DÜNYA KLAS KLER D Z S : 8 YÜZBA ININ KIZI Yayına hazırlayan: Egemen Berköz Dizgi: Yenigün Haber Ajansı Basın

ve Yayıncılık A. . Baskı: Ça da Matbaacılık Yayıncılık Ltd. ti. A ustos 1998 ALEKSANDR PU K N YÜZBA ININ KIZI Ataol Behramo lu tarafından Rusça aslından çevrilmi tir. C Cumhuriyetimizin 75. yılı co kusuyla... Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk a ama, insan varlı ının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir. Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın dü ünce ö eleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, di er ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha do rusu kendi dü üncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. te çeviri etkinli ini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız. Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmi uluslarda dü üncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar i leyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip a acak bir sa lamlık ve yaygınlı ı gösterir. Hangi ulusun kitaplı ı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir dü ünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinli ini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun geni lemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına ükran duyuyorum. Onların çabalarıyla be yıl içinde, hiç de ilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel giri imlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört be katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplı ımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edece i büyük yararı dü ünüp de imdiden çeviri etkinli ine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde de ildir. 23 Haziran 1941. Milli E itim Bakanı Hasan Âli Yücel SUNU Cumhuriyet'le ba layan Türk Aydınlanma Devrimi'nde, dünya klasiklerinin Hasan Âli Yücel öncülü ünde dilimize çevrilmesinin, ku kusuz önemli payı vardır. Cumhuriyet gazetesi olarak, Cumhuriyetimizin 75. yılında, bu etkinli i yineleyerek, Türk okuruna bir "Aydınlanma Kitaplı ı'' kazandırmak istedik. Bu çerçevede, 1940'lı yıllardan ba layarak Milli E itim Bakanlı ı'nca yayınlanan dünya klasiklerinin en önemlilerini yayınlıyoruz. Cumhuriyet ÖYKÜ VE ROMAN YAZARI OLARAK ALEKSANDR PU K N Aleksandr Pu kin her eyden önce ozandır.Rus ve dünya yazınına, aralarında ''Ruslan ile Ludmila'', ''Çingeneler'', ''Bahçesaray Çe mesi'', ''Kafkas Tutsa ı'', ''Yevgeni One in'' gibi anlatı- iirler de bulunan ölümsüz bir iir mirası bırakmı tır. Fakat onun ''Byelkin'in Hikâyeleri'', ''Dubrovski'', ''Yüzba ının Kızı'' vb. öykü ve romanları da iir türündeki yapıtlarından daha az ünlü de ildir. Hatta, iir çevirisinin özel güçlükleri nedeniyle, kendi ülkesi dı ında iirlerinden çok, öykü ve romanlarıyla tanındı ı söylenebilir. 1799'da, zengin ve aydın bir ailenin çocu u olarak Moskova'da do du. Zamanın soylu aile çocuklarının tümü gibi, ilkö renimini Fransızca gördü. Yine çocukluk yıllarında Yunan-Latin klasiklerini, Voltaire, Rousseau gibi özgürlükçü, aydınlanmacı Fransız yazarlarını okuma olana ı buldu. Bir Rus köylü kadını olan dadısından da, Rusça’yı, Rus halk masallarını ö rendi. Pu kin öncesi Rus yazınının ana yöneli leri, romantizm ve klasizm akımlarıydı. Bunlar da daha çok Batı yazınlarının etkisi altında do mu lar, ulusal temele yeterince oturmamı lardı. Pu kin, Batı kültürü ve özgürlükçü dü ünceyle Rus halk duyarlı ını kayna tırdı ı yapıtlarında, Rus yazın dilini gerek sözcük da arı, gerekse tümce yapısı ve anlatım özellikleri bakımından arındırmı ve zenginle tirmi , bu dile ça da ve

ulusal bir yapı kazandırmı , yapıtlarında ilk kez Rus toplumunun halksal özelliklerini yansıtan tipler yaratmakla Rus yazınında ulusal ve gerçekçi çı ırın öncüsü olmu tur. Pu kin sonrası 19. yüzyıl Rus yazınının bütün büyük yazarları onun yapıtlarıyla beslenerek yeti mi lerdir. Pu kin'in anlatı türünde ilk yapıtı, 1827 yılında yazmaya ba ladı ı ''Büyük Petro'nun Arabı''dır. Bu özya amsal-tarihsel roman denemesi tamamlanmamı olmasına kar ın, sa lam kurulu u, yalın anlatımı, ki ilerin gerçekçi betimleni leriyle göze çarpar. Pu kin öncesi Rus yazınında anlatı dili iir dilinden henüz tam olarak ayrılmamı tı. ''Büyük Petro'nun Arabı'' bu ayrımın olu masında önemli bir adım olmu tur. 1830 yılının ürünü olan ''Byelkin'in Hikâyeleri'' süssüz, yalın bir üslupla yazılmı , gerçekçi, özlü sanat ürünleridir. Bu öykülerde Pu kin, halk insanlarını büyük bir yalınlık, gerçekçilik ve ustalıkla çizmi tir. ''Menzil Bekçisi'' öyküsünde bekçi ve kızı, ''Tabutçu''da tabut yapımcısı ve kızları, ''Köylü Genç Bayan''da hizmetçi kızlar, u aklar, sevecen bir alaycılık ve duyguyla çizilmi bütün bu tipler, gerçekçi Rus yazınına örnek olu turmu lar; Dostoyevski, Nekrasov, Tolstoy, Çehov vb. daha sonraki dönemlerin birçok büyük yazarı için tükenmez esin kaynakları olmu lardı. Bütün bu öyküler ince bir alay, zekâ, yalın ve en bir insan sevgisiyle örülüdür. Yine 1830 yılı ürünü olan ''Goryuhino Köyü Tarihi'', toplumcu gülmecenin, parodinin gerçekçi yazında güçlü bir örne idir. 1832-33 yıllarının ürünü olan ''Dubrovski'' adlı romanı, yukarda söz edilen yapıtlarının ortak özelliklerini ta ır. Yalın, akıcı anlatımıyla ''Byelkin'in Hikâyeleri''ne yakındır. Bu anlamda, ''Büyük Petro'nun Arabı''na göre, Pu kin'in romancılı ında ileriye do ru önemli bir adımdır. Kurgusu da çok daha i lek ve sa lamdır. Haydut olmak zorunda kalan soylu ki i, romantik edebiyatın bilinen bir kahramanıdır. Pu kin, ''Dubrovski''de, bu romantik kahramanı ve çevresinde geli en olayları, yine romantik renkler ta ımakla birlikte, halksal, ulusal, gerçekçi bir temele oturtmayı ba armı tır. Romanda dönemin Rus derebeylik düzeni ve ona u aklık eden bürokrasiyle acımasızca alay edilmekte, Kirila Petroviç tipinin çevresinde Rus derebeylik düzeni, günlük ya am özellikleriyle, sevecenlikten de yoksun olmayan ince bir alaycılıkla sergilenmektedir. Bu bakımdan ''Dubrovski'', Gogol'un bazı ilk dönem yapıtlarıyla da ortak özellikler ta ır. Pu kin'in Rus halk tiplerine, onların ya amlarına, konu malarına, göreneklerine duydu u (bu kez alaycılıktan yoksun olmayan) ilgi ve sevgi, ''Byelkin'in Hikâyeleri''nde ve daha sonraki ''Yüzba ının Kızı''nda oldu u gibi, ''Dubrovski'de de büyük yazarın ba lıca özelliklerindendir. Yine ''Dubrovski''de, romantik a k öyküsü çevresinde, Pu kin'i çok ilgilendirmi olan ''halk ayaklanması'' konusu ilk kez yansımaktadır. Sonradan, 17. yüzyıl Rus köylü ayaklanması ve ayaklanmanın ünlü önderi Pugaçev konusunda ''Pugaçev Ayaklanması Tarihi'' adlı bir inceleme de yazacak olan Pu kin, ''Boris Godunov'' adlı tragedyasında ve ''Yüzba ının Kızı'' romanında da bu konuyu i lemektedir. ''Dubrovski''yi, konunun romantik örgüsüne kar ın, acımasız, baskıcı bir yönetime kar ı bir halk ayaklanmasını konu alı ıyla, yazıldı ı dönem bakımından, oldukça gözüpek bir yapıt saymak gerekir. Yine aynı dönemin ürünlerinden ''Maça Kızı''nda, hedef bu kez Petersburg sosyetesidir. ''Maça Kızı''nı bir fantezi, traji-komik bir öykü olarak görmek olası. Fakat öykünün kahramanı Hermann konusunda Dostoyevski'nin de erlendirmesi, bu anlatıyı biraz daha derinli ine irdelemede ı ık tutucu olabilir. öyle niteliyor Dostoyevski, ''Maça Kızı''nın kahramanını: ''...muazzam bir ki ilik, Petersburg döneminin (Pu kin'in Petersburg dönemi ürünlerinin / A.B.) alı ılmadık bir tipi... Onda bir Napolyon profili ve bir iblis ruhu var...'' Dostoyevski'nin bu de erlendirmesinden yola çıkarak, Hermann'ı, Raskolnikov'un (Dostoyevski'nin ünlü kahramanının) hazırlayıcısı, bir ön örne i olarak da görebiliriz... Hermann tipinin Gonçarov'un ''Oblomov''undaki Stolts tipiyle yakınlı ı da, Pu kin'in ''Maça Kızı''nda ''Rusya'nın yeni, kapitalist döneme giri ini'' incelikle yansıttı ı konusundaki yargılara bir kanıt sayılabilir. ''Mısır Geceleri'' yine yüksek sosyete çevrelerine yönelik acı bir alaydır. Modern anlatım ve kurgu özellikleri ta ıyan öyküsünde Pu kin, dönemin resmi yazın çevrelerine ve baskıcı yönetime kar ı, sanatın özgürlü ü konusunda dü üncesini ustaca yansıtmaktadır: ''Çünkü yasak tanımaz rüzgâr, Zincir vurulmaz kartala, genç kız kalbine, air de öyledir i te çinden geldi i gibi ya ar...'' ''Mısır Geceleri''nde, Pu kin, romantik esinlenme anlayı ına kar ı, sanatı bir ustalık, bir beceri olarak gören kendi gerçekçi anlayı ını da yine ustaca ortaya koymaktadır... ''Roslavlev'', Napolyon'un Rusya seferi sırasındaki Rus yüksek sosyetesini incelikle ele tiren bir küçük anlatıdır. Yine de, bu birkaç sayfalık anlatının, ''Sava ve Barı ''ta Lev Tolstoy'u etkilemi oldu u söylenebilir... Anlatının kahramanı genç kız, Pu kin'in pek çok yapıtının kahramanları gibi, o dönem ve daha sonraki gerçekçi, ulusal Rus yazınının ilk örnek tiplerinden biridir. Yurtdı ına yolculuk, Pu kin'in büyük bir özlemiydi. Yazık ki bu özlem gerçekle emedi. Baskıcı çarlık yönetimi yurtdı ına çıkı izni vermedi ona. 1829 yılında, Osmanlı-Rus sava ı sırasında Rus ordusuyla birlikte yola çıkı ı, bu yurtdı ı yolculu u özlemiyle ilgilidir. Bu yolculu un izlenimlerini yansıtan (1836'da yayınlanan)

''Erzurum Yolculu u''nda belirtti i gibi, ayak bastı ı yabancı topraklar Rus ordusunca ele geçirilmi yerler oldu u için, yine de yabancı bir ülkeye ayak basmı olmuyordu... ''Erzurum Yolculu u'' Pu kin'in çok yönlü zekâsının, kültürünün ı ıltılarıyla parlayan bir yapıttır. Kafkas do ası betimlerinin, yıllar sonra, bir ba ka büyük yazarı, Maksim Gorki'yi etkilemi oldu u rahatça söylenebilir. Sava alanı betimlerinin ise, ''Sivastopol''da ve hatta ''Sava ve Barı ''ta Lev Tolstoy'u derinli ine etkilemi oldu u açıklıkla görülebilmektedir. Sava alanı betimlerinde, dönemin siyasal ko ullarının çok ötesinde, insancıl bir yakla ımı var Pu kin'in: ''Yolda yanlamasına uzanmı yatan genç bir Türk'ün cesedi önünde durdum. 18 ya larında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeli ini yitirmemi ti. Sarı ı tozlar içinde yatıyordu. Tıra lı ensesinde bir kur un yarası vardı...'' Bu tümceler, bütün tarih kitaplarından çok daha belirgin ve elle tutulurcasına gözlerimizin önünde canlandırmaktadır bir sava alanı görüntüsünü... Pu kin anlatı alanında ba yapıtı olan ''Yüzba ının Kızı''nı da 1836 yılında tamamlayıp yayınladı. Gogol bu romanla ilgili olarak öyle demektedir: ''Yüzba ının Kızı ile kar ıla tırılınca bütün romanlarımız ve büyük hikâyelerimiz yavan kalıyor. Saflık, yumu aklık öyle bir yüksekli e ula ıyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmi gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı, bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi, zamanın karı ıklı ı, sıradan insanların o alçak gönüllü büyüklü ü. Bütün bunlar yalnızca gerçek de il, onu da a an bir ey.'' ''Yüzba ının Kızı'' yazılmasaydı, Tolstoy'un ''Sava ve Barı ''ının da yazılmamı olaca ı görü ü ileri sürülmektedir. Gerçekten de, sava ın abartılmadan, bütün yalınlı ı ve karma ıklı ı içinde anlatılması, roman kahramanlarının gerçek ya amdan kopuk, sava tan ba ka bir ey dü ünmeyen yapay ki iler olarak de il de, kendilerine özgü ya amları ve aile ya antılarıyla birlikte verilmi olmaları bakımından, bu iki roman arasında bir yakınlık vardır. Ba ımsız, özgürlükçü ki ili i ve dönemin ilerici okur yı ınları arasında geni yaygınlık kazanan yapıtları nedeniyle monar i yönetiminin sürekli baskıları altında ya ayan Aleksandr Pu kin 1837 yılında komploya çok benzeyen bir düello sonucunda ya amını yitirdi inde henüz 38 ya ındaydı. Fakat yapıtlarıyla çoktan ölümsüzlü e ula mı tı. Ataol Behramo lu Ocak 1990 YÜZBA ININ KIZI 1836 1 B R MUHAFIZ B RL ÇAVU U

- Yarın bir muhafız birli inde bir yüzba ı olabilirdi. - Nene gerek, bırak orduda çalı sın. - Çok do ru! Varsın sürünsün... ............................... - Peki, babası kim onun? Knyajnin Babam Andrey Petroviç Grinyov, gençli inde Kont Münnich'in emrinde çalı mı 17** yılında kıdemli binba ı rütbesiyle emekliye ayrılmı . O günden bu yana, kendi malı olan Simbirsk köyünde ya ıyordu. annem Avdotya Vasilyevna Y. de, oralı, yoksul fakat soylu bir ailenin kızıydı. Babamla Simbirsk'te evlenmi ler. Biz aslında dokuz karde mi iz. Fakat karde lerimin hepsi de bebekken ölmü ler. Ben daha annemin karnındayken, yakın aile dostlarımızdan muhafız birli i binba ısı B.'nin yardımıyla Semenovski alayına çavu yazılmı ım. E er umutlar bo a çıkıp, annem kız do uracak olsaymı , babam dünyaya gelmeyen çavu un ölümünü gerekli yere bildirecek, i de böylece kapanacakmı . Ö renimimi tamamlayıncaya kadar izinli sayılıyordum. O zamanın e itim yöntemi imdikinden ba kaydı. Be ya ıma bastıktan sonra seyis Savelyiç'in eline verildim. Kendisi uyanık davranı larından ötürü lalalı ıma atanmı tı. Onun gözetimi altında yeti erek on iki ya ıma vardı ımda Rus gramerini iyice ö renmi , bir tazı yavrusunun nitelikleri üzerine yanılmadan konu abilecek duruma gelmi tim. Bu sırada babam, Monsieur Beaupré adında bir Fransız tuttu benim için. Kendisi çiftli in yıllık arap ve zeytinya ı ihtiyacıyla birlikte Moskova'dan ısmarlanmı tı. Fransız'ın geli i Savelyiç'in çok canını sıktı. Kendi kendine ''Çocu un ne eksi i var?'' diye homurdanıp duruyordu; ''Çok ükür yıkanması, taranması, beslenmesi yerinde. Kendi adamın yokmu gibi sen git elin mösyösünü kirala! Bo u bo una para harca!..'' Beaupré'nin asıl mesle i berberlikmi . Sonra bir ara Prusya'da askerlik yapmı . Sonra da ne anlama

geldi ini pek kavramadan pour être outchel(*) kalkıp Prusya'ya gelmi . yi bir delikanlıydı. Fakat çok uçarı, çok derbederdi. En güçsüz yanı da kar ı cinse a ırı tutkusuydu. Bu yüzden sık sık tokatlanır, günlerce oflayıp puflardı artık. Ayrıca, kendi deyimiyle, i e dü manı bir adam de ildi. Yani, (Rusça söylersek) içkiye pek dü kündü. Fakat bizim evde arap sadece yemekten sonra, o da birer kadehçik verildi inden ve zavallı ö retmen her keresinde atlandı ından, Beaupré az sonra Rus likörüne alı tı. Sonra da mide için çok daha yararlı oldu unu ileri sürerek, onu kendi ülkesinin araplarına ye lemeye ba ladı. Hemen dost olmu tuk Fransız ö retmenle. Anla maya göre bana Fransızca, Almanca ve bütün bilimleri ö retmek zorundaydı ya, o bunun yerine benden ayak üstü çat pat Rusça ö renmeyi ye ledi. Sonra da herkes kendi i iyle u ra maya ba ladı artık. Aramızdan su sızmıyordu. Benim için ondan daha iyi bir ö retmen bulunamazdı. Fakat kader az sonra ayıracakmı bizi. Bakın nasıl oldu bu i . i man ve çopur bir kız olan çama ırcı Pala ka ile tek gözlü sı ırtmaç kız Akulka, bir gün anla mı lar, aynı anda annemin ayaklarına kapanıp i ledikleri büyük günahı itiraf etmi ler. Gözya ları içinde, toyluklarından yararlanarak kendilerini ba tan çıkaran mösyöden yakınmı lar. Bu gibi konularda akası olmayan annem durumu babama iletmekte gecikmemi tabii. Babam ceza verirken fazla dü ünüp ta ınan insanlardan de ildi. Hemen yanına ça ırtmı düzenci Fransız'ı. Mösyö'nün küçük beye ders vermekte oldu unu bildirmi ler. Babam da bunun üzerine kalkıp odama gelmi . Bu sırada Beaupré yata a uzanmı , mı ıl mı ıl uyuyordu. Size daha önce Moskova'dan benim için bir harita getirildi ini söylemi miydim? Hiçbir i e yaramadan duvarda asılı duran bu harita, kâ ıdının geni li i ve güzelli iyle çoktandır aklımı çeliyordu. Sonunda ondan uçurtma yapmaya karar vermi , Beaupré'nin de uykuda olmasından yararlanarak i e giri mi tim. Ben tam Ümit Burnu'na a aç kabuklarından bir kuyruk takarken babam içeri giriverdi. Yaptı ım co rafya alı tırmalarını görünce kula ımı çekti; sonra Beaupré'ye do ru ko tu, zavallı adamı sarsalayarak uyandırdı ve a zına ne gelirse söylemeye ba ladı. Neye u radı ını a ıran Beaupré kalkmaya çabalıyor, fakat bir türlü beceremiyordu bunu. Körkütük sarho tu çünkü. Daha ne olup bitti ini anlayamadan, babam adamca ızı yakasından tuttu u gibi yataktan kaldırdı, ite kaka kapı dı arı etti. hemen aynı gün de çiftlikten kovdu. Savelyiç'in keyfine diyecek yoktu tabii. E itimim böylece sona ermi oldu. Güvercin kovalayarak, u akların çocuklarıyla birdirbir oynayarak birkaç yıl daha geçirdim. Fakat on altı ya ımı bitirdi im yıl hayatım temelden de i ti. Bir sonbahar günü annem salonda reçel kaynatıyor, ben de onun yanında durmu fıkır fıkır kaynayan köpüklere bakarak yalanıyordum. Babam pencere önüne oturmu , her yıl hiç kaçırmadan aldı ı Saray Yıllı ı'nı okuyordu. Bu kitaba kar ı eksilmeyen bir ilgisi vardı. Her okuyu unda a ılacak kadar heyecanlanır, neredeyse kendinden geçerdi. Babamın huylarını, alı kanlıklarını ezbere bilen annem, zavallı kitabı her zaman elden geldi ince uzak bir yere soku turmaya çalı ır, böylece Saray Yıllı ı kimi kez aylarca gözüne çarpmazdı babamın. Fakat bir kere de kazara rastladı mı, saatlerce elinden bırakmazdı artık. Böylece babam arada bir omuzlarını silkerek, kendi kendine: ''Tümgeneral!.. Benim bölü üme kavu tu!.. ki ni an sahibi!.. Acaba onunla çoktan beri...'' diye bir eyler mırıldanarak yıllı ı okuyordu. Sonra divana fırlattı onu, dü ünceye daldı. Babam böyle dü ünmeye ba ladı mı hep bir kaygı alırdı beni. Nitekim bir süre sonra, ansızın anneme döndü: - Avdotya Vasilyevna, dedi, Petru a kaç ya ında imdi? Annem: - te, on yedisine bastı ya, dedi. Hani Nastasya Garasimovna halanın bir gözüne perde indi i yıl do duydu da, sonra... Babam: - Anla ıldı, diye kesti. Görev zamanı geldi demektir. Kız pe inde ko tu u, güvercinliklere tırmandı ı yeter artık. O lundan hemen ayrılmak dü üncesi anneme o kadar dokundu ki, elindeki ka ık, tencereye dü üverdi. Yüzü gözya larıyla ıslandı. Buna kar ılık ben duydu um heyecanı anlatamam. Orduya katılmak dü üncesi kafamda özgürlük ve Petersburg hayatının mutluluklarına ili kin hayallerle birle iyordu. Kendimi bir muhafız birli inde subay olarak göz önüne getiriyordum. Bana göre, bir insanın elde edebilece i en yüksek an buydu. Babam tasarılarını de i tirmekten de, ertelemekten de ho lanmazdı. Yola çıkaca ım gün kararla tırıldı. Bir gün önce, emrine girece im komutana mektup yazaca ını söyleyerek kâ ıt kalem istedi benden. Annem: - Prens B.'ye benden de selam yazmayı unutma Andrey Petroviç, dedi. Petru a'yı kanatları altına alaca ını umarım. Babam ka larını çatarak: - Neler saçmalıyorsun! diye kar ılık verdi. Prens B.'ye mektup yazan kim? - Az önce Petru a'nın komutanına mektup yazmak istedi ini söyleyen sen de il miydin? - Ee, ne olmu ? - yi ya, Petru a'nın komutanı Prens B. de il miydi? Onu Semyonovsk alayına yazdırmı tık ya.

- Yazdırmı tık! Fakat ne çıkar bundan? Petru a, Petersburg'a gitmiyor. orada bo yere para harcamaktan, çapkınlıktan ba ka ne ö renecek? Yok; bırak orduda çalı sın, burnunu sürtsün, barut koklasın da, züppe de il asker olsun. Hıh. Muhafız Birli i'ne yazdırmı ız da! Nüfus kâ ıdı nerede bunun? Al getir. Annem nüfus kâ ıdımı, vaftiz gömle imle birlikte sakladı ı kutudan çıkarıp getirdi, titreyen bir elle uzattı babama. Babam inceden inceye okudu onu, sonra kar ısına, masaya koydu, mektuba ba ladı. Meraktan içim içime sı mıyordu. Petersburg'a de ilse nereye gönderiyorlardı beni. gözlerimi babamın a ır aksak i leyen kaleminden ayıramıyordum. Sonunda mektubu bitirdi, onu, nüfus kâ ıdımla birlikte bir zarfa koydu, mühürledi, gözlüklerini çıkardı ve yanına ça ırdı beni. - te eski arkada ım, dostum Andrey Karloviç R.'ye yazdı ım mektup, dedi. Orenburg'a onun emrine girmeye gidiyorsun. Ba ımdan bir kazan kaynar su döküldü sandım. Bütün umutlarım bir anda tuzla buz olmu tu. Petersburg dü leri kurarken, demek ıssız, tenha bir ülkenin can sıkıntıları bekliyormu beni. Bir dakika önce içimi, co kuyla dolduran çalı ma dü üncesi imdi a ır bir yük gibi sırtıma çökmü tü. Fakat yapacak bir ey de yoktu. Ertesi gün basamakların önüne çekilen yol arabasına bavulum, çay takımlarımın bulundu u sandık, sıcak ev hayatımın son izleri olan çörekler ve böreklerle dolu çıkınlar yerle tirildi. Annemle babam u urlamaya çıktılar beni. Babam: - Yolun açık olsun Pyotr, dedi. Edece in yemini tut, do rulukla çalı . Komutanlarını dinle. Aferin pe inde ko up kendini pek fazla yıpratma, ama çalı maktan da kaçma. Ve u ata sözünü hiç çıkarma aklından: ''Elbiseni yeniyken, erefini gençken koru.'' Annem gözya ları içinde kendime iyi bakmamı ö ütledi. Savelyiç'ten çocu una göz kulak olmasını istedi. Sırtıma tav an kürkü bir gocuk, onun üstüne de tilki derisinden bir yelek giydirdiler. Savelyiç'le birlikte arabaya oturdum, gözya ları içinde u urlandım. Aynı gece Simbirsk'e vardım. Gerekli öteberiyi satın almak için burada bir gün kalmak zorundaydım. Savelyiç görevlendirilmi ti satın alma i iyle. Bir hana indik. Savelyiç sabahleyin dükkânları dola maya çıktı. Ben pencereden pis bir ara soka a bakmaktan bıkıp hanın içinde dola maya ba ladım. Bilardo salonuna girdi imde otuz be ya larında, uzun boylu, kara kaytan bıyıklı bir bay gördüm orada. Sırtında bir sabahlık, elinde bilardo sopası vardı. Di lerinin arasına bir a ızlık sıkı tırmı tı. Oyun arkada ı olan markacı, kazandı ında bir kadeh votka içiyor, kaybedince bilardo masasının altında dört ayak olup sürünüyordu. Onları seyretmeye koyuldum. Oyun uzadıkça markacı daha sık görünmeye ba ladı. Öyle ki sonunda bilardo masasının altından çıkmaz oldu. Kaytan bıyıklı bay, fatiha okur gibi birkaç küfür salladı ona, sonra bana dönerek birlikte bir parti yapmamızı önerdi. Bilardo oynamayı bilmedi imi söyleyerek reddettim bu öneriyi. Besbelli çok a ırmı tı. Neredeyse acıyarak süzdü beni. Ama yine de laflamaya ba ladık. Adı van vanoviç Zurin'mi . *** Muhafız Alayında komutanmı . Simbirsk askerlik ubesine geldi inden bu handa kalıyormu imdi. Yakında meslekta olaca ımızı ö renen Zurin, Tanrı ne verdiyse askerce bir yeme e ça ırdı beni. Sevinerek kabul ettim. Masaya oturduk. Arkada ım çok içiyor, artık bu ordunun geleneklerine alı mam gerekti ini söyleyerek benim kadehimi de habire dolduruyordu. Anlattı ı askerlik fıkralarına katıla katıla gülüyordum. Masadan kalktı ımızda tam anlamıyla dost olmu tuk. Zurin beni bilardo ö renmeye ça ırdı. - Biz subaylar bu oyunu mutlaka ö renmeliyiz diyordu. Diyelim sefer sırasında bir ilçeye u radın. Haydi bakalım ne yapacaksın? Her zaman da Yahudi dövülmez ki! ster istemez bir hana gidip bilardo oynamaya ba larsın. Ee, bunun için de oynamayı bilmek gerekir! Aklım yatmı tı bu i e. Büyük bir istekle bilardo sopasını kavradım. Zurin beni yüksek sesle yüreklendiriyor, az zamanda gösterdi im ba arıya a ıp kalıyordu. Birkaç dersten sonra, hani kazanç için de il, ama hiç de ilse bo u bo una oynamamak için, parasına, sayısı bir kuru una oynamamızı önerdi. Dünyada parasız oyun oynamaktan daha berbat bir alı kanlık olamayaca ını söylüyordu. Bu öneriyi de kabul ettim. Zurin kendine punç istedi, bana da bunu bir kere denemem gerekti ini söyledi. Orduda çalı ırken mutlaka punç içmek gerekirmi . Punçsuz askerlik mi olurmu ! Dinledim onu. Bu arada oyunumuz sürüp gidiyordu. çkimi yudumladıkça gözüpekli im artıyordu. Toplarım ikide bir yan banttan dı arı fırlıyor, ben öfkeleniyor, kimbilir nasıl hesap tutan markacıyı paylıyor, gitgide büyütüyordum oyunu. Kısaca, ba ıbo bırakılan sersem bir çocuk nasıl davranırsa, tıpkı öyle davranıyordum. Bu arada zamanın nasıl geçti ini fark etmedim bile. Zurin bir ara saate baktı, bilardo topunu bıraktı. Yüz ruble yitirdi imi bildirdi bana. Bir parça a aladım. Param Savelyiç'teydi çünkü. Özür dilemeye giri tim. Zurin: - Rica ederim, diye sözümü kesti. Niçin kaygılanıyorsunuz? Ne zaman verirseniz olur. Haydi, Arinu ka'ya gidiyoruz imdi. Siz olsanız ne yapardınız? Günü nasıl uygunsuz ba ladıysam, öyle bitirdim. Ak am yeme ini Arinu ka'da yedik. Zurin habire kadehimi dolduruyor, askerli e alı mam gerekti ini tekrarlayıp duruyordu. Masadan kalktı ımızda, güçlükle ayakta durabiliyordum. Hana gece yarısı döndük. Savelyiç basamaklarda kar ıladı

kim suçlu bundan? O mösyö alça ı! kide bir Antıpyevna'ya ko ar: ''Madam.Ne duruyorsun. Umursamaz bir tavır takındım.Ne?! Ha? Niçin? diye sordu. vodka'' deyip dururdu. özgürlü üme kavu mak istiyordum. Fakat bir kere vaaza ba ladı mı Savelyiç'i susturmak olacak i de ildi. Savelyiç beni bu u ursuz handan bir an önce çıkarma tela ındaydı. hem de i lerimin yürütücüsü olan Savelyiç'e dönerek çocu a yüz ruble vermesini emrettim. aka etti ini. günün birinde bir daha görü ece imizi dü ünmeden. Acımı tım zavallı ihtiyara.Efendici im.bizi. ne baban. güzel ülke Ey bilmedi im ülke! Ne kendi iste imle geldim sana Ne de soylu bir atın sırtında Beni. çünkü canım öyle istedi.. Bu önemli dakikada bu dikba lı ihtiyarın hakkından gelmezsem bir daha onun vesayetinden kurtulamayaca ımı dü ündüm ve yüzüne tepeden bir bakı fırlatarak: . dedi. Git yat. Beni kederden öldürmek mi istiyorsun? Gözümün bebe i! Dinle bu ihtiyarı. sen de benim u a ımsın.. diye sertçe sözünü kestim. Bilmem ki ne içerler. annene zaten söz yok. Paraya çok ihtiyacım var.Zırvayı bırak.Haylazlı ın sonunu görüyorsun i te Pyotr Andreyiç.. . do du undan beri kvastan (*) ba ka içki koymadı a zına. ne zaman borçlandın ona? Bu nasıl i ? Efendim. bir bardak tur u suyu içmek. ya da bir kadeh likörle çakırkeyif olmak varken. je vu pri. Zurin'in parası gönderildi. dün yitirdi in yüz rubleyi sana bu pusulayı getiren çocukla göndermeni rica ederim. Bana bir pusula uzattı. Titrek bir sesle: . Fakat efendici im.ki gözüm Pyotr Andreyiç. Bilardo ö retmenimle vedala madan. . bir gün önceki olayları sisler içinde anımsıyordum. canın bir ey yemek istemiyor. . Her zaman hizmetinde van Zurin'' Yapacak bir ey yoktu. içimde gizli bir sızı ve sessiz bir pi manlıkla Simbirsk'ten ayrıldım. Çay istemiyorum. dedi. sana ne oldu böyle? dedi. yüzüme baktı. ama ben para vermeyece im. sen bilirsin. . bizde o kadar para olmadı ını yaz o dolandırıcıya. Savelyiç gitgide daha çok a ırıyordu. iyi ey ö retti it o lu it. Neye u radı ını a ıran Savelyiç ellerini çarptı. Al i te sana ''je vu pri!'' Tövbe tövbe. bu yi it delikanlıyı Gençli in ate i getirdi buraya Bir de ba ımdaki arap dumanları. moruk! diye ba ırdım. Ertesi gün uyandı ımda ba ım zonkluyor. dedim. Paralar benimdir. öylece kalakaldı. Öyle de il mi? Bu sırada bir çocuk girdi içeri.Ona borcum var. Savelyiç iki gözü iki çe me.. Tanrım! Günahımız neydi? Ben söyleyecek söz bulamayıp: . Bir fincan çayla içeri giren Savelyiç beni dü üncelerimden ayırdı. diye ba ırdım. Gelip arabanın hazır oldu unu bildirdi. Öte yana döndüm: . Akıl verece ine sana söyleneni yap. Kafan kazan gibi olmu . Ordudaki görevimi ciddiyetle benimseyi imin belirgin izlerini görünce inledi. Sarho musun nesin. Açtım ve u satırları okudum: ''Azizim Pyotr Andreyeviç. dedim. Elden geldi ince so ukkanlı olmaya çalı arak: . A lamaklı bir sesle: . Peki. dedi imi yapmaya gitti. Fakat artık çocuk olmadı ımı kanıtlamak. Yüz ruble! Aman Allah'ım! De ki annemle babam bana kumar oynamayı yasak ettiler. htiyar a lamaya ba ladı. dedim. Ver u parayı. Zurin'den geliyordu. Kekeleyerek: .Çık dı arı Savelyiç. Kendi adamın yokmu gibi sen git elin gâvurunu lala diye kirala. 2 Ey uzak ülke. ancak cevizine oynayabilirim. Savelyiç a kınlıktan küçük dilini yutacaktı neredeyse. yoksa ensenden tuttu um gibi kapı dı arı edece im seni. Nerede bu hallere dü tün? Ah. hem kasadarım. Kime çektin acaba? Ne deden ayya tı. . Ben sert bir sesle: .Sus. ama daha önce beni yatır. böyle olur i te! Utanmı tım. hem çama ırcım.Ben efendiyim. ba ını sallayarak: .Borcun var ha. . diye ba ırdı.Haylazlı a pek erken ba ladın Pyotr Andreyiç. Onları oyunda yitirdim.

