DÜNYA KLAS KLER D Z S : 8 YÜZBA ININ KIZI Yayına hazırlayan: Egemen Berköz Dizgi: Yenigün Haber Ajansı Basın

ve Yayıncılık A. . Baskı: Ça da Matbaacılık Yayıncılık Ltd. ti. A ustos 1998 ALEKSANDR PU K N YÜZBA ININ KIZI Ataol Behramo lu tarafından Rusça aslından çevrilmi tir. C Cumhuriyetimizin 75. yılı co kusuyla... Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk a ama, insan varlı ının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir. Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın dü ünce ö eleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, di er ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha do rusu kendi dü üncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. te çeviri etkinli ini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız. Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmi uluslarda dü üncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar i leyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip a acak bir sa lamlık ve yaygınlı ı gösterir. Hangi ulusun kitaplı ı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir dü ünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinli ini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun geni lemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına ükran duyuyorum. Onların çabalarıyla be yıl içinde, hiç de ilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel giri imlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört be katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplı ımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edece i büyük yararı dü ünüp de imdiden çeviri etkinli ine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde de ildir. 23 Haziran 1941. Milli E itim Bakanı Hasan Âli Yücel SUNU Cumhuriyet'le ba layan Türk Aydınlanma Devrimi'nde, dünya klasiklerinin Hasan Âli Yücel öncülü ünde dilimize çevrilmesinin, ku kusuz önemli payı vardır. Cumhuriyet gazetesi olarak, Cumhuriyetimizin 75. yılında, bu etkinli i yineleyerek, Türk okuruna bir "Aydınlanma Kitaplı ı'' kazandırmak istedik. Bu çerçevede, 1940'lı yıllardan ba layarak Milli E itim Bakanlı ı'nca yayınlanan dünya klasiklerinin en önemlilerini yayınlıyoruz. Cumhuriyet ÖYKÜ VE ROMAN YAZARI OLARAK ALEKSANDR PU K N Aleksandr Pu kin her eyden önce ozandır.Rus ve dünya yazınına, aralarında ''Ruslan ile Ludmila'', ''Çingeneler'', ''Bahçesaray Çe mesi'', ''Kafkas Tutsa ı'', ''Yevgeni One in'' gibi anlatı- iirler de bulunan ölümsüz bir iir mirası bırakmı tır. Fakat onun ''Byelkin'in Hikâyeleri'', ''Dubrovski'', ''Yüzba ının Kızı'' vb. öykü ve romanları da iir türündeki yapıtlarından daha az ünlü de ildir. Hatta, iir çevirisinin özel güçlükleri nedeniyle, kendi ülkesi dı ında iirlerinden çok, öykü ve romanlarıyla tanındı ı söylenebilir. 1799'da, zengin ve aydın bir ailenin çocu u olarak Moskova'da do du. Zamanın soylu aile çocuklarının tümü gibi, ilkö renimini Fransızca gördü. Yine çocukluk yıllarında Yunan-Latin klasiklerini, Voltaire, Rousseau gibi özgürlükçü, aydınlanmacı Fransız yazarlarını okuma olana ı buldu. Bir Rus köylü kadını olan dadısından da, Rusça’yı, Rus halk masallarını ö rendi. Pu kin öncesi Rus yazınının ana yöneli leri, romantizm ve klasizm akımlarıydı. Bunlar da daha çok Batı yazınlarının etkisi altında do mu lar, ulusal temele yeterince oturmamı lardı. Pu kin, Batı kültürü ve özgürlükçü dü ünceyle Rus halk duyarlı ını kayna tırdı ı yapıtlarında, Rus yazın dilini gerek sözcük da arı, gerekse tümce yapısı ve anlatım özellikleri bakımından arındırmı ve zenginle tirmi , bu dile ça da ve

ulusal bir yapı kazandırmı , yapıtlarında ilk kez Rus toplumunun halksal özelliklerini yansıtan tipler yaratmakla Rus yazınında ulusal ve gerçekçi çı ırın öncüsü olmu tur. Pu kin sonrası 19. yüzyıl Rus yazınının bütün büyük yazarları onun yapıtlarıyla beslenerek yeti mi lerdir. Pu kin'in anlatı türünde ilk yapıtı, 1827 yılında yazmaya ba ladı ı ''Büyük Petro'nun Arabı''dır. Bu özya amsal-tarihsel roman denemesi tamamlanmamı olmasına kar ın, sa lam kurulu u, yalın anlatımı, ki ilerin gerçekçi betimleni leriyle göze çarpar. Pu kin öncesi Rus yazınında anlatı dili iir dilinden henüz tam olarak ayrılmamı tı. ''Büyük Petro'nun Arabı'' bu ayrımın olu masında önemli bir adım olmu tur. 1830 yılının ürünü olan ''Byelkin'in Hikâyeleri'' süssüz, yalın bir üslupla yazılmı , gerçekçi, özlü sanat ürünleridir. Bu öykülerde Pu kin, halk insanlarını büyük bir yalınlık, gerçekçilik ve ustalıkla çizmi tir. ''Menzil Bekçisi'' öyküsünde bekçi ve kızı, ''Tabutçu''da tabut yapımcısı ve kızları, ''Köylü Genç Bayan''da hizmetçi kızlar, u aklar, sevecen bir alaycılık ve duyguyla çizilmi bütün bu tipler, gerçekçi Rus yazınına örnek olu turmu lar; Dostoyevski, Nekrasov, Tolstoy, Çehov vb. daha sonraki dönemlerin birçok büyük yazarı için tükenmez esin kaynakları olmu lardı. Bütün bu öyküler ince bir alay, zekâ, yalın ve en bir insan sevgisiyle örülüdür. Yine 1830 yılı ürünü olan ''Goryuhino Köyü Tarihi'', toplumcu gülmecenin, parodinin gerçekçi yazında güçlü bir örne idir. 1832-33 yıllarının ürünü olan ''Dubrovski'' adlı romanı, yukarda söz edilen yapıtlarının ortak özelliklerini ta ır. Yalın, akıcı anlatımıyla ''Byelkin'in Hikâyeleri''ne yakındır. Bu anlamda, ''Büyük Petro'nun Arabı''na göre, Pu kin'in romancılı ında ileriye do ru önemli bir adımdır. Kurgusu da çok daha i lek ve sa lamdır. Haydut olmak zorunda kalan soylu ki i, romantik edebiyatın bilinen bir kahramanıdır. Pu kin, ''Dubrovski''de, bu romantik kahramanı ve çevresinde geli en olayları, yine romantik renkler ta ımakla birlikte, halksal, ulusal, gerçekçi bir temele oturtmayı ba armı tır. Romanda dönemin Rus derebeylik düzeni ve ona u aklık eden bürokrasiyle acımasızca alay edilmekte, Kirila Petroviç tipinin çevresinde Rus derebeylik düzeni, günlük ya am özellikleriyle, sevecenlikten de yoksun olmayan ince bir alaycılıkla sergilenmektedir. Bu bakımdan ''Dubrovski'', Gogol'un bazı ilk dönem yapıtlarıyla da ortak özellikler ta ır. Pu kin'in Rus halk tiplerine, onların ya amlarına, konu malarına, göreneklerine duydu u (bu kez alaycılıktan yoksun olmayan) ilgi ve sevgi, ''Byelkin'in Hikâyeleri''nde ve daha sonraki ''Yüzba ının Kızı''nda oldu u gibi, ''Dubrovski'de de büyük yazarın ba lıca özelliklerindendir. Yine ''Dubrovski''de, romantik a k öyküsü çevresinde, Pu kin'i çok ilgilendirmi olan ''halk ayaklanması'' konusu ilk kez yansımaktadır. Sonradan, 17. yüzyıl Rus köylü ayaklanması ve ayaklanmanın ünlü önderi Pugaçev konusunda ''Pugaçev Ayaklanması Tarihi'' adlı bir inceleme de yazacak olan Pu kin, ''Boris Godunov'' adlı tragedyasında ve ''Yüzba ının Kızı'' romanında da bu konuyu i lemektedir. ''Dubrovski''yi, konunun romantik örgüsüne kar ın, acımasız, baskıcı bir yönetime kar ı bir halk ayaklanmasını konu alı ıyla, yazıldı ı dönem bakımından, oldukça gözüpek bir yapıt saymak gerekir. Yine aynı dönemin ürünlerinden ''Maça Kızı''nda, hedef bu kez Petersburg sosyetesidir. ''Maça Kızı''nı bir fantezi, traji-komik bir öykü olarak görmek olası. Fakat öykünün kahramanı Hermann konusunda Dostoyevski'nin de erlendirmesi, bu anlatıyı biraz daha derinli ine irdelemede ı ık tutucu olabilir. öyle niteliyor Dostoyevski, ''Maça Kızı''nın kahramanını: ''...muazzam bir ki ilik, Petersburg döneminin (Pu kin'in Petersburg dönemi ürünlerinin / A.B.) alı ılmadık bir tipi... Onda bir Napolyon profili ve bir iblis ruhu var...'' Dostoyevski'nin bu de erlendirmesinden yola çıkarak, Hermann'ı, Raskolnikov'un (Dostoyevski'nin ünlü kahramanının) hazırlayıcısı, bir ön örne i olarak da görebiliriz... Hermann tipinin Gonçarov'un ''Oblomov''undaki Stolts tipiyle yakınlı ı da, Pu kin'in ''Maça Kızı''nda ''Rusya'nın yeni, kapitalist döneme giri ini'' incelikle yansıttı ı konusundaki yargılara bir kanıt sayılabilir. ''Mısır Geceleri'' yine yüksek sosyete çevrelerine yönelik acı bir alaydır. Modern anlatım ve kurgu özellikleri ta ıyan öyküsünde Pu kin, dönemin resmi yazın çevrelerine ve baskıcı yönetime kar ı, sanatın özgürlü ü konusunda dü üncesini ustaca yansıtmaktadır: ''Çünkü yasak tanımaz rüzgâr, Zincir vurulmaz kartala, genç kız kalbine, air de öyledir i te çinden geldi i gibi ya ar...'' ''Mısır Geceleri''nde, Pu kin, romantik esinlenme anlayı ına kar ı, sanatı bir ustalık, bir beceri olarak gören kendi gerçekçi anlayı ını da yine ustaca ortaya koymaktadır... ''Roslavlev'', Napolyon'un Rusya seferi sırasındaki Rus yüksek sosyetesini incelikle ele tiren bir küçük anlatıdır. Yine de, bu birkaç sayfalık anlatının, ''Sava ve Barı ''ta Lev Tolstoy'u etkilemi oldu u söylenebilir... Anlatının kahramanı genç kız, Pu kin'in pek çok yapıtının kahramanları gibi, o dönem ve daha sonraki gerçekçi, ulusal Rus yazınının ilk örnek tiplerinden biridir. Yurtdı ına yolculuk, Pu kin'in büyük bir özlemiydi. Yazık ki bu özlem gerçekle emedi. Baskıcı çarlık yönetimi yurtdı ına çıkı izni vermedi ona. 1829 yılında, Osmanlı-Rus sava ı sırasında Rus ordusuyla birlikte yola çıkı ı, bu yurtdı ı yolculu u özlemiyle ilgilidir. Bu yolculu un izlenimlerini yansıtan (1836'da yayınlanan)

''Erzurum Yolculu u''nda belirtti i gibi, ayak bastı ı yabancı topraklar Rus ordusunca ele geçirilmi yerler oldu u için, yine de yabancı bir ülkeye ayak basmı olmuyordu... ''Erzurum Yolculu u'' Pu kin'in çok yönlü zekâsının, kültürünün ı ıltılarıyla parlayan bir yapıttır. Kafkas do ası betimlerinin, yıllar sonra, bir ba ka büyük yazarı, Maksim Gorki'yi etkilemi oldu u rahatça söylenebilir. Sava alanı betimlerinin ise, ''Sivastopol''da ve hatta ''Sava ve Barı ''ta Lev Tolstoy'u derinli ine etkilemi oldu u açıklıkla görülebilmektedir. Sava alanı betimlerinde, dönemin siyasal ko ullarının çok ötesinde, insancıl bir yakla ımı var Pu kin'in: ''Yolda yanlamasına uzanmı yatan genç bir Türk'ün cesedi önünde durdum. 18 ya larında bir delikanlıydı bu. Bir kızınkini andıran solgun yüzü henüz tazeli ini yitirmemi ti. Sarı ı tozlar içinde yatıyordu. Tıra lı ensesinde bir kur un yarası vardı...'' Bu tümceler, bütün tarih kitaplarından çok daha belirgin ve elle tutulurcasına gözlerimizin önünde canlandırmaktadır bir sava alanı görüntüsünü... Pu kin anlatı alanında ba yapıtı olan ''Yüzba ının Kızı''nı da 1836 yılında tamamlayıp yayınladı. Gogol bu romanla ilgili olarak öyle demektedir: ''Yüzba ının Kızı ile kar ıla tırılınca bütün romanlarımız ve büyük hikâyelerimiz yavan kalıyor. Saflık, yumu aklık öyle bir yüksekli e ula ıyor ki bu yapıtta, gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmi gibi görünüyor. Ortaya gerçekten de ilk olarak Rus karakterleri çıkıyor. Kalenin basit komutanı, karısı, bayraktar, biricik topuyla kalenin kendisi, zamanın karı ıklı ı, sıradan insanların o alçak gönüllü büyüklü ü. Bütün bunlar yalnızca gerçek de il, onu da a an bir ey.'' ''Yüzba ının Kızı'' yazılmasaydı, Tolstoy'un ''Sava ve Barı ''ının da yazılmamı olaca ı görü ü ileri sürülmektedir. Gerçekten de, sava ın abartılmadan, bütün yalınlı ı ve karma ıklı ı içinde anlatılması, roman kahramanlarının gerçek ya amdan kopuk, sava tan ba ka bir ey dü ünmeyen yapay ki iler olarak de il de, kendilerine özgü ya amları ve aile ya antılarıyla birlikte verilmi olmaları bakımından, bu iki roman arasında bir yakınlık vardır. Ba ımsız, özgürlükçü ki ili i ve dönemin ilerici okur yı ınları arasında geni yaygınlık kazanan yapıtları nedeniyle monar i yönetiminin sürekli baskıları altında ya ayan Aleksandr Pu kin 1837 yılında komploya çok benzeyen bir düello sonucunda ya amını yitirdi inde henüz 38 ya ındaydı. Fakat yapıtlarıyla çoktan ölümsüzlü e ula mı tı. Ataol Behramo lu Ocak 1990 YÜZBA ININ KIZI 1836 1 B R MUHAFIZ B RL ÇAVU U

- Yarın bir muhafız birli inde bir yüzba ı olabilirdi. - Nene gerek, bırak orduda çalı sın. - Çok do ru! Varsın sürünsün... ............................... - Peki, babası kim onun? Knyajnin Babam Andrey Petroviç Grinyov, gençli inde Kont Münnich'in emrinde çalı mı 17** yılında kıdemli binba ı rütbesiyle emekliye ayrılmı . O günden bu yana, kendi malı olan Simbirsk köyünde ya ıyordu. annem Avdotya Vasilyevna Y. de, oralı, yoksul fakat soylu bir ailenin kızıydı. Babamla Simbirsk'te evlenmi ler. Biz aslında dokuz karde mi iz. Fakat karde lerimin hepsi de bebekken ölmü ler. Ben daha annemin karnındayken, yakın aile dostlarımızdan muhafız birli i binba ısı B.'nin yardımıyla Semenovski alayına çavu yazılmı ım. E er umutlar bo a çıkıp, annem kız do uracak olsaymı , babam dünyaya gelmeyen çavu un ölümünü gerekli yere bildirecek, i de böylece kapanacakmı . Ö renimimi tamamlayıncaya kadar izinli sayılıyordum. O zamanın e itim yöntemi imdikinden ba kaydı. Be ya ıma bastıktan sonra seyis Savelyiç'in eline verildim. Kendisi uyanık davranı larından ötürü lalalı ıma atanmı tı. Onun gözetimi altında yeti erek on iki ya ıma vardı ımda Rus gramerini iyice ö renmi , bir tazı yavrusunun nitelikleri üzerine yanılmadan konu abilecek duruma gelmi tim. Bu sırada babam, Monsieur Beaupré adında bir Fransız tuttu benim için. Kendisi çiftli in yıllık arap ve zeytinya ı ihtiyacıyla birlikte Moskova'dan ısmarlanmı tı. Fransız'ın geli i Savelyiç'in çok canını sıktı. Kendi kendine ''Çocu un ne eksi i var?'' diye homurdanıp duruyordu; ''Çok ükür yıkanması, taranması, beslenmesi yerinde. Kendi adamın yokmu gibi sen git elin mösyösünü kirala! Bo u bo una para harca!..'' Beaupré'nin asıl mesle i berberlikmi . Sonra bir ara Prusya'da askerlik yapmı . Sonra da ne anlama

geldi ini pek kavramadan pour être outchel(*) kalkıp Prusya'ya gelmi . yi bir delikanlıydı. Fakat çok uçarı, çok derbederdi. En güçsüz yanı da kar ı cinse a ırı tutkusuydu. Bu yüzden sık sık tokatlanır, günlerce oflayıp puflardı artık. Ayrıca, kendi deyimiyle, i e dü manı bir adam de ildi. Yani, (Rusça söylersek) içkiye pek dü kündü. Fakat bizim evde arap sadece yemekten sonra, o da birer kadehçik verildi inden ve zavallı ö retmen her keresinde atlandı ından, Beaupré az sonra Rus likörüne alı tı. Sonra da mide için çok daha yararlı oldu unu ileri sürerek, onu kendi ülkesinin araplarına ye lemeye ba ladı. Hemen dost olmu tuk Fransız ö retmenle. Anla maya göre bana Fransızca, Almanca ve bütün bilimleri ö retmek zorundaydı ya, o bunun yerine benden ayak üstü çat pat Rusça ö renmeyi ye ledi. Sonra da herkes kendi i iyle u ra maya ba ladı artık. Aramızdan su sızmıyordu. Benim için ondan daha iyi bir ö retmen bulunamazdı. Fakat kader az sonra ayıracakmı bizi. Bakın nasıl oldu bu i . i man ve çopur bir kız olan çama ırcı Pala ka ile tek gözlü sı ırtmaç kız Akulka, bir gün anla mı lar, aynı anda annemin ayaklarına kapanıp i ledikleri büyük günahı itiraf etmi ler. Gözya ları içinde, toyluklarından yararlanarak kendilerini ba tan çıkaran mösyöden yakınmı lar. Bu gibi konularda akası olmayan annem durumu babama iletmekte gecikmemi tabii. Babam ceza verirken fazla dü ünüp ta ınan insanlardan de ildi. Hemen yanına ça ırtmı düzenci Fransız'ı. Mösyö'nün küçük beye ders vermekte oldu unu bildirmi ler. Babam da bunun üzerine kalkıp odama gelmi . Bu sırada Beaupré yata a uzanmı , mı ıl mı ıl uyuyordu. Size daha önce Moskova'dan benim için bir harita getirildi ini söylemi miydim? Hiçbir i e yaramadan duvarda asılı duran bu harita, kâ ıdının geni li i ve güzelli iyle çoktandır aklımı çeliyordu. Sonunda ondan uçurtma yapmaya karar vermi , Beaupré'nin de uykuda olmasından yararlanarak i e giri mi tim. Ben tam Ümit Burnu'na a aç kabuklarından bir kuyruk takarken babam içeri giriverdi. Yaptı ım co rafya alı tırmalarını görünce kula ımı çekti; sonra Beaupré'ye do ru ko tu, zavallı adamı sarsalayarak uyandırdı ve a zına ne gelirse söylemeye ba ladı. Neye u radı ını a ıran Beaupré kalkmaya çabalıyor, fakat bir türlü beceremiyordu bunu. Körkütük sarho tu çünkü. Daha ne olup bitti ini anlayamadan, babam adamca ızı yakasından tuttu u gibi yataktan kaldırdı, ite kaka kapı dı arı etti. hemen aynı gün de çiftlikten kovdu. Savelyiç'in keyfine diyecek yoktu tabii. E itimim böylece sona ermi oldu. Güvercin kovalayarak, u akların çocuklarıyla birdirbir oynayarak birkaç yıl daha geçirdim. Fakat on altı ya ımı bitirdi im yıl hayatım temelden de i ti. Bir sonbahar günü annem salonda reçel kaynatıyor, ben de onun yanında durmu fıkır fıkır kaynayan köpüklere bakarak yalanıyordum. Babam pencere önüne oturmu , her yıl hiç kaçırmadan aldı ı Saray Yıllı ı'nı okuyordu. Bu kitaba kar ı eksilmeyen bir ilgisi vardı. Her okuyu unda a ılacak kadar heyecanlanır, neredeyse kendinden geçerdi. Babamın huylarını, alı kanlıklarını ezbere bilen annem, zavallı kitabı her zaman elden geldi ince uzak bir yere soku turmaya çalı ır, böylece Saray Yıllı ı kimi kez aylarca gözüne çarpmazdı babamın. Fakat bir kere de kazara rastladı mı, saatlerce elinden bırakmazdı artık. Böylece babam arada bir omuzlarını silkerek, kendi kendine: ''Tümgeneral!.. Benim bölü üme kavu tu!.. ki ni an sahibi!.. Acaba onunla çoktan beri...'' diye bir eyler mırıldanarak yıllı ı okuyordu. Sonra divana fırlattı onu, dü ünceye daldı. Babam böyle dü ünmeye ba ladı mı hep bir kaygı alırdı beni. Nitekim bir süre sonra, ansızın anneme döndü: - Avdotya Vasilyevna, dedi, Petru a kaç ya ında imdi? Annem: - te, on yedisine bastı ya, dedi. Hani Nastasya Garasimovna halanın bir gözüne perde indi i yıl do duydu da, sonra... Babam: - Anla ıldı, diye kesti. Görev zamanı geldi demektir. Kız pe inde ko tu u, güvercinliklere tırmandı ı yeter artık. O lundan hemen ayrılmak dü üncesi anneme o kadar dokundu ki, elindeki ka ık, tencereye dü üverdi. Yüzü gözya larıyla ıslandı. Buna kar ılık ben duydu um heyecanı anlatamam. Orduya katılmak dü üncesi kafamda özgürlük ve Petersburg hayatının mutluluklarına ili kin hayallerle birle iyordu. Kendimi bir muhafız birli inde subay olarak göz önüne getiriyordum. Bana göre, bir insanın elde edebilece i en yüksek an buydu. Babam tasarılarını de i tirmekten de, ertelemekten de ho lanmazdı. Yola çıkaca ım gün kararla tırıldı. Bir gün önce, emrine girece im komutana mektup yazaca ını söyleyerek kâ ıt kalem istedi benden. Annem: - Prens B.'ye benden de selam yazmayı unutma Andrey Petroviç, dedi. Petru a'yı kanatları altına alaca ını umarım. Babam ka larını çatarak: - Neler saçmalıyorsun! diye kar ılık verdi. Prens B.'ye mektup yazan kim? - Az önce Petru a'nın komutanına mektup yazmak istedi ini söyleyen sen de il miydin? - Ee, ne olmu ? - yi ya, Petru a'nın komutanı Prens B. de il miydi? Onu Semyonovsk alayına yazdırmı tık ya.

- Yazdırmı tık! Fakat ne çıkar bundan? Petru a, Petersburg'a gitmiyor. orada bo yere para harcamaktan, çapkınlıktan ba ka ne ö renecek? Yok; bırak orduda çalı sın, burnunu sürtsün, barut koklasın da, züppe de il asker olsun. Hıh. Muhafız Birli i'ne yazdırmı ız da! Nüfus kâ ıdı nerede bunun? Al getir. Annem nüfus kâ ıdımı, vaftiz gömle imle birlikte sakladı ı kutudan çıkarıp getirdi, titreyen bir elle uzattı babama. Babam inceden inceye okudu onu, sonra kar ısına, masaya koydu, mektuba ba ladı. Meraktan içim içime sı mıyordu. Petersburg'a de ilse nereye gönderiyorlardı beni. gözlerimi babamın a ır aksak i leyen kaleminden ayıramıyordum. Sonunda mektubu bitirdi, onu, nüfus kâ ıdımla birlikte bir zarfa koydu, mühürledi, gözlüklerini çıkardı ve yanına ça ırdı beni. - te eski arkada ım, dostum Andrey Karloviç R.'ye yazdı ım mektup, dedi. Orenburg'a onun emrine girmeye gidiyorsun. Ba ımdan bir kazan kaynar su döküldü sandım. Bütün umutlarım bir anda tuzla buz olmu tu. Petersburg dü leri kurarken, demek ıssız, tenha bir ülkenin can sıkıntıları bekliyormu beni. Bir dakika önce içimi, co kuyla dolduran çalı ma dü üncesi imdi a ır bir yük gibi sırtıma çökmü tü. Fakat yapacak bir ey de yoktu. Ertesi gün basamakların önüne çekilen yol arabasına bavulum, çay takımlarımın bulundu u sandık, sıcak ev hayatımın son izleri olan çörekler ve böreklerle dolu çıkınlar yerle tirildi. Annemle babam u urlamaya çıktılar beni. Babam: - Yolun açık olsun Pyotr, dedi. Edece in yemini tut, do rulukla çalı . Komutanlarını dinle. Aferin pe inde ko up kendini pek fazla yıpratma, ama çalı maktan da kaçma. Ve u ata sözünü hiç çıkarma aklından: ''Elbiseni yeniyken, erefini gençken koru.'' Annem gözya ları içinde kendime iyi bakmamı ö ütledi. Savelyiç'ten çocu una göz kulak olmasını istedi. Sırtıma tav an kürkü bir gocuk, onun üstüne de tilki derisinden bir yelek giydirdiler. Savelyiç'le birlikte arabaya oturdum, gözya ları içinde u urlandım. Aynı gece Simbirsk'e vardım. Gerekli öteberiyi satın almak için burada bir gün kalmak zorundaydım. Savelyiç görevlendirilmi ti satın alma i iyle. Bir hana indik. Savelyiç sabahleyin dükkânları dola maya çıktı. Ben pencereden pis bir ara soka a bakmaktan bıkıp hanın içinde dola maya ba ladım. Bilardo salonuna girdi imde otuz be ya larında, uzun boylu, kara kaytan bıyıklı bir bay gördüm orada. Sırtında bir sabahlık, elinde bilardo sopası vardı. Di lerinin arasına bir a ızlık sıkı tırmı tı. Oyun arkada ı olan markacı, kazandı ında bir kadeh votka içiyor, kaybedince bilardo masasının altında dört ayak olup sürünüyordu. Onları seyretmeye koyuldum. Oyun uzadıkça markacı daha sık görünmeye ba ladı. Öyle ki sonunda bilardo masasının altından çıkmaz oldu. Kaytan bıyıklı bay, fatiha okur gibi birkaç küfür salladı ona, sonra bana dönerek birlikte bir parti yapmamızı önerdi. Bilardo oynamayı bilmedi imi söyleyerek reddettim bu öneriyi. Besbelli çok a ırmı tı. Neredeyse acıyarak süzdü beni. Ama yine de laflamaya ba ladık. Adı van vanoviç Zurin'mi . *** Muhafız Alayında komutanmı . Simbirsk askerlik ubesine geldi inden bu handa kalıyormu imdi. Yakında meslekta olaca ımızı ö renen Zurin, Tanrı ne verdiyse askerce bir yeme e ça ırdı beni. Sevinerek kabul ettim. Masaya oturduk. Arkada ım çok içiyor, artık bu ordunun geleneklerine alı mam gerekti ini söyleyerek benim kadehimi de habire dolduruyordu. Anlattı ı askerlik fıkralarına katıla katıla gülüyordum. Masadan kalktı ımızda tam anlamıyla dost olmu tuk. Zurin beni bilardo ö renmeye ça ırdı. - Biz subaylar bu oyunu mutlaka ö renmeliyiz diyordu. Diyelim sefer sırasında bir ilçeye u radın. Haydi bakalım ne yapacaksın? Her zaman da Yahudi dövülmez ki! ster istemez bir hana gidip bilardo oynamaya ba larsın. Ee, bunun için de oynamayı bilmek gerekir! Aklım yatmı tı bu i e. Büyük bir istekle bilardo sopasını kavradım. Zurin beni yüksek sesle yüreklendiriyor, az zamanda gösterdi im ba arıya a ıp kalıyordu. Birkaç dersten sonra, hani kazanç için de il, ama hiç de ilse bo u bo una oynamamak için, parasına, sayısı bir kuru una oynamamızı önerdi. Dünyada parasız oyun oynamaktan daha berbat bir alı kanlık olamayaca ını söylüyordu. Bu öneriyi de kabul ettim. Zurin kendine punç istedi, bana da bunu bir kere denemem gerekti ini söyledi. Orduda çalı ırken mutlaka punç içmek gerekirmi . Punçsuz askerlik mi olurmu ! Dinledim onu. Bu arada oyunumuz sürüp gidiyordu. çkimi yudumladıkça gözüpekli im artıyordu. Toplarım ikide bir yan banttan dı arı fırlıyor, ben öfkeleniyor, kimbilir nasıl hesap tutan markacıyı paylıyor, gitgide büyütüyordum oyunu. Kısaca, ba ıbo bırakılan sersem bir çocuk nasıl davranırsa, tıpkı öyle davranıyordum. Bu arada zamanın nasıl geçti ini fark etmedim bile. Zurin bir ara saate baktı, bilardo topunu bıraktı. Yüz ruble yitirdi imi bildirdi bana. Bir parça a aladım. Param Savelyiç'teydi çünkü. Özür dilemeye giri tim. Zurin: - Rica ederim, diye sözümü kesti. Niçin kaygılanıyorsunuz? Ne zaman verirseniz olur. Haydi, Arinu ka'ya gidiyoruz imdi. Siz olsanız ne yapardınız? Günü nasıl uygunsuz ba ladıysam, öyle bitirdim. Ak am yeme ini Arinu ka'da yedik. Zurin habire kadehimi dolduruyor, askerli e alı mam gerekti ini tekrarlayıp duruyordu. Masadan kalktı ımızda, güçlükle ayakta durabiliyordum. Hana gece yarısı döndük. Savelyiç basamaklarda kar ıladı

ne zaman borçlandın ona? Bu nasıl i ? Efendim. canın bir ey yemek istemiyor. annene zaten söz yok. sen de benim u a ımsın.Ben efendiyim.. .Efendici im. ba ını sallayarak: . sana ne oldu böyle? dedi. Sarho musun nesin. Paraya çok ihtiyacım var. . . Acımı tım zavallı ihtiyara. Al i te sana ''je vu pri!'' Tövbe tövbe.Haylazlı ın sonunu görüyorsun i te Pyotr Andreyiç. dedi. Savelyiç iki gözü iki çe me. ya da bir kadeh likörle çakırkeyif olmak varken. moruk! diye ba ırdım. sen bilirsin. Umursamaz bir tavır takındım. ancak cevizine oynayabilirim. özgürlü üme kavu mak istiyordum. dedim. diye ba ırdı. Ver u parayı. dedi imi yapmaya gitti.ki gözüm Pyotr Andreyiç. . Bilardo ö retmenimle vedala madan. hem kasadarım. güzel ülke Ey bilmedi im ülke! Ne kendi iste imle geldim sana Ne de soylu bir atın sırtında Beni. je vu pri. Bana bir pusula uzattı. Nerede bu hallere dü tün? Ah. Ertesi gün uyandı ımda ba ım zonkluyor. Tanrım! Günahımız neydi? Ben söyleyecek söz bulamayıp: . bir bardak tur u suyu içmek.. ama daha önce beni yatır.. Savelyiç beni bu u ursuz handan bir an önce çıkarma tela ındaydı. Kime çektin acaba? Ne deden ayya tı. do du undan beri kvastan (*) ba ka içki koymadı a zına.Çık dı arı Savelyiç.Ona borcum var. Zurin'in parası gönderildi. yoksa ensenden tuttu um gibi kapı dı arı edece im seni. Kafan kazan gibi olmu .Haylazlı a pek erken ba ladın Pyotr Andreyiç. öylece kalakaldı. bir gün önceki olayları sisler içinde anımsıyordum. Kendi adamın yokmu gibi sen git elin gâvurunu lala diye kirala. Fakat efendici im. Yüz ruble! Aman Allah'ım! De ki annemle babam bana kumar oynamayı yasak ettiler. Ben sert bir sesle: . Her zaman hizmetinde van Zurin'' Yapacak bir ey yoktu.Borcun var ha. bizde o kadar para olmadı ını yaz o dolandırıcıya. dedim. Ordudaki görevimi ciddiyetle benimseyi imin belirgin izlerini görünce inledi. Fakat artık çocuk olmadı ımı kanıtlamak. iyi ey ö retti it o lu it. ama ben para vermeyece im. Bu önemli dakikada bu dikba lı ihtiyarın hakkından gelmezsem bir daha onun vesayetinden kurtulamayaca ımı dü ündüm ve yüzüne tepeden bir bakı fırlatarak: . Gelip arabanın hazır oldu unu bildirdi. 2 Ey uzak ülke. Titrek bir sesle: . Zurin'den geliyordu. Beni kederden öldürmek mi istiyorsun? Gözümün bebe i! Dinle bu ihtiyarı. Bir fincan çayla içeri giren Savelyiç beni dü üncelerimden ayırdı. . yüzüme baktı. htiyar a lamaya ba ladı. A lamaklı bir sesle: .Ne?! Ha? Niçin? diye sordu..Ne duruyorsun. . Öte yana döndüm: . Neye u radı ını a ıran Savelyiç ellerini çarptı. Git yat. Bilmem ki ne içerler. Fakat bir kere vaaza ba ladı mı Savelyiç'i susturmak olacak i de ildi. Öyle de il mi? Bu sırada bir çocuk girdi içeri. hem de i lerimin yürütücüsü olan Savelyiç'e dönerek çocu a yüz ruble vermesini emrettim. dedi. çünkü canım öyle istedi. Kekeleyerek: . Savelyiç a kınlıktan küçük dilini yutacaktı neredeyse. Paralar benimdir. böyle olur i te! Utanmı tım. dedim. Elden geldi ince so ukkanlı olmaya çalı arak: .Sus. Çay istemiyorum. Onları oyunda yitirdim.Zırvayı bırak. diye sertçe sözünü kestim. aka etti ini. hem çama ırcım. Akıl verece ine sana söyleneni yap. dün yitirdi in yüz rubleyi sana bu pusulayı getiren çocukla göndermeni rica ederim. bu yi it delikanlıyı Gençli in ate i getirdi buraya Bir de ba ımdaki arap dumanları. Açtım ve u satırları okudum: ''Azizim Pyotr Andreyeviç. kim suçlu bundan? O mösyö alça ı! kide bir Antıpyevna'ya ko ar: ''Madam.bizi. vodka'' deyip dururdu. diye ba ırdım. Peki. Savelyiç gitgide daha çok a ırıyordu. günün birinde bir daha görü ece imizi dü ünmeden. ne baban. içimde gizli bir sızı ve sessiz bir pi manlıkla Simbirsk'ten ayrıldım.

