. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı.

ş ) z. i * Bulanmak iş i. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. ğ ve klını ı ı * (iç. kapalı . ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. sı * Karı ş mak. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. z. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. kası an. net olmayan. sataş alı ğolan kimse. midesini) bulandı rmak. ş yası * Bulaş ş mıolan. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. uygunsuz iş yapan. * Yapı sulu. k * (bakı için. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. kalı . Donuk. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. her yanı ş kaplanmak. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. duru olmayan. anlamsı fersiz. lan bulaş deniz ı k . ş kan. * İ etki. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ş * Bulutlu. mide içi) Bulantıolmak. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. bulantı vermek * (içini. çok duru olmayan. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. bulanı kça * Biraz bulanıolan. * Açıseçik görünmeyen. klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. bulaş sri.

nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. ı kamaya ayrı özel bölüm. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. ma. yapı tı ı ş kan. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. lan. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. * Sataş kavga etme alı ğolan. sirayet etmek. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. uygunsuz.* Mayıtehlikesi olan deniz. kçı bulaş ı khane * Kı okul. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. ş . eye * (hastalı Geçmek. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. k) . n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. kirli iş . bulaş mak * Bir nesne.

bı ı yıp ran. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. mak. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. Bulgaristanla ilgili olan. n n * Bulgaristan'a özgü olan. rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. Bulgarca * Bulgar dili. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. buldurma * Buldurmak iş i. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. tı karı . tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak.* Çatmak. molosus hibernicus). * Bulaşrmak. sataş tedirgin etmek. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. bulgari * Dört telli bağ lama. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. buldurtma * Buldurtmak iş i. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). netice. iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak.

Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. semptom. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması . * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. i . dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. . bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. bulguya ait. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. ı larak rlanan bir çorba türü. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. bulgur. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. allak bullak.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. araz. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. taze biber. ebe bulguru. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. bulgur çorbası * Domates. * Bulmak iş i. un. bullak bulma * Bkz.

* Sağ lamak. nı yrı n leniş . bulucu bulûğ * Erin olma. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. keş fetmek. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . * Bir yer. buluş * Bulmak işveya biçimi. bulundurma * Bulundurmak iş i. eş benzersiz. * Hatı rlamak. * Cezaya uğ ramak. temin etmek. yaratmak. * Sokakta bulunup alı çocuk. i * İ defa yeni bir ş yaratma. bir ş bir kimse ile karş mak. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. bir buluş eyi yapan kimse. icat. güç bulunan. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. uygun saymak. * Bir ş bulan. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. bulûğ ermek a * erinleş mek. bir ş elde etmek. radyoaktif mineralleri. icat etmek. bulundurmak * Var olması. * Eriş mek. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. ine * Herhangi bir durumda olmak. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. detektör. * Konu. baliğ olma. nail olmak. mayı . bir noktaya eriş ulaş mek. ya * Seçmek. e. kusur için) Yüklemek. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. icat. mak. suç. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. * (bir yerde) Olmak. kâş if. duygu. bulunma * Bulunmak iş i. eyle. * (kabahat. * Arayarak veya aramadan. * İ kez yeni bir ş yaratmak. erinlik. * Bulunmaz.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Gazları . * Eksik etmemek. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. siz.

buluş mak * Bir araya gelmek. nebülöz. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. yla an. ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. ş . kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. k. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. bulutçuk * Küçük bulut. karş mak. ş k * (bellek için) Karık. net olmayan. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. açı berrak. bulutlanma * Bulutlanmak iş i. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. buluş turma * Buluş turmak iş i. an un ğ ı * Keder. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. endiş e. * Kederlenmek. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. bir araya getirmek. buluş ulmak * Buluş iş lmak. ngan bulvar . ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan. bulut gibi * çok sarhoş . bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . hüzünlenmek.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. bir * Kavuş mak. çok alı olmak. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak.

sıntı kı veren. muş bumbuz * Çok soğ uk. kriz. i . kriz. matuh. gerginliğolan. bun * Sınt ı kı . ateh getirmiş ş olan (kimse). satıdeğ mesi. iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. birdenbire olan fizyolojik değiklik. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. buhran. iyice buruş olan. yeniden raktı nı seçip alarak. yma. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. ı rsağ er. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. bumburuş uk * Çok. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. a ş ı * Bunak olma durumu. bunak gibi. uzun bez kı uğ ve kları lan. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. bunalı mlı * Gerginlik. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. lı f. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. bumlama * Bumlamak iş i. * Bunağ benzer. geniş ehir açlı cadde. a * Bunağ yakır (bir biçimde). kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). buhran. kriz. al an rı k.* Ş içinde ağ . buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. biraz bunak. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı .

kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü. bu denli. durumun gizli bir yönü var. ev. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bunaltma * Bunaltmak iş i. çok. * Bu kadar. gibi ı ntı ateh getirmek. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. lmı . kı . buncağ ı z * Bunun gibi. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . çok tedirgin olmak. kma ş bundan böyle * bundan sonra. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. bunaltmak * Bunalması yol açmak. bunamak * Frengi. ucu. bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. daha iyisi olamaz. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . bunalmak * Soluk alması güçleş mek. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. bungalov * Hindistan'da tek katlı . n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. * Epey. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. na bunama * Frengi. .bunalma * Bunalmak iş i. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kı. * Çok sılmak. ateh.

bu yerin halkı ndan. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. * Bunalı sıntı m. . buralı * Bu memleketli. n * Bu yerde. bununla birlikte * Buna ek olarak. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. * Güçlü esen rüzgâr. * Beğ enmemek. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu.bungun * Sınt ı kı lı . küçümsemek. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. azı msamak. * Sınt ı kı lı . buram buram * (duman. lan eyler burası * Bu yer. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. burağ an buralar * bu yerler. * Bunun böyle olduğ bakmayarak. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. bura. kı . bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. buradan * Buradan. buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak.

tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burcumak * Güzel koku yaymak. Aslan. Yengeç. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i. * Baklagillerden. burgacı k * Bkz. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). burç * Kale duvarları daha yüksek. ı ğ ak. burgu ile delinmek. yivli. Oğ Kova. yuvarlak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç.burcu * Güzel koku. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. Akrep. dört köşveya çok köş kale çıntı. lak. Baş Terazi. pek güzel. ine burgulu * Burgusu olan. burgulanma * Burgulanmak iş i. m ldı * Ökse otu. keskin. girdap. Balı eş aralı ak. Yay. kargacıburgacı k k. burgulamak * Burgu ile delmek. tirbuş pa on. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. . burgaç burgata burgu * Anafor. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. telleri germeye yarayan mandal. Boğ İ i a. çelik alet. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. kizler. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. ır.54 cm) olarak çevresini belirten birim. delik açmak. * Telli sazlarda. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. lı * Tı çekmeye yarayan.