Benden yana hiç bakmıyor. Savelyiç homurdanıyordu.Efendim emrederseniz geri dönelim! dedi. barı alım. birden çevreye bakınmaya ba ladı. girer ba ın belaya.. Bütün suç bende. sabaha kadar yatıp uyusan kötü mü olurdu? Tipi diner. of. O bölgenin tipileri üzerine önceden bir eyler i itmi li im vardı. Birçok yük arabasının nasıl kar altında kaldı ını biliyordum. Ama yapacak bir ey yoktu artık. çimde. Atlar ba larını öne e mi duruyor.Beyaz bozkırla açık gökten ba ka bir ey görmüyorum.Ya uraya. geri dönmeyi ö ütlüyordu. Savelyiç'le benim üzerimize lapa lapa kar ya ıyordu. atlar yel gibi uçuyorlardı. Neden sonra: . Ben kendime kızıyorum. tipi!. U rama akrabaya. ne iz belli. ah. kızma artık.O niye? . Arabacı: . htiyar.una. u küçük buluta bakın. O zamanın ölçülerine göre küçümsenemeyecek bir para yitirmi tim. Atlar adım adım ilerliyorlardı. Kar hep lapa lapa ya ıyor. biz de yolumuza giderdik. Tam ufuk çizgisinin orda küçük bir bulutçuk gördüm gerçekten de. Suçlu oldu umu kabul ediyorum. Adam hayvanları dört nala kaldırdı. Arabacı bunun bir tipiyi haber verdi ini açıkladı. ko umları düzeltiyordu. Arabacı çevrede dolanıyor. handaki davranı ımın aptalca oldu unu istemeye istemeye itiraf ediyor. üzdüm seni. Bundan böyle daha akıllı davranaca ıma. Sonra yo unla arak yükseldi. geni ledi. sıcak bir çay içsen. imdi efendilerimin yüzüne nasıl bakaca ım ben? Çocuklarının içki içti ini. karlar döne döne havaya yükseliyordu. Göz gözü görmez oldu. u kayyımın karısına bir u rayayım dedim. Yandık. ne yapaca ını bilemedi inden. Of. Baksanıza. . bundan böyle ona danı madan be para harcamayaca ıma söz verdim. Rüzgâr da gitgide iddetleniyordu bu arada. Ben adama sövüp saymaya ba lamı ken. Arabacı: . Fakat sonunda yatı tı.Haydi Savelyiç. Tipi bastırmadan bir sonraki menzile ula aca ımızı umarak arabacıya elini daha çabuk tutmasını emrettim. kumar oynadı ını duyarlarsa ne demezler? Zavallı Savelyiç'i avutmak için epeyce dil döktüm. bulanık bir kar deniziyle örtülmü tü. Uzaktan akrabam olur.Niye gitmiyorsun! diye ba ırdım arabacıya. ansızın lapa lapa ya maya ba ladı. . canlıydı sanırdınız. Ba ımı arabadan çıkarıp baktım. yeter artık. Arabam dar bir yolda daha do rusu köylü kızaklarının açtı ı bir iz üzerinde ilerliyordu. ahmak kafa! eytana uydum. Her yer karla örtülüydü. . Rüzgâr öyle bir kudurmu lukla uluyordu ki.. efendim! diye seslendi. Yüzüme kırbaç gibi çarpan tipiden ba ka hiçbir ey görünmüyordu. Savelyiç ondan yana çıktı. yalnız atları dehlemek için açıyordu a zını. hendeklerle kesilen iç karartıcı bir bozkır uzanıyordu dört bir yanımdan. fakat tipinin bulanık çevriminden ba ka bir ey seçemiyordum. Hana dönsen. Rüzgâr u ulduyor. büyüdü ve yava yava bütün gö ü kapladı. Fakat rüzgâr pek iddetli görünmedi bana. Arabacı. una. . Küçük bulut geni ledi. lk bakı ta uzak bir tepecik sanılabilirdi. Rüzgâr gitgide iddetleniyor. Az sonra da durdular. Savelyiç'in kar ısında bir suçluluk duyuyordum. Onunla ne yapıp edip barı mak istiyor. iki gözüm Pyotr Andreyeviç! ( htiyar derin derin içini çekti). lkin ince ince serpi tiren kar. barı alım.Nereye gideyim? diye kar ılık verdi. yerinden inerken. Zaman zaman tepelerle. arabacının yanına oturmu tu. Görmüyor musunuz ne oldu unu? (Kamçısıyla do uyu gösteriyordu). Sabırsızlanarak: . nasıl tozutuyor karları. Arada bir ba ını sallıyor kendi kendine: ''Yüz ruble! Dile kolay!'' diye homurdanıyordu. dedim. Savelyiç de arabacıdan yana çıkmı .Hava bozmaya ba ladı da. Ben hiç de ilse bir ev ya da bir yol izi görürüm umuduyla dört bir yana bakınıyor. . Gökyüzü bir anda kararmı . Tabii atalar sözünün dedi i çıktı. Kimbilir neredeyiz? Ne yol.Sen kimseye kulak asmadın ki efendim! diyordu. fakat gözü hâlâ do udaydı. seni dinleyece ime söz veriyorum. Güne batmak üzereydi.Eski bir türkü Yol boyunca dü ündüklerim hiç de ho eyler de ildi. Nereye ko uyoruz böyle? Dü üne mi yeti eceksiniz? Savelyiç haklıydı. Haydi. arabanın çevresinde gitgide kalınla an bir tabaka halinde yükseliyordu. beyaz bir duman oldu. Dört bir yanımız sisle kaplı. sonra apkasını çıkararak bana dönüp: .Canım bu da dert mi? . Dün haylazlık ettim. .. Atandı ım bölgeye yakla ıyordum. fakat söze nereden ba layaca ımı bilmiyordum.Hey.Ah. . Seni handa yalnız ba ına nasıl bıraktım! Ah.. Ansızın bir karaltı çarptı gözüme. arada bir titriyorlardı. Bütün bunlar üzüyordu beni.. uraya baksanıza.

Kar ımda oturan Savelyiç. dedi.Nereye geldik? . Okuyucu kınamasın beni. ''baban ölüm dö e inde. gök açılırda.Hey köylü! dedim. Annem cibinli i usulca kaldırıyor ve ''Andreyiç Petroviç''. Fırtınanın hâlâ kudurmu çasına uludu unu.Hana. uyku öncesinin belirsiz görüntüleri içinde onlarla kayna tı ı bir ruh durumu vardır. Duvarda bir tüfekle uzun bir Kazak kalpa ı asılıydı. Adamın so ukkanlılı ı canlandırmı tı beni. diye kar ılık verdi. ki dakika sonra kavu tuk. bana hâlâ peygamberce gelen bir dü tür bu. Yanında üzgün yüzlü insanlar duran yata a do ru sessizce yakla ıyorum. ama neye yarar? Ben: .Tanrı biliyor ya efendim. ''Bu adam babam de il. iddeti azalmakla birlikte.Öyle ya. bir bu yana sallanarak sessizce yol alıyordu. Ben o durumdaydım i te. dedim.'' Ben razı olmuyorum buna. ya da insandır belki de. bana da ne eyle bakıyor. fakat bir türlü ko amıyorum. ne de ko umlar senin..'' Ben diz üstü çöküyor. sonra yerine oturarak: . Küçük bey. hem a kınlık içindeydim. Aklıma ilk gelen ey. kürküme iyice büründüm. bunu belki de söz dinlemezlik sayaca ı oldu. Çok ükür. fırtınanın u ultusu kulaklarımda gitgide bir ninniye dönü tü. diye kar ılık verdi köylü. oradaki karaltı nedir? Arabacı baktı. kâh bir hende e giriyor. durmadan inliyordu. Ömrüm boyunca unutamayaca ım bir dü görüyordum. Ben arabacıya oraya do ru hareket etmesini emrettim.. Adamın bu açıksözlülü ü a ırtmı tı beni. iyi adam! diye seslendi. Kurt. Baktım. karı karı bilirim hem de. Fakat havayı görmüyor musun? Bir anda sapıtırız yolu. seninle helalla mak istiyor.Yol. gönlünün diledi ini yaparsın. Bir adamdı bu. Arabacı haklı göründü bana.'' Deh et içinde ardına dü üyorum onun. kan birikintilerine bastıkça kayıyordu. ''Fark etmez Petru a!'' diye kar ılık veriyor: ''O senin babalı ındır (*). Oda ölülerle dolu.Çünkü rüzgâr duman kokusu getirdi bir ara. eve izinsiz dönü üme babamın kızaca ı. Yatak odasına giriyoruz. Dar.'' Ben hem deh et. diyor. . O da nesi? Babamın yerine kara sakallı bir köylü yatıyor yatakta. Belki tipi diner. burada. Savelyiç kolumu çeki tiriyor: . a aç desem a aç de il. Yolcu: . Hani. arabacı. Gözlerimi ovu turarak sordum: . buraları bilir misin? Beni bir hana götürsene. Bir çıra aydınlatıyordu burayı. yol nerede? Nasıl olsa ne atlar. Senin hastalı ını ö renip geri dönmü . usul usul ilerleyen araba beni be ik gibi sallarken. çok ükür köy uzakta de il. Tam kendimi Tanrı'ya emanet edip bozkırın ortasında gecelemeye karar vermi ken.. Kalk da ona hayır duası et.. hayvanları sa a çevir de sür. Tam o sırada uyandım.Buraları bilirim. O zaman köylü yataktan atladı ı gibi belinden bir balta çekip dört bir yana saldırmaya ba lamıyor mu? Ko mak istiyorum. annem basamaklarda beni bekliyor. baktı. Ansızın bir kapı çıktı kar ıma ve çiftli imizin avlusuna girdik. Çünkü bo inançlara kar ı ne kadar ku ku duyulursa duyulsun. Yanıma gel hayır duamı al.. Atlar karlara bata çıka ilerlemeye ba ladılar. Hasırdan kapı perdesini indirdim. Arabadan indim. araba desem araba de il. haydi in. Araba kâh bir kar yı ınına saplanıyor.Hey. diye seslendim. Gençli in yerini dü lere bıraktı ı. diyor: ''Bak Petru a geldi. gözlerimi hastaya dikiyorum. köyün uzakta olmadı ını nereden anladın? .Hey. Yol nerede biliyor musun? Yolcu: .. Arabacı ho lanmamı tı bu i ten: . fakat oldukça temiz bir odaya girdim. diyordu. içeri gir de ısın.Hey. . çabuk ol. Büyük bir üzüntü içinde oldu u belli. En iyisi burada durup beklemek. Tanrının yardımıyla dosdo ru gelip duvara dayandık. uyuklamaya ba ladım. ''Ne demek oluyor bu?'' diyorum. tipi hâlâ devam ediyordu. göz gözü görmüyordu. Haydi elini öp de hayır duası etsin sana. Yakında köy var demektir bu. ayaklarımın altında. Kaygıyla indim arabadan. ama gerçekten de bir ey kımıldıyor orada. bir o yana. kedi gibi bir sıçrayı ta arabacının yanına çıkıp oturdu: .. Hava öyle karanlıktı ki. diye kar ılık verdi. onlara kapılmanın yine de insan o luna özgü oldu unu biliyordur sanırım. Korkunç köylü bu arada dostça sesleniyordu bana: ''Korkma.Niye sürecekmi im? Diye sordu. Oda ölgün bir ı ıkla aydınlatılmı . bizim yolcu. Bir köylüden ne diye hayır duası isteyeyim?'' Annem. Ondan sonra ba ıma gelecek olan tuhaf olaylarla birlikte anımsadı ımda. Ete inin altında bir fener tutuyordu. bu yana dola tı ımızı görüyordum. Arabacı: .Geldik efendim. dedi. Aya ım vücutlara takılıyor. Arabacıya hareket etmesini emrettim. baksana. sarsıntıdan. ''Yava ''. yıldızların ı ı ında yolu yitirmeden ilerleriz. bana sı ın. Bir teknenin bir fırtınalı denizde çalkalanmasına benziyordu bu. Bu i e akıl erdiremeyip anneme dönüyorum. uçsuz bucaksız kar çölünde o yana. her dakika benim iki yanıma yuvarlanacakmı gibi oluyor. Hancı kapıda kar ıladı bizi. Atlar durmu tu. Karaltı da aynı anda kar ıdan bize do ru yöneldi.

Pyotr Andreyiç. Dünkü ku kuları da tümüyle silindi kafasından. Çocu un henüz iyiye kötüye akıl erdiremeyece ini görüyorsun. Bu konuda tartı amazdım Savelyiç'le. yardımından ötürü te ekkür ettim ve Savelyiç'e dönerek. Herkese bah i verirsek. papazın karısı izin vermedi. Yırtık bir kaftanla bir Tatar alvarı vardı üzerinde. siz bilirsiniz. bir ötekini ku kulu gözlerle süzüyordu. Atlar ko ulmu tu. diye kar ılık verdi. emredileni yapmak dü er. Savelyiç bile her zamankinin aksine. yine buradasın ha! Hangi rüzgâr attı? Kılavuzum anlamlı anlamlı göz kırptı. toylu undan yararlanıp onu soymak istiyorsun de il mi? Bey gocu u senin nene gerek? Kör .Babacı ım. dedim. Oca ın oradaki peykeye bakınca kara bir sakal ve bir çift parlak gözle kar ıla tım. Bu çapulcu konu masının ne anlama geldi ini bilemezdim o sırada. diye bir ses geldi yukardan. dedi. Kara sakalına yer yer kır dü mü tü. Çay kaynatmak için hancıdan ate istedi.Sus amca! diye kar ı çıktı. Senin gibi bir u ak parçasına ise tartı mak de il. insaf edin diye inledi. emredin de bir bardak arap getirsinler. Üstünde bir eyi yok. ona. Fakat öte yandan da canım sıkılmı tı. Hancıya hesabı ödedim.Efendimiz. Efendimiz! Sa lı ınıza içiyorum! Bunu söyleyerek barda ı aldı. ü üdün mü? diye sordum. ben de derin bir uykuya daldım. eytanlar kilise mezarlı ında dola ıyor. Pa a gönülleri böyle istiyor. tipi dinmi ti. Benim tav an kürkü gocu umu ver ona. Sabahleyin oldukça geç bir saatte uyandı ımda. .Vay. ya da oraların deyi iyle umet. Hancı yüklükten bir i eyle bir bardak çıkardı. htiyar. Uçsuz bucaksız bozkır. ne yalan söyleyeyim.Satıp parasıyla kafa mı çekerim.yi. Sevimli. Ee! Sizinkilerden ne haber? . stifimi bozmadan: . Fakat yapacak bir ey yoktu. fakat hileci bir anlatım vardı yüzünde.Hancı Yayık Kazaklarındandı. hâlâ canlı. Benim baldırı çıplak: . . Ömrümde hiçbir zaman canımın o denli çay istedi ini anımsamıyorum. Savelyiç sobanın yanına çekilmeye karar verdi. Savelyiç de ardım sıra yol sandı ını ta ıyıp getirdi. Savelyiç kaygıyla kulak kabartmı tı köylüyle hancının konu masına. Tav an kürkü gocu u niçin verelim ona? t o lu it ilk meyhanede satıp parasıyla kafayı çeksin diye mi? Benim baldırı çıplak: .nce bir kaftanın içinde ü ünmez olur mu? Gocu um vardı ya. Savelyiç: . Savelyiç küskün bir sesle: .Ne o karde . elli kapik bah i vermesini emrettim. Savelyiç'in tedirginli i pek e lendiriyordu beni. dün meyhaneciye rehin bıraktım. yeniden peykeye döndü. madem elli kapik vermek istemiyorsun. dinç bir köylüydü bu. Paraların tümüyle onun denetiminde bulunaca ına söz vermi tim. Çay dolu fincanı uzattım. adama yakla tı ve yüzünü görür görmez: . ri canlı gözleri fıldır fıldır dönüyordu. bozkırın ortasındaydı. ne tartı tı ne de pazarlı a giri ti.Haydut. Adam peykeden indi. dedi. lgi çekici bir görünü ü vardı. nine bir ta attı. suratını astı: . . fakat bizim bol keseden harcayacak elli kapi imiz yok. bütün köylerden uzakta. Güne parlıyordu.Bostanda uçuyordum. Sonra e ilerek selamladı beni. Hancı yerde yatıyordu.Buradayım efendimiz. Adam öyle ölçülü bir ücret aldı ki bizden. kendir gagalıyordum. imdi sen (burada bir daha göz kırptı) baltanı ku a ına sok. Bir haydut yuvasına pek benziyordu. Efendimiz lütfedip kürklerini bana veriyorlar.Elli kapik bah i ! dedi. Bu kadar iddetli ayaz olaca ını sanmamı tım. sen Allah'tan korkmaz mısın. ıssız bir yerde. Savelyiç'e: .Ne olsun? Ak am duasında çan çalacaklardı. Altmı ya larında kadar gösteren. çok geçmeden kendimiz aç kalırız. Bu arada geceyi geçirmek üzere sedire uzandım. Kılavuzumuzu bir fincan çay içmeye ça ırdım. Niyeymi bu? Onu arabamızla hana getirdik diye mi? Efendim. Bir onu. mantar bitince sepet de bulunur. Ya mur ya arsa mantar biter. Biz Kazaklarda çay içmek gelene i yoktur. Kılavuzu ça ırdım. Az sonra bütün odayı horultular doldurdu. Hancı istenileni getirmeye gitti. Saçları çepeçevre kesilmi ti. göz kama tırıcı bir kar tabakasıyla örtülüydü. Korucu dola ıyor. ste ini ho nutlukla yerine getirdim.Ya kılavuz nerede? diye sordum. Beni bir felaketten olmasa bile hiç de ilse çok tatsız bir durumdan kurtaran adama borcumu ödeyemiyordum. O sırada hancı kaynayan bir semaverle içeri girdi. dedi. öyleyse elbiselerimden birini çıkar onun için. Fakat sonradan 1772'de patlak veren ve bastırılan Yayık Kazanları ayaklanmasından söz edildi i sonucunu çıkardım. papaz konuklu a gitti. Yeniden yola koyulmak da olanaksızdı. bir bilmeceyle kar ılık verdi: . Durdu. yüzünü buru turdu: . Han. istavroz çıkardı ve bir diki te yuvarladı arabı. yoksa satmaz mıyım. ta yanımdan geçti. artık orası seni ilgilendirmez moruk.

Ertesi gün veda ettim kendisine.'' Ehe. ''Semyonovsk alayına yazdırılması. Babamın yazdı ı mektubu verdim. hepsi yapılacak. Mektubu okuyup bitirdi. Köylü hemen oracıkta denemeye giri ti onu. Konu masında iddetli bir Alman aksanı vardı.Tatlılıkla davranmak.'' Bu ne seromoni canım? una bak. pek ho nut kalmı tı arma anımdan.'' yi.. dürüst bir insandır. ''Ve.. Kırgız bozkırlarının sınırında ıssız bir kaleye!. ''Ve onu ba ı bo bırakmamak. 3 KALE Bizler bu kalenin erleriyiz. soluk üniforması.. Tanrı gönlüne göre versin.. dedim. Eski..'' diye dü ündüm. Benim bedenim için bile küçük olan gocuk. Subay olarak alayına atanacaksın.. fakat ya lılık yüzünden hafifçe kamburla mı bir adamdı bu.. yili inizi ömrümce unutmayaca ım! O kendi yoluna gitti . Merhum feld-mare al Munn. Bana dönerek: . Fakat adam.'' Hani.'' Yeme i Andrey Karloviç ve ya lı yaveriyle birlikte yedim...Efendimiz.. Gocu u hemen buraya getir.. diye inledi... böyle bir delikanlının babası olmu ! Ah zaman! Zaman! Sonra mektubu açtı... o nerede? Ha.ben de Savelyiç'in üzüntüsüne aldırmayıp daha ileri do ru yola koyuldum. dokunsalar a layacaktı..'' Hım. dedi. dedim. nüfus kâ ıdımı bir yana ayırdı ve: . Ben elden geldi ince saf görünmeye çalı arak: . hiç utanmıyor! Evet. Savelyiç yine: .. Fakat bugün yeme e bende kalmanızı rica ederim... kılavuzumu. Anna Yoannovna (*) zamanının sava larını anımsatıyordu. Beni arabaya kadar geçirdi. Uzun saçları tümden a armı tı. Lalama: ..Hım. Ama zaman yitirmemek için yarından tezi yok Belogorski kalesine gidiyorsun. seferde. diye tekrarladı..'' Hım.. ''Seni eski bir arkada ın ve dostun olarak içtenlikle kucaklamama izin ver'' Ha! Hele ükür!... alabildi ine özgür bırakmak.''Eti sizin kemi i benim'' de ne demek. iyi. yi. arada bir dü üncelerini belirterek alçak sesle okumaya ba ladı... dedi. i te.. Serseri. yerlere kadar e ilerek: . .olası. ''Daha anamın karnındayken muhafız birli ine çavu yazılmam neye yaradı? Sonunda beni nerelere sürükledi bu? *** alayına. ona bir parça dar gelmi ti do rusu. ve saire.. Orenburg'a varınca do ru generale çıktım. Yüzba ı Mironov'un komutası altına gireceksin.. Orada gerekli e itimi görecek.. Tayınımızı yer. Anlıyorum. atandı ım yere do ru yola koyuldum.. diki yerlerini söke söke onu sırtına geçirmeyi ba ardı.. Andrey Petroviç'in delikanlılı ının üstünden ne kadar zaman geçti ki. Generalin beni bir an önce garnizona postalamasının.. biraz da bekâr sofrasında fazladan bir konuk görmemek iste inden oldu unu sanıyorum. baldırı çıpla ın teki! Bununla birlikte tav an kürkü gocuk da ortaya çıkmı tı. Tav an kürkü gocuk daha yepyeni! Verdi in de bari bir adam olsa! Ayya ın. Babanın bütün istekleri yerine getirilecek. eti sizin kemi i benim ba ka bir anlama geliyor olmalı. Size benim çapkını..Rica ederim. Bruder! (**) Demek hâlâ anımsıyor eski yaramazlıklarımızı: ''Gelelim asıl konuya.Evet azizim. Uzun boylu.... Gelirse amansız dü manlarımız Her zaman açıktır soframız Gülleyi koyduk mu topa yi bir ziyafet çekeriz onlara Bir asker türküsü . suyumuzu içeriz.. her eyin ba ı disiplin: ama eski bir kamerada (*) böyle mi yazar insan?. dedi.Yüce Tanrım... Masada Alman tutumlulu u hemen göze çarpıyordu.'' Yok.. ve Karolinchen'e.Tanrım. Diki lerin çatırtısını i iten Savelyiç.. ukalalı ı bırak. ''Aziz efendimiz unutmamı lardır. disipline alı acaksın. te ekkür ederim. ''Bu arada. incitmemek.. ''Eti sizin kemi i benim'' de ne demek? Bir halk deyimi olmalı. Orenburg'da kalman için bir neden yok. çimden: '' ler gitgide sarpa sarıyor. nüfus kâ ıdı... ile. tav an kürkü gocu u unutmu tum bile. yani eti sizin kemi i benim demektir bu. Babamın adını i itince bana öyle bir bakıp: .... Bir delikanlı için ba ıbo luk iyi ey de ildir. Az sonra da dünkü tipiyi. ve saire... ''Devletli Andrey Karloviç! Umarım ki aziz efendimiz.

ço unun üzeri samanla örtülüydü. Otur iki gözüm. Dar.te ya. bizimkiler evde. Yol. a aç kabu undan yapılma kanatları tembelce sarkan bir yel de irmeni vardı.Maksimiç. Sırtında yünlü bir fanila. Söyledim: .'' diye sözlerini sürdürmekteyken. diye kar ılık verdi.. öfkeli bir ihtiyar olarak dü ünüyordum onu. ini bırakmadan: . Adam: . O sırada çavu içeri girdi. onun hemen yanında da ''Kistrin ve Oçakov'un ele geçirilmesi''ni. Anasının kuzusu Belogorsk Kalesi Orenburg'dan kırk verst (*) ötedeydi. Garnizon hayatını hiç de çekici bulmuyordum. Emrine girece im yüzba ı Mironov'u gözümün önünde canlandırmaya çalı ıyor.Ba üstüne Vasilisa Yegorovna. hem de iki tanık önünde! Ne gelir elden? bir i tir olmu bir kere. Delikanlının yol yorgunu oldu unu görüyorsun. Bir üste menle birlikte. a kın a kın: . Irmak donmamı tı henüz.Kaleye çok var mı daha. ev sahibesi. Çavu : . Kendilerini van Polejayev'in evine yerle tirsem nasıl . Kö ede kapkacak dolabı duruyordu. Yaa! eytana uymu bir kere. Geli imi bildirmesini emrettim. sert.Yo. Kulübeler basıktı.. Hava kararmaya ba lamı tı bu arada. öte yanda. Surlar.. kollarını da do ru tut. Yüzba ının karısı: . Ve bu sözle birlikte tam komutan sandı ım bir gözü kör subaya dönmek üzereyken. Arabacıma: . dedi.. i te geldik bile.Muhafız birli inden buraya gönderili inin nedenini de sorabilir miyim? Komutanlı ın böyle uygun gördü ünü bildirdim.. ya lı bir kadın oturuyordu pencere kıyısında. diye sordum. Yorulmaz sorgucu: . Ben üzüntülü dü üncelere gömülmü tüm. subay üniformalı tek gözlü bir ihtiyarın kollarına gerili örgüyü çözüyordu. Oldukça hızlı yol alıyorduk.Zırvayı bırak dedi..van Kuzmiç evde yok. beyaz bir kar tabakasıyla örtülü tekdüze kıyıların arasında hüzünle kararıyordu.''Sanırım bir muhafız birli i subayına yakı mayacak davranı lardan ötürü. diye kar ılık verdi ve aynı anda içeri girdik. vabrin Aleksey vaniç adam öldürdü ü için buraya gönderileli be yıl oldu. Boz renkli dalgalar. Fakat kütüklerden yapılma bir çitle çevrili küçük bir köyden ba ka bir ey göremedim. dedi. Seninle mi u ra sın imdi. Rahip Gerasim'e konuklu a gitti.çeri gir canca ızım. Camlı. Onların ötesinde de Kırgız bozkırları uzayıp gidiyordu. yine ah ap bir kilise vardı. Sabreden dervi muradına ermi . e ri bü rü sokaklardan geçtik. Fakat ne fark eder anacı ım. Anacı ım. sofa kapısını açtım. canca ızım. safalar getirdin. Sonra da haydi bakalım. Evin hemen yanında. yüzba ının karısı: . ayrıca ''Gelin seçme'' ve ''Kedinin gömülmesi'' olaylarını gösteren a aç basması tablolar göze çarpıyordu.. Ya lı bir asker bir masanın ba ına oturmu elindeki ye il üniformanın dirse ine mavi bir bez parçası yamıyordu. Eski bir zevkle dö enmi temiz bir odacı a girdim. ba örtülü. ve Aleksey vaniç üste meni öldürmü . görevim gere ince Bay Yüzba ı'yı görmeye geldi imi bildirdim. diye kar ılık verdi.Hani. Ho geldin. diye sordum. Sonra hizmetçi kıza seslendi. Arabacı küçük köyü göstererek: . Buraya atandı ımı. Yayık Irma ı'nın sarp kıyıları boyunca ilerliyordu. onun karısıyım ben. kentin dı ına çıkmı lar.Eski zaman insanları. ne de sonuncususun sen. Kimse kar ıma çıkmadı. dedi. en küçük dengesizli imi katıksız hapisle cezalandırmaya hazır. Az sonra yüksekçe bir yere kurulmu ah ap bir evce izin önünde durduk.. Arabacıya beni komutana götürmesini emrettim. Buraya gelenlerin ne ilki. Kılıçları da yanlarında. kale nerede. Ta lı ı geçtim. Tek gözünü merakla üzerime diken ya lı subaycık: .. eski bir top duruyordu kapıda. Dökme demirden. (bana dönerek sürdürdü sözlerini) sen de bu ıssız yere sürüldün diye hiç canını sıkma. kuleler ve toprak bir tabya görmek umuduyla dört bir yana bakındım. gidip çavu u ça ırmasını emretti. diye sordu. Kar ısında oturan. ba lamı lar vuru maya.Hangi alayda görevli oldu unuzu sorabilir miyim. görevinden ba ka bir ey dü ünmeyen. Beyefendiyi temizce bir eve yerle tir. Ya lı asker: .Ne istiyorsunuz anacı ım. ya da dört ot yı ını. görüyor musun u i i. Boylu poslu bir Kazak delikanlısıydı bu. Bir yanda yarı yarıya karla örtülmü üç. içimden boyuna tekrarlayıp durdu um söylevi kesti: . dedi.. çerçeveli bir subay diploması asılıydı duvarda.

Askercikleri e itiyordum.olur? Yüzba ının karısı: . her ey yolunda diye kar ılık verdi. Komutanın ailesini. Çavu kalenin öbür ucunda.Yüce tanrım.Görev ba ında oldu umu biliyorsun Vasilisa Yegorovna. Az sonra yüzba ı tek gözlü ihtiyarla birlikte çıkageldi. Kulübenin bir bölümünde Semyon Kuzov ailesi oturuyordu. Yalnız onba ı Prohov bir tas sıcak su yüzünden Ustinya Negulina'yla hamamda dövü mü . genç bir subay girdi içeri. Askerleri e itiyormu . Maksimiç kalaca ınız eve götürecek sizi. Karısı: . dedi. Bunun. Karısı: . sayın konukların bekledi ini. Hiçbir ey yemiyor! Çocu u hasta dü erse hanımım bana ne der. ba ında takke. . Öteki bölümü bana verdiler. dinç bir adam olan komutan. utançtan kıpkırmızı kesilen kulaklarının arkasına do ru dümdüz taramı tı. daha fazla bekleyemezdim. alınyazımın beni sürükleyip getirdi i bu ülkeyi. Gençli im böyle bir yerde geçecekmi me er! çimi bir hüzün kapladı. adınız soyadınız neydi iki gözüm? Pyotr Andreyiç. E itim kaçmaz nasıl olsa. büyük bir ne e içinde tasvir etti.Böyle damdan dü er gibi geldi im için özür dilerim. Kendisi de arkamızdan gelece ini vaadetti. uzun boylu. Tahta perdeyle ikiye ayrılmı . adamakıllı çirkin suratlı. yeter artık diye kar ı çıktı.Beyefendiye git. düello nedeniyle muhafız birli inden çıkarılan subay oldu unu anladım. laf! Ne senin bir ey ö retti in var. Prohorov'la Ustinya'yı sorguya çek. gırtlak patlatmak için çok zamanı var daha.Burada görülmeye de er yeni bir ey yok. ben daracık pencereden dı arıya bakmaya koyuldum. bir vukuat yok ya? Kazak: . elinde yalakla kapı önünde durmu .Benim van Kuzmiç e itimi ne diye bu kadar uzattı bugün. Polejayev'in ba ı yeterince kalabalık zaten.van natiç! dedi. Ama ikisini de cezalandır.. Dün ö rendim geli inizi. çorbanın so uyaca ını söyle. Vasilisa Yegorovna'nın beni yeme e ça ırdı ını bildirdi. Önyargıyla bakıyordum ona. Bana Fransızca: . Hüzün verici bir bozkır uzanıyordu göz alabildi ine. diye tamamladı sözlerini. pamuklu bir gecelik entariyle onların kar ısında duruyordu. Yüzba ının karısı bir gözü kör subaya dönerek: . kim haksız. Peki. Maksimiç.Çok ükür. vabrin. Savelyiç bavulları açıp e yaları yerle tirirken. pembe yanaklı bir kız girdi içeri. dolandırıcı herif. canlı. âmiri oldu umuzu da hiç unutmaz. Açık kumral saçlarını. Pyotr Andreyiç. dedi. domuzlara sesleniyor. dedi. diye kar ılık verdi. Vasilisa Yegorovna güler yüzle.. parlak bir dille.. Selam verip çıktım. pencereden ayrıldım. bana dostça birkaç söz söyledi. Savelyiç: . Ya lı askerle hizmetçi kız Pala ka sofrayı kuruyorlardı. Etkili. Yüzba ının karısı: .. onu ça ırmak üzere Pala ka'yı ikinci kez gönderdi. Safta toplanmı lardı. Ben onun anlattıklarına içtenlikle gülerken kapı açıldı.Nedir bu anacı ım. a zıma bir lokma koymadan yatmaya çekildim. esmer. sen hâlâ görünürde yoksun. oldukça temiz bir odaydı bu. hiçbir yabancılık göstermeden kar ıladı bizi. on sekiz ya larında toparlak yüzlü. Kocası hâlâ gelmeyen Vasilisa Yegorovna. fakat son derece canlı bir delikanlıydı bu. dün komutanın evinin giri inde üniforma yamayan ya lı asker içeri girdi.Ee. Ma ka nerede? Tam bu sırada. vabrin de hemen benimle gelmeye karar verdi. Ertesi sabah tam giyinmek üzereyken kapı açıldı. van Kuzmiç: . Genç kız bir kö eye çekildi. Hemen kayna tık. Yemek sofrada bekliyor. Vasilisa Yegorovna'yı bekletmememizi söyledi bize. Maksimiç. bakalım kim haklı. yüzba ının kızı Ma a'nın tam bir aptal oldu unu söylemi ti çünkü. Bir kocakarı. Burada bir süre ya adıktan sonra siz de anlayacaksınız bunu. dedi. ne de onların bir . Bizi görünce yanımıza yakla tı. Yandan birkaç kulübe görünüyor birkaç tavuk geziniyordu sokakta. öyle mi? Pyotr Andreyiç'i Samyo Kuzov'a götür sen. Bu arada çorbayı getirdiler. Sonra bize hısım olur. Bir insan yüzü görmeyi öylesine özlemi tim ki. ilgi çekici bir konu ması vardı. onlar da ona dostça homurtularla kar ılık veriyorlardı. Ya lı. sırtında bej renkli. Kısa boylu. ırma ın yüksek kıyısına kurulmu bir kulübeye götürdü beni. Daha ilk görü te pek ho lanmadım bu kızdan. Pala ka git yeme e ça ır beyefendiyi. . Durup e itime bakacakken. Komutanın evine yakla ırken uzun saç örgüleri ve üç kö eli apkalarıyla yirmi kadar ya lı asker gördük alanda. atını bizim bostana salmı . diki e ba ladı. Ee.Dü ünmeden konu uyorsun Maksimiç. vabrin hiç de aptal bir insan de ildi. sonra yine i inin ba ına döndü. Sen beyefendiyi. Kırk yıllık ahbapmı ız gibi senli benli davrandı bana. çevresini. haydi bakalım. diye kederle söylenip duruyordu.