Arabacı. girer ba ın belaya. Atandı ım bölgeye yakla ıyordum. . . Baksanıza.Nereye gideyim? diye kar ılık verdi.Efendim emrederseniz geri dönelim! dedi. ne iz belli. Seni handa yalnız ba ına nasıl bıraktım! Ah. Uzaktan akrabam olur. u kayyımın karısına bir u rayayım dedim. Ben hiç de ilse bir ev ya da bir yol izi görürüm umuduyla dört bir yana bakınıyor. sonra apkasını çıkararak bana dönüp: . kumar oynadı ını duyarlarsa ne demezler? Zavallı Savelyiç'i avutmak için epeyce dil döktüm. ansızın lapa lapa ya maya ba ladı. . ne yapaca ını bilemedi inden. Rüzgâr u ulduyor. ko umları düzeltiyordu. sabaha kadar yatıp uyusan kötü mü olurdu? Tipi diner. Yüzüme kırbaç gibi çarpan tipiden ba ka hiçbir ey görünmüyordu. yalnız atları dehlemek için açıyordu a zını.Beyaz bozkırla açık gökten ba ka bir ey görmüyorum. Bundan böyle daha akıllı davranaca ıma. Dün haylazlık ettim. htiyar. Rüzgâr öyle bir kudurmu lukla uluyordu ki. . Adam hayvanları dört nala kaldırdı. Bütün bunlar üzüyordu beni. Dört bir yanımız sisle kaplı. tipi!. Kar hep lapa lapa ya ıyor. Of. üzdüm seni. canlıydı sanırdınız. u küçük buluta bakın.Niye gitmiyorsun! diye ba ırdım arabacıya. fakat söze nereden ba layaca ımı bilmiyordum. efendim! diye seslendi. Arabacı: . büyüdü ve yava yava bütün gö ü kapladı. Hana dönsen.Hey. fakat tipinin bulanık çevriminden ba ka bir ey seçemiyordum. ah.Haydi Savelyiç. Bütün suç bende. fakat gözü hâlâ do udaydı. Rüzgâr gitgide iddetleniyor. . Ansızın bir karaltı çarptı gözüme. Güne batmak üzereydi. iki gözüm Pyotr Andreyeviç! ( htiyar derin derin içini çekti).. birden çevreye bakınmaya ba ladı. geni ledi. O zamanın ölçülerine göre küçümsenemeyecek bir para yitirmi tim. . Tabii atalar sözünün dedi i çıktı. Zaman zaman tepelerle. imdi efendilerimin yüzüne nasıl bakaca ım ben? Çocuklarının içki içti ini. arabanın çevresinde gitgide kalınla an bir tabaka halinde yükseliyordu. yerinden inerken. Birçok yük arabasının nasıl kar altında kaldı ını biliyordum. dedim. Arabacı: . barı alım. karlar döne döne havaya yükseliyordu. Savelyiç homurdanıyordu.Ya uraya. Atlar adım adım ilerliyorlardı. Her yer karla örtülüydü. çimde. Sabırsızlanarak: . hendeklerle kesilen iç karartıcı bir bozkır uzanıyordu dört bir yanımdan. of. beyaz bir duman oldu. Ba ımı arabadan çıkarıp baktım. nasıl tozutuyor karları. Arada bir ba ını sallıyor kendi kendine: ''Yüz ruble! Dile kolay!'' diye homurdanıyordu.Sen kimseye kulak asmadın ki efendim! diyordu.Hava bozmaya ba ladı da. Ben kendime kızıyorum. Arabacı bunun bir tipiyi haber verdi ini açıkladı. kızma artık. Fakat sonunda yatı tı. lkin ince ince serpi tiren kar.una. Göz gözü görmez oldu. arada bir titriyorlardı. Küçük bulut geni ledi. Neden sonra: . Fakat rüzgâr pek iddetli görünmedi bana. bundan böyle ona danı madan be para harcamayaca ıma söz verdim. Yandık. U rama akrabaya. Suçlu oldu umu kabul ediyorum..Ah. Kimbilir neredeyiz? Ne yol. sıcak bir çay içsen.Eski bir türkü Yol boyunca dü ündüklerim hiç de ho eyler de ildi. Sonra yo unla arak yükseldi.Canım bu da dert mi? . Arabam dar bir yolda daha do rusu köylü kızaklarının açtı ı bir iz üzerinde ilerliyordu. biz de yolumuza giderdik. Tipi bastırmadan bir sonraki menzile ula aca ımızı umarak arabacıya elini daha çabuk tutmasını emrettim. Az sonra da durdular. Rüzgâr da gitgide iddetleniyordu bu arada. bulanık bir kar deniziyle örtülmü tü. Ben adama sövüp saymaya ba lamı ken. arabacının yanına oturmu tu. seni dinleyece ime söz veriyorum. Haydi. Savelyiç'in kar ısında bir suçluluk duyuyordum. una.. geri dönmeyi ö ütlüyordu. uraya baksanıza. Savelyiç'le benim üzerimize lapa lapa kar ya ıyordu. lk bakı ta uzak bir tepecik sanılabilirdi. Savelyiç ondan yana çıktı. Tam ufuk çizgisinin orda küçük bir bulutçuk gördüm gerçekten de. Nereye ko uyoruz böyle? Dü üne mi yeti eceksiniz? Savelyiç haklıydı. Atlar ba larını öne e mi duruyor. ahmak kafa! eytana uydum.. Savelyiç de arabacıdan yana çıkmı . atlar yel gibi uçuyorlardı. Benden yana hiç bakmıyor.O niye? . Gökyüzü bir anda kararmı . barı alım. yeter artık. . handaki davranı ımın aptalca oldu unu istemeye istemeye itiraf ediyor. Arabacı çevrede dolanıyor. Onunla ne yapıp edip barı mak istiyor. Ama yapacak bir ey yoktu artık. Görmüyor musunuz ne oldu unu? (Kamçısıyla do uyu gösteriyordu).. O bölgenin tipileri üzerine önceden bir eyler i itmi li im vardı.

Kaygıyla indim arabadan. ''Ne demek oluyor bu?'' diyorum. yıldızların ı ı ında yolu yitirmeden ilerleriz. Atlar durmu tu. a aç desem a aç de il. sonra yerine oturarak: . bana hâlâ peygamberce gelen bir dü tür bu. annem basamaklarda beni bekliyor.. Adamın so ukkanlılı ı canlandırmı tı beni. Karaltı da aynı anda kar ıdan bize do ru yöneldi. Ben o durumdaydım i te. ayaklarımın altında. O zaman köylü yataktan atladı ı gibi belinden bir balta çekip dört bir yana saldırmaya ba lamıyor mu? Ko mak istiyorum. Fırtınanın hâlâ kudurmu çasına uludu unu. ki dakika sonra kavu tuk. Belki tipi diner. kedi gibi bir sıçrayı ta arabacının yanına çıkıp oturdu: . araba desem araba de il. ne de ko umlar senin. Atlar karlara bata çıka ilerlemeye ba ladılar. Bir teknenin bir fırtınalı denizde çalkalanmasına benziyordu bu. seninle helalla mak istiyor. Bir köylüden ne diye hayır duası isteyeyim?'' Annem. diye kar ılık verdi köylü. Arabacıya hareket etmesini emrettim. Arabacı: . Yolcu: . Bir çıra aydınlatıyordu burayı. gök açılırda. çok ükür köy uzakta de il.. eve izinsiz dönü üme babamın kızaca ı. kürküme iyice büründüm.Hey. bir o yana. ama neye yarar? Ben: . Çünkü bo inançlara kar ı ne kadar ku ku duyulursa duyulsun.Niye sürecekmi im? Diye sordu. Hava öyle karanlıktı ki. fırtınanın u ultusu kulaklarımda gitgide bir ninniye dönü tü. oradaki karaltı nedir? Arabacı baktı. Çok ükür.Geldik efendim. bir bu yana sallanarak sessizce yol alıyordu.Hey. Hani. bana sı ın. durmadan inliyordu.. Yanıma gel hayır duamı al.'' Ben razı olmuyorum buna. diye kar ılık verdi. Oda ölülerle dolu. haydi in. Ben arabacıya oraya do ru hareket etmesini emrettim. kâh bir hende e giriyor. gönlünün diledi ini yaparsın. Baktım. baktı. hayvanları sa a çevir de sür. Bu i e akıl erdiremeyip anneme dönüyorum. arabacı. Gözlerimi ovu turarak sordum: . köyün uzakta olmadı ını nereden anladın? . yol nerede? Nasıl olsa ne atlar. Kalk da ona hayır duası et. Yakında köy var demektir bu. Savelyiç kolumu çeki tiriyor: . Küçük bey. Ansızın bir kapı çıktı kar ıma ve çiftli imizin avlusuna girdik. usul usul ilerleyen araba beni be ik gibi sallarken. karı karı bilirim hem de.Hana. çabuk ol. Gençli in yerini dü lere bıraktı ı. uçsuz bucaksız kar çölünde o yana.. Arabacı ho lanmamı tı bu i ten: . ''Bu adam babam de il. Araba kâh bir kar yı ınına saplanıyor. diye kar ılık verdi. hem a kınlık içindeydim. diyordu. Kar ımda oturan Savelyiç. Tam kendimi Tanrı'ya emanet edip bozkırın ortasında gecelemeye karar vermi ken. iyi adam! diye seslendi. gözlerimi hastaya dikiyorum. diye seslendim.Hey köylü! dedim. Bir adamdı bu. Haydi elini öp de hayır duası etsin sana. ya da insandır belki de. Dar. iddeti azalmakla birlikte.. burada. Yatak odasına giriyoruz.Hey.. içeri gir de ısın. . ''Fark etmez Petru a!'' diye kar ılık veriyor: ''O senin babalı ındır (*). Senin hastalı ını ö renip geri dönmü . Yanında üzgün yüzlü insanlar duran yata a do ru sessizce yakla ıyorum. diyor. Yol nerede biliyor musun? Yolcu: . tipi hâlâ devam ediyordu. Büyük bir üzüntü içinde oldu u belli. ama gerçekten de bir ey kımıldıyor orada. fakat bir türlü ko amıyorum. göz gözü görmüyordu. Ete inin altında bir fener tutuyordu. Arabadan indim. ''Yava ''.Çünkü rüzgâr duman kokusu getirdi bir ara. Ondan sonra ba ıma gelecek olan tuhaf olaylarla birlikte anımsadı ımda. bunu belki de söz dinlemezlik sayaca ı oldu. Aklıma ilk gelen ey.Nereye geldik? . bizim yolcu. dedim.'' Ben diz üstü çöküyor. fakat oldukça temiz bir odaya girdim. Kurt. bu yana dola tı ımızı görüyordum. dedi. Duvarda bir tüfekle uzun bir Kazak kalpa ı asılıydı. Tam o sırada uyandım. Ömrüm boyunca unutamayaca ım bir dü görüyordum.Yol. Fakat havayı görmüyor musun? Bir anda sapıtırız yolu.'' Ben hem deh et. sarsıntıdan.. Okuyucu kınamasın beni. buraları bilir misin? Beni bir hana götürsene.Buraları bilirim. Hasırdan kapı perdesini indirdim. Oda ölgün bir ı ıkla aydınlatılmı . Annem cibinli i usulca kaldırıyor ve ''Andreyiç Petroviç''. diyor: ''Bak Petru a geldi. Aya ım vücutlara takılıyor.'' Deh et içinde ardına dü üyorum onun. O da nesi? Babamın yerine kara sakallı bir köylü yatıyor yatakta. Hancı kapıda kar ıladı bizi. Adamın bu açıksözlülü ü a ırtmı tı beni. uyuklamaya ba ladım. Tanrının yardımıyla dosdo ru gelip duvara dayandık. Arabacı haklı göründü bana. En iyisi burada durup beklemek. bana da ne eyle bakıyor. . baksana.Tanrı biliyor ya efendim. onlara kapılmanın yine de insan o luna özgü oldu unu biliyordur sanırım. uyku öncesinin belirsiz görüntüleri içinde onlarla kayna tı ı bir ruh durumu vardır. kan birikintilerine bastıkça kayıyordu. dedi. Korkunç köylü bu arada dostça sesleniyordu bana: ''Korkma. ''baban ölüm dö e inde. her dakika benim iki yanıma yuvarlanacakmı gibi oluyor.Öyle ya.

Hancı yerde yatıyordu. imdi sen (burada bir daha göz kırptı) baltanı ku a ına sok. Yırtık bir kaftanla bir Tatar alvarı vardı üzerinde. ya da oraların deyi iyle umet. . öyleyse elbiselerimden birini çıkar onun için.Hancı Yayık Kazaklarındandı. emredileni yapmak dü er. Saçları çepeçevre kesilmi ti. fakat hileci bir anlatım vardı yüzünde. Çay dolu fincanı uzattım.Bostanda uçuyordum. Kılavuzu ça ırdım.Ya kılavuz nerede? diye sordum. bir ötekini ku kulu gözlerle süzüyordu. Adam peykeden indi. Çocu un henüz iyiye kötüye akıl erdiremeyece ini görüyorsun. mantar bitince sepet de bulunur. Benim tav an kürkü gocu umu ver ona. Bir haydut yuvasına pek benziyordu. Fakat sonradan 1772'de patlak veren ve bastırılan Yayık Kazanları ayaklanmasından söz edildi i sonucunu çıkardım. Üstünde bir eyi yok. madem elli kapik vermek istemiyorsun. ü üdün mü? diye sordum. suratını astı: . Herkese bah i verirsek. Oca ın oradaki peykeye bakınca kara bir sakal ve bir çift parlak gözle kar ıla tım. Hancı istenileni getirmeye gitti. Pa a gönülleri böyle istiyor. ıssız bir yerde. O sırada hancı kaynayan bir semaverle içeri girdi. dinç bir köylüydü bu. dün meyhaneciye rehin bıraktım. bozkırın ortasındaydı. Efendimiz lütfedip kürklerini bana veriyorlar. Ömrümde hiçbir zaman canımın o denli çay istedi ini anımsamıyorum.Efendimiz. nine bir ta attı. Sonra e ilerek selamladı beni. Benim baldırı çıplak: . Hancı yüklükten bir i eyle bir bardak çıkardı. Niyeymi bu? Onu arabamızla hana getirdik diye mi? Efendim. Korucu dola ıyor. ste ini ho nutlukla yerine getirdim. toylu undan yararlanıp onu soymak istiyorsun de il mi? Bey gocu u senin nene gerek? Kör . çok geçmeden kendimiz aç kalırız. Senin gibi bir u ak parçasına ise tartı mak de il. Biz Kazaklarda çay içmek gelene i yoktur. fakat bizim bol keseden harcayacak elli kapi imiz yok. papazın karısı izin vermedi. Durdu. emredin de bir bardak arap getirsinler. kendir gagalıyordum. dedim. Han. ne yalan söyleyeyim.Ne olsun? Ak am duasında çan çalacaklardı. Fakat yapacak bir ey yoktu. ne tartı tı ne de pazarlı a giri ti. Altmı ya larında kadar gösteren. Savelyiç'e: .nce bir kaftanın içinde ü ünmez olur mu? Gocu um vardı ya.Sus amca! diye kar ı çıktı. htiyar. bir bilmeceyle kar ılık verdi: . Bu konuda tartı amazdım Savelyiç'le. yoksa satmaz mıyım. Efendimiz! Sa lı ınıza içiyorum! Bunu söyleyerek barda ı aldı. Yeniden yola koyulmak da olanaksızdı. istavroz çıkardı ve bir diki te yuvarladı arabı. Bu kadar iddetli ayaz olaca ını sanmamı tım.Vay. Adam öyle ölçülü bir ücret aldı ki bizden. Savelyiç sobanın yanına çekilmeye karar verdi. Paraların tümüyle onun denetiminde bulunaca ına söz vermi tim. lgi çekici bir görünü ü vardı. Sevimli. dedi.Buradayım efendimiz. Az sonra bütün odayı horultular doldurdu. göz kama tırıcı bir kar tabakasıyla örtülüydü. Bu arada geceyi geçirmek üzere sedire uzandım. hâlâ canlı. sen Allah'tan korkmaz mısın. ta yanımdan geçti. artık orası seni ilgilendirmez moruk. Uçsuz bucaksız bozkır. yeniden peykeye döndü. Savelyiç de ardım sıra yol sandı ını ta ıyıp getirdi. stifimi bozmadan: . ben de derin bir uykuya daldım. bütün köylerden uzakta. Beni bir felaketten olmasa bile hiç de ilse çok tatsız bir durumdan kurtaran adama borcumu ödeyemiyordum. Kılavuzumuzu bir fincan çay içmeye ça ırdım. . Atlar ko ulmu tu.Ne o karde . adama yakla tı ve yüzünü görür görmez: . dedi. Savelyiç'in tedirginli i pek e lendiriyordu beni.Satıp parasıyla kafa mı çekerim. ona. Pyotr Andreyiç. Dünkü ku kuları da tümüyle silindi kafasından.Haydut. Savelyiç bile her zamankinin aksine. diye kar ılık verdi. Bu çapulcu konu masının ne anlama geldi ini bilemezdim o sırada. Sabahleyin oldukça geç bir saatte uyandı ımda. ri canlı gözleri fıldır fıldır dönüyordu. papaz konuklu a gitti. tipi dinmi ti. yardımından ötürü te ekkür ettim ve Savelyiç'e dönerek. insaf edin diye inledi. . yine buradasın ha! Hangi rüzgâr attı? Kılavuzum anlamlı anlamlı göz kırptı. siz bilirsiniz. yüzünü buru turdu: .Elli kapik bah i ! dedi. Savelyiç küskün bir sesle: . Tav an kürkü gocu u niçin verelim ona? t o lu it ilk meyhanede satıp parasıyla kafayı çeksin diye mi? Benim baldırı çıplak: . Fakat öte yandan da canım sıkılmı tı. Güne parlıyordu. elli kapik bah i vermesini emrettim. Ya mur ya arsa mantar biter. eytanlar kilise mezarlı ında dola ıyor. diye bir ses geldi yukardan.yi. Savelyiç: . Ee! Sizinkilerden ne haber? . Savelyiç kaygıyla kulak kabartmı tı köylüyle hancının konu masına. Çay kaynatmak için hancıdan ate istedi. dedi. Bir onu. Hancıya hesabı ödedim.Babacı ım. Kara sakalına yer yer kır dü mü tü.

.. ''Eti sizin kemi i benim'' de ne demek? Bir halk deyimi olmalı. diye tekrarladı. Az sonra da dünkü tipiyi.'' diye dü ündüm.. Mektubu okuyup bitirdi. diki yerlerini söke söke onu sırtına geçirmeyi ba ardı. tav an kürkü gocu u unutmu tum bile. Anlıyorum. ve saire. nüfus kâ ıdımı bir yana ayırdı ve: . Gelirse amansız dü manlarımız Her zaman açıktır soframız Gülleyi koyduk mu topa yi bir ziyafet çekeriz onlara Bir asker türküsü . Subay olarak alayına atanacaksın. Bir delikanlı için ba ıbo luk iyi ey de ildir. Kırgız bozkırlarının sınırında ıssız bir kaleye!. ve saire.''Eti sizin kemi i benim'' de ne demek.. Serseri.. dedi. Ertesi gün veda ettim kendisine.. Bruder! (**) Demek hâlâ anımsıyor eski yaramazlıklarımızı: ''Gelelim asıl konuya. Masada Alman tutumlulu u hemen göze çarpıyordu.. ''Semyonovsk alayına yazdırılması. Merhum feld-mare al Munn. böyle bir delikanlının babası olmu ! Ah zaman! Zaman! Sonra mektubu açtı...'' Hım. ''Bu arada. baldırı çıpla ın teki! Bununla birlikte tav an kürkü gocuk da ortaya çıkmı tı.. Generalin beni bir an önce garnizona postalamasının. Tanrı gönlüne göre versin.. ''Daha anamın karnındayken muhafız birli ine çavu yazılmam neye yaradı? Sonunda beni nerelere sürükledi bu? *** alayına. yani eti sizin kemi i benim demektir bu.. ''Ve onu ba ı bo bırakmamak. Babamın yazdı ı mektubu verdim.. disipline alı acaksın. Uzun boylu. soluk üniforması. ve Karolinchen'e. nüfus kâ ıdı. Diki lerin çatırtısını i iten Savelyiç. atandı ım yere do ru yola koyuldum. Beni arabaya kadar geçirdi. ''Seni eski bir arkada ın ve dostun olarak içtenlikle kucaklamama izin ver'' Ha! Hele ükür!.Tanrım... ''Devletli Andrey Karloviç! Umarım ki aziz efendimiz. Orenburg'da kalman için bir neden yok. her eyin ba ı disiplin: ama eski bir kamerada (*) böyle mi yazar insan?. Benim bedenim için bile küçük olan gocuk. arada bir dü üncelerini belirterek alçak sesle okumaya ba ladı. Ben elden geldi ince saf görünmeye çalı arak: . o nerede? Ha..ben de Savelyiç'in üzüntüsüne aldırmayıp daha ileri do ru yola koyuldum. Andrey Petroviç'in delikanlılı ının üstünden ne kadar zaman geçti ki... dedim. Orada gerekli e itimi görecek.. . hepsi yapılacak. eti sizin kemi i benim ba ka bir anlama geliyor olmalı. Fakat bugün yeme e bende kalmanızı rica ederim. Gocu u hemen buraya getir. 3 KALE Bizler bu kalenin erleriyiz. ''Aziz efendimiz unutmamı lardır. Savelyiç yine: ..Rica ederim. yili inizi ömrümce unutmayaca ım! O kendi yoluna gitti . çimden: '' ler gitgide sarpa sarıyor. biraz da bekâr sofrasında fazladan bir konuk görmemek iste inden oldu unu sanıyorum. Tayınımızı yer. ile. suyumuzu içeriz.. Konu masında iddetli bir Alman aksanı vardı.. Lalama: ..Efendimiz.'' Yok... Eski..Tatlılıkla davranmak. Babamın adını i itince bana öyle bir bakıp: . Anna Yoannovna (*) zamanının sava larını anımsatıyordu. yerlere kadar e ilerek: . diye inledi. ona bir parça dar gelmi ti do rusu.. ''Ve. Köylü hemen oracıkta denemeye giri ti onu. kılavuzumu..... Size benim çapkını.. te ekkür ederim. hiç utanmıyor! Evet. dedi. pek ho nut kalmı tı arma anımdan. dedim..'' Hani.. Tav an kürkü gocuk daha yepyeni! Verdi in de bari bir adam olsa! Ayya ın. Yüzba ı Mironov'un komutası altına gireceksin. dokunsalar a layacaktı. dürüst bir insandır. seferde... ukalalı ı bırak. i te.Yüce Tanrım.'' Bu ne seromoni canım? una bak..'' Yeme i Andrey Karloviç ve ya lı yaveriyle birlikte yedim... Babanın bütün istekleri yerine getirilecek. Orenburg'a varınca do ru generale çıktım... iyi. Bana dönerek: .'' Hım..... incitmemek.. alabildi ine özgür bırakmak. fakat ya lılık yüzünden hafifçe kamburla mı bir adamdı bu. yi.. Fakat adam.Hım.'' yi.. Uzun saçları tümden a armı tı.'' Ehe.Evet azizim..olası. Ama zaman yitirmemek için yarından tezi yok Belogorski kalesine gidiyorsun.. dedi.

Buraya atandı ımı. Adam: . beyaz bir kar tabakasıyla örtülü tekdüze kıyıların arasında hüzünle kararıyordu. kentin dı ına çıkmı lar. ve Aleksey vaniç üste meni öldürmü . Ya lı bir asker bir masanın ba ına oturmu elindeki ye il üniformanın dirse ine mavi bir bez parçası yamıyordu. ya lı bir kadın oturuyordu pencere kıyısında.Yo. Ho geldin. Arabacıma: . kuleler ve toprak bir tabya görmek umuduyla dört bir yana bakındım. ev sahibesi.. Seninle mi u ra sın imdi. safalar getirdin..''Sanırım bir muhafız birli i subayına yakı mayacak davranı lardan ötürü. Dökme demirden. Hava kararmaya ba lamı tı bu arada. Bir yanda yarı yarıya karla örtülmü üç. onun hemen yanında da ''Kistrin ve Oçakov'un ele geçirilmesi''ni. Otur iki gözüm. Irmak donmamı tı henüz. Yüzba ının karısı: . O sırada çavu içeri girdi. ayrıca ''Gelin seçme'' ve ''Kedinin gömülmesi'' olaylarını gösteren a aç basması tablolar göze çarpıyordu. en küçük dengesizli imi katıksız hapisle cezalandırmaya hazır.. dedi. Yorulmaz sorgucu: .Eski zaman insanları. i te geldik bile. ba örtülü. Anasının kuzusu Belogorsk Kalesi Orenburg'dan kırk verst (*) ötedeydi. dedi. görevim gere ince Bay Yüzba ı'yı görmeye geldi imi bildirdim.. Fakat ne fark eder anacı ım. Bir üste menle birlikte. canca ızım. diye kar ılık verdi ve aynı anda içeri girdik. onun karısıyım ben. diye sordum. Ta lı ı geçtim.te ya. Oldukça hızlı yol alıyorduk. Dar. Sabreden dervi muradına ermi .'' diye sözlerini sürdürmekteyken. Rahip Gerasim'e konuklu a gitti.. sert. Emrine girece im yüzba ı Mironov'u gözümün önünde canlandırmaya çalı ıyor. Eski bir zevkle dö enmi temiz bir odacı a girdim. diye kar ılık verdi. Ben üzüntülü dü üncelere gömülmü tüm.Hangi alayda görevli oldu unuzu sorabilir miyim. eski bir top duruyordu kapıda. Yaa! eytana uymu bir kere. vabrin Aleksey vaniç adam öldürdü ü için buraya gönderileli be yıl oldu. subay üniformalı tek gözlü bir ihtiyarın kollarına gerili örgüyü çözüyordu. Sonra hizmetçi kıza seslendi.van Kuzmiç evde yok. dedi. Boylu poslu bir Kazak delikanlısıydı bu. Sırtında yünlü bir fanila. Az sonra yüksekçe bir yere kurulmu ah ap bir evce izin önünde durduk.Maksimiç. görevinden ba ka bir ey dü ünmeyen. Arabacı küçük köyü göstererek: . Onların ötesinde de Kırgız bozkırları uzayıp gidiyordu. a aç kabu undan yapılma kanatları tembelce sarkan bir yel de irmeni vardı.Ne istiyorsunuz anacı ım.Muhafız birli inden buraya gönderili inin nedenini de sorabilir miyim? Komutanlı ın böyle uygun gördü ünü bildirdim. diye sordum. kale nerede. Arabacıya beni komutana götürmesini emrettim. içimden boyuna tekrarlayıp durdu um söylevi kesti: . Yayık Irma ı'nın sarp kıyıları boyunca ilerliyordu. ba lamı lar vuru maya. Evin hemen yanında. Kulübeler basıktı. Garnizon hayatını hiç de çekici bulmuyordum. Kendilerini van Polejayev'in evine yerle tirsem nasıl . Camlı. hem de iki tanık önünde! Ne gelir elden? bir i tir olmu bir kere. Anacı ım.Ba üstüne Vasilisa Yegorovna. Beyefendiyi temizce bir eve yerle tir. e ri bü rü sokaklardan geçtik. gidip çavu u ça ırmasını emretti. Kimse kar ıma çıkmadı. kollarını da do ru tut. Geli imi bildirmesini emrettim.. yüzba ının karısı: . diye kar ılık verdi. Kılıçları da yanlarında. Kar ısında oturan. Yol.. Ya lı asker: . Delikanlının yol yorgunu oldu unu görüyorsun. Söyledim: . dedi.. ini bırakmadan: .çeri gir canca ızım.. Surlar. (bana dönerek sürdürdü sözlerini) sen de bu ıssız yere sürüldün diye hiç canını sıkma. Ve bu sözle birlikte tam komutan sandı ım bir gözü kör subaya dönmek üzereyken. yine ah ap bir kilise vardı. diye sordu.Hani. çerçeveli bir subay diploması asılıydı duvarda. ya da dört ot yı ını. öte yanda. bizimkiler evde. Fakat kütüklerden yapılma bir çitle çevrili küçük bir köyden ba ka bir ey göremedim. görüyor musun u i i.. Buraya gelenlerin ne ilki. ne de sonuncususun sen. Boz renkli dalgalar.Kaleye çok var mı daha.Zırvayı bırak dedi. ço unun üzeri samanla örtülüydü. Tek gözünü merakla üzerime diken ya lı subaycık: . sofa kapısını açtım. öfkeli bir ihtiyar olarak dü ünüyordum onu. a kın a kın: . Sonra da haydi bakalım. Kö ede kapkacak dolabı duruyordu. Çavu : .

Benim van Kuzmiç e itimi ne diye bu kadar uzattı bugün. Peki.Nedir bu anacı ım. laf! Ne senin bir ey ö retti in var. Etkili. Sen beyefendiyi. Bir insan yüzü görmeyi öylesine özlemi tim ki. Hüzün verici bir bozkır uzanıyordu göz alabildi ine. dinç bir adam olan komutan. fakat son derece canlı bir delikanlıydı bu. on sekiz ya larında toparlak yüzlü. esmer. Polejayev'in ba ı yeterince kalabalık zaten. Ya lı askerle hizmetçi kız Pala ka sofrayı kuruyorlardı. Vasilisa Yegorovna'nın beni yeme e ça ırdı ını bildirdi. pencereden ayrıldım. Tahta perdeyle ikiye ayrılmı .Yüce tanrım. Safta toplanmı lardı. a zıma bir lokma koymadan yatmaya çekildim. Vasilisa Yegorovna güler yüzle. düello nedeniyle muhafız birli inden çıkarılan subay oldu unu anladım. Bir kocakarı.Beyefendiye git. büyük bir ne e içinde tasvir etti. Karısı: . Ben onun anlattıklarına içtenlikle gülerken kapı açıldı. daha fazla bekleyemezdim. dedi. Bu arada çorbayı getirdiler. Kısa boylu. pembe yanaklı bir kız girdi içeri. Durup e itime bakacakken. hiçbir yabancılık göstermeden kar ıladı bizi. Ama ikisini de cezalandır. Ya lı. Dün ö rendim geli inizi. öyle mi? Pyotr Andreyiç'i Samyo Kuzov'a götür sen. alınyazımın beni sürükleyip getirdi i bu ülkeyi. diye tamamladı sözlerini. sonra yine i inin ba ına döndü. Maksimiç kalaca ınız eve götürecek sizi. vabrin hiç de aptal bir insan de ildi. Yüzba ının karısı bir gözü kör subaya dönerek: . gırtlak patlatmak için çok zamanı var daha. . diye kar ılık verdi. Maksimiç.Dü ünmeden konu uyorsun Maksimiç. ben daracık pencereden dı arıya bakmaya koyuldum. Hemen kayna tık. dolandırıcı herif. ne de onların bir . vabrin. dün komutanın evinin giri inde üniforma yamayan ya lı asker içeri girdi. Pyotr Andreyiç. Kulübenin bir bölümünde Semyon Kuzov ailesi oturuyordu. çorbanın so uyaca ını söyle. dedi. bir vukuat yok ya? Kazak: . sırtında bej renkli. ba ında takke.. Gençli im böyle bir yerde geçecekmi me er! çimi bir hüzün kapladı. dedi.Burada görülmeye de er yeni bir ey yok.Böyle damdan dü er gibi geldi im için özür dilerim.van natiç! dedi. Ertesi sabah tam giyinmek üzereyken kapı açıldı. adınız soyadınız neydi iki gözüm? Pyotr Andreyiç.Ee. diye kederle söylenip duruyordu. Bizi görünce yanımıza yakla tı. parlak bir dille.. atını bizim bostana salmı . pamuklu bir gecelik entariyle onların kar ısında duruyordu. utançtan kıpkırmızı kesilen kulaklarının arkasına do ru dümdüz taramı tı. Savelyiç: . Prohorov'la Ustinya'yı sorguya çek. Kırk yıllık ahbapmı ız gibi senli benli davrandı bana. Pala ka git yeme e ça ır beyefendiyi. haydi bakalım. Askerleri e itiyormu .Görev ba ında oldu umu biliyorsun Vasilisa Yegorovna. Açık kumral saçlarını. . Ma ka nerede? Tam bu sırada. ırma ın yüksek kıyısına kurulmu bir kulübeye götürdü beni. Karısı: .olur? Yüzba ının karısı: . Önyargıyla bakıyordum ona. bakalım kim haklı. Maksimiç. Askercikleri e itiyordum. Genç kız bir kö eye çekildi. Hiçbir ey yemiyor! Çocu u hasta dü erse hanımım bana ne der. dedi. Az sonra yüzba ı tek gözlü ihtiyarla birlikte çıkageldi. elinde yalakla kapı önünde durmu .Çok ükür. oldukça temiz bir odaydı bu. ilgi çekici bir konu ması vardı. genç bir subay girdi içeri. Komutanın ailesini. domuzlara sesleniyor. Vasilisa Yegorovna'yı bekletmememizi söyledi bize. sen hâlâ görünürde yoksun. Öteki bölümü bana verdiler. sayın konukların bekledi ini. Kendisi de arkamızdan gelece ini vaadetti. E itim kaçmaz nasıl olsa. Komutanın evine yakla ırken uzun saç örgüleri ve üç kö eli apkalarıyla yirmi kadar ya lı asker gördük alanda.. uzun boylu. Selam verip çıktım. âmiri oldu umuzu da hiç unutmaz. Yemek sofrada bekliyor. Bunun. yüzba ının kızı Ma a'nın tam bir aptal oldu unu söylemi ti çünkü. Yalnız onba ı Prohov bir tas sıcak su yüzünden Ustinya Negulina'yla hamamda dövü mü . bana dostça birkaç söz söyledi. Savelyiç bavulları açıp e yaları yerle tirirken. van Kuzmiç: . Bana Fransızca: . onu ça ırmak üzere Pala ka'yı ikinci kez gönderdi. Sonra bize hısım olur. Yandan birkaç kulübe görünüyor birkaç tavuk geziniyordu sokakta. diki e ba ladı. adamakıllı çirkin suratlı. canlı. Ee. Kocası hâlâ gelmeyen Vasilisa Yegorovna. kim haksız. Çavu kalenin öbür ucunda. yeter artık diye kar ı çıktı. her ey yolunda diye kar ılık verdi.. vabrin de hemen benimle gelmeye karar verdi. onlar da ona dostça homurtularla kar ılık veriyorlardı. çevresini. Daha ilk görü te pek ho lanmadım bu kızdan. Burada bir süre ya adıktan sonra siz de anlayacaksınız bunu. Yüzba ının karısı: .

yerimden kımıldamam. diye sordu.Saçma. Onları okumaya koyuldum ve içimde edebiyata kar ı bir heves uyandı. Vasilisa Yegorovna susmak bilmiyor. yüzba ının karısına dönerek: . Yüzba ıyla karısı uyumaya çekildiler. on yıl kendilerini toplayamazlar. van Kuzmiç: . van Kuzmi bundan iki yıl önce. Va ak postundan kalpaklarını gördüm mü. benim isim günü yortusunda. bir kese. sorular ya dırıyordu bana. Ma a korkaktır. Ama vabrin hiç kaygılanmadan söylüyordu bunu. nasıl oldu unu farketmeden alı ıvermi tim. topu topu bir canımız. van Kuzmiç ve karısı son derece saygıde er kimselerdi. evinde oturup gününü duayla geçirirsen daha iyi olacak. Birkaç Fransızca kitap vardı vabrin'de. Marya vanovna'ya bir göz attım. akrabalarıymı ım gibi davranıyorlardı bana. Kırgızların da akılları ba larına getirildi. Ben. Ma a. Yirmi yıl önce alaydan buraya gönderildi imizde. Komutanların evlerinde.Ba kırtlar. Fakat çalı madan yana bir sıkıntım yoktu. Komutan. sonsuz ni anlı. öyledir. duygulu bir kız oldu unu anlamı tım onun. evce izini nasıl yönetiyorsa kaleyi de öylece çekip çeviriyordu.Ya siz. Hemen konuyu de i tirmek için.Evet. Acıdım kızca ıza. nasıl da korkmu tum bu kör olası gavurlardan. peki peki öyleyse koru kendini Gör bak. diye dü üncesini belirtti.Vasilisa Yegorovna gözüpek bir kadındır. vabrin tumturaklı bir tavırla: . Duydu mu tir tir titrer. Nöbet bile tutulmuyordu. adamların hiçbiri sa ını solunu ö renememi ti daha. Pala kamız var. Biz vabrin'le çıktık ve bütün ak amı birlikte geçirdik. Sabahlarımı okumakla. Ama her dönü ten önce. Ama çok ükür ya ayıp gidiyoruz. nereden aklına estiyse bizim topu ate lediydi de. durumları nasıl? Babamın üç yüz cana sahip oldu unu ö renince: . Bir daha buralara sokulacaklarını sanmam. Vasilisa Yegorovna devlet görevini tıpkı kendi ev i leri gibi yürütüyor. ö renimsiz. 4 DÜELLO Ha. Subaylık emrim gelmi ti. ara sıra da . Anam babam sa mı. yanılmamak için istavroz çıkarmalarına ra men. Ben: . Burada çoktandır çıt çıktı ı yok. yi bir adam çıkarsa ne âlâ! Yoksa kız o lan kız. diye dü üncesini belirtti. ne bir eyi. pleri karısının elindeydi. Bu iyi aileye. diye kar ılık verdi. Yok. Dünyada zengin insanlar da var do rusu! Bize gelince iki gözüm. Bu da onun kaygısızlı ına denk dü üyordu. vabrin'e kalırsa. Sofraya oturduk. tehlikelerle burun buruna ya amaktan korkmuyor musunuz? Ya lı kadın: . yanımda yabancılık çekmiyordu artık. o da sizin gibi gözüpek mi? Vasilisa Yegorovna: . Kıpkırmızı olmu tu. Taba ına birkaç damla gözya ı damladı hatta. ola anüstü yanı olmayan bir insandı. im ir bir tarak. Ba kırtlara gözda ı verildi. ne çeyizi var. do ru mu. hatta tek gözlü garnizon te meni van gnatyiç'e.Ya Marya vanovna? diye sordum. Fakat son derecede dürüst ve iyiydi. ne e itim yapıldı ı vardı. dedim. Tanrı bilir ya. onunla Vasilisa Yegorovna arasında uygunsuz bir ili ki varmı .ey ö rendi i. nasıl delip geçece im seni! Knyajnin Birkaç hafta sonra Belogorsk kalesine alı makla kalmayıp ho lanmaya da ba lamı tım bu hayattan. Tek sıkıntımız var.Bunu da nereden çıkardınız azizim.Orenburg'da söylediler. van Kuzmiç. dedim. De erli konuklar yeme e buyurun. inanır mısın iki gözüm. hele çı lıklarını i ittim mi. böyle bir kalede. Körolası topla o zamandan beri ate etmiyoruz artık. korkudan az daha öbür dünyayı boyluyordu güvercinim. subaylı a erlikten yükselmi . içime fenalıklar gelirdi. hani dü manlar kalenin çevresinde cirit atıyor deseler. Tanrıya emanet edilen kalede ne geçit töreni. bir de (tövbeler tövbesi) üç kapik hamam parası. evde oturup kalacak.Alı tık canca ızım. aklına estikçe. nerede oturuyorlar. Ama sokulacak olurlarsa da öyle bir ders veririm ki onlara.Dile kolay. Kocaya varacak ya a geldi ya. dedi. Komutan: . Tüfek sesine alı amadı hâlâ. Sofradan kalktık. hiç de yeri yokken: . sizin kaleye saldırmak için hazırlanıyorlarmı . kendi bildi ine göre e itiyordu askerleri. Isınmı tık birbirimize. Akıllı. Marya vanovna. kuru gürültüye pabuç bırakanlardan de ildir. . van Kuzmiç: . çeviri yapmakla. gerçekle en ufak bir ilgisi yoktu. dedi. Ama öyle kanıksadım ki imdi.Ma a mı? dedi. Düpedüz iftiraydı bu.