* Burkma iş yapan. komikliğ dayanan bir tür. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. * Belgit. ş burgusuz * Burgusu olmayan. kent soyluluk. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. . burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. burjuvazi burkma * Burkmak iş i. üzmek. * Yaş burularak kurutulan ot. burkulma * Burkulmak iş i. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Hadı etme. ini * Üzücü. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. nı burjuvaca * Burjuva gibi. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. * Burgulanmamıolan. * Burkulmak. ş burhan * Kanı t. * Üzüntü duymak. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. burjuvaya yakı biçimde. * Burularak yapı ş lmıbilezik. nda e burma * Burmak iş i. iken * Kuru incir. eyi * Burjuva sıfı nı. * Burulmuş . burkucu burmak . ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. iğ etme. * Orta sıftan olan kimse. kent soylu. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. * Acı vermek.* Burgulanmıolan. burkmak * Burarak çevirmek. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . m diş * Musluk.

burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. gururundan vazgeçmek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. sıntı kı vermek. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek.* Hadı etmek. iğ etmek. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. çok huysuz olmak. * Üzmek. ünü * umduğ bulamamak. burnu büyümek * kibirlenmek. za * (mide. uzaklaş ndan mamak. ini . burnaz * İ ve uzun burunlu. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. kibirli. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnu büyük * kibirli. bağ ı Sancı rsak) mak. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). amacı ulaş unu na amamak. burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. m diş * Ağ kekre tat vermek. büyüklenmek. i ey. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnuna girmek * birine çok sokulmak. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.

lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. bursu olan.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r. * Burs almayan. * çok öfkelenmek. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. burukça * Tadı biraz buruk olan. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. kibirlenmek. n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . burnunun dibi * çok yakı. buruklaş ma . çalı yer. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. acı * Burs alan. * Alı narak küskünlük gösteren. çok üzülmek. iyice yaklaş mak. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. bursu olmayan. buruk * Burulmuş olan. buruntu. t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. gücenmiş (kimse). ödenen aylıpara. * Taşk. * Tadı kekre olan.

birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. buruklaş mak * Buruk durum almak. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. * Buruğ benzer. * Sancı ağmak. . kekrelik. ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. gücenmek. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. n. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü. gücenmiş lik. buruk gibi. mak. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. burun otu * Burna çekilen tütün. beğ enmemek. büyüklenme. * karş nda hissetmek.* Buruklaş iş mak i veya durumu. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. k burun kırmak vı * önem vermemek. burun * Alı üst dudak arası bulunan. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. * Küskünlük. rı * Alı narak küskünlük göstermek. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . lı yı ş * Kibir. enfiye. a * Burulmak iş i. boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. doğ lan. burukluk * Buruk olma durumu. . burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. küçümsemek. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. önem vermemek. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r.

ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. buruş buruş * Çok buruş . uk * Ciltte oluş kış muş rık. ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. * Burunsak. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. * Çıntı olan. kibirli. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. . üzerinde kış ve katlamalar olmak. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. pek düzgün olmayan. Burundili * Burindi halkı olan (kimse). muş buruş ma * Buruş iş mak i. hoş lanmamak. aş ı ağ lamak. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. a. uğ busbulanı k .burun yapmak * üstünlük taslamak. buruş turma * Buruş turmak iş i. bağ rsak u. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. burunlamak * Dı ş lamak. sancı ı bozukluğ . buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. buruntu * Buru. zda) * Tiksinmek. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. i.

* Soğ uktan donarak ölmek. çok üş ütmek. inde ik busines klas * İlik orun. etli bölümü. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. buut * Boyut. ka buyruk . hükümsüzlük. butlan * Batı l olma durumu. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. * Giyim ve süs eş satı dükkân. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. * Geçersizlik. * Yanlı k. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . haksı k. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. * Uzunluk. öpüş . n.* Çok bulanı k. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. öpme. * Çok üş ümek. buyma buymak * Buymak iş i. yası lan * Butik iş leten kimse. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. buse * Öpücük. buton buydurmak * Dondurmak. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş .

emir veren. emreden (kimse). ş ta cı * Egemenlik. emrediniz. * söyleyiniz. geçmek. gitmek. buyurma * Buyurmak iş i. buz bağ lamak . düş üncesini bildirmek. demek. buyrulma * Buyrulmak iş i. girmek. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. * Almak. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. buyruk verir gibi konuş k k an. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. sız?. emretmek. buyrultu * Sadrazam. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. ferman. buyrukçu * Buyuran. vezir. buyurgan * Sısıbuyruk veren.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. emir. buyruk kulu * Emir kulu. buyuru * Buyruk. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. buz alanı * Buzla. * 'Etmek. nı * Söylemek. emir. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. lan *İ rade. buyurucu * Buyruk. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. * Gelmek. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m.

ı sı buz kesmek * çok üş ümek. buzla kaplanmak. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. çukurluk. *şı aş lacak. . buz üstüne yazı yazmak * süresi. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. k. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. buz gibi * çok soğ uk. ve dik. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. arada soğ kan. donmak. ukluk yaratan durum. sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. buz durumuna gelmek.* (sılar için) yüzeyi donmak. * çok üş ümek. i * (et için) temiz ve yağ. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. ı sı buzcu * Buz satan kimse. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. aysberg.

buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. * Buğ ulanmıgibi olan. defroster. * Buz içinde tutularak. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. uk buzkı ran * Donmuş deniz. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. nı * Bağ lamaya benzer. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . buz tutmak. lan * Soğ hava deposu. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. gerginlik ortadan kalkmak. * aradaki soğ ukluk. kı açmak için yapı ş lmıgemi. * Buzu çözen. içine buz katı soğ larak utulmuş . buzlanmak * Buzla kaplanmak. bankiz. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. . * Televizyon ekranı . * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. saydam olmayan. glâsyolojist.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. donmayı önleyen alet. buzlanma * Buzlanmak iş i. dargı k. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . utulan kap veya dolap. motorla çalı dolap. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buz lamıolan. buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. aysfild.

buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. eylerin satı tüketildiğyer. . buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. Edi ile Büdü. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. glâsyoloji. * Ufak tefek ve kı boylu. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. * Bkz. üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. n ı yı ltıveya lar. leten * Bücür olma durumu. lı p i büfeci * Büfe iş kimse. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. larda u * İ yiyecek türü ş çki. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . * Buzulu olmayan. bodur (kimse). çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. pleistosen. u dönemi. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken.

iftira etmek. büğ rü bühtan * Bkz. uz * Büve. iftira. lü. pistonlu müzik araçların adı nı . eğ büğ ri rü. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. açan karş . büklüm büklüm * Çok büklümlü. * Böğ ürtlen. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . * Su birikintisi. bük. lü. vrı şeylerin oluş turduğ kat. * Kara çalma. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. i * Eğ mek. bühtan etmek * kara çalmak. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. vı * Sertçe çevirmek. bükmek . * Dönemeç. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. viraj. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. u * Dönemeç. kı m kı m. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. bakı perdeli veya lü. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. * Büğ emek iş i. * Bükülmüş kaytan veya iplik. gölcük.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. lü rdan. vrı vrı bükme * Bükmek iş i. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. kırmak.