Ama vabrin hiç kaygılanmadan söylüyordu bunu. durumları nasıl? Babamın üç yüz cana sahip oldu unu ö renince: . Acıdım kızca ıza. hiç de yeri yokken: . Yüzba ıyla karısı uyumaya çekildiler. Ama her dönü ten önce. hatta tek gözlü garnizon te meni van gnatyiç'e. Tüfek sesine alı amadı hâlâ. nasıl delip geçece im seni! Knyajnin Birkaç hafta sonra Belogorsk kalesine alı makla kalmayıp ho lanmaya da ba lamı tım bu hayattan. kendi bildi ine göre e itiyordu askerleri. Biz vabrin'le çıktık ve bütün ak amı birlikte geçirdik. ö renimsiz. . sonsuz ni anlı. ne bir eyi. hani dü manlar kalenin çevresinde cirit atıyor deseler. Isınmı tık birbirimize. 4 DÜELLO Ha. Va ak postundan kalpaklarını gördüm mü. dedim. diye sordu. kuru gürültüye pabuç bırakanlardan de ildir. Hemen konuyu de i tirmek için. nasıl oldu unu farketmeden alı ıvermi tim.Saçma. Ba kırtlara gözda ı verildi. Vasilisa Yegorovna susmak bilmiyor. bir kese. Yok. Subaylık emrim gelmi ti. bir de (tövbeler tövbesi) üç kapik hamam parası.Ya Marya vanovna? diye sordum. nereden aklına estiyse bizim topu ate lediydi de. Kocaya varacak ya a geldi ya. öyledir. tehlikelerle burun buruna ya amaktan korkmuyor musunuz? Ya lı kadın: . dedim.Bunu da nereden çıkardınız azizim. duygulu bir kız oldu unu anlamı tım onun. korkudan az daha öbür dünyayı boyluyordu güvercinim. aklına estikçe. içime fenalıklar gelirdi. topu topu bir canımız. nerede oturuyorlar. inanır mısın iki gözüm. onunla Vasilisa Yegorovna arasında uygunsuz bir ili ki varmı . yi bir adam çıkarsa ne âlâ! Yoksa kız o lan kız. van Kuzmi bundan iki yıl önce. ne çeyizi var. Ama çok ükür ya ayıp gidiyoruz.Ma a mı? dedi. böyle bir kalede. sizin kaleye saldırmak için hazırlanıyorlarmı . Körolası topla o zamandan beri ate etmiyoruz artık. Bir daha buralara sokulacaklarını sanmam. Bu da onun kaygısızlı ına denk dü üyordu.Vasilisa Yegorovna gözüpek bir kadındır. pleri karısının elindeydi. sorular ya dırıyordu bana. adamların hiçbiri sa ını solunu ö renememi ti daha. nasıl da korkmu tum bu kör olası gavurlardan. Komutanların evlerinde. Marya vanovna'ya bir göz attım. peki peki öyleyse koru kendini Gör bak. vabrin'e kalırsa. Fakat son derecede dürüst ve iyiydi. Sabahlarımı okumakla. dedi. diye dü üncesini belirtti. çeviri yapmakla. Nöbet bile tutulmuyordu. Anam babam sa mı. Burada çoktandır çıt çıktı ı yok. do ru mu. benim isim günü yortusunda. Dünyada zengin insanlar da var do rusu! Bize gelince iki gözüm.Alı tık canca ızım. diye dü üncesini belirtti. van Kuzmiç: . evde oturup kalacak. Akıllı. vabrin tumturaklı bir tavırla: . dedi.Dile kolay. Kıpkırmızı olmu tu.Orenburg'da söylediler. im ir bir tarak. gerçekle en ufak bir ilgisi yoktu. Kırgızların da akılları ba larına getirildi. Fakat çalı madan yana bir sıkıntım yoktu. ara sıra da . diye kar ılık verdi. yanılmamak için istavroz çıkarmalarına ra men. Komutan. van Kuzmiç. yerimden kımıldamam. akrabalarıymı ım gibi davranıyorlardı bana. Ama sokulacak olurlarsa da öyle bir ders veririm ki onlara. on yıl kendilerini toplayamazlar. Komutan: . hele çı lıklarını i ittim mi. Ben.Evet. van Kuzmiç: . ola anüstü yanı olmayan bir insandı. evce izini nasıl yönetiyorsa kaleyi de öylece çekip çeviriyordu. subaylı a erlikten yükselmi . evinde oturup gününü duayla geçirirsen daha iyi olacak.Ya siz. Birkaç Fransızca kitap vardı vabrin'de. Tanrıya emanet edilen kalede ne geçit töreni. yanımda yabancılık çekmiyordu artık. ne e itim yapıldı ı vardı. Sofraya oturduk. De erli konuklar yeme e buyurun. yüzba ının karısına dönerek: . o da sizin gibi gözüpek mi? Vasilisa Yegorovna: . Ma a. Sofradan kalktık. Ama öyle kanıksadım ki imdi. Tanrı bilir ya. Düpedüz iftiraydı bu. Taba ına birkaç damla gözya ı damladı hatta. Vasilisa Yegorovna devlet görevini tıpkı kendi ev i leri gibi yürütüyor. Tek sıkıntımız var. van Kuzmiç ve karısı son derece saygıde er kimselerdi. Marya vanovna. Ma a korkaktır. Bu iyi aileye. Duydu mu tir tir titrer. Onları okumaya koyuldum ve içimde edebiyata kar ı bir heves uyandı. Yirmi yıl önce alaydan buraya gönderildi imizde.ey ö rendi i.Ba kırtlar. Ben: . Pala kamız var.

. savurdu um bu tehdidi de alaya aldı: . acı bana.Oho! Bencil bir air ve alçakgönüllü bir â ık! Fakat u dostça ö üdümü unutma: Ba arıya ula mak istiyorsan. Birkaç yıldır yazdı ım iirlerden biri pek ho uma gitti. amansızca de elemeye ba ladı. Komutanın ailesinden hep alayla söz etmesi.Hay hay. O dönem için hiç de küçümsenemeyecek denemelerim vardı. Ama ben de böyle bir ey istemiyordum zaten. ona tatlı iirler yerine bir çift küpe arma an et demek istiyorum. Bir daha da yazdı ım eyleri ona hiçbir zaman göstermeyece imi söyledim. Edebiyatla u ra tı ımı söylemi tim daha önce. ne demek istedi inizi anlayamıyorum. alçak! diye haykırdım kudurmu çasına. Kalemizin çevresinde barı egemendi. . ne de yorumların gerekli bana. . her dizeyi. özellikle de Marya vanovna için kullandı ı i neli sözler hiç ho uma gitmiyordu. Fakat sonradan bunun geçici bir barı oldu u anla ılacaktı. Aleksey vaniç vabrin'le her gün görü üyorduk. Kan beynime sıçradı.Bunun hesabını vereceksin. vabrin.Neden iyi de ilmi ? diye sordum. u dizeleri okudum: Sevda dü üncesini içimden atmak. Ba kırtların ayaklanaca ı konusundaki söylentilerin aslı çıkmadı.Onun hakkında niçin böyle dü ünüyorsunuz? diye sordum. Senin ne dü üncelerin. papaz Gerasim çıkıp gelirdi kimi zaman. Unutmak istiyorum o dilberi.Seni ilgilendirmez. o çevrenin ba dedikoducusu olarak bilinen karısı Akulina Pamfilovna'yla birlikte. vabrin'in rengi attı.iir yazmaya u ra makla geçirmeye ba ladım. ak amları. Küçük bir önsözden sonra defterimi cebimden çıkardım.. Sizi düelloya davet ediyorum. tutabilecek misin sözünü. Kolumu sıkarak: . Evet. diye kar ılık verdim. Daha fazla dayanamadım. diye kar ılık verdi. ne yazık ki iirimin hiç de iyi olmadı ını bildirdi kesin bir tavırla. Lütfen açıklar mısınız? . Övülece im konusunda en ufak bir ku ku duymadan: . van Kuzmiç nasıl yemeklerden önce bir bardak votka içmeden edemezse. Canımın sıkıldı ını belli etmemeye çalı arak: . Kimse kim. Bunu söyleyip defteri elimden aldı. Fakat sohbeti gitgide daha az çekici olmaya ba lamı tı benim için. erefsizce yalan söylüyorsun.Yalan söylüyorsun. dedi. akıl danı ıyormu gibi görünüp kendilerini övecek okuyucu aradıkları bilinen bir eydir. Fakat genellikle ho görülü bir kimse olan vabrin. bir ba ka topluluk yoktu kalede. sevda acılarına konu olan Ma a da kim? Sakın bizim Marya vanovna olmasın bu? Yüzümü astım: . inan bana. E er Marya vanova'nın karanlık bastıktan sonra sana gelmesini istiyorsan. vabrin gitgide daha çok tepemi attırıyordu: . yan bana Unutmam seni bir an bile Sevgilim. Yeme i genellikle komutanın evinde yiyor.Çünkü onun huyunu kendi deneylerimden biliyorum.Beyefendi.. günün öteki kesimini de ço u zaman orada geçiriyordum. Öfkemi güçlükle tutarak: . çünkü bu gibi dizeler ancak ö retmenim Vasili Kiriliç Tredyakovski'nin (*) harcıdır ve nedense onun a k iirlerini pek anımsattılar bana. Ah. Arkada ım: .Çünkü. . her sözcü ü benimle en i neleyici biçimde alay ederek. Kalede iirden anlaması gereken tek ki i oydu. Defterimi çekip aldım elinden. sözünü etti in bu tatlı tutkulara. Ma a'dan kaçıp kurtulmak Uçup gitmek bir ku gibi! Fakat beni tutsak eden o gözler Her an kar ımda duruyor Gönlüm hep onları özler Ruhum için için eriyor Neler çekti imi gel gör de Ma a.Bakalım dedi. airler de dinleyicisiz edemez. iirden medet umma. Yazarların kimi zaman. Ben de iirimi yazıp bitirince vabrin'e götürdüm.Nasıl buldun diye sordum vabrin'e. Peki.

Vasilisa Yegorovna. dü üncemden caydırmadı beni. Keskin sirke kendi küpünü patlatır. Bir kö ede iskambil falı açan komutanın karısı: . Komutan.Pyotr Andreyiç'le. vabrin'in utanmazlı ı kar ısında.Ne dedin. Ho geldiniz! Hangi rüzgâr attı. ki. bunu yapmayaca ı konusunda söz verdi. kimse ilgilenmedi onlarla. Tanrı selamet versin.Ha öyle. . tanık olmadan da i imizi görürüz. Peki. Konu ma iirlerden airlere yöneldi. Bir iir yüzünden. kı a kurumak üzere ipe mantar dizerken buldum onu. Marya vanovna'yı her zamankinden daha sevimli buluyordum.. Pyotr Andreyiç! dedi. Mutlu bir yüzle. van gnatyiç bir türlü anlamaya yana mıyordu beni. elinde bir i ne.van gnatyiç barı mamızı kutluyor da. Ben de kendi sevdi im bir iiri okumaya ba ladım: Yüzba ının kızı.Vay. Öyle dostça konu uyor olmalıydık ki. siz de ona sövün.Yani. bana: . Aleksey vaniç'le kavga etti imi ve ondan. dedi. ne kar ılık verece ini bilemedi. kayıtsız görünmeye çalı ıyordum.. Suratınıza bir yumruk mu attı? Siz de patlatın onun kula ının üstüne bir tane. .. Hiç de ilse. Fakat kaba imalarını benden ba ka anlayan olmadı. Pyotr Andreyeviç öfkelenmi ti önce. Aleksey vaniç'i koruyacak halim yok. . vabrin geldi bu sırada. bir sürü dil döktüm. van Kuzmiç'e. Fakat ne yalan söyleyeyim. dedi.Bakın. Her zaman emrinizdeyim! Onu paramparça edebilirdim o dakikada. A lamaklı duygular kabarıyordu içimde. van gnatyiç tek gözünü falta ı gibi açmı ilgiyle dinliyordu beni. nsanın bir yakınını bo azlaması ne demektir? Sorabilir miyim? Gerçi onu bo azlarsanız hiç de fena olmazdı. Komutanın karısının buyru uyla. ne dedin van gnatyiç? diye sordu. Aleksey vaniç'i bo azlamak dile indesiniz ve benim de buna tanık olmamı istiyorsunuz? Ha? Sorabilir miyim? .Tanı a gerek yok. Pyotr Andreyiç bir iir yazmı geçenlerde. Aramızda anla mazlık çıktı.Siz bilirsiniz. Çarpı ma yeri olarak kalenin a a ısındaki ot yı ınlarının arkasını uygun gördük ve ertesi gün saat yedide orada bulunmayı kararla tırdık. gidip görevimi yerine getireyim bari. bir kö eye çekerek gnatyiç'le yaptı ım konu mayı haber verdim. Ürkmü tüm. Artık o gerekli önlemleri alır. van gnatyiç sevinçten kendini tutamayıp baklayı a zından çıkarıverdi. tartı ma sona erdi. Barı ın kötüsü kavganın iyisine ye dir. Sonra biz barı tırırız sizi. nasıl oldu. bütün bu . üç derken biter. söyledi iniz gibi. sıkıcı sorularla kar ıla mamak için. dedi.. Sözlerimi bitirince: . dedi.O da niye? . Fakat benim tanıklı ıma ne gerek var? Anlamı ne bunun? insanların dövü mesinde görülecek ne var. sorabilir miyim? Ben düelloda tanı ın görevini yarım yamalak anlatmaya çalı tım ya. So uk bir tavırla: . kalede kı la çıkarına aykırı bir cinayet i lenmek üzere oldu unu bildireyim.Evet.Sevinçle: .. Ak am. ste imde direndim.Ba üstüne. Neden sonra. her zamanki gibi komutanın evindeydim yine. dedi. en. benim durumumda olan herkesin hemen hemen her zaman sahip olmakla övündü ü o so ukkanlılı ı elde edemiyordum bir türlü. Onu belki de son kez gördü ümü dü ündükçe bo azıma bir ey tıkanır gibi oluyordu. yice i itemedim. Bugün gelip bana okudu. Ama ya o sizi i lerse? Ha? O zaman ne olacak? Kim zararlı çıkacak bundan? Sorabilir miyim? Çokbilmi te menin yorumları. van gnatyiç'ten tanı ım olmasını dilemeye geldi imi açıkladım. dedi. yüzba ının kızı Soka a çıkma gece yarısı. Fakat sonradan.Tam da kavga edecek eyi bulmu sunuz! iir yüzünden!. Size nasıl bir hizmette bulunabilece imi sorabilir miyim? Kısaca.Fakat kimle kavga ettin anacı ım? . van gnatyiç'i komutana bir ey söylememesi için kandırmaya çalı tım.Siz bilirsiniz. Diledi inizi yapın. vabrin imdada yeti ti bu sırada: . Oldukça sert bir tartı ma geçti aramızda. nasıl oldu bu? . van gnatyiç: . Yüzümün asıldı ını gören ve verdi i sözü anımsayan van gnatyiç bozuldu. . Yanına gittim. ben de onun yardımından vazgeçtim. diye kar ılık verdim. Herhangi bir ku kuya yol açmamak.nsaf edin Pyotr Andreyiç! Nereden aklınıza esti bu? Aleksey vaniçle kavga mı ettiniz? Ne çıkar bundan! Küfür dedi in avlu kapısına asılmaz ya! O size sövdüyse. az kalsın çileden çıkıyordum. lle de karı acaksam bu i e. herkesin istedi i iiri okumakta özgür oldu unu kavrayınca.Hiç yoktan. Beni görünce: . Hemen van gnatyiç'e gittim. .

Fakat ben. eve gelip kılıcımın ucunu gözden geçirdim. yüklü e götürdü. Vasilisa Yegorovna her eyi söke söke ö rendi benden. Papaz Gerasim'e söyle.Nereden anladınız bunu? .Bu sonuca nereden varıyorsunuz Marya vanovna? . ster istemez boyun e dik. van gnatyiç de yanımızdaydı. Katıksız hapis ver de akıllarını ba larına dev irsinler. . Küstahlı ınızı kanınızla ödeyeceksiniz.Size büyük saygım vardır. Onun yüce Tanrı'ya inandı ı yok. Alçak sesle konu maya ba ladık. Yüzba ının karısına so uk bir tavırla: . Andrey vaniç suçludur. . vabrin ciddiyetini bozmuyordu. Pala ka bu arada kılıçlarımızı aldı. Vasilisa Yegorovna ev i leriyle u ra ıyordu. diye seslendi. Ya sen? Sana ne oluyor? Sen de mi onun yoluna girdin? van Kuzmiç. tek bir ruh. Utanmıyor musun? Aleksey vaniç'e diyece im yok: Onu zaten adam öldürdü diye çıkardılar muhafız birli inden. . Hiç ku ku yok. Komutanın evine girdik. insanların kar ısında pi manlık getirsinler. Kanım hiç ısınmadı ona. Tam o sırada. nsanı görev yapmaktan alıkoyan. Üniformalarımızı çıkardık. Ordu tüzü ünce düello yasaklanmı tır. kılıçlarımızı çektik. ve komutana duyurmadan kendi yürüttü i i. bo azlanmaya. Kale komutanına götürece ini bildirdi bizi. dedim. Marya vanovna sapsarı kesilmi ti. Çok geçmeden komutanla ve ailesiyle vedala tım. Ayrıca. Birkaç gün yalancıktan uzla mı görünmek zorundayız. Vasilisa Yegorovna do ru söylüyor. Fakat sanırım bir süre gözaltında tutacaklar bizi. ayya kimseler oldu una de indi.Her an üstümüze gelebilirler.Evlenmek istedi ha! Peki ne zaman? . vabrin'le yalnız kaldık. gösteri li bir tavırla: .. Ona sert bir tavırla: . onun da benden ho lanmamasını hiç istemezdim.. Elimde olmaksızın gülümsedim. yüklü e götür bu kılıçları. verin.Çünkü evlenmek istedi benimle. Fakat bizi yargılamaya hakkınız olmadı ını belirtmemek elimde de il. Fakat tuhaf ey.Kılıçlarla dövü ece inizi i itince donakaldım. vabrin'in orada bulunu u sinirlerimi alt üst ediyordu. dedi. ha öyle. elimizi çabuk tutalım.Duydun mu? diyordu.Hiç ku kusuz. Az sonra göründü. Ertesi gün kararla tırılan saatte ot yı ınlarının arkasında durmu dü manın gelmesini bekliyordum.Sözümona barı mı olarak ayrıldık oradan. Vasilisa Yegorovna kar ıladı bizi.Ah. Peki bu konuda dü ünceniz nedir Marya vanovna? Sizden ho lanıyor mu. diye kar ılık verdi. arada bir: . Te men: . olayın böyle sonuçlanmasına çok ükür. van Kuzmiç neye karar verece ini bilemiyordu.Bu i böyle bitmez. o da ayrıca versin cezalarını. Savelyiç'e beni sabahleyin saat yedide uyandırmasını emrederek çekildim. Bu ürküttü beni. hemen hapse at bunları! Pyotr Andreyiç! Aleksey vaniç! Verin bakayım kılıçlarınızı.Aman azizim! diye kar ı çıktı. van gnatyiç kapıyı açtı. Bunu söyleyip evine saptı.Bilmem. Askerler çevremizde sıralandılar. her zamanki gibi Marya vanovna'nın yanına oturdum. kızardı. O kadar alaycı ki! Aleksey vaniç'i sevmiyorum ben.Getirdim. . Onun i idir.van Kuzmiç'e bir ey söylediysem gözüm çıksın. ba kalarının mutluluklarını da feda etmeye hazırdırlar. ho lanmıyor mu? Marya vanovna kekeledi. yanında be askerle birlikte. Marya vanovna vabrin'le çeki memiz yüzünden nasıl tedirgin oldu unu anlatıyordu tatlılıkla: . . verin. u erkekler ne tuhaf! Bir hafta sonra kesinkes unutacakları bir söz için. bir ot yı ınının arkasından van gnatyiç çıkıverdi. dedi. tek bir beden de il midir? van Kuzmiç! Esnemenin sırası mı? Hemen ayrı ayrı yerlere tık unları.Ho landı ını sanıyorum.adamların yoldan çıkmı . Yüzba ının karısı: . Ho ça kalın! Hiçbir ey olmamı casına ayrıldık. diye kar ılık verdi.. Acaba karıyla koca. diye kar ılık verdi. anacı ım! Nedir bu? Nasıl olur? Nereden çıktı? Kalemizde cana kıyıcılık mı tasarlanıyor? van Kuzmiç. Pyotr Andreyiç! Senden beklemezdim bunu. Fırtına yava yava dindi. kavgayı sizin çıkarmadı ınıza eminim. hiçbir iyi eye götürmeyen iir yazma i inden el çekmemi ö ütledi. van Kuzmiç'e bırakın bunu. kısa kollu kaftanlarımızla kaldık. Tanrıdan özür dileyip. .. kafasını sallayarak karısının her dedi ini onaylıyor. .Bana eref sözü verdi inizi unutarak gidip komutana her eyi söylemeye utanmadınız mı? dedim. Pala ka kılıçlarımızı verdi. iflah olmaz.. van Kuzmiç evde yoktu. Pala ka. Komutanın evine döndüm. yalnız kendi hayatlarını de il. komutanın karısı yatı tı ve zorla öpü türdü bizi. .. Tören adımları atarak bizi a ılası bir tantanayla götüren van gnatyiç'in ardı sıra kaleye yollandık.

kılıcımı ku anıp çıktım.. Uygun bir fırsat kollamaya ba ladım. öyle bir baktım.Nasılsınız? Kendinizi nasıl hissediyorsunuz. Kar ılıklı e ilimimizi sezmi .Fakat siz kabul etmediniz bunu? . Savelyiç keçi yolundan a a ı. kendine geldi. Yüzü sevinçle aydınlandı. Aleksey vaniç akıllı. Bunlardan hiç ku kum yok. Ertesi gün bir a k iiri yazmaya oturmu . tartı mamıza yol açan sözler daha i renç göründüler bana. daha gözüpektim. bir zamanlar askerlik yapmı Monsieur Beaupré'nin verdi i eskrim derslerinden yararlanıyordum. Sonra. çeyiz topla Halk türküsü Benden iyisine dü ersen beni unutursun Benden kötüsüne dü ersen beni ararsın Halk türküsü Ayılınca bir süre kendime gelemedim. Pyotr Andreyeviç. Kalemi bıraktım. dönemiyordum. Kafam arı kovanı gibi u ulduyordu. Fakat ihtiyar ba ını salladı. kendimden geçtim. . Çok bekledim.. gö sümle omzumu sıkıca saran bir sargıyı özenle çözüyordu. vabrin daha ustaydı benden. Çok ükür. Kar ımda. Bana: . Güçlükle: .. dedi. Savelyiç duruyordu. vabrin bu kadar tehlikeli bir hasımla kar ıla aca ını beklemiyordu besbelli.Onunla çok konu ma Savelyiç. Kapıyı sessizce kapayıp çıktı. Sustum. Pek çok ey aydınlanmı tı kafamda. Bitkindir daha. iyiyim. Irmak kıyısına gidelim. Uzun süre zarar veremedik birbirimize. Sonunda vabrin'in gerilemeye ba ladı ını sezerek daha bir canlılıkla saldırıya geçtim ve ırma ın ucuna kadar sıkı tırdım onu. . Bizi gözetleyen yok. Dik bir keçi yolundan inerek tam ırma ın kıyısında durduk.Neredeyim? Kim var orada. yi bir aileden geliyor. elinde bir mum. bana do ru ko uyor. dedi.. akrabalara Aklını ba ına dev ir güzel kız Aklını ba ına dev ir. karyolada yatıyordum. üzerime e ildi: .. Bu kötü dilli küstah adamı cezalandırmak iste i daha da kabardı içimde. sa omuzumun biraz a a ısına iddetli bir kılıç darbesi indi. Aynı anda gö süme. genç kız. Marya vanovya yata a yakla tı. Yabancısı oldu um bir odada. Orada kimse engel olmaz bize. iki gözüm! Ödümü kopardın! Dile kolay. Siz misiniz Marya vanovna? söyleyin! Daha fazla konu maya gücüm yetmedi. Ama ben daha güçlü. varlıklı bir insan..Niçin erteleyelim i imizi? dedi. Tam bu sırada adımın ünlendi ini i ittim. diye kar ılık verdi. herkesin gözü önünde onunla öpü ece imi dü ündükçe. be gün. bizi birbirimizden ayırmaya çalı ıyordu demek. Marya vanovna beni ziyaret ediyordu. Savelyiç derin bir oh çekti. tasarlanmı bir iftira olduklarını anlayınca. diye kar ılık verdim. Sessizce yürüdük. Hayır. Bitkin bir sesle: .Gördü ünüz gibi. güzel kız! Böyle çiçe in burnunda kocaya varma Anana babana danı bir kere Anana.Hep aynı. Kılıçlarımızı çektik. Savelyiç'e bazı sorular sormak istedim. kalemimin ucunu kemirerek uyak ararken.Geçen yıl. Tanrım! Hey.Nasıl? Nasıl oldu? Savelyiç içini çekerek: . Dü üncelerim yava yava açıklık kazandı. . 5 A K Ah sen. Dönmek istiyor. Siz gelmeden iki ay önce. diye tekrarlayıp duruyordu. Demek komutanın evindeydim. vabrin benim küçük pencereyi tıkırdattı. Marya vanovna sözünü kesti ihtiyarın: .Çok ükür.. Beni ta içimden titreten bir fısıltı i ittim: . Ama kilisede. O sırada kapı gıcırdadı. dü tüm. vabrin'in ondan niçin hep zehir gibi bir dille söz etti ini anlıyordum imdi. ne olup bitti ini anımsayamadım. babana. olamaz bu! sterse dünyayı versinler! Marya vanovna'nın anlattıkları gözlerimi açmı tı. diyebildim. Be gündür komada. Birisi. Büyük bir bitkinlik içindeydim. Kaba. Düelloyu anımsadım ve yaralı oldu umu anladım. yakı ıksız bir aka de il de.Kendine geldi.

Düello etti ini. cezanı zaten çektin. üzerine e ildim onun. yarım kalmı a k ilanına yeniden giri tim. Nedir bu yaptıkların? Yüce merhametine fazla umut ba lamayı göze almamakla birlikte. Bahtsız hasmımı içtenlikle ba ı ladım. Neden sonra bir sabah. Gençli im. Vasilisa Yegorovna'yla kocasına bir ey söylememi tim daha. Biraz yalnız kalıp dü ünsün de. Ondan sonra hızla iyile meye ba ladım. Hiç nazlanmadan. Bir süre sonra sa lı ıma tümüyle kavu up kendi evime ta ındım. Melek sesiyle selamladı beni. yatıyor imdi.Sevgili Marya vanovna.'' Mektup çe itli duygular uyandırmı tı içimde. karım ol. Aleksey vaniç'e gelince. Yazdı ım mektubu Marya vanovna'ya gösterdim. yaralandı ını i iten annen. dedim. vabrin yanıma geldi. Pyotr Andreyiç! Seni hapse atmam gerekirdi ya. . Ma a geri çekmedi elini ve ansızın. karısının da onayıyla. Tehlike geçmedi daha. Ola anüstü bir durumla kar ı kar ıya oldu umu anlamı tım. incinmi bir onurun. aramızda geçenler için derin bir üzüntü duydu unu bildirdi. içimdeki kötü önsezileri bastırmaya çalı arak. Onu o kadar inandırıcı. Mektup öyleydi: ''O lum Pyotr! Mironov kızı Marya vanovna'yla nikâhlanmak için baba onayı istedi in mektubu bu ayın 15'inde aldık. Savelyiç bir mektupla girdi içeri. anayurt savunması için verilen kılıcı ta ımaya henüz layık olmadı ını gösterdin. ailece benim için ne yapacaklarını bilemiyorlardı. yaptı ına pi man olsun. yi yürekli komutan.'' Yazının biçiminden mektupta yazılı olanlara ili kin bir eyler çıkarmaya çalı ıyordum. Bunu içtenlikle Marya vanovna'ya itiraf ettim. kafandaki sersemli in geçece i uzak bir yere atamasını isteyece im. Fakat babamın huyunu. van Kuzmiç beni düello nedeniyle azarlarken öyle demi ti: .Allah a kına sakin olun. haksız oldu u kadar yakı ıksız bir davranı olarak da görünüyordu bana. Andrey Karloviç'e tezelden mektup yazacak. benim olacak! O. Mektubu titreyen ellerimle yakaladım. Co kudan sarho olmu gibiydim. Komutanlar. bütün varlı ımı dolduruyordu. Gençli in ve a kın tüm içtenli iyle pembe dü ler görmeye ba ladı. Uyanınca.Eh. O. onu genç bir adamın sersemli i olarak yorumlayaca ını seziyordum. Kılıcına da Vasilisa Yegorovna el koydu. o mutlulu u benden esirgeme. seviyor beni! Bu dü ünce. Orenburg iline ba lı Belogorsk kalesinde. Pek umutlanmadan. iyile memi çabukla tırıyordu. elini çekerek: . kendin gibi haytalarla düello etmek için de il. geri çevrilmi bir a kın üzüntüsüne ba ladım. Kalede hekim olmadı ı için alay berberi tedavi ediyordu beni. olumlu yanıt alaca ımızdan ku kusu kalmadı artık. seni do ru yola getirmesi için Tanrı'ya yalvarıyorum.Fakat iyi dü ün. sa lam yapım. Suçu tümüyle üstlendi ve geçmi i unutmamı diledi benden. Kendinizi benim için koruyun hiç de ilse. dedi. o kadar duygulandırıcı buldu ki. Annemden yana ku kum yoktu. ne Marya vanovna duygularımızı onlardan gizlemeye çalı mıyor. annesiyle babasının. mutlulu umuzu onaylayacaklarını önceden biliyorduk. Tenime bir kor dü tü sandım. o da bana kar ı kayıtsız olmadı ını. dudakları yanaklarıma de di! Kızgın taze öpücü ünü hissettim onların. a kımı pek fazla umursamayaca ını. Zarfı açmayı bir türlü göze alamıyor. Baban A. lk uygun fırsatta. Mutluluk canlandırmı tı beni. Fakat teklifim onları a ırtmayacaktı. onun eliyle aldı ım yarayı da ba ı ladım. ftirasını. tatlı Marya vanovna. fakat babama da elden geldi ince dokunaklı bir mektup yazarak babalık onayını istemekten geri kalmadım. Çünkü mektupları bana hep annem yazar. fırına tıktım onu.kulaklarını tıkadı. az sonra derin bir uykuya daldım. üstündeki tumturaklı yazıyı okuyup duruyordum: ''O lum Pyotr Andreyeviç Grinyov'a. yanına gelmeye. . Davranı ını onaylamak niyetinde olmadı ım gibi. Marya vanovna ba ucumdan ayrılmıyordu. kırıtmadan. diye ekledi. kızlarının mutlulu undan hiç ku ku yok sevinç duyacaklarını bildirdi. babam en alta birkaç satır eklerdi. Savelyiç'in adını ünledim. Titredi. Marya vanovna'dan söz ederkenki umursamazlı ı. mektubumun kar ılı ını bekliyordum. dünya görü ünü bildi im için. Sonunda onu açmaya karar verdim ve daha ilk satırlara göz gezdirir gezdirmez her eyin alt üst oldu unu anladım. oraya. Yaradılı tan kin tutmayı sevmem. fazla konu an berberlerden de ildi. vabrin'i serbest bırakmalarını diledim. Elini yakaladım.G. Üzüntü içinde gözlerimi kapadım. Hele Belogorsk Kalesi'nden bir ba ka yere atanmayı . Yaranız her an açılabilir. seni Belogorsk Kalesi'nden almasını. Kavgamızı da. fakat onun yerine Marya vanovna çıktı kar ıma. Bunu söyleyip odadan çıktı. Marya vanovna bu kez daha sabırla dinledi beni. koskoca subay olmana bakmaksızın sana güzel bir ders vermeye hazırlandı ımı bilesin: Çünkü sen. Mutlulu um yüre imde dü manca duygular beslememi engelledi. duygulu göz ya larıyla ıslatarak. yile tikten sonraki ilk günlerde vabrin'le barı tım. O an benli imi kaplayan tatlı duyguyu anlatamam. Bereket versin. Zarfın üstündeki yazı babamındı. senin annenle baban yönünden bir engel çıkmasın? Dü ünceye daldım. duydu u acıdan hasta dü tü. Babamın hiç gözünü kırpmadan kullandı ı a ır sözler derin bir biçimde onurumu yaralamı tı. Ne ben. vabrin'i hapisten çıkarmaya karar verdi.

diye kar ılık verdi. yumu ak kalplidir. Yazılı bir kâ ıt uzatarak: .. Düzeldi ini yazıyorlar. ben ikiniz için de dua edece im. Efendimin jurnalcısı mıyım. bey buyruklarını yerine getirmemekle . Ku kularım vabrin üzerinde toplanıyordu.'' Savelyiç'in haklılı ı. Efendilerimizden görmedi imiz bir bu lütuf kalmı tı! Ben ihtiyar köpek. u a a ıdaki satırları okudum: ''Utan. Suç benim de il.. kendimde olmadı ımı hissederek eve döndüm... tedavisinin iyi yapılıp yapılmadı ını özellikle bildir. Haylazlıklarını yabancılar duyurmak zorunda kaldılar. Bunu söyleyip bir mektup çıkardı cebinden. toy bir çocu a yardakçılık için. kibirli kimseler de illerdir. sen de mutlu olamazsın. kulunuzu. Elden ne gelir Pyotr Andreyiç? Hiç de ilse siz mutlu olun. ihtiyar köpek! Verdi im sıkı buyruklara aldırmayıp. Fakat Savelyiç de ilse kimdi beni babama jurnalleyen? General mi? Görünü e göre onun beni umursadı ı yoktu pek. dedi. dedi.. ku kularımla ve çıkı ımla onu bo yere incitti im ortadaydı. onu öyle bir süzüp. Günün birinde kendine yeni bir yavuklu bulursan. yüzba ının ailesiyle ili kilerim kesilebilirdi. Böylelikle kaleden uzakla tırılabilir. Daha yanına yakla ırken: . Savelyiç. Aklıma bir sürü olasılık geliyor. Annemi de öldürmek istedi in anla ılıyor. yiliksever babamız! Lütfen göndermi oldu unuz mektubunuzu aldım.) Sararma sırası ona gelmi ti. diye haykırdım.dü ündükçe. gözya ları neredeyse bo anıverecekmi gibi: . Düelloyu annemle babama duyuran ki inin Savelyiç oldu undan ku kum yoktu. katı yürekli. dedim. Sen görevini. Her eyi oldu u gibi Marya vanovna'ya bildirmeye gittim. Özür diledim. van Kuzmiç'e gelince. düelloyu yukarıya iletmeyi gerekli bulmamı tı.Daha ne yapacaksın. ko arak ayrıldı yanımdan. bey buyru unu böyle mi yerine getirirsin? Gerçe i ört bas etti in.. diye kar ılık verdim. Beni. . o.Yazgım böyleymi demek.. bo yere para harcamak çok gerekliydi de!.Senin yüzünden yaralanı ım bir ay ecelle pençele memi yeterli bulmamı a benziyorsun.Her ey bitti. annene ne yapmı ım? .nsaf edin efendim.. Onun ardı sıra odaya girmek istediysem de. (Ve babamın mektubunu uzattım ona.. Bu sözleri söylerken gözya ları bo anıverdi. Ellerine sarıldım: . öyle mi? Yok.Hayır. diye tekrarlayıp duruyordu. Onlar bunu istemedikçe. dedim. Pyotr Andreyiç. çimde büyük bir öfkenin kabardı ını hissediyordum. Seni nasıl jurnalledi imi göreceksin. babayla o ulun arasını bulandırmak mı istiyorum.Ben ha? Hakkında jurnaller düzenlemi im ha. Bu yazdıklarımı okur okumaz bana hemen onun sa lık durumunu bildirmeni emrediyorum. bahtın açık olsun Pyotr Andreyiç. ihtiyar köpe i. Hakkımda jurnaller düzenlemeni kim istedi senden? Yoksa bunun için gizli buyruk mu aldın? Savelyiç artık gözya larını tutamayarak: . Ma a: . seni. Onların onayını alalım. Fakat ihtiyarcık bir türlü avunamıyordu. diye inledi. hiçbirinde karar kılamıyordum. Beni jurnallemekten bir onun çıkarı vardı. Savelyiç birden bire dü üncelerimden ayırdı beni. Mektubu okuyup bitirdikten sonra titreyen bir elle geri verdi. Annem bizden yana çıkacaktır. o lum Pyotr Andreyeviç'in davranı larını bildirmedin bana. Annenle babanın onayı olmadan varamam sana.. Hey yüce Tanrım! Öyleyse beyefendinin bana neler yazdı ını bir okuyuver. Sen beni sevdikten sonra ben her eye hazırım. Yakınlarınız aralarında istemiyorlar beni. Mektup sözcü ü sözcü üne öyleydi: ''Devletli Andrey Petroviç. olamaz bu. zamanla babamın da yumu ayaca ına eminim. efendim. Sanki çarpıp tepinmekle elin kötüsünden korunacaksın! Mösyö tutup. ben domuz çobanı. sade insanlardır onlar. Merdiven ba ında kar ıladı beni. bir ba kasını seversen. o körolası mösyönündür. Her eyde Tanrı'nın dedi i olur! Bize gerekli olan eyi o bizden daha iyi bilir. gör! Kâ ıdı aldım. titreyen bir sesle: . Savelyiç'in babama yanıtıydı bu. Peki. Kendi halinde. dedi. iki gözüm Pyotr Andreyiç. dedi.Ne oldu sana böyle. htiyar lalamın kar ısında durdum. Daracık odamı bir a a ı bir yukarı ar ınladım. ne demek istiyorsunuz? Yaralanmanız benim yüzümden oldu ha? Kendi gö sümü siper ederek seni Aleksey vaniç'in kılıcından kurtarmaya ko tu umu Tanrı biliyor! Kör olası ihtiyarlık aman vermedi. Tanrının istemine boyun e elim.Hayır. domuz çobanı yapaca ım.Oku. deh ete dü üyordum. Üstelik senin yaralanmana da ben yol açtım. korkunç bir sesle: .. nikâhlanalım.Me er bugünleri de görecekmi iz. Fakat en çok annemin hastalı ı üzmü tü beni. do ru mu? Yarasının nerede oldu unu. Oturmu kara kara dü ünürken. Demir i leri birbirine çarpıp tepinmeyi ondan ö rendin. Gidip seninkilerin ayaklarına kapanalım. Betin benzin kül gibi olmu ! .