. Bunu söyleyip defteri elimden aldı. Kalemizin çevresinde barı egemendi. Kan beynime sıçradı. Kimse kim. u dizeleri okudum: Sevda dü üncesini içimden atmak. Yeme i genellikle komutanın evinde yiyor. Defterimi çekip aldım elinden. Evet.Seni ilgilendirmez. Canımın sıkıldı ını belli etmemeye çalı arak: ..Yalan söylüyorsun. Ben de iirimi yazıp bitirince vabrin'e götürdüm.Nasıl buldun diye sordum vabrin'e. savurdu um bu tehdidi de alaya aldı: . Aleksey vaniç vabrin'le her gün görü üyorduk. ona tatlı iirler yerine bir çift küpe arma an et demek istiyorum.iir yazmaya u ra makla geçirmeye ba ladım. Komutanın ailesinden hep alayla söz etmesi. ne yazık ki iirimin hiç de iyi olmadı ını bildirdi kesin bir tavırla. her dizeyi. airler de dinleyicisiz edemez. sevda acılarına konu olan Ma a da kim? Sakın bizim Marya vanovna olmasın bu? Yüzümü astım: . erefsizce yalan söylüyorsun. Küçük bir önsözden sonra defterimi cebimden çıkardım. Övülece im konusunda en ufak bir ku ku duymadan: . Ma a'dan kaçıp kurtulmak Uçup gitmek bir ku gibi! Fakat beni tutsak eden o gözler Her an kar ımda duruyor Gönlüm hep onları özler Ruhum için için eriyor Neler çekti imi gel gör de Ma a. Peki. çünkü bu gibi dizeler ancak ö retmenim Vasili Kiriliç Tredyakovski'nin (*) harcıdır ve nedense onun a k iirlerini pek anımsattılar bana. Daha fazla dayanamadım. alçak! diye haykırdım kudurmu çasına. Öfkemi güçlükle tutarak: . ak amları. . vabrin. dedi. Lütfen açıklar mısınız? . Ama ben de böyle bir ey istemiyordum zaten. her sözcü ü benimle en i neleyici biçimde alay ederek.Oho! Bencil bir air ve alçakgönüllü bir â ık! Fakat u dostça ö üdümü unutma: Ba arıya ula mak istiyorsan.Çünkü. . . akıl danı ıyormu gibi görünüp kendilerini övecek okuyucu aradıkları bilinen bir eydir.Hay hay. vabrin gitgide daha çok tepemi attırıyordu: . acı bana. özellikle de Marya vanovna için kullandı ı i neli sözler hiç ho uma gitmiyordu. Ah. vabrin'in rengi attı. bir ba ka topluluk yoktu kalede. Kolumu sıkarak: ..Bunun hesabını vereceksin. Kalede iirden anlaması gereken tek ki i oydu. iirden medet umma. günün öteki kesimini de ço u zaman orada geçiriyordum. Fakat sonradan bunun geçici bir barı oldu u anla ılacaktı. Fakat genellikle ho görülü bir kimse olan vabrin.Neden iyi de ilmi ? diye sordum. tutabilecek misin sözünü. E er Marya vanova'nın karanlık bastıktan sonra sana gelmesini istiyorsan. diye kar ılık verdi. inan bana.Çünkü onun huyunu kendi deneylerimden biliyorum. Unutmak istiyorum o dilberi. Fakat sohbeti gitgide daha az çekici olmaya ba lamı tı benim için. diye kar ılık verdim. ne demek istedi inizi anlayamıyorum. Birkaç yıldır yazdı ım iirlerden biri pek ho uma gitti. Edebiyatla u ra tı ımı söylemi tim daha önce. Yazarların kimi zaman. sözünü etti in bu tatlı tutkulara.Onun hakkında niçin böyle dü ünüyorsunuz? diye sordum.Beyefendi. Ba kırtların ayaklanaca ı konusundaki söylentilerin aslı çıkmadı. yan bana Unutmam seni bir an bile Sevgilim. Bir daha da yazdı ım eyleri ona hiçbir zaman göstermeyece imi söyledim. papaz Gerasim çıkıp gelirdi kimi zaman. Senin ne dü üncelerin. amansızca de elemeye ba ladı.Bakalım dedi. o çevrenin ba dedikoducusu olarak bilinen karısı Akulina Pamfilovna'yla birlikte. Sizi düelloya davet ediyorum. O dönem için hiç de küçümsenemeyecek denemelerim vardı. ne de yorumların gerekli bana. Arkada ım: . van Kuzmiç nasıl yemeklerden önce bir bardak votka içmeden edemezse.

dedi. Size nasıl bir hizmette bulunabilece imi sorabilir miyim? Kısaca. Mutlu bir yüzle.Sevinçle: . bunu yapmayaca ı konusunda söz verdi.Evet. bir sürü dil döktüm.. Marya vanovna'yı her zamankinden daha sevimli buluyordum. Diledi inizi yapın. Pyotr Andreyeviç öfkelenmi ti önce. Fakat sonradan. Tanrı selamet versin. Konu ma iirlerden airlere yöneldi. yice i itemedim. Aleksey vaniç'le kavga etti imi ve ondan. sorabilir miyim? Ben düelloda tanı ın görevini yarım yamalak anlatmaya çalı tım ya. vabrin geldi bu sırada.. Komutan. van gnatyiç'i komutana bir ey söylememesi için kandırmaya çalı tım.Ba üstüne. kayıtsız görünmeye çalı ıyordum.Vay. Ho geldiniz! Hangi rüzgâr attı. vabrin imdada yeti ti bu sırada: . tanık olmadan da i imizi görürüz. Suratınıza bir yumruk mu attı? Siz de patlatın onun kula ının üstüne bir tane.Siz bilirsiniz. Her zaman emrinizdeyim! Onu paramparça edebilirdim o dakikada. elinde bir i ne. nasıl oldu. Yüzümün asıldı ını gören ve verdi i sözü anımsayan van gnatyiç bozuldu. Aleksey vaniç'i bo azlamak dile indesiniz ve benim de buna tanık olmamı istiyorsunuz? Ha? Sorabilir miyim? . Bugün gelip bana okudu. Ak am.O da niye? . ben de onun yardımından vazgeçtim. yüzba ının kızı Soka a çıkma gece yarısı. Herhangi bir ku kuya yol açmamak. Ama ya o sizi i lerse? Ha? O zaman ne olacak? Kim zararlı çıkacak bundan? Sorabilir miyim? Çokbilmi te menin yorumları. kı a kurumak üzere ipe mantar dizerken buldum onu. Hiç de ilse. Pyotr Andreyiç bir iir yazmı geçenlerde. bütün bu . van gnatyiç sevinçten kendini tutamayıp baklayı a zından çıkarıverdi. Beni görünce: . So uk bir tavırla: . ne kar ılık verece ini bilemedi. dedi. Aleksey vaniç'i koruyacak halim yok.Ha öyle. . dedi. nasıl oldu bu? . Vasilisa Yegorovna. van gnatyiç tek gözünü falta ı gibi açmı ilgiyle dinliyordu beni. Bir kö ede iskambil falı açan komutanın karısı: . Peki. dedi. gidip görevimi yerine getireyim bari.Ne dedin.Tanı a gerek yok.Hiç yoktan. ne dedin van gnatyiç? diye sordu. kimse ilgilenmedi onlarla.Siz bilirsiniz.Yani. ki. Fakat ne yalan söyleyeyim. Bir iir yüzünden. üç derken biter. herkesin istedi i iiri okumakta özgür oldu unu kavrayınca. bana: . Artık o gerekli önlemleri alır. lle de karı acaksam bu i e. Keskin sirke kendi küpünü patlatır. Oldukça sert bir tartı ma geçti aramızda. van gnatyiç bir türlü anlamaya yana mıyordu beni. bir kö eye çekerek gnatyiç'le yaptı ım konu mayı haber verdim. en. sıkıcı sorularla kar ıla mamak için. Hemen van gnatyiç'e gittim. Pyotr Andreyiç! dedi. dedi.nsaf edin Pyotr Andreyiç! Nereden aklınıza esti bu? Aleksey vaniçle kavga mı ettiniz? Ne çıkar bundan! Küfür dedi in avlu kapısına asılmaz ya! O size sövdüyse.. söyledi iniz gibi.. Sonra biz barı tırırız sizi. . tartı ma sona erdi. Fakat benim tanıklı ıma ne gerek var? Anlamı ne bunun? insanların dövü mesinde görülecek ne var.Pyotr Andreyiç'le. . . kalede kı la çıkarına aykırı bir cinayet i lenmek üzere oldu unu bildireyim. . dü üncemden caydırmadı beni. Aramızda anla mazlık çıktı. Onu belki de son kez gördü ümü dü ündükçe bo azıma bir ey tıkanır gibi oluyordu.Fakat kimle kavga ettin anacı ım? . az kalsın çileden çıkıyordum. Fakat kaba imalarını benden ba ka anlayan olmadı. ste imde direndim. Yanına gittim. Komutanın karısının buyru uyla. diye kar ılık verdim. siz de ona sövün. van Kuzmiç'e. van gnatyiç: . Öyle dostça konu uyor olmalıydık ki. Barı ın kötüsü kavganın iyisine ye dir.Bakın. her zamanki gibi komutanın evindeydim yine.. nsanın bir yakınını bo azlaması ne demektir? Sorabilir miyim? Gerçi onu bo azlarsanız hiç de fena olmazdı. Çarpı ma yeri olarak kalenin a a ısındaki ot yı ınlarının arkasını uygun gördük ve ertesi gün saat yedide orada bulunmayı kararla tırdık. Sözlerimi bitirince: .van gnatyiç barı mamızı kutluyor da. A lamaklı duygular kabarıyordu içimde. Neden sonra. benim durumumda olan herkesin hemen hemen her zaman sahip olmakla övündü ü o so ukkanlılı ı elde edemiyordum bir türlü. dedi.Tam da kavga edecek eyi bulmu sunuz! iir yüzünden!. Ürkmü tüm. vabrin'in utanmazlı ı kar ısında. van gnatyiç'ten tanı ım olmasını dilemeye geldi imi açıkladım. Ben de kendi sevdi im bir iiri okumaya ba ladım: Yüzba ının kızı.

vabrin'in orada bulunu u sinirlerimi alt üst ediyordu. Çok geçmeden komutanla ve ailesiyle vedala tım.Bana eref sözü verdi inizi unutarak gidip komutana her eyi söylemeye utanmadınız mı? dedim. Marya vanovna vabrin'le çeki memiz yüzünden nasıl tedirgin oldu unu anlatıyordu tatlılıkla: . Ona sert bir tavırla: . . Pala ka bu arada kılıçlarımızı aldı. Yüzba ının karısı: . yüklü e götür bu kılıçları. onun da benden ho lanmamasını hiç istemezdim. . O kadar alaycı ki! Aleksey vaniç'i sevmiyorum ben. kızardı. diye kar ılık verdi.Her an üstümüze gelebilirler. Onun i idir. van Kuzmiç'e bırakın bunu. bir ot yı ınının arkasından van gnatyiç çıkıverdi. Vasilisa Yegorovna ev i leriyle u ra ıyordu. Savelyiç'e beni sabahleyin saat yedide uyandırmasını emrederek çekildim. Askerler çevremizde sıralandılar.van Kuzmiç'e bir ey söylediysem gözüm çıksın.Bu i böyle bitmez. kısa kollu kaftanlarımızla kaldık.Aman azizim! diye kar ı çıktı.Evlenmek istedi ha! Peki ne zaman? . Hiç ku ku yok. Kanım hiç ısınmadı ona. diye seslendi. komutanın karısı yatı tı ve zorla öpü türdü bizi. olayın böyle sonuçlanmasına çok ükür.adamların yoldan çıkmı . Tören adımları atarak bizi a ılası bir tantanayla götüren van gnatyiç'in ardı sıra kaleye yollandık.Getirdim.. Andrey vaniç suçludur. Üniformalarımızı çıkardık. . Vasilisa Yegorovna her eyi söke söke ö rendi benden. bo azlanmaya. dedim. arada bir: . van Kuzmiç evde yoktu. Fakat tuhaf ey. Utanmıyor musun? Aleksey vaniç'e diyece im yok: Onu zaten adam öldürdü diye çıkardılar muhafız birli inden. . hemen hapse at bunları! Pyotr Andreyiç! Aleksey vaniç! Verin bakayım kılıçlarınızı.Nereden anladınız bunu? . Acaba karıyla koca. diye kar ılık verdi. Kale komutanına götürece ini bildirdi bizi. Alçak sesle konu maya ba ladık. dedi. Fakat sanırım bir süre gözaltında tutacaklar bizi. ha öyle. Ayrıca. Fırtına yava yava dindi. van Kuzmiç neye karar verece ini bilemiyordu. hiçbir iyi eye götürmeyen iir yazma i inden el çekmemi ö ütledi. Papaz Gerasim'e söyle. Komutanın evine döndüm. Tam o sırada. nsanı görev yapmaktan alıkoyan.Size büyük saygım vardır. . ba kalarının mutluluklarını da feda etmeye hazırdırlar. kafasını sallayarak karısının her dedi ini onaylıyor. anacı ım! Nedir bu? Nasıl olur? Nereden çıktı? Kalemizde cana kıyıcılık mı tasarlanıyor? van Kuzmiç. u erkekler ne tuhaf! Bir hafta sonra kesinkes unutacakları bir söz için.. Pala ka. Fakat ben. kılıçlarımızı çektik. Peki bu konuda dü ünceniz nedir Marya vanovna? Sizden ho lanıyor mu. yalnız kendi hayatlarını de il. verin. Vasilisa Yegorovna kar ıladı bizi. Pala ka kılıçlarımızı verdi. iflah olmaz. eve gelip kılıcımın ucunu gözden geçirdim. Marya vanovna sapsarı kesilmi ti.Ho landı ını sanıyorum. dedi.Çünkü evlenmek istedi benimle. Komutanın evine girdik.Duydun mu? diyordu. elimizi çabuk tutalım. Elimde olmaksızın gülümsedim.. Bunu söyleyip evine saptı. kavgayı sizin çıkarmadı ınıza eminim. tek bir ruh.Bu sonuca nereden varıyorsunuz Marya vanovna? . vabrin ciddiyetini bozmuyordu. vabrin'le yalnız kaldık. . Onun yüce Tanrı'ya inandı ı yok. Bu ürküttü beni. Az sonra göründü. ster istemez boyun e dik. Ordu tüzü ünce düello yasaklanmı tır. Ya sen? Sana ne oluyor? Sen de mi onun yoluna girdin? van Kuzmiç. tek bir beden de il midir? van Kuzmiç! Esnemenin sırası mı? Hemen ayrı ayrı yerlere tık unları.Ah. Te men: . Vasilisa Yegorovna do ru söylüyor. van gnatyiç de yanımızdaydı. Ertesi gün kararla tırılan saatte ot yı ınlarının arkasında durmu dü manın gelmesini bekliyordum. Ho ça kalın! Hiçbir ey olmamı casına ayrıldık. Katıksız hapis ver de akıllarını ba larına dev irsinler.. insanların kar ısında pi manlık getirsinler. Tanrıdan özür dileyip.Sözümona barı mı olarak ayrıldık oradan. Yüzba ının karısına so uk bir tavırla: . verin. Pyotr Andreyiç! Senden beklemezdim bunu. . ayya kimseler oldu una de indi. yüklü e götürdü.Bilmem. gösteri li bir tavırla: . o da ayrıca versin cezalarını. ve komutana duyurmadan kendi yürüttü i i.. ho lanmıyor mu? Marya vanovna kekeledi. yanında be askerle birlikte. Küstahlı ınızı kanınızla ödeyeceksiniz. her zamanki gibi Marya vanovna'nın yanına oturdum.Hiç ku kusuz. van gnatyiç kapıyı açtı. diye kar ılık verdi. Birkaç gün yalancıktan uzla mı görünmek zorundayız.Kılıçlarla dövü ece inizi i itince donakaldım. . Fakat bizi yargılamaya hakkınız olmadı ını belirtmemek elimde de il..

herkesin gözü önünde onunla öpü ece imi dü ündükçe.Nasıl? Nasıl oldu? Savelyiç içini çekerek: . dü tüm. . Marya vanovya yata a yakla tı. kılıcımı ku anıp çıktım. çeyiz topla Halk türküsü Benden iyisine dü ersen beni unutursun Benden kötüsüne dü ersen beni ararsın Halk türküsü Ayılınca bir süre kendime gelemedim. Kapıyı sessizce kapayıp çıktı. bizi birbirimizden ayırmaya çalı ıyordu demek. Ertesi gün bir a k iiri yazmaya oturmu . Tam bu sırada adımın ünlendi ini i ittim. tartı mamıza yol açan sözler daha i renç göründüler bana. Bizi gözetleyen yok. üzerime e ildi: . diyebildim. Bitkin bir sesle: . O sırada kapı gıcırdadı. be gün.Nasılsınız? Kendinizi nasıl hissediyorsunuz. Savelyiç'e bazı sorular sormak istedim. Pek çok ey aydınlanmı tı kafamda.. diye kar ılık verdi. sa omuzumun biraz a a ısına iddetli bir kılıç darbesi indi. vabrin benim küçük pencereyi tıkırdattı. Demek komutanın evindeydim. karyolada yatıyordum.. Sessizce yürüdük. Siz misiniz Marya vanovna? söyleyin! Daha fazla konu maya gücüm yetmedi. Sonra. akrabalara Aklını ba ına dev ir güzel kız Aklını ba ına dev ir. Düelloyu anımsadım ve yaralı oldu umu anladım. 5 A K Ah sen. Be gündür komada. Savelyiç keçi yolundan a a ı. Birisi. ne olup bitti ini anımsayamadım. Kalemi bıraktım.Çok ükür.Neredeyim? Kim var orada.Niçin erteleyelim i imizi? dedi. iyiyim. Aleksey vaniç akıllı. Aynı anda gö süme. Savelyiç duruyordu. vabrin daha ustaydı benden. diye tekrarlayıp duruyordu. iki gözüm! Ödümü kopardın! Dile kolay.. Uzun süre zarar veremedik birbirimize. .. babana. gö sümle omzumu sıkıca saran bir sargıyı özenle çözüyordu. Kafam arı kovanı gibi u ulduyordu. Kılıçlarımızı çektik. yakı ıksız bir aka de il de. diye kar ılık verdim. bir zamanlar askerlik yapmı Monsieur Beaupré'nin verdi i eskrim derslerinden yararlanıyordum. kalemimin ucunu kemirerek uyak ararken. Yüzü sevinçle aydınlandı. Orada kimse engel olmaz bize. Güçlükle: . Çok bekledim. kendimden geçtim.Geçen yıl. Savelyiç derin bir oh çekti. Dönmek istiyor. Marya vanovna sözünü kesti ihtiyarın: . Pyotr Andreyeviç.Onunla çok konu ma Savelyiç. Hayır. dedi. Uygun bir fırsat kollamaya ba ladım. Bunlardan hiç ku kum yok. Marya vanovna beni ziyaret ediyordu. genç kız. Çok ükür. Büyük bir bitkinlik içindeydim. varlıklı bir insan. Bana: .Gördü ünüz gibi. Beni ta içimden titreten bir fısıltı i ittim: . Sonunda vabrin'in gerilemeye ba ladı ını sezerek daha bir canlılıkla saldırıya geçtim ve ırma ın ucuna kadar sıkı tırdım onu. Fakat ihtiyar ba ını salladı. Ama ben daha güçlü. dönemiyordum. Sustum. Yabancısı oldu um bir odada.Kendine geldi. Ama kilisede. Dik bir keçi yolundan inerek tam ırma ın kıyısında durduk. . vabrin'in ondan niçin hep zehir gibi bir dille söz etti ini anlıyordum imdi. öyle bir baktım.. kendine geldi. vabrin bu kadar tehlikeli bir hasımla kar ıla aca ını beklemiyordu besbelli. Bu kötü dilli küstah adamı cezalandırmak iste i daha da kabardı içimde. Tanrım! Hey. Dü üncelerim yava yava açıklık kazandı. olamaz bu! sterse dünyayı versinler! Marya vanovna'nın anlattıkları gözlerimi açmı tı. Siz gelmeden iki ay önce. daha gözüpektim. Bitkindir daha. dedi... güzel kız! Böyle çiçe in burnunda kocaya varma Anana babana danı bir kere Anana. elinde bir mum. Irmak kıyısına gidelim.Hep aynı. Kar ılıklı e ilimimizi sezmi . Kar ımda. Kaba. bana do ru ko uyor. tasarlanmı bir iftira olduklarını anlayınca.Fakat siz kabul etmediniz bunu? . yi bir aileden geliyor.

Onu o kadar inandırıcı. Zarfın üstündeki yazı babamındı. .kulaklarını tıkadı.'' Mektup çe itli duygular uyandırmı tı içimde. Melek sesiyle selamladı beni. Mektubu titreyen ellerimle yakaladım. karım ol. kırıtmadan. üzerine e ildim onun. karısının da onayıyla. Mutluluk canlandırmı tı beni. seni Belogorsk Kalesi'nden almasını. Orenburg iline ba lı Belogorsk kalesinde. vabrin'i serbest bırakmalarını diledim. dedi. az sonra derin bir uykuya daldım. lk uygun fırsatta. Fakat babamın huyunu. babam en alta birkaç satır eklerdi. mutlulu umuzu onaylayacaklarını önceden biliyorduk. Nedir bu yaptıkların? Yüce merhametine fazla umut ba lamayı göze almamakla birlikte. Mektup öyleydi: ''O lum Pyotr! Mironov kızı Marya vanovna'yla nikâhlanmak için baba onayı istedi in mektubu bu ayın 15'inde aldık. fırına tıktım onu. duygulu göz ya larıyla ıslatarak. Bunu içtenlikle Marya vanovna'ya itiraf ettim. Bahtsız hasmımı içtenlikle ba ı ladım. . Bunu söyleyip odadan çıktı. oraya. Gençli in ve a kın tüm içtenli iyle pembe dü ler görmeye ba ladı. Ne ben. o da bana kar ı kayıtsız olmadı ını. Pyotr Andreyiç! Seni hapse atmam gerekirdi ya. dünya görü ünü bildi im için. Titredi. Annemden yana ku kum yoktu. Zarfı açmayı bir türlü göze alamıyor. Co kudan sarho olmu gibiydim. Çünkü mektupları bana hep annem yazar. yaralandı ını i iten annen. yanına gelmeye. vabrin'i hapisten çıkarmaya karar verdi. mektubumun kar ılı ını bekliyordum. O.Sevgili Marya vanovna. cezanı zaten çektin. Pek umutlanmadan.Allah a kına sakin olun. Bereket versin. Tehlike geçmedi daha. Komutanlar. fakat babama da elden geldi ince dokunaklı bir mektup yazarak babalık onayını istemekten geri kalmadım. Babamın hiç gözünü kırpmadan kullandı ı a ır sözler derin bir biçimde onurumu yaralamı tı. onu genç bir adamın sersemli i olarak yorumlayaca ını seziyordum. Suçu tümüyle üstlendi ve geçmi i unutmamı diledi benden. Mutlulu um yüre imde dü manca duygular beslememi engelledi. tatlı Marya vanovna. Aleksey vaniç'e gelince. fakat onun yerine Marya vanovna çıktı kar ıma. Savelyiç'in adını ünledim. Ma a geri çekmedi elini ve ansızın. yaptı ına pi man olsun. ailece benim için ne yapacaklarını bilemiyorlardı. üstündeki tumturaklı yazıyı okuyup duruyordum: ''O lum Pyotr Andreyeviç Grinyov'a. Bir süre sonra sa lı ıma tümüyle kavu up kendi evime ta ındım. Yaradılı tan kin tutmayı sevmem. onun eliyle aldı ım yarayı da ba ı ladım. vabrin yanıma geldi.Eh. elini çekerek: . o mutlulu u benden esirgeme. haksız oldu u kadar yakı ıksız bir davranı olarak da görünüyordu bana. Andrey Karloviç'e tezelden mektup yazacak. a kımı pek fazla umursamayaca ını. dedim. Düello etti ini. Hele Belogorsk Kalesi'nden bir ba ka yere atanmayı .G. Gençli im. sa lam yapım. anayurt savunması için verilen kılıcı ta ımaya henüz layık olmadı ını gösterdin. Hiç nazlanmadan. Üzüntü içinde gözlerimi kapadım. diye ekledi. yarım kalmı a k ilanına yeniden giri tim. fazla konu an berberlerden de ildi. Sonunda onu açmaya karar verdim ve daha ilk satırlara göz gezdirir gezdirmez her eyin alt üst oldu unu anladım. benim olacak! O. ne Marya vanovna duygularımızı onlardan gizlemeye çalı mıyor. Kalede hekim olmadı ı için alay berberi tedavi ediyordu beni. Ola anüstü bir durumla kar ı kar ıya oldu umu anlamı tım. incinmi bir onurun. Davranı ını onaylamak niyetinde olmadı ım gibi. duydu u acıdan hasta dü tü. Kendinizi benim için koruyun hiç de ilse. Marya vanovna ba ucumdan ayrılmıyordu. Ondan sonra hızla iyile meye ba ladım. koskoca subay olmana bakmaksızın sana güzel bir ders vermeye hazırlandı ımı bilesin: Çünkü sen. van Kuzmiç beni düello nedeniyle azarlarken öyle demi ti: . o kadar duygulandırıcı buldu ki. Kavgamızı da. O an benli imi kaplayan tatlı duyguyu anlatamam. annesiyle babasının. iyile memi çabukla tırıyordu. yatıyor imdi. seni do ru yola getirmesi için Tanrı'ya yalvarıyorum. kafandaki sersemli in geçece i uzak bir yere atamasını isteyece im. Baban A. Neden sonra bir sabah. kendin gibi haytalarla düello etmek için de il. Kılıcına da Vasilisa Yegorovna el koydu. Uyanınca. Marya vanovna bu kez daha sabırla dinledi beni. Savelyiç bir mektupla girdi içeri. geri çevrilmi bir a kın üzüntüsüne ba ladım. Yazdı ım mektubu Marya vanovna'ya gösterdim. Fakat teklifim onları a ırtmayacaktı. aramızda geçenler için derin bir üzüntü duydu unu bildirdi. ftirasını. dudakları yanaklarıma de di! Kızgın taze öpücü ünü hissettim onların. Biraz yalnız kalıp dü ünsün de. senin annenle baban yönünden bir engel çıkmasın? Dü ünceye daldım. içimdeki kötü önsezileri bastırmaya çalı arak. yile tikten sonraki ilk günlerde vabrin'le barı tım. Marya vanovna'dan söz ederkenki umursamazlı ı. yi yürekli komutan.'' Yazının biçiminden mektupta yazılı olanlara ili kin bir eyler çıkarmaya çalı ıyordum. bütün varlı ımı dolduruyordu. seviyor beni! Bu dü ünce. Yaranız her an açılabilir. Elini yakaladım. Tenime bir kor dü tü sandım. kızlarının mutlulu undan hiç ku ku yok sevinç duyacaklarını bildirdi. Vasilisa Yegorovna'yla kocasına bir ey söylememi tim daha.Fakat iyi dü ün. olumlu yanıt alaca ımızdan ku kusu kalmadı artık.