ş ş gibi. yün vb. insirafî. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. büktürme * Büktürmek iş i. fiil. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. bükümü olmayan. eyin yeri. vrı * (iplik. bükülme * Bükülmek iş i. ilip * Bükünlü. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . bükülü * Bükülmüş olan. iş olması . * Yönelmek. bükümü olan. büküm * Bükmek iş i. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. * Eğ ilmek. * Bükülmüş olan. bakı ndan iş air. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. ine * (iplik için) Eğ rilmek.* Katlamak. iir bükünme . katlanmak. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. ilmiş olan. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. kı m. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. insiraf. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. kırtmak. * Bir ş bükülmüş kat. * Bükülmüşeğ . * Döndürmek. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi.

bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. * Sesi çok güzel olan kimse. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. i. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek.* Bükünmek iş i. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. * Bükmek iş i veya biçimi. an * Bağ ı rsakta olan ağ. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. viraj. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. neş konuş eyle mak. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun. itiraf etmek. vrı * Ağdan. bükülmek. büküş bülbül * Karatavukgillerden. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). bükünmek * Kı lmak. kla mak. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i. sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). . sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. rı * Dönemeç. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. sancı kı rı dan vranmak. * Dergi. yine de yurdunu özler. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz.

kuruluş . * İ perde. bürülü bürüm * Bürünmüş . * Çok. * Çarş af.bünye * Vücut yapı. örtmek. dürülmüşkatlanmıolan ş . * Bürülmüş . istilâ etmek. * Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . sı * Yapı . yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. * Atkı . bürudet bürük * Duvak. ş ube. * Soğ ukluk. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. * Kamu yönetimi ile ilgili. bürüme * Bürümek iş i. * Bünye olarak. kaplamak. ş an * Kı rtasiyeci. nce * Bürgüsü olan. bünye bakı ndan. ş ey. * Yazı masası . basmak. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. * Bölüm. * Kamu yönetimi. güçlü etkilemek. mı * Baş örtüsü. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. bürünme . ş ma . bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bürümek * Sarmak.

* Bürünmek iş i. büryancı * Bkz. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. tamlı k. * Birlik. bütün bütün * Büsbütün. örtünmek. büst * Vücudun. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. bütün bütüne * Bütün olarak. soğ domates. * Parçalanmamı ş . yla. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. tamamen. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . içine alan sanat ürünü. baharat ve yağ ş yla fında piş an. bütüncü ekonomi . * Eksiksiz. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. biryancı . lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. büsbütün *İ yiden iyiye. e büryan * Bkz. pirinç. ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. bütçe * Devletin. tam. tamamı temelli. tamamı yla. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. iyice. k. ine * Sarı nmak. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. biryan. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı . * Bir görünüşgirmek. bütçeleme * Bütçelemek iş i. büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. * Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. . daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). bütünü.

bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen. * Bütünleme sı . ikmale kalmak. . tek parça durumuna getirme. tamamlatmak. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. tamamlamak. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. inde . bütünletme * Bütünletmek iş i. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. total. ikmal edilmek. bütünle ilgili. mütemmim. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. tamamlama.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. tamamlanmak. bütünleyici * Bütünleme iş yapan. i. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. * Bütün niteliğ olan. bütüncül * Totaliter. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. * Ufak. mütemmim. bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. nı ve um. ikmal. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek.

sihir. büyüğ yakı e n. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. ı ey nda arak büyük abdest * Dı .bütünsellik * Bütün olma durumu. benzerlerinden daha fazla olan. afsun. büvelek büvet büvet * (istasyon. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. sihirbaz. büve bovis). ı k. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. rsağ ini büyük aile . tiyatro. a . küçük karş . i * Üstün niteliğolan. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. * Karşdurulmaz güçlü etki. füsun. bağ ı . ortalamayı an. Büğ et. * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. n nı zıları * Büve. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. * Biraz büyük. i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. büyük gibi. lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. * Önemli. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . büyüklere özgü. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . aş * Niceliğçok olan. * Bkz. kaka.

lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. majüskül. kilokalori.* Büyük baba. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. dede. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. büyük ana * Büyük anne. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. . büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . * Büyük elçinin makamı . büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük söz söylemek. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. nine. yüceltmek. ları lan lan. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. güçsüzleri ezer. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. büyük anne * Annenin veya babanıannesi.50 C den 15. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. ması büyük lâf etmek * Bkz.

ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. büyük para * Çok para. arkadaş davranmak. kuralı . m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. ve ilere ı ça büyüklenme . mak. ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . büyükçe * Biraz büyük. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. rebiyülevvel. ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. büyük peder * Büyük baba. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. dede. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. a ini büyük ş ehir * Ana kent. Yedigir. ö. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. i. büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. cemaziyülevvel. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. Dübbüekber. * Oldukça önemli. o. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . büyükle büyük. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. n. büyük ünlü uyumu. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . majör. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir.

büyüklük * Büyük olma durumu. büyümüş benzer. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyükseme * Büyüksemek iş i. büyüklük taslamak. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. büyüleme * Büyülemek iş i. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. n üne . büyüklerin ellerinden. ululuk. i büyülenme * Büyülenmek iş i. unu büyüksü * Büyük gibi. ine büyüleyici * Etkileyen. gösterme hastalı. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. böbürlenmek. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. çekici niteliğolan. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. ekber evlât hakkı . na * Etkisi altı almak.* Kendini büyük gösterme. teshir etmek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. büyüleyiş . kibir. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. megalomani. kibirlenmek. büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. birini kendine bağ na lamak.

büyültme * Büyültmek iş i. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. * Artmak. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyütme * Büyütmek iş i. raf rma lemi. geniş letmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. güçlenmek. . bakmak. * Önem ve değ kazanmak. büyüme * Büyümek iş i. pertavsı tıcı z. eyler ini * Abartmak. boyutlar artmak. büyüklerinki gibi olan. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. * Büyü gücü olan. sihirli. * Yaşartmak.* Büyülemek işveya biçimi. büyütken doku * Sürgen doku. büyütmek * Büyük duruma getirmek. büyütmek. eskisinden büyük duruma gelmek. ca * Geniş lemek. * Yetiş mek. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . * Abartmak. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). büyütülmek * Büyütmek iş lmak. irileş n mek. eyi * (resim. mübalâğ etmek. ş iddeti artmak. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. * Sayı artmak. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. yaş ı lanmak. raf t. * Yetiş tirmek.

büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. ş kı k. torba vb. sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek.* Aş laşrma. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büzgülü * Büzgüsü olan. büzülme * Büzülmek iş i. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büzdürmek * Büzmek. ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. cesaret. * Korku. * Ağ büzülerek kapatı (kese. zı lan * Buruş turarak. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. anüs. kafadar. n ı n rsağ i * Yüreklilik. aş nlı uk . lması * Toplanarak büzülmüş . * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an.). kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. bir kenara çekilmek. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. i büz * Künk. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzme * Büzmek iş i. dedikodu yapı na engel olmak. * Kalı bağ ısona erdiğyer. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. büzülerek dikilmiş olan. unu k. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n .