Fakat gitgide çekilmez olmaya ba lamı tı. Annemi yatı tırmak için de Savelyiç'in mektubunu yeterli buldum. Marya vanovna benimle hemen hemen hiç konu muyor. azarlamak lütfunda bulunuyorsunuz. tökezler. Bana domuz güttürece inizi yazmak lütfunda bulunmu sunuz. Sadık u a ınız Arhip Savelyev. Ben babama mektup yazacak durumda de ildim. sa omzunun altından. Komutanlar. bey buyruklarını her zaman dinlemi . sizin sadık kulunuz. Çok ükür sa lı ına kavu mu bulunmaktadır. istemeye istemeye selamlıyorduk birbirimizi. bu da ku kularımı do ruluyordu. vabrin. Buna kar ılık ne Vasilisa Yegorovna. van Kuzmiç'le görevimiz gerektirdikçe görü üyorduk. yönetimde ba ına buyruk bir de i iklik yapıldı. Onun sa lı ı için Tanrı'ya dua edece im. ihtiyar köpek de il.Sayın subaylar. Pyotr Andreyeviç. çim karardıkça kararıyor. üstelemedi. edebiyata olan ilgimi de yitirdim. size her zaman canla ba la hizmet ederek saçımı sakalımı a artmı ımdır. Yava yava tek ba ıma evde oturmaya alı tım. önemli bir haber aldık! Generalin yazdıklarını dinleyin imdi: Gözlü ünü taktı ve unları okudu: ''Belogorsk Kalesi komutanı . tam gö sünün üstündeki kemikçikten. imdi hikâyeye dönüyorum: Bir ak amüstü (1773 yılı Ekim ba larıydı bu) sonbahar rüzgârının u ultusunu dinleyerek ve penceremden ayın çevresinde ko u up duran bulutlara bakarak tek ba ıma evde oturuyorken. Komutan kaygılı bir tavırla kar ılık verdi selamıma. Bu yalnızlık içinde a kım büsbütün alevleniyor. orada ayakta duran çavu un dı ında herkesi oturttu. 6 PUGAÇEV AYAKLANMASI Delikanlılar. ne de Marya vanovna vardı odada. van gnatyic ve Kazak çavu u da oradaydılar. karanlık bir umursamazlı a gömüldüm. hayatımın gidi i üzerinde önemli etkiler yaptı.suçluyor. Do rusu. gerilikleri ve zalimlikleri. i sizlikle beslenen. Kölece selamlarımı iletirim. gitgide daha dayanılmaz oluyordu. Onun bana kar ı gizli bir dü manlık besledi ini seziyor. Yayık kıyılarının en eski sahipleri olan Kazaklar yerle tirilmi ti buralara. yasalı ve uygar bir hayata alı kın olmayı ları. en ve esendir. Gelgelelim yörede can ve mal güvenli ini korumakla görevli Yayık Kazaklarının kendileri bir süredir kaygı verici. imdi hanımefendinin. Vasilisa Yegorovna ilkin birkaç kez sitem etti. O günden sonra durumum de i ti. ne zaman kar ıla sak bir fırsatını bulup uzakla ıyordu yanımdan. aklımı kaçırmaktan ya da kendimi haytalı a vurmaktan korkuyordum. onları dizgin altında tutabilmek için hükümetin sürekli bir gözetimini gerektiriyordu. Rus Çarlarının egemenli ini kısa bir süre önce kabul eden bir sürü yarı vah i oymak ya ıyordu bu geni ve zengin ilin çevresinde. yeniden karı ıklık çıkarmak için fırsat kollayan kurnaz asilerin görünü teki pi manlıklarına komutanlı ın inandı ı yoktu pek. ya da öyle görünüyordu imdilerde. cebinden bir kâ ıt çıkararak öyle dedi: . kaygıdan yata a dü tü ünü ö renmi bulunuyorum. sakıncalı yurtta lar olmu lardı hükümet için. Fakat ben. bir ya da bir buçuk santim derinli inde bir yara almı tı. kide bir ba kaldırmaları. vabrin'le pek seyrek kar ıla ıyor. Gerekli sayılan bölgelere kaleler kurulmu . Kitap okumaya. Disiplini sa lamak için oraya gönderilen kıdemli general Traubenberg'in aldı ı sert önlemler yol açmı tı bu ayaklanmaya.'' htiyarcı ın yazdıklarını okurken birkaç kez gülmekten kendimi alamadım. Ben Belogorsk Kalesi'ne gelmezden az önce olmu tu bunlar. Kendisini ırmak kıyısından komutanın evine ta ıdık ve burada berber Stepen Karamonov tarafından tedavi edildi. Traubenberg barbarca öldürüldü. Ba ına böyle bir i geldi diye de kınamamalı delikanlıyı: At bile dört ayaklı olmasına ra men. Hemen kalkıp gittim. Ansızın güçlü ve hayırlı bir sarsıntı yarattı ruhumda. Vasilisa Yegorovna'nın öz o lu gibidir. gizli gizli kin besleyen. kulak verin Biz ya lıların anlatacaklarını dinleyin Bir türküden Tanı ı oldu um tuhaf olayları anlatmaya geçmeden önce 1773 yılı sonlarında Orenburg ilinin durumu üzerinde birkaç söz söylemek zorundayım. Fakat ayak diredi imi görünce. Ortalık yatı mı a benziyor. gelip komutanın beni ça ırdı ını söylediler. 1772 yılında Kazak ba kentinde bir ayaklanma patladı. söylendi ine göre çok ho nutlarmı ondan. Fakat tam o sırada ortaya çıkan beklenmedik olaylar. Yalnızlıkla. annemiz Avdotya Vasilyevna'nın. Fakat az sonra top gülleleri ve insafsız cezalarla ayaklanma bastırıldı. buyruklarınız kar ısında boynum kıldan incedir. Komutanın evinden so umaya ba lamı tım. Kapıyı sürgüledi. Pyotr Andreyeviç'in yaralandı ını sizi üzmemek için yazmamı tım.

Bizim elimizdeyse. Haberleri duydun de il mi? Peki ne olacak imdi? van gnatyiç: . a ık ve bin türlü çerçöpten temizlemekle u ra ıyordu. dilini ısırdı. Kazakları saymazsak. Ertesi gün sabah ayininden dönerken. Topu gözden geçirin. Generalin mesajını alır almaz. buyruklarını verdikten sonra serbest bıraktı bizi. topu topu yüz otuz adam var. evde yalnız kalıp canı sıkılmasın diye. Orenburg'dan çok ilgi çekici haberler almı da. Vasilisa Yegorovna papazın karısından hiçbir ey ö renemeden eve döndü. adı geçen haydut ve düzmece çarı püskürtmek için gerekli önlemleri almanızı. Sen. Nasıl sonuçlanacak bu i ? . alınma ama Kazaklardan pek umut yok. papaz Gerasim. Sonra bir süre sustu.Aman Yarabbim! dedi. Kalede hiç kimse imdiden ö renmemeli bunu. Ona da. kadınların bundan böyle sobalarında saman yerine çalı çırpı. Hiç renk vermeden. (Çavu gülümsedi. Fakat ok yaydan çıkmı tı bir kere. Tanrı büyüktür: Yeterli sayıda askerimiz var. dedi. Fakat van Kuzmiç hazırdı bu saldırıya. diye sordum. gözlü ünü çıkardı. Fakat e er. karısına duydu u büyük saygıya ra men. Zavallı kız. Kocasının kendisinden gizledi i eyin ne olabilece ini dü ündü durdu. kâ ıdı katlayarak: . Sözünü tamamlayacak yerde.) Fakat emir emirdir. Kocası tarafından aldatıldı ını anlayıp bir soru ya muruna tuttu onu. bocalamadan yanıtladı meraklı hayat arkada ının sorularını: . bu mesajı alır almaz. van Kuzmiç.Gerekli önlemleri almak. çıkarken. En önemlisi de bu konuda a zınızı sıkı tutmanızdır. Fakat bütün gece uyku girmedi gözüne. Ne kadar sakındıysak da haberin kaleye yayılmasını önleyemedik. kimseye söylemiyormu bunları. görevle ilgili böyle bir sırrı dünyada açmazdı ona. ustaca bir oyunla ba ından savmı tı Vasilisa Yegorovna'yı: sözde. Petro olarak tanıtmak küstahlı ında bulunup bir haydut çetesi toplamı . nöbetçi ve gece devriyesi çıkarın.Ya. ekonomik i ler konusunda birkaç uyarıda bulundu. sanı ın dikkatini da ıtmak için. diye kar ılık verdi. Komutanın karısı verdi i sözü gerçekten de tuttu: papazın karısı dı ında kimseye bir ey söylemedi. kuru dal yakmaları konusunda kesin buyruk verdim. anacı ım! diye kar ılık verdi. cinayetler i lemi tir. Maksimiç. sertçe seslendi van gnatyiç'e. ittiklerimizi konu arak. diye sordu. Vasilisa Yegorovna bunu duyar da evde kalır mı? Hemen papazın karısına konuk gitmeye hazırlanmı .'' Komutan.. ba ını sallayarak: . bizim kadınların aklına. van Kuzmiç'in ö üdüyle Ma a'yı da yanına almı tı. bunun nasıl bir felakete yol açabilece ini dü ünsene! Subayları toplayıp. barut bol. derin derin içini çekti. Yoklu unda van Kuzmiç'in toplantı düzenledi ini. Vasilisa Yegorovna.Tanrı bilir. Vasilisa Yegorovna kocasının bir dolap çevirdi ini anladıysa da bu gibi durumlarda ondan bir ey koparamayaca ını bildi inden sorularına son verdi. Tanrı'nın izniyle hakkından geliriz o Pugaçev domuzunun! Komutanın karısı: -Pugaçev de kim? diye sordu. subay efendiler! Görevlerinizi bilin. lkin. topu da temizledim.Bu sava hazırlıkları da ne ola ki? diye dü ündü. birkaç kaleyi ele geçirerek yakıp yıkmı . Maksimiç. Akuline Pamfilovna'nın çok güzel bir yöntemle hazırladı ı hıyar tur usuna getirdi.Ne dersin.Öyleyse Pala ka'yı yüklü e kapatmak da neyin nesi. Tek gözlü te men. soru turmaya ilgisiz sorularla ba layan bir yargıç gibi. van Kuzmiç. Vasilisa yegorovna: . Pala ka'nın kilit altında tutuldu unu ö rendi. topu çocukların soktu u paçavra. Haydutun güçlü oldu u anla ılıyor. biz gelene kadar niçin orada kaldı bakayım? van Kuzmiç.Yüzba ı Mironov'a. .Gizlidir Don Kazaklarından olup geçenlerde hapisten kaçan Yamelyan Pugaçev adındaki bozguncu. yonga. kamı . Kazaklarına göz kulak ol. dile kolay. imdilik önemli bir ey görmüyorum ben. vabrin'e: . dedi.. van Kuzmiç yalnız kalınca hemen bize haber salmı . bakalım. sözü. sobalarında saman yakmak esmi . Yayık köylerinde ayaklanmalar çıkarmı . kendisini merhum çarımız III. O zaman van gnatyiç bo bo azlık etti ini anlayıp. duyduklarını kimseye anlatmayaca ına söz verip her eyi bülbül gibi söyletti ona. iyice temizleyin. birbirini tutmaz eyler mırıldandı. Kırgızlardan bir saldırı mı bekleniyor yoksa? Fakat van Kuzmiç bu gibi saçmalıkları niye gizlesin benden? Kadınlık merakını inadına kızı tıran sırrı ö renmeye kesin olarak karar verip. her yerde ya malar yapmı . saldırı halinde de kale kapılarını kapattırıp askerlerinizin ba ına geçin.Biliyor musun anacı ım. . bu soruyu beklemiyordu i te. bozkırda yayılan ine ini haydutlar ele geçirmesin diye söylemi ti bunu. Bundan ötürü sayın komutan. buyru unuzda bulunan kaleye saldırması halinde de kendisini tümüyle yok etmenizi rica ederim. ıslıkla bir Fransız aryasına ba ladı. Komutanın karısı: . van gnatyiç'e rastladı. konu ulanları i itmesin diye Pala ka'yı da yüklü e kilitlemi ti. Bocaladı.

Karısı: . Bu adamı hiçbir zaman unutmayaca ım.Dur van Kuzmiç. Ona öyle bir bakmamla.Hah öyle iki gözüm. Vasilisa Yegorovna: . kom u köylerde ve kalelerde olup bitenleri ö renip gelmekle görevlendirdi çavu u. deyip aya a kalktı. kendisine: . Komutanın buyru unu uygulayan van gnatyiç. bunun gibi. En kısa zamanda kalemize gelmek niyetinde oldu unu bildiren haydut. Sanı ın suçu üstlenmesi. Hatta günümüzde bile. onun yerine Yulay'ı atadı. ilk yönteminden ba kası gelmedi aklına: . çavu . daha ileriye gitmeyi göze alamadı ından. Bu yüzden hepimiz ola an kar ıladık komutanın buyru unu. Ba kırtı almaya gitti.Gerçek gücünü imde ö reniriz. Komutan hemen hapse attı çavu u. Ba kırtlardan da. di e dokunur bir ey söyleyecek durumda de ildi. ne kulakları vardı. ota ına kadar ula abildi i ba bu un ona elini öptürüp kendisiyle uzun uzun konu tu unu anlatmı arkada larına. Karga alık çıkarmak amacıyla bildiriler da ıtan bir Ba kırt yakalanmı tı. çavu un anlattıkları uydurmaymı . temelsiz bir görü . van gnatyiç. Kaledeki Kazaklar arasında ola anüstü bir hareketlilik göze çarpıyordu.Bırak yalanı van Kuzmiç. Kazakları ve askerleri çetesine ça ırıyor. Yazıyı yarı cahil bir Kaza ın kaleme aldı ı belliydi. Ne burnu. Ba kırtı buraya getir. Bu olay üzerine subayları yeniden toplantıya ça ırmayı dü ünen komutan. onu ortadan kaldıran hayırlı yasa. Hıristiyanlı a dönmü bir Kalmuk olan Yulay. kurnazlık yapmak kim? imdi ça ırt bakalım subaylarını. vabrin: . bana ambarın anahtarını ver. papaz Gerasim'in kentten. fakat. Ba kırt. Yulay'ın söyledi ine göre. diye kar ılık verdi karısı. .Peki anacı ım. tutuklusunu aynı gün sorguya çekmeyi dü ünüyordu ya. fakat güçlü bir anlatımı vardı bildirinin. ben de soru turma dinlemeye pek hevesli de ilim. Sa lıcakla kalın. uzun kalpa ını çıkararak kapının yanında durdu. isyancıların yanına gitti ini. Vasilisa Yegorovna. dedi öksürerek. Birkaç dakika sonra alınıp sofaya getirildi. Yulay da kamçıları alıp gelsin. Yeni bir olay büsbütün artırdı komutanın tedirginli ini.. madem her eyi biliyorsun. Adam ambarda. Sa lıklı bir hukuk kavrayı ına tam anlamıyla aykırı. Kafası dipten kazınmı tı ve sakal yerine birkaç kırçıl tüy sarkıyordu çenesinden. Vasilisa Yegorovna'yı uygun bir bahaneyle yine evden uzakla tırmak istedi. dedi.Bak sen u dolandırıcıya! diye ba ırdı. i kencenin. kı la faresi! dendi ini kulaklarıyla i itmi ti. komutana önemli bir haber getirdi.Sanmam. Komutan: . komutanlara da. haydut bir sürü kale ele geçirmi . pek çok ate gördü ünü. Komutan.Az sonra herkes Pugaçev'den söz ediyordu. van Kuzmiç. Komutan. van gnatyiç.Gerçekten güçlü oldu u anla ılıyor. Ma a'yı alıp bir yere götüreyim. baksanıza.. Bizim zamanımızdaysa onun gereklili inden kimsenin ku kusu yoktu. kar ı koymamalarını ö ütlüyor.Dinle beni Vasilisa Yegorovna. suçu üstlenmesi de suçlulu unun kanıtı olamaz. Çünkü sanı ın suçu yadsıması nasıl onun suçsuzlu una kanıt olmazsa. Yüksek sesle homurdanıyorlardı. peki dedi. bu barbarca yöntemin kalkmasından yakınan yargıçlar bulundu unu i itiyorum. diye dü üncesini belirtti. Sokaklarda öbek öbek toplanıyorlar. çok ükür buraların düzenini sa ladı ımızı bilmiyor mu acaba? Acaba bu hayduda kulak asan komutanlar var mıdır? van Kuzmiç: . gitmene gerek yok. ne de sanıkların. yoksa idam edilecekleri tehdidini savuruyordu. bilinmeyen bir kuvvetin bu yana do ru ilerledi ini i itti ini bildirdi. karısı da oradayken. Do rusu ya. Yetmi ya larında kadar gösteriyordu. tüylerimin diken diken oldu unu hissettim. bir süvari ya da bir kı la askeri gördüler mi da ılıveriyorlardı. Bu de i iklik açık bir ho nutsuzluk yarattı Kazaklar arasında. Bununla birlikte. diye sözünü kesti komutanın. Cahil insanlar üzerinde tehlikeli bir etki yaratabilirdi. ne yargıçların.Göreceksin sen. bozkırda. ayaklarına sancaklar serecekmi iz! Seni ito lu it seni! Kırk yıldır namuzumuzla hizmet gördü ümüzü. Yoksa çı lıkları i itip korkar. ki gün sonra dönen çavu . . kendi aralarında usul usul bir eyler konu uyorlar. Söylentiler çe it çe itti. Yeniden toplandık. her halde arkada larının yardımıyla. diye kar ılık verdi. olmaması gerekir. Komutan. Hangi cesaretle böyle bir ey öneriyor bize? Onu kar ılamaya çıkacak. kiyüzlü Kazak. Kaba. Pugaçev'in bildirisini okudu bize. onun gerçekten suçlu oldu unu göstermeye yeterli bir kanıt sayılıyordu. Vasilisa Yegorovna'nın kilidi altındaydı. uzun bir süre etkisiz kaldı. toplantı düzenlemek ve Yemelyan Pugaçev'den bensiz söz etmek istiyorsan bu kez hava alacaksın! van Kuzmiç falta ı gibi açtı gözlerini: . Fakat o kadar açık yürekli ve dürüst bir insandı ki. hemen o gün hapisten kaçtı. Ça ıtlar sokulmu tu içlerine. Vasilisa Yegorovna: . Eski zaman yargılama yöntemi içinde i kence öylesine kökle mi ti ki. senin yanında da konu uruz. sen kim. kaleden altmı verst ötede. dönü ünde. tutsa ın içeriye alınmasını emretti.

Ama benim için bo una u ra ma. Fakat Ma a ne olacak? Destek gelene kadar dayanırsak ne âlâ. anacı ım. Caniler göz açıp kapayıncaya kadar burada olacaklar. Ba kırtı ambara götür. söyle. ilk isyanın de il bu. kim gönderdi seni? htiyar Ba kırt susuyor.Peki. van Kuzmiç karısına dönerek: . Bu ya tan sonra senden ayrılmak.Kısa boylu. soluk solu a. Bu beklenmedik haber allak bullak etmi ti beni. kalemize kim yollamı onu? Yulay. Orada yeterince asker ve top var. sen buraya güveniyorsan kal. canilerin ula amayaca ı bir yere gönderin. Karısı: . Kırgızını da gördük. dedi.Peki. Bak bakalım nasıl bülbül gibi konu turaca ım seni. Yulay. en yararlı. Çocukların eline dü mü bir hayvan gibi dört bir yana bakınıyordu. karısı üzerinde sözlerinin etkili oldu unu gören komutan. Demek zamanında kapanımıza bir kez daha dü mü sün ihtiyar kurt. Fakat çekik gözleri hâlâ çakmak çakmak yanıyordu. Askerler tutsak edilmi . gözlerimle gördü üm bu olayı anımsadıkça. Bu ne hal? Vasilisa Yegorovna: . Zavallının yüzünde kaygılı bir anlam belirmi ti. Vasilisa Yegorovna. yalvaran bir inilti çıkardı Ba kırt ve ba ını sallayarak a zını açtı: Dil yerine güdük bir et parçası kımıldıyordu orada. Ta ıdı ı korkunç i aretlerden onun 1741 ayaklanmasına katılıp bu yüzden cezalandırılmı isyancılardan biri oldu unu anlayan komutan: . bir yere gitmem. Birkaç saat içinde Pugaçev'in bize de saldırmasını beklemek gerekiyordu. Komutanı ve bütün subayları asmı lar. Bütün benli iyle sarsıldı ı belliydi. Surları da ta tandır.Dinleyin. Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım eline geçerse. vaftiz anasına gönderelim onu.Ne oldu sana? diye sordu.Saçma! diye kar ılık verdi. peki. ansızın. Hepimiz donup kalmı tık. caniler kaleyi daha önce ele geçirirlerse. dedi. Komutan: . dedi. ondan bir ey ö renemeyece imiz anla ıldı. Ba kırtını da. Kafan böyle dümdüz rendelendi ine göre. Ma a'nın burada kalması do ru de il. (*) dedi.Yok. Orenburg'a. Birlikte ya adık.Felaket anacı ım. Görevimiz. bu konuda söylenecek söz yok. insan sevgisinin bu denli geli ip yayılmasına a madan edemiyorum. syancılarla kozumuzu payla madan önce sizi daha uzak bir yere göndereyim mi.. anacı ım. van Kuzmiç'in sorusunu Tatarca tekrarladı. felaket! diye inledi. bo gözlerle bakıyordu komutana. yok. ancak ahlâkların düzelmesi yoluyla. ne dersin? Vasilisa Yegorovna: .Niye susuyorsun? diye sürdürdü sözlerini. Gerçi ya lısın. allak bullak olmu bir yüzle Vasilisa Yegorovna girdi içeri. daha güvenli. van Kuzmiç: . Baylar konu aca ımız ba ka eyler de var. kanımızın son damlasına kadar kaleyi savunmamızı emrediyor. Haydutların kaleyi nasıl ele geçirdiklerini görmü . Komutana: . van Kuzmiç'te konaklanmı tı.. Çocuklar! u soytarının mintanını çıkarın da sırtını ok ayıverin biraz. sor bakalım sizin dilden.. devam etti: . Ma a'yı gönderelim. Kur unların ula amayaca ı bir kale var mıdır? Belogorsk niye güvenilir olmasınmı ? Çok ükür yirmi iki yıldır ya ıyoruz burada. ama kaleyi ele geçirecek olurlarsa ba ına gelecekleri dü ün. Yulay. kamburca bir adamdı. Bugün Çarımız Aleksandr'ın insancıl egemenli i altında ya arken. Hayatında belki de ilk kez. Vasilisa Yegorovna kekeledi. cılız. van Kuzmiç! dedim. sustu. yabancı topraklarda yalnız bir mezar aramak gerekmez bana. ki ay kadar önce Orenburg'dan gelmi . Sana da onunla birlikte gitmeni ö ütlerim. Pugaçev'e niye dayanmayalım? van Kuzmiç: . dedi.O zaman. Yakla bakalım. Nijneozernıy Kalesi bu sabah dü mü .Yah i. Komutan: . Komutan a ırarak: .ittin. birlikte . i ini iyi gör ha! ki asker. Nijneozernıy Kalesi yirmi be verst ötemizdeydi. en köklü de i ikliklerin. hiçbir zorlayıcı sarsıntı olmadan gerçekle enler oldu unu unutma. Papaz Gerasim'in i çisi az önce oradan geldi. Ma a'nın hali ne olur? .. Rusça anlamıyor musun yoksa? Yulay. Ba kırtı soymaya ba ladı. güçsüz. onları Orenburg'a ya da daha uzak. Nijneozernıy Kalesi'nin sessiz. Fakat Ba kırt ona da aynı bo gözlerle baktı ve çıt çıkmadı a zından. e itimin hızla elde etti i ba arılara. Ansızın Marya vanovna'nın ne olaca ı dü üncesi beynime bir ok gibi saplandı. alçakgönüllü bir delikanlı olan komutanını tanıyordum. Fakat askerlerden biri adamı kucaklayıp omuzladı ında ve Yulay kamçıyı alıp tam vurmak için kolunu kaldırdı ında. Yol henüz tehlikeli de ilse. Fakat kadınların güvenli ini dü ünmek zorundayız.Peki.Bak hele! dedi. Tam durumu gözden geçirmeye ba lamı ken.

Gece çabucak geçiverdi. Sa lıcakla.Nereye gidiyorsunuz? dedi. içeri giren onba ı. Marya vanovna'nın kaleden dı arı çıkmaya vakit bulamamı olabilece i dü üncesi. dedi. Hava a arıyordu artık.Akulina Pamfilovna'da. Ma a'yı yolculu a hazırla. canım! Ba ıma ne gelirse gelsin. Ben tam evden dı arı çıkmak üzereyken kapı açıldı. Marya vanovya'yı yalnız bulaca ımı söyleyen bir önsezi vardı içimde. 7 SALDIRI Ba ım benim.Elveda mele im. hemen komutanın evine ko tum. mutlulukla kalın. Nijneozernıy'ın dü tü ünü i itince fenala tı. van Kuzmiç. üç yıl daha Sessizce hizmet ettin Çara Ah. evlerimize da ıldık. Belki Tanrının izniyle yine görü ürüz. hüngür hüngür a lıyordu. Onba ıya çabucak birkaç emir verdim. fakat tatlı umutlarla.Çıkmadı. Baktım. Sizi almak için gönderdi beni. Gö sünden ta an hıçkırıklar sözünü tamamlamasına engel oldu. Fazla adamımız olmasa da. bir süre önce gömüldü üm kederden çok daha katlanılır geliyordu bana.. son duam seninle ilgili olacak.. Çok kötü. Kucakladım. ne bir mutluluk Ne bir çift iyi söz Ne de büyük bir rütbe Kazandı ın tek ey ba ca ızım Yüksek bir dara acı oldu Akçaa açtan bir kiri Ve ibri imden bir ilmek Halk türküsü O gece ne soyundum. Fakat ben az sonra. Gün do ar do maz Marya vanovna'nın çıkaca ı kale kapısına gitmek. Elveda sevgilim. Sokakta uçarcasına ilerlerken. Kale sakinlerinin hepsi .ölürüz. kalenin çevresinde kimli i belli olmayan insanların dola tı ını bildirdi. bilerek unuttu um kılıcımı almak için geri döndüm. Büyük bir de i iklik seziyordum benli imde. Yüre im titreyerek: . Ayrılı ın hüznü belirsiz. van gnatyiç. orada onunla son bir kez daha vedala mak istiyordum. Kale ku atılmı durumda. imdiki iç çarpıntısı. Nerede o? Karısı: . Fakat elimizi çabuk tutmalıyız. Beni kapıda kar ılayıp kılıcımı uzattı. ne de söylenenleri dinleyebiliyordum artık. Gerçekten de öyle oldu. bizim Kazaklar'ın Yulay'ı da zorla alıp götürerek geceleyin kaleden kaçtıklarını. ne de uyudum. ba rıma bastım onu: . Haydutlar Orenburg yolunu tutmu lar. dedi. beynime bir ok gibi saplandı. ba ca ızım Sonuncu dereceden memur ba ı Tam otuz yıl. hastalanmasından korkuyorum. Pugaçev gelmi . tabyada. a lamaktan i mi gözlerle geldi ak am yeme ine. Marya vanovna solgun bir yüzle. Yarın gün do madan yola salalım onu. adımın ünlendi ini i ittim. ayrıca. tehlikeyi bir an önce gö üslemek iste i ve bir yükselme tutkusuyla birle iyordu. Git.Ya Marya vanovna? diye sordum. kazanamadın ba ca ızım Ne be on kuru . Onu tutkuyla öptüm ve çabucak çıktım odadan.Nasıl istersen öyle olsun. dedim. Ardım sıra gelirken: . Beni Orenburg'a gönderiyorlar. Fakat ben ne bir ey söylüyor. Çevresi kalın kütüklerle sa lamla tırılmı yüksekçe bir yerdi burası. Komutanlıkta konu ma devam ediyordu. yanına birkaç ki i katarız. Pyotr Andreyiç! Tabyaya vardık.Elveda Pyotr Andreyiç! dedi. son nefesimde bile dudaklarımdan senin adın dökülecek. Komutan: . Komutanla ve ailesiyle vedala tık. Yemek sessizce yenildi ve her zamankinden daha erken kalkıldı sofradan. Yüce Tanrım. ama görü emezsek. Gözya ları arasında: . kaleden çıkabildi mi? van gnatyiç: . bu günleri görmek için mi ya adık! Vasilisa Yegorovna kızının yol hazırlı ını sa lamak için çıktı. diye kar ılık verdi. inan bana! Ma a gö süme kapanmı .

elveda Ma a. Bozkırda da ınık olarak gezinen atlılar. Mektubu tutan Kazak. Dün onun elinden aldı ımı anımsayarak. Ma a'yı götür. Fakat aralarında. yanında ondan ayrılmak istemeyen Ma a'yla birlikte tabyaya geldi. ba ı la beni! Komutan: . sonra tutup kaldırdı onu. Haydi. titreyerek van Kuzmiç'e yakla tı. Kalenin yakınlarında. Ben Marya vanovna'nın arkasından bakıyordum. beti benzi kül gibi.Oh. vabrin yanımda durmu . Bu sırada Vasilisa Yegorovna. allak bullak etmi ti onu. Ne o Ma a. Az sonra kulaklarımızın dibinden kur unlar vızıldamaya ba ladı. Gönlümün sultanının güvenine layık oldu umu bir an önce göstermek için çatı ma anının gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Çar burada. Komutanın karısıyla kızı uzakla tı. attan yuvarlandı. ne oluyor? dedi. yi bir adam bulur evlenirsen. yeter artık! Durmayın. Komutan: . o seni bırakmayacaktır. Bozkıra çıktı. eve gidin. adamın atını da geminden tutup getirdi. bo uk bir sesle: . korkuyor musun kızım? . Bu arada isyancıların saldırıya hazırlandıkları görülüyordu. van Kuzmiç: . dedi. elini üç kere kızının üzerinden geçirdi. Hayat da. Marya vanovna'ya göz ucuyla baktım.Biz de kucakla alım. yukarıya do ru uzattı ı elinde bir ka ıt tutuyordu. Tanrı'ya dua et. Ötekiler hayvanlarının ba ını çevirip dörtnala uzakla tılar. sonra kocasına dönüp: . dedi. kaleye do ru dörtnala at sürdüler. Baksana. sözünün eri kimseler oldu umuzu kanıtlayaca ız! Askerler hep bir a ızdan. Biz Vasilisa Yegorovna'yla nasıl ya adıysak. bir gün önceden getirilip yerle tirilmi ti. güçlükle gülümsedi. silahlarını ku anmı bekliyorlardı. Tehlikenin yakınlı ı ola anüstü bir canlılık vermi ti bu eski kurda. kendimi bir övalye olarak görüyordum. dedi. dedi. ovada.Göreyim sizi evlatlarım. Elveda Kuzmiç'im. Ma a. kız yarı canlı. Ma a'ya bir köylü fistanı giydir. sendeledi. Komutan son bir kez daha dola arak ordusunu gözden geçirdi ve askerlere: . çlerinden biri. Gülle vızıldayarak havayı yardı ve adamlara hiçbir zarar vermeden üzerlerinden geçip gitti. hüngür hüngür a lamaya ba ladı. gözlerini ayırmadan dü mana bakıyordu. (Ma a babasının boynuna atıldı. dedi. Vasilisa Yegorovna hemen götür onu. Zaman kalırsa. dü man nerede? van Kuzmiç: . Pugaçev olmalıydı bu. dedi. kırmızı kaftanlı. Durdu.Uzakta de il.van Kuzmiç.Ate etmeyin. Kur un ya muru altında kalınca.Elveda iki gözüm! dedi. bozkır bo aldı. diye kar ılık verdi. Komutan. ölüm de Tanrı buyru udur. topra a ya da çite saplandı. topu o kümenin üzerine yöneltmesini emretti van gnatyiç'e ve fitili kendi eliyle yerle tirdi. van Kuzmiç ona öyle bir göz gezdirdikten sonra yırtıp attı. komutanlarına ba lılıklarını bildirdiler. Haydi. Fakat Tanrı'nın yardımıyla her ey yolunda gidecek. Evde tek ba ıma daha çok korkarım. Küme da ıldı. stemeden seni incitti im olduysa. va ak postundan kalpakları ve okluklarıyla hemen göze çarpan Ba kırtlar da vardı. komutanın ayaklarının dibine dü tü.oradaydı. diz çöktü. Adamları çevresini aldılar ve besbelli onun buyru uyla kümeden ayrılan dört atlı. ba ını salladı. Onba ı a a ı indi. bize ihanet eden Kazaklardı bunlar. kum gibi adam kaynayan bozkıra bir göz attı. bütün dünyaya yi it. Komutan.Hayır babacı ım. Kalabalı ın tam ortasında beyaz bir at üstünde. Bir ba kası mızra ına takılı kesik bir kafayı. Kocasına: . sa lıcakla kal kızım. ölü Kazak'ın elindeki ka ıdı alıp getirmesini emretti. Baktık. öptü. Yaprak gibi sallanıyordu.imdi görürsünüz siz! diye ba ırarak kar ılık verdi. yelkenleri suya indiren Vasilisa Yegorovna. Ma a'yı kutsa. yarı ölü. Bir ara kaçamak bir bakı fırlattı bana. Çariçe anamız (*) için dövü ece iz bugün. Komutan onba ıyı ça ırdı. Tanrı ikinizi de mutlu etsin. Ya lı komutan. sayısı pek de kabarık olmayan asker dizisinin önünde geziniyordu. Kı la askerleri. Çar'ı kar ılamaya çıkın. Yulay'ın kanlı ba ını görmek. sallayarak bize do ru savurdu. kalede bir hareketlilik oldu unu görünce kümelendiler. sava nasıl gidiyor? Hani. kılıcımın kabzasını sıktım. siz de öyle ya ayın. Sevgilimi onunla koruyaca ımı dü ündükçe içim içime sı mıyor. kalenin yarım verst ötesindeki bir tepenin ardından yeni atlılar belirdi ve az sonra mızraklarla. Bunu söylerken bana baktı. Kocasına: .Vasilisa Yegorovna! Burada kadınların yapaca ı bir ey yok. yalın kılıç bir adam ilerliyordu. atlılar dört nala uzakla tılar.Ey. yirmi kadar atlı görünüyordu. e ilerek selamladı babasını. Birkaç ok hemen yanıba ımıza. Bu sırada.) Vasilisa Yegorovna da a lıyordu. kendi aralarında görü meye ba ladılar. oklar ve yaylarla silahlanmı bir insan kalabalı ı yayıldı bozkıra. Yaylım ate iyle de sa ırla mı . sersemle mi ti. Ma a. . Ma a git babanla vedala . Top. Mektubu komutana uzattı. Hainler ba ırdılar: . Evlatlarım! Ate ! Askerler bir yaylım ate i açtılar. Kazak oldukları belliydi. Zavallı Kalmuk'un ba ı. Yulay'ın kafasını.