Haylazlıklarını yabancılar duyurmak zorunda kaldılar.. annene ne yapmı ım? . babayla o ulun arasını bulandırmak mı istiyorum. Gidip seninkilerin ayaklarına kapanalım. htiyar lalamın kar ısında durdum. u a a ıdaki satırları okudum: ''Utan. yüzba ının ailesiyle ili kilerim kesilebilirdi. nikâhlanalım. Efendilerimizden görmedi imiz bir bu lütuf kalmı tı! Ben ihtiyar köpek.Hayır. Mektubu okuyup bitirdikten sonra titreyen bir elle geri verdi. Düelloyu annemle babama duyuran ki inin Savelyiç oldu undan ku kum yoktu. ne demek istiyorsunuz? Yaralanmanız benim yüzümden oldu ha? Kendi gö sümü siper ederek seni Aleksey vaniç'in kılıcından kurtarmaya ko tu umu Tanrı biliyor! Kör olası ihtiyarlık aman vermedi. deh ete dü üyordum.dü ündükçe.. Aklıma bir sürü olasılık geliyor. bo yere para harcamak çok gerekliydi de!. diye inledi. Ellerine sarıldım: . o. Savelyiç birden bire dü üncelerimden ayırdı beni. Fakat Savelyiç de ilse kimdi beni babama jurnalleyen? General mi? Görünü e göre onun beni umursadı ı yoktu pek. van Kuzmiç'e gelince. Savelyiç'in babama yanıtıydı bu.. seni. iki gözüm Pyotr Andreyiç. gör! Kâ ıdı aldım.. do ru mu? Yarasının nerede oldu unu.Her ey bitti. yumu ak kalplidir.. Günün birinde kendine yeni bir yavuklu bulursan.. domuz çobanı yapaca ım. Ku kularım vabrin üzerinde toplanıyordu. Fakat ihtiyarcık bir türlü avunamıyordu. efendim. bahtın açık olsun Pyotr Andreyiç. tedavisinin iyi yapılıp yapılmadı ını özellikle bildir. Oturmu kara kara dü ünürken. Merdiven ba ında kar ıladı beni. Sen beni sevdikten sonra ben her eye hazırım. Peki. Bu sözleri söylerken gözya ları bo anıverdi. Her eyde Tanrı'nın dedi i olur! Bize gerekli olan eyi o bizden daha iyi bilir. Tanrının istemine boyun e elim. Daracık odamı bir a a ı bir yukarı ar ınladım. dedi. Beni. öyle mi? Yok. diye kar ılık verdi. dedi. ben domuz çobanı. ku kularımla ve çıkı ımla onu bo yere incitti im ortadaydı. Seni nasıl jurnalledi imi göreceksin. dedim. hiçbirinde karar kılamıyordum. bir ba kasını seversen. sade insanlardır onlar. onu öyle bir süzüp. kibirli kimseler de illerdir.. Pyotr Andreyiç. Sanki çarpıp tepinmekle elin kötüsünden korunacaksın! Mösyö tutup.Ben ha? Hakkında jurnaller düzenlemi im ha. çimde büyük bir öfkenin kabardı ını hissediyordum. Bunu söyleyip bir mektup çıkardı cebinden. Böylelikle kaleden uzakla tırılabilir. Fakat en çok annemin hastalı ı üzmü tü beni. ben ikiniz için de dua edece im. bey buyru unu böyle mi yerine getirirsin? Gerçe i ört bas etti in. Bu yazdıklarımı okur okumaz bana hemen onun sa lık durumunu bildirmeni emrediyorum. Annenle babanın onayı olmadan varamam sana. (Ve babamın mektubunu uzattım ona. kendimde olmadı ımı hissederek eve döndüm. diye haykırdım. korkunç bir sesle: . Özür diledim. Düzeldi ini yazıyorlar.Oku. Her eyi oldu u gibi Marya vanovna'ya bildirmeye gittim. ihtiyar köpek! Verdi im sıkı buyruklara aldırmayıp. dedi. olamaz bu.Senin yüzünden yaralanı ım bir ay ecelle pençele memi yeterli bulmamı a benziyorsun.. Ma a: . Onun ardı sıra odaya girmek istediysem de.. Annemi de öldürmek istedi in anla ılıyor. düelloyu yukarıya iletmeyi gerekli bulmamı tı. Hey yüce Tanrım! Öyleyse beyefendinin bana neler yazdı ını bir okuyuver. Hakkımda jurnaller düzenlemeni kim istedi senden? Yoksa bunun için gizli buyruk mu aldın? Savelyiç artık gözya larını tutamayarak: .Yazgım böyleymi demek. Üstelik senin yaralanmana da ben yol açtım. ko arak ayrıldı yanımdan. Onlar bunu istemedikçe. yiliksever babamız! Lütfen göndermi oldu unuz mektubunuzu aldım.Me er bugünleri de görecekmi iz.nsaf edin efendim. bey buyruklarını yerine getirmemekle . Mektup sözcü ü sözcü üne öyleydi: ''Devletli Andrey Petroviç. Annem bizden yana çıkacaktır. o körolası mösyönündür. Sen görevini. Beni jurnallemekten bir onun çıkarı vardı. . Yakınlarınız aralarında istemiyorlar beni.. sen de mutlu olamazsın. Yazılı bir kâ ıt uzatarak: .. diye tekrarlayıp duruyordu. ihtiyar köpe i. Betin benzin kül gibi olmu ! .Hayır. dedim.Ne oldu sana böyle. zamanla babamın da yumu ayaca ına eminim. kulunuzu. Daha yanına yakla ırken: .Daha ne yapacaksın.'' Savelyiç'in haklılı ı.) Sararma sırası ona gelmi ti. Kendi halinde. Demir i leri birbirine çarpıp tepinmeyi ondan ö rendin. katı yürekli. toy bir çocu a yardakçılık için. Elden ne gelir Pyotr Andreyiç? Hiç de ilse siz mutlu olun. Savelyiç. o lum Pyotr Andreyeviç'in davranı larını bildirmedin bana. dedi. diye kar ılık verdim. Suç benim de il. Onların onayını alalım. Efendimin jurnalcısı mıyım. titreyen bir sesle: . gözya ları neredeyse bo anıverecekmi gibi: .

imdi hanımefendinin. size her zaman canla ba la hizmet ederek saçımı sakalımı a artmı ımdır. tam gö sünün üstündeki kemikçikten.suçluyor. sakıncalı yurtta lar olmu lardı hükümet için. bir ya da bir buçuk santim derinli inde bir yara almı tı. Buna kar ılık ne Vasilisa Yegorovna. vabrin. buyruklarınız kar ısında boynum kıldan incedir. Fakat az sonra top gülleleri ve insafsız cezalarla ayaklanma bastırıldı. bey buyruklarını her zaman dinlemi . Kitap okumaya. en ve esendir. van gnatyic ve Kazak çavu u da oradaydılar. azarlamak lütfunda bulunuyorsunuz. van Kuzmiç'le görevimiz gerektirdikçe görü üyorduk. gelip komutanın beni ça ırdı ını söylediler. Hemen kalkıp gittim. Rus Çarlarının egemenli ini kısa bir süre önce kabul eden bir sürü yarı vah i oymak ya ıyordu bu geni ve zengin ilin çevresinde. Fakat ben. Kendisini ırmak kıyısından komutanın evine ta ıdık ve burada berber Stepen Karamonov tarafından tedavi edildi. Vasilisa Yegorovna'nın öz o lu gibidir. aklımı kaçırmaktan ya da kendimi haytalı a vurmaktan korkuyordum. Sadık u a ınız Arhip Savelyev. Annemi yatı tırmak için de Savelyiç'in mektubunu yeterli buldum. onları dizgin altında tutabilmek için hükümetin sürekli bir gözetimini gerektiriyordu. Marya vanovna benimle hemen hemen hiç konu muyor. Onun bana kar ı gizli bir dü manlık besledi ini seziyor. Fakat tam o sırada ortaya çıkan beklenmedik olaylar. orada ayakta duran çavu un dı ında herkesi oturttu. 1772 yılında Kazak ba kentinde bir ayaklanma patladı. Fakat ayak diredi imi görünce. Onun sa lı ı için Tanrı'ya dua edece im. ya da öyle görünüyordu imdilerde. vabrin'le pek seyrek kar ıla ıyor. çim karardıkça kararıyor. Ben babama mektup yazacak durumda de ildim. Kapıyı sürgüledi.'' htiyarcı ın yazdıklarını okurken birkaç kez gülmekten kendimi alamadım. Yayık kıyılarının en eski sahipleri olan Kazaklar yerle tirilmi ti buralara. edebiyata olan ilgimi de yitirdim. Traubenberg barbarca öldürüldü. Pyotr Andreyeviç'in yaralandı ını sizi üzmemek için yazmamı tım. yönetimde ba ına buyruk bir de i iklik yapıldı. kaygıdan yata a dü tü ünü ö renmi bulunuyorum. sizin sadık kulunuz. yasalı ve uygar bir hayata alı kın olmayı ları. Bana domuz güttürece inizi yazmak lütfunda bulunmu sunuz. kide bir ba kaldırmaları. Fakat gitgide çekilmez olmaya ba lamı tı. Ortalık yatı mı a benziyor. Komutanın evinden so umaya ba lamı tım. bu da ku kularımı do ruluyordu. hayatımın gidi i üzerinde önemli etkiler yaptı. Gelgelelim yörede can ve mal güvenli ini korumakla görevli Yayık Kazaklarının kendileri bir süredir kaygı verici. i sizlikle beslenen. Disiplini sa lamak için oraya gönderilen kıdemli general Traubenberg'in aldı ı sert önlemler yol açmı tı bu ayaklanmaya. Ben Belogorsk Kalesi'ne gelmezden az önce olmu tu bunlar. ne de Marya vanovna vardı odada. Komutanlar. istemeye istemeye selamlıyorduk birbirimizi. üstelemedi. Bu yalnızlık içinde a kım büsbütün alevleniyor. Do rusu. kulak verin Biz ya lıların anlatacaklarını dinleyin Bir türküden Tanı ı oldu um tuhaf olayları anlatmaya geçmeden önce 1773 yılı sonlarında Orenburg ilinin durumu üzerinde birkaç söz söylemek zorundayım. Pyotr Andreyeviç. ne zaman kar ıla sak bir fırsatını bulup uzakla ıyordu yanımdan. sa omzunun altından. cebinden bir kâ ıt çıkararak öyle dedi: . Çok ükür sa lı ına kavu mu bulunmaktadır. yeniden karı ıklık çıkarmak için fırsat kollayan kurnaz asilerin görünü teki pi manlıklarına komutanlı ın inandı ı yoktu pek. gitgide daha dayanılmaz oluyordu. annemiz Avdotya Vasilyevna'nın.Sayın subaylar. gizli gizli kin besleyen. gerilikleri ve zalimlikleri. Ba ına böyle bir i geldi diye de kınamamalı delikanlıyı: At bile dört ayaklı olmasına ra men. Ansızın güçlü ve hayırlı bir sarsıntı yarattı ruhumda. Kölece selamlarımı iletirim. 6 PUGAÇEV AYAKLANMASI Delikanlılar. ihtiyar köpek de il. Komutan kaygılı bir tavırla kar ılık verdi selamıma. Vasilisa Yegorovna ilkin birkaç kez sitem etti. Yava yava tek ba ıma evde oturmaya alı tım. söylendi ine göre çok ho nutlarmı ondan. O günden sonra durumum de i ti. imdi hikâyeye dönüyorum: Bir ak amüstü (1773 yılı Ekim ba larıydı bu) sonbahar rüzgârının u ultusunu dinleyerek ve penceremden ayın çevresinde ko u up duran bulutlara bakarak tek ba ıma evde oturuyorken. Yalnızlıkla. önemli bir haber aldık! Generalin yazdıklarını dinleyin imdi: Gözlü ünü taktı ve unları okudu: ''Belogorsk Kalesi komutanı . karanlık bir umursamazlı a gömüldüm. Gerekli sayılan bölgelere kaleler kurulmu . tökezler.

görevle ilgili böyle bir sırrı dünyada açmazdı ona. sertçe seslendi van gnatyiç'e. dedi. cinayetler i lemi tir. vabrin'e: . van Kuzmiç'in ö üdüyle Ma a'yı da yanına almı tı. kuru dal yakmaları konusunda kesin buyruk verdim. O zaman van gnatyiç bo bo azlık etti ini anlayıp. sözü. Vasilisa Yegorovna bunu duyar da evde kalır mı? Hemen papazın karısına konuk gitmeye hazırlanmı . imdilik önemli bir ey görmüyorum ben. ekonomik i ler konusunda birkaç uyarıda bulundu. (Çavu gülümsedi. Haydutun güçlü oldu u anla ılıyor. Kocası tarafından aldatıldı ını anlayıp bir soru ya muruna tuttu onu. Tanrı'nın izniyle hakkından geliriz o Pugaçev domuzunun! Komutanın karısı: -Pugaçev de kim? diye sordu. her yerde ya malar yapmı . . Akuline Pamfilovna'nın çok güzel bir yöntemle hazırladı ı hıyar tur usuna getirdi. Kazaklarına göz kulak ol.Ya. Orenburg'dan çok ilgi çekici haberler almı da. Ona da. Kazakları saymazsak. ustaca bir oyunla ba ından savmı tı Vasilisa Yegorovna'yı: sözde. Maksimiç. anacı ım! diye kar ılık verdi. diye sordu. Vasilisa Yegorovna kocasının bir dolap çevirdi ini anladıysa da bu gibi durumlarda ondan bir ey koparamayaca ını bildi inden sorularına son verdi. derin derin içini çekti. Vasilisa Yegorovna papazın karısından hiçbir ey ö renemeden eve döndü. kendisini merhum çarımız III. Sen. yonga. alınma ama Kazaklardan pek umut yok. Generalin mesajını alır almaz. Fakat van Kuzmiç hazırdı bu saldırıya.. soru turmaya ilgisiz sorularla ba layan bir yargıç gibi.) Fakat emir emirdir. bizim kadınların aklına. topu topu yüz otuz adam var. Tanrı büyüktür: Yeterli sayıda askerimiz var. Ertesi gün sabah ayininden dönerken. topu da temizledim. Pala ka'nın kilit altında tutuldu unu ö rendi. konu ulanları i itmesin diye Pala ka'yı da yüklü e kilitlemi ti. Yayık köylerinde ayaklanmalar çıkarmı . bu mesajı alır almaz. dile kolay. Vasilisa yegorovna: . Yoklu unda van Kuzmiç'in toplantı düzenledi ini. ıslıkla bir Fransız aryasına ba ladı. a ık ve bin türlü çerçöpten temizlemekle u ra ıyordu. Komutanın karısı: . van Kuzmiç yalnız kalınca hemen bize haber salmı . ittiklerimizi konu arak. evde yalnız kalıp canı sıkılmasın diye.Yüzba ı Mironov'a. bu soruyu beklemiyordu i te. sanı ın dikkatini da ıtmak için. Sonra bir süre sustu. Kocasının kendisinden gizledi i eyin ne olabilece ini dü ündü durdu. Ne kadar sakındıysak da haberin kaleye yayılmasını önleyemedik. Kırgızlardan bir saldırı mı bekleniyor yoksa? Fakat van Kuzmiç bu gibi saçmalıkları niye gizlesin benden? Kadınlık merakını inadına kızı tıran sırrı ö renmeye kesin olarak karar verip. diye kar ılık verdi. Hiç renk vermeden.Gerekli önlemleri almak. barut bol. Vasilisa Yegorovna. çıkarken. Bocaladı. duyduklarını kimseye anlatmayaca ına söz verip her eyi bülbül gibi söyletti ona. . bozkırda yayılan ine ini haydutlar ele geçirmesin diye söylemi ti bunu. Zavallı kız.Gizlidir Don Kazaklarından olup geçenlerde hapisten kaçan Yamelyan Pugaçev adındaki bozguncu. Sözünü tamamlayacak yerde. adı geçen haydut ve düzmece çarı püskürtmek için gerekli önlemleri almanızı. Fakat ok yaydan çıkmı tı bir kere. kadınların bundan böyle sobalarında saman yerine çalı çırpı. saldırı halinde de kale kapılarını kapattırıp askerlerinizin ba ına geçin. biz gelene kadar niçin orada kaldı bakayım? van Kuzmiç.Aman Yarabbim! dedi. subay efendiler! Görevlerinizi bilin. Komutanın karısı verdi i sözü gerçekten de tuttu: papazın karısı dı ında kimseye bir ey söylemedi. diye sordum. buyruklarını verdikten sonra serbest bıraktı bizi. En önemlisi de bu konuda a zınızı sıkı tutmanızdır. iyice temizleyin. Tek gözlü te men. papaz Gerasim. kâ ıdı katlayarak: . bunun nasıl bir felakete yol açabilece ini dü ünsene! Subayları toplayıp. van gnatyiç'e rastladı. Bizim elimizdeyse. Topu gözden geçirin. birbirini tutmaz eyler mırıldandı.Öyleyse Pala ka'yı yüklü e kapatmak da neyin nesi. van Kuzmiç. Bundan ötürü sayın komutan. Maksimiç. sobalarında saman yakmak esmi ..'' Komutan. bocalamadan yanıtladı meraklı hayat arkada ının sorularını: . bakalım.Ne dersin.Tanrı bilir. birkaç kaleyi ele geçirerek yakıp yıkmı . karısına duydu u büyük saygıya ra men.Bu sava hazırlıkları da ne ola ki? diye dü ündü. topu çocukların soktu u paçavra. Fakat bütün gece uyku girmedi gözüne. buyru unuzda bulunan kaleye saldırması halinde de kendisini tümüyle yok etmenizi rica ederim. kimseye söylemiyormu bunları. van Kuzmiç. lkin.Biliyor musun anacı ım. dilini ısırdı. Nasıl sonuçlanacak bu i ? . kamı . Kalede hiç kimse imdiden ö renmemeli bunu. gözlü ünü çıkardı. Petro olarak tanıtmak küstahlı ında bulunup bir haydut çetesi toplamı . Fakat e er. ba ını sallayarak: . Haberleri duydun de il mi? Peki ne olacak imdi? van gnatyiç: . dedi. nöbetçi ve gece devriyesi çıkarın.

Cahil insanlar üzerinde tehlikeli bir etki yaratabilirdi. Ça ıtlar sokulmu tu içlerine. bir süvari ya da bir kı la askeri gördüler mi da ılıveriyorlardı. diye dü üncesini belirtti. ayaklarına sancaklar serecekmi iz! Seni ito lu it seni! Kırk yıldır namuzumuzla hizmet gördü ümüzü. Adam ambarda. Kazakları ve askerleri çetesine ça ırıyor.Dinle beni Vasilisa Yegorovna. i kencenin. dedi. Sa lıklı bir hukuk kavrayı ına tam anlamıyla aykırı. Yeni bir olay büsbütün artırdı komutanın tedirginli ini.Az sonra herkes Pugaçev'den söz ediyordu. diye sözünü kesti komutanın. isyancıların yanına gitti ini. Kafası dipten kazınmı tı ve sakal yerine birkaç kırçıl tüy sarkıyordu çenesinden. olmaması gerekir.Göreceksin sen. Vasilisa Yegorovna: . bunun gibi. Pugaçev'in bildirisini okudu bize. karısı da oradayken.Peki anacı ım. Do rusu ya. Yeniden toplandık. yoksa idam edilecekleri tehdidini savuruyordu. ki gün sonra dönen çavu . kaleden altmı verst ötede. Eski zaman yargılama yöntemi içinde i kence öylesine kökle mi ti ki. temelsiz bir görü . Vasilisa Yegorovna'nın kilidi altındaydı. Hatta günümüzde bile. Sokaklarda öbek öbek toplanıyorlar. Ba kırtlardan da. çok ükür buraların düzenini sa ladı ımızı bilmiyor mu acaba? Acaba bu hayduda kulak asan komutanlar var mıdır? van Kuzmiç: . peki dedi. madem her eyi biliyorsun. Kaledeki Kazaklar arasında ola anüstü bir hareketlilik göze çarpıyordu. ne de sanıkların. Bu olay üzerine subayları yeniden toplantıya ça ırmayı dü ünen komutan. Yetmi ya larında kadar gösteriyordu. kiyüzlü Kazak. Vasilisa Yegorovna'yı uygun bir bahaneyle yine evden uzakla tırmak istedi. Komutan hemen hapse attı çavu u.. kom u köylerde ve kalelerde olup bitenleri ö renip gelmekle görevlendirdi çavu u. fakat. çavu un anlattıkları uydurmaymı . sen kim. Karga alık çıkarmak amacıyla bildiriler da ıtan bir Ba kırt yakalanmı tı. van gnatyiç. van Kuzmiç. Yulay da kamçıları alıp gelsin.Sanmam.Bırak yalanı van Kuzmiç. Ba kırt. Yoksa çı lıkları i itip korkar. uzun bir süre etkisiz kaldı. uzun kalpa ını çıkararak kapının yanında durdu. bu barbarca yöntemin kalkmasından yakınan yargıçlar bulundu unu i itiyorum. ne yargıçların.Bak sen u dolandırıcıya! diye ba ırdı. deyip aya a kalktı. Bizim zamanımızdaysa onun gereklili inden kimsenin ku kusu yoktu. ilk yönteminden ba kası gelmedi aklına: . Bu de i iklik açık bir ho nutsuzluk yarattı Kazaklar arasında. Komutan. Karısı: . En kısa zamanda kalemize gelmek niyetinde oldu unu bildiren haydut. haydut bir sürü kale ele geçirmi . daha ileriye gitmeyi göze alamadı ından. vabrin: . kendisine: . kendi aralarında usul usul bir eyler konu uyorlar. fakat güçlü bir anlatımı vardı bildirinin.Gerçekten güçlü oldu u anla ılıyor. Bununla birlikte. ben de soru turma dinlemeye pek hevesli de ilim. tüylerimin diken diken oldu unu hissettim. dedi öksürerek. Fakat o kadar açık yürekli ve dürüst bir insandı ki. hemen o gün hapisten kaçtı. papaz Gerasim'in kentten. diye kar ılık verdi karısı. senin yanında da konu uruz. Yulay'ın söyledi ine göre. kurnazlık yapmak kim? imdi ça ırt bakalım subaylarını. Vasilisa Yegorovna.Hah öyle iki gözüm. bilinmeyen bir kuvvetin bu yana do ru ilerledi ini i itti ini bildirdi. Komutan. di e dokunur bir ey söyleyecek durumda de ildi. Ona öyle bir bakmamla. Söylentiler çe it çe itti. Ba kırtı buraya getir. ne kulakları vardı. Çünkü sanı ın suçu yadsıması nasıl onun suçsuzlu una kanıt olmazsa.. pek çok ate gördü ünü. bozkırda. Komutanın buyru unu uygulayan van gnatyiç. onun yerine Yulay'ı atadı. tutsa ın içeriye alınmasını emretti. . . Yazıyı yarı cahil bir Kaza ın kaleme aldı ı belliydi. toplantı düzenlemek ve Yemelyan Pugaçev'den bensiz söz etmek istiyorsan bu kez hava alacaksın! van Kuzmiç falta ı gibi açtı gözlerini: . kar ı koymamalarını ö ütlüyor. Ma a'yı alıp bir yere götüreyim.Gerçek gücünü imde ö reniriz. her halde arkada larının yardımıyla. Hıristiyanlı a dönmü bir Kalmuk olan Yulay. van gnatyiç. komutanlara da. Kaba. Birkaç dakika sonra alınıp sofaya getirildi. onun gerçekten suçlu oldu unu göstermeye yeterli bir kanıt sayılıyordu. dönü ünde. diye kar ılık verdi. Bu yüzden hepimiz ola an kar ıladık komutanın buyru unu. onu ortadan kaldıran hayırlı yasa. gitmene gerek yok. Sanı ın suçu üstlenmesi. Vasilisa Yegorovna: . Hangi cesaretle böyle bir ey öneriyor bize? Onu kar ılamaya çıkacak. suçu üstlenmesi de suçlulu unun kanıtı olamaz. komutana önemli bir haber getirdi.Dur van Kuzmiç. Komutan: . tutuklusunu aynı gün sorguya çekmeyi dü ünüyordu ya. çavu . kı la faresi! dendi ini kulaklarıyla i itmi ti. bana ambarın anahtarını ver. Komutan. Yüksek sesle homurdanıyorlardı. baksanıza. Ne burnu. ota ına kadar ula abildi i ba bu un ona elini öptürüp kendisiyle uzun uzun konu tu unu anlatmı arkada larına. Sa lıcakla kalın. Bu adamı hiçbir zaman unutmayaca ım. Ba kırtı almaya gitti.

van Kuzmiç: . yok. Komutan: .Peki.. syancılarla kozumuzu payla madan önce sizi daha uzak bir yere göndereyim mi. (*) dedi. Birkaç saat içinde Pugaçev'in bize de saldırmasını beklemek gerekiyordu. Birlikte ya adık. Bu ne hal? Vasilisa Yegorovna: . Fakat kadınların güvenli ini dü ünmek zorundayız. Hayatında belki de ilk kez. Caniler göz açıp kapayıncaya kadar burada olacaklar.Yok. Rusça anlamıyor musun yoksa? Yulay. Askerler tutsak edilmi . Orada yeterince asker ve top var. dedi. cılız. birlikte . Zavallının yüzünde kaygılı bir anlam belirmi ti. ondan bir ey ö renemeyece imiz anla ıldı. en köklü de i ikliklerin. e itimin hızla elde etti i ba arılara..Dinleyin. Vasilisa Yegorovna kekeledi. Ta ıdı ı korkunç i aretlerden onun 1741 ayaklanmasına katılıp bu yüzden cezalandırılmı isyancılardan biri oldu unu anlayan komutan: . Fakat askerlerden biri adamı kucaklayıp omuzladı ında ve Yulay kamçıyı alıp tam vurmak için kolunu kaldırdı ında. alçakgönüllü bir delikanlı olan komutanını tanıyordum. Bu ya tan sonra senden ayrılmak. kamburca bir adamdı.Peki. Surları da ta tandır. Demek zamanında kapanımıza bir kez daha dü mü sün ihtiyar kurt. gözlerimle gördü üm bu olayı anımsadıkça. kim gönderdi seni? htiyar Ba kırt susuyor. Komutanı ve bütün subayları asmı lar. söyle. en yararlı. Ama benim için bo una u ra ma. yabancı topraklarda yalnız bir mezar aramak gerekmez bana. vaftiz anasına gönderelim onu. Bak bakalım nasıl bülbül gibi konu turaca ım seni.O zaman. Komutan: . ilk isyanın de il bu. devam etti: .Bak hele! dedi. Yol henüz tehlikeli de ilse. Sana da onunla birlikte gitmeni ö ütlerim. Fakat Ba kırt ona da aynı bo gözlerle baktı ve çıt çıkmadı a zından. Bu beklenmedik haber allak bullak etmi ti beni. Ma a'yı gönderelim.Saçma! diye kar ılık verdi. Yulay. van Kuzmiç'in sorusunu Tatarca tekrarladı. Fakat Ma a ne olacak? Destek gelene kadar dayanırsak ne âlâ.Niye susuyorsun? diye sürdürdü sözlerini. ne dersin? Vasilisa Yegorovna: . ansızın. Ansızın Marya vanovna'nın ne olaca ı dü üncesi beynime bir ok gibi saplandı. bo gözlerle bakıyordu komutana. Ma a'nın burada kalması do ru de il. Nijneozernıy Kalesi'nin sessiz. Komutana: .Peki. canilerin ula amayaca ı bir yere gönderin. anacı ım..Kısa boylu. sustu. Görevimiz. Baylar konu aca ımız ba ka eyler de var. karısı üzerinde sözlerinin etkili oldu unu gören komutan. Hepimiz donup kalmı tık. kalemize kim yollamı onu? Yulay. Komutan a ırarak: . Çocuklar! u soytarının mintanını çıkarın da sırtını ok ayıverin biraz.ittin. van Kuzmiç! dedim. Kırgızını da gördük. daha güvenli. van Kuzmiç'te konaklanmı tı. Nijneozernıy Kalesi yirmi be verst ötemizdeydi. güçsüz. yalvaran bir inilti çıkardı Ba kırt ve ba ını sallayarak a zını açtı: Dil yerine güdük bir et parçası kımıldıyordu orada. Ba kırtı soymaya ba ladı. anacı ım. Kafan böyle dümdüz rendelendi ine göre. allak bullak olmu bir yüzle Vasilisa Yegorovna girdi içeri. soluk solu a. Çocukların eline dü mü bir hayvan gibi dört bir yana bakınıyordu. i ini iyi gör ha! ki asker. sor bakalım sizin dilden. hiçbir zorlayıcı sarsıntı olmadan gerçekle enler oldu unu unutma. Tam durumu gözden geçirmeye ba lamı ken.Felaket anacı ım. Nijneozernıy Kalesi bu sabah dü mü . felaket! diye inledi. Ba kırtı ambara götür. sen buraya güveniyorsan kal. bir yere gitmem. ancak ahlâkların düzelmesi yoluyla..Yah i. Ba kırtını da. insan sevgisinin bu denli geli ip yayılmasına a madan edemiyorum. Karısı: . Ma a'nın hali ne olur? . Bütün benli iyle sarsıldı ı belliydi. Genç adam! Bir gün bu yazdıklarım eline geçerse. Fakat çekik gözleri hâlâ çakmak çakmak yanıyordu. Kur unların ula amayaca ı bir kale var mıdır? Belogorsk niye güvenilir olmasınmı ? Çok ükür yirmi iki yıldır ya ıyoruz burada. Yakla bakalım. Bugün Çarımız Aleksandr'ın insancıl egemenli i altında ya arken. caniler kaleyi daha önce ele geçirirlerse. Gerçi ya lısın. ki ay kadar önce Orenburg'dan gelmi . dedi. ama kaleyi ele geçirecek olurlarsa ba ına gelecekleri dü ün. Vasilisa Yegorovna. Yulay. Haydutların kaleyi nasıl ele geçirdiklerini görmü . bu konuda söylenecek söz yok. Orenburg'a. kanımızın son damlasına kadar kaleyi savunmamızı emrediyor.Ne oldu sana? diye sordu. peki. dedi. Pugaçev'e niye dayanmayalım? van Kuzmiç: . van Kuzmiç karısına dönerek: . onları Orenburg'a ya da daha uzak. Papaz Gerasim'in i çisi az önce oradan geldi. dedi.

Nasıl istersen öyle olsun. içeri giren onba ı. son duam seninle ilgili olacak. mutlulukla kalın. 7 SALDIRI Ba ım benim. ama görü emezsek. imdiki iç çarpıntısı. Komutanlıkta konu ma devam ediyordu. Onu tutkuyla öptüm ve çabucak çıktım odadan. evlerimize da ıldık. bir süre önce gömüldü üm kederden çok daha katlanılır geliyordu bana. Elveda sevgilim.Akulina Pamfilovna'da. tabyada. kazanamadın ba ca ızım Ne be on kuru . Git. Onba ıya çabucak birkaç emir verdim. Nerede o? Karısı: . Beni kapıda kar ılayıp kılıcımı uzattı. Yarın gün do madan yola salalım onu. beynime bir ok gibi saplandı. bu günleri görmek için mi ya adık! Vasilisa Yegorovna kızının yol hazırlı ını sa lamak için çıktı. Sizi almak için gönderdi beni. ba rıma bastım onu: . Baktım. Marya vanovna solgun bir yüzle. Fakat ben az sonra. Nijneozernıy'ın dü tü ünü i itince fenala tı.Ya Marya vanovna? diye sordum. van gnatyiç. Ayrılı ın hüznü belirsiz. Fazla adamımız olmasa da. ne de uyudum. Yemek sessizce yenildi ve her zamankinden daha erken kalkıldı sofradan.Çıkmadı. son nefesimde bile dudaklarımdan senin adın dökülecek. a lamaktan i mi gözlerle geldi ak am yeme ine. dedi. tehlikeyi bir an önce gö üslemek iste i ve bir yükselme tutkusuyla birle iyordu. Marya vanovna'nın kaleden dı arı çıkmaya vakit bulamamı olabilece i dü üncesi. bizim Kazaklar'ın Yulay'ı da zorla alıp götürerek geceleyin kaleden kaçtıklarını. Ben tam evden dı arı çıkmak üzereyken kapı açıldı. Sa lıcakla. Büyük bir de i iklik seziyordum benli imde. Yüce Tanrım. ayrıca. orada onunla son bir kez daha vedala mak istiyordum. dedi.. Yüre im titreyerek: . ne de söylenenleri dinleyebiliyordum artık. Pyotr Andreyiç! Tabyaya vardık. hastalanmasından korkuyorum. Kale sakinlerinin hepsi . Gece çabucak geçiverdi. Çok kötü. Komutan: . bilerek unuttu um kılıcımı almak için geri döndüm. diye kar ılık verdi. Fakat elimizi çabuk tutmalıyız. Çevresi kalın kütüklerle sa lamla tırılmı yüksekçe bir yerdi burası. van Kuzmiç. Gözya ları arasında: . Komutanla ve ailesiyle vedala tık. Pugaçev gelmi . Haydutlar Orenburg yolunu tutmu lar. üç yıl daha Sessizce hizmet ettin Çara Ah.Elveda mele im. Kucakladım. inan bana! Ma a gö süme kapanmı . Belki Tanrının izniyle yine görü ürüz. dedim.Elveda Pyotr Andreyiç! dedi. hüngür hüngür a lıyordu. Beni Orenburg'a gönderiyorlar. Fakat ben ne bir ey söylüyor.ölürüz. Gün do ar do maz Marya vanovna'nın çıkaca ı kale kapısına gitmek. ba ca ızım Sonuncu dereceden memur ba ı Tam otuz yıl. kaleden çıkabildi mi? van gnatyiç: . Gerçekten de öyle oldu. kalenin çevresinde kimli i belli olmayan insanların dola tı ını bildirdi. Gö sünden ta an hıçkırıklar sözünü tamamlamasına engel oldu. adımın ünlendi ini i ittim. hemen komutanın evine ko tum. canım! Ba ıma ne gelirse gelsin.. Sokakta uçarcasına ilerlerken. Ma a'yı yolculu a hazırla. ne bir mutluluk Ne bir çift iyi söz Ne de büyük bir rütbe Kazandı ın tek ey ba ca ızım Yüksek bir dara acı oldu Akçaa açtan bir kiri Ve ibri imden bir ilmek Halk türküsü O gece ne soyundum. yanına birkaç ki i katarız. Kale ku atılmı durumda. Marya vanovya'yı yalnız bulaca ımı söyleyen bir önsezi vardı içimde. Ardım sıra gelirken: . Hava a arıyordu artık. fakat tatlı umutlarla.Nereye gidiyorsunuz? dedi.

Kur un ya muru altında kalınca. Onba ı a a ı indi. dedi. ölüm de Tanrı buyru udur. (Ma a babasının boynuna atıldı. Komutan. Haydi. Ma a'yı kutsa. korkuyor musun kızım? . kalede bir hareketlilik oldu unu görünce kümelendiler. va ak postundan kalpakları ve okluklarıyla hemen göze çarpan Ba kırtlar da vardı. Ma a. yeter artık! Durmayın. hüngür hüngür a lamaya ba ladı. Elveda Kuzmiç'im. güçlükle gülümsedi. topra a ya da çite saplandı. sallayarak bize do ru savurdu. Küme da ıldı. Komutan: . Ma a'yı götür. kız yarı canlı. yelkenleri suya indiren Vasilisa Yegorovna.Oh. bo uk bir sesle: . yalın kılıç bir adam ilerliyordu. van Kuzmiç ona öyle bir göz gezdirdikten sonra yırtıp attı. Komutan. Bu sırada. elini üç kere kızının üzerinden geçirdi. Kalenin yakınlarında. kılıcımın kabzasını sıktım. attan yuvarlandı. sava nasıl gidiyor? Hani. e ilerek selamladı babasını. Kalabalı ın tam ortasında beyaz bir at üstünde. Az sonra kulaklarımızın dibinden kur unlar vızıldamaya ba ladı. Adamları çevresini aldılar ve besbelli onun buyru uyla kümeden ayrılan dört atlı. Tanrı ikinizi de mutlu etsin. Baksana. Kı la askerleri. Yulay'ın kafasını. Çar burada. Baktık. Ben Marya vanovna'nın arkasından bakıyordum. dedi. Zavallı Kalmuk'un ba ı. bozkır bo aldı.Ate etmeyin. Çar'ı kar ılamaya çıkın. Bir ba kası mızra ına takılı kesik bir kafayı. çlerinden biri. Pugaçev olmalıydı bu. Bozkıra çıktı. gözlerini ayırmadan dü mana bakıyordu. adamın atını da geminden tutup getirdi. ovada. Ne o Ma a.Biz de kucakla alım. Bu arada isyancıların saldırıya hazırlandıkları görülüyordu. sendeledi. sersemle mi ti. Kocasına: . Haydi. Dün onun elinden aldı ımı anımsayarak. ba ı la beni! Komutan: . Durdu. topu o kümenin üzerine yöneltmesini emretti van gnatyiç'e ve fitili kendi eliyle yerle tirdi. Marya vanovna'ya göz ucuyla baktım. titreyerek van Kuzmiç'e yakla tı. Bunu söylerken bana baktı. Ma a'ya bir köylü fistanı giydir. Gönlümün sultanının güvenine layık oldu umu bir an önce göstermek için çatı ma anının gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. o seni bırakmayacaktır. Komutanın karısıyla kızı uzakla tı. kum gibi adam kaynayan bozkıra bir göz attı.van Kuzmiç. Çariçe anamız (*) için dövü ece iz bugün. dedi. sonra tutup kaldırdı onu. van Kuzmiç: . silahlarını ku anmı bekliyorlardı. Kazak oldukları belliydi. ne oluyor? dedi. Ma a. sayısı pek de kabarık olmayan asker dizisinin önünde geziniyordu.Göreyim sizi evlatlarım. diz çöktü. Kocasına: . Birkaç ok hemen yanıba ımıza.Elveda iki gözüm! dedi. öptü. Sevgilimi onunla koruyaca ımı dü ündükçe içim içime sı mıyor. yanında ondan ayrılmak istemeyen Ma a'yla birlikte tabyaya geldi. Ötekiler hayvanlarının ba ını çevirip dörtnala uzakla tılar.Uzakta de il.oradaydı. dedi. eve gidin. sonra kocasına dönüp: . bize ihanet eden Kazaklardı bunlar. elveda Ma a. bütün dünyaya yi it. kalenin yarım verst ötesindeki bir tepenin ardından yeni atlılar belirdi ve az sonra mızraklarla. kırmızı kaftanlı.Ey. Yulay'ın kanlı ba ını görmek. yarı ölü. Biz Vasilisa Yegorovna'yla nasıl ya adıysak. ba ını salladı. ölü Kazak'ın elindeki ka ıdı alıp getirmesini emretti. allak bullak etmi ti onu. siz de öyle ya ayın. Fakat Tanrı'nın yardımıyla her ey yolunda gidecek. Zaman kalırsa. Tehlikenin yakınlı ı ola anüstü bir canlılık vermi ti bu eski kurda. dü man nerede? van Kuzmiç: . Fakat aralarında. Gülle vızıldayarak havayı yardı ve adamlara hiçbir zarar vermeden üzerlerinden geçip gitti. oklar ve yaylarla silahlanmı bir insan kalabalı ı yayıldı bozkıra. Bu sırada Vasilisa Yegorovna. beti benzi kül gibi. sözünün eri kimseler oldu umuzu kanıtlayaca ız! Askerler hep bir a ızdan. kendimi bir övalye olarak görüyordum. dedi. komutanın ayaklarının dibine dü tü. Komutan onba ıyı ça ırdı. bir gün önceden getirilip yerle tirilmi ti. stemeden seni incitti im olduysa. Yaylım ate iyle de sa ırla mı . diye kar ılık verdi. kendi aralarında görü meye ba ladılar.imdi görürsünüz siz! diye ba ırarak kar ılık verdi. Bir ara kaçamak bir bakı fırlattı bana. Komutan son bir kez daha dola arak ordusunu gözden geçirdi ve askerlere: . Ya lı komutan. Tanrı'ya dua et. sa lıcakla kal kızım.Vasilisa Yegorovna! Burada kadınların yapaca ı bir ey yok. yirmi kadar atlı görünüyordu. vabrin yanımda durmu .) Vasilisa Yegorovna da a lıyordu. yi bir adam bulur evlenirsen. Vasilisa Yegorovna hemen götür onu. . dedi. Top. Bozkırda da ınık olarak gezinen atlılar. Hainler ba ırdılar: . Yaprak gibi sallanıyordu.Hayır babacı ım. Mektubu tutan Kazak. Hayat da. atlılar dört nala uzakla tılar. Evlatlarım! Ate ! Askerler bir yaylım ate i açtılar. kaleye do ru dörtnala at sürdüler. komutanlarına ba lılıklarını bildirdiler. Ma a git babanla vedala . Mektubu komutana uzattı. yukarıya do ru uzattı ı elinde bir ka ıt tutuyordu. Evde tek ba ıma daha çok korkarım.