ı * Bkz. cabadan * Bedava olarak. para vermeden alı ş bedava. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. günler-ce. büzüş . irret n. kış müş rık. üstelik. -ca / -ce. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. iş cı * Bir tür ot. "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. ı z. baypas. mı na -ca na sen-ce vb. onna k-ça. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. u msaklı tah açı yiyecek. ş ı caba * Bir ş ödemeden. Türkçe vb. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. aylar-ca. soluk-ça. İ ngiliz-ce. cadalozlaş ma . büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. biz-ce. yavaş k. * Fazla olarak. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. . na ca vb. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. binler-ce vb. Rus-ça. esmer-ce. yaş vb. -ca / -ce. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. kış rı mak. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . iyi-ce.. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. ). usul-cacıvb. köy-ce vb. karş ksı fazladan. c. açı mert-çe vb. dil adları k-ça. * Karbon'un kı saltması . ben-ce.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. türetir: Alman-ca. ey nan ey. sert-çe vb. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. i büzüş me * Büzüş iş mek i. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. ev-ce.

k. kapamak.* Cadalozlaş iş mak i. . gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. ihtiyar kadı n. * saçı ı ık. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. iîliğ * Parmaklı korkuluk. cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. fesadıçok olduğ yer. * Gösteriş fazla ş ş li. ş ı z ğ ı eyi irret. tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. * Karık. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. çirkin. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. cadı davranmak. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. cadde * Ş içinde ana yol. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. arak ine lan * Huysuz. * çok becerikli. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. atafat. cafcaflı Caferî cağ cağ . uzaklaş ı p nı mak. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. * Büyük bez veya deri torba. cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. ya ş ı ş . cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. cadalozluk * Cadaloz olma durumu. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . . ı atafatlı k. * Çok güzel göz. cav. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek.

cakacı * Caka yapmayı seven. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. okumamı bilgisiz. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. ini * gençlik. cahiliyet cahillik * Cahillik. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. bilgisizlik. . toyluk.cağ * Lavabo. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. çalı satmak. cahile yakır (biçimde). * Hamam. fiyakalı li durumda olmak. yerinde sayı yakık olan. -cak / -cek. * Gençlik. ş ı * Cahil gibi. yasa. banyo. bilgisi olmamak. caiz * Din. caka * Gösteriş m. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . cahile yakır (biçimde). bilgisizlik. toy (delikanlı kı veya z). ş . uygun. * Cahilce. yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. duşbanyo vb. * Deneysiz. genç. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. cakacı lı k . yerlerde atısuyun akması sağ . * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. kabadayı fiyaka. çalı lı k. kuzu-cak vb. yapı nda sakı olmayan. * Yol yiyeceğ azı i. töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. lan. caka satmak * gösteriş yapmak. cahil kalmak * bilgi edinememek. * Cahil olma durumu. toyluk. k nı layan zemindeki delik. cahil * Öğ renim görmemiş . k. m caka yapmak * gösteriş davranmak.

* Gözü takma olan. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. kayı kavak. cakalı cakası z calî * Yapmacı . * Pencere. düzme. lan * arkası görünen.5-2. ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. * Bkz. çekici. ile lan cam suyu . sahte. . * (göz için) donuk. * Kadeh. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. li. cakalanma * Caka satma. tamahkâr. * Aç gözlü. meş ve gürgen ağ n. hortumları körelmiş kelebekler familyası . elma. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. klı calip Calvinci * Celp eden. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . Kalvencilik.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. Kalvenci. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. camcı leri lan . e açları zarar veren. boyları ı k 1 1. cansı z. kanatları na camsı . saydam. çeken. * Cakası olan. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . içki. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. cakalanmak * Caka satmak. ş effaf. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. * Cakası olmayan. caka ile yapı gösteriş lan. Calvincilik * Bkz.

camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. * Ser (II). * Hamamlarda soyunulan camlı yer. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. * Gözlük. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. k. k. camekân . n i i. heyecan verici gösterileri yapan kimse. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * Kurnaz. bisiklet vb. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. sergen. suyu bol. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. cambaz akrobat. p tiren * Usta. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi.sı. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. camlı ran k. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Kurnazlı hilecilik. * At alısatan veya yetiş kimse. tehlikeli. camcı elması * Ucundaki küçük. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. becerikli kimse. at. * Yerde ve tel. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. cam yünü * Çok ince. * Bir yeri. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. * Göstermelik. * Evin içini pencereden gözetleme. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. hileci. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. vitrin. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. üzerinde dengeye dayanan.

. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ). çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . ile * Bu renkte olan. cam takmak. camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. * Cansı z. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. pembe. boyu bir buçuk metre kadar olan. zümre. camı z cami cami * Toplayan. camlanma * Camlanmak iş i. bir araya getiren. kömüş ı . camekânsı z * Camekânı olmayan. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. camlanmak * Cam takı lmak. * Manda.camekânlı * Camekanı (yer). yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camia camit * Topluluk. içinde bulunduran. camgöz canis). * İ alan. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. * Camlamak iş i. camlaş ma * Camlaş iş mak i. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. su sırı ğ . * Donmuş . olan camekânlı kutu * Televizyon.

* Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. takatsizlik göstermek. camsı * Cam gibi saydam. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. laş ş camsı z can * Camı olmayan. nsanı ğ ı * Gönül. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . eyin can alı cı * En önemli. en çarpı. i. . * Çiçek. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. dirlik. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. özü. sevilen. can dostu. ama. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. * İ n kendi varlı. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. * Kiş birey. sevimli. * Yaş hayat. camekân. * Güç. cı * Azrail. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . can bayı lmak * iç geçmek. olan. cama benzer. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. * Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. oda.camlatma * Camlatmak iş i. nlı * Çok içten. . camlatmak * Cam taktı rmak. ş irin.

in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. pek içten (arkadaş n. bitmek. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r. tükenmek. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. baş a baş * herkesin kendi canın. candan. can ciğ kuzu sarması er * içli dı. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. bunalma hâli. ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan.can beraber * Çok sevgili. kıkı ). can borcunu ödemek * ölmek. * sona ermek. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. ini lamak. ı rı n kı can cana. pek içten. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. can damarı * En önemli veya hassas nokta. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. can direğ i . n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir.

n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. * Yüreğ altı in ndaki bölge. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. . davranı karş nda söylenir.* Kemanıiçinde. can havli. yer. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak.. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. sulu bir tür erik. can kurban * Can feda. can noktası * En önemli husus. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak. n arası can dostu * Pek içten dost. can kurban. can kuş u * Ruh. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert.. sı . vurgulanması gereken yer. can olmak * sevimli. güçlenmek. can havli ile. nı nda can korkusu * Bkz. can kulağ ı * çok yakıdost. can gözdesi * Sevgili. can havli * ölüm korkusu. hoş görünmek. can korkusu * Ölüm korkusu. * En duyarlı yürek. gücü tükenmek.