yakınlarımı koruması için Tanrı'ya yakarmaya ba ladım. Pugaçev bunun üzerine yüzüme bile bakmadan: . Ba bu ları en önde. bilemiyordum. haykırı lar yeniden yükseldi. nasıl kar ı koyarsın? dedi. Ba ından kanlar akan komutanı. lme i boynuma geçirdiler. saldırıya geçiyorlar.. bir caniler toplulu u ku atmı tı. Hükümdarın alanda tutsakları bekledi i ve ba lılık yeminini kabul edece i duyuruldu. komutan evinin ta lı ında. uzun. titreyerek. sırtında bir Kazak kaftanı. Az sonra zavallı van Kuzmiç'i havada sallanırken gördüm. besbelli yeniden kızı tırmaya çalı ıyordu onları. hırsızın. . bir an önce tabyadan dı arı fırladık. Ortalı ı derin bir sessizlik kapladı. Sonra van gnatyiç'i çıkardılar Pugaçev'in kar ısına: . Trampet sesi kesildi.. askerler tüfeklerini attılar. Alanda ka la göz arasında bir dara acı kuruluverdi.Evlatlarım. haykırı lar yükseldi. Pugaçev müthi bir bakı fırlattı ihtiyara. belki de gerçekten iyilik etmek istiyorlardı bana. Birbirini tutmaz . van Kumiç: . bizi de oraya sürüklediler. kalabalı ı yarıp çıktı. kapılardan çıkıyordu. Bir an için kesilen çı lıklar. iki yana da ıldılar. syancılar kaleye do ru ko arak saldırıya geçtiler. asker de il miyiz? Aynı anda gelip bize kavu an isyancılar.Asın onu! dedi. ahali alana ko u tu. Aynı anda korkunç çı lıklar. O anda duyduklarımı anlatamam. Pugaçev. Ansızın bir haykırı yükseldi: . korkma! deyip duruyorlardı. samur külahını ka larının üstüne yıkmı tı.Komutan hangisi? diye sordu. bir daha ate ledi fitili. emret. dedi.van Kuzmiç bütün ilgisini dü mana yöneltmi ti imdi. Sıra bana gelmi ti. Ölürsek ölürüz. Bir gün önce sorguya çekti imiz dilsiz Ba kırt. Top atı a hazırdı. ne duruyorsunuz? diye haykırdı. Gözleri kıvılcımlar saçıyordu. Tam yardımına ko acakken birkaç düzine Kazak çullandı üstüme. Kimbilir.. Kılıcını sallıyor. Bu yüzü bir yerden tanır gibiydim. ka la göz arasında ortaya çıkmı .. vabrin kafası çepeçevre tıra lı. Sen bir hırsızdan ve düzenbazdan ba ka bir ey de ilsin. gitgide bitkinle en komutan. Kurtulu uma sevineyim mi. Pugaçev'e yakla tı. Pugaçev'in ayaklarına kapanmı . . syancılar. düzenbazın birisin! Pugaçev bir kez daha salladı mendilini.Efendimiz ba ı ladı seni! dediler. trampetler çalsın! Evlatlarım. bu ihtiyarı assınlar! Pugaçev'in bir i aretiyle serbest bıraktılar beni. Papaz Gerasim. Zavallı üste meni de eski komutanının yanıba ına astılar. Yakla tı ımızda Ba kırtlar ahaliyi da ıttılar. son gücünü topladı. tek ba ına kalmı tı. Sırma püsküllü.. Bana. melunlar! Bekleyin! Cellatlar bir an için durdular. Zavallı lalam: . ellerinde ekmek ve tuz (*). Yarası hâlâ kanayan. ata biner gibi dara acının kiri ine oturuvermi ti. ansızın atlardan inmeye ba ladılar. geriye çekilmeye ba ladılar. Pugaçev'in kar ısına çıkardılar bizi. Bir çan sesi yükseldi. tile kakıla sokaklarda sürüklenmeye ba ladık. yerlerinden kımıldamamı lardı.Çar Pyotr Feodoroviç'e ba lılık yemini et! dedi. Sen. bir yandan da: .Sen bizim Çarımız de ilsin. görünü e göre. Ahali. kula ına bir eyler fısıldadı. Bir ara ayaklarımın yerden kesildi ini hissettim: Fakat kalkıp toparlandım ve isyancılarla birlikte kaleye girdim. Çan sesi kesildi. Kazak ileri gelenleri almı tı çevresini. van gnatyiç ve ben. bey çocu unu öldürmekle ne geçecek eline? Bırak onu.Durun. Bir de ne göreyim.. üzüleyim mi. Bizim çavu . elinde ilmek. elindeki beyaz mendili salladı. sana fidye verirler. anladın mı? Pugaçev'in yüzü karardı. Yi it arkada larımın sözlerini tekrarlamaya hazırlanarak gözümü kırpmadan bakıyordum Pugaçev'e. ileri! Hücum! Ardım sıra gelin! Komutan. Kazak ileri gelenleri arasından çıktı. Gülle tam ortasına dü mü tü kalabalı ın. Düzmece Çar: . Katiller beni dara acının altına sürüklerken. amcacı ım.Korkma. benim Savelyiç. Kalenin anahtarlarını istiyorlardı ondan. bir koltu a kurulmu tu. ya lı yüzba ıyı yakalayıp dara acına sürüklediler. elinde bir haçla basamaklarda duruyor. Birkaç Kazak. Sırma i lemeli bir Kazak kaftanı vardı sırtında. Kapı açılsın.te imdi sıkı durun evlatlarım. beni. zorla kaleye girdiler. kar ısına getirilen kurbanlar için sessizce aman diliyordu ondan.Sen mi benim Çarımsın? dedi. tok bir sesle: . van gnatyiç de yüzba ının sözlerini tekrarladı: . Komutan: .Çara kar ı koymanın ne demek oldu unu gösterece iz size! diyerek ku aklarıyla kıskıvrak ba ladılar beni. ne oluyor. . syancılar ba bu larının çevresinde toplandılar.Babacı ım! diye yalvarıyordu. sapsarı bir yüzle. Baktım. E er gözda ı vermek için ille de birini astıracaksan. Komutan onların yakına kadar gelmesini bekledikten sonra. eliyle van Kuzmiç'i gösterdi. Fakat kı la askerleri bunu göze alamamı . Pugaçev ona. Çarına. Günahlarımı ba ı laması.Haydi evlatlarım! diye ba ırdı.

Ne felaket! ne korkunç eyler! Ben bo ulurcasına: . kahraman asker! Ne Prusya süngüleri. Marya vanovna'nın odasına götüren küçük merdiveni bir solukta tırmanarak ömrümde ilk kez odasına girdim onun. ahali ardı sıra atıldı.. sandıklar parçalanmı . arkılar yükseliyordu oradan. çay takımını. Fakat bu sakin kö enin sahibi neredeydi? Bir dü ünce ok gibi saplandı beynime. bir anda sokakta buldum kendimi. Ahali ba lılık yemini etmeye ba ladı. neredeyse çırılçıplak kalmı tı. i e yarar ne varsa ya malanmı tı. idamların en korkuncunu bile böyle bir alçalmaya ye lerim. birbirini hızla izleyen korkunç olaylarla allak bullak olmu kafamı bir türlü toparlayamıyordum. bir solukta papazın evine ko tum. Dikba lılık etme! Ne çıkar bundan? Canı cehenneme deyip u namus..duygular içindeydim. Papaz Gerasim'e. çama ırları ve daha ne varsa. Birkaç haydut. ne Türk kur unları kılına dokunamamı tı senin. Ellerini birbirine çarpıp: . papazın karısına ha? Tanrım! Fakat Pugaçev orada!. Bir kadın çı lı ı koptu bu sırada. Bir kıyıya çekilip bu korkunç güldürünün devamını izlemeye koyuldum. ta lıkta Vasilisa Yegorovna'yı sürüklüyorlardı. ki Kazak'ın koltuklamasıyla sıçrayıp eyere oturdu. Pugaçev kocaman. Pugaçev atını sürdü. Yanımdakiler: . Odadan fırladım. diz çöktürdüler. Gösteri li bir ko um ta ıyan beyaz atını getirdiler. Sıra. elbiseleri parçalanmı . diye kar ılık verdi.Katiller! diye haykırdı. Hiçbir ey görmeden.Evlatçıklarım! Bırakın beni! diye ba ırıyordu. evin bütün pılıpırtısını sürüklüyorlardı. damar damar elini uzattı bana. Babacıklar. Marya vanovna nerede? diye haykırdım: Pala a: . erefli sava larda de il de. Pala a çıkıverdi. Fakat ben. O zaman genç bir Kazak. Zavallı kadınca ız: . Ses etmeden Akulina Pamfilovna'yı ça ırmaya . Neden sonra Pugaçev koltuktan kalktı. Sonra silkinerek Pugaçev'e yakla ıyor. sapsarı bir yüzle. Hafif bir gürültü duyuldu bu sırada. alaycı bir gülümseyi le: . Pugaçev'le arkada ları cümbü yapıyordu. Her eyden çok Marya vanovna'nın yazgısının belirsizli i ıstırap veriyordu bana. kap kacak kırılmı . Birbiri arkasına yakla ıyor. Pugaçev kolunu indirdi. sonra düzmece Çar'a ba lılıklarını bildiriyorlardı. n cin top oynuyordu. Ben hâlâ oldu um yerde duruyor. Bombo ikona mahfazalarının önünde bir kandil hâlâ ölgün ölgün yanıyordu. Savelyiç arkamda duruyordu. beni van Kuzmiç'e götürün! Birdenbire dara acını görüverdi ve kocasını tanıdı. elini öpüyorlar... dü ünmeden ve hissetmeden. Vasilisa Yegorovna ta lı ın basamaklarına cansız dü tü. dedi. 8 ÇA RILMADIK M SAF R Ça rılmadık konuk Tatar'dan kötüdür. Atasözü Alan bo alıverdi. kı la askerlerine geldi. (hay Allah!) öpüver onun elini.Öp elini. bir hapishane kaçkınının elinde mi ölecektin! Pugaçev: .. kahkahalar. haydutlardan birinin sırtına geçmi ti bile. sandıkları. haçı öpüyor.. Pyotr Andreyiç! diye fısıldadı. Deh et içinde: . Sandalyeler. yeme i orda yiyece ini bildirdi. Dolap kırılmı . köy makasıyla Kazak biçimi tıra ediyordu onları.. Kazak ileri gelenleriyle birlikte ta merdivenlerden indi. Pala a da ardım sıra ko up gelmi ti. hayatım. Bütün bu tören üç saat kadar sürdü. ki duvar arasında asılı duran aynaya bir ey olmamı tı.. Saçı ba ı da ılmı . Pyotr Andreyiç! dedi. içinde ne varsa alınıp götürülmü tü.Hazret sevinçten sersemlemi olmalı. dolabın arkasından.Küçük hanım ya ıyor.ki gözüm.Ya Marya vanovna. Neredeydi imdi? Ne durumdaydı acaba? Gizlenebilmi miydi? Güvenilir bir yer miydi sı ına ı? Bu gibi kaygı verici dü üncelerle dolu olarak komutanın evine girdim. öp elini! diyorlardı. Bırakın kalksın! Kaldırıp serbest bıraktılar beni. Ba ırtılar. Beni yeniden düzmece Çar'ın kar ısına götürdüler. o da. tir tir titreyerek. Ötekiler ku tüyü ilteleri.. Kımıldadım... Ne yaptınız ona! van Kuzmiç.Ne? diye inledim. masalar. Akulina Pamfilovnalara sı ındı. Hırkası. onları ba ı ladı ını bildirerek çetesine kabul ediyordu. Gözlerimden zehir gibi acı ya lar bo andı ve sevgilimin adını ünledim. Haydutlar didik didik etmi lerdi yata ını.Susturun u cadalozu! diye ba ırdı.. O zaman yürek paralayan bir sesle: . Beni dürterek: . Bölük berberi orada durmu . kılıcıyla bir darbe indirdi ba ına.Ah..

ne demezsin! Perdeyi araladı. Bereket versin. çama ırları. Yalnız kalınca kara kara dü ünmeye ba ladım. Yeter ki Tanrı el çekmesin bizden.gönderdim onu. Zavallı van Kuzmiç! Kimin aklına gelirdi ki!. evinize gidin. Adamlar arap istiyor. güvercinim tanımıyordu onu.Komutanın evinde. dedi. oh. baktım ki birkaç Ba kırt dara acının yanında dikilmi .'' ''.Allah a kına! Söyleyin. kap kaca ı. Ya Vasilisa Yegorovna? Ya van gnatyiç? Onu niye astılar peki? Sizi nasıl oldu da ba ı ladılar anacı ım? Ya u Aleksey vaniç vabrin'e ne buyurulur? Saçını onlar gibi kestirmi . Biraz yatı mı olarak eve döndüm. iki gözüm. kocakarı. ben de. Ne yapmalıydım? Caninin egemenli i altındaki bir kalede kalmak ya da onun çetesinin ardı sıra gitmek bir subaya yakı acak ey de ildi.Nerede kendisi? diye sordum. Ayaklanmanın hızlı ve kaçınılmaz sonunu önceden görüyordum ama. Bunu söyleyip gitti. Fakat efendimiz. kim o inleyen?'' diye sordu. elbiseleri. benim yata ımda yatıyor.. Biliyor musunuz. Olayların bu tuhaf ili kisine a mamak elde de ildi: Serserinin birine arma an edilen ufak bir gocuk beni asılmaktan kurtarıyor.. Eve vardım. elinde bo bir votka i esiyle kapının önüne geldi. ba bu larını tanıdın. Alanın yanından geçerken. Marya vanovna'nın yanında kalmaya.'' ''.Kocakarı. atmaca gibi par par yanan gözleriyle baktı! Fakat. Elveda Pyotr Andreyiç. orada bulunmamı gerektiriyordu. kocam da. dedim. yüre imi deldi geçti sandım. Bir dakika geçmeden. kisinin aynı adam oldu unu aklım kesti ve o zaman hayatımın niçin ba ı landı ını anladım. Haydut yeme e oturduktan az sonra zavallı yavrucak kendine gelip inlemesin mi!. Kar ı konulmaz bir duyguydu bu da. ''Yüce Çar'' ın iste ini yerine getirmek üzere kalkarken: .Pyotr Andreyiç. Sarho ba ırtıları yükseliyordu her yerden.. Biliyor musun. Kar ı koymanın hiçbir yararı yoktu. onlarla birlikte e leniyor imdi! Beceriklili ine diyecek yok do rusu.Ye enin genç mi?'' ''.. bölmenin arkasında. atlattık.Gençtir hükümdarım.. Katillerin seni yeniden yakaladıklarını sanmı tım. Hastalandı da. az kalsın bir felakete u ruyorduk Pyotr Andreyiç. tam ben hasta ye enimden söz ederken yüzüme öyle bir bakı baktı ki. Fakat a kım.Kocakarı. Katiller papaz uçuruyor yukarda! Herifler sarho ken ellerine dü ersem felaket olur.. iki haftadır yatıyor böyle.'' Ve kör olası.. Papazın karısı: .. ''Fakat kız hastadır.Yüce Çarımız sizi istiyor. Fakat. Ba a gelen çekilir. Fakat. Fakat ne gelir elden? ''.Nasıl olur babacı ım? Handa senin gocu u sızdıran sarho u unuttun mu? Tav an kürkü gocuk yepyeniydi daha.'' dedim. de il mi? . onu tek ba ına. Marya vanovna bu durumdayken kaygılanmamak elimde de ildi yine de. Fakat. üstüme uyduraca ım diye nasıl da çatır çatır sökmü tü onu! a akalmı tım. Kadınca ızın eli aya ına dola tı: .Ba üstüne hükümdarım. Pyotr Andreyiç! nanır mısınız? Dolandırıcılar her eyimizi ya maladılar. göster bakalım u ye enini bana. ne günlere kaldık. Görür görmez: . dedi. papazın karısı. hanlardan hanlara sürtüp duran bir sarho . bu güç ko ullarda anayurdum için nerede daha çok yararlı olabilirsem. dü üncelerimi yarıda bıraktı: .Yo. Bu sırada içeri giren bir Kazak. kaleler ku atıyor. Herif i itti sesi: ''. diye kar ılık verdi. bir eyler hazırlayayım. Yüre im tıkanıverecekmi gibi: . Görevim. papaz da karısına sesleniyordu. Yemekte . nereden tanıyayım? . ne yapalım! Çok ükür. çimde parlayan öfkeyi güçlükle dizginleyebildim. her ey çok önemli bir ki i oldu unu gösteriyor onun. subay evlerini ya malıyorlardı. Pugaçev'le benim kılavuz arasındaki benzerlik hemen göze çarpıyordu gerçekten. sizinle u ra amayız imdi. Kazak: . e yaları. Tam o sırada konukların sarho ba ırtıları ve papaz Gerasim'in sesi i itildi.Zavallı çocuk orada. Savelyiç e ikte bekliyormu beni. devleti temelinden sarsıyordu! Dünya yıkılsa alı kanlıklarını bozmayan Savelyiç: .'' ''. Fakat bereket versin açı a vurmadı i i. Hınzır herif. kalkıp efendimizin yanına gelecek durumda de il. gidip ben bakarım. koruyucusuz bırakmamaya zorluyordu beni.Çok ükür! diye haykırdı. Marya vanovna nerede? diye sordum. Yüce Tanrım. Tanrı'ya ükür olsun.Ye enimdir hükümdarım. Ben elin hırsızının önünde yerlere kadar e ilerek: ''. en korkunç bir ölümü bile göze almı tık artık.'' Yüre im yerinden oynadı. Dondum kaldım. bölmeye kadar gitti. Çok ükür bu kadarcıkla kaldı i ! nan olsun.. asılanların çizmelerini çekip çıkarıyorlar. seni bıraktılar ya! Efendim.Olsun. Gidip bakayım da.Yemek yemeyecek misin efendim? diye sordu. nemiz var nemiz yok alıp götürdüler. Evde de bir ey yok ya. Haydutlar kalede ko u uyor.

kimi zaman ''Amca'' diyordu ona. Her biri kendini övüyor. Haberci Kazak. bütün bunlar. üstündeki kurbanlarıyla. O sırada pek de so ukkanlı olmadı ımı söylemeye gerek var mı? Komutanın evine vardı ımda ortalık kararmak üzereydi. Biliyoruz. kimi zaman ''Kont''.Karde ler. külahları. Ola anüstü bir görünümle kar ıla tım: Üstüne örtü serilmi . en sevdi im türküyü söyleyelim.. rica ederim. çok de il bir gün önce Marya vanovna'yla öylesine tatlı ayrıldı ımız odaya aldı beni. Zavallı Vasilisa Yegorovna'nın cesedi hâlâ ta lıkta yatıyor. Düzgün. az sonra dönerek. nasıl sonuçlanabilece ini kafamda canlandırmaya çalı ıyordum. Buyurun. yatmadan önce. i te bu tuhaf sava kurulunda kararla tırıldı. hiç de özel bir saygı göstermiyorlardı ba bu larına. Çar'ın Ba layacak sormaya Çar baba Söyle bakalım köylü o lu. dedi.tek ba ına iki kızarmı domuz yavrusunu gövdeye indirmi . Arkada ları sıkı ıp yer açtılar bana. dedi.. çok önemli i aretler bunlar. Kazakla tartı mayı gereksiz bularak onunla birlikte komutanın evine yollandım. i eler ve bardaklarla donatılmı bir masanın çevresinde Pugaçev ve Kazak ileri gelenlerinden on kadar arkada ı. Kova kova so uk suyla ancak kendine getirebilmi ler. Yok canım. Hepsinin suratı kıpkırmızı olmu tu. iirsel . ba kö ede oturuyordu. Pugaçev dirseklerini masaya dayamı . Hep bir a ızdan katıldılar ona: Ye il orman. benim için bir barda a votka doldurdu. geli imi bildirmek üzere yanımdan ayrıldı. pürüzsüz sesleri. Dokunmadım bile.. Pugaçev'le görü memizin nasıl olaca ını. neredeyse acıklı bir zaferle taçlanacaktı bu pervasız hareket! Seferin ertesi gün ba lamasında karar kılındı. kimi zaman ''Timofeyiç''. Türkücülerin çarpıcı yüzleri. bir kiri ten yapılma. Aralarında ne vabrin. söyle Kimlerle gittin soyguna. Pugaçev beni görünce: . keseyi Fomka Bikvayev'e verip çıkmı . diyecek Çar baba Aferin sana köylü o lu Soygunda oldu u kadar Söz söylemekte de ustasın te bunun için çocu um Sana u kar ıki alanda Bir ev arma an ediyorum Üç direk. Gözleri pırıl pırıl parlıyordu. zaten kendili inden etkileyici sözlere kattıkları hüzünlü eda. Yanında oturan elli ya larında kadar bir adamla sık sık konu uyor. ne de çavu (yani bizim hainler) vardı.. Pugaçev: . sabahki saldırı. u uldama Engel olma dü ünmesine bu delikanlının Yarın hesap vermeye çıkaca ım En korkunç yargıcın kar ısına. iki Kazak nöbet tutuyordu ba ında. ince bir sesle. Çumakov! Ba la! Yanımda oturan Kazak delikanlısı. Taras Kuroçkin baygınlık geçirmi . Sessizce masanın bir ucuna ili tim. ya maya Çok muydu yolda ların? Söyleyece im sana Çar baba Bir bir anlataca ım gerçe i Yolda larım dört taneydi Birinci yolda ım karanlık gece kincisi çelik hançerim Safkan atımdı üçüncüsü Dördüncü yolda ım sıkı bir yay Ve amansız oklardı habercilerim. Hepsi birbirine arkada ça davranıyor. Yanımda oturan boylu boslu. öbür yanında kendi resmi varmı . kendi tasarılarını öneriyor ve serbestçe tartı ıyordu Pugaçev'le. Adamakıllı içtikleri belliydi. hatta güzel denebilecek yüzünde hiç de yabanıl bir anlam yoktu. Banyoda Çarlık i aretlerini gösterdi ini de söylüyorlar: Gö sünün bir yanında be kapik büyüklü ünde iki ba lı kartal. Dara acı. Orenburg üzerine yürüyü . ayaklanmanın ba arısı ve gelecekteki hareketler üzerineydi. korkunç bir karaltı halinde yükseliyordu. Konu ma. yakı ıklı bir Kazak delikanlısı. renk renk gömlekleriyle oturmu lardı. lgiyle gözden geçirmeye koyuldum bu toplulu u. Banyoyu da öyle yaktırmı ki. damlıkların söyledi i bu yalın halk türküsünün. anne orman. üzerimde bıraktı ı etkiyi anlatamam. kocaman yumruklarını kara bir sakalla kaplı çenesine yaslamı .Vay efendimiz! Ho geldiniz. Aferin. onurlandırdınız bizi. Volga yedekçilerinin hüzünlü türküsüne ba ladı.

ne dersin? . Ba ı lanmaz bir tabansızlık olarak görünüyordu bana bu. Do u tan soyluyum ben. Öyle candan ve ne eyle gülüyordu ki. Benim Çar oldu uma inanmıyor musun yoksa? Do ru söyle. gülümsemekten kendimi alamadım. . Birkaç dakika ikimiz de sustuk. Mühür kimdeyse Süleyman odur. Sana bir eyler hazırlamı tım iki gözüm. Ben gerçek bildi im eyi söyledim. dedim kesin bir tavırla. Ne diyece imi bilemiyordum. Dara acının altında. masadan kalkıp Pugaçev'le vedala tılar. çıplak dö emeye uzanıp uykuya daldım. Evime geldi imde Savelyiç'i meraktan ve kaygıdan dokuz do ururken buldum.. E er bırakırsan beni. arkamıza bakmadan gidelim. ruhça ve bedence bitkinlik içinde. karnını doyur. bak daha ne arma anlar verece im sana! Emrimde canla ba la çalı aca ına söz veriyor musun? Dolandırıcının bu sorusu ve pervasızlı ı öyle gülünç geldi ki bana. U a ın olmasa dara acının kiri inde sallanıyordun imdi.Efendimiz. kılıç ku ananın de il midir? Eski zamanlarda Giri ka Otrepyev (*) saltanat sürmedi mi? Hakkımda diledi ini dü ün. Yeme imi büyük bir i tahla yedikten sonra. Pugaçev: . daha neler neler elde edeceksin! Tahtımı ele geçireyim. mare al da olursun. . htiyarın ö üdünü tuttum. Orenburg'a gideyim. ayazlı bir geceydi. Sana hizmet edemem.Kim oldu unu Tanrı bilir ya. Peki.Nasıl böyle bir söz verebilirim? diye yanıtladım onu. ki yüzlülük etti imi hemen anlarsın. prens de. Papazın evine bir göz attım. o gece seni hana götüren adamın yüce hükümdarın ta kendisi oldu u gelir miydi aklına? (Bunu söyleyip görkemli. Sen de ba bu sun. Bir baldırı çıpla ın Çarlı ını kabul etmem söz konusu olamazdı.Demek Çar Pyotr Fedoroviç oldu uma inanmıyorsun ha? dedi. . Sessiz. Bocaladım. Konuklar birer bardak daha yuvarladılar. arada bir sol gözünü kurnaz kurnaz kırpı tırıyordu. gizemli bir tavır takındı. Kalede bütün ı ıklar sönmü . Ba ba a kaldık. seninle konu acaklarım var. elimde olmaksızın ben de katıldım ona. Sonra birdenbire gülmeye ba ladı. bana kalırsa tehlikeli bir oyun oynuyorsun. dedi. 9 AYRILIK . asarsan. Orası da derin bir sessizlik içindeydi. fakat beni bırakma. Özgürlük haberini i itince sevinçten deliye döndü.ürperi lerle dolduruyordu içimi. her yer sessizli e gömülmü tü. Neden sonra ( imdi bile bu dakikayı anımsadıkça övünç duyarım) görev duygusu. çtenli im Pugaçev'i sarmı tı. Çariçe anamıza yeminim var. alanı.Dinle. sa ol. Adamın yüzüne kar ı dolandırıcı oldu unu söylemek de akıl kârı de ildi. stavroz çıkararak: . Pugaçev karanlık bir yüzle bekliyordu yanıtımı. Bak. dedi. fakat dü manlarımdan gizlenmek zorunda oldu um bir sırada bana yardım etmi tin. E er gerçekten iyili imi istiyorsan. dedim. Ben de onlar gibi yapmak istiyordum ki. Pugaçev yüzünü astı: . Bunun elimde olmadı ını sen de bilirsin: Sana kar ı yürümemi emrederlerse.) Bana kar ı çok suçlusun.Otur. Gün do ar do maz kaleden ayrılıp. ba ka bir ey yapmak söz konusu olamaz. yürürüm. Bana canla ba la hizmet et.Öyle olsun bakalım. adamlarından itaat istemiyor musun? Bana verilen görevi yerine getirmekle yükümlü de il miyim? Boynum kıldan ince. Pugaçev'den ayrılıp soka a çıktım. avlu kapısı sımsıkı kapanmı tı. Ayın ve yıldızların ı ı ı. dara acını aydınlatıyordu. Omuzuma vurarak: . Ha. Bile bile ölüme gitmek olurdu bu da. vedala benimle. imdi bo bir kabadayılık gibi görünüyordu bana. bunun için ba ı ladım seni.Peki. Sadece meyhaneden bir aydınlık sızıyor. dedi. halkın gözü önünde.Ne gülüyorsun? dedi.Tanrım. Ba ka eye de burnunu sokma. Asmaksa asmalı. Dü ündüklerimi oldu u gibi söyleyece im sana. Pancurlar. benim de gözlerim kapanıyor neredeyse. kimim ben öyleyse? . geç kalmı ayya ların ba ırı ları i itiliyordu. Haydi git yat imdi.Yok. Fakat ne dersin efendimiz. Tanrı'nın önünde verece in hesabını kendin dü ün. ba ı lamaksa ba ı lamalı! Canının istedi i yere git ve diledi in i i yap. benim delikanlılar ilme i boynuna geçirdiklerinde korktu unu itiraf et! Korkudan ödün patladı de il mi? Ha?. Pugaçev dik dik yüzüme bakıyor. Hemen tanıdım moru u. seni Çar olarak kabul edebilir miyim? Akıllı bir adamsın. öfkemin ilk kızgınlı ıyla söylemeye hazırlandı ım ey. bırak beni. Fakat hiç de ilse bana kar ı çalı mayaca ına söz verir misin? . Yarın gel. Sen karar ver. Pugaçev dü ünceye daldı: . sonra da sa efendimizin koynundaymı sın gibi sabaha kadar yan gel yat. ükürler olsun! dedi. öyle olsun. bırakayım.Peki. Pugaçev gözleriyle öyle bir taradı beni: . Fakat at binenin. insansal güçsüzlü üme baskın geldi.

Bu da ne demek oluyor? dedi. altın ruble. Bir Kazak. Ahali alanda toplanmı . görmü oldu unuz gibi.nce ye il çuhadan bir adet üniforma.Nedir bu saçmalık? diye ba yazmanın okumasını kesti. kol dü meli pantolonlardan bana ne? Savelyiç yutkundu. Pugaçev kâ ıdı aldı. beyaz bir Kırgız atının dizginlerini tutuyordu. Atını getirdiler. düzmece Çar'ın çıkmasını bekliyordu. Emret de okuyup bitiriversin unu: . üstüne bir hasır örtülmü tü. Ahali apkalarını çıkardı. dedi. Hollanda keteninden on iki tane gömlek. Pugaçev yüzünü asarak: . anlarsın. ona bir kâ ıt uzattı ını görmeyeyim mi! Hayırdır in allah deyip i in nereye varaca ını beklemeye ba ladım. diye kar ılık verdi. diye kar ılık verdi.. ta lıkta durdu. ba ı la..Bu da ne? dedi.. Kazak ileri gelenlerinden biri.Bu. Tam o anda. Benimkilerdeki horgörüyü okudu. diye kar ılık verdi.. Bakı larımız kar ıla tı. Nerede benim ba yazmanım? Onba ı üniformalı bir genç. Çarlarını bir çocuk sevgisi ve itaatiyle kar ılasınlar. Sancaklar dalgalanıyordu.Hangi canilerden söz ediyorsun? Savelyiç: . yapmacık bir küçümsemeyle ba ını çevirdi. Bir sandık. Bu sözleri duyunca deh etle irkildim.. Pugaçev'in çevresini belli ba lı suç ortakları almı tı. Beyaz. aziz babamız. çuha pantolon. Savelyiç istifini bozmadan: . bakır mangırla dolu bir torba uzattı ona. . kendisine yardım etmek isteyen Kazakları beklemeden çevik bir hareketle eyere sıçradı. dedi.ki tane gecelik entari. benim Savelyiç'in kalabalı ı yararak Pugaçev'e yakla tı ını. Kazaklar atlarına binmi ler. be ruble.. Gerçek bir dü manlık. Pugaçev avuç avuç para saçmaya ba ladı. seninle bulu mak Heraskov Sabahleyin. vabrin'i göstererek: . Valiye ve bütün generallere beni bir hafta içinde beklemelerini söyle. dilim sürçtü de. güzel.Dinle. yoksa hepsini sallandıraca ım. sakatlananlar oldu bu arada. Ba yazman gür bir sesle. ok gibi fırlayarak Pugaçev'e do ru ko tu. Senin çocuklar cani olmasına cani de il ya. Savelyiç: . Derken Pugaçev göründü. kalabalı ı selamladı.. biri yollu ipekten.Babacı ım. Pugaçev. gözlerim hiçbir ey sökemedi. biri pamuklu. Aralarında bizimkini de tanıdı ım birkaç top. bundan böyle komutanınız budur. hemen u anda Orenburg'a do ru yola çık. Düzmece Çar. Pugaçev korkunç bir sesle sordu: . Ba yazman devam etti: . Güzelim. Azıcık kıyıya çekilmi . yayalar silahlarını ku anmı lardı. Kızma: At bile dört ayaklı olmasına ra men.Yüksek sesle oku. Ah. Pugaçev: . tökezler. efendimiz! Sonra ahaliye döndü. vabrin de onların arasındaydı. komutan evinin ta lı ında. on ruble. Sizden ve kaleden bana kar ı o sorumlu olacaktır.Dünyanın en tatlı eyiydi. e yaları alıp götürdüler i te. seyyar kundaklarına yerle tirilmi ti. yedi ruble. Ahali haykırarak paraların üstüne atıldı. Onun sözünden çıkmayın. görkemli bir tavırla uzun uzun gözden geçirdi onu. kol dü meleriyle birlikte. Kalkıp alana gittim. Canımdan ayrılıyorum sanki.Ne diye böyle karı ık yazmı sın? dedi Çar.Oku.Evlatlarım. dedi. Vasilisa Yegorovna'nın cesedini aradım gözlerimle. me er ne zormu ayrılmak.. devam etsin. efendimin caniler tarafından çalınan mallarının listesidir. Lalam ne yazmı olabilirdi Pugaçev'e? Meraktan çatlıyordum. Neden sonra: .Emir buyurursanız. iki ruble elli kapik. Sandıklardan. Düzmece Çar. bir çay takımı. Pugaçev kurumlu kurumlu: . yi yolculuklar. erkenden trampet sesleriyle uyandım. Düzmece Çar. açıklamaya giri ti: . dünkü kurbanlarının hâlâ asılı oldu u dara acının yanında sıraya geçmi lerdi bile. kâ ıdı ona uzatıp: .. Kalenin komutanı vabrin oluyordu ha! Marya vanovna onun egemenli i altında kalıyordu! Tanrım zavallı kız ne yapacaktı bu durumda? Pugaçev basamaklardan indi.. kalabalı ın içinde görüp ba ıyla yanına ça ırdı beni. Pugaçev'in adamları. heceleye heceleye okumaya ba ladı: .