Ortalı ı derin bir sessizlik kapladı.Babacı ım! diye yalvarıyordu. bir an önce tabyadan dı arı fırladık. .Çar Pyotr Feodoroviç'e ba lılık yemini et! dedi. besbelli yeniden kızı tırmaya çalı ıyordu onları. iki yana da ıldılar. geriye çekilmeye ba ladılar. Papaz Gerasim. ne oluyor. beni.. Bir çan sesi yükseldi. bir caniler toplulu u ku atmı tı. zorla kaleye girdiler. Bu yüzü bir yerden tanır gibiydim. Sırma i lemeli bir Kazak kaftanı vardı sırtında. Pugaçev müthi bir bakı fırlattı ihtiyara. nasıl kar ı koyarsın? dedi. tok bir sesle: . Pugaçev. Pugaçev bunun üzerine yüzüme bile bakmadan: . Zavallı üste meni de eski komutanının yanıba ına astılar. Kapı açılsın.Sen bizim Çarımız de ilsin. .Korkma. Fakat kı la askerleri bunu göze alamamı . haykırı lar yükseldi. Sonra van gnatyiç'i çıkardılar Pugaçev'in kar ısına: . ahali alana ko u tu. komutan evinin ta lı ında. yakınlarımı koruması için Tanrı'ya yakarmaya ba ladım. korkma! deyip duruyorlardı.Sen mi benim Çarımsın? dedi. Katiller beni dara acının altına sürüklerken.. Günahlarımı ba ı laması. bu ihtiyarı assınlar! Pugaçev'in bir i aretiyle serbest bıraktılar beni. Sıra bana gelmi ti. benim Savelyiç. Sırma püsküllü. elindeki beyaz mendili salladı. Kalenin anahtarlarını istiyorlardı ondan. sırtında bir Kazak kaftanı. Çarına. . kula ına bir eyler fısıldadı. uzun. Bana. Pugaçev ona. Komutan: . Yakla tı ımızda Ba kırtlar ahaliyi da ıttılar. Baktım. belki de gerçekten iyilik etmek istiyorlardı bana. Birbirini tutmaz .Komutan hangisi? diye sordu..Haydi evlatlarım! diye ba ırdı. ansızın atlardan inmeye ba ladılar. askerler tüfeklerini attılar. elinde ilmek.van Kuzmiç bütün ilgisini dü mana yöneltmi ti imdi. düzenbazın birisin! Pugaçev bir kez daha salladı mendilini. Kılıcını sallıyor.Asın onu! dedi. vabrin kafası çepeçevre tıra lı. Kurtulu uma sevineyim mi. Kimbilir. Ansızın bir haykırı yükseldi: . melunlar! Bekleyin! Cellatlar bir an için durdular. trampetler çalsın! Evlatlarım. bir yandan da: . bey çocu unu öldürmekle ne geçecek eline? Bırak onu. Pugaçev'e yakla tı. eliyle van Kuzmiç'i gösterdi. Hükümdarın alanda tutsakları bekledi i ve ba lılık yeminini kabul edece i duyuruldu. bizi de oraya sürüklediler. titreyerek. Sen.. syancılar. üzüleyim mi. Düzmece Çar: . dedi. bir daha ate ledi fitili. Kazak ileri gelenleri almı tı çevresini. Ölürsek ölürüz. emret. Birkaç Kazak. Bir gün önce sorguya çekti imiz dilsiz Ba kırt. Sen bir hırsızdan ve düzenbazdan ba ka bir ey de ilsin. Bir de ne göreyim. kar ısına getirilen kurbanlar için sessizce aman diliyordu ondan. anladın mı? Pugaçev'in yüzü karardı. tile kakıla sokaklarda sürüklenmeye ba ladık. syancılar ba bu larının çevresinde toplandılar. Komutan onların yakına kadar gelmesini bekledikten sonra. van gnatyiç ve ben. ka la göz arasında ortaya çıkmı . yerlerinden kımıldamamı lardı. van gnatyiç de yüzba ının sözlerini tekrarladı: .Evlatlarım. Yarası hâlâ kanayan. sapsarı bir yüzle. lme i boynuma geçirdiler. Bizim çavu . Gözleri kıvılcımlar saçıyordu. ileri! Hücum! Ardım sıra gelin! Komutan. bilemiyordum. Ahali.. asker de il miyiz? Aynı anda gelip bize kavu an isyancılar. Yi it arkada larımın sözlerini tekrarlamaya hazırlanarak gözümü kırpmadan bakıyordum Pugaçev'e. görünü e göre. Ba ından kanlar akan komutanı. Bir an için kesilen çı lıklar. Çan sesi kesildi.Çara kar ı koymanın ne demek oldu unu gösterece iz size! diyerek ku aklarıyla kıskıvrak ba ladılar beni. Kazak ileri gelenleri arasından çıktı. tek ba ına kalmı tı. amcacı ım. Pugaçev'in kar ısına çıkardılar bizi. ya lı yüzba ıyı yakalayıp dara acına sürüklediler. haykırı lar yeniden yükseldi. Ba bu ları en önde. ne duruyorsunuz? diye haykırdı. ellerinde ekmek ve tuz (*). Top atı a hazırdı. bir koltu a kurulmu tu. ata biner gibi dara acının kiri ine oturuvermi ti.Durun.te imdi sıkı durun evlatlarım. saldırıya geçiyorlar. O anda duyduklarımı anlatamam. kalabalı ı yarıp çıktı. Gülle tam ortasına dü mü tü kalabalı ın. Pugaçev'in ayaklarına kapanmı . van Kumiç: . E er gözda ı vermek için ille de birini astıracaksan. Az sonra zavallı van Kuzmiç'i havada sallanırken gördüm. Tam yardımına ko acakken birkaç düzine Kazak çullandı üstüme. Aynı anda korkunç çı lıklar. kapılardan çıkıyordu. Alanda ka la göz arasında bir dara acı kuruluverdi. Trampet sesi kesildi. Zavallı lalam: .Efendimiz ba ı ladı seni! dediler. hırsızın. sana fidye verirler. samur külahını ka larının üstüne yıkmı tı.. Bir ara ayaklarımın yerden kesildi ini hissettim: Fakat kalkıp toparlandım ve isyancılarla birlikte kaleye girdim. son gücünü topladı. gitgide bitkinle en komutan. elinde bir haçla basamaklarda duruyor. syancılar kaleye do ru ko arak saldırıya geçtiler.

Fakat bu sakin kö enin sahibi neredeydi? Bir dü ünce ok gibi saplandı beynime. Hafif bir gürültü duyuldu bu sırada. sandıklar parçalanmı . dedi. erefli sava larda de il de. Babacıklar. Pala a da ardım sıra ko up gelmi ti. haydutlardan birinin sırtına geçmi ti bile. o da. Pugaçev kocaman. birbirini hızla izleyen korkunç olaylarla allak bullak olmu kafamı bir türlü toparlayamıyordum. köy makasıyla Kazak biçimi tıra ediyordu onları. masalar.. Neredeydi imdi? Ne durumdaydı acaba? Gizlenebilmi miydi? Güvenilir bir yer miydi sı ına ı? Bu gibi kaygı verici dü üncelerle dolu olarak komutanın evine girdim. tir tir titreyerek. Pyotr Andreyiç! diye fısıldadı.Küçük hanım ya ıyor. çama ırları ve daha ne varsa.. Hiçbir ey görmeden. Zavallı kadınca ız: . elbiseleri parçalanmı . Sıra.. Neden sonra Pugaçev koltuktan kalktı. alaycı bir gülümseyi le: .. kı la askerlerine geldi. içinde ne varsa alınıp götürülmü tü. kahkahalar. Marya vanovna'nın odasına götüren küçük merdiveni bir solukta tırmanarak ömrümde ilk kez odasına girdim onun. Haydutlar didik didik etmi lerdi yata ını. Sonra silkinerek Pugaçev'e yakla ıyor. Beni yeniden düzmece Çar'ın kar ısına götürdüler. Pugaçev kolunu indirdi. Bombo ikona mahfazalarının önünde bir kandil hâlâ ölgün ölgün yanıyordu. Ne felaket! ne korkunç eyler! Ben bo ulurcasına: ... neredeyse çırılçıplak kalmı tı. Gösteri li bir ko um ta ıyan beyaz atını getirdiler. Her eyden çok Marya vanovna'nın yazgısının belirsizli i ıstırap veriyordu bana. Beni dürterek: . n cin top oynuyordu. haçı öpüyor. Ne yaptınız ona! van Kuzmiç. Yanımdakiler: . beni van Kuzmiç'e götürün! Birdenbire dara acını görüverdi ve kocasını tanıdı. Hırkası. damar damar elini uzattı bana. ahali ardı sıra atıldı.duygular içindeydim. Ba ırtılar. dü ünmeden ve hissetmeden. ki duvar arasında asılı duran aynaya bir ey olmamı tı. Odadan fırladım...Susturun u cadalozu! diye ba ırdı. Bir kadın çı lı ı koptu bu sırada. Kazak ileri gelenleriyle birlikte ta merdivenlerden indi. Ses etmeden Akulina Pamfilovna'yı ça ırmaya . Kımıldadım.ki gözüm. Pugaçev atını sürdü. Ahali ba lılık yemini etmeye ba ladı. yeme i orda yiyece ini bildirdi. ta lıkta Vasilisa Yegorovna'yı sürüklüyorlardı. Fakat ben. Pala a çıkıverdi.Ya Marya vanovna. Gözlerimden zehir gibi acı ya lar bo andı ve sevgilimin adını ünledim. Savelyiç arkamda duruyordu. bir anda sokakta buldum kendimi.Evlatçıklarım! Bırakın beni! diye ba ırıyordu. elini öpüyorlar. Ötekiler ku tüyü ilteleri. diz çöktürdüler. Pyotr Andreyiç! dedi. sonra düzmece Çar'a ba lılıklarını bildiriyorlardı. sandıkları. dolabın arkasından.. ne Türk kur unları kılına dokunamamı tı senin. bir hapishane kaçkınının elinde mi ölecektin! Pugaçev: . Atasözü Alan bo alıverdi. Marya vanovna nerede? diye haykırdım: Pala a: . Ellerini birbirine çarpıp: . Pugaçev'le arkada ları cümbü yapıyordu. papazın karısına ha? Tanrım! Fakat Pugaçev orada!. Deh et içinde: . bir solukta papazın evine ko tum. Bırakın kalksın! Kaldırıp serbest bıraktılar beni. evin bütün pılıpırtısını sürüklüyorlardı. Sandalyeler. öp elini! diyorlardı. Akulina Pamfilovnalara sı ındı. Bir kıyıya çekilip bu korkunç güldürünün devamını izlemeye koyuldum. Bütün bu tören üç saat kadar sürdü. idamların en korkuncunu bile böyle bir alçalmaya ye lerim. O zaman genç bir Kazak. çay takımını. Birkaç haydut. Saçı ba ı da ılmı ..Ah. arkılar yükseliyordu oradan.Öp elini.Hazret sevinçten sersemlemi olmalı. kahraman asker! Ne Prusya süngüleri. kılıcıyla bir darbe indirdi ba ına. 8 ÇA RILMADIK M SAF R Ça rılmadık konuk Tatar'dan kötüdür. i e yarar ne varsa ya malanmı tı. ki Kazak'ın koltuklamasıyla sıçrayıp eyere oturdu. diye kar ılık verdi. O zaman yürek paralayan bir sesle: .Katiller! diye haykırdı.Ne? diye inledim. hayatım. Dikba lılık etme! Ne çıkar bundan? Canı cehenneme deyip u namus. kap kacak kırılmı .. (hay Allah!) öpüver onun elini.. Birbiri arkasına yakla ıyor. Vasilisa Yegorovna ta lı ın basamaklarına cansız dü tü. Dolap kırılmı . Papaz Gerasim'e. Bölük berberi orada durmu . sapsarı bir yüzle. onları ba ı ladı ını bildirerek çetesine kabul ediyordu.. Ben hâlâ oldu um yerde duruyor.

Ba a gelen çekilir. Tam o sırada konukların sarho ba ırtıları ve papaz Gerasim'in sesi i itildi.'' Ve kör olası. güvercinim tanımıyordu onu. ''Yüce Çar'' ın iste ini yerine getirmek üzere kalkarken: . Adamlar arap istiyor. Biliyor musunuz. e yaları.'' ''. seni bıraktılar ya! Efendim. kap kaca ı.. Ya Vasilisa Yegorovna? Ya van gnatyiç? Onu niye astılar peki? Sizi nasıl oldu da ba ı ladılar anacı ım? Ya u Aleksey vaniç vabrin'e ne buyurulur? Saçını onlar gibi kestirmi . Bereket versin. Olayların bu tuhaf ili kisine a mamak elde de ildi: Serserinin birine arma an edilen ufak bir gocuk beni asılmaktan kurtarıyor. Ben elin hırsızının önünde yerlere kadar e ilerek: ''. benim yata ımda yatıyor. nereden tanıyayım? . Herif i itti sesi: ''. az kalsın bir felakete u ruyorduk Pyotr Andreyiç. Pugaçev'le benim kılavuz arasındaki benzerlik hemen göze çarpıyordu gerçekten.. devleti temelinden sarsıyordu! Dünya yıkılsa alı kanlıklarını bozmayan Savelyiç: . Biliyor musun. iki haftadır yatıyor böyle. bölmenin arkasında. tam ben hasta ye enimden söz ederken yüzüme öyle bir bakı baktı ki.gönderdim onu. bu güç ko ullarda anayurdum için nerede daha çok yararlı olabilirsem. Haydut yeme e oturduktan az sonra zavallı yavrucak kendine gelip inlemesin mi!. Çok ükür bu kadarcıkla kaldı i ! nan olsun. Tanrı'ya ükür olsun. kim o inleyen?'' diye sordu. gidip ben bakarım. ne demezsin! Perdeyi araladı. dedi. kalkıp efendimizin yanına gelecek durumda de il. yüre imi deldi geçti sandım. Elveda Pyotr Andreyiç.Nerede kendisi? diye sordum. kocam da. asılanların çizmelerini çekip çıkarıyorlar. kocakarı. Yeter ki Tanrı el çekmesin bizden. Görür görmez: .Ye enimdir hükümdarım. Evde de bir ey yok ya.Pyotr Andreyiç. kaleler ku atıyor. çimde parlayan öfkeyi güçlükle dizginleyebildim. Fakat bereket versin açı a vurmadı i i. Savelyiç e ikte bekliyormu beni. onlarla birlikte e leniyor imdi! Beceriklili ine diyecek yok do rusu..Olsun.Ba üstüne hükümdarım. Katiller papaz uçuruyor yukarda! Herifler sarho ken ellerine dü ersem felaket olur. Görevim. bölmeye kadar gitti.Zavallı çocuk orada. Marya vanovna nerede? diye sordum. Bir dakika geçmeden. çama ırları. Fakat. Ayaklanmanın hızlı ve kaçınılmaz sonunu önceden görüyordum ama. oh. diye kar ılık verdi..Ye enin genç mi?'' ''. Zavallı van Kuzmiç! Kimin aklına gelirdi ki!.'' ''. nemiz var nemiz yok alıp götürdüler. Papazın karısı: . Fakat. ba bu larını tanıdın. Katillerin seni yeniden yakaladıklarını sanmı tım. orada bulunmamı gerektiriyordu. Eve vardım. dü üncelerimi yarıda bıraktı: .Allah a kına! Söyleyin. ben de. Haydutlar kalede ko u uyor. papazın karısı. Marya vanovna'nın yanında kalmaya. Pyotr Andreyiç! nanır mısınız? Dolandırıcılar her eyimizi ya maladılar. Yalnız kalınca kara kara dü ünmeye ba ladım. Yüce Tanrım. Yüre im tıkanıverecekmi gibi: . elinde bo bir votka i esiyle kapının önüne geldi. bir eyler hazırlayayım. sizinle u ra amayız imdi. Fakat a kım. koruyucusuz bırakmamaya zorluyordu beni... Hastalandı da. onu tek ba ına. ''Fakat kız hastadır. Bunu söyleyip gitti. baktım ki birkaç Ba kırt dara acının yanında dikilmi . Marya vanovna bu durumdayken kaygılanmamak elimde de ildi yine de. iki gözüm.Gençtir hükümdarım. Gidip bakayım da. ne günlere kaldık.. papaz da karısına sesleniyordu.Yemek yemeyecek misin efendim? diye sordu. kisinin aynı adam oldu unu aklım kesti ve o zaman hayatımın niçin ba ı landı ını anladım.Yo.Komutanın evinde. Kadınca ızın eli aya ına dola tı: . atlattık. Fakat ne gelir elden? ''. dedi. ne yapalım! Çok ükür. üstüme uyduraca ım diye nasıl da çatır çatır sökmü tü onu! a akalmı tım..Kocakarı.'' ''. Biraz yatı mı olarak eve döndüm..'' dedim. en korkunç bir ölümü bile göze almı tık artık. Kar ı koymanın hiçbir yararı yoktu.Nasıl olur babacı ım? Handa senin gocu u sızdıran sarho u unuttun mu? Tav an kürkü gocuk yepyeniydi daha. göster bakalım u ye enini bana.'' Yüre im yerinden oynadı. subay evlerini ya malıyorlardı. Bu sırada içeri giren bir Kazak. de il mi? . Kazak: . hanlardan hanlara sürtüp duran bir sarho . evinize gidin. Alanın yanından geçerken. Fakat. dedim. Kar ı konulmaz bir duyguydu bu da.Yüce Çarımız sizi istiyor. Ne yapmalıydım? Caninin egemenli i altındaki bir kalede kalmak ya da onun çetesinin ardı sıra gitmek bir subaya yakı acak ey de ildi. atmaca gibi par par yanan gözleriyle baktı! Fakat.Kocakarı. Yemekte . Fakat efendimiz. Hınzır herif. Sarho ba ırtıları yükseliyordu her yerden. Dondum kaldım. elbiseleri.Çok ükür! diye haykırdı. her ey çok önemli bir ki i oldu unu gösteriyor onun.

. Sessizce masanın bir ucuna ili tim.. dedi. Dokunmadım bile. kimi zaman ''Amca'' diyordu ona. O sırada pek de so ukkanlı olmadı ımı söylemeye gerek var mı? Komutanın evine vardı ımda ortalık kararmak üzereydi.Karde ler. benim için bir barda a votka doldurdu. öbür yanında kendi resmi varmı . kimi zaman ''Timofeyiç''. i eler ve bardaklarla donatılmı bir masanın çevresinde Pugaçev ve Kazak ileri gelenlerinden on kadar arkada ı. ne de çavu (yani bizim hainler) vardı. Banyoda Çarlık i aretlerini gösterdi ini de söylüyorlar: Gö sünün bir yanında be kapik büyüklü ünde iki ba lı kartal. Düzgün. Aralarında ne vabrin. Gözleri pırıl pırıl parlıyordu. damlıkların söyledi i bu yalın halk türküsünün. ya maya Çok muydu yolda ların? Söyleyece im sana Çar baba Bir bir anlataca ım gerçe i Yolda larım dört taneydi Birinci yolda ım karanlık gece kincisi çelik hançerim Safkan atımdı üçüncüsü Dördüncü yolda ım sıkı bir yay Ve amansız oklardı habercilerim. Kova kova so uk suyla ancak kendine getirebilmi ler. bir kiri ten yapılma. ince bir sesle. az sonra dönerek.Vay efendimiz! Ho geldiniz. yakı ıklı bir Kazak delikanlısı. onurlandırdınız bizi. Volga yedekçilerinin hüzünlü türküsüne ba ladı. hiç de özel bir saygı göstermiyorlardı ba bu larına. kocaman yumruklarını kara bir sakalla kaplı çenesine yaslamı . anne orman. geli imi bildirmek üzere yanımdan ayrıldı. iki Kazak nöbet tutuyordu ba ında. Yok canım. diyecek Çar baba Aferin sana köylü o lu Soygunda oldu u kadar Söz söylemekte de ustasın te bunun için çocu um Sana u kar ıki alanda Bir ev arma an ediyorum Üç direk. Orenburg üzerine yürüyü . kendi tasarılarını öneriyor ve serbestçe tartı ıyordu Pugaçev'le. Adamakıllı içtikleri belliydi. Türkücülerin çarpıcı yüzleri. Pugaçev: . çok önemli i aretler bunlar. Pugaçev dirseklerini masaya dayamı . iirsel . bütün bunlar. sabahki saldırı. Banyoyu da öyle yaktırmı ki. u uldama Engel olma dü ünmesine bu delikanlının Yarın hesap vermeye çıkaca ım En korkunç yargıcın kar ısına. Dara acı. külahları. söyle Kimlerle gittin soyguna. Buyurun. i te bu tuhaf sava kurulunda kararla tırıldı. çok de il bir gün önce Marya vanovna'yla öylesine tatlı ayrıldı ımız odaya aldı beni. zaten kendili inden etkileyici sözlere kattıkları hüzünlü eda. nasıl sonuçlanabilece ini kafamda canlandırmaya çalı ıyordum. Yanında oturan elli ya larında kadar bir adamla sık sık konu uyor. hatta güzel denebilecek yüzünde hiç de yabanıl bir anlam yoktu. Hepsinin suratı kıpkırmızı olmu tu. Ola anüstü bir görünümle kar ıla tım: Üstüne örtü serilmi . Konu ma. üstündeki kurbanlarıyla. neredeyse acıklı bir zaferle taçlanacaktı bu pervasız hareket! Seferin ertesi gün ba lamasında karar kılındı. Çar'ın Ba layacak sormaya Çar baba Söyle bakalım köylü o lu. keseyi Fomka Bikvayev'e verip çıkmı . Biliyoruz. Kazakla tartı mayı gereksiz bularak onunla birlikte komutanın evine yollandım. lgiyle gözden geçirmeye koyuldum bu toplulu u. Taras Kuroçkin baygınlık geçirmi . Yanımda oturan boylu boslu. Hep bir a ızdan katıldılar ona: Ye il orman. Haberci Kazak. Arkada ları sıkı ıp yer açtılar bana.. üzerimde bıraktı ı etkiyi anlatamam. Çumakov! Ba la! Yanımda oturan Kazak delikanlısı.. ba kö ede oturuyordu. Aferin. en sevdi im türküyü söyleyelim. ayaklanmanın ba arısı ve gelecekteki hareketler üzerineydi. pürüzsüz sesleri. renk renk gömlekleriyle oturmu lardı. korkunç bir karaltı halinde yükseliyordu. Hepsi birbirine arkada ça davranıyor. Her biri kendini övüyor. Zavallı Vasilisa Yegorovna'nın cesedi hâlâ ta lıkta yatıyor. Pugaçev beni görünce: .tek ba ına iki kızarmı domuz yavrusunu gövdeye indirmi . yatmadan önce. Pugaçev'le görü memizin nasıl olaca ını. dedi. rica ederim. kimi zaman ''Kont''.

ükürler olsun! dedi. karnını doyur. Gün do ar do maz kaleden ayrılıp.Öyle olsun bakalım. Ben gerçek bildi im eyi söyledim. vedala benimle.. Orenburg'a gideyim. çtenli im Pugaçev'i sarmı tı.Peki. yürürüm. bak daha ne arma anlar verece im sana! Emrimde canla ba la çalı aca ına söz veriyor musun? Dolandırıcının bu sorusu ve pervasızlı ı öyle gülünç geldi ki bana. Bir baldırı çıpla ın Çarlı ını kabul etmem söz konusu olamazdı. sonra da sa efendimizin koynundaymı sın gibi sabaha kadar yan gel yat.) Bana kar ı çok suçlusun. Dara acının altında. imdi bo bir kabadayılık gibi görünüyordu bana. Pugaçev gözleriyle öyle bir taradı beni: . Ayın ve yıldızların ı ı ı. Ben de onlar gibi yapmak istiyordum ki. o gece seni hana götüren adamın yüce hükümdarın ta kendisi oldu u gelir miydi aklına? (Bunu söyleyip görkemli. Peki. asarsan. Özgürlük haberini i itince sevinçten deliye döndü. dedim. seninle konu acaklarım var.Tanrım. ruhça ve bedence bitkinlik içinde. Tanrı'nın önünde verece in hesabını kendin dü ün. gülümsemekten kendimi alamadım. Pugaçev dik dik yüzüme bakıyor. avlu kapısı sımsıkı kapanmı tı. elimde olmaksızın ben de katıldım ona. 9 AYRILIK .Kim oldu unu Tanrı bilir ya. Dü ündüklerimi oldu u gibi söyleyece im sana.Peki. adamlarından itaat istemiyor musun? Bana verilen görevi yerine getirmekle yükümlü de il miyim? Boynum kıldan ince. E er gerçekten iyili imi istiyorsan. dedi. E er bırakırsan beni. Adamın yüzüne kar ı dolandırıcı oldu unu söylemek de akıl kârı de ildi. Ha. benim delikanlılar ilme i boynuna geçirdiklerinde korktu unu itiraf et! Korkudan ödün patladı de il mi? Ha?. U a ın olmasa dara acının kiri inde sallanıyordun imdi. Omuzuma vurarak: . bırak beni. Sen de ba bu sun.Otur. ba ka bir ey yapmak söz konusu olamaz. Sana hizmet edemem.Efendimiz. . htiyarın ö üdünü tuttum. çıplak dö emeye uzanıp uykuya daldım. Sana bir eyler hazırlamı tım iki gözüm. Ba ka eye de burnunu sokma. daha neler neler elde edeceksin! Tahtımı ele geçireyim. benim de gözlerim kapanıyor neredeyse. dedim kesin bir tavırla. Bile bile ölüme gitmek olurdu bu da. geç kalmı ayya ların ba ırı ları i itiliyordu. fakat dü manlarımdan gizlenmek zorunda oldu um bir sırada bana yardım etmi tin. Bocaladım. halkın gözü önünde. kılıç ku ananın de il midir? Eski zamanlarda Giri ka Otrepyev (*) saltanat sürmedi mi? Hakkımda diledi ini dü ün. Fakat ne dersin efendimiz. arkamıza bakmadan gidelim. öyle olsun. insansal güçsüzlü üme baskın geldi. Ba ba a kaldık.ürperi lerle dolduruyordu içimi. dara acını aydınlatıyordu. Neden sonra ( imdi bile bu dakikayı anımsadıkça övünç duyarım) görev duygusu. sa ol. Papazın evine bir göz attım. bana kalırsa tehlikeli bir oyun oynuyorsun.Dinle. Fakat hiç de ilse bana kar ı çalı mayaca ına söz verir misin? .Yok. Öyle candan ve ne eyle gülüyordu ki. mare al da olursun.Nasıl böyle bir söz verebilirim? diye yanıtladım onu. bunun için ba ı ladım seni. dedi. ne dersin? . Bunun elimde olmadı ını sen de bilirsin: Sana kar ı yürümemi emrederlerse. Birkaç dakika ikimiz de sustuk. Sen karar ver. Pugaçev: . Pancurlar. Yeme imi büyük bir i tahla yedikten sonra. Ne diyece imi bilemiyordum. Pugaçev karanlık bir yüzle bekliyordu yanıtımı. Fakat at binenin. prens de. alanı. her yer sessizli e gömülmü tü. Orası da derin bir sessizlik içindeydi. seni Çar olarak kabul edebilir miyim? Akıllı bir adamsın. Bak. fakat beni bırakma. Pugaçev dü ünceye daldı: . masadan kalkıp Pugaçev'le vedala tılar. Yarın gel. Sessiz. dedi. Konuklar birer bardak daha yuvarladılar. Sonra birdenbire gülmeye ba ladı. ayazlı bir geceydi. Ba ı lanmaz bir tabansızlık olarak görünüyordu bana bu. Kalede bütün ı ıklar sönmü . Pugaçev'den ayrılıp soka a çıktım. stavroz çıkararak: . bırakayım. arada bir sol gözünü kurnaz kurnaz kırpı tırıyordu. Hemen tanıdım moru u. gizemli bir tavır takındı. Evime geldi imde Savelyiç'i meraktan ve kaygıdan dokuz do ururken buldum. Benim Çar oldu uma inanmıyor musun yoksa? Do ru söyle. Mühür kimdeyse Süleyman odur. kimim ben öyleyse? . Sadece meyhaneden bir aydınlık sızıyor. ki yüzlülük etti imi hemen anlarsın. Pugaçev yüzünü astı: . .Demek Çar Pyotr Fedoroviç oldu uma inanmıyorsun ha? dedi. ba ı lamaksa ba ı lamalı! Canının istedi i yere git ve diledi in i i yap. öfkemin ilk kızgınlı ıyla söylemeye hazırlandı ım ey. Haydi git yat imdi. .Ne gülüyorsun? dedi. Asmaksa asmalı. Bana canla ba la hizmet et. Çariçe anamıza yeminim var. Do u tan soyluyum ben.

Düzmece Çar. seyyar kundaklarına yerle tirilmi ti. Onun sözünden çıkmayın..Dinle. dedi.Evlatlarım. . Canımdan ayrılıyorum sanki. sakatlananlar oldu bu arada. kalabalı ı selamladı. Atını getirdiler. açıklamaya giri ti: ..Nedir bu saçmalık? diye ba yazmanın okumasını kesti.Babacı ım. Aralarında bizimkini de tanıdı ım birkaç top. biri pamuklu.. Emret de okuyup bitiriversin unu: . Kalenin komutanı vabrin oluyordu ha! Marya vanovna onun egemenli i altında kalıyordu! Tanrım zavallı kız ne yapacaktı bu durumda? Pugaçev basamaklardan indi. Kazak ileri gelenlerinden biri. Hollanda keteninden on iki tane gömlek. diye kar ılık verdi.Bu da ne demek oluyor? dedi. görmü oldu unuz gibi. yayalar silahlarını ku anmı lardı. Neden sonra: . bakır mangırla dolu bir torba uzattı ona. Valiye ve bütün generallere beni bir hafta içinde beklemelerini söyle. tökezler. Pugaçev kurumlu kurumlu: . yoksa hepsini sallandıraca ım.Bu da ne? dedi.. Sizden ve kaleden bana kar ı o sorumlu olacaktır. Kazaklar atlarına binmi ler. Ahali haykırarak paraların üstüne atıldı. Bakı larımız kar ıla tı. seninle bulu mak Heraskov Sabahleyin. dünkü kurbanlarının hâlâ asılı oldu u dara acının yanında sıraya geçmi lerdi bile. ok gibi fırlayarak Pugaçev'e do ru ko tu. Derken Pugaçev göründü.. kâ ıdı ona uzatıp: . benim Savelyiç'in kalabalı ı yararak Pugaçev'e yakla tı ını.. Sancaklar dalgalanıyordu. efendimiz! Sonra ahaliye döndü. beyaz bir Kırgız atının dizginlerini tutuyordu. devam etsin. Savelyiç istifini bozmadan: . erkenden trampet sesleriyle uyandım. Pugaçev. ona bir kâ ıt uzattı ını görmeyeyim mi! Hayırdır in allah deyip i in nereye varaca ını beklemeye ba ladım. Ba yazman devam etti: . biri yollu ipekten. yapmacık bir küçümsemeyle ba ını çevirdi. Bir sandık. Ah. Senin çocuklar cani olmasına cani de il ya. Nerede benim ba yazmanım? Onba ı üniformalı bir genç. dilim sürçtü de.Bu.Yüksek sesle oku. kendisine yardım etmek isteyen Kazakları beklemeden çevik bir hareketle eyere sıçradı. on ruble. be ruble. kalabalı ın içinde görüp ba ıyla yanına ça ırdı beni. dedi. Kızma: At bile dört ayaklı olmasına ra men. Ba yazman gür bir sesle. Azıcık kıyıya çekilmi . gözlerim hiçbir ey sökemedi. Pugaçev'in çevresini belli ba lı suç ortakları almı tı. Pugaçev kâ ıdı aldı. kol dü meleriyle birlikte. vabrin de onların arasındaydı. altın ruble.. kol dü meli pantolonlardan bana ne? Savelyiç yutkundu. Pugaçev: .Ne diye böyle karı ık yazmı sın? dedi Çar. komutan evinin ta lı ında. Çarlarını bir çocuk sevgisi ve itaatiyle kar ılasınlar. Beyaz. hemen u anda Orenburg'a do ru yola çık. Ahali alanda toplanmı .Dünyanın en tatlı eyiydi. anlarsın.ki tane gecelik entari. Sandıklardan. Ahali apkalarını çıkardı.Hangi canilerden söz ediyorsun? Savelyiç: . Bu sözleri duyunca deh etle irkildim. Pugaçev korkunç bir sesle sordu: . yedi ruble. iki ruble elli kapik. Lalam ne yazmı olabilirdi Pugaçev'e? Meraktan çatlıyordum. Kalkıp alana gittim.. güzel. Bir Kazak. e yaları alıp götürdüler i te.. vabrin'i göstererek: . efendimin caniler tarafından çalınan mallarının listesidir. ba ı la. Vasilisa Yegorovna'nın cesedini aradım gözlerimle. Güzelim. ta lıkta durdu. Pugaçev avuç avuç para saçmaya ba ladı. dedi. diye kar ılık verdi. bir çay takımı. görkemli bir tavırla uzun uzun gözden geçirdi onu.nce ye il çuhadan bir adet üniforma. Savelyiç: . üstüne bir hasır örtülmü tü. Düzmece Çar. Düzmece Çar. aziz babamız. Benimkilerdeki horgörüyü okudu.Oku. bundan böyle komutanınız budur. düzmece Çar'ın çıkmasını bekliyordu. yi yolculuklar.. me er ne zormu ayrılmak. heceleye heceleye okumaya ba ladı: . Gerçek bir dü manlık. Pugaçev'in adamları. Tam o anda. çuha pantolon.Emir buyurursanız. Pugaçev yüzünü asarak: . diye kar ılık verdi.

