P. 1
Büyük Türkçe Sözlük

Büyük Türkçe Sözlük

|Views: 83|Likes:
Yayınlayan: karsibali

More info:

Published by: karsibali on Sep 18, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/15/2013

pdf

text

original

Büyük Türkçe Sözlük

Sürüm No: 1.0 Açı klama Farabi

(veya ağ nıiçine) bakmak zın * ne söyleyeceğ beklemek. ini * onun sözüne göre davranmak. ... (bir) hâl almak * bir duruma gelmek. ... canlı sı * düş künü. ... damgası vurmak nı * (biri için) kötü bir yargı varmak. ya ... -e kuvvet * herhangi bir ş ağ k verildiğ kullanı eye ı rlı inde lı r. ... fı ekmek yemesi lâzı rı n m * bir duruma eriş için pek çok emek vermesi, çalı mek ş gerekir. ması ... gözüyle bakmak * yerine koymak. ... ile beraber * ile birlikte. ... kim ... kim * yakı rı ş uygunsuzluğ belirtmeye yarar. ş lan eyin tı unu ... olsun, ... olsun, * sözü geçen her ş ey. ... süsü vermek * gerçeğ aykıolarak, kendisinde veya herhangi bir ş üstün bir nitelik veya değ varmıgibi e rı eyde er ş göstermek. ... ziyafeti çekmek * herhangi bir ş en iyi biçimde baş eyi armak, herhangi bir yönüyle doyurmak. ...-a veya ...-e gelince * sı gelince anlamı gelerek bir konu bittikten sonra sözü baş bir konuya geçirmeye yarar. ra na ka * ayrı k gösteren bir düş calı ünceye geçildiğ anlatı ini r. ...-a, ...-ya getirmek * birini bir duruma getirerek istediğgibi davranmak. i ...-den eylemek * yoksun bı rakmak. ...-ı / ...-inde değ nda il * bir ş söylenen niteliğ önem vermeyi anlatı eyin ine r. ...i tutmak * bir işyapacağve göreceğo zamana rastlamak. i ı i ...ikinci plâna düş mek * bir kimsenin veya topluluğ gözünde eski önemini, değ yitirmek. un erini

...ile beraber * -dı / -diğanda. ğ ı i * -dan / -den baş ka. * -dı / -diğhâlde. ğ ı i ...-ması ...-mesi bir olmak yla, * aynı anda, çabucacı birden. k, ...maya veya ...meye görsün (veya gör) * söz konusu fiilin doğ uracağsonuca kesinlik kazandı için kullanı ı rmak lı r. ...nıresmidir... n * bir durumun olacağkesin ve bellidir. ı 19 Mayı s 30 Ağ ustos * Zafer Bayramı . a a * (a:) Ş ma, hatı aş rlama, sevinme, acı üzülme, kı gibi duyguları ma, zma güçlendirir, cümlenin baş veya ı nda sonunda kullanı lı r. a/e * Çekimli fiilin sonuna gelerek anlamı pekiş tirir. -a- / -e-a / -e -a / -e *İ simden fiil türeten ek. * Yönelme durumu eki: dağ eve, yola, öne. Ünlü ile biten isimlerden sonra araya y sesi girer. a, * Seslenme bildirir.

* Fiilden zarf türeten ek: yaza yaza, gide gide, koşkoş düş kalka, güle oynaya. Ünlü ile biten fiillerden a a, e sonra araya y sesi girer: yaş yaş bekleye bekleye, okuya okuya, yürüye yürüye. Bu ek göre, kala, geçe, sapa aya aya, örneklerinde kalı mı r. plaş ş tı a, A

* Türk alfabesinin birinci harfi, ses bilimi bakı ndan kalıünlülerin düz ve geniş mı n olanı gösterir. nı * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde lâ sesini bildirir. * Su. * Yünden, dövülerek yapı kalı ve kaba kumaş lan n . * Bu kumaş yapı ş tan lmıyakasıve uzun üstlük. z * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. * Eskiden derviş giydiğabadan yapı ş lerin i lmı önü açıhı , k rka. * Abla. * Anne.

ab aba

aba altı değ (sopa) göstermek ndan nek * yumuş görünmekle birlikte yine de gözünü korkutmak. ak aba gibi * (kumaş için) kaba ve kalı n.

aba güreş i * Aba giyilerek ve bele kuş bağ ak lanarak yapı bir tür güreş lan . aba vakti yaba, yaba vakti aba * kiş ihtiyaçları vaktinden önce ve ucuz olduğ zaman karş i, nı u ı lamalır. dı abacı * Aba yapan veya satan kimse. * Abadan giyecek yapan veya satan kimse. * Bedavacı , asalak. abacı kebeci, ara yerde sen neci? * "anlamadın bu iş ne karıyorsun?" anlamı kullanı bir söz. ğ ı e ş ı nda lan abacı lı k * Aba yapma veya satma iş i. * Abadan giyecek yapma veya satma iş i. abadî * Kalı ve açısaman renginde, yarı bir yazı ıı nca k mat kâğ türü. d abajur * Işı yere toplamak, doğ ı bir ğ rudan doğ gözlere vurması önlemek için kullanı lâmba siperi. ruya nı lan * Genellikle üzeri siperli masa lâmbası ayaklı veya lâmba. * Abajur yapan veya satan kimse.

abajurcu

abajurculuk * Abajurcunun iş i veya mesleğ i. abajurlu abaküs * Sayı boncuğ çörkü. u, abalı * Abası olan, aba giymiş olan. * Abajuru olan.

abandı rma * Abandı rmak iş i. abandı rmak * Bir kimsenin bir yere abanması sağ nı lamak. * Bir hayvanı çöktürmek. yere abandone * Dövüş emeyecek duruma gelen (boksör). abandone etmek * dövüş emeyecek duruma getirmek. abandone olmak * dövüş emeyecek duruma gelmek. abanî * Sarı rak dallı ş iş mtı nakı larla lenmiş tür beyaz, ipek kumaş bir . * Bu kumaş yapı ş tan lmı . * Abanmak iş i.

abanma

abanmak

* Eğ ilerek bir ş bir kimsenin üzerine kapanmak. eyin, * Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. * Bir ş veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. eyin * Birine yük olarak onun sı ndan geçinmeye bakmak. rtı * Abanozgillerin ağ sert ve siyah renkli tahtası ı r, .

abanoz

abanoz gibi * çok sert. abanoz kesilmek * sertleş dayanı lı artmak. erek klı ı ğ * kirden matlaş rengini kaybetmek. mak, abanozgiller * İ çeneklilerden, sı ülkelerde yetiş ve kerestesine abanoz denilen bir bitki familyası ki cak en . abanozlaş ma * Abanozlaş durumu alma. mak abanozlaş mak * Ağ ve benzeri maddeler uzun süre suda kalarak kararmak. aç * (insan) uzun süre güneş kalarak kararmak, yanmak. te abartı abartı cı * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok gösterme huyunda olan (kimse), abartmacı , mübalâğ . acı abartılı cı k * Abartı olma durumu, abartmacı mübalâğ lı cı lı k, acı k. abartı lı * Olduğ undan fazla gösterilen, mübalâğ . alı * Abartma, mübalâğ a.

abartı lma * Abartı iş lmak i. abartı lmak * Abartmak iş konu olmak, mübalâğ edilmek. ine a abartız sı abartı ş abartma * Olduğ undan fazla gösterilmeyen, mübalâğ z. ası * Abartmak iş i veya biçimi. * Abartmak işmübalâğ i, a.

abartmacı * Abartı, mübalâğ . cı acı abartmacı lı k * Abartılı mübalâğ lı cı k, acı k. abartmak * Bir ş olduğ eyi undan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalâğ etmek. a

abartmalı * Abartı şmübalâğ . lmı , alı abartması z * Abartı lmamı abartmadan, mübalâğ z. ş , ası abası z abaş o * Alt, alttaki, aş ı ağ . * Gemiyi baş veya kı halatla karaya bağ tan çtan lama. abat * Bayı r, mamur. ndı * Ş rahat. en, abat etmek * mamur etmek, rahata kavuş turmak, zenginleş tirmek, gönendirmek. abat eylemek * abat etmek. abat olmak * mutlu olmak, rahata kavuş gönenmek. mak, abayı sermek * bir yere teklifsizce yerleş mek. abayı yakmak * gönül vermek, tutulmak, âş olmak. ı k Abaza Abazaca abazan * Kuzeybatı Kafkasya'da yaş bir halk ve bu halka mensup olan kimse. ayan * Abazalar tarafı kullanı dil. ndan lan * Karnı olan (kimse). aç * Uzun süre kadı z kalan (erkek). nsı * Abası olmayan, aba giymemiş olan.

abazan kalmak * uzun süre cinsel iliş bulunmamak, kadı z kalmak. kide nsı abazanlı k * Abazan olma durumu. Abbas yolcu * yola çı kacak kimse. Abbasî * Abbas bin Abdülmuttalib soyundan gelen, Bağ merkez olmak üzere Ön Asya ve Kuzey Afrika'da 750dat 1258 tarihleri arası hüküm süren sülâle. nda abd * Kul. * Köle. * Safevîler devrinde İ ran'da yaş Türk oymakları biri. ayan ndan

Abdal

* Anadolu'da yaş birtakı oymaklara verilen ad. ayan m abdal * Eskiden bazı gezgin derviş verilen ad. lere * Dilenci kı , üstü başperiş kimse. lı klı ı an * Bkz. aptal. abdala malûm olur * bir ş olacağ önceden sezen kimseler için ş yollu söylenir. eyin ı nı aka abdallı k * Abdal olma durumu. abdest * Müslümanları bazı n, ibadetleri yapabilmek için el, ağ burun, yüz, kol, ayak yı ı z, kama ve baş enseye ı el a, slak gezdirme, kulağtemizleme biçiminde yaptı arı ı kları nma. * İ yapma ve kalı bağ ı altma. drar n ı boş rsağ abdest almak * abdest yoluyla arı nmak. * namaz kı için gerekli yı lmak kama kuralları yerine getirmek. nı abdest bozmak * ayak yoluna gitmek. abdest bozulmak * yeniden abdest alma gereğortaya çı i kmak. abdest tazelemek * yeniden abdest almak. abdestbozan *Ş eritgillerden, vücudu yassı , birbirine kenetlenmiş umları boğ bulunan ve bazı metrelerce boyda olan bir sı bağ ı asalağ tenya, ş rsak ı , erit. abdestbozan otu * Gülgillerden, siyah ve yeşboya çı lan bir bitki (Poterium spinosum). il karı abdesthane * Abdest bozacak yer, ayak yolu, tuvalet. abdesti gelmek (veya olmak) * abdest bozmaya ihtiyaç duymak. abdesti kaçmak * abdest bozma ihtiyacı varken yok olmak. abdestinde namazı nda * dindar. abdestinden ş üphesi olmamak * yaptı iş kusuru olmadını ğ te ı ğ kesin olarak bilmek. ı abdestini vermek * azarlamak. abdestli abdestlik * Abdest almıbulunan veya abdesti bozulmamıolan. ş ş * Abdest alı nacak yer. * Abdest alırken giyilen ve kolsuz hı nı rkaya benzeyen bir tür giyecek.

* Abdest almaya yarayan. abdestsiz * Abdest almamıveya abdesti bozulmuş ş olan. abdestsiz yere basmamak * din buyrukları titizlikle uymak. na abdiâciz * Alçak gönüllülük bildirmek üzere "ben" yerine kullanı lı r.

abdülleziz * Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetiş çok yık ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). en llı * Bu bitkinin yemiş yenilen, tatlı yağ ürünü. gibi ve lı abece * Bkz. alfabe.

abece sı rası * Bkz. alfabe sı . rası abecesel * Bkz. alfabetik.

aberasyon * Sapı nç. abes * Akla ve gerçeğ aykı. e rı * Gereksiz, lüzumsuz, yersiz, boş .

abes bulmak * gereksiz, saçma saymak. abes kaçmak * uygunsuz düş mek. abesle uğ mak (veya abesle iş etmek) raş tigal * yersiz, yararsış z eylerle vakit öldürmek. abeslik abı hayat * Abes olma durumu. * Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağ layan bir su, bengi su.

abı hayat içmiş * yaşçok ilerlemiş ı olduğ hâlde genç görünen (kimse). u abı kevser * Cennette bulunduğ inanı Kevser ı ın adı una lan rmağ nı . abı ru * Yüz suyu. * Irz, namus, ş haysiyet. eref, * Anı t.

abide

abideleş me * Anı ma. tlaş

abideleş mek * Anı mak. tlaş abideleş tirme * Anı tı tlaşrmak iş i. abideleş tirmek * Anı tı tlaşrmak. abidemsi abidevî abis abiye * Bayanlarıözel gecelerde giydiğş giysi veya tuvalet. n i ı k abla * Bir kimsenin kendinden büyük olan kıkardeş z i. * Büyük kıkardeş saygı sevgi gösterilen kıveya kadı z gibi ve z n. * Genel ev veya randevu evi iş letmecisi kadı çaça, mama. n, * Yayvan ve dolgun yüz veya yüzü böyle olan (kimse). ablakça ablaklı k ablalı k * Ablak gibi, ablak tarzı nda. * Ablak olma durumu. * Abla olma durumu. * Anıbenzeri. t * Anı ilgili, anı anı benzer, anı tla tsal, ta t gibi. * Okyanusları çok derin yeri ve daha özel olarak, güneşş ın eriş n ığ ını emediğkesim. i

ablak

ablalıetmek k * abla gibi yakıve koruyucu davranı bulunmak. n ş ta ablâtif ablatya abli * Çı durumu. kma * Uzunluğ 150, geniş i 4-10 kulaç olan bir balıağ u liğ k ı . * Yarı serenleri sağ sola veya ortaya çevirmek için bunlarıucuna bağ bulunan donanı m a, n lı m.

abliyi kaçı rmak (veya bı rakmak) *şı aş rmak, soğ kanlı ı yitirmek, ipin ucunu kaçı uk lını ğ rmak. abluka * Bir ülkenin veya bir yerin dıdünya ile olan her türlü bağ sı kuvvet kullanarak kesme, kuş ş lantını atma, ihata.

abluka altı tutmak nda * ablukayı devam ettirmek. abluka etmek * genellikle denizden kuş atmak. * etrafı çevirmek, bulunduğ yerden ayı nı u rmak.

ablukaya almak * Bkz. abluka etmek. ablukayı rmak kaldı * abluka kararı ve uygulaması vazgeçmek. ndan ndan ablukayı yarmak * abluka bölgesini zor kullanarak yarıgeçmek. p abone * Önceden ödemede bulunarak süreli yayı alı olma iş nlara cı i. * Peş para ile bir ş belli bir süre için alı olan kimse. in eye cı * Bir yere gitmeyi alı k hâline getirmek. ş kanlı abone etmek * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı lamak. in eyi sağ abone olmak * peş para ile belli bir süre için bir ş sürekli olarak almayı in eyi önceden üstlenmek. abone yapmak * abone olmayı lamak.. sağ abonelik * Abone veya aboneler için kullanı labilecek kadar olan.

abonman * Bir satı veya kamu kuruluş ile alılar arası yapı anlaş cı u cı nda lan ma. aborda * Bir deniz teknesinin baş bir tekneye, bir iskeleye veya bir rı ma yanı vererek yanaş . ka htı nı ması aborda etmek * (gemi için) yanlaması yanaş na mak. abra * Bozuk teraziyi dengelemek için hafif gelen kefeye konulan taş , demir, çivi gibi ağ k, dara. ı rlı * Bir değ tokuş üste verilen ş iş ta ey.

abrakadabra * Eski çağ larda bazı hastalı iyi geldiğ inanı büyülü söz. klara ine lan * Sihirbazları sı kullandı büyülü söz. n kça ğ ı abrama abramak abraş * Alaca benekli. * (bitki yaprakları Klorofil azlından dolayı k renkte lekeleri olan. nda) ğ ı açı * Çilli, çopur yüzlü, açırenk gözlü, çapar. k * Deseni ve atkı bozuk halı sı . * Çarpı eğ düzgün olmayan. k, ri, * Ters, kaba, görgüsüz. abril * Nisan, april. abstraksiyonizm * Abramak iş idare. i, * (deniz taş için) Yönetmek, idare etmek. ı tları

* Bkz. soyutçuluk. abstre * Soyut, somut karş , mücerret. ı tı abstre sayı * Bkz. soyut sayı . absürt * Saçma.

absürt tiyatro * Bkz. saçma tiyatro. abu * Ş ma ve korku bildirir. aş abuhava *İ klim.

abuk sabuk * Akla, mantı uymayan, düş ğ a ünmeden söylenen, saçma sapan (söz). abuk sabuk konuş mak * saçma sapan söz söylemek. abuk sabukluk * Ciddiyetsizlik, saçmalı k. abuli abullabut *İ stenç yitimi, irade kaybı . * Hantal, kaba ve anlayı z (kimse). ş sı * Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

abullabutluk * Abullabut gibi davranma, abullabut olma durumu. abur cubur * Sı , tadı rası , yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen ş eyler. * İe yaramayan, boş ş . abus * Asısuratlı k , somurtkan (kimse). * Somurtkan, çatı ası(yüz). k, k * Niteliğbilinmeyen, garip, acayip. i * Aktinyum'un kı saltması . * Merak, kararsı k veya kuş anlatı zlı ku r.

Ac acaba

-acak / -ecek * Fiil çekim eki (gelecek zaman eki). * Fiilden isim ve sı yapma eki. fat Acar * Güneybatı Kafkasya'nıTürkiye sırı yakıbölgesinde yaş bir halk. n nına n ayan acar

* Atı gözü pek, yiğ kabadayı lmaz, kabı sı lgan, it, , yı na ğ maz. * Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. * Yeni. Acara * Bkz. Acar.

acarlaş ma * Acarlaş iş mak i. acarlaş mak * Acar duruma gelmek. acarlı k * Acar olma durumu.

acayibine gitmek * yadı rgamak, tuhafı gitmek. na acayip * Sağ duyuya, göreneğ olağ aykı, ş ı e, ana rıaş lacak, ş maya değ garip, tuhaf, yadı aş er, rganan, yabansı . * Ş ma anlatı aş r.

acayip olmak * yadı rganacak bir duruma girmek. acayipleş me * Acayipleş durumu. mek acayipleş mek * Baş mak, yadı kalaş rganacak bir duruma girmek. acayipleş tirme * Acayipleş tirmek iş i. acayipleş tirmek * Acayip, yadı rganacak bir duruma getirmek. acayiplik * Acayip olma durumu, yabansı gariplik, tuhaflı lı k, k. accelerando * Parçanıçalırken gittikçe hı n nı zlanacağ anlatı ı nı r. acele * Çabuk davranma zorunluluğ ivedi, ivecenlik. u, * Vakit geçirmeden, tez olarak.

acele acele * Çabuk çabuk, hı olarak, büyük bir çabuklukla. zlı acele etmek * çabuk davranmak, ivmek. * telâş etmek, sabı zlanmak. rsı acele işş e eytan karır ş ı * düş ünüp taş ı nmadan, ivedi olarak yapı iş iyi sonuç beklenmemesi gerektiğ anlatı lan ten ini r. aceleci * Tez iş gören, çabuk davranan, telâş, ivecen. lı acelecilik

* Aceleci olma durumu, ivecenlik. aceleleş tirme * Aceleleş tirmek iş i. aceleleş tirmek * Çabuklaşrmak. tı aceleye gelmek * çabuk yapı ğiçin gereken özen gösterilmemiş ldı ı olmak. aceleye getirmek * zaman darlından yararlanarak birini aldatmak veya bir işüstünkörü yapmak. ğ ı i Acem *İ . ranlı * İ özgü. ran'a * İ ülkesi. ran acem * Türk müziğ mi notası yakıbir perde. inde na n

Acem halayı * Güney Anadolu yöresinde oynanan bir halk oyunu. Acem kı gibi lı cı * hem birinden yana, hem ona karşolabilen. ı Acem lâlesi * Taşrangillerden, turuncu ve sarı kı renkte çiçekli, yık ve çok yık türleri olan, tohumla saksı ve tarlada llı llı da üretilebilen bir süs bitkisi, güneş topu. Acem pilâvı * Safran ve zencefil ile yapı İ usulü bir pilâv çeş lan ran idi. acemaş iran * Klâsik Türk müziğ kullanı ş makamları biri. inde lan et ndan acemborusu * Canlı rmı çiçekler açan bir süs bitkisi (Bigonia radicams). kı zı acembuselik * Klâsik Türk müziğ kullanı birleş bir makam. inde lan ik Acemce acemi * Farsça. * Bir iş yabancı olan, eli işalı in sı e ş mamı bir işbeceremeyen. ş , i * İinde, mesleğ ilerlememiş ş inde . * Bir yerin, bir ş yabancı. eyin sı * Saraya yeni alı ş nmıcariyelere verilen ad.

acemi ağ ası * Hareme yeni alı cariyelerin ağ . nan ası acemi çaylak * Tecrübesiz, toy, beceriksiz. acemi er * Askere yeni alı ve eğ dönemini henüz tamamlamamıer. nan itim ş

acemi ocağ ı * Osmanlı ordusuna kapı eri yetiş kulu tirmek için kurulan okul. acemi oğ lanı * Yeniçeri ocağ yetiş ı nda tirilmek üzere tutsaklardan veya devş yoluyla Hristiyanlardan toplanan çocuk. irme acemice * Toyca, beceriksizce. acemileş me * Acemileş durumu. mek acemileş mek * Beceriksizlik göstermek, bocalamak. acemilik * Acemi olma durumu, aceminin çekingenliğve ürkekliğ acemice davranı toyluk. i i, ş ,

acemilik çekmek * henüz alı ş ğbir iş zorluk çekmek, bocalamak. madı ı te acemilik etmek * düş üncesizce hareket etmek, acemice davranmak. acemkürdi * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. inde ik acemleş me * Acemleş durumuna gelmek. mek acemleş mek * Kültür ve medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek almak. mı ran'ı ran nı * Kendini İ gibi hissetmek veya İ gibi davranmak. ranlı ranlı acemleş tirme * Acemleş tirmek iş i. acemleş tirmek * Kültür veya medeniyet bakı ndan İ veya İ halkı örnek aldı mı ran'ı ran nı rmak, Acem kültürünü yaygı tı nlaşrmak. acente * Bir kuruluş malî veya ticarî iş un lerini kazanç karşğ yürüten ticarethane. ıı lında * Vapur ortaklı veya banka ş ğ ı ubesi. * Bir kurumun veya ş ubelerinin baş bulunan kimse. ı nda * Bir kuruluşbağ olmaksın sözleş a lı zı meye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya iş letmeyi ilgilendiren iş aracı eden, bunları iş lerde lı k o letme adı yapan kimse. na acentelik * Acentenin yaptı iş ğ . ı * Acente kuruluş u. * Acaba. * Acizler, güçsüzler, eli ermezler, düş künler. * Tat alma organı bazı nda maddelerin bı ğyakı durum, tatlı ı raktı ı cı karş . tı * Tadı nitelikte olan. bu * Keskin, hoşgitmeyen, ş a iddetli.

acep aceze acı

* Renk için, koyu. * Ağ, sancı rı . * Dı dan gelen bir etki ile dıorganlarda birdenbire oluş ve o etkilerin kalkması duyulan rahatsı k, ş arı ş an ile zlı ı rap. stı * Kıcı rı, üzücü, incitici, dokunaklı , korkunç. * Ölüm, yangı deprem gibi olaylarıyarattı üzüntü, keder, elem. n, n ğ ı * Acı olarak, acı vererek, acı duyurarak, üzüntü içinde. * Dokunaklı rı, üzücü olarak, üzüntü içinde. , kıcı

acı acı

acı aç ağ

* Sedef otugillerden, sı ülkelerde yetiş kabuğ ve odunu hekimlikte kullanı küçük bir ağ kavasya cak en, u lan aç, (Quassia amara). acı badem * Gülgillerden bir meyve ağ (Amygdalus amara). acı * Bu ağ n acı rak, keskin kokulu meyvesi. acı mtı acı badem kurabiyesi * İ ve ş rmik ekerle yoğ rularak üzerine acı badem konduktan sonra fında piş rı irilen bir çeş kurabiye. it acı bakla * Baklagillerden, acı taneleri suda tatlı tılarak yenilen otsu bir bitki, Yahudi baklası olan laşrı (Lupinus termis). acı bal acı k balı amarus). acı ceviz * Deli bal. * Sazangillerden, Avrupa'da ve ülkemiz göllerinde yaş ayan, 8-10 cm uzunluğ unda bir balı gördek (Rhodeus k,

* Genellikle Kuzey Amerika'da yetiş güzel görünüş bir ceviz türü. en, lü

acı çekmek (veya duymak) * ağ, sı duymak. rı zı * üzülmek, üzüntü içinde kalmak. acı dem çiğ * Zambakgillerden, 10-30 cm boyunda, ş yapraklı açırenk çiçekli, tohumları erit ve k romatizma tedavisinde kullanı zehirli bir çiğ türü, güz çiğ lan dem demi (Colchicum autumnale). acı elma * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı gelmek * dokunaklı rı, üzücü gelmek. , kıcı acı görmüş * kötü günler yaş ş amı . acı yar hı * Bkz. ebucehil karpuzu.

acı karpuz * Bkz. ebucehil karpuzu. acı kavak * Dağ kavağveya titrek kavak (Populus tremula). ı acı kavun

* Bkz. eş hı . ek yarı acı kök * Loğ otu köklerinin kurutularak dövülmesiyle elde edilen acı toz. usa bir acı kuvvet * Sert, etkili, zorlu kuvvet. acı marul * Birleş ikgillerden, tadı , diş yapraklı acı li , sürgününden çı sütü uyuş kan turucu ve yatı rı olarak kullanı ş cı tı lan iki yık bir bitki (Lactuca virosa). llı acı meyan * Bkz. dikenli meyan. acı ot * Kuzey Anadolu dağ nıormanları yetiş toprak altı bilek kalı ğ kökü bulunan çok yık ların nda en, nda nlında ı llı ve otsu bir bitki (Tamus communis). acı canı rağçalmaz patlı kı ı * kötü durumda olan bir kimseyi yeni kötü durumlar etkilemez. acı z sakı * Çam sakı. zı acı söylemek * olumsuz bir davranı karşgerçeğolduğ gibi söylemek. ş a ı i u acı söz acı su acı tatlı * İ kötü. yi acı vermek * üzüntüye sebep olmak, incitmek. acı an yavş * Tüylü dalak otu. acı yitimi * Sinir bozukluğ çok ilâç alma, donma gibi sebeplerle acı u, duyumunun birazın veya tamamın yok nı nı olması , analjezi. acı yonca * Kıl kantarongillerden, bataklıyerlerde yetiş kötü kokulu ve çok acı yaprakları zı k en, olan hekimlikte kullanı bir bitki (Menyanthes trifoliata). lan acı ca acılma kı * Acılmak iş kı i veya durumu. acılmak kı * Acı kmak iş konu olmak. ine acı klı * Acı racak, acı ndı verecek nitelikte olan, dokunaklı , koygun. * Oldukça acı . * Kiş onuruna dokunan gönlünü inciten söz. inin *İ çindeki minerallerin etkisiyle tadı olan kuyu veya pı suyu. sert nar

* Acı görmüş , kederli. , yaslı acı komedi klı * Eğ lendirici olmayı amaçlamayan, dramatik yönü ağ basan, duygusal bir oyun türü, trajikomik. ı r acı kma acı kmak düş ünür. acı rma ktı * Acı rmak iş ktı i. acı rmak ktı * Açlıduyması sebep olmak. k na * Aç bı rakmak, yeterince doyurmamak. acı lanma * Acı lanmak iş i. * Acı kmak iş i. * Açlıduymak, yemek yeme ihtiyacı k duymak. * Uzun süre bir ş yokluğ çeken kimse, o ş eyin unu eyden ne kadar çok elde etse, yine kendisine yetmeyeceğ ini

acı lanmak * Tadı olmak, acı mak. acı laş * Acıdurumda olmak, üzüntüye kapı lı lmak, üzülmek. acı ma laş * Acı mak iş laş i.

acı mak laş * Tadı bozulmak, acı olmak. * Dokunaklı duruma gelmek. * (konuş Kıcı bir durum almak. ma) rı, sert * Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. acı tı laşrma * Acı tı laşrmak iş i. acı tı laşrmak * Acı duruma getirmek. bir acı lı * Acı lmıolan. katı ş * Acı olan, kederli. sı * Acı olma durumu. * Dokunaklı kederlilik, yaslı lı k, lı k. * Acıolma durumu. lı * Acı iş mak i. * Baş bir kimsenin veya canlın mutsuzluğ karşduyulan üzüntü, merhamet. ka nı una ı acı mak * Tadı duruma gelmek, acı mak. acı laş * Acı ağlı lı rıolmak. , * Baş nıacına ortak olmak veya durumundan üzüntü duymak. kasın sı

acı lı k

acı k lı lı acı ma

* Baş nıuğ ğveya uğ kasın radı ı rayacağkötü bir duruma üzülmek, merhamet etmek. ı * Bir ş vermeye kı eyi yamamak veya verdiğ elden çı ğ üzülmek. ine, kardına ı acı z ması * Acı katı maz, yürekli, merhametsiz.

acı zca ması * Acı z olarak, acı z bir biçimde, zalimce, zalimane. ması ması acı zlı ması k * Acı olma durumu, merhametsizlik, zulüm. maz acı k mı acı msı * Buğ tarlaları yetiş tohumu zehirli, yabanî bir bitki, belemir. day nda en, * Acı yakı tadı ya n olan, tadı acı az olan, acı rak. mtı * Dokunaklı .

acı rak mtı * Acı . msı acı nacak * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek. acı ölmek ndan * açlı ölmek. ktan * çok acı kmak. acı rma ndı * Acı rmak iş ndı i. acı rmak ndı * Bir kimsenin acı na yol açmak, merhamete getirmek. ması acılacak nı * Üzüntü duyulacak, merhamet edilecek durumda bulunan. acılma nı * Acılmak iş nı i. acılmak nı * Acı nmak iş konu olmak. ine acı nma acı nmak * Acı nmak iş i. * Acı iş konu olmak. mak ine * Baş nıhesabı üzülmek, yazı kasın na klanmak, yerinmek, eseflenmek, esef etmek, teessüf etmek. * Az acı mtı , acı rak. * Yaban turpu. acıçı sı kmak * olumsuz, kötü sonucu ortaya çı kmak. acıiçine (veya yüreğ çökmek (veya iş sı ine) lemek) * bir ş acını çok duymak. eyin sı pek

acı rak acı rga

* olmadan olacağdüş ı ünerek çok üzülmek. acına dayanamamak sı * bir kimse bir yakınıölümünden büyük üzüntü duymak. nın acını sı almak * acı ı gidermek. lını ğ * sıyı zı dindirmek. * kederini azaltmak. acını rı basmak sı bağna *ş ikâyet etmeden üzüntüye katlanmak. acını sı çekmek * yapı yanlıbir iş kötü sonucunu görmek. lan ş in acını karmak sı çı * (tat için) acı ı yok etmek. lını ğ * uğ ğmaddî veya manevî zararı ı radı ı karş layacak bir iş yapmak. * öç almak, intikam almak. acını sı görmek * bir yakını ölümünü görmek. nın acız sı * Tadı olmayan. acı * Ağ, sı duyulmayan. rı zı * Üzüntü, sıntı kı olmayan, kedersiz. * Acı iş tmak i veya biçimi. * Acı iş tmak i. * Acı vermek. lı k * Ağ ve sı duyması sebep olmak. rı zı na * Acı duygusu olan (kimse). ma * Acı iş mak i veya biçimi. acibe acil * Hiç görülmemişalılmamış ı veya yadı , ş ı ş aş , lacak rganacak ş ey. * İ ivedili. vedi,

acı tı ş acı tma acı tmak

acıcı yı acış yı

acil servis * (hastanelerde) Vakit yitirilmeden bakı lması gereken hastalarıilk tedavilerinin yapı ğyer. n ldı ı acil ş dilemek ifalar * hastanı kı sürede iyileş dileğ bulunmak. n sa mesi inde acilen aciyo * Hemen, hiç zaman yitirmeden, tez elden, gecikmeden, ivedilikle. * Bkz. acyo.

aciz

* Gücü bir iş yetmez olanıdurumu, güçsüzlük. e n * Beceriksizlik. * Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu. * Gücü bir iş yetmez olan, güçsüz. e * Beceriksiz.

âciz

âciz kalmak * çok uğ maya rağ o işyapamamak. raş men i âcizane * Söz söyleyen kimsenin kendi yaptı nı kları abartmamak için kullandı "acizlere yakı biçimde" ğ ı ş acak anlamı bir nezaket sözü. nda âcizleri âcizlik acube acul * Tez canlı tez, ivecen. , içi * Hı , çabuk. zlı acun * Dünya. acur acur * Bkz. ajur. * Alçak gönüllülük göstermek için "ben" zamiri yerine kullanı bir söz. lan * Beceriksizlik, güçsüzlük. * Tuhaf kimse.

* Kabakgillerden, kabuğ çizgili ve tüylü, sarı rak, yeşveya sarı u mtı il , üzeri yeşlekeli, irice bir çeş hı il it yar (Cucumis flexuosus). acurlu acuze acyo * Herhangi bir paranıgerçek değ n eriyle sürüm değ arası veya bir ticaret senedinin üzerinde yazı eri nda lı miktar ile indirimden sonraki tutarı nda doğ fark. arası an * Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alı komisyon. nan * Senetli kredi iş lemlerinde bankaları yaptı tahsilât. n kları acyocu * Borsa veya piyasada tahvil için çeş hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse. itli * Bkz. ajurlu. * Huysuz, çirkin, yaş kadı cadı . lı n, karı

acz içinde olmak * gücü yetmemek, becerememek. acze düş mek * çaresiz kalmak, elinden birş gelmemek. ey aç

* Yemek yeme ihtiyacı veya yemesi gereken, tok karş . olan ı tı * Yiyecek bulamayan, yoksul kimse. * Gözü doymaz, haris. * Çok istekli, çok hevesli. * Karnı doymamıolarak. ş -aç / -eç *İ simden isim ve sı yapma eki: bakr-aç, top-aç, kı vb. fat r-aç * Fiilden sı yapma eki: gül-eç vb. fat * Fiilden isim yapma eki: tı say-aç, sür-eç vb. ka-ç, aç acı na * aç olarak, bir ş yemeden. ey

aç açıkalmak k * yoksulluk içinde, evsiz barksıkalmak. z aç ayı oynamaz * kendisinden iş beklenilen kimseden emeğ karş ğesirgenmemelidir. inin ıı lı aç bı rakmak * yiyecek vermemek veya karnı doyurması engel olmak. nı na aç bîilâç * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı * Sürekli olarak aç ve bakı z. msı

aç doymam, tok acı kmam sanı r * aç insan elde ettiğ inden çoğ ister, varlı insan ise var olanla yetinir gibi görünür. unu klı aç doyurmak * yoksulları beslemek. aç gezmektense tok ölmek yeğ dir * yoksulluk ölümden de beterdir. aç göz aç gözlü aç gözlü * karş . ı tı aç gözlülük * Aç gözlü olma durumu veya aç gözlüye yakı ş davranı doymazlı tamahkârlı tamah. acak ş , k, k, aç gözlülük * karş . ı tı aç gözlülük etmek * bir ş karşaş istek duymak, doyumsuzca davranmak, tamahkârlıetmek. eye ıı rı k aç gözünü, açarlar gözünü * "uğ ı uyanıbulunmak gerekir, yoksa umulmadıbir anda büyük zararlarla yüz yüze gelirsin" raş larda k k anlamı kullanı nda lı r. aç kalmak * karnı doyuramamak. nı * yoksulluğ düş a mek. * Gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris. * Mala veya yiyecek içecek ş eylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris, camgöz.

aç karnı na * mide boş henüz birş yiyip içmemiş ken ey ken. aç kurt gibi (yemek, üş mek veya saldı üş rmak) * büyük bir istekle. aç susuz kalmak * yoksulluktan yaş ayamayacak bir duruma gelmek, yoksul bir duruma düş mek. aç tavuk kendini arpa ambarı sanı nda r * insanlar, yokluğ yoksulluğ çektikleri ş için olmayacak hayaller, düş kurar. unu, unu eyler ler açacak * Açmaya yarayan araç. * Anahtar. * Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki, açelya, azelya. * Açmak iş yapan. ini * Oynak kemiklerin arası ndaki açı geniş ları letmeye yarayan kasları genel adı n , büken karş . ı tı * Anahtar. * İtah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki, aperitif. ş * Bkz. açalya. * Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğ runun oluş turduğ çıntı u kı . * Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çı iki yarı doğ kan m runun oluş turduğ geometrik biçim, u * Görüşbakı yön. , m,

açalya açan

açar

açelya açı zaviye.

açı ölçüm * Açı ölçmede söz konusu olan yöntem ve teknik. açı cı * Açmak iş yapan. ini

açı alı ğ nmak a * görevine son verilmek. açı alma ğ a * bir görevliyi geçici bir süre iş alma. ten açı almak ğ a * görevine son vermek. açı çı ğ karmak a * iş inden çı karmak. açı çı ğ kmak a * belli olmak, anlaş ı lmak. * iş inden çı lmak. karı açı vurmak ğ a * belli etmek, ortaya çı karmak. * gizli bir durumu ortaya çı karmak.

açı çı ğ kmak ı * saklamakla görevli bulunduğ paranıveya malıeksik olduğ anlaş u n n u ı lmak. açını ğ kapatmak ı * eksiğ tamamlamak. ini açı k * Açı şkapalı lmı , olmayan, kapalı ı. karş tı * Engelsiz. * Örtüsüz, çı plak. * Boş . * Görevlisi olmayan, boş , görev), münhal. (iş * Aralı çok. ğ ı * İler durumda olan. ş * Kolay anlaş r, vazı ı lı h. * Gizliliğolmayan, olduğ gibi görünen. i u * Her türlü düş ünceyi hoş görüyle karş ı layabilen, etkisinde kalabilen. * (renk için) Koyu olmayan. * (kitap, resim, film için) Seviş sahnelerini bütün çı ğ anlatan. me plaklıyla ı * Kapalı olmayan (hava, iş yeri). * Belli bir yerin biraz uzağ ı . * Denizin kıdan uzakça olan yeri. yı * Doğ olarak, açı ru kça. * Bir ihtiyacıkarş n ı lanamaması durumu. açıaçı k k * Saklamaksın, gizli yer bı zı rakmaksın, içtenlikle. zı

açıağ k ı l * Koyunlarıve keçilerin barı rı kları açı etrafı duvar veya ölü çitlerle çevrili basit barı n ndıldı üstü k, taş nak. açıağ k ı zlı * Aptal, sersem, ahmak. açıalı k nla * baş ve övünç ile. arı açıartı k rma * Bir malısatında alılar arası fiyat artı yarına dayanan satı n ş ı cı nda rma ş ı ş . açıbilet k * Yolculuklarda dönüş tarihi kararlaşrı tılmamı belirli bir dönem için geçerli, gidiş ş , dönüş bileti.

açıbono k * Para hanesi boş rakı imza edilen bono. bı larak açıbono vermek k * sırsıyetki tanı nı z mak. açıbölge k * Gümrük sırlamaların olmadı bölge, serbest bölge, serbest mı ka. nı nı ğ ı ntı açıcelse k * Açıduruş k ma. açıciro k açıçek k * Üzerine para miktarı lmamı çek. yazı ş , açıdeniz k * Senet veya çek arkası kime ödeneceğbelirtilmeden imzalanma yoluyla yapı ciro. na i lan

* Denizin, kara suların dında kalan bölümü. nı ş ı * Yakıkaralarla çevrili olmayan deniz, engin. n açıdevre k *İ çinden sürekli akı geçmeyecek bir yalı m tkanla kesilmiş elektrik devresi. açıdolaş sistemi k ı m * Genellikle bütün eklem bacaklı ve birçok yumuş larda akçada bulunan atardamar ve kan boş undan luğ oluş açıbir dolaş sistemi. muş k ı m açıduruş k ma * Mahkemede herkesin duruş dinleyebileceğoturum. mayı i açıdüş k me * Yağ güreş pehlivanıkıüstü düş yenilmiş lması lı te n ç erek sayı . açıeksiltme k * Yaptılacak bir iş veya satıalı rı in n nacak bir malıucuza sağ n lanması iş için i yapacak veya malı satacak kiş iler arası fiyat düş nda ürme yarına dayanan iş ş ı lem. açıelli k * Cömert.

açıellilik k * Cömertlik. açıfikirli k * Olayları özellikle yenilikleri iyi anlayı gereğgibi karş ve p i ı layabilen, düş ündüğ olduğ gibi söyleyebilen ünü u (kimse). açıfikirlilik k * Açıfikirli olma durumu. k açıhava k * Bulutsuz hava. * Bahçe, park gibi yapı şolan yer. dı ı açıhava sineması k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı sinema. açıhava tiyatrosu k * Yazı veya iklimi elverişyerlerde sürekli olarak çalı üstü açı yanları n li ş an, k, kapalı tiyatro. açıhece k * Ünlü ile biten hece.

açıhesap k * Peş para veya bono vermeden yapı alıveriş in lan ş . açıimza k * Üzeri boş rakı bir kâğ n altı dolduracak olana güvenilerek atı imza. bı lan ı dı na, lan açıiş k letme * Maden yatağ örten verimsiz topraklar kaldıldı sonra açıhavada yapı iş ı nı rı ktan k lan letme. açıkahverengi k * Kahverenginin bir veya birkaç ton açı. ğ ı açıkalp ameliyatı k * Kalbin içi açı lmadan önce dolaş sun'î kalp denilen bir aygı devredildikten sonra yapı kalp ameliyatı ı m ta lan . açıkalpli k

* Bkz. açıyürekli. k açıkalplilik k * Bkz. açıyüreklilik. k açıkapamak k * (bütçe) gider fazlası para sağ nı layarak gidermek. açıkapı rakmak k bı * gereğ inde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı rakmak, kesip atmamak. bı açıkapı k politikası * Yabancı malları ülkeye serbestçe sokma politikası bir . açıkapı k siyaseti * Açıkapı k politikası . açıkonuş k mak * gerçeğçekinmeden söylemek. i açıkredi k * Bankalarıgüvendikleri müş n terilere rehin, ipotek veya kefil istemeksizin verdikleri borç para. açıliman k * Bütün gemilerin formalite yönünden kolayca girip çı kları ktı liman. * Hava ş artları kolayca etkilenen liman. ndan açımaaş k ı * Görevinden alı birine yasaca tanı belirli bir süre içinde ödenen aylı nan nan, k. açımavi k * Mavinin bir ton açı. ğ ı açımektup k * Zarfı şrı yapı lmamımektup. tı ş * Yazı ğkimseye gönderilmeyip bası yoluyla açı ldı ı n klanan mektup. açıolmak k * (o yerde) kendisi her zaman iyi karş ı lanmak. açıordugâh k * Kı kurulan ordugâh. rda açıoturum k * Güncel, siyasî, sosyal ve bilimsel konularıveya sorunlarıherkesin izleyebileceğbir biçimde açıolarak n n i k tartıldı toplantı ş ğ ı ı . açıoy k * Verenin adı gösteren ve konuş sorun üzerindeki düş nı ulan üncesini belli edecek yolda verilen oy.

açıöğ k retim * Ders konuları radyo ve televizyon gibi araçlarla yayı mlanan veya posta ile ilgililere ulaşrı öğ tılan retim yöntemi. açıönerme k *İ çerisinde değken bulunan ve bu değkenin alacağdeğ doğ u veya yanlı ğkesinleş önerme. iş iş ı erle ruluğ şı lı en açıpazar k * Gümrük kaydı olmayan, her devletin malı serbestçe satabileceğş veya ülke. nı i ehir açıpembe k * Pembenin bir ton açı. ğ ı

açıpoliçe k * Eksik bilgileri sonradan tamamlanmak üzere düzenlenen poliçe. açırejim k * Parlâmenter rejim. açısaçı k k * Göreneğ aykı derecede çı veya örtüsüz. e rı plak açısaçıkonuş k k mak * cinsî konularla ilgili sözler söylemek. açısarı k * Sarın bir ton açı. nı ğ ı açısayı k m * Bir seçim sonunda verilen oyları açıolarak sayı , aleni tadat. n k lması açıseçik k * Çok açı çok belirgin. k, açısenet k * Bkz. açıbono. k açısöylemek k * anlaş ı lmamıyönünü bı ş rakmadan anlatmak veya çekinmeden söylemek. açısözlü k * Her ş olduğ gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen. eyi u açısözlülük k * Açısözlü olma durumu. k açış k ehir * Düş saldısı karşsavunma önlemleri alı man rına ı nmamı içinde herhangi bir askerî hedef bulunmayan ve bu ş , durumu önceden ilân edilmiş olan ş ehir. açıtaş k ı t * Üstü örtülmemiş ı taş (araba, otomobil vb.). t açıteş k ekkür * Herhangi birine basıyoluyla edilen teş n ekkür. açıtohumlular k * Tohumları kozalak pulları üzerinde açıolarak bulunan çiçekli bitkilerin ayrı ğiki büyük daldan biri. k ldı ı açıtribün k * Açıhavadaki spor müsabakaları seyircilerin oturduğ ve üstü kapalı k nda u olmayan bölüm. açıtutmak k * bir iş yerinin çalır durumunu sürdürmek. ş ı açıvermek k * gelir, gideri karş ı lamamak. * gizlenmek istenen bir olayı düş , bir ünceyi veya durumu elde olmayarak ortaya koymak, açı klamak. açıyara k açıyeş k il * Kapanmamı sürekli iş ş , leyen yara. * Yeş bir ton açı. ilin ğ ı

açıyürekle k * özü sözü bir olarak, hiçbir ş saklamaksın. ey zı açıyürekli k * Düş ündüğ olduğ gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan (kimse), samimî, açıkalpli. ünü u k açıyüreklilik k * Açıyürekli olma durumu, samimiyet, açıkalplilik. k k açızaman k * Tutkalı yüzeye sürüldüğ an ile pres edilip, sılması n ü kı gereken an arası geçen süre. nda açı ı kağ z açı kça * Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris). * Gizli bir yönü kalmaksın, kolay anlaşr bir biçimde. zı ı lı

açı kçası * Doğ rusu, açıolanı k , anlaşr biçimi, gizli kapaklı ı lı olmayan yanı . * Açıolarak. k açı kçı açı kgöz * Uyanıdavranarak çı nı layan, imkânlardan kurnazca yararlanması bilen. k karı sağ nı açı kgözlük * Açı kgözlülük. açı kgözlülük * Açı olanı durumu, açı kgöz n kgöze yakı ş davranı acak ş . açı klama * Açı klamak iş izah. i, * Borsada fiyat dalgalanmaları yararlanarak açı para kazanan (kimse). ndan ktan

açı klama cümlesi * Bir önceki cümleyle bağ kuran yani, demek ki, öyle ki gibi bağ cı baş lantı layılarla layan, söz konusu duygu veya düş ünceyi bütünleyen cümle. açı klama yapmak * herhangi bir konuyu aydı ğ kavuş nlı a turmak amacı konuş veya yazmak. yla mak açı klamak * Bir konuyla ilgili olarak gerekli bilgileri vermek, izah etmek. * Bir sorunla ilgili olarak aydı cı vermek, tavzih etmek. nlatı bilgi * Bir sözün, bir yazın ne anlatmak istediğ belirtmek, yorumlamak. nı ini * Açı söylemek, ifş etmek. kça a * Belirtmek, göstermek, açı vurmak, izhar etmek. ğ a açı klamalı * Birtakı açı m klamalarla anlaş ı , öğ lması renilmesi kolaylaşrı şizahlı tılmı , . açı klanan * Açı klamalar sonunda ortaya çı kması beklenen kavram. açı klanma * Açı klanmak iş i. açı klanmak

* Açı klamak işyapı i lmak, izah edilmek, ifş edilmek. a açı livası klar * İi gücü olmayan, boş kalan kimse. ş ta açı livası klar * iş i gücü olmayan, boş kalan kimse. ta açı livası klar olmak * iş bulamayarak iş ve kazançsıkalmak. siz z açı ma klaş * Açı mak durumu almak. klaş açı mak klaş * Açıduruma gelmek. k * Rengi açı lmak. açı tı klaşrma * Açı tı iş klaşrmak i. açı tı klaşrmak * Açıduruma getirmek. k * Rengini açtı rmak. açı klatma * Açı klatmak iş i. açı klatmak * Açı klaması sağ nı lamak. açı klayan * Açı klamalar sonucunda elde edilen kavram.

açı cı klayı * Bir sorunu gerekli açı ğ kavuş klı a turan. * Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açı klayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı anı ile lacaktı cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adın açı cıd ı r" nı klayısır. açı ş klayı * Açı klamak işveya biçimi. i açı ğ kavuş klı a turmak * (bir konu veya sorunu) aydı nlatmak, kapalı lı kurtarmak, anlaş r duruma getirmek. ktan ı lı açı k klı * Açıolma durumu. k * Uzaklı mesafe. k, * Örtüsüz, çı yer. plak * Boş geniş ve yer. * Bir yerin uzaklara kadar bakı labilecek ve bakanı içinde ferahlıdoğ n k uracak durumda olması . * Gerçeğolduğ gibi yansı durumu. i u tma * Bir söz veya yazı maksadı açıolması da n k özelliğ vuzuh. i, * Dürbün, fotoğ makinesi gibi optik araçlarda ağ çapışı girebildiğdelik. raf ı z , ığ ın i

açı k getirmek (veya kazandı klı rmak) * (bir konu veya sorunu) anlaş r duruma getirmek. ı lı açı kölçer klı * Bir mikroskobun açı ğ ölçmeye yarayan alet. klını ı açı bı kta rakmak

* iş görev vermemek, yersiz yurtsuz bı ve rakmak veya birkaç kiş birlikte sağ iye lanan bir iyilikten birini yararlandı rmamak. açı kalmak (veya olmak) kta * iş görev bulamamak, yersiz yurtsuz kalmak veya birkaç kiş birlikte eriş i bir iyilikten ve inin tiğ yararlanamamak. açı ktan * Bir yerin uzağ ı ndan. * Sı ve aş gözetilmeden, dı dan atayarak. ra ama ş arı * Emek ve para harcamadan.

açı (para) kazanmak ktan * emek ve sermaye olmadan para kazanmak. açı açı ktan ğ a * Belirgin olarak, göz göre göre. açı kazanmak ktan * emek ve sermaye koymadan kazanç sağ lamak. açı para almak ktan * bir iş veya mal için, kararlaşrı ş tılmıücret veya değ dında para almak. er ş ı açı tayin ktan * Derece ve belli bir sı gözetilmeksizin yapı atama. ra lan açı lama açı lı m ölçülür. * Açı lma. * Bir yı zla gök ekvatoru arası ldı ndaki uzaklı kuzeye doğ olanı , güneye doğ olanı eksi iş k; ru artı ru da aretiyle *İ leride, içlerinde en uygununun seçilebilmesi için, güç bir sahnenin çeş açı itli lardan çekiminin yapı . lması

açı saçı lı lmak p * (kadıiçin) çok açısaçıgiyinmeye baş n k k lamak. * (kadıiçin) eskisine göre ölçüsüz davranı n ş bulunmaya ba ş larda lamak. açı lı ş * Açı işveya biçimi. lmak i * Yeni bir yapın, yerin veya yeni bir kuruluş çalı nı un ş maya baş laması at. , küş

açı konuş lı ş ması * Herhangi bir toplantın açı nı lması rası yapı ilk konuş sı nda lan ma. açı töreni lı ş * Bir açıı lıkutlamak için yapı toplantı ş lan , resmiküş at. açı lma * Açı iş lmak i. * Bir film çekiminde karanlı baş p gittikçe aydı kta layı nlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. * Bir grupta, sı n jimnastik alı rmaları dağ k düzene girmesi. raları ş tı için ı nı * Çatlama. * Açmak iş lmak veya açmak iş konu olmak. i yapı ine * (renk için) Koyuluğ yitirmek. unu * Kendine gelmek, biraz iyileş mek, ferahlamak. * (gemi) Gitmek, uzaklaş mak. * Sılması kı , çekinmesi, tutukluğ kalmamak. u * (kuruluş için) İ kez veya yeniden iş baş lar lk e lamak.

açı lmak

* İini gereğ ş inden veya götürebileceğ inden geniş tutmak. * Geniş lemek, bollaş mak. * Delinmek, yı lmak. rtı * (sis, karanlı duman için) Dağ k, ı lmak, yoğ unluğ yitirmek. unu * Gereken güce ulaş mak. * Sı nı rrı, üzüntüsünü, sorunları birine söylemek. nı * (pencere, kapı için) Geçit vermek. , yol * Ayrı ya girmek. ntı * (yüzerken) Kıdan uzaklaş yı mak. açı m * Açma, açı , küş lı at. ş açı mlama * Açı mlamak iş teş ş i, rih, erh. açı mlamak * Bir sorunu veya konuyu ele alıen ince noktaları kadar gözden geçirerek anlatmak, ş etmek, teş p na erh rih etmek. açı mlanma * Açı mlanmak iş i. açı mlanmak * Açı mlamak iş konu olmak. ine açı rma ndı * Açı rmak iş ndı i. açı rmak ndı * Açı nması sağ nı lamak. * Bir cismin yüzeyini açarak bir düzlem üzerine yaymak. açım nı * Açı nmak iş inkiş i, af. * Bir cismin yüzeylerinin açı bir düzlem üzerine yayı . lı p lması * Açı nmak iş i. * Geliş mek. * (tohum, hastalıiçin) İ k çindeki yetenekler uyanarak amacı varmak, geliş na mek, inkiş etmek. af * Açı nsamak işistikş i, af.

açı nma açı nmak

açı nsama

açı nsamak * Bir yerin özelliklerini ortaya çı karmak için araşrma ve inceleme yapmak, istikş etmek. tı af açı ortay * Bir açı bölgeyi, ölçüleri birbirine eş olan iki açı bölgeye ayı doğ sal it sal ran ru. açı düzlemi ortay * İ düzlemli bir açı iki komş ve eş açı bölen düzlem. ki yı u it ya açı ölçer açı sal * Bkz. iletki. * Açı ilgili. ile

açı bölge sal * Açı iç bölgesinin birleş ile iminden oluş düzlem parçası an . açı çap sal * Ay ve Güneş gök cisimlerinin iki doğ arası gibi rusu ndaki açı . açı hı sal z * Hareket eden bir cismi duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı açı tiren ru nı ğ . ı açı ivme sal * Açı hın birim zamanda değen niceliğ sal zı iş i. açı sapma sal * Belli bir açı düzeyinde gerçekleş sapma. en açı uzaklı sal k * Gök cisimlerinin (yı z veya gezegen) birbirlerinin karş ma düzlemine göre uzaklı. ldı ı laş ğ ı açı yol sal * Hareket eden cismin birim zamanda gözlemciye göre aldı yol. ğ ı açı ş * Açmak iş i veya biçimi. * Bir kuruluş çalı u ş maya baş latma.

açıkonuş ş ması * Herhangi bir toplantı baş yı latmak için yapı ilk konuş lan ma. açı t açkı * Bir duvarda açıbı lmıbulunan kapı k rakı ş , pencere, kemerleme benzeri açı k. klı * Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleş parlatma, perdah. tirip * Demircilikte delik büyütmekte kullanı araç. lan * Anahtar ve her türlü açma aracı . * Açkı yapan (kimse), perdahçı . * Anahtarcı . * Açkı lamak iş i.

açkı cı

açkı lama

açkı lamak * Açkı parlatmak. ile açkı lanma * Açkı lanmak iş i. açkı lanmak * Açkı lmak, perdahlanmak. yapı açkı latma * Açkı latmak iş i. açkı latmak * Açkı i yaptı iş rmak, perdahlatmak. açkı lı * Açkı lmı perdahlanmı perdahlı yapı ş , ş , . açkız sı

* Açkı lmamı perdahlanmamı perdahsı yapı ş , ş , z. açlı öldürmek ğ ı * açlıhissini geçiş k tirmek, yatı rmak. ş tı açlı k * Aç olma durumu. * Kık. tlı * Yoksulluk. * Aş istek içinde bulunmak. ı rı

açlıçekmek k * yoksulluk içinde bulunmak. açlıgrevi k * Kendisine veya baş na yapı bir haksı ğprotesto için bir kimsenin aç durarak gösterdiğtepki. kaları lan zlı ı i açlı gözü (veya gözleri) kararmak (veya dönmek) ktan * çok acı kmak. açlı imanı ktan gevremek * çok acı kmak. açlı nefesi kokmak ktan * yoksulluk içinde bulunmak. açlı ölmek ktan * dayanı derecede acı lmaz kmak, çok acı kmak. açlı ölmeyecek kadar ktan * (yiyecek, içecek için) pek az (yemek, içmek). * gereğ inden az. açma * Açmak iş i. * Orman içinde ağ kesme veya yakma yoluyla tarı elverişbir duruma getirilen arazi. aç ma li * Bir çeş susamsı kalı yağ simit. it z, nca lı * Açma yapan veya satan kimse. açmak * Bir ş kapalı eyi durumdan kurtarmak. * Bir ş kapağ veya örtüsünü kaldı eyin ı nı rmak. * Engeli kaldı rmak. * Sarı şkatlanmı örtülmüş lmı , ş , veya iliklenmiş olan ş eyleri bu durumdan kurtarmak. * Oyarak veya kazarak çukur, delik oluş turmak. * Tı bir ş bu durumdan kurtarmak. kalı eyi, * Çevresini geniş letmek. * Birbirinden uzaklaşrmak. tı * Yarmak. * Düğ veya dolaş ş ş çözmek. ümü mıbir eyi * Bir kuruluş bir iş u, yerini, bir yeri iş veya ilk defa kullanı duruma getirmek. ler lı r * Bir aygı, bir düzeni vb.lerini çalır duruma getirmek. tı ş ı * Alıverişbaş ş i latmak. * Rengin koyuluğ azaltmak. unu * Yakı ş mak, güzel göstermek. * Ferahlıvermek. k * Bir konu ile ilgili konuş mak. * Savaş almak, fethetmek. la * Avunmak veya danı ş için söylemek. mak * Yapmak, düzenlemek.

açmacı

* Ayı rmak, tahsis etmek. * Sılganlını kı ğ , utangaçlını ı ğ gidermek. ı * Görünür duruma getirmek. * (hava için) Bulutlarıdağ n ı yla gök yüzü aydı lması nlanmak. * Geçit vermek. * İ dökmek. çini açmalı k açmaz * Satranç oyununda ş koruyan taş ahı lardan birinin yerinden oynatı lmaması durumu. *İ çinden zor çılı kı durum. r * (tulûatta) Karş ndakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylını ı sı ğ veren söz. ı açmaz halatı * Gemilerin limana bağ lanması sahilden esecek rüzgârla rı mdan uzaklaş ve htı maması kıya dikine için yı bağ lanan halat. açmaza düş mek * içinden çılması durumda kalmak. kı güç açmaza getirmek (veya düş ürmek) * düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak. açmazlı k * Açmaz olma durumu. * Ağ pek sı olma durumu, ketumiyet. zı kı açtı zı, yumdu gözünü ağ nı * öfkelenerek veya kı zarak ağ sözler söyledi. ı r açtı rma * Açtı rmak iş i. * Kiri çı karmak veya eş iyice temizlemek için kullanı her türlü madde. yayı lan

açtı kutuyu, söyletme kötüyü rma * kötü konuş abilecek birine, bildiklerini açı klama fı verilmemesi gerektiğ öğ rsatı ini ütler. açtı rmak * Açmak iş yaptı ini rmak. ad * Bir kimseyi, bir ş anlatmaya, tanı eyi mlamaya, açı klamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağ aç, düş ünce, iyilik, Ahmet, Ertuğ birer addı rul r. * Herkesçe tanı ş nmıveya iş itilmiş olma durumu, ün, nam, ş öhret. * Anı değ önem. lacak er, *İ sim. ad ad almak * Sayma, sayı lma. * kendisine ad verilmek. * ün kazanma.

ad bilimi

* Özel adlar üzerinde duran ve özel adları köken bilgisi, tarihî geliş dil ve kültür sorunları sı me, açından inceleyen bilim dalı . ad cümlesi * Bkz. isim cümlesi.

ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekilmek * ad çekmek iş lmak. i yapı ad çekimi * Bkz. isim çekimi. ad çekme * Ad çekmek iş kur'a. i, ad çekmek * raslantı ve talihe bağ bir ayı yapmak için, her birinde birer ad yazı ş ı ya lı rma lmıkâğ tlardan birini çekmek, kur'a çekmek. ad çekmeye girmek * kur'aya tâbi olmak. * oyunun baş cı oyuncular arası alan seçimi, baş atıveya karş langında, nda lama ş ı ı hakkı öncelik lama için sağ layan iş . ad çektirmek * ad çekmek iş yaptı ini rmak. ad değ imi iş * Bkz. mecazimürsel. ad durumu * Bkz. isim hâli. ad gövdesi * Bkz. isim gövdesi. ad koymak * çağ ı veya anmak için bir canlı bir yere, bir ş ad vermek, adlandı rmak ya, eye rmak, isim koymak, tesmiye etmek. ad kökü * Bkz. isim kökü.

ad takmak * adlandı rmak, ad koymak. ad tamlaması * Bkz. isim tamlaması . ad vermek * ad koymak, adlandı rmak, tesmiye etmek. * bir işkimin yaptını i ğ söylemek. ı ad yapmak * isim yapmak. ada * Her yanı ile çevrilmiş parçası su kara . * Trafiğ açıbir yol üzerinde sola dönüş sağ e k leri layan, sağ tarafta veya yol ortası yer alan kaldım taş nda rı ı yla ayrı ş lmıalan. * Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapı topluluğ lar u. ada balı ğ ı * Bkz. amber balı. ğ ı

ada çayı * Ballı babagillerden, yurdumuzda çok yetiş tüylü ve beyazı rak yaprakları ı bir bitki (Salvia en mtı olan tı rlı oflicinalis). * Bu bitkiden yapı sı içecek. lan cak ada gibi gemi * pek büyük (gemi). ada soğ anı * Zambakgillerden, soğ ndan ilâç olarak yararlanı birtakı maddeler elde edilen çok yık bir bitki anı lan m llı (Urginea maritima). ada tavş anı * Evcil cinsleri de olan tavş yakıbir kemirici memeli (Oryetolagus cuniculus). ana n adabı eret muaş * Terbiyeli, ince davranmak için tutulması gereken yollar, davranıtöresi, davranıbilgisi, topluluk töresi, ş ş görgü. adacı k adacı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşnominalizm. unu , adagio * Yavaş ı , ağ olarak. r * Bu biçimde çalı beste. nan adak * Adamak iş i veya adanı ş nezir. lan ey, adak adamak * bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak. adaklama * Adaklamak durumu. * Küçük ada.

adaklamak * Küçük çocuk yürümeye baş lamak. adaklanma * Adaklanmak iş i veya durumu. adaklanmak * Niş duruma gelmek, niş anlı anlanmak. adaklı * Adağolan, adak adamıolan. ı ş * Niş , yavuklu, sözlü. anlı * Adak olarak ayrı ş lmı(hayvan). * Adak adanan yer. * Adağolmayan, adak adamamıolan. ı ş * Niş olmayan. anlı

adaklı k

adaksı z

adale

* Kas. adaleli * Kaslı , kasları kı miş sı, geliş . adalesiz adalet * Kassı z. * Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğ ruluk, türe. * Bu işuygulayan, yerine getiren devlet kuruluş . i ları * Herkese kendine uygun düş kendi hakkı eni, olanı verme.

adalet dağ ı tmak * kanunlarısaydı hakları n ğ ı sahiplerine vermek, tanı nmak. adalet divanı * Devletler arası ndaki birtakı hukuk anlaş kları bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslar arası m mazlı na mahkeme. adalet kapı sı * Hak ve hukukun aranması baş için vurulan merci, mahkeme. adalet mahkemesi * Bkz. adliye mahkemesi. adalet örgütü * Adliye teş . kilâtı adalet sarayı * Mahkemelerin bulunduğ büyük yapı u . adalete teslim etmek * sanı, adalet iş ğ ı leriyle uğ an kuruluş götürmek. raş a adalete teslim olmak * sanı adalet iş k, leriyle uğ an kuruluş gidip hakkı gerekli iş raş a nda lemin yapı nı lması istemek. adaletine sınmak ğ ı * (birinden) anlayı hoş ş görü, yakı k beklemek. , nlı adaletli * Adalete uygun düş veya adaletli olan, adil. en

adaletlilik * Adaletli olma durumu. adaletsiz * Adalete aykı düş veya adaleti olmayan. rı en

adaletsizlik * Adalete aykı davranı rı ş . adalı adalî * Ada halkı olan (kimse). ndan * Kas niteliğ olan; kasla ilgili olan, kası inde l. * Kasları geliş , adaleli, kaslı iyi miş . *İ nsan.

adam

* Erkek kiş i. * İ yetiş , değ kimse. yi miş erli * Birinin yanı ve iş bulunan kimse. nda inde * Birinin yararlandı, kullandı kimse. ğ ı ğ ı * Birinin sözünü dinleyen, nazı çeken kimse, kayıcı nı rı. * İ huylu, güvenilir kimse. yi * (belirsizlik zamiri yerine), Herkes, kim olursa olsun. * Görevli kimse. * (isim tamlamaları Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı nda) benimseyen. * Eşkoca. , adam adama (savunma) * futbolda, basketbolda karştakı oyuncusunu kollama, rahat hareket etmesini, sayı ı m yapması engelleme. nı adam akı llı * Bkz. adamakı. llı adam almamak * son derece kalabalıolmak. k adam azmanı * Çok iri yapıkimse. lı adam baş ı na * her kiş her birine. iye, adam beğ enmemek * herkesi değ görmek. ersiz adam boyu * Yaklaş olarak normal bir adam boyunda. ı k * İ boyunca. nsan adam değ ilim * herhangi bir durumun gerçekleş memesi hâlinde, kendisinin insan sayı lamayacağanlamı kullanı ant, ı nda lan göz dağsözü. ı adam etmek * eğ itmek, yetiş tirmek, topluma yararlı duruma getirmek. * bir yeri düzene sokmak veya bir ş işyarar duruma getirmek. eyi e adam evlâdı * İ bir ailenin iyi yetiş çocuğ yi miş u. adam gibi * terbiyeli, akı uslu. llı * adamlı insanlı yaraş yolda. ğ a, ğ a ı r * iyice. adam hesabı koymak na * birine değ vermek, saygı er göstermek. adam içine çı kmak * topluluğ karı a ş mak, değ insanları bulunduğ yerlere gitmek, eşdosta gitmek. erli n u e adam içine karı ş mak * değ bir topluluğ girmek, kendisine değ verilir olmak. erli a er adam kığ (veya yokluğ tlında ı unda) * işyarar kimselerin bulunmadı durumda. e ğ ı adam kullanmak

* iyi çalı rması bilmek. ş tı nı adam olmak * geliş büyümek, şmanlamak. mek, iş * iyi yetiş mek, iyi bir duruma gelmek. adam sarrafı *İ nsanlarıkarakterini çabuk anlayacak duruma gelmiş n kimse, insan sarrafı . adam sen de! (veya yalnıadam) z * bir iş önemsenmediğ anlatmak için söylenir. in ini adam sı na geçmek (veya girmek) rası * daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değ yokken artı kendisine önem ve değ verilmek. eri k er adam yerine koymak * adamdan saymak, varlını ğ kabul etmek. ı adama * Adamak iş i. adama dönmek (veya benzemek) * düzelmek. adamak * Bir dileğ gerçekleş amacı kurban kesip yoksullara dağ in mesi yla ı veya kutsal bir güce yönelik bir niyette tmak bulunmak, nezretmek. * Kutsal saydı bir ş uğ ğ ı ey runa kendini feda etmek, ant niteliğ söz vermek. inde * Ayı rmak. adamakı llı * Gereğ inden çok, iyice. adamakla mal tükenmez * büyük vaatlerde bulunanlar için alay yollu söylenir. adamca *İ nsana yaraş biçimde. ı r * İ sayı olarak. nsan sı

adamcağ ı z * Kendisine karşsevgi veya acı duyulan adam. ı ma adamcası na * Adamca. adamcı k * Yerilen, küçümsenen; acı (kimse). nan adamcı l *İ nsandan ürkmeyen, insana alı ş ş olan, insana sokulan, sı mı cakkanlı , munis.

adamcık llı * Adamcı l olma durumu. adamdan saymak * bir kimseye değ olmadı hâlde değ vermek, saygı eri ğ ı er duymak. adamı * (bir iş ustalı yapan. i) kla adamıadı kacağ canı ksı n çı ı na çı n

* Bkz. insanı adı kacağ canı ksı n çı ı na çı n. adamıalacası n içinde, hayvanıalacası ş n dında ı * Bkz. insanı alacası n içinde, hayvanı alacası ş n dında. ı adamıiyisi alıveriş (veya iş ı belli olur n ş te baş nda) * bir kiş iyi bir insan olarak değ iyi erlendirebilmek için alıveriş veya iş ı ahlâk dı davranı ş te baş nda ş ı ş larda bulunmaması gerekir. adamı çatmak na * Bkz. tam adamı çatmak. na adamı düş na mek * (yapı bir işgüzel bir rastlantı lacak ) sonunda anlayanı uzmanı verilmiş na, na olmak. adamı göre na * kiş arası ayrı k gözeterek. iler nda calı * herkesin yeteneğ uygun olarak. ine adamı bulmak nı * Bkz. tam adamı bulmak (veya adamı düş nı na mek). adamkökü * Bkz. adamotu. adamlı k *İ nsana yakı ş durum, tutum ve davranı acak ş . * Yabanlı k.

adamlısende kalsı k n * iyilik bilmese de sen yine iyilik et. * bu işnası i l olsa sana yaptı racaklar, bari kendiliğ inden yap da onurunu koru. adamotu adamsı z * Patlı cangillerden, geniş yapraklı , kötü kokulu bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis). * Yardı sı hizmetçisiz. mcız, * Erkeksiz, kocası z.

adamsı k zlı * Adamsıolma durumu. z a'dan z'ye kadar * baş aş ı tan ağ bütünüyle. , Adana kebabı * Kı na bolca acı yması biber katı hazı larak rlanan ş köfte. iş adanma adanmak adap * Adanmak iş i. * Adamak iş konu olmak. ine * Töre. * Yol yordam, yol yöntem.

adap erkân * Yol yöntem.

adaptasyon * Uyarlama. * Bir eseri çevrildiğdilin, konuş i ulduğ toplumun yaş ş inançları uyarlama. u ayına, ı na * Uyma. adapte * Uyarlanmı ş .

adapte etmek * uyarlamak. adapte olmak * uymak. adaptör * Bir âletin çapları birbirinden farklı parçaları birini ötekine geçirebilmek için yararlanı bağ cı olan ndan lan layı. adaş adaşk lı adatepe * Adları olanlardan her biri. aynı * Adaş olma, aynı taş durumu. adı ı ma

* Genellikle tropikal bölgelerde görülen ve çevresindeki alçak alanlar üzerinde dik yamaçlarla bir ada gibi yükselen, aş mdan dolayı ı nı ortaya çı ş kmıtepe. adatma adatmak * Adamak iş yaptı ini rmak. adavet aday * Düş manlı yağ k. k, ı lı * Bir görev, bir iş kendini ileri süren veya baş için kaları tarafı ileri sürülen kimse. ndan * Bir iş yetiş için tirilmekte olan kimse, namzet. * Adatmak iş yaptı ini rmak.

aday adayı * Herhangi bir iş i yapmak, bir görevi yüklenmek için adaylıaş k aması kazanmak amacı baş nı yla vuran kimse. * Milletvekili ve senatör seçimlerinde, partinin adayı olmak için, partisinde yapı ön seçimlere adaylını lan ğ ı koyan kimse. aday göstermek * bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek: Anayasa. aday olmak * herhangi bir iş alı e nmak veya seçilmek için istekli olmak. adayavrusu * İ veya üç çifte kürekli küçük balı teknesi. ki kçı adaylını ğ koymak ı * bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek. adaylı k * Herhangi bir iş görev için kendini ileri sürme veya baş , bir kaları tarafı ileri sürülme, namzetlik. ndan * Bir görevde yetiş tirilme.

adcı

* Adcı öğ lı retisiyle ilgili olan. k * Bu öğ retiye bağ kimse. lı adcı lı k * Kavramları gerçek varlı olduğ kabul eden, kavram gerçekliğ karş olarak, tümel kavramları n klar unu ine ı t n yalnı nesnelerin adları zca olduğ ileri süren görüşisimcilik, nominalizm. unu , addan türeme fiil * Bkz. isimden türeme fiil. addedilme * Addedilmek iş i. addedilmek * Sayı lmak. addetme * Addetmek iş i.

addetmek * Saymak. addolunma * Addolunmak iş i veya durumu. addolunmak * Sayı lmak. adedî adem * Adetçe, sayı ca. * Yokluk, hiçlik, ölüm. * Osmanlı sözlerle birleş "-siz, -lik" anlamı kullanı ca erek nda lı r. * Dinî inançlara göre ilk yaratı insan ve ilk peygamber. lan *İ nsan, insanoğ adam. lu, *İ nsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan.

Âdem

Âdem baba *İ nsanlın babası Âdem. ğ ı , Hz. * Hapishanede çevresindeki mahkûmları haraca bağ layan kimse. * Afyonkeş . Âdem elması * Gı çıntı. rtlak kı sı Âdem evlâdı * Bkz. âdemoğ lu. Âdemci * Âdemcilik yanlı olan kimse. sı

Âdemcilik * XX. yüzyı baş simgeciliğ karşbir tepki olarak Rusya'da ortaya çı bir edebiyat akı . lı ı n nda e ı kan mı ademimerkeziyet * Yerinden yönetim. ademimerkeziyetçi * Yerinden yönetimci.

ademimerkeziyetçilik * Yerinden yönetimcilik. ademiyet âdemiyet * Yokluk. *İ nsanlı k. * Doğ dürüst insana yakır durum, adamlı ru ş ı k.

âdemoğ lu * İ denilen yaratı n hepsi. nsan kları âdemotu * Bkz. adamotu. adenit adese * Lenf düğ ümleri iltihabı . * Mercek. * Kovucuk. * Görüş derecesi, inceliğ i. * Sayı . * Herhangi bir sayı olan (ş tane. da ey), * Bir kimsenin yapmaya alı ş ş olduğ ş alı . mı u ey, ş kı * Topluluk içinde eskiden beri uyulan kural, töre. * Ay baş ı .

adet

âdet

âdet edinmek * bir ş alı k ve huy durumuna getirmek. eyi ş kanlı âdet görmek * (kadı ay başolmak. n) ı âdet olmak * öteden beri yapı olmak. lı r * bir ş gelenek durumuna gelmiş ey olmak. âdet yerini bulsun diye * gerekli görüldüğ için değ yalnıalılmıolduğ için. ü il, z ş ş ı u âdeta * Bayağ basbayağ hemen hemen, sanki. ı , ı , * Bayağyürüyüş ı le. * Sayı mı bakı ndan, sayı ca.

adetçe

adetimürettep * Bkz. tam sayı . adezyon kuvveti * Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arası ndaki çekiş kuvveti. adı (veya ismi) gibi bilmek * çok iyi bilmek.

adı batası (veya adı batası ca) * "yok olasıanlamı bir ilenme. " nda adı batmak * (sevilmeyen bir ş veya kimse için) unutulmak, adı lmaz olmak, artısözü edilmemek. ey anı k adı belirsiz * ünü olmayan, tanı nmayan, kim ve ne olduğ bilinmeyen. u adı okunmamak bile * birine hiç önem verilmemek. adı kmak çı * kötü bir ün kazanmak. * hakkı olmayan bir ün kazanma. adı kmıdokuza, inmez sekize çı ş * birinin bir kere adı ktı sonra onun hakkı çı ktan ndaki yaygıinanç artıkolay kolay düzelemez. n k adı deliye çı kmak * deli olmadı hâlde deli olarak tanı ğ ı nmak. adı duyulmak * tanı nmak, ünlenmek. adı geçmek * anı lmak, söz konusu olmak, ismi geçmek. * adı lmak. yazı adı rı kaldılmak * anı olmak, silinip gitmek. lmaz adı kalmak * bir kimse veya bir ş ortadan çekildikten, öldükten sonra dillerde yalnıadı ey z dolaş mak. adı ş karı mak * (kötü) bir iş birinin ilgisi bulunduğ söylenilmek. le u adı kötüye çı kmak * ünü kötü olarak yayı lmak. adı olmak * gereksiz, yersiz ünü olmak. adı sanı * bir kimsenin kimliğ i. adı üstünde * adı belli olduğ gibi. ndan u adı var * yaş amayan, yalnı hayalde var olan. zca

adı verilmek * ad takı lmak. adı l adı m * Zamir. * Yürümek için yapı ayak atı nıher biri. lan ş n ları

* Bir adı alı yol (bu uzunluk 75 cm sayı mda nan lı r). * Giriş hamle. im, * Bir gösterge ucunun eş olarak ayrı ş lmıyaylardan biri boyunca aldı yol. ğ ı * Ayakta temel duruş bir ayağ türlü yönlerde iki ayak boyu kadar ara ile yer değtirmesi. tan, ı n iş * Teknolojide iki diş arası li ndaki aralı k. adı adı m m * Ağ ağ yavaş ı ı r r, yavaş . adı adı gezmek m m * her yerini dolaş görmek. ı p adı adı izlemek m m * arkası izlemek. ndan * gizlice takip etmek. adı atmak m * yürümek için ayağ öne doğ uzatı basmak. ı nı ru p * bir iş ilk kez giriş e mek. adı atmamak m * gitmemek, uğ ramamak, aramamak. adı baş m ı * Birbirine yakıyerlerde, sısı n k k. adı nı rmamak mı attı * bir yere girmesine engel olmak. adı nı almak mı geri * baş ğbir iş geri dönmek. ladı ı ten adı mlama * Adı mlamak iş i. adı mlamak * Adı ölçmek. mla * Bir yerde ileriye geriye doğ giderek dolaş ru mak. adı nı mları açmak * yürürken hı zlanmak. adı nı mları seyrekleş tirmek * hı yürürken adı nı zlı mları yavaş latmak. adı nı klaşrmak mları sı tı * daha küçük ve çabuk adı atarak hı yurümek, ivmek, acele etmek. mlar zlı adı k mlı * Adı uzunluğ m unda olan. * Bir yerin çok uzak olmadını ğ belirtmek için kullanı ı lı r.

adı msayar * Yürüme sı nda gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğ anlayabilmek amacı ayağ rası unu yla a takı alet, pedometre. lan adı na * o ş veya o kimsenin yerinde olarak, namı onun hesabı eyin na, na.

adı ağ na almamak nı zı * dargı k, kı nlı kı nlıgibi bir sebeple bir kimseden hiç söz etmemek. nlı rgı k, zgı k

adı almak nı * ad takı lmak, ad verilmek. adı anmak (veya anmamak) nı * birinden söz etmek (veya etmemek). adı bağlamak nı ı ş * bir baş ndan adı söylemesini istemek. kası nı adı bozmak nı * andı uymamak, andı aykıdavranmak. na na rı adı kirletmek (veya lekelemek) nı * adın kötüye çı nı kması yol açmak. na adı koymak nı * karşğ veya fiyatı kararlaşrmak. ıı lını nı tı adı taş nı ı mak * birinin adı anı yla lmak, sahip olduğ adısorumluluğ yüklenmiş u n unu olmak. adı vermek nı * birinin adı bildirmek. nı * biri tarafı salıverildiğ söylemek. ndan k ini adı sanı yla yla * bilinen ün ve niteliğ iyle. adî * Sı radan, hiçbir özelliğolmayan. i * Aş ı bayağ alçak. ağ k, lı ı , * Adı uygunluk, beraberlik gerektirmeyen ve grup olarak yapı bir tür yürüyüş mda lan .

adî adı m

adî defter * Bir iş letmenin veya ticarethanenin yaptı iş ğ lemlerinin muhasebe kayı nı geçirildiğticarî defter. ı tların i adî kesir * Bayağkesir. ı adî suçlu adil * Basit suçları leyen kimse. iş * Adaletle iş gören, adaletten, haktan ayrı lmayan, hakkı yerine getiren, adaletli. * Hakka uygun, haklı . * Adalete uygun olarak, hakça. * Adîleş durumu. mek

adilâne adîleş me

adîleş mek * Adî bir duruma girmek, bayağ mak. ı laş adîleş tirme * Adîleş tirmek iş i. adîleş tirmek * Adîleş mesine yol açmak.

adîlik adisyon

* Bayağ k, düş ı lı üklük, aş ı ağ k. lı * (lokanta, otel gibi yerlerde) Hesap.

adlandılma rı * Adlandılmak iş rı i. adlandılmak rı * Ad vermek işyapı i lmak. adlandı rma * Adlandı iş rmak i. adlandı rmak * Bir kimseyi veya bir ş kullanarak belli etmek, ad vermek, ad koymak, tesmiye etmek. eyi * Ad koyma, ad vermeyi sağ lamak, tesmiye etmek. adlanma * Adlanmak iş i.

adlanmak * Kendisine ad verilmek. * Kötü ün kazanmak. adlaş ma adlaş mak * Ad durumuna gelmek. adlaşrma tı * Adlaşrmak iş tı i. adlaşrmak tı * Ad durumuna getirmek. adlı * Adı olan. * Ünlü. * Adlaş durumu. mak

adlı yla adı * herkesin bilip tanığbiçimde. dı ı adlı sanlı * Ünlü. adlî * Adaletle ilgili.

adlî makam * Adalet iş lerinin görüldüğ ve sonuca bağ ğkamuya ait yönetim yeri. ü landı ı adlî merci * Adaletle ilgili sorunlarıçözümü için baş n vurulan resmî daireler. adlî polis * Adliye içerisinde güvenliğsağ p adlî iş yardı olan kolluk gücü. i layı lere mcı adlî sicil

* Bir kimsenin mahkûmiyetinin olup olmadını anlaş ğ n ı ı lması konulmuş için olan kayı t yöntemi. adlî tabip * Adlî tı görevli doktor. pta adlî tatil * Her yı Temmuz ile 5 Eylül tarihleri arası kanunda yazıdurumlarıdında, hiçbir adlî iş l 20 nda, lı n ş ı lemin yapı ğsüre. lmadı ı adlî tı p adlî yı l * Tı n adalete yardı eden kolu; adaletin bu iş uğ an kuruluş bbı m le raş u. * Mahkemelerin bir yı l içindeki çalı süresi. ş ma

adlî zabı ta * Bir suç sonrası ğve suç delillerini adlî yetkililere sunan kolluk kuvveti. sanı ı adliye * Hukuk ve adalet iş lerini gören devlet kuruluş . ları * Hukuk ve âdalet iş lerinin görüldüğ resmî yapı ü . adliye encümeni * Adalet komisyonu. adliye mahkemesi * Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idarî mahkemeler dında kalan ve denetim mahkemesi ş ı olan Yargı ile hüküm mahkemeleri. tay adliye nezareti * Osmanlımparatorluğ İ unda adliye teş nıbağ olduğ en üst makam. kilâtın lı u adliye teş kilâtı * Yargı organları bu organlarıbirbirleriyle olan iliş ve n kilerini, derecelerini, görev ve yetkilerini düzenleyen ve yürüten mekanizmanıbütünü. n adliye vekâleti * Adalet bakanlı. ğ ı adliyeci adrenalin * Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi; hekimlikte damarları daraltma, bronş açma, kanamaları ları kesme gibi amaçlarla kullanı lı r. adres * Bir kimsenin arandında bulunabileceğyer, oturduğ yer. ğ ı i u * Gönderilen ş üzerine, alınıadı ve bulunduğ yeri bildirmek için yazı yazı eyin cın nı u lan . adres bı rakmak (göstermek veya vermek) * arandında bulunabileceğ oturduğ yeri bildirmek. ğ ı i, u adres defteri * Kiş ilerin kendilerine lâzı olan adresleri topladı defter. m kları adres kartı * Adres defteri. adres kitabı * Genellikle belli bir iş veya meslekte olanları iş ev adreslerini toplu olarak gösteren kitap. n ve * Adliye kuruluş meslek görevlisi. unda

adres makinesi * Posta gönderilerinin üzerine kâğ plâstik veya madenden, adres basan alet. ı t, adres rehberi * Adres defteri. adsı z * Adı olmayan, isimsiz. * Türklerde, ailesinden ayrı ğiçin artıonun adı taş ldı ı k nı ı onun adı anı hakkı yitirmiş mak, ile lmak nı olan ve ancak bir yararlıgösterince ad kazanabilen delikanlı k . adsıparmak z * Orta parmak ve serçe parmak arası ndaki parmak, yüzük parmağ ı . aerobik * Hı müzik temposu eş inde yapı vücudun çevikliğ ve hareketliliğ dayanan bir tür jimnastik. zlı liğ lan, ine ine aerobik solunum * Hücrede yalnımoleküler oksijenin kullanı ğbir solunum ş z ldı ı ekli. aerodinamik * Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanıyarattı etkiyi inceleyen bilim. n ğ ı * Aerodinamik bilim alanı ilgili. yla * Fizik biliminin gazlarıhareketini inceleyen dalı n . af * Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı ı bağlama. ş * Mazur görme veya görülme. * (görevden) çı lma. karı

af buyurun! * "affedersiniz" veya "affızı ederim" anlamı bir söz. nı rica nda af çı lmak karı * bir suçun bağlanması Türkiye Büyük Millet Meclisinden kanun çı ı ş için karmak. af dilemek * bağlanması istemek. ı ş nı af kapsamı alı na nmak * af kanununa girmek. afacan * Zeki ve yaramaz (çocuk). afacanlaş ma * Afacanlaş iş mak i. afacanlaş mak * Yaramazlaş yaramaz, ele avuca sı mak, ğ duruma gelmek. maz afacanlı k * Afacan olma durumu, yaramazlı k. afak * Ufuklar, dört bir taraf. afakan afakî * Bkz. hafakan. * Belli bir konu üzerine olmayan (konuş dereden tepeden. ma),

* Nesnel, objektif. afakîlik * Bkz. objektiflik. afal afal afallama * Ş kıbir biçimde. aş n * Afallamak iş i.

afallamak * Ş kı ktan sersemleş aş nlı mek. afallaş ma * Afallaş iş mak i. afallaş mak * Ş kı k içinde kalmak, ş ıp bir ş yapamaz olmak. aş nlı aş rı ey afallaşrma tı * Afallaşrmak iş tı i. afallaşrmak tı * Ş kı k içinde bı aş nlı rakmak, birini ş ıp bir ş yapamaz duruma sokmak. aş rı ey afallatma * Afallatmak iş i. afallatmak * Ş kı ğ düş aş nlı a ürerek sersemleş tirmek. afat afazi aferin * Okş alkı ama, ş lama, beğ enme gibi duyguları belirtmek için söylenir, bravo. * Eskiden öğ rencilere verilen beğ enme ve takdir kâğ . ı dı aferin almak * değ görülüp beğ erli enilmek. aferist afet * Vurguncu, dalavereci, çı nı karı bilen, çı . karcı * Doğ n sebep olduğ yım. anı u kı * Kı ran. * Çok kötü. * Güzelliğile insanıaşna çeviren, aklı baş i ş kı nı ı alan kadı ndan n. * Hastalı n dokularda yaptı bozukluk. kları ğ ı * Afete uğ şafet görmüş ramı , . * Afetler, belâlar, kı ranlar. * Bkz. söz yitimi.

afetzede

affa uğ ramak * bağlanmak, affedilmek. ı ş affedersin veya affedersiniz

* özür dilemek için söylenir. * karşçı ı kmak için söylenir. affedilme * Bağlanma. ı ş affedilmek * Bağlanmak. ı ş affetme affetmek * Bağlama. ı ş * Bağlamak. ı ş * Hoş ile karş görü ı lamak, mazur görmek. * Görev veya iş çı ten karmak.

affetmemek * bağlamamak, hoş ı ş görmemek. affetmiş sin * "hiç de öyle değ yanı il", lı yorsun" anlamı kullanı nda lı r. affettirme * Affettirmek iş i. affettirmek * Bağlanması sağ ı ş nı lamak. affettuoso * Bir parçanıyumuş ve duygulu bir biçimde çalı ı anlatı n ak nacağ nı r. affeyleme * Affeylemek iş i. affeylemek * Affetmek. affı dilemek (veya istemek) nı * bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğ nezaketle bildirmek. ini affıza sınarak nı ğ ı * "bağlayacağ za güvenerek" anlamı bir nezaket sözü. ı ş ı nı nda affolunma * Affolunmak iş i. affolunmak * Bağlanmak, affedilmek. ı ş Afgan * Afganistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ndan n * Afganistan'a ve Afganistan halkı özgü olan. na Afganlı * Afgan. afi * Gösteriş m, caka. , çalı

afi kesmek (satmak veya yapmak) * birine karşgösteriş ı yapmak, kabadayı etmek. lı k

afif afife afili afis

*İ ffetli. * Namuslu, iffetli, saygı er (kadı değ n). * Gösteriş çalı . li, mlı * Gümüş ğ n küçüğ balını ı ü.

afiş

* Bir ş duyurmak, tanı için hazı eyi tmak rlanan, çoğ resimli duvar ilânı u .

afiş asmak * duvarlara ilân yapı rmak. ş tı afiş yutmak * yalana dolana kanmak. afiş çi * Afiş yapan sanatçı . afiş çilik afiş e * Afiş yapma sanatı . * Açı çı şduyulmuş ğ kmı a , .

afiş etmek e * açı vurmak, belirtmek, duyurmak, dile düş ğ a ürmek, reklâm etmek. afiş olmak e * (bir kimse) bilinmeyen bir yönüyle tanı nmak. afiş leme * Afiş asma iş afiş i, lemek iş i.

afiş lemek * Afiş p duyurmak. ası * Nitelemek, göstermek. afiş kalmak te * (oyun için) ilgi görerek günlerce oynanmak. afiyet * Hasta olmama durumu, sağk, esenlik. lı

afiyet bulmak * iyileş sağğ kazanmak. mek, lını ı afiyet olsun * bir ş yiyip içenlere "yarası anlamı söylenen iyi dilek sözü. ey n" nda afiyet ş olsun eker * "yarası ağ tadı yensin'" anlamı söylenir. n, ı yla z nda afiyet üzere olmak * sağklı lı , rahat yaş amak.

afiyetle afoni aforizm

* ağ tadı keyifle. ı yla, z * Bkz. Ses yitimi. * Özlü söz, özdeyiş .

aforoz

* Hristiyanlı kilise tarafı verilen "cemaatten kovma" cezası kta ndan .

aforoz etmek * kilise birliğ inden çı karmak. * darı biriyle konuş lı p mamak, yakı olmaktan çı nı karmak, ilgiyi kesip uzaklaşrmak, adı duymak bile tı nı istememek. aforozlama * Aforozlamak iş i. aforozlamak * Aforoz etmek, kovmak. aforozlu afra tafra * Çalı m. * Çalı . mlı afralı tafralı * Çalı . mlı Afrika çekirgesi * Değ ik boyda ve renkte genellikle kuzey Afrika'da ekilmemiş iş arazilerde rastlanan zararsıbir çekirge z (Locusta migratona). Afrika domuzu * Çift parmaklı lardan, kalıderili, Afrika'da yaş ve yaban domuzuna benzer bir hayvan (Phacochoerus n ayan aethiopicus). Afrika menekş esi * İ çeneklilerden, tüylü yapraklı ki , mor, pembe, beyaz renkli çiçekleri olan, evlerde saksı yetiş da tirilen çok yık bir süs bitkisi (Saintpaulia ionantha). llı Afrikalı * Afrika kökenli olan kimse. * Afrikalı oyuncu. Afrikalı lı k * Afrikalı olma. afsun afsuncu * Büyü, füsun. * Büyücü, üfürükçü. * Aforoz edilmişkovulmuşuzaklaşrı ş , , tılmı .

afsunculuk * Afsuncunun yaptı iş ğ . ı afsunlama

* Afsunlamak iş i. afsunlamak * Büyülemek. afsunlanma * Afsunlanmak iş i. afsunlanmak * Büyülenmek. afsunlu Afş ar * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz aft aftos * Pamukçuk. * Oynaş , metres. * Büyülü, sihirli, füsunkâr.

afur tafur * Çalı m. afur tafura gelmemek * çalı satmadan hoş m lanmamak; böyle bir davranı karştepki göstermek. ş a ı afyon * Olgunlaş mamıhaş kapsüllerine yapı çizintilerden sı sonradan katı an süt; içinde morfin ve ş haş lan zan, laş kodein gibi çok uyuş turucu maddeler bulunan, güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte kullanı değ bir ilâç. lan erli afyon çekmek * keyif için afyon yutmak. afyon ruhu * Yatı rı olarak kullanı afyon tentürü. ş cı tı lan afyonkeş * Keyif için afyon yutan veya çeken (kimse), afyon tiryakisi. afyonkeş lik * Afyon çekmeye düş künlük. afyonlama * Afyonlamak iş i. afyonlamak * Afyon vererek uyuş turmak, uyutmak. * Telkin yoluyla doğ düş ru ünmeyi önleyerek zararlı yola sürüklemek. bir afyonlanma * Afyonlanmak iş i. afyonlanmak * Afyonlamak işyapı i lmak. afyonlu *İ çinde afyon bulunan. * Afyon yutmuş . * Dalgı uyuş , uyuş (kimse). n, muş uk

afyonu baş vurmak ı na * aş davranı ı rı ş larda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptını ğ bilememek. ı afyonunu patlatmak * kendi keyfine dalmıolan birini öfkelendirmek. ş Ag aga * Ağ a. agâh * Bilir, bilgili, haberli, uyanı k. * Gümüş kı 'ün saltması .

agâh olmak * bilgi edinmiş olmak. agami aganta emir. agaragar * Deniz yosunları çı lan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanı bir tür ndan karı lan jelâtin, jeloz. agel * Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağ kları ladı , yünden örülmüş n çember bağ kalı . agitato * Bir parçanıcanlı coş çalı ı anlatı n ve kulu nacağ nı r. * Yı veya lâçka edilmekte olan bir halatı ve zincirin kı bir süre elde tutulup bı lmaması verilen sa n sa rakı için * Güney Amerika'da yaş ayan, mavi ve yeş metalik yansı bir kuş il malı .

aglütinasyon * Kümeleş im. aglütinin agnosi * Tanızlı sı k. agnostik * Bilinemezci. * Bilinemezcilikle ilgili. * Serumda meydana gelen antikor.

agnostisizm * Bilinemezcilik. agnozi * Duyularda herhangi bir bozukluk olmaması rağ sı sisteminin belirli bir yerindeki doku na men nav bozukluğ undan ileri gelen algı kaybı yokluğ veya u. Agop'un kazı bakmak gibi * aptal aptal bakmak. agora * Yunan klâsik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret iş lerini konuş için halkıtoplandı alan, mak n ğ ı halk meydanı .

agorafobi * Bkz. alan korkusu. agraf agrafi * Kanca, kopça. * Bkz. yazma yitimi.

agrandisman * Büyültme. agrandisör * (fotoğ lı Büyülteç. rafçı kta) agreje agreman agu * Süt çocukların neş nı elendikleri zaman çı kları kardı ses. agu bebek * Büyüdüğ hâlde bebekliğ özenen çocuklara alay yollu söylenir. ü e agucuk * Süt çocuğ u. * Süt çocuğ sevmek için söylenir. unu * Agulamak iş i. * Yeni doğ bebeklerin çı ğses. muş kardı ı * (yabancı ülkelerde) Doçent olmak için sı vermiş nav kimse, doçent. * Bir elçinin bir ülkeye atanması önce o ülkeden istenen uygun görme yazı. ndan sı

agulama

agulamak * (bebek) Agu agu diye ses çı karmak. aguş ağ * İ sicim, tel gibi ince ş plik, eylerden kafes biçiminde yapı ş lmıörgü. * Örümcek gibi birtakı hayvanlarısalgı yla oluş m n ları turdukları örgü. * Ülke yüzeyine yaygı tılmıörgü, ş nlaşrı ş ebeke. * Tuzak. * Oyun alanı ortadan ikiye bölen iple yapı ş nı lmıörgü. * Çaprazlama örgü ile yapı ve kale direkleri arkası gerilen örgü, file. lan na ağ * Donun veya pantolonun apıarası gelen yeri, apık. ş na ş lı ağ atmak (veya bı rakmak) * balıavlamak için denize ağ k salmak. ağ benek * Açı koyulu kahverengi ağ klı görünüş ünde olan, arpa yaprakları yerleş oldukça önemli zararlara yol na erek açan asklı mantar. * Bu mantarı ortaya çı ğekin hastalı. n kardı ı ğ ı ağ çekmek * Kucak.

* yakalanan balı toplamak için ağsudan çı kları ı karmak. ağ nesi iğ * Ağ örülmesinde kullanı iğ ı n lan biçiminde tahtadan veya plâstikten yapı ş lmıalet. ağ i ipliğ * Keten, kenevir, naylon gibi maddelerden ağ mı kullanı iplik. yapı nda lan

ağ ğ kayı ı * Balıağ nı ı kayı k ları taş yan k. ağ kepçe ağ kurdu * En çok elma ve erik gibi yemiş açları zarar veren bir kurt. ağ na ağ unu kurş * Balıağ nı k ları suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeğbiçiminde delikli kurş madde. i un ağ mantarlar * İ ve hayvanlarda hastalı yol açan ve birçok türü içine alan ilkel bitkiler topluluğ nsan ğ a u. ağ tabaka ağ tonos * Gotik mimaride kullanı ş biçiminde parçalı lmı ağ , tonos. ağ torba * 25 cm geniş inde ve 50 cm uzunluğ liğ unda ağ yapı ş rmı yosunlarısuya dalı dan lmıkı zı n narak avlamada kullanı bir ip ve kayı makara yardı ile suyun yüzeyine çıp inebilen bir torba. lan, ktaki mı kı ağ yatak ağ a * Hamak. * Kık kesimde geniş rlı toprakları olan, sözü geçen, varlı kimse. klı * Halk arası sayı ve sözü geçen erkeklere verilen san. nda lan * Büyük kardeşağ , abey. * Okur yazar olmayan yaşca kiş lı ilerin adları birlikte kullanı san. yla lan * Osmanlımparatorluğ İ unda bazı kuruluş n baş bulunanlara verilen resmî san. ları ı nda * Göz yuvarların iç yüzeyinde görme sinirinin yayı nı lması beliren, ığ duyarlı ı bölüm, retina. ile şa ı , ağ msı * Balı lı kullanı ağ örülerek yapı uzun saplı kçı kta lan, dan lan sepet.

ağ borç eder, uş harç a ak * ağ para sıntıiçinde olup borç etse de, uş hâlden anlamaz ve bol harcamayı a kı sı ak, sürdürür. ağ kapı a sı * Yeniçeri ağ nıdairesi. asın ağ yamağ a ı * Yeniçeri ağ na bağ emir çavuş ası lı u. ağ ababa * Dede, ata. * Sanı a" olan babaya çocuğ "ağ unun sesleniş i. * Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). * Bir kimsenin kendinden yaş büyük olan erkek kardeş ça i. * Kardeş olmayanlar arası da genellikle yaş büyük olanlara bir saygı nda ça sesleniş i olarak kullanı lı r.

ağ abey

ağ abeylik

* Ağ abey olma durumu. ağ abeylik etmek (veya yapmak) * Birini ağ abey gibi korumak, gözetmek. ağ çı keçinin dala bakan oğ ı aca kan lağolur * çocuklar ana ve babaları öğ ndan rendiklerini yapmaya özenirler. ağ çı pabucu yerde kalmaz aca ksa * davranı na engel olacak hiçbir takı sı ş ları ntı yok. ağ dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür aca * insan yapacağiş baş na değ kendine güvenmelidir. ı te kaları il, ağ kurt, insanı yer acı dert * kurt ağ nası acı l içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir. ağ aç * Gövdesi odun veya kereste olmaya elveriş bulunan ve uzun yı yaş li llar ayabilen bitki. * Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dalları yapı ndan lan. * Direk.

ağ arı aç sı * Düzgün kanatlı , kuyruğ unda yumurtlama hortumu olan, 3-4 cm boyunda ağ zararlı. aç sı ağ balı aç * Erik, kayı gibi ağ sı açlardan sı zamk. zan ağ biti aç * Yarı kanatlı m lardan, bitkiler üzerinde yaş ayan, sı cı böcek türü (Psylla). çrayı bir

ağ çileğ aç i * Ahududu. ağ ebegümeci aç * Ebegümecigillerden, boyu yüksek bir ot (Fr. lavatere). ağ kaplama aç * Konut duvarları yalı ve güzelleş nı tma tirme amacı ağ veya ağ ürünlerinden yararlanı yapı yla aç aç larak lan kaplama. ağ kavunu aç * Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetiş taç yaprakları en, mavimsi pembe, küçük bir ağ (Citrus aç medica). * Bu ağ n iri bir limon görünüş acı ündeki buruş kabuklu yemiş uk i. ağ kurbağ aç ası * Kurbağ agillerden, boyu 3-5 cm olan, sı yaprak yeş ağ rtı ili, açlara tı rmanan bir kurbağ türü (Hyla arborea). a ağ kurdu aç * Ağ açları kemirerek beslenen birtakı sinek kurtçukları verilen ad. m na ağ küpesi aç * Hatmi. ağ mantarı aç * Ağ biten bazitli mantarlara verilen ad. açta ağ minesi aç * Mine çiçeğ igillerden, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiş tirilen, kı zı rmı, mor çiçekli bir ağ k (Lantana). aççı ağ mobilya aç

* Oturma, yemek yeme, çalı yatma vb. iş yapı nda kolaylıve rahatlısağ ş ma, lerin lması k k layan, parçaların nı büyük çoğ unluğ masif, lifli, yangalı tabakalı aç malzemeden yapı taş u ve ağ lan, ı nabilir veya sabit olarak kullanı eş lan ya. ağ nemi aç * Ağ bulunan su miktarın, aynı acımutlak kuru ağ ğ oranı açta nı ağ n ı ı rlına . ağ olmak aç * bir yerde ve ayakta çok beklemek. ağ oyma aç * Oyma baskı sanatları düz bir baskı ndan tekniğ i. ağ sakı aç zı * Reçine. ağ sansarı aç * Sansargillerden, sı koyu esmer, karnı rtı daha açı iyi tı k, rmanan, postu değ bir memeli türü (Martes erli martes). ağ yaş eğ aç iken ilir * çocuklar küçük yaş kolay eğ büyük insan kolay kolay eğ ta itilir, itilemez. ağ k aççı * Taflan gibi, dalları dibinden baş layarak çatallanan küçük ağ aç. ağ lı aççı k * Ağ yetiş aç tirme iş i.

ağ açdelen * Yuva yapmak için ağ açları oyan böcek. ağ açkakan * Serçegillerden, ağ kurtları geçinen bir kuş aç ile (Picus). ağ açkesen * Zar kanatlı lardan, kurtçukları çok gül fidanları en üzerinde yaş ayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma). ağ açlama * Ağ açlamak iş i. ağ açlamak * Ağ açlandı rmak. ağ açlandı rı lma * Ağ açlandılmak iş rı i. ağ açlandı rı lmak * Ağ duruma getirilmek. açlı ağ açlandı rma * Ağ açlandı rmak iş i. ağ açlandı rmak * Bir yeri ağ duruma getirmek. açlı ağ açlanma * Ağ açlanmak iş i. ağ açlanmak * Ağ duruma gelmek. açlı

ağ ma açlaş * Ağ mak durumu. açlaş * Bitki ş ekilleri gösteren ve akiklerde olduğ gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan u tabiî desen. ağ mak açlaş * Ağ durumuna gelmek. aç ağ açlı ağ k açlı * Ağ olan. acı * Ağ öbeğ aç i. * Ağ bol olan (yer). acı

ağ klı açlı * Ağ açları olan (yer). bol ağ açsı * Ağ benzeyen, ağ andı aca acı ran. ağ z açsı * Ağ olmayan. acı

ağ alanma * Ağ alanmak iş i. ağ alanmak * Ağ tavrı narak çalı yapmak. a takı m ağ k alı * Ağ olma durumu. a * Kibar ve cömertçe davranı ş . -ağ / -eğ an en * Fiilden sı ve isim yapma eki: yat-ağ gez-eğ ol-ağ dur-ağ piş en vb. fat an, en, an, an, -eğ ağ n alnı anı terlemezse ı n burnu kanamaz rgadı * iş veren iş ile birlikte çalı çisi ş mazsa iş iş var gücüyle sarı çi e lmaz. ağ n eli tutulmaz anı * cömertliğ elinin açı ğ tartılmaz. i, klı, ı ş ı ağ k arı ağ arma * Ağ armak iş i. * Tan atma, ş sökme. afak ağ armak * Ak olmak, ak duruma gelmek, beyazlanmak, solmak. * Aydı nlanmak. ağ artı * Uzaktan ancak seçilebilen, belli belirsiz bir aklı k. * Süt, yoğ peynir, ayran gibi yiyecek ve içecekler. urt, ağ lma artı * Ağ lmak iş artı i. ağ lmak artı * Aklaş ş mırengi solmuş , .

* Temizlenmek, beyazlatı lmak. ağ artma * Ağ artmak iş i. * Kuyumculukta gümüş temizleme iş ü i. ağ artmak * Ak duruma getirmek, beyazlatmak. ağ beneklilik * Arpa bitkisinde görülen mantar hastalı (Pyrenophora). ğ ı ağ cı ağ k cı ağ lı cı k * Ağ balıtutma. ile k ağ da * Kaynatı çok koyu ve yapı bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu ş eriyiğ larak ş kan eker i. * Ağ balıtutarak geçinen kimse. ile k * Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kı n.

ağ yapmak da * vücuttaki fazla tüyleri ağ ile almak, temizlemek. da ağ dacı *Ş eker, tatlı helva yapı nda ağ hazı ve mı da rlayan iş çi. * Ağ ile vücuttaki fazla tüyleri veya kı temizlemeyi meslek edinmiş da lları kimse.

ağ dalanma * Ağ dalanmak iş i. ağ dalanmak * Ağ durumuna gelmek, ağ maya baş da dalaş lamak. * Ağ bulaş da mak. ağ ma dalaş * Ağ mak durumu. dalaş ağ mak dalaş * Ağ durumuna gelmek, ağ da dalanmak. * (sohbet) Tam tadı varı durum almak, koyulaş na lı r mak. ağ tı dalaşrma * Ağ tı iş dalaşrmak i. ağ tı dalaşrmak * Ağ durumuna getirmek. da ağ dalı * Ağ dalanmı ş . * (deyiş için) Bilinmeyen kelimelerle, anlaş ı güç, dolambaçlı lması cümlelerden oluş an. * Karmaş ı k. * Pekmez yapmaktan baş iş yaramayan üzüm. ka e * Ağ rmak iş dı i.

ağ k dalı ağ rma dı

ağ rmak dı

* Ağ na sebep olmak. ması * Aş ı ağinmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ı ağ gelmek. r

ağ ı

* Organizmaya girince kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarı göre canlı öldürebilen na yı madde, zehir. ağağ ı acı * Zakkum. ağçiçeğ ı i * Zakkum. ağgibi ı * acı veren, çok etkileyen. * çok sert, keskin. ağotu ı * Baldı ran. ağ ı l * Koyun ve keçi sürülerinin gecelediğ çit veya duvarla çevrili yer. i, * Bazı ldı n, özellikle ayıçevresinde görülen geniş aydı k teker, ayla, hale. yı zları n ve nlı * Bazı görüntülerdeki çok ıklı ş cisimleri çevreleyen ıklı ı ş teker. ı * Ağverme, zehirleme. ı ağ ı lamak * Ağvermek, zehirlemek. ı * (bir ş Ağkatmak. eye), ı

ağ ı lama

ağ ı rma landı * Ağ ı rmak iş landı i. ağ ı rmak landı * Ağ duruma getirmek. ı lı ağ ı lanma * Ağ ı lanmak iş i.

ağ ı lanmak * Bilmeden veya farkı olmadan zehirli bir ş yemek veya içmekle zehirlenmek. nda ey ağ ma ı laş * Ağ mak durumu. ı laş

ağ mak ı laş * Ağ duruma gelmek. ı lı ağ oğ doğ ovada otu biter ı lda lak sa * Tanrı yarattınırı nı her ğ n zkı verir. ı ağ ı lı *İ çinde ağbulunan, zehirli. ı ağ böcek ı lı * Kıkanatlı n lardan, baş böcekleri yemesi bakı ndan yararlı böcek. (Carabus). ka mı bir ağ ı llanma * Ağ ı llanmak durumu.

ağ ı llanmak * Toplanı bir arada durmak. p * Çevresinde ağ denen hale oluş ı l mak, halelenmek. ağ ı m ağ ı mlı * Ayağ üstündeki tümsek yer. ı n * Üstü aş tümsek olan (ayak). ı rı

ağ düş ı na ürmek * tuzağ düş ı na ürmek. ağ ı nma * Ağ ı nmak iş i. ağ ı nmak ağ ı r * (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p * Tartı çok çeken, hafif karş . da ı tı * Davranı yavaş ş ları olan. * Değ çok olan, gösteriş eri li. * Çapı , boyutları büyük. * Çetin, güç. * Tehlikeli, korkulu, vahim. * Sınt ı kı veren, bunaltı. cı * Dokunaklı , insanıgücüne giden, kıcı n rı. * Yavaş . * Ağ lı ı , ciddî. rbaş * (koku için) Keskin, boğ ucu. * (yiyecek için) Sindirimi güç. * Yoğ un. * (uyku için) Uyanı lması derin. güç, * Kık, alçak. sı * Güç iş sağ iten, ı r. * Ağ siklet. ı r * Acele etmeden. * Fazlası yla.

ağ ağ ı ı r r

ağ aksak yürümek (veya gitmek) ı r * pek yavaş olarak. ağ almak ı r * bir iş yavaş te davranmak. ağ araç ı r ağ ayak ı r * Ağ vası ı ta. r * Doğ urması n (gebe kadı yakı n).

ağ basmak ı r * ağ ğfazla gelmek. ı ı rlı * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te ağ basmak ı r * gücü, etkisi veya özelliğdaha üstün ve belirgin olmak. i * bir iş gücü ve etkisi üstün gelmek. te

ağ basmak ı r * bir kimse kâbusa uğ ramak. ağ canlı ı r * Çok yavaş yapan, çevik olmayan. iş * Varlı sıntı ğ kı veren sevimsiz. ı * Tembel. * Gebe (kadı n). ağ canlı ı r lı k * Hareketlerin yavaş olması mbık, tembelce davranıbiçimi. , hı llı ş ağ ceza ı r * Ağ hapis ve beş ldan yukarı hapis cezaları ı r yı olan .

ağ çekmek ı r * tartı ağ gelmek. da ı r ağ durmak ı r * ciddî, ağ lı ı , oturaklı ukkanlı rbaş , soğ hareket etmek. ağ elli ı r * Bkz. eli ağ ı r. ağ ellilik ı r * Eli ağ olma durumu. ı r ağ ezgi ı r * Çok ağ yavaş ı r, yavaşahenkli. ,

ağ gelmek ı r * gücüne gitmek, onuruna dokunmak. * yapı güç gelmek. lması ağ hapis cezası ı r * 2-24 yı l veya ömür boyu hapis cezası . ağ hastalı ı r k * Ölümle sona erebilecek gibi olan hastalı k. ağ hidrojen ı r * Döteryum. ağ iş ı r * Büyük tehlikeler yaratan ve fazla güç isteyen her türlü iş .

ağ iş ı itmek (veya duymak) r * kulakları iş iyi itmemek, kulakları iş az itmek. ağ kaçmak ı r * gücendirici olmak. ağ kayba uğ ı r ramak * maddî ve manevî büyük zarar görmek. ağ kayı ı p r * (savaş , deprem, sel gibi doğ afetlerde) Büyük kayı al p. * Maddî zarar. ağ küre ı r * Yer yuvarlağ n, yoğ ı nı unluğ ve katı ı olan bölümü, barisfer. u lı çok ğ

ağ ol! ı r

* ciddî, ağ lı ukkanlı rlı ı , soğ rbaş , sabı ol!. * acele etme, yavaş ol!.

ağ oturmak ı r * uslu durmak. ağ para cezası ı r * Bazı suçlara göre takdir edilen para cezası . ağ sanayi ı r * Üretim araçları yapan sanayi. ağ satmak ı r * nazlanmak, gönülsüz davranmak. ağ sı ı klet r * Bazı dalları yarı larıağ ğile sırlandılan kategori, baş ık. spor nda ş macı n ı ı nı rı rlı ağ rlı ağ söylemek ı r * acı , dokunaklı , sözler söylemek. ağ söz ı r ağ su ı r * Bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaş cıolarak kullanı içinde hidrojen atomları latısı lan, yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluş su (DO). an ağ top ı r * Güçlü, ünlü, tanı ş nmıkimse. ağ uyku ı r * Uyanı lması derin uyku. güç, * Kiş onuruna dokunan, dayanı inin lması söz. güç

ağ vası ı ta r * Motoru, ağ yük veya birden fazla römork taş ı r ı amacı güçlendirilmiş mak yla kamyon ve benzeri araç. ağ vası ehliyeti ı ta r * Ağ vası sürücülerine verilen kullanma belgesi. ı ta r ağ yağ ı r * Kalı yağ n . ağ lı ı rbaş * Davranı ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddî. ş ları ağ lı ı lı rbaş k * Ağ lı ı rbaş olma durumu, vakar, ciddiyet. ağ ı rca ağ ı rdan * Ağ olarak. ı r ağ ı almak rdan * bir işgereken süre içinde bitirmemek. i * bir işgönülsüz, isteksiz yapmak, geciktirmek. i ağ ı rkanlı * Oldukça ağ ı r.

* Hippokrates'in ortaya attı ağ canlı soğ ğ ı ı r lı k, ukluk, kolayca duygulanmayıgibi nitelikleri kendinde toplayan ş kiş tipi. ilik * Bkz. ağ canlı ı r . ağ ı lı rkanlı k * Ağ ı rkanlı olma durumu. ağ ı rlama * Ağ ı rlamak iş ikram, izaz. i, * Gelin veya güvey karş rken çalı kı bir hava. ı lanı nan vrak

ağ ı rlamak * Konuğ saygı a göstererek onun her türlü rahatı, ihtiyacı sağ nı nı lamak, ikram etmek, izaz etmek. ağ ı rlanma * Ağ ı rlanmak iş i. ağ ı rlanmak * Ağ ı rlamak iş konu olmak. ine ağ ma ı rlaş * Ağ mak durumu. ı rlaş

ağ mak ı rlaş * (hava) Sıcı bunaltı bir durum almak, bozulmak. kı ve cı * (hasta için) Tehlikeli duruma gelmek, fenalaş mak. * Yavaş lamak. * (gebe kadıiçin) Doğ n urması yaklaş mak. * Ağ lı ı rbaş olmak. * (yiyecek) Bozulmaya yüz tutmak. * Güçleş zorlaş mek, mak. * (organ için) Görevini yapamaz duruma gelmek. ağ tı ı rma rlaş * Ağ tı iş ı rmak i. rlaş ağ tı ı rmak rlaş * Bir ş ağ ması yol açmak. eyin ı rlaş na ağ ı rlatma * Ağ ı rlatmak iş i.

ağ ı rlatmak * Ağ ı rlamak iş yaptı ini rmak. ağ ğ altıdeğ ı ı rlınca n mek * çok değ olmak. erli ağ ğ (ortaya) koymak ı ı rlını * kimliğ ve kiş ini kabul ettirmek. ini iliğ ağ k ı rlı * Ağ olma durumu. ı r * Değ olma durumu. erli * Ağ lı ı lı rbaş k. * Tehlikeli olma durumu. * Sınt ı bunaltı durum. kı lı , cı * Orduda bir birliğ cephane, yiyecek ve eş yükleri. in ya * Çeyizini düzmek için güveyin geline verdiğpara, kalı i n. * Uyuş ukluk ve gevş durumu. eklik * Uykuda iken gelen ve insana boğ gibi bir duygu veren durum. ulur * Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluş turduğ bileş u ke.

* Takı . * Yük, külfet. * Sorumluluk. * Etki, yetki, baskı , güçlük. * Dikkati ve önemi bir ş üzerinde yoğ tı ey unlaşrmak. * Terazilerde tartma işyapı i lı bir kefeye konulan nesne. rken * Değ erlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağ n üzerinde ve belli oranda, fazladan bir değ anı er tanı nması . ağ k basmak (veya çökmek) ı rlı * gevş ve uyku gelmek. eklik * (uykuda) sıntıduruma girmek. kı lı * Ağ bir hava kaplamak, sessizlik oluş ı r mak. ağ k merkezi ı rlı * Bir cismin bütün noktaları ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluş tek kuvvet na ayrı muş durumundaki bileş kenin uygulama noktası . * Bir iş en önemli bölümü. in ağ k olmak ı rlı * birine yük olmak, kendi masrafı baş na çektirmek, sıntı nı kası kı vermek. ağ klı ı rlı (değ er). ağ ı rsama * Ağ ı rsamak hareketi. ağ ı rsamak * Birine karşsoğ davranarak sıntı ı uk kı verdiğ anlatmak. ini * Bir işyavaş i yapmak, önemsememek, ilgilenmemek. * Bir işağ bulmak, yük saymak, yüksünmek. i ı r ağ ak ı rş * Yün, iplik eğ irilen iğağ tı için alt ucuna geçirilen yarı küre biçiminde, ortası i ı rmak rlaş m delik ağ veya aç kemik parça. * Teker biçiminde yassı nesne, kurs. ağ aklanma ı rş * Ağ aklanmak işveya durumu. ı rş i ağ aklanmak ı rş * Çı banda veya (ergenlik sı nda) memede ağ ak biçiminde bir tümsek oluş rası ı rş mak. ağ ı ş * Ağ işveya biçimi. mak i * (su buharın ve baş gazları Yerden havaya doğ çış yağ karş . nı ka n) ru kı, ı ı ı ş tı * Değ erlendirmelerde, herhangi bir konu veya evreye olağ n üzerinde ve belli bir oranda, fazladan tanı anı nan

ağ ı t

* Ölen bir kimsenin gençliğ güzelliğ iyiliklerini, değ ini, ini, erlerini, arkada bı kların acı nı büyük raktı nı ları veya felâketlerin acıetkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazı yazı u, mersiye. lı lan , sağ * Ağ lama, gelin olan bir kın arkası meziyetlerini sayıdökerek ağ zı ndan p lama. ağ yakmak (veya tutturmak) ı t * ağ söylemek, ağ düzmek. ı t ı t ağ ı tçı ağ lı ı k tçı * Ölüye ağ söylemek için para ile getirilen kimse, sağ ı t ucu. * Ağ nı iş ı n i veya mesleğ tçı i.

ağ ı tlama ağ ı z boş luk.

* Ölmüş anmak için düzenlenen törende okunan övgü. leri * Yüzde, avurtlarla iki çene arası ses çı nda, karmaya, soluk alı vermeye ve besinleri içine almaya yarayan p * Bu boş un dudakları luğ çevrelediğbölümü. i * Kaplarıveya içi boşeylerin açıyanı n ş k . * Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğ yer, munsap. ü * Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açıyanı k . * Birkaç yolun birbirine kavuş u yer, kavş tuğ ak. * Kesici aletlerin keskin yanı . * Bir dilin sırları nı içinde, bölgelere ve sıflara göre değen söyleyiş nı iş özelliğ i. * Birini yanı ltmak, kandı amacı dolambaçlı rmak yla birtakı sözler söyleme özelliğ m i. * Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. * Bazen "kez" anlamı gelir. na * Üslûp, ifade özelliğ i. * (tehlikeli ş için) Pek yakıyer. eyler n

ağ ı z

* Yeni doğ urmuş memelilerin ilk sütü.

ağ açmak ı z * söz söylemek, konuş mak. * azarlamak, paylamak. ağ açmamak ı z * tek bir söz olsun söylememek, susup kalmak. ağ açtı ı rmamak z * çok konuş baş nısöz söylemesine, konuş na engel olmak. arak kaların ması ağ ağ ı ı z za * ağ na kadar, tamamen. zı ağ ağ vermek (veya konuş ı ı z za mak) * iki kişbirbirine pek yakı durarak baş i n kalarıitmeyecek biçimde konuş iş mak. ağ alı ı ş ğ z kanlı ı * Çok söylendiğiçin bir sözü sısıkullanma durumu. i k k ağ aramak (veya yoklamak) ı z * öğ renmek istenilen ş söyletecek yolda dil kullanmak. eyi ağ birliğ ı z i * Bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş söz birliğ ma, i. ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynıekilde konuş arak ş mak, söz birliğetmek. i ağ birliğetmek ı z i * bir konuda anlaş aynı arak biçimde konuş mak, söz birliğetmek. i ağ burun birbirine karı ı z ş mak * dayak yeme sonunda yüzü, yara bere içinde kalmak. * yüzde aş öfke, üzüntü, yorgunluk gibi durumlarıizleri görünmek. ı rı n ağ dalaş ı z ı * Ağ kavgası ı atı bağş dil dalaş ı z , karş klı ş lı ma, rı ma, ı . ağ değikliğ ı iş i z

* Yemeğ çeş in idinde değiklik. iş ağ değtirmek ı iş z * önce söylediğ baş türlü anlatmak. ini ka ağ dil vermemek ı z * hiç konuş mamak, susmak. ağ dolusu ı z * Ağ n alabileceğkadar. zı i * (küfür için) Birbiri ardı birçok. nca, ağ kâhyası ı z * Birinin söyleyeceğsözlere karı kimse. i ş an ağ kalabalı ı z ğ ı * Birbirini tutmayan gereksiz sözler. ağ kalabalına getirmek ı z ğ ı * birini gereksiz sözler söylemek yolu ile ş ı aş rtmak. * söz söyleme becerisine sahip olma. ağ kavafı ı z * Karş ndakini kandı için gerekli gereksiz çok söz söyleyen. ı sı rmak ağ kavgası ı z * Karş klı ı ı ağ sözler söyleyerek yapı çekiş atı dil kavgası lı r lan me, ş ma, . ağ kokusu ı z * Bir kimsenin çekilmez davranı , istekleri, sözleri. ş ları ağ kullanmak ı z * duruma, ortama göre söz söylemek, sözünü amacı göre değtirmek. na iş ağ niş ı anı z * Yalnısözle yapı niş z lan anlanma. ağ satmak ı z * yüksekten atarak kendini övmek. ağ ş ı akası z * Sözle yapı ş lan aka. ağ tadı ı z * (ailede veya toplumda) Dirlik düzenlik, iyi geçinme veya rahatlı k. ağ tadı ı yla z * huzurla, rahatlıiçinde, içine sine sine, lezzetini duyarak. k ağ tamburası ı z çalmak * sözle avutmaya, oyalamaya çalı ş mak. ağ tatsı ğ ı z zlı ı * Bir topluluk içindeki geçimsizlik, huzursuzluk. ağ tı ı kamak z * konuş imkânı ma vermemek. ağ tüfeğ ı z i * Mermileri ş iddetle üflenerek fı lan bir çeş tüfek taslağ rlatı it ı . ağ tütünü ı z

* Keyif için ağ çiğ ı zda nenen bir tür tütün. ağ ünlüsü ı z * Geniz yoluna kaymadan çı ünlü, ağ l ünlü. kan ı zsı ağ yapmak ı z * birini kandı yanı amacı duyguları, düş rma, ltma yla nı üncelerini olduğ undan baş türlü gösterecek biçimde ka konuş mak. ağ yaymak ı z * açıve dürüst konuş k maktan kaçı nmak. ağ yer, yüz utanı ı z r * armağ alan, armağ verenin isteğ yerine getirmeye çalır. an anı ini ş ı ağ yoklamak ı z * Bkz. ağ aramak. ı z ağ dağ ı zda ı lmak * (genellikle hamur iş i için) iyi piş ve lezzetli olmak. miş ağ sakıgibi çiğ ı zda z nemek * bir söz veya düş ünceyi sısıtekrarlayıdurmak. k k p ağ ı zdan * Yazıolmayarak, sözle, sözlü, ş lı ifahî.

ağ ı ağ zdan ı za * Herkes birbirine söyleyerek. ağ ı ağ dolaş (veya geçmek) zdan za mak * herkes birbirine söylemek. ağ ı burun yakı kardeş karıyakı zdan n, ten n n * "insanıkendi yararı ş n her eyden önemlidir" anlamı kullanı nda lı r. ağ ı dolma zdan * (top veya tüfek için) Namlusu ağ ndan doldurulan. zı ağ ı kapmak zdan * baş ndan dinlemek yolu ile yarı yamalak birtakı bilgiler edinmek. kaları m m ağ ı zlama * Ağ ı zlamak iş i. ağ ı zlamak * Bir işkolaylamak. i * Bir parçayı yuvası geçirmek için önce yuvanıağ nı na n zı ayarlamak. * Bir boğ n veya bir limanıağ nı azı n zı ortalamak. ağ ı sakıolmak zlara z * herkesin diline düş mek. ağ ma ı zlaş * Ağ mak işveya durumu. ı zlaş i ağ mak ı zlaş * İ kan damarı ki , birbiri içine açı lmak. ağ ı zlı * Ağ herhangi bir biçimde olan. zı

ağ k ı zlı

* Bir ucuna sigara takı öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. lan, * Nefesli çalgı ağ gelen yer. larda za * Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapı kapak. lan * Kuyu bileziğ i. * Su tesisatı su alıvermeye yarayan vanalı nda p uç. * Hayvanıırması zararlı ş yemesine engel olmak için ağ na takı tel, deri gibi kafes. n sı na, bir ey zı lan * (dokumacı Çözgünün açı kapandı ve içinde mekiğ geçtiğyer. lı kta) lı p ğ ı in i * Telefon ve benzeri cihazlarda ağ yaklaşrı bölüm. za tılan * Bir ş baş ğyer. eyin ladı ı * Huni.

ağ kçı ı zlı * Ağ k yapan veya satan kimse. ı zlı ağ ı zotu ağ l ı zsı * Ağ ilgili. ı zla ağ l ünlü ı zsı * Bkz. ağ ünlüsü. ı z ağ z ı zsı * Ağ olmayan. zı * Yumuş huylu, sessiz. ak * Topları lemek için falyaya konulan ve barutun patlaması sebep olan madde. ateş na

ağ ağ ladı layacak * ağ lamak üzere olan. ağ lama ağ lamak * Üzüntü, acı , sevinç, piş manlı aldanma vb.nin etkisiyle göz yaşdökmek. k ı * Ağ budandında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak. aç ğ ı * Sı zlanmak, yakı nmak. * Bir duruma karşüzüntü duymak. ı ağ lamak para etmez * üzülmenin yararı olmaz. ağ lamaklı * Ağ gibi olan, üzüntülü. lar ağ lamaklı olmak * ağ layacak duruma gelmek. ağ lamalı * Ağ gibi olan, ağ lar layacak gibi. * Acı duygusu uyandı ma racak hâlde, sı zlamalı . ağ lamayan çocuğ meme vermezler a * hakkı araması bilmeyen kimsenin iş nı nı i görülmez. ağ lamsı ağ lanma * Ağ layacak gibi, ağ lamalı . * Ağ lanmak iş i. * Ağ lamak iş i.

ağ lanmak * Ağ lamak işyapı i lmak. ağ lantı * Hafif hafif ağ lama.

ağ gözden, sahte sözden kendini sakı lar n * "kendini acı ranlardan kork" anlamı kullanı ndı nda lı r. ağ ma laş ağ mak laş * Ağ mak iş laş i. * Birlikte ağ lamak. * Sı zlanmak.

ağ ağ lata lata * Sürekli ağ latarak, devamlı eziyet ederek, üzerek. ağ latı ağ cı latı * Ağ lamaya yol açan. ağ ş latı ağ latma ağ latmak * Ağ latmak işveya biçimi. i * Ağ latmak iş i. * Ağ laması yol açmak. na * Trajedi.

ağ ağ laya laya * Ağ layarak. ağ layanımalı n gülene hayretmez * birinden haksıolarak alı malı onu alana yararı z nan n olmaz. ağ cı layı ağ ş layı ağ lı * Ağbulunan. ı ağ ma * Ağ iş mak i. * Akan yı z, ş ldı ahap. * Sarkmak, aş ı inmek, eğ ağ ya ilmek, meyletmek. * Yükselmek, yukarı kmak. çı * Koyun ve keçi baş alı vergi, sayı vergisi. ı nan na m * Ağ namak iş i. * Ölünün ardı ağ ndan lamak için para ile tutulan kimse, ağ , yasçı ı tçı . * Ağ lamak işveya biçimi. i

ağ mak

ağ nam ağ nama

ağ namak

* (hayvan) Yere yatıyuvarlanmak. p

ağ namcı * Ağ vergisi toplayan kimse. nam ağ raz ağ rı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan sürekli ve ş iddetli acı . ağ kesici rı * Acı, sıyı yı zı dindirici (ilâç). ağ kesimi rı * Ağ duyusunun kendiliğ rı inden veya tedavi sonucu yok olması , analjezi. ağ sı rı zı * Rahatsı k veren acı zlı , sancı . ağkesen rı * Ağ duyusunu ortadan kaldı dindiren (ilâç vb.), analjezik. rı ran, ağlarda göz ağsı kiş öz ağsı rı rı, her inin rı * herkesi en çok ilgilendiren ş kendi derdidir. ey ağlı rı ağma rı * Ağyan, ağ sı rı rı olan. * Ağmak iş rı i. * Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaşrdı ağma asalakları ileri gelen hastalı tı ğ rı ı ndan k. * Kötü niyet ve düş manlı klar.

ağma asalakları rı * Omurgalı lardan alyuvar asalağolarak yaş türlü biçimlerdeki sporlular topluluğ ı ayan u. ağmak rı * (vücudun bir yeri) Ağlı rıolmak. ağna gitmek rı * onuruna dokunmak veya gücüne gitmek. ağsı rı tutmak * (gebe kadıiçin) doğ sancı baş n um ları lamak. * (hasta bir organ) ağmaya baş rı lamak. ağsı rız * Ağsı rı olmayan. * Ağ vermeden. rı * Dertsiz, tasası z.

ağsıbaş kaş bağ rız ı na bastı lamak * kendine gereksiz yere iş karmak. çı ağtma rı ağtmak rı * Ağtmak iş rı i. * Ağması yol açmak. rı na

ağ sı ağ u

* Ağ görünüş ünde olan, ağ örülmüş gibi olan. * Ağ ı .

ağ ulamak * Ağ ulamak. ağ ustos * Yı 31 gün süren sekizinci ayı lı n .

ağ ustos böceğ i * Eş kanatlı lardan, erkeğyazıkarnın altı i n nı ndaki özel bir organdan kesik ve sürekli ses çı karan bir böcek, orak böceğ(Cicada plebeja). i ağ ustos böcekleri * Genç sürgünlerden öz su emerek tarı ve orman bitkilerine zarar veren birçok türün bulunduğ eş m u kanatlı familyası lar . ağ yar * Baş , yabancı eller. kaları lar,

ağ alı za nmaz (veya ağ alı za nmayacak) * söylenmesi ayı çirkin (söz, küfür). p, ağ almamak za * anmamak, sözünü etmemek. ağ düş za mek * dedikodu konusu olmak. ağ koyacak bir ş za ey * yiyecek bir ş ey. ağ tat, boğ feryat za aza * (yiyecek için) miktarı az olan. çok ağ açı zı k * Ş kı alı bön. aş n, k, * Hayranlı büyülenmiş kla, olarak. ağ açı(veya ağ bir karıaçı kalmak zı k zı ş k) * çok ş ı aş rmak, ş akalmak. aş ağ açıayran delisi (veya budalası zı k ) * yeni gördüğ her ş ş kı kla bakan, ş ı ü eye aşnlı aş ran. * saf, bön. ağ bir zı * Söz birliğetmiş i .

ağ bozuk zı * Sövmeyi alı ş k edinmiş kanlı olan, küfürbaz. ağ burnu yerinde zı * oldukça güzel, yakıklı ş . ı ağ çiriş zı çanağ dönmek ı na * ağ kuruyup acı mak. zı laş ağ dili bağ zı lanmak

* herhangi bir sebeple konuş amaz olmak. ağ dili kurumak zı * herhangi bir sebeple tükürük az olmak. ağ dili tutulmak zı * beklenmedik bir durum karş nda heyecanlanmak, hayranlıduymak. ı sı k ağ dolu dolu konuş zı mak * heyecanlı söylemek. söz ağ gevş zı ek * Sısaklamaz, sıtutmaz. r r ağ havada zı * çevresindekilerden habersiz, alı ş kı k, aş n. ağ kalabalı zı k * Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz çok konuş boş az. an, boğ ağ kara zı * Kara haber vermekten hoş lanan, ş ağ . om ı zlı * Bir yerde konuş ulanı yapı duyup görmesi istenilmeyen (kimse). veya lanı

ağ kenetli zı * Sıtutan, sısaklayan (kimse). r r ağ kilitli zı * Dudakları beyaz (at). * Sısaklayan. r ağ kulakları varmak zı na * çok sevinmek. ağ kulakları zı nda * çok sevinçli, mutlu. ağ kurumak zı * bir konuyu çok söylemek sebebiyle, ondan bı kmak. * içecek ihtiyacı duymak. ağ kurusun zı * felâket dileğ bulunanlara karşkullanı bir ilenme. inde ı lan ağ lâf (veya lâkı ) yapmak zı rdı * kolay konuş yeteneğolmak. ma i * inandıcı söyleme yeteneğolmak. rı söz i ağ oynamak zı * bir ş yemek. eyler * konuş mak. ağ pek zı ağ pis zı * Sıvermeyen, ketum. r * Sövmeyi huy edinmiş olan.

ağ sı zı kı * Bkz. ağ pek. zı ağ sulanmak zı

* imrenmek. ağ süt kokmak zı * çok genç ve toy olmak. ağ teneke kaplı zı (olmak) * çok sı veya çok acıeyleri kolaylı içebilen veya yiyebilenler için ş yollu söylenir. cak ş kla aka ağ torba değ ki büzesin zı il * herkesin dedikodu yapmasın önüne geçilemeyeceğ anlatı nı ini r. ağ var, dili yok zı * pek sessiz, kendi hâlinde. * konuş mayan, derdini anlatamayan. ağ varmamak zı * söylemeye, açı klamaya gönlü elvermemek. ağ yanmak zı *oş eyden büyük zarar görmek. ağ na (veya diline) kira istemek zı * söylemesi beklenen ş söylemekte nazlı eyi davranmak. ağ na (veya diline) sağk zı lı * bir sözü yerinde söyleyen kiş söylenir. ilere ağ na (veya önüne) bir kemik atmak zı * birini küçük bir çı göstererek susturmak. kar ağ na abdestle almak zı * o kiş anarken çok saygıdavranmak. iyi lı ağ na almak zı * söylemek. ağ na almamak zı * adı ağ na almamak. nı zı ağ na almamak zı * söz konusu etmemek, anmamak, söylememek. ağ na atmak zı * yemek için ağ koymak. za ağ na bakakalmak zı * sözlerine hayran olmak. ağ na baktı zı rmak * kendini zevk ile dinletmek. ağ na bir parmak bal çalmak zı * birini tatlı sözlerle veya çeş hediyelerle bir süre için kandı itli rmak, oyalamak. ağ na bir ş (veya bir çöp) koymamak zı ey * hiçbir ş yememek. ey ağ na bir zeytin verir, altı (veya ardı tulum tutar. zı na na) * yaptı küçük iyiliklere karşk büyük çı bekler. ğ ı ı lı kar ağ na burnuna bulaşrmak zı tı * bir işbeceremeyip berbat etmek, bozmak. i

ağ na düş zı mek * çok yaygıolarak bilinip konuş n ulmak. ağ na etmek zı * haddini bildirmek. ağ na geldiğgibi zı i * önünü sonunu düş ünmeden. ağ na geleni söylemek zı * nezaket dına çı ş karak ağ ve kıcı ı ı r rı sözler söylemek. * çok ve düş üncesizce konuş mak. ağ na gem vurmak zı * susturmak, söyletmemek. ağ na kadar zı * boş kalmayacak biçimde. yeri ağ na kilit takmak (veya vurmak) zı * susturmak. ağ na koymamak zı * yememek veya içmemek. ağ na lâyı zı k * bir yiyeceğ tadı in anlatı lı "sen de yesen, beğ rken enirsin" anlamı söylenir. ile ağ na sakıolmak zı z * dedikodusuna konu olmak. ağ na sürmemek zı * bir ş eyden hiç yememek. ağ na taş ş zı almı * söze karı p susanlar için kullanı ş mayı lı r. ağ na tı zı kamak * susturmak, fazla konuş na engel olmak. ması ağ na tükürmek zı * birini küçültmek üzere küfür olarak kullanı uygunsuz sözler sarf etmek. lan * birine benzemek. ağ na verilmesini beklemek (veya istemek) zı * çalı p, iş ş mayı lerinin baş kaları tarafı yapı nı ndan lması beklemek. ağ na vur, lokması al zı nı * yumuş huylu kimseye her istenileni kolaylı yaptı ak kla rabilme anlamı bir atasözüdür. nda ağ na yakı zı ş mamak * söylemesi ayı kaçmak, uygun düş p memek, yakık almamak. ş ı ağ nda bakla ı zı slanmamak * hiç sı r saklamamak. ağ nda bı zı rakmak * Bkz. lâf ağ nda kalmak. zı ağ nda büyümek zı * sevmediğ inden veya içi almadından yutamamak. ğ ı

ağ nda gevelemek zı * açı söylememek. kça ağ nda yaş zı kalmamak * bir düş üncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. ağ ndan zı * birisinden dinleyerek. * adı na.

ağ ndan baklayı karmak zı çı * Bkz. baklayı zı çı ağ ndan karmak. ağ ndan bal akmak zı * çok tatlı konuş mak. ağ ndan çı (veya çı sözü) kulağduymamak (iş zı kanı kan ı itmemek) * sözlerini tartmadan söylemek. ağ ndan çı zı kmak * bir sözü istemeden, farkı varmadan söylemek, söylemiş na bulunmak. ağ ndan çıçı zı t kmamak * hiçbir ş söylememek. ey ağ ndan dirhemle çı zı kmak * çok az konuş mak. ağ ndan dökülmek zı * açı söylemekten çekindiğş konuş ndan belli olmak. kça i ey, ması ağ ndan düş zı memek (veya düş ürmemek) * her zaman sözünü etmek. ağ ndan girip burnundan çı zı kmak * türlü yollara baş vurarak birini bir ş razı eye etmek, kandı rmak. ağ ndan hayıçı zı r kmazsa bari ş söyleme er * "lehte konuş muyorsun, bari aleyhte de konuş anlamı kullanı ma" nda lı r. ağ ndan kaçı zı rmak * istemediğhâlde boş i bulunup söyleyivermek. ağ ndan kapmak zı * birinin bildiğş i eyleri, ustalı konuş klı malarla ona sezdirmeden öğ renmek. * birinin konuş nı ması keserek kendi söze ba ş lamak. ağ ndan lâkı (veya lâf) almak (veya çekmek) zı rdı * karş ndakini konuş ı sı turarak birtakı gizli ş m eyleri öğ renmek. ağ ndan lokması almak zı nı * birinin hakkı ş ondan almak. olan eyi ağ ndan yel alsı zı n * ağ nı zı hayra aç. ağ nı zı (veya çenesini) tutmak * boş azlıetmemek. boğ k * kötü söz söylememe. * bir konuda arzu edilmeyen düş üncelerin açı çı ğ kması bir ş a nı ekilde önlemek.

ağ nı zı açacağ gözünü aç ı na * dikkatsiz kiş uyarmak için "dikkatli ol uyanıol!" anlamı kullanı ileri k nda lı r. ağ nı p gözünü yummak zı açı * öfke ile, sonunu düş ünmeden ağ na gelen bütün ağ sözleri söylemek. zı ı r ağ nı zı açmak * konuş maya baş lamak. * ağ sözler söylemeye baş ı r lamak. * alıalıbakmak. k k ağ nı zı açmamak * hiçbir söz söylememek, ses çı karmamak. ağ nı zı aramak (veya yoklamak) * Bkz. ağ aramak. ı z ağ nı çak açmamak zı bı * üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak. ağ nı zı bozmak * kaba sözler söylemek, küfretmek. ağ nı zı burnunu çarş amba çanağ (veya pazarı çevirmek ı na na) * kıp parçalamak, dövmek. rı ağ nı zı burnunu dağ ı tmak * birinin yüzüne ş iddetle tokat, yumruk indirmek. ağ nı zı dilini bağ lamak * birini konuş amaz duruma getirmek. ağ nı zı havaya (veya poyraza) açmak * umduğ elde edememek. unu ağ nı zı hayra aç! * kötü ihtimaller söz konusu edildiğ gerçekleş inde memesi dileğile söylenir. i ağ nı zı hayra açmak * Bkz. ağ nı zı hayra aç!. ağ nı zı kapamak * kendisine çı sağ kar layarak bir kimseyi susturmak. ağ nı zı kapamak (veya kilitlemek) * susmak, bir ş söylemek istememek. ey ağ nı zı kiraya vermek * kendini de ilgilendiren bir konuda düş üncesini söylememek. ağ nı zı koklamak * niyetini ve durumunu öğ renmek. ağ nı zı kullanmak (veya satmak) * birinin söylediklerini kendi düş üncesi gibi göstermeye çalı ş mak. ağ nı zı mühürlemek * konuş mamak, susmak. ağ nı zı öpeyim (veya seveyim) * sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamı kullanı nda lı r.

ağ nı kı zı sı (veya pek) tutmak * sı r vermemek. ağ nıkamak zı tı * sözünü kesmek susturmak. ağ nı zı toplamak * söylemekte olduğ kötü söz veya küfürleri kesmek. u ağ nı zı yoklamak * birinin bir ş hakkı bildiğ kendisine sezdirmeden söyletmeye çalı ey nda ini ş mak. ağ nı içi yangı yerine dönmek zın n * ağ nıtadı zın bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. ağ nı içine baktı zın rmak * sözlerini seve seve ve dikkatli dinletmek. ağ nı içine girmek zın * çok yanaş mak, iyice sokulmak. * hayranlı büyük bir zevkle seyredip dinlemek. kla, ağ nı kaş ı bı lokması zın ı (kalı veya ğ ) olmamak * bir ş bir kimsenin uğ abileceğkonulardan olmamak. ey raş i * bir ş bir kimsenin sözünü edemeyeceğkadar değ olmak. ey, i erli ağ nı kokusunu çekmek zın * bir kimsenin çekilmez davranı na katlanmak. ş ları ağ nı mührü ile zın * oruçlu olarak. ağ nı payı (veya ölçüsünü) vermek zın nı * verilen karş kla bir kimseyi söylediğ veya yaptına piş etmek. ı lı ine ğ ı man ağ nı perhizi yok zın * ağ na geleni söyler. zı ağ nı suyu akmak zın * çok beğ istemek, imrenmek. enip ağ nıtadı zın bozulmak (veya kaçmak) * bir kimsenin kurulu düzeni dirliğbozulmak. i ağ nı tadı almak zın nı * o ş acı eyin tecrübesini geçirmiş bulunmak. ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı bilmek zın nı * güzel yemeklerden anlamak. * her ş güzelini, iyisini bilmek, anlamak. eyin ağ nı tadı kaçı zın nı rmak * bir kimsenin kurulu düzenini bozmak; neş esini, keyfini bozmak. ağ yla kuş zı tutsa... * ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalıgösterse. k ah

* Sesin tonuna göre piş manlı öfke, özlem, beğ k, enme, sevgi gibi duygular anlatı r. * (a:h) Ağ, acı rı duyulduğ unda söylenir. * (â:h) İ lenme, beddua. ah alan onmaz * "kötülük ettiğiçin beddua alan iflâh olmaz" anlamı kullanı i nda lı r. ah almak * birinin ilenmesini üstüne çekmek.

ah çekmek * derin bir keder veya özlemle içten gelerek ah demek. ah etmek * acı içini çekmek. ile * ilenmek.

ah vah etmek * piş manlını ğ , üzüntüsünü dile getirmek. ı ah yerde kalmaz * "kötülük cezasıkalmaz" anlamı kullanı z nda lı r. aha ahacı k * Dikkati çok yakıbir noktaya çekmek için kullanı n lı r. ahali * Araları aynı nda yerde bulunmaktan baş hiçbir ortak nitelik düş ka ünülmeksizin bir ülkede, ş ehirde veya semtte oturanları tamamı n . * Bir yerde toplanan kalabalı halk. k, ahar * Hattatlarıkâğ cilâlamak için kullandı niş ve yumurta akı yapı özel bir karım. n ı t kları asta ndan lan ş ı aharlama * Aharlamak iş i. * İte burada. ş

aharlamak * Ahar sürmek. aharlı ahbap * Kendisiyle yakı iliş kurulup sevilen, sayı kimse. n ki lan * Seslenme sözü olarak da kullanı lı r. ahbap çavuş lar * her vakit birlikte görülen ve birbirine çok bağ olan arkadaş için söylenir. lı lar ahbap çı kmak * önceden tanı ş ş olmak. mı ahbap kusuruna bakan ahbapsıkalı z r * "dostlarıufak tefek kusurları bakmamak gerekir" anlamı kullanı n na nda lı r. ahbap olmak * arkadaş olmak, dostluk kurmak, yakı k kurmak. nlı * Aharı olan, üzerine ahar sürülmüş olan.

ahbapça

* Dostça, içten, teklifsizce.

ahbaplı dökmek ğ a * yerli yersiz yakı k göstermek. nlı ahbaplı k * Ahbap olma durumu, ünsiyet. ahbaplıetmek k * arkadaşk etmek, arkadaş konuş lı ça mak. ahcar ahçı * Taş lar. * Aş. çı

ahçı ı baş * Aşbaş çı ı . ahçı lı k * Aşlı çı k.

ahde vefa (etmek) * (devletler hukukunda) devletlerin, katı kları ldı milletler arası antlaş malara uyma zorunluluğ unda oldukları nı belirten kural. * sözünde durma. ahdetme * Ahdetmek iş i.

ahdetmek * Bir ş yapmak için kendi kendine söz vermek. eyi * Yemin etmek. ahdî Ahdiatik * Antlaş maya göre olan, antlaş gereğolan. ma i * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan önceki kutsal kitaplar.