acı vermek. can vermek * ölmek. ğ ı bunalı m. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey. cana kı ymak * öldürmek. * canlanması yol açmak. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me.). can yeleğ i * Bkz. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. cankurtaran yeleğ i. cana yakı n * Sevimli. can sı kmak * bı nlıvermek. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. eziyet etmek. can sıcı kı * Üzüntü yaratan. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. * ruha güç vermek. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . cana yakı k nlı . zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. eyi can yakmak * zulmetmek. na * bir ş çok istemek. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. * üzmek. üzücü.

canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). arı * Acı z.* Cana yakı olma durumu. . samimî. gönül verilmiş olan kadı sevgili. yürekten. * Korkunç. *İ çtenlikle. . canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. saldı * çok fazla. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. candanlı k * Candan olma durumu. * Kurt. tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . gönülden. * Haş . en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. ürkütücü bir durum almak. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. ilgiyle. ması * Köpek balı. canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. n canan * Gönülden sevilen. *İ çten. canavarca * Canavar gibi. canavara uygun düş biçimde. zalim (kimse). * (tasavvufta) Tanrı . kötü ruhlu. yı cı rtı hayvan. istekle. candan geçmek * ölmek. canavarlı k * Canavar gibi davranma. tiz ses çı karan alet. areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. candan yürekten * içtenlikle. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . yaramaz çocuk. canavar gibi olmak. n.

canı çekmek * bir ş istemek. * üzülmek. ince dokunmuş . taze ve sinirsiz yaprak. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . tüyler ürpertici. ipekli kumaş . canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. cengel. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. için) canfeza cangı l * Bkz. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. * Bu biçimdeki gürültü. acı . * Karıklı kargaş ş k. ı a. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. çok heyecanlanmak. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. rahatsıolmak. inde lmıbir ik . eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. sonucu acı duymak. canı mak acı * çarpma. tahammül etmemek. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. tok. arzulamak. parlak.candarma * Jandarma. periş olsun. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. kulak tı rmalayan. istek duymak. vurma vb. * aş duygulanmak. canhı raş * Yürek paralayan. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince.

gebersin" anlamı bir ilenme sözü. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak. canı gitmek * özen gösterilen. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. canıkı sılmak * içi sılmak. kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. çok isteyerek. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. canı yerine gelmek. kı i * keyfi kaçmak. sabı z. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . * yarı üzülmek. bir iş zarar görmek. * ölmek. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. yarı öfkelenmek. canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . * çok yı pranmak. canı istemek * heves duymak. * acı deneme geçirmek. canı ksı çı n! * "ölsün. * büyük sıntı düş kı ya mek. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. ya. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek. bir te .

canı gönülden. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. ndan canı geçmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. * kendini öldürmek. canı değ na mek * çok hoş lanmak. gücünü kazanmak. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. batmak. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. * birini öldürmeye hazı rlanmak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. canı dese. * (ca:nı çok güzel. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. kendine bakmadan yaş amak. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. kendini koruyan.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. çok değ verilen. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. * ruhu ş olmak. öldürmek. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. sen bilirsin. an canı rahmet na . sağğ .

çok yormak. * canı verdirecek kadar memnun etmek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak. fazla çalı rmak. * birini öldürmeyi istemek. sabrı kalmamak. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. * hiçbir ş esirgememek. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. bezmek. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. neş kaçı esini rmak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. çok sevmek. canı susamak na * ölmek istemek. eye kün canı yakmak nı . bı kmak. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. nı * sıntı sokmak. yı prandı rmak. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. ey * bir ş çok düş olmak. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. canı çı nı karmak * hı rpalamak.

cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. ş ı * Cani olma durumu. ambülâns. cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. * Cinayet iş lemiş olan kimse. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. kı . caniyane * Cani gibi. taraf. canice. amandı ra. fosforlu ş lan. çok sıntı zarara sokmak. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. cani canice canilik canip * Yan. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. kürekli sandal. * bir kimseyi. caniye yakır (biçimde).* acı verecek biçimde cezalandı rmak. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). filika. cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . ı sı m . kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. yacı * Cani gibi. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. çok sevmek.

diri. lokal vb. hareketlilik kazanmak. canlanmak * Gücü artmak. . (birinin) kı ı girmek. * Kiş tirme. canlı kazandı lı k lı k ran. etkinlik kazandı rmak. f. ayı iş k. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. hareketli. * Canlı tazelik. diri duruma gelmek. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. canlı * Canı olan. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. canlanma * Canlanmak iş i. * Etkinliğartmak.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu. etkili. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. var gücüyle. na * Yaş atmak. canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. henüz ölmemiş . * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . u canlandıcı rı * Canlı veren. yaş ayan. lına ğ * Yoğ unluk. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. i * Depreş mek. lı k. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. dirilik getirmek. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. canlanması yol açmak. * Heyecanla. * Güçlü. hayat dolu. raşkta lan n canlı müzik * Gazino. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. canlı canlı * Diri diri. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak.

k). cansı k zlı * Cansıolma durumu. * Neş elilik. cansiparane * Canı verircesine. nı ine ş . sönük. * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. özveriyle. mecalsiz. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. * Durgun. una canlı lı k * Canlı olma durumu. hilozoizm. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . capcanlı . canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. cansıgibi. alıyla i anda yapı yayı lan n. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. nı cantiyane * Kantiyane. hareketlilik. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. * Canlı olmayan (varlı camit. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. z * Hareketsizlik. . * İ uyandı lgi rmayan. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. * Güçsüz.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. cansıcansı z z * Cansıolarak.

* Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. k. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . yardı m. geçen. yaygaracı . lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. yürürlükte olan. ş arjör. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. * Olagelen. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı . * Akan.* Çok canlı biçimde). carlamak . imdat. nları na af. car etmek * nara atmak. cariyelik * Cariye olma durumu. carcar carcur * Bkz. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . yürürlükte bulunan para. * Geveze. rı * Tehlike durumu. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. ilân. (bir car * Çağ. car car * Çok ve yüksek sesle. gürültülü bir biçimde (konuş ma). carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. tellâl ile duyurma. na * Fermuar. ilân etmek. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. carlama * Carlamak iş i. haykı rmak. alıp satı rı p nı labilen. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n.

cavlağçekmek ı * ölmek. cav * Bkz. duyurmak. çok söylemek. derme çatma. casus casusluk * Casus olma durumu. hiç tüyü olmayan. abartısöz.* Bağ ı konuş rarak mak. cavalacoz * Değ ersiz. z. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. önemsiz. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. carlı carsı z * Carı olmayan. bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. çağ (II). çaş k. cavlak . * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. rı plak. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. * Çılçı örtüsüz. cartayı çekmek * ölmek. çaş ı t. haykı lân rmak. nara atmak. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. * İ etmek. ey rtı rken kan * Carı olan. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. * Birdenbire ve gürültü ile. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak. * Yellenme. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz.