Savelyiç'in yüzüne fırlatarak: . Kâ ıdı ba yazmanın elinden çekip aldı. Sersem moruk! Soyulmu lar... yanımdan ayrılmayan Savelyiç'le birlikte Orenburg yolunda yürümeye ba ladık. Geceleyin Marya vanovna'nın ate i yükselmi . bir yandan da uzaktan i aretler yapıyordu bana. Unutmayın bizi. Uzun süre ba ucunda durdum.. dört ruble. Papazla ve Akulina Pamfilovna'yla vedala tım. Ba ı layın beni.Elveda. atını sürüp uzakla tı. Sonra hastanın elce izini tuttum. Ahali Pugaçev'i u urlamaya atıldı. Artık karım saydı ım genç kızı onlara emanet ettim. Dara acına bir göz attım. çimde karanlık dü ünceler kayna ıyordu. Ne yapmalıydım? Marya vanovna'ya nasıl yardım edebilirdim? Onu vabrin canisinin elinden nasıl kurtarabilirdim? Tek bir yol vardı: Hemen o dakikadan tezi yok Orenburg'a do ru yola çıkmak. tüylerim ürperiyordu. hele o büsbütün kurcalıyordu aklımı. bitir! dedi. Marya vanovna'yla görü mek için hemen papazın evine gittim. Düzmece Çar'dan aldı ı egemenlikle. Elinden tutacak kimsesi olmayan. onu yolda dü ürmü üm. yattı ı odaya gittik. Durup bakınca bunun bizim çavu oldu unu gördüm. durmadan sayıklıyormu . kırk ruble. elveda Pyotr Andreyiç. allak bullak oldum. (Koyun postundan bir kürk ba lıydı eyere. Yede indeki bir Ba kırt atını dizginlerinden tutmu . Ba kaca bir ey söylemeden döndü. Sonra kaleden çıktım. dedi.Bu gibi saçmalıklarla beni oyalamaya nasıl cüret edersin? diye haykırdı. Pugaçev çok iyi bir günündeydi anla ılan. Hasta.. Bu sözleri söyler söylemez. Ya koynundaki ıngırdayan nedir? Utanmaz herif! Çavu hiç bozuntuya vermeden: . tanımadı beni. gözleri im ekler çakarak: . Ben: . Belogorsk kalesinin bir an önce kurtarılması için elden gelen her eyi yapmak. ster misin uracıkta canlı canlı derini yüzdürüp bir gocuk yaptırayım ondan? Savelyiç: . ha? Ben imdi tav an kürkü bir gocuk veririm sana.Efendimiz! dedi.Daha neler! diye haykırdı. Dü ürdü ün parayı da dönerken bulmaya bak. Yeniden bir eyler açıklamaya kalkı tıysa da. Papazın karısı üzücü bir haberle kar ıladı beni. . Savelyiç ona yan yan bakıp: -Yolda dü ürdün ha? diye homurdandı. Pugaçev sözünü kesti. Kendimi dü üncelere kaptırmı giderken. Yanıma kadar geldi. efendimin mallarından ben sorumluyum. Ömrüm boyunca duacınız olaca ım. lahi ihtiyar! ıngırdayan.. n allah daha iyi günlerde de görü ürüz. atın gemi. acı acı bakıyordu ona. Birlikte. onbe ruble. Bir de yüce efendimize handa verilen tav an kürk gocuk.. Adam atının ba ını çevirerek: . tozu dumana katarak geliyor.Pugaçev ba yazmanına: . Fakat gülmekten de kendimi alamıyordum.. efendim gül! dedi. Hele vabrin. biri pamuklu taftadan iki yorgan.Koynumda ne ıngırdıyormu ? Diye kar ılık verdi. Fakat ben emir kuluyum. nefret etti i zavallı suçsuz kızın bulundu u kalede yönetimi ele geçiren bu adamdan her ey beklenebilirdi. ba ı lıyor ama.. Alanda Savelyiç ile ikimiz kaldık. bir eliyle koynunu tutarak atını dörtnala kaldırdı. düzen içinde kaleden ayrıldı. Pugaçev. Lalam. Pugaçev'le aramın iyi oldu unu görünce bundan bir yarar sa lamayı dü ünmü . Onba ı devam etti: . elli kapik. Papazın karısı: . para de il... Tilki kürkü geçirilmi kırmızı bir ceket. listesini elinde tutuyor. ansızın nal sesleri geldi arkadan. tozu dumana katıp gitti. Sanırım beni avutmak için bir eyler söyleyen papaz Gerasim'i ve karısını dinlemiyordum bile.Biri basma. diye kar ılık verdi. Gocu u giydim. attan indi. Savelyiç'i terkime yerle tirerek ata bindim. kendi güçsüzlü ümü. Bir Kazaktı bu. Seni gönderene te ekkürlerimi ilet.Oku. öteki hayvanın dizginini bana uzatarak: . Tav an kürkü gocuk.. Yenilerini alaca ımız zaman bakalım yine gülecek misin?. siz de olmayınca ne kadar yalnız.. Bu yersiz gayretke li inden ötürü azarlamaya ba ladım onu. fakat amacına ula amamı tı. babanız size bir at ve kendi sırtındaki kürkü ba ı lıyor. kem küm etmeye ba lamı tı) size.. Zavallı Marya vanovna. sık sık yazın. vabrin ve Kazak ileri gelenleri arkasından gittiler. bir gün içinde öylesine de i mi ti ki. vah vah! Seni ve efendini ötekilerin yanıba ında sallandırmadı ımız için bana ve adamlarıma ömrün boyunca dua etmelisin. Savelyiç: . çaresizli imi dü ündükçe. ne kadar korumasız kalacak! Alana çıkıp bir dakika kadar durdum.. diye kar ılık verdi. Marya vanovna'nın yüzü. bunak!. kötü yürekli isyancılar arasında tek ba ına kalan zavallı yetim kızca ızın durumunu.Boynum kıldan incedir.Çok te ekkür ederim efendimiz. votka içersin. Çete. Zavallı lalamın hayatından kaygılandı ımı itiraf ederim. imdi baygın yatıyor.Anla ıldı! diyerek tartı mayı kestim. gözya larımla ıslatarak öptüm.) Bir de (Çavu . Sessizce yata a yakla tım.Gül. e ilip selamladım.

sonra. kimileri hendeklerden çıkardıkları süprüntüleri el arabalarıyla ta ıyorlardı. Aralarında. Çavu .Zavallı Mironov! dedi. General bana döndü. Orada kent memurlarından biriyle kar ıla tım. Kı la askerlerinin denetiminde. içine adamakıllı rom karı tırdı ı üçüncü çay fincanını bir solukta yuvarladı ve generale: . belli ki hiç ho una gitmemi ti memurların. Bana van Kuzmiç'in ba ına gelenleri anlattırdı. yasa gere ince. Toplantı saatini iple çekiyordum. General: -Vay. domuzdan bir kıl koparsan kârdır. Saldırı mı. Acıklı hikâyem sona erdi inde: . tanı ı oldu um korkunç olayları anlatmamı istedi. dedi.Bay aste men! dedi. imdi. Onunla vaftiz akrabalı ı varmı . iyi bir subaydı. imdi oyları toplamaya devam edelim. generalden ba ka ordudan olan yoktu. Sözlerimi sık sık tamamlayıcı sorularla. Zavallı kız ne yapar orada? Belogorsk kalesinin uzak olmadı ını. yine de i e yararlar. Bana bir fincan çay içmeye gelmenizi rica ederim: Sava kurulu toplanacak bugün. Pugaçev'in yaptı ı dengesizlikler ve ordusunun durumu üzerine bize güvenilir bilgiler verebilirsiniz. htiyar. Nöbetçiler bizi kapıda durdurup kimlik belgelerimizi istediler. Kalaca ım evi Savelyiç düzene koymu tu bile. savunma mı? Her iki yöntemin de kendilerine göre yararlı ve zararlı yanları vardır.htiyar: . genellikle savunma harekâtından yana verilir. pembe yanaklı bir ihtiyardı. Sırmalı kadifeden bir kaftan vardı üzerinde. Haydi. dolandırıcıların bizden a ırdıklarının ve senin o ba ı ladı ının yarısı etmez ya. sava sanatından anlamasa bile zeki ve do u tan akıllı bir kimse oldu unu gösteriyordu en azından.Bakalım hele. (Burada bana döndü) Bay aste men. vay. kısa ve özlü sözlerle. Hemen. Birinin ''süt kuzusu'' diye mırıldandı ını kulaklarımla i ittim. Bir delikanlı toylu u.imdi. isyancılara kar ı takınaca ımız tavır konusunda karar almamız gerekiyor. Geli im sevindirdi onu. Sözlerim. Derin bir sükûnet. yüzlerinin biçimini de i tirmi ti. dosdo ru generale çıkardı beni. Pugaçev çetesinin niteli ini belirterek düzmecenin düzenli bir askeri birlik kar ısında tutunamayaca ını kesinlikle belirttim. neyse. o ne oldu? Ma a'nın kalede. Müdür bey! Sizin dü ünceniz nedir? Sırmalı kadifeden kaftan giymi ihtiyar. gümrük müdürüydü bu. General ku kuyla salladı ba ını: . Bu arada sava kurulunun öteki üyeleri de yerlerini aldılar. Aklımda yanlı kalmadıysa. onun. Oraya gidip belirli zamanın gelmesini beklemeye koyuldum. ö retici uyarılarla kesiyordu. kentin surlarını kerpiçle onarıyorlardı. Bayan Mironov da çok iyi bir kadındı. General bahçedeydi. gülümseyerek: . Her eyi bir bir anlattım. Bir yasadır bu. Buna kar ılık. Kimileri kürekle topra ı belliyor. Çok yazık. Hırsız herif utandı demek. Haydutların sa ı solu belli olmaz.Görüyorsun ya efendim. Belogorsk kalesinden geldi imi ö renir ö renmez. lütfen dü üncenizi belirtin! Kalktım. Dü manın en kısa zamanda yok edilmesi için saldırı harekâtına daha çok umut ba lanabilir. vay! i te bu çok kötü! dedi. Alınyazımın üzerinde büyük etkisi olabilecek bir toplantıydı bu. sorunu olabildi ince açık ve ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan general öyle ba ladı sözlerini: . yani en küçük rütbeden ba layarak oyları toplayaca ız. Konu aca ız bunu. Homurtular yükseldi. Belirtilen saatte komutanın odasında boy göstermekte gecikmedi imi okuyucu kolayca anlamı tır. Bunlar. beni ilgiyle dinliyor. sa lık ve esenlik okunuyordu yüzünde. Gerçi ne lagar Ba kırt beygiri. Herkes yerle tikten ve kendilerine birer fincan çay sunulduktan sonra. savunma harekâtı çok daha tehlikesiz ve güvenlidir. bahçıvanın yardımıyla. Sava kurallarında ilk oylar. baylar. özene bezene çaput sarıyordu onlara. gözükaralı ı görüyorlardı onda. Heraskov Orenburg'a yakla ırken kafaları kazınmı bir prangalı mahkûmlar kalabalı ı gördük. bu arada kuru dalları budamaktan da geri kalmıyordu. hele mantar salamurası yapmaktaki ustalı ına diyecek yoktu do rusu! Ya Ma a. Toprak tabyada duvarcılar. Sonbaharın serin solu uyla çıplakla an elma a açlarını gözden geçiriyor. 10 KENT N KU ATILMASI Ota ını çadırlara ve da lara kurarak Yükseklerden bir kartal gibi süzdü kenti Ve hendekler kazdırarak ordugâh gerisinde Gece kente salaca ı yıldırımlarını gizledi.Celladın kırbacı. o zamana kadar gidip dinlenin imdi. i man. dedi: dolandırıcıya verdi im dilekçe bo a gitmedi. papazın karısının yanında kaldı ını söyledim. zavallı Belogorskluların kurtarılması için ekselanslarının ordu göndermekte gecikmeyeceklerini umdu umu söyleyerek kar ılık verdim. yüzba ının kızı. savunma mevzileri yapımında çalı ıyorlardı. ne de koyun postundan gocuk.

Toplantı sona erdi. böyle büyük bir sorumlulu u üstlenmeyi göze alamam. Satın alma harekâtını da taktik harekât sayacak. örtülü ödenekten yetmi . Herkes. Zaten az olan yiyece imi onunla payla ıyor. atların bitkinli i yüzünden ilerleyemiyorlardı.Hani. hatta Pugaçev'in saldırıları bile umursanmaz olmu tu artık. Aralarında. Orenburg surları gerisinde daha uzun süre kalaca ımı gördüm ve üzüntüden a lamaklı oldum. Gururum ok anmı tı. . Kırgız davarı olayım! General: . Taktik harekatımız. Belogorsk saldırısından bu yana sayıları on kat daha artmı gibi geldi bana. Kimse benden yana çıkmadı. alınyazılarının nereye varaca ını bekliyordu. Piposundan derin bir nefes alan general. Kentin güçsüz süvari birli i onları altedecek durumda de ildi. piposunun külünü temizledi ve u söylevi çekti: . Baylar oylarınızı yasa gere ince belirtmenizi bekliyorum. Kimi zaman. Belogorsk'tan çıkalı çok oldu mu? . topların ve surların gerisinde. Zaman geçiyor. Üçüncü bir taktik hareket yoktur. hatta yüz ruble koyabiliriz. tek sözcükle korkunçtu.Nasıl olur müdür bey? diye kar ı çıktı. konu. adam kalpa ını çıkararak. yi hayvanlara sahiptiler. bütün yollar kesildi i için Belogorsk kalesinden mektup gelmiyordu. bizim çavu ..Fakat beyler diye sürdürdü sözlerini. dü manın saldırısını topçu ate iyle ve (olanaklar elverdi inde de) bir çıkı hareketiyle püskürtmenin daha akıllıca. Kale burçlarından isyancıların ordusuna baktım.. saldırıya geçmenin ba ı lanamaz bir serüvencilik olaca ından ve buna benzer eylerden söz ettiler. Herkes büyük bir umutsuzluk içinde. içim acıyla burkuluyordu. Fakat kalın kar tabakası. Neden sonra. ben tümüyle bay aste menin görü ünden yana oldu umu bildirmek zorundayım. . da ınık dü man süvarilerini gözden gizliyordu. bütün görü leri dinleyen general. iyisinizdir in allah? diye ba ırmaz mı? Baktım.Baylar! Bana gelince. Ben can sıkıntısından patlıyordum. burnundan koyu bir duman yı ını salıverirken: .Ve o zaman (gümrük müdürü atıldı) bu serseriler ba bu larını prangaya vurup getirmezlerse. yöneticilerin kısır görü lülü ü yüzünden. a ıran general . Evlerin avlusuna dü en top gülleleri kimseyi a ırtmıyordu. efendimiz ne saldırı ne de savunma harekâtına giri menin gere i yok. Pyotr Andreyiç! Nasılsınız. güvenlik içinde kalmanın daha akıllıca bir i olaca ı kanısındaydı. Pahalılık. a zından. Aralarında ho nutsuzluk ve tedirginlikle fısılda an memurlara öyle tepeden bir bakı fırlattım. Pugaçev'in. piposunu yeniden doldurmaya ba ladı. Bu çarpı malarda üstünlük hep kar ı yanda kalıyordu. Ya savunma harekâtını benimseyeceksiniz. satın alma harekâtına giri iniz! . Gönlümü. tarihe mal olmu bir olaydır bu. . ordunun güçsüzlü ünden. sava alanına çıkınca da çakılıp kalıyor. daha dün döndüm. Pugaçev süvarileriyle yapılan çarpı malara katılıyordum. kentin içinde ku atmayı beklemenin. gümrük müdürü de il. Çünkü bu görü . Orenburglular dayanılmaz günler geçirdiler. . Üstelik zilzurna sarho saldırıyorlardı. adamakıllı kalabalık bir dü man birli ini nasıl olduysa da ıtıp kovalamaya ba ladı ımızda.Efendimiz. ya saldırı. verdi i sözü tutarak Orenburg üzerine yürüdü ünü ö rendik. küçük çarpı malarla avutabiliyordum bir parça. Pugaçev'in sayesinde iyi bir ata sahip olmu tum. Kendi görü üne aykırı olarak. . açık sava alanında silahın ansını denemektense. ba arının güvenilmezli inden. Heyecandan solu um kesilmi ti: . nerede? diye ba ırdım. açlıktan bitkin dü mü piyade birliklerimizin de sava alanına çıktı ı oluyordu. Bütün memurlar. Size de bir mektubum var. Fakat kısaca söylemem gerekirse. saldırı harekatının hemen hemen her zaman savunma harekâtına üstün oldu unu gösteren taktik belgelere dayanmaktadır.Bence. Orenburg ku atmasını anlatacak de ilim. ahali için öldürücü bir ey olmu tu bu ku atma. sava a hazırlanmamız gerekiyor.Ha! ha! ha! Son derece akıllıca bir dü ünce. Fakat ne olursa olsun.Selam Maksimiç! dedim.. diye kar ılık verdi.. anlatılmaz bir sevinçle doldu. Aile notlarına de il. çim.. dedi. Çünkü canilerin elinde top vardı. Açlı a ve her türlü yıkıma katlanmak zorundaydılar. alınyazısının belirsizli ini dü ündükçe. daha güvenilir bir davranı oldu unda birle en oy ço unlu una katılıyorum. bilgisiz ve deneysiz adamların görü lerini izleyen bu saygıde er askerin güçsüzlü ü kar ısında üzüntü duymamak elde de ildi.Selam. Ayrılık gitgide dayanılmaz olmu tu. Yani. Tepeden bakma sırası memurlardaydı. her gün sırtına binip kent dı ına çıkarak. Tam Türk yapısı palamı sallamak üzereyken. Sonra kurulun aldı ı kararı anımsayarak. Marya vanovna gözümde tütüyor. Pugaçev'in egemenli i altına giren kalelerin küçük topçu birlikleri de vardı imdi.Yeni geldim aziz Pyotr Andreyiç. bu sonucu vermi ti i te! Bir gün. Serserinin ba ına. arkada larından geri kalan bir Kazak'a yeti tim. Toplarımız toprak tabyanın üstünde bo u bo una gümbürdüyor. yüce Çariçe'nin bana emanet etti i bölgenin güvenli iyle ilgili olunca. Söz konusu toplantıdan birkaç gün sonra. ö üdünüzden yararlanaca ız. uygulamada bu durumdaydı! Orenburg memurlarının sa duyu ve akıllılık dedikleri ey. Burada durdu.Bunu sonra daha ayrıntılı olarak görü ürüz.

Yıldırım gibi generalin odasına daldım. vay. bu mektubun elinize ula ması için Tanrı'ya yalvarıyorum. Oo.. imdi kendi evimizde tutuklu olarak ya ıyorum. imdi anlıyorum. fakat hiçbir çözüm yolu bulamıyordum. Bu soluk solu a geli imin nedenini sordu kaygıyla. fakat o. Sevimli dulların ansı açıktır. Fakat Aleksey vanoviç gibi bir adamın karısı olmaktansa ölürüm daha iyi. Onu ne yapıp edip size ula tıraca ım konusunda Pala a'ya söz vermi tim. size ba vuruyor. gidip Belogorsk kalesini dü mandan temizleyeyim. burada babamın yerine komutanlı ı ele alan Aleksey vanoviç. Onun taktik hareket konusunda yeni bir söyleve ba lamak üzere oldu unu görünce korktum. Beni. u dünyada ne bir akrabam. u anda öz babammı sınız gibi ba vuruyorum size. bu zavallı kızı.Onu vabrin'e kaptırmaktansa ölürüm daha iyi.. . bir elime geçsin. General ba ını sallayarak: . Bize yardım kuvveti gönderilmesi için generale. Nedir? Söyle. Onu kur una dizdikten sonra. Her zaman size ba lı. varsın evlensin. Yalvarırım geri çevirmeyin dile imi. bir solukta a a ıdaki satırları okudum: "Tanrı birdenbire babamdan. Bana çok merhametsiz davranıyor. Ara bu kadar açılınca. Ba araca ım bunu. Kente dörtnala girip atımı dosdo ru komutanlı a sürdüm. Dü üncemi de i tirmez.. Görünü üm a ırtmı olmalıydı onu.Söz veriyorum. sözünü kesmekte acele ettim: . E er üç gün sonra ona varmazsam. ona karı olmayı kabul etmezsem.Yüzba ı Mironov'un kızı mektup yazmı .Efendimiz. a ıran ihtiyar: . Ama yine de ne bir bölük asker. Marya Mironova. General: . kızlardan daha kolay koca buluyorlar demek istiyorum: Umutsuzluktan bo ulur gibi: . vabrin kendisiyle evlenmeye zorluyormu onu. gözümün ya ına bakmayacakmı . yirmi dört saat içinde yargılatıp kale korkulu unda kur una dizdirece im! Fakat imdilik di imizi sıkmaktan ba ka çare yok. Bunu söyleyip katlanmı bir kâ ıt parçası uzattı bana ve tozu dumana katarak uzakla tı. Kâ ıdı açtım. Aleksey vanoviç. beni zorla onun elinden aldı. Maksimiç onu size ula tırmak için söz verdi. sık sık kaleden çıkıp çarpı malara katıldı ınızı görüyormu uzaktan. General lüle ta ından piposunu tüttürerek bir a a ı bir yukarı dola ıyordu.Efendimiz. kendisiyle evlenmeye zorluyor beni. ne yapabilirim senin için? . eski romancıların söyledi i gibi. Ba ımı e dim. Derin bir umutsuzlu a kapılmı tım. Yine Maksimiç'in Pala a'ya anlattı ına göre. ne de elli Kazak verebilirim sana. Neden sonra: . vay! dedi.. dedi. Belogorsk kalesini nasıl temizleyeceksin dü mandan? Ben co kuyla: . diye kar ılık verdi. bu arada Marya vanovna'yla evlenecek!. Demek Marya vanovna'ya tutkunsun. . yi olduktan sonra. Hayatımın bütün mutlulu u sizin verece iniz karara ba lı olacak. Çılgınca bir hareket olurdu bu. kanatlarınızın altına alın." Mektubu okuyup bitirince çıldıracak gibi oldum. o zaman ba ka! Zavallı delikanlı. dü man. böyle bir sorumlulu u üstlenemem. Ne çıkar bundan? Hatta imdilik vabrin'in karısı olması daha iyi. Ansızın im ek gibi bir dü ünce geçti aklımdan. Dü ünmek için bana biraz zaman vermesini rica ettim kendisinden. Bunun ne oldu unu. bana bir bölük askerle elli tane Kazak verin. beni canilerin ordugâhına yollayaca ını söylüyor. diye dü üncesini belirtti.Burada i te. bütün komutanlara yalvarın. dedi. Canilere ye eni oldu umu söyleyen Akulina Pamfilovna'nın yalanını çıkarmamakla hayatımı kurtardı ını ileri sürüyor. Artık kendimi yitirmi cesine: . Beni görüp durdu.Vay.Hayrola azizim.. . olanaklar varsa kendiniz de gelin. zavallı yetim. okuyucu gelecek bölümde ö renecek.Maksimiç elini koynuna sokarak: . Kendine bir koruyucu bulmu olur hiç de ilse. Tanrı büyüktür. annemden yoksun kıldı beni. Yani. Yeter ki iste imi yerine getirin. dedim. ne bir koruyucum var. yardım istiyor benden. Kendinizi hiç sakınmıyor. htiyar: . Kızca ızı kurtarabilmek için yol boyunca kafa patlatıyor. "Lizaveta Harlova'nın ba ına gelen sizin de ba ınıza gelir" diyor (*). ba stratejik noktayla ba lantınızı kolayca keser ve üzerinizde kesin bir zafer kazanır. sizin için gözya ları akıtarak Tanrı'ya yakaranları dü ünmüyormu sunuz.Öyle mi? u koca Schelm (*) vabrin yok mu. Zavallı atımı kıyasıya mahmuzlayarak kente yollandım. Azizim Pyotr Andreyiç! Tek umudum sizsiniz. nasıl olsa yeni bir kısmet çıkar Marya vanovna'ya.Nasıl olacak bu? dedi.Canım. Kesilen ba lantı.Di imizi sıkmak mı? diye haykırdım. Herhalde çıldırdı ımı sanan general (ki yanılmıyordu) yüzüme dik dik baktı. Üç gün daha beklemeye razı oldu.Olmaz delikanlı. diye ba ırdım. papaz Gerasim'in gözünü Pugaçev'le korkutarak. dedim. Uzun süre hasta yattım. Her zaman iyili imi istedi inizi ve herkese yardıma hazır oldu unuzu bildi imden.

karanlı ın içinden eli sopalı be köylü gördüm. Savelyiç: . Nereye gidiyorsun? Niçin gidiyorsun? Azıcık bekleyiver. hayvan ok gibi fırladı. diye ekledi. Nöbetçiler bıraktılar bizi. Bu körolası beygir.. Sumarokov Generalden ayrılıp çabucak odama döndüm.11 SYANCILARIN OTA I Do u tan yırtıcıdır yırtıcı olmasına ya Aslan.Peki Savelyiç. Onların bu a kınlı ından yararlanarak atımı mahmuzladım. efendim. yakalandı ına iyice aklım kesince atımın ba ını çevirdim. onu kurtarmaya döndüm. her gün yenilenen nal izleriyle kaplanmı tı. E er üç gün içinde dönmeyecek olursam. Bütün paramın ne kadar oldu unu sorarak sözünü kestim. efendim! Tanrı a kına daha yava ! diye ba ırıyordu.. hayvanı besleyecek yiyecek bulamadı ı için. Az sonra Berda'nın ı ıkları görünmeye ba ladı. Yarım saat sonra ben. Savelyiç keyifli keyifli gülümsedi: ... az sanra Çar'a götürece ini söyledi bizi. belki yine görü ürüz. karanlıkta kimsenin gözüne çarpmadık. safkan atımın sırtındaydım. seni yalnız bırakmam. Savelyiç'le tartı manın bo una oldu unu bildi imden. htiyara: . Savelyiç arkamdan gelmiyor. ama ben senden ayrılmam. Hendeklere yakla ırken gürültüler. Kent kapısına geldik. atımı geminden yakaladı. Ne yapabilirdim? Birkaç dakika bekleyip. . nsaf et. Korkma Savelyiç: Tanrı büyüktür. ölürüm de bunu yaptıramazsın bana. topal bir beygire binmi ti. Savelyiç sızıltıyı kesmiyor. Ben Belogorsk kalesine gidiyorum. Bütün kulübelerde ı ık vardı. Dolandırıcılar aramadık yer komadılar ya. diye kar ılık verdim. ikide bir: . Yarısı sende kalsın. be para almadan Savelyiç'e vermi ti onu. ba ırtılar ve benim Savelyiç'in sesini duydum uzaktan..Laf ebeli inin zamanı de il. çlerinden ba kan oldu u anla ılan biri. ondan sonra canının çekti i yere git. Adamlar seslendiler. karnını az önce doyurmu tu Tatlı bir dille bana " nime niye geldin" diye sordu. Köyü kazasız belasız geçmeyi umarken. Ardım sıra güçlükle gelebilen Savelyiç. Fakat bir de baktım. bu böyle. haydutlar bütün geçitleri tutmu ken nasıl gidersin oraya? Kendine acımıyorsan anana babana acı. Adamlar Savelyiç'i kıstırmı lar atından indirip ba lamaya hazırlanıyorlardı. Ordu gelsin dolandırıcıları yakalasın. Kent sakinlerinden biri. ama ardım sıra gelmekten de geri kalmıyordu. A. ba tan ba . Devriyeler tantanayla götürdüler bizi. üç kat pahalı da olsa al. Sıkı bir tırısla ilerliyordum. Fakat sendeledi. uzun örme bir kese çıkardı cebinden. bir anda ala a ı ettiler. Pyotr Andreyiç. Kılıcımı çekti im gibi. senin uzun bacaklı eytana yeti emiyor. ba ırı lar geliyordu her yerden. yoksa efendimizin buyru uyla sabahı mı bekleriz. Sokakta bir sürü insana rastladık ya. Bana bak. Kararım kesindi. apkası adamı ölümden kurtarmı tı. Kendini sıkma. hazırlı ı yapmasına izin verdim. Canın ne istiyorsa. Bunu söyleyip. Yolum.. Seni yalnız bırakaca ımı mı sandın? te. onun yarısını bana ver imdi.. Gürültüler.u ayya haydutlarla çarpı maktan ne zevk alıyorsun efendici im! Soylu bir kimseye yakı ır mı bu? Günün birinde yok yere kendini ziyan edeceksin. dedim. Daha fazla direnmedim. Savelyiç de bana uydu. aklımı kaçırmadım daha! Sen bilirsin.. ben yine de gizleyebildim onları.. Atımı hızla sürdüm. Bu ta duvarların gerisinde sensiz oturaca ım ha! Çok ükür. bilmem. Hava kararmaya ba lamı tı. Bu paraları sana veriyorum. Türklerle ya da sveçlilerle dövü sen neyse ne! nsan bu haydutların adını bile anamaz!. Ötekiler korkup kaçı tılar. yanlarından sessizce geçmek istedim. Aziz Pyotr Andreyiç!. Gitmek zorundayım. çlerinden biri. az önce beni durduran nöbetçi köylüler arasındaydım yine.Daha yava . Orenburg'dan çıktık. Orenburg'lu bir subay oldu um . Beni görünce pek sevindiler. gemi bıraktı. Ba ırarak üstüme atılıp.Bu da ne demek efendim? diye sözümü kesti. efendimin çocu u mahvoluyor!. gerisin geri. hendeklere yakla ıyorduk. yayan yapıldak da olsa pe ine dü er.Sizi imdi mi asarız. Kendini yiyip bitirme!. birdenbire. Savelyiç de lagar. . Fakat çevremi ku atıverdiler. Savelyiç her zamanki ö ütleriyle kar ıladı beni: . Hendekleri a ıp köye girdik. Birkaç dakika sonra. Gecenin gitgide koyula an karanlı ı beni her tehlikeden koruyabilirdi..Azizim Pyotr Andreyiç! dedi. htiyarcık topal atıyla haydutların elinden kaçamamı tı demek. Fakat bozkır. Pugaçev'in barına ı olan Berda köyü yakınlarından geçiyordu. Pugaçev barına ının öncü karakoluna çıkmı tık. yi yürekli lalam titreyen bir sesle: . Yüce Tanrım. Madem gitmeye karar verdin. Köyün do al siperlerine. Parolayı bilmedi im için... Ana yol karla örtülüydü. cimrilik etme sakın. köylünün kafasına indirdim. içi gümü sikkeyle dolu.Yeterince var efendici im.

vabrin'i sallandıralım. Kapıda birkaç arap fıçısı ve iki top duruyordu. adamlarının beni durdurdu unu söyledim. ya da köylülerin deyi iyle. Birincisinin (sonradan) kaçak onba ı Beloborodov oldu unu ö rendim. Pugaçev görür görmez tanıdı beni.Gir. halkı incitmenin ne demek oldu unu ö retece im. diye dü üncesini belirtti. boynumun . çıkmalarını emretti. vabrin'i kale komutanlı ına atamada tezcanlılık etmi tin.te saraya geldik. kıvılcımlar saçan kül rengi gözleri. dedim. Beni iddetle sarsan duygulara ra men. makası.Onların yanında çekinmeden konu abilirsin. Benim mare al do ru söylüyor galiba. kendisiyle evlenmeye zorluyor. kutsal tasvirlerin altında oturuyordu. Düzmece Çar'ın gözdelerine yan gözle öyle bir baktım. subayın içeri alınmasını buyurdu. Fakat bu subay efendiyi de niçin te rif buyurdukları konusunda do ru dürüst sorguya çekersek fena olmaz. bu çillerle kaplı geni yüze a ılası bir güç veriyordu. ne dersin? Bana öyle geliyor ki Orenburg'dan ça ıt olarak yolladılar bu efendiyi. deliksiz burnu. Mavi eritli ihtiyar: . kinci adam ise (Hlopu a lakabıyla tanınan) Sibirya maden ocaklarından üç kere kaçabilmi sürgün bir cani. Uzun boylu. Kulübeye. Fakat Pugaçev az önceki soruyla kendime getirdi beni. Ellerinde bulundu umu. Canlılıkla: . istavroz çıkarıyordu. ellerini gösteri li bir tavırla bö rüne dayamı . Yapmacık bir uysallık içinde. imdi geli inizi bildirece im.ncitilen yetim bir kızı kurtarmak için Belogorsk kalesine gidiyordum. sırtında kırmızı bir kaftan. Kulübeye girdi. Pugaçev. Yok. içtenlikle yanıtladım Pugaçev'i: . bütün vücudumdan so uk bir ürperti geçti ini hissettim.Hangi adamım yetim bir kızı incitmeye cesaret edebiliyor? diye gürledi. Alınyazım beni Pugaçev'le bir kez daha kar ıla tırmakla. ürkütücü bir tavırla: . Ba ına buyruk davranmanın. Hlopu a. eytanın baca ı olsa.zin verirsen sana bir ey söyleyeyim. Pugaçev. sıska. Göz kırparak: . arkada larına döndü. ak sakallı bir ihtiyardı. Afanasi Sokolov idi. geni omuzlu. ilgi çekici bir yan görmedim onda. ha. Orenburg'dan bir subay gelmesinin onları adamakıllı meraklandırdı ı. htiyarcık usul usul bir dua mırıldanıyordu. gösteri li bir kar ılama törenine hazırlandıkları belliydi.Vay efendimiz! dedi. Köylü neden sonra dönerek: . ne i iymi bu? Kem küm ettim. ne de ba ı ta bulunmalı. dört yol a zının kö esinde bir kulübeye getirdiler. Zararı yok. kırk be ya larında kadar bir adamdı bu.vabrin'e gösterece im. Hayırdır in allah? Hangi rüzgâr attı sizi? Özel bir i im için giderken. Söyle. Üstlerine bir soyluyu getirmekle Kazakları darılttın. .anla ılmadı. kurtulamayacak elimden. e er tanıyorsa. ki ya kandiliyle aydınlatılmı . . Kırmızı bir gömlek. adamakıllı kamçılıyordu dü gücümü. hırıltılı bir sesle: . dedi. Savelyiç'e bir göz attım. dedi. senden adalet beklemeye de hakkı olamaz. Gür ve kızıl sakalı. amacıma ula abilmem için bir fırsat vermi olmuyor muydu? Bu fırsattan yararlanmaya karar verdim. Kimlerin elinde bulundu umu dü ününce. ki ki i dı ında herkes bu emre uydu. Köylülerden biri: . bugüne kadar Orenburg'da senin dü manlarınla niye oturdu? Onu sorgu odasına götürüp biraz da lasak. ileri gelen arkada larından birkaçı oturuyordu çevresinde. Bunlardan biri. bir Kırgız kaftanı ve bir Kazak alvarı vardı üzerinde. dedi. Çarlı ını tanımıyorsa. Onlardan hiçbir ey gizlemem. efendimiz? diye sordu. saraya girdim.Fakat. dedi. Fakat ötekini ömrümce unutmayaca ım. Efendimiz. Yapmacık görkemi kayboluverdi. Ve aklıma gelen ilk cümleyle. Fakat peykeleri. Adamakıllı bekledik. hangi i için çıktın Orenburg'dan? O anda tuhaf bir dü ünce geldi aklıma. Pugaçev. imdi de ilk duydu un söze kanarak adam astırıp. Bizi do ruca.Suçlu vabrin'dir. ipe asılı le eni. imdi de astırmakla tezcanlılık ediyorsun. i te onu tutsak etmi . dedi bana. iri yarı. kö edeki fırın çatalı ve üstüne toprak çanaklar dizilmi önlü üyle (*) herhangi bir köy odasından farkı yoktu. alnındaki ve yanaklarındaki kızılımtırak lekeler.Söyle bakalım.Onlara ne acımalı. duvarları yaldızlı kâ ıtla kaplı bir odaydı bu. htiyar caninin mantı ı çok inandırıcı göründü bana. topluluk kar ısında sırrımı açıklamaktan çekindi imi sanarak. Sırtındaki kaba kuma tan yapılmı boz kaftana çaprazlama geçirilmi mavi eritten (*) ba ka. Papazın evinde gördü ünüz hasta bir kız vardı ya. soyluları ürkütme. ha? Pugaçev'in i i akaya vurdu unu görmek biraz canlandırmı tı beni. . elimde olmaksızın kendimi içinde buldu um bu topluluk. Astıraca ım onu. Pugaçev'in gözleri parladı: .Ne dersiniz. Tedirginli im Pugaçev'in gözünden kaçmamı tı. suçlu kim? . kambur.