Ahdicedit * (Hristiyanlara göre İ branilerde) İ sa'dan sonraki kutsal kitaplar. ahengi bozulmak * dirliğ düzeni bozulmak. i, ahenk * Uyum. * Uyuş anlaş ma, ma. * Çalgıeğ lı lence.

ahenk almak * uyumlu hâle gelmek. ahenk kaidesi * Bkz. ünlü uyumu. ahenk kurmak * uyuş sağ ma lamak, anla ş sağ ma lamak.

ahenk sağ lamak * düzene sokmak. ahfat * Torunlar. uyumu sağ lamak. ahenktar aheste * Ahenkli. * Eğ lencesiz. ahenk vermek * düzeni. ğ ı ahı ş m m ahı * Beğ enilecek. * Yavaş ı . ı ı r r. düzenli. ahenklilik * Ahenkli olma durumu. ahenkli * Uyumlu. ı ı r r. ahenksiz * Uyumsuz. ahı yerde kalmamak * yaptı ilenme er geç etkisini göstermek. düzensiz. * Eğ lenceli. ahı kmak çı * yaptı ilenme etkisini göstermek. ahenkleş tirme * Ahenkleş tirmek iş i. . değ verilecek bir ş değ er ey il. Ahfeş keçisi gibi baş sallamak 'in ı nı * söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak. aheste aheste * Yavaş yavaşağ ağ usul usul. ahenkleş tirmek * Ahenk sağ lamak. ahenk yapmak * çalgıeğ lı lence düzenlemek. ağ r. soy. birliğsağ i lamak. uyumluluk. ahenksizlik * Uyumsuzluk. düzensizlik. aheste beste * Yavaş yavaşağ ağ . ahenk tahtası * Telli çalgı lardan üzerine teller gerilmiş bulunan kapak tahtası . ğ ı ahı tutmak * birinin ilenmeleri gerçekleş mek. .

inin iş Ahi * Ahilik ocağ ı olan kimse. ahı çekmek ra * bir sürüyü ahı kapamak. son günlerde. ant. k * Son.ahı ş m bir ş değ m ahı ey il * beğ enilecek. * Kökü eski Türk töresinde olan ve Anadolu'da yüksek bir geliş gösteren esnaf. dağ k. * Bkz. ahretlik. * İ ömrünün son yı . * (halk inanına göre) Dünyanıson günleri. * Bkz. una lan ahiren ahiret ahiretlik ahit * Kendi kendine söz vererek bir işüzerine alma. kı ş ı n yametin kopmak üzere bulunduğ günler veya yı u llar. ahir zaman peygamberi * Müslümanlarca son peygamber olduğ inanı Hz. harap duruma getirmek. en sonra. nsan lları ahir vakit ahir zaman * Son zaman. ancak 2. eli açı k. sonraki. . ndan ahi Ahilik * Cömert. ahret. ş ma nı ahilik ahir * Eli açıolma durumu. zaman. bir hayvanı ra bağ ra ahı lamak. çiftçi gibi bütün çalı kolları içine alan ocak. son olarak. Muhammed. değ verilecek bir ş değ er ey il. cömertlik. zanaatçı im . * Devir. sonunda. yakı nlarda. * Sonra. ahı rlamak * (hayvan) Ahı uzun süre kalı hamlaş rda p mak. msı ı nı ahı rlama * Ahı rlamak i ş i. Ahı Türkleri ska * Gürcistan'ı Türkiye sırları yakıbölgelerinde yaş ş n nı na n amıolan. * Son zamanlarda. ahı r. bakı z. ahı çevirmek ra * bir yeri pis. Dünya Savaşsonları ı nda Sovyetler Birliğ değik bölgelerine sürülen Türkler. i * Antlaş ma. ahı r * Evcil büyük baş hayvanları barı ğkapalı hayvan damı n ndı ı yer. .

iyi. ahlâk dı ş ı * Töre dı. törelere dayanan bir davranıyasası tiren. reseptör. ahize * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren âlet. kendine uyulması ahlâk açından gerekli olan genel ve geçer kural. ı ş ı u kendine konu edinen bilim. . neyin uğ ş geliş runda savaş ı lmaya değ neyin hayata anlam kazandı ğ hangi davranın iyi ve hangisinin kötü olduğ gibi sorunları er. ş ı ahlâk dıcı ş lı ık * Ahlâk bilimine aykıdavranma. sı ahlâk zabı tası * Büyük ş halkın sosyal ve sağk durumunu koruyan. alı. ahkâm çı karmak * kendi düş üncelerine dayanarak birtakı yargı varmak. ma. * Kabul etme. mı alı ka cı ahkâm * Yargı hükümler. * Birinin yerine geçenler. halefler. yi ahlâk bilimi * Yarar. güzel huylar. kuş aklar. rdı. uymak zorunda bulundukları davranıbiçimleri ve kuralları ş . antlaş anlaş ma ma.ahitleş me * Ahitleş iş mek i. ahlâk değ ş ı erlerine bağlı lı kla. * Ahlâk konuları inceleyen filozof veya bu konularla uğ an kimse. * Antlaş belgesi. ı tı * Bir toplum içinde kiş ilerin benimsedikleri. ahitname ahiz * Alma. eslâf karş . ahkâm yürütmek * (bir sözden) kendi anlayına göre sonuçlar çı ş ı karmak. * Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranıkuralları tespit eden ve inceleyen ş nı * İ nitelikler. m lara ahkâm kesmek * çekinmeden kesin yargı bulunmak. ahitleş mek * Antlaş mak. ahlâf ahlâk bilim. nı raş * Her ş ahlâk açından değ eyi sı erlendiren kimse. kötü gibi sorunları inceleyen. rı ahlâk yasası * Ahlâk iş lerini belirleyen. ahlâkça ahlâkçı * Ahlâk anlayına göre. bilir bilmez konuş larda mak. ş düzeni için çalı teş ehir nı lı ehir ş an kilât. etik. lar.

yasaları uyum içinde olma. * Bir karım içindeki parçalar. abdala söz vermeye gelmez a * ahmağ gereğ a inden çok ilgi gösterirseniz sizi sı sıuğ tır. zca ahlama ahlamak ahlat * Ahlamak iş i. u lan ahlatı(veya armudun) iyisini (dağ ayı yer n da) lar * kendilerine yakı ş mayan güzel bir ş eline geçirenler için kullanı eyi lı r. ahlâklı lı k * Bir insanıveya bir insan grubunun iyi ve kötü açından davranıbiçimi ve ahlâkî düş ü. ah çeker gibi ses çı ç karmak. z * Ahlâk kuralları uymama. reti. na * Dürüst davranmayan. z ahlâksı k zlı * Ahlâksıolma durumu. ahlâken ahlâkı yat ahlâkî * Ahlâka uygun. doğ bilindiğiçin yapı zı ru i lması gereken iş ler. terbiyesiz. ahmağ yüz. * Ahlâk bilimi. ahlâksı zca * Ahlâksıbiçimde veya tarzda. k k raşrı ahmak . aç. * Gülgillerden. bunlara uygun davranan (kimse). yol iz bilmez kimse. ögeler. ahlâksı k etmek zlı * ahlâksı davranmak. ahlâksı davranı na zca ş . ahlâkla ilgili. * Bu ağ n. kötü huylu. ş ı * Beden yapınıtemelini oluş sın turan ögeler. n sı ş ünüş * Ahlâk kuralları . bir il. * İ çekmek. * Kaba adam. ahlâklı * Ahlâk kuralları bağ. ile ahlâksı z * Ahlâk kuralları uymayan. armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaşktan sonra yenilebilen yemiş acı tı i. ahlât ahlâtı erbaa * Bedende bulunduğ var sayı dört öge. na lı * Ahlâka uygunlukla. ı lanan ağ yaban armudu (Pirus piraster). kendi kendine yetiş üzerine armut aş en. ahlâkî vazife * Kanunun zorlaması olmaksın. moralizm. ah etmek.ahlâkçı lı k * Ahlâkı araç değ bir amaç sayan öğ törecilik.

* Bir an için ş alayıbocalamak. ve an mur. aptallaşrmak. a ş ı ahmakı slatan * Yavaş yavaş ince ince yağ yağ çisenti. ahretini yapmak (veya zenginleş tirmek) * hayı leri yaparak sevap kazanmak. ması tı ahmaklı k * Zekâsı geliş olma durumu. * (ahmak'ça) Ahmağ yakır nitelikte. ş k. nı i ahmak yerine koymak * bir kimseye aptalmı anlamazmıgibi davranmak. ahret yolculuğ u * Ölüm. * Dilsiz. ahmaklaş ma * Ahmaklaş durumu. raş ahret kardeş i *İ nanç ve ibadette birbirinden ayrı lmayan ve bu iliş ahrette de sürdüreceklerini düş kiyi ünen kadı nlara verilen ad. budalalı anlayı zlı akı zlı az miş k. öbür ş a n ı 'ya i ahret adamı * Dünya iş lerinden el çekip sürekli ibadetle uğ an kimse. aptal. lsı k. ahrette on parmağyakası olmak ı nda * kendisine karşsorumlu olan kimseden ahrette davacı ı olmak.* Aklı gereğgibi kullanamayan. sağ ve dilsiz. ahret suali * Gereksiz ve usandıcı rı soru. aş p ahmaklaşrma tı * Ahmaklaşrmak iş tı i. ahmaklaşrmak tı * Ahmaklaş na sebep olmak. ahş a . insanı öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağve Tanrı hesap vereceğyer. mak ahmaklaş mak * Ahmak duruma gelmek. bön. budala. ı r * Dinî inanı göre. ş ahmakça * Biraz ahmak. ahreti (veya öbür dünyayı ) boylamak * ölmek. * Ahret kardeş i olan kadı nlardan her biri. aptalca. r iş ahretlik * Besleme kı z. ş . aptallaş mak. sı ahraz ahret dünya.

nda lı sı k * Birlikte oturan hım ve yakı n tümü. koca. vaziyetler. sı nları * Eşkarı . hâller. ahu * Ceylan. aç i. * Kesenek. ahu gibi ahu gözlü * Güzel gözleri olan. kan it ahtapot gibi * sı ı yapı kimse. ahzüita * Alıverişalı satı aksata. kı zı rmı renkli. koca ve çocuklardan oluş topluluk. * çok güzel. yayı yla e.* İ n veya hayvanıgöğ ve karnı nsanı n sü içindeki organlar. ahzetmek * Almak. dokunaçlı mürekkep balı türü (Octopus). çekici. bir ğ ı * Genellikle burun zarı üzerinde çı bir çeş ur. ahş ap * Ağ açtan. bağ ı ciğ gibi ş rsak. ahval * Durumlar. aidiyet aile * Evlilik ve kan bağ dayanan. ahu parçası * Çok güzel. ahududu * Gülgillerden. çekici. ahzetme * Ahzetmek iş i. * Karı . m m. * Ait olma durumu. * Olaylar. karı ı na . zarif kadı n. kabul etmek. ahzükabz * Kendine mal etme. * Araları kandaşk veya hımlıbulunan kimselerin tümü. * Güzel. dikenli bir bitki (Rubus idaeus). ş kan * sömürmek amacı birçok iş konuya el atan. rnaş k. iliş kinlik. lan. kardeş arası ler ndaki iliş kilerin oluş turduğ toplum u içindeki en küçük birlik. an * Aynı soydan gelen kimseler zinciri. polip. ahtapot * Kafadan bacaklı lardan. * Davranı ş lar. . er eyler. . sulu ve kokulu yemiş ağ çileğ i. çocuklar. aidat * Ödenti. tahtadan yapı ş lmı . ş . ince. karaca. * Bu bitkinin duta benzeyen.

* Aynı üzerinde anlaş ve birlikte çalı kimselerin bütünü. u. doğ kontrolu. en. birinin olmak. görü. aile bütçesi * Kı bir süre içinde bir iş sa çinin veya iş ailesinin hayat seviyesinde meydana gelen değmeleri belirlemek çi iş amacı yapı istatistik çalı . yakı ş ı n. koca bazen de büyükler ve çocuklar arası ndaki uyum. yla lan ş ması aile dostu * Ailece tanılan ve evlerine gidilip gelinen ahbap. sın ailesiz ailevî ait ait olmak * ilgilendirmek. aile bahçesi * Ailelerin rahatlı gidebileceğ genellikle içkisiz yer. ailece ailecek ailelik * Aile sayınıbütünü. -e düş kin. aile adı * Soyadı . ünü ı yan aile saadeti * Genellikle karı . hayvan veya bitki topluluğ i u. iliş iliş ilgili. * Ailece. aile gazinosu * Sadece evlilerin girebildiğve birlikte eğ i lendikleri yer. aile meclisi * Aile makamın görevini yerine getiren kan veya soy hımları en az üç kiş oluş heyet. birine düş mek. ajan * Ailesi olmayan. gaye an ş an * Temel niteliğbir olan dil. kla i. *İ lgilendiren. nı um aile reisi * Kanunlara göre aile yükümlülüğ taş kimse. geliş i ev. anlaş sevgi ve hoş ma. tiğ tirdiğ aile plânlaması * Ailede çocuk edinmeyi sırlama. * Bütün aile birlikte. . nı sı ndan iden an aile ocağ ı * Ailenin kurduğ yerleş i. ik. aile hayatı * Aile bireylerinin bütün iş lerini düzenli olarak ev içinde yapma durumu. aile hukuku * Aileyi oluş turan kiş ilerin karş klı ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı ı hak lı . * Aile ile ilgili. için.

kara ve siyah karş . ak benek benek. * Sınt ız. bı tara-k. ak don kara don geçitte belli olur * Gözün saydam tabakası bir yara veya çı sonucunda oluş . n ajans * Haber toplama ve yayma iş uğ an kuruluş iyle raş . un için ş an * Bir kimsenin. * Kar. andaç. * Bu iş kolların çalı ğbüro. -ak / -ek -ak / -ek -ak / -ek * Arap sözcüğ "zenci" anlamı da geldiğ ü na inden ası l Araplarısöz konusu olduğ anlatı istenirken n u lmak kullanı lı r.* Bir devlet veya kuruluş gizli amaçları çalı kimse. * Fiilden alet isimleri türeten ek: or-ak. beyaz. iş ğ ı iş görevlisi. * Bir ticarî kuruluş tanı onunla ilgili bilgi aktaran ve bu yolla kazanç sağ u tan. * Temiz namuslu. ı tı * Bu renkte olan. ak basma * Ak su. yat-ak vb. perde. gözenekli. ş *İ simden isim türeten ek (küçültme eki): baş ben-ek vb. gözenek. rahat. ak demir * Dövme demir. * Unutulmaması gerekli notları için yazmaya yarayan takvimli defter. * Fiilden yer isimleri türeten ek: dur-ak. ele-k. süt gibi ş eylerin rengi. layan iş kolu. * Bazıeylerde beyaz bölüm. -ak. ak basmak * Göze beyaz leke inerek görme yetisini yitirmek. görmeyi derece derece azaltan beyaz nda ban muş . ç-ak. küre-k vb. * Ruhsal gerginliğ dı vurması in ş a . kı sı * Beyaz leke. casus. katarakt. bir ortaklın veya bir devletin bazı lerini gören kimse. temsilci. ak ağ a ak Arap * Saraylarda hizmet gören hadı ağ nıbeyaz ı olanı m aların rktan . ajurlu ak * Ajuru olan veya her yanı biçiminde iş ajur lenmiş bulunan. ajanda ajanlı k * Ajan olma durumu. * Ajanıgörevi. nı ş ı tı ajitasyon ajur * Delikli örgü.

uskumru gibi balı n beyaz etinden yapı ve oltada kullanı yem. sonuç belli olduğ zaman anlarsı u n. k nı diğ lan ak gün ağ r. abey. temiz.* Bkz. ak köpek kara köpek geçit baş belli olur ı nda * kimin ne olduğ deney veya sı sonunda anlaşr. ak mı mı kara önüne düş görürsün ünce *ş imdiden boş düş una ünme. akı karası geçitte belli olur. va imi ak yazı lı * Bahtlı anslı . süblime. * Bembeyaz. akabe * Güneyden esen rüzgâr. ayıkiş lar. u nav ı lı ak madde * Demet durumundaki sinir liflerinden oluş beynin iç. ak pak ak pas * Lâhana. ak koyunun kara kuzusu da olur * iyi bir aileden kötü bir çocuk da çı kabilir. ak gözlü * Gözlerinin rengi pek açıolan ve nazarın hemen değ ine inanı (kimse). turp. çok zehirli. özellikle semiz otugillerde karş ı yosunumsu mantar (Albugo candida). sülümen. ayıise pratı ak kan * Lenf. kara gün karartı artı r * mutlu bir yaş ş iyi dinç kı mutsuz bir yaş ş yı r. ı lan laş ak sakaldan yok sakala gelmek * çok yaş p iyice kuvvetten düş lanı mek. ak pak * tertemiz. lodos. beyaz bir toz. ak düş mek * (saç ve sakal) tek tük ağ armaya baş lamak. ş algam. ak yel ak yem ak yı z ldı aka * Büyük kardeşağ . omuriliğ dıtabakası an in ş . ak kan yangı sı * Adenit. . *İ zmarit. ak sülümen * Cı ile klorun birleş olan. karnabahar gibi bitkilerin kök dındaki bütün bölgelerine yerleş ş ı ebilen. istavrit. kları lan lan * Çoban yı zı ldı. parlak.ş . * saçı sakalı armı ağ ş .

ı . bir lem kları ş arı tmak için kullanı boru. lan akait akaju * Bir dinin öğ renilmesi gereken inançların ve tapı kuralların tümü veya bunları nı nma nı toplayan kitap. akı * Bataklı akaç yoluyla kurutmak. i akak . drenaj. * Akarsu yatağ yatak. * Yer altı suları toplayan tesisat. * Çı modelden yapı ş plak lmıinsan resmi. i akademisyen * Akademi üyesi. hemen arkadan. * Irmak. akağ aç * Gürgengillerin. çay. sarp ve zor geçit. * (su için) İ yeri. akaçlama * Akaçlamak iştefcir. akademicilik * Resim veya heykel çalı nda kurallara bağlı ş ması lı k. ı sı nı unu akaç * Bir yerde birikip kalan sıları iş sonunda geriye kalan artı . kları akaçlatma * Akaçlatmak iş i. hemen ardı ndan. dere. i. ardı ndan. imi.* Tehlikeli. sanatçı kurulu. nı akaçlamak * Bir yerde birikmiş suları tmak. gereksiz nesneleri dı ya akı vı . su yolu. mecra. akabinde * Arkası ndan. lan ka * Kanal. akaçlatmak * Akaçlama iş yaptı ini rmak. * Maun. yazarlar. akademici * Kurallara bağ resim ve heykel çalı lı ş yapan kişveya sanatçı ması i . oluk veya baş araç. ark. * Bilimsel niteliğolan. vinti * Eğ inişfazla olan yer. akademi * Bilginler. lar * Yüksek okul. akademik * Akademi ile ilgili. kerestesinden yararlanı beyaz kabuklu bir türü (Betula alba). küçük akarsu. * Yer altı oluğ su u. * Maundan yapı ş lmı . akacak kan damarda durmaz * herhangi bir zarar karş nda bunun kaçılmaz olduğ anlatarak avundurmak için söylenir.

vı akaryakıistasyonu t * Benzin. bahçelerde süs çiçeğolarak yetiş i tirilen sarı bir bitki. sonuçsuzluk. motorin gibi yakı n satı ğyer. * Kiraya verilerek gelir getiren ev. * Kesintisi olmayan. * Küçük akarsu. ksı akaryakı t * Benzin. ları üsle ik. yapı bükülgen ve misk gibi kokulu ndan karı ş kan. kül renginde. boya gibi maddelerinden cak itleri en yararlanı bir ağ (Acacia). mı akarsu * Yeryüzünde ve yer altı belirli bir yatak içinde. arız. nda im * Tek sı elmastan veya inciden gerdanlı ra k. yurdumuzda yetiş bir süs ve gölge ağ . akaret akarlar * Tı yapı gövdeleri halkası baş göğ birleş ağ yapı ırı. zamk. gaz. güzel kokulu reçine. z. arızlı akamete uğ ramak * baş sı sonuçsuz kalmak. güzel kokulu öz suyu olan büyük bir ağ aç (Liquidambar orientalis). ahap. akar * Kiraya verilerek gelir getiren ev. ağ ş en ma. * Sürekli iş leyen çı fistül. söyleyeceğsöze yer kalmamak. tları ldı ı akasma * Düğ çiçeğ ün igillerden. sı iklimlerde birçok çeş yetiş ve tanen. kesin yörüngesi bulunmayan ve bu sebeple atmosferin üst katmanları girince ateş lı na külçesi durumuna dönüş küçük gök cismi. lan aç * Baklagillerden. sokucu veya emici knaz lı . akasya * Baklagillerden. sık. akan sular durmak * itiraza. ı . en acı m acı . dükkân. bağ mülk. * Sı üİ cak kelerde yetiş bir ağ en açtan (Hymenea) elde edilen katı . * Kaplı ca. acınkine benzeyen. tarla. akarca * Kemik veremi. salkı ağ (Robinia pseudoacacia). Meryem ana asması (Clematis vitalba). dükkân gibi mülk. eğ boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. * Özellikle amber balınıbağ ğ n ı ı rsakları çı lan. gibi akar amber * Asya ve Amerika'da yetiş odunu ceviz ağ nı en. ı z ları cı sı örümceğ imsiler takı . beyaz çiçek veren. ban. akamet * Kırlı verimsizlik. aralı z. meteor. i akan yı z ldı * Güneş sistemine bağ. gaz yağ mazot gibi sı durumunda olan yakacak. olan bir taş . yaban lı cı asması .akala akamber * Amerikan tohumundan yurdumuzda üretilen bir pamuk türü. * Baş sı k.

oldukça büyük. akciğ zarı er * Göğ boş unun içini ve bu boş un içinde bulunan akciğ dını üs luğ luğ erin ş kaplayan ince zar. ak renkli bir kuş (Egretta türü alba).akbaba * Akbabagillerden. nce . akça armudu * İ kabuklu. bataklı ı ve göl kıları yaş k. ile lan k * Akya balı. akbakla akbalı k * Kuru fasulye. kı ve ince gagalı ş lı yı ı k sa . ı akciğ erliler * Karı bacaklı ndan yumuş akçalarıtek ciğ soluk alan bir takı . ekmeklik buğ klı day. kın ı kılara göçen. çok yüksekten uçarak le keskin gözleriyle çok uzakları görebilen. sarı ve sulu bir tür armut. n akciğ lopçuğ er u * Birçok akciğ keseciğ birleş oluş er inin erek turduğ parça. etli akça pakça . bronş çuklarıson bölümü. başve boynu çı olan. sağ sollu iki parçalı üs nı lı * Baklagillerden. hava borucukların sonunu oluş nı turan kesecik. erin. n ktı ı akciğ kesecikleri er * Akciğ lopçuğ er unun parçaları . a n akciğ göbeğ er i * Akciğ iç yan yüzünün hemen arkası bronşsinir ve damarlarıgirip çı ğyer. akbuğ day * Kurak iklime dayanı . dağk yerlerde yaş ı plak lı ayan. plevra. rmak yı nda ayan. beyazca. siyah bacaklı yabanî bir tür kuşdeniz kazı . * İ htiyar. beyaz kabuklu. iri ve yı cı kuş rtı bir (Vultur monachus). * Göğ kafesinin büyük bir bölümünü dolduran ve solunum organın temeli olan. ğ ı akbalı l kçı * Leyleksilerden. iyi uçan büyük kuş içine alan bir ve ları familyası . yumurtası tarama yapı bir balı(Leuciscus). akbabagiller * Gündüz yı cı alt takı nı kanatları rtıları mın. akbaş * Yazı kutup bölgelerinde yaş n ayan. geniş büyük olan. n erle mı akça akça * Oldukça beyaz. * Bkz. akçe. burçağ yakıbir bitki cinsi (Lathyrus sativus). eti kı klı lçı . akburçak akciğ er organ. (Bemicla). u akciğ peteğ er i * Akciğ erlerde solunumda gaz alıveriş sağ ş ini layan. * Sazangillerden. nda . leş beslenen.

n akçöpleme * Zambakgillerden. örneğakçaağ olan bir bitki familyası ki i aç . iş akçaağ aç * Akçaağ açgillerden süs ağ olarak da dikilen tahtası acı hafif ve sağ bir ağ isfendan (Acer). lı akçe * Küçük gümüş para. akçaağ açgiller * İ çeneklilerden. bir yık veya daha uzun yaş llı ayabilen otsu bir bitki türü (Panicum miliaceum). . yaprakların uzun. akçakavak * Akkavak. akçalı * Paraya bağ. akçık llı * Akçı l olanıdurumu. akça yel * Güneydoğ udan esen yel. llaş i akçı mak llaş * Akçı l duruma gelmiş olmak. akçı l akçı llanma * Akçı llanmak iş i. geniş nı olması . * Rengini atmı ağ ş ş armıiçinde ak renk bulunan. akdetmek . rengini atmak veya atmıgibi olmak. güzel (kadı n). akdedilme * Akdedilmek durumu. akdedilmek * Akdetmek işyapı i lmak. keşleme. Akdeniz humması * Malta humması .* Beyaz tenli. . parayla ilgili. malî. * Her tür madenî para. ş akçı ma llaş * Akçı mak işveya durumu. Akdeniz mavisi * Parlak ve canlı görünümde mavi rengin bir türü. lam aç. akçı llanmak * Akçı l duruma gelmek. akdarı * Buğ daygillerden. akdetme * Akdetmek iş i. çiçeklerinin güzelliğdolayıyla bahçe çiçekleri arası i sı na giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

. an akdut akemi akgünlük akhardal * Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanı hardal türlerinden biri (Sinapis alba). tı * Tütsü olarak yakı bir tür ağ sakı. . k * Düş ünce. za. akılıölçeğ cı k i * Bir sınıbelli sı ktaki akılını vın caklı cı ı ölçmekte kullanı alet. akı ünsüz cı * Ciğ erlerden gelen havanı ağ boş undaki yarı n. hekimlikte ve boyacı kullanı bir bitki cinsi. aksungur. lan akı seyelân. ı luğ z kapalı engele çarpması oluş bol sesli ünsüz (r. ittifak gibi karş klı lanma anlamı ı Arapça sözlerle) Yapmak. ı bağ lı taş yan akdiken * Hünnapgillerden. akı l. l.* (mukavele. ğ lan akı l * Düş ünme. * Sonunda. i lan * Beyaz renkte olan dut. muahede. i * Kolay söylenebilen. us. kara saçlı . lan aç zı akı betine uğ ramak * birinin içinde bulunduğ kötü duruma düş u mek. kara gözlü. sonuç. anlamca açı(anlatı selis. ve mı cı i. üt. kanı . yazı anlatı n akı olma özelliğ selâset. akı karası ak kara * beyaz tenli. gel çengele takı l akı l * bir sorunun nası l çözümleneceğ düş ini ünememe durumu. * Öğ salıverilen yol. akı karası geçitte belli olur * bir iddiadaki doğ un ancak deney veya sı sonunda belli olacağ anlatmak için söylenir. k m). * İ elemanlı ki mermer yapı rısı ş cı. okunabilen. cı * Söz. * Hafı bellek. * Herhangi bir kuvvet alanı belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiğvar sayı güç çizgileri. eninde sonunda. bir yla an ğy). akılı cı k * Akı olma durumu. güvem eriğ geyik dikeni (Rhamnus lı kta lan i. ruluğ nav ı nı akı bet * (bir iş veya durum için) Son. akdoğ an * Kartalgillerden bir doğ türü. akı cı * Akma özelliğolan. nda. cathartica). anlama ve kavrama gücü.

inanı lacak lmaz. lı kan diş diş akı l doktoru * Psikiyatrist. akı i l diş * Yirmi yaş raları altlı sı nda üstlü ve sağ sollu. ru il. na na akı l almak * danı ş mak. ldı ı ra akı ş l dı ı * Akla. akı l durdurmak * bir ş çok ş ı cı ey aş nitelikte olmak. insanıaş rtı şı rtmak. akla uygun gelmemek. akı l hastahanesi * Akı l hastaların yatıldı hastahane. ajanda. akı yol (veya tarik) birdir l için * iyi düş ünülünce ayrı kimselerce varı sonuç hep aynır. nı rı ğ ı akı l hastası * Ruh hastası . muhtı defteri. ş ı akı ş lı l dıcı ık * Akı şdavranma yanlı görüşus dıcı irrasyonalizm. yirmi yaş i. lacak akı l almaz * inanı gibi olmayan. l dı ı sı . vaktinde hatı rlamak. deli. akı l almamak * inanı gibi olmamak. l öğ * Herkese akı retmeye meraklı l öğ kimse. gayriaklî. ş lı ı k. irrasyonel. not defteri. gerçeğ uygun olmayan. en içeride çı azı i.akı ldan üstündür l akı * bir kimsenin aklı gelmeyen bir çare. . akı l havsala almamak * akla mantı sı ğ ğ a mamak. ayrı lacak dı akı i değ l iş il * akla uygun değ doğ değ il. akı l etmek * herhangi bir önlem veya çareyi zamanı düş nda ünmek. sı nı rrı çözmek. ünü akı l defteri * Hatı p yapı rlanı lması gereken ş eylerin yazı ğküçük defter. akı l erdirmek * anlamak. akı ş l danı mak * bir konuda birinin görüş sormak. * Us dı. herhangi birinin aklı gelebilir. akı l hocası * Birine yol gösterip akı reten kimse. akı l erdirememek (veya ermemek) * ne olduğ anlayamamak. e. sı nı unu rrı çözememek. görüş almak.

ünce. l öğ nda akı l kumkuması * Çok bilmiş kimse. akı l terelelli * pek deliş kendisinden ciddî bir düş men. unutmak. rasyonalist. akı ı nı l vermek. mak. l öğ akı ta değ baş r l yaş il. llı akı l yormak * hatı rlamaya çalı ş zihnini zorlamak. akla aykı veya akı şhiçbir ş tanı lan ya rı l dı ı eyi mama davranı ve ş ı tutumu. akı r ermemek l sı * bir iş niteliğ gizli yönlerini anlayamamak. n l var. rasyonalizm.akı olmamak l kârı * akı bir kiş yapacağiş llı inin ı olmamak. lda akı tutmak lda * unutmamak. * kafa yormaya gerek yok. llı akı retmek l öğ * nası l davranacağ göstermek. akı l kutusu * Çok akı. yol göstermek. akı l kethüdası * Herkese akı retme merakı olan kimse. unutulmamak. usçu. akı flı l zayığ ı * Deliliğ kadar varmayan akı e l bozukluğ u. ş akı yakıvar (veya akı izan var) l var. akı retmek. * Bilginin evrensellik ve zorunluluğ unun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değ yalnı akı il. lcı kla * Akı lı yana olan kimse. akliye. in ini. . ünmede ve tümden gelimli çı karmalarda bulan öğ retilerin genel adı . akliye. akı l yürütmek * herhangi bir konuda fikir vermek. bazı llı lı nda küçükler büyüklerden daha akı olabilir. akı çı ldan kmak * unutulmak. zca ldan çı labileceğ savunan öğ rasyonalizm. umudunu kesmek. akı l vermek * bir konuda yol göstermek. akı kalmak lda * akı yer etmek. rasyonalizm. * Akla ve akı l yolu ile varı yargı inanma. akı çı ldan karmak * düş ünmemek. lcı ktan akı lı lcı k * Akla dayanan. akı lcı * Akı lı ilgili. zeki kimse. usçuluk. doğ un ölçütünü duyularda değ düş ruluğ il. tadı * akı olma ile yaş olma arası ilgi yoktur. davranıbeklenmeyen (kimse). kartı ini reti.

aptal. aklı baş getirmek. akı llı * Gerçeğiyi gören ve ona göre davranan. n. akı rmak llandı * Aklı kullanması sağ nı nı lamak. tasarlamak. enmiş ) * "insan kendi aklı baş nı nı kasınkinden üstün görür" anlamı kullanı nda lı r. ru. llı k akıca llı * Akla yakı doğ olarak. akı düş llı ününceye kadar deli çocuğ (veya oğ unu lunu) everir * kendini akı sananlar çok kez akız diye tanı llı lsı nanlardan daha az baş gösterir. ini * (alay yollu) Düş üncesiz. akı lsal * Düş ünceyi ve gerçeğsomut değ i erlerle birbirine bağ layan hakikati içine alan ş ey. yaramazlıetmeyerek. dengeli. akı geçirmek ldan * bir ş yapmayı ünmek. akı uslu llı * Akı olarak. ey düş akı rma llandı * Akı rmak işdurumu. . lı nı ş llar . akı durgunluk vermek llara * çok ş ı bir sey olmak. llı akı köprü arayı llı ncaya dek deli suyu geçer * atak kiş i tehlikeyi göze alarak iş giriş ve çabuk sonuç alı e ir r. n. akı olmak llı * gerçeklere uygun davranmak. akı llanmak * Karş ı olaylarısonuçları yararlanarak davranmak. llandı i. aş lacak akı pazara çı ş herkes yine kendi akı almı(veya akı gelin olmuşherkes kendininkini beğ lları karmı lar. nı ı na akı llanma * Akı llanmak iş i. llı klı akılı llı k akılıetmek llı k * yerinde ve uygun davranmak. ru * Akla yakı doğ makul. i * Karş ndakinin düş ı sı üncesizliğ belirtmek için söylenilen uyarma sözü. akı çı ldan kmamak * unutamamak. arı akı geçinmek llı * kendini çok akı sanmak. * Akı olma durumu. ı lan laş n ndan * Uslanmak. uyanı k.akı çı ldan kmak * unutmak.

akı zlı lsı k * Akız olma durumu. * Debi. * Hava. yöntem. gerçeğgörüp ona göre davranmaya elveriş olmayan. düş hayatı ortaya çı yeni bir görüş ünce nda kan . hücum. akı mölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan araç. eyler akı ölçümü m * Bir akarsuyun veya kanalısu yolunda bir saniyede akan su hacmini ölçme. çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapı baskı man na ldı lan n. * Futbolda sayı yapmak amacı karştakı kalesine doğ genellikle topluca giriş saldı. * Düş toprakları tedirgin etme. cereyan. anlayıkı i li ş t. akı derken bokum demek m * sözünü yolunca söyleyememek. eyi lsa akı z lsı * Aklı . forvet. ncı akı n akı lı ncı k . siyasette. yer değ tirmesi. akı zlıetmek lsı k * düş üncesiz ve yersiz davranmak. akı mtoplar * Akü. * Akı olma durumu. üş * düş ülkesine saldı man rmak. su gibi akı maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akı. amperölçer. yla ı m ru ilen rı * Kazak-Kı z Türklerinin saz ş rgı airlerine verdiğad. lsı * Akızca yapı iş lsı lan veya davranı ş . düzensiz ş söylemek. baskı yapmak. n akı ncı * Düş ülkesine akıyapan savaş. * Bilinç dı olayları mantıve akla dayalı ş ı n k olarak açı klanması . man n çı * Görevi karştarafa top sürmek ve sayı ı yapmak olan ön sı radaki oyuncu. i akıakı n n * Arkası kesilmeyen kalabalıöbekler durumunda. k akıetmek n * toplu olarak gitmek. akümülâtör. ş kan ş ı iş * Sanatta. akı lsallaşrmak tı * Bir ş akı duruma getirmek. yı rma. akı m * Akmak iş i.akı lsallaşrma tı * Akı tı lsallaşrmak durumu. hareket. ı akı z baş cezası ayak çeker (veya akı z iti veya köpeğyol kocatı lsı ı n nı lsı i r) * düş üncesizlik veya tedbirsizlik yüzünden. gereksiz yere gidip gelme zahmetine katlanı lı r. akı n * Kalabalıbir ş arkası k eyin kesilmeyen bir geliş durumunda olması . üş mek. n akı mcı * Belli bir akı bağ kiş ma lı i. cereyan tarz.

* Çam türü ağ açlarda bulunan reçinenin eriyerek akması . ş kan akı ş kanlaşrı tıcı * Akı duruma getirme özelliğolan. man ı ldı akı rı ndık * Reçine. akı ya kürek çekmek ntı * olmayacak bir iş runda boş çabalamak. çam sakı. ntın na ntı * etki altı kalarak bir topluluğ davranına katı nda un ş ı lmak. ş kan i . iklik. * Vücudunda göze çarpacak bir çarpı k bulunan kimseler için kullanı klı lı r. akı cereyan. akı ş * Akmak işveya biçimi. n ru iş m. tedirgin etmek. akma. akı ölçer ntı * Bir akarsuyun ve kanalıakı hını düzeyini ölçmeye yarayan alet. uzun bir balıtürü.akı lıetmek ncı k * düş ülkesinde karşgüçleri yı rmak. * Akı n. zı akı nkayası * Kaya balıgiller familyası derin ve uzaklarda yaş ince. akı çağ ntı anozu * Akı ya kapı ş ntı lmıyengeç. an akı bilimi ntı * Deniz akı ları inceleme konusu edinen bilim dalı ntı nı . ğ ı ndan ayan k akı ntı * Akmak iş i. ş kan i akı ş kanlaşrılı tıcı k * Akı duruma getirme özelliğolma. akı ş kan * Kendilerine özgü bir biçimleri olmayı içinde bulundukları n biçimini alan ve yın oluş p kabı ğ ı turmayan (sı vı veya gaz). eğ meyilli. ik. * Eğ eğ meyil. akı ile birlikte sürüklenmek. n ntı zı ve akı ya kapı ntı lmak * bir akı nıetki alanı girmek. * Havanıveya suyun herhangi bir yöne doğ yer değtirmesi. akı lı ntı * Akı sı ntı olan. i * Geçip gitme. im. akı ş kanlaş ma * Akı duruma gelme. * Hastalısebebiyle vücudun bir yerinden sulu madde akması k . ş kan akı ş kanlaş mak * Akı duruma gelmek. sürüp gitme. uğ una akıgitmek p * (zaman için) çabuk geçmek. olayı * Sı yapı rılarıağ yüzeylerine gereğ vı ş cı n aç tı inden çok sürülmesi ile oluş durum. seyyal.

ş veya pekmezle yoğ . kalseduan kuvarsın bir türüdür. din inancı eye lanı . * Akı ş kanları niteliğ düzeltmek için yoğ n ini unlaş akı içinde parçacı n asısı sağ an mı kları ltını layan yöntem. parlak ve değ bir taş erli . nı akil * Akı. akı tmak * Akması sağ nı lamak. eker rularak cık bir duruma getirilen hamurun kı n saç vı zgı üzerinde piş irilmesiyle yapı bir çeş tatlı lan it . dökmek. akı ş kanlaşrmak tı * Akı duruma getirmek. saydam. . daha çok akide ş ekeri yerine kullanı lı r. akide. ş kan akı ş ma * Kulağ hoş a gelen veya kolayca söylenen seslerin özelliğ i. * Hayvanları özellikle atlarıalı nda bulunan ve burunları doğ uzanan beyaz leke. akil baliğ * Döl verebilecek duruma gelmiş olan. erin. akı ş k mazlı * Akı veya durağ maddenin durumu. ş ma i akı ş maz * Dıetkenlerin tesiriyle akı ş ş ğdeğmeyen. akması yol açmak. n nları na ru * Un. zayı akideyi bozmak * doğ bilinen bir inanıveya gidiş ayrı ru ş ten lmak. akil baliğ olmak . akik * Yüzük taş mühür gibi ş yapmakta kullanı türlü renklerde. süt. akidesi bozuk *İ nancı f olan (kimse). n. akide ş ekeri * Bkz. * Enli bilezik. eyler lan. ağ güç eriyen ş ı zda eker. ş kan akı k ş kanlı * Akı olma durumu. yarı ı . akı ş malı * Akı özelliğolan. yağyumurta. llı * Bir ş inanarak bağ şinanç. olan akide akide *Ş ekerin kaynatı ağ durumuna getirilmesi yolu ile yapı ş larak da lmırenkli ve kokulu. ş maz an akı tma * Akı iş tmak i.akı ş kanlaşrma tı * Akı ş kanlaşrmak iş tı i. durağ mazlı ı iş an. na akı tmalı * Alnı akı nda tması (hayvan).

kara damarlı kelebek sayı kalı bir (Aporia crataegi). akkirpani * Ak. göz etrafı ı z.* döl verebilecek eriş duruma gelmiş kin olmak. kaba karık yapağ . ı z iyi miş lısıcı u. kontrat. iri ak kanatları n. me. akçakavak. Hollanda kavağ(Populus alba). . akilâne akim * Kır. * rüş ispat etme yaş gelmiş tünü ı na olmak. akis * Iş veya ses dalgaların yansı bir yüzeye çarparak geri dönmesi. akim kalmak * sonuca ulaş amamak. fakat kirli. bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi. tartılması yol açmak. verimsiz. yaprakların altı nı beyaz olan bir kavak türü. baş sı arız. döl veremeyen. sı veya ı cak lı ülkelerde yaş man ayan. kulak ve ayaklarda siyah lekeler bulunabilen. * Bir ş baş bir ş üzerinde yarattı etki. * Bir cismin. ağ burun. llı akis uyandı rmak * bir konunun üzerinde düş ünülmesine. ırı böcekler topluluğ termitler. evirtim. su ğ ı akkelebek * Hemen bütün meyve ağ nda tomurcuk düş açları manı lan. * Nikâh. eyin ka ey ğ ı * Evirme. . lı tıp me akit vaadi * Ön sözleş me. iri baş. sözleş veya mukavele yapan. * Akıca. akkavak akkefal * Söğ ütgillerden. sı * Sonuçsuz. ş ı na akit * Hukukî sonuç doğ urmak amacı iki veya daha çok kimsenin veya kuruluş karş klı birbirine uygun ile un ı ve lı irade beyanları gerçekleş iş sözleş mukavele. ilgi veya tepki yaratmak. akkarı nca * Düz kanatlı lardan. ı * Sazangillerden bir cins tatlı balı (Alburnus). yansı yankı ı k nı tı cı ma. parlak bir yüzeyde görünmesi. akkarı ncalar * Ağ parçaları geliş . âkit * Bir işkarşklı i ı olarak kararlaşrıüstlerine alan taraflardan her biri. baş sağ arı layamamak. ile en lem. . ş ı ı lı Orta Anadolu ve Doğ Anadolu'nun batı u kesimlerinde yaygı olarak yetiş n tirlen yerli bir tür koyun. akkor akkorluk * Iş saçacak beyazlı varı ı k ğ a ncaya değ ıtı ş in sı lmıolan. akkaraman * Vücudu beyaz. termit (Termes). * Akkor olma durumu.

akla fenalıvermek k * çok ş ı aş rmak. akla hayale gelmez * inanı lmaz. akla gelmedik * düş ünülemeyen. it-ekle. akıca.akkuş akkuyruk * Atmaca. makul. akla gelmeyen başgelir a * insan ummadı. ibraname.. zı ldı vanadan çı kmak. * Baş lı arıgösterilmek. akla karayı seçmek * (bir işbaş ncaya değ çok sıntı i arı in) kı çekmek. ı laş akla sı gibi ğ ar * aklı kabul edebileceğbiçimde. * Tadı artı için çay harmanı katı beyaz bir çay türü. sı nı ndan * Aklanmak iş i. ı laş akla gelmez * hatı rlanamaz. n i. temizlenmek. erli * Suları bir denize veya göle gönderen bölge.vb. aklama belgesi * Alacak verecek kalmadını ğ gösteren belge. . makul. düş ünülemez. nı rmak na lan -akla / -ekle * Bazı fiillerin sı k çatı nı klı ları türeten ek: tart-akla. ş kı ğ uğ aş nlı ratacak (ş a ey). düş ğ ı ünmediğş i eylerle daima karş abilir. ibra etmek. ı aklamak * Suçsuz veya borçsuz olduğ yargına vararak birini temize çı u sı karmak. aklama * Aklamak iş ibra. nı * Bir dağ rasın yamaçları her biri. yı cı kuş rtı bir . güçlüklerle karş mak. n i akla sı ğ (veya sı mak ğ mamak) * inanı gibi olmamak. lacak akla yakı n * aklı benimseyebileceğ aklıkabul edebileceğ n i. değ olarak nitelendirilmek. maile. akla yatkı n * uygun. tebriye etmek. çı racak gibi olmak. aklan aklanma aklanmak * Ak olmak. llı akla zarar (veya ziyan) * çok ş ı aş lacak. i.

aklaşrma tı * Aklaşrmak iş tı i. aklı yerde olmak bir * düş ünülmesi gerekenden baş bir ş düş ka ey ünmek. beyazlaşrmak. ş n ları şı lını ru * ayı lmak. aklı bokuna karı ş mak * korkudan ş ıp ne yapacağ bilememek. aklı ı dağ lmak * düş ünceyi belli bir konu. kavrayamamak.* Bir dava sonunda temiz ve iliş çı iksiz kmak. çok korkmak. * Akı bulunan. aklaşrmak tı * Aklaş nı lamak. beyazlaş mak. aklı ı bir karıyukarı baş ndan ş (veya yukarı da) * düş ünmeden aklı geleni yapan. aklı ı gelmek baş na * davranı nıyanlı ğ sezerek doğ yolu bulmak. llı * doğ dürüst. ağ armak. aklaş ma * Aklaş iş mak i. aş rı ı nı aklı kmak çı * titizlikle üzerinde durmak. sorun üzerinde toplayamamak. aklevrek aklı * Tatlı levreğ su i. beraat etmek. * bir ş olabileceğ inanmamak. aklı almamak * anlayamamak. ması sağ tı aklen * Akı l icabı l gereğ . temize çı kmak. kusursuz. kendine gelmek. aklı ı baş nda * sürekli akı davranan. ş ı aş rmak. ru aklı ı olmamak baş nda * iyi düş ünebilir durumda olmamak. çok korku geçirmek. ak renkli. aklı ka yerde olmak baş * baş ş düş ka eyler ünmek. akı ince. aklı durmak * düş ünemez bir duruma gelmek. eyin ine * uygun bulmamak. . aklaş mak * Ak duruma gelmek. na aklı ı gitmek baş ndan * çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağ ş ı ı aş nı rmak.

aklı yatmak * anlamaya baş lamak. bayı lmak. ş ı ı nı aş rmak. * çok beğ enmek. ı na aklı vanadan çı zı kmak * delirmek. ilerisini görememek. ü unlaş aklı gitmek *şı aş rmak. * akı olgunlaş lca mak. münasebetsiz. ndan um ey . aklı evvel * Akı geçinen. llı * Ak olma durumu. * Kendisini en akı sanan. aklı ş karı mak * ne yapacağ bilememek. eyin ine aklı kesmemek * sonucu tahmin edememek. eyle raş aklı ayar tam * aklı yerinde. ğ ı ünüş una aklı ra sı * Aklı nca. umduğ göre. aklı oynatmak. aklı karalı * Akı karası ve olan. korkmak. aklı ra sı * aklı sandına göre. llı aklı bir ş olmak fikri eyde * bütün düş ündüğ bir konuda yoğ mak. nı aklı evvel * Densiz. tatmin olmak. olacağ inanmak. bocalamak. aklı kesmek * bir ş olabileceğ inanmak. nca. sağ duyu sahibi olmayan. * Kadı n makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sı. düş üne göre. nları vı aklı k aklı gelen baş geldi ma ı ma * olması korktuğ ş oldu.aklı ermek * anlayabilmek. beyazlı siyahlı . i n ş unu p aklı lmak takı * zihni bir ş uğ mak. aklı kalmak * beğ enilen bir ş düş eyi ünmekten kendini alamamak. düzgün. aklı sonradan gelmek * verdiğkararıyanlıolduğ anlayıvazgeçmek.

aklı uymak na * birinin uygun olmayan görüş göre iş üne yapmak. aklı esmek na * daha önce düş ünmemiş olduğ ş birden yapmaya karar vermek. aklı gelmek na * hatı rlamak. aklı geleni yapmak na * her istediğ düş ini ünmeden yapmak istemek. aklı takmak (veya aklı takmak) na nı * sürekli olarak bir ş düş eyi ünmek. bir düş ünceye saplanı kalmak. tı aklı koymak na * bir kimse birine. * düş ünmek. p aklı turp sı m na kayı * birinin düş üncesini ve yaptını enmemek. ey aklı sı rmak na ğ dı * bir ş olabileceğ inanmak. aklı sı na ğ mamak * anlayamamak.aklı mda! söz. aklı eyin ine almak. * olabileceğ inanmamak. u eyi aklı geleni söylemek na * rastgele konuş mak. aklı vurmak na * birden düş ünüvermek. anı msamak. çok istemek. eyi düş aklı getirmek na * hatı rlatmak. na . kavrayamamak. ğ beğ ı aklı tükürmek na * birinin düş üncesini beğ enmemek. davranmak. aklı koymak na * bir ş yapmaya kesin olarak karar vermek. ine aklı ş ayı (veya ş arı na aş m aş m) * adı geçen kimsenin akı zca bir davranı bulunduğ anlatı lsı ş ta unu r. ey * kararlaşrmak. * lâdes oyununa katı lanlardan biri ötekine bir ş verirken karş ey ı dakinin "unutmadı anlamı söylediğ m" nda i aklı birş gelmek na ey *ş üphelenmek. * kafası bir düş doğ nda ünce mak. * bir ş yapmayı ünmek. kı namak. bir ş telkin etmek. tasarlamak. aklı yelken etmek na * düş üncesizce davranmak veya aklı geleni hemen yapmak. aklı düş na mek * hatı rlamak.

aklı baş nı ı almak ndan * düş ünemeyecek bir duruma getirmek. ı rı aklı çelmek nı * niyetinden. hatı aklı çı ndan kmak * unutmak. tasarlamak. aklı kaçı nı rmak * delirmek. l dı ler ı aklı peynir ekmekle yemek nı * ş kı ve akızca iş yapmak. yersiz iş yapmak.aklı nca * (küçümseme yollu) Düş üncesine göre. * hatı rlamak. aklı oynatmak nı * çı rmak. sı aklı kalmak nda * unutmamak. aklı olsun! nda * unutma!. * ayartmak. ey düş aklı geçmek ndan * düş ünmek. aklı zoru olmak ndan * arada bir durum ve ş artlarıgerektirdiğgibi davranmamak. aklı geçirmek ndan * bir ş yapmayı ünmek. aklı baş yere vermek nı ka * konuş konudan baş bir ş düş olmak. aklı ra. baş çı tan karmak. ldı * akı şiş yapmak. n i aklı (bir ş bozmak nı eyle) * bir ş üzerine düş hep onunla uğ ıdurmak. ulan ka ey ünür aklı çalmak nı * ilgisini aş derecede çekmek. kararı caydı ndan rmak. devş nı ı na irmek) * akı zca davranı lsı ş larda bulunmaktan kendini kurtarmak. hiç unutmamak. ey erek raş p aklı baş almak (veya toplamak. bellemek. aş nca lsı ler . * unutmamak. aklı çı ndan karmamak * devamlı rlamak. * gereksiz. aklı tutmak nda * öğ renmek. aklı tutmak ndan * bir ş düş ey ünmek. çok ş ı aş rtmak.

* Akı l hastalı uzmanı kları . kları * Akı lı usçuluk. * Reçine. katı lmak. * Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar. * (boya için) Birbirine karı ş mak. * Akı ilgili. aklın terazisi bozulmak nı * akıca olmayan davranı llı ş bulunacak bir duruma düş larda mek. yersiz düş ünmek. akı rı zı ndık. mak. bir eyle raş aklın köş nı esinden geçmemek * hiçbir zaman düş ünmemek. . * (kumaş için) Yı p iplikleri erimeye baş pranı lamak. rasyonalizm. az çok bir gelir veya kazanç sağ ilse lar. n ünce aklı selim aklî akliyat * Akı l yolu ile kazanı bilgiler. * (sı bir madde için) Bir yerden çı vı kmak. lcı k. lan akliye * Akı l hastalı ile ilgili hekimlik kolu. * Çabucak savuş ortadan kaybolmak. aklı takmak nı * sürekli olarak aklı ş uğ mak. aklı bin yaş nla a * akla yakıgörülmeyen bir düş ileri sürene söylenir. akla dayanan. akmak * (sı maddeler veya çok ince taneli katı vı maddeler için) Bir yerden baş bir yere doğ gitmek. * (bir kap veya bir yer) İ çindeki veya üstündeki sıyı zdı vı sı rmak. * Karı ş mak. * (zaman için) Çabuk geçmek. * Art arda ve toplu olarak gitmek. kları * Akı l hastalı ile ilgili hastahane bölümü. mek. akma sırı nı * Malzemenin belirli bir gerilme uygulanması sırlı kalı deformasyona uğ yla nı ve cı raması belirlenen veya toplam uzamaya maruz kalması durumundaki mukavemeti. keçi mantarı (Agaricus campestris). çam sakı. ka ru * (bu gibi maddeler) Aş ı yere düş ağ ya. * Sağ duyu. akmantar akmasa da damlar * çok değ bile. * Sürüp gitmek. lla akliyeci akma hançer * Ortası oluklu hançer.aklı ş ı nıaş rmak * yerinde olmayan bir iş yapmak. akma * Akmak iş i.

akompanyatör * Bir parça çalı ğzaman ses veya bir âletle ona katı kimse. akortsuz . yı ru * Armoniyi sağ layan seslerin birleş mesi. hesabı ı lı daha sonra görülmek üzere yapı kı ödeme. akortlatma * Akortlatmak iş i. akortlu * Akordu olan. eş eden. elde taş lara nan ı nabilir bir çalgı . metal dilcikleri titretme yolu ile çalı körüklü. uyumsuz.akmaz * Durgun su. akordeoncu. akortlanma * Akortlanmak iş i. akordiyoncu * Bkz. lan smî akordeon * Üstündeki düğ melere veya tuş basarak. akordiyon * Bkz. ses veren araçları ayarlamak. akortlanmak * Akortlanmak işyapı i lmak. an karı lan akortlama * Akortlamak iş i. akortsuz. akortlatmak * Akortlamak iş yaptı ini rmak. akort * Bir çalgı doğ ses vermesi için ayarlama. akordu bozuk * Birbirini tutmayan. akort etmek * çalgı n seslerini ayarlamak. gölet. ları nı akortçu * Piyano ve org gibi müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse. lmıkı akordeoncu * Akordeon çalan kimse. ları akort yapmak * çalgı n tellerini. akordeon. akort edilmiş . * Boğ otundan çı lan ve hekimlikte kullanı zehirli bir madde. düzenlemek. * Kumaş larda makine ile yapı ş rma. ndı ı lan lik akonitin akont * Bir borca karş k.

ür. i mı * Cambazlı akrobatlı k. akromatik . i na ka bankada veya aracında açtılan kredi. arak nı akraba diller * Aynı dilden gelen diller. nda akortsuzluk * Ses düzensizliğveya ayarsı ğ i zlı.* Akordu olmayan. akraba çı kmak * önceden tanı ş madan veya bilmeden konuş akraba oldukları anlamak. akrobatlı k * Cambazlı k. * Birbirini tutmayan. hım. ı * Radyoda gerçek ayar frekansı doğ değ arası ile ru eri ndaki sapma. akraba * Kan veya evlilik yoluyla birbirine bağ olan kimseler. sı ve nemli yerlerde yaş cak ayan. * Cambaz. uyumsuz. kı k ve kalkıkuyruğ vrı k unda zehirli bir iğ olan böcek nesi (Scorpio). Zodyak. akrepler akrobasi akrobat * Örümceğ imsilerin. nlı akrabalı k * Akraba olma durumu. Akrep * Zodyak üzerinde Terazi ile Yay burçları nda yer alan burç. diğ erinin sonucu olan ş eyler. sı rı * Kredi mektubu. * Yaş denk. yaş k. k. yaş boydaşöğ ça ı t. arası akrep * Akreplerden. . ana akraba olmak * evlilik yoluyla yakı k kurmak. ı tlı akreditif * Belirli bir nicelikteki para için. * Saatin iki ibresinden küçüğ ü. akort edilmemiş . * Biri. akortsuzlaşrmak tı * Radyoda bir ayar frekansı sapma meydana getirmek. akrep gibi * her fı rsatta sözleriyle baş nı kaları incitme veya onlara kötülük etme durumunda olan. akran akranlı k * Akran olma durumu. lı sı * Oluş yönünden aynı ma kaynağ dayanan ş a eyler. bir bankanı yükümlülüğ altı üçüncü bir kişyararı bir baş n ü nda. örneğakrep olan takı .

grup vurgusu. n u akrostiş * Her dizenin ilk harfi yukarı aş ı doğ okununca ortaya bir söz çı dan ağ ya ru kacak biçimde düzenlenmiş manzume. çene. * Türk müziğ oldukça kı bir usul. şı ı * Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm). * Aksayan. * İ gitmeyen. aksakal * Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. * Vurgu. kelime vurgusu. ru aksata aksaklı k aksam aksama aksamak . hafifçe topallayan. * Ermişevliya. ş oluş turan bölüm.* Beyaz ığçözümlemeden geçiren. iir sa aksak eş yüksek dağ çılmaz ekle a kı * eksik araçlarla sağklı yapı lı iş lmaz. akropol * Eski Yunan ş ehirlerinde. ) i aksan * Bir ülkenin insanları veya bir çevreye özgü söyleyiş na özelliğ i. iyi iş yi lemeyen. akromatin * Hücre çekirdeğiçindeki ince iplikçiklerden yapı şkromatin ile boyanmamıolan kromozomları i lmı . ih. aksanı bozuk * Bir dildeki kelimeleri doğ söyleyemeyen. sı * Aksamak iş i. akromegali * Genel geliş bittikten sonra el. aks aksak * Dingil. * Hafif topallamak. . renk körlüğ ü. inde vrak * Eski Yunan ve Lâtin ş ölçüsünde. sondan bir önceki hecesi kı olacak yerde uzun olan dize. geri kalmak. akromatopsi * Bkz. * (bir işGereğgibi yürümemek. muvaş tevş ş ah. büyümesi veya uzaması . akromatik iğ iplik * Mitozun ilk evresi sonunda bütün hücrelerde beliren ve hücre boyaları pek boyanamayan iğ yla biçimindeki oluş um. * Aksak olma durumu. burun gibi vücudun sivri kımları me sı ndaki kemiklerin kalı ması nlaş . en önemli yapı n ve tapı ları nakları bulunduğ iç kale. renksemez. * Kımlar.

ş apka. yankı vermek. mücevher gibi eş ya. ulaşrmak. gürültülü soluk boş zlı alması . k aç * Aksatmak iş i. akselerograf *İ vmeyazar. hazı * Aksesuar kullanması seven. duyulmak. yaymak. i ğ ı çeş eş itli ya. kriz. kemer. na i i * Aksamak iş i veya biçimi. akseptans * Yabancı ülkelerde okuyacak öğ renciler için gönderilen kabul belgesi. aksettirmek * (sesi) Yankı lamak. * Haberi. çanta. durumu. * (ses) Bir yere çarpıgeri dönmek. tersine çevirmek. bir makinenin iş levine katı lmayan. * Ulaş yayı mak. * (ık) Bir yere vurmak. * Bir aletin. bir işgereğgibi yürütmemek. duyurmak. nı aksetme aksetmek * Aksetmek iş i. araç veya * Konunun gerektirdiğölçüde kullanı bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereğkullandı i lan. * Aksaması yol açmak. akselerometre *İ vmeölçer.* "alma ve verme" Alıveriş ş . * Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazı altı larak imzalanan açı klama. aksatma aksatmak aksayı ş akse * Hastalınöbeti. aksesuar nesne. aksesuarcı * Aksesuarı rlayan kimse. aksettirme * Aksettirme iş i. aksatı ş * Aksatmak iş i veya biçimi. ı rı . * (ığ Yansı şı ı) tmak. rma. ancak kendine özgü ayrı yararı bir bulunan alet. k aksedir * Kaplaması mobilyacı kullanı açıkahve rengi öz odunlu olan bir ağ (Thuya occidentalist). aksı hapş olayı rma. ı hapş k. lı kta lan. * Kadıgiyiminde giysiyi bütünleyen ayakkabı n . eldiven. tı aksık rı * Herhangi bir sebeple burun zarın gıklanması nı cı sonucu solunum kasların birdenbire kası yla ağ ve nı lması ı z burundan hı . lmak. * Evirmek. yansı ş ı ekil) p lanmak. ş ı * (bir ık veya bir ş Düz ve parlak bir yüzeye çarpıorada aynen görünmek. yankı p lanmak.

hapş rması ı rtmak. ters davranmak. ı . aksı rtma * Aksı rtmak iş i. aksileş mek * Huysuzlanmak. aksilenme * Aksilenmek iş i. lı klı aksış rı aksı rma * Aksı rmak iş i. huysuzluk etmek. hı n. aksi hâlde. t. natçı rçı * Olumsuz bir biçimde. ı t. ağ ve burundan hı . aksilenmek * Aksileş mek. lı k aksiliğtutmak i * güçlük çı karmak. i aksi aksi aksi gibi aksi hâlde * yoksa. zıkarş olumsuz. nda aksiliğüstünde i . inatçı etmek. hapş ı rmak. huysuzlanmak. aksi takdirde * yoksa. öyle olmazsa. aksi ş eytan * iş yolunda gitmediğzaman "ne kadar ilgisiz. ı z zlı gürültülü soluk boş altmak. münasebetsiz" anlamı kullanı ler i nda lı r. sısıaksı hapş klı rı a . aksı rmak * Burun zarların gıklanması solunum kasların birdenbire kası nı cı ile nı lması üzerine. rı ı k k ran. aksileş me * Aksileş iş mek i. huysuz. zgı * istenmediğhâlde. * İ . menfi. aksilik olarak. hastalı . * Uygun olmayan. rı aksıklıksıklı rı tı rı * Yaş. aksi * Ters. aksi tesadüf * "ş zlı bak" anlamı kullanı anssı ğ a nda lı r.aksıklı rı * Aksığ tutulmuşaksığolan. inadı direnmek. * Aksı aksı biçimi. ters ve kı n olarak. rma aksı rtmak * Birinin aksı na sebep olmak. rma.

bu hareketten ortaya çı geliş kan im. huysuzluk etmek. uygunsuzluk. aksülâmel * Tepki. akş am * Gündüzün son ve gecenin ilk saatleri. ak basma. aksilik etmek * güçlük çı karmak. * İ etkinliğ veya iradesinin açı çı nsan inin ğ kması a . lı kta lan üt * Gözdeki billûr cismin saydamlını ğ yitirerek ağ ı arması ileri gelen körlük. ka sı akş akş am am . uyuş maya yanaş mamak. maddî bir etkenin. elveriş in sizlik. belit. * Ada soğ . pay senedi. ters davranmak. inatçı etmek.* olumsuz davranı. bir düş üncenin ortaya çı kması . * Hisse senedi. kabukları eczacı kullanı bir söğ türü (Salix alba). lı k aksine aksiseda aksiyom * Kendiliğ inden apaçıolan ve böyle olduğ için öteki önermelerin ön dayanağolan temel önerme. am lı nan akş ahı sabah çayı am ra ra * hayatta yiyip içip yatmaktan baş kaygıolmayanlar için söylenir. ş lı aksilik * Terslik. aksoğ an akson * Sinir uyarmaları sinir hücresinden ileriye uzatmaya yarayan. * Oyunun teması geliş başca olay. * Gece. anı * Tersine. reaksiyon. ndan * Akdoğ an. inatçı huysuzluk. aksiyon * Bir kuvvetin. aksöğ üt aksu aksungur * Söğ ütgillerden. aksona * Vurgun hastalına karşuygulanan emniyet durakları ğ ı ı . * Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. hikâye. iş . * Akş vakti kı namaz. * Sermayenin belirli bir bölümü. lı k. * Bir iş yolunda gitmemesi durumu. sinir hücrelerinin uzantı ndan en belirli ve nı ları uzun olanı . * Yankı . katarakt. k u ı mütearife. geliş nı tiren lı im. perde. * Hareket. aksilik çı kmak * engel ortaya çı kmak.

ması ama * Çalı ş maları daha yoğ olarak akş saatlerinde yapan. güneş battı sı in ğ ralar. amcı akş lıetmek amcı k * akş lar içki içmek amacı bir araya gelmek. ı akş ezanı am * Günün dördüncü namaz vaktini bildiren ezan. am lan akş saati am * Akş vakti. akş yeli am * Akş amları serin rüzgâr. akş kadar ama * bütün gün. lı k akş karanlı am ğ ı * Alaca karanlı k. amı u u akş azadı am * Ders çış ders paydosu. akş kalmak ama * (işgecikmek. özellikle akş doğ yapı gazete. simit. akş namazı am *İ kindi ile yatsı namazı nda kı namaz. akş simidi am *İ kindi üzeri çı lan sı susamlı karı cak. kı. Çulpan. * Yaşlıdönemi. arası lı nan akş pazarı am * Pazarlarda. ara vermeden. bitmemek. sa akş amcı * Akş amları içme alı ğ olan kimse. nda. ama ru lan akş güneş am i * Etkisi azalmıgün ığ ş şı ı. amcı yla . esen Akş Yı zı am ldı * Venüs. içki ş kanlında ı * Çalı ş akş rastlayan. nı un am akş lı amcı k * Akş olma durumu. iş portalarda akş doğ tezgâhta kalmımallarıucuz fiyatla satı ı ama ru ş n lı. pek yakı kı bir zaman içinde.* Akş n olduğ ş dar zamanda. ş akş piyasası am * Akş üzerleri belli bir yerde yapı gezinti. akş doğ ama ru * Gündüzün akş yakıbir zamanı ama n nda. ı akş gazetesi am * Baskı öğ sı leden sonra. ) akş sabaha ama * Neredeyse. akş am amleyin.

amı * Akş bir yerde geçirmek. . am ı rken. akş amüstü * Güneş battı sı in ğ ralarda. akş doğ am ama ru. am akş k amlı * Akş özgü olan. amı * (ay) Dolun ay durumundan sonra geç doğ mak. akş amlatma * Akş amlatmak iş i. am * Her akş am. akş n iş sabaha (veya yarı bı amı ini na) rakma * bu gün yapı lması gereken bir işertesi güne bı i rakmak sakı dı ncalır. am akş amdan kalmı(veya kalma) ş * geceki sarhoş un mahmurluğ taş luğ unu ı yan. akş amsefası * Gecesefası . akş amdan sonra merhaba (veya sabahlar hayrolsun) * iş ten geçtikten. akş amları * Akş vakti. akş yapı am am lan. akş için. akş amlama * Akş amlamak durumu. akş olduğ am am unda. akş doğ akş yaklaş ı ama ru. iş akş bulmak (veya akş etmek) amı amı * akş amlamak. akş amlamak * Bütün günü bir yerde veya bir iş geçirerek akş eriş akş bulmak. iyi akş am lan amlar!. akş vakti.akş amdan * akş olmak üzere iken. te ama mek. akş amdan akş ama * Her akş üst üste. amı akş amleyin * Akş saatlerinde. kaçılmaz sonuç pek yakı nı n. am akş sabahlı amlı * Her akş ve her sabah. sabaha savur * kazandını ğ günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanı ı lı r. akş buldurmak veya ettirmek. akş amlar (veya akş ş am erifler) hayrolsun! * akş vakti kullanı esenleme sözü. akş amlatmak * Akş yaptı amı rmak. akş amki * Akş olan. iş i. günü bitirmek. akş amdan kavur. ama am akş k sabahlı amlı k * Nerede ise. olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenir.

bir kaptan baş bir yere veya kaba geçirmek. bazen de derisinde doğ tan boya maddesi bulunmadı için her yanı olan lları uş ğ ı ak (hayvan veya insan) çapar. ilk * Alı . ı . kâğ tütün vb. * Voleybolda öbür oyuncularıvurması topu. i. ka aktarmacı * Aktarma iş yapan kimse. aktarma yapmak * bir taş ötekine geçmek. ne. ine aktarı m * Aktarma işnakil. * Dam kiremitlerini aktarıkıkları p rı yenileyen kimse. ı ttan ka ı ta * Sürülmemiş tarlayı veya ikinci kez sürme. albino. ka aktarma etmek * aktarmak. gereçleri satan kimse veya dükkân. iyle raş aktarmak * Bir yerden. ları * Bir hesaptan baş bir hesaba para havale etme. ka * Aktarmak işveya biçimi. zarf. akş k ı nlı aktar * Akş olma durumu. akş amüstü. * Anadolu'da iğ iplik. ı n * Baharat. i. mı ka * Arı bir kovandan ötekine geçirme. iktibas. aktarı lmak * Aktarmak iş konu olmak. ı ttan * bütçede bir bölümden baş bir bölüme ödenek geçirmek. akş ı n * Kı nda ve gözlerinde. aktarı ş aktariye aktarlı k aktarma * Aktarmak iş i. baharat. ı * Aktarı yaptı iş n ğ . ev ilâçları . i * Aktarı sattı ş n ğ eyler. ntı * Bir oyuncunun topu kendi takı ndan bir baş oyuncuya göndermesi. ağ üzerine yükselten oyuncu. ini aktarmacı lı k * Aktarma işaktarma iş uğ ma. ka aktarı cı aktarı lma * Aktarı iş lmak i.akş amüzeri * Bkz. * Bir taş baş bir taş geçme. satan kimse veya dükkân. virman. n için ı n * Görüntüyü bir bölgeden baş bir bölgeye ileten araç. ı t.

bildirmek. plûtonyum. ka * Çatı kiremitlerini gözden geçirerek kık ve bozuk olanların yerlerine sağ rı nı lamları koymak. canlı . nı * Etken. * Etkili. aktartmak * Aktarmak işyaptı i rtmak. aktif taş ı ma * Bir maddenin hücre zarı enerji harcanarak hücre içine veya dına taş ndan ş ı ı nması . aktif rol oynamak * etkili olmak. protaktinyum. aktifleş me * Aktif duruma gelme. yönünü değtirmek. hareketli. etkili olmak. baş ndan aktarmalı * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektiren. aktiflik * Etkinlik. ı tlar ka ı ta aktartma * Aktartmak işyaptı i rmak. aktif metot * Öğ rencilerin. dan * Bir dilden baş bir dile çevirmek.* Bir ş yolunu. çalı ş kan. daha çok Kur'an'ı ı sonuna kadar okumak. aktavş an aktif * Bir cins iri çöl sı (Jaculus). ı tlar ka ı ta aktarması z * (taş için) Belli bir süre sonra inilip baş bir taş binilmesini gerektirmeyen. ortaklın para ile değ ğ ı erlendirilebilen mal ve hakların tümü. nı * Sürülmemiş tarlayı ve ikinci kez sürmek. kiş çalı isel ş maları ve iş nı yapma yeteneklerini geliş tirmeyi sağ layan bilimsel yöntem. eyin iş * Bir kitaptan veya bir yazı bir bölümü almak. aktifleş tirme * Aktifleş tirmek iş i. toryum. aktif duruma getirmek. * Bir tekniğ göre biçimlendirmek. aktifleş mek * Canlı hareketli. aktif duruma gelmek. tercüme etmek. aktinit * Aktinyum. etken. aktinoloji aktif fiil . ilk *İ letmek. uyarlamak. aktifleş tirmek * Aktifleş mesini sağ lamak. çanı * Etkin. küryum ve berkelyum radyoaktif elementlerinin ortak adı . * Etken fiil. * Bir ticarethanenin. iktibas etmek. amerikyum. tulyum. e * Bir kitabı .

ka aktöre * Ahlâk. akuzatif akü * Yükleme durumu. zgı * Fizik biliminin konusu ses olan kolu. aktinyum * Atom numarası atom ağ ğ 227 olan. n * Güncellik. n. aktris aktüalite aktüalitesini kaybetmek * güncelliğ yitirmek. .* Güneşş nıhem insan hem de bütün canlı üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı ınların ı lar .Kı 89. kendini baş türlü gösterme. aktinyumlu * Özünde aktinyum bulunduran. ı ı rlı saltması Ac. * Akümülâtörün kı lmıadı saltı ş . ini reti. lı lanı akut *İ lerlemişş . * Olduğ undan baş türlü görünen kimse. * Azgı kı n (hayvan). aktivite aktivizm aktör * Erkek oyuncu. aktörlük * Aktörün görevi. ses dağ mı bir ı lı ı . * Kuvveden fiile geçmiş olan hâl (Aristo felsefesi). radyoaktif bir element. ini aktüalizm * Geçmiş jeolojik olaylarıbugünkülere bakarak açı n klanabileceğ ileri süren öğ edimselcilik. akur akustik akümülâtör * Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden. yankı bilimi. istenildiğ bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz. * Kapalı yerde seslerin dağ m biçimi. ş imdiki. ı * Olduğ undan baş türlü görünme. * Etkincilik. * Günün olayı konusu. veya * Etkinlik. aktörün yaptı iş ğ . yankı m. ka ka * Kadıoyuncu. iddetli. * Edimsel. inde akı mtoplar. aktüel * Güncel. acil (hastalı k).

/ -el*İ simden fiil türeten ek. su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiğcam su kabı veya nı i . al al * Aldatma. kı zı n zı rmı. çiçeğdiş yüz şlerinin tedavisinde kullanı bir bitki i ve iş lan (Lilium candidum). yuvarlak hücre. * Süs balı beslemeciliğ ğ ı i. kıla çalan. iyle raş akvaryumculuk * Akvaryumcunun mesleğ i. ufak pullu. kıl. vı nda akzambak * Zambakgillerden. fat -al. * Sulu boya resim.aküpunktür * Vücudun belirli noktaları genellikle altıiğ batı yapı Çin'de yayı ş na n ne rarak lan lmıolan tedavi. 10-15 bazen de 50-60 kg gelen bir balı akbalı(Lichia amia). * (at donu için) Dorunun açı. hile. al (veya alı n) * iş te. güz-el (<gözel). * Bu renkte olan. k akyuvar * Kan ve lenf gibi vücut sıları bulunan çekirdekli. k. tuzak. ğ ı al bayrak (veya sancak) . doğ öz-el vb. lökosit. * Kavimler. süs bitkisi olarak yetiş tirilen. sağ lam. al (veya kanlı ) gömlek gizlenemez * gizli tutulması olmayan ş için söylenir. * Kanırengi. ğ zı ı * Yüze sürülen pembe düzgün. * Bir tür sı ve köstekli bı rmalı çak. -al / -el *İ simden sı türeten ek: gen-el. elde eyler -al. düzen. allı k. akvaryumcu * Akvaryum iş uğ an kimse. akva * Kuvvetli. akvam akvarel akvaryum * Tatlı tuzlu su hayvanların. al basmak * loğ albastı usa hastalına tutulmak. gövel (< gök-el). Al * Alüminyum'un kı saltması . akya balı ğ ı * Uskumrugillerden.

m düş al birini. alaca. rı arak ala gün ala sulu * Yeni olgunlaş maya baş ş lamı(meyve). ş -ala-. parajin. al gülüm ver gülüm * iki sevgilinin birbirine sevgi gösterisinde bulunmaları . it-ele-. al sana bir daha * yeni bir aksilik olunca bezginlik bildirmek için "iş anlamı söylenir. kov-ala./ -ele* Fiilden sı k (tekerrür) çatıtüreten ek: çalk-ala-. ş ı * Açıkestane renginde olan. e al elmaya taş çok olur atan * değ kimselere sataş çok olur. çok renkli. * İ piş yi memişsuluca (yemek). ı * İ pek iyi. al benden de o kadar * ben de aynı durumdayı veya ben de aynı üncedeyim. elâ (göz). beklenilmeyen ş eylerin de olabileceğ anlatı ini r. nda ğ ı an .vb. in * Alabalın kı lmıadı ğ saltı ş . erli an al giymedim ki alı m nayı * "bu iş hiçbir ilgim olmadı için söylenen sözleri kendi üzerime almadı anlamı kullanı le ğ ı m" nda lı r. rı arak ala alaya kalkmak * bağş gürültü etmeye kalkmak. âlâ -ala. vur ötekine (veya birine) * hiçbiri işyaramaz. silk-ele-. ş olmak. k * Kekliğ boynundaki siyah halka. . * Yazı güneş n bulut arkası kaldında oluş gölgeli durum. al kanlara boyanmak * yaralanmak. * bir kimseye yapı hizmetin hemen karşğ bekleme durumu. kiyi ala * Karık renkli. * araları ndaki senli benli iliş sürdürerek. kak-ala-. ehit al karı sı * Loğ usalara musallat olarak onları duğ sanı görüntü. yi. boğ u lan al kiraz üstüne kar yağ ş mı * düş ünülmeyen. te" nda al takke ver külâh * uzun bir çekiş meden sonra. lan ıı lını al kan * Doymuş alifatik hidrokarbonları genel adı n .* Türk bayrağ ı . hepsi bir ayarda. çekiş çekiş e e. klı sı aş ala ala * Toplu olarak yapı iş lan lerde bağş söylenen ala ala hey! ünleminde geçer. vurularak ölmek.

llı alabaş * Turpgillerden. ey * Selâmlamak için filika küreklerinin yukarı kaldılması ya rı . uz alabacak * Ayağsekili (at). ş algama benzeyen bir bitki. * Balı toplamak için dalyan ağ n yukarı alı ğ ı ı nı ya nması . ı * Ara bozucu. yarı yarı ala tavlı * Bitkinin çimlenmesi için yeterli tavı bulmamı(toprak). alabalı k * Ala balı kgillerden. alabanda * Deniz teknelerinin iç yanları . alabanda etmek * dümeni sağ veya sola. ı tı alabanda ateş * Geminin bir yanı bulunan toplarla birden ateş nda edilmesi komutu. haş lamak. ru. gereğ ı rı inden çok. dönek. alabanda vermek * azarlamak. . sandal vb. z. 250 gr dan 2 kg a kadar gelen bir tatlı balı (Trutta faris). Ala Yuntlu * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. kemikli balı n bir familyası kları . borda karş . eti turuncu ve lezzetli. ru alabanda sancak * Dümeni sağ yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. soğ ve duru sularda yaş uk ayan. sonuna kadar çevirmek. alabandayı yemek * adamakı azarlanmak. uğ ursuz (kimse).ala tav * Az tavlı yaş kuru olan (toprak). . * Bir serenin yatay durumdan düş duruma getirilmesi. deniz araçları devrilip ters dönmek. * iş alt üst olmak. zı alabora * Geminin devrilecek kadar yan yatması . alabildiğ ine * Sırsı uçsuz bucaksı nı z. a alabanda iskele * Dümeni sol yana doğ sonuna kadar çevirme komutu. ş * İ piş yice memiş (yemek). * Olanca hı ile. paylamak. ler alabros * Fı gibi dik kesilmiş rça (erkek saçı ). alabora olmak * tekne. * Aş derecede. su ğ ı alabalı kgiller * Omurgalı hayvanlardan.

alacak verecek * alıveriş kisi. ı ı tı * Birinden alacağolan kimse. mal veya baş ş matlûp. sazlı u ş ı klarda yaş bir kuş ayan türü (Ardeola ralloides). kül rengi. alacabalı l kçı * Balı lgiller familyası kçı ndan. * Ağ ilk olgunlaş meyve. ş ka ey. ı ey . borçlu karş . alacaklı olmak * birinden alacağbir ş bulunmak. bı rcıgibi kuş avlamak için kullanı iki renkli bez. ş ndan ı an * İ veya daha çok renkli.alaca * Birkaç rengin karımı oluş renk. alacağolmak ı * birinden alı nacak parası olmak. alacağ tutmak ı na * bir ş vereceğ veya borca karş k saymak. ki * Birkaç renkli iplikten yapı ş lmıdokuma. alaca karanlı k * Güneş madan önce veya battı hemen sonraki aydı k. en * Kötü huy. vereceğ karga (veya kuzgun) na ine * alı kolaylıgösteren. uzunluğ 50 cm. ı alacaklı kmak çı * alacağvereceğ ı inden çok olmak. yarı doğ ktan nlı karanlı k. * vakit darlından bir öneriyi kibarca geri çevirmek. alaca aş alaca bulaca * Çok karık renkli. ğ ı alacağolsun! ı * "günün birinde ondan öcümü alım" anlamı göz korkutma sözü. eyi e ı lı alacak * Bir hesap gereğ daha alı ince nmamıolan para. ş iliş alacakarga * Saksağ an. alacağ ş ı ahin. akla kara karık. daha çok üzüme düş ben. * Para verilerek alı nacak ş ey. verirken de güçlük çı rken k karan kimse. alacaklı * Birinden alacağolan. * Aş ure. açta an * Keklik. ş ı alaca düş mek * (meyve) olgunlaş maya baş lamak. rı nda alacağ olsun da ala kargada olsun ı m * alacaklı olmak iyi bir ş eydir. ldı n ları lan * Meyvelere.

alaturka karş . alacamenekş e * Hercaî menekş e. zı n * Üzeri dal ve hası örtülmüş rla kulübe. * Frenklerin töre. na ı tı * Avrupa uygarlını ğ benimsemişAvrupa eğ ı . üzerine oturulabilen klozetli tuvalet. layını ı sı alafranga tuvalet * Batı nda kapaklı tarzı . alafrangacı lı k . alacalanmak * Alaca bir duruma gelmek. alaçam alaçı k * Rengi kıla yakıbir çam türü (Picea excelsa). miş * Alafranga saat. alacalı k * Alacalı olma durumu. * Eriyen karlar arası yer yer toprak görünmek. alacalı bulacalı * Çok karık ve çiğ ş ı renkli. alacalanma * Alacalanmak iş i. rengârenk.alacalama * Alacalamak iş i. benek benek boyamak. alacasansar * Benekli sansar türü. alafrangacı * Alafranga hayatı benimsemiş olan. alacalamak * Renk renk. âdet ve hayatı uygun. * Keçeden yapı çadı lan r. renkten renge girmek. alacalandı rmak * Alaca duruma getirmek. itimiyle yetiş (kimse). ndan * Herhangi bir heyecan dolayıyla benzi kı p bozarmak. Frenklerle ilgili. çardak. sı zarı alacalı * Alaca. * Renkli ve renksiz kı n bütün vücutta düzenli ş lları ekilde dağ ı lmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleş mesiyle meydana gelen bir at donu. alafranga alafranga müzik * Batı nda ve ölçülerinde yapı ş tarzı lmımüzik. alafranga saat * Günü 24 saat sayarak. günün baş ş gece yarı 01 olarak kabul eden saat sistemi. alacalandı rma * Alacalandı rmak iş i. alaca bulaca.

alâkabahş *İ lgilendirici. as-alak. . alafrangalaş mak * Alafranga olmak. alâkalanma * Alâkalanmak iş i. alageyik * Geyikgillerden. postu benekli. alâkalandı rma * Alâkalandı iş rmak i. alâkadar olmak * ilgilenmek. alâgarson * Kı kesilmiş sa saç. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaş bir cins geyik. alâka duymak * ilgi duymak. * Gönül bağ ı . * Oğ saçı lan biçiminde kesilmiş (kadısaçı n ). fat alâka *İ lgi. alafrangalaşrmak tı * Alafrangalaş na sebep olmak. ilgi çeken. alafrangalaş ma * Alafranga usulleri benimseme. erkeklerinin boynuzları doğ kürek biçiminde geniş uca ru leyen. ması alafrangalı k * Alafranga olma durumu. alâkalandı rmak *İ lgilendirmek. çök-elek vb. ilginç. alâka çekmek (toplamak veya uyandı rmak) * ilgi çekmek. alafranga davranmak. sın (Dama dama). alâkadar * İ ilgili bulunulan. alafrangalaşrma tı * Alafrangalaşrmak iş tı i.* Alafrangacı olma durumu. lgili. alâkadar etmek * ilgilendirmek. alafranga olma. ayan ğ ı alâimisema * Gök kuş ı ağ . -alak / -elek * Fiilden sı türeten ek: yat-alak.

zevk almak. yası yayı tanı aret. i. * Gönül bağ lamak. ayrı kisi lmak. fiyatları ayrı ayrı hesaplanan (yemek). alâmetifarikalı * Alâmetifarikası olan. * Ayıcı rı nitelik. k yer. alâkayı (veya alâkası) kesmek nı * ilgiyi. tabldot karş . yı ğ ı ndan lan. ayıcı rı özellik. harf gibi özel iş marka. açıve geniş meydan. irilik bakı ndan ş ı durumda olan ş mı aş lacak ey. o eş üreten veya satanı tan resim. iliş kalmamak. maskelemek. saha. çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir ş bulunduğ çevreye uydurmak. * Beneklerle. kestane kargası (Garrulus glandarius). ı tı * Yemek listesinden yemek seçerek. anı hemen. nlı * Bir ş çekici gelmek. * Saksağ an. ilgisini kesmek. ey alâkalı alakarga *İ lgili. ilgisi olmayan. alâkok alalama alalamak etmek. iş iz. niş aret. alâkart alâkası z alâkası k zlı *İ lgisizlik. iri gövdeli. kayran. ş ak. * Yemek listesinden seçilen. ötücü. kamufle eyi u * Balıavlamakta veya yük taş k ı makta kullanı büyük kayı lan k. düzlük. ipş alâminüt yemek * Kolayca hazı p tüketilebilen yemek. alamana * Rafadan.alâkalanmak *İ lgilenmek. * Orman içinde düz ve ağ z yer. *İ lgisiz. yakı k duymak. alâminüt * Çarçabuk. u geniş i 7 ile 25 kulaç olan büyük ağ liğ . nda. rlanı alan * Düz. an. * Büyüklük. * Alalamak iş kamuflâj. tüyleri alacalı kuş bir türü. alâmetifarika * Bazı ticaret eş üzerine konulan. * Kargagillerden. açsı . alamana ağ ı * Kılardan uzak sularda avlanmak için iki alamana kayı tarafı kullanı uzunluğ 200 ile 250. alâmet * Belirti.

açı ktan. ı laş n n ldı ı alan hı zı * Hareket eden bir cismi. * Açıdeniz. alargada durmak * uzakta durmak. dağ ı tmak. k * Uzaktan. veya vı ş ı alaş ı mlama * Alaş ı mlamak iş i. saha. . * Eski Roma'da açıhava gösterisi yapı geniş k lan yer. C. * geri çekilmek. engin. uzaklaş mak. yaklaş ktan ma. ş ma * Yüz ölçümü. Te gibi elementlerden oluş metal an görünümünde katı sı karım. p tı * kapı yere vurmak. alarga * Açı geç.* Bir konu veya çalı çevresi. alârma geçmek * beliren tehlikeye karşdirenebilecek. agorafobi. p alaş ı yukarı ağvur * çekişçekiş (pazarlı e e k). alargadan seyretmek * Uzaktan bakmak. allak bullak. dayanabilecek duruma gelmek. park. yetkilerini elinden alıyerinden uzaklaşrmak. alt üst etmek. ı alaş ı ağetmek * birini. n. ilgisiz davranmak. ş ı ı nı alan talan etmek * allak bullak etmek. alaş ı m * İ veya daha çok metalden. duran bir noktaya birleş doğ parçasın birim zamanda taradı alan. yağ etmek. kovmak. i liğ * Yarı ş maları karş maları ve oyunlarıyapı ğyer. darmadağ k. alan topu * Tenis. tiren ru nı ğ ı alan korkusu * Bazı ilerin alan. bazı ki durumlarda metallerle. atmak. alarga durmak * uzak durmak. * Bir alı merceğ net bir görüntü sağ cı inin layabildiğderinlik ve geniş in bütünü. *İ çinde birtakı kuvvet çizgilerinin yayı ş m lmıbulunduğ var sayı uzay parçası u lan . P. ğ ı alan talan * Karmakarık. karı ş istememek. alârm * Bir tehlike olduğ unda bunu herkesin haber alması verilen iş için aret. sokak gibi yerlerde duydukları kiş ürkeklik hastalı. mak alarga etmek * açıdenize çı k kmak. ma alan talan olmak * her biri bir yana dağ ı lmak. engine açı lmak.

alı alavere dalavere yapmak (veya çevirmek) * hileli. * Kargaş k. alavere tulumbası * Emme basma tulumbası . alaş elementlerini eriterek katmak. alaturkalaşrma tı * Alaturkalaşrmak iş tı i. eyin * Bir ş elden ele vererek aktarma. alaturkalaş ma * Alaturkalaş durumu. alavere * Bir ş elden ele geçmesi. andavallı . eyi * Vapurlarda bu biçimde taş işiçin bordalarda kurulan basamaklı ı i ma iskele. na ı tı * Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse). ezanî saat. alaturkalaşrmak tı * Alaturkalaş nı lamak. ı m alaten alaturka * Cüzamlı . mak alaturkalaş mak * Alaturka olmak. in ş ı ş alaturka tuvalet * Tuvalet ihtiyacı gidermek amacı çömelme usulüne göre yapı tuvalet. * Bu tür müziğseslendiren veya çalan. yalanla dolanla iş görmek. yöntemsiz. töre ve hayatı uygun. * Eski Türk gelenek. görenek. * Düzensiz. ması sağ alaturkalı k * Alaturka olma durumu. alaturka eser veren kimse. alafranga karş . düzenli bir iş yapmak. abraş . * Alaturka saat. * Türk müziğ inden yana olan. söyleyen. alavandalı * Bkz. alavereci . alaturka müzik * Türk müziğ i. i alaturkacı lı k * Alaturkacı olma durumu. alaturka saat * Güneş batında 12'yi gösterecek biçimde ayarlanmısaat. nı yla lan alaturkacı * Alaturka bilen.alaş ı mlamak * Çözen metale.

lacak alay malay * hep birden. bir ş bir durumun. alâyiş * Gösteriş kamaşrma. alay alay alay * Kalabalıolarak. eksik vb. bir ş eğ ş eyle lenme. söz. kusurlu. işş konusu yapmak. lence konusu yapmak. alaya almak * alay etmek. göz tı alâyiş li . alay gibi gelmek * inanı gibi olmamak. alay etmek * bir kimsenin. davranıgibi yollarla biriyle. * Alay etmeyi huy edinmiş olma durumu. alaycı lı k alayı olmak nda * iş i önem vermeyerek yapmak. * Çok kalabalı k. gülünç. . fazla sayı da. it alaycı * Alay etme huyu olan. pek çok. alay geçmek * alay etmek. birlikte. k alay beyi * Albay rütbesinde jandarma alay komutanı .* Piyasada fiyatı ünce yükselir umuduyla mal alan ve fiyat yükselince malı düş satan toptancı . * Alay eden. hepsi. küçümseyen. * Çok miktarda. eğ lenmek. onu küçümseme. arı taya alaybozan * Bir çeş fitilli tüfek. alay * Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. * Ses tonu. * Genel olarak üç tabur (süvarilerde dört veya beş bölük) ve bunlara bağ birliklerden oluş asker lı an topluluğ u. spekülâtör. i alaya çı kmak * askerî bir okulda baş gösteremeyerek kı gönderilmek. vurguncu. * Bütünü. i aka âlâyı ile vâlâ * bütün gösteriş i ile. müstehzi. küçümseyerek eğ lenen. yönlerini küçümseyerek eğ eyin. alaya bozmak * alay niteliğvermek.

n albeni * Alı çekicilik. zık zı alazlamak * Bir ş yüzünü alevden geçirmek. nsan zık zı albasma albastı * Albastı . * Alev. albatr albatros exulans). debdebeli.* Gösteriş li. alaylı * Erlikten yetiş subay. kan l. ı tı * Gösteriş görkemli. * Alev alev. yalaz. ilgi toplamak. üstünde kıllıveya kıl lekeler belirmek. aleve tutmak. * Fı na kuş rtı ugillerden. usa humması . albasma. ine * İ derisi için. acı vermek. li. ğ ı albeni vermek * çekiciliğ artı ini rmak. albay albaylı k * Albay rütbesi veya albayıgörevi. miralay. * Dökülen tohumlarla ertesi yı l kendiliğ inden çı tahısoğ vb. * Doğ sı nda temizliğ dikkat edilmemesi yüzünden loğ um rası e usanıtutulduğ ateş hastalı loğ n u li k. eyin * Sı zlatmak. 1 m uzunluğ unda. m. alaz alaz alaz alaza alazlama * Alazlamak iş i. yakmak. mektepli karş . miş * Gerekli okul eğ itimini görmeden kendini yetiş tirmiş olan (kimse). ciddî olmayan. * Vücutta kıllıveya kıl lekeler belirmesi durumu. alaylı alaysı * Alaya benzer. alazlanmak * Alazlamak iş konu olmak. ve . küçümseyici. Atlantik Okyanusu'nda yaş iri bir kuş (Diomedea ayan türü * Rütbesi yarbay ile tuğ general arası bulunan ve ası nda l görevi alay komutanlı olan üstsubay. * Kaymak taş su mermeri. ı . müstehzi. hoş güzel göstermek. an * Alay edici. cazibe. alazlanma * Alazlanmak iş i.

rezil hain. mlı albenisi olmak * çekiciliğbulunmak. kötü havaya iş olan hava durumu. * Bile bile en kötü. n ş kan albümin iş eme * Birçok hastalı klarda. * Bir sanatçın eserlerinin bir bölümünün yer aldı kaset. larda ağ k. durumlarda) Aş ı ağolanları kendisiyle eş tutan veya kendi değ olduğ it erini undan aş ı ağ gösteren (kimse). nı ğ ı albümin * Bitkilerin. yapı madde. alçacıdağ ben yarattı demek k ları m * çok kurumlu olmak. alçak gönüllülük * Alçak gönüllü olma durumu. tekerçalar. en ahlâksı davranı zca ş bulunan. mütevazı . özellikle böbrek hastalı nda idrarda albümin bulunması kları durumu. alçak kabartma * Heykel sanatı yüzeyden çıntı az olan kabartma. cazibeli. . alçak * Yerden uzaklı az olan. azot. yüksek karş . kı sı alçak kavuş um * Kavuş umda gezegenin güneş yer arası bulunması le nda . beyaza yakırenkte. albüminli *İ çinde albümin bulunan. * Akş ı n. kendini çok beğ enmek. nda aret alçak gerilim * Düş voltajlı ük elektrik hattı . nda. i albinos albüm * Resim. namert. birleş karbon. eyleri dizip saklamaya yarayan bir tür defter.albenili * Alı . * Kalı ses. uzunçalar. * (boy için) Kı sa. lı alçak bası nç * Barometrede 760 mm altı bulunan. aş ı soysuz. alçacı k * Çok alçak. oksijen. ğ ı ı tı * Aş ı ağ yüksek olmayan (yer). alçak ses * Hafif ses. para vb. hidrojen ve kükürt n vı nda imi olan. ak tutma. hayvanları doku ve sıları bulunan. fotoğ pul gibi ş raf. * Herhangi bir konu ile ilgili kı açı sa klamalar verilerek resimler bası ş lmıolan kitap. n alçak yaylak . * Değ ve gücü az olan elektrik potansiyeli. suda eriyen. eri alçak gönüllü * (makam. çekici.

nda n i * Düş künlük. alçakça * Oldukça alçak. yüksekten aş ı ru inmek. * Alçakça davranı ş ş enaat. zül. ağdoğ * (insan için) Değ azalmak. * Toprağ çöküp oturması ı n .* Devamlı oturma bölgesinde. alçaltı ş * Alçaltmak işveya biçimi. * Aş ı ma. tı alçaklaşrmak tı * Alçaklaş na sebep olmak. cezir. mezellet. * Alçı ın piş toz durumuna getirilmesinden elde edilen madde. normal tahı l ziraatı lan alanları bitişinde genellikle deniz seviyesinden yapı n iğ 900-1200 metre yükseklikteki yaylak. * Kabarma alçalma olayı sularıindiğdönem. erini alçarak alçı * Az alçak. bayağ ma. ı laş alçaklaşrma tı * Alçaklaşrmak durumu. i. ması alçaklı k * Alçak olma durumu. alçaltmak * Alçak duruma getirmek. eri * Küçük düş ürme. alçı ı taş . alçalmak * Alçak duruma gelmek. i alçaltma * Alçaltmak iş i. . ı laş alçaklaş mak * Bayağ mak. ağ k lı ı rcası alçaklaş ma * Bayağ mak durumu. aş ı kimselere yaraş na. hor görme. zillet. * Alçak. ağ laş ı laş * Alçalmak iş inme. taş nı irilip alçı p kalı * Bir ş üzerine alçı eyin dökülerek alı kalı nan p. alçalı ş alçalma alçaltı alçaltı cı * Küçük düş ürücü. * Değ azaltmak.

i aldanma * Aldanmak iş i. alçı pan * Tavan süslemelerinde kullanı ve çeş desenleri olan alçı yapı ş p. aldanmak * Görünüşkapı yanlıbir yargı varmak. yanı e larak ş ya lmak. aldatı lmak * Aldatma niteliğolan. . * Düş rı ğ uğ kıklına ramak. alçı cı * Alçı ı çı taş karan kimse. * Alçı sarı ş ile lmıolan. n sı yla z uk aldatı cı aldatı lma * Aldatı iş lmak i. lan itli dan lmıkalı alçı almak (veya koymak) ya * kılan bir kemiğgereğgibi kaynaması alçı batılmısargı sarmak.* Toprak içinde katman olarak bulunan ve piş toz durumuna getirilerek alçı irilip yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat. alçı lanmak * Alçı lamak iş konu olmak. yanıcı i ltı. alçı lama alçı lamak alçı latmak * Alçı kapattı ile rmak. an * Alçı lamak iş i. jips. * Alçı sı ile vamak. ine alçı latma * Alçı latmak iş i. ı * Avunmak. lan * Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur. kandıcı rı. alçı lı *İ çinde alçı bulunan. kanma. karı tı alçı lanma * Alçı lanmak iş i. tuzak. soğ sebebiyle donmak. bir yalana kanmak. * (bitkiler için) Havanıbirden ınması zamansıaçan çiçek. * Alçı şrmak. sı vatmak. * Çabuk ve kolay aldatı kimse. oyalanmak. * Bir hileye. rı i i için ya rı ş ile aldanç aldangı ç aldanı ş * Aldanmak işveya biçimi. nı * Tavan ve duvarlarıalçı kaplanması çalı iş n ile nda ş çi.

bu anlamı ancak olumsuz. vı * (halk edebiyatı söylemeye baş . aldatmaca * Aldatmaya dayanan davranı aldatı oyun. eye tsı aldı rmazlı k * Aldı rmaz olma durumu. * Karş ndakinin dikkatsizliğ ı sı inden. * Ayartmak. avutmak. aldehit aldı * Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sı. i aldatma * Aldatmak iş i. soru veya ş biçimlerinde kullanı er ile art lı r). aldı rmamak. iğ etmek. zlı tsı k. aldı rtma * Aldı rtmak iş i. aldışz rı sı * Aldı rmaz. cı aldatmak * Beklenmedik bir davranı yanı ş la ltmak. veya ine * Oyalamak. ilgi göstermemek. * Sı rmak. * Bir ş görünürdeki durumu. ihanet etmek. * Önem vermek. gereğgibi uyanıolmayından yararlanarak onun i k ş ı zararı kazanç sağ na lamak. kayı zlı lâkaydî. * Getirtmek. aldış rı * Aldı rmak işveya biçimi. ğ dı aldı rmaz * Bir ş önem vermeyen. verdiğzararı ı ladı ı i karş lamamak. baş çı tan karmak. umursamayan. ine aldatı ş * Aldatma işveya biçimi. ilgilenmemek. ilgisizliğ inden. nda) ladı aldı abdest ürküttüğ kurbağ değ ğ ı ü aya memek * sağ ğyarar. ş . aldı rtmak * Aldı rmak iş baş na yaptı ini kası rmak. . i aldış rıetmemek * önem vermemek. lâkayt. umursamamak. kayı z. * Elindekini baş na kaptı kası rmak. fal * (karı koca) Eş sadakatsizlik etmek.* Aldatmak iş konu olmak. * Birine verilen sözü tutmamak. yalan söylemek. umursamayan. kötü yola sürüklemek. tasası k. ilgisiz kalmak. aldı rma aldı rmak * Almak iş yaptı ini rmak. değ vermek (bu fiil. o ş niteliğbakı ndan yanlıbir kanı eyin eyin i mı ş vermek. * Aldı rmak iş i. * Vücuttan herhangi bir parçayı organı lısebebiyle operasyonla çı veya sağk kartmak.

u * Dünya. * Okuma yitimi. alelâdelik alelhesap alelhusus alelumum * Genel olarak.alegori * Bir görüntü. * Hele. çarçabuk. ince. cihan. düş ünce. alelâcayip * Acayip üstü çok acayip. alem olmak * sembol olmak. tuhaf. baş . alegorik aleksi * Alegori ile ilgili. raş nı * Hayvan veya bitkilerin bütünü. * Alelâde olma durumu. özellikle. genellikle. . çevre. kaları * Ortam. âlem * Yeryüzü ve gökyüzündeki nesnelerin oluş turduğ bütün. bir yaş veya bir davranın daha iyi kavranması sağ antı ş ı nı lamak için göz önünde canlandıp rı dile getirme. alelı tlak * Genel olarak. * Durum ve ş artlar. bambaş ka. düş gücü. * Minare. madenden yapı ş yı z veya lâle lmıay ldı biçiminde süs. * Kendine özgü birçok niteliğbulunan ş veya farklı i ey davranıiçinde bulunan kimse. olağ an. garip. en çok. ş * Duygu. * Herkes. âlem yapmak * sazlı sözlü eğ lenmek. * Hesaba sayarak. sancak direğgibi yüksek ş i eylerin tepesinde bulunan. kurala uygun bir biçimde. evren. * Bayağ sı ı radan. ivedilikle. alemci . kubbe. * Eğ lence. alelâcele alelâde * Çok acele ederek. * Aynı konu ile ilgili kimseler veya bu kimselerin uğ ların bütünü. * Her zaman görülen. alelusul alem * Bayrak. * (yöntem gereğ yöntem üzere) Yol yordam gereğ i.

açı k. zevkusefaya kapı lmak. herkesin içinde. alerjisi bulunan. * Herhangi bir maddeye veya kimseye karşolumsuz duyguları ı olan. kça. alesta beklemek * hazı r durumda beklemek. k klı alerji * Bazı ları birtakı yiyeceklere. ı ı ı yan. alemdar * Bayrağveya sancağtaş bayraktar. herkesin içinde yapı k. âleme dalmak * çevre ile ilgisini kesip iç dünyası kapanmak. aleniyet * Açıolma durumu. ş r mı ı âlemin ağ torba değ ki büzesin zı il * Bkz. alet . r. üniversel. alenen alengirli * Gösteriş yakıklı li. açı ktan ğ a. elin ağ torba değ ki büzesin. gizlemeden. alenîleş mek * Herkesçe bilinir duruma gelmek. ı alenî * Açı ortada. alerjik * Alerji ile ilgili olan. koku gibi nesnelere karşhastalıderecesinde gösterdikleri canlı n m ı k aş tepki. zı il âlemş ümul * Dünya ölçüsünde. toz. evrensel.* Camilerin kubbelerine. sancaktar. âlemi var mı ? * yakık alı . ş . ı rı * Bir kimseye veya bir ş karşolumsuz yönde duyulan aş duyarlı eye ı ı rı k. ilâçlara. na * eğ lenceye. lan. alesta tutmak * hemen kullanı labilecek durumda bulundurmak. uygun olur mu?. * Önder. alessabah * Sabah erkenden. alenîleş me * Alenîleş iş mek i veya durumu. * Açı açı herkesin gözü önünde. alesta * Harekete hazı tetikte. meydanda. alesta durmak * tetikte beklemek. minarelerine alem yapan veya takan kimse.

* Bir sanatı yapmaya. * coş heyecanlanmak. lan alet etmek * bir iş birini uygun olmayan bir biçimde kullanmak. caklı vı m. * Aş ateş k i. aletli jimnastik * Birtakı aletler kullanı yapı jimnastik. Alevî Alevîlik * Alevîliğ bağ (kimse). telâş mak. vası olmak. aygı t. önüne geçilemez. te alet olmak * bilerek bir çı karş ğveya bilmeyerek kötü bir iş aracı etmek. kar ıı lı te lı k ta aletli * Aleti olan veya aletle yapı lan. ı m. . zrak na lan * Alevli olarak. * Ateşsı k. tehlikeli bir duruma gelmek. ıl ş ıı alev kı zı rmısı * Alev rengi. m larak lan alev * Yanan maddelerin veya gazlarıtürlü biçimlerde uzanan ıklı yalı yalaz. * Mı uçları takı küçük bayrak. alev saçağsarmak ı * bir olay. kılcı . alev bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * ateş bacayı sarmak. sı alev alev alevlendirme * Alevlendirmek iş i. flâma. uygulamaya yarayan özel araç. * Vücut ısı sı herhangi bir sebeple artmıve bu sebeple kı ş ş zarmıolarak. ateş bacayı sarmak. e lı * Halife Ali yanlı olma durumu. alevlendirmek . alet edevat * Bu el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için kullanı araçlar. alev almak * tutuş mak. m * Hoş görülmeyen bir işyardı veya aracı e mcı olmayı kabul eden kimse. heyecana gelmek. öfkelenmek. maş a. yanmaya baş lamak.* Bir el iş veya mekanik bir işgerçekleş ini i tirmek için özel olarak yapı ş lmınesne. lanmak. alev gibi parlamak * canlış ıl olmak. * Bir makineyi oluş turan ve iş lemesine yardı eden parçalardan her biri. un lerinde kullanı bir araç. n ş dili. alaz. alev lâmbası * Gaz veya benzinle çalı ucundan bir alev püskürterek yanan ve kurş boru iş ş an. lan alev makinesi * Düş üzerine alevli sılar püskürten taş man vı ı nabilir alet.

* Alevlenmesini sağ lamak. . yapı nda lan alfa ınları ş ı * Radyoaktif maddelerin yaydı üç ından biri. * Kuzey Afrika'da ve İ spanya'da yetiş ve kâğ ip. * Zorlu. q harfleri gibi. da * Bir dilin harflerini tanı okuma öğ tarak renmeyi sağ layan kitap. ı aleykümselâm * Arapça selâmünaleyküm selâmlama sözüne verilen "esenlik. alevlenme * Alevlenmek iş i. * Karş karş zı ı ı t. selâmet üzerinize olsun" anlamı karş k. ş iddetini artı rmak. . w. öfkeli veya heyecanlı durum almak. en ı t. tçı aleyhte olmak * karşdurum almak. aleyhinde olmak * birine karşolumsuz duygu ve davranıiçinde bulunmak. tutuş turmak. t. aleyh aleyhe dönmek * karşdurum almak. karşduruma geçmek. alevlenmek * Alev çı karmaya baş lamak. na aleyhtar * Karşolan. ünceye karşolma. halı mı kullanı bir bitki. yermek. ı ı aleyhinde (veya aleyhine) söylemek (veya bulunmak) * çekiş tirmek. ı ş aleyhine dönmek * destek vermekten vazgeçip karşduruma geçmek. onun için iyi olmamak. * Bir iş baş cı in langı. ı aleyhine olmak * bir işbirinin zararı olmak. çoğ altmak. *Ş iddetli. alfabe dı ş ı * Bir milletin alfabesinde bulunmayan harf. bir * Parlamak. ı ı tçı aleyhtarlı k * Bir iş harekete veya düş e. karş lı ı ı k. * Etkisini. karş . hararetli. Türk alfabesinde bulunmayan x. kları ş ı alfabe * Bir dilin seslerini gösteren. alevlenmiş . alevli * Alevi olan. nda ı lı alfa alfa * Yunan alfabesinin birinci harfi. belirli bir sı göre dizilmiş raya belli sayı harflerin bütününe verilen ad. .

alfabe sı . algı n . ine algı latma * Algı latmak iş i veya durumu.alfabe sı rası * Harflerin alfabedeki belirli düzene göre diziliş i. i algı lanmak * Algı lamak iş konu olmak. eye eyin algı çağ bı ı * Haş kozası çizmeye yarayan alet. . alacak. idrak etmek. nikel bulunan ve çatal bı takı yapmakta kullanı gümüş bir alaş r. ş nı ı lması *İ çinde bakıçinko. haş nı algı lama algı lamak * Algı lamak işidrak etme. çak mı lan lü ı m. * Eş ilkesini sağ itlik lamak için uyulan düzen. * Alfa ınların tedavide kullanı na verilen ad. rası alfaterapi alfenit alg algarina * Ağ bir ş denizden çı ı r eyi karmak veya denize indirmek iş kullanı büyük vinçli deniz teknesi. * Bir olayı bir nesnenin varlını veya ğ duyum yolu ile yalıbir biçimde bilinç alanı almak. n na na raya alfabetik sı ralama * Bkz. i. idrak edilmek. alfabetik katalog * Eserleri yazarları soy adları veya adları göre sı sokan katalog. * Su yosunu. idrak ettirmek. * Rüş vet. ı n na * Haş sütünü toplamakta kullanı kaş haş lan ı k. algı latmak * Algı lamak iş birine yaptı ini rmak. algı lanma * Algı lanmak işveya durumu. idrak. algı cı layı * Algı yetkisi olan. kı n algı * Kazanç. o ş bilincine varma. * Vergi. inde lan * Bazı gemilerin baş veya kıtarafı eğ olarak uzatı ş ç ndan ik lmıbulunan makaralı sa ve kalıdikme. algı algı * Bir ş dikkati yönelterek. alfabetik * Alfabe sı na göre dizilmiş rası .

ş tı alı ç * Gülgillerden. sersem. kı rlarda yetiş yabanî bir ağ (Crataegus). algoritma * IX. tutkun. kameraman. alı gözüyle bakmak cı * inceden inceye gözden geçirmek. alı moru mor al. -alı -eli / * ". klı * Birine gönül vermiş . en aç * Bu ağ n mayhoş acı yemiş i. * telâş veya yorgunluktan yüzü kı rmı kesilmiş pkı zı (olarak). almaç. kamera. lı z. müş n teri. canlı . algler * Su yosunları . alı k * Akız. teri * istemek. Harezmli yolu.-den beri" anlamı zarf-fiil eki: al-alı nda .. * Televizyon alısı doğ cını rudan çalı ran kimse. kanlı alı cı * Satıalmak isteyen kimse. ı ğ geri ş ı alı yönetmeni cı * Alıyı rudan doğ çalı ran ve yöneten. teri alı kuş cı * Atmaca. * Eskimiş giyecek. lsı alı k * Hayvan çulu. * Görüntüleri alan cihaz.. teri alı çı cı kmak * müş bulunmak. alı verici cı * Bağladını alan. ey * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. gid-eli. alı hareketlerini gerçekleş cı doğ ruya ş tı cı tiren.* Cı zayıhastalı . talip olmak. * sağklı lı . f. * Kendisine bir ş gönderilen kimse. görme-y-eli vb. ebleh. Orta Çağ ondalısayı i ndan da lan da k sistemine göre yapı ve lan son zamanlarda belirli herhangi bir kurala bağ bulunan her türlü hesap iş lı lemine verilen ad. kameraman. * Azrail. alıalı k k . alı kı ı girmek cı lına ğ * müş gibi davranmak. yüzyı baş yaş ş lı ı n nda amıolan Türk matematikçilerinden Musaoğ Harezmli Mehmed'e Arapları lu n unvan olarak verdiğElharezmî adı batı yapı bir terim. vurgun. alı bulmak cı * müş bulmak. görüntülerin filme alı nması sağ nı layan kimse. mı alı ka * Ahize. budala.

alı m * Almak iş i. baş stek i m. cazibe. la-y-alı bekle-y-elim vb. ş iş ldı ı i ube. alı satı m m * Satıalma ve satma iş alıveriş n i. ş kış kı aş n aş n. bir ş karş nda aptallaş ş ı k ey ı sı ı aş p rmak. * Alı mak iş klaş i. menedilmek. alı konulmak * Alı koymak iş konu olmak. alı konulma * Alı konulmak iş i. * Gözü. alı ma klaş alı mak klaş * Alıduruma gelmek. m m alı mcı * Baş nıhesabı alacak toplayan veya kabul eden kimse. alı satı bürosu m m * Alıveriş lerinin yapı ğveya düzenlendiğş yer. rı * Mahrum etmek. ş . gönlü çeken durum. aptallaş aş nlaş mak. çekici hareket. k alı k klı * Alıolma durumu veya alı bir iş k kça . alı çalı m m * Gösteriş . alı koymak * Bir süre için bir yerde tutmak. ş kış kı aş n aş n. kişeki: al-alı gid-elim. alıalıbakmak k k * aptalca. u i ten * Ayıp saklamak. -alı / -elim m * İ kipinin çokluk 1. alı tı klaşrma * Alı tı klaşrmak iş i. yapmakta olduğ veya yapmak istediğiş geri tutmak. kasın na . * Aptalca. tatil edilmek.* Aptalca. engel olmak. * Birini. m. çalı gurur. alısalı k k * Aptal. * Kurum. alı tı klaşrmak * Alıduruma getirmek. * Mani olmak. ine alı koyma * Alı koymak iş i. alı satı ofisi m m * Alı satı bürosu. m. ş kı mak.

paket vb. ön yüz. alıteri dökmek n * çok emek vermek. kı ı rı rı lan. larda alı nma * Alı nmak iş i. alnı . * (bazıeylerde) Ön. çalı ş emek vererek kazanmak. kaş saçlar arası larla ndaki bölümü. ka eyin ndını ı * Yerine gitmesini sağ lamak için gönderenin ek bir ücret ödeyerek postaya alı karş ğ verilen ndı ı ı lında (mektup. mlı alı çalı mlı mlı * Gösteriş güzel. ngan alı k nlı * Kadı n alı na taktı altıveya gümüş süs eş . cazibeli. alı ngan * Aş duygulu. mlı * Alı olmayan. alı ndı alı lı ndı * Para veya baş bir ş teslim alı ğ gösteren belge. kader. ar damarı çatlamı ş . ş * Karş ı . kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. alı nmak . alıteri n * Emek. alı nganlı k * Alı olma durumu. çekici. msı alı n * Yüzün. çabuk gücenen. zahmetli bir iş görmek. * Bir ocakta her türlü ayak. cazibesiz. çalı . arak. mı * Kurumlu. alı lı mlı k alı z msı * Alı olma durumu. alıdamarı n çatlamak * Bkz. mukadderat. galeri. makbuz. nları nları kları n ten yası * Yapı cephe süsü. baca. alıteri ile kazanmak n * hak ederek. alıyazı n sı * Yazgı . alıçatı n sı * İ kaş arası n ortası ki ı n . talih. gururlu. mı alı zlı msı k * Alı z olma durumu.). li.alı mlı * Alı olan.

alık ş ı * Herhangi bir duruma alı ş ş olan. alıveriş ş * Alı satı iş m m i. bir davranın kendisine karşolduğ sanarak incinmek. alı lama ntı * Alı lamak iş ntı i. mları i. kılmak veya öfkelenmek. iktibas etmek.* Almak iş lmak. çekememek. münasebet. i yapı * Bir sözün. aktarmak. alıvermek p * yürek çarpı sı ntı geçirmek. alısattı olmamak p ğ ı * hiç ilgisi bulunmamak. alıvereceğolmamak p i * bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak. aktarma. çoğ almak. alıfiyatı ş * Bir mal için alı karşğödenen para ve üretim gereçleri fiyatı m ıı lı . mı alık olmak ş ı . artmak. ya ka n sı ntı alısatmaz görünmek p * ilgisiz görünmek veya davranmak. geçinememek. alık rlı alı ş * Duygusal uyarı alabilme yeteneğ idrak kabiliyeti. m m i ı ya alıveriş ş i kesmek * biriyle ilgisi kalmamak. * Almak iş i veya biçimi. * Uyarlanmak. alıyürümek p * az zamanda çok ilerlemek. yayı lmak. iktibas. alı ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından alı ş ya ka n sı nmıparça. alıverememek p * anlaş amamak. adapte olunmak. liş alıveriş ş yapmak * alı satı iş gerçekleş m m ini tirmek. alı r almaz * hemen. ş ı ı unu rı * Elde edilmek. alıverişçı ş e kmak * alı satı işiçin çarş gitmek. alı lamak ntı * Bir yazı baş bir yazarı yazından cümle veya cümleler almak. alı yapmak. derhal. * Baş bir dilden alı ş ka nmıkelime. * İ ki.

ınmak. lı k alı nlı ş k kı * Alı n olma durumu. alı ş ş kudurmuş beterdir mı tan * alılan bir ş ş ı eyden kolayca vazgeçilmez. ş kı ş kanlı alı ş ma alı ş mak * Bir iştekrarlayarak kolaylı yapabilmek. ehlîleş mek. * Bir ş alı ş eye ş duruma gelinmek. ş ı alılma ş ı alılmak ş ı * Alılmak iş ş ı i. mı * Yakı k. itiyat edinmek. mı alılmamı ş ı ş * Nadir. ünsiyet. ı ı alı ş kı alı n ş kı * Bir ş veya bir ş yapmaya alı ş eye ey ş olan. * Sürekli ister olmak. * Tutuş mak. mı alı n olmak ş kı * iyice alı ş hiç yabancı çekmemek. arkadaşk. huy hâline getirmek. intibak etmek. ş mesi artlanmı ş davranı ş . i kla * Yadı rgamaz duruma gelmek. mutat. alılmı ş ş ı * Her zamanki. alı k. * Uyar duruma gelmek.* alı k durumuna gelmek. * Yapı lmaya alılmıdavranı ş ş ı ş . hep biçimde gerçekleş sonucu beliren. ş kı alı ğ olmak ş kanlında ı * iyice alık bulunmak. * Alı ş iş mak i. yanmaya baş lamak. uygun gelmek. alıklı bı ş ğ rakamamak. alı k edinmek ş kanlı * bir ş sürekli yapar olmak. eyi alı ktan kopamamak ş kanlı * belli bir huydan vazgeçememek. huy. ş kanlı alıklı ş k ı * Alık olma durumu. mak. . sı * Etkisini yitirmek. az rastlanan. ş ı alı k ş kanlı * Bir ş alı ş eye ş olma durumu. alı ş kan * Alı n. bilinmeyen. nlı lı * İ ve dıetkilerle davranı n tekrarlanması aynı ç ş ş ları . itiyat. * Bağ lanmak. * Evcilleş mek.

Ali kı baş ran kesen * çok zorba. ı kası ğ da ı ini . temrin. ş ması * Uyar duruma getirmek. ş an. ı ğ ı kası ini Ali'nin külâhı Veli'ye. yoğ yma lan it * Bilgin. sakat. klı Ali'nin külâhı Veli'ye. Ali kı baş ran kesen * zorba. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * birinden aldını ğ öbürüne. * Bir beceriyi. alinazik * Közlenmiş can. âlim alimallah âlimane âlimlik * Bilginlik. alifatik alil alim * Bilen. bir baş ndan aldını ona vererek iş yürütmek. * Onurlu. bilici. ş ma. bilgiyi kazanmak için yapı tekrar. âlicenap * Cömert. lan * Vücudun biyolojik yönden geliş imini sağ layan çalı idman. alı rmak ş tı * Alı na yol açmak.alı rma ş tı * Alı rmak iş ş tı i. sarı patlı msaklı urt ve kı ile yapı bir çeş yemek. ğ ı * Açızincirli (organik madde). * Allah "Allah bilir" anlamı gelen bu söz. k * Hastalı . ağ daki âli * Yüce. yüksek. * Âlime yakı âlimin yaptı gibi. Ali * Kişadı i olarak aş ı deyimlerde geçer. söylenen bir sözün doğ una inandı için kullanı na ruluğ rmak lı r. ötekinden aldın bir baş na vererek iş yürütmek. âlicenaplı k * Âlicenap olma durumu. Ali Cengiz oyunu * "kurnazca ve haince düzen" anlamı kullanı nda lı r. ş erefli. egzersiz. Veli'nin külâhı Ali'ye giydirmek nı nı * (bir kimse) birinden aldını ğ ötekine.

alkalimetre * Bkz. * Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı maddelerde. asitlerin kı zı . alkaloit * Özellikleri ile alkalileri andı organik madde. alkı ş lama. . en iyi. potasyum. rubidyum. * Dağ m. alkalimetre. uz * En güzel. önceden pey verilerek yapı (satı tiğ lan ş ). alkıkopmak ş * birdenbire güçlü bir biçimde el çı lmak. kalevî. m * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. tarak gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanı ağ kı lan. alkıalmak ş * çok beğ enilmek. dağ ı tı ı tma. k alkarna *İ stiridye. ı smı z demirden bir ağ . alivre * Ürün daha tarladayken. alkıağ ş ası * Padiş alkı ahı ş lamakla görevli kimse. sezyum elementlerinin sağ ğmetaller. ladı ı alkalik * Alkali ile ilgili olan veya içinde alkali bulunan. Bu rmıya çevirmiş olduğ bitkisel mavi rengi eski durumuna döndürme özelliğvardı u i r. ğ anlatmak için el çı ı rpma. midye. rpı alkıtoplamak ş . alkalölçer. alkali metaller * Oksitlenmelerini sodyum. alkı m * Gök kuş ı ağ . kök rmısı alize Alka Evli alkali * Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yı l süresince düzenli esen birtakı rüzgârlar. mükemmel. alivre satı ş * Vadeli satı ş . yetiş i zaman teslim edilmek üzere. aliyyülâlâ alizarin * Kök boyası kı zı. antiasit. alkı ş * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. ran alkalölçer * Alkalilerin saflıderecesini belirtmeye yarayan cihaz.aliterasyon * Ş ve nesirde uyum sağ iir lamak için söz baş nda ve ortaları aynı ları nda ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması . lityum.

vı nı Allah * Kâinatta var olan her ş yaratısı eyin cı. C2H5OH. ı rı kün alkolizm alkollü * Alkollü içkilere hastalıderecesinde düş olma durumu. aş kı sı * Türk askerinin hücum narası . takdir etmek. Rab. * Her türlü alkollü içki. k kün * Alkolden yapı ş lmıveya içinde alkol bulunan. ten alkı ş çı * Alkı ş layan (kimse). * Ş akçı akş . etil alkol. ş çı * Alkı ş lamak iş i. Allah Allah! * ş ma veya can sıntı anlatan bir ünlem. *İ çkili. Mevlâ. ğ anlatmak için el çı ı rpmak. alkolik * Alkollü içkilere aş derecede düş olan (kimse). * taraftar olmak belli bir görüş yana olmak. * Bira. kokulu. en usta. alkı ş lanma * Alkı ş lanmak iş i. alkıtutmak ş * el çı rparak veya topluca.* çok alkı ş lanmak. uçucu. ine alkil alkol * Alkol kökü. ş lamak. yüksek sesle "yaş "var ol" gibi sözler ile birini alkı a". Yaradan. lması cı vı etanol. bazı nda * En büyük. yağ . alkıtufanı ş kopmak * sürekli ve coş alkıbaş kun ş lamak. yüze gülücü. alkolölçer * Sılardaki alkol oranı ölçmeye yarayan cihaz. ispirto. alkı lı ş k çı alkı ş lama alkı ş lamak * Bir ş beğ eyin enildiğ onaylandını ini. renksiz sı. ş gibi sılarıveya pancar. yanı. alkı ş lanmak * Alkı ş lamak iş konu olmak. cı * Alkı olma durumu. Allah (bin bir) bereket versin . * Allah adı isim tamlamaları tamlanan kelimeyi güçlendirir. koruyucusu olduğ ve tek olduğ inanı yüce ve üstün varlı una una lan k. Tanrı . * Beğ enmek. dalkavuk. patates niş nış arap vı n astasın ekere dönüş türülmesi sonucu ortaya çı glikoz kan çözeltilerin mayalaş ş mıözlerinin damı tı yla elde edilen.

aş Allah bağ lası ı n ş * (çocuğ sevdiğ Tanrı unu. imdi rsam Allah belâsı versin nı * ilenme sözü. usanç bildirir. ş ş ma . Allah bir * yemin yerine kullanı lı r. belâdan korusun. ş ma. Allah bir dediğ inden baş sözüne inanı ka lmaz * birinin çok yalancı olduğ anlatmak için söylenir. unu Allah bir yastı kocatsı kta n * yeni evlenenlere "bir arada yaş n" anlamı söylenen bir iyi dilek sözü. unu Allah aş na kı * birlikte söylendiğsözün anlamı göre ant vermek veya yalvarmak için "Allah'ı seversen" anlamı i na nı nda. lanı nda Allah büyüktür * günün birinde hakkı alacağ kendine yapı ş nı ı na. ben de sana * ş sana borcumu ödeyecek param yok. Allah bilir * belli değ il. Allah (seni) inandı n rsı * inanı lması kolay olmayan bir ş anlatı pek ey lı yemin yerine söylenir. Allah cezası vermesin (veya Allah cezası versin) nı nı * yarıaka. rken Allah (veya Allahı m) * bir ş karş nda hayranlıveya yakarma bildirir. lmıolan haksı kları düzeleceğ inanmak gerektiğ zlı n ine ini anlatı r. yarıaş yollu. bazen de gerçek öfke ile söylenen ilenme sözü. esirgesin. Allah artı n rsı * (gerçek veya alay anlamı Tanrı nda) daha çoğ versin. Allah beterinden saklası (veya esirgesin) n * Tanrı daha kötü duruma düş ürmesin.* bir kazanç karş nda durumundan hoş olmayı ı sı nut belirtir. * bana öyle geliyor ki. ini) kazadan. Allah aratması n * yakılacak bir durumda "Tanrı nı daha kötüsünü göstermesin" anlamı kullanı nda lı r. Allah bahtı güldürsün ndan * (evlenecek kıiçin) mutluluk dileğ belirtir. Allah akı l fikir versin (veya Allah akı versin) llar * akı zca bir davranı bulunanlar için kullanı lsı ş ta lı r. ey ı sı k Allah acını sı unutturması n * Tanrı acı unutturacak daha büyük bir acı bu yı göstermesin. kazanı öderim. z ini Allah bana. Allah canı alsı nı n * ilenme sözü.

Allah eksikliğ göstermesin ini * pek gerekli olan bir ş kusuru anlatı eyin lı böyle de olsa onun varlına ş rken. Allah Halil İ brahim bereketi versin * Tanrı versin. aile Allah dokuzda verdiğ sekizde almaz ini * alıyazı ne ise o olur.Allah dağ göre kar verir ı na * Tanrı herkese dayanabileceğölçüde sıntı i kı verir. çocuğ yetim veya öksüz bı u rakması anlamı bir iyi dilek sözü. doğ rusu. ayası nda lan Allah göstermesin * Tanrı kötü bir durumla karş maktan korusun. n" nda Allah düş ma vermesin manı * anlatı bir kötülüğ büyüklüğ belirtmek için söylenir. ı rması laş Allah etmesin * olması istenilmeyen bir durumdan veya bir olaydan söz edilirken söylenir. lan ün ünü Allah ecir sabı r versin * baş lı dileğolarak söylenir. çok Allah hayı etsin rlı * genellikle bir olay baş cı "Tanrı urlu etsin" anlamı söylenir. unu * birinin yaptı bir hizmet anı ğ ı lı onun için teş rken ekkür yollu söylenir. Allah gecinden versin * "çok yaş n"' anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. langında uğ nda Allah herkesin gönlüne göre versin * Tanrı herkesin dileğ yerine getirsin. bereket versin. Allah esirgesin (veya saklası n) * Tanrı korusun! Tanrı kötü durumla karş tı n!. ini Allah hoş olsun nut * bir kimsenin. kendisine iyiliğdokunan biri için kullandı bir iyi dilek sözü. . n sı Allah dört gözden ayı n rması * "Tanrı . Allah derim * pek bozuk bir iş sorulan "ne dersin?" sorusuna karş"söyleyecek baş söz bulamı için ı ka yorum" anlamı nda kullanı lı r. sağğ ı i Allah eksik etmesin * Tanrı yokluğ göstermesin. ğ ükredildiğ anlatı ı ini r. Allah dirlik düzenlik versin * Tanrı huzuru versin. Allah emeklerini eline vermesin * Tanrı emeklerini boşçı a karması n. ı laş Allah hakkı için * ant içmek veya ant vermek için kullanı lı r. i ğ ı Allah için * gerçekten.

ı lı Allah sağ gözü (veya eli) sol göze (veya ele) muhtaç etmesin * Tanrı kimseyi kimseye. rla Allah rı için zası * dilencilerin para isterken söyledikleri yalvarma sözü. Tanrı güvenmeli. nda) kı ma Allah ne verdiyse * yemek olarak evde ne varsa. Allah rahatlıversin k * genellikle yatmaya gidilirken söylenen bir iyi dilek sözü. en yakı na bile muhtaç etmesin. ya iyi olsun. nı nda Allah kavuş tursun * birinin yakı. Allah ömürler versin * saygı gösterilen bir kimseye selâm veya teş ekkür olarak söylenir. nları . ı sı rf unu Allah manda ş ğversin ifalı ı * çok veya ağ yemek yiyenler için ş yollu söylenir. * ne olursun. Allah övmüş yaratmı de ş * çok güzel olanlar için söylenir. izin Allah korusun (veya saklası n) * Tanrı tehlikeye. * onaylanmayan bir durumda alay yollu kullanı lı r.Allah iki iyilikten birisini versin * (ağ hasta için) ya ölsün kurtulsun. bulunduğ yerden ayrı kalanlara kavuş dileğ bulunmak için söylenen söz. Allah müstahakı versin nı * (gerçek veya alay anlamı çış anlatan bir söz. ı r aka Allah mübarek etsin * kutlu olsun. a ş ı sı görü Allah kabul etsin * sevap sayı bir iş ldında söylenir. kötü duruma düş ürmesin!. nı u lı nca ma inde Allah kazadan belâdan saklası n * Tanrı n insanı 'nı türlü kötülüklerden koruması iyle söylenen bir iyi dilek sözü. * karşk beklemeksizin. 'ya Allah kı ederse smet * Tanrı verirse. ı r Allah iyiliğ (veya lâyınıversin ini ğ ) ı * hoşgitmeyen bir davranıkarş nda hoş ile söylenir. dileğ Allah kerim * Tanrı büyüktür. Allah kuru iftiradan saklası n * bir suçlama karş nda bunun sı iftira olduğ anlatmak için söylenir. lan yapı ğ ı Allah kahretsin * "Tanrı cezası versin" anlamı bir ilenme sözü. Allah rahmet eylesin * ölüleri hayı anmak için söylenir.

Allah utandı n rması * bir iş giriş e enlere söylenen baş dileğ arı i. Allah son gürlüğ versin ü * Tanrı lı sıntı . Allah var (veya Allah'ı var) * doğ rusunu söylemek gerekirse. * "keyfin bilir. yaradı tan olan yetenek veya özellik. itlik lan tı ı tı Allah taksimi * Eş gözetilmeden yapı paylaşrma kul taksimi karş . gidersen git" anlamı kullanı nda lı r. Allah yazdı bozsun ise . Allah taksimi * eş gözetilmeden yapı paylaşrma. * yolda güçlük içinde bulunanlara iyi dilek sözü olarak kullanı lı r. Allah vergisi * Tanrı vergisi. Tanrı ktı ru tanı r. çok hı yası rpalamak. lı ş Allah vermesin * bir ş olmaması ini anlatı eyin dileğ r. itlik lan tı ı tı Allah taksiratı affetsin nı * (ölüler için) Tanrı kusurları bağ lası nı ı n. * uzaktaki tanıklar anı dı lı kullanı rken lı r. Allah seni (veya sizi) inandı n rsı * doğ söylüyorum. bazen de takı ve ş için söylenir. n dileğ Allah tekrarı erdirsin na * tekrar bu günleri görün. kul taksimi karş . kta Allah sonunu hayı r etsin * bir iş sonucu için kaygı in duyulduğ unda söylenen bir iyi dilek sözü. Allah vere de * iyi dilek anlatı r. ş Allah tamamı eriş na tirsin * herhangi bir iş veya olayı iyi sonuçlanması iyle söylenir. ndan il u Allah yarattı dememek * kı ya dövmek. ey lma aka * dilenciyi savmak için söylenir. Allah senden razı olsun * yapı bir iyilik karş nda "Tanrı lan ı sı seninle birlik olsun.Allah selâmet versin * yola çı kanlara "Tanrı kazadan belâdan korusun" anlamı söylenen bir uğ nda urlama sözü. Allah yapı sı *İ nsanlar tarafı değ de tabiatta olduğ gibi. Allah versin * iyi bir ş ele geçirenlere memnunluk bildirmek için. yaşlı kı göstermesin. * birinden pek yana olmayan bir söz söyleneceğzaman onun adı önce getirilen giriş i ndan sözü. iyiliğ senden esirgemesin" anlamı teş ini nda ekkür olarak kullanı lı r.

Allah'ıgazabı n * çok sıntı kı veren ş ey. ş irret. Allah'ıemri n * kader. Allah'ıcezası n * pek yaramaz. i ndan ka Allah'a emanet * "Tanrı esirgesin" anlamı birini överken söylenir. "bereket versin" gibi durumdan memnun olunduğ anlatı unu r. lanı i Allah'a yalvar * kendi kusuru yüzünden güç bir duruma düş yakı kimseye "ben sana yardı edemem. kkı k Allah'ıadamı n * garip.* gerçekleş istenmeyen bir olay veya durum için kullanı mesi lı r. Allah yürü ya kulum demiş * az zamanda çok para kazananlar veya iş çok ilerleyenler için söylenir. inde Allah ziyade etsin * (kahve ve yemekten sonra) "Tanrı rsı anlamı kullanı bir iyi dilek sözü. Allah'ı insanı bir yer çok. . mescit. * insan gönlü. ğ ı Allah'ıbinası yı n nı kmak * kendini veya baş nı kası öldürmek. zavallı (kimse). yerine göre ant verme. Allah'ı(veya Tanrı n) günü n 'nı * (bı nlıduygusu ile) hemen hemen her gün. Allah'a bir can borcu var * Allah'a vereceğcanı baş hiç kimseye bir borcu yok. Allah'ıbelâsı n * varlı üzüntü veren. benden bir ş üp nan m ey umma" anlamı söylenir. artı n" nda lan Allah'a (bin) ş ükür * "hamdolsun". nda Allah'ı (veya Allah'ı) seversen nı * "Allah aşna" gibi. az * pek ı z ve kuytu bir yer. saf. ş ma veya usanç gibi aş duygular da anlatı r. Allah'ıevi n * cami. yalvarma için kullanı kı lmakla birlikte. nda Allah'a emanet olun * ayrı n kalana söylediğbir esenleme sözü. lanı i Allaha ı smarladı k * Ayrı n kalan veya kalanlara söylediğbir iyi dilek sözü. ssı Allah'ı m! *ş iddetli bir duygulanma anlatan ünlem.

Allah'ıkulu n * insan. allama * Allamak iş i. Allah'ı seversen nı * istek. z. n) aş lacak nda lı r. Tanrız. altı ş ı üstüne gelmek. utan. * yaradı tan. ğ ı ün nı versin. Allah'ıiş bak n ine * (bir iş bir olayı beklenmedik. kimse. ru allak bullak * Alt üst. ş ı bir durum alması kullanı in. sebebi anlaş ı lmayan veya ş ı ş için kullanı aş eyler lan lı r. Allah'tan * iyi ki. ması Allah'tan umut kesilmez * daha çok ağ hastalar için söylenilen "iyileş ı r ebilir" anlamı bir iyi dilek sözü. nda Allahüâlem * Tanrı daha iyisini bilir anlamı kullanı nda lı r. zihnini) düş nı ünemez duruma getirmek. ş ı * (akızihin) ş kı dönmek. düzeni bozulmak. aldatı. ktı Allah'tan korkmaz * can yakı. Allah'ı bulsun ndan * ben kendisine bir ş yapmayacağ yaptı kötülüğ cezası Tanrı ey ı m. . düzeni bozmak. kiş i. cı z.Allah'ıhikmeti n * beklenmeyen. dilek ve yalvarma amacı kullanı yla lı r. cı * Kendisine güvenilmesi doğ olmayan (kimse). insafsı acı z. aşna ş mak. ş ı allak bullak etmek * karmakarık bir duruma getirmek. dönek. . allahsı k zlı * Tanrızlı sı k. allak bullak olmak * çok karık duruma gelmek. karmakarık olmak. karmakarık. ş ı aş rmak. yazı r!". ulu allak * Sözünde durmaz. lı ş * Kendisinden hiçbir iş yararlıumulmayan saf ve zararsı(kimse). Allahütealâ * Yüce Tanrı Allah. karı l. allahlı k allahsı z * Tanrı tanı 'yı mayan. ş ı * (aklı. insafsı vicdansı ması z. 'nı ğ ı sı * Acı z. Tanrı n varlına inanmayan. te k z Allah'tan kork! * "yapma.

* Al olma durumu. na * Derin ve çok bilgisi olan. ahize. alı. * İ sı çine ğ mak. * Satıalmak. * Allanmak iş i. * Göz alı renkler ve ş cı eylerle süslenmiş . donatmak" anlamı gelen allamak pullamak deyiminde geçer. neş zlı nacağ nı r. allı allı pullu allı k * Üzerinde al renk bulunan. alma almaç almak . çok bilgili. ntı * Bir elektrik akı nı p baş bir kuvvete çeviren cihaz. * Al duruma gelmek. reseptör. * Yanı bulundurmak. mı alı ka cı * Bir ş veya kimseyi bulunduğ yerden ayı eyi u rmak. nları na * Almak iş i. allâme kesilmek * her ş bilir görünmek. n * Ele geçirmek. allaş ma allaş mak allegretto allegro * Bir parçanıcanlı eli ve hı çalı ı anlatı n . iktibas. eyi allâmelik * Allâme olma durumu. allem * Bir işistediğduruma getirmek için "her türlü kurnazca çareye baş i i vurmak" anlamı allem etmek kallem yla etmek deyiminde geçer. * Bir ş elle veya baş bir araçla tutarak bulunduğ yerden ayı eyi ka u rmak. fethetmek. u eyi allanma allanmak * Süslenmek. * Bir parçanıallegrodan biraz daha ağ çalı n ı nacağ anlatı r ı nı r. kaldı rmak. allâmelik taslamak * bilgisiz olduğ hâlde her ş bilir görünmek. * Allaş iş mak i veya durumu. nda * Birlikte götürmek.allamak allâme * "Süslemek. * Alı . * Kadı n süs için yanakları sürdükleri al boya.

* (içeri) Götürmek. iş * Temizlemek. l dönümü gibi belli günleri ve birtakı astronomi. ten * Kazanç sağ lamak. * Soldurmak. işbaş e latmak. * (ölüm sebebiyle) Ayrı lmak. almamazlı k * Kabul etmeme durumu. yı . gibi anlamak. m meteoroloji. iletilmek. * Göreve. ey... istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim. eksiltmek. Almanya. * (duşbanyo için) Yapmak. en Alman usulü * Bir topluluk için yapı harcamada giderlerin herkese eş olarak bölüş lan it türülmesi yöntemi. kanmak. yok etmek. * Alman halkı Almanya'ya özgü olan ş na. Alman * Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse. Avusturya ile İ sviçre'nin bir bölümünde kullanı lan * Almanlarıkullandı dil. iş çekmek. * Zararlı . * (yol için) Gitmek. * (motor) Çalı ş için gerekli olan elektrik veya yakı yararlanı ması ttan r duruma gelmek. or. ay gibi bölümlerinden baş bayram. Almanca dil. * Yolmak. la * (tat veya koku için) Duymak. koparmak. kadıiçin) . almanak * Yı gün.* Kabul etmek. * Kı saltmak. sarmak. Alman gümüş ü * Çinko. * Kendine ulaşrmak. çekmek. * Kazanmak. * Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan. kaplamak. tehlikeli bir ş uğ eye ramak. * Örtmek. * Bir yeri savaş ele geçirmek. * Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çı karmak. * Görevden. n ğ ı * Bu dile özgü olan.. bakıve nikelden yapı gümüş andır bir alaş mayş r lan. koymak. * Davranıveya makam değ tirmek. n * Sürükleyip götürmek. * Yutmak. tı * İ sı çeri zmak. * Gidermek. Almancı * Almanya yanlıolan (kimse). * Bürümek. * Çalmak. Alman papatyası * Orta Avrupa'da yetiş bir papatya türü (Anfhemis mobilis). elde etmek.. yı lı n ka. ile evlenmek. hafta. * (erkek. sı . iş * . içine çekmek. * (süre için) Değtirmek. kullanmak. ü rı ı m. * Yerini değtirmek. * Baş lamak. ş iş * (içecek veya sigara için) İ çmek. (mesafe) katetmek.

eyin . * Birinin doğ olması ru ötekinin yanlı ğ gerektiren iki önermenin oluş şı lını turduğ sistem. alnın akı nı ile * ayı planacak bir duruma düş meden. takdir etmek. ması lan . alnı karı nı ş lamak * küçümseyerek meydan okumak. münavebe. baş göstermiş arı olarak. alternatif. ön alnı k yüzü ak açı * çekinecek hiçbir durumu veya ayı olmayan. yapraklar. Almanlaş mak * Alman yaş ş nı ayıtarzı benimsemek.* Almanya'da çalı Türk iş ş an çisi. alnın kara yazı nı sı * kötü kaderi. una alnı öpmek ndan * beğ enmek. keş iş ş ması ikleme. na alnı yazı ş nda lmıolmak * bir olayı kiş baş gelmesini Allah'ıbuyurmuş n. i * Bir ş ön tarafı yüzü. gibi Almanlaş ma * Almanlaş iş mak i veya durumu. Almanlaşrmak tı * Almanlara özgü yaş ş ayıtarzı kazandı rmak. u almaş ı k * İ veya daha çok ş sı ki eyin ralanmaları değiklik olan. nda iş * Almaş olarak iş lı leyen. Almancı lı k * Almancı davranma. kötü talihi. almaş yapraklar ı k * Sapı iki yanı karş klı il de aralı olarak bir sağ bir solda bitmiş n nda ı değ lı klı da. ş erefiyle. bı alnı kara sürmek na * bir kimsenin haksıyere kötü tanı z nması yol açmak. tertemiz. almaş k ı klı * Dönüş ümlü ve düzenli sı ralanma. almaş lı alnaç * Almaş niteliğolan. almaş * İ veya daha çok ş sı ile değ tirilerek kullanı ki eyin ra iş lması kendiliğ veya inden değerek çalı . alo * Telefon konuş nda kullanı seslenme sözü. mütenavip. inin ı na n olduğ inanmak. Almanlaşrma tı * Almanlaşrmak iş tı i.

simyacı imi raş . k. eyin n * Birkaç ş içinden bize göre uzak olanı eyin . alş imi alş imist alt * Elementleri altı çevirmek isteyen bir iş . simya. . b) nı * (kaynatma veya piş irmede) Yanan ocak. nda alt alta üst üste * birbirleriyle itiş kalkır durumda. ir ş ı alt bölüm * Yazı bölümlerin ayrı ğparçalardan her biri. * Yiğ kahraman. Alp yı zı ldı * Dağ n çok yüksek yamaçları yetiş bir çiçek (Paradisia liliastrum). fiziksel bakı mdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu. ayrı larda ldı ı m.. ı * Dağ . nda" ldında ı eyin nı * Alt bir isimle tamlama kelime oluş turduğ unda a) önceki ismin kavramı etki veya yer anlamı na katar: Ayak altı (sıflamalarda) ikinci derecede olan. üst ı tı * Bir nesnenin tabanı . yiğ kahramanlı itlik. altı biçiminde kullanı ğ "bir ş etkisinde" anlamı verir. eyin . memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Güney Amerika'da yaş ayan. * (birkaç ş eyden) Yere yakıolan. cı * Dağ lı cı k. * Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü. alpaks alpinist alpinizm alplı k * Alp olma durumu. lan . it. ocak alevi. n * Alt kelimesi ". * Kolayca bükülebilen alüminyum ve silisyum karımı ş . ları nda en alpaka * Çifte parmaklı takı nıdevegiller sıfı lar mın nından. uzun tüylü.alogami alotropi alp * Bir çiçek tepeciğ baş bir çiçek tozu ile tozlanması inin ka . * Karbon. fosfor gibi maddelerin. * Bir ş yere yakıbölümü. alt cins * Bir cins içinden ayrı ikinci derecede bir cins. * Bu hayvanıyünü veya bu yünden dokunan kumaş n . na alanı * Alş ile uğ an kimse. Alp eren * Derviş .. * Mücahit. * Bir ş yere bakan yanı karş . alt alta * Birbirinin altı olarak.

çoğ kez hücre zarları nlaş ş doku. alt karş ı t * Konusu ile yüklemi aynı olan. rtı yere alt familya * Bir familyanıiçinden ayrı ikinci derecede bir familya. nda * Bazı gövde ve yaprakları üst derilerinin altı bulunan. yenmek. alt diş alt dudak * Dudaklardan altta bulunanı . karşkarş konmuş önermeden ı ı ya iki her biri: Bazı insanlar bilgindirler" ile "Bazı insanlar bilgin değ ildirler" gibi. alt tabaka * Tabakalardan altta bulunan. alt hava yuvarı * Dünyamı kuş atmosferin 10 km kalı ğ olan alt katmanı zı atan nlında ı . nı n ndan * Belli bir konuyu ele almak amacı bir kurul içinden birkaç kişseçilerek oluş yla i turulan kurul. * Böceklerin ağ sisteminde bulunan alt parça. alt çene oynamak * yemek. öbürü tikel olumsuz. * Bir yapın veya aracıkatları altta bulunan bölümü. oynayabilen çene. nı lan nı alt ş ube * Bir ş içinde kurulan ikinci derecedeki ş ube ube. sı nı getirmek. içmek. ş lerin alt güverte * Gemilerde güvertelerden altta bulunanı . hipoderm. . biri tikel olumlu. n lan alt geçit * Trafik akı nı mı kesmemek için bir yolun altı geçirilen yol. alt damak * Damaklardan altta olanı . n nda u kalı mıözel hipoderm.alt çene * İ ve hayvanlarda yiyecekleri çiğ nsan nemeye yarayan. alt kat alt kurul alt olmak alt sıf nı * Bir sıf içinden ayrı ikinci derecedeki sıf. ndan * Alt çene üzerinde sı ralanmıdiş biri. alt deri * Üst derinin altı bulunan ikinci tabaka. alt ı rk * Aynı içinde yetiş ı rk tirme amacı ve çevreye bağ kalı na lı narak değme uğ lmıve bu yolla ı içinde iş ratı ş rk özellikle fizyolojik nitelikleri bakı ndan kalı sapma gösteren hayvan topluluğ mı tsal u. * yenilmek. ı z alt etmek * üstünlük sağ lamak.

alt yazı cı layı * Alt yazı lamak iş yapan (kimse). için n * Toplumun ekonomik yapını turan ve insan bilincinden bağ z olarak biçimlenen üretim sı oluş ı msı iliş kilerinin hepsi. zlı alt üst olmak * çok karık duruma gelmek. * Türk. elektrik gibi tesisatlarıhepsi. tedirgin olmak. ler alt yapı * Bir yapı gerekli olan yol. dergi gibi yayı nlarda çı resim ve fotoğ kan rafları klayan yazı açı . ş ı * zarar vermek. yı kmak. ı . * çok karık duruma getirmek. sonra çevrilerek öbür yüzü kı larak piş zartı irilen börek. ol. ş ı * heyecanlanmak. üst yapı ı karş . rahatsı k vermek. * Yabancı dildeki bir filmin konuş maları çeviri olarak görüntünün altı veren yazı nı nda . Moğ Mançu-Tunguz.alt takı m * Bir takı içinde kurulan ikinci derecedeki takı m m. ş ı ı nı alt üst böreğ i * Önce bir yüzü. sı Altayca * Altay Türkçesi. alt yanı kmaz sokak çı * sonu gelmeyen. tı alt yazı * Gazete. lan * Çok karık ve dağ k. raş Altayist Altayistik . * huzursuz etmek. düzenini bozmak. alt yazı lama * Alt yazı iş lmak i. yılmak. su. alt tür alt üst * Bir tür içinde ayrı ikinci derecedeki tür. * iş daha sonrası in . Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediğvarsayı ana dil. alt üst etmek * alt yüzünü üst yüzüne getirmek. * değ olup olacağ eri. kanalizasyon. sonuç alı namayan iş için söylenir. görüntü). alt yazı lamak * Alt yazı hazı ları rlamak ve gerçekleş tirmek. alt tarafı (veya yanı ) * geriye kalanı . ini alt yazı lı * Alt yazı bulunan (film. üzülmek. i lan * Altayistik ile uğ an kimse. kı * rahatsı zlanmak.

yöntem. (akı alternatör * Dalgalı elektrik akı veren üreteç. tane *İ skambil. nda mı an m altı lı k * Altı bir arada. biri tümel olumlu. eyler Altı Kardeş * Kuzey kutup yönünde. Vl. Moğ Mançu-Tunguz. e mekte sakı ncalar bulunduğ anlaş u ı lmak. biri tümel olumsuz. Japon ve Korelilerin dil. ndan ndan kaldı altı olmak yaş * işbirtakı oyunlar karı e m ş böyle bir iş giriş mak. 'nı ı sı m ldı altı ş karıbeberuhi * kı boylu olanlar için alay yollu söylenir. sa altı kaval üstü şhane iş * Bkz. üstü şhane iş * (giyim için) altı . uğ an bilim dalı raş . domino gibi oyunlarda üzerinde altıareti bulunan kâğ veya pul. müseddes. altı kaval üstü şhane. seçenek. Büyük Ayı n karş nda bulunan takı yı z. altı sı taneden oluş . muş tane . iş ı t * Divan edebiyatı her bendi altı sradan oluş nazı biçimi. üstüne uymaz. altı altı üstü kalay alay * içi dıgibi özenilmiş ş ı olmayan ş için söylenir. eyden altı bulunan. biri tikel olumsuz iki önerme arası ndaki bağ durumu. taş yan * Beş sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. mı altes * Prens ve prenseslere verilen ş unvanı eref . alternatif * Seçilebilecek bir baş yol. edebiyat. altı okka etmek * birini kolları ve bacakları tutup yukarı rarak sallamak veya götürmek.* Altay grubuna giren Türk. altı yol * Altı yolun birleş i yer. altı k * Konusu ile yüklemi aynı olan. ten nı ve yı * Beş bir artı ten k. ğ ı altı lı * Altı parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Dalgalı m). mütedahil: "Kimi insanlar fanidir" önermesi "Bütün insanlar fanidir" lantı önermesinin altı olur. kültür ve tarihleriyle ol. ka * Almaş ı k. altı alabilen. tiğ altı yemek dan * hastahanelerde hiç perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek. * Bu unvanı ı kimse. iş altı kaval. biri tikel olumlu. altı gen * Altı kenarlı çokgen. 6.