çı kalmak. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. yı lma sesi. caydıcı rı * Kararı ndan. dönek. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. cayı rtı *Ş iddetli yanma. vazgeçirmek. vazgeçirilmek. tüyünü dökmek.* Çı tüysüz. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. sözünden döndürücü. uzun. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. * Kavlamak. cavlaklı k * Cavlak olma durumu. çı k. i . kararı döndürülmek. caydılmak rı * Cayması lanmak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. cayı ş * Caymak işveya biçimi. plak * Ölmek. gürültülü ses çı kartmak. yı ldını ı ı lı r. plak. gürültü. *Ş iddetli. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. etkili olarak. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. kararı döndürmek. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. * Caydı işveya biçimi.

albeni. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. * Cazgı r olma durumu. kararı dönmek. * Çekim. * Alı alı lı çekicilik. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. alı . m. i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. * Sözünden. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. mek cazibeleş mek . cazibedar * Çekiciliğolma. mlı k. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi.cayma caymak caz * Caymak iş i. * Caz müziğçalan orkestra. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. * Fitneci. vazgeçmek.

* Cazı olmayan. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. elveriş lgi ran. msı * İ uyandı çekici. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. * Kucak çocukları. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. ı ı rlı * Çekici olmayan. alı duruma gelmek. alı . r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. cazlı cazsı z * Cazı olan. mlı * Önemli. alı z. albenili. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. * Çekici. * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. cazı r. albenili. mlı cazibeli * Çekici. mlı cazur cazur * Bkz. . alı . ağ ğolan. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . li. n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması .* Çekici. alı duruma getirmek.

-ca / -ce (I). * Acı z. cebelleş mek * Uğ mak. tı kulu ndan nı cebel * Dağ . ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. boş toprak. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. cı * Kudret sahibi. ekime elveriş olmayan yer. * Ekilmemiş tarla. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. cebin . zorba. zorbalı ndan k. Tanrı . cebi delik (kimse) * para tutmayan. züğ parası ürt. z. münakaş etmek. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. * Silâh. çekiş raş mek. na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. cebine indirme. merhametsiz. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. cebe * Zı rh. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. onaran ve bakı ile görevli bulunan. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. ldı * Becerikli. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik.-ce -ce * Bkz. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . * Bkz. * Sahipsiz. tartı ş mak. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti. cebbar * Zorlayı. savurgan. açıgöz (kadı k n). -ca / -ce (II). ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). zorba. cebelleş me * Cebelleş iş mek i.

cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. süyek. cebriye * Yazgılı kadercilik. n mı nda lantı kuran matematik kolu. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebrinefs * Kendini zorlama. cı k. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. zoraki. zor kullanarak. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek. cebirsel * Cebirle ilgili. mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . fatalizm. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. kendini tutma. cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. cebretmek * Zorlamak. larak rı * Zorla. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. zı nda . n. cebren cebretme * Cebretmek iş i.* Korkak. koaptör. zorlayı ş . kaplanan levha. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. lan. * Alı yüz. ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan.

kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. bilmezlik. eziyet etmek. cefalı kı ya katlanan. sıntı kı çekmek. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cehennem gibi * çok sı cak. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . cefa etmek * üzmek. cehdetmek * Çalıp çabalamak. kı ya. cefakâr * Cefalı . eziyet. . Cedî cedit cedre * Guatr. * Oğ burcu. eziyet. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan.ceddine rahmet! * "aferin. rpı cehalet * Bilgisizlik. tamu. guş a. ı r . cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. ş lara n * Çok sıntıyer. cefakeş cefalı * Cefa çeken. lak * Yeni. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . üzgü. bir çı da. cehdetme * Cehdetmek iş i. ş ı cehennem * Dinî inanı göre. cefa * Büyük sıntı kı .

bilmezlik. meyve. i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. * Çaba. cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. * Üzücü. meli. * Pamuk. yün. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik. cehennem olmak * defolmak. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. n ı . korkum yoktur" anlamı sövme. kollu giysi. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu.cehennem ol * defol!. . iğ irip . -cak / -cek. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. cehennem gibi. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. kalçayı örten. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. ı lan. havaya dayanı . kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. acı z kimse. ceht -cek * Bkz. * Kök boyası gillerden. * Bkz. ıkta bozulmayan beyaz kristal. istediğyere kadar gitsin. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). yakı. çabalama. k * Hamamıocağ külhan. Jaketatay.

coş rçı kun. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). kolaylı suç iş kla leyen. keçi. celâllenmek * Öfkelenmek. celâllenme * Celâllenmek iş i. cellât gibi * acı z. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı. * Öfke. ulu. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. ğ ı n * Topkapı . * Avcı çantası . zalim. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. ululuk. kı nlı zgı k. zalimlik. iri sı celil * Çok büyük. k. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. n * Katı yüreklilik. * Hı n. celâllice celbe celep * Koyun. * Büyüklük. * Celâlli gibi. celp . keçi. celeplik celî * Koyun. sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. Galata.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. katı ması yürekli. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. kı zmak. * Acı z. * Parlak. * Açı aş k. * Tanrı n sı ndan biri. cilâlı . ikâr. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. celâlliye benzer. na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu.

cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. çağ belgesi. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. celp etmek * kendine çekmek. celseyi açmak * oturumu açmak. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. cemaatsiz * Cemaati olmayan. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. * Mahkeme tarafı dava edene. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. * getirmek. cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. . cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . * İ kalabalı. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. celpname. cemaatli * Cemaati olan. ı dı rı celse * Oturum. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u.* Getirtme. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. kendi üzerine çekme. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. z klar. çağ belgesi. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma.

hançer. büyük tövbe ayı . teki cembiye * Bir çeş eğ kama. hep. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . cemetmek * Toplamak. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.* Toplayarak. cemi * Bütün. toplam olarak. veya iyi yla . hepsi. n * Gönül alı davranı cı ş . cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci . * Düğ ün. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. * Toplama. cemiyet * Dernek. * Tanrı n sı ndan biri. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. * Çoğ çokluk. çokluk hâline getirmek. bir araya getirmek. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. * (erkek için) Güzel. cemilenmek * Çoğ ullanmak. ul. toplum. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. küçük tövbe ayı . hepsinin tamamı . cem'an yekûn * Toplam olarak. * Toplama. (bir ş eyin) hepsi. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan. (bir ş eyin) tümü. * Topluluk. cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. cemetme * Cemetmek iş i. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk.

* Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. Cenabı hak * Allah. pres. * Cemiyet içinde geçen. rlanmıinsan ölüsü. * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. dağ k olmayan. cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . ş * Cenaze töreni. lerde lan * Manevî baskı . kötü. cenap cenaze cendereleş me . cendere * Bir ş sı eyi kmak. derli toplu. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. cenah * Kuş kanadı . cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. * Kol. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. taraf. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada.cemiyetli cemre yükseliş i. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. * Yan. ndan * Saygı . sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. gömmek. cenabet * Cünüp. * Pis. pazı . Tanrı . rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. cenaze gibi * benzi sararmı ş . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r.

kan. mak. kanlı çülük. kavga. a cennet * Dinî inanı göre. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. cenk * Savaşkavga. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. * Atı ş mak. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. çekiş münakaş etmek. * Büyük çaba. uçmak (II). cenkçi cenkçilik * Savaş. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. cenkleş mek * Savaş mak. mek. kavgacı çı . cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. çekiş raş me. çü. huzur veren yer. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. kla mın mı . ehri) ndan cengâver * Savaş. kan. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). uğ . cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. * Çok güzel. . cenkleş me * Cenkleş iş mek i. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. zları a acakları yer. iyilik yapanları günahsı n.* Cendereleş iş mek i. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. * Cenkçi olma durumu. dövüş çı k. cenk etmek * savaş mücadele etmek.