üç Tatar atı ko ulu bir yaylı duruyordu. Ahali sokakta birikmi ti. dedi.Her ey tıkırında ha! dedi. Karanlıkta uzandı ını.Yeter. Sonunda horuldamaya ba ladı. Naumiç.. Hele bir geceyi atlatalım da. Hlopu a'nın buyru uyla nöbetçi Kazak beni hükümet kulübesine götürdü.General efendiler! diye sesini yükseltti. Bereket.. Kendimi ikinci kez. Hlopu a imdada yeti ti. fakat bu efendi. ev sahibinin kızları masaya beyaz bir örtü yaydılar. Olup bitenler lalamı öylesine a kına çevirmi ti ki. Arkada ına: . ahalinin (hem de seve seve) le yedi ini söylüyor. Pugaçev oturdu u yerde uyukluyordu. verdi im yemin gere ince. imdi. At ve gocuk için sana te ekkür etmeyi unutuyordum az kalsın. arap ve birayla dolu i eler getirdiler. Arkada ları kalktılar. Gözünü kırpı tırarak: . Fakat ben konukları de il. Sırtına kürk giymi . uzun süre ahlayıp vahladı ını i ittim. balta tersiyle yere serdim. Pugaçev: . Pugaçev. hayır ola. Pugaçev: .. dedi. ster istemez tanı ı oldu um cümbü . bütün bunların bo söylentiler oldu u. Fakat ben. (kemikli yumru unu sıktı ve gömle inin yenini sıyırıp kıllı kolunu ortaya çıkardı) ve bu kol da Hıristiyan kanına bula tı. tek sözcük söylemeden. aynı dara acına bu delikanlıyı da çek ki. do ru söylüyordu.Ya sen. kimsenin hakkı kalmasın. yarı yolda donup kalırdım. Pugaçev'in beni ça ırdı ını söylediler. Sen olmasan kente varamaz. senin de zamanın gelecek. en bir tavırla: ... Orenburg köpeklerinin tümü birden dara acında kuyru u titretse umursamam ama. iyilik bulur. Gerçe i gizlemeyi gereksiz kılarak: . Hem de serbest dört yol a ızlarında.. dedi. Sabah ola. kesersin. Benim için hiç de hayırlı bir sonuca ula mayaca ı anla ılan bu konu mayı de i tirmek gerekti ini görerek Pugaçev'e döndüm.. içki neden sonra etkisini göstermeye ba ladı.Çok ükür. Öyle soba ba ında oturup da kahramanlık taslayarak de il. Madem vabrin'i asacaksın. Ba ımıza Ali kıran ba kesen mi oldun? Bir aya ın çukurda. Tanrının yardımıyla sen de koklayacaksın o kızgın ma aları.Yırtık burun! diye homurdandı. Pugaçev'le kulübenin giri inde kar ıla tık.Ah! dedim. diye kar ılık verdim. üfleseler canın çıkacak. gözünün içine baka baka yalan söylüyor. Pugaçev: . moruk! diye gürledi. Akıttı ın kanlar vicdanını sızlatmaya az mı geliyor? Beloborodov: . karanlık ormanlarda. Dur bakalım. Yüre ine bu yufkalık nereden geldi böyle? Hlopu a: . sizin kent ne durumda? . ama gözün hâlâ asmakta. Ekmek. Pugaçev görkemli bir tavırla: . Pugaçev'in masasına oturmak erefinden yoksun kalmaya dünden razıydım ama yapacak bir ey yoktu.yilik eden.. bizim koca itler kendi aralarında hırla maya ba larlarsa.Do ru. mare al! Bu delikanlı. Bu bulu um i e yaramı tı. Orenburg'da yeterince erzak bulundu u konusunda onu inandırmak için dil döktüm. gece yarısına kadar sürdü. ona ne yapaca ımızı yarın dü ünürüz. diye söze karı tı. Onları topuzla.. Pugaçev'le ve korkunç arkada larıyla bir ölende buldum.Orada ne homurdanıyorsun. melûn ihtiyarın sözlerinden etkilenmi e benziyordu. ki genç Kazak kızı. Kapısının önünde. diye kar ılık verdim. ondan korkarım i te! Haydi. hasımlarımı öldürdüm. . Dinle. Savelyiç de oradaydı.. dedi. Sabahleyin gelip. Niye daha önce söylemezsin bunu? Sizi evlendirip güzel bir ölen yapaca ız! (Sonra Beloborodov'a döndü).O kız yavuklumdur.kıldan ince oldu unu bildirdim. Birlikte çıktık. onu bırakmam için bana da i aret yaptılar. Kaçıp gelenler a ız birli iyle Orenburg'da açlı ın ve ölümün kol gezdi ini. Fakat dikkat et.Görüyorsunuz i te. Hlopu a: . Ha yanılıyor muyum? Hava yumu amı tı. söyle bakalım. barı ın bakayım. sen niye yaltaklanıyorsun? diye kar ı çıktı. Masa arkada larım üzerinde. ben de günah i ledim.. karanlık bakı larla süzdüler birbirlerini. o zamana kadar sakalını yolmayayım!. vabrin'in incitti i kızla ne ilgin var? Yi idin gönlü yarasız olmazmı derler. a zını açıp bir ey sormadı bana. Hlopu a ve Beloborodov. ba ına bir Kırgız kalpa ı takmı tı. Fakat ahali açlıktan kırılıyor! Düzmece. eski ahbabımdır. Bunlar. Bir gün önceki arkada ları almı tı çevresini.Yavuklun ha! diye ba ırdı. Oturup karnımızı doyuralım imdi. Kesin u zırıltıyı.Peki. bizi her eyin yolunda oldu una inandırmaya çalı ıyor. Yırtık burnu gösteririm ben sana. Kapıyı üstümüze kilitlediler. Her ey tıkırında. kesmekte. Karı gibi çene çalarak de il. Üstünde yol kıyafeti vardı. htiyar öte yana dönüp: . htiyar: . Söyle bakalım. Pugaçev ne elendi. Ben derin dü ünceler içinde bütün gece gözümü kırpmadım. balık çorbası. Bu el. sana kalsa herkesi bo ar.

Binip yerle tik.Öyledir. Kavu ma dakikasını gözlerimin önünde canlandırıyordum. ya da yersiz bir ta lama sayıp geçti bu sözü. .Fyodor Fedoroviç'in mi? Niye olmasın? Sizin generallerin hakkından geliyorum ya? Onlar da onu yenmemi ler miydi? imdiye kadar silahım hep zafer kazandı. bir parça dü ündü. Pugaçev bir süre sonra: .Ne o. Yolum dar. . Sonra Savelyiç ve Tatar arabacı i itmesinler diye. korkuyor musun yoksa? Bir gün beni ba ı lamı oldu unu. Pugaçev: . lk ba arısızlıkta.Seninle ba a çıkmanın kolay olmadı ını söylüyorlar. Görüyorsun. olayların beni yine tuhaf bir biçimde kar ıla tırdı ı insanı dü ünüyordum.. Çok iyi tanıdı ım bir ses: . belki bir ba ka yolla da ö renebilirdi gerçe i. i kence edilmen ve asılman gerekti inde ayak diredi. sesini yava latarak ekledi: Ismarlama bir bardak arapla. bak neler olacak daha!. Hele biraz bekle. Benim çocukların sana nasıl yan yan baktıklarını gördün.. istedi im gibi yürütemiyorum i lerimi.Belogorsk Kalesi'ne çek! dedi. Pugaçev en bir tavırla selamladı beni. gönlümün biricik sultanını görecektim birkaç saat sonra. tanıttın kendini. Fakat onunla tartı manın gereksizli ini dü ünerek. O da ba ıyla selamlıyordu her iki yanını. yapmacık bir uysallık içindeydiler. karde lerinin dedi i gibi pek öyle kan içici de ilim.Sen ne dersin? dedim. Ansızın Pugaçev bir soruyla dü üncelerimden ayırdı beni: . yaylıyı ayakta süren geni omuzlu Tatar arabacıya: . troyka ok gibi fırladı.Tanrı bilir. tav an kürklü gocu u da bir daha a zıma almayaca ım. kan dökücü alı kanlıkları aklıma geldi! Yüzba ı Mironov'un kızı oldu unu bilmiyordu onun. O an. kendisiyle birlikte yaylıya binmemi emretti. hiçbir ey söylemedim. dedi.Sa ol devletlim. htiyar.Ben dü ünmeyeyim de. . sonra hafif bir sesle: . Atlar dörtnala kalktı. Pugaçev. Sonra. Artık bütün bütün yitirdim sandı ım. yardımına da bel ba ladı ımı söyleyerek kar ılık verdim. kim dü ünsün? diye kar ılık verdim. içimden neler geçti ini kestirmek güç de il. Pugaçev.Vay. dedi. yerlere kadar e ilerek selamlıyordu Pugaçev'i. Pugaçev: . Düzmece Çar: . Ne dersin. arabacıya durmasını emretti..Orenburg'da ne diyorlar benim için? diye sordu. alınyazımı yine elinde tutan. dedi ne eyle.Sen de haklısın. Belogorsk kalesinin alını ı gözlerimin önünde canlandı. Adamlarım dik kafalılık ediyorlar. Fakat ben razı olmadım buna. Benim gibi bir ihtiyarın elinden tuttu un için Tanrı yüz yıl sa lık. Bu tav an kürkü gocuk. Tanrı bizi yine kar ıla tırdı ha! Haydi. esenlik içinde ya atsın seni.. vabrin öfkeye kapılarak her eyi açıklayabilirdi.dün tanık oldu um olaylara taban tabana zıt.Efendimiz ne dü ünüyor acaba? . Beni ihtiyar halimde bunların arasında bırakma.Moskova'ya gitmeyi mi tasarlıyorsun yoksa? Düzmece. Prusya Kralı boy ölçü ebilir miydi benimle? Haydudun bu böbürleni i pek ho uma gitmi ti. Soka ın iki yanına dizilen ahali. Az sonra. Düzmecenin yüzünde sevinçli bir gurur ifadesi belirdi: . Baktım Savelyiç kar ıdan bize do ru ko uyor. Dizginlerini sıkı tutmam gerekiyor. Hırsızdır onlar. moruk! dedi. Hakkından gelebilir miydin Frederick'in? . Do rusu. dümdüz bir yolda hızla ilerlemeye ba ladık. imdiyse yalnız esirgemesine de il..Dur! Dur! diye çınladı bu sırada. bugün de ça ıt oldu unda. Savelyiç yerle irken: . Daha dün sana kar ı dövü ürken. dört ordu tutsak edildi orada. Atlar hareket etti. Moskova üzerine yürüyeyim. atla bakalım arabacının yanına. arma an etti in tav an kürk gocuk aklıma geldi de ondan.. . Sava makta ustayımdır. Bereket versin.Babacı ım! Pyotr andreyiç! diye ba ırıyordu. Sizin Orenburg'dakilerin Yüzeyevç çarpı masından haberi var mı? Kırk general öldürüldü. O zaman Marya vanovna'nın hali ne olurdu? Bunu dü ününce bütün vücudumdan so uk bir esinti geçti ini. sa ol babamız. Subayım ve soylu bir aileden geliyorum. bu dolan. vallahi haklısın! dedi. Kalbim hızla çarptı. köyden çıktık. çıngırak çınladı. dedi. düzmece ya i itmedi. Pugaçev'in gerçekten de tepesini attırabilirdi sonunda. . Pugaçev. tüylerimin diken diken oldu unu hissettim. bugün seninle aynı yaylıda yan yanayım ve hayatımın bütün mutlulu u sana ba lı. kendi boyunlarını kurtarmak için benim ba ımı vereceklerdir.. Ömrümce dua edece im sana. Sevgilimi kurtarmak için yola çıkan bu adamın bilinçsiz zalimli i.

ne babası Ne elinden tutanı var Ne hayır dua edeni Bir dü ün türküsü Yaylı. kimdir u tutukladı ın kız? Onu bana göstersene. Geç bile kaldın! Hiçbir ey söylemeden yüzümü öte yana çevirdim. bense topu topu otuz yıl ya ıyorum?'' Kuzgun: '' undan. sustuk. kuzguna: ''Kuzgun karde .Güzel. nip çökmü ler ba ına.. Büyük bir tedirginlik içinde oldu u belliydi. oturdu u yerde ileri geri sallanıyordu. haydutlukla ya amak.. iki gagalamı . yüre im burkuldu. Her zamanki uyanıklı ıyla. dedi. bir zamanlar karısının dırdırıyla serseme dönen zavallı van Kuzmiç'in uyukladı ı divana oturdu. sakal koyvermi ti. Tatar arabacı yanık bir türkü tutturmu tu. fakat çabuk toparladı kendini.Dinle! dedi. le gagalamaktır bence. Çocuklu umda ya lı bir Kalmuk'tan dinlemi tim. yaktılar. bir yandan övgüler düzüyormu le in lezzetine. Pugaçev kadehini yuvarladı. 12 YET M KIZ ncecik elma fidanımızın Na yapra ı var. Pugaçev. komutan evinin basamaklarına yana tı. Kartal bir gagalamı . dedi. fakat bana güvensiz bakı lar fırlatıyordu arada bir. tamam. Ahali. dü man ordusuna ili kin söylentiler ve buna benzer eyler üzerine bir süre bilgi aldıktan sonra. bense le le besleniyorum. '' u dünyada nasıl oluyor da sen üç yüz yıl.Gördün mü ya! dedim. vabrin elindeki tepsiyle bana da yakla tı. Titreyen bir sesle: . ardımız sıra ko uyordu.Hükümdarım. Pugaçev'i Marya vanovna'nın odasına götürdü. tutuklu de il o. Onun bakı ları altında kaçacak delik arıyor. odasında yatıyor. vabrin kendi eliyle votka getirdi ona. Çariçe'nin merhametine sı ınsan daha iyi olmaz mı? Acı acı güldü: . söylesene'' demi . Pugaçev. Pugaçev. geçmi günlerin bir mezar yazıtı gibi hâlâ duvarda asılıydı. dedi. küllerini topa koyup savurdular. bir kere taze kan içmek çok daha iyi. çok güzel. ne fı kını u gencecik gelinin de Ne anası var. dedi. vah i bir esinlemeyle: . Kazaklar gibi giyinmi . Fakat cinayetle. ''üç yüz yıl le le beslenmektense. Hain..Hükümdarım dedi. Elini uzatarak: . kestiler. Fakat bir yabancıyı karımın yatak odasına . hiç beklenmedik bir anda: . Düzmece yerinden kalkarak: . hastadır. bir masal anlataca ım sana.. kendi iste inle onlardan ayrılsan. Fakat bir kez daha yüzümü öte yana çevirdim. Benim için öylesine sıcak anılar ta ıyan odaya girdi imizde.. ''Yok arkada '' demi kuzguna. söyle bakalım. sonrası Allah kerim''. Derken bir at le i görmü ler a a ıda. Ansızın tanıdık çit ve çan kulesiyle. Tamam mı. azizim'' diye yanıtlamı onu.. Zaman geçmemi ken. hiçbir ey söylemedi. Beni görünce a aladı. yaylı uçarcasına ilerliyordu. benden her ey istemek hakkına sahipsiniz. On be dakika sonra da Belogorsk kalesine giriyorduk. dedi. hükümdarım. vabrin..Ama sonunun ne oldu unu da biliyorsundur. beni göstererek: . yaltaklanmak için birkaç söz söyleyerek Pugaçev'in yaylıdan inmesine yardım etti. Pugaçev'in kendisinden ho nut olmadı ını kestirmi ti hiç ku kusuz.. kalenin durumu. Hain. Pugaçev yüzüme a kın a kın baktı. vabrin'in beti benzi kül gibi oldu. Yayık'ın yalçın kıyısındaki köy göründü..'' Kartal dü ünmü : ''Haydi.Demek sen de katıldın bize? dedi.Efendimizi de a ırla. Benim için ba ı lanmak söz konusu de ildir. Kartalla kuzgun uçup gitmi ler. ''Sen taze kan içiyorsun. Merhum komutanın diploması. dedim. Ben de arkalarından gidiyordum.. Savelyiç uyukluyor. Kuzgun bir yandan gagalıyor. Ne dersin Kalmuk masalına? Ha? . Pugaçev'i çıngıra ından tanımı . ben de le le beslenmeyi bir deneyeyim'' demi .Olmaz. Bir gün kartal.Karde .Pugaçev'e: .Beni ona götür. kimiz de kendi dü üncelerimize gömülüp. vabrin basamaklarda kar ıladı düzmeceyi. Nasıl ba ladıysam öyle sürdürece im. Bir kaçamak bulup i in içinden sıyrılmak olana ı yoktu. sonra kanat çırpıp havalanırken. de il mi? Sarayın penceresinden attılar onu. Karla kaplı dümdüz yolda. Bakarsın ba arırım da! Gri a Otrepyev Moskova'yı ele geçirdi ya! . merdivenlerde durarak: .

Pugaçev çıktı. bir deri bir kemik. im ekler çakan gözlerini üzerime dikti. ye enini gelin etmeye zorlayalım mı? Ben babanız olurum. Bu...Söyle bana güvercinim.Haydi. O sırada ben ne yaptım.Aç u kapıyı! dedi.vabrin gerçe i söyledi size. Zavallı kız beni görünce titredi. ba ı lamaksa ba ı lamalı. Sana özgürlü ünü ba ı lıyorum. vabrin. Pugaçev. dö emede oturuyordu.Bir de beni aldatmaya cüret ettin ha! dedi. nazlanmayı da bırak. diye kar ılık verdim. benim için yaptıklarına kar ılık hayatımı seve seve verirdim. dedi. Kızın güzelini yakalamı sın. keyfimize bakarız! Korktu um ba ıma geldi. Fakat Grinyov da sizi aldatıyor. Kimse kurtaramazdı kızca ızı. Onun iyi bir duyarlık içinde oldu unu görerek: . de ilmi .. Düzmece Çar. acı acı gülerek: . Benim ayya lar gözünün ya ına bakmazlardı zavallı kızın. Benim âdetim budur. vabrin'e baktı. Ben hükümdarım. günahkâr ruhunun kurtulu u için ikimiz de Tanrı'ya dua edece iz. Sonra Marya vanovna'ya yakla tı: . Pugaçev gülerek: . Papazın çaçaron karısı bizimkileri aldatmakla iyi etmi . Yer. Fakat Tanrı tanı ımdır. Pala a. odaya girdik. öfkemi de bastırmı tı. kar ısında duran adamın annesiyle babasının katili oldu unu anlayınca elleriyle yüzünü örttü.Güzel bir hastanen varmı ! dedi... kendisi beyin hummasından yatıyor. bir çı lık attı. tatlı bir sesle: . bunun da eklenece ini unutma.Hükümdarım! diye haykırdı. Densiz herif nasıl bir ceza haketti ini biliyor musun? vabrin dizüstü çöktü.Bunu daha önce söylememi tin bana! dedi. Fakat bundan sonra i leyece in ilk suça. ardım sıra gel. Pugaçev: .Hükümdarım. papazın ye eni de il. O. fakat aynı anda. odanın kapısında yeniden durdu.. üç gündür.Dinle. a kın a kın: . Suçluyum. Pugaçev. Marya vanovna.Bu da do ru ya! dedi.Kocam ha! diye tekrarladı. hanımıyla u ra maya ba ladı. Efendimiz. Ona do ru atıldım. kendinden geçerek dö emeye yuvarlandı. yalan söyledim size. O. . Ceplerini karı tırmaya ba layan vabrin.. Pugaçev. Adamlarının yanında Mironov'un kızının hayatta oldu unu söyleyebilir miydim? Di leriyle paralarlardı onu.Bu kez ba ı lıyorum seni. Pugaçev. kilit söküldü. benim i im. nefretimi de. zavallı yetim kızla birlikte. Kimi istersem sokarım yanına. O sırada içimi kaplayan ho görü. efendimiz! dedi. Pugaçev: . Velinimetimsin. sırtında yırtık pırtık bir köylü fistanı. anımsamıyorum imdi. Pugaçev'in son sözleri vabrin'i yüre inden yaralamı tı. alnımıza hangi yön yazılmı sa çekip gidelim. gülerek: . Üçümüz de konuk odasına indik. vız gelir bana.Ee.Kendin karar ver. dedi. vicdanıma. Pugaçev'in katı yüre ini yumu attı ı belliydi. dedi. vabrin de sa dıçlık yapar. testinin üstünde bir dilim ekmek duruyordu. Yavuklunu al. eski bir tanıdık.Çıkabilirsin güzel kız. kocan niçin cezalandırıyor seni? Ona kar ı ne kabahat i ledin? Marya vanovna: . büyük bir gözüpeklikle odaya daldı. Önünde bir su testisi. Ne var ki. bilmek de istemiyorum. anahtarı yanına almadı ını söyledi.. ne dedi ini bilmeden sayıklıyor. diye yanıtladım onu. Pugaçev yumu adı: .A ır ol! diye durdurdu beni. Hıristiyanlık inancıma aykırı bir eyi isteme benden. Baktım ve donakaldım. Sözlerimin. yüzü sapsarı. saçı ba ı darmada ın.Evlendin ha! dedim. önceden haber vereyim ki. Sonra Marya vanovna'ya döndü.Bu da ne demek? diye sordu. Pugaçev'in yüzü karardı: . dedi in gibi olsun! Asmaksa asmalı. kendimi öldürmeye karar verdim. kılımı bile kıpırdatmadan: .. vabrin'i paralamaya hazırlanarak: . dedim. Hapishane kaçkını bir Kazak'ın ayakları altında yuvarlanan bu soyluya i rentiyle bakıyordum. imdi papaza adam gönderip. Nerede olursan ol ve ba ına ne gelirse gelsin. kocam de il benim.sokmamı emretmeyin. Ba ladı ın gibi bitir: Bırak beni. Kendinden geçmi cesine: . bu kalenin alını ı sırasında idam edilen van Mironov'un kızıdır. Titredim. Karınmı . Hiçbir zaman karısı olmayaca ım onun! E er beni kurtarmazlarsa. . . içer. kesik kesik: . seni nasıl adlandıraca ımı bilemiyorum. korkunç bir bakı fırlattı vabrin'e: . Marya vanovna hızla bir bakı fırlattı ona. bir tekme salladı kapıya. vabrin'e dönerek sürdürdü sözlerini: Sen de ukalalık etme. Ben.

girin rica ederim! Görü meyeli ne kadar. Özür dileyerek ayrıldım oradan.Ho geldiniz Pyotr Andreyiç. Ne utangaçlık gösterilerinde bulundu. Söyledim. Bu korkunç insandan. Elini tuttum. malın gözüymü ! Bu sırada kapı açıldı. ne de olmadık bahaneler ileri sürdü. Çok konu anların cehennemde yanacaklarını unutma! Azizim Pyotr Andreyiç.Azıcık bekleyin Pyotr Andreyiç. Kapının ötesinden Marya vanovna'nın tatlı sesi geldi: . önderlik etti i caniler yı ınından koparıp almak. Köylü fistanını çıkarmı . Fakat yine de babamla annemin onayı olmadan karım olamayaca ını tekrarladı. i renç vabrin'den çektiklerini gözlerimin önünde canlandırdı. kapıda kar ıladılar beni. kimiz de... Akulina Pamfilovna: . Dostça vedala tık. Marya vanovna'yı ellerinden almak için vabrin'in nasıl kendileri üzerinde baskı yaptı ını. Akıl almaz olaylar bizi öylesine ba ladı ki birbirimize. Bu arada çenesi de durmak bilmiyordu. Babamın dostça olmayan tavrı ürkütüyordu onu. bana mektup yazması için Marya vanovna'ya nasıl ö ütte bulundu unu.. O da alınyazısının benimkiyle birle ti ini seziyordu. parma ını sallayarak . onlardan ayrılmak istemedi ini. uzun süre tek sözcük söylemeden öylece kaldım. zavallı yavrum!. Tutkuyla. Pugaçev onu yanına alarak. Papazla karısı. Marya vanovna. yeter. Çevremizdeki her ey unutuluverdi. Kalabalı ın arasında Akulina Pamfilovna'yı gören Pugaçev. (ate gibi bir kız olan ve çavu un kaval çalıp oynatmak istedi i) Pala ka'yı kullanarak aralarında nasıl sürekli bir ba lantı kurduklarını. Gitti imde yola çıkmak üzere hazırlanmı tı. kimiz de a ladık. Akulina Pamfilovna: . Tanrı ne verdiyse a ırlamaya koyuldu beni. Ben de kar ı çıkmadım artık. Çaldım. ta kesilmi cesine duruyordu. annemle babamın yanına gelmesini önerdim. Siz Akulina Pamfilovna'ya gidin. Fakat. Sonunda. Fakat vabrin ve çevremizde biriken ahali. Yalnız kalınca. Bırak u bo bo azlı ı. u Aleksey vanoviç vabrin'e diyecek yok do rusu. kaleyi denetlemeye çıktı.Sevgili Marya vanovna! dedim. Ku atılmı bir kentin bütün acılarını ya amakta olan Orenburg da dü ünülemezdi. hissettiklerimi anlatamam. Kaygılarını yatı tırdım. hükümdarın beni ça ırdı ını söyledi. solgun yüzünde bir gülümsemeyle Marya vanovna girdi içeri. benden ba ka herkes için bir canavar. Köye. ne kadar uzun zaman oldu de il mi? Papazın karısı. Ev sahipleri orada kendilerinin fazla oldu unu hissederek çıktılar. dedi. Papaz Gerasim'in evine gittim. Pugaçev'le nasıl oldu da uyu tunuz böyle? Nasıl oldu da öldürmedi sizi? Neyse. anayurdu için kahramanca can veren de erli bir askerin kızını mutlaka ba rına basaca ını. Önce durakladı. ben de kendi ba ımdan geçenleri kısaca özetledim.Kocakarı. konu tuk. Üstümü de i tiriyorum. yüre imi dolduran eylerin hepsini söylememe engeldi. Pugaçev'i aldattıklarının Pugaçev'ce bilindi ini i itince istavroz çıkartılar. vs.. susuyorduk. içtenlikle öpü tük. vabrin erimi .sa bizi korusun! dedi! Tanrının hı mından esirgesin bizi. egemenli i altında bulunan bütün karakol ve kalelerden serbestçe geçebilmem için bir belge hazırlamasını emretti. daha zaman varken ba ını kurtarmak için ate li bir istek duyuyordum içimde. dünyada hiçbir güç bu ba ı koparamaz. Öylece. Hele Marya vanovna neler neler çekti yoklu unuzda. diye söze karı tı. açık yüreklilikle dinledi beni. yüreklerimiz dopdolu. Papazla karısı. ko arak. söyler misin canca ızım. ben de az sonra oraya gelirim. Geçmi mutlu günleri de anımsadık. Sonra vabrin'e döndü. Babamın. Nasılsınız? Bizler her Allah'ın günü dü ünüyorduk sizi. bunu kendine görev sayaca ını biliyordum. Pala ka: . ükür kavu turana. Neden söylemeyeyim gerçe i? O an büyük bir yakınlık duyuyordum ona kar ı.diledi in yere götür. Ba ba a kaldık. Konu tuk. Kapı arkadan sürmelenmi ti. mutluluk içinde ya ayın. ben kaleden ayrıldıktan sonra ba ına ne geldiyse hepsini birer birer anlattı. eskisi gibi yalın ve sevimli giyinmi ti. cani herife bunun için de te ekkürler. Bir türlü doymak bilmiyorduk konu maya. Ben yol hazırlı ı yapaca ımı ileri sürerek evden ayrılmadım. vs. Bir süre sonra Pugaçev'in kargacık burgacık yazısıyla imzalanmı geçi belgesini getiren çavu . Böylece aramızda her ey karara ba lanmı oldu. gelece e ili kin tasarılarımı anlatmaya koyuldum ona. Papaz Gerasim: . Savelyiç onlara her eyi anlatmı . Pugaçev'in egemenli inde ve vabrin'in komutasında bulunan bir kalede kalamazdı artık. Marya vanovna içtenlikle. Seni imdiden karım sayıyorum.Kim o? dedi. bitmi ti sanki. Sonunda: . Marya vanovna'nın nasıl a ladı ını. hemen sevgilimin odasına ko tum. Ya adı ı korkunç durumları. Dünyada tek bir akrabası yoktu. Sıra bana gelince. bir bir anlattı. Onu. bir cani olan bu adamdan ayrılırken..

bizi u urlamak için basamaklara çıktılar. pırıl pırıl aydınlatılmı küçük bir evin önündeydik. Ben de papazın evine döndüm. Yola çıkmamız için her ey hazırdı. babasının ve annesinin mezarlarıyla son bir kez daha vedala maya gitti.. Kötü karanlık bir anlatım okunuyordu yüzünde. aslanım! Yolunuz açık olsun. Ailesi de yanında. Kar ılarında bir subay görünce. Olup bitenler bir dü gibi geliyordu bana. E yalarımız eski komutanlık arabasına yüklenmi ti.. Ba çavu beni binba ıya götürmek üzere yanıma dü tü. sayın ailenizin de kendisine götürülmesini emrettiler efendimiz! Basamaklara do ru atıldım.Elveda Marya vanovna. yine Pugaçev'in egemenli indeki yakın kaleye geliverdik. Arabamız kale kapısından çıktı. iki saat sonra. dü üncesi bana ıstıraplı bir kaygı veren sevgili Marya'yla böyle umulmadık bir biçimde birle iverince.Kızmayınız efendim. Susuyorduk. Yoksa çıldırdı mı bu adam! Ba çavu : . Pugaçev gitti. Savelyiç ardım sıra geliyor: . askerler küfürü bıraktılar. çalçene arabacının bizi bir saray gözdesi gibi tanıttı ını anladım. kilisenin arkasına. fakat daha önce fademi alaca ınızı umarım. vabrin bir yere sıvı tı. Sakallının dedi ine göre. Be dakika sonra. beni komutanlı a götürmelerini istedim. kendime inanamıyordum. Küçük bir kente yakla ıyorduk. düzmece Çar'a katılmaya gelen büyük bir birlik varmı orada.Buyurun.Hey. Gerçekten de yine görü tük görü mesine. Devriyeler önümüzü kesti. yi yürekli Akulina Pamfilovna: . Altı tane muhafız birli i subayı iskambil oynuyordu burada. Birkaç dakika sonra.Ne demek bu? diye haykırdım. 13 TUTUKLANMA . Daha fazla oyalanmak istemiyordum. Berda'ya hareket emri verdi ve yaylı yola çıktı ında oturdu u yerden bir kez daha uzanarak: . ailemi de yanına götürmelerini emretti ini bildirdi. Önüme gelen ilk odaya ok gibi daldım. bir de Pala a.Arabada kim var? sorusuna. Knyajnin Daha sabahleyin.Çık dı arı. Ahali da ıldı. . ailen de dünyanın kaç bucak oldu unu görürsünüz imdi. Belogorsk Kalesi'ni. Bıyıklı bir ba çavu bana: .Bilemem efendimiz. yaylıya yerle tik. ama hangi ko ullarda!. Arabamız kapıya çekilmi ti. korkunç küfürler savurarak ansızın ku atıverdiler bizi. Papaz Gerasim'le karısı. Yine görü ürüz in allah. do ru mu görüyorum? van vaniç! Sensin ha? . Marya vanovna dalgın gözlerle bir bana. Ya murdan kaçarken doluya tutulduk. Atlar göz açıp kapayıncaya kadar ko uluverdi. beni hapse atmalarını. Kâ ıt da ıtan binba ıya bakınca a ıp kaldım. haber vermek için içeri girdi. gözlerinden sessizce bo anan ya larla sırılsıklam döndü. Muhafızlar. Marya vanovna. görevim gere ince Sizi u an tutuklamak zorundayım.gözda ı verdi ona. Sonra yaylısına bindi.. diye kar ılık verdi. Yine yola koyulduk. bir daha dönmemek üzere geride bıraktık. bir yola bakıyor. . Komutan evinin penceresinde duran vabrin gözüme çarptı. Anlamlı anlamlı göz kırptı. ben.Çar'ın bacana ı. Elveda Pyotr Andreyiç. Hava kararmaya ba lamı tı. diye ba ırdım. Bu i in bir çırpıda yapılmasından ve kale komutanı olan sakallı Kazak'ın çevremizde pervane gibi dönmesinden. Savelyiç çıkıp arabacı yerine oturdu. fakat kendisini yalnız bırakmamı istedi. diye kar ılık verdi.. girmesiyle de çıkması bir oldu ve komutanın beni kabul etmeye vakti olmadı ını.Ho ça kal efendimiz! diye seslendi bana. Fakat komutan efendimiz. . Bir zamanlar Simbirsk hanında yüz rublemi üten van vanoviç Zurin'in ta kendisiydi bu!. Nöbetçiler beni durdurmaya kalkı madılar. eytanın bacana ı! dedi. ben hazırım. Burada atlar de i tirildi. Ona e lik etmek istedim. efendimizin hapse atılmalarını. Tanrım ikinizin üstünden de kanatlarını eksik etmesin! Yola koyulduk. . belli ki dü üncelerini toparlayıp bir türlü kendine gelemiyordu. Yere serilmi bir dü man kar ısında kahramanlık taslamak gere ini duymayıp. güvercinim benim! dedi. Tanrım. Yaylısının hızla uzakla tı ı beyaz bozkıra uzun uzun baktım. gözlerimi öte yana çevirdim. Zamanın nasıl geçti ini farketmeden. Ba çavu yanıma bir nöbetçi bırakıp. Tanrım! Bütün bu i lerin sonu nereye varacak? Yaylı da usul usul arkamızdan geliyordu. Marya vanovna. Yüreklerimiz yorgun dü mü tü. Yaylıdan indim.Al i te Çar'ın bacana ı! diye homurdanıyordu kendi kendine. Sen de. arabacı gür bir sesle: .

karde . Pyotr Andreyiç! Hangi rüzgâr attı seni? Nereden geliyorsun böyle? Selam. syancıların eline dü ersen. odadakiler kahkahalarla güldü.. vay. bir. Hemen dikkafalılı a ba ladı: .Ne demek oluyor bu? dedim. Zurin de konu maya istekliydi önce.Karde .. Ertesi gün sabahtan Marya vanovna'ya gittim. Benli imi sarsan duyguları onların yanında dı a . içim rahat etmez. Elimi çabuk tutmalıydım.. Hiçbir kar ılık vermedim. Ak am yeme inden sonra Zurin'le yalnız kalınca.. Onu yalnız ba ına gönder.Sa ol. genç kızı kentin en iyi evine yerle tirmesini emretti.Arkada de il..) . Kendisini tutsaklıktan kurtardım. anlatılmaz bir a kınlık içinde ellerini birbirine çarptı: . Gerçi evlenmen için henüz çok erken ama. Sen burada. görü mez miyiz. Beyefendi yakı ıklıdır. çünkü bu karı ıklıklar biter bitmez evlenece im onunla. Marya vanovna. askerlerinin ürküttü ü zavallı bir kızı yatı tır. orasını Tanrı bilir. Haydi. dedi. Savelyiç. Zurin'in ö üdünü tutmaya karar verdim. ben de adamakıllı bozuldum. Fakat imdi. ben burada. böyle bir gelin için çeyizli in bile kusur sayılmayaca ını haddim olmayarak bildirece im.Bu da ne demek oluyor efendim? Seni nasıl yalnız bırakırım.. Marya vanovna'nın kim oldu unu ö renince. Savelyiç'e te ekkür ettim ve Zurin'le yataklarımıza uzanıp çene çalmaya ba ladık. ba lantısızla tı. hemen oracıkta vedala tık.Olmaz. (Zurin devam ediyordu) istedi in gibi olsun. babamla anneme iletmesi için bir mektup verdim ona. ba ımdan geçen olayları bir bir anlattım. erefli bir asker olarak. babanla annene de. babam ve annem inanırlar sana: bizim için aracılık yaparsın de il mi? Ha? Sözlerim. dedi in gibi olsun! O tanrısal mele i götürecek. bu iyili i esirgeme benden. Ama Marya vanovna'yı yalnız ba ına gönderirsem. Dünkü çocuk evlenmek istiyor! Fakat baban ne der. annen ne dü ünür? . her ey yoluna girer. bir süre sonra ben de ona uydum. Marya vanovna öyle iyi bir kız ki.. Ben geceyi Zurin'de geçirecektim. do rusu çok yazık.Vay..Ne diyorsun? Yoksa demin sözünü ettikleri sen miydin? Hay Allah! Peki. çocuk dadılı ı etmekten ba ka yapacak eyin yok mu? Bo ver yahu! Ne diyece im bak: Bırak u yüzba ının kızını! Simbirsk yolunu dü mandan temizledim. bir genç kızla birlikteyim.Oh. hepsi iyi. Marya vanovna'yı köye göndererek. Fakat ömrümce unutmayaca ım sizi: yüre imde hep sizi ta ıyaca ım.Sonra her eyi anlatırım. dokunmu tu ihtiyarcı a. a layarak: . Karınla cebelle mekten. ba ını sallayarak: . imdi köyümüze götürüyorum. Bana hemen bir ev verilmesini emredersen. tehlikesizdir. Ba çavu a. ho . . Pyotr Andreyiç! diye kar ılık verdi. Hemen bir ev verelim sana. sonra da ensesinden tuttu unuz gibi alıp getirin. bir sıkıntım olmayacak. Çevremizde insanlar vardı. Fakat aklımın ermedi i tek bir ey var: Hangi eytana uyup da evleniyorsun? Ben. Babanla annen ne der sonra? Lalamın huyunu bildi imden. Bunu duyan Savelyiç. bir kez daha kurtulaca ını hiç sanmam. görev ba ında. .Evi ne yapacaksın? Benimle kal. sana do ru bildi im eyi söylemek zorundayım: nan ki evlenmek ahmaklıktır. diye yanıtladım onu. Marya vanovna'yı Savelyiç'e emanet ettim. dostum! diye söze ba ladım. Zurin hemen gerekli emirleri verdi. . Zurin'e: . bir daha görü ür müyüz. Aynı kanıda de ildim onunla. Kar ı çıkma. Eskisi gibi cümbü yapsaydık. Ona hizmet etmekle bana da hizmet etmi olacaksın. Sustum. yalnız de ilim. Araya ayrılık girince sevda saçmalı ı kendili inden geçer. Oyuna katılmak istemez misin? . Burada. oraya bırakaca ım. Bitirdi imde. Orenburg'a dönmen için bir neden yok. aklıma ne gelirse söylüyordum. . ertesi gün Marya vanovna'yla yola çıkmaya hazır olmasını bildirdim. . kabul etmeleri gerekir. Beni haklı buldu. ne demek oluyor bu? . korkmasın. Büyük bir ilgiyle dinledi beni. arkada ını da al gel.Bir genç kız mı dedin? Vay be! Nereden tırtıkladın onu? (Zurin bu sözle birlikte öyle anlamlı bir ıslık çaldı ki. kabalık etmez deyin. Soyunmama yardım etmek için gelen Savelyiç'e. az sonra da bir soruma horultuyla ve burnundan çıkan ıslık sesiyle kar ılık verdi. annenlere gitsin. çok daha iyi olur. Kendisi de elde olmayan bu terslik dolayısıyla Marya vanovna'dan özür dilemek üzere dı arı çıktı.yi ya.Evlenmek ha! dedi. çim içime sı mıyor. Pugaçev'in sevgilisi de kim? Merhum Yüzba ı Mironov'un kızıdır o. Fakat yava yava kesikle ti. Zurin'in birli i o gün kentten ayrılıyordu. onun birli inde kalacaktım. Kararımı bildirdim. tatlı sözlerle yola getirmeye çalı tım: ..Elveda Pyotr Andreyiç! dedi usulca. vay. Tanrı a kına. iki gözüm. . Fakat Çarice'nin ordusunda kalmanın da bir namus borcu oldu unu hissediyordum. Bununla birlikte. . onu içtenlikle.Arhip Savelyiç. bu fırsatı kaçırmak yazık olur do rusu. benim birli imde kal.Fakat. Hey! Asker! Pugaçev'in sevgilisi niye gelmiyor hâlâ? Dikba lılık mı ediyor yoksa? Söyleyin ona.Kabul edeceklerdir.