üstün nitelikte olan. element. kı saltması Au. nı u altısarı n sı * Altı rengini andı n ran. değ i erli. * Altı yapı ş ndan lmısikke. altıbabası n * Çok zengin. altıbilezik n * Altı yapı ş ndan lmıkola takı ve pek çok türü olan süs eş . ş ları nan iliğ altıadı bakıetmek n nı r * kötü iş yaparak temiz ve parlak ününü karartmak. altıçağ n * En parlak ve mutlu çağ . ipeka (Cephaelis ipeca cuanha). parası olan. atom ağ ğ196. en. yüksek değ paslanmaz erli. altıeli bı kesmez n çak * varlı veya değ kiş klı erli ilerin elini kimse bükemez.9 olan. altıkesmek n * çok para kazanıolmak. ler altıanahtar her kapı açar n yı * para olunca her güçlük yenilebilir. ı olarak birbirlerinin bileklerini lı tutmaları . * Niteliğiyi olan. kolay iş sı ı ı rlı lenen. 10640 C de eriyen. parası olan kimse. i altıküpü n * Altı para biriktiren. prime time. altıkaplama n * Herhangi bir metal altı suyuna batılarak ince bir altıtabaka ile sarı altı benzetilmek. n çok altıleğ kan kusmak n ene * varlıiçinde hastalıveya sıntı k k kı çekerek yaş amak. n rı n larak na altıkeseğ n i * Yerden temiz külçe durumunda çı altı kan n.altı n * Atom sayı 79. altıgibi n * altı benzeyen. kıadı oldu n pul z dul * uygunsuz davranı yüzünden temiz tanı kiş i lekelendi. altıadı oldu. altısaat n *İ zlenme oranın en çok olduğ vakit. sarı na . altısuyu n . * Altı yapı ş ndan lmı . çok altıbeş n ik * Bir elleriyle kendi bileklerini kavrayan iki kiş öteki elleriyle karşklı inin. r altıkökü n * Güney Amerika'da yetiş kusturucu niteliğolan bir kök. lan yası * Para getiren sanat veya meslek.

altı kalkmak ndan * bir güçlüğ yenmek. altıyağ n murcun * Bir tür kuşyağ kuş . . altı çizmek nı * (bir sözün) önemini belirtmek. vurgulamak. lı altı Çapanoğ çı ndan lu kmak * giriş iş baş dert olacak bir durumla karş mak. becerememek. sı beş sayını ra fatı rada inciden sonra gelen. en. yumuş huylu görünmek. üstesinden gelememek. kalı kabuklu güzel bir kavun türü. baş ü armak. üzerine dikkati çekmek. mur u. gelirli kimse. gördüğ iyilik veya kötülüğ karşksıbı ıı lını ü ü ı z rakmamak. toprak olur (veya altı yapı elinde bakı n na ş sa r kesilir) * giriş i iş tiğ lerde büyük talihsizliklere uğ rayan kimsenin durumunu anlatı r. düş p altı kalkamamak ndan * bir işbaş i aramamak.* Bir kım konsantre nitrik asit ile üç veya dört kım konsantre hidroklorik asitten oluş . lı . * kendini savunamamak. te a ı laş altı girip üstünden çı ndan kmak * malı . ak altı etmek (veya kaçı na rmak) * yatağ veya donuna abdest etmek. * turist. n lan ş ı altıtopu n * güzel ve tombul olan kucak çocukları bir benzetme sözü olarak kullanı için lı r. ı na altı nbaş altı ncı * Daha çok Ege bölgesinde yetiş yuvarlak. parayı üncesizce harcayıtüketmek. altıyı n l * Eş birlikte ulaşkları evlilik yı lerin tı 50. altıyürekli olmak n * çok iyi niyetli olmak. parası olan. özellikle plâtin sı sı muş ve altıgibi metalleri çözmekte kullanı bir karım. ilen te a ı laş altı çapanoğ çı ndan lu kmak * bir iş baş dert olacak bir durumla. altıtutsa. bir sorunla karş mak. altı his ncı * Bkz. ncı altı kalmak nda * ezilmek. altı duygu ncı * Ön sezi. altı duygu. altıyumurtlayan tavuk n * mesleğ sanatı i. nca * Altı sın sı sı . . altı kalmamak nda * karşğ vermek.

uzun. greyfrut (Citrus decumana). karmakarık etmek. nda ş ar ı * İ bir tür palamut balı. altı ma nlaş * Altı mak işveya durumu. altı ntop * Turunçgillerden. . ı na altı üstüne getirmek nı * söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düş ürmek. tan lan altı patlar altı ş ar altı z * Bir doğ umda dünyaya gelen altı (kardeş ). z * İ çeneklilerden. nlaş i altı mak nlaş * Altı durumu veya görünümü almak. dikenli ve kürecikler hâlinde sapları bir kaktüs türü (Trollius ranunculoides). * Yükseklikölçer. ri ğ ı * Ayrı renkte altı olan kumaş yolu . * Altlamak iş i. greyfrut. * Tabak veya bardak altı . * Bu kumaş yapı gelin giysisi. ş n alvarı * Altı sı veya kı n rma laptanla iş lenmiş çizgili ipek kumaş bu cins kumaş n üstünde bulunan sı ve ları rma iş lemeli yollar. n nda * Altı fiş alan toplu tabanca. nan eye. tane ek * Altı sın üleş sayını tirme biçimi. kımemesi. * Hayvanlarıaltı yayı ot veya saman. n na lan * Arabaya koş atları yolları ulan n kirletmemesi için kuyruğ unun altı yerleş na tirilen torba. ş ı * bir ş bulmak için aramadıyer bı ey k rakmamak. altimetre altlama altlamak altlı * Altı olan. sı bölgelerde yetiş bir meyve ağ . tadı msı acı sı acı meyvesi. her birine altı seferinde altı bir arada olan. * Özel diye alı bir ş genel bir kavramıaltı yer vermek.altı ı nı slatmak * yatağ veya donuna küçük abdestini etmek. revolver. her sı altlı k . birlikte. ve * Alt ve üst katta olmak üzere. ki olan altı ntop altı parmak * Ellerinde veya ayakları altı parmağolan (kimse). * Sarı n üstüne sarı sı ş kları lan rma erit. altlı üstlü * Altı üstü birlikte. n altı noluk * İlemeli kadış . cak en acı * Bu ağ n kanarya sarırenginde.

ş sayı lan it altmıaltı bağ ş ya lamak * temelli olmayan bir çözümle durumu kurtarmıgörünmek. 20500 C de eriyen. alttan alta * gizlice. altta yok üstte yok * yoksul. altta kalmak * herhangi bir çatı ş mada. sı elli dokuzuncudan sonra gelen. ş ı nda * Kemanla viyolonsel arası büyük keman. çekiş mede yenilmek. * Kontralto. ş . cilveli (kadı n). alümina * Bkz. oynak. nı altunî alüfte alüftelik alümin * Suda çözünmeyen. altmıaltı ş * Altmıaltı almakla kazanı bir çeş iskambil oyunu. n *İ ffetsiz. nda ş ı altmıncı ş ı * Altmısı nısı bildiren biçimi. altmı ş ar * Altmısı nıüleş ş fatın tirme biçimi. alttan (veya aş ı almak ağ dan) * sert konuş birine karşyumuş olumlu davranmak. ş fatın ra rada altmı k ş lı *İ çinde altmıtane bulunan. * Alüfte olma durumu. alüminyum . alttan güreş mek * gizli gizli yenme yolları kollamak. alto altta kalanıcanı ksı n çı n * "herkes baş n çaresine baksı gücü yetmeyen ne olursa olsun" anlamı kullanı ı nı n. an ı ak. el altı ndan. 60. fakir. her birine altmı her defası altmı bir arada olan. viyola. beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3). ş * Altmıyaş olan veya görünen. alümin. nı ve yı * Altı on. LX. elli dokuzdan bir artı kere k.altmı ş * Elli dokuzdan sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. * Altı renginde olan. nda lı r. ş altmıdörtlük ş * Bir notanıaltmıdörtte biri değ n ş erinde olan nota.

* Eriş ilmek istenilen sonuç. baş bir cümleye bağ artlı inde ka lamaya yarar. alüvyon lı ğ . çekirdeksiz. hedeflenen amacıdında. âmâ amabile amaç amaç dı ş ı * Gaye dı. * Kana al rengini veren. * Gaye. * ş ı niteliğolan.* Atom numarası atom ağ ğ26. * Niş yüzüğ an ü. ama * Çeliş ve tutarsıiki cümleyi birbirine bağ kili z lamaya yarar. maksat. ş ı n ş ı amaç edinmek * bir amaca ulaş isteğ bulunmak. alyans alyon alyuvar Am * Amerikyum'un kı saltması . alveol * Akarsularıtaş p yı kları k. beyaz. Kı saltması Al. * Görmez. amma. 6600 C de eriyen hafif bir ğ ı element. küçük hücre. yuvarlak. eritrosit. * Para babası .98 olan. alüminyum taş ı * Boksit. * Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilir. alvere tulumbası * Emme basma tulumba. ı ı rlı parlaklında. aş lacak i * Bir parçanısevimli ve cana yakı çalı ı anlatı n n nacağ nı r. lla ş ması an ğ ı * Torba biçiminde küçük boş veya geniş luk lemiş sı kım. ma inde . gümüş 13. * Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağ lar. ferç. ama ne * ne hoş . * Hedef. * Alüminyumdan yapı ş lmı . * Bir yargı veya bir buyruğ pekiş yı u tirmek için de kullanı lı r. am * Diş organı ilik . dön-em vb. * Uyarma veya ş bir ifade niteliğ olan bir cümleyi. kil gibi çok ince taneli ş n ı ğ yı dı balçı eylerin kum ve çakı karı yla oluş yın. kör. -am / -em * Fiilden isim türeten ek: tut-am.

amaçsı k zlı * Amaçsıolma durumu. r: ey! ldında ı da * Ş ma anlatı aş r. * Bir suçun bağlanmasın istenildiğ anlatı ı ş nı ini r. istihdaf etmek. lem aman * Yardı istendiğ anlatı m ini r. i. amalierbaa * Matematikte dört iş terimine verilen ad. * Usanç ve öfke anlatı r.amaç gütmek * bir amacı gerçekleş tirmeye çalı ş mak. gayeli. zor durumda bı rakmak. aman dedirtmek (veya amana getirmek) * karşkoyan birini boyun eğ zorunda bı ı mek rakmak. amaçlamak * Bir amaca ulaş istemek. * Bir amaca yönelik. amaçlanmak * Amaçlamak iş konu olmak. * Dikkat uyandı için kullanı rmak lı r. amaçlı lı k * Amaçlı olma durumu. mayı amaçlanma * Amaçlanmak iş i. aman Allah (Allahı m) * ş ma. * Fiilden isim türeten ek: bas-amak. aman bulmak * kurtulmak. gayesiz. z amade -amak amal âmâlı k * Âmâ olma durumu. . ine amaçlı * Amacı olan. amaçsı z * Amacı olmayan. * (bir iş Yapmaya hazı i) r. * İler. beğ aş enme veya beğ enmeme. amaçlama * Amaçlamak işhedef alma. korku gibi duyguları belirtmek için kullanı lı r. iş ş lemler. tutamak. istihdaf. * Rica anlatı r. * Çok beğ enmeyi anlatı Aman ne güzel ş Bu anlamda kullanı ğ buna da edatı getirilebilir. kaç-amak vb.

* Ata binen kadı n. böyle bir iş n yapayı deme. amatör * Bir işpara kazanmak için değ yalnızevki için yapan kimse. amanı n * Korkma ve ş ma sözü. plâstik madde gibi malzeme. savaş ları na safları yer alan kadı nda n. acı z olarak. ı sı ip nı ı ş nı aman vermek * canı bağlamak. amansı zca * Öldürücü bir durumda. * acı p öldürmek. ambalâj yapmak * (bir ş bu gibi maddelerle paketlemek. profesyonel karş . m aman dilemek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ canın bağ lanması dilemek. kâğ tahta. aması maması yok! * hiçbir özrün geçerli olamayacağ anlatı ı nı r. aması var * herkesin bilmediğsakı veya kusurları i ncası var. z ı tı amatörlük * Amatör olma durumu. yayı ı t. ambalâjcı * Ambalâj yapan kimse. ambalâj * Eş sarmaya yarayan mukavva. cana kıcı yı. Amasya'nıbardağ biri olmazsa biri daha n ı . hevesli. mayı aman zaman * Karş ndakini yumuş ı sı atmak için söylenen sözleri anlatı r. amazon * (eski çağ n Amazonları benzetilerek) Erkek gibi. i il. hiç acı mayan. amansıhastalı z k * Kanser. öldürmemek. . ması * Hoş görüsüz olarak. amana gelmek * önce direnirken zor karş nda boyun eğ ı sı mek. lanabilir. aş amanname * İ devletlerinde düş slâm mana güvenlik içinde olduğ bildirmek üzere verilen belge. nı ı ş aman vermemek * rahat bı rakmamak. * ele geçirilmeyen veya kaçan bir ş üzülmek boş çünkü her zaman benzeri sağ eye tur. sandı eyi) klamak. unu amansı z * Aman vermez.aman derim! * sakıha. göz açtı rmamak.

ambarcı lı k * Ambarcın gördüğ iş nı ü . lan çoğ * Genellikle tahı çok üretildiğyer. amber ağ acı * Baklagillerden bir cins mimoza (Geum urbonum). düş ünemez duruma gelmek. rma yla rı ambargoyu kaldı rmak * ambargo ile ilgili yasaklamayı rmak. kaldı ambarlama * Ambar durumuna gelmek. çok yormak. ğ ı karı * Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı . ambarlamak * Ambar işyapmak. ambargo * Bir devletin.ambalâjcı lı k * Ambalâjcı olma durumu veya iş i. * Bir malıserbest sürümünü engellemek için konulan yasak. i amber * Amber balından ç ı lan güzel kokulu. ambar * Genellikle tahı l saklanan yer. * Otomobili fazla gaz vermekten çalı hâle sokmak. ambalâjlama * Ambalâjlamak iş i. n ambargo koymak * gemilerin limanlardan hareketini yasaklamak. bölge. * Kum. n * bir mala el koymak. lı n i ambarcı * Ambara bakan görevli. kül renginde bir madde. eş n ğ ı * Geminin yük koymaya ayrı ş lmıyeri. * Eş taş iş yapan kurum veya ortaklı ya ı leri ma k. gemilerin kendi limanları ayrı nı ndan lması yasaklama buyruğ u. ambar memuru. ambale etmek * Birini düş ünemez duruma getirmek. ş maz ambale olmak * Çok yorulup iş göremez. ekonomik. * siyasî. * Yiyecek ve bazı yanısaklandı yer. ambarda kurutma * Kapalı yerde. güçlü bir vantilâtör kullanı sağ bir larak lanan hava akı ile yeş ve sulu yemlerin kurutulması mı il . amber balı ğ ı . ambalâjlamak * Ambalâj yapmak. * bir malıserbest sürümünü engellemek. sosyal alanlarda caydı amacı yaptım uygulamak. müsadere etmek. çakı yapı l gibi malzemesini ölçmekte kullanı ve her yanı unlukla 75 cm olan küp ölçek.

diş çok yı cı balı ada balı (Catodon kan. amcalı k amcalıetmek k * birine amca gibi yakı k göstermek. nı kları * Sürgün. ishal. ı li. ambülâns * Hasta arabası . ş ameliyat . iş ş üstünde. amber çiçeğ i * Amber ağ nıtoparlak. eyin. * İe dayanan. cankurtaran (arabasıcankurtaran. çalı amberbu amblem amboli * Hindistan'da. iş ş mı çe. amelimanda * İyapamaz durumda olan. * Atardamarda kanıpı laş veya yağ n htı ması parçacı nıoluş sonucunda meydana gelen tı kların ması kanma. emekçi. tatbikî. pratik. * Elveriş kolay. nlı amcamla dayı hepsinden aldı payı m. ince * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş belirtke. amca * Babanıerkek kardeş n i. fiil. n k ya. ğ ı macrocephalus). lı için lan * Amca olma durumu. amele * İçi. amberbaris * Sarı . yalnıdüş alanı kalmayıişdönüş uygulamalı z ünce nda p e en . rtı bir k. fı k büyüklüğ acın ndı ünde. * Hareketle ilgili olan. iri ve uzun taneli bir tür pirinç. kestirme. tatbikî. * Yaş erkeklere saygı kullanı seslenme. İ ran'da yetiş piş güzel bir koku veren. * İbakı ndan. m m * yakı ndan beklediğilgi ve yardı görmeyen bir kimsenin artıyeni bir dilekte bulunmaya niyetli nları i mı k olmadını ğ anlatmak için söylenir. ötürük. uygun. en. * Bir kimsenin dinin buyrukları yerine getirmek için yaptı . ). edim. an amelelik amelî * Amele olma durumu. li. altısarı renginde güzel kokulu çiçeğ n sı i. ı amcazade * Amcanı oğ veya kı.* Balinagillerden. n lu zı amel * Yapı iş lan . boyu 25 m'ye kadar çı başbüyük. ş amele taburu * Genellikle yol yapı iş m lerinde görevli amelelerden oluş birlik.

iş amenajman * Devlete ve kiş ait ormanları önceden hazı p kabul edilmiş ilere n. hasta üzerinde kesme ve dikme yoluyla yaptı müdahale. Amerikan bar . ik ndan * Amerika'ya özgü. Amerika tavş anı * Kemiricilerden. amerikan * Pamuktan düz dokuma. ı en aç. laş i Amerikalı mak laş * Amerikalı n yaş ş nı ları ayıtarzı benimsemek. lan . n i ameliyatlı * Ameliyat edilmiş .* Operatörün. küçük bir memeli kürk hayvanı çok (Eriomys chincilla). ameliyat geçirmek * ameliyat edilmiş olmak. Amerikan bezi biçiminde de kullanı lı r. ameliyat masası * Üzerinde ameliyat yapı özel donanı masa. armuda benzer yemiş acı i. operasyon. acı * Bu ağ n badem biçiminde çekirdekli. Amerika armudu * Defnegillerden. Amerikalı * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. Amerika ile ilgili olan. ş ler. Amerika'da yetiş bir a ğ bilader ağ (Anacardium occidentale). Amentü * Kur'an surelerinden birinin adı . r. Amerika'da yetiş bir ağ (Persea gratissima). kaput bezi. Amerika üzümü *Ş ekerci boyası . rlanı esaslara uygun olarak iş letilmesi. Amerikan * Amerika Birleş Devletleri halkı olan kimse. ik ndan Amerikalı ma laş * Amerikalı mak işveya durumu. Amerika bademi * Aselbent ve zamk gibi maddeler veren bir sı iklim ağ (Styrax americana). cak acı Amerika elması * Antep fı ğ stıgillerden. ğ ı * ç. arka ayakları uzun. lan mlı ameliyathane * Hastaları ameliyat edildiğyer. İ faaliyetler. * Tabiî kaynakları iş n letilmesi. en aç * Bu ağ n armuda benzer yemiş acı i. amenna *İ nandıanlamı "öyledir". ameliye * Yapı iş lem. "doğ "diyecek yok" gibi tasdik etme anlatı k ile ru".

amfiteatr * Dinleyicilerin oturduğ sı u. raş Amerikanvarî * Amerikalı yakı biçimde. Kı 95. ı lan amfibi harekât * Kara ve deniz araçları yapı manevra. dibi sivri. ı * Vücut organları bir bölümünün hava ile şmesi. yeşrenkli bir silikat grubu. Amerikan salatası * Rus salatası . * Amigonun yaptı iş ğ . saltı ş ı amfibi * İ yaş ş. ki ayı lı * Hem karada hem de suda hareket eden (taş yüzergezer. * Metal olmayan elementler. Amerikanca * Amerika Birliş Devletlerinde kullanı İ ik lan ngilizce. raları arkaya doğ basamaklı ru olarak yükselen salon. esmer. ı t). amfizem amfor * İ kulplu. karnı ki geniş testi. k * Toprak parçası . lmıköş Amerikan bezi * Bkz. amfora amigo amigoluk * Bkz. ndan iş . amfor. amerikyum * Atom numarası yapay olarak elde edilen aktinitlerden bir element. dar boyunlu. yla lan amfibol * Piroksenlere yakısiyah. * Süs taşolarak kullanı mor renkte bir tür kuvars. saltması Am. * Yunan ve Roma'da açıhava tiyatrosu. otel veya evlerde içki için ayrı ş e. ametal ametist amfi * Amfiteatr kelimesinin kı lmı. n il amfibyumlar * Kurbağ ve semenderleri içine alan iki yaş ş omurgalı sıfı a ayı lı lar nı. Amerikalı ya ş an gibi.* Lokanta. Amerikanist * Amerikan tarihi ve kültürü ile uğ an bilimci. * Çoğ unlukla spor yarı ş maları seyircileri coş nda turan kimse. amerikan.

faktör. halk deyiş zı iyle. n nda lı r. * Amir gibi. * Bir iş emir verme yetkisi olan kimse. amipler amipli *İ çinde amip bulunan. emreden. amit amitoz amiyane * Amonyağ hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluş birleş ı n an iklerin sıf adı nı . * Niş astayı parçalayarak ş ekere çeviren bir enzim. etmen. ordudaki general rütbesine eş rütbedeki subay. * Sı radan. tatlı tuzlu sularda yaş bir hücreli canlı iş ve ayan (Amoibe). akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğ alma. ğ ı amir * Buyuran. n lar nına mı amirane amirce amiriita amirlik amiyane tabiriyle * halk ağ ile. sebep. . * Bir hücreli hayvanları kök bacaklı sıfı giren bir takı . aminoasit * Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taş proteinlerin temel taşolan organik bileş ı yan. it amirallik * Amiral olma durumu. bayağ ı . vücudunun biçim değtirmesiyle oluş geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek mı iş an yer değtiren. etken. * Amir olma durumu. * Amip. * Amiplerin yol açtı. amir gibi. * Amonyaktaki hidrojen yerine. * Amiralin makamı . ş an * Amire yakır biçimde. * Kibarca olmayan. amire yakı biçimde. ı ik. te amiral * Deniz kuvvetlerinde. amip * Amipler takı ndan. ş ı * Bkz.amil amilâz amin * Yapan. âmin * "Allah kabul etsin" anlamı dualarıarası ve sonunda kullanı nda. ita amiri. tek değ hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluş ürünlerin genel adı erli an . üst.

amor * Bir çeş kumaş it . amme * Halkıbütünü. çağ vı nak. bununla beraber. iğ ş tı amonyum * Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir birleş kökü (NH4). imi *İ çinde bu gazıeritilmiş n bulunduğ su. n amme davası * Kamu davası . * Yanı getirildiğkelimenin anlamı aş lıkatarak ş ma veya hayranlıanlatı na i na ı k rı aş k r. nı r kaymağ lan ş adı ı . * Döl kesesi. amonyaklamak * Bazı yemlerin amonyak veya bir amonyum bileşi ile karı rmak veya doyurmak. amme efkârı * Kamuoyu. amma velâkin * Ancak. Ama. amme idaresi * Kamu yönetimi. nı r ruhu. amonyak * Azot ve hidrojen birleş olan. im amonyum karbonat * Hamur kabartmada maya olarak kullanı karbonik asidin amonyum tuzu. amme hukuku * Kamu hukuku. ammada yaptıha! n * söylenen bir söze pek inanı ğ ve ş ı ğ anlatı lmadını aş ı ı ldını r. amnezi amnios * Hafı kaybı za . u ş adı amonyaklama * Amonyaklamak iş i. ş lı ı k. amonyum sülfat * Sanayide sentez yolu ile elde edilen amonyum nötr sülfat. azotlu gübrelerin en çok kullanı dı lanır. amnios suyu * Döl kesesini dolduran ve cenini içinde bulunduran sı. . amoralizm * Ahlâk dıcı töre dıcı ş lı ı k. keskin kokulu bir gaz (NH3). kamu. bellek yitimi.amma * Bkz. amme menfaati * Kamu yararı .

cihaz. yayları gereksiz hareketlerini gidermeye ntı gibi n yarayan düzen. ampul şe. yumuş atmalı k. amperölçer * Bir elektrik akı nış mın iddetini ölçmeye yarayan aygıakı t. dik. * Birden ödenerek faizinin iş lemesine son verilen tahvil. amortisman * Taş ı nmaz mallarıaş n ı nmaları karşk olarak. amper * Elektrik akı nda ş mı iddet birimi. amortisör * Motorlu araçlarda sarsı . mobilya. nı amudî * Dikey. amuda kalkmak * iki eli üstüne dayanarak bacakları havada dikey tutmak. havası altı ş mı ş ı boş lmıcam *İ çinde çoğ kez zerk edilecek. iş *İ çinde. sallantı hareketleri en aza indiren. amplifikatör * Alçak veya yüksek frekanslı mlarıgerilimini. Kı saltması A. dikine. üslûbu. ampermetre * Amperölçer. ş akı n iddetini veya gücünü artı rmaya yarayan araç.amorf amorti * Biçimsiz. yükselteç. amudufı karî . elektrik akı ile akkor durumuna gelerek ık verebilen bir iletkeni bulunan. amper saat * Bir amper ş iddetinde akı geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektrik miktarı m . ı lı amorti etmek * bir giriş imde yatılan parayı rı zamanla yeniden kazanmak. * Napoleon döneminde Fransa'da ve Avrupa'da yayı ş lmıolan yapı . * Piyangoda ödenen para kadar ödenen karşk. giyim vb. u vı ampütasyon * Bir organı kesip çı karma. gözleme dayanan. sı durumda ilâç bulunan küçük veya büyük cam tüp. na ı lı llı lan * Faizin iş lemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi. yık kârdan ayrı belirli pay. ampir ampirik * Bir kurama değ de yalnı deneye. * Bu düzeni kuran öge. mölçer. il zca ampirist * Deneyci. * Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma. ampirizm * Deneycilik.

yer veya durum. küfretmek. faizin dında olan bölümü. dik durumda. o çizginin. . u n. asıesas. e muş * Zamanıbölünemeyecek kadar kı bir parçası n sa . nı * Çocuğ olan kadı anne. lan. * Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sı olarak geldiğ fat inde. * Yavrusu olan dişhayvan. * Alacağ veya borcun. ana avrat düz (veya dümdüz) gitmek * sövmek. amyant an an an * Zihin. * Fiilden sı türeten ek. * Sınt ıkalabalı telâş.* Omurga kemiğ bel kemiğ i. amut * Dikme. z-an. * Yaş kadı saygıbir seslenme sözü olarak kullanı lı nlara lı lı r. baba ayrı * anaları babaları olan (kardeş bir. bir tür ak asbest. u ana baba bir * aynı ve babadan olan (kardeş ana ler). ayrı ler). * İ tarla arası ki ndaki sır. ı n ş ı * Temel. ana baba * Ana ile babanı oluş n turduğ birlik. n i ana baba günü * Çok kalabalı k. i * Dince aziz tanı bazı nlara verilen saygı nan kadı unvanı . -an / -en -an / -en ana *İ simden isim türeten ek: oğ ul-an > oğ kı kök-en vb. lı ana baba yavrusu * nazlı büyütülmüş çocuk. ana baba eline bakmak * ana ve babanıverdiğpara ile geçinmek. l. kı lı k. ana arı * Arı beyi. ana bir. belirli bir kural altı nda hareket ederek bir yüzey oluş turmaya yaradını ğ anlatı ı r. tehlikeli zaman. i. ana bilim dalı * Üniversite veya fakültelerde bölümlerin alt bilim veya uzmanlıdalları k . lâhza. * Velinimet. fat * Kolayca bükülen ve ateş dayanan liflerden oluş .

ana kapı * Bir yapın süslü. aççı larda kan sı oluş ana defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. ana dil * Baş diller veya lehçeler türetmiş ka olan dil.ana cadde *Ş ehirde ara sokaklarıaçı ğgeniş n ldı ı yol. ekleme direklerde dipteki temel parça. ana dili ana direk * İ n çocukken anası nsanı ndan. un. okyanus. ana kına taht kurar. aç. baht kuramamı ş ) * kocası olmayan bir kadı kendi ne kadar zengin olursa olsun. defterikebir. * Bir ülkede büyük kentlerden herhangi biri. büyük ş ehir. umman. k nı ana deniz * Kı birbirinden ayı engin deniz. taları ran ana deniz bilimi * Oş inografi. Bağ gibi diyar olmaz dad * insanlar içinde bize ana kadar candan bağ dost yoktur. metropol. büyük defter. . ması ana doğ rusu * Dönen silindirin yan yüzünü oluş turan dikdörtgenin bir kenarı . büyük ön kapı. kı ndan ta. ana kitap * Bir bilim alanı yazı ş nda lmıtemel kitap. büyük ş landı ı ehir. * Dönen koninin yan yüzünü oluş turan dik üçgenin hipotenüsüne verilen ad. nı sı ana kara ana kent * Yeryüzündeki beş büyük kara parçası her biri. ana fikir * Belirli bir konuda bir yazın temeli olan düş nı ünce. iyi n. ana çizgi ana dal * Ağ ağ k veya çalı gövdeden ilk çı ve bitkinin çatını turan dal. metropol. kıbahtı zı z kocadan arar (veya ana kına taht kurmuş zı . ana duvar * Bir yapın. nı n ş ana düş ünce * Temel fikir. * Belli bir kurala göre yürütülerek bir biçimin oluş na yarayan çizgi. mutlu olamaz. evindekilerden ve soyca bağ olduğ topluluktan öğ lı u rendiğdil. i * Gemilerde. dört bir yönünü çevreleyen kalıdıduvar. ana gibi yâr olmaz. lı ana kadı n * Bir ailede veya bir toplulukta en çok sayı kadı lan n. * Bir ülkenin veya bir bölgenin çevresindeki yerleş yerlerine ekonomik ve toplumsal yönlerden egemen im olan ve genellikle ülkenin baş ülkelerle olan her türlü iliş ka kilerinin sağ ğen önemli kenti.

ı tı baş cı tesis edilen sayaç sistemi. lere ş mamı nazlı ş . ün a mesi an ana kraliçe * Kralı annesi. saatler içinde en doğ giden ve öbür saatlerin ayarlanması kullanı ru nda lan * Belirli bir yerleş birimine veya bir ş verilen toplam gazıölçülmesi amacı ana dağ m boru hattı im ehre n yla. anaokulu. n * Arı beyi. ana motif * Bir sanat eserinde sısıtekrarlanarak ona özellik kazandı motif. langına ana sıfı nı * Genellikle beş ı bitirmiş yaş nı çocukları ilkokul öğ renimine hazı rlayan sıf. ğ ı altan . büyütülmüş çocuk veya genç. n ş ı ca ana ortaklı k * Birçok ortaklın pay senetlerini elinde bulundurarak onları ğ ı denetimi altı tutan sermaye yatı nda rı m ortaklı. nı ana sözleş me * Taraflar arası düzenlenen ilk ve temel sözleş me. ana kucağ ı * Ananı sevgi ve sevecenlikle dolu çevresi. ana kubbe * Camilerde ayaklar veya ana duvar üzerindeki kasnağ oturtulmuş a kubbe. holding. n ana kuyu * bir ocakta ana çış havalandı kıve rmada kullanı kuyu. ana mektebi * Bkz.ana kök * Tohumun çimlenmesinden sonra kökçüğ toprağ dalarak geliş sonucu oluş ilk kök. * Sınt ı güç iş alı kı ya. ana toplardamar * Kirli kanı kalbin sağ kulakçına boş iki büyük toplardamardan her biri. k k ran ana muhalefet *İ ktidarı dında sayı en üstün olan parti. * Bir gözlem evi veya kurumda. laytmotif. lan ana kuzusu * Pek küçük kucak çocuğ u. ana sanlı * Soyadı ana yönünden alan. ğ ı ana rahmine düş mek * döl yatağ cenin oluş ı nda mak. ana saat saat. ana ş ehir * Ana kent. nı ana sav ana sayaç * İ sürülerek savunulan düş leri üncelerin en belli baş olanı lı .

* İ yurt edinilen yer. lk ana yüreğ i * Annelik duygusu. * Sevimli. tasası sağklı duruma gelmek. . ana sevecenliğ i. anadan (yeni) doğ a dönmek (veya anadan yeni doğ gibi olmak) muş muş * dertsiz. z. na kün anaç * Yavru yetiş tirecek duruma gelmiş olan hayvan veya yemiş verecek durumdaki ağ aç. anaçlaş mak * Anaç duruma gelmek. baş buyruk. bilgili. eyin tigi. ü ana yapı * Bir yapı bütünü içinde yükseklik ve biçim bakı ndan göze çarpan. doğ ve batı u yönlerinden her biri. ana yol * Küçük yolları kendisine açı ğbüyük yol. ı na * Ana olarak. lı bir anadan doğ ma * çılçı rı plak. * İ kart. anacı l * Anası düş (çocuk). anabolizma * Özümleme. * Kurnaz. n ldı ı * Cadde. * doğ tan olan. deneyli. * Kuzey. mı ana yarı sı * Teyze. anaçlı k * Anaç olma durumu. ri.ana vatan * Ana yurt. sempatik anne. güney. önemli bölüm. anaca anacı k * Küçük anne. ü * geleneksel. uş anadan görme * annesinde gördüğ gibi. ana vatan. * Bir ş ilk kez yetiş göründüğ yer. ana yön ana yurt anaçlaş ma * Anaçlaş iş mak i.

tası ı na Anadolulu * Anadolu halkı olan (kimse). kurgu. anafora kaptı rmak * emeksiz. açar. anaforlu anagram * Bir kelimedeki harflerin yerini değ tirerek elde edilen kelime. * Bir ş zembereğ kurmak için kullanı araç. ı z lı kasın na anaforcu * Yolsuz veya emeksiz kazanç peş olan (kimse). * Karmakarık. anafor * Bir engelle karş an su veya hava akı sın dönerek ve çukurlaş yaptı çevrinti. anaerobik * Oksijensiz yerde yaş ayabilen. . yaba. anaforlama * Anaforlamak iş i. *İ stenilen yere veya aygı isteğ göre elektrik akı nıgeçmesini sağ ta. girdap. anaerki * Soyda temel olarak anayı ve ailede çocukları klânı mal eden ilkel bir toplum düzeni. sinirli. karş ksıolarak baş nıyararlanması imkân vermek. burgaç. anafordan * yolsuz veya emeksiz olarak. alan ana na maderş ahîlik. * Somunları vidaları veya çevirerek sışrı gevş kı p tı etmek için kullanı çelik saplı lan araç. yetiş ebilen. maderş matriarkal. * Ananı egemen olduğ aile hayatı n u . anaforlamak * Yolsuz veya emeksiz olarak kazanç elde etmek. iş anahtar * Bir kilidi açı kapamak için kullanı araç. ahî. ters akı ları ı laş ntını arak ğ ı ntı n oluş turduğ dönme. anaerkil * Anaerki temeline dayanan.Anadolu * Ön Asya'nı bir parçası n olarak Türkiye'nin Asya kı nda bulunan toprağ verilen ad. u rim. * Notalarımüzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunması sağ n nı lamak için portenin baş konulan iş ı na aret. eğ çevri. anaerkillik * Kadın üstünlüğ dayalı nı üne toplumsal örgütlenme düzeni. . araç. e mın lamak için kullanı düzen. lan komütatör. güç durum. açkı p lan . inde anaforculuk * Anaforcu olma durumu. eyin ini lan * Ş yazmak ve çözmek için kararlaşrı ş ifre tılmıolan yol. uzun saplı dirgen. * Akı lı ntı cereyanlı . ndan anadut * Ekin veya ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan. ş ı * Yolsuz veya emeksiz elde edilen ş ey.

ı anahtarı beline takmak * evde yönetimi ele almak. anahtar ağ ğ ı ı zlı * Mobilya kapakların ve çekmecelerin yüzlerine açı anahtar deliklerinin üzerine çivilenen paslanmaz nı lan çelik veya dökümden yapı ş lmıortası anahtara uygun. avı sararak ve sı nı karak öldüren yı (Eunectes lan murinus). anahtar bitkiler * Mera üzerinde çok bulunan ve bunlarıdoğ bir ş n ru ekilde otlatı lmaları tüm meranıdoğ bir ş ile n ru ekilde otlanmıolacağkabul edilen bitki türleri.* Konserve kutuların kapağ keserek açmaya yarayan alet. anahtarlı k * Anahtarları kaybolması önlemek. ndan ka anahtar vermek * (tulûat tiyatrosunda) komiğ nükte yapma kolaylı vermek. analaşrmak tı * Annedeki özellikleri kazandı rmak. analı * Anası olan. satan veya onaran kimse. anahtar uydurmak * bir kilidi açmak için kendi anahtarı baş bir anahtar kullanmak. anakronizm * Tarihe aykılı rı k. açacak. ş ı anahtar kelime * Bir kompozisyonda kullanı temanıifade edildiğbaşca kelimelerden biri. delikli metal ve plâstik gereç. vası ta. -anak / -enek * Fiil köklerinden isim türeten ek. deri ve n nı lması sağ ldı ı benzerinden yapı halka veya kı lan lı f. anakonda * Boğ agillerden tropikal Güney Amerika'da yaş ayan. a . ı . anakronik * Çağgeçmişçağ uymaz. eskimiş ı . * Çağ uymama. a analaşrma tı * Analaşrmak iş tı i. rsı k anahtarcı lı k * Anahtarcın yaptı iş nı ğ . kolayca kullanı nı lamak için takı ğmaden. araç. lan n i lı anahtar taş ı * (yapılı Kemerlerin en üstündeki taşkilit taş cı kta) . nı ı nı * Vesile. e ğ ı anahtarcı * Anahtar yapan. . analı . kasa gibi yerlere anahtar uydurarak hı zlıyapan kimse. analı kuzu kı kuzu nalı * Bkz. * Kapı .

* Çözümleme. anam! * Kadıerkek. analı k * Ana olanı durumu. analist * Tahlil. tahlil etmek. * Örnekseme. tuz. * Andışandış rı . analiz yapan kimse. rı anam avradı olsun m * birini kesin olarak inandı rmak için söylenen çok kaba bir ant. benzeş meye dayanan. acı duyumunu yok etme. n ı lan * Sese verilen tona göre ş ma. * Bkz. anam babam * teklifsiz bir seslenme. * Üvey ana. k nlı analızlı kı * Salça. analizci * Analizle uğ an veya analiz yapan kimse. raş analizör analjezi analjezik analoji * Benzeş benzeş im.analı kuzu. anamal . analojik * Analoji ile ilgili. * Anaca davranı ş . çözümleyici. * Ana yerini tutan veya ana kadar yakı k gösteren kadı nlı n. analiz etmek * Çözümlemek. rı ma. analitik analiz * Çözümlemeli. kı kuzu nalı * annesi sağ olan çocuklarımutluluğ anlatı n unu r. n * Ana duygusu. büyük küçük herkese karşkullanı teklifsiz bir seslenmek. beğ aş enme. analıetmek k * analıgörevini yapmak veya ana gibi yakı k göstermek. tahlil. me. * Analiz yapan cihaz. acı . * Sermaye. * Ağyı rı dindirme. ağkesen. bulgur ve kı ymanı yoğ n rularak küçük köfteler hâline getirilmesi ve bu malzemenin et suyu ve nohut ile piş irilmesiyle hazı rlanan yemek. üzüntü gibi duygular anlatı r. acı yitimi. kapital. su. aygı t veya organ.

n anamal birikimi * Anamalcın elde ettiğartıdeğ bir bölümünü kendi kullanı büyük bölümünü anamalı nı i k erin rken na ekleyerek onu büyütmesi. anamalcı * Üretim araçları özel mülkiyetinde bulunduran. anan yahş baban yahş i. ı ı lı anaokulu * Öğ renim çağ henüz gelmemiş ile altı arası ı na iki yaş ndaki çocukları düzenine hazı okul rlayan eğ itim kuruluş u. gelenekçi. sermayedar. bir iş razı e etmek için gereğ inden çok överek yumuş atmak amacı güdüldüğ baş na anlatı ünü kası rken kullanı lı r. * Ananeye bağ olan. e ananet an'anevi * Erkekte cinsel güçsüzlük. bu da sana öyle helâl olsun. anapara anarş i * İletilen paranıfaiz katı ş n lmamıbütünü. geleneksel. kapitalizm. anamalcı lı k * Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni. başzlı sı k. an'anesiz * Geleneğ sahip bulunmayan. i * birini. inde anarş ik . kapitalist. sı ülkelerde yetiş bir ağ (Ananas sativus). a. * Geleneğ dayanan. nı * Anamalcı düzenini benimsemiş lı k . cak en aç * Bu ağ n tadı acı . yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir mallarıbütünü. ş * Siyasî ve idarî kurumlardaki çözülme sonucu olarak devlet denetiminin kalmaması durumu. ananasgiller * Bir çeneklilerden. * Kargaş baş luk. kokusu çok beğ enilen meyvesi. sı ülkelerde yetiş ve örneğananas olan bitki familyası cak en i . lı an'anecilik * Gelenekçilik. ı boş * Anarş i niteliğ olan.sermaye. an'ane an'aneci * Gelenek. puluçluk. e ananıak sütü gibi (helâl olsun) n * anamı sütü bana nası n l helâl ise. * Bir ticaret iş kurulması inin . ananas * Ananasgillerden. ananıörekesi n * saçma bir söze karşverilen karşk. anamal sahibi.

anasın hâlini göz önüne alı nı rlarsa aldanmamıolurlar.anarş ist * Anarş ilgili olan. anası lamak ağ * çok sıntı kı çekmek. anası danası * soyu sopu. iş ist i. anarş mek istleş * Anarş özelliğtaş ist i ı mak. izm sı anarş me istleş * Anarş mek iş istleş i veya durumu. anarş istlik * Anarş olma durumu. üş engeç. bakı ndan anası benzeyen. bezdirmek. anası yerinde * bir gencin anası kadar yaş (kadı lı n). çok üzmek. anası bellemek nı * bir kimseye en büyük kötülüğ yapmak. i ile * Anarş yanlıolan kimse. esaslı biçimde. anası emdiğsüt burnundan (fitil fitil) gelmek ndan i * bir işyaparken çok sıntı i kı çekmek. eziyet çekmek. anarş izm * Tarihî ş artlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldılması çalı öğ rı na ş an reti. bitkin duruma gelmek. anartri * Dil tutukluğ u. na * bir kın karakterini öğ zı renmek isteyenler. ası l olarak. mı na anası (veya sarı turp msak). anası doğ una piş etmek ndan duğ man * çok eziyet etmek. * canı bezmiş ndan . anası emdiğsütü burnundan getirmek ndan i anası ağ nı latmak * bir kimseye çok eziyet etmek. anası l * Kökten. ş anası doğ una piş ndan duğ man * çok tembel. ş . bütün aile. anası lı kı klı * görüşdavranı huy vb. . bir anası avradı sövmek na na * birinin anası ve karını nı sı amaçlayarak çirkin söz söylemek. bezini al na zı al. babasıalgam (veya soğ ş an) * ne olduğ belirsiz kimselerin çocuğ u u. anası bak. çok sıntı kı çektirmek. ü . kını kenarı bak.

yasama. gövde yapı. * İ vücudunun anatomisi ile ilgili. r. anatomici * Anatomi uzmanı . anayasal . * Anatomi dersi veren öğ retim üyesi. dalavereci. katavaş ya. teş sı ve nı rih. anayasa okutan (kimse). kokulu tohumu hamur iş lerinde ve rakı mı kullanı yurdumuzda ekimi yapı nda lan. aldı umursama. anasın nikâhı istemek nı nı * bir ş değ eye erinden çok para istemek. * Anayasa konusunda yetkili olan. ları nı kilâtı anayasacı * Anayasayı savunan. lacağ nı yurttaş n kamu hakları bildiren temel yasa. teş esasiye kanunu. anasın kı nı zı * anasın huyları nı kendisinde de görülen kı z. ögeler. rma. anasın gözü nı * çok kurnaz. * Anasıolma durumu. lan anatomi *İ nsan. sı sı * Bir ş oluş eyin umunda göze çarpan özel yapı . kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse).anası eş kovalası nı ek n! * sözü edilen kimse veya iş bı nlı dikkate almama ve umursamama anlatı için kkı k. anatomik * Anatomi ile ilgili. anasın körpe kuzusu nı * pek küçük kucak çocuğ u. raş anavaş ya * Göçücü balı n Akdeniz'den Karadeniz'e çı kları kması . bunun için gam yeme (yemem)!. nsan * Unsurlar. anası r anası z anası k zlı anason * Maydanozgillerden. anayasa * Bir devletin yönetim biçimini belirten. yürütme. z anatomist * Anatomiyle uğ an bilimci. hinoğ k luhin. yapı bitki (Pimpinella anisum). hayvan ve bitkilerin yapını organların birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim. yargı güçlerinin nası lama l kullanı ı gösteren. kanunuesasî. * Anası olmayan. * Beden yapı. çok açıgöz. anayasadan yana olan. anasın ipini satmı(veya pazara çı ş nı ş karmı ) * ipsiz. anası sat! (veya satayı nı m) * önem verme.

* Anayasa ile ilgili. andış rı * Andı rmak işveya biçimi. daha hı . temsil. analoji. k k * Plâjiyoklâzlı yanardağ bir kültesi. bazen de çaça. rat. andemi andemik andezit andı k * Sı rtlan. * Anı . anca * Ancak. ilerisinin olmadını ğ gösterir. "en çok". rı mak i. * Belli bir bölgede sısıgörülen hastalı k k k. ançüez andaç andante andantino * Andante'den daha canlı . andış rı ma * Andış iş analoji. o iş te kötü de gitse. "daha çok". andış rı mak * (bir ş Baş bir ş andı ey) ka eyi rmak. nı r. yadigâr. . gittikçe. her an. kı andavallı * Bön ve görgüsüz. saş n. bir ş daha çoğ eyin unun. kanca beraber * bir iş iki veya daha çok kimsenin. * Genellikle hamsi. . *İ ltibas. ı * "Lâkin". birbirinden ayrı lmamaları gerektiğ anlatı ini r. ancak * "Yalnı sadece" gibi sırlama anlatı z. "yalnı gibi bir düş z" ünceye karş ikinci bir düş ı t ünceyi anlatı r. benzerlik durumu. "güçlükle" gibi. andı rma * Andı rmak iş i. zlı andaval * Ahmak. * Yarı yavaşadagio ile andantino arası . * En erken. sardalye veya tirsi balı ndan yapı tuzlu ve yağ ezme. kları lan lı * Ajanda. "ama". beceriksiz (kimse). * (çoğ durumunda) Anı hatı ul lar. aptal. * "Olsa olsa". * Belli bir bölgede sısıgörülen. bön. anbean * Dakikadan dakikaya. i * İ ş arası bazı ki ey nda noktalardaki uygunluk. beceriksiz. anca beraber.

* Servi ağ . fı sa mı kra. angaje etmek * birini söz veya yazı bağ ile lamak. rı tı andı z * Yaprakları dikenli olan bir çeş ardı it ç. nemli yerlerde yetiş sarı en. acı kokulu bir ot (İ ve nula). anele anemi anemik * Gemilerde türlü iş lerde kullanı bir tür demir halka. lan * Kansı k. * Cı yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı va barometre.andı rmak * Anmak iş yaptı ini rmak. anestezist * Anestezi uzmanı . zlı * Kansı z. anekdot * Kı veya özlü anlatı olan güldürücü hikâye. endoskopi. acı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun kökü. * Benzer yanları bulunmak. çiçekli. andoskop * Bkz. angaje olmak . duyum yitimi. çağşrmak. anemon aneroit anestezi * Dağ lâlesi. en andıotu z * Birleş ikgillerden. anevrizma * Bir atardamarı bir noktası oluş ur biçimindeki gevş şkinliğ n nda an eme iş i. andoskopi * Bkz. angaje * Sözle veya yazıolarak bağ lı lanan. endoskop. anesteziyoloji * Duyum yitimi bilimi. andropoz * Erkeklerde yaş dönümü. anemometre * Yelölçer. taahhüt etmek. * Uyuş turucu bir ilâçla vücudun bütününde veya belirli bir bölgesinde duyuları yok olması n .

tüyleri kiremit renginde. ğ ı * Savaş durumundaki bir devletin. lda ele rkı * Ana dili İ ngilizce olan kimse. evcilleş tirilebilen bir yaban kuş (Casarca ferruginea). anı şmeş lmı . ve VI. * Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptı zorunlu ücretsiz hizmeti. angarya * Bir kimseye veya bir topluluğ zorla. lı * Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabaların iki tarafı takı parmaklı nı na lan k. i r angaryacı * Baş na ücretsiz iş kası yaptı kimse. Anglikan *İ ngiliz kilisesine bağ olan (kimse). kendi suları ndaki yabancı devletin ticaret gemilerine el koyarak bir bunlardan yararlanması . hatıiçin yapmaya mecbur olmak. Kı it ş ı nı saltması A. taahhüdü olmayan.* sözle veya yazıolarak bir ş bağ lı eye lanmak. angajmansı k zlı * Angajmanı olmama durumu. taahhüdü olan. angudî angut * Angut kuş unun renginde. ücret vermeden yaptılan iş a rı . üstlenme. u Anglofil *İ ngiliz yanlı. * Ördekgillerden. sı Anglosakson * V. zorla yapı iş lan . ran angaryaya koş mak * birini zorunlu olmadı hâlde bir iş çalı ğ ı te ş maya zorlamak. Angolalı * Angola'da yaş (kimse). ayan angström * Metrenin on milyarda biri değ erine eş olan ık dalgaları ölçme birimi. bı rı. Anglikanizm *İ ngiliz kilisesinin tuttuğ inanç yolu. angı ç angı n * Ünlü. taahhüt. yüzyı Büyük Britanya'yı geçiren Cermen ı ndan oymaklara verilen ad. u . * Usandıcı ktıcı rı. *İ ngilizlere has olan. angajman * Yüklenme. * Olağ anüstü durumlarda veya sıyönetimde devletin vatandaş ait ta ş el koyması kı lara ı tlara . angarya çekmek * bir işisteksizce. hur. lantı angajmanlı * Bağ sı lantı. bağ . angajmansı z * Bağ sı lantı.

anha minha * Aş ı ağyukarı . taş yla al. anı msamak * Hatı rlamak. r anı k klı anı ma laş * Anı mak işanı laş i. anı ma klaş * Anı mak iş klaş i. kaba saba. anı msatma * Hatı rlatma. anı msanmak * Hatı rlanmak. anı k anı klama anı klamak * Hazı rlamak. rlı anı msama * Hatı rlama. . * Hazı r. * Anı klamak iş i.* Ahmak. durumuna girme. anhidrit anı * Genellikle kaya tuzu ve alçı ı birlikte bulunan doğ susuz kalsiyum sülfat. anı msanma * Hatı rlanma. * Hatı ra. * Hazık. * Anmak iş konu olmak. i anı lma anı lmak * Anı iş lmak i. hatı ine rlamak. anı mak laş * Anı niteliğkazanmak. * Yaş ş anmıolayları anlatı ğyazı n ldı ı türü. anı msatmak * Hatı rlatmak. anış rı * Anı iş rma i veya biçimi. anı mak klaş * Hazıolma durumu. hatı ra.

telmih. abideleş t tirmek. * Eş in anırken çı ğses. ima etmek ihsas etmek. eri anımezar t * Görkemli. anı t * Önemli bir olayı büyük bir kiş gelecek kuş veya inin aklarca tarih boyunca anı lması yapı göze için lan. sembol niteliğ yapı inde . anı tılma tlaşrı * Anı tılmak durumu. ü. bir rı tı . ta anı z . abidevî. * Bir yazı veya ş bilinen bir olayı atasözünü anlatma veya çağşrma sanatı da iirde . ü iyle anı tsı * Anı benzer. rması sağ * Anı rmak iş ş tı i. anı tı tlaşrmak * Anıdurumuna getirmek. anı tı tlaşrma * Anı tı tlaşrmak iş i. anı mezar.anı rma anı rmak anı rtı anı rtma * Anı iş rmak i. * (küçük a ile) Tarih değ olan kiş eri ilerin mezarı olarak yapı anı erindeki yapı lan t değ . * (eş Bağ ek) ı rmak. anı ma tlaş * Anı mak iş tlaş i. tlaşrı anı tılmak tlaşrı * Anı tı tlaşrmak durumuna getirmek. abideleş ve lı r mek. abide. dolaylı anlatmak. anı tsal * Anıniteliğ olan. çarpacak büyüklükte. görkemli. t inde ta * Büyüklüğ görünüş ve güzelliğ görenleri etkileyen. eğ rı kardı ı * Anı rtmak iş i. t t değ * Saygı sevgi ile anı duruma gelmek. tsal Anı tkabir * Atatürk'ün mezarı . anı mak tlaş * Anıdurumuna gelmek. anı benzeyen. anı rmak ş tı * Bir ş açı söylemeyip üstü kapalı eyi kça anlatmak. anı rtmak anı rma ş tı * Anı nı lamak. * Önemi ve değ çok olan eser. anı eri kazanmak.

ı m nı * Bir parçanıcanlı nacağ anlatı n çalı ı nı r. * Bir andaki hı z. * Canlılı cı k. boya sanayiinde kullanı organik boya lan cevheri. zı * Bir anda gerçekleş tirilen hücum. farenjit. anjiyoloji * Dolaş organları inceleyen anatomi bölümü. . * Ansın. birdenbire. * Benzenden türeyen bir amin. zı * Sert. hunnak. anıbozmak z * anı alt üst etmek için toprağyüzden sürmek. anjiyo olmak * anjiyografi çektirmek veya yaptı rmak. * Bir anda oluveren. animato animizm anjin anjiyo * Anjiyografinin kı saltması . * Hemencecik. kaba. birden. birdenbire. * Boğ mukozasın şmesi. anjiyografi * Damar içine x ınları geçirmeyen bir madde ş nga edildikten sonra damarları filminin alı ş nı ı ı rı n nması . anî akı n anî hı z anîde anilin boyalar * Taş kömürü eterinden elde edilen. zı ı anı k zlı anî * Anı sökülmemiş zı tarla. . anıbiçmek z * anı ve tarla kenarı zı ndaki otları biçmek. * Ekin biçildikten sonra sürülmemiş tarla. boğ yutak iltihabı az nı iş ak. apansı z. m lerinde.* Ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü sap. fotoğ lı bası iş rafçı kta. bir anda. anîden anif anilin * Ansın. animasyon * Canlandı rma.

anlam bayağ ması ı laş * Anlam kötüleş mesi. eklem kaynaş . anketör ankiloz * Oynar eklemlerde oynaklın kalmaması eklemin iş ğ ı yla lemez duruma gelmesi. bir davranıveya olgudan anlaş ş bunlarıhatı ğdüş veya nesne. semantik. fehva. tirilmiş (tesisat). anlak anlaklı anlam * Bir kelimeden. * Bir önermenin. ması anladı arap olayı msa m * hiçbir ş anlamadı ey m. kırcıve ipek gibi yumuş kı olan ve Ankara yöresinde yetiş vı k ak lları tirilen evcil keçi türü. anlam aykılı rı ı ğ * Karş anlamlı ı t kelimelerin. * Zekâ. lan n rlattı ı ünce mana. Ankara keçisi * Uzun. anlam bilimsel * Anlam bilimi ile ilgili.Anka * Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuşZümrüdüanka. en rkı ankastre * Bir oyuğ yuvaya yerleş a. * Anket yapan uzman. sormaca. anlam bilimi * Dili anlam açından inceleyen bilim dalı sı . * Zeki. anket yapmak * bir konuda soruş turma. ş ı ey. Ankara kedisi * Uzun tüylü ve Ankara yöresinde yetiş kedi ı . bir düş nı üncenin veya eserin anlatmak istediğş i ey. bir sözden. sözlerin bir araya gelmesi. anketçilik * Soruş turmacı lı k. anlam çı karmak * bir cümlede veya bir metinden yeni ve değ ik bir anlam yakalamak veya bulup çı iş karmak. . araşrma yapmak. tı anketçi * Soruş turmacı . anket * Soruş turma. tiftik keçisi. semantik. ankesörlü telefon * Kutulu telefon. bir tasarın. .

anlam daralması * Geniş kavramları bir kelimenin. ya anlama * Anlamak iş vukuf. ru * Birinin duyguları. anlamazlı k * Bir ş anlamamı kavrayamamıgibi davranmak. anlamamazlı k * Anlamazlı k. anlamı gelmek (veya manaya gelmek) na * (bir anlam) bildirmek. genel bir olan anlamdan özel bir anlama geçiş . inde ka * Sorup öğ renmek. ilgilenmemek. unu anlamak * Bir ş ne demek olduğ neye iş ettiğ kavramak. anlamlandı rma . anlam kayması * Yeni bir anlam vermek üzere kelimelerin gerçek anlamları kayarak kalı maları ndan plaş . yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek eyin unu. i. ş anlamazlı gelmek ktan * bir ş anladı hâlde anlamamı farkı varmamıgibi davranmak. inin anlamamak * hoş lanmamak. * Bir ş üzerinde bilgisi bulunmak. yilik * Sahip olmayı istemek. anlam değ mesi iş * Anlamı daralması n . kayması bayağ ması veya ı laş . yorumlamak. söyleyenin aklı geçmeyen bir ndan anlam vermek. eyi ş . aret ini sonuç niteliğ baş bir bilgi edinmek.* yersiz ve gereksiz bir yargı varmak. müteradif. anlam kötüleş mesi * Anlamı ve olumlu olan bir kelimenin zamanla kötü veya kötüye doğ giden bir anlam kazanması iyi ru . eyi ğ ı ş . na ş anlamdaş * Eş anlamlı . anlamdaşk lı * Eş anlamlı lı k. anlam geniş lemesi * Dar bir anlamda kullanı bazı lan kelimelerdeki anlamıilgili kavramlara yayı . * Bkz. dileğ yerine getirilmesini istemek. anlam vermek * kendince bir yargı varmak. bu kavramlar içinden tek bir anlam bildirmesi durumu. bir söze. yararlanmak. düş nı üncelerini sezebilmek. isimden türeme fiil. isteklerini. n lması anlam iyileş mesi * Kötü ve olumsuz bir anlamı bir kelimenin zamanla iyi bir anlam kazanması olan . geniş lemesi. yanlıdeğ ya ş erlendirmek. ey * (olumsuz veya soru biçiminde) İ görmek. * Doğ ve yerinde bulmak. müradif. sinonim. * Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğ görme.

. ı ldı anlaş ı lma * Anlaş ı iş lmak i. önemli bir ş anlatmayan. mak i. anlaş ma * Anlaş işuyuş itilâf. gerçeğöğ in i renildi. anlamsı z * Anlamı olmayan. belli olmak. manası ey z. anlaş ı k * Araları anlaş bulunan taraflardan. z anlamsı tı zlaşrma * Anlamsı tı zlaşrmak durumu. karık. ortaya çı ine kmak. anlamlı lı k * Anlamlı olma durumu. anlam vermek. anlam kazandı rmak. z zlı anlarsıya! n * açı klanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanı lı r. anlamsı ma zlaş * Anlamsı mak durumu. düş ey ündürücü. bir ş demek isteyen.* Anlamlandı iş rmak i. ma. manidar. anlaş Vehbi'nin kerrakesi. anlaş ı lmaz * Anlaş ı lması olan. anlamsal * Anlamla ilgili. zlaş anlamsı mak zlaş * Anlamsıduruma gelmek. galiba. nda ma anlaş ı lan * anlaş ğ göre. z anlamsı k zlı * Anlamsıolma durumu. muğ güç ş ı lâk. anlamlı * Anlamı olan. anlamsı tı zlaşrmak * Anlamsıduruma getirmek. anlamlandı rmak * Anlamı açı nı klamak. bir anlam verilemeyen. kimselerden biri. anlaş ı lmak * Anlamak iş konu olmak. manalı . semantik. anlamlı anlamlı * Anlamlı olarak. ı ı ldına anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * iş iç yüzü. anlaş Vehbi'nin kerrakesi ı ldı * Bkz. manası k.

uzlaş . ekspresyonizm. amaç bakı ndan birleş mı mek. tı anlatı tonu m * Anlatı mantıve düş özelliğ göre oluş ton. bir düş ünceyi. ı rlı anlatı lı mcı k * Bkz. inceleme. ine anlatı m * Anlatmak iş i. fı gibi ş kra eyleri anlatan kimse. antant. ihtilâf. bir konuyu söz veya yazı bildirme. ile anlatı bilimi m * Üslûp yöntemlerini inceleyen edebî araşrma. uyuş itilâf. anlatı lmak * Anlatmak iş konu olmak. mda k ünce ine an anlatı mcı * Yalnı hikâye etmeye ağ k veren (eser). * Anlatı iş lmak i. mazlı anlaşrma tı * Anlaşrmak iş tı i. uyuş mayı mayı mayı lamak. anlatı mlı * Düş ve duyguyu güçlü ve canlı biçimde anlatan. ünce bir . tahkiye.* Devletler arası siyasî. övmek. anlaş malı * Anlaş maya dayanan. anlaşrmak tı * Anlaş . anlaş yapmak ma * anlaş belgesi düzenleyip imzalamak. ma anlaş mak * Düş ünce. anlaş k mazlı * İ veya daha çok tarafıkarş an düş ve amaçları nda ayrı uyuş k. ki n ı laş ünce arası lı k. mazlı anlaş k çı mazlı kmak * bir konuda uyuş k söz konusu olmak. tahkiyeye ağ k veren (yazar). ekonomik. stilistik. alanlarda yapı uzlaş ve bu uzlaş n tespit edildiğ lan ma manı i belge. kültürel vb. sağ anlata anlata bitirememek * bir ş eyden çok söz etmek. anlaş maya varmak * bir konuda birisiyle anlaş mak. * Bir duyguyu. anlatı * Hikâye etme. duygu. ma. ifade. anlatı cı anlatı lma * Hikâye. zca ı rlı * Eserlerinde hikâye etmeye.

* Anlatmak iş i. entelektüalizm. anlayana sivri sinek saz. nakletmek. kafası kavrayı z. bir an içinde olan. anlayılı şk lı * Anlayı olma durumu. * Hoş görülü. zlı * Hoş görüsüzlük. zihniye. gösteriş ünlü. izanlı ş ı . anlıanlı ş * Güzel. ş lı ş sı zdı anlayıdinlemek p * (bir olayla ilgili olarak) iyice anlamak. anlattı rma * Anlattı rmak iş i. gabavet. kalı kafalı vurdumduymazlı izansı k. yargı müdrike. anlayıgöstermek ş * istenilen veya söylenilen bir ş hoş eyi görüyle karş ı lamak. izan. * Söylemek. anlamayana davul zurna az * anlayı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler. bilgi vermek. * Ayıcı nitelik olmak bakı ndan görüş rı bir mı . zihniyet. ş sı n . anlayı ş * Anlamak işveya biçimi. hâlden anlama. açı klama yaptı rmak. zihniyet. vurdumduymaz. ı sı ğ ı ünü anma * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etme. gabi. i. * Hoş görüsüz. izansı ferasetsiz. i * Anlama yeteneğ feraset. * Hoş görme. * Kı süren. anlı k entelekt. lama. * Bir konu üzerinde açı klamada bulunmak.anlatı ş anlatma anlatmak * Anlatmak iş i veya biçimi. izah etmek. ı zlı n lı k. z. li. kalı kafalı ş t ı z. oysa anlayı z kimselere ne söylense yararsı r. zeki. ferasetli. takrir. anlayı ş lı * Anlayı olan. usa vurma. *İ nandı rmak. sa * Duyu ve iradeden ayrı olarak düş ünülen bilme melekesi. anlayı zlı ş k sı * Anlayıkığ kafası k. ihtifal. ş tlı. anlı lı kçı k * Duyu ve irade karş nda anlın üstünlüğ ileri süren doktrin. eyi * Ölmüş insanı rlamak için yapı tören. anlattı rmak * Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek. k. zekâ. anlama gücü. telâkki. belirtmek. ş lı anlayı z ş sı * Anlayı kıolan. bir hatı lan .

. su anorganik *İ norganik. rı k. anmalı k anne anne olmak * (kadı çocuk sahibi olmak. nlı anofel anomali * Sapaklı aykılı k. lı . anons etmek * sözle veya yazı bir durumu. n) anneanne * Annenin annesi. * Çocuğ dünyaya getiren kadı unu n. zı * Bir armağ gönlünü almak. e. zikretmek. annelik * Anne olma niteliğveya durumu. k. ra. anons * Duyuru. düzgün olmayan. iyi hatı lan anmak * Birini veya bir ş akla getirerek sözünü etmek veya onu düş eyi ünmek. ş ş ı a rı * Bkz. anonim * Adı bilinmeyen. yla anonsör anorak * Başklı geçirmeyen spor ceket. ve ı n u ile sırlı nı ortaklı anonim ortaklı k. anonim ş irket * En az beş inin kurduğ sermayesi hisselere bölünmüş her ortağ sorumluluğ sermayedeki hissesi kiş u. sanı * Yaratısın adı cını bilinmeyen (eser). sunucu. bir haberi halka bildirmek.anma töreni * Bir kiş veya bir olayı rlamak için yapı tören. i annelik etmek * annelik görevini yapmak veya anne gibi ilgi ve yakı k göstermek. anonim ş irket. gayritabiî. bergüzar. lmak ey. duyurma. * Sı mikrobunu aş tma ı bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis). anla * Adlandı rmak. layan anonim ortaklı k * Sermayesi paylara bölünmüş olan ve her ortağ sorumluluğ sermayedeki payı sırlı ı n u yla nı bulunan ortaklı k. anormal * Genel olan örneğ alılmı ve kurala aykıolan. * Anı için verilen ş hatı yadigâr. hatı rlamak. * Bir sözü ağ na almak.

akı z. ant verdirmek * bir ş yapması bir kimseye ant içirmek. habersiz. anı msamak. özel adları içine alan sözlük türü. ansiklopedik * Ansiklopedi ile ilgili. ant içmek (veya etmek) * bir ş yapmaya veya yapmamaya ant ile söz vermek. anı msama. ansın zı * Hiç hatı gelmedik bir sı birdenbire. ansiklopedicilik * Ansiklopedicinin yaptı iş ğ . raya ı nı lı bir da ant * Tanrı veya kutsal bilinen bir kiş bir ş tanıgöstererek bir olayı rulama. * Bkz. ansiklopedi * Bütün bilim. ansiklopedik sözlük * Alfabetik sı göre kelimelerin karş kları geniş biçimde veren. eyi için * Beynin irinsiz iltihaplı hastalı. ş sı lsı * Birdenbire. yemin. anî olarak. kan kardeş i. anormallik * Anormal olma durumu. artı mın landı ı i uç.* Dengesi bozuk. ğ ı * Bkz. eyi k doğ * Kendi kendine söz verme. anormalleş mek * Anormal duruma gelmek. nı ansiklopedici * Ansiklopedi hazı rlayan veya satan (kimse). anormalleş me * Anormalleş iş mek i. anîden. ra rada. 'yı iyi. sanat dalları tek veya bir arada belli bir yönteme göre inceleyen eser. ı * Değ ik alanlardaki bilgileri sistemli bir yöntemle bir araya getirme veya toplama iş iş i. deli. * Bir elektrolitte elektrik akı nıgelip bağ ğve içeri girdiğuç. . * Her konuda biraz bilgi sahibi olan. yemin etmek. bilgilik. mcı n ansefalit ansı ma ansı mak ansı z * Anlayı z. anot ansefal * Kafatası içindeki beyin ve yardı organlarıhepsi. eyi ant kardeş i * Bkz.

antant * Anlaş uyuş mutabakat. Antep fı ğ stıgiller ı * Ayrı yapraklı taç lardan. iskeleti kemikleş . rasın smı anten yükselteci * Anten ile alı arası yer alarak elektromanyetik dalgalarıgenliğ yükselten cihaz. anterit * İ bağ nce ı iltihabı rsak . yağ yemiş acı lı i. tipik örneğAntep fı ğağ olan bir familya. ince ve sert kabuklu. nı anterosel * İ bağ nce ı fığ rsak tı. antarktik * Güney kutupla ilgili. anten * Boş yayı elektromanyetik dalgaları lukta lan toplayarak bu dalgaları transmisyon hatları n içerisinde yayı nı layan cihaz. * Olta ş amandı nı alt ve üst kı nda bulunan ince uçlar. anterograf * Bağ kası ı rsak lmaları ölçmeye yarayan alet. uzlaş mak. i stı acı ı Antep iş i * Gazi Antep yöresine özgü. antant kalmak * anlaş mak.ant vermek * "Allah aşna. ma. itilâf. ş am fı ğda denilen bir ağ (Pistacia vera). nı antarktik kara * Güney kutuptaki kara bölgesi. stı ı aç * Bu ağ n. kı nı ı ı sı eye antagonizma * Tezat. güney kutup yakında olan. cı nda n ini antenli * Anteni olan. iplikleri çı lmıve kafes ş karı ş eklini almıkumaş ş üzerine aynı iplikle renk verevine sarı yapı bir çeş el iş larak lan it lemesi. "çocukların başiçin" gibi sözlerle karş ndakini bir ş zorlamak. antenli balı k * Göğ yüzgeçleri saplı üs . Antep fı ğ stı ı * Antep fı ğ stıgillerin örnek bitkisi. lması sağ * Duyarga. ı anterostomi * Bağ düğ ı rsak ümlenmesinin kesilip alı nması . yurdumuzda Gazi Antep ve Siirt bölgelerinde yetiş yanlıolarak Ş ı en. ma. sı yüzgeçleri uzamıkemikli balıtürü. miş rt ş k Antep baklavası * Antep yöresinde yapı özel bir tatlı lan türü. antet .

* Kâğ veya zarf üstüne bası ş ve adres. sı antik * İ Çağ uygarlı lk daki klarla. özellikle eski Yunan ve Roma uygarlı ile ilgili olan. kları antik çağ * Eski Yunan ve Roma uygarlı nıgeliş yayı ğçağ kların ip ldı ı . parazit gibi protein yapında madde. rı antidot * Bkz. ana hatlarda herhangi bir değiklik yapı iş lmamıve belli bir ekole ş göre isimlendirilen mobilya. ı antiemperyalizm * Emperyalizme karştutum. penisilin. e rı * Mendil. antibiyotik tedavisi * Bir veya birçok antibiyotiğ durdurucu veya öldürücü etkisinden faydalanı yapı tedavi. özellikle küf mantarları bulunan veya sentezle elde edilen. yatak çarş gibi bezlerin kenarları paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanları afı na n ikisi. ı t lmıad lı antetli * Başklı lı . tuhaf. streptomisin gibi maddelerin ortak adı . antialerjik * Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanı ilâçlarıözelliğ lan n i. virüs. antifriz * Bir sıya katı ğ o sınıdonma derecesini düş vı ldında ı vın ürerek donması önleyen madde. antiasit * Alkalik. sı diş ajur. antikacı . kalevî. * Bu çağ özgü olan. larak lan diş çan i. a antika * Eski çağ lardan kalma eser veya tarihî değ olan eski eş eri ya. ana. antetsiz * Başksı lı z. antika mobilya * En az yüz sene evvel imal edilmiş olan. üçü bir arada tire ile sarı yapı diş süs. başk. lı na rı antijen *İ çerisine girdiğorganizma aracı ı antikor oluş i lıyla ğ umunu sağ layan bakteri. davranıveya öğ ı ş reti. olağ geleneğ aykı. in larak lan antidemokratik * Demokrasiye aykıolan. birçok mikroba karşkullanı nda ı lan. örtü. antiemperyalist * Emperyalizme karşolan. panzehir. acayip. antibiyotik * Bitkilerde. nı antihijyenik * Sağk kuralları aykı olma. * Antik. * Genele.

ya antikacı lı k * Antika eş veya eserlerle uğ ma iş ya raş i. sı ülkelerde yaş cak ayan. ı antisemit . antikomünizm * Komünizm aleyhtarlı. k z kardı ı * Bası azaltı ş elektrik boş tüpünde. zlı an. * Hastalıetkenlerini zararsıduruma getirmek için vücudun çı ğmadde. 6300 C de eriyen. rak saltması Sb. çoğ unlukla bası harfleri alaş nda kullanı mavimtı beyaz renkte bir element. ğ ı antikor antilop * Antiloplardan. antikalı k * Antika olma durumu. katot ınları alan elektronik lâmbadaki genellikle metal ncı lmıbir alma ş nı ı antipatik antipatik bulmak * sevimsiz bulmak. antikomünist * Komünizme karş ı . antikapitalist * Kapitalist rejime karşolan kimse. antimon * Atom numarası atom ağ ğ121. soğ ukluk. haddede veya çekiç altı iş 51. * Tuhaflı k. ı ı rlı nda lenemeyen. * Bu hayvanıderisinden yapı ş n lmı . Kı m ı mı lan. antipropaganda * Karşpropaganda. antikite * Tarihte İ Çağantik devir. ı antikapitalizm * Kapitalizme karşolma. lk . antinomi antipati * Çatı . ş kı * Sevimsizlik. antiloplar * Geviş getiren memeli hayvanları bir familyası n . antikatot yaprak. ı antikası bilmek nı * en iyisini bilmek. * Karş duygu. çok hı koş boynuzlu bir hayvan (Anthilopus).* Antika eş veya eser satan veya toplayan kimse. ı t * Antipati uyandı sevimsiz.76 olan. uk. kanı kaynamamak. soğ ran.

idmansı z. duman çı an. * Güçlükle tutuş koku. * Ant içmiş veya ant içirilmiş . ta belgede belirtilen durum. da * Baş ç yemeğ langı i. pakt. ahitleş ma mek. antlaş mak * Antlaş yapmak. antitez * Karşsav. methal. lan i antisiklon * Yüksek bası atmosfer kütlesi. antitoksin * İ giren toksinleri zararsıhâle getirmek için vücudun çı ğmadde. yazarları bestecilerin eserlerinden alı ş n. idman. alı rma yapmak.* Yahudilik aleyhtarlı. karmadan. e lı antisemitizm * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması nı isteyenlerin görüş veya tutumu. ü antisepsi * Mikropları ilâçla öldürme yolları . antlı antoloji *Ş airlerin. ğ ı antisemitist * Yahudilere karşdüş ı manca duygular besleyen ve Yahudilere karşayı edici tedbirler alı ı rt nması isteyen nı görüş bağ olan (kimse). güldeste. an antrakt antrasit antre * Ara. nmıseçme parçalardan oluş kitap. . ı antitoksik * Antitoksin. antrenmansı z * Antrenmanı olmayan. seçki. ş tı antrenmanlı *İ dmanlı . * Bir yapı girip geçilen yer. nda lan ş tı rlı ş ması antrenman yapmak * spor amacı çalı yla ş mak. muahede. antiseptik * Antisepsi yapmak için kullanı veya antisepsi özelliğolan (madde). antrenman * Bir spor dalı yapı alı rma veya hazı k çalı . büyük bir ı vererek yanan bir tür taş sı kömürü. egzersiz. çine z kardı ı antlaş ma * İ veya daha çok devletin saldı ki rmazlı savaş ittifak gibi konularda üstlenmelerini belirttikleri belge ve k. havanı sarmal biçimli hareketi için kullanı nçlı n lı r.

ı antrkot antrok * Sırıiki kürek arası ve pirzolalıyerinden çı lan kemiğ ğn ı ndan k kartı inden sı lmıet dilimi. nsan antropomorfizm * İ biçimcilik. ş cı tı antrenörlük * Antrenörün işveya mesleğ çalı rılı i i. antropozoik devir * Antropozoik. anut * İ . tiren ş tı i. u antrepocu * Antrepo iş kimse. insansı lar. antropolog * İ bilimi uzmanı nsan . natçı . antroposantrizm *İ nsanı tabiatımerkezi sayan. insansı . antropoloji * İ n kökenini. antropoitler * Bkz. insan bilimsel. antrepoculuk * Antrepocunun yaptı iş ğ . yanı u.antrenör * Bir spor dalı sporcuyu eğ yetiş ve çalı ran kiş çalı rı. nda. rası ken. antrepo * Gümrüklere gelmiş ticarî eş n konulduğ korunduğ yer. reti. antropozoik * İ n belirmesi ve yayı nı nsanı lması niteleyen antropozoik devir teriminde geçer. bütün öbür yaratı n insan için yaratı ş n kları lmıoldukları söyleyen dinî nitelikli nı öğ insaniçincilik. imli antropoit * Bkz. derisi dikenlilerden. nsan antroponim * Kişadları inceleyen bilim dalı i nı . deniz lâlelerinin sapları oluş nda nı turan kalsiyum karbonat birleş fosil. ayak direyici. toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim. ş cı tı k. leten * Antrepoya bakan kimse. antrparantez * Söz arası sı gelmiş istitrat. nda iten. yrı ş * Triyas devri katmanları bulunan. antropolojik * İ bilimiyle ilgili. biyolojik özelliklerini. evrimini. insan nsanı bilimi. ardiye.

ı kan rmı kan ı tan * Çok acı . cihaz. ağ dan ya ru lan * Aparmak iş i. aort apacı apaçı k apaçı k klı * Apaçıolma durumu. * Kör bağ ı ince bir parmak gibi olan son bölümü. açıbir biçimde görünmesi. apar topar * Telâş acele ile. apala apalak apandis apandisit * Apandisin iltihaplanması . gürbüz. anyon anzarot * Negatif elektrikle yüklü iyon. ş rsak kıdeliğ erç. ı r zlı ı * Sindirim kanalın doğ bağ nı ru ı denilen son bölümündeki çış i. * Sı ülkelerde yetiş bodur bir ağ (Sarcocolla). * Kalbin sol karı ğ ncından çı ve vücuda kı zı dağ büyük atardamar. iri. k * Bir ş hiçbir kuş yer bı eyin. acı lan * Rakı . * (bebekler ve küçük çocuklar için) Tombul. k. . makat. * Çok açı çok belirgin. anüs yüzgeci * Balı klarda anüs bölgesinde tek olarak bulunan yüzgeç. apansı z * Hiç beklenmedik bir sı pek ansın. cak en aç * Bu ağ n yara tedavisinde kullanı reçinesi. ve aparey * Çeş parçalardan meydana gelen alet. rada. itli aparkat aparma * Boksta bükük kolla aş ı yukarı doğ atı yumruk.anüri anüs * İ nı drarı yapamama ş eklinde ağ bir böbrek rahatsı ğbelirtisi. zı * Abla. zı nlı k apak * Çok ak. çok anî olarak. yaka paça. ı n rsağ apansın zı * Birdenbire. eksin. kuya rakmaksın aydı k.

* Doğ kemik dokusunda bulunan. * İtahı ş açmak için yemekten önce içilen içki. açar. ş kı aş n. * Apazlamak iş i. alıkaçmak. içinde flüor veya klor olan doğ kalsiyum fosfat. al apaz apazlama apık ş ı . ada. nda na ile * Böyle esen bir rüzgârla. kabadayı . apazlamak * Avuçlamak. * Çok az. çalmak. p * Gizlice almak. alıgötürmek. bambaş ka. apaş apatit apaydı n * Çok aydı k. n apayrı apaz * Büsbütün ayrı . p apart otel * Müş terilerin kendi yeme ve içme ihtiyacı karş nı ı layabilmek için gerekli malzemeler ile donatı ş ı z lmıbağ msı apartman veya villâ tipinde inşedilmiş a ancak otel gibi iş letilen konaklama tesisi. iki . hayta. * Bir avuç dolusu. * Avuç. ayrıbacaklı nı k .aparmak * Almak. * Yelken rüzgârla dolup şmek. nlı apaydı k nlı * Apaydıolma durumu. * Anonim ortaklı klarda sermaye artımı yapı ödeme çağsı rı için lan rı. * Külhan beyi. * Pupa ile orsa arası geminin omurgası 450 açı esen (rüzgâr). iş * (gemi) Apazlama rüzgârla gitmek. ki ı n nda apı ş ak * Bacakları açarak yürüyen. aça * Yorgun. güçsüz. apıarası ş * İ bacağ arası kalan yer. apartman * Birkaç katlı her katı bir veya birkaç daire bulunan yapı ve nda . * Bacakları aça yürüme. apel aperitif apı ş * Butlarıiç tarafı bacak arası n .

unu ş na lgı lgı apıp kalmak ş ı *şı aş rmak. * Apı rmak iş ş tı i. nı rarak * Oturmak. apokrif * Doğ ruluğ güvenilmez söz veya yazı una . * Bir kumaş üzerine baş bir kumaş ka parçası veya bir danteli dikme yolu ile uygulayarak yapı süs. * Derli toplu. apokaliptik * Anlaş ı lmaz. apolet * Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformalarıomuzları takı iş n na lan aretli parça. apı rma ş tı apı rmak ş tı * Hayvanı yorarak yürüyecek gücünü bı çok rakmamak. ş ı k. omuzluk. * Hazı tetik. apotr . telden yapı torbaya benzer. * Hayvan yorgunluktan bacakları birbirinden ayı çöküvermek. büyük gözlü ağ lma. sonsal. aport * Avıveya kendisine gösterilen ş üzerine atı getirmesi için köpeğ verilen buyruk. ayı * Ne yapacağ kestirememek. * Çifte demir atarak döndükçe geminin bir alan içinde kalması sağ nı lamak. na lan apoletleri sökülmek * bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atı lmak. apiko * Geminin. kan apoş i * Çember biçiminde. . r. bacakları rarak çömelmek. duvar lâmbası . apı k ş lı apı ş ma apı ş mak * Ağ . zinciri toplayı demirini kaldı p rmaya hazı r bulunması . * Giysilerin omuzları süs olarak takı parça. ş ı ı nı aş rmak. kapalı . n eyin lı p e aposteriori * Deney sonucu ortaya çı (bilgi). * Apı ş iş mak i. süslü. nı lan * Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazı klarla belirtme. aplik aplikasyon * Uygulama. * Duvar ş amdanı . karanlı(söz veya yazı k ). aplike * Düz veya desenli bir kumaş kesilmiş tan motiflerin bir baş kumaş iş ka a lenmiş durumu.* Kuyruğ apıarası alarak yı n yı n giden (hayvan).

aptal olmak * aptal durumda bulunmak. alı ahmak. * Zekâsı geliş pek memiş . zekâ yoksunu. apseleş me * Apseleş durumu. azarlama. * Apresi olan. ş ş . lı kta. apse yapmak * bir doku içinde iltihap oluş mak. koordinat. * Aprelemek iş i. k. havari. langı na ğ n ı eri. aptal aptal aptal * Aptal gibi. * Nisan ayı . * Dokumacı boyacı cilâ olarak kullanı madde. apraksi apre * Bkz. perdahlanması . önsel. * Küçümseme belirten seslenme. apse yapmak. iş yitimi. mek apseleş mek * Yara irin bağ lamak. perdahlamak. apsent apsis * Pelinle kokulandılmısert bir içki. rı ş * Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanı baş ç noktası olan uzaklınıcebirsel değ n. abril. koruyucu. aptalca. aval aval. mcı appassionato * Bir parçanıcoş n kunca çalı ı anlatı nacağ nı r. yla apse * İ birikimi. * Bir noktanıuzaydaki yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı n . apreci apreleme aprelemek * Kumaş veya deriyi cilâlamak. çı rin ban.* Yardı . apreli apresiz april apriori * Hiçbir denemeye dayanmayan ve akı l yordamı bulunup ortaya konan. lı kta lan * Apre yapan kimse. lev * Kumaş veya derinin cilâlanması . . * Apresi yapı lmamı perdahlanmamıveya cilâlanmamı ş .

* Et kesimi yortusu. kivi. apteriks aptes * Bkz. abdestsiz.aptal yerine koymak (veya koyulmak) * anlamaz. abdestlik. aptalca * Biraz aptal. abdesthane. anlamaz gibi görünmek. tı i aptallaşrmak tı * Aptallaş na sebep olmak. apteslik aptessiz apukurya apul apul * Tombul çocuklarıbacakları açarak salı salı yürüyüş n nı na na lerini anlatı r. bilmez sanmak (sanı lmak). aptal duruma getirmek. * Bkz. aptesli * Bkz. abdestbozan. aptallaş mak * Zekâsı iş nı letemez olmak. eyi aptallı k * Aptal olma durumu veya aptalca iş . ahmakça. * Bkz. ahmaklaşrmak. ş ı aptallaş ma * Aptallaş iş mak i veya durumu. . * (apta'lca) Aptala yaraş nitelikte. abdestli. aptal gibi. aptal gibi. aptesbozan otu * Bkz. ması tı aptallı vurmak ğ a * bir ş bilmez. aptesbozan * Bkz. ı r aptalcası na * Aptala yakır biçimde. Ar * Bkz. abdest. aptallaşrma tı * Aptallaşrmak işveya durumu. aptallıetmek k * aptalca davranmak veya aptalca iş görmek. abdestbozan otu. ahmaklaş klaş mak. apteshane * Bkz. alı mak.

an ş ı ara bozucu . açar "anahtar". ar * Tarı alanları yüz metre kare değ m için erinde yüzey ölçü birimi. kı ar etmek * utanmak. bat-ar. * Futbol oyununun kı beş dakikalıiki devresi arası oyunculara verilen on beş rk er k nda dakikalıdinlenme k süresi./ -er* Belirli fiillere gelen geniş zaman eki: aç-ar. sı radakilerin birbirlerinden yanlaması olan uzaklı . siz -ar. fası ran la. suv-ar-mak vb. çı yat-ar./ -er* Fiilden ettirgen çatı türeten ek: çı k-ar-mak. lı * birinin sılmayı yana bı kı bir rakarak yalnıçı na baktı anlatı z karı ğ ı lı söylenir.* Argon'un kı saltması . mola. na kları * Aralı k. klı k. yüzsüzlük etmek. haftayı m. -ar. * (basketbol ve voleybol için) Takı n oyun sı nda aldı birer dakikalıdinlenme ve talimat alma mları rası kları k süresi. bir filmde dinlenme süresi. gid-er-mek vb. kası ar damarı çatlamı ş * utanç duyulacak ş eyleri hiç sılmadan yapan. Bu ekle k-ar. ar ve hayâ perdesi yı lmak rtı * utanmamak. rken ara * İ ş birbirinden ayı uzaklı açı k. * Bir oyunda. ara açmak * dostluğ bozmak. * Kiş ilerin veya topluluklarıbirbirine karşolan durumu veya ilgisi. r: kar -ar. ar * Utanma. ar belâsı * namus ve onuru için baş söz eder korkusu. çı "menfaat" vb. geç-er. utanç duyma. ar namus tertemiz * utanması olmayan. ar yıdeğ kâr yı lı il. aralı boş mesafe. iki olayı ki birbirinden ayı zaman. kalk-ar. utanmaz./ -er*İ simden geçişfiil türeten ek: baş li -ar-mak. antrakt. -ar. luk./ -er*İ simden geçiş fiil türeten ek. ölç-er vb. n ı * Toplu bulunan nesnelerin veya kimselerin içi. yapı ş lmıisimler de vardıkeser. ara bono * Arada ödenen olağ dı bono. ki eyi ran k. biç-er. ğ a ara başk lı * Esas bölümün alt başkları anlatmak için kullanı lı nı lı r. utanç duymamak. anlaş u mazlı yol açmak. * Toplu jimnastik dizilmelerinde. * İ olguyu.

arkı tası na. ara nağ me. arada önlem niteliğ verilen karar. türkü. ara mal * Üretimde gerekli malı etmek için kullanı yarı lenmiş elde lan iş mal. ara bozuculuk * Ara bozucu olma durumu. ara kesit * Çizgilerin. fesat. köçekçe gibi küçük güfteli bestelerde. ara bulucu * Uzlaşran kimse. uk cak nda cak ara sı navı * Üniversite ve yüksek okullarda yarı l içinde yapı sı yı lan nav. k k lan ara nağ mesi * Bkz.* Ara bozan (kimse). münafı k. n na deniz. ı na. mcı ara cümle * Birleş veya yalıcümlelerde anlamı ik n biraz daha açı klamak için araya giren iki virgül veya iki kı çizgi sa içinde verilen cümle. tı dan inde ara kazanç * Malı bütünüyle devretmeden arada elde edilen kazanç. nan * Sısısöylenen söz veya açı sorun. yüzeylerin. tı tıcı ara buluculuk * Uzlaşrılı tıcı k. fitçilik. ş ı lan ara sı cak * Soğ ve sı yemek servisi arası ikram edilen hafif sı yiyecekler. fitçi. ara bulmak * anlaş amayanları tı uzlaşrmak. lan . me rası ndı ı lardan her biri. katı cisimlerin birbirlerine rastladı ve kesiş kları tikleri yer. münafı müfsit. k. . ara seçim * Genel seçimler dında yapı ara dönem seçimleri. uzlaşrı. fesatçı . sözsüz çalı parça. ara konakçı * Asalağ geliş evreleri sı nda beslenip barı ğkonakçı ı n. güftenin iki kı arası baş sonuna da gelebilen. ara kapı * İ yapı oda arası kolayca geçmek için açı kapı ki veya nda. klı ara bulma * Anlaş k durumunda bulunan kimseleri uzlaşrma iş mazlı tı i. ara kararı * Bir davanıbakı nı n lması kolaylaşrmak için yargı önce. ara buluculuk etmek * ara bulmada yardı olmak. ara deniz * Okyanuslardan dar ve az derin boğ azlarla ayrı karalarıarası sokulmuş lan. ara nağ me * Ş .

araba devrilince yol gösteren çok olur * iş ten geçtikten sonra verilen öğ iş üdün değ yoktur. nda. garaj. * Araba vapuru. aç araba kullanmak * araba sürmek. birçok arabalarla. durmak. araba araba * Arabalar dolusu. araba vapuru. * Araba dolduracak miktar. * Araba yapma veya satma iş i. araba mezarlı ğ ı * Kullanı hâle gelmiş lmaz veya eski arabalarıbı ldı yer. ara vermek * yeniden baş lamak için. arabalı vapur * Arabaya taş vapur. ara tümce * Bkz. ara yerde ara yön * Dört ana yönden ikisi arası olan yönlerden her biri. zaman zaman. bir işbir süre bı i rakmak.ara sı ra * Seyrek olarak. * arası arada. ruya ulan lan söz. n rakı ğ ı araba vapuru * Arabalı vapur. ara sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki yol. vapur. * Araba yapan veya satan kimse. okun dibinde ve iki yanı bulunan uçları koş kayı bağ nda na um ş ları lanan ağ bölüm. . ara cümle. ı yan arabalı k * Araba konulan yer. arabacı lı k * Araba sürme iş i. ı tı * Araba ile taş ş ı veya taş nmı ı nacak miktar. nda araba * Tekerlekli. lan ara söz * Doğ rudan doğ konuş veya yazı konuyu ilgilendirmeyen dolaylı istitrat. eri araba falakası * Çift atlı arabalarda. arabalı * Arabası olan. motorlu veya motorsuz her türlü kara taş . arabacı * Arabayı süren kimse.

ik arabeskçi * Arabesk müzik sanatçı. ı ğ laş ı ini arabaş ı arabesk * Arap üslûbunda olan (ş ey). hekimlikte kullanı bir lan ağ k (Daphne gnidium). tı arabozan * İ kiş arası ki inin ndaki dostluğ veya geçimi bozan (kimse). inde arabanıön tekerleğnereden geçerse art tekerleğde oradan geçer n i i * çocuklar. . aracı koymak * bir kimseyi. sı arabeskleş me * Arabesk durumuna gelme. aççı Arabistik * Arap dili ve kültürü araşrmaları tı . * Giriş bezeme. fesatçı u . i Arabî * Araplarla ilgili. arabizasyon * Araplaşrma. mutavassı t. müzevirlik. * Arap dili ve edebiyatı uğ an kimse. * Arapça. uzlaş sağ ma lamak için görevlendirmek. Asya ve Afrika'nısı bölgelerinde yetiş kabukları n cak en. * Üretici ile tüketici arası alı satı konusunda bağ kuran ve bundan kazanç sağ nda m m lantı layan kimse. ik arabası düze çı nı karmak * karş tı güçlükleri yenip iş kolay yürür hâle getirmek. münafı müzevir. arabankürdî * Klâsik Türk müziğ az kullanı ş inde lmıbirleş bir makam. anlaş sağ tı ma layan kimse. ayına ı arabanıtekerine taş n koymak * güçlük çı karmak. klı aracı * Uzlaşran. nda Arabist Arabistan defnesi * Dulaptal otugillerden. Araplara özgü olan. arabeskleş mek * Arabesk özelliğkazanmak veya arabesk durumuna gelmek. arabozanlı k * İ kiş arası ki inin ndaki dostluk veya geçimi bozma işmünafı k.araban * Klâsik Türk müziğ bir makam. büyüklerin yaş ş uyarlar. i. k. yla raş * Piş ve dondurulmuş miş hamur yanı yenen tavuklu veya hindili çorba.

bağ kurarak. nda * Mekke'nin doğ usunda. kurban bayramın arife günü toplandı tepe. araçsı k zlı * Araçsıolma durumu. * Bir sonuca ulaş için kullanı ş mak lan ey.aracı ı lıyla ğ * Aracı olarak. vası z. nı Araf Arafat * Cennet ile cehennem arası bir yer. * Taş ı t. aletli jimnastik. ta. * Bir ş ulaş bir ş elde etmek için yararlanı kimse veya ş eye mak. eyi lan ey. bilvası lan talı ta. araçsı z * Araç kullanı lmadan. doğ rudan doğ yapı veya olan. aradan çekilmek * iliş ini kesmek. arada kalmak * iki tarafı tı üzere araya girme dolayıyla güç duruma düş uzlaşrmak sı mek. araçlı * Araçla yapı veya olan. iğ aradan çı karmak * birçok iş birini yapı bitirivermek. ş ı aradan * o zamandan bu zamana dek. vası . z arada bir * seyrek olarak. yoluyla. ten p aradan kaldı rmak * iş yapma imkânı yok etmek. kuramları mantıve ahlâk biçimlerinin yalnı hayatıdeğik ş n. in m araç * Bir iş yapmakta veya sonuçlandı rmakta. lan * Kiş veya nesneler arası bağ sağ iler nda lantı layan ş vası ey. k zca n iş artları uyma na araçları olduğ savunan dünya görüş enstrümantalizm. ları nı kları . arada kaynamak * karık bir durumda gereken ilgiyi görmemek. vası yla. aracı etmek lı k * bir iş çözümünde araya girerek yardı etmek. arada çı karmak * baş iş arası bir işde yapı ka ler nda i vermek. ta. bilâvası ruya lan tası ta. araçlı jimnastik * Bkz. lantı tası aracı lı k * Aracın gördüğ iştavassut. gücünden yararlanı nesne. vası nı ü . unu ü. araççı lı k * Düş ünme biçimlerinin. tavassut etmek. hacı n.

aş i. lerin lmıince * Bir tür küçük zurna. kıkı lı araları açmak nı * iki kişarası i ndaki dostluğ iliş bozmak. araklamak * Çalmak. aş ı rmak. araları su sı ndan zmamak * birbirleriyle çok yakı sı fı arkadaşk kurmak. aralama aralamak * Aralamak iş i. kiyi . * Beyaz. * Seyrelmek. hı z. araka arakçı arakçı lı k arakı ye * Derviş giydikleri. * Pirinç ve ş kamından elde edilen bir tür rakı eker ş ı . seyrekleş klı tirmek. aralıolmak. yarı açmak. uzaklaş yanı ayrı mak. * Aralanmak iş i. yeş mavimsi gri renkte billûrlaş ş tür kalsiyum karbonat. araları dağ kadar fark olmak nda lar * araları her yönden büyük ayrı bulunmak. mıbir aralanma aralanmak * Biraz açı lmak. araları iyi * dostlukları düzenli. eyini rı plak aragonit arak * Ter. nda lı klar araları kara kedi geçmek (veya araları kara kedi girmek) ndan na * iki dost birbirine gücenmek. il. çaresiz kalmak. u. ı rma. iki dostun arası soğ na ukluk girmek. ri * Araklayan. n. ndan lmak. -arak / -erek * Fiillerden zarf yapan ek. rsı * Hı zlı rsı k. araklama * Araklamak işçalma. tiftikten yapı ş külâh. çalan. * Bitkilerin fazla dal ve çubukları kesmek. * Aralı duruma getirmek. benzer nitelikler çok az olmak. seyrekleş nı tirmek. * İ ş arası açı k oluş ki ey nda klı turmak.Arafatta soyulmuş ya dönmek hacı * her ş kaybedip çılçı kalmak. k * Gitmek. * İ taneli bezelye.

aralı klı * Birbirine bitiş olmayan. iyi tı ş tı aralatma * Aralatmak iş i. araları açı k bulunmayan. * Saklanan sanın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin ev. aralıvermeden. iş gibi yerlerde. k aralı kta * Öbür ş arası eyler nda. arama * Aramak iştaharri.araları bozmak nı * iki kişarası i ndaki iliş bozmak. lı n . fı li rsat. aralatmak * Aralıduruma getirtmek. arama emri * Yapı araşrma iş için yetkili organdan alı buyruk. * (bası lı Harfler veya satı arası mcı kta) rlar ndaki açı k. aralı k * İ ş arası ki ey ndaki açı k. harfler veya satı arası açı ğolan. ra. * Toplu beden eğ itiminde art arda dizilenleri ayı açı k. klı * Borsada hisse senetlerinin alı satı emirlerinin verildiğsüre. ilk * Ayakyolu. kiyi araları bulmak nı * birbirleriyle anlaş amayan iki kiş uzlaşrmak. * Yarı k. * Bir sesi bir baş sesten. aralıvermek k * yeniden baş lamak için bir işkı süre ile bı i sa rakmak. espas. esrar gibi yasak ş araması kulu ü çak. bale. ik nda klı * Dizgide kelimeler. espaslı rlar nda klı ı . araları açı k bulunan. biraz açtı k rmak. ik nda klı * Sürekli. tam kapanmamı açı ş . aralı z ksı . arama tarama * Polisin kuş gördüğ kimseler üzerinde bı silâh. m m i aralıetmek k * aralamak. kalı veya inceye doğ ayı uzaklı ka na ru ran k. mesafe. koridor. ran klı * Portenin paralel çizgileri arası ndaki boş luk. * harfler arası veya satı arası boş bı nda rlar nda luk rakmak. * Evin iki bölümü veya iki oda arası ndaki dar geçit. üzerinde ve ğ ı yeri eş nda yapı araşrma iş yası lan tı lemi. barı rmak. * Yı 31 gün süren son ayı kânun. elverişdurum. lacak tı lemi nan arama kararı * Arama yapı labilmesi için hâkim tarafı verilmiş ndan karar. * Uygun. * Birbirine bitiş olan. monolog gibi eğ nda lan lendirici oyun. eyler . i. yarı açmak. geçenek. klı * Sı vakit. * Kesik kesik. aralıoyunu k * Tiyatroda iki perde arası yapı koro.

aranje aranjman aranjör aranma * Aranmak iş i. arama yapmak * birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş taharri etmek. aramak * Birini veya bir ş bulmaya çalı eyi ş mak. * Koyu esmer veya kara. * Samî dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milâttan önceki dönemlerde kullanı ş lmıbulunan ölü bir dil. fellâh. ine *İ steklisi bulunmak. * (küçük a ile) Zenci. yoklamak. * Eksikliğduyulmak. hatısormaya gitmek. * Düzenleyici. * Bkz. * Bir yöntem bulmaya çalı ş mak. aranmak * Aramak iş konu olmak. Aramîce. arantı Arap .* Denizdeki mayı toplama veya yok etme iş nları lemi. eyin unu * Önem verip istemek. erli. * Araşrmak. ine * Söz konusu olmak. * Düzenleme. u n ayan n * Arap halkı özgü olan ş na ey. mak. * Bu söz "düzenlemek" anlamı "aranje etmek" biçiminde kullanı nda lı r. lan * Orta Doğ ile Kuzey Afrika'nıbüyük bir bölümünde yaş halk ve bu halkı soyundan olan (kimse). özlemek. aramak taramak (veya arayı taramak) p * dikkatle aramak. i * Kendi üstünü aramak veya ortalı kendi kendine bir ş aramak. kötü davranı ş larda bulunarak cezayı gerektirmek. tı * Ziyarete. * Olumsuz. aramakla bulunmaz * çok değ ancak rastlantı ele geçer. ile Aramca Aramîce aranı lma * Aranı iş lmak i veya durumu. kta eyler * Ş koş art ulmak. aranı lmak * Aramak iş konu olmak. * Aranı çözüm. r * Bir ş yokluğ duyarak geri gelmesini istemek. * Ş koş art ulmak. çok aramak.

ş ı arap saçı dönmek na * iş çok karıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. * Arap dili özelliğkazandı i rmak. Arap rakamları * Bugün kullandımısayı gösteren rakamlar. ler ş ı Arap tavş anı * Kemirgen memelilerden bir hayvan (Daculus daculus).arap * Negatif fotoğ raf. Arapsaçı * Çözümlenemeyecek kadar karık durum. Arapçalaşrmak tı * Arapçaya çevirmek. lan. Arapça * Samî dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanı dil. ğ z ı ları Arap sabunu * Potasla yapı yumuş esmer bir sabun. arap saçı gibi * karmakarık. Arap zamkı * Akasyadan elde edilen bir zamk. Arap gibi olmak * simsiyah olmak. lan * Bu dile özgü olan. mak Araplaş mak * Arap olmak. zamkı arabî. Arapçalaşrma tı * Arapçalaşrmak iş tı i. Araplaşrmak tı * Arap kimliğ kazandı ini rmak. Arap uyandı (veya Arabıgözü açı ) n ldı * geçen bir olaydan ders alı ğ anlatı ndını ı r. ğ ı Araplaşrma tı * Araplaşrmak iş tı i. kararmak. yuvarlak ve çok sıyeş yaprakları uzadı aş ı ru sarkan bir tür süs bitkisi. k il olan kça ağdoğ . Araplaş ma * Araplaş durumu. Araplı k * Arap olma durumu. Araplı benimsemek. ş ı Arapsaçı * Küçük. ak. Arap olayı m * (ş yollu) söylenen bir ş doğ una inandı aka eyin ruluğ rmak için kullanı lı r.

geçirilmek. inceleyen. araşrılı tıcı k * Araşrınıyaptı iş tıcın ğ .ararot * Sı iklimlerde yetiş maranta adlı ş ve baş bitkilerin kökünden çı lan. arkası kesilmeden. arkadaşk bağ kopmak. nda arası olmamak * geçinememek. kı ş ı yamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. arası (veya iyi) olmamak hoş *oş eyden hoş lanmamak. arası z arasta araş it * Yer fı ğ stı. ara vermeden. mütecessis. araşrman. tı * Sürekli olarak. * Bilim ve sanatla ilgili olarak yapı yöntemli çalı lan ş ma. arası (veya araları karı na na) ş mak * büyüyüp yetiş mek. arası umak soğ * aradan zaman geçerek önemini yitirmek. * Meraklı . araları gerginlik. lması araşrma görevlisi tı . arası geçmeden * vakit geçmeden. vira. ı araşrı tılma * Araşrı iş tılmak i. müstemirren. gözden. * Çarş ı veya alıveriş larda ş bölgelerinde aynıi yapan esnafı bir arada bulunduğ bölüm. sı ı cağ cağsı ı na. iş n u araşrı tıcı * Araşran. araşrma tı * Araşrmak iş taharri. çocuk maması cak en kamı tan ka karı yapmaya yarayan un. geçimsizlik olmak. Arasat * Müslüman inanına göre. birbirine darı lı sarsı lı ları lmak. araşrma filmi tı * Herhangi bir bilimsel araşrmada alınısalt bir kayıaracı tı cın t olarak kullanı yla elde edilen film. tı i. araşrı tılmak * Araşrma yapı tı lmak. araşrmacı tı tı tı (kimse). ı araşrı tı * Araşrma. ararot kamı ş ı * Maranta. arası (veya araları lmak (açıolmak veya bozulmak) ) açı k * arkadaşkları lmak.

* iki kiş uzlaşrmaya çalı iyi tı ş mak.* Yüksek öğ retim kurumları yapı araşrma. yokluğ duyurmamak. araşrman tı * Araşrı. unu araya almak * bir çevreye kabul etmek. aratmamak * yenisi. tıcı aratı ş aratma aratmak * Aratmak iş i veya biçimi. * Aramak iş bir baş na yaptı ini kası rmak. * bir iş lı ona engel olacak baş bir ş çı yapı rken ka ey kmak. * Aratmak iş i. araşrmacı tı * Bilim ve sanat alanları araşrma yapan kimse. arayı cı * Bir ş aramayı edinen kimse. eskisinin yerini doldurabilmek. inceleme ve deneylerde yardı olan ve yetkili organlarca nda lan tı mcı verilen görevleri yapan öğ retim yardı sı mcı. istetmek. soruş turmak. araya vermek * yararsıbir işharcamak. kaybolmak. nda tı tı araşrmacı tı lı k * Araşrmacı tı olma durumu. z e arayı açmak * aradaki uzaklıartmak. dostluk kalmamak. araşrman. eyi * Bir gerçeğortaya çı i karmak için aramalarda bulunmak. araya gitmek * harcanmak. araşrmak tı * Birini veya bir ş bulmak için bir yeri gözden geçirmek. nlı arayı yapmak * araları lmıiki kiş barı rmak. sormak. ş ğ ı a araya koymak * bir iş sözü geçer bir kimsenin aracı ı baş te lına ğ vurmak. karıklı kurban olmak. * Bilimde ve sanatta yöntemli çalı ş malar yapmak. asistan. k arayı utmak soğ * zaman geçmek. araya girmek * iki kiş arası inin ndaki bir işkarı e ş mak. eski yakı k. * Arzu ettirmek. eyi iş . araya soğ ukluk girmek * dostluk bağgevş ı emek. açı ş iyi ş tı * arası lmıkimse ile barı açı ş ş mak.

tahvil. yabancı gibi değ kâğ daha kârlı para erli ı tları görülen baş kâğ ka ı değtirme iş tlarla iş i. tetikli yay. inde ik arazi * Yer yüzü parçası . k *İ linek. ı laş arayısoranı p bulunmamak (veya olmamak) * kimsesi olmamak. eğ arayıda bulamamak p * beklenmedik iyi bir durumla karş mak. arbalet arbede * Gürültülü kavga. * İ çürümeye yüz tutmuş aç.* Arama iş görevlendirilmiş iyle kimse. arayısormak p * biri hakkı haber sormak veya birinin ziyaretine giderek ona karşilgi göstermek. k. * Hastalıbelirtileri. arazi açma * fundalı koruluk. k ma li araziye uymak * ortama. arda * İaret olarak yere dikilen çubuk. yerey. inde ik arazbar arazbarbuselik * Türk müziğ bir birleş makam. nda ı arayı ş araz * Aramak iş i veya biçimi. çevreye uymak. sazlıyerleri temizleyerek tarı elveriş duruma getirme. patı . toprak. rtı arbitraj * Hisse senedi. arayı fiş i cı eğ * Bir tür donanma fiş i. i. semptom. * Kundaklı . *İ stenilen yı zı ldı teleskop içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağ. * Belirtiler. . ş * Maden üzerine kazı yapmak ve çı kta çevrilen ş ma krı eyleri yontmak için kullanı çelik kalem. arboretum * Botanik bahçesinde ağ ve benzeri bitkilerin dikimine ayrı ş aç lmıbölüm. görüş lı alanı geniş olan küçük teleskop. yer. lan * Ardı l. * Türk müziğ bir birleş makam. çten ağ ardak ardaklanma * Ardaklanma iş durumu. görünmemeye çalı ş mak.

* Servigillerden. takı lmak. arkası ra. ksı ardı na ardı * Birbirlerini kovalayarak. karı lan ardı l görüntü * Bir duyunun kaybolması sonra geriye kalan görüntü. ardı kadar açı na k * (kapı . ardı arası kesilmemek * aralı z olarak gelmek. öncel karş . * Birisinin sı na ası rtı lmak. sı ardı (veya arkası düş na na) mek * arkası gitmek. karnı kuyruğ kara bir kuş rtı ak. ardıotu ç * Ardıağ nıküçük bitkisi. ası lmak. ndan ı tı * Bir çı mda varı sonuç. sı sı ardı yüz köpek havlamayan kurt.ardaklanmak * (ağ açlarda) Mantarlarısebep olduğ çürümeye uğ n u ramak. i la . peş bı ndan ini rakmamak. ndan ardı lma ardı lmak * Ardı iş lma i. hemen ardı ndan. çatmak. ç acın ardırakı ç sı * Cin. halef. pencere için) sonuna kadar açı k. ardı ra. aralı z. yuvarlak kara yemiş ilâç olarak kullanı nı ş ı leri lan bir ağ k (Juniperus). tükenmek. ardı ra. ardı l * Birinin ardı gelip onun yerine geçen kimse. ksı ardı kesilmek * arkası gelmemek. aççı ardıkuş ç u * Kara tavukgillerden. ardıardı n n * Geri geri. * Sataş mak. güzel kokulu yaprakları kın da dökmeyen. u türü (Turdus pilaris). * Musallat olmak. ardı (veya arkası ndan ndan) atlı kovalamak * bir işgereksiz bir telâş yapanlar için söylenir. ardı nca * Hemen arkası ndan. kurt sayı nda lmaz * önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanları çok olduğ anlatı n unu r. ardıra sı ardı ç * Peş inden. arkası ndan. ara vermeden. sı kahverengi. Avrupa ve Asya ormanları yaş nda ayan.

son vermek. ş . önlemek. a i. antrepo. arife. ş ı ardiye * Genellikle ticaret eş nı yası saklamaya yarar yer. Kuzeydoğ Asya'da yaş u ayan. an . ardıklı ş k ı * Ardık olma durumu. üç gibi birbiri ardı gelen sayı ndan lar. * Kayağ taşkayrak.ardı sapan taşyetiş ndan ı mez * bir kimsenin çok hı gittiğ anlatmak için kullanı zlı ini lı r. atkı nda lan . arena * Amfiteatrıortası boğ güreş yarı oyun gibi türlü gösteriler yapı alan. argaçlamak * Dokumada argaç atmak. arife günü. * Böyle bir yerde saklanı eş için ödenen ücret. ardı kesmek nı * arkası gelmemek. büyük boynuzları yaban koyunu (Ovis ammon). lan ya * Ardiye iş leten kimse. ndan ardık olgular ş ı * Bir hastalı sonra görülebilen fakat hastalın kesin sonucu olmayan olgular. arefe günü * Bkz. peş bı ini rakmamak. argali * Boynuzlugillerden. argaçlama * Argaçlamak iş i. * Bkz. olan . depo. durdurmak. vı argaç * Dokuma tezgâhları enine atı iplik. i ardiyeci arduaz arefe areometre * Sıölçer. ardı almak (veya getirmek) nı * bitirmek. iki. ktan ğ ı ardık sayı ş ı lar * Bir. mütevali. tamamlamak. n nda. * Ardiyeye bakan kimse. ardı bı nı rakmamak * Bkz. lan * Siyasî çekiş melerin geçtiğyer. ardık ş ı * Birbiri ardı gelen. ndan ardık görüntü ş ı * Bir duyunun kaybolması sonra da devam eden görüntü.

havada %1 oranı bulunan. n * Geçit. z. argüman arı * Bir çış kıkümesinin değkenine verilen ad. salyangoz kabuğ biçiminde kabuğ olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan u u (Argonauta argo).9 olan. ş nmı katıksı . ı * Serserilerin. n na lanan ağ parça. külhan beylerinin kullandı söz veya deyim. kokusu ve tadı 18. derbent. boğ . arı arı alacak çiçeğbilir bal i * iş bilen kimse nereye baş ini vuracağ bilir. Kı saltması Ar. rengi. kanatsı kılca renkli küçük sinek (Braula caeca). * Argıolma durumu. söz arı kil . * Yabancıeylerden arı ş ş z. argonot * Kafadan bacaklı lardan. zı arı ı dalağ * Bal peteğ i. * Zar kanatlı lardan. mak i argolaş mak * Karş klı konuş ı argo lı mak. münezzeh.argı n * Yorgun. f. * Beceriksiz. boğ dağ azı az. iğ nesiyle sokan böcek (Apis mellifica). argon * Atom numarası atom ağ ğ39. * Keklik tutmakta kullanı tahtadan kapanları yan tarafları bağ lan. acı söylemek. arı gibi * çok çalı ş kan. aç argı k nlı argı t argo * Kullanı ortak dilden ayrı lan olarak aynı meslek veya topluluktaki insanları kullandı özel dil veya söz n ğ ı dağ ğ arcı. arı biti * Kör. ı nı arı beyi * Her kovanda bir tane bulunan ana arı . zayıbitkin. saf. ı * Günahsı z. bal ve bal mumu yapan. iş * Temiz. arı sokmak gibi * iğ nelemek. ı ı rlı nda olmayan bir element. * Söz argo durumuna gelmek. ğ ı argolaş ma * Argolaş özelliğgösterme. halis.

. sı sarı kuş rtı . k arı ma klaş * Arı mak iş klaş i. arıemek k * İçinin. arı k * Eti. yağerimiş f. karnı mavimsi yeş Güney Avrupa. arı klamak * Arı(II) duruma gelmek.* Porselen yapmakta kullanı bir çeş ak ve gevrek kil. sı ı zayı lı z. bozulan arkları temizleyip açmak. lar nına arı sili * Tertemiz. açlı . * Genç iş arın baş çi nı ı ndaki bezlerden salgı ğazotu çok madde. arı ugiller kuş * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfı giren bir familya. * Fide veya fidan dikilen yer. ldı arı kovanı * Arı n içinde bal yaptı çeş maddelerden yapı ş ları kları itli lmıyuva. ska. arı mak klaş * Arı(II) olmak. açıyerlerde yaş bir kuş k ayan (Merops apiaster). karşğödenmeyen emek. kaolin. ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı. arıçekmek k * tı kanan. Kuzey Afrika. k arı klatma * Arı klatmak durumu. ladı ı * Bal almak için arı tiren kimse. lan it Arı Kovanı * Yengeç takı yı zı m ldı yöresinde bir yı z kümesi. cı kuru. kanı arı u kuş * Arı ugillerden. arı sütü arı cı arılı cı k arı k * Ark. arı kovanı iş gibi lemek * (bir yerin) gireni çı çok olmak. arı klatmak * Su yolu yapan kimse. yetiş * Bal almak için arı tirme iş yetiş i. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı arı kçı arı klama * Arı klamak iş i. Orta Asya'da az ağ klı il.

arı tı laşrmak * Arı duruma getirmek. özellikle karı ve arka ayakları llarla örtülü nları kı zar kanatlı familyası lar . i * Temizlenme. k arı k klı * Zayık. özleş me. laş arı lar * Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaş ayan. arı laş duruma gelme. özleş mek. tenzih etmek. kovanlı n u k. zlı * Kovanları konulduğ yer. arı tı laşrma * Arı tı işözleş laşrmak i. laş arı lanmak * Arı mak. ş zlı ı * Günahsı k. arı dokunmak na * utanç duymak. arın yuvası kazı(veya çöp) dürtmek nı na k * tehlikeli kiş kı rtmak. iyi ş kı arış nı arı nma * Arı nmak işveya biçimi. arı lı k arı nmak . saflaş mak. flı skalı arı lama arı lamak arı lanma * Arı lamak iş tenzih. arı rma ndı * Arı rmak iş ndı i. * Ruhun tutkulardan temizlenmesi. arı mak laş * Arı duruma gelmek. sı k. arı ma laş * Arı mak durumu. * Bir ş herhangi bir ayıveya kusur bulunmadını eyde p ğ bildirmek. * Sanat yoluyla duygularıarı n nması . arı lı k * Temizlik. vücutları . arı rmak ndı * Arı nması sağ nı lamak. i.* Arı(II) duruma getirmek. * Katıksı k. özleş tirmek. tirme. ı * Arı lanmak durumu. arı ma.

ş z ı * Sonradan ortaya çı kan. tasfiyehane. tmak i arı tma * Arı iş tmak i. arı yapmak za * Bozulmak. iş lemez duruma gelmek. arı za * Engebe. * Çözgü. iğ nı ldı ı arı tmak * Temizlemek. petrol gibi maddelerin arı ğyer. arı ş arı ş arı ş * Araba oku. * Aksama. tı ı ldı arı tı ş * Arı işveya biçimi. * (petrol. bemol ve bekâr iş aretlerinin ortak adı . rafineri. alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanısoluna n m n konulan diyez. za. yağ için) Arı iş rafinaj. * Katıksı arı ş z. arı zalanmak * Arı aksaklıgöstermek. tma i * Deterjan. tasfiye etmek. arı tı cı * Arı özelliğolan. k . vb.* Temizlenmek. arı z arıolmak z * bulaş sürekli görünür durumda olmak. * sonradan ortaya çı kmak. hidrokarbon kondanstların tabiî gazdan ayrı ğbirim. karbondioksit ve al ndan yla n su buharo gibi hidrokarbon bileşi olmayan gazlarla. mak. * Arı iş tma i. . arı zalanma * Arı zalanmak iş i. tma i. duruma gelmek. arı ünitesi tma * Doğ gaz üretim kuyuları toplama hatları gelen gazı içerisindeki hidrojen sülfür. aksaklı k. * Bir notanısesini yarı ton yükseltmek. * Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. * Katıksıduruma getirmek. arı lı tı k cı arı tı m arı evi tı m *Ş eker. * Bulaş ş mı musallat olmuş . ı * Rahatlamak.

mutlu. ş lı ş lı arif olan anlası(veya anlar) n * herkesin anlayacağkadar açısöylenmeyen bir sözün gerçek anlamı ı k nıkavrayanlar için söylenir. n n arife günü * Dinî bayramlardan önceki gün. * Çı plak. * Aksamayan. ön gün. * Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İ grubuna verilen ad. bu halka özgü. ş acak * Yiyeceğortaklaşsağ i a lanan (toplantı ). arife * Belirli bir günün. aristokrasi * Ekonomik. hür. düz. *İ ran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleş halk veya bu halktan olan kimse. iş lemeyen. biçimde. aristokrat . arifane * Arif olana yakı yolda. ran * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğş . olayıbir önceki günü veya ona yakıgünler. * (Araç vb. m ı lı r * Aristotelesçi. bozulmadan iş leyen. dı gelen. * Özgür. ş tan * Geçici.arı zalı * Engebeli. * Yarı yamalak. arifane ile * ortaklaş a. arya. m * Engebesiz. varı . arı z zası arı zî * Sonradan olan. * Huzurlu. bozulmuş . toplumsal ve siyasî gücün soylular sıfın elinde bulunduğ tarihî yönetim biçimi. Aristoculuk * Aristotelesçilik. eğ reti. nını u * Soylular sıfı nı. arioso Aristocu * Dramatik ve lirik bakı mdan yüksek bir anlatı gücü olan ağ başhava. idare edecek biçimde. en * Bu halkla ilgili. liğ i arkı Ari arî Ari dil aria arif * Çok anlayı ve sezgili (kimse). rahat. için) Aksayan.

5. ndan ark .* Aristokrasi yanlı. ariyeten * Eğ olarak. * Kalp atı ndaki düzensizlik ve eş ş ları itsizlik. ndan * Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu. gezimcilik. aritmetik * Matematiğ konusu sayı bunlarıözellikleri ve iş in. * Yüksek bir makama sunulan mektup veya dilekçe. her yönü ile. * Bu bilimle ilgili. Aristotelesçi * Aristotelesçilik yanlı olan kimse. aritmi aritmik ariya ariyet * Eğ ödünç.3. dizinin terim sayına bölünmesiyle elde edilen sayı ları nı sı . aritmetiksel * Aritmetik ile ilgili. aritmetik iş lem * Aritmetik yoluyla yapı çözüm. lar. * Ritimli olmayan. n lemler olan kolu. düzensiz.7. aristokratik * Aristokratlı ilgili.9. reti. * Büyük bira bardağ ı . lan aritmetik orta * Bir diziyi oluş turan sayı n toplamın. ağalma. sı Aristotelesçilik * Yunan filozofları Aristoteles'in felsefesi. sı * Soylu. kla aristokratlı k * Aristokrat olma durumu. ödünç olarak... dizisi aritmetik bir dizi olup ortak çarpan m iş denilen değmez oranı sayıdı iş 2 sır. aritmetik dizi * Ardık terimleri arası ş ı ndaki ayrı değ meyen dizi: 1. reti ariz amik ariza arjantin * Enine boyuna. * Belli bir taş r malıkullanı nı geri verilmek ş yla bedelsiz olarak bir kimseye bı lması ı nı n lmasın artı rakı . * Sancağ yelkeni veya sereni direkten aş ı ı . Arjantinli * Arjantin halkı olan.

tmak ı lan k k. arka kapı çı dan kmak * okuldan baş sı kla ayrı arızlı lmak. * Geçmişgeride kalmızaman. rüzgâr almayan kuytu yer. * Art. dayamak. arkada bulunan. beden. * Koruyucu.*İ çinden su akı için toprağkazarak yapı açıoluk. arka sokak * Ana yola açı ikinci derecedeki sokak. lan arka teker * Araçlarıarka düzeninde yer alan tekerlek. * Arkada olan. peş . gibi arka arka * Geriye doğ ru. dayanı mek. kayıcı rı. rtı ğ ı * (insan için) Vücut. kayı na ı rmak. rı cı arka çı kmak * bir kimseyi baş kaları karşkorumak. * Otururken sı n dayandı yer. iltimasçı . arka bulmak * bir koruyucu. eyin * Ağ ı l. arka yüz arkaç * Bir ş arkada kalan yüzü. * Bir ş sı durumunda olan yüzeyi. n arka vermek * desteklemek. arka ayak * Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan biri. sı nda n rı ğ ı . arka müziğ i * Bir oyunda hareket ve sözlerin yanı ra etkiyi artı için hafifçe çalı müzik. arı hark. piston. ş arka (veya sı çevirmek rt) * eski ilgiyi göstermez olmak. ş mak. kanal. cetvel. kayı bulmak. yabancı davranmak. * Önemsiz. arka plânda * Geride. eyin rt * Geri kalan bölüm. arka arkaya * Hemen birbirinin arkası ndan. sı rmak nan arka olmak * maddî. * Dağ rtları davarlarıyatıldı düz. arka arkaya vermek * birbirini korumak için birleş destek olmak. manevî yönden destek olmak. . arka * Bir ş temel tutulan yüzünün tam ters yanı eyin . art arda.

belli etmeden. eş etmek. geride kalmak. * bir süre beraber bulunmak. yüklenmek. dedikodusunu yapmak. na * Bir kimseye güven vererek yardı etmek. te * Birbirlerine karşsevgi ve anlayıgösteren kimselerden her biri. arkadaş ça * Arkadaş olarak. lı arkadaşk etmek lı * bir iş birlikte bulunmak. lar arkadaş olmak * bir kimseyle dostluk kurmak. lik arkaik * Arkaizmle ilgili. arkadaş * Bir iş birlikte bulunanlardan her biri. refik. müş * Kullanı ğçağ daha eski bir çağ kalma bir biçimin. gizlice. i. arkadan söylemek * kendisi bulunmadı bir yerde kimseyi çekiş ğ ı tirmek. bir yapın özelliğ ldı dan ı dan nı i. ı ş arkadaş sı canlı * arkadaşğ değ veren. içtenlikle. arka taş değ ı * zarar veren arkadaş için söylenir. * zaman bakı ndan geçmiş bı mı te rakmak. arkadaşk lı * Arkadaş olma durumu. korumak. dostça. destek olmak. arkada bı rakmak * bir ş eyden epey uzaklaş ş mıbulunmak. kullanı ulan lan mdan düş olan eski söz ve deyim. * Konuş ve yazı dilde. erce n nda arkadan arkaya * Gizli gizli. eskimiş veya eser). birlikte gitmek. inde raktı ı nları arkada kalmak * geriden gelmek. arkaizm arkalama arkalamak * Arkası almak. içten olmak. ünsiyet. m. arkadaşyakır davranı omuzdaşk. * (ölen kimseye göre) dünyada bı rakmak. m . hempa. arkada kalanlar (veya arkadakiler) * bir kimsenin öldüğ ünde veya bir yere gittiğ geride bı ğyakı . a ş ı ş . ileri gidememek. yâren. el altı ndan. arkadan vurmak * bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek. refakat etmek. lı a er ları kün arkadaş il. (söz * Güzel sanatlarda klâsik çağ öncesinden kalan. arkadaş na çok düş olan kimse. geride kalmak.arkada bı rakmak * birinden daha ileri gitmek. * Arkalamak işyardı müzaheret. * değ ileride olanlarıarkası kalmak. huyu ve düş te ünceleri birbirine uymak. müzaheret etmek.

bitirilmek. lam eye arkası ra sı * arkası ndan. semer. arkası pek * Güçlü birine veya sağ bir ş güvenen. ğ rt ı arkası (veya sı ) yere gelmemek rtı * sarsı lmamak. taş rtı ı mak. rt * Sı nda yük taş hamalları yük taş rtı ı yan n.arkalanma * Arkalanmak iş i. sı dayayacak yeri olmayan. * (birini) gözden ayı rmayarak arkası gitmek. destek olunmak. ı * Soğ a karşgereğgibi giyinmemiş uğ ı i olma durumu. arkası almak na * sı na yüklemek. arkası nmak alı * sona erdirilmek. arkalı rken kları ğ ı k. * Koruyanı . arkası olmamak * kayı racak kimsesi olmamak. arkası düş (veya takı na mek lmak) * bir işsona erdirmek için sı çalı i kı ş mak. ndan . arkası kesilmek * tükenmek. arkası yufka * Sevilen bir yemeğ arkası baş bir yemeğ bulunmadını in ndan ka in ğ anlatmak için söylenir. peş inden. ı arkalı klı * Arkalı. * Sı dayamaya yarar yer. arkası gelmek * devamlı olmak. sürekli olmak. yerinden düş ürülememek. arkalı k * Ev içinde giyilen kolsuz. sı dayayacak yeri olan. arkalanmak * Kendisine yardı edilmek. kalı bir tür kı hı nca sa rka. koruyucusu. * desteğ sağ ini lamak. arkası ra sı * Ardı ndan. ı kullandı arka yastı. bir yerde durdurulmak. arkası bakmadan gitmek na * arkada kalanlarla hiç ilgilenmeden bir yerden ayrı lmak. son bulmak. m arkalı arkalı ç * Arkalı k. ğ rt ı arkalı z ksı * Arkalı. dayanağolan. güçlü olmak.

i rmak radı ı me rsatı arkası ndan * birinin orada hazı r bulunmaması durumunda. dayanağolmayan. ğ ı * Koruyanı olmayan. arkası (birine) vermek nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. taş ı nabilir ateş silâh. geriden gelmek. arkaya kalmak * geride kalmak. lk . * İ ana madde. arke arkebüz * XV. baş zamana veya iş sonuna bı ka in rakmak. arkası almak nı * bir iştamamlamak. iltifat etmek. yaptı me rsatı * birine çok ilgi duymak. arkası sürüklemek ndan * arkası gelmesini sağ ndan lamak. una arkası (veya peş bı nı ini) rakmak * vazgeçmek. arkası (bir ş vermek nı eye) * dönmek. görüş fı aramak. arkası sı nı vamak * okş amak. arkası z * Arkalı olmayan. sözünden caymakta sakı görmeyenler için kullanı iş nca lı r. ertelemek. sonraya kalmak. yere arkaya bı rakmak (veya koymak) * sonraya. una arkası getirememek nı * baş ğbir iş ladı ı i sürdürüp sona erdirememek. i arkası dayamak nı * birinin koruyuculuğ güvenmek. arkası dolaş (veya gezmek) nda mak * bir işyaptı için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğ ğyerlere giderek görüş fı aramak.arkası (veya sı nda) yumurta küfesi yok ya! nda rtı * eski düş üncesini değtirmekte. yüzyı Fransa'da kullanı lda lmaya baş lanan. koruyucusu. li arkeen arkegon * Kambriyumlardan önce oluş en eski yer katı an . arkası koş ndan mak * iş rmak için birinin arzusunu kollamak. övmek. ı arkaüstü * Arkası gelecek biçimde.

veya * Tarih öncesi ve eski çağ lardan kalma eserleri tarih ve sanat bakı ndan inceleyen bilim. kı arlı * Namuslu. nda armağ an . mı arma donatmak * armayı yerine koymak. arkı t arkoz * Birleş iminde feldspat bulunan. armadura * Gemide direklere takıhalatları lamak için küpeş lı bağ tenin iç tarafı bulunan delikli ve çubuklu levha. su nda. lı r) * Köy evlerinde kapı n arkası konulan kalıkuş ları na n ak. halat ve yelken takı . bir hanedanıveya bir ş n ehrin sembolü olarak kabul edilmiş resim. arkeolojik * Arkeoloji ile ilgili. seren. ı arktik arlanma arlanmak arlanmaz * Utanmaz. * Geminin direk. kazı mı bilimi. sılgan. yelken ve ip gibi donanı nı mı düzenleyen usta. ip. ş ta arma * Bir devletin. armada armador * Donanma. huysuz huyundan vazgeçmez arı * herkes kendi karakterine göre davranı bulunur. arlı ndan. kı * Kuzey kutupla ilgili. limanda kı ş lamak. yağ ve kardan korumak amacı bir süre için sökmek. arkeolog arkeoloji * Eğ otları bazı yosunları bütün kara yosunları ve bazı k tohumlularda görülen diş relti nda. seren. ekil. * Geminin yürümesine hizmet eden direk. kum taştüründen bir tortul kayaç. arkeoloji uzmanı bilgini. mur yla arma uçurmak (veya arma budatmak) * armayı rüzgâra kaptı rmak. harf veya ş ongun. nı * Arlanmak iş i.organı . kuzey kutup yakında olan. * (olumsuz olarak veya olumsuz anlamlı cümlelerde kullanı Utanmak. nda açı ilik * Kazı bilimci. sılmaz. arkeopteriks * Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili. yerli arma soymak * hareketli olan armayı . utangaç.

ı z sı zı * Akordeon. yumuş ufak çekirdekli meyvesi. ihsan. * Gemi iş letme işgemi iş i. * Ticaret gemisi sahibi. hediye etmek. eyi an armalı armatör * Arması bulunan. aç * Bu ağ n rengi sarı yeş kadar değebilen tatlı acı dan ile iş .* Birini sevindirmek. ı ş armağ etmek an * birine bir ş armağ olarak vermek. Ahlatı iyisini (dağ ayı yer. ey. en. armonika * Yan yana sı ralanmıdeliklerden her biri üflenince. çiçekleri beyaz. sulu. armatörlük * Armatör olma durumu. * Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. mı toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arası na yerleş tirilen demir parçası . armoni orkestrası * Yalnıüflemeli çalgı z lardan oluş orkestra. armudun iyisini (dağ ayı yer da) lar * Bkz. an armonik * Armoni ile ilgili olan. armudî armudiye * Armut biçiminde nazarlı olarak takı altı k lan n. armonyum * Taş ı nabilir küçük org. armoni * Türlü sesler arası sağ nda lanan uyum. ana ndan olan armonize * Tamamlayı sesler eklenmiş cı (müzik parçası ). * Armonika. * Bir bilim adamın emek verdiğdalda onu anmak için hazı nı i rlanan bilimsel eser. mıka. ayrı ş notada sesler çı karan küçük ağ çalgı. mutlu etmek için verilen ş hediye. * Armut biçiminde olan. yurdumuzun her yerinde yetiş bir ağ (Pirus communis). * Bağ. * Ödül. armatür * Bir aletin ana bölümünü oluş turan kım. letmeciliğ i. ak. armoniler * Frekansı sesin frekansı tam katı sesler. n da) lar armut * Gülgillerden. sı * Bir mı sı iki kutbu arası kuvvet akı nı knatın nda. . armut gibi . * Fazla bön.

mastı ğ ı çiçeğ i. sır gözü. . Arnavutlaş mak * Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek. armut biçiminde top. * Arnavutluk ve çevresinde yaş bir halk. lan rı Arnavutça * Hint-Avrupa dilleri ailesine giren. nda ğ ı .* çok anlayı z. ayan * Bu halka özgü olan (ş ey). kı zı Arnavut ciğ eri * Ciğ tavası er . n) * her ş kusur bulmak. Arnavut biberi * Acı rmı biber. Arnavut kaldımı rı * Yollarda irili ufaklı larla geliş taş igüzel yapı kaldım. armuz Arnavut * Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtaların yan yana gelmeleri sonucu araları oluş nı nda turdukları çizgi. armut biçiminde olan bir süs kabağ ı . * Arnavut halkın bütünü. dı ı armutun sapı üzümün (veya kirazı çöpü var demek var. armut piş zı düş ağ ma ! * bir iş hiç emek harcamaksın onun kendiliğ e zı inden olması bekleyenlerin durumunu anlatı nı r. aromatik * Öküz gözü. armut top * Boksörün çalı ş maları kullandı içi havalı şderi. Arnavutluk * Arnavut olma durumu. hiçbir ş beğ eye eyi enmemek. n ğ ı Arnavutlaş ma * Arnavutlaş mak. Arnavutlarıkullandı dil. Arnavutlaşrma tı * Arnavutlaşrmak durumu. armut kurusu * Daha sonraki mevsimlerde yenmek üzere kurutulmuş armut. bön. ş sı armut kabağ ı * Ürünü. nı arnika aroma * Bitki özlerinden veya yağ ndan elde edilen hoş ları koku. Arnavut bacası * Çatı penceresi. tı Arnavutlaşrmak tı * Arnavut kimliğ kazandı ini rmak.

sulamaya yarar araç. araba gibi bir taş aracı doldurma ve boş ı t na. maklı * Karş ksıyarar sağ lan yer veya kimse. darı ktı çı * ters sonuç veren iş için söylenir. * Yabanî arpa. arozöz * Kamyon. * Müftü ve kazasker gibi din görevlilerine aylıyerine verilen giyecek. arpa ektim. bir su deposu eklenmesiyle oluş turulan.* Hoş kokulu. arpacı kumrusu gibi düş ünmek * ne yapacağ bilmeyerek derin derin düş ı nı ünmek. çok yetiş tirilen bir bitki (Hordeum vulgare). yurdumuzda mı lan. harp (II). ğ ı arpalı k * Arpa ekilen yer. ı z lı lanı * Arpa yetiş tirme veya alı satma iş p i. arp * Bkz. i. ş arpacı * Arpa alan ve satan kimse. tabanca gibi ateş silâhlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve niş alı gezle birlikte li an rken göz ile hedef arası aynı üzerine getirilen küçük çıntı nda çizgi kı . * Arpa konulan yer. * Arpa biçiminde ş ehriye. arpacı lı k arpağ an arpalama * Atlarıayakları görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalı n nda k. * Bu bitkinin taneleri. llara arpa suyu * Bira. . ler arpa güvesi * Tahı dadanan bir güve türü. * Hayvanıdiş bulunan ve hayvan yaş kça silindiğiçin yaş belli eden bir niş n inde landı i ı nı an. * Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalı. arpa * Buğ daygillerden. yiyecek gibi ş veya para. arpa tarlası . arpacısoğ k anı * Tohumdan yetiş tirilen ve tohumluk olarak kullanı küçük soğ lan an. altma düzeni olan. arpa ş ehriye * Arpa biçiminde dökülmüşehriye. arpa boyu kadar gitmek (veya yol almak) * pek az ilerlemek. * Tüfek. aromalı . taneleri ekmek ve bira yapı nda kullanı hayvanlara yem olarak verilen. arpacı k * Göz kapağ n kenarı çı küçük çı it dirseğ ı nı nda kan ban. k eyler * Baş k.

Kı en. yıı yüzsüz (kimse). kı arslan * Aslan. arpçı arpej arsa arsenik * Atom numarası atom ağ ğ74. * Kolayca üreyebilen (bitki). keser * haksı ğveya kötülüğ esas yapanıyerine bu konuda adı plâna çı kiş anlamı kullanı zlı ı ü n ön kan iler nda lı r. kudurmak. sı arak.7 olan. arsı ulusal * Uluslar arası . arsı zlanmak * Arsı k etmek. * Bir akort oluş turan seslerin birbiri arkası çalı ndan nması . arslanlı . metal görünümünde basit element. acak ş lıklı rnaş . atmosfer bası altı 4500 C de u ncı nda süblimleş maden filizlerinde çok yaygı bulunan. zı k.91. ş klı * Arp çalan kimse.arpalıetmek k * arpalıyapmak. arslanıadı kmı çakallar baş n çı ş . sılmadan. k arpalıyapmak k * bir kaynaktan sürekli olarak çı sağ kar lamak. yüzsüzce davranmak. n çan rnı saltması As. arsı mak zlaş * Arsıduruma gelmek. arpası gelmek çok * coş azmak. sılması lık. arsı k etmek zlı * utanmadan. sı ı k. arsıarsı z z * Utanmaz bir biçimde. . zlı arsı ma zlaş * Arsı mak iş zlaş i. mak. yoğ 33. yıarak. arsı yakı biçimde. ı ı rlı unluğ 5. lı ş rnaş arsı zca * Arsıgibi. * Üzerine yapı lmak için ayrı ş yapı lmıyer. z arsı k zlı * Arsıolanıdurumu veya arsı yakı z n za ş davranı yı ı k. arsı z * Utanması kı olmayan. sı otu. aç gözlü davranmak. z za ş an arsı zlanma * Arsı zlanmak iş i. ş * Aç gözlü davranan (kimse).

* Osmanlı devletinde kullanı arslan baskıgümüş lan lı sikke. tramvay gibi elektrikle iş leyen taş ı tlarda telden elektrik akı almaya yarayan. * Bir ş öbür yüzü. arş ı nlamak * Arş ölçmek. troleybüs. * Tren. art avurt . arş ivlemek * Arş kaldı ive rmak. ru ş arş etip arş ı âlâ arş ı n * İ örnek. nda * Belgelik. ı nla * Amaçsı geniş mlarla dolaş z. sı zı * Avusturya hanedanı prenses. * Belgelik görevlisi veya uzmanı . * Arş idükün karıveya kı. arş ivcilik * Arş ivcinin yaptı iş ğ veya görevi. yukarı mı ya doğ uzanmıdemir yay. ı k it arş ı nlama * Arş ı nlamak iş i. ı n ı n * Avusturya'da imparator ailesi prenslerine verilen unvan. arş kadar. eyin art arda * Birbirinin arkası ndan. arş * İ dinî inanına göre göğ en yüksek katı slâm ş ı ün . arş k ı nlı arş idük arş es idüş * Arş ölçüsünde. arş saklamak. * Yaklaş olarak 68 cm ye eş olan uzunluk ölçüsü. adı mak. * Keman yayı . geri. ivde art * Arka. arş arş e * Askerlikte "yürü" komutu. lk * Dokuzuncu kat gök. ı arş iv arş ivci arş ivleme * Arş ivlemek iş i.

p. ı n art damak ünsüzü * Ciğ erlerden gelen havanı dil sı yardı yla art damağ çeş noktaları bazen patlayarak. hareket). ş ı k * Çoğ fazlalaş artı . artçı * Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğ güvenliğ sağ in ini lamak için arkadan gelmek üzere bı lan rakı kı dümdar. bereketli. sı nan art zamanlı bilimi dil * Dil olayları değik zaman ve evrim açından ele alan dil bilimi. g. art eteğ namaz kı inde l * çok temiz huylu kimseler için söylenir. art zamanlı * Evrim açından ele alı süre içinde birbirini izleyen. an. art avurt ünsüzü * Dil ucunun art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses. yında art damak * Damağ arka bölümü. ğ u . * Gözde iris ile billûr cismin arası ndaki boş luk. artağ an * Alılandan veya beklenilenden artıverimi olan. diyakronik. bazen de n rtı mı ı itli n nda sı zarak oluş turduğ ünsüz: k. a ndan an ndan art bölge * Deniz kısı bulunan bir yerin gerisindeki bölge. fazla bulunmak. mlı artağ k anlı * Alılandan veya beklenilenden artıürün verme durumu. nda l düş art elden * birini oyalayı ondan gizli olarak. artakalmak * Artmak. hinterland. iş sı nı i. geriye kalmak. * Geçmiş sanat veya edebiyat çırı sürdüren (sanatçı bir ğ nı ı .* Avurdun arka bölümü. ş ı k artakalma * Artakalmak iş i veya durumu. nı iş sı art zamanlı lı k * Değ ik zaman ve evrim açından incelenen dil olayların özelliğ diyakroni. bereket. nı * Art düş ünce. ta. alan. . art düş ünce * Bir düş üncenin arkası gizli tutulan ası ünce. artçı lı k * Artçın görevi. art niyet art oda art teker * İ gücü sağ tici layarak bisikleti yürüten teker.

pozitif sayı . * Trafiğyoğ olan ana yol. yenildikten veya kullanı ktan sonra geriye kalan. anot. lda l. ldı * Kalan veya artan bölüm. . sırdan büyük sayı areti fı . metal uçlardan artı yüklü olanı . * Katyon. artı mlı artı n artılma rı * Piş ştiğiçin miktarı ince iş i artmıgibi görünen. ödenen değ üzerinde ürettiğve iş ıı lı erin i verenin. gün. * Artı klamak iş i. artıdeğ k er * İçinin. * Artılmak iş rı i. karşğödenmeyen emek. artı çoğ ş alma. * Bir ş harcandı sonra onun artan bölümü. ş ğ ı k er ğ ı ıı lı artıgün k * Artıyı k llarda ş ayı eklenen. . iş ş gücünün karşğolarak. fı iş ). ek süre içinde harcadı ve sonucunda artıdeğ yarattı.arter * Atardamar. * Bundan böyle. artıemek k * İçinin. artağ ş an. ey ktan * Daha çok. artı m * Artma. * Sırdan büyük. daha. * Toprağburgu ile delinerek açı ve suyu yükseğ fı ran kuyu. artı klamak * Yemekte artıbı k rakmak. daha fazla. *İ çildikten. ı lan e ş kı arterit artezyen artezyen kuyusu * Artezyen. zait. artı uç artı k * Elektrikli çözümlemede. pozitif. ubat na lda artıyı k l artı klama * Dört yı bir gelen 366 günlük yıseneikebire. artı * Toplama iş leminde + iş aretinin adı . ı tı artı sayı * Kendisinden önce + iş bulunan. dört yı bir gelen 29. önünde artıareti bulunan (sayı eksi karş . i un * Atardamar bozukluğ u. yeter. sonra. karşğ ödemeksizin ıı lını sahip olduğ ek değ u er. sıya batı p akı n geçmesini ağ vı rı lı mı layan.

artı çoğ ş m. * Güzel sanatlarıgerektirdiğniteliğ uygun. artma * Artmak iş i. * Eklem romatizması . * Artı rmak işyapı i lmak. eyi rma i. artist * Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse. * Yükseltmek. mlı * Artiste benzer biçimde. tezyit edilmek. ince ktan * Değ yükselmek. * Genellikle ş bozucu. * boylu poslu. p * Herhangi bir davranı ileri gitmek. tasarruf etmek. fazlalaş eri mak. sanatkâr. çoğ altmak. ine altı artım rı * Bir ş idareli harcayarak onun bir bölümünü artı iştasarruf. artı ş artist gibi artistçe artistik artistlik artrit artroz arttı rma arttı rmak . * Alılar arası cı ndaki yarı ş maya dayanan ve en yüksek fiyatı sürene malıverilmesiyle biten yöntem. artist gibi. baş cı n i * Tutumlu davranıbiriktirmek. * Bir malı ka alıları verdiğfiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek. artı rma * Artı rmak iş i. sanatçı . * Eğ lence yerlerinde gösteri yapan kimse. iltihapsı süreğ eklem hastalı. artmak artmak * Büyük heybe. sanatlı n i e . ş ta * Artmak iş i veya biçimi. en ğ ı * Arttı rmak iş i. n müzayede. alı . ekil z. güzel ve alı (kimse). artma. * Artist olma durumu. artı rmak * Artması sağ nı lamak. * Gereğ harcandı sonra bir miktar geri kalmak.artılmak rı * Artı rmak iş konu olmak. * Eskisinden daha çok çoğ almak. çoğ lmak. * Müzayedede artı rma. * Artistin görevi.

enlem. arzanî arziyat arzu * İ dilek. * Heves. liğ i. sunu ve istem. enlem dairesi. nazı arya * Operalarda solistlerden birinin orkestra eş inde söylediğ genellikle kendi içinde bütünlüğ olan parça. arzu duymak * birine veya bir ş karşistek duymak. arz etmek * sunmak. eye ı arzu etmek * yürekten istemek. * (büyük bir makama) Anlatma. stek. ü Aryanizm * IV. arz ve talep * Üreticinin piyasaya mal çı karması tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları ve . tüğ arz talep kanunu * Belirli bir piyasada sunu ve talep dengesini düzenli tutma sistemi. * saygı bildirmek. unu . arz arz arzuhâl gibi (veya kadar) * bir mektubun çok uzun olduğ anlatmak için söylenir. * Yer. ile arz odası * Mevkii olan insanları halkla görüş ü oda. * Yer bilimi. bildirme. yüzyı Arius adlı papazıkurduğ ve Hristiyan inanını tersine olarak İ n tanrı ı inkâr lda bir n u ş n ı sa'nı lını ğ eden mezhep. * Enine olan. geniş lik. istida. arz * Sunma.aruz * Hecelerin uzunluk ve kı k. yeryüzü. kapalı veya açı k değ salı lı k klı erlerine göre türlü ses kalı ndan oluş Divan pları an Edebiyatı m ölçüsü. n. arz derecesi * Bkz. jeoloji. * En. arz dairesi * Bkz. arzuhâl * Dilekçe.

arzuhâlcilik * Arzuhâl yazma iş i. kları * Sinir hastalı uzmanı kları . allerin. sinirlenmek. hevesli. kları * Sinir hastalı ile ilgili hastahane bölümü. hükümdarları mareş n.arzuhâlci * Para ile dilekçe. *İ skambil kâğ nda birli. asabîleş me * Asabîleş iş mek i. ü it * Ara yön. ı tları * Bir iş baş gelen (kimse veya ş te ta ey). arzulamak * İ duymak. * Ast sı nıkı lmı. mektup vb. asabîlik asabiye * Asabî olma durumu. asa * Bazı ülkelerde. stek arzulu *İ stekli. asas kat as yön asabiyeci . as as * Kakı m. yazan kimse. n kları asabî * Sinirli. hevesini alamamak. i As * Arsenik'in kı saltması . * Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğ eş parçalardan her biri. öfkelenmek. arzusu kalmak * isteğyerine gelmemek. sinirlilik belirtileri göstermek. özlemek. arzulama * Arzulamak iş i. sinirsel. eklendiğkelimenin daha aş ı fatın saltı ş ı i ağderecelisini anlatan yeni kelimeler türetmeye yarar. asabîleş mek * Kı zmak. * Eskiden ihtiyarları baston yerine kullandı uzun sopa. törenlerde taş kları nı ı dı bir tür ağ veya metalden değ aç nek. istemek. * Sinirle ilgili. * Sinir hastalı ile ilgili hekimlik kolu. din adamların güç sembolü olarak.

* Bir görevi yüklenmiş olan. asansör boş u luğ * Binalarda asansörün iş lemesi için bı lan boş rakı luk. * Bir görevde temelli olarak. ekti. konakçı iliş ı yla kisini ve yaptı hastalı ğ ı klarla bu hastalı karşgiriş klara ı ilecek savaşkonu alan bilim dalı ı . o görevin sahibi olan kimse. asabî yapıolma. onun zararı yaş baş canlı nı na ayan ka . esasî. n * Soyluluk. * Baş nısı ndan geçinen (kimse). soy gazlar. na asaleten asaleten atama * Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atama. lar. vekâleten karş . parazitoloji. asalaklaş ma * Asalaklaş durumu. ası l olarak. ş ması sağ asap asar * Sinirler. asal sayı (lar) * Bölenlerinin kümesi iki elemanlı elemanlardan biri 1. argon. temel niteliğ olan. yaş ş . . öbürü sayın kendisi olan doğ sayı olan nı al (lar). mak asalaklaş mak * Asalak duruma gelmek. neon. ı tı * Yazı veya sözde bayağsöz ve deyim bulunmaması da ı durumu. asalaklı k asalet * Asalak olanıdurumu. *İ nsanları yükleri bir yapın bir katı ötekine veya yüksek yerlere çı p indiren elektrikle iş veya nı ndan karı ler * Kurul. kripton. ı tı * Kendi adı hareket ederek. * Yapı eserler. lı * Başca. asillik. * Bir canlın içinde veya üzerinde sürekli veya geçici olarak. asansörcü * Asansörün bakı ve onarı nı m mı yapan kimse. tufeyli. ksenon). vekillik karş . asamble asansör araç. kaların rtı asalak bilimi * Asalaklarıyapını ayını n sı. asalak parazit. * Otel ve hastahane gibi büyük kuruluş larda asansörün düzenli çalı nı layan kimse.asabiyet asal * Sinirlilik. lı inde asal gazlar * Atomların dıelektron halkaları nı ş tamamı veya geçici olarak elektrona doymuş yla olan gazlar (helyum.

kolayca alev alıeter kokusunda bir sı. n nda lan ş ı . ı tı n * İ kullanmadan. yadıkurun. * Her türlü mikroptan arı ş nmı . * Bu reçinenin elde edildiğağ (Styrax officinalis). taş ndan an rı te i iş pamuğ kaya lifi. i aç * Eş zamanlı olmayan. nı unu asetilen aseton asfalt * Renksiz. * Birleş imine asetat karı rı ş ş lmı tı . güvenlik. yalnııyardı ile aygı pansuman gereçleri gibi ş lâç z sı mı t ve eyleri mikropsuzlaşrma iş tı i. güçlü ve beyaz bir ık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz. lar. aselbent * Hekimlikte ve koku yapı nda kullanı aselbent ağ nı kabukları mı lan. ases * Gece bekçisi. kılmadan bükülebilen ve ateş niteliğdeğ meyen bir mineral. baş ve bitme anları ka olan (olaylar). sarı kokulu. * Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. ortanı n çorbacı ına verilen ad. vı * Siyah renkte ş ekilsiz bir cins bitüm.asarı atika asayiş * Eski yapı eski eserler. ı nı rı ndan asenkron asepsi aseptik asesbaş ı * Yeniçeri ocağ ı ndaki askerî görevinin yanı ra. lan r. baş sı ş ehrin düzenini korumakla da yükümlü olan 28. * Sirkeyle ilgili. senkron. u. baş sı asetat asetatlı asetik * Asetik asidin tuzu veya esteri. asbest * Tremolitin bozulması oluş lifli. düzenlilik. asbest yünü * Asbestin iş lenerek yün biçimine sokulmuş u. saydam. eş lama baş zaman karş . asbaş kan *İ kinci baş kan. sirkeyle aynı özellikleri taş ı yan. * Ana maddesi katran olan ve yollarıkaplanması kullanı karım. msak ş ı * Birçok organik maddeyi eritmekte kullanı uçucu. acın çizilerek elde edilen bir reçine. asetik asit * Sirkeye tadı ve özelliklerinden birçoğ veren asit. * Osmanlımparatorluğ İ unda yeniçeri ocağ n kaldılması önceki güvenlik görevlisi. asayiş berkemal * Güvenliğ yerinde olduğ anlatı in unu r.

ması an n al asfaltlama * Asfaltlamak iş i. ortak payda. * Hz. en düş . asfaltlanma * Asfaltlanmak iş i. lan ulan asgarî * En az. eyin ı tı * Kök. asısuratlı k * Hoş nutsuzluğ kı nlını unu. asfaltit * Petrolün ayrı ş ile oluş ve çoklukta tortul kayaçlarıgözeneklerinde bulunan doğ bitüm. ashap * Sahipler. uyuş konu. fat ası olmak (veya ası kalmak) da da * bir iş son verilmeyip öylece bı lmıolmak veya kalmak. sağk. nesep. asgarî ücret * İçilere bir çalı günü karş ğolarak ödenen ve iş ş ş ma ıı lı çinin gı konut giyim. gerçek olarak. l) lı ta ası l nüsha * Bir yazma eserin veya belgenin kopyaların dayandı özgün biçimi. Muhammed'in meclislerinde ve konuş maları bulunanlar. ük. nı ğ ı ası lar l sayı . kaynak. örnek. sahabeler. lı ı m ihtiyaçları günün fiyatları nı üzerinden en az düzeyde karş ı lamaya yetecek ücret. en aş ı azı ağ en ndan. * Soy. asfaltlanmak * Asfalt dökülmek. ulaş ve kültür gibi da. ası -ası -esi / * Fiilden sı yapan ek.* Asfaltlanmı ş . kopya karş . köken. * Aranı nitelikleri en çok kendinde toplamıolan. üzerinde anlaş ndan maya varı husus. esas. * Bir ş temelini oluş eyin turan. * Minimum. ı lü ası l * Bir ş kendisi. asgarı terek müş * Herkes tarafı kabul edilen nokta. zgı ğ yüzüne sert bir anlam vererek belirten" öfkeli görünüş yüzü olan. ana. asfaltla kaplanmak. * Ası lı . baş gelen. lan ş * (a'sıBaşca. nda * Asmak iş i. asfaltlamak * Asfaltla kaplamak. * Gerçek. hakikat. * Gerçeklik. e rakı ş ası k * Somurtkan.

ası llı ası lma ası lmak * Bir kökene dayanan. sı mak. tehir. süspansiyon. * Ası iş lmak i. * Tutup çekmek. ası l vurgu * Kelimenin aslı ndaki vurgu.* Sı veya üleş ra tirme eki almamıyalı sayı ş n lar. * Israrla üzerine gitmek. idam edilmek. rnaş asıkesmek p * (genellikle iş ı bulunan bir kimse için) yasayı neyerek sert davranmak. ru z. ası lı ası lı ş * Ası iş lmak i veya biçimi. lmıbir karı ası z lsı ası ltı * Doğ olmayan. kökenli. rı * Karşcinsin ilgisini çekmek için çarpı davranı ı cı ş larda bulunmak. ı etmek. tavik. ası m ası takı m m * Kadı n takı kları eş . ı * Asma iş i. ey ı sı srar * Hı eline almak. * Ası ş lmıolan. sonuna kadar mücadele etmek. i lmak ine * Bir yere tutunup sarkmak. nları ndı süs yası ası ntı * Bir işhemen yapmayı bekleterek geri bı i p rakma. ası lanmak * Bir ş eyden yarar sağ lamak. . baş nda çiğ ası r * Yüzyı l. * Çözünemeyen madde parçacı nıdibe çökmeden bir sı ortamda kalmıdurumu. tebelleş rnaş olan kimse. * Asmak işyapı veya asmak iş konu olmak. intifa etmek. kların vı ş * Böyle bir sı karımı vı ş . i. ası olmak ntı * tebelleş olmak. * Sı an. ası lanma * Ası lanmak işintifa. ası ş lmı adam * Salepgillerden. çiçekleri ası ş insana benzeyen ve köklerinden salep çı lan bir bitki. temelsiz. dayanaksı köksüz (haber). * Birini tedirgin edecek kadar üzerine düş me. zla * Boynuna ip geçirip sallandılarak öldürülmek. * Bir ş isterken karş ndakini tedirgin edecek derecede ileri gitmek üstelemek. süspansiyon.

vekil karş . kaldı * Hayı z. asilzade asilzadelik * Soyluluk. isyankârlı k. asimile asimptot * Bir eğ giderek yaklaş ama sonuna kadar uzatı bile yaklaşğhâlde eğ kesmeyen doğ riye an. ı tı asileş me * Asileş iş mek i. * Bir görevde temelli olan. asalet. bakımsı ş z. asimetri asimetrik * Simetrisi olmayan. kendine uydurma. ası rlarca * Yüzlerce yı l. et ve bamya ile yapı bir Arap yemeğ lan i. rsı lı * Un. isyan etmek. baş ı kaldı rmak. "kendine uydurmak" anlamı "asimile etmek" biçiminde kullanı nda lı r. * Soylu olma durumu. dik baş. * Bu söz "benzeş mek". asil * Soylu. asileş mek * Karşgelmek.* Çağ . * Benzeş me. ş zlı ı * Simetrik olmayan. lsa tı ı riyi ru. özümleme. isyan etme. ı kaldı asilik * Asi olma durumu. * Soylu. asık rlı asi * Yüzyık. baş rmak. . ı asimilâsyon * Benzer hâle getirme. bakımsı k. sonuş maz. asillik * Asil olma durumu. soyluluk. isyan eden. asilik etmek * karşgelmek. kendine benzetme. llı * Baş ran. * Yüksek duygu ile yapı lan. aside asidimetre * Asitölçer.

asidimetre. * Ordunun yalnıer rütbesinde olan bölümü. gemi. asker çı karmak * (bir devlet) belli kanunlara bağ olarak asker toplamak. tersane gibi hizmet yerlerine verilen ad. düzgün. ndan lan asker ocağ ı * Askerlik ödevinin yapı ğkı ordugâh. tı asistanlı k * Asistan. asit alkol asit borik * Bkz. sı askercilik * Askere yakır biçimde. asker olmak * askerlik ödevine baş lamak. * Bkz. * Bkz. mcı * Araşrma görevlisi. sı * Yurdun korunması yolunda iyi dövüş mesini baş aran. ldı ş ı la. ini. askerce askerci * Asker yanlı. fenol. z * Topluluk düzenine saygı olan. * Bir asidin özelliğ konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz. araşrma görevlisi olma durumu asistanıgörevi. asker kaçağ ı * Askerlik ödevini yapmamak için asker ocağ ı ayrı veya oraya gitmekten kaçan kimse. * Aynı zamanda asit ve alkol grupları içeren birleş nı iklere verilen ad. borik asit. ale * Askerlik görevi veya ödevi. asker tayı nı * Erlere verilen azı k. z. asit fenik asitölçer ask askarit * Bağ solucanı ı rsak . yı man yı na asker gibi * disiplinli. disiplinli. asker * Erden mareş kadar orduda görevli bulunan herkes. ş ı .asistan * Yardı . lı * kılara ve en çok düş kıları asker indirme. tı n asit * Turnusolün mavi rengini kı zı çevirmek özelliğ olan ve birleş rmıya inde imindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluş turan hidrojenli birleş hamı ik. tahkimli bölge. asklı .

askerîleş me * Askerîleş iş mek i. askere alı nmak * askerlik ödevini yapmak için er eğ merkezine gönderilmek. askerîleş tirmek * Asker yönetimine geçirmek. * Bir tür çocuk oyunu. lan askerlik yapmak * kanunlara göre yurttaş n yükümlü oldukları ları ordu ödevinde bulunmak. askerî inzibat * Askerî birlikler arası düzeni. (bir ş askerlik niteliğkazandı eye) i rmak. askerlik ödevi ordu hizmeti. . askerî * Askerlikle ilgili. askere özgü. kili i askerîleş tirme * Askerîleş tirmek iş i. disiplini. i n tan askerî rüş tiye * Askerî ortaokul. askerlik * Asker olma durumu. askeriye * Askerlik. nı nı askerî kaput * Askerlerin giydiğkalı kumaş üstlük. askerlik hizmeti * Orduda belirli bir sürede yapı yurt ödevi. askerlik etmek * askerlik yapmak. askerlik yoklaması * Askerlik ş ubelerine kayı kimselerin belirli zamanlarda yapı durum yoklaması tlı lan . askerlik niteliğkazanmak. askerîleş mek * Bir yer askerlikle iliş duruma gelmek.* Askerci olma durumu. rmak yla rı askerî ataş e * Bir ulusun yabancı ülkelerdeki elçiliklerinde görevli askerî uzman. itim askere çağlmak rı * askerlik ödevini yapmak için ş ubece istenmek. askere gitmek * askerlik ödevini yapmak için orduya katı lmak. askerlik dairesi * Yurttaş askere alma iş ları leriyle görevli olan askerlik ş ubelerinin bağ bulundukları lı bölge dairesi. kanunları nda yürütmekle görevli sıf ve bu sıftan olan asker. askerî ambargo * Bir ülkeyi cezalandı amacı askerî alanda yaptım uygulama.

nları ğ n ı * Düğ ünlerde geline yakı tarafı takı hediye. ev sahibi tarafı usta için veya düğ arabaları düğ sahibi lan ları sı ndan ün na ün tarafı arabacı armağ olarak ası kumaş ndan için an lan . Yengeç ile Baş burçları nda yer alan burcun adı ak arası . maya * Saklanmak için tavana ası ş veya hevenk. meyve. tabanca gibi ödül. * bir işzamanı yapmayıbelirsiz bir zamana bı i nda p rakmak. u u çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. boş p i yı lukta kı * oturmuş veya batmıbir gemiyi yüzdürmek için baş teknelere asarak kaldı ş ka rmak. lı p * Vestiyer. ask an askospor asla Aslan aslan * Kedigillerden. arslan. yı cı rtı. ı lan * Kadı n kullandı altıdizisi veya zincirli mücevherat. Zodyak. * Gürbüz ve yiğ adam. erkekleri yeleli. fener.askı * Üzerine herhangi bir ş asmaya yarar nesne. ) sı askı lı askı lı k * Avcı n sı na taktı askı mı ları rtları kları takı . ilânların ilgili daire duvarı belli bir zaman süresince asıdurması nı nda lı . n * Hiçbir zaman. hiçbir biçimde. kahve taş ı yarar kahveci tepsisi. it * Asklı mantarları sporuna verilen ad. rı n larak u * Çay. * Zodyak üzerinde. askı ntı * Baş nısı ndan geçinen. . * Artı eksiltme gibi resmî iş rma. * Ası saklanacak sebze. askı çı ya kmak * ipek böceğkoza sarmak üzere dallara çı i kmak. * Gelinin oturacağyerin üstüne ası süsler. * Hastahanelerde kık kol veya bacakları ası tutturulduğ araç. lmıdizi * Yeni yapı yapı n çatına. kaların rtı * Karşcinsi rahatsıeden kimse. sı askı almak ya * altı alıdesteğkalmayan yapı dikmelerle boş tutarak yılmaktan kurtarmak. Afrika'da yaş ayan. savsaklamak. * Saz ş airleri arası yapı deyiş ş üstün gelene verilmek için duvara ası kumaş nda lan yarında ı lan . askı bı da rakmak * sonuca vardı rmamak. nları ndan lan * İ böceğ kozası sarması yanı konulan çalı rpı pek inin nı için na çı . askı kalmak da * (bir işbir engel dolayıyla sonuca varamamak. uzunluğ 160 cm. kuyruğ 70 cm ve ucu püsküllü. askı çı ya karmak (veya çı lmak) karı * evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayı nı bulunduğ yerde askı tların u yoluyla ilân etmek. ey * Pantolon veya giysilerin düş mesini önlemek için omuzdan aş lan bağ ı rı . asklı * Sporları denen torbalar içinde oluş (mantar). ı z * Askı olan.

eskiden hekimlikte terletici olarak kullanı bir bitki. delikanlı için kullanı bir seslenme sözü. gerçek ş ekli. aslanpençesi * Gülgillerden. uygun bir durumda olması u iliğ gerekir. ı * sağğyerinde. itlik. onun kiş ini belli eder. lı ı aslan kesilmek * aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek. aslan yürekli * Çok yiğ hiçbir ş it. beyaz çiçekli bir yabanî bitki (Alchemilla). aslen * Kök veya soy bakı ndan. aslanı m! * gençler. güçlü ve yakıklı ş . aslan payı * Hak edilenden daha çok alı pay. aslanlı k * Yiğ cesaretlilik. aslankulağ ı * Bir sap üzerinde dizili sarı kı zı veya rmı çiçekli otsu bir bitki. aslankuyruğ u * Ballı babagillerden. aslan yatağ ı belli olur ndan * bir kimsenin oturduğ yerin durumu. aslı astarı * Esası ruluğ geçerliliğ . sarı . *Ş irpençe. güzel. nan aslan sütü * Rakı . aslangiller * Kedi cinsinden olan bütün et oburları içine alan hayvan familyası . kokusuz çiçekleri olan bir bitki. lsı . türlü renkte. aslanağ zı * Sı otugillerden. ası z olmak. doğ u. yer pı lan rasası (Leonurus). yiğ ş ı itçe.aslan ağ zı * Havuz kenarları konulan ve ağ ndan su akan aslan biçiminde süs taş na zı ı . raca aslanca * Aslana yakır yolda. aslı astarı (veya aslı ) olmamak aslı * yalan. mı aslı astarı * iç yüzü. aslan gibi. lar lan aslanı ağ nda n zı * elde edilmesi çok güç. aslan gibi * boylu boslu. i. eyden korkmayan.

çoğ ka ı unlukla uzun ve yüksek köprü. filoksera (Phylloxera vestatrix). yükselmeye temel olan her aş ş an ğ ı aması . asma bığ yı ı * Asma dalların çevresine tutunması yarayan yeşuzantı sülük. nı altı na asliye asma * Temel. sebze olarak kullanı ürünü. msı asma kabağ ı * Kabakgillerden sürüngen veya sarı mevsimlik bir kabak türü (Lageneria vulgaris). asma köprü * İ baş ki ı ndaki ayaklardan baş dayanağolmayan. aslî nüsha * Bir yazın çoğ lması örneklik eden ilk nüsha. nı na il lar. aslı nesli aslı k * Kır olan (kadıveya diş sı n i hayvan). * Asmagillerden. * Bu türün ince uzun. gerçek olduğ ortaya çı u kmak. aslî * Temel olarak alı esas olan. * Ası şası lmı lı . sarı renkte bir böcek. aslî düş ünce * Ana fikir. dalları çardak üzerine yayı bitkilere genel olarak verilen ad. aslî maaş * Devlet dairelerinde çalı memurlara verilen aylın. asma kilit * Kilitlenecek ş üstündeki halkalara geçirilip kapatı biçimde yapı ş eyin lacak lmıkilit. asma asma bahçe * Ayak ve kemerler üzerine kurulan teraslardan yapı ş lmıbahçe. esas.aslı kmak çı * gerçek olduğ anlaş u ı lmak. lan asma kat * Yapı genellikle tabanla birinci kat arası yapı basıtavanlı boş larda na lan. asmalara zarar veren. * Soyu sopu. * Asmak iş i. asma biti * Eş kanatlı lardan. altı kat. asma merdiven * Yukarı ucundan bir yere ası kullanı ip merdiven. aslı yok faslı * yalan. larak lan asma yaprağ ı . k . lgan. uydurma. lan * Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). . nan.

* Zeytinyağ ve etli dolma yapmakta kullanı körpe asma yaprağ lı lan ı . cüruf ve beton karımı yapı kiriş miş ş ndan ı lan . daş ma. asparagas * Uydurma. toz vb. adı ı asrî asrîleş me * Çağ llaş çağ laş cı ma. lmıyer asmolen asonans * Piş toprak. cı . gibi aspidistra * Zambakgillerden. * Asması olan. gerçekmiş gösteren haber. * Asma için ayrı ş veya toprak. ş arı * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. * Modern. idam etmek. kuş anmak. asrîleş mek * Çağ llaş cı mak. Muhammed'in yaş ğzaman. gerçek olmayan. birbirini tutar renk ve yapı olan. birbirini tutar renk ve yapı olan. rı düş lan imtı aspur * Yalancı safran. aynı m aksanı veren ünlünün ondan sonra veya önce gelen ünsüzü hiç dikkate almadan tekrarlama ş eklinde uyak. yabancı maddeleri emerek dı atan cihaz. genellikle saksı yetiş da tirilen. azı tarak * Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek veya görevi olan bir iş i özürsüz yapmamak. * Havadaki duman. çağ laş daş mak. her dizenin sonunda gelen. ekş rak ilâç. asmagiller * İ çeneklilerden. belli baş türü asma olan bitki familyası ki lı . asorti asortik asosyal * Sosyal olmayan. * Bir kimseyi boğ ndan ip geçirip sarkı öldürmek. asmak * Bir ş aş ı sarkacak biçimde bir yere iliş sarkı eyi ağ ya tirip tmak. asmalı asmalı k * Yarı kafiye. doğ ruya kan aspiratör aspirin * Ağ kesici ve ateş ürücü olarak kullanı beyaz renkli. emmeç. da * (daha çok giyimde) Birbirine uygun. yaprakları rudan doğ topraktan çı bir süs bitkisi. asrîlik * Çağ llı cık. putrel nervürler arası konulan delikli tuğ na la. * Üzerine takı nmak. da asrı saadet * Hz. çağ l.

astar sürmek. ı n na * Sı veya boyadan önce vurulan kat. * Boyacı astar vurmak. astarlanmı ş . * Bir gemiye yükleme veya boş altma için tanı süre. perde. ile astarı yüzünden pahalı olmak * bir iş ayrı ları harcanı para veya emek. tı lan aç astar astar boyası * Boyacı ası lı kta l boyadan önce sürülen. çekmek) * astar boyası boyamak. nda nmıve . astarlı zarf * İ yüzüne ince bir kâğ geçirilmiş ç ı t zarf. astar sürmek (veya vurmak. * Bir müzik programı daha çok en son olarak sahneye çı alanı tanı ş çok ünlü olan sanatçı nda kan. çanta. olmak. astarlamak * Astar geçirmek. astar kaplama * Kontratablalarda kör ağ n biçim değtirmesini önlemek amacı iki yüzüne yapı rı kaplama katı acı iş yla ş lan tı . ayakkabı ş gibi eylerde. astarlanmak * Astar geçirilmek. * Alt. kiri kapatmak ve sürülecek boyanıdayanı lını rmak için n klı ı artı ğ kullanı boya. lan * Üzerine resim yapı bezin veya duvarıyağ boyayı lacak n lı emmesi için. madun. astarlatmak * Astar yaptı veya geçirtmek. astarlatma * Astarlatmak iş i. * Giyecek. ı r. astarlanma * Astarlanmak iş i. va * Gemicilikte bir ş sağ eyi lamlaşrmak için kullanı bez.assai assolist ast * Birlikte kullanı ğterimin anlamı aş lıkazandır: Adagio assai çok yavaşçok ağ ldı ı na ı k rı rı . astarlama * Astarlamak iş i. * Birinin buyruğ altı olan görevli. astarlı k astarya * Astar olmaya elveriş(kumaş li vb. lı kta. kumaş veya derinin iç tarafı geçirilen ince kat. elde edilen sonucun değ aş masraflı in ntı na lan erini mak. halat. nan . u nda * (birine göre) Rütbe veya kı demce küçük olan asker. rmak astarlı * Astar geçirilmiş .). resim yapı lmadan önce sürülen boya. ağ vb.

müneccimlik. astı hastalına tutulmuş mı m ğ ı olan. vı k * Bu posttan yapı ş lmıolan. astı astı kestiğkestik ğ k. * Asmak iş yaptı ini rmak. bizmutun alfa ınları bombardı sonucu elde edilen yapay element. ları ndan ğ ı astigmatizm * Gözün saydam tabakası meridyenlerin eş nda itsizliğyüzünden net görememe durumu. gök bilimci. ldı yla raş * Yı z falcı ı ldı lı. * Bronş n daralması ileri gelen nefes darlı. ı rı astronomik fiyat * Çok yüksek fiyat. astı m astı mlı * Astı olan. i astragan * Karakul kuzusunun kırcıve parlak postu. asteğ menlik * Asteğ rütbesi veya asteğ men menin görevi. müneccim. * Net görmeyen. 85 ş yla ı manı Kı saltması At. asteğ men * Orduda en küçük rütbeli subay. ı i * acı z.astası m astat * Öncüllerinden biri önceki tası n vargı durumunda olan bir ek tası mı sı m. astigmatizme tutulmuş (göz). ğ astrofizik astrolog astroloji astronom * Astronomi bilgini. astronomik * Gök bilimiyle ilgili olan. felekiyat. * Atom numarası olan. * Aş çok yüksek. astronomi * Gök bilimi. astı rma astı rmak astigmat * Astı iş rmak i. * Yı z falı uğ an kimse. astatin * Astat. * Gök fiziğ i. çok sert veya istediğgibi davranan kimseler için kullanı ması i lı r. .

a astsubay baş çavuş * Astsubaylın beş basamağ ğ ı inci ı . sakin. . aş damı * Bazı bölgelerde yemek piş irilen yer. Asyalı lı k * Asyalı olma durumu. rahat.astronomik rakam *İ nsana ş kı k verecek derecede büyük rakam. aş * Piş irilerek hazı rlanan yemek. astsubay * Silâhlı Kuvvetler yasası göre astsubay okulları yetiş Silâhlı na nda erek Kuvvetlere katı astsubay çavuş lan tan astsubay kı demli baş çavuşkadar rütbesi olan asker. astsubay üstçavuş * Astsubaylın üçüncü basamağ ğ ı ı . astsubay kı demli çavuş * Astsubaylın ikinci basamağ ğ ı ı . * Samî dilleri ailesine giren ve Milâttan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanı ş lmıolan ölü bir dil. astsubay kı demli baş çavuş * Astsubaylın altı ve son basamağ ğ ı ncı ı . asudelik asuman Asurca Asyalı * Asya'da yaş kimse. * Huzur içinde olma. astsubay kı demli üstçavuş * Astsubaylın dördüncü basamağ ğ ı ı . * Gök. Asya ile ilgili (olan). astsubay çavuş * Astsubaylın ilk basamağ ğ ı ı . nı astropikal * Tropikal bölgelere yakı fakat daha yüksek bir enlemde olan. n asude * Sessiz. mutluluk. n. aş nlı astronot * Uzay adamı . ayan * Asya'ya özgü olan. astronotluk * Uzay adamı olma durumu veya uzay adamın görevi. astsubaylı k * Astsubay olma durumu veya astsubayıgörevi. gökyüzü. mutfak.

yer. aş z ı tı hane. im im * Genel ev. verilecek yemekleri hazı rlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanı lan * Tekkelerde yemek piş irilen yer. aş ermek. i ük. tiksinmek. denk olan.aş erme aş ermek aş evi * Aş ermek durumu. imli * Niteliğdüş kötü. i aş ı ağgörmek * küçük görmek. niteliğalçalmak. eyin * Bir yere göre daha alçak yerde bulunan. çok arzulamak veya nefret etmek. yı kmak. beğ enmemek. miktarı . er * Aş ı yere doğ ağ ya. ru. mantarlar ve kara yosunları su dında fazla boy atmayan damarsıbitkiler. aş ı ağbitkiler * Su yosunları . * Eğ bir yerin daha alçak olan yeri. değ yönünden daha az. * Düğ ve benzeri toplantı ün larda. çı * Yoksullara parasıyemek yedirilen veya dağ lan yer. gibi ş ı z aş ı mek ağdüş * düzeyi. adî. eri aş yermek * Bkz. aş ı ağ(falan) yukarı * bir kimsenin adın dilden düş nı ürmediğ onun pek gözde olduğ anlatı ini. hor görmek. aş ı ağalmak * devirmek. ağbir k aş ı ağmahalle * Yüksek bir yerleş bölgesine göre alçakta kalan yer. mı kaları ı rı ğ laş ı i aş ı ağkalmamak * herhangi bir nitelik bakı ndan ondan geri olmamak. lokanta. aş ı r yeri (veya yanı ağkalı ) yok * nitelikleri bakı ndan baş yla karş tıldında eksiğolmayan. mı aş ı ağkurtarmaz * bundan daha ucuza olmaz. nma lı r. aş ı ocağ * Yemek piş yoksullara dağ lan yer. rı * Para ile yemek yenilen yer. . * Bayağ adî. irilip ı tı aş ı kepçeye paha olmaz taş nca * sış zamanlarda önemsiz ş kık ı eylerin değ çoktur. unu r. yerleş bölgesi. daha az. aş. * daha aş ı durumu kendine lâyıgörmez. * Daha küçük. ı . * bir hizmette çok kullanı kiş yakı olarak kullanı lan ice. aş ı ağ * Bir ş alt bölümü. * hamilelikte bazı yiyeceklere karşaş düş ı ı künlük göstermek.

paye. aş ı ağ lamak * Değ erinden düş göstermek. lması ru . tükürsem bığ yım ı * iki karş ve aynı ı t derecede sakı durum karş nda karar verme zorluğ anlatı ncalı ı sı unu r. mertebe. ı k aş ı ağyukarı (yürümek) * bir baş bir baş (yürümek). ük * Küçültücü davranı ş larda bulunmak. aş ı ağyukarı * Tama yakı yaklaş olarak. i ük. hor görmek. * Önem veya değ bakı ndan gitgide yükselen bir sı basamaklarıher biri. adilik. aş ı ağ sama * Aş ı ağ samak iş i. * Niteliğdüş adî.aş ı ağtükürsem sakalı yukarı m. aş ı ağ latma * Aş ı ağ latmak iş i. aş ı ağ samak * Bir kimseyi veya bir ş aş ı ve değ göstermek. benliğ yetersiz ve küçük görmesi. ağ sı sı ağ sı sı aş ı ağ k lı * Aş ı ağolma durumu. evre. aş ı ma ağ laş * Aş ı ağduruma düş mezellet. tan a aş ı almak ağ dan * sert konuş bir kimseye yumuş bir dil kullanmak. alttan almak. rütbe. er mı ra n * Varı istenen bir amaca doğ geçilmesi gerekli dönemlerden her biri. basamak. merhale. an ak aş ı ağ lama * Aş ı ağ lamak iş i. aş ı ağ lanma * Aş ı ağ lanmak durumu. hafifsemek. eyi ağ k lı ersiz aş ı ağ sı aş ama * Aş ı ağtaraftaki. hafife almak. tenzil etmek. aş ı yukarı birlikte. aş ı duygusu ağ k lı * Kiş gerçeklere uyan veya uymayan sebeplerle. aş ı mak ağ laş * Aş ı duruma düş ağ k lı mek. me. yeteneksiz ve güçsüz görme duygusu. n. inin ini aş ı kompleksi ağ k lı * Kendini olduğ undan yetersiz. tezyif etmek. aş ı ağ lanmak * Aş ı ağduruma düş ürülmek. aş ı ağ latmak * Aş ı ağ lamak iş uğ ine ratmak. aş ıyukarı ağ lı lı * Aş ı ve yukarıolan.

çine ş an na sı zı ş * Koyuca kı zı rmı. evi. irip * Yemek yenilen dükkân. çı ı çı ı nı aşlı çı k * Aş olma durumu veya aşnıgörevi. aş amalı * Aş aması olan. * Aş (kimse veya bitki). tomurcuk gibi n nan parçaları kaynaşrma işveya böylece eklenen parça. kiremit rengi. çı çın * Yemek piş zanaatı bilgisi. hiyerarş ş i. m nan * Ondalı k. aş lokanta.aş sı ama rası * Önem ve değ bakı ndan gitgide yükselen basamaklar dizisi. aşboyası ı * İ karı demir hidroksit miktarı göre pas sarı. aşkâğ ı ı dı * Aşolanlara verilen resmî belge. * Bir lokanta veya evde yemek piş irmekle görevli kimse. * Tarı ürünlerinden alı onda bir nisbetindeki vergiler. aş erat aş hane . tı i * Bu eriyiğ uygulanması in . * Aş evi. göz. ı aşolmak ı * aşyapı ı lmak. hiyerarş er mı i. * Yemek piş kimse. aynı acı veya familyanıdaha iyi bir türünden alı dal. o hastalın ş ğ ı mikrobuyla hazı rlanmıeriyik. aş ar * Ondalı k. ı lı aşboyalı ı * Aşboyası ı renginde boyanmı ş . irme veya * Onluklar. aşbaş çı ı * Birkaç aşnıbirlikte çalı ğyerde bulunanlarıbaş çın şı tı n ı . aş arî aş çı aş baltası çı * Kemikli et kesmeye yarar küçük balta. aş ı * Organizmada belli birtakı hastalı karşbağı k sağ m klara ı ıklı lamak için vücuda verilen. aşbaşk çı ı lı * Aşbaşolma durumu. kıl veya koyu esmer renk almıgevrek kil. ş * Bir ağ n dalı gövdesi üzerine. aşbaş n görevi. kademeli. * Yemek piş satan kimse. * Mutfak. * Otoritenin en geniş ölçüde en üst mertebede olarak değ ik önem sı iş raları nda katı kesin bir biçimde arası ve dağ ğtoplumsal teş ı ı ldı kilâtlanıbiçimi. ahçı iren .

ı aş atmak ı k * yarıetmek.aştaş ı ı * Taş durumundaki aşboyası ı . tutkun (kimse). düş künü. ayak bileğ bulunan küçük inde kemiklerden biri. sevgilisinin kusurları görmediğgibi. * Seviş bir çiftten kadı oranla genellikle erkeğ verilen ad. n. aş atmak (veya aş oynamak) ı k ı k * aş kemiğ oyun oynamak. aş ı oturmak ı cuk ğ * iş olumlu bir biçim almak. en na e * Dalgı kalender (kimse). çevresinde olup bitenlerle de ka ran nı i ilgilenmez. aş çatı nda. âş ı kane * Âş a yaraş biçimde (olan). ıklı ş yla ı ı aş ı cı aş lı ık cı * Aş nıyaptı iş ı n cı ğ . ı k iyle aş kemiğ ı k i * Aş ı k. tutulmak. * Ahbap. * Yapı ları uzun mertek. aş ı k * Baldı r kemiğile eklemleş bileğ belli baş oynak merkezini oluş i erek in lı turan. yarı ş ş mak. vurgun. âş ı k * Bir kimseye veya bir ş karşaş sevgi ve bağlıduyan. gibi * Aşyapan kimse. lerini sazla söyleyen. âş olmak ı k * sevmek. o ş elde etmedeki zorlukları saydını eye eyi hiçe ğ anlatı ı r. arkadaş bir seslenme. en ndan . âş ıgözü kördür ın ğ * kendisini aş kaptı kimse. sözlü ş geleneğ bağ halk ş iir ine lı airi. ı ğ ı r âş k ı klı âş sı ı klı âş ı ktaş * Âş olanıdurumu. aşvurmak ı * bağı k veya tedavi amacı vücuda aşvermek. i çok âş ı ı kesilmek ğ * tutku hâline getirmek. aşyapmak. ı rma. eye ıı rı lı k * Halk içinde yetiş deyiş en. ı k n * çok seveni. ı âş a Bağ sorulmaz ı ğ dad * bir ş çok istekli olan kimsenin. * Birbirleriyle seviş erkek ve kadı her biri.

aş m ı nı * Aş ı nmak iş i. aşyapmak. ı * Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağ n bir parçası anaç üzerine kaynaşrarak üretmek. lanmı(ağ aş ı lamak * Organizmada bağ ı k yaratmak veya yerleş bir hastalı karşkoyabilmek için hazı ıklı ş miş ğ a ı rlanmıbir aş ş ı yı vücuda vermek. aş ı nma . ı seviş lı aş ı lama * Aş ı lamak iş i. uğ cak. ine aş ı latma aş ı latmak aş ı lı * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı ş lanmıolan (kimse). m ünce baş na * Soğ a sı sı a soğ su katmak. uğ cak.âş lı ı k ktaş * Karş klı me. aş ı lma * Aş ı durumu. * Aş ı nmak iş i. mak ine * Erkek hayvanı diş çiftleş n isiyle mesi. * Kendisine aşyapı ş ı lmı(bitki). âş lıetmek ı k ktaş * karşklı mek. na * (bir yere) Pek çok gidip gelmek. kası k * Birtakı düş veya duyguları kası benimsetmek. acı nı tı * Baş na hastalıgeçirmek. lanmıağ * Soğ a sı sı a soğ su katma. * Erozyon. ı * Aş ı ş aç). aş ı lanmak * Aş ı lamak iş konu olmak. aş rma ı ndı * Aş rmak iş ı ndı i. lmak aş ı lmak aş ı m * Aş iş konu olmak. telkin etmek. etkilemek. muaş ı seviş lı aka. * Aş ı latmak iş i. cağ uk aş ı lanma * Aş ı lanmak iş i. * Aş ı lamak iş yaptı ini rmak. cağ uk * Bu yolla elde edilmiş . aş rmak ı ndı * Aş ı nmak iş uğ ine ratmak. * Yeni aş ı ş aç. ilkah. * Dokunduğ cisimleri eriterek aş u ı nması yol açmak. * Bitkilerin aşyoluyla üretilmesi.

taş n. * Çıntı silinmek. aş doyma ı rı * Belli sı ktaki bir sı içinde. aş ı rma. usandı rmak. aş taş ı ı rı rı * Çok aş . rası lı ndı aş ı ntı aş ı r aş ı ramento * Çalma. aş duyu ı rı * Herhangi bir duyu organı ve özellikle dokunma duyusuyla sağ yla lanan her tür uyarana karşolağ dıbir ı an ş ı duyarlıgösterme durumu. itikal. müfrit. * Aş olma durumu. yı pranmak. nmı * On sayı. eriyebildiğkadar eriyen bir maddenin. * Beklenenin üstünde aş davranma eğ ı rı ilimi. * Aş ş ı yer.* Yer kabuğ oluş unu turan kayaçları baş akarsular olmak üzere türlü dıetmenlerle yı lı yerinden n. * Bir ş gereğ eyin inden çok olanı . * Gereğ inden fazla. * Eskimek. ı rı aş uç ı rı aş cı ı lı rı k aş lı ık rı aş lma ı rı * Aş lmak iş ı rı i. aş ı rı * Alılan veya dayanı ş ı labilen dereceden çok daha fazla. fazla miktarda. veya aş ı nmak * Birbirine sürtünerek incelmek. aş lmak ı rı * Politika alanı sağ nda veya sol görüş en ateşve yıcı lerin li kı kanadı . aş bellem ı rı * Belleme yetisinin olağ anüstü bir durumda geliş olması miş . erozyon. * Ötede. sı ğ düş caklı vı i caklın ı mesine karş bir sıra ı n nı kadar erimiş olarak kalması durumu. ta ş pratı p. ı rı . çok. kı * Bir ş gereğ eye inden çok fazla bağ lanan. ötesinde. önem veren. düzleş kı ları mek. aş gitmek ı rı * ölçüyü kaçı rmak. aş besi ı rı * Olağ anüstü nicelikte yemek yeme veya yedirme. k aş erime ı rı * Erime noktası daha aş ı ıderecesine düş ndan ağbir sı mesine rağ birtakı ş men m artlar altı bir sını nda vın katı maması laş durumu. sı * Bir dinî tören sı nda veya cemaatle namaz kı ktan sonra Kur'an'dan okunan on ayetlik bölüm. koparı lmaları eritilmeleri.

k. kuytu yer. kası eyi * Bir yazarıbaş bir yazarıeserinden konu veya biçim alması n ka n . * Aş ı rtmak iş i. * Baş nıyazı ndan bölümler. aş ı rma. intihal.* Aş ı iş konu olmak. aş ikâre aş ina * Açı belli ederek. p * Tehlike içinde bulunan bir ş acele kaçı eyi rmak. aş ı rmak * Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanı geçirmek. aş ı rtı aş ı rtma aş ı rtmak * Aş iş ı rma i. na * Çalıgötürmek. aş olmak ikâr * belli olmak. * Yapı ları uzun mertek. aş kayı ı rma ş * Bir çarkı döndürmek için kasnaktan kasnağ geçirilen kuş biçimindeki kayıçember. * Açı apaçı belli. * Küçük kazan. * Herhangi bir hastalı karşaş ğ a ıı lanmamıolan (kimse). * Aş ı rmak. lacak * Dağ geçidi. dost. * Aş ı iş yaptı rmak ini rmak. bakraç. dı . meydanda olan. ş * Siper. k. arkadaştanık. . kova. a ak ş aş ı lı rmacı k * Baş na ait olan bir ş izinsiz alma. * Baş nıeserinden parçalar alıkendininmiş göstermek. * Aş ı yer. aş ı rma * Aş ı iş rmak i. aş çatı nda ı k. belli etmek. saklamadan. belirginleş mek. rmak ine aş ntı ı rı * Aş lmıolan (ş ı ş rı ey). aş z ı sı aş ı t aş ikâr aş etmek ikâr * açı klamak. kasın p gibi aş ı rmasyon * Çalma. * Bildik. ortaya çı kmak. iş * Aş lmı ı ş rı . mı kaların ları sralar alıkendininmiş gösterme veya baş nı konuları p gibi kaların nı benimseyip değik biçimde anlatma. kça. ş * Kendisine aşyapı ı lmamı(bitki).

aş n kı * Belli bir süreyi aş şötesine geçmiş mı . ş an aş lama aş lamak * Bkz. ı * Tanıklı gösterir davranı ş ğ ı ı ş . ş k. ı rı lı k aş k aş etmek k * hı vurmak. aş ma . Aş ı lama. zla aş olmayı meş olmaz k nca k * güçlü bir istek olmayı hiçbir ş elde edilemez. * Aş sevgi ve bağlıduygusu. oturulan yer. * Benzerlerinden üstün. aş mak * Bkz. aş yapmak k * cinsel iliş bulunmak. ı k aş gelmek ka * bir ş yapmak için büyük bir istek duymak. aş düş ka mek * âş olmak. Aş ı lamak. * Çok. dını ı aş iret aş iyan * Oymak. * Sı gelince kullanı için saklanan yemeklik ş rası lmak eyler. mesken. dı aş k inalı * Birbirini bilme. coş eyi mak. tanı tanıklı ma. ini * Beğ enilmeyecek bir davranı bir tutum karş nda kı ş . sevi. bir tutumun çok beğ ş ı enildiğ bildirir. * Aş iş mak i. aş ncı kı lı k * Birey ve evrenseli birleş tirmeye çalı ahlâkî nitelikli Amerikan felsefesi.* Bilinen. aşk lı * Aş yapmak için hazı rlanan ve saklanan ş eyler. ı sı nama. fazla. sitem bildirir. * Derviş arası selâm sözü olarak kullanı ler nda lı r. zahire. tanık olan. tanığ belli etmek. * Dövüldükten sonra savrularak temizlenen ve kurutulan buğ day. seviş kide mek. nca ey aş olsun k * "Aferin" sözünden daha güçlü olarak bir davranın. coş kunluk göstermek. . aş k göstermek inalı * ilgilenmek. * Kuş yuvası . * Ev.

aş na * Aş ina. at baş(beraber) gitmek ı * eş durumda olmak. * Aş olma durumu. ey. ları inin nda kları anlatı r. aş fiş na ne * Gizli dost. bitmek. kı kuş n lı ananı ç * her ş onu gereğgibi kullanması bilene yakır. aş ayı ure * Muharrem ayı . aş üfte aş üftelik -at at anası * Bkz. na * (süre) Geçmek. . sona ermek. ı ma lan * Satrançta. kuru yemiş ş day. lan eli aşrma tı aşrmak tı aş ure * Buğ nohut gibi taneleri. * Aşrmak iş tı i. it at binenin (veya iş bilenin). yük çekme veya taş gibi hizmetlerde kullanı memeli hayvan. * Oynak. üfte At at * Astatin'in kı saltması . * Atgillerden. sivri köş yuva. i nı aş urelik * Aş yapmada kullanı ure lan. aş günü ure * Aş urenin piş irildiğMuharrem ayın onuncu günü. * Aş dağ ure ı tmaya yarayan süslü kap. açısaçıkadı kokot. * Görünmeden kaçmak. leri ekerle kaynatarak yapı bir tür tatlı lan . aş oz * Ahş gemilerin omurgaların uzunluğ ve iki yanı borda kaplamaların en dar yüzünü ap nı unca nda nı yerleş tirmek için açı keskin. i nı ş ı at binicisine göre kiş ner * insanları baş nda bulunan kiş etkisi altı kalarak. binme. k k n.* Yüksek. * (erkek hayvan) Diş isiyle çiftleş mek. atlar anası . *İ simden isim türeten ek (Arapça çokluk eki): gidiş gelir-at vb. * Gizli dostluk. -at. onun tutumuna göre davrandı nı n. her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş . uzak veya geçilmesi güç bir yerin öte yanı geçmek. * Aş iş yaptı mak ini rmak.

at koş turacak kadar * pek geniş . uların ldı ı at meydanı * At veya at arabaları uların yapı ğyer. * bildiğve istediğgibi davranmak. at üstünde hünerlerini gösteren kimse. at hı zı rsı gibi * kı kı lı yafeti ve tutumu güven vermeyen (adam). geniş yapraklı . se lan eyler at olur. at oynatmak * atla hüner göstermek. meydan olmaz (bulunmaz). 15 ile 30 m yükseklikte. * Bu ağ n kestaneye benzeyen yemiş acı i. elmas. değ erlendirememe. ine at meydanı * at koş nı yapı ğmeydan. at koş turmak * çok genişalabildiğ rahat hareket edilebilecek yer ve ortam yaratmak. at sineğ i * Atıtüyünün rengi.at cambazı * At alısatan kimse. at kestanesigiller * İ çeneklilerden. * yarı ş mak. . örneğat kestanesi olan bir bitki familyası ki i . göz hizası bulunan korumalı n um mı nda k. at gözlüğ ü * Atlarıkoş takı nda. n . çiçekleri kokulu bir ağ (Aesculus aç hippocastanum). at çalı ktan sonra ahın kapını ndı rı sı kapamak * iş ten geçtikten sonra önlem almaya kalkı iş ş mak. at kestanesi * At kestanesigillerden. sabit fikirlilik. k at izi it izine karı ş mak * iyiyi kötüden ayı ramayacak kadar bir karıklıortaya çı ş k ı kmak. i i at pazarı eş osurtmuyoruz! nda ek * söyleneni dinlemeyene söylenen bir uyarma sözü. koş nı ldı ı at nalı kadar * (niş madalya. at çevirmek * geri döndürmek. an. * Çevresinde olup bitenleri iyi algı layamama. p * Sirklerde veya eğ lence yerlerinde. meydan olur (bulunur). veya bulmak. plâka gibi göğ takı ş için) pek büyük. at donu at gibi * vücudu iri yarı (kadı olan n). at olmaz (bulunmaz) * gerekli ş artlar her zaman bir arada bulunmaz.

atacı lı k * Uzaklarda bulunan ve birçok kuş aktan beri görünmeyen birtakı özelliklerin yeni bir kuş birden m akta ortaya çı . ata * Baba. n lı m ataklı k atalet * Atak olanıdurumu veya atakça iş n . atavizm. atak atak yapmak * akıyapmak. ataerki ataerkil * Ataerki temeline dayanan. ahî. saldışhücum. ataya çekme. k. kması atadan babadan görmek * gelenek hâlinde eskiden beri bilmek. eklem bacaklı sinek türü (Hippobosca equina). yalancı . atabey. iş ş siz lemezlik. meydan yok * yapacak güç var. * Eskiden Rus Kazaklarıbaş una verilen unvan. n. hamle. ama kullanma imkânı yok. * Saldı. e lan. * Tembellik. pederş ahîlik. özellikle Selçuklularda ş ehzadelerin eğ veya bağ z olarak bir eyaletin itimi ı msı yönetimi ile görevli vezir. yapmak. atak * Düş üncesizce her işatı cür'etkâr. i. kanatları u büyük ve küt. davranı cür'et. * Dedelerden ve büyük babalardan her biri. * Ataya yakır davranı babalı ş ı ş . uygulamak. * Eski Türk devletlerinde. n buğ atalı k atama . rı rı . sır ve domuzlarıbacak ve ğ ı n kuyruk araları yaş nda ayan. ite ot vermek * bir işters yapmak. tayin etmek. * Atı akı lı m. bir at var. i atabek atabey * Bkz. ata et. * İsizlik. at. ş . atamak ataman * Birini bir göreve getirmek. pederş patriarkal.* Çift kanatlı lardan. atı yapmak. * Atamak iş tayin. * Geveze. uzunluğ 8 mm kadar olan. * Soyda temel olarak babayı ve ailede çocukları alan baba soyuna mal eden topluluk düzeni. iş kalma.

sol karı ğ ncından vücudun diğ bölümlerine kan taş damar. tayin edilme. Kemalist. ya u vanca karşda ilgisizlik. atanma yapmak * tayin etmek. mesel: Ayağ yorganı ı nı na göre uzat. atavik * Atacı ilgili. Atsan atı lmaz. evrensel ağ klı e ı . geleceğ rlı e yönelik. i ünü. Türk Devleti'nin bağ zlıve bütünlüğ millî ünce ndan ı k msı ünü. ataş elik * Ataş olma durumu veya makamı e . atari atarkanal atasözü * Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş oyun türü. * Ataş görev yaptı yer. uygulamalar ve ilkeler bütünü. tayin edilmek. Atatürkçü * Atatürkçülük yanlı olan (kimse). ı atardamar * Kalbin sağ ncından akciğ karı ğ ı erlere. . birbiri ile uyumlu amaçlar. satsan satı vb. akla. rı * Soy at yetiş tiricisi. daş amaçlayan. bilime ve gerçeğ dayanan. enin ğ ı * Tutacak. at sergileri gibi çalı inde lan uları ş malar. ataraksiya * Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarı lmayan ruh dinginliğ acı olduğ kadar kı i. sı Atatürkçülük * Atatürk'ün düş ve uygulamaları kaynaklanan. * Bu ilkeye bağlı lı k. lmaz ataş ataş e * Bir elçiliğ bağ uzman. atanmak * Bir göreve getirilmek. * Uzun deneme ve gözlemlere dayanı söylenmiş halka mal olmuş darbı larak ve söz.atanma * Bir göreve getirilme. ı er ı yan ş iryan. ate * Atacı lı k. * Su aygı. elçilik uzmanı e lı . lı kla atavizm atbalı ğ ı atçı atçı lı k * Soy at yetiş tiriciliğ yapı at koş . egemenliğ kişözgürlüğ çağ olmayı i. bir * Spermayı idrar yoluna salan iki kanal.

* Gümüş ğ balı. muş * Isı veya piş için kullanı yer veya araç. * Tanrı maz. * Kı zı renginde olan. alev * Öfke. li * telâş lanmak. acı . coş acele davranmak. atefleksiyon * Döl yatağ n biçiminin bozulması ı nı . atölye. ateh * Bunama. * Büyük üzüntü. * Coş kunluk. tma irme lan * Patlayı silâhlarıatı . hı hı rs. örneğateş i böceğolan böcekler takı . k k ateh getirmek * bunamak. acele etmek. ateş almak * yanmak. ateş ğ balı ı * Sardalye. ateş basmak * kı zarmak. sılı baş kan yürümek. tehlikeli bir durum almak. cı n lması * Vücut ısı sı. * Tehlike. nç. k. kta ş ı i ateş böcekleri * Kıkanatlı n lardan. kı p ı na ateş böceğ i * Kıkanatlı n lardan. ateist ateizm * Tanrı mazlı tanı k. i mı ateş kmak çı . rmı. od. felâket. bunaklı ihtiyarlıyüzünden alıduruma gelme.* Ateist. * (ateş silâh) patlamak. heyecanlanmak. tanı ateş açmak * ateşsilâhla mermi atmaya baş li lamak. atelye aterina ateş * Bkz. mak. önüne geçilemez. cı ması sı ş ı * Tutuş olan cisim. ı * Yanı cisimlerin tutuş yla beliren ı ve ık. öfkelenmek. tutuş mak. radı ı ateş bacayı (veya saçağ sarmak ı ) * bir olay. ateş almaya mı geldin? * uğ ğyerden hemen gitmeye kalkan kimseye sitem olarak söylenir. karanlı ıldama özelliğolan böcek (Lampyris noctiluca).

çalı ve becerikli. ateş saçmak . li ateş gecesi * Hristiyanlarda 24 Hazirana rastlayan Yahya yortusunun. pkı zı ateş yanmak gibi * ateş i yükselmek. çalı ş kan. yangıçı n kmak. n lan taş mak lan kayı ateş kesilmek * çok kı n davranı zgı ş larda bulunmak. meydanlarda ateş yakmak. cı ateş gibi * çok sı cak. bu ateş üstünden in atlamak ve çevresinde oynamak yolu ile kutlanan bir önceki gecesi. * Çok yaramaz (çocuk). * (sonradan) çok çalı hareketli ve becerikli olmak. li lan ş a ateş rmısı kı zı * Yanan ateş rengi. * zeki. * çok öfkeli olmak. ş kan * kı rmı. ateş pahası * Çok pahalı . öfkeli konuş mak. hareketli. becerikli. man lmı içi .* Bkz. ateş ğ kayı ı * Ateş ğavlamak için kullanı ve içinde ate ş lan kayı balı ı lan yakı k. in ateş olmayan yerden duman çı kmaz * küçük de olsa birtakı belirtilerin önemli olaylara iş olduğ anlatı m aret unu r. ateş etmek * ateşsilâhlarla mermi atmak. ateş tüğ yeri yakar düş ü * bir acı onu çekenden baş tam anlayamaz veya aynı yı kası ölçüde üzülemez. ateş cirmi kadar yer yakar olsa * hasmıpek önemsenmediğ anlatı n ini r. ateş çiçeğ i * Ballı babagillerden. ş kan. ateş püskürmek *ş iddetli. ateş hattı * Savaş en ilerideki birliklerin ellerindeki silâhlarla ateş ta açabilecekleri hat. * Yangısöndürmede kullanı tulumbayı ı için kullanı büyük ve geniş k. ateş gemisi * Eski çağ larda düş gemilerini yakmak için özel bir biçimde yapı ş yakı maddelerle dolu gemi. ateş püskürmek. ateş parçası * Ateş bir bölümü. ateş kesmek * ateşsilâhlarla yapı atı son vermek. in * Çok canlı . ateş rmısı kı zı renginde çiçekler açan bir süs bitkisi (Salvia splendens).

soba gibi yerlerde kullanı ateşdayanı tuğ lan. ı sı rı ateş tutmak e * az ıtmak. ateş çilik * Ateş çinin iş i. ateşbaş vurmak i ı na * çok öfkelenmek. sı * üzerine ateş silâhla mermi atmak. i mek a ateş vursa duman vermez e * pek cimri olanlar için söylenir. ateş lası tuğ * Ocak. . ı r ateş ! ateş baz * ateş etmek için verilen komut. li ateş vermek e * ateş içine sokmak. * Ateş hüner gösteren oyuncu. ateşçı i kmak (veya yükselmek) * (hasta için) vücut ısı andan çok artmak. ateş atmak e * bile bile çok tehlikeli bir işgiriş e mek.* çok kı zmak. e klı la. lokomotif gibi ateş iş le leyen yerlerde ocaklara kömür atı ateş sürekli yanması sağ p in nı layan ateş çi kimse. kun. ateş dı yağ rmak * ateşsilâhlarla aralı z mermi atmak. * bir ülkeyi savaş sokarak veya kargaşve karıklıyaratarak sıntı yıma uğ a a ş k ı kı ve kı ratmak. kundak sokmak. vapur. li ksı * çevresindekilere ağ sözler söylemek. coş mak. * aş telâş ve sıntı düş ı rı a kı ya ürmek. sı olağ ateşdüş i mek * (hasta için) ateşgeçmek veya azalmak. ateş dayanı e klı * aş ıdan zarar görmeyen. ateş vurmak e * bir yemeğpiş üzere ocağ koymak. ateş vermek * tutuş turmak. * bir yeri kasten yakmak. sinirlenmek. le * Fabrika. ateş in * Ateş coş li. * Osmanlı ş larda enlikler için donanma fiş eklerini hazı rlayan kimse. i ateşuyandı i rmak * sönmek üzere olan ateş i canlandı rmak. çok öfkelenmek.

li ateş letme * Ateş letmek iş i. lan ateş li * Ateşolan. ine * Vücut ısı sı artmak. ateş barut bir yerde durmaz le * biri kı biri erkek iki gencin bir yerde yalnıbaş na kalmaların sakı olduğ anlatmak için z. tüfek gibi patlayı maddeleri patlatmak. coş kulu. hararetli hararetli. un bir . heveslendirmek. ateş lemek * Tutuş turmak. ateş letmek * Ateş lemek iş yaptı ini rmak. ateş lendirmek * Coş turmak. ateş içinde ler * (hasta) çok ateş bir durumda. ş iddetlenmek. leme i * Patlayı maddeleri ateş cı lemekte kullanı cihaz. * Top. ateş leyici * Ateş niteliğolan. ateş oynamak le * pek tehlikeli bir iş uğ mak. ateş lenme * Ateş lenmek iş i. * derece ile ateşölçmek. * Coş mak. kış zı mak. * Cinsel istekleri güçlü olan. le raş ateş leme * Ateş lemek iş i. yanmayı yı azaltmak. ateş ateş li li * Yoğ ve heyecanlı biçimde. ateş kes * Savaş iki kuvvetin karş klı an ı olarak savaşdurdurması rakı mütareke. kı rtmak. ş kı ateş lendirme * Ateş lendirmek iş i. ş ş kı iddetlendirmek. lı ı .ateş (veya nârı yanmak ine na) * bir kimse yüzünden zarara uğ ramak. yakmak. i * Coş coş kun. z ları nı ncalı unu söylenir. ateş almak ini * yüksek vücut ısı düş sını ürmek. ateş lenmek * Ateş lemek iş konu olmak. cı * Kı rtmak. turucu. i * acı. bı ş ma.

ihsan. * Ateş lan veya konulan yer. iş yerlerinde kullanı mdan dolayı kirlenen ve bina dına sevkedilen pis su. lmı atı . inayet. mdan sonra arta kalan ve kâğ veya karton üretiminde ve kâğ ı t ı t hamuru yapı nda tekrar kullanı kâğ veya karton parçaları mı lan ı t . lütuf. çevirmek. i * Yöneltmek. yakı atgiller atı Üsküdar'ı alan geçti * fı n kaçılıartıyapı bir ş kalmadını rsatı rı p k lacak ey ğ anlatı ı r. üzüntü veren. ası z eyler * Atı olma durumu. liş * İ bağ. e ateş gömlek ten * acı . ı lı * Süt veya yoğ çalkamaya yarar küçük yayı urt k. atfetmek * Bir işveya bir sözü bir kimseye mal etmek. ateş lan * Yalancı uydurmacı lı k. * Yöneltme. tüfek gibi silâh. dayanı lmaz. * Mal ederek. * Atları ekleri ve zebraları . sıntıdurum. isnat etmek. i. * Atı ş lan. atı cı * İ niş alan. ş ı atı l . yükleyerek. kayra.ateş silâh li * Patlayı madde aracı mermi atan top. li ateş perest * Ateş tapan. ı * Yalancı lsış uydurup söyleyen. atılı cı k atı f atı fet atı k atı k atıkâğ k ı t * Kâğ iş sürecinden veya kullanı ı leme t. * İ kili bulma. cı ile ateş lik ateş lilik * Ateş olma durumu. . çevirme. yüklemek. attını yi an ğ vuran kimse. kı lı atfen atfetme * Atfetmek işisnat. tek parmaklı memeliler familyası . lı k. cı * Bazı li silâhlar kullanarak yapı spor. yilik. ı ş * Karş k beklemeden gösterilen sevgi. eş içine alan. atısu k * Evlerde.

atı lmak i lma. ş * Etkisiz. iş yaramaz. i * Bir silâhımermisini amaca ulaşrmak için gereken iş bilgi. * Konuş yazacak söz veya bilgi. * Bir ş doğ birden gitmek. lı m atı lı ş atı lma atı lmak * Atı işveya biçimi. hücum etmek. çarpı ş . acak. atı lgan * Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan. aylak. hücum. ini atı lı mcı k atı k mlı * Atı nıişhallaçlı mcın i. atı mcı * Pamuğ yünü yay veya tokmak gibi bir araçla kabartma. hamleci. lma i. süreduran. e * Bkz. atı ş * Atmak işveya biçimi. atı yapan. atı k lganlı * Atı olma durumu. * Patlamak. * Hı ilerleme. * Atı iş lmak i. * İsiz.* Tembel. * Silâhı doldurmaya yetecek veya en az bir atı yapabilecek barut miktarı m . savlet. birden bir davranı bulunmak. lamak. yla lan lı ş * Durumunu geliş tirme gücü gösteren. * Sayı kazanmak amacı yapı atı . * abartmalı konuş mak. lgan atı lı m * İ atı atı iş leri lma. . atı (veya atmak) tutmak p * bir kimse veya bir ş için kötü konuş ey mak. nabıiçin) Vuruş z . k. ine * Saldı rmak. hallaç. zla * Herhangi bir konuda ilerleme çabası . * Giriş ken. hamle. n tı ve * (kalp. hamle. ditme iş yapan kimse. u. atı sağ kazı bağ nı lam ğ a lamak * eş ini sağ kazı bağ eğ lam ğ a lamak. atı lı mcı atı m atı ölümü arpadan olsun n * çok sevilen bir ş yapı ey lı veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa katlanı ı anlatı rken lacağ nı r. * Atmak iş i. * Atı bir ş gidebildiğuzaklı lan eyin i k. eye ru ş ta * Bir iş giriş baş e mek. * Atmak iş konu olmak.

* Çabuk davranan. çevik. * Eski. argaçlamak. çeviklik. atkı * Soğ a karşomuzlara. nda lan * Dokumacı mekikle enine atı iplik kumaş en ipliğ lı kta lan ı n i. üst eş ik. ş tı yapı * Atı ş iş mak i. belli bir ayak üzerine birbirlerini küçük düş ürmek amacı karşklı yla ı deyiş lı söylemek. * Dokuma tezgâhları mekikle enine atı iplik.atıyeri ş atı ş ma * Silâh atma alı rmaları lan yer. atkı lı * Atkı olan. * (yağ veya kar) Serpiş mur tirmek. eski zamanla ilgili. atı ş mak atı rma ş tı atı rma yeri ş tı * Ayaküstü yemek yenilen yer. atik atik atik tetik atiklik * Çabukluk. sı atkuyruğ u . argaç. ş tı ati * Gelecek. poligon. baş sı veya boyna alı örtü. atı rmak ş tı * Acele olarak yemek veya içmek. * Kapı pencerelerin yapı nda üst tarafa konan ağ taş ve mı aç. atkı iplik atkı lama atkı lamak * Dokuma tezgâhları mekikle atkı nda atmak. yandan iliklenen ince uzun parça. veya beton destek. * Kendisine dargıolan bir kimseye barıkmıgibi söz söylemek. uğ ı a. atı rmalı ş tı k * Atı rmaya yarayan. * Atı rmak iş ş tı i. çevik. rta nan * Bazı n ayakkabı nda ve çocuk patiklerinde ayağ üstünden geçen. * Ağ kavgası ı z etmek. * Çabuk hareket edebilen. * Saz ş airlerinin deyiş tartı le ş maları . * Atkı lamak iş i. n ş ş ı * Saz ş airleri. kadı ları ı n * Büyük yaba.

atlandı rmak * Ata bindirmek veya binecek at vermek. * (bası Haberi zamanı verememek veya diğ gazetelerden öğ nda) nda er renmek. * Bu biçimde en uzağ atlamak veya en yükseğaş amacı yarılan atletizm dalı a i mak yla ş ı . * Binmek.70'e ayarlanabilen ve atlamalar için kullanı beden eğ i lan itimi aracı . aldanmak. * Okuma. atlama tahtası * Daha iyi bir duruma geçmek için araç olarak kullanı yer veya kimse. ı . ayaküstü gelecek biçimde kendini bı rakmak. rakı * Sıfı nıokumadan geçmek. atla arpayı dövüş türmek (veya dalaşrmak) tı * fesat karı rmak. * Yanı lmak. kök sapı ömürlü olan. inmek. zları nı ların na rı raktı saç atkuyruğ ugiller * Eğ otugillerden. atlama taşyapmak ı * daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak. atlama * Atlamak iş i. daha çok nemli yerlerde yetiş ve ilâç olarak kullanı bir en lan bitki (Equisetum arvense). atlanma * Atlanmak iş i. * Yüksek bir yerden alçak bir yere. lan atlama taş ı * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlangı p . atlanı lma * Atlanı iş lmak i. * Çı kmak. ş tı k atladı Genç Osman! geçti * bir iş bittiğ veya tehlikenin atlatı ğ anlatı in ini ldını ı r. örneğatkuyruğ olan bir bitki familyası relti i u . n atlambaç atlandı rma * Atlandı iş rmak i. atlamak * Bir engeli sı çrayarak veya fı rlayarak aş mak. ara bozanlıetmek.* Atkuyruğ ugillerden. ç. atlama beygiri * Yüksekliğ1. * Çocukları atlama oyunu. atlanı lmak * Atlanmak. sayı sayma gibi iş lerde bazı bölümleri bı p geçmek. . * Genç kı n saçları baş nıarkası toplayarak uç bölümünü kaldıp serbest bı kları biçimi. atlangı ç * Suyu geçerken üzerine basıatlamak için konulan büyük taşatlama taş p . yazı yazma. * Belirli bir yerden gerilip hıalarak yapı sı z lan çrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aş ı rma.

bir bölgenin fiziksel ve siyasî coğ n. tarih gibi konularda toplu bilgi ile vermek için bir araya getirilmiş rafya haritaları coğ derlemesi. sıdokunmuş tür ipekli kumaş k bir . * istekle. rafyası ekonomi. parlak kı zı rmı çiçekler açan kaktüs. nı atlatı lma * Atlatı iş lmak i. biçimli. * Savmak. ş ması atlas atlas * Dünyanı bir ülkenin. atlatı lmak * Atlatmak iş lmak veya bu iş konu olmak. ş muş atlas çiçeğ i * Uzun ve sarkıyapraklı k . atlas kemiğ i * Boyun omurların üstten birincisi. * Kötü bir durumu geçiş tirmek. atlet * Atletizmle uğ an kimse. * Bir konuyu açı klamak için hazı rlanmıresim veya levhalardan oluş kitap. atlatmak * Atlamak iş yaptı ini rmak. * Atlamak iş lmak. * Yüzü parlak. * (bası Baş ilgililerden önce bir haberin yayı nda) ka mlanması sağ nı lamak. atlas çiçeğ igiller * Kaktüsgiller. nda atlar tepiş arada eş ir. ekler ezilir * büyüklerin çatı ndan küçükler zarar görür. atlaya zı playa * atlayarak. i yapı e atlatma * Atlatmak iş i. raş atlet fanilâsı * Kolsuz erkek fanilâsı . atlar nallanı kurbağ ayak uzatmaz rken alar * küçükler büyüklerin yanı hadlerini bilmelidir. atletik * Atletleri ilgilendiren. * Aldatmak.atlanmak atlanmak * Ata binmek veya at edinmek. atlet gibi. i yapı atlar anası * İ yarı ri . * Vücudu geliş . erkeksi kadı n. * Savsaklamak. miş . isteyerek.

tı *İ stenilmeyen bir ş kendi malı eyi olmaktan çı karmak.atletizm * Beden gücünü. dı ya çı ş arı karmak. nabıgibi kan dolaş ile ilgili organlar için) Vurmak. atlı nca karı * İ bir karı türü (Ponera grandis). kabartmak. eyleri) Hedefe iletmek. * Kovmak.den oluş bir bir lara lı an eğ lence aracı . ağ k kaldı ve atma gibi. * (sille. i * Sözle sataş mak. z ı mı * (sıntı kı dolayıyla) Giyilen bir ş çı sı eyi karmak. * (bir kimseyi) Uzaklaşrmak. atlı spor * At üzerinde yapı bütün sporları genel adı lan n . kı Vurmak. ava alı rı ş labilen küçük bir yı cı (Accipiter nisus). tı * Koymak. ı rlı rma baş yapı vücut çalı ı na lan ş maları . farkı z. * Yalan veya abartmalı söylemek. ndayı atmaca * Kartalgillerden. * Yerleş tirmek. uçaklar vb. * (zaman bildiren tümleçlerle) Geri bı rakmak. * Kullanı lması gelenek hâline gelmiş ş kullanmaktan vazgeçmek. çarpmak. ş arı * Patlayı maddelerle havaya uçurup yı cı kmak. * Ata binmiş kimse. * (kalp. söz * Çatlamak. tı rtı kuş * Sapan. göndermek. ri nca atlı kovalarcası na * gereksiz yere acele ederek. atlı * Atı olan. yı lmak veya yapık olduğ yerden ayrı rtı ş ı u lmak. * Bir yerden baş bir yere taş ka ı mak. atma Recep. din kardeş iyiz * söylediklerin hep yalan (veya abartma). ilgisini kesmek. * Değ eksiltmek. çki * Bilmeden. * Yay ve tokmakla ditmek. tüfek gibi silâhlar için) Patlatmak. * (kurş gülle. ilgisini kesip uzaklaşrmak. * Yazıveya banda alı ş metinden bazı lı nmıbir bölümleri çı karmak. tokat. * Bir ş yere doğ bı eyi ru rakmak. çevikliğ yetenekleri geliş i. dı ya vermek. * Örtmek. * İ içmek. * Binek atı kullanan asker veya asker sıfı nı. tirmeye yarayan koş atlama. lı ç) * (top. * Bir cismi bir yöne doğ fı ru rlatmak. * Uzatmak. süvari. * (yapı ş lmıkötü bir işbirine) Yüklemek. tek u. kestirerek söylemek. bir kenara koymak. atlı nca karı * Yere dikilmiş eksen çerçevesinde döndürülen askı takıoyuncak atlar. bir eyi * Çı karmak. erini atmak . atma * Atmak iş i. ok gibi ş un.

palavracı (kimse). sahiplenmek. atom bombası * Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu enerji oluş temeline dayanan bomba. atmasyon * Uydurma. bağ ı rmak. yollamak. bel. atmı k atmosfer * Erkeklerin cinsel organı salgı ndan lanan madde. * Hava yuvarı . atom enerjisi * Atom çekirdeklerinin parçalanması veya hafif atomlarıkaynaş ndan oluş büyük enerji. meni. * Mercanları bir araya toplanması oluş . * Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası yuvarı . çevresinde elektronlar dolaş proton ve nötronlardan oluş pozitif an. 76 cm uzunluğ nç lan. bı rakmak. atmasyonculuk * Atmasyoncu olma durumu. atmasyoncu * Uydurmacı . er suyu. gaz . ı atmosferik * Atmosferle ilgili. * Götürmek. an elektron yüklü merkez bölümü. inin n sı atom reaktörü * Nükleer parçalanma sonucu oluş enerjiyi kontrol etmekte kullanı düzen. unda ve tabanıcm 2 olan cı l va sütununun ağ ğ(l kg 33 gr). ndan n ması an atom numarası * Bir atom çekirdeğ içinde bulunan protonları sayı. alı ş mak. artıbölünemez. palavra.* (renk için) Solmak. n ile muş k. * Etkisi kaybolmak. halka biçiminde adacı mercan ada. sperma. ı ı rlı atmosfer bası ncı * Atmosferin yeryüzünde bulunan her cisim üzerine yaptı bası ğ nç. na in k atom ağ ğ ı ı rlı * Herhangi bir atomun 16 sayı ile gösterilen oksijen atomuna göre ağ ğ sı ı ı rlı. atom çekirdeğ i * Atomun çekim kuvvetinin etkisiyle. bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. cevvî. * Söylemek. *İ çinde yaş lan ve etkisinde kalı ortam. hava. * Göndermek. * Haykı rmak. ması atom çağ ı * Atom enerjisinin insanlın hizmetine girdiğçağ ğ ı i . * Birkaç türü birleş çeş kimyasal birleş ince itli ikleri (molekülleri). bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluş turan * (eski Yunan filozofları göre) Gerçeğ son. an lan . anı nan * Bası birimi olarak kullanı 150 C de deniz yüzeyinde. atol atom parçacı k.

* Top oyunları topun karştakı oyuncuların vuruş oyun alanın veya kale çizgisinin arkası nda ı m nı uyla nı na * Karada. iş ları yla raş n şı tı lik. atölye resmi * Bir iş ayrı ları gösteren ve atölyede yapı sı nda kullanı 1/1 ölçüdeki teknik resim. atropin * Güzelavrat otundan çı lıhekimlikte kullanı zehirli bir ilâç. aktar. satsan satı lmaz * işyaramadı veya sıntı e ğ ı kı verdiğhâlde vazgeçilemeyen ş ve kimseler için söylenir. * Bir hayvanıbir baş hayvanı n ka yemek için yakalaması . heykel sanatları uğ anlarıçalı ğyer. denizde. atom sayı sı * Bir atom çekirdeğ içerisinde bulunan protonlarısayı. sı * Atomla ilgili. terileri oyalayı. atomcu * Atomculuk yanlı (kimse). ton ve makam temeline bağ kalmadan oluş ğ na ı lı turulan (beste). i eyler attan inip eş e binmek eğ * bulunduğ önemli görevden daha aş ı göreve alı u ağbir nmak. atomik atonal atölye * Zanaatçı n veya resim. av * Atmak iş yaptı ini rmak. * Altı n kı n'ı saltması . * Yeni bir bestecilik çırı göre. attı rma * Attı iş rmak i. inin n sı atomal * Atomlarla ilgili olan. eğ cı lendirici. atsan atı lmaz. attı tı kadar olamamak ğ rnak ı * bir kimsenin sözü edilenden daha değ ersiz olduğ anlatmak için kullanı unu lı r. in ntı nı m rası lan atraksiyon * Gazino gibi yerlerde yapı müş lan. ilgi çekici gösteri. . bölünmez parçalarıkümelenmesinden oluş unu ileri süren öğ n tuğ reti. attı rmak Au aut geçmesi.atom santrali * Atomdan yararlanarak enerji elde eden fabrika. atomculuk * Evrenin. karı p lan * Atomla ilgili olan. gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama iş i. attar * Bkz.

a en avanak avanakça avanaklı k * Avanak olma durumu. ine kin i aval * Saflı sersemlik derecesine varan (kimse). avanağ uygun düş biçimde. lan mı aval * Ticarî senetlerde. av mevsimi * Av dönemi. aptal. * Tuzağ düş a ürülen. * Halkıaş ı n ağtabakası . artı ey av dönemi * Av hayvanların avlanması bu amaçla kullanı av araçların kullanı nıserbest olduğ yı nı veya lan nı lmasın u lı n belirli bölümü. nda nı avadanlı k * Bir işyapmak. zağ gibi ava yardı lıetmeye alı rı ş ar mcı k ş lmıköpek. tı av kuş u * Avlanı kuş lan .* Bu yollarla yakalanan hayvan. ş * olan olmuşiş ten geçmiş k yapacak bir ş yok. avanaklıetmek k * aptallıetmek. avanakça davranı ş . ğ ı aval aval avam * Aptal bir biçimde. iş . kendisinden yararlanı kimse. lı n ş ı ava çı kmak * avlanmak için gitmek. . * Kolaylı kandılabilen veya aldatı kla rı labilen. iş türe-v vb. avanak gibi davranmak. av yasağ ı * Yı av dönemi dında kalan zamanda konulan yasak. na-v. lan -av / -ev * Fiilden isim türeten ek: sı gör-ev. ödemeden sorumlu olanları ödememesi hâlinde üçüncü bir kiş alacaklı senet n inin lara bedelini ödeyeceğ iliş verdiğgüvence. * Avanak gibi. le-v. aptal aptal. kopoy. av avlanmı tav tavlanmı ş . bön. * Halk. . av köpeğ i * Tazı . avadancı * Eski Osmanlı sarayı bir sıf hademe. bir aracı i onarmak için kullanı alet takı . öd-ev. k avangart * Öncü.

çilik. için * İe yaramaz.avans * Alacağ sayı üzere önceden yapı ödeme. ü ı yan ı msı ş an avara avara avara kasnak iş lemek (veya dönmek) * hiçbir iş yaramadan boş e una. avaraya almak * o bölümün çalı nı ş ması durdurmak. . yararlı (durum veya ş ey). avantüriyer * Serüvene atı maceracı lan. beleş bedavacı karcı çi. avantajsı z * Yarar sağ lamayan. avantacı lı k * Çı lı beleş bedavacı karcı k. kötü. stan ayan * III. yararsı z. ka yı lması * Kıya dayanı sandalıaçı yı larak n lması kürekçilere verilen komut. ladı ı avantacı * Çı . avantür * Serüven. Avarca * Avarlarıkullandı dil. .IX. beleş ten. n ğ ı avare . . avans almak * öndelik almak. emek vermeden sağ ğkazanç. ş * Üzerinde döndüğ ve kendisini taş milden bağ z olarak çalı mekanizma. avans vermek * öndelik vermek. . lı k. avanta * Bir kimsenin. ey.VI. avantajlı * Yarar sağ layan. yüzyı arası Moğ llar nda olistan'da VI. avantadan * bedavadan. kâr. * Bir geminin baş bir gemiden veya kıdan açı . macera. peş ı na lmak lan inat. Avar * Kuzeydoğ Kafkasya'da Dağ u ı Federe Cumhuriyeti'nde yaş halk. avans çekmek * öndelik çekmek. öndelik. avantaj * Üstünlük sağ layan ş yarar. yüzyı arası Orta Avrupa'da yaş ş llar nda amıhalk.

lara * Baş hayvanları ka yakalamakta usta olan (hayvan). avcı otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. raş .* İsiz. baş . parlak zehirli bir bitki (Adonis). ş siz ı boş ı boş avare dolaş mak * iş iş güçsüz. avcı ı uçağ * Düş uçakları düş man nı ürmek için kullanı uçak. baş luk. siz ı boş mak. * Osmanlı önceleri yalnıolağ larda z anüstü durumlarda. avcı * Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kimse. aylaklı ş ı boş k. nda avcı hattı * Savaş düş ta mana doğ dağ ru ı ön safta ilerleyen asker topluluğ larak u. k avarelik avarı z * İsizlik. tümsekler. avare olmak * iş güçsüz dolaş siz mak. belâlar. avcı etmek lı k * avlanma ile uğ mak. * Bir ş büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çı eyi karan. aylak dolaş siz. baş . engeller. yüzey biçimleri. mek avareleş mek * Aylaklıetmek. avazı ktı kadar çı ğ ı * çok yüksek sesle. avare etmek * bir kimseyi iş inden alı koymak. avareleş me * Avareleş durumu. avarya avaz avaz avaz (bağ ı rmak) * var gücüyle bağ ı rmak. ü * Çeş sebeplerle dayanı lını esnekliğ kaybetmiş itli klı ı ve ğ ini yapağve yün. * Engebeler. * Kazalar. kokusuz. baş luk. iş güçsüz. nara. tan avcı eri * Piyade mangası her ere verilen ad. ise * Bir deniz yolculuğ unda geminin veya yükünün gördüğ zarar. sonraları sürekli olarak halktan toplanan vergi. * Avcı özgü olan. tanı kimse. ı * Yüksek ses. lan avcı lı k * Avcı olma durumu veya iş i. aylak.

billûr. avize ağ acı * Zambakgillerden. geri gelmek. unu avcunun içi gibi bilmek * (bir yeri. çok . kurnazlı kandı kla rmak. rakı su avisto avize * Ödenmesi gereken poliçelere yazı ve "görüldüğ lan ünde" anlamı gelen bir terim. ve na avdet * Dönüşgeri gelme. * (genellikle Musevîler için) İ dinine dönmüş slâm olan. farkı avgı n * Duvarda suyun geçmesi için bı lan delik veya üstü kapalı yolu. avize biçiminde sarkı iri ve beyaz k. in avcunu yalamak * umduğ ele geçirememek. * Yardakçı lar. avlanma * Avlanmak iş i. acı avlak avlama * Avlamak iş i. * Sayı . çiçekli bir süs ağ (Yucca glosiosa). * Voleybolda karşoyuncularıboş raktı ve yetiş ı n bı ğ ı emeyeceğyere topu yavaş indirip sayı i ça alma. Amerika'dan dünyanıher yanı yayı ş n na lmıolan. av yeri. na * Tavana ası ş lan. avlanmak * Avı olan yer. cam veya metal süslü aydı nlatma aracı . amdanlı . avcuna saymak * peş olarak ödemek. avcunun içinde tutmak * ona istediğ yaptı ini racak güçte olmak. lâmbalı . bir ş çok iyi ve ayrı lı eyi) ntıolarak bilmek. avdet etmek * dönmek. diri * Tuzağ düş a ürmek. . avdetî avene averaj * Ortalama. avcunun içine almak * bir kimseyi baskı etkisi altı almak.avcu kaş ı nmak * halk inanına göre eline bir yerden para geçeceğanlaş ş ı i ı lmak. avlamak * Bir avı veya ölü olarak ele geçirmek.

elin ı avuç (veya el) açmak * dilenmek. avuç dolusu . av için dolaş mak. ava çı kmak. ldı ı * Kadı n öteberi sattı pazar yeri. . yardı istemek. nda * (para için) Bol bol. düş ve davranı batı daş ünce ş ta ölçülerinde bulunma. pek çok. lara lara lar Avrupalı * Avrupa'da yaş ayan. nda k. * Kadı n. para istemek. avrat pazarı * Cariyelerin satı ğpazar. davranıve yaş ları benimsemek. * Avuçlayarak.* Avlamak iş konu olmak. avlu avokado avrat * Bir yapın veya yapı nı grubunun ortası kalan üstü açı duvarla çevrili alan. Afş ar. nları kları avret * Ut yeri. Avrupalı benzer. * Karı . * Elin iç tarafı . ine * Ava gitmek. Avş ar avuç * Bkz. ş antı nı Avrupalı lı k * Çağ olma. en n Avrupaî * Avrupalı vergi. avlatma avlatmak * Avlanmak iş yaptı ini rmak. laş Avrupalı mak laş * Avrupalı n düş ları ünce. ndan * Avrupa'ya özgü olan. Avrupa ile ilgili (olan). Avrupa kayı nı * Avrupa'da yetiş bir kayıtürü. eş * Avlatmak iş yaptı ini rma. Avrupalı ma laş * Avrupalı mak. * Yarı yumulmuş alacağmiktar. m avuç avuç * Her defası bir avuç. Avrupa halkı olan kimse. * Amerikan armudu (Persea americana). * Elin yarı yumulmuş durumu. Avrupalı gibi.

avurt şirmek iş * yanağ iç tarafı ı n ndaki boş u su veya havayla doldurup şkin duruma getirmek. devlet dairelerinde baş kaların hakkı nı nı aramayı . avuç içi * Elin parmak dipleri ile bilek arası ndaki iç bölümü. teselli. avuçla almak. i kasın nı avukat tutmak * adlî iş lemleri gereğ yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu görevli kı ince lmak. taş yan * Gerekmediğhâlde baş nısavunması üstlenen kimse. avunma avunmak * Avunmak iş teselli. avunç * Acın hafiflemesi veya unutulması nı . avukat * Hak ve yasa iş lerinde isteyenlere yol göstermeyi. avukatlı k * Avukat mesleğ i. teselli bulmak. *İ nsanı avutan ş teselli. dar (yer). ı * Gereksiz. korumayı meslek edinen ve bunun için yasanıgerektirdiğş n i artları ı kimse. avurt * Yanağ ağ boş u hizası gelen bölümü. müteselli olmak. * (hayvan) Gebe kalmak. avuç içi kadar * pek küçük. avuntu avurdu avurduna geçmek * çok zayı flamak. luğ iş avurt ünsüzü . mahkemelerde. acını sı unutturmak. * Avukatı yaptı iş n ğ . avuntu. avuçlamak * Avuçla kavramak. * Bir ş uğ arak acını eyle raş sı unutmak. teselli etmek. * korkutucu büyük sözler söylemek.* (para için) Pek çok. ey. boş savunma. i. ı ı luğ n z na avurt satmak (veya avurt zavurt etmek) * beceremeyeceğş i eyleri becerebilecekmiş konuş gibi mak. avundurma * Avundurmak iş i. * Acını sı hafifletmek. avundurmak * Oyalanması sağ nı lamak. yetinmek. avuçlama * Avuçlamak iş i. sıntı kı lardan uzaklaş mak. * Oyalanmak.

nda * Bir ayıherhangi bir gününden ertesi ayıaynı n n gününe kadar geçen veya yaklaş 30 gün olarak kabul ı k edilen süre. yüksekten atmak. yapa-y vb. bel. kamer. ay -ay / -ey * Birdenbire duyulan acı rı ş ı ürkme veya sevinç anlatı . a a ndan an ndan bal. dal. r. açı ey k. gün-ey. al kelimelerindeki l ünsüzü gibi.* Dil ucunun ön damağ veya art damağ çarpması oluş ve dilin yanları akan ses: Dil. fat ay ağ ı lı * Ayı aylası n . avutma avutmak * Avutmak iş teselli. erkeğ kuyruğ lir biçiminde ve çok süslü bir Avustralya kuş (Maenura superba). * anlaş ı lmayacak bir ş yok. lı n * Art arda gelen iki yeni ay arası geçen süre. * Avutan. teselli eden. * Avutulmak iş i. fladı ı avurtlu * Çalı satan. avurtlama * Avurtlamak iş i. ağ veya aş rma. m Avustralya kara tavuğ u * Serçegillerden. teselli etmek. yüz-ey vb. * (bir kimsenin acını sıntınıYatı rmak. ay aydı hesap belli n. yüksekten atan. hale. avurtlamak * Büyülenmek. m avurtları çökmek (veya avurtları birbirine geçmek) * çok zayı ğyüzünden belli olmak. hesap ortada. i. düz-ey. . inin u u Avustralyalı * Avustralya kökenli olan (kimse). y * Fiilden isim ve sı türeten ek: ol-ay. * Çalı satmak. -ay / -ey. el. dene-y. ine Ay * Yer yuvarlağ n uydusu olan gök cismi. Avusturyalı * Avusturya kökenli olan (kimse). *İ simden isim türeten ek: kol-ay. ı nı * Yı on iki bölümünden her biri. sı veya kı sı) ş tı * Oyalamak. avutucu avutulma avutulmak * Avutmak iş konu olmak.

ay balı ğ ı * Ay balıgillerden. ğ ı ü k ı na Akdeniz'de yaş bir balıtürü. klar mın mı ay balta * Ağ yarı daire biçiminde olan balta. n i ş ı * Ayı dolunay durumundaki parlak durumu. kuyruk yüzgeci hilâl biçiminde olan. ay örümceğ i * Ay modülü. * Bkz. n ay karanlı ğ ı * Bulutlar arkası kalan ayıyaydı hafif aydı k. n Ay tutulması * Yer yuvarlağ n Güneş Ay arası girmesiyle. ay evi ay gibi * Ayla. geceyi açı geçirmek. kamer takvimi. husuf. ay yı z ldı ay yı lı * Ayı on iki kez yeni aydan yeni aya gelmesi için geçen süre (354 gün 8 saat). ay dedeye misafir olmak * gece açı yatmak. ayan k ğ ı ğ ı ay balıgiller ğ ı * Kemikli balı takı nı çengel çeneliler alt takı na giren bir familya. pervane balı. ay ığ şı ı * Ayı yeryüzüne verdiğık. teber. inin * Genellikle vakit geçirmek için içi yenen kuru yemiş idi. kta kta ay dönümü * Aybaş ı . çeş ay dede * (çocuk dilinde) Ay. görünüş balıbaş benzeyen. tı için lan ak yapan araç. mehtap. Ay'ıyer yuvarlağgölgesinde kalması ı nı ile na n ı . nda n ğ ı nlı ay modülü * Gözlem araçları içinde taş ay araşrmaları kullanı ve ay yüzüne yumuş iniş nı ı yan. n z ay takvimi * Ayı gökyüzündeki görünen hareketine ve evrelerine göre düzenlenen takvim. kemer balı (Mola mola). zı m ay çekirdeğ i * Ay çiçeğ tohumu. n aya * Türk bayrağ ı ndaki ayça ve beşş yı zdan oluş simge. ay parçası . 3 m boyunda. ay parçası (gibi) * (kadıveya kıiçin) çok güzel. ınlı ldı ı muş . ay harmanlanmak * ayıçevresinde ayla oluş n mak.

* saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri durumuna geçmek. * (hasta) iyi olmak. ayağile (veya kendi ayağile) gelmek ı ı * kendi isteğ gelmek veya emek çekilmeden elde edilmek. ayağdüş ı mek * Bkz. iyle ayağuğ ı urlu * geldiğyere uğ getirdiğ inanı (kiş i ur ine lan i). rcası * bağlanmak için yalvarmak. ayağ(veya ayakları ı ) dolaş mak * yürürken telâş ayakları tan birbirine takı lmak. eyi ayağ bağ ı na olmak * (biri) bulunduğ yerden ayrı na veya yaptı işsürdürmesine engel olmak. ayağyerden kesilmek ı * ayağyere değ olmak. ı ta ayağyürüten başr ı tı * halkıdüzen içinde çalı nı takiler sağ n ş ması baş lar. heyecanlanmak. yolu düş mek. . dikilmek. u lması ğ i ı ayağ bağ ı na vurmak * önüne bir engel çı karmak. ı mez * bir taş binip yaya yürümekten kurtulmak. ayağ kalkmak a * ayakları üzerinde durmak. ı ş ayağ (veya bacağ geçirmek ı na ı na) * aceleyle bir ş giymek. i baş na ayağalı ı ş (veya alı mak ş mamak) * bir yere sürekli gitmek (veya gitmemek). ayağ fı a rlamak * hı ayağ kalkmak. ayağ (veya ayakları kapanmak ı na na) * alçalı na yalvarmak. ayağüzengide ı * hemen yola çı kmak üzere olan.* Elin parmak dipleriyle bilek arası ndaki iç bölümü. zla a ayağ kaldı a rmak * telâş heyecana düş ve ürmek. ayağdüze basmak ı * güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek. avuç içi. iyileş mek. * Yapraklarıdüz ve parlak bölümü. telâşkapı a lmak. * telâş lanmak. ayak tabanı . ayağ(veya ayakları ı ) suya ermek * bir gerçeğanlayarak aklı ı gelmek. n ayağ düş a mek * işilgisiz ve yetkisiz kimseler karı e ş mak.

ayağ gelmek ı na * alçak gönüllülük göstererek birinin yanı gelmek. * (birinin) iş yükselmesine engel olmak. ayağ gitmek ı na * alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanı varmak. yorulmadan yapmak. gözetmeksizin birinin yanı gelmesini sağ na lamak. yürümesine engel olmak. yarı sevinçle söylenen söz. fesleğ ister (veya takar) baş ı nda en ı na * yoksulluğ bakmayarak süs ve gösteriş una yapmak ister. gitmeye üş enmek. ı k * dikkat. inde ayağ dolanmak (veya dolaş ı na mak) * baş na yapmayı kası tasarladı kötülük kendi baş gelmek. ayağ kira istemek ı na * gelmeye nazlanmak. ı nı nı vıp ayağ (veya ayakları) öpeyim ı nı nı * yalvarım. ayak iş lerini bı kmadan. ş ı ayağ bağ ı nı lamak * engel olmak. ğ ı ı na * iş yapmakta olan birine engel olmak. na * emek çekilmeden elde edilmek. rı ayağ alamamak ı nı * ağ veya uyuş dolayıyla ayağ oynatamamak. soğ su mu dökelim? ı cak na uk * ender gelen bir konuğ yarı a sitem. na ayağ ip takmak ı na * bir kimseyi çekiş tirmek. ayağ sı su mu. ayağ donu yok.ayağ çabuk ı na * bir yere alılandan daha kı sürede gidip gelen. ayağ çekmek ı nı * sısıgittiğbir yere artıuğ k k i k ramaz olmak. na ayağ çelme takmak ı na * biri yürürken ayakları na ayak uzatı düş arası p ürmek. ayağ getirmek ı na * sı saygı ra. ayağ (veya ayakları) altı almak ı nı nı na * tek bacağ (veya bacakları) kırı üzerine oturmak. ilgiyi kesmek. ş ı sa ayağ çağ ı na ı rmak * yanı gelmesini istemek. . ayağ üş ı enmemek na * hamarat olmak. ayağ denk almak ı nı * baş nıkendisine yapması kaların ihtimali bulunan kötülüklere karşuyanıdavranmak. ayağ düş ı na mek * çok yalvarmak. rı ma sı ı nı * alılan bir yere gitmekten kendini alamamak.

ka lanı . ayağ nı ayağ yorganı göre uzatmak ı nı na * giderini gelirine uydurmak. ş ı ndan kaların * ölmek üzere olmak. ayağ kaydı ı nı rmak * bir yolunu bulup birini iş inden veya görevinden uzaklaşrmak. ayağ n pabucunu baş giymek ı nı ı na * dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. sı boş * serbest davranması engelleyen iliş nı kilere son vermek. ayağ sürümek ı nı * verilen bir işağ i ı almak. ayağ n tozunu silmeden ı nı * henüz yoldan gelmiş ken. ayağ n altı almak ı nı na * tekme ile dövmek. uğ radı ı ursuzluk getirir.ayağ denk basmak ı nı * dikkatli ve uyanıdavranmak. ayağ n pabucu olamamak ı nı * değ ondan çok aş ı erce ağolmak. * baş nı yere artıuğ kası bir k ramaz duruma getirmek. ardı baş nı da gelmesine yol açmak. ayağ n (veya ayaklar) altı ı nı nda * (yüksek bir yerden) geniş alanı bir görür durumda. * değ bir kimseyi üstün bir yere geçirmek. ayağ n türabı ı nı olmak * bir kimse baş bir kimseye kul gibi bağ p onun her emrini yerine getirmek. tı ayağ n bağ çözmek ı nı ı nı * karını amak. ayağ n (veya ayakların) altı öpeyim ı nı nı nı * "pek çok yalvarım" anlamı kullanı rı nda lı r. k ayağ giymek ı nı * ayakkabını sı giymek. ayağ vurmak ı nı * ayakkabı ı yara etmek. mak * halk inanına göre bir kimsenin gelmesi. ayağ n altı karpuz kabuğ koymak ı nı na u * bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle iş inden uzaklaşrmak. ayağ n bastı yerde ot bitmez ı nı ğ ı * uğ ğyere bereketsizlik. ayağ tek almak ı nı * bir iş iyi düş te ünüp dikkatli davranmak. uğ ramamak. ersiz ayağ n tozu ile ı nı * yoldan gelir gelmez. rdan * bir yerden uzaklaş üzere bulunmak. henüz dinlenmeden. tı ayağ kesmek ı nı * bir yere gitmez olmak.

* Bir doğ runun baş bir doğ ka ruyu veya bir düzlemi kestiğnokta. ayak değtirmek iş * talim yürüyüş kı bir adı atmak yolu ile adı nı kalarınkine uydurmak. ünde sa m mları baş nı ayak diremek * bir düş ünceyi. nda * Halk edebiyatı koş nda uklarda kı yedekli dizelere verilen ad. * (buzdolabı ölçülerinde) İ ngiliz ölçüsü fut'un kübü alı narak hesaplanan değ er.5 cm uzunluğ m ı n undaki ölçü birimi. sa * Yarı arş veya 30. ı nı ayak bağ ı * Bir yere veya bir iş gidilmesine engel olan ş e ey. ayak ayak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne almak. ş ı aş ayak divanı * Olağ anüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padiş n katı yla bir konuyu görüş ve karara ahı lması mek bağ lamak için yapı toplantı lan . * Büyük bir ı a karı ikinci derecedeki akarsularıher biri.4 cm değ erinde İ ngiliz uzunluk ölçüsü birimi. * ilk kez gitmek. bağ e) lanmak. * Halk edebiyatı uyak. uğ ramamak. * 30. bayağ ı . ayak basmamak * bir yere hiç uğ ramamak. * Herhangi bir zemin üzerinde ayağ bı ğiz. kendi tutumundan ş mamak. n ağ da * Bacak. * Yürüyüş ağ k veya çabukluk derecesi. i * Aş ı ağdüzeyde. * (bir yere veya mesleğ girmek. avutmak. bir davranı sonuna kadar sürdürmek. nda an ı n ayak çekmek * kandı rmaya çalı ş mak. * Ayakta yapı sohbet. sı radan. * Birtakı ş m eylerin yerden yüksekçe durması sağ nı layan dayak. * Vücudun belden aş ı ağbölümü. ayak atmamak * bir yere hiç gitmemek. fut. ı raktı n ı . ayak atmak * girmek. ulaş mak. ayak bileğ i * Baldı r kemikleriyle tarak kemikleri arası bulunan ve yedi kemikten oluş ayağ arka bölümü. uğ ramak. ayak basmak * bir yere varmak. * girmek. ayakta toplanan meclis.ayak * Bacakları bilekten aş ı bulunan ve yere basan bölümü. kadem. lan ayak iş i ayak izi * Birtakı getir götür iş m leri. gelmek. ün ı rlı * Basamak. rmağ ş an n * Göl ayağ ı . destek veya bunlardan her biri.

n lan lan * Ayak parmak uçların oluş nı turduğ dar dayanak yüzeyi. * Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret. n ayak yapmak * birini aldatmak. ayak oyunu * Hile. u ayakaltı almak na * hakir görülmek. nda ayak yalı n * Yalı ayak. kandı için dalavere çevirmek. i ayak takı mı * Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayıyla toplum içinde aş ı sı ağdurumda olan kiş iler. cı ayak sürümek * verilen bir işağ i ı almak. ya ine ı lı ayak makinesi * Ayak yardı ile iş mı letilen makine.ayak keseri * Ayakta durarak ağ yontmaya elverişuzun saplı aç li keser. rdan * gönderilen yere isteğile gitmemek. karı . u ayak uydurmak * yürüyüş adı atını kalarınkine uydurmak. ayak satısı cı * Gezgin satı. ayak kirası * Bir haber veya eş getirene emeğ karşk verilen para. ayak tedavisi * Ayakta oluş bir hastalın veya rahatsı ğ tedavisi. ayak teri. yeri. te m ş baş nı ı * kendi gidiş davranını kasınkine benzetmek. ayak teri * Ayak parmakları ndan çı pis kokulu salgı arası kan . an ğ ı zlın ı * Ayakta tedavi. ı ayak ucu * Yatanıveya yatı bir yerin ayak uzatı yönü. ayak tarağ ı * Bkz. tarak. ayak topu * Futbol. ve ş baş nı ı ayak vermek * âş atı ı ş k maları dinleyicilerden biri uyak belirtmek. ayak kirası . gözden çı lmak. ayak tutmak * mani yarı ş maları karş ndakine uyması nda ı sı gereken uyağvermek. rmak ayakaltı * Gelip geçenlerin çok olduğ yer.

ayakaltı bı nda rakmak * ezilmesine. ayakkabı dolabı . ğ ı * Çocukları cambazları ayakları takıyürüdükleri çifte sık. i. ayakçı ayakkabı * Özellikle sokakta ayağkorumak için giyilen ve altı ı kösele. merdiven basamağ ı . baş rma. korumamak. * Ayakkabı yapmaya elverişolan (deri. lan * Bir iş süresince tutulan hizmetçi. n na p rı * Ayak iş lerinde kullanı kimse. pabuççu. cı ayakçı n * Dokuma tezgâhları atkı nda ipliklerini hareket ettirmek için ayakla bası tahta ayaklı lan k. toprakbastı nan . . ş larla u ayakkabı lı k * Ayakkabı konulan yer. ayakbastı * Bir yere dı dan gelen insan ve eş ş arı yadan alı vergi. * Dokuma tezgâhı ayaklı. ayaklanmak * (çocuk için) Yürümeye baş lamak. yok olması göz yummak. cın i. ayaklama * Ayaklamak iş i. * Ayakkabı lan yer. na ayakaltı dolaş nda mak * bir iş yaramadı hâlde herkesin iş engel olacak biçimde ortalı dolaş e ğ ı ine kta mak. satı ayakkabılı cı k * Ayakkabınıiş pabuççuluk. ayakkabı vurmak * (ayakkabı ) ayağzedelemek. lâstik gibi dayanı maddelerden yapı ayak klı lan giyeceğ pabuç. n. * Gezici satı. ı ı z ayakkabı cı * Ayakkabı yapan veya satan kimse. kösele gibi ş li eyler). kı ı kaldı yam. çerçi. ayaklamak * Ayakla ölçmek. ayakçak * Merdiven. * Birçok kimsenin cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmesi. ayaklanma * Ayaklanmak iş i. isyan. ayağrahatsıetmek. ayakkabı nı ları çevirmek * konuk ayakkabı nı ları gidiş yönüne doğ düzgün biçimde sı ru ralamak. * bazı davranı konuğ gitmeye zorlamak. ayaklandı rmak * Ayaklanmak iş yaptı ini rmak. ayaklandı rma * Ayaklandı iş rmak i.

baş ı kaldı rmak. ayakta . istemeye istemeye gitmek. gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek. ayaklı mani * Cinaslı ayaklarla söylenen bir mani türü. ayaklı canavar * Çok hareketli.* (hasta için) Yürüyebilir duruma gelmek. pedal. * Ayağ kalkıgitmeye davranmak. . ı ta ayakların (veya ayağ n) ucuna basmak nı ı nı * çok yavaşsessiz. ayakları geri gitmek geri * bir yere gönülsüz. a p * (birçok kimse) Cebir ve ş iddet kullanarak devlet güçlerine karşgelmek. ayakları nısürümek * güçlükle yürümek. ayağ sürümek. p ayaklar altı almak na * önem verilmesi gereken ş eyleri hiçe saymak. sorulan her soruya cevap verebilen kimse. uyanıkalkmak. yaramaz. ayaklar baş lar ayak olmak . * Ayağolmayan. cin gibi çocuk. baş * değ kimseler baş geçip. ayaklı ma koş * Halk ş iirinde müstezat tarzı söylenen deyiş nda . * Uyanmak. * Ayakçak. ayakları değ yere memek * çok sevinmek. ı * Bir destekle yere dayanan. çok ş okumuş öğ ey ve renmiş olan. ayaklı * Ayağolan. değ kimseler ise en geride bı lmak. * Ayakla iş letilen. ı nı ayakları yerden kesmek nı * bir taş binerek yürümekten kurtulmak. ayaklı k * Ayakla iş letilen makinelerde ayağ bastı yer. isyan etmek. * Taban. çiğ nemek. ı ayaksı z ayaksı zlar * Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sıfın en ilkel yapıtürlerini içine alan bir takı nı nı lı m. ersiz a erli rakı ayakları dolaş mak * yürürken ayakları birbirine takı lmak. ı n ğ ı * Ayak basacak yer. ayakları (veya ayağ kara su (veya sular) inmek na ı na) * uzun süre ayakta kalmak veya yürümekten çok yorulmak. ayaklı kütüphane * Pek çok konuda bilgisi olan.

* bozulması yılması çökmesine engel olmak. kenef. tuvalet. heyecanlı lı . kı sürede. * yılmamak. . a ş * Telâş. * Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiğdoğ i rultudaki alt yön. ayakta tutmak * o ş sürekliliğ sağ eyin ini lamak. rtı ayar . kı * değ yitirmemek. * Hazıyemek. k ayan olmak * belli olmak. açı k. * bir kuruluş yaş un aması sağ nı lamak. apaçı açıseçik. na. . ayakta uyumak * aş dalgı ş kı veya yorgun olmak. festfut. abdesthane. ayaktaş ayakucu ayaküstü * Arkadaşyoldaşhempa. önemini korumak. * Oturmadan. * İ gelenler. eş ayan âyan * Belli.* Ayağ kalkmıdurumda. ayan beyan * Besbelli. * İ n besin artı yla idrarı boş ğyer. ayakyolu ayal * Karı . kademhane. lan ayakta tutmak * oturtmak gerekirken oturtmamak. sa * Acele olarak. bilinir olmak. leri * Senato üyeleri. çökmemek. . erini ayakta tedavi * hastanı yatağ yatılması n a rı gerekli görülmeyerek kendisine ayakta yapı tedavi. ayakta durarak. memiş nsanı kları nı alttı ı hane. r ayaküzeri * Ayaküstü. k. kı na. helâ. aş n ayaktan * (kesim hayvanları canlı için) olarak. ayandon * 18 Ocak'ta baş layan bir fı na. ı rı n. ayakta kalmak * oturacak yer bulamamak.

* İleri birbiriyle çatı ş ş mayacak veya zamanı bitirecek biçimde düzenlemek. ş ta * Değ derecesi. * Bir aygıbelli bir iş tı yapabilecek duruma getirmek. ayarlatmak * Ayar ettirmek. cı ve musluk aksamı sışrmak amacı kullanı ağ açı ğayarlanabilen özel alet. n ğ ı ayarı bozuk * Belli bir ayarı olmayan. ı . * (altıve gümüş n için) Belirli bir ayarı olan. doğ ru. birbirine uygun duruma getirilmek. düzensiz. * Altı gümüş madenlerden yapı şeylerin saflıderecesi. ı klı z ı ayarsı z * Ayarı lmamı ayarı yapı ş . karakter veya aklı yerinde olmayan. . düzenli iş duruma getirmek. er ayar etmek * (bir aygın) çalı nı tı ş ması düzeltmek. ayartılı cı k * Ayartını yaptı iş cın ğ . z * Ölçüsüzlük. nda * Kandı rmak.* Bir aygın gereken işyapabilmesi durumu. düzensizlik. * Baş çı tan karan. * Davranı ölçüsüz. bozuk. ayarlamak * Bir ölçünün doğ unu belli bir örneğ göre düzeltmek. ayarlanmak * Ayar edilmek. gibi lmış k * Bir iş veya bir davranı gereken ölçü. ayarlı * (saat ve makine için) Ayarlanmı doğ çalı ş ru . ayarlı pense * Vida. tı i * Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. vata nıkı tı yla lan. ayarsı k zlı * Ayarsıolma durumu. n. doğ ruluğ e rulamak. ş ları * (altıve gümüş n için) Belli bir ayarı olmayan. ş sağ ması lanmı düzeltilmiş ş . ler ayarcı * Esnafıkullandı ölçü aletlerini denetleyen görevli. düzenli. ayartı ayartı cı * Baş çı tan karma. ayarlatma * Ayarlatmak iş i. doğ yoldan saptı ayartan. ayarlanma * Ayarlanmak iş i. ayarlama * Ayarlamak iş i. * Ahlâk. ru ran.

* Duru. sakin havada çı kuru soğ kan uk. ayartmak * Baş çı tan karmak. ayazlanmak ayaz . * (hava ve gece için) Soğ uk. ine ayartma * Ayartmak iş i. * Kandı rmak. ayaza çekmek * kın kuru soğ artmak. * Ayazda kalı üş p ümek. ayaz kesmek * uzun süre soğ kalıüş ukta p ümek. rı ayazlandılmak rı * Ayazlanması lanmak. ş arı uk ayaz vurmak * (sebze ve meyveler için) donmak. eline bir ş geçmemek. çalı ğyerden ayıp baş nı yanı çalı ş ı tı rı kasın nda ş maya kandı rmak.ayartı lma * Ayartı iş lmak i. ayazlanma * Ayazlanmak iş i. rmak ayazlandı rmak * Ayazlanması sağ nı lamak. yere ey ayazlandılma rı * Ayazlandılmak durumu. * Birini. doğ yoldan saptı ru rmak. ş ı uk ayazda kalmak * soğ kalmak. ukta * boş beklemek. * Boş beklemek. ayartı lmak * Ayartmak iş konu olmak. yere ey ayazlama * Ayazlamak iş i. ayazlandı rma * Ayazlandı durumu. ayazlamak * (hava) Ayaza çevirmek. eline bir ş geçmemek. ayaz paşkol geziyor a * dı da çok soğ var. sağ ayazlandılmırakı rı ş * Halk inanına göre sı tedavisinde kullanı üzere rakın açı balkonda veya dı da bekletilmiş ş ı tma lmak nı larak ş arı hâli.

* Rumlarıkutsal saydı kaynak veya pı n kları nar. ayda yı bir lda * çok seyrek olarak. * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinme. h. ay ay olarak. ay dönümü. i . gün çiçeğ günebakan.* Ayazda bı lı soğ rakı p umak. n ğ ı * Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapı ş yı zlı alem. ünceli (kimse). taraça. tenevvür etmek. ayçiçeğ i * Birleş ikgillerden. aydemir aydı n * Iş alan. tenevvür. nlı * Bir sorun üzerine gereğkadar bilgi edinmek. karş na konulan eş ık kaynakların sayı ile orantıolarak aydı k görünmesi. yurdumuzda çok yetiş i tirilen bir bitki. * Ayı ilk günü. i * Bir yüzeyin. n * Ayı ilk günü. i. ayazlı k ayazma aybaş ı * Evlerde serinlemek için kullanı önü açıyer. aydı k. ayça * Ayı ilk günlerinde aldı yay biçimi. âdet görmek. lmıay ldı süs. it aydı nlanma * Aydı nlanmak iş i. münevver. lan k . tahtaboşbalkon. gündöndü (Helianthus annuus). ı sı it ş ı nı sı lı nlı aydı nlanmak * Aydı k olmak. n aybaşolmak ı * (kadın) ayda bir döl yatağ nı ı kan gelmek. ileri düş . ıkl ı nlı ı k ş . * Bu bitkinin yağ karı tohumu. sarı renkli çiçeğçok iri olan. ayçöreğ i * İ tarçı ceviz konularak ay biçiminde yapı ş çine n. çı lan ayçiçeğyağ i ı * Ay çiçeğ inden çı lan yağ karı . mimarlı çizim için kullanı özel bir kâğ kta lan ı t. * Yüzü yay biçiminde bir çeş keser. ayazlatmak * Soğ bekletmek. saydam. ukta * Ayazda soğ utmak. ayazlatma * Ayazlatmak iş i. okumuşgörgülü. * Kolayca anlaş ı kadar açı(söz veya yazı vazı lacak k ). hilâl. aydı nger * Parlak yüzeyli. ndan aybeay * Aydan aya. ı * Kültürlü. lmıçörek.

* iri yarı cüsseli. * Duyguda ölçüyü kaçı ş rmı . * Vücutta belirli bir görevin sağ lanması yarayan organlarıhepsi. n ndan lan boş luk. saf. nlı * Bir sorunla ilgili gerekli bilgileri veren.aydı cı nlatı * Aydı k verici. ay-gün takvimi * Güneş görünen hareketlerine göre düzenlenen takvim. ş ı rı iş aydı nlatmak * Karanlı giderip görünür duruma getirmek. ine aydı nlatma * Aydı nlatmak iş i. aygı r gibi aygı t * Birçok parçadan yapı ş cihaz. ık. ayet * Kur'an surelerini oluş turan cümlelerden her biri. aydı k nlı * Bir yeri aydı nlatan güç. güçlü (kimse). ş ı * Iş alan. aydı kölçer nlı * Aydı kları nlı ölçmeye yarayan aygılüksmetre. aydı lma nlatı * Aydı lmak iş nlatı i. na n * Birkaç aletin uygun biçimde eklenmesinden oluş turulan ve bazı deneylerin yapı na yarayan takı belli lması m. cihaz. çok yorgun. lmıalet. zlı aygı r deposu * Aygı n bakı ğbüyük ahı rları ldı ı r. ı k. t. aydı lmak nlatı * Aydı nlatmak iş konu olmak. aygı r * Damı k erkek at. * Kendinden geçercesine âş vurgun. vazı lacak k h. aygı n * Bitkin. temiz. in ay-gün yı lı * Hem ay evreleri değ imi hem de güneş gökyüzündeki görünen hareketi göz önüne alı iş in narak düzenlenmiş olan takvim yı lı . * Sahnelerin ıklandılması i. aygıbaygı n n * Güçsüz. * Kötülükten uzak. * Bir yapın ortası gelen oda ve öbür bölümlerin ık alması damıortası zemine kadar açı nı na ş ı için. ı k * Kolay anlaş ı derecede açıolan. ğ ı * Bir sorun üzerine bilgi vermek. . bitkin.

iri gövdeli hayvan (Ursus arctos). * kaba. dan. ayı görmeden bayram etme * bir iş gerçekleş meden ona oldu gözüyle bakı sevinilmemelidir. ş sı ayı gördüm. ayı klama * Ayı klamak iş i. küçük taneli yemiş veren. ş sı * Ayı oynatmayı edinen kimse. ayı ı bacağ * Çift yan yelkenlerden birini sağ birini soldan kullanma biçimi. i.ayı * Memelilerin et obur takı ndan. anlayı z (kimse). kaba ve anlayı z (kimse). ları * Sarhoş u veya baygı ğgeçmiş luğ nlı ı olan. kaba ve hoyrat (kimse). beş mı parmaklı . uyanı ş lı k. yı za itibarı (veya minnetim) yok ldı m * bir ş en iyisine alı ktan sonra ondan aş ı eyin ş tı ağolanlar beni doyuramaz. ayı ğ balı ı * Fok. luğ bir * Anlayı. * Ayını iş mesleğ cın i. bir çocuğ el ş yapması gücünü onda denemesi karş nda kin a akası veya ı sı ayı plama yollu söylenir. ayını bı yüzüne vurmak * birinin kusurunu yüzüne söylemek. ayı an boğ ayı cı * İ yarı ri . ayı klamak ayılı cı k ayı giller ayı k . tüylü bir bitki (Arbutus uva ursi). tabanları basarak yürüyen. iş * Sert. ndan akayı ayı üzümü * Fundagillerden. ayı pirincin taş ! kla ı nı * bir iş pek karık ve içinden çılmaz durumda olduğ anlatmak için kullanı in ş ı kı unu lı r. ayı yürüyüş ü * Gergin kol ve bacaklarla dört ayak yürüme. ler ayı yavrusu ile oynuyor * iri ve yetiş birinin ufak tefek birine. * Memeli et oburlardan. ayı içine alan bir familya. yurdumuzda boz türü na bulunan. * Sarhoş u geçmiş biçimde. lı p ayı gülü * İ çenekliler sıfın düğ çiçeğ ki nı nı ün igiller familyası bir ş k türü (Peconia corollina). * Kaba saba. ayı gibi * iri yarı .

oku-y-ayı bekle-y-eyim vb. inin ayı lı k * Kabalı kaba davranı k. * aş ölçüde sinir bunalı ı rı mları geçirmek. Osmanlı alfabesinde yirmi birinci harf. aklı ı gelmek. ayı klanma * Ayı klanmak iş i. lması sağ -ayı / -eyim m * İ kipi tekil 1. . kişeki: yaz-ayı çiz-eyim. luk.* Bir ş içinden. ayı lma ayı lmak * Ayı iş lmak i. ayı klatmak * Ayı klamak iş yaptı ini rmak. kendine gelmek. ayı k klı * Ayıolma durumu. temizlemek. ayı n * Arap alfabesinde on sekizinci. stek i m. * Ayı nı lamak. * Bir görevde gereksiz görülenleri iş inden ayı rmak. çki bir u ağsı * Ayı ltmak iş i. gereksiz veya istenmeyen taneleri veya maddeleri ayıp çı eyin e rı karmak. k ayı kmak * Ayı lmak. baş na ayı ı kulağ * Çuha çiçeğ bir türü (Primula auricula). . stı ayı klanmak * Ayı klamak iş konu olmak. m. ayı ltı ayı ltma ayı ltmak ayıon dördü n * Dolunay. nlı * Aklı ı gelip gerçeğgörmek. ayı etmek lı k * kaba davranmak. uyamayanları n yok olmasıı fa. * Yaş varlı ayan klarda ortamış n artları en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması na . ayı bayı lı p lmak * birini kendinden geçercesine sevmek. baş na i * İ içmiş kimsenin duyduğ baş rı ve sersemlik. * Sarhoş baygı k gibi bir durumdan kurtulmak. ş . mahmurluk. kendine gelmek. işyaramayan. ine ayı klatma * Ayı klatmak iş i. uyanmak.

kusuru olmayan. ayıetmek (veya yapmak) p * yakıksı davranmak. bı * Ayı. rma i ayım rı * Cisimleri. ayı ngacı * Tütün kaçakçı. ayı plamak * Kı namak. ayı p * Toplumun ahlâk kuralları aykıolan. utanı durum veya davranı na rı lacak ş . eksiklik. ayı planma * Ayı planmak iş i. ş karş sı ayı çatlatmak nları * bu harfin gösterdiğArapçaya özgü sesi gı i rtlakta boğ umlamaya çalı ş mak.ayıon dördü gibi n * yüzü çok güzel (kadıveya kı n z). ayı plama * Ayı plamak iş takbih. n ayı raç ayı ran ayıcı rı * Ayı özelliğveya gücü olan. birleş veya ayrıma uğ ime ş ı ratarak niteliklerini belirtmede kullanı madde. bı ayı r söylemesi ptı * "bunu söylemek size karşsaygızlıolacak. ama söylemek zorundayı anlamı özür dilemek için ı sı k m" nda kullanı lı r. ı yalı ğ rma i . kusuru olan. miyar. sı ayı lı ngacı k * Tütün kaçakçı ı lı. takbih etmek. i. tütün. * Kusur. ayı nga * Kaçak tütün. lan * Işı n ögelerine ayı özelliğolan. ş zca ı ayıyerler p * vücutta örtülü tutulması gereken yerler. * Utanç veren. ayı planmak * Ayı plamak iş konu olmak. ine ayı plı ayı z psı * Ayı. ğ ayın kı türküsü var. * övünmek gibi olmasıama. kı da Ahlat üstüne nı rk rkı * bir kimsenin hep aynıeyi veya hikâyeyi anlatması ında söylenir.

hayı(Vitex agnus-castus). farika. it ş ta ayım yaratmak rı * farklı çı lı karmak. * (bir ş veya yeri) Bir ş veya kimse için kullanmayı ey ey belirlemek. k ayımlama rı * Ayım yapmak iş rı i. n ayı t * Mine çiçeğ igillerden. aççı t ayı kaval çalmak ya * anlayı z bir kimseye bir ş anlatmaya çalı ş sı ey ş mak. * Ayı rmak iş yaptı ini rmak. * İ veya daha çok kimse arası ki ndaki anlaş . uzlaş bozmak. ayı edilmek rt * Ayı etmek iş konu olmak. nüans. e boyunda bir ağ k. . tahsis etmek. bir ey * Aynı cinsten olan ş arası eyler ndaki ince fark. * Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak.* Ayı rmak iş i. iş ini * Seçmek. eyi ran i ayı rtı ayı rtma ayı rtmak ayı rtman * Sı navlarda. saklamak. rı ayı rma * Ayı rmak iş i. ayı rmaç ayı rmak * Bir ş benzerlerinden ayı etmeye yarayan durum veya öge. fark gözetmek. tefrik etmek. eyi rt * Bölmek. mümeyyiz. * Bir yeri bir engelle bölmek. ayımlamak rı * Ayım yapmak. * Birbirinden uzaklaşrmak. lan ayı rtmanlı k * Ayı rtmanıgörevi. Akdeniz çevresinde yetiş mavi. fark gözetmek. temyiz etmek. rt ine ayı etmek rt * Birkaç ş birbirinden ayı niteliğanlamak. * Ayı rtmak iş i. ayı vurmadan postunu satmak yı * henüz ele geçmemiş ş üzerinde hesap yapmak. 1-2 m en. tı * Nitelik değ ikliğ anlamak. ayım yapmak rı * eş davranı bulunmamak. mayı mayı * Farklı davranmak. mümeyyizlik. soruları hazı n rlanması notlarıverilmesine kadar bütün değ ndan n erlendirme çalı ş maları na katı görevli. beyaz veya menekşrenginde çiçekler açan. ikilik ortaya atmak.

* Çapraz. zı t olmak.ayin * Dinî tören. yapacak bir iş ta i olmamak. düz yoldan ayrı lmak. ters. bir ş yapmayarak. aynı ayinicem aykı rı aykı doğ rı rular * Aynı düzlemde bulunmayan doğ rular. aykılaş rı ma * Aykılaş iş rı mak i. aykılama rı * Aykılamak iş rı i. ters gelmek. mugayir. aykı olmak rı * ters olmak. boş oturmak. ş aylaklı k * Aylak olma durumu. ters düş mek. î n in ldı. ibadet. avarelik. * İsiz. mugayeret. ş ı ı lı * Bazı kutsal kiş ilerin başetrafı gösterilen ık çevresi. . ş ey aylak aylak olmak * boş olmak. avarelik. karş ters. boş ş gezen. * İsizlik. * Mevlevî tekkelerinde okunan ağ bestelerin biçimi. muhalefet. ay ağ . ş ş ı a. aykılaş rı mak * Aykıduruma gelmek. aykı düş rı mek * uygun gelmemek. aylakçı lı k * Temelli iş sahibi olmama durumu. kestirmeden gitmek. rı ayla * Ayı ve bazı ldı n dolayı n yı zları ndaki ık çevresi. aykılamak rı * Dikey olarak gelmek. iş sizlik. rı aykılı rı k * Aykıolma durumu. * Bütün noktaları düzlemde bulunmayan. ru e ı t. hale. aylakçı * Temelli işolmayan iş i çi. ı r * Mevlevî ve Bektaştekkelerinde kadıve erkeğ birlikte katı ğ dinî müzikli sohbet töreni. * Gidilen yol üzerinde olmayıgidiş p yönüne ters düş en. avare. ı * Alılmı doğ diye bellenmiş uygun olmayan. ı nda ş ı * İsiz. aykı katmanlaş rı ma * Katmanları düzenli bir biçimde olmayan katmanlaş ma.

ayı baş na lmak. * Ay olarak. aç. aylıalmak k * bir aylıçalı karşğ para almak. aylı k * Birine. mehtaplı şı ı . * Ay ığolan.. görevi karş ğolarak veya geçimi için her ay ödenen para. bir ay için. na aylı klı ayma aymak aymaz . * Gerçeğanlamak. aylandı z * Sedef otugillerden. boş oturmak. devam etmek. maaş. Avrupa'ya Çin'den getirilmişkı zamanda yetiş boy attı için bir gölge ağ olarak . aydan beri var olan. kla ş an * Baş geliri olmayıyalnıaldı aylı geçinen kimse. * Ayda bir kez yapı veya çı lan kan. * . gafil. aklı ı gelmek. aylı kçı * Aylı çalı kimse. aylı geçmek ğ a * çalı ş karş ğolarak her ay belirli bir para alı ması ı ı lı nacak bir iş baş e lamak. * Aylamak iş i. * Bir ay içinde olan veya bir ay süren. aylı * Üzerinde ay biçimi bulunan. aç aylanma * Aylanmak iş i. * Ayı dolduran bir süre geçirmek. * Kendine gelmek. sa ip ğ ı acı dikilen. kötü kokan bir ağ kokar ağ (Ailanthus glandulosa). ka p z ğ kla ı * Aylıalan (kimse). aylanmak * Bir yerin çevresinde dolanmak. aylama aylamak * Beklemek. ı ı kla lı * Aymak iş i. aylarca kalmak. aylıvermek k * aylıolarak üstlenilen parayı k ödemek. iş güçsüz dolaş siz mak. maaş ıı lı . k ş ma ıı lında aylıbağ k lamak * emekli olan veya baş sebeplerle çalı ka ş mayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek. i * Çevresinde olup bitenlerin farkı varmayan. k lı * Karş ğaylı ödenen.aylaklıetmek k * boş durmak. çalı ş mamak. * Sürmek. * gündelikten veya ücretten kadroya geçmek..

durum. varlı n görüntüsünü veren. in uç * (atlarda) Diz kapağ ı . * Işı tan. na aynası z * Aynası olmayan. acak ayn ayna * Göz. * Parlak yüzlü. aymaza yakı na ş durum. ayna tı ı rnağ * Aynayı duvara tutturmak için kullanı nikel veya kromla kaplanmımetal parçası lan ş .aymazlı k * Çevresinde olup bitenlerin farkı varamama durumu. durgun. * Hileci. iş hile karı ran. lı u n yazı ç ayna gibi aynacı lı k aynalı aynalıtahtası k * Sandalları kıtarafları oturanısı nı n ç nda n rtı dayaması yarayan tahta. anı me lı sı levha. yi * (Karagöz oyununda) Perde. aynacı * Ayna yapan veya satan kimse. kı zı mavi renkli bir erik türü. * İ bir durumda. * Aynası olan. a ş z. * Hoş gitmeyen. aynabakar * Büyük. da ğ ı aynalı k * Geminin ve bağ bulunduğ limanıadı lan. gaflet. yakıklı ş . ran ey. aynası k zlı * Aynasıolma durumu. mısı ayna taş ı * Yapı t ve çeş gibi yerlere konan yazıveya yazız süslü taş . güzel. cilâlı sı cam. bir tan. * (deniz için) kı ltız. yolunda. kötü. yakıksı çirkin. * dümdüz ve parlak. ı aynalı sazan * Üzerinde az sayı büyük pullar bulunan bir tür sazan balı. ı yansı ğ kları ve rlı * Gemilerde iş aretçi erlerin kullandı dürbün. yumurtamsı rmımsı . z aynaz * Bataklı k. ş . ine ş tı * Aynacın yaptı iş nı ğ veya aynacı ı olma durumu. ğ ı * Akı ve anaforun birleş i yerde oluş su burgacı ntı tiğ an . * Doğ ramacı ve yapılı çerçeve içine geçirilen tahta veya taş lı k cı kta levha. ı * Polis. ters. * Küreğ yassı bölümü. biçimsiz. düz veya az yuvarlak kıbölüm. * Bir olayı durumu yansı göz önünde canlandı olay. .

pkı. einsteiniyum. nı * Olduğ gibi. il. kası il. lik. * Ayı edilemeyecek kadar benzeri özdeş tı sı rt i. aynı ünceyi ileri sürmek. lik. ş düş aynı ya çı kapı kmak * sonuç bakı ndan fark etmemek.aynaz aynen aynı * Köy oyunları yöneten kimse. . aynı telden çalmak * aynıeyi söylemek. * Taş r veya taş ı nı ı nmaz üzerinde doğ rudan doğ egemenlik yetkisi veren ve herkese karşileri sürülebilen ruya ı * Aynı olma durumu. ayniyat ayniyet * Para olarak değ madde olarak verilen. * Değ meyen. aynı mı sonuca varmak. * Birleş ikgillerden. aynı u iş yla. özdeş ayniyet. iş u * Kullanı lmaya veya harcamaya elveriş taş li. çiçekleri sarı renkli bir kıbitkisi (Calendula arvensis). aynı potada erimek * benzer konuları sorunları ve birlikte düş ünmek veya değ erlendirmek. araları ayrı olmayan. ayol ayraç * Daha çok kadı n kullandı bir seslenme sözü. değ tirmeden. nları ğ ı * Yay ayraç. ı nması kolay eş ya. * Baş değ yine o. olduğ gibi. aynî aynî hak haklar. bununla birlikte. aynı lı k aynı sefa aynı yla aynî * Gözle ilgili. aynş tayniyum * Bkz. iş nda m aynı zı ağ kullanmak * aynıeyi söylemek. ş aynı yolun yolcusu * kötü sonları birbirine eş olan. * Aynı özdeş lı k. aynı zamanda * Hem de. r * Hiçbir değiklik olmadan.

ayraç açmak * söz veya yazı içine. kı tı ayran * Süt veya yoğ yayı çalkalanarak yağalı ktan sonra kalan sulu bölüm. safdil. na ayrı cinsten * Farklı da olan. ayrancı lı k * Ayran yapısatma iş p i. heterojen. coş mak. * Baş baş türlü. ı na ayrı ayrı * Birbirinden ayrı olan. ayrı m bası * Genellikle bir dergide yayı mlanmıbilimsel bir yazın ayrı broş olarak bası . değik. ayran gönüllü * Çabuk âş olan. budala. ı k ayrancı * Ayran yapan veya satan kimse. ayran budalası * Aptal. ayranı budur. ayrı * Yerleri bir olmayan. z. atla (veya tahtı yok revanla) gider sı çmaya * yoksulluğ bakmadan gösteriş una yapmaya kalkanları gülünçlüğ anlatmak için kullanı n ünü lı r. * (her biri) Ayrı olarak. ı rı ayranı içmeye. mak i ayranlaş mak * Ayran durumuna gelmek. ayran delisi * Bön. ayranlaş ma * Ayranlaş özelliğveya durumu. ka * Yalnı tek baş olan. sersem. yarı sudur m sı * yapı bir iş yarı yamalak olduğ bildirilmek için kullanı lan in m u lı r. sersem. iş * Her biri için. yapı ayrı çanak yapraklı lar . * aş bir cinsel arzu duymak. ş nı bir ür mı ayrı çekmek baş * topluluktan ayrı kendi baş iş lı p ı yapmak. lan ayran ağ ı zlı * Aptal. ayranı kabarmak * öfkelenmek. ası l konu ile ilgisi az olan bir bölüm sışrmak. ka. urt kta ı ndı * Yoğ urdu sulandı rarak yapı içecek.

* Ayrı önem verilerek. istisna. kökü hekimlikte idrar söktürücu olarak kullanı yabanî bir bitki (Agropyrum repens). ayrı calı ayrı k calı * Baş ndan ayrı üstün tutulma durumu. ayrı z cası * Ayrı tutulmadan. ş ı * Ayrıotu. imtiyazsı z. ayrı kaları tutulan. ayrı ca * Ayrı olarak. müstesna. ik p ş ayrı tutmak * farklı davranmak.* Çanak yaprakları birbirine bitiş olmayan bitkiler. ayrıküme k * Ortak elemanları olmayan küme. istisnası z. . imtiyaz. miş ayrı mek düş * birbirinden uzakta kalmak. ey nda ayrı yapraklı taç lar * Taç yaprakları birbirine bitiş olmayıyan yana yer almıbulunan bitkiler. * Ayrı tutulan. ayrı tutulma. baş kaları benzemeyen. kaları ve ayrı k tanı calı nmak (veya göstermek) * baş ndan ayrı üstün tutmak. ş ı * Ayrı olma durumu. bir * Bundan baş ka. ayrı klı tutma. na calı * Kur'a dı. ldı ı * Ayrı ş lmı . müstesna. istisnaî. k * Düzgün ve uygun olmayan. ayrı k tanı imtiyazlı calı ı calı nan. çarpı k. . . kaları ve ayrı klı calı * Ayrı ğolan. ağ iki . ayrıotu k * Buğ daygillerden. müstesna. ayrı ç ayrı k * Yol kavş ı yolun ayrı ğyer. * uyuş mamak. ayrı k tanı calı ı calı nmayan. ayrı ksı calı z * Ayrı ğolmayan. kural dı olan. ayrı gayrı bilmemek (veya ayrı gayrı olmamak) sı sı * birbirinden hiçbir ş esirgemeyecek durumda olmak. ey ayrı yapmak seçi * birkaç ş arası fark gözetmek. * Baş na benzemeyen. lan ayrı klı ayrı k klı * Ayrı tutulmuşbenzerlerine uymayan. ayrı .

ksı ayrı z ksı * Hiçbir ayrı olmadan veya hiçbirini ayrıtutmaksın. kalılı k ı tı . ayrı lanmak * Ayrı duruma gelmek. ayrı lı ksı k * Ayrı olma durumu. * (karı koca için) Evlilik birliğ bozmak. odağ veya merkeze birleş a tiren doğ runun büyük eksen ile yaptı açı ğ . nda bir ayrı lı ayrı lı k * Ayrı ş lmıolan. ı * Önermelerin birbirine bağ lanması leminde ya . ayrıma lı ş * Ayrımak iş lı ş i veya durumu. ayrı lanma * Ayrı lanmak durumu. bir kimseden. ayrı mak laş * Benzerleri arası ayrı yeri ve önemi olmak. kendilerini taş nesnelerle. * Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı n cinsin kaplamı giren kavramlar arası yakı na ndaki bağ . ş ı töre ş lara rı ayrı ay ksı * Ayı yörüngesindeki en beri noktası art arda iki geçiş n ndan i arası ndaki süre farkı . ayrı ma laş * Ayrı mak iş teferrüt. bir ş eyden uzaklaş mak. şı ın * Ayı rmak iş konu olmak. istisnası bilâistisna.. * Ayrı iş lmak i veya biçimi. ilineklerin tözle bağ sı cı karş . ayrı yı ksı l * Yerin kendi yörüngesindeki günberi noktası art arda iki geçişarası ndan i ndaki süre farkı . ı yan lantı. laş i. hiperbol) üzerinde hareket eden bir cismi. ya ve ya da ile gösterilen iliş iş ki. * Düş ünce. * Bir biçmeden geçen beyaz ığ türlü renklerde görünmesi. eksantrik.* Bir konik (elips. ğ ı k zı z. parabol. munfası l. daire. lantı ayrı ksı * Alılagelmiş ve davranı aykıolan. ine * Bir yerden. * Birinden uzak düş me. teferrüt etmek. ayrı lı ş ayrımak lı ş * Birbirinden ayrı lmak. ayrı lma * Ayrı iş lmak i. k. * Evlilik birliğ yargıkararı geçici bir süre için kaldılması inin ç ile rı .. görüş veya duygu arası ndaki uymazlı mubayenet. * Ayrı olma durumu. ayrı duran. ve ini ayrı lmak ayrı lmazlı k * Özelliklerin.

laş ayrı mak mlaş * Ayrı duruma gelmek. tafsilâtlı . detaylı . * Bir kimse veya nesnenin bir baş yla karı rı kası ş lmaması sağ tı nı layan ayrı benzer ş lı k. msı zlı ayrı ntı * Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri. farklı ma. tafsilât. ayrıklı ş k ı * Ayrık olma durumu. . it it. baş k. malarıson biçimini aldı aş n ğ ama. * Bir tiyatro eserinde ana düş ünceye yardı olan kelime. çeş çeş muhtelif. farklı ma. farksı z. ayrı mlama * Senaryonun hazı rlanması geliş nda tirim ile çevrim senaryosu arası yer alan. aynı mlı .ayrı m * Ayı rmak iş tefrik. mufassal. ayrı lı mlı k * Ayrı olma durumu. lı ntı yla i. cümle veya eş mcı ya. senaryonun sahne ve nda ayrı nıbelirlendiğ başca karakterlerin ayrı ları çizildiğ konuş mların i. fark. teferruat. ayrık ş ı * Ayrı ş ş olan. değik. bir ş görmek. araları ayrı bulunan. mlı laş ayrı mlı * Ayrı olan. ayrı lara inmek ntı * bir konuyu en küçük noktası kadar inceleyip araşrmak. ayrı zlı msı k * Ayrı z olma durumu. * Cinsleri ve türleri birbirinden ayı ana karakter. ayrı msama * Ayrı msamak iş i veya durumu. mlaş i. detay. ş ı ayrım ş ı * Ayrı ş iş mak i. mı * Ayrı türden. farksı k. fark. laş * Hücrelerin veya canlı organizmaları iş n levlerine veya yaş ş ayıtürlerine iliş yapı nitelik kazanması kin sal . fark etmek. na tı ayrı lı ntı * Ayrı sı ntı olan. eyleri birbirinden ayı ran özellik. kalı * Alt bölüm. farklı mak. eyi eyi ayrı z msı * Ayrı olmayan. ı ayrı ma mlaş * Ayrı mak iş farklı ma. laş * Bir iç kayanıkatı ması n laş sürecinde yer ve zamana göre ayrı n ortaya çı mları kması . olayı tamamlanmıbir parçası veren film bölüğ n ş nı ü. i. ayrı msamak * Bir ş anlamak. * Bir veya daha çok sahne içinde geliş tirilip. ran * Ayrı noktası lma . farklı mlı lı k. * Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri. teferruatlı . farklı mı nda m iş .

orta yükseklikte bir ağ (Cydonia vulgaris). sarı tüyler. ayva kompostosu * Ayvadan yapı komposto. lçı z. ufak çekirdekli meyvesi. kararsı(kimse). . . şı ı * İ düzlemin ara kesiti. iş z aysberg * Buz dağ ı . gece). * Moleküllerin. bankiz. mak. na * Ayrı nı lamak. tahallül. aytı ş ma * Aytı ş iş mak i. birliğbozmak. sarı acı renkte. aç * Bu ağ n büyük. tüylü. i * Moleküller. * Ay ığolmayan (gökyüzü. lan ayva marmelâdı * Ayva ve ş ekerden yapı ezme. n iş i lan * Değ ken huylu. a * Halk ş airleri belli bir ayak çerçevesinde karşklı ş ı atı lı mak. aysfild aysı z * Buzla. ayrı rmak ş tı * Bütünün bozulması sebep olmak. ki ayş n ekadı * Kı ksı lezzetli bir tür taze fasulye. çiçekleri iri ve pembe. n ayrı ş mak ayrı rma ş tı * Ayrı rmak iş ş tı i. ş ması sağ ayrı t aysar * Ayı etkisiyle huyunun değ tiğsanı (kimse). ayva ayva göbekli * göbeğçukur olan (kimse).ayrı ş ma * Ayrı ş iş mak i. aytı ş mak * Atı ş mak. mayhoşdokusu sertçe. * Gülgillerden. lan ayva reçeli * Ayva ve ş ekerden yapı kokulu reçel. türlü etkenlerle geçici olarak daha yalı atom ve moleküllere bölünmesi. i ayva hoş afı * Ayvadan yapı hoş lan af. türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalıatom veya moleküllere bölünmek. lan ayva tüyü * Vücuttaki ince. yaprakların altı nı tüylü. n * Birbirinden ayrı lmak. tartı ş münakaş etmek.

hilekâr. umulandan veya gerekenden eksik. eş . nitelik. açların u * Teras. sıtüylü. * (dedikodu için) herkesçe duyulmak. ayyuka çı kmak * (ses için) yükselmek. çok yık ve otsu bir bitki (Achillea nobilis). ayyaşk lı ayyuk * Ayyaş olma durumu. biraz. * Göğ en yüksek yeri. az saymak. ün * Göğ kuzey yarı küresinde bulunan bir takı yı zı en parlak yı zı ün m m ldın ldı. n * Dolandıcı rı. ş ş ı ı tı * Nicelik. azı msamak.ayvadana ayvalı k ayvan * Yüksekliğ15-70 cm . güç. * Bir parça. llı * Ayva ağ nı çok bulunduğ yer. * Bir tarafı ş ya açıolan oda. * Ayvazı görevi. yavaş yavaş . tı * Koca. ikisi de bir. içken. az az az buçuk az bulmak * yeterli görmemek. * Dolandıcı rılı k. yayı lmak. işbozulmak. Bu saltması de gösterilir. soluk sarı i k çiçekli. Az az * Azot'un kı lması gaz N kı saltı . i ayvaz * Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalı rı uş ş lan ak. ayvaz kasap hep bir hesap * ha öyle ha böyle. ile * Alılmıolandan. kün. dı arı k ayvayı yemek * kötü duruma düş mek. sundurma. * Küçük ölçülerle. az buz olmamak . bekri. erkek. süre bakı ndan eksiklik bildirir. mı * Uzun süreli. ayvazlı k ayyar ayyarlı k ayyaş *İ çkiye düş içkici. çok karş .

aza çoğ bakmamak a * olanla yetinmek. erkin. erkin. * Az denecek bir miktara inmek veya eskisinden az bir duruma gelmek. oldukça.* (bir ş azı ey) msanacak kadar olmak. * Vücut parçası . * eğ düzeyi düş kalmı üretimi daha çok ilkel tarı dayanan. * azı msamak. serbest olarak gürültüden azade yaş ı boş amak. azade azade * bir ş eyden kurtulmuşuzak. n klı tüğ nı azade * Baş . serbestlik. hafiflemek. az gelmek * yetmemek. gerçekleş mesi. tenakus. * Etkisini yitirmek. organ. * Üye. daha çok istemek. bulunmak. ı boş * Baş . serbest. az çok * Bir parça. . doğ kaynakları gereğ itim ük ş . azaltma . azadelik * Azade olma durumu. bitmesi çok yakı olmadını nken ğ anlatı ı r. n. ı az geliş miş * geliş gecikmiş mesi olan. aza sormuş "nereye?" "çoğ yanı demiş lar: un na" * küçük kazançları bile hep varlı kimselere düş ü inancı belirtir. rslı çı aza * Organlar. * birinin herhangi bir karakter bakı ndan göründüğ gibi olmadını mı ü ğ anlatmak için söylenir. az tamah çok ziyan getirir * hı ve pinti insan her zaman zararlı kar. * Azaltmak iş i. az günün adamı olmamak * çok yaş ş görmüş amıçok . az daha az değ il! * az kalsı neredeyse. azalma azalmak * Azalmak iş eksilme. az kaldı (veya az kalsı n) * bir iş olması in . az görmek * umduğ undan eksik bulmak. i. vücut parçaları . ma al nı ince değ erlendiremeyen (ülke).

mlı * En büyük. * (Anadolu'nun birçok bölgesinde) Çiftlik uş ı ağ . azarlanmak * Azarlamak iş konu olmak. en çok. i. kı rmak. * Anadolu beyliklerinde donanmadaki görevlerde kullanı asker. * Organik veya ruhî büyük sıntı kı . azap * (Müslümanlı Dünyada günah iş kta) lemiş olanlara ahrette verilecek ceza. * Görkem. ezinç. heybetli. * Süreyi uzatarak. tekebbür. böbürlenmek. azarlama * Azarlamak işpaylama. * Gururlu.azaltmak * Az denecek bir miktara indirmek veya eskisinden az bir duruma getirmek. azarlamak * Paylamak. maksimum. lan azamî azap azap çekmek * ahrette ceza görmek. * çok büyük sıntı uğ kı ya ramak. büyüklük. hafifletmek. * Görkemli. tekdir etmek. çalı satmak. kurumlu. paylanmak. * Ululuk. heybet. * Debdebe. m. * Etkisini yitirmesine sebep olmak. * Debdebeli. çok büyük. yavaş yavaş az. ine ı laş . * Çalı kurum. üzmek. . * Gurur. * Çalı . en yüksek. kötü sözle karş mak. m azametli * Ulu. azarlanma * Azarlanmak işpaylanma. azar iş itmek * azarlanmak. azamet azamet satmak * büyüklük taslamak. az * Küçük ölçülerle. i. azar azar azar * Paylama. azap vermek * acı çektirmek.

azatlı * Azat edilmiş (cariye veya köle). * (köle ve cariyeler için) özgürlüğ geri vermek. na * Azgıduruma getirmek. * Oldukça az. azarlatmak * Azarlamak iş yaptı veya azarlanması yol açmak. azdılmak rı * Azması yol açmak. * Azerî halkı özgü olan. yoldan çı ş ş kanlı karmak. ndan Azerî * Azerbaycan Cumhuriye'tinde ve güney Azerbaycan'da (İ ran'da) yaş Türk soylu halk veya bu halktan ayan olan kimse. * Okullarda paydos. ini rmak na azat * Serbest bı rakma. n * Şmartmak. salı vermek. * Azat edilemez. ş azelya . azatlı k * Azat olma durumu. * Azması sebep olmak. * Açalya. Azerî halkı ilgili (olan). Azerbaycanlı * Azerbaycan halkı olan kimse. rakı ş azat etmek * serbest bı rakmak. azatsı z azca azdılma rı * Azdılmak iş rı i.azarlatma * Azarlatmak iş i. serbestlik. köle). * Azmıolan. * Serbest bı lmıolan. * Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye. na azdı rma azdı rmak * Azdı rmak iş i. ünü azat eylemek * azat etmek. ı * Kötü davranıveya alı klara sürüklemek. na ile Azerîce azgı n * Azerbaycan Türkçesi.

azgı mak nlaş * Azgıduruma gelmek. ı tı * Bir toplulukta herhangi bir nitelik bakı ndan ayrı ötekilerden sayı az olanlar. * Cinsel istekleri aş olan. ütücü diş . * Azıkoymaya yarayan kap veya torba. az bulmak. * (süre ve miktar için) Az olarak. n azık aş kaygız baş cı ı m sı ı m * derdim olması da baş bir ş istemem. ekalliyet. azgı n. korkunç. çoğ mı ve ca unluk * Bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayı az olan topluluk. anı erli azı i diş * Azı . harman zamanı önce biçilip savrulan ekin. daha fazlası istemek. * (çocuk için) Çok yaramaz. *Ş iddetli. azı i. gı da. biraz. aç azı a saymak (veya tutmak) çoğ * verilen küçük bir armağ çok ve değ kabul etmek. az görmek. * Azıolarak ayrı veya hazı k lan rlanan yiyecekler. azık cı * Çok az. u sı nı azı k nlı karş . nda er öğ ütmeye yarayan diş ortak adı dişöğ lerin . n ka ey azı k azı klı * Yiyecek. * Azgıolma durumu. ndan * Gözü bir ş eyden yı lmayan. n * Cinsel istekleri aş laş ı mak. ca azı k hükûmeti nlı * Mecliste çoğ unluğ olmayan bir partinin kurduğ hükûmet. ı rı azgı ma nlaş * Azgı mak iş nlaş i. yarası hemen kapanmayan. ğ ı * Yoksulları doyuran. * Öküz arabaları ön ve arka yastı dingile bağ nda kları layan ağ çivi. biraz. u u . k * Hemen yemek üzere. çok etkili.* (ten için) Çabuk iltihaplanan. azı k klı azı lı azı msama * Azı msamak iş i. azı msamak * Bir ş umulduğ eyin undan az olduğ yargına varmak. rı azgı k nlı azı * Köpek diş lerinden sonra içeriye doğ alt ve üst çenenin iki yanı beş tane bulunan ve yiyecekleri ru. besin. ekalliyet. * Azı olan.

azı rmak ş tı * Azı na yol açmak. ı azil * Görevden alma. azimli * Kararı tutumunda direnen. azı ş ma azı ş mak * Gittikçe kış ş zı mak. * Kararlı kararlı lı kla. * Muziplik. * Azı iş tmak i. * Sevgide üstün tutulan. iddetlenmek. kadı * Sultan Abdülaziz'in ve devlet adamların giydiğfes. * Ermişeren. olarak. ş ması azı tma azı tmak * Azgıduruma getirmek. azimkârane * Kararlı . azimet etmek * gitmek. * Azı ş iş mak i. azledilme azize aziziye azizlik . azit aziz * Azothidrik asit HN3 deki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleş iklere verilen ad. azim azimet * Bir iş engelleri yenme kararı teki . karşdüş ı ünceye oy verenlerden daha az olmak. nı i * Aziz olma durumu. azizlik etmek * muziplik etmek. muazzez. . . * Gidiş .azı kta kalmak nlı * bir toplulukta belli bir sorun üzerine oy verenler. n * Çırı çı ğ ndan karmak. * Ermiş n. kararlı nda. azı rma ş tı * Azı rmak iş ş tı i. yola çı kmak.

azletme azletmek azlı k * Azletmek iş i. azmanlaş mak * İ mek. azmak azmak azman azman kaya * Kaya balınıbir çeş ğ n ı idi. * Kerestelik tomruk. karı azma * Azmak iş i. için) Kabarmak. azlolunmak * Görevinden alı nmak. rileş azmetme * Azmetmek iş i. görevinden çı lmak. * Bir görevliyi iş inden ayıp açı bı rı kta rakmak. * (çamaş Artıağ lamaz duruma gelmek. çı karmak. * Bataklı k. * Küçük su birikintisi. ı vb. * Taşnlı ileri gitmek. azledilmek * Görevden alı nmak. azmettirme * Azmettirmek iş i. için) Etkili. hastalıvb. i na . * (yara. ı r) k artı * (hayvanlar için) İ ayrı ki ı rktan doğ mak. * İ ayrı n karı ndan doğ kı melez. nlı azlolunma * Azlolunmak iş i. görevden almak. * (deniz. * Çok geliş . azmettirmek * Bir suçu veya herhangi bir işkesinlikle yapması karar verdirmek. rma.* Azledilmek iş i. metis. azmetmek * Bir iş engelleri yenmeye karar vermiş teki olmak. ki ı rkı ş ması an. azmanlaş ma * Azmanlaş iş mak i. * Az olma durumu. kötülüğ artı kı kta ünü rmak. * Azı k. miş * Azma. kocaman duruma gelmek. tehlikeli duruma gelmek. k * Cinsel duyguları artmak. gölcük. taş rmak mak.

rengi. iri "yarı"kıcısinirli. azotlamak * Azotla karı rmak veya birleş ş tı tirmek. azotometre * Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygı t. nına * Yeryüzünün herhangi bir noktası enleme bağ olmaksın meydana gelen olay. * Heterosiklik birleş iklerin önemli bir sıfı verilen ad.008 olan. azoik *İ çinde fosil bulunmayan (toprak). aznavur * Gürcüce. ı ı ya azvay * Sarı r. sabı * Azotometre. azotlanmı ş * Azotlama iş yapı ş lemi lmı . nda lı zı azol azonal azot * Atom numarası atom ağ ğ14. azotölçer Azrail * Tanrı buyruğ ile insanları canı almakla görevli olduğ inanı melek. azotlama * Azotlamak iş i. kokusu. Kı saltması N. sert kimse. havada beş dört oranı bulunan. ı ı rlı te nda olmayan element. . * En eski jeolojik (sistem). tadı 7. u n nı una lan Azrail'e bir can borcu olmak (veya kalmak) * nası öleceğ kabul etmek. azotlu *İ çinde azot bulunan. ndan Azrail'in elinden kurtulmak * ölümden kurtulmak. bütün borçları kurtulmak. aznif * Bir tür domino oyunu. * Azotlu besin almayan bitki veya hayvanları dokuları n ndaki serbest azotu tespit etme iş i.azmıkudurmuş beterdir ş tan * "coş ve heyecana kapı ş kun lmıkimseyi zaptetmek zordur" anlamı kullanı nda lı r. l olsa ini * hiç kimseye borcu kalmamak. " rı" k aznavur gibi * zalimce davranan. asıyüzlü. Azrail'le burun buruna gelmek * ölümle karşkarş gelmek.

Be adı verilen bu harf. ses bilimi bakı ndan ötümlü. ağ lı yürekli. adı ı baba evi. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde İ ngilizler b harfiyle "si" yi. iyi rbaş baba bucağ ı * \343 baba ocağ ı . . baba bucağ baba yurdu. m * babalar çocukları büyük fedakârlı katlanı ama çocuklar babaları fedakârlı bulunmazlar. baba * Çocuğ dünyaya gelmesinde etken olan erkek. dededen kalma mülk veya bir kimsenin içinde doğ büyüdüğ yaş ğev. * Tarikatlarıbazında tekke büyüğ n sı ü. için klara rlar. bir ülkeye veya bir topluluğ yararlı k ile a olmuş kimse. * Basso kı saltması . up ü. baba değ tı il. larda karı ı n nı rakı * Çatı merteğ i. baba ocağ ı * Babadan. yurt. baba koruk (veya erik) yer. için kta baba olmak * (erkek için) çocuk sahibi olmak. Almanlar ise "si bemol"ü gösterirler. Ba * Baryum'un kı saltması . toprak ya da yurt. * Koruyucu. baba hindi * İ ve iyi beslenmiş ri erkek hindi. u baba mirası * Babanıyaş ğdönemden kalan değ mal veya dost. baba oğ bir bağ ı ş ul babaya bir salkı üzüm vermemiş luna bağlamıoğ ş . dededen kalma ev. toprak. oğ lunun diş i kamaş ı r * babanıyaptı kötü iş sıntını n ğ ı in kı sı çocuğ çeker. babalıduyguları dolu kimse.kara ğ turucu madde ticareti gibi kirli ve gizli iş yapan çetenin baş ler ı . çift dudak patlayısı mı cını b. iri demir. rabzan babası * babalıgörevlerini yapmayan babalar için söylenir. olgun adam. cı * Gemi veya iskelede halatıtakı ğyuvarlak baş. B gösterir. * Ata. k baba evi * Babadan. * Yaratı. ı . un * Çocuğ olmuş u erkek. n ldı ı lı aç * Kazı çı lan toprağ miktarı hesaplayabilmek için yer yer bı lan toprak dikme. ağ veya beton dikme. kurucu kimse. * Silâh kaçakçı ı para aklama ve uyuş lı. baba baba adam * Yaş. * Bu gibi kimselere verilen unvan. n adı ı erli baba nasihati * Bir babanıverdiğöğ n i üt.B * Bor'un kı saltması . * Türk alfabesinin ikinci harfi. lı ı .

baba döneminde yapı şbabanıhatı nı ı lmı . mak i babacanlaş mak * Babacan duruma gelmek. babaya yakı n. iyi kalpli. n Babaî Babaîlik * Babaîlik mezhebinden olan kimse. . nı na kün babacı lı k * Devletin türlü sıflar üzerinde babalıederek bu sıflar arası denge kurmaya çalı nı k nı nda ş iş ması lemi. ru babadan oğ ula * torunlara doğ zincirleme. cana yakıolarak. baba yadigârı * Babadan kalan. babacanca * Sevgi ve sevecenlikle. ru * ataları beri. sempatik baba. paternalizm. ş it sı ambaba. nlı babacı k * Küçük baba. baba yurdu * Baba evi. hoş . * Cana yakı olgun. babaanne * (çocuğ göre) Babanıannesi. * (kadıiçin) Güçlü ve gösteriş iri yarı n li. hoş n. babacı l * Babası çok seven.baba tatlı sı * Bir çeş hamur tatlı. n u . n rası taş yan. baba ocağ ı . yüzyı Baba İ lda shak'ıkurduğ mezhep. babası çok düş olan. babacanlı k * Babacan olma durumu. görülü. ndan babafingo * Yelkenli gemilerde direklerin ve gabyanıüstünde bulunan en yüksek bölüm. cana yakı k. a n babaca babacan * Baba gibi. güvenilir (erkek). * XIII. * Sevimli. n babacanlaş ma * Babacanlaş işveya durumu. babaç babaçko * Erkek kümes hayvanların en iri ve yaş olanı nı lı . babadan babaya * dedelere doğ zincirleme.

babası rahmet okumak na * hakkı iyilik düş nda ünmemek. öfkesi her hâliyle belli olmak" anlamı geçer. * Kayıbaba. . öfkelenmek. na babasın hayrı nı na * hiçbir çı gözetmeksizin." anlamı kullanı bir söz.babaköş * Ayaksıolduğ için yı sanı solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis). babalı * Babası olan. na babası z * Babası ölmüş çocuk. kar babasın oğ nı lu * her yönüyle babası benzeyen erkek çocuk. ca babaları z mı * bizden. babalı babalı k * Zaman zaman sinir nöbeti geçiren. babasın (veya babaların) çiftliğ nı nı i * bir malı kuruluş yalnı kendi çı veya u zca karları araç yapmak. nı babana rahmet * yapı bir iş davranıkarş nda "Allah senden razı lan . bir ş ı sı olsun. nda babası çekmek na * her yönü ile tamamen babaya benzemek. yetim. babalıetmek k * baba gibi davranmak. kayıpeder. babalanma * Babalanmak iş i. z u lan lan. babalanmak * Babaları tutmak. * Diklenmek. n n * Yaş veya küçümsenen adamlara seslenme olarak kullanı lı lı r. nda lan babası tutmak (veya babaları üstünde olmak) * gibi deyimlerde "çok öfkelenmek. kabadayı davranmak. babam! * teklifsiz bir seslenme sözü. babalıfı has iş k rı n ler * babasın parası geçinenlere sitem olarak kullanı nı ile lı r. * gücüm ancak bu kadarı yapmaya yeter. * Baba olma durumu. bizim kuş aktan öncekiler. na in ini babamı (veya ustamı adı dıelimden gelen budur n n) Hır. * Üvey baba. * tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatmaya yarar.

bacak kalemi . baca tomruğ u * Bacanıdamdan yukarı n bölümü. ı tları lan. * Oyun kâğ nda. herkesten farklı ş klar. ı nı bacak kadar * ufacı k. babayiğ it * Güçlü kuvvetli. * "Bâb'a ait" Babîlik yanlı. Babı âli * Osmanlı imparatorluğ döneminde İ u stanbul'da sadaret (Baş bakanlı dahiliye ve hariciye nezaretleri (İ k). ama değik. * Bir giriş imde kendine güvenebilecek durumda olan. korkusuz adam. yüzyı İ lda. * Su yolu. babı nda.babayani * Gösteriş özentisi olmayan. ç iş ve Dıiş bakanlı ) ile Ş leri ş leri kları ûrayı Devlet (Danı dairelerinin bulunduğ yapı ş tay) u . ran'da Ali Muhammed Bab'ıkurduğ dinî öğ n u reti. * Osmanlı hükûmeti. huylar edinmiş iş alı kanlı . babı nda * Konusunda. i ve babayanilik * Babayani olma durumu. baca * Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan maden veya kâgir yol. lı k. ktan * Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. babayiğ davranı kabadayı it itçe ş . Babî Babîlik * XIX. kabadayı . * Bazıeylerin yerden yüksekçe durması sağ ş nı layan dayak. * Mert. türlü türlü huyu var * daha küçük. baca kulağ ı * Ocağ iki yanı taş yapı ş ı n nda tan lmıufak raf. oğ vale. *İ stanbul'da bu çevredeki bası n. bacak kadar boyu var. babı ndan * Bkz. ayak. babayiğ itlik * Babayiğ olma durumu. bacak bacak üstüne atmak * otururken bir bacağ ötekinin üstüne koyarak oturmak. lâğ maden ocağgibi yer altı ların hava deliğ ı m. ı yapı nı i. bacak * Vücudun kası tabana kadar olan bölümü. sı baca baş ı * Ocağ üstündeki taş ı n raf. destek veya bunlardan her biri.

baççı baççı lı k bad * Baç alan kimse. nı p bacaklı * Bacağolan. uzun boylu. ı * Bacakları sa olan. baç . rüzgâr. ri yazı bacaklı k bacaksı z * Bacağolmayan. i * Yel. * Tarikat ş eyhlerinin karı. * Bir evde uzun zaman çalı ş lı nlara (daha çok yaş zenci kadı ş yaşkadı mı lı nlara) verilen unvan. bacakları kopmak * çok yorulmak. sı * Osmanlımparatorluğ İ unda gümrük vergisi.* Kaval kemiğ i. bacakkı ran * Nemli bölgelerde yetiş yeş en ilimsi sarı çiçekli bir bitki (Narthecium). bacanaklı k * Bacanak olma durumu. * Zorla alı para. bodur. haraç. bacakları tutmamak * ayakların üzerine basıyürüyemeyecek duruma gelmek. bacası tütmez olmak * (aile için) dağ ı veya işbozulmak. * Baç alma işveya görevi. * Özellikle hokey oyuncuların giydikleri deriden yapı ş nı lmıkoruyucu. nan -baç * Fiilden isim türeten -maç/-meç ekinin türü. arkadaş . lmak i bacı * Büyük kıkardeş z . nı bacaklı yazı * İ ve okunaklı . * Dost. * Kıkardeş z . bacası tütmek * (aile için) yaş aması sürüp gitmek. kı boylu. * Felemenk altına verilen ad. ndan lere ş an bacanak * Karı kardeş ları olan erkeklerden her biri. abla. ı * Bacakları uzun olan. kı sa * Yaş ı büyük iş kalkı çocuklar için söylenir.

badanalatma * Badanalatmak iş i. badas * Harman kaldıldı sonra yerde kalan toprak. bir tür yer elması . badanalı * Badana edilmiş olan. içki. badat bade badehu badeli * Aş badesi içmiş k kimse. * Badanası bozulmuş . badeli âş ı k * Düş ünde bir pirin elinden aş badesi içerek saz çalısöyleyen halk ş k p airi. badanacı * Geçimini badana yapmakla kazanan kimse. * Birleş ikgillerden. yurdumuzun her yerinde yetiş ağ (Amygdalus communis). *Ş arap. en aç * Bu ağ n yaş acı veya kuru yenilen yemiş i. çöp ve samanla karık tahı rı ktan ş ı l taneleri. rı ş badanalanma * Badanalanmak iş i. badanalanmak * Badana yapı lmak. badana yapmak. * Ondan sonra. badanalamak * Duvarları boyamak için sulandılmıkireç veya plâstik boya sürmek. badanacı lı k * Badanacın yaptı iş nı ğ . harman döküntüsü. ş ekeri çok. * Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadı n).badana * Duvarları boyamak için kullanı sulandılmıkireç veya boya. ı badanalama * Badanalamak iş i. badem ağ acı . badanalatmak * Badanalamak iş yaptı ini rmak. badem * Gülgillerden. lan rı ş badana etmek (veya vurmak) * badanalamak. badanası z * Badana edilmemiş .

ş u badı saba badi * Sabah vakti esen ve ruhu okş ayan. k * Ördek. k badem gözlü * Badem içi biçiminde iri göz. fasulye. içinde tohumlarısı n ralanmıbulunduğ kabuk. badem gibi * (salatalıiçin) taze ve gevrek. azı nda bademli *İ çinde badem bulunan yiyecek. badem biçimindeki organ. badem bahçesi. ş u ndı badem kürk * Tilki postunun yalnıbacak kesiminden yapı kürk. halat sargı. bezelye gibi taze sebzelerde. badem bık yı * Badem içi biçiminde üst dudağ her iki yanı yer alan bık. nce eker yla ş badem tı rnak * Badem biçiminde uzunca tı rnak.* Gülgillerden ilkbaharda beyaz ve pembe renkli çiçekler açan yüksekçe bir bitki. badema bademci * Bundan sonra. z lan badem parmak * Baş parmak. * Halatı aş n ı nabilecek yerine sarı bez. badem ş ekeri * İ bir ş tabakası kaplanmıiç badem. gönle ferahlıveren hafif rüzgâr. kösele gibi ş karı eyleri yumuş atmak için kullanı yağ lan . badem yağ ı * Bademden çı lan ve deri. bundan böyle. * Badem ağ açları olan yer. bademcik * Boğ n iki yanı birer tane bulunan. * Badem satan kimse. bademlik bademsi baderna badı ç * Bakla. çok * Badem biçiminde olan. ı n nda yı badem ezmesi * Ezilmiş bademle yapı ş lan ekerleme. badem içi * Bademin dıkabuğ alı ktan sonra kalan içi. badem (Amygdalus communis ve Prunus amygdalus). lan sı .

erli . düğ ümlenebilir nesne. badiklemek * Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek. ki. kan * Çöl. . yayvan. bagaj kapağ ı * Otomobillerde içine yük konulabilen bagajları kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm. * Bageti olan. iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. sicim. bagaj kilidi * Bagaj kapağ kilitlemeye yarayan alet. genellikle arkada olan bölümleri. * Yolcu yükü. büyükçe su kabı . lam. badikleş me * Badikleş durumu. demet. ta. * İ iliş rabı lgi. a ilimi badire badiye * Birdenbire ortaya çı tehlikeli durum. palaz. * Kı boylu. * Tren. * Sargı . * Bağ deste.badi badi yürümek (veya gitmek. mek badikleş mek * Ördek gibi sağ sol yalpa vurarak yürüme eğ göstermek. badik * Ördek. bagetli bağ * Bir ş baş bir ş veya birçok ş topluca birbirine tutturmak için kullanı ip. koş mak) * ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek). * Kemikleri birbirine bağ lamaya. * Düş gramajlı ük küçük boy ekmek. sa badikleme * Badiklemek iş i. badya bagaj * Ağ geniş zı . n u * Otomobillerin yük konulabilen. * Tı lanmı dikdörtgen biçiminde değ taş raş ş . ı nı bagaj memuru * Toplu taş yerlerinde ve araçları bagaj iş ı m nda lerini yürütmekle görevli kimse. vapur gibi taş ı tlarda yolcularıyüklerinin konulduğ yer. baget * İ kı değ nce. badminton * Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. ş tel gibi eyi ka eye eyi lan erit. sa nek.

yetiş * Bağ layan veya soğ haddehaneden çı metal ş bobinlere bant yapı ran (kimse). ı lı i ten ini yapmalır. * Bu iş yapı ğmevsim. * Meyve bahçesi. u rı * Ur. bağ bak. * Ölü doğ kuzunun derisi. ı n bağ bozumu * Bağ ürünün toplanması da . üzüm olsun. hücre arası sı maddesi çok ve genel olarak diğ dokuları er birbirine bağ layarak destek görevi yapan doku. ulaç. uk kan erit ş tı * Bağ iş kullanı ş biçiminde bağ lama inde lan erit . bağ bahçe * Bahçe gibi taş ı nmaz mal. * Kaplumbağ a. ı sı bağ lı cı k . daki bağ çubuğ u * Asma fidesi. düş an ük. bağ çağ bı ı * Bağ bahçelerde yetiş meyve fidanları.bağ * Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğ toprak parçası u . * Deniz kaplumbağ nıkabuğ asın u. bulunan. bağ k cı bağ klı cı * Bağolan. bağ z. zarf fiil: gül-e gül-e. ş eytansaçı . * Kaplumbağ kabuğ a u. * Kaplumbağ kabuğ a undan yapı ş lmıveya bu kabuğ andır biçimde olan. yemeye yüzün olsun a * kiş karş k beklediğiş istediğ alabilmek için gereken harcamaları i. otur-up vb. dı bağ an * Vakti gelmeden ölü doğ yavru. bağ doku * Hücre sayı az. bağ bozmak * bağ üzümlerini toplamak. güz. sonbahar. bağ fiil bağ a * Fiillerin zarf olarak kullanı ş lan ekilleri. bağ cı * Bağ tirip ürününü satan kimse. bitki ve özellikle üzüm kütüklerini budamaya yarayan kesici ve en nı alet. koş -arak. an bağ an boğ * Küsküt. ı bağ ksı cı z * Bağolmayan. in ldı ı bağ budamak * bağ üzüm kütüklerini budamak.

i bağ ı tı daş klaşrma * Bağ ı tı iş daş klaşrmak i. i bağ ı ma daş klaş * Bağ ı mak durumu. * Çocuk oyunları arkadaş nda olmak. * Bağ kurup oturmak. *İ çinden çılmayacak bir duruma getirmek. homojen duruma gelmek. imtizaç etmek. bağ ı daş k * Her yeri aynı özelliğgösteren. bağ ı k daş klı * Bağ ıolma durumu. bağ mak daş * Anlaş uzlaş mak. bağ damak * Birkaç ş birbirine geçirerek bağ eyi lamak. nı bağ dadî * Ağ direkler üzerine çakı ş talara sı vurularak yapı (duvar veya tavan). ı uyluğ altı alarak oturma biçimi. aç lmıçı va lan * Yapı kullanı çı larda lan ta. çelme atmak. daş . bağ ma daş * Bağ mak iş imtizaç. daş i. homojenleş daş k tirmek. bağ ı tı daş klaşrmak * Bağ ıduruma getirmek. mütecanis. kı üm bağ daş * Sağ ı uyluğ sol ayağsağ ayağsol un. homojenlik. daş ine bağ ı daş m * Tutarlı tutarlı insicam. ı nı na bağ dama * Bağ damak iş i. bağ ı daş lmak * Bağ mak iş konu olmak. bağ dalamak * Düş ürmek için ayağ birinin ayakları takmak. homojen. k. daş k bağ ı daş lma * Bağ ı iş daş lmak i. lı k. uymak. kör düğ etmek. Bağ dad'ı tamir etmek * karnı doyurmak. mak. bağ dalama * Bağ dalamak iş i.* Bağ tirme ve ürününü satma iş yetiş i. daş klaş bağ ı mak daş klaş * Aynı özelliğgöstermek. un na bağ kurmak daş * bu biçimde oturmak.

ı er. bağ ı l * Görece. mı ş n ı i. aynıartlardaki havanıdoymuş buharın ağ ı rlını ş n su nı ağ ğ oranı ı ı rlına . bağ nem ı l * Bir metre küp hava içinde bulunan su buharı ı ğ n. bağ değ ı er l * Bir aritmetik sayını önüne + ve . * Görece olma durumu. eyi ı na m nda bağ ı ma mlaş * Bağ ş iş ı mak i. bağ k ı llı bağ ı m . aretleri yazı ktan sonraki değ ldı eri. kumaş yapı ş bağ p tan lmıenli . * Baş çı cı tan karı. izafî. mla * Büyü. bağ tı daşrmacı * Bağ tı lıyanlı kimse. geçimsizlik.iş sın. * Bir sayın rakamları her birinin bulunduğ basamağ göre aldı değ izafî değ nı ndan u a ğ er. z. * Farklı kökenlere sahip değ ik kültür özelliklerini birleş iş tirme veya kaynaşrma iş tı i. * Baş bir cisme uyarak sürüklenen. rölâtivite. * Kadı n âdet zamanı bağ kları nları nda ladı bez. tâbiiyet. etkisi altı tutmak.bağ maz daş * Uyuş tutarsı maz. bağ ı ldak * Beş ikteki çocuğ düş un memesi için beşe sarı bağ iğ lı lanan. mazlı bağ tıcı daşrı * Bağ ma sağ daş layan. aynı ka zamanda kendine özgü bir kı ldanıda bulunan bir cismin mı ş ı görünürdeki bu kı ldanını niteliğ izafî. * Bir ş veya bir kimsenin gücü ve etkisi altı bulunma durumu. bağ mazlı daş k * Uyuş k. sihir. eyin nda bağ ı mlama * Bağ ı mlamak iş i. izafiyet. bağ ı bağ ı cı * Büyücü. bağ ı mlamak * Bir ş bağ altı sokmak. daşrmacı k sı bağ tı lı daşrmacı k * Pek çok değik öğ iş retiyi birleş tirmeyi amaçlayan felsefî veya dinî öğ reti. bağ tı daşrma * Bağ tı iş daşrmak i. bağ tı daşrmak * Bağ ması sağ daş nı lamak.

ı msı i. lı ı msı bağ z sı cümle ı msı ralı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olduğ hâlde özneleri. rölâtivizm. ka eyin mı lı ü. tümleçleri. rölâtivist. görecilik. rölâtif. tümleçleri veya yüklemleri ortak olan cümle. ı msı bağ zlaşrma ı msı tı * Bağ zlaşrmak iş ı msı tı i. kavramları tasarı birlik. bağ ı n * İ aatta veya kazı rası toprağ çökmesini önlemek için yerleş nş sı nda ı n tirilen parça veya dayak. gücüne veya yardı na bağ olan. bağ ı ntı * Bir nesneyi baş bir nesne ile uyarlı lan bağ ka kı . giriş ları imlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen. * Eş . bağlı birliktelik gibi durumlarda toplayan görünüş yayı veya mları lı k. * Herhangi bir kuruluş partiye bağ olmayan kimse. mutlak olmayan. tâbi. ı mlı bağ z ı msı * Davranı nı ş . göreci. özgür. bağ vurmak ı n * kazı duvarların çökmemesi için bağ nı ı nlarla desteklemek. a. ı msı bağ zlı ı msı k * Bağ z olma durumu veya niteliğ istiklâl. tutumunu. nispî. bağ z. ı lı ntı k sı bağ cı ı lı ntı k * Bağ lı öğ ı lı retisi. izafet. i bağ sı cümle ı ralı mlı * Anlam bakı ndan birbirine bağ olan ve özneleri. izafî. eye ı mlı bağ ı mlı * Baş bir ş istemine. bağ k. göreli. özgürlüğ özerkliğolmayan. görelik.bağ ı mak mlaş * Bir ş veya bir kimseye tamamen bağ olmak. yüklemleri ayrı cümle. mı lı bağ lı ı k mlı * Bağ olma durumu. bağ zlaşrmak ı msı tı * Bağ z duruma getirmek. bağ zlaş ı msı mak * Bağ z duruma gelmek. izafiye. tâbiiyet. mı lı u olan bağ zlaş ı msı ma * Bağ zlaş iş ı msı mak i. lı bağ z milletvekili ı msı * Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağ olmayan milletvekili. ı llı * İ veya daha çok nitelik arası matematik iş ki nda lemleri yardı ile kurulan bağlıveya eş mı lı k itlik. özellikle bilginin bağ lı ntı k ı olduğ ileri süren her türlü felsefe öğ ntı unu retisi. bağ cı ı ntı * Bağ cı yanlıolan kimse. müstakil. hür. rölâtivite. ğ ka ı eyin ğ ı lı bağ lı ı lı ntı k . bağ lı ı ntı * Varlı baş bir ş varlına bağ bulunan. veya nitelik.

ekilde dı vuran kimse. görelilik. bağ ş ış ı çağ rı rı * Gürültü. nda n . ş bağ p çağ ı rı ı rmak * öfkeyle bağ ı rmak. ları n ı nda ayan rsağ . ş amata ederek. bağ ı rdak bağ ı rgan * Bağ p çağ tepkisini hemen ve sert bir ş ı rı ı ran. bağş rı mak. bağş rı ma. bağ ı rma bağ ı rmak * Bağ ı iş rmak i. rmak i * Bağ ı ldak. bağ yolu ile baş bir ş bağ bulunma durumu. bağ ı ingini rsak * Çoğ unlukla sürgün ve karı ağsı beliren bağ n rı ile ı iltihabı rsak . * Kendini belli etmek. * çok susamıolmak. * Sindirim organın mideden anüse kadar olan. ı gibi vücut boş rsak lukları bulunan organlarıortak adı a. ş amata. çok acı duymak. * (ok yayı dağ ve için) Orta bölüm. bağ ı iltihabı rsak * Sindirim organı oluş iltihabî durum ve buna bağ hastalı nda an lı k. ahş bağ yeleğ ı r i * Eskiden zı altı giyilen. * Gürültüyle. ı ntı ka eye lı izafiyet. bağ ş ı rı * Bağ ı işveya biçimi. bağ ı r * Göğ üs. ş a bağ yanmak ı rı * üzüntü çekmek. bağ ş ı mak rı * Bkz. rsak kları karı bağ ı kurdu rsak * Omurgalı n ve de özellikle insanlarıbağ ı yaş asalak solucan. * Ciğ bağ er. köseleden yapı ş rh na lmıyelek.* Var olabilmek veya belirlenebilmek için. * (insan) Yüksek ve gür ses çı karmak. rölâtivite. ince bağ ve kalıbağ nı ı rsak n ı rsaktan oluş bölümü. * Yüksek sesle azarlamak. bağ ş ı ma rı * Bkz. bağ ı kazı sı rsak ntı * Kalı bağ n ı hastalı nda çı lan sümüksü madde. an bağ ı rsak bağ ı askı rsak sı * İ bağ ı nce ı karnı arka bölümüne bağ rsağ n layan ve karızarın bir bölümünden oluş askı n nı an .

ıı al ş bağ ı k ıklı ş * Bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalma durumu. kusurundan doğ fı ı sı ş ı acak rsatları rmamak. geliş nı imini. af. öldürürüm" anlamı korkutmak. ş * Görevden çekmek. askarit. bağ çı ı ş bağ ı ık ş . ı ş i. bağ ı rtmak * Bağ ı na yol açmak. teberru. lıyla ğ bağ ı ş * Bağlamak iş ı ş i veya biçimi. bağ lama ı ş * Bağlamak işaffetme. bağ lanma ı ş * Bağlanmak işaffedilme. n ı rsakları asalak olarak yaş yuvarlak nda ayan solucan. teberru etmek. * Bağ yapan kimse. almak. ayı n" gibi anlamlarda kullanı rması lı r. ı ş i. ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla kazanı ş ıı al lmıdirenç durumu. eti sevilen bir cins göçebe ördek (Querquedula). immünoloji. rmak bağ ı rtlak bağ ı rtma * Orta büyüklükte. muaf. i. insanları özellikle çocukları bağ n. ı ş ey.bağ ı otu rsak * Farekulağ ı . bağ lamak ı ş * Bir mal veya hakkı ı beklemeden birine vermek. gözdağvermek üzere kullanı na yarı nda ı lı r. bağ ı k bilimi ıklı ş * Bağı k olayların ortaya çı ş ıklı ş nı kma artları. bağ lamamak ı ş * karş ndakinin yanlından. karş k lı * Herhangi bir kötü davranıiçin ceza vermekten vazgeçmek. * Hibe etme. ı rma bağ ı rtkan * Çok bağ p çağ ı rı ı huyunda olan (kimse). ün ş ı * Bazı mikroplara karşaşveya doğ yolla direnç kazanmıolan. * Deyimlerde "Tanrı esirgesin. muafiyet. bağ ı rsakları deş nı erim * "canı kı m. alı nabilecek önlemleri ve yapı labilecek tedaviyi inceleyen tı dalı p . bağ ı solucanı rsak * Ortalama 25 cm boyunda. rması * Bir haberi. bağ ı rtı * Bağ sesi. * Bağ ı rtmak iş i. ı ş * Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğ dında kalan. * Bağlanan ş hibe. affetmek. bir isteğ birinin aracı ı duyurmak. acı kaçı madan değ erlendirmek.

me. * Eş görevli kelimeleri veya önermeleri birbirine bağ layan kelime türü. lacı bağ tamlama laçlı *İ simleri. affolunmak. durumlar. veya. demet. sı fatları na bağ alan isim veya sı tamlaması arası laç fat . bağ latma ı ş * Bağlatmak iş ı ş i. bent. kontekst. bağ latmak ı ş * Bağlamak iş yaptı ı ş ini rmak. . ya. an bağ laçlı * Bağ olan. * (herhangi bir olguda) Olaylar. raktım raktı) ı ı ladım ı ladı) ı rda) bağ lam * Cinsleri aynı birbirine yakıolan ş veya n eylerin bir arada bağ lanmı. bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor). mukavele. iliş örgüsü veya bağ sı kiler lantı. nda ı t bağ ı tlı * Bağ sözleş ile bağ ı tla. ı t bağ ı tlanma * Bağ ı tlanmak işveya durumu. ya da birer t: bağ r. affedilmek. ş bağ kesen bağ laç * Makaslı böcek. âkit. bağ mak ı tlaş * Araları bağ yapmak. rabıVe. affa uğ ı ş ine ramak. ı ş bağ ı t bağ ı tçı * Sözleş akit.bağ lanmak ı ş * Bağlamak iş konu olmak. i bağ ı tlanmak * Bağ ile sonuçlanmak. ş ı * Bir ş iirdeki dörtlüklerin her biri. bağ yan cümle laçlı * Birleş cümlelerde ki bağ yla temel cümleye bağ ik lacı lanan yan cümle. bağ layı ı cı ş * Bağlayan. bağ öbeğ laç i * Bağ veya bağ z birbirine bağ laçla laçsı lanmıolan. ı t bağ ma ı tlaş * Bağ mak iş ı tlaş i veya durumu. laçtı bağ grubu laç * Bağ öbeğ laç i. me lanmıolan. bağ ğyerde otlamak ladı ı * Bkz. deste. kontrat. aynı ş nitelikte iki veya daha çok kelimeden oluş öbek. * Bağ yapanlardan her biri.

bağ lanmak * Bağ lamak iş konu olmak. bağ lanak bağ m lanı * Bağ lacak ş bağ . bitirmek. ine * Sevmek. mları p ş bağ lamacı * Bağ lama yapan veya satan kimse. . lam bağ lamsal anlam * Bir sözün kullanı veya amaçlanan bağ göre anlam kazanması lan lama . değ belirleyen birim veya birimler bütünü. * Uyulması zorunlu olmak. * Üç çift telli olan ve mı zrapla çalı bir saz. meydana gelmek. ma * Birinde bir ş karşilgi. bağ lama zarf fiili * Ve bağ görevinde kullanı lacı larak.* Bir dil birimini çevreleyen. bağ ş lanı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. birçok durumda söz konusu birimi etkileyen. kontekst. bağ lamalı k * Bağ yapmaya yarayan. onun anlamı. lantı * Bağ lanmak iş i veya biçimi. lı * Beklenen ş elde edilmez olmak. lama bağ lamacı lı k * Bağ lamacın işveya mesleğ nı i i. nan * Yapı duvarları larda birbirine bağ layan kirişputrel vb. * (siyasî veya sosyal konularda) Yan tutma. * Geçiş i engellemek. tamamlamak. istek uyandı eye ı rarak o ş ilgi. bağ lamak * Bağ veya baş bir araçla tutturmak. * Oluş mak. * Bir iş veya kimse için ayı rmak. * Bağ çalan kimse. zca le raş . ka * Düğ ümlemek. irtibat. lâç * Denk yapmak. yakı k duyması sağ eye nlı nı lamak. lama bağ lamsal * Bağ ile ilgili. tahsis etmek. kendinden sonraki çekimli fiile veya fiilimsiye zaman ve kiş i bakı ndan uyan -ıekini almıfiil: Gelip gitti (Geldi ve gitti) Gülüp geçti (Güldü ve geçti) gibi. paket yapmak. ka le raş * Sona erdirmek. * Gönlünü kazanmak. nı erini bağ lama * Bağ lamak iş i. ondan önce veya sonra gelen. * (yara için) İ koyup bezle sarmak. * Baş bir iş uğ amaz durumda olmak. ey * Yalnı belli bir iş uğ mak. tutmak. lanı ey. içten bağ olmak. * (bir iş için) Anlaş yapmak. bağ lanma * Bağ lanmak iş i. * Bütün ilgisini bir yerde yoğ tı unlaşrmak.

laş k bağ ı laş m * Eş leme. iliş veya ilgili bulunması ki eyin lı ik . müttefik. irtibat. tahsis edilmek. * İ ş arası iliş sağ ki ey nda ki layan bağ . lı ı k mlı bağ ma laş * Bağ mak iş ittifak. * haberleş sağ me lamak. lantız i bağ ı laş k * Araları anlaş veya sözleş sağ nda ma me lanmıolan (kimse veya topluluk). bağ mak laş * Bir ş yapmak için birbirine antlaş veya sözleş ile bağ ey ma me lanmak. kolona ileten boru. ki ma. rabı . lı bağ sıülkeler lantız * Bağ sı k siyaseti izleyen ülkeler. bağ cı layı ünlü. anlaş sözleş yapmak. bağ sı lantız * Araları bağ bulunmayan. bağ ünsüzü lantı * Bkz. * Araları ortak çı bulunan devletler iliş nda kar kisi. bağ lantı * İ veya daha çok ş birbiriyle bağ. bağ kurmak lantı * irtibat sağ lamak. nda lantı * Askerî. bloksuz. lantızlı bağ sı k lantızlı * Bağ sıolma durumu.* Bir ş bir kimseye ayrı ey lmak. laş i. kı kı lı ı bağ lı mlı bağ ı k laş klı * Bağ ıolma durumu. bağ borusu lantı * Katlardaki pis ve kirli suları toplayan. bağ ı laş mlı * Araları karş klı nda ı destek ve bağ lı bulunan. sebep gibi birbiriyle sı sıya bağ ve karşklı ı olan (nesne. bağ sı k siyaseti lantızlı * Bağ sıülkelerin izlediğsiyaset. siyasî yönden hiçbir bloka girmeme siyaseti. me bağ lı lantı * Araları bağ bulunan. irtibatlı talı nda lantı . bağ yapmak lantı * iliş kurmak. bloksuz ülkeler. terim). bağ cı layı ünsüz. bağ latma . siyasî yönden hiçbir bloka bağ olmayan (ülke). bağ ünlüsü lantı * Bkz. ş * Sonuç. ittifak etmek. lantız bağ sı k politikası lantızlı * Askerî.

ı ntı * Organizmanıdeğik yapı n iş . ki bağlaş lı ı m * İ veya daha fazla değ ken arası ki iş ndaki bağ . bağ cı layı ünsüz * Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile baş layan bir ek eklendiğ araya giren y ünsüzü. bağ cı layı * Bağ niteliğolan. lama i * Bağ lamaya ve birleş tirmeye yarayan: "Ve" bağ cı edattı layı bir r. tâbi olmak. bağ latmak * Bağ lamak iş yaptı ini rmak. bağlaş lı ı k * Biri ötekine bağ olarak var olan. * Uyulması zorunlu. büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş ş ı (erkek). üzüm bağ çok olan (yer). nda ı ilgi. * Kapatı ş lmıolan. bağ olmak lı * tâbi bulunmak. mesi artı * Bir kimseye. bağlaş lı mak * İ ş arası karş klı ı olmak veya bağlıkurmak. gec-i-k-mek vb. bağ su lı bağk lı * Ağ hücre zarın emdiğve taş ğsu.-ğ lı i * Bağ bahçesi zengin ve bol olan (yer). tutkun. * Bir kuruluş yetkisi altı bulunan. lı * Birine karş sevgi. kapalı . ı . bir hatı saygı aş gibi duygularla bağ raya veya k lanan. eyin. tâbi. lı bağlaş lı ma * Bağlaş iş lı mak i. un nda * Bir halk inanına göre. özellik ve olayları görülen karş klı korelâsyon. inde koruyucu ünsüz: okul-da-y-ı eski-y-ince vb. . bağ lı * Bir bağ tutturulmuş ile olan. biri olmadan öteki düş lı ünülemeyen iki ş bu iliş yönünden durumu. bağ kredi lı * Kredi açan ülkeden mal veya hizmet satıalı n nmasıartı sağ ş ile lanan kredi. ı . -l-mak. sadakat. merbutiyet. ki ey nda ı bağ lı ntı lı k bağlı lı k * Bağ olma durumu.* Bağ latmak iş i. açta nı i ı ı dı * Bağ yeri. bağ kalmak lı * uymak. saygı yakı k duyma ve gösterme. * Sırlanmı sırlı nı ş nı. ile nlı . vabeste. ları bağk bahçelik. bağ cı layı ünlü * Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile baş layan eklerin getirilmesi sı nda ve kök ile eki rası birbirine bağ layan ünlü: al-ı aç-ı -r. * Gerçekleş bir ş gerektiren. m. * Sadı k. bir düş ünceye.

yetiş tirmek. ı rma. bağ kara rı *İ skete kuş unun bir türü (Saxicola torquata). rmak i bağ ş rı rıçağş * Gürültü. bağ şrma rı tı * Bağşrmak işveya durumu. bağ nazlaş ma * Bağ nazlaş durumu. Bağlaş lı ı m. zı ya bağ nı rı delmek * çok dokunmak. bağ na basmak rı * kucaklamak. ş amata. bağ ş rı ma * Bağş işbirlikte bağ rı mak i. naz bağ k nazlı * Bağ olma durumu. dertlenmek. bağ na taş rı basmak * sesini çı karmaksın her türlü acı katlanmak. ş ı a rı lanı ka ünce ş ı mutaassı p. * Gürültüyle. bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş nı ünmeme durumu. bağ yufka rı * Yufka yürekli. bağ nı rı ezmek * üzülmek. ş amata ederek. hep birden bağ rması ı rtmak. ş ı a rı lanı kası düş bağ yanı rı k * Çok dert. * biriyle ilgilenerek onu koruyup kayı rmak. ı . bir inanı aş ölçüde bağ p ondan baş bir düş ve inanıkabul etmeyen. rı tı i bağ şrmak rı tı * Bağ ı na yol açmak. * Bir düş ünceye. içine iş lemek. bağ z sı * Bağbulunmayan. bağ ı çağ rarak ı rarak. ş . merhametli. taassup. sıntı .* Bkz. bağ naz nazca davranı taassup. bağ ş rı * Bağ ı işveya biçimi. mak bağ nazlaş mak * Bağ duruma gelmek. bağ ş rı mak * Birlikte veya karşklı ı ı bağ lı rmak. bağ şçağş rı a rı a * Büyük gürültü ederek. bağ naz * Bir düş ünceye. acı kı çekmiş .

ka lmıbir * Bir ş gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen sözde sebep. maddeler.baha * Paha. eyi bahaneli * Bahanesi olan. İ lda muş ran'dan baş Avrupa ve Amerika'da da yayı ş din. i bahane etmek * herhangi bir ş sebep olarak ileri sürmek. bahar * Kuzey yarı küre için. erini bahadı r * Savaş larda. bahar noktası *İ lkbaharda gündüz gece eş i anı güneş gök ekvatoru çizgisi üzerinde bulunduğ nokta. 21 Martta gündüz gece eş iyle baş m itliğ layarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten. yüzyı Babîlikten doğ olan. eyin bahane aramak * bir işyapmamak için sebep aramak. sı * XIX. kıve yaz arası ş ndaki mevsim. zencefil. * Gençlik çağ ı . i bahane bulmak * bir işyapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek. i. ilkbahar. saman nezlesi. itliğ nda in u baharat * Tarçı karanfil. karabiber gibi lan n. * Bu mevsimde ağ açlarda açan çiçekler ve yapraklar. . bahar * Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanı tarçı karanfil. baha biçmek * değ belirlemek. çarpı ş malarda gücü ve yı lmazlıyla üstünlük kazanan veya yiğ gösteren (kimse). s nı bahar dönemi * Yı kı sonra gelen ilk ayları lı ş n tan . bahar bayramı * Genellikle mayıayın ilk günlerinde kutlanan bayram. ilkyaz. zencefil. Bahaî Bahaîlik bahane * Bahaîlik yanlı kimse. bahar nezlesi * Bkz. ğ ı itlik bahadık rlı * Bahadı r olma özelliğ durumu. . karabiber gibi maddelerin toplu adı n. bahanesiz * Bahanesi olmayan.

lezzetlendirmek veya baharat ekmek. baharcı * Baharat alı satı yla uğ an (kimse). itli yla lan bahçe nanesi * Bahçelerde yetiş tirilen bir nane türü. * Bahçe yapma iş i. bahçe kekiğ i * Bahçelerde özel yöntemlerle yetiş tirilen kekik. * Çiçek ve ağ yetiş aç tirilen yer. . *İ çinde karabiber. bahçe makası * Çeş ot ve bitkileri düzgün kesmek ve budamak amacı yapı bir makas türü. baharatçı lı k * Baharat satma iş i. bahçe gibi düzenlenmiş yer. baharatsı z * Baharatı olmayan.baharatçı * Baharat satan kimse. bahçeli * Bahçesi olan. n * Sebze yetiş tirilen yer. ı rı ş ta bahariye baharlı bahçe * Divan edebiyatı bahar tasviri ile baş nda. bahçesiz * Bahçesi olmayan. bahçeleri olan (yer). iyle raş bahçecilik * Bahçecinin iş i. bahçelik * Bağ . karanfil. baharatlı * Baharatı olan. bahçeci * Çiçek. baharatlandı rmak * Baharat ile süslemek. ağ ve sebze yetiş aç tirme iş uğ an kimse. bahçe domatesi * Tarla ve bahçelerde sun'î gübre kullanmadan. bostan. doğ olarak yetiş al tirilen domates türü. tarçı gibi bahar bulunan. m mı raş baharı ı vurmak baş na * (alay yollu) gençliğ verdiğcoş in i kuyla gereksiz veya aş davranı bulunmak. ları bahçemsi * Bahçeye benzeyen. layan kaside.

. mları * Mevlid'in bölümlerinden her biri. bahis * Konuş ş konu. ı bahir * Deniz. resimlerin bulunduğ eser. * Söz. n bahis açmak (veya açı lmak) * belli bir konuda konuş maya baş lamak (baş lmak). * Bir kitabıbölümlerinden her biri. * Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakı yla görevli kimse. * Yalı nı çapkı. bahriyeli * Deniz Kuvvetlerine bağ asker. nda çı ey ma bahsetme * Bahsetmek iş i. lanı bahis konusu * Söz konusu. vanı bahçı k vanlı * Bahçı n yaptı iş vanı ğ . ulan ey. k k ları u * Denizle ilgili.bahçı van * Geçimini bahçe ürünlerini yetiş satmakla sağ tirip layan kimse. ş ları ş ı nı müş terek bahisçi. *İ çinde cinsel konularla ilgili açısaçıyazı n. * Aruzdaki vezin takı ndan her biri. mı bahçı vanlı * Bahçı bulunan. bahse girmek * görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş yapmak. lı * Deniz Harp Okulu öğ rencisi. bahis mevzuu olmak * üzerinde konuş ulmak. söz konusu olmak. ların bahriye çifte tellisi * Hareketli bir halk oyunu ve ezgisi. lı bahisçi * Oyunlarda veya at yarı nda yarın sonuçları tahmin ederek bahis oynayan veya oynatan kimse. * Görüş ünde veya iddiası haklı kacak tarafa bir ş verilmesini kabul eden sözlü anlaş nda çı ey ma. bahname bahrî bahrî bahriye * Bir devletin deniz güçlerinin ve kuruluş nıbütünü. bahis tutuş mak * karşklı ı bahse girmek.

bahtı lı bağ olmak * talihi kapalı olmak. bahsi kazanmak * ileri sürülen. bahtı k açı * Talihli. bahtı k olmak açı * bir konuda ş yaver gitmek. bahsi geçmek * bir konu üzerinde konuş ulmuş olmak. sunmak. bahtı kara * Mutsuz. savunulan görüş doğ olduğ belli olmak. baht iş i * Talihe bı lmı talihe bağ iş rakı ş . lı. nı unu i . ı ş bahş iş * Bir hizmet görene hakkı ayrı ndan olarak verilen para. bahtı olmak kara * sürekli olarak talihi yaver gitmemek. * (kı için) evlenecek istekli çı zlar kmamak. mutsuz olmak. bahş (veya beleşatıdiş bakı iş ) n ine lmaz * para verilmeden sağ lanan bir ş ufak tefek kusurları hoş eyin nı görmelidir. bahsi kaybetmek * ileri sürülen. istenen sonuca ulaş mamak. talih yüzüne gülmek. bahtı kapanmak * talihsizliğ uğ e ramak. . konuş sözünü etmek. bahş etmek * Bağlamak. bahsi kapamak * bir konu üzerindeki konuş mayı kesmek. bahtı küsmek na * talihsizliğ inden yakı nmak. savunulan görüş yanlıolduğ ortaya çı ün ş u kmak. talih. talihsiz.bahsetmek * Bir konu üzerinde söz söylemek. ans. ün ru u bahsi tazelemek * konuş mayı konu üzerine getirmek. * Ş mutluluk. aynı bahş etme * Bahş etmek iş i. mak. ansı bahtı lmak açı * talihi dönüp uygun duruma veya arzulanan sonuca gelmek. baht * Olacakları kaçılmaz olduğ belirleyen ilâhî iradenin insan için veya bir toplum için çizdiğhayat tarzı n. kader.

bahtlı bahtsı z * Bahtı olan. bakakalmak * Ş kı ğ uğ p ne yapacağ bilmez durumda kalmak. mutsuz. vekil. nazı kanı ktan baş na r. aş * Bahtı olan. mutlu. bakalorya * (eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğ reniminden sonra verilen) Olgunluk sı . nı tirir. talihsiz. kötü bahtsı k zlı * Bahtsıolma durumu. talihli. * Bakmak iş yapan (kimse). hükûmet. ini * Hükûmet iş lerinden birini yönetmek için. iyi bakakalma * Bakakalmak iş i veya durumu. tı kı sı bakanlar kurulu * Baş bakan ve bakanlardan oluş kurul. z bahusus bak bak! bak! * iş te. uyarma gibi anlamları pekiş ğ ı ku. odunundan kı zı rmı boya çı lan bir ağ bakkam (Haematoxylon campechianum). kemik çıntı. navı bakam bakan * Baklagillerden. * Hele. * ş ma bildirir. genellikle milletvekilleri arası ndan. * Formaldehit ile bir fenolün yoğ ması unlaş sonucu elde edilen yapay reçine.bahtiyar * Bahtı olan. * küçümseme bildirir. üstelik. baş bakan tarafı seçilerek ndan cumhurbaş nca onaylandı sonra iş ı getirilen yetkili. bahtlı . mutsuzluk. aş nlı rayı a ı nı bakalı (veya bakayı m m) * içinde yer aldı cümlenin güvensizlik. mutlu. an . talihli. bakanak * Geviş getiren hayvanları ayakların arkası n nı ndaki körelmiş rnak. bakalit bakalitli * Bakalit bulunduran. bakalit kaplamalı . bakaç * Dürbün. * ş ma anlatı aş r. bahtiyarlı k * Bahtlı olma durumu. mutluluk. özellikle. karı aç. kuş merak.

iyle * Bir ş satıalmayı ünmeden yalnı bakarak ilgilenen (kimse). nezaret. n * Bakanı yönetimi altı n ndaki kuruluş n bütünü veya bu kuruluş n bulunduğ yer. * Kademe. ine i yapı bakı m * Bir ş iyi geliş eyin mesi. sır. güneye veya kuzeye karşkonumunu belirleyen. için bakı lma bakı lmak bakı evi m * Bakı ihtiyacı kimselerin bakı kları ndı kuruluş ma olan ldı . ğ ı bakar bakar kör * Gözleri sağ göründüğ hâlde göremeyen. * Kurum ve kuruluş motorlu araçlarıonarı ğve korunduğ yer veya birim. iyi bir durumda kalması verilen emek veya emek verme biçimi. * Bakmak iş konu olmak veya bakmak iş lmak. larda n ldı ı u bakı yapmak m * araç ve gereçlerin düzenli çalı ş için onarı nı ması mı yapmak. * Ait olduğ yı u l içinde toplanamayı ertesi yı kalan vergiler. lam ü * Çok dikkatsiz (kimse). darülâceze. bakılı cı k * Bakmak iş i. * Falcı lı k. vekâlet.bakanlı k * Bakan olanıdurumu ve görevi. ları ları u * Öküz. ı dı bakarak bakarsı n bakaya * göre. nı * Fal. * Kalı lar. bakı cı * Bakmak iş görevlendirilen kimse. bakara *İ skambil kâğ ile oynanan bir kumar. bakar mını sız? * seslenme ünlemi. * Bakı iş lmak i. * olur ki. ntı * Askerlik çağ girenlerden son yoklamada bulunarak askere alı ş ı na nmıoldukları hâlde çağldı nda rı kları gelmeyen veya gelip de kı na gitmeden toplandı yerlerden veya yollardan savuş taları kları anlar. lı n ınları ı ı bunun sonucu olarak da doğ ş al artları tespit eden durumu. bakı yurdu m * Yoksul veya kimsesiz yaş ve sakatları barı rı bakı kları lı n ndılı p ldı yurt. vekillik. barı kları . . p la bakı * Özellikle dağk yörelerde bir yamacı güneşş na. eyi n düş zca * Falcı .

unluğ 8. i yapı tı * Muayene olmak. bakı r * Atom numarası yoğ 29. kolay dövülür ve iş olduğ sı i lenir undan eski çağ lardan beri türlü iş lerde kullanı kıl lan. yönü. * Bakı nmak iş i. ş ş ı . bakı zlı msı k * Bakı z olma.bakı mcı * Bakı iş yapan kimse. 10840 C ye doğ eriyen. * İ bakı şüzerinde iyi çalılmı yi lmı . Kı saltması Cu. araşrmak. bakı r oksit * Kimyasal formülü CuO veya Cu2O olan bakın oksit biçimi. olacak ş mi? gibi ş ma anlatı ey aş r. niş ğ ı nlına ı lmıiner angâh. terk edilme. * Yeş çalar mavi renk. bakı lı mlı k * Bakı olma durumu. -e göre. ile bakı r çalmak * (bakı r kaptaki yemek) bakı r tuzları zehirli duruma gelmek. yüzüstü bı lma durumu. bakı r rengi . bakı ı r alaş mı * %1'in üzerinde çözünmüş elementlerin oluş turduğ bakı ı nı genel adı u r alaş mların . rı bakı r pası * Bakıüzerinde nemli havalarda oluş bakı r an r hidrokarbonat. lmamı ş . bakı ğ r çalı ı * Bakıtuzları zehirli duruma gelmiş r ile . ile bakı r kaplama * Demir benzeri madenlerin yüzeyinde bakıkatman oluş r turma iş lemi. * Bakı yapı ş rdan lmıkap.95 olan. bakı nmak * Bakmak iş lmak. msı rakı bakı ncak * Tüfeklerde hedefin uzaklına. sı bakı mlı bakı k mlı * Filmin kartpostal büyüklüğ ünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağ layan cihaz. ı ve elektriğiyi ileten. * Bakı yapı ş rdan lmı . değ erlendirme açı. zı renkli element. çevreye göz gezdirmek. bakı ndı bakı nma * Bak hele. mlı bakı z msı * Özen gösterilmemişbakı . yakı ğ göre ayar edilecek biçimde yapı ş kalkar gez. doğ serbest veya birleş olarak u ru ada ik bulunan. m ini bakı ndan mı * Bakıveya görüş sı ş açı.

sa p bakık ş ı * Bkz. görüş sı açı. bakı rcı * Bakıiş r leyen veya bakıkap kacak satan kimse. n bakımlı ş ı * Bakımı ş bulunan. zı n * Bu renkte olan. bakı ı r taş * Malakit. ki * Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak. simetrik. . bakımlı ş . bakımsı ş z ı * Araları bakım bulunmayan (iki ş veya iki yanı nda bakım olmayan (bir ş asimetrik.* Kıla yakı kahverengi. konuyu. biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğ ki ey nda u. bakı ma rlaş * Bakı mak durumu. göz taş r ı . bakı ş mak * İ veya daha çok kimse birbirine bakmak. * Eksen olarak alı bir doğ nan rudan. ı bakım ş ı * İ veya daha çok ş arası konum. bakıaçı ş sı * Bir olayda. bakımsı ş z. bakı r sülfat * Göz taş ı . rlaş bakı mak rlaş * Bakırengini almak. düş ünceyi belirli bir yönden inceleme. nda ş ı ey) arası ş ı ey). tenazur. benzer noktaları ı olarak aynı karşklı lı uzaklı bulunan iki benzer kta parçanıbirbirine göre olan durumu. (rengi) bakın rengine benzemek. ş z ı bakı ş ma * Bakı ş iş mak i. r bakı lı rcı k * Bakıkap yapma veya satma iş r i. r rı bakı rlı bakı ş * Bakıiçeren maddeler. asimetri. ı bakıksı ş z ı * Bkz. mütenazı ı r. bakıatmak ş * kı bir sürede bakı geçmek. simetri. bakımsı k ş zlı ı * Bakımsıolma durumu. r * Bakmak iş i veya biçimi. bakı r tuzu * Bakısülfat.

mlı * bir ş eyden artmak. i m!" bakkaliye * Bakkal dükkânı satı ş nda lan eyler. baki kalmak * sürekli.baki * Sürekli. ç * Bu bitkinin yeşürünü veya kuru tanesi. kide ş * El değ memişkullanı . pranmamı yeni. ş . erdenlik. bakkal bakkal çakkal * Bakkal ve benzeri iş uğ an esnaf için küçümseme sözü. içecek ve baş ihtiyaç maddelerini perakende olarak satan kimse. taneleri badıiçinde bulunan bir bitki (Vicia faba). il * Bir zinciri oluş turan halka veya parçalardan her biri. bakire bakirelik bakirlik * Bakir olma durumu. bakam. ntı * Yiyecek. * Eskimemişyı . z lan z. k. bakkam bakla * Bkz. öteki. * Baklagillerden. lmamı ş . z. mtı . bakir * Cinsel iliş bulunmamı(erkek). * Kalı . kalı. lerle raş bakkal defteri * Karık. ka * Bu gibi ş eylerin satı ğdükkân. ş lı bakiye * Artı artan. ş ı larla bakkal kâğ ı dı * Kalı ve kaba kâğ n ı t. * Bakire olma durumu. * Büyük bakkal dükkânı . kalan. geride kalan. bakkallı k * Bakkalı iş n i. * (toprak için) İ ş lenmemiş . yurdumuzun her yerinde yetiş tirilen. lik. daimî. * artakalan. kalı olmak. ldı ı * Cinsel iliş bulunmamıdiş kı kıoğ kı kide ş i. bakkala bı rakma! * bir iş"bakalı diyerek savsaklamak isteyenlere söylenir. cı * Bir ş eyden artan (miktar). bakla çiçeğ i * Sarı rak eflâtuna çalan beyaz renkte olan bitki. düzensiz yazı dolu defter. geri kalan. el değ memiş bozulmamık.

bakla oda nohut sofa * Bkz. ağ nda bakla ı zı slanmamak. baklavacı * Baklava yapan veya satan kimse. * Bakla tarlası . * Eş kenar dörtgen biçiminde olan nesne. fasulye. baklan baklava * Anguta benzeyen kı zı rmı renkli bir çeş yaban kazı it (Otis tarda). baklavacı lı k * Baklava yapma veya satma iş i. hazı baklava börek * (bir baş ş karş tıldında) çok kolay ve zevkli (iş ka eyle ı rı ğ laş ı ). ceviz. lan bakla ı slanmamak * Bkz. badı ç. baklalı baklalı k * Baklası olan. bakla kadar * (bit. nohut oda. baklagiller * Bakla. renk. * Çok ince yufkadan yapı arası kaymak. akasya. iki çenekli ayrı içine taç yapraklı lardan büyük bir bitki familyası . * çok tokluk durumunda "baklava börek olsa yemem" biçiminde kullanı lı r. baklamsı * Bakla biçiminde olan. baklava dilimi * Eş kenar dörtgen biçiminde olan. bakliye. . pire gibi küçük böcekler için) çok iri. badı pek çok sebze ve ağ çlı açları alan. baklava açmak * baklava yapmak için gerekli olan ince yufkaları rlamak. keçiboynuzu gibi. * At donları koyu ve iri lekeli kı ndan r. bakla dökmek (veya atmak) * bakla ile fala bakmak. baklamsı meyve * Bkz. baklavalı *İ çinde baklava bulunan.* Bu renkte olan. fı k. bakla kı rı * Beyazı almı beyazlamaya yüz tutmuş çoğ ş . bakla falı * Bakla taneleri ile bakı bir fal türü. badem gibi ş konulan tatlı larak na stı eyler .

önem vererek üzerinde durmak. suda. ilgilenmek. * (yer için) Yüzü bir yöne doğ olmak. * Bakmak iş i. * Bkz. ş ı ey * Aramak. r bakraç * Çoğ unlukla bakı yapı küçük kova. larda klara kı k biçimde olan. * (bir işBirinden beklenmek. bakterigiller * Bakterilere verilen ad. silindirimsi. küresel. * Bir işyapmak. geçindirmek. Benzemek. denemek. bakterileri içine alan canlı lar. tedavi etmek. tek hücre canlı vrı alan. andı rmak. n i * Baklagillerden elde edilen ürün. kimyasal etkiyle öldüren (etken). i i * Yapı labilmesi bir ş bağ bulunmak.*İ çinde baklava desenleri olan. bölünerek çoğ klorofilsiz. canlı bulunan. bakteri * Toprakta. bakteridi *Ş arbon hücresi gibi hareketsiz bakteri. * Önem vermek. eyin mesi için * Beslemek. baklavalı k * Baklava yapı nda kullanı veya baklava yapmaya elverişolan. çürüme. nda ş an . incelemek. ları bakteriyel * Bakterilerle ilgili. * dikkat çekmek sözü. farkı varmak. * açısöylemekten kaçı ğbir sorunu sonunda açı k ndı ı klamak. eye lı * Gözetmek. . bakliyat bakliye bakma bakmak * Bakı bir ş üzerine çevirmek. bakteriyoloji alanı çalı kimse. baksana! baksanı za! * seslenme için kullanı lı r. * Yoklamak. * Anlamak. bir işyapmakla görevli olmak. na * Baş bir ş ilgilenmeyip elindeki veya önündeki iş uğ ı ka eyle le raş olmak. ) * (hasta için) Muayene etmek. ru * Bir ş geliş veya iyi bir durumda kalması emek vermek. rdan lan * Bir bakracıalabildiğmiktar. baklagiller. bakteriyolog * Bakterilerle ilgili. bakterisit * Canlı n vücudunda veya laboratuar deneylerinde bakterileri fiziksel. * Renklerde. mayalanma veya hastalı yol açan. mı lan li baklayı zı çı ağndan karmak * sabrı tükenip o zamana kadar söylemediğş i eyleri söylemeye baş lamak.

türü bal bal demekle ağ tatlı ı lanmaz z * sözde kalan dilek ve tasarı n iş ları bitirmede hiçbir etkisi olmaz. ş zan ı sı * Ağ açlarıkabuğ n undan sı zarak pı laş besi suyu. koyu. bakması sağ na nı lamak. *ş üpheye yer bı rakmadan. bal yapan eklem bacaklı (Apis mellifica). htı an bal alacak çiçeğbilmek (veya bulmak) i * çı sağ kar lanabilecek yeri veya ş bilmek veya bulmak. ş ı . llı bal kabağ ı * İ turuncu. kı zı rmıya renkli çiçekli ağ k. na bal mumu * Arı n peteklerini yapmak için karıhalkaları ndan salgı kları ları n arası ladı yumuş ve sarı madde. çi bir idi * Aptal. beyinsiz kimse. baktı alı kça r * güzelliğbirdenbire göze çarpmayan. eyi bal arı sı * Zar kanatlı lardan. ndaki petek gözlerine doldurdukları . bakteriyoskopi * Bakterilerin mikroskopla incelenmesi iş lemi. i baktı rma * Baktı iş rmak i. sı madde. rengi beyazdan esmere kadar değen tatlı iş . vı * Olgunlaş ş mıincirin. niteliklerini inceleyen bilim. çok iyi. bal baş ı * En temiz bal. bal dudaklı . adamakı. bal dudaklı * Tatlı dilli. dına sı tatlı. baktı rmak * Bakması yol açmak. ak msı * Bu maddenin sanayide kullanı için yapay olarak hazı lmak rlanmı.bakteriyoloji * Bakterilerin ve genel olarak mikroplarıbiçimlerini. bal dudak * Bkz. bal kelebeğ i * Bal kovanları çok zarar veren bir böcek (Galleria mellonella). bal gibi * pek tatlı . aççı bal dök de yala * bir yerin çok temiz olduğ anlatı unu r. iri ve tatlı kabak çeş (Cucurbita moschata). n bakteriyolojik * Bakteri bilimi ile ilgili. bal * Özellikle bal arı nıbitki ve çiçeklerden topladı bal özünden yapı kovanları ların kları p. bal çiçeğ i * Almaş yapraklı rmı veya kı zı çalar sarı ı k .

mak balabanlaş mak * Balaban duruma gelmek. * Üç köş üç telli Rus halk sazı eli. . arı n bal yapmak için emdikleri tatlı vı ları sı. ri. ları u bal rengi * Kahverengine çalan sarı renk. balabanlı k * Balaban olma durumu. bala balaban * İ büyük. çocuk). balak balalayka * Bkz. malak. * Bu renkte olan. için aret bal özlü * Bal özü bulunduran. u bal peteğ i * Arı n içine bal doldurduğ bal mumu levha. bal özülük * Çiçeklerde bal özünü çı karan bezlerin bulunduğ organ. nektar. bal mumu macunu * Mobilyadaki kusurlarıonarı nda kullanı toprak boya ile renklendirilmiş mumu. n mı lan. balaban kuş u * Bataklı klarda yaş ayan. yumurtalıve erkek organların dibinde bulunan ve bal özü çı k nı karan bez. bal özü * Bazı çiçeklerin içinde bulunan. bal bal mumu yapı rmak ş tı * unutulmaması iş edip dikkati çekmek. . * Ş man. bal tutan parmağ yalar ı nı * imkânları geniş iş baş bulunan kimse bu imkânlardan az da olsa yararlanı bir in ı nda r. gürbüz (kimse. çocuk. * Yavru. bal özü bezi * Bitkilerin yaprak. bal sağ mak * kovandan bal ürünü almak. iş balaban * Atmaca veya doğ gibi yı cı kuş an rtı bir . (Botaurus). balı la benzer. irileş mek.bal mumu gibi erimek * çok zayı flamak. eti yağ ve ağ iri bir kuş kçı lı ı r. balabanlaş ma * Balabanlaş durumu.

balans pensi * Arabaları tekerleklerindeki dengeli dönmeyi sağ n lamak için cant ile lâstik kenarı sışrı kurş na kı lan tı un parçası . lı * Eski Türklerde kiş anı için mezarın veya bazı inin lması nı kurganlarıetrafı dikilen taş n na . yağ. koyu. oselerde düzeltilmiş toprak üzerine döş enen taş rı . nda balast yem * Çok büyük miktarda ham selüloz ihtiva eden ve dolayıyla yoğ yemlerden çok daha düş sindirilebilir sı un ük besin maddeleri ihtiva eden ve hayvanlara tokluk hissi vermek amacı kullanı yem. da. n balçı k *İ çinde çeş organik maddeler bulunan. itli ş kan * Güçlük çı kartan. yarı balayı * Evlilik hayatın ilk ayı ilk günleri. * Kabzanı demir siperi. yavaş ı madde. da. yla lan balat * Orta Çağ üç bentten oluş bir Batıiiri türü. daha çok killi. nı veya balbal balcı balcı lı k balçak * Kabza. * Arı tirip bal alan veya satan kimse. lik arkı * Serbest biçimli. *İ çindeki kil oranı yüksek. kiriş lan na enen * Demir yolları traverslerin altı ş nda na. müzik araçları çalı veya ş olarak okunan eser. pedavra. yla nan arkı * Soğ ve sı büyük bir sürtünme kat sayına sahip olan suya ve yağ dayanı . balans balans ayarı * Otomobilin sarsı nı lması önlemek için. balata . * Karagöz. yapı çamur. iş mı balast gemi * Ambarları yük bulunmayan gemi. balast direnç * Gerilimin büyük değimlerinde.balama * Orta oyununda Rum tipi. mil. an ş * Batı belirli danslara eş eden bir tür ş . devredeki akı sabit tutmak için konulan direnç. tekerlek mili üzerine yerleş sağ tirilmiş m ay biçimindeki alet. uk cakta sı a klı aş nan * Motorlu araçlarda fren yapmayı layan. balar balast * Çatı i olarak kullanı ve kiremitlerin altı döş ince tahta. muvazene. matiz ve külhan beyi tipleri tarafı yabancı ndan ülkelerin tiplerine hitap ederken kullanı söz. lan * Denge. romantik. koyu toprak. su geçirmez. yetiş * Arı tirme veya bal alı satma iş yetiş p i. kıkları * Safra. tekerleklere gereğkadar balans pensi denen kurş parçası i un takarak denge sağ lama iş i.

karasineğ çok benzeyen. en . karabaldı r. baldı rpatlatan * Güreş hasmı bir ayağ tutarak diz kapağ kadar büküp üzerine yüklenme oyunu. baldı r kemiğ i * Baldı bulunan iki kemikten ince olanı rda . ran en baldı rgan * Baldı ran. hayvan e k tı sağğyönünden zararlı sinek türü (Stomaxys calcitrans). hastalıbulaşran. ğ ı baldı ran baldı ş ran erbeti * Acı çekerek. baldı rak * Don ve pantolon gibi giysilerin dizden aş ı bölümü. yüz suyu dökerek elde edilen kazanç. * Erkeğ göre karını kıkardeş e sın z i. * Maydanozgillerden. pilâvlıpirinç. ı n ine * Bu bölümün yumuş ve şkin olan arka tarafı ak iş . ş eytan tersi otu (Ferula assa-foetida). lı ı bir baldı z baldo * İ ve dolgun taneli. karı * Balçı olan. baldı k ranlı * Çok baldı yetiş yer. baldıçı rı plak * Ayak takı ndan. nemli yerlerde yetiş zehirli bitkilerin ortak adı u otu. baldıkara rı * Nemli yerlerde yetiş birçok eğ otu türünün ortak adı en relti . *Ş eytan otu. balçıhurması k . * Bu tür gösteri yapan sanatçı topluluğ u. incik. mı siz. te n ı nı ı na baldı rsokan * Çift kanatlı n. baldı r bacak * Açısaçıgörülen kadıbacağ k k n ı . iş serseri. klara larak balçıinciri k * Kurutulmuş incir. ri k bale * Belli hafif figürlere. balçı klı baldı r * Bacağ dizden ayak bileğ kadar olan bölümü. (Conium maculatum). sinekgiller familyası ları ndan. ağolan * Kı kayınıaş ı lı ç ş n ağuzanan parçası ı . kan emen. ağ * Bu bitkiden çı lan zehir. adı atı çoğ m ş lara. unlukla sahne düzenine ve müziğ dayalı e gösteri türü.balçıhurması k * Sandı bası kurutulan hurma (veya kuru incir). balerin .

suda yaş ayan. k balı k balı k * Omurgalı lardan. balgam taş ı * Damarlı yarı ve saydam bir tür Kadı taş Hacı köy ı . lan * Suda piş kı kları klanmı incecik kılmıbalıile soğ yağhavuç. a balıbaş kokar k tan * bir iş aksaklın baş olanlardan baş ğ anlatı te ğ ı ta ladını ı r. i balet balgam * Bale yapan erkek sanatçı . balgamlı * Balgamı olan.* Bale yapan kıveya kadısanatçı z n . ayan n ak k balıetinde k * Ne şman. . dalgı kurbağ adam. balhane * Bal süzme ve paketleme iş lemlerinin yapı ğyer. Zodyak. Kova ile Koç burçları nda yer alan burcun adı arası . . balıadam k * Deniz dibine inilebilecek donanı su altı çalı mla nda ş iş mayı edinen kimse. ldı ı balı çı ğ kmak a * balıavlamaya gitmek. balıbilimci k * Balı sıfı inceleyen bilim adamı klar nını . balerinlik * Ası l mesleğbalerin olan kimse. biçimli tombul. solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanlarıgenel adı n . yı ş k an. ç. ı zdan ş arı lan balgam atmak * yapı lmakta olan bir iş veya bir konu üzerine kuş uyandı ku racak bir söz söylemek. tı nda klar nını balıçorbası k * Beyaz etli balı klardan yapı bir tür çorba. bektaş ı taş mühresenk. balıeti k * Omurgalı lardan. suda yaş hayvanlarıyumuş ve açırenkli eti. hazı rlanan bir çorba türü. ı dı atı sümüksü madde. * Zodyak üzerinde. patetes ve domatesten irilip lçı ayı ş . * Solunum organların salgı ğ ağ nı ladı. balıbilimi k * Su ürünleri araşrmaları özellikle balı sıfı inceleyen bilim. balgümeci * Bal peteğ andı bir tür dikiş ini ran büzgüsü. iş f balıistifi k * Çok sış olarak bir yere dolmuş kık ı (insanlar). balıkartalı k . ne zayıolan.

yı cı (Pandion kla rtı kuş haliaetus). kçı n ğ kları ı ş a u balısütü k * Yumurtlama sı nda erkek balı n çı ğbeyaz madde. balı kçı * Balıtutan veya satan kimse. kahverengi çizgili. fakat bağ gücü yüksek yapı rı. yavaş k kları kuruyan. * Morina balınıkaraciğ ğ n ı erinden çı lan ve hekimlikte zayığ karşkullanı iyotlu. k n lan balıyumurtası k * Balı n daha çok sıyerlere bı kları kları ğ raktı . balıtutkalı k * Balıendüstrisi artı ndan üretilen. vitaminli yağ karı flı a ı lan . kları (Anamirta). su kıları yaş yı nda ayan. ler balıotu k * Cava ve Malabar'da yetiş zehirli meyvesiyle balı sersemleterek avlamaya yarayan bir bitki en. ticarî merkez. balı beslenen. kçı n uk i azlı n balı yaka kçı * Kazaklarda boynu saran ve katlanabilen yaka. ı bal rı rlanan yumurtası . balıyiyerek beslenen büyük bir kuş k (Ardea cinerea). balı lgiller kçı * Leyleksiler takı nıbalı llar alt takı na giren bir familya. balı kazağ kçı ı * Balı larısoğ ve nemli havalarda giydiğboğ ve yünlü kalıkazak. boğ k. boynu ve gagası uzun. k * Yayvan servis tabağ ı . beyaz. havyar. su kıları yaş yı nda ayan. * Çoğ unlukla mersin balını eritilmiş mumuna batılarak hazı ğ n. ğ ı balıunu k * Kurutulmuş ktan özel iş balı lemlerle elde edilen un. balıkavağ çınca k a kı * hiçbir zaman olmayacak iş için söylenir. balıyiyen. mın kçı mı balı lı kçı k . kla k * Uzun bacaklı lardan. balıyemi k * Balıavlamada oltanı ucuna takı genellikle yiyecek türü madde. balıyağ k ı * İ balıve deniz hayvanların sanayide kullanı yağ ri k nı lan ı . azlı balı l kçı * Balı beslenen. kçı balı düğ kçı ümü * İleme baş cı yapı ve sonra kolayca çözülerek iş tersine de tutturulan düğ ş ş langında lan in üm ekli.* Kartallardan. rası kları kardı ı balıtabağ k ı * Balıkoymaya yarayan kap. k * Balı lara özgü. üremelerini sağ layan yumurta. lama ş cı tı balıtutmak k * balı avlamak. balıpazarı k * Balı larıavladı balı n günlük ve taze olarak satı sunulduğ yer.

k balı klava * Deniz. * Yollarda sularıortada toplanmayarak iki yana akması yapı şkinlik. düz ve baş ağbir biçimde. süslemek. baliğ olmak * bulmak. balı khane * Balı n toptan satı çı ldı. yassı na . ğ ı * Giysilerin dik ve düzgün durması bazı için yerlerine özellikle yakaları konulan sert. uzunca gagalı .* Balıtutma. deniz kıları yaş bir kuş yı nda ayan cinsi. akı ı na mek. ğ ı balı knefesi * Balinagillerin baş ı çı lan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapı nda kullanı bir yağ ndan karı mı lan . soğ hava deposu olan yer. n için lan iş balı z ksı baliğ * Döl verme çağ eren. balı yararlanma ve satma iş k ktan i. göl ve ı rmaklarda balıyatağolan yer. kadı u ı ı rlı ı için rga balı. uzun ve çatal kuyruklu. balı kgözü objektif * Normal objektiflerden çok daha geniş yı ve görüntüyü dıbükey ayna görüntüsü biçiminde veren açı alan ş objektif türü. balina * Balinalardan. a l baliğ olmak. * Balı olmayan. erinleş buluğ ermek. * Balıüretme. ı nı ünmeden giriş erek. dar. uzun gagalı kçı balı l cinsinden kuş familyası lar . eriş mek. balı n kçı * Perde ayaklı lardan. ğ ı . avlama iş k i. balı klamak * Balı klama tarzı atlamak. deniz kı cı rlangı (Sterna hirundo). falyanos (Balaena mistycetus). suya balı klandı rma * Balı klandı rmak iş i. balı llar kçı * Çoğ unlukla uzun bacaklı . buluğ ı ermiş ı na çağ na olan. atlamada) Balıgibi gergin. uzun çubuk. balı klandı rmak * Balıile doldurmak. bir harekete sonucunun ne olacağ düş e. k ı balı klı * Balı olan. ağ ğ200 ton olan. kemik gibi ş lan eylerden yapı ş lmı halka. balı kgözü * Ayakkabı n bağ ları geçirilen deliklerine ve kemer deliklerine takı maden. balı rtı ksı * Balıkı ğbiçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş k lçı ı deseni. kları ş karı ğ uk a ı balı klama * (suya dalmada. uzunluğ 20 m. * erinlik çağ ermek. yağve çubukları avlanan memeli hayvan. esnek. k aş ı * Bir iş bir duruma.

esnek kemiksi bölümlerin adı ş . * Balina takı ş lmıolan. kutup denizlerinde yaş memeli hayvanlar familyası ayan . Balkanlı lı k * Balkanlı olma durumu. Balkanlar * Hı rvatistan. kla * Örnek hayvanı balina olan. . imş * Su halkalanmak. Balkanoloji * Balkan ulusların dili. içine Balkanlı * Balkan devletlerinden olan. Bosna-Hersek. * Güzel süslü. * Parlamak. Slovenya. nı nda ş arı ru kmı . tarihi ve kültürü ile uğ an bilim dalı nı raş . balkan * Sarp ve ormanlısı dağ k ra lar. Sı rbistan. balkı r * Parı. * Kesik kesik ağmak. Balkanolog * Balkanoloji uzmanı . parı ldamak. balinalar balinalı balistik * Ateş silâhlarda barut gazın bası ile fı p hedefe varı li nı ncı rlayı ncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Balkanlarla ilgili. * Ağ.balina çubuğ u * Balinanı ağ na aldı suyu dı ya süzüp içindeki deniz hayvanları tutması yarayan ve üst çenesinin n zı ğ ı ş arı nı na iki yanı tarak diş gibi sı nda leri ralanmı boynuz dokusunda. ltı * Ş ek. . KaradağKosova. * Bkz. Bulgaristan. Yunanistan ve Trakya'yı alan bölge. Romanya. Malkar. * Balkı iş mak i. Balkar Balkarca balkı * Bkz. balina geçirilmiş olan (giysi). dalgalanmak. * Ş ek çakmak. Malkarca. Makedonya. Arnavutluk. sancı rı . sancı rı mak. balina yağ ı *İ spermeçet balinasın kafa sinüslerinde bulunan yağ nı . balkı ma balkı mak balkon . imş * Bir yapın genellikle üst katları dı ya doğ çı şçevresi duvar veya parmaklı çevrili bölümü. parlak.

ballı klı balo * Danslı resmî giyimli gece toplantı. ballı k * Bal konulan kap. ğ ı * Ballı baba. atmosferde uçabilen. ve sı balo vermek * baloyu hazı rlamak. ballanmak * Bal bulaş bal sürülmek. * Bağ larda görülen külleme hastalı. balkonumsu * Balkona benzer. ballı darı *İ ncir.* Tiyatro ve sinema gibi büyük salonlarda asma kat. beyaz çiçekli ve çok yık otsu bir bitki (Lamiumalbum). ballanma * Ballanmak iş i. lâvanta çiçeğ kekik gibi kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitiş taç yapraklı i. ballı *İ çinde bal bulunan. ballı börekli olmak * çok iyi anlaş mak. olgunlaş laş mak. küre biçiminde araç. balköpüğ ü * Açısarı k renk. lmı * Ballıhastalı olan. ballandı rmak *İ mrendirecek biçimde övmek. mak. ik lardan oluş bir an familya. ballandı rma * Ballandı rmak iş i. ballı pasta * Bal ile yapı ş lmıveya içine bal konmuş pasta. ballandı ballandı ra ra * Ballandı rarak. ballı börek * Çok lezzetli. * Tatlı mak. llı ballı babagiller * Nane. tatlanmak. ballı baba * Ballı babagillerden. düzenlemek. k ğ ı . balon * Isı ş tı hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan.

. baltacı * Balta yapan veya satan kimse. * Yangısöndürme kuruluş nda balta kullanan er. balon gibi. * Odun kıcı rı. musallat olmak. sonraları zlar ağ na bağ olarak sarayı kı ası lı korumak ve sarayı dıhizmetlerini yapmakla n ş görevli kimse. k balta olmak * direnerek bir ş istemek. parfüm ve ilâçlarıyapı nda kullanı reçine. balonculuk * Balon yapmak veya satmak iş i. baloncu baloncuk * Balon satan kimse. * Karnı yuvarlak ve şkin. i balsı ra * Yapraklarıüzerinde oluş bir tür küf. baltacı k * Küçük el baltası . * Bazı açlardan elde edilen. demir araç. koru). balonvari * Balona benzer. lan ı . antiseptik ve besleyici özelliğolan (ilâç. balta vurmak * balta ile kesmek. balotaj baloz balsam * Bir seçimde adaylardan hiçbirinin. balta balta değ memiş (girmemiş veya görmemiş ) * içinden hiç ağ kesilmemişsıve gür (orman. parçalamak. iş balon lâstik * Bisikletlerde kullanı bir lâstik türü. * Küçük balon. boynu dar cam kap. yükleri bindirip indirmekle. * Gemici. aç .* Hava veya gazla doldurulmuşkauçuktan yapı çocuk oyuncağ .). lan balon uçurmak * ilgililerin ne diyeceklerini ve nası l davranacakları anlamak amacı aslı nı yla olmayan bir haber yaymak. n an * Bir tür kudret helvası . vakitli vakitsiz tedirgin etmek. ağ n mı lan balsamlı * Balsam içeren. merhem vb. gerekli oyu sağ layamaması dolayıyla seçimin sonuçsuz kalması sı . yontmak gibi iş kullanı ağ saplı lerde lan aç . * Kesmek. yol açmak. yarmak. çadı kurup kaldı rası lı k k rları rmak. n ları * Önceleri sefer sı nda çalı ve ormanlıyerleri temizlemek. iş gibi kimselerin eğ çi lenmek için gittikleri içkili. baltabaş * Baş bodoslaması omurga hattı dikey olarak çelik lâmadan yapı ş na lmı(gemi). danslı yer. ası ey lmak. belsem.

ş yası balya makinesi * Değ ik tarı ürünlerini ip ya da çember ile balyalama veya denkleme iş yapan alet. i. pot kı nda rmak. sabote etme. bir iş tlı i veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma. baltalama * Baltalamak iş sabotaj. k ulan baltrap balya * Çember ve demir tellerle bağ lanmıticaret eş . iş m ini balya yapmak * balyalamak. * Bilinçli ve kası olarak. baltalayılı cı k * Baltalama iş yapan kimse. ini baltalı * Baltası olan. ı nı nda baltadan kurtulmak * kesilmemek. kı dan baltayı a vurmak taş * farkı olmayarak birine dokunacak sözler söylemek. na baltalı k baltası kütükten çı kmak * bir engelden. * Yolları açma ve düzenlemede balta ile donatı ş lmıasker sıfı nı. balyalamak * Balya yapmak. baltalamak * Balta ile kesmek. tlı kacak davranı bulunmak.* Değ irmen taş n ortası bulunan haç biçimindeki alet. * Sısıkesimi yapı orman. . sabote etmek. balyalanma * Balyalanmak iş i. balyalama * Balyalamak iş i. balyalanmak * Balyalamak iş lmak. k k lan * Bir köyün odun ihtiyacı sağ nı laması izin verilen koruluk veya orman bölgesi. denk yapmak. * Bir iş bilinçli ve kası olarak bozacak veya yı i. bir sıntı kurtulmak. Baltı k * Baltıdenizine kısı ülkeler ve bu ülkelerin halkı k yı olan . Baltıdilleri k * Baltıülkelerinde konuş Hint-Avrupa dil grubu. i yapı * Atılı hedef vazifesi gören plâkaları cı kta havaya fı rlatan yaylı alet. ş ta baltalayı cı * Baltalama hareketini yapan kimse.

ları lan. k lerde lan. . bambul * Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü. man en türü bamya * Ebegümecigillerden bir bitki (Hibiscus esculentus). bambaş k kalı * Bambaş olma durumu. * Bu bitkinin hem taze. * Osmanlımparatorluğ döneminde Frenk ve özellikle Venedik elçilerine verilen ad. balyozlamak * Balyozla vurmak. ı n ndaki bölümü. yanı mı lan ş . ergin evrede baş akları kemiren. hezaren (Bambusa vulgaris). balyozlama * Balyozlamak iş i. . i balyozlanmak * Balyoz ile dövülmek. ka bambu * Buğ daygillerden. bam teline basmak (veya dokunmak) * en çok kı ıeyi yapmak veya sözü söylemek. ş ı * Bu kamı yapı ş ş tan lmıolan. İ u * Taş kı ları rmak. balyozlanma * Balyozlanmak işveya durumu. kahverengi. sı ülkelerde yetiş boyu 25 m kadar olabilen. zacağş bambaş ka * Büsbütün baş apayrı iş farklı ka. kıkanatlı n böcek (Anisoplia austriaca). ban * Osmanlımparatorluğ döneminde Macaristan ve Hı İ u rvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan. ban ağ acı . bamya tarlası * Mezarlı k. * Sakalı alt dudağ hemen altı n. eş n yapı nda kullanı bir tür kamıHint kamı. uzun menzilli tunçtan top. mobilya. varyos. kazıçakmak gibi iş kullanı çok iri ve ağ çekiç. değik. ı r balyoz gibi * çok ağ ezici (kol veya yumruk). bambul otu * Sı ve ı cak lı bölgelerde yetiş otsu veya çalı bir bitki (Heliotropium). bam teli * Bazı sazlarda kalıses veren tel veya kiriş n . baston gibi birçok cak en. ı r.balyemez balyos balyoz * Eskiden kara ve deniz savaş nda kullanı orta çapta. balyozla dövmek. hem kurutularak yenilen ürünü. merdiven.

* Herkesin kullandı. ğ ı ğ ı * Bayağ sı ı radan. ban otu * Asya. herkesin anladı. üdü.. ey rı ş banak banal * Ekmek parçası . ses cihazı bant üzerine kaydetmek. aldı etmemek. bana bak! * "beni dinle" anlamı teklifsiz bir seslenme ve gözdağsözü. ile bandajlatma * Bandajlatmak iş i. demesinler * bir iş kesinlikle yapı ı belirtmek için söylenir. n cak en ban yağ ı * Hint yağ ı . çiçekleri salkı m durumunda. . . bandajlama * Bandajlamak iş i. ü iye bana mın dememek sı * hiçbir ş etkili olmamak. kendilerine kötülüğ dokunmayan kiş dokunmak istemezler. madenî gövdesi olan beş ğ ı veya daha çok teli olan bir müzik banallik banço aleti. in lacağ nı bana dokunmayan (veya beni sokmayan) yı bin yaş n lan ası * birçok kimseler. bana * Ben zamirinin yönelme hâli ekli biçimi. telek damarlı . * Amerika zencilerinin çaldı gitar biçiminde. bandajlatmak . lokma. bançolaş ma * Bançolaş durumu. meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağ (Moringa oleifera).. ile bandaj * Sargı sarma. nda ı bana da . Kuzey Afrika ve Avrupa'nısı bölgelerinde yetiş zehirli ve otsu bir bitki (Hyoscyamus).* Asya'nıtropik bölgelerinde ve Afrika'nı kuzeyinde yetiş yaprakları n n en. banda almak * bir sesi. mak bançolaş mak * Banço durumuna gelmek. bandajlamak * Sargı sarmak. * Banal olma durumu. aç * Sepetçi söğ sorgun. ile * Bağsargı .

bank . bangı rdama * Bangı rdamak iş i. halkı bani * Kurucu. bando * Türlü üfleme ve vurgulu çalgı lardan oluş ve daha çok geçit törenlerinde kullanı mıkacı topluluğ an lan zı lar u veya takı . bangı r bangı r * Yüksek sesle. kuran. inin ş bandrollü * Bandrolü bulunan. u bandı rmak * Banmak. * İ dizilmiş pe ceviz. i bandrol * Paket veya şelerin ağ na konulan ş veya etiket. rı yla lan * Kurutulacak üzümün güneş serilmeden önce içine batıldı potaslı e rı ğ ı suyun konulduğ kap. mıka. niş ile kaynatı ş asta lmıüzüm suyuna veya baş bir tatlı ka ya batılması yapı sucuk. * Çabuk kuruması renginin parlak sarı ve olması üzüm salkı nı inciri küllü veya potaslı k suya için mları veya ı lı daldıp çı rı karmak. rası bandı rma * Bandı iş rmak i. bandaj yaptı rmak. bandı ra * Geminin hangi devlete ait olduğ gösteren bayrak. Sümerbank gibi belirtme grupları banka sözünün yerine kullanı nda lı r. avazı ktı kadar bağ çı ğ ı ı rmak. kumaşerit.* Sargı sardı ile rmak. bangı rdamak * Öfkelenerek yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bandoculuk * Bandocu olma işveya durumu. bangı r bangı lamak r ağ * yüksek sesle. * Yapan. bangıbangıbağ r r ı rmak. * Etibank. mı zı bandocu * Bandoda görevi olan kimse. mıkacı zı . ini * Bayrak direğ tepesine süs olarak konulan uzun. bandı ralı * Bandı olan. iş ı zları erit * Devletçe verginin kesildiğ gösteren etiket. bangı r bangı ı r bağ rmak * yüksek sesle. Bangladeş li * Bangladeş ndan olan kimse. hı karak ağ çrı lamak. unu * Yabancı devlet bayrağ ı . gürültüyle. badem ve benzerlerinin.

değ belge. kambiyo iş p lemleri yapan. parklarda oturulacak sı ra. raş * Çok zengin (kimse).iskonto. kasaları para. * Bankerin yaptı iş ğ . kredi. * Bankacı . ndan bankamatik * Bankalarıpara iş n lemlerini günün her saatinde otomatik olarak yapan makine. * Banker olma durumu. banka kartı * Banka iş lemleri için otomatik makinede kullanı özel ş kart. ı bankerlik bankerzede * Banker ile olan iş kilerinde zarara uğ iliş rayan kimse. k ldı ı banka cüzdanı * Banka hesabı olanlarısahip oldukları n küçük defter. k raş bankacı lı k * Banka iş lemleri yapma iş i. eş saklayan nda erli ya ve daha baş ekonomik etkinliklerde bulunan kuruluş ka . bankiz * Buzla. banket *Ş ehirler arası yollarıiki tarafı yayalarıyürümesine ve taş n trafiğaksatmadan durabilmesine n nda n ı tları i yarayan çakı l veya toprak yol. * Bankacın mesleğ nı i. banka cüzdanı . * Faizle para alıveren. banka defteri * Bkz. * Bankacı iş lı leminin yapı ğyer. bankadan çekmek (veya almak) * bankadaki hesabı para almak. biriktirmek. takibi için gelenle görevli arası konulmuş na tezgâh. bankaya yatı rmak * bankadaki hesabı para koymak. lan ifreli bankacı * Bankacı iş lı lemleri ile uğ an veya bankada görevli kimse. tarafı karı ı t * İyerlerinde üzerine eş koymaya elveriş iş ş ya li. banknot banko * Devlet bankası ndan piyasaya çı lan kâğ para. * Para. altıgibi taş r değ n ı nı erlerin ticaretiyle uğ an kimse.bank banka * Çoğ unlukla bahçelerde. banka gibi * çok zengin (kimse). banka cüzdanı . . na banker * Banka sahibi.

dolay. banlama * Banlamak iş i. ensiz. * Bantlama makinesi. * Katı ş sulu veya tuz. ı ndı bantlama * Bantlamak iş i. * Yara üzerine yapı rı özel olarak hazı ş lan tı rlanmıilâçlı ş küçük ş erit. nda * Talih oyunları ortada toplanan paranıhepsine oynandını nda n ğ anlatı ı r. u * Talih oyunları oyunu yöneten kimse. bantlamak * Bantla iki ş birbirine tutturmak. ya ifre bant doldurmak * bir bandı kaydederek kullanmak. ş merkezinden uzakta veya sırları yakıyerlerde bulunan inde ehir nı na n ş yöresi. banko sayı * Sayı loto oyununda. deş etmek.* Talih oyunları oyunu yönetenin ortaya koyduğ para. ş bağ erit. mparalama makinelerinde kullanı lan aş rma gereci. . banlamak * Horoz ötmek. biber gibi toz durumundaki maddelerin içine batıp çı bir eyi rı karmak. çevre. yassı . * Banmak iş i. bir atı veya sayın kesin olarak tutturulacağ tahmin edip larda n nı ı nı iş aretlemek. ses bant zı mpara * Çekmeye dayanı . * Bağ ı rmak. bant çözmek * manyetik bir bant üzerine alı ş nmısesleri yazı aktarmak. uzun kâğ veya bezden üretilmişgenellikle zı klı ı t . banko geçmek * Yarı ş veya toto. * Ses alma cihazları seslerin kaydı kullanı manyetik oksitli plâstik veya selüloz ş nda için lan erit. banma banmak bant * Düz. garanti olarak çı ı sal kacağtahmin edilen sayı . * Su altı tepeliğ i. larda i banko geçme * Banko geçmek durumu. banliyö * Genellikle oturma alanı niteliğ olan. loto gibi oyunlarda. nda. eyi ş tı bantlayı cı * Bant yapan kimse. banko at * Yarı ş dereceye gireceğkesin olarak tahmin edilen at. ehir banliyö treni *Ş ehirle banliyö arası iş nda leyen tren. bant yapı rmak.

içinde yı lan bölüm. u banyo havlusu * Banyo sonrası kullanı ve özel olarak yapı havlu. banyo dolabı * Banyo için gereken bütün malzemenin içinde bulundurulduğ dolap. * Tedavi amacı hazı ile rlanan ilâçlı su. cak uk bağ sın u mı banyo almak * banyo yapmak. * Banyodan henüz çı ş kimsenin durumu. li banyo sabunu * Banyo yaparken vücudu yı kamak için kullanı sabun. lan banyo takı mı * Banyo odaları ı zemine serilen altı nda slak plâstik. banyo yapmak * yı kanmak. hamam. vı banyo bataryası * Sı ve soğ su ile duş lantını bir arada bulunduğ musluk takı . banyo * Yapı larda. kmıbir banyosuz * Banyosu olmayan. * Vücudun bir bölümünü veya bütününü. gövdesinin çevresi 20 m yi cak en. aç bap * Kapı .banttan vermek * genellikle radyo ve televizyonda banttan yararlanarak daha önceden alı ş sesi veya görüntüyü nmıbir yayı nlamak. başk. kanı * Banyo küvetinde yı kanma. fiziksel veya kimyasal bir etki altı bir süre bulundurma iş nda lemi. baobap * Ebegümecigillerden. * Arap gramerinde mastar çeş itlerinden her biri. husus. banyolu *İ çinde banyo bölümü olan. lı * Konu. aş abilen bir ağ (Adansonia digitata). banyo kazanı * Banyoyu ve suyu ıtmak için yapı özel kazan veya ıtma aleti. lan lan banyo kabini * Duş kabini. üstü havlu benzeri dokuma olan paspas. sı lan sı banyo küveti * Genellikle içine su doldurulup yı kanmaya elveriştekne. * Duyarlı yüzeylerin iş lenmesinde belirli bir iş lemin gerektirdiğmaddeyi erimiş i olarak içinde bulunduran sı. bar . sı ülkelerde yetiş çok yüksek olmamakla birlikte. * (kitaplarda) Bölüm.

nda bar tutmak * bar oynamak için hazı rlanmak ve oyuna baş lamak. ncı * Cam kaplarda oluş pas. bar bar bar bar bağ lamak * kir bağ lamak. bar ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. paslanmak. içkili eğ lence yeri. * Futbol veya hentbolda serbest atı yapacak oyuncunun önünde karştakı oyuncuların yanyana dizilip ş ı ı m nı oluş turdukları duvar. llı * Bir cins tüylü av köpeğ i. gücünden yararlanmak amacı akarsu üzerinde yapı bent. baraj mesafesi * Serbest atısı nda. barak * Tüylü. k bar havası * Bar oyunları tek veya toplu olarak söylenen ezgi. çinko gibi hafif ş eylerden yapı ş lmı temelsiz eğ yapı .* Anadolu'nun doğ ve kuzey bölgesinde. baraka barakacı k * Küçük baraka. büğ yla lan et. ağ ritmli bir halk oyunu. barajı mak aş * herhangi bir sebeple konulmuş olan ş yerine getirip baş sağ artı arı lamak. kebe. duvar yapmak. * Tahta. atınoktası kaleye doğ ve oluş ş rası ş ndan ru turulan baraja kadar belirlenen nizamî ara açı ğ klı. ı r bar * Danslı . * Hava bası birimi. baraj ateş i * Yoğ yaylı ateş un m i. an * Halterde kaldılması rı gereken alet. * Apaçıgörünmek. * Herhangi bir alanda baş yı arı tespit etmek için gerekli olan ş art. baraj * Suyu toplamak. . * Bir salonda içki içmek için hazı rlanmıköş ş e. en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuş u ularak oynanan. * Ayaküstü içki içilen meyhane. reti . ortada olmak. kı çuha. ı baraj yapmak (veya kurmak) * (futbol veya hentbolda kaleye yapı vuruş önlemek için) oyuncular kale önünü kapatacak biçimde lan ları sı ralanmak. bar bar * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş öfkeli ve yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r.

* Taneleri yuvarlak. it barcı * Özellikle balkonlarda ı et piş zgara irmekte kullanı ve duvar içerisine gömülmüş lan ocak. barbarca * Barbara yakı bir biçimde. barbekü barbunya * Barbunyagillerden. * Kale duvarları düş nda mana ok atmak için açı ş lmıdelik. barbut * Zarla oynanan bir çeş kumar. kı zı rmı pullu. kı zı barbunyagiller * Dikenli yüzgeçliler alt takı na giren. ilkel. vücutları pullarla kaplı mı iri . n.baran barata * Yağ mur. barbunya ve tekir türleri iyi bilinen bir familya. barbaş ı barbata * Bar oyunları sı n sağ ı yer alan ve oyunun düzenini sağ nda ranı baş nda layan kimse. nı e lı baratarya barba barbakan barbar * Uygarlaş mamı ş . vrı lı * Bilim doktorların ve kardinallerin giydikleri dört köşkülâh veya başk. * Osmanlı sarayı genel olarak bostancı n. armatöre veya sigorta ortaklına bilerek verdikleri zarar. * Uygarlaş mamıkavim. kale u kı lı ş n korkuluğ u. baltacı kapılarıgiydikleri. ucu kı k. sı lan ş lı barbarlaş ma * Barbarlaş iş mak i. barbarizm * Bir sözün fonetik veya morfolojik yapında yapı büyük yanlı k. n. * Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluş turduğ girintili çıntıdıduvarlarıüst bölümü. kemikli bir balı(Mullus barbahı k s). topluluk. ş * Kaba ve kı . beyaz etli. . ş an * Kaba ve kı bir davranı rı cı ş la. kı zı nda ları ve cı n rmı çuhadan yapı ş lmı . . ğ ı *İ htiyar Rum meyhanecilerine seslenmek için kullanı lı r. barbarlaş mak * Barbar gibi davranmak. uzunca başk. oval veya yassı rmı benekli. * Kaptanı tayfaları gemi sahibine. rı cı * Kaba saba. barbarlı k * Barbar olma durumu. bir tür fasulye.

lan. ri. ı n u lan. mak lan bardan bardan * Beyaz beyaz. nı bardak * Su ve benzeri ş eyleri içmek için kullanı genellikle camdan yapı kap. da lan ı ma * Kalyon türünden küçük savaş gemisi. barçak * Kı kabzasın siperi. ı t * Yemek öncesi yenilen bardak altı büyüklüğ ünde bir tür lâhmacun. lan * Bir bardağ alacağmiktar. bardo barem * Aygı diş ek çiftleş r ile i eş mesinden üretilen her yaş hayvan. kâğ veya plâstik örtü. ı rı ş bardağtaş ı ı rmak * sabrı tüketmek.* Bar iş kimse. bardakçı * Bardak veya çömlek yapan veya satan kimse. bardak eriğ i * İ ve tatlı tür erik. * Barcın iş nı i veya mesleğ i. nı ların nı * Çok beyaz. bardaktan boş rcası yağ anı na mak * (yağ mur) çok ş iddetli yağ mak. bardan bardan * Yük taş ı için kullanı çanta veya çuval. * Fıcı çı keseri. baş n bir ucu çember parçası nı ğ ı ı nı biçiminde eğ öbür ucu keskin çekiç. ri bir bardakaltı * Bardağ konulduğ yeri kirletmemesi için kullanı genellikle örgü. barça * Orta Çağ kullanı kürekli ve yelkenli taş gemisi. * Bir tür küçük ve tatlı incir. leten barcı lı k * Barcı olma durumu. taki * Devlet memurların maaş nıderece ve tutarları düzenleyen sistem ve çizelge. . lı ç nı barda * Dam ustaların kullandı. bardağtaş damla ı ı ran * sabı r tüketen aş davranıveya durum. ı n ı * (bazı bölgelerde) Toprak testi. yaş bardacı k bardacıeriğ k i * Bardak eriğ i.

barı ş ı ş sever. barı nma * Barı nmak iş i. barıöngören. ş ları lmış * Küçük takke. barı nmak * Doğ etkilerinden korunmak için kapalı yere sınmak. küçük kervan. karş klı ı anlayıve hoş ile oluş lı ş görü turulan ortam. ş çı barı l ş çı barı lı ş k çı * Barı olma durumu. yası yası * Bahçe duvarı . yaş amak için uygun ş artlar bularak oturmak. barıyapmak ş * barıantlaş nı ş ması imzalamak. * Çevresiyle uyumlu. k * Uyum. göç. metal veya plâstikten yapı şapka. barı ş * Barı ş iş mak i. a bir ğ ı * Yerleş mek. nı barı barı nak barı rma ndı * Barı rmak iş ndı i. sulh. barı rmak ndı * Barı nması sağ nı lamak. iki ayak üzerine tutturulmuş itli li çubuklu jimnastik aracı . çit. melce. . papaz takkesi. kavga etmeme eğ ş çı ilimi. barfiks bargâh bargam barhana * Levreğ benzer bir balı e k. otağyüksek divan. * Böyle bir antlaş madan sonra insanlıtarihindeki süreç. barıgörüş ş olmak * her türlü dargı ğunutarak barı nlı ı ş mak. barı . * Bir tür süs iğ nesi.baret baret * İçilerin baş na giydikleri. ev eş . barı ş çı * Barı seven. geliş ortamı ecek bulmak. sulhsever. sulhperver. * Savaş bittiğ bir antlaş ı n inin mayla belirtilmesinden sonraki durum. * Barılacak yer. * Barı amaçlayan. * Göç eş . * Kafile. * (soyut kavramlar için) Bir yerde etkili olmak. * İ izinle girilen yer. sulhçu. ş ı ş ı * Bkz. çine . * Çeş beden hareketleri yapmaya elverişyükseklikte. dirlik içinde yaş amak.

ma. baritli yı kama * Kalı ı ıve rektumun radyolojik iş nbağ n rsağ lemde baryum sülfatla doldurulması yı ve kanması . barı rmak ş tı * Barı ş maları sağ nı lamak. barı l. * Sevmek. barı rma ş tı * Barı rmak iş ş tı i. sulhsever. uzlaş mak. barikat yapmak * çeş araçlarla bir engel oluş itli turmak. * Keş ke. barisfer barit baritin * Doğ baryum sülfat (BaSO4). * Bir yolu veya geçidi kapamak için her türlü araçtan yararlanı yapı engel. bari * Hiç olmazsa. larak lan barikat barikat kurmak * engel oluş turmak. barikatlamak * Barikat ile çevirmek. barikat yapmak. barı ş mak * İ taraf. al baritli *İ çinde barit bulunduran. ağ küre. barık olmak ş ı * sevecen ve hoş görülü davranmak. hiç değ o hâlde. ara bulmak. zevk almak. ı r * Baryum oksit (BaO) veya baryum hidroksit Ba(OH)2. sulhçu. ş ı barı ş ma * Barı ş durumu. araları ki ndaki dargı ğkaldı nlı ı rmak. anlaş mak. . ş çı ş çı barı ş severlik * Barı ş sever olma durumu. sulhperver. dargıveya düş olmayan. ilse. sevecen.barık ş ı * Baş ile barıdurumunda bulunan. barı ş sever * Barı . hoş kası ş n man görülü. öyle ise. uzlaş anlaş mak ma. barıklı ş k ı * Barık olma durumu. barikatlama * Barikatlamak iş i. * Bkz.

* Açı göze çarpan. ğ ı baro * Bir ş veya bir bölge avukatların bağ oldukları ehir nı lı meslek kuruluş u. barizleş mek * Bariz duruma gelmek. bariyer bariz barizleş me * Barizleş iş mek i. k . barklanma * Barklanmak işveya durumu. pistonlu bir tür ağ çalgı. i barklanmak * Ev sahibi olmak. * Çizgi im. barlam. * Basso ile alto arası ses veren. * Bkz. belirgin. nı na lan * Herhangi bir yolu kapamak için yapı engel. engel. ev bark.S 1600 ile 1750 yı arası lları ndaki klâsik sanatı izleyen resim. i arkı * Ritmi üç zamanlı müzik eseri. barkot barlam barmen * Bar tezgâhtarı . lan * Engelli at yarı nda üzerinden atlanması ş ları gereken yapay engel. içlerinden geldiğgibi söyledikleri ş . evlenmek. bark barka barkarol * Venedik gondolcülerinin söz ve müziğönceden yazı i lmadan. * Büyük sandal. baro baş kanı * Baro genel kurulunca en az on beş llıkı olan avukatlar arası seçilen ve baroyu temsil eden yık demi ndan baro üyesi. mimarlıüslûbu. * Bkz. k. barograf * Bir hava taş nı uçarken izlediğyolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya iş ı n tı i aretlemeye yarayan alet. yükseklikölçer.bariton * Tenor ve bas arası ndaki erkek sesi. barmenlik * Bar tezgâhtarlı. barok * M. nda ı z sı * Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğ sağ ini lamak için kullanı açı kapanı lan lı r r engel. * Kara yolların kenarları yapı korkuluk.

. huysuz. barokçu * Barokçuluk yanlı olan kimse. barut esmeri * Koyu esmer renkte olan (kimse). barsam barsama barudî barut * Ateş silâhla bir merminin atı na veya herhangi bir aracı fı lması yarayan. mı barok müzik * Çalgı arası veya çalgı sesler arası karş klar kuran XVl-XVlll. düş nda ünceden çok duyuma. * Gösterge. nane ve yaban kekiğ ortak adı inin . katı li lması n rlatı na cı madde. * Yüzgeçleri dikenli ve zehirli bir çeş çarpan balı (Trachinus vipera). aksi (kimse). * Koyu gri renkte olan. sı barokçuluk * Barok sanat ve edebiyat görüş ilkelerini benimseyen akı ve m. abartmalı lması kuya . it ğ ı * Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan. * Baron olma durumu veya baronun görevi. sinirli ve kinle dolu kimse. doldurmaya ve muhafaza etmeye yarayan kutu. zgı * her an olay çı kacak yer veya kavgaya yol açacak durum. fı. barometre * Bası nçölçer. baron baronluk * Batı ülkelerinde vikont ile ş övalye arası soyluluk unvanı nda .* Batı edebiyatları dengeden çok harekete. barsak * Bağ ı rsak. barut gibi * öfkeli. sert. biçimlerin serbestçe yaratı ndan duyulan coş önem veren. çeliş kiden çekinmeyen edebiyat akı . etkileyici. patlayı. yüzyı arası lar nda larla nda ı tlı llar ndaki müzik reformunu oluş turan müzik. baroskop * Havanıiçinde bulunduğ cisimlerin ağ ğüzerine yaptı hafifletici etkiyi gösteren ve havası n u ı ı rlı ğ ı boş labilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı altı . * pek ekş i veya acı . barut fısı çı * Barut koymaya. barparalel * Düş direkler üzerine paralel olarak tutturulmuş tahta çubuktan oluş jimnastik aracı ey iki muş . çı barut fısı çı gibi * çok kı n. barut hakkı * Mermiyi istenilen uzaklı atabilmek için gerekli barut gazı ncı sağ ğ a bası nı lamaya yetecek miktarda barut.

Kı ve saltması Ba. doğ en çok baryum sülfat ve baryum karbonat olarak bulunan. lara lik basak basaklı basaksı z * Merdiveni olmayan.78 olan. barut rengi * Koyu giri. n * Sesi böyle olan sanatçı . * Atom sayı 56. barutçuluk * Barut yapma veya alısatma iş p i. bas bas * Bağ ı fiili ile kullanı bağ ş yüksek sesle olduğ anlatı rmak larak ıı rın unu r. . bas bariton * Bası çı n kamadı ince tonlara çı ğ ı kabilen. n sı bas (veya bas git) * çekil. baruthane * Barut yapı veya saklanan yer. defol!. * En kalısesli orkestra çalgı. yoğ sı unluğ 3. lerle raş barutluk baryum * Barut saklanan kap veya yer. baryum sülfat * Baritin. buna rağ basıindiğkalıve tok tonlara inemeyen sesi olan men n i n sanatçı . yürü. basamak * Merdiven. lan barutla oynamak * tehlikeli iş uğ mak. * Merdiveni olan. barut kokusu gelmek * savaş tehlikesi sezilmek. u ada havada çabuk oksitlenen.barut kesilmek (veya olmak) * çok öfkelenmek. git. gümüş renginde. bas tutmak * ince sesli çalgı tek perdeden eş etmek. barit üzerine etkisiyle elde edilen beyaz bir katı . katı basit bir element. baryum karbonat * Karbondioksidin. barutçu * Barut yapan kimse. bas * En kalıerkek sesi.

laş ş . bilinenden hiçbir değ ikliğolmayan. *İ leriyi görme. * (aritmetikte) On kuralı göre yazı ş sayın. mak lan i. ama. * Çok yüksek olmayan. her rakamın bulunduğ sı hane. tâbi. lama * Merdivenin ayakla bası yüzeyi. basamak basamak * Yavaş yavaş (yükselme veya inme). n basar basarî basarna basbayağ ı * Alılandan. * Kı uzantı okyanus ortası rtları kadar devam eden ve 4000-5000 m derinliğolan deniz dibi. basamak basamak olan. * Derece derece. resim çı karmak iş tabı i. taş p kullanarak makine yardı ile kâğ ve bez gibi ş esi. * (cebirde) Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. tasal dan sı na i bası * Resim kliş dökme harf. dergi gibi ş eyleri basan kimse. * Dalyanıkapak yeri. sı bası tı klaşrma * Bası tı iş klaşrmak i. ine mek basamaklı * Basamağolan. * Bir amaca ulaş için yararlanı kiş durum veya yer. basamak yapmak * bir durumu daha yükseğ eriş için araç olarak kullanmak. bası tı klaşrmak * Basıdurumuna getirmek. * Kık. kalı mı ı da eylere yazı . k * Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arası ndaki farkı büyük eksene oranı n . . na lmıbir nı nı u ra. * Bası ş lmı yassı mı . * Derece. .* Bir yere çı karken veya bir yerden inerken bası ve art arda gelen. alçak. k bası k klı * Basıolma durumu. ş ı iş i basen * Omurganıbel ile kalça arası n ndaki bölümü. aş kerte. algı yetisi. basılı cı k bası k * Bası olma durumu veya basınıiş cı cın i. * Bir cismin bir yanı kaldı yükseltme iş nı raçla i. lan * Görme ile ilgili. birbirinden belirli aralı lan klarla yükselen düz yüzeylerden her biri. ı basar * Göz. bası cı * Kitap.

mcı kta. basıtoplantı n sı * Yetkili veya ilgili bir kimsenin. bası n * Gazete. i. tabı iş . matbaa. lı k. * Bası sanatı . matbaacı m leten . i n leri ı ı dı basıözgürlüğ n ü * Görüş düş ve ünceleri bası ve yayıyoluyla açı n n klayabilme ve yayabilme hakkı . yabancı temsilciliklerde basıile ilgili konuları n düzenleyen yetkili ve sorumlu kimse. nı lsı nda lan bası vermek la * prova hâlindeki bir kitabıveya herhangi bir yazın bası uygun olduğ bildirmek. bir konu veya çeş konular üzerinde açı itli klamada bulunmak için gazetecilerle yaptı toplantı ğ ı . n n nı nda n nı sı p . basıdünyası n * Görsel ve yazıbasıorganları burada görevlilerin tümü. dergi gibi belirli zamanlarda çı yayı n bütünü. * Bası işveya durumu. bası lı ş bası lma bası evi m * Bası i yapı yer. lmak i * Bası iş lmak i. iş lan bası mcı * Bası evi iş kimse. tipografya. lı n ile basıkartı n * Mesleğbasıiş olan kimselerin taş ğkimlik belgesi. bası dayanı lma mı * Dokusunu basarak ezmeye çalı dıetkilere ağ n gösterdiğdirenç. n nı ma unu bası lı * Bası yerleş larak tirilmiş . m lmı . bası n" anlamları kullanı terim. ş ş an acı i bası lmak bası m * Basmak iş konu olmak veya basmak işyapı ine i lmak. basıyasağ n ı * Bası yayıorganların bir konu hakkı yayıyapması kıtlayıengelleme.bası la * Bası lı provalarda "basız. matbuat. kan nları basıataş n esi * Resmî veya özel kurum ve kuruluş larda. basıbildirisi n * Bası yayı organları bilgi vermek amacı yetkili kurum veya kiş tarafı hazı n n na yla iler ndan rlanmıyazı ş lı açı klama. * Bası evinde bası şmatbu. bası lı mcı k * Bası evi iş m letme iş kitap basma iş matbaacı i. tabaat. * Bası i.

bası rgama * Bası rgamak iş i.bası nç * Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düş miktarı en . gerçeğgöremez bir duruma düş i mek. için nç lamak veya ayarlamak. sağ i ı görülü. basil basiret * Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü. aklı koyduğ ş yapmak üzere bulunduğ yerden uzaklaş çekip gitmek. bası nçlamak * Hava taş araçları insan organizması yeterli bası düzeyini sağ ı t nda. basireti bağ lanmak * iyi düş ünemez. basiretsiz . * önem vermeyerek uğ ramamak. barometre. bası su nçlı * Bası yüklenerek fı rtı düzeyine getirilmiş tazyikli su. seziş . bası rganmak * Üzerine ağ k basmak. ı rlı * Kâbus çökmek. * Doğ görüşuzağgörüş ru . tazyik. basıgitmek p * birdenbire gitmek. görü. ş . ncı bası ölçer * Buharıveya herhangi bir gazıbulunduğ kabı yüzeyine yaptı bası belirleyen alet. anlayı kavrayıdikkat. bası rgamak * Ağ k çökmek veya basmak. basıgeçmek p * önde gideni geçmek. kâbus çökmek. basireti olan. ı . bası nçlama * Bası nçlamak iş i. basiretli * Gerçeğgörebilen. uzağgörebilen. bası nçölçer * Hava bası nı ncı ölçerek yer yükseltilerini ve hava değimlerini tespit etmek için kullanı alet. n n u n ğ ncı ı * Akı ş kanları bası nı n ncı ölçen araç. na u eyi u mak. ı rlı bası ş * Basmak iş i. bası nçlı * Bası yüklenmiş nç olan. uyanı k. iş lan bası nçölçüm * Hava bası ölçümlerini inceleyen birim. nç ş lma kı su. sağ klı ş . bası rganma * Bası rganmak durumu.

* Süssüz. basitleş mek * Basit duruma gelmek. olağ i an. özelliğolmayan. n lan .* Gerçekleri görebilmekten uzak. basiretsizlik * Gerçekleri. n basit kesir * Payı paydası küçük olan kesir. ı . karık olmayan. muş basit cümle * Tek yargı bildiren cümle. gösteriş siz. sağ lü görüsüz. basit cisim * Maddesi tek elementten oluş cisim. * Bilgi ve görgüsü sırlı nı olan. ndan basit renk * Biçmeden geçen beyaz ığ ayrı ğrenklerden her biri. kök durumundaki kelime. basket yapmak * basketbolda sayı kazanmak. basite indirgemek * basitleş tirmek. *İ spanya'nıBask bölgesinde kullanı dil. ileri ve uzak görüş olmayan. basitleş tirmek * Gereksiz ayrı lardan arı sade duruma getirmek.basite irca etmek. şı ldı ın ı basitçe * Basit olarak. ntı tarak basitlik Baskça basket * Basketbolda kazanı sayı lan . basitleş tirme * Basitleş tirmek iş i. yalıkelime. sade bir biçime döndürmek. ana basit kelime * Anlamlı olarak daha küçük parçaya bölünemeyen. sağ ı görüden yoksun olma. ileriyi ve uzağgörememe. basitleş me * Basitleş iş mek i. bayağ görgüsüz. basit faiz * Faizleri üzerine eklenmemiş paraya belli bir dönem sonunda verilen faiz. basit * Yapı lması anlaş veya ı kolay olan. basketbol * Basit olma durumu. kolay tarafı ndan. bayağ lması ş ı ı . * Kolay. * Her zaman rastlanan.

nda oluş baskı bı kalı * Kitap kapları süslemeler basmak için kullanı kalı na lan p. kazı resim. lediğ n u lan zı * Kı süreli. na basketbolcu * Basketbol oyuncusu. ünü sı baskı grubu * Bir iş yapı nda. sa rı * (sertlik. sı nda * Bir maddeyi sıp ezen alet. * Karştakı oyuncusunun hareketini ve sonuç alması engellemek amacı uygulanan yakı savunma ı m nı yla n durumu. tazyik. baskı cı * İlenecek kumaş üzerine kalı resim basan kimse. i lan ma baskı yapmak * bir kimseyi bir iş i yapmaya zorlamak. kı * Belirli ruhî etkinlik ve süreçleri. baskı lı * Baskı olan. lı ş * Bası sı sayı. * Bir eserin bası tekrarlanan her bir kezi. baskı kalmak da * yağ yağ ktan sonra toprağ üst kı sertleş tohumlar fidelenip toprak üstüne çı mur dı ı n smı erek kmak. beklenmedik saldı. mı baskıbasanı r n ndı . ı tları için ı rlı * Suç iş i veya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girme. basketbolculuk * Basketbol oynama veya oynatmak iş i. sı cı baskılı cı k * Baskınıiş cın i. kıtlamak.* Beş kiş iki takı arası topu 3 m yükseklikteki karş klı er ilik m nda ı duran ağ lı geçirilmiş sepetten birine iki sokup sayı kazanmak esası dayanan bir oyun. sı baskı lı k baskı n * Bir masadaki kâğ n uçmaması üzerlerine konulan özel biçimdeki ağ k. basketbolcu. baskı nda tutmak altı * özgürlüğ engellemek. kiş isteğdında bilinçaltı itmesi veya bu itilenlerin bilince çı inin i ş ı na kması nı önleme durumu. pres. gerçekleş in lması tirilmesinde veya tamamlanması baskı turan güç. zorluk bakı ndan) Üstün. basketçi baskı * Basketbol oyuncusu. zor kullanmak. * Bir eserin bası biçimi veya durumu. baskı resim * Gravür tekniğile yapı resim. lı kta iş * Kıtlayı. * Hak ve özgürlükleri kıtlayarak zor altı bulundurma durumu. larak * Giysinin içine kı lıdikilen kenarı vrı p . ş lar plara * Matbaacı baskılerini yapan kimse.

tezek. . manı rıyla ı laş * bir yerde suç üstü yakalanmak. basmahane * Basma yapı iş lan yeri. baskı ncı * Baskıyapan kimse. pla * Bohça ile köylerde eş satan kadı bohçacı ya n. dergi. basmacı * Basma yapan veya satan kimse. * Matbaacı lı k. zı baskı uğ na ramak * düş n beklenmedik bir saldısı karş mak. tülbent vb. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan. matbua. * beklenmedik bir zamanda konuklar gelmek. kumaş ş gibi eylerin baskı için hazı sı rlanan kalı p. basma kalı bı * Kitap. üzerine kalı desen basan kimse. baskıçı n kmak (veya gelmek) * (karş tı konusu olan kimseyi) geçmek. * Bası ş lmı matbu. * Terbiyesiz. . ı dı * Gübre.* düş manı avlayısaldı taraf savaşkazanı gafil p ran ı r. ahlâksı z. n baskül * Çoğ unlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardı yla tartmaya yarayan alet. ortası veya uçları birine az çok yakı değmez bir noktaya ki ra p ndan ndan n iş dayanan kaldı raç. kitap gibi bası hazı ile rlanmıyazış ş lıeyler. rı baskıyapmak n * suç iş lendiğveya suçlularıbulunduğ sanı bir yere ansın girmek. baskız büyümek sı * serbest bir eğ itimle yetiş mek. basklârnet * Kalı sesli klârnet. basma * Basmak iş i. ı rma laş ünü baskıvermek n * anî ve habersiz girmek. saldıda bulunmak. *İ skambil kâğ ile oynanan bir oyun. i n u lan zı * düş mana ansın saldı zı rmak. * Üzerinde bası yapı ş ile lmırenkli biçimler bulunan pamuklu kumaş . üstünlüğ göstermek. * ansın konuk gelmek. n baskız sı * Hak ve özgürlükleri kıtlanmamı sı ş . üzerine kalı desen basma iş pla i. * Disiplinsiz. basmacı lı k * Basma alı satı . * Gazete. . * Pamuklu. mı * İ kolu sı ile kalkıinebilen. tülbent vb. m mı * Pamuklu.

* Baskıyapmak. * Sışrarak yerleş kı tı tirmek. * ş kı ktan nerede olduğ seçememek. ı ı rlını nı eyin * (küçük çocuklar için) Ayakta durabilmek. i bastı yeri bilmemek ğ ı * çok sevinmek. . üzüntü ve ağ k duymak. aş nlı unu bastı k bastı rak bastık rı * Pestil. yı rmak lan aç * Ağ k. curuf gibi maddeleri ezmeye ve sışrmaya yarayan alet. n * Bazı isimlerle birlikte sertlik. iş * Örtmek. kı tı * Kapı arkadan bastı için kullanı ağ dayak. ilbiber. p basmalı * Basma özelliğolan. tabetmek. taze soğ yeş an. bastı bacak * Bacakları sa veya çarpı(kimse). gittiğyerin bereketini kurutur. a * Çevreyi kaplamak. maydanoz. * Yol yapı nda çakıkum. bastı yerde ot bitmez ğ ı * gittiğyere uğ i ursuzluk götürür. * Bası i yapmak. * Bir kimse bir yaş girmek. baş tarda. mı l. basso * En kalıerkek sesi. eyin p ı rlı basmakalı p * Özgünlüğ olmayan. değ iklik göstermeyen. larak lan bastarda bastı * Kı ile piş yma irilmiş sebze. n * En kalısesli orkestra çalgı. aş lıanlamları yardı fiil olarak kullanı ık rı nda mcı lı r. bilineni tekrarlayan. * Bir ş etkisinde kalı eziklik. basmakalı mak plaş * Basmakalıdurumuna gelmek. çökmek. * Bası yaparak sı ve gazları nç vı itmek. i basmalı k * Üzerine bası ş lacak ey. harcı ü iş âlem. kaplamak. * Bkz. * Bir ş üzerine kuvvet vererek itmek. * Bastı rma. baskı ı rlı . durumunu kontrol edememek. kı k * (çocuk için) Yaramaz. n sı bastana salatası * Domates. yük.basmak * Vücudun ağ ğ verecek biçimde ayak tabanı bir yere veya bir ş üzerine koymak. kliş e. * Bir ş üzerinde kalı mühür gibi bir araçla iz yapmak. nane ve limon suyu kullanı yapı bir salata türü. eyi. bürümek. ey p. * Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak.

* Üstünlüğ göstermek. bastoncu * Baston yapan veya satan kimse. bastonculuk * Baston yapma veya satma iş i. bastonlu * Bastonu olan. aca lan baston * Yürürken dayanmaya yarayan ağ veya metalden yapı araç. bastonsuz * Bastonu olmayan. * (cevap için) Hemen yetiş tirmek. aç lan * Geminin baş tarafı ndaki yatıdireğ (cı k in vadranı dı ya doğ uzanan parçası n) ş arı ru . hemoroit. bastılmak rı * Bastı iş konu olmak. ünü * Bir kumaş kenarı kırı dikmek. sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria). basurlu . basur * Kalı bağ ıalt bölümünde ve anüste toplardamarları geniş n ı n rsağ n lemesiyle oluş varis. * Baskı yapmak. ı basur otu * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Bastı . ı n nı vıp * Gidermek. nemli ormanlarda biten. üzerine iyice düş mek. baston gibi (veya baston yutmuş gibi) * dimdik duran veya yürüyen (kimse). nda an ş ı ması baston francala * İ uzun ekmek. * Zararlı olayı bir önlemek. zı na * Birdenbire ve pek çok etkisini göstermek. * Ansın birinin yanı gitmek. bastika * Bir yelken serenine veya herhangi bir ağ açı delik. bastı rmak * Basmak iş yaptı ini rmak. * Ruh dünyası oluş tepkimelerin bilinç dına yansı . nce.bastılma rı * Bastılmak iş rı i. rmak ine bastım rı bastı rma * Bastı iş rmak i. an basur memesi * Anüste geniş meme gibi uzamıdamar yını leyip ş ğ . * Kümes hayvanları kuluçkaya yatı nı rmak. köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan.

* Bir ş genellikle toparlakça ucu.. * En uç. bı nlıvermek. baş ık ağ rlı * Ağ sı ı klet. ağ gibi organları nsan ı z kapsayan. nı ı yan indedir. yüksek nokta veya en ön. en aç * İ ve hayvanlarda beyin. rsat baş ağ aş ı * Başaş ı ı ağgelmek üzere. r baş rı ağsı * Baş ağması ta oluş rahatsı k. baş ağgitmek aş ı . hemoroitli. uğ tı raşrmak. baş * Çı ban. langı * Temel. kafa. baş ağetmek aş ı * tersine çevirmek. vücudun üst veya önünde bulunan bölüm. kulak. baş ağgelmek aş ı * tepesi üstü düş mek. u * Baş ç. * Bir topluluğ yöneten kimse. ı rı . * Arazide en yüksek nokta.. tohumları sabunculukta kullanı bir yağ ndan lan elde edilen. mı nda ik * Güreş pehlivanları ayrı kları derecenin en yükseğ te n ldı beş i. baş ağdüş aş ı mek * kiş inden kaybederek toplum içindeki durumu sarsı iliğ lmak. ser. eyin nı * "Başkelimesi birçok deyimde "öz varlı kendisi" anlamı taş bir zamir niteliğ " k. basübadelmevt * Ölümden sonra dirilme. baş alamamak * çok uğ tı bir konu yüzünden vakit ve fı bulamamak. eyin * Bir ş uçları biri. baş adlardan sonra ve nicelik anlatan kelimeden önce gelerek üleş ı na" tirme anlamı verir. baş n an zlı * Sürekli sıntı kı yaratan durum veya kimse. eyin ndan * Kasaplıhayvanlarda ve bazı k yiyeceklerde tane. baş rı ağtmak * tedirgin etmek. iş nan * Bir ş yakı veya çevresi. * Önem veya yönetim bakı ndan ileride olan. baş rı olmak ağsı * sıntı kı vermek. esas. en önemli. göz. can sı kkı k kmak. * Para değ tirirken verilen veya alı üstelik. sarrafiye. burun. basya baş * Sapotgillerden. * ".* Basuru olan. raşran rsat baş almak * fı bulmak. * Deniz teknelerinde ön taraf. en üstün anlamı birleş kelimeler yapar. Asya'da yetiş bir ağ (Basia).

intisap etmek. baş ağgitmek aş ı * iş ters gitmek. baş bulmak * (alıveriş kazanç bı ş te) rakmak. eyle z baş a olmak baş * birlikte bulunmak. baş a (veya kafa kafaya) vermek baş * iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuş mak. baş çanağ ı * Kafa tası . bit. aş heyecanlandı arı ı rı rmak. sevinçten çok mutlu duruma getirmek. üzüntü veren. baş çekmek * ön ayak olmak. baş a baş * Birlikte. baş çağ bı ı * Ustura. baş belâsı * Sınt ı kı . baş bezi * Mendil. ı rı * baygı k verici. ı na * baş vermek. nlı baş döndürücü . leri baş lamak bağ * baş bir örtü örtmek. baş a kalmak baş * biriyle veya bir ş yalnı kalmak. ak * birine veya bir ş bağ eye lanmak. baş baş * çocukları"Allaha ı n smarladı anlamı ellerini baş na götürmelerini sağ k" nda ları lamak için söylenir. baş çevirtmek * başarkaya doğ döndürtmek. beraber yaş amak. baş a bı baş rakmak * birinin. baş biti * Bkz. aş . ndan kla baş döndürmek * baş dan. sürekli zarar etmek. gururdan.* sürekli zarar görmek veya kötüleş mek. beraberce. baş döndürücü * (çabuklukta) olağ anüstü. bir ş veya bir kimseyle yalnıkalması sağ eyle z nı lamak. * dayanı ş mak. ı ru * birinin arkası hayranlı bakmak.

p ecek baş edebilmek * bir kimseyi yola getirmeye veya bir ş yapmaya gücü yetmek. baş kaldı rmak * ayaklanmak. baş kazanmak (kazanmamak). baş etmek göz * evlendirmek. ortaya çı kmak. baş dönmesi * Göz kararıdüş gibi olma. isyan etmek. baş kaldı ı nı rmamak. istersen soğ başol ol an ı * küçük bir iş de olsa. baş kesmek * selâm için baş mek. her iş onları te örnek tutarlar. gücü yetmek. kaldı i. baş kaldı rma * baş rmak işisyan. yaş arken sağ iken. vuku bulmak. baş olmak göz * evlenmek. baş mak koş * bir işbaş i armak için çalı ş mak. baş kaldı rmamak * Bkz. zuhur etmek. eğ * direnmekten vazgeçip buyruk altı girmek.* Ş kı serseme çevirici. baş da. te ta baş olan boş olmaz . mazlı lara dı baş komak (koymak) * bir ş uğ ey runa ölümü göze almak. na yat baş elde iken * ölmeden. arkadaş arası lar ndaki uyuş klar yabancı duyurulmamalır. tan ı çı baş rı fes içinde. kabarmak. başve kı üzerinde inip kalkmak. baş göstermek * belirmek. baş etmek (veya edememek) * gücü yetmek (yetmemek). yönetime karşgelmek. eğ baş ç vurmak kı * baş gelen dalgalarla gemi. baş olmak önemlidir. ı * iyice coş mak. inkı etmek. baş nereye giderse. kol kılıyen içinde kılı r rı r * aile içindeki. ayak da oraya gider * küçükler büyüklerin izinde gider. arı baş gelmek * yenmek. eyi baş mek eğ * saygı göstermek için baş erek selâmlamak. aş na.

bitkiler) baş bağ day ak lamaya baş lamak. erini baş üstünde tutmak * çok iyi ağ ı rlamak. kayı döndürmek. baş etmek tacı baş etmek tacı * çok sevmek ve saymak. nları nlı baş lı dilemek sağğ ı * ölen bir kimsenin yakı na ilgi ve yakı k anlatan söz söylemek. baş üstünde yeri var * büyük bir saygı ilgi ile karş r veya ağ r. * iş ı baş ndaki kiş iş inin i çoktur. çok yüksek tutulan (kimse veya ş ey). nı baş kitabı ucu * Sısıyararlanı ana bilgileri veren. fı na yüzünden. baş tutamamak * rüzgâr. m baş lı rı börk (fes) içinde. ı sı baş tacı * Çok sevilen. baş tutmak * elebaşolmak. * (buğ vb. baş lı sağğ ı * Ölen bir kimsenin yakı na söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. baş örtüsü * Bkz. baş oluş ak mak. nları nlı baş sallamak * karş ndakinin her sözünü uygun bulur görünmek. ve ı lanı ı rlanı baş üstüne * bir dileğ yerine getirileceğ içtenlikle belirtmek için "peki" anlamı kullanı söz. baş örtü.* bir yerde baş olan kimse taş ğdeğ dolayıyla o yere gelmiş ı ı er dı sı tir. kları dı baş yarma * Vida yapı nda kullanı olan perçinlerin baş na tornavida yerleri açmak iş mı lacak ları i. k k lan. in ini nda lan baş vermek * (çı olgunlaş ban) mak. çevirmek. ı baş ucu * Yatı bir yerin baş lan konulan yönü veya yakı. kol kılı yarı (kılı r r) rı kürk (yen) içinde r * aile içindeki kiş ilerin anlaş mazlı aile içinde kalmalır. rotadan çı kmak. . baş yapmak * (kuaför) saç bakı ve tuvaleti yapmak. * (gemi. değ hiç yitirmeyen eser. yapıı rtı lındaki veya yükseliş ş indeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak. k) baş yakmak * kötü duruma düş ürmek. el üstünde tutmak.

ı yan lçı baş . na * birinin güç duruma düş mesine yol açmak. it baş baş a noktası * bir yabancı paranı veya değ kâğ n piyasa değ ile üstünde yazıdeğ aynı n erli ı dı eri lı erin olması durumu.baş ğ yastı ı * Yatakta baş altı konulan yastı ı na n k. dengeli olarak. buğ yulaf gibi ekinlerin taneleri taş kı klı ı day. baş vermek a * değ tokuş iş yaparken üste bazıeyler vermek. baş çı a kmak * bir ş gücü yetmek. baş k akçı . baş gelmek a * (kötü bir duruma) uğ ramak. eye baş geçmek a * en üstün yeri almak. baş baş a * birinden üstün olmadan. baş gelen çekilir a * çaresiz durumlara düş üldüğ ünde insanıkendini üzüntüye kaptı p bu durumlara katlanmasın olağ n rmayı nı an ve doğ bulunduğ anlatı ru unu r. it baş baş a gelmek * eş olmak. i rabilmek. * en üstün sonucu elde etmek için mücadele vermek. baş güreş a mek * yağ güreş en usta pehlivanlar baş lı te. baş baş a * Eş durumda. arası . baş yemek (baş yemek) ı nı * birinin ölümüne veya yok olması sebep olmak. bağ larda dökülmüş veya tek tük kalmıolan ürün. buğ yulaf gibi ekinlerde baş oluş day. ş baş aç ağ * Boyuna dikey yönden kesilmiş olan ve yı l halkaları çember biçiminde görüntü veren ağ aç. ş baş bağ ak lamak (veya tutmak) * arpa. denk olmak. baş akçı * Tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplayan kimse. baş çı a kmak * güçlükler çı karan biriyle olan iş kendi istediğyolda sonuçlandı ini. baş toplamak ak * tarlalarda kalmıbaş ş akları bağ veya larda dökülmüş meyveleri toplamak. ak mak. * Tarlalarda. pehlivanlıiçin yarı k ş mak. Baş ak baş ak * Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları nda bulunan burcun adıZodyak. * Arpa.

ağolan * Arka ucu baş biçimde olan (ok). baş aktris * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli kadıoyuncu. performans. baş göstermek (veya kazanmak) arı * baş armak. muvaffakı arı yetsiz. * Baş göstermeyerek. n baş aktrislik * Baş aktrisin işveya mesleğ i i. ş baş aklanma * Baş aklanmak durumu. . * Baş lı biçimde. baş arı * Baş armak işveya baş lan iş i arı .* Çiçeklerde baş ı turan çiçek demeti veya topluluğ ağoluş u. baş aktörlük * Baş aktörün işveya mesleğ i i. baş lı arı * Baş gösteren. baş gösterememek. * Baş göstermeyen. arı . muvaffakı yet. baş altı * Yağ güreş pehlivanları ayrı ğbeş lı te n ldı ı derecenin ikincisi. * Baş lamayan. baş aklamak * Tarlalarda. arı baş m arı * Elde edilen bir baş . baş aklama * Baş aklamak iş i. muvaffakı arı yetli. arı baş sı arız baş sıolmak arız * baş sağ arı layamamak. arı * Bir sporcunun yapabileceğen iyi derece. ka baş aktör * Bir filmde veya bir tiyatro eserinde en önemli erkek oyuncu. baş lmak arı * Baş ile sona ermek. baş göstererek. arıbir arı baş lma arı * Baş lmak iş arı i. baş aklanmak * Baş bağ ak lamak. muvaffakı arı yetsiz. bağ larda kalmıdöküntüleri toplamak. takat sırı i nı. tutmak. baş aklı * Baş ı (ekin). * Baş lmı üstesinden gelinmiş arı ş . * Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğ ları uş .

ı inde tı lı u * Eski Türklerde başbaş komutan. n * Baş bakanı makamı n . hâkim. muvaffak olmak. n baş at * Benzerleri arası güç ve önem bakı ndan baş gelen. baş çı * İçi baş ş ı . baş bakan * Hükûmet baş . hâkimiyet. efe. baş k çı . baş armak * Bir işistenilen biçimde bitirmek. . baş arma * Baş armak iş i.baş sı ğ uğ arızlı ramak a * baş sıolmak. baş bakanlı k * Baş bakan olma durumu ve baş bakanıgörevi. kan. miş ğ ı ı * Çiçeklerin erkek organları çiçek tozunu taş torbacı haş nda ı yan k. baş asistanlı k * Baş asistan olma durumu. baş çavuş luk * Astsubay baş çavuş rütbesi. ı vekil. * Çiğ veya piş koyun. sır başsatan kimse. arız baş sı k arızlı * Baş sıolma durumu. * Yeniçeri ocağ n çavuş ı nı u. i baş asistan * En üst derecedeki asistan. * Osmanlımparatorluğ İ unda savaş zamanı ka birliklerden ayrı bir araya getirilerek oluş baş lı p turulan birliğ in veya milis güçlerinin komutanı . kuzu. baş çavuş * Astsubay baş çavuş . ş ı tı baş bayi baş buğ * Bir dağ m iş bütün bayilerin bağ bulunduğ ana bayi. dominant. at baş k yasası atlı * Irk karı nda güçlü öz yapın sonraki soylardan üstün geldiğ kanı ş ması nı ini tlayan yasa. . * Baş bakan ve görevlilerinin çalı ğdaire. kan baş k atlı * Baş olma durumu. muvaffakı arız yetsizlik. nda mı ta baş karakter at * Bir melezde her zaman ortaya çı karakter. bakanlar kurulunun baş kabinenin baş baş kanı ı . * Baş asistanıgörevi.

baş fiyat baş gardiyan * Gardiyanlarıbaş n ı . baş dümenci * Dümencilerin baş ı . baş ş danı manlı k * Baş ş n işveya görevi. baş hakem * Yarı ş veya oyunu yöneten hakemlerin baş mayı ı . * Yeniçeri bölüklerinin en kı demsiz subayı erlerinin en kı ve demlisi. baş eski * En kı demli kimse. * Baş hekimin makamı . danı manı i baş dekorcu * Dekorcuları baş dekor hazı n ı . baş efendi * Devlet dairelerinde kı demli memur. . ş yapı aheser. baş garsonluk * Baş garson olma durumu. baş hekim * Bir hastahaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim. baş dizgici * Bir bası evindeki dizgicilerin baş baş m ı mürettip. * Baş garsonun işmetrdotellik. . baş dekorculuk * Baş dekorcunun işveya mesleğ i i.baş ş danı man * Danı ş manlarıbaş n ı . * En iyi ürün için tespit edilen fiyat. baş dizgicilik * Dizgicilerin baş ı . sertabip. baş tabip. baş kâtip. sermürettip. rlamada en üst sorumlu. baş t. n ı . baş eser * Kendi türünde en mükemmel eser. baş dümeni * Gemi veya teknelerin baş yerleş ı na tirilen ve iyi bir manevra sağ layan dümen. baş garson * Garsonlarıbaş metrdotel. baş hekimlik * Baş hekimin görevi. i. baş eksper * Eksperlerin baş ı . baş gedikli * En yüksek rütbeli astsubay.

kı lı başbelâya girmek (veya uğ ı ramak) * sıcı kı. başbelâda ı * çözülmesi güç. nda lan başaçı ı k * Örtü veya ş ile başörtülmemiş apka ı . başdinç ı * Kaygız ve tasası sı olmayan. ön ayak olmak. a başdarda kalmak ı * parası ktan dolayıkı da olmak. . üzücü bir durumla karş mak. kı ya başdaralmak ı * (para yönünden) sıntı darlı düş kı ya. kı lı başdevletli ı * Talihli. veya başçatlamak ı * başçok ağ mak. * Evli. bahtı k. açı başdimdik ı * Onurlu. ğ mek.baş hemş ire * Bir klinik veya hastahanede hemş ireleri yönetmekle görevlendirilmiş hemş ire. * birini yandaş olarak kazanmak. başbağ ı lanmak * biri evlendirilmek. kendi yanı tutmak. gururlu. ı laş başbütün ı * eş i hayatta olan (karı koca). başdara düş ı mek * sıntı girmek. nda başbağ ı lı * Serbest olmayan. başağmak ı rı * bir iş dolayı ten sorumlu duruma düş mek. zlı sıntı başderde girmek ı * sıntıbir duruma düş kı lı mek. sıntıdurumda. sıntıbir durumda. başdertte ı * çözülmesi güç. ı rı başçekmek ı * herhangi bir konuda önde gitmek. baş hemş irelik * Baş ire olma durumu. hemş baş hostes * Hava yolları hosteslerin en deneyimlisi ve yapı sefer boyunca hizmetten sorumlu kimse.

ı sı başsıya gelmek ı kı * herhangi bir güçlük karş nda bunalmak. başnâra yanmak ı * baş uğ kası runa büyük bir zarara uğ ramak. kı nlı üzüntüyle. a p ş başyerde ı * utançla. başdumanlı ı * Doruğ sis bürümüş ). bunalmak. ı r baştutmak ı * gürültüden veya üzüntüden başağmak. başhoş ı olmamak * bir ş eyden hoş lanmamak. başkalabalı ı k * yanı bir işkonuş nda i amayacak kadar çok kimse var. * bir düş veya davranı uygun bulmak. ı rı başüstünde yeri olmak ı * her zaman iyi karş ı lanmak.başdönmek ı * insana. başyerine gelmek ı . rgı kla. başkazan gibi olmak ı * baş ı çok ağ ve uğ nda rı ultulu bir sersemlik olmak. a başhavada ı * sevinçli. * para veya mevki sebebiyle ş ıp ş aş ı rı marmak. ı sı baştaşdeğ ı a mek * ağ bir durum kendisine ders olmak. ayağ n altı yerin çekilmesi gibi bir duygu gelmek. ünce ş ı başyastı düş ı ğ mek a * yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak. zor durumda kalmak. başyastıyüzü görmemek ı k * yatağ yatıuyumamıolmak. ı sı * görkemli bir ş karş nda ş ı ey ı sı aş rmak. unu (dağ * Sevdadan veya içkiden sarhoş . başsılmak (veya sış ı kı kı mak) * herhangi bir güçlük karş nda kalmak. ağ ı rlanmak. eş n dönmesi. başiçin ı * "çocuğ umuzun başiçin". çevrede gözü olmayan. başgöğ ermek (veya değ ı e mek) * beklenmeyen bir mutluluğ ermek. "annenizin başiçin" gibi sözlerde değ bir kiş ı ı erli i ortaya konarak kullanı ant lan veya yalvarma sözü. yanı ı nı ndan * sıntı kı yaratan bir durum karş nda bunalmak. başönünde ı * uslu.

musallat olmak. karı . başyumuş ı ak * Uysal. baş beraber ı mla * memnunlukla. sı baş belâ almak ı na * bir sorunla karş mak. ı etmek. baş kalmak ı boş * baskı nda bulunmamak. . na lmısivil çı * Düzensiz topluluk. ı nı baş gözüm üstüne ı m * belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatı r. * Kargaş . rakı ş . görüş olmamak. * ölüm ihtimalini bildirmek için kullanı lı r. kendini beğ enmiş . * Yönetimsiz. baş belâ olmak (veya kesilmek) ı na * sıntı kı vermek. baş sağ ı n olsun * yakı ndan birini toprağ vermiş kimseye söylenen ilgi ve yakı k anlatan söz. srar baş belâ açmak ı na * kötü bir olay dolayıyla dert sahibi olmak. disiplinsizlik. içinden çılamayan. eye lı * Bağ lanmamı serbest bı lmı ş . tedirgin etmek.* zihin yorgunluğ geçmiş u olmak. denetimsiz. ş . kötü bir duruma düş ı laş mek. karık. sı baş bı ı boş rakmak * üstünde hiçbir baskı denetim bulundurmamak. ı boş baş ı bozuk * Askerlerin arası katı ş savaş . altı ş anı eni baş luk ı boş * Baş olma durumu. * Baş örtmeden. nları a bir nlı baş balta kesilmek (veya olmak) ı na * sürekli istemek. başyukarda ı * onurlu. baş ı kabak * Saçı dökülmüş veya dibinden kesilmiş . p baş ı boş * Bir ş veya kimseye bağ olmayan. baş bir hâl gelmek ı na * kötü bir duruma uğ ramak. alı ş ı kı baş ı bozukluk * Baş ı bozuk olma durumu. seve seve. inat etmek. söz dinler (kimse). başzapt olunmamak ı * binicisini alıgötürmek. kibirli. kendi havası bı veya na rakmak. * Düzensiz davranı düzensizlik. baskız.

eyi baş devlet kuş konmak ı na u * beklemediğbüyük bir nimeti ele geçirmek. nda * bir iş yönetimini ele almak. kaldı baş dolamak ı na * musallat etmek. in * bir işyapmaya baş i lamak. zı i baş çalmak ı na * bir ş öfkeyle. eyi baş çalsı ı na n * birine verilmek istenilen bir ş öfke ve nefretle geri çevrildiğ anlatmak için söylenir. haberi olmadan kötü duruma düş ürücü davranı bulunmak. baş iş ı açmak na * uğ tıcı üzücü bir iş çı raşrı ve in kması yol açmak. nefretle geri vermek. aş bir rtı ı laş baş güneş ı na geçmek * güneş çarpmak. na baş iş karmak ı çı na * istenilmeyen veya uğ tıcı iş yol açmak. eyi ı na baş geçmek ı na * görevi altı bulundurmak. ı ı marı baş çorap örmek ı na * birine. ş ta baş dert etmek (veya açmak) ı na * bir ş üzüntü konusu yapmak. baş gelmek ı na * bir görevin baş gelmek.baş buyruk ı na * kimseden izin almaksın dilediğgibi davranan. ı laş * beklenmedik. eyin ini baş çı ı karmak na *ş ı martmak. baş geçirmek ı na * baş giymek. ş ı cı olay veya durumla karş mak. baş ekş ı na imek * ağ yük olmak. i baş dikmek ı na * birini veya bir ş korumak için bir kimseyi görevlendirmek. raşrı bir e . eyi * bir içeceğkabı i yukarı rarak sonuna dek içmek. baş çı ı kmak na * birinden yüz bulup ona karşpek ş kça davranmak. çok yüz vermek. baş dünyanı belâsı sarmak ı na n nı * büyük felâket getirmek. ı na * kötü bir durumla karş mak. ı na * bir ş öfke ile birisinin baş vurmak. ı r * üstüne kalmak.

baş karalar bağ ı na lamak * çok kederlenmek. lan i baş kalmak ı na * istemediğhâlde bir işyapmak veya bir kimseye bakmak zorunluğ ile karş mak. zevk. i i u ı laş baş kan çı ı na kmak * öfkelenmek. lan i ktı baş kakmak ı na * yapı bir iyiliğyüzüne vurarak birini üzmek. zor durumda bı rakmak. nda baş değ ı nda irmen çevirmek * gürültü ile tedirgin etmek. e baş sarmak ı na * birine musallat etmek. er baş taş mek (veya yağ ı na düş mak) * felâkete uğ ramak. baş beklemek (veya durmak) ı nda * yanı durup gözetlemek. işkoyulmak. eğ lence peş koş inde mak. baş taç etmek ı na * çok değ vermek. baş vur. * (gaz veya sı caktan) başağmak. baş paralansı ı nda n * yapı bir iyilik çok söylendiğ o iyiliğ artıistenmediğ belirten bir söz. önde geleni. hiddete kapı lmak. baş olmak ı nda * aynıkı lı sıntıdurumda bulunmak.baş iş kmak ı çı na * boşgitmeyen ve beklenmedik bir iş a veya olayla karş mak. ağ ndan lokması al ı na zı nı * uysal ve sessiz kimseler için kullanı lı r. kontrolünü yitirmek. lan inde in k ini . ı rı baş yı ı kmak na * harap etmek. baş ı nda * (bir ş sı önde olanı eyin) rada . baş olmak ı nda * yöneticisi olmak. ilgi göstermek. baş oturmak ı na * Bir işyapmaya baş i lamak. baş kavak yeli esmek ı nda * (genç için) sorumluluk duygusundan uzak. * gerçekleş meyecek ş düş eyler ünerek vakit geçirme. ı laş baş kakı etmek ı na nç * yapı bir iyiliğsürekli olarak söyleyerek bı rmak. baş vurmak ı na * (içtiğiçki) ne yaptını i ğ bilemez bir duruma düş ı ürmek.

baş ateş yakmak ı nı lere * baş büyük bir dert almak. baş alıgitmek ı p nı * izin almadan ve gideceğyeri bildirmeden gitmek. sorumluluğ atmak. iş sizlikten.baş torbası ı nda eksik * eş gibi bir adam. lması i tan baş ı korkmak ndan * hayatı kaygı ndan duymak. savuş i mak. ı boş baş boş rakmak ı nı bı * yalnıveya serbest bı z rakmak. rı baş ı savmak ndan * bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaşrmak. lması i * sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlı bir iliş son vermek. u baş ı aş ı ndan ağkaynar sular dökülmek * üzüntülü veya kötü bir olay karş nda birdenbire büyük bir sıntı ı sı kı duymak. uğ tı için raşrmak. baş beklemek ı nı * gözetlemek. ğ kiye baş ı büyük iş giriş (veya kalkı ndan lere mek ş mak) * gücünün üstünde olan iş kalkı lere ş mak. * bir iş birini tedirgin etmek. baş belâya sokmak ı nı * birini. baş ı geçmek ndan * daha önce aynı duruma uğ ş ramıolmak. lı a. baş bir yere bağ ı nı lamak * birini bir işyerleş e tirmek. ı baş alamamak ı nı * bir ş eyden kurtulamamak. baş ı kesmek ndan * yapı istenmeyen bir işbaş engellemek. baş ı aş n olmak ndan kı * iş çok olmak. i pek baş ı atmak ndan * yapı güç bir işyapmaktan kendini kurtarmak. ek baş ı almak ndan * kurtulmak. cezalandılmaktan korkmak. baş luktan kurtarmak. baş ağtmamak (veya baş zı rı ı rı nı ı ağtmayayı nı m) * uzun uzun anlatı bir sorunu sonuca bağ lan larken sözün uzadını ğ anlatmak için söylenir. kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek. ı na baş bağ ı nı lamak * birini niş anlamak veya evlendirmek. . tı baş ağtmak ı rı nı * gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

* kendine hayran bı rakmak. n) nı p ı na baş uçurmak ı nı * Bkz. baş kaş ı nı ı vakti olmamak (veya baş kaş maya ı nı ı yacak vakti olmamak) * arada en ufak baş bir iş ka yapamayacak kadar sış durumda bulunmak. i ksı * iyileş ememek. baş döndürmek ı nı * mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek. nı * geçimini sağ layacak bir duruma gelmek. kık ı baş koltuğ ı nı unun altı almak na * ölümü göze alarak bir işgiriş e mek. sis bürümek. baş nâra yakmak ı nı * birini ağ bir zarara uğ ı r ratmak. . baş ortaya koymak ı nı * bir iş giriş e irken ölümü göze almak. yataktan çı kamamak. baş dinlemek ı nı * sessiz. kellesini uçurmak. baş duman almak ı nı * sis kaplamak. i baş istemek ı nı * öldürülmesini istemek. baş kurtarmak ı nı * canı korumak. bir iş i i istenildiğgibi yapmamak. baş kaldı ı nı rmamak (veya kaldı ramamak) * bir işaralı z sürdürmek. baş ezmek ı nı * bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek. sakin kalmak. baş çı ı karmak nı * (bitki için) filizlenmeye baş lamak. man baş toplamak ı nı * (kadı saçı toplayıbaş bir çeki düzen vermek. kı lı baş dik tutmak ı nı * onurunu korumak.baş çatmak ı nı * baş rını ağsı önlemek için alnı üstünden arkaya doğ eş ve benzeri ş n ru arp eyleri çepeçevre bağ lamak. baş sokmak ı nı * barı nacak bir yer bulmak. baş gözünü yarmak ı nı * bir işkötü yapmak. baş derde sokmak ı nı * sıntıbir duruma girmek veya getirilmek. baş taş taş vurmak ı tan a nı * çaresiz kalarak çok piş olmak.

uyarını sı dinlememek. bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak baş . bı rı ı sı ktıncaya kadar sürekli konuş veya söylemek. mak baş n gözünün sadakası ı nı * başgelecek bir belâyı a savmak veya önlemek için yapı bağ. baş yakmak ı nı * güç bir duruma sokmak. metamorfizm. özge. istihale. baş kası kaları biçiminde kullanı lı r. baş n çaresine bakmak ı nı * kimseden yardı görmeden kendi iş kendi yapmak. değik görünmek. an * Birden çok imam bulunan camilerde yönetici durumundaki imam. baş biri ka * diğ bir kimse. ka eyle kı lı baş n dikine gitmek ı nı * kendi düş ve görüş ünce ünün en iyi olduğ inanarak kimsenin öğ una üdünü. m ini baş n derdine düş ı nı mek * baş bir ş ilgilenmeyecek kadar sıntıdurumda bulunmak. baş kafiye * Dize baş nda aynı ları kelime olmamak kaydı aynı yla sesleri veren kelimelerden oluş kafiye. değ ik. iş baş kaca * Ayrı ca. . baş yemek ı nı * yok olması sebep olmak. * Nitelik yönünden alılmın dında bir üstünlüğ olan. rolü i. lan ı ş baş imam baş ka * Bilinenden ayrı iş farklı . iş . baş n etini yemek ı nı * karş ndakini bezdirinceye. er baş iş mu? ka i yok * Bu iş ne diye karıyor? Bu iş ilgilendirmez. * "Ayrı üstelik bir yana" anlamları -dan / -den baş biçiminde kullanı ca nda ka lı r.baş vermek ı nı * kendini feda etmek. na baş n altı ı nı nda * yastını altı ğ n nda. ı baş n altı çı ı nı ndan kmak * birinin hilesiyle yapı lmak. baş kahraman * Bir eserde baş oynayan kiş baş i. özveri. e ş ı onu baş olmak ka * farklı olmak. ş ş ş ı ı ı ü * Konu edilen. kiş baş ı kalaş m * Bir kütlenin fizikçe ve kimyaca değmesi.

iş * Kötüleş mek. değmek. kan baş k makamı kanlı * Baş n odasın bulunduğ veya oturduğ yer. isyan. un. kanı nı u u baş k sistemi kanlı * Devlet yönetiminde tek bir kiş baş ğ hükûmet etme ve devleti yönetme esası bağ siyasî inin kanlında ı na lı sistem. iş lı k * Biçim değtirmek.baş ma kalaş * Baş mak iş kalaş i. baş kent * Baş ş ehir. reislik. kan * Baş n görevi veya makamı kanı . veya u. herhangi bir kimse. baş mak kalaş * Baş bir varlı niteliğ dönüş ka ğ a. nı in ı nda * Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin baş ı . * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. er ahı eri. değ iklik. baş tı kalaşrma * Baş tı iş kalaşrmak i. e mek. ş ı iş iş baş kâtiplik * Bir resmî dairede veya kuruluş çalı kâtiplerin baş baş ta ş an ı yazman. baş tı kalaşrmak * Baş bir duruma getirmek. bozulmak. değ ik olma durumu. riyaset. istihale. kana m baş k kanlı * Baş olma durumu. baş k kalı baş kan * Bir topluluğ bir toplantın veya bir derneğ baş bulunan kimse. diğ ötekisi. baş vekili kan * Baş n iş görmesi için yerine bı ğveya yetki verdiğkimse. ka baş rı kaldı * Ayaklanma. * Alılana benzememe. baş kası baş kâtip * Diğ bir ş s. . kanı ini raktı ı i baş yardı sı kan mcı * Baş yardı eden sorumlu ve yetkili kimse. baş kentlik . . reis. farklı kazanmak. baş karakter * Oyunun önde gelen aslî karakteri . * Embriyon evresinden ergin olana değ bir hayvanı geçirdiğbiçim ve yapı iş in n i değimleri. baş k etmek kanlı * bir toplantı topluluğ baş olarak yönetmek. aslî tipi. istihale etmek. metamorfoz.

baş komutanlı k * Baş komutanıgörevi.* Baş olma durumu. olan * Bir eserin veya bir oyunun en önemli kiş baş isi. baş konsolosluk * Baş konsolosun görevi. kent baş kesit * Ağ n boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yı acı l halkaların çember biçiminde görüntü verdiğyüzey. lı baş lama * Baş lamak iş i. Baş kurtça * Baş Türkçesi. n nda langı baş vuruş lama u * Futbolda oyuna ilk baş lamada veya her golden sonra topu santrada yeniden oyuna sokmada yapı vuruş lan . ayan veya n * Bu halka özgü olan. ş la nda . baş e köş * Bir yerde en saygı kiş veya büyüklerin oturması ayrı yer. baş komutan * Savaş bir devletin bütün kara. baş konsolos * En yüksek derecedeki konsolos. yuvarlak baş lâhana (Brassica oleracea). katedral. kahraman. n * Baş komutanımakamı n . baş kumandanlı k * Baş komutanlı k. baş lama! * (hoş olmayan bir söz veya davranı ilgili olarak) "tekrarlama" anlamı emir. serdar. ta baş kumandan. Baş kurt * Rusya'daki Baş kurdistan Federe Cumhuriyeti'nde yaş Türk halkı bu halkısoyundan olan kimse. dolayıyla en çok yararlandı ve yaş ı n tiğ sı ğ ı amaktan hoş ğkonakçı landı ı . n inin için lan baş eye kurulmak köş * saygıkiş ayrı yere oturmak. nı i baş kilise baş i kiş * Piskoposluk makamı büyük kilise. baş meridyeni lama * Boylamlarıhesabı baş ç olarak kabul edilen meridyen. * Baş konsolosun makamı . n ilere lan baş kumandan * Baş komutan. kurt baş lâhana * Yaprakları kı sı. baş konakçı * Asalağ en iyi geliş i. deniz ve hava kuvvetlerine komuta eden en büyük komutan. bu halkla ilgili.

baş gelen.baş lamak * Bir iş giriş harekete geçmek. na * (birinin) Kötü konuş na yol açmak. baş latmak * Baş laması yol açmak. * Çalır. i. * Görünmek. baş ş layı * Baş lamak iş i veya biçimi. e mek. ş a baş ç langı * Bir iş bir dönemin. baş lmak latı * Baş latmak iş lmak. ladı ı baş lma lanı * Baş lmak iş lanı i. n * Ön söz veya girişmukaddime. doğ mak. in. baş lı * Başolan. baş ç noktası langı * Bir iş veya ş baş ğyer. baş lmak lanı * Baş lanmak. oluş baş lma latı * Baş lmak iş latı i. iş yürür duruma girmek. * Etkisini gösterme. baş ğnokta veya tarih olarak kabul etmek. ş ler. ta . belirtmek. i yapı baş latma * Baş latmak iş i. ması baş cı layı * Bir ş öğ ey renmeye yeni baş layan (kimse). fı sın. müptedi. başca lı * En önemli. . ı na. bir hayatıvb. baş lanma * Baş lanmak iş i. ine * Baş mak. oluş mak. in eyin ladı ı * Sır sayını sayı rusundaki yeri. ı baş baş lı ı na * Baş ş ka eylerden ayrı olarak kendi baş tek baş ı na. doğ * Parametrelenmiş yayıuçları biri. ı * Olmak. bir n ndan baş ç tutmak langı * bir iş bir dönemin.nin ilk bölümü. ortaya çı kmak. * Hoş olmayan bir davranı koyulmak. baş lanmak * Baş lamak iş konu olmak.

serlevha. yazı baş makçı * Ayakkabı yapan. * Hayvan koş umunun baş geçirilen bölümü. lı ı * Antetli. ya lı başk vermek lı * bazı bölgelerde. satan kimse. sermuharrir. lı baş makale * Baş . çı lan ayakkabı bekçilik eden kimse. bir direğ tepeliğ in i. takke. * Camilerde. sermaye. na başkçı lı başklı lı * Başğolan. damadıkaynatası ödemesi görenek olan para. külâh. kıkardeşkıve hasekilerine bağ ahı z . evlenirken damat kaynatası para veya mal vermek. baş maklı k * Padiş n anne. z lanan ödenek. lı ı baş mabeyinci * Osmanlı sarayı mabeyincilerin baş nda ı . paş makçı . * Bir yazın. öğ baş muallimlik * Baş retmenlik. serpuş ı . top. nı lı u sı başk atmak (veya koymak) lı * bir yazı başk olarak ad bulmak. n na * Tablalarıveya iş n parçaların düzgün kalması sağ nı nı lamak amacı baş ile tarafları takı parça. evlenirken. bir kitabıbölümlerinin baş konulan ve konuyu kı tanı yazı nı n ı na saca tan . erli baş muallim * Baş retmen. has. . . arpalı k. na lan * Tekerlek parmakların çakıolduğ kım. kapital. baş misafir * En değ konuk. karı lara baş makçı lı k * Baş makçın iş nı i. ı baş muharrir * Baş yazar. baş mak * Ayakkabı mak. * (camide) Ayakkabı konulan yer. başksı lı z * Başğolmayan. antet. anteti olan. baş mal * Anamal. a * Bir sütunun.başk lı * Genellikle başkorumak için giyilen nesne. * Bazı bölgelerde. paş * Başk yapan veya satan (kimse). giriş bölümünde. öğ baş mubassı r * Gözetmenlerin başolan kimse.

baş oda * Geleneksel Türk evinde özellikle konuklarıağ n ı rlandı büyük ve özenli döş ğ ı enmiş oda. na n kanı baş nokta * Baş ç noktası langı . baş müdürlük * Baş müdürle yönetilen kuruluş . ı baş müsevvit * Yazı müsveddeleri hazı rlayan ve adı müsevvit denen memurlarıbaş . ı baş mürettip * Baş dizgici. baş oyuncu * Bir filmde veya tiyatro eserinde baş canlandı oyuncu. baş müfettiş lik * Baş müfettiş olma durumu. baş örtülü * Baş baş ile örtmüş ı nı örtü olan (kadı n). ı baş müdür * En üst düzeydeki müdür. ş ı tı baş müfettiş * En üst düzeydeki müfettiş . rolü ran baş oyunculuk * Baş oyuncu olma durumu.baş muharrirlik * Baş yazar olma durumu. baş mühendis * En üst düzeydeki mühendis. baş mürettiplik * Baş mürettibin yaptı iş ğ . öğ baş örtü * Kadı n saçları örtmek için kullandı örtü. müdür. * Baş müdürün çalı ğdaire. eş nları nı kları arp. baş retmen öğ * (ilkokullarda) Yönetimden sorumlu olan öğ retmen. baş mühendislik * Baş mühendisin yaptı iş ğ veya görev. sermürettip. baş murakı p * En üst düzeydeki denetçi. . baş murakı k plı * Baş murakın yaptı iş bı ğ . baş retmenlik öğ * Baş retmen olma durumu.

baş rol * Baş oyuncunun rolü. baş savcı * En üst düzeydeki savcı . * Bir devletin yönetim merkezi olan ş devlet merkezi. baş pehlivanlı k * Baş pehlivan olma durumu. baş rahiplik * Baş rahibin görevi. ı kanı * Yasası hükûmeti olmayan topluluk. * Bir filmin veya bir tiyatro eserinin baş isini canlandı iş kiş rma i. baş lı savcı k * Baş savcı olma durumu. baş rejisör * Baş yönetmen. başzlı sı k başehir ş baş (veya baş ta ı bulunmak nda) * bir iş yöneticisi olmak. . in baş gelmek ta * önde olmak. ı * Yöneticisi. na. baş rejisörlük * Baş yönetmenlik. baş piskopos * Katoliklerde piskoposlarıbaşolan din adamı n ı . baş parmak * El ve ayakta bulunan en kalı parmak. * Baş papazısorumluluğ n unda olan bölge. baş papazlı k * Baş papazıgörevi ve makamı n . baş ehir. * Baş nı görevi veya makamı savcın . baş piskoposluk * Baş piskoposun görevi ve makamı . baş olmayan.baş papaz * Bazı kiliselerin papazları öteki papazlara göre bir üstünlük veren unvan. üstün durumda olmak. erksizlik. baş rahip * Manastı rlarda en kı demli ve yönetimden sorumlu rahip. kent. anarş ve i. n baş pehlivan * Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan. kanı * Başveya baş bulunmama durumu. başz sı * Başolmayan.

özen göstermeden. sütunlarıüstüne oturan ve iki sütun arası kları n ndaki uzaklın üstünü örten ğ ı büyük. baş savmacı tan * Bir işyapmamak veya savsaklamak için bahane bulma. baş aş tan mak * pek çok olmak. hepsi bir arada. baş kalmı(veya kalma) tan ş * baş tarafı kullanı ş kası ndan lmı . ndan baş aş ı tan ağ * Hepsi. baş savma tan * üstünkörü. yeniden. her zaman. baş i ı savma veya atma. baş mazlı tanı k * Anarş izm. gemi baş karaya vurup oturmak. baş kara etmek tan * batma tehlikesi karş nda. baş sona tan * Daima. düzen bozucu. bir kez daha. baş taban * Yunan ve Roma mimarlı nda. ı sı ı nı baş kara gitmek (veya etmek) tan * sonunu düş ünmeyerek hesapsı batarcası yaş z. baş taş ta ı mak * çok saygı göstermek. u baş tabip * Baş hekim. baş çı tan kmak * ahlâkı bozulmak. bütünüyle. bütünü. doğ yoldan saptı ru rmak. ndan baş savmacı tan lı k * Bir işyapmamak için bahane bulma iş i i. baş baş tan a * Tamamen. uzun taş lerin oluş kiriş turduğ bölüm. baş maz tanı * Asi. . ndan baş çı tan karmak * ayartmak. baş tabiplik * Baş hekimlik. kötü yola sürüklemek. isyancı . baş tan * baş ı alarak. na amak. bir uçtan öbür uca kadar. pek çoğ almak. * Baş ı sonuna kadar.baş gitmek ta * en ileri durumda bulunmak.

Avrupa ve Asya'da yaş ayan. * Baş uzmanı görevi. müracaat etmek. çesitli renklerde olabilen bir kuş (Parus maior). Kuzey Afrika. baş ucu * Bir yerin düş eyinin gök küreyi kestiğnokta. baş vurmak * Bir iş yapı in lması bir kimsenin aracı ı istemek veya bir iş bir ş için lını ğ te eyden yararlanmak amacı ona el yla atmak. baş vekillik * Baş olma durumu. lar mı türünü içine alan geniş familya. baş vekil * Baş bakan. baş teknisyenlik * Baş teknisyenin görevi. ufkun i üstünde olanı . müracaat etmesini sağ lamak. baş uzmanlı k * Baş uzman olma durumu. baş vurma * Baş vurmak iş müracaat. baş vurdurmak * Baş işyaptı vuru i rmak. vekil baş vurdurma * Baş vurdurmak iş i veya durumu. i baş noktası ucu * Yeryüzündeki bir gözlem noktası geçen düş doğ ndan ey rultusunun gökyüzünü deldiğiki noktadan. türü baş tankaragiller * Omurgalı hayvanları ötücü kuş takı ndan yüz kadar kuş n. semtürreis. müracaat ettirmek. bir baş tarda * Osmanlı donanması yer alan kadı cinsinden bir tür savaş nda rga gemisi. baş uzaklı ucu ğ ı * Gökyüzünde verilen bir nokta veya yı zıbaş noktası ldın ucu ndan açı uzaklı. tankaragiller familyası ndan. sal ğ ı baş uzman * En yüksek düzeyde bulunan uzman. nda * Geminin ön bölümünde çapanı bulunduğ yer. n baş ülke baş üstü * Sömürge imparatorlukları sömürgelere egemen olan ülke. baş teknisyen * En yüksek düzeyde bulunan teknisyen. * Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanmak. i. ı . n u baş vekâlet * Baş bakanlı k.baş tankara * Ötücü kuş takı nı baş lar mın.

* Bilgi sahibi olmak için bir kaynağkullanma. bilgiye ulaş referans. baş baş yazman * Bir dairedeki yazmanları baş baş n ı kâtip. baş kâtiplik. müracaatçı . baş t yapı *Ş aheser. . * Baş yaverin görevi veya makamı . baş mcı yardı * Bir kurum veya kuruluş görevli amirin yardı ları en üst düzeyde olanı ta mcı ndan . baş vurulma * Baş vurulmak durumu. baş yazmanlı k * Baş yazman olma durumu. . i. * Baş yazarıgörevi. cı mazlı ü . baş vurucu * Bir iş baş için vuran kimse. baş yönetmenlik * Baş yönetmenin iş i veya mesleğ i. baş yazar * Bir gazete veya derginin baş ları yazan kimse. ı baş yaverlik * Baş yaver olma durumu. müracaat edilmek. baş yazı nı muharrir. baş yemek * Geleneksel Türk mutfağ çorbadan sonra gelen en önemli yemek. baş yukarı * Bir yer altı kuyusunun üst kı na geçmeyi sağ smı layan geçit. bat . anlaş k durumunda. baş yazarlı k * Baş yazar olma durumu. baş cı yargı * Oyunu yöneten yargılardan. ı ma. sermuharrir.baş vuru * Baş vurmak iş müracaat. baş baş yaver * Yaverlerin başolan kimse. kararda yetki üstünlüğ olanı hakem. baş rejisör. * Baş yazmanıgörevi veya makamı n . ı nda baş ldı yı z * Çift yı zlarda büyük olan yı z. baş vurulmak * Baş yapı vuru lmak. ldı ldı baş yönetmen * Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse. n baş yazı * Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı makale.

bataklıgazı k * Metan. batakhane * Gidenlerin dolandıldı veya kötü bir durumda bı ldı yer. * Bataklı olan (yer). bataklı klarda yaş ayan. kı güç batak * Üzerine bası çöken çamurlaş ş nca mıtoprak. yarar sağ r lamaz. * Hayıgelmez. hem yağ kuş nı mur ları içine alan kuş sıfı lar nı. en bataklıkı cı k rlangı * Kı gagalı sa . hayvan). bataklı rt klarda yaş bir kuş ayan türü. batakçı * Borcunu ödememeyi alı k hâline getirmiş ş kanlı olan (kimse). içinden çılmaz iş kı . bataklınergisi k * Avrupa ve Kuzey Amerika'da güneşsu kıları yetiş çok yık bir bitki (Caltha palustris). li yı nda en llı batar * Zatürree. bataklıketeni k * Papirüs familyası ndan. imş lmı ucu . ahlâk dı durum. ishak kuş (Asio u flammeus). ş nda ince lmadı ı bataklı bataklı k * Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge. uçarken deniz kı cı andı bir tür kuş rlangını ran (Glareda). batağ saplanmak a * içinden çılması bir durumda olmak. batak çulluğ u * Çullukgillerden. batı * Bataklı seven. bataklıkuş k ları * Omurgalı hayvanlardan hem tavuksulardan.* Kurş boruları ağ nı un n zı açmakta kullanı ş irden yapı ş sivri bir çeş takoz. bataklı klarda yetiş bir bitki. * Uygunsuz ve kötü. bataklıbaykuş k u * Baykuş giller familyası ndan. * Kötü durum. it bata çı ka * Güçlükle zorlukla. batmı ş . ğ ı . rı ğ ı rakı ğ ı * İlerin zamanı ve gereğ yapı ğyer. bataklı kları klarda yaş (bitki. 30 cm uzunluğ unda bir çulluk türü (Gallinago gallinago). ş ı bataklıardı k cı * Bataklıve sıbitki örtülü yerlerde yaş küçük ve ötücü kuş k k ayan (Acrocephahus palustris). ayan batakçı l batakçı lı k * Batakçı olma durumu. rengi kahverengiye çalan siyah. lan. uzun kanatlı . * Eline geçen parayı ran. pamuk otu (Eriophorum). sı tüyleri pas rengi olan.

in ğ ı batı bloku * Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkelerinin oluş turduğ blok. davulcu. davul. in ğ ı * (siyasî anlamda) Avrupa ve Kuzey Amerika.batarya * En küçük topçu birliğ i. gün indi. garpçı yanlı olan . batı ma lı laş * Batı mak işgarplı ma. temelsiz. ş an bateri baterist batı * Yeryüzündeki başca dört yönden güneş battı yön. * Batarya ile çalı (radyo. * Birkaç aygın bir araya getirilerek belirli biçimde eklenmesinden oluş takı tı an m. garplı ndan . batı l itikat * Boş inanç. batı l itikat. batarya kutusu * Bataryanı bütün olarak taş n ı nması sağ nı layan sandı k. kehanetlere aş derecede bağ boş a l dı ı ı rı lı inanç. bu yönle ilgili. laş . batı cı batılı cı k batı k * (gemi için) Batmı ş . u Batı Türkçesi * Hazar Denizinin batındaki Türk dünyası XIII. * Batı uygarlını ğ benimsemiş ı bulunan (kimse). * Çürük. batı l inanç * Doğ üstü olaylara. garpçı lı k. * Bulunulan yere göre güneş battı yönde olan bölge.). gizli ve akı şgüçlere. garbî. yüzyı beri kullanı ve Oğ sı nda ldan lan uzcaya dayanan Türk dili. batarya ateş i * Bir bataryada bulunan toplarıhep birden ateş n düzenine geçmesi. batı l * Doğ ve haklı ru olmayan. * Batı sı kimse. lı in ğ ı * Bu yönde olan. garp. telefon vb. * Güneş 22 Martta ve 23 Eylülde battı nokta. * Orkestrada vurma çalgı takı . lı laş i. * Savaş gemilerinde borda topları bunlarıbulunduğ güverte parçası ve n u . garp. * Batı sı yanlı olma durumu. lar mı * Bateri çalan kimse. bataryalı * Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş . batı lı * Batı ülkeleri veya batı bölgesi halkı olan (kimse).

dövülmemiş ceviz içi. niye *İ çrek. i ş * Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanı araç. laş batı tı lı rma laş * Batı tı lı rmak iş garplı tı laş i. * Bir iş sermayeyi yitirmek. görüş anlayı izledikleri temel ilkeleri benimsemiş ve ş ta olmak. * Bu kumaş yapı ş tan lmıolan (giysi). * Su üstü araçları çelik kablo ile bağ na lanmı negatif yüzebilirliğbulunan dalıküresi. batı tı lı rmak laş * Batı ması sağ lı laş nı lamak. Batı nîye * Görünürdeki olaylarıardı gizli gerçeklerin bulunduğ kabul eden tarikatlara verilen ad. ağ r. batması sağ vın ak nı lamak. lan. te * Bir kimseyi çekiş iyice kötülemek. lan batı ş batisfer batiskaf . * Mahvetmek. ı t lan * Bu yöntemle hazı rlanmıkumaş ş . lı * Batı uygarlını ğ benimseme. garplı ı lı k. larak yapı taze asma yaprağveya lahanaya sarı tüketilen bir salata tütü. garplı mak. * Göbek. kuş ak. rmak ine * Yok edilmek. tahin ve limon suyu kullanı an. ı larak batılma rı * Batı rı iş lmak i. batılmak rı * Batı iş konu olmak. çalı ş mada. batı rma batı rmak * Batı iş rmak i. bati batik * Yavaş ı . * Kumaşderi veya kâğ süslemede kullanı bir yöntem. * Batmak iş i veya biçimi. . Batı nî * Batı mezhebinden olan kimse. ş . nane. batı n * Karı n. n nda unu batık rı * Köftelik bulgur.batı mak lı laş * Özellikle Avrupa ülkelerinin düş üncede. laşrma. tirip * Kirletmek. garplı tı laşrmak. maydanoz. soğ domates. batı k lı lı * Batıolma durumu. * Sınıveya yumuş bir maddenin içine gömülmesine yol açmak.

batkı k nlı * Borçları ödeyemediğmahkeme kararı tespit ve ilân olunan tüccarıdurumu. nı i ile n batma * Batmak iş i. battal olmak * kullanı lamaz. battı k yan gider balı * iş kötü gittiğ göre artıistenildiğgibi davranı ler ine k i labilir. kullanı ş lmaz.) ufkun altı inmesi. * Alılmıolandan büyük. iflâs. incitmek. bozulmak. ldı n ü sı na * İ etmek. flâs * Kirlenmek. müflis. GüneşYı z vb. * Yok olmak. * (tedirgin etmemesi gereken ş için) Tedirgin etmek. nlı * Borçları ödeyemez duruma düş iflâs etmiş nı en. ş ş ı * Harman makinesi. vın * (GüneşAy. kı i * Miktarı bölgelere ve tartı ş lacak eylere göre değ en eski bir ağ k ölçüsü. . e battaniye * Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanı çoğ yünden dokunmuş nca örtü. u kalı battaniyeli * Battaniyesi olan. yok olma. * Saplanmak. yı z için) Dünyanı dönüş dolayıyla ufkun altı inmek. eyler * Hoş gitmeyen bir duruma uğ a ramak. ldı na batmak * Bir sınıüstünde iken içine gömülmek. * Daha kötü bir duruma uğ ramak. * Yılma. * Bir gök cisminin (Ay. çökme. .batkı batkı n * Batkı k. * Çökmek. inkı kı raz. harman dövme makinesi. iş yaramaz duruma gelmek. * Yılmak egemenliğsona ermek. * Dokunmak. lan batöz batsat * Ara sı seyrek olarak tek tük. battal etmek * kullanı lamaz bir duruma getirmek. battal edilmek * kullanı lamaz duruma getirilmek. tuzlu çubuk. iflâs. (kimse). lan. iş ı rlı batman batonsale * Tuzlu hamurdan yapı ince uzun çubuk. . battal * İe yaramaz. ra.

ahin i ş tı * Yolculukta. davranı giyiniş ş . bayağkesir ı * Ondalıolmayan kesir. çok. bayağkaçmak ı * (söz. beraberinde sırdan geçirerek iç piyasada değ nı erlendirmek iş i. * Her zamanki gibi olan. lan * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. * Ş ve köpeğava alı rmak. * Gerçekten. çok . basit adî. hiçbir özelliğbulunmayan. i * Hemen hemen. banal. bavullu * Bavulu olan. nda i * Hayvanı lı alı rma iş avcı a ş ğ tı i. bavulcu * Bavul yapan veya satan kimse. k bayağ ma ı laş * Bayağ mak durumu. lı * Kibar olmayan. içine eş konulan büyük çanta. epey. zengin (kimse). ahin avcı a ş ğ tı bavlı * Ava alı rı ş ş lmı(hayvan).batur batyal bav bavcı * Bahadı r. sı radan. köpeklerini ava alı rmak için kullandı yapay kuş ları ş tı kları vb. ağ k. * Ş ve köpek gibi hayvanları lı alı ran kimse. ı laş * Parası . Bavyeralı * Bavyera halkı olan (kimse). malı olan. * Çok iyi. ndan bay bay * Bey yerine kullanı bir unvan. âdeta. için) yakı ş mamak. amiyane. pekâlâ. uygunsuz olmak. * 200 ile 2000 m arası derinliğolan (deniz). tı * Avcı n. bayağ ı * Aş ı pespaye. ya bavlı ma bavlı mak bavul bavul ticareti * Gümrüksüz ve vergisiz ithaline izin verilen eş yabancı yayı ülkelerden satıalı bavul veya çantalarla yolcu n p. oldukça. * Bavlı iş mak i.

ik bayatîbuselik * Bayatî makamın buselik beş veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluş bir birleş makam. Bayat * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. m lan * Kadıözel adları n yerine kullanı lı r. * Bayatlamaya baş ş lamı . ı laş na bayağ k ı lı * Bayağolma durumu veya bayağ davranı ı ı ca ş . * Güncelliğ önemini. * Eşkarı . p için bayatlı k bayatsı * Bayat olma durumu. bayağbir duruma girmek. bayatlatmak * Tazeyken kullanmayıbayatlaması bekletmek. bayatlamak * Bayat duruma gelmek. baygı n * Bayı şkendinden geçmiş lmı . * Gönül vermiş . çok . ı ı bayağ tı ı rma laş * Bayağ tı ı rmak iş laş i. . * Klâsik Türk müziğ uş dörtlüsüne buselik beş katı yla yapı ş bir makam. bayan * Hanı yerine kullanı bir unvan. ini . * Süzgün. . inde ş ak lisi lması lmıeski bayat bayatîaraban * Araban ve bayatî makamları oluş ndan turulan bir birleş makam. uz bayatı bayatî * Azerî ve Türkmen halk ş iirinde mani türüne verilen ad. bayatsı mak * Bayatlamaya yüz tutmak. ini bayatlatma * Bayatlatmak iş i.bayağ mak ı laş * Bayağbir durum almak. nı lisi an ik bayatlama * Bayatlamak durumu. . * Taze olmayan. tazeliğ yitirmek. özelliğ yitirmiş söylenmiş ini. bayağ tı ı rmak laş * Bayağ ması sebep olmak.

kan ı n mı . uyur gibi olmak. çevreye göz gezdirmek. çok isteyerek. koza yapamama durumu. * Sı açlı susuzluk. n * Çok hoş lanmak. * Bayı ltacak gibi etkide bulunan. lttı i bayı rmak lttı * Bayı na yol açmak. nlı * İ böceklerinin sindirim organları görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalı bu sebeple pek nda k. baygı ma nlaş * Baygı mak iş nlaş i. baygıbaygıbakmak n n * kendinden geçmiş ş bir ekilde. vücudun kı ldanamaması mı gibi fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu. severek. baygı k nlı * Baygı olma durumu. telâş lanmak. * Yılmı dökülmüş ğ ş ı . bayı ltma * Bayı ltmak iş i. * Vermek. k. bayı ltmak * Bayı nı lamak. hayat ş artların uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalılmıolan. kendinden geçme. baygı k geçirmek nlı * bayı lmak. bayı lma * Baygı duruma girme. kla baygıdüş n mek * çok yorulmak. * (yer için) Geliş güzelleş ip mesi. bayı nı lamak. ödemek. n bayı lmak * Baygı duruma girmek. * çok heyecanlanmak. n * (göz için) Süzülmek. kendini kaybetmek. * hayranlı seyretmek. cak. baygı mak nlaş * Baygı duruma gelmek. kendinden geçmek. çok sevmek. bayı na yol açmak. nı ş ş ı . istekle. baygı ntı * Baygı k. n * Duyumlarıdurması dolaş nıve solunum görevlerinin duraklaması n . bayıcı ltı * Bayı ltan.*İ nsanı kendinden geçirir gibi olan. yorgunluk gibi etkenlerle dayanma gücünü yitirmek. bayı bayı la la *İ steyerek. . lması sağ lması bayı rma lttı * Bayı rmak işveya durumu. lması lması sağ bayı r ndı mamur.

* Oğ Türklerinin 24 boyundan biri.Bayı r ndı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. uz baykuş baykuş gibi * uğ ursuzluk getirdiğ inanı kimseler için söylenir. baş na bayı ma rlaş * Bayı mak durumu. yı cı kuş nıgenel adı ı nda. ndı i. ümran. bayı r yukarı * Tepeye doğ yokuş ı yönelerek. ri * Kaba. terbiyesiz erkek. * Bu iş yapı ğyer. Bayı ndur bayı r * Küçük yokuş . ndı bayı rlaş ndı ma * Bayı rlaş durumu. bayi bayilik * Bazı maddeleri satma izni olan kimse. bayı ağ r aş ı * Tepeden düze doğ ru. ndı * Bayı r duruma getirme işimar. rlaş bayı mak rlaş * (yer ve yol için) Dikleş mek. * Bir maddeyi sürekli satma iş i. ndı bayı rlı ndık * Bayı r olma durumu. dükkân veya kuruluş . ndı tı i. ndı bayı rlaşrma ndı tı * Bayı rlaşrmak işimar etme. bayı u r kuş * Çalı bülbülü. in ldı ı * Baş kulak yerinde iki sorgucu bulunan. bayı rlaşrmak ndı tı * Bir yeri bayı r duruma getirmek. imar etmek. bayı r turpu * İ bir turp türü (Cochlearia armoracia). ine lan baykuş giller . rtı gece ların . uz bayı rcı ndı * Bayı r duruma getirici. ru. ndı mak bayı rlaş ndı mak * Bayı r duruma gelmek.

baylanmak * Nazlanmak. daha büyük olan ve çoğ unlukla baş bir renkte ve ka yuvarlakça olan taç yaprağ ı . baypas * Damar aktarma. baylan * Nazlıı k (biçimde). ı in sı bayrak * Bir milletin. bayrak çekmek (veya asmak) * bayrağbir direğ veya ipe takmak. bayrağyarı indirmek ı ya * millî yas ilân etmek için bayrağdireğ yarına kadar indirmek. . * Devre dı bı ş rakma. inde rı lı p lan bayrak açmak * gönüllü asker toplamaya giriş mek. bir bir bayrak direğ i * Bayrak asmak için hazı rlanmıuzun direk. * Öncü. özelleş tirilmişgenellikle dik dörtgen biçiminde kumaş . puhu gibi yıcı ları itli rtı kuş içine alan kuş familyası lar . bayrak töreni.ş marı baylanlı k * Zenginlik. belli bir topluluğ veya bir kuruluş simgesi olarak kullanı renk ve biçimle un un lan. * Baymak iş i. mideyi bulandı nlı rmak. bayrak gibi * kendini belli edecek bir biçimde. bayma baymak * (yiyecek) Baygı k vermek. * Aldatmak.* Büyüklükleri çeş olan kukumav. midede ezinti yapmak. . bayrak merasimi * Bkz. etki altı bı nda rakmak. * Baklagil çiçeklerinde diğ erlerinden daha üstte bulunan. kandı rmak. * bir ülkü yolunda toplanmaya çağ ı rmak. naz. iş ı klı ve. * Gerektiğ indirilip kaldılan. . ş ı marmak. baylanma * Baylanmak iş i. sembol. * Simge. * Şmarı k. ş * Gemilerde güvertenin en yüksek direğ i. açı kapatı kol. ı e bayrak dikmek * bayraklı sopayı yere saplamak. ı baypas ameliyatı * Kalpte tı kanmıbir damarı beslediğbölgeye kan akını rmak için o bölgeye eklemek için yapı ş n i ş artı ı lan damar ameliyatı .

nlın ı bayram etmek (veya yapmak) . bayraktar * Bayrağtaş kimse. bir görüş yayı nda öncü olarak çalı mı ün lması ş mak. bayram alayı * Bayram günlerinde padiş ahlarıcamiye gidiş geliş rası yapı tören. bayrak yarı ş ı * Atletizmde dört sporcudan oluş ekibin araları paylaşkları an nda tı mesafelere baş larken elden ele geçirmek yoluyla bir sopayı . * Bayrak yapan. bayram * Millî veya dinî bakı mdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler. hı nlıetmek. lmı . bayram çocuğ u * Bayram dolayıyla süslenmişdonatı şsevinçli çocuk. * Bkz. mak i bayraklaş mak * Bayrak değ kazanmak. bayrakları açmak * bağ p çağ ı rı ı rarak. bayraktarlı k * Bayraktarı görevi. * Bayram günü doğ çocuk. bayrakçı * Bayrak çeken kimse. il. bu yakı ğ bir sebebi olacak. * Özel olarak kutlanan gün.bayrak töreni * Bayrak karş ndaki saygı ı sı duruş u. ı ı yan bayraktarlını ğ yapmak ı * bir akı n. bayrağdüş ı ürmeden yaptı koş kları u. üzerine bayrak çekilmiş ı bulunan (yer). ş evval. diken veya satan kimse. yol göstermek. neş e. n bayraktarlıetmek k * öncülük etmek. * Bayrak asmaya uygun direk. bayrakaltı * Ordu hizmeti. * Sevinç. bayraklı k * Bayrak olmaya uygun kumaş . eli bayraklı . eri bayraklı * Bayrağolan. muş bayram değ seyran değ eniş beni niye öptü il. n ve sı nda lan bayram ayı * (Hicrî takvime göre) Ramazandan sonra gelen ay. tem * gösterilen bu ilginin. rçı k bayraklaş ma * Bayraklaş işveya durumu. sı . askerlik.

* Bayramî tarikatı olma durumu. Bayramî * Hacı Bayram Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. eli. bayramı kutlamak için yapı kı ziyaret. nadiren. nı bayramlı k * Bayramda kullanı bayrama özgü olan. bayram namazı * Dinî bayramlarıilk gününde sabah namazı sonra kı özel namaz.* çok sevinmek. bayram ziyareti * Dinî bayram günlerinde. lan. lı p lan bayram topu * Dinî bayramlarıbaş ğ duyurmak için atı top. bayram günü * Bayrama rastlayan. n ndan lı nan bayram ş ekeri * Özellikle dinî bayramlarda konuklara ikram edilen ş veya çikolata. nadir olarak. Bayramîlik * Bayramî tarikatı . * Bayramlarda verilen armağ an. konu ile hiçbir ilgisi olmayacak biçimde ters anlamak. bayram havası * Neş sevinçli bir ortam. arada sı rada. bayramlıağ k ı z . n ğ ı bayram haftası mangal tahtası nı anlamak * sözü. bayramlıad k * Birisi tarafı hakaret yollu kullanı sözün kendisine ait olduğ bildirmek için kullanı ndan lan unu lı r. eker bayram tebriğ i * Bayramı kutlamak için yazı gönderilen kart veya birine yapı ziyaret. bayramdan bayrama * çok seyrek olarak. bayram hediyesi * Bayram günleri karşklı tek yanlı ı veya lı verilen armağ an. bayramlaş mak * Birbirinin bayramı kutlamak. bayramıkutlandı gün. lan sa bayramda seyranda * seyrek olarak. n ladını ı lan bayram yeri * Bayram günlerinde çocuklar için kurulan açıeğ k lence yeri. bayram koçu gibi * gösteriş ve zevksiz bir biçimde süslenmiş li olan. ndan bayramlaş ma * Bayramlaş iş mak i.

ş . lan baza * Mobilyanıuzunluğ n unca konulan dar ayak. * Çok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan. bayramlıağ nı k zı açmak * kaba konuş küfretmek. kı dem. ı . baysungur * Ş cinsinden. kimi vakit. * Pazarlı alıveriş k. esas. * Ara sı arada bir. çok n ı yan * Koyu renkli. veteriner. ra. * Dolap gövdesinin zemine düzgün oturması yarayan çerçeve ş na eklindeki kaide. kları baytarlı k baz * Baytarımesleğ n i. bayramüstü * Bayrama yakı n. * Huzur ve refah içinde bulunma durumu. * Birtakı kimi. bazal bazalt bazar bazen bazı . * Taban. * Temel. m. baytar * Hayvan hastalı hekimi. baz losyon * Cildin esnek ve sağklı lı görünmesini sağ lamak ve özellikle yağ ciltlerin parlak görüntüsünü gidermek için lı kullanı bir tür losyon. ra.* küfür. * Çarş pazar. baysal baysallı k * Huzur ve refah içinde olan. mak. * Bir asitle birleş bir tuz oluş ince turan madde. kimi vakit. sert. * Ara sı arada bir. esasî. kadim. bayramüzeri * Bkz. bir çeş yanardağ it kültesi. * Bazı olan (tuz) veya bazıözelliklerini taş (madde). yı cı kuş ahin rtı bir . bayrı bayrı lı k * Bayrı olma durumu. Bayramüstü. esas.

su ile birleş baz etkisi gösteren. * Baz niteliğgösteren. smı m kı sı * Ortadaki yüksek. n na bazik (tuz). * Türk alfabesinin ikinci harfinin adı . üç salona ayrı ş ra lmı dikdörtgen . fakat baz oranı normal tuza göre yüksek olan bazik oksitler * Çoğ oksijen bakı ndan zayı u mı f olan. bazidiyospor * Bazitli mantarlarısporları verilen ad. küçük çocuk. i * Birleş iminde asit ve baz ağ ğoranı ı ı rlı normal tuza göre az. * Roketatar. * Bir maddenin baz durumuna gelmesi. bazit * Bazit mantarları üreme organı n . bebe aspirini * Berilyum'un kı saltması . bazlama * Sacda piş irilmiş yuvarlak pide. bazı dingil döner bazı teker * karşklı kilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı ar anlamı kullanı ı iliş lı doğ nda lı r. * Dikdörtgen biçiminde. biçiminde kilise. uç kı nda yarı çembere benzeyen bir çıntı olan Roma mahkemesi. mı baziçe * Oyun. bazlamaç bazlaş ma bazuka . bazı (veya bazı) ları sı * birtakı . bazilika * Kral sarayı . kimisi. yahu. asitlerle birleş tuzları ince ince veren oksitler. * (teklifsiz konuş mada) Ey. bazitli mantarlar * Sporları bazitlerin içinde bulunan mantarlar grubu. Be be be bebe * Bebek. hey. * Tatlı bol. kalıgözleme. yanlardakiler daha alçak olmak üzere içi.bazı bazı * Ara sı arada bir. ra. sı n * Bazlama. iki sı sütunla.

karş klı değtirme. * Yeni doğ yavrunun yetiş an kinlerin bakı na sürekli olarak bağ olduğ dönem. bücür erkek. becerikli . e ş ı bebek ölümü * Çeş hastalı itli klardan. karşklı değtirmek. yapı lması alı rmalara yatkıolması güç ş tı n durumu. * Göz bebeğ i. Beberuhi * Karagöz oyunundaki kambur cücenin adı . * Vücudun. bebecik * Küçük veya acı nacak durumda olan bebek. bebeğ yakır biçimde. bebeklik etmek * bebek gibi davranı ş larda bulunmak. tahta. i. * Kiş yatkı k ve öğ inin nlı renime bağ olarak bir iş arma ve bir iş amaca uygun olarak sonuçlandı lı i baş lemi rma yeteneğ maharet. becelleş mek * Cebelleş mek. * Yer değ me.den yapı insan biçiminde oyuncak. mı ı mlı u * Bebek gibi davranı ş larda bulunma. e ş ı bebekleş me * Bebekleş iş mek i. k. * Plâstik. iş ı yer lı iş becelleş me * Becelleş iş mek i.* Küçük çocuklara içirilmek üzere. iş ı yer lı iş becayiş becayiş etmek * değik yerdeki görevliler. bebek beklemek * (kadı gebe durumda bulunmak. n) bebek gibi * çok güzel (kadı n). bebekleş mek * Şmarı davranı ı kça ş larda bulunmak. bebeklik * Bebek olma durumu. bez vb. larda bebek * Meme veya kucak çocuğ u. 0-2 yaş grubunda bulunanları ölümü. lan * Sevgi sesleniş i olarak kullanı lı r. beceri * Elinden iş gelme durumu. ilâcı olarak yapı ş özel lmıaspirin. * Yaş yakı ı na ş mayacak davranı ş bulunan kimse. * bebeğ yakır biçimde. budala. n bebekçe * Bebek gibi. ustalı maharet. * (küçük b ile) Sevimsiz.

* Gerekli. rak ünde. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. ansın. kirletmek. * İ acele. becermek * Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak. bedavalaş ma * Bedavalaş durumu. bozmak. kirletmek. beceriksizlik * Beceriksiz olma durumu. beceriklilik * Becerikli olma durumu. na * Birini öldürmek. ı z. becet becit * Serçegillerden. düş zı ünmeksizin. tavuk büyüklüğ ı plak. bedava * Karş ksı parası emeksiz. vedi. küçük bir kuş (Passer). mak . üstesinden gelmek. beceriksiz * Becerisi olmayan. apaçıolma durumu. k. becerme * Becermek iş i.* Becerisi olan. lüzumlu. elinden iş gelen. maharetli. başküçük ve çı tüyü mavimtı kül renginde. ş an bedavacı lı k * Bedavacı olma durumu. bedavacı * Her ş bedavadan sağ eyi lamaya çalı (kimse). mahir. k * Bir konuda hazı ksıkonuş rlı z abilme yeteneğ i. usta. * Bir ş kullanı duruma getirmek. bedavadan ucuz * çok ucuz. ustalı maharet. eyi lmaz * Irzı geçmek. usta olmayan. evcil bir hayvan (Numida meleagris). lı z. Beçene bedahet * Besbelli. bedaheten * Birdenbire. bedavadan * Bedava olarak. uz bedava sirke baldan tatlır dı * masrafsıveya emeksiz elde edilen ş z eylere herkes istek gösterir. Beç tavuğ u * Tavukgillerden.

bedbinleş me * Bedbinleş iş mek i. bedbin olmak * ümitsizliğ düş e mek. ümitsizliğ düş ğ a e ürmek. bahtsı talihsiz. karamsar. * Asısuratlı k . kötümserliğ kapı e lmak. suratsı z. birinin işsürekli ters gitmek. intizar etmek. bahtsı k. bedavadan. karamsarlı sokmak. karamsarlı pesimizm. bedbinleş mek * Kötümserleş mek. bedbin etmek * üzmek. ilenç. beddua sinmek * ilencin tutması yüzünden. lânetlenmiş .bedavalaş mak * Bedava duruma gelmek. kötümser olmak. bedavası na * Bkz. pesimist. i bedduası tutmak . zlı bedbin * Kötümser. bedbahtlı k * Mutsuzluk. bedbaht etmek * üzmek. bedayi bedbaht * Estetik yönü ağ basan güzellikler. ı r * Mutsuz. bedbinleş tirmek * Kötümser. beddua beddua etmek * ilenmek. k. *İ lenme. bedbinlik bedçehre * Kötümserlik. bedbaht olmak * üzülmek. karamsar duruma getirmek. z. bedbinleş tirme * Bedbinleş tirmek iş i. karamsar olmak. * Kötü yüzlü. bedavaya * Çok ucuza.

kı er. eyin ı lı * Eş denk. bedel tutmak * kendi yerine askerlik yapması birini para ile tutmak. * Baş nıadı ve onun parası hacca giden kimse. kasın na ile * Uş hizmetçi. bedel ödenilen. ymet. * Bedelci. lı ı yla veya z beden terbiyesi * Spor iş lerinden sorumlu makam. . vücuduyla. bedelli askerlik * Askerlik çağ gelmiş ı na gençlerin belirlenen miktardaki parayı ödeyerek yaptı kı süreli vatanî görev. erli. beden eğ itimi. it. nsan beden eğ itimi * Vücudu güçlendirmek ve sağğkorumak amacı araçlı araçsıhareketler yapma. * Bir ş yerini tutabilen karşk. bedence bedenci bedenen * Bedeniyle. çoban. ak. için bedel vermek * askerlik yapmamak veya kı süre yapmak için devlete para ödemek. * Bkz. . * Askerlik yapmamak veya yapı süreyi kı lacak saltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. ş ı * Kale duvarı . veya isel m lan beden * Canlı klarımaddî bölümü. bedduası almak nı * biri tarafı kendisine ilenilmek. varlı n * Vücudun. vücut. kları sa bedelsiz * Bedeli olmayan. beden cezası * İ vücudu üzerine uygulanan ceza. sa bedelci bedelli * Bedeli olan. fiilen. başkol ve bacak dında kalan bölümü. i sa bedelsiz ithalât * Yurt dındaki iş ş ı çilerin veya geçici görevle yurt dına giden kamu görevlilerinin dönüş ş ı lerinde kendi mesleklerinin icrası kiş kullanı için getirdikleri mallar için yapı düzenleme. bedel ödenilmeyen. gövde. * Çok değ bedeli belirlenemeyen. * Bedel verdiğiçin kı süre hizmet gören asker. ndan bedel * Değ fiyat. bedenî * Beden bakı ndan. mı * Beden eğ öğ itimi retmeni.* ilenci yerine gelmek.

bedensel.* Bedenle ilgili. bedenî. çadı yaş göçebe. * (büyük b ile) Bedevîlik tarikatı olan derviş ndan . bediiyat bedik bedir * Dolunay. bedirlenmek * Dolunay biçimini almak. ayıon dördü. apaçı k. ğ ı mesi lan bedevîlik bedhah bedihî bediî bedirlenme * Bedirlenmek durumu. güzel sanatlar. rda ayan * Böyle bir hayat sürdüren kimse. * Çölde. bedenli * Bedeni olan. * Estetik bilimi. beğ enilen. bedirleş me * Bedirleş durumu. * (büyük b ile) XIII. gözü gönlü okş ayan. * Kazak Türklerinde bir hastalın iyileş için yapı tören. * Estetik. * Besbelli. yüzyı kurulan bir Sünnî tarikatı lda . kötü yürekli. n bedirik * Temizlenip taranmıve eğ ş rilmeye hazıduruma getirilmiş veya pamuk topağ yumağ r yün ı . bediîleş me * Bediîleş iş mek i. * Kötülük isteyen. bedirlenmek. bedensel bedesten bedevî * Bedenle ilgili. bednam . * Güzellik ölçülerine uyan. * Parlak ve sağklı lı görünmek. *İ çinde değ eş alıp satı kapalı ı erli ya nı lan çarş . mek bedirleş mek * Ay bedir durumunu almak. ı . bediîleş mek * Bediî duruma gelmek. * Bedevî olma durumu.

* Güzeli çirkinden ayı yetisi. beğ eniş beğ enme * Beğ enme. * Beğ enmek iş i. örneğbegonya olan bir bitki familyası ki i . beğ enilir olma durumu. begonyagiller * İ çeneklilerden. beğ enilen. i beğ enilmek * İ ve güzel bulunmak. zevk. pek çok. a beğ enirlik * Beğ enme durumu. zı begayet Begdili begonvil begonya * Begonyagillerden. hoş gitmek. begüm beğ beğ ence beğ endi * Bkz. uz * Akdeniz bölgesinde yaygıbir çiçek. ı rı * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Bey. beğ endirmek * Beğ enilmesini. aş . zevk. * Hint prenseslerine verilen unvan. n beğ enilir beğ enilme * Beğ enilmek işveya durumu. beğ endirme * Beğ endirmek iş i. takriz. pek çok çeş bulunan sı ülke bitkisi ve itleri cak (Begonia). kötülüğ ile dillere düş ü en. * Övücü tanı yazı. rma * Beğ enme duygusu veren. hünkârbeğ endi.* Kötü ün kazanan. . hoş görünmesini sağ lamak. tma sı * Son derece. bedük * Çam sakı. reçine. dekoratif yaprakları renkli çiçekleri olan. yi * Sevilmek. gusto. beğ eni * Güzel veya çirkin yargını sı verdiren duygu.

uymazlı k. yok.beğ enmek * İ veya güzel bulmak. * Küçümsemek. beher * Her bir. iyi veya güzel bulmama. ş ı . kabul etmek. beğ enmemek * İ veya güzel bulmamak. nca. ne olursa olsun. yi * Kuş duymak. * Pay. hissesi olmayan. * Onaylamamak. nasibi. * Payı . hisse. beğ ı sı enmeyenin umursanmadını ğ anlatı ı r. ya k * Cennet. p p. beğ enmezlik * Beğ enmeme. behavyorizm * Davranı lı ş k. tasvip etmek. yi * Benzerleri arası birini seçip ayı ndan rma. bîbehre. beğ lik * Beylik. * (duygular için) Hayvanca. ne yapıyapı mutlaka. * Sarı çalan açıkahverengi. * Onaylamak. behiş t behre behresiz beis * Engel. nasip. çı behemehal * Her hâlde. beis görmemek * sakı zarar görmemek. hor görmek. uçmak. * Kötülük. * Çış bildirmek için kullanı bir ünlem. kı ma lan * Dört ayaklı hayvan. beis yok bej * zararı önemi yok. zarar. beğ enmeyen kını zı (veya küçük kınıvermesin zı) * bir durumun beğ enilmemesi karş nda. hayvana yakır biçimde olan. kuş ile karş ku ku ı lamak. behey behime behimî behimîlik * Behimî olma durumu.

z lan z zlı * Saflı temizlik. masumluk. erdenlik. k. n adı ı bekârlı k * Bekâr olma durumu. . bekar bekâr * Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota iş areti. gözcü. * ölüm veya boş anma dolayıyla eş yitirmek. sı ini bekâr odası * Bekârları taş n. iş ı bekâra karı aması boş kolaydı r * bilgi ve tecrübesi olmayan bir kimsenin işhafife alması i . gereğ değ ince erlendirememesi tâbiîdir. allı bekârhane * Bekârlarıkalması ayrı ş n için lmıveya düzenlenmiş oda. eyi bekçi kalmak * koruyucu. mek. * Evli olduğ hâlde ailesinden ayrı u .* Bu renkte olan. kı k. z ayan bekâr kalmak (veya yaş amak) * evlenmemek. radan gelmiş çilerin kalacağoda. evlenmemiş olmak. yalnıyaş kimse. bek * Sert. * Evlenmemiş kimse. cı k. * Doğ k. tazelik. bekçilik * Bekçinin yaptı iş ğ . * Sanat ve düş üncede özgünlük. nı * Kalılı ölmezlik. bekas bekçi * Bir ş veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse. . katı lam. * Bekârlarıyaş ğmüstakil ev. yenilik. denetleyici olarak beklemek. * Hava gazı lâmbasın ucu. önemsememesi. beka bulmak * ölmezlik erdemine ulaş ölümsüzleş mak. sağ bek bek beka * Savunucu. ı * Çulluk. bekârlısultanlı k k * evlenmeden tek baş yaş ı na amanı daha iyi olduğ anlatı n unu r. bekâret * Kıoğ kıolma durumu.

beklemek * Bir iş oluncaya. istemek. zı beklenmek * Beklemek iş konu olmak. beklemeli * Sıfta kalıderslere devam etmeyen (öğ nı p renci). ine beklenmez * Beklenmeyecek durumda olan. * Aramak. in * Süre tanı acele etmemek. direnmek. korumak. eyi) bekinme * Bekinmek iş i. durmak. * Ummak. beklenilme * Beklenilmek iş i veya durumu. beklenme * Beklenmek durumu. beklenmedik * Birdenbire. * Bekitmek iş i. beklenilmek * Beklenmek. bekitme bekitmek * Kapamak. ansın. biri gelinceye değ bir yerde kalmak. bekleme salonu. * Bir ş bir kimseyi gözetmek. ı sı bekleme * Beklemek iş i. mak. nat * Kapanmak.bekçilik etmek * (bir ş bekleyip korumak. . bekleme salonu * Doktor. * Vakit öldürme. bekleme odası * Bir kimseyi veya bir taş beklemek için gelenlerin oturdukları ı tı yer. tı kanmak. avukat vb. tı kamak. me bekleme yeri * Bir kimseyi veya taş beklemek için ayrı bölme. bekinmek * İ etmek. bekleme odası ı tı lan . muhafaza etmek. bekle yârin köş esini! * yakı gerçekleş i sanı nda eceğ lmayan umutlar karş nda söylenir. ile görüş öncesinde oturulan yer. eyi. * Karş ı ı lması laş ihtimali bulunmak.

bekletmek * Beklemek iş birine yaptı ini rmak. ak veya kara yemiş i. Bektaşdedesi î * Bektaştarikatı daha üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taş derviş î nda ı yan . i bekri bekrilik Bektaş î * Hacı Bektaş Veli'nin tarikatı girmiş na olan kimse. * Bektaştarikatı olma durumu. ayyaş kün. unu ik beklenti * Bir olgunun sonunda gerçekleş beklenen ş mesi ey. ine i yapı bekletme * Bekletmek iş i. ünde. * Bireyin belli ş ve durumlarıalacağbiçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki ön görüş art n ı ü. * Bu çalın mayhoşnohut büyüklüğ nı .beklenmezlik * Beklenmeme durumu. beklenmeden lan in olduğ anlatan birleş fiil. Bektaşüzümü î * Taşrangillerden bir çalı kı (Ribes grossularia). bekleyiş * Beklemek işveya biçimi. bekletilmek * Bekletmek iş konu olmak veya bekletmek iş lmak. * Bekleş iş mek i veya durumu. lı bekletilme * Bekletilmek iş i veya durumu. ı iklimlerde yetiş bir kaktüs (Echinocactus). bekleş me bekleş mek * Birlikte veya karşklı ı beklemek. . Bektaşbabası î * Bektaştarikatı olan derviş î ndan . î ndan bel *İ çkiye düş içkici. bektaş îkavuğ u * Büyük ve güzel çiçekler veren. ayyaşk. lı . beklenmezlik fiili * -acağ ı /-eceğbiçimindeki sı i fat-fiil ekine tutmak fiili getirilerek yapı ve iş istenmeden. Bektaşsı î rrı * Çok gizli tutulan sı r. lı k en Bektaş îlik * Bektaş tarikatı î . *İ çkiye düş künlük.

ş bel * İ bedeninde göğ karıarası daralmıbölüm. deri. * Dağ rtları geçit veren çukur yer. bel kı rmak * gövdeyi. bel kemeri * Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan. salı salı rı rı na na. k. bel gevş i ekliğ * Cinsel gücü yitirme. bel bel * Atmı meni. sı n altı rastlayan bölgesi. anlamsıbakmayı z anlatan bel bel bakmak deyiminde geçer. ucu sivri kürek lacak veya çatal biçiminde bir tarı aracı m . ı bel etmek * iş koymak. iş vermek. mcı ı na bel bel * Durgun. * Toprağkazmaya veya kirizma yapmaya yarayan. bel kemiğ i * Omurga. ayakla bası yeri tahta. belden sağ sola bükmek. sı nda * Geminin orta bölümü. * Bir ş varlı ile ilgili en önemli bölümü. eyin ğ ı bel kı kı ra ra * kıta kıta. bel bağ lamak * birisinin kendisine yardı olacağ inanmak. güvenmek. te) n i .* İaret. esas. bel fı ı tı ğ * Bel bölgesinde fı tı k. bel bellemek * toprağbelle kazmak. kumaş veya metalden yapı özel bağ lan . nsan üsle n nda ş * Bu bölümün. aret aret bel evlâdı * (bir kimsenin) Öz çocuğ ı . rtı na * Hayvanlarda omuz başile sa ğ arası ı rı . bel * Ses ş iddetiyle ilgili birim. temel. a bel kündesi * (güreş Ellerin arkadan gelip hasmıgöbeğüzerinde kilitlenmesi yolundaki kündeleme. uzun saplı ı . an rı bel bağ ı * Bel kemeri. bel ağ sı rı * Bel çevresinde oluş ve duyulan ağ. sperm.

klı belâlar mübareğ i * istenilmeyen. ş a belâ aramak * kavga çı karmak için fı aramak. kı ve belâ okumak * birine beddua etmek. ı bel vermek * (duvar gibi dik ş eyler) dı ya veya (tavan gibi yatay ş ş arı eyler) aş ı doğ kamburlaş ağ ya ru mak. can sıcı kı. rsat belâ çı karmak * kavga çı karmak. rma i. yorum gerektirmeyen. belâgat * İ konuş sözle inandı yeteneğ yi ma. * (istenmedik bir davranı zorlayan) Etki. belâsı belâsı bulmak nı * hak ettiğcezayı i görmek. * Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak. musallat olmak. nı nt lı ı cı ğ ı bel soğ ukluğ uğ una ratmak * bir iş veya bir söze gereksiz yere karı onun akını e ş arak ş sektirmek.ş * Yolsuz kadı n zorba dostu. belâhat * Alı k. belâ kesilmek * birisine sıntı eziyet vermek. kı güç. kı ya * Hak edilen ceza. ı laş belâya uğ ramak . hiçbir yanlıve eksik anlayı yer bı ş ş a rakmayan. * Bir ş gizli olan derin anlam. nı tiğ belâlı * Yorucu. belâ *İ çinden çılması sakı durum. düzgün anlatma sanatı ktan . kaçılan bir durumun gerçekleş i bildirilirken alay yollu söylenir. yapmacı uzak. eyde belâgatli * Belâgati olan. . -den sebebiyle. * destek olmak. üzücü. belâya çatmak (girmek veya uğ ramak) * beklenmedik bir belâ ile karş mak. * Söz sanatları inceleyen bilgi dalı nı . retorik. belâgatsiz * Belâgati olmayan. nları * -den dolayı .bel soğ ukluğ u * Üreme organların akı ıve bulaş bir hastalı. ncalı * Büyük zarar ve sıntı yol açan olay veya kimse. * Kavgacı irret.

üyeleri halk tarafı seçilen. belediye im yla kanı meclisi. * Mekân. beledî *Ş ehirle ilgili. özel kanunlarla belediye meclisince verilen görevleri. belediye baş . belediye encümeni * Belediye kanununda belirtilmiş görevleri yerine getiren. yı belediye polisi * Zabı görevlisi.* çok kötü bir durumla karş mak. ta belediye reisi * Belediye baş . bucak gibi yerleş merkezlerinde temizlik. kanı belediye sarayı * Belediyeye ait bütün iş yapı ğve büroları bir arada bulunduğ büyük yapı lerin ldı ı n u . aydı l. tetkik eden ve karara bağ ğ ı layan organ. * Yerleş ik. beldeitayyibe * Medine ş ehri. belce * İ kaş . leri . belediye * İ ilçe. belediyeci * Belediye iş görevlisi. * Bu teş n bulunduğ bina. su ve esnafı denetimi gibi kamu n hizmetlerine bakan. belediye encümeni ve belediye memurları oluş kuruluş ndan an . belediye çavuş u * Zabı iş ta lerinde üst görevli. kalıkumaş n . çevre. iliğ nan belediye nikâhı * Medenî kanuna göre kılan resmî nikâh. ndan belde *Ş ehir. im nlatma. ı laş belâyı n almak satı * göz göre göre belâyı üstüne çekmek. kilâtı u belediye baş kanı * Belediye teş nı kilâtı yöneten kimse. belediye meclisi * Belediye tüzel kiş ine tanı yetkileri kendinde toplayan organ. yer. ki arası Belçikalı * Belçika halkı olan (kimse). belediye teş kilâtı * Nüfusu iki binden fazla olan yerleş yerlerinde hükûmet kararı kurulan. belediye meclisi toplu bulunmadı zaman. belediye suçları * Belediye buyrukları ve yasakları aykıdavranı na na rı ş lar. tüzel kiş i olan teş ndan iliğ kilât. * Bir tür pamuklu.

kantaron (Cephalaria syriaca). bayı r. parasıelde edilen. * Belertmek iş i. belerme * Belermek iş i. peygamber çiçeğ mavi en. * Tepe. lüpçü. belemek * (çocuğ Kundaklamak. belediyelik olmak * belediye ile ilgili bir iş i olmak. çi . * Beleş olma durumu. u) * Beşe yatıp bağ iğ rı lamak. bedavacı z . dik dağ yolu. bulaşrmak. çok beleş * Karş ksı emeksiz. yüksek yer. belenmek * Kundaklanmak. eyde beleş çi beleş çilik * Parasıgeçinmeyi seven.belediyecilik * Belediye iş leri. örtülmek. belen * Bel. llı i. * Bulanmak. lı z beleş (veya bahş) atıdiş (veya yaş bakı iş n ine ı na) lmaz * bedava gelen ş kusur aranmaz. akı görünecek biçimde açmak. iğ beleme * Belemek iş i. * Bulamak. belek * Kundak. belertmek * Gözlerini. tı belemir * Orta Anadolu'da tarlalarda yetiş çiçekleri mavimsi renkte bir yık bir bitki. bulaş mak. çocuk bezi. belenme * Belenmek iş i. * Beşe konulan yatak. belermek belertme * (göz için) Akı belirecek biçimde açı iyice lmak. belediyelik * Belediyeyle ilgili. ı z. * Dağ üzerindeki yüksek geçit.

karş ksı ı z. * Belge niteliğtaş film veya televizyon programı i ı yan . ş an * Belgesel niteliğ indeki eserleri seven veya bunlarla ilgilenen (kimse). * Belge niteliğbulunan (ş dokümanter. * İ yı üste sıfta kaldı için okula devam etme hakkı yitirerek belge alan. raf. kendi tabiî çevresi ve akı içinde veya gerçeğ en yakı biçimde nan ş ı e n hazı rlanmıyapay bir yerde iş ş leyen.beleş konmak e * emek. ine * İ yı üste aynı nı kalan öğ ki l üst sıfta renci okuldan çı lmak. belgelenme * Belgelenmek iş i. karı belgeli * Belgesi olan. film çeken veya bunun üzerinde çalı (kimse). belgelik belgesel belgesel film * Hayattan alı herhangi bir olguyu. para vermeden elde etmek. yansı belgeselci * Belgesel. i. * Bir gerçeğ tanı k eden yazı e klı . beletmek belge * Kundaklatmak. belgelendirmek * Belge göstererek belirtmek. fotoğ resim. lı belge almak * (iki yı l aynını üst üste kalan öğ sıfta renci) okuldan uzaklaşrı tılmak. belgelemek * Bir olgunun doğ olduğ belge ile göstermek. arş ları ğ ı iv. ortaya çı ru unu karmak. doküman. i ey). vesika. karı belgeci * Belgesel filmler yapan. belgelendirme * Belgelendirmek iş i. beleş ten beletme * Beletmek iş i. tası nda layan araç. okuldan çı lmak. belgeleme * Belgelemek iştevsik. tevsik etmek. ki l üst nı ğ ı nı * Belge ve yazı n saklandı yer. faks. belgelenmek * Belgelemek iş konu olmak. belirli bir amacı tan film. belgegeçer * Yazı bilgi ve belgelerin telefon sistemi vası yla bir yerden bir yere iletilmesini anı sağ lı . . yöneten sinemacı . film vb. * Emek vermeden.

belgileme * Belgilemek iş i. belgit burhan. beli bükülmek * yaşlıyüzünden güçsüz kalmak. ı belgi * Bir ş benzerlerinden ayı özellik. ru ka * Evet. sarih. belgin belginlik belgisiz * Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan. ünüş inanı ayıcı ve ş taki rı özellik. gayrimuayyen. hüccet. belgilemek * Belgi ile göstermek. ş alâmet. me rası boş beliğ * Belâgati olan. . sarahat. ş iar. fatı belgisiz zamir * Bkz. belik . belâgatli. belirsizlik zamiri. belirli olan. belirsizlik sı . niş eyi ran iar. beli gelmek * cinsel birleş sı nda salgı almak. beli bükük * Beli bükülmüşgüçsüz. * Belirli olmayan. beli * Senet. * Bir önermeyi tanı tlamak için gösterilen ve daha önce doğ diye kabul edilen baş önerme. beli çökmek * kamburlaş mak. * Duyuşdüş . belgili * Belgiye dayanan. aret belgisiz sı fat * Bkz.belgeselcilik * Belgeselcinin yaptı iş ğ . iş edilemeyen. zavallı . an. bir iş lı k yapamayacak duruma düş mek. * Belgin olma durumu. belgisizlik * Belgisiz olma durumu. beli açı lmak * küçük aptesini tutamaz olmak.

sın nı nı i. * Yeni bir kavramı . determinasyon. eyi belini vermek * dayamak. tayin etmek. besbelli. belini bükmek * çaresizlik içinde bı rakmak. belirginleş tirme * Belirgin duruma getirme. açı bariz. . sırlamak. belirli kı lmak. i. aş n aş n belirgin * Belirmiş durumda olan. nı * Bir kavramı rı bir öge ekleyerek sırlamak. belirginleş me * Belirgin duruma gelme. k. örgü hâlinde. belirginleş mek * Belirgin duruma gelmek. belinden gelmek * birinin dölü olmak. özünü oluş turan ögeleri açı klayarak tanı mlamak. . belini doğ rultmak (veya doğ rultamamak) * yeniden durumunu düzeltmek.yaslanmak. ayı cı nı mı ı tı belirlenim * Belirli duruma gelme iş i. irkilmek. belirginlik * Belirgin olma durumu. belinlemek * Birden uyanarak çevresine korku ile ş kış kı bakmak. belik belik * Örgü örgü. belirlemek * Belirli duruma getirmek. içeriğ yapınıveya sırların tam olarak belirlenmesi iş gerektirim. belikleme * Beliklemek iş i. belirginleş tirmek * Belirgin duruma getirmek. genellemek karş . kapsam bakı ndan daraltmak. belinleme * Belinlemek iş i. sarih.* Saç örgüsü. belini kı rmak * birini bir ş yapamaz duruma getirmek. belirleme * Belirlemek iştayin. * Bir kavramı anlamın. n nı inin. beliklemek * Saçları örmek.

* Bir düş veya durum için. sı belirlenmezcilik * Nedensellik yasası bağ olmayan. * (önce belli veya görünür olmayan bir ş için) Ortaya çı ey kmak. * İ iradesinin hiçbir ş bağ olmadını nsan arta lı ğ . görülmeyen geçmiş . ini kası olarak bildiren kip. determinizm. ağ ş . görülen geçmişBu zaman Türkçede -dı / -tı ekiyle karş r. belirli belirsiz * Yarı belirgin durumda. belirlenme * Belirlenmek iş i. belirsiz belirsiz geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunulan zamandan önce olup bittiğ baş ndan duyarak veya belirsiz i n. determinist. i nda * Bilinmeyen. tezahür etmek. az çok belli olan. n iradesinin nedensellik yasası bağ olmadını na lı ğ savunan görüş ı . belirlenmezci * Belirlenmezcilik yanlı olan (kimse). belirli geçmiş * Fiilin belirttiğkavramı içinde bulunan zamandan önce olup bittiğ kesinlikle bildiren kip. belirli nesne * Belirtme durumu ekini almı geçiş fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu. kesin bir biçim almak. * Niteliğhakkı tam bir bilgi edinilemeyen. ş . belirme belirmek * Belirmek iş tebellür etme. meçhul. içinde bulunduğ ş ı u artlarla belirlenmediğ insanıözgür ini. indeterminizm. mek i belirleş mek * Belirgin duruma girmek. -di'li geçmiş i n. uçtu vb. gerekirci. n ka n nı unu reti. indeterminist. Türkçede bu zaman -mı/ -miş ş ekiyle kurulur: Gelmiş . belirlenmek * Belirli duruma getirilmek. -miş geçmiş 'li . biçti. sı belirlenimcilik * Her olayıbaş olaylarıgerekli ve kaçılmaz bir sonucu olduğ ileri süren öğ gerekircilik. bir sebebe bağ na lı lanmayan olay ve durumlarıda bulunduğ öne n unu süren görüş . . ünce * İ görünür ve anlaşr bir durum almak. li belirlilik * Belirli olma durumu. yice ı lı * Belirli olmayan. i.Aldı . tebarüz etmek. belirleş me * Belirleş işveya durumu. tebellür etmek. muayyen. (-di) (-ti) ı lanı . müphem.belirlenimci * Belirlenimcilik yanlı olan (kimse). belirli * Açıve kesin olarak sırlanmıveya kararlaşrı ş k nı ş tılmıolan. indeterminizm. gülmüş lamıgibi. ini . gayrimuayyen.

an'ı in belirtilme * Belirtilmek iş i. . * Açı belli. n belirtisiz tamlama * Tamlayanı n durumda olan. * Tamlayan. belirten belirti belirtik belirtilen * Tamlanan. belirtili tamlama * Tamlayanı (-nin) takı. belirsizlik sı fatı *İ simleri yaklaş kabataslak belirten sı bazı ı k. * Gösterge. müphemiyet. kabataslak tutan zamir: bazı. bildirme. tasrih. * Soyut bir ş bir kavramısembolü olan varlıveya eş amblem. eyin. belirsizlik zamiri *İ smin yerini belirsiz. m. birçoğ azıherkes. her. belirtisiz nesne * Yalı durumdaki nesne. k. ane. belirtilmek * Belirtmek iş konu olmak. birkaçı sı . belirtme durumu belirtme . sarih. belirtili * Belirtisi olan. birkaç. * Belirtilmemiş olan. çiçeğ kokusu gibi. belirteç * Zarf. biri vb. * Belirtilmiş olan. tamlananı -in sı üçüncü kişiyelik eki alan ve belirli bir kavram taş tamlama: i ı yan Doğ n kalemi. u. belirli kı lı nan. an. ine belirtisiz * Belirtisi olmayan. * Bir olayı veya durumun anlaş n ı na yardı eden ş alâmet.belirsizlik * Belirsiz olma durumu. Tuz Gölü gibi. niş niş lması m ey. belirtken * Bir özlü sözle birlikte kullanı iş lan aret. belirtili nesne * Belirtme durumundaki nesne. fat: . birtakı filan vb. n k ya. * Belirli kı görüş lma. tamlananı yalı genellikle üçüncü kişiyelik eki alan ve çoğ kez tür kavramı i u veren isim tamlaması : Ankara kedisi. sarih meful.

Birinci dönem. hafı dağ k. u belkili * Olası muhtemel. za. keder. * Tümden geliş bir bilime esas olacak belit sistemi. parçalarıher birinden büyüktür" sözü bir belittir. ya . arcı * Bir bilgisayarda. * Olsa olsa. Yazı okudum. mütearife.. akı l. bunları geçmiş iliş n le kisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. belladonna * Güzelavrat otu. belit * Kendiliğ inden apaçıve bundan dolayı k öteki önermelerin ön dayanağsayı temel önerme. yanlıda olabilen.. ya. bellek karıklı ş ğ ı ı * Kelimelerin doğ anlamı hatı ru nı rlayamamak veya ilk olarak görülen bir ş önce gördüğ sanma eyi ünü duygusuna kapı biçiminde beliren bir ruh hastalı. yı belirtme grubu * Tamlamalardan daha geniş kelime dizisi: Kalıbir kitabısüslü cilt kapağbir belirtme grubudur. belli ve kesin olmayan. nı belitlenebilirlik * Belitlenebilen kuram. lı . Evi gördüm. ru i ş lı . * Belitlemek iş i. lmak ğ ı bellek kaybı * Bellek yitimi. belki de * ş da olabilir. tebarüz ettirmek. yükleme i . * Felâket. i hâli. bellek * Yaş ananları renilen konuları . Kaç öğ renci? Hangi ev? Üç çocuk gibi. n belitken belitleme * Belitler sistemi. * Belitleme kuramı ortaya koymak. n n ı belirtme sı fatı * Bir ismi gösterme. belleğ yitirmek ini * bellek kaybı uğ na ramak. olabilir ki. -u. ş durumu. öğ . ihtimal. * Doğ olabileceğgibi. yapı iş gerekli olan ara sonuçları lacak için toplayan bölüm.* Yüklemi geçişbir fiil olan cümlede fiilin doğ li rudan etkilediğ-i (-ı -ü) ekini almıisim. olası ihtimalî. belirtmek * Açı klamak. akuzatif. soru. tasa. . beliye belki * Muhtemel olarak. imci belitlemek * Belgeye dayanarak ortaya koymak. ı lan aksiyom: "Tüm. programı iş değ meyen verileri. sayı belirsizlik bakı ndan belirten sı Bu kapı veya mları fat: .

muayyen. bellenmek * Bellenmek (I) iş konu olmak. müzakereci. belli belirsiz * Zorlukla seçilebilen. * Önemli. yarı belli. çok az belli olan. haş . * At ve benzeri hayvanlarısı na vurulan keçe. iyice görünür anlaşr duruma getirmek. zahir. öğ retmek. ğ ı * Bellemek yetisi. belli * Beli olan. hissettirmek. bellenmek * Bellenmek (II) iş konu olmak. bellemek * Bel denilen araçla toprağiş ılemek. yarı bellisiz. * Belirli. belli * Bilinmedik bir yanı olmayan. öğ ş cı retici. * Bellemek iş i. duyulabilen. belli etmek * açı klamak. belletmek * Bellemesini sağ lamak. muayyen. belletici. belletmen * Orta öğ retimde etütleri denetleyen kimse. * Bilim kurumların çalı nı ş maları ilgili yazı haberlerin yayı ile ve mlandı dergi. ortada olan. belli baş lı * Belirli. meş veya kalıkumaş n rtı in n parçası k. * Gizli olmayan. malûm. lda * Sanmak. ikâr. anlaş bedihî. yapı a. tı belletme * Belletmek iş i. ine belleten belletici * Çalı rı. öğ ine renilmek. aş ı lan. bellem belleme belleme bellemek * Öğ renip akı tutmak. belli olmak . ı lı * sezdirmek.bellek yitimi * Büyük sarsı veya humma yüzünden belleğ bozulması kaybolması ntı in veya biçiminde beliren ruh hastalı. ğ ı * Belleğ kı bir süre durup iş in sa lememesi.

bence benci * Kendini beğ enen. * Bkz. nı * Bencillik öğ retisine inanan. benbencilik * Benbenci olma durumu. gururlu. açı klanmak. hep kendinden söz eden. kendini her konuda üstün gören. ben ben bu iş yokum te * ben bu iş karı e ş mam. ben * Olta veya tuzağ konulan yem. * Belli olmayan. * Pıl pıl. balsam. bilinemeyen.* anlaş ı lmak. megaloman. hodpesent. kibirli. hodkâm. ran * Bir kimsenin kiş ini oluş iliğ turan temel öge. hodbin. bemol * Bir sesin yarı ton kalı tılacağ gösteren nota iş m nlaşrı ı nı areti. * Bana göre. muayyeniyet. marka. ş bellilik bellisiz belsem * Belli olma durumu. ego. tende bulunan ufak. a * Kuş yavrusuna taş ğyem. * En çok üzümde görülen olgunlaş belirtisi. bellik * İaret. üm bencil olmak . ben ş mı ahı (veya ş eyhimi) bu kadar severim * ben bundan daha çok özveride bulunamam. düş ündüğ gibi. ma * Saçta. koyu renkli leke veya kabartı u uş . * Böylece kalı tılmı(ses). apaçı rı rı k. bembeyaz * Çok beyaz veya her yanı beyaz. bencil * Yalnıkendini düş z ünen. un ı ı dı * Tekil birinci kiş gösteren zamir. bedahet. nlaşrı ş ben * Çoğ doğ tan. kendi çı karları herkesinkinden üstün tutan. iyi * Kiş öbür varlı iyi klardan ayı bilinç. ben hancı yolcu oldukça . sen * özel iliş kilerimiz sürüp gittikçe (senin bana iş düş in er). benbenci * Kendini çok öven. egoist. sakalda beliren beyazlı k. apak.

bencilleş mek * Bencil duruma gelmek.* bencilce davranı bulunmak. bencilleş me * Bencilleş iş mek i. köleler. al benden de o kadar. bencillik * Bencil olma durumu. bendeniz cennet kuş u * kendini tanı tı kullanı bir deyim. ğ eyi ı bendeniz * alçak gönüllülükle ben yerine ve "köleniz'" anlamı kullanı nda lı r. hodpesentlik. kendimi suçlu saymam. ş ta bencilce * Bencile yakır biçimde. köle. * Köle ile ilgili. egoizm. benden söylemesi. benden günah gitti * Bkz. * Menekş e. bencilik * Benci olma durumu. bendegân * Kullar. köleye ait. . benden söylemesi * ben üzerime borç saydım ş söyledim. kölenin evi. rken lan bendezade * Bendenin oğ lu. egoizm. lın ğ zca koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğ ileri süren öğ unu reti. egoistlik. * İ n bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş nsanı olduğ buna göre ahlâklı ı da yalnı kendini unu. bencillik etmek * bencil davranmak. kölelik. hodbinlik. benden de al o kadar * Bkz. bendehane * Bendenin. bendegî * Kulluk. bende * Kul. bendir benefş e * Alaturka çalgı aleti. ş ı bencileyin * Benim gibi. * Kendi benini ve çı nı karı hayatımutlak ilkesi yapan anlayı n ş .

ölümsüzleş tirmek. puan. benekli * Ufak lekeleri bulunan. küçük boyda bir cins köpek balı (Scylliorhinus canicula). ndan bengi su * İ sonsuz hayat verdiğ inanı ve efsanelerde geçen su. bengileş mek * Sonsuz yaş niteliğkazanmak. ölümsüz. u ü iyle raş dı beniâdem * Âdemoğ . bengileme * Bengilemek iş i. hep kalacak olan. ey * Güneş lekeleri yöresinde görülen. nokta. abı çene ine lan hayat. parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluş bölüm. beniçincilik . insanlar. * Sonsuz ve ölçülmez zaman. beniçinci * Kiş benliğ merkez sayma görüş benmerkezci. benekli köpek balı ğ ı * Kara benekli. benekleş me * Benekleş işveya durumu. ölümsüzleş ama i mek. baş cı sonu olmayan varlı langı ve k. * Sonu olmayan.benek * Herhangi bir ş üzerindeki ufak leke. beneklenmek * Benek oluş mak. ebedîleş tirmek. ebedîleş mek. bengilik * Zamanla ilgisi. muş beneklenme * Beneklenmek iş i. fekül. * Ölmezlik. sonsuz yaş niteliğkazandı ama i rmak. bengileş me * Bengileş iş mek i. ğ ı bengi bengi * Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunları biri. mek i benekleş mek * Benek benek durum almak. ebedî. inin ini ü. ebedîlik. ulları benibeş er *İ nsan. ama kimseye kötülüğ dokunmayan kiş uğ mamalır. beni sokmayan yı bin (yıyaş n lan l) ası * zararlı olduğ bilinen. bengilemek * Bengi kı lmak.

egosantrizm. beniz geçmek * benzi solmak. inin ini ü. benim diyen * kendine güvenen. benli benli * Teninde ben bulunan. benizli * Benzi bulunan. benimsemek * Bir ş kendine mal etmek. kma. sahip çı eyi kmak. ine benimsetme * Benimsetmek iş i. benildemek * Belinlemek. benimseyiş * Benimsemek işveya durumu. benliğyoğ i urmak * kiş i oluş iliğ turmak. güçlü olduğ inanan. benildeme * Benildemek iş i. * Bkz. ınmak. benze sahip olan.* Dünyada kiş benliğ merkez sayan felsefe görüş benmerkezcilik. sı benimsenme * Benimsenmek iş i. benimsenmek * Benimsenmek iş konu olmak. benlenme * Benlenmek iş i. i beniz * Yüz rengi. * Bir ş birine bağ eye. döner döner yine okur lum * "çok çalı na karşk verimli ve yararlı ş ması ı lı olmuyor" anlamı kı nda nama veya eleş belirtmek için tiri kullanı lı r. benimsetmek * Birinin benimsemesini sağ lamak. kabullenmek. i. benliğ inden çı kmak . tesahup etmek. lanmak. senli benli. una benim oğ bina okur. benlenmek * Ben oluş mak. benimseme * Benimsemek iş sahip çı tesahup.

ş n ları inin i. ahsiyet. sı * Bağ lam. hep kendinden söz eden (kimse). * Sanını sı uyandı rmak. kâğ tları ları . ş ması benlik davası * Her ş kendi düş eyi üncesine uydurmak ve her ş söz sahibi olmak çabası eyde . sı benlikçilik * Her konuda hep kendini ileri sürme. * Benlikçilik yanlı olan (kimse). büğ lan et. bent * Bağrabı . * Gazete yazı. hep kendinden söz etme durumu. * Suyu biriktirmek için önüne yapı set. benzeme * Benzemek iş i.* kendine benzemez olmak. gibi görünmek. kiş i. t. sı benmerkezci * Beniçinci. kiş ini üstün görme. tutulmak. benzemez *İ skambil veya okey oyununda farklı ı n veya taş n bir araya gelmesi. benlik * Bir kimsenin öz varlı. kibir. benmari * Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ıtmak veya eritmek yöntemi. andı rmak. benlik ikileş mesi * Öznenin kiş ini iki veya daha çok bilinç merkezine bölen ve tek kiş çeş kiş iliğ ide itli ilikler durumunda beliren bir ruh hastalı. kitaplarda kendi içinde bütünlük oluş turan bölüm. onu kendisi yapan ş kendilik. ğ ı benlik yitimi * Kiş duygusunun ve benlik bilincinin yitirilmesi ile beliren ruh hastalı. bütün davranı nı ilkesi yapan kiş niteliğ egotizm. benzemeklik * Benzer olma durumu. iliğ iliğ benlik çatı ş ması * Benliğ ön plâna çı in kması baş ile gösteren çatı . ş ğ iliğ ı ey. gurur. * Kendi kiş ine önem verme. ilik ğ ı benlikçi * Her konuda hep kendini ileri süren. benzemek * İ kişveya nesne arası birbirini andı ki i nda racak kadar ortak nitelikler bulunmak. bent etmek * kendine bağ lamak. * Kendi benliğ geliş inin imini. bent olmak * bağ lanmak. benmerkezcilik * Beniçincilik. * Kanun maddesi.

benzeş lik * Benzeş olma durumu. müş nazir. müş abehet. benzeş * Birbirine benzeyen. müş olmak. ran benzer ş ekiller * Kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte karşklı ları it olan ş nı arası iş ı açı eş lı ekiller. me i benzeş im * Bazı ortak yönleri olan iki ş arası ey ndaki benzeş me. çarş amba. benzeş oranı im *İ ş ki eklin kenarların arası nı ndaki oran. benzer. * İ üçgende köş ki elerinin eş lenmesine göre karş klı larıeş karşklı ı açı n ve lı ı kenarlarıorantından doğ lı n sı an benzersiz * Benzeri olmayan. ekmekten (ekmeknda ten). nda abih. * Benzer olma durumu. . ey). ve mı andı kimse. karş klı ların eş bulunması nı arası iş ı açı nı it lı durumu.benzen benzer * Maden kömürü katranı çı lan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı ndan karı . -dan eklerindeki ünsüz veya ünlüler gibi. araları benzerlik bulunan. * Bir kelimede bir sesin baş bir sesi kendisine benzetme etkisi: yurt-daş yurttaş anba > çarş ka > . benzeti * Benzetme. görünüş yapı mı bir baş na benzeyen veya ona eş ve bakı ndan kası olan (ş müş mümasil. benzeş im. benzeş me * Benzeş iş mek i. benzeri benzerlik durum. * Nitelik. * Bkz. bih. rnap. * Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde ası l oyuncunun yerine çı yapı yüz bakı ndan bu oyuncuyu kan. abih. *İ ş ki eklin kenarların uzunlukları ndaki oran değ memekle birlikte. abih benzeş mezlik * Bir kelimede bulunan aynı benzeri seslerden birinin değikliğ uğ veya iş e raması . benzeş en * Ünlü veya ünsüz benzeş melerinde etki altı kalan ünsüz veya ünlü: Sütçü (süt-çü). odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü. -ten. benzeş ik * Benzeş özelliğgösteren. aslı kopya edilmişteş ndan . benzeş mek * Birbirine benzemek. disimilâsyon: Kı nnap > kı attar > aktar. benzersizlik * Benzersiz olma durumu. dublör. kehribar > kehlibar gibi. * Benzerlik gösteren. o + bir < öbür gibi. eş siz.

benzin * Petrolün damılması elde edilen. benzin pompası * Benzinlikte araç depoları benzin koyma ve verilen benzin tutarı gösterme aracı na nı . ona benzetilen kimse veya ş için kötü bir ey duygu beslenilmediğ anlatı ini r.65 olan. benzetilmek * Benzetmek iş konu olmak. uçucu. yolculara dinlenme ve alıveriş ş imkânı veren tesis. benzi sararmak * yüzünün rengi solmak. . * Bir ş baş ş benzeyen yönler bulmak. bozmak. özgül ağ ğyaklaş 0. eyde ka eye * Kötü bir duruma getirmek. kendine özgü kokusu tı ile ı ı rlı ı k bulunan bir sı. benzeyiş * Bir ş baş bir ş benzemesi durumu. vı * Benzen. benzetici ressam * Büyük sanatçı n üslûbunda çalı ları ş yaptı iş orijinal eser diye satan sahteci ressam. zı benzi kül gibi olmak * yüzünden kan çekilmek. eyin ka eye benzeyiş sizlik * Benzeş memek durumu. ğ leri ı benzetilme * Benzetilmek iş i. benzetmek gibi olması n * kötü bir sona uğ ş ramıbirinden veya bir ş eyden söz ederken. sahteci. orijinaline bakarak yapan ve benzeti olduğ belirten ressam. benzi atmak (veya uçmak) * ansın yüzünün rengi sararmak. benzin istasyonu * Araçlarıbenzin. yağ ihtiyaçları karş n gibi nı ı layan. o niteliğeksiksiz taş bir ş örnek olarak gösterme iş teş eyin ini i ı yan eyi i. yüzü sararmak. solmak.benzeti ressamı * Büyük sanatçı n yaptı nı ları kları. * Dövmek. arak. bih. * Bir ş neteliğ anlatmak için. renksiz. benzetmek * Benzer duruma getirmek. benzetme * Benzetmek iş i. unu benzetici * Benzeterek yapan. benzi uçmak * yüzü sararmak. benzinlik. ine benzetiş * Bir ş baş bir ş benzetmek iş eyi ka eye i veya biçimi. kopyacı .

borçsuzluk. i beraatı zimmet ası r kdı * tersi ispatlanmadı insanları suçsuz sayı kça n lmaları ilkesini anlatı r. benzinli benzinlik * Benzin satı yer. * Aynı düzeyde. benzinleme * Benzinlemek işveya durumu. beraberce * Birlikte. makine vb. beraber * Birlikte. baş baş a kalmak. yarı takı n aynı yı ş ma) mları sayı alması sonuçlanmak. lan benzincilik * Benzincinin işveya mesleğ i i. yla berabere kalmak * (oyun. * -e rağ men. baş baş a gelmek. * Bir nesneyi benzine bulamak. benzin istasyonu. vereceğolmama durumu.benzinci * Benzin satı yer veya benzin satan kimse. yarı için) takı aynı yı ş ma mlar sayı almak veya denk gelmek. lan benzol beraat * Benzin ve tolüen karımı akaryakı ş bir ı t. zlı benzine kan gelmek (veya benzi kanlanmak) * sağklı lı duruma gelmek. * Aklanma. * Benzinle çalı (motor. * Baş a kalma durumu. berabere bitmek * (oyun. beraber olarak. beraberinde * yanı nda. -e karş ı n. ş an beraat etmek * aklanmak. bir arada. i benzinlemek * Benzin dökerek yakmak. temize çı kmak. benzinde kan kalmamak * kansı k sebebiyle yüzü sararmak.). beraatı zimmet * Borcu. beraberlik * Birlikte olma durumu. baş beraberlik müziğ i . canlanmak.

aylıbağ k lanan. ş an berber dükkânı * Berber. berbat etmek (veya eylemek) * kötü duruma getirmek. Berberî berberlik * Berberin yaptı iş ğ . eri ı yan * Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkı veya bu halkısoyundan olan kimse. ı berceste * Sağ ve lâtif. patent. mı berber çı ı rağ * Berber ustasın yanı yetiş nı nda tirilmek üzere çalı çocuk. * Osmanlımparatorluğ İ unda bir göreve atanan. . niş veya ayrı k verilen kimseler için an calı çı lan padiş buyruğ karı ah u. berber bataryası * Berber dükkânları lâvaboya su akması sağ nda nı layan deve boynu biçimindeki musluk takı . in ldı ı berber balı ğ ı * Hanigillerden. ndan n . kuyruğ unun çatalı uzun olan. koro veya oda müziğ olduğ gibi birçok sesin oluş inde u turduğ müzik. * Darmadağ bakı z. iş raş * Bu iş yapı ğdükkân. * Bozuk. lan lı özel berber salonu * Büyük berber dükkânı . berber * Saç ve sakalıkesilmesi. Muhammed'e peygamberliğ Cebrail aracı ı bildirildiğş ayın 15. Berat Gecesi * Hz. msı an. gecesine rastlayan kandil in lıyla ğ i aban nı gecesi. taranması yapı n ve lması iyle uğ an veya bunu meslek edinen kimse. * Çirkin. Berat Gecesi. oynar başklı koltuk. lam * Seçilmişseçme. ı n. berbat * Kötü. periş viran. beğ enilmeyen. u berat * Bir buluş bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge.* Orkestra. Berat Kandili * Bkz. tan. * Sanat değ yüksek anlamlar taş dize. kirlenmek. berbat olmak * kötü duruma gelmek. * bozmak. eti yenilen bir balı(Serranus k anthias). Akdeniz'de yaş çok ayan. san. berber koltuğ u * Berberler için yapı hareketli. * bozulmak.

i berelenmek * Bereli duruma gelmek. bereleme * Berelemek iş i. bereketlilik * Bereketli olma durumu. an * Herhangi bir ş görülen çizik. bereketli ola! (veya olsun!) * yemek yemekte olanlara veya ürünlerini devş irenlere söylenen iyi dilek sözü. ve lı bereket * Bolluk. * Yağ mur. 'ya ükür bereket versin * para alan kimsenin söylediğiyi dilek sözü. . * İ ki. berelenme * Berelenmek işveya durumu. ı boş * Pis. bereket ki (veya bereket versin ki) * iyi ki. yassı sipersiz başk. iyi bir rastlantı yi olarak.berdelacuz * Halk tahminine göre. ezik. berelemek * Bereli duruma getirmek. bereketli * Bol. msı bere * Vurma ve incitme sonucu vücudun herhangi bir yerinde oluş çürük. 9-18 Mart arası görülen kocakarı uğ nda soğ u. feyz. teselli bulması . i bereketlenmek * Çoğ almak. artmak. eyde bere * Yuvarlak. sürüp giden. i * bir kimsenin bir durumdan hoş nutluğ anlatması unu . bereketsizlik * Bereketsiz olma durumu. feyezan. neyse ki. serseri. bereketsiz * Kendinden beklenen yararlı sağ ğ layamayan (ş ı ey). Tanrı ş ki. gürlük. verimli. bozuk. berdevam * Sürmekte olan. ongunluk. berduş * Baş . bereketlenme * Bereketlenmek işveya durumu. bakı z.

ra. kta * Çı durumundaki kelimelerden sonra getirilerek bir iş baş cı gösterir. beriki * Beride olan. . aç * Bu ağ n. oldukça. * Beresi olan. yaş * Mutlu. beri * Konuş n önündeki iki uzaklı kendisine daha yakıolanı anı ktan n . * boşgitmek.bereli bereli * Beresi olan. yok etmek. berhava olmak * patlama yolu ile havaya uçmak. az çok. ey beril . * Büyük. . * Bu uzaklı bulunan. beriberi * Genellikle Uzak Doğ ülkelerinde B vitamini eksikliğ u inden ileri gelen bir hastalı k. kabukları reçel yapı ve esans çı lan meyvesi. biraz. * Yararsı boş z. berhava etmek * havaya uçurmak. kullanı z ev. ş sı berhane gibi * gereğ inden çok büyük (ev). harap. berhava * Havaya verilmişuçurulmuş . öyle bergamodî * Sarı pembe renginde olan. a berhayat berhudar * Hayatta olan. . acı ndan lan karı bergüzar berhane * Anmak için verilen hatı armağ yadigâr. berhudar ol! * "iyi günler göresin" anlamı dilek olarak kullanı nda lı r. ı . berenarı * Ş böyle. kma in langını beribenzer * Sı radan bayağ alelâde. * Beride olan ş veya kimse. * bitirmek. an. canlı ayan. msı bergamot * Turunçgillerden bir ağ (Citrus bergamia).

ı ı rlı Kı saltması Bk. mak i berraklaş mak * Berrak duruma gelmek. yanları karnı nce rtı k ve beyaz. * Pekiş tirilmek. 29700C de eriyen. berk * Sert. berjer * Arkası kabarıve yüksek oturacak yeri geniş k koltuk. berlam * İ pullu. sa berraklaş ma * Berraklaş işveya durumu. ada gen u il berilyum * Atom numarası yoğ 4. tı berklik * Sağ k. sı açıkahverengi. 97. temiz.84. tahkim etmek. durulaş mak. pekiş mek. aydı k. pek iyi. takviye. tahkim. berkitme * Sağ lamlaşrma. amerikyum veya küryumdan elde edilen yapay element. berkimek * Sağ lamlaş mak. tı berkitmek * Sağ lamlaşrmak. i berkinmek * Berkimek. katı . takviye etmek. atom ağ ğ9. berkemal berkime * Mükemmel. ortalama 30-40 cm boyunda. güç kazanmak. Kı saltması Be. saydam.013 olan. berkelyum * Atom numarası atom ağ ğ294 olan. Marmara ve Ege deniziyle Akdeniz'de bol bulunan bir balıtürü (Merluccius merluccius). her zaman olduğ gibi. lamlı * Sertlik. açı nlı k. .* Doğ altı billûrlar durumunda bulunan. çoğ yeş renkli berilyum ve aliminyum silikat. unluğ 1. katı lı k. havanıetkisine karşince bir oksit tabakası kaplı n ı yla element. * Dizlere kadar inen dar ve kı pantolon. zümrüt gibi bazı larıbirleş u ı ı rlı taş n iminde bulunan. * Sağ lam. * Berkimek iş i. k bermuda bermutat * Alılagelen biçimde. berkinme * Berkinmek işveya durumu. ş ı u berrak * Duru.

* Morarmak.berraklaşrma tı * Berraklaşrmak iş tı i. çürük. bertaraf olmak * ortadan kalkmak. burkulmak. bere. stak. k. eselemek beselemek. bertafsil bertaraf * Açı klamalı . tı * Açı net ve kolay anlaş r duruma getirmek. öyle bertaraf etmek * ortadan kaldı rmak. * Kı dar dil. duruluk. bertme * Bertmek iş i. k. ş dursun. ya. besbelli * Açı apaçı çok belli. k * Bir yana. bertilme besbedava * Pek ucuz. berraklaşrmak tı * Berrak duruma getirmek. yok edilmek. gidermek. besbeter beselemek * Bkz. uzun uzadı açıolarak. ı lı berraklı k * Berrak olma durumu. durulaşrmak. berri * Kara ile (toprakla) ilgili. * Anlaş ğ göre. k. burkulmuş . bertik * Yara. * Bertilmek işveya durumu. çürümek. anlaşyor ki. ı ı ldına ı lı * Çok kötü. *İ ncinmiş . * Yiğ yararlı itlik. . * Deride mor leke. * Berelenmek yaralanmak. karasal. i bertilmek *İ ncinmek. bertmek berzah besalet * Bertilmek. lı k.

dalı * Besini olmayan. da. * Yaş amak. * Bir ş istenilen durumda tutmak ve oturtmak için kullanı takoz gibi ş eyi lan eyler. lan * Semiz.beserek * Tüylü ve damı k erkek deve. davar gibi hayvanları ğ ı besleyerek semirten. n * Yumurta akı maddesi. * Besini olan. yeterli besin almayan. azı gı li k. besinli besinsiz . beslenmeye elveriş her tür madde. ı besihane besili besin * Besi yapı yer. besi * Yaş atmak ve geliş tirmek için gereken besinleri yedirip içirmek iş i. besi suyu besici besicilik * Besicinin yaptı iş ğ . gı . dası besinsizlik * Bitkilerin damarları dolaş besleyici su. * Yenilebilir. besi dokusuz * Besi dokusu olmayan. besi örü * Tohum çimlenirken yeni çı bitkiyi beslemeye yarayan ve embriyonun çevresine yayı ş kan lmıbulunan besleyici maddelerin bütünü. besi dokusu * Besi doku. besi dokulu * Besi dokusu olan. yla nan besi merası * Besleme değ oldukça yüksek mera bitkileri ile kaplı ve gerektiğ ilâve yemler de verilerek eri olan inde özellikle kesime gönderilecek hayvanlarıfazla canlı ık kazanmaları otlatı kları al veya sun'î verimli n ağ rlı için ldı doğ mera. nda an * Sır. varlını ğ sürdürmek için gerekli ş ı ey. zlı besermek * Bkz. semirtilmiş . esermek besermek. besi hayvanı * Beslenmek amacı yavru iken alı veya besiye çekilen hayvan. satan kimse. gı z. besi doku * Tohumlarıiçinde embriyonu çevreleyen bölüm.

tı * Herhangi bir kuruluş onun maddî yardı dolayıyla körü körüne destekleyen. m beslemelik * Besleme. k. herhangi bir kuruluş veya iktidardaki güçlerin görüş un lerini savunan bası n. çoğ altmak. u. besleme kı z * Besleme. beslek besleme * Besleme. * Yedirmek. * Evlâtlıolarak alı ev iş k nan. n ekil ş ma i bir veya birkaç beslenme görevinin bozulması . * Besleme olarak. ş tı besle kargayı . * Eklenmek. * Vücut için gerekli besin maddelerinin alı . * Bir duyguyu gönülde yaş atmak. gı zlı dası k. beslemek * Yiyecek ve içeceğ sağ ini lamak. besleme gibi * giydiğ kendine yakı ramayan (kı ini ş tı z). i beslenilmek * Beslenmek iş konu olmak. oysun gözünü * nankörlük edenler için söylenir. katı lmak. * Maddî yardı yapmak. evlâtlı besleme. * Hizmetçi. ine beslenme * Beslenmek iş i. desteklemek. * Yetiş tirmek. ahretlik. lerinde çalı rı kı ş lan z.* Besinsiz olma durumu. hizmetçi. beslenen beslengi * Sönümsüz. nı pekiş tirmek. * Semirtmek. * Beslemek iş i. mları sı besleme bası n * Çı uğ kar runa. beslenme çantası * Anaokulu ve ilköğ retim okulların öğ nı rencilerinin beslenme saatinde yiyeceklerini içinde bulunduran çanta. * Bir ş korumak veya sağ eyi lamca durması sağ nı lamak için. besiye çekmek * hayvanı semirtmek için çalı rmadan beslemek. mı beslenme bozukluğ u * Bazı organ ve dokularda veya organizmanıbütününde ş veya çalı düzensizliğmeydana getiren. doldurmak. çevresini veya altı desteklemek. beslenilme * Beslenilmek işveya durumu. .

* Beslemek iş konu olmak. raş beslenme eğ itimi * Besin maddelerinin özellikleri. mugaddi. ine besletme * Besletmek işveya durumu. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yeme zamanı itim nda . beslenme uzmanı * Beslenmenin genel özelliklerini kitle çapı ele alan. * Besteci. besmele çekmek * bismillahirrahmanirrahim sözünü söylemek. ucuz ve dengeli beslenmenin lı yolları konuları leyen bilim dalı gibi iş . eri * Yüz ve boyunda güneş lekelerini azaltıölü hücreleri atan krem türü. i besletmek * Beslemek iş baş na yaptı ini kası rmak. besin değ yüksek. itim nda beslenme saati * Anaokulu. iyi beslenmenin sağk yönünden önemi. bestekâr. beste * Bir müzik eserini oluş turan ezgilerin bütünü. besteci bestekâr * Beste yapan kimse. nda beslenmek * Kendini beslemek. kompozitör.beslenme eğ itimcisi * Beslenme eğ itimi ile uğ an uzman. yiyecek seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar. besmelesiz * Çocuklar için "piç" anlamı kullanı bir sövgü. insan vücudunun geliş mesinde yiyeceklerin etkisi ve görevi. nda lan * Besmele çekmeden. inceleyen yetkili. beste bağ lamak * bestelemek. . p * Bkz. beste yapmak * bir müzik eseri yaratmak. besleyici * Besleyen. ilköğ retim okulu gibi eğ kurumları yemek yenilen yer. beslemeye yarayan. beslenme odası * Anaokulu. besili. besli besmele * "Acı ve esirgeyen Tanrı n adı anlamı gelen ve bir işbaş yan 'nı ile" na e larken söylenilen Arapça bismillahirrahmanirrahim sözünün kı saltması .

pencüdü. görme. * Dörtten sonra gelen sayın adı bu sayı gösteren rakam. bestelenme * Bestelemek iş i. beş beter * Besbeter. beş iki * Bkz. beş binlik * Beş liralıbütün kâğ para. bestenigâr * Klâsik Türk müziğ en eski birleş makamlardan biri. birkaç. öbürünün dört benekli yüzünün üste gelmesi. * Oyunda. * Beste olma durumu. tokat. * Bkz. bestesi yapı ine lmak. pencüyek. bestelenmiş . * Beş nı ilkokul. nı ve yı * Dörtten bir fazla. tat alma duyuları . atı zarlardan birinin beş lan . bir parça. bestelemek * Beste yapmak. * Çoksatar. beş kardeş *Ş amar. sıflı * Biraz. üç aş ı yukarı ağ beş . 5. . beş milyonluk * Beş milyon liralıbütün kâğ para. bin k ı t beş bir beş dört beş duyu * Dokunma. koklama. inde ik bestesiz bestseller beş * Bestesi olmayan. iş itme. beş altı beş ağbeş aş ı yukarı * Bkz.besteleme * Bestelemek iş i. k ı t . bestelenmek * Bestelemek iş konu olmak. V. besteli bestelik * Bestesi olan.

yüz beş aret * İ haber. yi tu. on paralıetmek. aş ı bayağ ağ k. her nda i beş ş ar er aş * insan her zaman yanı labilir. lı ı . beş parmak bir olmaz * ana ve babaları olduğ hâlde kardeş arası çeş farklı bulunur. beş eriyet .beş on * Az sayı biraz. müjde. da. beş coğ erî rafya *İ nsanlarıyerleş bulunduğ yöre ile ilgisini ve o yörenin veya yerin türlü olayları inceleyen coğ n ik u nı rafya kolu. . pencüse. a beş parası z * parası yoksul. iş yaramaz. beş para etmez * hiçbir değ yok. beş erî *İ nsanoğ ile ilgili. bir u ler nda itli lı klar beş üç beş vakit * Bkz. beş paralıetmek k * Bkz. bedenle ilgili. * Günün belirli beş vaktinde kı namaz. beş yüzlük * Beş liralıbütün kâğ para. lu. her birine beş defası beşbir arada. beşyı bık beş er beş er * İ muş ri mula. kusurları ğ çı açı kmak. muş erim. *İ nsanoğ insan. lu * Bedensel. * Beş sın üleş sayını tirme biçimi. lı nan beş yüzlü * Beş yüzü olan cisim. yüz k ı t *İ çinde beş tane bulunan. k beş paralıolmak k * alçalmak. eri e beş paralı k * Değ ersiz. beş para almamak * hiç para almamak. * Beş on santim ölçülerinde biçilmiş ve kereste. z.

man ş an beş iz . * Bir ş doğ geliş i yer. beş salı ik ncak * Bayram yerinde kurulan bir tür salı ncak. hümanizm. beş ik * Süt çocukları yatı nı rmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan. beş inci * Beş sın sı sı . beş mezara kadar ikten * bütün hayatı boyunca.*İ nsanlı insanoğ . k. beş eriyetçilik * Beş eriyetçi olma işveya durumu. insancı sı l. mak. i llı beş erli beş gen beş ibirlik * Kadı n süs için takı kları altılira değ nları ndı . beş ibirlik. ş beş kertme ik * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanma. düş için çalı örgüt. ik beş ikörtüsü * İ yana akı sı çatı ki ntı olan . ölünceye kadar. ulları beş eriyetçi * Beş eriyet yanlı(kimse). sı dördüncüden sonra gelen. tahta veya demirden yapı ş lmısallanıbir çeş r it küçük karyola. * Ambalâjlanacak malıbiçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaları tümü. beş ibiryerde * Bkz. ik * Beş beş sı er er ralanmı ş . ik * Beş olmaya uygun. n n beş kertiğ ik i * Daha beş iken anası ikte babası ndan niş tarafı anlanmıkimse. sayını ra fatı rada beş kol inci * Bir ülkede gizli olarak. beş ikçi beş iklik * Beş yapan veya satan kimse. beş etmek iklik * beş vazifesini. hümanist. eyin up tiğ * Yüz üstü yatı geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karıüzerinde baş ayak yönünde ş ta. * Beş kenarlı çokgen. n ve sallanma. insancık. fonksiyonunu yapmak. beş n erinde olan altı n. beşini sallamak iğ * çocukluğ undan veya çok eskiden tanı büyümesine hizmet etmek.

çirkin. eyden beş tane bulunan.* Beş arada doğ (kardeş i bir an ler). ş beş me beş parmak * Derisi dikenlilerden. beş parmak. i bir tane beş simit gibi kurulmak lik * kendine değ vererek bir yere yayı oturmak. beş li * Beş parçadan oluş kendinde herhangi bir ş an. * Bkz. * Tabaklanmamıham deri. bet * Kötü. beti bereketi gelmek. beş pençe beş taş beş uş * Güler yüzlü. * Bet bereket kalmamak. beş alabilen. domino gibi oyunlarda üzerinde beş areti bulunan kâğ veya pul. beş lemek * Bir işbeş yapmak. ınlı ldı ı . * Beş arada olan. konu ile ilgili aynı nda ölçüde bir çift dizenin bağ lanması oluş yla an manzume. tuhaf. beti bereketi kaçmak gibi deyimlerde bereket kelimesi ile birlikte "bolluk" anlamı ikileme oluş nda turur. * Tahmis. güleç. bet * Beti benzi atmak. yollu bir çeş kumaş it . *İ skambil. kurt pençesi (Potentilla en. muş * Beş veya beş ses müzik aracı yazı müzik eseri. * Halk edebiyatı üçlemeli bir bende. yol kıları ve çayı yı nda rlarda yetiş sürgüne karşkullanı bir bitki. beş leme * Beş lemek iş i. taş . kentet. beşş yı z biçiminde bir deniz hayvanı pençe (Uraster). gülümser. beş izli * Beş tanesi bir arada olan. iş ı t * Divan edebiyatı beş nda dizeli bölümlerden oluş manzume. * Beş la oynanan bir tür çocuk oyunu. beş lik * Beş para. için lan * Beş müzisyenin çaldı caz orkestrası ğ ı . er lı p beş me * Her çubuğ ayrı beş u ayrı renkte olan. beti benzi sararmak gibi deyimlerde beniz kelimesi ile birlikte. beş * Beş renkte dokunmuş çubuklu kumaş . "çehre" anlamı ikileme oluş nda turur. beş parmak otu * Gülgillerden. i kez * Bir ş sayını e çı eyin sı beş karmak. * Çı kçı krı tezgâhın kütüğ nı ü. beti benzi uçmak. ı lan reptans). beş kuruş veya beş değ lira erinde olan akçe. muhammes.

bet beniz kalmamak * yüzü sararısolmak. tezkere. *İ çinde insan. beti bereketi kalmamak (veya kaçmak) * azalmak. beterleş mek * Beter duruma girmek veya o durumda bulunmak. bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı eyi. mektup. nda kları beti benzi kireç kesilmek (beti benzi atmak. inin ü beta * Yunan alfabesinin ikinci harfi -B. dikleş ı mek. kafa tutmak. tlaş betik betili * Yazıolan ş kitap. beta ınları ş ı * Radyoaktif cisimlerin yaydı üç ından biri. bundan daha kötü durumları da bulunduğ düş en n unu ünerek teselli bulmalır. * Bir ş bir kimseyi. çabuk tükenmek. lı ey. figüratif. beterin beteri var * çok kötü bir duruma düş kimse. figüratif sanat. solmak veya beti benzi uçmak) * herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak. korkmak. ş bet suratlı * Yüreğ kötülüğ yüzünden belli olan. beti * Resim ve heykel sanatları varlı n biçimi. yice beter etmek * daha kötü duruma getirmek. tasvir. beter * İ kötü. kı mak. hı ran betelemek * Bkz. . hayvan ve doğ ögeleri bulunan (resim veya heykel). betelenmek * Karşgelmek. . bir kötülük yapacakmıgibi durmak. betim * Betimlemek iş betimleme. pusula. dı beterleş me * Beterleş iş mek i veya durumu. i. kları ş ı betatron * Elektronları zlandı elektromanyetik bir araç. etelemek betelemek. a betili sanat * Doğ n görünen biçimlerini iş anı leyen sanat. p bet bet bakmak * kötü kötü bakmak.

tasvirci. betonkarar * Beton karma makinesi. beton gibi * çok sağ dayanı . bağ cı yapay yış ğı ım. betonarme * Yapı gücü. üroloji. ı nı betine gitmek * gücüne gitmek. kendine özgü belirtilerini tam ve açıbiçimde söz veya yazı anlatmak. betoniyer * Beton karma makinesi. sert. betonlaş ma * Betonlaş durumu. k ile betimlenme * Betimlenmek durumu. betisiz *İ çinde insan. dayanıı layı ması an kl . tasvir etmek. demirli beton. hayvan ve doğ ögeleri bulunmayan (resim veya heykel). nonfigüratif. betimleyici * Betimleme yanlı. betimlemeli dil bilgisi. kları . tasvirî dil bilgisi. sı betimsel * Betimle ilgili. tasvirî. esnekliğartı için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi. klı * güçlü. betimsel dil bilgisi * Bir dilin belirli çağ inceleyen dil bilgisi. betimlemeci * Betimlemeye ağ k veren. betimlenmek * Betimlemek işyapı i lmak. beton * Çimentonun su yardı yla kum. bevliye * İ yolları drar hastalı . kendine yedirememek. lam. mak betonlaş mak * Beton duruma gelmek.betimleme * Betimlemek iş tasvir. i. da i rmak betoncu * Yapı beton dökme iş larda leriyle uğ an usta veya iş raş çi. a betisiz sanat * Beti kullanmayan nonfigüratif sanat. ı rlı betimlemek * Bir nesnenin. çakı maddelerle karı mı l gibi ş sonucu oluş sert.

bildiri. beyaz adam . bir bey erki * Zengin erki. * Çöl.bevliyeci * İ yolu hastalı hekimi. söylemek. . anlatmak. as. cı * Mahalle okulları hademe. ı tı * Bu renkte olan. rktan * (baskı Normal karalı görünen harf çeş da) kta idi. plutokrasi. bey mi yaman. drar kları bevliyecilik * Bevliyecinin işveya mesleğ i i. * Eşkoca. düş üncelerin. *İ skambil kâğ nda birli. beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) * demeç vermek. el mi yaman * Bkz. ürolog. bunları anlatı nda tutulacak yolları n mı konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı . beyanat * Demeç. * Beyaz ı olan kimse. kanı * Komutan. beyanname * Bildirge. bey mi yaman. uş erlerini. duyguları hayallerin doğ ve değ n. * Zengin. * Bir eserde. beyan etmek * bildirmek. beyaban beyan * Söyleme. el mi yaman. * Erkek sı nıhemen arkası eklenir. bevvap * Kapı. bay. bildirme. ri. fatların na bey (veya paş gibi yaş a) amak * bolluk içinde yaş amak. kara karş . ileri gelen kimse. bey armudu * İ kokulu ve tatlı armut türü. beyaz * Ak. * Erkek özel adları yerine kullanı lı r. bey kardeş * erkekler için seslenme sözü. ı tları * Boy gibi küçük bir toplumun veya küçük bir devletin baş . ileri sürmek. nda bey * Günümüzde erkek adları sonra kullanı saygı ndan lan sözü.

beyaz baston * Görme özürlülerin yürürken kullandı madenî çubuk. kan dı. Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaş ve teninin rengi açıolan ı ayan k rk. beyazı rak mtı * Beyaza çalar renk. ı ldı ı * Sinema. k beyaz etmek (veya beyaza çekmek) * yazı temize çekmek. ı r ı k beyaz et * Tavuk.* Beyaz ı mensup olan kiş rka i. beyaz oy * Onaylayı oy. beyaz ş arap * Sadece beyaz üzüm ş ndan yapı ş ı rası lan arap. * Beyaz Rusya halkı olan kimse. yı beyaz ı rk * Avrupa. balıvb. bulaş makinesi gibi ev aletlerine toplu olarak verilen ad. beyaz kömür * Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. cı beyaz perde * Göstericiden çı görüntülerin üzerinde yansığ sinema filminin oynatı ğyüzey. beyaz kitap * Bir sorunu aydı nlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayı mlanan kitap. etlere verilen genel ad. beyaz dizi * Genellikle sevgi konuları basit bir biçimde iş nı leyen romanlardan oluş dizi. çamaş makinesi. beyaz peynir * Beyaz renkli bir tür peynir. kokain gibi sı olmayan uyuş vı turucu madde. beyazı msı * Beyaza çalan. ndan beyaz sabun * Beyaz renkli bir tür sabun. * Avrupalı . Kuzey Amerika. beyaz zehir * Eroin. . beyaz iş * Beyaz pamuklu veya keten kumaş üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapı sarma iş lar lan . an beyaz eş ya * Buzdolabı . kları beyaz cam * Televizyon ekranı . Beyaz Rus * Ekim ihtilâlinde komünist kıl yönetimden kaçan Rusyalı zı kimse.

beyazlatı cı * Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde. beyefendi * Saygı belirtmek için erkek adların sonuna getirilen veya bu adlarıyerine kullanı san. * Ağ . mak i beyazlaş mak * Beyaz duruma getirmek. beyazlı * Beyazı bulunan. nı n lan beygir * At. ş lı lan beybaba * Yaş erkeklere teklifsizce sesleniş lı biçimi.beyazıadı n . beygirli . * (kâğ lı Parlaklın iyileş ı kta) tçı ğ ı tirilmesi için hamur bileş enlerinin renginin az veya çok oranda değtirilmesi iş veya giderilmesi. artma. esmerin tadı * esmerleri övmek için söylenir. ağ arma. ağ lmak. * Çocukları babaları kullandı saygı n için ğ ı sözü. beyazlatmak * Beyaz duruma getirmek. beyazlaş ma * Beyazlaş işveya durumu. * Dokunan kumaş n renk tonları açan veya beyazlatan ve kumaş üzerindeki lekeleri gideren (kimse). ağ armak. artı beyazlatma * Beyazlatmak işağ i. ları nı lar beyazlatı lmak * Beyaz duruma getirilmek. beyazlanmak * Beyaz duruma gelmek. beyazlanma * Beyaz duruma gelme. * Yük taş araba çeken. * Atlama beygiri. ağ artmak. artı beyazsinek * Özellikle pamukları üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kuruması sebep olan bir sinek türü. ı yan. beygir gücü * Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü. beyazlı k * Beyaz olma durumu. n na beyaztilki * Tilkinin kık tüyünden yapı kürk. üstüne binilen at. beygirci * Beygir besleyen veya kiraya veren kimse.

beyin yı kamak . iki yarı yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluş duyum nı ile m an. lukta i vı beyin orağ ı * Beynin iki lopu arası ndaki zar. * Muhakeme. beslenen bölgenin çalı ş maz duruma gelmesi. eyi * Bilgisi. ve bilinç merkezlerinin bulunduğ organ. beygirlik * Beygire ait. beyin göçü * İ düzeydeki meslek ve bilim adamları uzmanlarıbir baş geliş ülkede yerleş çalı leri ile n ka miş ip ş amacı mak ile kendi ülkelerinden ayrı . dimağ u . boş boş gereğyokken. i beyhudelik * Beyhude olma durumu. beygirsiz * Beygiri olmayan. eğ itimi. beyin * Kafatasın üst bölümünde beyin zarı örtülü. k ş beyin cerrahîsi * Hastahanelerde beyin konusunda ameliyat yapabilen bölüm. miş ile n beyin jimnastiğ i * Bkz. * Bir ş yönetmede önemli görevi olan kimse. * Beygir gücünde. usa vurma. beygir için. beyin cerrahı * Beyin konusunda uzmanlıyapmıcerrah.* Beygiri olan. luğ beyin omurilik sısı vı * Örümceksi zarla ince zar arası ndaki boş bulunan beyinle omuriliğçepeçevre saran sı. beyin karı kları ncı *İ çinde beyin-omurilik sısı vı bulunan. düş üncesi yüksek düzeyde olan kimse. beyhude * Boş una. beyin kanaması * Beyni besleyen damarlardan bir veya birkaçı dı kan sı ndan ş arı zması sonucu. lması beyin gücü * Bir ülkede ileri düzeyde iyi yetiş olan meslek ve bilim adamları uzmanlarıfikir gücü. u una. beyhude yere * boş yere. dört boş undan her biri. z. kafa içinin. * Yararsı anlamsı z. beyin takı mı * Bir kurum veya kuruluş yönetiminde etkin rol oynayan kimseler. un beyin üçgeni * Beynin alt tarafı ndaki üç kı mlı vrı yuvarlak çıntı kı . zihin jimnastiğ i.

ğ ı ş beylikçi * Divanı kaleminin baş ı . beylik * Bey olma durumu. * Beyne benzeyen. * Rahat yaş ama. devlete özgü olan. * Merkeze tam bağ olmayarak bir beyin yönetimi altı lı ndaki ülke. düş llı ünceli. etkisi kalmamısöz. . * Hükûmet. kendine özgü düş ve dünya görüş yabancı tı ünce üne laşrmak. p. uluslar arası . emirlik. * Anlam bakı ndan birbirine bağ iki dizeden oluş ş parçası mı lı muşiir . * Beyni olan. korteks. mirî. beyiye * Bkz. * Beyinle ilgili. emaret. beyin zarları * Beyni üst üste saran üç zar. baş yönde düş ve davranı ka ünür r duruma getirmek amacı çeş yollarla etkilemek. çe. n ladınıaka ı beylik söz * Herkesin kullandı. beyincik beyinli * Kafatasın art bölümünde ve beynin altı hareket dengesi merkezi olan organ. satı k. it beylik fın has çı r rı karı * devlet görevlisi olmanı insana birçok kazançlar sağ ğ ş yollu anlatmak için söylenir. yla itli beyin zarı * Beyni üst üste saran zar. beyitli * Beyti bulunan.* insanı . herkesin bildiğ basmakalı ğ ı i. * Beyni olmayan. * Herkesin kullandı. çok bilinen. dimağ nı nda. * Akı. beyit * Ev. lmayan. * Akız. beynamaz * Namazsı namaz kı z. mlı beyinsel beyinsi beyinsiz beylerbeyi * Sancak beylerinin baş ı . enternasyonal. beynelmilel * Milletler arası . * Devletle ilgili. içinde beyit olan. * Bir çeş küçük ve ince asker battaniyesi. pis (kimse). devlet malı olan. düş lsı üncesiz.

unu * Duruş sı nda bir düş ma rası ünceyi gerçekleş tirmek için baş vurulan belge. beyninden vurulmuşdönmek a * beklenmedik bir durum karş nda olağ ı sı anüstü bir üzüntü ve ş kı ğ uğ aş nlı ramak. ı beynini kemirmek * rahatsı k vermek. beyni kaynamak * aş sı ı caktan sersemlemek. kanı tutamak. sarsı lmak. ey beyni karı ncalanmak * zihin yorgunluğ undan düş ünemez olmak. ikna etmek. uluslar arası. beynine vurmak * (içki etkisiyle) ne yaptını ğ bilemez duruma gelmek. bunalmak. beyninde ş ekler çakmak imş * çok üzülmek. a beynine girmek * herhangi bir konuda birisini yönlendirmek. bunamak. beyni atmak * Bkz. t. beyninde * Arası nda. milletler arasılı uluslar arasılı enternasyonalizm. * kötü bir ş sezinlemek. Amerika Birleş Devletlerinde yaygıbir ilik m nda ik n çeş oyun. cı beynelmilelcilik * Milletlerin sosyal sıfları nda uygunluk olması birlikte davranı gerektiğ savunan görüş nı arası ve lması ini . beyni bulanmak * sersemlemek. beyyine * Bir olayı doğ n ruluğ ortaya koyabilen yöntem. cı k. * zihninde birden bir düş doğ ünce mak.beynelmilelci * Bkz. düş ünemez olmak. huzurunu kaçı zlı rmak. rı beyni sı çramak * aklı ı gitmek. delil. cı k. tepesi atmak. beyzade . it beysbolcu * Beysbol oynayan ve oynatan (kimse). baş ndan beyni sulanmak * düzgün düş ünemez olmak. * Bey oğ lu. beytülmal * Devlet hazinesi. beysbol * Dokuzar kiş iki takı arası bir top ve sopayla oynanan.

gudde. oval. nı bez tüyler * Bitkilerde salgı karan tüyler. beyzadelik * Soyluluk. bezdirilme * Bezdirilmek iş i veya durumu. * Herhangi bir cins kumaş . * Usanç veren.* Soylu kimse. beze beze bezekçi . lan * Pamuktan. * Hamur topağ pazı ı . usandı ktı rmak. lan it bezek * Süs. çı bezci * Bez yapan veya alı satan (kimse). kkı k beze * Yara veya çı sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluş şkinlik. düz dokuma. . p bezcilik bezdirici * Bezcinin iş i veya mesleğ i. bezmesine yol açmak. çaput. ban an iş * Bez (I). söbe. ziynet. bı nlıvermek. * Özenle büyütülmüş . * Herhangi bir iş kullanı dokuma. beyzî * Yumurta biçiminde. rarak oluş bez bez bağ lamak * bebeklere altları kirletmesinler diye bez koymak. nazlı kimse. bezdirilmek * Bezmesine sebep olmak. bez * Pamuk veya keten ipliğ inden yapı dokuma. bezdirmek * Bı rmak. * Bezden yapı ş lmı . * Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri. için lan * Geliş igüzel kumaş parçası . * Yumurta akı pudra ş ve ekeri ile yapı bir çeş kuru pasta. *İ çinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayı salgı turan organ. bezdirme * Bezdirmek iş i.

dekoratör. süslenmiş i . rmanı bir * Bu bitkinin yuvarlak tanesi. dekoratif. ı bezemek bezemeli * Süslü. * Süslemek. ine * Kendini bezemek. bezemecilik * Bezemecinin yaptı iş ğ . bezeklemek * Süslemek. bezekli bezeleme * Bezeğolan. süslenmek. bezeyici * Bezekleme yapan ressam. i * Bezenmek iş i veya durumu. i bezelye * Baklagillerden. * Gelinleri süsleyen kadı n. bezen bezeniş bezenme * Bezek. tezyin etmek. bezekleme * Bezeklemek iş i. süs. * Süs. tı cı bitki (Pisum sativum). * Bezelemek iş i. bezetme * Bezetmek iş i. bezekli. yurdumuzun her yanı yetiş nda tirilen. bezenmek * Bezemek iş konu olmak.* Duvar ve tavanları boyayıbirtakı resim veya ş p m ekillerle süsleyen kimse. * Bezenme işveya biçimi. süsletmek. nakkaş . süslenmek. süslü. süsleyen ş ey. bezelemek * Hamur topağyapmak. donatmak. ı bezeli * Bezeğolan. tezyin. . * Süsleme. bezemek. bezetmek * Bezeme yaptı rmak. bezeme bezemeci * Bezeme yapan oymacı nakkaş veya .

bezginleş mek * Bezgin duruma gelmek. * Alıveriş çok kâr amacı güden kimse. tülbent gibi eş ahı ı yaları lamak ve bunları sağ korumakla görevli kimse. bezi herkesin arş na göre vermezler ı nı * genel kurallar kiş ilerin isteklerine göre bozulmaz. bezirleme * Bezirlemek iş i. * Bir çocuk oyunu. bezir yağ ı * Keten tohumundan çı lan ve yağ boya yapmak için içine renkli maddeler katı çabuk kurur bir yağ karı lı lan. bezik * İ üç veya dört kiş ki. bezir yağ ı . bezirlemek * Bezir yağile yağ ı lamak. ş te nı * Mesleğ sadece kazanç için kullanan kimse. bezirgân * Tüccar. . ine * Keten tohumu. ı bezleme * Bezlemek iş i. usanç. bezmek durumuna gelinmek. yorgunluk. ini * Yahudilere verilen ad. bezginleş me * Bezginleş iş mek i. bezlemek * Bez veya kumaş örtmek veya kaplamak. * Bezmek iş konu olmak. bezek. bezirgânbaş ı * Padiş n kullanacağçuha. bezir yağsürmek.bezeyiş bezgi bezgin * Bezeme iş i veya biçimi. * Süs. bez. * Bkz. bezginlik * Bezgin olma durumu. * Yaş veya iş ama görme isteğ yitirmiş ini . nda ı tla it ı dı bezilme bezilmek bezir * Bezilmek iş i. ile . bezirgânlı k * Bezirgâna yakır davranı ş ı ş . i arası 96 kâğ oynanan bir çeş iskambil kâğ oyunu.

bırgan cı bı çak * Boru biçimindeki maden parçalarıiçini düzleş parlatmakta kullanı alet. * Bkz. bezi andı ran. . çocuğ belemek. bezzazlı k * Kumaş satma işmanifaturacı i. bı altı yatmak çak na * (insan için) ameliyat olmak. bı gibi çak * ince. bı bı cı cı * (çocuk dilinde) Yı kanma.* Çocuğ altı bez koymak. * bı çaklamak. bılgan. bı atmak çak * bir hedefe bı fı çak rlatmak. çı * Bezmek iş i. ı k inin nda * Bu kemikle oynanan bir oyun. bıp usanmak. * ameliyat etmek. kı * Bez dokusunda olan. un na u bezm * İ meclisi. keskin. dost toplantı. * Bezgin duruma gelmek. bı bı yapmak cı cı * yı kanmak. n tirip lan * Bir sap ve çelik bölümden oluş kesici araç. bezginlik getirmek. bılgan cı bır bır cı cı * Sürekli ve çok konuş için kullanı ma lı r. çki sı bezme bezmek bezsi bezzaz * Kumaş p satan kimse. lı k.manifaturacı alı . lan ı zlı * Jilet. bı çekmek çak * üzerindeki bı ı çağbirden ele alarak birine saplamaya hazı rlanmak. an * Çeş kesme iş itli lerinde kullanı keskin ağ araç. * Genellikle benzinliklerde bulunan otomobil yı kama aleti ve yeri. bıl cı * Aş kemiğ altı bulunan küçük bir kemik. bı bı a gelmek çak çağ * bı birbirine saldı çakla racak kadar zorlu kavga etmek.

bı gibi kesilmek çak * (söz. i bı vurmak çak * bı kesmek. bı yemek çak * bı çaklanmak. bı gibi kesmek çak * çok keskin olmak. çakla bı çaklanma * Bı çaklanmak iş i. bı gibi saplanmak çak * (sancı rı . bı çaklamak * Bı kesmek. bı silmek çak * bir işbitirmek. duruvermek. çakla * bı çaklamak. kları bı sı çak rtı * Bı ıkeskin olmayan ters yanı çağ n . bı yarası çak onulur. dil yarası onulmaz * hakaret. çok yakı(aralı n k). bı çaklı * Bı ı çağolan. çak ka bı lı çakçı k * Bı ve benzeri ş çak eyleri yapma veya satma iş i. çakla * Bı yaralamak. ağ söz gibi gönül kıcı ı r rı davranı n hiçbir zaman unutulmayacağ anlatı ş ları ı nı r. bı saldı çakla rtmak ve yaralatmak. * Çok az (fark). bı kını çak nı kesmez * kötüler yararlandı kimselere kötülük etmekten çekinirler. bı çaklama * Bı çaklamak iş i. ine bı çaklatma * Bı çaklatmak iş i. bı çaklanmak * Bı çaklamak iş konu olmak. * birdenbire ve tamamen ortadan kaldı rmak. bı çaklatmak * Bı saldıyı çakla rı tahrik etmek. konuş sohbet) birden bitmek. ağ) birden ve güçlü olarak gelmek. bı çakçı * Bı ve daha baş kesici araçlar yapan veya satan kimse. bı kemiğ dayanmak çak e * çekilen sıntı k katlanı kı artı lamayacak bir duruma gelmek. ma. bı k çaklı .

ı iki lı olan i tarafı kullanı büyük testere. bı nlaş çkı ma * Bı nlaş iş çkı mak i. * Bı n olma durumu. ndan lan * Motorla çalı bir çeş güçlü testere. bı evi çkı * Tomruklardan kalas. bış kı bış kı ma * Bış iş kı mak i. çkı bı n çkı * Külhanbeyi. çak * Bı yapmaya elveriş (maden). çkı p * Sel veya dere yatağ ı . gözü pek. bılmak kı * Usanı lmak.* Bı koyacak yer. bı nlaş çkı mak * Kabadayı taslamak. bıp usanmak kı * çok bezmek. kalaslardan daha ince tahtalar kesen. çak li bık çı bılgan çı * Azmı yayı ş ş lmı(yara). * Hayvanlarıtı kökünde oluş yara. bı hane çkı * Bı evi. yürekli. . boyları ve kenarları düzgün ve eş olarak nı nı it düzelten iş yeri. bı tozu çkı * Doğ ramacı bı dan çı ve çoklukla yakacak olarak kullanı toz ve talaş lı çkı kta kan lan . kabadayı . lı k bı nlı çkı k bık dı bılma kı * Bılmak iş kı i. cesur. bış kı mak * Bı işveya biçimi. ş an it * Saraç bı ı çağ . * Bağ budamaya yarayan diş bı li çak. çkı * Kı ve tı sa knaz. çkı aç * Bı yapısatan kimse. * Korkusuz. kma i . n rnak an bı çkı * Tahta veya ağ biçmekte kullanı karşklı sapı ve iki kiş aç lan. bı cı çkı * Bı ile ağ ve tahta kesen kimse.

usanmak. bı ma lkı * Bı mak işveya durumu. usanmak. bı nlıgelmek kkı k * bı kmak. me kı bı ldama ngı . benekli. bı l bı l ngı ngı * Dolgun ve pelte gibi titrek. yumuş amak. bı rcıeti ldı n * Bı rcıkuş ldı n unun saka ve avcı beğ larca enilen kı zı rmı eti. eti için avlanan göçebe kuş (Coturnix). zedelenmek. bı nlı kkı k * Çok bı ş kmıolma durumu.* Karş klı ı olarak birbirinden bı lı kmak. lkı i bı mak lkı * Bozulmak. dolgunca. bı ldak ngı * Kafatası kemikleş meden önce kemiklerin birleş yerlerinde bulunan kırdak bölümü. alı (kadı sa mlı n). bı rcıgibi ldı n * kı boylu. . sürüp gitmesi yüzünden bir ş eyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek. l önce. bunalmak. bı r ldı * Geçen yıbir yı l. bı nlıvermek kkı k * bir ş sürekli tekrarlayarak karş ndakini usandı eyi ı sı rmak. yurdumuzda en çok güzün. boz renkli. erimek. kkı k bı rma ktı * Bı rmak iş ktı i. ş . bık bık llı llı * Çok tombul. bı rmak ktı * Bı na yol açmak. etli butlu. bı ntı kkı * Bı duygusu. * Tekrarlanması . usandı kması kkı k rmak. * Dayanamaz duruma gelmek. bı nlıvermek. bı rcı ldı n * Tavukgillerden. bı n kkı * Çok bı şusanmı bezmiş kmı . kma bı kma bı kmak * Bı kmak iş i. bı rı ktıcı * Bı nlıverici.

vı aklı iş k bı Allah'ı seversen rak nı * bir kimse veya nesnenin değ ersizliğ belirtmek için kullanı ini lı r. ateş yapmak. ünü kası * Engel olmamak. döndürmek. kes.* Bı ldamak iş ngı i. * Sarkı tmak. kiş * Bir alı ktan veya bir iş vazgeçmek. görevlendirmek. * (ölen. * Bakı lmak. artı rmak. titremek. i ka * Unutmak. hürriyetine kavuş nı lamak. bı ldamak ngı * (et ve sı için) Yumuş k veya şmanlısebebiyle oynamak. hesaba katmasak da.) Kalmak. artıuğ mamak. * Ayrı lmak. * Bı rakma iş i veya biçimi. ayrı birinden iş i. yanı götürmemek. terk etmek. bı ki rak * saymasak. u iş * Saklamak. nı kası * Yapık olan bir ş yapıklı kurtulmak. na nda * Sahiplik hakkı baş na vermek. nesne vb. ş kanlı ten * Uğ maz olmak. ş ma karş klı rakmak. bı ş rakı ma * Karş klı rakmak iş ateş mütareke. bı lma rakı * Bı lmak iş rakı i veya durumu. in unu. * Salı verme. ine bı m rakı bı ş rakı * Bı rakmak iş i. * Kötü bir durumda terk etmek. * Bir işbaş bir zamana ertelemek. raş k raş * (bık veya sakal) Uzatmak. lan . . eyi * Koymak. korunmak için vermek. bı rakmak * Elde bulunan bir ş tutmaz olmak. terk edilmek. bı ş rakı mak * Savaş çarpı gibi durumları ı bı ma. * Bı rakmak iş i. * Eski bulunduğ yerini veya durumunu değtirmemek. yı * Özgürlük vermek. ı bı lı i. mütareke yapmak. * Sıf geçirmemek. nı * Bir pazarlı belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. * Bir iş sorumluluğ yükümlülüğ baş na vermek. bı lmak rakı * Bı rakmak iş konu olmak. ş ı ey ş ktan ı * (bulunduğ veya dokunduğ yerde) Oluş u u turmak. ması sağ * Boş amak. lı kes bı t rakı bı rakma * Tereke. terk. * Yanı almamak. meydana getirmek. kta.

bı rmak raktı * Bı rakması sağ nı lamak. nlı nı nda olan . raş bık yı * Üst dudak üzerinde çı kı kan llar. * Kadı k organın üst yanı cinsel zevk duyumu noktası bölüm. na bırak tı * Kı rlarda yetiş yabanî bir otun dıdikenli tohumu. sarı tutunmaya yarayan sürgün.bı ğ (bı ğ bağ ğ (bağ ğ yerde (çayı otluyorsun (otluyor) raktım raktı). iş bı rma raktı * Bı rmak iş raktı i. bı z zbı bı k zdı bır zı * Davula sol elle vurulan ince değ nek. bığ tı etmemiş yı ı yınıraş ı olan. klitoris. lı p bık altı gülmek yı ndan * birinin durumuna belli etmemeye çalı gülümsemek. k bıksı yı z * Bığolmayan. m yla yı nı vı bıklanma yı * Bıklanmak iş yı i. bıkları almak yı ele * delikanlı çağ girmek. bığ tı etmiş yı ı yınıraş ı olan. bıklı k yı balı * Sazangillerden. sı * Asma gibi bitkilerde. lı ı k na bıklı yı * Bığolan. * Ufak çocuk. ı ı ladım ı ladı) ı rda) * uzun süredir hiçbir ilerleme ve değiklik göstermiyor (veya göstermiyorsun). eti sevilen bir balı(Barbus fluviatilis). bığ silmek yını ı * bir işolmuş i bitmiş sayarak onunla uğ maktan vazgeçmek. bıklı ı yı duruma gelmek. en ş ı bığterlemek yı ı * bığyeni yeni çı yı ı kmaya baş lamak. ş arak bık bı yı rakmak * bık uzatmak. bı rakması yol açmak. bıklanmak yı * Bığçı yı kmak. * Balı klarda deri uzantı. bığ balta kesmez olmak yını ı * kimseden korkusu olmamak. yı bık burmak (veya bükmek) yı * çalı yapmak amacı bıkları kırmak. büyüklerinin boyu 2 m yi bulan.

* Hoş görüsüz. biber turş usu * Yalnı uzun yeşbiberden yapı ş u. kötü talihli. biber gibi * çok acı . * Patlı cangillerden. göz vb.) çok acı mak. biat etmek * birinin egemenliğ tanı kabul etmek. yurdumuzda çok yetiş bir bitki (Capsicum annuum). çok yık bir bitki (Rosmarinus officinalis).Bi bîaman biat * Bizmut'un kı saltması . na lan iş biberlik biberon . nı mavi renkli. zalim. z. en * Bu bitkinin. biberlemek * Biber serpmek. lan biber atmak * içine biber koymak. * Genellikle süt çocukları süt ve sulu yiyecekleri içirmekte kullanı emzikli şe. llı biberleme * Biberlemek iş i. biber salçası * Kı zı rmı biberden yapı ş lmısalça. biber katmak. * Payı olmayan. tazeyken sebze olarak yenilen veya kurutulup baharat olarak yararlanı ürünü. amansı gaddar. biberli * İ biber katı ş çine lmı . çiçekleri soluk en. zca il lmıturş biberiye * Ballı babagillerden. * Biber konulan küçük kap. ini mak. * Biber yetiş tirilen yer. z. biat edilmek * birinin egemenliğtanı i nmak. bîbaht bîbehre biber * Bahtsı kadersiz. * Acı . * Osmanlımparatorluğ İ unda padiş ölünce tahta geçecek oğ ah lunun devlet yönetimindeki etkili gruplarca kabul ve tasdik edilmesi. pay almamı ş . * Bir kimsenin egemenliğ tanı ini ma. biber gibi yanmak * (deri. Akdeniz çevresinde çok yetiş güzel kokulu yaprakları dökmeyen.

zavallı çaresizlik. * Bkz. * Üslûp. * Acız. bibliyomani * Hastalıderecesine varan kitap sevgisi. bibliyografik * Kaynakla ilgili. bibi bibliyofil bibliyograf * Bibliyografya uzmanı . cici bici. biblo * Çeş maddelerden yapı heykel. kaynakları bilen uzman.bibersiz * İ biber katı çine lmamı ş . zarif (kı z). itli lan yası biblo gibi * ufak tefek. meme baş ı . bici bicik bicili bîçare * Çaresiz. n z i. zavallı (kimse). * Meme. . vazo gibi zarif küçük süs eş . bibliyografya * Kaynaklar. bîçare olmak * çaresiz kalmak. bibliyografi * Bibliyografya. kitap düş k künlüğ ü. bibliyotek * Kitaplı kütüphane. bibliyoman * Bibliyomanisi olan (kimse). * Bkz. cicili bicili. bibliyotekçi * Kütüphaneci. lı k. kaynakça. * Kitapsever. bîçarelik biçem * Biçare olma durumu. k. sı * Babanıkıkardeş hala.

taneleri ayı samanı lam veya balya durumuna getiren makine. biçimlendirilme . morfoloji. formalist. mı u biçimci * Biçimcilik yanlı olan (kimse). en uygun durumunu yakalamak. * Biçmek iş i. sı * Alılmıkural. hem de bağ durumuna getiren makine. * Tarz. ş . yalnıbiçim üzerinde duran. * Yakık alan ş uygun ş ş ı ekil. ş ı ekilci. biçerbağ lar * Ekini hem biçen. biçime ağ k veren görüş i z ı rlı . biçim biçim almak * biçimlenmek. biçimcilik * Biçime sı sıya bağlı kı kı lı k. eyi biçimine getirmek * sı nı rsatı bulmak. belli bir biçime girmek. biçim birimi * Kelimelere gramer bakı ndan biçim veren. * Biçmek iş yapan (kimse). bağ biçici biçicilik biçilme biçilmek * Biçmek iş konu olmak. biçerdöver * Ekin biçen. ekil. ine biçilmiş kaftan * bütünü ile uygun. biçime sokmak (veya biçim vermek) * bir ş biçimlendirmek. ini * Biçicinin işveya mesleğ i i. biçim bilimi * Yapı bilimi. tutum. biçim * Dıgörünüşş ş . ekil. morfem. * Biçilmek iş i. formaliteci. ş ekillenmek. punduna getirmek. elveriş (iş li ). davranıveya belli biçimin dına çı ş ş ı ş ş kmayan (kimse). rası. içeriğyeterince önemsemeden. * Özü. çoğ ek durumunda olan öge. * Manzumelerin kuruluş uyak düzenlerine göre olan dıgörünüş ş ve ş ü. ran. döven.biçenek * Her yı l belirli bir süre otlatı ktan sonra yeniden geliş bitkilerin biçilerek değ ldı en erlendirildiğtabiî çayı i r. fı nı biçimleme * Çeş maddelerin biçimsel imkânları birbirleri arası itli ile ndaki düzen iliş kilerini araşrma iş tı i. ekil. * Herhangi bir ş benzeri. eyin * Sanat ve edebiyat eserlerinde dıgörünüşform.

ş ekilsiz. biçki yapmak . yakıksı k. yla biçki dikiş yurdu * Halka açıterzilik mesleğ öğ k ini retme ve uygulama yeri. biçimsellik * Biçime uygun olma durumu. yakıksı ş z. hoş olmayan. * Ortamı uygun düş yakık alan. ekillenme. ş ı * Biçime dayanan. mevzun. biçimlendirmek * Bir ş belirli bir biçim vermek. * Çirkinlik. biçimi bozulmak. biçimi bozuk. biçimsizlik * Biçimsiz olma durumu. i * Dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesme sanatı ı . eye biçimlendirme * Biçimlendirmek işş i. ş formel. * Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüş türmek. biçimsel biçimselleş tirme * Biçimselleş tirmek iş i. ş eye ekillendirmek. biçimsizleş mek * Biçimsiz duruma gelmek. biçki dikiş kursu * Terzilik mesleğ öğ ini retmek amacı verilen kurs. ekillendirme. mıbir biçimsizleş me * Biçimsizleş iş mek i. biçimlendirilmek * Bir ş biçim verilmek. amorf.* Biçimlendirilmek iş i. ı * Kendine özgü billûrlaş ş biçimi olmayan (madde). biçimli * Biçimi güzel olan. biçimle ilgili. ekle eklî. na en. biçimsiz * Kendine özgü bir biçimi olmayan. ş ait. ş zlı ı biçiş biçki * Biçmek işveya biçimi. biçimlenme * Biçimlenmek iş ş i. biçimlenmek * Bir ş belli bir biçim kazanmak. ş ey ekillenmek. biçimselleş tirmek * Biçimsel duruma getirmek. * Kötü.

l aş rı lda biftek bîgâne * Izgara veya tavada piş irilen dana eti dilimi. yanal ayrıları eş ve paralel doğ it tı da it rulardan oluş çok düzlemli cisim. bîdar bid'at * İ dininde Hz. m iyle * (değ paha. * Bidon satan kimse. ı * Biçmek iş i. biçtirmek * Biçmek iş yaptı ini rmak. biçmek * Belli bir biçim vererek kesmek. bîgânelik bigudi . * İ sı maddeler konulan. makine ile kesmek. * Kadı n saçları kırmak için kullandı .* dikilecek kumaşbelli bir modele ve ölçüye göre kesmek. . bidayet * Baş lama. fiyat) Koymak. menş prizma. k. * Yontulmuş taş yapı ı . otu orakla. * Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eş iki çokgenden. iki yı bir olan. baş ç. *İ lgisiz. tı rpanla. ı biçki yurdu * Biçki ve dikiş okulu. biçtirme * Biçtirmek iş i. slâm ndan kan iş lar * Sonradan türeyen ş ey. biçkici biçme * Kumaşbelli bir modele göre biçen (kimse). plâstik veya çinkodan yapı şçoğ çine vı lmı unlukla silindir biçiminde kap. sac. boru biçiminde küçük araç. * Yabancı . Muhammed zamanı sonra ortaya çı değik yargı ve ilkeler. er. nları nı vı kları * Bedenin belden aş ı ağbölümlerini yı kamakta kullanı tuvalet aracı lan . ı * Ekini. metal veya plâstikten. langı bide bidon bidoncu bienal * Yı ı. * Bîgâne olma durumu. * Uyanı uyumayan. an ur. * Yaylı ateş öldürmek. * Dikilecek kumaşbelli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek.

süs eş . bilâder ağ acı * Amerika elması . ksı m lmadan. baş nda * İ z. z. bilgisiz. sonradan. lı bilâr * Katranlı ldan yapı ve kalafat iş kı lan lerinde kullanı bir tür macun. * Hakkı hakkı ile. olarak. günahsı z. aklı ı olmayan. aş n. herhangi bir kıtlama olmaksın. * Habersiz. lmıtakı yası bîkarar * Kararsı tereddütlü. * Bir kuruluş veya bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taş r ve un ı nı taş ı nmaz varlı ile bunları lamak için kullanı öz ve yabancı kları sağ lan kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge. bilâistisna *İ stisnası ayrı z. bikarbonat * Hidrojen karbonatlarıgenel adı n . ki kadı bikir * Kı k. tam tersine. bilâkaydüş art * Kayı z ve ş z olarak. n ı durumu. bilâhare * Sonra. çaresiz. nı lan bijuteri * Kuyumcunun yaptı değ takı n tamamı ğ erli ı ları . umutsuz. bîkes bîkeslik bikini * İ parçalı n mayosu. deli. tersine. erdenlik.bîgünah bîhaber bihakkı n * Suçsuz. * Giriş herhangi bir iş belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçlarıkarşklı ilen te. * Değ olmayan maden veya taş erli lardan yapı ş . daha sonra. tsı artsı sı zı bilâkis bilânço * Tersine olarak. sonraları . ayrı yapı z. lâçsı bijon anahtarı * Araba tekerleklerinin somunları sökmek için kullanı alet. bîhuş bîilâç * Ş kı sersem. aksine. zlı * Kimsesiz. gerçekten. lan . * Bîkes olma durumu.

ş tı nı bildim bileli (veya bildik bileli) * öteden beri. i. bildirge * Bir kimsenin resmî bir kuruluş herhangi bir durumu bildirmek için verdiğçizelge. a i * Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda. tebliğtebligat. . rudan doğ ruya. bildirilmek * Bildirmek iş konu olmak. i bildiğ yapmak ini * verilen öğ ütleri dinlemeyerek tutumunu sürdürmek. bağ oldukları lı vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi. * Bilimsel bir konu üzerine yazı açı lan klama.bilârdo * Yeş çuha kaplı masa üzerinde. duyurulmak. çok bilmiş olduğ anlatı unu r. sı z. bilârdoculuk * Bilârdo salonunu iş letme veya oynama iş i. bildik * Tanık. rı ş ru i ş ı bildiğ okumak ini * herkes ne derse desin bildiğ istediğgibi davranmak.-in hepsi.. tebliğ . dı bildik çı kmak * birbirlerini eskiden bildiklerini veya ailece tanı kları anlamak. * Bu açı klamanı yapı ğkâğ ihbarname.. bildirilme * Bildirilmek iş i veya durumu. n ldı ı ı t. haber verilmek. bildirim ödencesi * Süresi belli olmayan sürekli iş sözleş melerinin daha önce bildirim yapı lmaksın yürürlükten kaldılması zı rı sebebiyle yükümlü olanlarca karştarafa verilmesi zorunlu olan ödence. beyanname. bildiri * Resmî bir makam. ine bildirim * Yazıolarak yapı açı lı lan klama. eskiden beri. il bir i bilârdocu * Bilârdo oynayan veya oynatan kimse. bildiriş . bilâvası ta * Vası z. bilcümle * Bütün. fil diştoplarla ve isteka ile oynanan bir oyun. tebliğ . beyanname. bildiğ yedi mahalle bilmez ini * bir kimsenin çok kurnaz. ihbar tazminatı ı . araçsı aracız. kurum veya bir topluluk tarafı herhangi bir durumu ilgililere duyurmak için yazı ndan lan yazı . bildiğ inden ş mamak (veya kalmamak) aş * hiçbir etkiye aldı etmeyerek doğ bildiğdavranı sürdürmek. dolaysı doğ tası z. hep .

gel-ir. * Anlatmak. isteyerek.* Bildirmek işveya biçimi. i z bileğ hakkı inin ile * kendi gücü ve kendi çalı ş ile. . i bildiriş im * İ im. . haberleş komünikasyon. mek i bildiriş mek * Bir duygu veya düş ünceyi iş aretle veya sesler dizgesiyle bildirerek anlaş mak. ukalâ. gelecek zaman kipleri: Gel-di. bileğ kadar (veya bileklerine kadar) ine * (çamur. gelmişgel-iyor. letiş me. bile * Birlikte. gel-ecek gibi. da. imdiki zaman. eyi * Herhangi bir konuda bilgi vermek. bile bile * Bilerek. de. geniş zaman. dahi. bilecenlik * Bilecen olma durumu. makas gibi kesici araçları bilemekte kullanı ince taneli sarıist. belirsiz geçmişş . bildirme * Bildirmek iş beyan. * Bilgiçlik taslayan. düş ünülerek. kasten. kar için) ayakları içine gömülecek biçimde. bileğ i * Kesici araçları bilemek için kullanı alet. bildirme kipleri * Belli zaman kavramı veren. * Üstelik. lan bileğtaş i ı * Bı çakı çak. her ş eyi eyden anlayan. bildirme cümlesi * Yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan cümle. bile bile lâdes * Kötü bir durumu öyle gerektiğiçin kabullenmiş i görünme. * Aynı zamanda. ş bilecen * Her ş bilen. ması . ifade etmek. kolunda altıbileziğolmak. * (giysi eteğiçin) yalnıayaklar görünecek kadar (uzun). bildiriş me * Bildiriş işveya durumu. n i bileğ güvenmek ine * gücüne veya hünerine güvenmek. bildirmek * Herhangi bir ş haber vermek. lan ş bileğ altıbileziğolmak inde n i * Bkz. belirli geçmiş . bilerek aldanmıgörünme. önceden tasarlayarak. i.

ı iki i lı ini bilek kuvveti * Beden kuvveti. erek muş * Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluş ve bunlardan bağ z fiziksel. kol kuvveti. ı n tiğ * Güç. bilemedin (veya bilemediniz) * en çok. * Oyunlarda bileğ incinmesini önlemek için bileğ takı meş sargı in e lan in . * Bir bileş oluş ke turan kuvvetlerin her biri. bileş kap ik * Birleş kap. * Bilenmek iş i. bilek saati * Bileğ takı küçük saat. bilemek * Kesici aletleri zı mpara veya bileğtaş keskinleş i ı nda tirmek. konsantre olmak. en fazla. bilek güreş i * Karş klı kişdirseklerini dayayarak birbirlerinin bileğ bükmek. * Hı rslanmak. keskinleş tirmek. bilek gibi * (saç veya akarsu için) gür. aş derecede istemek. bilenme bilenmek bilerek bileş en bileş ik * Birleş oluş . ik . ine * Bir iş yoğ bir biçimde hazı e un rlanmak. basit olmayan. bilek damarı * Nabı z. ayakla bacağ birleş i bölüm. keskin duruma getirilmek. mürekkep faiz. bilek gücü * Kol kuvveti. keskin duruma getirmek. e lan bileklik bileme * Bilemek iş i. mürekkep. kasten. kalı n. kuvvet. * Bilemek iş konu olmak. bileş faiz ik * Süre tarihine dek birikmiş faizlerin ana paraya eklenmesiyle elde edilen toplam üstünden ödenen faiz. ı rı * isteyerek. kimyasal an ı msı nitelikler gösteren (madde). * Güçlendirmek.bilek * Elle kolun. etkisini artı rmak. * Ses ve görüntünün birlikte yer aldı film parçası ğ ı .

bileş tirmek * Bileş mesini sağ lamak. mek i. p cı biletçi biletçilik * Bilet satma iş i. bilet satmak. çiçekleri kömeç durumunda toplu olarak bulunan. ini * Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eş olan tek kuvvet. lma nı bilet kesmek * bileti koparı alıya vermek. * İ veya daha çok vektörün. terkip. biletli biletme biletmek * Bileti olan. geometrik ki na nı toplam. ndan bileş önerme ik * En az iki önermeden oluş yeni önerme. ulaş araçları binme veya bir talih ı m na oyununa katı imkânı veren belge. it * Bileş iş terekküp. terekküp etmek. bileş tirici * Bileş tirmek iş yöneten kimse. me an * Bileş işveya durumu. bilet * Para ile alı konser.bileş kaplar ik * Birleş kaplar. . * Bilet satan görevli. bileş tirme * Bileş tirmek iş i. * Biletmek iş i. * Bilemek iş yaptı ini rmak. ik bileş kesir ik * Payı paydası eş veya payı na it paydası büyük olan kesir. ı yan bileş im * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turma. bazı ik iki cinsleri uçucu yağ veya süt taş bir familya. sinema. paralel kenar kuralı uygun olarak geometrik toplamı almak. tiyatro gibi eğ nan. * Bileş sonucu oluş cisim. muhassala. an bileş ikgiller * Bitiş yapraklı çeneklilerden. mek i bileş ke bileş me bileş mek * İ veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluş ki turmak. lence yerlerine girme. * Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluş unu belirleyen verilerin tamamı tuğ .

bilezikli * Bileziğolan. araşrma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek. vukuf. iş ş edinerek. * Bilgili. söz geliş diyelim ki. * (İ Çağ lk felsefesinde) Kendini tanı n bilgisi. hâkimane. vukuf. malûmat. lama. * Bilim. ş bilfarz * Tutalı ki. bilgi toplamak . m m i. * Bilgeye yaraş (biçimde). epistemoloji. malûmat. * Kesici aletleri bilemeyi iş edinmiş olan kimse. bilim alanı uygulanan yöntemleri. i * Bilezik takmıolan. inin i * İolarak. ı r bilgi edinmek * öğ renmek. iyi ahlâklı . lmı . ması kan ünce * Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradı temel düş ğ ı ünceler. * Mobilyaları ayak altları takı kare. manı bilgi * İ aklın erebileceğolgu. dikdörtgen. nsan nı i * Öğ renme. bilgi ş öleni * Belli bir konunun tartıldı bilimsel toplantı ş ğ ı ı . * Bir durumu öğ renmek. . pirinç veya nikel kaplı demirden yapı şiki ucu delik gereç. sayalı ki. hakim. bilezik * Bileğ süs için takı halka. bilgi iş lem * Özellikle bilgisayar vb. soğ utma. * Bilgi. * Motor pistonları yağ na. genel olarak dökme demirden yapı ş lmı uçları k ve esnek halka. özellikle sıntı önleme gibi amaçlarla yerleş zı yı tirilmiş . makinelerle yapı iş lan lemlerin düzenli biçimde yürütülmesi. sır ve güvenilirlik bakı ndan inceleyip araşran nda nı mı tı felsefe dalı .biletsiz bileyici bileyicilik * Bileti olmayan. olgun ve örnek (kimse). bilfiil bilge bilgece bilgelik * Bilge olma durumu ve niteliğ i. malûmat. e lan * İ borunun ucunu birleş ki tirmeye yarayan halkaya benzer parça. cı * Bileyicinin yaptı işzağ lı ğ . gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad. tı * İ zekâsın çalı nsan nı ş sonucu ortaya çı düş ürünü. gerçekten. cı ı k. zağ . bilgi kuramı * Bilginin temelini. açı * Kelepçe. malûmat. silindir. bilgi almak. sempozyum. hikmet. vukuf. * (biliş imde) Kurallardan yararlanarak kiş veriye yönelttiğanlam. kesik koni ve benzeri ş n na lan ekilli.

bilgiçlik satmak (veya taslamak) * bilmediğhâlde bilir görünmek. malûmatlı . * Bilgine yakır. öğ renmek. haberli. sofizm. bilgin geçinmek. yapı sı mühendisi. safsatacı lı k. bildirerek. bilgilenmek * Bilgi sahibi olmak. elektronik beyin. bilgin tavrı bilgin gibi. bilgilendirmek * Bir konuda bilgi sahibi olması sağ nı lamak. bilgicilik * Antik Yunan felsefesinde eleş akı . * Bilgisayar programcı. unu bilgiçlik * Bilgiç olma durumu. sı mcıveya bilgisayarcı lı k * Bilgisayar ticareti veya uzmanlı. ğ ı bilgisayarlamak * Bilimsel bir konuda çok bilgisi olan (kimse). u bilgiç bilgiç bilgiç * Bilgisi olduğ göstererek. bilgin bilgince bilginlik bilgisayar * Çok sayı aritmetiksel veya mantı iş da ksal lemlerden oluş bir işönceden verilmiş programa göre an i. kompüter. bir yapısonuçlandı elektronik araç. p ran bilgisayarcı * Bilgisayar alı satı sı m mcı. ş ı nda. bilgilik * Ansiklopedi. bilgili * Bilgi sahibi olan. . * Bilgin olma durumu. tiri mı * Baş nı ltmak için doğ olmadı bilinerek yapı uslamlama ve çı kası yanı ru ğ ı lan karsama. i bilgilendirme * Bilgilendirmek iş i veya durumu. bilgici * Sofist. âlim.* değik yer ve kaynaklardan sağ iş lanan bilgileri bir araya getirmek. haberdar etmek. * Bilgili kimse. * Bilerek. bilgili geçinen kimse. bilgilenme * Bilgilenmek iş i veya durumu. * Bilgisiz olduğ hâlde bilgili görünmek isteyen.

deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten n yararlanarak yasalar çı karmaya çalı düzenli bilgi. malûmat. * Bilgisiz olma veya bilgi yokluğ durumu. bilim kuramı * Bilimlerin koydukları ünsel sorunları düş inceleyen ve tek tek bilimlerin yöntemlerini. her ş eyden önce. bilim adamı . gayriilmî. varsayı nı tı felsefe dalı mları araşran . ş an * Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. bilime uymaz. bilim * Evrenin veya olaylarıbir bölümünü konu olarak seçen. bilimci bilimcilik * Bilginin. z bilimsel * Bilgin. malûmatsı cahil. * Bilgi. tı süreci. âlim. ilimcilik. ilkelerini. ta. temeli olarak yalnıbilim yöntemine önem verme. bilim kurgu * Çağ bilim verileriyle düş daş gücünden oluş film. u bilgiyazar * Elektronik sistemle dizgi yapan alet. bilgin. rmak karı * Bilen. mahsus. an bilim kurgusal * Biyoloji ve elektrikle ilgili olan. . * Tavuk gibi kümes hayvanları çağ nı ı için çı lan ses. baş özellikle. bilgisayarlaş mak * Bilgisayar düzeniyle donatı lmak. bilim adamı * Bilimsel çalı ş malarla uğ an kimse. bilgisiz bilgisizlik * Bilgi sahibi olmayan. biyonik. raş bilim dı ş ı * Bilime aykı. roman vb. bilhassa * Hele.* Bilgisayara geçirmek. en çok. cehalet. bilerek ve isteyerek. z. bili bili bili bilici bililtizam * Bile bile. ilim. rı bilim kadı nı * Bkz. * Belli bir konuyu bilme isteğ inden yola çı belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araşrma kan.

bilinç akı ş ı * Düş üncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. bilinç kaybı * Hafı yitimi. kavramak. ş ve nlı uur. n * Dimağ . bilimsel toplantı * Uzmanları katı ile gündemi bilimsel konuları oluş n lı mı n turduğ toplantı u . bilimsel sosyalizim *İ htilâlci sosyalizm. bilimsizlik * Bilimsiz olma durumu bilimsizce iş . dilendiğzaman kapsamı ş ı i ndakilerin bilince çağlabildiğzihin bölgesi. za bilinçaltı * Bilinç dı olmakla birlikte. ş bilinçlendirme * Bilinçlendirmek iş i. bilimselleş tirme * Bilimselleş tirmek iş i. * Kiş aklı geçenlerin birinci kişağ ndan yansılması inin ndan i zı tı . uur. nanabileceğ savunan felsefe akı . * İ ruhunun. * Algı bilgilerin zihinde duru ve aydı k olarak izlenme süreci. bilime dayanan. ş rı i uuraltı tahteşuur. baskı nda tutulan isteklerle bunlara bağ düş nsan altı lı üncelerden oluş ve bilince ulaş an amayan bölümü. bilimselleş tirmek * Bilimin metotları uygun duruma getirmek. araşrı ve bağ z düş tıcı ı msı ünce. bilimsel deneycilik * Her bilginin deneyle veya gözlemle doğ rulanabileceğ sı ini. ilmî. bilincine varmak * anlamak. * Temel bilgi. * Bir toplumdaki ruhî etkinliklerin veya ruhî durumlarıbütünü. temel görüş . ini mı bilimsel düş ünce * Bilim temeline dayanan özgür eleş tirici. na bilimsellik * Bilimsel olma durumu. bilim yöntemlerine uygun olmayan gayriilmî.* Bilimle ilgili. Marxçı lı k. bilinçlendirmek . bilinç dı ş ı * Bilinçsizce yapı iş etkinliklerin bütünü gayriş lan ve uur. bilinç * İ n kendisini ve çevresini tanı yeteneğ ş nsanı ma i. bilimsiz * Bilime. bilincini yitirmek * bilincini herhangi bir sebeple yitirmek.

bilinemezci * Bilginin bağ lı ı olduğ inanan (kimse). ş uursuzluk. agnostik. uurlu. * Bilinci olmayan. eri bilinmez * Anlamı ve anlaş gizli ı lması olan. * Nesne. ş lere ı k uursuzluk. muğ güç lâk. kulu. bilindik * Bilinen. bilinçli * Bilinci olan. bilinmezlik * Bilinmez olma durumu. bilinen bilinme * Değ belli olan nicelik. bilinemez * İ aklı bilinemeyen ş nsan yla ey. bilinmedik. ntı una * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ 'nı inin ini ini retiyi benimseyen (kimse). eri * Bilinmek iş i. agnostisizm. lâedri. . ş uursuz. öğ renilmek. bilindik. bilinmeyen * Değ belli olmayan. 'nı inin ini ini reti. bilinçlenmek * Bilinçli duruma gelmek. bilinemezcilik * Bilginin bağ lı ı olduğ ve bundan dolayı olmadına inanan öğ ntı una salt ğ ı reti. * Nesne. bilinçlenme * Bilinçlenmek iş i. meçhul. kuş meçhul. bilinçle yapı ş lan. ş uursuz. olay ve edimlere uyanıbulunma durumu. ş k uurluluk. ş uurlanmak. * Bilinçli olma durumu ş uurluluk. malûm. bilinmedik * Bilinmeyen.* Bilinçli duruma getirmek. bilinçlilik bilinçsiz bilinçsizlik * Biliçsiz olma durumu. bilinmek * Bilmek iş konu olmak. anlaş ine ı lmak. kendi etkinliğ farkı olan. bilinçle yapı lmayan. bilinmeyen (nicelik). * Tanrı n ve evrenin nereden türediğ bilinmediğ ve bilinemeyeceğ ileri süren öğ lâedriye. olay ve iş karşuyanıbulunmama durumu. * Belli olmaz. * Kendi etkinliğ eleş ini tirmeli bir biçimde sezmeyen. ş inin nda uurlu. * Eleş tirmeli bir biçimde.

ş biliş im * Teknik. * Billûrdan yapı ş lmı . . im biliş teknolojisi im * Biliş imde kullanı bütün araç ve gereçlerin oluş lan turduğ sistem. biliş ağ im ı * Teknik. cahillik. u bilirkiş ilik * Bilirkiş yaptı iş inin ğ . ehlivukuf. * Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda oyuna veya düş üncesine baş vurulan kimse. m ini bilirkiş i * Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaş ğçözümlemek için kendisine baş mazlı ı vurulan kimse. uzman. * Biliş alanı uzman kiş im nda i. * Biliş iş mek i. kları * Duru ve temiz kesme cam. 'ya nda * "İ olsun" anlamı kullanı nan nda lı r. biliş * Canlın. nı n ğ ı kin * Bildik. ile erek ik fat bilir bilmez * yarı bilgi ile. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş sistemi. billûr * Bazı cisimlerin aldı geometrik biçim. vukuf. ehlihibre. ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletiş imde kullanı ve özellikle elektronik aletler aracı ı lan lı ile ğ düzenli bir biçimde iş lenmeyi ön gören bilim. ehlivukuf. u biliş imci biliş me biliş mek * Karş klı ı olarak birbirini tanı muarefesi olmak. billâhi * Tanrı ant içerim" anlamı bir ant. ehlihibre. "yapar" anlamları isimlerle birleş birleş sı kurar. bilistifade * Yararlanarak. bilirkiş i raporu * Bilirkiş hazı ş inin rlamıolduğ rapor. eksper. * Öğ renmek. mak. dı biliş kmak çı * tanı önceden tanıolmak. lı mak. dost. bilisizlik * Bilisiz olma durumu. cahil. sibernitik. ı bilisiz * Öğ renim görmemiş . bilip bilmediğ göz önüne almadan. kristal.bilir * "Anlar". tanık. "sayar". bir nesne veya olayıvarlına iliş bilgili ve bilinçli duruma gelmesi. informatik.

billûrlu *İ çinde billûr bulunan. ı lı mamak. billûr durumunda yoğ unlaş mak. * Genellikle billûrdan yapı ş ya satan dükkân. billûrsu bilme bilmece * Bir ş adı anmadan. koloit karş . * çok beyaz ve pürüzsüz (kol. niteliklerini üstü kapalı eyin nı söyleyerek o ş ne olduğ bulmayı eyin unu dinleyene veya okuyana bı rakan oyun. billûr cisim * Gözde. * Bir ş ne olduğ eyin unun bilincine varma. netlik kazanmak. bilmeden * bilmeyerek. gerdan. göğ üs). * (ses için) pürüzsüz. billûrî * Billûra benzer. lmıeş billûrlaş ma * Billûr durumuna gelme. mercimek biçim ve büyüklüğ nda. irisin arkası mercek görevini yapan. * Bilinmeyen ş muamma. billûrlaş mak * Billûr durumuna gelmek. billûr gibi * çok duru. muamma. billûr gibi. bilmece çözmek * bilmecenin cevabı bulmak. kristalleş me. ı nı bilmediğbeş i vakit namaz * her ş pek iyi bilir. billûriye * Billûrdan yapı ş lmıveya billûrla ilgili. nı bilmece gibi konuş mak * açı anlaşr biçimde konuş k. ı tı * Bilmek iş i. * Belirgin duruma gelmek. billûrlaşrmak tı * Billûr durumuna getirmek. ündeki saydam cisim. çok temiz (su). billûrlaşrma tı * Billûrlaşrmak iş tı i. anlamı bir söz. ran. eyi nda . * Herhangi bir cisim moleküllerinin bazı ve kimya değmeleriyle geometrik biçim alması fizik iş . ey.* Koç yumurtası . billûru andı kristaloit. kristalleş mek. * Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. ı l * Billûra benzeyen. * Diyalize uğ rayarak çözümlenen madde. pıl pı parlayan (yer). * Bol ıklı rı rı ş . * sonucun ne olacağ kestiremeden.

* Saymak. * Geniş zamanıolumsuz birinci tekil kiş olarak bilmem biçiminde kullanı duraksama. bilmezlik * Bilmez olma durumu. farz etmek. bilmezlenmek * Bilmiyor gibi görünmek. bilmemezlik * Bilememe durumu. n isi lı nca aş tereddüt anlamı verir. nda * Bir iş yapmaya alı ş ş olmak. * Bir bilim veya sanat dalı yeterli olmak. kavramaz. rlamak. bilmiş * Her ş bilir geçinen. bilsat * Kuruluş ş lar. sizlere de. çok bilmiş . * -a/-e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleş fiiller oluş ik turur. nı bilmem hangi (veya bilmem kaç. bilgileş bencmarking. cehalet. bilmez * Anlamaz. ş ma. nasıne) l. bilmezlikten gelmek. * Sanmak. . karşk olarak. "edemez" anlamları kullanı nda lı r. mı * Tanı hatı mak. ş bilmünasebe * Sı gelince. sı düş rası rası ünce. kadirbilmez gibi sözlerle "yapamaz". size de. bilmemek * birlikte kullanı ğfiilin bir türlü gerçekleş ldı ı emediğ anlatı ini r.bilmek * Bir ş anlamıveya öğ eyi ş renmiş bulunmak. bilmukabele * Karş klı ı olarak. irketler arası bilgi satma. ey bilmezlenme * Bilmezlenmek iş i. i. hatı rbilmez. bilmezlikten gelmek * bilmiyor görünmek. *İ nanmak. bilmezlemek * Bir kimseyi. elinden gelmek. i eyi ka ş . teçhil etmek. bilmezlikten gelme * yazarı bildiğbelli olan bir ş bilmez veya baş türlü bilir görünecek yolda bir anlatısanatı n. tecahülüarifane. eyi * Bkz. nda im. * önemli veya anlatı gerekli görülmeyen ş için kullanı lması eyler lı r. * Bazen "iş gelmek". kim. bilmezleme * Bilmezlemek iş teçhil. tecahül etmek. "uygun bulmak" anlamı da kullanı ine nda lı r. bilgiçlik taslayan. bir ş bilmez göstermek. * Anlamak. lı ı lı * (davranıtöresinde) Ben de. bilmezlik. var saymak. * Sorumlu tutmak.

* Motorlu taş ı tlarda dönme veya sürtünme etkilerini azaltmak. * Taş . bilyeli * Bilyesi olan. . * (birinin) Aracı ı araçla. dil dökmek. çok sayı da. ve göbeklerdeki yataklara yerleş tirilen. sürekli olarak düş değ tirmek. bin piş olmak man * çok piş olmak. ünce iş bin kat * Pek çok. hep.. inde ı k rı bin bilsen de bir bilene danı ş * bir insan bir ş ne kadar iyi bilirse bilsin. bin derde deva * pek çok işyarayan. doğ lı ile. olacak bir kimse gerekir. rmak bin iş bir baş çi. çoğ unlukla çelikten. bin bir ayak bir ayak üstüne * herkesin ayakta olduğ kalabalı u k. -in hepsi. toprak. yaprak ve çiçek iş rma lenmiş giysi veya örtü. bilyeli yatak * Bisiklet. bilyon bin * On kere yüz. . gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir. aş ı nmayı enerji yitimini önlemek için. maden. bin can ile * çok isteyerek. cam gibi ş eylerden yapı ş lmıküçük yuvarlak. * Bu sayın adı bu sayı gösteren rakam. bin kalı girmek ba * birbirine benzeyen birçok iş yapmak. M. bin dallı * Çoğ unlukla mor kadife üzerine sı ile kabartma dal. misket. man * Milyar. ğ rudan doğ olmayarak. eyi bin bir * Pek çok. kı yaslanmayacak ölçüde.bilumum bilvası ta bilye * Bütün. bin nasihatten bir musibet yeğ dir * yaş ş anmıolaylar. dokuz yüz doksan dokuzdan bir artı k. e kı yı bin dereden su getirmek * birini kandı için birçok sebep ileri sürmek. dolaylı ruya .. kamu. nı ve yı * Bir isimden önce geldiğ aş lıve çokluk bildirir. çı * her iş baş e. 1000. her sıntı gideren. küçük yuvarlak. otomobil gibi taş n tekerleklerinde sürtünmeyi azaltmak amacı içine çelik bilye yerleş ı tları yla tirilmiş bölüm. öğ ütlerden çok daha etkilidir. gönülden.

bin zahmetle * çok zor. beynamaz. bînamaz binbaş ı * Bkz. bunun için.bin tarakta bezi olmak * birçok iş uğ mak. bindirim * Fiyat artı zam. le raş bin türlü bin yaş a! * Birbirinden çok farklı değik. inş etmek. . kendi eliyle yok etmek. . ı ı nı binde bir * çok seyrek olarak. ünce binaen * -den dolayı . yapmak. i * Dayanarak. * Rütbesi yüzbaşile yarbay arası bulunan ve ası ı nda l görevi tabur komutanlı olan subay. bindiğdalı i kesmek * (kendisine gerekli ve yararlı ş farkı olmadan yararsıduruma getirmek. bindirilmiş kuvvetler * Motorlu taş ı bindirilmiş tlara asker birlikleri. bindirimli * Fiyatı rı ş artılmızamlı . hamil. ğ ı binbaşk ı lı * Binbaşrütbesi veya binbaş n görevi. * Arapça fiil çatını sı konu edinen bilim ve kitap. -diğiçin. büyük zorlukla. çok iş * (memnunluk bildirmek için kullanı söz) çok yaş lan a!. olan eyi) nda z bindirilme * Bindirilmek işveya durumu. kurmak. . bina etmek * yapmak. bunun üzerine. dayamak. bindi * Destek. binaenaleyh * Bundan dolayı . bina * Yapı . rma. -den ötürü. bundan ötürü. a * (bir düş sistemine göre) kurmak. * Çatı . i bindirilmek * Bindirmek işyapı i lmak.

bini bir paraya * pek çok ve ucuz. kapak veya kapın arkası doğ nı na rudan vidalanan. kanatları kapanı kalan aralı örtebilmek için bu kanatlarıkenarı çakı nca ğ ı n na lan bini aş mak * çok fazla olmak. basit mekanizmalı kilit. sın ra fatı rada binicilik binilme binilmek . binek taş ı * At veya arabaya binmek için üstüne çılan yüksekçe taş kı . bini çı ta. * Ata iyi binen kimse. her birine bin. ndan ka ı ta * Eklemek. sı dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen. oturtmak veya içine yerleş tirmek. nda * Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arası kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçaları nı ndan * Binme iş i. * Kapı .bindirme * Bindirmek iş i. ap nı * Çı karma harekâtı katı birliklerin. dolap gibi ş eylerin. binek atı * Sadece binmek. * pek çok yapı pek çok olan. ahş parçaların durumu. binici * Binen. * Bin sayınıüleş sın tirme biçimi. * Birbiri üzerine gelerek eklenen levha. gezmek veya binicilik sporu için yetiş tirilen at. lan. lmış * Üzerine binilen. binmesini sağ lamak. * (taş Baş ı t) tarafı baş bir taş çarpmak veya bir yere vurmak. binin yarı beş (o da bizde yok) sı yüz * çok düş ünceli görünen birine ş yollu "aldı aka rma!" anlamı söylenir. bindirme kilit * Gövdesi kutu biçiminde olan. lan * Binilmek iş i. katmak. çı na lacak karma yerine gitmek için kendilerine ayrı deniz araçları lan na binmeleri. binek * Binmeye ayrı şey ve daha çok at. biner bingi her biri. kiremit. ğ ı * Ata binilerek yapı spor. nda bininci * Bin sayınısı sı . * Binmek işyapı i lmak. * Ata binme ustalı. bindirmek * Bir kimseyi bir ş üzerine çı eyin kartmak. binmeye yarayan. her defası bini bir arada olarak.

lı * Belirli zamanda sırları nı belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmalarıtoplam kütlesi.biniş * Binmek işveya biçimi. p nı biomikroskop * Kendine özgü bir ık ile kullanı çift göz mercekli mikroskop. binek atı . * Hamur durumundaki ekmeklerin. nı * Üniversite öğ retim üyelerinin giydikleri cübbe. k ı t * Yaklaş olarak üç litrelik büyük şe. ı k iş * Bin tanesi bir arada olan. * Yüksek aş amalı bilginlerin ve yeniçeri subayların giydikleri cübbe. sakı nmaz. * Eklenmek. otomobil gibi bir taş yer almak. binek hayvanı Kullanmak. * Fiyat artmak. içine konulduğ oyuk gözlü tahta. mek * İ parçadan biri. * Üstüne binilen hayvan. i * Atlı alay. ş * Bir ş sış yanı ey kı arak ndakinin üstüne çı kmak. öbürünün üstünde olmak. eyin n kı nı rarak * Bir yere gitmek için tren. ş ı lan bîperva * Çekinmez. ki * Kas kiriş birbiri üstüne binmek. ı tta * (bisiklet motosiklet. binme binmek * Yüksek bir ş veya bir hayvanıüstüne çıp ayakları sallandı oturmak. nihayet. için) * İistenilmeyen veya beklenilmeyen bir biçim almak. n biomedikal * Hem biyoloji hem de tı ilgili olan. fizyoloji ve tıkonuları mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme. . * Binmek iş i. fına atı rı lmadan önce. u * Birçok bin. uçak. katı lmak. binnetice binyı l biokütle * Bin yıiçine alan zaman dilimi. * Sonuç olarak. pek çok. * Atlı alayda giyilen giysi. pla biomekanik * Biyoloji. korkusuz. * Biniş durumu. biniş me biniş mek binit binit binlerce binlik * Bin liralıkâğ para. leri * Kık bir kemiğ iki parçası rı in birbiri üstüne gelmek. vapur. gözü pek.

ka mı zı bir . bir alay bir âlem * Kendine özgü bir niteliğolan. * Birçok. fazla. it. korkmadan. i bir an * Çok kı bir süre için kullanı sa lı r. . fat ı na i * (tekrarlanarak) Bir kez. ları * Bu sayı gösteren rakam 1. bir ağ ı çıp bin dile yayı zdan kı lı r * ortaya atı bir söz çok çabuk yayı lan lı r. * Toplu bir durumda. bir sürü. te * Odun. bir araba bir arada .. bir acı kahvenin kı yı rı r rk l hatıvardı * Bkz. * Birleş ik. er. yı * Bu sayı kadar olan. * Ancak. bir * Sayı n ilki. bir (veya sağelinin verdiğ öbür (veya sol) elin duyması ) ini n * yapı bir iyilik gizli tutulmalı lan . * Herhangi bir varlı belirsiz olarak gösterir. yalnı z. m * tek baş bulunan kimsenin istediğyerde barıp rahat edebileceğ anlatı ı na i nı ini r. ğ ı * Tek.. müş a terek. sa * Geçmiş bir zaman.. I.. bir abam var atarı nerede olsam yatarı m. bir (veya bir de) * hem . istek veya kesin olmayan anlamlar katar. * Sadece. toplu olarak. bir * Ortaklaşolan. ş * Pek çok. yanı kimse bulunmadan.. i bir ara * Kı bir süre. bir fincan kahvenin kı yı rı r. * Sı veya zarf durumunda baş geldiğkelimelere kuvvet.. onunla övünülmemelidir. mları z. birlikte. * Değ önem bakı ndan birbirinden farksı birbirine eş birbirine benzer. hem. * Eşaynı boyda. hep birden. pek çok. olabildiğkadar tez. z nda * baş birinin yardı olmaksın. . bir (veya tek baş ı na) * yalnıolarak. bir an önce * Bir ara. beraberce. rk l hatı vardı bir ağ ı zdan * hep birlikte.* Çekinmeden. kömür gibi bazıeylerin ölçü birimi.

ayrı * Olduğ gibi. u na. . çok yaş ş lanmıolmak. nı nına bir ben. bir baş (veya uçtan) bir baş (veya uca) tan a * bir yerin bir sırdan öbür sırı kadar. bir bir bir bir * Birer birer. bir baş ı na * Tek baş ı na. sa bir baba dokuz evlâdı besler. bir aş ı yukarı ağbir * amaçsıolarak gidip gelmeyi anlatı z r. ayrı . bir ayağçukurda olmak ı * yaş ayacak çok az zamanı kalmıolmak. bir araya gelmek * bir yerde toplanmak. kı lı bir biçimine getirmek * çözüm yolu bulmak. bir de Allah bilir * sıntıdurumlarda söylenilen bir deyim. ka ünüş bir baltaya sap olmak * belirli bir iş sahibi olmak. hepyek. bir araya getirmek * toplamak. buluş mak. çok az. küçük bir sorunu büyütmek. dokuz evlât bir babayı beslemez * çok çocuğ olan baba. * Az. her çocuk babası bakı nı u na lması ötekinden beklediğiçin sıntı kalı i kı da r. ş bir ayak önce (evvel) * bir an önce. bir atı k barutu olmak (veya kalmak) mlı * bir konuda yapabileceğçok az ş bulunmak.bir aralı k * Bir ara. i eyi bir avuç * Bir avuç dolduracak kadar. bir bardak suda fı na koparmak rtı * önemsiz. bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kı yalanı belini bükmek) rk n * çok kı sürede pek çok yalan söylemek. bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) * çok az. tam tamı eksiksiz. * Bkz. ka le. bir bakı ma * Baş bir görüş baş bir düş le.

bir çı da rpı * bir ele alı ele alıalmaz. yapı bir çekirdek geri kalmamak * bütünüyle denk olmak. r bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz * küçük. ş ta. baş baş tan a. güzel bir belirti ile doyurucu sonuca ulaş ı lmaz. ünce iş bir damla . * çapkı kimseler için kullanı n lı r. bir çift sözü olmak * söyleyecek bir ş eyleri bulunmak. bir çokları * çok sayı olan (kimse veya ş da ey). eş bir boydan bir boya * Bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar. * Biraz. çabucak. * hiçbir zaman. bir çift söz * Bir iki söz. i baş bir çuval inciri berbat etmek * düzelmekte olan bir durumu yersiz. yanlıdavranı bozmak. bir bu eksikti * sıntıbir durum varken bir yenisinin çı kı lı kması üzerine söylenir. ş ş larla bir daha * bir kez daha. bir çenekliler * Oğ ulcuğ bir çenekten oluş . bir çöplükte iki horoz ötmez * bir yerde iki kiş olmaz.bir boy * Bir kez. bir iki. bir çenetli * Kapsüllü yemiş tek parçalı lerin olanları . * Hele. bir çatı nda (olmak veya bulunmak) altı * aynı içinde. bir boyda * Boyları it. lı p bir dalda durmamak * sısıiş k k veya düş değ tirmek. bir daha yüzüne bakmamak * darı ilgiyi kesmek. bir çift * Bir takı m. kapalı u muş tohumlulardan bir bitki sıfı nı.

bir defalı k * Bir kere yapmaya yetecek kadar. bir defada * ara vermeksizin. ğ ı . bir de * ve olana katarak. * umulanı veya beklenilenin dında bir durumu anlatan cümlelerin baş gelir. bir dikili ağ olmamak acı * evi veya mülkü olmamak. ndan bir derece (veya bir dereceye kadar) * biraz. bir deli kuyuya bir taş atar. . n ş ı ı na bir dediğbir dediğ tutmamak i ini * söyledikleri birbirine uymamak. bir kereye özgü olarak. bir dokun bin ah iş (dinle) kaseifağ it furdan * insanları konuş turmak için biraz dertlerini deş yeter. fazladan. zahmeti çok olan bir iş uğ mak. bir dirhem * Çok az. * (çocuk için) Çok küçük. çı bir dostluk kaldı ! * az bir mal kalı satıları kullandı bir özendirme deyimi. mek bir dolu * Birçok. kı akı çı rk llı karamazmı ş * bazen bir kimsenin yaptı yersiz bir işbirçok kimse tarafı düzeltilemez. bir dediğiki olmamak i * her istediğyapı i lmak. bir deri bir kemik (kalmak) * çok zayı flamak. le raş bir dirhem et bin ayı örter p * biraz kilo almak bazen insanı güzelleş tirir. bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğ nemek * verimi az. birazcı k. "hele" anlamı da kullanı nda lı r. * Bir kereye özgü olan. * "ilk önce". bir don bir gömlek * yarı plak. ini bir defa * Olup bitti anlatan cümlelere katı lı r. bir dediğ iki etmemek ini * her istediğ hemen yapmak.* Çok az. tutarsıkonuş z mak. nca cı n ğ ı bir dudağyerde bir dudağgökte ı ı * masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin.

* yardı arak iş daha kolay baş lı mlaş ler arı r. bir gözeli * Yapı tek bir hücreden oluş (hayvan veya bitki). bir gömlek aş ı ağ * bir derece daha düş (birinden). bir gecelik * Bir gece için. k bir elin sesi çı kmaz * bir davanıbir kiş n i tarafı savunulması ndan etkili ve yeterli değ ildir. kar * bazı durumlarda yardı sıiş lmayacağ anlatı mcız yapı ı nı r. bir elden * aynı kimse tarafı ndan. ük bir gömlek fazla eskitmiş olmak * birinden daha yaş ve daha görmüş lı geçirmiş olmak. bir geceye ait. ladı ı karla bir elmanıyarı o.bir düziye * Sürekli olarak. bir evcikli * Mır. bir el * (ateş silâh için) bir kez atı li m. bir eli yağ bir eli balda (olmak) da * varlıve bolluk içinde olmak. sı ndı i ayrı kök bir fende kazıkakmak k * bir bilgi veya bilim dalı saplanmıkalmak. sı an bir gözeliler * Yapı tek bir hücreden oluş hayvanlar veya bitkiler. ceviz. sı an bir gün evvel * olabildiğkadar çabuk. bir gece içinde olup biten. tek hücreli. ancak aynı üzerinde bulunan (bitki). bir el bir eli yı iki el bir yüzü yı kar. akrabalar eğ lenmemelidir. yarı bu n sı sı * birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanı lı r. ü i. bir göz gülmek * hem gülüp hem ağ lamak. nda ş bir fincan (veya bir acı ) kahvenin kı yı rı r rk l hatı vardı * iyilik küçük de olsa unutulmaz. bir elle verdiğ öbür elle almak ini * yapar göründüğ bir iyiliğ sağ ğbir çı ödetmek. bir elini bı p ötekini öpmek rakı * aş saygı ı rı göstermek. fı k gibi erkek ve dişorganları çiçeklerde. * bir merkezden. bir göz ağ larken öbür göz gülmez * keder veya sıntı kı varken dostlar. i .

ı esizliğolmak. bir günlük beylik beyliktir * hoşgiden bir durum. hiçbir zaman. bir hâl olmak * bir ş çok tekrarlanması eyin yüzünden bitkin duruma gelmek. kı da sürse çekici ve güzeldir. bir da. * Aynı . . lı ş bir hayli * Epey. çok. garip. m. bir hoş olmak *şı aş rmak. iş * kazaya uğ ramak. k * huyu değ mek. bir iki demeden (demeye kalmadan) (veya bir iki derken) * duraksamadan. i bir hücreli * Bkz. iyice. biraz. bir gözeli. bir atıta. bir iş aretine bakmak * bir işyapmak için hazıbeklemek. tek tür. ne e bir iki * Birtakı bazı parça. bir içim su (gibi) * (kadıiçin) çok güzel. bir hoş u olmak luğ * bir rahatsı ğ bir neş zlı. bezmek. bir hamlede * Çabucak. fenalıgelmek. bir hoş * Tuhaf bir ş ekilde.bir günden bir güne * hiç. . usanmak. * hüzünlenmek. n bir iğ bir iplik olmak ne * Bkz. ı sı bir kafada * aynı üncede. düş bir kalem * Bir an için. i r bir iş oldu tir * istenmeyen. benzer. bir hoş eylemek * hüzünlendirmek. karş ndakine vakit bı ı sı rakmadan. çok az sayı birkaç kez. iğ ipliğ dönmek. ölmek. duraksamadan. kötü bir durum karş nda söylenir. a sa bir güzel * Çok iyi.

bir kapı çı ya kmak * aynı sonuca varmak. ancak bir kiş kı olur. yakı nıyanları bulunmadını hiç çocukları n nı nların nda ğ veya ı olmadını ğ anlatı ı r. patı . i rda bir kere * Aslı nda. en ş larla e bir koltuğ iki karpuz sı a ğ maz * aynı zamanda birden çok iş ilgilenmek baş için sakı dı le arı ncalır. ama o. i bir Köroğ bir Ayvaz lu. bir karı ş * Çok kı sa. z ur. bir karar * Aynı durumunu koruyarak. bir kı bin kişister. * Çok az. bir kalemde * birden ve toptan. bir karıbeberuhi ş * çok kı boylu kimse. sa bir karı bir koca.bir kalem geçmek * boş vermek. uyuş bağ mak. bir kazanda kaynamak * anlaş mak. bir koyundan iki post çı kmaz * birinden. bir defa. daş bir kenarda durmak * gerektiğzaman kullanmak üzere hazı tutmak. dı r eder her gece yla rdı * sıntı yalnı k yüzünden iki dost (bile) birbiriyle dalaş anlamsıkonuş kı veya zlı ı r. arak. bir kerecik * Bir defaya mahsus olarak. bir kişalı zı i i r * güzel ş herkes ister. bir an için göz ardı etmek. mak. belli durumunu değtirmeden. telâş rtı olmak. bir koş u * Koş koş koş çabucak. iş bir kararda bir Allah * insan talihinin her an değebileceğ ve bunun olağ karş iş ini an ı lanması öğ nı ütler. eyi iye smet bir kol çengi (olmak) * ş sözler ve davranı çevresine neşsaçanlar için söylenir. bir kaş suda boğ ı k mak * bir kimseye çok kı zmak veya çok öfkelenmek. bir kı yamettir gitmek (veya kopmak) * çok fazla gürültü. * bir karı kocanıçocukların. gücünün yetmediğbir özveriyi beklememek gerekir. . a a. * Bir kez.

çeş yönlere. e eri bir paralıetmek k * çok utanacak. birçok yerlere. bir örnek * Aynı biçimde olan. birçok. bir numara * Tek. yeknesak. işyaramaz bir duruma düş e ürmek.bir köş atmak eye * gerektiğ kullanı için bir yere koymak. bir numaralı * Birinci. bir katı misli. birinci. bir bu yana * rastgele. bir kurş atı un mı * kurş unun gidebileceğuzaklı i k. bir postum var atarı nerede olsa yatarı m. cı bir parmak * Parmak ucuyla alı miktar veya parmak ucuyla alarak. belli oranda. iş birliğyapmak. bir kulağ ı girip öbür kulağ ndan ı çı ndan kmak * söylenen söze önem vermemek. itli bir olmak * bir araya gelmek. bir parça * Biraz. bir mum al da derdine yan * baş yla uğ acağ kendi durumunu düş kaları raş ı na ün. nan * Çok küçük (çocuk). azık. bir parça. bir papel etmemek * hiç bir iş yaramamak. baş gelen. ta bir o kadar * Ne kadar varsa o kadar daha. derviş geçinmeyi anlatı çe r. bir nebze * Çok az. bir bir o yana. bir nice * Bir hayli. bir lokma bir hı rka * hayatta azla yetinmeyi. değ olmamak. inde lmak bir köş koymak eye * saklamak. bir nefeste * (söz ve içecekler için) Ara vermeden. çok az. m . biriktirmek. i bir ölçüde * Biraz. .

yarı akı. ardı bir solukta * Çabucak. lca m llı bir tane . iş * bayı gibi olmak. sonunda yakalanı n çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düş çekirge) çrarsı çrarsı rsı ersin * birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çı karak yapanı kötü bir duruma düş suçlu cezası ürür. i bir sözünü iki etmemek * birinin her istediğ hemen yerine getirmek. inden. değ erlendirmede yanı lmak. iki sı n çekirge. e bir ş ş eyin uyuu vukuundan beterdir * söylenti veya dedikodu olayıgerçekleş n mesinden daha kötüdür. birden fenalıgelmek. bir ş bir yeri) gerçeğ eyi. anlatmak. bir tahtası eksik * akı eksik. bir sı n çekirge. yeni huylar edinmek. ardı na. durumu. lı r k * ölmek. çok kı bir sürede. bir ş sanmak ey * (bir kimseyi. bir ş söylemek ey * konuş mak. bir ş benzememek eye * işyarar durumda olmamak. bir ş (veya bir ş olmak eyler ey) * huyu.* istediğ yere gider. lı z bir sı ra * Üst üste. ifade etmek. yekten. z kalmaz. gereğgibi söyledi. im im rı bir pul etmemek * hiç değ olmamak. ini bir sürü * Çok sayı pek çok. istediğ biçimde davranım. eri bir pula satmak * bir kimseyi bir çı uğ kar runa harcamak. kı kesmek gerektiğ söylenir. da. bir ş eyler * daha fazla açı klamamak. olduğ undan baş türlü düş ka ünerek hayal kıklına uğ rı ğ ı ramak. sa inde bir tahtada * bir defada. hemen. sa bir söyle on dinle * az konuş çok dinlemek yaralı up olur. * belirtmek. bir söyledi pir söyledi * uzatmadan. çarçabuk. bir ş eyler. bir sımlıcanı kı k olmak * çok cı ve güçsüz olmak. tutumu değmek.

bir tek atmak * bir kadeh içki içmek. hem . artı . bir tanem * Sevgi sözü. hariç tutulursa. bir yakadan baş karmak çı * bir çatı nda dirlik düzenlik içinde yaş altı amak. unu * hiçbir biçimde. bir tutmak (veya bir görmek) * eş saymak.. bir vakitler * Geçmiş zamanda. bir yana * -den baş sayı ka. hiçbir yolla. eskiden. benimsememek. bir yana dünya bir yana * bir varlı çok değ verildiğ anlatmak için kullanı ğ a er ini r. bir taş iki kuş la vurmak * bir davranı birden çok yararlı ş la sonuca ulaş mak. llı bir terimli * Araları yalnıçarpma. bir torba kemik * çok zayı f. eyle ı laş .* Biricik. hem. bir yandan (yanda) * bir taraftan (tarafta). kök alma iş nda z lemleri yapı olan (nicelikleri gösteren lacak terim).. lmazsa. nda * masal gibi geçip gitmiş k hayal olmuş . it it bir türlü * (tekrarlı kullanı ğ ldında) iş yapı nıda. bir yastı kocamak kta * (karı koca birlikte) uzun bir ömür sürmek. bölme. vaktiyle. eş görmek. yegâne. bir temiz * Adamakı. bir yaş daha girmek ı na *ş imdiye değ görmediğş ı in i aş lacak yeni bir ş karş mak. bir tarafa bı rakmak (veya koymak) * önemsememek. bir varmıbir yokmuş ş * bir masala baş larken. "eskiden" anlamı söylenen bir tekerleme. ertelemek. bir tuhaflı olmak ğ ı * kendini iyi hissetmemek. bir yastı baş ğ a koymak * (karı koca) evli bulunmak. yapı ı in lmasın lmamasın da aynı nı derecede kötü olduğ belirtir. kuvvete yükseltme.

eskiden. çok az. lmıözel bira mayası * Mayalanmıdurumdaki biranıyüzünden alı bir tür mantar. sa * Yeterince değ yeter ölçüde değ il. biraz * Kı bir süre için. bir yolunu bulmak * bir işsonuçlandı için çare bulmak. bira * Arpa ile ş erbetçi otunu mayalandı yapı bir içki. p * Çok bira içen (kimse). dost. aynı zamanda da çabuk hazı rlanan bazı cak veya soğ yemeklerin sı uk yenildiğyer. * Erkek kardeş . * Pek az. vaktiyle. i rmak bir zaman * Geçmiş zamanda. erini bir yol * Bir kez. bir yiyip bin ş ükretmek * kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değ bilmek. arkadaş anlamı seslenme olarak kullanı " nda lı r. nda. * Bira yapma ve satma iş i. il. ş . biralı k * Bira yapmakta kullanı lan. rarak lan bira bardağ ı * Bira içmek için yapı ş bardak. i birahaneci * Birahane iş leten kimse.bir yın ğ ı * birçok. * Belirli bir süre. eskiden. pek çok. * Masonları birbirlerine verdikleri ad. birazdan biracı lı k birader birazcı k . arpa suyu. bir sürü. çok değ il. ş n nan biracı * Bira yapısatan kimse. n birahane * Genel olarak sadece bira içilen. * "Yahu. bir yol tutturmak * bir davranı bir tutum biçimi belirlemek. * Az miktarda. bir zamanlar * Zamanı vaktiyle. biraz.

araları bozmak. öteki de onu. * Tekçi. birbirine katmak * araları açmak. birbirine kötülük etmek. bir hayli. beraberce. * Ansın. ağ birliğyapmak.* Az sonra. mak. araları anlaş k çı açı nda mazlı kmak. lı * Biri diğ erinin yanı ra. birbirini yemek * iki veya daha çok kimse birbiriyle uğ mak. birbiri * Karş klı ı olarak biri ötekini. birbirini tutmaz * birbiriyle ilgisi olmayan. * (iplik vb. sayı belirsiz. kün birbirinin ağ na tükürmek zı * bir sorunda. raş birbirinin ağ na girmek zı * birbirine çok düş olmak. birbirine düş mek * araları lmak. birazı * Bir parça. miş ı z i birbirinin gözünü çı karmak * kı ya dövüş yası mek. tutarsı z. birbirinin gözünü oymak * araları aş geçimsizlik olmak. müteaddit. hemencecik. monizm. bir olayda sözleş gibi. monist. nda ı rı birci bircilik birçoğ u * Çok sayı olan kimse veya ş da ey. * Tekçilik. hepsi bir arada. için) dolaş çözülmeyecek duruma gelmek. birçok birden * Oldukça çok. sı birbiri için yaratı ş lmıolmak * birbiriyle çok iyi anlaş mak. * karı ş mak. zı * Birlikte. dövüş mek. na. sı * Bir defada. birbirine girmek * kavga etmek. birdenbire . olay çı nı nı karmak. birbiri üstüne gelmek * arkası arkası ara vermeden.

ı msı * Bireş yolu ile elde edilen. * Genellikle fertlerin çevresini aş bireylerin bilincinden bağ z olan. * Bu biçimde oluş bütün. n kları bire . birer ikiş er * Tek veya birkaçı birlikte olarak. tı birey üstü * Tek bir bireyi aş an.* Ansın. im . iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanlarıher n biri. duygusal. sentez. bire beş katmak * eklemek. * Toplumları turan ve düş oluş ünsel. fasulye gibi ürünler için) toprak. sun'î olarak bileş cisimler oluş ka ik turma. bireysel duruma. sentetik. bireş imli birey * Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlı fert. kendine özgü ayı rı cı özellikleri de bulunan tek can. birey oluş * Yumurtanıdöllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiğgeliş evrelerinin bütünü. ı lı bire bir eş leme * İ kümenin elemanları nda. hemencecik. k. bire bin katmak. narak yapı eş lan leme.. nedenden etkiye. miktar. uygun. her birer birer * Her biri ayrı olarak. an * Element veya baş maddeleri bir araya getirerek. insanları benzer yanları kendinde taş n nı ı makla birlikte. * Yalı karmaş olana. birebir * Etkisi kesin olan. * Doğ bilgisinde türü oluş a turan tek varlı klardan her biri. bir elemana karş bir eleman alı ki arası ı . öncülden varı sonuca giden düş lan ünme biçimi. sı . abartmak. * Bir türün kapsamı giren somut varlı içine k. birdirbir * Oyuncuları birbirinin üstünden atlayarak oynadı bir oyun. lan kadar ürün vermek. n i im ontogenez. birer * Bir sayınıüleş sın tirme sayıfatı birine bir. vermek * (buğ arpa. fert. zorunludan olası ilkeden onun uygulanması genel yasadan ndan ı k ya. fert. bireş im * Parçalarıveya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleş n tirilmesi. soy oluş ı karş . sentez. nohut. bire bir * Verilen ölçüdeki karş k. * İ toplulukları oluş nsan nı turan. na. *İ stenildiğgibi. bire bin katmak * çok abartmak. küllîden cüz'îye. an. kullanı tohumun belli bir katı day.. terkip. i birebir gelmek * etkisini hemen ve kesin olarak göstermek. beklenmedik bir sı zı rada.

bireysel olarak göz önüne almak. bireyleş tirmek * Bireye özgü kı lmak. yegâne. kı yamet ondan kopar * bir ş eyden yalnıbir veya birkaç kişyararlanı baş na yararlanma imkânı z i r da kaları verilmezse bundan büyük sorunlar çı kar. * Bir kiş benzerlerinden ayı özelliklerin bütünü. bireye. * Bütüne. ikincisi olmayan ve çok sevilen. tek. * Bağ z kiş e varan geliş süreci. bireye özgü olan. ferdî. genele değ de. biri eş biri beş ikte ikte * ufak cocuğ çok olan kimseler için söylenir. * Eş benzeri. bireysel bireyselleş tirme * Bireysel duruma getirme. individüalizm. ferdiyetçilik. mesinden. i nı * Bireycilikten yana olan. u biri yer biri bakar. tek. a eyi *İ nsanlarıdoğ toplumsal ve tarihî geliş n al. i. bireyselleş tirmek * Bir ş ayrı eyi olarak. individüalizm. * Bilinmeyen bir kimse. ferdiyetçi. ran * Bireyle ilgili olan. iyi ran biri * Bir tanesi. ı msı iliğ me bireyleş tirme * Bireye özgü kı lma. politikalarıgenel adı n . bireylik * Bir kimseyi dıgözlemciler gözünde benzersiz. bireyleş me * Türle ilgili bir örneğ bireyde gerçekleş in mesi. birice biricik * En fazla. baş kaları ayı ndan rmak. . il yan . * Ancak ortaklaş ve genel olarak var olan ş bireylere uygulama ve yayma. tek olana üstünlük tanı görüş ferdiyetçilik. * Yüklem durumunda olan bir isim takı nı belirtileni olarak kullanı ğ mın ldında.bireyci * Kişhakları savunan. biri çok olmak * haddini aş karş ndakini usandı arak ı sı rmak. ferdiyet. bireycilik * Bireylerin yararları toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğ tutum veya nı reti. bireysellik * Birey olma olgusu. * Tamlanan olarak kullanı bazı tamlamaları tamlayanıküçümsendiğ hor görüldüğ anlatı lan isim nda n ini. özelliklerin. ünü r. bireysel olanı n çekilip çı lması karı . tek kı özellikler veya bunlarıtek biçimi. ş lan n * Bireyi benzerlerinden ayı niteliklerin bütünü. kendine özgü olan ş eylerin. belirtenin hor görüldüğ ı ünü anlatı r. ferdiyet.

birikim * Birikme. ünite. deneyler sonucu elde edilmişeylerin bütünü. biriktirme * Biriktirmek iş tasarruf. birileri birim * Bazı kimseler. i. ölçülü kullanarak artı rmak. koleksiyon yapmak. biriktirmek * Toplayı yı p ğ mak. tasarruf etmek. * Bir kümenin her elemanı bir çokluğ oluş veya u turan varlı n her biri. belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğ bağ larla tanı u ı ntı mlanan ayrı nitelikli öge. ünite. oluş turduğ yapı u içinde. biriktirim * Biriktirme. yarar sağ lama gibi sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek. mur nı i birikmek * Toplanı yılmak. birikme havzası * Kar ve yağ suların biriktiğbölge. p ğ ı * Birbirine eklenip çoğ almak. kları * Bir niceliğölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değmez parça. birimci ekonomi * Birime bağ ekonomi. i iş * Herhangi bir kuruluş alt bölümlerden her biri. k * Mal ve paranıtoplanıçoğ n p alma süreci. bir araya gelmek. birikme * Toplanı yılma. lı birimler bölüğ ü * Birden dokuz yüz doksan dokuza kadar olan sayı bölüğ lar ü. * Bir ş parayı eyi. ş * Toplumları kültürel varlı nıgeliş geniş n kların ip lemesi ve uygarlıdüzeyinin yükselmesi süreci. birikinti birikinti konisi * Dağk bölgelerden veya yamaçlardan sularıgetirdiğkum veya taş lı n i parçaların bir düzlükte oluş nı turduğ u yelpaze biçimindeki yın. * Öğ renme. * Herhangi bir aş ı sürecinde veya taş işyapı nma ı i ma lı alüvyonlu maddelerin bı lması rken rakı . taki * Dilin. bir yerde toplanıyılma. p ğ ı * Birikme iş i veya biçimi. p ğ ı * Gözlemler. birincası f . ğ ı birikiş birikiş me * Birikiş iş mek i. vahit. birikiş mek * Bir yere toplanmak. * Bir yerde kendi kendine birikmiş olan ş ey.

rası * (ulaş araçları Mevki. temel. önde gelmek. meyve dı.* Birleş ikgillerden hekimlikte kullanı bir bitki. birinci gelmek (veya çı kmak) * birçokları nda en iyi olarak seçilmek. kötülük edemeyecek bir duruma getirmek (getirilmek). nda * bir işyaptı için yanı ayakta durmak. tek duruma getirme. samimî. iden birkaç birkaçı birleme * Çok olmayan. lan birinden) buz gibi soğ umak * birinden tiksinmek. tevhit. lerin ş ş ı birincil * Sı önemde ilk yeri alan. sıf. hekimlikte kullanı bir bitki. * Tanrı n birliğ dile getirme. esas. ı k llı ı . i rmak nda * bir ş yanı ve ayakta beklemek. az sayı az. 'nı ini . uçak vb. birkaç kiş herhangi biri. vapur. birinin baş dikilmek ı na * birinin yanı uzaklaş ndan mamak. yüz yüze iliş kilere dayanan iki veya daha çok insandan meydana gelen topluluk. yer. birisinden biri * içlerinden biri. ana. birincil grup *İ çten. lan birinci * Bir sayınısı sı .) Birinci mevki. sı bakı ndan baş ndan önce gelen. sın ra fatı * Zaman. birinci zar * Yemiş derisi. ı m nda) nı birinci çağ * Yeryüzünün yaklaş üç yüz milyon yık çağ paleozoik. eyin nda birinin çanı ot tı na kmak (tı kamak veya tı kanmak) * sesini çı karamayacak. * Bir etme. rada. susturmak. ra mı kaları * Sı önem sı nda en üstün olan kimse. birisi * Bilinmeyen bir kimse. * (çoğ durumda) Ş ul ampiyonluk için yapı yarı lan ş malar. da. * Az sayı olan kimse veya ş da ey. rada. onu denetim altı bulundurmak. birincivası f * Birleş ikgillerden. ta birinci orun * (tren. birincilik * Birinci olma durumu. arası birinci olmak * baş gelmek. orun. dıkabuk.

birlemek * Bir etmek. birleş im * Birleş iş mek i. sevecekmiş i (sev-ecek-miş sev-ecek + i-mişsev-er-se (sev-erse < ) < sev-er + ise) gibi. * Tanrı n birliğ dile getirmek. bir araya gelinmek. sim mı ı p en hissetmek. birleş kap ik * Alt tarafı birleş ndan tirilmiş kaplardan her biri. gecekondu ik plaş ş zı ş kaçtı gibi. lan birleş oy pusulası ik * Seçime katı bütün partilerin adayları ayrı gösteren oy pusulası lan nı ayrı . miş birler birleş en birleş ik birleş cümle ik * Birkaç yan cümle veya ara cümle ile bir temel cümleden kurulan cümle. birleş zaman ik * Yalı zamanlı çekimli bir fiilin -di (i-di). * Bir meclisin bir gün içindeki toplanmaları . 'nı ini * Ondalısayı k sistemine göre yazı bir tam sayı sağ sola doğ ilk sayın bulunduğ basamak. üzerindeki ekin görevini kaybetmesi veya anlam iş kayması dolayıyla araları ek girmeyerek kalı mıiki veya daha çok sözden oluş kelime: pazartesi (< pazar sı na plaş ş an ertesi). birleş ilme * Birleş ilmek işveya durumu. kaybolmak. * Döllenmek için erkekle dişhayvanı bir araya gelmesi. bildirdiğzaman: Sevdiydi (sevdi-y-di <sevdi+i-di). bir noktada kesiş (doğ yay).). hissetmek (< hiss etmek). tek duruma getirmek. en ru. kaçtı kaçtı gibi. birleş fiil ik * İ soyundan bir kelime ile biçim veya anlam bakı ndan kaynaş bütünleş fiil: Reddetmek. birleş kelime ik * Ses düş mesi. başehir. ) birleş oturum ik * Bir arada yapı oturum. lan da dan ru nı u * Birbirini kesen. müttehit. -miş n ve (i-miş -se (i-se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak . buluş mek i yapı ulmak. birleş isim ik * Birleş kelime biçiminde belirli kurallar içinde kalı mıisim: Aslanağ . bakakalmak. hasta olmak. i birleş ilmek * Birleş iş lmak. . inikat. zikretmek. tedavi etmek gibi. (<deli kanlı kaptı (< kaptı ). kelime türünün değmesi. * Bir araya gelmişbirleş olan. birleş değ me eri birleş me . birleş kaplar ik * Alt tarafları değ ik boyut ve kesitlerde borularla birleş ndan iş tirilmiş sistem. kaptı . i n * Birleş iş mek i. ses türemesi. ayakkabı ayak kabıdelikanlı (< ).

bir olma durumu. birsam birtakı m birun * Osmanlı sarayı Harem dairesinin ve Enderun'un dında kalan bölüm. birlik olmak * bir işyapmak için anlaş i mak. sağ * İ veya daha çok nesnenin birleş ki mesini sağ layan. * Yanı beraberinde. muş * Birleş . birleş tirme * Birleş tirmek işveya durumu. * Askerlikte bölük. tabur. birlikten kuvvet doğ ar * toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağ lar. dört dörtlük. bir tane alabilen. i n * En büyük değ erdeki nota. * Uyuş aynı mak. kimi. * Cinsel iliş bulunmak. * Sanrı . biryan pilâvı * Biryan yağile piş ı irilen pilâv. * Uzlaş mayı layan. * Bir taneden oluş . i birleş tirmek * Bir araya getirmek. kide birleş tirici * Birliğsağ i layan. vahdaniyet. nda ş ı biryan * Tandı susuz piş rda irilen kebap. ı yan ı t * Tek. * Bölünmezliğiçeren yalı bütün. birleş mek * Ayrı tek bir bütün durumuna gelmek. vahdet. birliktelik * Birlikte olma durumu. domino gibi oyunlarda bir iş aretini taş kâğ veya pul. vahdet. te * Aynı amaç çevresinde toplanmak. bir arada olma durumu. iken * Buluş bir araya gelmek. beraberce.* Basit bir cismin bir atomu ile birleş ebilecek olan hidrojen atomların en yüksek miktarı nı . nda. * Belirsiz olarak çokluğ anlatı(nitelediğisim çokluk biçimde olur). * Kaynaş mak. birlikte * Bir arada. lı k. . halüsinasyon. görüş olmak. birli birlik *İ skambil. as. bazı u r i . alay gibi bir bütün sayı topluluk. bağ . lantı * Belli bir topluluğ yararları korumak için kurulmuş un nı dernek. miş * Bağlı benzerlik. mak. lan * Konunun bir ana düş çevresinde toplanması ünce .

bistro bisturi * Neş ter. çkili . bisiklet yolu * Trafikte bisikletlerin geçmesine ayrı ş yol. belirten söz. gevrek kuru pasta türü. bisiklet * Tekerleğ ayakla çevrilmesiyle hareket eden iki tekerlekli taş çiftteker. ş veya tuzla yapı ince. çok küçük. lmıdar bisikletçi * Bisikletle spor yapan kimse. e larken söylenen veya ş ı korku gibi duyguları aş rma. k lan * İ kahve. bisikletli * Bisikleti olan. birçok çeş bulunan ve kuzey yarı kürede yetiş bir bitki. m lar mı n ayan kehle (Pediculus). bit kadar bit otu * en küçük. biryancı * Biryan yapan veya satan kimse. onarma iş i. bismillah demek * bir iş uğ olması i ile baş e urlu dileğ lamak. eker lan bismillâh * "Allah'ıadı anlamı bir işbaş n ile" nda. çifttekerci. bisikletsiz * Bisikleti olmayan. in ı t. insan ve memeli hayvanlarıvücudunda asalak olarak yaş böcek. bisülfat bisülfür biş ek biş i * Çörek. küçük lokanta. * Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleş ik.biryan yağ ı * Tandı susuz piş rda irilerek yapı kebaptan çı yağ lan kan . çifttekercilik. * Yayıdövmede kullanı araç. süt. bisküvi * Un. bisikletçilik * Bisikletle yapı spor. tatlı ekmek türü. itleri m en * Hidrojenli sülfatlara verilen ad. lan * Bisiklet satma. * Sı racagillerden. en ufak. bir bit * Yarı kanatlı alt takı na giren.

z. yansı davranı z zca ş . bitiklik bitim * Bitmek iş i. * Son. in ş . kuş bîtap * Bitkin. biteviyelik * Aynı biçimde sürüp gitme durumu. yorgun. ine . bitimsiz bitirilme * Sonu olmayan. * Durumu kötü.ekli. verimli (toprak). * Bkz. münteha. sonlu. nı rı p * Bitirilmek durumu. sırlandılı belirlenmeyen. bitirilmek * Bitirmek iş konu olmak. biti kanlanmak * sıntı kı içinde yaş bir kiş ayan i para ve varlıyönünden güçlenmek. fena. bîtaraf * Yansı tarafsı z. ı lan bit yeniğ i * Bir iş gizli kalmıkötü ve aksak yanı kulu bir nokta. flora. bîtap düş mek * çok yorulmak. bitimli * Sonu olan. sürekli olarak. mümbit. * Bitik olma durumu. dolaş ş ı ı k.* Bitlere karşkullanı bir madde. bitey * Bitki örtüsü. * Toprağ bitki yetiş ı n tirme gücü. bitek bitelge bitevi biteviye * Aynı biçimde. * Yapık. biteviye. yorgun düş mek. namütenahi. k bitik * Yorgunluk veya hastalı gücü kalmamı ktan ş . bîtaraflı k * Yansıolma durumu. * Bol ve iyi bitki yetiş tiren. nihayet.

miş bitiş taç yapraklı ik lar * Taç yaprakları birbirleriyle yandan bitiş olan bitkiler. eklerle türetilen dil. bitirim yeri * Kumarhane.bitirim * Çok hoş giden (kimse. . ik bitiş iklik bitiş imli bitiş ken * Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değikliğ uğ iş e ramayan (dil). yandaki. lan * Yaman. bitirmiş bitiş çanak yapraklı ik lar * Çanak yaprakları birbirine bitiş bulunan bitkiler. mahvetmek. yormak. * Bir bilim dalı veya baş bir alanda bilginin doruğ ulaş ş nda ka una mı(kimse). tüketmek. bitkin duruma getirmek. bitiş * Bitmek işveya biçimi. mezuniyet. yardı fiilin iş ettiğzamandan mcıyla lan mcı aret i önce olup bittiğ anlatan birleş fiil. sona erme. * Onulmaz duruma getirmek. bitirme * Bitirmek işitmam. kumarhane. bitirme fiili * Etmiş biçimindeki sı fat-fiille ve olmak yardı sı yapı ve fiilin. * Güçsüz düş ürmek. ken * Bitiş olma durumu.sona erdirmek. * Bilgili. ik * Bitiş ken. kumarhane. i. nlaş ş * Yandaki ev. * Yan. bitme. bitiş dil ken * Kelime kökleri değ meyen. açı kgöz. komş u. yer). i bitiş ik * Birbirine dokunacak kadar yakı mıveya yan yana olan. çok beğ enilen. barbut oynatan kimse. bitiriş yemi * Et üretimi için beslenen hayvanlara belirli bir devreden itibaren besi sonuna kadar yedirilen ve enerji değ eri daha yüksek olan karma yem. sonuçlandı rmak. iş bitiş kenlik * Bitiş olma durumu. bitirimhane * Kumar oynanan yer. tamamlamak. kahve. bitirimci * Barbut kahvesi iş leten. iltisakî. zeki. ini ik bitirmek * Bitmesini sağ lamak. a * Barbut oynatı yer.

bitki bilimi uzmanı raş . ağ gibi canlı n genel adı aç ları . mek i. kı z böceğ ağ biti. bitki örtüsü * Bir bölgede yetiş bitkilerin topu. botanik. bitiş tirme * Bitiş tirmek iş i. bitiş tirmek * Bitiş mesini sağ lamak. bitkimsi * Bitkiye benzer. bitkici bitkicilik * Bitki yetiş tirme iş i. bitkin . en bitki patalojisi * Bitki hastalı nı kları inceleyen bilim dalı . bitki bilimci * Bitki bilimiyle uğ an. tiren bitkimsi hayvanlar * Mercan. bitki bitleri * Bitkiler üzerinde yaş ayan. bitiş me * Bitiş iş ittisal. nebat. bitki * Bulunduğ yere kökleriyle tutunup geliş döl veren ve hayatı tamamladı sonra kuruyarak varlı u en.* Yeni bir kelime türetmek için köklere ek getirme özelliğ i. sünger gibi bitki görünümünde olan hayvanlar. bitki bilimi * Bitkileri inceleyen bilim kolu. yosun. bitey. bitki sütü * Süt görünüş ünde bitki öz suyu. bitki topluluğ u * Benzer doğ olaylara ve yaş koş na uymuşbelirli bir görünüş ş al ama ulları . almıbitkilerin bir araya gelmiş durumu. botanikçi. nı ktan ğ ı sona eren. mek i bitkileş mek * Bitki durumuna gelmek. çiçek veya fidan biti gibi böceklerin ortak adı rmı i. aç . ot. rı * Bitki yetiş kimse. flora. bitiş mek * Birbirine dokunacak kadar yanaş mak. bitki coğ rafyası * Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğ rafya bilimi. bitkileş me * Bitkileş işveya durumu. bitkiyi andır.

bitme bitmek * Bitmek iş i. * Kendi bitlerini ayı klamak. . bitleme bitlemek bitlenme * Bitlemek iş i. bitmek bitmek tükenmek bilmemek . * Çok yorulmak. bitkisel kazein * Küspe ve sı yağ kları elde edilen azotlu madde. vücut temizliğ bakmayan (kadı ı ine n). vı artı ndan bitkisel yağ * Bitkilerden değik yöntemler kullanı elde edilen yağ iş larak . * Cimri. bitkisel hayat * Hastalıveya kaza sebebiyle bilinçsiz ve hareketsiz duruma gelen kiş hayatı k inin . * Birinin bitlerini ayı klamak. * Çok sevmek. beğ enmek. larak rlanan ceviz büyüklüğ ünde bir yemek. çıp yetiş eyler kı mek. pirinç. * Beklenmedik zamanda ortaya çı kmak. güçsüz kalmak. ağ yapı sokup emmeye elveriş memelilerde yaş ve kanla beslenen bir lar nı na ı ları z li. nebatî.* Gücü tükenmiş olan. mı bitli * Üstünde bit bulunan. bitli (veya kurtlu) baklanıda kör alısı n cı olur * işyaramaz da olsa. * Bitlenmek iş i. yağnar. * Sona ermek. tüy. her ş isteklisi bulunduğ anlatı e eyin unu r. saç gibi ş için. * Tükenmek. bitler * Kanatlı alt sıfı giren. bitkinlik * Bitkin olma durumu. bitkisel * Bitki ile ilgili. * Bitki. bitlenmek * Üzerinde bit üremek. Bitlis köftesi * Yağz kı köftelik bulgur. yumurta ve baharat kullanı hazı sı yma. bitkiden elde edilen. ayan böcek takı . bitli kokuş * üstü başkirli. çok zayı flamak. çok yorgun. bitki cinsinden olan. bayı lmak.

bitüm * Keskin bir koku. *İ çinde bitüm bulunan veya bitümün bütün özelliklerini gösteren. öbür ucu volanı çeviren kaldı geçirilmiş raca bulunan hareketli çubuk. eksilmemek. kullanı tabiî ıda katı unluğ bire yakı koyu kestane renginde madde. bitümlemek * Belirli bir kalı kta bitüm ile örtmek. elbette. varlı n i . kömür tozundan briket yapı nda nda. yanı nı ldı ı bittabi bitter * Bir çeş acı it bira. al ile. antı olan bitpazarı * Eski eş n alıp satı ğpazar. alev ve koyu duman çı kararak yanan. * Yaprakları halka diziliş daha çok akvaryumlarda bulundurulan su bitkisi. * Doğ olarak. biyesi olan. bitmiş i bitnik * pazarlı bir ş son fiyatı kta eyin . vefası lı z. lan. biyaprak biye biyel biyelcik * Küçük biyel. biye geçirilmemiş olan. * Bir çeş ardırakı. nlı bitümlü bîvefa * Sevgisine bağ olmayan. bir ucu pistona. * Biyesi olmayan. * Genel davranı ve hı ş ları rpanî giysileri ile toplum hayatı kopma eğ gösteren ve toplum dında bir ndan ilimi ş ı yaş sı genç. uçsuz bucaksı z.* bir türlü sonu gelmemek. karbon ve hidrojen bakı ndan çok zengin tabiî mı yakımaddelerinin genel adı sakı. sonu gelmeyen. * Genellikle giysinin yaka. ı t ları mı vb. biyoelektrik * Canlı klarıürettiğelektrik. etek çevresine kendi kumaş ı veya baş kumaş geçirilen ince ş ndan ka tan erit. kol. sı . küçük hareketli çubuk. yer zı * Yol kaplaması kâğ ve çatı n su geçirmez duruma getirilmesinde. t . yoğ u n. li. bitümleme * Bitümlemek iş i. * Makinelerde. biyeli biyesiz * Biye geçirilmiş . tabiatı tabiî. bitmez tükenmez (veya bitip tükenmez) * hiç bitmeyen. it ç sı * Acı çikolata.

* Biyoloji ile ilgili.biyoelektronik * Moleküler biyolojinin hücrelerin yapına giren moleküller arası geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen sı nda bölümü. n biyografik * Biyografi ile ilgili. biyoloji biyolojici biyolojik * Bitki ve hayvanları doğ geliş üreme gibi yaş ş n ma. biyopsi biyopsi yapmak * parça almak. me. dirim bilimsel. biyometeoroloji * Canlı üzerinde hava olayların etkisini inceleyen bilim. gübre gazı cı . ayıevrelerini inceleyen bilim. * Dirim kurgu. . tercüme-i hâl. dirimsel. * Fizyolojide geçen fiziksel olaylarıbilimi. biyolog * Biyoloji ile uğ an kimse. * Hayat hikâyesi. biyofizik biyogaz * Ahı r gübresinden elde edilen yanı gaz. biyojeografi * Bitki ve hayvanları yeryüzü üzerindeki dağ mı ve bunun sebeplerini inceleyen bilim. biyosfer * Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi. biyolojik fizik. * Okulda biyoloji dersini veren öğ retmen. biyoloji uzmanı raş . hâl tercümesi. dirim bilimi. biyokatalizör * Canlı dokuları hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandı veya n ran kolaylaşran madde. tı biyokimya * Hücreden en geliş organa kadar canlı miş dokuları inceleyen ve bunları turan maddeleri araşran bilim oluş tı dalı . biyoenerji * Biyokütlenin kimyasal dönüş ümüyle elde edilen enerji. lar nı biyonik * Biyoloji ve elektronikle ilgili olan. biyoloji n ı nı lı coğ rafyası . * Mikroskopta yapını sı incelemek amacı canlı bir doku parçası yla dan alma. biyograf biyografi * Hayat hikâyesi yazarı .

* Bize göre. özelliklerimiz veya tutum ve davranı mıaynır. bizcileyin * Bizim gibi. bı kmak. özünden. usandı rmak. bize de mi lolo? * iş içinde bir iş in olduğ bilmez miyiz sanı unu yorsunuz?. kendinden. lmı . ince sivri uçlu bir tür çuvaldı z. z zda bir zı biz bize benzeriz * aramı fark yok. ş (Acipenser nudiventris). bizatihi bizce * Kendiliğ inden.biyoş imi biyotit biz * Organ dokuları ndaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu. kendisi. aç * Maraş inde kalı karton parçaların iğ kı iş n nı neyi rmaması sağ nı lamak ve delik delmek iş leminde kullanı lmak üzere hazı rlanmıtahta saplı ş . bizar etmek * tedirgin etmek. * Bir çeş kara renkli mika. biz * Ülkemiz suları yaş bir mersin balı türü. tı ğ . . ı bîzar * Tedirgin. biz araç. yardı eder. bizden * Bizim tarafı zda olan (kimse). it * Çoğ birinci kişzamiri. akrabamıbaş nı z. z kaları rahatça içtenlikle. onun öyle bir üstün durumu olmadını ndan rı ğ biliriz. zda ş ları z dı biz kı kiş birbirimizi biliriz rk iyiz. na m . ul i * Resmî konuş mada. * (bazı yazarlar için) Ben zamirinin yerine kullanı lı r. bizar olmak * usanmak. bezmiş . mı bizdenlik * Bizden olma durumu. * birbirimizi çok yakı tanız. usanmı bezginlik getirmiş ş . el kaptı diye k ilik * bizim işyaramaz diye vazgeçtiğ e imizi baş kaları erli buldu. bizim gelin bizden kaçar. aramı yabancı kimse olmaksın. değ biz bize * Yalnıbiz. * Katı ş dikerken iğ geçirecek yeri delmek için kullanı çelikten yapı şsivri uçlu ve ağ saplı bir eyi ne lan. tutar ellere baş açar ı nı * bize yabancı duran yakımı dostumuz. bazen teklik birinci kiş i zamiri ben yerine kullanı lı r. nda ayan ğ ı ip biz attıkemik diye.

271. çine kâğ tları * Birbirine bitiş büyük yapı ik lar. kendisi. * Ucu çivili değ nek. kılı beyaz renkli. file üstünde karşoyuncunun topu sert vururken. yla * savaş durumundaki bir ülkenin dıülkelerle iliş ş kisini engellemek. blokaj * Bloke etmek iş i. * Politik çı karları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğ u. üzerine beton dökülmesiyle yapı dolgu. ayan * Kocaman ve ağ kitle. * Bizlemek iş i. u zı msı kılgan ve katı element. ş ahsen. bir bütün oluş turan. * Kadı n kocaları nları ndan.bizimki * Bizim olan. ğ ı u bloke etmek * kullanı nı lması önlemek amacı el koymak. bloke bloke çek * Keş tarafı anlaş ideci ndan mazlın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğ çek türü. yoğ sı ı ı rlı unluğ 9. ı r * Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan. durdurmak. * İ olarak kullanı ve ası lâç lan l maddesi bizmut olan karım. * Ucu çivili değ nekle hayvanı dürtmek. ş tı * Amerika'da yaş bir cins hörgüçlü yaban öküzü. lan * Bankacı bir varlın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafı kullanı lı kta ğ ı ndan lamaması durumu. * Hareketine engel olma. kocalarıkarı ndan söz ederken kullandı söz. * (futbolda kaleci) topu yakalamak. atom ağ ğ209 olan. bloklaş ma . * Voleybolda. * İ resim veya yazı ı konulan karton kap.8 olan. önünde iki veya üç kiş elleri ile ı inin oluş turdukları perde. ş ı bizon bizzat * Kendi.3° C de eriyen. blâstulâ blender blok * Yumurta hücresi embriyon olurken morulânı geliş içi boş n erek yuvarlak biçime girmesi durumu. blok inş aat * Birbirine bitiş yapı yapı ik lan lar. * Piş irmeden önce malzemeyi kesip karı ran elektrikli alet. * Sivri taş n toprak zemine dikine çakı ları larak. morulâ. hareketini durdurma. bizimle ilgili olan. n ları kları * Yakıçevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanı n lı r. bizleme bizlemek bizlengiç bizmut * Atom sayı 83. * Kullanı lması önlenmişel konulmuş . . * kapatmak. Kı rı bir saltması Bi.

ı nı li ş an bobinaj * Bir filmi veya mı slı ağbir makaradan baş bir makaraya sarma. boyun kürkü. yalnıGüney Amerika'da yaş z ayan. genellikle ince kumaş yapı veya iplikten örülen kadıgiysisi. r. r takı blöfçü blûcin * Giysi yapı bir tür mavi. * Fotoğ filmi rulosu. zehirsiz. bağ sı k. raf * (kâğ ve karton için) Tampon silindiri veya mihver boru etrafı sarı ş ıveya kartonun sürekli ı t na lmıkâğ t uzunluğ u. blûz boa * Vücudun üst bölümüne giyilen. bloklaş mak * Blok durumuna gelmek.* Bloklaş iş mak i. boagiller * Avları yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarısı nı p karak boğ ve ezen sarı yı an lgan lanları kapsayan zehirsiz yı lanlar familyası . lantızlı blöf *İ skambil oyunları elindeki kâğ nda ı olduğ tları undan baş gösterme davranı. bloksuzluk * Bloksuz davranma. kaba pamuklu kumaş lan . ka ş ı * Karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için söylenen ası z söz veya takılan aldatı ldı ten rmak lsı nı cı tavıkuru sı. lan * Kadı n boyunları aldı yı biçiminde dar ve uzun kürk. yı nını lanlar takı nıbir bölümü. nları na kları lan * Blöf yapan (kimse). bloknot bloksuz * Yaprakları kolayca çı labilecek biçimde yapı ş defteri. *İ çinden elektrik akı geçebilen yalı ş ile bu telin. knatı kuş ı ka boca . bobin kıcı rı * Dağ k iplik bobinlerini düzelten ve boyamaya elveriş biçime getiren makinede çalı (kimse). çok iri. kı blöf yapmak * karş ndakini yanı ı sı ltarak veya yı rarak bir iş caydı için aslı ldı ten rmak olmayan söz söylemek veya aldatı cı tavı nmak. tan lan n * Boagillerden. bağ sı lantız. güçlü bir yı (Boa constrictor). * Bu kumaş yapı (giysi). boalar bobin * Sürüngenler sıfın. makara tiresi gibi sarıbulunduğ silindirden mı tı tel lmı lı u oluş aygı an t. kartı lmınot * Hiçbir bloka girmemiş olan. tan lan blûm * Bir tür iskambil oyunu. mın * Makara.

bodrum * Bir yapın yol düzeyinden aş ı kalan bölümü. bocuk * (Ortodokslarca kutlanan) İ n doğ yortusu. ı * Bir iş tutulması te gereken yolu kestirememek. iki kalıve küçük tekerleğolan el arabası maya n i . ne yapacağ bilememek. bodoslamadan * Ön taraftan. ı tı boca alabanda * Boca etme komutu. bocurgat * Ağ yükleri çekmek için manivelâ ile döndürülen ve döndürüldükçe. genellikle güneş görmeyen (oda). nı ve ç ndan ya aç bodoslama * Bodoslamak iş i. bocuk domuzuna dönmek * çok semiz ve besili olmak. ileri sürmek. orsa veya rüzgâr üstü karş . belirtmek. bodoslamak * Açı klamak. na boci * Ağ yük taş ı r ı yarayan.* Geminin rüzgâr almayan yanı . ı nı z bocalatma * Bocalatmak iş i. boduç bodur * Ağ veya topraktan yapı ş aç lmıküçük testi. çekilecek ş bağ bulunduğ ı r eyin lı u urganı kendi üzerine saran çı k. * Enine göre boyu kı ve tı sa knaz. dökmek. . krı bodoslama * Gemi omurgasın baş kıtarafı yukarı uzanan ağ veya demir direklerden her biri. kararsıolmak. rüzgâr üstü. bocalatmak * Bocalaması yol açmak. ı nı * (birden çevirip) boş altmak. poca. bocalamak * (gemi) Rüzgâra karşgidemeyerek sürüklenmek. boca etmek * geminin baş bocaya rüzgâr almayan tarafa çevirmek. baş taraftan. sa'nı um * Domuz. bodrum katı * Bir yapın zemin katın altı olan ve oturulabilen en alt katı nı nı nda . nı ağ da bodrum gibi * basıtavanlı k . bocalama * Bocalamak iş i.

r * Yı kanmak üzere hazı rlanmıçamaş n üzerine sı kül suyu süzme iş ş ı rı cak i. bodur pas * Arpa yaprakları yerleş ve seyrek olarak yurdumuzda da görülen ilkel mantar (Puccinia hordei). astar. * Anjin. bora. a aya boğ ası * İ bez. . özellikle kökünde akonitin adı bir zehir bulunan bitki. zlı ğ ı * çok güçlü görünen. * Boğ olarak kullanı için ayrı bir yaş a lmak lan ı yukarı ndan erkek sır. a boğ asama * (inek) Boğ asamak iş i veya durumu. ğ ı boğ ak boğ k alı boğ otu an * Düğ çiçeğ ün igillerden. * Damı k erkek sır. boğ asamak * (inek) Boğ istemek veya boğ gelmek. \343 Zodyak. mak i bodurlaş mak * Bodur duruma gelmek. * geliş memek. Boğ a boğ a boğ gibi a * Zodyak üzerinde. vücudu iyi geliş (delikanlı miş ). sa ndan bodurlaş ma * Bodurlaş işveya durumu. boğ güreş a i * Daha çok İ spanya ve Meksika'da. boğ anak boğ asak * Boğ gelmiş aya veya boğ isteyen inek. na en * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. bodur tavuk her gün (veya her dem) piliç * kı boylular oldukları daha genç görünürler. kurtboğ otu (Acunitum nda an napellus). bodurluk * Bodur olma durumu. Koç ile İ kizler burçları nda yer alan burcun adı arası . yla lan boğ ada * Küllü veya sodalı ile çamaş yı su ı kama.bodur kalmak * boyu uzamamak. nce * Sağ anak. özel olarak yetiş tirilmiş ayı boğ yenmek amacı yapı gösteri.

eyler boğ kurumak azı * çok susamak. hazı rlama sıntı . boğ açmak az * ağ n dibini kazarak toprağkabartmak. * Yeme içme. imik. derbent.boğ çekmek aya * (inek) boğ ile cinsel iliş bulundurmak. tahı boğ düğ azı ümlenmek * üzüntüden boğ tı azıkanmak. azı rı * imrenmekten boğ şmek. iş üm za n * İ dağ nda dar geçit. boğ durmaz az * yeme içme ihtiyacın baş ihtiyaçlar gibi geri bı lamayacağ anlatı nı ka rakı ı nı r. iltihaplanmak. güğ gibi kaplarda ağ yakıdar bölüm. lan boğ meselesi az * Geçim derdi. na. * Yedirip içirme yükümü. azıiş boğ tokluğ az una * ayrı ücret verilmeden yalnıkarnı doyurarak. boğ inmek azı * bademcikleri şmek. kı ları boğ dokuz boğ az umdur * bir söz iyice düş ünmeden söylenmemelidir. n. boğ derdi az * geçim için uğ ma. boğ kavgası az * Geçim için yapı didinme. * Ş e. . boğ ola az * "afiyet olsun. boğ olmak az * boğ ağmak. iş boğ iş azı lemek * durmadan bir ş yemek. * Yiyeceğiçeceğsağ i i lanan kimse. açları ı boğ boğ (veya gı gı a) gelmek az aza rtlak rtlağ * zorlu kavga etmek. ca z nı boğ açı azı lmak * iş artmak. a kide boğ az * Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluş turan organlar. yarası bereketli olsun" anlamı yemek yiyenlere söylenir. keleye çekmek. boğ içinde kavga var az * aş bir biçimde açlını ı rı ğ gidermeye çalı ı ş anlar için söylenir. raş * yemek piş irme. ki arası * İ kara arası ki ndaki dar deniz. iaş e.

. boğ ndan kesmek azı * yiyip içmede çok tutumlu davranmak. kün boğ nıkmak azı sı * bunaltmak. boğ ndan geçmemek azı * sevdiğbir kimsenin yokluğ veya yoksulluğ dolayıyla bir yiyeceğyalnıbaş yemekten üzüntü i u u sı i z ı na duymak. nı boğ nı azı sevmek * yiyip içmeye düş olmak. iş kesilmek. sıntı kı vermek. ı rı boğ na sarı azı lmak * üstüne yürümek. lüzumundan fazla. boğ nda düğ azı ümlenmek * söylemek istediğ heyecan veya üzüntü yüzünden diyememek. boğ na kadar azı * pek çok. aş ölçüde. sı boğ ndan artı azı rmak * yiyeceğ inden kıp parası artı sı nı rmak. boğ nı rtmak azı yı * olanca gücüyle bağ ı rmak. boğ ndan * Gaddarca. boğ na dikkat etmek azı * yiyeceğ içeceğ özen göstermek. azı yında lan boğ azlama * Boğ azlamak iş i. kaygı sebeplerle) isteksiz yemek. boğ azkesen * Bir boğ savunmak için deniz kısı yapı hisar. kan dökerek öldürmek. boğ nı azı doyurmak * karnı doyurmak. ine boğ na dizilmek azı * (üzüntü. ini boğ nda kalmak azı * ağ ndaki lokmayı zı üzüntü dolayıyla yutamaz duruma gelmek. gibi tahı boğ na durmak azı * yediğş yutamamak. i eyi boğ na düş azı kün * yiyip içmeyi çok seven (kimse). boğ azlamak * Hayvan veya insanı azı keserek öldürmek. ine. sesi çı kmamak. boğ na indirmek azı * fazla ve geliş igüzel yemek.boğ na bir yumruk tı azı kanmak (veya gelip oturmak) * konuş amaz olmak.

boğ durulmak * Boğ durmak iş lmak. boğ durtma * Boğ durtmak iş i. i yapı boğ ma azlaş * Boğ mak iş azlaş i. sarmak. i tahlı boğ z azsı * Boğ olmayan. bastı rmak. boğ durulma * Boğ durulmak iş i. boğ azlatma * Boğ azlatmak iş i. boğ azlanmak * Boğ azlamak iş konu olmak veya boğ ine azlamak iş lmak. boğ macalı * Boğ macaya tutulmuş olan (kimse). boğ azlatmak * Boğ azlamak iş yaptı ini rmak. ktan tı yla elde edilen. tahsı boğ durma * Boğ durmak iş i. iş z. ip veya benzeri ile bir ş çepeçevre sı eyi kmak. ş maz . yemek isteğçok olan. soluk alması engel olarak öldürmek. boğ maca * Çoğ unlukla çocuklarda nöbet nöbet öksürüklerle görülen bulaş bir hastalı ı cı k. azı * Çok yemek yiyen. azı * Çok az yemek yiyen. * İ dut. boğ mak azlaş * Birbirini boğ azlamak veya kı ya dövüş yası mek.boğ azlanma * Boğ azlanmak iş i. yla * Peş e yapmak. * (motorlu taş ı tlarda) Fazla yakımotoru çalı duruma getirmek. t. kuru üzümün mayalandı sonra ilkel araçlarla damı ncir. * Silik bir duruma getirmek. yı na * El. boğ durmak * Boğ iş yaptı mak ini rmak. i yapı boğ ma * Boğ iş mak i. boğ mak * Bir canlı. * Tamamı kaplamak. bir kimseyi bir ş fazlası eriş peş eyin na tirmek veya uğ ratmak. alkol derecesi düş lması ük bir tür rakı . boğ durtmak * Boğ durmak iş birine yaptı ini rmak. boğ azlı * Boğ olan. iş .

nce n ğ ı boğ boğ um um * Çok boğ umlu. ma i * Solunumu güçleş tiren. boğ maklı kuş * Toygar kuş unun bir türü. * Çok sı sıntı cak. boğ uklaş mak * (Ses) Boğ duruma gelmek. * Kılmı(ses). boğ boğ ula ula * Boğ ulacakmıgibi. iş * İ damarlarıveya sinirlerin yumak gibi toplandı yer. kı ş * Parmak veya kamısaz gibi bitkilerin şkince bölümü. mak ine * Havası ktan ölmek. um boğ boğ mak mak * boğ boğ um um. sı ş boğ boğ uk uk * Boğ bir biçimde. ş uk boğ ulma * Boğ ulmak iş i. boğ umlamak * Boğ durumuna getirmek.* Bir durumu baş bir durum yaratarak örtmeye çalı ka ş mak. boğ bir biçimde. boğ uk boğ ulmak * Boğ iş konu olmak. ş . * Bunaltmak. * (renkler için) Uygun düş memek. kıklaş uk sı mak. . uk sı sı boğ uklaş ma * Boğ mak iş uklaş i. boğ um * Boğ ulmuşsılmıyer. boğ umlama * Boğ ulmak iş i. boğ maklı * Boğ makları olan. boğ mak * Boğ yeri. zlı * Bunalmak. * Geliş mesine engel olmak. kık kık. . boğ ucu * Boğ özelliğolan. kı veren. um boğ umlanma * Boğ umlanmak iş i.

* İ ip kakı tiş ş mak. ı luğ z tuğ n kak. eyler e . boğ umlanmak * Boğ oluş boğ boğ olmak. * Ufak ve seçme tütün dengi. e i. bohçalamak * Bir ş bohça içine koyup sarmak. bir iş veya mal karşğolarak çok miktarda para çekmek. dövüş mek. bohça böreğ i * Bohça biçiminde sarı bir çeş börek. umu * Zor soluk alma. boğ untuya getirmek * birini bunaltış ı p aş rtmak yolu ile kendisinden. um um * Bir ses çı karmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak. bohçacı lı k * Bohçacın iş nı i. bohçalama * Bohçalamak iş i. donuk. eyi * Güreş rakibin kol ve ayakları üst üste getirerek kı ldayamaz hâlde alttan kavrayıkucaklamak. çı mahreç. uş i boğ ulmak uş * Boğ mak işyapı uş i lmak. * Sınt ı kapalı kı lı . bohça * İ çamaş elbise gibi ş koyup sarmaya yarayan dört köş kumaş çine ı r. telâffuz. ihtikar. . boğ sı uk. * Bir ş değ eyi erinden çok yükseğ satma iş vurgunculuk. * Boğ mak iş uş i. te nı mı p bohçası koltuğ almak nı una . ı luğ z tuğ itli boğ umlanma noktası * Ağ boş unda seslerin oluş u noktalarıher biri. ı z itli rayarak ses olarak çı . um mak. boğ ulma uş * Boğ ulmak işveya durumu. ıı lı boğ unuk * Kık. kması boğ umlanma bölgesi * Ağ boş unda seslerin oluş u çeş bölgelerden her biri. boğ ma uş boğ mak uş * Birbirinin boğ na sarı azı lmak. lan it bohçacı * Bohça içinde dokuma eş gezdirip satan kadı ya n. * Sınt ı kı .* Ciğ erlerden gelen havanı ağ ve burundaki çeş nokta ve bölgelerde engellemeye uğ n. boğ umlu boğ untu * Boğ olan.

bok canı olsun na * bılan. . * Güç durum. bok yemek düş mek * birinin bir iş karı e ş maması . çok berbat. bok yemenin Arapçası * yakıksı ğ büyüğ ş zlın ı ı ü. genellikle otçul memeli hayvanlarıgübrelerinde yaş ve bokla beslenen böcek n ayan (Geotrupes stercorarius). bok yoluna gitmek * yararsı gereksiz bir ş uğ yok olmak. bok böceğ i * Kıkanatlı n lardan. burnunu sokmaması gerekir. ş kı * (kaba konuş mada) Hor görülen. bok * Dı . her işkarı e e ş an. bohem hayatı * Baş yaş ş ı boş ayı . bok atmak * (birine) leke sürmek. boklama * Boklamak iş i. kötülüğ görülen ş kı ü eylere karşbir sövgü sözü olarak söylenir. bohçası koltuğ vermek nı una * kovmak. ine bohçası toplamak nı * eş nı yası toplamak. ey runa boka nispetle tezek amberdir * çok kötü bir ş yanı ondan daha az kötü olanı eyin nda. bok yedi baş ı * burnunu her işsokan. bok yemek * yakıksıbir iş ş z ı yapmak. ayı ı veya topluluk). a kan ey ntı bok üstün bok * çok kötü. eyi) bok karı rmak ş tı * bir işbozacak biçimde davranmak. berbat etmek. can sı ş ve onun ayrı ve pürüzleri. i bok püsür * hoşgitmeyen. i. z. iş son vermek. kara çalmak. ı bok etmek * (bir iş bir ş bozmak. bohem * Yarını ünmeden günü gününe tasası derbeder bir yaş şolan edebiyat ve sanat çevresinden (kimse nı düş z. tiksinilen.* kendi isteğ ayrı iyle lmak. güzel görünür.

pis. i) boklanma * Boklanmak durumu. bol .boklamak * (bir yeri veya bir iş Kötü bir duruma getirmek. boklu bokluk * Boku olan. ı tı * (nicelik bakı ndan) Olağ mı andan veya alılandan çok. yumruk oyuncusu. ş ı t karş tı * Özel bir cam içinde likör. dar karş . * Korindon. boktan * temelsiz. * Pislik. yararsı z. * Belirli kurallara uyularak yapı yumruk dövüş yumruk oyunu. eye bol * İ girecek ş boyutları daha büyük veya geniş çine eyin ndan olan. pislenmek. * Kötü durum. boku bokuna * boş boş yok yere. her ş öfkelenir olmak. derme çatma. boksör * Boks oynayan kimse. zı eye ı bokunda boncuk bulmak * birine hak etmediğhâlde çok değ vermek. boks boksit boksörlük * Boksörün işveya mesleğ i i. boku çı kmak * bir iş veya durum tatsı mak. boklanmak * Kötü bir duruma gelmek. lan ü. kı ı. mak boklaş mak * Kötü bir duruma girmek. i er bokunu çı karmak * bok etmek. meyve ve maden suyu karı rı hazı ş larak tı rlanan içki. zlaş bokun soyu (veya bok soyu) * kılan veya tiksinilen bir ş karşsövgü olarak söylenir. ş arap. bokuyla kavga etmek * çok sinirli ve geçimsiz olmak. u una. boklaş ma * Boklaş durumu.

ölçüsüz. çok. ndan bollanma * Bol duruma gelme. mak i bollaş mak * Bol durumda olmak. . bol bulamaç * Bol bol. nı p bol kepçe * Servis sı nda yiyeceğbol bol dağ rası i ı tma. bol paça * Geniş paçalı . sa n * Ağ ritmli bir İ ı r spanyol dansı . bol bolamat * Refah.bol bol * Fazla. bollanmak * Bol duruma gelmek. saçı apş . bolarmak * Bol duruma gelmek. k. * Bolarmak iş i veya durumu. pek çok. * Bollaş mak. zenginlik. * Bolalmak iş i veya durumu. bol doğ ramak * (parası) saçı savurmak. * Oldukça geniş . büyük miktarda. * Kı ve kolsuz kadıceketi. sıntı düş kı ya meden. çokça. * Bu dansımüziğ n i. * Cömert. nı bolalma bolalmak bolarma bolero boliçe Bolivyalı * Bolivya halkı olan. * Dökük. bol keseden * bol bol. geniş lemek. bollaş ma * Bollaş işveya durumu. ş al. eli açı zengin gönüllü. bolluk. * Yahudi kadı. bolca * Oldukça çok.

bollaşrmak tı * Bol duruma getirmek. türlü büyüklükte patlayı. sağ göz alı. li * Büyük fı veya varil. ş (öğ mı bomba gibi patlamak * öfkelenerek. bombalamak . bombacı * Bomba kullanan veya yapan kimse. komünistlik. ş . kalıdemirden kap.bollaşrma tı * Bollaşrmak iş tı i veya durumu. ı nı Bolş evik * Bolş eviklik yanlıkimse. bom bomba * Bir çeş kumar. eyin u * Her ş bol olduğ (yer). gösteriş lam. cı kı maddelerle doldurulmuş . it * Canlı cansıhedeflere atı içi yakı ve yıcı veya z lan. birdenbire ve yüksek sesle bağ p çağ ı rı ı rmak. bombalama * Bombalamak iş i. bollatma * Bol duruma getirme. bolluk * Bol olma durumu. n bomba * Yan yelkenlerin alt yakası gerip açmak için kullanı yatay seren. bollatmak * Bol duruma getirmek. çı * Bomba biçiminde. cı li. yüzyı ları doğ ve Lenin tarafı geliş l baş nda an ndan tirilen komünist hareket. geniş letmek. sı * Bolş eviklikle ilgili olan. nı lan bomba gibi * iyi. bolometre * Iş mölçer. Bolş evizm * Bolş eviklik. eyin u * Fazlalı k. * bir olay birdenbire ortaya çı karak herkesi ş ı aş rtmak. bombacı lı k * Bombacın işveya mesleğ nı i i. * Her ş bol olduğ zaman. Bolş eviklik * Rusya'da XX. cı ateş silâh. * iyi hazı rlanmı çok çalı ş renci).

turucu ve zehirli. nefesli çalgı n . bomba atmak.* Belli bir hedefe. bonbon. pistonlu. . bonboncu * Bonbon yapan veya satan kimse. bombe * Ş kin. bombalanma * Bombalanmak iş i. bir veya iki yık otsu bir bitki (Hyoscyamus llı * Çok boz. çoğ unlukla havadan. ş bonbon ş ekeri * Bkz. inde lan bombardon * Bandoda en kalısesi veren. klı ı bombesiz * Bombesi olmayan. bombok * Çok kötü. bomboz bon otu niger). kabarı tümsekli. bombeli * Ş kinliğ kabarı ğolan. iş i. bombardı etmek man * top ateşveya bomba ile bir yere saldı i rmak. bombalanmak * Bombalanmak iş konu olmak. * Patlı cangillerden. çok berbat. bonbon *Ş ş eker erbeti içinde kaynatı üzeri ş lı p ekerle kaplanmımeyve. ine bombalatma * Bombalatmak iş i. * Bombalama. kabarı k. * Ş kinlik. iş klı bombe bezi * Ayakkabı sayaların burun bölümlerine içten dikilen bir kumaş nı türü. tamamen boş . bombardı man * Topa tutma. bomboş * Büsbütün. * bir kimseyi ağ sözlerle paylamak. bombalatmak * Bombalamak iş yaptı ini rmak. ı r bombardı uçağ man ı * Bombalama iş kullanı uçak. hekimlikte kullanı uyuş lan. iş k.

lan lı * Kasaplıhayvanlarda karnıiçinde. vrı her it ak vb. boncuk fasulye * Bir tür iri taneli fasulye. lan. ter boncuk biçiminde yuvarlak taneler oluş ı . boncukçu * Boncuk yapan veya satan kimse. boncuklanmak * Gözyaş çiy. boncuklanı ş * Boncuklanmak işveya durumu. u boncuk boncuk * boncuk gibi yuvarlak taneler durumunda. tahta. li boncuksuz * Boncuğ olmayan. li . boncuklaş mak * Boncuk biçimini almak. çoğ yuvarlak ve renkli süs tanesi. i boncuklanma * Boncuklanmak iş i. taşsedef. boncuklaş ma * Boncuklaş iş mak i.bonbonculuk * Bonbon yapma veya satma iş i. boncuk * Cam. boncukçuluk * Boncukçunun işveya mesleğ i i. u bone bonfile * Düz veya kı mlı çeş yumuş kumaş maddeden yapı başk. delik. boncukla süslenmiş u . boncuk mavisi * Yeş çalan bir mavi. mak. plâstik gibi maddelerden yapı ortası . ile boncuk tutkalı * Boncuk biçiminde glüten tutkalı . boncuk gibi * küçücük (göz). boncuklu * Boncuğ olan. bel kemiğ iki yanı aş ı doğ uzanan ve yumuş ğ k n inin ndan ağ ya ru aklı ı dolayıyla beğ sı enilen et bölümü. bonfilelik * Bonfile yapmaya elveriş (et). boncukluk * Boncuk olmaya elveriş (nesne).

8 olan. mıbir * Yağ murlu. süresi dolmadan. bonkör bonkörlük * İ yüreklilik. yi * Eli açı cömert. ş iddetli. * İlenmemiştaşk. k. n. tabiatta bor asidi veya boratlar durumunda bulunan. borani * Bor (I). süs eş oyuncak vb. eli açı k. borak boraks boralı boran * Rüzgâr ş ek ve gök gürültüsü ile ortaya çı sağ yağlı olayı imş kan nak ı hava ş . sert. cömertlik. * Yoğ unlaş ş borik asitten türeyen sodyum tuzu. nda * Züppece giyiniş biçimi. bora bora gibi * çok sert. satı büyük mağ yası lan aza. çizgili pantolondan oluş erkek giysisi. an * İ yürekli.45 u olan basit element. ı yla kâğ dı bop * Poker oyununda. ndını ı p bonservis * Çalı ğyerden ayrı ş ı tı lı görevini iyi yaptını rken ğ belirtmek amacı birine verilen belge. sert rüzgârlı soğ havalı ve uk . Kı saltması B. ndan mur . eksiğ paraya çevirmek. yoğ sı ı ı rlı unluğ 2. lı (toprak). ekilmemiş ş . temiz iş ı. * Genellikle arkası yağ getiren sert ve geçici yel. oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar.bonjur * Günaydı n. öfkeli. atom ağ ğ10. ini bono kı rmak rdı * bir bonoyu. yi klı bonmarş e *İ çinde her türlü giyim. bono * Belirli bir sürenin sonunda. bor bor * Atom sayı 5. belirli bir paranı belirli bir kimseye ödeneceğ belirten senet. bopluk bopstil * Bop tutarı olma. * Uzun siyah ceketle. ine bono vermek * borç alı ğ gösteren vadeli senedi imzalayıteslim etmek. * Bu biçimde giyinen kimse.

borç para almak. borasit * Sert billûr veya yumuş beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı ak . borç * Ödenmesi gerekli para veya baş bir ş ka ey. vecibe. borç harç . borca batmak * çok borçlu olmak. borcunu bilmek * borcunu zamanı öder olmak. altı kalkı ndan lamayacak duruma gelmek. yumurtalı yoğ ve urtlu ı spanak veya benzeri sebze yemeğ i. borat borazan * Bor asidi ile bir oksidin birleş mesinden oluş tuz. * Birine karşbir ş yerine getirme. borazancı ı baş * Birçok borazancın başolan borazancı nı ı . borcunu kapatmak (veya borçtan kurtulmak) * borcunu ödeyip bitirmek. borca batmak. borazancı lı k * Borazancın iş nı i. an * Üfleyerek çalı perdesiz çalgı nan. ı eyi i. borca almak * veresiye almak. ey borç altı girmek na * borç para almak. borazancı * Borazan çalan kimse. borç etmek * borçlandı rmak. * Bu boruyu çalan kimse. nda borcunu bilmek (veya saymak) * bir ş yapmayı ey yerine getirilmesi gereken bir iş olarak değ erlendirmek. borca girmek * borçlanmak. gerekliğ yükümlülük. lâhana ve et veya krema konularak yapı sebze çorbası lan . borç borç almak * daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir ş almak. * Pancar. borç gı ı çı rtlağ na kmak * Bkz.* Pirinçli. . boru. borç bini aş mak * (borç) pek çok olmak.

na borçlanı lma * Borçlanı işveya durumu. borçluluk dengesi * Bir ülkenin belli bir tarihe kadar birikmiş ş dıborç ve alacakları gösteren durum veya belge. borç edilmek. benzi sararı r * borç kiş öldürmez.* Borçlanarak veya benzeri yollara baş vurarak. ş * Bir yüküm altı bulunan. borçlandı rmak * Borçlanması yol açmak. borçlu bulunmak (veya olmak) * borçlu duruma düş mek. ıı lını artı ey * Manevî bir yükümlülük altı girmek. lmak i borçlanı lmak * Borca girilmek. borç yemek * borçla geçinmek. i borçlu ölmez. borç yiğ kamçıdı idin sır * borç. borçlandılma rı * Borçlandılmak işveya durumu. borç yapmak * borç olarak almak. kiş daha çok çalı iyi ş maya zorlar. na borçlu * Borcu olan. ama aldı nıkarşğkesesinden çı kların nı kların ıı lı kacaktı r. borç almıolan. borç ödemekle (veya vermekle). ancak hasta edecek kadar üzer. i. iyi borçluluk * Borçlu olma durumu. aldı nıparası hemen vermez. borçlu duruma getirmek. borçlu çı kmak * görülen hesapta vereceğkalmak. borçlandı rma * Borçlandı iş rmak i. rı i borçlandılmak rı * Borçlanması yol açı na lmak. verecekli. nı . borçlanma * Borçlanmak iş istikraz. medyun. nda * Bir ş birinin yardı yla elde etmiş eyi mı olan. borçlanmak * Karş ğ sonra vermek ş yla birinden para veya bir ş almak. borç yiyen kesesinden yer * borçla alıveriş ş yapan. yol yürümekle tükenir * birden ödenmeyen bir borç azar azar verilerek ödenebilir.

* Dört köşyelkenlerin yan yakaları alt tarafa doğ bağ e na. borçsuzluk * Borçsuz olma durumu. . sedef görünümde bir madde. bordro * Bir hesabıayrı ları gösteren çizelge. rmı. borda etmek * yandan yanaş mak. ka bordo * Mora çalan kı zı rmı renk. borik borik asit Bornova misketi * Bir çeş üzüm.borçsuz * Borcu olmayan. beyaz. ru lanan halat. biri da) il lan borda hattı * Donanma gemilerinin bir sı ve paralel olarak gitmek için aldı durum. bordalamak * Gemiyle bir baş gemiye borda bordaya gelmek veya kazayla ona çarpmak. borikli borina *İ çinde borik asit bulunan. rada kları bordalama * Bordalamak iş i. am * Cilt kapağ ı ndaki kalıçizgiler. ş tortusu rengi. tuvalet ve mutfak gibi ı zeminlerde duvar döş slak emeleri arası konan motifli bir tür fayans. * (genellikle giyim kuş malzemesindeki) Kenar süsü. borçsuz harçsı z * Hiç borç yapmadan. geniş sa kollu bir üstlük. arap * Bu renkte olan. n ntı nı bordür * Kaldımları kenarları bulunan taş rı n nda lar. * Kuzey Afrika'da Berberîlerin giydikleri başklı lı . borda * Geminin veya kayın yanı ğ ı . n * Banyo. borda fenerleri * Gemilerde biri (solda) kı zı (sağ yeşolarak iki yanda yakı fenerler. k. kı . * Etkisi az. it bornoz * Banyodan çı karken kurulanmak için kullanı önden açı havludan yapı ş lan. asit borik. na * Bordan türeyen bir asit ve anhidrite verilen ad. lmıgiyecek. borda bordaya * yan yana.

uçları k. önem verilmeyecek ş değ ey il. alıp satı hisse senedi. boru çiçeğ igiller * Çan çiçeğ igiller. uzun ve dar silindir. erli ı t. borazan.borsa * Bazı tüccarlarıve özellikle sarraflarla değ kâğ ve tahvil alıveriş uğ anları alı satı ve n erli ı t ş iyle raş n m m değim amacı devlet denetimi altı iş iş yla nda yaptı yer. açı * Nefesle çalı perdesiz madenî çalgı nan . borş boru * Bir yerden baş bir yere sı veya gaz aktarmaya yarayan. boru ağ ı * Tesisatı turan borularıbütünü. kları borsa acentesi * Müş teriden aldı alıve satıemirlerini borsada yerine getirip karş ğ komisyon alan kimse. boru hattı * Borç (II). * Tatula. içi boş ka vı . boru bileziğ i * Soba boruların ek yerine geçirilen süslü çember. borsacı lı k * Borsacın işveya mesleğ nı i i. küçümsenecek. borsa simsarı * Müş ile borsa acenteleri arası aracı yapan kimse. an borsa kâğ ı dı * Borsada kayı. borsa değ eri * Borsada arz ve talebe göre oluş fiyat. lan . m m nı i borsacı * Değ kâğ para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse. oluş n boru askı sı * Her tür borunun ası nda kullanı lâma demiri veya çelik çemberlerden yapı askı lması lan. boru değ (veya boru mu bu?) il * azı msanacak. . nı boru çalmak * borazan öttürmek. kları ş ş ıı lında borsa cetveli * Borsada belirlenen fiyatları gösteren günlük bülten. teri nda lı k borsa tahtası * Borsada alı satı fiyatların ilân edildiğpano. boru çiçeğ i * Çan çiçeğ i. tlı nı lan borsa oyunu * Borsada oynanan hava oyunu.

karpuz tarlası . diş açma gibi iş lemler için borunun sıca bağ ğalet. p * Boru montajı çalı kimse. ı tı merkezlerine doğ gaz taş al ı nması amacı tesis edilen boru ş yla ebekesi. yetkisi olmak. boru gibi uzun su kabağ ı . kar ladı ı nı bos boslu bostan * Bkz. bostan kebabı * Patlı ve yeş can illikler ile kuğ inceliğ toprak tencerede piş u inin irilmesiyle yapı kebap. * Kavun ve karpuza verilen ortak ad. boy bos. nda ş an * Dağ larda yetiş kokulu. işyaramaz adam. lan bostan korkuluğ u . bostan bozuntusu * Korkak. boruk borulu borusu ötmek * sözü geçmek. çok öfkelenerek etrafa saldı zı rmak. boru kelepçesi * Boruyu duvara tespit etmekte kullanı gereç. çı ğyerden baş yere akı boru tesisatı ktı ı ka tan . * Kavun. e bostan dolabı * Sebze bahçesini sulamak için bir at bağ lanarak diklemesine dönen kovalarla kuyudan su çı karmaya yarayan dolap. boru kabağ ı * Boğ umsuz. borumsu * Boru biçiminde olan. lan boru mengenesi * Kesme. * Bkz.* Doğ gaz arı ünitesinden alı gazı bir veya daha fazla dağ m merkezlerine veya tüketim al tma nan n. payplayn. borusunu çalmak * çı sağ ğkimsenin davası gütmek. lan * Borusu olan. süpürge ve yakacak olarak kullanı bir ot türü. bostan bekçisi * Bostanı koruyan ve kollayan kimse. kı landı ı boru yolu * Petrolü. * Sebze bahçesi. borusu tutmak (veya üstünde) * (zenciler için) ağ köpürerek kriz geçirmek. borucu * Boru yapısatan kimse. boylu boslu. en. yüreksiz.

ları tı * Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. z boş ür böğ * Bkz. boş (veya boş gezmek veya gezinmek ta) * iş güçsüz dolaş siz mak. * Yapı iş lacak i olmayan. boş bakmak boş * amaçsı anlamsıve bilinçsizce bakmak. ey * İsiz. raş * Bostancın görevi. boş rakmak bı * bir yerde kimse oturmamak. z. li boş *İ çinde. ş * Bir iş yaramayan. ncalı eyi boş kmak çı * umduğ gerçekleş u memek. raş * Osmanlı tarihinde sarayıkorunması ve ş n na ehrin güvenliğ bakmakla görevli olan erlerden her biri. .* Kuş ürkütüp yaklaşrmamak için tarlaya dikilen kukla. boş ak dik durur baş * bilgisiz olan üstün görünmek için kası lı r. boş bulunmak * dikkatsiz ve dalgıbulunmak. boş p dolu tutmak (vurmak) atı * umutsuz olarak giriş bir işiyi sonuç vermek. böğ ür. sonuç vermemek. n * söylenmesi sakı olan bir ş söyleyivermek. boş kalmak. nı bostanlı k * Bostan olmaya elverişyer. * Verimsiz. bostancı lı k * Bostan iş leriyle uğ ma. m * iş bı siz rakmamak. boş rakmamak bı * (para. bostan patlı canı * Az çekirdekli. * Anlamsı z. e * Bilgisiz. ine bostancı ı ocağ * Bostancı n bağ oldukları ları lı ocak. yiyecek gibi ş eylerle) yardı etmek. boş kmamak çı * bir iş az da olsa. görev). iri ve yuvarlak bir patlı türü. * Görevlisi olmayan (iş . bir kazançla çı ten kmak. can bostancı * Bostan iş leriyle uğ an kimse. üstünde hiç kimse veya hiçbir ş bulunmayan. ilen . münhal.

biçimci inanma. boş küme * Hiçbir ögesi olmayan küme. z boş inanç * Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan. . dar. boş (veya olsun) ol * erkeğ karını amak için söylediğsöz. raşolmamak. in sı boş i boş olmak * evlilik birliğsona ermek. le raş * birinin yaptına karş k olarak bir harekette bulunmak. boş koymak * yoksun bı rakmak. boş konuş mamak * gerçekleri söylemek. batı l itikat. bilgisine dayanarak anlatmak. boş gezenin boş kalfası * iş güçsüz dolaş kimse. boş söz * Bir düş anlatmayan. sı i anma kâğ . verimsiz. boş gözlerle bakmak * anlamsıbakmak. siz boş dipsiz ambar kile * Bkz.boş dönmek * hiçbir ş elde edemeden geri gelmek. çalı siz ş mamak. ayrı isteyen kocanı karına gönderdiğboş eriat lmak n. * iş kalmak. işyaramayan ş e ekilde konuş ma. siz an boş gezmekten bedava çalı ş yeğ mak dir * çalı ş insanı mak tembellikten kurtarı r. boş lâf * Gereksiz. lsı boş ı kâğ dı * Eski ş hükümlerine göre. ı dı boş kalmak * kimse oturmamak. boş kafalı * akı z veya bilgisiz. boş durmamak * her zaman bir iş uğ mak. ey boş durmak * iş kalmak. dipsiz kile boş ambar. lâf olsun diye söylenmiş ünce söz. ğ ı ı lı boş mek düş * (kadı ş hükümlerine göre kocası ayrı n) eriat ndan lmak. mahrum etmek. boş oturmak * hiçbir iş uğ ı i. boş i anmak.

boş torba ile at tutulmaz * çı veya karş k gösterilmeden bir kimse bir yere bağ kar ı lı lanmaz. rahatlama. boş almak * Boş duruma gelmek. olumlu bir sonuca ulaş e amamak. açı lmak. ey * Dı ya akmak. boş m alı * Boş almak iş deş i. nı boş çı a kmak * (umut. içinde bir ş kalmamak. altı boş lma altı * Boş lmak işveya durumu. ya * (motorlu araçlarda) vites kolunu vitesten kurtarmak. boş gitmek a * (harcanan emek. altı i boş lmak altı * Boş altmak iş konu olmak. ş arı * Gevş emek. dökülmek. boş yerine vurmak * böğ ürlerine vurmak. ine boş m altı . boş vermek * aldı rmamak. gerçekleş memek. boş yere * Boş una. boş alma * Boş almak iş inhilâl. deş olmak. düş gibi ş ünce eyler) sonuç vermemek. ndan boş altaç boş altı * Bir kabıiçindeki havayı altmaya yarayan araç. ş arak ş ı boş almak a * askı almak. inhilâl etmek. boş zaman * Çalı geçirilen saatler dında kalan süre. i. sıntını kı sı birine anlatarak ferahlamak. arj * (hayvan) Bağ ı kurtulmak. para) hiçbir iş yaramamak. boş çı a karmak * olumlu bir sonuç alı nması engellemek. arj. * Elektrik yükünün baş bir iletkene geçiş ka i veya sı düş fı ra mesi. boş koysan dolmaz. rölântiye almak. hava boş n boş altma makinesi. * Derdini. kı ı sı ndında ı boş vermek a * boş geçirmek. * Boş m. * Derdini birine açarak ferahlama. doluya koysan almaz a * içinden çılamayan güç bir durum karş nda kalı ğ söylenir.

* Boş altmak iş i. andı i boş rmak andı * Boş anması sağ nı lamak. * (karı kocayı stekleri üzerine kanunlara uyarak ayı ile )İ rmak. boş altma * Boş altmak iş i. koş takı ndan veya bağ ı um mı ı kurtulmak. * Eş lerden birinin boş anma ilâmı alması evlilik birliğ son bulması yla inin . * (baskı nda gergin duran bir ş Birden ve hı kurtulmak. ifrağ ları ş arı lması . boş ama * Boş amak iş i. boş anma davası * Eş lerden birinin evlilik birliğ son verecek kararı etmek için açtı dava. sümük gibi n salgı n vücuttan dı atı . * Sindirimden sonra bağ ı rsaklarda kalan posanı idrar torbası n. ine elde ğ ı boş anma ilâmı * Mahkemenin boş anmayı kesin hükme bağ ğ belirterek verdiğresmî belge. boş anma * Boş anmak iş i. * Derdini dökmek. açmak. yakı nmaları anlatmak. ladını ı i boş anmak * (karı koca) Mahkeme kararı birbirinden ayrı ve ile lmak. * Sı lmak kurtulmak. * (hayvan) Başğ lından. nı * Çok ağ lamak. * Gevş etmek. ı nı boş rma andı * Boş rmak işveya durumu. ndan * Birdenbire ve bol bol akmak. * Karı ile arası sı ndaki nikâh bağ bozmak. nı rmağ boş altmak * Boş duruma getirmek. * Bir silâhta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. boş m organı altı * Vücuttan dı atı ş arı lması gereken maddeleri toplayı boş p altan organ. altı ey) zla * (kapalı yerde bulunan insanlar) Birden dı çı bir ş kmak. yrı boş atma * Boş atmak iş i. boş altma havzası * Suları ı a veya göle veren yerlerin bütünü. * Dökmek. * Kusmak. tükürük. boş amak * Kanunlara göre iki eş iliş . . boş atmak * Boş amak iş yaptı ini rmak. ndaki idrarı ve ter. boca etmek. * Sistemlerin çalı ş abilmesi için sürekli olarak gereken boş altma iş lemleri. arı * Dertlerini. aile kisini kesmek.

vakum.boş rma attı * Boş iş yaptı atma ini rtma. kopukluk. i. beyhude. boş altaç. Boş nak * Bosna halkı veya bu halk ısoyundan olan kimse. boş lama * Boş lamak iş ihmal. * İ göstermemek. ablak yüzlü güzel. yararsıyere. boğ boş azlıetmek boğ k * gereksiz. ihmal etmek. sı r saklayamayan. an boş azlı boğ k * Boş az olma durumu. * Eksiklik. boş luklu serpme * Zı mpara üretiminde tanecikler arası %50 boş kalacak biçimde düzenlenen tane yapı rma iş nda luk ş tı lemi. yoksunluk duygusu. boş rmak attı * Boş iş yaptı atma ini rtmak. nak boş gezmek ta * iş olmak. yersiz. * Yerli yersiz konuş (kimse). çukur. nafile. boş az boğ * Saklanması gereken ş eyleri söyleyiveren. * Boş geçen süre. ş * Kesinti. kapanmamıyer. düş üncesiz konuş mak. siz boş kalmak ta * iş kalmak. geveze. Boş naklarla ilgili olan. ndan n * Boş naklara özgü olan. ayan nı ğ ı Boş k naklı * Boş olma durumu. siz boş boş u una * Gereksiz yere. al yanaklı saçlı . boş una * gereksiz. boş z yere. . Boş güzeli nak * Sarı . * Yetersizlik. Boş nakça * Çoğ unlukla Bosna-Hersek Cumhuriyet'inde yaş Bosna Müslümanların kullandı dil. *İ çinde hiçbir cisim bulunmayan uzay. boş una. lgi boş luk * Oyuk. boş lamak * Bı rakmak. boş tulumbası luk * Bkz.

z * Küçük gemi. * Bir yüzeyde. boylanmak. lmıküçük sandal. botanikçi boy * Bitki bilimci. sı mı * Geçerlilik. yararsıyere. boy aynası *İ nsanı bütünüyle gösteren büyük ayna. * Yol. geliş mek. dinlenme ve gezme amacı halka açı yla k geniş alan. deniz kısı yı. k. bot botanik botanik bahçesi * Otsu veya çalı bitkilerin yetiş türü tirildiğve incelemelerinin yapı ğhalka açıbahçe. klân. için * Süre.boş una bot * Boş yere. itli . * Destan. ataerkil anlayı uygulayan geleneksel topluluk. boy atmak * boyu uzamak. boy bos yerinde * uzun ve biçimli. kapalı ayakkabı . * Uzun konçlu. ı tı * Uzunluk. ş ı boy abdesti * İ dininin gerekli bulduğ durumlarda ve biçimde yı p abdest alma. boy * Ortak bir atadan türediklerine. * Kumaş ölçü. beyhude. boylanmak. * Bir ş tabanı en yüksek noktası ndaki uzaklı eyin ile arası k. değ er. tevekkeli. nafile. kabile. boy boy * Çeş büyüklük ve nitelikte. nebatat. i ldı ı k botanik parkı * Otsu ve çalı bitkiler ve değik ağ türleri ile düzenlenmiş türü iş aç . toplumsal ve ğ ı una ekonomik iliş kilerini anaerkil. en sayı iki kenar arası lan ndaki uzaklı en karş . gereksiz. * Ağ plâstik veya kauçuktan yapı ş aç. ı rmak. birbirleriyle kan akrabalı bulunduğ inanarak evlenmeyen. * Uzaklı k. gusül. boy beyi boy bos * Boyun en saygı ve lider kimliğ sahip kiş n ine isi. * Vücudun yapı bakı ndan biçimi. * Bitki bilimi. slâm u kanı boy almak (veya sürmek) * boyu uzamak.

boya vurmak (veya çekmek. boy vermek * (su) insan boyunu aş kadar derin olmak. * Yazmak için kullanı mürekkep. boya kullanmak * boyanmak.50 cm uzunluğ e unda menteş e. acak * suya dalarak boyu ile suyun derinliğ ölçmek. boya tabakası *Ş ablonlarısulu kenar kapatısı kaplanması n cı ile . sarı beyaz renkli. boy pos * Bkz. uzamak. ş yanı lan * Renk. dıetkilerden korumak için eş n üzerine sürülen veya içine katı renkli madde. lan iş boya kökü * Bitki köklerinden elde edilen tabiî boya. * gösteriş yapmak. (su) insan boyunu geçmemek. ini * büyümek. lan boya tutmak * (boyanan nesne) iyi boyanı r olmak. boya kalemi * Resim yapmak için kullanı değik renkli kalem. boy otu * Baklagillerden. boy menteş e * Düz yaprak menteşbenzeri 1. boya kutusu * İ çeş renkli kalemleri ve fı çine itli rçaları koymaya yarayan kutu.boy göstermek * görünmek. makyaj yapmak. boy bos. boy ölçüş mek * yarı ş mak. boya tabancası * Sı boyayı vı püskürtmek için kullanı alet. ğ boya * Renk vermek. lan * Aldatı görünüş cı . boya çekmek * boyuna büyümek. boy vermemek * sıolmak. boyacı .75-3. kurutulan tohumları veya çemen yapı nda kullanı bir mı lan bitki (Trigonella faenum-graecum). sürmek) * boyamak. çiçekleri mavi. boya fı rçası * Boya sürmek veya resim yapmak için kullanı değik tür ve ölçülerde fı lan iş rça.

lı meslek edinen kimse. * (kadıiçin) Yüzünü çok boyamıolan. boyalı * Boya sürülmüşboyanmıveya boyaya batılmı . * Boyama iş boyacı ı ini. rarak * Ağ söz söylemek. boyama kazanı * Örgü yünlerinin veya ipliklerin boyanma iş leminin yapı ğbüyük tekne. ı boyahane * Boya iş yapı yer. kadı boyacı sandı ğ ı * Ayakkabı boyacı nıboya. boyalanma * Boyalanmak durumu. ğ * Boya satı dükkân. aş ı ı r ağ lamak. leri lan boyalama * Boyalamak iş i. kupon veya çekiliş rafa ve lerle armağ dağ bası an ı tan n. fı cilâ gibi gereçlerini koydukları müş ların rça. boyalanmak * Boya sürülmek. ve terinin ayağ basıayakkabını ı nı p sı boyattı. makyajlı n ş . * Renkli. ldı ı boyama kitabı * Küçükleri eğ nitelikte içinde boyanacak resimler bulunan kitap.* Boya satan kimse. boyacı lı k * Boya yapma veya satma iş i. boyana * Boyna. * Boyacın yaptı iş nı ğ . lan boyacı küpü * Bir iş kolayca ve çabucak yapı in lamayacağ anlatmak için boyacı ı nı küpü mü bu? boyacı küpü değ ki il (hemen daldıp çı n) gibi deyimlerde kullanı rı karası lı r. * Renkli yazma veya mendil. boyanma . itici boyamak * Boya sürerek veya boyaya batı renk vermek. omuza ası taş ğ ı larak ı nabilir bir çeş küçük sandı it k. boyalamak * Geliş igüzel boya sürmek. boyalı n bası * Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğ yazı haberden çok yer veren. boyacı küpüne girmiş gibi * çok boyalı n. * Rengi boya ile sonradan verilmiş olan. ş rı ş . boyama * Boyamak iş i.

boyası z * Boya sürülmemiş . yüzüne boya sürmek. al * Hücre öz suyu içinde eriyik durumunda bulunan renkli madde. * (kadıiçin) Yüzünü boyamamıolan. boya sürdürmek. boyanmak * Boyamak işyapı i lmak. boyar madde. boydan boya * Bir uçtan öbür uca kadar. boyatmak * Boyamak iş yaptı ini rmak. ş ı alma. mı boydaşk lı * Boydaş olma durumu. * Renksiz. * Boy bakı ndan. Rusya'da soylulara verilen unvan. * Bekâr. Transilvanya'da. boya sürdürülmek. boyatı lmak * Boyamak işyaptılmak. i boyca boydak * Yükü olmayan yaya. boyası k zlı * Boyasıolma durumu. i rı boyatma * Boyatmak iş i. . z. * Akran. boyası atmak * boyası solmak. i boyar madde * Bazı ortamlarda çözünerek ortama belli renk veren doğ veya yapay renkli madde. yalnı serbest. makyaj yapmak.* Boyanmak iş i. z boyatı lma * Boyatı iş lma i. * Tuna bölgesinde. * Boya veya renkli bir ş sürülmek. boydaş * Aynı boyda olan. boyayı cı * Boyama özelliğolan. boykot * Bir iş bir davranı yapmama kararı i. * Kendi kendini boyamak. makyajsı n ş z. ey boyar boyar * Boyama özelliğolan madde.

* Batmak. mak kiyi boykot etmek * bir iş bir davranı yapmama kararı i. boykotçu * Boykot yapan veya boykota katı kimse. boylanma * Boylanmak iş i. ş ı almak. boyu uzunluğ i unca. * Destan söylemek. çı kmak. boylu boslu * Uzun boylu. bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaş için her türlü iliş kesme. boyler boylu * Kalorifer kazanın sı ğ nı caklından yararlanarak. gösteriş ı li. lan boykotçuluk * Boykot yapma iş i. * Düş mek. boylu poslu * Bkz. boylanı ş * Boylanmak iş i veya biçimi. boylaması na * Boyu doğ rultusunda. yakıklı ş . içindeki suyun ıtı ı sı lması lanan depo. kı sa . sağ * Boyu olan. boylanmak * Boyu uzamak. boykotaj * Boykot etmek iş i. * Yükselmek.* Bir kimse. değ boylama * Boylamak iş i. boylu boyunca * Boyu uzanabildiğkadar. boyluca boyna * Uzun boylu gibi olan. anlatmak. * Sandalı çtan yürüten kı kürek. * Boyu benzerlerinden uzun olan. boylam * Yeryüzündeki herhangi bir noktanımeridyen dairesiyle baş ç olarak alı Greenwich gözlem evinin n langı nan meridyen dairesi arası ndaki açı eri. boylamak *İ stemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. boylu boslu. tul.

tı n ı nda rnaksı maddeden. boynunu uzatmak * her ş her cezaya razı eye. lını ğ boynunu kı rmak * çekip gitmek. boynu bükük * Üzgün. bir iş i ister istemez kabul etmek. gebersin. karştarafıgücünü kabul etmek. kılmı kimsesiz. kı k veya çatallı bir vrı korunma organı . hacamat etmek. olmak. boynuz dikmek * (kadı baş erkekle iliş kurarak kocası aldatmak. zimmetine geçirmek. ı boynu kı ince olmak ldan * haksıolduğ anlaş ğ verilecek her cezaya razı z u ı ı ldında olmak. boynu armut sapı dönmek na * çok zayı flamak. sı boynu eğ ri * herhangi bir sebeple birine karşdirenecek veya söz söyleyecek durumda olmayan. eyi boynunda kalmak * bir sözü iletmediğveya birine ödenecek parayı i ödemediğiçin üzerinde borç kalmak. kı boynu altı kalsı nda n! * ölsün. zavallı m . n) ka ki nı boynuz eğ mek * istemeyerek uymak. ndıcı * bir durumu.boyna etmek * sandalı çtan tek kürekle yürütmek. çaresiz bir durumda kalmak. acı rı ş . i boynunu bükmek * acı rı. boynuz çekmek * boynuz kullanarak kan çekmek. ı n boynuz isterken kulaktan olmak . * Bu organdan yapı ş lmı . * Kurş borudan kol alma iş un leminde kullanı demirden yapı ş lan lmıalet. boynu eğ ri * Asmaları yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ n zararlı. boynunu vurmak * baş keserek öldürmek. ı nı boynuz * Bazı hayvanlarıbaş bulunan. uzun. nacak ve yardı bekler durumda. boynuna * üstüne. * (bitki için) canlı ı yitirmek. eyi boynuna geçirmek * bir ş kendine mal etmek. boynuna almak * bir ş borç veya ödev olarak üzerine almak.

* daha iyisini. boynuzsuz * Boynuzu olmayan. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan boynuz kulağgeçmek ı * bir konuda daha sonra yetiş enler yetenek bakı ndan eskileri geçmek. * Boynuz batılmak. mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. * (erkek için) Karı veya bir kadı yakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boyu (bosu) devrilsin (veya devrilesi) * "ölsün" anlamı ilenç sözü. boynuz gibi. boynuzluteke * Kıkanatlı n lardan. boynuzlama * Boynuzlamak iş i. boynuzlu * Boynuzu olan (hayvan). nda ayan boynuzsu * Boynuza benzer. boynuzlaş ma * Boynuzlaş işveya durumu. mak i boynuzlaş mak * Boynuz durumuna girmek. nda . boynuzlamak * (hayvan) Boynuzu ile vurmak. boynuzlatmak * Erkek. süsmek. boynuzlanmak * Boynuzu çı kmak. boysuz * Boyu benzerleri arası kı olan. nda sa boyu * (bir isim tamlaması tamlanan olduğ nda unda) süresince. n nı ka boynuzlanma * Boynuzlanmak iş i veya biçimi. omurgalı n memeliler sıfı ları nı . * (kadıiçin) Kocası baş bir erkekle aldatmak. kurtçuğ meş ağ u e açları yaş bir böcek (Carambyx). sın n nları ine * Troleybüs. karıveya bir kadıyakı tarafı aldatı sı n nı ndan lmak. boynuzlugiller * Keçi. * Karınıveya kadıyakı ndan birinin iffetsizliğ göz yuman (erkek).olmak. koyun. boynuzlatma * Boynuzlatmak iş i. mı boynuz takmak (veya takı nmak. taktı rmak) * (koca) karı baş bir erkekle iliş kurarak aldatı sı ka ki lmak. sır ve antilopları ğ ı içine alan. içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan. boyunca. boynuz yarası rı almak.

na. nda boyun borcu * Yapı lması gereken ödev. boyun kesmek * baş eğ ı mek. nı boyun kı rmak * saygı duyulan bir kimse karş nda. ayakta iken başöne bükmek. katlanmak. * (bo'yuna) Ara vermeden. vecibe. * Dağ rtları geçmeye elveriş alçak yer. boyu bacadan mı tı aş? * daha evlenecek yaş değ ta il. boyun bükmek * Bkz. ü boyunca çocuğ olmak u * yetiş çocuğ olmak. u * Sürdüğ zaman kadar.boyu (veya boyuna. ı sı ı boyun olmak * kefil olmak. kin u boyunduruğ atmak (veya almak) a * (güreş hasmıbaş koltuk altı alıboynuna kol dolamak. enlice kumaş parçası . boyun vermek * buyruk altı girmek. zı boyuna bosuna bakmadan * fizik yapını gereğ geliş sın ince memiş olması göz önünde bulundurmadan. güğ gibi kapları veya vida. boyun eğ mek * isteyerek veya istemeyerek uymak. boyu boyuna. durmaksın. cı gibi araçları dar olan üst bölümü. altı . boynunu bükmek. boyunca) beraber * kendi boyu kadar. boyun * Gövdenin baş omuz arası kalan bölgesi. uzunlaması tulânî. la nda * Ş e. na boyuna * Ene dik olarak. süresince. boyunca. sı nda li boyun bağ ı * Gömlek yakasın altı geçirilip süs olarak bağ nı ndan lanan uzun. huyu huyuna * karı veya arkadaş arası her bakı koca lar nda mdan uygunluk olması gerekir. te) n ı nı na p boyunduruğ vurmak a * baskı na almak. iş üm n vata n * Sorumluluk. kravat. boyun bir karıuzadı ş * gereğolmayan o iş i i yapmakla sanki yükseldin anlamı söylenir. nı boyunca * Boyu veya uzunluğ kadar.

rmak. sı boyunun ölçüsünü almak * kendi yetersizliğ beceriksizliğ anlamak.boyunduruk * Çift süren veya arabaya koş hayvanları birlikte yürümelerini sağ ulan n lamak için boyunları geçirilen bir na tür ağ çember. mı * Nitelik. geniş ve lik derinlikten her biri. . nan rultudan uzunluk. * Boyutu olamayan. * Açı lmamı sürülmemiş ş . boyunlu * Boynu olan. aç * Zulüm ve zorbalıbaskı. boyunluk * Boyuna sarı ş boyun sargı. boyunduruk altı girmek na * baş nıbaskı altı kalmak. i iş boyunlandı rmak * Kapsam kazandı rmak. boz yel * Boyutu olan. esaret. ini i nlı ı boyut * Bir cismin herhangi bir yöndeki uzanı . boyutlandı rma * Boyutlandı iş rmak i. te n ı nı na p * Kapı pencere gibi açı klarıüzerine konulan ağ taş veya klı n aç. ini. içerik. kaynatanı gelinin ayrı ğyerin delikanlı na ka n. beklediğyakı ğgörememek. veya beton kirişlento. * Mengenenin üst yanı ndaki kemer biçimli bölüm. k * Bu renkte olan. lik. geniş kapsam kazanmak. boz madde * Sinir hücrelerinden oluş beyinde dı omurilikte iç tabaka. . * Doğ ruları yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alı üç doğ n. an. boyutlu boyutsuz boz * Açıtoprak rengi. geniş kapsam ve içerik kazandı lik. buut. k sı * Güreş hasmı baş koltuk altı alıboynuna kol dolama oyunu. boyut kazanmak * yeni bir durum. ş . kasın sı nda boyunduruk parası * Bir mahalleden veya köyden baş yere gelin götürülürken. lik. geniş kapsam. ldı ı ları verdiğbahş. lan ey. * Durum. (toprak). boz bulanı k * Çok bulanı k. boyut katmak * baş veya yeni bir görüş sı ka açı vermek.

lı k bozdoğ an * Bir doğ türü (Falco aesalon). bozdurmak * Bozmak iş yaptı ini rmak. bozacı lı k * Boza yapma veya satma iş i. bozacı * Boza yapan veya satan kimse. iş bozayı * Tehlikeli bir cins ayı . bozum olmak. ş . i bozdurtmak * Bozdurmak. boza olmak * utanmak. bozahane * Boza yapı yer. an * Yeniçeriler tarafı kullanı ve atlarıeyerlerinde asıduran altı ndan lan n lı toplu gürz. mır. boz renkli ardıkuş (Turdus pil ris). rengini atmak. ham tarla. * İlenmemişçalı toprak. bozdurulma * Bozdurulmak iş i veya durumu. bozdurma * Bozdurmak iş i. darı sı buğ gibi tahı n hamurunun ekş . bozdurtma * Bozdurtmak işveya durumu. ş * Bozarmak iş i veya durumu. boza * Arpa. ç u bozca * Rengi boza çalan.* Lodos. bozdur bozdur harca * çok az olan ş için alay olarak kullanı eyler lı r. bozarmak * Rengi boz olmak. bozdurulmak . lan bozarı k bozarma * Bozarmıolan. renk değtirmek. day lları itilmesiyle yapı koyuca. boza gibi * (sılar için) koyu ve bulanı vı k. bozbakkal * Karatavukgillerden. tatlı mayhoş lan veya içecek.

lan. hezimet. * Bu ezgiyle söylenen. bozlama bozlamak * (deve) Bağ ı rmak. * Çı k koparmak. * Bu durumda bulunan. çökmüş lgı . konusu acı türküler. bozgunluk * Bozgun. ı * Yenilen bir ordunun. güç vb. ğ lı bozma * Bozmak iş i. dağ an ı lmak. cak lı iklimlerde geniş man alanlara yayı ağ z doğ bölge. bozmacı * Eski ş eyleri alıbozarak parça parça satan kimse. yı n. bozkı ma rlaş * Bozkı mak iş rlaş i veya durumu. düzen bağ yitirerek asker onurunun gerektirdiğbütün bağ bozması ı nı i ları . hezimete uğ ramak. * Morali bozulmuş . n bozkı r * Kurakçı l otsu bitkilerden oluş sı ve ı an. açsı al bozkıkedisi r * Genellikle bozkı rlarda yaş yabanî kedi (Otocolobus manul). nda bozlak * Orta ve Güney Anadolu'nun birçok bölgelerinde bir türkü ezgisi. bozkı mak rlaş * Bozkı r durumuna gelmek.). bozguncu * Bozgunluk yaratan (kimse. ayan bozkıkoyunu r * Asya koyunu (Ovis vignei). * Bozgun olanı durumu. bozkıtavuğ r u * Bağ ı rtlak. bozgunculuk * Bozguncuya yakır davranı ş ı ş . step. klı * Bozlamak eylemi.* Bozmak işyaptılmak. ı nda en bozgun * Bir toplulukta karş klı ı güvenin bozulması beliren karıklı lı ile ş k. bozguna uğ ramak (veya vermek) * yenilip periş olmak. p . * Biçimi ve kullanı ı iş lı değtirilmiş ş . bozkurt * Birçok Türk destanı yer alan kutsal hayvan. i rı bozgeven * Yurdumuzda Erciyes dağ yetiş bir geven türü (Astragalus microcephalus).

k. bozuk düzen * Düzensiz. * Madenî. yenmek. . bozuk para gibi harcamak * değ düş erini ürecek biçimde bir kimseden yararlanmaya kalkı ş mak. bozuk gibi. eyin ş tı * Dokunmak. düzeni bozuk olan. ufaklı bozuk para. k. * Bozuk olma durumu. * Bir paranı ufak birimlere ayrı ş n lmıdurumu. * Bozulmuş olan. ufaklı bozuk. bozuk. * Kı n. * (bir organ) Görevini yapamaz duruma gelmiş . * İ ve değ niteliğ yitirmek. erli * Kötümser. zlına ı * Aklı yitirecek derecede bir ş düş olmak. bozrak bozuk * Rengi boza çalan. sıntı zgı kı lı . bir ş düzenini karı rmak. bozguna uğ ramak. yenilemeyecek duruma gelmek. nı * Bağ veya bostanıson ürününü toplamak. ine * (yiyecek için) Kokmak. ndan bozuk çalmak * canıkı ş sılmı yüzü ası ş . küçük değ para. * Dağ ı lmak. karık. bağ lamadan biraz büyük ve meydan sazı küçük dokuz telli bir saz. huzursuz. ş ı * Türk halk müziğ inde. n * Kı ğ zarar vermek. * Kötü duruma getirmek. * Büyük parayı birimlere ayı ufak rmak. * Bir yerin. bozuk para * Ufak birimlere ayrı ş lmıpara. yi erli ini * Bir ş kı eye zmak.bozmak * Bir ş kendisinden beklenilen iş eyi i yapamayacak duruma getirmek. * Sağğ yitirip zayı lını ı flamak. lûp * Altı paraya çevirmek. mağ etmek. bozukça bozukluk * Biraz. ekş imek. bozuk bozulma bozulmak * Bozmak iş konu olmak. bozördek * Tatlı sularda bulunan bir tür ördek. * Bozulmak iş i. bozdurmak. * Bir kimseyi beklemediğbir davranıkarş nda bı i ş ı sı rakarak veya sözünü yalana çı kararak küçük düş ürmek. dağ ı tmak. nı eye kün * Biçimini ve kullanıı değtirmek. gergin. lmıolmak. * Bozguna uğ ratmak. lını iş ş * Bı rakmak. zarar vermek. içerlemek. * Geçersiz bir duruma getirmek.

inde sı böbrek yağ ı * Kasaplıhayvanları böbreklerinin çevresinde oluş yağ k n an . lik. yenilmiş k. olan. bozuntuya vermemek * bir kimsenin hoş gitmeyen bir durumunda fark etmemiş davranmak. z lan böbrek biri. utanacak duruma düş mek. böbreksi * Böbrek biçiminde olan. bozum olmak * utanmak. bir eyin * Kendinde bulunması gereken nitelikleri taş ı mayan kimse veya ş ey. böbrek üstü bezi * Böbreklerin üstünde bulunan. açı bozuş uk * Araları lmı bozulmuş açı ş . bozuş ukluk * Bozuk durumda. idrar salan. böbrek taş ı * Böbreklerde oluş taş an . mahcup etmek. karşklı ı bozulma içinde. böbür * Kandaki zararlı maddeleri süzen. i bozum * Bozulmak iş utangaçlı mahçupluk. döküntü. lı bozyürük * Üstü hafif benekli. hormon niteliğ salgı olan bez (II). mahcup olmak. i. omurganısağ sol yanı bulunan çift organlardan her n ve nda . k. bozumca bozuntu * Kurş renginde iri bir kertenkele.bozuluş * Bozulmak işveya biçimi. bozum etmek * utandı rmak. bozum havası * Utangaçlı mahcupluk. un * Bozulmuş ş kalan bölümleri. ı u n sa. kuyruğ kalıve kı zehirsiz ve zararsıbir yı (Eryx). başküçük. a gibi bozuş ma * Bozuş iş mak i. * Ş kı ğ düş aş nlı a me. bozuntuya uğ ramak * ş kı ğ kapı aş nlı a lmak. bozuş mak * Araları lmak.

uzunluğ 30-40 cm kadar olan. böcekçiller * Omurgalı hayvanlardan memeliler sıfı giren. böbürtü böce böcek * Eklem bacaklı n. böcek gibi * ufak tefek ve esmer (çocuk). rtı ş n ı klara *İ stakoza benzer. altı ları bacaklı u kanatlı vücutları . sı ülkelerde yaş cak ayan. . yı cı rtı hayvan (Hyrax syriensis). böcek kabuğ u * Mor ile yeş arası ve metal parlaklında olan renk. böbürlenme * Böbürlenmek iş i. * Böcü. böbürlenmek * çok böbürlenmek. il nda ğ ı * Bu renkte olan. ta böcekçil * Böcek yiyen. entomolojist. sindirmeye elveriş olan bitkilerin ortak li adı . böcekle beslenen (hayvan veya bitki). böcek çı karmak * ipek böceğyetiş i tirmek. n muş hayvan sıfı ere. çoğ ve baş üs. göğ karıolarak eklemlerden oluş . haş * Kelebek. böceklenme * Böceklenmek iş i. nına ayan mı böcekhane * Böceklik. böcek bilimci * Böcek bilimi uzmanı . böcek yiyen. kı kı . yenilen bir deniz hayvanı sa skaçlı . derisi benekli. nı. * Böbürlenme. karada yaş hayvanlar takı . böcekkapan * Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya. * Böbürlenme.* Memelilerden. yaş ş ve ı k cı . kurt ve tılıdında kalan küçük hayvancı verilen ad. böbürlenmek * Övünerek kabarmak. böcek bilimi * Böceklerin yapını ayını hastalıyapı niteliklerini inceleyen bilim dalı sı. böcekbaş ı * Osmanlımparatorluğ İ unda zabı görevlisi. sarı u renkli. böceklenmek *İ çinde veya üstünde böcek üremek. entomoloji. kurulmak. kibir.

zehirli bir örümcek türü. böğ ürtlenlik * Böğ ürtlen çalı nı çok olduğ yer. l) böcü * Kurt. manda. böceklenmiş . böcekhane. bahçe çitlerinde. * (insan) Anlaş ı bir biçimde yüksek sesle bağ lmaz ı rmak. böğ böğ üre üre * Bağ ı rarak. * Çocukları korkutmak için söylenen ve hayalet. böğ ürmek * (öküz. yol kenarları kendiliğ nda inden yetiş dikenli ve çok yık bir çalı en llı . böcekli böceklik *İ çinde veya üstünde böcek bulunan. * Böcek. böğ ür * İ ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arası nsan ndaki bölümü. böceksavar * Evdeki zararlı böcekleri savıöldürmekte kullanı ve ilâç püskürten sprey. deve) Bağ ı rmak.böcekler * Vücutları . böğ * Yan taraf. birer. p lan böceksiz *İ çinde böcek bulunmayan. * İ böceğyetiş pek i tirilen yer. böcelenme * Böcelenmek iş i veya durumu. hortlak vb. gibi hayalî bir varlı verilen ad. ğ a böcül böcül * Gözlerini iki yana oynatarak (bakmak). diken dutu (Rubus caesus). böğ ürme * Böğ ürmek iş i. boş ür. soluk sarı renkli. böğ ürtlen * Gülgillerden. ların u böğ ürtme * Böğ ürtmek iş i. kanatları er. böğ ürtmek * Böğ ürtmek iş yaptı ini rmak. ayakları ağ ikiş yla ı z parçaları çift olan eklem bacaklı sıfı üçer lar nı. * Bu bitkinin önce kı zı olgunlaş kararan mayhoş rmı iken ı nca yemiş i. böcelenmek * (tahı Böceklenmek. göğ ve karıolarak üç bölgeye ayrı duyargaları baş üs n lan. böğ ürtü . böğ * Eklem bacaklı lardan.

iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğ veya üzerinde yaş nı idarî e. rma. i rı bölen * Bir bölme iş leminde bölünen sayın kaç eş parçaya ayrı ğ gösteren sayı nı it ldını ı . ara kapı kapanı arı n veya hasarı nı n lar nca zanı n yayı nı lması önlemek için kullanı birbirlerinden ayrı ş lan lmıyerler. birinci olan (kimse). * Büyük bir yeri. ine ayan insanlarıaynı n soydan gelmiş olmaları göre belirlenen toprak parçası ntı na . i. * Ulusal veya uluslar arası yarı bir ş mada ilk dereceyi alan. n aç lan bölme iş areti * Bölme iş leminin yapı ı ifade eden bölü "/" iş lacağ nı areti. için ş ma bölgesel bölme * Bölge ile ilgili veya bir bölgeye özgü olan. * Böke olma durumu.* Böğ ürme sesi. böldürmek * Bölmek işyaptılmak. * Vücut yüzeyinde sırları herhangi bir bölüm. böğ ürüş * Böğ ürmek iş i veya biçimi. nı belli bölgeci * Belli bir bölgenin çı karları çalı (kimse). ş ampiyon. ş ampiyonluk. için ş an bölgecilik * Belli bir bölgenin çı karları çalı durumu. taksim. oda veya sofa gibi büyük bir yerden ayrı ş lmıdaha küçük yer. mı bölmeli bölü . * Cins kavramları tür. sı ran * Bölmek iş lemi. ş ampiyona. "a bölü b" diye okunur. bökelik böldürme * Böldürmek iş i. alt tür kavramları ayı iş nı na rmak i. * Gemilerin içinde. böke * Kahraman. nahiye. * Birliğ bozulması yol açmak. yangı gibi durumlarda. "a/b" anlatı . * Kalı ağ gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrı tomruk. * Bölme iş lemini gösteren iş aretin "/" okunuş taksim. parçalamak. su baskı. * Bölme ile ayrı ş lmıolan. taksim. * Salon. bölge * Sırları veya ekonomik birliğ toprak. alanı küçük oda veya kımlara ayı ince duvar veya tahta perde. bölmeç bölmek * Ambalâj içinde bulunan malları birbirinden ayı rmaya yarayan koruyucu parça. * Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayı rmak. * Bölmek iş ayı parçalama. güçlü kimse. mı ka. taksim etmek. u. in na * Bir niceliğiki veya daha çok eş parçaya ayı i it rmak.

tasnif. bölen. ini * Bir topluluğ birliğparçalama. bozmayı amaç edinen kimse. i bölümlenme * Bölümlenmek işveya durumu. . sıflanmak. sı * Saç örgüsü. bölünebilme . ları n an bölümleme * Bölümlemek iş sıflama. ı bölük * Bir bütünden ayrı ş lmıolan parça. sağ sola doğ üçer üçer ayrı basamakları her bir üçlü na lan nı dan ru lan ndan takı . bölüm * Bir bütünü oluş turan parçalarıher biri. * Takı mlardan oluş üçü veya dördü bir tabur oluş an. münafı k. * Bir siyasî partinin birliğ parçalamayı ini . nı rma. * Hizip. bölücü * Bölme iş yapan. i. kım. ğ . * Bölme iş sonunda elde edilen sayı lemi . bölme amacı olan. kı smî. bölücülük * Bölücünün yaptı işara bozuculuk. b" diye okunur. nı bölümlendirme * Bölümlendirmek iş sıflandı i. un * Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlıdalı eğ sağ k nda itim layan birimlerinden her biri. nı bölümlemek * Birçok ş arası birbirine eş veya benzer olanları ey nda. sıflandı nı rmak. * Çağdevir. i nda . n sı * Bir kuruluş yönetim birimlerinden her biri. lan * On kuralı göre yazı bir tam sayın. seksiyon. ş bölükbaş ı * Yeniçeri ordusunda üst rütbeli bir görevli. sıflamak. lmı sı sı . turan ve öbür birliklerin temeli sayı birlik. bölümlendirmek * Bir ş bölümlere ayı eyi rmak. departman. bölük pörçük * Bütünlüğ sağ ü lanamamıdurumda. fesatçı u. parça parça.* Bir bayağkesrin gösteriliş pay ile payda arası konulan yatay çizginin okunuş "a/b" kesri "a bölü ı inde na u. tasnif etmek. ine nı bölümsel * Bölünme ile ilgili. departman. bölümleniş * Bölümlenmek işveya biçimi. it kümelere ayı rmak. mı bölük bölük * Parçalara ayrı şkım kım. kım. i bölümlenmek * Bölümlemek iş konu olmak. * Canlı n bölümlenmesinde filumlarıbir araya gelmesiyle oluş birlik.

bölünmek * Bir bütün. bölüntüler * Bir bütünün ayrı ş lmıolduğ bölümler. bölünmezlik * Bölünmez olma durumu. n * Zigotun bölünmesinden sonra embriyonda ortaya çı ve az çok birbirine benzeyen parçalarıher biri. i * Bölüş iş mek i. taksimat. bölüntü * Bölünmüş parça. halkalara ayrı ş lmıolan. eş lması gereken miktar veya sayı . z bölünen * Bölme iş lemine uğ lan sayı it bölümlere ayrı ratı . nı bölüş türme * Bölüş türmek iş i. * Yarı toplu olarak koş ş ta arken birbirinden ayrı lma. bölüş üm bölüt * Eklem bacaklı n vücudunu oluş ları turan yan yana dizili parçalarıher biri. * Bölüş paylaş me. belirli bölümlere. payı almak. ma. parçalara ayrı lmak. bölüş türmek * Bölüş iş yaptı mek ini rmak. üleş mek. * Budala. belli bir büyüklüğ varı eş bölümlere ayrı çoğ e nca it lı alması p . saf. * Fraksiyon. ayrı lamaz. kan n bölütlenme * Döllenmiş yumurtanı blâstulayı turuncaya dek art arda bölünmesi. i bölüş bölüş me * Bölmek işveya biçimi. * Hücrelerin. n oluş bölütlü bön * Bölütlere. bölüngü bölünme * Fraksiyon. bölüş mek * İ veya daha çok kimse araları herhangi bir ş paylaş ki nda eyi mak. u bölünüş * Bölünmek işveya biçimi. .* Kalansıbölünür olma durumu. * Bölünmek iş i. taksim etmek. halka. bölünmez * Parçalanamaz.

i rı börtü böcek * Çeş böcekler.bön bön * Budala ve safca bakarak. bönleş me * Bönleş iş mek i. luk. aş n aş n bönce * Budala. börekçilik * Börek yapma veya satma iş i. börek için ayrı ş li lmıolan. kı ı n na. * Açı ş lmıhamurun veya yufkanıarası peynir. saflı k. budalalı aptallı sersemlik. bön bön bakmak * anlamayarak. k. haş lamak. börek açmak * börek yapmak için hamurdan ince yufkalar hazı rlamak. börttürmek * Börtmek işyaptılmak. * Börtülmek iş i. n * Yağ murdan veya soğ uktan korunmak için giyilen ucu sivri boş külâh. börtmek * Az piş irmek. saf (bir biçimde). . börttürme * Börttürme iş i. itli börtük börtülme * Haş lanarak veya ateş biraz kı larak piş olan (ş te zartı miş ey). ş kış kıbakmak. spanak gibi ş konularak piş eyler irilen çeş itli biçimlerde hamur iş i. bönleş mek * Bön duruma gelmek. yma. börekçi * Börek yapan veya satan kimse. lan lı börkenek * Geviş getiren hayvanları midelerinin ikinci bölümü. börtme * Börtmek iş i. aptallaş mak. safça. k. böreklik börk * Börek yapmaya elveriş olan. bönlük börek * Bön olma durumu. * Genellikle hayvan postundan yapı başk.

böylelikle. tüylü. * İ yapı bacakları ri lı . * Sonunda. raş * kiş yaraş iş ilere an lemler uygulanı r. * Bir madde birdenbire gaz durumuna gelerek patlamak. böyle baş böyle tı a. bir rkı * Hint kastları ilk kast. böylesi böylesine * Aş bir biçimde. * Bu derece. böyle böyle * Böylelikle. buna benzer. o cümlede anlatı ş hoş lan eyin karş ı lanmadını ona ş ı ğ anlatı ğ veya ı aş ı ldını r. . lan il * Bösmek iş i.börtülmek * Börtmek iş konu olmak. nda * Bu kasttan olan kimse. bu yolda. Brahmanizm * Brahmanlı k. ı rı Br brahma Brahman * Brom elementinin kı saltması . bu biçimde. "nası gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğ l" inde. *İ çinde "ne". böylelikle * Bu yolda yürüyerek. * Bunun gibisi. bösme bösmek böyle * Bunun gibi. ine börülce * Fasulyeye benzer bir bitki ve bunun göbeğkoyu benekli tohumu (Vigna sinensis). * Bu yolda. paçalı tavuk ı . infilâk etmek. böylece * Tam böyle. bu biçimde. gene de böyle olacak. böyle gelmiş böyle gider * her zaman böyle olmuş . bu biçimde olanı . böylemesine * Bu biçimde. sonunda. böylecene * Böylece. i * Bu bitkinin sebze olarak yararlanı yeş ürünü. böylelikle.

rı ları ması muş * Bir tür yapay mermer. kömür tozu ve katran tortusundan bası elde edilen. lı branda bezi * Keten ve pamuk ipliğ inden sıve sağ dokunmuş k lam bez. * Baklagillerden bazı açlarıkı zı ağ n rmı boya çı lan odunu. * Linyit. branş bravo bre * "Ey. brezil brı çka briç * Önde çok yüksek bir oturma yeri. seren yelkenli. coş anlatı aş nlı ku r. branda * Gemilerde tayfa ve erlerin yattı dikdörtgen biçiminde. * Tekrarlanan iki emir kipi arası getirilerek iş sürekliliğ anlatı na in ini r. hey" anlamı kullanı nda lı r. * İ direkli. u braket * Dikiş çı kitapları sı na makine ile bez geçirme. ten kan n rtı brakisefal * Kafatasın ön alt eksenine göre kı olan (kimse). tuğ biçimli yapı nçla la malzemesi. kemikli kıntı n kaynaş yla oluş kütle. kı kafalı nı sa sa . i nda brifing brik brik * Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açı klama. tutturulan asıyatak. * Ş kı k. briketçi . ki ı yan * (bilim için) Dal. karı * Üstü kapalı ş kı olarak kullanı tek atlı . briket * Linyit ve kömür tozundan bası elde edilen yakı nçla t. kın zak ı lan . * "Be" yerine kullanı lı r. * "Vay" gibi ş ma anlatı aş r. kavkı kabuklu. birkaç top taş gemi. arkada da boylaması yerleş na tirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli. * Aferin. kol. yaş a!. yaylı arabası at . astarlanmıbezden yapı halatlarla bir yere ğ ı ş lan. hafif * Dört kişarası oynanan bir iskambil oyunu. Brahman. * Briket yapan veya satan kimse. lı .Brahmanlı k * Kalım yoluyla geçen bir kast bölünmesine dayalı tı toplumsal bir kuruluş içeren Hint dini. * Doğ çimento ile lâvlı al . Brehmen breş * Bkz. Brahmanizm. yaylı araba.

* Pencerelerin çerçevesine. yeşyumrular hâlinde olan. broş . * Atom numarası atom ağ ğ79. briyantin sürünmüş . bronz gibi * tunca benzeyen. bronş çuk * Bronş n uç dalları her biri. bromürlü * Yapında bromür bulunan. bromhidrik asit * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş HBr aside verilen ad. briketleme * Briketlemek iş i. bronzlaş ma * Bronzlaş iş mak i. sı bronş * Soluk borusunun akciğ erlere giden iki kolundan her biri ve bunlarıdalları n . deniz suları az. bronz * Tunç.909 olan. ları ndan bronş it * Bronş bronş ve çukları iltihaplanması n . ı ı rlı nda göllerde çok miktarda bulunan. Kı vı saltması Br. an bromür * Bromhidrik asidin tuzu veya eteri.97 olan kı zı u rmı renkli. tunç renginde olan. içeriden tutturulan ince perde. brokkoli brom * Küçük. bronzlaş mak * Bronz rengini almak. haş il lanarak yemeğhazı i rlanan bir tür sebze. bromhidrik * Bromun hidrojenle birleş mesinden oluş an. yoğ unluğ 2. rmak lan briyantinli * Briyantinle süslenmiş . pis kokulu.briketçilik * Briketçinin iş i veya mesleğ i. bazı 35. briyantin * Saçı parlatmak ve yatı için kullanı güzel kokulu bir madde. briketlemek * Briket hâline getirmek. zehirli sı bir element. brizbiz brokar * Sı veya gümüş lemeli bir tür ipekli kumaş rma iş .

risale. bu kabilden * gibi. biçimlerine girer. * Kabı darası karı ile çı lmadan tartı (ağ k). Bruxelles lâhanası * Bkz. küçük kitap. buna. Frenk lâhanası (Brassica oleracea gemmifera). vı tı rarak * Kesintisi yapı lmamı kesintisiz (para). bu gidiş le * bu biçimde. Çokluk biçimi bunlar). lan ı rlı bu * Yerde. bu günlerde * içinde bulunduğ umuz zamanda. çeş idinden. ş ahadetname. beraber. brülör brüt * Sı yakıkolayca yanabilecek taneciklere ayı püskürten araç. nda. bu türlü. bu birkaç gün içinde. sı brovning bröve * 7. bu arada * Bu süre içinde. * Birlikte. * En yakı bulunan bir varlı veya biraz önce anı bir ş iş yolu ile belirtmek için kullanı (Çekim nda ğ ı lan eyi aret lı r sı nda bunu. bunda. bu abdestle daha çok namaz kı r lı nı * bir tutum veya davranın etkisinin sürekli olacağ anlatı ş ı ı nı r. bu gözle * bu anlayı ş la. Brüksel lâhanası * Ceviz büyüklüğ ünde bir lâhana türü. bu kadar * bu denli.65 mm lik otomatik tabanca.* Kadı n takı kları iğ nları ndı süs nesi. bundan. bu tarzda. yakmaç. bu cümleden * bunlar arası bunlar gibi. ş . rası bu (veya ş kadar u) * bir sayı sonra gelerek o sayı artımiktarı dan dan k bildirir. bu kabil * bu gibi. . * Diploma. zamanda veya söz zincirinde en yakıolanı n gösterir. bu haysiyetle * bu bakı mdan. broş ür * Sayfa sayı az. Brüksel lâhanası .

bir durum veya bir kimseyle karş mamaya çalı ı laş ş mak. *İ lçelerin. köş yer. bu meyanda * Bkz. bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri. bu arada. bu yüzden * bundan dolayı . budak özü * Taze sürgün. bucak bucak * Her yerde. buçuk buçuklu budak * (sayı üleş ve tirme sı ndan sonra gelir. . bu biçimde. bucak bucak aramak * her yerde aramak. acı * Dal. tek baş kullanı fatları ı na lmaz) . nahiye. çeliş ş ları iyor. bunun için.bu kadar kusur kadı zı da bulunur kında * üzerinde durulmaya değ meyecek kadar küçük bir kusurdur. * Ağ n dal olacak sürgünü. lan bubi bucak * Küçük bir dokunma ile patlayan. bu türlü * böyle.. bu kez. ve yarı m. bu sefer * Bu defa. bu sı a kar mı cağ dayanı r? * aş harcamalarla eldeki imkânları tükeneceğ anlatı ı rı n ini r. kamufle edilmiş bombadan oluş bubi tuzağteriminde geçer. n langı budak deliğ i * Tahtalardaki budak yerinin çı lması sonra açı boş karı ndan lan luk. bucak bucak kaçmak * bir olay. her tarafta. kutu. buat * Elektrik akı devrelerinde birleş mı tirme yapmak veya akı bir veya daha fazla kollara ayı için mı rmak kullanı araç. * Dalı gövde içindeki baş ç yeri olan ve tahtalarda görülen yuvarlak koyuca renkte sert bölüm. her yanda. bu ne perhiz bu ne lâhana turş usu! * sözleri ve davranı birbirini tutmuyor. bu meyanda * Bu arada. e. * Kesirli.. an ı * Kenar.

Buddhist * Buddhizm dininden olan kimse. budalaca.budaklanma * Budaklanmak iş i. budala gibi davranmak. ine budatma * Budatmak iş i. * Bir ş aş ölçüde düş eye ı rı kün. te) nı u * Bir ş eksiltmek. * Budamak iş i. budalalıetmek k * akı zca davranmak. azaltmak. budanmak * Budamak iş konu olmak. dallanmak. budaklı * Budağolan. * Zekâca geri olan kimse. . budalaca * Budalaya yakır (biçimde). yla aç. budala budala * budala gibi. budalalı k * Budala olma durumu. budaklanmak * Budak sürmek. ş ı budalacası na budalalaş ma * Budalalaş iş mak i. * Budalaca yapı iş lan . * Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dalları kesmek. nı dalları kı nı saltmak. ı budala * Zekâca geri. nı * (güreş Rakibinin ayakları bir ayak oyunu veya vuruş ile yerden kesmek. eyi budanı ş * Budanmak iş i veya biçimi. budalalaş mak * Budala duruma gelmek. budanma * Budanmak iş i. lsı budama budamak * Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacı ağ asma gibi bitkilerin dalları kesmek. budatmak * Budamak iş yaptı ini rmak.

bugünden tezi yok * hemen ş imdi. stı n duğ stı ini Hindistan ve Çin'de yaygı olan. derhal. * bugüne değ in. daha sonra baş nıda baş gelebileceğ hatı ı na kasın ı na ini rlatmak için söylenir. bugün bana ise yarı sana n * bugün birinin baş gelen kötü bir durumun.Buddhizm * Tabiatüstü kiş miş tanrı üncesi yerine. budun kavim. bugün yapı lan. Buddha'nı ileri sürdüğ mistik dünya görüş ve din. budun bilimci * Budun bilimi uzmanı . bugüne bugün * "unutma ki". ini. etnolog. bugünkü * Bugüne özgü. kavmiyat. budun betimi * Etnografya. bugün yarı n * çok yakı nerede ise. içinde bulunduğ umuz zamanda. bugünkü günde *ş imdi. budun betimci * Etnograf. *İ çinde bulunduğ umuz çağzaman. etnik. bugün olan. * Araları töre. *İ çinde bulunduğ umuz günde. * bugün yaş ayanlardan gelecek kuş aklara. * Ulus. dil ve kültür ortaklı bulunan. millet. salt varlı koyarak onun insanda arzu biçiminde ileş bir düş ğ ı belirdiğ bundan da ı rabı doğ unu. bugünkü tavuk yarı kazdan iyidir nki . *İ çinde bulunduğ umuz gün. boy ve soy bakı ndan da birbirine bağ insan topluluğ nda ğ ı mı lı u. ı rkiyat. budun bilimi * Etnoloji. budunsal bugün * Kavmî. ı raptan kurtulmak için var olmaktan vazgeçmek gerektiğ ileri süren. "ş iyi bil ki" anlamı kullanı unu nda lı r. n n ü ü Budist * Bkz. budun bilimsel * Etnolojik. ş imdiki ş artlarda. bugünden yarı na * az zaman sonra. . nda. Buddhist.

buğ unu day * Yabancı maddelerinden temizlenmiş tavlanmıbuğ ve ş dayları tekniğ uygun olarak öğ n ine ütülmesiyle elde edilen bir ürün. buğ ra * Erkek deve. buğ rengi day * (ten için) Açıesmer. la buğ pası day * Pas mantarı gillerden asalak bir mantar (Puccinia graminisi). çiçekleri baş durumunda büyük bir bitki familyası ak . vücudu yeş başsiyah. * Bu bitkinin baş aktan ayrı ş lmıtanesi. ekinlere zararlı böcek. buğ daysı meyve. day akları an * Bu mantarı yol açtı hastalı n ğ ı k. buğ daygiller * Bir çeneklilerden. buğ daysı meyve * Çok ince olan kabuğ zarı ayrı u. kamı bambu olan. k buğ biti day * Yarı kanatlı m lardan. buğ daysı tane * Bkz. pancar tarlaları yaş göçücü bir kuş k nda ayan (Luscinia svecica cyanecula). buğ daysı meyve. k buğ sürmesi day * Buğ baş ndan oluş ilkel mantar (Tilletia tritici). ayrıve çayı i day. buğ daysı tohum * Bkz. iki hörgüçlü deve. bugünlük * Bugün için. ı bir buğ güvesi day * Tahı zarar veren küçük bir kelebek (Tinea granella). ndan lmayacak derecede kaynaş ş mıolan tohum izlenimi veren bir kuru meyve. arpa. pirinç. bugünlük yarı k nlı * çok yakı olması nda beklenen ş için söylenir.* sağ lanmıbir kazancıumulan daha büyük bir kazanca feda edilmemesini öğ ş n ütler. sı k r otları . ekin biti (Sitophilus granarius). ş . buğ daycı l * Bataklıyerlerde. mır. buğ benizli day * Açıesmer. buğ daysı * Buğ andı dayı ran. çavdar. * Bu mantarı buğ ve benzeri bitkilerin yaprakları oluş n day nda turduğ hastalı u k. . buğ baş verince orak pahaya çı day ak kar * ihtiyaç duyulan ş değ kazanı ey er r. eyler buğ day * Buğ daygillerin örnek bitkisi (Triticum). örneğbuğ yulaf. il. patates.

vı * Soğ bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğ mısı.buğ u * Isı etkisiyle gaz durumuna geçen sı. arpacısoğ . uya * Bazı yemekleri buğ ile piş u irmek. tephirhane. sarı k anı msak. kekik ve baharat kullanı hiç su konmadan hazı larak rlanan bir et yemeğ i. * Süzgün. . yaş. u mak. uda miş buğ ulamak * Buğ udan geçirmek. dolu dolu. u lan buğ ulu * Üzerinde buğ bulunan. buğ ulanmak * Üzerinde buğ oluş buğ ile kaplanmak. na buğ ş ulanı * Buğ ulanmak iş i veya biçimi. uk unlaş ş vı * Hastalıdolayıyla mikroplu sayı eş n sı buğ ile temizlendiğyer. cak cak. dalgı bakı olan (göz). buğ ulama * Buğ ulamak iş i. buğ buğ ul ul * Buğ çı u kararak. n ş lı buğ buğ ulu ulu * Nemli. buğ ulandı rma * Buğ ulandı rmak iş i. domates. buğ tutmak. lı buğ ur * Buğ ra. buğ u ulanmı ş . buğ ulandı rmak * Buğ ulanması yol açmak. * Buğ piş (yemek). buğ ulanma * Buğ ulanmak iş i. k sı lan yanı cak u i buğ evi u buğ kebabı u * Et. buharlaş u mak. buğ üstünde usu * sı sı sı ğazalmamıdurumda. buğ tıcı ulaşrı * Suyu buğ durumuna getirmek için kullanı (araç). ma. u buğ ma ulaş * Buğ mak iş buharlaş ulaş i. caklı ı ş buhar * Isı etkisiyle sılarıve bazı ları dönüş vı n katı n tükleri gaz durumu. buğ mak ulaş * Buğ durumuna gelmek.

mak i. vın lma buharlaş mak * Buhar durumuna dönüş mek. buhar olmak * yok olmak. buhran geçirmek * bunalı geçirmek. lan buhar kurutucusu * Buhar içerisindeki su damlacı nı ran ve kuru buhar elde edilmesini sağ kları ayı layan araç. ş an buharlı tma ı sı * Buharıtaş ğıdan yararlanarak yapı ıtma. tiren buharlaşrma tı * Buharlaşrmak iş tı i. m. buhar valfı * Buharlı nma sisteminde. kardı ı ı rları r buhran * Bunalı bunluk. * Buhar gücü ile çalı ş an. ş an buharlı ütü * Çı ğbuharla kuru çamaş ütülemeye hazıduruma getiren ütü. buhar makinesi * Buhar bası yla iş ncı leyen makine. kalorifer dairelerinde buhar akını ı sı ş kesmeye ve dengelemeye yarayan alet. kriz. buğ mak. buharlı * Buharı olan. * Bir sıyı damlacı durumunda damı vı ince klar tmak. tebahhur etmek. m . nlaş buharlaşrı tıcı * Buharlaş iş ma lemini gerçekleş alet. ş an buharlı tren * Buhar gücüyle çalı tren. ı buharlaş ma * Buharlaş iş buğ ma. ulaş * Dalgı mak. ulaş buharlaş noktası ma * Bir sınıkaynatı sonucunda buhar durumuna geçme derecesi.). kaybolmak. buharlayı cı * Buhar hâline getiren (makine vb. buharlaşrmak tı * Bir sıyı vı kaynatarak buhar durumuna getirmek. n ı ı dı sı lan sı buharlı makine * Buharla çalı makine.buhar kazanı * Buhar elde etmekte kullanı kazan. tebahhur. hayaller içinde kalmak. buharlı gemi * Buhar gücüyle çalı gemi.

demir köstek. * Çı na göre davranını karı ş . lan aç buhurdan * Buhurluk. lan buhurluk *İ çinde tütsü için kullanı maddeler yakı kap. kaya keleri (Chamaeleo iş chamaeleon). 20-30 cm boyunda. için n ı na lan bukağvurmak ı * bukağtakmak. bukanak buke * Ayak. maddeler. tütsü. ı bukağ ı lama * Bukağ ı lamak iş i. hareketleri yavaş . ı ünü iş bukalemun gibi renkten renge girmek * sürekli düş değtirmek. buhranlı * Bunalı . rayiha.buhrana tutulmak * buhran geçirmek. bilek. görüş değ tiren kimse. bukalemun türlerini içine alan bir familyası . bukağ ı lamak * (hayvan için) Ayağ bukağtakmak. mlı buhur * Dinî törenlerde yakı kokulu ağ vb. renk değtirmesiyle ünlü sürüngen türü. lan lan buhurumeryem * Tavş ankulağ siklâmen. * Kaçmaması hayvanları ayağ takı zincir. buhurdanlı k * Buhur yapmak için kullanı araç. ünce iş bukalemungiller * Sürüngenler sıfın renklerini bulundukları nını yerin rengine uyduran. * Güzel koku. bukağ k ı lı * Hayvanlarıayağ bukağtakı yer. buji * Patlamalı motorlarda gazı tutuş turmaya yarayan elektrikli araç. a ı bukağ ı lı * Ayağ bukağbulunan. ı nda ı * Bilekleri beyaz olan (hayvan). ı . n ı na ı lacak bukalemun * Bukalemungillerden. . bukağ ı * Ağ cezalı n ayakları takı ucuna pranga bağ ı r ları na lı p lanan demir halka.

* kötü bir raslantı anlatmak için kullanı yı lı r. bukleli (saç).buket bukle * Çiçek demeti. * Bulamak iş i. kı mlı vrı saç. cık hamur. bula bula bunu (onu. pı nar. . rmak i yapı bulandı rmak * Bulanması yol açmak. nefret uyandı ran. * Tiksindirici. bulada bulak bulama * Büyük piliç. bukle bukle * Kı m kı m. * Kirletmek. bir ş bir kimseyi) bulmak eyi. bulandılmak rı * Bulandı iş lmak. * Kaynak. lan itli * Karık. * var olanları en değ n ersizini seçmek. vrı vrı bukleli * Kı mları (saç). * Bükülmüş iplik. amca veya dayı sı karı. * Bu iplikten dokunmuş (giyecek). * Genellikle üzüm ş nıkaynatı ile yapı koyu pekmez. * Yenge. vrı olan buklesiz buklet * Kı mları vrı olmayan (saç). ı n rası lması lan * Sulu. bulanması sağ na nı lamak. vı * Bu koyulukta yapı çeş hamur yemekleri. oradan buradan toplanmı ş ı ş . bir nesneyi baş bir maddeye ka batı rmak. bukran bul bula bulamaç bulamak * Bir nesnenin her yanı bir ş değ nı eye direrek üstünü onunla kaplamak. bulandıcı rı * Bulantı veren. * Saraçlarıkullandı yün kı ntı. * Küçük lüle durumunda. n ğ ı rpı sı * Yalnıiki geniş z yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.

ş kan. * Niteliğtam anlaş i ı lmayan. kalı . kası an. ş yası * Bulaş ş mıolan. k bulanı ş bulanma * Bulanmak işveya biçimi. k bulanı tı klaşrmak * Bulanıduruma getirmek. mide içi) Bulantıolmak. * Yapı sulu. bulantı * Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren durum. unu * Parlaklını açı ğ yitirmek. * Açıseçik görünmeyen. * İ etki. net olmayan. z. kapalı . ler ma ş kanlı ı bulaş bezi ı k * Bulaş ı yı kları kamak için kullanı bez. bulanı kça * Biraz bulanıolan. k * (bakı için. k bulanı ma klaş * Bulanı mak işveya durumu. bulaş hastalı ı cı k * Mikrop yolu ile yayı hastalı lan k. ine bir eyle * Duruluğ yitirmek. çok duru olmayan. bulantı vermek * (içini. k bulanı k klı * Bulanıolma durumu. ki eyi ş tı bulanı k * Bulanmıolan. ş ) z. midesini) bulandı rmak. ğ ve klını ı ı * (iç. bulaş ı cı * Birinden baş na geçen. anlamsı fersiz. bulaş sri. sı * Karı ş mak. duru olmayan. ş * Bulutlu.* İ veya daha çok ş birbirlerinden fark edilmeyecek biçimde karı rmak. ntı bulaş adam ı k * Yolsuz. bulaş ı k * Yiyecek veya içecekte kullanı yı lan kanmamımutfak eş veya kap kacak. bulanmak * Bulamak iş konu olmak. lan bulaş deniz ı k . klaş i bulanı mak klaş * Bulanıolmak. i * Bulanmak iş i. sataş alı ğolan kimse. uygunsuz iş yapan. her yanı ş kaplanmak. Donuk.

kan bulaş ma * Bulaş iş mak i. k lan lmı bulaş gemi ı k * Tayfaları veya içindeki yolcular arası bulaş hastalıbulunan gemi. kirli iş . ş kanlı ı bulaş k kanlı * Bulaş olma durumu. ş yı bulaş lı ı k kçı * Bulaş nıiş ı n i. tuzu bulaş tozu ı k * Bulaş ı yı kları karken kullanı temizleme ve arı özelliğbulunan toz. lmak i bulaş ı lmak * Bulaş iş konu olmak. uygunsuz. bulaş suyu ı k * Bulaş yı ı karken kullanı su. bulaş makinesi ı k * Bulaş yı ı kamaya yarayan alet. otel gibi yerlerde bulaş yı ş la. k bulaş makinesi tuzu ı k * Bulaş makinelerinde suyun içinde veya yı ı k kananları üzerinde kireç kalı ları yok eden kimyasal n ntı nı bileş im. üzerine sürülen bir ş yüzünden kirlenmek. ma. k) .* Mayıtehlikesi olan deniz. sirayet etmek. ı k bulaş ı lma * Bulaş ı işveya durumu. bulaş mak * Bir nesne. ey *İ stenilmeyen bir madde bir ş sürülmek. n bulaş deterjanı ı k * Bulaş tozu. nda nda ı cı k bulaş iş ı k * Yolsuz. mak ine bulaş kan * Bulaşğyerden kolay temizlenemeyen. k lan bulaş k ı klı * Bulaş olma durumu. tma i bulaş ı kçı * İi kirli kapları kamak olan kimse. eye * (hastalı Geçmek. ı k bulaş eldiveni ı k * Bulaş yı ı karken kullanı plâstikten yapı şgeçirimsiz eldiven. lan. * Sataş kavga etme alı ğolan. yapı tı ı ş kan. kçı bulaş ı khane * Kı okul. k lan bulaş suyu gibi ı k * (sulu yiyecek ve içecekler için) kötü hazı rlanmı tadı olmayan. ı kamaya ayrı özel bölüm. ş .

bulgari * Dört telli bağ lama. burnu bası alt çenesi üsttekinden uzun. Bulgar * Slâvlarıgüney kolundan olan bir halk veya bu halkısoyundan olan kimse. buldozer * Önündeki geniş çakla toprağsırıengebeleri kaldı tekerlekli veya tı llı yol makinesi. n n * Bulgaristan'a özgü olan. ndan bulgu * Var olduğ hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çı u karma iş bu iş sonunda elde edilen ş i ve in ey. ması bulatmak buldok * Köpekgillerden. buldurma * Buldurmak iş i.* Çatmak. bı ı yıp ran. bulaşrı tılmak * Bulaşrmak iş konu olmak. tı karı . rtı bir buldukça bunar (veya bulmuş bunuyor) da * bulduğ yetinmiyor da daha çoğ istiyor. tı ine bulaşrma tı * Bulaşrmak işveya durumu. buldurmak * Bulmak iş yaptı ini rmak. sataş tedirgin etmek. tı i bulaşrmak tı * Bulaş na yol açmak. tı Bulgaristanlı * Bulgaristan halkı olan ( kimse). iri ve güçlü bir köpek türü (Canis familiaris k. molosus hibernicus). buldurtmak * Bulması veya buldurması sağ nı nı lamak. Bulgaristanla ilgili olan. *İ stemeden veya rastlantı sonucu bir iş karı e ş mak. buldurtma * Buldurtmak iş i. buldumcuk olmak * bir ş sonradan ulaş ş eye ı ı nca marmak. * Araşrma verilerinin çözümlenmesinden çı lan bilimsel sonuç. Bulgarca * Bulgar dili. bulaşrı tılma * Bulaşrı iş tılmak i veya durumu. uyla unu buldumcuk * Sonradan görme. * Bulaşrmak. mak. netice.

bullak bulma * Bkz. bulgurlu pilâv * Bulgurla piş irilen pilâv. bulgurculuk * Bulgurcunun işveya mesleğ i i. . * Sert ve ufak taneler durumunda yağ kar. araz. ğ ı bulgulama * Bulgulamak iş i. dairesel görünüş parçacı lü klardan her biri. * Bulmak iş i. semptom. un. * Yeni olayları bilgileri bulma yöntemi ve öğ ve retisi. allak bullak. taze biber. bulgurlu köfte * İ bulgurla yoğ nce rulmuş köfte. bulgur. bulgur çorbası * Domates. bulgurcuk * Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük. bulgurlanma * Bulgur taneleri gibi küçük parçalara ayrı lma. nakıgibi lerle raş aka bulgusal * Bulguyla ilgili. bulgurluk * Bulgur yapmaya elveriş li. ebe bulguru. bulgurlama * Bulgurlamak iş i. bulgurlamak * Bulgur tanaleri gibi küçük parçalara ayı rmak. bulgulamak * Yeni olayları bilgileri bulmak. i . Bulgurlu'ya gelin mi gidecek? * gereğyokken ivedi ve sürekli olarak dikiş ş iş uğ anlara ş yollu söylenir. bulgusal yöntem * Öğ retilmek istenen ş öğ eyi. ı larak rlanan bir çorba türü. rencilerin kendilerinin bulması sağ nı layan öğ retim yöntemi. bulgurcu * Bulgur yapan ve satan kimse. bulguya ait.* Vücuttaki iş levsel bir bozukluğ hastalın belirlenmesine yarayan olgu veya olay. soğ tereyağve salça kullanı hazı an. an bulgur bulgur * Bulgur tanesi gibi. ve bulgur * Kaynatı kurutulduktan ve kabuğ çı ldı sonra kılan buğ lı p u karı ktan rı day. * Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaş olayı ması .

bulucu bulûğ * Erin olma. * Hatı rlamak. bir ş elde etmek. * İ kez yeni bir ş yaratmak.bulmaca bulmak * Çeş biçimlerde düzenlenen ve düş itli ündürerek. * Konu. eyi * Varlı bilinmeyen bir ş ortaya çı ğ ı eyi karmak. bunlarıiş inde yeni bir yol tutma. * Eksik etmemek. baliğ olma. siz. nail olmak. * Cezaya uğ ramak. lk ey *İ stenilen ş kavuş eye mak. kâş if. bir ş bir kimse ile karş mak. * Bulunmaz. ya * Seçmek. * Bir yer. icat. bazen de rast gelinerek bulunan eski çağ veya tı karı ş lardan kalma eş ya. buluş * Bulmak işveya biçimi. eyle. yaratmak. ine * Herhangi bir durumda olmak. mak. manyetik dalgaları nları bulmaya yarayan araç. * Arayarak veya aramadan. bulûğ ermek a * erinleş mek. suç. düş ve hayalde baş ünce kaların etkisinden sı larak. icat etmek. bulundurmak * Var olması. erinlik. bir noktaya eriş ulaş mek. hazı nı r bulunması sağ nı lamak. bulunmaz Hint kumaş ı * çok az bulunduğ ve çok değ olduğ sanı ş u erli u lan ey. * Sağ lamak. aratarak buldurmayı amaç edinen oyun. icat. keş fetmek. * Sokakta bulunup alı çocuk. bulundurma * Bulundurmak iş i. * Bir ş bulan. temin etmek. * Herhangi bir görüş bir yargı varmak. detektör. kusur için) Yüklemek. bir buluş eyi yapan kimse. * (bir yerde) Olmak. nı yrı n leniş . duygu. güç bulunan. nan bulup buluş turmak * çaba göstererek sağ lamak. ı laş eyi * Kaybedilen bir ş yeniden ele geçirmek. bulûğ ı çağ * Ergenlik çağ ı . * Gazları . bulunma * Bulunmak iş i. e. bulunmak * Bulmak iş konu olmak. mayı . lk ey * Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaş veya yöntem geliş ma tirme. uygun saymak. radyoaktif mineralleri. i * İ defa yeni bir ş yaratma. eş benzersiz. buluntu * Kazı araşrmalarla ortaya çı lmıolan. * (kabahat. * Eriş mek.

bulutlanma * Bulutlanmak iş i. açı berrak. * Üzerinde bulut varmıgibi bulanıgörünen. bulutçuk * Küçük bulut. kı n gaz ve tozlardan oluş gök varlı. buluş turma * Buluş turmak iş i. ı lı lan buluş ma * Buluş iş mak i. ça zgı muş ğ ı * Bulutu bulunmayan.buluş hakkı * Bir buluş veya o buluş uygulama alanı kullanma hakkın bir kimseye ait olduğ gösteren belgeye un u nda nı unu karş k kazanı hak. yla an. bulut gibi * çok sarhoş . * Kederlenmek. an un ğ ı * Keder. buluş ulmak * Buluş iş lmak. buluş ulma * Buluş ulmak iş i. ş . nebülöz. net olmayan. kları yla lan ğ ı * Herhangi bir ş eyden oluş yoğ yın. bulutlu * Bulutlarla kaplanmı bulutlanmı ş . buluş turmak * Bir araya gelmelerini sağ lamak. mak i yapı bulut * Atmosferdeki su damlacı ve buz taneciklerinin görülebilir yoğ kları unluk kazanması oluş biçimleri. bulutsu bulutsuz buluttan nem kapmak * en küçük bir ş eyden alı nmak. çok alı olmak. yükseklikleri ve yol açtı hava olayları birbirinden ayrı yınlar. karş mak. endiş e. ngan bulvar . ı laş * Önceden belirlenmiş yer ve zamanda bir araya gelmek. buluş mak * Bir araya gelmek. bir araya getirmek. buluş yeri ma * Buluş ulacak yer. bulutlanmak * Bulutlarla kaplanmak. hüzünlenmek. bir * Kavuş mak. ş ı * Uzayda ekseni çevresinde yavaş dönen. ş k * (bellek için) Karık. k.

i . satıdeğ mesi. bumbar * Büyükbaş küçükbaş ve hayvanları kalı bağ ı n n ı . bunak gibi. bunalı geçirmek m * herhangi sebeple oluş bunalı yaş an mı amak. bumlama * Bumlamak iş i. buna * Bu zamirinin yönelme eki almıdurumu. ş buna değ (idi) buna değ di medi (idi) diyerek * birçok ş arası ey ndan. kriz. bumburuş uk * Çok. sıntı kı veren. çalı gücünün azalması ş ma gibi sebeplerle ortaya çı iktisadî durum. bumerang * Kı k bir sopaya benzeyen ve fı ldında geri dönen. yma. lı f. gerginliğolan. ağ vrı rlatı ğ ı açtan yapı bir av aracı lma . * Bunağ benzer. kriz. uzun bez kı uğ ve kları lan. rsağ * Bu bağ a ciğ kı pirinç veya bulgur doldurularak yapı yemek. birdenbire olan fizyolojik değiklik. buhran.* Ş içinde ağ . bun * Sınt ı kı . kta me iş * Çoğ unluğ iliş satı alma gücünün durması ş erlerinin düş a kin n . muş bumbuz * Çok soğ uk. geniş ehir açlı cadde. a * Bunağ yakır (bir biçimde). bunak bunakça * Bunamıolan (kimse). lan * Soğ un girmesini önlemek için kapı pencere aralı na takı içi pamuk dolu. iyice buruş olan. * Bir hastalı iyileş veya ölümle sonuçlanan. kriz. bunalı mlı * Gerginlik. bunalı düş ma mek * ruhî bakı mdan gerginlik veya sıntı kı içine girmek. buhran. bunaklı k bunalı m * Doğ bir süreçte birdenbire oluş aykılı bunluk. al an rı k. * Tehlikeli sonuç doğ urabilecek gerginlik. matuh. kan * Ruhî yönden sonucu tehlikeli olabilecek durum. a ş ı * Bunak olma durumu. yeniden raktı nı seçip alarak. i bunalı ş * Bunalmak işveya biçimi. bumlamak * Lâstik tı rnakların janta iyi oturmaması dolayı n iç lâstik üzerine basması nı ndan jantı sonucu lâstik patlamak. ateh getirmiş ş olan (kimse). iyilerini seçmeye baş ş önce beğ lamı ken enmeyip bı kları da sonradan. ı rsağ er. biraz bunak.

bu denli. kı bunaltı * Sınt ı sıntı. lmı . * Bu kadar. bunamak * Frengi. durumun gizli bir yönü var. iç kı sı bunaltı cı * Boğ sıcı kı veren. zihnî gibi bağ nıkopması ı n ntı . * Epey. ateh. na bunama * Frengi. genellikle tahtadan yapı şveranda ile çevrili ev. bunda * Bu zamirinin kalma durumu. bunaltmak * Bunalması yol açmak. çok tedirgin olmak. bunaltma * Bunaltmak iş i. bunalmak * Soluk alması güçleş mek. bunda bir iş var * olayıbir iç yüzü.bunalma * Bunalmak iş i. alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. gibi ı ntı ateh getirmek. kı. daha iyisi olamaz. kanması iç sebeplerden ileri gelen. bundan iyisi can sağğ lı ı * bu en iyisidir. * Çok sılmak. buncağ ı z * Bunun gibi. çok. bungalov * Hindistan'da tek katlı . kanması iç sebeplerle zihnî bağ kopmak. n bundan * Bu zamirinin çı eki almıdurumu. ucu. . ev. * Genellikle tahtadan yapı ş katlı lmı tek . alkolizm gibi dısebeplerden veya yaşlı damar tı ş lı k. kma ş bundan böyle * bundan sonra. kı . bunayı ş bunca * Bunamak iş i veya biçimi. sıntı bunaltı lma * Bunaltı iş lmak i veya durumu. bunaltı lmak * Bunalması yol açı na lmak.

* Bunun böyle olduğ bakmayarak. . buracı kta burada buradayı diye bağ m ı rmak * göze çarpacak bir yerde bulunmak. * Bunalı sıntı m. azı msamak. ul ş bunlu bunluk bunmak bunu * Bu zamirinin belirtme eki almıdurumu. * Beğ enmemek. buram buram * (duman. buralı * Bu memleketli. n * Bu yerde. una bura * (bu ve ara kelimelerinden) Bu yer. küçümsemek. bunlar * Bu zamirinin çoğ eki almıdurumu. ş bunun * Bu zamirinin tamlayan durumu. bunun burası * dikkati çekmek için "burasıanlamı kullanı " nda lı r. kı . * Kalma ve çı durumları orta hecenin düş ü ve burda. koku gibi havada yayı ş için) Pek çok. bu yerin halkı ndan. * Güçlü esen rüzgâr. burdan biçimlerinin kullanı ğda görülür. kma nda tüğ ldı ı * Çok yakıve belirli bir yeri gösterir. lan eyler burası * Bu yer. bununla birlikte * Buna ek olarak. * Sınt ı kı lı .bungun * Sınt ı kı lı . burağ an buralar * bu yerler. bungunlaşrmak tı * Bungun hâle getirmek. bura. buradan * Buradan.

burgulanma * Burgulanmak iş i. kargacıburgacı k k. ndan e eli kı sı * Zodyak üzerinde yer alan on iki takı yı za verilen ortak ad. tı burcu burcu * (koku için) Güzel güzel. tirbuş pa on. Akrep. burgaç burgata burgu * Anafor. Balı eş aralı ak. m ldı * Ökse otu. burgu ile delinmek. . yivli. burgu makarna * Burgu biçiminde dökülmüş fınlanmımakarna. tı ı burdurma * Burdurmak iş i. burç * Kale duvarları daha yüksek. girdap. kizler. ine burgulu * Burgusu olan. ı ğ ak. dört köşveya çok köş kale çıntı. pek güzel. keskin. çelik alet. taneleri hayvan yemi olarak kullanı yık bir yem bitkisi (Vicia ervilia). lak. Oğ Kova. lan llı * Bu bitkinin mercimeğ benzeyen tanesi. n * Tahtada belirli delik açmaya yarayan delgiye takısarma. Yay. * Yerin orta ve derin katmanları inebilmeyi sağ na layan delici alet. telleri germeye yarayan mandal. burgulamak * Burgu ile delmek. Boğ İ i a. k) it klarla dağ ldı kuş \343 Zodyak. ve rı ş burgulama * Burgulamak iş i.burcu * Güzel koku. burcumak * Güzel koku yaymak. burgulanmak * Burgulamak iş konu olmak. e burç burçak burçlar kuş ı ağ * Gök küresinde tutulma çemberinin geçtiğve üzerinde on iki burçun (Koç. burdurmak * Burmak iş yaptı ini rmak. * Telli sazlarda. Aslan.54 cm) olarak çevresini belirten birim. yuvarlak. ır. delik açmak. burgacı k * Bkz. Yengeç. lı * Tı çekmeye yarayan. ucu sivri ve helis biçiminde demir alet. * Baklagillerden. * Tel ve bitkisel halatlarıpus (2. Baş Terazi.

burlesk * Sanat alanı ve özellikle edebiyatta rastlanan. ş burgusuz * Burgusu olmayan. * Sarıburma tatlınıbir adı ğ ı sın . ini * Üzücü. * Burkulmak. özel imtiyazlardan yararlanan ş ehirli. kent soyluluk. * Burkma iş yapan. iğ etme. * Orta sıftan olan kimse. * Yaş burularak kurutulan ot. burkmak * Burarak çevirmek. burjuva *Ş ehirlerde yaş ayan. burkulma * Burkulmak iş i. * Hadı etme. * Burulmuş . * Acı vermek. m diş * Musluk. burkucu burmak . üzmek. eyi * Burjuva sıfı nı. iken * Kuru incir. * Eğ rilmek için bükülmüş yün. burjuvaya yakı biçimde. komikliğ dayanan bir tür. kent soylu. ş burhan * Kanı t.* Burgulanmıolan. burularak yapı şkı lmı lmı vrı ş . * Burgulanmamıolan. nı burjuvaca * Burjuva gibi. * Belgit. nda e burma * Burmak iş i. . burjuvazi burkma * Burkmak iş i. ine * Vücuttaki organlardan biri birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek. nı burjuva edebiyatı * Orta sıf halk kesimine hitap eden edebiyat. * Bir ş iki ucundan tutup ekseni çevresinde çevirerek bükmek. ş an burjuvalı k * Burjuva olma durumu. * Üzüntü duymak. burkulmak * Burkmak iş konu olmak. * Burularak yapı ş lmıbilezik.

burnu büyük * kibirli. i ey. na ı burnunu çekmek * sümüğ çekmek. burnu büyümek * kibirlenmek. burnu sürtülmek (veya burnu sürtmek) * sıntı kı çektikten sonra daha önce beğ enmediğbir durumu kabul etmek. burnundan solumak * çok öfkelenmiş olmak. amacı ulaş unu na amamak. m diş * Ağ kekre tat vermek. ini . burnunda (veya gözünde) tütmek * çok özlemek. büyüklenmek. i burnu yere düş almaz se * kendini beğ enmiş . burnundan düş bin parça olmak en * çok asısuratlı k olmak. burnundan ayrı lmamak * yanı gitmemek. burnaz * İ ve uzun burunlu. gururundan vazgeçmek. burnu kılmak rı * büyüklenemez duruma gelmek. burnu havada * kendini çok beğ enmiş (olmak). sıntı kı vermek.* Hadı etmek. uzaklaş ndan mamak. * Üzmek. ünü * umduğ bulamamak. burnundan yakalamak * birini yönetimi altı almak. burnunu kı rmak * birini güç durumda bı rakarak büyüklenmesini veya direniş yok etmek. ri burnu bile kanamamak * tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak. iğ etmek. za * (mide. kaçamak bulamayacağduruma getirmek. burnundan kı rmamak l aldı * kendisine hiç söz söyletmemek. burnundan (fitil fitil) gelmek * elde ettiğgüzel ş sonradan gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak. kibirli. burnu havada (veya kaf dağ ı (olmak) nda) * çok kibirli (olmak). çok huysuz olmak. bağ ı Sancı rsak) mak. burnuna girmek * birine çok sokulmak.

lı lı k buruk buruk * Buruk bir biçimde. burnunun dibi * çok yakı. burnunun ucundan ötesini (veya ilerisini) görmemek * kı ünceli olmak. bursu olmayan. buruntu. * çok öfkelenmek. burs * Bir öğ rencinin öğ renimini yapması bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artı veya rması belli bir süre devlet için veya özel kuruluş larca. iyice yaklaş mak. ödenen aylıpara. üt i burnunun direğkılmak i rı * çok pis bir koku duyarak tedirgin olmak. buruklaş ma . n n burslu burssuz burtlak buru * Sancı . t düş burnunun ucunu görmemek * çok sarhoş olmak. gücenmiş (kimse). çok üzülmek. * Tadı kekre olan. burnunun yeli harman savurmak * büyüklenmek. * Burs almayan. buruk * Burulmuş olan. acı * Burs alan. bursu olan. * Uygun olmayan ş artlar sonucu dönerek büyüyen ağ n kerestesi. k * Bu amaçla vakfedilmiş paranıveya malıgeliri. burnunu sokmak * gerekmediğhâlde her iş karı i e ş mak. burnunun direğsı i zlamak * (maddî veya manevî) çok acı duymak. çalı yer. nı burnunun dibine sokulmak * çok yaklaş mak. burukça * Tadı biraz buruk olan. * Taşk. burnunun dikine (veya doğ rusuna) gitmek * öğ dinlemeyerek kendi bildiğgibi davranmak. * Alı narak küskünlük gösteren. kibirlenmek.burnunu sı canı kacak ksan çı * çok zayıve güçsüz kimseler için kullanı f lı r.

mak. burun * Alı üst dudak arası bulunan. buruk gibi. lı yı ş * Kibir. burun perdesi * Burun boş unu ikiye ayı bölme. . enfiye. * Buruğ benzer. burun otu * Burna çekilen tütün. k burun kırmak vı * önem vermemek. * Sancı ağmak. * Küskünlük. küçümsemek. çıntı iki delikli koklama ve solunum organı nla nda kı lı . ş an ı acı i burulmak * Ekseni çevresinde döndürülmek. önem vermemek. ı sı burun bükmek * beğ enmemek. birbirlerine çok yaklaş ı laş mak. buruksu burulma burulma dayanı mı * Elyafı bükerek kı nı rmaya çalı kuvvete karşağ n gösterdiğdirenç. doğ lan. rı * Alı narak küskünlük göstermek.* Buruklaş iş mak i veya durumu. gücenmek. * karş nda hissetmek. burukluk * Buruk olma durumu. gücenmiş lik. n burun buruna gelmek * beklenmedik bir anda karş mak. a * Burulmak iş i. beğ enmemek. n. burun deliğ i * Burnun iki boş undan her biri. burum burum * Burulmak fiili ile birlikte "çok fazla burulmak" anlamı kullanı nda lı r. luğ burun kanadı * Burun deliğ yan tarafı inin ndaki kabarıbölüm. türlü biçimlerde denize uzanmıbölümü. kekrelik. ş * Karanı özellikle yüksek ve dağk kılarda. buruklaş mak * Buruk durum almak. burun boş lukları * Burun deliklerinden yukarı ru açı mukozayla kaplı luklar. . boş burun buruna * Birbirine çok yakı ve yüz yüze. luğ ran burun şirmek iş * kibirlenmek. büyüklenme. * Bazıeylerin ön ve sivri bölümü.

Burundili * Burindi halkı olan (kimse). sancı ı bozukluğ . ndan burunduruk * Hayvanları nallarken ırmaması dudakları kı rmaya yarayan kı yavaş sı için nı stı skaç. buruş buruş * Çok buruş .burun yapmak * üstünlük taslamak. buruş mak * Düzgünlüğ bozulmak. uk buruş uk * Gerginliğ düzgünlüğ kalmamıburuş olan. burunsak * Hayvan yavrusunun anası süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başk. i. üzerinde kış ve katlamalar olmak. ü ş muş buruş ukça * Biraz buruş olan. ı buruş uksuz * Buruş u olmayan. * Çıntı olan. . a. uk * Ciltte oluş kış muş rık. burunlamak * Dı ş lamak. buruş turmak * Buruş duruma getirmek. buruş turma * Buruş turmak iş i. burunlu * Herhangi bir biçimde burnu olan. ü rık ı * (ağ ı Kekrelik duymak. ndan lı * Hayvanlarıburunları geçirilen ip. muş buruş ma * Buruş iş mak i. kibirli. uk buruş ukluk * Buruş olma durumu. n na burunluk burunsalı k * Burunsak. hoş lanmamak. bağ rsak u. kı sı * Kendini beğ enmişonurlu. uğ busbulanı k . pek düzgün olmayan. buruntu * Buru. * Burunsak. aş ı ağ lamak. zda) * Tiksinmek.

etli bölümü. butik butikçi butikçilik * Butik iş letme iş i. buyot buyruğ altı girmek u na * bir kimse baş bir kimsenin isteklerini ister istemez yerine getirmek zorunda olmak. inde buselikaş iran * Klâsik Türk müziğ birleş bir makam. butlan * Batı l olma durumu. n. buyma buymak * Buymak iş i.* Çok bulanı k. öpme. buse * Öpücük. * Uzunluk. ş but * Vücudun kalça ile diz arası ndaki bölümü. * Hayvanları bacakların gövdeye bitiş olan dolgun. hükümsüzlük. nı ik butafor * Oyun için gerekli sahne eş . buut * Boyut. * Soğ uktan donarak ölmek. haksı k. ka buyruk . inde ik busines klas * İlik orun. * Çok üş ümek. * Yanlı k. yası lan * Butik iş leten kimse. * Yatakta ınmak için kullanı sı su torbası sı lan cak . * Giyim ve süs eş satı dükkân. öpüş . çok üş ütmek. ş lı zlı * Çalı rmaya yarayan düğ ş tı me. yası butaforcu * Oyun için gerekli sahne eş nı yası yapan uzman. * Geçersizlik. buselik * Klâsik Türk müziğ on üç basit makamdan biri. buton buydurmak * Dondurmak.

emreden (kimse). * 'Etmek. nda buyur buyur etmek * "buyurun" diyerek konuğ saygı içeri almak veya sofraya çağ u ile ı rmak. buz * Donarak katı duruma gelmiş su. buyruk verir gibi konuş k k an. buyurgan * Sısıbuyruk veren. vezir. buz alanı * Buzla. buyurganlı k * Buyurgan olma durumu. * Almak. * Gelmek. * Buyurun anlamı bir hitap sözü. geçmek. ş yollu üzüntü anlatı ı sı aka r. buyrultu * Sadrazam. buyurmak * Bir ş yapı nı yapı eyin lması veya lmaması kesin olarak söylemek. buyur? * anlamadı sözünüzü tekrarlar mını m. emir. buyrulma * Buyrulmak iş i. buyurun cenaze namazı na! * hiç beklenmedik kötü bir durum karş nda. emir veren. emir. ş ta cı * Egemenlik. buyrulmak * Buyurmak işyapı i lmak. * söyleyiniz. düş üncesini bildirmek. emrediniz. girmek. buyuru * Buyruk. sız?. eylemek' anlamı yardı fiil olarak kullanı nda mcı lı r. demek. nı * Söylemek. buyrukçu * Buyuran. buyruk kulu * Emir kulu. ferman. lan *İ rade. buz bağ lamak . gitmek. beylerbeyi gibi yüksek devlet görevlilerince yazı buyruk. buyurma * Buyurmak iş i. buyurucu * Buyruk.* Belirli bir davranı bulunmaya zorlayı söz. emretmek. * Çok soğ bir etki uyandı ş veya kimseleri anlatmak için kullanı uk ran ey lı r.

buz durumuna gelmek. çukurluk. * çok üş ümek. aysberg. ı sı buzcu * Buz satan kimse. buzağ ı lamak * (sır için) Yavrulamak. * bir kimseye etki yapmayan sözler söylemek. ı buzağ ı lı * Buzağ olan. buz tutmak * (sı için) üstünde buz oluş vı mak. vı buz dağ ı * Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akı larla yer değtiren büyük buz parçası ntı iş . ve dik. üzülecek bir durum karş nda donakalmak. arada soğ kan. k. ukluk yaratan durum. buz duvarı * Samimî olmamaktan ortaya çı arzu edilmeyen. ı sı buz kesmek * çok üş ümek. buzağ mak ı laş * Buzağdurumuna gelmek.* (sılar için) yüzeyi donmak. * (kötü nitelikler için) kesin bir gerçeğbelirtir. buzağ ı * Sütten kesilmemiş ğ yavrusu. donmak. buz kesilmek * buz gibi soğ umak. buz torbası * Tedavi amacı kullanı ve içinde buz parçaları yla lan bulunan plâstik bir torba. *şı aş lacak. buz yalağ ı * Yüksek dağ larda kalı kar ve buzulun birlikte oluş cı turduğ arkası yanları önü açı çember biçimli u. . sır ı buzağ ı lama * Buzağ ı lamak iş i. buzla kaplanmak. ı sı buzağ z ı sı * Buzağ olmayan. lı buz kalı bı * Suyun belli biçimlerde donması sağ nı layan özel kap. etkisi çok az olacak bir iş yapmak. ğ ı buzağ ma ı laş * Buzağ mak iş ı laş i. buz üstüne yazı yazmak * süresi. i * (et için) temiz ve yağ. buz gibi * çok soğ uk.

buz tutmak. * Buzdolabın içinde buz yapan bölme. saydam olmayan. buzluğ an buzluk * Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi. defroster. nı * Bağ lamaya benzer. uk ş an buzhane * Buz yapı yer. nlı buzlaş ma * Buzlaş iş mak i. buzlu * Buz tutmuş bağ ş . motorla çalı dolap. gerginlik ortadan kalkmak. buzul bilimci * Buzul bilimi uzmanı . bankiz. * Televizyon ekranı . buzdolabı * Yiyecek ve içecek gibi ş eyleri soğ olarak saklamaya yarayan. içine buz katı soğ larak utulmuş . buzlar çözülmek * buzlar erimeye ve kı rı lmaya baş lamak. buzlaş mak * Buz durumuna gelmek. uk buzkı ran * Donmuş deniz. buzlanma * Buzlanmak iş i. utulan kap veya dolap. * Yiyecek ve içecekleri soğ utarak saklamak için kullanı buzla soğ lan. lan * Soğ hava deposu. * Buğ ulanmıgibi olan. aysfild. buz lamıolan. buzlanmak * Buzla kaplanmak. bozuk düzen çalı bir Yunan çalgı. . baş nda ağ ya ru ı ı r r iş cumudiye. * aradaki soğ ukluk. kı açmak için yapı ş lmıgemi. nan sı buzuki buzul * Kutup bölgelerinde veya dağ ları aş ı doğ ağ ağ yer değtiren büyük kar ve buz kütlesi. glâsyolojist. * Buzu çözen.buzculuk buzçözer * Buzcunun iş i veya mesleğ i. ş buzlu cam * Saydamlı giderilmiş ğ ı cam. buzla * Deniz suyunun donması kutup bölgelerinde oluş buz alanı yla an . donmayı önleyen alet. göl veya ı rmaklarda ulaş öteki gemilere kolaylaşrmakta kullanı buzları rarak yol ı mı tı lan. * Buz içinde tutularak. dargı k.

n ı yı ltıveya lar. eylerin satı tüketildiğyer. buzullaş ma * Buzul durumuna gelme. an buzul taş * Buzullarıtaş p biriktirdikleri. * Geçmiş larda ve ş geniş çağ imdi veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı . üzerleri çok kez parılı çizikli taş moren. Edi ile Büdü. sa bücürleş me * Bücürleş iş mek i. çine mların u * Toplantı yiyecek ve içeceklerin konulduğ masa. altı rastlayan bölümü erimekten koruyan ve böylece buzdan bir ayak na üzerinde kalan kütle. ması laş ş buzul kaynağ ı * Buzulun eriyerek toprağ altı inen suyunu dı ya veren kaynak. larda u * İ yiyecek türü ş çki. pleistosen. glâsyoloji. buzul dönemi * Buzullarıyayı ğdördüncü zaman. . bodur (kimse). u dönemi. buzullaş mak * Buzul durumuna gelmek. buzullu buzulsuz bücür * Buzulu olan. * Bkz.buzul bilimi * Fizikî coğ rafyanıbuzulları yeryüzündeki iş n ve levlerini konu alan bölümü. ı na n ş arı buzul masası * Çevresindeki buzlar erirken. buzul çağ ı * Dördüncü zamanı yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğ n. leten * Bücür olma durumu. buzul seli * Buzulun erimesiyle oluş sel. * Ufak tefek ve kı boylu. bücürlük Büdü büfe * İ sofra takı nıkonduğ dolap. n ldı ı buzul kar * Bir buzulun oluş nda temel olan katı mıkar kümesi. bücürleş mek * Bücür duruma gelmek. * Buzulu olmayan. lı p i büfeci * Büfe iş kimse.

gölcük. * Vücudun bir bölümünü yanı ndaki bölüm üzerine kırma. bük * Ovada veya dere kısı çalı diken topluluğ yında ve u. vı * Sertçe çevirmek. * Bükülmüş kaytan veya iplik. * Su birikintisi. büğ elek büğ eme büğ emek büğ et * Büve. * Oğ Türklerinin 24 boyundan biri. * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. * Oynak kemikleri arası ndaki açı daraltan kasları genel adı ları n . viraj. iftira. lü. eğ büğ ri rü. büken büklük büklüm * Bükülmüşkı lmış . iftira etmek. uz * Büve.büfecilik Bügdüz büğ e * Büfe iş letme iş i. vı * Birkaç tel ipliğburarak sarmak. u * Dönemeç. bühtan etmek * kara çalmak. kı m kı m. * Dönemeç. lü rdan. vrı şeylerin oluş turduğ kat. bük. bükmek . vrı vrı bükme * Bükmek iş i. büğ rü bühtan * Bkz. büklüm büklüm * Çok büklümlü. * Büğ emek iş i. * Suyu önüne bent yaparak toplamak. açan karş . * Böğ ürtlen. i * Eğ mek. * Kara çalma. bakı perdeli veya lü. ı tı * Akarsu kıları yı ndaki verimli tarlalar. kırmak. lü. büğ lü * Küçük büğ soprano büğ alto büğ bariton büğ olarak dört türü bulunan. pistonlu müzik araçların adı nı .

* Döndürmek. kı m. bükük bükülgen * Kolay eğ bükülen. bakı ndan iş air. * Yönelmek. bükünlü dil * Gramer görevleri ve yapı mı kelime köklerini değ tiren dil: Arapça fail.* Katlamak. fiil. ş ş gibi. ilip * Bükünlü. bükülgenlik * Bükülgen olma durumu. bükülmek * Bükmek iş konu olmak. insiraf. aç kalı ekil bükücülük * Bükücünün işveya mesleğ i i. bükümü olmayan. vı bükücü * Ağ veya kontraplâkları pla veya elle bükerek ş veren kimse. kelime köklerinin baş içinde veya sonunda türlü değ ikliklerin ı nda. ine * (iplik için) Eğ rilmek. bükünlü * Türetmede ve çekimde kelime kökleri değikliğ uğ iş e rayan (dil). ilmiş olan. kırtmak. büküm * Bükmek iş i. * Eğ ilmek. bükümü olan. yün vb. bükülüş * Bükülmek iş i veya biçimi. iir bükünme . bükülme * Bükülmek iş i. insirafî. * Bir ş bükülmüş kat. eyin yeri. * Bükülmüş olan. bükün * Gramer görevleri ve yapı mı bakı ndan. bükümlü bükümsüz * Bükülmemiş olan. büktürme * Büktürmek iş i. büktürmek * Bükmek iş yaptı ini rmak. katlanmak. * Bükülmüşeğ . vrı * (iplik. bükülü * Bükülmüş olan. için) Bir defada eğ rilmiş miktarı ip . iş olması .

bülbül gibi konuş turmak (veya söyletmek) * itiraf ettirmek. i. . sesinin güzelliğile tanı ş i nmıolan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos). rı * Dönemeç. sancı kı rı dan vranmak. vrı * Ağdan. bükülmek. an * Bağ ı rsakta olan ağ. sı bülbülleş me * Bülbülleş iş mek i.* Bükünmek iş i. bülbül gibi söylemek * hiçbir ş saklamadan bildiklerini söylemek. ortası çukur ve bu çukur yere piş tikten sonra dövülmüş Antep fı ğkonulan bir tür stı ı hamur tatlı. bülbülkonağ ı * Bir tür hamur tatlı. yine de yurdunu özler. bülbül çanağ ı * Çok ufak (kâse). * Dergi. sı bülten * Özel veya resmî kurum ve kuruluş veya yetkili kiş lar ilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayı mlanan duyuru. bükünmek * Kı lmak. ş ı bülbülün çektiğdili belâsı i * ilerisi düş ünülmeden söylenen söz insanıbaş dert açabilir. büküntü * Bükme sonucu oluş biçim veya iz. n ı na bülbülyuvası * Daire biçiminde. kla mak. neş konuş eyle mak. viraj. büküş bülbül * Karatavukgillerden. bülbül kesilmek * bir etki veya baskı nda çokça konuş altı mak. bülbül gibi bilmek * çok iyi öğ renmiş olmak. bülbülleş mek * Bülbül gibi ötmek veya ş mak. ey bülbül gibi ş mak akı * güzel sesle. * Sesi çok güzel olan kimse. itiraf etmek. * Bükmek iş i veya biçimi. akı bülbülü altı kafese koymuş "ah vatanı demiş n lar. bülbül gibi konuş (veya okumak) mak * kolaylı konuş okumak. m" * kiş yurdu dında ne kadar zengin olursa olsun.

* Ham ipekten dokunan bir tür iç çamaş kumaş ı rı ı . * Bürülmüş . bürokrasi * Kı rtasiyecilik. dürülmüşkatlanmıolan ş . nce * Bürgüsü olan. bürokratik * Kı rtasiyecilikle ilgili. bürümcek * Koza gibi yumaklanmış şey. bürümek * Sarmak. ş ube. * Kamu yönetimi. * Çok. bürümcük * Ham ipekten dokunmuş giysi kumaş ı . * Soğ ukluk. ş ma . ş an * Kı rtasiyeci. bürülü bürüm * Bürünmüş . basmak. * Çarş af. bürokrat * Devlet dairesinde çalı görevli. yazı * Danı ve yazı lerinin yürütüldüğ iş ş ma iş ü yeri. örtmek. bürudet bürük * Duvak. * Kamu yönetimi ile ilgili. kaplamak. * Bünye olarak. sı * Yapı .bünye * Vücut yapı. * İ perde. * Yazı masası . mı * Baş örtüsü. güçlü etkilemek. * Atkı . bürünme . bürüme * Bürümek iş i. bünyece bürgü bürgülü büro * Çalı odası hane. istilâ etmek. ş ey. * Bölüm. kuruluş . bünye bakı ndan.

* Heykeltı lı baş göğ bazen de omuzları raşkta ı sü. * Birlik. büten bütün * Olefin grubundan C4H8 formülünde iki hidrokarbonun adı . k. onaylayan ve bu iş lemlerin yapı na izin veren kanun veya karar. bütün bütüne * Bütün olarak. . ğ ı giderlerini tür ve ayrı ları gösteren çizelge. tam. tamamı temelli. lması bütçe açı ğ ı * Bütçede belirlenen giderlerin gelirlerden çok olması durumu. bütüncü ekonomi . büryan pilâvı * Kemiksiz koyun eti. ine * Sarı nmak. bütün bütün * Büsbütün. pirinç. * Parçalanmamı ş . yla. e büryan * Bkz. daki k * Ufaklı bozukluk olmayan (para). biryan. * Bir görünüşgirmek. bütünü. bütçe * Devletin. * Eksiksiz. * Çok sayı varlıve nesnelerin hepsi. tamamı yla. bütçeleme * Bütçelemek iş i. örtünmek. bütçelemek * Bütçe yapmak veya hazı rlamak. büryancı * Bkz. büst * Vücudun. soğ domates. içine alan sanat ürünü.* Bürünmek iş i. omuzlarla birlikte göğ üsten yukarı bölümü. bürünmek * Bürümek iş konu olmak. iyice. biryancı . bütan * Metal bidonlar içinde az bir bası altı sılaş yakı nç nda vı an. bir kuruluş bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladı gelir ve un. karımı rı ı irilen bir pilâv türü. baharat ve yağ ş yla fında piş an. ntı yla * Devlet ve öteki kuruluş veya topluluklarıbelirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama n niceliklerini önceden belirleyen. tamamen. bütçe yı lı * Bir bütçenin uygulanmaya baş ğgünden ertesi yı ladı ı l aynı güne kadar geçen süre. tamlı k. büsbütün *İ yiden iyiye. t olarak yararlanı HC formülündeki lan hidrokarbür gazı .

inde . bütünleyici * Bütünleme iş yapan. * Ufak. * Bütün niteliğ olan. bütünler açı * Ölçülerinin toplamı 180° ye çı nı karan açı lardan her biri. tamamlanmak. mütemmim. bozuk paraları büyük para durumuna getirmek. total. tamamlama. ikmal. bütünletmek * Bütün durumuna getirmek. ikmal edilmek. . i. ini bütünlük bütünsel * Bütün olma durumu. bütünleş me * Bütünleş iş mek i. ine bütünler * Bütün durumuna getiren veya bütün durumuna getirmek için eklenen.* Ekonominin bütün alanları kapsayan yapı oluş makro ekonomi. ikmale kalmak. bütünle ilgili. bütünlemeye kalmak * bir öğ renci yarı l veya öğ yı retim yısonunda bir veya birden çok dersten bir kez daha sı girmek üzere lı nava baş sı ğ uğ arızlı ramak. * Bütünleme sı . nı ve um. a bütünlenme * Bütünlenmek işveya durumu. bütünleyen * Bütün durumuna getiren. bütüncüllük * Bütüncül olma durumu. tamamlamak. bütünlemeli * Bütünleme sı na girmesi gereken (öğ navı renci). bütünleş mek * Bütün duruma gelmek. bütünletme * Bütünletmek iş i. bütünleme * Bütünlemek iş bütün. navı bütünleme sı navı * İ ve orta dereceli okullarla üniversite ve yüksek okullarda bütünlemeye kalan öğ lk renciler için genellikle yaz tatili veya dönem sonunda açı sı ikmal imtihanı lan nav. bütüncül * Totaliter. i bütünlenmek * Bütünlemek iş konu olmak. tamamlatmak. tek parça durumuna getirme. mütemmim. bütünlemek * Eksiksiz duruma getirmek.

ı tı * (soyut kavramlar için) Çok. sihirbaz. * Karşdurulmaz güçlü etki.bütünsellik * Bütün olma durumu. i * Üstün niteliğolan. * Bkz. büve bovis). füsun. aş * Niceliğçok olan. tiyatro. * Biraz büyük. sihir. büyücek büyücü * Büyü yapan kimse. vıltı yla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma ğ ı ran. lmıbir büyü bozulmak * yapı ş büyü etkisiz duruma getirilmek. kaka. büyüklere özgü. ortalamayı an. bağ ı . * Çevresindekileri çabuk ve güçlü olarak etkileyen kimse. a . büyük gibi. lmıbir büyü yapmak * büyü yolu ile etki altı almaya veya aldı na rmaya çalı ş mak. e ş ı büyük * (somut nesneler için) Boyutları . lan büyü * Tabiat kanunları aykısonuçlar elde etmek iddiası olanları baş na rı nda n vurdukları iş ve davranı gizli lem ş lara verilen genel ad. büyüğ yakı e n. büyük (söz) söylemek * yapacağbir ş hakkı kesin konuş övünmek. Büğ et. ş kı büyük abdesti gelmek * göden bağ ı boş ı nı altma gerekliğ duymak. benzerlerinden daha fazla olan. n nı zıları * Büve. sinema gibi yerlerde) Yiyecek ve içecek satı küçük büfe. rsağ ini büyük aile . büvelek büvet büvet * (istasyon. büyücülük * Büyücünün yaptı işsihirbazlı ğ . küçük karş . i * Yetiş belli bir yaşgelmiş kin. büyüğ ümsü * Büyüğ yakır. afsun. * Daha çok sırlara saldı onlarıkanı emen. ı ey nda arak büyük abdest * Dı . ı büyü bozmak * yapı ş büyüyü etkisiz duruma getirmek. * Önemli. ı k.

büyük söz söylemek. ması büyük lâf etmek * Bkz. nine.* Büyük baba.50 C den 15. dede. . yüceltmek. n ulları ndan an büyük amiral * Bazı ülkelerde kara ordusunda mareş denk sayı donanma subayların en yüksek aş ale lan nı aması ndaki amiral. * Büyük elçinin makamı . majüskül. büyük dalga * (radyo yayı için) Uzun dalga. lerin ı nda n ı laş ı büyük boy * Normal ölçülerden daha büyük. kilokalori. büyük harf * Özel adlarla cümle baş gibi yerlerde kullanı ve büyük yazı özel biçimli harf. büyük kan dolaş ı mı * Kalbin sürekli kası gevş lı p emesiyle kan ve lenfin vücudun büyük bölümünü dolaş . güçsüzleri ezer. un k nı büyük elçi * Üstün aş amalı elçi. ları lan lan. büyük anne ile bunlarıevli oğ ndan. nı büyük defter * Ticarî bir kuruluş aylıve bilânço hesapları gösteren defter. n büyük atardamar * Kalbin kası lması karı klardaki kanı ile ncı bütün vücuda taş ana atardamar. büyük görmek (bilmek veya tutmak) * kendini veya baş nı kası olduğ undan üstün saymak. büyük baş derdi büyük olur ı n * büyük iş baş bulunanları karş acağgüçlükler de çoktur. büyük kalori * 1 atmosfer bası altı 1 kg suyun sı ğ 14. büyük hanı m * Yaş kadı lı n. ı yan büyük baba * Annenin veya babanıbabası n . büyük çember * Bir kürenin merkezinden geçen bir düzlemde ara kesiti olan çember. büyük anne * Annenin veya babanıannesi. büyük ana * Büyük anne. gelinlerinden ve çocukları oluş aile. büyük elçilik * Büyük elçi olma durumu.50 C ye çı nç nda caklını ı karmak için gereken ı miktarı sı . büyük balıküçük balı yutar k ğ ı * güçlüler.

ü) sonra ince ünlülerin gelmesi n . a ini büyük ş ehir * Ana kent. n. ö. büyük peder * Büyük baba. ondan sonra gelen bütün hecelerin kalı ünlülerle. ş a u büyük mevlit ayı * Ay takviminin üçüncü ayı . büyük sözüme tövbe! * bir konuda çok kesin konuş ulduğ unda. büyük ünlü uyumu. n n ince bir ünlü varsa sonraki hecelerin de ince ünlülerle sürüp gitmesi kuralı : Çocuklaş denizcilik gibi. majör. ve ilere ı ça büyüklenme . kuralı . mak. büyük oynamak * çok para koyarak kumar oynamak. Dübbüekber. büyük sesli uyumu * Kelimede kalıünlülerden (a. büyükçe * Biraz büyük. büyükle büyük. dede. arkadaş davranmak. rebiyülevvel. * büyük bir tehlikeyi göze alarak bir işgiriş e mek. o. büyük ünlü uyumu * Türkçe bir kelimenin ilk hecesinde kalıbir ünlü varsa. eyi eyler Büyükayı * Kuzey yarı kürede yedi yı zdan oluş takı yı z.büyük lokma ye büyük söyleme * baş aramayacağ sonuçlandı ı n. m ldı muş m ldı büyükbaş * Sır. küçükle küçük olmak * her yaş durumdaki kiş karşdostça. tersi bir durumun baş gelmemesi dileğ belirtir. ı yan büyük tövbe ayı * Ay takvimin beş ayı inci . ı n büyük mağ aza * Her türlü tüketim maddesinin bol miktarda satı sunulduğ yer. * Oldukça önemli. ı u) sonra kalı ince ünlülerden (e. cemaziyülevvel. i. ramayacağ bir konuda kesin sözler söyleme. manda gibi hayvanları niteliğ belirtmek için kullanı ğ ı n ini lı r. büyük para * Çok para. büyük önerme * Tası n öncüllerinden büyük olanı mı . büyük tansiyon * Kan bası nı yüksek olması ncın . Yedigir. büyük yemin etmek * bir ş yapmamak konusunda en kutsal ş üzerine ant içmek. büyük terim * Kapsamı daha geniş olan son uç önermesinin yüklemi görevini taş terim.

ekber evlât hakkı . i büyülenme * Büyülenmek iş i. e büyükten büyüğ e * mirası önce büyüğ o ölünce kalanlarıen büyüğ geçmesi kuralı n e. megalomani. ululuk. büyüklük göstermek * gönül ululuğ göstermek. u büyüklük hastalı ğ ı * Kendini olduğ undan daha büyük ve önemli görme. gösterme hastalı. büyülenmek * Büyülemek iş konu olmak. büyüklü küçüklü * Büyük küçük hepsi bir arada. büyüleniş * Büyülenmek işveya biçimi. büyüklük taslamak. n üne . büyüklenmek * Kendini büyük göstermek. büyüleyiş . küçüklerin gözlerinden öpmek * sevgi ve saygı göstermek. büyülemek * Büyü ile etki altı almak. büyükseme * Büyüksemek iş i. * Büyüklere yaraş bağ layı davranı ı ı cı r ş ş . birini kendine bağ na lamak. teshir etmek. ine büyüleyici * Etkileyen. ğ ı büyüklük satmak * gururlanıüstünlük taslamak. kibirlenmek. büyüksemek * Büyük olduğ kabul etmek. unu büyüksü * Büyük gibi. i büyüleyici özellik * Sürekli büyüleyici ve etkileyici olma. büyüklerin ellerinden. büyüklük * Büyük olma durumu. büyümüş benzer. böbürlenmek. na * Etkisi altı almak. p büyüklük taslamak * kendini üstün görmeye çalı ş mak.* Kendini büyük gösterme. büyüleme * Büyülemek iş i. kibir. çekici niteliğolan.

pertavsı tıcı z. * Abartmak. güçlenmek. eyi * (resim. eskisinden büyük duruma gelmek. * Büyü gücü olan. eyler ini * Abartmak. a büyütülme * Büyütülmek iş i. büyütmek. büyütken doku * Sürgen doku. i yapı büyütürlük * Büyü ile ilgili olan. ş iddeti artmak. * Yetiş tirmek. i büyülteç * Fotoğ ve resim büyültmeye. * Uzakta duran cisimlere dürbün veya benzeri bir araçla bakı ğ cismi gören açın çı gözle ldında ı nı plak bakı ğzamanki açı oranı ldı ı ya . * Birisi tarafı yetiş ndan tirilmiş kimse. sihirli. * Sayı artmak. büyülü * Kendisine büyü yapı ş lmı(kimse). raf rma lemi. büyüklerinki gibi olan. ması ş ları ı na büyüsel büyüteç * Odak boyutu birkaç santimetre olan yaklaşrı mercek. boyutlar artmak. er büyümüş küçülmüş de * (çocuk için) konuş ve davranı yaş uymayan. * Artmak. geniş letmek. ca * Geniş lemek. raf t. harita gibi ş için) Daha büyük örneğ yapmak. yaş ı lanmak. * Yaşartmak.* Büyülemek işveya biçimi. büyütmek * Büyük duruma getirmek. * Fotoğ ve resimlere boyut kazandı iş agrandisman. * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde boyutlarıartması n n . büyütme * Büyütmek iş i. büyüme * Büyümek iş i. mübalâğ etmek. büyültmek * Bir ş büyük duruma getirmek. büyümek * Organizmanıbütününde veya bu bütünün bir bölümünde. . büyütülmek * Büyütmek iş lmak. bakmak. büyültme * Büyültmek iş i. irileş n mek. büyültüp basmaya yarayan aygı agrandisor. * Yetiş mek. * Önem ve değ kazanmak.

ı tı rı büyütüş * Büyütmek iş i veya biçimi. büzgülü * Büzgüsü olan. büzgen büzgü * Kası vücuttaki herhangi bir deliğaçan veya kapayan çember biçimindeki kasları genel adı larak i n . ş kı k. * Kalı bağ ısona erdiğyer. vrı büzgüleme * Büzgülemek iş yapmak. büzülerek dikilmiş olan. büyüyüş * Büyümek işveya biçimi. dedikodu yapı na engel olmak. bir kenara çekilmek.). kafadar. bir ş o kimsenin çekiciliğ lan eyin inden kurtulamamak. büzgüsüz * Büzgüsü olmayan. * Ağ büzülerek kapatı (kese. büzdürmek * Büzmek. n ı n rsağ i * Yüreklilik. aş nlı uk . cesaret. * Dikiş kumaş bir ucundan istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğ çekilmesi ile oluş kumaş te ı n in an. * Büzmek iş birine yaptı ini rmak. torba vb. büzmek büzük büzüktaş * Kafa dengi arkadaş . sışrarak veya kı m yaparak bir ş alanı ve hacmini küçültmek. büzdürme * Büzdürmek iş i. büzülmek * Büzmek işyapı i lmak. büyüye kapı (veya tutulmak) lmak * yapı büyünün etkisinde kalmak. ini büzgülemek * Büzgü ş eklini vermek. büzme * Büzmek iş i. * Korku. i büz * Künk. unu k. zı lan * Buruş turarak.* Aş laşrma. anüs. soğ gibi etkenlerle bir kenara sinmek. kı tı vrı eyin nı * Kapatmak. lması * Toplanarak büzülmüş . ı n bolluğ azaltan sı küçük kı m. büzülme * Büzülmek iş i.

). * Elektrik kapasitesinin kı lması saltı . "kadar" anlamı zarf türetir: Bun-ca. kış müş rık. açı mert-çe vb. iş cı * Bir tür ot. ı z. esmer-ce. C * Türk alfabesinin üçüncü harfi. -ca / -ce. aylar-ca. büzüş mek * Büzülerek alan hacmini küçültmek. Ce adı verilen bu harf ses bilimi bakı ndan ötümlü katık diş diş mı ş ı eti ünsüzünü gösterir. -ça / -çe * Vurgusuz zarf eki: Kı sa-ca. yar ranarak yapı çoğ kez sarı lan. para vermeden alı ş bedava. "bakı ndan" anlamı zarf türetir: Para-ca. -ca / -ce. baypas. cadalozlaş ma . -cacı/ -cecik k * Zarf türeten ek (vurgusuz): hemen-cecik. irret n. * Karbon'un kı saltması . . rla büzülüş * Büzülmek işveya biçimi.. ı * Bkz. büzüş . üstelik. köy-ce vb. Ca * Kalsiyum'un kı saltması . dil adları k-ça. -çacı k cadaloz * Çok konuş huysuz ve ş (kadı kocakarı an. İ ngiliz-ce. u msaklı tah açı yiyecek. biz-ce. binler-ce vb. türetir: Alman-ca. na ca vb. * Nota iş aretlerini harflerle gösterme yönteminde do sesini gösterir. * Romen rakamları 100 sayını nda sı gösterir. yaş vb. "tarafı ndan" anlamı zarf türetir: Bakanlı hükümet-çe vb. kış rı mak. ey nan ey.büzülüp oturmak (kalmak) * bir kenarda çekingen bir tavı oturmak. usul-cacıvb. soluk-ça. topluluk beraberlik anlatan zarflar türetir: Aile-ce. -ça / -çe * Sı fatlardan küçültme sı fatları türeten ek: Sarın-ca. "-a göre" anlamı zarf türetir: Onlar-ca. i büzüş me * Büzüş iş mek i. lı cacı k cacı k * Yoğ ayran içine hı veya marul doğ urt. mı na -ca na sen-ce vb. iyi-ce. sayı eş bildiren zarflar türetir: Yüzyı ca itlik llar-ca. * Fazla olarak. Rus-ça. c. yavaş k. karş ksı fazladan. ben-ce. sert-çe vb. ş ı caba * Bir ş ödemeden. cabadan * Bedava olarak. onna k-ça. ev-ce. günler-ce. büzüş ük by-pass C * Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan. Türkçe vb.

tı başdağ nı rnakları uzun ve pis kadı için kullanı nlar lı r. atafat. fesadıçok olduğ yer. * Bu mantarıyol açtı bitki hastalı. cadı gibi cadı kazanı * dedikodunun. cadı mak laş * (kadı Çirkinleş huysuzlaş n) ip mak. * Karık. * Ağ kalabalı ile bir ş elde eden. * Ş in bir kolu ve bu koldan olan kimse. cadı davranmak. * saçı ı ık.* Cadalozlaş iş mak i. dolayıyla meyve verimine engel olan asklı sı mantar (Taphrina cerasi). cadalozluk * Cadaloz olma durumu. uzaklaş ı p nı mak. n ğ ı ğ ı cafcaf * Gösterişş . cadı etmek lı k * huysuzluk etmek. ihtiyar kadı n. cadde * Ş içinde ana yol. cafcaflı Caferî cağ cağ . cadalozlaş mak * Cadaloz gibi davranmak. * Gösteriş fazla ş ş li. gürültülü patı lı ş ı rtı tehlikeli. * Çok güzel göz. n u cadı ma laş * Cadı mak iş laş i. çirkin. kapamak. arak ine lan * Huysuz. ş ı z ğ ı eyi irret. * çok becerikli. . cadı lı k * Cadı yakır davranı huysuzluk. i * (korkulu bir durumda) baş alıgitmek. iîliğ * Parmaklı korkuluk. ehir caddeyi tutmak * herhangi bir sebeple bir yoldan geçişengellemek. . * Bitki bakı zlı yabanîleş msı ktan mek. * Büyük bez veya deri torba. ı atafatlı k. cav. ya ş ı ş . gibi cadı süpürgesi * Emeçleri özellikle dal uçları ndaki kabuk altı sı bir ağ nda kı örerek çekirdekli yemiş açların ağ nı çiçeklenmesine. cadı * Geceleri dolaş insanlara kötülük ettiğ inanı hortlak. k.

yapı iş lması nca lı lenmesine izin p verilen. k nı layan zemindeki delik. cahil kalmak * bilgi edinememek. ş . * Deneysiz. ndan iş * Yazı bir sözün olduğ gibi tekrarlandını da u ğ göstermek için alt hizası konulan tı biçimindeki ı na rnak noktalama iş areti. * Hamam. caka * Gösteriş m. * Cahil olma durumu. bilgisi olmamak. bilgisizlik. çalı satmak. cakacı lı k . cahile yakır (biçimde). cakacı * Caka yapmayı seven. * Gençlik. deneysizlik ve bu yüzden iş lenen kusur. * Cahilce.cağ * Lavabo. caka satmak * gösteriş yapmak. yasa. kabadayı fiyaka. toyluk. -cak / -cek. deneysizlik yüzünden kusur iş leme. bilgisizlik. banyo. yerlerde atısuyun akması sağ . cahilâne cahilce cahiliye * Araplarda Müslümanlı önceki çağ ktan . lan. cahil * Öğ renim görmemiş . ini * gençlik. ş ı caize *Ş airlerin kasidelerle övdükleri büyükler tarafı kendilerine verilen bahş. ş ı cahillik etmek * bilgisizliğ göstermek. m caka yapmak * gösteriş davranmak. toy (delikanlı kı veya z). * Dokumacı çözgü makinesinde çözgü ipliğbobinlerinin desen ve renk sı na göre yerleş lı kta. caiz * Din. genç. uygun. * Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan. okumamı bilgisiz. cahiliyet cahillik * Cahillik. toyluk. . * Yol yiyeceğ azı i. çalı lı k. yapı nda sakı olmayan. ş ı * Cahil gibi. kuzu-cak vb. i rası tirildiğ i cağk lı sehpa. k. -çak / -çek * Küçültme isimleri türeten ek: Yavru-cak. cahile yakır (biçimde). töre veya baş bakı ka mdan iş lenmesinde. yerinde sayı yakık olan. fiyakalı li durumda olmak. duşbanyo vb.

ş effaf. li. çeken. cakalı cakası z calî * Yapmacı . * Aç gözlü. elma. r * Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapı şsı lmı rça. kayı kavak. saydam ve çabuk kılı te lan rı cisim. ile lan cam suyu . Kalvenci. cam macunu * Camı yuvası tutturmak ve yalı k sağ na tkanlı lamak amacı kullanı bezir yağve üstübeç karımı ile lan ı ş . hortumları körelmiş kelebekler familyası . * (göz için) donuk. * Pencere. meş ve gürgen ağ n.5-2. e açları zarar veren. cam çivisi * Yaklaş çapları mm. boyları ı k 1 1. * Bkz. caka ile yapı gösteriş lan. klı calip Calvinci * Celp eden. cam * Soda veya potas katı ş lmısilisli kumun ateş eritilmesiyle yapı sert. cam gibi cam göz cam kanatlı lar * Kurtçukları . .5 cm arası değen ince ve başz tel çivi. düzme. * Cakası olan. sahte. cakalanma * Caka satma. ndan lan cam resim * Renkli camları kesilip birbirlerine kurş çubuklarla bağ n un lanması yapı süs veya resim.* Cakacı olma durumu veya cakalı davranı ş . ı cam mozaik * Renkli taş parçaları yerine cam parçaları yapı mozaik. saydam. * Gözü takma olan. tamahkâr. kanatları na camsı . lan * arkası görünen. Calvincilik * Bkz. cakalanmak * Caka satmak. * Çerçevelerde camıyerleş n tirilmesi için açı yiv. nda iş sı cam evi * Cam takma iş yapı dükkân. cansı z. camcı leri lan . Kalvencilik. * Kadeh. çekici. * Cakası olmayan. içki.

k. ağ n böceklere ve ateş direncini artı renksiz n acı e ran cam yuvası * Cam evi. * Hamamlarda soyunulan camlı yer. dönebilen elmas parçası camı ile çizerek kesmeye yarayan araç. camcı macunu * Cam ile çerçeve arası ndaki aralı kapatmakta kullanı ve kaba üstübeçle bezir yağ kları lan ı yapı ndan lan hamur. * At alısatma veya yetiş p tirme iş i. * Yerde ve tel. ı rı cambazhane * Cambazlarıoyunları gösterdikleri yer. * Osmanlı Devletinde atlı ve savaş olan larda padiş n önünde düş ahı mana karşilk saldıya geçen birlik. cam yünü * Çok ince. camcı lı k * Cam alı satma veya takma iş p i. camcı * Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. suyu bol. ları sı ş camadanlı * Camadan giymiş olan. * Evin içini pencereden gözetleyen kimse. k. u sı tı nda lan camadan * Çapraz düğ meli. * Bir yeri. camlı ran k.sı. bir veya daha çok bölüme ayı cam bölme. hileci. p tiren * Usta. cambaz akrobat. n i i. * Göstermelik. tehlikeli. * Kurnaz. sa * Dört köşyelkenleri boğ yüzeylerini küçültme iş e arak i. * Kurnazlı hilecilik. vitrin. satı ş lı eylerin sergilendiğcamlı k i bölme veya yer. üzerinde dengeye dayanan. becerikli kimse. sergen. * At alısatan veya yetiş kimse. vı * Potas veya sodanıkuvars ile eritilmesinden elde edilen. heyecan verici gösterileri yapan kimse. ı camadanı etmek fora * bağ koyuverip kılmıyelkeni açmak. camadan vurmak * fazla rüzgâra karşyelkeni kasmak. * Evin içini pencereden gözetleme. * Gözlük. camcı elması * Ucundaki küçük. at. * Ser (II). bisiklet vb. bükülebilir cam liflerinin oluş turduğ ıve ses yalımı kullanı madde. n nı cambazlı k * Cambazıişveya mesleğ akrobatlı akrobasi. ipek veya sı iş rma lemeli bir tür kı yelek. camekân . cambul cumbul * (yemek için) Çok sulu.

* Cansı z. camgöz canis). her ş parçalayıdağ kıp eyi p ı tmak. kömüş ı . camlaş ma * Camlaş iş mak i. pembe. camı z cami cami * Toplayan. n lmak kları camlama camlamak * Cam geçirmek. camlanma * Camlanmak iş i. camgöbeğ i * Yeş çalar mavi renk. zümre. * Müslümanlarıhep birlikte namaz kı için toplandı yer. * Donmuş . camlaş mak * Cama benzer duruma gelmek. ile * Bu renkte olan. kı zı rmı çiçekler açan bir tür kı çiçeğ(Impatiens sultanı na i ).camekânlı * Camekanı (yer). . su sırı ğ . çine cami yılmı ama mihrabı kı ş . camı çerçeveyi indirmek * etrafı rı dökmek. yerinde * yaş ğhâlde güzelliğbozulmamı(kadı landı ı i ş n). camlanmak * Cam takı lmak. cam takmak. boyu bir buçuk metre kadar olan. içinde bulunduran. bir araya getiren. * Deniz kısı yakı yaş yına n ayan. camekânsı z * Camekânı olmayan. * Manda. camia camit * Topluluk. * İ alan. eti lezzetli bir tür köpek balı (Galeius ğ ı camgüzeli * Evlerde süs olarak yetiş tirilen. * Camlamak iş i. olan camekânlı kutu * Televizyon.

* Yerin içinden yüze çı erimiş cak maddelerin. camlı k köş * Saraylarda veya bahçelerde soğ uktan korunmak için camla örtülmüş salon. can alıcan vermek p * ölüm sıntı ve acı içinde bunalmak. nsanı ğ ı * Gönül. kı sı sı can arkadaş ı * Bkz. * Yaş hayat. can acı sı * Vücudun herhangi bir yerinde duyulan ş iddetli acı . * İ n kendi varlı. sebze gibi bitkileri dıetkenlerden korumak için yapı ş ş lmıküçük limonluk. soğ sı nda billûrlaş p biçimsiz olarak kan sı uma rası mayı katı mıdurumu. can dostu. * İ ve hayvanlarda yaş nsan amayı ladına ve ölümle vücuttan ayrı ğ inanı madde dı varlı sağ ğ ı ldına ı lan ş ı k. camlatmak * Cam taktı rmak. can baş sı ı çramak na * çok korkmak. camlı * Cam takı şcam geçirilmişcamı lmı . * Güç. oda. i. can atmak can baş üstüne * istenilen ş büyük bir memnunlukla yapı ı anlatı eyin lacağ nı r. camekân. ş irin. * Yakı k duygusu belirten bir seslenme sözü. ama. olan. sevilen. takatsizlik göstermek. cı * Azrail. * Kiş birey. eyin can alı cı * En önemli. camlı k * Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. . camsı * Cam gibi saydam. cama benzer. özü. sevimli. * Bektaş ve Mevlevîlikte tarikat kardeş îlik i. can alacak nokta (veya yer) * bir ş en önemli yeri. en çarpı. * Çiçek. laş ş camsı z can * Camı olmayan. . nlı * Çok içten. dirlik.camlatma * Camlatmak iş i. can bayı lmak * iç geçmek.

i z can ciğ er * Çok yakı sı fı. için can damarı basmak na * bir iş en önemli yönü üzerinde durmak. can direğ i . sı na * baş nıyiyeceğ içeceğ sağ kasın ini. can derdine düş mek * ölüm korkusuna kapı lmak. tükenmek. in can dayanmamak * bir ş karş nda insanıdayanı lı elden gitmek. ğ kanı ı yla ı rı can çekiş mek * ölmek üzere bulunmak. kıkı ). ş lı can ciğ olmak er * birbiriyle çok yakıarkadaş n olmak. bitmek. huyları vazgeçirmek mümkün değ ndan ildir. can borcunu ödemek * ölmek. candan. can çekiş mektense ölmek yeğ dir * bir iş çeş sıntı üzüntülerle karş ı olağ te itli kı ve ı p laş anüstü gayret harcamaktansa o iş vazgeçmek daha ten iyidir. can çı kmayı (veya çı nca kmadan) huy çı kmaz * insanı ş kları alı kanlı ndan. pek içten. bir ş yaş eyin aması en önemli araç. n can çabası * varlını tlama amacı aş gayret. * sona ermek. ey ı sı n klı ı ğ can derdinde olmak * zor bir durumdan kurtulmaya çalı ş mak. baş a baş * herkesin kendi canın. pek içten (arkadaş n. * birbirini seven iki kişbir arada yalnıolarak. ı rı n kı can cana. can boğ azdan gelir (veya geçer) * insan yiyeceğ önem vererek güçlenebilir veya yemeden yaş ine amak mümkün değ ildir. can damarı * En önemli veya hassas nokta. can cümleden aziz * insanıkendisi herkesten önce gelir. can bunaltı sı * Aş üzüntü sebebiyle canısılma. can beslemek * kaygızca yiyip içip rahatı bakmak. ini lamak. kendi baş n kaygına düş ü bir tehlike anı anlatı nı ı nı sı tüğ nı r.can beraber * Çok sevgili. bunalma hâli. can ciğ kuzu sarması er * içli dı.

can havli. vurgulanması gereken yer. can feda * Çok imrenilen iyi veya güzel ş eyler. * ölüm korkusundan doğ güçlü bir tepki ile. alt ve üst kapakları nda dikili duran çubuk. sulu bir tür erik. can düş manı * Aş düş ı manlıgüden kimse. sı . . yer. güçlenmek. can kulağ ı * çok yakıdost. can havli ile. an can kalmamak * bitkin bir duruma gelmek.* Kemanıiçinde. can kuş u * Ruh. can kurban. can kaygına düş sı mek * her ş eyden vazgeçip sadece kendi hayatı koruma veya kurtarma çabası olmak. davranı karş nda söylenir. * Yüreğ altı in ndaki bölge. öldürmeyi bile düş düş rı k ünen man. * En duyarlı yürek. ş lar ı sı can gelmek * canlanmak. hoş görünmek. gücü tükenmek. nı nda can korkusu * Bkz. can gözdesi * Sevgili. can noktası * En önemli husus.. n arası can dostu * Pek içten dost. can kurban * Can feda. can olmak * sevimli. n rdaş can kulağile dinlemek ı * büyük bir dikkatle dinlemek. can havli * ölüm korkusu. can evinden vurmak * en etkileyici yönünden saldı rmak.. can eriğ i can evi * Genellikle yeş ilken yenen sert. can korkusu * Ölüm korkusu.

can yeleğ i * Bkz. can yoldaş ı * Yalnı ktan kurtulmak için birlikte yaş lan (kimse vb. can sıcı kı * Üzüntü yaratan.). can sı kmak * bı nlıvermek. * ruha güç vermek. kkı k can sohbeti *İ çtenlikle konuş çok yakıdostlar bir arada söyleş dertleş an n ip me. * üzmek. ğ ı bunalı m. cana kı ymak * öldürmek. cankurtaran yeleğ i. üzücü. zlı anı cana * Sevgiliye hitap sözü. acı vermek. eyi can yakmak * zulmetmek. * canlanması yol açmak. can vermek * ölmek. na * bir ş çok istemek. cana can katmak * yaş gücünü artı ama rmak. can tahtası * Göğ kemiğ üs i. nı can pazarı * Herkesin kendi canın kaygına düş ü ve kendini kurtarmaya çalı ğbir durum. cana yakı k nlı . can sıntı kı sı * yapı bir iş lacak olmamaktan ve hiçbir ş oyalanma imkânı eyle bulunamadı için duyulan tedirginlik. nı sı tüğ şı tı can sağğ lı ı * İ n sağ sağklı nsanı ve lı olması . eziyet etmek. cana minnet saymak (veya bilmek) * bir lütuf olarak kabul etmek. * bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak. can sevecek bir ş ey * hoşgidecek bir ş a ey.can pahası na * canı vererek veya tehlikeye koyarak. cana yakı n * Sevimli.

tarı bitkilerine zarar veren asalak bir bitki familyası ik iki m . * Korkunç. lan canavar otugiller * Bitiş taç yapraklı çeneklilerden. ürkütücü bir durum almak. *İ çtenlikle.* Cana yakı olma durumu. candan candan *İ çtenlikli bir biçimde. yürekten. canavar gibi olmak. canavar kesilmek * hı nlaş rçı mak. tiz ses çı karan alet. domuz gibi cana kı yaban hayvanı yan . areti lan canavar gibi * iri yarı rgan. * (tasavvufta) Tanrı . n. istekle. cancağ ı z candan * Cancağ m sözünde sevgi ve teklifsizlik. canavar otu * Canavar otugiller familyasın örnek türlerinden olan ve kenevirle tütün köklerinin asalakları biri nı ndan sayı çiçekli bitki (Orobanche ramosa). zalim (kimse). ması * Köpek balı. yı cı rtı hayvan. kötü ruhlu. n canan * Gönülden sevilen. gönül verilmiş olan kadı sevgili. canavarlı k * Canavar gibi davranma. saldı * çok fazla. ilgiyle. * Haş . . samimî. canavarlaş mak * Canavar gibi davranmak. canavarca * Canavar gibi. cancağ isterse deyiminde ise önemsemezlik anlatı ı zı ı zı r. * Kurt. en canavarlaş ma * Canavarlaş iş mak i. candan geçmek * ölmek. yaramaz çocuk. candan yürekten * içtenlikle. arı * Acı z. * Acı ses çı acı karan ve uzaklara kadar tehlike iş vermek için kullanı düdük. . canavar * Masallarda sözü geçen yabanî. ğ ı canavar düdüğ ü * Taş ı tlarda bulunan. candanlı k * Candan olma durumu. canavara uygun düş biçimde. gönülden. *İ çten.

cengel. sonucu acı duymak. eyi canı kası çı ca! * "büyük zarara veya kötülüğ uğ n. canfes * Üzerinde desen bulunmayan. inde lmıbir ik . çok heyecanlanmak. canı ölçmek cana * baş na yapı ş kendine yapı gibi düş kası lacak eyi lacak ünmek. canı çekmek * bir ş istemek. rahatsıolmak. z canı zı (veya boğ na) gelmek ağna azı * büyük bir tehlike karş nda ölecekmiş bir korkuya kapı ı sı gibi lmak. canhı raş * Yürek paralayan. parlak. için) canfeza cangı l * Bkz. e rası an nda lan canı kmak çı * Türk müziğ çok az kullanı ş birleş makam. canfes gibi yaprak * (asma ve dut yaprakları ince. * üzülmek. acı . istek duymak.candarma * Jandarma. kulak tı rmalayan. tahammül etmemek. rs zlı canı cebinde * zayı f ahlâklı kimse. * aş duygulanmak. tüyler ürpertici. * Karıklı kargaş ş k. vurma vb. ey canı burnunda olmak * çok yorgun ve bezgin olmak. ölsün" anlamları kullanı bir ilenme sözü. canı cehenneme * sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildirir. canı çekilmek * (vücudun herhangi bir organı canlı ı r gibi olmak. cangı l cungul * Hayvanlara takı çanları veya baş maden eş n çı ğkaba sesleri anlatı lan n ka yanı kardı ı r. için) lı azalı ğ * içi ezilmek. arzulamak. periş olsun. * Bu kumaş yapı ş tan lmı . ı a. canı na (veya içine) sı canı ğ mamak * sabıı k göstermek. taze ve sinirsiz yaprak. ı rı canı burnuna (veya burnundan) gelmek * bir ş yaparken çok zorluk çekmek. ince dokunmuş . tok. * Bu biçimdeki gürültü. canı mak acı * çarpma. ipekli kumaş .

kı ya ı klı canı olsun! sağ * üzülmeye gerek olmadını ı ğ karştarafa bildirmek için kullanı ı lı r. * ölmek. * ümit ve ümitsizlik arası kalıheyecanlanmak. nda p canı gelmek * yeniden canlanmak. * yarı üzülmek. çok isteyerek. rsı canı yanan eş attan yüğ olur ek rük * zarara veya kötülüğ uğ e rayan kimse acını karmak için aş çaba harcar. sabı z. canı ksı çı n! * "ölsün. lerle raş canı uğ mak ile raş * ağ hasta olmak. canı yerine gelmek. yarı öfkelenmek. * acı deneme geçirmek. canı tatlı * Sınt ı ve acı katlanmak istemeyen. canıkkı sı n * keyfi kaçmı ş . canı oynamak ile * tehlikeli iş uğ mak. canı gönülden (veya canı yürekten) * içtenlikle. * büyük sıntı düş kı ya mek. * çok yı pranmak. çok sevilen bir ş zarar gelecek diye kaygı eye lanmak. canı pek * Acı sıntı karşdayanı . bir te . yapacak bir işolmamaktan tedirginlik duymak. ölüm döş inde can çekiş ı r eğ mek. canı istemek * heves duymak. bir iş zarar görmek. canı isterse * (olumsuz bir cevap karş nda) "kabul etmezse etmesin!" anlamı kullanı ı sı nda lı r. canıkı sılmak * içi sılmak. kı i * keyfi kaçmak. nda canı gitmek gelip * ayı bayı lı p lmak. gebersin" anlamı bir ilenme sözü. kı ya ya canı tez * Beklemeye dayanamayan. ya. canı gitmek * özen gösterilen. canı sevmek gibi * çok güçlü bir sevgiyle bağ lanmak. sı çı ı rı canı yanmak * çok acı duymak.* çok yorulmak veya çok zorluk çekmek.

ğ kı yı kaları ı canı yürekten * Bkz. kendine bakmadan yaş amak. * gücünden fazla iş görerek aş derecede kendini yormak. m) er canı sokakta bulmadı mı m * tehlikeye veya herhangi bir sıntı katlanmaya hiç niyetim yok. canı ezan okumak na * bir kimsenin hakkı gelmek. kı ya canı n içi mı *ş efkat veya sevgi sesleniş i. * (ca:nı çok güzel. canı acı na mamak * kendini düş ünmeden. canıisterse! n * "dilediğ gibi olsun. canı değ na mek * çok hoş lanmak. canı kı na ymak * acı madan öldürmek. canı çı n diyor sanmak m m ksı * birinin en gönül okş cı ayı sözleri bile kendisine dokunmak. ad canı düş na kün * kendine iyi bakan. * birini öldürmeye hazı rlanmak. kendini koruyan. canı iş na na lemek (veya canı kâr etmek) na * çok etkilemek. sağğ . çok değ verilen.canı yerine gelmek * yorgunluğ geçmek. ı rı canı minnet na * beklenilmeyen iyi bir durumla karş ı duyulan memnunluğ anlatmak için söylenir. ndan canı geçmek. u lını ı canı mu? yok * birinin katlandı sıntı baş na örnek göstermek için söylenir. * sevgi seslenişolarak kullanı i lı r. * kendini öldürmek. gücünü kazanmak. canı gönülden. bana göre hava hoşanlamı kullanı in " nda lı r. ı nca laş u canı okumak na * berbat ve periş etmek. sen bilirsin. canı dese. canı kasdetmek na * intihara kalkı ş mak. batmak. canı ciğ m erim * içten bir sevgi sesleniş i. öldürmek. canı m! * hoş nutsuzluk anlatı r. an canı rahmet na . * ruhu ş olmak.

* canı verdirecek kadar memnun etmek. kı ya canı bağlamak nı ı ş * öldürülmesi gerekirken vazgeçmek. eye kün canı yakmak nı . çok yormak. ey * bir ş çok düş olmak. ş tı canı cehenneme göndermek (veya yollamak) nı * öldürmek. canı sı nı kmak * keyfini bozmak. canı sokakta bulmak nı * sağğkorumak gerektiğ anlatan bir söz. hayranlıveya öfke gibi türlü duygular anlatı k r. canı geçmek ndan * ölmek için hazı r olmak. çok sevmek. yı prandı rmak. canı almak nı * (Tanrı ) öldürmek. canı bezmek (veya bı ndan kmak. neş kaçı esini rmak. canı tükürdüğ na ümün (veya üfürdüğ ümün) * kı nlıve öfke belirtir. ğ ı canı acı nı tmak * birine acı vermek. bezmek. * hiçbir ş esirgememek. zgı k canı yandım (veya yandımı na ğ ı ğ n) ı * sevgi. canı diş almak (veya takmak) nı ine * her tehlikeyi göze alarak iş giriş e mek. usanmak) * ölümü göze alacak kadar sıntı kı içinde olmak.* "Alllah rahmetini esirgemesin" anlamı kullanı nda lı r. bı kmak. nı * sıntı sokmak. sabrı kalmamak. fazla çalı rmak. canı (bir yere) dar atmak nı * bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sınmak. canı çı nı karmak * hı rpalamak. canı burnundan getirmek nı * çok yormak. lı ı ini canı vermek nı * kendini feda etmek. canı tak demek (veya etmek) na * dayanamaz duruma gelmek. canı yetmek na * katlanamayacak duruma gelmek. canı susamak na * ölmek istemek. * birini öldürmeyi istemek.

cankurtaran salı * Deniz kazaları kullanı üzere gemilerde bulundurulan sal. gemilere belli etmek için kullanı çan ğ ı lan (veya düdük). cani canice canilik canip * Yan. cankurtaran gemisi * Karaya oturan. çok sevmek. cankurtaran yok mu! * ölüm tehlikesi karş nda yardı isteme sözü. kı ve canın derdine düş nı mek * canı baş bir ş düş ndan ka ey ünemeyecek kadar sıntı olmak. ambülâns. kürekli sandal. * Havuz veya plâjda yüzme bilmeyenleri uyaran. cankurtaran çanı * Tipili veya sisli havalarda sınacak veya yönelecek yeri yolculara. * bir kimseyi. cankurtaran simidi * Suda boğ ulma tehlikesine karşkullanı ve sudan hafif maddelerden. çok sıntı zarara sokmak. caniye yakır (biçimde). kı .* acı verecek biçimde cezalandı rmak. canice. ı ı ya cankurtaran kulübesi * Dağ geçitlerinde tipiden veya soğ uktan korunmak icin sınak olarak yapı ş ğ ı lmıkulübe. cankurtaran * Hastahane veya kliniklere hasta veya yaralı ı taş maya özgü araç. ı sı m . yacı * Cani gibi. tehlikeden koruyan ve onları kurtaran kimse. kı da canın içine sokacağgelmek nı ı * çok hoş lanmak. yanan veya batma tehlikesi ile karşkarş kalan gemileri kurtarmaya yarayan gemi. taraf. nda lmak cankurtaran sandalı * Deniz kazaları veya gemi batmak üzere iken insanları nda kurtarmaya yarayan motorlu. büyük simit veya yelek biçiminde ı lan yapı ş lmıaraç. caniyane * Cani gibi. cankurtaran ş amandı rası * Denize düş enlerin kolayca belirlenip kurtarı lmaları denize bı lan ve kazaya uğ için rakı rayanlarıbulup n kendilerini göstermeleri için kullanı parlak renkli. cankurtaran düdüğ ü * Cankurtaran çanı . cankurtaran yeleğ i * Yelek biçiminde yapı ş lmıcankurtaran aracı . amandı ra. * Cinayet iş lemiş olan kimse. ş ı * Cani olma durumu. fosforlu ş lan. filika.

canlandıcı rılı k * Canlandıcı rı olma durumu. * Geçmiş yaş bir olay veya durum yeniden hatı te anan rlanmak. canlı * Canı olan. ine canlandım rı * Ortada kalan kalı ları göre bir eserin ana tasarına uygun olarak yeniden çizimi. canlandılmak rı * Canlandı rmak iş konu olmak. na * Yaş atmak. u canlandıcı rı * Canlı veren. canlı cenaze * Çok zayıbir deri bir kemik kalmıkimse. dirilik getirmek. yerlerde yemek sı nda bir veya birkaç müzisyenin çalgı sesleri ile parçaları rası ve seslendirmesi. * Heyecanla. diri. * Kiş tirme. tarak canlandı rmak * Canlanması sağ nı lamak. ş canlı model * Figürlerle süslü veya heykeltı lı yararlanı kadı veya erkek. i * Depreş mek. lına ğ * Yoğ unluk. lokal vb. hareketli. canlanma * Canlanmak iş i. * Bir canlı resim veya ş filmi için hareketliliğsağ ema i layan tek tek resimleri yapan sanatçı . raşkta lan n canlı müzik * Gazino. henüz ölmemiş . . canlı kazandı lı k lı k ran. canlanmak * Gücü artmak. yaş ayan. diri duruma gelmek. hayat dolu. canlandılma rı * Canlandılmak iş rı i. * Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sı nda hareket duygusu verebilecek biçimde rası düzenleme ve filme aktarma iş i. ileş * Geçmiş olayıgeliş bir n mesini ve sonucunu aynı biçimde yansı sunma. hareketlilik kazanmak. * Güçlü. canlanması yol açmak. f. etkinlik kazandı rmak. lı k. var gücüyle. * Yaş p yer değ tirebilen yaratı hayvan. ntı na sı canlandı rma * Canlandı rmak iş i. ayı iş k. canlı canlı * Diri diri. etkili. (birinin) kı ı girmek. * Etkinliğartmak. canla baş la * Seve seve her türlü yorgunluğ göze alarak. * Canlı tazelik.cankurtaranlı k * Cankurtaran olma durumu.

hilozoizm. canlı n yayı * (televizyon ve radyo için) Daha önceden herhangi bir gereç üzerine tespit edilmemiş cı tespit edildiğ . hareketlilik. k cansıhedef z * İ ve hayvan dında kalan hedef. z z cansıdüş z mek * hastalıveya yorgunluk yüzünden bitkin bir duruma gelmek. * Canlı olmayan (varlı camit. z * Hareketsizlik. * İ uyandı lgi rmayan. cansı tı zlaşrmak * Cansıduruma getirmek. cansı mak zlaş * Cansıduruma gelmek. una canlı lı k * Canlı olma durumu. cansı z * Canı yitirmişölmüş nı . z cansı tı zlaşrma * Cansı tı iş zlaşrmak i. * Çocukta bir düş biçimi olarak bütün cisimlerin canlı ünce olduğ inanma. canlılı cı k * Olup bitenin ruhlar alanın gizli güçlerince yönetildiğ inanan ilkel anlayıanimizm. nı cantiyane * Kantiyane. capcanlı . * Neş elilik. * Bağ z bir ruhî varlın insanda ve doğ nesnelerinde yerleş olduğ inanan ilkel dinî görüş ı msı ğ ı a ik una . mecalsiz. cansıgibi. . * Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatıilkesi olduğ ileri süren öğ n unu reti. nı ine ş . alıyla i anda yapı yayı lan n.canlı özdekçilik * Evrenin temeli olarak düş ünülen maddenin canlı olduğ savunan doktrin. unu canlı resim * Bir hareketi parçaları ayıp bunlarıelle yapı resimlerinin alıyla tek tek çevrilmesine dayanan ve na rı n lan cı gösterimde sürekli bir hareketi ortaya koyan film tekniğ i. cansı k zlı * Cansıolma durumu. * Güçsüz. nsan ş ı cansı ma zlaş * Cansı mak iş zlaş i. z * Bir diş canlı in dokusunu yok etmek. özveriyle. k). * Durgun. cansıcansı z z * Cansıolarak. sönük. cansiparane * Canı verircesine.

cariyelik * Cariye olma durumu. arz ve talebe göre belirlenen fiyatı . ilân etmek. söz söylenen kimseye aş bir saygı ı rı göstermiş olmak için kadı tarafı "ben" zamiri yerine nlar ndan kullanı . yürürlükte bulunan para. * Akan. haykı rmak. lan cari para cari ücret cariye * Geçerli olan. cariyeniz (veya cariyeleri) * eskiden. ş arjör. (bir car * Çağ. * Olagelen. alıp satı rı p nı labilen.* Çok canlı biçimde). * Yabancı ülkelerden kaçılıözgürlükten yoksun edilen. yürürlükte olan. carcar carcur * Bkz. lı rdı * aynı maksatla genç kadı nlardan söz edilirken onları anlatan kelimelere bir unvan gibi getirilirdi. * İgücü piyasası iş ş nda gücünün. yaygaracı . ilân. geçen. carlama * Carlamak iş i. cari masraf * Belirli bir dönemde yapı harcamalar. car car * Çok ve yüksek sesle. na * Fermuar. rı * Tehlike durumu. yardı m. carcur carcur cari * "Geliş igüzel konuş mak" anlamı gelen carcur etmek deyiminde geçer. carlamak . imdat. gürültülü bir biçimde (konuş ma). cariyelik etmek * cariye gibi hizmet etmek. her konuda efendisinin isteklerine bağ bulunan genç kadı halayı lı n. * Geveze. k. car etmek * nara atmak. car * Bazı yerlerde kadı n kolları örttükleri veya boydan boya örtündükleri çarş zar. nları na af. tellâl ile duyurma. cari hesap * İ taraf arası sürüp giden alacak verecek iş ki nda lemlerinin tutulan hesabı .

* İ etmek. duyurmak. cavlak . çaş k. abartısöz. lı cart curt etmek * göz korkutmak veya övünmek amacı abartıkonuş yla lı mak.* Bağ ı konuş rarak mak. derme çatma. cartayı çekmek * ölmek. casus casusluk * Casus olma durumu. * Birdenbire ve gürültü ile. * Yellenme. z. cavalacoz * Değ ersiz. (II) cart cart ötmek * kendini beğ enmiş davranı ve buyururcası söz söylemek. haykı lân rmak. carlı carsı z * Carı olmayan. nara atmak. önemsiz. hiç tüyü olmayan. mlı r nana ı carta cartadak cartadan * Cartadak. cascavlak kalmak * bütün imkânları elinden alı ş nmıolarak ortada kalmak. * Bir devletin veya bir kimsenin sı nı kasın hesabı öğ rları baş nı na renmeyi üstüne alan kimse. cascavlak * (baş için) Çok saçsı çok tüysüz. * Çılçı örtüsüz. ı tlı casusluk etmek * casus olarak çalı ş mak. cav * Bkz. (II) cart * Sert bir ş yı lı çı ses. çağ (II). bir ş la na cart curt * Gerekli gereksiz yerde söylenen. çok söylemek. çaş ı t. rı plak. cavlağçekmek ı * ölmek. cart kaba kâğ ı t * yüksekten atana veya çalı bir tavıtakı karşsöylenen hafifseme ünlemi. ey rtı rken kan * Carı olan.

cayı ş * Caymak işveya biçimi. caydılmak rı * Cayması lanmak. vazgeçirilmek. *Ş iddetli. etkili olarak. ndan caygı n * Vazgeçip iş ardı bı in nı rakan. plaklı cavlama cavlamak cavlamak * Cavlamak iş i. caydı rmak * Cayması sağ nı lamak. plak. çı kalmak. cayı rdamak * (nesneler için) Ses çı kararak yanmak veya yılmak. rmak i cayı r r cayı * Bir cismin çabuk ve ş iddetle yandını rtı ğ anlatmak için kullanı ğ . cavlaklı k * Cavlak olma durumu. dönek. i . çı k. yı lma sesi. cayı rdama * Cayı rdamak iş i. ı cayı yı rtı basmak (veya cayı koparmak) rtı * birdenbire bağ p çağ ı rı ı rmaya baş lamak. plak * Ölmek. sağ ndan caydış rı caydı rma * Caydı iş rmak i. tüyünü dökmek. caydıcı rılı k * Caydıcı rı olma durumu. gürültülü ses çı kartmak.* Çı tüysüz. uzun. * Caydı işveya biçimi. cayı rtı *Ş iddetli yanma. kararı döndürülmek. cayı rdatmak * (nesneler için) Sert. vazgeçirmek. gürültü. kararı döndürmek. * Kavlamak. sözünden döndürücü. yı ldını ı ı lı r. rtı cayı rdatma * Cayı rdatmak iş i. rtı cayı vermek rtı * gürültü ile gözdağvermek. caydıcı rı * Kararı ndan.

alı . i cazcı cazcı lı k cazgı r * Caz müziğçalan veya besteleyen kimse. cazı rdatma * Cazı rdatmak iş i. cazı rdatmak * Cazı rdaması yol açmak. nı cazı rdama * Cazı rdamak iş i. kararı dönmek. * Cazgı r olma durumu. * Çekim. mek cazibeleş mek . * Alı alı lı çekicilik.cayma caymak caz * Caymak iş i. * Sözünden. i n ları cazbant * Caz müziğçalan orkestra. mlı k. cazibe kanunu * Yer çekimini belirten kurallar bütünü. cazibedar * Çekiciliğolma. i mlı cazibeleş me * Cazibeleş durumu. vazgeçmek. i caz takı mı * Caz müziğçalan orkestranıbütün çalgı . i * Cazcın iş nı i veya mesleğ i. na cazı rtı cazibe * Cazı rdama sesi. * Caz müziğçalan orkestra. * Fitneci. albeni. * Güreş olan pehlivanları ecek yüksek sesle izleyicilere tanı ve duaları okuyarak onları tan nı alana süren kimse. ndan * Baş çta Kuzey Amerika zencilerinin müziğiken sonraları langı i bütün dünyada benimsenen bir müzik türü. cazgık rlı cazı r r cazı * (bir cismin kaynama ve yanması belirtirken) Güçlü ve sesli olarak. m. cazı rdamak * Caz diye ses çı karmak.

cazı r. bebekleri eğ nı lendirmek için çı lan ses. * Kucak çocukları. alı . msı * İ uyandı çekici. alı z. cazibesiz cazip cazipleş me * Cazipleş durumu. mlı * Önemli. alı duruma getirmek. mek cazipleş mek * Cazip duruma gelmek. karı * Kemanısı ve göğ tahtası iki yanı C harfi biçiminde çenten oyuklar. cazipleş tirme * Cazipleş tirmek durumu. cc Cd CD Ce * Seryum'un kı saltması . mlı cazibeli * Çekici. cazipleş tirmek * Cazip duruma getirmek. * Cazı olmayan.* Çekici. li. mlı cazibeleş tirmek * Çekici. albenili. alı duruma gelmek. mlı cazur cazur * Bkz. ce ce * Türk alfabesinin üçüncü harfinin adı . elveriş lgi ran. ı ı rlı * Çekici olmayan. alı . albenili. ağ ğolan. cazipli caziplik * Cazip olma durumu. * Çekici. . n rt üs nı ndan * Kadmiyum'un kı saltması . cazlı cazsı z * Cazı olan. r cazı Cb * Kolombiyum'un kı saltması . * Yabancı devlet elçiliklerine ait arabaları plâkaları kullanı kı n nda lan saltma.

tı kulu ndan nı cebel * Dağ . tartı ş mak.-ce -ce * Bkz. ce demeye mi geldin? * "Bu kadar az oturmaya mı geldin?" anlamı kullanı nda lı r. cebelleş mek * Uğ mak. -ca / -ce (I). na yanları götürmekle yükümlü bulundukları asker. cı * Kudret sahibi. cebelleş me * Cebelleş iş mek i. münakaş etmek. zorba. a cebellezi * Hakkı olmayan bir ş kendisine mal edip cebine koyma. cebine indirme. ması cebi delik * Tutumlu olmayan (kimse). cebbar * Zorlayı. boş toprak. çekiş raş mek. zorbalı ndan k. * Sahipsiz. * Ekilmemiş tarla. onaran ve bakı ile görevli bulunan. * ("büyük kudret" anlamı kayarak) Merhametsizlik. savaş ordunun silâh ve mı ta cephanesini ulaşran yaya kapı ocakları bir sıf asker. cebin . ceberut * Tanrı n her ş üstünde olan kudreti. * Acı z. açıgöz (kadı k n). ldı * Becerikli. Tanrı . züğ parası ürt. savaş rası tı zeamet sahiplerinin dirlikleri oranı göre İ u sı nda mar. cebi para görmek * parası yokken para kazanmaya baş lamak. cebi delik (kimse) * para tutmayan. cebeci * Yeniçeri ordusunda silâh yapan. eyi cebellezi etmek * cebine indirmek. * Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yı z kümesi. * Silâh. z. -ca / -ce (II). * Bkz. zorba. 'nı eyin * (tasavvufta) Allah'a varmanıüçüncü basamağ n ı . merhametsiz. ekime elveriş olmayan yer. li cebeli * Osmanlımparatorluğ döneminde. savurgan. cebe * Zı rh. nda atlı * Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.

mukavva veya tenekeden yapı şüzeri bezle rı lan lmı . * Alı yüz. lan. larak rı * Zorla. n. zı nda . ceddine lânet (veya yedi ceddine lânet!) * "soyun sopunla birlikte Tanrı cezanı versin!" anlamı ilenme bildiren söz. * Artı eksi gerçek sayı bunlarıyerini tutan harfler yardı yla nicelikler arası genel bağ lar ve larla. cebrî yürüyüş * Bir yere kuvvet yetiş tirmek veya düş mandan önce varmak için yapı sı yürüyüş lan kı . zoraki. zorlayı ş . cebirsel deyim * Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde. ğ ı cebini doldurmak * karş tı elveriş durumlardan yararlanarak bol para kazanmak. cebren cebretme * Cebretmek iş i. n mı nda lantı kuran matematik kolu. süyek. lar cebirsel formül * Cebirsel deyim. cebriye * Yazgılı kadercilik. cebretmek * Zorlamak. fatalizm. cebrî * Zorla yapı zor kullanı yaptılan. koaptör. kendini tutma. cebrinefs * Kendini zorlama. cebire * Kık kemikleri yerinde tutmak için kullanı tahta. cebirsel ifade * Cebirsel deyim. zor kullanarak. ı ğ laş ı li cebir cebir * Zor. cebirsel * Cebirle ilgili. kaplanan levha. bunlara bağ bir büyüklük ölçüsünü çı lı karmak için gerekli iş lemleri gösteren ve birbirine cebirsel iş aretlerle bağ lanan harf ve sayı bütünü. cebinden çı karmak * ondan çok üstün olmak. cı k. cebir kullanmak * bir işyaptı için zora baş i rmak vurmak.* Korkak. cebine indirmek (veya atmak) * (para için) hakkı olmadı hâlde kendine mal etmek.

ceddine rahmet! * "aferin. kötülük yapanlarıöldükten sonra ceza görecekleri yer. bravo" veya "Tanrı senden razı olsun" anlamı kullanı nda lı r. eziyet. cefakeş cefalı * Cefa çeken. cefa * Büyük sıntı kı . sıntı * Sınt ı eziyete katlanmıveya katlanan. sıntı kı çekmek. ranı ı na lan * Çok büyük sıntı kı . bilmezlik. cehennem kütüğ ü * Cehennemde yanmaya yaraş kimse. cefakâr * Cefalı . tamu. eziyet. cehdetme * Cehdetmek iş i. üzgü. rpı cehalet * Bilgisizlik. bir çı da. ı r . ş ı cehennem * Dinî inanı göre. cehdetmek * Çalıp çabalamak. ş lara n * Çok sıntıyer. guş a. cefa etmek * üzmek. kı ya. lak * Yeni. cefa çekmek (veya görmek) * üzüntü. cehennem gibi * çok sı cak. * Oğ burcu. kı veya rla ı layı ceffelkalem * Hiç düş ünüp taş ı nmadan. ş cefaya katlanmak * sıntı üzüntüyü sabı karş p tahammül etmek. . Cedî cedit cedre * Guatr. kı lı cehennem azabı * Cehennemde uğ lacağ inanı ceza. eziyet etmek. cehennem hayatı * Büyük sıntı üzüntülerle dolu yaş ş kı ve ayı . cefalı kı ya katlanan.

i nda cehennemî * Cehennemle ilgili. * Pamuk. * Üzücü. kollu giysi. cehennemin dibine gitmek * (kılan kimse için) defolup gitmek. cehennem olmak * defolmak. * Aş üzüntü ve sıntı ı rı kı çekilen yer hâlini almak. k * Hamamıocağ külhan. havaya dayanı . meli. cı cehennemi boylamak * (sevilmeyen kimse için) ölmek. kalçayı örten. ıkta bozulmayan beyaz kristal. yün. ı lan. ceht -cek * Bkz. -cak / -cek. yakı. ceket ceketatay * Erkeklerin ve kadı n giydiğ genellikle önden düğ nları i. cehennem taş ı * Gümüş nitrik asitte ergitilmesiyle elde edilen. iğ irip . meyve. * Kök boyası gillerden. . cehennemin bucağ(veya dibi) ı * çok uzak yer. ipek gibi ş eyleri eğ iplik durumuna getirmeye yarar araç. kabuk veya odunundan güzel kı zı elde edilen bir kök (Rhamnus rmı renk infectorius). Jaketatay. mek cehennemleş mek * Cehenneme dönmek. ması cehenneme kadar yolu var * "defolsun. * Modern ekmek fınları ateş bulunduğ en sı bölüm. korkum yoktur" anlamı sövme. acı z kimse. * Çaba. * Bkz. n ı . cehennem gibi. zı cehennemleş me * Cehennemleş durumu. bilmezlik. ün klış ı cehennem zebanisi * Zalim. rı nda in u cak cehil cehre cehri * Bilgisizlik.cehennem ol * defol!. istediğyere kadar gitsin. cehennemlik * Öldükten sonra yerinin cehennem olacağsanı cehenneme lâyı(kimse). çabalama.

celp . sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapma iş ğ ı n i. celâllice celbe celep * Koyun. * Öfke. cilâlı . sonraları türeyen bütün eş yaya verilen ad. celâlli * Sert ve öfkeli (kimse). iri sı celil * Çok büyük. kolaylı suç iş kla leyen. sır gibi kesilecek hayvanlarıticaretini yapan kimse. k. cellât gibi * acı z. celâllenme * Celâllenmek iş i.celâdet celâl * Yiğ kahramanlı itlik. celeplik celî * Koyun. keçi. İ brahim Paşve Edirne sarayları alıp türlü devlet hizmetleri için aday olarak a na nı yetiş tirilen genç. * Hı n. ğ ı n * Topkapı . * Tanrı n sı ndan biri. * Açı aş k. katı ması yürekli. kı zmak. celâlliye benzer. zalimlik. Celâlî * İ olarak Yavuz Sultan Selim döneminde ortaya çıp devlete isyan eden Bozoklu Derviş lk kı Celâl'in adamları ve ondan yana olanlara. * Acı z. ulu. kı nlı zgı k. ması cellâtlı k * Cellâdıgörevi. 'nı fatları cellât * Ölüm cezası çarptılanları na rı öldürmekle görevli olan kimse. zalim. ikâr. ululuk. * Avcı çantası . na da kı Celâlîlik * Celâlî olma durumu. celâllenmek * Öfkelenmek. Galata. n * Katı yüreklilik. keçi. * Parlak. * Celâlli gibi. * Büyüklük. coş rçı kun. celî yazı * (Arap harfleriyle) Uzaktan okunacak biçimde istif edilmiş sülüs levha yazı.

cemaat * Bir imama uyup namaz kı kiş lan iler. * getirmek.* Getirtme. . * Mahkeme tarafı dava edene. ı dı rı celse * Oturum. celp kâğ ı dı * Çağ kâğ . cem'an * Cansı cansıvarlı zlar. nsan ğ ı * Bir dinden veya bir soydan olanlarıtopluluğ n u. kendi üzerine çekme. çağ belgesi. celseyi açmak * oturumu açmak. celseyi tatil etmek * oturuma ara vermek. ini ş ı cemaate uymak * içinde bulunulan bir topluluğ uyarak davranmak. celpname. rı ı dı rı celpname * Celp kâğ . cemaatsiz * Cemaati olmayan. cemadat cemal * Yüz güzelliğ i. celp etmek * kendine çekmek. cemaatli * Cemaati olan. * İ kalabalı. cemaatleş me * Cemaatleş işveya durumu. a cemaatimüslimin * Müslüman halk. cemaat ne kadar çok olsa (veya cami ne kadar büyük olsa) imam gene bildiğ okur ini * bir yetkili kimse. cemaatle namaz kı lmak * imama uyarak namaz kı lmak. ndan klara rı * Askerlik ödevini yapmaya çağ ı rma. z klar. çevresindekilerin düş üncesi ne olursa olsun kendi istediğ yapmaya çalır. mek i cemaatleş mek * Cemaat hâline gelmek. edilene veya tanı gönderilen çağ belgesi. cemaatsizlik * Cemaatsiz olma durumu. çağ belgesi.

veya iyi yla . hep. * Tanrı n sı ndan biri. cem'an yekûn * Toplam olarak. bir araya getirmek. * Bir olayı kiş kutlama amacı bir araya gelen topluluk. (bir ş eyin) hepsi. it ri cembiyeli * Cembiyesi olan. cemaziyülevvelini bilmek * bir kimsenin herkesçe bilinmeyen. * Birbirine uygun veya zı t anlamlı kelimeleri tenasüp veya tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. hançer. geçmiş kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek. cemetme * Cemetmek iş i. * Toplama. cemilenme * Çoğ ullanma iş i. cemil cemile cemilendirme * Çoğ ullandı iş rma i. * (erkek için) Güzel. toplam olarak. cemetmek * Toplamak. 'nı fatları * (kadıiçin) Güzel. teki cembiye * Bir çeş eğ kama. büyük tövbe ayı . cemilendirmek * Çoğ ullandı rmak. cemilenmek * Çoğ ullanmak. * Çoğ çokluk. n * Gönül alı davranı cı ş . * Toplama. cemiyet * Dernek. toplum. (bir ş eyin) tümü. çokluk hâline getirmek. cemi * Bütün. cemaziyülâhı r * Ay takviminin altı ayı ncı . * Düğ ün. hepsinin tamamı . cemaziyülevvel * Ay takviminin beş ayı inci .* Toplayarak. küçük tövbe ayı . * Topluluk. hepsi. ul. cembiyesiz * Cembiyesi olmayan.

kötü. cenah * Kuş kanadı . * Savaş düzenindeki ordunun iki yanı her biri. dağ k olmayan. * Pis. cenaze levazı matı * Ölünün kefenlenmesi sı nda gerekli olan malzemeler. cenaze gibi * benzi sararmı ş . * Kol. Tanrı . cenbiye * Ağ eğ bir tür Arap bı ı zı ri çağ . * Cemiyet içinde geçen.cemiyetli cemre yükseliş i. rlanmıinsan ölüsü. rma cenaze duası * Cenaze defnedilirken okunan dua. sonra suda ve en sonra toprakta oluş u sanı sı k tuğ lan caklı cemre düş mek * sı k yükselişo hafta içindeki günde baş caklı i lamak. cenabet * Cünüp. * Kefenlenip tabuta konmuşgömülmeye hazı . hoş lmayan kimse veya ş lanı ey. ı nı lı nan cenaze töreni * Cenaze namazı mezara kadar yapı dinî tören. * Yan. ndan * Saygı . onur ve büyüklük anlamı kullanı yla lı r. cenap cenaze cendereleş me . ş * Cenaze töreni. taraf. pazı . gömmek. ezmek gibi iş kullanı mekanizma. derli toplu. cenaze namazı * Cenaze gömülmeden önce musalla taş n üstüne konan tabutun önünde kı namaz. cendere * Bir ş sı eyi kmak. lerde lan * Manevî baskı . rası cenaze merasimi * Cenaze töreni. ndan lan cenazeyi kaldı rmak * ölüyü gömmek üzere götürmek. pres. cenaze alayı * Ölüyü kaldı töreni veya bu törende yer alan veya cenazeyi izleyen topluluk. ı nı * Ş ayı birer hafta aralı ubat nda klarla önce havada. Cenabı hak * Allah.

mek. mavi yeşzemin üzerine bakı ğ ı il r rengi çizgili tropikal balı(Macropodus k viridiauratus). cenkleş mek * Savaş mak. cendereleş mek * Manevî baskı nda mücadele etmek. kan.* Cendereleş iş mek i. çekiş raş me. ş ı cengâverlik * Savaşlı savaş k. a cennet * Dinî inanı göre. na * Ana rahminde doğ zamanı tamamlayamamıveya vaktinden önce düş çocuk. altı cendereye sokmak * manevî baskı na almak. ma nı ş müş ceninisakı t * Düş ük. cengâverce * Cengâvere yakır biçimde. zları a acakları yer. iyilik yapanları günahsı n. kanlı çülük. cenkçi cenkçilik * Savaş. mak. cenk * Savaşkavga. kla mın mı . cennet balı ğ ı * Cennet balıgillerden. cengel cenin * Otlarla ve sıağ k açlarla örtülü geniş Hindistan ormanları verilen ad. çü. * Çok güzel. ehri) ndan cengâver * Savaş. öldükten sonra sonsuz bir mutluluğ kavuş ş lara n. dövüş çı k. huzur veren yer. çı * İ dövüş dövüş savaş vuruş yi en. cenkleş me * Cenkleş iş mek i. * Büyük çaba. cenk etmek * savaş mücadele etmek. cennet balıgiller ğ ı * Kemikli balı r takı nı kefallar alt takı na giren bir familya. uçmak (II). kavga. kavgacı çı . * Cenkçi olma durumu. . * Atı ş mak. altı Cenevizli * Ceneviz (bugünkü Cenova ş Cumhuriyeti halkı olan kimse. çekiş münakaş etmek. kan. uğ .

çok cennete çevirmek * temiz. * Cennetin güzellikleriyle donanmak. alı kadı mlı n. cennetmekân * Cennetlik. centilmenlik antlaş ması * Hukukî ve resmî olmayan. . kibar (erkek). mlı cennetleş me * Cennetleş durumu. güzel bir yer durumuna getirmek. ş ı centilmenlik * Centilmen olma durumu. ı na lan * (ölmüş kimse için) Yeri cennet olan. bakı (yer). cenubî cenup cenuplu * Güneyle ilgili. cennetlik * Öldükten sonra yerinin cennet olacağ inanı (kimse). güney. mlı cennete dönmek * güzel. * Güney. cennetmekân. * Güzel. * Centilmene yakır davranı ş ı ş . i cennet taamı * Tadı güzel olan yemek veya yiyecek. mek cennetleş mek * Cennet durumuna girmek. güneye özgü olan.cennet biberi * Zencefilgillerden karabiber tadı bir bitki. cennet kuş ugiller * Omurgalı hayvanlardan kuş sıfın bir familyası lar nını . tüyleri güzel renkli bir kuş (Paradisea apoda). mlı cennet kuş u * Cennet kuş ugillerden. centilmen * İ arkadaşk eden. centilmence * Centilmene yakır (bir biçimde). anı r. cennet öküzü * Yüreğtemiz ama budala denecek kadar saf kimse. nda cennet gibi * güzel. yi lı lı . bakı . ancak taraflarıkarş klı n ı güvenlerine dayanan sözlü antlaş lı ma. saygı görgülü. rahat yaş lıbakı bir yer durumuna gelmek. * Henüz pek küçükken ölen bebek. * Güneyli.

ı nan cep sözlüğ ü * Cepte taş ı nabilecek ve günlük ihtiyaca hemen cevap verebilecek küçük sözlük. cep takvimi * Cepte taş ı nabilecek küçük boy takvim. savaşhazı a rlanmak ve baş lamak. için cep harçlını karmak ğ çı ı * günlük masrafı karş nı ı layacak kadar kazanç sahibi olmak. deniz ve hava birliklerinde cephanelik görevlisi veya sorumlusu olan kimse. cephe açmak * savaş olmayan bir bölgede. alnaç. * Üzerinde savaş sürdüğ bölge. cepçi * Yankesici. cep telefonu * Cebe sı ğ abilecek küçüklükte olan. * Ateş silâhlarla atı için hazı li lmak rlanan her türlü patlayı madde. cep saati * Cepte taş saat. giysinin belli bir yeri açı içine yerleş ey larak tirilen astardan yapı ş lmıtorba veya giysinin üzerine konulan parça ile yapı ş lmıyer. cı cephaneci * Kara. cep defteri * Cebe sı ğ abilecek büyüklükteki defter. cepçilik cephane * Yankesicilik. * Belli bir düş ünce. çökertme.cep * Genellikle bir ş koymaya yarar. cephanelik * Cephanenin saklanması yarar kapalı korunmuş na ve yer. yön. taraf. cep feneri * Pille çalı ve cepte taş küçük fener. cep televizyonu * Çok küçük boyutları veya cebe sı olan ğ abilecek küçüklükteki televizyon. ş an ı nan cep harçlı ğ ı * Bir kimseye ufak tefek gündelik harcamaları ı karş laması verilen para. istek çevresinde sağ lanan beraberlik. cep kitabı * Cepte taş ı nacak. ı n ü * Yan. ğ abilecek boyda" anlamı verir. cephe * (yapı larda) Yüz. cebe girecek biçimde küçük kitap. i tı rı nda lan ı t ma * Kablosuz telefon. nı * Savaş nıbir yerinde düş n geriletilmesiyle ortaya çı taktik durum. kablosuz telefon. . * Belirtisiz isim tamlaması sı tamlayan görevinde "cebe sı yapında. alanın manı kan * Trafiğkolaylaşrmak için yaya kaldımları veya yollarda yapı cep biçimindeki taş yanaş yeri. taş ı nabilir.

cephe almak * hası durumu takı m nmak. cepheli cepken cepleme * Yönlü. cepten vermek * kendi kesesinden. cerahatlenme * Cerahatlenmek iş i. cepheleş mek * Bir düş ünce. doğ ı k rudan doğ konuyu ele alarak birine karşçı ruya ı kmak veya mücadeleyi açı ktan açı yapmak. ceplemek * Kazanmak. rin cerahatli * İ toplamı irinli. ı cephe gerisi * Savaş nıgerisinde kalan bölge. * Kolları rtmaçlı uzun. ndan cer * Çekme. değik cephelerde savaş iş mak. kendi malı ödemek. taraflı . z * Ceplemek iş i. bir sa. yı bilmemek. cer hocası * Taş imamlıyaparak para ve erzak toplayan genç medrese öğ rada k rencisi. cerahat *İ rin. cephelenmek * Cephe oluş turmak. cerahatlenmek * (yara) İ toplamak. bir düş ünceye karşolmak. ğ a cephelenme * Cephelenmek iş i. * Yara. harçla iş yı ve lenmiş tür kı yakasıüst giysisi. lmak cepheden hücuma geçmek * dolaş yollara sapmadan. rin ş . . alanın cepheden cepheye koş mak * durmadan. cepten aramak * bir kimseyi cep telefonundan aramak. sürükleyerek götürme. bir istek çevresinde birlik oluş turmak. cepheleş me * Cepheleş iş mek i. direnmek. cebine indirmek.

veya iddia için) Çürütme. ceren cereyan * Ceylan. u cereyan çarpmak * elektrik akı na tutulup etkisinde kalmak. * Bir ş geliş olma durumu. cereyanda kalmak * kapalı yerde. * Kurnazlı hilekârlı k. cereyanlı * Akı lı ntı . eyin me. ceriha cerime . * Yara. cerh etmek * yaralamak. * Akı m. cereyana kapı lmak * elektrik akı yla çarpı mı lmak. hareketi içinde yer almak. aynı eğ görüş paylaş kimselerin oluş ü an turduğ hareket. mı cereyan etmek * geçmek. girginlik. * suyun akı içinde kalısürüklenmek. cerbeze * Güzel konuş ma. * Beceriklilik.cerahatsiz * İ toplamamı irinsiz. akı akı . ceride * Gazete. * Akı . ru ş ntı . * Bir yöne doğ akma. inanç. * Girgin. mlı cerh * Yaralama. karş klı k pencere veya kapı nda meydana gelen hava akı sı kalı üş bir ı açı lı arası ntında p ütmek. cerbezeli cereme ceremesini çekmek * baş nıyol açtı zararı kasın ğ ı ödemek. * Tutanak. ş ı p * bir eğ bir görüş ilim. * (bir düş ünce. * Süvari kolu. yapı lmak. * çürütmek. olmak. kla rı söz * Baş tarafı yapı veya kaza sonucu ortaya çı zararı kası ndan lan kan ödeme. rin ş . * Cereme. * Aynı ilimde olan. kayı t defteri. kolaylı ve inandıcı söyleyen. k. dilli.

yüreklilik. lgı ğ ı cesaret göstermek * yürekli davranmak. * Zorla para alan (kimse). iri. cerrah * Operatör. ldan yüzyı kadar oturan halk veya bu halktan olan kimse. .Ö. iyileş * Cerrahlı ilgili. cesamet cesametli * Kocaman. cesaret pekliğ i. cesaret almak (veya bulmak) * herhangi bir durumdan. davranı güç almak. Bohemya ve Polonya'nıbatı n bölümünü kapsayan Cermanya'da M. cerrahî cerrahî müdahale * Ameliyat. cesaret gelmek * yı nlı gitmek. yüreklenmek. ş tan cesaret etmek * korkulması gereken bir işkorkmadan giriş göze almak. irilik. .Cermen * Bugünkü Almanya'yı . e mek. * Güç veya tehlikeli bir işgiriş e irken kiş kendinde bulduğ güven. * Önemsiz yaraları tiren kimse. cerrar * Çekici. Cermence * Cermen dili. kla * Hekimliğ ameliyatla tedavi yapan dalı in. sactan kı larak sı vrı yapı ş lmımenteş e. * Çekinmezlik. k * Dilenci. sürükleyici. ulan cermen menteş e * Bina kapı ile pencerelere takı ve yaprakları ları lan menteş uzunluğ e unun yarı kadar olan. 3. atı k. lganlı * Büyüklük. yüzyı 9. yiğ yürek ve göz inin u itlik. la Cermen dilleri * Kuzey Avrupa'da konuş ve Hint-Avrupa dil ailesi içinde yer alan diller. * Savaş araçları donatı ş yla lmıkalabalıordu. cerre çı kmak * (medreselerde okuyan softalar) para ve erzak toplamak için belli aylarda köylere dağ p imamlıveya ı lı k müezzinlik yapmak. cerrahlı k * Cerrah olma durumu veya cerrahımesleğ n i.

ceste * "Azar azar". ı cesarete gelmek * yı nlı gitmek. * Çekingen. cesurca * Yürekli. ceste ceste * Azar azar. kocaman.cesaret vermek * birinin yı nlını lgı ğ gidermek. ini lganlını ı cesaretlendirilme * Cesaretlendirilmek iş yüreklendirilme. yiğ i. yüreklenmek. cesur cesurane * Cesaretle. itlenme. yüreklenmek. cesaretlenmek * Yı nlı gitmek. cesaretsizlik * Cesaretsiz olma durumu. "kım kım" anlamı sı sı ndaki ceste ceste ikilemesinde geçer. yiğ itçesine. cesaretlendirilmek * Yüreklendirilmek. yiğ i. cesaretli. cesaret vermek. birini yüreklendirmek. cesaretlendirme * Cesaretlendirmek işyüreklendirme. yürekli. cesaretli * Hiçbir ş eyden korkusu olmayan. cesaretlendirmek * Yüreklendirmek. yiğ lgı ğ ı itlenmek. cesaretsiz * Yüreksiz. cesaretlilik * Cesaretli olma durumu. ceset cesim * Büyük. korkutmak. itlendirme. yiğ it. yürekliliğ ve atı ğ bir araya getirmek. yiğ itlendirmek. yüreklice. * Ölü vücut. i. lgı ğ ı cesaretini kı rmak * yürekliliğ gidermek. . naaş . yüreklilik. yüreksizlik. iri. cesaretlenme * Cesaretlenmek iş yüreklenme. ini cesaretini toplamak * kendine güven duygusunu.

* Atı k. bir isteğ bir söz veya yazı verilen karşk. ya ı lı t. cevaplamak * Bir soruya. cevaben * Cevap olarak. su kanalı . yapı rmak) ş tı * kesin. ters ve karş ndakinin beklemediğbir karş k vermek. tlandılma. bir isteğ bir söz veya yazı karş k vermek. yanı e. * Liste. cevap anahtarı * Sı navlarda sorulan soruları çözülmüş n biçimi. cevap kâğ ı dı * Sı navlarda sorulan soruları cevapların bulunduğ kâğ n nı u ı t. tahtadan. * iyi sonuç vermek. inde * Elmas. lganlı cet * Dede. çizelge. cevahirci cevap * Mücevher alısatan kimse. ı lı * ihtiyacı ı karş lamak. iyi sonuç alı nmak. cevaplandılma rı * Cevaplandılmak işyanı rı rı i. gözü pek olma durumu. . ata. dereceli veya derecesiz. ı lı cevabı dikmek (veya dayamak. yakut gibi değ taş mücevher. ı sı i ı lı cevabî cevahir * Cevap niteliğ olan. cevaplama * Cevaplamak iş i. mücevherci. cetbecet cetvel çizgilik. soyca. plâstikten veya madenden yapı ş ru lmıaraç. büyük baba. cevap vermek * karşk olarak bildirmek veya söylemek. erli lar. ya ı lı tlamak. * Doğ çizgileri çizmeye yarayan. yanı e. p * Bir soruya. karşk olarak. cevahir yumurtlamak * cevher yumurtlamak. cesur gibi. ş an cesurluk * Yüreklilik.* Cesura yakı biçimde. * Ark. cevap hakkı * Bir kimsenin ş yla ilgili bası yayıorganları çı haberlere karş k olarak ya düzeltme ya da cevap ahsı n n nda kan ı lı verme hakkı . * Atalardan beri.

ceviz içi * Cevizin kabuğ kıldı sonra kalan iç. en aç (Juglans regia). * Bu ağ n yağ. ceviz kı rmak * yanlıtutum veya davranı bulunmak. niş acı lı astalı yemişkoz. yanı rmak. gevher. cevher yumurtlamak * değ sözler söylediğ sanarak saçmalayanlar için alay yollu söylenir. cevapsı z * Cevabı verilmemişkarşksı yanı z. karşğverilmek. * İ yetenek. erli. ıı lında cevaz * İ müsaade. yanı. tlı cevaplı telgraf * Cevabın ücreti bir ş sorup cevap almak için telgraf gönderen kimse tarafı önceden ödenmiş nı ey ndan olan telgraf türü. eyin * Değ süs taş mücevher.cevaplandılmak rı * Bir ş cevabı ı ı eyin . cevaplandı rma * Cevaplandı rmak iş yanı rma. üzgü. maya. gövdesi kalı kerestesi değ yurdumuzda çok yetiş ağ n. zin. hata yapmak. i. lı tsı cevapsıbı z rakmak * karşğ herhangi bir cevap vermemek. i. * Bir ş özü. cefa. * Ceviz ağ nıkerestesinden yapı ş acın lmı . bir tepki göstermemek. uzun ömürlü. erli ini cevherli cevhersiz cevir ceviz * Cevizgillerin örnek bitkisi olan. . ı z. u rı ktan * Cevheri olan. yi * Töz. gezinme. * Eziyet. cevelân cevher * Dolaş dolanma. eyin nı ı ı lını tlandı cevaplı *İ çinde cevap bulunan. yanı rı lı tlandılmak. cevaz vermek * hoş görmek. karş ğ vermek. uygun bulmak. * Cevheri olmayan. erli ı . tlandı cevaplandı rmak * Bir ş cevabı. ş ş ta . gezinti. ma.

cevval * Davranı çabuk ve kesin olan. acı * Suç iş leyen bir kimsenin yaş sı özgürlüğ malları onuruna karşdevletin koyduğ sırlama. * Cevizden yapı ş lmıveya cevizi andı ran. ı u nı * Atmosfer ile ilgili. antına. ş ları cevvaliyet * Çabukluk. taçsıiki çeneklilerden bir bitki familyası i z . ceylâna uygun biçimde. na ceza almak * öğ renci cezalandılmak. çok hı koş gözlerinin güzelliğile zlı an. hareketlilik. *İ kizler burcu. zarif. ceylân bakı ş lı * Süzgün ve tatlı ş. cevretmek * Eziyet etmek. acın u * Cevretmek iş i. cevvî Cevza ceylân * Çift parmaklı lardan. cevizlik cevretme * Ceviz ağ nıçok olduğ yer. atmosferik. * Uygun görülmeyen tepki ve davranı önlemek için üzüntü. ş ları kı . çöllerde yaş ayan. ceza alanı * (futbol. hentbol vb. sıntı veren uygulama. ı ı rlını kı ve . cevizî cevizli * Cevizi olan. de) Bir oyuncunun bilerek yaptı kural dı davranın penaltı cezalandıldı veya ğ ı ş ı ş ı ile rı ğ ı kalecinin topu elle tutması izin verilen alan. rı * (görevli. na. ceza çekmek * hapiste yatmak. * manevî bakı mdan iş lenen suçun ağ ğ çekip sıntı üzüntü içinde kalmak. boynuzlugiller familyası ndan.