Çete. tüylerim ürperiyordu. (Koyun postundan bir kürk ba lıydı eyere. Pugaçev. elli kapik. yattı ı odaya gittik. Ömrüm boyunca duacınız olaca ım. Belogorsk kalesinin bir an önce kurtarılması için elden gelen her eyi yapmak. imdi baygın yatıyor.Elveda. bir yandan da uzaktan i aretler yapıyordu bana. biri pamuklu taftadan iki yorgan.Anla ıldı! diyerek tartı mayı kestim.. dört ruble. Hasta. Artık karım saydı ım genç kızı onlara emanet ettim. allak bullak oldum. atını sürüp uzakla tı. Pugaçev'le aramın iyi oldu unu görünce bundan bir yarar sa lamayı dü ünmü . Durup bakınca bunun bizim çavu oldu unu gördüm. kırk ruble. Bir de yüce efendimize handa verilen tav an kürk gocuk. ba ı lıyor ama. Onba ı devam etti: . diye kar ılık verdi. Elinden tutacak kimsesi olmayan. sık sık yazın. Sonra kaleden çıktım. efendim gül! dedi. Bu yersiz gayretke li inden ötürü azarlamaya ba ladım onu. fakat amacına ula amamı tı. Bir Kazaktı bu.Biri basma. Gocu u giydim. hele o büsbütün kurcalıyordu aklımı. Savelyiç: . Lalam. babanız size bir at ve kendi sırtındaki kürkü ba ı lıyor. dedi.Efendimiz! dedi. nefret etti i zavallı suçsuz kızın bulundu u kalede yönetimi ele geçiren bu adamdan her ey beklenebilirdi. bitir! dedi. kötü yürekli isyancılar arasında tek ba ına kalan zavallı yetim kızca ızın durumunu.. Marya vanovna'nın yüzü. Ben: .Pugaçev ba yazmanına: . Ba ı layın beni. onbe ruble. Birlikte. Sanırım beni avutmak için bir eyler söyleyen papaz Gerasim'i ve karısını dinlemiyordum bile. para de il. atın gemi. Zavallı lalamın hayatından kaygılandı ımı itiraf ederim. tozu dumana katıp gitti. diye kar ılık verdi. n allah daha iyi günlerde de görü ürüz. Unutmayın bizi. Papazla ve Akulina Pamfilovna'yla vedala tım. tanımadı beni.. Fakat gülmekten de kendimi alamıyordum. Yanıma kadar geldi.. çimde karanlık dü ünceler kayna ıyordu. Sonra hastanın elce izini tuttum. ansızın nal sesleri geldi arkadan. gözleri im ekler çakarak: ..Koynumda ne ıngırdıyormu ? Diye kar ılık verdi..Bu gibi saçmalıklarla beni oyalamaya nasıl cüret edersin? diye haykırdı. Pugaçev çok iyi bir günündeydi anla ılan. Dü ürdü ün parayı da dönerken bulmaya bak. Papazın karısı: . lahi ihtiyar! ıngırdayan. Tilki kürkü geçirilmi kırmızı bir ceket. Bu sözleri söyler söylemez. Fakat ben emir kuluyum. Düzmece Çar'dan aldı ı egemenlikle. Ahali Pugaçev'i u urlamaya atıldı. Ne yapmalıydım? Marya vanovna'ya nasıl yardım edebilirdim? Onu vabrin canisinin elinden nasıl kurtarabilirdim? Tek bir yol vardı: Hemen o dakikadan tezi yok Orenburg'a do ru yola çıkmak... Yenilerini alaca ımız zaman bakalım yine gülecek misin?. öteki hayvanın dizginini bana uzatarak: . Ba kaca bir ey söylemeden döndü. Sessizce yata a yakla tım. siz de olmayınca ne kadar yalnız.. Uzun süre ba ucunda durdum. listesini elinde tutuyor.Oku. bir eliyle koynunu tutarak atını dörtnala kaldırdı. e ilip selamladım. Yeniden bir eyler açıklamaya kalkı tıysa da. Zavallı Marya vanovna. Seni gönderene te ekkürlerimi ilet. vah vah! Seni ve efendini ötekilerin yanıba ında sallandırmadı ımız için bana ve adamlarıma ömrün boyunca dua etmelisin... Yede indeki bir Ba kırt atını dizginlerinden tutmu . Hele vabrin. tozu dumana katarak geliyor.. Marya vanovna'yla görü mek için hemen papazın evine gittim. çaresizli imi dü ündükçe. Kâ ıdı ba yazmanın elinden çekip aldı.Çok te ekkür ederim efendimiz. kendi güçsüzlü ümü. onu yolda dü ürmü üm.Gül. Kendimi dü üncelere kaptırmı giderken. attan indi. bunak!. vabrin ve Kazak ileri gelenleri arkasından gittiler. Savelyiç'in yüzüne fırlatarak: . votka içersin.) Bir de (Çavu .. Geceleyin Marya vanovna'nın ate i yükselmi . düzen içinde kaleden ayrıldı. efendimin mallarından ben sorumluyum. . Dara acına bir göz attım. Ya koynundaki ıngırdayan nedir? Utanmaz herif! Çavu hiç bozuntuya vermeden: . ha? Ben imdi tav an kürkü bir gocuk veririm sana. elveda Pyotr Andreyiç. Savelyiç'i terkime yerle tirerek ata bindim. Sersem moruk! Soyulmu lar. Adam atının ba ını çevirerek: . Papazın karısı üzücü bir haberle kar ıladı beni. Pugaçev sözünü kesti. ne kadar korumasız kalacak! Alana çıkıp bir dakika kadar durdum. bir gün içinde öylesine de i mi ti ki. ster misin uracıkta canlı canlı derini yüzdürüp bir gocuk yaptırayım ondan? Savelyiç: . Alanda Savelyiç ile ikimiz kaldık. Tav an kürkü gocuk.Boynum kıldan incedir. yanımdan ayrılmayan Savelyiç'le birlikte Orenburg yolunda yürümeye ba ladık.Daha neler! diye haykırdı. durmadan sayıklıyormu .. acı acı bakıyordu ona. kem küm etmeye ba lamı tı) size. Savelyiç ona yan yan bakıp: -Yolda dü ürdün ha? diye homurdandı. gözya larımla ıslatarak öptüm.

savunma mı? Her iki yöntemin de kendilerine göre yararlı ve zararlı yanları vardır. isyancılara kar ı takınaca ımız tavır konusunda karar almamız gerekiyor. i man. 10 KENT N KU ATILMASI Ota ını çadırlara ve da lara kurarak Yükseklerden bir kartal gibi süzdü kenti Ve hendekler kazdırarak ordugâh gerisinde Gece kente salaca ı yıldırımlarını gizledi.htiyar: .Bay aste men! dedi. Sava kurallarında ilk oylar. Sözlerim. kentin surlarını kerpiçle onarıyorlardı. papazın karısının yanında kaldı ını söyledim. Sözlerimi sık sık tamamlayıcı sorularla. Zavallı kız ne yapar orada? Belogorsk kalesinin uzak olmadı ını. Nöbetçiler bizi kapıda durdurup kimlik belgelerimizi istediler. General bana döndü. Geli im sevindirdi onu. yani en küçük rütbeden ba layarak oyları toplayaca ız. Pugaçev'in yaptı ı dengesizlikler ve ordusunun durumu üzerine bize güvenilir bilgiler verebilirsiniz. Gerçi ne lagar Ba kırt beygiri. General: -Vay. gümrük müdürüydü bu. Haydutların sa ı solu belli olmaz. genellikle savunma harekâtından yana verilir. Müdür bey! Sizin dü ünceniz nedir? Sırmalı kadifeden kaftan giymi ihtiyar. onun. yasa gere ince. bahçıvanın yardımıyla. Derin bir sükûnet. Bayan Mironov da çok iyi bir kadındı. Bu arada sava kurulunun öteki üyeleri de yerlerini aldılar. vay. gülümseyerek: . Bana bir fincan çay içmeye gelmenizi rica ederim: Sava kurulu toplanacak bugün. Hemen. Herkes yerle tikten ve kendilerine birer fincan çay sunulduktan sonra. Sırmalı kadifeden bir kaftan vardı üzerinde. Her eyi bir bir anlattım. Bir delikanlı toylu u. Konu aca ız bunu. Alınyazımın üzerinde büyük etkisi olabilecek bir toplantıydı bu. sava sanatından anlamasa bile zeki ve do u tan akıllı bir kimse oldu unu gösteriyordu en azından. dosdo ru generale çıkardı beni. sorunu olabildi ince açık ve ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan general öyle ba ladı sözlerini: . Toplantı saatini iple çekiyordum.Görüyorsun ya efendim. beni ilgiyle dinliyor. ö retici uyarılarla kesiyordu. domuzdan bir kıl koparsan kârdır. kısa ve özlü sözlerle. içine adamakıllı rom karı tırdı ı üçüncü çay fincanını bir solukta yuvarladı ve generale: . hele mantar salamurası yapmaktaki ustalı ına diyecek yoktu do rusu! Ya Ma a. General ku kuyla salladı ba ını: . yüzba ının kızı.Zavallı Mironov! dedi. neyse. dedi: dolandırıcıya verdi im dilekçe bo a gitmedi. Orada kent memurlarından biriyle kar ıla tım. gözükaralı ı görüyorlardı onda. imdi oyları toplamaya devam edelim. sonra.Bakalım hele. General bahçedeydi. Kı la askerlerinin denetiminde. Çavu .imdi. Pugaçev çetesinin niteli ini belirterek düzmecenin düzenli bir askeri birlik kar ısında tutunamayaca ını kesinlikle belirttim. Onunla vaftiz akrabalı ı varmı . Hırsız herif utandı demek. imdi. Toprak tabyada duvarcılar. Sonbaharın serin solu uyla çıplakla an elma a açlarını gözden geçiriyor. o zamana kadar gidip dinlenin imdi. zavallı Belogorskluların kurtarılması için ekselanslarının ordu göndermekte gecikmeyeceklerini umdu umu söyleyerek kar ılık verdim. Belirtilen saatte komutanın odasında boy göstermekte gecikmedi imi okuyucu kolayca anlamı tır. Bunlar. Dü manın en kısa zamanda yok edilmesi için saldırı harekâtına daha çok umut ba lanabilir. tanı ı oldu um korkunç olayları anlatmamı istedi. Bir yasadır bu. Çok yazık. belli ki hiç ho una gitmemi ti memurların. Belogorsk kalesinden geldi imi ö renir ö renmez. sa lık ve esenlik okunuyordu yüzünde. vay! i te bu çok kötü! dedi. kimileri hendeklerden çıkardıkları süprüntüleri el arabalarıyla ta ıyorlardı. Kimileri kürekle topra ı belliyor. Heraskov Orenburg'a yakla ırken kafaları kazınmı bir prangalı mahkûmlar kalabalı ı gördük. Homurtular yükseldi. Aralarında. savunma harekâtı çok daha tehlikesiz ve güvenlidir. Birinin ''süt kuzusu'' diye mırıldandı ını kulaklarımla i ittim. Aklımda yanlı kalmadıysa. Haydi. dedi. pembe yanaklı bir ihtiyardı. Saldırı mı. Buna kar ılık. (Burada bana döndü) Bay aste men. Acıklı hikâyem sona erdi inde: . generalden ba ka ordudan olan yoktu. savunma mevzileri yapımında çalı ıyorlardı. bu arada kuru dalları budamaktan da geri kalmıyordu. Kalaca ım evi Savelyiç düzene koymu tu bile. baylar. o ne oldu? Ma a'nın kalede. ne de koyun postundan gocuk.Celladın kırbacı. htiyar. yüzlerinin biçimini de i tirmi ti. dolandırıcıların bizden a ırdıklarının ve senin o ba ı ladı ının yarısı etmez ya. Oraya gidip belirli zamanın gelmesini beklemeye koyuldum. lütfen dü üncenizi belirtin! Kalktım. yine de i e yararlar. Bana van Kuzmiç'in ba ına gelenleri anlattırdı. özene bezene çaput sarıyordu onlara. iyi bir subaydı.

Çünkü bu görü . Heyecandan solu um kesilmi ti: . atların bitkinli i yüzünden ilerleyemiyorlardı. uygulamada bu durumdaydı! Orenburg memurlarının sa duyu ve akıllılık dedikleri ey. ba arının güvenilmezli inden. efendimiz ne saldırı ne de savunma harekâtına giri menin gere i yok. . Pugaçev'in egemenli i altına giren kalelerin küçük topçu birlikleri de vardı imdi. Fakat ne olursa olsun. .Efendimiz. küçük çarpı malarla avutabiliyordum bir parça. Pahalılık. Kentin güçsüz süvari birli i onları altedecek durumda de ildi.Baylar! Bana gelince. Zaman geçiyor. Marya vanovna gözümde tütüyor..Ve o zaman (gümrük müdürü atıldı) bu serseriler ba bu larını prangaya vurup getirmezlerse. Gururum ok anmı tı. Bu çarpı malarda üstünlük hep kar ı yanda kalıyordu. saldırı harekatının hemen hemen her zaman savunma harekâtına üstün oldu unu gösteren taktik belgelere dayanmaktadır. Kimse benden yana çıkmadı. kentin içinde ku atmayı beklemenin. . Ayrılık gitgide dayanılmaz olmu tu. burnundan koyu bir duman yı ını salıverirken: . Söz konusu toplantıdan birkaç gün sonra. Kale burçlarından isyancıların ordusuna baktım. piposunu yeniden doldurmaya ba ladı. bütün yollar kesildi i için Belogorsk kalesinden mektup gelmiyordu. bilgisiz ve deneysiz adamların görü lerini izleyen bu saygıde er askerin güçsüzlü ü kar ısında üzüntü duymamak elde de ildi.. Ben can sıkıntısından patlıyordum. ordunun güçsüzlü ünden. yi hayvanlara sahiptiler. Sonra kurulun aldı ı kararı anımsayarak. Yani. Herkes. böyle büyük bir sorumlulu u üstlenmeyi göze alamam. bizim çavu . Serserinin ba ına. Zaten az olan yiyece imi onunla payla ıyor. . Herkes büyük bir umutsuzluk içinde. açık sava alanında silahın ansını denemektense. Aralarında. Toplarımız toprak tabyanın üstünde bo u bo una gümbürdüyor.Fakat beyler diye sürdürdü sözlerini. bütün görü leri dinleyen general. daha güvenilir bir davranı oldu unda birle en oy ço unlu una katılıyorum. konu. Pugaçev'in. topların ve surların gerisinde. çim. . Tepeden bakma sırası memurlardaydı. sava a hazırlanmamız gerekiyor. ö üdünüzden yararlanaca ız. diye kar ılık verdi.Ha! ha! ha! Son derece akıllıca bir dü ünce. Evlerin avlusuna dü en top gülleleri kimseyi a ırtmıyordu. iyisinizdir in allah? diye ba ırmaz mı? Baktım. Kimi zaman. adamakıllı kalabalık bir dü man birli ini nasıl olduysa da ıtıp kovalamaya ba ladı ımızda. Aile notlarına de il. hatta Pugaçev'in saldırıları bile umursanmaz olmu tu artık. a zından. arkada larından geri kalan bir Kazak'a yeti tim. Taktik harekatımız. Pyotr Andreyiç! Nasılsınız. yöneticilerin kısır görü lülü ü yüzünden. gümrük müdürü de il. bu sonucu vermi ti i te! Bir gün. ahali için öldürücü bir ey olmu tu bu ku atma. Aralarında ho nutsuzluk ve tedirginlikle fısılda an memurlara öyle tepeden bir bakı fırlattım. Üstelik zilzurna sarho saldırıyorlardı. Size de bir mektubum var. Açlı a ve her türlü yıkıma katlanmak zorundaydılar. Neden sonra. Belogorsk saldırısından bu yana sayıları on kat daha artmı gibi geldi bana.Bence. piposunun külünü temizledi ve u söylevi çekti: . da ınık dü man süvarilerini gözden gizliyordu. Orenburg surları gerisinde daha uzun süre kalaca ımı gördüm ve üzüntüden a lamaklı oldum. Kırgız davarı olayım! General: . Gönlümü. Satın alma harekâtını da taktik harekât sayacak. Kendi görü üne aykırı olarak. yüce Çariçe'nin bana emanet etti i bölgenin güvenli iyle ilgili olunca. Piposundan derin bir nefes alan general. saldırıya geçmenin ba ı lanamaz bir serüvencilik olaca ından ve buna benzer eylerden söz ettiler. hatta yüz ruble koyabiliriz. Baylar oylarınızı yasa gere ince belirtmenizi bekliyorum. alınyazılarının nereye varaca ını bekliyordu. adam kalpa ını çıkararak. Toplantı sona erdi.Yeni geldim aziz Pyotr Andreyiç. güvenlik içinde kalmanın daha akıllıca bir i olaca ı kanısındaydı. Belogorsk'tan çıkalı çok oldu mu? . Orenburglular dayanılmaz günler geçirdiler. Bütün memurlar. her gün sırtına binip kent dı ına çıkarak. Tam Türk yapısı palamı sallamak üzereyken. daha dün döndüm. dedi. a ıran general . Orenburg ku atmasını anlatacak de ilim.. içim acıyla burkuluyordu. Fakat kısaca söylemem gerekirse. Çünkü canilerin elinde top vardı.Selam Maksimiç! dedim. tarihe mal olmu bir olaydır bu.Nasıl olur müdür bey? diye kar ı çıktı. Pugaçev süvarileriyle yapılan çarpı malara katılıyordum.. tek sözcükle korkunçtu. Fakat kalın kar tabakası. Pugaçev'in sayesinde iyi bir ata sahip olmu tum. dü manın saldırısını topçu ate iyle ve (olanaklar elverdi inde de) bir çıkı hareketiyle püskürtmenin daha akıllıca. sava alanına çıkınca da çakılıp kalıyor. satın alma harekâtına giri iniz! . alınyazısının belirsizli ini dü ündükçe.Hani.Selam. Üçüncü bir taktik hareket yoktur. örtülü ödenekten yetmi . ya saldırı.Bunu sonra daha ayrıntılı olarak görü ürüz.. nerede? diye ba ırdım. Ya savunma harekâtını benimseyeceksiniz. açlıktan bitkin dü mü piyade birliklerimizin de sava alanına çıktı ı oluyordu. verdi i sözü tutarak Orenburg üzerine yürüdü ünü ö rendik. Burada durdu. anlatılmaz bir sevinçle doldu. ben tümüyle bay aste menin görü ünden yana oldu umu bildirmek zorundayım.

Bu soluk solu a geli imin nedenini sordu kaygıyla. Artık kendimi yitirmi cesine: .Olmaz delikanlı. Azizim Pyotr Andreyiç! Tek umudum sizsiniz. General lüle ta ından piposunu tüttürerek bir a a ı bir yukarı dola ıyordu. E er üç gün sonra ona varmazsam. olanaklar varsa kendiniz de gelin.Öyle mi? u koca Schelm (*) vabrin yok mu.Efendimiz.Canım. Maksimiç onu size ula tırmak için söz verdi. Çılgınca bir hareket olurdu bu. bu arada Marya vanovna'yla evlenecek!.Di imizi sıkmak mı? diye haykırdım. bir elime geçsin. Oo.. Dü üncemi de i tirmez. sık sık kaleden çıkıp çarpı malara katıldı ınızı görüyormu uzaktan. beni canilerin ordugâhına yollayaca ını söylüyor. dü man. Ara bu kadar açılınca. diye ba ırdım. annemden yoksun kıldı beni. o zaman ba ka! Zavallı delikanlı. yardım istiyor benden. Fakat Aleksey vanoviç gibi bir adamın karısı olmaktansa ölürüm daha iyi. bana bir bölük askerle elli tane Kazak verin.Vay. Neden sonra: . papaz Gerasim'in gözünü Pugaçev'le korkutarak. u dünyada ne bir akrabam. Tanrı büyüktür. dedi. Canilere ye eni oldu umu söyleyen Akulina Pamfilovna'nın yalanını çıkarmamakla hayatımı kurtardı ını ileri sürüyor. Uzun süre hasta yattım. Kendine bir koruyucu bulmu olur hiç de ilse. Yani. Nedir? Söyle. Demek Marya vanovna'ya tutkunsun. General ba ını sallayarak: . Ba ımı e dim.Söz veriyorum. Her zaman iyili imi istedi inizi ve herkese yardıma hazır oldu unuzu bildi imden.Nasıl olacak bu? dedi. Ama yine de ne bir bölük asker. vay. Bana çok merhametsiz davranıyor. nasıl olsa yeni bir kısmet çıkar Marya vanovna'ya. bu zavallı kızı. Sevimli dulların ansı açıktır.Yüzba ı Mironov'un kızı mektup yazmı . burada babamın yerine komutanlı ı ele alan Aleksey vanoviç. fakat hiçbir çözüm yolu bulamıyordum. dedim. Kente dörtnala girip atımı dosdo ru komutanlı a sürdüm. . Beni görüp durdu. kızlardan daha kolay koca buluyorlar demek istiyorum: Umutsuzluktan bo ulur gibi: .Maksimiç elini koynuna sokarak: . beni zorla onun elinden aldı. dedim. Zavallı atımı kıyasıya mahmuzlayarak kente yollandım. Hayatımın bütün mutlulu u sizin verece iniz karara ba lı olacak. Ne çıkar bundan? Hatta imdilik vabrin'in karısı olması daha iyi. Belogorsk kalesini nasıl temizleyeceksin dü mandan? Ben co kuyla: .. zavallı yetim. ne de elli Kazak verebilirim sana. . Onu kur una dizdikten sonra. Bunun ne oldu unu. yi olduktan sonra. Aleksey vanoviç. Onu ne yapıp edip size ula tıraca ım konusunda Pala a'ya söz vermi tim. diye kar ılık verdi. Görünü üm a ırtmı olmalıydı onu. eski romancıların söyledi i gibi. bu mektubun elinize ula ması için Tanrı'ya yalvarıyorum. Bunu söyleyip katlanmı bir kâ ıt parçası uzattı bana ve tozu dumana katarak uzakla tı.. kanatlarınızın altına alın. sözünü kesmekte acele ettim: . ona karı olmayı kabul etmezsem. u anda öz babammı sınız gibi ba vuruyorum size. Yeter ki iste imi yerine getirin. dedi. Yalvarırım geri çevirmeyin dile imi. fakat o. böyle bir sorumlulu u üstlenemem. ba stratejik noktayla ba lantınızı kolayca keser ve üzerinizde kesin bir zafer kazanır. imdi kendi evimizde tutuklu olarak ya ıyorum. kendisiyle evlenmeye zorluyor beni. Dü ünmek için bana biraz zaman vermesini rica ettim kendisinden. Her zaman size ba lı.. Derin bir umutsuzlu a kapılmı tım. Yıldırım gibi generalin odasına daldım. a ıran ihtiyar: . gözümün ya ına bakmayacakmı . gidip Belogorsk kalesini dü mandan temizleyeyim. ne bir koruyucum var." Mektubu okuyup bitirince çıldıracak gibi oldum. Bize yardım kuvveti gönderilmesi için generale. Yine Maksimiç'in Pala a'ya anlattı ına göre.Burada i te. varsın evlensin. size ba vuruyor. Kendinizi hiç sakınmıyor.. Marya Mironova. Herhalde çıldırdı ımı sanan general (ki yanılmıyordu) yüzüme dik dik baktı. sizin için gözya ları akıtarak Tanrı'ya yakaranları dü ünmüyormu sunuz. Üç gün daha beklemeye razı oldu. vabrin kendisiyle evlenmeye zorluyormu onu. ne yapabilirim senin için? .Efendimiz. diye dü üncesini belirtti. Kızca ızı kurtarabilmek için yol boyunca kafa patlatıyor. Ansızın im ek gibi bir dü ünce geçti aklımdan. bir solukta a a ıdaki satırları okudum: "Tanrı birdenbire babamdan. bütün komutanlara yalvarın. imdi anlıyorum. Beni. Kâ ıdı açtım. Ba araca ım bunu. okuyucu gelecek bölümde ö renecek.Onu vabrin'e kaptırmaktansa ölürüm daha iyi. htiyar: . "Lizaveta Harlova'nın ba ına gelen sizin de ba ınıza gelir" diyor (*).Hayrola azizim. Kesilen ba lantı. yirmi dört saat içinde yargılatıp kale korkulu unda kur una dizdirece im! Fakat imdilik di imizi sıkmaktan ba ka çare yok. . vay! dedi. General: . Onun taktik hareket konusunda yeni bir söyleve ba lamak üzere oldu unu görünce korktum.

ben yine de gizleyebildim onları.. cimrilik etme sakın. her gün yenilenen nal izleriyle kaplanmı tı. onun yarısını bana ver imdi. Kendini sıkma. yayan yapıldak da olsa pe ine dü er. ama ardım sıra gelmekten de geri kalmıyordu. Birkaç dakika sonra. bilmem..u ayya haydutlarla çarpı maktan ne zevk alıyorsun efendici im! Soylu bir kimseye yakı ır mı bu? Günün birinde yok yere kendini ziyan edeceksin. apkası adamı ölümden kurtarmı tı. Onların bu a kınlı ından yararlanarak atımı mahmuzladım. htiyara: . efendim! Tanrı a kına daha yava ! diye ba ırıyordu. A. Adamlar seslendiler. ikide bir: . ölürüm de bunu yaptıramazsın bana. topal bir beygire binmi ti. Kendini yiyip bitirme!. Ne yapabilirdim? Birkaç dakika bekleyip. Sokakta bir sürü insana rastladık ya.. Fakat çevremi ku atıverdiler. Ba ırarak üstüme atılıp. belki yine görü ürüz.. ama ben senden ayrılmam. diye ekledi. Bütün paramın ne kadar oldu unu sorarak sözünü kestim. Savelyiç de lagar. Madem gitmeye karar verdin. uzun örme bir kese çıkardı cebinden. Bu paraları sana veriyorum. yanlarından sessizce geçmek istedim. ba ırtılar ve benim Savelyiç'in sesini duydum uzaktan..Peki Savelyiç. Ana yol karla örtülüydü. Nereye gidiyorsun? Niçin gidiyorsun? Azıcık bekleyiver.. Bu ta duvarların gerisinde sensiz oturaca ım ha! Çok ükür. . Atımı hızla sürdüm. Hendeklere yakla ırken gürültüler.Yeterince var efendici im.. içi gümü sikkeyle dolu.. Ordu gelsin dolandırıcıları yakalasın. karanlı ın içinden eli sopalı be köylü gördüm. Beni görünce pek sevindiler. Orenburg'lu bir subay oldu um . Ötekiler korkup kaçı tılar. ondan sonra canının çekti i yere git. Bu körolası beygir. Kararım kesindi..Laf ebeli inin zamanı de il. çlerinden ba kan oldu u anla ılan biri. Kılıcımı çekti im gibi. hazırlı ı yapmasına izin verdim. senin uzun bacaklı eytana yeti emiyor. Köyü kazasız belasız geçmeyi umarken.Azizim Pyotr Andreyiç! dedi. Bana bak. E er üç gün içinde dönmeyecek olursam. htiyarcık topal atıyla haydutların elinden kaçamamı tı demek. bir anda ala a ı ettiler. bu böyle. Hendekleri a ıp köye girdik. Fakat bozkır. . hendeklere yakla ıyorduk..Bu da ne demek efendim? diye sözümü kesti. efendimin çocu u mahvoluyor!. onu kurtarmaya döndüm. Seni yalnız bırakaca ımı mı sandın? te. Az sonra Berda'nın ı ıkları görünmeye ba ladı. Savelyiç: . Hava kararmaya ba lamı tı. haydutlar bütün geçitleri tutmu ken nasıl gidersin oraya? Kendine acımıyorsan anana babana acı. Kent sakinlerinden biri. dedim. az sanra Çar'a götürece ini söyledi bizi. Dolandırıcılar aramadık yer komadılar ya. Pyotr Andreyiç. üç kat pahalı da olsa al. Pugaçev'in barına ı olan Berda köyü yakınlarından geçiyordu. Pugaçev barına ının öncü karakoluna çıkmı tık. çlerinden biri.Daha yava . karanlıkta kimsenin gözüne çarpmadık. Yarım saat sonra ben. hayvanı besleyecek yiyecek bulamadı ı için. seni yalnız bırakmam. diye kar ılık verdim. Nöbetçiler bıraktılar bizi. Canın ne istiyorsa. Fakat sendeledi. Savelyiç her zamanki ö ütleriyle kar ıladı beni: . Yarısı sende kalsın. Türklerle ya da sveçlilerle dövü sen neyse ne! nsan bu haydutların adını bile anamaz!. Sıkı bir tırısla ilerliyordum. Aziz Pyotr Andreyiç!. Savelyiç'le tartı manın bo una oldu unu bildi imden. ba tan ba . köylünün kafasına indirdim. karnını az önce doyurmu tu Tatlı bir dille bana " nime niye geldin" diye sordu. Gürültüler. Bütün kulübelerde ı ık vardı.11 SYANCILARIN OTA I Do u tan yırtıcıdır yırtıcı olmasına ya Aslan. Adamlar Savelyiç'i kıstırmı lar atından indirip ba lamaya hazırlanıyorlardı. Daha fazla direnmedim. Ardım sıra güçlükle gelebilen Savelyiç. yi yürekli lalam titreyen bir sesle: . az önce beni durduran nöbetçi köylüler arasındaydım yine. Gecenin gitgide koyula an karanlı ı beni her tehlikeden koruyabilirdi. Devriyeler tantanayla götürdüler bizi. Yüce Tanrım. ba ırı lar geliyordu her yerden. Savelyiç arkamdan gelmiyor. yakalandı ına iyice aklım kesince atımın ba ını çevirdim. Bunu söyleyip. birdenbire. Ben Belogorsk kalesine gidiyorum. Kent kapısına geldik. Orenburg'dan çıktık. efendim. Savelyiç sızıltıyı kesmiyor. atımı geminden yakaladı. Savelyiç de bana uydu. safkan atımın sırtındaydım.Sizi imdi mi asarız. nsaf et. aklımı kaçırmadım daha! Sen bilirsin. Fakat bir de baktım. gemi bıraktı. Sumarokov Generalden ayrılıp çabucak odama döndüm. gerisin geri. Köyün do al siperlerine.. Savelyiç keyifli keyifli gülümsedi: . Gitmek zorundayım. Yolum. be para almadan Savelyiç'e vermi ti onu. yoksa efendimizin buyru uyla sabahı mı bekleriz. Parolayı bilmedi im için. Korkma Savelyiç: Tanrı büyüktür. hayvan ok gibi fırladı..

Ba ına buyruk davranmanın. Düzmece Çar'ın gözdelerine yan gözle öyle bir baktım. Alınyazım beni Pugaçev'le bir kez daha kar ıla tırmakla. soyluları ürkütme.Fakat. amacıma ula abilmem için bir fırsat vermi olmuyor muydu? Bu fırsattan yararlanmaya karar verdim.te saraya geldik. Mavi eritli ihtiyar: . ki ki i dı ında herkes bu emre uydu. Fakat ötekini ömrümce unutmayaca ım. içtenlikle yanıtladım Pugaçev'i: . adamakıllı kamçılıyordu dü gücümü. Birincisinin (sonradan) kaçak onba ı Beloborodov oldu unu ö rendim. gösteri li bir kar ılama törenine hazırlandıkları belliydi. ne de ba ı ta bulunmalı. hırıltılı bir sesle: . Beni iddetle sarsan duygulara ra men. . ileri gelen arkada larından birkaçı oturuyordu çevresinde. Onlardan hiçbir ey gizlemem. Pugaçev. Kimlerin elinde bulundu umu dü ününce. bugüne kadar Orenburg'da senin dü manlarınla niye oturdu? Onu sorgu odasına götürüp biraz da lasak. .anla ılmadı. efendimiz? diye sordu. Pugaçev görür görmez tanıdı beni. boynumun . bir Kırgız kaftanı ve bir Kazak alvarı vardı üzerinde. Köylü neden sonra dönerek: . hangi i için çıktın Orenburg'dan? O anda tuhaf bir dü ünce geldi aklıma.Suçlu vabrin'dir. Pugaçev. Yapmacık bir uysallık içinde. vabrin'i kale komutanlı ına atamada tezcanlılık etmi tin.Onlara ne acımalı. dört yol a zının kö esinde bir kulübeye getirdiler. halkı incitmenin ne demek oldu unu ö retece im. Bunlardan biri. deliksiz burnu. Fakat bu subay efendiyi de niçin te rif buyurdukları konusunda do ru dürüst sorguya çekersek fena olmaz. Kulübeye. Orenburg'dan bir subay gelmesinin onları adamakıllı meraklandırdı ı. e er tanıyorsa. Fakat peykeleri. i te onu tutsak etmi . kurtulamayacak elimden. vabrin'i sallandıralım. Savelyiç'e bir göz attım. Göz kırparak: . ne i iymi bu? Kem küm ettim. Çarlı ını tanımıyorsa. ya da köylülerin deyi iyle. topluluk kar ısında sırrımı açıklamaktan çekindi imi sanarak. ne dersin? Bana öyle geliyor ki Orenburg'dan ça ıt olarak yolladılar bu efendiyi. dedim. Kulübeye girdi. Adamakıllı bekledik. Astıraca ım onu. Gür ve kızıl sakalı. imdi de astırmakla tezcanlılık ediyorsun. saraya girdim. ha.ncitilen yetim bir kızı kurtarmak için Belogorsk kalesine gidiyordum. sıska. dedi. duvarları yaldızlı kâ ıtla kaplı bir odaydı bu. ak sakallı bir ihtiyardı. dedi bana. Fakat Pugaçev az önceki soruyla kendime getirdi beni. Hlopu a. subayın içeri alınmasını buyurdu. imdi de ilk duydu un söze kanarak adam astırıp. htiyarcık usul usul bir dua mırıldanıyordu.Hangi adamım yetim bir kızı incitmeye cesaret edebiliyor? diye gürledi. Pugaçev'in gözleri parladı: . Bizi do ruca. çıkmalarını emretti. arkada larına döndü. istavroz çıkarıyordu. kendisiyle evlenmeye zorluyor. Söyle. alnındaki ve yanaklarındaki kızılımtırak lekeler. sırtında kırmızı bir kaftan. Ve aklıma gelen ilk cümleyle.Ne dersiniz. geni omuzlu. kıvılcımlar saçan kül rengi gözleri. kutsal tasvirlerin altında oturuyordu. Köylülerden biri: . ha? Pugaçev'in i i akaya vurdu unu görmek biraz canlandırmı tı beni. suçlu kim? . Yok.Vay efendimiz! dedi. ipe asılı le eni. Ellerinde bulundu umu. Efendimiz.vabrin'e gösterece im. dedi. kinci adam ise (Hlopu a lakabıyla tanınan) Sibirya maden ocaklarından üç kere kaçabilmi sürgün bir cani. Afanasi Sokolov idi. Canlılıkla: . bütün vücudumdan so uk bir ürperti geçti ini hissettim. kambur. Hayırdır in allah? Hangi rüzgâr attı sizi? Özel bir i im için giderken. Yapmacık görkemi kayboluverdi. bu çillerle kaplı geni yüze a ılası bir güç veriyordu. htiyar caninin mantı ı çok inandırıcı göründü bana. Benim mare al do ru söylüyor galiba. diye dü üncesini belirtti. adamlarının beni durdurdu unu söyledim. makası.zin verirsen sana bir ey söyleyeyim. imdi geli inizi bildirece im. ilgi çekici bir yan görmedim onda. Zararı yok.Onların yanında çekinmeden konu abilirsin. Kırmızı bir gömlek. Üstlerine bir soyluyu getirmekle Kazakları darılttın. dedi. Tedirginli im Pugaçev'in gözünden kaçmamı tı. elimde olmaksızın kendimi içinde buldu um bu topluluk. Pugaçev. Kapıda birkaç arap fıçısı ve iki top duruyordu. Sırtındaki kaba kuma tan yapılmı boz kaftana çaprazlama geçirilmi mavi eritten (*) ba ka.Söyle bakalım. iri yarı. ki ya kandiliyle aydınlatılmı . eytanın baca ı olsa. Papazın evinde gördü ünüz hasta bir kız vardı ya. senden adalet beklemeye de hakkı olamaz. ellerini gösteri li bir tavırla bö rüne dayamı . kırk be ya larında kadar bir adamdı bu. ürkütücü bir tavırla: . .Gir. dedi. Uzun boylu. kö edeki fırın çatalı ve üstüne toprak çanaklar dizilmi önlü üyle (*) herhangi bir köy odasından farkı yoktu.