kurulca suçsuz bulunaca ını umarım. haydutlarla ve vah ilerle yaptı ımız bu de ersiz sava ın sona ermek üzere oldu u dü üncesi. Sibirya kalelerinin birbiri arkasında dü tü ünü i itiyorduk. emirlere uymamı gerektirir. Adamlar. Az sonra düzmecenin kesin bir bozguna u radı ını i ittik. Ordusunu darmada ın etti. Zurin: .Küçük bir tatsızlık. Pugaçev i i için kurulmu soru turma kuruluna postalanmamı bildiren gizli bir emirdi bu. Zurin gülüyor omuzlarını silkelerek: . ya da bir top ate ine hedef olmadın. daha kar ımıza çıkmadan da ıldılar. Yalın kılıç iki muhafız oturuyordu yanımda. Araba hazır bekliyordu. Fakat birdenbire. Ülke ba tan ba a tutu mu .'' Hayatımın en korkunç anlarından birinde beni ba ı lamasını ve ni anlımı i renç vabrin'in elinden kurtarmasını nasıl unutabilirdim? Zurin'den gerekli izni aldım. Kâ ıt az daha elimden dü üyordu. çevresi gitgide bizimkilerce ku atılıyor. sevincimden çocuklar gibi zıplıyordum. syancı köyler bizim birlikleri görür görmez. in kötü bir sonuç do urmayaca ını. lkbahar küçük bir Tatar köyünde ku attı bizi.. diye kar ılık verdi. Irmaklar ta tı. Bu sırada Zurin. kazandı ı ba arılar üzerine söylentiler aldı yürüdü. geçiyor: öteki birlikler de elbirli iyle yardıma hazırlanıyorlardı bize. Kazan yoluna dü tük. van vanoviç Mihelson kovalıyordu. tam yola çıkaca ım sırada.Yok karde . Derebeyler ormanlarda gizleniyordu. haydudun ini dört bir yandan kıskaca alınıyordu. Fakat tatlı bulu ma anının belki de aylarca gecikece ini dü ündükçe için için kendimi yiyordum. Volga'yı geçmek buyru unu aldı. Görevim. yelkenleri suya indiriyor. vur patlasın çal oynasın. Pugaçev hâlâ Orenburg önlerindeydi. yeni çeteler topladı ve yeniden çapulculu a ba ladı. benimle bir i i oldu unu söyledi. müfreze birlik komutanları kendi bildiklerini okuyorlardı. Sonunda. ak amı ettik. Az sonra düzmece Çar'ın Kazan'ı ele geçirdi i ve Moskova üzerine yürüdü ü haberi geldi. Sava sona ermi ti. Bu haber. Canını sıkma ve hemen yola koyul.. hiç beklenmedik bir felakete u radım.. Birlikten ayrılaca ım gün. Çok geçmeden Prens Golitsin. Tati çev kalesi yakınlarında Pugaçev'i bozguna u rattı. içim bir tuhaf oluyordu. ''Yamelya! Yamelya!'' diye dü ünüyordum üzüntüyle. Yeniden. Onları kucaklayaca ımı. yargılanmaktan korkmuyordum. isyancı Ba kırt çetelerinin üzerine gönderildi. ellerinde ne kalmı sa bu kez biz alıyorduk ister istemez. mutlu bir sonun hızla yakla tı ını gösteriyordu. isyancının pek o kadar güçlü olmadı ı kurunutusuyla kendilerini avutan ordu ileri gelenlerini adamakıllı kaygılandırmı tı. son derece yoksulluk çekiyorduk. her ey. O kadar suçsuz insanın kanını akıtan haydudu ve onu bekleyen korkunç sonu dü ündükçe. yine sevgili Marya vanovnamı görecektim. Sava buyruklarının yerine getirilmesine engel olan kı .vurmak istemiyordum. Üzgün ve suskun. Seferimizi ve sava ın bitimini uzun uzun anlatacak de ilim. Haydut çeteleri ortalı ı kavuruyor. zavallı ahaliden. Zurin elinde bir kâ ıtla. Pugaçev'in yakalanması haberiyle birlikte harekâtın durdurulması buyru unu aldı. Oku. ''Neden bir süngüye. Tanrı. Bütün müfreze komutanlıklarına gönderilen ve görüldü üm yerde tutaklanarak hemen Kazan'a. Ben de biraz açılmak istiyordum do rusu. Sonunda Zurin. Yüre im cız etti. Arabaya bindim. Kaygıyla: .Yapacak bir ey yok! dedi. Ak amla birlikte de sefere çıktık. hele hiçbir haber almadı ım Marya vanovna'yı görece imi dü ündükte içim içime sı mıyor.. Zurin dostça vedala tı benimle. sonun kötü olacak senin! Evlenmek ha! Hiç yoktan ba ını yakacaksın! Fakat bu arada mutlulu uma zehir katan tuhaf bir dü ünce girmi ti aklıma. bir parça yatı tırıyordu. yollar geçit vermez oldu. böylesine çılgınca ve amansız bir Rus ayaklanması daha göstermesin! Pugaçev kaçıyor. ubat aylarında oluyordu bu. Kısaca söylemem gerekirse. Zurin. 14 . Demek baba oca ına dönebilecektim artık. arabası hareket etti. syancıların yakıp yıktı ı köylerden geçiyor. cayır cayır yanıyordu. Arkada ım beni ne elendirmeye çalı tı. Zurin emir erimi dı arı gönderdi. Pugaçev'le dostlu un hükümetin kula ına gitmi olmalı.. Böyle eli kolu ba lı kalmakla duydu umuz üzüntüyü. son derece kaygılı bir yüzle kulübeme geldi. Masalar kuruldu.Hayrola? diye sordum. Birkaç gün sonra kendimi yine sıcak baba oca ında bulacak. Bununla birlikte.. diyordu. Vicdanım temizdi. haydut çeteleri her yerde önümüzden kaçıyor. Elindeki ka ıdı uzatarak: . Fakat Pugaçev ele geçirilememi ti daha. Ansızın Sibirya dökümhaneleri bölgesinde yeniden ortaya çıktı. Mal ve can güvenli i diye bir ey kalmamı tı ülkede. Nedenini bilmedi im bir ürküntü kapladı içimi. Zurin'e döndüm. Orenburg'u kurtardı ve böylece sava ın sonucunu belli eden kesin darbeyi indirmi oldu. az önce aldım.

Tipi sırasında. Yol boyunca. aynı zamanda da en güvenilir savunma yöntemi oldu u kanısındaydım. yasaklanmak bir yana. demircinin ça rılmasını emretti. sert. Bir subay ve bir soylu olarak. Oldukça geni bir salona girdim. so uk görünü lü ya lı bir generaldi. Bunda da kolayca savunabilirdim kendimi. bütün güçlerce destekleniyordu. onurumu derin bir biçimde yaralamı tı. orta yerdeki kaleye götürüldüm. Co kuyla savunmaya ba ladım kendimi. elli kapik gibi arma anlar alıyor? Nerden do du bu tuhaf dostluk? hanet ya da en azından alçakça bir korkaklık de ilse. bu da en azından çok ku ku uyandırıcı görülebilirdi. bugünkü karı ıklıkta parma ı oldu u. Kazan'a vardık. O zaman genç yargıç. Pencerenin yanına konulmu ayrı bir masanın ba ında da yazman oturuyordu. sert bir tavırla: . Sinirlenmi tim. Bunlardan biri. fakat parça parça olmu bir yürekten ta an duanın tatlı lezzetini ilk kez tadarak. Yargıç kar ı çıktı: .. hangi görevleri yerine getirdi imi sordu. fakat bunun yanısıra. kâ ıtlara e ilmi . Ayaklarıma pranga vuruldu. En sonunda da. Pugaçev buraya da damgasını basmı tı. masadan aldı ı bir kâ ıdı yüksek sesle okumaya ba ladı: ''Ekselanslarınızın sorusu üzerine. Buyruklara aykırı davranmakla de il.Arkada ları canavarca öldürülürken. yanıtlarımı tasarlıyordum. yerle bir edilmi ti. bozkırda. So ukkanlılı ımı yitirmeden. askerlik göreviyle ba da mayan. Kalemi kula ının arkasında.'' . Kent. Düzmece'den gocu u ve atı almakta bir sakınca görmedi imin do ru oldu unu. General. etti i yemine aykırı dü en ili kilere girdi i ileri sürülen aste men Grinyov'a ili kin bilgilerimi iletmekle eref duyarım: Adı geçen aste men Grinyov geçen 1773 yılı Ekim ayı ba langıcından bu yılın 4 ubatına kadar. Kentin sa lam kalmı tek yapısına. Çünkü akıncılık. Söyledim. Somurtarak: . gerçe i içtenlikle açıklayarak bundan kurtulmayı umdu umu bildirdim. Sokaklarda evlerin yerine kömürle mi moloz yı ınları görülüyor. sanımı sordular. Andrey Petroviç Grinyov'un o lu olup olmadı ımı bir kere de benden ö renmek istedi. Kendime bu güvenim. soylu ve subay olan bir kimse. Orenburg'da görev ba ındaydı. çıplak duvarlardan ve demir parmaklıklı küçük bir pencereden ibaret dar. sımsıkı zincirlendim. Böyle bir ba langıç.. Belogorsk kalesinin alını ında beni nasıl tanıyıp ba ı ladı ını anlattım. Umutsuzlu a kapılmadım. Kurulca istendi imi bildirdi. çatısız ve penceresiz kalmı duvarlak isli isli dikilip duruyordu. Fakat bu tarihte kentten ayrıldı. Pugaçev'in hizmetine girmemin ve ondan herhangi bir görev almamın sözkonusu olmayaca ını belirttim. nasıl bir töhmet altında bulunursam bulunayım. hiç de iyi bir son umdurmuyordu insana. Askerler giri te durarak. yirmi sekiz ya larında kadar. Becerikli ve serbest tavırlı bir insan oldu u görülüyordu. kendisi Pugaçev'in ota ına u ramı ve onunla birlikte. Pugaçev'in hizmetine nasıl ve ne zaman girdi imi.Öyle saygıde er bir babanın böyle uygunsuz bir evladı olması ne kadar acı! diye bir çıkı yaptı bana. Bunun üzerine. ba tan ba a yakılıp yıkılmı . Belogorsk kalesini caniye kar ı canla ba la nasıl savundu umu söyledim. Fakat yine de koyvermedim kendimi. nasıl ba ı lanabiliyor Pugaçev tarafından? Nasıl oluyor da aynı subay ve soylu ki i. Beni muhafızlardan tesim alan nöbetçi subay. ba caniden kürk. Dü man tarafından gelen kaçakların söylediklerine göre.YARGILANMA Halkın a zında lâf Denizde dalga. Ama biz senden açıkgözlerini de gördük. bir daha da komutam altına girmedi. Pugaçev'le tanı ıklı ımızın nasıl ba ladı ını. Sonra zindana götürülüp. Asık yüzlü ihtiyar. gerçe i oldu u gibi söylemeye karar verdim. at.. karanlık bir hücreye tek ba ıma kapattılar beni. Öteki. Bütün acı çekenlerin o biricik avuntusuna sı ındım: Temiz. Sorgu ba ladı. bekliyordu. bu konuda. durum ve davranı larına gelince. fazla gözükaralıkla suçlanabilirdim belki. ki asker e li inde. generalin ho una gitmemi ti. Ertesi gün gardiyan uyandırdı beni.. gelecek konusunda kaygılanmayı bir yana bırakıp derin bir uykuya daldım. içeri yalnız ba ıma girece imi bildirdiler. nedir bu? Muhafız subayının sözleri.Açıkgöz bir eye benziyorsun delikanlı dedi. korkunç Orenburg ku atması sırasında gösterdi im yararlıklara tanıklık edebilecek olan generalin adını verdim. canilerle. yakı ıklı bir muhafız birli i yüzba ısıydı. Üstü kâ ıtlarla dolu bir masanın arkasında iki adam oturuyordu. ifademi yazmaya hazır. Adımı. isyancıların cümbü üne katılıyor. Fakat Pugaçev'le dostça ili kilerimi kanıtlayacak pek çok tanık bulunabilir. daha önce görevde bulundu u Belogorsk kalesine gitmi ler. Bunun en yalın. komutanın evine giden avluya geçtim. Atasözü Orenburg'dan izinsiz ayrılı ım dı ında bir suçum olmadı ına güvenim tamdı. beni bekleyebilecek soruları kafamda evirip çeviriyor. Yargıç önüne çıktı ımda.

haydutlarla.. Marya vanovna iddetle sarsılmı tı.Ansızın Petersburg'daki akrabamız Prens(***)den bir mektup geldi babama. isyancıların planlarına katılmı oldu uma ili kin ku kuların ne yazık ki do rulandı ını. Savelyiç'i sıkı bir sorguya çekmi . Alçak cani.imdi kendini nasıl savunacaksın bakalım? dedi. Fakat ansızın. General. canilerin i renç jurnalleriyle karı aca ı. arasıra anımsayıp içtenlikle gülmelerine yol açıyordu. hanet eden öteki arkada larımın kuyusunu kazıyor. Kararımı daha da peki tirdi bu. Marya vanovna'nın onlarla yüzle tirilece i dü üncesi -bu korkunç dü ünce-. bu. Fakat hiçbir ey kendine getiremiyordu onu..Nasıl olur? Nasıl olur? diye tekrarlayıp duruyor. beni nasıl kurtarabilece ini dü ünüyordu hiç durmadan. Tahtın devrilmesi. görmeden de ya amı gibiyim onları: Annemle babam. çıkarılmamı emretti. Titrek fakat kararlı bir sesle. saray yıllı ının yapraklarını karı tırıyordu. Sonra da açıkça düzmecenin ordusuna katılmı ım. Az sonra zincir akırtıları i itildi. ne diyece imi bilemedim. Her zamanki dayanıklılı ını yitirdi. hayırlı haberler beklemeye koyuldular.. Okuyucuya bundan sonra anlataca ım olayların hiçbirinin tanı ı olmadım. Korkunç denecek kadar zayıflamı . Çünkü alçakgönüllülü ün ve inceli in doru unda bir insandı o. efendisinin Yemelka Pugaçev'e konuk oldu una. ba ihbarcıyla yüzle tirilmemi istedi. nasıl ba ladıysam öyle sürdürmek. beylik giri ten sonra. Bu bir parça avuttu ihtiyarları. Tutuklandı ımı i itince hepsi beyinlerinden vurulmu a döndüler. eski zaman insanlarının seçkin bir özelli i olan o candan güleryüzlülükle kar ılamı lardı vanovna'yı. stesem kendimi temize çıkarabilece ime inanıyor. ne büyük bir leke!. kapı açıldı. Sözde beni Orenburg'a ça ıt olarak Pugaçev göndermi . Merakla kapıya döndüm. acılarını herkesten gizliyor. Ve benim için kutsal olan o adın. Bu beklenmedik darbe. vabrin'in suçlamalarını nasıl çürütece imi sorduklarında. aklını oynatacak gibi oluyordu. Yeniden zindana kapattılar beni. Hani. Az bir zaman önce kapkara olan saçları tümüyle a armı . bocaladı ımı görünce. eski katı tavırlarına büründüler yeniden. ibret için idam cezasına çarptırılmam söz konusuyken babasının hizmetlerine ve ilerlemi ya ına duydu u saygıyla Çariçe'nin suçlu o ulu ba ı ladı ını. Birkaç hafta geçti. bir soylunun yeminine ihanet etmesi. Bir ak amüstü babam divana oturmu . haydutun da onu gözetti ine yemin etmi ti. General. Pugaçev'le olan tuhaf ili kimi Marya vanovna annemle babama öylesine ola an bir ey olarak anlatmı tı ki. Korkunç olan. beni ihbar edeni beklemeye koyuldum. Fakat dü üncelerinin . Yüzünde kinli bir gülümseme belirdi. uzun sakalı da birbirine karı mı tı. bir daha da sorguya çıkarmadılar. Üzüntülerini o ana kadar içine atarken. Benim o lum Pugaçev'e yardakçılık etsin! Yüce Tanrım. vabrin girdi. bocaladım. mutsuzlu umdan kendini sorumlu tutuyordu. kendi gözya larını gizliyor. Marya vanovna'nın adını vermemi ti. Annem onun umutsuzlu u kar ısında korkuya kapılıyor. birdenbire..Yargıç burada okumayı kesti ve sertçe: . acı acı yakınmaya ba ladı. dünkü caninin getirilmesini emretti. Marya vanovna ile olan ili kimi bütün öteki eyler gibi açıklamak istedim. idam de ildir. soylular sınıfının yok edilmesi amacını ta ıyan bir ayaklanmada benim de parma ım olabilece ine inanmak istemiyordu babam. Babam. lalam. zincirlerini toplayarak önüme geçti. Marya vanovna adı edilmedi. Prens benden söz ediyor. Kendilerine zavallı bir yetim kızı kanatları altına almak fırsatı verdi i için Tanrı'ya ükrediyorlardı. kendisini horgörüyle reddeden kızı dü ündükçe onur kırıklı ı duydu undan. Benim dedemin dedesi. kar ı durulmaz bir i renti uyandı içimde. Bu sözleri sessizce dinledim ve bir eye sevindim. . daha önceki açıklamama ekleyebilecek ba kaca bir söz olmadı ını bildirdim. Beni bir çe it iyi niyetle dinlemeye ba layan yargıçlar. onları kaygılandırmak urda dursun. soru turma kurulu önünde. Çünkü Marya vanovna'yı tanıyıp da â ık olmamak elde de ildi. biricik o lunun. söylentilerin asılsızlı ından. kaçak kölelerle birlikte olmasıdır!.Fakat gözya ları. Petru a'sının. fakat susuyordu. Az sonra da içtenlikle ba landılar ona. en küçük ayrıntılara varıncaya kadar belle ime kazındılar. Ne olursa olsun. A kım. Fakat hikâyelerini o kadar çok dinledim ki. düzmecenin gözüne girmek için kaleden kaleye geziyormu um onunla. Bolinski ve Kru çiv'le birlikte ıstırap çekti. yüzba ının tatlı kızıyla evlenmesinden ba ka bir dile i yoktu. artık delikanlıca bir sersemlik olarak görünmüyordu babama. suçlamalarını tekrar etti. katillerle. Bir an. Marya vanovna ise herkesten daha çok acı çekiyordu. vabrin'le birlikte çıktık. Muhafız subayı. Ne kadar de i mi ti! a ıp kaldım. insan yargılarının güvenilmezli inden sözederek avutmaya çalı ıyordu babamı. az kalsın öldürecekti babamı. Yargıçlar. gerçe i sezinliyor. Anneme gelince. ya da yüre inde beni de susmaya zorlayan duygunun kıvılcımlarını ta ıdı ından yapmı tı bunu. Kentte olup bitenleri rapor etmek için hergün akına çıkıyormu um. bu günleri göreyim diye mi ya attın beni! Çariçe idamdan kurtarıyor onu! Sanki bu bir avuntu mu? Korkunç olan. Ya hâlâ. kutsal bildi i ey u runa dara acında can verdi. beti benzi kül gibi olmu tu. hızlı hızlı yürüyüp gitti. öylesine allak bullak etti ki beni. kurulca dinlenmek üzere ça ırtacaklardı onu. hiçbir ey söylemeden baktım ona. onu yüz karası idam cezasından kurtararak Sibirya'nın ücra bir bölgesinde ömürboyu oturmaya mahkûm etti ini bildiriyordu. Sessizce. Ailemiz için ne büyük bir utanç. Adını verecek olursam.

Çariçe'nin sabahları genellikle saat kaçta uyandı ını ve kahve içti ini. Herhalde size haksızlık edildi inden.Hayır efendim. Marya vanovna ise. her eyiyle onu kendine çekiyor. e ilerek. sadık Pala kası ve benden zorla ayrılan. Annem çok üzülmü tü: . Sonra katlanmı bir kâ ıt çıkardı cebinden. Burada. içinden okumaya ba ladı. Kırk ya larında kadar gösteriyordu. Okuma. Sessizli i ilk o bozdu. fakat ben saraydanım. Sonra bahçeye çıktılar.Git. Kadın kâ ıdı aldı. tasarladı ı eyin ba arıya ula ması için yana yakıla dua etti Tanrı'ya. saray hayatının bütün gizli kapaklı yanlarını bir çırpıda anlatıverdi. gezip tozdular. az önce kazandı ı zaferin erefine bir anıt dikilmi ti. Babam ba ını e di. Anna Vlasyevna. kendine destek bulmak için oraya gidece ini söyledi. Annem yüzba ının kızını gözya ları içinde kucakladı. iyi bir insan bulmanı dilerim. birbirlerinden pek ho nut kalarak döndüler menzile. ansızın. Pyotr Aleksandroviç Rumyantsev (*) için.Evet efendim. kötü davranıldı ından yakınacaksınız. .Benim ne babam. parlıyordu. sonbaharın serin solu uyla artık sararmaya ba lamı ıhlamur a açlarının doruklarını aydınlatıyordu. Annemle yalnız kalan Marya vanovna. saat kaçta gezintiye çıktı ını anlattı. .Yüzba ı Mironov! Hani u Orenburg kalelerinden birinde komutanlık eden mi? . Ansızın. durgun.inize burnumu sokuyorsam ba ı layın beni. ak am kimi kabul etti ini bir bir sayıp döktü.Evet efendim. Ba ını kaldırıp bakınca. Marya vanovna korkup durdu. Kendine koca olarak rezil bir hain de il. saygıyla te ekkür etti ona. saygıyla uzattı. Tam bu sırada ho bir kadın sesi i itildi: . Paravanayla ayrılmı bir kö ecik verdiler ona. orada konaklamaya karar verdi. içinde güven uyandırıyordu. Bir bir uyanan ku ular. . anlatılmaz bir güzellik veriyordu ona. Sonra birdenbire de i iverdi bu yüz.Korkmayın ısırmaz. Bu tanımadı ı kadın.Petersburg'a niçin gidesin? dedi. alınyazısının bu yolculu a ba lı oldu unu. yalnız geldim. Ba ına bir gece ba lı ı takmı tı. O lunun i ledi i suçu anımsatan her söz a ır geliyordu ona.Yetimsiniz. Yumu ak. sevimli bir anlatım vardı yüzünde. O sırada yanında saray ileri gelenlerinden kimlerin bulundu unu. Anna Vlasyevna'nın anlattı ı eyler. örgüsünün üstüne gözya ları damlıyordu arada bir. dedi. Petersburg'a gitmek istedi ini bildirdi ve bu konuda kendisine yardım edilmesini diledi. . Kadının duygulandı ı belliydi. Dolgun ve pembe yüzünde. Önce ilgiyle okuyordu.Hayır efendim. gölün kıyılarını kaplayan sazlıklar arasından kurumlu kurumlu yüzüp çıkıyorlardı. Sofiya'ya (*) sa lıcakla varıp Çariçe'nin o sırada Tsarskoye Selo'da oldu unu menzilden ö renince. genç kızla sohbeti hemen koyula tırdı. birkaç kaçamak bakı la tepeden tırna a gözden geçirebilmi ti onu. Yoksa sen de mi bizi bırakıyorsun Marya vanovna? Marya vanovna. Beyaz bir sabah elbisesi ve kolsuz bir bluz vardı kadının üzerinde. Yine orada. havlayarak beyaz bir ngiliz köpe i çıktı önüne. Marya vanovna. Marya vanovna ilgiyle dinledi onu. Islıkla eski bir mar tutturmu tu. Ertesi gün Marya vanovna erkenden kalktı.Babanız ve annenizle mi geldiniz? .Sanırım. Kalktı. i neli bir alay olarak görünüyordu. orada anıtın kar ısındaki kanepede oturan bir kadın gördü.yıllıkta de il. de il mi? . dün yemek masasında söyledi i eyleri.Buraya bir i için gelmi olmalısınız. hiç de ilse yavukluma hizmet etmekle avunan sadık Savelyiç'le birlikte Petersburg yoluna dü tü. odadan çıktı. Ta radan daha dün geldim. Dileklerinizin ne oldu unu söyleyin bana. iki sözün ba ında saray sobacısının ye eni oldu unu söyleyerek. Marya vanovna da kanepenin öteki ucuna ili ti. tarih kitaplarının birkaç sayfasına de erdi do rusu ve ku aklar için de er ta ıyordu. . ne annem var. kıpırtısız. Güne . . Menzil bekçisinin karısı. güzel bir çayırlı a do ru yürüdü. . . Marya vanovna aya a kalktı. Geni göl. usulca bahçeye çıktı. buralı de ilsiniz? . . lûtuf dilemeye geldim. her zamanki etkisini göstermiyordu üzerinde. dedi. Çok güzel bir sabahtı. Mavi gözleri ve hafif bir gülümsemeyle aralanmı dudakları. Tek sözcükle. Annem sessizce yün bir fanila örüyor.Kim oldu unuzu sorabilir miyim? .Yalnız ha! Fakat henüz çok gençsiniz. Marya vanovna birkaç günlük yol hazırlı ından sonra. Ben adalet de il. ötelerde oldu u belliydi. Mutlulu una engel olmak istemeyiz. her bir küçük köprünün hikâyesini anlattı. Daha tatlı bir sesle: . elinde bir örgüyle oturmakta olan Marya vanovna. tasarılarının bir bölümünü açıkladı ona. çini çekerek: . Belki size bir yardımım dokunabilir. Kadın dik dik bakıyordu ona.Yüzba ı Mironov'un kızıyım. her bir elma a acının. görkemli bir anlatım vardı.Evet efendim. . anacı ım. dürüstlü ü nedeniyle acı çeken bir insanın kızı olarak. giyindi. Çariçe'den bir dilekte bulunmaya geldim.

Dönü ünü sabırsızlıkla bekleyen Anna Vlasyevna. düpedüz ahlaksız ve zararlı bir insan oldu u için katıldı düzmeceye! Marya vanovna: ... bunu ta ralı kızların utangaçlı ına vererek. Bunu söyleyip kalktı. kısa bir süre önce öylesine içtenlikle açıldı ı kadını tanıdı. Pugaçev'in idamında bulundu unu. Marya vanovna. Anna Vlasyevna a ırdı. çıkı tı ona. Çariçe'nin tuvalet odasına girdi. Fakat yüzba ı Mironov'un kızına borçluyum ben. gülümsemeye devam ederken: . sabahın erken saatlerinde yapılan böyle bir gezintinin genç kız sa lı ına zararlı oldu unu söyledi. Ba ına ne geldiyse. Marya vanovna aynı saray arabasıyla ayrıldı saraydan. Yargılandı ı sırada kendini savunmadıysa. okuyucunun bildi i her eyi bir çırpıda anlatıverdi. zengin de ilsiniz. sizi saraya ça ırıyor! Nasıl oldu da burada oldu unuzu ö rendi? Fakat anacı ım. iniz görüldü.Verdi im sözü tutabildi im. Çariçe'yle yüz yüze gelece ini dü ündükçe. Çariçe'nin onu ba ı laması söz konusu olamaz. tam fincanlara çay doldurup saraya ili kin bitmez tükenmez hikâyelerine ba lamak üzereyken. dedi. dile inizi yerine getirdi im için sevinçliyim. iki kanatlı. bunları söyleyip. kanlar içerisinde ve cansız olarak halka gösterilmi ti. Bir dakika geçmeden kapılar açıldı. az sonra. dedi. tuvalet masasının önünde oturuyordu. sırf benim adımı bu i e karı tırmamak için yaptı bunu. Ho çakalın. öptü: . Yüce Çariçe. bir soru ya muruna tuttu genç kızı. Çariçe zavallı yetim kıza daha pek çok ok ayıcı söz söyledikten sonra. Anna Vlasyevna'da kaldı ını ö renince: . Yoksa ben de mi gelsem sizinle? Hiç de ilse bir iki pot kırmanızı önlerim. Çariçe. Saray u a ı yol gösteriyordu.Biliyorum. basamakların önünde bir saray arabası durdu ve içeri giren bir saray u a ı Mironov'un kızının Çariçe tarafından saraya ça rıldı ını bildirdi. Çariçe kaldırdı onu. Genç kız. Sonbaharda. Sonra: . Ev sahibesi. Bunlar. 1774 yılı sonunda özel bir buyrukla hapisten kurtuldu unu. duracakmı gibi oluyordu. Sonra semaveri getirdi. Mektubunuza gelecek yanıtı çok beklemeyece inizi umarım. geli ini bildirmek üzere Marya vanovna'yı yalnız bırakıp içeri girdi. Birkaç dakika sonra araba sarayın kapısında durdu. Gelecek konusunda hiçbir kaygınız olmasın.Gerçek de il. Çariçe tatlı bir gülümsemeyle döndü ve Marya vanovna. Ebeye haber gönderip. Genç kız. Onun her hareketini göz ucuyla izleyen Marya vanovna.Ne demek gerçek de il! dedi. hep benim yüzümden oldu. bu de i iklik kar ısında korkuya dü tü.Dile iniz Grinyov'la ilgili öyle mi? dedi. vallahi gerçek de il! Ben her eyi biliyorum. Marya vanovna. Kadın ilgiyle dinledi onu. haydudun kalabalık arasında onu tanıyarak ba ıyla selamladı ını ö reniyoruz. her eyi anlataca ım size. Biliyorum. alınyazımızın belli oldu unu hissediyor. Kar ıla mamızdan kimseye söz etmeyin. kapalı bir kapının önünde durdular. nasıl çıkacaksınız Çariçe'nin kar ısına? Daha saraylılar gibi yürümeyi bile bilmiyorsunuzdur. . Çariçe'nin Marya vanovna'yı tek ba ına ve üstünde hangi kıyafet varsa. Ni anlınızın suçsuzlu una kesinlikle inanıyorum. Aile arasında anlatılanlardan. Genç kız titreyen bir elle aldı mektubu ve gözya ları içinde Çariçe'nin ayaklarına kapandı. Marya vanovna da içi sevinçle. Çeyizini ben düzece im. Anna Vlasyevna'ya döndü. yüre i iddetle çarpıyor. Çünkü toylu undan. U ak. Marya vanovna üstünkörü kar ılıklar verdi. güçlükle durabiliyordu ayakları üzerinde. Kadın so uk bir tavırla: . Sonra. bu yol kıyafetiyle gidemezsiniz saraya.Nerede kalıyorsunuz? diye sordu. dualarıyla u urlanarak saraya yollandı. Bunu söyleyerek bir mektup uzattı Marya vanovna'ya. A açlı bir yoldan yürüyüp gitti. Pyotr Andreyiç Grinyov'un notları burada kesiliyor. umutla dolu. Saray ileri gelenlerinden birkaç ki i vardı çevresinde. Anna Vlasyevna'nın ö ütleriyle. Kadın kıpkırmızı kesilerek . eli aya ına dola tı: . Bo ve görkemli odalar dizisinden geçti.Sertle ti. Kapılar ardına kadar açılıyordu önünde. ya da saflı ından de il. Sonunda. Marya vanovna titreyerek tırmandı basamakları. Gelecekteki kayınbabanıza yazdı ım bu mektubu kendi elinizle götürmek zahmetine katlanın. onun jüponlu sarı fistanını mı istesek? Bunun üzerine u ak. gerçek de il bu! diye ba ırdı. Çariçe yanına ça ırdı onu. Bu ba .Ha. . dizlerinin ba ı çözülüyor. Marya vanovna'yı görünce saygıyla yol açtılar. yine de iyi yüreklilikle ba ı ladı Marya vanovna'yı. Onun bu bellek güçsüzlü ü Anna Vlasyevna'nın pek ho una gitmemi ti ama. öylece istedi ini bildirdi. Marya vanovna merak edip de Petersburg'a öyle bir göz atayım bile demeden aynı gün gerisin geriye köye döndü.Aman yarabbi! diye ba ırdı. dedi.Ah. gitmesine izin verdi.

bir de bazı özel adları de i tirmeye cesaret ettik. kinci Katerina'nın kendi eliyle Pyotr Andreyiç'in babasına yazdı ı. Yazarın akrabalarının izniyle. Pyotr Andreyiç Grinyov'un anılarını. Çocukları. ***'den otuz verst ötede. on derebeyinin ortak malı olan bir köy vardır. yüzba ı Mironov'un kızının da zekâsını. dedesinin hikâye etti i zamanla ilgili bir i üzerinde çalı tı ımızı ö renen bir torunu vermi ti bize. camlı. Yalnız. Bey evlerinden birinin duvarında. Bu.Pyotr Andreyiç kısa bir süre sonra Marya vanovna'yla evlenmi . çerçeveli bir mektup asılıdır. ahlakını öven mektuptur. ona o lunun suçsuzlu unu bildiren. 19 Ekim 1836 Yayımcı . her bölümün ba ına uygun bir yazıt bulduk. Simbirsk ilinde bolluk içinde ya ıyorlar imdi. bunları oldu u gibi yayımlamaya karar verdik.