* Centilmene yakır davranı ş ı ş . alı kadı mlı n. * Güzel. mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. . bakı . güzel bir yer durumuna getirmek. cennetmekân. saygı görgülü. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. bakı (yer). kibar (erkek). güneye özgü olan. yi lı lı . mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. anı r. çok cennete çevirmek * temiz. cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. centilmen * İ arkadaşk eden. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. * Güneyli. * Güney. ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda).cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. cennetmekân * Cennetlik. mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. nda cennet gibi * güzel. güney. mlı cennete dönmek * güzel. * Henüz pek küçükken ölen bebek.

cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. cebe girecek biçimde küçük kitap. . * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cepçi * Yankesici. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cı cephaneci * Kara. çökertme. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. yön. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. cepçilik cephane * Yankesicilik. ı n ü * Yan. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. kablosuz telefon. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. cephe * (yapı larda) Yüz. * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. cep saati * Cepte taş saat. * Belli bir düş ünce.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. taş ı nabilir. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. ğ abilecek boyda" anlamı verir. alnaç. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. taraf. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon.

harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. rin ş . direnmek. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. * Kolları rtmaçlı uzun. alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. yı bilmemek. cephelenmek * Cephe oluş turmak. cebine indirmek. rin cerahatli * İ toplamı irinli. sürükleyerek götürme. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. bir düş ünceye karşolmak.cephe almak * hası durumu takı m nmak. bir sa. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. değik cephelerde savaş iş mak. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. cerahat *İ rin. . cepten vermek * kendi kesesinden. cepheli cepken cepleme * Yönlü. ceplemek * Kazanmak. * Yara. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. z * Ceplemek iş i. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. ndan cer * Çekme. taraflı . kendi malı ödemek. cepheleş mek * Bir düş ünce.

* suyun akı içinde kalısürüklenmek. ceren cereyan * Ceylan. girginlik. * Girgin. cereyanda kalmak * kapalı yerde. cerh etmek * yaralamak. cerbeze * Güzel konuş ma. veya iddia için) Çürütme. mı cereyan etmek * geçmek. hareketi içinde yer almak. olmak. * Akı . * Beceriklilik. dilli. k. * (bir düş ünce. * Bir ş geliş olma durumu. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. * Kurnazlı hilekârlı k. kayı t defteri. eyin me. ceride * Gazete. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. kolaylı ve inandıcı söyleyen. * Cereme. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. mlı cerh * Yaralama. yapı lmak.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * Bir yöne doğ akma. ru ş ntı . rin ş . ceriha cerime . * Aynı ilimde olan. inanç. akı akı . * çürütmek. * Tutanak. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. cereyanlı * Akı lı ntı . * Süvari kolu. * Akı m. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * Yara.

Ö. sürükleyici. cerrar * Çekici. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i. iyileş * Cerrahlı ilgili. yüreklilik. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. davranı güç almak. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. . yüzyı 9. 3. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. * Zorla para alan (kimse).Cermen * Bugünkü Almanya'yı . irilik. yüreklenmek. e mek. k * Dilenci. * Çekinmezlik. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. lganlı * Büyüklük. cerrah * Operatör. atı k. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. cesamet cesametli * Kocaman. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. cesaret pekliğ i. . * Önemsiz yaraları tiren kimse. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. iri. Cermence * Cermen dili. yiğ yürek ve göz inin u itlik.

ceset cesim * Büyük. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. * Çekingen. yiğ i. yiğ i. . ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu. cesur cesurane * Cesaretle. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. cesaretli. iri. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. yiğ itlendirmek. naaş . "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. cesurca * Yürekli. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. cesaretsiz * Yüreksiz. cesaret vermek. yiğ lgı ğ ı itlenmek. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. yüreklenmek. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. yürekli. kocaman. i. ceste * "Azar azar". * Ölü vücut. korkutmak. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. ceste ceste * Azar azar. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. yüreksizlik. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. yüreklice. itlenme. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. yiğ it. itlendirme. ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. yiğ itçesine. yüreklenmek. birini yüreklendirmek. yüreklilik.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek.

iyi sonuç alı nmak. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. ya ı lı tlamak. tahtadan. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. * Atı k. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. * iyi sonuç vermek. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . ş an cesurluk * Yüreklilik. p * Bir soruya. yakut gibi değ taş mücevher. mücevherci. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. tlandılma. ata. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. lganlı cet * Dede. büyük baba. * Ark. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. * Atalardan beri. * Liste. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. su kanalı . yanı e. soyca. cesur gibi. cetbecet cetvel çizgilik. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. . dereceli veya derecesiz. yapı rmak) ş tı * kesin. inde * Elmas. çizelge. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. ya ı lı t. cevaplama * Cevaplamak iş i. gözü pek olma durumu.* Cesura yakı biçimde. cevaben * Cevap olarak. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. erli lar. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. yanı e. cevaplamak * Bir soruya. karşk olarak.

* Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. yanı. cevaz vermek * hoş görmek. .cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. ı z. yanı rı lı tlandılmak. * Bir ş özü. ş ş ta . yi * Töz. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. * İ yetenek. gezinti. * Cevheri olmayan. ma. uzun ömürlü. üzgü. karş ğ vermek. karşğverilmek. i. cefa. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. gevher. cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. cevelân cevher * Dolaş dolanma. eyin * Değ süs taş mücevher. gezinme. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. * Bu ağ n yağ. erli. niş acı lı astalı yemişkoz. hata yapmak. u rı ktan * Cevheri olan. erli ı . ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. i. * Eziyet. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. zin. en aç (Juglans regia). maya. yanı rmak. uygun bulmak. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. ıı lında cevaz * İ müsaade. bir tepki göstermemek.

na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. memeli hayvan. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. suçluya) para cezası verdirmek. zarif. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. sı ceylânca ceza * Ceylân gibi. ş ları kı . i tanı ince bacaklı nan. bakı lı ceylân gibi * yapıince ve uyumlu. boynuzlugiller familyası ndan. ceylâna uygun biçimde. cevizî cevizli * Cevizi olan. sıntı veren uygulama. na. ceza alanı * (futbol. antına. acın u * Cevretmek iş i. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. *İ kizler burcu. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak.cevizgiller * Örneğceviz olan. ceviz katı ş lmı . hareketlilik. çöllerde yaş ayan. üne. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. atmosferik. rı * (görevli. ceza çekmek * hapiste yatmak. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. . cevretmek * Eziyet etmek. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . ı ı rlını kı ve . cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. ceza atı ş ı * Ceza vuruş u. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. gazal (Gazella dorcas). hentbol vb.