verdi im yemin gere ince. ondan korkarım i te! Haydi.Çok ükür. karanlık ormanlarda. bizi her eyin yolunda oldu una inandırmaya çalı ıyor.O kız yavuklumdur. Yüre ine bu yufkalık nereden geldi böyle? Hlopu a: . Karanlıkta uzandı ını. Bereket. ki genç Kazak kızı.. tek sözcük söylemeden. Pugaçev. gece yarısına kadar sürdü. ev sahibinin kızları masaya beyaz bir örtü yaydılar. Hlopu a ve Beloborodov. Madem vabrin'i asacaksın. sana kalsa herkesi bo ar. mare al! Bu delikanlı. Ba ımıza Ali kıran ba kesen mi oldun? Bir aya ın çukurda. Pugaçev'in beni ça ırdı ını söylediler. Pugaçev'le kulübenin giri inde kar ıla tık. içki neden sonra etkisini göstermeye ba ladı. diye kar ılık verdim. kesersin. senin de zamanın gelecek. Onları topuzla. Orenburg'da yeterince erzak bulundu u konusunda onu inandırmak için dil döktüm. Gözünü kırpı tırarak: . (kemikli yumru unu sıktı ve gömle inin yenini sıyırıp kıllı kolunu ortaya çıkardı) ve bu kol da Hıristiyan kanına bula tı. sizin kent ne durumda? .General efendiler! diye sesini yükseltti. Arkada ları kalktılar. Ben derin dü ünceler içinde bütün gece gözümü kırpmadım. Bu bulu um i e yaramı tı. gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Tanrının yardımıyla sen de koklayacaksın o kızgın ma aları. Arkada ına: . yarı yolda donup kalırdım. Kesin u zırıltıyı. balta tersiyle yere serdim. Pugaçev ne elendi. Naumiç. . Bu el. Savelyiç de oradaydı. Her ey tıkırında. imdi. dedi.Ah! dedim. Pugaçev: . onu bırakmam için bana da i aret yaptılar. iyilik bulur. Sabahleyin gelip.. Sırtına kürk giymi . htiyar: . Kapıyı üstümüze kilitlediler. melûn ihtiyarın sözlerinden etkilenmi e benziyordu. hayır ola. Benim için hiç de hayırlı bir sonuca ula mayaca ı anla ılan bu konu mayı de i tirmek gerekti ini görerek Pugaçev'e döndüm. eski ahbabımdır. barı ın bakayım. do ru söylüyordu.kıldan ince oldu unu bildirdim. Dinle. diye kar ılık verdim.Her ey tıkırında ha! dedi. arap ve birayla dolu i eler getirdiler. Sonunda horuldamaya ba ladı.Ya sen. Ahali sokakta birikmi ti.Peki. Pugaçev: . Öyle soba ba ında oturup da kahramanlık taslayarak de il. htiyar öte yana dönüp: .Yavuklun ha! diye ba ırdı.Yırtık burun! diye homurdandı. Ha yanılıyor muyum? Hava yumu amı tı. Pugaçev: .Yeter. Karı gibi çene çalarak de il. Söyle bakalım. diye söze karı tı. hasımlarımı öldürdüm. Pugaçev oturdu u yerde uyukluyordu. ama gözün hâlâ asmakta. Orenburg köpeklerinin tümü birden dara acında kuyru u titretse umursamam ama.. Hlopu a'nın buyru uyla nöbetçi Kazak beni hükümet kulübesine götürdü. Yırtık burnu gösteririm ben sana. ben de günah i ledim. dedi. Bir gün önceki arkada ları almı tı çevresini. balık çorbası. Kaçıp gelenler a ız birli iyle Orenburg'da açlı ın ve ölümün kol gezdi ini. bütün bunların bo söylentiler oldu u. sen niye yaltaklanıyorsun? diye kar ı çıktı.. At ve gocuk için sana te ekkür etmeyi unutuyordum az kalsın. vabrin'in incitti i kızla ne ilgin var? Yi idin gönlü yarasız olmazmı derler. ahalinin (hem de seve seve) le yedi ini söylüyor. Fakat ahali açlıktan kırılıyor! Düzmece.Do ru. kesmekte. Ekmek. dedi. a zını açıp bir ey sormadı bana. moruk! diye gürledi. aynı dara acına bu delikanlıyı da çek ki. üç Tatar atı ko ulu bir yaylı duruyordu. en bir tavırla: .Görüyorsunuz i te. Olup bitenler lalamı öylesine a kına çevirmi ti ki. Hlopu a: . üfleseler canın çıkacak. bizim koca itler kendi aralarında hırla maya ba larlarsa. Niye daha önce söylemezsin bunu? Sizi evlendirip güzel bir ölen yapaca ız! (Sonra Beloborodov'a döndü).. Pugaçev'in masasına oturmak erefinden yoksun kalmaya dünden razıydım ama yapacak bir ey yoktu.. Pugaçev'le ve korkunç arkada larıyla bir ölende buldum. Gerçe i gizlemeyi gereksiz kılarak: .. kimsenin hakkı kalmasın. Hem de serbest dört yol a ızlarında. Kapısının önünde. Hlopu a imdada yeti ti. ster istemez tanı ı oldu um cümbü . dedi. karanlık bakı larla süzdüler birbirlerini. fakat bu efendi.. Dur bakalım. ona ne yapaca ımızı yarın dü ünürüz. Pugaçev görkemli bir tavırla: . Oturup karnımızı doyuralım imdi. Üstünde yol kıyafeti vardı. ba ına bir Kırgız kalpa ı takmı tı.. Fakat dikkat et. uzun süre ahlayıp vahladı ını i ittim. söyle bakalım. Sen olmasan kente varamaz. Sabah ola. Hele bir geceyi atlatalım da. o zamana kadar sakalını yolmayayım!... Kendimi ikinci kez.Orada ne homurdanıyorsun. Birlikte çıktık. Akıttı ın kanlar vicdanını sızlatmaya az mı geliyor? Beloborodov: . Fakat ben konukları de il. Fakat ben. Masa arkada larım üzerinde.yilik eden. Bunlar.

karde lerinin dedi i gibi pek öyle kan içici de ilim. Pugaçev en bir tavırla selamladı beni. dedi. Belogorsk kalesinin alını ı gözlerimin önünde canlandı. Sava makta ustayımdır. Atlar hareket etti. gönlümün biricik sultanını görecektim birkaç saat sonra. Hırsızdır onlar. Benim gibi bir ihtiyarın elinden tuttu un için Tanrı yüz yıl sa lık. hiçbir ey söylemedim. Düzmecenin yüzünde sevinçli bir gurur ifadesi belirdi: . Prusya Kralı boy ölçü ebilir miydi benimle? Haydudun bu böbürleni i pek ho uma gitmi ti.Öyledir.Dur! Dur! diye çınladı bu sırada.Belogorsk Kalesi'ne çek! dedi... Fakat ben razı olmadım buna. sa ol babamız. düzmece ya i itmedi. Subayım ve soylu bir aileden geliyorum.Ben dü ünmeyeyim de. yerlere kadar e ilerek selamlıyordu Pugaçev'i. tav an kürklü gocu u da bir daha a zıma almayaca ım. Hakkından gelebilir miydin Frederick'in? . Ansızın Pugaçev bir soruyla dü üncelerimden ayırdı beni: . Daha dün sana kar ı dövü ürken. Kalbim hızla çarptı. Pugaçev bir süre sonra: . Savelyiç yerle irken: . vallahi haklısın! dedi. kendisiyle birlikte yaylıya binmemi emretti.Fyodor Fedoroviç'in mi? Niye olmasın? Sizin generallerin hakkından geliyorum ya? Onlar da onu yenmemi ler miydi? imdiye kadar silahım hep zafer kazandı.. ya da yersiz bir ta lama sayıp geçti bu sözü. Baktım Savelyiç kar ıdan bize do ru ko uyor. Kavu ma dakikasını gözlerimin önünde canlandırıyordum.Vay.Sen ne dersin? dedim. Sonra Savelyiç ve Tatar arabacı i itmesinler diye. imdiyse yalnız esirgemesine de il.Orenburg'da ne diyorlar benim için? diye sordu. Do rusu.Efendimiz ne dü ünüyor acaba? . O an.. esenlik içinde ya atsın seni.Sen de haklısın. Atlar dörtnala kalktı. Beni ihtiyar halimde bunların arasında bırakma.Babacı ım! Pyotr andreyiç! diye ba ırıyordu. bak neler olacak daha!. sonra hafif bir sesle: . Sevgilimi kurtarmak için yola çıkan bu adamın bilinçsiz zalimli i. Bu tav an kürkü gocuk.Seninle ba a çıkmanın kolay olmadı ını söylüyorlar. bugün de ça ıt oldu unda. Ne dersin. Pugaçev'in gerçekten de tepesini attırabilirdi sonunda. Fakat onunla tartı manın gereksizli ini dü ünerek. olayların beni yine tuhaf bir biçimde kar ıla tırdı ı insanı dü ünüyordum. bugün seninle aynı yaylıda yan yanayım ve hayatımın bütün mutlulu u sana ba lı. Dizginlerini sıkı tutmam gerekiyor. . arma an etti in tav an kürk gocuk aklıma geldi de ondan.. O da ba ıyla selamlıyordu her iki yanını. . lk ba arısızlıkta..Tanrı bilir. yaylıyı ayakta süren geni omuzlu Tatar arabacıya: .Sa ol devletlim.. Benim çocukların sana nasıl yan yan baktıklarını gördün. . . Tanrı bizi yine kar ıla tırdı ha! Haydi. dedi. arabacıya durmasını emretti. Az sonra. bu dolan. O zaman Marya vanovna'nın hali ne olurdu? Bunu dü ününce bütün vücudumdan so uk bir esinti geçti ini. moruk! dedi. sesini yava latarak ekledi: Ismarlama bir bardak arapla. Artık bütün bütün yitirdim sandı ım. kim dü ünsün? diye kar ılık verdim. Düzmece Çar: . Pugaçev. Ömrümce dua edece im sana. Soka ın iki yanına dizilen ahali. Görüyorsun. belki bir ba ka yolla da ö renebilirdi gerçe i. köyden çıktık. htiyar. tüylerimin diken diken oldu unu hissettim. atla bakalım arabacının yanına. . vabrin öfkeye kapılarak her eyi açıklayabilirdi. Pugaçev: . Hele biraz bekle. kan dökücü alı kanlıkları aklıma geldi! Yüzba ı Mironov'un kızı oldu unu bilmiyordu onun. Pugaçev. Sonra. Pugaçev. içimden neler geçti ini kestirmek güç de il. yapmacık bir uysallık içindeydiler. Moskova üzerine yürüyeyim. kendi boyunlarını kurtarmak için benim ba ımı vereceklerdir. Pugaçev: . alınyazımı yine elinde tutan. i kence edilmen ve asılman gerekti inde ayak diredi. troyka ok gibi fırladı.Moskova'ya gitmeyi mi tasarlıyorsun yoksa? Düzmece. dedi. Adamlarım dik kafalılık ediyorlar. Bereket versin. çıngırak çınladı. Çok iyi tanıdı ım bir ses: . dümdüz bir yolda hızla ilerlemeye ba ladık. istedi im gibi yürütemiyorum i lerimi. Binip yerle tik.dün tanık oldu um olaylara taban tabana zıt. yardımına da bel ba ladı ımı söyleyerek kar ılık verdim. dört ordu tutsak edildi orada. tanıttın kendini. Yolum dar. korkuyor musun yoksa? Bir gün beni ba ı lamı oldu unu. dedi ne eyle. bir parça dü ündü. Sizin Orenburg'dakilerin Yüzeyevç çarpı masından haberi var mı? Kırk general öldürüldü.Ne o.

vabrin basamaklarda kar ıladı düzmeceyi.Ama sonunun ne oldu unu da biliyorsundur. dü man ordusuna ili kin söylentiler ve buna benzer eyler üzerine bir süre bilgi aldıktan sonra. de il mi? Sarayın penceresinden attılar onu. vabrin'in beti benzi kül gibi oldu. hiç beklenmedik bir anda: . fakat çabuk toparladı kendini. Savelyiç uyukluyor.Hükümdarım. ne fı kını u gencecik gelinin de Ne anası var.Pugaçev'e: . Bir kaçamak bulup i in içinden sıyrılmak olana ı yoktu. söylesene'' demi . Çocuklu umda ya lı bir Kalmuk'tan dinlemi tim. Geç bile kaldın! Hiçbir ey söylemeden yüzümü öte yana çevirdim.. Ne dersin Kalmuk masalına? Ha? .Demek sen de katıldın bize? dedi. söyle bakalım. fakat bana güvensiz bakı lar fırlatıyordu arada bir. Pugaçev. sakal koyvermi ti. merdivenlerde durarak: . Pugaçev'in kendisinden ho nut olmadı ını kestirmi ti hiç ku kusuz. Büyük bir tedirginlik içinde oldu u belliydi. Ahali. dedi.. Pugaçev'i Marya vanovna'nın odasına götürdü.Olmaz..'' Kartal dü ünmü : ''Haydi. bir zamanlar karısının dırdırıyla serseme dönen zavallı van Kuzmiç'in uyukladı ı divana oturdu. Onun bakı ları altında kaçacak delik arıyor. Benim için öylesine sıcak anılar ta ıyan odaya girdi imizde. bir yandan övgüler düzüyormu le in lezzetine. vabrin kendi eliyle votka getirdi ona. ''üç yüz yıl le le beslenmektense. bir kere taze kan içmek çok daha iyi. Düzmece yerinden kalkarak: . Bir gün kartal. Merhum komutanın diploması.Gördün mü ya! dedim. Yayık'ın yalçın kıyısındaki köy göründü. Kartal bir gagalamı . dedim.. kimdir u tutukladı ın kız? Onu bana göstersene. Hain.. benden her ey istemek hakkına sahipsiniz. kuzguna: ''Kuzgun karde ... Tamam mı. Hain. Fakat bir yabancıyı karımın yatak odasına . tutuklu de il o. Her zamanki uyanıklı ıyla. Fakat bir kez daha yüzümü öte yana çevirdim. Karla kaplı dümdüz yolda. ''Sen taze kan içiyorsun.Hükümdarım dedi. hastadır. Bakarsın ba arırım da! Gri a Otrepyev Moskova'yı ele geçirdi ya! . dedi. 12 YET M KIZ ncecik elma fidanımızın Na yapra ı var.Dinle! dedi.. Kazaklar gibi giyinmi . sustuk. tamam. Beni görünce a aladı. Kartalla kuzgun uçup gitmi ler. Pugaçev yüzüme a kın a kın baktı. Pugaçev kadehini yuvarladı. geçmi günlerin bir mezar yazıtı gibi hâlâ duvarda asılıydı. ''Yok arkada '' demi kuzguna. kalenin durumu. Çariçe'nin merhametine sı ınsan daha iyi olmaz mı? Acı acı güldü: . Zaman geçmemi ken. kestiler.. yaktılar. bense le le besleniyorum. kendi iste inle onlardan ayrılsan. '' u dünyada nasıl oluyor da sen üç yüz yıl. Pugaçev. Derken bir at le i görmü ler a a ıda. Elini uzatarak: . çok güzel. kimiz de kendi dü üncelerimize gömülüp. le gagalamaktır bence. ben de le le beslenmeyi bir deneyeyim'' demi . vabrin elindeki tepsiyle bana da yakla tı. vah i bir esinlemeyle: . Tatar arabacı yanık bir türkü tutturmu tu. Nasıl ba ladıysam öyle sürdürece im. yaylı uçarcasına ilerliyordu. Kuzgun bir yandan gagalıyor. On be dakika sonra da Belogorsk kalesine giriyorduk. Pugaçev'i çıngıra ından tanımı . bense topu topu otuz yıl ya ıyorum?'' Kuzgun: '' undan. Ben de arkalarından gidiyordum. nip çökmü ler ba ına. haydutlukla ya amak.Güzel. oturdu u yerde ileri geri sallanıyordu. yaltaklanmak için birkaç söz söyleyerek Pugaçev'in yaylıdan inmesine yardım etti. Titreyen bir sesle: .Karde . iki gagalamı . sonrası Allah kerim''. odasında yatıyor. sonra kanat çırpıp havalanırken. komutan evinin basamaklarına yana tı. ardımız sıra ko uyordu. Fakat cinayetle. Benim için ba ı lanmak söz konusu de ildir. ne babası Ne elinden tutanı var Ne hayır dua edeni Bir dü ün türküsü Yaylı. beni göstererek: . dedi.Efendimizi de a ırla. vabrin. küllerini topa koyup savurdular. Ansızın tanıdık çit ve çan kulesiyle. Pugaçev. dedi.Beni ona götür. dedi. bir masal anlataca ım sana. hükümdarım. hiçbir ey söylemedi. yüre im burkuldu.. azizim'' diye yanıtlamı onu.

Baktım ve donakaldım. Hıristiyanlık inancıma aykırı bir eyi isteme benden.vabrin gerçe i söyledi size. Yavuklunu al. nefretimi de. Pugaçev'in son sözleri vabrin'i yüre inden yaralamı tı. Hapishane kaçkını bir Kazak'ın ayakları altında yuvarlanan bu soyluya i rentiyle bakıyordum. de ilmi . Kızın güzelini yakalamı sın. Ben. Pugaçev: . Titredim. dedi. sırtında yırtık pırtık bir köylü fistanı. Pugaçev'in katı yüre ini yumu attı ı belliydi.. Pugaçev. Papazın çaçaron karısı bizimkileri aldatmakla iyi etmi . Benim âdetim budur.Haydi. seni nasıl adlandıraca ımı bilemiyorum. Pugaçev gülerek: .Hükümdarım. Onun iyi bir duyarlık içinde oldu unu görerek: . öfkemi de bastırmı tı. Karınmı . ne dedi ini bilmeden sayıklıyor. Efendimiz. Önünde bir su testisi. vız gelir bana. O sırada içimi kaplayan ho görü. Sonra Marya vanovna'ya döndü. ba ı lamaksa ba ı lamalı. Fakat Tanrı tanı ımdır.. kesik kesik: .Bu kez ba ı lıyorum seni. vicdanıma. vabrin.A ır ol! diye durdurdu beni.Güzel bir hastanen varmı ! dedi. . Bu. Pugaçev. Ona do ru atıldım.. Pugaçev. keyfimize bakarız! Korktu um ba ıma geldi. kendisi beyin hummasından yatıyor.Kendin karar ver. benim için yaptıklarına kar ılık hayatımı seve seve verirdim.Evlendin ha! dedim. Kendinden geçmi cesine: . hanımıyla u ra maya ba ladı.Bir de beni aldatmaya cüret ettin ha! dedi. kendinden geçerek dö emeye yuvarlandı.Söyle bana güvercinim. Fakat bundan sonra i leyece in ilk suça. bir çı lık attı. kocan niçin cezalandırıyor seni? Ona kar ı ne kabahat i ledin? Marya vanovna: . Ne var ki. bu kalenin alını ı sırasında idam edilen van Mironov'un kızıdır. kar ısında duran adamın annesiyle babasının katili oldu unu anlayınca elleriyle yüzünü örttü. papazın ye eni de il. Densiz herif nasıl bir ceza haketti ini biliyor musun? vabrin dizüstü çöktü. Hiçbir zaman karısı olmayaca ım onun! E er beni kurtarmazlarsa. Marya vanovna hızla bir bakı fırlattı ona. ardım sıra gel.. im ekler çakan gözlerini üzerime dikti.. kocam de il benim.. önceden haber vereyim ki. Velinimetimsin. eski bir tanıdık. yüzü sapsarı. testinin üstünde bir dilim ekmek duruyordu. yalan söyledim size. Sözlerimin.Kocam ha! diye tekrarladı. Kimi istersem sokarım yanına.Bu da ne demek? diye sordu. zavallı yetim kızla birlikte.sokmamı emretmeyin. bilmek de istemiyorum. imdi papaza adam gönderip. dedi. Marya vanovna. . acı acı gülerek: . anahtarı yanına almadı ını söyledi. Yer. kılımı bile kıpırdatmadan: . dedi in gibi olsun! Asmaksa asmalı. kilit söküldü. vabrin'i paralamaya hazırlanarak: . içer. Benim ayya lar gözünün ya ına bakmazlardı zavallı kızın. bir deri bir kemik. Pugaçev yumu adı: . ye enini gelin etmeye zorlayalım mı? Ben babanız olurum.Hükümdarım! diye haykırdı. Zavallı kız beni görünce titredi. üç gündür. Adamlarının yanında Mironov'un kızının hayatta oldu unu söyleyebilir miydim? Di leriyle paralarlardı onu.Dinle.. a kın a kın: . O. O sırada ben ne yaptım. tatlı bir sesle: . Pugaçev çıktı. Sana özgürlü ünü ba ı lıyorum. diye kar ılık verdim. korkunç bir bakı fırlattı vabrin'e: . Kimse kurtaramazdı kızca ızı. vabrin'e baktı. bir tekme salladı kapıya.Bu da do ru ya! dedi.. Ba ladı ın gibi bitir: Bırak beni. Üçümüz de konuk odasına indik. Nerede olursan ol ve ba ına ne gelirse gelsin. vabrin'e dönerek sürdürdü sözlerini: Sen de ukalalık etme. diye yanıtladım onu. dö emede oturuyordu.Bunu daha önce söylememi tin bana! dedi. Suçluyum. nazlanmayı da bırak. Pala a. odaya girdik. efendimiz! dedi. O. Pugaçev. anımsamıyorum imdi. benim i im. büyük bir gözüpeklikle odaya daldı. gülerek: .Aç u kapıyı! dedi.Ee. bunun da eklenece ini unutma. Sonra Marya vanovna'ya yakla tı: . dedim. saçı ba ı darmada ın.Çıkabilirsin güzel kız. Pugaçev: . vabrin de sa dıçlık yapar. Ben hükümdarım. dedi. günahkâr ruhunun kurtulu u için ikimiz de Tanrı'ya dua edece iz. kendimi öldürmeye karar verdim. Fakat Grinyov da sizi aldatıyor. odanın kapısında yeniden durdu. Düzmece Çar.. . Pugaçev'in yüzü karardı: . Ceplerini karı tırmaya ba layan vabrin. alnımıza hangi yön yazılmı sa çekip gidelim. fakat aynı anda.

annemle babamın yanına gelmesini önerdim. Marya vanovna'yı ellerinden almak için vabrin'in nasıl kendileri üzerinde baskı yaptı ını. kapıda kar ıladılar beni. ne kadar uzun zaman oldu de il mi? Papazın karısı. ko arak. Nasılsınız? Bizler her Allah'ın günü dü ünüyorduk sizi. Bu korkunç insandan. onlardan ayrılmak istemedi ini. eskisi gibi yalın ve sevimli giyinmi ti. Papaz Gerasim'in evine gittim. Marya vanovna. Marya vanovna'nın nasıl a ladı ını. yüreklerimiz dopdolu. kimiz de. Savelyiç onlara her eyi anlatmı . Fakat vabrin ve çevremizde biriken ahali. anayurdu için kahramanca can veren de erli bir askerin kızını mutlaka ba rına basaca ını. Seni imdiden karım sayıyorum.. Dünyada tek bir akrabası yoktu. malın gözüymü ! Bu sırada kapı açıldı. Ben yol hazırlı ı yapaca ımı ileri sürerek evden ayrılmadım. Ba ba a kaldık. vabrin erimi . (ate gibi bir kız olan ve çavu un kaval çalıp oynatmak istedi i) Pala ka'yı kullanarak aralarında nasıl sürekli bir ba lantı kurduklarını. Kapı arkadan sürmelenmi ti. bunu kendine görev sayaca ını biliyordum. ben kaleden ayrıldıktan sonra ba ına ne geldiyse hepsini birer birer anlattı. içtenlikle öpü tük. Ne utangaçlık gösterilerinde bulundu. Bu arada çenesi de durmak bilmiyordu. Siz Akulina Pamfilovna'ya gidin. cani herife bunun için de te ekkürler. Hele Marya vanovna neler neler çekti yoklu unuzda. dedi.. Papazla karısı. ben de az sonra oraya gelirim.. Pugaçev'le nasıl oldu da uyu tunuz böyle? Nasıl oldu da öldürmedi sizi? Neyse. Pugaçev'i aldattıklarının Pugaçev'ce bilindi ini i itince istavroz çıkartılar. hükümdarın beni ça ırdı ını söyledi.Kim o? dedi. Papaz Gerasim: .. ükür kavu turana. Sonunda: . ne de olmadık bahaneler ileri sürdü. Çaldım. Akulina Pamfilovna: . Bir türlü doymak bilmiyorduk konu maya. söyler misin canca ızım. ben de kendi ba ımdan geçenleri kısaca özetledim. i renç vabrin'den çektiklerini gözlerimin önünde canlandırdı. mutluluk içinde ya ayın. kimiz de a ladık. Sonunda. Yalnız kalınca. Onu. yüre imi dolduran eylerin hepsini söylememe engeldi.. Tanrı ne verdiyse a ırlamaya koyuldu beni. Sıra bana gelince. bir cani olan bu adamdan ayrılırken. Ben de kar ı çıkmadım artık. bana mektup yazması için Marya vanovna'ya nasıl ö ütte bulundu unu.Sevgili Marya vanovna! dedim. Bırak u bo bo azlı ı. Kalabalı ın arasında Akulina Pamfilovna'yı gören Pugaçev. Papazla karısı. Fakat yine de babamla annemin onayı olmadan karım olamayaca ını tekrarladı. Babamın dostça olmayan tavrı ürkütüyordu onu. Kapının ötesinden Marya vanovna'nın tatlı sesi geldi: . susuyorduk. Akıl almaz olaylar bizi öylesine ba ladı ki birbirimize. bir bir anlattı. Konu tuk. benden ba ka herkes için bir canavar. Pala ka: . Ku atılmı bir kentin bütün acılarını ya amakta olan Orenburg da dü ünülemezdi. egemenli i altında bulunan bütün karakol ve kalelerden serbestçe geçebilmem için bir belge hazırlamasını emretti. açık yüreklilikle dinledi beni.Azıcık bekleyin Pyotr Andreyiç. gelece e ili kin tasarılarımı anlatmaya koyuldum ona. Üstümü de i tiriyorum. yeter. Fakat.Kocakarı. Bir süre sonra Pugaçev'in kargacık burgacık yazısıyla imzalanmı geçi belgesini getiren çavu . Böylece aramızda her ey karara ba lanmı oldu. Babamın. vs. Söyledim. Akulina Pamfilovna: . Elini tuttum.sa bizi korusun! dedi! Tanrının hı mından esirgesin bizi. Marya vanovna içtenlikle. Tutkuyla. dünyada hiçbir güç bu ba ı koparamaz. parma ını sallayarak . Geçmi mutlu günleri de anımsadık. Ev sahipleri orada kendilerinin fazla oldu unu hissederek çıktılar. Köylü fistanını çıkarmı . vs. Önce durakladı. daha zaman varken ba ını kurtarmak için ate li bir istek duyuyordum içimde. Çevremizdeki her ey unutuluverdi. diye söze karı tı. Neden söylemeyeyim gerçe i? O an büyük bir yakınlık duyuyordum ona kar ı. Dostça vedala tık. Öylece. Kaygılarını yatı tırdım. hissettiklerimi anlatamam. solgun yüzünde bir gülümsemeyle Marya vanovna girdi içeri. önderlik etti i caniler yı ınından koparıp almak. uzun süre tek sözcük söylemeden öylece kaldım. ta kesilmi cesine duruyordu. hemen sevgilimin odasına ko tum. u Aleksey vanoviç vabrin'e diyecek yok do rusu. Ya adı ı korkunç durumları.Ho geldiniz Pyotr Andreyiç. Köye. Çok konu anların cehennemde yanacaklarını unutma! Azizim Pyotr Andreyiç. kaleyi denetlemeye çıktı.diledi in yere götür. konu tuk. Pugaçev'in egemenli inde ve vabrin'in komutasında bulunan bir kalede kalamazdı artık. Sonra vabrin'e döndü. Pugaçev onu yanına alarak. zavallı yavrum!. O da alınyazısının benimkiyle birle ti ini seziyordu. Özür dileyerek ayrıldım oradan. girin rica ederim! Görü meyeli ne kadar. Gitti imde yola çıkmak üzere hazırlanmı tı. bitmi ti sanki.

Pugaçev gitti. yaylıya yerle tik. Yine görü ürüz in allah. Olup bitenler bir dü gibi geliyordu bana. eytanın bacana ı! dedi. Sakallının dedi ine göre. Savelyiç çıkıp arabacı yerine oturdu.Hey.. Ahali da ıldı. Birkaç dakika sonra. Küçük bir kente yakla ıyorduk. Papaz Gerasim'le karısı. Yüreklerimiz yorgun dü mü tü. Altı tane muhafız birli i subayı iskambil oynuyordu burada. Bu i in bir çırpıda yapılmasından ve kale komutanı olan sakallı Kazak'ın çevremizde pervane gibi dönmesinden. Marya vanovna dalgın gözlerle bir bana. Belogorsk Kalesi'ni.. Gerçekten de yine görü tük görü mesine. bir de Pala a.Çık dı arı. diye kar ılık verdi. arabacı gür bir sesle: .gözda ı verdi ona. Marya vanovna. kendime inanamıyordum. Komutan evinin penceresinde duran vabrin gözüme çarptı. beni hapse atmalarını. ama hangi ko ullarda!. Bir zamanlar Simbirsk hanında yüz rublemi üten van vanoviç Zurin'in ta kendisiydi bu!. yi yürekli Akulina Pamfilovna: . Ona e lik etmek istedim. yine Pugaçev'in egemenli indeki yakın kaleye geliverdik. Devriyeler önümüzü kesti. . vabrin bir yere sıvı tı. Fakat komutan efendimiz. aslanım! Yolunuz açık olsun. dü üncesi bana ıstıraplı bir kaygı veren sevgili Marya'yla böyle umulmadık bir biçimde birle iverince. ailen de dünyanın kaç bucak oldu unu görürsünüz imdi. diye ba ırdım. ben. Susuyorduk. Nöbetçiler beni durdurmaya kalkı madılar. Knyajnin Daha sabahleyin. gözlerimi öte yana çevirdim. Marya vanovna. fakat daha önce fademi alaca ınızı umarım. Sen de. Ba çavu beni binba ıya götürmek üzere yanıma dü tü. babasının ve annesinin mezarlarıyla son bir kez daha vedala maya gitti. Yola çıkmamız için her ey hazırdı. Sonra yaylısına bindi. belli ki dü üncelerini toparlayıp bir türlü kendine gelemiyordu. düzmece Çar'a katılmaya gelen büyük bir birlik varmı orada.. beni komutanlı a götürmelerini istedim.Kızmayınız efendim. Zamanın nasıl geçti ini farketmeden. korkunç küfürler savurarak ansızın ku atıverdiler bizi. kilisenin arkasına. Ya murdan kaçarken doluya tutulduk.Ho ça kal efendimiz! diye seslendi bana. Be dakika sonra.Ne demek bu? diye haykırdım. 13 TUTUKLANMA . . Elveda Pyotr Andreyiç. Burada atlar de i tirildi. Hava kararmaya ba lamı tı. Anlamlı anlamlı göz kırptı. fakat kendisini yalnız bırakmamı istedi.Buyurun. E yalarımız eski komutanlık arabasına yüklenmi ti. Kar ılarında bir subay görünce. diye kar ılık verdi. haber vermek için içeri girdi. Ailesi de yanında. Daha fazla oyalanmak istemiyordum. . Ben de papazın evine döndüm. Yaylısının hızla uzakla tı ı beyaz bozkıra uzun uzun baktım. Yoksa çıldırdı mı bu adam! Ba çavu : .Al i te Çar'ın bacana ı! diye homurdanıyordu kendi kendine. pırıl pırıl aydınlatılmı küçük bir evin önündeydik. Yaylıdan indim. Arabamız kapıya çekilmi ti. güvercinim benim! dedi. bizi u urlamak için basamaklara çıktılar. sayın ailenizin de kendisine götürülmesini emrettiler efendimiz! Basamaklara do ru atıldım.Bilemem efendimiz. bir yola bakıyor. Önüme gelen ilk odaya ok gibi daldım. Berda'ya hareket emri verdi ve yaylı yola çıktı ında oturdu u yerden bir kez daha uzanarak: . ailemi de yanına götürmelerini emretti ini bildirdi. Savelyiç ardım sıra geliyor: . çalçene arabacının bizi bir saray gözdesi gibi tanıttı ını anladım. Tanrım! Bütün bu i lerin sonu nereye varacak? Yaylı da usul usul arkamızdan geliyordu. iki saat sonra. Ba çavu yanıma bir nöbetçi bırakıp. Yere serilmi bir dü man kar ısında kahramanlık taslamak gere ini duymayıp. Muhafızlar. do ru mu görüyorum? van vaniç! Sensin ha? . efendimizin hapse atılmalarını. Bıyıklı bir ba çavu bana: . Arabamız kale kapısından çıktı.Arabada kim var? sorusuna.Elveda Marya vanovna. girmesiyle de çıkması bir oldu ve komutanın beni kabul etmeye vakti olmadı ını. Tanrım. bir daha dönmemek üzere geride bıraktık. gözlerinden sessizce bo anan ya larla sırılsıklam döndü. ben hazırım. askerler küfürü bıraktılar. Atlar göz açıp kapayıncaya kadar ko uluverdi. Kötü karanlık bir anlatım okunuyordu yüzünde. Tanrım ikinizin üstünden de kanatlarını eksik etmesin! Yola koyulduk. görevim gere ince Sizi u an tutuklamak zorundayım. .. Yine yola koyulduk. Kâ ıt da ıtan binba ıya bakınca a ıp kaldım.Çar'ın bacana ı.

ho . onu içtenlikle. Pyotr Andreyiç! Hangi rüzgâr attı seni? Nereden geliyorsun böyle? Selam. Tanrı a kına. Burada. hemen oracıkta vedala tık. Marya vanovna'nın kim oldu unu ö renince.. Hemen bir ev verelim sana. oraya bırakaca ım. Zurin hemen gerekli emirleri verdi.Evi ne yapacaksın? Benimle kal.Vay. ne demek oluyor bu? . do rusu çok yazık. kabul etmeleri gerekir. bir. vay. çim içime sı mıyor. Büyük bir ilgiyle dinledi beni. ..Kabul edeceklerdir. Beni haklı buldu. arkada ını da al gel. Sustum.Sonra her eyi anlatırım. annenlere gitsin. bir sıkıntım olmayacak. Zurin'e: . erefli bir asker olarak. Benli imi sarsan duyguları onların yanında dı a . aklıma ne gelirse söylüyordum. çok daha iyi olur. Eskisi gibi cümbü yapsaydık. Pyotr Andreyiç! diye kar ılık verdi. Zurin'in birli i o gün kentten ayrılıyordu. Fakat ömrümce unutmayaca ım sizi: yüre imde hep sizi ta ıyaca ım. her ey yoluna girer. tehlikesizdir. bu iyili i esirgeme benden. onun birli inde kalacaktım. . Oyuna katılmak istemez misin? .Arhip Savelyiç. diye yanıtladım onu. ba ını sallayarak: . iki gözüm. Bana hemen bir ev verilmesini emredersen. Onu yalnız ba ına gönder. ertesi gün Marya vanovna'yla yola çıkmaya hazır olmasını bildirdim. Haydi. . Soyunmama yardım etmek için gelen Savelyiç'e. Araya ayrılık girince sevda saçmalı ı kendili inden geçer. Fakat yava yava kesikle ti. sana do ru bildi im eyi söylemek zorundayım: nan ki evlenmek ahmaklıktır. sonra da ensesinden tuttu unuz gibi alıp getirin. a layarak: . çünkü bu karı ıklıklar biter bitmez evlenece im onunla.Ne demek oluyor bu? dedim. Ben geceyi Zurin'de geçirecektim. genç kızı kentin en iyi evine yerle tirmesini emretti. Babanla annen ne der sonra? Lalamın huyunu bildi imden. odadakiler kahkahalarla güldü. Kararımı bildirdim. Sen burada. korkmasın.. Ba çavu a.. Savelyiç. dedi in gibi olsun! O tanrısal mele i götürecek. syancıların eline dü ersen.Elveda Pyotr Andreyiç! dedi usulca. bir daha görü ür müyüz. Bununla birlikte. Fakat Çarice'nin ordusunda kalmanın da bir namus borcu oldu unu hissediyordum. Çevremizde insanlar vardı.Olmaz. Bitirdi imde. Beyefendi yakı ıklıdır. Dünkü çocuk evlenmek istiyor! Fakat baban ne der. anlatılmaz bir a kınlık içinde ellerini birbirine çarptı: . az sonra da bir soruma horultuyla ve burnundan çıkan ıslık sesiyle kar ılık verdi. böyle bir gelin için çeyizli in bile kusur sayılmayaca ını haddim olmayarak bildirece im. bir kez daha kurtulaca ını hiç sanmam.Sa ol. Elimi çabuk tutmalıydım. Aynı kanıda de ildim onunla. Pugaçev'in sevgilisi de kim? Merhum Yüzba ı Mironov'un kızıdır o. . Karınla cebelle mekten. Ama Marya vanovna'yı yalnız ba ına gönderirsem. . ben burada... Kendisi de elde olmayan bu terslik dolayısıyla Marya vanovna'dan özür dilemek üzere dı arı çıktı. Marya vanovna'yı köye göndererek. vay. Savelyiç'e te ekkür ettim ve Zurin'le yataklarımıza uzanıp çene çalmaya ba ladık.Bu da ne demek oluyor efendim? Seni nasıl yalnız bırakırım..Bir genç kız mı dedin? Vay be! Nereden tırtıkladın onu? (Zurin bu sözle birlikte öyle anlamlı bir ıslık çaldı ki. . ba ımdan geçen olayları bir bir anlattım. askerlerinin ürküttü ü zavallı bir kızı yatı tır. imdi köyümüze götürüyorum. Ak am yeme inden sonra Zurin'le yalnız kalınca.) . babam ve annem inanırlar sana: bizim için aracılık yaparsın de il mi? Ha? Sözlerim. Hiçbir kar ılık vermedim. bir genç kızla birlikteyim. . Zurin'in ö üdünü tutmaya karar verdim. benim birli imde kal.Oh. yalnız de ilim.Fakat. tatlı sözlerle yola getirmeye çalı tım: . ben de adamakıllı bozuldum. dokunmu tu ihtiyarcı a.. Marya vanovna öyle iyi bir kız ki. Orenburg'a dönmen için bir neden yok.yi ya. görev ba ında. Ona hizmet etmekle bana da hizmet etmi olacaksın. babanla annene de. Fakat aklımın ermedi i tek bir ey var: Hangi eytana uyup da evleniyorsun? Ben. Zurin de konu maya istekliydi önce.Ne diyorsun? Yoksa demin sözünü ettikleri sen miydin? Hay Allah! Peki. Marya vanovna. Marya vanovna'yı Savelyiç'e emanet ettim.Evlenmek ha! dedi. Fakat imdi. hepsi iyi. görü mez miyiz. (Zurin devam ediyordu) istedi in gibi olsun. dedi.. babamla anneme iletmesi için bir mektup verdim ona. Ertesi gün sabahtan Marya vanovna'ya gittim. ba lantısızla tı. kabalık etmez deyin. karde . Bunu duyan Savelyiç. bir süre sonra ben de ona uydum. bu fırsatı kaçırmak yazık olur do rusu. Hey! Asker! Pugaçev'in sevgilisi niye gelmiyor hâlâ? Dikba lılık mı ediyor yoksa? Söyleyin ona. Hemen dikkafalılı a ba ladı: . içim rahat etmez. Gerçi evlenmen için henüz çok erken ama.Arkada de il. dostum! diye söze ba ladım.Karde . çocuk dadılı ı etmekten ba ka yapacak eyin yok mu? Bo ver yahu! Ne diyece im bak: Bırak u yüzba ının kızını! Simbirsk yolunu dü mandan temizledim. annen ne dü ünür? . Kar ı çıkma. orasını Tanrı bilir. Kendisini tutsaklıktan kurtardım.