ceza alanı . ceza kesmek * (görevli) para cezası yazmak. rı cezalandı rma * Cezalandı iş rmak i. mahpushane. cezaî * Ceza ile ilgili. tecziye edilmek. cezalandı rmak * Bir kimseye veya varlı ceza vermek. cezaya iliş cezaya dayanan. ı r kanı ceza sahası * Bkz. karştarafı ı n yapmaya hak kazandı serbest vuruş ğ ı . cezalı * Cezalandılmı(kimse). ceza vermek * cezalandı rmak. rı ceza hukuku * Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı . ceza yazmak * Bkz. . yapı ceza görmek * kendisine ceza verilmek. ğ a cezalanma * Cezalanmak iş i. ceza verilmek. cezalandılmak rı * Cezaya çarptılmak. cezalandılma rı * Cezalandılmak iş rı i. * para cezası ödemek. cezası çekmek nı * yaptı bir kusur veya tedbirsizliğ zararı uğ ğ ı in na ramak.ceza evi * Hükümlülerin içinde tutuldukları . kin. ceza reisi * Ağ ceza mahkemesi baş . rı ş cezası bulmak nı * hak ettiğkötü sona uğ i ramak. ceza kesmek. cezalandılmak. bir oyuncunun oyun alanı yanlıdavranını nda ş ş cezalandı ı rmak için. ceza vuruş u * Özellikle futbolda. cezalanmak * Cezaya çarpı lmak. hapishane. * hükmedilen cezayı bitirmek. ceza yemek * cezalandı rı lmak.

bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen. kendini kaybetmek. * Etkileyerek kendine bağ lama. cezaya çarptı rmak * cezalandı rmak. cezir * Kök. kendinden geçmek. Cezayir menekş esi * Zakkumgillerden. cezbeli cezbesiz * Cezbesi olmayan. radikal. * Cezbesi olan. * (denizde) Ada. açımor renkli çiçekleri ve k ortası çukur taç yaprakları bir bitki (Vinca). eklenerek yapı bir tatlı ndı eker lan türü. * Köklü. ş vb. cezbetme * Cezbetmek durumu. olan Cezayirli cezbe * Bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçme durumu. saplı . ş ı ı rı up cezbelenme * Cezbelenmek durumu. temelden.cezası z * Cezaya çarptılmamı cezalandılmamı rı ş . bağ lamak. * Alçalma. cezbeye tutulmak (veya kapı lmak) * bir duygu veya bir inanın etkisiyle aş ölçüde coş kendinden geçmek. silindire benzer küçük kap. * Kendine çekme. cezbelenmek * Cezbeye tutulmak. * Cezayir halkı olan (kimse). rı ş . cezbetmek * Kendine çekmek. * Kahve piş irmeye yarayan. kökten. e ru Cf . kendine özgü mavi. ndan cezire cezp cezrî cezve cezve sürmek * kahveyi piş irmek için cezveyi ateşdoğ itmek. ş ı ı rı up cezerye * Ezilmiş havuç içine fı k.

z. ğ ı cığçı cı kmak (veya cığ çı ı cını kartmak) ı * çok yorulmak. cıl bı * Çı plak. ca-cı k -cı -cil l/ cı lı z *İ simden "seven" anlamı sı türetir: adam-cıinsan-cıbalı l. simit-çi. iş leyen yara. * İ organlar. sigara. yavru-cuk. * -ca ekli zarflardan pekiş tirme zarfları türetir: Yavaş k.usulca-cıvb. * Yoksul. gram. cı mak lı zlaş * Zayı güçsüz düş f ve mek. * Süs. köfte-ci. cı gara cı k * Bkz. yoğ fat -cı k-çı urt-çu. öpü-cük vb. k-çı * Çok zayı güçsüz. balı . çekap. * Önüne bir ünlü getirilerek sı ve zarf türetir: az-ık. * Derisi soyulmuş et. nahif. sönük. * Gücünü. cı da cı ı dağ -cı/ -cik. zayı flamak. hı rpalanmak. -cuk / -cük k *İ simden küçültme ve okş isimleri türeten ek: baba-cı anne-cik. * Bkz. fat cı k. -cı -ci. büyük çı ban. çartı r. * Atıiki omzunun arası n . cık cı * Güzel. * Derin. saltı ndan an fizik charter check up * Bkz. dara-cı bir-i-cik vb. eneze. -cu / -cü / *İ simden isim ve sı türeten ek: kapı . erini . l. * "Yok olmaz" anlamı kullanı nda lı r. CGS * Santim.* Kaliforniyum'un kı saltması . ş ı cı ma lı zlaş * Cı mak iş lı zlaş i. saniye kelimelerinin kı lması oluş uluslar arası birimleri sistemi. na fat l. parası geçim darlı çeken. kürk-çü vb. değ yitirmek. ama k. su-cu. f ve * (ık için) Güçsüz. ç * Mı zrak. cı dak * Mı zrak. türkü-cü. ev-cil vb.

* Sözünün eri olmayan. lk cı zcı mbı * Dokumacı cı zlamak iş yapan (kimse). cı çı lk kmak * kusurlu. doğ ve uygun yolundan ayrı ru lmak. kadeh. boş veya bozuk çı kmak. lan . cı l ngı * Küçük üzüm salkı . cı mbarlamak * Dokunmakta olan halın veya bezin kenarı cı nı nı mbarla geriye almak. üm. mı . vı *İ rinlenmiş .cı k lı zlı cı lk * Cı olma durumu. cı ma lklaş * Cı mak iş lklaş i. kolye gibi ş eyler. lı z * Bozularak kokmuş . züccaciye. * Filiz. lı mbı kta ini cı zlama mbı * Cı zlamak iş mbı i. cı k boncuk ncı * Yalancı lardan yapı ş taş lmıküpe. lk cı k lklı cı mbar * Çı mbar. cı z mbı * Kı ince ş l gibi eyleri tutmak veya çekmek için kullanı küçük maş lan a. * Cı olma durumu. mbı * Dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri cı zla temizlemek. lan cı çı lkı kmak * bozulmak. tabak gibi sı rçadan veya porselenden yapı ş lan eyler. cı etmek lk * bozmak. cı zlamak mbı * Cı zla yolmak. cı mbarlama * Cı mbarlamak iş i. çürütmek. sürgün. * Cık. cı mak lklaş * Cı duruma gelmek. cı lkava * Kurdun veya tilkinin ense postundan yapı kürk. mbı cı k ncı * Bardak. * Özellikle dokumacı kumaş lı kta yüzlerindeki düğ çöp gibi maddeleri temizlemekte kullanı el aracı üm.

gümüş veya altı para ile yapı şbaşğ veya giysiye takı süs. kı rı rlarda yaş böcek. cı rdaval cı rı ldama * Meş dalı yapı ucu demirli. cı rlatmak * Cı rlaması yol açmak. yerli