haydut çeteleri her yerde önümüzden kaçıyor. yollar geçit vermez oldu. Ordusunu darmada ın etti. Yüre im cız etti. O kadar suçsuz insanın kanını akıtan haydudu ve onu bekleyen korkunç sonu dü ündükçe. Masalar kuruldu. Ansızın Sibirya dökümhaneleri bölgesinde yeniden ortaya çıktı. Zurin: . Az sonra düzmecenin kesin bir bozguna u radı ını i ittik. ak amı ettik. haydutlarla ve vah ilerle yaptı ımız bu de ersiz sava ın sona ermek üzere oldu u dü üncesi. Irmaklar ta tı. kurulca suçsuz bulunaca ını umarım. Pugaçev'le dostlu un hükümetin kula ına gitmi olmalı. böylesine çılgınca ve amansız bir Rus ayaklanması daha göstermesin! Pugaçev kaçıyor. daha kar ımıza çıkmadan da ıldılar. Üzgün ve suskun. geçiyor: öteki birlikler de elbirli iyle yardıma hazırlanıyorlardı bize. Canını sıkma ve hemen yola koyul. Haydut çeteleri ortalı ı kavuruyor. yeni çeteler topladı ve yeniden çapulculu a ba ladı. Çok geçmeden Prens Golitsin. Sonunda Zurin. yargılanmaktan korkmuyordum. tam yola çıkaca ım sırada. Ülke ba tan ba a tutu mu . Mal ve can güvenli i diye bir ey kalmamı tı ülkede.Hayrola? diye sordum. Ak amla birlikte de sefere çıktık. benimle bir i i oldu unu söyledi. ''Neden bir süngüye. Zurin emir erimi dı arı gönderdi. Arabaya bindim. Adamlar. ''Yamelya! Yamelya!'' diye dü ünüyordum üzüntüyle. ya da bir top ate ine hedef olmadın. in kötü bir sonuç do urmayaca ını. Sava sona ermi ti. az önce aldım.Küçük bir tatsızlık. Pugaçev hâlâ Orenburg önlerindeydi. Sava buyruklarının yerine getirilmesine engel olan kı . Tanrı. her ey. Az sonra düzmece Çar'ın Kazan'ı ele geçirdi i ve Moskova üzerine yürüdü ü haberi geldi. hele hiçbir haber almadı ım Marya vanovna'yı görece imi dü ündükte içim içime sı mıyor. 14 . Kazan yoluna dü tük. Araba hazır bekliyordu. yelkenleri suya indiriyor. Yeniden. ellerinde ne kalmı sa bu kez biz alıyorduk ister istemez. Oku. Onları kucaklayaca ımı. Seferimizi ve sava ın bitimini uzun uzun anlatacak de ilim. sonun kötü olacak senin! Evlenmek ha! Hiç yoktan ba ını yakacaksın! Fakat bu arada mutlulu uma zehir katan tuhaf bir dü ünce girmi ti aklıma.Yok karde . syancı köyler bizim birlikleri görür görmez.Yapacak bir ey yok! dedi. Birkaç gün sonra kendimi yine sıcak baba oca ında bulacak. arabası hareket etti. diyordu.. Bununla birlikte.'' Hayatımın en korkunç anlarından birinde beni ba ı lamasını ve ni anlımı i renç vabrin'in elinden kurtarmasını nasıl unutabilirdim? Zurin'den gerekli izni aldım. Yalın kılıç iki muhafız oturuyordu yanımda. müfreze birlik komutanları kendi bildiklerini okuyorlardı. Zurin'e döndüm. isyancının pek o kadar güçlü olmadı ı kurunutusuyla kendilerini avutan ordu ileri gelenlerini adamakıllı kaygılandırmı tı. Orenburg'u kurtardı ve böylece sava ın sonucunu belli eden kesin darbeyi indirmi oldu. cayır cayır yanıyordu. Fakat birdenbire. mutlu bir sonun hızla yakla tı ını gösteriyordu. içim bir tuhaf oluyordu. diye kar ılık verdi. Pugaçev i i için kurulmu soru turma kuruluna postalanmamı bildiren gizli bir emirdi bu.. Zurin. Elindeki ka ıdı uzatarak: . Demek baba oca ına dönebilecektim artık.. haydudun ini dört bir yandan kıskaca alınıyordu. Kâ ıt az daha elimden dü üyordu.. Bu haber. yine sevgili Marya vanovnamı görecektim. Böyle eli kolu ba lı kalmakla duydu umuz üzüntüyü. Kısaca söylemem gerekirse. Zurin dostça vedala tı benimle. sevincimden çocuklar gibi zıplıyordum. syancıların yakıp yıktı ı köylerden geçiyor. son derece yoksulluk çekiyorduk. Bu sırada Zurin. Zurin gülüyor omuzlarını silkelerek: . zavallı ahaliden. Nedenini bilmedi im bir ürküntü kapladı içimi. Bütün müfreze komutanlıklarına gönderilen ve görüldü üm yerde tutaklanarak hemen Kazan'a. emirlere uymamı gerektirir. hiç beklenmedik bir felakete u radım. ubat aylarında oluyordu bu.. vur patlasın çal oynasın. isyancı Ba kırt çetelerinin üzerine gönderildi. son derece kaygılı bir yüzle kulübeme geldi. van vanoviç Mihelson kovalıyordu. Görevim.. Sibirya kalelerinin birbiri arkasında dü tü ünü i itiyorduk. Derebeyler ormanlarda gizleniyordu. Vicdanım temizdi. Birlikten ayrılaca ım gün. Volga'yı geçmek buyru unu aldı.vurmak istemiyordum. Kaygıyla: . Fakat Pugaçev ele geçirilememi ti daha. kazandı ı ba arılar üzerine söylentiler aldı yürüdü. Fakat tatlı bulu ma anının belki de aylarca gecikece ini dü ündükçe için için kendimi yiyordum. lkbahar küçük bir Tatar köyünde ku attı bizi. Tati çev kalesi yakınlarında Pugaçev'i bozguna u rattı. çevresi gitgide bizimkilerce ku atılıyor. Arkada ım beni ne elendirmeye çalı tı. Zurin elinde bir kâ ıtla. Sonunda. bir parça yatı tırıyordu. Ben de biraz açılmak istiyordum do rusu. Pugaçev'in yakalanması haberiyle birlikte harekâtın durdurulması buyru unu aldı.

bu konuda. Asık yüzlü ihtiyar. sert. içeri yalnız ba ıma girece imi bildirdiler.YARGILANMA Halkın a zında lâf Denizde dalga. Sinirlenmi tim. komutanın evine giden avluya geçtim. çatısız ve penceresiz kalmı duvarlak isli isli dikilip duruyordu. elli kapik gibi arma anlar alıyor? Nerden do du bu tuhaf dostluk? hanet ya da en azından alçakça bir korkaklık de ilse. beni bekleyebilecek soruları kafamda evirip çeviriyor. Bunun en yalın.Açıkgöz bir eye benziyorsun delikanlı dedi. sımsıkı zincirlendim. Tipi sırasında. Pugaçev'in hizmetine girmemin ve ondan herhangi bir görev almamın sözkonusu olmayaca ını belirttim. nasıl bir töhmet altında bulunursam bulunayım. etti i yemine aykırı dü en ili kilere girdi i ileri sürülen aste men Grinyov'a ili kin bilgilerimi iletmekle eref duyarım: Adı geçen aste men Grinyov geçen 1773 yılı Ekim ayı ba langıcından bu yılın 4 ubatına kadar. so uk görünü lü ya lı bir generaldi. fakat parça parça olmu bir yürekten ta an duanın tatlı lezzetini ilk kez tadarak. bugünkü karı ıklıkta parma ı oldu u. yakı ıklı bir muhafız birli i yüzba ısıydı. ki asker e li inde. sert bir tavırla: . Bunda da kolayca savunabilirdim kendimi. hangi görevleri yerine getirdi imi sordu.. Söyledim. Düzmece'den gocu u ve atı almakta bir sakınca görmedi imin do ru oldu unu. Fakat Pugaçev'le dostça ili kilerimi kanıtlayacak pek çok tanık bulunabilir. Sokaklarda evlerin yerine kömürle mi moloz yı ınları görülüyor. Fakat bu tarihte kentten ayrıldı. Fakat yine de koyvermedim kendimi. durum ve davranı larına gelince. karanlık bir hücreye tek ba ıma kapattılar beni. Kalemi kula ının arkasında. Oldukça geni bir salona girdim. General. Yargıç kar ı çıktı: . bu da en azından çok ku ku uyandırıcı görülebilirdi. daha önce görevde bulundu u Belogorsk kalesine gitmi ler. Beni muhafızlardan tesim alan nöbetçi subay. Üstü kâ ıtlarla dolu bir masanın arkasında iki adam oturuyordu. canilerle. masadan aldı ı bir kâ ıdı yüksek sesle okumaya ba ladı: ''Ekselanslarınızın sorusu üzerine. sanımı sordular. Kentin sa lam kalmı tek yapısına. bir daha da komutam altına girmedi. Pugaçev'in hizmetine nasıl ve ne zaman girdi imi. Sorgu ba ladı. Ertesi gün gardiyan uyandırdı beni. korkunç Orenburg ku atması sırasında gösterdi im yararlıklara tanıklık edebilecek olan generalin adını verdim. demircinin ça rılmasını emretti. onurumu derin bir biçimde yaralamı tı. Pugaçev'le tanı ıklı ımızın nasıl ba ladı ını. yirmi sekiz ya larında kadar. kâ ıtlara e ilmi . Bir subay ve bir soylu olarak. En sonunda da. at. hiç de iyi bir son umdurmuyordu insana. O zaman genç yargıç. Kent. nedir bu? Muhafız subayının sözleri. bozkırda. Belogorsk kalesinin alını ında beni nasıl tanıyıp ba ı ladı ını anlattım. ba tan ba a yakılıp yıkılmı . Kurulca istendi imi bildirdi.. gerçe i içtenlikle açıklayarak bundan kurtulmayı umdu umu bildirdim. fakat bunun yanısıra. aynı zamanda da en güvenilir savunma yöntemi oldu u kanısındaydım. Adımı. Andrey Petroviç Grinyov'un o lu olup olmadı ımı bir kere de benden ö renmek istedi. Atasözü Orenburg'dan izinsiz ayrılı ım dı ında bir suçum olmadı ına güvenim tamdı. bütün güçlerce destekleniyordu. orta yerdeki kaleye götürüldüm. generalin ho una gitmemi ti.Arkada ları canavarca öldürülürken. Askerler giri te durarak. Ayaklarıma pranga vuruldu. Bunun üzerine. Böyle bir ba langıç. çıplak duvarlardan ve demir parmaklıklı küçük bir pencereden ibaret dar. soylu ve subay olan bir kimse. yasaklanmak bir yana. yanıtlarımı tasarlıyordum. Çünkü akıncılık. nasıl ba ı lanabiliyor Pugaçev tarafından? Nasıl oluyor da aynı subay ve soylu ki i. Yargıç önüne çıktı ımda. Buyruklara aykırı davranmakla de il. Becerikli ve serbest tavırlı bir insan oldu u görülüyordu.'' . Somurtarak: .. gerçe i oldu u gibi söylemeye karar verdim.Öyle saygıde er bir babanın böyle uygunsuz bir evladı olması ne kadar acı! diye bir çıkı yaptı bana. fazla gözükaralıkla suçlanabilirdim belki. bekliyordu.. Bunlardan biri. askerlik göreviyle ba da mayan. Pugaçev buraya da damgasını basmı tı. Sonra zindana götürülüp. Co kuyla savunmaya ba ladım kendimi. Umutsuzlu a kapılmadım. Yol boyunca. Pencerenin yanına konulmu ayrı bir masanın ba ında da yazman oturuyordu. Dü man tarafından gelen kaçakların söylediklerine göre. Orenburg'da görev ba ındaydı. Bütün acı çekenlerin o biricik avuntusuna sı ındım: Temiz. Öteki. Ama biz senden açıkgözlerini de gördük. kendisi Pugaçev'in ota ına u ramı ve onunla birlikte. isyancıların cümbü üne katılıyor. yerle bir edilmi ti. Belogorsk kalesini caniye kar ı canla ba la nasıl savundu umu söyledim. So ukkanlılı ımı yitirmeden. Kazan'a vardık. gelecek konusunda kaygılanmayı bir yana bırakıp derin bir uykuya daldım. Kendime bu güvenim. ba caniden kürk. ifademi yazmaya hazır.

Titrek fakat kararlı bir sesle. bocaladım. Korkunç denecek kadar zayıflamı . Okuyucuya bundan sonra anlataca ım olayların hiçbirinin tanı ı olmadım. Ve benim için kutsal olan o adın. Her zamanki dayanıklılı ını yitirdi. Birkaç hafta geçti. Yüzünde kinli bir gülümseme belirdi. Prens benden söz ediyor. Marya vanovna adı edilmedi. bir daha da sorguya çıkarmadılar. öylesine allak bullak etti ki beni. mutsuzlu umdan kendini sorumlu tutuyordu. Babam. Yargıçlar. kendi gözya larını gizliyor. Merakla kapıya döndüm. Bolinski ve Kru çiv'le birlikte ıstırap çekti. kar ı durulmaz bir i renti uyandı içimde. onu yüz karası idam cezasından kurtararak Sibirya'nın ücra bir bölgesinde ömürboyu oturmaya mahkûm etti ini bildiriyordu. Sonra da açıkça düzmecenin ordusuna katılmı ım. lalam. Benim dedemin dedesi. beylik giri ten sonra. Bir ak amüstü babam divana oturmu . bocaladı ımı görünce. suçlamalarını tekrar etti. fakat susuyordu. Az bir zaman önce kapkara olan saçları tümüyle a armı . kaçak kölelerle birlikte olmasıdır!. stesem kendimi temize çıkarabilece ime inanıyor. vabrin girdi. gerçe i sezinliyor. Alçak cani. Fakat hikâyelerini o kadar çok dinledim ki. Sessizce. ibret için idam cezasına çarptırılmam söz konusuyken babasının hizmetlerine ve ilerlemi ya ına duydu u saygıyla Çariçe'nin suçlu o ulu ba ı ladı ını. idam de ildir. çıkarılmamı emretti. Çünkü Marya vanovna'yı tanıyıp da â ık olmamak elde de ildi. haydutun da onu gözetti ine yemin etmi ti. Bu beklenmedik darbe. efendisinin Yemelka Pugaçev'e konuk oldu una.. Marya vanovna ise herkesten daha çok acı çekiyordu. Ya hâlâ. A kım. vabrin'le birlikte çıktık. artık delikanlıca bir sersemlik olarak görünmüyordu babama. saray yıllı ının yapraklarını karı tırıyordu. bir soylunun yeminine ihanet etmesi. kapı açıldı. katillerle. hanet eden öteki arkada larımın kuyusunu kazıyor. General. Benim o lum Pugaçev'e yardakçılık etsin! Yüce Tanrım. Beni bir çe it iyi niyetle dinlemeye ba layan yargıçlar. haydutlarla. düzmecenin gözüne girmek için kaleden kaleye geziyormu um onunla. Anneme gelince. az kalsın öldürecekti babamı. soru turma kurulu önünde. ba ihbarcıyla yüzle tirilmemi istedi. vabrin'in suçlamalarını nasıl çürütece imi sorduklarında. Kendilerine zavallı bir yetim kızı kanatları altına almak fırsatı verdi i için Tanrı'ya ükrediyorlardı. Tahtın devrilmesi. daha önceki açıklamama ekleyebilecek ba kaca bir söz olmadı ını bildirdim. hayırlı haberler beklemeye koyuldular. Savelyiç'i sıkı bir sorguya çekmi . Ne kadar de i mi ti! a ıp kaldım. Adını verecek olursam. Fakat hiçbir ey kendine getiremiyordu onu. insan yargılarının güvenilmezli inden sözederek avutmaya çalı ıyordu babamı. birdenbire. Ne olursa olsun. nasıl ba ladıysam öyle sürdürmek. . Fakat ansızın.Fakat gözya ları. Bu sözleri sessizce dinledim ve bir eye sevindim. hiçbir ey söylemeden baktım ona. ne diyece imi bilemedim. Pugaçev'le olan tuhaf ili kimi Marya vanovna annemle babama öylesine ola an bir ey olarak anlatmı tı ki. eski zaman insanlarının seçkin bir özelli i olan o candan güleryüzlülükle kar ılamı lardı vanovna'yı. Tutuklandı ımı i itince hepsi beyinlerinden vurulmu a döndüler. Az sonra da içtenlikle ba landılar ona.. canilerin i renç jurnalleriyle karı aca ı. kutsal bildi i ey u runa dara acında can verdi. Hani. Muhafız subayı. bu günleri göreyim diye mi ya attın beni! Çariçe idamdan kurtarıyor onu! Sanki bu bir avuntu mu? Korkunç olan. görmeden de ya amı gibiyim onları: Annemle babam. beni nasıl kurtarabilece ini dü ünüyordu hiç durmadan. acı acı yakınmaya ba ladı. hızlı hızlı yürüyüp gitti. Az sonra zincir akırtıları i itildi. Çünkü alçakgönüllülü ün ve inceli in doru unda bir insandı o. Marya vanovna'nın onlarla yüzle tirilece i dü üncesi -bu korkunç dü ünce-. onları kaygılandırmak urda dursun. kurulca dinlenmek üzere ça ırtacaklardı onu. yüzba ının tatlı kızıyla evlenmesinden ba ka bir dile i yoktu. isyancıların planlarına katılmı oldu uma ili kin ku kuların ne yazık ki do rulandı ını.Nasıl olur? Nasıl olur? diye tekrarlayıp duruyor. Bir an. arasıra anımsayıp içtenlikle gülmelerine yol açıyordu. dünkü caninin getirilmesini emretti. Annem onun umutsuzlu u kar ısında korkuya kapılıyor. General. Kentte olup bitenleri rapor etmek için hergün akına çıkıyormu um. ne büyük bir leke!. en küçük ayrıntılara varıncaya kadar belle ime kazındılar. Fakat dü üncelerinin . zincirlerini toplayarak önüme geçti. Bu bir parça avuttu ihtiyarları.Yargıç burada okumayı kesti ve sertçe: . acılarını herkesten gizliyor. kendisini horgörüyle reddeden kızı dü ündükçe onur kırıklı ı duydu undan. Korkunç olan. söylentilerin asılsızlı ından.. eski katı tavırlarına büründüler yeniden. ya da yüre inde beni de susmaya zorlayan duygunun kıvılcımlarını ta ıdı ından yapmı tı bunu. Petru a'sının.imdi kendini nasıl savunacaksın bakalım? dedi. bu. Sözde beni Orenburg'a ça ıt olarak Pugaçev göndermi .Ansızın Petersburg'daki akrabamız Prens(***)den bir mektup geldi babama. biricik o lunun. Marya vanovna'nın adını vermemi ti. Üzüntülerini o ana kadar içine atarken. Marya vanovna iddetle sarsılmı tı. Yeniden zindana kapattılar beni. beni ihbar edeni beklemeye koyuldum. beti benzi kül gibi olmu tu.. Kararımı daha da peki tirdi bu. soylular sınıfının yok edilmesi amacını ta ıyan bir ayaklanmada benim de parma ım olabilece ine inanmak istemiyordu babam. Ailemiz için ne büyük bir utanç. aklını oynatacak gibi oluyordu. uzun sakalı da birbirine karı mı tı. Marya vanovna ile olan ili kimi bütün öteki eyler gibi açıklamak istedim.

Git.Yetimsiniz. Ba ını kaldırıp bakınca. Kadın kâ ıdı aldı.Yüzba ı Mironov'un kızıyım. kıpırtısız. çini çekerek: .Buraya bir i için gelmi olmalısınız.Evet efendim. tarih kitaplarının birkaç sayfasına de erdi do rusu ve ku aklar için de er ta ıyordu. Herhalde size haksızlık edildi inden. . . anlatılmaz bir güzellik veriyordu ona. kendine destek bulmak için oraya gidece ini söyledi. Annem yüzba ının kızını gözya ları içinde kucakladı. her bir elma a acının. içinde güven uyandırıyordu. . alınyazısının bu yolculu a ba lı oldu unu. Bu tanımadı ı kadın.Evet efendim. Annemle yalnız kalan Marya vanovna. saray hayatının bütün gizli kapaklı yanlarını bir çırpıda anlatıverdi. ne annem var. Çok güzel bir sabahtı. Sonra katlanmı bir kâ ıt çıkardı cebinden. içinden okumaya ba ladı.Hayır efendim. Ba ına bir gece ba lı ı takmı tı. Marya vanovna ilgiyle dinledi onu. sonbaharın serin solu uyla artık sararmaya ba lamı ıhlamur a açlarının doruklarını aydınlatıyordu. genç kızla sohbeti hemen koyula tırdı. az önce kazandı ı zaferin erefine bir anıt dikilmi ti. . O lunun i ledi i suçu anımsatan her söz a ır geliyordu ona. Daha tatlı bir sesle: . Babam ba ını e di.Yalnız ha! Fakat henüz çok gençsiniz. güzel bir çayırlı a do ru yürüdü. orada anıtın kar ısındaki kanepede oturan bir kadın gördü. her eyiyle onu kendine çekiyor. Marya vanovna birkaç günlük yol hazırlı ından sonra. havlayarak beyaz bir ngiliz köpe i çıktı önüne. lûtuf dilemeye geldim.Yüzba ı Mironov! Hani u Orenburg kalelerinden birinde komutanlık eden mi? . dün yemek masasında söyledi i eyleri. Dolgun ve pembe yüzünde. Paravanayla ayrılmı bir kö ecik verdiler ona. Burada. Sonra birdenbire de i iverdi bu yüz. her zamanki etkisini göstermiyordu üzerinde. birkaç kaçamak bakı la tepeden tırna a gözden geçirebilmi ti onu.Benim ne babam. Yine orada. buralı de ilsiniz? . ansızın. kötü davranıldı ından yakınacaksınız. Marya vanovna ise. sadık Pala kası ve benden zorla ayrılan. dedi. fakat ben saraydanım. durgun. gezip tozdular. giyindi. Anna Vlasyevna. . orada konaklamaya karar verdi. ötelerde oldu u belliydi. Çariçe'den bir dilekte bulunmaya geldim. elinde bir örgüyle oturmakta olan Marya vanovna. dürüstlü ü nedeniyle acı çeken bir insanın kızı olarak. dedi. saygıyla te ekkür etti ona. Dileklerinizin ne oldu unu söyleyin bana. usulca bahçeye çıktı. e ilerek.Korkmayın ısırmaz. Marya vanovna da kanepenin öteki ucuna ili ti. Bir bir uyanan ku ular. Ansızın. örgüsünün üstüne gözya ları damlıyordu arada bir.Hayır efendim. Kırk ya larında kadar gösteriyordu. Geni göl. her bir küçük köprünün hikâyesini anlattı.yıllıkta de il. . . Kendine koca olarak rezil bir hain de il. Anna Vlasyevna'nın anlattı ı eyler. iki sözün ba ında saray sobacısının ye eni oldu unu söyleyerek. . birbirlerinden pek ho nut kalarak döndüler menzile. saat kaçta gezintiye çıktı ını anlattı. Kadın dik dik bakıyordu ona. tasarılarının bir bölümünü açıkladı ona. Kadının duygulandı ı belliydi. Okuma. sevimli bir anlatım vardı yüzünde. Annem çok üzülmü tü: . Güne . saygıyla uzattı. Tek sözcükle.Petersburg'a niçin gidesin? dedi. Marya vanovna aya a kalktı.Babanız ve annenizle mi geldiniz? . Ben adalet de il. Önce ilgiyle okuyordu. Ertesi gün Marya vanovna erkenden kalktı. . Islıkla eski bir mar tutturmu tu. Ta radan daha dün geldim. Kalktı. Menzil bekçisinin karısı. anacı ım. Mavi gözleri ve hafif bir gülümsemeyle aralanmı dudakları. Sofiya'ya (*) sa lıcakla varıp Çariçe'nin o sırada Tsarskoye Selo'da oldu unu menzilden ö renince. . O sırada yanında saray ileri gelenlerinden kimlerin bulundu unu. Beyaz bir sabah elbisesi ve kolsuz bir bluz vardı kadının üzerinde. Sonra bahçeye çıktılar. Yoksa sen de mi bizi bırakıyorsun Marya vanovna? Marya vanovna. Yumu ak. görkemli bir anlatım vardı. i neli bir alay olarak görünüyordu.inize burnumu sokuyorsam ba ı layın beni. parlıyordu. Mutlulu una engel olmak istemeyiz. hiç de ilse yavukluma hizmet etmekle avunan sadık Savelyiç'le birlikte Petersburg yoluna dü tü. tasarladı ı eyin ba arıya ula ması için yana yakıla dua etti Tanrı'ya. Annem sessizce yün bir fanila örüyor.Evet efendim. Çariçe'nin sabahları genellikle saat kaçta uyandı ını ve kahve içti ini. Marya vanovna. ak am kimi kabul etti ini bir bir sayıp döktü. Pyotr Aleksandroviç Rumyantsev (*) için. yalnız geldim. gölün kıyılarını kaplayan sazlıklar arasından kurumlu kurumlu yüzüp çıkıyorlardı.Kim oldu unuzu sorabilir miyim? . de il mi? . Petersburg'a gitmek istedi ini bildirdi ve bu konuda kendisine yardım edilmesini diledi. Sessizli i ilk o bozdu.Sanırım. Belki size bir yardımım dokunabilir. iyi bir insan bulmanı dilerim. odadan çıktı. Marya vanovna korkup durdu. Tam bu sırada ho bir kadın sesi i itildi: .

Sonbaharda. vallahi gerçek de il! Ben her eyi biliyorum. Pyotr Andreyiç Grinyov'un notları burada kesiliyor. sırf benim adımı bu i e karı tırmamak için yaptı bunu. yüre i iddetle çarpıyor.Nerede kalıyorsunuz? diye sordu. gitmesine izin verdi. sizi saraya ça ırıyor! Nasıl oldu da burada oldu unuzu ö rendi? Fakat anacı ım. Bunlar. kanlar içerisinde ve cansız olarak halka gösterilmi ti. Kadın ilgiyle dinledi onu. Bunu söyleyerek bir mektup uzattı Marya vanovna'ya.Biliyorum. Marya vanovna üstünkörü kar ılıklar verdi. Onun her hareketini göz ucuyla izleyen Marya vanovna. Yargılandı ı sırada kendini savunmadıysa. Yoksa ben de mi gelsem sizinle? Hiç de ilse bir iki pot kırmanızı önlerim. A açlı bir yoldan yürüyüp gitti. düpedüz ahlaksız ve zararlı bir insan oldu u için katıldı düzmeceye! Marya vanovna: . Marya vanovna aynı saray arabasıyla ayrıldı saraydan. Saray u a ı yol gösteriyordu. Çariçe tatlı bir gülümsemeyle döndü ve Marya vanovna.Aman yarabbi! diye ba ırdı. dedi. Çariçe yanına ça ırdı onu. Sonunda.Ha.Ne demek gerçek de il! dedi. Ho çakalın. onun jüponlu sarı fistanını mı istesek? Bunun üzerine u ak. bir soru ya muruna tuttu genç kızı. Marya vanovna.Dile iniz Grinyov'la ilgili öyle mi? dedi. Onun bu bellek güçsüzlü ü Anna Vlasyevna'nın pek ho una gitmemi ti ama. Gelecekteki kayınbabanıza yazdı ım bu mektubu kendi elinizle götürmek zahmetine katlanın. bunu ta ralı kızların utangaçlı ına vererek. alınyazımızın belli oldu unu hissediyor. gerçek de il bu! diye ba ırdı. okuyucunun bildi i her eyi bir çırpıda anlatıverdi. Ni anlınızın suçsuzlu una kesinlikle inanıyorum. Bo ve görkemli odalar dizisinden geçti. kapalı bir kapının önünde durdular. yine de iyi yüreklilikle ba ı ladı Marya vanovna'yı. Çariçe zavallı yetim kıza daha pek çok ok ayıcı söz söyledikten sonra. Saray ileri gelenlerinden birkaç ki i vardı çevresinde. öylece istedi ini bildirdi. geli ini bildirmek üzere Marya vanovna'yı yalnız bırakıp içeri girdi. gülümsemeye devam ederken: . Ev sahibesi. duracakmı gibi oluyordu. nasıl çıkacaksınız Çariçe'nin kar ısına? Daha saraylılar gibi yürümeyi bile bilmiyorsunuzdur. dualarıyla u urlanarak saraya yollandı. her eyi anlataca ım size.Sertle ti. Çariçe'nin tuvalet odasına girdi. iki kanatlı. Biliyorum. Pugaçev'in idamında bulundu unu. Çeyizini ben düzece im. güçlükle durabiliyordu ayakları üzerinde. Marya vanovna. öptü: . dile inizi yerine getirdi im için sevinçliyim. Bu ba . ya da saflı ından de il. Kadın kıpkırmızı kesilerek .Gerçek de il. .Ah. haydudun kalabalık arasında onu tanıyarak ba ıyla selamladı ını ö reniyoruz. Genç kız. Çariçe'nin Marya vanovna'yı tek ba ına ve üstünde hangi kıyafet varsa. Anna Vlasyevna'nın ö ütleriyle. Anna Vlasyevna a ırdı. Dönü ünü sabırsızlıkla bekleyen Anna Vlasyevna. Marya vanovna da içi sevinçle. Çariçe kaldırdı onu. az sonra. zengin de ilsiniz. U ak. Fakat yüzba ı Mironov'un kızına borçluyum ben. eli aya ına dola tı: . Kapılar ardına kadar açılıyordu önünde. Sonra: . çıkı tı ona. Çariçe'nin onu ba ı laması söz konusu olamaz. Gelecek konusunda hiçbir kaygınız olmasın. Marya vanovna titreyerek tırmandı basamakları. sabahın erken saatlerinde yapılan böyle bir gezintinin genç kız sa lı ına zararlı oldu unu söyledi. dizlerinin ba ı çözülüyor. Marya vanovna'yı görünce saygıyla yol açtılar. Yüce Çariçe. Çariçe. dedi. kısa bir süre önce öylesine içtenlikle açıldı ı kadını tanıdı. basamakların önünde bir saray arabası durdu ve içeri giren bir saray u a ı Mironov'un kızının Çariçe tarafından saraya ça rıldı ını bildirdi. . Ba ına ne geldiyse.Verdi im sözü tutabildi im. Marya vanovna merak edip de Petersburg'a öyle bir göz atayım bile demeden aynı gün gerisin geriye köye döndü. Bir dakika geçmeden kapılar açıldı. Aile arasında anlatılanlardan. Genç kız titreyen bir elle aldı mektubu ve gözya ları içinde Çariçe'nin ayaklarına kapandı. dedi. tam fincanlara çay doldurup saraya ili kin bitmez tükenmez hikâyelerine ba lamak üzereyken. Kar ıla mamızdan kimseye söz etmeyin. Sonra. umutla dolu. Anna Vlasyevna'da kaldı ını ö renince: . Ebeye haber gönderip. 1774 yılı sonunda özel bir buyrukla hapisten kurtuldu unu. Birkaç dakika sonra araba sarayın kapısında durdu. Mektubunuza gelecek yanıtı çok beklemeyece inizi umarım. bunları söyleyip. hep benim yüzümden oldu. Kadın so uk bir tavırla: . Çariçe'yle yüz yüze gelece ini dü ündükçe. bu yol kıyafetiyle gidemezsiniz saraya. Genç kız.. bu de i iklik kar ısında korkuya dü tü. tuvalet masasının önünde oturuyordu. Anna Vlasyevna'ya döndü. Bunu söyleyip kalktı. Sonra semaveri getirdi. Çünkü toylu undan.. iniz görüldü.

Yalnız. Çocukları. dedesinin hikâye etti i zamanla ilgili bir i üzerinde çalı tı ımızı ö renen bir torunu vermi ti bize. Bey evlerinden birinin duvarında. her bölümün ba ına uygun bir yazıt bulduk. ona o lunun suçsuzlu unu bildiren. Bu. 19 Ekim 1836 Yayımcı . ahlakını öven mektuptur. on derebeyinin ortak malı olan bir köy vardır. ***'den otuz verst ötede. yüzba ı Mironov'un kızının da zekâsını. Yazarın akrabalarının izniyle. bir de bazı özel adları de i tirmeye cesaret ettik. çerçeveli bir mektup asılıdır. bunları oldu u gibi yayımlamaya karar verdik. Simbirsk ilinde bolluk içinde ya ıyorlar imdi. camlı.Pyotr Andreyiç kısa bir süre sonra Marya vanovna'yla evlenmi . Pyotr Andreyiç Grinyov'un anılarını. kinci Katerina'nın kendi eliyle Pyotr Andreyiç'in babasına yazdı ı.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful